![]() |
|
Uyarıya Kulak Vermeyenlerin Hali (Karoglanin 08.12.2012 Vaazi) - Yazdırılabilir Versiyon +- Dini Forum (https://dini-forum.com) +-- Forum: RAŞiT TUNCA (https://dini-forum.com/forumdisplay.php?fid=214) +--- Forum: RAŞiT TUNCA'NIN VAAZLARI (https://dini-forum.com/forumdisplay.php?fid=227) +---- Forum: 2012 VAAZLARI ARŞİVİ (https://dini-forum.com/forumdisplay.php?fid=246) +---- Konu: Uyarıya Kulak Vermeyenlerin Hali (Karoglanin 08.12.2012 Vaazi) (/showthread.php?tid=3468) |
Uyarıya Kulak Vermeyenlerin Hali (Karoglanin 08.12.2012 Vaazi) - Selim46 - 10-17-2026 UYARIYA KULAK VERMEYENLERİN HÂLİ 08.12.2012 Cumartesi Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm Hûd Sûresi, 25-26-27. Âyetler Andolsun ki vaktiyle Nûh'u kavmine gönderdik. Nûh onlara: “Ben size azabın sebeplerini ve kurtuluşun yolunu açıklayan bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Gerçekten ben, acı bir günün azabının başınıza gelmesinden korkuyorum.” dedi. Buna karşı kavminden inkâr eden ileri gelenler: “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana uyanları da ilk bakışta toplumumuzun değersiz gördüğü kimseler olarak görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Hatta sizi yalancılar sanıyoruz.” dediler. Sadakallâhü'l-azîm. Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa. Allahümme salli alâ Ahmed-i Mahmûd-i Muhammed Mustafa. Allahümme salli alâ Nûh Nebiyyullah. Allahümme salli alâ Nûh Neciyyullah. Allahümme salli alâ Sâhib-i Tûfân. Allahümme salli alâ Mehdi İsmetullah. Allahümme salli alâ Mehdi İhsanullah. Allahümme salli alâ Mehdi İrşadullah. Allahümme salli alâ Mehdi Mürşid-i Âhirzaman. Allahümme salli alâ Mehdi Fecrullah. Allahümme salli alâ Mehdi Kaim-i Leyletullah. İmâm-ı Âhirzaman Mehdi Hidayetullah. Yolculuğumuza Başlıyoruz İnsanların yaratılışında ve hayatın devamında Rabbimizin nice hikmetleri ve farklı tecellileri vardır. Kimi zaman aynı aile içerisinde birbirine benzeyen, kimi zaman ise birbirinden farklı özelliklere sahip insanlar dünyaya gelir. Bu farklılıkların tamamı Allah'ın kudretinin ve yaratışındaki hikmetlerin birer işaretidir. Hz. Yusuf Aleyhisselam ile ilgili rivayetlerde, onun güzel konuşması, farklı dilleri bilmesi ve kendisine verilen ilim ve hikmetle insanlara faydalı olması üzerinde durulur. Rabbimiz ona ilim, hikmet ve güzel bir anlayış ihsan etmiştir. Hz. Yusuf Aleyhisselam'ın kıssasından alınacak önemli derslerden biri de şudur: İnsan kendisine verilen nimetleri Allah'ın lütfu bilmeli, sahip olduğu ilim ve kabiliyetleri insanlara fayda sağlamak için kullanmalıdır. Bir kimse yeni bir işle, yeni bir hâlle veya hayatında önemli bir değişiklikle karşılaştığında Allah'a sığınması ve hayırlısını istemesi güzel bir duadır. Bu sebeple şöyle dua edilebilir: “Allah'ım! Bunun hayrını ve bunun içindeki hayrı Senden isterim. Bunun şerrinden ve bunun içindeki şerden Sana sığınırım.” İnsan, bilmediği bir şeyle karşılaştığında kendi gücüne değil, Rabbine güvenmelidir. Çünkü hayrın ve şerrin hakiki bilgisi Allah katındadır. Hz. Salih Aleyhisselam ve Güzel Yaşayış Peygamberlerin hayatlarında insanların dikkat etmesi gereken pek çok güzel sünnet ve edep vardır. Hz. Salih Aleyhisselam'ın, Hz. İsa Aleyhisselam'ın ve Allah dostlarının sade yaşayışları da insanlara dünya nimetlerine aşırı bağlanmamak konusunda güzel bir örnek olarak anlatılmıştır. Burada asıl maksat, şekilden ziyade kalbin hâlidir. İnsan gösterişten uzaklaşmalı, Allah'a karşı tevazu sahibi olmalı, ibadetlerini ihlâsla yerine getirmelidir. Duha namazı da Allah'ın nimetlerine şükretmek ve güne güzel bir kulluk şuuru ile başlamak bakımından önemli nafile ibadetlerdendir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kuşluk vaktinin başlangıcını ve yükselişini anlatırken çeşitli benzetmeler yapmıştır. Mümin için önemli olan, ibadetlerini vaktinde, ihlâsla ve Allah'ın rızasını gözeterek yapmaktır. Fazilet ve Feyiz Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm. “Vemâ yülekkâhâ illâ zû hazzın azîm.” Sadakallâhü'l-azîm. Fussilet Sûresi, 35. âyet. Fazilet sahibi olmak, yalnızca dış görünüşle elde edilecek bir şey değildir. Fazilet; sabır, güzel ahlâk, ilim, hikmet, edep ve Allah'a yakınlaşma gayretiyle gelişen bir hâlidir. Rabbimiz kime ilim, hikmet ve güzel ahlâk nasip ederse, o kimse bunları kendisinden bilmamalı; Allah'ın bir lütfu olduğunu bilmelidir. Tasavvufî anlayışta “feyiz”, gönüllere ulaşan ilâhî rahmet ve manevi bereket olarak anlatılır. İnsan, Allah'ın sevgili kullarından güzel ahlâk ve güzel söz öğrenebilir. Fakat bütün feyzin ve hidâyetin gerçek kaynağı Allah Teâlâ'dır. Bu sebeple mürşidlerin, peygamberlerin ve salih kulların yolundan istifade ederken gönlümüzü daima Allah'a bağlamamız gerekir. Rabbime hamd ederim ki kullarına hidayet yollarını göstermiş, peygamberleri ve salih kulları vesilesiyle insanlara doğru yolu öğretmiştir. Rabbimize binlerce hamdüsenalar olsun. Peygamberlere, salih kullara ve Allah yolunda insanlara iyiliği öğretenlere de salât ve selâm olsun inşallah. Teveccüh, Murakabe ve Gönül Bağı Teveccüh, insanın gönlünü Allah'ın rızasına ve hak yola yöneltmesi şeklinde anlaşılabilir. Tasavvufî gelenekte murakabe ve rabıta gibi uygulamalar da kişinin gönlünü toparlaması, nefsini kontrol etmesi ve manevi eğitimine yoğunlaşması amacıyla ele alınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, gönlün nihai olarak Allah'a bağlı olmasıdır. Bir mürşide duyulan sevgi ve bağlılık, Allah'a kulluğun yerine geçmez. Mürşidin görevi insanı kendisine değil, Allah'ın yoluna yöneltmektir. Akşam namazından sonra kişinin bir müddet sessizce oturup gönlünü toparlaması, gün içerisinde yaptığı işleri muhasebe etmesi, Allah'ı zikretmesi ve kendisini doğru yola yöneltmesi güzel bir manevi eğitim olabilir. İnsan gönlünü temizledikçe, karşılaştığı meselelerde daha sağlıklı düşünmeye ve hayır ile şerri birbirinden ayırmaya başlar. Nûh Aleyhisselam'ın Uyarısı ve Tûfan İşte asıl mesele burada ortaya çıkmaktadır. Nûh Aleyhisselam kavmini yıllarca Allah'ın yoluna çağırdı. Onları uyardı, nasihat etti ve yaklaşan büyük tehlikeye karşı dikkatlerini çekti. Fakat kavminin bir kısmı onun sözlerine kulak vermedi. Onlar: “Sen de bizim gibi bir insansın. Sana neden uyalım?” diyerek peygamberlerinin getirdiği hakikati küçümsediler. Nûh Aleyhisselam'ın uyarısını kabul edenler ise Allah'ın emriyle gemiye bindiler ve kurtuldular. Buradaki en büyük ders şudur: Hakikatin değeri, onu söyleyen kişinin dış görünüşüyle ölçülmez. İnsan söylenen söze bakmalı, hak ve doğru olanı aramalıdır. Bir insan kendisine yapılan nasihati sırf hoşuna gitmediği için reddederse, kendi nefsine zarar verebilir. Bazen insanı kurtaracak olan şey, tam da duymak istemediği bir uyarıdır. Bu nedenle mümin, kendisini uyaran kişiye düşman olmak yerine önce kendi nefsini hesaba çekmelidir. Âhirzaman ve Kurtuluş Gemisi Benzetmesi Tasavvufî anlatımlarda Nûh Aleyhisselam'ın gemisi, çoğu zaman kurtuluşun ve Allah'ın emrine teslimiyetin bir sembolü olarak ele alınır. Âhirzamanda da insanın çeşitli fitneler, imtihanlar ve dünya meşguliyetleri içerisinde doğru yolu bulması önemlidir. Bu sebeple bir mürşidin veya Allah yoluna çağıran salih bir kimsenin yaptığı nasihat, insan için bir kurtuluş vesilesi olabilir. Ancak kurtuluşun gerçek sahibi Allah Teâlâ'dır. İnsan bir kişiye bağlanırken onun şahsını ilahlaştırmamalı, bütün ümidini ve kulluğunu yalnızca Allah'a yöneltmelidir. Bir rehberin görevi, insanı Allah'ın yoluna götürmektir. Nûh Aleyhisselam'ın gemisi nasıl Allah'ın emriyle kurtuluş vesilesi olmuşsa, manevi eğitim de insanın nefsinin tufanlarından kurtulmasına vesile olabilir. Nefsin tufanı; kibir, haset, öfke, hırs, gaflet, dünya sevgisi ve günahlarda ısrar etmektir. Kim bu tufanlardan korunmak istiyorsa Allah'ın emirlerine sarılmalı, peygamberlerin yolunu takip etmeli, güzel ahlâka yönelmeli ve kendisine yapılan haklı uyarılardan ders çıkarmalıdır. Hidayet ve Doğru Yol “Mehdi” kelimesi, hidayete erdirilmiş ve doğru yola yönelmiş kimse anlamıyla ilişkilidir. Allah Teâlâ kullarına hidayet yollarını gösterir. Peygamberler, Allah'ın kullarına doğru yolu bildiren elçileridir. Tasavvufî anlayışta da mürşidlerin görevi, insanlara güzel ahlâkı, edebi, zikri ve Allah'a kulluğu öğretmektir. İnsan bir rehberin gösterdiği güzel yoldan istifade edebilir; fakat kalbinin asıl yönünü her zaman Allah'a çevirmelidir. Rabbimiz bizleri sırât-ı müstakîmden ayırmasın. Bizi nimet verdiklerinin yoluna iletsin. Gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin yolundan muhafaza eylesin. Nûh Aleyhisselam'ın kavminin yaptığı gibi haklı uyarıları küçümsemekten bizleri korusun. Bize nasihat edildiğinde nefsimize ağır gelse bile doğruyu kabul edecek bir gönül nasip eylesin. Bizi kibirden, gafletten, inattan ve hakikate karşı körleşmekten muhafaza eylesin. Allah Teâlâ bizlere hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan uzaklaşmayı nasip eylesin. Âmin. El-Fâtiha maassalavât. Başağaçlı Raşit Tunca Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca ______________________ Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltleme Yapıldı Original Kar©glan _______________________________________ |