<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 16:00:49 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[test link]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3310</link>
			<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 18:18:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3310</guid>
			<description><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://dini-forum.com/</a><br />
<br />
<a href="https://dini-forum.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://dini-forum.com/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://dini-forum.com/</a><br />
<br />
<a href="https://dini-forum.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://dini-forum.com/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3309</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 08:31:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3309</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2915" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-4.jpg</a> (Boyut: 828.55 KB / İndirmeler: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Batıdan Doğmasına 21 Haziran Gündönümünde 8,6 Dakika Kalmış</span></span><br />
</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?</span></span><br />
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360 derecelik bir daire</span></span> düşünelim.<br />
Burada çok önemli bir noktayı açıklamak gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Atalarımız yönlere isim verirken bugünkü güneşin doğduğu yeri esas almadılar.</span></span> Onların ilk gözlem yaptığı ve yönleri belirlediği zamanda, güneşin doğduğu taraf <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu</span></span>, güneşin battığı taraf ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Batı</span></span> olarak kabul edildi.<br />
Yani insanlığın ilk yön tarifinde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">güneşin doğduğu yer 0° başlangıç noktası</span></span> olarak düşünülebilir. Çünkü güneş her sabah o taraftan doğuyor ve insanlar da bu hareketi gözlemleyerek o yöne <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu</span></span> adını vermişlerdir.<br />
Burada benim dikkat çekmek istediğim nokta şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bugün güneşin doğduğu ve battığı noktalar, atalarımızın ilk gözlemlediği ve yönleri belirlediği noktalarda değildir.</span></span><br />
Zaman içerisinde güneşin doğuş ve batış noktaları, gökyüzündeki yıllık hareketine bağlı olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">kuzeye ve güneye doğru kaymaktadır.</span></span> Dolayısıyla başlangıçta güneşin doğduğu yer olarak kabul edilen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° noktası</span></span>, bugün güneşin her zaman doğduğu sabit bir nokta değildir.<br />
Bizim hesabımızda ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° noktası, geçmişte güneşin doğduğu ve bu sebeple Doğu olarak adlandırılan başlangıç noktasıdır.</span></span> Bu noktayı değiştirmeden, bugünkü güneşin doğuş ve batış noktalarının bu eski başlangıç noktasına göre ne kadar kaydığını inceleyebiliriz.<br />
İşte burada çok ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır.<br />
Güneşin doğduğu nokta ile battığı nokta arasındaki açıya baktığımızda, bugün bu iki noktanın birbirine doğru ne kadar yaklaşmış olduğunu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360 derecelik daire üzerinde</span></span> gösterebiliriz.<br />
Benim burada yapmak istediğim hesap da tam olarak budur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atalarımızın başlangıç noktası olarak kabul ettiği Doğu, yani 0° noktası sabit tutulduğunda, güneşin doğuş ve batış noktaları zaman içerisinde ne kadar yer değiştirmiştir ve bugün bu iki nokta birbirine ne kadar yaklaşmıştır?</span><br />
Bu şekilde meseleye baktığımızda, yalnızca “güneş bugün nereden doğuyor?” sorusunu değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“güneşin doğduğu ve battığı yer, başlangıçtaki referans noktalarına göre zaman içerisinde nereye kadar kaymıştır?”</span></span> sorusunu incelemiş oluyoruz.</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">21 Haziran gündönümünde kavuşmada yeniden hesapladım.</span></span><br />
Güneşin doğuşu ve batışındaki yön değişimlerini incelediğimizde, 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu ve battığı noktaların kuzeydoğu ve kuzeybatıya doğru en fazla genişlediğini görüyoruz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Doğuşu:</span></span><br />
Güneşin doğduğu nokta yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° Kuzeydoğu</span></span> tarafına kadar yükselmiş durumdadır.<br />
Yani:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° Nord Ost'tan doğuyor.</span></span><br />
Güneşin doğuş noktası, doğu olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">90°</span></span> yönünden kuzeydoğuya doğru <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52°</span></span> kadar kaymıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Batışı:</span></span><br />
Güneşin battığı nokta ise yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">308° Kuzeybatı</span></span> yönündedir.<br />
Yani:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">308° Nord West'ten batıyor.</span></span><br />
Burada <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° ile 308° arasındaki fark:</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° − 308° = 52°</span></span><br />
olmaktadır.<br />
Dolayısıyla başlangıç noktasına, yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">doğuya (90°)</span></span> ve Güneşimizin o taraftan doğacağı noktaya doğru <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° kalmıştır.</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hesaplama<br />
Saatteki hareketi:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">15 dakikada 90°</span></span><br />
olarak alırsak,<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">90° = 15 dakika</span></span><br />
olur.<br />
Geriye kalan açı:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52°</span></span><br />
olduğuna göre, bunun kaç dakikaya karşılık geldiğini cebir ile çözersek:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 × 15 = 90 × X</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">780 = 90X</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">X = 780 / 90</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">X = 8,6 dakika</span></span><br />
Yani:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Batıdan Doğmasına 8,6 dakika kalmış.</span></span><br />
Başka bir ifadeyle:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8 dakika 36 saniye</span></span><br />
kalmış oluyor.<br />
<br />
<br />
Benim kurduğum sistem tamamen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">saat kadranı / tam tur mantığına</span> dayanıyor:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam daire = 360°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam daire = 1 saat</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 saat = 60 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dolayısıyla senin sisteminde:<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° = 60 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Buna göre:<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">90° = 15 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52° = 52 × 15 / 90 = 8,666 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8 dakika 40 saniyeye yakın</span>. </span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Burada senin hesabın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“1° = 4 dakika”</span> değildir. O başka bir sistemdir<br />
</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben burada astronomik meridyen hesabını kullanmıyorum. Bir saatin tam turunu 360° kabul ederek, 360°'lik daireyi 60 dakikalık bir saat gibi ele alıyorum. Buna göre 360° = 60 dakika, 90° = 15 dakika olmaktadır. Güneşin Batı tarafındaki 308° noktasından başlangıç kabul ettiğimiz 360° noktasına kalan mesafe 52° olduğuna göre, bu 52°'lik mesafenin 90°'lik açı üzerinden dakika karşılığını hesaplıyorum:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 × 15 ÷ 90 = 8,666 dakika.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yani benim bu dairesel saat hesabıma göre yaklaşık 8 dakika 40 saniye kalmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Burada benim yaptığım hesabın mantığını biraz daha açık anlatmak istiyorum.<br />
Ben 360 derecelik daireyi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir tam tur</span> olarak ele alıyorum. Bir saatin ibresinin tam bir tur atarak yeniden başlangıç noktasına gelmesi gibi, burada da 360°'lik daireyi bir bütün olarak düşünüyorum.<br />
Bir saat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">60 dakikadır</span> ve saat ibresi tam bir tur attığında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°</span> dönmüş olur. Dolayısıyla benim bu hesap sistemimde:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° = 60 dakika</span><br />
olmaktadır.<br />
Buradan hareketle:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">90° = 15 dakika</span><br />
ve benim hesaplamak istediğim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52°'lik mesafe</span> de:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 × 15 ÷ 90 = 8,6 dakika</span><br />
olarak ortaya çıkmaktadır.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben burada Dünya'nın kendi ekseni üzerindeki meridyen hesabını veya “1° = 4 dakika” hesabını kullanmıyorum.</span> Benim kullandığım sistem, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°'lik tam dairenin bir saat gibi düşünülmesine dayanan dairesel oran hesabıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Fakat benim asıl dikkat çekmek istediğim konu bundan daha geniştir.<br />
Dünya'nın Güneş etrafındaki bir tam dolanımı tam olarak 365 gün değildir. Yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">365 gün 5 saat 48 dakika</span> sürmektedir. Yani bir yıllık tam turda, 365 günlük takvim hesabının üzerine yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 saat 48 dakikalık bir fazlalık</span> kalmaktadır.<br />
İşte benim burada dikkat çektiğim şey, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tam tur ile gerçek hareket arasındaki bu küçük farktır.</span><br />
Bir tam turu 360° olarak düşünürsek, hareket hiçbir zaman bizim yuvarlak ve sabit kabul ettiğimiz takvim hesabına birebir oturmamaktadır. Her yıl çok küçük bir zaman farkı meydana gelmekte ve bu fark zaman içerisinde birikmektedir.<br />
Bu küçük farkın takvimde nasıl bir sonuç meydana getirdiğini zaten artık yıl uygulamasında da görüyoruz. Dört yılda bir yaklaşık bir gün eklenmesinin sebebi de bu yıllık artık süredir.<br />
Benim burada yaptığım düşünce ise şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°'lik bir daireyi tam tur olarak kabul ettiğimizde, hareketin her turunda ortaya çıkan küçük zaman farkları da dikkate alınmalıdır.</span><br />
Çünkü gökyüzündeki hareketleri yalnızca tek bir gün veya tek bir yıl üzerinden değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uzun zaman içerisinde biriken küçük kaymalar üzerinden</span> düşündüğümüzde, başlangıçta sabit kabul ettiğimiz noktaların zaman içerisinde aynı yerde kalmadığını görebiliriz.<br />
Benim “Güneşin batıdan doğmasına ne kadar kaldı?” şeklindeki hesabım da bu düşünce üzerinden yapılmaktadır.<br />
Başlangıçta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğu olarak kabul ettiğim 0° noktası</span> benim sabit referans noktamdadır. Güneşin doğuş ve batış noktalarının bu başlangıç noktasına göre zaman içerisinde kuzeye ve güneye doğru yaptığı hareketi bu sabit referansa göre takip ettiğimizde, 21 Haziran gündönümünde doğuş ve batış noktalarının birbirine doğru ne kadar yaklaştığını görebiliriz.<br />
21 Haziran'da yaptığım hesapta, batış tarafındaki nokta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">308°</span> seviyesine gelmektedir.<br />
360°'lik tam tur noktasından:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° − 308° = 52°</span><br />
kalıyor.<br />
İşte benim için önemli olan bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52°'lik kalan mesafedir.</span><br />
Ben bu 52°'lik mesafeyi, 360°'lik tam daireyi 60 dakikalık bir saat gibi kabul ettiğim kendi dairesel oran hesabımla değerlendirdiğimde:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52° ≈ 8,6 dakika</span><br />
sonucuna ulaşıyorum.<br />
Yani burada anlatmak istediğim, “Güneş bugün astronomik olarak 8,6 dakika sonra batıdan doğacaktır” şeklinde bir saat tahmini değildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim söylediğim şudur: 360°'lik tam tur sistemini esas alıp, başlangıç kabul ettiğim Doğu noktasına kalan 52°'lik mesafeyi bu dairesel zaman oranıyla hesapladığımda, 8,6 dakikalık bir sonuç ortaya çıkmaktadır.</span><br />
Dolayısıyla benim için asıl dikkat çekici olan yalnızca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8,6 dakika rakamı değil</span>, bir tam tur içerisinde meydana gelen küçük farkların zaman içerisinde nasıl bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kayma</span> meydana getirdiğidir.<br />
Bir tam tur düşünelim:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° → başlangıç noktası</span><br />
Hareket devam ediyor.<br />
Her turda küçük farklar meydana geliyor.<br />
Bu farklar zaman içerisinde birikiyor.<br />
Ve sonunda başlangıçta birbirinden uzak olan doğuş ve batış noktalarının, 360°'lik daire üzerinde birbirine doğru yaklaştığını görüyoruz.<br />
İşte benim bu çalışmada göstermek istediğim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneşin batıdan doğmasına yaklaşma” düşüncesi</span> budur.<br />
Ben burada önce <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°'lik daireyi</span>, sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tam turu</span>, sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zaman içerisinde oluşan küçük farkı</span> ve nihayet bu farkların meydana getirdiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kaymayı</span> birlikte değerlendiriyorum.<br />
Bu nedenle 8,6 dakika benim hesabımın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sonucudur</span>; fakat benim asıl üzerinde durduğum mesele, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tam tur ile gerçek hareket arasındaki küçük farkların zaman içerisinde birikerek geometrik olarak nasıl bir kayma meydana getirdiğidir.</span></span><br />
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 tam tur = 360°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 gün = 2 tur = 720°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Senin gözlemindeki fark: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">150°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Buna göre bir yıldaki kaymayı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">720 ÷ 150 = 4,8°</span> olarak alıyorsun. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonra başlangıç noktasından kalan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52°</span> mesafeyi, yıllık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4,8°</span> kaymaya bölüyorsun: </span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 ÷ 4,8 = 10,8333 yıl</span><br />
Yani yaklaşık:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10 yıl 10 ay</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">720° ÷ 150° = 4,8°/yıl<br />
Başlangıç noktasından kalan mesafe 52° olduğuna göre:<br />
52° ÷ 4,8°/yıl = 10,83 yıl<br />
Yani kalan 52 derecelik mesafenin, bu kayma hızına göre yaklaşık 10,8 yılda tamamlanacağı ortaya çıkmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir gün 24 saattir. Benim kurduğum dairesel modelde ise 24 saatlik bir gün, 12 saat + 12 saat olmak üzere iki ayrı turdan oluşmaktadır.<br />
İlk 12 saat = 360°'lik bir tam tur<br />
İkinci 12 saat = 360°'lik ikinci tam tur<br />
Böylece 24 saatlik bir günün toplam açısal karşılığı:<br />
360° + 360° = 720°<br />
Yani benim denklemimde 1 gün = 720° olarak kabul edilmektedir.<br />
Bu nedenle bir yıldaki kaymayı hesaplarken, 150°'lik farkı 720°'lik günlük toplam dönüşe oranlıyorum:<br />
720° ÷ 150° = 4,8°<br />
Buna göre yıllık kayma yaklaşık 4,8° olmaktadır.<br />
Başlangıç noktasından kalan 52° mesafe ise:<br />
52° ÷ 4,8° ≈ 10,83 yıl<br />
yani yaklaşık 10 yıl 10 ay, başka bir ifadeyle 11 yıla yakın bir süre vermektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?</span></span><br />
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360 derecelik bir daire</span></span> düşünelim.<br />
Bu dairede <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu tarafını 0° başlangıç noktası</span></span> olarak kabul edelim. Güneş normal şartlarda doğduğu zaman bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° noktasından</span></span> doğuyor gibi düşünülür.<br />
Fakat 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu noktaya baktığımızda, Güneş'in doğuş noktası <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuzeydoğu yönüne doğru 52° kaymış</span></span> durumdadır.<br />
Yani Güneş artık 0° noktasından değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° kuzeye kaymış olan noktadan doğmaktadır.</span></span><br />
Şimdi Güneş'in battığı noktaya bakalım.<br />
Güneş'in batış noktası ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">308°</span></span> olarak görülmektedir.<br />
Burada çok dikkat çekici bir durum ortaya çıkıyor:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° − 308° = 52°</span></span><br />
Yani Güneş'in battığı nokta da, dairenin başlangıç noktası olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° Doğu noktasına yalnızca 52° uzaklıktadır.</span></span><br />
Böylece bir tarafta Güneş'in doğduğu nokta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu'dan Kuzey'e doğru 52° kaymış</span></span>, diğer tarafta ise Güneş'in battığı nokta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360°'den geriye doğru 52° gelmiş</span></span> oluyor.<br />
Dolayısıyla Güneş'in doğduğu nokta ile battığı nokta, dairenin üzerinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">birbirine yaklaşmış</span></span> oluyor.<br />
Burada benim dikkat çekmek istediğim asıl nokta şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneş'in batış noktası 308°'ye geldiğinde, 360° olan başlangıç noktasına yalnızca 52° kalmıştır.</span></span><br />
Çünkü:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° − 308° = 52°</span></span><br />
Güneş'in gökyüzündeki görünen hareketini saat hesabına çevirdiğimizde ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">15° = 1 dakika</span></span> değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">15° = 1 saat</span></span> olduğundan:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">90° = 6 saat</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15° = 1 saat</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1° = 4 dakika</span><br />
olur.<br />
Bu durumda kalan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52°</span></span>:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52 × 4 = 208 dakika</span></span><br />
yani yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3 saat 28 dakika</span></span> eder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fakat benim resimde yaptığım hesap 52°'yi 90°'lik açı üzerinden 15 dakikalık hareketle karşılaştırarak 8,6 dakika sonucunu vermektedir.</span><br />
Bu nedenle burada özellikle ayrım yapmak gerekir: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8,6 dakika sonucu, 52°'nin doğrudan zaman karşılığı değildir; resimdeki özel orantı hesabının sonucudur.</span></span><br />
Asıl dikkat çekici nokta ise 308° ile 360° arasındaki yalnızca 52°'lik mesafedir.<br />
Yani benim anlatmak istediğim şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin doğduğu ve battığı noktalar, 360°'lik daire üzerinde artık başlangıç noktasında birbirine çok yaklaşmış durumdadır.</span></span><br />
Bu yüzden ben bu hesabı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kaldı?”</span> sorusu üzerinden değerlendiriyorum.<br />
<br />
21 Haziran Gündönümünde Kavuşmada Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 8,6 Dakika Kalmış Güneşin Batıdan Doğmasına<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada<br />
Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım <br />
8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye)<br />
Güneşin Batıdan Doğmasına</span></span><br />
<br />
Resimi Tam Boyut Görmek için Üstüne Tıkla<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resmin üzerine tıkladığınızda veya dokunduğunuzda </span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">görsel orijinal boyutlarında yeni bir sekmede büyütülmüş olarak açılır.</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2913" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-2.png</a> (Boyut: 701.16 KB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu Altta ki Resime Bakın ve</span></span><br />
<br />
Bu Altta ki Linkteki sayfaya girip, Alltta ki Skize de ki gösterdiğim gibi yaparak, bulunduğunuz yeri  Kendiniz Hesaplatabilirsiniz.<br />
<br />
<img src="https://dini-forum.com/images/Downloaden-Buttonlari/arrowunten.gif" alt="Arrowunten" title="Arrowunten" class="smilie smilie_123" /><br />
<br />
<a href="https://www.timeanddate.de/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.timeanddate.de/</a><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2914" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-3.JPG</a> (Boyut: 147.96 KB / İndirmeler: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
 "Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Enam, 6/158)</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2912" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-1.jpg</a> (Boyut: 469.66 KB / İndirmeler: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
    “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."<br />
<br />
    "İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Sahih-i Buhari, XIV/6426)</span></span><br />
<br />
    "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Sünen-i İbni Mace, IX/4362)</span></span><br />
<br />
[attachment=189245]<br />
<br />
<br />
    “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Kıyamet, 75/9)</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
    “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:<br />
<br />
    'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,<br />
<br />
    ‘Allah ve Rasülü bilir.’ dedim. Şöyle buyurdu:<br />
<br />
    ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,<br />
<br />
    ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Yasin, 36/38)</span></span> ayetini okudu.”(3)<br />
<br />
<br />
Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğmasını,  İslamiyet’in batıdan yayılacağı şeklinde tevil caiz midir?<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Enam 158]</span></span><br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, bazı alametlerden üçü şöyle açıklanmaktadır:<br />
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Tirmizi]</span></span><br />
<br />
Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Şu alametler çıkmadan kıyamet kopmaz: Güneş batıdan doğar, üç yer batar, İsa iner, Duman, Dabbet-ül-arz, Deccal, Yecüc Mecüc ve Aden’den bir ateş çıkar.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Müslim]</span></span><br />
<br />
Konumuzla ilgili bir hadis-i şerifin meali şöyle:<br />
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim]</span></span><br />
<br />
Hadis-i şerifte bildirilen kıyametin büyük alametlerinden biri de Güneşin Batı’dan doğmasıdır. O zaman tevbe kapısı da kapanıyor. Bugün bilim adamlarına göre Güneş’in batıdan doğabilmesi için dünyanın bir an için durması, sonra da ters yönde dönmeye başlaması gerekiyor ve bu da fiziken imkânsız bir olay. Buna göre Güneşin Batı’dan doğması, Batı'da bulunan Avrupa’nın Müslüman olması demek değil midir?  diyenlere <br />
<br />
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Etiketler :</span></span> Güneşin Batıdan Doğması, Güneşin Batıdan Doğmasına 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Galaksimizin Ömrü (Güneşimizin Saati) ile 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Güneşimizin Saati ile 8 Dakika kalmış,Güneş 8 Dakika Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Ne Kadar Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan mı Doğacak,Kıyamet Alametleri,Güneşin Batıdan Doğması Kıyamet Alemeti mi,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 12.09.2026</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2915" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-4.jpg</a> (Boyut: 828.55 KB / İndirmeler: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Batıdan Doğmasına 21 Haziran Gündönümünde 8,6 Dakika Kalmış</span></span><br />
</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?</span></span><br />
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360 derecelik bir daire</span></span> düşünelim.<br />
Burada çok önemli bir noktayı açıklamak gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Atalarımız yönlere isim verirken bugünkü güneşin doğduğu yeri esas almadılar.</span></span> Onların ilk gözlem yaptığı ve yönleri belirlediği zamanda, güneşin doğduğu taraf <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu</span></span>, güneşin battığı taraf ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Batı</span></span> olarak kabul edildi.<br />
Yani insanlığın ilk yön tarifinde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">güneşin doğduğu yer 0° başlangıç noktası</span></span> olarak düşünülebilir. Çünkü güneş her sabah o taraftan doğuyor ve insanlar da bu hareketi gözlemleyerek o yöne <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu</span></span> adını vermişlerdir.<br />
Burada benim dikkat çekmek istediğim nokta şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bugün güneşin doğduğu ve battığı noktalar, atalarımızın ilk gözlemlediği ve yönleri belirlediği noktalarda değildir.</span></span><br />
Zaman içerisinde güneşin doğuş ve batış noktaları, gökyüzündeki yıllık hareketine bağlı olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">kuzeye ve güneye doğru kaymaktadır.</span></span> Dolayısıyla başlangıçta güneşin doğduğu yer olarak kabul edilen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° noktası</span></span>, bugün güneşin her zaman doğduğu sabit bir nokta değildir.<br />
Bizim hesabımızda ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° noktası, geçmişte güneşin doğduğu ve bu sebeple Doğu olarak adlandırılan başlangıç noktasıdır.</span></span> Bu noktayı değiştirmeden, bugünkü güneşin doğuş ve batış noktalarının bu eski başlangıç noktasına göre ne kadar kaydığını inceleyebiliriz.<br />
İşte burada çok ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır.<br />
Güneşin doğduğu nokta ile battığı nokta arasındaki açıya baktığımızda, bugün bu iki noktanın birbirine doğru ne kadar yaklaşmış olduğunu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360 derecelik daire üzerinde</span></span> gösterebiliriz.<br />
Benim burada yapmak istediğim hesap da tam olarak budur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atalarımızın başlangıç noktası olarak kabul ettiği Doğu, yani 0° noktası sabit tutulduğunda, güneşin doğuş ve batış noktaları zaman içerisinde ne kadar yer değiştirmiştir ve bugün bu iki nokta birbirine ne kadar yaklaşmıştır?</span><br />
Bu şekilde meseleye baktığımızda, yalnızca “güneş bugün nereden doğuyor?” sorusunu değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“güneşin doğduğu ve battığı yer, başlangıçtaki referans noktalarına göre zaman içerisinde nereye kadar kaymıştır?”</span></span> sorusunu incelemiş oluyoruz.</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">21 Haziran gündönümünde kavuşmada yeniden hesapladım.</span></span><br />
Güneşin doğuşu ve batışındaki yön değişimlerini incelediğimizde, 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu ve battığı noktaların kuzeydoğu ve kuzeybatıya doğru en fazla genişlediğini görüyoruz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Doğuşu:</span></span><br />
Güneşin doğduğu nokta yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° Kuzeydoğu</span></span> tarafına kadar yükselmiş durumdadır.<br />
Yani:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° Nord Ost'tan doğuyor.</span></span><br />
Güneşin doğuş noktası, doğu olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">90°</span></span> yönünden kuzeydoğuya doğru <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52°</span></span> kadar kaymıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Batışı:</span></span><br />
Güneşin battığı nokta ise yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">308° Kuzeybatı</span></span> yönündedir.<br />
Yani:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">308° Nord West'ten batıyor.</span></span><br />
Burada <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° ile 308° arasındaki fark:</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° − 308° = 52°</span></span><br />
olmaktadır.<br />
Dolayısıyla başlangıç noktasına, yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">doğuya (90°)</span></span> ve Güneşimizin o taraftan doğacağı noktaya doğru <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° kalmıştır.</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hesaplama<br />
Saatteki hareketi:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">15 dakikada 90°</span></span><br />
olarak alırsak,<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">90° = 15 dakika</span></span><br />
olur.<br />
Geriye kalan açı:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52°</span></span><br />
olduğuna göre, bunun kaç dakikaya karşılık geldiğini cebir ile çözersek:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 × 15 = 90 × X</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">780 = 90X</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">X = 780 / 90</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">X = 8,6 dakika</span></span><br />
Yani:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Batıdan Doğmasına 8,6 dakika kalmış.</span></span><br />
Başka bir ifadeyle:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8 dakika 36 saniye</span></span><br />
kalmış oluyor.<br />
<br />
<br />
Benim kurduğum sistem tamamen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">saat kadranı / tam tur mantığına</span> dayanıyor:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam daire = 360°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam daire = 1 saat</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 saat = 60 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dolayısıyla senin sisteminde:<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° = 60 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Buna göre:<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">90° = 15 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52° = 52 × 15 / 90 = 8,666 dakika</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8 dakika 40 saniyeye yakın</span>. </span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Burada senin hesabın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“1° = 4 dakika”</span> değildir. O başka bir sistemdir<br />
</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben burada astronomik meridyen hesabını kullanmıyorum. Bir saatin tam turunu 360° kabul ederek, 360°'lik daireyi 60 dakikalık bir saat gibi ele alıyorum. Buna göre 360° = 60 dakika, 90° = 15 dakika olmaktadır. Güneşin Batı tarafındaki 308° noktasından başlangıç kabul ettiğimiz 360° noktasına kalan mesafe 52° olduğuna göre, bu 52°'lik mesafenin 90°'lik açı üzerinden dakika karşılığını hesaplıyorum:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 × 15 ÷ 90 = 8,666 dakika.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yani benim bu dairesel saat hesabıma göre yaklaşık 8 dakika 40 saniye kalmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Burada benim yaptığım hesabın mantığını biraz daha açık anlatmak istiyorum.<br />
Ben 360 derecelik daireyi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir tam tur</span> olarak ele alıyorum. Bir saatin ibresinin tam bir tur atarak yeniden başlangıç noktasına gelmesi gibi, burada da 360°'lik daireyi bir bütün olarak düşünüyorum.<br />
Bir saat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">60 dakikadır</span> ve saat ibresi tam bir tur attığında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°</span> dönmüş olur. Dolayısıyla benim bu hesap sistemimde:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° = 60 dakika</span><br />
olmaktadır.<br />
Buradan hareketle:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">90° = 15 dakika</span><br />
ve benim hesaplamak istediğim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52°'lik mesafe</span> de:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 × 15 ÷ 90 = 8,6 dakika</span><br />
olarak ortaya çıkmaktadır.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben burada Dünya'nın kendi ekseni üzerindeki meridyen hesabını veya “1° = 4 dakika” hesabını kullanmıyorum.</span> Benim kullandığım sistem, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°'lik tam dairenin bir saat gibi düşünülmesine dayanan dairesel oran hesabıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Fakat benim asıl dikkat çekmek istediğim konu bundan daha geniştir.<br />
Dünya'nın Güneş etrafındaki bir tam dolanımı tam olarak 365 gün değildir. Yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">365 gün 5 saat 48 dakika</span> sürmektedir. Yani bir yıllık tam turda, 365 günlük takvim hesabının üzerine yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 saat 48 dakikalık bir fazlalık</span> kalmaktadır.<br />
İşte benim burada dikkat çektiğim şey, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tam tur ile gerçek hareket arasındaki bu küçük farktır.</span><br />
Bir tam turu 360° olarak düşünürsek, hareket hiçbir zaman bizim yuvarlak ve sabit kabul ettiğimiz takvim hesabına birebir oturmamaktadır. Her yıl çok küçük bir zaman farkı meydana gelmekte ve bu fark zaman içerisinde birikmektedir.<br />
Bu küçük farkın takvimde nasıl bir sonuç meydana getirdiğini zaten artık yıl uygulamasında da görüyoruz. Dört yılda bir yaklaşık bir gün eklenmesinin sebebi de bu yıllık artık süredir.<br />
Benim burada yaptığım düşünce ise şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°'lik bir daireyi tam tur olarak kabul ettiğimizde, hareketin her turunda ortaya çıkan küçük zaman farkları da dikkate alınmalıdır.</span><br />
Çünkü gökyüzündeki hareketleri yalnızca tek bir gün veya tek bir yıl üzerinden değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uzun zaman içerisinde biriken küçük kaymalar üzerinden</span> düşündüğümüzde, başlangıçta sabit kabul ettiğimiz noktaların zaman içerisinde aynı yerde kalmadığını görebiliriz.<br />
Benim “Güneşin batıdan doğmasına ne kadar kaldı?” şeklindeki hesabım da bu düşünce üzerinden yapılmaktadır.<br />
Başlangıçta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğu olarak kabul ettiğim 0° noktası</span> benim sabit referans noktamdadır. Güneşin doğuş ve batış noktalarının bu başlangıç noktasına göre zaman içerisinde kuzeye ve güneye doğru yaptığı hareketi bu sabit referansa göre takip ettiğimizde, 21 Haziran gündönümünde doğuş ve batış noktalarının birbirine doğru ne kadar yaklaştığını görebiliriz.<br />
21 Haziran'da yaptığım hesapta, batış tarafındaki nokta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">308°</span> seviyesine gelmektedir.<br />
360°'lik tam tur noktasından:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° − 308° = 52°</span><br />
kalıyor.<br />
İşte benim için önemli olan bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52°'lik kalan mesafedir.</span><br />
Ben bu 52°'lik mesafeyi, 360°'lik tam daireyi 60 dakikalık bir saat gibi kabul ettiğim kendi dairesel oran hesabımla değerlendirdiğimde:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52° ≈ 8,6 dakika</span><br />
sonucuna ulaşıyorum.<br />
Yani burada anlatmak istediğim, “Güneş bugün astronomik olarak 8,6 dakika sonra batıdan doğacaktır” şeklinde bir saat tahmini değildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim söylediğim şudur: 360°'lik tam tur sistemini esas alıp, başlangıç kabul ettiğim Doğu noktasına kalan 52°'lik mesafeyi bu dairesel zaman oranıyla hesapladığımda, 8,6 dakikalık bir sonuç ortaya çıkmaktadır.</span><br />
Dolayısıyla benim için asıl dikkat çekici olan yalnızca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8,6 dakika rakamı değil</span>, bir tam tur içerisinde meydana gelen küçük farkların zaman içerisinde nasıl bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kayma</span> meydana getirdiğidir.<br />
Bir tam tur düşünelim:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360° → başlangıç noktası</span><br />
Hareket devam ediyor.<br />
Her turda küçük farklar meydana geliyor.<br />
Bu farklar zaman içerisinde birikiyor.<br />
Ve sonunda başlangıçta birbirinden uzak olan doğuş ve batış noktalarının, 360°'lik daire üzerinde birbirine doğru yaklaştığını görüyoruz.<br />
İşte benim bu çalışmada göstermek istediğim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneşin batıdan doğmasına yaklaşma” düşüncesi</span> budur.<br />
Ben burada önce <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">360°'lik daireyi</span>, sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tam turu</span>, sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zaman içerisinde oluşan küçük farkı</span> ve nihayet bu farkların meydana getirdiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kaymayı</span> birlikte değerlendiriyorum.<br />
Bu nedenle 8,6 dakika benim hesabımın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sonucudur</span>; fakat benim asıl üzerinde durduğum mesele, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tam tur ile gerçek hareket arasındaki küçük farkların zaman içerisinde birikerek geometrik olarak nasıl bir kayma meydana getirdiğidir.</span></span><br />
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 tam tur = 360°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 gün = 2 tur = 720°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Senin gözlemindeki fark: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">150°</span> </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Buna göre bir yıldaki kaymayı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">720 ÷ 150 = 4,8°</span> olarak alıyorsun. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonra başlangıç noktasından kalan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52°</span> mesafeyi, yıllık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4,8°</span> kaymaya bölüyorsun: </span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">52 ÷ 4,8 = 10,8333 yıl</span><br />
Yani yaklaşık:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10 yıl 10 ay</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">720° ÷ 150° = 4,8°/yıl<br />
Başlangıç noktasından kalan mesafe 52° olduğuna göre:<br />
52° ÷ 4,8°/yıl = 10,83 yıl<br />
Yani kalan 52 derecelik mesafenin, bu kayma hızına göre yaklaşık 10,8 yılda tamamlanacağı ortaya çıkmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir gün 24 saattir. Benim kurduğum dairesel modelde ise 24 saatlik bir gün, 12 saat + 12 saat olmak üzere iki ayrı turdan oluşmaktadır.<br />
İlk 12 saat = 360°'lik bir tam tur<br />
İkinci 12 saat = 360°'lik ikinci tam tur<br />
Böylece 24 saatlik bir günün toplam açısal karşılığı:<br />
360° + 360° = 720°<br />
Yani benim denklemimde 1 gün = 720° olarak kabul edilmektedir.<br />
Bu nedenle bir yıldaki kaymayı hesaplarken, 150°'lik farkı 720°'lik günlük toplam dönüşe oranlıyorum:<br />
720° ÷ 150° = 4,8°<br />
Buna göre yıllık kayma yaklaşık 4,8° olmaktadır.<br />
Başlangıç noktasından kalan 52° mesafe ise:<br />
52° ÷ 4,8° ≈ 10,83 yıl<br />
yani yaklaşık 10 yıl 10 ay, başka bir ifadeyle 11 yıla yakın bir süre vermektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?</span></span><br />
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360 derecelik bir daire</span></span> düşünelim.<br />
Bu dairede <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu tarafını 0° başlangıç noktası</span></span> olarak kabul edelim. Güneş normal şartlarda doğduğu zaman bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° noktasından</span></span> doğuyor gibi düşünülür.<br />
Fakat 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu noktaya baktığımızda, Güneş'in doğuş noktası <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuzeydoğu yönüne doğru 52° kaymış</span></span> durumdadır.<br />
Yani Güneş artık 0° noktasından değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52° kuzeye kaymış olan noktadan doğmaktadır.</span></span><br />
Şimdi Güneş'in battığı noktaya bakalım.<br />
Güneş'in batış noktası ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">308°</span></span> olarak görülmektedir.<br />
Burada çok dikkat çekici bir durum ortaya çıkıyor:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° − 308° = 52°</span></span><br />
Yani Güneş'in battığı nokta da, dairenin başlangıç noktası olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">0° Doğu noktasına yalnızca 52° uzaklıktadır.</span></span><br />
Böylece bir tarafta Güneş'in doğduğu nokta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğu'dan Kuzey'e doğru 52° kaymış</span></span>, diğer tarafta ise Güneş'in battığı nokta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360°'den geriye doğru 52° gelmiş</span></span> oluyor.<br />
Dolayısıyla Güneş'in doğduğu nokta ile battığı nokta, dairenin üzerinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">birbirine yaklaşmış</span></span> oluyor.<br />
Burada benim dikkat çekmek istediğim asıl nokta şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneş'in batış noktası 308°'ye geldiğinde, 360° olan başlangıç noktasına yalnızca 52° kalmıştır.</span></span><br />
Çünkü:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">360° − 308° = 52°</span></span><br />
Güneş'in gökyüzündeki görünen hareketini saat hesabına çevirdiğimizde ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">15° = 1 dakika</span></span> değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">15° = 1 saat</span></span> olduğundan:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">90° = 6 saat</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15° = 1 saat</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1° = 4 dakika</span><br />
olur.<br />
Bu durumda kalan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52°</span></span>:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">52 × 4 = 208 dakika</span></span><br />
yani yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3 saat 28 dakika</span></span> eder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fakat benim resimde yaptığım hesap 52°'yi 90°'lik açı üzerinden 15 dakikalık hareketle karşılaştırarak 8,6 dakika sonucunu vermektedir.</span><br />
Bu nedenle burada özellikle ayrım yapmak gerekir: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8,6 dakika sonucu, 52°'nin doğrudan zaman karşılığı değildir; resimdeki özel orantı hesabının sonucudur.</span></span><br />
Asıl dikkat çekici nokta ise 308° ile 360° arasındaki yalnızca 52°'lik mesafedir.<br />
Yani benim anlatmak istediğim şudur:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneşin doğduğu ve battığı noktalar, 360°'lik daire üzerinde artık başlangıç noktasında birbirine çok yaklaşmış durumdadır.</span></span><br />
Bu yüzden ben bu hesabı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kaldı?”</span> sorusu üzerinden değerlendiriyorum.<br />
<br />
21 Haziran Gündönümünde Kavuşmada Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 8,6 Dakika Kalmış Güneşin Batıdan Doğmasına<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada<br />
Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım <br />
8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye)<br />
Güneşin Batıdan Doğmasına</span></span><br />
<br />
Resimi Tam Boyut Görmek için Üstüne Tıkla<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resmin üzerine tıkladığınızda veya dokunduğunuzda </span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">görsel orijinal boyutlarında yeni bir sekmede büyütülmüş olarak açılır.</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2913" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-2.png</a> (Boyut: 701.16 KB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu Altta ki Resime Bakın ve</span></span><br />
<br />
Bu Altta ki Linkteki sayfaya girip, Alltta ki Skize de ki gösterdiğim gibi yaparak, bulunduğunuz yeri  Kendiniz Hesaplatabilirsiniz.<br />
<br />
<img src="https://dini-forum.com/images/Downloaden-Buttonlari/arrowunten.gif" alt="Arrowunten" title="Arrowunten" class="smilie smilie_123" /><br />
<br />
<a href="https://www.timeanddate.de/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.timeanddate.de/</a><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2914" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-3.JPG</a> (Boyut: 147.96 KB / İndirmeler: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
 "Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Enam, 6/158)</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2912" target="_blank" title="">Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Hesapladım-1.jpg</a> (Boyut: 469.66 KB / İndirmeler: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
    “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."<br />
<br />
    "İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Sahih-i Buhari, XIV/6426)</span></span><br />
<br />
    "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Sünen-i İbni Mace, IX/4362)</span></span><br />
<br />
[attachment=189245]<br />
<br />
<br />
    “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Kıyamet, 75/9)</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
    “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:<br />
<br />
    'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,<br />
<br />
    ‘Allah ve Rasülü bilir.’ dedim. Şöyle buyurdu:<br />
<br />
    ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,<br />
<br />
    ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Yasin, 36/38)</span></span> ayetini okudu.”(3)<br />
<br />
<br />
Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğmasını,  İslamiyet’in batıdan yayılacağı şeklinde tevil caiz midir?<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Enam 158]</span></span><br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, bazı alametlerden üçü şöyle açıklanmaktadır:<br />
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Tirmizi]</span></span><br />
<br />
Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Şu alametler çıkmadan kıyamet kopmaz: Güneş batıdan doğar, üç yer batar, İsa iner, Duman, Dabbet-ül-arz, Deccal, Yecüc Mecüc ve Aden’den bir ateş çıkar.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Müslim]</span></span><br />
<br />
Konumuzla ilgili bir hadis-i şerifin meali şöyle:<br />
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim]</span></span><br />
<br />
Hadis-i şerifte bildirilen kıyametin büyük alametlerinden biri de Güneşin Batı’dan doğmasıdır. O zaman tevbe kapısı da kapanıyor. Bugün bilim adamlarına göre Güneş’in batıdan doğabilmesi için dünyanın bir an için durması, sonra da ters yönde dönmeye başlaması gerekiyor ve bu da fiziken imkânsız bir olay. Buna göre Güneşin Batı’dan doğması, Batı'da bulunan Avrupa’nın Müslüman olması demek değil midir?  diyenlere <br />
<br />
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Etiketler :</span></span> Güneşin Batıdan Doğması, Güneşin Batıdan Doğmasına 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Galaksimizin Ömrü (Güneşimizin Saati) ile 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Güneşimizin Saati ile 8 Dakika kalmış,Güneş 8 Dakika Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Ne Kadar Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan mı Doğacak,Kıyamet Alametleri,Güneşin Batıdan Doğması Kıyamet Alemeti mi,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 12.09.2026</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salavât-ı Râşidî]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3308</link>
			<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:03:05 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3308</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2911" target="_blank" title="">SALAVÂT-I RÂŞİDÎ.jpg</a> (Boyut: 955.17 KB / İndirmeler: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavât-ı Râşidî Pro2</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂT-I RÂŞİDÎ</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
الصَّلَوَاتُ الرَّاشِدِيَّةُ<br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى مُحَمَّدٍ، رَقِيقِ الْيَدَيْنِ، سِمْبَاتِيكٍ بَشُوشٍ، لَطِيفِ الْمُعَامَلَةِ، لَابِسِ الْقَلَنْسُوَةِ الصُّوفِيَّةِ وَالْجَوْرَبِ الصُّوفِيِّ، صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ، الْأَحْلَى مِنَ الْعَسَلِ، رُوحُهُ السَّائِرَةُ فِي كُلِّ مَكَانٍ، فَصَلِّ عَلَيْهِ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ كَثِيرًا كَثِيرًا<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Allâhümme salli ve sellim alâ Muhammedin, rakîki’l-yedeyn, simbâtîkin beşûşin, latîfi’l-muâmeleti, lâbisi’l-kalensüveti’s-sûfiyyeti ve’l-cevberî’s-sûfiyy, sâhibi’l-Mi‘râc, el-ah lâ mine’l-asel, rûhuhu’s-sâiretü fî külli mekân, fe-salli aleyhi ve sellim aleyhi kesîran kesîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam Türkçe Anlamı</span></span><br />
<br />
“Allah’ım! Elleri nazik ve yumuşak, sempatik ve güler yüzlü, muamelesi latif ve hoş, yün takke ve yün çorap giyen, Mi‘rac sahibi, baldan daha tatlı olan, ruhu her yerde dolaşan Muhammed’e salât ve selâm eyle. Ona çokça, çokça salât ve selâm eyle.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde 1~3 Defa veya orta Haddesi 13 Defa  En Fazla Günde 313 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 10.09.2026<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2911" target="_blank" title="">SALAVÂT-I RÂŞİDÎ.jpg</a> (Boyut: 955.17 KB / İndirmeler: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavât-ı Râşidî Pro2</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂT-I RÂŞİDÎ</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
الصَّلَوَاتُ الرَّاشِدِيَّةُ<br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى مُحَمَّدٍ، رَقِيقِ الْيَدَيْنِ، سِمْبَاتِيكٍ بَشُوشٍ، لَطِيفِ الْمُعَامَلَةِ، لَابِسِ الْقَلَنْسُوَةِ الصُّوفِيَّةِ وَالْجَوْرَبِ الصُّوفِيِّ، صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ، الْأَحْلَى مِنَ الْعَسَلِ، رُوحُهُ السَّائِرَةُ فِي كُلِّ مَكَانٍ، فَصَلِّ عَلَيْهِ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ كَثِيرًا كَثِيرًا<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Allâhümme salli ve sellim alâ Muhammedin, rakîki’l-yedeyn, simbâtîkin beşûşin, latîfi’l-muâmeleti, lâbisi’l-kalensüveti’s-sûfiyyeti ve’l-cevberî’s-sûfiyy, sâhibi’l-Mi‘râc, el-ah lâ mine’l-asel, rûhuhu’s-sâiretü fî külli mekân, fe-salli aleyhi ve sellim aleyhi kesîran kesîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam Türkçe Anlamı</span></span><br />
<br />
“Allah’ım! Elleri nazik ve yumuşak, sempatik ve güler yüzlü, muamelesi latif ve hoş, yün takke ve yün çorap giyen, Mi‘rac sahibi, baldan daha tatlı olan, ruhu her yerde dolaşan Muhammed’e salât ve selâm eyle. Ona çokça, çokça salât ve selâm eyle.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde 1~3 Defa veya orta Haddesi 13 Defa  En Fazla Günde 313 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 10.09.2026<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hizbür Raşid Pro-1]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3307</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 21:11:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3307</guid>
			<description><![CDATA[<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2910" target="_blank" title="">حِزْبُ الرَّاشِدْ.jpg</a> (Boyut: 1.13 MB / İndirmeler: 14)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbür Raşid Pro-1</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbür Raşid - Ön Açıklama ve Faziletleri</span></span><br />
Ön Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbür Raşid</span>, manevi korunma, şerden muhafaza ve ilahi yardım talebine yönelik hazırlanmış kapsamlı bir zikir ve dua mecmuasıdır. Bu hizip, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span> tarafından derlenmiş olup, özellikle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">şeytan, deccal, büyü, nazar ve tüm kötü niyetli varlıkların şerrinden korunma</span> amacıyla okunmaktadır.<br />
Hizbür Raşid, temel olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yedi ana bölümden</span> oluşmaktadır:<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başlangıç Duası</span> - Başlangıç seviyesi koruma ve şeytana karşı reddiye</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbül Kebir</span> - Büyük hizip, kapsamlı koruma</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbüs Sağir</span> - Küçük hizip, latif ve berrak manevi destek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salatı Muhammedi Zatiye</span> - Özel salavat-ı şerife</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbüs Seyfi</span> - Hz. Ali'nin (r.a.) Kılıç Duası, düşmanlara karşı güçlü bir manevi silah</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hatim ve istiaze bölümleri</span> - Çeşitli sureler, dualar ve koruma metinleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası</span> - Hataların izalesi ve Herkese dualar</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu hizip, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah ve ikindi vakitlerinde</span> okunmak üzere düzenlenmiş olup, günde en az bir defa, en fazla iki defa okunması tavsiye edilmektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ebced Duası Bölümünün İçeriği ve Amacı</span></span><br />
Metnin son kısmında yer alan bu bölüm, iki ana unsurdan oluşur:<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Harflerinin Zikri:</span> Bölüm, Arap alfabesindeki harflerin ebced dizilimiyle (Elif, Be, Te, Se...) tekrar edilmesiyle başlar. Bu, harflerin manevi ve sayısal değerlerinden yararlanmayı amaçlayan geleneksel bir uygulamadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kapsamlı Dua Metni:</span> Harflerin zikrinin ardından gelen uzun dua metni, tamamen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"hataların izalesi" (düzeltilmesi)</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"herkese dualar"</span> temasına odaklanmıştır. Dua, şu temel talepleri içerir:<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hataların Düzeltilmesi:</span> Kişinin geçmişte okuduğu tüm <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dualar, zikirler, sureler ve ayetlerdeki</span> kıraat, telaffuz veya niyet hatalarının affedilip düzeltilmesi için niyazda bulunulur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eksik ve Fazlaların Giderilmesi:</span> İbadetlerdeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eksiklerin tamamlanması</span> ve yanlışlıkla yapılan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fazlalıkların affedilmesi</span> istenir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Herkese Dualar (Şümullü Nasipler):</span> Dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yalnızca kişinin kendisi için değil</span>; eş, çocuklar, anne-baba, tüm akrabalar (amca, teyze, kuzen vs.), kayınvalide-kayınpeder, ölmüş atalar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tüm Müslümanlar, peygamberler, sahabeler, Ehl-i Beyt ve hatta tarikata mensup olanlar, komşular, hizmetinde bulunulan kişiler ve vatan savunmasında şehit olanlar</span> gibi çok geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu, duanın evrensel ve kapsayıcı ruhunu gösterir.</span><br />
</li>
</ol>
</li>
</ol>
<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Faziletleri<br />
Hizbür Raşid'in başlıca faziletleri şunlardır:</span></span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şeytan ve Deccal'in Şerrinden Korunma:</span> Hizbin başlangıcında doğrudan şeytan ve deccale hitap edilerek, onların vesvese ve tuzaklarından Allah'a sığınılır. Kişi, bu hizbi okuyarak manevi bir zırh kuşanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düşmanlara Karşı Manevi Güç:</span> Hizbüs Seyfi kısmı başta olmak üzere, hizip boyunca zalimlerin, hainlerin, büyücülerin ve tüm kötü niyetli kişilerin şerrinden korunmak için güçlü dualar bulunmaktadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın İsimleriyle Tesir:</span> Hizip içerisinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ya Aziz, Ya Latif, Ya Baari, Ya Vedud, Ya Daim</span> gibi Allah'ın güzel isimleri belirli adetlerle zikredilmekte, bu sayede manevi tesir katlanarak artmaktadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beden ve Mal Korunması:</span> Hizbin Vahfız (koruma) duaları, kişinin kendisini, ailesini, evini, malını, hayvanlarını, ağaçlarını ve tüm varlıklarını her türlü afet, hastalık ve beladan korumayı hedefler.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manevi Huzur ve Gönül Ferahlığı:</span> Düzenli okunduğunda, kişiye manevi bir sükûnet, Allah'a tevekkül ve kalp huzuru bahşeder. Endişe, korku ve vesveselerin dağılmasına vesile olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bereket ve Rızık Genişlemesi:</span> Zikirler ve özellikle "Zemzem Duası" bölümünde yer alan "ilmen nâfian ve rızkan vâsian" talepleri, kişinin ilim ve rızkının bereketlenmesine yardımcı olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüm Peygamberlere ve Salih Kullara Salavat:</span> Hizp içindeki geniş salavat bölümü, tüm peygamberleri, melekleri ve veli kulları anarak, okuyucunun manevi bağlarını kuvvetlendirir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mevsimsel ve Tabii Olaylara Tesir:</span> Hizbin ilgili bölümlerinde yağmur, kar ve güneşin açılması için özel dualar ve usuller bulunmaktadır. Bu, kişinin çevresiyle ve tabiatla manevi bir irtibat kurmasını sağlar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaza ve Belaların Uzaklaşması:</span> "Vedfea Duası" ve diğer koruma metinleri, kişinin başına gelebilecek tüm kötülüklerin, musibetlerin ve belaların defedilmesi için okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günahlara Kefaret ve Mağfiret:</span> İstiğfarlar ve tevbe dualarıyla birlikte okunan bu hizip, günahların affına vesile olur ve kişiyi manevi olarak arındırır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası Faziletleri</span></span><br />
</li>
</ol>
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amellerin Tashihi (Düzeltilmesi) Vesilesi:</span> Bu dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hataların izalesi"</span> kısmıyla, kişinin geçmişte yaptığı ibadetlerdeki farkında olmadığı hataların affı ve bu ibadetlerin kabul şartlarına uygun hale getirilmesi için manevi bir vesile olarak görülebilir. Bu, kulun acizliğini kabul ederek Yüce Allah'ın affına ve rahmetine sığınmasının bir ifadesidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kapsayıcı Rahmet ve Bereket:</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Herkese dualar"</span> kısmı, İslam'daki kardeşlik, dayanışma ve başkalarını da düşünme ahlakının bir yansımasıdır. Başkaları için hayır dua etmek, kişinin kendi duasının kabulüne de vesile kılınır. Bu bölüm, okuyucunun manevi kazanımını kişisel sınırların ötesine taşıyarak geniş bir topluluğu kapsar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manevi Bağların Güçlenmesi:</span> Dua içinde; peygamberler, sahabeler, Ehl-i Beyt, tarikat büyükleri, ecdat ve şehitler gibi İslam tarihinin önemli şahsiyetlerinin anılması, okuyucunun bu zatlarla manevi bir bağ kurmasına ve sünnete olan muhabbetini tazelemesine yardımcı olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevekkül ve Teslimiyet:</span> Bu dua, kişinin tüm işlerinde, geçmiş ve gelecekteki tüm ibadetlerinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">neticeyi tamamen Allah'a (c.c.) havale etmesini</span>, O'nun affına, düzeltmesine ve kabulüne güvenmesini öğretir. Bu, derin bir tevekkül ve teslimiyet bilincidir.</span><br />
</li>
</ol>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü ve Tavsiyeler</span></span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vakit:</span> En az günde bir defa, en fazla iki defa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah ve ikindi</span> vakitlerinden sonra okunması tavsiye edilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niyet:</span> Okumaya başlamadan önce kalben niyet edilir; Allah'ın rızası, korunması ve yardımı için okunduğu bilinciyle başlanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temizlik:</span> Abdestli olarak ve temiz bir mekânda okunması daha faziletlidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Devamlılık:</span> Hizbin tesiri, düzenli ve devamlı okumayla artar. Kesintisiz bir şekilde günlük rutin haline getirilmesi önemlidir.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbür Raşid</span>, okuyucusunu her türlü maddi ve manevi tehlikeden koruyan, Allah'a yakınlaştıran, kalbe ferahlık ve güven veren güçlü bir manevi kalkandır. Düzenli okunduğunda, kişi Allah'ın inayetini, korumasını ve yardımını üzerinde hisseder. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hasbünallahu ve ni'mel vekil"</span> şuuruyla okunmalı, her türlü iş ve güçte Allah'a tevekkül edilmelidir.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Allah sana yeter; O, işiten ve bilendir."</span> (Bakara, 137)</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu hizb; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın rızasını kazanmak, O'na sığınmak, kalbi kuvvetlendirmek, tevekkülü artırmak, şerlerden muhafaza dilemek, sıkıntılarda yardım istemek ve hayır ile afiyet talep etmek</span> niyetiyle okunabilir.<br />
Her türlü fazilet ve fayda Allah Teâlâ'nın izniyledir. Kulun vazifesi ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dua etmek, Allah'a güvenmek, sebeplere sarılmak ve neticeyi Rabbine bırakmaktır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah Teâlâ Hizbür Raşid'i okuyanları ve dinleyenleri rahmetiyle kuşatsın; gönüllerine huzur, hanelerine bereket, işlerine kolaylık, bedenlerine afiyet, yollarına hayır ihsan eylesin. Kendilerini ve sevdiklerini her türlü şerden muhafaza eylesin. Bizleri daima kendi zikrinde, şükründe ve güzel kulluğunda daim eylesin. Âmin, bi-hürmeti Seyyidil-Mürselîn Muhammed Mustafa ﷺ.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbür Raşid </span><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Budur</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ela Inne evliyaullahu ve ibadillahissalihiyne, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.<br />
<br />
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!<br />
Ya Eyyühed deccal ve havassehü!<br />
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.<br />
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazettarigı, min hazeşşehri, min hazel medineti, ve min hazed devleti, ve min hazed dünya feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAHSiN</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bismillahirrahmenirrahim</span><br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi <br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Bismillahirrahmenirrahim 3 ihlas suresi)</span></span> Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa)</span></span> Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HiZBÜL KEBiR</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Elhamdüllilahi rabbil alemine ve sallalahü ala seyyidina Muhammedin va ala elihi ve sahbihi ve selleme ve iza garetel Kurane cealne beynellezine La yüminune bil ahireti hicaben mesturan. Vecealne ala gulubihim ekinneten en yefgahuhu vefi ezenihim vegran ve ize zekerte rabbeke fil kurani vahdehü vellev ala edberihim nüfüren. Ya Malike yevmiddini iyyakanabüdü ve iyyakenesteyinü Rabbi la tezerni ferden veente hayrül verisin elif lam min nevev felevev amme nevev sümme levev amme nevev feamü ve sammü amme nevev fevegal gavlü aleyhim bime zalemü fehüm La. Efehasibtüm enneme haleknaküm abesen veeneküm ileyne La. Ve celane min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden feağşeynehüm fehüm La. Ya mağşerel cinni vel insi inistedağtüm en tenfüzü min egtarissemavati vel ardi fenfüzü La<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(La elei ille eleüke ya Allah. / 3 defa)</span></span> inneke semiun alimün. Vebil hakkı enzelnahü vebil hakkı nezele vele havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Elteceme küllü merdin ve zelle küllü zi batşın şedidin muanidin ve teleşet mekenidül cini ve insi ecmaiyne biesmaike ya Rabbel alemine bissemavatil gaimeti fehünne bil gudreti vagifetün bisseb’ı elmütegıbati bil hücubi elmüteradifati bimevagıfi elemlaki fi mecari el eflaki bil kürssiyyi elbasiti bilarşi elmühiti biğayatil ğayeti bimevadııl işarati bimen dene fetedelle fekene gabe gavseyni ev edne hadeatil meredetü fekübitü haseel meridü ve zellel hasidüs esteantü billahi ala küllü men neva li süen keyfe ehafü ve ilahi emeli em keyfe edamü ve ala ilahi mütteketi. Allahümme ehrüsni min keydil fesıgı ve min sedevatil merigı ve min ledğatil ğasigi bi Kef He Ye Ayn Sad küfiytü bi Ha Mim Ayn Sin Gaf humiytü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümullahi vehüvessemiul alim / 3 defa)</span></span> Vele havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim. Bismilahi ma eğzamellahe küllema evgadü neran lil harbi etfaehellahü. Keteballahü La eğlibine ene ve rusuliye innallahe gaviyyin aziz. Allahümme Ya men elceme bahre bi gudretihi ve gaherel ibade bihikemtihi ikfini ente kafi ve anet ilvücuhü Lil hayyil kayyumi ve gad habe men hamele zulmen fellahü hayrun hafizen vehüve Erhamür rahimin. Egbil vela tehaf inneke minel eminin. La tehaf necevte minel kavmiz zalimiyn ,La tehaf dereken vela teahşa. La tehaf inneke entel ağla. La tehaf feinneni meakümasmeu ve era. La tehaf inni La yehafü ledeyyel mürselün. Vele yübedillennehüm min bağdi havfihim emnen ve emenehüm min havfin. Allahümme emmine min külli havfin ve hemin ve ğamin ve kerbin kedin kedin kerdedin kerdedin kerdehin kerdehin dehin dehin deh deh Allahü Rabbül izzeti ketebesmahü ala külli şeyin eazzeh. Hadzea küllü şeyin Liazameti sultanih. Allahümme ehdzi li cemia men yerani minel cinni vel insi vettayri vel vuhuşi vel hevemmi. Allahümmecal li nüran min nurike ala vechi vemin ziyal sultanike emami hatte ize Raevni velev heribine hadziyne liheybetillahi veliheybeti esmaihi veliheybeti tedekdeketil cibalü bi Kef He Ye Ayn Sad küfiytü bi Ha Mim Ayn Sin Gaf humiytü <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümullahi vehüvessemiul alim / 3 defa)</span></span> Vele havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim. Rabbena erinellezyni edzallene mine cinni vel insi nacalhüma tahte egdamina liyeküne minel esfeline ve reddallahüllezine keferu bigayzihim len yenalü hayren Ve kefellahül mümininel gıtate ve kennallahü gaviyyen azizen. Behe behe behe behye behye behye behyatin behyatin behyatin elgadimü el elzeliyyü yuhdziu li cemia men yerani lemagfercele ya erdzü hudihim gul künü hicaraten ev ahdiden vegıfühüm innehüm mesülün. Keennehüm huşubün müsennedetün vele havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim tuhurun bidagun mahbebehün surehun mahbebeh segfatisun segatimun ehunun kaf edümme hamme heün Amin.<br />
Muhammedün Rasulullahi vellezine meahü eşiddeü alal küffari ruhameü beynehüm terahüm rukkean succeden yebteğune fadlen minallahi ridzvanen simehüm fi vücühihim min eseris sücudi zelike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incili kezerın ehrace şetehü fe ezerehü festağleze festeva ala sügihi yucibuzzurra liyağize bihumül küffare ve adallahü llezine emenev ve amilüssalihati minhüm mağfineten ve ecren azime.<br />
Sadagallahül azimü ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin Nebbiyyil Kerimi ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyne adede ma yeteallagu bihi itmüllahi gadimi minel caizi vel vacibi vel müstehiyli cümleten tef sıylen münzü hulugatid dünya ila yevmil gıyameti fi külli yevmin mietü elfi merretin ve fi külli merretin mislü gadri zelike ve ala elihi ve sahbihi ve selleme.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Azizü / 100 defa)</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Azizü felem ezel bi izzike azizen ya azizü / 7 defa)</span></span><br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HiZBÜS SAĞiR</span></span><br />
<br />
Hizbüs Sağir<br />
<br />
Billmillahirrahmenirrahim<br />
Va sallallahu ala seyyidine Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve sellem. <br />
Bismil ilahil haligıl ekberi vehüve hırzun meniun mimme ehafü ve ahzeru la gudrete li mahlugin ma gudretil halıgi yulcimuhu bilicemi gudretihi eahme hamiŝen etme tamiŝen ve kenallahu gavviyen azziza Ha Mim Ayn Sin Gaf himayetune Kef He Ye Ayn Sad kiffayetüne <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümmullahü vehüves semiul alim / 3 defa)</span></span> Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elhi ve sahbihi ve sellem.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Baariu / 100 defa)</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Latiifu / 127 defa)</span></span><br />
<br />
(Allahümme ya latiiyfen bi halgıhi ya alimen bi halgıhi ya habiren bi halgıhil tuf bine ya latiiyfu al alimu ya habiru / 7 defa)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Allah / 66 defa)</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Daimu / 66 defa)</span></span><br />
<br />
Leked devemül ezeliyyü vel begaüs sermediyü hatte teriŝel erdza ve men aleyhe ve ente hayrül veriŝin sübhaneke ya daimü ente veliyyüne fağfirlene ve erhamne ve ente hayrül ğafirin. Subhaneke ya daimurzukne halavete mehabetike vahşurne fi zümüretil muhibbine vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Vedud / 240 defa)</span></span><br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂTI ZÂTI MUHAMMEDiYE<br />
<br />
ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâvâtı </span></span><br />
<br />
Allâhümme salli alezzâti'l-Muhammediyyeti'l-latîfeti'l-ehadiyyeti şemsi semâi'l-esrâri ve mazheri'l-envâri ve merkezi medâri'l-celâli ve qutbi feleki'l-cemâl. Allâhümme bi sirrihî ledeyke ve biseyrihî ileyke âmin havfî ve eqil asratî ve ezhib huznî ve hırsî vekün lî ve huznî ileyke minnî verzuqni'l-fenâe annî ve lâ tec-alnî meftûnen binefsî mahcûben bihıssî vekşif lî an külli sirrin mektûmin yâ hayyu yâ qayyûm. <br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂTI MEŞiŞiYA</span></span><br />
<br />
ibni Beşişe Rahimehullah<br />
<br />
Salavat al-Maşişiyya<br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allahümme Sali ala men minhü enşaggatil esraru ven felegatil envaru vefihi ertegat elhegaigu ve tenezzelet ulumu ademe feacezel halaige velehü tezaelet elfühümü felem yüdrikhü minne sebigun vela lahigun feriyazu elmelekuti bizehri cemalihi münigatün ve hiyazu el ceberuti bifeyzi envarihi mütedefigatün vela şey e illa vehüve bihi menutun iz levle elvası tatu lezehebe (kema gı le) elmevsutu saleten teligu bike minke ileyhi kema hüve ehlühü allahümme innehü sırrukel cemiud dal lu aleyke ve hicabukel eazamul gaimu leke beyne yedeyke allahümme elhigni bi nesebihi ve haggigni bi hasebihi ve arrifni iyyehu marifeten eslemu bihe min meveridi el cehli ve ekrau bihe min meveridil fazli vahmilni ala sebilihi ila hazretike hamlen mahfufen binusretike vagzif bi alel batili fe edmeğuhu ve zucce bi fi biheril ehadiyyeti venşilni min evhalit tevhidi ve eğrigni fi ayni bahril vahdeti hatte la era vela esmea vela ecide vela ühısse illa bihe vecal el hicabel eazeme hayete ravhi ve ruhahu sırre hagigati ve hagigatehü cemia avalimi bitahgıgi elhaggıl evveli ya evvelü ya ahiru ya zahiru ya batinu esmea nidei bima semı'te bihi nidee abdike zekeriyya<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(ven surni bike leke ve eyyidni bike leke vecma beyni ve beynike ve hul beyni ve beyne ğayrike 3 defa)</span></span><br />
allah allah allah innellezi feraze aleykel kurane leraeddüke ila maadin. Rabbena atina min ledünke rahmeten veheyyi´lene min emrine raşeden subhane rabbike rabbil izzeti amme yasifune ve selamun alel mürseline vel hamdülillahi rabbil alemine. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂT-I RÂŞİDÎ</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Okunuşu</span><br />
<br />
Allâhümme salli ve sellim alâ Muhammedin, rakîki’l-yedeyn, simbâtîkin beşûşin, latîfi’l-muâmeleti, lâbisi’l-kalensüveti’s-sûfiyyeti ve’l-cevberî’s-sûfiyy, sâhibi’l-Mi‘râc, el-ah lâ mine’l-asel, rûhuhu’s-sâiretü fî külli mekân, fe-salli aleyhi ve sellim aleyhi kesîran kesîrâ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam Türkçe Anlamı</span><br />
<br />
Allah’ım! Elleri nazik ve yumuşak, sempatik ve güler yüzlü, muamelesi latif ve hoş, yün takke ve yün çorap giyen, Mi‘rac sahibi, baldan daha tatlı olan, ruhu her yerde dolaşan Muhammed’e salât ve selâm eyle. Ona çokça, çokça salât ve selâm eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde 1~3 Defa, Veya Orta Haddesi 13 Defa, En Fazla Günde 313 Defa, Sabah Veya ikindi'den Sonra Okunup Zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HiZBÜS SEYFi</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz Ali'nin (r.a.) Kılıç Duası</span><br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bismillahirrahmenirrahim</span></span><br />
<br />
ve sallallahu mevlana muhammedin ve elihi vesahbihi ve selleme allahümme inni ügadimü ileyke beyne yedeykülli nefsin  velemhatin ve tarfetin yatrifü bihe ehlüssemavaati ve ehlül ardi ve külli şeyin hüve fi ilmike kainin evgad kane ügadimü ileyke beyne yedey zelike küllihi<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
allahümme entallahül melikül haaggül mübinül gadimül müteazzizü bil azamati vel kibriyai elmünferidü bil bagail hayyul kayumul gadirul muktedirul cebbarul gahherullezi la ilahe ille ente <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 kulhü)</span></span> ente rabbi ve ene abdüke amiltü süen ve zalemtü nefsi vagtereftü bizenbi fagfirli zünübi küllehe feinnehü la yağfiruzünübe ille ente  ya ğafuru ya şekürü ya halimu ya kerimu ya saburu ya rahimu allahümme inni ahmedüke ve entel mahmudu ve ente lilhamdi ehlün ve eşkürüke ve entel meşkürü ve ente lişşükri ehlün me hassasteni bihi min mevehibir regaibi ve evsalte ileyye min fadza ili ilis sanaii ve evleyteni bihi min ihsanike ve bevve´teni bihi min mezannetis sıdgi indeke ve enelteni bihi min minenikel vasileti ileyye ve ahsente bihi ileyye külli vagtin min def´il beliyyeti anni vettevfiki li  velicabeti liduai hiyne ünedike daiyen ve ünecike rağiben ve ed´uke mütedzarrian safiyen zarian ve hiyne ercüke raciyen fe ecidüke kafiyen ve elüzübike fil mevatini küllihe fekün li veli ihvani küllihim caren haziren hafiyyen beren veliyyen fil umuri küllihe naziren ve alel a´dai küllihim nasiren velil hateye vezzünibi küllihe ğafiren veliluyubi küllihe setiren elem a´dem avneke ve birike ve hayreke ve izzeke ve ihsaneke tarfete aynin münzü enzelteni derel ihtibari vel fikri vel iğtibari litenzure ma ügadimü lidaril hulidi velgarari velmügameti ma al ahyari fe ene abdüke fecalni  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(ya rabbi 3 defa)</span></span> atigake ya ilahi mevlaye hallisni ve ehli ve ihvani küllihim minennari ve min cemi il medzarri  vel mazalli vel mesaibi vel meaibi ven nevaibi vellevazimi vel hümümilleti gad severetni fihel gumumi bimearizi esnafil belai ve duribi cehdilgazai ilehi la ezkürüminke illel cemile velem era minke illettafzile hayrüke li şemilün ve sunike li kamilün velütfüke li kafilun ve birruke li gamirun ve fadzlüke alleyye daimün mütevatirun ve niamüke indi müttesilatün lem tuhfirli civari ve emente havfi ve saddakte racei ve haggagte emeli ve sahebteni fi esfari ve ekremteni fi ahdzari ve afeyte emradzi ve şefeyte evsabi ve ahsente müngalebi vemesveye velem tüşemit bi a´dai ve hussadi ve rameyte men ramani bisüin ve kefeyteni şerre men adani fe ene eselüke ya allahül ene en tedfea anni keydel hasidine ve zulmez zalimine ve şerrel muanidine vahmini ve ehli ve ihvani küllehüm tahte süredigati  izzike ya ekremel  ekremine ve baid beyni ve beyne a´dai keme beadte beynel meşrigi vel mağribi vahtef ebsarehüm anni binuri gudsike  vadzreb rigabehüm bicelali mecdike vagt´a    e´anagahüm bisetavati gahrike ve ehlikhüm ve demmirhüm tedmiren  keme defa´te  keydel hussadi an enbiyaike ve dzarabte rigabel cebabireti  li esfiyaike ve hatefte ebsarel a´dai  an evliyaike vegatate a´nagel  ekasireti  lietgiyaike ve ehlektel ferainete  ve demmerted decacilete lihavassikel mugarrebine ve ibadikes salihine. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(ya giyasel müstagisine egisni)</span></span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 defa)</span></span><br />
ala cemii a´daike fehamdi leke ya ilahi vasibun ve senai aleyke mütevatirün daiben daimen mineddehri bielvanit tesbihi vettakdisi vesunufil lugati medihati ve esnafit tenzihi halisen lizikrike ve merziyyen leke binasiit tahmidi vettemcidi ve halisit tevhidi veihlsit tegarrübi vettakribi vettefridi ve imhazit temcidi bitulit teabbudi vetta´didi lem tüan fi gudretike velem tüşerek fi üluhiyetike velem tulem leke mahiyyetün feteküne lileşyail muhtelifeti mücenisen velem tüayen iz hubiset eleşyaü alel azaimil muhtelifeti vela haregat elevhamü hücübel guyubi ileyke fa´tegidu  minke mahduden fi mecdi azamatike la yabluğuke bu´dül himemi vela yenalüke gavsül fitani vela yentehi ileyke basaru nazirin fi mecdi cebarituker tefeat an sifatil mahlugine sifatu gudretike ve an zikriz zekirine kibriyaü azamatike fela yentagisu me eradte enyezdede vela yezdadü me eradte enyentegise la ehade şehideke hiyne fetartel halge vela nidde vela zidde hazereke hiyne bere´ten nüfüse kellet elsünü an tefsiri sifatike ven hasaret el ugulü an künhi mi´rifatike ve sifatike ve keyfe yusefü künhü sifatike ya rabbi ve entallahül melikül cebbarul guddüsül ezeliyyüllezi lem yezel vela yezalü ezelliyyen bagiyen ebeden sermediyyen daimen fil guyyubi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(vahdeke la şerike leke) (3 defa)</span></span>  leyse fihe ahedün gayreke velem yekün ilehün sivake haret  fi bihari behai melekütike amigatü mezehibit tefekküri ve tevezeat elmülükü liheybetike ve anet elvücuhu bizilletil istikaneti liizzetike vengade külli şeyin ligudretike vehazeat leker rigabü ve kelle düne zelike tahbirül lügati ve zalle hünaliket tedbirü fi sıfatin fi tesarifissıfati femen tefekkere fi inşaikel bedii vesenaiker rafii ve teammege fi zelike racea tarfühü ileyhi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hasien hasiren ve aglühü mebhüten tefekkürühü mütehayyiren esiren.</span> </span> allahüme lekel hamdü hamden kesiren daimen  mütevaliyen mütevatiren mütezaifen müttesian müttesigan yedümu veyetezaafu vela yebidu gayre mefgudin fil meleküti vela metmusin fil mealimi  vela müntegasin fil irfani felekel hamdü mekarimikelletti la tühsa ve niamikelleti latüstagse filleyli ize edberi vessubhi ize esfere vefil berri vel bihari vel gudivvi vel asali vel aşiyyi  vel ibkari vezzahireti vel eshari vefi külli cüzin min eczail leyli vennehar . allahümme lekel hamdü bitevfigike gad ehzartenin necate ve cealteni minke fi vilayetil ismeti felem ebrah fi sübügi neamaike ve tetebui elaike mahrusen bike firreddi vel imtinai ve mahfuzen bike fil meneati veddifei anni. allahümme inni ahmedüke iz lem tükellifni fevga tagati velem terdza minni ille taati ve radziyte minni min taatike ve ibadetike düne istideati ve egalle min vüsi  ve magdireti feinneke entellahül melikül haggullezi la ilahe illa ente lem tegib vela tegibu anke gaibetün vela tehfa aleyke hafiyetün velen tezille anke fi zulemil hafiyyeti dzalletün innema emrüke ize eradte şeyen en tegule lehü kün feyekün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( 3 kulhü)</span></span>  allahümme lekel hamdü hamden kesiren daimen misle ma hamedte bihi nefseke ve ezafe ma hamedeke bihil hamidüne ve sebbehake bihil müsebbihune ve meccedeke bihik mümeccidüne ve kebbereke  bihil mükebbirune ve helleleke bihil mühellilüne ve gaddeseke  bihil mügaddisune vevahhedeke bihil müvahhaidüne ve azzemeke bihil müazzimune vestağfereke bihil müstağfirune hatte yeküne leke minni vahdi fi külli tarfeti aynin ve egalle min zelike mislü hamdi cemiil hamidine ve tevhidi esnafil müvahhaidine vel mühlasine ve tagdisi ecnasil arifine vesenai cemiil mühalliline vel müsalline vel müsabbihine ve misle ma ente bihi alimun ve ente mahmudun ve mahbubun ve mahcubun min cemii halgike küllihim minel hayavanati vel beraye vel enam. ilahi eselüke bimesailike ve ergabu ileyke bike fi berekati ma entagdeni bihi min hamdike ve veffagteni lehü min şükrike ve temcidi leke fema eysere me kellefteni bihi min haggike ve agzeme ma veadteni bihi min neamaike ve mezidil hayri ale şükrikebtede teni binniami fadzlen ve tavlen ve emerteni bişükri haggen ve adlen veveadteni aleyhi edzafen ve meziden ve eateydeni min rizgike vesian kesiran ihtiyren ve rizen ve seelteni anhüb şükren yesiran. lekel hamdü allahümme alleyye iz necceyteni ve afeyteni birahmetike min cehdil belai ve derkiş şegai velem tüslimeni lisüi gazaike ve belaike ve cealte melbesiyel afiyete ve evleytenil bestete verrehae ve şereate li eysere gasdi  vedzeafte li eşrefel gasdi mea ma abedteni bihi min mehaccetis şerifeti ve beşşerteni bihi mined derecetil aliyyetir rafiati vestafeyteni bieazemin nebiyyine daveten ve eftalihim şefeaten ve erfaihim dereceten ve egrabihim menzileten ve evzahihim hücceten muhammedin sallahü alleyhi veale elihi veseleme veale cemiil enbiyai velmürselin ve eshabihit tayyibinet tahirine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 külhü)</span></span> allahüme salli muhammedin veala eli muhammedin vagfirli veli ehli veli ihveni küllihim mele yeseuhu ille magfiretüke vele yemhaguhu ille afvüke vela yükafirühu ille tecavuzuke ve fazlüke ve hibli fi yevmi heze veleyleti hezihi ve saati hezihi ve şehri heze ve seneti hezihi yakinen sadigan yühevvinü aleyye mesaibed dünya vel ahireti ve ehzenehüme ve yüşevviguni ileyke ve yurağğibuni fi me indeke vektüb li indekel mağfirete ve belliğnil keramete min indeke ve evziğni şükre me enamte bihi aleyye feinneke entellahüllezi la ilahe illa entel va hidül ehadür rafiul bediul mübdiul muidus semiul alimul lezi leyse li emrike medfeun vela an gadzaike mümteneun ve eşhedüenekke rabbi ve rabbü külli sşeyin fatirus semavati velerdzi alimül gaibi veşşehadetil alliyyül kebirul müteali <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 kulhü)</span></span> allahümme inni eselükes sebete fil emri vel azimete alar rüşdi veş şükri niamike ve eselüke husne ibadetike ve eselüke min hayrin külli ma talamu ve euzü bike min şerri külli ma talamu ve estagfiruke min şerri külli ma talamu inneke ente allamul guyubi ve eselüke li veliehli veliihvani küllihim emnen ve euzu bike min cevri külli cairin ve mekri külli makirin ve zulmi külli zalimin ve sihri külli sahirin ve bagğyi külli bağin ve hasedi külli hasidin ve gadri külli gadirin ve keydi külli kayidin ve adevati külli aduvvin ve ta´ni külli tainin ve gadhi külli gadihin ve hiyeli külli mütehayyilin ve şamatati külli şamitin ve keşhi külli kaşihin. allahümme bike asülü alel a´dai vel kuranai ve iyyake ercü vilayetel ehibbai vel evliyai vel gurabai felekel hamdü mele estatiu ihsaehu  vela ta´didehü min avaidi fadzlike ve avarifi rizgike ve elvani ma evleyteni bihi min irfadike ve keramike fe inneke entallahüllezi la ilahe illa entel faşi fil halgi hamdükel basitü bil cüdi yeduke la tuzaddü fi hükmike vela tünezeu fi emrike ve sultanike ve mülkike vela tüşarekü fi rububiyyetike vela tüzahamü fi haligatike temlikü minel enami ma teşeu vela yamliküne minke ille ma türidü. allahümme entallahül mün imul mütefadzzilül gadirul muktedirul gahirul mugaddesü tereddeytü bil mecdi vel behai veteazzemte bil izzeti vel alai vete ezzerte bil azameti vel kibriai <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 kulhü)</span></span> vetegaşşeyte bilnuri vezziyai vetecellelte bil mehabeti vel behai lekel mennül gadimü vessultanüs şemihu ve mülkül bezihu velcudül vesiu vel gudretül kemiletü vel hikmetül beliğatü vel izzetüş şemiletü felekel hamdü me cealteni min ümeti muhammedin sallalahu aleyhi veseleme ve elihi vehüve efdalü beni edeme aleyhisselamüllezine kerremtehüm ve hameltehüm fil berri vel bahri ve rezagtehüm minettayyibeti ve fadzzeltehüm kesirin min halgike tafdzilen vehalagteni semian basiran sahihan seviyyen salimen muafen velem teşğalni binuksanin fi bedeni an taatike vela biafetin fi cevarihi vela ahetin fi nefsi vela fi agli velem tem na´ni kerameteke iyyaye vehusne saniike indi ve fazle menaihike ledeyye vena´maike aleyye entellezi evsa´te aleyye fiddünya rizgan ve fazzalteni kesirin min ehlihe tafzilen fecealte li seman yesmau eyetike ve aglen yefhemü imeneke ve basaran yera gudreteke ve füeden yağrifu azameteke ve galben yağtegidu tevhideke fe ini lifadzlike aleyye şahidun hamidun şakirun veleke nefsi şakiretün ve bihaggike alleyye şahidetün ve eşhedü enneke hayyun gable külli hayyin ve hayyun bağde külli hayyin ve hayyun bağde külli meyyitin ve hayyun lem teris elhayate min hayyin velem tagtá hayreke ani fi külli vagtin velem tagtá  racei velem tünzil bi ugubetin nigami velem tuğayyir aleyye veseigan niami velem temna anni degaigel isemi felev lem ezkür min ihsaneke ve inamike aleyye ille afveke anni vettevfige li vel isticabete li duai hiyne rafağtu savti bi duaike ve tahmidike ve tevhidike ve temcidike ve tehlilike ve tekbirike ve tağzimkike ve ille fi tagdirike halgi hine savverteni fe ahsente sureti ve ille fi gismetil erzegi hine gaddertehe li lekene fi zelike me yeşgalü fikri an cehdi fekeyfe ize fekkertü finni amil izemilleti etegallebü fihe vela eblugu şukre şeyin min he felekelhamdu adede me hafizehü ilmüke ve cera bihi galemüke ve nefeze bihi hükmüke fi halgüke ve adede me ve siadhü rahmetüke min cemii halgüke ve adede me ehatet bihi gudretüke ve edzafe me testevcibühü min cemii halgüke. allahümme inni mugirun binimetike aleyye fetemmim ihsaneke ileyye fi me bagiye min umri bi ağzeme ve etemme ve ekmele ve ahsene mimme ahsente ileyye fi me medza minhü birahmetike ya erhamerrahimin. allahümme inni eselüke ve etevesellü ileyyke bi tevhidike ve temcidike ve tahmidike ve tehlilike ve tekbirike ve tesbihike ve kemelike ve tedbirike ve tağzimike ve tagdisike ve nurike ve ra´fetike ve rahmetike ve ilmike ve hilmike ve uluvike ve gararike ve fadzlike ve celalike ve menike ve kemelike ve kibriyaike ve sultanike ve gudretike ve ihsanike ve imtinanike ve cemalike ve behaike ve bürhanike ve gufranike ve nebiyyike ve veliyyike ve itretihit tahiriyne en tüsalliye seyyidine muhammedin ve sairi ihvanihil enbiyai vel mürseline ve enle tahrimeni rifdeke ve fadzleke ve cemaleke ve celaleke ve fevaide kerametike fe innehü la tagt´terike li kesreti me gad neşerte minel ataye avaigul buhli vela yungisu cüdeke tagsiru fi şükri nigmetike vela tünfidu hazaineke mevahibukel müttesiatü vela tüessiru fi cüdikel azimi minehükel fe igatül celiletül cemiletül esiletü vela tehafü zayme imlagin fetükdi vela yelhaguke havfü udmin feyüngise min cüdike feyzu fazlike inneke me tesau gadirun ve bil icabetü cedirun. allahümmerzukni galben haşien hadzien dzarian ve aynen bekiyeten ve bedenen sahihen sabiren ve yakinen sadigan bilhaggi sadian ve tevbeten nesuhan ve lisanen zakiren ve hamiden ve imanen sahihen ve rizgen helalen tayyiben vesian ve ilmen nefian ve veleden salihan ve sahiben müvefigan ve sinnen tavilen fil hayri müştegilen bil ibadeti haliseti ve hulugan hasenen ve amelen salihan mütegabbelen ve tevbeten magbuleten ve dereceten rafiaten vemreeten mümineten taieten allahümme la tünsini zikreke vela tüvellini gayreke vela tüemmini mekreke vela tekşif anni setreke  vela tüknitni min rahmetike  vela tübidni min kenefike ve civarike ve eizni min suhtike ve gazabike vela tüeyyisni min rahmetike ve ravhike ve kün li veli ehli veli ihvani küllihim enisen min külli ravatin ve havfin ve haşyetin ve vahşetin ve gurbetin  vagsimni min küllihelketin  ve neccini min külli beliyyetin ve afetin ve ahetin  ve gussatin ve mihnetin ve zelzeletin ve şiddetin ve ihanetin ve zilletin ve galebetin ve gilletin ve cuin ve ateşin ve fagrin ve fagatin ve dzigin ve fitnetin ve vebain ve belain ve garegin ve hargin ve bergin ve sergin ve harin ve berdin ve nehbin ve gayin ve dzalalin ve dzaletin ve hemmetin ve zelelin ve hataye ve hemin ve gamin ve meshin ve hasfin ve gazfin ve halletin ve illetin ve meradzin ve cununin ve cuzamin ve berasin ve felacin ve basurin ve selesin ve nagsin ve heleketin ve fadzihetin ve gabihatin fiddareyni inneke la tuhliful mi ad. allahümme erfeani vela teza´ni vedfeanni vela tedfeani ve atini vela tahrimni ve zidni vela tüngisni verhamni vela tuazzibni ve ferric hemmi vekşif gammi ve ehlik aduvvi vensurni vela tahzulni ve ekrimni vela tuhinni vesturni vela tefzahni ve esirni vela tü´sir aleyye vahfezini vela tüzayyi´ni fe inneke külli şeyin gadirun ya agdarel gadiriyne veya esraal hasibine ve sallahu alla seyidine muhammedin ve elihi ve selleme ecmaine ya zel celali vel ikrami allahümme ente emertene bi duaike ve veadtene bi icabetike ve gad deavneke keme emertene fe ecibne kema ve adtene  ya zel celali vel ikrami inneke la tuhliful miad allahümme ma gadderte li min hayrin ve şeratü fihi bitevfigike ve teysirike fe temmimhü li biahsenil vücuhi külli he ve esvabihe esfehe fe inneke ma teşeü gadirun ve bil icabeti cedirun nigmel mevla ve nigmen nasiru veme gadderte li min şerin ve tuhaziruni min hü ve esrifhu anni ya hayyu ya kayyumu ya men gamet essemavetü vel erzu bi emrihi ya men yumsikus semae entegaa alel ardzi ille bi iznihi ya men emruhu iza erade şeyen enyagule lehu kunfeyekun. fesubhanellezi biyedihi melekütü külli şeyin ve ileyhi türceun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(subhanallahil gadiril gahiril gaviyyil azizil cebbaril hayyil gayyumi bile muiynin vela zahirin birahmetike estagisu 3 defa)</span></span> allahümme hezedduaü ve minkel icabetü ve hezel cuhdü minni ve aleyket tuklanü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(vela havle vela guvvete illa billa hil aliyyil azim 3 defa)</span></span> velhamdülillahi evvelen ve ahiren ve zahiren ve batinen ve sallallahu seyyidine muhammedin ve elihi ve eshabihit tayyibinet tahirine ve selleme teslimen kesiran esiren daimen ebeden ila yevmiddin ve hasbunallahi ve nigmel vekilu velhamdülillahi rabbil alemine ve sallallahu seyyidine muhammedin veala elihi fi külli lamhatin ve nefesin adede me vesiahu ilmullah.<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa, veya orta haddesi, Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir, En Fazla Günde Yedi Defa okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Elif, Lâm, Mîm<br />
 Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.<br />
 Ellezîne yu'minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.<br />
 Vellezîne yu'minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik ve bil âhireti hum yûkınûn.<br />
 Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn.<br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,<br />
 ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.<br />
 Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.<br />
 Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, <br />
 elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir, <br />
 subhânallâhi ammâ yuşrikûn.<br />
 Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, <br />
 yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.<br />
<br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim.<br />
 <br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
 <br />
 Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.<br />
 Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.<br />
 Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.<br />
 <br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
 <br />
 Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
  <br />
 Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs. <br />
 Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim. <br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<br />
 La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym<br />
 La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym<br />
 La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
 <br />
 Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.<br />
 <br />
 Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.<br />
 <br />
 Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.<br />
 <br />
 Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.<br />
 <br />
 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr.<br />
 <br />
 Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
 <br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun.<br />
 <br />
 Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
 <br />
 Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulîye, innallâhe kaviyyun azîz.<br />
 <br />
 Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.<br />
 <br />
 Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr.<br />
 <br />
 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.<br />
<br />
 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.<br />
<br />
 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FEFRUG DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Ya Rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ehli ve zevci ve evladi ve benati ve ahî (ve uhti) ve ümmi (ve ebi) ve Hırrateyn vel buragi vel buyuti  veşşeceri vel maali fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VAHFIZ DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Allahümme vahfız li veli ehli veli habibi ve mahbubi ve ala elihim<br />
vesahbihim. Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allahümme vahfız Salati, ve zikri, ve ayeti, ve hadisi, ve kelimaati, ve<br />
tekbiri, ve tahmidi, ve temcidi, ve tekbiri, ve tesbihi ve takdisi,<br />
vesselami, vesselavati, veş şükri ve duai,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allahümme vahfız beyti ve maali ve rızki ve hayvani, ve<br />
nebati ve şeceri, ve eşyai, ve ragiybi, ves sayhi, ve nuri, ve dziyai, ve<br />
nefesi, vemededü, ve taakati, ve kuvveti ve sıhhati, ve mederu ve<br />
firaseti ve akli, ve dini ve peygamberi, vel imani, vel islami,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allâhümmahfaz esnânî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz ayneyye fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz şa‘rî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz ezâfirî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz cildî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz adalâtî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz bedenî ve cemî‘a a‘dâî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
-----------------------------------------------------------<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı:</span></span><br />
<br />
“Allah’ım, dişlerimi sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, gözlerimi sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, saçlarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, tırnaklarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, cildimi sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, kaslarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, bedenimi ve bütün organlarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.”<br />
<br />
------------------------------------------------------------<br />
<br />
Allahümme vahfız beyti, ve ehli, ve harati, ve cirani, ve karyeti, ve ehle karyeti, vel medineti, ved devleti ve vatanı, ve ehlel devleti, ve dini ve vatanı, ve ihvani fil-vatanı, ved dunyana, vel hayavanatina ve nebatatina ve eşcarana ve madenina fid-dunya, veş şemsena ve nizamena, ve ehlena vel-insaniyyete min kulli dâin ve belâin ve âfetin,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym, Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allahümme vahfız ceddi ve ebii, ve ümmi ve eahaveyti, ve zevci, ve veledi, ve benati, vel üstazi, vel mürşidi,<br />
vessaddiygi, ve ihvani, ve seyyidi ve şerifi, vel meleki, vel feleki,<br />
veşşemsi vel kameri, vessemai velardzi ve ma beynahüma,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
 Allahümme vahfız seyyidina Ademe,ve ibrahime,ve ismaile,ve ishaka, ve Hızır, ve Lokman,seyyidatina Meryem,ve seyyidina isa, ve Cebraile, ve Mikaile, ve israfile, ve Azraile,ve Feryaile, ve Melekei Hameleyi Arş,vel Münker Nekir, ve Kiramen Katibiyn Meleklerim, ve Hafaza Meleklerim,ve Cemi il Melaiketül Mukarrebun,<br />
 Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym.Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız Mehdiyyil Müntezar ve ala ealihim ve sahbihim ecmaiyn,<br />
 Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız seyyidina Hüseyin,ve Hasan, ve seyyidetina Fatima<br />
 Allahümme vahfız seyyidina ve mevlana imam Ali,ve imam Osman bin avfan, ve imam ömer ibnul Hattab,ve imam Ebubekri Sıddıyg, Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız zamani ve vakti ve seneti ve şehru, ve yevmi, ve<br />
 saati ve aani, Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.  Rabbena ve takabbel<br />
 bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul<br />
 hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.<br />
 Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 Fallâhu Hayrun Hâfizen ve Hüve Erhamur Râhimîn. <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZEMZEM DUASI</span></span><br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMUR  VEYA KAR DUASI</span><br />
 <br />
 Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.<br />
 Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.<br />
 Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.<br />
 <br />
 Allâhümme innî es’elüke kalben haşıen, hadzıen, zarien, ve aynen bakiyeten, ve bedenen sahihen, sabiren, ev yakinenen sadigen, bil hakkı sadien, ve tevbeten nasuhen ve lisanen zakiren, ve hamiden, ve imanen sahihen,ve ilmen nafian ve rızkan helalen tayyiben ve vesian, ve veleden ve binten salihan ve salihaten ve sahiben müvafigan, ve sinnen taviylen, fil hayri müşteğılen bil ibadeti haliseten, ve huligan hasenen, ve amelen salihan mütekabbelen, ve tevbeten makbuleten, ve dereceten rafiaten, ve ömreten müminen ev mümineten ve taiaten, (erkekler sadece müminen der Kadınlar ise mümineten der)<br />
 <br />
 Burada Kar Yağması için soğuk süt,<br />
 Yağmur yağması içinde soğuk  Zemzem<br />
 Veya Menba Suyu içilir<br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AÇIKLAMA</span></span><br />
 <br />
 Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham<br />
 yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan buraya kadar yani Es elüke<br />
 Duasına kadar okuduktan hemen sonra<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yağmur veya kar yağması için:</span></span><br />
 <br />
 Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş doğması için:</span></span><br />
 <br />
 ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tas:</span></span> küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su veya Süt :</span></span> Vücut sıcaklığından soğuk olacak.<br />
<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> içildikten sonra duaya buradan itibaren devam edilir:</span></span><br />
 <br />
 Allahümmecalni sa’yen meşkuren ve zenben mağfuren ve amelen makbulen ve ticareten len tebur. Sübhanekellahümme ve bihamdik. Eşhedü en la ilahe illa ent. esteğfirullahe ve etubu ileyk.<br />
 Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulüh.<br />
 Allahümmecalni minttevvabiyne vel mütetahhiriyn.<br />
 <br />
 Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.<br />
<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVATI KEBiR</span></span><br />
 <br />
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali<br />
 Seyyidina Muhammed,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Ademe, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Şid,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina idris,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Nuh, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hud,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Zülkarneyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Lokman,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hızır,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ilyas,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Elyesa,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Zülkiful,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hızkıl,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Şa ya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Eyüb,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Üzeyir,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Salih,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yunus,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yuşa,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ibrahim, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ismail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ishak,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Lut,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yakub,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yusuf,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Bünyamin,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Davud, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Süleyman,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Şuayb,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Harun,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Musa, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina irmiya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Zekeriyya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yahya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina isa, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina  isna aşere Havariyyun,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yemleyha, mekseline, misline, mernuş, debernuş<br />
 sşazenuş, kefetatayyuş, Kıtmir,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Mehdiyyil Müntezar ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Ali Zeynel Abidiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeyneb,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamül Hüseyin,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamül Hasan,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ali,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Osman bin Avfan,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ömerul Hattab,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ebubekru Sıddık,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Halimeyi Sadiye,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeynep,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rukiye,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ümmü Gülsüm,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ayşei Saadıka,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Haticetül Kübra,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Safura,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rabia,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Daniel,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniele,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Assiye,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Maşite,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Belkıs,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Züleyha,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ra'le,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Hacer,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Sare,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Havva<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Cebrail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Mikail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina israfil,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rafaella,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Azaril,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara,  Azra, Zaraelle<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
 velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
Rabbena vetekabbel bi salavati, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib salavati birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YASiN SURESi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Yasin<br />
 Vel kur'anil hakiym<br />
 İnneke le minel murseliyn<br />
 Ala sıratım müstekıym<br />
 Tenziylel aziyzir rahıym<br />
 Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun<br />
 Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun<br />
 İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun<br />
 Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun<br />
 Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun<br />
 İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım<br />
 İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim mübiyn<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasin Suresinin Birinci Sayfası buraya kadar</span></span><br />
 <br />
 Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun<br />
 İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun<br />
 Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa tekzibun<br />
 Kalu rabbüna ya'lemü inna ileyküm le murselun<br />
 Ve ma aleyna illel belağul mübın<br />
 Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym<br />
 Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun<br />
 Ve cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn<br />
 İttebiu mel la yes'elüküm ecrav vehüm mühtedun<br />
 Ve ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun<br />
 E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la yünkızun<br />
 İnnı izel le fı dalalim mübın<br />
 İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun<br />
 Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya'lemun<br />
 Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn<br />
 Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn<br />
 İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun<br />
 Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun<br />
 Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun<br />
 Ve in küllül lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun<br />
 Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye'külun<br />
 Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun<br />
 Li ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun<br />
 Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun<br />
 Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun<br />
 Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym<br />
 Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym<br />
 Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun<br />
 Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun<br />
 Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun<br />
 Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun<br />
 İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn<br />
 Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun<br />
 Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn<br />
 Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın<br />
 Ve yekulune mete hazel va'dü in küntüm sadikıyn<br />
 Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun<br />
 Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun<br />
 Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun<br />
 Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun<br />
 İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna muhdarun<br />
 Fel yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta'melun<br />
 İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun<br />
 Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun<br />
 Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun<br />
 Selamün kavlem mir rabbir rahıym<br />
 Vemtazül yevme eyyühel mücrimun<br />
 Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn<br />
 Ve enı'büduni* haza sıratum müstekıym<br />
 Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta'kılun<br />
 Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun<br />
 Islevhel yevme bima küntüm tekfürun<br />
 El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun<br />
 Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun<br />
 Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun<br />
 Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya'kılun<br />
 Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur'anüm mübiyn<br />
 Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın<br />
 E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha malikun<br />
 Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun<br />
 Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun<br />
 Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun<br />
 La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun<br />
 Fela yahzünke kalühüm* inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun<br />
 Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın<br />
 Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım<br />
 Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım<br />
 Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun<br />
 Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım<br />
 İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun<br />
 Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZ SURELERi</span></span><br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fil Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Elem tera keyfe fe’ale rabbuke biashâbilfîl. Elem yec’al keydehum fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece’alehum ke’asfin me’kûl.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kureyş Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Li’î lâfi Kurayş’in. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’budû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehum min cû’in ve âmenehum min havf.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maun Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Era’eytellezî yukezzibu biddîn. Fezâlikellezî, yedu’ulyetîm. Ve lâ yehuddu alâ ta’âmilmiskîn. Feveylun lilmusallîn. Ellezîne hum an salâtihim sâhûn. Ellezîne hum yurâûne. Ve yemne’ûnelmâ’ûn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kevser Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 İnnâ a’taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke huvel’ebter.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kafirun Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Yâ eyyuhel kâfirûn. Lâ a’budu mâ ta’budûn. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Ve lâ ene âbidun mâ abedtum. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Lekum dînukum veliye dîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nasr Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tebbet Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ eğnâ anhu mâluhû ve mâ keseb. Seyeslâ nâren zâte leheb. Vemraetuhû hammâletelhatab. Fî cî dihâ hablun min mesed.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ihlas Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MUAVEZETEYN</span></span><br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Felak Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nas Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.<br />
 Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.<br />
 Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.<br />
 Hışmından Yine Sana Sığınırım.<br />
 <br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn.İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EBCED VE EBCED DUASI</span></span><br />
 <br />
 Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.<br />
 Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.<br />
 Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.<br />
<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FETiH SURESi SON AYET</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim,<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Muhammedun resûlullâh, vellezîne meahû eşiddâu alâl kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadzlen minallâhi ve rıdzvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd, zâlike meseluhum fît tevrâti, ve meseluhum fîl incîl, ke zer’in ahrace şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuüffâra, vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfiraten ve ecren azîmâ.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EBCED DUASI</span></span><br />
 <br />
 (Listedeki isimlerden (amca, teyze,..) size uygun olanlarını duanızda zikrediniz.<br />
<br />
Alfabe Duası Budur<br />
<br />
Ya Rabbi okuduğum Bu alfebenin harflerini ve fetih suresinin son ayetinin harflerini çokca çoğaltta onlar ile<br />
Namazlarimda ve sari vakitlerimde, şimdiye kadar okuduğum, ve bu gün içinde okuyacağım, ve bugünün devami olan gündüzde, ve onun devami olan gecede, ve gecenin devamı olan gündüzde, başlangıçtan şimdiye kadar, şimdiden bitirişe kadar, okudugum ve okuyacağım, Bütün Dualarımdaki, Zikirlerimdeki, surelerdeki, ayetlerdeki,<br />
tahmidlerimdeki, temcidlerimdeki, tehlillerimdeki, tekbirlerimdeki, tesbihlerimdeki, takdislerimdeki, salavatlarımdaki, selamlarımdaki, şükürlerimdeki, hamdlarımdaki, hatalarımı yanlışlarımı düzelt, Gerekli olan eksiklerimi tamamla, yanlış olan fazlalarımı gider, ve dogru okunmuşlar silsilesine kat, ve onların feyizinden, bereketinden, şifasından, hıfzı inayetinden ve ilminden ve faydasından, beni, benden eksilmeksizin Eşimi (Karımı veya kocamı) ve Çocuklarımı (oğlumu ve oğullarımı kızımı ve kızlarımı), Annemi ve Annelerimi, Babamı ve Babamlarımı, Dedemi ve Dedelerimi, Ninemi ve Ninelerimi, Dayımı ve Dayılarımı, Teyzemi ve Teyzelerimi, Amcamı ve Amcalarımı, Halamı ve Halalarımı, Yeğenimi ve Yeğenlerimi, Kuzenimi ve Kuzenlerimi, Abimi ve Abilerimi, Ablamı ve Ablalarımı, Kardeşimi ve Kardeşlerimi, Kayınbabamı ve Kayınbabalarımı, Kaynanamı ve Kaynanalarımı, Kaynımı ve Kayınlarımı, Baldızımı ve Baldızlarımı, Damadımı ve Damatlarımı, Gelinimi ve Gelinlerimi, Dünürümü ve Dünürlerimi, Gizli Kalmış Evladlarımı ve Annelerini ve ehli beytimi,Annemden Tarafa Geçmişlerimizi,Babamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Annemden Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Babamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kaynanamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kayınbabamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kaynanamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kayınbabamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından Geçmişlerimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından yaşayan akrabai ıyalimizi ve Mehdi ve sevenlerini ve Cemaatini, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, ve şimdiden kıyametin sabahına kadar intsab edecek olanları, sevenlerimi ve sevdiklerimi, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, ve Kırk Fersah Sağa Sola, Öne Arkaya, Alta Ve Üste, Bulunduğumuz Yerlerdeki imanlı Komşularımızı da bu dua zikir ve ayetlerden, Surerlerden ve tahmidlerimden, temcidlerimden, tehlillerimden, tekbirlerimden, tesbihlerimden, takdislerimden, salavatlarımdan, selamlarımdan, şükürlerimden, hamdlarımdan, ve hatimlerimizden nasiplendir.<br />
Ve Ayrıca Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla ve Silsileyi Melaemi de nasiplendir.<br />
<br />
Ve Ayrıca Rızkımızın ve iaşemizin temininde ekilip biçilip, dokunup kesilip biçilip, ve benzeri her türlü  bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ayrıca, kullandığımız alet ve edevatın, ve hizmetlerin icadından bu güne kadar geliştirilmesinde ve bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ve Ayrıca Hediye ettiğim o sayfalarımın o bölümlerini, şu andan itibaren ziyaret edecek  ehli imanın, her ziyaretinde olmak üzere, kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı, Âl ve ashabını, Ehl-i Beytini, evlâd-ı tâhirelerini ve ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. Bana, ehlime ve müntesiblerime düşmanlık edenler hariç olmak üzere Ve ayrıca ölmüş ve yaşayan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i ve kıyamete kadar gelecek olan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i de nasiplendir. Ve ayrıca bütün diğer peygamber hazretlerini, evlâd-ı tâhirelerini, ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. ve Bana, ehlime ve müntesiblerime düşmanlık edenler hariç olmak üzere Ehl-i iman ümmetlerini de nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Osmanlı ecdadımızı da nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Mustafa Kemal ve Milli Mücadele'deki Silah Arkadaşlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Vatanımızın savunmasında emeği ve hizmeti olan şehitlerimizin ve gazilerimizin de ruh ve ruhaniyetlerini nasiplendir.<br />
<br />
Ya Rabbi, Başlangıçtan kıyametin sabahına kadar, bu tarikata intisab eden herkes, zikrimizin, başlangıç, yani giriş duasını okuduktan sonra, bir defa euzu besmelesini de okuyan herkes, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile zikrin devamını eksik kalan kısımlarını tamamla , yine silsileye hediye edilen fatiha ve kulhulerden de, baştan bir tanesine okuyanın, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile devamını ve eksik olanlarını tamamla<br />
<br />
Ya Rabbi ayrıca okuduğumuz Hediye paketimiz olan Yasin ihlas fatiha ve Raşidi hatimlerimizin harflerini öyle çoğalt ki, hediye ettiğim, bu günkü hediye paketimden bir adet hediye etmiş olayım saydığım her bir kimseye. Amiyn<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemine Amiyn.<br />
<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VEDFEA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Allahümme vedfe'anna küfrel kafiriyne, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BiRLEŞiK ESMALAR</span></span><br />
 <br />
 Allahümme Ente Rabbi La ilahe illa ente halakteni, ve ene abdüke, fağfirli zünubi, feinnehu la yağfiruzzunube illa ent.<br />
 Ya Evvelu Ya Ahiru Ya Zahiru Ya Batinu, Ya Hayyul Kaayum, Ya Eahdü Ya Samedu, Ya Muhyi Ya mümitu, Ya mü minu Ya müheyminu Ya muiydu, Ya Raşidu Ya Saburu, Ya Baai*sü (peltek se)Ya Baaki, Razzakul Kerim, Melikul Adlil Yakin, Azizul Hakim, Azizun Züntikam, Settarul Kerim, Şefikul halim, Ya Halim Ya Selim, Ya Mecidi Ya Vedudu, Raufurrahim, Rahmanur Rahim, Aalimul gaybi veş şehadeh, Zül Kuvvetil Metiyn, Ya Hadi Ya Mehdi, Ya Hasibu Ya muhasibu, Ya habiru Ya muhabiru, Ya Haafizu Ya Muhafizu,Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.<br />
 <br />
 Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
 Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
 Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
 <br />
 Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
 Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
 Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAHMAN SURESiNDEN PASAJLAR</span></span><br />
 <br />
 Halakal insâne min salsâlin kel fahhâr,Ve halakal cânne min mâricin min nâr,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
 Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân ,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
 Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânnun ,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân<br />
 Mudhâmmetân, Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAVAF VE SADAKA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
 Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
 Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dikkat :</span></span> Burada  iki rekat nafile  Tarikat namazı kılınır, birinci rekatta  bir fatiha ve üç kadir suresi okunur, ikinci rekata bir fatiha  ve üç ihlas suresi okunur.  namaz tamamlanır ve selam verdikten sonra<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sonra bir geriden başlayıp devam ediniz yani</span></span><br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAY ETME VE SEHER DUASI</span></span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NEFIY DUASI (ŞERiK KEHRWERT)</span><br />
 <br />
 Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
 Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
 Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
<br />
 <br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 <br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBiH</span></span><br />
 <br />
 Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.<br />
 Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.<br />
 Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KiLiT DUALARI</span></span><br />
 <br />
 Rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrace sıdkın vec’allî min ledunke sultânen nasîrâ.<br />
 Rabbişrah lî sadrî, Ve yessir lî emrî, Vahlul ukdeten min lisânî, Yefkahû kavlî, Rabbi Zidnî İlmen Ve Fehmen Ve Elhıkni Bissalihin.<br />
 (Sabah Zikrediyorsak Burası Okunur) Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn.<br />
 (ikindi ve Akşam Zikrediyorsak Burası Okunur) vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BORÇLARI KOLAYCA ÖDEME iMKANI DUASI</span></span><br />
<br />
 Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.<br />
 <br />
 Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.<br />
 <br />
 Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RIZIK DUASI</span></span><br />
<br />
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,<br />
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,<br />
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn.<br />
<br />
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb,<br />
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb,<br />
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb.<br />
<br />
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin,<br />
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin,<br />
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜZEL KADER DUASI</span></span><br />
<br />
Ya Zül-kadrillezi yektübu akdarena, uktüb li ve li aileti ve li ehli ve li müntesibiyye (el-müntesibine ile't-tarikati'r-raşidiyye) kaderen hasenen, ya Zül-kadr, ya Zül-kadr, ya Zül-kadr, ve huve ala ahsenu takdiran takdira. ve huve ala külli şey'in kadirun muktedira.<br />
<br />
"Ey kaderlerimizi yazan (her şeyi takdir ve tayin eden) Kudret Sahibi Rabbim! Benim, ailemin, ehlimin (yakınlarımın) ve (Râşidî tarikatına) intisap edenlerin hakkında güzel bir kader yaz. Ey Kudret ve Takdir Sahibi! (3 kere). Ve O, takdir edenlerin en güzel şekilde takdir edenidir. Ve O, her şeye (gücü yeten) Kadîr ve (istediğini yapmaya) Muktedir'dir."<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SiLGi DUASI FASILA 1</span></span><br />
 <br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANA BABA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.<br />
 Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.<br />
 Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLAT DUASI</span></span><br />
<br />
Rabbî unsur evlâdî fî yusrihim ve usrihim kemâ nasarûnî fî yusrî ve usrî.<br />
<br />
Evlatlarımın Bana Zor ve Dar günüm de Yardım ettikleri gibi,<br />
Sen de onların zor ve dar günlerin de Evlatlarıma Yardım et Rabbim,<br />
<br />
Evlatlarımın Bana iyi günüm de de Yardım ettikleri gibi,<br />
Sen de onların iyi günlerin de de Evlatlarıma Yardım et Rabbim,<br />
<br />
Burada "Evlatlarım" kelimesini size yardımı olanlar ile değiştirebilirsiniz (amcam,teyzem,dostum, vs,..) ve bu duanın altında onlarada dua edebilirsiniz ayrıca<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EŞ DOST DUASI</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Bana iyilik yapana iyilik ver, beni seveni sev, bana bağışlanma dileyeni bağışla,<br />
bana kötülük edene ona layık olanı ver, bana katından yardımcı salih dostlar nasip et.<br />
<br />
Allah'ım! Bize iyilik yapana iyilik ver, bizi seveni sev, bize bağışlanma dileyeni bağışla,<br />
bize kötülük edene ona layık olanı ver, bize katından yardımcı salih dostlar nasip et.<br />
<br />
وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَاناً نَص۪يراً<br />
Vec'al li min ledunke sultanen nasira.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLAT iSTEME DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeten. Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn. Hasbiyallah, Hasbiyallahu tevekkeltü alallah, Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SiLGi DUASI FASILA 2</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,<br />
 Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,<br />
 Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ.rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih,<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 1 - AMENERRASULÜ</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Âmener resûlu bimâ ünzile ileyhi min rabbihî vel mü’minûn, küllün âmene billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulih, lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih, ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr. Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ, lehâ mâ kesebet, ve aleyhâ mektesebet, rabbenâ lâ tüâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih, va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KOLAYLAŞTIRMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,<br />
 Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,<br />
 Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,<br />
 Fe izâ feragte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iNŞiRAH SURESi - RAHATLATMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 E lem neşrah leke sadrek. Ve veda‘ nâ anke vizrek. Ellezî enkadza zahrek. Ve refa’nâ leke zikrek. Fe inne maal usri yüsran. İnne maal usri yüsrâ. Fe izâ ferağte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KIBLE DUASI</span></span><br />
 <br />
 İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TANRILIK DUASI</span></span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MESiH DUASI</span><br />
 <br />
 İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehü kün fe yekûn. Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HELALLEŞME DUALARI</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ âtinâ fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten vegınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
 Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekumü'lhisâb.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT MUHAAMED (SALLi BARiK)</span></span><br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.<br />
 Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT MEHDi (SALLi BARiK)</span></span><br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve Muhammede ve alâ âli seyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.<br />
 Allâhumme bârik alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve Muhammede ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEHDi VE HiDAYET DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.<br />
<br />
 Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.<br />
<br />
 Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DOĞRULUĞU VE DOĞRU YOLU BULMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbinsurnî bima kezzebûn. İhdina's-sırat'al-mustegıym. Sıratallezîne en'amte aleyhim ğayr'il-mağdzûbi aleyhim veleddyâllîn.Amin. <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HIZIR DUASI</span></span><br />
 <br />
 Ente veliyyuna feğfir lena zünübena verhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn.<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül varisiyn<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül fatihiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül hakimiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül faziliyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrünnasiriyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül muhsiniyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrüş şafiiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül müşfikun,<br />
 sübhaneke ente ilahe sadıgul vadül emin<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül makiriyn<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül kaviyyul kaimü,<br />
 sübhaneke ente ilaher raufürrahimu<br />
 vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, ya Allah.<br />
 <br />
 ve salli ala Muhammedin ve adede men salli aleyhi ve adede gatratil emtari ve adede evragil eşcari ve adede enfasil müstagfiriyne bil eshari ve adede ma kane vema yekünu li yevmil haşri vel garari ve salli aleyhi ma teagabelleyli vennehari ve salli aleyhi mahtelefel melavani ve teagabel asrani ve kerrerel cedidani vestagbelel fergadani ve adede emvacil bihari ve adede merri mali vet ticari<br />
<br />
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn<br />
 <br />
 velhamdülillahi rabbil alemiyn.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HURUFU MUKATA - ÇEKiRDEK VE TOHUMLAR - ÖZ </span></span><br />
 <br />
 Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Kef He Ye Ayn Sad Kifayetüna, Ha mim Ayn sin Kaf Himayetüne, Feseyekfikehümullahuvehüvessemiulaliym, Feseyekfikehümullahuvehüvessemiulaliym, Feseyekfikehümullahu ve hüvessemiulaliym. Elif La Mim, Elif La Mim, Elif La Mim, Elif La mim Ra, Elif La mim Ra, Elif La mim Ra, Ya Sin, Ya Sin, Ya Sin, Ta Sin, Ta Sin, Ta Sin, Ta Sin Mim, Ta Sin Mim, Ta Sin Mim, Ta Ha, Ta Ha, Ta Ha, Sad, Sad, Sad, Nun, Nun, Nun. Kün Feyekün.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FiTNEDEN KORUNMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû. Vağfirlene zünübene verhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn.<br />
 <br />
 Ey Rabbim, Beni ve Eşimi ve Evladlarımı, Ana Babamı, Mehdi ve Cemaatini, Sevenlerimi, Sevdiklerimi, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intisab etmiş olanları, ve şu andan itibaren Kıyametin Sabahına kadar intisab edecek olanları, yeryüzünde ve kainatta ve bedenlerimizde, fitne ve fücurun ve küfrün ve kafirliğin sebebi kılma, ve seni inkar edenlerin, inkarının sebebi de kılma bizleri. Günahlarımızı bağışla, sen bağışlayanların en merhametlisisin. Amiyn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 2 - AMENTÜ</span></span><br />
 <br />
 Amentü billahi ve melâiketihi, ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina'llâhi teâlâ ve'l-ba'*sü ba'de'l mevtu Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah,<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
 <br />
 <br />
 Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
 Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
 Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
 <br />
 Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAPTiYE DUASI</span></span><br />
 <br />
 Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike,<br />
 Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike,<br />
 Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBiHAT</span></span><br />
 <br />
 Vehüvel aliyyul azimu zülcelali Sübhanallah.<br />
 <br />
 Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah.<br />
 <br />
 Sübhanelbaki Daimen Elhamdülillah.<br />
 <br />
 Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah.<br />
 <br />
 Ya Rabbi, Sen, Senin, Seni, Sena ve teazim ettiğin gibi, Aziz ve Yücesin ve Büyüksün, Ya Rabbi, biz Seni, Senin, Seni, Sena ve teazim ettiğin gibi, Sena ve Teazim edemeyebiliriz, gücümüz ona yetmeyebilir.<br />
 <br />
 Rabbül Alemine Teala Şanühü Allahuekber.<br />
 <br />
 Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber.<br />
 <br />
 Rabbi inneke afuvvün, tuhibbul afve Fağfuanni.<br />
 <br />
 Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah.<br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed.<br />
 Allâhumme barik alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed.<br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi.<br />
 Allâhumme barik alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi.<br />
 <br />
 La ilahe illallah, La ilahe illallah, La ilahe illallah,<br />
 Muhammedun Rasulallah.<br />
 <br />
 Allah,Allah,Allah,Allah,Allah,Allah...<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DiKKAT :</span></span> ZiKRiMiZiN BURASINDA  en az yukardaki kadar yani altı defa "Allah" Zikri Zikredilir, veya vakitleri müsait olanlar ise Okuyabilenler ise  21 Hazirana kadar “666 Allah zikri” çekilir zikredilir, gün döndükten sonra, yani  21 Haziran dan sonra, 21 Aralığa kadar, sadece “ 66 Allah zikri” çekilir zikredilir. 21 Araliktan sonra ise Tekrar “ 666 Allah zikri” çekilmeye başlanır, taaki  yine 21 Hazirana kadar.<br />
 <br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.<br />
ve hüm fıha halidun,<br />
ve hüm fıha halidun,<br />
ve hüm fıha halidun,<br />
<br />
<br />
Ya Rabbi!<br />
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun,<br />
Beni, Eşimi, Oğlumu, Kızımı, Annemi, Babamı,  Dedelerimi, Ninelerimi, Dayılarımı ve ailelerini, Teyzelerimi ve ailelerini , Amcalarımı ve ailelerini, Abilerimi ailelerini, Ablalarımı ailelerini, Kardeşlerimi ailelerini, Yeğenlerimi ailelerini, Kuzenlerimi ailelerini, Kaynanam ve Kayınbabam ve ailesini, Gizli kalmış çocuklarımı ve Annelerini, Sevenlerimizi, Sevdiklerimizi, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, şimdiden kıyametin sabahına kadar intisab edecek olanları, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, Mehdi ve Cemaatını  o mirası devralan Salih ve Bahtiyar kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır"  ve hüm fıha halidun Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Âmin, Âmin, Âmiyn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karınca Duası (Bereket Duası)</span></span><br />
 <br />
 Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va'dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sefer Duası</span></span><br />
 <br />
 Sübhânellezî sehhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn. Ve innâ ilâ rabbinâl munkalibûn.<br />
 <br />
 Bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbı le ğafurur rahıym.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ashabi Kehf'in Duası</span></span><br />
 <br />
 Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salatentüncina Duası</span></span><br />
 <br />
 Allahumme salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammedin salaten tüncina biha min-cemi'il-ehvali vel afat. Ve takdi lena biha cemial hacat ve tutahhiruna biha min-cemii's-seyyiat ve terfe'una biha ındeke a'la'd-deracat ve tubelliğuna biha aksa'l-ğayat min cemiil-hayrati fi'l-hayati ve ba'del-memat. Hasbunellahu ve ni'mel vekil, Hasbunellahu ve ni'mel vekil, Hasbunellahu ve ni'mel vekil, ni'mel mevla ve ni'me'n-nasir. Ğufraneke rabbena ve ileyke'l-masir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Esmaül Hüsna</span></span><br />
<br />
Allah Celle Celalühü, er-Rahmân Celle Celalühü, er-Rahîm Celle Celalühü, el-Melik Celle Celalühü, el-Kuddûs Celle Celalühü, esSelâm Celle Celalühü, el-Mü’min Celle Celalühü, el-Müheymin Celle Celalühü, el-Azîz Celle Celalühü, el-Cebbâr Celle Celalühü, elMütekebbir Celle Celalühü, el-Hâlık Celle Celalühü, el-Bâri’ Celle Celalühü, el-Musavvir Celle Celalühü, el-Gaffâr Celle Celalühü, elKahhâr Celle Celalühü, el-Vehhâb Celle Celalühü, er-Rezzâk Celle Celalühü, el-Fettâh Celle Celalühü, el-Alîm Celle Celalühü, el-Kâbıd Celle Celalühü, el-Bâsıt Celle Celalühü, el-Hâfıd Celle Celalühü, er-Râfi Celle Celalühü, el-Muiz Celle Celalühü, el-Müzill Celle Celalühü, el-Basîr Celle Celalühü, es-Semi’ Celle Celalühü, el-Hakem Celle Celalühü, el-Adl Celle Celalühü, el-Lâtîf Celle Celalühü, el-Habîr Celle Celalühü, el-Halîm Celle Celalühü, el-Azîm Celle Celalühü, el-Gafûr Celle Celalühü, eş-Şekûr Celle Celalühü, el-Aliyy Celle Celalühü, el-Kebîr Celle Celalühü, el-Hafîz Celle Celalühü, el-Mukît Celle Celalühü, el-Hasîb Celle Celalühü, el-Celîl Celle Celalühü, el-Kerîm Celle Celalühü, er-Rakîb Celle Celalühü, el-Mücîb Celle Celalühü, el-Vâsi’ Celle Celalühü, el-Hakîm Celle Celalühü, el-Vedûd Celle Celalühü, el-Mecîd Celle Celalühü, el-Bâis Celle Celalühü, eş-Şehîd Celle Celalühü, el-Hakk Celle Celalühü, el-Vekîl Celle Celalühü, el-Kaviyy Celle Celalühü, el-Metîn Celle Celalühü, el-Veliyy Celle Celalühü, el-Hamîd Celle Celalühü, el-Muhsî Celle Celalühü, el-Mübdî Celle Celalühü, el-Muîd Celle Celalühü, el-Muhyî Celle Celalühü, el-Mümît Celle Celalühü, elHayy Celle Celalühü, el-Kayyûm Celle Celalühü, el-Vâcid Celle Celalühü, el-Mâcid Celle Celalühü, el-Vâhid Celle Celalühü, es-Samed Celle Celalühü, el-Kâdir Celle Celalühü, el-Muktedir Celle Celalühü, el-Mukaddim Celle Celalühü, el-Muahhir Celle Celalühü, el-Evvel Celle Celalühü, el-Âhir Celle Celalühü, ez-Zâhir Celle Celalühü, el-Bâtın Celle Celalühü, el-Vâli Celle Celalühü, el-Müteâlî Celle Celalühü, el-Berr Celle Celalühü, etTevvâb Celle Celalühü, el-Müntakim Celle Celalühü, el-Afüvv Celle Celalühü, er-Raûf Celle Celalühü, Mâlikü’l-Mülk Celle Celalühü, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm Celle Celalühü, el-Muksit Celle Celalühü, el-Câmi’ Celle Celalühü, el-Ganiyy Celle Celalühü, el-Muğni Celle Celalühü, el-Mâni’ Celle Celalühü, ed-Dârr Celle Celalühü, en-Nâfi’ Celle Celalühü, en-Nûr Celle Celalühü, el-Hâdi Celle Celalühü, elBedî’ Celle Celalühü, el-Bâkî Celle Celalühü, el-Vâris Celle Celalühü, er-Reşîd Celle Celalühü, es-Sabûr Celle Celalühü.<br />
<br />
Leyse ke mislihî şey’un fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
<br />
 <br />
 Rabbi inneke semîud duâi,<br />
 <br />
 Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,<br />
 <br />
 Fi külli lamhatin ve nefesin<br />
 Adede ma vesiahu ilmullah.<br />
 <br />
 Ya Hayyü Ya Kayyumü Ya Zel celali vel ikram<br />
 Bi rahmetike Ya Erhamer rahimiyn.<br />
<br />
<br />
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinabehu "<br />
"Ve ahiru davana enil hamdülillahi rabbil alemiyn”<br />
"Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ent. estağ­firullahe ve etûbe ileyk"<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Ve nunezzilu minel kur'ani ma huve şifaun ve rahmetun lil mu'minine ve la yeziduz zalimine illa hasara.<br />
<br />
sadakallahul azim<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.  <br />
<br />
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun <br />
ve selamun ala ibadihillezinastafa,<br />
ves selâmu alâ menittebeal hudâ.<br />
Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya.<br />
ve selamün alel murselin <br />
Velhamdülillahi Rabbel Alemiyne.<br />
<br />
Âmîn, Âmîn, Âmîîîyyn.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşid Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 09.09.2026</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2910" target="_blank" title="">حِزْبُ الرَّاشِدْ.jpg</a> (Boyut: 1.13 MB / İndirmeler: 14)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbür Raşid Pro-1</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbür Raşid - Ön Açıklama ve Faziletleri</span></span><br />
Ön Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbür Raşid</span>, manevi korunma, şerden muhafaza ve ilahi yardım talebine yönelik hazırlanmış kapsamlı bir zikir ve dua mecmuasıdır. Bu hizip, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span> tarafından derlenmiş olup, özellikle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">şeytan, deccal, büyü, nazar ve tüm kötü niyetli varlıkların şerrinden korunma</span> amacıyla okunmaktadır.<br />
Hizbür Raşid, temel olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yedi ana bölümden</span> oluşmaktadır:<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başlangıç Duası</span> - Başlangıç seviyesi koruma ve şeytana karşı reddiye</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbül Kebir</span> - Büyük hizip, kapsamlı koruma</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbüs Sağir</span> - Küçük hizip, latif ve berrak manevi destek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salatı Muhammedi Zatiye</span> - Özel salavat-ı şerife</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbüs Seyfi</span> - Hz. Ali'nin (r.a.) Kılıç Duası, düşmanlara karşı güçlü bir manevi silah</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hatim ve istiaze bölümleri</span> - Çeşitli sureler, dualar ve koruma metinleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası</span> - Hataların izalesi ve Herkese dualar</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu hizip, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah ve ikindi vakitlerinde</span> okunmak üzere düzenlenmiş olup, günde en az bir defa, en fazla iki defa okunması tavsiye edilmektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ebced Duası Bölümünün İçeriği ve Amacı</span></span><br />
Metnin son kısmında yer alan bu bölüm, iki ana unsurdan oluşur:<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Harflerinin Zikri:</span> Bölüm, Arap alfabesindeki harflerin ebced dizilimiyle (Elif, Be, Te, Se...) tekrar edilmesiyle başlar. Bu, harflerin manevi ve sayısal değerlerinden yararlanmayı amaçlayan geleneksel bir uygulamadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kapsamlı Dua Metni:</span> Harflerin zikrinin ardından gelen uzun dua metni, tamamen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"hataların izalesi" (düzeltilmesi)</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"herkese dualar"</span> temasına odaklanmıştır. Dua, şu temel talepleri içerir:<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hataların Düzeltilmesi:</span> Kişinin geçmişte okuduğu tüm <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dualar, zikirler, sureler ve ayetlerdeki</span> kıraat, telaffuz veya niyet hatalarının affedilip düzeltilmesi için niyazda bulunulur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eksik ve Fazlaların Giderilmesi:</span> İbadetlerdeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eksiklerin tamamlanması</span> ve yanlışlıkla yapılan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fazlalıkların affedilmesi</span> istenir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Herkese Dualar (Şümullü Nasipler):</span> Dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yalnızca kişinin kendisi için değil</span>; eş, çocuklar, anne-baba, tüm akrabalar (amca, teyze, kuzen vs.), kayınvalide-kayınpeder, ölmüş atalar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tüm Müslümanlar, peygamberler, sahabeler, Ehl-i Beyt ve hatta tarikata mensup olanlar, komşular, hizmetinde bulunulan kişiler ve vatan savunmasında şehit olanlar</span> gibi çok geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu, duanın evrensel ve kapsayıcı ruhunu gösterir.</span><br />
</li>
</ol>
</li>
</ol>
<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Faziletleri<br />
Hizbür Raşid'in başlıca faziletleri şunlardır:</span></span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şeytan ve Deccal'in Şerrinden Korunma:</span> Hizbin başlangıcında doğrudan şeytan ve deccale hitap edilerek, onların vesvese ve tuzaklarından Allah'a sığınılır. Kişi, bu hizbi okuyarak manevi bir zırh kuşanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düşmanlara Karşı Manevi Güç:</span> Hizbüs Seyfi kısmı başta olmak üzere, hizip boyunca zalimlerin, hainlerin, büyücülerin ve tüm kötü niyetli kişilerin şerrinden korunmak için güçlü dualar bulunmaktadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın İsimleriyle Tesir:</span> Hizip içerisinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ya Aziz, Ya Latif, Ya Baari, Ya Vedud, Ya Daim</span> gibi Allah'ın güzel isimleri belirli adetlerle zikredilmekte, bu sayede manevi tesir katlanarak artmaktadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beden ve Mal Korunması:</span> Hizbin Vahfız (koruma) duaları, kişinin kendisini, ailesini, evini, malını, hayvanlarını, ağaçlarını ve tüm varlıklarını her türlü afet, hastalık ve beladan korumayı hedefler.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manevi Huzur ve Gönül Ferahlığı:</span> Düzenli okunduğunda, kişiye manevi bir sükûnet, Allah'a tevekkül ve kalp huzuru bahşeder. Endişe, korku ve vesveselerin dağılmasına vesile olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bereket ve Rızık Genişlemesi:</span> Zikirler ve özellikle "Zemzem Duası" bölümünde yer alan "ilmen nâfian ve rızkan vâsian" talepleri, kişinin ilim ve rızkının bereketlenmesine yardımcı olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüm Peygamberlere ve Salih Kullara Salavat:</span> Hizp içindeki geniş salavat bölümü, tüm peygamberleri, melekleri ve veli kulları anarak, okuyucunun manevi bağlarını kuvvetlendirir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mevsimsel ve Tabii Olaylara Tesir:</span> Hizbin ilgili bölümlerinde yağmur, kar ve güneşin açılması için özel dualar ve usuller bulunmaktadır. Bu, kişinin çevresiyle ve tabiatla manevi bir irtibat kurmasını sağlar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaza ve Belaların Uzaklaşması:</span> "Vedfea Duası" ve diğer koruma metinleri, kişinin başına gelebilecek tüm kötülüklerin, musibetlerin ve belaların defedilmesi için okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günahlara Kefaret ve Mağfiret:</span> İstiğfarlar ve tevbe dualarıyla birlikte okunan bu hizip, günahların affına vesile olur ve kişiyi manevi olarak arındırır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası Faziletleri</span></span><br />
</li>
</ol>
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amellerin Tashihi (Düzeltilmesi) Vesilesi:</span> Bu dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hataların izalesi"</span> kısmıyla, kişinin geçmişte yaptığı ibadetlerdeki farkında olmadığı hataların affı ve bu ibadetlerin kabul şartlarına uygun hale getirilmesi için manevi bir vesile olarak görülebilir. Bu, kulun acizliğini kabul ederek Yüce Allah'ın affına ve rahmetine sığınmasının bir ifadesidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kapsayıcı Rahmet ve Bereket:</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Herkese dualar"</span> kısmı, İslam'daki kardeşlik, dayanışma ve başkalarını da düşünme ahlakının bir yansımasıdır. Başkaları için hayır dua etmek, kişinin kendi duasının kabulüne de vesile kılınır. Bu bölüm, okuyucunun manevi kazanımını kişisel sınırların ötesine taşıyarak geniş bir topluluğu kapsar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manevi Bağların Güçlenmesi:</span> Dua içinde; peygamberler, sahabeler, Ehl-i Beyt, tarikat büyükleri, ecdat ve şehitler gibi İslam tarihinin önemli şahsiyetlerinin anılması, okuyucunun bu zatlarla manevi bir bağ kurmasına ve sünnete olan muhabbetini tazelemesine yardımcı olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevekkül ve Teslimiyet:</span> Bu dua, kişinin tüm işlerinde, geçmiş ve gelecekteki tüm ibadetlerinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">neticeyi tamamen Allah'a (c.c.) havale etmesini</span>, O'nun affına, düzeltmesine ve kabulüne güvenmesini öğretir. Bu, derin bir tevekkül ve teslimiyet bilincidir.</span><br />
</li>
</ol>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü ve Tavsiyeler</span></span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vakit:</span> En az günde bir defa, en fazla iki defa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah ve ikindi</span> vakitlerinden sonra okunması tavsiye edilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niyet:</span> Okumaya başlamadan önce kalben niyet edilir; Allah'ın rızası, korunması ve yardımı için okunduğu bilinciyle başlanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temizlik:</span> Abdestli olarak ve temiz bir mekânda okunması daha faziletlidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Devamlılık:</span> Hizbin tesiri, düzenli ve devamlı okumayla artar. Kesintisiz bir şekilde günlük rutin haline getirilmesi önemlidir.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizbür Raşid</span>, okuyucusunu her türlü maddi ve manevi tehlikeden koruyan, Allah'a yakınlaştıran, kalbe ferahlık ve güven veren güçlü bir manevi kalkandır. Düzenli okunduğunda, kişi Allah'ın inayetini, korumasını ve yardımını üzerinde hisseder. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hasbünallahu ve ni'mel vekil"</span> şuuruyla okunmalı, her türlü iş ve güçte Allah'a tevekkül edilmelidir.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Allah sana yeter; O, işiten ve bilendir."</span> (Bakara, 137)</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu hizb; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın rızasını kazanmak, O'na sığınmak, kalbi kuvvetlendirmek, tevekkülü artırmak, şerlerden muhafaza dilemek, sıkıntılarda yardım istemek ve hayır ile afiyet talep etmek</span> niyetiyle okunabilir.<br />
Her türlü fazilet ve fayda Allah Teâlâ'nın izniyledir. Kulun vazifesi ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dua etmek, Allah'a güvenmek, sebeplere sarılmak ve neticeyi Rabbine bırakmaktır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah Teâlâ Hizbür Raşid'i okuyanları ve dinleyenleri rahmetiyle kuşatsın; gönüllerine huzur, hanelerine bereket, işlerine kolaylık, bedenlerine afiyet, yollarına hayır ihsan eylesin. Kendilerini ve sevdiklerini her türlü şerden muhafaza eylesin. Bizleri daima kendi zikrinde, şükründe ve güzel kulluğunda daim eylesin. Âmin, bi-hürmeti Seyyidil-Mürselîn Muhammed Mustafa ﷺ.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbür Raşid </span><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Budur</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ela Inne evliyaullahu ve ibadillahissalihiyne, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.<br />
<br />
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!<br />
Ya Eyyühed deccal ve havassehü!<br />
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.<br />
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazettarigı, min hazeşşehri, min hazel medineti, ve min hazed devleti, ve min hazed dünya feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAHSiN</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bismillahirrahmenirrahim</span><br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi <br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Bismillahirrahmenirrahim 3 ihlas suresi)</span></span> Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa)</span></span> Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HiZBÜL KEBiR</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Elhamdüllilahi rabbil alemine ve sallalahü ala seyyidina Muhammedin va ala elihi ve sahbihi ve selleme ve iza garetel Kurane cealne beynellezine La yüminune bil ahireti hicaben mesturan. Vecealne ala gulubihim ekinneten en yefgahuhu vefi ezenihim vegran ve ize zekerte rabbeke fil kurani vahdehü vellev ala edberihim nüfüren. Ya Malike yevmiddini iyyakanabüdü ve iyyakenesteyinü Rabbi la tezerni ferden veente hayrül verisin elif lam min nevev felevev amme nevev sümme levev amme nevev feamü ve sammü amme nevev fevegal gavlü aleyhim bime zalemü fehüm La. Efehasibtüm enneme haleknaküm abesen veeneküm ileyne La. Ve celane min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden feağşeynehüm fehüm La. Ya mağşerel cinni vel insi inistedağtüm en tenfüzü min egtarissemavati vel ardi fenfüzü La<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(La elei ille eleüke ya Allah. / 3 defa)</span></span> inneke semiun alimün. Vebil hakkı enzelnahü vebil hakkı nezele vele havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Elteceme küllü merdin ve zelle küllü zi batşın şedidin muanidin ve teleşet mekenidül cini ve insi ecmaiyne biesmaike ya Rabbel alemine bissemavatil gaimeti fehünne bil gudreti vagifetün bisseb’ı elmütegıbati bil hücubi elmüteradifati bimevagıfi elemlaki fi mecari el eflaki bil kürssiyyi elbasiti bilarşi elmühiti biğayatil ğayeti bimevadııl işarati bimen dene fetedelle fekene gabe gavseyni ev edne hadeatil meredetü fekübitü haseel meridü ve zellel hasidüs esteantü billahi ala küllü men neva li süen keyfe ehafü ve ilahi emeli em keyfe edamü ve ala ilahi mütteketi. Allahümme ehrüsni min keydil fesıgı ve min sedevatil merigı ve min ledğatil ğasigi bi Kef He Ye Ayn Sad küfiytü bi Ha Mim Ayn Sin Gaf humiytü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümullahi vehüvessemiul alim / 3 defa)</span></span> Vele havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim. Bismilahi ma eğzamellahe küllema evgadü neran lil harbi etfaehellahü. Keteballahü La eğlibine ene ve rusuliye innallahe gaviyyin aziz. Allahümme Ya men elceme bahre bi gudretihi ve gaherel ibade bihikemtihi ikfini ente kafi ve anet ilvücuhü Lil hayyil kayyumi ve gad habe men hamele zulmen fellahü hayrun hafizen vehüve Erhamür rahimin. Egbil vela tehaf inneke minel eminin. La tehaf necevte minel kavmiz zalimiyn ,La tehaf dereken vela teahşa. La tehaf inneke entel ağla. La tehaf feinneni meakümasmeu ve era. La tehaf inni La yehafü ledeyyel mürselün. Vele yübedillennehüm min bağdi havfihim emnen ve emenehüm min havfin. Allahümme emmine min külli havfin ve hemin ve ğamin ve kerbin kedin kedin kerdedin kerdedin kerdehin kerdehin dehin dehin deh deh Allahü Rabbül izzeti ketebesmahü ala külli şeyin eazzeh. Hadzea küllü şeyin Liazameti sultanih. Allahümme ehdzi li cemia men yerani minel cinni vel insi vettayri vel vuhuşi vel hevemmi. Allahümmecal li nüran min nurike ala vechi vemin ziyal sultanike emami hatte ize Raevni velev heribine hadziyne liheybetillahi veliheybeti esmaihi veliheybeti tedekdeketil cibalü bi Kef He Ye Ayn Sad küfiytü bi Ha Mim Ayn Sin Gaf humiytü <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümullahi vehüvessemiul alim / 3 defa)</span></span> Vele havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim. Rabbena erinellezyni edzallene mine cinni vel insi nacalhüma tahte egdamina liyeküne minel esfeline ve reddallahüllezine keferu bigayzihim len yenalü hayren Ve kefellahül mümininel gıtate ve kennallahü gaviyyen azizen. Behe behe behe behye behye behye behyatin behyatin behyatin elgadimü el elzeliyyü yuhdziu li cemia men yerani lemagfercele ya erdzü hudihim gul künü hicaraten ev ahdiden vegıfühüm innehüm mesülün. Keennehüm huşubün müsennedetün vele havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim tuhurun bidagun mahbebehün surehun mahbebeh segfatisun segatimun ehunun kaf edümme hamme heün Amin.<br />
Muhammedün Rasulullahi vellezine meahü eşiddeü alal küffari ruhameü beynehüm terahüm rukkean succeden yebteğune fadlen minallahi ridzvanen simehüm fi vücühihim min eseris sücudi zelike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incili kezerın ehrace şetehü fe ezerehü festağleze festeva ala sügihi yucibuzzurra liyağize bihumül küffare ve adallahü llezine emenev ve amilüssalihati minhüm mağfineten ve ecren azime.<br />
Sadagallahül azimü ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin Nebbiyyil Kerimi ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyne adede ma yeteallagu bihi itmüllahi gadimi minel caizi vel vacibi vel müstehiyli cümleten tef sıylen münzü hulugatid dünya ila yevmil gıyameti fi külli yevmin mietü elfi merretin ve fi külli merretin mislü gadri zelike ve ala elihi ve sahbihi ve selleme.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Azizü / 100 defa)</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Azizü felem ezel bi izzike azizen ya azizü / 7 defa)</span></span><br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HiZBÜS SAĞiR</span></span><br />
<br />
Hizbüs Sağir<br />
<br />
Billmillahirrahmenirrahim<br />
Va sallallahu ala seyyidine Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve sellem. <br />
Bismil ilahil haligıl ekberi vehüve hırzun meniun mimme ehafü ve ahzeru la gudrete li mahlugin ma gudretil halıgi yulcimuhu bilicemi gudretihi eahme hamiŝen etme tamiŝen ve kenallahu gavviyen azziza Ha Mim Ayn Sin Gaf himayetune Kef He Ye Ayn Sad kiffayetüne <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Feseyekfikehümmullahü vehüves semiul alim / 3 defa)</span></span> Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elhi ve sahbihi ve sellem.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Baariu / 100 defa)</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Latiifu / 127 defa)</span></span><br />
<br />
(Allahümme ya latiiyfen bi halgıhi ya alimen bi halgıhi ya habiren bi halgıhil tuf bine ya latiiyfu al alimu ya habiru / 7 defa)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Allah / 66 defa)</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Daimu / 66 defa)</span></span><br />
<br />
Leked devemül ezeliyyü vel begaüs sermediyü hatte teriŝel erdza ve men aleyhe ve ente hayrül veriŝin sübhaneke ya daimü ente veliyyüne fağfirlene ve erhamne ve ente hayrül ğafirin. Subhaneke ya daimurzukne halavete mehabetike vahşurne fi zümüretil muhibbine vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ya Vedud / 240 defa)</span></span><br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂTI ZÂTI MUHAMMEDiYE<br />
<br />
ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâvâtı </span></span><br />
<br />
Allâhümme salli alezzâti'l-Muhammediyyeti'l-latîfeti'l-ehadiyyeti şemsi semâi'l-esrâri ve mazheri'l-envâri ve merkezi medâri'l-celâli ve qutbi feleki'l-cemâl. Allâhümme bi sirrihî ledeyke ve biseyrihî ileyke âmin havfî ve eqil asratî ve ezhib huznî ve hırsî vekün lî ve huznî ileyke minnî verzuqni'l-fenâe annî ve lâ tec-alnî meftûnen binefsî mahcûben bihıssî vekşif lî an külli sirrin mektûmin yâ hayyu yâ qayyûm. <br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂTI MEŞiŞiYA</span></span><br />
<br />
ibni Beşişe Rahimehullah<br />
<br />
Salavat al-Maşişiyya<br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allahümme Sali ala men minhü enşaggatil esraru ven felegatil envaru vefihi ertegat elhegaigu ve tenezzelet ulumu ademe feacezel halaige velehü tezaelet elfühümü felem yüdrikhü minne sebigun vela lahigun feriyazu elmelekuti bizehri cemalihi münigatün ve hiyazu el ceberuti bifeyzi envarihi mütedefigatün vela şey e illa vehüve bihi menutun iz levle elvası tatu lezehebe (kema gı le) elmevsutu saleten teligu bike minke ileyhi kema hüve ehlühü allahümme innehü sırrukel cemiud dal lu aleyke ve hicabukel eazamul gaimu leke beyne yedeyke allahümme elhigni bi nesebihi ve haggigni bi hasebihi ve arrifni iyyehu marifeten eslemu bihe min meveridi el cehli ve ekrau bihe min meveridil fazli vahmilni ala sebilihi ila hazretike hamlen mahfufen binusretike vagzif bi alel batili fe edmeğuhu ve zucce bi fi biheril ehadiyyeti venşilni min evhalit tevhidi ve eğrigni fi ayni bahril vahdeti hatte la era vela esmea vela ecide vela ühısse illa bihe vecal el hicabel eazeme hayete ravhi ve ruhahu sırre hagigati ve hagigatehü cemia avalimi bitahgıgi elhaggıl evveli ya evvelü ya ahiru ya zahiru ya batinu esmea nidei bima semı'te bihi nidee abdike zekeriyya<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(ven surni bike leke ve eyyidni bike leke vecma beyni ve beynike ve hul beyni ve beyne ğayrike 3 defa)</span></span><br />
allah allah allah innellezi feraze aleykel kurane leraeddüke ila maadin. Rabbena atina min ledünke rahmeten veheyyi´lene min emrine raşeden subhane rabbike rabbil izzeti amme yasifune ve selamun alel mürseline vel hamdülillahi rabbil alemine. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVÂT-I RÂŞİDÎ</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Okunuşu</span><br />
<br />
Allâhümme salli ve sellim alâ Muhammedin, rakîki’l-yedeyn, simbâtîkin beşûşin, latîfi’l-muâmeleti, lâbisi’l-kalensüveti’s-sûfiyyeti ve’l-cevberî’s-sûfiyy, sâhibi’l-Mi‘râc, el-ah lâ mine’l-asel, rûhuhu’s-sâiretü fî külli mekân, fe-salli aleyhi ve sellim aleyhi kesîran kesîrâ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam Türkçe Anlamı</span><br />
<br />
Allah’ım! Elleri nazik ve yumuşak, sempatik ve güler yüzlü, muamelesi latif ve hoş, yün takke ve yün çorap giyen, Mi‘rac sahibi, baldan daha tatlı olan, ruhu her yerde dolaşan Muhammed’e salât ve selâm eyle. Ona çokça, çokça salât ve selâm eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde 1~3 Defa, Veya Orta Haddesi 13 Defa, En Fazla Günde 313 Defa, Sabah Veya ikindi'den Sonra Okunup Zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HiZBÜS SEYFi</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz Ali'nin (r.a.) Kılıç Duası</span><br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bismillahirrahmenirrahim</span></span><br />
<br />
ve sallallahu mevlana muhammedin ve elihi vesahbihi ve selleme allahümme inni ügadimü ileyke beyne yedeykülli nefsin  velemhatin ve tarfetin yatrifü bihe ehlüssemavaati ve ehlül ardi ve külli şeyin hüve fi ilmike kainin evgad kane ügadimü ileyke beyne yedey zelike küllihi<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
allahümme entallahül melikül haaggül mübinül gadimül müteazzizü bil azamati vel kibriyai elmünferidü bil bagail hayyul kayumul gadirul muktedirul cebbarul gahherullezi la ilahe ille ente <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 kulhü)</span></span> ente rabbi ve ene abdüke amiltü süen ve zalemtü nefsi vagtereftü bizenbi fagfirli zünübi küllehe feinnehü la yağfiruzünübe ille ente  ya ğafuru ya şekürü ya halimu ya kerimu ya saburu ya rahimu allahümme inni ahmedüke ve entel mahmudu ve ente lilhamdi ehlün ve eşkürüke ve entel meşkürü ve ente lişşükri ehlün me hassasteni bihi min mevehibir regaibi ve evsalte ileyye min fadza ili ilis sanaii ve evleyteni bihi min ihsanike ve bevve´teni bihi min mezannetis sıdgi indeke ve enelteni bihi min minenikel vasileti ileyye ve ahsente bihi ileyye külli vagtin min def´il beliyyeti anni vettevfiki li  velicabeti liduai hiyne ünedike daiyen ve ünecike rağiben ve ed´uke mütedzarrian safiyen zarian ve hiyne ercüke raciyen fe ecidüke kafiyen ve elüzübike fil mevatini küllihe fekün li veli ihvani küllihim caren haziren hafiyyen beren veliyyen fil umuri küllihe naziren ve alel a´dai küllihim nasiren velil hateye vezzünibi küllihe ğafiren veliluyubi küllihe setiren elem a´dem avneke ve birike ve hayreke ve izzeke ve ihsaneke tarfete aynin münzü enzelteni derel ihtibari vel fikri vel iğtibari litenzure ma ügadimü lidaril hulidi velgarari velmügameti ma al ahyari fe ene abdüke fecalni  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(ya rabbi 3 defa)</span></span> atigake ya ilahi mevlaye hallisni ve ehli ve ihvani küllihim minennari ve min cemi il medzarri  vel mazalli vel mesaibi vel meaibi ven nevaibi vellevazimi vel hümümilleti gad severetni fihel gumumi bimearizi esnafil belai ve duribi cehdilgazai ilehi la ezkürüminke illel cemile velem era minke illettafzile hayrüke li şemilün ve sunike li kamilün velütfüke li kafilun ve birruke li gamirun ve fadzlüke alleyye daimün mütevatirun ve niamüke indi müttesilatün lem tuhfirli civari ve emente havfi ve saddakte racei ve haggagte emeli ve sahebteni fi esfari ve ekremteni fi ahdzari ve afeyte emradzi ve şefeyte evsabi ve ahsente müngalebi vemesveye velem tüşemit bi a´dai ve hussadi ve rameyte men ramani bisüin ve kefeyteni şerre men adani fe ene eselüke ya allahül ene en tedfea anni keydel hasidine ve zulmez zalimine ve şerrel muanidine vahmini ve ehli ve ihvani küllehüm tahte süredigati  izzike ya ekremel  ekremine ve baid beyni ve beyne a´dai keme beadte beynel meşrigi vel mağribi vahtef ebsarehüm anni binuri gudsike  vadzreb rigabehüm bicelali mecdike vagt´a    e´anagahüm bisetavati gahrike ve ehlikhüm ve demmirhüm tedmiren  keme defa´te  keydel hussadi an enbiyaike ve dzarabte rigabel cebabireti  li esfiyaike ve hatefte ebsarel a´dai  an evliyaike vegatate a´nagel  ekasireti  lietgiyaike ve ehlektel ferainete  ve demmerted decacilete lihavassikel mugarrebine ve ibadikes salihine. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(ya giyasel müstagisine egisni)</span></span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 defa)</span></span><br />
ala cemii a´daike fehamdi leke ya ilahi vasibun ve senai aleyke mütevatirün daiben daimen mineddehri bielvanit tesbihi vettakdisi vesunufil lugati medihati ve esnafit tenzihi halisen lizikrike ve merziyyen leke binasiit tahmidi vettemcidi ve halisit tevhidi veihlsit tegarrübi vettakribi vettefridi ve imhazit temcidi bitulit teabbudi vetta´didi lem tüan fi gudretike velem tüşerek fi üluhiyetike velem tulem leke mahiyyetün feteküne lileşyail muhtelifeti mücenisen velem tüayen iz hubiset eleşyaü alel azaimil muhtelifeti vela haregat elevhamü hücübel guyubi ileyke fa´tegidu  minke mahduden fi mecdi azamatike la yabluğuke bu´dül himemi vela yenalüke gavsül fitani vela yentehi ileyke basaru nazirin fi mecdi cebarituker tefeat an sifatil mahlugine sifatu gudretike ve an zikriz zekirine kibriyaü azamatike fela yentagisu me eradte enyezdede vela yezdadü me eradte enyentegise la ehade şehideke hiyne fetartel halge vela nidde vela zidde hazereke hiyne bere´ten nüfüse kellet elsünü an tefsiri sifatike ven hasaret el ugulü an künhi mi´rifatike ve sifatike ve keyfe yusefü künhü sifatike ya rabbi ve entallahül melikül cebbarul guddüsül ezeliyyüllezi lem yezel vela yezalü ezelliyyen bagiyen ebeden sermediyyen daimen fil guyyubi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(vahdeke la şerike leke) (3 defa)</span></span>  leyse fihe ahedün gayreke velem yekün ilehün sivake haret  fi bihari behai melekütike amigatü mezehibit tefekküri ve tevezeat elmülükü liheybetike ve anet elvücuhu bizilletil istikaneti liizzetike vengade külli şeyin ligudretike vehazeat leker rigabü ve kelle düne zelike tahbirül lügati ve zalle hünaliket tedbirü fi sıfatin fi tesarifissıfati femen tefekkere fi inşaikel bedii vesenaiker rafii ve teammege fi zelike racea tarfühü ileyhi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hasien hasiren ve aglühü mebhüten tefekkürühü mütehayyiren esiren.</span> </span> allahüme lekel hamdü hamden kesiren daimen  mütevaliyen mütevatiren mütezaifen müttesian müttesigan yedümu veyetezaafu vela yebidu gayre mefgudin fil meleküti vela metmusin fil mealimi  vela müntegasin fil irfani felekel hamdü mekarimikelletti la tühsa ve niamikelleti latüstagse filleyli ize edberi vessubhi ize esfere vefil berri vel bihari vel gudivvi vel asali vel aşiyyi  vel ibkari vezzahireti vel eshari vefi külli cüzin min eczail leyli vennehar . allahümme lekel hamdü bitevfigike gad ehzartenin necate ve cealteni minke fi vilayetil ismeti felem ebrah fi sübügi neamaike ve tetebui elaike mahrusen bike firreddi vel imtinai ve mahfuzen bike fil meneati veddifei anni. allahümme inni ahmedüke iz lem tükellifni fevga tagati velem terdza minni ille taati ve radziyte minni min taatike ve ibadetike düne istideati ve egalle min vüsi  ve magdireti feinneke entellahül melikül haggullezi la ilahe illa ente lem tegib vela tegibu anke gaibetün vela tehfa aleyke hafiyetün velen tezille anke fi zulemil hafiyyeti dzalletün innema emrüke ize eradte şeyen en tegule lehü kün feyekün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( 3 kulhü)</span></span>  allahümme lekel hamdü hamden kesiren daimen misle ma hamedte bihi nefseke ve ezafe ma hamedeke bihil hamidüne ve sebbehake bihil müsebbihune ve meccedeke bihik mümeccidüne ve kebbereke  bihil mükebbirune ve helleleke bihil mühellilüne ve gaddeseke  bihil mügaddisune vevahhedeke bihil müvahhaidüne ve azzemeke bihil müazzimune vestağfereke bihil müstağfirune hatte yeküne leke minni vahdi fi külli tarfeti aynin ve egalle min zelike mislü hamdi cemiil hamidine ve tevhidi esnafil müvahhaidine vel mühlasine ve tagdisi ecnasil arifine vesenai cemiil mühalliline vel müsalline vel müsabbihine ve misle ma ente bihi alimun ve ente mahmudun ve mahbubun ve mahcubun min cemii halgike küllihim minel hayavanati vel beraye vel enam. ilahi eselüke bimesailike ve ergabu ileyke bike fi berekati ma entagdeni bihi min hamdike ve veffagteni lehü min şükrike ve temcidi leke fema eysere me kellefteni bihi min haggike ve agzeme ma veadteni bihi min neamaike ve mezidil hayri ale şükrikebtede teni binniami fadzlen ve tavlen ve emerteni bişükri haggen ve adlen veveadteni aleyhi edzafen ve meziden ve eateydeni min rizgike vesian kesiran ihtiyren ve rizen ve seelteni anhüb şükren yesiran. lekel hamdü allahümme alleyye iz necceyteni ve afeyteni birahmetike min cehdil belai ve derkiş şegai velem tüslimeni lisüi gazaike ve belaike ve cealte melbesiyel afiyete ve evleytenil bestete verrehae ve şereate li eysere gasdi  vedzeafte li eşrefel gasdi mea ma abedteni bihi min mehaccetis şerifeti ve beşşerteni bihi mined derecetil aliyyetir rafiati vestafeyteni bieazemin nebiyyine daveten ve eftalihim şefeaten ve erfaihim dereceten ve egrabihim menzileten ve evzahihim hücceten muhammedin sallahü alleyhi veale elihi veseleme veale cemiil enbiyai velmürselin ve eshabihit tayyibinet tahirine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 külhü)</span></span> allahüme salli muhammedin veala eli muhammedin vagfirli veli ehli veli ihveni küllihim mele yeseuhu ille magfiretüke vele yemhaguhu ille afvüke vela yükafirühu ille tecavuzuke ve fazlüke ve hibli fi yevmi heze veleyleti hezihi ve saati hezihi ve şehri heze ve seneti hezihi yakinen sadigan yühevvinü aleyye mesaibed dünya vel ahireti ve ehzenehüme ve yüşevviguni ileyke ve yurağğibuni fi me indeke vektüb li indekel mağfirete ve belliğnil keramete min indeke ve evziğni şükre me enamte bihi aleyye feinneke entellahüllezi la ilahe illa entel va hidül ehadür rafiul bediul mübdiul muidus semiul alimul lezi leyse li emrike medfeun vela an gadzaike mümteneun ve eşhedüenekke rabbi ve rabbü külli sşeyin fatirus semavati velerdzi alimül gaibi veşşehadetil alliyyül kebirul müteali <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 kulhü)</span></span> allahümme inni eselükes sebete fil emri vel azimete alar rüşdi veş şükri niamike ve eselüke husne ibadetike ve eselüke min hayrin külli ma talamu ve euzü bike min şerri külli ma talamu ve estagfiruke min şerri külli ma talamu inneke ente allamul guyubi ve eselüke li veliehli veliihvani küllihim emnen ve euzu bike min cevri külli cairin ve mekri külli makirin ve zulmi külli zalimin ve sihri külli sahirin ve bagğyi külli bağin ve hasedi külli hasidin ve gadri külli gadirin ve keydi külli kayidin ve adevati külli aduvvin ve ta´ni külli tainin ve gadhi külli gadihin ve hiyeli külli mütehayyilin ve şamatati külli şamitin ve keşhi külli kaşihin. allahümme bike asülü alel a´dai vel kuranai ve iyyake ercü vilayetel ehibbai vel evliyai vel gurabai felekel hamdü mele estatiu ihsaehu  vela ta´didehü min avaidi fadzlike ve avarifi rizgike ve elvani ma evleyteni bihi min irfadike ve keramike fe inneke entallahüllezi la ilahe illa entel faşi fil halgi hamdükel basitü bil cüdi yeduke la tuzaddü fi hükmike vela tünezeu fi emrike ve sultanike ve mülkike vela tüşarekü fi rububiyyetike vela tüzahamü fi haligatike temlikü minel enami ma teşeu vela yamliküne minke ille ma türidü. allahümme entallahül mün imul mütefadzzilül gadirul muktedirul gahirul mugaddesü tereddeytü bil mecdi vel behai veteazzemte bil izzeti vel alai vete ezzerte bil azameti vel kibriai <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(3 kulhü)</span></span> vetegaşşeyte bilnuri vezziyai vetecellelte bil mehabeti vel behai lekel mennül gadimü vessultanüs şemihu ve mülkül bezihu velcudül vesiu vel gudretül kemiletü vel hikmetül beliğatü vel izzetüş şemiletü felekel hamdü me cealteni min ümeti muhammedin sallalahu aleyhi veseleme ve elihi vehüve efdalü beni edeme aleyhisselamüllezine kerremtehüm ve hameltehüm fil berri vel bahri ve rezagtehüm minettayyibeti ve fadzzeltehüm kesirin min halgike tafdzilen vehalagteni semian basiran sahihan seviyyen salimen muafen velem teşğalni binuksanin fi bedeni an taatike vela biafetin fi cevarihi vela ahetin fi nefsi vela fi agli velem tem na´ni kerameteke iyyaye vehusne saniike indi ve fazle menaihike ledeyye vena´maike aleyye entellezi evsa´te aleyye fiddünya rizgan ve fazzalteni kesirin min ehlihe tafzilen fecealte li seman yesmau eyetike ve aglen yefhemü imeneke ve basaran yera gudreteke ve füeden yağrifu azameteke ve galben yağtegidu tevhideke fe ini lifadzlike aleyye şahidun hamidun şakirun veleke nefsi şakiretün ve bihaggike alleyye şahidetün ve eşhedü enneke hayyun gable külli hayyin ve hayyun bağde külli hayyin ve hayyun bağde külli meyyitin ve hayyun lem teris elhayate min hayyin velem tagtá hayreke ani fi külli vagtin velem tagtá  racei velem tünzil bi ugubetin nigami velem tuğayyir aleyye veseigan niami velem temna anni degaigel isemi felev lem ezkür min ihsaneke ve inamike aleyye ille afveke anni vettevfige li vel isticabete li duai hiyne rafağtu savti bi duaike ve tahmidike ve tevhidike ve temcidike ve tehlilike ve tekbirike ve tağzimkike ve ille fi tagdirike halgi hine savverteni fe ahsente sureti ve ille fi gismetil erzegi hine gaddertehe li lekene fi zelike me yeşgalü fikri an cehdi fekeyfe ize fekkertü finni amil izemilleti etegallebü fihe vela eblugu şukre şeyin min he felekelhamdu adede me hafizehü ilmüke ve cera bihi galemüke ve nefeze bihi hükmüke fi halgüke ve adede me ve siadhü rahmetüke min cemii halgüke ve adede me ehatet bihi gudretüke ve edzafe me testevcibühü min cemii halgüke. allahümme inni mugirun binimetike aleyye fetemmim ihsaneke ileyye fi me bagiye min umri bi ağzeme ve etemme ve ekmele ve ahsene mimme ahsente ileyye fi me medza minhü birahmetike ya erhamerrahimin. allahümme inni eselüke ve etevesellü ileyyke bi tevhidike ve temcidike ve tahmidike ve tehlilike ve tekbirike ve tesbihike ve kemelike ve tedbirike ve tağzimike ve tagdisike ve nurike ve ra´fetike ve rahmetike ve ilmike ve hilmike ve uluvike ve gararike ve fadzlike ve celalike ve menike ve kemelike ve kibriyaike ve sultanike ve gudretike ve ihsanike ve imtinanike ve cemalike ve behaike ve bürhanike ve gufranike ve nebiyyike ve veliyyike ve itretihit tahiriyne en tüsalliye seyyidine muhammedin ve sairi ihvanihil enbiyai vel mürseline ve enle tahrimeni rifdeke ve fadzleke ve cemaleke ve celaleke ve fevaide kerametike fe innehü la tagt´terike li kesreti me gad neşerte minel ataye avaigul buhli vela yungisu cüdeke tagsiru fi şükri nigmetike vela tünfidu hazaineke mevahibukel müttesiatü vela tüessiru fi cüdikel azimi minehükel fe igatül celiletül cemiletül esiletü vela tehafü zayme imlagin fetükdi vela yelhaguke havfü udmin feyüngise min cüdike feyzu fazlike inneke me tesau gadirun ve bil icabetü cedirun. allahümmerzukni galben haşien hadzien dzarian ve aynen bekiyeten ve bedenen sahihen sabiren ve yakinen sadigan bilhaggi sadian ve tevbeten nesuhan ve lisanen zakiren ve hamiden ve imanen sahihen ve rizgen helalen tayyiben vesian ve ilmen nefian ve veleden salihan ve sahiben müvefigan ve sinnen tavilen fil hayri müştegilen bil ibadeti haliseti ve hulugan hasenen ve amelen salihan mütegabbelen ve tevbeten magbuleten ve dereceten rafiaten vemreeten mümineten taieten allahümme la tünsini zikreke vela tüvellini gayreke vela tüemmini mekreke vela tekşif anni setreke  vela tüknitni min rahmetike  vela tübidni min kenefike ve civarike ve eizni min suhtike ve gazabike vela tüeyyisni min rahmetike ve ravhike ve kün li veli ehli veli ihvani küllihim enisen min külli ravatin ve havfin ve haşyetin ve vahşetin ve gurbetin  vagsimni min küllihelketin  ve neccini min külli beliyyetin ve afetin ve ahetin  ve gussatin ve mihnetin ve zelzeletin ve şiddetin ve ihanetin ve zilletin ve galebetin ve gilletin ve cuin ve ateşin ve fagrin ve fagatin ve dzigin ve fitnetin ve vebain ve belain ve garegin ve hargin ve bergin ve sergin ve harin ve berdin ve nehbin ve gayin ve dzalalin ve dzaletin ve hemmetin ve zelelin ve hataye ve hemin ve gamin ve meshin ve hasfin ve gazfin ve halletin ve illetin ve meradzin ve cununin ve cuzamin ve berasin ve felacin ve basurin ve selesin ve nagsin ve heleketin ve fadzihetin ve gabihatin fiddareyni inneke la tuhliful mi ad. allahümme erfeani vela teza´ni vedfeanni vela tedfeani ve atini vela tahrimni ve zidni vela tüngisni verhamni vela tuazzibni ve ferric hemmi vekşif gammi ve ehlik aduvvi vensurni vela tahzulni ve ekrimni vela tuhinni vesturni vela tefzahni ve esirni vela tü´sir aleyye vahfezini vela tüzayyi´ni fe inneke külli şeyin gadirun ya agdarel gadiriyne veya esraal hasibine ve sallahu alla seyidine muhammedin ve elihi ve selleme ecmaine ya zel celali vel ikrami allahümme ente emertene bi duaike ve veadtene bi icabetike ve gad deavneke keme emertene fe ecibne kema ve adtene  ya zel celali vel ikrami inneke la tuhliful miad allahümme ma gadderte li min hayrin ve şeratü fihi bitevfigike ve teysirike fe temmimhü li biahsenil vücuhi külli he ve esvabihe esfehe fe inneke ma teşeü gadirun ve bil icabeti cedirun nigmel mevla ve nigmen nasiru veme gadderte li min şerin ve tuhaziruni min hü ve esrifhu anni ya hayyu ya kayyumu ya men gamet essemavetü vel erzu bi emrihi ya men yumsikus semae entegaa alel ardzi ille bi iznihi ya men emruhu iza erade şeyen enyagule lehu kunfeyekun. fesubhanellezi biyedihi melekütü külli şeyin ve ileyhi türceun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(subhanallahil gadiril gahiril gaviyyil azizil cebbaril hayyil gayyumi bile muiynin vela zahirin birahmetike estagisu 3 defa)</span></span> allahümme hezedduaü ve minkel icabetü ve hezel cuhdü minni ve aleyket tuklanü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(vela havle vela guvvete illa billa hil aliyyil azim 3 defa)</span></span> velhamdülillahi evvelen ve ahiren ve zahiren ve batinen ve sallallahu seyyidine muhammedin ve elihi ve eshabihit tayyibinet tahirine ve selleme teslimen kesiran esiren daimen ebeden ila yevmiddin ve hasbunallahi ve nigmel vekilu velhamdülillahi rabbil alemine ve sallallahu seyyidine muhammedin veala elihi fi külli lamhatin ve nefesin adede me vesiahu ilmullah.<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulü :</span></span><br />
<br />
En Az Günde Bir Defa, veya orta haddesi, Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir, En Fazla Günde Yedi Defa okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Elif, Lâm, Mîm<br />
 Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.<br />
 Ellezîne yu'minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.<br />
 Vellezîne yu'minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik ve bil âhireti hum yûkınûn.<br />
 Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn.<br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,<br />
 ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.<br />
 Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.<br />
 Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, <br />
 elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir, <br />
 subhânallâhi ammâ yuşrikûn.<br />
 Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, <br />
 yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.<br />
<br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim.<br />
 <br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Hasbünallahivenimelvekil,<br />
 Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
 <br />
 Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.<br />
 Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.<br />
 Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.<br />
 <br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
 <br />
 Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
  <br />
 Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs. <br />
 Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim. <br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
 <br />
 Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<br />
 La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym<br />
 La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym<br />
 La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
 <br />
 Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.<br />
 <br />
 Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.<br />
 <br />
 Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.<br />
 <br />
 Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.<br />
 <br />
 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr.<br />
 <br />
 Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
 <br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun.<br />
 <br />
 Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
 <br />
 Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulîye, innallâhe kaviyyun azîz.<br />
 <br />
 Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.<br />
 <br />
 Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr.<br />
 <br />
 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.<br />
<br />
 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.<br />
<br />
 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FEFRUG DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Ya Rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ehli ve zevci ve evladi ve benati ve ahî (ve uhti) ve ümmi (ve ebi) ve Hırrateyn vel buragi vel buyuti  veşşeceri vel maali fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kafiriyn, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VAHFIZ DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
Allahümme vahfız li veli ehli veli habibi ve mahbubi ve ala elihim<br />
vesahbihim. Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allahümme vahfız Salati, ve zikri, ve ayeti, ve hadisi, ve kelimaati, ve<br />
tekbiri, ve tahmidi, ve temcidi, ve tekbiri, ve tesbihi ve takdisi,<br />
vesselami, vesselavati, veş şükri ve duai,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allahümme vahfız beyti ve maali ve rızki ve hayvani, ve<br />
nebati ve şeceri, ve eşyai, ve ragiybi, ves sayhi, ve nuri, ve dziyai, ve<br />
nefesi, vemededü, ve taakati, ve kuvveti ve sıhhati, ve mederu ve<br />
firaseti ve akli, ve dini ve peygamberi, vel imani, vel islami,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allâhümmahfaz esnânî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz ayneyye fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz şa‘rî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz ezâfirî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz cildî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz adalâtî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Allâhümmahfaz bedenî ve cemî‘a a‘dâî fî sıhhatin ve selâmetin müddete umrî.<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
-----------------------------------------------------------<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı:</span></span><br />
<br />
“Allah’ım, dişlerimi sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, gözlerimi sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, saçlarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, tırnaklarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, cildimi sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, kaslarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.<br />
Allah’ım, bedenimi ve bütün organlarımı sağlık ve selamet içinde ömrümün süresi boyunca koru.”<br />
<br />
------------------------------------------------------------<br />
<br />
Allahümme vahfız beyti, ve ehli, ve harati, ve cirani, ve karyeti, ve ehle karyeti, vel medineti, ved devleti ve vatanı, ve ehlel devleti, ve dini ve vatanı, ve ihvani fil-vatanı, ved dunyana, vel hayavanatina ve nebatatina ve eşcarana ve madenina fid-dunya, veş şemsena ve nizamena, ve ehlena vel-insaniyyete min kulli dâin ve belâin ve âfetin,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym, Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
Allahümme vahfız ceddi ve ebii, ve ümmi ve eahaveyti, ve zevci, ve veledi, ve benati, vel üstazi, vel mürşidi,<br />
vessaddiygi, ve ihvani, ve seyyidi ve şerifi, vel meleki, vel feleki,<br />
veşşemsi vel kameri, vessemai velardzi ve ma beynahüma,<br />
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
 Allahümme vahfız seyyidina Ademe,ve ibrahime,ve ismaile,ve ishaka, ve Hızır, ve Lokman,seyyidatina Meryem,ve seyyidina isa, ve Cebraile, ve Mikaile, ve israfile, ve Azraile,ve Feryaile, ve Melekei Hameleyi Arş,vel Münker Nekir, ve Kiramen Katibiyn Meleklerim, ve Hafaza Meleklerim,ve Cemi il Melaiketül Mukarrebun,<br />
 Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym.Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız Mehdiyyil Müntezar ve ala ealihim ve sahbihim ecmaiyn,<br />
 Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız seyyidina Hüseyin,ve Hasan, ve seyyidetina Fatima<br />
 Allahümme vahfız seyyidina ve mevlana imam Ali,ve imam Osman bin avfan, ve imam ömer ibnul Hattab,ve imam Ebubekri Sıddıyg, Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.<br />
 Allahümme vahfız zamani ve vakti ve seneti ve şehru, ve yevmi, ve<br />
 saati ve aani, Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.  Rabbena ve takabbel<br />
 bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul<br />
 hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.<br />
 Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 Fallâhu Hayrun Hâfizen ve Hüve Erhamur Râhimîn. <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZEMZEM DUASI</span></span><br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMUR  VEYA KAR DUASI</span><br />
 <br />
 Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.<br />
 Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.<br />
 Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.<br />
 <br />
 Allâhümme innî es’elüke kalben haşıen, hadzıen, zarien, ve aynen bakiyeten, ve bedenen sahihen, sabiren, ev yakinenen sadigen, bil hakkı sadien, ve tevbeten nasuhen ve lisanen zakiren, ve hamiden, ve imanen sahihen,ve ilmen nafian ve rızkan helalen tayyiben ve vesian, ve veleden ve binten salihan ve salihaten ve sahiben müvafigan, ve sinnen taviylen, fil hayri müşteğılen bil ibadeti haliseten, ve huligan hasenen, ve amelen salihan mütekabbelen, ve tevbeten makbuleten, ve dereceten rafiaten, ve ömreten müminen ev mümineten ve taiaten, (erkekler sadece müminen der Kadınlar ise mümineten der)<br />
 <br />
 Burada Kar Yağması için soğuk süt,<br />
 Yağmur yağması içinde soğuk  Zemzem<br />
 Veya Menba Suyu içilir<br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AÇIKLAMA</span></span><br />
 <br />
 Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham<br />
 yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan buraya kadar yani Es elüke<br />
 Duasına kadar okuduktan hemen sonra<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yağmur veya kar yağması için:</span></span><br />
 <br />
 Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş doğması için:</span></span><br />
 <br />
 ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tas:</span></span> küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su veya Süt :</span></span> Vücut sıcaklığından soğuk olacak.<br />
<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> içildikten sonra duaya buradan itibaren devam edilir:</span></span><br />
 <br />
 Allahümmecalni sa’yen meşkuren ve zenben mağfuren ve amelen makbulen ve ticareten len tebur. Sübhanekellahümme ve bihamdik. Eşhedü en la ilahe illa ent. esteğfirullahe ve etubu ileyk.<br />
 Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulüh.<br />
 Allahümmecalni minttevvabiyne vel mütetahhiriyn.<br />
 <br />
 Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.<br />
<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVATI KEBiR</span></span><br />
 <br />
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali<br />
 Seyyidina Muhammed,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Ademe, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Şid,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina idris,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Nuh, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hud,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Zülkarneyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Lokman,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hızır,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ilyas,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Elyesa,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Zülkiful,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hızkıl,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Şa ya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Eyüb,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Üzeyir,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Salih,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yunus,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yuşa,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ibrahim, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ismail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ishak,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Lut,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yakub,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yusuf,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Bünyamin,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Davud, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Süleyman,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Şuayb,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Harun,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Musa, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina irmiya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Zekeriyya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yahya,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina isa, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina  isna aşere Havariyyun,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Yemleyha, mekseline, misline, mernuş, debernuş<br />
 sşazenuş, kefetatayyuş, Kıtmir,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Mehdiyyil Müntezar ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Ali Zeynel Abidiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeyneb,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamül Hüseyin,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamül Hasan,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ali,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Osman bin Avfan,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ömerul Hattab,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ebubekru Sıddık,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Halimeyi Sadiye,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeynep,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rukiye,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ümmü Gülsüm,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ayşei Saadıka,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Haticetül Kübra,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Safura,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rabia,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Daniel,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniele,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Assiye,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Maşite,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Belkıs,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Züleyha,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ra'le,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Hacer,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Sare,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Havva<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Cebrail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Mikail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina israfil,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rafaella,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Azaril,<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara,  Azra, Zaraelle<br />
 Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
 Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
 velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
Rabbena vetekabbel bi salavati, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib salavati birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YASiN SURESi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Yasin<br />
 Vel kur'anil hakiym<br />
 İnneke le minel murseliyn<br />
 Ala sıratım müstekıym<br />
 Tenziylel aziyzir rahıym<br />
 Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun<br />
 Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun<br />
 İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun<br />
 Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun<br />
 Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun<br />
 İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım<br />
 İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim mübiyn<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasin Suresinin Birinci Sayfası buraya kadar</span></span><br />
 <br />
 Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun<br />
 İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun<br />
 Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa tekzibun<br />
 Kalu rabbüna ya'lemü inna ileyküm le murselun<br />
 Ve ma aleyna illel belağul mübın<br />
 Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym<br />
 Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun<br />
 Ve cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn<br />
 İttebiu mel la yes'elüküm ecrav vehüm mühtedun<br />
 Ve ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun<br />
 E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la yünkızun<br />
 İnnı izel le fı dalalim mübın<br />
 İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun<br />
 Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya'lemun<br />
 Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn<br />
 Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn<br />
 İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun<br />
 Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun<br />
 Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun<br />
 Ve in küllül lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun<br />
 Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye'külun<br />
 Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun<br />
 Li ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun<br />
 Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun<br />
 Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun<br />
 Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym<br />
 Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym<br />
 Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun<br />
 Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun<br />
 Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun<br />
 Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun<br />
 İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn<br />
 Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun<br />
 Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn<br />
 Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın<br />
 Ve yekulune mete hazel va'dü in küntüm sadikıyn<br />
 Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun<br />
 Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun<br />
 Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun<br />
 Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun<br />
 İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna muhdarun<br />
 Fel yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta'melun<br />
 İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun<br />
 Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun<br />
 Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun<br />
 Selamün kavlem mir rabbir rahıym<br />
 Vemtazül yevme eyyühel mücrimun<br />
 Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn<br />
 Ve enı'büduni* haza sıratum müstekıym<br />
 Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta'kılun<br />
 Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun<br />
 Islevhel yevme bima küntüm tekfürun<br />
 El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun<br />
 Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun<br />
 Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun<br />
 Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya'kılun<br />
 Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur'anüm mübiyn<br />
 Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın<br />
 E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha malikun<br />
 Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun<br />
 Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun<br />
 Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun<br />
 La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun<br />
 Fela yahzünke kalühüm* inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun<br />
 Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın<br />
 Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım<br />
 Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım<br />
 Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun<br />
 Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım<br />
 İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun<br />
 Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZ SURELERi</span></span><br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fil Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Elem tera keyfe fe’ale rabbuke biashâbilfîl. Elem yec’al keydehum fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece’alehum ke’asfin me’kûl.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kureyş Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Li’î lâfi Kurayş’in. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’budû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehum min cû’in ve âmenehum min havf.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maun Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Era’eytellezî yukezzibu biddîn. Fezâlikellezî, yedu’ulyetîm. Ve lâ yehuddu alâ ta’âmilmiskîn. Feveylun lilmusallîn. Ellezîne hum an salâtihim sâhûn. Ellezîne hum yurâûne. Ve yemne’ûnelmâ’ûn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kevser Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 İnnâ a’taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke huvel’ebter.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kafirun Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Yâ eyyuhel kâfirûn. Lâ a’budu mâ ta’budûn. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Ve lâ ene âbidun mâ abedtum. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Lekum dînukum veliye dîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nasr Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tebbet Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ eğnâ anhu mâluhû ve mâ keseb. Seyeslâ nâren zâte leheb. Vemraetuhû hammâletelhatab. Fî cî dihâ hablun min mesed.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ihlas Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MUAVEZETEYN</span></span><br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Felak Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nas Suresi</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.<br />
 Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.<br />
 Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.<br />
 Hışmından Yine Sana Sığınırım.<br />
 <br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh,<br />
 Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh.<br />
 <br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,<br />
 iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn.İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EBCED VE EBCED DUASI</span></span><br />
 <br />
 Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.<br />
 Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.<br />
 Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.<br />
<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FETiH SURESi SON AYET</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim,<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Muhammedun resûlullâh, vellezîne meahû eşiddâu alâl kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadzlen minallâhi ve rıdzvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd, zâlike meseluhum fît tevrâti, ve meseluhum fîl incîl, ke zer’in ahrace şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuüffâra, vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfiraten ve ecren azîmâ.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EBCED DUASI</span></span><br />
 <br />
 (Listedeki isimlerden (amca, teyze,..) size uygun olanlarını duanızda zikrediniz.<br />
<br />
Alfabe Duası Budur<br />
<br />
Ya Rabbi okuduğum Bu alfebenin harflerini ve fetih suresinin son ayetinin harflerini çokca çoğaltta onlar ile<br />
Namazlarimda ve sari vakitlerimde, şimdiye kadar okuduğum, ve bu gün içinde okuyacağım, ve bugünün devami olan gündüzde, ve onun devami olan gecede, ve gecenin devamı olan gündüzde, başlangıçtan şimdiye kadar, şimdiden bitirişe kadar, okudugum ve okuyacağım, Bütün Dualarımdaki, Zikirlerimdeki, surelerdeki, ayetlerdeki,<br />
tahmidlerimdeki, temcidlerimdeki, tehlillerimdeki, tekbirlerimdeki, tesbihlerimdeki, takdislerimdeki, salavatlarımdaki, selamlarımdaki, şükürlerimdeki, hamdlarımdaki, hatalarımı yanlışlarımı düzelt, Gerekli olan eksiklerimi tamamla, yanlış olan fazlalarımı gider, ve dogru okunmuşlar silsilesine kat, ve onların feyizinden, bereketinden, şifasından, hıfzı inayetinden ve ilminden ve faydasından, beni, benden eksilmeksizin Eşimi (Karımı veya kocamı) ve Çocuklarımı (oğlumu ve oğullarımı kızımı ve kızlarımı), Annemi ve Annelerimi, Babamı ve Babamlarımı, Dedemi ve Dedelerimi, Ninemi ve Ninelerimi, Dayımı ve Dayılarımı, Teyzemi ve Teyzelerimi, Amcamı ve Amcalarımı, Halamı ve Halalarımı, Yeğenimi ve Yeğenlerimi, Kuzenimi ve Kuzenlerimi, Abimi ve Abilerimi, Ablamı ve Ablalarımı, Kardeşimi ve Kardeşlerimi, Kayınbabamı ve Kayınbabalarımı, Kaynanamı ve Kaynanalarımı, Kaynımı ve Kayınlarımı, Baldızımı ve Baldızlarımı, Damadımı ve Damatlarımı, Gelinimi ve Gelinlerimi, Dünürümü ve Dünürlerimi, Gizli Kalmış Evladlarımı ve Annelerini ve ehli beytimi,Annemden Tarafa Geçmişlerimizi,Babamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Annemden Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Babamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kaynanamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kayınbabamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kaynanamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kayınbabamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından Geçmişlerimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından yaşayan akrabai ıyalimizi ve Mehdi ve sevenlerini ve Cemaatini, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, ve şimdiden kıyametin sabahına kadar intsab edecek olanları, sevenlerimi ve sevdiklerimi, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, ve Kırk Fersah Sağa Sola, Öne Arkaya, Alta Ve Üste, Bulunduğumuz Yerlerdeki imanlı Komşularımızı da bu dua zikir ve ayetlerden, Surerlerden ve tahmidlerimden, temcidlerimden, tehlillerimden, tekbirlerimden, tesbihlerimden, takdislerimden, salavatlarımdan, selamlarımdan, şükürlerimden, hamdlarımdan, ve hatimlerimizden nasiplendir.<br />
Ve Ayrıca Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla ve Silsileyi Melaemi de nasiplendir.<br />
<br />
Ve Ayrıca Rızkımızın ve iaşemizin temininde ekilip biçilip, dokunup kesilip biçilip, ve benzeri her türlü  bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ayrıca, kullandığımız alet ve edevatın, ve hizmetlerin icadından bu güne kadar geliştirilmesinde ve bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ve Ayrıca Hediye ettiğim o sayfalarımın o bölümlerini, şu andan itibaren ziyaret edecek  ehli imanın, her ziyaretinde olmak üzere, kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı, Âl ve ashabını, Ehl-i Beytini, evlâd-ı tâhirelerini ve ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. Bana, ehlime ve müntesiblerime düşmanlık edenler hariç olmak üzere Ve ayrıca ölmüş ve yaşayan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i ve kıyamete kadar gelecek olan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i de nasiplendir. Ve ayrıca bütün diğer peygamber hazretlerini, evlâd-ı tâhirelerini, ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. ve Bana, ehlime ve müntesiblerime düşmanlık edenler hariç olmak üzere Ehl-i iman ümmetlerini de nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Osmanlı ecdadımızı da nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Mustafa Kemal ve Milli Mücadele'deki Silah Arkadaşlarını da nasiplendir.<br />
<br />
Ve ayrıca Vatanımızın savunmasında emeği ve hizmeti olan şehitlerimizin ve gazilerimizin de ruh ve ruhaniyetlerini nasiplendir.<br />
<br />
Ya Rabbi, Başlangıçtan kıyametin sabahına kadar, bu tarikata intisab eden herkes, zikrimizin, başlangıç, yani giriş duasını okuduktan sonra, bir defa euzu besmelesini de okuyan herkes, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile zikrin devamını eksik kalan kısımlarını tamamla , yine silsileye hediye edilen fatiha ve kulhulerden de, baştan bir tanesine okuyanın, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile devamını ve eksik olanlarını tamamla<br />
<br />
Ya Rabbi ayrıca okuduğumuz Hediye paketimiz olan Yasin ihlas fatiha ve Raşidi hatimlerimizin harflerini öyle çoğalt ki, hediye ettiğim, bu günkü hediye paketimden bir adet hediye etmiş olayım saydığım her bir kimseye. Amiyn<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemine Amiyn.<br />
<br />
<br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VEDFEA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmenirrahim<br />
 <br />
 Allahümme vedfe'anna küfrel kafiriyne, vel müşrikiyn, vel münafikiyn, vel hasidiyn, vel fasıkıyn, vel hainiyn, vel kazibiyn, vel müfsidiyn, vel müsrifiyn, vel aduvviyn, vessahiriyn, venneffasatil ugadiyn, vel mücrimiyn, vezzalimiyn, vel vahişiyn, vesseyyietil müseyyi iyn, ve hıyalil küllü mütehayyilliyn,  vennazerel hainiyn, vel keşfel küfrül kaşifiyn, veşşematati küllü şamitiyn, vel amelil bahilliyn, vel gafel el gafiliyn, ve amelil yüraun, vel acelel küllü muacciliyn, vettecavezel mütecaviziyn, vel inkarel münkiriyn, vel iftirael müfteriyn, vesseerigal müseerigun, vennaakısel munkısun, ved deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun, veş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BiRLEŞiK ESMALAR</span></span><br />
 <br />
 Allahümme Ente Rabbi La ilahe illa ente halakteni, ve ene abdüke, fağfirli zünubi, feinnehu la yağfiruzzunube illa ent.<br />
 Ya Evvelu Ya Ahiru Ya Zahiru Ya Batinu, Ya Hayyul Kaayum, Ya Eahdü Ya Samedu, Ya Muhyi Ya mümitu, Ya mü minu Ya müheyminu Ya muiydu, Ya Raşidu Ya Saburu, Ya Baai*sü (peltek se)Ya Baaki, Razzakul Kerim, Melikul Adlil Yakin, Azizul Hakim, Azizun Züntikam, Settarul Kerim, Şefikul halim, Ya Halim Ya Selim, Ya Mecidi Ya Vedudu, Raufurrahim, Rahmanur Rahim, Aalimul gaybi veş şehadeh, Zül Kuvvetil Metiyn, Ya Hadi Ya Mehdi, Ya Hasibu Ya muhasibu, Ya habiru Ya muhabiru, Ya Haafizu Ya Muhafizu,Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.<br />
 <br />
 Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
 Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
 Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
 <br />
 Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
 Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
 Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAHMAN SURESiNDEN PASAJLAR</span></span><br />
 <br />
 Halakal insâne min salsâlin kel fahhâr,Ve halakal cânne min mâricin min nâr,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
 Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân ,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
 Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânnun ,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân<br />
 Mudhâmmetân, Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAVAF VE SADAKA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
 Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
 Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dikkat :</span></span> Burada  iki rekat nafile  Tarikat namazı kılınır, birinci rekatta  bir fatiha ve üç kadir suresi okunur, ikinci rekata bir fatiha  ve üç ihlas suresi okunur.  namaz tamamlanır ve selam verdikten sonra<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sonra bir geriden başlayıp devam ediniz yani</span></span><br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAY ETME VE SEHER DUASI</span></span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NEFIY DUASI (ŞERiK KEHRWERT)</span><br />
 <br />
 Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
 Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
 Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
<br />
 <br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 <br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillâhirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBiH</span></span><br />
 <br />
 Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.<br />
 Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.<br />
 Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KiLiT DUALARI</span></span><br />
 <br />
 Rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrace sıdkın vec’allî min ledunke sultânen nasîrâ.<br />
 Rabbişrah lî sadrî, Ve yessir lî emrî, Vahlul ukdeten min lisânî, Yefkahû kavlî, Rabbi Zidnî İlmen Ve Fehmen Ve Elhıkni Bissalihin.<br />
 (Sabah Zikrediyorsak Burası Okunur) Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn.<br />
 (ikindi ve Akşam Zikrediyorsak Burası Okunur) vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BORÇLARI KOLAYCA ÖDEME iMKANI DUASI</span></span><br />
<br />
 Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.<br />
 <br />
 Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.<br />
 <br />
 Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RIZIK DUASI</span></span><br />
<br />
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,<br />
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,<br />
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn.<br />
<br />
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb,<br />
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb,<br />
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb.<br />
<br />
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin,<br />
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin,<br />
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜZEL KADER DUASI</span></span><br />
<br />
Ya Zül-kadrillezi yektübu akdarena, uktüb li ve li aileti ve li ehli ve li müntesibiyye (el-müntesibine ile't-tarikati'r-raşidiyye) kaderen hasenen, ya Zül-kadr, ya Zül-kadr, ya Zül-kadr, ve huve ala ahsenu takdiran takdira. ve huve ala külli şey'in kadirun muktedira.<br />
<br />
"Ey kaderlerimizi yazan (her şeyi takdir ve tayin eden) Kudret Sahibi Rabbim! Benim, ailemin, ehlimin (yakınlarımın) ve (Râşidî tarikatına) intisap edenlerin hakkında güzel bir kader yaz. Ey Kudret ve Takdir Sahibi! (3 kere). Ve O, takdir edenlerin en güzel şekilde takdir edenidir. Ve O, her şeye (gücü yeten) Kadîr ve (istediğini yapmaya) Muktedir'dir."<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SiLGi DUASI FASILA 1</span></span><br />
 <br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,<br />
 innel hasenât, yüzhibnes seyyiât.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANA BABA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.<br />
 Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.<br />
 Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLAT DUASI</span></span><br />
<br />
Rabbî unsur evlâdî fî yusrihim ve usrihim kemâ nasarûnî fî yusrî ve usrî.<br />
<br />
Evlatlarımın Bana Zor ve Dar günüm de Yardım ettikleri gibi,<br />
Sen de onların zor ve dar günlerin de Evlatlarıma Yardım et Rabbim,<br />
<br />
Evlatlarımın Bana iyi günüm de de Yardım ettikleri gibi,<br />
Sen de onların iyi günlerin de de Evlatlarıma Yardım et Rabbim,<br />
<br />
Burada "Evlatlarım" kelimesini size yardımı olanlar ile değiştirebilirsiniz (amcam,teyzem,dostum, vs,..) ve bu duanın altında onlarada dua edebilirsiniz ayrıca<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EŞ DOST DUASI</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Bana iyilik yapana iyilik ver, beni seveni sev, bana bağışlanma dileyeni bağışla,<br />
bana kötülük edene ona layık olanı ver, bana katından yardımcı salih dostlar nasip et.<br />
<br />
Allah'ım! Bize iyilik yapana iyilik ver, bizi seveni sev, bize bağışlanma dileyeni bağışla,<br />
bize kötülük edene ona layık olanı ver, bize katından yardımcı salih dostlar nasip et.<br />
<br />
وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَاناً نَص۪يراً<br />
Vec'al li min ledunke sultanen nasira.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLAT iSTEME DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeten. Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn. Hasbiyallah, Hasbiyallahu tevekkeltü alallah, Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SiLGi DUASI FASILA 2</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,<br />
 Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,<br />
 Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ.rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih,<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 1 - AMENERRASULÜ</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 Âmener resûlu bimâ ünzile ileyhi min rabbihî vel mü’minûn, küllün âmene billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulih, lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih, ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr. Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ, lehâ mâ kesebet, ve aleyhâ mektesebet, rabbenâ lâ tüâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih, va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KOLAYLAŞTIRMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,<br />
 Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,<br />
 Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,<br />
 Fe izâ feragte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iNŞiRAH SURESi - RAHATLATMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
 Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 E lem neşrah leke sadrek. Ve veda‘ nâ anke vizrek. Ellezî enkadza zahrek. Ve refa’nâ leke zikrek. Fe inne maal usri yüsran. İnne maal usri yüsrâ. Fe izâ ferağte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KIBLE DUASI</span></span><br />
 <br />
 İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TANRILIK DUASI</span></span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MESiH DUASI</span><br />
 <br />
 İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehü kün fe yekûn. Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HELALLEŞME DUALARI</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ âtinâ fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten vegınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
 Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekumü'lhisâb.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT MUHAAMED (SALLi BARiK)</span></span><br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.<br />
 Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT MEHDi (SALLi BARiK)</span></span><br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve Muhammede ve alâ âli seyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.<br />
 Allâhumme bârik alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve Muhammede ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEHDi VE HiDAYET DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.<br />
<br />
 Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.<br />
<br />
 Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DOĞRULUĞU VE DOĞRU YOLU BULMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbinsurnî bima kezzebûn. İhdina's-sırat'al-mustegıym. Sıratallezîne en'amte aleyhim ğayr'il-mağdzûbi aleyhim veleddyâllîn.Amin. <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HIZIR DUASI</span></span><br />
 <br />
 Ente veliyyuna feğfir lena zünübena verhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn.<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül varisiyn<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül fatihiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül hakimiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül faziliyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrünnasiriyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül muhsiniyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrüş şafiiyn,<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül müşfikun,<br />
 sübhaneke ente ilahe sadıgul vadül emin<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül makiriyn<br />
 sübhaneke ente ilahe hayrül kaviyyul kaimü,<br />
 sübhaneke ente ilaher raufürrahimu<br />
 vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, ya Allah.<br />
 <br />
 ve salli ala Muhammedin ve adede men salli aleyhi ve adede gatratil emtari ve adede evragil eşcari ve adede enfasil müstagfiriyne bil eshari ve adede ma kane vema yekünu li yevmil haşri vel garari ve salli aleyhi ma teagabelleyli vennehari ve salli aleyhi mahtelefel melavani ve teagabel asrani ve kerrerel cedidani vestagbelel fergadani ve adede emvacil bihari ve adede merri mali vet ticari<br />
<br />
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn<br />
 <br />
 velhamdülillahi rabbil alemiyn.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HURUFU MUKATA - ÇEKiRDEK VE TOHUMLAR - ÖZ </span></span><br />
 <br />
 Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Kef He Ye Ayn Sad Kifayetüna, Ha mim Ayn sin Kaf Himayetüne, Feseyekfikehümullahuvehüvessemiulaliym, Feseyekfikehümullahuvehüvessemiulaliym, Feseyekfikehümullahu ve hüvessemiulaliym. Elif La Mim, Elif La Mim, Elif La Mim, Elif La mim Ra, Elif La mim Ra, Elif La mim Ra, Ya Sin, Ya Sin, Ya Sin, Ta Sin, Ta Sin, Ta Sin, Ta Sin Mim, Ta Sin Mim, Ta Sin Mim, Ta Ha, Ta Ha, Ta Ha, Sad, Sad, Sad, Nun, Nun, Nun. Kün Feyekün.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FiTNEDEN KORUNMA DUASI</span></span><br />
 <br />
 Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû. Vağfirlene zünübene verhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn.<br />
 <br />
 Ey Rabbim, Beni ve Eşimi ve Evladlarımı, Ana Babamı, Mehdi ve Cemaatini, Sevenlerimi, Sevdiklerimi, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intisab etmiş olanları, ve şu andan itibaren Kıyametin Sabahına kadar intisab edecek olanları, yeryüzünde ve kainatta ve bedenlerimizde, fitne ve fücurun ve küfrün ve kafirliğin sebebi kılma, ve seni inkar edenlerin, inkarının sebebi de kılma bizleri. Günahlarımızı bağışla, sen bağışlayanların en merhametlisisin. Amiyn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 2 - AMENTÜ</span></span><br />
 <br />
 Amentü billahi ve melâiketihi, ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina'llâhi teâlâ ve'l-ba'*sü ba'de'l mevtu Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah,<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
 <br />
 <br />
 Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
 Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
 Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
 <br />
 Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAPTiYE DUASI</span></span><br />
 <br />
 Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike,<br />
 Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike,<br />
 Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBiHAT</span></span><br />
 <br />
 Vehüvel aliyyul azimu zülcelali Sübhanallah.<br />
 <br />
 Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah.<br />
 <br />
 Sübhanelbaki Daimen Elhamdülillah.<br />
 <br />
 Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah.<br />
 <br />
 Ya Rabbi, Sen, Senin, Seni, Sena ve teazim ettiğin gibi, Aziz ve Yücesin ve Büyüksün, Ya Rabbi, biz Seni, Senin, Seni, Sena ve teazim ettiğin gibi, Sena ve Teazim edemeyebiliriz, gücümüz ona yetmeyebilir.<br />
 <br />
 Rabbül Alemine Teala Şanühü Allahuekber.<br />
 <br />
 Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber.<br />
 <br />
 Rabbi inneke afuvvün, tuhibbul afve Fağfuanni.<br />
 <br />
 Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah.<br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed.<br />
 Allâhumme barik alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed.<br />
 <br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi,<br />
 Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi.<br />
 Allâhumme barik alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi.<br />
 <br />
 La ilahe illallah, La ilahe illallah, La ilahe illallah,<br />
 Muhammedun Rasulallah.<br />
 <br />
 Allah,Allah,Allah,Allah,Allah,Allah...<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DiKKAT :</span></span> ZiKRiMiZiN BURASINDA  en az yukardaki kadar yani altı defa "Allah" Zikri Zikredilir, veya vakitleri müsait olanlar ise Okuyabilenler ise  21 Hazirana kadar “666 Allah zikri” çekilir zikredilir, gün döndükten sonra, yani  21 Haziran dan sonra, 21 Aralığa kadar, sadece “ 66 Allah zikri” çekilir zikredilir. 21 Araliktan sonra ise Tekrar “ 666 Allah zikri” çekilmeye başlanır, taaki  yine 21 Hazirana kadar.<br />
 <br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.<br />
ve hüm fıha halidun,<br />
ve hüm fıha halidun,<br />
ve hüm fıha halidun,<br />
<br />
<br />
Ya Rabbi!<br />
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun,<br />
Beni, Eşimi, Oğlumu, Kızımı, Annemi, Babamı,  Dedelerimi, Ninelerimi, Dayılarımı ve ailelerini, Teyzelerimi ve ailelerini , Amcalarımı ve ailelerini, Abilerimi ailelerini, Ablalarımı ailelerini, Kardeşlerimi ailelerini, Yeğenlerimi ailelerini, Kuzenlerimi ailelerini, Kaynanam ve Kayınbabam ve ailesini, Gizli kalmış çocuklarımı ve Annelerini, Sevenlerimizi, Sevdiklerimizi, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, şimdiden kıyametin sabahına kadar intisab edecek olanları, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, Mehdi ve Cemaatını  o mirası devralan Salih ve Bahtiyar kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır"  ve hüm fıha halidun Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Âmin, Âmin, Âmiyn.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karınca Duası (Bereket Duası)</span></span><br />
 <br />
 Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va'dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sefer Duası</span></span><br />
 <br />
 Sübhânellezî sehhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn. Ve innâ ilâ rabbinâl munkalibûn.<br />
 <br />
 Bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbı le ğafurur rahıym.<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ashabi Kehf'in Duası</span></span><br />
 <br />
 Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salatentüncina Duası</span></span><br />
 <br />
 Allahumme salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammedin salaten tüncina biha min-cemi'il-ehvali vel afat. Ve takdi lena biha cemial hacat ve tutahhiruna biha min-cemii's-seyyiat ve terfe'una biha ındeke a'la'd-deracat ve tubelliğuna biha aksa'l-ğayat min cemiil-hayrati fi'l-hayati ve ba'del-memat. Hasbunellahu ve ni'mel vekil, Hasbunellahu ve ni'mel vekil, Hasbunellahu ve ni'mel vekil, ni'mel mevla ve ni'me'n-nasir. Ğufraneke rabbena ve ileyke'l-masir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Esmaül Hüsna</span></span><br />
<br />
Allah Celle Celalühü, er-Rahmân Celle Celalühü, er-Rahîm Celle Celalühü, el-Melik Celle Celalühü, el-Kuddûs Celle Celalühü, esSelâm Celle Celalühü, el-Mü’min Celle Celalühü, el-Müheymin Celle Celalühü, el-Azîz Celle Celalühü, el-Cebbâr Celle Celalühü, elMütekebbir Celle Celalühü, el-Hâlık Celle Celalühü, el-Bâri’ Celle Celalühü, el-Musavvir Celle Celalühü, el-Gaffâr Celle Celalühü, elKahhâr Celle Celalühü, el-Vehhâb Celle Celalühü, er-Rezzâk Celle Celalühü, el-Fettâh Celle Celalühü, el-Alîm Celle Celalühü, el-Kâbıd Celle Celalühü, el-Bâsıt Celle Celalühü, el-Hâfıd Celle Celalühü, er-Râfi Celle Celalühü, el-Muiz Celle Celalühü, el-Müzill Celle Celalühü, el-Basîr Celle Celalühü, es-Semi’ Celle Celalühü, el-Hakem Celle Celalühü, el-Adl Celle Celalühü, el-Lâtîf Celle Celalühü, el-Habîr Celle Celalühü, el-Halîm Celle Celalühü, el-Azîm Celle Celalühü, el-Gafûr Celle Celalühü, eş-Şekûr Celle Celalühü, el-Aliyy Celle Celalühü, el-Kebîr Celle Celalühü, el-Hafîz Celle Celalühü, el-Mukît Celle Celalühü, el-Hasîb Celle Celalühü, el-Celîl Celle Celalühü, el-Kerîm Celle Celalühü, er-Rakîb Celle Celalühü, el-Mücîb Celle Celalühü, el-Vâsi’ Celle Celalühü, el-Hakîm Celle Celalühü, el-Vedûd Celle Celalühü, el-Mecîd Celle Celalühü, el-Bâis Celle Celalühü, eş-Şehîd Celle Celalühü, el-Hakk Celle Celalühü, el-Vekîl Celle Celalühü, el-Kaviyy Celle Celalühü, el-Metîn Celle Celalühü, el-Veliyy Celle Celalühü, el-Hamîd Celle Celalühü, el-Muhsî Celle Celalühü, el-Mübdî Celle Celalühü, el-Muîd Celle Celalühü, el-Muhyî Celle Celalühü, el-Mümît Celle Celalühü, elHayy Celle Celalühü, el-Kayyûm Celle Celalühü, el-Vâcid Celle Celalühü, el-Mâcid Celle Celalühü, el-Vâhid Celle Celalühü, es-Samed Celle Celalühü, el-Kâdir Celle Celalühü, el-Muktedir Celle Celalühü, el-Mukaddim Celle Celalühü, el-Muahhir Celle Celalühü, el-Evvel Celle Celalühü, el-Âhir Celle Celalühü, ez-Zâhir Celle Celalühü, el-Bâtın Celle Celalühü, el-Vâli Celle Celalühü, el-Müteâlî Celle Celalühü, el-Berr Celle Celalühü, etTevvâb Celle Celalühü, el-Müntakim Celle Celalühü, el-Afüvv Celle Celalühü, er-Raûf Celle Celalühü, Mâlikü’l-Mülk Celle Celalühü, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm Celle Celalühü, el-Muksit Celle Celalühü, el-Câmi’ Celle Celalühü, el-Ganiyy Celle Celalühü, el-Muğni Celle Celalühü, el-Mâni’ Celle Celalühü, ed-Dârr Celle Celalühü, en-Nâfi’ Celle Celalühü, en-Nûr Celle Celalühü, el-Hâdi Celle Celalühü, elBedî’ Celle Celalühü, el-Bâkî Celle Celalühü, el-Vâris Celle Celalühü, er-Reşîd Celle Celalühü, es-Sabûr Celle Celalühü.<br />
<br />
Leyse ke mislihî şey’un fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
<br />
 <br />
 Rabbi inneke semîud duâi,<br />
 <br />
 Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,<br />
 <br />
 Fi külli lamhatin ve nefesin<br />
 Adede ma vesiahu ilmullah.<br />
 <br />
 Ya Hayyü Ya Kayyumü Ya Zel celali vel ikram<br />
 Bi rahmetike Ya Erhamer rahimiyn.<br />
<br />
<br />
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinabehu "<br />
"Ve ahiru davana enil hamdülillahi rabbil alemiyn”<br />
"Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ent. estağ­firullahe ve etûbe ileyk"<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Ve nunezzilu minel kur'ani ma huve şifaun ve rahmetun lil mu'minine ve la yeziduz zalimine illa hasara.<br />
<br />
sadakallahul azim<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.  <br />
<br />
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun <br />
ve selamun ala ibadihillezinastafa,<br />
ves selâmu alâ menittebeal hudâ.<br />
Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya.<br />
ve selamün alel murselin <br />
Velhamdülillahi Rabbel Alemiyne.<br />
<br />
Âmîn, Âmîn, Âmîîîyyn.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşid Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 09.09.2026</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı Zikir Tesbihi Yapımı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3306</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 13:23:23 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3306</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/JIh5JZ_TjgI" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı Zikir Tesbihi Yapımı<br />
<br />
Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı ve Abaküs Tesbih Mantığı<br />
<br />
Bu videomuzda, Raşidi Tarikatı'nda zikir tesbihi adabını, dervişin kendi vird tesbihini nasıl hazırlayacağını ve yüksek sayılı zikirlerde kullanılan "Abaküs Tesbih" sisteminin mantığını ve dizilimini tüm detaylarıyla ele alıyoruz.<br />
<br />
Videoda Öne Çıkan Başlıklar: • Tesbih Adabı: Sofinin kendi zikir tesbihini yapmasının önemi ve mevsim renklerine göre tesbih seçimi (Yaz, Sonbahar, İlkbahar, Kış ve özel geceler). • Tesbih Dizilimi ve Kadranlar: İmame, müezzinler, ara bellek taneleri ve dualite kadranının adım adım diziliş sırası. • Abaküs Tesbih Nedir? Yüksek sayılı esma ve zikirleri (yüzlük, binlik, on binlik çarklar ile) hatasız saymak için geliştirilmiş hafızalı hesaplama sistemi. • Silsile okumalarında ve büyük virdlerde sayaç kullanımı.<br />
<br />
Kanalımıza abone olmayı, videomuzu beğenmeyi ve düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın. İyi seyirler!<br />
<br />
20 Anahtar Kelime (Keywords)<br />
<br />
Raşidi Tarikatı, tesbih adabı, zikir tesbihi yapımı, abaküs tesbih, vird tesbihi, zikir sayacı, tesbih nasıl dizilir, tesbih dizilimi, mevsim tesbihi, tasavvuf tesbih adabı, hafızalı tesbih, zikirmatik, esma zikri, tesbih imamesi, zikir nasıl çekilir, tasavvuf eğitimi, tesbih yapımı, dualite kadranı, yüksek sayılı zikirler, zikir tesbihi modelleri </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/JIh5JZ_TjgI" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı Zikir Tesbihi Yapımı<br />
<br />
Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı ve Abaküs Tesbih Mantığı<br />
<br />
Bu videomuzda, Raşidi Tarikatı'nda zikir tesbihi adabını, dervişin kendi vird tesbihini nasıl hazırlayacağını ve yüksek sayılı zikirlerde kullanılan "Abaküs Tesbih" sisteminin mantığını ve dizilimini tüm detaylarıyla ele alıyoruz.<br />
<br />
Videoda Öne Çıkan Başlıklar: • Tesbih Adabı: Sofinin kendi zikir tesbihini yapmasının önemi ve mevsim renklerine göre tesbih seçimi (Yaz, Sonbahar, İlkbahar, Kış ve özel geceler). • Tesbih Dizilimi ve Kadranlar: İmame, müezzinler, ara bellek taneleri ve dualite kadranının adım adım diziliş sırası. • Abaküs Tesbih Nedir? Yüksek sayılı esma ve zikirleri (yüzlük, binlik, on binlik çarklar ile) hatasız saymak için geliştirilmiş hafızalı hesaplama sistemi. • Silsile okumalarında ve büyük virdlerde sayaç kullanımı.<br />
<br />
Kanalımıza abone olmayı, videomuzu beğenmeyi ve düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın. İyi seyirler!<br />
<br />
20 Anahtar Kelime (Keywords)<br />
<br />
Raşidi Tarikatı, tesbih adabı, zikir tesbihi yapımı, abaküs tesbih, vird tesbihi, zikir sayacı, tesbih nasıl dizilir, tesbih dizilimi, mevsim tesbihi, tasavvuf tesbih adabı, hafızalı tesbih, zikirmatik, esma zikri, tesbih imamesi, zikir nasıl çekilir, tasavvuf eğitimi, tesbih yapımı, dualite kadranı, yüksek sayılı zikirler, zikir tesbihi modelleri </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşit Tunca Hizbül Kifaye'yi Okuyor]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3305</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 13:17:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3305</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/DM8znZPz5xc" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşit Tunca Hizbül Kifaye'yi Okuyor<br />
<br />
Ebu Hasan-ı Şâzeli(k.s) ait olan Hizbül Kifaye'yi Seslendirip video haline getirdigim videom için yotubeye aciklama metni ve birde  20 tane yanyan aralarinda virgül olan keywords yazarmsin lütfen <br />
<br />
<br />
Kutbü'l-Aktâb Ebu'l Hasan eş-Şâzelî (k.s.) Hazretleri'nin manevi kalkanı ve faziletleri saymakla bitmeyen büyük virdi "Hizbü'l-Kifâye" (Kifayet Duası).<br />
<br />
Bu mübarek hizb; her türlü maddi ve manevi sıkıntıdan kurtulmak, düşman şerrinden ve nazardan muhafaza olmak, kalbi sükûnete erdirmek ve Allah Teâlâ’nın lütfuna sığınmak niyetiyle okunur.<br />
<br />
Günün her vaktinde dinleyebilir, manevi huzur ve korunma niyetiyle vird edinebilirsiniz.<br />
<br />
? Kanalımıza abone olmayı, videomuzu beğenmeyi ve sevdiklerinizle paylaşarak hayra vesile olmayı unutmayın.<br />
<br />
#HizbülKifaye #EbulHasanŞazeli #Şazeli #Dua #Zikir #Tasavvuf #ManeviKalkan #Huzur<br />
<br />
ANAHTAR KELiMELER<br />
<br />
hizbül kifaye, ebul hasan şazeli, hizbül kifaye dinle, şazeli duaları, şazeli hizbleri, ebu hasan şazeli duaları, kifayet duası, hizbul kifaye, koruyucu dualar, şifa ve korunma duaları, tasavvuf duaları, zikir ve dua, manevi kalkan duası, dertlerden kurtulma duası, sıkıntı için dua, ebu hasan şazeli zikirleri, huzur veren dualar, virdler ve hizbler, raşidi tarikatı, şazeli tarikatı <br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/DM8znZPz5xc" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşit Tunca Hizbül Kifaye'yi Okuyor<br />
<br />
Ebu Hasan-ı Şâzeli(k.s) ait olan Hizbül Kifaye'yi Seslendirip video haline getirdigim videom için yotubeye aciklama metni ve birde  20 tane yanyan aralarinda virgül olan keywords yazarmsin lütfen <br />
<br />
<br />
Kutbü'l-Aktâb Ebu'l Hasan eş-Şâzelî (k.s.) Hazretleri'nin manevi kalkanı ve faziletleri saymakla bitmeyen büyük virdi "Hizbü'l-Kifâye" (Kifayet Duası).<br />
<br />
Bu mübarek hizb; her türlü maddi ve manevi sıkıntıdan kurtulmak, düşman şerrinden ve nazardan muhafaza olmak, kalbi sükûnete erdirmek ve Allah Teâlâ’nın lütfuna sığınmak niyetiyle okunur.<br />
<br />
Günün her vaktinde dinleyebilir, manevi huzur ve korunma niyetiyle vird edinebilirsiniz.<br />
<br />
? Kanalımıza abone olmayı, videomuzu beğenmeyi ve sevdiklerinizle paylaşarak hayra vesile olmayı unutmayın.<br />
<br />
#HizbülKifaye #EbulHasanŞazeli #Şazeli #Dua #Zikir #Tasavvuf #ManeviKalkan #Huzur<br />
<br />
ANAHTAR KELiMELER<br />
<br />
hizbül kifaye, ebul hasan şazeli, hizbül kifaye dinle, şazeli duaları, şazeli hizbleri, ebu hasan şazeli duaları, kifayet duası, hizbul kifaye, koruyucu dualar, şifa ve korunma duaları, tasavvuf duaları, zikir ve dua, manevi kalkan duası, dertlerden kurtulma duası, sıkıntı için dua, ebu hasan şazeli zikirleri, huzur veren dualar, virdler ve hizbler, raşidi tarikatı, şazeli tarikatı <br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşit Tunca Hizbün Nasr'ı Okuyor]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3304</link>
			<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:26:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3304</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/AR1Yat1yXSk" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşit Tunca Hizbün Nasr'ı Okuyor<br />
<br />
HİZBÜN NASR (Yardım ve Zafer Duası) | Ebu'l-Hasan eş-Şâzelî (k.s.)<br />
<br />
Bu videoda, büyük veli ve Şâzeliyye tarikatının kurucusu Ebu'l-Hasan-ı Şâzeli (k.s.) 'ye ait olan, zorluklara karşı zafer, yardım ve gönül ferahlığı için okunan kudretli dua "Hizbün Nasr" ı sizler için seslendirdim ve görselleştirdim .<br />
<br />
Allah'ın izniyle, bu mübarek dua; İslam düşmanlarına karşı manevi bir kalkan olarak asırlardır okunagelmiştir . Dua, düşmanın tuzağını bozma, onları perişan etme ve müminlere yardım ve zafer bahşetme niyazlarını içermektedir .<br />
<br />
Önemli Uyarı: Bu dua, özel olarak İslam'ın ve Müslümanların düşmanlarına karşı okunmak için tertip edilmiştir. Bir Müslüman'ın aleyhine okunması uygun değildir ve böyle bir durumda fayda değil, zarar vermesi söz konusudur .<br />
<br />
Hizbün Nasr'ın Fazileti:<br />
<br />
Zorluklara karşı zafer ve yardım için okunur .<br />
<br />
Düşmanların şerrinden korunmak için manevi bir kalkandır .<br />
<br />
Kalbe ferahlık ve sükunet verir .<br />
<br />
Manevi yolculuğunuza katkı sağlaması dileğiyle. Beğenip abone olmayı unutmayın!<br />
<br />
#Şazeliyye #HizbünNasr #Dua #İslam #Tasavvuf<br />
<br />
<br />
Anahtar Kelimeler (Keywords)<br />
<br />
Hizbün Nasr, Hizbün Nasr Duası, Ebu Hasan Şazeli, Şazeliyye, Zafer Duası, Yardım Duası, Düşmana Karşı Dua, İslami Dua, Tasavvuf, Evrad-ı Şazeliyye, Arapça Dua, Dini Video, İlahi, Zikir, Manevi Kalkan, Koruma Duası, Kudsî Hizb, Dua Dinle,  </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/AR1Yat1yXSk" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşit Tunca Hizbün Nasr'ı Okuyor<br />
<br />
HİZBÜN NASR (Yardım ve Zafer Duası) | Ebu'l-Hasan eş-Şâzelî (k.s.)<br />
<br />
Bu videoda, büyük veli ve Şâzeliyye tarikatının kurucusu Ebu'l-Hasan-ı Şâzeli (k.s.) 'ye ait olan, zorluklara karşı zafer, yardım ve gönül ferahlığı için okunan kudretli dua "Hizbün Nasr" ı sizler için seslendirdim ve görselleştirdim .<br />
<br />
Allah'ın izniyle, bu mübarek dua; İslam düşmanlarına karşı manevi bir kalkan olarak asırlardır okunagelmiştir . Dua, düşmanın tuzağını bozma, onları perişan etme ve müminlere yardım ve zafer bahşetme niyazlarını içermektedir .<br />
<br />
Önemli Uyarı: Bu dua, özel olarak İslam'ın ve Müslümanların düşmanlarına karşı okunmak için tertip edilmiştir. Bir Müslüman'ın aleyhine okunması uygun değildir ve böyle bir durumda fayda değil, zarar vermesi söz konusudur .<br />
<br />
Hizbün Nasr'ın Fazileti:<br />
<br />
Zorluklara karşı zafer ve yardım için okunur .<br />
<br />
Düşmanların şerrinden korunmak için manevi bir kalkandır .<br />
<br />
Kalbe ferahlık ve sükunet verir .<br />
<br />
Manevi yolculuğunuza katkı sağlaması dileğiyle. Beğenip abone olmayı unutmayın!<br />
<br />
#Şazeliyye #HizbünNasr #Dua #İslam #Tasavvuf<br />
<br />
<br />
Anahtar Kelimeler (Keywords)<br />
<br />
Hizbün Nasr, Hizbün Nasr Duası, Ebu Hasan Şazeli, Şazeliyye, Zafer Duası, Yardım Duası, Düşmana Karşı Dua, İslami Dua, Tasavvuf, Evrad-ı Şazeliyye, Arapça Dua, Dini Video, İlahi, Zikir, Manevi Kalkan, Koruma Duası, Kudsî Hizb, Dua Dinle,  </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İlmi Değerini Bilmeyene Anlatırsan Ne Olur, Değersizleşir]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3303</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:58:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3303</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2909" target="_blank" title="">İlmi Değerini Bilmeyene Anlatırsan Ne Olur, Değersizleşir.jpg</a> (Boyut: 1.08 MB / İndirmeler: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlmi Değerini Bilmeyene Anlatırsan Ne Olur, Değersizleşir</span></span><br />
<br />
İlim ve bilgi, yalnızca elde bulunan bir şey değildir. Bir bilginin gerçek değeri; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlaşılması, bilinmesi, doğru kullanılması, doğru kişiye aktarılması ve içindeki yeni imkânların keşfedilmesiyle</span> ortaya çıkar.<br />
<br />
Bir insan bir şeyin değerini bilmiyorsa, o şeyi elinde bulundursa bile onun gerçek değerinden faydalanamayabilir.<br />
<br />
Hatta daha da kötüsü, değerini bilmediği bir şeyi yanlış yorumlayabilir, yanlış kullanabilir ve başkalarına da yanlış aktarabilir.<br />
<br />
İşte bu nedenle:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlmi değerini bilmeyene anlatırsan, ilim yalnızca anlaşılmamış olmaz; yanlış anlaşılır ve yanlış aktarılırsa zamanla yozlaşabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cevahirin Kadrini Sarraf Bilir</span></span><br />
<br />
Atalarımız:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Cevahirin kadrini sarraf bilir."</span><br />
<br />
demişlerdir.<br />
<br />
Çünkü herkes aynı şeye baktığında aynı değeri göremez.<br />
<br />
Sarraf altına baktığında onun ayarını, gramını, saflığını, piyasa değerini ve mücevher olarak kullanılmasını görür.<br />
<br />
Fakat bir mühendis altına baktığında başka bir özellik görür.<br />
<br />
Mühendis altının <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iletkenliğini, korozyona dayanıklılığını ve teknolojik alanlarda kullanılabilecek özelliklerini</span> görür.<br />
<br />
Demek ki aynı altın, farklı bilgi seviyesindeki insanlar için farklı değerler taşıyabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın Her Zaman Bugün Bildiğimiz Kadar Değerli miydi?</span></span><br />
<br />
Burada çok önemli bir nokta vardır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin bugünkü değerini bilmek, onun bütün değerini bilmek değildir.</span><br />
<br />
Altının elektrik iletkenliği, insanlar bunu keşfetmeden önce de vardı.<br />
<br />
İnsanlar altının bu özelliğini bilmiyordu.<br />
<br />
Teknoloji henüz o seviyeye ulaşmadığı için altının bu özelliğinden yararlanamıyorlardı.<br />
<br />
Sarraf altına baktığında:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu değerli bir madendir; para olur, ticaret yapılır, kolye olur, bilezik olur."</span><br />
<br />
diye bakıyordu.<br />
<br />
Fakat bugün mühendis altına baktığında başka özelliklerini de görüyor.<br />
<br />
Elektronik ve teknoloji alanlarında kullanılabilecek değerini görüyor.<br />
<br />
Yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">altının özelliği sonradan oluşmadı; insan onun daha önce bilmediği bir özelliğini keşfetti.</span><br />
<br />
Böylece altının kullanım alanı ve insan açısından taşıdığı değer arttı.<br />
<br />
Bu bize çok önemli bir şey öğretir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin bugün bildiğimiz değerinin, onun taşıdığı bütün değer olduğunu sanmamak gerekir.</span><br />
<br />
Belki yarın onun başka bir özelliği daha keşfedilecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnkaların Altına Bakışı ve İspanyolların Altına Bakışı</span></span><br />
<br />
Buna tarihî bir örnek olarak İnkalarla ilgili anlatılanları da düşünebiliriz.<br />
<br />
İnkaların altını bildikleri, kullandıkları ve altın eşyalara sahip oldukları bilinmektedir. Fakat onların altına bakışı ile İspanyolların altına bakışı aynı değildi.<br />
<br />
Bazı tarihî anlatımlarda, İnkaların altını daha çok <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">süs, eşya ve ihtişam unsuru</span> olarak gördükleri; hatta altın eşyaları ve süsleri günlük hayatlarında kullandıkları anlatılır.<br />
<br />
Öyle ki bazı anlatımlarda altının, insanların gözünde bugünkü anlamıyla sadece ekonomik bir servet olarak görülmediğini göstermek için, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">altın süslerin hayvanlara bile takılabildiğinden</span> söz edilir.<br />
<br />
Fakat İspanyollar Amerika'ya geldiklerinde altına çok farklı bir gözle baktılar.<br />
<br />
Onlar altını <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">büyük bir ekonomik servet</span> olarak görüyorlardı.<br />
<br />
Dolayısıyla aynı maddeye iki farklı toplum, iki farklı değer anlayışıyla bakıyordu.<br />
<br />
İspanyollar için altın ele geçirilmesi gereken büyük bir servetti.<br />
<br />
Bu altın uğruna İnka devletinin büyük bir yıkıma uğraması ve insanların öldürülmesi, tarihin en acı olaylarından biri olarak karşımıza çıkar.<br />
<br />
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın aynı altındı; fakat ona yüklenen değer ve ondan beklenen fayda farklıydı.</span><br />
<br />
Bir taraf onu süs ve ihtişam olarak görürken, diğer taraf onu büyük bir ekonomik servet olarak görüyordu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ata Altını Verirsen Ne Anlar?</span></span><br />
<br />
Şimdi daha basit bir örnek düşünelim.<br />
<br />
Bir ata altın bir lira verseniz, at onun altın olduğunu bilmez.<br />
<br />
Altını önüne koyarsınız; at onu yiyecek sanmaz, yemeye çalışmaz, ekonomik değerini de bilmez.<br />
<br />
Çünkü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">değer, o değeri anlayabilecek bir bilinç gerektirir.</span><br />
<br />
Altını bilen insan için altın servettir.<br />
<br />
Ata göre ise altın ile sıradan bir metal parçası arasında hiçbir ekonomik fark yoktur.<br />
<br />
Bu örnek bize şunu gösterir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin değerli olması ile o değerin karşıdaki tarafından anlaşılması aynı şey değildir.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın Yumurtlayan Tavuk Meselesi</span></span><br />
<br />
"Altın yumurtlayan tavuğu öldürmek" sözü de tam olarak bunu anlatır.<br />
<br />
Bir insanın elinde bir tavuk olduğunu düşünelim.<br />
<br />
Bu tavuk her gün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir tane altın yumurta</span> yumurtlamaktadır.<br />
<br />
Adam her gün bir altın yumurta almak yerine:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu tavuğun karnında kim bilir kaç tane altın vardır. Ben tavuğu keseyim, karnındaki bütün altınlara bir anda sahip olayım."</span><br />
<br />
diye düşünür.<br />
<br />
Tavuğu keser.<br />
<br />
Fakat tavuğun karnında düşündüğü gibi altınlar yoktur.<br />
<br />
Adam hem tavuğu öldürmüştür hem de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">her gün bir altın yumurta üreten kaynağı yok etmiştir.</span><br />
<br />
Halbuki tavuk yaşasaydı, her gün bir altın yumurta vermeye devam edecekti.<br />
<br />
Buradaki hata, adamın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kaynağın gelecekte üreteceği değeri anlayamamasıdır.</span><br />
<br />
O sadece elindeki bugünkü kazancı düşünmüş, sürekli üretilecek değeri görememiştir.<br />
<br />
İlimde de buna benzer bir durum olabilir.<br />
<br />
Bir ilmin sadece bugün verdiği sonucu görüp, onun ileride ortaya çıkarabileceği yeni bilgileri ve yeni faydaları görememek, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">altın yumurtlayan tavuğu kesmeye</span> benzer.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ehline Verilmeyen İlim Zayidir</span></span><br />
<br />
Bu nedenle:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ehline verilmeyen ilim zayidir."</span><br />
<br />
anlayışı çok önemlidir.<br />
<br />
Çünkü ilmi taşıyan kişinin onu anlayabilecek kapasitede olması gerekir.<br />
<br />
Bir ilim ehil olmayan bir insanın eline geçtiğinde, o kişi onu kendi anlayış seviyesine göre değerlendirebilir.<br />
<br />
Anlamadığı yeri kendi düşüncesine göre tamamlar.<br />
<br />
Bilmediği kısmı tahmin eder.<br />
<br />
Sonra tahminini bilgi zanneder.<br />
<br />
Ardından bunu başkasına aktarır.<br />
<br />
Böylece:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikat → eksik anlayış → yanlış yorum → yanlış aktarım → yozlaşma</span><br />
<br />
şeklinde bir süreç başlayabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İncileri Domuzların Önüne Atmayın Benzetmesi</span></span><br />
<br />
İncil'de geçen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"incileri domuzların önüne atmayın"</span> şeklindeki benzetme de bu açıdan düşündürücüdür.<br />
<br />
Burada mesele incinin fiziksel olarak değerini kaybetmesi değildir.<br />
<br />
Mesele, karşısındaki varlığın incinin ne olduğunu ve değerini anlayamamasıdır.<br />
<br />
İnciyi bilen kişi onu kıymetli görür.<br />
<br />
Bilmeyen ise onu sıradan bir taş gibi görebilir.<br />
<br />
İlimde de durum böyledir.<br />
<br />
İlimden anlayan kişi bir cümlenin içinde büyük bir hakikat görebilir.<br />
<br />
Başka biri aynı cümleyi okuyup hiçbir şey anlamayabilir.<br />
<br />
Daha kötüsü, anlamadığı halde onu yanlış yorumlayabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Ali'ye Nispet Edilen Ölçü</span></span><br />
<br />
Hz. Ali'ye nispet edilen:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İnsanlara anlayabilecekleri şeyleri anlatın."</span><br />
<br />
şeklindeki söz de bu anlayışla birlikte değerlendirilebilir.<br />
<br />
Çünkü her insanın anlayış seviyesi aynı değildir.<br />
<br />
Bir kimseye anlayamayacağı bir şeyi anlatmak, bazen onu aydınlatmak yerine daha fazla karıştırabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlaşılmayan bilgi yanlış anlaşılmaya müsaittir.</span><br />
<br />
Bu yüzden ilim sadece bilmekle değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kime, ne kadar ve nasıl anlatılacağını bilmekle</span> de ilgilidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Balık Suyun İçinde Yaşar Ama Suyu Arar</span></span><br />
<br />
Bunun başka bir güzel örneği de balık ve sudur.<br />
<br />
Balık bütün hayatını suyun içinde geçirir.<br />
<br />
Fakat balığa:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Su nedir?"</span><br />
<br />
diye sorsaydık, belki de suyu tarif etmekte zorlanacaktı.<br />
<br />
Çünkü sürekli içinde bulunduğu şeyin değerini ve varlığını fark etmek her zaman kolay değildir.<br />
<br />
İnsan da böyledir.<br />
<br />
Bazen insanın içinde bulunduğu ortamda bulunan bir bilgi, bir nimet veya bir imkân, o kadar sıradanlaşır ki insan onun gerçek değerini göremez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazen insan, içinde yaşadığı şeyin değerini ancak onu dışarıdan gören bir başkasının göstermesiyle fark eder.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanlardaki Keşfedilmemiş Yetenekler</span></span><br />
<br />
Aynı durum insanlardaki yetenekler için de geçerlidir.<br />
<br />
Bir köyde yaşayan bir genç düşünelim.<br />
<br />
Hayvan güdüyor, tarlada çalışıyor ve sıradan bir hayat yaşıyor.<br />
<br />
Çevresindeki insanlar onun çok güzel sesini, oyunculuk kabiliyetini, zekâsını veya başka bir yeteneğini fark etmeyebilir.<br />
<br />
Sonra bir gün bir yönetmen veya yetenek keşfeden başka bir insan gelir ve onda daha önce kimsenin görmediği bir kabiliyet keşfeder.<br />
<br />
O yetenek o gün yaratılmış değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yetenek zaten vardı.</span><br />
<br />
Fakat daha önce kimse onu keşfetmemişti.<br />
<br />
Keşfedildiğinde ise yeteneğin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">görünürlüğü, kullanımı ve toplum içindeki değerlendirilmesi</span> değişir.<br />
<br />
Demek ki bir şeyin değerinin ortaya çıkması ile o değerin var olması her zaman aynı şey değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın Çamurun İçinde Altındır; İlimde İse Anlam da Vardır</span></span><br />
<br />
Altını çamurun içine atsanız, altın yine altındır.<br />
<br />
Onu çıkarır, temizler ve tekrar kullanırsınız.<br />
<br />
Fakat ilim biraz farklıdır.<br />
<br />
Çünkü ilmin yalnızca maddi bir varlığı yoktur.<br />
<br />
İlmin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlamı, yorumu, aktarımı ve uygulanması</span> vardır.<br />
<br />
Altın yanlış yere konulduğunda fiziksel olarak değerini kaybetmeyebilir.<br />
<br />
Ama ilim yanlış anlaşılır ve yanlış aktarılırsa, bilgiyle birlikte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlam da değişebilir.</span><br />
<br />
Bir insan doğru bir bilgiyi yanlış anlayabilir.<br />
<br />
Sonra kendi yanlış anlayışını doğru bilgi gibi başkasına aktarabilir.<br />
<br />
Bir sonraki kişi onu daha da farklı yorumlayabilir.<br />
<br />
Böylece başlangıçtaki hakikat, aktarım zincirinde değişebilir.<br />
<br />
İşte buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ilmin yozlaşması</span> diyebiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değer Sadece Bilinmez, Keşfedilir</span></span><br />
<br />
Sarraf altına bakar ve onun değerli bir maden olduğunu bilir.<br />
<br />
Mühendis altına bakar ve onun iletkenliğini görür.<br />
<br />
Teknoloji uzmanı başka bir kullanım alanını keşfeder.<br />
<br />
Bilim insanı daha önce bilinmeyen başka bir özelliğini ortaya çıkarabilir.<br />
<br />
Bunların hepsi aynı altındır.<br />
<br />
Fakat herkes onun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aynı değerini</span> görmez.<br />
<br />
Bu nedenle:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin bugün bildiğimiz değerini bilmek, onun taşıdığı bütün değeri bilmek değildir.</span></span><br />
<br />
Altının iletkenliği, biz onu keşfetmeden önce de vardı.<br />
<br />
İnsanlardaki yetenekler de keşfedilmeden önce vardı.<br />
<br />
İlimdeki hakikatler de biz onları anlamadan önce vardı.<br />
<br />
Biz onları yaratmıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onları keşfediyoruz.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span><br />
<br />
Bütün bu örneklerin ortak noktası şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin değeri, onu gören kişinin bilgi ve anlayış seviyesine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.</span><br />
<br />
Sarraf altının bir değerini bilir.<br />
<br />
Mühendis başka bir değerini bilir.<br />
<br />
Teknoloji ilerledikçe yeni değerleri keşfedilir.<br />
<br />
İnsanların yetenekleri vardır; fakat bazen onları kimse keşfetmez.<br />
<br />
İnka altını kullanır; İspanyol onu ekonomik servet olarak görür.<br />
<br />
Ata altın verirsen onun değerini bilmez.<br />
<br />
Altın yumurtlayan tavuğu kesen kişi ise tavuğun her gün ürettiği değeri göremediği için kaynağı yok eder.<br />
<br />
Balık suyun içinde yaşar ama suyun değerini fark etmekte zorlanabilir.<br />
<br />
Bütün bunlar bize aynı gerçeği gösterir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değer sadece var olan bir şey değildir; anlaşılır, kullanılır, keşfedilir ve geliştirilir.</span></span><br />
<br />
İlimde ise bu konu daha da önemlidir.<br />
<br />
Çünkü ilim yanlış kişiye, yanlış şekilde anlatılırsa yalnızca değerinin anlaşılmaması söz konusu olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yanlış anlaşılabilir, yanlış yorumlanabilir, yanlış aktarılabilir ve zamanla yozlaşabilir.</span><br />
<br />
Bu yüzden ilmi değerini bilmeyene anlatırken dikkat etmek gerekir.<br />
<br />
Çünkü karşındaki kişi bugün senin anlattığın ilmin değerini görmeyebilir.<br />
<br />
Belki de onun göremediği yerde, yarının büyük keşfi vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altının bugün bildiğimiz değerinden daha fazlasını taşıması gibi, bugün bildiğimiz bir ilmin de henüz keşfedilmemiş başka değerleri olabilir.</span><br />
<br />
Bu nedenle ilmi korumak, sadece onu saklamak değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onu doğru anlamak, doğru kişiye ulaştırmak, doğru aktarmak ve içindeki henüz keşfedilmemiş değerlerin ortaya çıkmasına imkân vermektir.</span><br />
<br />
Çünkü:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bugün bildiğimiz ilim, yarın keşfedilecek hakikatlerin yanında belki sadece ilk altın yumurtadır.</span></span><br />
<br />
Ve altın yumurtlayan tavuğu kesmemek gerekir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çokluk ve Kıtlık Değeri Nasıl Değiştirir?</span></span><br />
<br />
Bir şeyin değerini belirleyen unsurlardan biri de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ne kadar bulunduğudur.</span><br />
<br />
Kömür madenini düşünelim.<br />
<br />
Yer altında büyük miktarlarda kömür bulunur ve madenlerden tonlarca kömür çıkarılır. Bol bulunan bir maden olduğu için kömürün birim değeri, altın gibi nadir bulunan madenlerle aynı değildir. Tonlarca kömür çıkarılıp satılabilir ve genellikle daha düşük bir birim fiyat üzerinden değerlendirilir.<br />
<br />
Altın ise çok daha az bulunan bir madendir. Bu nedenle az miktardaki altına bile yüksek bir değer atfedilir.<br />
<br />
Elmas ise daha da nadir bulunan değerli taşlardan biridir. Dünyada bulunma miktarının azlığı, onun değerinin yüksek olmasında önemli bir etkendir.<br />
<br />
Burada ortaya çıkan gerçek şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin çokluğu, onun değerini düşürebilir; azlığı ise değerini yükseltebilir.</span></span><br />
<br />
Elbette yalnızca az bulunmak tek başına değeri belirlemez. Bir şeyin kullanım alanı, özellikleri, insanların ona olan ihtiyacı ve ona verilen ekonomik değer de önemlidir.<br />
<br />
Fakat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çokluk ile kıtlık arasındaki fark, değer üzerinde doğrudan etkili olabilir.</span><br />
<br />
Tonlarca kömür ile birkaç gram altını yan yana koyduğumuzda, miktar bakımından kömür açıkça daha fazladır.<br />
<br />
Fakat değer bakımından birkaç gram altın, tonlarca kömürden çok daha kıymetli olabilir.<br />
<br />
Demek ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok olan her zaman daha değerli değildir; az olan da taşıdığı özellikler ve kıtlığı sebebiyle çok daha yüksek bir değere sahip olabilir.</span><br />
<br />
Bu durum ilim açısından da düşündürücüdür.<br />
<br />
Bir bilgi çok fazla insanın elinde bulunabilir ve herkes tarafından tekrar edilebilir. Böyle bir bilgi zamanla sıradanlaşabilir.<br />
<br />
Fakat çok az kişinin fark ettiği, anladığı veya keşfettiği bir bilgi, çok daha büyük bir değer taşıyabilir.<br />
<br />
Bu nedenle ilimde de yalnızca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ne kadar bilgi var?"</span> diye bakmak yeterli değildir.<br />
<br />
Asıl soru şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu bilginin içinde ne kadar cevher var ve bu cevheri kim görebiliyor?"</span><br />
<br />
Tıpkı tonlarca kömürün arasında az miktardaki altının farklı değer taşıması gibi, çok miktarda bilginin arasında bulunan küçük bir hakikat de çok büyük bir değer taşıyabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çokluk değeri sıradanlaştırabilir; kıtlık ise değeri yükseltebilir.</span></span><br />
<br />
Bu yüzden bir ilmin veya bilginin değerini yalnızca ne kadar yaygın olduğuna bakarak ölçmek doğru değildir. Bazen herkesin bildiği şey sıradanlaşırken, çok az kişinin fark ettiği bir hakikat geleceğin en değerli bilgisi haline gelebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İLMİN AKTARILMASI VE ZAMANI</span></span><br />
<br />
İlim yalnızca bir kişinin bir şeyi bilmesi değildir. Bilinen ilmin, anlayabilecek olan insanlara aktarılması ve ondan sonra gelenlerin de bu bilgiyi daha ileriye taşıması gerekir.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin Veda Hutbesinde bulunanlara, bulunmayanlara bildirmelerini ve anlatmalarını emretmesi de bu bakımdan çok önemli bir noktaya işaret etmektedir. Yani kişi kendisine ulaşan bilgiyi sadece kendisinde saklamamalı, onu kendisinden sonra gelecek olanlara da aktarmalıdır.<br />
<br />
Fakat burada çok önemli bir mesele daha vardır:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir bilgiyi aktarmak kadar, o bilgiyi kime ve hangi zamanda aktardığın da önemlidir.</span></span><br />
<br />
Çünkü bir ilmi, onu anlayabilecek insanlara anlatırsan o ilim gelişir. Anlayamayacak bir insana anlatırsan, aynı bilgi onun açısından hiçbir değer ifade etmeyebilir.<br />
<br />
Mesela Fatih Sultan Mehmet'in yaşadığı zamana gidip kendisine Mercedes otomobillerden, cep telefonlarından veya bilgisayarlardan bahsettiğimizi düşünelim.<br />
<br />
Fatih Sultan Mehmet bunların isimlerini bilmediği için, yalnızca isimlerini söylememizin onun açısından bir ilmi değeri olmayacaktır. Çünkü o dönemde bu teknolojilerin ne olduğunu, hangi maddelerden meydana geldiğini, nasıl üretildiğini ve hangi sistemlerle çalıştığını açıklayabilecek bir teknoloji altyapısı henüz bulunmamaktadır.<br />
<br />
Fakat Fatih Sultan Mehmet'e:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İleride insanların kendi kendine hareket eden araçlar yapacağını, bunun nasıl yapılabileceğini ve hangi prensiplerle çalışacağını”</span></span><br />
<br />
anlatabilecek bir bilgi verirsek, mesele değişir.<br />
<br />
Çünkü burada artık yalnızca gelecekte ortaya çıkacak bir eşyanın adını söylemek değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o eşyanın nasıl meydana getirilebileceğine dair bir ilim aktarılmış</span></span> olur.<br />
<br />
Aynı şekilde bilgisayarın veya cep telefonunun adını söylemek tek başına bir ilim değildir. Fakat hesaplama sistemlerinin nasıl çalıştığını, bilgilerin nasıl işlenebileceğini, elektronik devrelerin nasıl kurulabileceğini ve bu sistemlerin nasıl geliştirilebileceğini anlatmak bir ilimdir.<br />
<br />
Buradan şu sonucu çıkarabiliriz:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlim, yalnızca bilinen şeyin adını söylemek değil, bilinmeyen şeyi anlayabilecek hale getirecek bilgiyi aktarabilmektir.</span></span><br />
<br />
Bir insanın zamanında çok değerli olan bir bilgisi, başka bir zamanda aynı değeri taşımayabilir. Çünkü ihtiyaçlar, imkânlar ve insanların anlayış seviyeleri değişmektedir.<br />
<br />
Bunu maden örneğiyle de açıklayabiliriz.<br />
<br />
Bir madenden tonlarca kömür çıkarılabilir. Kömür çok miktarda bulunabilir ve bu nedenle birim değeri düşük olabilir. Altın ise daha az bulunur ve bu nedenle daha yüksek değere sahip olabilir. Elmas ise daha da nadir bulunduğu için çok yüksek bir değer kazanabilir.<br />
<br />
Burada <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çokluk ve azlık, değerin oluşmasında etkili olmaktadır.</span></span><br />
<br />
İlimde de buna benzer bir durum vardır.<br />
<br />
Bir bilgi çok kolay anlaşılabiliyor ve herkes tarafından zaten biliniyorsa, o bilginin yeni bir keşif olarak değeri azalabilir. Fakat daha önce bilinmeyen bir şeyi açıklayan, insanlara yeni bir yol gösteren veya mevcut bilgiyi daha ileriye taşıyan bir ilim daha büyük bir değer kazanabilir.<br />
<br />
Ancak ilmin değeri yalnızca bilginin kendisinde değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlmi anlayacak insan, ilmin aktarılacağı zaman ve o ilmin kullanılabileceği şartlar da önemlidir.</span></span><br />
<br />
Bir kişiye zamanından çok önce bir bilgi verirseniz, o kişi onu anlayamayabilir. Çünkü o bilgiyi uygulayabileceği araçlara ve altyapıya sahip olmayabilir.<br />
<br />
Fakat aynı bilgi, zamanı geldiğinde başka bir insana anlatıldığında çok büyük bir değer kazanabilir.<br />
<br />
Bu sebeple ilim yalnızca <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“bilmek”</span></span> değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilmek, anlatmak, anlayabilecek kişiyi bulmak, doğru zamanda aktarmak ve kendisinden sonra gelen kişinin bu bilgiyi daha ileriye taşımasını sağlamak da ilmin bir parçasıdır.</span></span><br />
<br />
Veda Hutbesindeki “burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin” anlayışını da bu açıdan değerlendirdiğimizde, bilginin bir kişide kalmaması ve nesilden nesile aktarılması gerektiğini görürüz.<br />
<br />
Fakat aktarılan kişi, kendisinden önce gelenin bilgisine yalnızca sahip olmakla yetinmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belki sizden daha iyi anlatan, sizden daha iyi anlayan ve sizin bıraktığınız bilgiyi daha ileriye taşıyan birileri çıkacaktır.</span></span><br />
<br />
Bu kötü bir şey değildir.<br />
<br />
Tam tersine, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ilmin gelişmesi budur.</span></span><br />
<br />
Bir önceki insan bilgiyi bulur, sonraki insan onu anlar, ondan sonraki geliştirir ve daha sonraki nesil belki de o bilgiden bambaşka bir keşfe ulaşır.<br />
<br />
Bu nedenle gerçek ilim, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ben buldum, bundan sonrası yoktur”</span></span> demek değildir.<br />
<br />
Gerçek ilim, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Benim ulaştığım bilgi budur; benden sonra gelenler bunu daha iyi anlayabilir, daha iyi anlatabilir ve daha ileriye taşıyabilir”</span></span> diyebilmektir.<br />
<br />
Çünkü insanın görevi ilmi kendisinde bitirmek değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kendisine ulaşan ilmi anlayabilecek olana ulaştırmak ve gelecek nesillere bir basamak bırakmaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlim böylece kişiden kişiye, zamandan zamana ve nesilden nesile ilerler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems – Avusturya 07 Eylül 2026<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Karoglan Hoca</span><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2909" target="_blank" title="">İlmi Değerini Bilmeyene Anlatırsan Ne Olur, Değersizleşir.jpg</a> (Boyut: 1.08 MB / İndirmeler: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlmi Değerini Bilmeyene Anlatırsan Ne Olur, Değersizleşir</span></span><br />
<br />
İlim ve bilgi, yalnızca elde bulunan bir şey değildir. Bir bilginin gerçek değeri; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlaşılması, bilinmesi, doğru kullanılması, doğru kişiye aktarılması ve içindeki yeni imkânların keşfedilmesiyle</span> ortaya çıkar.<br />
<br />
Bir insan bir şeyin değerini bilmiyorsa, o şeyi elinde bulundursa bile onun gerçek değerinden faydalanamayabilir.<br />
<br />
Hatta daha da kötüsü, değerini bilmediği bir şeyi yanlış yorumlayabilir, yanlış kullanabilir ve başkalarına da yanlış aktarabilir.<br />
<br />
İşte bu nedenle:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlmi değerini bilmeyene anlatırsan, ilim yalnızca anlaşılmamış olmaz; yanlış anlaşılır ve yanlış aktarılırsa zamanla yozlaşabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cevahirin Kadrini Sarraf Bilir</span></span><br />
<br />
Atalarımız:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Cevahirin kadrini sarraf bilir."</span><br />
<br />
demişlerdir.<br />
<br />
Çünkü herkes aynı şeye baktığında aynı değeri göremez.<br />
<br />
Sarraf altına baktığında onun ayarını, gramını, saflığını, piyasa değerini ve mücevher olarak kullanılmasını görür.<br />
<br />
Fakat bir mühendis altına baktığında başka bir özellik görür.<br />
<br />
Mühendis altının <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iletkenliğini, korozyona dayanıklılığını ve teknolojik alanlarda kullanılabilecek özelliklerini</span> görür.<br />
<br />
Demek ki aynı altın, farklı bilgi seviyesindeki insanlar için farklı değerler taşıyabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın Her Zaman Bugün Bildiğimiz Kadar Değerli miydi?</span></span><br />
<br />
Burada çok önemli bir nokta vardır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin bugünkü değerini bilmek, onun bütün değerini bilmek değildir.</span><br />
<br />
Altının elektrik iletkenliği, insanlar bunu keşfetmeden önce de vardı.<br />
<br />
İnsanlar altının bu özelliğini bilmiyordu.<br />
<br />
Teknoloji henüz o seviyeye ulaşmadığı için altının bu özelliğinden yararlanamıyorlardı.<br />
<br />
Sarraf altına baktığında:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu değerli bir madendir; para olur, ticaret yapılır, kolye olur, bilezik olur."</span><br />
<br />
diye bakıyordu.<br />
<br />
Fakat bugün mühendis altına baktığında başka özelliklerini de görüyor.<br />
<br />
Elektronik ve teknoloji alanlarında kullanılabilecek değerini görüyor.<br />
<br />
Yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">altının özelliği sonradan oluşmadı; insan onun daha önce bilmediği bir özelliğini keşfetti.</span><br />
<br />
Böylece altının kullanım alanı ve insan açısından taşıdığı değer arttı.<br />
<br />
Bu bize çok önemli bir şey öğretir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin bugün bildiğimiz değerinin, onun taşıdığı bütün değer olduğunu sanmamak gerekir.</span><br />
<br />
Belki yarın onun başka bir özelliği daha keşfedilecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnkaların Altına Bakışı ve İspanyolların Altına Bakışı</span></span><br />
<br />
Buna tarihî bir örnek olarak İnkalarla ilgili anlatılanları da düşünebiliriz.<br />
<br />
İnkaların altını bildikleri, kullandıkları ve altın eşyalara sahip oldukları bilinmektedir. Fakat onların altına bakışı ile İspanyolların altına bakışı aynı değildi.<br />
<br />
Bazı tarihî anlatımlarda, İnkaların altını daha çok <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">süs, eşya ve ihtişam unsuru</span> olarak gördükleri; hatta altın eşyaları ve süsleri günlük hayatlarında kullandıkları anlatılır.<br />
<br />
Öyle ki bazı anlatımlarda altının, insanların gözünde bugünkü anlamıyla sadece ekonomik bir servet olarak görülmediğini göstermek için, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">altın süslerin hayvanlara bile takılabildiğinden</span> söz edilir.<br />
<br />
Fakat İspanyollar Amerika'ya geldiklerinde altına çok farklı bir gözle baktılar.<br />
<br />
Onlar altını <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">büyük bir ekonomik servet</span> olarak görüyorlardı.<br />
<br />
Dolayısıyla aynı maddeye iki farklı toplum, iki farklı değer anlayışıyla bakıyordu.<br />
<br />
İspanyollar için altın ele geçirilmesi gereken büyük bir servetti.<br />
<br />
Bu altın uğruna İnka devletinin büyük bir yıkıma uğraması ve insanların öldürülmesi, tarihin en acı olaylarından biri olarak karşımıza çıkar.<br />
<br />
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın aynı altındı; fakat ona yüklenen değer ve ondan beklenen fayda farklıydı.</span><br />
<br />
Bir taraf onu süs ve ihtişam olarak görürken, diğer taraf onu büyük bir ekonomik servet olarak görüyordu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ata Altını Verirsen Ne Anlar?</span></span><br />
<br />
Şimdi daha basit bir örnek düşünelim.<br />
<br />
Bir ata altın bir lira verseniz, at onun altın olduğunu bilmez.<br />
<br />
Altını önüne koyarsınız; at onu yiyecek sanmaz, yemeye çalışmaz, ekonomik değerini de bilmez.<br />
<br />
Çünkü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">değer, o değeri anlayabilecek bir bilinç gerektirir.</span><br />
<br />
Altını bilen insan için altın servettir.<br />
<br />
Ata göre ise altın ile sıradan bir metal parçası arasında hiçbir ekonomik fark yoktur.<br />
<br />
Bu örnek bize şunu gösterir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin değerli olması ile o değerin karşıdaki tarafından anlaşılması aynı şey değildir.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın Yumurtlayan Tavuk Meselesi</span></span><br />
<br />
"Altın yumurtlayan tavuğu öldürmek" sözü de tam olarak bunu anlatır.<br />
<br />
Bir insanın elinde bir tavuk olduğunu düşünelim.<br />
<br />
Bu tavuk her gün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir tane altın yumurta</span> yumurtlamaktadır.<br />
<br />
Adam her gün bir altın yumurta almak yerine:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu tavuğun karnında kim bilir kaç tane altın vardır. Ben tavuğu keseyim, karnındaki bütün altınlara bir anda sahip olayım."</span><br />
<br />
diye düşünür.<br />
<br />
Tavuğu keser.<br />
<br />
Fakat tavuğun karnında düşündüğü gibi altınlar yoktur.<br />
<br />
Adam hem tavuğu öldürmüştür hem de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">her gün bir altın yumurta üreten kaynağı yok etmiştir.</span><br />
<br />
Halbuki tavuk yaşasaydı, her gün bir altın yumurta vermeye devam edecekti.<br />
<br />
Buradaki hata, adamın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kaynağın gelecekte üreteceği değeri anlayamamasıdır.</span><br />
<br />
O sadece elindeki bugünkü kazancı düşünmüş, sürekli üretilecek değeri görememiştir.<br />
<br />
İlimde de buna benzer bir durum olabilir.<br />
<br />
Bir ilmin sadece bugün verdiği sonucu görüp, onun ileride ortaya çıkarabileceği yeni bilgileri ve yeni faydaları görememek, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">altın yumurtlayan tavuğu kesmeye</span> benzer.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ehline Verilmeyen İlim Zayidir</span></span><br />
<br />
Bu nedenle:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ehline verilmeyen ilim zayidir."</span><br />
<br />
anlayışı çok önemlidir.<br />
<br />
Çünkü ilmi taşıyan kişinin onu anlayabilecek kapasitede olması gerekir.<br />
<br />
Bir ilim ehil olmayan bir insanın eline geçtiğinde, o kişi onu kendi anlayış seviyesine göre değerlendirebilir.<br />
<br />
Anlamadığı yeri kendi düşüncesine göre tamamlar.<br />
<br />
Bilmediği kısmı tahmin eder.<br />
<br />
Sonra tahminini bilgi zanneder.<br />
<br />
Ardından bunu başkasına aktarır.<br />
<br />
Böylece:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikat → eksik anlayış → yanlış yorum → yanlış aktarım → yozlaşma</span><br />
<br />
şeklinde bir süreç başlayabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İncileri Domuzların Önüne Atmayın Benzetmesi</span></span><br />
<br />
İncil'de geçen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"incileri domuzların önüne atmayın"</span> şeklindeki benzetme de bu açıdan düşündürücüdür.<br />
<br />
Burada mesele incinin fiziksel olarak değerini kaybetmesi değildir.<br />
<br />
Mesele, karşısındaki varlığın incinin ne olduğunu ve değerini anlayamamasıdır.<br />
<br />
İnciyi bilen kişi onu kıymetli görür.<br />
<br />
Bilmeyen ise onu sıradan bir taş gibi görebilir.<br />
<br />
İlimde de durum böyledir.<br />
<br />
İlimden anlayan kişi bir cümlenin içinde büyük bir hakikat görebilir.<br />
<br />
Başka biri aynı cümleyi okuyup hiçbir şey anlamayabilir.<br />
<br />
Daha kötüsü, anlamadığı halde onu yanlış yorumlayabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Ali'ye Nispet Edilen Ölçü</span></span><br />
<br />
Hz. Ali'ye nispet edilen:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İnsanlara anlayabilecekleri şeyleri anlatın."</span><br />
<br />
şeklindeki söz de bu anlayışla birlikte değerlendirilebilir.<br />
<br />
Çünkü her insanın anlayış seviyesi aynı değildir.<br />
<br />
Bir kimseye anlayamayacağı bir şeyi anlatmak, bazen onu aydınlatmak yerine daha fazla karıştırabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlaşılmayan bilgi yanlış anlaşılmaya müsaittir.</span><br />
<br />
Bu yüzden ilim sadece bilmekle değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kime, ne kadar ve nasıl anlatılacağını bilmekle</span> de ilgilidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Balık Suyun İçinde Yaşar Ama Suyu Arar</span></span><br />
<br />
Bunun başka bir güzel örneği de balık ve sudur.<br />
<br />
Balık bütün hayatını suyun içinde geçirir.<br />
<br />
Fakat balığa:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Su nedir?"</span><br />
<br />
diye sorsaydık, belki de suyu tarif etmekte zorlanacaktı.<br />
<br />
Çünkü sürekli içinde bulunduğu şeyin değerini ve varlığını fark etmek her zaman kolay değildir.<br />
<br />
İnsan da böyledir.<br />
<br />
Bazen insanın içinde bulunduğu ortamda bulunan bir bilgi, bir nimet veya bir imkân, o kadar sıradanlaşır ki insan onun gerçek değerini göremez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazen insan, içinde yaşadığı şeyin değerini ancak onu dışarıdan gören bir başkasının göstermesiyle fark eder.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanlardaki Keşfedilmemiş Yetenekler</span></span><br />
<br />
Aynı durum insanlardaki yetenekler için de geçerlidir.<br />
<br />
Bir köyde yaşayan bir genç düşünelim.<br />
<br />
Hayvan güdüyor, tarlada çalışıyor ve sıradan bir hayat yaşıyor.<br />
<br />
Çevresindeki insanlar onun çok güzel sesini, oyunculuk kabiliyetini, zekâsını veya başka bir yeteneğini fark etmeyebilir.<br />
<br />
Sonra bir gün bir yönetmen veya yetenek keşfeden başka bir insan gelir ve onda daha önce kimsenin görmediği bir kabiliyet keşfeder.<br />
<br />
O yetenek o gün yaratılmış değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yetenek zaten vardı.</span><br />
<br />
Fakat daha önce kimse onu keşfetmemişti.<br />
<br />
Keşfedildiğinde ise yeteneğin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">görünürlüğü, kullanımı ve toplum içindeki değerlendirilmesi</span> değişir.<br />
<br />
Demek ki bir şeyin değerinin ortaya çıkması ile o değerin var olması her zaman aynı şey değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altın Çamurun İçinde Altındır; İlimde İse Anlam da Vardır</span></span><br />
<br />
Altını çamurun içine atsanız, altın yine altındır.<br />
<br />
Onu çıkarır, temizler ve tekrar kullanırsınız.<br />
<br />
Fakat ilim biraz farklıdır.<br />
<br />
Çünkü ilmin yalnızca maddi bir varlığı yoktur.<br />
<br />
İlmin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlamı, yorumu, aktarımı ve uygulanması</span> vardır.<br />
<br />
Altın yanlış yere konulduğunda fiziksel olarak değerini kaybetmeyebilir.<br />
<br />
Ama ilim yanlış anlaşılır ve yanlış aktarılırsa, bilgiyle birlikte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlam da değişebilir.</span><br />
<br />
Bir insan doğru bir bilgiyi yanlış anlayabilir.<br />
<br />
Sonra kendi yanlış anlayışını doğru bilgi gibi başkasına aktarabilir.<br />
<br />
Bir sonraki kişi onu daha da farklı yorumlayabilir.<br />
<br />
Böylece başlangıçtaki hakikat, aktarım zincirinde değişebilir.<br />
<br />
İşte buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ilmin yozlaşması</span> diyebiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değer Sadece Bilinmez, Keşfedilir</span></span><br />
<br />
Sarraf altına bakar ve onun değerli bir maden olduğunu bilir.<br />
<br />
Mühendis altına bakar ve onun iletkenliğini görür.<br />
<br />
Teknoloji uzmanı başka bir kullanım alanını keşfeder.<br />
<br />
Bilim insanı daha önce bilinmeyen başka bir özelliğini ortaya çıkarabilir.<br />
<br />
Bunların hepsi aynı altındır.<br />
<br />
Fakat herkes onun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aynı değerini</span> görmez.<br />
<br />
Bu nedenle:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin bugün bildiğimiz değerini bilmek, onun taşıdığı bütün değeri bilmek değildir.</span></span><br />
<br />
Altının iletkenliği, biz onu keşfetmeden önce de vardı.<br />
<br />
İnsanlardaki yetenekler de keşfedilmeden önce vardı.<br />
<br />
İlimdeki hakikatler de biz onları anlamadan önce vardı.<br />
<br />
Biz onları yaratmıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onları keşfediyoruz.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span><br />
<br />
Bütün bu örneklerin ortak noktası şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin değeri, onu gören kişinin bilgi ve anlayış seviyesine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.</span><br />
<br />
Sarraf altının bir değerini bilir.<br />
<br />
Mühendis başka bir değerini bilir.<br />
<br />
Teknoloji ilerledikçe yeni değerleri keşfedilir.<br />
<br />
İnsanların yetenekleri vardır; fakat bazen onları kimse keşfetmez.<br />
<br />
İnka altını kullanır; İspanyol onu ekonomik servet olarak görür.<br />
<br />
Ata altın verirsen onun değerini bilmez.<br />
<br />
Altın yumurtlayan tavuğu kesen kişi ise tavuğun her gün ürettiği değeri göremediği için kaynağı yok eder.<br />
<br />
Balık suyun içinde yaşar ama suyun değerini fark etmekte zorlanabilir.<br />
<br />
Bütün bunlar bize aynı gerçeği gösterir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değer sadece var olan bir şey değildir; anlaşılır, kullanılır, keşfedilir ve geliştirilir.</span></span><br />
<br />
İlimde ise bu konu daha da önemlidir.<br />
<br />
Çünkü ilim yanlış kişiye, yanlış şekilde anlatılırsa yalnızca değerinin anlaşılmaması söz konusu olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yanlış anlaşılabilir, yanlış yorumlanabilir, yanlış aktarılabilir ve zamanla yozlaşabilir.</span><br />
<br />
Bu yüzden ilmi değerini bilmeyene anlatırken dikkat etmek gerekir.<br />
<br />
Çünkü karşındaki kişi bugün senin anlattığın ilmin değerini görmeyebilir.<br />
<br />
Belki de onun göremediği yerde, yarının büyük keşfi vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altının bugün bildiğimiz değerinden daha fazlasını taşıması gibi, bugün bildiğimiz bir ilmin de henüz keşfedilmemiş başka değerleri olabilir.</span><br />
<br />
Bu nedenle ilmi korumak, sadece onu saklamak değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onu doğru anlamak, doğru kişiye ulaştırmak, doğru aktarmak ve içindeki henüz keşfedilmemiş değerlerin ortaya çıkmasına imkân vermektir.</span><br />
<br />
Çünkü:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bugün bildiğimiz ilim, yarın keşfedilecek hakikatlerin yanında belki sadece ilk altın yumurtadır.</span></span><br />
<br />
Ve altın yumurtlayan tavuğu kesmemek gerekir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çokluk ve Kıtlık Değeri Nasıl Değiştirir?</span></span><br />
<br />
Bir şeyin değerini belirleyen unsurlardan biri de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ne kadar bulunduğudur.</span><br />
<br />
Kömür madenini düşünelim.<br />
<br />
Yer altında büyük miktarlarda kömür bulunur ve madenlerden tonlarca kömür çıkarılır. Bol bulunan bir maden olduğu için kömürün birim değeri, altın gibi nadir bulunan madenlerle aynı değildir. Tonlarca kömür çıkarılıp satılabilir ve genellikle daha düşük bir birim fiyat üzerinden değerlendirilir.<br />
<br />
Altın ise çok daha az bulunan bir madendir. Bu nedenle az miktardaki altına bile yüksek bir değer atfedilir.<br />
<br />
Elmas ise daha da nadir bulunan değerli taşlardan biridir. Dünyada bulunma miktarının azlığı, onun değerinin yüksek olmasında önemli bir etkendir.<br />
<br />
Burada ortaya çıkan gerçek şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir şeyin çokluğu, onun değerini düşürebilir; azlığı ise değerini yükseltebilir.</span></span><br />
<br />
Elbette yalnızca az bulunmak tek başına değeri belirlemez. Bir şeyin kullanım alanı, özellikleri, insanların ona olan ihtiyacı ve ona verilen ekonomik değer de önemlidir.<br />
<br />
Fakat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çokluk ile kıtlık arasındaki fark, değer üzerinde doğrudan etkili olabilir.</span><br />
<br />
Tonlarca kömür ile birkaç gram altını yan yana koyduğumuzda, miktar bakımından kömür açıkça daha fazladır.<br />
<br />
Fakat değer bakımından birkaç gram altın, tonlarca kömürden çok daha kıymetli olabilir.<br />
<br />
Demek ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok olan her zaman daha değerli değildir; az olan da taşıdığı özellikler ve kıtlığı sebebiyle çok daha yüksek bir değere sahip olabilir.</span><br />
<br />
Bu durum ilim açısından da düşündürücüdür.<br />
<br />
Bir bilgi çok fazla insanın elinde bulunabilir ve herkes tarafından tekrar edilebilir. Böyle bir bilgi zamanla sıradanlaşabilir.<br />
<br />
Fakat çok az kişinin fark ettiği, anladığı veya keşfettiği bir bilgi, çok daha büyük bir değer taşıyabilir.<br />
<br />
Bu nedenle ilimde de yalnızca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ne kadar bilgi var?"</span> diye bakmak yeterli değildir.<br />
<br />
Asıl soru şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu bilginin içinde ne kadar cevher var ve bu cevheri kim görebiliyor?"</span><br />
<br />
Tıpkı tonlarca kömürün arasında az miktardaki altının farklı değer taşıması gibi, çok miktarda bilginin arasında bulunan küçük bir hakikat de çok büyük bir değer taşıyabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çokluk değeri sıradanlaştırabilir; kıtlık ise değeri yükseltebilir.</span></span><br />
<br />
Bu yüzden bir ilmin veya bilginin değerini yalnızca ne kadar yaygın olduğuna bakarak ölçmek doğru değildir. Bazen herkesin bildiği şey sıradanlaşırken, çok az kişinin fark ettiği bir hakikat geleceğin en değerli bilgisi haline gelebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İLMİN AKTARILMASI VE ZAMANI</span></span><br />
<br />
İlim yalnızca bir kişinin bir şeyi bilmesi değildir. Bilinen ilmin, anlayabilecek olan insanlara aktarılması ve ondan sonra gelenlerin de bu bilgiyi daha ileriye taşıması gerekir.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin Veda Hutbesinde bulunanlara, bulunmayanlara bildirmelerini ve anlatmalarını emretmesi de bu bakımdan çok önemli bir noktaya işaret etmektedir. Yani kişi kendisine ulaşan bilgiyi sadece kendisinde saklamamalı, onu kendisinden sonra gelecek olanlara da aktarmalıdır.<br />
<br />
Fakat burada çok önemli bir mesele daha vardır:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir bilgiyi aktarmak kadar, o bilgiyi kime ve hangi zamanda aktardığın da önemlidir.</span></span><br />
<br />
Çünkü bir ilmi, onu anlayabilecek insanlara anlatırsan o ilim gelişir. Anlayamayacak bir insana anlatırsan, aynı bilgi onun açısından hiçbir değer ifade etmeyebilir.<br />
<br />
Mesela Fatih Sultan Mehmet'in yaşadığı zamana gidip kendisine Mercedes otomobillerden, cep telefonlarından veya bilgisayarlardan bahsettiğimizi düşünelim.<br />
<br />
Fatih Sultan Mehmet bunların isimlerini bilmediği için, yalnızca isimlerini söylememizin onun açısından bir ilmi değeri olmayacaktır. Çünkü o dönemde bu teknolojilerin ne olduğunu, hangi maddelerden meydana geldiğini, nasıl üretildiğini ve hangi sistemlerle çalıştığını açıklayabilecek bir teknoloji altyapısı henüz bulunmamaktadır.<br />
<br />
Fakat Fatih Sultan Mehmet'e:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İleride insanların kendi kendine hareket eden araçlar yapacağını, bunun nasıl yapılabileceğini ve hangi prensiplerle çalışacağını”</span></span><br />
<br />
anlatabilecek bir bilgi verirsek, mesele değişir.<br />
<br />
Çünkü burada artık yalnızca gelecekte ortaya çıkacak bir eşyanın adını söylemek değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o eşyanın nasıl meydana getirilebileceğine dair bir ilim aktarılmış</span></span> olur.<br />
<br />
Aynı şekilde bilgisayarın veya cep telefonunun adını söylemek tek başına bir ilim değildir. Fakat hesaplama sistemlerinin nasıl çalıştığını, bilgilerin nasıl işlenebileceğini, elektronik devrelerin nasıl kurulabileceğini ve bu sistemlerin nasıl geliştirilebileceğini anlatmak bir ilimdir.<br />
<br />
Buradan şu sonucu çıkarabiliriz:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlim, yalnızca bilinen şeyin adını söylemek değil, bilinmeyen şeyi anlayabilecek hale getirecek bilgiyi aktarabilmektir.</span></span><br />
<br />
Bir insanın zamanında çok değerli olan bir bilgisi, başka bir zamanda aynı değeri taşımayabilir. Çünkü ihtiyaçlar, imkânlar ve insanların anlayış seviyeleri değişmektedir.<br />
<br />
Bunu maden örneğiyle de açıklayabiliriz.<br />
<br />
Bir madenden tonlarca kömür çıkarılabilir. Kömür çok miktarda bulunabilir ve bu nedenle birim değeri düşük olabilir. Altın ise daha az bulunur ve bu nedenle daha yüksek değere sahip olabilir. Elmas ise daha da nadir bulunduğu için çok yüksek bir değer kazanabilir.<br />
<br />
Burada <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çokluk ve azlık, değerin oluşmasında etkili olmaktadır.</span></span><br />
<br />
İlimde de buna benzer bir durum vardır.<br />
<br />
Bir bilgi çok kolay anlaşılabiliyor ve herkes tarafından zaten biliniyorsa, o bilginin yeni bir keşif olarak değeri azalabilir. Fakat daha önce bilinmeyen bir şeyi açıklayan, insanlara yeni bir yol gösteren veya mevcut bilgiyi daha ileriye taşıyan bir ilim daha büyük bir değer kazanabilir.<br />
<br />
Ancak ilmin değeri yalnızca bilginin kendisinde değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlmi anlayacak insan, ilmin aktarılacağı zaman ve o ilmin kullanılabileceği şartlar da önemlidir.</span></span><br />
<br />
Bir kişiye zamanından çok önce bir bilgi verirseniz, o kişi onu anlayamayabilir. Çünkü o bilgiyi uygulayabileceği araçlara ve altyapıya sahip olmayabilir.<br />
<br />
Fakat aynı bilgi, zamanı geldiğinde başka bir insana anlatıldığında çok büyük bir değer kazanabilir.<br />
<br />
Bu sebeple ilim yalnızca <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“bilmek”</span></span> değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilmek, anlatmak, anlayabilecek kişiyi bulmak, doğru zamanda aktarmak ve kendisinden sonra gelen kişinin bu bilgiyi daha ileriye taşımasını sağlamak da ilmin bir parçasıdır.</span></span><br />
<br />
Veda Hutbesindeki “burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin” anlayışını da bu açıdan değerlendirdiğimizde, bilginin bir kişide kalmaması ve nesilden nesile aktarılması gerektiğini görürüz.<br />
<br />
Fakat aktarılan kişi, kendisinden önce gelenin bilgisine yalnızca sahip olmakla yetinmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belki sizden daha iyi anlatan, sizden daha iyi anlayan ve sizin bıraktığınız bilgiyi daha ileriye taşıyan birileri çıkacaktır.</span></span><br />
<br />
Bu kötü bir şey değildir.<br />
<br />
Tam tersine, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ilmin gelişmesi budur.</span></span><br />
<br />
Bir önceki insan bilgiyi bulur, sonraki insan onu anlar, ondan sonraki geliştirir ve daha sonraki nesil belki de o bilgiden bambaşka bir keşfe ulaşır.<br />
<br />
Bu nedenle gerçek ilim, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ben buldum, bundan sonrası yoktur”</span></span> demek değildir.<br />
<br />
Gerçek ilim, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Benim ulaştığım bilgi budur; benden sonra gelenler bunu daha iyi anlayabilir, daha iyi anlatabilir ve daha ileriye taşıyabilir”</span></span> diyebilmektir.<br />
<br />
Çünkü insanın görevi ilmi kendisinde bitirmek değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kendisine ulaşan ilmi anlayabilecek olana ulaştırmak ve gelecek nesillere bir basamak bırakmaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlim böylece kişiden kişiye, zamandan zamana ve nesilden nesile ilerler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems – Avusturya 07 Eylül 2026<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Karoglan Hoca</span><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı Üzerine Bir Tez]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3302</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 03:36:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3302</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2908" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı Üzerine Bir Tez.jpg</a> (Boyut: 969.61 KB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SİLSİLE-İ ÜLÂ: İSİMLERLE MUHAFAZA EDİLEN SOY ZİNCİRİ VE PEYGAMBERLER SİLSİLESİ</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı, Keşfî Tezim ve Tespit Metodu</span></span><br />
<br />
</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أُولَٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ</span><br />
<br />
</span></span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ulâike alâ hüden min rabbihim ve ulâike humul-müflihûn.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Meali:</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bakara Suresi, 2/5)</span></span><br />
<br />
</div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giriş</span></span><br />
<br />
Bu makalede ortaya koyduğum Silsile-i Ülâ anlayışı, benim keşfî bilgilerim, kanaatim ve bu yöndeki düşünce zincirimdir.<br />
<br />
Ben bu tezi, Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ'nın tespit edilmesi ve müntesiplerimin kendi Silsile-i Ülâ'larını araştırıp bulabilmeleri için ortaya koyuyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî bilgim ve kanaatim şudur: İnsanların geçmişten bugüne taşıdıkları isimler, aile soy kütüğünün ve nesep zincirinin muhafaza edilmesinde önemli bir vasıtadır.</span></span><br />
<br />
Özellikle eski Türk toplumlarındaki isim verme geleneğine baktığımızda, aile büyüklerinin isimlerinin çocuklara ve torunlara verilmesi, geçmişte yaşamış aile fertlerinin isimlerinin nesiller boyunca yaşamasını sağlamıştır.<br />
<br />
Dedenin adı toruna verilir.<br />
<br />
Büyük dedenin adı yeni nesilde yaşatılır.<br />
<br />
Ninenin veya anneannenin adı çocuklara verilir.<br />
<br />
Aile içerisinde sevilen ve sayılan büyüklerin isimleri yeni doğan çocuklara verilerek onların isimleri ve hatıraları yaşatılır.<br />
<br />
Bu nedenle benim ortaya koyduğum Silsile-i Ülâ metodunda isimler son derece önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim tezimin temelinde, isimlerin nesilden nesile aktarılması yoluyla geçmişteki aile büyüklerinin ve soy bağlantılarının izlerinin takip edilebileceği düşüncesi bulunmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türklerde İsim Verme Geleneği</span></span><br />
<br />
Biz Türklerde eskiden çocuklara isim verilmesi bugünkü anlayıştan farklıydı.<br />
<br />
Çocuğun ismi çoğu zaman aile büyükleri tarafından verilirdi.<br />
<br />
Özellikle dede ve büyüklerin isimlerinin yaşatılması önemliydi.<br />
<br />
Çocuk dedeye götürülür, ismini çoğu zaman dede koyardı.<br />
<br />
Dedenin kendi ismini torununa vermesi veya ailedeki önemli bir büyüğün isminin yeni doğan çocuğa verilmesi, o ismin sonraki nesillerde de yaşamaya devam etmesini sağlardı.<br />
<br />
Dedenin isminin çocuğa veya toruna verilmesi aile açısından önemli bir gelenekti.<br />
<br />
Aynı şekilde ailedeki isimlerin yaşatılmaması bazı büyüklerin gönül koymasına, kırılmasına veya küsebilmesine dahi sebep olabilirdi.<br />
<br />
Örneğin anne tarafından gelen bir aile büyüğünün isminin toruna verilmemesi, o aile büyüğünün kendisine değer verilmediğini düşünmesine sebep olabilirdi.<br />
<br />
Bu nedenle isim vermek yalnızca çocuğa bir isim bulmak değildi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsim, aile büyüğünü yaşatmanın ve onun hatırasını gelecek nesle aktarmanın bir yoluydu.</span></span><br />
<br />
Böylece bir dedenin adı, o kişi vefat ettikten sonra dahi çocuklarında ve torunlarında yaşamaya devam ediyordu.<br />
<br />
İsimler bu şekilde nesilden nesile aktarıldığında, geçmişte yaşamış olan aile fertlerinin isimleri yeni nesillerde muhafaza edilmiş oluyordu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim Silsile-i Ülâ anlayışımın temel dayanaklarından biri de bu isim verme geleneğidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">On Dört Asırlık Zincirin İsimlerle Takibi</span></span><br />
<br />
Benim bu konudaki keşfî kanaatimde yaklaşık on dört asırlık geçmişe ulaşmak için nesillerin isimlerini geriye doğru takip etmek önemlidir.<br />
<br />
Yaklaşık olarak her neslin yüz yıl yaşadığı kabulü üzerinden düşünüldüğünde, on dört asırlık bir zaman dilimi yaklaşık on dört nesle karşılık gelir.<br />
<br />
Bu nedenle Peygamber Efendimiz'e dayanan kutlu bir nesep zincirini araştırırken, yaklaşık on dört neslin isimlerinin tespit edilmesi önemli bir başlangıçtır.<br />
<br />
Ailelerin yaşam süreleri ve nesiller arasındaki zaman elbette aynı değildir. Buradaki yüz yıllık hesap, benim Silsile-i Ülâ araştırmamda kullandığım yaklaşık hesaplama anlayışıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim kanaatimce asıl önemli olan, isimlerin nesilden nesile nasıl aktarıldığını takip ederek mümkün olduğu kadar geriye ulaşmaktır.</span></span><br />
<br />
Bir ailede isimler muhafaza edilmişse, geçmişteki büyüklerin isimleri yeni nesillerde yaşamaya devam etmiş olabilir.<br />
<br />
Böylece isimler, on dört asırlık geçmişin araştırılmasında takip edilebilecek izler hâline gelmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soy Kütüğü ve Peygamber Efendimiz'e Bağlanan Nesep</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ anlayışım yalnızca bir isim listesi değildir.<br />
<br />
Ben bunu aynı zamanda aile soy kütüğümüzün ve ailemizin Peygamber Efendimiz'e bağlandığına inandığım kutlu nesep kolunun tespit edilmesi olarak görüyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî bilgim, ailelerin nesep zincirlerinin Peygamber Efendimiz'e dayanan kutlu bir soya bağlanan kollarının isimler ve aile bağlantıları üzerinden takip edilebildiği yönündedir.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle aile içerisindeki isimler benim için önemlidir.<br />
<br />
Bir isim hangi dededen gelmiştir?<br />
<br />
Hangi büyükten alınmıştır?<br />
<br />
Hangi nesilde tekrar edilmiştir?<br />
<br />
Anne tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Baba tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Bunların tamamı birlikte değerlendirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan ve Hüseyin İsimleri Neden Önemlidir?</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ araştırmamda Hasan ve Hüseyin isimleri ayrıca önem taşımaktadır.<br />
<br />
Çünkü benim keşfî kanaatimde bu isimler, Peygamber Efendimiz'in Ehl-i Beyt'ine bağlanan nesep kollarının tespitinde önemli isimlerdir.<br />
<br />
Benim keşfî anlayışımda Hasan ismi Hz. Hasan'a bağlanan Şerifler koluyla, Hüseyin ismi ise Hz. Hüseyin'e bağlanan Seyyidler koluyla ilişkilidir.<br />
<br />
Bu sebeple bir ailede Hasan veya Hüseyin isimlerinin bulunup bulunmadığına, bu isimlerin hangi aile büyüğünden geldiğine ve kaç nesildir devam ettiğine bakılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir ailenin içerisinde Hasan veya Hüseyin isminden hiçbir iz yokken, o ailenin kendisini Hasan veya Hüseyin soyundan gelen bir Seyyid veya Şerif olarak göstermesi, benim açımdan araştırılması gereken önemli bir durumdur.</span></span><br />
<br />
Bir aile gerçekten belirli bir kutlu nesep zincirinden geldiğini söylüyorsa, benim kanaatimce o ailenin kendi isimlerinde de bunun izlerinin bulunması beklenir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan veya Hüseyin isimleri aile içerisinde nesiller boyunca yaşatılmışsa, bu isim zincirinin nereden geldiği araştırılmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan İsmi Üzerinden Silsile</span></span><br />
<br />
Bir ailenin dedesinin adı Hasan olsun.<br />
<br />
Dede, kendi çocuğuna veya torununa Hasan ismini vermiş olsun.<br />
<br />
Daha sonraki nesilde de Hasan ismi tekrar yaşatılmış olsun.<br />
<br />
Böylece:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan → Hasan → Hasan → Hasan → Hasan</span><br />
<br />
şeklinde bir isim zinciri meydana gelir.<br />
<br />
Benim metodumda burada hangi Hasan'ın hangi Hasan'dan geldiği araştırılır.<br />
<br />
Babanın adı nedir?<br />
<br />
Dedenin adı nedir?<br />
<br />
Büyük dedenin adı nedir?<br />
<br />
Onun babasının adı nedir?<br />
<br />
Bu isimler geriye doğru takip edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsim zinciri geriye doğru takip edildiğinde, aile içerisinde Hasan isminin nereden geldiği ve hangi nesilden itibaren yaşatıldığı ortaya çıkar.</span></span><br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde bu şekilde takip edilen Hasan zinciri, Hz. Hasan'a bağlanan Şerifler kolunun tespitinde kullanılan yollardan biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hüseyin İsmi Üzerinden Silsile</span></span><br />
<br />
Aynı yöntem Hüseyin ismi için de uygulanır.<br />
<br />
Bir ailede dede Hüseyin ise, onun çocuğuna veya torununa Hüseyin ismi verilmiş olabilir.<br />
<br />
Sonraki nesilde de aynı isim tekrar yaşatılmış olabilir.<br />
<br />
Böylece:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin</span><br />
<br />
şeklinde bir zincir oluşur.<br />
<br />
Bu isimler geriye doğru takip edilir.<br />
<br />
Hangi Hüseyin'in hangi Hüseyin'den geldiği araştırılır.<br />
<br />
Aile büyüklerinden bilgi alınır.<br />
<br />
Anne tarafı ve baba tarafı birbirinden ayrılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatimde bu şekilde takip edilen Hüseyin zinciri, Hz. Hüseyin'e bağlanan Seyyidler kolunun tespitinde kullanılan yollardan biridir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın Soy ve Silsile İzlerini Muhafaza Etmiş Olabileceği Kanaatim</span></span><br />
<br />
Benim bu konudaki keşfî kanaatimden biri de şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, bazı soy ve nesep bağlantılarının izlerini insanların isimlerinde, ailelerinde, hafızalarında ve geleneklerinde muhafaza etmiş olabilir.</span></span><br />
<br />
İnsanlar yüzyıllar boyunca dedelerinin isimlerini çocuklarına vermişlerdir.<br />
<br />
Büyük dedelerin isimleri yaşatılmıştır.<br />
<br />
Aile büyüklerinin isimleri kaybolmamıştır.<br />
<br />
Böylece bir insanın adı, kendisinden yüzlerce yıl sonra yaşayan bir çocukta tekrar ortaya çıkabilmiştir.<br />
<br />
Benim kanaatim, bu isimlerin bazı aile ve nesep izlerini muhafaza eden birer işaret olarak karşımıza çıkabileceğidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu nedenle Silsile-i Ülâ araştırmasında yalnızca yazılı kayıtlara değil, insanların isimlerine, aile hafızasına ve nesilden nesile aktarılan geleneklere de bakıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genetik Miras, İman ve Manevî Miras</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ konusunda ortaya koyduğum keşfî bilgiler içerisinde önemli gördüğüm bir başka konu da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">genetik miras ile manevî miras arasındaki bağlantıdır.</span><br />
<br />
İnsanların anne ve babalarından bazı fiziksel özellikleri, bazı hastalıklara yatkınlıkları ve çeşitli biyolojik özellikleri miras yoluyla alabildikleri bilinmektedir.<br />
<br />
Bir ailede bulunan bazı özellikler çocuklarda, torunlarda ve daha sonraki nesillerde tekrar ortaya çıkabilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatim ise maddî miras nesilden nesile aktarılabildiği gibi, insanın manevî ve ahlâkî mirasının da nesiller boyunca devam eden bir tarafının bulunduğudur.</span></span><br />
<br />
Bir ailede belirli bir dua nesiller boyunca okunuyorsa, o dua yalnızca bir nesilde kalmaz.<br />
<br />
Dede okur.<br />
<br />
Baba okur.<br />
<br />
Çocuk okur.<br />
<br />
Torun okur.<br />
<br />
Böylece dua nesilden nesile aktarılır.<br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde, nesiller boyunca devam eden bu duaların yalnızca sözleri değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o duayla meydana gelen manevî hâl ve hikmet de aile içerisinde devam edebilir.</span><br />
<br />
Aynı şekilde bir ailede Peygamber Efendimiz'in belirli bir sünneti nesiller boyunca yaşatılıyorsa, o sünnet de ailenin manevî mirasının bir parçası hâline gelir.<br />
<br />
Bir nesil onu yaşar, sonraki nesil onu görür, daha sonraki nesil onu devam ettirir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim tezime göre güzel ahlâk, dua sevgisi, sünnete bağlılık, merhamet, cömertlik, sabır, doğruluk ve Allah'a yönelme gibi özellikler de aile içerisinde nesiller boyunca devam eden bir miras hâline gelebilir.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle bazı ailelerde belirli güzel ahlâkların nesiller boyunca daha belirgin şekilde ortaya çıktığını düşünüyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maddî miras ile manevî mirasın birbirinden tamamen ayrı düşünülmemesi gerektiğine inanıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutsal Soy ve Kutsal Kan</span></span><br />
<br />
Silsile-i Ülâ'ya bağlanmak istememizin sebeplerinden biri de budur.<br />
<br />
Benim keşfî bilgime göre insanın kutsal bir soya bağlı olması yalnızca geçmişte yaşamış bir büyüğünün ismini bilmekten ibaret değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutsal soy, beraberinde bir manevî miras da taşır.</span></span><br />
<br />
Ben buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“kutsal kan ve kutsal soy”</span> anlayışı içerisinde bakıyorum.<br />
<br />
İnsan nasıl ki ailesinden çeşitli maddî özellikleri miras olarak alabiliyorsa, benim keşfî kanaatimde aileden gelen bazı manevî özelliklerin de insan üzerinde tesiri bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu sebeple Peygamber Efendimiz'e ve Ehl-i Beyt'e bağlanan kutlu bir nesep zincirinin araştırılması benim açımdan büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çünkü insan yalnızca kimlerin torunu olduğunu değil, hangi manevî mirasın içerisinde bulunduğunu da bilmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İman ve Şüphe Meselesi</span></span><br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde iman meselesinde de bu manevî mirasın önemli bir yeri vardır.<br />
<br />
Bir insanın iman etmeye daha kolay yönelmesi, Allah'a karşı sevgisinin güçlü olması, ibadete ve duaya meyletmesi benim açımdan yalnızca dışarıdan aldığı eğitimle açıklanabilecek bir mesele değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İman da insanın manevî mirasının bir parçası olarak nesiller boyunca güçlenebilir.</span></span><br />
<br />
Bunun karşı tarafında ise şüphe ve imansızlık da nesiller boyunca devam eden bir manevî miras hâline gelebilir.<br />
<br />
Benim burada dikkat çektiğim nokta şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şüphe imanı zayıflatır.</span><br />
<br />
Dinî hayatta şüphenin ne kadar önemli bir mesele olduğunu abdest üzerinden dahi görebiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şüphe, abdesti bile etkileyen bir mesele olarak kabul edilirken, iman konusunda şüphenin hiçbir tesiri olmayacağını düşünmek bana göre mümkün değildir.</span></span><br />
<br />
Bu sebeple benim keşfî kanaatimde iman nesiller boyunca güçlenebildiği gibi, şüphe ve manevî zayıflık da nesiller boyunca devam edebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutlu soyda bulunan iman mirasının, o soydan gelen kişinin iman yolculuğunu daha kolay hâle getirebileceğine inanıyorum.</span></span><br />
<br />
Benim önceki keşfî tespitlerimde, kutlu soya bağlı kişilerde iman etme ihtimalinin yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">%80 oranında artabileceği</span> yönünde bir kanaatim bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu benim Silsile-i Ülâ, kutsal soy ve manevî miras hakkındaki keşfî tezimdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberlerin Manevî Mirası</span></span><br />
<br />
Benim bu düşünce zincirim yalnızca Hz. Muhammed Efendimiz'in soyuyla sınırlı değildir.<br />
<br />
Peygamberlerin yaşadığı büyük manevî hadiselerin de onların silsilelerinde çeşitli izler bırakabileceğine inanıyorum.<br />
<br />
Meselâ Peygamber Efendimiz'in Mi'rac hadisesi, Allah Teâlâ ile olan yakınlığın en büyük manevî hadiselerinden biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatimde, kutlu nesep zincirinin bir yerinde Mi'rac'ın manevî mirasını taşıyan bir iz bulunabilir.</span></span><br />
<br />
Ben bunu kendi ifade tarzımla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Mi'rac mirası”</span> olarak değerlendiriyorum.<br />
<br />
Aynı şekilde Hz. Musa'nın Allah Teâlâ ile kelâm etmesi de onun peygamberlik hayatındaki büyük manevî özelliklerden biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatimde peygamberler zincirinde bulunan bazı manevî özellikler, nesiller boyunca farklı şekillerde iz bırakabilir.</span></span><br />
<br />
Bu sebeple bir yerde Hz. Musa'nın ismiyle karşılaşılması, benim açımdan yalnızca bir isim meselesi değildir.<br />
<br />
Orada <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah ile kelâm etme mirasının</span> bir izi de bulunabilir.<br />
<br />
Bir başka yerde Peygamber Efendimiz'in silsilesi bulunduğunda ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mi'rac, Allah'a yakınlık, iman ve manevî yükseliş mirasının</span> izleri bulunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim tezime göre peygamberler silsilesinde yalnızca isimler değil, o peygamberlerden kalan manevî mirasların da izleri takip edilebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Ülâ'nın Peygamberler Kolu</span></span><br />
<br />
Silsile-i Ülâ araştırması yalnızca Hasan ve Hüseyin isimleriyle sınırlı değildir.<br />
<br />
Peygamber isimleri de araştırmanın önemli bir bölümüdür.<br />
<br />
Eski toplumlarda çocuklara peygamberlerin isimleri verilmiştir.<br />
<br />
Örneğin:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âdem, Nuh, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Musa, Davud, Süleyman, İsa</span><br />
<br />
gibi peygamber isimleri nesiller boyunca insanlarda yaşamıştır.<br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde bu isimlerin de aile ve çevre içerisinde nasıl devam ettiğinin araştırılması gerekir.<br />
<br />
Bir peygamber ismi hangi aile büyüğünden gelmiştir?<br />
<br />
Kaç nesildir devam etmektedir?<br />
<br />
Anne tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Baba tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Yaşanılan çevrede aynı isimden kaç kişi bulunmaktadır?<br />
<br />
Bunların hepsi araştırılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim Silsile-i Ülâ metodumda peygamber isimleri de geçmişe ulaşmak için takip edilen önemli isimlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞİT TUNCA'NIN SİLSİLE-İ ÜLÂ'YI TESPİT METODU</span></span><br />
<br />
“Silsile-i Ülâ”yı tespit etmek için ailecek bir yerde toplanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Kalem ve kâğıt alınır ve yazılmaya başlanır.<br />
<br />
Öncelikle aile içerisindeki isimler tespit edilir.<br />
<br />
Evimizin sağ tarafına doğru gidildiğinde, en yakındaki Hasan veya Hüseyin isimli kim varsa tespit edilir.<br />
<br />
Hasan ise benim keşfî kanaatimde üst kol, Peygamber Efendimiz'in <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şerifler koludur</span> ve birinci isim yazılır.<br />
<br />
Hüseyin ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyyidler koludur</span> ve birinci isim yazılır.<br />
<br />
Sonra sağa veya sola doğru Hüseyin aranır.<br />
<br />
En yakın Hüseyin'in sağda mı, solda mı olduğu tespit edilir.<br />
<br />
Bunların akrabalık dereceleri araştırılır.<br />
<br />
Anne tarafından akrabamız ise anne tarafından o kola bağlılık tespit edilir.<br />
<br />
Baba tarafından akrabamız ise baba tarafından o kola bağlılık tespit edilir.<br />
<br />
Böylece ilk yön tespit edilmiş olur.<br />
<br />
Sonra evimizin arka tarafına doğru gidilir.<br />
<br />
İlk peygamber isimli kim varsa tespit edilir.<br />
<br />
Hangi peygamber isminin bulunduğu yazılır.<br />
<br />
Böylece peygamberler kolunun araştırılması başlatılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anne Tarafı ve Baba Tarafının Ayrılması</span></span><br />
<br />
İlk önce evimizin sol tarafına doğru, annemiz tarafından akrabamız olan en yakın evden başlanır ve uzağa doğru devam edilir.<br />
<br />
Bu başka bir şehre kadar da olabilir.<br />
<br />
Şu isimler özellikle aranır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Ebu Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep</span><br />
<br />
Bunların yanında Ashab-ı Kiram'ın isimlerinden olan başka isimler de olabilir.<br />
<br />
Ancak burada aile bağlantıları özellikle dikkate alınır.<br />
<br />
Bu kimseler anne tarafından dedemizin babasına kadar akraba olanlardan takip edilir.<br />
<br />
Sonra sağ tarafa doğru aynı işlem yapılır.<br />
<br />
Bu defa baba tarafından akrabalar yazılır.<br />
<br />
Böylece anne ve baba tarafındaki isim zincirleri birbirinden ayrılarak takip edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber İsimlerinin Çevrede Araştırılması</span></span><br />
<br />
Sonra evimizin arkasındaki komşularımızdan başlanır.<br />
<br />
Arkadan sağdan sola doğru gidip sonra tekrar bize dönecek şekilde bir daire oluşturulur.<br />
<br />
Bu daire içerisinde akrabamız olan veya olmayan, fakat tanıdığımız peygamber isimli kimselerin isimleri not edilir.<br />
<br />
İlk önce doğrudan arkaya doğru düz bir çizgi gidilir.<br />
<br />
İki tane aynı isim olanlar tespit edildiğinde, ilk yakındaki ele alınır.<br />
<br />
İkinci aynı isme varıldığında artık sola doğru dönme noktasına geldiğimiz kabul edilir.<br />
<br />
Bu yöntem yalnızca yaşadığımız köy veya şehir içerisinde uygulanır.<br />
<br />
Peygamber isimlilerde bu şekilde hareket edilir ve dışarı çıkılmaz.<br />
<br />
Not edilen isimlerde çift isimliler varsa, en yakın komşumuz olanlar esas alınarak düzenleme yapılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte bu, bizim Silsile-i Ülâ tespit metodumuzdur.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Müntesiplerime Silsile-i Ülâlarını Araştırmalarını Tavsiye Ediyorum</span></span><br />
<br />
Ben bu tezi ve tespit metodunu yalnızca kendim için ortaya koymuyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatı'nın müntesiplerine de kendi Silsile-i Ülâ'larını araştırmalarını ve kendi ailelerinin isim zincirlerini tespit etmelerini tavsiye ediyorum.</span></span><br />
<br />
Her müntesip ailesiyle birlikte bir araya gelmeli, kalem ve kâğıdını almalı ve kendi ailesindeki isimleri nesiller boyunca takip etmelidir.<br />
<br />
Dede isimleri, büyük dede isimleri, nine ve anneanne isimleri, Hasan ve Hüseyin isimleri, Sahabe isimleri ve peygamber isimleri araştırılmalıdır.<br />
<br />
Anne tarafı ve baba tarafı birbirinden ayrılmalı, akrabalık bağlantıları mümkün olduğu kadar geriye doğru takip edilmelidir.<br />
<br />
Yaşanılan çevredeki isimler de benim yukarıda açıkladığım metoda göre değerlendirilmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her müntesibimin kendi Silsile-i Ülâ'sını bulmaya çalışmasını, aile geçmişini araştırmasını ve nesilden nesile aktarılan isimleri kayıt altına almasını tavsiye ediyorum.</span></span><br />
<br />
Çünkü insan kendi geçmişini araştırdığında yalnızca isimleri öğrenmiş olmaz.<br />
<br />
Kendi ailesinin maddî ve manevî mirasını da daha iyi tanımış olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Ülâ'yı araştırmak, geçmişimizi tanımak ve geçmişten bize ulaşan manevî mirası keşfetmek için yapılan bir çalışmadır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karşı Tez Getirmek İsteyenlere</span></span><br />
<br />
Ben burada kendi keşfî bilgilerimi, kanaatimi, tezimi ve Raşidi Tarikatındaki Silsile-i Ülâ tespit metodunu ortaya koyuyorum.<br />
<br />
Bu benim görüşümdür.<br />
<br />
Bu benim keşfî bilgimdir.<br />
<br />
Bu benim düşünce ve keşif zincirimdir.<br />
<br />
Kabul eden kabul eder, kabul etmeyen kabul etmez.<br />
<br />
Benim tezime karşı çıkan kişi elbette kendi tezini ortaya koyabilir.<br />
<br />
Ancak benim ortaya koyduğum yöntemin ne olduğunu değiştirmeden, karşı görüşünü kendi delilleriyle ortaya koymalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben kendi keşfî bilgilerim doğrultusunda Silsile-i Ülâ'yı bu şekilde açıklıyor ve Raşidi Tarikatında uygulanacak yöntemi bu anlayış üzerine kuruyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ anlayışımın temelinde şu düşünce bulunmaktadır:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanlar geçmişlerini isimlerinde taşıyabilirler ve aile büyüklerinin isimleri nesiller boyunca yaşatılarak soy zincirinin izleri korunabilir.</span></span><br />
<br />
Dedenin adı toruna verilir.<br />
<br />
Büyük dedenin adı yeni nesilde yaşatılır.<br />
<br />
Ninenin veya anneannenin adı çocuklarda yaşatılır.<br />
<br />
Aile büyüklerinin isimleri nesiller boyunca tekrar edilir.<br />
<br />
Böylece geçmişte yaşayan bir insanın adı, yüzyıllar sonra bile başka bir nesilde yaşamaya devam eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan → Hasan → Hasan → Hasan</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin</span><br />
<br />
şeklindeki isim zincirleri benim için araştırılması gereken önemli zincirlerdir.<br />
<br />
Yaklaşık on dört asırlık geçmiş düşünüldüğünde ve nesiller yaklaşık yüz yıllık dönemler üzerinden değerlendirildiğinde, yaklaşık on dört neslin geriye doğru takip edilmesi önemli bir araştırma başlangıcıdır.<br />
<br />
Bunun yanında peygamber isimleri, Sahabe isimleri, aile büyüklerinin isimleri, anne ve baba tarafındaki akrabalıklar ve yaşanılan çevredeki isimler de birlikte değerlendirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatim, ailelerin isimlerini ve soy kütüklerini takip ederek Peygamber Efendimiz'e dayanan kutlu nesep zincirlerinin izlerinin bulunabileceği yönündedir.</span></span><br />
<br />
Bunun yanında benim tezime göre bu soylarla birlikte yalnızca kan bağı değil, nesilden nesile aktarılan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iman, dua, sünnet, güzel ahlâk ve manevî miras</span> da bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan kendi Silsile-i Ülâ'sını araştırırken yalnızca kimlerin soyundan geldiğini değil, geçmiş nesillerden kendisine ulaşan maddî ve manevî mirası da araştırmalıdır.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle Silsile-i Ülâ benim için sıradan bir soy ağacı değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Ülâ; aile soy kütüğünün, isimlerin, akrabalıkların, Hasan ve Hüseyin gibi Ehl-i Beyt isimlerinin, Sahabe isimlerinin, peygamber isimlerinin, duaların, sünnetlerin, güzel ahlâkın ve manevî mirasın nesiller boyunca takip edilmesiyle ortaya çıkarılan bir silsile tespit metodudur.</span></span><br />
<br />
Benim keşfî bilgim, tezim, kanaatim ve düşünce zincirim bu yöndedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatı'nın müntesiplerine tavsiyem; kendi aileleriyle bir araya gelerek bu metodu uygulamaları, kendi isim zincirlerini araştırmaları ve kendi Silsile-i Ülâ'larını bulmaya çalışmalarıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞİT TUNCA’NIN SİLSİLE-İ ÜLÂ’YA HEDİYE METODU</span></span><br />
<br />
Vaktin müsait olduğu bir zamanda, senede bir defa tespit ettiğimiz Silsile-i Ülâ'daki isimlerin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">her birine ayrı ayrı</span> 3 İhlas 1 Fatiha veya 3 Fatiha 7 İhlas okunarak hediye edilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SİLSİLE-İ ÜLÂ'YA BURÇLAR VE YILDIZ HARİTASI PERSPEKTİFİNDEN BİR BAKIŞ</span></span><br />
<br />
Sevgili müntesiplerim ve bu tezi okuyan kardeşlerim,<br />
<br />
Bu tezde ortaya koyduğum Silsile-i Ülâ anlayışını daha da derinleştirmek ve farklı bir perspektiften ele almak istiyorum. Bu, benim keşfî bilgim ve kanaatimdir; tıpkı tezin tamamında olduğu gibi, burada da kendi görüş ve düşünce zincirimi sizlerle paylaşıyorum.<br />
Silsile-i Ülâ'yı araştırırken kullandığımız isim zincirleri ve soy kütüğü çalışması, aslında her bir insanın doğduğu anda sahip olduğu manevî enerji haritasını, yani 'yıldız haritasını' okumaya benzer. Bu hususu, burçlar ve doğum evi metaforu üzerinden açıklamak istiyorum.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Doğum Evi ve İlk Yıldız Haritamız</span></span><br />
Her birimiz bu dünyaya bir enerji olarak geliriz. İşte bu enerji, bizim özümüzdeki yıldızdır. Tıpkı burçlar haritasında doğum evimizin esas alınması gibi, bizim Silsile-i Ülâ'mızın temeli de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">doğduğumuz ev</span></span> değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">doğduktan sonra ilk kez götürüldüğümüz ve ait olduğumuz aile ocağının evidir.</span></span><br />
Bir insan hastanede doğabilir, ancak onun 'doğum evi', onu kucaklayan, büyütecek olan ailenin evidir. O eve ilk adımını attığı an, hayatının temel enerji haritası çizilmeye başlanır. İşte bu başlangıç noktası, Silsile-i Ülâ araştırmamızdaki ilk adım gibidir: Hangi ailenin mensubu olduğumuz, o ailenin evine ilk girişimizle şekillenir. Yani doğduğumuz ev hastane değil, hangi ailenin mensubuysak o ailenin doğduktan sonra ilk eve getirildiği ev baz alınır ve yön tayini, doğum kapsamında o evin ana giriş kapısına doğru dönülür ve sağ ve sol buna göre belirlenir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Yıldızlar, Burçlar ve İsimlerin Dili</span></span><br />
Her insan bir enerji olarak dünyaya gelir. Bu enerji, o insanın manevî yıldızıdır. Kimimizin yıldızı çok parlak olabilir; bir doktor, hakim, alim veya mahallesinin sevilen "Ahmet Amca"sı olarak tanınır. Bu parlaklık, o kişinin manevî haritasındaki en güçlü burcu temsil eder.<br />
Tıpkı burçlar haritasında gezegenlerin ve yıldızların evlerimize olan mesafeleri ve konumlarının kişiliğimizi ve kaderimizi şekillendirdiğine inanılması gibi, bizim Silsile-i Ülâ anlayışımızda da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">isimler bu yıldızların dilidir.</span></span><br />
Doğduğumuz an, evimizin çevresindeki komşularımız, akrabalarımız, yani "manevî galaksimizdeki" diğer yıldızlar hangi konumdaydı? Hangisi sağımızda, hangisi solumuzda duruyordu? Bu, burç haritasındaki doğum evimizin etrafındaki gezegenlerin konumları gibidir. Ve bu konumlar, bize has özellikleri, yani "burç özelliklerimizi" ortaya çıkarır. İşte bu burçlar, haritamızdaki doğum evi yıldız haritamızın şeklini belirler. Yani evimizin etrafındaki komşularımız aslında o haritada yer almakta ve doğduğumuzda hangi yıldız hangi tarafımızda duruyordu, o tespit edilmiş olur. Ve böyle genel özellikler, burç özellikleri ortaya çıkmış olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. İsimlerle Örülü Genetik ve Manevî Harita</span></span><br />
İşte bu noktada Hasan yıldızı, Hüseyin yıldızı, Musa yıldızı, İsa yıldızı gibi kavramlar devreye girer. Bu isimler, sadece birer kimlik değil, aynı zamanda belirli bir genetik ve manevî ortaklığın, belirli "burç özelliklerinin" taşıyıcılarıdır.<br />
Bir ailede Hasan isminin nesiller boyu yaşatılması, o ailenin yıldız haritasında Hz. Hasan'a bağlanan Şerifler kolunun, yani "Hasan burcunun" ne kadar baskın olduğunu gösterir. Aynı şekilde Hüseyin isminin yaşatılması, o ailede "Hüseyin burcunun" etkisini ve o kola aidiyeti işaret eder.<br />
Benim metodumda, Silsile-i Ülâ'yı tespit ederken sağa ve sola bakmamız, doğduğumuz evin etrafındaki bu "yıldızların" konumlarını belirlemek içindir. Bu, tıpkı doğum haritasında doğu ve batı ufkunun belirlenmesi gibidir. Sağımızdaki Hasan veya Hüseyin, solumuzdaki peygamber isimleri, arkamızdaki sahabe isimleri... Hepsi, bizim doğum anımızdaki evrensel manevî konfigürasyonu, yani Silsile-i Ülâ haritamızı oluşturur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Hayat Yolculuğu ve Yeni Yıldız Haritaları</span></span><br />
Ancak hayat durağan değildir. Tıpkı burçlar haritasında ilerleme (progresyon) hesapları olduğu gibi, biz de doğduğumuz evden başka bir eve, başka bir köye, başka bir şehre veya ülkeye gidebiliriz. İşte bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">yeni bir yıldız haritasına, yeni bir Silsile-i Ülâ yorumuna ihtiyaç duyduğumuz noktadır.</span></span><br />
Bir insan hayatının son döneminde farklı bir coğrafyada, farklı bir evde yaşamını sürdürüyorsa, o yeni evin ve çevresinin isimleri de onun manevî haritasının son halini belirler. Nasıl ki bir burç yorumunda yaşanılan şehir ve ev önemliyse, Silsile-i Ülâ araştırmasında da kişinin son durağındaki isimler ve bağlantılar, onun yolculuğunun tamamlayıcı halkalarıdır.<br />
Dolayısıyla, Silsile-i Ülâ araştırması, bir insanın doğduğu andan itibaren etrafındaki "manevî yıldızları" ve bu yıldızların hayatı boyunca nasıl değiştiğini, nasıl yeni burçlar ve haritalar oluşturduğunu incelemektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YILDIZ DOĞUM HARİTASI ANLAYIŞI</span></span><br />
<br />
Bu harita sistemi yalnızca burçlarla değil, insanın dünyaya geldiği <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">doğum evi ve o evin çevresindeki yıldızların konumlarıyla</span></span> da ilgilidir.<br />
<br />
Burada “doğum evi” derken, kişinin doğduğu hastane veya doğum yapılan bina kastedilmemektedir. İnsan hastanede doğmuş olsa bile, esas alınacak yer, doğumdan sonra ailesi tarafından götürüldüğü ve aile olarak yaşadığı <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ilk evdir.</span></span> Yani kişinin dünyaya geldikten sonra mensup olduğu ailenin yaşadığı ilk yuva, bu haritanın başlangıç noktası kabul edilir.<br />
<br />
Bu başlangıç noktasında <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">evin giriş kapısı ve evin yönü</span></span> esas alınarak sağ ve sol taraflar belirlenir. Böylece insanın doğduğu dönemde, doğum evinin çevresinde bulunan yıldızların hangi yönde ve hangi tarafta bulunduğu tespit edilmeye çalışılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu anlayışta insan, dünyaya yalnızca fizikî bir beden olarak değil, aynı zamanda bir enerji olarak gelir.</span></span> İşte bu enerji, kişinin “yıldızı” olarak düşünülebilir.<br />
<br />
Ancak burada “yıldız” kelimesini yalnızca gökyüzündeki bir yıldız olarak düşünmemek gerekir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir insan da toplum içerisinde bir “yıldız” olabilir.</span></span><br />
<br />
Mesela çok tanınmış bir doktor, hâkim, âlim, fakih, bakan veya başka bir alanda öne çıkmış bir kişi bir “yıldız” olabilir. Hatta toplum tarafından çok meşhur olmayan, fakat kendi mahallesinde herkes tarafından tanınan “Ahmet Amca” dahi kendi çevresinde bir yıldız konumunda bulunabilir.<br />
<br />
Dolayısıyla bu sistemde insanların oluşturduğu sosyal çevre de bir bakıma <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın yıldız haritasının çevresinde yer alan yıldızlar</span></span> gibi değerlendirilmektedir.<br />
<br />
Doğum anında kişinin doğum evinin çevresinde hangi insanların, hangi ailelerin, hangi toplumsal unsurların ve hangi “yıldızların” bulunduğu tespit edildiğinde, bunların insan üzerindeki ortak özelliklerinin araştırılması mümkün olabilir.<br />
<br />
Bu araştırma sonucunda belirli insanların veya insan topluluklarının ortak özelliklerinden hareketle <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">burç özellikleri ortaya çıkarılabilir.</span></span><br />
<br />
Örneğin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan yıldızı, Hüseyin yıldızı, Musa yıldızı veya İsa yıldızı</span></span> gibi ifadeler, yalnızca belirli bir kişiyi değil, o isim veya şahsiyet etrafında ortaya çıkan ve ortaklaşan özellikleri araştırmak bakımından birer örnek teşkil edebilir.<br />
<br />
Buradaki amaç, insanların ortak özelliklerini gözlemleyerek, bunların <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hangi yıldız veya yıldız gruplarıyla ilişkilendirilebileceğini araştırmaktır.</span></span> Bir yıldızın veya bir yıldız grubunun temsil ettiği düşünülen özellikler, farklı insanlar üzerinde tekrar tekrar gözlemlendiğinde, zaman içerisinde bu özellikler arasında ortak noktalar bulunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim burada ortaya koyduğum düşünce, önceden belirlenmiş burç özelliklerini insana zorla uygulamak değil; insanları ve onların hayatlarını gözlemleyerek ortak özelliklerden hareketle bir yıldız haritası oluşturmaktır.</span></span><br />
<br />
Yani yöntem, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insandan yıldız özelliğine doğru giden bir araştırma yöntemidir.</span></span> Önce insanlar, aileler, çevreler ve şahsiyetler incelenir; daha sonra bunlarda tekrar eden ortak özellikler tespit edilir. Bu ortak özelliklerin hangi yıldızlarla veya hangi yıldız gruplarıyla bağlantılı olabileceği araştırılır.<br />
<br />
Bu bakımdan benim çalışmamı klasik anlamdaki “burç yorumu” şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Benim ortaya koyduğum sistem, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">doğum yeri, doğum evi, evin yönü, çevrede bulunan insanlar ve yıldızlar ile insan karakteri arasındaki mümkün ilişkileri araştırmaya yönelik bir keşif ve gözlem metodudur.</span></span><br />
<br />
Burada özellikle vurgulamak istediğim husus şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BU ÇALIŞMA BENİM KENDİ ARAŞTIRMALARIM VE GÖZLEMLERİM SONUCUNDA ORTAYA KOYDUĞUM BİR GÖRÜŞTÜR.</span></span><br />
<br />
Dolayısıyla okuyucunun benim söylediğim her şeyi olduğu gibi kabul etmesini istemiyorum. Bilakis, bu yöntemi bir başlangıç noktası olarak ele alıp, kendi çevresindeki insanları, aileleri, şahsiyetleri ve doğum evlerini araştırmasını; kendi gözlemlerini yapmasını ve elde ettiği sonuçları karşılaştırmasını tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Çünkü bir ilmin veya keşfin gelişebilmesi için yalnızca bir kişinin gözlemi yeterli olmayabilir. Farklı insanların farklı bölgelerde, farklı aileler üzerinde ve farklı doğum tarihleri üzerinden yapacakları araştırmalar, bu düşüncenin doğrulanmasına, geliştirilmesine veya eksiklerinin ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilir.<br />
<br />
Bu sebeple <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yıldız Doğum Haritası</span></span> olarak adlandırdığım bu sistemin, benim açımdan tamamlanmış ve son noktası konulmuş bir çalışma olarak değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">araştırılmaya ve geliştirilmeye açık bir keşif metodu</span></span> olarak değerlendirilmesini uygun görüyorum.<br />
<br />
Benim kanaatime göre insan ile içinde bulunduğu çevre arasında göz ardı edilemeyecek birtakım ilişkiler bulunmaktadır. İnsan doğduğu anda yalnızca gökyüzündeki yıldızlarla değil, aynı zamanda <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ailesiyle, eviyle, mahallesiyle, çevresindeki insanlarla ve içinde bulunduğu sosyal yapı ile</span></span> de bir ilişki içerisinde dünyaya gelmektedir.<br />
<br />
İşte bu sebeple <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın yıldız haritasının yalnızca gökyüzüne bakılarak değil, insanın dünyaya geldiği yuva ve o yuvanın çevresi de dikkate alınarak araştırılması gerektiğini düşünüyorum.</span></span><br />
<br />
Bu çalışma ile ulaşmak istediğim asıl nokta, insanı yalnızca bir doğum tarihi ve burçtan ibaret görmek yerine, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın doğduğu ortamı, ailesini, çevresini ve çevresindeki yıldızları birlikte değerlendiren daha geniş bir harita anlayışı</span></span> ortaya koymaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BENİM KEŞFİM VE GÖRÜŞÜM BUDUR.</span></span><br />
<br />
Bu yolu takip edecek müteşebbislerin de kendi gözlemlerini yaparak, kendi çevrelerinde bulunan insanların ortak özelliklerini araştırmalarını ve elde ettikleri sonuçlardan hareketle <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu sistemi daha da geliştirmelerini tavsiye ediyorum.</span></span><br />
<br />
Çünkü belki de insanın yıldızını anlamanın yolu, yalnızca gökyüzündeki yıldızlara bakmaktan değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın dünyaya gözlerini açtığı yuvaya ve o yuvanın etrafındaki insanlara bakmaktan da geçmektedir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç Olarak</span></span><br />
<br />
Benim keşfî bilgime göre, Silsile-i Ülâ sadece geçmişteki bir soy ağacı değil, aynı zamanda bir insanın doğumundan ölümüne kadar süren manevî yolculuğunun yıldız haritasıdır. İsimler, bu haritanın en temel ve en anlamlı sembolleridir. Doğum evimizle başlayıp, hayat yolculuğumuzda yeni evlerle devam eden bu harita, bizim kâinat içindeki manevî konumumuzu ve bağlantılarımızı gösterir.<br />
Bu, benim bu konudaki keşfî tezim, kanaatim ve düşünce zincirimdir. Sizleri de kendi hayatınızın bu manevî yıldız haritasını, yani Silsile-i Ülâ'nızı keşfetmeye davet ediyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7 Eylül 2026</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Schrems, Avusturya</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Etiketler:</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatı, Silsile-i Ülâ, Silsileyi Ülâ Nedir, Silsile-i Ülâ Tezi, Silsile-i Ülâ Tespit Metodu, Soy Araştırması, Soy Kütüğü, Soy Ağacı, Türklerde İsim Verme Geleneği, Dede İsmi, Nine İsmi, Anneanne İsmi, Hasan İsmi, Hüseyin İsmi, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ehl-i Beyt, Seyyidler, Şerifler, Sahabe İsimleri, Peygamber İsimleri, Peygamberler Silsilesi, Aile Silsilesi, Manevî Silsile, Silsile Araştırması, Nesep Araştırması, Genetik Miras, Manevî Miras, İman Mirası, Ahlâkî Miras, Dua ve Sünnet, Kutsal Soy, Kutsal Kan, Raşit Tunca</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2908" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı Üzerine Bir Tez.jpg</a> (Boyut: 969.61 KB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SİLSİLE-İ ÜLÂ: İSİMLERLE MUHAFAZA EDİLEN SOY ZİNCİRİ VE PEYGAMBERLER SİLSİLESİ</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı, Keşfî Tezim ve Tespit Metodu</span></span><br />
<br />
</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أُولَٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ</span><br />
<br />
</span></span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ulâike alâ hüden min rabbihim ve ulâike humul-müflihûn.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Meali:</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bakara Suresi, 2/5)</span></span><br />
<br />
</div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giriş</span></span><br />
<br />
Bu makalede ortaya koyduğum Silsile-i Ülâ anlayışı, benim keşfî bilgilerim, kanaatim ve bu yöndeki düşünce zincirimdir.<br />
<br />
Ben bu tezi, Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ'nın tespit edilmesi ve müntesiplerimin kendi Silsile-i Ülâ'larını araştırıp bulabilmeleri için ortaya koyuyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî bilgim ve kanaatim şudur: İnsanların geçmişten bugüne taşıdıkları isimler, aile soy kütüğünün ve nesep zincirinin muhafaza edilmesinde önemli bir vasıtadır.</span></span><br />
<br />
Özellikle eski Türk toplumlarındaki isim verme geleneğine baktığımızda, aile büyüklerinin isimlerinin çocuklara ve torunlara verilmesi, geçmişte yaşamış aile fertlerinin isimlerinin nesiller boyunca yaşamasını sağlamıştır.<br />
<br />
Dedenin adı toruna verilir.<br />
<br />
Büyük dedenin adı yeni nesilde yaşatılır.<br />
<br />
Ninenin veya anneannenin adı çocuklara verilir.<br />
<br />
Aile içerisinde sevilen ve sayılan büyüklerin isimleri yeni doğan çocuklara verilerek onların isimleri ve hatıraları yaşatılır.<br />
<br />
Bu nedenle benim ortaya koyduğum Silsile-i Ülâ metodunda isimler son derece önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim tezimin temelinde, isimlerin nesilden nesile aktarılması yoluyla geçmişteki aile büyüklerinin ve soy bağlantılarının izlerinin takip edilebileceği düşüncesi bulunmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türklerde İsim Verme Geleneği</span></span><br />
<br />
Biz Türklerde eskiden çocuklara isim verilmesi bugünkü anlayıştan farklıydı.<br />
<br />
Çocuğun ismi çoğu zaman aile büyükleri tarafından verilirdi.<br />
<br />
Özellikle dede ve büyüklerin isimlerinin yaşatılması önemliydi.<br />
<br />
Çocuk dedeye götürülür, ismini çoğu zaman dede koyardı.<br />
<br />
Dedenin kendi ismini torununa vermesi veya ailedeki önemli bir büyüğün isminin yeni doğan çocuğa verilmesi, o ismin sonraki nesillerde de yaşamaya devam etmesini sağlardı.<br />
<br />
Dedenin isminin çocuğa veya toruna verilmesi aile açısından önemli bir gelenekti.<br />
<br />
Aynı şekilde ailedeki isimlerin yaşatılmaması bazı büyüklerin gönül koymasına, kırılmasına veya küsebilmesine dahi sebep olabilirdi.<br />
<br />
Örneğin anne tarafından gelen bir aile büyüğünün isminin toruna verilmemesi, o aile büyüğünün kendisine değer verilmediğini düşünmesine sebep olabilirdi.<br />
<br />
Bu nedenle isim vermek yalnızca çocuğa bir isim bulmak değildi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsim, aile büyüğünü yaşatmanın ve onun hatırasını gelecek nesle aktarmanın bir yoluydu.</span></span><br />
<br />
Böylece bir dedenin adı, o kişi vefat ettikten sonra dahi çocuklarında ve torunlarında yaşamaya devam ediyordu.<br />
<br />
İsimler bu şekilde nesilden nesile aktarıldığında, geçmişte yaşamış olan aile fertlerinin isimleri yeni nesillerde muhafaza edilmiş oluyordu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim Silsile-i Ülâ anlayışımın temel dayanaklarından biri de bu isim verme geleneğidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">On Dört Asırlık Zincirin İsimlerle Takibi</span></span><br />
<br />
Benim bu konudaki keşfî kanaatimde yaklaşık on dört asırlık geçmişe ulaşmak için nesillerin isimlerini geriye doğru takip etmek önemlidir.<br />
<br />
Yaklaşık olarak her neslin yüz yıl yaşadığı kabulü üzerinden düşünüldüğünde, on dört asırlık bir zaman dilimi yaklaşık on dört nesle karşılık gelir.<br />
<br />
Bu nedenle Peygamber Efendimiz'e dayanan kutlu bir nesep zincirini araştırırken, yaklaşık on dört neslin isimlerinin tespit edilmesi önemli bir başlangıçtır.<br />
<br />
Ailelerin yaşam süreleri ve nesiller arasındaki zaman elbette aynı değildir. Buradaki yüz yıllık hesap, benim Silsile-i Ülâ araştırmamda kullandığım yaklaşık hesaplama anlayışıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim kanaatimce asıl önemli olan, isimlerin nesilden nesile nasıl aktarıldığını takip ederek mümkün olduğu kadar geriye ulaşmaktır.</span></span><br />
<br />
Bir ailede isimler muhafaza edilmişse, geçmişteki büyüklerin isimleri yeni nesillerde yaşamaya devam etmiş olabilir.<br />
<br />
Böylece isimler, on dört asırlık geçmişin araştırılmasında takip edilebilecek izler hâline gelmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soy Kütüğü ve Peygamber Efendimiz'e Bağlanan Nesep</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ anlayışım yalnızca bir isim listesi değildir.<br />
<br />
Ben bunu aynı zamanda aile soy kütüğümüzün ve ailemizin Peygamber Efendimiz'e bağlandığına inandığım kutlu nesep kolunun tespit edilmesi olarak görüyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî bilgim, ailelerin nesep zincirlerinin Peygamber Efendimiz'e dayanan kutlu bir soya bağlanan kollarının isimler ve aile bağlantıları üzerinden takip edilebildiği yönündedir.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle aile içerisindeki isimler benim için önemlidir.<br />
<br />
Bir isim hangi dededen gelmiştir?<br />
<br />
Hangi büyükten alınmıştır?<br />
<br />
Hangi nesilde tekrar edilmiştir?<br />
<br />
Anne tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Baba tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Bunların tamamı birlikte değerlendirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan ve Hüseyin İsimleri Neden Önemlidir?</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ araştırmamda Hasan ve Hüseyin isimleri ayrıca önem taşımaktadır.<br />
<br />
Çünkü benim keşfî kanaatimde bu isimler, Peygamber Efendimiz'in Ehl-i Beyt'ine bağlanan nesep kollarının tespitinde önemli isimlerdir.<br />
<br />
Benim keşfî anlayışımda Hasan ismi Hz. Hasan'a bağlanan Şerifler koluyla, Hüseyin ismi ise Hz. Hüseyin'e bağlanan Seyyidler koluyla ilişkilidir.<br />
<br />
Bu sebeple bir ailede Hasan veya Hüseyin isimlerinin bulunup bulunmadığına, bu isimlerin hangi aile büyüğünden geldiğine ve kaç nesildir devam ettiğine bakılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir ailenin içerisinde Hasan veya Hüseyin isminden hiçbir iz yokken, o ailenin kendisini Hasan veya Hüseyin soyundan gelen bir Seyyid veya Şerif olarak göstermesi, benim açımdan araştırılması gereken önemli bir durumdur.</span></span><br />
<br />
Bir aile gerçekten belirli bir kutlu nesep zincirinden geldiğini söylüyorsa, benim kanaatimce o ailenin kendi isimlerinde de bunun izlerinin bulunması beklenir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan veya Hüseyin isimleri aile içerisinde nesiller boyunca yaşatılmışsa, bu isim zincirinin nereden geldiği araştırılmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan İsmi Üzerinden Silsile</span></span><br />
<br />
Bir ailenin dedesinin adı Hasan olsun.<br />
<br />
Dede, kendi çocuğuna veya torununa Hasan ismini vermiş olsun.<br />
<br />
Daha sonraki nesilde de Hasan ismi tekrar yaşatılmış olsun.<br />
<br />
Böylece:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan → Hasan → Hasan → Hasan → Hasan</span><br />
<br />
şeklinde bir isim zinciri meydana gelir.<br />
<br />
Benim metodumda burada hangi Hasan'ın hangi Hasan'dan geldiği araştırılır.<br />
<br />
Babanın adı nedir?<br />
<br />
Dedenin adı nedir?<br />
<br />
Büyük dedenin adı nedir?<br />
<br />
Onun babasının adı nedir?<br />
<br />
Bu isimler geriye doğru takip edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsim zinciri geriye doğru takip edildiğinde, aile içerisinde Hasan isminin nereden geldiği ve hangi nesilden itibaren yaşatıldığı ortaya çıkar.</span></span><br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde bu şekilde takip edilen Hasan zinciri, Hz. Hasan'a bağlanan Şerifler kolunun tespitinde kullanılan yollardan biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hüseyin İsmi Üzerinden Silsile</span></span><br />
<br />
Aynı yöntem Hüseyin ismi için de uygulanır.<br />
<br />
Bir ailede dede Hüseyin ise, onun çocuğuna veya torununa Hüseyin ismi verilmiş olabilir.<br />
<br />
Sonraki nesilde de aynı isim tekrar yaşatılmış olabilir.<br />
<br />
Böylece:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin</span><br />
<br />
şeklinde bir zincir oluşur.<br />
<br />
Bu isimler geriye doğru takip edilir.<br />
<br />
Hangi Hüseyin'in hangi Hüseyin'den geldiği araştırılır.<br />
<br />
Aile büyüklerinden bilgi alınır.<br />
<br />
Anne tarafı ve baba tarafı birbirinden ayrılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatimde bu şekilde takip edilen Hüseyin zinciri, Hz. Hüseyin'e bağlanan Seyyidler kolunun tespitinde kullanılan yollardan biridir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın Soy ve Silsile İzlerini Muhafaza Etmiş Olabileceği Kanaatim</span></span><br />
<br />
Benim bu konudaki keşfî kanaatimden biri de şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, bazı soy ve nesep bağlantılarının izlerini insanların isimlerinde, ailelerinde, hafızalarında ve geleneklerinde muhafaza etmiş olabilir.</span></span><br />
<br />
İnsanlar yüzyıllar boyunca dedelerinin isimlerini çocuklarına vermişlerdir.<br />
<br />
Büyük dedelerin isimleri yaşatılmıştır.<br />
<br />
Aile büyüklerinin isimleri kaybolmamıştır.<br />
<br />
Böylece bir insanın adı, kendisinden yüzlerce yıl sonra yaşayan bir çocukta tekrar ortaya çıkabilmiştir.<br />
<br />
Benim kanaatim, bu isimlerin bazı aile ve nesep izlerini muhafaza eden birer işaret olarak karşımıza çıkabileceğidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu nedenle Silsile-i Ülâ araştırmasında yalnızca yazılı kayıtlara değil, insanların isimlerine, aile hafızasına ve nesilden nesile aktarılan geleneklere de bakıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genetik Miras, İman ve Manevî Miras</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ konusunda ortaya koyduğum keşfî bilgiler içerisinde önemli gördüğüm bir başka konu da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">genetik miras ile manevî miras arasındaki bağlantıdır.</span><br />
<br />
İnsanların anne ve babalarından bazı fiziksel özellikleri, bazı hastalıklara yatkınlıkları ve çeşitli biyolojik özellikleri miras yoluyla alabildikleri bilinmektedir.<br />
<br />
Bir ailede bulunan bazı özellikler çocuklarda, torunlarda ve daha sonraki nesillerde tekrar ortaya çıkabilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatim ise maddî miras nesilden nesile aktarılabildiği gibi, insanın manevî ve ahlâkî mirasının da nesiller boyunca devam eden bir tarafının bulunduğudur.</span></span><br />
<br />
Bir ailede belirli bir dua nesiller boyunca okunuyorsa, o dua yalnızca bir nesilde kalmaz.<br />
<br />
Dede okur.<br />
<br />
Baba okur.<br />
<br />
Çocuk okur.<br />
<br />
Torun okur.<br />
<br />
Böylece dua nesilden nesile aktarılır.<br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde, nesiller boyunca devam eden bu duaların yalnızca sözleri değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o duayla meydana gelen manevî hâl ve hikmet de aile içerisinde devam edebilir.</span><br />
<br />
Aynı şekilde bir ailede Peygamber Efendimiz'in belirli bir sünneti nesiller boyunca yaşatılıyorsa, o sünnet de ailenin manevî mirasının bir parçası hâline gelir.<br />
<br />
Bir nesil onu yaşar, sonraki nesil onu görür, daha sonraki nesil onu devam ettirir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim tezime göre güzel ahlâk, dua sevgisi, sünnete bağlılık, merhamet, cömertlik, sabır, doğruluk ve Allah'a yönelme gibi özellikler de aile içerisinde nesiller boyunca devam eden bir miras hâline gelebilir.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle bazı ailelerde belirli güzel ahlâkların nesiller boyunca daha belirgin şekilde ortaya çıktığını düşünüyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maddî miras ile manevî mirasın birbirinden tamamen ayrı düşünülmemesi gerektiğine inanıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutsal Soy ve Kutsal Kan</span></span><br />
<br />
Silsile-i Ülâ'ya bağlanmak istememizin sebeplerinden biri de budur.<br />
<br />
Benim keşfî bilgime göre insanın kutsal bir soya bağlı olması yalnızca geçmişte yaşamış bir büyüğünün ismini bilmekten ibaret değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutsal soy, beraberinde bir manevî miras da taşır.</span></span><br />
<br />
Ben buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“kutsal kan ve kutsal soy”</span> anlayışı içerisinde bakıyorum.<br />
<br />
İnsan nasıl ki ailesinden çeşitli maddî özellikleri miras olarak alabiliyorsa, benim keşfî kanaatimde aileden gelen bazı manevî özelliklerin de insan üzerinde tesiri bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu sebeple Peygamber Efendimiz'e ve Ehl-i Beyt'e bağlanan kutlu bir nesep zincirinin araştırılması benim açımdan büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çünkü insan yalnızca kimlerin torunu olduğunu değil, hangi manevî mirasın içerisinde bulunduğunu da bilmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İman ve Şüphe Meselesi</span></span><br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde iman meselesinde de bu manevî mirasın önemli bir yeri vardır.<br />
<br />
Bir insanın iman etmeye daha kolay yönelmesi, Allah'a karşı sevgisinin güçlü olması, ibadete ve duaya meyletmesi benim açımdan yalnızca dışarıdan aldığı eğitimle açıklanabilecek bir mesele değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İman da insanın manevî mirasının bir parçası olarak nesiller boyunca güçlenebilir.</span></span><br />
<br />
Bunun karşı tarafında ise şüphe ve imansızlık da nesiller boyunca devam eden bir manevî miras hâline gelebilir.<br />
<br />
Benim burada dikkat çektiğim nokta şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şüphe imanı zayıflatır.</span><br />
<br />
Dinî hayatta şüphenin ne kadar önemli bir mesele olduğunu abdest üzerinden dahi görebiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şüphe, abdesti bile etkileyen bir mesele olarak kabul edilirken, iman konusunda şüphenin hiçbir tesiri olmayacağını düşünmek bana göre mümkün değildir.</span></span><br />
<br />
Bu sebeple benim keşfî kanaatimde iman nesiller boyunca güçlenebildiği gibi, şüphe ve manevî zayıflık da nesiller boyunca devam edebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutlu soyda bulunan iman mirasının, o soydan gelen kişinin iman yolculuğunu daha kolay hâle getirebileceğine inanıyorum.</span></span><br />
<br />
Benim önceki keşfî tespitlerimde, kutlu soya bağlı kişilerde iman etme ihtimalinin yaklaşık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">%80 oranında artabileceği</span> yönünde bir kanaatim bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu benim Silsile-i Ülâ, kutsal soy ve manevî miras hakkındaki keşfî tezimdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberlerin Manevî Mirası</span></span><br />
<br />
Benim bu düşünce zincirim yalnızca Hz. Muhammed Efendimiz'in soyuyla sınırlı değildir.<br />
<br />
Peygamberlerin yaşadığı büyük manevî hadiselerin de onların silsilelerinde çeşitli izler bırakabileceğine inanıyorum.<br />
<br />
Meselâ Peygamber Efendimiz'in Mi'rac hadisesi, Allah Teâlâ ile olan yakınlığın en büyük manevî hadiselerinden biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatimde, kutlu nesep zincirinin bir yerinde Mi'rac'ın manevî mirasını taşıyan bir iz bulunabilir.</span></span><br />
<br />
Ben bunu kendi ifade tarzımla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Mi'rac mirası”</span> olarak değerlendiriyorum.<br />
<br />
Aynı şekilde Hz. Musa'nın Allah Teâlâ ile kelâm etmesi de onun peygamberlik hayatındaki büyük manevî özelliklerden biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatimde peygamberler zincirinde bulunan bazı manevî özellikler, nesiller boyunca farklı şekillerde iz bırakabilir.</span></span><br />
<br />
Bu sebeple bir yerde Hz. Musa'nın ismiyle karşılaşılması, benim açımdan yalnızca bir isim meselesi değildir.<br />
<br />
Orada <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah ile kelâm etme mirasının</span> bir izi de bulunabilir.<br />
<br />
Bir başka yerde Peygamber Efendimiz'in silsilesi bulunduğunda ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mi'rac, Allah'a yakınlık, iman ve manevî yükseliş mirasının</span> izleri bulunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim tezime göre peygamberler silsilesinde yalnızca isimler değil, o peygamberlerden kalan manevî mirasların da izleri takip edilebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Ülâ'nın Peygamberler Kolu</span></span><br />
<br />
Silsile-i Ülâ araştırması yalnızca Hasan ve Hüseyin isimleriyle sınırlı değildir.<br />
<br />
Peygamber isimleri de araştırmanın önemli bir bölümüdür.<br />
<br />
Eski toplumlarda çocuklara peygamberlerin isimleri verilmiştir.<br />
<br />
Örneğin:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âdem, Nuh, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Musa, Davud, Süleyman, İsa</span><br />
<br />
gibi peygamber isimleri nesiller boyunca insanlarda yaşamıştır.<br />
<br />
Benim keşfî kanaatimde bu isimlerin de aile ve çevre içerisinde nasıl devam ettiğinin araştırılması gerekir.<br />
<br />
Bir peygamber ismi hangi aile büyüğünden gelmiştir?<br />
<br />
Kaç nesildir devam etmektedir?<br />
<br />
Anne tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Baba tarafından mı gelmektedir?<br />
<br />
Yaşanılan çevrede aynı isimden kaç kişi bulunmaktadır?<br />
<br />
Bunların hepsi araştırılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim Silsile-i Ülâ metodumda peygamber isimleri de geçmişe ulaşmak için takip edilen önemli isimlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞİT TUNCA'NIN SİLSİLE-İ ÜLÂ'YI TESPİT METODU</span></span><br />
<br />
“Silsile-i Ülâ”yı tespit etmek için ailecek bir yerde toplanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Kalem ve kâğıt alınır ve yazılmaya başlanır.<br />
<br />
Öncelikle aile içerisindeki isimler tespit edilir.<br />
<br />
Evimizin sağ tarafına doğru gidildiğinde, en yakındaki Hasan veya Hüseyin isimli kim varsa tespit edilir.<br />
<br />
Hasan ise benim keşfî kanaatimde üst kol, Peygamber Efendimiz'in <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şerifler koludur</span> ve birinci isim yazılır.<br />
<br />
Hüseyin ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyyidler koludur</span> ve birinci isim yazılır.<br />
<br />
Sonra sağa veya sola doğru Hüseyin aranır.<br />
<br />
En yakın Hüseyin'in sağda mı, solda mı olduğu tespit edilir.<br />
<br />
Bunların akrabalık dereceleri araştırılır.<br />
<br />
Anne tarafından akrabamız ise anne tarafından o kola bağlılık tespit edilir.<br />
<br />
Baba tarafından akrabamız ise baba tarafından o kola bağlılık tespit edilir.<br />
<br />
Böylece ilk yön tespit edilmiş olur.<br />
<br />
Sonra evimizin arka tarafına doğru gidilir.<br />
<br />
İlk peygamber isimli kim varsa tespit edilir.<br />
<br />
Hangi peygamber isminin bulunduğu yazılır.<br />
<br />
Böylece peygamberler kolunun araştırılması başlatılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anne Tarafı ve Baba Tarafının Ayrılması</span></span><br />
<br />
İlk önce evimizin sol tarafına doğru, annemiz tarafından akrabamız olan en yakın evden başlanır ve uzağa doğru devam edilir.<br />
<br />
Bu başka bir şehre kadar da olabilir.<br />
<br />
Şu isimler özellikle aranır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Ebu Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep</span><br />
<br />
Bunların yanında Ashab-ı Kiram'ın isimlerinden olan başka isimler de olabilir.<br />
<br />
Ancak burada aile bağlantıları özellikle dikkate alınır.<br />
<br />
Bu kimseler anne tarafından dedemizin babasına kadar akraba olanlardan takip edilir.<br />
<br />
Sonra sağ tarafa doğru aynı işlem yapılır.<br />
<br />
Bu defa baba tarafından akrabalar yazılır.<br />
<br />
Böylece anne ve baba tarafındaki isim zincirleri birbirinden ayrılarak takip edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber İsimlerinin Çevrede Araştırılması</span></span><br />
<br />
Sonra evimizin arkasındaki komşularımızdan başlanır.<br />
<br />
Arkadan sağdan sola doğru gidip sonra tekrar bize dönecek şekilde bir daire oluşturulur.<br />
<br />
Bu daire içerisinde akrabamız olan veya olmayan, fakat tanıdığımız peygamber isimli kimselerin isimleri not edilir.<br />
<br />
İlk önce doğrudan arkaya doğru düz bir çizgi gidilir.<br />
<br />
İki tane aynı isim olanlar tespit edildiğinde, ilk yakındaki ele alınır.<br />
<br />
İkinci aynı isme varıldığında artık sola doğru dönme noktasına geldiğimiz kabul edilir.<br />
<br />
Bu yöntem yalnızca yaşadığımız köy veya şehir içerisinde uygulanır.<br />
<br />
Peygamber isimlilerde bu şekilde hareket edilir ve dışarı çıkılmaz.<br />
<br />
Not edilen isimlerde çift isimliler varsa, en yakın komşumuz olanlar esas alınarak düzenleme yapılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte bu, bizim Silsile-i Ülâ tespit metodumuzdur.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Müntesiplerime Silsile-i Ülâlarını Araştırmalarını Tavsiye Ediyorum</span></span><br />
<br />
Ben bu tezi ve tespit metodunu yalnızca kendim için ortaya koymuyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatı'nın müntesiplerine de kendi Silsile-i Ülâ'larını araştırmalarını ve kendi ailelerinin isim zincirlerini tespit etmelerini tavsiye ediyorum.</span></span><br />
<br />
Her müntesip ailesiyle birlikte bir araya gelmeli, kalem ve kâğıdını almalı ve kendi ailesindeki isimleri nesiller boyunca takip etmelidir.<br />
<br />
Dede isimleri, büyük dede isimleri, nine ve anneanne isimleri, Hasan ve Hüseyin isimleri, Sahabe isimleri ve peygamber isimleri araştırılmalıdır.<br />
<br />
Anne tarafı ve baba tarafı birbirinden ayrılmalı, akrabalık bağlantıları mümkün olduğu kadar geriye doğru takip edilmelidir.<br />
<br />
Yaşanılan çevredeki isimler de benim yukarıda açıkladığım metoda göre değerlendirilmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her müntesibimin kendi Silsile-i Ülâ'sını bulmaya çalışmasını, aile geçmişini araştırmasını ve nesilden nesile aktarılan isimleri kayıt altına almasını tavsiye ediyorum.</span></span><br />
<br />
Çünkü insan kendi geçmişini araştırdığında yalnızca isimleri öğrenmiş olmaz.<br />
<br />
Kendi ailesinin maddî ve manevî mirasını da daha iyi tanımış olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Ülâ'yı araştırmak, geçmişimizi tanımak ve geçmişten bize ulaşan manevî mirası keşfetmek için yapılan bir çalışmadır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karşı Tez Getirmek İsteyenlere</span></span><br />
<br />
Ben burada kendi keşfî bilgilerimi, kanaatimi, tezimi ve Raşidi Tarikatındaki Silsile-i Ülâ tespit metodunu ortaya koyuyorum.<br />
<br />
Bu benim görüşümdür.<br />
<br />
Bu benim keşfî bilgimdir.<br />
<br />
Bu benim düşünce ve keşif zincirimdir.<br />
<br />
Kabul eden kabul eder, kabul etmeyen kabul etmez.<br />
<br />
Benim tezime karşı çıkan kişi elbette kendi tezini ortaya koyabilir.<br />
<br />
Ancak benim ortaya koyduğum yöntemin ne olduğunu değiştirmeden, karşı görüşünü kendi delilleriyle ortaya koymalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben kendi keşfî bilgilerim doğrultusunda Silsile-i Ülâ'yı bu şekilde açıklıyor ve Raşidi Tarikatında uygulanacak yöntemi bu anlayış üzerine kuruyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span><br />
<br />
Benim Silsile-i Ülâ anlayışımın temelinde şu düşünce bulunmaktadır:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanlar geçmişlerini isimlerinde taşıyabilirler ve aile büyüklerinin isimleri nesiller boyunca yaşatılarak soy zincirinin izleri korunabilir.</span></span><br />
<br />
Dedenin adı toruna verilir.<br />
<br />
Büyük dedenin adı yeni nesilde yaşatılır.<br />
<br />
Ninenin veya anneannenin adı çocuklarda yaşatılır.<br />
<br />
Aile büyüklerinin isimleri nesiller boyunca tekrar edilir.<br />
<br />
Böylece geçmişte yaşayan bir insanın adı, yüzyıllar sonra bile başka bir nesilde yaşamaya devam eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan → Hasan → Hasan → Hasan</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin → Hüseyin</span><br />
<br />
şeklindeki isim zincirleri benim için araştırılması gereken önemli zincirlerdir.<br />
<br />
Yaklaşık on dört asırlık geçmiş düşünüldüğünde ve nesiller yaklaşık yüz yıllık dönemler üzerinden değerlendirildiğinde, yaklaşık on dört neslin geriye doğru takip edilmesi önemli bir araştırma başlangıcıdır.<br />
<br />
Bunun yanında peygamber isimleri, Sahabe isimleri, aile büyüklerinin isimleri, anne ve baba tarafındaki akrabalıklar ve yaşanılan çevredeki isimler de birlikte değerlendirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim keşfî kanaatim, ailelerin isimlerini ve soy kütüklerini takip ederek Peygamber Efendimiz'e dayanan kutlu nesep zincirlerinin izlerinin bulunabileceği yönündedir.</span></span><br />
<br />
Bunun yanında benim tezime göre bu soylarla birlikte yalnızca kan bağı değil, nesilden nesile aktarılan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iman, dua, sünnet, güzel ahlâk ve manevî miras</span> da bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan kendi Silsile-i Ülâ'sını araştırırken yalnızca kimlerin soyundan geldiğini değil, geçmiş nesillerden kendisine ulaşan maddî ve manevî mirası da araştırmalıdır.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle Silsile-i Ülâ benim için sıradan bir soy ağacı değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Ülâ; aile soy kütüğünün, isimlerin, akrabalıkların, Hasan ve Hüseyin gibi Ehl-i Beyt isimlerinin, Sahabe isimlerinin, peygamber isimlerinin, duaların, sünnetlerin, güzel ahlâkın ve manevî mirasın nesiller boyunca takip edilmesiyle ortaya çıkarılan bir silsile tespit metodudur.</span></span><br />
<br />
Benim keşfî bilgim, tezim, kanaatim ve düşünce zincirim bu yöndedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatı'nın müntesiplerine tavsiyem; kendi aileleriyle bir araya gelerek bu metodu uygulamaları, kendi isim zincirlerini araştırmaları ve kendi Silsile-i Ülâ'larını bulmaya çalışmalarıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞİT TUNCA’NIN SİLSİLE-İ ÜLÂ’YA HEDİYE METODU</span></span><br />
<br />
Vaktin müsait olduğu bir zamanda, senede bir defa tespit ettiğimiz Silsile-i Ülâ'daki isimlerin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">her birine ayrı ayrı</span> 3 İhlas 1 Fatiha veya 3 Fatiha 7 İhlas okunarak hediye edilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SİLSİLE-İ ÜLÂ'YA BURÇLAR VE YILDIZ HARİTASI PERSPEKTİFİNDEN BİR BAKIŞ</span></span><br />
<br />
Sevgili müntesiplerim ve bu tezi okuyan kardeşlerim,<br />
<br />
Bu tezde ortaya koyduğum Silsile-i Ülâ anlayışını daha da derinleştirmek ve farklı bir perspektiften ele almak istiyorum. Bu, benim keşfî bilgim ve kanaatimdir; tıpkı tezin tamamında olduğu gibi, burada da kendi görüş ve düşünce zincirimi sizlerle paylaşıyorum.<br />
Silsile-i Ülâ'yı araştırırken kullandığımız isim zincirleri ve soy kütüğü çalışması, aslında her bir insanın doğduğu anda sahip olduğu manevî enerji haritasını, yani 'yıldız haritasını' okumaya benzer. Bu hususu, burçlar ve doğum evi metaforu üzerinden açıklamak istiyorum.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Doğum Evi ve İlk Yıldız Haritamız</span></span><br />
Her birimiz bu dünyaya bir enerji olarak geliriz. İşte bu enerji, bizim özümüzdeki yıldızdır. Tıpkı burçlar haritasında doğum evimizin esas alınması gibi, bizim Silsile-i Ülâ'mızın temeli de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">doğduğumuz ev</span></span> değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">doğduktan sonra ilk kez götürüldüğümüz ve ait olduğumuz aile ocağının evidir.</span></span><br />
Bir insan hastanede doğabilir, ancak onun 'doğum evi', onu kucaklayan, büyütecek olan ailenin evidir. O eve ilk adımını attığı an, hayatının temel enerji haritası çizilmeye başlanır. İşte bu başlangıç noktası, Silsile-i Ülâ araştırmamızdaki ilk adım gibidir: Hangi ailenin mensubu olduğumuz, o ailenin evine ilk girişimizle şekillenir. Yani doğduğumuz ev hastane değil, hangi ailenin mensubuysak o ailenin doğduktan sonra ilk eve getirildiği ev baz alınır ve yön tayini, doğum kapsamında o evin ana giriş kapısına doğru dönülür ve sağ ve sol buna göre belirlenir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Yıldızlar, Burçlar ve İsimlerin Dili</span></span><br />
Her insan bir enerji olarak dünyaya gelir. Bu enerji, o insanın manevî yıldızıdır. Kimimizin yıldızı çok parlak olabilir; bir doktor, hakim, alim veya mahallesinin sevilen "Ahmet Amca"sı olarak tanınır. Bu parlaklık, o kişinin manevî haritasındaki en güçlü burcu temsil eder.<br />
Tıpkı burçlar haritasında gezegenlerin ve yıldızların evlerimize olan mesafeleri ve konumlarının kişiliğimizi ve kaderimizi şekillendirdiğine inanılması gibi, bizim Silsile-i Ülâ anlayışımızda da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">isimler bu yıldızların dilidir.</span></span><br />
Doğduğumuz an, evimizin çevresindeki komşularımız, akrabalarımız, yani "manevî galaksimizdeki" diğer yıldızlar hangi konumdaydı? Hangisi sağımızda, hangisi solumuzda duruyordu? Bu, burç haritasındaki doğum evimizin etrafındaki gezegenlerin konumları gibidir. Ve bu konumlar, bize has özellikleri, yani "burç özelliklerimizi" ortaya çıkarır. İşte bu burçlar, haritamızdaki doğum evi yıldız haritamızın şeklini belirler. Yani evimizin etrafındaki komşularımız aslında o haritada yer almakta ve doğduğumuzda hangi yıldız hangi tarafımızda duruyordu, o tespit edilmiş olur. Ve böyle genel özellikler, burç özellikleri ortaya çıkmış olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. İsimlerle Örülü Genetik ve Manevî Harita</span></span><br />
İşte bu noktada Hasan yıldızı, Hüseyin yıldızı, Musa yıldızı, İsa yıldızı gibi kavramlar devreye girer. Bu isimler, sadece birer kimlik değil, aynı zamanda belirli bir genetik ve manevî ortaklığın, belirli "burç özelliklerinin" taşıyıcılarıdır.<br />
Bir ailede Hasan isminin nesiller boyu yaşatılması, o ailenin yıldız haritasında Hz. Hasan'a bağlanan Şerifler kolunun, yani "Hasan burcunun" ne kadar baskın olduğunu gösterir. Aynı şekilde Hüseyin isminin yaşatılması, o ailede "Hüseyin burcunun" etkisini ve o kola aidiyeti işaret eder.<br />
Benim metodumda, Silsile-i Ülâ'yı tespit ederken sağa ve sola bakmamız, doğduğumuz evin etrafındaki bu "yıldızların" konumlarını belirlemek içindir. Bu, tıpkı doğum haritasında doğu ve batı ufkunun belirlenmesi gibidir. Sağımızdaki Hasan veya Hüseyin, solumuzdaki peygamber isimleri, arkamızdaki sahabe isimleri... Hepsi, bizim doğum anımızdaki evrensel manevî konfigürasyonu, yani Silsile-i Ülâ haritamızı oluşturur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Hayat Yolculuğu ve Yeni Yıldız Haritaları</span></span><br />
Ancak hayat durağan değildir. Tıpkı burçlar haritasında ilerleme (progresyon) hesapları olduğu gibi, biz de doğduğumuz evden başka bir eve, başka bir köye, başka bir şehre veya ülkeye gidebiliriz. İşte bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">yeni bir yıldız haritasına, yeni bir Silsile-i Ülâ yorumuna ihtiyaç duyduğumuz noktadır.</span></span><br />
Bir insan hayatının son döneminde farklı bir coğrafyada, farklı bir evde yaşamını sürdürüyorsa, o yeni evin ve çevresinin isimleri de onun manevî haritasının son halini belirler. Nasıl ki bir burç yorumunda yaşanılan şehir ve ev önemliyse, Silsile-i Ülâ araştırmasında da kişinin son durağındaki isimler ve bağlantılar, onun yolculuğunun tamamlayıcı halkalarıdır.<br />
Dolayısıyla, Silsile-i Ülâ araştırması, bir insanın doğduğu andan itibaren etrafındaki "manevî yıldızları" ve bu yıldızların hayatı boyunca nasıl değiştiğini, nasıl yeni burçlar ve haritalar oluşturduğunu incelemektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YILDIZ DOĞUM HARİTASI ANLAYIŞI</span></span><br />
<br />
Bu harita sistemi yalnızca burçlarla değil, insanın dünyaya geldiği <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">doğum evi ve o evin çevresindeki yıldızların konumlarıyla</span></span> da ilgilidir.<br />
<br />
Burada “doğum evi” derken, kişinin doğduğu hastane veya doğum yapılan bina kastedilmemektedir. İnsan hastanede doğmuş olsa bile, esas alınacak yer, doğumdan sonra ailesi tarafından götürüldüğü ve aile olarak yaşadığı <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ilk evdir.</span></span> Yani kişinin dünyaya geldikten sonra mensup olduğu ailenin yaşadığı ilk yuva, bu haritanın başlangıç noktası kabul edilir.<br />
<br />
Bu başlangıç noktasında <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">evin giriş kapısı ve evin yönü</span></span> esas alınarak sağ ve sol taraflar belirlenir. Böylece insanın doğduğu dönemde, doğum evinin çevresinde bulunan yıldızların hangi yönde ve hangi tarafta bulunduğu tespit edilmeye çalışılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu anlayışta insan, dünyaya yalnızca fizikî bir beden olarak değil, aynı zamanda bir enerji olarak gelir.</span></span> İşte bu enerji, kişinin “yıldızı” olarak düşünülebilir.<br />
<br />
Ancak burada “yıldız” kelimesini yalnızca gökyüzündeki bir yıldız olarak düşünmemek gerekir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir insan da toplum içerisinde bir “yıldız” olabilir.</span></span><br />
<br />
Mesela çok tanınmış bir doktor, hâkim, âlim, fakih, bakan veya başka bir alanda öne çıkmış bir kişi bir “yıldız” olabilir. Hatta toplum tarafından çok meşhur olmayan, fakat kendi mahallesinde herkes tarafından tanınan “Ahmet Amca” dahi kendi çevresinde bir yıldız konumunda bulunabilir.<br />
<br />
Dolayısıyla bu sistemde insanların oluşturduğu sosyal çevre de bir bakıma <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın yıldız haritasının çevresinde yer alan yıldızlar</span></span> gibi değerlendirilmektedir.<br />
<br />
Doğum anında kişinin doğum evinin çevresinde hangi insanların, hangi ailelerin, hangi toplumsal unsurların ve hangi “yıldızların” bulunduğu tespit edildiğinde, bunların insan üzerindeki ortak özelliklerinin araştırılması mümkün olabilir.<br />
<br />
Bu araştırma sonucunda belirli insanların veya insan topluluklarının ortak özelliklerinden hareketle <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">burç özellikleri ortaya çıkarılabilir.</span></span><br />
<br />
Örneğin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasan yıldızı, Hüseyin yıldızı, Musa yıldızı veya İsa yıldızı</span></span> gibi ifadeler, yalnızca belirli bir kişiyi değil, o isim veya şahsiyet etrafında ortaya çıkan ve ortaklaşan özellikleri araştırmak bakımından birer örnek teşkil edebilir.<br />
<br />
Buradaki amaç, insanların ortak özelliklerini gözlemleyerek, bunların <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hangi yıldız veya yıldız gruplarıyla ilişkilendirilebileceğini araştırmaktır.</span></span> Bir yıldızın veya bir yıldız grubunun temsil ettiği düşünülen özellikler, farklı insanlar üzerinde tekrar tekrar gözlemlendiğinde, zaman içerisinde bu özellikler arasında ortak noktalar bulunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim burada ortaya koyduğum düşünce, önceden belirlenmiş burç özelliklerini insana zorla uygulamak değil; insanları ve onların hayatlarını gözlemleyerek ortak özelliklerden hareketle bir yıldız haritası oluşturmaktır.</span></span><br />
<br />
Yani yöntem, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insandan yıldız özelliğine doğru giden bir araştırma yöntemidir.</span></span> Önce insanlar, aileler, çevreler ve şahsiyetler incelenir; daha sonra bunlarda tekrar eden ortak özellikler tespit edilir. Bu ortak özelliklerin hangi yıldızlarla veya hangi yıldız gruplarıyla bağlantılı olabileceği araştırılır.<br />
<br />
Bu bakımdan benim çalışmamı klasik anlamdaki “burç yorumu” şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Benim ortaya koyduğum sistem, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">doğum yeri, doğum evi, evin yönü, çevrede bulunan insanlar ve yıldızlar ile insan karakteri arasındaki mümkün ilişkileri araştırmaya yönelik bir keşif ve gözlem metodudur.</span></span><br />
<br />
Burada özellikle vurgulamak istediğim husus şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BU ÇALIŞMA BENİM KENDİ ARAŞTIRMALARIM VE GÖZLEMLERİM SONUCUNDA ORTAYA KOYDUĞUM BİR GÖRÜŞTÜR.</span></span><br />
<br />
Dolayısıyla okuyucunun benim söylediğim her şeyi olduğu gibi kabul etmesini istemiyorum. Bilakis, bu yöntemi bir başlangıç noktası olarak ele alıp, kendi çevresindeki insanları, aileleri, şahsiyetleri ve doğum evlerini araştırmasını; kendi gözlemlerini yapmasını ve elde ettiği sonuçları karşılaştırmasını tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Çünkü bir ilmin veya keşfin gelişebilmesi için yalnızca bir kişinin gözlemi yeterli olmayabilir. Farklı insanların farklı bölgelerde, farklı aileler üzerinde ve farklı doğum tarihleri üzerinden yapacakları araştırmalar, bu düşüncenin doğrulanmasına, geliştirilmesine veya eksiklerinin ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilir.<br />
<br />
Bu sebeple <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yıldız Doğum Haritası</span></span> olarak adlandırdığım bu sistemin, benim açımdan tamamlanmış ve son noktası konulmuş bir çalışma olarak değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">araştırılmaya ve geliştirilmeye açık bir keşif metodu</span></span> olarak değerlendirilmesini uygun görüyorum.<br />
<br />
Benim kanaatime göre insan ile içinde bulunduğu çevre arasında göz ardı edilemeyecek birtakım ilişkiler bulunmaktadır. İnsan doğduğu anda yalnızca gökyüzündeki yıldızlarla değil, aynı zamanda <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ailesiyle, eviyle, mahallesiyle, çevresindeki insanlarla ve içinde bulunduğu sosyal yapı ile</span></span> de bir ilişki içerisinde dünyaya gelmektedir.<br />
<br />
İşte bu sebeple <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın yıldız haritasının yalnızca gökyüzüne bakılarak değil, insanın dünyaya geldiği yuva ve o yuvanın çevresi de dikkate alınarak araştırılması gerektiğini düşünüyorum.</span></span><br />
<br />
Bu çalışma ile ulaşmak istediğim asıl nokta, insanı yalnızca bir doğum tarihi ve burçtan ibaret görmek yerine, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın doğduğu ortamı, ailesini, çevresini ve çevresindeki yıldızları birlikte değerlendiren daha geniş bir harita anlayışı</span></span> ortaya koymaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BENİM KEŞFİM VE GÖRÜŞÜM BUDUR.</span></span><br />
<br />
Bu yolu takip edecek müteşebbislerin de kendi gözlemlerini yaparak, kendi çevrelerinde bulunan insanların ortak özelliklerini araştırmalarını ve elde ettikleri sonuçlardan hareketle <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu sistemi daha da geliştirmelerini tavsiye ediyorum.</span></span><br />
<br />
Çünkü belki de insanın yıldızını anlamanın yolu, yalnızca gökyüzündeki yıldızlara bakmaktan değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">insanın dünyaya gözlerini açtığı yuvaya ve o yuvanın etrafındaki insanlara bakmaktan da geçmektedir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç Olarak</span></span><br />
<br />
Benim keşfî bilgime göre, Silsile-i Ülâ sadece geçmişteki bir soy ağacı değil, aynı zamanda bir insanın doğumundan ölümüne kadar süren manevî yolculuğunun yıldız haritasıdır. İsimler, bu haritanın en temel ve en anlamlı sembolleridir. Doğum evimizle başlayıp, hayat yolculuğumuzda yeni evlerle devam eden bu harita, bizim kâinat içindeki manevî konumumuzu ve bağlantılarımızı gösterir.<br />
Bu, benim bu konudaki keşfî tezim, kanaatim ve düşünce zincirimdir. Sizleri de kendi hayatınızın bu manevî yıldız haritasını, yani Silsile-i Ülâ'nızı keşfetmeye davet ediyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7 Eylül 2026</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Schrems, Avusturya</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Etiketler:</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatı, Silsile-i Ülâ, Silsileyi Ülâ Nedir, Silsile-i Ülâ Tezi, Silsile-i Ülâ Tespit Metodu, Soy Araştırması, Soy Kütüğü, Soy Ağacı, Türklerde İsim Verme Geleneği, Dede İsmi, Nine İsmi, Anneanne İsmi, Hasan İsmi, Hüseyin İsmi, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ehl-i Beyt, Seyyidler, Şerifler, Sahabe İsimleri, Peygamber İsimleri, Peygamberler Silsilesi, Aile Silsilesi, Manevî Silsile, Silsile Araştırması, Nesep Araştırması, Genetik Miras, Manevî Miras, İman Mirası, Ahlâkî Miras, Dua ve Sünnet, Kutsal Soy, Kutsal Kan, Raşit Tunca</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hem Seyyid Hem Şerif Olanlar: Necîbü’t-Tarafeyn]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3301</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 01:02:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3301</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2907" target="_blank" title="">Hem Seyyid Hem Şerif Olanlar Necîbü’t-Tarafeyn.jpg</a> (Boyut: 1.11 MB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HEM SEYYİD HEM ŞERİF OLANLAR: NECÎBÜ’T-TARAFEYN</span></span></span><br />
<br />
İslam tarihinde ve kültüründe Hz. Muhammed'in (s.a.v.) mübarek soyundan gelen kişilere hürmet göstermek, imanın ve vefanın bir gereği kabul edilmiştir. Peygamber Efendimizin temiz soyu, kızı Hz. Fatıma ve damadı Hz. Ali vasıtasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Bu kutsal sülale içerisinde hem Hz. Hasan hem de Hz. Hüseyin’in soyundan gelen özel bir zümre vardır ki, İslam literatüründe onlara çok seçkin unvanlarla hitap edilir. İşte üç bölümde bu şerefli soyun tanımı, hitap şekilleri ve dualardaki yeri:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. BÖLÜM: Hem Seyyid Hem Şerif Ne Demektir?</span></span></span><br />
<br />
Bilindiği üzere İslam geleneğinde Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Şerif</span></span>, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyid</span></span> unvanı verilir. Eğer bir kimsenin hem anne hem de baba tarafı Peygamber Efendimizin bu iki torununa birden dayanıyorsa, yani soyunda hem Hz. Hasan hem de Hz. Hüseyin varsa, bu kişilere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyid-i Şerif</span></span> denir.<br />
<br />
Tarihsel ve edebi metinlerde bu çifte asalet mirasını taşıyan kişileri ifade etmek için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Necîbü’t-tarafeyn</span></span> tabiri kullanılır. Bu kelime, "iki tarafı da asil, anne ve baba tarafından soyu tertemiz olan" anlamına gelmektedir. Osmanlı arşivlerinde ve dini metinlerde ise bu mübarek ailelerden <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Hânedan-ı Müşerref</span></span> (şereflendirilmiş, onurlandırılmış hane) veya Sülale-i Tahire (temiz soy) olarak bahsedilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. BÖLÜM: Bu Soydan Gelenlere Nasıl Hitap Edilir?</span></span></span><br />
<br />
Halk arasında veya resmi yazışmalarda bu çifte şerefe sahip olan kişilere saygı ve tazim amacıyla belirli unvanlarla seslenilir. Doğrudan yüzlerine hitap ederken ya da onlardan bahsederken şu kelimeler tercih edilir:<br />
<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyidinâ ve Eşrâfinâ:</span></span> "Efendimiz ve en şereflilerimiz" anlamına gelen bu kalıp, hem Seyyidlik hem de Şeriflik makamını aynı anda selamlayan en edebi ve en doğru hitap şeklidir.<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyidim / Efendim:</span></span> Günlük dilde hem sevgi hem saygı içeren, en yaygın hitap kelimesidir.<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Şerif Efendi / Şerif Bey:</span></span> Soyun Şeriflik boyutunu öne çıkaran saygın bir sesleniştir.<br />
<br />
"Müşerref" kelimesi ise bir hitap sözü değil, o kimselerin "şerefli bir soydan geldiğini" belirtmek için kullanılan bir sıfattır. Bir kimsenin yüzüne "Müşerref" diye hitap edilmez, ancak arkasından "Müşerref bir sülaleye mensuptur" şeklinde hürmetle anılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. BÖLÜM: Dualarda ve Salavatlarda Kullanımı</span></span></span><br />
<br />
Bu asil soyu ve Peygamber Efendimizi bir arada anan, klasik İslami metinlerde ve dualarda sıkça karşılaşılan en meşhur salavat kalıbı şu şekildedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span> "Allāhümme salli ve sellim ve bârik alâ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">seyyidinâ</span></span> ve mevlânâ ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">eşrâfinâ</span></span> Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı:</span> "Allah'ım! Efendimiz, mevlamız ve en şereflimiz olan Muhammed’e, O'nun bütün aline (soylu ailesine) ve ashabına salat eyle, selam eyle ve onları mübarek kıl."<br />
<br />
Eğer bu soyun yaşayan temsilcilerine veya toplu halde Ehl-i Beyt'e hitaben bir dua ya da övgü cümlesi kurulacaksa doğrudan şu nida kullanılır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span> "Yâ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyidinâ</span></span> ve yâ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Eşrâfenâ</span></span>..."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı:</span> "Ey Efendilerimiz ve ey Şeriflerimiz (En Şereflilerimiz)..."<br />
<br />
Bu hitaplar, asırlar boyunca İslam ümmetinin Peygamber emanetine gösterdiği derin muhabbetin ve sadakatin en güzel nişanesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Hasan Hüseyin İsminin Kültürel Anlamı</span></span><br />
<br />
Halkımız, Seyyid ve Şerif olan bu iki kutlu soyu birbirinden ayırmamak ve her iki imama olan sevgisini tek bir isimde birleştirmek için çocuklarına <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Hasanhüseyin</span></span> adını koymuştur. Bu tercih sadece bir isim değil; Ehl-i Beyt'e olan bağlılığın, birlik ve beraberliğin bir sembolüdür.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
Schrems, 07.09.2026</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2907" target="_blank" title="">Hem Seyyid Hem Şerif Olanlar Necîbü’t-Tarafeyn.jpg</a> (Boyut: 1.11 MB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HEM SEYYİD HEM ŞERİF OLANLAR: NECÎBÜ’T-TARAFEYN</span></span></span><br />
<br />
İslam tarihinde ve kültüründe Hz. Muhammed'in (s.a.v.) mübarek soyundan gelen kişilere hürmet göstermek, imanın ve vefanın bir gereği kabul edilmiştir. Peygamber Efendimizin temiz soyu, kızı Hz. Fatıma ve damadı Hz. Ali vasıtasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Bu kutsal sülale içerisinde hem Hz. Hasan hem de Hz. Hüseyin’in soyundan gelen özel bir zümre vardır ki, İslam literatüründe onlara çok seçkin unvanlarla hitap edilir. İşte üç bölümde bu şerefli soyun tanımı, hitap şekilleri ve dualardaki yeri:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. BÖLÜM: Hem Seyyid Hem Şerif Ne Demektir?</span></span></span><br />
<br />
Bilindiği üzere İslam geleneğinde Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Şerif</span></span>, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyid</span></span> unvanı verilir. Eğer bir kimsenin hem anne hem de baba tarafı Peygamber Efendimizin bu iki torununa birden dayanıyorsa, yani soyunda hem Hz. Hasan hem de Hz. Hüseyin varsa, bu kişilere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyid-i Şerif</span></span> denir.<br />
<br />
Tarihsel ve edebi metinlerde bu çifte asalet mirasını taşıyan kişileri ifade etmek için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Necîbü’t-tarafeyn</span></span> tabiri kullanılır. Bu kelime, "iki tarafı da asil, anne ve baba tarafından soyu tertemiz olan" anlamına gelmektedir. Osmanlı arşivlerinde ve dini metinlerde ise bu mübarek ailelerden <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Hânedan-ı Müşerref</span></span> (şereflendirilmiş, onurlandırılmış hane) veya Sülale-i Tahire (temiz soy) olarak bahsedilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. BÖLÜM: Bu Soydan Gelenlere Nasıl Hitap Edilir?</span></span></span><br />
<br />
Halk arasında veya resmi yazışmalarda bu çifte şerefe sahip olan kişilere saygı ve tazim amacıyla belirli unvanlarla seslenilir. Doğrudan yüzlerine hitap ederken ya da onlardan bahsederken şu kelimeler tercih edilir:<br />
<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyidinâ ve Eşrâfinâ:</span></span> "Efendimiz ve en şereflilerimiz" anlamına gelen bu kalıp, hem Seyyidlik hem de Şeriflik makamını aynı anda selamlayan en edebi ve en doğru hitap şeklidir.<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyidim / Efendim:</span></span> Günlük dilde hem sevgi hem saygı içeren, en yaygın hitap kelimesidir.<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Şerif Efendi / Şerif Bey:</span></span> Soyun Şeriflik boyutunu öne çıkaran saygın bir sesleniştir.<br />
<br />
"Müşerref" kelimesi ise bir hitap sözü değil, o kimselerin "şerefli bir soydan geldiğini" belirtmek için kullanılan bir sıfattır. Bir kimsenin yüzüne "Müşerref" diye hitap edilmez, ancak arkasından "Müşerref bir sülaleye mensuptur" şeklinde hürmetle anılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. BÖLÜM: Dualarda ve Salavatlarda Kullanımı</span></span></span><br />
<br />
Bu asil soyu ve Peygamber Efendimizi bir arada anan, klasik İslami metinlerde ve dualarda sıkça karşılaşılan en meşhur salavat kalıbı şu şekildedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span> "Allāhümme salli ve sellim ve bârik alâ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">seyyidinâ</span></span> ve mevlânâ ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">eşrâfinâ</span></span> Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı:</span> "Allah'ım! Efendimiz, mevlamız ve en şereflimiz olan Muhammed’e, O'nun bütün aline (soylu ailesine) ve ashabına salat eyle, selam eyle ve onları mübarek kıl."<br />
<br />
Eğer bu soyun yaşayan temsilcilerine veya toplu halde Ehl-i Beyt'e hitaben bir dua ya da övgü cümlesi kurulacaksa doğrudan şu nida kullanılır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span> "Yâ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Seyyidinâ</span></span> ve yâ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Eşrâfenâ</span></span>..."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı:</span> "Ey Efendilerimiz ve ey Şeriflerimiz (En Şereflilerimiz)..."<br />
<br />
Bu hitaplar, asırlar boyunca İslam ümmetinin Peygamber emanetine gösterdiği derin muhabbetin ve sadakatin en güzel nişanesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Hasan Hüseyin İsminin Kültürel Anlamı</span></span><br />
<br />
Halkımız, Seyyid ve Şerif olan bu iki kutlu soyu birbirinden ayırmamak ve her iki imama olan sevgisini tek bir isimde birleştirmek için çocuklarına <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Hasanhüseyin</span></span> adını koymuştur. Bu tercih sadece bir isim değil; Ehl-i Beyt'e olan bağlılığın, birlik ve beraberliğin bir sembolüdür.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
Schrems, 07.09.2026</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peygamberimizin "Beni Nefsimin Eline Bırakma" Meselesi ve imamlar Meselesi]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3300</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:06:44 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3300</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2906" target="_blank" title="">Peygamberimizin Beni Nefsimin Eline Bırakma Meselesi ve imamlar Meselesi.jpg</a> (Boyut: 1.05 MB / İndirmeler: 11)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimizin "Beni Nefsimin Eline Bırakma" Meselesi ve imamlar Meselesi</span></span><br />
<br />
Selamünaleyküm<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde buyurmuşlar ki</span></span><br />
<br />
"Ey Rabbim, beni göz açıp kapayasaya kadar, nefsimin eline bırakma, ve beni en yakın akrabama bile muhtaç etme"<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ebu Dâvûd , "Edeb",110)</span></span><br />
<br />
<br />
Taife Akrabalarının yanına gidip de, taşlandığı vakit, rencide edildiği vakit, oradan dönerken Bu duayı yapmış.<br />
<br />
Şimdi Peygamberimizin burada bahsettiği "nefsimin eline bırakma dediği" yerdeki nefis hangi nefis? Nefsin katmanları var, nefis bir çeşit nefis değil ki, tasavvuf ehli Bunu bilir ki, Kur'an'da da ayetlerle sabittir, Yusuf Aleyhisselam'ın söylediği sözdeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">nefsi emmare</span></span><br />
kötülüğü emreden bir nefis vardır, ondan daha aşağısı kötülükten zevk alan nefis emmara bir sui<br />
<br />
<br />
وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ ۚ إِنَّ <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ</span></span> إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ ۚ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ<br />
<br />
<br />
Ve mâ uberriu nefsî, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">innen nefse le emmâretun bis sûı</span></span> illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm<br />
<br />
“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi (Yusuf).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Yûsuf Suresi 53)</span></span><br />
<br />
Ondan bir yukarısı,  emmare nefisten bir Yukarısı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"levvame nefistir"</span></span>  ki hata yaptığını bilen nefistir ve Hatasından dolayı pişman olur şöyle şöyle yaptım da şöyle şöyle oldu Keşke yapmasaydım da olmasaydı diyebilen nefis <br />
<br />
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍ ۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ<br />
<br />
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ<br />
<br />
Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev´âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn<br />
<br />
Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn<br />
<br />
Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.<br />
<br />
(Hz Adem ile Havva) Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Araf Suresi 22-23. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۚ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ<br />
<br />
ثُمَّ ٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَىٰ<br />
<br />
Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.<br />
Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi ve hedâ.<br />
<br />
Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.<br />
<br />
Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 121-122. Ayet)</span></span><br />
<br />
Ondan bir üstteki nefis <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"nefsi mülhime"</span></span> dir ki, meleklerin tiyo verdiği nefis, yani daha doğrusu, ilk Melek grubu, vicdanının sesini duyan nefis.<br />
Bu konuya delilimiz de Peygamberimize bedevinin bir tanesi gelir, yani çölde yaşayan, Deve güden, ve şehire az inen, bizim Yörük dediğimiz, çölün yörükleri olan, Bedevi  birisi gelir ve Peygamberimize der ki :<br />
<br />
"Ya Muhammed, sen peygamber'mişsin, ben kabul ettim, Bana dinden öyle bir şey öğret ki, ben onunla, çölde develerimle olduğum zaman, ibadetimi yapabileyim, ama ben buraya her zaman gelip gidemem, Bana özel bir şey ver ki, ben onunla ibadettiğim zaman, buraya herzaman gelip gitmeme gerek kalmasın" babında, minvalinde bir dua ve istek yapar.<br />
Peygamberimiz de ona cevaben der ki:<br />
<br />
"Bir şey yapacağın zaman, vicdanına bak, kalbine bak, eğer kalbin veya vicdanın onu doğruluyorsa, onu yap, Eğer vicdanın ve kalbin o na yanlış diyorsa, o nu yapma, o'ndan sakın" demiş.<br />
<br />
Yani bedevinin dini Diyaneti Hepsi bu hadis.<br />
O Bedevi ve Bedevi gibileri, cennete kavuşturacak güzel amel, işte tek bir amel, yani nefsi mülhime dir diyor, yani ilham alan nefis, kimden Vicdan meleğinden.<br />
<br />
Yine Peygamberimiz buyurmuşlar :<br />
<br />
"Allah'tan korkmuyorsan, kullardan da Utanmıyorsan, dilediğini yap" demiş <br />
yani vicdan polisin çalışmıyorsa, İstediğini yap o zaman, yani bu sana İstediğini yapmaya Cevaz değil, bilhass,a öyle yaparsan, kendi cehennemini hazırlarsın, demektir bu.<br />
<br />
O ndan da bir üst nefis <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"nefsi mutmainne"</span></span> dir ki, yani artık tatmin olmuş, Doymuş nefis.<br />
 Kur'an'da Ayet vardır Kalpler ancak Zikir ile doyar<br />
<br />
ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ<br />
<br />
Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb<br />
<br />
 Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah´ın zikriyle mutmain (tatmin) olanlardır. Haberiniz olsun; kalbleri yalnızca Allah´ın zikriyle mutmain (tatmin) olur. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tatmin olmak</span> :</span> Doymak manasında, Kalpelrin gıdası zikirdir minvalinde yani..<br />
<br />
<br />
Mide ancak yemek içmekle doyar, böbrek su içmekle doyar, beyin şeker ile doyar, saçlar yağ ile doyar, ferç uzuvları sex yapmak ile doyar, gözler güzele bakmak ile doyar, ama kalp Zikir ile doyarmış.<br />
<br />
Öyle olunca belli süre zikir fikir ile meşgul olduğun zaman, işte nefsi mülhime'den sonraki makam olan, mutmain ve makamına yükselirsin, artık bir üst meleğin Sesini duymaya başlarsın, Yani Allah'ın oldurduğu şeylerden şüphe etmezsin, kalbin mutmaindir yani,<br />
olan olaylara pozitif gözle bakaraktan dersin ki :<br />
 "Vardır bir hikmeti, ben bilmiyorum şimdi ama, Öyle olduysa, vardır bir hikmeti"<br />
 meselesine gelmiş oluruz.<br />
<br />
Allah yanlış yapmaz, Allah hata yapmaz, Kader, yani kadere inanmak, burada başlar, gerçek olaraktan kadere inanmak burada başlar, Yani takdirin Allah'ın olduğuna inanmak, burada başlar, mutmain de nefisten sonra, neydi imanın altı şartından birisi "Hayri ve şerrihi minallahi Teala"  yani hayrın da şerrin de Allah'tan olduğuna iman etmek, ancak mutmain nefis olduktan sonra başlar, ve artık o zaman üst Melek grubu, atomların Sesini duymaya başlarsın, yani sana Bu sefer işaretler,  sadece ilham, ses ile olmaz, görüntülü, ses, video, insan, hayvan, kuş, kurt, toprak, taş,.. her şey Sana işaret ve tiyo verebilir, yani Sen onların sözünü tuttukça, onlar sana ilham etmeye, bilgi vermeye devam ederler, ne zaman onların sözünden çıktın, ve onlara itiraz ettin, ya da duymazlıktan geldin, onlar da seni bırakırlar.<br />
<br />
O'ndan da bir üstteki Nefesin Makamı, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Raziye ve Marziye" nefis</span></span>lerdir ki, kur'an-ı Kerim'de bu  Bir önceki ile birlikte bu üç nefis, Fecir suresinde geçer,<br />
<br />
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ٱلْمُطْمَئِنَّةُ</span></span>  ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً</span></span> فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى وَٱدْخُلِى جَنَّتِى<br />
<br />
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh. Fedhulî fî ibâdî. Vedhulî cennetî.<br />
<br />
 Ey Doymuş nefis Dön Rabbine, Sen Rabbinden razı, Rabbinde senden razı olarak gir cennete ya da cennetime ayeti <br />
<br />
(Allah, şöyle der : ) “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Fecr Suresi 27-28-29-30. Ayet)</span></span><br />
<br />
Burada bunu örneklendirirsek, açıklarsak :<br />
<br />
Mesela dışarıda, doğada kaldın, ve sıcak, ağzın dilin kurudu, susadın, suyunda yok, Oradan bir Kervan geçiyordu, sana baktılar ki, susamış, halinden bildiler, çıkardılar bir bardak su verdiler, soğuk su, içtin suyu, susuzluğun gitti, Sen onlardan razı oldun, ve dedin ki <br />
<br />
"Allah sizden razı olsun"<br />
<br />
 işte sen Onların yaptığı amelden razı, onlar da, sana su verip, senin susuzluğunu gidermekten razı, ve su girdi canına da, artık tekrar cennete kavuştun, dünyada yaşam buldun, örnek bu şekilde, yani şimdi ikisi de razı değil mi, Sen ondan razı, O da senden razı, O da senin susuzluğunu giderdiğinden memnun, Allah'a karşı bir ibadet, bir güzellik, bir hayır yaptığından dolayı memnun, Sen de ondan memnunsun, işte gir cennete artık, cennette güzel güzel yaşayın. Bu da iki nefis makamının örnekle açıklamasıydı, yani bunların üstünde de nefisler var, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">nefsi Kamil, nefsi Safiye, İhsan makamı, marifet Makamı.</span></span>.<br />
Belki 124.000 dereceye kadar çıkabilirsin, çünkü 124.000 peygamberin her birisinin derecesi farklı, neden "Musa kelimullah" ta "İbrahim halilullah" ve Muhammed de "Habibi Allah" aynı mı, hepsi aynı olsaydı, hepsini habiballah ya da kelimallah derdik, birine kelimallah diyoruz, öbürüne halilullah, öbürüne habib Allah diyoruz, o zaman demek ki hepsinin Allah katında kat sayıları farklı, O yüzden 124.000 peygamber olduğuna göre, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">124 bin nefis makamı</span></span> olabilir, bu bir keşfi bilgidir delillendiremem.<br />
<br />
 şimdi Peygamberimizin orada dediği, "beni nefsimin eline bırakma" dediği nefis, Bunlardan hangisi olabilir, sizce Raziye Nefisin eline bırakma der mi, Öyle Rabb'inden razı olan, ona yapılan hayırdan razı olan birisinden birisinin yanında bırakma diyebilir mi, yahut da bak yukardaki örnekete, o razı olmuş ki, ona bir hayır yapmışlar, onun yanından olmak istemezsen, Suyu veren kimse olmaz, beni onun yaninda bırakma dediğin zaman, Marziye Raziye makamına bırakma dediği zaman, susadığın zaman su verip de, ondan Su içince,  susayana su verdim, suya kandırdım(doyurdum) diye mutlu olacak insan bulamazsın denek olur. Demek ki Peygamberimiz orada "beni nefsimin eline bırakma dediği nefis" aynı Hz Yusuf'un da sızlandığı, vaveylan ettigi emmare nefis, kötülüğü emreden nefisten bahsediyor, Yukarıdaki nefis makamlarından değil, oradaki (Taifte) onun akrabaları, çocuklara emredip, onu taşlatıyorlar, yani o nefis o düşmüş Nefis makamına  onun akrabaları düşmüş, emmare nefis makamındalar, kötülük emrediyorlar, onların eline bırakma diye Ondan dolayı öyle diyor peygamberimiz o düşmüş nefisten dolayı.<br />
<br />
Yine nefis meselesinde, nefsin ile başbaşa seni hiç bırakmazsa,  insan eşiyle birlikte olamaz, nefsi uyanmaz, cima edemez, İnsanoğlu çoğalamaz, çocuk yapamaz, çünkü : <br />
"Allah beni görüyor, bana bakıyor" diye aklından bunu çıkaramazsan, Allah bakarken, nasıl soyunupda hanımın ile cima yapacaksın, nefsin de uyanmaz, korkusundan uyanmaz, nefsin korkudan uyanmaz hale gelir, eşinle birlikte olamazsın, hanımın da uyanmaz, birlikte olamaz seninle, Ondan sonra çocuk da olmaz. Yani Allah bizi bir an unutturuyor, nefsimiz ile başbaşa bırakıyor da, nefsimiz uyanıyor, Çocuk yapıyoruz İnsanoğlu soyu ürüyor, Yani bu duanın gerçek manasını bilmeyen kimseler, Bu duayı yapmasın, dilden değildir, Bu dua kalptendir, ve manasını bilmek lazım.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmamlar Meselesi</span></span><br />
<br />
Yine İmamlar meselesine gelince, geçen haftalarda sohbetimizde bahsettik, Ben cahillerin imamı olmak istemiyorum, Ben akıllı insanların imamı olmak istiyorum. o yüzden Kur'an'daki o ayeti, o Zikiri Ben okumam, onu Nihat Hatipoğlu okumuş, cahil cühela'nın imamı olmuş diye biraz laf etmiştim. Ve küstürdük birilerini galiba, Yani buradan kastım, yani Ebu Cehil gibi cahilden bahsetmiyorum, yani eğitim almamış, nasıl diyeyim şimdi, Nihat Hoca bir konuyu anlatıyor, 30 kişi 40 kişi var, hepsi dinliyorlar, fakat 15 dakika sonra aynı soruyu öbür taraftan birisi kalkıyor, o da soruyor, oraya niye geldin, niye dinlemiyorsun, Niye anlamadın, yahut niye aynı soruyu soruyorsun, Hoca da diyor az önce sormuştunuz zaten, ya da geçen hafta söylemiştik bu soruyu sordulardı diyor.. Şimdi yani, bu cahillik değil de ne acaba bu? Tamam Nihat hoca profesördür, Üniversitede ders veriyordur, Üniversite öğrencileri de vardır Onun, ama işte yaptığı bir duayı, Ben onun dilinden duymuştum, o ayeti arıyorum vermiyor google şimdi,  beni müttakilerin imamı et ayetini veriyor O da neredeymiş Furkan suresinde  geçen ayeti veriyor, <br />
<br />
<br />
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا<br />
<br />
 Türkçe Okunuşu * Velleżîne yekûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ veżurriyyâtinâ kurrate a’yunin vec’alnâ lilmuttekîne imâmâ(n)<br />
1. Ömer Çelik Meali Onlar: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzü aydınlatacak, gönlümüzü sevindirecek sâlih kimseler ihsân eyle! Bizi takvâ sahiplerine önder yap!” diye duâ ederler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Furkân Suresi 74. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
Furkan sonrasında geçen benim müttakilerin Allah'a yakın gelenlerin imamı eyle ayetini veriyor , Halbuki ben Nihat hocanın dilinden başka bir buna benzer dua duydum. benim Bilmem kimlere (müslümanlara olabilir mesela) imam et diye bir dua var, ayet var. ben onu okurken duydum onun dilinden. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesela : </span></span><br />
<br />
Yani şimdi çiftçilik yapanlar bilir ki, annat diye bir şey vardır, sapları kaldırıp patozun içine atmak için toplar biraraya, <br />
ondan daha küçüklere toplamak için tırmık vardır, Tarladaki yere dökülen boynu kırılmış başakları toplarsın Onunla da, <br />
<br />
Bütün sapları annat ile toplarsın bir araya getirirsin, tırmıklada boynu kırılmış başakları bir araya getirirsin, <br />
<br />
ondan sonra patozun içine atarsın, patozun içinde, patoz onları parcalar, sonra, sap ile samanın ayrıldığı yere gelir, <br />
<br />
yani burada da kalbur göreve girer, <br />
<br />
Kalbur kalbur samanları ölçmek içindir, kalbur bir elektir ve biraz büyük bir gözelidir (delikleri büyük yani), O da saman ölçerken kullanılır ki, mesela iki kalbur saman ver dersin. ve yani üstte saman kalır  onunla elediğin zaman saman aşagi geçmez, aşagiya buğday  geçer, samanlar üstte kalır,<br />
<br />
Ondan biraz incesi vardır, O nunla da, unu ellersin, kepekler üstte kalır, işte dediğim burada ki, Sen kimin imamı oldun, kepeklerin mi? bütün sapların mı? boynu kırık başakların mı? ya da buğdayın mı? kimin imamısın sen, ya o da pasta unu, en ince  elekten geçmiş un, üstündeki en ince kepeği de almışsın, neydi o nişasta, nişasta eleği, Sen eliğin hangisisin, nesin kimin imamısın, Sen kimleri bir araya getirdin topladın, senin içinde kimler var, Mesela şimdi Celal Hoca diye birisi var, Profesör, oda ama evrimci coğrafyacı Bilmem neci, Sen dinci, öteki tıpçı, herkesin farklı bir grubu var,cem eğittiği  bir grubu var, imamı olduğu grubu var, o gün diyor sizi imamlarınız ile çağırırız :<br />
<br />
<br />
يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">بِاِمَامِهِمْۚ</span></span> فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَقْرَؤُ۫نَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا <br />
<br />
Yevme ned’û kulle unâsin bi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">imâmihim</span></span>, fe men ûtiye kitâbehû bi yemînihî fe ulâike yakreûne kitâbehum ve lâ yuzlemûne fetîlâ<br />
<br />
<br />
Bütün insanları kendi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">önderleriyle (imamlarıyla)</span></span> birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İsrâ Suresi 71. Ayet)</span></span><br />
<br />
Sen boynu kırıp başakların imamı mı olmamışsun, yahut da, sap ile samanin karıştığı yerde mi kalmışsın, un musun, ekmeğin imamımısın, kimin imamısın, o gün kimleri topladın, altında kimleri Cem ettin, işte  dönüp arkaya  bakmak lazım, yani döneceksin ardına bakacaksın, Ben kimlerin imamıyım diye, ama yinede şükretmek lazım, nice peygamberler varmış ki, arkasında bir tane ümmeti, inanan ümmeti olmayan peygamberler varmış, bugün kü insanların hepsi, arkasına cemaat toplamış, 1000 kere şükretsin, Yani bir tane cemaati olmayan peygamber varmış, peygamber bizim bugünkü insanların 50 kat 100 kat büyüğü, Öyle ki peygamberin cemaatı yok, bugün kü adamın 3 kişi 5 kişi En azından Facebook arkadaşı Twitter arkadaşı var, yani evet bu meseleyi de bu şekilde anlatmış olduk vesselam <br />
<br />
<br />
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems,17.02.2023</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2906" target="_blank" title="">Peygamberimizin Beni Nefsimin Eline Bırakma Meselesi ve imamlar Meselesi.jpg</a> (Boyut: 1.05 MB / İndirmeler: 11)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimizin "Beni Nefsimin Eline Bırakma" Meselesi ve imamlar Meselesi</span></span><br />
<br />
Selamünaleyküm<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde buyurmuşlar ki</span></span><br />
<br />
"Ey Rabbim, beni göz açıp kapayasaya kadar, nefsimin eline bırakma, ve beni en yakın akrabama bile muhtaç etme"<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ebu Dâvûd , "Edeb",110)</span></span><br />
<br />
<br />
Taife Akrabalarının yanına gidip de, taşlandığı vakit, rencide edildiği vakit, oradan dönerken Bu duayı yapmış.<br />
<br />
Şimdi Peygamberimizin burada bahsettiği "nefsimin eline bırakma dediği" yerdeki nefis hangi nefis? Nefsin katmanları var, nefis bir çeşit nefis değil ki, tasavvuf ehli Bunu bilir ki, Kur'an'da da ayetlerle sabittir, Yusuf Aleyhisselam'ın söylediği sözdeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">nefsi emmare</span></span><br />
kötülüğü emreden bir nefis vardır, ondan daha aşağısı kötülükten zevk alan nefis emmara bir sui<br />
<br />
<br />
وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ ۚ إِنَّ <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ</span></span> إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ ۚ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ<br />
<br />
<br />
Ve mâ uberriu nefsî, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">innen nefse le emmâretun bis sûı</span></span> illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm<br />
<br />
“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi (Yusuf).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Yûsuf Suresi 53)</span></span><br />
<br />
Ondan bir yukarısı,  emmare nefisten bir Yukarısı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"levvame nefistir"</span></span>  ki hata yaptığını bilen nefistir ve Hatasından dolayı pişman olur şöyle şöyle yaptım da şöyle şöyle oldu Keşke yapmasaydım da olmasaydı diyebilen nefis <br />
<br />
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍ ۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ<br />
<br />
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ<br />
<br />
Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev´âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn<br />
<br />
Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn<br />
<br />
Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.<br />
<br />
(Hz Adem ile Havva) Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Araf Suresi 22-23. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۚ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ<br />
<br />
ثُمَّ ٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَىٰ<br />
<br />
Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.<br />
Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi ve hedâ.<br />
<br />
Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.<br />
<br />
Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 121-122. Ayet)</span></span><br />
<br />
Ondan bir üstteki nefis <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"nefsi mülhime"</span></span> dir ki, meleklerin tiyo verdiği nefis, yani daha doğrusu, ilk Melek grubu, vicdanının sesini duyan nefis.<br />
Bu konuya delilimiz de Peygamberimize bedevinin bir tanesi gelir, yani çölde yaşayan, Deve güden, ve şehire az inen, bizim Yörük dediğimiz, çölün yörükleri olan, Bedevi  birisi gelir ve Peygamberimize der ki :<br />
<br />
"Ya Muhammed, sen peygamber'mişsin, ben kabul ettim, Bana dinden öyle bir şey öğret ki, ben onunla, çölde develerimle olduğum zaman, ibadetimi yapabileyim, ama ben buraya her zaman gelip gidemem, Bana özel bir şey ver ki, ben onunla ibadettiğim zaman, buraya herzaman gelip gitmeme gerek kalmasın" babında, minvalinde bir dua ve istek yapar.<br />
Peygamberimiz de ona cevaben der ki:<br />
<br />
"Bir şey yapacağın zaman, vicdanına bak, kalbine bak, eğer kalbin veya vicdanın onu doğruluyorsa, onu yap, Eğer vicdanın ve kalbin o na yanlış diyorsa, o nu yapma, o'ndan sakın" demiş.<br />
<br />
Yani bedevinin dini Diyaneti Hepsi bu hadis.<br />
O Bedevi ve Bedevi gibileri, cennete kavuşturacak güzel amel, işte tek bir amel, yani nefsi mülhime dir diyor, yani ilham alan nefis, kimden Vicdan meleğinden.<br />
<br />
Yine Peygamberimiz buyurmuşlar :<br />
<br />
"Allah'tan korkmuyorsan, kullardan da Utanmıyorsan, dilediğini yap" demiş <br />
yani vicdan polisin çalışmıyorsa, İstediğini yap o zaman, yani bu sana İstediğini yapmaya Cevaz değil, bilhass,a öyle yaparsan, kendi cehennemini hazırlarsın, demektir bu.<br />
<br />
O ndan da bir üst nefis <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"nefsi mutmainne"</span></span> dir ki, yani artık tatmin olmuş, Doymuş nefis.<br />
 Kur'an'da Ayet vardır Kalpler ancak Zikir ile doyar<br />
<br />
ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ<br />
<br />
Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb<br />
<br />
 Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah´ın zikriyle mutmain (tatmin) olanlardır. Haberiniz olsun; kalbleri yalnızca Allah´ın zikriyle mutmain (tatmin) olur. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tatmin olmak</span> :</span> Doymak manasında, Kalpelrin gıdası zikirdir minvalinde yani..<br />
<br />
<br />
Mide ancak yemek içmekle doyar, böbrek su içmekle doyar, beyin şeker ile doyar, saçlar yağ ile doyar, ferç uzuvları sex yapmak ile doyar, gözler güzele bakmak ile doyar, ama kalp Zikir ile doyarmış.<br />
<br />
Öyle olunca belli süre zikir fikir ile meşgul olduğun zaman, işte nefsi mülhime'den sonraki makam olan, mutmain ve makamına yükselirsin, artık bir üst meleğin Sesini duymaya başlarsın, Yani Allah'ın oldurduğu şeylerden şüphe etmezsin, kalbin mutmaindir yani,<br />
olan olaylara pozitif gözle bakaraktan dersin ki :<br />
 "Vardır bir hikmeti, ben bilmiyorum şimdi ama, Öyle olduysa, vardır bir hikmeti"<br />
 meselesine gelmiş oluruz.<br />
<br />
Allah yanlış yapmaz, Allah hata yapmaz, Kader, yani kadere inanmak, burada başlar, gerçek olaraktan kadere inanmak burada başlar, Yani takdirin Allah'ın olduğuna inanmak, burada başlar, mutmain de nefisten sonra, neydi imanın altı şartından birisi "Hayri ve şerrihi minallahi Teala"  yani hayrın da şerrin de Allah'tan olduğuna iman etmek, ancak mutmain nefis olduktan sonra başlar, ve artık o zaman üst Melek grubu, atomların Sesini duymaya başlarsın, yani sana Bu sefer işaretler,  sadece ilham, ses ile olmaz, görüntülü, ses, video, insan, hayvan, kuş, kurt, toprak, taş,.. her şey Sana işaret ve tiyo verebilir, yani Sen onların sözünü tuttukça, onlar sana ilham etmeye, bilgi vermeye devam ederler, ne zaman onların sözünden çıktın, ve onlara itiraz ettin, ya da duymazlıktan geldin, onlar da seni bırakırlar.<br />
<br />
O'ndan da bir üstteki Nefesin Makamı, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Raziye ve Marziye" nefis</span></span>lerdir ki, kur'an-ı Kerim'de bu  Bir önceki ile birlikte bu üç nefis, Fecir suresinde geçer,<br />
<br />
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ٱلْمُطْمَئِنَّةُ</span></span>  ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً</span></span> فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى وَٱدْخُلِى جَنَّتِى<br />
<br />
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh. Fedhulî fî ibâdî. Vedhulî cennetî.<br />
<br />
 Ey Doymuş nefis Dön Rabbine, Sen Rabbinden razı, Rabbinde senden razı olarak gir cennete ya da cennetime ayeti <br />
<br />
(Allah, şöyle der : ) “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Fecr Suresi 27-28-29-30. Ayet)</span></span><br />
<br />
Burada bunu örneklendirirsek, açıklarsak :<br />
<br />
Mesela dışarıda, doğada kaldın, ve sıcak, ağzın dilin kurudu, susadın, suyunda yok, Oradan bir Kervan geçiyordu, sana baktılar ki, susamış, halinden bildiler, çıkardılar bir bardak su verdiler, soğuk su, içtin suyu, susuzluğun gitti, Sen onlardan razı oldun, ve dedin ki <br />
<br />
"Allah sizden razı olsun"<br />
<br />
 işte sen Onların yaptığı amelden razı, onlar da, sana su verip, senin susuzluğunu gidermekten razı, ve su girdi canına da, artık tekrar cennete kavuştun, dünyada yaşam buldun, örnek bu şekilde, yani şimdi ikisi de razı değil mi, Sen ondan razı, O da senden razı, O da senin susuzluğunu giderdiğinden memnun, Allah'a karşı bir ibadet, bir güzellik, bir hayır yaptığından dolayı memnun, Sen de ondan memnunsun, işte gir cennete artık, cennette güzel güzel yaşayın. Bu da iki nefis makamının örnekle açıklamasıydı, yani bunların üstünde de nefisler var, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">nefsi Kamil, nefsi Safiye, İhsan makamı, marifet Makamı.</span></span>.<br />
Belki 124.000 dereceye kadar çıkabilirsin, çünkü 124.000 peygamberin her birisinin derecesi farklı, neden "Musa kelimullah" ta "İbrahim halilullah" ve Muhammed de "Habibi Allah" aynı mı, hepsi aynı olsaydı, hepsini habiballah ya da kelimallah derdik, birine kelimallah diyoruz, öbürüne halilullah, öbürüne habib Allah diyoruz, o zaman demek ki hepsinin Allah katında kat sayıları farklı, O yüzden 124.000 peygamber olduğuna göre, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">124 bin nefis makamı</span></span> olabilir, bu bir keşfi bilgidir delillendiremem.<br />
<br />
 şimdi Peygamberimizin orada dediği, "beni nefsimin eline bırakma" dediği nefis, Bunlardan hangisi olabilir, sizce Raziye Nefisin eline bırakma der mi, Öyle Rabb'inden razı olan, ona yapılan hayırdan razı olan birisinden birisinin yanında bırakma diyebilir mi, yahut da bak yukardaki örnekete, o razı olmuş ki, ona bir hayır yapmışlar, onun yanından olmak istemezsen, Suyu veren kimse olmaz, beni onun yaninda bırakma dediğin zaman, Marziye Raziye makamına bırakma dediği zaman, susadığın zaman su verip de, ondan Su içince,  susayana su verdim, suya kandırdım(doyurdum) diye mutlu olacak insan bulamazsın denek olur. Demek ki Peygamberimiz orada "beni nefsimin eline bırakma dediği nefis" aynı Hz Yusuf'un da sızlandığı, vaveylan ettigi emmare nefis, kötülüğü emreden nefisten bahsediyor, Yukarıdaki nefis makamlarından değil, oradaki (Taifte) onun akrabaları, çocuklara emredip, onu taşlatıyorlar, yani o nefis o düşmüş Nefis makamına  onun akrabaları düşmüş, emmare nefis makamındalar, kötülük emrediyorlar, onların eline bırakma diye Ondan dolayı öyle diyor peygamberimiz o düşmüş nefisten dolayı.<br />
<br />
Yine nefis meselesinde, nefsin ile başbaşa seni hiç bırakmazsa,  insan eşiyle birlikte olamaz, nefsi uyanmaz, cima edemez, İnsanoğlu çoğalamaz, çocuk yapamaz, çünkü : <br />
"Allah beni görüyor, bana bakıyor" diye aklından bunu çıkaramazsan, Allah bakarken, nasıl soyunupda hanımın ile cima yapacaksın, nefsin de uyanmaz, korkusundan uyanmaz, nefsin korkudan uyanmaz hale gelir, eşinle birlikte olamazsın, hanımın da uyanmaz, birlikte olamaz seninle, Ondan sonra çocuk da olmaz. Yani Allah bizi bir an unutturuyor, nefsimiz ile başbaşa bırakıyor da, nefsimiz uyanıyor, Çocuk yapıyoruz İnsanoğlu soyu ürüyor, Yani bu duanın gerçek manasını bilmeyen kimseler, Bu duayı yapmasın, dilden değildir, Bu dua kalptendir, ve manasını bilmek lazım.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmamlar Meselesi</span></span><br />
<br />
Yine İmamlar meselesine gelince, geçen haftalarda sohbetimizde bahsettik, Ben cahillerin imamı olmak istemiyorum, Ben akıllı insanların imamı olmak istiyorum. o yüzden Kur'an'daki o ayeti, o Zikiri Ben okumam, onu Nihat Hatipoğlu okumuş, cahil cühela'nın imamı olmuş diye biraz laf etmiştim. Ve küstürdük birilerini galiba, Yani buradan kastım, yani Ebu Cehil gibi cahilden bahsetmiyorum, yani eğitim almamış, nasıl diyeyim şimdi, Nihat Hoca bir konuyu anlatıyor, 30 kişi 40 kişi var, hepsi dinliyorlar, fakat 15 dakika sonra aynı soruyu öbür taraftan birisi kalkıyor, o da soruyor, oraya niye geldin, niye dinlemiyorsun, Niye anlamadın, yahut niye aynı soruyu soruyorsun, Hoca da diyor az önce sormuştunuz zaten, ya da geçen hafta söylemiştik bu soruyu sordulardı diyor.. Şimdi yani, bu cahillik değil de ne acaba bu? Tamam Nihat hoca profesördür, Üniversitede ders veriyordur, Üniversite öğrencileri de vardır Onun, ama işte yaptığı bir duayı, Ben onun dilinden duymuştum, o ayeti arıyorum vermiyor google şimdi,  beni müttakilerin imamı et ayetini veriyor O da neredeymiş Furkan suresinde  geçen ayeti veriyor, <br />
<br />
<br />
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا<br />
<br />
 Türkçe Okunuşu * Velleżîne yekûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ veżurriyyâtinâ kurrate a’yunin vec’alnâ lilmuttekîne imâmâ(n)<br />
1. Ömer Çelik Meali Onlar: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzü aydınlatacak, gönlümüzü sevindirecek sâlih kimseler ihsân eyle! Bizi takvâ sahiplerine önder yap!” diye duâ ederler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Furkân Suresi 74. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
Furkan sonrasında geçen benim müttakilerin Allah'a yakın gelenlerin imamı eyle ayetini veriyor , Halbuki ben Nihat hocanın dilinden başka bir buna benzer dua duydum. benim Bilmem kimlere (müslümanlara olabilir mesela) imam et diye bir dua var, ayet var. ben onu okurken duydum onun dilinden. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesela : </span></span><br />
<br />
Yani şimdi çiftçilik yapanlar bilir ki, annat diye bir şey vardır, sapları kaldırıp patozun içine atmak için toplar biraraya, <br />
ondan daha küçüklere toplamak için tırmık vardır, Tarladaki yere dökülen boynu kırılmış başakları toplarsın Onunla da, <br />
<br />
Bütün sapları annat ile toplarsın bir araya getirirsin, tırmıklada boynu kırılmış başakları bir araya getirirsin, <br />
<br />
ondan sonra patozun içine atarsın, patozun içinde, patoz onları parcalar, sonra, sap ile samanın ayrıldığı yere gelir, <br />
<br />
yani burada da kalbur göreve girer, <br />
<br />
Kalbur kalbur samanları ölçmek içindir, kalbur bir elektir ve biraz büyük bir gözelidir (delikleri büyük yani), O da saman ölçerken kullanılır ki, mesela iki kalbur saman ver dersin. ve yani üstte saman kalır  onunla elediğin zaman saman aşagi geçmez, aşagiya buğday  geçer, samanlar üstte kalır,<br />
<br />
Ondan biraz incesi vardır, O nunla da, unu ellersin, kepekler üstte kalır, işte dediğim burada ki, Sen kimin imamı oldun, kepeklerin mi? bütün sapların mı? boynu kırık başakların mı? ya da buğdayın mı? kimin imamısın sen, ya o da pasta unu, en ince  elekten geçmiş un, üstündeki en ince kepeği de almışsın, neydi o nişasta, nişasta eleği, Sen eliğin hangisisin, nesin kimin imamısın, Sen kimleri bir araya getirdin topladın, senin içinde kimler var, Mesela şimdi Celal Hoca diye birisi var, Profesör, oda ama evrimci coğrafyacı Bilmem neci, Sen dinci, öteki tıpçı, herkesin farklı bir grubu var,cem eğittiği  bir grubu var, imamı olduğu grubu var, o gün diyor sizi imamlarınız ile çağırırız :<br />
<br />
<br />
يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">بِاِمَامِهِمْۚ</span></span> فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَقْرَؤُ۫نَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا <br />
<br />
Yevme ned’û kulle unâsin bi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">imâmihim</span></span>, fe men ûtiye kitâbehû bi yemînihî fe ulâike yakreûne kitâbehum ve lâ yuzlemûne fetîlâ<br />
<br />
<br />
Bütün insanları kendi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">önderleriyle (imamlarıyla)</span></span> birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İsrâ Suresi 71. Ayet)</span></span><br />
<br />
Sen boynu kırıp başakların imamı mı olmamışsun, yahut da, sap ile samanin karıştığı yerde mi kalmışsın, un musun, ekmeğin imamımısın, kimin imamısın, o gün kimleri topladın, altında kimleri Cem ettin, işte  dönüp arkaya  bakmak lazım, yani döneceksin ardına bakacaksın, Ben kimlerin imamıyım diye, ama yinede şükretmek lazım, nice peygamberler varmış ki, arkasında bir tane ümmeti, inanan ümmeti olmayan peygamberler varmış, bugün kü insanların hepsi, arkasına cemaat toplamış, 1000 kere şükretsin, Yani bir tane cemaati olmayan peygamber varmış, peygamber bizim bugünkü insanların 50 kat 100 kat büyüğü, Öyle ki peygamberin cemaatı yok, bugün kü adamın 3 kişi 5 kişi En azından Facebook arkadaşı Twitter arkadaşı var, yani evet bu meseleyi de bu şekilde anlatmış olduk vesselam <br />
<br />
<br />
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems,17.02.2023</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz Muhammed Ve Hırka Geleneği]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3299</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:01:07 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3299</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2905" target="_blank" title="">Hz Muhammed Ve Hırka Geleneği.jpg</a> (Boyut: 1.09 MB / İndirmeler: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hz Muhammed Ve Hırka Geleneği</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz'in yün giymesi, hırkaları ve Hırka-i Şerif ile Hırka-i Saadet üzerine bir değerlendirme</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatına baktığımızda, O'nun zaman zaman yünden yapılmış elbiseler ve hırkalar giydiğini görmekteyiz.<br />
<br />
Bugün halkımız arasında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hırka-i Şerif</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hırka-i Saadet</span> adıyla tanınan bazı mübarek emanetler de, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hırkalarıyla ilgili tarihî ve dinî hatıranın günümüze kadar ulaşmış örneklerindendir.<br />
<br />
Burada öncelikle “hırka”, “bürde” ve “yün” kelimelerinin anlamlarına bakmak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bürde Ve Hırka Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
“Bürde”, Arapça'da genel olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">örtünmek, üzerine almak veya giyinmek için kullanılan elbise ve özellikle hırka</span> anlamında kullanılmıştır.<br />
<br />
Hırka ise dış elbisenin üzerine giyilen, çoğunlukla önü açık, kollu bir giysidir. Tarih boyunca yün, pamuk ve benzeri çeşitli malzemelerden yapılmıştır.<br />
<br />
Yün, eski dönemlerde özellikle soğuk iklimlerde ve çobanlık hayatının yaygın olduğu bölgelerde çok kullanılan bir malzeme olmuştur.<br />
<br />
Bu nedenle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Peygamber Efendimiz hiç yün giymezdi”</span> şeklindeki bir düşünce doğru değildir.<br />
<br />
Bilakis hadis ve siyer kaynaklarında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) çeşitli zamanlarda yünlü elbiseler ve hırkalar kullandığına dair rivayetler bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'in Giydiği Bürde</span></span><br />
<br />
Sehl b. Sa'd'dan (r.a.) nakledilen meşhur rivayette, bir kadın Peygamber Efendimiz'e kendi elleriyle dokuduğu bir bürde getirir.<br />
<br />
Kadın:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ Resûlallah! Bunu kendi elimle dokudum, sana giydirmek için getirdim.”</span><br />
<br />
der.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) de buna ihtiyacı olduğu için elbiseyi kabul ettiği aktarılır.<br />
<br />
Daha sonra Peygamber Efendimiz bu bürdeyi giyerek sahâbenin yanına çıkar.<br />
<br />
Sahâbîlerden biri, Peygamber Efendimiz'in üzerindeki bu güzel elbiseyi görünce:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ Resûlallah! Bu ne kadar güzel! Bunu bana verseniz.”</span><br />
<br />
der.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Olur.”</span><br />
<br />
buyurur.<br />
<br />
Daha sonra evine döner ve bürdeyi o sahâbîye gönderir.<br />
<br />
Sahâbe bu davranışı biraz garip karşılar. Çünkü Peygamber Efendimiz'in bizzat giydiği ve ihtiyacı olduğu bir elbiseyi istemesini uygun görmezler.<br />
<br />
Fakat o sahâbî:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallahi, onu giymek için istemedim. Öldüğüm zaman kefenim olsun diye istedim.”</span><br />
<br />
diye açıklama yapar.<br />
<br />
Rivayete göre gerçekten de o bürde, vefat ettiğinde kendisine kefen olmuştur.<br />
<br />
Bu olay, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kendisine gelen bir isteği, elinde imkân bulunduğu ölçüde geri çevirmemesi bakımından da dikkat çekicidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî ve diğer hadis kaynaklarında benzer rivayetler bulunmaktadır.)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Kâ'b Bin Züheyr Ve Kasîde-i Bürde</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in hırkalarıyla ilgili en meşhur olaylardan biri de Arap şairlerinden <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kâ'b b. Züheyr</span> ile ilgilidir.<br />
<br />
Kâ'b b. Züheyr, başlangıçta İslâm'a karşı şiirleri bulunan kişilerden biriydi. Daha sonra Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelerek Müslüman olduğu ve meşhur kasidesini okuduğu rivayet edilir.<br />
<br />
Bu kasidede Peygamber Efendimiz'i öven ve O'nun hak yolun rehberi olduğunu anlatan beyitler bulunuyordu.<br />
<br />
Rivayete göre Kâ'b b. Züheyr kasidesini tamamladığında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerindeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bürdeyi, yani hırkayı</span> çıkararak Kâ'b'a vermiştir.<br />
<br />
Bu olay sebebiyle daha sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kasîde-i Bürde”</span> adıyla meşhur olan eser, İslâm edebiyatında çok önemli bir yer kazanmıştır.<br />
<br />
Buradaki “Bürde” kelimesi de hırka anlamında kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hırka-i Saadet</span></span><br />
<br />
İstanbul'da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi</span>'nde muhafaza edilen ve Hırka-i Saadet adıyla bilinen emanet, Peygamber Efendimiz'e nispet edilen mübarek emanetlerden biridir.<br />
<br />
Hırka-i Saadet'in tarih boyunca Osmanlı padişahları tarafından büyük bir hürmetle muhafaza edildiği bilinmektedir.<br />
<br />
Mısır'ın Osmanlılar tarafından fethinden sonra mukaddes emanetlerin önemli bir bölümü İstanbul'a getirilmiş ve Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilmiştir.<br />
<br />
Bugün de Hırka-i Saadet, İslâm tarihinin ve Osmanlı döneminin önemli hatıralarından biri olarak korunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hırka-i Şerif Ve Veysel Karânî</span></span><br />
<br />
Halkımız arasında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hırka-i Şerif</span> olarak bilinen diğer hırka ise Veysel Karânî'ye nispet edilen hırkadır.<br />
<br />
Veysel Karânî'nin asıl adı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üveys b. Âmir el-Karnî</span> olarak nakledilir.<br />
<br />
Yemen'in Karn bölgesinden olduğu için “Karnî” nisbesiyle tanınmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) zamanında yaşamış, fakat kendisiyle görüşememiştir. Bu nedenle sahâbî değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tâbiînden</span> kabul edilmiştir.<br />
<br />
Veysel Karânî'nin Peygamber Efendimiz'e olan sevgisi ise İslâm kültüründe son derece meşhur olmuştur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'i hiç görmeden O'na büyük bir muhabbet beslemiş, annesine olan hizmeti ve bağlılığı sebebiyle de büyük bir veli olarak anılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Veysel Karânî Neden Peygamber Efendimiz'i Göremedi?</span></span><br />
<br />
Veysel Karânî'nin Peygamber Efendimiz'i görmek için Medine'ye gitmek istediği, ancak yaşlı ve bakıma muhtaç annesine hizmet etmekle yükümlü olduğu anlatılır.<br />
<br />
Rivayete göre annesinden izin alarak Medine'ye gider.<br />
<br />
Fakat Peygamber Efendimiz o sırada evde değildir.<br />
<br />
Veysel Karânî, annesine fazla beklemeyeceğine dair söz verdiği için Peygamber Efendimiz'i beklemeden Yemen'e geri döner.<br />
<br />
İslâm kültüründe bu olay, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">anne hakkına ve anneye verilen sözün önemine</span></span> çok güzel bir örnek olarak anlatılmıştır.<br />
<br />
Çünkü Veysel Karânî'nin Peygamber sevgisi, annesine karşı sorumluluğunu terk etmesine sebep olmamıştır.<br />
<br />
Tam tersine, Peygamber Efendimiz'e olan sevgisini Allah'ın ve annesinin hakkını gözeterek yaşamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'in Veysel Karânî Hakkındaki Övgüsü</span></span><br />
<br />
Veysel Karânî hakkında hadis kaynaklarında önemli rivayetler bulunmaktadır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Hz. Ömer'e, Yemen tarafından gelecek olan Üveys b. Âmir ile karşılaşması hâlinde ondan kendisi ve ümmeti için dua istemesini tavsiye ettiği rivayet edilir.<br />
<br />
Bu rivayetler Veysel Karânî'nin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz'i görmeden O'na iman eden ve O'nu seven büyük bir tâbiî</span> olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.<br />
<br />
Buradan çıkarılacak en güzel derslerden biri şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bir insanın Allah ve Resûlü'ne olan sevgisi yalnızca onları gözleriyle görmesine bağlı değildir. Gerçek sevgi, iman, sadakat ve itaatle ortaya çıkar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Veysel Karânî'ye Hırka Verilmesi</span></span><br />
<br />
Halk arasında ve bazı tarihî kaynaklarda, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Veysel Karânî'ye verilmek üzere hırkasını Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye teslim ettiği anlatılmaktadır.<br />
<br />
Rivayete göre Veysel Karânî, Hz. Ömer'in halifeliği döneminde Medine'ye geldiğinde kendisine Peygamber Efendimiz'in hırkası teslim edilmiştir.<br />
<br />
Bu hırkanın daha sonraki nesiller boyunca Veysel Karânî'nin ailesinde muhafaza edildiği ve nihayet İstanbul'a getirildiği anlatılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Ancak burada önemli bir hususu belirtmek gerekir: Hırka-i Şerif'in Peygamber Efendimiz'e ait olduğu ve Veysel Karânî'ye intikal ettiği yönündeki anlatım, İslâm kültüründe çok meşhur olmakla birlikte, bu tür mukaddes emanetlerin tarihî zincirleri konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.</span></span><br />
<br />
Dolayısıyla bunu kesinliği tartışmasız bir tarihî belge gibi değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">geleneksel rivayet ve tarihî aktarım</span> çerçevesinde değerlendirmek daha ihtiyatlıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hırka Ve Tasavvuf Geleneği</span></span><br />
<br />
Hırka, zaman içerisinde tasavvuf ve tarikat geleneğinde de önemli bir sembol hâline gelmiştir.<br />
<br />
Dervişlerin hırka giymesi, Peygamber Efendimiz'e duyulan sevgi ve bağlılığın yanında, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dünyevî gösterişten uzaklaşmayı, tevazuyu ve mânevî terbiyeyi</span> temsil eden bir sembol olarak değerlendirilmiştir.<br />
<br />
Tasavvuf geleneğinde farklı hırka türlerinden söz edilmektedir.<br />
<br />
Bunlar arasında:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İrade hırkası,<br />
<br />
Tövbe hırkası,<br />
<br />
Muhip hırkası,<br />
<br />
Teberrük hırkası,<br />
<br />
İrşad hırkası,<br />
<br />
Hilâfet veya icâzet hırkası,<br />
<br />
Tasarruf hırkası,<br />
<br />
Sema hırkası</span><br />
<br />
gibi farklı isimlendirmeler bulunmaktadır.<br />
<br />
Bunların anlamları ve giydirilme şekilleri tarikattan tarikata değişiklik gösterebilir.<br />
<br />
Bu konu kendi başına ayrıca ele alınabilecek kadar geniştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şâban'ın On Beşinci Gecesi Ve Koyunların Kılları</span></span><br />
<br />
Konumuzun diğer bölümünde ise Şâban ayının on beşinci gecesiyle ilgili meşhur bir rivayet bulunmaktadır.<br />
<br />
Rivayetin yaygın şekli şöyledir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Allah Teâlâ Şâban'ın on beşinci gecesi rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.”</span></span><br />
<br />
Bu rivayet <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tirmizî ve İbn Mâce</span> gibi hadis kaynaklarında farklı lafızlarla yer almaktadır.<br />
<br />
Burada özellikle bir kelime üzerinde durmak gerekir.<br />
<br />
İnternette ve bazı aktarımlarda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Mudar kabilesi”</span> şeklinde ifadeler görülebilmektedir.<br />
<br />
Fakat hadis kaynaklarında ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nde yer alan meşhur şekli <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kelb kabilesinin koyunları”</span> şeklindedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Dolayısıyla “Mudar kabilesinin koyunları” şeklindeki ifadeyi hadisin asıl lafzı olarak vermek doğru değildir.</span></span><br />
<br />
Buradaki benzetmenin sebebi, Kelb kabilesinin çok fazla koyuna sahip olmasıyla açıklanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şâban'ın Ortası Hakkındaki Diğer Rivayet</span></span><br />
<br />
İbn Mâce'de yer alan başka bir rivayette ise Şâban ayının ortasındaki gece hakkında:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şâban'ın ortasında geceyi ibadetle geçirin, gündüzünü oruçla geçirin...”</span><br />
<br />
şeklinde bir rivayet nakledilmiştir.<br />
<br />
Bu rivayette Allah'ın rahmetinin genişliğinden ve bağışlanma talebinde bulunanların affedilmesinden söz edilmektedir.<br />
<br />
Ancak bu konudaki rivayetlerin sıhhat dereceleri hakkında hadis âlimleri arasında farklı değerlendirmeler bulunduğunu da belirtmek gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bu sebeple Şâban'ın on beşinci gecesiyle ilgili rivayetleri aktarırken, bütün rivayetleri tartışmasız sahih hadisler gibi sunmak yerine, hadis âlimlerinin değerlendirmelerini de dikkate almak daha doğru olur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Yün, Hırka Ve Veysel Karânî Arasındaki Bağ</span></span><br />
<br />
Bütün bu anlatılanları bir araya getirdiğimizde, yün ve hırkanın İslâm kültüründe yalnızca bir giysi olmadığını görürüz.<br />
<br />
Yün, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) döneminde kullanılan doğal bir giysi malzemesidir.<br />
<br />
Hırka ise hem günlük hayatta kullanılan bir elbise olmuş hem de zaman içerisinde Peygamber Efendimiz'e duyulan sevginin ve tasavvufî geleneğin sembollerinden biri hâline gelmiştir.<br />
<br />
Veysel Karânî kıssasında ise hırka, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz'i görmeden O'na duyulan sevginin</span> sembolü olarak anlatılmıştır.<br />
<br />
Burada asıl önemli olan hırkanın kumaşından daha ziyade, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">onu anlamlı hâle getiren sevgi, iman, sadakat, edep ve Peygamber Efendimiz'e bağlılıktır.</span></span><br />
<br />
Çünkü bir hırkaya sahip olmak insanı kendiliğinden Allah'ın sevgili kulu hâline getirmez.<br />
<br />
Asıl olan, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ahlâkını anlamaya ve O'nun sünnetine uymaya çalışmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yünlü elbiseler ve hırkalar kullandığına dair rivayetler bulunmaktadır.<br />
<br />
Bürde kelimesi de hırka ve üzerine örtünülen elbise anlamlarında kullanılmıştır.<br />
<br />
Kâ'b b. Züheyr'e verilen hırka ve Veysel Karânî'ye nispet edilen Hırka-i Şerif, İslâm kültüründe Peygamber Efendimiz'in hırkasıyla ilgili en meşhur hatıralar arasında yer almaktadır.<br />
<br />
Hırka-i Saadet ise bugün Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilen mukaddes emanetler arasında bulunmaktadır.<br />
<br />
Fakat bu emanetler hakkında konuşurken <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tarihî belge, hadis rivayeti ve halk arasında oluşmuş geleneksel anlatıları birbirinden ayırmak</span> gerekir.<br />
<br />
Aynı şekilde Şâban ayının on beşinci gecesiyle ilgili rivayetlerde de hadis metninin doğru aktarılması önemlidir.<br />
<br />
Özellikle:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca”</span></span><br />
<br />
şeklindeki meşhur rivayetin, internet üzerindeki bazı aktarımlarda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Mudar”</span> olarak değiştirilmemesine dikkat edilmelidir.<br />
<br />
Bütün bu rivayetlerin ve emanetlerin bize hatırlattığı en önemli şey ise şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'i sevmek, yalnızca O'na ait olduğu söylenen bir hırkayı ziyaret etmekten ibaret değildir. Asıl sevgi, O'nun getirdiği dine, güzel ahlâka, sünnete, merhamete, edebe ve Allah'a kulluğa sarılmaktır.</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sevgisinden, şefaatinden ve güzel ahlâkından nasiplenen kullarından eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bir Karoglan Derleme Makalesidir</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span><br />
<br />
Schrems, 14.02.2023</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2905" target="_blank" title="">Hz Muhammed Ve Hırka Geleneği.jpg</a> (Boyut: 1.09 MB / İndirmeler: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hz Muhammed Ve Hırka Geleneği</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz'in yün giymesi, hırkaları ve Hırka-i Şerif ile Hırka-i Saadet üzerine bir değerlendirme</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatına baktığımızda, O'nun zaman zaman yünden yapılmış elbiseler ve hırkalar giydiğini görmekteyiz.<br />
<br />
Bugün halkımız arasında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hırka-i Şerif</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hırka-i Saadet</span> adıyla tanınan bazı mübarek emanetler de, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hırkalarıyla ilgili tarihî ve dinî hatıranın günümüze kadar ulaşmış örneklerindendir.<br />
<br />
Burada öncelikle “hırka”, “bürde” ve “yün” kelimelerinin anlamlarına bakmak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bürde Ve Hırka Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
“Bürde”, Arapça'da genel olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">örtünmek, üzerine almak veya giyinmek için kullanılan elbise ve özellikle hırka</span> anlamında kullanılmıştır.<br />
<br />
Hırka ise dış elbisenin üzerine giyilen, çoğunlukla önü açık, kollu bir giysidir. Tarih boyunca yün, pamuk ve benzeri çeşitli malzemelerden yapılmıştır.<br />
<br />
Yün, eski dönemlerde özellikle soğuk iklimlerde ve çobanlık hayatının yaygın olduğu bölgelerde çok kullanılan bir malzeme olmuştur.<br />
<br />
Bu nedenle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Peygamber Efendimiz hiç yün giymezdi”</span> şeklindeki bir düşünce doğru değildir.<br />
<br />
Bilakis hadis ve siyer kaynaklarında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) çeşitli zamanlarda yünlü elbiseler ve hırkalar kullandığına dair rivayetler bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'in Giydiği Bürde</span></span><br />
<br />
Sehl b. Sa'd'dan (r.a.) nakledilen meşhur rivayette, bir kadın Peygamber Efendimiz'e kendi elleriyle dokuduğu bir bürde getirir.<br />
<br />
Kadın:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ Resûlallah! Bunu kendi elimle dokudum, sana giydirmek için getirdim.”</span><br />
<br />
der.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) de buna ihtiyacı olduğu için elbiseyi kabul ettiği aktarılır.<br />
<br />
Daha sonra Peygamber Efendimiz bu bürdeyi giyerek sahâbenin yanına çıkar.<br />
<br />
Sahâbîlerden biri, Peygamber Efendimiz'in üzerindeki bu güzel elbiseyi görünce:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ Resûlallah! Bu ne kadar güzel! Bunu bana verseniz.”</span><br />
<br />
der.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Olur.”</span><br />
<br />
buyurur.<br />
<br />
Daha sonra evine döner ve bürdeyi o sahâbîye gönderir.<br />
<br />
Sahâbe bu davranışı biraz garip karşılar. Çünkü Peygamber Efendimiz'in bizzat giydiği ve ihtiyacı olduğu bir elbiseyi istemesini uygun görmezler.<br />
<br />
Fakat o sahâbî:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallahi, onu giymek için istemedim. Öldüğüm zaman kefenim olsun diye istedim.”</span><br />
<br />
diye açıklama yapar.<br />
<br />
Rivayete göre gerçekten de o bürde, vefat ettiğinde kendisine kefen olmuştur.<br />
<br />
Bu olay, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kendisine gelen bir isteği, elinde imkân bulunduğu ölçüde geri çevirmemesi bakımından da dikkat çekicidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî ve diğer hadis kaynaklarında benzer rivayetler bulunmaktadır.)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Kâ'b Bin Züheyr Ve Kasîde-i Bürde</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in hırkalarıyla ilgili en meşhur olaylardan biri de Arap şairlerinden <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kâ'b b. Züheyr</span> ile ilgilidir.<br />
<br />
Kâ'b b. Züheyr, başlangıçta İslâm'a karşı şiirleri bulunan kişilerden biriydi. Daha sonra Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelerek Müslüman olduğu ve meşhur kasidesini okuduğu rivayet edilir.<br />
<br />
Bu kasidede Peygamber Efendimiz'i öven ve O'nun hak yolun rehberi olduğunu anlatan beyitler bulunuyordu.<br />
<br />
Rivayete göre Kâ'b b. Züheyr kasidesini tamamladığında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerindeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bürdeyi, yani hırkayı</span> çıkararak Kâ'b'a vermiştir.<br />
<br />
Bu olay sebebiyle daha sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kasîde-i Bürde”</span> adıyla meşhur olan eser, İslâm edebiyatında çok önemli bir yer kazanmıştır.<br />
<br />
Buradaki “Bürde” kelimesi de hırka anlamında kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hırka-i Saadet</span></span><br />
<br />
İstanbul'da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi</span>'nde muhafaza edilen ve Hırka-i Saadet adıyla bilinen emanet, Peygamber Efendimiz'e nispet edilen mübarek emanetlerden biridir.<br />
<br />
Hırka-i Saadet'in tarih boyunca Osmanlı padişahları tarafından büyük bir hürmetle muhafaza edildiği bilinmektedir.<br />
<br />
Mısır'ın Osmanlılar tarafından fethinden sonra mukaddes emanetlerin önemli bir bölümü İstanbul'a getirilmiş ve Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilmiştir.<br />
<br />
Bugün de Hırka-i Saadet, İslâm tarihinin ve Osmanlı döneminin önemli hatıralarından biri olarak korunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hırka-i Şerif Ve Veysel Karânî</span></span><br />
<br />
Halkımız arasında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hırka-i Şerif</span> olarak bilinen diğer hırka ise Veysel Karânî'ye nispet edilen hırkadır.<br />
<br />
Veysel Karânî'nin asıl adı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üveys b. Âmir el-Karnî</span> olarak nakledilir.<br />
<br />
Yemen'in Karn bölgesinden olduğu için “Karnî” nisbesiyle tanınmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) zamanında yaşamış, fakat kendisiyle görüşememiştir. Bu nedenle sahâbî değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tâbiînden</span> kabul edilmiştir.<br />
<br />
Veysel Karânî'nin Peygamber Efendimiz'e olan sevgisi ise İslâm kültüründe son derece meşhur olmuştur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'i hiç görmeden O'na büyük bir muhabbet beslemiş, annesine olan hizmeti ve bağlılığı sebebiyle de büyük bir veli olarak anılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Veysel Karânî Neden Peygamber Efendimiz'i Göremedi?</span></span><br />
<br />
Veysel Karânî'nin Peygamber Efendimiz'i görmek için Medine'ye gitmek istediği, ancak yaşlı ve bakıma muhtaç annesine hizmet etmekle yükümlü olduğu anlatılır.<br />
<br />
Rivayete göre annesinden izin alarak Medine'ye gider.<br />
<br />
Fakat Peygamber Efendimiz o sırada evde değildir.<br />
<br />
Veysel Karânî, annesine fazla beklemeyeceğine dair söz verdiği için Peygamber Efendimiz'i beklemeden Yemen'e geri döner.<br />
<br />
İslâm kültüründe bu olay, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">anne hakkına ve anneye verilen sözün önemine</span></span> çok güzel bir örnek olarak anlatılmıştır.<br />
<br />
Çünkü Veysel Karânî'nin Peygamber sevgisi, annesine karşı sorumluluğunu terk etmesine sebep olmamıştır.<br />
<br />
Tam tersine, Peygamber Efendimiz'e olan sevgisini Allah'ın ve annesinin hakkını gözeterek yaşamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'in Veysel Karânî Hakkındaki Övgüsü</span></span><br />
<br />
Veysel Karânî hakkında hadis kaynaklarında önemli rivayetler bulunmaktadır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Hz. Ömer'e, Yemen tarafından gelecek olan Üveys b. Âmir ile karşılaşması hâlinde ondan kendisi ve ümmeti için dua istemesini tavsiye ettiği rivayet edilir.<br />
<br />
Bu rivayetler Veysel Karânî'nin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz'i görmeden O'na iman eden ve O'nu seven büyük bir tâbiî</span> olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.<br />
<br />
Buradan çıkarılacak en güzel derslerden biri şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bir insanın Allah ve Resûlü'ne olan sevgisi yalnızca onları gözleriyle görmesine bağlı değildir. Gerçek sevgi, iman, sadakat ve itaatle ortaya çıkar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Veysel Karânî'ye Hırka Verilmesi</span></span><br />
<br />
Halk arasında ve bazı tarihî kaynaklarda, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Veysel Karânî'ye verilmek üzere hırkasını Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye teslim ettiği anlatılmaktadır.<br />
<br />
Rivayete göre Veysel Karânî, Hz. Ömer'in halifeliği döneminde Medine'ye geldiğinde kendisine Peygamber Efendimiz'in hırkası teslim edilmiştir.<br />
<br />
Bu hırkanın daha sonraki nesiller boyunca Veysel Karânî'nin ailesinde muhafaza edildiği ve nihayet İstanbul'a getirildiği anlatılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Ancak burada önemli bir hususu belirtmek gerekir: Hırka-i Şerif'in Peygamber Efendimiz'e ait olduğu ve Veysel Karânî'ye intikal ettiği yönündeki anlatım, İslâm kültüründe çok meşhur olmakla birlikte, bu tür mukaddes emanetlerin tarihî zincirleri konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.</span></span><br />
<br />
Dolayısıyla bunu kesinliği tartışmasız bir tarihî belge gibi değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">geleneksel rivayet ve tarihî aktarım</span> çerçevesinde değerlendirmek daha ihtiyatlıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Hırka Ve Tasavvuf Geleneği</span></span><br />
<br />
Hırka, zaman içerisinde tasavvuf ve tarikat geleneğinde de önemli bir sembol hâline gelmiştir.<br />
<br />
Dervişlerin hırka giymesi, Peygamber Efendimiz'e duyulan sevgi ve bağlılığın yanında, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dünyevî gösterişten uzaklaşmayı, tevazuyu ve mânevî terbiyeyi</span> temsil eden bir sembol olarak değerlendirilmiştir.<br />
<br />
Tasavvuf geleneğinde farklı hırka türlerinden söz edilmektedir.<br />
<br />
Bunlar arasında:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İrade hırkası,<br />
<br />
Tövbe hırkası,<br />
<br />
Muhip hırkası,<br />
<br />
Teberrük hırkası,<br />
<br />
İrşad hırkası,<br />
<br />
Hilâfet veya icâzet hırkası,<br />
<br />
Tasarruf hırkası,<br />
<br />
Sema hırkası</span><br />
<br />
gibi farklı isimlendirmeler bulunmaktadır.<br />
<br />
Bunların anlamları ve giydirilme şekilleri tarikattan tarikata değişiklik gösterebilir.<br />
<br />
Bu konu kendi başına ayrıca ele alınabilecek kadar geniştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şâban'ın On Beşinci Gecesi Ve Koyunların Kılları</span></span><br />
<br />
Konumuzun diğer bölümünde ise Şâban ayının on beşinci gecesiyle ilgili meşhur bir rivayet bulunmaktadır.<br />
<br />
Rivayetin yaygın şekli şöyledir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Allah Teâlâ Şâban'ın on beşinci gecesi rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.”</span></span><br />
<br />
Bu rivayet <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tirmizî ve İbn Mâce</span> gibi hadis kaynaklarında farklı lafızlarla yer almaktadır.<br />
<br />
Burada özellikle bir kelime üzerinde durmak gerekir.<br />
<br />
İnternette ve bazı aktarımlarda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Mudar kabilesi”</span> şeklinde ifadeler görülebilmektedir.<br />
<br />
Fakat hadis kaynaklarında ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nde yer alan meşhur şekli <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kelb kabilesinin koyunları”</span> şeklindedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Dolayısıyla “Mudar kabilesinin koyunları” şeklindeki ifadeyi hadisin asıl lafzı olarak vermek doğru değildir.</span></span><br />
<br />
Buradaki benzetmenin sebebi, Kelb kabilesinin çok fazla koyuna sahip olmasıyla açıklanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şâban'ın Ortası Hakkındaki Diğer Rivayet</span></span><br />
<br />
İbn Mâce'de yer alan başka bir rivayette ise Şâban ayının ortasındaki gece hakkında:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şâban'ın ortasında geceyi ibadetle geçirin, gündüzünü oruçla geçirin...”</span><br />
<br />
şeklinde bir rivayet nakledilmiştir.<br />
<br />
Bu rivayette Allah'ın rahmetinin genişliğinden ve bağışlanma talebinde bulunanların affedilmesinden söz edilmektedir.<br />
<br />
Ancak bu konudaki rivayetlerin sıhhat dereceleri hakkında hadis âlimleri arasında farklı değerlendirmeler bulunduğunu da belirtmek gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bu sebeple Şâban'ın on beşinci gecesiyle ilgili rivayetleri aktarırken, bütün rivayetleri tartışmasız sahih hadisler gibi sunmak yerine, hadis âlimlerinin değerlendirmelerini de dikkate almak daha doğru olur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Yün, Hırka Ve Veysel Karânî Arasındaki Bağ</span></span><br />
<br />
Bütün bu anlatılanları bir araya getirdiğimizde, yün ve hırkanın İslâm kültüründe yalnızca bir giysi olmadığını görürüz.<br />
<br />
Yün, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) döneminde kullanılan doğal bir giysi malzemesidir.<br />
<br />
Hırka ise hem günlük hayatta kullanılan bir elbise olmuş hem de zaman içerisinde Peygamber Efendimiz'e duyulan sevginin ve tasavvufî geleneğin sembollerinden biri hâline gelmiştir.<br />
<br />
Veysel Karânî kıssasında ise hırka, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz'i görmeden O'na duyulan sevginin</span> sembolü olarak anlatılmıştır.<br />
<br />
Burada asıl önemli olan hırkanın kumaşından daha ziyade, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">onu anlamlı hâle getiren sevgi, iman, sadakat, edep ve Peygamber Efendimiz'e bağlılıktır.</span></span><br />
<br />
Çünkü bir hırkaya sahip olmak insanı kendiliğinden Allah'ın sevgili kulu hâline getirmez.<br />
<br />
Asıl olan, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ahlâkını anlamaya ve O'nun sünnetine uymaya çalışmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yünlü elbiseler ve hırkalar kullandığına dair rivayetler bulunmaktadır.<br />
<br />
Bürde kelimesi de hırka ve üzerine örtünülen elbise anlamlarında kullanılmıştır.<br />
<br />
Kâ'b b. Züheyr'e verilen hırka ve Veysel Karânî'ye nispet edilen Hırka-i Şerif, İslâm kültüründe Peygamber Efendimiz'in hırkasıyla ilgili en meşhur hatıralar arasında yer almaktadır.<br />
<br />
Hırka-i Saadet ise bugün Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilen mukaddes emanetler arasında bulunmaktadır.<br />
<br />
Fakat bu emanetler hakkında konuşurken <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tarihî belge, hadis rivayeti ve halk arasında oluşmuş geleneksel anlatıları birbirinden ayırmak</span> gerekir.<br />
<br />
Aynı şekilde Şâban ayının on beşinci gecesiyle ilgili rivayetlerde de hadis metninin doğru aktarılması önemlidir.<br />
<br />
Özellikle:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca”</span></span><br />
<br />
şeklindeki meşhur rivayetin, internet üzerindeki bazı aktarımlarda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Mudar”</span> olarak değiştirilmemesine dikkat edilmelidir.<br />
<br />
Bütün bu rivayetlerin ve emanetlerin bize hatırlattığı en önemli şey ise şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'i sevmek, yalnızca O'na ait olduğu söylenen bir hırkayı ziyaret etmekten ibaret değildir. Asıl sevgi, O'nun getirdiği dine, güzel ahlâka, sünnete, merhamete, edebe ve Allah'a kulluğa sarılmaktır.</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sevgisinden, şefaatinden ve güzel ahlâkından nasiplenen kullarından eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bir Karoglan Derleme Makalesidir</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span><br />
<br />
Schrems, 14.02.2023</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Ayağını Sıcak Tut, Başını Serin" Sünnetmidir Atasözümü?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3298</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:53:31 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3298</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2904" target="_blank" title="">Ayağını Sıcak Tut, Başını Serin  Sünnetmidir Atasözümü.jpg</a> (Boyut: 974.3 KB / İndirmeler: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ayağını Sıcak Tut, Başını Serin" Sünnetmidir Yoksa Atasözümü?</span></span><br />
<br />
Ayağını sıcak tut başını serin deyimi, ya da Türk atasözü, bazılarınca yanlış, bazılarınca Doğru bir söz olaraktan irdeleniyor.<br />
<br />
Bu atalarca test edilmiş, ve bu söze varılmış bir söz ki, o Atalar, yani eski çağda kalmış, atalar değil sadece, Anunaküleri o piramitleri nasıl yaptıklarını, yine mu kıtasını, agartayı düşündüğümüz zaman, onların da, bizim teknolojik seviyemize ulaştıklarını, anlayabiliriz, ve onlar da öyle cahil insanlar değildi, cahil insanların sözü değil bu sözler.<br />
 <br />
şimdi bu meseleyi biraz açıklığa kavuşturursak<br />
<br />
Peygamberimizin Arabistan gibi sıcak bir ülkede, yün takke giydiğini düşündüğümüz zaman, insan garipsiyor, ve yün öyle bir doku ki, yazın serin, kışın sıcak tutuyor, bunu Muhammed O günkü fizik ve Kimya ve biyoloji bilgisi ile nereden biliyordu, Aynen taş binalar da, duvarları taştan olan binalarda, odanın içini bir defa ısıttığın zaman, kışın sıcaklığı dışarı salmadığı için, sıcak kalıyor, Yazın da dışarısının sıcağını içeri almadığı için, serin kalıyor, bugün bunun için, İzocam diye, taşı parçalayıp toz haline getirmişler, veya kumu, yani kum cam demek, camın ana yapısı, Öyle olunca izocam, yani cam tozu, yani kum tozu ya da taş tozu, iki çeşit zaten İzocam var, bir cam parçacıklarından yapılan, bir de taş parçacıklarından yapılan, aslında ikisi de aynı, camın ana yapısıda zaten kumtaş  da aynı görevi yapıyor, bugün çatıyı İzocam la kaplatmak demek, işte ısı kaybına engel oluyor, Aynen taş binaların fonksiyonu gibi.<br />
 <br />
şimdi biraz geri dönelim konumuza, başı Serin ayağı sıcak tutmak<br />
<br />
Bundan önceki haftalarda yaptığımız sohbette demiştik ki, kar yağması için, ya da yağmur yağması için, Aynen Çaydanlıktaki suyun kaynadığı zaman, buharın kapağı atacak derecede yükselmesi, Hatta çaydanlığı ve kapağını Fırlatması atmasına neden oluyor, çünkü suyun içindeki genleşen hava, buharlaşıp, buhar gücüyle, kapağı yukarı kaldırıyor, ve Aynen alkollü termometrelerde de, o kırmızı sıvı, sıcaklık yükselince yukarı çıkıyor, bize dereceyi gösteriyor, Soğuyunca O kırmızı gösterge Aşağı iniyor, bu bize neyi anlatır, bizim vücudumuzdaki kırmızı Sıvı ne, kan, ve tansiyon yükseldi ne demek, yani motor hararet yaptı, sıcaklıktan kanı kaynattı, kan da kaynayınca tepenin attı, sinirlendin, yaz günü sinirlenen çok olur, sıcaktan, Bir de Ramazan'da, neden Tepesi atmıştır adamın Çaydanlığın kapağı atmış, Çaydanlığın kapağı neden atıyor, kaynadığından, Peygamberimiz ne demiş, sinirlenmek şeytandandır, şeytan cehennemin hatibi diyor zaten, Kur'an'da kendisini Allah'ın ateşten yarattığını, ve insanı topraktan yarattığını, O yüzden ateşin topraktan üstün olduğunu söylüyor, o zaman hiddetlenmek şeytandandır demiş peygamberimiz, işte bir hiddetlenince, bir de vücudumuz yani Kalbimiz hararet yapıp, motor su kaynatınca, yani vücudun suyu, esas Suyu, Kan sıvısıdır, işte kalpte hararet yapınca, aynı termometredeki kırmızı sıvının yükselmesi gibi, kan beynine vuruyor, beyine vurunca, işte aklı dumura uğratıyor, işte sinirlenme ve benzeri yine şeytanın ahlakı olan hiddetlenme de, aynı şekilde Kanı tepeye fırlatıyor, ve tansiyon çıkıyor, yükseliyor, O yüzden, Peygamberimiz demiş ki, hiddetlendiğiniz zaman, ayaktaysanız oturun, oturuyorsunuz yatın, veyahut gidin güzelce abdest alın, hiddetiniz geçer demiş, Bunu Peygamberimiz nereden biliyordu ki, Allah bildirmiş olmasa, bunu bir kitapta mı okudu, Hayır, Allah ona ilham etti, ve kalbine doğdu bildi. işte Su, soğuk su, O termometredeki kırmızı sıvının alt tarafını soğuttuğumuz Zaman, birden o göstergedeki yükselen kırmızı sıvı, aşağı inmeye başlayacaktır. işte o yüzden, Peygamberimiz de galiba demiş <br />
<br />
“Hamamdan çıkarken ayakları soğuk su ile yıkamak baş ağrısını giderir.” <br />
<br />
(Ebu Nuaym; Muhtârü'l-Ehâdîs, s.101)<br />
<br />
banyodan çıkmadan önce ayaklara soğuk su dökmek ne yapıyor, Aynen o Termometrenin altındaki, topurcuk kısmındaki, kırmızı sıvıyı alttan soğutunca, yükselmiş tavan yapmış kırmızı sıvı,  senmeye başlıyor, inmeye başlıyor, yani derece düşüyor, Hani kaynayan Çaydanlığın içine soğuk su dökerseniz, kaynaması biterse, buhar azaldığı için, kaynama Olmadığı için, yani kaynama durduğu için, kapak atmaz, yani tansiyon çıkmaz, yaz gününde insanların sinirli olması, sıcaklık sebebiyle, ve tansiyonun yükselmesi sebebiyle, yine açlık sebebiyle tansiyon yükselmesi vardır, yine bir de şeytanın hiddetlendirmesi, sinirlendirmesi sebebiyle tansiyon yükselmesi vardır. <br />
<br />
Takke Öyle Bir Şey ki, yazın Serinlemek için kullanırız, başımıza güneşten sıcak geçmesin diye korumak için giyeriz, kışın da soğuktan üşümemek için yine şapka giyeriz, yani Multi fonksiyon.<br />
<br />
 Yani hem yaz hem kış, Aynen bunu uniseks gibi bir şey, hem erkek hem dişi deniyor ya, Bu da Multi fonksiyon hem yaz hem kış.<br />
<br />
 işte Muhammed Yaz Günü çölde, neden yün takke giyiyor, Güneşin sıcaklığı, Vücuttaki kanı kaynatıp da, tepem atmasın diye, hemde sinirlenmeyeyim, hem de Tansiyonum çıkıp, Allah korusun beyin kanaması olmasın diye, Hani Çaydanlığın Tepesi Attı mıyd,ı kapağı fırlatıp atıyor, tansiyonun çıktığı zaman, beyin kanaması, çaydanlık kapağı attı demek, işte yazın yün takke giymek, kışın yine yün takke giymek, kışın üşümemek için, Yazın da sıcaktan tansiyonun çıkmaması, ve başının zarar görmemesi için, takke, yün takke.<br />
<br />
Gelelim ayakları sıcak tutma meselesine<br />
Ayakların üşüdüğü zaman, ta bu üşüme, bağırsaklarına kadar uzanır, ve Bağırsaklarında gaz meydana getiriyor, abdestini tutamazsın. Ama bu kış günü için geçerli, kış günü Ayaklarını sıcak tutman lazım. yazın ayaklarını yün çorap giyersin, Yani yine aynı şekilde fakat, mayasıl denen bir hastalık meydana gelir, ayak parmakların arası yara olur, yün takke ve yün çorap aynı şekilde yazın ve kışın iyidir. fakat yazın bir yan tesiri olur, mayasır denilen, parmak aralarında yara meydana getirir, hava almadığı için, ama aynı fonksiyon, yazın serin tutmak, kışın sıcak tutmak için, yün iyidir. ve yazın banyodan çıkmadan önce, vücudun  banyo ettiğin zaman,  sıcak suyla  vücudunu, sıcak bir zamanda, daha da ısıttığın için, kanda ısınıp, tepen atma tehlikesi, yani tansiyonunun çıkma tehlikesi meydana gelir, ve banyoda düşüp bayılabilirsin, beyin kanaması geçirebilirsin, tehlikeli, O yüzden yazın sıcak suyla banyo yaptığın zaman, çıkmadan önce dizden aşağılara Soğuk su dökmek, Musluktan Akan soğuk sudan dökünmek, aynı termometredeki, alttaki tomurcuk kısmı soğutup, yükselen göstergedeki, kırmızı sıvının, aşağı sönmesi gibi, tansiyonun tependen biraz aşağı iner, kaynama durur, ayaklar O yüzden bu atasözünde ki gibi serin tutulmalı, ama ne zaman, tansiyonun çıkma tehlikesi olduğu zaman, ben buna yazın yapınca ismine "avustralya'yı soğutmak" deyimi koydum, ben bu usule. hani biz kuzeyde olduğumuz için, Avustralya altta, ve dizden aşağıya su dökmek, avustralyeyi soğutmak, bu ne için geçerli ,Biz Mevsim tarikatıyız, ve mevsim tarikatındaki müntessiplerimiz, raşidii tarikatındaki müntesiplerimiz, yazları, diziden aşağıya, banyoda soğuk su dökünmeli, Bunun sebebi de avustralya'yı soğutmak dedik. gerçekten de Avustralya da, bizde yaz iken oralarda kış olduğu için, soğuması lazım (Vahdeti vücut Meselesi) serin olması lazım, Avustralya veya Brezilya veya Afrika ve alt kısmı, Ama bu Sadece yazları, ve dedik işte kar yağması içinde, Hani bu Avusturya'da Wienachten den önce, vaynak man yani Nicolas çorabı vardır, tek çorabın içine fıstık fındık koyarlar, ve o Nikolasın gününde Nikolas dağıtır, çikolata ve benzeri işte, o yün çorap giyme Mevsiminin geldiğini insanlara anlatmak için bir seramonidir, ama insanlık bunu unutmuş, demin dediğim gibi, biz de Soğuk iken, de aşağıdaki Kutup, yani Avustralya ve Brezilya sıcak olmalı ki, oradaki su kaynayınca, Çaydanlığın kaynayan suyu yukarı çıkacak, ve yukarıda da kapağı birden açınca, soğuyan, birden soğuyan su, yağmura ya da kara dönüşecek, bulutlar öyle Deniyor zaten, birden soğuduğu zaman kar, ve soğuk oluyor, yavaş yavaş soğursa yağmura dönüyor, yani o zaman kışın da işte, O mevsim geldiği zaman, yün çorap giymek, "avustralya'yı ısıtmak" veya " çaydanlığı kaynatmak" deyimini kullanıyorum Ben bu konuda. çaydanlığı kaynatmak lazım ki, kar yağabilsin, yağmur yağabilsin.<br />
 Evet o yüzden bu atasözü atalarca deneyimlenmiş ve hakikat olan bir sözdür.<br />
"ayağını sıcak, başını serin tut"<br />
 Bu ne zaman için geçerli, kış mevsimi için, yazın Ne yapmamız lazımmış, bizden aşağıyı tansiyon çıkmaması için, üşütmemiz soğutmamız lazımmış, ama üşüyen birisi, veya Tansiyonu düşmüş Birisi bunu yapmasın.<br />
Yine bu deyimi yanlış anlayıp, başımı serin tutacaksın diye, klimanın altında başını tutarsan, menenjit olursun, beynin iltihaplanır, yani başını serin tut vakitsiz değil, vaktine göre. başını buzlukta klimada tut. ya da soğuk hava üfüren bir yerde dur değil. hasta olursun. onda da yanlış anlayanlar, işte aynen "kulak misafiri olmak" deyimini anlamayan birisinin, kulağa misafir mi gidilir, O bir deyim, kinaye ve benzetmedir, burada da başını serin tutmaktan kasıt, yani tansiyonun çıkmasın, ve bu Aynen bilgisayarda fazla işlem yaptığınız zaman, bilgisayarın Cipi yani Prosesörler, o altın iğnecikler ısınınca, "melting Gold" yani altının ergime noktası gibi sıcaklığa ulaşmaya başlayınca, altın eriyince, iletkenliği bozuluyor, Aynen beyninin tansiyonunun çıkması gibi, bilgisayarında beyni ısınınca, aklı dumura vuruyor, ve bilgisayar yavaşlıyor, ve yanma tehlikesi, O yüzden içine ekstra ventilatör koyarlar, bazı bilgisayarlarda, Cip ısındığı zaman Cipi soğutmak için, ventilatör üfürür, o yüzden işte, başı serin tut, Aynen bilgisayarın o altın çipini, yani Prosesörleri soğutmak gibidir, ısındığı zaman soğutmak gibidir, yoksa aklın dumura uğrar, kan beynine hücum ettiği için, aklın çalışmaz, ne demiş peygamberimiz, hiddetlenmek sinir şeytandandır ve aklı sinir örter demiş <br />
<br />
"(O takva sahipleri) bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini tutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah da iyilik edenleri sever" buyurmuştur Rabbimiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Âl-i İmran, 3/ 134) </span></span><br />
<br />
Peygamberimiz'e gelerek kendisine öğüt vermesini isteyen bir adama Resulullah (s.a.s); "Öfkelenme!" demiş ve bu sözünü birkaç kere tekrarlamıştır <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Riyazü's-Salihîn, I, 80)</span></span><br />
<br />
Öfke anında Allah'a sığınmak ve öfkenin geçmesini istemek gerekir. Öfkeli birisini gören Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Ben bir kelime biliyorum ki, eğer şu adam o kelimeyi söylese muhakkak öfkesi geçer. O kelime: Eûzü billahi mineş-şeytânirracîm", sözüdür" <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Birr ve Sıla, 109)</span></span><br />
<br />
Kibrinden dolayı öfkelenmek, kötüdür. İsa aleyhisselam öfkenin de kibirden ileri geldiğini bildiriyor. Hadis-i şerifte (Öfkelenmek imanı bozar) buyuruluyor. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Beyheki)</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
([Eshab-ı kiram] kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidir.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Fetih 29]</span></span><br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Ümmetimin hayırlısı demir gibi sert, dayanıklı olandır.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Beyheki]</span></span><br />
<br />
(Hiddet ümmetimin seçkinlerine [iyilerine] gelen bir haslettir.)<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberani]</span></span><br />
<br />
(Amellerin, ibadetlerin en kıymetlisi, Hubb-i fillah ve Buğd-ı fillahtır.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İ.Ahmed]</span></span><br />
<br />
[Hubb-i fillah Allah için sevmek, buğd-ı fillah, Allah için buğzetmek, dargın durmak demektir.]<br />
<br />
<br />
Allahü teâlâ, öfkesini yeneni övmekte, fakat hiç öfkelenmeyeni övmemektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Yiğitlik, pehlivanlık hasmını yenen değil, öfkesini yenendir.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Buhari]</span></span><br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:<br />
<br />
"Kuvvetli ve kahraman pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Kuvvetli ve kahraman pehlivan ancak öfke zamanında nefsine mâlik olan ve öfkesini yenen kimsedir" <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Birr ve Sıla, 107)</span></span><br />
<br />
Müslim’deki hadis-i şerifte, (Ben de insanım, diğer insanlar gibi kızarım) buyurdu. Fakat kızması onu haktan ayırmazdı. Öfkesini yener ve affederdi. Allahü teâlâ, iyileri şöyle övüyor:<br />
(Onlar, bollukta ve darlıkta da infak eder, öfkelerini yener, insanları affederler.) [A.İmran 134]<br />
<br />
İnsanlar, kızmak, öfkelenmek yönünden farklıdır. Tirmizi’deki hadis-i şerifte, (İnsanlar çeşitli mizaçtadır. Kimi geç kızar, öfkesi tez geçer. Kimi çabuk kızar, çabuk yatışır, bu ise kendisini telafi eder. Kimi de tez kızar geç yatışır. En iyisi, geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp geç yatışandır) buyuruldu. Bir hadis-i şerifte de, (Mümin, tez kızar, tez barışır) buyuruldu. Fakat (Mümin hiç kızmaz) buyurulmadı.<br />
<br />
Öfkeyi yenmenin fazileti ile ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:<br />
(Kim Allah rızası için öfkesini yenerse, Allahü teâlâ da ondan azabını def eder.)<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberani]</span></span><br />
<br />
(Öfkesini yenen Cennete kavuşur.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberani]</span></span><br />
<br />
(Öfkesini yeneni, Allahü teâlâ korur ve düşmanını ona boyun eğdirir.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Buhari]</span></span><br />
<br />
(Öfke, şeytandandır. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Öfkelenince abdest alın!) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Ebu Davud]</span></span><br />
<br />
(Sinirlenen, ayakta ise otursun. Öfkesi geçmezse yan yatsın.)<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Ebu Davud]</span></span><br />
<br />
 evet bu meseleyi de bu şekilde anlatmış olalım.<br />
<br />
 Bu bir Karoglan Raşit Tunca sağlık makalesi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
 <br />
Avusturya şiremiz ilçesi, 30 Ocak 2023 <br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2904" target="_blank" title="">Ayağını Sıcak Tut, Başını Serin  Sünnetmidir Atasözümü.jpg</a> (Boyut: 974.3 KB / İndirmeler: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ayağını Sıcak Tut, Başını Serin" Sünnetmidir Yoksa Atasözümü?</span></span><br />
<br />
Ayağını sıcak tut başını serin deyimi, ya da Türk atasözü, bazılarınca yanlış, bazılarınca Doğru bir söz olaraktan irdeleniyor.<br />
<br />
Bu atalarca test edilmiş, ve bu söze varılmış bir söz ki, o Atalar, yani eski çağda kalmış, atalar değil sadece, Anunaküleri o piramitleri nasıl yaptıklarını, yine mu kıtasını, agartayı düşündüğümüz zaman, onların da, bizim teknolojik seviyemize ulaştıklarını, anlayabiliriz, ve onlar da öyle cahil insanlar değildi, cahil insanların sözü değil bu sözler.<br />
 <br />
şimdi bu meseleyi biraz açıklığa kavuşturursak<br />
<br />
Peygamberimizin Arabistan gibi sıcak bir ülkede, yün takke giydiğini düşündüğümüz zaman, insan garipsiyor, ve yün öyle bir doku ki, yazın serin, kışın sıcak tutuyor, bunu Muhammed O günkü fizik ve Kimya ve biyoloji bilgisi ile nereden biliyordu, Aynen taş binalar da, duvarları taştan olan binalarda, odanın içini bir defa ısıttığın zaman, kışın sıcaklığı dışarı salmadığı için, sıcak kalıyor, Yazın da dışarısının sıcağını içeri almadığı için, serin kalıyor, bugün bunun için, İzocam diye, taşı parçalayıp toz haline getirmişler, veya kumu, yani kum cam demek, camın ana yapısı, Öyle olunca izocam, yani cam tozu, yani kum tozu ya da taş tozu, iki çeşit zaten İzocam var, bir cam parçacıklarından yapılan, bir de taş parçacıklarından yapılan, aslında ikisi de aynı, camın ana yapısıda zaten kumtaş  da aynı görevi yapıyor, bugün çatıyı İzocam la kaplatmak demek, işte ısı kaybına engel oluyor, Aynen taş binaların fonksiyonu gibi.<br />
 <br />
şimdi biraz geri dönelim konumuza, başı Serin ayağı sıcak tutmak<br />
<br />
Bundan önceki haftalarda yaptığımız sohbette demiştik ki, kar yağması için, ya da yağmur yağması için, Aynen Çaydanlıktaki suyun kaynadığı zaman, buharın kapağı atacak derecede yükselmesi, Hatta çaydanlığı ve kapağını Fırlatması atmasına neden oluyor, çünkü suyun içindeki genleşen hava, buharlaşıp, buhar gücüyle, kapağı yukarı kaldırıyor, ve Aynen alkollü termometrelerde de, o kırmızı sıvı, sıcaklık yükselince yukarı çıkıyor, bize dereceyi gösteriyor, Soğuyunca O kırmızı gösterge Aşağı iniyor, bu bize neyi anlatır, bizim vücudumuzdaki kırmızı Sıvı ne, kan, ve tansiyon yükseldi ne demek, yani motor hararet yaptı, sıcaklıktan kanı kaynattı, kan da kaynayınca tepenin attı, sinirlendin, yaz günü sinirlenen çok olur, sıcaktan, Bir de Ramazan'da, neden Tepesi atmıştır adamın Çaydanlığın kapağı atmış, Çaydanlığın kapağı neden atıyor, kaynadığından, Peygamberimiz ne demiş, sinirlenmek şeytandandır, şeytan cehennemin hatibi diyor zaten, Kur'an'da kendisini Allah'ın ateşten yarattığını, ve insanı topraktan yarattığını, O yüzden ateşin topraktan üstün olduğunu söylüyor, o zaman hiddetlenmek şeytandandır demiş peygamberimiz, işte bir hiddetlenince, bir de vücudumuz yani Kalbimiz hararet yapıp, motor su kaynatınca, yani vücudun suyu, esas Suyu, Kan sıvısıdır, işte kalpte hararet yapınca, aynı termometredeki kırmızı sıvının yükselmesi gibi, kan beynine vuruyor, beyine vurunca, işte aklı dumura uğratıyor, işte sinirlenme ve benzeri yine şeytanın ahlakı olan hiddetlenme de, aynı şekilde Kanı tepeye fırlatıyor, ve tansiyon çıkıyor, yükseliyor, O yüzden, Peygamberimiz demiş ki, hiddetlendiğiniz zaman, ayaktaysanız oturun, oturuyorsunuz yatın, veyahut gidin güzelce abdest alın, hiddetiniz geçer demiş, Bunu Peygamberimiz nereden biliyordu ki, Allah bildirmiş olmasa, bunu bir kitapta mı okudu, Hayır, Allah ona ilham etti, ve kalbine doğdu bildi. işte Su, soğuk su, O termometredeki kırmızı sıvının alt tarafını soğuttuğumuz Zaman, birden o göstergedeki yükselen kırmızı sıvı, aşağı inmeye başlayacaktır. işte o yüzden, Peygamberimiz de galiba demiş <br />
<br />
“Hamamdan çıkarken ayakları soğuk su ile yıkamak baş ağrısını giderir.” <br />
<br />
(Ebu Nuaym; Muhtârü'l-Ehâdîs, s.101)<br />
<br />
banyodan çıkmadan önce ayaklara soğuk su dökmek ne yapıyor, Aynen o Termometrenin altındaki, topurcuk kısmındaki, kırmızı sıvıyı alttan soğutunca, yükselmiş tavan yapmış kırmızı sıvı,  senmeye başlıyor, inmeye başlıyor, yani derece düşüyor, Hani kaynayan Çaydanlığın içine soğuk su dökerseniz, kaynaması biterse, buhar azaldığı için, kaynama Olmadığı için, yani kaynama durduğu için, kapak atmaz, yani tansiyon çıkmaz, yaz gününde insanların sinirli olması, sıcaklık sebebiyle, ve tansiyonun yükselmesi sebebiyle, yine açlık sebebiyle tansiyon yükselmesi vardır, yine bir de şeytanın hiddetlendirmesi, sinirlendirmesi sebebiyle tansiyon yükselmesi vardır. <br />
<br />
Takke Öyle Bir Şey ki, yazın Serinlemek için kullanırız, başımıza güneşten sıcak geçmesin diye korumak için giyeriz, kışın da soğuktan üşümemek için yine şapka giyeriz, yani Multi fonksiyon.<br />
<br />
 Yani hem yaz hem kış, Aynen bunu uniseks gibi bir şey, hem erkek hem dişi deniyor ya, Bu da Multi fonksiyon hem yaz hem kış.<br />
<br />
 işte Muhammed Yaz Günü çölde, neden yün takke giyiyor, Güneşin sıcaklığı, Vücuttaki kanı kaynatıp da, tepem atmasın diye, hemde sinirlenmeyeyim, hem de Tansiyonum çıkıp, Allah korusun beyin kanaması olmasın diye, Hani Çaydanlığın Tepesi Attı mıyd,ı kapağı fırlatıp atıyor, tansiyonun çıktığı zaman, beyin kanaması, çaydanlık kapağı attı demek, işte yazın yün takke giymek, kışın yine yün takke giymek, kışın üşümemek için, Yazın da sıcaktan tansiyonun çıkmaması, ve başının zarar görmemesi için, takke, yün takke.<br />
<br />
Gelelim ayakları sıcak tutma meselesine<br />
Ayakların üşüdüğü zaman, ta bu üşüme, bağırsaklarına kadar uzanır, ve Bağırsaklarında gaz meydana getiriyor, abdestini tutamazsın. Ama bu kış günü için geçerli, kış günü Ayaklarını sıcak tutman lazım. yazın ayaklarını yün çorap giyersin, Yani yine aynı şekilde fakat, mayasıl denen bir hastalık meydana gelir, ayak parmakların arası yara olur, yün takke ve yün çorap aynı şekilde yazın ve kışın iyidir. fakat yazın bir yan tesiri olur, mayasır denilen, parmak aralarında yara meydana getirir, hava almadığı için, ama aynı fonksiyon, yazın serin tutmak, kışın sıcak tutmak için, yün iyidir. ve yazın banyodan çıkmadan önce, vücudun  banyo ettiğin zaman,  sıcak suyla  vücudunu, sıcak bir zamanda, daha da ısıttığın için, kanda ısınıp, tepen atma tehlikesi, yani tansiyonunun çıkma tehlikesi meydana gelir, ve banyoda düşüp bayılabilirsin, beyin kanaması geçirebilirsin, tehlikeli, O yüzden yazın sıcak suyla banyo yaptığın zaman, çıkmadan önce dizden aşağılara Soğuk su dökmek, Musluktan Akan soğuk sudan dökünmek, aynı termometredeki, alttaki tomurcuk kısmı soğutup, yükselen göstergedeki, kırmızı sıvının, aşağı sönmesi gibi, tansiyonun tependen biraz aşağı iner, kaynama durur, ayaklar O yüzden bu atasözünde ki gibi serin tutulmalı, ama ne zaman, tansiyonun çıkma tehlikesi olduğu zaman, ben buna yazın yapınca ismine "avustralya'yı soğutmak" deyimi koydum, ben bu usule. hani biz kuzeyde olduğumuz için, Avustralya altta, ve dizden aşağıya su dökmek, avustralyeyi soğutmak, bu ne için geçerli ,Biz Mevsim tarikatıyız, ve mevsim tarikatındaki müntessiplerimiz, raşidii tarikatındaki müntesiplerimiz, yazları, diziden aşağıya, banyoda soğuk su dökünmeli, Bunun sebebi de avustralya'yı soğutmak dedik. gerçekten de Avustralya da, bizde yaz iken oralarda kış olduğu için, soğuması lazım (Vahdeti vücut Meselesi) serin olması lazım, Avustralya veya Brezilya veya Afrika ve alt kısmı, Ama bu Sadece yazları, ve dedik işte kar yağması içinde, Hani bu Avusturya'da Wienachten den önce, vaynak man yani Nicolas çorabı vardır, tek çorabın içine fıstık fındık koyarlar, ve o Nikolasın gününde Nikolas dağıtır, çikolata ve benzeri işte, o yün çorap giyme Mevsiminin geldiğini insanlara anlatmak için bir seramonidir, ama insanlık bunu unutmuş, demin dediğim gibi, biz de Soğuk iken, de aşağıdaki Kutup, yani Avustralya ve Brezilya sıcak olmalı ki, oradaki su kaynayınca, Çaydanlığın kaynayan suyu yukarı çıkacak, ve yukarıda da kapağı birden açınca, soğuyan, birden soğuyan su, yağmura ya da kara dönüşecek, bulutlar öyle Deniyor zaten, birden soğuduğu zaman kar, ve soğuk oluyor, yavaş yavaş soğursa yağmura dönüyor, yani o zaman kışın da işte, O mevsim geldiği zaman, yün çorap giymek, "avustralya'yı ısıtmak" veya " çaydanlığı kaynatmak" deyimini kullanıyorum Ben bu konuda. çaydanlığı kaynatmak lazım ki, kar yağabilsin, yağmur yağabilsin.<br />
 Evet o yüzden bu atasözü atalarca deneyimlenmiş ve hakikat olan bir sözdür.<br />
"ayağını sıcak, başını serin tut"<br />
 Bu ne zaman için geçerli, kış mevsimi için, yazın Ne yapmamız lazımmış, bizden aşağıyı tansiyon çıkmaması için, üşütmemiz soğutmamız lazımmış, ama üşüyen birisi, veya Tansiyonu düşmüş Birisi bunu yapmasın.<br />
Yine bu deyimi yanlış anlayıp, başımı serin tutacaksın diye, klimanın altında başını tutarsan, menenjit olursun, beynin iltihaplanır, yani başını serin tut vakitsiz değil, vaktine göre. başını buzlukta klimada tut. ya da soğuk hava üfüren bir yerde dur değil. hasta olursun. onda da yanlış anlayanlar, işte aynen "kulak misafiri olmak" deyimini anlamayan birisinin, kulağa misafir mi gidilir, O bir deyim, kinaye ve benzetmedir, burada da başını serin tutmaktan kasıt, yani tansiyonun çıkmasın, ve bu Aynen bilgisayarda fazla işlem yaptığınız zaman, bilgisayarın Cipi yani Prosesörler, o altın iğnecikler ısınınca, "melting Gold" yani altının ergime noktası gibi sıcaklığa ulaşmaya başlayınca, altın eriyince, iletkenliği bozuluyor, Aynen beyninin tansiyonunun çıkması gibi, bilgisayarında beyni ısınınca, aklı dumura vuruyor, ve bilgisayar yavaşlıyor, ve yanma tehlikesi, O yüzden içine ekstra ventilatör koyarlar, bazı bilgisayarlarda, Cip ısındığı zaman Cipi soğutmak için, ventilatör üfürür, o yüzden işte, başı serin tut, Aynen bilgisayarın o altın çipini, yani Prosesörleri soğutmak gibidir, ısındığı zaman soğutmak gibidir, yoksa aklın dumura uğrar, kan beynine hücum ettiği için, aklın çalışmaz, ne demiş peygamberimiz, hiddetlenmek sinir şeytandandır ve aklı sinir örter demiş <br />
<br />
"(O takva sahipleri) bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini tutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah da iyilik edenleri sever" buyurmuştur Rabbimiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Âl-i İmran, 3/ 134) </span></span><br />
<br />
Peygamberimiz'e gelerek kendisine öğüt vermesini isteyen bir adama Resulullah (s.a.s); "Öfkelenme!" demiş ve bu sözünü birkaç kere tekrarlamıştır <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Riyazü's-Salihîn, I, 80)</span></span><br />
<br />
Öfke anında Allah'a sığınmak ve öfkenin geçmesini istemek gerekir. Öfkeli birisini gören Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Ben bir kelime biliyorum ki, eğer şu adam o kelimeyi söylese muhakkak öfkesi geçer. O kelime: Eûzü billahi mineş-şeytânirracîm", sözüdür" <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Birr ve Sıla, 109)</span></span><br />
<br />
Kibrinden dolayı öfkelenmek, kötüdür. İsa aleyhisselam öfkenin de kibirden ileri geldiğini bildiriyor. Hadis-i şerifte (Öfkelenmek imanı bozar) buyuruluyor. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Beyheki)</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
([Eshab-ı kiram] kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidir.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Fetih 29]</span></span><br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Ümmetimin hayırlısı demir gibi sert, dayanıklı olandır.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Beyheki]</span></span><br />
<br />
(Hiddet ümmetimin seçkinlerine [iyilerine] gelen bir haslettir.)<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberani]</span></span><br />
<br />
(Amellerin, ibadetlerin en kıymetlisi, Hubb-i fillah ve Buğd-ı fillahtır.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İ.Ahmed]</span></span><br />
<br />
[Hubb-i fillah Allah için sevmek, buğd-ı fillah, Allah için buğzetmek, dargın durmak demektir.]<br />
<br />
<br />
Allahü teâlâ, öfkesini yeneni övmekte, fakat hiç öfkelenmeyeni övmemektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Yiğitlik, pehlivanlık hasmını yenen değil, öfkesini yenendir.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Buhari]</span></span><br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:<br />
<br />
"Kuvvetli ve kahraman pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Kuvvetli ve kahraman pehlivan ancak öfke zamanında nefsine mâlik olan ve öfkesini yenen kimsedir" <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Birr ve Sıla, 107)</span></span><br />
<br />
Müslim’deki hadis-i şerifte, (Ben de insanım, diğer insanlar gibi kızarım) buyurdu. Fakat kızması onu haktan ayırmazdı. Öfkesini yener ve affederdi. Allahü teâlâ, iyileri şöyle övüyor:<br />
(Onlar, bollukta ve darlıkta da infak eder, öfkelerini yener, insanları affederler.) [A.İmran 134]<br />
<br />
İnsanlar, kızmak, öfkelenmek yönünden farklıdır. Tirmizi’deki hadis-i şerifte, (İnsanlar çeşitli mizaçtadır. Kimi geç kızar, öfkesi tez geçer. Kimi çabuk kızar, çabuk yatışır, bu ise kendisini telafi eder. Kimi de tez kızar geç yatışır. En iyisi, geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp geç yatışandır) buyuruldu. Bir hadis-i şerifte de, (Mümin, tez kızar, tez barışır) buyuruldu. Fakat (Mümin hiç kızmaz) buyurulmadı.<br />
<br />
Öfkeyi yenmenin fazileti ile ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:<br />
(Kim Allah rızası için öfkesini yenerse, Allahü teâlâ da ondan azabını def eder.)<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberani]</span></span><br />
<br />
(Öfkesini yenen Cennete kavuşur.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberani]</span></span><br />
<br />
(Öfkesini yeneni, Allahü teâlâ korur ve düşmanını ona boyun eğdirir.) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Buhari]</span></span><br />
<br />
(Öfke, şeytandandır. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Öfkelenince abdest alın!) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Ebu Davud]</span></span><br />
<br />
(Sinirlenen, ayakta ise otursun. Öfkesi geçmezse yan yatsın.)<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Ebu Davud]</span></span><br />
<br />
 evet bu meseleyi de bu şekilde anlatmış olalım.<br />
<br />
 Bu bir Karoglan Raşit Tunca sağlık makalesi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
 <br />
Avusturya şiremiz ilçesi, 30 Ocak 2023 <br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3297</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:48:24 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3297</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2903" target="_blank" title="">Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak.jpg</a> (Boyut: 1.03 MB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytana sövmeyiniz” anlayışı ve şeytan karşısında müminin tavrı üzerine bir değerlendirme</span><br />
<br />
İnsan hayatında zaman zaman beklenmedik sıkıntılar, aksilikler ve can sıkıcı olaylar meydana gelir. Ayağımız takılır düşeriz, elimizdeki bardak kırılır, önemli bir işimiz ters gider, arabamız çalışmaz, yetişmek istediğimiz otobüsü kaçırırız veya hiç beklemediğimiz bir anda bir problemle karşılaşırız.<br />
<br />
Böyle zamanlarda insanın ağzından bazen:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hay aksi şeytan!”</span><br />
<br />
gibi sözler çıkar.<br />
<br />
Hatta bazı insanlar bununla da kalmayıp şeytana küfreder, lanet eder veya başına gelen her olumsuzluğun sebebi olarak şeytanı görür.<br />
<br />
Peki Müslümanın böyle bir durumda tavrı nasıl olmalıdır?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Şeytana Sövmeyiniz” Sözü Hadis Midir?</span></span><br />
<br />
İnternette zaman zaman:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytana sövmeyiniz. Çünkü o Allah'ı biliyordu ve hakikati ezelde gördü. Seninle üzerine aldığı görev sebebiyle savaşıyor. Gafil olan, Allah'ı unutan ve yenilen sensin.”</span><br />
<br />
şeklinde bir sözün hadis olduğu ileri sürülmektedir.<br />
<br />
Ancak bu sözün bu şekliyle güvenilir hadis kaynaklarında geçtiğini doğrulayamadım.<br />
<br />
Bu nedenle bu ifadeyi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kesin olarak söylediği bir hadis</span></span> şeklinde nakletmek doğru olmaz.<br />
<br />
Fakat sözün içerisinde anlatılmak istenen düşünce, bazı sahih rivayetlerde bulunan bir anlayışla ilişkilendirilebilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan, başına bir sıkıntı geldiğinde şeytanı büyütmek ve ona güç atfetmek yerine Allah'a yönelmeli, O'na sığınmalı ve O'nun adını anmalıdır.</span><br />
<br />
İşte bu konuda elimizde sahih kaynaklarda yer alan önemli bir rivayet bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Hay Aksi Şeytan” Deme!</span></span><br />
<br />
Ebû Dâvûd'da rivayet edilen hadiste, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir yolculuk sırasında devesinin üzerinde bulunan bir sahâbînin, hayvanın ayağı tökezleyince:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hay aksi şeytan!”</span><br />
<br />
dediğini işitir.<br />
<br />
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Hay aksi şeytan deme. Çünkü bunu söylediğin zaman şeytan büyür ve ev kadar olur. ‘Benim gücümle yaptım’ der. Fakat ‘Bismillah’ dediğin zaman şeytan küçülür, sinek kadar olur.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ebû Dâvûd, Edeb, 4982)</span><br />
<br />
Buradaki anlatım son derece dikkat çekicidir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize, başımıza gelen her aksilikte şeytanın adını anarak onu zihnimizde büyütmek yerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın adını anmayı</span> öğretmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytanı Büyütmek Mi, Allah'a Sığınmak Mı?</span></span><br />
<br />
Buradaki “şeytan büyür” ifadesini, hadisin verdiği mesaj çerçevesinde değerlendirmek gerekir.<br />
<br />
İnsan sürekli:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan yaptı, şeytan yüzünden oldu, şeytan beni engelledi...”</span><br />
<br />
diye düşündükçe, farkında olmadan şeytanı zihninde olduğundan daha güçlü bir konuma getirebilir.<br />
<br />
Oysa müminin asıl yapması gereken, şeytanın gücüne odaklanmak değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Allah'ın kudretine sığınmaktır.</span></span><br />
<br />
Bu sebeple başımıza bir sıkıntı geldiğinde:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismillâh”</span><br />
<br />
demek, Allah'ı hatırlamak ve O'na yönelmek çok daha güzel bir tavırdır.<br />
<br />
Kur'an-ı Kerîm'de de şeytanın vesvesesine karşı Allah'a sığınmamız emredilmektedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Eğer şeytandan gelen bir vesvese seni dürterse hemen Allah'a sığın.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(A'râf, 7/200)</span><br />
<br />
Yine:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlâhına sığınırım.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Nâs, 114/1-3)</span><br />
<br />
buyrulmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Mümin Şeytanın Adını Değil Allah'ın Adını Öne Çıkarır</span></span><br />
<br />
Burada çok ince bir nokta bulunmaktadır.<br />
<br />
Biz çoğu zaman <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”</span> diyerek şeytandan Allah'a sığınırız.<br />
<br />
Fakat burada bile dikkat edilmesi gereken şey, asıl sığındığımız varlığın şeytan değil <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah</span> olduğudur.<br />
<br />
Yani mümin:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan ne yapacak?”</span><br />
<br />
diye korkuya kapılmak yerine:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Allah benimle beraberken şeytanın bana karşı ne gücü olabilir?”</span></span><br />
<br />
diye düşünmelidir.<br />
<br />
Çünkü şeytanın insan üzerindeki etkisi zorlayıcı ve mutlak bir güç değildir. Kur'an-ı Kerîm'de şeytanın kendi durumunu anlatırken:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Benim sizin üzerinizde bir gücüm yoktu; sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz.”</span></span><br />
<br />
dediği bildirilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbrâhîm, 14/22)</span><br />
<br />
Bu ayet, insanın sorumluluğunu da ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Gafil Olan Sensin” Sözünün Anlamı</span></span><br />
<br />
İşte başta sözünü ettiğimiz, hadis olarak doğrulayamadığımız ifadenin anlatmak istediği düşünceyi bu çerçevede değerlendirebiliriz.<br />
<br />
Şeytan, insanı Allah'tan uzaklaştırmaya çalışır.<br />
<br />
İnsan ise gaflete düşüp Allah'ı unutursa, şeytanın vesvesesine açık hâle gelir.<br />
<br />
Bu durumda insanın yapması gereken şey şeytana küfretmek değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">kendi nefsini ve gafletini sorgulamaktır.</span></span><br />
<br />
Çünkü şeytanın görevi insanı imtihan etmek, vesvese vermek ve kötülüğe çağırmaktır.<br />
<br />
Fakat insanın da iradesi vardır.<br />
<br />
Şeytan çağırabilir; fakat insan o çağrıya uymak zorunda değildir.<br />
<br />
Şeytan vesvese verebilir; fakat insan Allah'a sığınabilir.<br />
<br />
Şeytan günaha davet edebilir; fakat insan:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”</span><br />
<br />
deyip Allah'a yönelebilir.<br />
<br />
İşte mümin ile şeytan arasındaki mücadelede asıl mesele budur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Pis Olana Pis Demeyelim Mi?”</span></span><br />
<br />
Burada şöyle bir soru da akla gelebilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ya Resûlallah! Pis birisine pis demeyelim de ona tertemiz bir insan mı diyelim?”</span><br />
<br />
Elbette mesele böyle değildir.<br />
<br />
Kötülüğü kötü olarak bilmek başka, kötülük yapan varlığa sürekli sövmek ve onu zihnimizde büyütmek başkadır.<br />
<br />
İslâm bize kötülüğü güzel göstermemektedir.<br />
<br />
Şeytanın düşman olduğunu Kur'an açıkça bildirmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman edinin.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Fâtır, 35/6)</span><br />
<br />
Dolayısıyla şeytanı düşman bilmek gerekir.<br />
<br />
Fakat düşman bilmek ile ona sövmek aynı şey değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mümin şeytanın düşman olduğunu bilir ama mücadelesini küfür, hakaret ve öfke üzerinden değil, Allah'a sığınarak verir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Karanlığa Küfretmek Yerine Bir Mum Yakmak</span></span><br />
<br />
Bu noktada güzel bir sözün anlamından da faydalanabiliriz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Karanlığa küfretmeyi bırak, bir mum yak.”</span><br />
<br />
Bu sözün kime ait olduğu konusunda farklı nispetler bulunsa da anlatmak istediği fikir oldukça açıktır.<br />
<br />
Karanlığa küfretmek karanlığı ortadan kaldırmaz.<br />
<br />
Aynı şekilde şeytana küfretmek de insanı Allah'a yaklaştırmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Müminin yapacağı şey, karanlığa öfkelenmek değil ışığı yakmaktır.</span></span><br />
<br />
Yani:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günah karşısında tövbe etmek,<br />
<br />
Gaflet karşısında Allah'ı zikretmek,<br />
<br />
Vesvese karşısında Allah'a sığınmak,<br />
<br />
Sıkıntı karşısında sabretmek,<br />
<br />
Kötülük karşısında iyiliği tercih etmek,<br />
<br />
Şeytanın daveti karşısında Allah'ın emrine sarılmaktır.</span><br />
<br />
İşte asıl mücadele budur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytana Verilecek En Büyük Cevap</span></span><br />
<br />
Bazen insan şeytana küfrederek onu yendiğini zanneder.<br />
<br />
Oysa şeytana verilecek en güzel cevap, onun çağrısına uymamaktır.<br />
<br />
Şeytan seni öfkelendiriyorsa sakin olmak...<br />
<br />
Seni günaha çağırıyorsa vazgeçmek...<br />
<br />
Seni Allah'ı unutturmaya çalışıyorsa zikretmek...<br />
<br />
Seni ümitsizliğe düşürmek istiyorsa Allah'ın rahmetine sarılmak...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">İşte şeytana karşı gerçek zafer budur.</span></span><br />
<br />
Çünkü şeytanın istediği, insanın Allah'ı unutmasıdır.<br />
<br />
Mümin ise her defasında Allah'a dönerse şeytanın istediğini gerçekleştirmemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytanı Suçlamak Kolaydır, Nefsi Sorgulamak Zordur</span></span><br />
<br />
İnsan bazen yaptığı bir hatanın sorumluluğunu hemen şeytana yükleyebilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan kandırdı.”</span><br />
<br />
Fakat burada insanın kendi nefsini de hesaba çekmesi gerekir.<br />
<br />
Çünkü şeytanın vesvesesi ile insanın iradesi birbirinden farklıdır.<br />
<br />
Şeytan çağırır.<br />
<br />
Nefs arzular.<br />
<br />
Fakat karar veren insanın kendisidir.<br />
<br />
Bu nedenle mümin yalnızca:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan bana ne yaptı?”</span><br />
<br />
diye değil:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Ben Allah'ın emrine karşı nasıl bir tavır gösterdim?”</span></span><br />
<br />
diye de kendisine sormalıdır.<br />
<br />
İşte insanın gerçek muhasebesi burada başlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Sonuç Olarak</span></span><br />
<br />
“Şeytana sövmeyiniz, çünkü o Allah'ı biliyordu; gafil olan sensin” şeklinde internette dolaşan sözün bu şekliyle sahih bir hadis olduğunu doğrulayamadığımız için, bunu Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) ait kesin bir hadis olarak söylemek doğru değildir.<br />
<br />
Ancak elimizde bulunan Ebû Dâvûd rivayeti, bu konunun temel mesajını açık biçimde ortaya koymaktadır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Başımıza bir sıkıntı geldiğinde şeytanın adını öne çıkarmak yerine Allah'ın adını anmalı ve O'na sığınmalıyız.</span></span><br />
<br />
Şeytanı düşman bileceğiz fakat onu zihnimizde büyütmeyeceğiz.<br />
<br />
Kötülüğü kötü bileceğiz fakat öfkemizi küfür ve hakarete dönüştürmeyeceğiz.<br />
<br />
Bir hata yaptığımızda sadece şeytanı suçlamayacağız; kendi nefsimizi de sorgulayacağız.<br />
<br />
Çünkü şeytanın asıl istediği, insanın Allah'ı unutmasıdır.<br />
<br />
Biz ise her sıkıntıda:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Bismillâh”</span></span><br />
<br />
diyerek Allah'ı hatırlarsak, her vesvesede:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”</span></span><br />
<br />
diyerek Allah'a sığınırsak ve her günahın ardından tövbe ederek Rabbimize dönersek, şeytanın istediğinin tam tersini yapmış oluruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Öyleyse şeytana sövmekle vakit kaybetmek yerine Allah'a sığınalım. Şeytanın adını büyütmek yerine Allah'ın adını yüceltelim. Çünkü müminin gerçek gücü, şeytana karşı öfkesinde değil, Allah'a olan bağlılığındadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbimiz bizleri şeytanın vesveselerinden korusun, nefsimizin şerrinden muhafaza eylesin, her türlü gafletten uyandırsın ve kendisini unutmayan kullarından eylesin. Âmin.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span><br />
<br />
Schrems, 30.01.2023</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2903" target="_blank" title="">Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak.jpg</a> (Boyut: 1.03 MB / İndirmeler: 13)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytana sövmeyiniz” anlayışı ve şeytan karşısında müminin tavrı üzerine bir değerlendirme</span><br />
<br />
İnsan hayatında zaman zaman beklenmedik sıkıntılar, aksilikler ve can sıkıcı olaylar meydana gelir. Ayağımız takılır düşeriz, elimizdeki bardak kırılır, önemli bir işimiz ters gider, arabamız çalışmaz, yetişmek istediğimiz otobüsü kaçırırız veya hiç beklemediğimiz bir anda bir problemle karşılaşırız.<br />
<br />
Böyle zamanlarda insanın ağzından bazen:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hay aksi şeytan!”</span><br />
<br />
gibi sözler çıkar.<br />
<br />
Hatta bazı insanlar bununla da kalmayıp şeytana küfreder, lanet eder veya başına gelen her olumsuzluğun sebebi olarak şeytanı görür.<br />
<br />
Peki Müslümanın böyle bir durumda tavrı nasıl olmalıdır?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Şeytana Sövmeyiniz” Sözü Hadis Midir?</span></span><br />
<br />
İnternette zaman zaman:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytana sövmeyiniz. Çünkü o Allah'ı biliyordu ve hakikati ezelde gördü. Seninle üzerine aldığı görev sebebiyle savaşıyor. Gafil olan, Allah'ı unutan ve yenilen sensin.”</span><br />
<br />
şeklinde bir sözün hadis olduğu ileri sürülmektedir.<br />
<br />
Ancak bu sözün bu şekliyle güvenilir hadis kaynaklarında geçtiğini doğrulayamadım.<br />
<br />
Bu nedenle bu ifadeyi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kesin olarak söylediği bir hadis</span></span> şeklinde nakletmek doğru olmaz.<br />
<br />
Fakat sözün içerisinde anlatılmak istenen düşünce, bazı sahih rivayetlerde bulunan bir anlayışla ilişkilendirilebilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan, başına bir sıkıntı geldiğinde şeytanı büyütmek ve ona güç atfetmek yerine Allah'a yönelmeli, O'na sığınmalı ve O'nun adını anmalıdır.</span><br />
<br />
İşte bu konuda elimizde sahih kaynaklarda yer alan önemli bir rivayet bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Hay Aksi Şeytan” Deme!</span></span><br />
<br />
Ebû Dâvûd'da rivayet edilen hadiste, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir yolculuk sırasında devesinin üzerinde bulunan bir sahâbînin, hayvanın ayağı tökezleyince:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hay aksi şeytan!”</span><br />
<br />
dediğini işitir.<br />
<br />
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Hay aksi şeytan deme. Çünkü bunu söylediğin zaman şeytan büyür ve ev kadar olur. ‘Benim gücümle yaptım’ der. Fakat ‘Bismillah’ dediğin zaman şeytan küçülür, sinek kadar olur.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ebû Dâvûd, Edeb, 4982)</span><br />
<br />
Buradaki anlatım son derece dikkat çekicidir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize, başımıza gelen her aksilikte şeytanın adını anarak onu zihnimizde büyütmek yerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın adını anmayı</span> öğretmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytanı Büyütmek Mi, Allah'a Sığınmak Mı?</span></span><br />
<br />
Buradaki “şeytan büyür” ifadesini, hadisin verdiği mesaj çerçevesinde değerlendirmek gerekir.<br />
<br />
İnsan sürekli:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan yaptı, şeytan yüzünden oldu, şeytan beni engelledi...”</span><br />
<br />
diye düşündükçe, farkında olmadan şeytanı zihninde olduğundan daha güçlü bir konuma getirebilir.<br />
<br />
Oysa müminin asıl yapması gereken, şeytanın gücüne odaklanmak değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Allah'ın kudretine sığınmaktır.</span></span><br />
<br />
Bu sebeple başımıza bir sıkıntı geldiğinde:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismillâh”</span><br />
<br />
demek, Allah'ı hatırlamak ve O'na yönelmek çok daha güzel bir tavırdır.<br />
<br />
Kur'an-ı Kerîm'de de şeytanın vesvesesine karşı Allah'a sığınmamız emredilmektedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Eğer şeytandan gelen bir vesvese seni dürterse hemen Allah'a sığın.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(A'râf, 7/200)</span><br />
<br />
Yine:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlâhına sığınırım.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Nâs, 114/1-3)</span><br />
<br />
buyrulmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Mümin Şeytanın Adını Değil Allah'ın Adını Öne Çıkarır</span></span><br />
<br />
Burada çok ince bir nokta bulunmaktadır.<br />
<br />
Biz çoğu zaman <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”</span> diyerek şeytandan Allah'a sığınırız.<br />
<br />
Fakat burada bile dikkat edilmesi gereken şey, asıl sığındığımız varlığın şeytan değil <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah</span> olduğudur.<br />
<br />
Yani mümin:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan ne yapacak?”</span><br />
<br />
diye korkuya kapılmak yerine:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Allah benimle beraberken şeytanın bana karşı ne gücü olabilir?”</span></span><br />
<br />
diye düşünmelidir.<br />
<br />
Çünkü şeytanın insan üzerindeki etkisi zorlayıcı ve mutlak bir güç değildir. Kur'an-ı Kerîm'de şeytanın kendi durumunu anlatırken:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Benim sizin üzerinizde bir gücüm yoktu; sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz.”</span></span><br />
<br />
dediği bildirilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbrâhîm, 14/22)</span><br />
<br />
Bu ayet, insanın sorumluluğunu da ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Gafil Olan Sensin” Sözünün Anlamı</span></span><br />
<br />
İşte başta sözünü ettiğimiz, hadis olarak doğrulayamadığımız ifadenin anlatmak istediği düşünceyi bu çerçevede değerlendirebiliriz.<br />
<br />
Şeytan, insanı Allah'tan uzaklaştırmaya çalışır.<br />
<br />
İnsan ise gaflete düşüp Allah'ı unutursa, şeytanın vesvesesine açık hâle gelir.<br />
<br />
Bu durumda insanın yapması gereken şey şeytana küfretmek değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">kendi nefsini ve gafletini sorgulamaktır.</span></span><br />
<br />
Çünkü şeytanın görevi insanı imtihan etmek, vesvese vermek ve kötülüğe çağırmaktır.<br />
<br />
Fakat insanın da iradesi vardır.<br />
<br />
Şeytan çağırabilir; fakat insan o çağrıya uymak zorunda değildir.<br />
<br />
Şeytan vesvese verebilir; fakat insan Allah'a sığınabilir.<br />
<br />
Şeytan günaha davet edebilir; fakat insan:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”</span><br />
<br />
deyip Allah'a yönelebilir.<br />
<br />
İşte mümin ile şeytan arasındaki mücadelede asıl mesele budur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Pis Olana Pis Demeyelim Mi?”</span></span><br />
<br />
Burada şöyle bir soru da akla gelebilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ya Resûlallah! Pis birisine pis demeyelim de ona tertemiz bir insan mı diyelim?”</span><br />
<br />
Elbette mesele böyle değildir.<br />
<br />
Kötülüğü kötü olarak bilmek başka, kötülük yapan varlığa sürekli sövmek ve onu zihnimizde büyütmek başkadır.<br />
<br />
İslâm bize kötülüğü güzel göstermemektedir.<br />
<br />
Şeytanın düşman olduğunu Kur'an açıkça bildirmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman edinin.”</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Fâtır, 35/6)</span><br />
<br />
Dolayısıyla şeytanı düşman bilmek gerekir.<br />
<br />
Fakat düşman bilmek ile ona sövmek aynı şey değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mümin şeytanın düşman olduğunu bilir ama mücadelesini küfür, hakaret ve öfke üzerinden değil, Allah'a sığınarak verir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Karanlığa Küfretmek Yerine Bir Mum Yakmak</span></span><br />
<br />
Bu noktada güzel bir sözün anlamından da faydalanabiliriz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Karanlığa küfretmeyi bırak, bir mum yak.”</span><br />
<br />
Bu sözün kime ait olduğu konusunda farklı nispetler bulunsa da anlatmak istediği fikir oldukça açıktır.<br />
<br />
Karanlığa küfretmek karanlığı ortadan kaldırmaz.<br />
<br />
Aynı şekilde şeytana küfretmek de insanı Allah'a yaklaştırmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Müminin yapacağı şey, karanlığa öfkelenmek değil ışığı yakmaktır.</span></span><br />
<br />
Yani:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günah karşısında tövbe etmek,<br />
<br />
Gaflet karşısında Allah'ı zikretmek,<br />
<br />
Vesvese karşısında Allah'a sığınmak,<br />
<br />
Sıkıntı karşısında sabretmek,<br />
<br />
Kötülük karşısında iyiliği tercih etmek,<br />
<br />
Şeytanın daveti karşısında Allah'ın emrine sarılmaktır.</span><br />
<br />
İşte asıl mücadele budur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytana Verilecek En Büyük Cevap</span></span><br />
<br />
Bazen insan şeytana küfrederek onu yendiğini zanneder.<br />
<br />
Oysa şeytana verilecek en güzel cevap, onun çağrısına uymamaktır.<br />
<br />
Şeytan seni öfkelendiriyorsa sakin olmak...<br />
<br />
Seni günaha çağırıyorsa vazgeçmek...<br />
<br />
Seni Allah'ı unutturmaya çalışıyorsa zikretmek...<br />
<br />
Seni ümitsizliğe düşürmek istiyorsa Allah'ın rahmetine sarılmak...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">İşte şeytana karşı gerçek zafer budur.</span></span><br />
<br />
Çünkü şeytanın istediği, insanın Allah'ı unutmasıdır.<br />
<br />
Mümin ise her defasında Allah'a dönerse şeytanın istediğini gerçekleştirmemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Şeytanı Suçlamak Kolaydır, Nefsi Sorgulamak Zordur</span></span><br />
<br />
İnsan bazen yaptığı bir hatanın sorumluluğunu hemen şeytana yükleyebilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan kandırdı.”</span><br />
<br />
Fakat burada insanın kendi nefsini de hesaba çekmesi gerekir.<br />
<br />
Çünkü şeytanın vesvesesi ile insanın iradesi birbirinden farklıdır.<br />
<br />
Şeytan çağırır.<br />
<br />
Nefs arzular.<br />
<br />
Fakat karar veren insanın kendisidir.<br />
<br />
Bu nedenle mümin yalnızca:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Şeytan bana ne yaptı?”</span><br />
<br />
diye değil:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Ben Allah'ın emrine karşı nasıl bir tavır gösterdim?”</span></span><br />
<br />
diye de kendisine sormalıdır.<br />
<br />
İşte insanın gerçek muhasebesi burada başlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Sonuç Olarak</span></span><br />
<br />
“Şeytana sövmeyiniz, çünkü o Allah'ı biliyordu; gafil olan sensin” şeklinde internette dolaşan sözün bu şekliyle sahih bir hadis olduğunu doğrulayamadığımız için, bunu Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) ait kesin bir hadis olarak söylemek doğru değildir.<br />
<br />
Ancak elimizde bulunan Ebû Dâvûd rivayeti, bu konunun temel mesajını açık biçimde ortaya koymaktadır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Başımıza bir sıkıntı geldiğinde şeytanın adını öne çıkarmak yerine Allah'ın adını anmalı ve O'na sığınmalıyız.</span></span><br />
<br />
Şeytanı düşman bileceğiz fakat onu zihnimizde büyütmeyeceğiz.<br />
<br />
Kötülüğü kötü bileceğiz fakat öfkemizi küfür ve hakarete dönüştürmeyeceğiz.<br />
<br />
Bir hata yaptığımızda sadece şeytanı suçlamayacağız; kendi nefsimizi de sorgulayacağız.<br />
<br />
Çünkü şeytanın asıl istediği, insanın Allah'ı unutmasıdır.<br />
<br />
Biz ise her sıkıntıda:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Bismillâh”</span></span><br />
<br />
diyerek Allah'ı hatırlarsak, her vesvesede:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”</span></span><br />
<br />
diyerek Allah'a sığınırsak ve her günahın ardından tövbe ederek Rabbimize dönersek, şeytanın istediğinin tam tersini yapmış oluruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Öyleyse şeytana sövmekle vakit kaybetmek yerine Allah'a sığınalım. Şeytanın adını büyütmek yerine Allah'ın adını yüceltelim. Çünkü müminin gerçek gücü, şeytana karşı öfkesinde değil, Allah'a olan bağlılığındadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbimiz bizleri şeytanın vesveselerinden korusun, nefsimizin şerrinden muhafaza eylesin, her türlü gafletten uyandırsın ve kendisini unutmayan kullarından eylesin. Âmin.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span><br />
<br />
Schrems, 30.01.2023</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vahiy Bitti mi Kesildi mi? Allah insanlar ile Teması  Kesti mi Artık?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3296</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:39:25 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3296</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2902" target="_blank" title="">Vahiy Bitti mi Kesildi mi Allah insanlar ile Teması  Kesti mi Artık.jpg</a> (Boyut: 964 KB / İndirmeler: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vahiy Bitti mi Kesildi mi? Allah insanlar ile Teması  Kesti mi Artık?</span></span><br />
<br />
Kur'an tamamlandığı için, vahiy de, peygamberimizle birlikte, Kur'an ile birlikte kesilmiştir, artık vahiy yoktur, ilham Vardır, firaset vardır, bir de Sadık Rüya vardır diye anlatılıyor, iddia ediliyor. <br />
<br />
Doğrumudur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذ۪ي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَۙ <br />
<br />
<br />
Ve evhâ rabbuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEALi</span></span><br />
<br />
Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Veya</span></span><br />
<br />
Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Nahl Suresi 68 )</span></span><br />
<br />
Nahl suresi 68. ayette, Rabbin Bal arısına vahyetti,çayırlarda, çimenliklerde, ağaçlık olan yerlerde, yuva yap, rızkını ara, gibicesine vahyettiğini bildiriyor.<br />
<br />
Bu ayet gösteriyor ki, <br />
<br />
Vahiy : Vahiy Sadece, Kur'an gibi dini hükümleri içeren, namazdır, abdesttir, insan haklarıdır, ve benzeri kuralları içeren, din bilgilerini kapsayan, ve sadece Cebrail ile gelen, bir bilgi değildir. Allah arıya vahyederken, bir din indirmedi, arıların bir dini yok, onlara sadece rızkını ve yuvasını nerede yapıp, rızkını nerede arayacağını bildirdiğini belirterekten, O'nlara da vahyettim diyor. Yani vahiy : seni yönlendiren bilgi, Bu bir buluş için, icat için olabilir, yahut başın dardadır, seni kurtuluşa erdirecek bir çıkış kapısıdır, yahut bir bilgidir ki, mesela insanlar bu konuda ihtilafa düşmüştür, Allah seni, o konuda halife kılmıştır, ve senin ile o ihtilafı düzeltmek istemektedir, ve sana ilham edip(vahyedip) bu ihtilafı bu sayede çözer. ilham ile vahiyin farkı: ilham zaten meleklerden gelen ses veya frekans, vahiy direkt Allah'tan gelen, arada vasıtasız, Allah'tan gelen ses veya Frekans veya bilgiye verilen isim ki, Haşa kella, Allah öldü mü ki, vahiy kesilsin, Allah insanlara bilgi vermekten bıktı mı, usandı mı ki, insanları doğru yola iletmek için, vahiy yöntemini kullanmasın? birilerini yönlendirmesin! Allahü Teala Kuranda<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَٱنتَقَمْنَا مِنَ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ ۖ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ ٱلْمُؤْمِنِينَ<br />
<br />
Ve lekad erselnâ min kablike rusulen ilâ kavmihim fe câûhum bil beyyinâti fentekamnâ minellezîne ecramû, ve kâne hakkan aleynâ nasrul mu’minîn.<br />
<br />
Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rûm Suresi 47. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
Dostlarıma yardım etmek üzerime vacip oldu diyor, müminlere yardım etmek, yani iman eden dostlarına yardım etmek, üzerime vacip oldu diyor, bu yardım etmek sadece, Sence Mesela, adamın arabası yok, Araba almasına, ya da, savaş yapıyor, Savaş'ı yenmesine yardım etmesi mi, zannediyorsunuz. müminlerin başına Her çeşit belalar geliyor, Belki bu bela : Bir tartışmada birisinin(Mümin Birsinin) başı belada, adamı yalancı çıkarıyorlar, Allah O'nun doğru olduğunu ispat etmek için, O'na doğru bilgileri vahiy eder ilham eder, çünkü Allah'ın dostudur, Mümindir, Çünkü Müminler  Allah'ın dostudur, <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذٖينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِؕ وَالَّذٖينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِؕ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَࣖ<br />
<br />
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr, vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât, ulâike ashâbun nâr, hum fîhâ hâlidûn.<br />
<br />
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bakara Suresi - 257)</span></span><br />
<br />
O hani, Peygamberimiz Miraç ettiğinde, Yahudiler geldiler, Peygamberimizi yalancı çıkarmak için, sen Allah'la görüşmeye gittin, bir de Mescidi Aksa'yı gördüm diyorsun, Hadi bakalım bize mescide Aksa'nın camları kaç tane söyle dediler. Peygamberimiz : O an gözümüzün önüne mescid-i Aksa getirildi, Ben de camlarının sayısını sayıp , onlara söyledim. diye rivayet ediyor.<br />
<br />
Yani işte böyle bir şey, Allah bir çıkmazdan, bir kulunu, sevdiği bir kulunu, dostunu, O çıkmazdan kurtarmak, çıkarmak için, bir bilgi, bir görüntü, bir ses, Bir Hayal gösterebilir. Bunların hepsi Allah'tan direkt geldiği için, hepsi vahiy niteliğindedir, yani vahiy sadece peygamberlere de inmiyormuş.<br />
<br />
Ben, bundan seneler önce, bir vaaz yapmıştım, vaaz da dedim ki : Ben Evimin penceresinin önüne, ekmek parçaları koyuyorum, ve yakınlardaki Kuşlar, gelip benim penceremdeki ekmekleri yiyorlar. Peki bunlar, Koskoca şehirde, benim penceremin önünde ekmek olduğunu, nereden biliyorlar. Tabii ki, Allah, onlara git, raşit'in evinin penceresini önünde, Sizin rızkınız var, diye vahyediyor. buna benzer minvalde vaaz etmiştim. Ve bunu dinleyenlerden yada okuyanlardan birisi de, Radyo dj si  "Ceyhun Yılmaz" bu sohbeti dinlemiş yada okumuş herhalde, ondan sonra, penceresinin önüne, Ekmek parçaları koymuş, ve bunu ben Facebook'ta ya da Twitter'da gördüm, Facebook'taydı herhalde, ve oradaki martılardan bir tanesi gelmiş, ve ekmekleri yemiş, Ondan sonra, o Martı ile Bu ikisi arkadaş olmuşlar,Martının ismini "Enayi" koymuş, ve "enayi geldi, yine ekmekleri aldı gitti" diyerekten video kısa videolar resimler eklemeye başladı. Yani biz ona öğrettik bu ilmi. O da Hakkal yakin tatbik etti, yaşadı bildi ve öğrendi. yani vahiy Kapanmış bitmiş değil, Allah yine o martıya da vahyetti, yani vahiy sadece arıya da değil, vahiy Martı ya, diğer hayvanlara, insanlara, evliyalara, Allah dostlarına, haala vahiy devam ediyor. vahiy sadece dini bilgiler demek değildir, bir mucit amcanın, o icadı yapabilmesi için gereken bilgiyi de, Allah yine o mucit amcaya, vahiy yoluyla bildiren, ilham yoluyla bildirendir. Hani bir nevi ilham, meleklerden gelen sese verilen isimdir, arada vasıta, yani melekler o bilgiyi Allah'tan alıp, insana verince, ilham denilir. Ama Allah'tan gelene vahiy denilir, Allah vahiy de de, yine çeşitli gönderme sistemleri kullanmış, arada vasıta olaraktan Melekleri kullanırsa, işte Cebrail ile gelmesi gibi, yahut da çan çınlama sesi gibi şeklinde diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz.(Misal Kulak Çınlaması), yani yine, gönlüne düşen bir bilgi de, Allah'tan gelen bir vahiy olabilir, bu vahiy yani, illaki seni peygamber yapmak için gelecek bilgi değildir, peygamberlik bittiği için, seni onu bunu peygamber edecek bir bilgi değildir, yani peygamber olmak için değildir, ya da peygamberlere mahsus bir billgi de değildir her  vahiy. Evet bunu kısaca anlatmak istedim, Biraz uzun oldu ama, inşallah anlaşılmıştır.<br />
<br />
Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 29 Ocak 2023</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2902" target="_blank" title="">Vahiy Bitti mi Kesildi mi Allah insanlar ile Teması  Kesti mi Artık.jpg</a> (Boyut: 964 KB / İndirmeler: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vahiy Bitti mi Kesildi mi? Allah insanlar ile Teması  Kesti mi Artık?</span></span><br />
<br />
Kur'an tamamlandığı için, vahiy de, peygamberimizle birlikte, Kur'an ile birlikte kesilmiştir, artık vahiy yoktur, ilham Vardır, firaset vardır, bir de Sadık Rüya vardır diye anlatılıyor, iddia ediliyor. <br />
<br />
Doğrumudur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذ۪ي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَۙ <br />
<br />
<br />
Ve evhâ rabbuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEALi</span></span><br />
<br />
Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Veya</span></span><br />
<br />
Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Nahl Suresi 68 )</span></span><br />
<br />
Nahl suresi 68. ayette, Rabbin Bal arısına vahyetti,çayırlarda, çimenliklerde, ağaçlık olan yerlerde, yuva yap, rızkını ara, gibicesine vahyettiğini bildiriyor.<br />
<br />
Bu ayet gösteriyor ki, <br />
<br />
Vahiy : Vahiy Sadece, Kur'an gibi dini hükümleri içeren, namazdır, abdesttir, insan haklarıdır, ve benzeri kuralları içeren, din bilgilerini kapsayan, ve sadece Cebrail ile gelen, bir bilgi değildir. Allah arıya vahyederken, bir din indirmedi, arıların bir dini yok, onlara sadece rızkını ve yuvasını nerede yapıp, rızkını nerede arayacağını bildirdiğini belirterekten, O'nlara da vahyettim diyor. Yani vahiy : seni yönlendiren bilgi, Bu bir buluş için, icat için olabilir, yahut başın dardadır, seni kurtuluşa erdirecek bir çıkış kapısıdır, yahut bir bilgidir ki, mesela insanlar bu konuda ihtilafa düşmüştür, Allah seni, o konuda halife kılmıştır, ve senin ile o ihtilafı düzeltmek istemektedir, ve sana ilham edip(vahyedip) bu ihtilafı bu sayede çözer. ilham ile vahiyin farkı: ilham zaten meleklerden gelen ses veya frekans, vahiy direkt Allah'tan gelen, arada vasıtasız, Allah'tan gelen ses veya Frekans veya bilgiye verilen isim ki, Haşa kella, Allah öldü mü ki, vahiy kesilsin, Allah insanlara bilgi vermekten bıktı mı, usandı mı ki, insanları doğru yola iletmek için, vahiy yöntemini kullanmasın? birilerini yönlendirmesin! Allahü Teala Kuranda<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَٱنتَقَمْنَا مِنَ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ ۖ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ ٱلْمُؤْمِنِينَ<br />
<br />
Ve lekad erselnâ min kablike rusulen ilâ kavmihim fe câûhum bil beyyinâti fentekamnâ minellezîne ecramû, ve kâne hakkan aleynâ nasrul mu’minîn.<br />
<br />
Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rûm Suresi 47. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
Dostlarıma yardım etmek üzerime vacip oldu diyor, müminlere yardım etmek, yani iman eden dostlarına yardım etmek, üzerime vacip oldu diyor, bu yardım etmek sadece, Sence Mesela, adamın arabası yok, Araba almasına, ya da, savaş yapıyor, Savaş'ı yenmesine yardım etmesi mi, zannediyorsunuz. müminlerin başına Her çeşit belalar geliyor, Belki bu bela : Bir tartışmada birisinin(Mümin Birsinin) başı belada, adamı yalancı çıkarıyorlar, Allah O'nun doğru olduğunu ispat etmek için, O'na doğru bilgileri vahiy eder ilham eder, çünkü Allah'ın dostudur, Mümindir, Çünkü Müminler  Allah'ın dostudur, <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذٖينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِؕ وَالَّذٖينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِؕ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَࣖ<br />
<br />
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr, vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât, ulâike ashâbun nâr, hum fîhâ hâlidûn.<br />
<br />
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bakara Suresi - 257)</span></span><br />
<br />
O hani, Peygamberimiz Miraç ettiğinde, Yahudiler geldiler, Peygamberimizi yalancı çıkarmak için, sen Allah'la görüşmeye gittin, bir de Mescidi Aksa'yı gördüm diyorsun, Hadi bakalım bize mescide Aksa'nın camları kaç tane söyle dediler. Peygamberimiz : O an gözümüzün önüne mescid-i Aksa getirildi, Ben de camlarının sayısını sayıp , onlara söyledim. diye rivayet ediyor.<br />
<br />
Yani işte böyle bir şey, Allah bir çıkmazdan, bir kulunu, sevdiği bir kulunu, dostunu, O çıkmazdan kurtarmak, çıkarmak için, bir bilgi, bir görüntü, bir ses, Bir Hayal gösterebilir. Bunların hepsi Allah'tan direkt geldiği için, hepsi vahiy niteliğindedir, yani vahiy sadece peygamberlere de inmiyormuş.<br />
<br />
Ben, bundan seneler önce, bir vaaz yapmıştım, vaaz da dedim ki : Ben Evimin penceresinin önüne, ekmek parçaları koyuyorum, ve yakınlardaki Kuşlar, gelip benim penceremdeki ekmekleri yiyorlar. Peki bunlar, Koskoca şehirde, benim penceremin önünde ekmek olduğunu, nereden biliyorlar. Tabii ki, Allah, onlara git, raşit'in evinin penceresini önünde, Sizin rızkınız var, diye vahyediyor. buna benzer minvalde vaaz etmiştim. Ve bunu dinleyenlerden yada okuyanlardan birisi de, Radyo dj si  "Ceyhun Yılmaz" bu sohbeti dinlemiş yada okumuş herhalde, ondan sonra, penceresinin önüne, Ekmek parçaları koymuş, ve bunu ben Facebook'ta ya da Twitter'da gördüm, Facebook'taydı herhalde, ve oradaki martılardan bir tanesi gelmiş, ve ekmekleri yemiş, Ondan sonra, o Martı ile Bu ikisi arkadaş olmuşlar,Martının ismini "Enayi" koymuş, ve "enayi geldi, yine ekmekleri aldı gitti" diyerekten video kısa videolar resimler eklemeye başladı. Yani biz ona öğrettik bu ilmi. O da Hakkal yakin tatbik etti, yaşadı bildi ve öğrendi. yani vahiy Kapanmış bitmiş değil, Allah yine o martıya da vahyetti, yani vahiy sadece arıya da değil, vahiy Martı ya, diğer hayvanlara, insanlara, evliyalara, Allah dostlarına, haala vahiy devam ediyor. vahiy sadece dini bilgiler demek değildir, bir mucit amcanın, o icadı yapabilmesi için gereken bilgiyi de, Allah yine o mucit amcaya, vahiy yoluyla bildiren, ilham yoluyla bildirendir. Hani bir nevi ilham, meleklerden gelen sese verilen isimdir, arada vasıta, yani melekler o bilgiyi Allah'tan alıp, insana verince, ilham denilir. Ama Allah'tan gelene vahiy denilir, Allah vahiy de de, yine çeşitli gönderme sistemleri kullanmış, arada vasıta olaraktan Melekleri kullanırsa, işte Cebrail ile gelmesi gibi, yahut da çan çınlama sesi gibi şeklinde diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz.(Misal Kulak Çınlaması), yani yine, gönlüne düşen bir bilgi de, Allah'tan gelen bir vahiy olabilir, bu vahiy yani, illaki seni peygamber yapmak için gelecek bilgi değildir, peygamberlik bittiği için, seni onu bunu peygamber edecek bir bilgi değildir, yani peygamber olmak için değildir, ya da peygamberlere mahsus bir billgi de değildir her  vahiy. Evet bunu kısaca anlatmak istedim, Biraz uzun oldu ama, inşallah anlaşılmıştır.<br />
<br />
Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 29 Ocak 2023</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>