<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Günlük Tesbihatlar]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 20:06:15 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[En faziletli zikir hangisidir? Allah’ı zikretmenin en güzel şekli nedir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2721</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 07:10:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2721</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En faziletli zikir hangisidir? Allah’ı zikretmenin en güzel şekli nedir?</span></span><br />
<br />
Peygamberimizin okuduğu ve tavsiye ettiği zikirler var mı? Allah’ı<br />
zikretmenin fazileti ile ilgili hadisler.Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi»<br />
“Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü<br />
kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani<br />
Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür.<br />
(Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir<br />
tebşîrdir.<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve<br />
sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf<br />
kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira,<br />
hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı<br />
ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri<br />
amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla<br />
süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul<br />
olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da<br />
bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul<br />
olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların<br />
vasfında:<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı<br />
zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz<br />
aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii<br />
kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o<br />
ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi<br />
bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler:<br />
– Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün<br />
kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi,<br />
derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı?<br />
– Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla<br />
arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet<br />
bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu<br />
söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette<br />
kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse<br />
ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o<br />
söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse,<br />
bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu<br />
söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu<br />
rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ<br />
Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe<br />
illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa<br />
demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları<br />
adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar<br />
dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe<br />
illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla<br />
beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek<br />
sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber<br />
Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini<br />
verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim<br />
uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah<br />
olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi<br />
diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları<br />
Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık<br />
sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü<br />
onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka<br />
veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle<br />
aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir,<br />
sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli<br />
olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her<br />
namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu<br />
ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü<br />
vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli<br />
şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa,<br />
affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her<br />
çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden<br />
kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden.<br />
اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı<br />
yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven<br />
veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları<br />
onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren,<br />
irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir<br />
olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan.<br />
اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her<br />
şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri<br />
tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden.<br />
اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve<br />
cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın<br />
canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit<br />
çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her<br />
şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En<br />
ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz<br />
edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince<br />
noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların<br />
cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve<br />
cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir,<br />
yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında<br />
ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti<br />
çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları<br />
insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden<br />
de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı<br />
için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat<br />
karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel<br />
karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ<br />
el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan<br />
işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve<br />
belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin<br />
hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla<br />
hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen,<br />
onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş<br />
ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti<br />
geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen<br />
var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden<br />
duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne<br />
uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde<br />
neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri,<br />
yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi<br />
olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı<br />
kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir.<br />
اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı<br />
olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için<br />
lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek.<br />
Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla<br />
şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin<br />
bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve<br />
dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine<br />
sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın<br />
işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen<br />
hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi.<br />
اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın<br />
mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek<br />
münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın.<br />
اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün<br />
mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem<br />
hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ<br />
وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün<br />
işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi.<br />
Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini,<br />
istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen<br />
ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek<br />
için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz,<br />
misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında,<br />
fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün<br />
işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere<br />
âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm<br />
veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün<br />
korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no:<br />
3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve<br />
tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül<br />
aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet<br />
ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah<br />
var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir<br />
ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin<br />
cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir<br />
şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe<br />
edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile<br />
yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan<br />
hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir<br />
kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı<br />
kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi<br />
cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul<br />
kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul<br />
Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe<br />
başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı<br />
Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana<br />
şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük<br />
etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki,<br />
zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr<br />
olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak<br />
kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I,<br />
414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi<br />
zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali<br />
el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni<br />
zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben<br />
ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî,<br />
no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz<br />
ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz.<br />
Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî,<br />
VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve<br />
cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz<br />
ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler<br />
için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına<br />
hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret<br />
ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara,<br />
ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip<br />
mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan<br />
dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona<br />
kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa;<br />
yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse<br />
Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu<br />
üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb<br />
eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul<br />
etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve<br />
muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan<br />
sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını<br />
uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En faziletli zikir hangisidir? Allah’ı zikretmenin en güzel şekli nedir?</span></span><br />
<br />
Peygamberimizin okuduğu ve tavsiye ettiği zikirler var mı? Allah’ı<br />
zikretmenin fazileti ile ilgili hadisler.Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi»<br />
“Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü<br />
kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani<br />
Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür.<br />
(Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir<br />
tebşîrdir.<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve<br />
sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf<br />
kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira,<br />
hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı<br />
ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri<br />
amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla<br />
süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul<br />
olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da<br />
bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul<br />
olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların<br />
vasfında:<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı<br />
zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz<br />
aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii<br />
kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o<br />
ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi<br />
bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler:<br />
– Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün<br />
kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi,<br />
derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı?<br />
– Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla<br />
arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet<br />
bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu<br />
söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette<br />
kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse<br />
ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o<br />
söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse,<br />
bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu<br />
söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu<br />
rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ<br />
Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe<br />
illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa<br />
demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları<br />
adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar<br />
dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe<br />
illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla<br />
beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek<br />
sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber<br />
Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini<br />
verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim<br />
uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah<br />
olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi<br />
diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları<br />
Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık<br />
sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü<br />
onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka<br />
veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle<br />
aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir,<br />
sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli<br />
olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her<br />
namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu<br />
ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü<br />
vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli<br />
şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa,<br />
affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her<br />
çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden<br />
kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden.<br />
اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı<br />
yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven<br />
veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları<br />
onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren,<br />
irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir<br />
olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan.<br />
اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her<br />
şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri<br />
tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden.<br />
اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve<br />
cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın<br />
canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit<br />
çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her<br />
şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En<br />
ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz<br />
edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince<br />
noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların<br />
cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve<br />
cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir,<br />
yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında<br />
ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti<br />
çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları<br />
insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden<br />
de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı<br />
için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat<br />
karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel<br />
karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ<br />
el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan<br />
işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve<br />
belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin<br />
hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla<br />
hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen,<br />
onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş<br />
ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti<br />
geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen<br />
var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden<br />
duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne<br />
uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde<br />
neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri,<br />
yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi<br />
olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı<br />
kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir.<br />
اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı<br />
olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için<br />
lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek.<br />
Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla<br />
şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin<br />
bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve<br />
dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine<br />
sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın<br />
işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen<br />
hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi.<br />
اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın<br />
mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek<br />
münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın.<br />
اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün<br />
mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem<br />
hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ<br />
وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün<br />
işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi.<br />
Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini,<br />
istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen<br />
ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek<br />
için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz,<br />
misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında,<br />
fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün<br />
işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere<br />
âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm<br />
veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün<br />
korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no:<br />
3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve<br />
tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül<br />
aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet<br />
ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah<br />
var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir<br />
ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin<br />
cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir<br />
şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe<br />
edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile<br />
yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan<br />
hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir<br />
kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı<br />
kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi<br />
cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul<br />
kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul<br />
Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe<br />
başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı<br />
Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana<br />
şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük<br />
etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki,<br />
zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr<br />
olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak<br />
kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I,<br />
414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi<br />
zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
«Arapça:<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali<br />
el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni<br />
zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben<br />
ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî,<br />
no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz<br />
ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz.<br />
Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî,<br />
VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve<br />
cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz<br />
ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler<br />
için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına<br />
hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret<br />
ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara,<br />
ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip<br />
mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan<br />
dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona<br />
kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa;<br />
yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse<br />
Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu<br />
üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb<br />
eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul<br />
etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve<br />
muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan<br />
sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını<br />
uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yolda Arabada Evde Camide Sokakta Günlük Çekilebilecek Tesbihler Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2720</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:32:26 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2720</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yolda Arabada Evde Camide Sokakta Günlük Çekilebilecek Tesbihler Zikirler</span></span><br />
<br />
Bir yandan günlük hayatımıza devam ederken diğer yandan yolda, arabada, evde okumak için önereceğiniz zikirler var mıdır? Varsa nelerdir?<br />
<br />
Günlük hayatın her anında okunabilecek pek çok zikir vardır. Burada kısa bir liste olması adına aşağıdaki zikirleri sıralayabiliriz:<br />
<br />
-Euzü Besmele ve Besmele<br />
<br />
-Namaz Tesbihatları (Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber)<br />
<br />
-Lâ İlâhe İllallah<br />
<br />
-Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber<br />
<br />
-Sübhanallahi ve bihamdihî<br />
<br />
-İstiğfar duaları ve zikirleri<br />
<br />
-La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin<br />
<br />
-Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâh<br />
<br />
-Rabbi İnnî Messeniyedurru ve Ente Erhamurrâhimîn <br />
<br />
-Salavatlar<br />
<br />
----------------------<br />
<br />
Aşağıda ise bu zikir ve duaların ayrıntılarına, günlük hayatta hangi niyet ve şuurla yapılabileceklerine dair geniş izahlara yer verilecektir.<br />
<br />
Ayrıntılı Cevap: Zikir veya literatürdeki genel ifadesiyle evrad ü ezkar inananları Allah Teala’ya en hızlı yaklaştıracak ibadetlerden birisidir. İnsanların gaflet modlarını zikir kadar kolay dağıtan, Allah Teala’ya teveccühü kolaylaştıran başka bir davranışa zor rastlanılır. Bu nedenle ne yapıp edip zikirleri günlük hayatlarımızın bir parçası hâline getirmek, tabiri caizse günlük hayat içinde zihinlerimizin ve duygularımızın da Müslüman ve mümin olarak kalabilmesi için son derece önemlidir. Yaşadığımız sürece Müslüman ve mümin olarak kalmak zorundayız. “Rabbini zikreden kimseyle zikretmeyenin misali ölü ve diri misali gibidir.”1 hadisinin de işaretiyle imanımızın diri kalması için de Rabbimizi zikretmemiz gerekir.<br />
<br />
Diğer yandan hepimiz mizaç, İslami bilgi ve ilahi kurbiyet açısından farklı düzeylerde olabiliriz. Bu nedenle evrad ü ezkarla meşgul olma düzeylerimiz de farklı olacaktır. Neticede hepimiz dünya hayatının en önemli parçası olan günlük hayatın zorladığı şartlar içerisinde yaşıyoruz ve ömür sermayemiz de tükenip gidiyor. Yangından mal kaçırma veya ne koparırsak kâr mantığıyla hareket edip günlük hayatımızın içine zikirle meşgul olmayı az veya çok yerleştirmek zorundayız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzü Besmele ve Besmele</span></span><br />
<br />
“Euzü Besmele” esas olarak Kur’an okumaya başlarken kullanılması emredilen2 bir giriş cümlesi veya cümleleridir. Bunun yanında günlük hayatta da kullanılabilecek önemli bir istiaze, yani sığınma ve kendini korumaya alma zikridir.<br />
<br />
Örneğin sabah evden çıkmak, arabaya veya otobüse binmek, işyerine veya okula giriş yapmak, yemeğe başlamak gibi belli başlı fiillere şeytandan Allah’a sığınarak başlamak, şeytanın o noktalardan zihnimize ve duygularımıza nüfuz edebilme riskini yok edecek veya azaltacaktır.<br />
<br />
Besmele her adım atmada okunsa yeridir denilebilecek kıymette kudsî bir cümledir.<br />
<br />
Bir işe başlarken Besmele çekmenin mantığı şudur: Besmele çekilerek başlanılan veya yapılan iş Allah’ın adı anılarak ve O’nun namına, O’nun hesabına, O’nun kulu olma şuuru içinde yapıldığı için salih bir amel sayılacak, böylece ahirette olumlu ve faydalı bir karşılığı olabilecektir. Bu vesileyle yapılan iş boşa gitmemiş, kişinin heva ve hevesinin kurbanı abes bir iş olmamış olacaktır. Bu iş ibadet etmek gibi doğrudan salih amellerden birisi olabileceği gibi yemek, içmek, giyinmek, kitap veya gazete okumak, merdiven çıkmak, yürümek veya koşmak gibi gündelik işler de olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namaz Tesbihatları</span></span><br />
<br />
Bir insanın en pratik ve en kolay uygulayabileceği zikirler aslında hepimizin aşina olduğu namazdan sonraki tesbihatlardır. 33’er kez Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber zikirlerinin (ki toplamları 99 eder) sonunda “La İlahe İllallahu Vahdehû Lâ Şerikeleh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Alâ Külli Şey’in Kadîr” deyip yüze tamamlaması durumunda günahların deniz köpüğü kadar olsa dahi affedileceğini Efendimiz (sas) haber vermektedir.3<br />
<br />
Namazdan sonrası için okunması adet olmuş bu zikirler sadece namazdan sonra okunur diye bir kaide yoktur. Bu zikirler günlük hayatın mümkün ve uygun olan her anında yapılabilir. Hatta Efendimiz (sav) istirahat veya uyku için yatağa girince de uyumadan önce 33’er defa Allahu Ekber, Sübhanallah ve Elhamdülillah zikirlerini tavsiye etmiştir.4<br />
<br />
Ayrıca bu tesbih ve zikirler tek başlarına da yapılabilir. Mesela “Subhanallah” zikrini kaç defa okumaya niyet ettiyseniz o kadar okuyabilirsiniz ve arkasından aynı sayıda “Elhamdülillah” veya “Allahu Ekber” zikirlerini çekmeniz şart değildir. Aynı şekilde “Elhamdülillah” veya “Allahu Ekber” zikirleri de kendi başlarına okunabilir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ İlâhe İllallah Zikri</span></span><br />
<br />
Zikirlerin belki de en kıymetlisi olan bu kelimeler ehemmiyetlerine binaen hadislerde sıkça tekrar edilmiştir. Bu zikri bizim de yapmamız hadislerde tavsiye edilir. Bunun bir hikmeti şu olabilir: Bu kelimenin maksadı insanın hakikate uygun bir hiyerarşi sıralaması yapmasını sağlamaktır. Bizim için en önemli olan Allah’a iman ve bu istikametteki hakikatlerdir. Geri kalan her şey bu esas noktaya binaen kıymetli olabilir ve değerler hiyerarşisindeki yeri de buna göre belirlenir. O hâlde insan, sadece putları, mitolojik tanrıları reddetmekle kalmamalı, beşerî heves ve arzularını da ilahlaştırmaktan sakınmalıdır. Bunun da en etkili yollarından birisi Lâ İlâhe İllallah zikrine devam etmektir.<br />
<br />
Bilindiği gibi “iman etmek”, bir kere yapılınca tamamlanabilecek resmi bir görev değildir. Duygu ve düşüncelerimizin, mizaçlarımızın, eğilimlerimizin, alışkanlıklarımızın, arzularımızın, heveslerimizin, geleceğe yönelik kaygılarımızın ve geçmişe dönük pişmanlıklarımızın günlük hayatta bizleri hâlden hâle soktuğu bir gerçektir. Hâller, modlar arasındaki bu geçişler ve değişimlerde Lâ İlâhe İllallah zikrinin tekrarı, imanın kalbimize her zikredişimizde yeniden yerleşmesi, imanımızın yenilenmesi, yeniden iman ediyormuşuz gibi bir neşve, bir gençlik ve tazelik enerjisi yakalama adına çok önemlidir. <br />
<br />
Bu zikir imanın yenilenmesi adına önemli bir enerji kaynağıdır. Bu zikre devam etmek imanı da yenilemiş olacağı için kişinin günahlardan kaçınma ve hayırlı amellere yönelme konusunda iradesini güçlendirecek, hayır hasenat ve ibadetlerini yerine getirme adına şevkini de artıracaktır.<br />
<br />
Bu kelimeyi tek başına “Lâ İlâhe İllallah” şeklinde söylemek mümkün olduğu gibi daha kapsamlı olması adına “Lâ İlâhe İllallah, Muhammeden Rasulullah” da denilebilir. Veya mesela otobüs beklerken, merdiven çıkarken, kısa mesafe yürürken 10 veya 100 kere okunmaya niyet edilmişse 9 veya 99 kere La İlahe İllallah, onuncuda veya yüzüncüde La İlahe İllallah, Muhammeden Rasulullah şeklinde de okunabilir.<br />
<br />
Kelime-i Tevhidin "Lâ İlâhe İllallâhül Melikül Hakkul Mübîn Muhammedün Rasulullahi Sadikul Vadil Emin" (Bütün hakimiyet ancak kendisinin olan ve mutlak hakikatin ta kendisi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed de Allah Teala’nın vaadinde sadık ve emîn, güvenilir Rasulüdür) şeklinde bir versiyonu daha vardır ki aşina olanlar ülfeti kırma, zamanla oluşabilecek tekdüzelik hissinden kurtulma, tevhid hakikatinin farklı tecellilerine açılma adına bu versiyonu da zikir olarak çekebilirler.<br />
<br />
Keşke İmam Rabbani Hazretlerinin (ra) dediği gibi dilimizi La İlahe İllallah zikri ile öylesine meşgul edebilsek ki dilimiz zaruret olmadıkça bu mübarek kelime dışında hiçbir şey söylemese!5<br />
<br />
Ancak yine “ya hep ya hiç” gibi bir aldanmaya düşmeden, uygun ortam, sakin kafa, sessiz mekan aramadan, mümkün ve uygun olan her yerde, her zamanda, her ortamda yangından mal kaçırma veya ne koparırsak kâr mantığı içinde bu zikirle meşgul olmak son derece kârlı bir meşguliyet olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber</span></span><br />
<br />
Hz. Ebu Hureyre (ra) bir gün ağaç dikerken yanına Efendimiz (sas) uğrar ve ne diktiğini sorar. Ebu Hureyre “Kendim için bir fidan dikiyorum.” cevabını verince Efendimiz (sas) “Sana, senin için daha hayırlı bir dikilecek fidan göstereyim mi?” buyurur. Hz. Ebu Hureyre “Göster ey Allah’ın Rasulü!” deyince Efendimiz (sas) “Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber” (Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler Ona mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Büyük Allahtır.” dersen sana cennette bir ağaç dikilir.”6 buyurur.<br />
<br />
Bu hadis-i şerif dünyadaki amellerimizin ve zikirlerimizin (inşaallah) cennette ne şekilde tecessüm edip karşımıza çıkarılacağına dair güzel bir müjde niteliğindedir.<br />
<br />
Şunu da hatırlatmak gerekir ki her insanın tarzı, algısı ve bilişsel süreçleri farklı işleyebilir. Dilin mekanik özelliği açısından da daha kolay ve kısa zikirlere eğilimli olabiliriz. Ancak bu durum, yani sürekli kısa zikirlere alışmak zamanla bir ülfet, bir anlamsızlık, hislerde ve anlayışlarda azalma oluşturabilecektir. Bu nedenle arada kısa zikirlerin az daha uzun olanlarını okumak faydalı olabilir. <br />
<br />
Bu nedenle tek başına “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu Ekber”, “La İlahe İllallah” gibi kısa zikirlerin adeta birleştirilmiş bir versiyonu olan “Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber” zikri de adı geçen kısa zikirlerin ifade ettiği ve içinde barındırdığı hakikatlerin adeta ziplenmiş, sıkıştırılmış bir dijital klasörü gibi düşünülebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhanallahi ve Bihamdihi</span></span><br />
<br />
"İki kelime vardır ki bunlar dile hafif, Rahman'a sevimli ve mizanda da ağır gelirler. Bunlar; “Sübhanallahi ve bihamdihi”dir.”7<br />
<br />
Bu zikrin “Sübhanallahi ve bihamdihi Sübhanallahil Azîm” şeklinde bir versiyonu da yine hadislerde zikredilmiştir.8<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi: Her türlü kusurdan münezzeh olan Allah Teala’ya hamd ederim veya Allah Teala’yı hamd ile tesbih ederim anlamlarına gelir.<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi Sübhanallahil Azîm: Hamd, her türlü kusurdan münezzeh olan Allah’adır ve Azîm (Büyük) olan Allah her türlü kusurdan münezzehtir anlamına gelir.<br />
<br />
Bu zikrin kıymeti hadis-i şerifte buyurulduğu üzere “Kim sabah akşam yüz defa Sübhânallâhi ve bi-hamdihî: (Ben Allah Teala’yı Ona yakışmayacak her türlü kusurdan tenzih eder, O’na hamd ederim) derse, onun söylediklerinin bir mislini veya daha fazlasını söyleyen kimse dışında hiçbir şahıs, kıyâmet gününde onun söylediğinden daha faziletli bir zikirle gelemez.”9 Şeklinde ifade buyurulmuştur.<br />
<br />
Bir başka hadiste de “Bir kimse günde 100 defa Sübhânallâhi ve bi–hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır.”10<br />
<br />
Demek ki bu zikrin tekrarıyla insanın iç mekanizmalarında günahlara karşı bir hoşnutsuzluk, günahlardan uzaklaşma eğilimi oluşmaktadır. <br />
<br />
Bu gibi hadisler hakkındaki bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmek zorundayız: Bu ve benzeri hadisler, bir insan sabahtan akşama kadar türlü günahların içine bata çıka yaşar, akşamleyin de 100 defa bu zikri söylerse günahları hiçbir şey olmamış gibi affedilir anlamına gelmez. Ancak insan kalbi Allah’a yönelmiş olarak, manasını da bilerek, yani teveccüh ve şuur ile bu zikirleri yapınca adım adım, nokta nokta, parça parça o günahlardan temizlenmiş olur. Üzeri tamamen küçük lekelerden oluşan bir ayna düşünün. Her şuurlu ve teveccüh içinde edilen zikirle o lekeler günden güne, belki her hafta birer birer silinmektedir. O ayna bir anda değil zamanla tertemiz olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiğfar </span></span><br />
<br />
Aslında bütün zikirler doğrudan veya dolaylı olarak insanın affına vesile olabilecek amellerdendir. Ancak istiğfar zikirleri hem kendi günahını görmeme gibi bir musibetten kurtulmak, hem günaha meyli kırmak hem de daha kapsamlı kulluğun ifadesi olan tevbe ve inabeye atılacak bir adım olması gibi nedenlerle bu noktada öne çıkmaktadır.<br />
<br />
Farkında olalım olmayalım günahların her türlüsünün salgın gibi yayıldığı günümüzde aklımıza gelen her anda 1 defa bile “Estağfirullah” (Allah’tan günahımı örtüp kusurumu bağışlamasını dilerim) demenin kıymeti asla küçümsenmemelidir. Bu manada Estağfirullah, günah virüslerine karşı alınabilecek en sağlam önlemlerden birisi sayılabilir.<br />
<br />
Diğer yandan Abdullah b. Mesud’un (ra) bildirdiğine göre Efendimiz (sas) duayı ve istiğfarı üç defa tekrarlamayı severdi.11 Biz de Efendimiz’i (sas) severiz ve ona ittibaen aklımıza her geldiğinde uygun ve mümkün olan her zaman ve ortamda en az üç defa “Estağfirullah” demeyi rahatlıkla ve kısa sürede adet haline getirebiliriz. <br />
<br />
Eğer zikirler arasında sayıca çokluk bakımından hangisi daha önemlidir diye sorulmuş olsaydı bazı hadis-i şeriflere istinaden istiğfar zikirlerinin daha önemli olduğunu söyleyebilirdik. Evet, Efendimiz (sas) istiğfarla ilgili “Amel defterinde çokça istiğfar bulan kimselere ne mutlu (onlara müjdeler olsun)!”12 şeklinde müjdeler veriyor. Allah Resulü (sas)  “Günde yüz defa (bir rivayette de 70 defa) Allah’a istiğfar ederim.”13 buyurarak işin ehemmiyetini göstermiştir.<br />
<br />
İstiğfar ayrıca günahta ısrar etmenin önünü kesen güçlü bir engeldir. <br />
<br />
İstiğfar her şekilde edilebilir. İnsan kendi kelimeleriyle, kendi ifadeleriyle de Allah’tan af ve mağfiret isteyebilir. Bunlar da şüphesiz kıymetlidir. Ancak Efendimiz’in (sas) kendine özgü beyan güzelliği, sözlerinin ve seçtiği kelimelerin kapsayıcılığı gibi nedenlerle Onun ettiği şekilde istiğfar etmek elbette en güzelidir.<br />
<br />
Bu bağlamda tek başına “Estağfirullah” kelimesi zamanla insanlarda bir alışkanlık, ülfet oluşturunca Efendimiz’in (sav) sıkça kullandığı bir başka istiğfar zikri olan “Estağfirullâh ve etûbü ileyh”14 (Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim.) zikrine de devam edilebilir.<br />
<br />
Burada şu inceliği de bilmek bu zikri daha derin anlamaya ve hissetmeye vesile olabilir: <br />
<br />
“Estağfirullâh ve etûbü ileyh” ibaresindeki ileyh kelimesinin sonundaki “hû” zamiri “O” anlamına gelir ve Allah Teala’yı ifade eder. Bu durumda zikreden kişi Allah Teala’yı Türkçedeki anlamıyla üçüncü tekil şahıs olarak düşünecektir.<br />
<br />
Bu zikrin bir de farklı hadislerde “Estağfirullâh ve etûbü ileyke” olarak geçen versiyonu vardır ki bu versiyonun sonundaki “ileyke” kelimesinin sonundaki “ke” zamiri “Sen” anlamına gelir ve yine Allah Teala’yı ifade eder. Bu durumda “Estağfirullâh ve etûbü ileyke” zikrinin anlamı “Allah’ım sana istiğfar ediyor ve sana tevbe ediyorum” demek olur.<br />
<br />
İnsanlar, mizaç, zihinsel çağrışım ve duygusal paradigma açılarından farklı oldukları için kimileri “İleyhi” demeyi “İleyke” demeye tercih edebilirler ve bir insana “O” anlamı “Sen” anlamından daha sevimli gelebilir. Kimileri de Allah Teala’ya direkt hitap etme, doğrudan yalvarıp yakarmayı kendisine daha sevimli ve hoş bulabilir, bu insan da “İleyke” (Sen) demeyi tercih edebilir.<br />
<br />
Her ne kadar Hz. Aişe (ra) validemizin rivayet ettiği kadarıyla Efendimiz (sav) bu zikri vefatından önce “Sübhanallahi ve bihamdihi, Estağfirullah ve etûbü ileyh” şeklinde söylemişse de bu duanın ikinci kısmı olan “Estağfirullah ve etûbü ileyh” bölümü sadece istiğfar niyetiyle edilebilir. Elbette istifadesini artırmak isteyenler her ikisini birden söyleyerek de bu zikre devam edebilir.<br />
<br />
İstiğfar zikirlerinin günahların affına vesile olması dışında farklı alanlardaki faydaları da hadislerde zikredilmiştir. Örneğin istiğfara devam etmenin her türlü sıkıntıdan bir çıkış yolu, üzüntülerden kurtulma imkanı, beklenmeyen yerlerden rızıklandırılma nimeti gibi getirileri de hadiste belirtilmiştir.15 Ayrıca ailesine karşı kaba konuştuğunu, bundan kendini alamadığını belirten bir sahabiye Efendimiz (sav) “İstiğfar bakımından ne haldesin?” veya “İstiğfarın nerede?”16 gibi bir soru yöneltir ki bu soru, kusurunun bağışlanması için istiğfar etmesi gerektiği anlamına geldiği gibi istiğfar etmenin bu olumsuz davranışı ıslah edeceği anlamına da gelmektedir.<br />
<br />
Kıymetli istiğfar duası veya zikirlerinden biri de “Seyyidü’l-İstiğfar” olarak bilinen bir zikirdir. Bu yazıda konumuz sadece kısa zikirler olduğu için bu istiğfarı şimdilik sadece adını vererek ifade etmiş olalım. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin</span></span><br />
<br />
Kur’an’da bize Hz. Yunus’un (as) münacatı olarak öğretilen bu zikir hem istiğfar zikirlerinin bir tamamlayıcısı olması hem de içerdiği farklı güzellikler itibariyle çok boyutlu, çok yönlü bir zikirdir.<br />
<br />
La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin (Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Sen bütün noksanlıklardan, kusurlardan uzaksın, münezzehsin. Ben ise muhakkak zalimlerden oldum) zikri istiğfar zikri olarak da kullanılabilir. <br />
<br />
İnsan ister Allah'a daha yakın olmayı ve günahlardan kurtulmayı kastediyor olsun, ister bildiği bilmediği bazı hata ve günahları nedeniyle yollarının kapandığını, daraldığını hissediyor olsun, ister her türlü hayır ve başarı kapılarının kendisine açılmasını istiyor olsun bu duayla istediğine kavuşması ve içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan kurtulması ümit edilir. Çünkü bu duanın geçtiği ayetten sonraki ayette “Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık. İşte Biz müminleri böyle kurtarırız.”(17) buyrulmaktadır. Allah Teala’yı tek ilah, kendisine perestiş edilecek tek Rab, Onun bütün kusurlardan, hatalardan, yanlışlardan, eksikliklerden uzak, kendisinin ise maddi manevi, zihnen ve duygusal olarak kusurlu, eksik, hata ve günahlarla dolu bir kul olduğu şuuruyla edilen böyle bir dua elbette ki faydasız kalmayacak, boşa gitmeyecektir. Zaten Efendimiz de (sav); “Yunus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.”18 demiştir. <br />
<br />
Her dua ve zikir genel olarak kalp kasvetini çözer ancak bu dua daha hızlı bir şekilde o kasveti dağıtır. Yeter ki şuurlu ve Allah’a samimi bir teveccüh içinde yapılmış olsun.<br />
<br />
Günlük hayatın içinde hepimiz için geçerli olabilecek bir realite vardır: Hepimiz insanız, günlük hayatlarımızda ister istemez, bilerek veya bilmeyerek gıybetlere karışabiliriz. Gözümüz bakılmaması gereken şeylere bakmış olabilir. Fazlasıyla yemek yemiş veya kendimizi kaybedecek ölçüde kahkahalarla eğlenmiş olabiliriz. Bunların hepsi bir günde birleşmiş de olabilir. Böylece başka günahlara girmek daha kolay hâle gelecektir. Diğer yandan bazı farzları ve nafileleri daha zor yerine getirecek hâle de gelmiş olabiliriz. Bu durumda kalbimizin katılaşması kaçınılmazdır. Bu katılığı hissettiğimiz zaman bu zikre devam etmek de istediğimiz veya asıl olmamız gereken hâle bizi iade edebilecek, gerekli açılımı sağlayabilecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâh</span></span><br />
<br />
Bu zikir de insanın her zaman ve her ortamda kolaylıkla çekebileceği, tekrarlayabileceği zikirlerdendir. <br />
<br />
Bu zikrin farklı bir versiyonu Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâhil Aliyyil Azîm şeklindedir. Alî (veya A’lâ) mana olarak büyüklük, Azîm olma ise maddi büyüklük ve güçlü olma anlamlarına gelir.<br />
<br />
Hz. Ebu Zerr’in (ra) rivayet ettiği bir hadiste Efendimiz (sav) Ebu Zerr’e “Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?” der. Ebu Zerr hazretleri de “Evet ey Allah’ın Rasulü.” deyince Efendimiz (sas) “Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâh” de!” buyurur. 19<br />
<br />
İlgili hadislerde “Aliyyül Azîm” ibaresi geçmez ancak “La Havle vela Kuvvete İlla Billah” dedikten sonra Zat-ı Akdes’i herhangi bir güzel isimle yâd etmek verimlidir. <br />
<br />
Burada da herkes kendi mizacına, uzunluk-kısalık anlayışına göre bu versiyonu zikrine dahil edebilir veya etmeyebilir.<br />
<br />
Bu zikirdeki “Havl” ve “Kuvvet” kavramları önemlidir. Havl; yönlendirebilme, gideceği yönü seçebilme yetisidir. Kuvvet; yönlendirme ve yönü belirlemeden sonra gitmeyi, ilerlemeyi sağlama işidir. Tabiri caizse havl; direksiyon hakimiyeti gibidir. Kuvvet ise gaza basma veya motor gücü gibidir.<br />
<br />
Bazı alimler havl için günahlardan sakınma adına gereken güç; kuvvet için de Allah Teala’ya ibadet ve itaat için gereken güç anlamını vermişlerdir. Bazıları da havl ve kuvvet ayrımını dünyevi işler ve ibadetler adına gereken güç şeklinde anlamışlardır.<br />
<br />
Hem günahlara girmeme adına kendimizi güçsüz, irademizi zayıf hissettiğimiz anlarda hem de ibadetlere dair içimizde yeterli şevk bulamadığımız, bir isteksizlik ve fazlaca zorlanma hissettiğimiz zamanlarda bu zikir daha da kıymetli hâle gelir.<br />
<br />
Efendimiz’in (sas) dua hayatına baktığımızda ezan okunurken, namazların sonrasında, yolculuklarda ve dönüşlerde, herhangi hayırlı bir işin sonrasında zaman ve mekân şartı olmaksızın her fırsatta sıkça okuduğu ve ashabına da tavsiye ettiği bir zikir olduğunu görürüz. Demek ki bu zikir ve onun kazandıracağı beklenilen havl ve kuvvetin sadece Allah Teala’dan olduğu şuuru hayatımızın her anında ihtiyacımız olan bir zikirdir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rabbi İnnî Messeniyedurru ve Ente Erhamurrâhimîn</span></span><br />
<br />
Kur’an’da Hz. Eyyüb’ün (as) münacatı olarak öğretilen Rabbi İnnî Messeniyedurru ve Ente Erhamurrâhimîn (Rabbim! Bana gerçekten zarar erişti ve sen Erhamurrahiminsin, merhametlilerin en merhametlisisin, başkalarının merhametine ihtiyaç bırakmayacak Rahîmsin)(20) duası veya zikri de dünyevi sıkıntılar adına çok tesirlidir. Hz. Eyyub’un (as) hastalığı bağlamında anlatıldığı için genel olarak hastalıklar adına düşünülen bir dua, münacat ve zikir olsa da insana erişebilecek her türlü zarar için kullanılabilir.<br />
<br />
Kur’an’da Hz. Eyyüb’ün bu münacatı zikredildikten sonra peşinden gelen ayette “Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lütuf ve ibadet edenlere bir ders olmak üzere, hastalığını iyileştirmiş, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermiştik.”(21) buyrulur ki bu duanın tesiri sadece insana ilişen zararın defedilmesiyle sınırlı değildir. Allah Teala bu zararı yok etmekle kalmamakta ekstradan lütuflarıyla da mukabelede bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatlar</span></span><br />
<br />
Efendimiz (sas) ile ailesi, ehl-i beyti ve ashabını da salat ü selamlarla zikretmek gün içinde unutulmaması, atlanılmaması gereken bir zikirdir.<br />
<br />
Kur’an’da “Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(22) ayeti nazil olduğunda sahabiler, Efendimiz’e (sav) “Allah bize sana salavat getirmemizi emretti. Sana nasıl salavat getireceğiz?” diye sormuşlar, Efendimiz de (sav) "Şöyle söyleyin: “Allâhümme salli 'alâ Muhammedin ve 'alâ âli Muhammed Kemâ salleyte 'alâ İbrâhîme ve 'alâ âli İbrâhîm İnneke Hamîdün Mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd” Selam ise bildiğiniz gibidir”(23) buyurarak hepimizin Salli Barik duaları olarak bildiği ve namazlarda okuduğumuz salavatları bize öğretmiştir.<br />
<br />
Elbette bir insan sadece “Allahümme sali alâ Muhammed” diyerek de salat ü selam söylemiş ve Efendimiz’e salavat getirmiş olur. “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed” versiyonu da bizzat Efendimiz’in (sas) tavsiyesidir(24) ki burada işin içine Efendimiz’in (sas) âli yani ailesi veya ehli de katılmaktadır.<br />
<br />
Farklı kültürler, eğilimler ve alışkanlıklar bağlamında salat-ı tefriciye, tüncina diye bilinen salavatlar da tercih edilebilir. Bu salavatların uzunluğu ve bazen belli sayılara bağlanmaları nedeniyle paylaşarak okuma uygulamaları da iyi bir fırsattır ve bu paylaşımlara katılanlar kendilerine düşen payı mutlaka okumalıdırlar.<br />
<br />
Yine Delailül Hayrat ve Delailunnur şeklinde derlenen uzun salavatlar da vardır ki bunların içinden mana olarak en hoşumuza giden, kendimize en yakın hissettiğimiz parçaları seçip okuyabiliriz.<br />
<br />
Efendimiz’e (sas) salat ü selam getirmenin önemine, faziletine ve faydalarına dair tek başına bir yazı konusu olabilecek çokça şey söylenebilir. İşin bu kısmını da yine başka bir yazıya havale ederek şu kadarını söyleyelim ki: Elbette bütün zikirler duruma göre belli sayılarda yapılabilir. Bu sayıları kişiler belli kaideler çerçevesinde kendileri de belirleyip o sayıda okumaya niyet edebilir. Aslolan bu zikirleri anlayarak, şuurlu ve Allah Teala’ya teveccüh eder bir vaziyet ve mod içinde okuyabilmektir. <br />
<br />
Sayı çokluğu elbette önemli sayılabilir ancak her şey değildir. Bununla beraber sayıca çokluk açısından salavatların da önemi vardır. Başka bir ifadeyle Efendimiz’e (sav) salat ü selam getirmenin sayıca fazla olması da ayrıca önemlidir. <br />
<br />
Bunu da yine: “Kıyamet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salât ü selâm getirenleridir.”25 hadisinden anladığımız gibi, “Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur.”26, “Kim bana bir defa salâtü selâm getirirse, bu sebeple Allah Teâlâ da ona on misli merhamet eder.”27 hadislerinden de anlıyoruz.<br />
<br />
Son olarak şunları da ifade edelim: Yukarıda sayılan ve sayılmayan zikirlerin belli bir tekrarından sonra dillerimiz otomatiğe bağlanabilir. Yapılan zikirler zamanla sadece birer format hâline gelebilir.<br />
<br />
Aslında genellikle dilimizi bir zikre alıştırınca bir yandan bu zikre devam ederken aynı anda ev işi yapmak, araba kullanmak, yemek yemek, spor yapmak, yürümek, merdiven çıkmak da mümkündür. Hatta daha da ötesi bir yandan bir zikre devam ederken farklı bir kitap okumak, bir bilgisayar programı yazmak, ders çalışmak dahi mümkün hâle gelebilmektedir. <br />
<br />
Yani siz bir yandan aktif zihninizle bu işleri yaparken bir yandan da o zikirlerin belli bir süre tekrarlarından sonra bazen diliniz hareket ederek, çoğu zaman ise diliniz bile hareket etmeden tekrar ve tekrar zikirle meşgul olabilir. <br />
<br />
Yine günlük hayat içine evrad ü ezkarı bir şekilde yerleştirmiş ve bu konuda az çok bir ilerleme kaydetmiş herkes kendisini zamanla daha farklı hisseder, etrafını daha farklı algılar hâle de gelebilecektir. Bu aynen güzelce abdest alıp şuurlu bir şekilde kılınan namazdan sonra kendini metafizik bir akım içinde hissetmeye benzer. <br />
<br />
Evet! İnsan, her namazdan sonra kendini daha iyi hisseder ancak bu his günlük hayatın koşuşturmaları içinde gerektiği kadar uzun sürmeyebilir. Günlük hayatın içine evrad ü ezkarı yerleştirme ve bunu kısa bir gayret ve az bir çabayla alışkanlık haline getirmekle namazlardan sonra hissedilen o manevi akım, o teveccüh ve şuur durumu daha iyi muhafaza edilebilecektir.<br />
<br />
Allah Teala’dan bizleri kendisini zikretmekten, anmaktan ve hatırlamaktan uzak tutmamasını, günlük hayatımızın mümkün ve uygun olan her anını kendisini zikretmekle şereflendirmesini, abdestli veya abdestsizken, ayakta veya otururken, yatarken; yürürken ve koşarken, çıkarken ve inerken, yatarken ve kalkarken, beklerken ve gidip gelirken, yerken ve içerken kendisini zikirle meşgul olmamızı nasip etmesini diler ve dileniriz.<br />
<br />
<br />
1 ) Buhari, Daavat, 66<br />
<br />
2 ) Nahl, 98<br />
<br />
3 ) Müslim, Mesacid, 597<br />
<br />
4 ) Buhari, Daavat, 11; Müslim, Zikr, 80; Ebu Davud, Edeb, 100<br />
<br />
5 ) İmam Rabbani, Mükaşefat-ı Gaybiye, 29. Bölüm<br />
6 ) Kütüb-ü Sitte, c. 17, s. 495, hadis no: 1149<br />
<br />
7 ) Buhari, Daavat, 65; Müslim, Zikir 31; İbni Mace, Edep, 56.<br />
<br />
8 ) Buhari, Daavat, 65<br />
<br />
9 ) Müslim, Zikir 26 <br />
<br />
10 ) Buhârî, Bed’ü’l–Halk 11, Daavat, 64; Müslim, Zikir, 28<br />
<br />
11 ) Ebu Davud, Vitir, 26<br />
<br />
12 ) İbni Mace, Edep, 57<br />
<br />
13 ) Müslim, Zikir, 12; Ebû Davud, Salat, 361<br />
<br />
14 ) Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220)<br />
<br />
15 ) Ebû Davud, Salat, 361<br />
<br />
16 ) Kütüb-ü Sitte, c. 17, s. 498<br />
17 ) Enbiya, 88<br />
<br />
18 ) Tirmizi, Daavât 81; Müsned, I, 170<br />
<br />
19 ) Buhari, Ezan, 7; Tirmizi, Daavat, 58; Müsned, I, 66<br />
<br />
20 ) Enbiya, 83<br />
<br />
21 ) Enbiya, 84<br />
<br />
22 ) Ahzab, 56<br />
<br />
23 ) Müslim, Salat, 17/65; Tirmizi, Tefsir, 34; Ebu Davud, Salat, 183; Nesai, Sehv, 49; Muvatta, Kasru’s-Salat, 22<br />
<br />
24 ) Nesai, Sehv, 52<br />
<br />
25 ) Tirmizi, Vitir 21<br />
<br />
26 ) Ebu Davud, Salat, 201, Vitir, 26; İbni Mace, Cenaiz, 65<br />
<br />
27 ) Müslim, Salat 70</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yolda Arabada Evde Camide Sokakta Günlük Çekilebilecek Tesbihler Zikirler</span></span><br />
<br />
Bir yandan günlük hayatımıza devam ederken diğer yandan yolda, arabada, evde okumak için önereceğiniz zikirler var mıdır? Varsa nelerdir?<br />
<br />
Günlük hayatın her anında okunabilecek pek çok zikir vardır. Burada kısa bir liste olması adına aşağıdaki zikirleri sıralayabiliriz:<br />
<br />
-Euzü Besmele ve Besmele<br />
<br />
-Namaz Tesbihatları (Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber)<br />
<br />
-Lâ İlâhe İllallah<br />
<br />
-Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber<br />
<br />
-Sübhanallahi ve bihamdihî<br />
<br />
-İstiğfar duaları ve zikirleri<br />
<br />
-La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin<br />
<br />
-Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâh<br />
<br />
-Rabbi İnnî Messeniyedurru ve Ente Erhamurrâhimîn <br />
<br />
-Salavatlar<br />
<br />
----------------------<br />
<br />
Aşağıda ise bu zikir ve duaların ayrıntılarına, günlük hayatta hangi niyet ve şuurla yapılabileceklerine dair geniş izahlara yer verilecektir.<br />
<br />
Ayrıntılı Cevap: Zikir veya literatürdeki genel ifadesiyle evrad ü ezkar inananları Allah Teala’ya en hızlı yaklaştıracak ibadetlerden birisidir. İnsanların gaflet modlarını zikir kadar kolay dağıtan, Allah Teala’ya teveccühü kolaylaştıran başka bir davranışa zor rastlanılır. Bu nedenle ne yapıp edip zikirleri günlük hayatlarımızın bir parçası hâline getirmek, tabiri caizse günlük hayat içinde zihinlerimizin ve duygularımızın da Müslüman ve mümin olarak kalabilmesi için son derece önemlidir. Yaşadığımız sürece Müslüman ve mümin olarak kalmak zorundayız. “Rabbini zikreden kimseyle zikretmeyenin misali ölü ve diri misali gibidir.”1 hadisinin de işaretiyle imanımızın diri kalması için de Rabbimizi zikretmemiz gerekir.<br />
<br />
Diğer yandan hepimiz mizaç, İslami bilgi ve ilahi kurbiyet açısından farklı düzeylerde olabiliriz. Bu nedenle evrad ü ezkarla meşgul olma düzeylerimiz de farklı olacaktır. Neticede hepimiz dünya hayatının en önemli parçası olan günlük hayatın zorladığı şartlar içerisinde yaşıyoruz ve ömür sermayemiz de tükenip gidiyor. Yangından mal kaçırma veya ne koparırsak kâr mantığıyla hareket edip günlük hayatımızın içine zikirle meşgul olmayı az veya çok yerleştirmek zorundayız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzü Besmele ve Besmele</span></span><br />
<br />
“Euzü Besmele” esas olarak Kur’an okumaya başlarken kullanılması emredilen2 bir giriş cümlesi veya cümleleridir. Bunun yanında günlük hayatta da kullanılabilecek önemli bir istiaze, yani sığınma ve kendini korumaya alma zikridir.<br />
<br />
Örneğin sabah evden çıkmak, arabaya veya otobüse binmek, işyerine veya okula giriş yapmak, yemeğe başlamak gibi belli başlı fiillere şeytandan Allah’a sığınarak başlamak, şeytanın o noktalardan zihnimize ve duygularımıza nüfuz edebilme riskini yok edecek veya azaltacaktır.<br />
<br />
Besmele her adım atmada okunsa yeridir denilebilecek kıymette kudsî bir cümledir.<br />
<br />
Bir işe başlarken Besmele çekmenin mantığı şudur: Besmele çekilerek başlanılan veya yapılan iş Allah’ın adı anılarak ve O’nun namına, O’nun hesabına, O’nun kulu olma şuuru içinde yapıldığı için salih bir amel sayılacak, böylece ahirette olumlu ve faydalı bir karşılığı olabilecektir. Bu vesileyle yapılan iş boşa gitmemiş, kişinin heva ve hevesinin kurbanı abes bir iş olmamış olacaktır. Bu iş ibadet etmek gibi doğrudan salih amellerden birisi olabileceği gibi yemek, içmek, giyinmek, kitap veya gazete okumak, merdiven çıkmak, yürümek veya koşmak gibi gündelik işler de olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namaz Tesbihatları</span></span><br />
<br />
Bir insanın en pratik ve en kolay uygulayabileceği zikirler aslında hepimizin aşina olduğu namazdan sonraki tesbihatlardır. 33’er kez Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber zikirlerinin (ki toplamları 99 eder) sonunda “La İlahe İllallahu Vahdehû Lâ Şerikeleh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Alâ Külli Şey’in Kadîr” deyip yüze tamamlaması durumunda günahların deniz köpüğü kadar olsa dahi affedileceğini Efendimiz (sas) haber vermektedir.3<br />
<br />
Namazdan sonrası için okunması adet olmuş bu zikirler sadece namazdan sonra okunur diye bir kaide yoktur. Bu zikirler günlük hayatın mümkün ve uygun olan her anında yapılabilir. Hatta Efendimiz (sav) istirahat veya uyku için yatağa girince de uyumadan önce 33’er defa Allahu Ekber, Sübhanallah ve Elhamdülillah zikirlerini tavsiye etmiştir.4<br />
<br />
Ayrıca bu tesbih ve zikirler tek başlarına da yapılabilir. Mesela “Subhanallah” zikrini kaç defa okumaya niyet ettiyseniz o kadar okuyabilirsiniz ve arkasından aynı sayıda “Elhamdülillah” veya “Allahu Ekber” zikirlerini çekmeniz şart değildir. Aynı şekilde “Elhamdülillah” veya “Allahu Ekber” zikirleri de kendi başlarına okunabilir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ İlâhe İllallah Zikri</span></span><br />
<br />
Zikirlerin belki de en kıymetlisi olan bu kelimeler ehemmiyetlerine binaen hadislerde sıkça tekrar edilmiştir. Bu zikri bizim de yapmamız hadislerde tavsiye edilir. Bunun bir hikmeti şu olabilir: Bu kelimenin maksadı insanın hakikate uygun bir hiyerarşi sıralaması yapmasını sağlamaktır. Bizim için en önemli olan Allah’a iman ve bu istikametteki hakikatlerdir. Geri kalan her şey bu esas noktaya binaen kıymetli olabilir ve değerler hiyerarşisindeki yeri de buna göre belirlenir. O hâlde insan, sadece putları, mitolojik tanrıları reddetmekle kalmamalı, beşerî heves ve arzularını da ilahlaştırmaktan sakınmalıdır. Bunun da en etkili yollarından birisi Lâ İlâhe İllallah zikrine devam etmektir.<br />
<br />
Bilindiği gibi “iman etmek”, bir kere yapılınca tamamlanabilecek resmi bir görev değildir. Duygu ve düşüncelerimizin, mizaçlarımızın, eğilimlerimizin, alışkanlıklarımızın, arzularımızın, heveslerimizin, geleceğe yönelik kaygılarımızın ve geçmişe dönük pişmanlıklarımızın günlük hayatta bizleri hâlden hâle soktuğu bir gerçektir. Hâller, modlar arasındaki bu geçişler ve değişimlerde Lâ İlâhe İllallah zikrinin tekrarı, imanın kalbimize her zikredişimizde yeniden yerleşmesi, imanımızın yenilenmesi, yeniden iman ediyormuşuz gibi bir neşve, bir gençlik ve tazelik enerjisi yakalama adına çok önemlidir. <br />
<br />
Bu zikir imanın yenilenmesi adına önemli bir enerji kaynağıdır. Bu zikre devam etmek imanı da yenilemiş olacağı için kişinin günahlardan kaçınma ve hayırlı amellere yönelme konusunda iradesini güçlendirecek, hayır hasenat ve ibadetlerini yerine getirme adına şevkini de artıracaktır.<br />
<br />
Bu kelimeyi tek başına “Lâ İlâhe İllallah” şeklinde söylemek mümkün olduğu gibi daha kapsamlı olması adına “Lâ İlâhe İllallah, Muhammeden Rasulullah” da denilebilir. Veya mesela otobüs beklerken, merdiven çıkarken, kısa mesafe yürürken 10 veya 100 kere okunmaya niyet edilmişse 9 veya 99 kere La İlahe İllallah, onuncuda veya yüzüncüde La İlahe İllallah, Muhammeden Rasulullah şeklinde de okunabilir.<br />
<br />
Kelime-i Tevhidin "Lâ İlâhe İllallâhül Melikül Hakkul Mübîn Muhammedün Rasulullahi Sadikul Vadil Emin" (Bütün hakimiyet ancak kendisinin olan ve mutlak hakikatin ta kendisi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed de Allah Teala’nın vaadinde sadık ve emîn, güvenilir Rasulüdür) şeklinde bir versiyonu daha vardır ki aşina olanlar ülfeti kırma, zamanla oluşabilecek tekdüzelik hissinden kurtulma, tevhid hakikatinin farklı tecellilerine açılma adına bu versiyonu da zikir olarak çekebilirler.<br />
<br />
Keşke İmam Rabbani Hazretlerinin (ra) dediği gibi dilimizi La İlahe İllallah zikri ile öylesine meşgul edebilsek ki dilimiz zaruret olmadıkça bu mübarek kelime dışında hiçbir şey söylemese!5<br />
<br />
Ancak yine “ya hep ya hiç” gibi bir aldanmaya düşmeden, uygun ortam, sakin kafa, sessiz mekan aramadan, mümkün ve uygun olan her yerde, her zamanda, her ortamda yangından mal kaçırma veya ne koparırsak kâr mantığı içinde bu zikirle meşgul olmak son derece kârlı bir meşguliyet olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber</span></span><br />
<br />
Hz. Ebu Hureyre (ra) bir gün ağaç dikerken yanına Efendimiz (sas) uğrar ve ne diktiğini sorar. Ebu Hureyre “Kendim için bir fidan dikiyorum.” cevabını verince Efendimiz (sas) “Sana, senin için daha hayırlı bir dikilecek fidan göstereyim mi?” buyurur. Hz. Ebu Hureyre “Göster ey Allah’ın Rasulü!” deyince Efendimiz (sas) “Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber” (Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler Ona mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Büyük Allahtır.” dersen sana cennette bir ağaç dikilir.”6 buyurur.<br />
<br />
Bu hadis-i şerif dünyadaki amellerimizin ve zikirlerimizin (inşaallah) cennette ne şekilde tecessüm edip karşımıza çıkarılacağına dair güzel bir müjde niteliğindedir.<br />
<br />
Şunu da hatırlatmak gerekir ki her insanın tarzı, algısı ve bilişsel süreçleri farklı işleyebilir. Dilin mekanik özelliği açısından da daha kolay ve kısa zikirlere eğilimli olabiliriz. Ancak bu durum, yani sürekli kısa zikirlere alışmak zamanla bir ülfet, bir anlamsızlık, hislerde ve anlayışlarda azalma oluşturabilecektir. Bu nedenle arada kısa zikirlerin az daha uzun olanlarını okumak faydalı olabilir. <br />
<br />
Bu nedenle tek başına “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu Ekber”, “La İlahe İllallah” gibi kısa zikirlerin adeta birleştirilmiş bir versiyonu olan “Sübhanallahi Velhamdülillahi ve Lâ İlahe İllallahu Vallahu Ekber” zikri de adı geçen kısa zikirlerin ifade ettiği ve içinde barındırdığı hakikatlerin adeta ziplenmiş, sıkıştırılmış bir dijital klasörü gibi düşünülebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhanallahi ve Bihamdihi</span></span><br />
<br />
"İki kelime vardır ki bunlar dile hafif, Rahman'a sevimli ve mizanda da ağır gelirler. Bunlar; “Sübhanallahi ve bihamdihi”dir.”7<br />
<br />
Bu zikrin “Sübhanallahi ve bihamdihi Sübhanallahil Azîm” şeklinde bir versiyonu da yine hadislerde zikredilmiştir.8<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi: Her türlü kusurdan münezzeh olan Allah Teala’ya hamd ederim veya Allah Teala’yı hamd ile tesbih ederim anlamlarına gelir.<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi Sübhanallahil Azîm: Hamd, her türlü kusurdan münezzeh olan Allah’adır ve Azîm (Büyük) olan Allah her türlü kusurdan münezzehtir anlamına gelir.<br />
<br />
Bu zikrin kıymeti hadis-i şerifte buyurulduğu üzere “Kim sabah akşam yüz defa Sübhânallâhi ve bi-hamdihî: (Ben Allah Teala’yı Ona yakışmayacak her türlü kusurdan tenzih eder, O’na hamd ederim) derse, onun söylediklerinin bir mislini veya daha fazlasını söyleyen kimse dışında hiçbir şahıs, kıyâmet gününde onun söylediğinden daha faziletli bir zikirle gelemez.”9 Şeklinde ifade buyurulmuştur.<br />
<br />
Bir başka hadiste de “Bir kimse günde 100 defa Sübhânallâhi ve bi–hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır.”10<br />
<br />
Demek ki bu zikrin tekrarıyla insanın iç mekanizmalarında günahlara karşı bir hoşnutsuzluk, günahlardan uzaklaşma eğilimi oluşmaktadır. <br />
<br />
Bu gibi hadisler hakkındaki bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmek zorundayız: Bu ve benzeri hadisler, bir insan sabahtan akşama kadar türlü günahların içine bata çıka yaşar, akşamleyin de 100 defa bu zikri söylerse günahları hiçbir şey olmamış gibi affedilir anlamına gelmez. Ancak insan kalbi Allah’a yönelmiş olarak, manasını da bilerek, yani teveccüh ve şuur ile bu zikirleri yapınca adım adım, nokta nokta, parça parça o günahlardan temizlenmiş olur. Üzeri tamamen küçük lekelerden oluşan bir ayna düşünün. Her şuurlu ve teveccüh içinde edilen zikirle o lekeler günden güne, belki her hafta birer birer silinmektedir. O ayna bir anda değil zamanla tertemiz olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiğfar </span></span><br />
<br />
Aslında bütün zikirler doğrudan veya dolaylı olarak insanın affına vesile olabilecek amellerdendir. Ancak istiğfar zikirleri hem kendi günahını görmeme gibi bir musibetten kurtulmak, hem günaha meyli kırmak hem de daha kapsamlı kulluğun ifadesi olan tevbe ve inabeye atılacak bir adım olması gibi nedenlerle bu noktada öne çıkmaktadır.<br />
<br />
Farkında olalım olmayalım günahların her türlüsünün salgın gibi yayıldığı günümüzde aklımıza gelen her anda 1 defa bile “Estağfirullah” (Allah’tan günahımı örtüp kusurumu bağışlamasını dilerim) demenin kıymeti asla küçümsenmemelidir. Bu manada Estağfirullah, günah virüslerine karşı alınabilecek en sağlam önlemlerden birisi sayılabilir.<br />
<br />
Diğer yandan Abdullah b. Mesud’un (ra) bildirdiğine göre Efendimiz (sas) duayı ve istiğfarı üç defa tekrarlamayı severdi.11 Biz de Efendimiz’i (sas) severiz ve ona ittibaen aklımıza her geldiğinde uygun ve mümkün olan her zaman ve ortamda en az üç defa “Estağfirullah” demeyi rahatlıkla ve kısa sürede adet haline getirebiliriz. <br />
<br />
Eğer zikirler arasında sayıca çokluk bakımından hangisi daha önemlidir diye sorulmuş olsaydı bazı hadis-i şeriflere istinaden istiğfar zikirlerinin daha önemli olduğunu söyleyebilirdik. Evet, Efendimiz (sas) istiğfarla ilgili “Amel defterinde çokça istiğfar bulan kimselere ne mutlu (onlara müjdeler olsun)!”12 şeklinde müjdeler veriyor. Allah Resulü (sas)  “Günde yüz defa (bir rivayette de 70 defa) Allah’a istiğfar ederim.”13 buyurarak işin ehemmiyetini göstermiştir.<br />
<br />
İstiğfar ayrıca günahta ısrar etmenin önünü kesen güçlü bir engeldir. <br />
<br />
İstiğfar her şekilde edilebilir. İnsan kendi kelimeleriyle, kendi ifadeleriyle de Allah’tan af ve mağfiret isteyebilir. Bunlar da şüphesiz kıymetlidir. Ancak Efendimiz’in (sas) kendine özgü beyan güzelliği, sözlerinin ve seçtiği kelimelerin kapsayıcılığı gibi nedenlerle Onun ettiği şekilde istiğfar etmek elbette en güzelidir.<br />
<br />
Bu bağlamda tek başına “Estağfirullah” kelimesi zamanla insanlarda bir alışkanlık, ülfet oluşturunca Efendimiz’in (sav) sıkça kullandığı bir başka istiğfar zikri olan “Estağfirullâh ve etûbü ileyh”14 (Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim.) zikrine de devam edilebilir.<br />
<br />
Burada şu inceliği de bilmek bu zikri daha derin anlamaya ve hissetmeye vesile olabilir: <br />
<br />
“Estağfirullâh ve etûbü ileyh” ibaresindeki ileyh kelimesinin sonundaki “hû” zamiri “O” anlamına gelir ve Allah Teala’yı ifade eder. Bu durumda zikreden kişi Allah Teala’yı Türkçedeki anlamıyla üçüncü tekil şahıs olarak düşünecektir.<br />
<br />
Bu zikrin bir de farklı hadislerde “Estağfirullâh ve etûbü ileyke” olarak geçen versiyonu vardır ki bu versiyonun sonundaki “ileyke” kelimesinin sonundaki “ke” zamiri “Sen” anlamına gelir ve yine Allah Teala’yı ifade eder. Bu durumda “Estağfirullâh ve etûbü ileyke” zikrinin anlamı “Allah’ım sana istiğfar ediyor ve sana tevbe ediyorum” demek olur.<br />
<br />
İnsanlar, mizaç, zihinsel çağrışım ve duygusal paradigma açılarından farklı oldukları için kimileri “İleyhi” demeyi “İleyke” demeye tercih edebilirler ve bir insana “O” anlamı “Sen” anlamından daha sevimli gelebilir. Kimileri de Allah Teala’ya direkt hitap etme, doğrudan yalvarıp yakarmayı kendisine daha sevimli ve hoş bulabilir, bu insan da “İleyke” (Sen) demeyi tercih edebilir.<br />
<br />
Her ne kadar Hz. Aişe (ra) validemizin rivayet ettiği kadarıyla Efendimiz (sav) bu zikri vefatından önce “Sübhanallahi ve bihamdihi, Estağfirullah ve etûbü ileyh” şeklinde söylemişse de bu duanın ikinci kısmı olan “Estağfirullah ve etûbü ileyh” bölümü sadece istiğfar niyetiyle edilebilir. Elbette istifadesini artırmak isteyenler her ikisini birden söyleyerek de bu zikre devam edebilir.<br />
<br />
İstiğfar zikirlerinin günahların affına vesile olması dışında farklı alanlardaki faydaları da hadislerde zikredilmiştir. Örneğin istiğfara devam etmenin her türlü sıkıntıdan bir çıkış yolu, üzüntülerden kurtulma imkanı, beklenmeyen yerlerden rızıklandırılma nimeti gibi getirileri de hadiste belirtilmiştir.15 Ayrıca ailesine karşı kaba konuştuğunu, bundan kendini alamadığını belirten bir sahabiye Efendimiz (sav) “İstiğfar bakımından ne haldesin?” veya “İstiğfarın nerede?”16 gibi bir soru yöneltir ki bu soru, kusurunun bağışlanması için istiğfar etmesi gerektiği anlamına geldiği gibi istiğfar etmenin bu olumsuz davranışı ıslah edeceği anlamına da gelmektedir.<br />
<br />
Kıymetli istiğfar duası veya zikirlerinden biri de “Seyyidü’l-İstiğfar” olarak bilinen bir zikirdir. Bu yazıda konumuz sadece kısa zikirler olduğu için bu istiğfarı şimdilik sadece adını vererek ifade etmiş olalım. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin</span></span><br />
<br />
Kur’an’da bize Hz. Yunus’un (as) münacatı olarak öğretilen bu zikir hem istiğfar zikirlerinin bir tamamlayıcısı olması hem de içerdiği farklı güzellikler itibariyle çok boyutlu, çok yönlü bir zikirdir.<br />
<br />
La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin (Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Sen bütün noksanlıklardan, kusurlardan uzaksın, münezzehsin. Ben ise muhakkak zalimlerden oldum) zikri istiğfar zikri olarak da kullanılabilir. <br />
<br />
İnsan ister Allah'a daha yakın olmayı ve günahlardan kurtulmayı kastediyor olsun, ister bildiği bilmediği bazı hata ve günahları nedeniyle yollarının kapandığını, daraldığını hissediyor olsun, ister her türlü hayır ve başarı kapılarının kendisine açılmasını istiyor olsun bu duayla istediğine kavuşması ve içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan kurtulması ümit edilir. Çünkü bu duanın geçtiği ayetten sonraki ayette “Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık. İşte Biz müminleri böyle kurtarırız.”(17) buyrulmaktadır. Allah Teala’yı tek ilah, kendisine perestiş edilecek tek Rab, Onun bütün kusurlardan, hatalardan, yanlışlardan, eksikliklerden uzak, kendisinin ise maddi manevi, zihnen ve duygusal olarak kusurlu, eksik, hata ve günahlarla dolu bir kul olduğu şuuruyla edilen böyle bir dua elbette ki faydasız kalmayacak, boşa gitmeyecektir. Zaten Efendimiz de (sav); “Yunus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.”18 demiştir. <br />
<br />
Her dua ve zikir genel olarak kalp kasvetini çözer ancak bu dua daha hızlı bir şekilde o kasveti dağıtır. Yeter ki şuurlu ve Allah’a samimi bir teveccüh içinde yapılmış olsun.<br />
<br />
Günlük hayatın içinde hepimiz için geçerli olabilecek bir realite vardır: Hepimiz insanız, günlük hayatlarımızda ister istemez, bilerek veya bilmeyerek gıybetlere karışabiliriz. Gözümüz bakılmaması gereken şeylere bakmış olabilir. Fazlasıyla yemek yemiş veya kendimizi kaybedecek ölçüde kahkahalarla eğlenmiş olabiliriz. Bunların hepsi bir günde birleşmiş de olabilir. Böylece başka günahlara girmek daha kolay hâle gelecektir. Diğer yandan bazı farzları ve nafileleri daha zor yerine getirecek hâle de gelmiş olabiliriz. Bu durumda kalbimizin katılaşması kaçınılmazdır. Bu katılığı hissettiğimiz zaman bu zikre devam etmek de istediğimiz veya asıl olmamız gereken hâle bizi iade edebilecek, gerekli açılımı sağlayabilecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâh</span></span><br />
<br />
Bu zikir de insanın her zaman ve her ortamda kolaylıkla çekebileceği, tekrarlayabileceği zikirlerdendir. <br />
<br />
Bu zikrin farklı bir versiyonu Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâhil Aliyyil Azîm şeklindedir. Alî (veya A’lâ) mana olarak büyüklük, Azîm olma ise maddi büyüklük ve güçlü olma anlamlarına gelir.<br />
<br />
Hz. Ebu Zerr’in (ra) rivayet ettiği bir hadiste Efendimiz (sav) Ebu Zerr’e “Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?” der. Ebu Zerr hazretleri de “Evet ey Allah’ın Rasulü.” deyince Efendimiz (sas) “Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâh” de!” buyurur. 19<br />
<br />
İlgili hadislerde “Aliyyül Azîm” ibaresi geçmez ancak “La Havle vela Kuvvete İlla Billah” dedikten sonra Zat-ı Akdes’i herhangi bir güzel isimle yâd etmek verimlidir. <br />
<br />
Burada da herkes kendi mizacına, uzunluk-kısalık anlayışına göre bu versiyonu zikrine dahil edebilir veya etmeyebilir.<br />
<br />
Bu zikirdeki “Havl” ve “Kuvvet” kavramları önemlidir. Havl; yönlendirebilme, gideceği yönü seçebilme yetisidir. Kuvvet; yönlendirme ve yönü belirlemeden sonra gitmeyi, ilerlemeyi sağlama işidir. Tabiri caizse havl; direksiyon hakimiyeti gibidir. Kuvvet ise gaza basma veya motor gücü gibidir.<br />
<br />
Bazı alimler havl için günahlardan sakınma adına gereken güç; kuvvet için de Allah Teala’ya ibadet ve itaat için gereken güç anlamını vermişlerdir. Bazıları da havl ve kuvvet ayrımını dünyevi işler ve ibadetler adına gereken güç şeklinde anlamışlardır.<br />
<br />
Hem günahlara girmeme adına kendimizi güçsüz, irademizi zayıf hissettiğimiz anlarda hem de ibadetlere dair içimizde yeterli şevk bulamadığımız, bir isteksizlik ve fazlaca zorlanma hissettiğimiz zamanlarda bu zikir daha da kıymetli hâle gelir.<br />
<br />
Efendimiz’in (sas) dua hayatına baktığımızda ezan okunurken, namazların sonrasında, yolculuklarda ve dönüşlerde, herhangi hayırlı bir işin sonrasında zaman ve mekân şartı olmaksızın her fırsatta sıkça okuduğu ve ashabına da tavsiye ettiği bir zikir olduğunu görürüz. Demek ki bu zikir ve onun kazandıracağı beklenilen havl ve kuvvetin sadece Allah Teala’dan olduğu şuuru hayatımızın her anında ihtiyacımız olan bir zikirdir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rabbi İnnî Messeniyedurru ve Ente Erhamurrâhimîn</span></span><br />
<br />
Kur’an’da Hz. Eyyüb’ün (as) münacatı olarak öğretilen Rabbi İnnî Messeniyedurru ve Ente Erhamurrâhimîn (Rabbim! Bana gerçekten zarar erişti ve sen Erhamurrahiminsin, merhametlilerin en merhametlisisin, başkalarının merhametine ihtiyaç bırakmayacak Rahîmsin)(20) duası veya zikri de dünyevi sıkıntılar adına çok tesirlidir. Hz. Eyyub’un (as) hastalığı bağlamında anlatıldığı için genel olarak hastalıklar adına düşünülen bir dua, münacat ve zikir olsa da insana erişebilecek her türlü zarar için kullanılabilir.<br />
<br />
Kur’an’da Hz. Eyyüb’ün bu münacatı zikredildikten sonra peşinden gelen ayette “Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lütuf ve ibadet edenlere bir ders olmak üzere, hastalığını iyileştirmiş, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermiştik.”(21) buyrulur ki bu duanın tesiri sadece insana ilişen zararın defedilmesiyle sınırlı değildir. Allah Teala bu zararı yok etmekle kalmamakta ekstradan lütuflarıyla da mukabelede bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatlar</span></span><br />
<br />
Efendimiz (sas) ile ailesi, ehl-i beyti ve ashabını da salat ü selamlarla zikretmek gün içinde unutulmaması, atlanılmaması gereken bir zikirdir.<br />
<br />
Kur’an’da “Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(22) ayeti nazil olduğunda sahabiler, Efendimiz’e (sav) “Allah bize sana salavat getirmemizi emretti. Sana nasıl salavat getireceğiz?” diye sormuşlar, Efendimiz de (sav) "Şöyle söyleyin: “Allâhümme salli 'alâ Muhammedin ve 'alâ âli Muhammed Kemâ salleyte 'alâ İbrâhîme ve 'alâ âli İbrâhîm İnneke Hamîdün Mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd” Selam ise bildiğiniz gibidir”(23) buyurarak hepimizin Salli Barik duaları olarak bildiği ve namazlarda okuduğumuz salavatları bize öğretmiştir.<br />
<br />
Elbette bir insan sadece “Allahümme sali alâ Muhammed” diyerek de salat ü selam söylemiş ve Efendimiz’e salavat getirmiş olur. “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed” versiyonu da bizzat Efendimiz’in (sas) tavsiyesidir(24) ki burada işin içine Efendimiz’in (sas) âli yani ailesi veya ehli de katılmaktadır.<br />
<br />
Farklı kültürler, eğilimler ve alışkanlıklar bağlamında salat-ı tefriciye, tüncina diye bilinen salavatlar da tercih edilebilir. Bu salavatların uzunluğu ve bazen belli sayılara bağlanmaları nedeniyle paylaşarak okuma uygulamaları da iyi bir fırsattır ve bu paylaşımlara katılanlar kendilerine düşen payı mutlaka okumalıdırlar.<br />
<br />
Yine Delailül Hayrat ve Delailunnur şeklinde derlenen uzun salavatlar da vardır ki bunların içinden mana olarak en hoşumuza giden, kendimize en yakın hissettiğimiz parçaları seçip okuyabiliriz.<br />
<br />
Efendimiz’e (sas) salat ü selam getirmenin önemine, faziletine ve faydalarına dair tek başına bir yazı konusu olabilecek çokça şey söylenebilir. İşin bu kısmını da yine başka bir yazıya havale ederek şu kadarını söyleyelim ki: Elbette bütün zikirler duruma göre belli sayılarda yapılabilir. Bu sayıları kişiler belli kaideler çerçevesinde kendileri de belirleyip o sayıda okumaya niyet edebilir. Aslolan bu zikirleri anlayarak, şuurlu ve Allah Teala’ya teveccüh eder bir vaziyet ve mod içinde okuyabilmektir. <br />
<br />
Sayı çokluğu elbette önemli sayılabilir ancak her şey değildir. Bununla beraber sayıca çokluk açısından salavatların da önemi vardır. Başka bir ifadeyle Efendimiz’e (sav) salat ü selam getirmenin sayıca fazla olması da ayrıca önemlidir. <br />
<br />
Bunu da yine: “Kıyamet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salât ü selâm getirenleridir.”25 hadisinden anladığımız gibi, “Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur.”26, “Kim bana bir defa salâtü selâm getirirse, bu sebeple Allah Teâlâ da ona on misli merhamet eder.”27 hadislerinden de anlıyoruz.<br />
<br />
Son olarak şunları da ifade edelim: Yukarıda sayılan ve sayılmayan zikirlerin belli bir tekrarından sonra dillerimiz otomatiğe bağlanabilir. Yapılan zikirler zamanla sadece birer format hâline gelebilir.<br />
<br />
Aslında genellikle dilimizi bir zikre alıştırınca bir yandan bu zikre devam ederken aynı anda ev işi yapmak, araba kullanmak, yemek yemek, spor yapmak, yürümek, merdiven çıkmak da mümkündür. Hatta daha da ötesi bir yandan bir zikre devam ederken farklı bir kitap okumak, bir bilgisayar programı yazmak, ders çalışmak dahi mümkün hâle gelebilmektedir. <br />
<br />
Yani siz bir yandan aktif zihninizle bu işleri yaparken bir yandan da o zikirlerin belli bir süre tekrarlarından sonra bazen diliniz hareket ederek, çoğu zaman ise diliniz bile hareket etmeden tekrar ve tekrar zikirle meşgul olabilir. <br />
<br />
Yine günlük hayat içine evrad ü ezkarı bir şekilde yerleştirmiş ve bu konuda az çok bir ilerleme kaydetmiş herkes kendisini zamanla daha farklı hisseder, etrafını daha farklı algılar hâle de gelebilecektir. Bu aynen güzelce abdest alıp şuurlu bir şekilde kılınan namazdan sonra kendini metafizik bir akım içinde hissetmeye benzer. <br />
<br />
Evet! İnsan, her namazdan sonra kendini daha iyi hisseder ancak bu his günlük hayatın koşuşturmaları içinde gerektiği kadar uzun sürmeyebilir. Günlük hayatın içine evrad ü ezkarı yerleştirme ve bunu kısa bir gayret ve az bir çabayla alışkanlık haline getirmekle namazlardan sonra hissedilen o manevi akım, o teveccüh ve şuur durumu daha iyi muhafaza edilebilecektir.<br />
<br />
Allah Teala’dan bizleri kendisini zikretmekten, anmaktan ve hatırlamaktan uzak tutmamasını, günlük hayatımızın mümkün ve uygun olan her anını kendisini zikretmekle şereflendirmesini, abdestli veya abdestsizken, ayakta veya otururken, yatarken; yürürken ve koşarken, çıkarken ve inerken, yatarken ve kalkarken, beklerken ve gidip gelirken, yerken ve içerken kendisini zikirle meşgul olmamızı nasip etmesini diler ve dileniriz.<br />
<br />
<br />
1 ) Buhari, Daavat, 66<br />
<br />
2 ) Nahl, 98<br />
<br />
3 ) Müslim, Mesacid, 597<br />
<br />
4 ) Buhari, Daavat, 11; Müslim, Zikr, 80; Ebu Davud, Edeb, 100<br />
<br />
5 ) İmam Rabbani, Mükaşefat-ı Gaybiye, 29. Bölüm<br />
6 ) Kütüb-ü Sitte, c. 17, s. 495, hadis no: 1149<br />
<br />
7 ) Buhari, Daavat, 65; Müslim, Zikir 31; İbni Mace, Edep, 56.<br />
<br />
8 ) Buhari, Daavat, 65<br />
<br />
9 ) Müslim, Zikir 26 <br />
<br />
10 ) Buhârî, Bed’ü’l–Halk 11, Daavat, 64; Müslim, Zikir, 28<br />
<br />
11 ) Ebu Davud, Vitir, 26<br />
<br />
12 ) İbni Mace, Edep, 57<br />
<br />
13 ) Müslim, Zikir, 12; Ebû Davud, Salat, 361<br />
<br />
14 ) Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220)<br />
<br />
15 ) Ebû Davud, Salat, 361<br />
<br />
16 ) Kütüb-ü Sitte, c. 17, s. 498<br />
17 ) Enbiya, 88<br />
<br />
18 ) Tirmizi, Daavât 81; Müsned, I, 170<br />
<br />
19 ) Buhari, Ezan, 7; Tirmizi, Daavat, 58; Müsned, I, 66<br />
<br />
20 ) Enbiya, 83<br />
<br />
21 ) Enbiya, 84<br />
<br />
22 ) Ahzab, 56<br />
<br />
23 ) Müslim, Salat, 17/65; Tirmizi, Tefsir, 34; Ebu Davud, Salat, 183; Nesai, Sehv, 49; Muvatta, Kasru’s-Salat, 22<br />
<br />
24 ) Nesai, Sehv, 52<br />
<br />
25 ) Tirmizi, Vitir 21<br />
<br />
26 ) Ebu Davud, Salat, 201, Vitir, 26; İbni Mace, Cenaiz, 65<br />
<br />
27 ) Müslim, Salat 70</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günlük çekilebilecek tesbihler zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2719</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:22:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2719</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük çekilebilecek tesbihler zikirler</span></span><br />
<br />
Zikir, zihinde tutmak, hatırlamak, anmak gibi anlamlara gelir. Kavram olarak ise zikir, Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüne denir.  Allah’ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih etmek, Kur’an okumak, Kur’ân’ı dinlemek ve dua etmek dil ile yapılan zikirdir ve kalp ile yapılan zikre yol açmalıdır. Kalp ile yapılan zikir, ameli zikirlere yani bedenin zikrine yol açmalıdır. Bedenin zikri de Allah (c.c)’ın biz kullarına farz kıldığı ibadetleri yerine getirmekten geçmektedir.<br />
<br />
Zikir hakkında şu hadisleri paylaştıktan sonra kısa zikirler, anlamları ve faziletlerine göz atabilirsiniz.<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. [Buhârî, Deavât, 66)]<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” [Ali el-Müttâkî, No: 1896]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KISA ZİKİRLER, ANLAMLARI VE FAZİLETLERİ</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- “Sübhanallahi Ve Bihamdihi” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah (c.c)’ı hamd ile tesbih ederim” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Buhârî Ebû Hüreyre (ra.)’dan rivayeten;<br />
<br />
Efendimiz (s.a.v) “Her kim günde yüz kere “Sübhânallâhi ve Bihamdihi” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Buyurmuştur. [Buhârî, Deavât, 65]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2- “Sübhanallahi Ve Bihamdihi Sübhanallahil Azim” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Buhârî Ebû Hüreyre (ra.)’dan rivayeten;<br />
<br />
Efendimiz (s.a.v) “İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar.” Buyurmuştur. [Buhârî]<br />
3- “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” Zikri<br />
<br />
Anlamı: “Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Esed İbni Veda’a (r.a)’dan rivayetle,<br />
<br />
Rasulullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular: “Her kim, her gün, yüz kere: ‘Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh” derse, fakirlik, ebediyyen ona isabet etmez.” [İbni Ebi’d Dünya, Terğib 2/449]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
4- “La İlahe İllallah” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah (c.c)’dan başka ilah yoktur” demektir.<br />
<br />
Fazileti: “Efendimiz (s.a.v) “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurduğunda<br />
<br />
“-Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye soruldu. Efendimiz (s.a.v) “Lâ ilâhe illallah” zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. [İbn Hanbel – Hâkim]<br />
<br />
“Bir kul ihlâs ile bu zikri okursa, bu hiçbir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etti mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” [Tirmizî, Deavât, 86]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5- “Sübhanallah” – “Elhamdülillah” – “Allah-u Ekber” Zikirleri</span></span><br />
<br />
“Sübhanallah”: “Allah noksanlardan münezzehtir.” demektir.<br />
<br />
“Elhamdülillah”: “Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.” anlamlarına gelmektedir.<br />
<br />
“Allah-u Ekber”: “Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.” demektir.<br />
<br />
Faziletleri: Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” Buyurmuştur. [Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6- “Hasbünallahü ve Ni’melvekîl” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Bu Zikir bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. [Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715]<br />
<br />
Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7- “Estağfirullâhe Ve Etûbu İleyh” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allâh’tan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim” demektir.<br />
<br />
Fazileti: “Vallâhi ben günde yetmiş defadan fazla Allâh’tan mağfiret diler ve O’na tevbe istiğfar ederim.” [Buhârî (6307); Tirmizî (3259)]<br />
<br />
“Şüphesiz benim kalbim perdelenir ve muhakkak ben bir günde yüz defa Allâh’tan mağfiret diliyorum.” [Müslim (2702); Tirmizî (1515)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8- “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed” Salat-ı Şefiri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed’e ve aline rahmet eyle.” demektir.<br />
<br />
Faziletleri: “Her kim bana bir defa salât ederse, Allâh’u Teâlâ’da ona on salât eder.” [Müslim (408); Ebû Dâvûd (1530)]<br />
<br />
“Kıyâmet günü insânların bana en yakın olacak olanı, bana en çok salât edenidir.” [Tirmizî (484); İbn Ebî Şeybe (31787)]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
9- “Rabbiyesir vela tuassir Rabbi temmim bil-hayır” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Rabbim işimi kolaylaştır, güçleştirme, Rabbim bu işi hayırla tamamla!” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Okuyan kişinin işiniz hayırla sonuçlanır, size zahmetli olan, sıkıntılı olan her iş hafif ve sıkıntısız şekilde (Allah (c.c)’ın izni ile) hallolur ve zor işler zahmetsizce tamamlanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10- “ Lâ İlâhe İllallâhu Vahdehu Lâ Şerike Leh, Lehü’l-Mülkü ve Lehu’l-Hamdu ve Huve Alâ Kulli Şeyin Kadîr” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allâh’tan başka hak ilâh yoktur. O birdir ve tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur ve hamd ona mahsustur. O, her şeye gücü yetendir” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Ebû Hureyre (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Efendimiz (s.av);<br />
<br />
“Her kim günde yüz defa derse, bu onun için on köle azat etmesine denk olur. Ona yüz hasene yazılır. Ondan yüz seyyie (günah) silinir ve bu onun için o günün akşamına kadar şeytana karşı bir himaye olur. Bundan fazlasını yapan kimse müstesna hiçbir kimse de onun yaptığından faziletlisini yapamaz.” Buyurmuştur. [Buhârî (3293); Müslim (2691)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11-“Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” [Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük çekilebilecek tesbihler zikirler</span></span><br />
<br />
Zikir, zihinde tutmak, hatırlamak, anmak gibi anlamlara gelir. Kavram olarak ise zikir, Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüne denir.  Allah’ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih etmek, Kur’an okumak, Kur’ân’ı dinlemek ve dua etmek dil ile yapılan zikirdir ve kalp ile yapılan zikre yol açmalıdır. Kalp ile yapılan zikir, ameli zikirlere yani bedenin zikrine yol açmalıdır. Bedenin zikri de Allah (c.c)’ın biz kullarına farz kıldığı ibadetleri yerine getirmekten geçmektedir.<br />
<br />
Zikir hakkında şu hadisleri paylaştıktan sonra kısa zikirler, anlamları ve faziletlerine göz atabilirsiniz.<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. [Buhârî, Deavât, 66)]<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” [Ali el-Müttâkî, No: 1896]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KISA ZİKİRLER, ANLAMLARI VE FAZİLETLERİ</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- “Sübhanallahi Ve Bihamdihi” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah (c.c)’ı hamd ile tesbih ederim” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Buhârî Ebû Hüreyre (ra.)’dan rivayeten;<br />
<br />
Efendimiz (s.a.v) “Her kim günde yüz kere “Sübhânallâhi ve Bihamdihi” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Buyurmuştur. [Buhârî, Deavât, 65]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2- “Sübhanallahi Ve Bihamdihi Sübhanallahil Azim” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Buhârî Ebû Hüreyre (ra.)’dan rivayeten;<br />
<br />
Efendimiz (s.a.v) “İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar.” Buyurmuştur. [Buhârî]<br />
3- “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” Zikri<br />
<br />
Anlamı: “Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Esed İbni Veda’a (r.a)’dan rivayetle,<br />
<br />
Rasulullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular: “Her kim, her gün, yüz kere: ‘Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh” derse, fakirlik, ebediyyen ona isabet etmez.” [İbni Ebi’d Dünya, Terğib 2/449]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
4- “La İlahe İllallah” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah (c.c)’dan başka ilah yoktur” demektir.<br />
<br />
Fazileti: “Efendimiz (s.a.v) “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurduğunda<br />
<br />
“-Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye soruldu. Efendimiz (s.a.v) “Lâ ilâhe illallah” zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. [İbn Hanbel – Hâkim]<br />
<br />
“Bir kul ihlâs ile bu zikri okursa, bu hiçbir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etti mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” [Tirmizî, Deavât, 86]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5- “Sübhanallah” – “Elhamdülillah” – “Allah-u Ekber” Zikirleri</span></span><br />
<br />
“Sübhanallah”: “Allah noksanlardan münezzehtir.” demektir.<br />
<br />
“Elhamdülillah”: “Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.” anlamlarına gelmektedir.<br />
<br />
“Allah-u Ekber”: “Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.” demektir.<br />
<br />
Faziletleri: Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” Buyurmuştur. [Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6- “Hasbünallahü ve Ni’melvekîl” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Bu Zikir bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. [Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715]<br />
<br />
Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7- “Estağfirullâhe Ve Etûbu İleyh” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allâh’tan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim” demektir.<br />
<br />
Fazileti: “Vallâhi ben günde yetmiş defadan fazla Allâh’tan mağfiret diler ve O’na tevbe istiğfar ederim.” [Buhârî (6307); Tirmizî (3259)]<br />
<br />
“Şüphesiz benim kalbim perdelenir ve muhakkak ben bir günde yüz defa Allâh’tan mağfiret diliyorum.” [Müslim (2702); Tirmizî (1515)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8- “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed” Salat-ı Şefiri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed’e ve aline rahmet eyle.” demektir.<br />
<br />
Faziletleri: “Her kim bana bir defa salât ederse, Allâh’u Teâlâ’da ona on salât eder.” [Müslim (408); Ebû Dâvûd (1530)]<br />
<br />
“Kıyâmet günü insânların bana en yakın olacak olanı, bana en çok salât edenidir.” [Tirmizî (484); İbn Ebî Şeybe (31787)]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
9- “Rabbiyesir vela tuassir Rabbi temmim bil-hayır” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Rabbim işimi kolaylaştır, güçleştirme, Rabbim bu işi hayırla tamamla!” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Okuyan kişinin işiniz hayırla sonuçlanır, size zahmetli olan, sıkıntılı olan her iş hafif ve sıkıntısız şekilde (Allah (c.c)’ın izni ile) hallolur ve zor işler zahmetsizce tamamlanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10- “ Lâ İlâhe İllallâhu Vahdehu Lâ Şerike Leh, Lehü’l-Mülkü ve Lehu’l-Hamdu ve Huve Alâ Kulli Şeyin Kadîr” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allâh’tan başka hak ilâh yoktur. O birdir ve tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur ve hamd ona mahsustur. O, her şeye gücü yetendir” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Ebû Hureyre (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Efendimiz (s.av);<br />
<br />
“Her kim günde yüz defa derse, bu onun için on köle azat etmesine denk olur. Ona yüz hasene yazılır. Ondan yüz seyyie (günah) silinir ve bu onun için o günün akşamına kadar şeytana karşı bir himaye olur. Bundan fazlasını yapan kimse müstesna hiçbir kimse de onun yaptığından faziletlisini yapamaz.” Buyurmuştur. [Buhârî (3293); Müslim (2691)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11-“Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber” Zikri</span></span><br />
<br />
Anlamı: “Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür” demektir.<br />
<br />
Fazileti: Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” [Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günlük Okunabilcek Zikirler ve Dualar ve Salavatlar]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2718</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:18:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2718</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Okunabilcek Zikirler ve Dualar ve Salavatlar</span></span><br />
<br />
Her gün okunması faziletli, günlük okunacak dualar, günlük okunacak Zikirler, Esmaül Hüsna<br />
<br />
Peygamber efendimiz (SAV) bir hadis-i şeriflerinde, ’’Dua ibadetin özüdür’’ buyurmuştur.<br />
<br />
“Allah katında, duadan daha kıymetli hiçbir şey yoktur.”<br />
<br />
“Kendisinden dua ederek istekte bulunmayana Allah-u Teâlâ gazap eder.”<br />
<br />
“Dua kazayı önler. İyilik de rızkı artırır. Kul, işlemiş olduğu günahlarından dolayı rızkından mahrum olur.”<br />
<br />
“Dua, Allah-u Teâlâ’nın bir icra kuvvetidir. Gelmesi kesinleşen kazayı dahi önler, uzaklaştırır.”<br />
<br />
“Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.”<br />
<br />
Dualar aynı zamanda zikirdirler, her gün düzenli okumaya gayret edilmelidir. Şüphesiz ki Allah(CC) kendisine yönelen kalpleri ve elleri boş çevirmez.<br />
<br />
İstiğfar Okumak<br />
<br />
Estağfirullah… Estağfirullah… Estağfirullah<br />
<br />
Her gün en az 70 defa “Estağfirullah”. Hiç bir günahı olmayan Allah’ın sevgili kulu ve  Habibi Peygamberimiz her gün 70 defa istiğfar etmekteydi.<br />
<br />
***<br />
<br />
100 kere Salavat<br />
<br />
ALLAHÜMMESALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED<br />
<br />
Peygamber (s.a.v.)’e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar.<br />
<br />
Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur.<br />
<br />
Hazreti Peygamber’in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır. Emeği az, derecesi çok yücedir.<br />
Günlük Okunması Faziletli Dualar ve Zikirler<br />
<br />
100  kere “Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l azim”<br />
<br />
Ebu Hüreyre’den: Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İki söz vardır ki onlar dile hafiftir­ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah’a sevimlidirler, bunlar: Sübhanellahi ve bihamidihi, Sübhanellahil’azimi. (“Allah’a hamd ederek O’nu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al­lah’ı tenzih ederim”). (Buhari, Kitabu’d-Daavat, 65)<br />
<br />
Günde 100 defa “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî” derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.”<br />
<br />
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e ‘sözlerin en faziletlisi hangisidir’ diye soruldu. Şöyle buyurdu: Allâh’ın melekleri ve kulları için seçtiği  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ  sözüdür.” (Sahih Hadis) Müslim (2731); Tirmizî (3594)<br />
<br />
Başka bir rivâyet ise şöyledir: “Allâh’a sözlerin en sevimlisi  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ sözüdür.” (Sahih Hadis – Müslim (2731); Ahmed (21429)<br />
<br />
 ***<br />
<br />
100  kere “La havle ve la kuvvete illabillahi’l-aliyyil azim”  (Azim olan Allah’dan başka güç ve kuvvet yoktur)<br />
<br />
Bolluk zamanlarında nimetlerin elden gitmemesi, darlık zamanında darlıktan kurtulmak için devamlı zikredilmelidir.<br />
<br />
***<br />
<br />
100 Kere “Hasbunallahu ve ni’mel vekil nimel Mevla ve ni’me’n nasîr”<br />
<br />
Yüz defa “Hasbünallâhü ve nîmel vekiyl” deyiniz. Yüzüncü de “Ni’mel’Mevlâ ve ni’men’nasıyr” diye ilave ediniz. Böylece korktuğunuzdan emniyet ve selâmette olursunuz demek olur..<br />
<br />
“Onlar ki, bazı kimseler kendilerine: “İnsanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun” dediklerinde bu onların imanlarını artırdı ve: “Allah bize yeter o ne güzel vekildir” dediler.” (Ali İmrân, 3/173)<br />
<br />
***<br />
Lâ ilahe illallahü melikül Hakkul Mübin<br />
<br />
100 Kere “Lâ ilahe illallahü melikül Hakkul Mübin” okunur.<br />
<br />
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim günde (sabah ve akşam en az) 100 kere “Lâ ilâhe illallahül-Melikül-Hakkul-Mübin”<br />
<br />
Yani “Eserleriyle aşikar, hakiki mevcut ve yegane mülk sahibi olan Allah’tan başka ilah yoktur.“ derse, bu zikir kendisi için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.”<br />
<br />
100. defa okuduktan sonra sonuna “Muhammedün rasûlüllâhi sâdikul va’dil emîn” eklenir.<br />
<br />
لَااِلٰهَ اِلاَّالله ُ اَلْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الْوَعْدِ اْلاَمِين<br />
<br />
Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn Muhammedün rasûlüllâhi sâdikul va’dil emîn <br />
<br />
”Apaçık gerçeğin sahibi Allah’tan başka ilah yoktur. Emin ve sözünün eri olan Muhammed Allah’ın Rasulüdür.”<br />
Yunus Peygamber’in Duası<br />
<br />
33 kere “La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin”  <br />
<br />
Hazreti Yunus (a.s)’ın duasıdır. Balığın karnında bunu okurdu. Bunu okuyarak dua edenin duası Cenabı Allah kabul eder.”<br />
<br />
Bediüzzaman Hazretleri her gün Akşam Namazı ile Yatsı Namazı arası okunmasını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Rabbi inni messeniyed durru ve ente erhamur rahimin” <br />
<br />
Ya Rabbi zarar bana dokundu, Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin, Bana da merhamet eyle yarabbi<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen Sabır Kahramanı Hazreti Eyyüb Aleyhisselam’ın duasıdır.<br />
<br />
Bediüzzaman Hazretleri her gün Akşam Namazı ile Yatsı Namazı arası okunmasını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Hasbünallahü ve nimel vekil”<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm”<br />
<br />
“Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe 129)<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm”<br />
<br />
Güç ve kuvvet ancak şânı yüce Allah’tandır.<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Ya Bâkî Ente’l-Bâkî – Ya Bâkî Ente’l-Bâkî”<br />
<br />
***<br />
<br />
Her Namazdan sonra ve Her Yattığında uyumadan önce<br />
<br />
    33 defa Subhaballah,<br />
    33 defa Elhamdulillah,<br />
    33 defa Allahuekber,<br />
    33 defa La ilahe illallah<br />
<br />
“Bir kimse, her namazdan sonra 33 defa Allah’ı tesbih, 33 defa ona hamd etse ve 33 defa da tazim etse (Allahü ekber dese), ki bunun toplamı 99 ediyor, yüzüncü de de (La ilahe illellah…) okusa, denizin köpüğü kadar da çok olsa, yine de bütün günahları bağışlanır.” [Müslim, Kitab’ül-Mesacid, 26 (h. no: 146)]<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır. [Deylemi]<br />
<br />
Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür. [Tirmizi]<br />
La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır. [Ebu Ya’la]<br />
<br />
La ilahe illallah Cennetin anahtarıdır. [İ.Ahmed]<br />
<br />
La ilahe illallah diyen, sözünde sadık ise, bütün günahları affedilir. [İmam-ı Gazali]<br />
Günlük Okunması faziletli Sureler ve Dualar Zikirler<br />
<br />
Yatarken uyumadan önce<br />
<br />
    3 ihlas ve 1 Fatiha <br />
    3 Ayetel Kursi<br />
    Kafirun Suresi<br />
    Felak ve Nas Sureleri<br />
<br />
***<br />
<br />
Her Gece yatmadan Önce Vakia Suresi<br />
<br />
Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
“Her kim, Vâkia sûresini her gece bir defa okumayi âdet haline getirirse, ömründe fakirlik görmez.”<br />
<br />
“Vâkia sûresi zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve kadinlariniza ve çocuklariniza ögretiniz.”<br />
Gecenin Duası<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Ya Hay Ya Kayyum Ya Gaffar Ya Rahim Ya Settar Ya Tevvab Ya Rahman Ya Alim Ya Hakim Ya Aziz Ya Semi Ya Kadir<br />
<br />
Ey Alemlerin Rabbi Ya Erhamerrahimi!<br />
<br />
Allah’ım, Sen affedicisin bizleri affet ve bizleri bağışla. Sen her şeyi gören ve bilensin. Gizli ve açık bütün hayırlı dualarımızı kabul eyle. Ey yer ve göğün gecenin gündüzün, karanlığın ve sabahın Rabbi. Bizleri razı olduğun kulların zümresine kat. Zorlarımızı kolay, yokuşlarımızı iniş, korkularımızı selamet eyle. Endişelerimize rahatlık ihsan eyle. Sıkıntı ve kederlerimizi bertaraf eyle. Her doğan günü hakkımızda hayırlı eyle.. Amin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Okunabilcek Zikirler ve Dualar ve Salavatlar</span></span><br />
<br />
Her gün okunması faziletli, günlük okunacak dualar, günlük okunacak Zikirler, Esmaül Hüsna<br />
<br />
Peygamber efendimiz (SAV) bir hadis-i şeriflerinde, ’’Dua ibadetin özüdür’’ buyurmuştur.<br />
<br />
“Allah katında, duadan daha kıymetli hiçbir şey yoktur.”<br />
<br />
“Kendisinden dua ederek istekte bulunmayana Allah-u Teâlâ gazap eder.”<br />
<br />
“Dua kazayı önler. İyilik de rızkı artırır. Kul, işlemiş olduğu günahlarından dolayı rızkından mahrum olur.”<br />
<br />
“Dua, Allah-u Teâlâ’nın bir icra kuvvetidir. Gelmesi kesinleşen kazayı dahi önler, uzaklaştırır.”<br />
<br />
“Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.”<br />
<br />
Dualar aynı zamanda zikirdirler, her gün düzenli okumaya gayret edilmelidir. Şüphesiz ki Allah(CC) kendisine yönelen kalpleri ve elleri boş çevirmez.<br />
<br />
İstiğfar Okumak<br />
<br />
Estağfirullah… Estağfirullah… Estağfirullah<br />
<br />
Her gün en az 70 defa “Estağfirullah”. Hiç bir günahı olmayan Allah’ın sevgili kulu ve  Habibi Peygamberimiz her gün 70 defa istiğfar etmekteydi.<br />
<br />
***<br />
<br />
100 kere Salavat<br />
<br />
ALLAHÜMMESALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED<br />
<br />
Peygamber (s.a.v.)’e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar.<br />
<br />
Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur.<br />
<br />
Hazreti Peygamber’in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır. Emeği az, derecesi çok yücedir.<br />
Günlük Okunması Faziletli Dualar ve Zikirler<br />
<br />
100  kere “Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l azim”<br />
<br />
Ebu Hüreyre’den: Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İki söz vardır ki onlar dile hafiftir­ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah’a sevimlidirler, bunlar: Sübhanellahi ve bihamidihi, Sübhanellahil’azimi. (“Allah’a hamd ederek O’nu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al­lah’ı tenzih ederim”). (Buhari, Kitabu’d-Daavat, 65)<br />
<br />
Günde 100 defa “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî” derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.”<br />
<br />
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e ‘sözlerin en faziletlisi hangisidir’ diye soruldu. Şöyle buyurdu: Allâh’ın melekleri ve kulları için seçtiği  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ  sözüdür.” (Sahih Hadis) Müslim (2731); Tirmizî (3594)<br />
<br />
Başka bir rivâyet ise şöyledir: “Allâh’a sözlerin en sevimlisi  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ sözüdür.” (Sahih Hadis – Müslim (2731); Ahmed (21429)<br />
<br />
 ***<br />
<br />
100  kere “La havle ve la kuvvete illabillahi’l-aliyyil azim”  (Azim olan Allah’dan başka güç ve kuvvet yoktur)<br />
<br />
Bolluk zamanlarında nimetlerin elden gitmemesi, darlık zamanında darlıktan kurtulmak için devamlı zikredilmelidir.<br />
<br />
***<br />
<br />
100 Kere “Hasbunallahu ve ni’mel vekil nimel Mevla ve ni’me’n nasîr”<br />
<br />
Yüz defa “Hasbünallâhü ve nîmel vekiyl” deyiniz. Yüzüncü de “Ni’mel’Mevlâ ve ni’men’nasıyr” diye ilave ediniz. Böylece korktuğunuzdan emniyet ve selâmette olursunuz demek olur..<br />
<br />
“Onlar ki, bazı kimseler kendilerine: “İnsanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun” dediklerinde bu onların imanlarını artırdı ve: “Allah bize yeter o ne güzel vekildir” dediler.” (Ali İmrân, 3/173)<br />
<br />
***<br />
Lâ ilahe illallahü melikül Hakkul Mübin<br />
<br />
100 Kere “Lâ ilahe illallahü melikül Hakkul Mübin” okunur.<br />
<br />
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim günde (sabah ve akşam en az) 100 kere “Lâ ilâhe illallahül-Melikül-Hakkul-Mübin”<br />
<br />
Yani “Eserleriyle aşikar, hakiki mevcut ve yegane mülk sahibi olan Allah’tan başka ilah yoktur.“ derse, bu zikir kendisi için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.”<br />
<br />
100. defa okuduktan sonra sonuna “Muhammedün rasûlüllâhi sâdikul va’dil emîn” eklenir.<br />
<br />
لَااِلٰهَ اِلاَّالله ُ اَلْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الْوَعْدِ اْلاَمِين<br />
<br />
Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn Muhammedün rasûlüllâhi sâdikul va’dil emîn <br />
<br />
”Apaçık gerçeğin sahibi Allah’tan başka ilah yoktur. Emin ve sözünün eri olan Muhammed Allah’ın Rasulüdür.”<br />
Yunus Peygamber’in Duası<br />
<br />
33 kere “La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin”  <br />
<br />
Hazreti Yunus (a.s)’ın duasıdır. Balığın karnında bunu okurdu. Bunu okuyarak dua edenin duası Cenabı Allah kabul eder.”<br />
<br />
Bediüzzaman Hazretleri her gün Akşam Namazı ile Yatsı Namazı arası okunmasını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Rabbi inni messeniyed durru ve ente erhamur rahimin” <br />
<br />
Ya Rabbi zarar bana dokundu, Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin, Bana da merhamet eyle yarabbi<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen Sabır Kahramanı Hazreti Eyyüb Aleyhisselam’ın duasıdır.<br />
<br />
Bediüzzaman Hazretleri her gün Akşam Namazı ile Yatsı Namazı arası okunmasını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Hasbünallahü ve nimel vekil”<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm”<br />
<br />
“Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe 129)<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm”<br />
<br />
Güç ve kuvvet ancak şânı yüce Allah’tandır.<br />
<br />
***<br />
<br />
33 Kere “Ya Bâkî Ente’l-Bâkî – Ya Bâkî Ente’l-Bâkî”<br />
<br />
***<br />
<br />
Her Namazdan sonra ve Her Yattığında uyumadan önce<br />
<br />
    33 defa Subhaballah,<br />
    33 defa Elhamdulillah,<br />
    33 defa Allahuekber,<br />
    33 defa La ilahe illallah<br />
<br />
“Bir kimse, her namazdan sonra 33 defa Allah’ı tesbih, 33 defa ona hamd etse ve 33 defa da tazim etse (Allahü ekber dese), ki bunun toplamı 99 ediyor, yüzüncü de de (La ilahe illellah…) okusa, denizin köpüğü kadar da çok olsa, yine de bütün günahları bağışlanır.” [Müslim, Kitab’ül-Mesacid, 26 (h. no: 146)]<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır. [Deylemi]<br />
<br />
Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür. [Tirmizi]<br />
La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır. [Ebu Ya’la]<br />
<br />
La ilahe illallah Cennetin anahtarıdır. [İ.Ahmed]<br />
<br />
La ilahe illallah diyen, sözünde sadık ise, bütün günahları affedilir. [İmam-ı Gazali]<br />
Günlük Okunması faziletli Sureler ve Dualar Zikirler<br />
<br />
Yatarken uyumadan önce<br />
<br />
    3 ihlas ve 1 Fatiha <br />
    3 Ayetel Kursi<br />
    Kafirun Suresi<br />
    Felak ve Nas Sureleri<br />
<br />
***<br />
<br />
Her Gece yatmadan Önce Vakia Suresi<br />
<br />
Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
“Her kim, Vâkia sûresini her gece bir defa okumayi âdet haline getirirse, ömründe fakirlik görmez.”<br />
<br />
“Vâkia sûresi zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve kadinlariniza ve çocuklariniza ögretiniz.”<br />
Gecenin Duası<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Ya Hay Ya Kayyum Ya Gaffar Ya Rahim Ya Settar Ya Tevvab Ya Rahman Ya Alim Ya Hakim Ya Aziz Ya Semi Ya Kadir<br />
<br />
Ey Alemlerin Rabbi Ya Erhamerrahimi!<br />
<br />
Allah’ım, Sen affedicisin bizleri affet ve bizleri bağışla. Sen her şeyi gören ve bilensin. Gizli ve açık bütün hayırlı dualarımızı kabul eyle. Ey yer ve göğün gecenin gündüzün, karanlığın ve sabahın Rabbi. Bizleri razı olduğun kulların zümresine kat. Zorlarımızı kolay, yokuşlarımızı iniş, korkularımızı selamet eyle. Endişelerimize rahatlık ihsan eyle. Sıkıntı ve kederlerimizi bertaraf eyle. Her doğan günü hakkımızda hayırlı eyle.. Amin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hadislerle Sabah ve Akşam Yapılabilecek Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2717</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:14:28 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2717</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerle Sabah ve Akşam Yapılabilecek Zikirler</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH VE AKŞAM ZİKİRLERİ</span></span><br />
<br />
1- 3 Kere İhlas, Felak ve Nas sureleri okunur.<br />
<br />
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bunları (İhlas, Felak ve Nas) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” (Ebu Davud, Tirmizi)<br />
<br />
2- (10 Kere) لَا إلَه إلّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلُّ شَيْءِ قَدِير<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike lehû, lehu’l mulku ve lehul hamdu ve huve ala kulli şey’in kadir)<br />
<br />
Anlamı: Allah’tan başka hak ilah yoktur. O tektir ve ortağı yoktur. Mülk O’nun ve hamd O’nadır. Ve O, her şeye güç yetirendir.<br />
<br />
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunu günde yüz defa söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılır, ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün, şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir adamdan başka hiç kimse onun fazliletlisini getiremez.” (Buhari)<br />
Ebu Davud ve İbn Mace’nin rivayetinde 10 kere okursa olarak geçer…<br />
<br />
3- (100 Kere) سُبْحـانَ اللهِ وَبِحَمْـدِهِ<br />
(Subhanâllahi ve bihamdihi)<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı kendisine hamdederek tüm noksanlıklardan tenzih ederim.<br />
<br />
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sabahladığı ve akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyamet gününe onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez. (Muslim)<br />
Subhanallahi ve Bihamdihi Zikrinin Fazileti<br />
<br />
4- (100 Kere) أسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَ أتُوبُ إلَيْهِ<br />
(Estağfirullah ve etûbu ileyhi)<br />
<br />
Anlamı: Allah’tan mağfiret diler ve O’na tevbe ederim.” (Buhari, Muslim)<br />
<br />
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki ben günde<br />
yetmiş kereden fazla Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.”<br />
(Buhari, Fethu’l Bari 11/101)<br />
<br />
5- “Allah’ım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka hak ilah yoktur. Beni Sen<br />
yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim ahd ve<br />
va’d üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan<br />
nimetini ve günahlarımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz<br />
günahları ancak Sen bağışlarsın.<br />
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا<br />
عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ ، أَعُوذُ<br />
بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ ،<br />
وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فإِنَّهُ لا يَغْفر الذُّنُوبَ إِلا أَنْت<br />
<br />
(Allahumme ente rabbi lâ ilâhe illâ ente halakteni ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve va’dike ma isteda’tu, eûzu bike min şerri ma sana’tu ebûu leke bini’metike aleyye ve ebûu bi zenbi fağfirli feinnehû lâ yağfiruzzunûbe illâ ente)<br />
<br />
“Kim bunu akşamladığı vakit içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse cennete girer. Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” (Buhari)<br />
<br />
6- (3 Kere) بِسْمِ الله الّذِي لا يَضُرّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ في الأرْضِ وَلا في السّمَاءِ وَهُوَ السّمِيعُ العَلِيمُ<br />
(Bismillâhillezi lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l ardi ve lâ fi’s-semâi ve huve’s-semi’ul alim)<br />
<br />
Anlamı: İsmiyle yerde ve gökte hiç bir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.”<br />
<br />
“Sabah ve akşam üç kere söyleyene hiç bir şey zarar vermez.” (Ebu Davud, Tirmizi)<br />
<br />
7- (7 Kere) حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ<br />
(Hasbiyâllahû lâ ilâhe illâ huve aleyhi tevekkeltu ve huve rabbu’l arşi’l azim)<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe 129)<br />
<br />
Rasulullah (sav) Tevbe Suresinin 129. ayeti için şöyle buyurdu: “Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yedi kere söylerse, onu üzen dünya ve ahiret işlerine Allah kafidir.” (Ebu Davud (4/321)<br />
<br />
8- (3 Kere) رَضيـتُ بِاللهِ رَبَّـاً وَبِالإسْلامِ ديـناً وَبِمُحَـمَّدٍ صلى الله عليه وسلم نَبِيّـاً<br />
(Radîtu billâhi rabben ve bi’l islami dinen ve bimuhammedin sallâllahû aleyhi ve selleme nebiyyen)<br />
<br />
Anlamı: Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, nebi olarak Muhammed (s.a.v)’den razı oldum.”<br />
<br />
İbn Abbas (ra) Rasulullah’ı (sas) şöyle derken işittim:<br />
-“Kim<br />
Rabb olarak Allah’dan, din olarak İslam’adan, Rasul olarakta<br />
Muhammed’den razı olursa imanın zevkini almış tadına bakmıştır.<br />
(Müslim(1/239) K. İman B. 11 Hds no: 56)<br />
– Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh şöyle dedi:<br />
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
‘Ya<br />
Eba Said! Herkim Rab olarak Allah’tan din olarak İslam’dan ve Nebi<br />
olarak Muhammed’den razı olursa cennet onun için vaciptir’ buyurdu.<br />
(Müslim 1884/116)<br />
<br />
9- (3 Kere) سُبْحـانَ اللهِ وَبِحَمْـدِهِ عَدَدَ خَلْـقِه ، وَرِضـا نَفْسِـه ، وَزِنَـةَ عَـرْشِـه ، وَمِـدادَ كَلِمـاتِـه<br />
(Subhanâllahi ve bihamdihi adede halkihi, ve ridâ nefsihi, ve zinete arşihi, ve midâde kelimâtihi)<br />
<br />
“Yarattıklarının sayısınca kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığı ve kelimelerinin çokluğunca hamdederek Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.” (Muslim)<br />
<br />
10- (3 Kere) أَعـوذُ بِكَلِمـاتِ اللّهِ التّـامّـاتِ مِنْ شَـرِّ ما خَلَـق<br />
(Eûzu bikelimâtillahi’t-temmâti min şerri ma halak)<br />
<br />
Anlamı: Yarattıklarının şerrinden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.<br />
<br />
“Kim akşamladığı zaman bunu 3 kere söylerse o gecenin humması ona zarar vermez.”<br />
(Ahmed, Nesai)<br />
<br />
11- (10 Kere) اللهم صل وسلم على نبينا محمد <br />
(Allahumme salli ve selleme alâ nebiyyinâ muhammed)<br />
<br />
“ Allah’ım Nebimiz Muhammed’e salat ve selam eyle.” (Taberani)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerle Sabah ve Akşam Yapılabilecek Zikirler</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH VE AKŞAM ZİKİRLERİ</span></span><br />
<br />
1- 3 Kere İhlas, Felak ve Nas sureleri okunur.<br />
<br />
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bunları (İhlas, Felak ve Nas) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” (Ebu Davud, Tirmizi)<br />
<br />
2- (10 Kere) لَا إلَه إلّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلُّ شَيْءِ قَدِير<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike lehû, lehu’l mulku ve lehul hamdu ve huve ala kulli şey’in kadir)<br />
<br />
Anlamı: Allah’tan başka hak ilah yoktur. O tektir ve ortağı yoktur. Mülk O’nun ve hamd O’nadır. Ve O, her şeye güç yetirendir.<br />
<br />
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunu günde yüz defa söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılır, ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün, şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir adamdan başka hiç kimse onun fazliletlisini getiremez.” (Buhari)<br />
Ebu Davud ve İbn Mace’nin rivayetinde 10 kere okursa olarak geçer…<br />
<br />
3- (100 Kere) سُبْحـانَ اللهِ وَبِحَمْـدِهِ<br />
(Subhanâllahi ve bihamdihi)<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı kendisine hamdederek tüm noksanlıklardan tenzih ederim.<br />
<br />
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sabahladığı ve akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyamet gününe onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez. (Muslim)<br />
Subhanallahi ve Bihamdihi Zikrinin Fazileti<br />
<br />
4- (100 Kere) أسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَ أتُوبُ إلَيْهِ<br />
(Estağfirullah ve etûbu ileyhi)<br />
<br />
Anlamı: Allah’tan mağfiret diler ve O’na tevbe ederim.” (Buhari, Muslim)<br />
<br />
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki ben günde<br />
yetmiş kereden fazla Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.”<br />
(Buhari, Fethu’l Bari 11/101)<br />
<br />
5- “Allah’ım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka hak ilah yoktur. Beni Sen<br />
yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim ahd ve<br />
va’d üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan<br />
nimetini ve günahlarımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz<br />
günahları ancak Sen bağışlarsın.<br />
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا<br />
عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ ، أَعُوذُ<br />
بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ ،<br />
وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فإِنَّهُ لا يَغْفر الذُّنُوبَ إِلا أَنْت<br />
<br />
(Allahumme ente rabbi lâ ilâhe illâ ente halakteni ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve va’dike ma isteda’tu, eûzu bike min şerri ma sana’tu ebûu leke bini’metike aleyye ve ebûu bi zenbi fağfirli feinnehû lâ yağfiruzzunûbe illâ ente)<br />
<br />
“Kim bunu akşamladığı vakit içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse cennete girer. Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” (Buhari)<br />
<br />
6- (3 Kere) بِسْمِ الله الّذِي لا يَضُرّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ في الأرْضِ وَلا في السّمَاءِ وَهُوَ السّمِيعُ العَلِيمُ<br />
(Bismillâhillezi lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l ardi ve lâ fi’s-semâi ve huve’s-semi’ul alim)<br />
<br />
Anlamı: İsmiyle yerde ve gökte hiç bir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.”<br />
<br />
“Sabah ve akşam üç kere söyleyene hiç bir şey zarar vermez.” (Ebu Davud, Tirmizi)<br />
<br />
7- (7 Kere) حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ<br />
(Hasbiyâllahû lâ ilâhe illâ huve aleyhi tevekkeltu ve huve rabbu’l arşi’l azim)<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe 129)<br />
<br />
Rasulullah (sav) Tevbe Suresinin 129. ayeti için şöyle buyurdu: “Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yedi kere söylerse, onu üzen dünya ve ahiret işlerine Allah kafidir.” (Ebu Davud (4/321)<br />
<br />
8- (3 Kere) رَضيـتُ بِاللهِ رَبَّـاً وَبِالإسْلامِ ديـناً وَبِمُحَـمَّدٍ صلى الله عليه وسلم نَبِيّـاً<br />
(Radîtu billâhi rabben ve bi’l islami dinen ve bimuhammedin sallâllahû aleyhi ve selleme nebiyyen)<br />
<br />
Anlamı: Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, nebi olarak Muhammed (s.a.v)’den razı oldum.”<br />
<br />
İbn Abbas (ra) Rasulullah’ı (sas) şöyle derken işittim:<br />
-“Kim<br />
Rabb olarak Allah’dan, din olarak İslam’adan, Rasul olarakta<br />
Muhammed’den razı olursa imanın zevkini almış tadına bakmıştır.<br />
(Müslim(1/239) K. İman B. 11 Hds no: 56)<br />
– Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh şöyle dedi:<br />
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
‘Ya<br />
Eba Said! Herkim Rab olarak Allah’tan din olarak İslam’dan ve Nebi<br />
olarak Muhammed’den razı olursa cennet onun için vaciptir’ buyurdu.<br />
(Müslim 1884/116)<br />
<br />
9- (3 Kere) سُبْحـانَ اللهِ وَبِحَمْـدِهِ عَدَدَ خَلْـقِه ، وَرِضـا نَفْسِـه ، وَزِنَـةَ عَـرْشِـه ، وَمِـدادَ كَلِمـاتِـه<br />
(Subhanâllahi ve bihamdihi adede halkihi, ve ridâ nefsihi, ve zinete arşihi, ve midâde kelimâtihi)<br />
<br />
“Yarattıklarının sayısınca kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığı ve kelimelerinin çokluğunca hamdederek Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.” (Muslim)<br />
<br />
10- (3 Kere) أَعـوذُ بِكَلِمـاتِ اللّهِ التّـامّـاتِ مِنْ شَـرِّ ما خَلَـق<br />
(Eûzu bikelimâtillahi’t-temmâti min şerri ma halak)<br />
<br />
Anlamı: Yarattıklarının şerrinden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.<br />
<br />
“Kim akşamladığı zaman bunu 3 kere söylerse o gecenin humması ona zarar vermez.”<br />
(Ahmed, Nesai)<br />
<br />
11- (10 Kere) اللهم صل وسلم على نبينا محمد <br />
(Allahumme salli ve selleme alâ nebiyyinâ muhammed)<br />
<br />
“ Allah’ım Nebimiz Muhammed’e salat ve selam eyle.” (Taberani)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hadislerle Sabah Yapılabilecek Faziletli Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2716</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:12:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2716</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerle Sabah Yapılabilecek Faziletli Zikirler</span><br />
</span><br />
<br />
<br />
(1) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَعْقِدُ التَّسْبِيحَ بِيَدِهِ<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i tesbihi eli(nin parmakları) ile akdettiğini/saydığını gördüm.”<br />
<br />
Ebu Davud 1502, Tirmizi 3634, 3715<br />
<br />
(2) Muhacirlerden olan Yuseyre (Radiyallahu Anha) şöyle demiştir:<br />
<br />
لَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عَلَيْكُنَّ بِالتَّسْبِيحِ، وَالتَّهْلِيلِ، وَالتَّقْدِيسِ، وَاعْقِدْنَ بِالْأَنَامِلِ، فَإِنَّهُنَّ مَسْئُولاَتٍ مُسْتَنْطَقَاتٍ، وَلاَ تَغْفُلْنَ، فَتَنْسَيْنَ الرَّحْمَةَ<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bize şöyle emretti:<br />
<br />
“Size gerekli olan, Tesbih, Tehlil ve Takdis’dir, (yani bu tesbihatları elden bırakmayınız!) Ve bunları parmak uçlarıyla (veya parmak boğumuyla) çekiniz! Kuşkusuz ki, parmaklar sorguya çekilecek ve konuşturulacaktır! Rahmeti unutarak gaflette olmayın!”<br />
<br />
Not: Tesbih; “Subhanallah,” demektir. Tehlil; “La İlahe İllallah,” demektir. Takdis; “Subhane’l-Meliki’l-Kuddus” veya “Subbuhun, Kuddusun, Rabbu’l-Melaiketi Ve’r-Ruh,” demektir.<br />
<br />
Tirmizi 3815, Ebu Davud 1501<br />
<br />
(3) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
رَأَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَعْقِدُ التَّسْبِيحَ قَالَ ابْنُ قُدَامَةُ: بِيَمِينِهِ<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i, (namazdan sonraki) tesbihi/zikri sağ eliyle yaparken gördüm.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 2/160/161/204/205, Ebu Davud 1502, Nesei 3/84, İbni Hibban 2343<br />
<br />
(4) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i, namazının akabindeki tesbihat’ı, tahmidat’ı ve tekbirat’ı sağ eliyle yaptığım gördüm.”<br />
<br />
Beğavi Şerh’i-s-Sünne 5/48<br />
<br />
Bu hadisler, zamanımızda insanların terk edilmez bir sünnetmiş gibi ihtimam gösterilen boncukların ve zikir matiklerin zikrin adedini bilmek için kullanmanın bid’at olduğuna delildir.<br />
<br />
Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’dan rivayet edilen eserde bunu te’yid etmektedir.<br />
<br />
(5) Salet ibni Behram (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Elindeki tesbih ile zikreden bir kadının yanından geçen Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh), tesbihi kadının elinden alarak parça parça edip attı. Sonra ufak çakıl taşları ile zikreden bir adamın yanından geçti. Adamı tekmeleyerek:<br />
<br />
−‘Ne çabuk sapıttınız ve böyle kötü bid’atlar ihdas ettiniz! Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabını ilimde geçtiniz!’ dedi.”<br />
<br />
İbni Vaddah Bid’at ve Ondan Nehyi 12<br />
Sabah Namazından Sonra Allah-u Teâlâ’yı Zikretmenin Faziletleri<br />
<br />
(1) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, sabah namazını cemaat ile kılar sonra güneş doğuncaya kadar oturup Allah’ı zikrederse, sonra da iki rekat namaz kılarsa, ona tam bir hac ve umre sevabı verilir. Tam bir hac ve umre sevabı verilir. Tam bir hac ve umre sevabı verilir.”<br />
<br />
Taberani Mucemu’l-Evsad, Tergib ve Terhib 1/434, 437, Albânî Sahîhu’l-Câmi’ 6222<br />
<br />
(2) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sabah namazından sonra güneş doğana kadar Allah-u Teâlâ’yı zikreden bir toplulukla oturmam bana, İsmail aleyhissellam’ın çocuklarından dört kişiyi azad etmemden daha da sevimlidir. İkindi namazından sonra güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam bana, dört kişiyi azad etmemden daha da sevimlidir.”<br />
<br />
Ebu Davud 3667<br />
<br />
(3) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, sabah namazından sonra yüz kere ‘Subhanallah’ ve yüz kere de ‘La İlahe İllallah’ derse, o kimsenin günahları denizin köpüğü kadar bile çok olsa affedilir!”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur.”<br />
<br />
Nesei 1337<br />
<br />
(4) Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kılıp selam verdiği zaman şöyle derdi:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben Senden, faydalı bir ilim, temiz bir rızık ve kabul olunan bir amel istiyorum.”<br />
<br />
İbni Mace 925, Nesei Sünenu’l-Kübra 9850<br />
<br />
(5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına şu dua öğretir ve şöyle buyururdu:<br />
<br />
“Sizden biri sabahladığında şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ الْمَصِيرَ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Biz, Seninle sabaha ulaştık ve biz yine Seninle akşama ulaştık. Biz Seninle yaşarız ve biz yine Seninle ölürüz ve dönüş, Sanadır.”<br />
<br />
“Sizden biri akşamladığında da şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ النُّشُورُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Biz, Seninle akşama ulaştık ve biz yine Seninle sabaha ulaştık. Biz Seninle yaşarız ve biz yine Seninle ölürüz ve ölümden sonra kalkış, Sanadır.”<br />
<br />
Tirmizi 3613, İbni Mace 3868, Ebu Davud 5068<br />
<br />
(6) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam olunca şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَمْسَيْنَا، وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لآ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْكَسَلِ، وَمِنْ سُوءِ الْكِبَرِ، أَوِالْكُفْرِ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ، وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ<br />
<br />
“Akşama eriştik. Allah’a ait mülk de akşama erişti. Allah’a hamd olsun Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur O tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur hamd da O’na mahsusdur. O her şeye kadirdir. Ey Rabbim! Senden bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin hayrını istiyorum ve bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin şerrinden de Sana sığınırım. Ey Rabbim! Tembellikten, ihtiyarlığın kötülüğünden yahut ta küfrün kötülüğünden Sana sığınırım. Ey Rabbim! Cehennem azabından ve kabir azabından Sana sığınırım.”<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah olunca da şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَصْبَحْنَا، وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لآ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْكَسَلِ، وَمِنْ سُوءِ الْكِبَرِ، أَوِالْكُفْرِ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ، وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ<br />
<br />
“Sabaha eriştik. Allah’a ait mülk de sabaha eriştik. Allah’a hamd olsun Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur hamd da O’na mahsusdur. O her şeye kadirdir. Ey Rabbim! Senden bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin hayrını istiyorum ve bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin şerrinden de Sana sığınırım. Ey Rabbim! Tembellikten, ihtiyarlığın kötülüğünden yahut ta küfrün kötülüğünden Sana sığınırım. Ey Rabbim! Cehennem azabından ve kabir azabından Sana sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 5071, Müslim 2723/74, Tirmizi 3612<br />
<br />
(7) Cubeyr bin Mut’im (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Ben, Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı şöyle derken işittim:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam ve sabah vakitlerine eriştiği zaman şu duaları okumayı asla terk etmezdi:<br />
<br />
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ، وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا، وَالْآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ، وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي، وَدُنْيَايَ، وَأَهْلِي، وَمَالِي، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي، وَعَنْ شِمَالِي، وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben Senden dünya ve ahirette af ve afiyet istiyorum. Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki ben Senden dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında af ve afiyet istiyorum. Ey Allah’ım! Ayıplarımı ört, korkularımdan emin kıl. Ey Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan solumdan ve üstümden (gelecek belalara karşı) koru. Ve altımdan yere batırılarak helak olmaktan Senin azametine sığınıyorum.”<br />
<br />
Ebu Davud 5074, İbni Mace 3871, Nesei, Hakim, Tergib ve Terhib 2/82<br />
<br />
(8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Sabahladığım ve akşamladığım zaman okuyacağım kelimeleri bana emret, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sabahladığın, akşamladığın ve yatağa yattığın zaman şunları oku:<br />
<br />
اَللَّهُمَّ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ، وَالْأَرْضِ، عَالِمَ الْغَيْبِ، وَالشَّهَادَةِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، وَمَلِيكِهِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَشَرِّ الشَّيْطَانِ، وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءًا، أَوْ أَجُرَّهُ إِلَى مُسْلِمٍ<br />
<br />
−“Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Gizliyi ve açığı bilen! Her şeyin Rabbi ve meliki olan Allah’ım! Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah olmadığına şahidlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden Sana sığınırım. Nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir Müslümana çekmekten de Sana sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 5067, Tirmizi 3760<br />
<br />
(9) Abdullah bin Abdurrahman bin Ebza babasından (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabahladığı ve akşamladığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإِسْلاَمِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الْإِخْلاَصِ، وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفًا مُسْلِمًا، وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
<br />
Duanın Manası: “İslam fıtratı, ihlas kelimesi ve Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in dini üzere ve asla müşriklerden olmayan hanif ve Müslüman olan, babamız İbrahim’in milleti üzere sabaha eriştik.”<br />
<br />
Not: “Duadaki ihlas kelimesi; La İlahe İllallah demektir.<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 3/406, 407, İbni Sünni, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle 34, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4674<br />
<br />
(10) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kızı Fatıma (Radiyallahu Anhuma)’ya şöyle dedi:<br />
<br />
“Benden işittiğin ve sana tavsiye ettiğim, şu duayı sabah ve akşam okumaktan sana mani olan şey nedir?”<br />
<br />
يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ لِى شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ya Hayy! Ya Kayyum! Senin rahmetinle yardım istiyorum. Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar bile olsa nefsime bırakma.”<br />
<br />
Hakim Müstedrek 1/730, 1875, 2000, Ebu Ya’lâ 914, Bezzar, Nesei, Tergib ve Terhib 2/87, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4777<br />
Günde Bir Kere Yapılacak Zikirler<br />
<br />
(11) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim bana bir kez salât ederse, Allah ona on kez salât eder ve onun on günahını bağışlar ve on derece onu yükseltir.”<br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ<br />
<br />
اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! İbrahim ve İbrahim’in ailesine salât ettiğin gibi Muhammed ve Muhammed’in ailesini de salât et. Şüphesiz ki, Sen çok övülensin, şeref sahibisin. Ey Allah’ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed’i ve Muhammed’in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz ki, Sen çok övülensin, şeref sahibisin.”<br />
<br />
Salât Kelimesi: Dua anlamındadır. Allah-u Teâlâ’nın kuluna salâvatta bulunması; ona rahmet ve mağfiret etmesi demektir. Meleklerin insana salâvatta bulunması; meleklerin onun için istiğfarda bulunmaları demektir. İnsanın insana salâvatta bulunması ise; ona dua etmesi demektir.<br />
<br />
Buhari Edebü’l-Müfred 643, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6359<br />
<br />
(12) Şeddat bin Evs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İstiğfarın efendisi şudur.<br />
<br />
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لآ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي، وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ، وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي، فاَغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
Herkim bu duayı yakinen iman ederek gündüz söyler de, akşamlamadan önce ölürse o kimse, cennet ehlindendir. Kim de bunu gece yakinen iman ederek söyler de, sabah olmadan önce ölürse o kimse, cennet ehlindendir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Gücümün yettiği şeylerde Sana verdiğim ahdin ve vaâdin üzereyim. Yaptığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım. Senin benim üzerindeki nimetini itiraf ediyorum ve günahlarımı da itiraf ediyorum. Öyleyse beni bağışla. Kuşkusuz ki, günahları ancak Sen bağışlarsın.”<br />
<br />
Buhari 6244, Ebu Davud 5070, Tirmizi 3615, İbni Mace 3872, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned, İbni Hibban, Hakim, Tergib ve Terhib 2/70<br />
<br />
(13) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
“Kim, ‘Subhanallahi ve Bihamdihi’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Bezzar, Tergib ve Terhib 3/381<br />
<br />
(14) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
“Kim, ‘Subhanallahi’l-Azimi ve Bihamdihi’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Azim olan Rabbimi hamdi ile tesbih ederim.”<br />
<br />
Tirmizi 3693, İbni Hibban, Hakim, Tergib ve Terhib 3/381<br />
<br />
(15) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ağaç dikiyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana uğradı ve şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Ey Ebu Hureyre! Ne dikiyorsun?”<br />
<br />
Bende:<br />
<br />
−Kendim için ağaç dikiyorum, dedim.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sana bundan daha hayırlı bir ağaç dikmeyi bildireyim mi?<br />
<br />
Bende:<br />
<br />
−Bilakis, Ey Allah’ın! Rasulu bildir, dedim.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ، وَلآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ<br />
<br />
Subhanallahi Ve’l-Hamdu Lillahi Ve La İlahe İllallahu Vallahu Ekber, de. Bunların her birinden dolayı senin için cennette bir ağacı dikilir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Hamd, Allah içindir. Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! ve Allah, en büyüktür.”<br />
<br />
İbni Mace 3807, Hakim 1887, Tergib ve Terhib 3/386<br />
<br />
(16) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Yer yüzünde hiçbir kimse yoktur ki şöyle derse, o kimsenin günahları denizin köpüğü kadar bile çok olsa bu söz, kefaret olur! (Yani o kişinin günahları bağışlanır)”<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلاَحَوْلَ، وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. Ve Allah en büyültür! Güç ve kuvvet, ancak Allah’ındır.”<br />
<br />
Tirmizi 3687<br />
Günde Üç Kere Yapılacak Zikirler<br />
<br />
(17) Ebu Musa el-Eş’ari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
…Bir gün, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hitabette bulunarak şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ey insanlar! Bu şirkten sakının! Kuşkusuz ki bu, (şirk) karıncanın hareketinden daha gizlidir!”<br />
<br />
Bunun üzerine Allah’ın konuşmasını istediği biri, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şöyle dedi:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! Karıncanın hareketinden daha gizli olan bir şeyden nasıl sakınabiliriz?<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her gün üç kere şöyle deyiniz!”<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ نُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا نَعْلَمُهُ، وَنَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لاَ نَعْلَمُهُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, biz bildiğimiz bir şeyi Sana ortak koşmaktan Sana sığınırız ve bilmediğimiz bir şeyden dolayı da Senden bağışlanma dileriz.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/403 No: 19835, Taberani, Ebu Ya’la, Tergib ve Terhib 1/95<br />
Günde On Kere Yapılacak Şeyler<br />
<br />
(18) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, kul huvellahu ahadı (İhlas Suresini) on kere okursa, Allah ona cennette bir ev yapar.”<br />
<br />
Albânî Sahihu’l-Cami’ 6472<br />
Sabah Bir Kere Yapılacak Zikir<br />
<br />
(19) Sahabeden olan el-Muneyzir (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben İrfikiyye’de iken Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini işittim:<br />
<br />
“Kim, sabahladığı zaman şöyle derse, onun elinden tutup onu cennete girdireceğime kefilim!”<br />
<br />
رَضِيتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالْإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا<br />
<br />
Duanın Manası: “Rabb olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan ve Nebi olarak ta Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den razı oldum.”<br />
<br />
Taberani, Tergib ve Terhib 2/78, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 2686<br />
Sabah ve Akşam Bir Kere Yapılacak Şeyler<br />
<br />
(20) Ubeyy ibni Ka’b (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Bir hurma harmanı vardı. Hurmalar azalıyordu. Bir gece onları bekledim. Derken birden yeni buluğa girmiş çocuğa benzer bir hayvan (geldi), selam verdim; selamımı aldı. Buna müteakiben ona:<br />
<br />
−Sen cin misin, yoksa insan mısın? dedim.<br />
<br />
−Cinim, dedi.<br />
<br />
−Bana elini uzat dedim. Bana elini uzattı. Eli köpek eli gibi tüyü de köpek tüyü gibiydi!<br />
<br />
−Cinler bu şekilde mi yaratılmıştır? dedim.<br />
<br />
−Cinler bilir ki, içlerinde benden daha çirkin bir adam vardır! dedi.<br />
<br />
−Bana niye geldin? dedim.<br />
<br />
−Senin sadaka vermeyi sevdiğin bize ulaştı. Bu nedenle senin hurmalarından nasibimizi almayı geldik, dedi.<br />
<br />
−Sizden nasıl kurtuluruz? dedim.<br />
<br />
−Kim, Bakara Suresinde ki,<br />
<br />
 اللهُ لآ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ<br />
<br />
ayeti akşam okursa, sabaha kadar bizden korunur. Kim de bu ayeti sabahleyin okursa akşama kadar bizden korunur, dedi.<br />
<br />
اللهُ لآ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sabah olunca, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldim ve bu olayı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e anlattım.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Habis doğru söylemiş.”<br />
<br />
Nesei, Taberani, İbni Hibban, Tergib ve Terhib 2/87<br />
Sabah ve Akşam Üç Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(21) Muaz bin Abdullah’ın babası Hubeyr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
…Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Akşam ve sabah üç kere İhlas Suresini ve Muavvezeteyni, (yani) Felak ve Nas Surelerini oku! (Çünkü) Her şeyden sana yeter!”<br />
<br />
Ebu Davud 5082, Tirmizi 3624, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4406<br />
<br />
(22) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle diyordu:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الْأَرْضِ، وَلاَ فيِ السَّمَآءِ، وَهُوَالسَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç kere, Allah’ın ismiyle ki, O’nun ismi ile beraber, yerde ve gökte hiçbir şey zarar veremez! O işitici ve bilicidir, diyen hiçbir kul yoktur ki, ona her hangi bir şey zarar vermez!..”<br />
<br />
İbni Mace 3869, Ebu Davud 5088, Tirmizi 3610, Ahmed bin Hanbel Müsned, İbni Hibban, Hakim, Tergib ve Terhib 2/74<br />
<br />
(23) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Mü’minlerin annesi Cüveyriye binti’l-Haris (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir gün sabah namazını kıldığı sırada, Cuveyriye namaz kıldığı yerde tesbihat yapıyor iken, Cuveyriye’nin yanından dışarı çıktı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk vakti olunca geri döndü. Cüveyriye’yi namaz kıldığı yerde (hala) oturuyor idi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle dedi:<br />
<br />
–“Sen, yanından ayrıldığım zamanda ki hal üzere mi devam ediyorsun?”<br />
<br />
Cüveyriye de:<br />
<br />
–Evet, cevabını verdi.<br />
<br />
Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah’a yemin olsun ki ben senden sonra şu dört kelimeyi, üç kere söyledim ki eğer bu kelimeler senin bu günden beri söylemiş olduğun kelimelerle tartılsaydı, benim söylediklerim, senin söylediklerini tartardı.” (Yani ağıl gelirdi. O kelimeler şunlardır.)<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Yarattıklarının sayısınca, kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığı ve kelimelerinin çokluğunca hamdederek Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Not: Bu dua şu şekilde de gelmiştir:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ عَدَدَ خَلْقِهِ، سُبْحَانَ اللهِ رِضَا نَفْسِهِ، سُبْحَانَ اللهِ زِنَةَ عَرْشِهِ سُبْحَانَ اللهِ مِدَادَ كَلِمَاتِهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Yarattıklarının sayısınca Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Kendisinin razı olacağı kadar Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Arşının ağırlığınca Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Kelimelerinin çokluğunca Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Müslim 2726/79, Albânî Sahihu’l-Kelimu’t-Tayyib 12<br />
<br />
(24) Abdurrahman, babası Ebu Bekre (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Ey babacığım! Kuşkusuz ki, ben her sabah seni:<br />
<br />
اللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ سَمْعيِ، اللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لآ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لآ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ<br />
<br />
‘Ey Allah’ım! Bedenime afiyet ver. Ey Allah’ım! Kulağıma afiyet ver. Ey Allah’ım! Gözüme afiyet ver. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben küfürden ve fakirlikten Sana sığınırım. Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben kabir azabından da Sana sığınırım. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur!’ diye dua ederken duyuyorum. Bu duayı sabahleyin ve akşamleyin üçer kere okuyorsun. Bunun hikmeti nedir? Babam da şöyle dedi:<br />
<br />
−Kuşkusuz ki, ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i bunlarla dua ettiğini işittim. Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünneti ile sünnetlenmek istiyorum.”<br />
<br />
Ebu Davud 5090, Ahmed bin Hanbel Müsned, Nesei Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, Buhari Edebu’l-Müfred<br />
Sabah ve Akşam On Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(25) Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, sabahladığı vakit, on kere;<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mulku Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ ederse, İsmail aleyhissellamın çocuklarından dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi olur ve onun için on iyilik yazılır ve ondan on günah da silinir ve o kişinin derecesi on derece yükseltilir. O gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Eğer bu duayı akşamladığı vakit söylerse, sabaha kadar onun için gündüz verilen şeylerin aynısı verilir. Sabaha kadar şeytanla arasında bir perde olur.” (Yani şeytanın şerrinden emin olur)<br />
<br />
Not: Bu dua, Ebu Davud ve İbni Mace’de geldiği gibi bir kere de yapılabilir.<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! Allah birdir ve hiçbir ortağı da yoktur! Mülk de Allah’ındır, hamd da Allah’ındır. Allah, her ‏şeye gücü yetendir.”<br />
<br />
Müslim 2693/30, Ebu Davud 5077, İbni Mace 3867, Nesei Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, Taberani Mucemu’l-Kebir 4015, Tergib ve Terhib 3/374<br />
<br />
(26) Abdurrahman bin Gunm (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim sabah ve akşam namazlarını kılınca kalkıp gitmeden ve oturuşunu bozmadan önce on defa:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، يُحْيِي، وَيُمِيتُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
‘Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! Allah, birdir ve hiçbir ortağı yoktur! Mülk Allah’a aittir, hamd da Allah’ındır! Hayır Allah’ın elindedir. Allah, hayat verir ve öldürür, Allah, her şeye güç yetirendir,’ derse Allah onlardan her birine karşılık on sevap verir, on günahı siler, mertebesini on derece artırır. Bu sözler onun için mekruh (yani çirkin) her şeyden ve kovulmuş şeytandan bir koruyucu olur. Şirk dışında ona ulaşan bir günahtan sorulmaz! Kendisinden daha fazla söyleyerek onu geçen kişi dışında amelce insanların en faziletlisi olur.<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/227 No: 18153, Tergib ve Terhib 1/446<br />
Günde Yüz Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(27) Ümmü Hani (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Bir gün, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana uğradı. Ben de, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! Andolsun ki benim yaşım ilerledi ve zayıfladım. Bana otururken yapabileceğim bir amel emret, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Yüz kere ‘Subhanallah’ de. Kuşkusuz ki bu, İsmail aleyhissellam’ın çocuklarından yüz köleyi hürriyetine kavuşturmana denktir.<br />
<br />
−Yüz kere ‘Elhamdulillah’ de. Kuşkusuz ki bu, Allah’ın yolunda cihad için gemi, eğeri ve yükü ile hazırlayacağın yüz ata denktir.<br />
<br />
−Yüz kere ‘Allah-u Ekber’ de. Kuşkusuz ki bu, senin için kabul olunmuş yüz kurbanlık deveye denktir.<br />
<br />
−Yüz kere ‘La İlahe İllallah’ de. Kuşkusuz ki bu, gökle yer arasını doldurur. O gün senin amelinden daha faziletli olarak, hiçbir kimsenin ameli göğe yükseltilmez! Ancak senin getirdiğin şeyi getirmesi hariç.<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
الْحَمْدُ لِلَّهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Hamd, Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
اللهُ أَكْبَرُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah en büyüktür.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned, Taberani Mucemu’l-Evsad, Hakim Müsdetrek, Beyhaki, Nesei, Tergib ve Terhib 3/389<br />
<br />
(28) Mus’ab bin Sa’d’ın babası Sa’d (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Bizler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında iken, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden herhangi biri her gün bin sevap kazanmaktan aciz olur mu!?<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in meclisinde oturanlardan birisi:<br />
<br />
−Bizden biri nasıl bin sevap kazanır? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
−“Yüz kere Subhanallah diye tesbih ederse, onun lehine bin sevap yazılır veya ondan bin günahı silinir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı tesbih ederim.”<br />
<br />
Müslim 2698/37, Tirmizi 3692<br />
<br />
(29) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
“…Kim, günde yüz kere, ‘Subhanallahi ve Bihamdihi’ derse, o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar bile çok olsa dökülür.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Buhari 14/6343, Müslim 2691/28, Tirmizi 3698<br />
<br />
(30) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ<br />
<br />
“Herkim, günde yüz kere, ‘La İlahe İllallah’ ederse bu kimse on köleyi hürriyetine kavuşturmuş olur ve ona yüz iyilik sevabı yazılır ve yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Ve bu duayı kendisinden daha çok tekrar edenden başka hiç kimse ondan daha değerli bir amel işlemiş olamaz!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur.”<br />
<br />
Tirmizi 3697<br />
<br />
(31) Ebu Burde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, el-Eğarra (Radiyallahu Anh)’dan işittim. Bu zat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabındandır. Kendisi Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ile konuşuyordu ve dedi ki:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
أَسْتَغْفِرُ اللهَ، وَأَتُوبُ إِلَيْهِ<br />
<br />
“Ey insanlar! Allah’a tevbe edin! Kuşkusuz ki, ben günde yüz kere Allah’a tevbe ederim!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan mağfiret diler ve O’na tevbe ederim.”<br />
<br />
Müslim 2702/41, 42, Buhari 13/6245<br />
<br />
(32) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
“Herkim, günde yüz kere, ‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mülkü Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ derse bu kimse on köleyi hürriyetine kavuşturmuş olur ve ona yüz iyilik sevabı yazılır ve yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Ve bu duayı kendisinden daha çok tekrar edenden başka hiç kimse ondan daha değerli bir amel işlemiş olamaz…”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”<br />
<br />
Buhari 14/6340, Müslim 2691/28, İbni Mace 3867, Tergib ve Terhib 2/73<br />
Akşam Üç Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(33) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, akşamladığı zaman;<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ<br />
<br />
bu duayı üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ın yarattığı şeylerin şerrinden, Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Not: “Humma, akrep ve benzeri hayvanların sokmasıyla ortaya çıkan ateş, hararet; zehirin etkisi veya zehirin kendisi demektir.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 2/290, Nesei Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle 590, İbni Sünni 68, Müslim 2709/55, Tirmizi 3661, İbni Mace 3518<br />
Sabah ve Akşam Yüz Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(34) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, sabah ve akşam yüz kere;<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
‘Subhanallahi’l-Azimi ve Bihamdihi’ derse, onun elde ettiğinin bir benzerini hiç kimse elde edemez ve o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar bile çok olsa affedilir!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Azim olan Rabbimi hamdi ile tesbih ederim.”<br />
<br />
Ebu Davud 5091, Müslim 2692/29, Tirmizi 3693, Ebi’d-Dünya, Hakim, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6429, Tergib ve Terhib 2/72<br />
<br />
(35) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘Subhanallah’ derse yüz tane deve veya sığır kesmesinden daha faziletlidir. Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘Elhamdulillah’ derse Allah’ın Yolunda yüz atla savaşmasından daha faziletlidir. Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘Allah-u Ekber’ derse yüz köleyi hürriyetine kavuşturmasından daha faziletlidir. Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mülkü Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ derse hiç kimse kıyamet gününde bu amelden daha faziletli bir amel getiremez! Ancak, onun kadar veya daha fazla söyleyen bundan müstesnadır!”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
الْحَمْدُ لِلَّهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Hamd, Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
اللهُ أَكْبَرُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah en büyüktür.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”<br />
<br />
Nesei, Tergib ve Terhib 2/80, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/344, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 1316<br />
<br />
(36) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim sabah namazından sonra yüz defa:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي، وَيُمِيتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur, mülk O’na aittir, hamd O’nadır, O hayat verir ve öldürür, hayır O’nun elindedir. O her şeye güç yetirendir, derse amel bakımından yeryüzündeki en faziletli kişi o olur! Ta ki başkası onun gibi veya onun dediğinden daha fazla söylerse bu müstesna!”<br />
<br />
Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 2664</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerle Sabah Yapılabilecek Faziletli Zikirler</span><br />
</span><br />
<br />
<br />
(1) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَعْقِدُ التَّسْبِيحَ بِيَدِهِ<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i tesbihi eli(nin parmakları) ile akdettiğini/saydığını gördüm.”<br />
<br />
Ebu Davud 1502, Tirmizi 3634, 3715<br />
<br />
(2) Muhacirlerden olan Yuseyre (Radiyallahu Anha) şöyle demiştir:<br />
<br />
لَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عَلَيْكُنَّ بِالتَّسْبِيحِ، وَالتَّهْلِيلِ، وَالتَّقْدِيسِ، وَاعْقِدْنَ بِالْأَنَامِلِ، فَإِنَّهُنَّ مَسْئُولاَتٍ مُسْتَنْطَقَاتٍ، وَلاَ تَغْفُلْنَ، فَتَنْسَيْنَ الرَّحْمَةَ<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bize şöyle emretti:<br />
<br />
“Size gerekli olan, Tesbih, Tehlil ve Takdis’dir, (yani bu tesbihatları elden bırakmayınız!) Ve bunları parmak uçlarıyla (veya parmak boğumuyla) çekiniz! Kuşkusuz ki, parmaklar sorguya çekilecek ve konuşturulacaktır! Rahmeti unutarak gaflette olmayın!”<br />
<br />
Not: Tesbih; “Subhanallah,” demektir. Tehlil; “La İlahe İllallah,” demektir. Takdis; “Subhane’l-Meliki’l-Kuddus” veya “Subbuhun, Kuddusun, Rabbu’l-Melaiketi Ve’r-Ruh,” demektir.<br />
<br />
Tirmizi 3815, Ebu Davud 1501<br />
<br />
(3) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
رَأَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَعْقِدُ التَّسْبِيحَ قَالَ ابْنُ قُدَامَةُ: بِيَمِينِهِ<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i, (namazdan sonraki) tesbihi/zikri sağ eliyle yaparken gördüm.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 2/160/161/204/205, Ebu Davud 1502, Nesei 3/84, İbni Hibban 2343<br />
<br />
(4) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i, namazının akabindeki tesbihat’ı, tahmidat’ı ve tekbirat’ı sağ eliyle yaptığım gördüm.”<br />
<br />
Beğavi Şerh’i-s-Sünne 5/48<br />
<br />
Bu hadisler, zamanımızda insanların terk edilmez bir sünnetmiş gibi ihtimam gösterilen boncukların ve zikir matiklerin zikrin adedini bilmek için kullanmanın bid’at olduğuna delildir.<br />
<br />
Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’dan rivayet edilen eserde bunu te’yid etmektedir.<br />
<br />
(5) Salet ibni Behram (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Elindeki tesbih ile zikreden bir kadının yanından geçen Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh), tesbihi kadının elinden alarak parça parça edip attı. Sonra ufak çakıl taşları ile zikreden bir adamın yanından geçti. Adamı tekmeleyerek:<br />
<br />
−‘Ne çabuk sapıttınız ve böyle kötü bid’atlar ihdas ettiniz! Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabını ilimde geçtiniz!’ dedi.”<br />
<br />
İbni Vaddah Bid’at ve Ondan Nehyi 12<br />
Sabah Namazından Sonra Allah-u Teâlâ’yı Zikretmenin Faziletleri<br />
<br />
(1) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, sabah namazını cemaat ile kılar sonra güneş doğuncaya kadar oturup Allah’ı zikrederse, sonra da iki rekat namaz kılarsa, ona tam bir hac ve umre sevabı verilir. Tam bir hac ve umre sevabı verilir. Tam bir hac ve umre sevabı verilir.”<br />
<br />
Taberani Mucemu’l-Evsad, Tergib ve Terhib 1/434, 437, Albânî Sahîhu’l-Câmi’ 6222<br />
<br />
(2) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sabah namazından sonra güneş doğana kadar Allah-u Teâlâ’yı zikreden bir toplulukla oturmam bana, İsmail aleyhissellam’ın çocuklarından dört kişiyi azad etmemden daha da sevimlidir. İkindi namazından sonra güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam bana, dört kişiyi azad etmemden daha da sevimlidir.”<br />
<br />
Ebu Davud 3667<br />
<br />
(3) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, sabah namazından sonra yüz kere ‘Subhanallah’ ve yüz kere de ‘La İlahe İllallah’ derse, o kimsenin günahları denizin köpüğü kadar bile çok olsa affedilir!”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur.”<br />
<br />
Nesei 1337<br />
<br />
(4) Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kılıp selam verdiği zaman şöyle derdi:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben Senden, faydalı bir ilim, temiz bir rızık ve kabul olunan bir amel istiyorum.”<br />
<br />
İbni Mace 925, Nesei Sünenu’l-Kübra 9850<br />
<br />
(5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına şu dua öğretir ve şöyle buyururdu:<br />
<br />
“Sizden biri sabahladığında şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ الْمَصِيرَ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Biz, Seninle sabaha ulaştık ve biz yine Seninle akşama ulaştık. Biz Seninle yaşarız ve biz yine Seninle ölürüz ve dönüş, Sanadır.”<br />
<br />
“Sizden biri akşamladığında da şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ النُّشُورُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Biz, Seninle akşama ulaştık ve biz yine Seninle sabaha ulaştık. Biz Seninle yaşarız ve biz yine Seninle ölürüz ve ölümden sonra kalkış, Sanadır.”<br />
<br />
Tirmizi 3613, İbni Mace 3868, Ebu Davud 5068<br />
<br />
(6) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam olunca şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَمْسَيْنَا، وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لآ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْكَسَلِ، وَمِنْ سُوءِ الْكِبَرِ، أَوِالْكُفْرِ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ، وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ<br />
<br />
“Akşama eriştik. Allah’a ait mülk de akşama erişti. Allah’a hamd olsun Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur O tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur hamd da O’na mahsusdur. O her şeye kadirdir. Ey Rabbim! Senden bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin hayrını istiyorum ve bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin şerrinden de Sana sığınırım. Ey Rabbim! Tembellikten, ihtiyarlığın kötülüğünden yahut ta küfrün kötülüğünden Sana sığınırım. Ey Rabbim! Cehennem azabından ve kabir azabından Sana sığınırım.”<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah olunca da şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَصْبَحْنَا، وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لآ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْكَسَلِ، وَمِنْ سُوءِ الْكِبَرِ، أَوِالْكُفْرِ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ، وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ<br />
<br />
“Sabaha eriştik. Allah’a ait mülk de sabaha eriştik. Allah’a hamd olsun Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur hamd da O’na mahsusdur. O her şeye kadirdir. Ey Rabbim! Senden bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin hayrını istiyorum ve bu gecenin ve ondan sonraki gecelerin şerrinden de Sana sığınırım. Ey Rabbim! Tembellikten, ihtiyarlığın kötülüğünden yahut ta küfrün kötülüğünden Sana sığınırım. Ey Rabbim! Cehennem azabından ve kabir azabından Sana sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 5071, Müslim 2723/74, Tirmizi 3612<br />
<br />
(7) Cubeyr bin Mut’im (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Ben, Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı şöyle derken işittim:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam ve sabah vakitlerine eriştiği zaman şu duaları okumayı asla terk etmezdi:<br />
<br />
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ، وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا، وَالْآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ، وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي، وَدُنْيَايَ، وَأَهْلِي، وَمَالِي، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي، وَعَنْ شِمَالِي، وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben Senden dünya ve ahirette af ve afiyet istiyorum. Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki ben Senden dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında af ve afiyet istiyorum. Ey Allah’ım! Ayıplarımı ört, korkularımdan emin kıl. Ey Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan solumdan ve üstümden (gelecek belalara karşı) koru. Ve altımdan yere batırılarak helak olmaktan Senin azametine sığınıyorum.”<br />
<br />
Ebu Davud 5074, İbni Mace 3871, Nesei, Hakim, Tergib ve Terhib 2/82<br />
<br />
(8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Sabahladığım ve akşamladığım zaman okuyacağım kelimeleri bana emret, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sabahladığın, akşamladığın ve yatağa yattığın zaman şunları oku:<br />
<br />
اَللَّهُمَّ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ، وَالْأَرْضِ، عَالِمَ الْغَيْبِ، وَالشَّهَادَةِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، وَمَلِيكِهِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَشَرِّ الشَّيْطَانِ، وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءًا، أَوْ أَجُرَّهُ إِلَى مُسْلِمٍ<br />
<br />
−“Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Gizliyi ve açığı bilen! Her şeyin Rabbi ve meliki olan Allah’ım! Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah olmadığına şahidlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden Sana sığınırım. Nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir Müslümana çekmekten de Sana sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 5067, Tirmizi 3760<br />
<br />
(9) Abdullah bin Abdurrahman bin Ebza babasından (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabahladığı ve akşamladığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإِسْلاَمِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الْإِخْلاَصِ، وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفًا مُسْلِمًا، وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
<br />
Duanın Manası: “İslam fıtratı, ihlas kelimesi ve Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in dini üzere ve asla müşriklerden olmayan hanif ve Müslüman olan, babamız İbrahim’in milleti üzere sabaha eriştik.”<br />
<br />
Not: “Duadaki ihlas kelimesi; La İlahe İllallah demektir.<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 3/406, 407, İbni Sünni, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle 34, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4674<br />
<br />
(10) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kızı Fatıma (Radiyallahu Anhuma)’ya şöyle dedi:<br />
<br />
“Benden işittiğin ve sana tavsiye ettiğim, şu duayı sabah ve akşam okumaktan sana mani olan şey nedir?”<br />
<br />
يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ لِى شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ya Hayy! Ya Kayyum! Senin rahmetinle yardım istiyorum. Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar bile olsa nefsime bırakma.”<br />
<br />
Hakim Müstedrek 1/730, 1875, 2000, Ebu Ya’lâ 914, Bezzar, Nesei, Tergib ve Terhib 2/87, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4777<br />
Günde Bir Kere Yapılacak Zikirler<br />
<br />
(11) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim bana bir kez salât ederse, Allah ona on kez salât eder ve onun on günahını bağışlar ve on derece onu yükseltir.”<br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ<br />
<br />
اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! İbrahim ve İbrahim’in ailesine salât ettiğin gibi Muhammed ve Muhammed’in ailesini de salât et. Şüphesiz ki, Sen çok övülensin, şeref sahibisin. Ey Allah’ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed’i ve Muhammed’in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz ki, Sen çok övülensin, şeref sahibisin.”<br />
<br />
Salât Kelimesi: Dua anlamındadır. Allah-u Teâlâ’nın kuluna salâvatta bulunması; ona rahmet ve mağfiret etmesi demektir. Meleklerin insana salâvatta bulunması; meleklerin onun için istiğfarda bulunmaları demektir. İnsanın insana salâvatta bulunması ise; ona dua etmesi demektir.<br />
<br />
Buhari Edebü’l-Müfred 643, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6359<br />
<br />
(12) Şeddat bin Evs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İstiğfarın efendisi şudur.<br />
<br />
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لآ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي، وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ، وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي، فاَغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
Herkim bu duayı yakinen iman ederek gündüz söyler de, akşamlamadan önce ölürse o kimse, cennet ehlindendir. Kim de bunu gece yakinen iman ederek söyler de, sabah olmadan önce ölürse o kimse, cennet ehlindendir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Gücümün yettiği şeylerde Sana verdiğim ahdin ve vaâdin üzereyim. Yaptığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım. Senin benim üzerindeki nimetini itiraf ediyorum ve günahlarımı da itiraf ediyorum. Öyleyse beni bağışla. Kuşkusuz ki, günahları ancak Sen bağışlarsın.”<br />
<br />
Buhari 6244, Ebu Davud 5070, Tirmizi 3615, İbni Mace 3872, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned, İbni Hibban, Hakim, Tergib ve Terhib 2/70<br />
<br />
(13) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
“Kim, ‘Subhanallahi ve Bihamdihi’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Bezzar, Tergib ve Terhib 3/381<br />
<br />
(14) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
“Kim, ‘Subhanallahi’l-Azimi ve Bihamdihi’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Azim olan Rabbimi hamdi ile tesbih ederim.”<br />
<br />
Tirmizi 3693, İbni Hibban, Hakim, Tergib ve Terhib 3/381<br />
<br />
(15) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ağaç dikiyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana uğradı ve şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Ey Ebu Hureyre! Ne dikiyorsun?”<br />
<br />
Bende:<br />
<br />
−Kendim için ağaç dikiyorum, dedim.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sana bundan daha hayırlı bir ağaç dikmeyi bildireyim mi?<br />
<br />
Bende:<br />
<br />
−Bilakis, Ey Allah’ın! Rasulu bildir, dedim.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ، وَلآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ<br />
<br />
Subhanallahi Ve’l-Hamdu Lillahi Ve La İlahe İllallahu Vallahu Ekber, de. Bunların her birinden dolayı senin için cennette bir ağacı dikilir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Hamd, Allah içindir. Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! ve Allah, en büyüktür.”<br />
<br />
İbni Mace 3807, Hakim 1887, Tergib ve Terhib 3/386<br />
<br />
(16) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Yer yüzünde hiçbir kimse yoktur ki şöyle derse, o kimsenin günahları denizin köpüğü kadar bile çok olsa bu söz, kefaret olur! (Yani o kişinin günahları bağışlanır)”<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلاَحَوْلَ، وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. Ve Allah en büyültür! Güç ve kuvvet, ancak Allah’ındır.”<br />
<br />
Tirmizi 3687<br />
Günde Üç Kere Yapılacak Zikirler<br />
<br />
(17) Ebu Musa el-Eş’ari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
…Bir gün, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hitabette bulunarak şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ey insanlar! Bu şirkten sakının! Kuşkusuz ki bu, (şirk) karıncanın hareketinden daha gizlidir!”<br />
<br />
Bunun üzerine Allah’ın konuşmasını istediği biri, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şöyle dedi:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! Karıncanın hareketinden daha gizli olan bir şeyden nasıl sakınabiliriz?<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her gün üç kere şöyle deyiniz!”<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ نُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا نَعْلَمُهُ، وَنَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لاَ نَعْلَمُهُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, biz bildiğimiz bir şeyi Sana ortak koşmaktan Sana sığınırız ve bilmediğimiz bir şeyden dolayı da Senden bağışlanma dileriz.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/403 No: 19835, Taberani, Ebu Ya’la, Tergib ve Terhib 1/95<br />
Günde On Kere Yapılacak Şeyler<br />
<br />
(18) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, kul huvellahu ahadı (İhlas Suresini) on kere okursa, Allah ona cennette bir ev yapar.”<br />
<br />
Albânî Sahihu’l-Cami’ 6472<br />
Sabah Bir Kere Yapılacak Zikir<br />
<br />
(19) Sahabeden olan el-Muneyzir (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben İrfikiyye’de iken Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini işittim:<br />
<br />
“Kim, sabahladığı zaman şöyle derse, onun elinden tutup onu cennete girdireceğime kefilim!”<br />
<br />
رَضِيتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالْإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا<br />
<br />
Duanın Manası: “Rabb olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan ve Nebi olarak ta Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den razı oldum.”<br />
<br />
Taberani, Tergib ve Terhib 2/78, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 2686<br />
Sabah ve Akşam Bir Kere Yapılacak Şeyler<br />
<br />
(20) Ubeyy ibni Ka’b (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Bir hurma harmanı vardı. Hurmalar azalıyordu. Bir gece onları bekledim. Derken birden yeni buluğa girmiş çocuğa benzer bir hayvan (geldi), selam verdim; selamımı aldı. Buna müteakiben ona:<br />
<br />
−Sen cin misin, yoksa insan mısın? dedim.<br />
<br />
−Cinim, dedi.<br />
<br />
−Bana elini uzat dedim. Bana elini uzattı. Eli köpek eli gibi tüyü de köpek tüyü gibiydi!<br />
<br />
−Cinler bu şekilde mi yaratılmıştır? dedim.<br />
<br />
−Cinler bilir ki, içlerinde benden daha çirkin bir adam vardır! dedi.<br />
<br />
−Bana niye geldin? dedim.<br />
<br />
−Senin sadaka vermeyi sevdiğin bize ulaştı. Bu nedenle senin hurmalarından nasibimizi almayı geldik, dedi.<br />
<br />
−Sizden nasıl kurtuluruz? dedim.<br />
<br />
−Kim, Bakara Suresinde ki,<br />
<br />
 اللهُ لآ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ<br />
<br />
ayeti akşam okursa, sabaha kadar bizden korunur. Kim de bu ayeti sabahleyin okursa akşama kadar bizden korunur, dedi.<br />
<br />
اللهُ لآ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sabah olunca, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldim ve bu olayı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e anlattım.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Habis doğru söylemiş.”<br />
<br />
Nesei, Taberani, İbni Hibban, Tergib ve Terhib 2/87<br />
Sabah ve Akşam Üç Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(21) Muaz bin Abdullah’ın babası Hubeyr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
…Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Akşam ve sabah üç kere İhlas Suresini ve Muavvezeteyni, (yani) Felak ve Nas Surelerini oku! (Çünkü) Her şeyden sana yeter!”<br />
<br />
Ebu Davud 5082, Tirmizi 3624, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4406<br />
<br />
(22) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle diyordu:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الْأَرْضِ، وَلاَ فيِ السَّمَآءِ، وَهُوَالسَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç kere, Allah’ın ismiyle ki, O’nun ismi ile beraber, yerde ve gökte hiçbir şey zarar veremez! O işitici ve bilicidir, diyen hiçbir kul yoktur ki, ona her hangi bir şey zarar vermez!..”<br />
<br />
İbni Mace 3869, Ebu Davud 5088, Tirmizi 3610, Ahmed bin Hanbel Müsned, İbni Hibban, Hakim, Tergib ve Terhib 2/74<br />
<br />
(23) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Mü’minlerin annesi Cüveyriye binti’l-Haris (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir gün sabah namazını kıldığı sırada, Cuveyriye namaz kıldığı yerde tesbihat yapıyor iken, Cuveyriye’nin yanından dışarı çıktı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk vakti olunca geri döndü. Cüveyriye’yi namaz kıldığı yerde (hala) oturuyor idi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle dedi:<br />
<br />
–“Sen, yanından ayrıldığım zamanda ki hal üzere mi devam ediyorsun?”<br />
<br />
Cüveyriye de:<br />
<br />
–Evet, cevabını verdi.<br />
<br />
Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah’a yemin olsun ki ben senden sonra şu dört kelimeyi, üç kere söyledim ki eğer bu kelimeler senin bu günden beri söylemiş olduğun kelimelerle tartılsaydı, benim söylediklerim, senin söylediklerini tartardı.” (Yani ağıl gelirdi. O kelimeler şunlardır.)<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Yarattıklarının sayısınca, kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığı ve kelimelerinin çokluğunca hamdederek Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Not: Bu dua şu şekilde de gelmiştir:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ عَدَدَ خَلْقِهِ، سُبْحَانَ اللهِ رِضَا نَفْسِهِ، سُبْحَانَ اللهِ زِنَةَ عَرْشِهِ سُبْحَانَ اللهِ مِدَادَ كَلِمَاتِهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Yarattıklarının sayısınca Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Kendisinin razı olacağı kadar Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Arşının ağırlığınca Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Kelimelerinin çokluğunca Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Müslim 2726/79, Albânî Sahihu’l-Kelimu’t-Tayyib 12<br />
<br />
(24) Abdurrahman, babası Ebu Bekre (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Ey babacığım! Kuşkusuz ki, ben her sabah seni:<br />
<br />
اللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ سَمْعيِ، اللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لآ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لآ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ<br />
<br />
‘Ey Allah’ım! Bedenime afiyet ver. Ey Allah’ım! Kulağıma afiyet ver. Ey Allah’ım! Gözüme afiyet ver. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben küfürden ve fakirlikten Sana sığınırım. Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben kabir azabından da Sana sığınırım. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur!’ diye dua ederken duyuyorum. Bu duayı sabahleyin ve akşamleyin üçer kere okuyorsun. Bunun hikmeti nedir? Babam da şöyle dedi:<br />
<br />
−Kuşkusuz ki, ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i bunlarla dua ettiğini işittim. Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünneti ile sünnetlenmek istiyorum.”<br />
<br />
Ebu Davud 5090, Ahmed bin Hanbel Müsned, Nesei Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, Buhari Edebu’l-Müfred<br />
Sabah ve Akşam On Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(25) Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, sabahladığı vakit, on kere;<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mulku Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ ederse, İsmail aleyhissellamın çocuklarından dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi olur ve onun için on iyilik yazılır ve ondan on günah da silinir ve o kişinin derecesi on derece yükseltilir. O gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Eğer bu duayı akşamladığı vakit söylerse, sabaha kadar onun için gündüz verilen şeylerin aynısı verilir. Sabaha kadar şeytanla arasında bir perde olur.” (Yani şeytanın şerrinden emin olur)<br />
<br />
Not: Bu dua, Ebu Davud ve İbni Mace’de geldiği gibi bir kere de yapılabilir.<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! Allah birdir ve hiçbir ortağı da yoktur! Mülk de Allah’ındır, hamd da Allah’ındır. Allah, her ‏şeye gücü yetendir.”<br />
<br />
Müslim 2693/30, Ebu Davud 5077, İbni Mace 3867, Nesei Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, Taberani Mucemu’l-Kebir 4015, Tergib ve Terhib 3/374<br />
<br />
(26) Abdurrahman bin Gunm (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim sabah ve akşam namazlarını kılınca kalkıp gitmeden ve oturuşunu bozmadan önce on defa:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، يُحْيِي، وَيُمِيتُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
‘Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur! Allah, birdir ve hiçbir ortağı yoktur! Mülk Allah’a aittir, hamd da Allah’ındır! Hayır Allah’ın elindedir. Allah, hayat verir ve öldürür, Allah, her şeye güç yetirendir,’ derse Allah onlardan her birine karşılık on sevap verir, on günahı siler, mertebesini on derece artırır. Bu sözler onun için mekruh (yani çirkin) her şeyden ve kovulmuş şeytandan bir koruyucu olur. Şirk dışında ona ulaşan bir günahtan sorulmaz! Kendisinden daha fazla söyleyerek onu geçen kişi dışında amelce insanların en faziletlisi olur.<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/227 No: 18153, Tergib ve Terhib 1/446<br />
Günde Yüz Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(27) Ümmü Hani (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Bir gün, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana uğradı. Ben de, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! Andolsun ki benim yaşım ilerledi ve zayıfladım. Bana otururken yapabileceğim bir amel emret, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Yüz kere ‘Subhanallah’ de. Kuşkusuz ki bu, İsmail aleyhissellam’ın çocuklarından yüz köleyi hürriyetine kavuşturmana denktir.<br />
<br />
−Yüz kere ‘Elhamdulillah’ de. Kuşkusuz ki bu, Allah’ın yolunda cihad için gemi, eğeri ve yükü ile hazırlayacağın yüz ata denktir.<br />
<br />
−Yüz kere ‘Allah-u Ekber’ de. Kuşkusuz ki bu, senin için kabul olunmuş yüz kurbanlık deveye denktir.<br />
<br />
−Yüz kere ‘La İlahe İllallah’ de. Kuşkusuz ki bu, gökle yer arasını doldurur. O gün senin amelinden daha faziletli olarak, hiçbir kimsenin ameli göğe yükseltilmez! Ancak senin getirdiğin şeyi getirmesi hariç.<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
الْحَمْدُ لِلَّهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Hamd, Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
اللهُ أَكْبَرُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah en büyüktür.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned, Taberani Mucemu’l-Evsad, Hakim Müsdetrek, Beyhaki, Nesei, Tergib ve Terhib 3/389<br />
<br />
(28) Mus’ab bin Sa’d’ın babası Sa’d (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Bizler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında iken, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden herhangi biri her gün bin sevap kazanmaktan aciz olur mu!?<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in meclisinde oturanlardan birisi:<br />
<br />
−Bizden biri nasıl bin sevap kazanır? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
−“Yüz kere Subhanallah diye tesbih ederse, onun lehine bin sevap yazılır veya ondan bin günahı silinir.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı tesbih ederim.”<br />
<br />
Müslim 2698/37, Tirmizi 3692<br />
<br />
(29) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
“…Kim, günde yüz kere, ‘Subhanallahi ve Bihamdihi’ derse, o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar bile çok olsa dökülür.”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Buhari 14/6343, Müslim 2691/28, Tirmizi 3698<br />
<br />
(30) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ<br />
<br />
“Herkim, günde yüz kere, ‘La İlahe İllallah’ ederse bu kimse on köleyi hürriyetine kavuşturmuş olur ve ona yüz iyilik sevabı yazılır ve yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Ve bu duayı kendisinden daha çok tekrar edenden başka hiç kimse ondan daha değerli bir amel işlemiş olamaz!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur.”<br />
<br />
Tirmizi 3697<br />
<br />
(31) Ebu Burde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, el-Eğarra (Radiyallahu Anh)’dan işittim. Bu zat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabındandır. Kendisi Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ile konuşuyordu ve dedi ki:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
أَسْتَغْفِرُ اللهَ، وَأَتُوبُ إِلَيْهِ<br />
<br />
“Ey insanlar! Allah’a tevbe edin! Kuşkusuz ki, ben günde yüz kere Allah’a tevbe ederim!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan mağfiret diler ve O’na tevbe ederim.”<br />
<br />
Müslim 2702/41, 42, Buhari 13/6245<br />
<br />
(32) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
“Herkim, günde yüz kere, ‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mülkü Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ derse bu kimse on köleyi hürriyetine kavuşturmuş olur ve ona yüz iyilik sevabı yazılır ve yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Ve bu duayı kendisinden daha çok tekrar edenden başka hiç kimse ondan daha değerli bir amel işlemiş olamaz…”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”<br />
<br />
Buhari 14/6340, Müslim 2691/28, İbni Mace 3867, Tergib ve Terhib 2/73<br />
Akşam Üç Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(33) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, akşamladığı zaman;<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ<br />
<br />
bu duayı üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ın yarattığı şeylerin şerrinden, Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Not: “Humma, akrep ve benzeri hayvanların sokmasıyla ortaya çıkan ateş, hararet; zehirin etkisi veya zehirin kendisi demektir.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 2/290, Nesei Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle 590, İbni Sünni 68, Müslim 2709/55, Tirmizi 3661, İbni Mace 3518<br />
Sabah ve Akşam Yüz Kere Yapılacak Dualar<br />
<br />
(34) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Herkim, sabah ve akşam yüz kere;<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ، وَبِحَمْدِهِ<br />
<br />
‘Subhanallahi’l-Azimi ve Bihamdihi’ derse, onun elde ettiğinin bir benzerini hiç kimse elde edemez ve o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar bile çok olsa affedilir!”<br />
<br />
Duanın Manası: “Azim olan Rabbimi hamdi ile tesbih ederim.”<br />
<br />
Ebu Davud 5091, Müslim 2692/29, Tirmizi 3693, Ebi’d-Dünya, Hakim, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6429, Tergib ve Terhib 2/72<br />
<br />
(35) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘Subhanallah’ derse yüz tane deve veya sığır kesmesinden daha faziletlidir. Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘Elhamdulillah’ derse Allah’ın Yolunda yüz atla savaşmasından daha faziletlidir. Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘Allah-u Ekber’ derse yüz köleyi hürriyetine kavuşturmasından daha faziletlidir. Kim, güneş doğmadan ve batmadan önce yüz kere ‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mülkü Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ derse hiç kimse kıyamet gününde bu amelden daha faziletli bir amel getiremez! Ancak, onun kadar veya daha fazla söyleyen bundan müstesnadır!”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
سُبْحَانَ اللهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
الْحَمْدُ لِلَّهِ<br />
<br />
Duanın Manası: “Hamd, Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
اللهُ أَكْبَرُ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah en büyüktür.”<br />
<br />
Yüz kere:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
Duanın Manası: “Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”<br />
<br />
Nesei, Tergib ve Terhib 2/80, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/344, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 1316<br />
<br />
(36) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim sabah namazından sonra yüz defa:<br />
<br />
لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي، وَيُمِيتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur, mülk O’na aittir, hamd O’nadır, O hayat verir ve öldürür, hayır O’nun elindedir. O her şeye güç yetirendir, derse amel bakımından yeryüzündeki en faziletli kişi o olur! Ta ki başkası onun gibi veya onun dediğinden daha fazla söylerse bu müstesna!”<br />
<br />
Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 2664</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günlük Yapılabilecek 8 Faziletli Zikir]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2715</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:09:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2715</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Yapılabilecek 8 Faziletli Zikir</span></span><br />
<br />
Allah-u Teala Kur’an-ı Kerimde mealen şöyle buyurmuştur: “… Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (Allah’ı anmakla sükûnet bulur).” (Ra’d, 13/28)<br />
<br />
Bir başka Ayet-i Kerime’de Rabbimiz mealen: “Öyleyse siz Beni zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara, 2/152) buyurmuştur.<br />
<br />
Bu yazımızda inşaallah yapması günlük belki yarım saatimizi alacak ama ebedi ahiret yurdu için bize çok faydalar sağlayacak bazı faziletli zikirleri yazacağız. Unutmayalım dünya pazarına bir kez geliniyor alabildiğimizi alıp ahirete götürmek için tek şansımız var.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Bismillahi Subhanallahi ve Bihamdihi</span></span><br />
<br />
Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
“Sizin biriniz her gün sabahladığında Allah için bin hasene (sevap) işlemeyi terketmesin, her kim sabahladığında yüz kere: ‘Bismillahi sübhanallahi ve bihamdihi (Allah’ın ismiyle başlayıp, Allah’ı tesbih ederim ve ona hamd ederim.)’  derse, bu bin hasenedir ki, inşaAllah o gün o kadar (bin tane) günah işleyemez. Bundan başka işlediği hayırlar da bol bol kendisine kalır.”<br />
<br />
| Kaynak: İmam Ahmed; Heysemî, Mecme’u’z-Zevâid:10/116<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr</span></span><br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
“Kim, ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere”Sübhânallahi ve bihamdihi” derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.”<br />
<br />
| Kaynak: Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Lâ ilâhe illallâhu'l Melikül Hakkul Mübin</span></span><br />
<br />
Hazreti Ali radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Her kim günde yüz kere ‘Lâ ilâhe illallâhu’l Melikül Hakkul Mübin’ derse, bu zikir kendisi için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.”<br />
<br />
| Kaynak: Şirazi; Hatib; Deylemi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Lâ ilâhe illallah</span></span><br />
<br />
Ebu’d-Derda radıyallahu anh‘tan rivayetle Rasulullah Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri şöyle buyurdu: “ Her kim yüz kere ‘Lâ ilâhe illallah’ derse, Allah(u Teala) onun yüzünü kıyamet gününde ayın ondördü gibi parlatır ve onu dediği günde, onun kadar veya ondan fazla diyenden başka, ondan daha üstün bir amel hiçbir kimse için yükseltilmez.”<br />
<br />
| Kaynak: Taberani, Terğibu Terhib 2/449<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh</span></span><br />
<br />
Esed İbni Veda’a radıyallahu anh’dan rivayetle, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurdular: “Her kim, her gün, yüz kere: ‘Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh’ derse, fakirlik, ebediyyen ona isabet etmez.”<br />
<br />
| Kaynak: İbni Ebi’d Dünya, Terğib 2/449<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh‘tan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
“Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.”<br />
<br />
| Kaynak: Buhârî, Daavât 65, Eymân 19, Tevhîd 58.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7- Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber</span></span><br />
<br />
Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”<br />
<br />
| Kaynak: Müslim, Zikir 32.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8- Estağfirullah</span></span><br />
<br />
Estağfirullah diyerek istiğfar etmek sürekli devam etmemiz gereken bir ameldir. Allahu Teala’nın çokça tevbe edenleri sevdiği Bakara Suresi 222. Ayetinde geçmektedir. Ayrıca Rasulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz’in şu Hadis-i Şerifleri vardır:<br />
<br />
“İstiğfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Ummadığı yerden rızıklandırır.”<br />
<br />
| Kaynak: Nesai<br />
<br />
“İstiğfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.”<br />
<br />
| Kaynak: Tirmizi<br />
<br />
“Amel defterinde çok istiğfar bulana müjdeler olsun.”<br />
<br />
| Kaynak: İbni Mace, No: 3818<br />
<br />
Bu yazılan tesbihleri alışkanlık edip inşaAllah hergün zikretmeye çalışalım ki manevi rızkımızı alalım, Rabbimiz bizi ansın sevsin ve kurtuluşumuza vesile olsun inşaAllah.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Yapılabilecek 8 Faziletli Zikir</span></span><br />
<br />
Allah-u Teala Kur’an-ı Kerimde mealen şöyle buyurmuştur: “… Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (Allah’ı anmakla sükûnet bulur).” (Ra’d, 13/28)<br />
<br />
Bir başka Ayet-i Kerime’de Rabbimiz mealen: “Öyleyse siz Beni zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara, 2/152) buyurmuştur.<br />
<br />
Bu yazımızda inşaallah yapması günlük belki yarım saatimizi alacak ama ebedi ahiret yurdu için bize çok faydalar sağlayacak bazı faziletli zikirleri yazacağız. Unutmayalım dünya pazarına bir kez geliniyor alabildiğimizi alıp ahirete götürmek için tek şansımız var.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Bismillahi Subhanallahi ve Bihamdihi</span></span><br />
<br />
Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
“Sizin biriniz her gün sabahladığında Allah için bin hasene (sevap) işlemeyi terketmesin, her kim sabahladığında yüz kere: ‘Bismillahi sübhanallahi ve bihamdihi (Allah’ın ismiyle başlayıp, Allah’ı tesbih ederim ve ona hamd ederim.)’  derse, bu bin hasenedir ki, inşaAllah o gün o kadar (bin tane) günah işleyemez. Bundan başka işlediği hayırlar da bol bol kendisine kalır.”<br />
<br />
| Kaynak: İmam Ahmed; Heysemî, Mecme’u’z-Zevâid:10/116<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr</span></span><br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
“Kim, ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere”Sübhânallahi ve bihamdihi” derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.”<br />
<br />
| Kaynak: Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Lâ ilâhe illallâhu'l Melikül Hakkul Mübin</span></span><br />
<br />
Hazreti Ali radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Her kim günde yüz kere ‘Lâ ilâhe illallâhu’l Melikül Hakkul Mübin’ derse, bu zikir kendisi için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.”<br />
<br />
| Kaynak: Şirazi; Hatib; Deylemi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Lâ ilâhe illallah</span></span><br />
<br />
Ebu’d-Derda radıyallahu anh‘tan rivayetle Rasulullah Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri şöyle buyurdu: “ Her kim yüz kere ‘Lâ ilâhe illallah’ derse, Allah(u Teala) onun yüzünü kıyamet gününde ayın ondördü gibi parlatır ve onu dediği günde, onun kadar veya ondan fazla diyenden başka, ondan daha üstün bir amel hiçbir kimse için yükseltilmez.”<br />
<br />
| Kaynak: Taberani, Terğibu Terhib 2/449<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh</span></span><br />
<br />
Esed İbni Veda’a radıyallahu anh’dan rivayetle, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurdular: “Her kim, her gün, yüz kere: ‘Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh’ derse, fakirlik, ebediyyen ona isabet etmez.”<br />
<br />
| Kaynak: İbni Ebi’d Dünya, Terğib 2/449<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh‘tan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
“Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.”<br />
<br />
| Kaynak: Buhârî, Daavât 65, Eymân 19, Tevhîd 58.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7- Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber</span></span><br />
<br />
Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”<br />
<br />
| Kaynak: Müslim, Zikir 32.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8- Estağfirullah</span></span><br />
<br />
Estağfirullah diyerek istiğfar etmek sürekli devam etmemiz gereken bir ameldir. Allahu Teala’nın çokça tevbe edenleri sevdiği Bakara Suresi 222. Ayetinde geçmektedir. Ayrıca Rasulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz’in şu Hadis-i Şerifleri vardır:<br />
<br />
“İstiğfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Ummadığı yerden rızıklandırır.”<br />
<br />
| Kaynak: Nesai<br />
<br />
“İstiğfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.”<br />
<br />
| Kaynak: Tirmizi<br />
<br />
“Amel defterinde çok istiğfar bulana müjdeler olsun.”<br />
<br />
| Kaynak: İbni Mace, No: 3818<br />
<br />
Bu yazılan tesbihleri alışkanlık edip inşaAllah hergün zikretmeye çalışalım ki manevi rızkımızı alalım, Rabbimiz bizi ansın sevsin ve kurtuluşumuza vesile olsun inşaAllah.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peygamberimiz'in yapmış olduğu zikirler nelerdir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2714</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:06:53 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2714</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimiz'in yapmış olduğu zikirler nelerdir?</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Peygamber Efendimiz (asm) her gün Allah'ı zikrederdi, diye okumuştum internette. Nasıl zikrederdi; hangi zikirler ile zikrederdi?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
    “Öyle ise beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Ve bana şükredin ve beni inkâr etmeyin.”[1],<br />
<br />
    “Ve Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kesilerek O’na ulaş.”[2],<br />
<br />
    “Ey imân edenler! Allah’ı çok zikirle zikredin.”[3]<br />
<br />
    “Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin!”[4]. <br />
<br />
Her organın bir kulluk şekli vardır; kalp ve dilin kulluğu da zikr iledir. Zikretmeyen dil görmeyen göz, işitmeyen kulak, tutmayan el gibidir. Nitekim bir hadiste Resul-i Ekrem (asm) buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
    “Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.”[5]<br />
<br />
Yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. Zikrullah etmeyen kimse her ne kadar dünya işiyle meşgul olsa da zâhiri ibadetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünya işi ile meşgul olsa da kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanlar için:<br />
<br />
    “Ticaretin ve alışverişin, onları Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar ki (onlar), kalplerin ve gözlerin (dehşetten) döneceği günden korkarlar.”[6] denmektedir.<br />
<br />
A‘râf  Sûresi, 7/205 ve Ahzâb Sûresi, 33/41-42 de Allah’ın içten yalvararak ve korkarak alçak sesle sabah akşam çokça zikir ve tesbih edilmesi emredilmiş, Ankebût  Sûresi, 29/45 de O’nun zikrinin her şeyden üstün olduğu vurgulanmış, Allah’ı anmanın bütün ibadet ve itaatlerden önemli sayıldığı ifade edilmiştir.<br />
<br />
İlk dönemlerden itibaren “kitâbü’z-zikr, kitâbü’d-duâ, kitâbü ameli’l-yevmi ve’l-leyle” gibi başlıklar altında, günlük hayatta düzenli biçimde ya da herhangi bir durumda okunması tavsiye olunan duaları rivâyetleriyle birlikte derleyen birçok eser hazırlanmıştır. Sonraki dönemlerde bu tür derlemelerde zikrin mahiyeti, çeşitleri, faziletleri ve faydalarına da önemli bölümler ayrılmış ya da zikir konusunu başlı başına ele alan eserler telif edilmiştir. [7].<br />
<br />
Kur’ân’da türevleriyle birlikte birçok âyette geçen zikir, Allah’ı dille hamd, tesbih ve tekbir şekliyle övmek, nimetlerini anmak, bunları kalple hissetmek ve tefekkür etmek,  kulluğun gereklerini akıl, beden ve mal ile yerine getirmek, namaz kılmak, dua ve istiğfarda bulunmak, kevnî âyetler üzerinde düşünmek şeklindeki mânalarının yanı sıra Kur’an, önceki kutsal kitaplar, levh-i mahfûz, vahiy, ilim, haber, beyan, ikaz, nasihat, şeref, ayıp ve unutmanın zıddı gibi anlamlarda da kullanılmıştır.<br />
<br />
Zikrullahın envaı çokdur. Lafza-i celâl, kelime-i tevhid, esmâ-i hüsnâ ile zikr olduğu gibi Kur’ân tilâveti, hadis-i şerif kıraati, din ilimleri öğrenmek de hep zikrullahdan ma‘dûddur.[8]  Hadisler ışığında Allah’ı zikretme yollarını, lafızlarını Fahri Kâinattan şu şekilde öğreniyoruz:<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söylemiştir:<br />
<br />
    “Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.” (Buhârî, Daavât 3)<br />
<br />
* Müslim, Zikir 41'de geçen bir hadiste de: “Benim de kalbime gaflet çöküyor, ben de Allah’tan günde yüz sefer bağışlanma istiyorum.” buyuruluyor.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem (asm) Efendimiz:<br />
<br />
    “İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif mizanda da ağırdırlar. Bunlar, 'Subhanallahi ve bi hamdihi subhanallahi’l azîm.' kelimeleridir.”[9]<br />
<br />
Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  <br />
<br />
    “Bir kimse sübhânallahi ve bi–hamdihî: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim, derse, cennette onun için bir hurma ağacı dikilir. ”[10]  <br />
<br />
    Nebiyy-i Ekrem (asm) “İmânınızı dâimâ yenileyiniz” buyurduğunda:<br />
<br />
    “Yâ Resûlellah imanımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye sual olundu. Cevaben:<br />
<br />
    “Lâ ilâhe illallah zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu.”[11]<br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
    “Zikrin en faziletlisi lâ ilâhe illallah’tır. ”[12]<br />
<br />
Peygamberimiz buyuruyor:<br />
<br />
    “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi, zikrini çok ediniz. Zîrâ o, cennetin hazinesidir.”[13]<br />
<br />
Peygamberimiz (asm) Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
    “Her kim günde yüz kere 'Subhanallahi ve bi hamdihi' derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.”[14]<br />
<br />
    “Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” [15]<br />
<br />
    “Ne ben, ne de benden evvelki nebîler 'Subhanallahi ve’l hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallahu vellahu ekber.' tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” [16]<br />
<br />
İbn Ömer radıyallahu anhümâ "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu" dedi:<br />
<br />
    "Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu kesindir."[17]<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
    “Bir kimse her gün yüz defa, 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l–mülkü ve lehü’l–hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.', derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.”<br />
<br />
    Resûl–i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
    “Bir kimse günde yüz defa 'Sübhânallâhi ve bihamdihî' derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.”[18]<br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:  Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
    – Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi. Resûl–i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti: <br />
<br />
    “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l–hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l–âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l–Azîzi’l–Hakîm:" <br />
<br />
    "Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
    Bedevî: <br />
<br />
    – Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim, dedi. Resûl–i Ekrem: <br />
<br />
    “Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de.” buyurdu.[19]<br />
<br />
Muâz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve:<br />
<br />
    “Muâz! Vallahi seni gerçekten seviyorum.” buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: <br />
<br />
    “Muâz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum: Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik: Allah'ım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!...”[20]<br />
<br />
Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona ve Fâtıma radıyallahu anhâ’ya:<br />
<br />
    “Yatağınıza girdiğiniz zaman veya istirahate çekildiğiniz zaman otuz üç defa Allahü ekber, otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa da elhamdülillâh deyiniz.” buyurdu.[21]<br />
<br />
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    "Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.”<br />
<br />
    Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz. "[22]  <br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binaenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır. İyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rek’at namaz bütün bunları karşılar.”[23]<br />
<br />
Ebü’d–Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına:<br />
<br />
    “Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu. Onlar da:<br />
<br />
    – Evet, söyle dediler. Resûl–i Ekrem de:<br />
<br />
    “Allah Teâlâ’yı zikretmektir.” buyurdu.[24]<br />
<br />
Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: <br />
<br />
    “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.” [25]<br />
<br />
Hadislerde de zikrin önemine ve zikir ehlinin faziletlerine işaret edilmiş, zikir halkaları cennet bahçelerine benzetilmiştir. En hayırlı amelin Allah’ı zikretmek olduğu, zikrin altın ve gümüş infak etmekten, düşmanla savaşmaktan bile üstün sayıldığı kaydedilmiştir. Ayrıca zikir maksadıyla bir araya gelen topluluğu ilâhî rahmetin ve meleklerin kuşatacağı, üzerlerine sekînet ineceği, Allah’ın da onları kendi nefsinde anacağı, yeryüzünde “Allah Allah” diyen bir kişi bulundukça kıyametin kopmayacağı belirtilmektedir.[26]<br />
<br />
Cenab-ı Allah’ı anmanın sığınma (istiâze), besmele, takdis, tesbîh (sübhânellah), hamdele (elhamdülillâh), tekbir (Allâhü ekber), tehlîl (lâ ilâhe illallah), havkale (lâ havle velâ kuvvete illâ billâh), istiğfar, tasliye (salavât) şeklindeki ifadelerle yapılması mümkündür.<br />
<br />
İbadetlerin sıhhati için belli şartlar gerektiği hâlde zikir için hiçbir şart ileri sürülmemiştir; gece gündüz, ayakta, oturarak, yatarak, abdestli abdestsiz zikir yapılabilir.<br />
<br />
Dil ile Allah’ı anmanın sesli ya da sessiz yapılması hususunda çeşitli rivayetler vardır. Kur’an’da Allah’ın içten yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle tesbih edilmesi emredilmiş (A‘râf 7/205), Hz. Peygamber yüksek sesle tekbir getiren bir cemaati,<br />
<br />
    “Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de gâibe.” sözleriyle uyarmıştır[27].<br />
<br />
Öte yandan bir kutsî hadiste,<br />
<br />
    “Kulum beni bir toplulukta anarsa ben de onu daha hayırlı bir toplulukta anarım.” dendiği[28],<br />
<br />
Resûlullah’ın ashaptan bir gruba, “Ellerinizi kaldırın ve hep birlikte ‘lâ ilâhe illallah’ deyin.” buyurarak zikir yaptırdığı[29], mescidde yüksek sesle zikir yapan bir kimse için, “Ah edip inleyerek gönülden yakarıyor.” deyip onu engellemediği rivayetleri vardır.<br />
<br />
Yine cemaatle kılınan namazların bir kısmında kıraatin sesli, bir kısmında sessiz icra edildiği, hac ve umrede telbiyenin yüksek sesle söylendiği, Kur’an’ın sesli ya da sessiz okunabildiği bilinmektedir. Bu rivayet ve uygulamalar dille zikrin, yerine, zamanına ve kişilerin durumuna göre her iki şekilde de yapılabileceğini göstermektedir[30].<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Bakara Sûresi, 152.Âyet.<br />
[2] Müzemmil Sûresi, 8.Âyet.<br />
[3] Ahzab Sûresi, 41. Âyet.<br />
[4] Nisâ Sûresi, 103. Âyet.<br />
[5] Buharî, Daavât, 66.<br />
[6] Nur Sûresi,37. Âyet.<br />
[7] DİA,c.44, s.411.<br />
[8]  Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, Duâlar ve Zikirler, s.175.<br />
[9] “Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim !” demektir. Buhârî, Deavât,65.<br />
[10] Tirmizî, Daavât 60. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 56<br />
[11] Tuhfetüz-zakirîn, 232 (Müsned’den)<br />
[12] Tirmizî, Daavât 9. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 55<br />
[13] Buharî, Daavât, 50.<br />
[14] Buharî, Daavât, 65.<br />
[15] Buharî, Daavât, 68.<br />
[16] El-Câmiu’s-Sağîr.<br />
[17] Tirmizî, Zühd 62<br />
[18] Buhârî, Bed’ü’l–halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14.<br />
[19] Müslim, Zikir 33–36.<br />
[20] Ebû Dâvûd, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Sehv 60.<br />
[21] Buhârî, Farzu’l–humüs 6, Fezâilü ashâbi’n–nebî 9, Nefekât 6, 7, Daavât 11; Müslim, Zikr 80. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 100.<br />
[22] Buhârî, Ezân 155; Daavât 18; Müslim, Mesâcid 142. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 24.<br />
[23] Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56. Ayrıca bk. Buhârî Sulh 11, Cihâd 72, 128; Ebû Dâvûd, Tatavvu’ 12, Edeb 160.<br />
[24] Tirmizî, Daavât 6. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 53.<br />
[25] Müslim, Zikr 39, 38. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 14; Tirmizî, Daavât 7; İbni Mâce, Mukaddime 17.<br />
[26] Müslim, “Îmân”, 234.<br />
[27] Buhârî, Daavât, 50, 67; Müslim, Zikir, 44.<br />
[28] Buhârî, Tevhîd, 15, 43; Müslim, Zikir, 18, 19.<br />
[29] Müsned, IV, 124.<br />
[30] DİA, c.44, s.410.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Başak Tijen ÖZBAY)</span></span><br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimiz'in yapmış olduğu zikirler nelerdir?</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Peygamber Efendimiz (asm) her gün Allah'ı zikrederdi, diye okumuştum internette. Nasıl zikrederdi; hangi zikirler ile zikrederdi?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
    “Öyle ise beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Ve bana şükredin ve beni inkâr etmeyin.”[1],<br />
<br />
    “Ve Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kesilerek O’na ulaş.”[2],<br />
<br />
    “Ey imân edenler! Allah’ı çok zikirle zikredin.”[3]<br />
<br />
    “Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin!”[4]. <br />
<br />
Her organın bir kulluk şekli vardır; kalp ve dilin kulluğu da zikr iledir. Zikretmeyen dil görmeyen göz, işitmeyen kulak, tutmayan el gibidir. Nitekim bir hadiste Resul-i Ekrem (asm) buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
    “Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.”[5]<br />
<br />
Yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. Zikrullah etmeyen kimse her ne kadar dünya işiyle meşgul olsa da zâhiri ibadetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünya işi ile meşgul olsa da kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanlar için:<br />
<br />
    “Ticaretin ve alışverişin, onları Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar ki (onlar), kalplerin ve gözlerin (dehşetten) döneceği günden korkarlar.”[6] denmektedir.<br />
<br />
A‘râf  Sûresi, 7/205 ve Ahzâb Sûresi, 33/41-42 de Allah’ın içten yalvararak ve korkarak alçak sesle sabah akşam çokça zikir ve tesbih edilmesi emredilmiş, Ankebût  Sûresi, 29/45 de O’nun zikrinin her şeyden üstün olduğu vurgulanmış, Allah’ı anmanın bütün ibadet ve itaatlerden önemli sayıldığı ifade edilmiştir.<br />
<br />
İlk dönemlerden itibaren “kitâbü’z-zikr, kitâbü’d-duâ, kitâbü ameli’l-yevmi ve’l-leyle” gibi başlıklar altında, günlük hayatta düzenli biçimde ya da herhangi bir durumda okunması tavsiye olunan duaları rivâyetleriyle birlikte derleyen birçok eser hazırlanmıştır. Sonraki dönemlerde bu tür derlemelerde zikrin mahiyeti, çeşitleri, faziletleri ve faydalarına da önemli bölümler ayrılmış ya da zikir konusunu başlı başına ele alan eserler telif edilmiştir. [7].<br />
<br />
Kur’ân’da türevleriyle birlikte birçok âyette geçen zikir, Allah’ı dille hamd, tesbih ve tekbir şekliyle övmek, nimetlerini anmak, bunları kalple hissetmek ve tefekkür etmek,  kulluğun gereklerini akıl, beden ve mal ile yerine getirmek, namaz kılmak, dua ve istiğfarda bulunmak, kevnî âyetler üzerinde düşünmek şeklindeki mânalarının yanı sıra Kur’an, önceki kutsal kitaplar, levh-i mahfûz, vahiy, ilim, haber, beyan, ikaz, nasihat, şeref, ayıp ve unutmanın zıddı gibi anlamlarda da kullanılmıştır.<br />
<br />
Zikrullahın envaı çokdur. Lafza-i celâl, kelime-i tevhid, esmâ-i hüsnâ ile zikr olduğu gibi Kur’ân tilâveti, hadis-i şerif kıraati, din ilimleri öğrenmek de hep zikrullahdan ma‘dûddur.[8]  Hadisler ışığında Allah’ı zikretme yollarını, lafızlarını Fahri Kâinattan şu şekilde öğreniyoruz:<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söylemiştir:<br />
<br />
    “Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.” (Buhârî, Daavât 3)<br />
<br />
* Müslim, Zikir 41'de geçen bir hadiste de: “Benim de kalbime gaflet çöküyor, ben de Allah’tan günde yüz sefer bağışlanma istiyorum.” buyuruluyor.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem (asm) Efendimiz:<br />
<br />
    “İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif mizanda da ağırdırlar. Bunlar, 'Subhanallahi ve bi hamdihi subhanallahi’l azîm.' kelimeleridir.”[9]<br />
<br />
Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  <br />
<br />
    “Bir kimse sübhânallahi ve bi–hamdihî: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim, derse, cennette onun için bir hurma ağacı dikilir. ”[10]  <br />
<br />
    Nebiyy-i Ekrem (asm) “İmânınızı dâimâ yenileyiniz” buyurduğunda:<br />
<br />
    “Yâ Resûlellah imanımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye sual olundu. Cevaben:<br />
<br />
    “Lâ ilâhe illallah zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu.”[11]<br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
    “Zikrin en faziletlisi lâ ilâhe illallah’tır. ”[12]<br />
<br />
Peygamberimiz buyuruyor:<br />
<br />
    “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi, zikrini çok ediniz. Zîrâ o, cennetin hazinesidir.”[13]<br />
<br />
Peygamberimiz (asm) Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
    “Her kim günde yüz kere 'Subhanallahi ve bi hamdihi' derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.”[14]<br />
<br />
    “Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” [15]<br />
<br />
    “Ne ben, ne de benden evvelki nebîler 'Subhanallahi ve’l hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallahu vellahu ekber.' tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” [16]<br />
<br />
İbn Ömer radıyallahu anhümâ "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu" dedi:<br />
<br />
    "Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu kesindir."[17]<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
    “Bir kimse her gün yüz defa, 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l–mülkü ve lehü’l–hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.', derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.”<br />
<br />
    Resûl–i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
    “Bir kimse günde yüz defa 'Sübhânallâhi ve bihamdihî' derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.”[18]<br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:  Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
    – Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi. Resûl–i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti: <br />
<br />
    “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l–hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l–âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l–Azîzi’l–Hakîm:" <br />
<br />
    "Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
    Bedevî: <br />
<br />
    – Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim, dedi. Resûl–i Ekrem: <br />
<br />
    “Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de.” buyurdu.[19]<br />
<br />
Muâz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve:<br />
<br />
    “Muâz! Vallahi seni gerçekten seviyorum.” buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: <br />
<br />
    “Muâz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum: Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik: Allah'ım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!...”[20]<br />
<br />
Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona ve Fâtıma radıyallahu anhâ’ya:<br />
<br />
    “Yatağınıza girdiğiniz zaman veya istirahate çekildiğiniz zaman otuz üç defa Allahü ekber, otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa da elhamdülillâh deyiniz.” buyurdu.[21]<br />
<br />
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    "Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.”<br />
<br />
    Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz. "[22]  <br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binaenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır. İyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rek’at namaz bütün bunları karşılar.”[23]<br />
<br />
Ebü’d–Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına:<br />
<br />
    “Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu. Onlar da:<br />
<br />
    – Evet, söyle dediler. Resûl–i Ekrem de:<br />
<br />
    “Allah Teâlâ’yı zikretmektir.” buyurdu.[24]<br />
<br />
Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: <br />
<br />
    “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.” [25]<br />
<br />
Hadislerde de zikrin önemine ve zikir ehlinin faziletlerine işaret edilmiş, zikir halkaları cennet bahçelerine benzetilmiştir. En hayırlı amelin Allah’ı zikretmek olduğu, zikrin altın ve gümüş infak etmekten, düşmanla savaşmaktan bile üstün sayıldığı kaydedilmiştir. Ayrıca zikir maksadıyla bir araya gelen topluluğu ilâhî rahmetin ve meleklerin kuşatacağı, üzerlerine sekînet ineceği, Allah’ın da onları kendi nefsinde anacağı, yeryüzünde “Allah Allah” diyen bir kişi bulundukça kıyametin kopmayacağı belirtilmektedir.[26]<br />
<br />
Cenab-ı Allah’ı anmanın sığınma (istiâze), besmele, takdis, tesbîh (sübhânellah), hamdele (elhamdülillâh), tekbir (Allâhü ekber), tehlîl (lâ ilâhe illallah), havkale (lâ havle velâ kuvvete illâ billâh), istiğfar, tasliye (salavât) şeklindeki ifadelerle yapılması mümkündür.<br />
<br />
İbadetlerin sıhhati için belli şartlar gerektiği hâlde zikir için hiçbir şart ileri sürülmemiştir; gece gündüz, ayakta, oturarak, yatarak, abdestli abdestsiz zikir yapılabilir.<br />
<br />
Dil ile Allah’ı anmanın sesli ya da sessiz yapılması hususunda çeşitli rivayetler vardır. Kur’an’da Allah’ın içten yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle tesbih edilmesi emredilmiş (A‘râf 7/205), Hz. Peygamber yüksek sesle tekbir getiren bir cemaati,<br />
<br />
    “Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de gâibe.” sözleriyle uyarmıştır[27].<br />
<br />
Öte yandan bir kutsî hadiste,<br />
<br />
    “Kulum beni bir toplulukta anarsa ben de onu daha hayırlı bir toplulukta anarım.” dendiği[28],<br />
<br />
Resûlullah’ın ashaptan bir gruba, “Ellerinizi kaldırın ve hep birlikte ‘lâ ilâhe illallah’ deyin.” buyurarak zikir yaptırdığı[29], mescidde yüksek sesle zikir yapan bir kimse için, “Ah edip inleyerek gönülden yakarıyor.” deyip onu engellemediği rivayetleri vardır.<br />
<br />
Yine cemaatle kılınan namazların bir kısmında kıraatin sesli, bir kısmında sessiz icra edildiği, hac ve umrede telbiyenin yüksek sesle söylendiği, Kur’an’ın sesli ya da sessiz okunabildiği bilinmektedir. Bu rivayet ve uygulamalar dille zikrin, yerine, zamanına ve kişilerin durumuna göre her iki şekilde de yapılabileceğini göstermektedir[30].<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Bakara Sûresi, 152.Âyet.<br />
[2] Müzemmil Sûresi, 8.Âyet.<br />
[3] Ahzab Sûresi, 41. Âyet.<br />
[4] Nisâ Sûresi, 103. Âyet.<br />
[5] Buharî, Daavât, 66.<br />
[6] Nur Sûresi,37. Âyet.<br />
[7] DİA,c.44, s.411.<br />
[8]  Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, Duâlar ve Zikirler, s.175.<br />
[9] “Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim !” demektir. Buhârî, Deavât,65.<br />
[10] Tirmizî, Daavât 60. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 56<br />
[11] Tuhfetüz-zakirîn, 232 (Müsned’den)<br />
[12] Tirmizî, Daavât 9. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 55<br />
[13] Buharî, Daavât, 50.<br />
[14] Buharî, Daavât, 65.<br />
[15] Buharî, Daavât, 68.<br />
[16] El-Câmiu’s-Sağîr.<br />
[17] Tirmizî, Zühd 62<br />
[18] Buhârî, Bed’ü’l–halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14.<br />
[19] Müslim, Zikir 33–36.<br />
[20] Ebû Dâvûd, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Sehv 60.<br />
[21] Buhârî, Farzu’l–humüs 6, Fezâilü ashâbi’n–nebî 9, Nefekât 6, 7, Daavât 11; Müslim, Zikr 80. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 100.<br />
[22] Buhârî, Ezân 155; Daavât 18; Müslim, Mesâcid 142. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 24.<br />
[23] Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56. Ayrıca bk. Buhârî Sulh 11, Cihâd 72, 128; Ebû Dâvûd, Tatavvu’ 12, Edeb 160.<br />
[24] Tirmizî, Daavât 6. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 53.<br />
[25] Müslim, Zikr 39, 38. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 14; Tirmizî, Daavât 7; İbni Mâce, Mukaddime 17.<br />
[26] Müslim, “Îmân”, 234.<br />
[27] Buhârî, Daavât, 50, 67; Müslim, Zikir, 44.<br />
[28] Buhârî, Tevhîd, 15, 43; Müslim, Zikir, 18, 19.<br />
[29] Müsned, IV, 124.<br />
[30] DİA, c.44, s.410.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Başak Tijen ÖZBAY)</span></span><br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tavsiye Edilen Günlük Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2713</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:05:10 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2713</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tavsiye Edilen Günlük Zikirler</span></span><br />
<br />
<br />
Zikir, zâkir ve mezkûr ne demektir? Zikir nasıl çekilir? Peygamber (sav.) Efendimiz’in sünneti olarak okunması tavsiye edilen günlük zikirler.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygun olarak tavsiye edilen günlük zikirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">OKUNMASI TAVSİYE EDİLEN GÜNLÜK ZİKİRLER</span></span><br />
<br />
Günlük zikirler:<br />
<br />
    Estağfirullah.<br />
    Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
    Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm.<br />
    Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.<br />
    Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
    Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.<br />
    Sübhânallâhi ve bihamdihî.<br />
    Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİR NE DEMEK?</span></span><br />
<br />
“Ze-ke-ra” kökünden gelen zikir kelimesi, lügatte; zihinde tutmak, ezberlemek, unutmaksızın hatırda kalmasını sağlamak, kadrini bilmek, mükâfatlandırmak, övgü, senâ, öğüt gibi mânâlara gelmektedir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’de ise; “hatırlamak, anmak, gereğini yapmakla birlikte hatıra getirmek, mükâfatlandırmak, övmek, şükrünü edâ etmek, tekbir getirmek, duâ ve yakarışta bulunmak, söz, kıssa, haber, kitap, şan, şeref, vaaz, ibadet etmek, ibret almak, delil görmek, îman etmek, itaat etmek, kulluk yapmak, okumak, namaz kılmak, vahiy ve yol göstermek”[1] gibi mânâlarıyla 290 yerde kullanılmıştır. Bunlardan birçoğu “zekera” kökünden türeyen kelimelerdir. Tezkire, tezekkür, mezkûr ve zâkir gibi…<br />
<br />
Zikir, Âlemlerin Rabbinin varlığını, emir ve nehiylerini, tesbihâtını, günlük hayatın her ânında canlı tutmak, dünyanın çekici bütün ihtişam, süs ve meşguliyetlerine rağmen yaratılış gayesinin şuurunda olmak, itaat ve teslimiyette bulunmaktır. Nitekim en büyük zikir olan Kitab/Kur’ân-ı Kerîm, Âlemlerin Rabbinin “Kelâmullâh”ı ve “Kutlu mesajı”dır. Onunla kurulan kalbî beraberlik, yapılan çalışma, tâlim, tekrar, itaat ve ittibâ; en büyük zikirdir. Bu zikir, hem kalbî beraberliği değerli, şanlı, şerefli kıldığı gibi; hem de zikrin sonunda ulaşılan ilim, terbiye ve kemâlâtla, insana kendisinden istenen başarıyı kazandırmış olmaktadır. Âyet-i kerîmelerde:<br />
<br />
“…Sana bu Zikr’i (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.” (en-Nahl, 44)<br />
<br />
“Sen ancak zikre (Kur’ân’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin...” (Yâsîn, 11) buyrulmuştur.<br />
<br />
Kitap, Âlemlerin Rabbini tanıttığı, öğrettiği gibi; öğüt ve nasihat olarak dünya ve âhiretin mahiyetini, hesâbı, haşri, ölümü ve hayatı anlatmakta; hattâ geçmiş kavimlerin hayatlarından ve âkıbetlerinden bilgiler vererek ikazlarda bulunmaktadır.<br />
ZİKİRDEN MAHRUM OLMAK<br />
<br />
Tâhâ sûresinde; “Benim zikrimden yüz çeviren kimseye dar bir geçim vardır…” (Tâhâ, 124) şeklinde geçen “zikir” kelimesini müfessirler, genel olarak Allâh’ı inkâr etme, O’nun öğrettiği ve gösterdiği yola ittibâ etmeme, emir ve nehiylerine itaat etmeme gibi mânâlarla açıklamaktadırlar. Âyetin devamında geçen “dar bir geçim vardır” ifadesini de Allâh’ın hoşnutluğundan uzak düşme, mü’min olarak teslim olamamanın verdiği hüsran ve mahrumiyet olarak yorumlamaktadırlar.[2]<br />
<br />
Dolayısıyla zikirden uzak kalmak, nasipsiz olmak, mahrûmiyet, hem dünyevî hem uhrevî dar bir geçim, sıkıntı ve sıklet olarak tasvir edilmektedir. Hattâ müşrik ve münâfıklara verilen refah, mal-mülk ve dünyevî nîmetler dahî, dar geçimin sıkıntı ve sıkletin içine girmektedir. Nitekim dünya ve dünya nimetlerinin Allah Teâlâ’nın indinde hiçbir değer ve kıymeti yoktur. Hattâ Âlemlerin Rabbi, bazı kullarına âhiret sorgusunu ve azâbını daha fazla çetinleştirmek üzere -kahrından- verdiğini bildirmektedir. Zümer Sûresi’nde:<br />
<br />
“…Allâh’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.” (ez-Zümer, 22) âyetinde de vurgulandığı gibi, dünyevî başarı ve kazançlar kıstas değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURAN’DA ZİKİR İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
“Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı îtinayla kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve her türlü kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah ne yaparsanız hepsini bilir.” (el-Ankebût, 45)<br />
<br />
“Artık siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (el-Bakara, 152)<br />
<br />
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler…” (Âl-i İmrân, 191)<br />
<br />
“Allâh’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile gece-gündüz, açık ve gizli zikret. Sakın gafillerden olma!” (el-A’râf, 205)<br />
<br />
“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41)<br />
<br />
“…Münâfıklar namaza üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh’ı da pek az hatıra getirirler.” (en-Nisâ, 142)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“-Size amellerinizin en hayırlısını ve Rabbiniz katında derecelerinizi en çok yükselteni, sizin için altın, gümüş vermenizden ve düşmanınızla sabahleyin karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı olanı haber vereyim mi?” diye sordu. Sahâbîler:<br />
<br />
“-Evet, yâ Rasûlâllah! Haber ver.” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“-Âlemlerin Rabbini zikretmektir!” buyurdu.[3]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASIL ZİKİR?</span></span><br />
<br />
Anmak, gereğini yapmak sûretiyle hatırda tutmak, duâ ve yakarışta bulunmak, ibadet etmek, ibret almak, yol göstermek gibi mânâlara geldiğini söylediğimiz zikri, Ebû Nasr es-Serrâc şöyle sınıflandırmıştır:<br />
<br />
“Lisanla yapılan zikrin sevabı bire on, kalp ile yapılan zikrin sevabı bire yedi yüz misliyle verilmektedir. Bunun yanında, zikrin en ileri mertebesi olan Hakk’a yakınlık dolayısıyla muhabbet ve hayâ ile dolmanın sevabı ise sayılamayacak ve tartılamayacak derecede yüksektir.”<br />
<br />
Nihayetinde yaratılış maksadı olan itaat ve zikir, doğumdan ölüme kadar süren hayatın mi‘yârı; yani ayar vereni, düzenleyicisi, kıymet verenidir.<br />
<br />
Sûfîler de makbul olan zikrin Allah’tan başka her şeyi unutmakla ve mâsivâyı terk etmekle gerçekleşeceğini bildirmişlerdir.<br />
<br />
Sehl bin Abdullah’a göre zikir, Allâh’ın seni gördüğü hususunda kesin bilgiye ulaşmak, kalbinle O’nun sana senden daha yakın olduğunu görerek O’ndan hayâ etmek, bu durumu nefsine ve davranışlarına yansıtmaktır. Hâlis bir zikir için öncelikle takvânın gerçekleşmesi gerekir. Gerçek takvâ, haramlardan kaçınmak ve faydasız/gereksiz şeylerden uzaklaşmakla elde edilir.[4]<br />
<br />
Bunu Fahruddin er-Râzî şu şekilde açıklar:<br />
<br />
“Zikir, lisânın zikri, kalbin zikri ve rûhun zikri olarak bölümlere ayrılır. Dilin zikri, tâzim ve senâya delâlet eden kelimeleri söylemektir. Kalbin zikri, Allâh’ın zâtına ve sıfatlarına dâir hükümlere vâkıf olmak için emir ve nehiyleri üzerinde düşünmek ve çalışmaktır. Uzuvların zikri ise, uzuvların ibadette, halka ve Hakk’a hizmette kullanılmasıdır. Bunun için Allah namaza zikir adını vererek, «Allâh’ın zikrine koşunuz» buyurmuştur. Gözlerin zikri ağlamak, kulakların zikri dinlemek, dilin zikri hamd ü senâ etmek, ellerin zikri Allah yolunda sadaka vermek, yardım ve hizmet etmektir. Bedenin zikri vefâ, kalbin zikri Allah’tan korkmak ve rahmetini ummak (havf ve recâ), rûhun zikri ise teslim ve rızâdır.”[5]<br />
<br />
İmâm-ı Gazâlî -rahmetullâhi aleyh- ise, zikreden “zâkir”i; zikrullâhın şerefinden dolayı şehâdet rütbesiyle vasıflandırır ve şöyle söyler:<br />
<br />
“Yaşamakta esas gâye, son nefestir. Yani kalp, mâsivâ ile tamamen alâkasız bulunarak Allâh’a dalmış bir vaziyette dünyayı terk edip Allâh’a yönelmelidir. Zâkir kul, Allah’ta müstağrak olmaya gücü yeterse bu insan, savaş safında ölmüş gibidir. Çünkü canından, âilesinden, malından ve çocuklarından tamamen arzusunu kesmiştir. Hattâ dünyadan tamamen vazgeçmiştir. Zira dünya, yaşamak için sevilir. Hâlbuki Allâh’ın muhabbeti ve rızâsını kazanmak çabası içerisinde olan zâkir için dünya hayatının kıymeti yoktur. İşte bu, Allah indinde en büyük noktadır. Ve bundan dolayıdır ki şehâdet, büyük mertebeyi hâiz olmuştur.”[6]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NAMAZ VE ZİKİR</span></span><br />
<br />
En büyük zikirlerden biri de hiç şüphesiz namazdır. Kudsî hadîste Âlemlerin Rabbi:<br />
<br />
“Ben namazı kulumla kendi aramda ikiye böldüm. Yarısı Bana, öbür yarısı kuluma aittir...” buyurmuştur. (Müslim, Salât, 38)<br />
<br />
Namaz, hadîs-i şerîflerde, “dînin direği[7], mü’minle müşriğin alâmet-i fârikası[8], en hayırlı ibadet[9]” olarak bildirilmiştir. Namaz, diğer bütün ibadetleri içinde toplayan şâmil bir ibadettir.[10] Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbi katında bizzat müşerref olunarak yapılan zikir gibidir. Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbinin dâvetiyle kabul edilmiş bir zikirdir. Zira kulun Rabbine en yakın olduğu hâlde yaptığı bir zikirdir. Bu vesîle ile namaza dururken en güzel kıyafetler giyilir, ağız kokusu yapan rahatsız edici yiyeceklerden sakınılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAVSİYE EDİLEN GÜNLÜK ZİKİRLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“Allâh’ı anmaksızın çok konuşmayın. Allâh’ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah’tan en uzak kimseler olduğu kesindir.” buyurmuştur. (Tirmizî, Zühd, 62)<br />
<br />
1. Estağfirullah.<br />
<br />
Bakara sûresinde; “…Allah çok tevbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.” (el-Bakara, 222) buyrulmuştur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Vallâhi ben günde yetmiş kereden fazla bağışlanma diler, Allah’a tevbe ederim.” (Buhârî, Deavât, 3)<br />
<br />
“İstiğfâra devam edeni, Allah umulmadık yerde ve zamanda rızıklandırır, her türlü sıkıntıdan kurtarır.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
“(Kıyamet günü) amel defterinde çok istiğfar bulunan kimseye müjdeler olsun!” (İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
2. “Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim, «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: (Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, O’nun benzeri yoktur, mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter.)» zikrini günde yüz kere söylerse; kendisine on köle âzâd etmiş gibi sevap verilir. Yüz sevap yazılır, yüz günâhı silinir. Akşama karşı onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel getiremez.” buyurmuştur. (Buhârî, Ezan, 155)<br />
<br />
3. “Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Dile hafif, mîzâna konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allâh’ı hoşnut eden iki cümle vardır: «Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm» (Ben, Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben, Yüce Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim)” buyurmuştur. (Buhârî, Tevhid, 58)<br />
<br />
4. “Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Muâz bin Cebel’in elinden tutarak:<br />
<br />
“-Ey Muâz, her namazdan sonra şu duâyı okumanı tavsiye ediyorum.” buyurmuş ve şöyle demiştir:<br />
<br />
«Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike»<br />
<br />
(Allâh’ım, Seni zikredebilmem, Sana şükredebilmem ve Sana güzelce ibadet edebilmem için bana yardım et.)” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)<br />
<br />
5. “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâḥu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
«Sübhânallâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.» (Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Bütün hamdler O’na mahsustur. Allah’tan başka söz sahibi yoktur. Allah en büyüktür, azamet sahibi Yüce Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.) demek, benim için üzerine Güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” buyurmuştur. (Müslim, Zikir, 32)<br />
<br />
6. “Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sabah namazından kuşluk vaktine kadar zikir yapan Cüveyriye Vâlidemize:<br />
<br />
“-Sabah namazından sonra üç kez söylemiş olduğun şu tesbih, bütün onların sevâbına eşittir.” buyurmuş[11] ve zikri şöyle tâlim etmiştir:<br />
<br />
“Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”<br />
<br />
(Yarattıkların adedince, râzı olduğun nefisler adedince, Arşının güzellikleri sayısınca ve kelimelerin adedince Sana hamd ederek Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim.)<br />
<br />
7. “Sübhânallâhi ve bihamdihî”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Kim günde yüz kere «Sübhanallâhi ve bihamdihî» (Allâh’a hamd ederek, O’nu bütün noksanlıklardan tenzih ederim.) derse, hataları dökülür, hattâ denizin köpüğü kadar çok olsa bile.” buyurmuştur. (Buhârî, Deavât, 54)<br />
<br />
8. “Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed”<br />
<br />
Allah Teâlâ:<br />
<br />
“Ey îman edenler! Allah ve melekleri Peygamber’e çok salavât getirirler. Siz de O’na salavât getirin ve tam bir teslîmiyetle selâm verin.” buyurmuştur. (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, “Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavât okuyanıdır.” buyurmuştur. (Tirmizî, Vitr, 21)<br />
<br />
O hâlde dilimiz döndüğünce Peygamber Efendimize, âline, ehl-i beytine ve ashâbına salât ü selâm getirerek onlarla dünyevî ve uhrevî birlikteliğimizi artırmaya çalışalım. Zîrâ bu fânî dünyada onlardan daha yakın ve vefâlı bir dost bulmamız zordur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Kur’ânî Kavramlar, Kur’ân Lügati. [2] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XVI, 225, 227. [3] İmâm-ı Mâlik, Muvatta, I, 211. [4] Şehâbeddin es-Sühreverdî, sh: 221-222. [5] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399. [6] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399-400. [7] Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, III, 39. [8] Müslim, Îman, 134. [9] Bkz: Buhârî, Mevâkît, 5; Cihâd, 1, Edeb, 1; Müslim, Îmân, 137-139. [10] Ömer Nasûhî Bilmen, İlmihal, sh: 104. [11] Müslim, Zikir, 79.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Seher Küçük, Şebnem Dergisi, Sayı: 180</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tavsiye Edilen Günlük Zikirler</span></span><br />
<br />
<br />
Zikir, zâkir ve mezkûr ne demektir? Zikir nasıl çekilir? Peygamber (sav.) Efendimiz’in sünneti olarak okunması tavsiye edilen günlük zikirler.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygun olarak tavsiye edilen günlük zikirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">OKUNMASI TAVSİYE EDİLEN GÜNLÜK ZİKİRLER</span></span><br />
<br />
Günlük zikirler:<br />
<br />
    Estağfirullah.<br />
    Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
    Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm.<br />
    Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.<br />
    Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
    Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.<br />
    Sübhânallâhi ve bihamdihî.<br />
    Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİR NE DEMEK?</span></span><br />
<br />
“Ze-ke-ra” kökünden gelen zikir kelimesi, lügatte; zihinde tutmak, ezberlemek, unutmaksızın hatırda kalmasını sağlamak, kadrini bilmek, mükâfatlandırmak, övgü, senâ, öğüt gibi mânâlara gelmektedir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’de ise; “hatırlamak, anmak, gereğini yapmakla birlikte hatıra getirmek, mükâfatlandırmak, övmek, şükrünü edâ etmek, tekbir getirmek, duâ ve yakarışta bulunmak, söz, kıssa, haber, kitap, şan, şeref, vaaz, ibadet etmek, ibret almak, delil görmek, îman etmek, itaat etmek, kulluk yapmak, okumak, namaz kılmak, vahiy ve yol göstermek”[1] gibi mânâlarıyla 290 yerde kullanılmıştır. Bunlardan birçoğu “zekera” kökünden türeyen kelimelerdir. Tezkire, tezekkür, mezkûr ve zâkir gibi…<br />
<br />
Zikir, Âlemlerin Rabbinin varlığını, emir ve nehiylerini, tesbihâtını, günlük hayatın her ânında canlı tutmak, dünyanın çekici bütün ihtişam, süs ve meşguliyetlerine rağmen yaratılış gayesinin şuurunda olmak, itaat ve teslimiyette bulunmaktır. Nitekim en büyük zikir olan Kitab/Kur’ân-ı Kerîm, Âlemlerin Rabbinin “Kelâmullâh”ı ve “Kutlu mesajı”dır. Onunla kurulan kalbî beraberlik, yapılan çalışma, tâlim, tekrar, itaat ve ittibâ; en büyük zikirdir. Bu zikir, hem kalbî beraberliği değerli, şanlı, şerefli kıldığı gibi; hem de zikrin sonunda ulaşılan ilim, terbiye ve kemâlâtla, insana kendisinden istenen başarıyı kazandırmış olmaktadır. Âyet-i kerîmelerde:<br />
<br />
“…Sana bu Zikr’i (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.” (en-Nahl, 44)<br />
<br />
“Sen ancak zikre (Kur’ân’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin...” (Yâsîn, 11) buyrulmuştur.<br />
<br />
Kitap, Âlemlerin Rabbini tanıttığı, öğrettiği gibi; öğüt ve nasihat olarak dünya ve âhiretin mahiyetini, hesâbı, haşri, ölümü ve hayatı anlatmakta; hattâ geçmiş kavimlerin hayatlarından ve âkıbetlerinden bilgiler vererek ikazlarda bulunmaktadır.<br />
ZİKİRDEN MAHRUM OLMAK<br />
<br />
Tâhâ sûresinde; “Benim zikrimden yüz çeviren kimseye dar bir geçim vardır…” (Tâhâ, 124) şeklinde geçen “zikir” kelimesini müfessirler, genel olarak Allâh’ı inkâr etme, O’nun öğrettiği ve gösterdiği yola ittibâ etmeme, emir ve nehiylerine itaat etmeme gibi mânâlarla açıklamaktadırlar. Âyetin devamında geçen “dar bir geçim vardır” ifadesini de Allâh’ın hoşnutluğundan uzak düşme, mü’min olarak teslim olamamanın verdiği hüsran ve mahrumiyet olarak yorumlamaktadırlar.[2]<br />
<br />
Dolayısıyla zikirden uzak kalmak, nasipsiz olmak, mahrûmiyet, hem dünyevî hem uhrevî dar bir geçim, sıkıntı ve sıklet olarak tasvir edilmektedir. Hattâ müşrik ve münâfıklara verilen refah, mal-mülk ve dünyevî nîmetler dahî, dar geçimin sıkıntı ve sıkletin içine girmektedir. Nitekim dünya ve dünya nimetlerinin Allah Teâlâ’nın indinde hiçbir değer ve kıymeti yoktur. Hattâ Âlemlerin Rabbi, bazı kullarına âhiret sorgusunu ve azâbını daha fazla çetinleştirmek üzere -kahrından- verdiğini bildirmektedir. Zümer Sûresi’nde:<br />
<br />
“…Allâh’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.” (ez-Zümer, 22) âyetinde de vurgulandığı gibi, dünyevî başarı ve kazançlar kıstas değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURAN’DA ZİKİR İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
“Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı îtinayla kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve her türlü kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah ne yaparsanız hepsini bilir.” (el-Ankebût, 45)<br />
<br />
“Artık siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (el-Bakara, 152)<br />
<br />
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler…” (Âl-i İmrân, 191)<br />
<br />
“Allâh’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile gece-gündüz, açık ve gizli zikret. Sakın gafillerden olma!” (el-A’râf, 205)<br />
<br />
“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41)<br />
<br />
“…Münâfıklar namaza üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh’ı da pek az hatıra getirirler.” (en-Nisâ, 142)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“-Size amellerinizin en hayırlısını ve Rabbiniz katında derecelerinizi en çok yükselteni, sizin için altın, gümüş vermenizden ve düşmanınızla sabahleyin karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı olanı haber vereyim mi?” diye sordu. Sahâbîler:<br />
<br />
“-Evet, yâ Rasûlâllah! Haber ver.” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“-Âlemlerin Rabbini zikretmektir!” buyurdu.[3]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASIL ZİKİR?</span></span><br />
<br />
Anmak, gereğini yapmak sûretiyle hatırda tutmak, duâ ve yakarışta bulunmak, ibadet etmek, ibret almak, yol göstermek gibi mânâlara geldiğini söylediğimiz zikri, Ebû Nasr es-Serrâc şöyle sınıflandırmıştır:<br />
<br />
“Lisanla yapılan zikrin sevabı bire on, kalp ile yapılan zikrin sevabı bire yedi yüz misliyle verilmektedir. Bunun yanında, zikrin en ileri mertebesi olan Hakk’a yakınlık dolayısıyla muhabbet ve hayâ ile dolmanın sevabı ise sayılamayacak ve tartılamayacak derecede yüksektir.”<br />
<br />
Nihayetinde yaratılış maksadı olan itaat ve zikir, doğumdan ölüme kadar süren hayatın mi‘yârı; yani ayar vereni, düzenleyicisi, kıymet verenidir.<br />
<br />
Sûfîler de makbul olan zikrin Allah’tan başka her şeyi unutmakla ve mâsivâyı terk etmekle gerçekleşeceğini bildirmişlerdir.<br />
<br />
Sehl bin Abdullah’a göre zikir, Allâh’ın seni gördüğü hususunda kesin bilgiye ulaşmak, kalbinle O’nun sana senden daha yakın olduğunu görerek O’ndan hayâ etmek, bu durumu nefsine ve davranışlarına yansıtmaktır. Hâlis bir zikir için öncelikle takvânın gerçekleşmesi gerekir. Gerçek takvâ, haramlardan kaçınmak ve faydasız/gereksiz şeylerden uzaklaşmakla elde edilir.[4]<br />
<br />
Bunu Fahruddin er-Râzî şu şekilde açıklar:<br />
<br />
“Zikir, lisânın zikri, kalbin zikri ve rûhun zikri olarak bölümlere ayrılır. Dilin zikri, tâzim ve senâya delâlet eden kelimeleri söylemektir. Kalbin zikri, Allâh’ın zâtına ve sıfatlarına dâir hükümlere vâkıf olmak için emir ve nehiyleri üzerinde düşünmek ve çalışmaktır. Uzuvların zikri ise, uzuvların ibadette, halka ve Hakk’a hizmette kullanılmasıdır. Bunun için Allah namaza zikir adını vererek, «Allâh’ın zikrine koşunuz» buyurmuştur. Gözlerin zikri ağlamak, kulakların zikri dinlemek, dilin zikri hamd ü senâ etmek, ellerin zikri Allah yolunda sadaka vermek, yardım ve hizmet etmektir. Bedenin zikri vefâ, kalbin zikri Allah’tan korkmak ve rahmetini ummak (havf ve recâ), rûhun zikri ise teslim ve rızâdır.”[5]<br />
<br />
İmâm-ı Gazâlî -rahmetullâhi aleyh- ise, zikreden “zâkir”i; zikrullâhın şerefinden dolayı şehâdet rütbesiyle vasıflandırır ve şöyle söyler:<br />
<br />
“Yaşamakta esas gâye, son nefestir. Yani kalp, mâsivâ ile tamamen alâkasız bulunarak Allâh’a dalmış bir vaziyette dünyayı terk edip Allâh’a yönelmelidir. Zâkir kul, Allah’ta müstağrak olmaya gücü yeterse bu insan, savaş safında ölmüş gibidir. Çünkü canından, âilesinden, malından ve çocuklarından tamamen arzusunu kesmiştir. Hattâ dünyadan tamamen vazgeçmiştir. Zira dünya, yaşamak için sevilir. Hâlbuki Allâh’ın muhabbeti ve rızâsını kazanmak çabası içerisinde olan zâkir için dünya hayatının kıymeti yoktur. İşte bu, Allah indinde en büyük noktadır. Ve bundan dolayıdır ki şehâdet, büyük mertebeyi hâiz olmuştur.”[6]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NAMAZ VE ZİKİR</span></span><br />
<br />
En büyük zikirlerden biri de hiç şüphesiz namazdır. Kudsî hadîste Âlemlerin Rabbi:<br />
<br />
“Ben namazı kulumla kendi aramda ikiye böldüm. Yarısı Bana, öbür yarısı kuluma aittir...” buyurmuştur. (Müslim, Salât, 38)<br />
<br />
Namaz, hadîs-i şerîflerde, “dînin direği[7], mü’minle müşriğin alâmet-i fârikası[8], en hayırlı ibadet[9]” olarak bildirilmiştir. Namaz, diğer bütün ibadetleri içinde toplayan şâmil bir ibadettir.[10] Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbi katında bizzat müşerref olunarak yapılan zikir gibidir. Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbinin dâvetiyle kabul edilmiş bir zikirdir. Zira kulun Rabbine en yakın olduğu hâlde yaptığı bir zikirdir. Bu vesîle ile namaza dururken en güzel kıyafetler giyilir, ağız kokusu yapan rahatsız edici yiyeceklerden sakınılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAVSİYE EDİLEN GÜNLÜK ZİKİRLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“Allâh’ı anmaksızın çok konuşmayın. Allâh’ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah’tan en uzak kimseler olduğu kesindir.” buyurmuştur. (Tirmizî, Zühd, 62)<br />
<br />
1. Estağfirullah.<br />
<br />
Bakara sûresinde; “…Allah çok tevbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.” (el-Bakara, 222) buyrulmuştur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Vallâhi ben günde yetmiş kereden fazla bağışlanma diler, Allah’a tevbe ederim.” (Buhârî, Deavât, 3)<br />
<br />
“İstiğfâra devam edeni, Allah umulmadık yerde ve zamanda rızıklandırır, her türlü sıkıntıdan kurtarır.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
“(Kıyamet günü) amel defterinde çok istiğfar bulunan kimseye müjdeler olsun!” (İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
2. “Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim, «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: (Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, O’nun benzeri yoktur, mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter.)» zikrini günde yüz kere söylerse; kendisine on köle âzâd etmiş gibi sevap verilir. Yüz sevap yazılır, yüz günâhı silinir. Akşama karşı onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel getiremez.” buyurmuştur. (Buhârî, Ezan, 155)<br />
<br />
3. “Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Dile hafif, mîzâna konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allâh’ı hoşnut eden iki cümle vardır: «Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm» (Ben, Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben, Yüce Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim)” buyurmuştur. (Buhârî, Tevhid, 58)<br />
<br />
4. “Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Muâz bin Cebel’in elinden tutarak:<br />
<br />
“-Ey Muâz, her namazdan sonra şu duâyı okumanı tavsiye ediyorum.” buyurmuş ve şöyle demiştir:<br />
<br />
«Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike»<br />
<br />
(Allâh’ım, Seni zikredebilmem, Sana şükredebilmem ve Sana güzelce ibadet edebilmem için bana yardım et.)” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)<br />
<br />
5. “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâḥu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
«Sübhânallâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.» (Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Bütün hamdler O’na mahsustur. Allah’tan başka söz sahibi yoktur. Allah en büyüktür, azamet sahibi Yüce Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.) demek, benim için üzerine Güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” buyurmuştur. (Müslim, Zikir, 32)<br />
<br />
6. “Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sabah namazından kuşluk vaktine kadar zikir yapan Cüveyriye Vâlidemize:<br />
<br />
“-Sabah namazından sonra üç kez söylemiş olduğun şu tesbih, bütün onların sevâbına eşittir.” buyurmuş[11] ve zikri şöyle tâlim etmiştir:<br />
<br />
“Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”<br />
<br />
(Yarattıkların adedince, râzı olduğun nefisler adedince, Arşının güzellikleri sayısınca ve kelimelerin adedince Sana hamd ederek Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim.)<br />
<br />
7. “Sübhânallâhi ve bihamdihî”<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Kim günde yüz kere «Sübhanallâhi ve bihamdihî» (Allâh’a hamd ederek, O’nu bütün noksanlıklardan tenzih ederim.) derse, hataları dökülür, hattâ denizin köpüğü kadar çok olsa bile.” buyurmuştur. (Buhârî, Deavât, 54)<br />
<br />
8. “Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed”<br />
<br />
Allah Teâlâ:<br />
<br />
“Ey îman edenler! Allah ve melekleri Peygamber’e çok salavât getirirler. Siz de O’na salavât getirin ve tam bir teslîmiyetle selâm verin.” buyurmuştur. (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, “Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavât okuyanıdır.” buyurmuştur. (Tirmizî, Vitr, 21)<br />
<br />
O hâlde dilimiz döndüğünce Peygamber Efendimize, âline, ehl-i beytine ve ashâbına salât ü selâm getirerek onlarla dünyevî ve uhrevî birlikteliğimizi artırmaya çalışalım. Zîrâ bu fânî dünyada onlardan daha yakın ve vefâlı bir dost bulmamız zordur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Kur’ânî Kavramlar, Kur’ân Lügati. [2] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XVI, 225, 227. [3] İmâm-ı Mâlik, Muvatta, I, 211. [4] Şehâbeddin es-Sühreverdî, sh: 221-222. [5] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399. [6] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399-400. [7] Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, III, 39. [8] Müslim, Îman, 134. [9] Bkz: Buhârî, Mevâkît, 5; Cihâd, 1, Edeb, 1; Müslim, Îmân, 137-139. [10] Ömer Nasûhî Bilmen, İlmihal, sh: 104. [11] Müslim, Zikir, 79.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Seher Küçük, Şebnem Dergisi, Sayı: 180</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En Faziletli Günlük Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2712</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:01:25 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2712</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Peygamberimizin tavsiye ettiği en faziletli günlük zikirler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En Faziletli Günlük Zikirler</span></span><br />
<br />
Allah'ı anmanın en güzel yolu olan tesbihat, yapılması kolay ve fazileti yüksek olan en kuvvetli zikirlerden ibarettir. Genelde farz namazlardan sonra tesbihte çekilen zikirlere ilaveten daha az bilinen ama fazilet değeri üstünlüğü nedeniyle bilinmesi gereken günlük zikirleri düzenli olarak çekebilirsiniz. Efendimiz'in (SAV) tavsiye ettiği günlük zikirler ve faziletleri! Tesbihte hangi zikirler çekilir?<br />
<br />
Kainatın Efendisi Peygamber Efendimiz (SAV), hangi konuda olursa olsun aşırılığa kaçmanın dinimizce uygun olmadığını, bu nedenle ölçülü davranmamız gerektiği konusunda bizleri uyarmıştır. Allah'ın (c.c) rızasını kazanabilmek ve cennete girebilmek maksadıyla bile olsa kişinin kendisine kapasitesinden fazla yük bindirmesi doğru bir davranış değildir. Az ama sürekli ibadet etmek, hem Allah katında daha makbuldür hem de kişi için daha hayırlıdır. Böylelikle ibadetleri gerçekleştirirken daha çok kendinizi verecek ve huşu içerisinde olabileceksiniz.<br />
<br />
Bu konuya Peygamber Efendimiz (SAV), en güzel şöyle açıklık getiriyor: "Allah  katında amellerin en makbul olanı hangisidir?" sorusuna "Az bile olsa devamlı olanıdır." buyurmuştur. (Buhârî, İman 32 ) Hz. Aişe'ye (r.a) "Resûlüllah'ın günlerden birine özel yaptığı bir şey var mıydı?" diye soran Hz. Alkame şu cevabı almıştır: "Hayır! Onun ameli devamlıydı. Resûlullah’ın yaptığı şeylere hanginiz güç yetirebilir ki."<br />
<br />
İbadet etmek için kendinize bir anda yüklendiğiniz ancak, zamanla ağır geldiği için bırakma ihtimalinin olmasına karşılık her gün az ama öz olacak şekilde en kuvvetli ve en sevap olan zikirleri sizler için bir araya getirdik. <br />
<br />
Dünyalık işlerden kendini bir an olsun bile soyutlamak isteyen kimseler, kendi yapabilecekleri ölçüde günlük ibadet/zikir çizelgesi hazırlayabilir. Herkesin kendine özel yani kapasitesi ölçüsünde ayarlayabileceği ibadet çizelgeleri ile bu şekilde sevaplar kazanılabilir. <br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİR NEDİR, ZİKİR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?</span></span><br />
<br />
    Zikir olarak tanımladığımız kavram esasında 3 çeşittir. Bunlar dil ile zikir, beden ile zikir ve kalp ile zikir olmak üzere 3 başlığa ayrılabilir.<br />
<br />
        Dil ile zikir; Allah (c.c)'a birbirinden güzel isimleri ile hitap etmek,<br />
<br />
        Beden ile zikir; Allah'ın yarattığı organlarımızla aykırı işler yapmamak ve emirlerini yerine getirmek,<br />
<br />
        Kalp ile zikir; Allah (c.c)'u gönülden yani kalpten anmak ile olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN TAVSİYE ETTİĞİ FAZİLETLİ ZİKİRLER</span></span><br />
<br />
Sa'd İbni Ebu Vakkas (r.a) şöyle dedi: Resulullah'ın (SAV) yanında bulunuyorduk. Bize ''Sizden biri her gün 1000 sevap kazanmaktan aciz midir?'' diye sordu. Yanındakilerden biri: "Bir kimse her gün 1000 sevabı nasıl kazanır" diye soru sordu. Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: "100 defa SUBHANALLAH (Allah'ı uluhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim)'' der, ona 1000 iyilik yazılır veya 1000 günahı bağışlanır." (Müslim, Zikir 79. Ayrıca bk. Ebu Davud, Vitir,24)<br />
<br />
Ebu Hureyre (r.a), Efendimiz'in (SAV) şöyle buyurduğunu ifade etti: ''Bir kimse her gün 100 defa 'La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehul mulku ve lehul hamdu ve hüve ala kulli şey in kadir' derse on köle azad etmiş kadar sevap kazanır; ona 100 iyilik sevabı yazılır; 100 günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.'' Efendimiz (SAV), şöyle devam etti:<br />
<br />
''Bir kimse günde 100 defa Subhanallahi ve bi hamdihi derse onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.'' (Buhari,İbn Mace, Dua, 14)<br />
<br />
Cüveyriye Bintil-Haris'den (r.a) rivayet edildiğine göre, Efendimiz (SAV) bir gün sabah namazı sonrasında Hz. Cüveyriye namaz kıldığı yerde otururken dışarı çıktı. Kuşluk vakti eve geri gelince Hz. Cüveyriye'nin hala aynı yerde oturduğunu gördü ve ''Yanından ayrıldığımdan beri hep burada zikirle mi meşgul oldun?'' diye sordu. O da 'Evet' deyince Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: <br />
<br />
"Senin yanından ayrıldıktan sonra 3 defa söylediğim şu 4 cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa sevap bakımından onlara eşit olur. ''Subhanallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rıza nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatihi." (Müslim, Zikir 79. Ayrıca bk. Ebu Davud, Vitir, 24)<br />
<br />
Ebu Hureyre'nin (r.a) rivayetlerine göre, Efendimiz (SAV), şöyle buyuruyor:<br />
<br />
"Subhanallahi velhamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber demek benim için üzerine güneş doğan her şeyden kıymetlidir.'' (Müslim, Zikir, Tirmizi, Daavat 128)<br />
<br />
Peygamberimiz (SAV), "Ne ben, ne de benden evvelki Nebiler 'La ilahe illallah' sözünden daha faziletli bir şey söylememiştir." (Muvatta, Kuran, 32)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DUA VE ZİKİRLER </span></span><br />
<br />
Huşu içerisinde kılınan bir namazdan sonra bulunulan yeri hemen terk etmeyip bolca dua etmek ve zikir çekmek önemlidir. Öyle ki Ebu Ümame (r.a)'un rivayetine göre Efendimiz'e (SAV) "Hangi dua çabuk kabul edinilir?" diye sorulunca "Gecenin son kısmının ortalarıyla, farz namazlarının peşinden yapılan dualar" buyurmuştur. Sevban (r.a) rivayetine göre, Peygamberimiz (SAV) namazını bitirdiğinde 3 defa istiğfar eder ve şunu söylerdi: <br />
<br />
"Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte ve teâleyte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm. (Allah'ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin)" derdi." (Müslim, Mesâcid 135)<br />
<br />
        Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh.<br />
<br />
        Bismillahi Subhanallahi ve Bihamdihi.<br />
<br />
        Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm.<br />
<br />
        Subhanallah (33 defa), Elhamdülillah (33 defa), Allahu ekber, La ilahe illallah (33 defa)<br />
<br />
        Subhanallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rıza nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatihi.'<br />
<br />
        Allahumme ecirna minennar. (Sabah namazı ve akşam namazından sonra 7 kez)<br />
<br />
        Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV) buyurdu ki: "Benim üzerime çokça salat u selam getirin. Çünkü o, kabirde de, sıratta da, cennette de bir nurdur".</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Peygamberimizin tavsiye ettiği en faziletli günlük zikirler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En Faziletli Günlük Zikirler</span></span><br />
<br />
Allah'ı anmanın en güzel yolu olan tesbihat, yapılması kolay ve fazileti yüksek olan en kuvvetli zikirlerden ibarettir. Genelde farz namazlardan sonra tesbihte çekilen zikirlere ilaveten daha az bilinen ama fazilet değeri üstünlüğü nedeniyle bilinmesi gereken günlük zikirleri düzenli olarak çekebilirsiniz. Efendimiz'in (SAV) tavsiye ettiği günlük zikirler ve faziletleri! Tesbihte hangi zikirler çekilir?<br />
<br />
Kainatın Efendisi Peygamber Efendimiz (SAV), hangi konuda olursa olsun aşırılığa kaçmanın dinimizce uygun olmadığını, bu nedenle ölçülü davranmamız gerektiği konusunda bizleri uyarmıştır. Allah'ın (c.c) rızasını kazanabilmek ve cennete girebilmek maksadıyla bile olsa kişinin kendisine kapasitesinden fazla yük bindirmesi doğru bir davranış değildir. Az ama sürekli ibadet etmek, hem Allah katında daha makbuldür hem de kişi için daha hayırlıdır. Böylelikle ibadetleri gerçekleştirirken daha çok kendinizi verecek ve huşu içerisinde olabileceksiniz.<br />
<br />
Bu konuya Peygamber Efendimiz (SAV), en güzel şöyle açıklık getiriyor: "Allah  katında amellerin en makbul olanı hangisidir?" sorusuna "Az bile olsa devamlı olanıdır." buyurmuştur. (Buhârî, İman 32 ) Hz. Aişe'ye (r.a) "Resûlüllah'ın günlerden birine özel yaptığı bir şey var mıydı?" diye soran Hz. Alkame şu cevabı almıştır: "Hayır! Onun ameli devamlıydı. Resûlullah’ın yaptığı şeylere hanginiz güç yetirebilir ki."<br />
<br />
İbadet etmek için kendinize bir anda yüklendiğiniz ancak, zamanla ağır geldiği için bırakma ihtimalinin olmasına karşılık her gün az ama öz olacak şekilde en kuvvetli ve en sevap olan zikirleri sizler için bir araya getirdik. <br />
<br />
Dünyalık işlerden kendini bir an olsun bile soyutlamak isteyen kimseler, kendi yapabilecekleri ölçüde günlük ibadet/zikir çizelgesi hazırlayabilir. Herkesin kendine özel yani kapasitesi ölçüsünde ayarlayabileceği ibadet çizelgeleri ile bu şekilde sevaplar kazanılabilir. <br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİR NEDİR, ZİKİR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?</span></span><br />
<br />
    Zikir olarak tanımladığımız kavram esasında 3 çeşittir. Bunlar dil ile zikir, beden ile zikir ve kalp ile zikir olmak üzere 3 başlığa ayrılabilir.<br />
<br />
        Dil ile zikir; Allah (c.c)'a birbirinden güzel isimleri ile hitap etmek,<br />
<br />
        Beden ile zikir; Allah'ın yarattığı organlarımızla aykırı işler yapmamak ve emirlerini yerine getirmek,<br />
<br />
        Kalp ile zikir; Allah (c.c)'u gönülden yani kalpten anmak ile olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN TAVSİYE ETTİĞİ FAZİLETLİ ZİKİRLER</span></span><br />
<br />
Sa'd İbni Ebu Vakkas (r.a) şöyle dedi: Resulullah'ın (SAV) yanında bulunuyorduk. Bize ''Sizden biri her gün 1000 sevap kazanmaktan aciz midir?'' diye sordu. Yanındakilerden biri: "Bir kimse her gün 1000 sevabı nasıl kazanır" diye soru sordu. Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: "100 defa SUBHANALLAH (Allah'ı uluhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim)'' der, ona 1000 iyilik yazılır veya 1000 günahı bağışlanır." (Müslim, Zikir 79. Ayrıca bk. Ebu Davud, Vitir,24)<br />
<br />
Ebu Hureyre (r.a), Efendimiz'in (SAV) şöyle buyurduğunu ifade etti: ''Bir kimse her gün 100 defa 'La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehul mulku ve lehul hamdu ve hüve ala kulli şey in kadir' derse on köle azad etmiş kadar sevap kazanır; ona 100 iyilik sevabı yazılır; 100 günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.'' Efendimiz (SAV), şöyle devam etti:<br />
<br />
''Bir kimse günde 100 defa Subhanallahi ve bi hamdihi derse onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.'' (Buhari,İbn Mace, Dua, 14)<br />
<br />
Cüveyriye Bintil-Haris'den (r.a) rivayet edildiğine göre, Efendimiz (SAV) bir gün sabah namazı sonrasında Hz. Cüveyriye namaz kıldığı yerde otururken dışarı çıktı. Kuşluk vakti eve geri gelince Hz. Cüveyriye'nin hala aynı yerde oturduğunu gördü ve ''Yanından ayrıldığımdan beri hep burada zikirle mi meşgul oldun?'' diye sordu. O da 'Evet' deyince Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: <br />
<br />
"Senin yanından ayrıldıktan sonra 3 defa söylediğim şu 4 cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa sevap bakımından onlara eşit olur. ''Subhanallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rıza nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatihi." (Müslim, Zikir 79. Ayrıca bk. Ebu Davud, Vitir, 24)<br />
<br />
Ebu Hureyre'nin (r.a) rivayetlerine göre, Efendimiz (SAV), şöyle buyuruyor:<br />
<br />
"Subhanallahi velhamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber demek benim için üzerine güneş doğan her şeyden kıymetlidir.'' (Müslim, Zikir, Tirmizi, Daavat 128)<br />
<br />
Peygamberimiz (SAV), "Ne ben, ne de benden evvelki Nebiler 'La ilahe illallah' sözünden daha faziletli bir şey söylememiştir." (Muvatta, Kuran, 32)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DUA VE ZİKİRLER </span></span><br />
<br />
Huşu içerisinde kılınan bir namazdan sonra bulunulan yeri hemen terk etmeyip bolca dua etmek ve zikir çekmek önemlidir. Öyle ki Ebu Ümame (r.a)'un rivayetine göre Efendimiz'e (SAV) "Hangi dua çabuk kabul edinilir?" diye sorulunca "Gecenin son kısmının ortalarıyla, farz namazlarının peşinden yapılan dualar" buyurmuştur. Sevban (r.a) rivayetine göre, Peygamberimiz (SAV) namazını bitirdiğinde 3 defa istiğfar eder ve şunu söylerdi: <br />
<br />
"Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte ve teâleyte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm. (Allah'ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin)" derdi." (Müslim, Mesâcid 135)<br />
<br />
        Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh.<br />
<br />
        Bismillahi Subhanallahi ve Bihamdihi.<br />
<br />
        Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm.<br />
<br />
        Subhanallah (33 defa), Elhamdülillah (33 defa), Allahu ekber, La ilahe illallah (33 defa)<br />
<br />
        Subhanallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rıza nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatihi.'<br />
<br />
        Allahumme ecirna minennar. (Sabah namazı ve akşam namazından sonra 7 kez)<br />
<br />
        Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV) buyurdu ki: "Benim üzerime çokça salat u selam getirin. Çünkü o, kabirde de, sıratta da, cennette de bir nurdur".</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2711</link>
			<pubDate>Sat, 02 Aug 2025 17:24:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2711</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2550" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhidin Anlamı ile ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir Kelime-i Tevhid Hakkında.png</a> (Boyut: 867.3 KB / İndirmeler: 77)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid Hakkında Bilgiler - كلمة التوحيد</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid nedir sorusu, Müslümanların merak ettiği konuların başında gelmektedir. Bizlerde bu içerikte kelime-i tevhid anlamı, okunuşu ve yazılışını sizler için bir araya getirdik. Kelime-i Tevhid ile sıklıkla karıştırılan Kelime-i Şehadet hakkında bilgilere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
İşte, kelime-i tevhid ile ilgili mümin kardeşlerimizi bilmesi gereken her şey…<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Nedir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhid, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir varlığın olmadığı anlamına gelmektedir. Bir başka anlamda ise kelime-i tevhid “Bâkî” olanın ancak Allah olduğunun şuur ve idrâkine ermektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Ne İçin Yapılır?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid adı üstünde Tevhid inancının kelimelere dökülmüş hali olup Allah'ın birliği ve batıl inançların inkar edilmesi anlamına gelir. Müslümanlar kelime-i tevhid'i dile getirerek tesbihatta bulunurlar ve Allah'a olan inançlarını bir nevi tazelerler.<br />
Kelime-i Tevhid Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in okunuşu ve anlamı aşağıdaki gibidir;</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Okunuşu:</span></span> “ La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah ”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Anlamı (Diyanet Meali):</span></span> “ Allah'tan başka İlah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah'ın Peygamberidir. “<br />
Kelime-i Tevhid Arapça Yazılışı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir…</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKESiZ</span></span><br />
<br />
“ لا إله إلا الله محمد رسول الله “<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKELi</span></span><br />
<br />
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid’in bazı faziletleri yer almaktadır. Gelin Kelime-i Tevhid’in faziletlerini birlikte inceleyelim…<br />
<br />
"Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür." (Tirmizi)<br />
<br />
"İhlâsla Lâ ilâhe illallah diyeni Allah ateşe haram kılmıştır." (Buhari, Müslim)<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kafir demeyiniz! Buna kafir diyenin kendisi kafir olur." (Buhari)<br />
<br />
"Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar." (Taberani)<br />
<br />
Ebu Hureyre (ra);<br />
<br />
Resulullah (s.a.v.); "İmanınızı tazeleyiniz." buyurdu.<br />
<br />
“Ya Resulallah! İmanımızı nasıl tazeleyeceğiz?”<br />
<br />
"La ilahe illallah'ı çok söyleyiniz." buyurdu. (Ahmed bin Hanbel)<br />
<br />
"Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir." (Buhari)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.<br />
<br />
Islamic Calligraphy Kelime-i Tevhid Yazılı Resimler<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2542" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250213-N1.png</a> (Boyut: 202.5 KB / İndirmeler: 91)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2543" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250213-N2.png</a> (Boyut: 223.84 KB / İndirmeler: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2544" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250213-N3.png</a> (Boyut: 231.34 KB / İndirmeler: 66)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2545" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N2.png</a> (Boyut: 237.97 KB / İndirmeler: 92)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2546" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N3.png</a> (Boyut: 246.47 KB / İndirmeler: 91)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2547" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N4.png</a> (Boyut: 251.88 KB / İndirmeler: 78)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2548" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250413-N2.png</a> (Boyut: 385.27 KB / İndirmeler: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2549" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250413-N3.png</a> (Boyut: 387.64 KB / İndirmeler: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2550" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhidin Anlamı ile ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir Kelime-i Tevhid Hakkında.png</a> (Boyut: 867.3 KB / İndirmeler: 77)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid Hakkında Bilgiler - كلمة التوحيد</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid nedir sorusu, Müslümanların merak ettiği konuların başında gelmektedir. Bizlerde bu içerikte kelime-i tevhid anlamı, okunuşu ve yazılışını sizler için bir araya getirdik. Kelime-i Tevhid ile sıklıkla karıştırılan Kelime-i Şehadet hakkında bilgilere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
İşte, kelime-i tevhid ile ilgili mümin kardeşlerimizi bilmesi gereken her şey…<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Nedir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhid, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir varlığın olmadığı anlamına gelmektedir. Bir başka anlamda ise kelime-i tevhid “Bâkî” olanın ancak Allah olduğunun şuur ve idrâkine ermektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Ne İçin Yapılır?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid adı üstünde Tevhid inancının kelimelere dökülmüş hali olup Allah'ın birliği ve batıl inançların inkar edilmesi anlamına gelir. Müslümanlar kelime-i tevhid'i dile getirerek tesbihatta bulunurlar ve Allah'a olan inançlarını bir nevi tazelerler.<br />
Kelime-i Tevhid Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in okunuşu ve anlamı aşağıdaki gibidir;</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Okunuşu:</span></span> “ La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah ”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Anlamı (Diyanet Meali):</span></span> “ Allah'tan başka İlah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah'ın Peygamberidir. “<br />
Kelime-i Tevhid Arapça Yazılışı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir…</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKESiZ</span></span><br />
<br />
“ لا إله إلا الله محمد رسول الله “<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKELi</span></span><br />
<br />
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid’in bazı faziletleri yer almaktadır. Gelin Kelime-i Tevhid’in faziletlerini birlikte inceleyelim…<br />
<br />
"Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür." (Tirmizi)<br />
<br />
"İhlâsla Lâ ilâhe illallah diyeni Allah ateşe haram kılmıştır." (Buhari, Müslim)<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kafir demeyiniz! Buna kafir diyenin kendisi kafir olur." (Buhari)<br />
<br />
"Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar." (Taberani)<br />
<br />
Ebu Hureyre (ra);<br />
<br />
Resulullah (s.a.v.); "İmanınızı tazeleyiniz." buyurdu.<br />
<br />
“Ya Resulallah! İmanımızı nasıl tazeleyeceğiz?”<br />
<br />
"La ilahe illallah'ı çok söyleyiniz." buyurdu. (Ahmed bin Hanbel)<br />
<br />
"Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir." (Buhari)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.<br />
<br />
Islamic Calligraphy Kelime-i Tevhid Yazılı Resimler<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2542" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250213-N1.png</a> (Boyut: 202.5 KB / İndirmeler: 91)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2543" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250213-N2.png</a> (Boyut: 223.84 KB / İndirmeler: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2544" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250213-N3.png</a> (Boyut: 231.34 KB / İndirmeler: 66)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2545" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N2.png</a> (Boyut: 237.97 KB / İndirmeler: 92)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2546" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N3.png</a> (Boyut: 246.47 KB / İndirmeler: 91)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2547" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N4.png</a> (Boyut: 251.88 KB / İndirmeler: 78)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2548" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250413-N2.png</a> (Boyut: 385.27 KB / İndirmeler: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2549" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250413-N3.png</a> (Boyut: 387.64 KB / İndirmeler: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Toplu Ve Özlü Dualar Ve Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1195</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 08:55:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1195</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Toplu Ve Özlü Dualar Ve Zikirler</span><br />
<br />
TOPLU VE ÖZLÜ DUALAR VE ZİKİRLER<br />
<br />
Bil ki, bu kısımla maksadımız, bir vakte bağlı kalmaksızın yahut özel bir hale ait olmaksızın bütün zamanlarda yapılması müstahab olan önemli duaları anlatmaktır.<br />
<br />
Bil ki, bu bölüm, doğrusu çok geniştir; bunun sonuna ulaşılmaz ve on­da biri ihata edilemez. Fakat ben esas olanların en önemlilerine işaret ede­ceğim. Bunların evveli, Allah Sübhânehu ve Teâlâ´nin peygamberlerden (Salâvatüllahi ve Selâmuhu Aleyhim) ve hayırlı kimselerden haber vemiş" olduğu Kur´anda zikri geçen dualardır. Bunlar ma´rııf olup çoktur. Re-sülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in yaptığı ve başkasına öğrettiği sa­bit olan dualar da manası geniş sözü kısa olan bu dualardandır. Bu kısım dualar doğrusu çoktur. Geçen bölümlerde bunların bazısı zikredilmişti. Ben burada onlardan Kur´an dualarını ve geçmiş duaları içine alanları an­latacağım. Başarı Allah´tandır.<br />
<br />
1004- Sahih isnadlarla Nûman İbni Beşir´den (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurmuştur:<br />
<br />
"Duâ ibâdettir."[1]<br />
<br />
1005- Güzel bir isnadla Hz. Aişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan riva-yetde şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem duaların­dan toplu (manası geniş, sözü kısa) olanları severdi. Bunlardan başkası ile de (özel) duâ ederdi. "[2]<br />
<br />
1006- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah katında dua­dan daha iyi bir şey yoktur."[3]<br />
<br />
1007- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seüem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Kim musibet ve şiddet zamanında duasını Allah Tealâ´nın kabul et­mesini severse, genişlik zamanında çok dua etsin."[4]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Resulüllahın Yaptığı Ve Tavsiye Ettiği Dualar</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Belalardan Korunma Ve Huzur, Sâadet İsleme Duaları:</span><br />
<br />
<br />
1008- Enes´den (Radıyalîahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in çoğunlukla duası şu idi:<br />
<br />
"Allâhümme âtına fiddünyâ haseneten ve fi´1-âhireti haseneten ve kmâ azâbe´n-nâr."<br />
<br />
"Allah´ım! Dünyada bi/e iyilik ver. Âhirette de bize iyilik ver ve bizi ateş azabından koru."[5]<br />
<br />
Müslim Peygamberin şöyle dediğini rivayetine ilâve etmiştir: Enes kısa bir duâ etmek istediği zaman, bu duâ ile duâ ederdi."<br />
<br />
1009- İbni Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Allah´ım! Senden hidâyet, takva, iffet ve ğınâ (nefis zenginliği) İsterim. [6]<br />
<br />
1010- Sahâbeolan Tarık İbni Eşyem El-Eşça´i´den (Radıyallahu AnhJ yapılan rivayetde demiştir ki, Bir insan İslâmı kabul ettiği zaman Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona namazı öğretir ve sonra şu keli­melerle duâ etmesini ona emrederdi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir Lî Verhamnî vehdinî ve Âfinî verzuknî."<br />
<br />
"Allah´ım beni bağışla, bana merhamet et, bana hidâyet ver, bana âf iyel ver ve beni rıziklandır)." Târık´dan Müslim´in diğer bir rivayeti şöy­ledir: "Bir adamın Peygambere gelip de şu şekilde konuştuğunu işitmiş-tir: Bir adam Peygambere gelip dedi ki, ya Resûlellah! Rabbimden iste­yeceğim zaman nasıl söyleyeyim Peygamber, (s.a.v) şöyle söyle dedi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî verhamnî, ve âfinî verzuknî."<br />
<br />
"Allahım, beni bağışla. Bana merhamet et. Bana afiyet ver. Beni rı-zıklandır.) Bu sözler senin dünya ve âhiret işlerini toparlar."[7]<br />
<br />
1011- Abdullah İbni Amr İbni´l-As´dan (Radıyallahu Anhüma) yapı-<br />
<br />
lan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurmuştur:<br />
<br />
"AHâhümme yâ musarnfe´î-kuîûbi sarif kuîûbenâ ala tâatike."<br />
<br />
"Ey kalbleri çevirip idare eden Allah´ım! Kalblerimizi Sana itaat etmeye çevir. [8]<br />
<br />
1012- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Belâ sıkıntısından, isyana düşmekten, kötü akıbetten ve düşmanların sevinmesinden Allah´a sığının."[9] Süfyan´dan bir rivayette o şöyle demistir: Hadisde üç madde vardır. Ben bir tane ilâve ettim; hangisini ilâve ettiğimi bilmiyorum. Bir rivayette de Süfyan demiştir: Bu maddelere bir tane ilave ettiğimde şübheliyim.<br />
<br />
1013- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Allâhümmeinnîeûzü bikemine´1-aczi ve´I-keseli ve´I-cünbi ve´î-heremi ve´l-buhli. Ve eûzü bike min azâbi´l-kabri ve eûzü bike min fitneti´I-mahyâ ve´l-memâti."<br />
<br />
"Allah´ını! Ben acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, kocalmadan, cim­rilikten Sana sığınırım. Yine kabir azabından Sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden de Sana sığınırım." Bir rivayet şöyle: Borç yükünden ve azgın insanların üstün gelmesinden sana sığınırım. [10]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Namazdan Sonra Okunacak Genel Dualar:</span><br />
<br />
<br />
1014- Abdullah İbni Amr İbni´l-Âs´dan, o da Ebû Bekir Es-Sıddîk´dan (Radıyallahu Anhüm) yapılan rivayette Ebû Bekir, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e şöyle dedi:<br />
<br />
"Namazımda duâ edeceğim bir duayı bana öğret. Peygamber (s.a.v) dedi ki, şöyle söyle:<br />
<br />
"Allâhümme innîzaîemtü nefsî zulmen kesîren ve Iâ yağfiru ´z-zünûbe illâ ente. Feğfir lîmağfireten min indike verhamnî. İnneke ente´I-ğafûru´r-râhîmu."<br />
<br />
"Allah´ım! Ben nefsime çok yazık ettim. Günahları ancak Sen bağış­larsın. Tarafından bana bir mağfiret buyur, bana merhamet et; çünkü Sen çok mağfiret edensin, çok merhamet edensin."[11]<br />
<br />
Derim ki, hadisin rivayetinde "Nefsime çok zulüm ve büyükzulüm"di­ye iki ifade olduğu için duâ edenin her iki sözü de kullanarak "nefsime çok ve büyük zulüm ettim" demesi müstehabdır. Bu duâ her ne kadar namazda okunmak üzere varid oldu ise de, sahih, hasen ve nefis oldu­ğundan her yerde okunması müstahab olur. Bir rivayette de: "Namazım­da ve evimde okuyacağım bir duayı bana öğret" şeklindedir.<br />
<br />
1015- Ebu Musa Eî-Eş´arî´den (Radryallahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu duayı yapardı:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî hatîetî ve cehli ve israfı fî emri ve mâ ente â´lemu bihi minnî. AHâhümmeğfir lî ciddî ve hezlî ve hataî ve amdî ve küllü zâli-ke indî. AHâhümmeğfir lî ma kaddemtü ve mâ ahhartü ve mâ esrartü ve mâa´îentü vemâ entca´lemu bihîminnî. Ente´l-mukaddimu veente´lmu-ahhiru ve ente alâ külli şey´in kadîr."<br />
<br />
"Allah´ım! Benim hatamı, cehlimi isimdeki taşkınlığı ve benden daha iyi bildiğin şeyi bana bağışla. Allah´ım! Ciddi işimi ve şakamı, hatamı ve kasden yaptığımı bağışla. Bütün bunlar bende vardır. Allah´ım! Ön­ceden yaptığım ve yapacağım günahları, gizlediğimi ve açığa vurduğumu ve benden daha iyi bildiklerini bana bağışla. Evvel ve son Sensin. Sen her şeye kadirsin."[12]<br />
<br />
1016- Hz. Aişe´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem duasında şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min şerri mâ amiltü ve min şerri mâ lem a´mel."<br />
<br />
"Allah´ım! ben, işlediğim şeyin şerrinden ve işlemediğimin şerrinden Sana sığınırım."[13]<br />
<br />
1017- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) yapılar rivayetde demiş-:i, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in dualarından biri şu idi: "<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min zevali ni´metike ve tehavüüli afiyete ve fec´eti ni´metike ve cemii suhtike."<br />
<br />
"Allah´ım! Nimetinin gitmesinden, verdiğin afiyetin değişmesinden, aza­bının ansızın gelmesinden ve buğz ettiğin her şeyden Sana sığınırım."[14]<br />
<br />
1018- Zeyd İbni Erkam´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: Ben size, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in söylediğin­den başkasını söylemiyorum. O şöyle derdi:<br />
<br />
AIlâhümme innî eûzü bike mine´I-aczi ve´i-keseli ve´!-cubni ve´I-buhîi ve´1-hemmi ve azâbVl-kabri. Allâhümme âti nefsî takvâhâ ve zekkihâ en-te hayru men zekkâhâ ente veliyyühâ ve mevlâhâ. Allâhümme innî eûzü bike min ilmin la yenfeu ve min kalbin lâ yahşeu ve min nefsin lâ teşbeu ve min daveti yüstecâbu lehâ."<br />
<br />
"Allah´ım! Acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, cimrilikten, üzün­tüden, kabir azabından ben Sana sığınırım. Allah´ım! Nefsime takvasını ver ve onu günahlardan temizle. Sen onu temizleyenin en hayırlisısın. Sen onu koruyansın, onu idare edensin. Allah´ım! Fayda vermeyen bir ilim-den, korkmayan bir kulluk´n, doymayan bir nefisten ve kabul olunma- bir duadan ben Sana sığınırım."[15]<br />
<br />
1019- Ali´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona:<br />
<br />
"Allâhümmehdinî ve seddinî."<br />
<br />
"Allah´ım, beni hidâyete erdir ve beni düzelt" de, buyurdu." Bir riva­yette de:<br />
<br />
"Allah´ım! Senden hidayet ve doğruluk isterim." söyle, buyurdu.[16]<br />
<br />
1020- Sa´d îbni Ebî Vakkas´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e bir bedevi gelip:<br />
<br />
Yâ Resûleîlah! Bana söyleyeceğim bir duâ öğret, dedi. Peygamber (s.a.v) dedi ki, şöyle söyle:<br />
<br />
"Lâ ilahe illâllâhu vahdehû lâ şerike Iehû. Aîlâhu ekberu kebîran ve´l-hamdu IiIİâhi kesîran. Sübhânellâhi rabbi´l-âlemîn. Lâ havle ve lâ kuv­vete illâ billâhi´l-azîzi´l-hakîm."<br />
<br />
´Allah dan başka ilâh yoktur; yalnız o vardır. Ortağı yoktur. Allah çok çok büyüktür. Allah´a çok hamd olsun. Âlemlerin Rabbı noksanlık­lardan münezzehtir. Kuvvet ve kudret ancak Allah´ındır. O, her şeye üs­tün gelendir, hikmet sahibidir," Adam:<br />
<br />
Bu sözler Rabbim için, bana ne var dedi. Peygamber (s.a.v), sen şöy­le söyle dedi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî verhamnî vehdinî verzuknî ve âfinî.<br />
<br />
"Allah´ım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni hidâyete erdir, bana rızık ver ve bana afiyet ihsan et." "Ravi "Bana afiyet ihsan et" sözünde (söylenip söylenmediğinde) şübheye düşmüştür.[17]<br />
<br />
1021- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle derdi:<br />
<br />
"AMhümme ashh lî dînî ellezî huve ısmetü enırî ve ashh lî dünyâye elletî fîhâ meâşî ve ashh lî âhiretî elleti fîhâ meâdî ve´c-alilhayâte ziyâde-ten lî fî külli hayrın vec´alilmevte ve râhaten lî min külli şerrin."<br />
<br />
"Allah´ım! İşimin dayanağı olan dinimi düzelt. İçinde geçimim olan dünyamı bana yararlı yap. Dönüş yerim olan âhiretimi de düzelt. Her hayır hakkında hayatımı ziyade yap. Ölümü de her kötülükten uzak bana bir rahatlık kıl."[18]<br />
<br />
1022- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Re-sûlüüah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme leke eslemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve iley-ke enebtü, ve bike hâsemtü. Allâhümme innî eûzü biizzeüke lâ ilahe illâ ente entuziiîenî. Ente´l-hayyüllezî lâ yemûtü. Ve´1-cinnü ve´i-insu yemü-tûne."<br />
<br />
"Allah´ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana güvendim, Sa­na yöneldim, Senin gücünle mücedele ettim. Allah´ım! Seni sapıtmaktan Senin üstün kudretinle Sana sığınırım, senden başka İlâh yoktur. Sen öl­meyen hayat sahibisin. Cinler ve insanlar ise ölürler."[19]<br />
<br />
1023- Büreyde´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde, Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem, bir adamın şöyle dediğini dinlemiştir:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke biennî eşhedü enneke ente´llâhu lâ ilahe illâ ente´l-ehadü´s-samedü ellezî lem yelid velem yüledlem yekûn lehû küfü-ven ehad."<br />
<br />
"Allah´ım! Senden başka ilâh olmadığına, kimseye muhtaç olmayan bir varlık olduğuna, doğmadığına ve doğurulmadığma, hiç kimsenin ken­disine denk bulunmadığına ben şahidlik ederek senden istiyorum." Bu­nun üzerine peygamber (s.a.v): Gerçekten sen öyie bir isim ile Allah´dan istedin ki, o isimle kendisinden istenince verir, ona duâ edilince kabul eder, buyurdu."[20]<br />
<br />
Bir rivayette de şöyledir: "Gerçekten sen, Allah´dan en büyük ismi ile istedin." Tirmizi demiştir ki, bu hasen hadistir.<br />
<br />
1024- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: "Kendisi Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´le beraber oturuyordu. Bir adam da namaz kılıyordu. Sonra o odam duâ etti:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke bienne leke´l-hamdü. Lâ ilahe illâ ente´l-mennânü bedî´s-semâvâti ve´i-arzı. Yâ ze´1-celâli ve´1-ikrâmi. Yâ hayyu, yâ kayyumu."<br />
<br />
"Allah´ım! Hamd Sana mahsus olmak. Senden başka ilâh bulunma­mak, göklerin ve yerin yaratıcısı bulunan İhsan sahibi olman itibariyle Senden istiyorum. Ey celâl ve ikram sahibi! Ey her şeyi tasarrufunda tu­tan ölümsüz varlık!.." Bunun üzerine Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Gerçekten bu adam Allah Tealâ´ya öyle büyük ismi ile duâ etti ki, bununla duâ edilince Allah kabul eder, bununla kendisinden istenince verir, buyurdu. "[21]<br />
<br />
1025- Sahih isnadlarla Hazreti Âişe´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu sözlerle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min fitnetVn-nâri ve azâbi´n-nâri ve min şerri´1-ğmâ ve´I fakrı."<br />
<br />
"Allah´ım! Ateşin fitnesinden ve ateşin azabından, zenginliğin ve fa­kirliğin şerrinden Sana sığınırım."[22]<br />
<br />
1026- Ziyâd İbni İlâka´den o da amcasından ki, amcasının ismi Kutbe<br />
<br />
Ibni Mâlik´dir- (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, "Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min münkerâti´l-ahlâki ve´1-a´mâli ve´l-ehvâi."<br />
<br />
"Allah´ım! Ahlakın, amellerin ve nefis isteğinin fenalıklarından Sana sığınırım."[23]<br />
<br />
1027- Şekel İbni Humeyd´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir.<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Bana bir duâ öğret, dedim, şöyle söyle dedi: .<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min şerri sem ´î ve min şerri basarî ve min şerri lisânî ve min şerri kalbî ve min şerri meniyyi."<br />
<br />
"Allah´ım! Kulağımın kötülüğünden, gözümün kötülüğünden, dilimin kötülüğünden, kalbimin kötülüğünden ve (haram işlemeye sebeb olabile­cek) menimin kötülüğünden Sana sığınırım."[24]<br />
<br />
1028- Sahih isnadlarla Enes´den (Radıyailahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike mine´i-berasi ve´1-cünûni ve´1-cüzzâmi ve seyyi´l-eskâmi."<br />
<br />
"Allah´ım! Alaca hastalığından, delilikten, cüzzamdan ve hastalıkla­rın kötülüğünden Sana sığınırım. "[25]<br />
<br />
1029- Şahabı olan Ebû´l-Yesr´den (Radıyaîlahu Anh) yapılan rivayet­de, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike mine´l-hedmi ve eûzü bike mine´t-tereddî ve eûzü bike mine´l-ğarakı ve´î-harakı ve´l-heremi ve eûzü bike en yetehabbetaniye´ş-şeytânü inde´l-mevti ve eûzü bike en emûte fî sebîlike mudbiran ve eûzü bike en emûte ledîğan."<br />
<br />
"Allah´ım! Bina yıkıntısından, uçuruma düşmekten Sana sığınırım. Yine Boğulmaktan, yangından ve kocalmaktan Sana sığınırım. Ölüm anında beni Şeytanın çarpmasından Sana sığınırım. Yine Senin yoluna arka ve­rerek ölmemden Sana sığınırım. Yine zehirlenip ölmemden Sana sığını­rım.*´ Diğer bir rivayettede "Kader ve üzüntü ile ölmekten Sana sığınırım" şeklindedir.[26]<br />
<br />
1030- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike mine´1-cû feinnehu bi´se´ddacîu ve eûzü bike minc´İ-hiyâneti feinnehâ bi´seti´l-bitânetü!"<br />
<br />
"Allah´ım! Açlıktan Sana sığınırım; çünkü o (insanı terk etmeyen) ne kötü arkadaştır! Yine hıyanet etmekten Sana sığınırım; zira o ne kötü gizli bir huydur!.."[27]<br />
<br />
1031- Hz. Ali´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre bir mükâ-teb (âzâd edilmek için maJ ödemek üzere efendisi ile sözleşme yapan kö­le) kendisine gelip:<br />
<br />
Ben sözleşmemde acziyete düştüm (borcumu ödeyemiyorum), bana yar­dım et, dedi. (Hazreti Ali ona),<br />
<br />
Üzerinde dağ kadar borç olsa onu senden ödeyecek olan Resûlüllah Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem´in bana öğretmiş olduğu sözleri sana öğreteyim mi dedi. Sen şöyle söyle:<br />
<br />
"Allâhümme´k fim bihelâlike an harâmİke ve ağninî bifadlike ammen sivâke."<br />
<br />
"Allah ´im! Senin helâl nzıklannla beni haramdan koru ve lü t tunla Sen­den başkasına muhtaç kılma. [28]<br />
<br />
1032- İmrân İbnü´l-Husayn´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan riva-- Nyefe göre, Peygamber Salîallahu Aleyhi ve Sellem, İmrân´m babası Hu-sayn ´e, kendileriyle duâ edeceği şu iki sözü öğretti:<br />
<br />
"Allâhümme eihimnî rüşdî ve e´iznî min şerri nefsî.<br />
<br />
"Allah´ım! Bana hidâyetimi ilham et ve nefsimin kötülüğünden beni koru. [29]<br />
<br />
1033- zayıf bir isnadla Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayete göre Resûlüllah Salîallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innîeûzü bike mine´ş-şikâkı ve´n-nifâkı ve su´i´l-ahlâkı."<br />
<br />
"Allah´ım! Çekişip düşmanlık etmekten, iki yüzlülükten ve kötü ah­lâktan Sana sığınırım."[30]<br />
<br />
1034- Şehr İbni Havşeb´den yapılan rivayetde demiştir ki, ben Ümmü Sele-me´ye (Radıyallahu Anha):<br />
<br />
Ey mü´minlerin annesi! Resûlüüah Salîallahu Aleyhi ve Sellem yanında oldu­ğu zaman en çok yaptığı duâ hangisidir dedim. Dedi ki, çoğunlukla duası .şu İdi:<br />
<br />
"Yâ mukallibe´l-kulûbi, sebbk kalbî alâ dînike."<br />
<br />
"Ey kalbleri halden hale çeviren! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl."[31]<br />
<br />
1035- Hazreti Âişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Salîallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Aliâhümme âfinî fî cesedi ve afini fî basari ve´c-alhü´1-varise minnî lâ ilahe illâ ente´l-haiîmu´l-kerîmu. Sübhânellâhi rabbi´l-arşi´lazîmi ve´l-hamdü lillâhi rabbi´l-âlemîn."<br />
<br />
"Allah´ım! Bedenime afiyet ver. Gözüme de öyle bir afiyet ver ki, be­nim arkamda kalsın (ölünceye kadar görme nimetinden beni mahrum bı-<br />
<br />
rakma). Senden başka İlâh yoktur. Sen Halimsin, Kerimsin (günahkârla­ra acele azâb vermezsin, ikramın boldur.) Büyük Arş´ın Rabbı olan Al­lah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Hamd da âlemlerin Rabbine mah­sustur. "[32]<br />
<br />
1036- Ebû´d-Derdâ´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şu sözler Dâ-vud Aleyhisselâm´ın dualarından idi:<br />
<br />
"Allâhümine innî es´elüke hubbeke ve hubbe men yuhıbbuke ve´l-amelellezîyubelliğunî hubbeke. Allâhümme´c~a! hubbeke ehabbe Heyye min nefsî ve ehli ve mine´l-mâi´l-bândi."<br />
<br />
"Allah´ım! Senden Senin sevgini ve Seni sevenlerin de sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak ameli istiyorum. Allah´ım! Senin sevgini, nefsi­mi, ailemi ve soğuk suyu sevmekten daha ziyade yap."[33]<br />
<br />
Yunus (A.S)´ın Yaptığı Duâ:<br />
<br />
1037- Sa´d İbni Ebî Vakkas´dan (Radıyallahu Anhü) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yu­nus peygamber balığın karnında iken Rabbine ettiği duâ şu idi:<br />
<br />
"Lâ ilahe illâ ente sübhâneke innî küntü mine´z-zâîimîn."<br />
<br />
"Senden başka ilâh yoktur. Bütün noksanlıklardan münezzehsin. Ben, (nefsine yazık edenlerden oldum." Müslüman bir adam herhangi bir şey için bu sözlerle duâ ederse, muhakkak surette Allah onu kabul eder."[34]<br />
<br />
1038- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde: "Bir adam Pey­gamber Sallailahu Aleyhi ve Selleme gelip:<br />
<br />
Duanın hangisi daha faziletlidir dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Sen, Rabbinden dünyada ve âhirette afiyet iste, buyurdu. Sonra adam ikinci günde peygambere gelip:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Duanın hangisi daha faziletlidir Peygamber (s.a.v) ona aynı şeyi söyledi. Sonra adam üçüncü gün peygambere gelip ona ay­nı sözü söyledi. Peygamber (s.a.v): Sana dünyada afiyet verilince ve âhi­rette de sana verilince gerçekten kurtulmuş oldun, dedi."[35]<br />
<br />
1039- Abbas îbni Muttalib´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöy­le demiştir: "Dedim ki, yâ Resûlellah! Bana bir duâ öğret de onunla Al­lah Tealâ´dan isteyeyim. Resûlüllah (s.a.v):<br />
<br />
Allah´dan afiyet isteyin, dedi. Bir kaç gün bekledikten sonra ben gelip:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Yâ Resûlellah bana bir şey öğret de onunla Allah Te­alâ´dan isteyeyim, dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
Ey Abbas, ey Allah´ın Resulünün amcası! Allah´dan dünya ve âhi-ret için afiyet isteyin, buyurdu.[36]<br />
<br />
1040- Ebû Ümâme´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle an­latmıştır: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, öyle çok duâ yaptı ki, ondan hiç bir şey ezberlenemedi. Ben:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Öyle çok duâ ettin ki, ondan hiç bir şey ezberleyeme-dik, dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
Bunların hepsini toplayan duayı size söyleyeyim mi Şöyle söylersin dedi:<br />
<br />
"Aüâhümme innî es´elüke min hayrın mâ se´eîeke minhu nebiyyuke muhammed (saîlaîlahu aleyhi ve sellem) ve ne´ûzü bıke min şerri mesteâzeke minhu nebbiyuke muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ente´~ hmüsteânü ve aîeyke´l-belâğu ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."<br />
<br />
"Allah´ım! Senin peygamberin Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem hayır olarak Senden neyi istedi se ben onu Senden isterim. Hangi kö­tülükten de Senin peygamberin Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sana sığınmışsa, biz de ondan Sana sığınırız. Sen yardım istenensin ve dilekler kendisine ulaştırılansın. Allah´dan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur."[37]<br />
<br />
1041- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resû-Iüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem şöyle buyurmuştur.<br />
<br />
"Yâ Ze´I-Celâli Ve´1-İkrâm (ey celâl ve ikram sahibi) diyerek duaya de­vam ediniz."[38]<br />
<br />
1042- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde demiş­tir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Rabbi e´innî ve lâ tü´in aleyye, Vensurnîvelâ tensur aleyye. Vemkürli ve lâ temkür aleyye ve yessir hüdâye vensurnî ala. men beğa aleyye rabbi´c-alnî leke şâkiran leke zâkiran, leke rahiben, leke mitvâan, ileyke mucîben ev münîben tekabbel tevbetî veğsil havbeti ve ecib daveti ve sebbit hücceti vehdi kalbi ve seddid lisânî veslüî sehîmete kalbî."<br />
<br />
"Rabbim, bana yardım et, Aleyhime yardım etme. Bana başarı ver, aleyhime başarı verme. (Düşmanlara haberleri olmaksızın) belâ ver, aley­hime verme. Hidâyetimi kolaylaştır ve bana isyan edene karşı bana zafer ver. Rabbim, beni Sana şükreden, Seni zikreten, Senden korkan, Sana itaat eden, Sana icabet eden yahut Sana yönelen yap. Benim tevbemi ka­bul et, günâhımı yıka, duamı kabul et, dâvamı sabit kıl, kalbime hidâyet ver, dilimi düzelt ve kalbimin kıskançlığını gider."[39]<br />
<br />
1043- Hz. Âişe´den rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle söyle dedi:<br />
<br />
"Allâhümme innies´elüke minel-hayri küllihi âcilihî ve âcilibimâ alimcü minhu ve mâ iem âlem. Ve eûzü bike mîne´şşerri küllihîâcilihî ve âcilihi mâ alimtü minhu ve mâ İem a´lem ve es´elüke´I-cennete ve mâ karrebe ileyhâ min kavlin ev amelin vee´ûzü bike mine´n-nâri ve mâkarrabe iîey-hâ min kavlin ev amelin ve es´eîüke hayre mâseelekebihîabdüke ve resû-lüke muhammedün (sallallahu aleyhi ve selleme) ve eûzü bike min şerri meztezeke minhu abdüke ve resûluke muhammedün (sallallahu aleyhi ve selleme) ve es´eîüke mâ kazayte lîmin emrin en tec´ale âkıbetehu reşeden.<br />
<br />
"Allah´ım! Hayrın hepsini Senden istiyorum, hem dünyadakini hem de âhirettekini. Hayırdan bildiğimi ve bilmediğimi de istiyorum. Ben Sen­den cenneti ve söz ile amelden ona yaklaştıran şeyi istiyorum. Ateşten ve söz olsun yahut amel olsun bunlardan ateşe yaklaştıran şeylerden de Sa­na sığınırım. Senin kulun ve Peygamberin Muhammed´in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Senden istediği şeylerin hayırlısını ben Senden istiyorum. Se­nin kulun ve Peygamberin Muhammed´in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sana sığındığı şeylerin şerrinden Sana sığınırım. Benim için takdir ettiğin işin akıbetini selâmet kılmanı Senden İstiyorum. "[40]<br />
<br />
1044- İbni Mes´ud´dan rivayete göre, demiştir ki şu sözler Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in dualarından idi:<br />
<br />
"Allâhümme innâ nes´elüke mûcibâti rahmetike ve azâitne mağfireti-ke vesseîâmete min külli ismin ve´lğanîmte min külli binin ve´îfevze bi´î-cennete vennecâte minennâr."<br />
<br />
"Allah´ım! Senin rahmetini gerektirenleri ve mağfiretinin büyüğünü, her günahdan selâmeti ve her iyilikten de mükâfat, cennete ulaşmayı ve ateşten kurtulmayı Senden isteriz."[41]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimizin Öğrettiği Tövbe Duası:</span><br />
<br />
<br />
1045- Câbir İbni Abdullah´dan rivayet edildiğine göre, Câbir demiştir ki, "bir adam Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Selleme gelip şöyle dedi: Günahlardan yazık oldu bana, vay başıma!... İki kez yahut üç kez söyle­di. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki, sen şöyle söyle:<br />
<br />
"Allâhümme mağfiretüke evsau min zünûbî verahmetüke ercâ indîmin amelî."<br />
<br />
"Allah´ım! Senin mağfiretin benim günahlarımdan çok daha geniştir, rahmetin de benim nazarımda yaptığım amelden çok daha güvencelidir."<br />
<br />
Adam bu sözleri söyledi. Sonra geygamber (s.a.v) ona bu duayı tekrarla dedi. Adam tekrarladı. Sonra tekrarla dedi, adam da tekrarladı. Bunun üzerine peygamber (s.a.v) ona: haydi kalk, günahların bağışlanmıştır, dedi."[42]<br />
<br />
1046- Ebû Ümâme´den (Radiyallahu Anh) yapılan rivayette demiştir ki, Resûlüllah Saİlallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
Yâ erhamerrâhimîn. (Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!) diyen kimse için Allah´ın görevli bir meleği vardır. Kim bunu üç defa söylerse, melek ona şöyle der: Merhamet edenlerin en merhametlisi (olan Allah) sana teveccüh etmiştir. iste..."[43]<br />
<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
[1] EbuDâuid. Tirmizî. Nesâî. İbni Milce. Ahnıed b. Hanbcl. Uıılıârî, el-tdebül-Müfred.<br />
<br />
[2] Ebû Dâvud. Alımcı b. Hanbel.<br />
<br />
[3] Tirnıizî. İbni Mâce.<br />
<br />
[4] Tirmizî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[5] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud.<br />
<br />
[6] Müslim. Tirmizî.<br />
<br />
[7] Müslim.<br />
<br />
[8] Müslim.<br />
<br />
[9] Buharı, Müslim, Nesâî.<br />
<br />
[10] Buharı. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[11] Buharı. Müslim. Tirmizî. Nesâî<br />
<br />
[12] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[13] Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[14] Müslim. Ebû Dâvud<br />
<br />
[15] Müslim. Tirmizî. Nesâî<br />
<br />
[16] Müslim.<br />
<br />
[17] Müslim.<br />
<br />
[18] Müslim.<br />
<br />
[19] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. Ahmed b. Hanbel.<br />
<br />
[21] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. Nesâî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[22] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. İbni Mâce. (Tirmizî, bu hadis hasendir, sahihdir, demiştir.)<br />
<br />
[23] Tirmizî. Hâkim. İbru Hibbân. (Tirmizî, bu hasen hadistir, demiştir.)<br />
<br />
[24] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. Hâkim. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)<br />
<br />
[25] Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[26] Ebû Dâvud. Nesâî. Hâkim, eİ-Müstedrek.<br />
<br />
[27] Ebû Dâvud. Nesâi.<br />
<br />
[28] Tirmizî.<br />
<br />
[29] Tirmizî. (Tirmizî. hasen hadistir deniştir.)<br />
<br />
[30] Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[31] Tirmizi. Müstedrek. (Tirmizı, hasen hadistir, demiştir.)<br />
<br />
[32] Tirmizî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[33] Tirmizî. (Tirmizî, hasen hadistir demiştir.)<br />
<br />
[34] Tirmizî. Hakim Ebû Abdullah demiştir ki, bu hadisin İsnadı sahihtir.)<br />
<br />
[35] Tirmizî. İbn Mâce. (Tirmizî, bu hadis hasendir, demiştir.)<br />
<br />
[36] Tirmizî. İbn Mâce. (Tirmizî, bu hadis hasendir, demiştir.)<br />
<br />
[37] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)<br />
<br />
[38] Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[39] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbn Mâce. Ahmed b. Hanbel. Nesâî, fil-yevmi velleylefi. (Tirmizî, bu sahih olan hasen hadistir, demiştir.<br />
<br />
[40] Ahmed b. Hanbel. İbn-i Mâce. İbn-i Hibbân. Hâkim.<br />
<br />
[41] El-Müstedrek.<br />
<br />
[42] Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[43] Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TOPLU VE ÖZLÜ DUALAR VE ZİKİRLER LiSTESi</span><br />
<br />
<br />
Resulüllahın Yaptığı Ve Tavsiye Ettiği Dualar<br />
Belalardan Korunma Ve Huzur, Sâadet İsleme Duaları<br />
Namazdan Sonra Okunacak Genel Dualar<br />
Peygamberimizin Öğrettiği Tövbe Duası</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Toplu Ve Özlü Dualar Ve Zikirler</span><br />
<br />
TOPLU VE ÖZLÜ DUALAR VE ZİKİRLER<br />
<br />
Bil ki, bu kısımla maksadımız, bir vakte bağlı kalmaksızın yahut özel bir hale ait olmaksızın bütün zamanlarda yapılması müstahab olan önemli duaları anlatmaktır.<br />
<br />
Bil ki, bu bölüm, doğrusu çok geniştir; bunun sonuna ulaşılmaz ve on­da biri ihata edilemez. Fakat ben esas olanların en önemlilerine işaret ede­ceğim. Bunların evveli, Allah Sübhânehu ve Teâlâ´nin peygamberlerden (Salâvatüllahi ve Selâmuhu Aleyhim) ve hayırlı kimselerden haber vemiş" olduğu Kur´anda zikri geçen dualardır. Bunlar ma´rııf olup çoktur. Re-sülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in yaptığı ve başkasına öğrettiği sa­bit olan dualar da manası geniş sözü kısa olan bu dualardandır. Bu kısım dualar doğrusu çoktur. Geçen bölümlerde bunların bazısı zikredilmişti. Ben burada onlardan Kur´an dualarını ve geçmiş duaları içine alanları an­latacağım. Başarı Allah´tandır.<br />
<br />
1004- Sahih isnadlarla Nûman İbni Beşir´den (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurmuştur:<br />
<br />
"Duâ ibâdettir."[1]<br />
<br />
1005- Güzel bir isnadla Hz. Aişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan riva-yetde şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem duaların­dan toplu (manası geniş, sözü kısa) olanları severdi. Bunlardan başkası ile de (özel) duâ ederdi. "[2]<br />
<br />
1006- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah katında dua­dan daha iyi bir şey yoktur."[3]<br />
<br />
1007- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seüem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Kim musibet ve şiddet zamanında duasını Allah Tealâ´nın kabul et­mesini severse, genişlik zamanında çok dua etsin."[4]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Resulüllahın Yaptığı Ve Tavsiye Ettiği Dualar</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Belalardan Korunma Ve Huzur, Sâadet İsleme Duaları:</span><br />
<br />
<br />
1008- Enes´den (Radıyalîahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in çoğunlukla duası şu idi:<br />
<br />
"Allâhümme âtına fiddünyâ haseneten ve fi´1-âhireti haseneten ve kmâ azâbe´n-nâr."<br />
<br />
"Allah´ım! Dünyada bi/e iyilik ver. Âhirette de bize iyilik ver ve bizi ateş azabından koru."[5]<br />
<br />
Müslim Peygamberin şöyle dediğini rivayetine ilâve etmiştir: Enes kısa bir duâ etmek istediği zaman, bu duâ ile duâ ederdi."<br />
<br />
1009- İbni Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Allah´ım! Senden hidâyet, takva, iffet ve ğınâ (nefis zenginliği) İsterim. [6]<br />
<br />
1010- Sahâbeolan Tarık İbni Eşyem El-Eşça´i´den (Radıyallahu AnhJ yapılan rivayetde demiştir ki, Bir insan İslâmı kabul ettiği zaman Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona namazı öğretir ve sonra şu keli­melerle duâ etmesini ona emrederdi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir Lî Verhamnî vehdinî ve Âfinî verzuknî."<br />
<br />
"Allah´ım beni bağışla, bana merhamet et, bana hidâyet ver, bana âf iyel ver ve beni rıziklandır)." Târık´dan Müslim´in diğer bir rivayeti şöy­ledir: "Bir adamın Peygambere gelip de şu şekilde konuştuğunu işitmiş-tir: Bir adam Peygambere gelip dedi ki, ya Resûlellah! Rabbimden iste­yeceğim zaman nasıl söyleyeyim Peygamber, (s.a.v) şöyle söyle dedi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî verhamnî, ve âfinî verzuknî."<br />
<br />
"Allahım, beni bağışla. Bana merhamet et. Bana afiyet ver. Beni rı-zıklandır.) Bu sözler senin dünya ve âhiret işlerini toparlar."[7]<br />
<br />
1011- Abdullah İbni Amr İbni´l-As´dan (Radıyallahu Anhüma) yapı-<br />
<br />
lan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurmuştur:<br />
<br />
"AHâhümme yâ musarnfe´î-kuîûbi sarif kuîûbenâ ala tâatike."<br />
<br />
"Ey kalbleri çevirip idare eden Allah´ım! Kalblerimizi Sana itaat etmeye çevir. [8]<br />
<br />
1012- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Belâ sıkıntısından, isyana düşmekten, kötü akıbetten ve düşmanların sevinmesinden Allah´a sığının."[9] Süfyan´dan bir rivayette o şöyle demistir: Hadisde üç madde vardır. Ben bir tane ilâve ettim; hangisini ilâve ettiğimi bilmiyorum. Bir rivayette de Süfyan demiştir: Bu maddelere bir tane ilave ettiğimde şübheliyim.<br />
<br />
1013- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Allâhümmeinnîeûzü bikemine´1-aczi ve´I-keseli ve´I-cünbi ve´î-heremi ve´l-buhli. Ve eûzü bike min azâbi´l-kabri ve eûzü bike min fitneti´I-mahyâ ve´l-memâti."<br />
<br />
"Allah´ını! Ben acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, kocalmadan, cim­rilikten Sana sığınırım. Yine kabir azabından Sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden de Sana sığınırım." Bir rivayet şöyle: Borç yükünden ve azgın insanların üstün gelmesinden sana sığınırım. [10]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Namazdan Sonra Okunacak Genel Dualar:</span><br />
<br />
<br />
1014- Abdullah İbni Amr İbni´l-Âs´dan, o da Ebû Bekir Es-Sıddîk´dan (Radıyallahu Anhüm) yapılan rivayette Ebû Bekir, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e şöyle dedi:<br />
<br />
"Namazımda duâ edeceğim bir duayı bana öğret. Peygamber (s.a.v) dedi ki, şöyle söyle:<br />
<br />
"Allâhümme innîzaîemtü nefsî zulmen kesîren ve Iâ yağfiru ´z-zünûbe illâ ente. Feğfir lîmağfireten min indike verhamnî. İnneke ente´I-ğafûru´r-râhîmu."<br />
<br />
"Allah´ım! Ben nefsime çok yazık ettim. Günahları ancak Sen bağış­larsın. Tarafından bana bir mağfiret buyur, bana merhamet et; çünkü Sen çok mağfiret edensin, çok merhamet edensin."[11]<br />
<br />
Derim ki, hadisin rivayetinde "Nefsime çok zulüm ve büyükzulüm"di­ye iki ifade olduğu için duâ edenin her iki sözü de kullanarak "nefsime çok ve büyük zulüm ettim" demesi müstehabdır. Bu duâ her ne kadar namazda okunmak üzere varid oldu ise de, sahih, hasen ve nefis oldu­ğundan her yerde okunması müstahab olur. Bir rivayette de: "Namazım­da ve evimde okuyacağım bir duayı bana öğret" şeklindedir.<br />
<br />
1015- Ebu Musa Eî-Eş´arî´den (Radryallahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu duayı yapardı:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî hatîetî ve cehli ve israfı fî emri ve mâ ente â´lemu bihi minnî. AHâhümmeğfir lî ciddî ve hezlî ve hataî ve amdî ve küllü zâli-ke indî. AHâhümmeğfir lî ma kaddemtü ve mâ ahhartü ve mâ esrartü ve mâa´îentü vemâ entca´lemu bihîminnî. Ente´l-mukaddimu veente´lmu-ahhiru ve ente alâ külli şey´in kadîr."<br />
<br />
"Allah´ım! Benim hatamı, cehlimi isimdeki taşkınlığı ve benden daha iyi bildiğin şeyi bana bağışla. Allah´ım! Ciddi işimi ve şakamı, hatamı ve kasden yaptığımı bağışla. Bütün bunlar bende vardır. Allah´ım! Ön­ceden yaptığım ve yapacağım günahları, gizlediğimi ve açığa vurduğumu ve benden daha iyi bildiklerini bana bağışla. Evvel ve son Sensin. Sen her şeye kadirsin."[12]<br />
<br />
1016- Hz. Aişe´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem duasında şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min şerri mâ amiltü ve min şerri mâ lem a´mel."<br />
<br />
"Allah´ım! ben, işlediğim şeyin şerrinden ve işlemediğimin şerrinden Sana sığınırım."[13]<br />
<br />
1017- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) yapılar rivayetde demiş-:i, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in dualarından biri şu idi: "<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min zevali ni´metike ve tehavüüli afiyete ve fec´eti ni´metike ve cemii suhtike."<br />
<br />
"Allah´ım! Nimetinin gitmesinden, verdiğin afiyetin değişmesinden, aza­bının ansızın gelmesinden ve buğz ettiğin her şeyden Sana sığınırım."[14]<br />
<br />
1018- Zeyd İbni Erkam´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: Ben size, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in söylediğin­den başkasını söylemiyorum. O şöyle derdi:<br />
<br />
AIlâhümme innî eûzü bike mine´I-aczi ve´i-keseli ve´!-cubni ve´I-buhîi ve´1-hemmi ve azâbVl-kabri. Allâhümme âti nefsî takvâhâ ve zekkihâ en-te hayru men zekkâhâ ente veliyyühâ ve mevlâhâ. Allâhümme innî eûzü bike min ilmin la yenfeu ve min kalbin lâ yahşeu ve min nefsin lâ teşbeu ve min daveti yüstecâbu lehâ."<br />
<br />
"Allah´ım! Acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, cimrilikten, üzün­tüden, kabir azabından ben Sana sığınırım. Allah´ım! Nefsime takvasını ver ve onu günahlardan temizle. Sen onu temizleyenin en hayırlisısın. Sen onu koruyansın, onu idare edensin. Allah´ım! Fayda vermeyen bir ilim-den, korkmayan bir kulluk´n, doymayan bir nefisten ve kabul olunma- bir duadan ben Sana sığınırım."[15]<br />
<br />
1019- Ali´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona:<br />
<br />
"Allâhümmehdinî ve seddinî."<br />
<br />
"Allah´ım, beni hidâyete erdir ve beni düzelt" de, buyurdu." Bir riva­yette de:<br />
<br />
"Allah´ım! Senden hidayet ve doğruluk isterim." söyle, buyurdu.[16]<br />
<br />
1020- Sa´d îbni Ebî Vakkas´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e bir bedevi gelip:<br />
<br />
Yâ Resûleîlah! Bana söyleyeceğim bir duâ öğret, dedi. Peygamber (s.a.v) dedi ki, şöyle söyle:<br />
<br />
"Lâ ilahe illâllâhu vahdehû lâ şerike Iehû. Aîlâhu ekberu kebîran ve´l-hamdu IiIİâhi kesîran. Sübhânellâhi rabbi´l-âlemîn. Lâ havle ve lâ kuv­vete illâ billâhi´l-azîzi´l-hakîm."<br />
<br />
´Allah dan başka ilâh yoktur; yalnız o vardır. Ortağı yoktur. Allah çok çok büyüktür. Allah´a çok hamd olsun. Âlemlerin Rabbı noksanlık­lardan münezzehtir. Kuvvet ve kudret ancak Allah´ındır. O, her şeye üs­tün gelendir, hikmet sahibidir," Adam:<br />
<br />
Bu sözler Rabbim için, bana ne var dedi. Peygamber (s.a.v), sen şöy­le söyle dedi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî verhamnî vehdinî verzuknî ve âfinî.<br />
<br />
"Allah´ım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni hidâyete erdir, bana rızık ver ve bana afiyet ihsan et." "Ravi "Bana afiyet ihsan et" sözünde (söylenip söylenmediğinde) şübheye düşmüştür.[17]<br />
<br />
1021- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle derdi:<br />
<br />
"AMhümme ashh lî dînî ellezî huve ısmetü enırî ve ashh lî dünyâye elletî fîhâ meâşî ve ashh lî âhiretî elleti fîhâ meâdî ve´c-alilhayâte ziyâde-ten lî fî külli hayrın vec´alilmevte ve râhaten lî min külli şerrin."<br />
<br />
"Allah´ım! İşimin dayanağı olan dinimi düzelt. İçinde geçimim olan dünyamı bana yararlı yap. Dönüş yerim olan âhiretimi de düzelt. Her hayır hakkında hayatımı ziyade yap. Ölümü de her kötülükten uzak bana bir rahatlık kıl."[18]<br />
<br />
1022- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Re-sûlüüah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme leke eslemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve iley-ke enebtü, ve bike hâsemtü. Allâhümme innî eûzü biizzeüke lâ ilahe illâ ente entuziiîenî. Ente´l-hayyüllezî lâ yemûtü. Ve´1-cinnü ve´i-insu yemü-tûne."<br />
<br />
"Allah´ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana güvendim, Sa­na yöneldim, Senin gücünle mücedele ettim. Allah´ım! Seni sapıtmaktan Senin üstün kudretinle Sana sığınırım, senden başka İlâh yoktur. Sen öl­meyen hayat sahibisin. Cinler ve insanlar ise ölürler."[19]<br />
<br />
1023- Büreyde´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde, Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem, bir adamın şöyle dediğini dinlemiştir:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke biennî eşhedü enneke ente´llâhu lâ ilahe illâ ente´l-ehadü´s-samedü ellezî lem yelid velem yüledlem yekûn lehû küfü-ven ehad."<br />
<br />
"Allah´ım! Senden başka ilâh olmadığına, kimseye muhtaç olmayan bir varlık olduğuna, doğmadığına ve doğurulmadığma, hiç kimsenin ken­disine denk bulunmadığına ben şahidlik ederek senden istiyorum." Bu­nun üzerine peygamber (s.a.v): Gerçekten sen öyie bir isim ile Allah´dan istedin ki, o isimle kendisinden istenince verir, ona duâ edilince kabul eder, buyurdu."[20]<br />
<br />
Bir rivayette de şöyledir: "Gerçekten sen, Allah´dan en büyük ismi ile istedin." Tirmizi demiştir ki, bu hasen hadistir.<br />
<br />
1024- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: "Kendisi Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´le beraber oturuyordu. Bir adam da namaz kılıyordu. Sonra o odam duâ etti:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke bienne leke´l-hamdü. Lâ ilahe illâ ente´l-mennânü bedî´s-semâvâti ve´i-arzı. Yâ ze´1-celâli ve´1-ikrâmi. Yâ hayyu, yâ kayyumu."<br />
<br />
"Allah´ım! Hamd Sana mahsus olmak. Senden başka ilâh bulunma­mak, göklerin ve yerin yaratıcısı bulunan İhsan sahibi olman itibariyle Senden istiyorum. Ey celâl ve ikram sahibi! Ey her şeyi tasarrufunda tu­tan ölümsüz varlık!.." Bunun üzerine Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Gerçekten bu adam Allah Tealâ´ya öyle büyük ismi ile duâ etti ki, bununla duâ edilince Allah kabul eder, bununla kendisinden istenince verir, buyurdu. "[21]<br />
<br />
1025- Sahih isnadlarla Hazreti Âişe´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu sözlerle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min fitnetVn-nâri ve azâbi´n-nâri ve min şerri´1-ğmâ ve´I fakrı."<br />
<br />
"Allah´ım! Ateşin fitnesinden ve ateşin azabından, zenginliğin ve fa­kirliğin şerrinden Sana sığınırım."[22]<br />
<br />
1026- Ziyâd İbni İlâka´den o da amcasından ki, amcasının ismi Kutbe<br />
<br />
Ibni Mâlik´dir- (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, "Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min münkerâti´l-ahlâki ve´1-a´mâli ve´l-ehvâi."<br />
<br />
"Allah´ım! Ahlakın, amellerin ve nefis isteğinin fenalıklarından Sana sığınırım."[23]<br />
<br />
1027- Şekel İbni Humeyd´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir.<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Bana bir duâ öğret, dedim, şöyle söyle dedi: .<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike min şerri sem ´î ve min şerri basarî ve min şerri lisânî ve min şerri kalbî ve min şerri meniyyi."<br />
<br />
"Allah´ım! Kulağımın kötülüğünden, gözümün kötülüğünden, dilimin kötülüğünden, kalbimin kötülüğünden ve (haram işlemeye sebeb olabile­cek) menimin kötülüğünden Sana sığınırım."[24]<br />
<br />
1028- Sahih isnadlarla Enes´den (Radıyailahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike mine´i-berasi ve´1-cünûni ve´1-cüzzâmi ve seyyi´l-eskâmi."<br />
<br />
"Allah´ım! Alaca hastalığından, delilikten, cüzzamdan ve hastalıkla­rın kötülüğünden Sana sığınırım. "[25]<br />
<br />
1029- Şahabı olan Ebû´l-Yesr´den (Radıyaîlahu Anh) yapılan rivayet­de, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike mine´l-hedmi ve eûzü bike mine´t-tereddî ve eûzü bike mine´l-ğarakı ve´î-harakı ve´l-heremi ve eûzü bike en yetehabbetaniye´ş-şeytânü inde´l-mevti ve eûzü bike en emûte fî sebîlike mudbiran ve eûzü bike en emûte ledîğan."<br />
<br />
"Allah´ım! Bina yıkıntısından, uçuruma düşmekten Sana sığınırım. Yine Boğulmaktan, yangından ve kocalmaktan Sana sığınırım. Ölüm anında beni Şeytanın çarpmasından Sana sığınırım. Yine Senin yoluna arka ve­rerek ölmemden Sana sığınırım. Yine zehirlenip ölmemden Sana sığını­rım.*´ Diğer bir rivayettede "Kader ve üzüntü ile ölmekten Sana sığınırım" şeklindedir.[26]<br />
<br />
1030- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike mine´1-cû feinnehu bi´se´ddacîu ve eûzü bike minc´İ-hiyâneti feinnehâ bi´seti´l-bitânetü!"<br />
<br />
"Allah´ım! Açlıktan Sana sığınırım; çünkü o (insanı terk etmeyen) ne kötü arkadaştır! Yine hıyanet etmekten Sana sığınırım; zira o ne kötü gizli bir huydur!.."[27]<br />
<br />
1031- Hz. Ali´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre bir mükâ-teb (âzâd edilmek için maJ ödemek üzere efendisi ile sözleşme yapan kö­le) kendisine gelip:<br />
<br />
Ben sözleşmemde acziyete düştüm (borcumu ödeyemiyorum), bana yar­dım et, dedi. (Hazreti Ali ona),<br />
<br />
Üzerinde dağ kadar borç olsa onu senden ödeyecek olan Resûlüllah Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem´in bana öğretmiş olduğu sözleri sana öğreteyim mi dedi. Sen şöyle söyle:<br />
<br />
"Allâhümme´k fim bihelâlike an harâmİke ve ağninî bifadlike ammen sivâke."<br />
<br />
"Allah ´im! Senin helâl nzıklannla beni haramdan koru ve lü t tunla Sen­den başkasına muhtaç kılma. [28]<br />
<br />
1032- İmrân İbnü´l-Husayn´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan riva-- Nyefe göre, Peygamber Salîallahu Aleyhi ve Sellem, İmrân´m babası Hu-sayn ´e, kendileriyle duâ edeceği şu iki sözü öğretti:<br />
<br />
"Allâhümme eihimnî rüşdî ve e´iznî min şerri nefsî.<br />
<br />
"Allah´ım! Bana hidâyetimi ilham et ve nefsimin kötülüğünden beni koru. [29]<br />
<br />
1033- zayıf bir isnadla Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayete göre Resûlüllah Salîallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innîeûzü bike mine´ş-şikâkı ve´n-nifâkı ve su´i´l-ahlâkı."<br />
<br />
"Allah´ım! Çekişip düşmanlık etmekten, iki yüzlülükten ve kötü ah­lâktan Sana sığınırım."[30]<br />
<br />
1034- Şehr İbni Havşeb´den yapılan rivayetde demiştir ki, ben Ümmü Sele-me´ye (Radıyallahu Anha):<br />
<br />
Ey mü´minlerin annesi! Resûlüüah Salîallahu Aleyhi ve Sellem yanında oldu­ğu zaman en çok yaptığı duâ hangisidir dedim. Dedi ki, çoğunlukla duası .şu İdi:<br />
<br />
"Yâ mukallibe´l-kulûbi, sebbk kalbî alâ dînike."<br />
<br />
"Ey kalbleri halden hale çeviren! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl."[31]<br />
<br />
1035- Hazreti Âişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Salîallahu Aleyhi ve Sellem şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Aliâhümme âfinî fî cesedi ve afini fî basari ve´c-alhü´1-varise minnî lâ ilahe illâ ente´l-haiîmu´l-kerîmu. Sübhânellâhi rabbi´l-arşi´lazîmi ve´l-hamdü lillâhi rabbi´l-âlemîn."<br />
<br />
"Allah´ım! Bedenime afiyet ver. Gözüme de öyle bir afiyet ver ki, be­nim arkamda kalsın (ölünceye kadar görme nimetinden beni mahrum bı-<br />
<br />
rakma). Senden başka İlâh yoktur. Sen Halimsin, Kerimsin (günahkârla­ra acele azâb vermezsin, ikramın boldur.) Büyük Arş´ın Rabbı olan Al­lah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Hamd da âlemlerin Rabbine mah­sustur. "[32]<br />
<br />
1036- Ebû´d-Derdâ´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şu sözler Dâ-vud Aleyhisselâm´ın dualarından idi:<br />
<br />
"Allâhümine innî es´elüke hubbeke ve hubbe men yuhıbbuke ve´l-amelellezîyubelliğunî hubbeke. Allâhümme´c~a! hubbeke ehabbe Heyye min nefsî ve ehli ve mine´l-mâi´l-bândi."<br />
<br />
"Allah´ım! Senden Senin sevgini ve Seni sevenlerin de sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak ameli istiyorum. Allah´ım! Senin sevgini, nefsi­mi, ailemi ve soğuk suyu sevmekten daha ziyade yap."[33]<br />
<br />
Yunus (A.S)´ın Yaptığı Duâ:<br />
<br />
1037- Sa´d İbni Ebî Vakkas´dan (Radıyallahu Anhü) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yu­nus peygamber balığın karnında iken Rabbine ettiği duâ şu idi:<br />
<br />
"Lâ ilahe illâ ente sübhâneke innî küntü mine´z-zâîimîn."<br />
<br />
"Senden başka ilâh yoktur. Bütün noksanlıklardan münezzehsin. Ben, (nefsine yazık edenlerden oldum." Müslüman bir adam herhangi bir şey için bu sözlerle duâ ederse, muhakkak surette Allah onu kabul eder."[34]<br />
<br />
1038- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde: "Bir adam Pey­gamber Sallailahu Aleyhi ve Selleme gelip:<br />
<br />
Duanın hangisi daha faziletlidir dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Sen, Rabbinden dünyada ve âhirette afiyet iste, buyurdu. Sonra adam ikinci günde peygambere gelip:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Duanın hangisi daha faziletlidir Peygamber (s.a.v) ona aynı şeyi söyledi. Sonra adam üçüncü gün peygambere gelip ona ay­nı sözü söyledi. Peygamber (s.a.v): Sana dünyada afiyet verilince ve âhi­rette de sana verilince gerçekten kurtulmuş oldun, dedi."[35]<br />
<br />
1039- Abbas îbni Muttalib´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöy­le demiştir: "Dedim ki, yâ Resûlellah! Bana bir duâ öğret de onunla Al­lah Tealâ´dan isteyeyim. Resûlüllah (s.a.v):<br />
<br />
Allah´dan afiyet isteyin, dedi. Bir kaç gün bekledikten sonra ben gelip:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Yâ Resûlellah bana bir şey öğret de onunla Allah Te­alâ´dan isteyeyim, dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
Ey Abbas, ey Allah´ın Resulünün amcası! Allah´dan dünya ve âhi-ret için afiyet isteyin, buyurdu.[36]<br />
<br />
1040- Ebû Ümâme´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle an­latmıştır: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, öyle çok duâ yaptı ki, ondan hiç bir şey ezberlenemedi. Ben:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Öyle çok duâ ettin ki, ondan hiç bir şey ezberleyeme-dik, dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
Bunların hepsini toplayan duayı size söyleyeyim mi Şöyle söylersin dedi:<br />
<br />
"Aüâhümme innî es´elüke min hayrın mâ se´eîeke minhu nebiyyuke muhammed (saîlaîlahu aleyhi ve sellem) ve ne´ûzü bıke min şerri mesteâzeke minhu nebbiyuke muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ente´~ hmüsteânü ve aîeyke´l-belâğu ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."<br />
<br />
"Allah´ım! Senin peygamberin Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem hayır olarak Senden neyi istedi se ben onu Senden isterim. Hangi kö­tülükten de Senin peygamberin Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sana sığınmışsa, biz de ondan Sana sığınırız. Sen yardım istenensin ve dilekler kendisine ulaştırılansın. Allah´dan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur."[37]<br />
<br />
1041- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resû-Iüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem şöyle buyurmuştur.<br />
<br />
"Yâ Ze´I-Celâli Ve´1-İkrâm (ey celâl ve ikram sahibi) diyerek duaya de­vam ediniz."[38]<br />
<br />
1042- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde demiş­tir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Rabbi e´innî ve lâ tü´in aleyye, Vensurnîvelâ tensur aleyye. Vemkürli ve lâ temkür aleyye ve yessir hüdâye vensurnî ala. men beğa aleyye rabbi´c-alnî leke şâkiran leke zâkiran, leke rahiben, leke mitvâan, ileyke mucîben ev münîben tekabbel tevbetî veğsil havbeti ve ecib daveti ve sebbit hücceti vehdi kalbi ve seddid lisânî veslüî sehîmete kalbî."<br />
<br />
"Rabbim, bana yardım et, Aleyhime yardım etme. Bana başarı ver, aleyhime başarı verme. (Düşmanlara haberleri olmaksızın) belâ ver, aley­hime verme. Hidâyetimi kolaylaştır ve bana isyan edene karşı bana zafer ver. Rabbim, beni Sana şükreden, Seni zikreten, Senden korkan, Sana itaat eden, Sana icabet eden yahut Sana yönelen yap. Benim tevbemi ka­bul et, günâhımı yıka, duamı kabul et, dâvamı sabit kıl, kalbime hidâyet ver, dilimi düzelt ve kalbimin kıskançlığını gider."[39]<br />
<br />
1043- Hz. Âişe´den rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle söyle dedi:<br />
<br />
"Allâhümme innies´elüke minel-hayri küllihi âcilihî ve âcilibimâ alimcü minhu ve mâ iem âlem. Ve eûzü bike mîne´şşerri küllihîâcilihî ve âcilihi mâ alimtü minhu ve mâ İem a´lem ve es´elüke´I-cennete ve mâ karrebe ileyhâ min kavlin ev amelin vee´ûzü bike mine´n-nâri ve mâkarrabe iîey-hâ min kavlin ev amelin ve es´eîüke hayre mâseelekebihîabdüke ve resû-lüke muhammedün (sallallahu aleyhi ve selleme) ve eûzü bike min şerri meztezeke minhu abdüke ve resûluke muhammedün (sallallahu aleyhi ve selleme) ve es´eîüke mâ kazayte lîmin emrin en tec´ale âkıbetehu reşeden.<br />
<br />
"Allah´ım! Hayrın hepsini Senden istiyorum, hem dünyadakini hem de âhirettekini. Hayırdan bildiğimi ve bilmediğimi de istiyorum. Ben Sen­den cenneti ve söz ile amelden ona yaklaştıran şeyi istiyorum. Ateşten ve söz olsun yahut amel olsun bunlardan ateşe yaklaştıran şeylerden de Sa­na sığınırım. Senin kulun ve Peygamberin Muhammed´in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Senden istediği şeylerin hayırlısını ben Senden istiyorum. Se­nin kulun ve Peygamberin Muhammed´in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sana sığındığı şeylerin şerrinden Sana sığınırım. Benim için takdir ettiğin işin akıbetini selâmet kılmanı Senden İstiyorum. "[40]<br />
<br />
1044- İbni Mes´ud´dan rivayete göre, demiştir ki şu sözler Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in dualarından idi:<br />
<br />
"Allâhümme innâ nes´elüke mûcibâti rahmetike ve azâitne mağfireti-ke vesseîâmete min külli ismin ve´lğanîmte min külli binin ve´îfevze bi´î-cennete vennecâte minennâr."<br />
<br />
"Allah´ım! Senin rahmetini gerektirenleri ve mağfiretinin büyüğünü, her günahdan selâmeti ve her iyilikten de mükâfat, cennete ulaşmayı ve ateşten kurtulmayı Senden isteriz."[41]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimizin Öğrettiği Tövbe Duası:</span><br />
<br />
<br />
1045- Câbir İbni Abdullah´dan rivayet edildiğine göre, Câbir demiştir ki, "bir adam Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Selleme gelip şöyle dedi: Günahlardan yazık oldu bana, vay başıma!... İki kez yahut üç kez söyle­di. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki, sen şöyle söyle:<br />
<br />
"Allâhümme mağfiretüke evsau min zünûbî verahmetüke ercâ indîmin amelî."<br />
<br />
"Allah´ım! Senin mağfiretin benim günahlarımdan çok daha geniştir, rahmetin de benim nazarımda yaptığım amelden çok daha güvencelidir."<br />
<br />
Adam bu sözleri söyledi. Sonra geygamber (s.a.v) ona bu duayı tekrarla dedi. Adam tekrarladı. Sonra tekrarla dedi, adam da tekrarladı. Bunun üzerine peygamber (s.a.v) ona: haydi kalk, günahların bağışlanmıştır, dedi."[42]<br />
<br />
1046- Ebû Ümâme´den (Radiyallahu Anh) yapılan rivayette demiştir ki, Resûlüllah Saİlallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
Yâ erhamerrâhimîn. (Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!) diyen kimse için Allah´ın görevli bir meleği vardır. Kim bunu üç defa söylerse, melek ona şöyle der: Merhamet edenlerin en merhametlisi (olan Allah) sana teveccüh etmiştir. iste..."[43]<br />
<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
[1] EbuDâuid. Tirmizî. Nesâî. İbni Milce. Ahnıed b. Hanbcl. Uıılıârî, el-tdebül-Müfred.<br />
<br />
[2] Ebû Dâvud. Alımcı b. Hanbel.<br />
<br />
[3] Tirnıizî. İbni Mâce.<br />
<br />
[4] Tirmizî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[5] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud.<br />
<br />
[6] Müslim. Tirmizî.<br />
<br />
[7] Müslim.<br />
<br />
[8] Müslim.<br />
<br />
[9] Buharı, Müslim, Nesâî.<br />
<br />
[10] Buharı. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[11] Buharı. Müslim. Tirmizî. Nesâî<br />
<br />
[12] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[13] Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[14] Müslim. Ebû Dâvud<br />
<br />
[15] Müslim. Tirmizî. Nesâî<br />
<br />
[16] Müslim.<br />
<br />
[17] Müslim.<br />
<br />
[18] Müslim.<br />
<br />
[19] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. Ahmed b. Hanbel.<br />
<br />
[21] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. Nesâî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[22] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. İbni Mâce. (Tirmizî, bu hadis hasendir, sahihdir, demiştir.)<br />
<br />
[23] Tirmizî. Hâkim. İbru Hibbân. (Tirmizî, bu hasen hadistir, demiştir.)<br />
<br />
[24] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. Hâkim. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)<br />
<br />
[25] Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[26] Ebû Dâvud. Nesâî. Hâkim, eİ-Müstedrek.<br />
<br />
[27] Ebû Dâvud. Nesâi.<br />
<br />
[28] Tirmizî.<br />
<br />
[29] Tirmizî. (Tirmizî. hasen hadistir deniştir.)<br />
<br />
[30] Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[31] Tirmizi. Müstedrek. (Tirmizı, hasen hadistir, demiştir.)<br />
<br />
[32] Tirmizî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[33] Tirmizî. (Tirmizî, hasen hadistir demiştir.)<br />
<br />
[34] Tirmizî. Hakim Ebû Abdullah demiştir ki, bu hadisin İsnadı sahihtir.)<br />
<br />
[35] Tirmizî. İbn Mâce. (Tirmizî, bu hadis hasendir, demiştir.)<br />
<br />
[36] Tirmizî. İbn Mâce. (Tirmizî, bu hadis hasendir, demiştir.)<br />
<br />
[37] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)<br />
<br />
[38] Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[39] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbn Mâce. Ahmed b. Hanbel. Nesâî, fil-yevmi velleylefi. (Tirmizî, bu sahih olan hasen hadistir, demiştir.<br />
<br />
[40] Ahmed b. Hanbel. İbn-i Mâce. İbn-i Hibbân. Hâkim.<br />
<br />
[41] El-Müstedrek.<br />
<br />
[42] Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[43] Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TOPLU VE ÖZLÜ DUALAR VE ZİKİRLER LiSTESi</span><br />
<br />
<br />
Resulüllahın Yaptığı Ve Tavsiye Ettiği Dualar<br />
Belalardan Korunma Ve Huzur, Sâadet İsleme Duaları<br />
Namazdan Sonra Okunacak Genel Dualar<br />
Peygamberimizin Öğrettiği Tövbe Duası</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peygamber Efendimizden Tavsiye Edilen Günlük Okunması Gereken Zikirler Nelerdir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1194</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 08:53:55 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1194</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizden Tavsiye Edilen Günlük Okunması Gereken Zikirler Nelerdir?</span><br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ZİKİR NE DEMEK?</span><br />
<br />
“Ze-ke-ra” kökünden gelen zikir kelimesi, lügatte; zihinde tutmak, ezberlemek, unutmaksızın hatırda kalmasını sağlamak, kadrini bilmek, mükâfatlandırmak, övgü, senâ, öğüt gibi mânâlara gelmektedir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’de ise; “hatırlamak, anmak, gereğini yapmakla birlikte hatıra getirmek, mükâfatlandırmak, övmek, şükrünü edâ etmek, tekbir getirmek, duâ ve yakarışta bulunmak, söz, kıssa, haber, kitap, şan, şeref, vaaz, ibadet etmek, ibret almak, delil görmek, îman etmek, itaat etmek, kulluk yapmak, okumak, namaz kılmak, vahiy ve yol göstermek”[1] gibi mânâlarıyla 290 yerde kullanılmıştır. Bunlardan birçoğu “zekera” kökünden türeyen kelimelerdir. Tezkire, tezekkür, mezkûr ve zâkir gibi…<br />
<br />
Zikir, Âlemlerin Rabbinin varlığını, emir ve nehiylerini, tesbihâtını, günlük hayatın her ânında canlı tutmak, dünyanın çekici bütün ihtişam, süs ve meşguliyetlerine rağmen yaratılış gayesinin şuurunda olmak, itaat ve teslimiyette bulunmaktır. Nitekim en büyük zikir olan Kitab/Kur’ân-ı Kerîm, Âlemlerin Rabbinin “Kelâmullâh”ı ve “Kutlu mesajı”dır. Onunla kurulan kalbî beraberlik, yapılan çalışma, tâlim, tekrar, itaat ve ittibâ; en büyük zikirdir. Bu zikir, hem kalbî beraberliği değerli, şanlı, şerefli kıldığı gibi; hem de zikrin sonunda ulaşılan ilim, terbiye ve kemâlâtla, insana kendisinden istenen başarıyı kazandırmış olmaktadır. Âyet-i kerîmelerde:<br />
<br />
“…Sana bu Zikr’i (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.” (en-Nahl, 44)<br />
<br />
“Sen ancak zikre (Kur’ân’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin...” (Yâsîn, 11) buyrulmuştur.<br />
<br />
Kitap, Âlemlerin Rabbini tanıttığı, öğrettiği gibi; öğüt ve nasihat olarak dünya ve âhiretin mahiyetini, hesâbı, haşri, ölümü ve hayatı anlatmakta; hattâ geçmiş kavimlerin hayatlarından ve âkıbetlerinden bilgiler vererek ikazlarda bulunmaktadır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ZİKİRDEN MAHRUM OLMAK</span><br />
<br />
Tâhâ sûresinde; “Benim zikrimden yüz çeviren kimseye dar bir geçim vardır…” (Tâhâ, 124) şeklinde geçen “zikir” kelimesini müfessirler, genel olarak Allâh’ı inkâr etme, O’nun öğrettiği ve gösterdiği yola ittibâ etmeme, emir ve nehiylerine itaat etmeme gibi mânâlarla açıklamaktadırlar. Âyetin devamında geçen “dar bir geçim vardır” ifadesini de Allâh’ın hoşnutluğundan uzak düşme, mü’min olarak teslim olamamanın verdiği hüsran ve mahrumiyet olarak yorumlamaktadırlar.[2]<br />
<br />
Dolayısıyla zikirden uzak kalmak, nasipsiz olmak, mahrûmiyet, hem dünyevî hem uhrevî dar bir geçim, sıkıntı ve sıklet olarak tasvir edilmektedir. Hattâ müşrik ve münâfıklara verilen refah, mal-mülk ve dünyevî nîmetler dahî, dar geçimin sıkıntı ve sıkletin içine girmektedir. Nitekim dünya ve dünya nimetlerinin Allah Teâlâ’nın indinde hiçbir değer ve kıymeti yoktur. Hattâ Âlemlerin Rabbi, bazı kullarına âhiret sorgusunu ve azâbını daha fazla çetinleştirmek üzere -kahrından- verdiğini bildirmektedir. Zümer Sûresi’nde:<br />
<br />
“…Allâh’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.” (ez-Zümer, 22) âyetinde de vurgulandığı gibi, dünyevî başarı ve kazançlar kıstas değildir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KURAN’DA ZİKİR İLE İLGİLİ AYETLER</span><br />
<br />
“Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı îtinayla kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve her türlü kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah ne yaparsanız hepsini bilir.” (el-Ankebût, 45)<br />
<br />
“Artık siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (el-Bakara, 152)<br />
<br />
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler…” (Âl-i İmrân, 191)<br />
<br />
“Allâh’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile gece-gündüz, açık ve gizli zikret. Sakın gafillerden olma!” (el-A’râf, 205)<br />
<br />
“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41)<br />
<br />
“…Münâfıklar namaza üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh’ı da pek az hatıra getirirler.” (en-Nisâ, 142)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“-Size amellerinizin en hayırlısını ve Rabbiniz katında derecelerinizi en çok yükselteni, sizin için altın, gümüş vermenizden ve düşmanınızla sabahleyin karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı olanı haber vereyim mi?” diye sordu. Sahâbîler:<br />
<br />
“-Evet, yâ Rasûlâllah! Haber ver.” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“-Âlemlerin Rabbini zikretmektir!” buyurdu.[3]<br />
<br />
  <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">NASIL ZİKİR?</span><br />
<br />
Anmak, gereğini yapmak sûretiyle hatırda tutmak, duâ ve yakarışta bulunmak, ibadet etmek, ibret almak, yol göstermek gibi mânâlara geldiğini söylediğimiz zikri, Ebû Nasr es-Serrâc şöyle sınıflandırmıştır:<br />
<br />
“Lisanla yapılan zikrin sevabı bire on, kalp ile yapılan zikrin sevabı bire yedi yüz misliyle verilmektedir. Bunun yanında, zikrin en ileri mertebesi olan Hakk’a yakınlık dolayısıyla muhabbet ve hayâ ile dolmanın sevabı ise sayılamayacak ve tartılamayacak derecede yüksektir.”<br />
<br />
Nihayetinde yaratılış maksadı olan itaat ve zikir, doğumdan ölüme kadar süren hayatın mi‘yârı; yani ayar vereni, düzenleyicisi, kıymet verenidir.<br />
<br />
Sûfîler de makbul olan zikrin Allah’tan başka her şeyi unutmakla ve mâsivâyı terk etmekle gerçekleşeceğini bildirmişlerdir.<br />
<br />
Sehl bin Abdullah’a göre zikir, Allâh’ın seni gördüğü hususunda kesin bilgiye ulaşmak, kalbinle O’nun sana senden daha yakın olduğunu görerek O’ndan hayâ etmek, bu durumu nefsine ve davranışlarına yansıtmaktır. Hâlis bir zikir için öncelikle takvânın gerçekleşmesi gerekir. Gerçek takvâ, haramlardan kaçınmak ve faydasız/gereksiz şeylerden uzaklaşmakla elde edilir.[4]<br />
<br />
Bunu Fahruddin er-Râzî şu şekilde açıklar:<br />
<br />
“Zikir, lisânın zikri, kalbin zikri ve rûhun zikri olarak bölümlere ayrılır. Dilin zikri, tâzim ve senâya delâlet eden kelimeleri söylemektir. Kalbin zikri, Allâh’ın zâtına ve sıfatlarına dâir hükümlere vâkıf olmak için emir ve nehiyleri üzerinde düşünmek ve çalışmaktır. Uzuvların zikri ise, uzuvların ibadette, halka ve Hakk’a hizmette kullanılmasıdır. Bunun için Allah namaza zikir adını vererek, «Allâh’ın zikrine koşunuz» buyurmuştur. Gözlerin zikri ağlamak, kulakların zikri dinlemek, dilin zikri hamd ü senâ etmek, ellerin zikri Allah yolunda sadaka vermek, yardım ve hizmet etmektir. Bedenin zikri vefâ, kalbin zikri Allah’tan korkmak ve rahmetini ummak (havf ve recâ), rûhun zikri ise teslim ve rızâdır.”[5]<br />
<br />
İmâm-ı Gazâlî -rahmetullâhi aleyh- ise, zikreden “zâkir”i; zikrullâhın şerefinden dolayı şehâdet rütbesiyle vasıflandırır ve şöyle söyler:<br />
<br />
“Yaşamakta esas gâye, son nefestir. Yani kalp, mâsivâ ile tamamen alâkasız bulunarak Allâh’a dalmış bir vaziyette dünyayı terk edip Allâh’a yönelmelidir. Zâkir kul, Allah’ta müstağrak olmaya gücü yeterse bu insan, savaş safında ölmüş gibidir. Çünkü canından, âilesinden, malından ve çocuklarından tamamen arzusunu kesmiştir. Hattâ dünyadan tamamen vazgeçmiştir. Zira dünya, yaşamak için sevilir. Hâlbuki Allâh’ın muhabbeti ve rızâsını kazanmak çabası içerisinde olan zâkir için dünya hayatının kıymeti yoktur. İşte bu, Allah indinde en büyük noktadır. Ve bundan dolayıdır ki şehâdet, büyük mertebeyi hâiz olmuştur.”[6]<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">NAMAZ VE ZİKİR</span><br />
<br />
En büyük zikirlerden biri de hiç şüphesiz namazdır. Kudsî hadîste Âlemlerin Rabbi:<br />
<br />
“Ben namazı kulumla kendi aramda ikiye böldüm. Yarısı Bana, öbür yarısı kuluma aittir...” buyurmuştur. (Müslim, Salât, 38)<br />
<br />
Namaz, hadîs-i şerîflerde, “dînin direği[7], mü’minle müşriğin alâmet-i fârikası[8], en hayırlı ibadet[9]” olarak bildirilmiştir. Namaz, diğer bütün ibadetleri içinde toplayan şâmil bir ibadettir.[10] Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbi katında bizzat müşerref olunarak yapılan zikir gibidir. Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbinin dâvetiyle kabul edilmiş bir zikirdir. Zira kulun Rabbine en yakın olduğu hâlde yaptığı bir zikirdir. Bu vesîle ile namaza dururken en güzel kıyafetler giyilir, ağız kokusu yapan rahatsız edici yiyeceklerden sakınılır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TAVSİYE EDİLEN GÜNLÜK ZİKİRLER</span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin sünnetine uygun olarak tavsiye edilen günlük zikirler.<br />
<br />
Günlük zikirler:<br />
<br />
1. Estağfirullah.<br />
<br />
2. Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
3. Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm.<br />
<br />
4. Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.<br />
<br />
5. Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
<br />
6. Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.<br />
<br />
7. Sübhânallâhi ve bihamdihî.<br />
<br />
8. Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Allâh’ı anmaksızın çok konuşmayın. Allâh’ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah’tan en uzak kimseler olduğu kesindir.” buyurmuştur. (Tirmizî, Zühd, 62)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1. Estağfirullah.</span><br />
<br />
Bakara sûresinde; “…Allah çok tevbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.” (el-Bakara, 222) buyrulmuştur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Vallâhi ben günde yetmiş kereden fazla bağışlanma diler, Allah’a tevbe ederim.” (Buhârî, Deavât, 3)<br />
<br />
“İstiğfâra devam edeni, Allah umulmadık yerde ve zamanda rızıklandırır, her türlü sıkıntıdan kurtarır.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
“(Kıyamet günü) amel defterinde çok istiğfar bulunan kimseye müjdeler olsun!” (İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2. “Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim, «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: (Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, O’nun benzeri yoktur, mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter.)» zikrini günde yüz kere söylerse; kendisine on köle âzâd etmiş gibi sevap verilir. Yüz sevap yazılır, yüz günâhı silinir. Akşama karşı onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel getiremez.” buyurmuştur. (Buhârî, Ezan, 155)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3. “Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Dile hafif, mîzâna konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allâh’ı hoşnut eden iki cümle vardır: «Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm» (Ben, Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben, Yüce Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim)” buyurmuştur. (Buhârî, Tevhid, 58)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4. “Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Muâz bin Cebel’in elinden tutarak:<br />
<br />
“-Ey Muâz, her namazdan sonra şu duâyı okumanı tavsiye ediyorum.” buyurmuş ve şöyle demiştir:<br />
<br />
«Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike»<br />
<br />
(Allâh’ım, Seni zikredebilmem, Sana şükredebilmem ve Sana güzelce ibadet edebilmem için bana yardım et.)” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">5. “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâḥu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
«Sübhânallâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.» (Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Bütün hamdler O’na mahsustur. Allah’tan başka söz sahibi yoktur. Allah en büyüktür, azamet sahibi Yüce Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.) demek, benim için üzerine Güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” buyurmuştur. (Müslim, Zikir, 32)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">6. “Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sabah namazından kuşluk vaktine kadar zikir yapan Cüveyriye Vâlidemize:<br />
<br />
“-Sabah namazından sonra üç kez söylemiş olduğun şu tesbih, bütün onların sevâbına eşittir.” buyurmuş[11] ve zikri şöyle tâlim etmiştir:<br />
<br />
“Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”<br />
<br />
(Yarattıkların adedince, râzı olduğun nefisler adedince, Arşının güzellikleri sayısınca ve kelimelerin adedince Sana hamd ederek Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">7. “Sübhânallâhi ve bihamdihî”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Kim günde yüz kere «Sübhanallâhi ve bihamdihî» (Allâh’a hamd ederek, O’nu bütün noksanlıklardan tenzih ederim.) derse, hataları dökülür, hattâ denizin köpüğü kadar çok olsa bile.” buyurmuştur. (Buhârî, Deavât, 54)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">8. “Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed”</span><br />
<br />
Allah Teâlâ:<br />
<br />
“Ey îman edenler! Allah ve melekleri Peygamber’e çok salavât getirirler. Siz de O’na salavât getirin ve tam bir teslîmiyetle selâm verin.” buyurmuştur. (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, “Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavât okuyanıdır.” buyurmuştur. (Tirmizî, Vitr, 21)<br />
<br />
O hâlde dilimiz döndüğünce Peygamber Efendimize, âline, ehl-i beytine ve ashâbına salât ü selâm getirerek onlarla dünyevî ve uhrevî birlikteliğimizi artırmaya çalışalım. Zîrâ bu fânî dünyada onlardan daha yakın ve vefâlı bir dost bulmamız zordur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span><br />
<br />
[1] Kur’ânî Kavramlar, Kur’ân Lügati.<br />
<br />
[2] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XVI, 225, 227.<br />
<br />
[3] İmâm-ı Mâlik, Muvatta, I, 211.<br />
<br />
[4] Şehâbeddin es-Sühreverdî, sh: 221-222.<br />
<br />
[5] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399.<br />
<br />
[6] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399-400.<br />
<br />
[7] Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, III, 39.<br />
<br />
[8] Müslim, Îman, 134.<br />
<br />
[9] Bkz: Buhârî, Mevâkît, 5; Cihâd, 1, Edeb, 1; Müslim, Îmân, 137-139.<br />
<br />
[10] Ömer Nasûhî Bilmen, İlmihal, sh: 104.<br />
<br />
[11] Müslim, Zikir, 79.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizden Tavsiye Edilen Günlük Okunması Gereken Zikirler Nelerdir?</span><br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ZİKİR NE DEMEK?</span><br />
<br />
“Ze-ke-ra” kökünden gelen zikir kelimesi, lügatte; zihinde tutmak, ezberlemek, unutmaksızın hatırda kalmasını sağlamak, kadrini bilmek, mükâfatlandırmak, övgü, senâ, öğüt gibi mânâlara gelmektedir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’de ise; “hatırlamak, anmak, gereğini yapmakla birlikte hatıra getirmek, mükâfatlandırmak, övmek, şükrünü edâ etmek, tekbir getirmek, duâ ve yakarışta bulunmak, söz, kıssa, haber, kitap, şan, şeref, vaaz, ibadet etmek, ibret almak, delil görmek, îman etmek, itaat etmek, kulluk yapmak, okumak, namaz kılmak, vahiy ve yol göstermek”[1] gibi mânâlarıyla 290 yerde kullanılmıştır. Bunlardan birçoğu “zekera” kökünden türeyen kelimelerdir. Tezkire, tezekkür, mezkûr ve zâkir gibi…<br />
<br />
Zikir, Âlemlerin Rabbinin varlığını, emir ve nehiylerini, tesbihâtını, günlük hayatın her ânında canlı tutmak, dünyanın çekici bütün ihtişam, süs ve meşguliyetlerine rağmen yaratılış gayesinin şuurunda olmak, itaat ve teslimiyette bulunmaktır. Nitekim en büyük zikir olan Kitab/Kur’ân-ı Kerîm, Âlemlerin Rabbinin “Kelâmullâh”ı ve “Kutlu mesajı”dır. Onunla kurulan kalbî beraberlik, yapılan çalışma, tâlim, tekrar, itaat ve ittibâ; en büyük zikirdir. Bu zikir, hem kalbî beraberliği değerli, şanlı, şerefli kıldığı gibi; hem de zikrin sonunda ulaşılan ilim, terbiye ve kemâlâtla, insana kendisinden istenen başarıyı kazandırmış olmaktadır. Âyet-i kerîmelerde:<br />
<br />
“…Sana bu Zikr’i (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.” (en-Nahl, 44)<br />
<br />
“Sen ancak zikre (Kur’ân’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin...” (Yâsîn, 11) buyrulmuştur.<br />
<br />
Kitap, Âlemlerin Rabbini tanıttığı, öğrettiği gibi; öğüt ve nasihat olarak dünya ve âhiretin mahiyetini, hesâbı, haşri, ölümü ve hayatı anlatmakta; hattâ geçmiş kavimlerin hayatlarından ve âkıbetlerinden bilgiler vererek ikazlarda bulunmaktadır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ZİKİRDEN MAHRUM OLMAK</span><br />
<br />
Tâhâ sûresinde; “Benim zikrimden yüz çeviren kimseye dar bir geçim vardır…” (Tâhâ, 124) şeklinde geçen “zikir” kelimesini müfessirler, genel olarak Allâh’ı inkâr etme, O’nun öğrettiği ve gösterdiği yola ittibâ etmeme, emir ve nehiylerine itaat etmeme gibi mânâlarla açıklamaktadırlar. Âyetin devamında geçen “dar bir geçim vardır” ifadesini de Allâh’ın hoşnutluğundan uzak düşme, mü’min olarak teslim olamamanın verdiği hüsran ve mahrumiyet olarak yorumlamaktadırlar.[2]<br />
<br />
Dolayısıyla zikirden uzak kalmak, nasipsiz olmak, mahrûmiyet, hem dünyevî hem uhrevî dar bir geçim, sıkıntı ve sıklet olarak tasvir edilmektedir. Hattâ müşrik ve münâfıklara verilen refah, mal-mülk ve dünyevî nîmetler dahî, dar geçimin sıkıntı ve sıkletin içine girmektedir. Nitekim dünya ve dünya nimetlerinin Allah Teâlâ’nın indinde hiçbir değer ve kıymeti yoktur. Hattâ Âlemlerin Rabbi, bazı kullarına âhiret sorgusunu ve azâbını daha fazla çetinleştirmek üzere -kahrından- verdiğini bildirmektedir. Zümer Sûresi’nde:<br />
<br />
“…Allâh’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.” (ez-Zümer, 22) âyetinde de vurgulandığı gibi, dünyevî başarı ve kazançlar kıstas değildir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KURAN’DA ZİKİR İLE İLGİLİ AYETLER</span><br />
<br />
“Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı îtinayla kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve her türlü kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah ne yaparsanız hepsini bilir.” (el-Ankebût, 45)<br />
<br />
“Artık siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (el-Bakara, 152)<br />
<br />
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler…” (Âl-i İmrân, 191)<br />
<br />
“Allâh’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile gece-gündüz, açık ve gizli zikret. Sakın gafillerden olma!” (el-A’râf, 205)<br />
<br />
“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41)<br />
<br />
“…Münâfıklar namaza üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh’ı da pek az hatıra getirirler.” (en-Nisâ, 142)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“-Size amellerinizin en hayırlısını ve Rabbiniz katında derecelerinizi en çok yükselteni, sizin için altın, gümüş vermenizden ve düşmanınızla sabahleyin karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı olanı haber vereyim mi?” diye sordu. Sahâbîler:<br />
<br />
“-Evet, yâ Rasûlâllah! Haber ver.” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“-Âlemlerin Rabbini zikretmektir!” buyurdu.[3]<br />
<br />
  <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">NASIL ZİKİR?</span><br />
<br />
Anmak, gereğini yapmak sûretiyle hatırda tutmak, duâ ve yakarışta bulunmak, ibadet etmek, ibret almak, yol göstermek gibi mânâlara geldiğini söylediğimiz zikri, Ebû Nasr es-Serrâc şöyle sınıflandırmıştır:<br />
<br />
“Lisanla yapılan zikrin sevabı bire on, kalp ile yapılan zikrin sevabı bire yedi yüz misliyle verilmektedir. Bunun yanında, zikrin en ileri mertebesi olan Hakk’a yakınlık dolayısıyla muhabbet ve hayâ ile dolmanın sevabı ise sayılamayacak ve tartılamayacak derecede yüksektir.”<br />
<br />
Nihayetinde yaratılış maksadı olan itaat ve zikir, doğumdan ölüme kadar süren hayatın mi‘yârı; yani ayar vereni, düzenleyicisi, kıymet verenidir.<br />
<br />
Sûfîler de makbul olan zikrin Allah’tan başka her şeyi unutmakla ve mâsivâyı terk etmekle gerçekleşeceğini bildirmişlerdir.<br />
<br />
Sehl bin Abdullah’a göre zikir, Allâh’ın seni gördüğü hususunda kesin bilgiye ulaşmak, kalbinle O’nun sana senden daha yakın olduğunu görerek O’ndan hayâ etmek, bu durumu nefsine ve davranışlarına yansıtmaktır. Hâlis bir zikir için öncelikle takvânın gerçekleşmesi gerekir. Gerçek takvâ, haramlardan kaçınmak ve faydasız/gereksiz şeylerden uzaklaşmakla elde edilir.[4]<br />
<br />
Bunu Fahruddin er-Râzî şu şekilde açıklar:<br />
<br />
“Zikir, lisânın zikri, kalbin zikri ve rûhun zikri olarak bölümlere ayrılır. Dilin zikri, tâzim ve senâya delâlet eden kelimeleri söylemektir. Kalbin zikri, Allâh’ın zâtına ve sıfatlarına dâir hükümlere vâkıf olmak için emir ve nehiyleri üzerinde düşünmek ve çalışmaktır. Uzuvların zikri ise, uzuvların ibadette, halka ve Hakk’a hizmette kullanılmasıdır. Bunun için Allah namaza zikir adını vererek, «Allâh’ın zikrine koşunuz» buyurmuştur. Gözlerin zikri ağlamak, kulakların zikri dinlemek, dilin zikri hamd ü senâ etmek, ellerin zikri Allah yolunda sadaka vermek, yardım ve hizmet etmektir. Bedenin zikri vefâ, kalbin zikri Allah’tan korkmak ve rahmetini ummak (havf ve recâ), rûhun zikri ise teslim ve rızâdır.”[5]<br />
<br />
İmâm-ı Gazâlî -rahmetullâhi aleyh- ise, zikreden “zâkir”i; zikrullâhın şerefinden dolayı şehâdet rütbesiyle vasıflandırır ve şöyle söyler:<br />
<br />
“Yaşamakta esas gâye, son nefestir. Yani kalp, mâsivâ ile tamamen alâkasız bulunarak Allâh’a dalmış bir vaziyette dünyayı terk edip Allâh’a yönelmelidir. Zâkir kul, Allah’ta müstağrak olmaya gücü yeterse bu insan, savaş safında ölmüş gibidir. Çünkü canından, âilesinden, malından ve çocuklarından tamamen arzusunu kesmiştir. Hattâ dünyadan tamamen vazgeçmiştir. Zira dünya, yaşamak için sevilir. Hâlbuki Allâh’ın muhabbeti ve rızâsını kazanmak çabası içerisinde olan zâkir için dünya hayatının kıymeti yoktur. İşte bu, Allah indinde en büyük noktadır. Ve bundan dolayıdır ki şehâdet, büyük mertebeyi hâiz olmuştur.”[6]<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">NAMAZ VE ZİKİR</span><br />
<br />
En büyük zikirlerden biri de hiç şüphesiz namazdır. Kudsî hadîste Âlemlerin Rabbi:<br />
<br />
“Ben namazı kulumla kendi aramda ikiye böldüm. Yarısı Bana, öbür yarısı kuluma aittir...” buyurmuştur. (Müslim, Salât, 38)<br />
<br />
Namaz, hadîs-i şerîflerde, “dînin direği[7], mü’minle müşriğin alâmet-i fârikası[8], en hayırlı ibadet[9]” olarak bildirilmiştir. Namaz, diğer bütün ibadetleri içinde toplayan şâmil bir ibadettir.[10] Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbi katında bizzat müşerref olunarak yapılan zikir gibidir. Namazla yapılan zikir, Âlemlerin Rabbinin dâvetiyle kabul edilmiş bir zikirdir. Zira kulun Rabbine en yakın olduğu hâlde yaptığı bir zikirdir. Bu vesîle ile namaza dururken en güzel kıyafetler giyilir, ağız kokusu yapan rahatsız edici yiyeceklerden sakınılır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TAVSİYE EDİLEN GÜNLÜK ZİKİRLER</span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin sünnetine uygun olarak tavsiye edilen günlük zikirler.<br />
<br />
Günlük zikirler:<br />
<br />
1. Estağfirullah.<br />
<br />
2. Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
3. Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm.<br />
<br />
4. Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.<br />
<br />
5. Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
<br />
6. Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.<br />
<br />
7. Sübhânallâhi ve bihamdihî.<br />
<br />
8. Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Allâh’ı anmaksızın çok konuşmayın. Allâh’ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah’tan en uzak kimseler olduğu kesindir.” buyurmuştur. (Tirmizî, Zühd, 62)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1. Estağfirullah.</span><br />
<br />
Bakara sûresinde; “…Allah çok tevbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.” (el-Bakara, 222) buyrulmuştur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Vallâhi ben günde yetmiş kereden fazla bağışlanma diler, Allah’a tevbe ederim.” (Buhârî, Deavât, 3)<br />
<br />
“İstiğfâra devam edeni, Allah umulmadık yerde ve zamanda rızıklandırır, her türlü sıkıntıdan kurtarır.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
“(Kıyamet günü) amel defterinde çok istiğfar bulunan kimseye müjdeler olsun!” (İbn-i Mâce, Edeb, 57)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2. “Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim, «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: (Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, O’nun benzeri yoktur, mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter.)» zikrini günde yüz kere söylerse; kendisine on köle âzâd etmiş gibi sevap verilir. Yüz sevap yazılır, yüz günâhı silinir. Akşama karşı onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel getiremez.” buyurmuştur. (Buhârî, Ezan, 155)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3. “Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Dile hafif, mîzâna konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allâh’ı hoşnut eden iki cümle vardır: «Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm» (Ben, Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben, Yüce Allâh’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim)” buyurmuştur. (Buhârî, Tevhid, 58)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4. “Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Muâz bin Cebel’in elinden tutarak:<br />
<br />
“-Ey Muâz, her namazdan sonra şu duâyı okumanı tavsiye ediyorum.” buyurmuş ve şöyle demiştir:<br />
<br />
«Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike»<br />
<br />
(Allâh’ım, Seni zikredebilmem, Sana şükredebilmem ve Sana güzelce ibadet edebilmem için bana yardım et.)” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">5. “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâḥu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
«Sübhânallâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.» (Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Bütün hamdler O’na mahsustur. Allah’tan başka söz sahibi yoktur. Allah en büyüktür, azamet sahibi Yüce Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.) demek, benim için üzerine Güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” buyurmuştur. (Müslim, Zikir, 32)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">6. “Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sabah namazından kuşluk vaktine kadar zikir yapan Cüveyriye Vâlidemize:<br />
<br />
“-Sabah namazından sonra üç kez söylemiş olduğun şu tesbih, bütün onların sevâbına eşittir.” buyurmuş[11] ve zikri şöyle tâlim etmiştir:<br />
<br />
“Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.”<br />
<br />
(Yarattıkların adedince, râzı olduğun nefisler adedince, Arşının güzellikleri sayısınca ve kelimelerin adedince Sana hamd ederek Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">7. “Sübhânallâhi ve bihamdihî”</span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Kim günde yüz kere «Sübhanallâhi ve bihamdihî» (Allâh’a hamd ederek, O’nu bütün noksanlıklardan tenzih ederim.) derse, hataları dökülür, hattâ denizin köpüğü kadar çok olsa bile.” buyurmuştur. (Buhârî, Deavât, 54)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">8. “Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed”</span><br />
<br />
Allah Teâlâ:<br />
<br />
“Ey îman edenler! Allah ve melekleri Peygamber’e çok salavât getirirler. Siz de O’na salavât getirin ve tam bir teslîmiyetle selâm verin.” buyurmuştur. (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, “Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavât okuyanıdır.” buyurmuştur. (Tirmizî, Vitr, 21)<br />
<br />
O hâlde dilimiz döndüğünce Peygamber Efendimize, âline, ehl-i beytine ve ashâbına salât ü selâm getirerek onlarla dünyevî ve uhrevî birlikteliğimizi artırmaya çalışalım. Zîrâ bu fânî dünyada onlardan daha yakın ve vefâlı bir dost bulmamız zordur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span><br />
<br />
[1] Kur’ânî Kavramlar, Kur’ân Lügati.<br />
<br />
[2] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XVI, 225, 227.<br />
<br />
[3] İmâm-ı Mâlik, Muvatta, I, 211.<br />
<br />
[4] Şehâbeddin es-Sühreverdî, sh: 221-222.<br />
<br />
[5] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399.<br />
<br />
[6] et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, sh: 399-400.<br />
<br />
[7] Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, III, 39.<br />
<br />
[8] Müslim, Îman, 134.<br />
<br />
[9] Bkz: Buhârî, Mevâkît, 5; Cihâd, 1, Edeb, 1; Müslim, Îmân, 137-139.<br />
<br />
[10] Ömer Nasûhî Bilmen, İlmihal, sh: 104.<br />
<br />
[11] Müslim, Zikir, 79.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çeşitli Dualar Ve Zikirler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1193</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 08:51:58 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1193</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÇEŞİTLİ DUALAR VE ZİKİRLER</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, ben bu kısma faydalanılması büyük olan zikirlerle dualardan İnşa Allah çeşitli bölümler ortaya koyacağım. Bu bölümleri sıraya sokmak için benimseyeceğimiz bir esas yoktur. Muvaffak kılan Allah´dır.<br />
<br />
<br />
Sevinçli Bir Haberle Müjdelenen Kimsenin Allah Tealâ´ya Hamd Ve Sena Etmesi Müstahabdır<br />
<br />
<br />
Bil ki, kim yeni bir nimete kavuşur yahut ondan bir musibet kalkarsa, Allah Tealâ´ya şükür secdesi yapması ve Allah Tealâ´nın şanına uygun şekilde ona hamd ve senada bulunması müstahabdır. Bu konuda hadisler ve nakiller çoktur, meşhurdur.<br />
<br />
763- Amr İbni Meymun´dan rivayet edilen Ömer İbni Hattab´ın şehid edildiği zamanla ilgili Şûra (hilâfetin altı kişi arasında görüşülüp bir kişi­nin seçilmesi) konusuna dair uzunca hadisde, Ömer Radıyallahu Anh oğ­lu Abdullah´ı Hazreti Aişe Radıyallahu Anha´ya gönderdi. Bununla iki arkadaşı (Peygamber veEbû Bekir) ile beraber yanında defnedilmek için, Hazreti Aişe´den izin istemişti. Abdullah (gidip) dönünce, Ömer sordu:<br />
<br />
Sende ne haber var Abdullah:<br />
<br />
Senin sevdiğin (izin çıkma haberi) var, ey mü´minlerin emiri! (Aişe) izin verdi, dedi. Hazreti Ömer: Allah´a hamd olsun. Benim için bundan daha önemli bir şey yoktu, dedi.[1]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Horoz Ötmesini, Merkeb Anırmasını, Köpek Havlamasını İşitenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
764- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Merkeblerin anırmasını işittiğiniz zaman, Şeytanın şerrinden Allah´a sı­ğının çünkü onlar bir Şeytan görmüşlerdir. Horozların ötmelerini işittiği­niz zaman, Allah´ın fazlından isteyin; çünkü onlar bir melek görmüştür."[2]<br />
<br />
765- Câbir İbni Abdullah´dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiği­ne göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­du: "Geceleyin köpeklerin havlamasını ve merkeblerin anırmasını işitti­ğiniz zaman Allah´a sığının; çünkü onlar sizin görmediklerinizi görür­ler."[3]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yangın Görünce Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
766- Amr İbni Şuayb´dan rivayet edilmiştir. O babasından, babası da dedesinden (Radıyaİlahu Anh) rivayetinde demiştir ki, Resûlüllah Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Yangını gördüğünüz zaman tekbir getirin (Allahu Ekber deyin çünkü tekbir onu söndürür. "[4]<br />
<br />
Bununla beraber felâket dualarını yapmak da müstahab olur. Biz bun­ları ve bunlarla ilgili duaları musibetler ve felâketler zamanında ortaya çıkan haller için yapılacak duâ ve zikirleri bir bölümde daha önce yazmıştık.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Toplantıdan Kalkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
767- Ebû Hüreyre´den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah SalalIahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Kim bir mecliste oturur da orada çok boş söz söylerse, sonra o mec­listen kalkmadan önce şöyle derse, muhakkak o meclisinde olan günah­ları bağışlanır:<br />
<br />
"Sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedû en la ilahe illâ ente. Estağfiruke ve etûbü ileyke."<br />
<br />
"Allah´ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Sen­den başka İlâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim."[5]<br />
<br />
768- Ebû Berze´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. Onun ismi Nadle´dir. O önceki hadisi şöyle anlatmıştır:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem meclisten kalkmak istediği za­man işin sonunda şöyle derdi: (Allah´ım, Sana hamd ederek Seni noksan­lıklardan tenzih ederim. Senden başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim. Bunun üzerine bir adam dedi: Yâ Resûlellah, sen bir söz söylüyorsun ki, geçmişte onu söyleme­miştin. Peygamber (s.a.v): Bu, mecliste olanlara bir keffarettir, buyur­du.[6]<br />
<br />
Hilyetü´l-Evliya kitabında Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anha) yapı­lan rivayetde şöyle demiştir: Tam bir ölçekle ölçmeyi (çok sevab almayı) kim seviyorsa, meclisinin sonunda yahut kalkacağı zaman şöyle desin:<br />
<br />
"Sübhâne rabbike rabbi´l-izzeti amma yesifûn veselâmün ale´l-mürselîn ve´l-hamdü lillâhi rabbi´I-âlemin."<br />
<br />
"İzzet sahibi olan senin Rabbın (müşriklerin yaptıkları uygunsuz) va­sıflanmalar dan münezzehtir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, alem­lerin Rabbine mahsustur.).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Toplum İçinde Oturan Kimsenin Hemkendine Hem De Beraberinde Bulunanlara Edeceği Dualar</span><br />
<br />
<br />
769- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetle o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallaüahu Aleyhi ve Sellem çok kez arkadaşları için şu duayı yapmadıkça meclisten kalkmazdı:<br />
<br />
"Allâhümme´ksim lenâ min haşyetike mâ yehulu beynenâ ve beyne me-âsike ve min tâatike mâ tübelliğûnâ bihi cenneteke ve mine´l-yakîni mâ tühevvinü bihî aleynâ mesâibe´d-dünyâ. Allâhümme metti´nâ biesmâinâ ve ebsârinâ ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec´alhü´l-vârise minnâ. Ve´eal se´renâ alâ men zalemnâ. Vensurnâ alâ men âdâna ve lâ tec´al musibete-nâ fi dîninâ ve lâ tec´ali´d-dünyâ ekbere hemminâ ve lâ meblega ilminâ ve Iâ tusellit aleynâ men lâ yerhamhunâ."<br />
<br />
"Allah´ım! Bizimle yasakların arasında engel olan Sana saygı korku­sundan bize bir pay ve bizi cennete kavuşturacak olan Sana itaatten da bize bir pay ver. Dünya Musibetlerini bize hafifletecek olan bir iman kuv­veti bize ver. Allah´ım! Bizi hayata kavuşturduğun kuvvetimizle, gözleri­mizle ve kulaklarımızla bizi faydalandır ve bunu bizden geleceklere varis kıl. Bize zulmedenlere karşı intikamımızı al ve bize düşmanlık edenler üze­rine bize zafer ver. Musibetimizi dinimiz hakkında yapma. Dünyayı en büyük gayemiz ilmimizin maksadı yapma. Bize acımayanları üzerimize musallat kılma. "[7]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´ı Anmadan Önce Meclisten Kalkmanın Mekruhluğu</span><br />
<br />
<br />
770- Sahih isnadla Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan riva-yetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Bir meclisten kalkan bir toplum o mecliste Allah Tealâyı anmadan kalkarsa, bir merkeb leşinden kalkmış gibi olurlar ve onlar için bu bir piş­manlık Olur."[8]<br />
<br />
771- Ebû Hüreyre´den rivayet edilmiştir. O da Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayetettiğinegöre, Peygamber (S.A.V): "Kim bir yerde oturur da orada Allah Teafâ´yı anmazsa,-Allah´a bir noksanlık yap­mış olur. kim de bir yatakta uzanır da orada Allah´a Tealâ´yı anmazsa, Allah´a karşı bir noksanlık yapmış olur, buyurdu."[9]<br />
<br />
772- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu.<br />
<br />
"Bir toplum bir mecliste oturur da orada Allah Tealâ´yı anmazlar ve orada peygamberlerine Salât getirmezlerse, muhakkak onlar üzerine bir noksanlık olur. Allah dilerse onlara azâb eder, dilerse onları bağışlar."[10]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yolda Zikir Etmek</span><br />
<br />
<br />
773- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Bir toplum bir mecliste oturur ve orada Aziz ve Yüce olan Allah´ı an­mazlarsa, onlar aleyhine bir noksanlık olur. Bir adam da bir yola çıkar da o yolda Aziz ve Yüce olan Allah´ı anmazsa onun aleyhine bir noksan­lık olur.[11]<br />
<br />
774- Ebû Ümâme El-Bahilî´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle anlatmıştır: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tebük´de iken Cibril Aleyhisselâm ona gelip şöyle dedi: Yâ Muhammedi Muaviye İbni Muaviye El-Müzenî´nin cenazesinde bulun (namazını kıl, o Medi­ne´de vefat etmiştir.) Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyh ve Sellem (onun namazım kılmak için) çıktı. Cibrîl de yetmiş bin melekle indi. Sağ kanadını dağlar üzerine koydu da onlar eğildiler. Sol kanadını da yerler üzerine koydu da onlar düzeldiler. Öyle ki, Mekke ve Medine´i gördü. Böylece Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cibril ve melekler (üzer­lerine selâm olsun) namazı kıldı. Peygamber namazı bitirince şöyle sor­du: Yâ Cibril! Muaviye hangi şeyle bu dereceye ulaştı Cebrail: İhlâs sû­resini ayakta iken, süvari ve yaya yürürken okumakla..." dedi.[12]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Öfkelenince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: (Takva sahibi olanlar o kimselerdir ki, bollukta ve darlıkta harcama yaparlar), öfkelerini yutarlar insanların ku­surlarını bağışlarlar. Allah iyilik edenleri sever."[13] Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Eğer şeytandan bir dürtüş seni kaydıracak olursa, Allah´a sığın. Al­lah söylenenleri işitendir, yapılanları bilendir. [14]<br />
<br />
775- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Pehlivan kuvvetli değildir. Kuvvetli kızgınlık halinde nefsine sahib olandır. "[15]<br />
<br />
776- İbni Mesud´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizde pehli­vanlık ne demektir Dedik ki, insanların yenemediği kimsedir. Peygam­ber, bu değildir; ancak kızgınlık halinde nefsine sahib olandır.<br />
<br />
777- Sahâbî olan Muaz İbni Enes El-Cühenî´den (Radıyallahu Anh) ri­vayet edildiğine göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­muştur: "Kim kızgınlığının (öfkesinin) gereğini yerine getirmeye kadir ol­duğu halde onu yutarsa, noksanlıklardan münezzeh olan Allah Tealâ ki-yâmet gününde onu insanların başlarında çağırır.[16] Öyle ki, cennet hu­rilerinden dilediğini seçme imkânını ona verir. "[17]<br />
<br />
778- Sahâbî olan Süleyman İbni Sured´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile oturuyordum, iki adam da kötü sözlerle birbirleri ile atışıyorlardı. Bi­rinin yüzü kızarmış ve boğazının damarları şişmişti. Bunun üzerine Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
Ben bir söz biliyorum ki, eğer (bu öfkeli adam) onu söylemiş olsaydı, duyduğu (Öfke) ondan giderdi. Eğer "Eûzü biUâiıimine´ş-şeytâni´r-racîm", deseydi ondaki öfke giderdi. (Ashabdan orada bulunanlar) adama şöyle dediler:<br />
<br />
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kovulmuş şeytandan Allah´a sığın, dedi. Adam:<br />
<br />
Bende delilik mi var (ki, Şeytandan Allah´a sığınayım. Adam öf­kesi içinde bir anlayışsızlıkla münasebetsiz bir söz söylemiş oldu.)[18]<br />
<br />
779- Ebû Dâvud ve Tirmizî´nin kitablannda Abdurrahman îbni Ley­lâ´dan rivayet edilmiştir. O da Muaz îbni Cebel´den,. Muaz da (Radıyal­lahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den aynı mana ile bu hadisi anlatmıştır.<br />
<br />
Tirmizî demiştir ki, bu mürsel hadistir; yani Abdurrahman Muaz´a ye­tişmemiştir.<br />
<br />
780- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anhâ) yapılan rivayetde o şöyle de­miştir: "Ben öfkeli bir halde iken Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Burnumun yumuşağından tutup onu ovdu. Sonra: Ey Ay­şecik, şöyle söyle: Allah´ım, benim günahımı bağışla, kalbimin kinini gi­der ve beni Şeytan´dan koru, dedi."[19]<br />
<br />
781- Sahâbî olan Atıyye İbni Urve Es-Sa´di´den (Radıyallahu Anh) ya­pılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Öfke Şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak su ile söndürülür. O halde sizden biriniz öfkelenince abdest alsın."[20]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Sevdiği Kimseye Onu Sevdiğini Bildirmesinin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
782- El-Mıkdam İbni Ma´dî Keribe´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri-vayetde, Peygamber Sallallahu aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu an­latmıştır:<br />
<br />
"İnsan kardeşini sevince onu sevdiğini kendisine bildirsin."[21]<br />
<br />
783- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde: "Peygamber Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem´in yanında bir adam vardı. Sonra bir adam uğ­rayıp:<br />
<br />
Yâ Resülellah! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki:<br />
<br />
Sevdiğini ona bildirdin mi Adam: hayır, dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Ona bildir, dedi. Bunun üzerine adama kavuşup şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Allah için seni seviyorum O da şöyle cevab verdi:<br />
<br />
Beni kim için sevmişsen, o seni sevsin."[22]<br />
<br />
784- Muaz İbni Cebel´den yapılan rivayete göre; "Resûlüllah Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem Muaz´m elinden tuttu ve şöyle dedi: Ey Muaz! Val­lahi ben seni seviyorum. Sana tavsiye ediyorum ey Muaz, her namazın sonunda şöyle söylemeyi asla terk etme:<br />
<br />
"Allâhümme e´innî alâ zikrîke ve şükrike ve hüsni ibâdetike."<br />
<br />
"Allah´ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve Sana güzel ibâ­det etmek üzere bana yardım et."[23]<br />
<br />
785- Yezid İbni Nuâme El-Dabiyyi´den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"İnsan bir adamı kardeş edindiği zaman adını, babasının adını ve kim­den olduğunu sorsun; çünkü böyle yapmak sevgiyi daha bağlayıcıdır."<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Hastalığa Yahut Başka Bir Musibete Tutulanı Görünce Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
786- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Bir musibete uğra­mışı görür de:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmâ ibtelâke bihi ve faddahnî alâ kesî-rin mimmen haleka tafdîhn."<br />
<br />
"Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimse­lerden beni üstün kılan Allah´a hamd olsun, derse, o belâ ona isabet etmez."[24]<br />
<br />
787- Ömer İbni Hattab´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayette Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim belâ sahibini görür de:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhilîezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenîalâ kesîrin mimmen haleka tafdîlen."<br />
<br />
"Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimse­ler üzerine beni üstün kılan Allah´a hamd olsun", derse muhakkak o be­lâdan nerede olursa olsun yaşadığı müddet kurtulmuş olur."[25]<br />
<br />
Ben derim ki: Gerek mezhebimize bağlı olan ve gerekse bağlı olmayan âlimler demişlerdir ki, insan bu sözleri kendi nefsine işittirecek şekilde gizli söylemeli, belâya uğramışa duyurmamalıdır. Çünkü bu sözlerden kalbi incinir. Fakat bir fesaddan korkulmadığı takdirde, adamın belâsı birgü-nahdan dolayı ise bu sözler aşikâre söylenebilir. En iyisini Allah bilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisinin Veya Bir Sevdiğinin Halindensorulanın Allah´a Hamd Etmesinin Ve İyiliğini İfâde Edecek<br />
<br />
Cevap Vermesinin Müstehaplığı</span><br />
<br />
<br />
788- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre: "Hazreti Ali (Radıyallahu Anh), Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in vefat ettiği hastalığı zamanında huzurundan çıktı. İnsanlar:<br />
<br />
Ey Ebu Hasan! Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl sabah­ladı O;<br />
<br />
Allah´a hamd olsun iyi olarak sabanladı, dedi."[26]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çarşıya Girince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
789- Ömer İbni Hattab´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur "Kim çarşıya gi­rer de:<br />
<br />
"Lâ ilâhe illâllâhu vahdehûlâşerikelehû, lehu´l-mülkü ve lehü´1-hamdü yuhyî ve yumîtu ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi´l-hayru ve hüve alâ külli şey´ın kadir."<br />
<br />
"Allah´dan başka İlâh yoktur, yalnız O vardır. O´nun ortağı yoktur. Mülk O´nundur, hamd da O´na mahsustur. Öldürür ve diriltir. O hayat sahibidir, ölmez. Hayır onun elindedir. O, herşeye kadirdir." Derse, Al­lah ona bin kere (milyon) sevab yazar ve ondan milyon günah siler. Dere­cesini de milyon kere yükseltir. "[27]<br />
<br />
Bunu Hakim Ebu Abdullah Buhârî ve Müslim üzerine yazdığı Müsted-rek kitabında çok rivayet yollan ile anlatmıştır. Bazı rivayetlerde de: "Allah ona Cennette bina yapar." ifadesini hadise eklemiştir. Orada daha ilâve<br />
<br />
de vardır. Kavı üer ki: Ben Horasan´a gittim ve Kuteybe İbni Müslim´in yanına vardım. Ona dedim ki, sana bir hediye ile geldim. Bunun üzerine bu hadisi şerifi ona naklettim. Bundan dolayı Kuteybe İbni Müslim ce­maatı ile beraber bineğine biner çarşıya varırdı. Böylece o sözleri söyler­di. Sonra dönerdi. Bunu Hakim de İbni Ömer´den rivayet ederek Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e yükseltmiştir.<br />
<br />
Hakim demiştir ki, bu bölümle ilgili Câbir´den, Ebu Hüreyre´den Bü-reyde El-Eslemî´den ve Enes´den rivayet edilen hadisler vardır. Bu kita­bın sıhhat şartlarına en uygun olanı bu lâfızdan değişik olarak Büreyde´-nin hadisidir. Hâkim bunu Büreyde´ye isnadla şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
790- Büreyde´den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Resûlüllah Salallahu Aleyhi ve Sellem çarşıya girdiği zaman:<br />
<br />
"Bismillâhi allâhümme innî es´elüke hayra hâzihi´s-sûkı ve hayra mâ fîhâ ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâ fîhâ. Allâhümme innî eûzü bike en usîbe fîhâ yemînen fâcireten ev safkatenhâsireten."<br />
<br />
"Bismillah. Allah´ım, bu çarşının hayrını ve burada olan faydalı ve ha­yırlı şeyi Senden istiyorum. Bu çarşının kötülüğünden ve burada işlenen kötülüklerden Sana sığmıyorum. Allah´ım! Burada yalan yemine uğra­maktan yahut ziyan olan bir alış-verişten Sana sığınırım."[28]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sünnet Üzere Evlenene Yahut Satın Alana Yahut Şeriatın Güzel Saydığı Bir İşi Yapana: "İsabet Ettin"<br />
<br />
Yahut ´Güzel Yaptın" Yahut Bunun Benzeri Söz Söylemenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
791- Câbir´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana:<br />
<br />
" Ey Cabir, evlendin mi diye sordu.<br />
<br />
Evet, dedim.<br />
<br />
Bekâr mı aldın dul mu dedi.<br />
<br />
Dul yâ Resûlellah, dedim.<br />
<br />
Bakire alaydın da onunla eğlenirdin, o da seninle eğlenir şakalaşırdı "<br />
<br />
Yahuf´Onunla gülüşürdün, o da seninle gülüşürdü" demiştir. Ben dedim ki:<br />
<br />
Babam Abdullah ölünce geriye dokuz, yahut yedi kız bırakmıştı. On­lara denk olan birini getirmeyi hoş bulmadım. İstedim ki bir kadın geti­reyim de onlara sahib olsun ve hallerini düzeltsin. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
İsabet ettin buyurdu. "[29]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Aynaya Bakınca Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
792- Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem anyana baktığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
"Elhamdü lîllâh. Allâhümme kenıâ hassenle halkı fehassin huluki."<br />
<br />
Hamd Allaha mahsustur. Allah´ım! Benim kılığımı güzel yarattığın gi­bi, ahlakımı da güzel yap."[30]<br />
<br />
793- Enes (Radıyallahu Anh)dan yapılan rivayette Enes şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynada yüzüne baktığı zaman:<br />
<br />
"Elhamdü lilîâhillezî sevvâ haîkî feaddelehû ve keneme surete vechî fehassenehâ ve ce´alenî mine´l-müslimîn."<br />
<br />
"O Allah´a hamd olsun ki, benim yaratılışımı düzgün yapmış ve onu dengeli bir hale koymuştur, yüzümün şeklini iyi yapmış ve onu güzelleş­tirmiş ve benî de müslümanlardan yapmıştır"[31]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kan Aldıranın Okuyacağı Duâ</span><br />
<br />
<br />
794- Hazreti Ali´den (RadıyallahuAnh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu, Aleyhi ve Sellem;<br />
<br />
"Kan aldırma zamanında kim Âyetel-Kürsi´yi okursa, kan aldırması­nın yararı olur, buyurmuştur."[32]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kulağı Çınlayanın Okuyacağı Duâ</span><br />
<br />
<br />
795- Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in âzâdlısı Rafi´den (Radı­yallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Salallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin kulağı çınladığı zaman beni hatırlasın ve bana Salât getirsin ve: Beni anan kimseye Allah hayır ver­sin, desin."[33]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ayağı Uyuşup Tutulanın Okuyacağı Duâ</span><br />
<br />
<br />
796- Haysem İbni Haneş´den yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Biz Abdullah İbni Ömer´in (Radıyallahu Anhüma) yanında idik. Ayağı uyu­şup tutuldu. Ona bir adam dedi ki, sana insanların sevimlisi olanını ha­tırla. Bunun üzerine: Yâ Muhammed Sallalahu Aleyhi ve Sellem dedi de, sanki bağdan çözülmüş gibi rahatladı."[34]<br />
<br />
Mücahid´den yapılan rivayetde: İbni Abbas´ın (Radıyalluhu Anhüma) yanında bir adamın ayağı uyuştu. Bunun üzerine İbni Abbas (Radıyalla­hu Anhüma):<br />
<br />
Sana göre insanların en hayırlısı olanını hatırla, dedi, Adam:<br />
<br />
Muhammedün Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi. Böylece uyuşuklu­ğu gitti. "[35]<br />
<br />
Yine İbni Sünnî´nin kitabında, Buhârî´nin şeyhlerinden biri olan İbra­him İbni´l-Münzir El-Hizamî´den rivayetimizde o demiştir: Medine´liler, (şair) Ebu Atahiye´nin şu güzel beytinden hoşlanırlardı:<br />
<br />
Onun ayağı bazı zamanlar uyuşup tutulur; Eğer (sevdiğini kasdederek) ey Utbe, demezse, (ondan) uyuşukluk gitmez.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müslümanlara Veya Yalnız Kendisine Zulüm Yapana Beddua Etmenin Caizliği</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, bu konu cidden çok geniştir. Bunun cevazı üzerinde kitab ve sün­netten deliller ile önceki ve sonraki mü´minlerin işleri birbirlerini güçlen­dirmiştir. Allah Sübhânehu ve Tealâ Hazretleri Kur´ama bilinen çok yerlerinde, (Allah´ın rahmet ve selâmı üzerlerine olsun) Peygamberlerin kâfirlere beddua ettiğini haber vermiştir.<br />
<br />
797- Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ahzab gününde (Hendek Savaşında): Bi­zi (kâfirler) ikindi namazından alıkoydukları gibi, Allah da onların ka­birlerine ve evlerine ateş doldursun, dedi."<br />
<br />
798- Çeşitli yollardan rivayet edildiğine göre:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (Bi´ri Manûne adı verilen olay­da yetmiş kadar hafız ve) okuyucuları (Radıyallahu Anhüm) (pusuya dü­şürüp) öldürenlere beddua, etti ve bir ay onlar aleyhine şöyle duada bu­lundu: Allahım! Ri´l, Zekvan ve Usayye kabilelerine lanet et."[36]<br />
<br />
799- İbni Mes´ud´dan uzunca rivayet edilen hadis: Ebu Cehil´in ve Ku-reyş´den olan arkadaşlarının deve işkembesini Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellemin sırtına koymaları ile ilgilidir. Bundan dolayı Peygamber (s.a.v) onlara beddua etti. Peygamber (s.a.v) duâ edince, üç defa duâ ederdi. Sonra Peygamber (s.a.v): Alah´im! Kureyş´i (kâfirlerini) helak et, dedi ve üç kez söyledi, sonra: Allah´ım! Ebu Cehil´i, Utbe İbni Rabi´a´yi he­lak et dedi ve, (Diğer Arkadaşları ile) tam yedi kişiyi saydı. ."[37]<br />
<br />
800- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi: "Allah´ım! Mek­ke´de biçare müminlere zulmeden Kureyş kavminden) Mudaroğullarına azabını şiddetlendir. Allah´ım! (Yedi sene kıtlık verdiğin)Yûsuf peygam­berin kıtlık yıllarının benzerini onlara ver."[38]<br />
<br />
801- Seleme İbni Ekvâ´dan yapılan bir rivayete göre: "Bir adam Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem´in yanında sol eli ile ye.di. Bunun üzeri­ne peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Sağ ilenle ye buyurdu. Adam:<br />
<br />
Gücüm yetmiyor, dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Gücün yetmesin. Sağ eli kullanmasına engel olan kibirden başkası değildi, dedi. Ravi demiştir: artık elini ağzına kaldıramadı."[39]<br />
<br />
Derim ki, bu adam Büsr idi. Sahâbidir ve deve çobanının oğludur. EJ-Eşca´i´dir. Şer´i bir hükme muhalefet eden aleyhine duâ etmenin cevazı bu hadisi şeriften anlaşılmaktadır.<br />
<br />
802- Câbir İbni Semüre´den yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Küfe halkı Sa´d İbni Ebî Vakkas´ı (Radıyallahu Anh) Hazreti Omere (Radı­yallahu Anh) şikâyet etti. Bunun üzerine onu (valilik) görevinden alıp on­lara başkasını tayin etti." Böylece hadisi şerifi anlattı. Nihayet dedi: "Ömer onunla beraber Küfe´ye adamlar yahut bir adam gönderdi. Ondan soruş­turuyordu. Ondan soruşturmadığı bir mescid bırakmadı. Hepsi onun iyi­liğini söyleyip onu övdüler. Nihayet Abs Oğullarının Mescidine girdi. On­lardan Üsâme İbni Katâde ismindeki bir adam Ebu Sa´de künyesini taşı­yordu, dedi ki:<br />
<br />
Bize sorarsan, gerçek şu ki Sa´d İbni Ebî Vakkas seriyye ile gitmiyor (askeri birlik ile cihada çıkmıyor), eşit olarak (mallan) bölmüyor ve hü­kümde adalet yapmıyor. Sa´d İbni Ebî Vakkas dedi:<br />
<br />
Bana gelince, vallahi üç şeyle duâ edeceğim: Allah´ım, eğer bu adam insanlara gösteriş yapıp ve kendini duyurmak için yalan söylüyorsa, öm­rünü uzat, ihtiyacını çoğalt ve bunu fitneye düşür. Adam bundan sonra:<br />
<br />
Ben fitneye düşmüş bir ihtiyarım. Sa´d´ın bedduası bana isabet etti, der­di "[40]<br />
<br />
Câbir İbni Semure´den hadisi şerifi rivayet eden Abdülmelik İbni Umeyr şöyle demiştir: Ben sonra Üsâme İbni Katâde´yi gördüm, kaşları yaşlılık­tan dolayı gözleri üstüne düşmüş olduğu halde, yollarda cariyelere sar­kıntılık ederdi de, onları cimciklerdi.<br />
<br />
803- Urve Îbni´z-Zübeyr´den yapılan rivayetde, Evs´in yahut Üveys´in kızı Ervâ, Mervan İbni´I-Hakem´in huzuruna çıkıp Said İbni Zeyd´i (Radi-yallahu Anhüma) şikayet etti ve arazisinden bir kısım aldığım iddia etti. Said (savunmasında) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den (bu konuda söz) din­ledikten sonra bu kadının arazisinden almış oldum. Mervan sordu:<br />
<br />
Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den ne dinledin Said, Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu dinledim, dedi:<br />
<br />
" Kim haksız yere bir karış yer alırsa, onu boynunda gerdanlık ola­rak yedi kat yere kadar taşımış olur." Mervan:<br />
<br />
Artık bundan sonra senden bir delil istemem, dedi. Said:<br />
<br />
Allah´ım! Bu kadın yalan söylüyorsa, onun gözünü kör et ve onu arazisinde öldür; dedi. Ravi demiştir: Kadın, gözü kör olmadan ölmedi ve kendi arazisinda yürürken bir çukura düşerek öldü.[41]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bidat Ve Masiyet Ehlinden Uzak Kalmak</span><br />
<br />
<br />
804- Ebû Bürde İbni Ebu Musa´dan rivayet edilmiştir: "Ebû Musa (Ra-dıyallahu Anh) öyle bir ağrıya tutuldu ki, bayıldı. Başı da hanımlarından birinin kucağında idi. Hanımlarından biri de çığlık attı. Fakat adam ona cevab verebilecek bir halde değildi. Ayıldığı zaman: Resûlüllah Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem´in beri (uzak) olduğu kimseden ben de beriyim. Çünkü Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Çığlık koparan kadından, saç yo­landan ve elbise parçalayandan beri olmuştur, dedi."[42]<br />
<br />
Yahya İbni Ya´mer´den yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: Ben İbni Ömer´e (Radıyallahu Anhüma) dedim ki, ey Ebû Abdurrahman! Bizden önce bir takım insanlar ortaya çıktı. Bunlar Kur´ani okuyorlar ve kade­rin olmadığına inanıyorlar ve bütün işler de yeni olarak ortaya çıkar. (Allah ezelde onları bilmez, meydana çıktıktan sonra onları bilir) diyorlar.<br />
<br />
Bunun üzerine İbni Ömer şöyle dedi: Onlarla buluştuğun zaman onla­ra bildir ki, ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktırlar.[43]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kötü Bir Şeyi Gidermeye Başlayınca Okunacak Dua</span><br />
<br />
<br />
805- İbni Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle de­miştir: "Fetih günü Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke´ye girdi. Kabe´nin etrafında üçyüz altmış tane put vardı. Peygamer elindeki sopa ile dürtmeye başladı ve şöyle diyordu:<br />
<br />
"Hak (İslâm dini) geldi ve bâtıl zail oldu. muhakkak ki, bâtıl yok ol­maya mahkûmdur.[44] Hak geldi, artık bâtıl (putlar) yaratamaz ve öl­dükten sonra diriltemez."[45]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Dilinde Kötü İfade Olursa Ne Okur</span><br />
<br />
<br />
806- Huzeyfe´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Dilimin kötü söylemesinden Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e şikâyette bulun­dum. Peygamber (s.a.v): İstiğfardan neden uzaksın (Allah´dan mağfiret dilesen ya) Ben her gün yüz defa Aziz ve yüce olan Allah´dan mağfiret dilerim, dedi.[46]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Hayvanı Tökezleyince Okunacak Duâ</span><br />
<br />
<br />
807- Tâbi´inden olan meşhur Ebu´l-Melih´den rivayet edilmiştir. O da bir adamdan rivayet etti. Adam dedi ki: "Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in arkasında olarak hayvanına binmiştim. Hayvanı kaydı. Ben, şeytan helak olsun, dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): Şeytan he-lâk olsun deme; çünkü sen bu sözü söylersen, öyle büyüklenir ki koca bir ev gibi olur ve der ki, (hayvanın kayması benim kuvvetimle oldu. Fakat şöyle de: Allah´ın ismine sığınırım. Zira sen bunu söylediğin zaman sinek olmuş gibi küçülür, buyurdu.[47]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vali Ölünce Beldenin Büyüğünün İnsanları Teskinedecek Şekilde Onlara Hitab Etmesi, Öğüt<br />
<br />
Vermesi,Sabır Tavsiye Edip Bulundukları Hâl Üzerekalmalarını Söylemesinin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
808- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in vefat gününde, Ebû Bekir Es-Sıddık´ın (Radıyalîahu Anh) meşhur hutbesinin hadîsinde şu sözü ri­vayet edilmiştir: "Kim Muhammed´e ibâdet ediyordu ise, bilsin ki Mu-hammed ölmüştür: Kim de Allah´a ibâdet ediyorsa, bilsin ki Allah hayat sahibidir, ölmez."[48]<br />
<br />
Cerir İbni Abdullah´dan rivayet edilmiştir ki, Basra ve Küfe Emiri bu­lunan Muğire îbni Şube vefat edince, Cerir kalkıp Allah Tealâ´ya hamd ve sena etti ve dedi: Ortağı bulunmayan bir Allah´dan korkun. Size bir Emir (idareci) gelinceye kadar vakar ve sükûnetinizi bozmayın. Şimdi si­ze (idareci) gelecektir, buyurmuştur. "[49]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Yahut İnsanlara Yahutinsanların Bir Kısmına İyilik Edene Bundan Ötürü Duâ Etmek Ve Bu<br />
<br />
İşe Onu Teşviketmek</span><br />
<br />
<br />
809- Abdullah İbni Abbas´dan (Radıyalîahu Anhüma) yapılan rivaye­te göre, o şöyle demiştir:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helaya çıktı, ben de abdest al­ması için su koydum. Peygamber (s.a.v) çıkınca:<br />
<br />
Bunu kim koydu dedi. Kimin koyduğu ona bildirildi. Peygamber (s.a.v): Allah´ım! Onu din bilgini (fakîh) yap" buyurdu.[50]<br />
<br />
810- Ebû Katede´den (Radıyalîahu Anh) uzunca olan ve Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem´in pek çok mucizelerini taşıyan büyük hadisi ri­vayet edilmiştir. O şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem ile (hayvanlar üzerinde) yürüyorduk. Nihayet gece ortası oldu. Ben Peygamberin yan tarafında idim. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e uyku bastı da, devesinden sarkar oldu. Yanma varıp onu uyandırmadan devesi üzerinde doğruluncaya kadar hemen onu düzelttim. Sonra gecenin sonu yaklaşıncaya kadar yürüdü. Devesinin üzerinde sarktı. Onu uyan­dırmadan hemen kendisini destekledim. Öyle ki, devesi üzerinde doğrul­du. Sonra yürüdü; nihayet seher vaktinin sonu olunca, öyle bir .sarktı ki, daha önceki iki sarkmadan daha fazla idi, nerde ise düşüyordu. Hemen yanma varıp onu doğrulttum. O başını kaldırıp: "Kim bu dedi<br />
<br />
Ebû Katade, dedim.<br />
<br />
Benimle bu yürümen ne zaman oldu dedi. Dedim ki:<br />
<br />
Benim seninle bu yürümem gece boyunca devam etti. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Allah´ın peygamberini koruduğun gibi Allah´da seni korusun, buyurdu.[51]<br />
<br />
811- Üsâme İbni Zeyd´den (Radıyalîahu Anhüma) rivayet edilmiştir. O da Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu anlat­tı: "Kime bir iyilik edilir de bunu yapana: Allah seni hayırla mükâfatlan­dırsın, derse fazlasıyla teşekkür yapmış olur."[52]<br />
<br />
812- Sahâbî olan Abdullah ibni Ebu Rabî´a´dan (Radıyalîahu Anh) ya­pılan rivayetde o şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kırk bin (dirhem para) ödünç aldı. Sonra ona mal geldi de onu bana öde­di ve: Allah senin malına ve ailene bereket versin. Ödünç vermenin karşı­lığı hamd etmek ve ödemektir, dedi."[53]<br />
<br />
813- Cerir İbni Abdullah El-Beceli´den (Radıyalîahu Anh) yapılan ri­vayetde o şöyle demiştir:<br />
<br />
"Cahiliyet zamanından kalma Has´em kabilesine ait bir tapınak vardı. Ona Yemen´lilerin Kâbesi ve Zülhalasa denirdi. Resûlüllah Sallallahu Aley­hi ve Sellem bana şöyle dedi: "Sen bu Zülhalasa´dan beni rahatlığa ka-vuştururmusun (onu temizlermisin) Bunun üzerine ben Ahmes kabile­sinden yüz elli süvari ile (onu hedef alarak) yola çıktım. O tapınağı kırdık ve orada bulduğumuz kimseleri öldürdük. Sonra peygambere döndük ve<br />
<br />
ona (durumu) bildirdik. Peygamber de bize ve Ahmes kabilesine duâ et­ti. "[54]<br />
<br />
Bir rivayette de: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beş defa Ah­mes kabilesinin atlarına ve erkeklerine bereket diledi." şeklindedir.<br />
<br />
814- İbni Abbas´dan (Radiyallahu Anhüma) rivayet edilmiştir: "Ab-bas ailesi Zemzem´den su çekip çalışırlarken, Resûlüllah Sallallahu Aley­hi ve Sellem Zemzem´e geldi ve şöyle buyurdu: Çalışınız, çünkü siz iyi bir iş üzerindesiniz."[55]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Kendisine Hediye Verilen Kimse, Hediye Verene Duâedince Hediye Verenin De Ona Duâ Etmesinin<br />
Mustahablığı</span><br />
<br />
<br />
815- Hazreti Aişe´den (Radiyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle de­miştir: "Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e bir koyun hediye ettim. (Peygamber (s.a.v), onu dağıtmak için bana) onu böl, dedi. Aişe, hizmetçisi (dağıtımdan) dönünce sorardı: (Hediyeyi alanlar) ne dediler Hizmetçi de derdi ki, Allah size bereket versin, dediler. Hazreti Aişe´de: Allah onlara de bereket versin, onların söylediklerine biz aynı karşılığı veririz. Bizim sevabımız da bize kalır, derdi."[56]<br />
<br />
<br />
Kendisine Bir Hediye Verilen Kimsenin Meşru Bir Manadan Dolayı Hediyeyi Geri Çevirip Özür Dilemesi<br />
Müstahabdır Bu Da Hakim Yahut Vali Olduğu İçin Yahut Hediyede Haram Şübhesi Olduğu İçin Yahut<br />
Bundan Başka Bir Özür İçin Yapılır.<br />
<br />
<br />
816- îbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet ettik ki: "Sa´b İb­ni Cessame (Radıyallahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e peygamber (hac için) ihramda iken, bir yabani merkeb hediye etti. Bunu peygamber ona geri verdi ve şöyle dedi:Eğer biz ihramda buhınmasaydık senden kabul ederdik." (Yaban eşeği av hayvanı olduğu için ihram halin­de olanlar ondan faydalanamaz. Bu hayvanın eti aslında yenir.)[57]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendinden Bir Engeli Giderene Okunacak Duâ</span><br />
<br />
<br />
817- Said İbni´l-Müseyyib´den rivayet edilmiştir. O da, Ebû Eyyüb el-Ensarî´den (Radıyallahu Ânh) rivayet etti ki:<br />
<br />
"Kendisi Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in sakalından bir to­zu alıp giderdi. Bunun üzerine Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hoş­lanmadığın şeyi Allah senden silip gidersin, ey Ebâ Eyyüb! buyurdu."[58]<br />
<br />
Sa´d´dan bir rivayet de şöyledir: "Ebû Eyyüb, Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve SellemMen (toz gibi) bir şey aldı. Bunun üzerine Resûlülîah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem: Sende fena bir şey bulunmasın, Ey Ebû Eyyüb, sende bir fenalık bulunmasın..." buyurdu.<br />
<br />
Abdullah İbni Bekir El-Bahilî´den rivayet edilmiştir. O şöyle demiştir: Ömer (Radıyallahu Anh) bir adamın sakalından yahut başından bir şey aldı. Adam:<br />
<br />
Allah senden hoş olmayan şeyi gidersin dedi. Ömer (Radıyallahu Anh) bunun üzerine:<br />
<br />
Biz müslüman olalı beri bizden fenalığı giderdi. Ancak senden (na­hoş) bir şey alınınca de ki: Ellerin hayır toplasın, dedi."[59]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meyvanın Turfandasını Görünce Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
818- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir: "İnsanlar ilk çıkan meyvayı gördükleri zaman onu Resûiüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e getirirlerdi. Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu alınca: Allah´ım, meyvemizde bize bereket ver. Şehrimizde bize bereket ver, Ölçeğimizde bize bereket ver, kilerimizde bize bereket ver buyurur­du. Sonra yaşı en küçük olanı çağırır da o meyvayı ona verirdi."[60]<br />
<br />
Yine Müslim´in bir rivayetinde şöyledir: "Bereket üzerine bereket ver, (der) sonra o meyvayı çocuklardan yanında bulunanların en küçüğüne verirdi." Tirmizî´nin rivayetinde ise: "En küçük gördüğüne verirdi." şek­lindedir.<br />
<br />
819- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh): "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´i gördüm; kendisine turfanda bir mevya getirildiği zaman onu gözleri üzerine sonra dudakları üzerine kordu ve şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allah´ım!. Bunun evvelini bize gösterdiğin gibi, sonunu da bize gös­ter. Sonra onu yanında olan çocuklardan birine verirdi. [61]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanlara Va´z Etmede Ve İlim Öğretmede Ölçülü Olmanın Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, bir topluma va´z eden yahut onlara bir ilim öğreten kimsenin bu.konuda ölçülü hareket etmesi müstahabdır. Onları usandıracak şekil­de sözünü uzatmamahdır. Çünkü insanlar sıkılır ve rahatsız olurlar. Böy­lece ilmin ve va´zın kıymet ve zevki kalblerinden gitmiş olur. Eğer ilim­den ve hayırlı söz dinlemekten hoşlanmazlarsa, o zaman harama düşmüş olurlar.<br />
<br />
820- Şakîk İbni Seleme´den yapılan rivayetde şöyle demiştir: "İbra Mes´-ud (Radıyallahu Anhüma) her perşembe günü bize va´z ve nasihat eder­di, bir adam ona:<br />
<br />
Ey Ebû Abdurrahman! Her gün bize öğüt vermeni istiyorum, dedi. Bu­nun,üzerine İbni Mes´ud:<br />
<br />
Beni bundan engelleyen, size usanç vermeyi sevmeyişimdir. Bir de ben, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize usanç gelmesinden korkarak bizi bu iş için bekletip alıkoyduğu gibi, ben de sizi va´z için öyle bekleti­yorum, dedi."[62]<br />
<br />
821- Ammar İbni Yâsir´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde o demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğu­nu işittim: "İnsanın namazını uzun ve hutbesini kısa yapması, onun an­layışlı olduğuna delâlet eder. O halde namazı uzun, hutbeyi de (konuş­maları) kısa yapın. "[63]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İyi İşe Delâlet Ve Ona Teşvik Etmenin Fazileti</span><br />
<br />
<br />
Allah Teaîâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İyilik ve takva üzere birbirinize yardım edin."[64]<br />
<br />
822- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Resû-lüliah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim hidayete (hak yola) çağırırsa, ona uyanların sevabı kadar kendi­sine de sevab olur. Hem de bu, diğerlerinin sevabından hiç bir şey eksilt­mez. Kim de bir sapıklığa çağırırsa, ona uyanların günahları kadar ken­disine de günah olur; bu da onların günahlarından bir şey eksiltmez. "[65]<br />
<br />
823- Ebû Mes´ud El-Ensarî El-Bedrî´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­du: Hayırlı bir şeye delâlet eden kimse için, onu yapanın sevabı kadar mü­kâfat vardır. "[66]<br />
<br />
824- Sehl İbni Sa´ddan (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali´ye (Radıyallahu Anh) şöyle buyur­du: Vallahi senin sebebinle bir adamı Allanın hidayete erdirmesi, senin için deve sürüsünden daha hayırlıdır."[67]<br />
<br />
825- Sahih´de Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şu sözü riva­yet edilmiştir: "Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu müddet Allah da kulun yardımcısı olur."[68]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Sorulan Bir İlmi Bilmeyip De Onu Başka Bir Kimsenin Bildiğini Bilenin Ona Delalette<br />
Bulunması</span><br />
<br />
<br />
Bu bölümden önce geçen bölümlerde bu konuya dair sahih hadisler var­dır. Orada: "Din nasihattir." hadisi vardır. Bu (delâlet yapmak) da nasi-hattandir.<br />
<br />
826- Şüreyh Ibni Hânî´den yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Mestler üzerine meshetmekten sormak üzere Hazreti Aişe´ye (Radıyallahu Anha) gittim. O (bana): Sen, Ebû Tâlib´in oğlu Ali´ye (Radıyallahu Anh) git, ona sor; çünkü o, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile yolculuğa çıkardı, dedi. Biz de meseleyi ona sorduk."[69]<br />
<br />
827- Sa´d İbni Hişam İbni Âmir, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem vitir namazından sormak üzere İbni Abbas´a gitmiş. Bunun üzerine İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma):<br />
<br />
Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve SeUem´in vitrini yeryüzünde en iyi bilen kimseyi sana göstereyim mi dedi. Sa´d:<br />
<br />
Kimdir dedi. İbni Abbas:<br />
<br />
O Aişe´dir, Ona git de ona sor, dedi."[70]<br />
<br />
828- İmrân İbni Hıttân´dan yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Aişe´ye (Radıyallahu Anha) ipekten sordum. Bana dedi ki, İbni Abbas´a git de ona sor. Ben de ona sordum. Dedi ki, İbni Ömer´e sor. İbni Ömer´e sor­dum. O bana: Ebû Hafs (yani Hattab´ın oğlu olan babam Ömer Radıyal­lahu Anh) bana bildirdi. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyur­muştur: "İpeği ancak âhirette nasîbi olmayan kimse dünyada giyer, de­di. "[71]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´ın Hükmüne Davet Edilenin Okuyacakları</span><br />
<br />
<br />
Bir kimseye başkası derse ki, benimle senin aranda (hüküm verecek) Allah´ın kitabı var, yahut Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in Sün-neti var, yahut müslümanların âlimlerinin sözleri var, yahut bunların ben­zeri sözler söylerse, yahut beraber müslümanların hâkimine gidelim, ya­hut müftiye gidelim, aramızdaki davayı çözsün derse, karşılık olarak ka­bul ettik, itaat ettik, başüstüne, ne iyi şey gibi sözler söylemek uygun olur. Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Aralarında hüküm vermek için mü´minler Allah´a ve O´nun peygam­berine davet edildikleri zaman, onların sözü sadece: Kabul ettik, itaat ettik olmuştur. İşte onlar (azâbdan) kurtulanlardır. "[72]<br />
<br />
Bir iş üzerinde dava açana yahut anlaşmazlık çıkarana şöyle demek uy­gundur: Yüce Allah´dan kork, yüce Allah´dan sakın, düşün ki, Allah yap­tığını biliyor, bil ki, Allah Tealâ her halinden haberdardır, bil ki, söyle­diklerin aleyhine yazılıyor ve onlardan hesaba çekileceksin benzeri söz­ler... Yahut ona der ki, Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kıyamet gününde herkes hayır olarak ne yapmışsa onu bulacaktır.[73] Yahut:<br />
<br />
"Öyle bir günden korkun ki, (hesab vermek için) ogün Allah´a döndü­rüleceksiniz."[74] Yahut benzeri ayetler, yahut sözlerden yukarki ifade­lerin benzerleri söylenir. Bunlara karşı edebli olmak ve şöyle demek ge­reklidir:<br />
<br />
Kabul ettim, doğrudur, Allah´dan bu konuda başarı dilerim, kerim olan Allah´ın îütfunu isterim. Sonra bu sözleri söyleyene karşı yumuşak dav-ranılır. Bu sözlerde ciddiyetsizlikle davranmaktan çok sakınmalıdır. Çünkü çok kimseler bu sözler esnasında uygun olmayan sözler söylerler. Öyle ki, bazı insanlar küfür olan ifadeler kullanırlar.<br />
<br />
Bir insana arkadaşı: Bu senin yaptığın Resûîüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in hadisine aykırıdır, dediği zaman, buna cevab olarak şöyle de­memelidir: Hadisin zahiri özellik bakımından metruk veya tevilli ve ben­zeri bir halde olsa bile, ben bu hadisi benimsemem, ben bununla amel etmem. Ancak şöyle denmelidir: Bu hadisin özelliği vardır yahut tevil edil­miştir, zahiri manası icmaen terk edilmiştir gibi ifadeler kullanılmalıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cahillerden Yüz Çevirmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Sübhânehu ve Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sen bağışlama yolunu tut, iyilikle emret ve cahillerden yüz çe­vir. "[75]<br />
<br />
Yine Allah Teaiâ buyurmuştur:<br />
<br />
"(Gerçek mü´minler) boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve:. Yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size. Bizden size güven olsun. Biz cahilleri arkadaş edinmeyiz, derler. "[76]<br />
<br />
Yine Allah Teaiâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Bizim Kurbanımızdan yüz çeviren kimseden (ey peygamberim) sen de yüz çevir. "[77]<br />
<br />
Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Şimdi sen (o inkarcılardan) güzel bir şekilde yüz çevir."[78]<br />
<br />
829- Abdullah İbni Mes´ud´dan yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Hu-neyn savaşı olunca Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem arabın eşrafın­dan bazı kimseleri (imanları kuvvetleşsin diye ganimet taksiminde gözet­leyip) üstün tuttu. Bunun üzerine bir adam:<br />
<br />
Vallahi bu ganimet taksiminde adalet yapılmadı ve bunda Allah´ın rı­zâsı gözetilmedi, dedi. ben dedim ki, vallahi (senin dediklerini) Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e haber vereceğim. Hemen peygambere gittim ve onun söylediklerini haber verdim. Peygamberin yüzü kızaracak şekilde değişti. Sonra:<br />
<br />
Allah ve O´nun peygamberi adalet yapmazsa kim adalet yapar buyur­du. Sonra devam etti.: Allah Musa´ya rahmet etsin; ona bundan daha çok eziyet edildi de sabretmişti."[79]<br />
<br />
830- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde şöyle an­latmıştır:<br />
<br />
"Uyeyne İbni Hısn İbni Huzeyfe bir seferden döndü de kardeşinin oğ­lu Hurr İbni Kays´ın hanesine indi. Hurr İbni Kays, Ömer´in (Radıyala-hu Anh) kendine yaklaştırdığı kimselerdendi. Kur´an okuyucuları yaşlı ve gençler olarak Hazreti Ömer´in danışma ve meclis arkadaşları idiler. Uyeyne kardeşinin oğluna:<br />
<br />
Ey kardeşimin oğlu! Senin bu Emir (Halife Ömer) yanında itibarın var. Benim için izin iste de, yanına varayım, dedi. O da izin istedi. Bunun üze­rine Ömer ona izin verdi. Uyeyne (halifenin) yanına varınca:<br />
<br />
Söyle, ey Hattab´m oğlu! Vallahi sen bize bağışta bulunmuyorsun ve aramızda adaletle hüküm vermiyorsun, dedi. Ömer (Radıyallahu Anh) kızdı, onu cezalandırmak istedi. Hurr ona:<br />
<br />
Ey mü´minlerin emiri! Yüce Allah peygamberine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir," dedi. Bu adam cahillerdendir. Vallahi bu âyeti Hurr ona oku­yunca olduğu yerde kaldı. Ömer Allah´ın kitabı önünde en çok eğilip ka­lanlardandı.[80]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Kimsenin Kendinden Yüksek Olana Öğüt Vermesi</span><br />
<br />
<br />
Burada, bundan önceki bölümde geçen İbn-i Abbâs´ın Ömer kıssası hak­kındaki hadisi söz konusudur.<br />
<br />
Bil ki, bu bölüm üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri­dir. Eğer verilecek bir öğütten bir fesat doğmayacaksa, küçüğe ve büyü­ğe nasihatta bulunmak insana vacib olur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir şekilde mücadele et."[81]<br />
<br />
Bu konudaki hadislere gelince, onlar sayılamayacak, kadar çoktur. Fa­kat hayasızlık, cehalet ve hata düşüncesi ile büyük şahsiyetlere karşı bu görevi insanların ihmal edip yerine getirmemesi haya değildir. Bu bir şah­siyet zayıflığıdır, gevşekliktir ve acziyettir. Çünkü hayanın hepsi hayır­dır. Haya ise ancak hayır getirir. Halbuki öğütü terk etmek kötülük geti­rir. Onun için haya olmaz. İlimde kemal bulmuş ümmetin gerçek âlimleri yanında haya (utanma) şudur: "O bir huydur ki, çirkini terk etmeye ve hak sahibinin hakkı üzerinde kusur yapmaktan ahkor." Bu ifade, Cü-neyd´in Kuşeyri Risalesinde anlattığımız şu tarifin manasını taşımakta­dır: Haya, iyilikleri ve kusurları görmektir. Bunların arasında bir hal do­ğar ki, ona haya denilir.<br />
<br />
Ben bunu Müslim şerhinin başında geniş olarak açıkladım. Hamd Allah´a mahsustur. Allah en iyi bilendir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Anlaşmaya Ve Verilen Söze Riayeti Emretmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sözleşme yaptığınız zaman Allah´ın ahdine vefa gösteriniz."[82]<br />
<br />
Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Ey iman edenler, akidlerinizi yerine getirin."[83]<br />
<br />
Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Verilen sözü yerine getirin; çünkü verilen sözden caymak sorumluluktaşır. [84]<br />
<br />
Bu konuda ayetler çoktur, bunların en şiddetlisi Allah Tealâ´nm şu sö­züdür:<br />
<br />
"Ey îman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz Yapma­yacağınız şeyi söylemeniz Allah yanında buğz yönünden büyük olmuş­tur."[85]<br />
<br />
831- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi, ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Münafıkın (amel bakımından) alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söy­ler, söz verince cayar. Kendisine güvenilince hiyanet eder."[86]<br />
<br />
Müslim rivayetinde ilâve etmiştir: "Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini müslüman sansa da... (manafıktır.) Bu manada hadisi şerifler çoktur. Bu anlattıklarımız yeterlidir. Âlimler ittifak ettiler ki, yapılması yasak olma­yan bir şeyi va´d edince, onu yerine getirmek gerekir. Acaba bu vacib mi yoksa müstahabmıdır Burada âlimler arasında ihtilâf vardır. İmam Şafi´i, imam Ebû Hanife ve âlimlerin çoğu bunun müstahab olduğuna inan­mışlardır. Eğer insan sözünü yerine getirmezse fazileti kaybetmiş ve hoş olmayan şeyi yapmış olur. Şiddetli bir şekilde tenzihen mekruhtur. Fakat insan günah işlemiş sayılmaz. Âlimlerden bir topluluk da bunun vacib ol­duğuna inanmışlardır. Maliki olan İmam Ebu Bekir İbni´I-Arabî demiş­tir ki, bu mezhebe kail olanlardan en büyüğü Ömer İbni Abdülaziz´dir. Malikiler üçüncü bir görüşe sahib olmuşlardır. O da şudur: Eğer verilen söz bir sebebe bağlanmışsa o zaman onu yerine getirmek vacib olur. Ev­len, sana şunu vereceğim yahut benim hakkımda kötü söylemeyeceğine yemin et, sana şunu vereceğim ve benzeri sözlerle va´d etmek gibi...<br />
<br />
Eğer verilen söz bir sebebe bağlı değil de mutlak ise, o-zaman sözü ye­rine getirmek vacib olmaz. Bunu vacib kabul etmeyenler, söz vermeyi, hibe manasında kabul edip ona kıyaslamalardır. Alimlerin çoğunluğuna göre hibede vefanın vücubu ele geçmekle olur. Malikî´Iere göre ise, hibe­ye sadakat ele geçmeden önce vacibdir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Malını Yahut Başka Şeyi Bir Kimseyevermek Üzere Teklifte Bulunana Duâ Etmenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
832- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle anlatmış­tır: "Muhacirler Medine´ye geldiklerinde Abdurrahman İbni Avf, Sa´d İbni Rebi´in konuğu oldu. Sa´d ona dedi ki, malımı sana böleyim ve ha­nımlarımdan, birini senin için (boşayip iddetten sonra nikâhlayasm diye) bırakayım. Abdurrahman Ona: Malında ve ailende Allah sana bereket versin, dedi."[87]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gayrı Müslimin Bir Müslümana İyilik Edince, Müslümanın Ona Söyleyeceği</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, kâfirlere söylenmeyen Allah seni mağfiret buyursun ve benzeri sözleri, iyilik eden gayri müslime söylemek caiz değildir. Fakat hidayet dileğinde bulunulur. Sağlığına ve afiyet üzere bulunmasına duâ edilir.<br />
<br />
833- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine su verilmesini iste­di de bir Yahudi ona su verdi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona:<br />
<br />
Allah seni güzelleştirsin, dedi. Sonra adam ölünceye kadar ak saç görmedi."[88]<br />
<br />
<br />
Bir Kimse Kendinden, Çocuğundan, Malından Yahut Bundan Başkasında Bir Şey Görür De Hoşuna<br />
Giderse Ve Ona Gözünün Değmesinden Ve Bundan Zarar Görmekten Korkarsa Okuyacağı Dualar Nazar<br />
Ve Göz Değmesinde Okunacak Dualar:<br />
<br />
<br />
834- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Göz değmesi hakdır (gerçektir)."[89]<br />
<br />
835- Ümmü Seleme´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayete göre: "Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem (zevcesi olan) Ümmü Seleme´nin evinde bir cariye gördü. Onun yüzünde sarılığa meyleden bir değişiklik gördü.<br />
<br />
Bunun için : Bu kadından korunun; çünkü bunda göz değmesi vardır, buyurdu."[90]<br />
<br />
936- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem:<br />
<br />
"Göz değmesi hakdır. Kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı, onun önü­ne göz değmesi geçerdi. Gözü değen kimseye abdest aldırdığınız zaman onun abdest suyu ile göz değmişi yıkayın, buyurdu."[91]<br />
<br />
Ben derim: İstiğsal, gözü değen insana: elbisenin vücut tarafında olan kısmını su ileyıkadiye iyilikle söylenmesidir. Sonra o su, kendisine göz değenin üzerine dökülür. Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) şöyle de­diği sabit olmuştur: Gözü değen kimse, abdest almakla emrolunurdu. Sonra o su ile kendine göz değen yıkanırdı. Bunu Buhârî ve Müslim´in şartı üzere Ebû Dâvud rivayet etmiştir.<br />
<br />
837- Ebû Sa´îd El-Hudrî´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs sûreleri) ininceye kadar, Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem Cinlerden ve insanın göz değmesinden Allah´a sığınırdı. Bu iki sûre nazil olunca onları okumaya başladı ve diğer sığın­ma tedbirlerini bıraktı."[92]<br />
<br />
838- İbni Abbas´ın şu hadisi rivayet edilmiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem (torunları) Hasan ve Hüseyin´i şöyle (duâ ederek) koru­maya alırdı:<br />
<br />
"Uîzükümâ bikelimâtillâhittâmmeti min külü şeytânın ve himmetin ve min külli aynin îâmmetin."<br />
<br />
"İkinizi, her Şeytandan, her felâketten ve her fenalık veren göz değ­mesinden Allah´ın tam olan kelimelerine (Kur´an´ina) sığındırırım." Bir<br />
<br />
de (Peygamber (s.a.v) torunlarına) şöyle derdi: Sizin atanız (İbrahim Pey­gamber), bunların şerrinden İsmail ve İshak´ı Allah´a sığındırırdı."[93]<br />
<br />
839- Saîd İbni Hakim´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, gözü ile bir şeye isa­bet etmekten korktuğu zaman şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allâhümme bârik fîhi ve lâ tedurrehû." "Allah´ım! Buna bereket ver ve ona zarar verme. [94]<br />
<br />
840- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İnsan hoşuna giden bir şeyi görür de şöyle derse ona zarar vermez:<br />
<br />
Mâ şâellâhu lâ kuvvete illâ billâh."<br />
<br />
"Allah´ın dilediği olur. Kuvvet de ancak Allah iledir. "[95]<br />
<br />
841- Sehl îbni Huneyf den (Radiyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kendi nefsinde yahut malında hoşuna giden bir şey görünce, ondan ötürü bereket dileğinde bulunsun (Bârekellah desin). Çünkü göz değmesi hak­tır. "[96]<br />
<br />
842- Âmir îbni Rabî´a´dan (Radiyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kendi nefsinde ve malında bir şey görürde hoşuna giden bir şey onu hoş-landınrsa, bereket duasında bulunsun (Allah´ım, buna bereket ver, de­sin)."[97]<br />
<br />
Allah kendilerine rahmet etsin âlimlerimizden İmam Ebû Muhammed El-Kadî Hüseyin mezheb üzerindeki Ta´hk kitabında anlatmıştır: Allah´­ın selâmı hepsinin üzerlerine olsun, peygamberlerden biri bir gün kavmi­ne baktı da onları çoğumsadi ve onlar peygamberin hoşuna gittiler. Bun­dan dolayı onlardan yetmiş bin kişi hemen öldü. Allah Sübhânehu ve Te-alâ o peygambere vahyetti:<br />
<br />
Onlara senin gözün değdi. Eğer onlara gözün isabet ettiği zaman ken­dilerini koruyaydm (Allah´dan onlara bereket isteyeydin) heiâk olmaz­lardı. Peygamber sordu:<br />
<br />
Hangi şeyle onları korumalıydım Bunun üzerine Allah Tealâ ona vahyetti:<br />
<br />
"Hiç bir zaman ölmeyen, hayat sahibi olup her şeyi idare eden Allah´­ın kuvveti ile sizi korurum. Kötülüğü de sizden "Lâ Havle ve Lâ kuvvete illâ billahi´1-Azım ile kaldırırım." Kadı Hüseyin´den nakil yapan demiş­tir: Allah kendisine rahmet etsin, Kadi´mn âdeti şu idi: Arkadaşlarına bak­tığı zaman onların gidişat ve güzel Halleri hoşuna gidince bu sözlerle on­ları felâketten korurdu. Allah en iyisini bilendir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Sevdiğini Ve Sevmediğini Görünce Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
843- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde, o şöyle demiştir:<br />
<br />
"ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevdiği bir şeyi görünce şöyle buyururdu:<br />
<br />
"El-hamdü lillâhiUezî bini´metihî tetimmussâlihâtü."<br />
<br />
"O Allah´a hamd olsun ki, O´nun nimeti ile iyi işler tamam olur." Hoş­lanmadığı bir şeyi görünce de şöyle buyururdu:<br />
<br />
"El-hamdüJfflâhi alâ külli hâl." "Her halde Allah´a hamd olsun. [98]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Semâya Bakınca Okunacak Duâ</span><br />
<br />
<br />
Şöyle söylemek müstahabdır:<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni noksanlıklardan ten-zîh ederiz. Bizi ateş azabından koru."[99] Ayet sonuna kadar okunur. Bunun okunması, Buharı ve Müslim´de tahriç edilen îbni Abbas´ın (Ra­dıyallahu Anhüma) şu hadisinden dolayıdır: ResûlüIIah Sallallahu Aley­hi ve Sellem bunu söylemiştir. Bunun açıklaması geçmişti. Allah en iyi bilendir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Şeyde Uğursuzluk Hissedince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
844- Sahâbî olan Muaviye İbni-I-Hakem Es-Sülemî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:<br />
<br />
"Dedim ki, ey Alah´m Resulü! Bizden bazı insanlar uğursuzluk yoru­munda bulunuyorlar Peygamber (s.a.v): Bu bir hisdir ki onu kalblerin-de duyuyorlar. Asla onları işlerinden alıkomasın, buyurdu.[100]<br />
<br />
845- Ukbe İbni Âmir El Cühenî´den (Radıyallahu Anh) yapılan riva-yetde şöyle demiştir: "Uğursuzluğa yorma işinden Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e soruldu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Bunun en doğ­rusu hayra yormadır. Bir müslümanı işinden çevirmesin. Uğursuzluğa yo­rumlanan hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüz zaman:<br />
<br />
"Allâhümme lâ ye´tî bi´1-hasenâti illâ ente ve lâ yezhebu bi´s-seyyiâti illâ ente ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."<br />
<br />
"Allah´ım! İyilikleri ancak sen getirirsin. Kötülükleri de ancak sen gi­derirsin. Güç ve kuvvet ancak Allah´ındır", deyiniz."[101]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hamama Girince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ´nın adını anmak (Besmele çekmek), cenneti istemek ve ateş­ten Allah´a sığınmak müstahabdır, denmiştir.<br />
<br />
846- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hamam ne güzel evdir. Oraya müslüman girer. Müslüman oraya girince Aziz ve yüce Al-Iah´dan Cenneti ister ve ateşten de O´na sığınır."[102]<br />
<br />
<br />
Bir Cariye, Bir Köle, Bir Hayvan Satınalınca Ve Bir Borç Ödeyince Okunacak Duâ<br />
<br />
<br />
İnsan bir köle yahut bir hayvan satın aldığı zaman onun alnından tu­tup şöyle der:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke hayrahû ve hayra mâ cübile aleyhi ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ cübile aleyhi,"<br />
<br />
"Allah´ım, ben bunun hayrını ve yaratılmış olduğu şeyin hayrım Sen­den istiyorum. Bunun şerrinden yaratıldığı şeyin şerrinden de Sana sığı­nırım." Bunu söylemek müstahabdır.<br />
<br />
Bunun benzeri bir hadis Ebû Davud´un ve başkasının Sünen´inden nak­ledilerek "Nikâhın Zikirleri" bölümünde geçmişti.<br />
<br />
Borç ödeme zamanında da (alacaklıya duâ olarak) şöyle söyler,<br />
<br />
"Ailende ve malında Allah sana bereket versin ve seni hayırla mükâ­fatlandırsın."<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ata Binemeyen Ne Söyler Ve Ona Nasıl Duâ Edilir</span><br />
<br />
<br />
847- Cerir İbni Abdullah El-Beceli´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayetde şöyle demiştir:<br />
<br />
"At üzerinde duramıyorum diye, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem´e şikâyette bulundum. Peygamber eli ile göğsüme vurup: Allah´ım! Bunu yerleştir ve doğru yolu gösterip doğru yolda giden yap, dedi.."[103]<br />
<br />
<br />
Mananın Ve Maksadın Yanlış Anlaşılması Yahut Değiştirilmesinden Korkulduğunda Âlimin Ve Başkasının İnsanların Anlamayacağı Şekilde Konuşmaktan Menedilmesî<br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Biz her peygamberi kendi kavminin dili ile gönderdik ki, onlara (hü­kümleri) açıklasın."[104]<br />
<br />
848- Muaz (Radıyallahu Anh) cemaatla namazı uzattığı zaman, Resü-lüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Sen fitne çıkaranmısın, ey Mu­az buyurmuştur. "[105]<br />
<br />
849- Hz. Ali´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiş­tir: "insanlara anlayacakları şekilde anlatm. Allah´ın ve O´nun peygam­berinin yalanlanmasını istemlisiniz " (Cahillikden sözü anlamazlar da onu inkâra koyulurlar. Buna sebebiyet verilmesin.[106]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Âlimin Ve Vâızın Mecliste Bulunanları Susmaya Ve Kendini Dinlemeğe Davet Etmesi</span><br />
<br />
<br />
850- Cerîr İbni Abdullah´dan yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Veda haccında Peygamber Saîlallahu Aleyhi ve Seîlem bana şöyle de­di: (Beni dinlemeleri için) insanları susmaya davet et. Sonra: Benden sonra birbirinin boynunu vuran kâfirlerin haline dönmeyin, buyurdu."[107]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Uyulan Adam, Gerçekte Doğru Olmakla Beraber Görünüşte Doğruya Aykırı Bir İş Yaparsa Ne Söyler</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, âlim, muallim, kadı, müfti ve terbiyeci şeyh gibi kendilerine uyu­lan ve sözleri kabul edilen kimselerin, haklı iş olsa bile görünüşü gerçeğe aykırı olan işlerden ve sözlerden ve davranışlardan sakınmaları müsta-habdir. Çünkü bunları yaptıkları zaman şu bozuk durumlar ortaya çıkar:<br />
<br />
Böyle yetkili bir kimseden ortaya çıkan iş, çok kimseler tarafından bili­nince görünüş hali esas alınarak onun her zaman için geçerli olduğu fik­rini doğurur. Böylece daima geçerli olan ve yapılması lazım gelen meşru bir iş gibi kalır. Bunun bozuk taraflarından biri de, insanların o kimse hakkında kötü zan sahibi olmaları, noksanlığına inanmaları ve onu dille­rine dolamalarıdır. Yine insanlar onun hakkında kötü zan beslerler ve on­dan kaçınırlar, başkalarını da onun sözü ile amel etmekten sakındırırlar. Böylece rivayetleri ve şahidlikleri makbul olmaz. Fetvası geçerli olmaz. İlim olarak söyleyeceği şeylere meyletme arzusu insanlardan gider. Bü­tün bunlar açıkça görülen bozuk hallerdir. Onun için bu bozuk işlerin her birinden sakınması gerekir. Tümünden nasıt sakınılmasın İşin esasında, haklı iken böyle bir iş yapmaya muhtaç kalan kimse, o yaptığı işi açığa vurmaz. Eğer onu açıklarsa, yahut iş meydana çıkarsa yahut o işte şeria­tın hükmünü ve işin cevazını bildirmek için açıklanmasında bir yarar gö­rürse, şöyle demesi uygun düşer: Benim bu yaptığım iş haram değildir, bu işin haram olmadığını bilesiniz diye bunu gördüğünüz şekil üzere yap­tım. Bu şu ve budur. Delili şu ve budur.<br />
<br />
851- Sehl İbni Sa´d El-Saidî´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Resûlüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem´i gördüm, min­berde kalktı (namazı öğretmek için) tekbir getirdi. Arkasında da insanlar tekbir aldı. Kur´an okudu ve rükû yaptı. Arkasında insanlar da rükû etti. Sonra kalktı. Sonra geri geri giderek yer üzerine secde etti. Sonra minbe­re döndü, böylece namazını tamamladı. Sonra insanlara karşı durup de­di: Ey insanlar! Ben böyle yaptım ki, (görmek sureti ile) bana uyasınız ve namazımı öğrenesiniz."[108] Bu bölümle ilgili hadisler çoktur. (Genç­lerin kalbine şübhe düşmesin diye, sabah karanlığında Peygamberin ko­nuştuğu hanımı için, yanılmayınız) "Bu (zevcem) Safiyye´dir" hadisi gi­bi...<br />
<br />
852- Buhârî´de şu hadis vardır: "Hazreti Ali ayakta su içti, ve dedi: Beni gördüğünüz gibi, Resûlüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem´in yaptığı­nı gördüm. Ben de yaptım.[109] Bu mana üzerinde Sahih´de hadisler ve ha­berler meşhurdur.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Uyulan Adam Görünüşte Böyle Uygunsuz Bir İş Yaparsa, Ona Uyan Kimse Ne Söyler</span><br />
<br />
<br />
Bir kimse uymuş olduğu şeyhi ve hocası gibi yetkili bir adamda bilinen şeye aykırı bir iş görürse, gerçeği öğrenmek niyeti ile ona o işten sorması müstahabdır. Eğer unutarak o işi yapmışsa, onu düzeltir. Eğer esasta doğru olur da kasden onu yapmışsa, adama onu açıklar.<br />
<br />
853- Üsâme İbni Zeyd´den (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem {hac için vakfe yaptığı) Arafat´dan (Müzdelife´ye doğru) döndü. Şi´b denilen yere varın­ca, bineğinden indi ve idrarını yaptı. Sonra abdest aldı. (Akşam vakti çık­maya yaklaştığı için, namazı hatırlatmak maksadı ile) dedim ki, namazı (kılmadık), ya Resûlellah! Bunun üzerine: Namaz ileride (Müzdelife´de yatsı ile beraber kılınacaktır)... buyurdu."[110]<br />
<br />
Derim ki, Üsâme o sözü peygambere şunun için söyledi: Sanmıştı ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem akşam namazını unutmuş. Çün­kü akşam vakti girmiş ve çıkması da yaklaşmıştı.<br />
<br />
854- Sa´d İbni Ebî Vakkas´ın şu sözü rivayet edilmiştir. "Yâ Resûlel­lah! Falan adamdan yüz çevirmenin sebebi nedir Vallahi ben onu mü´-min biliyorum."[111]<br />
<br />
855- Büreyde´den rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fetih (Mekke´nin fethi) gü­nünde bir abdestle bütün namazları kıldı. Hz. Ömer şöyle dedi: Bugün bir iş yaptın ki, onu yapmamıştın. Peygamber (s.a.v): Kasden bunu yap­tım, ey Ömer! Buyurdu."[112]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Danışmaya Teşvik Etmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"İşlerde onlarla (arkadaşlarınla) müşevere et."[113] Bu konuda sa­hih hadisler çoktur, meşhurdur. Bu ayeti kerime her şeyden müstağni kılar, başka şeye ihtiyaç bırakmaz. Çünkü Allah Sübhânehu ve Tealâ kita­bında açık bir delil ile yaratıkların en mükemmeline müşavereyi emreder­se, başkası için durum ne olur<br />
<br />
Bil ki: Bir iş yapmaya niyetlenen kimsenin, o iş üzerinde dinine ve tec­rübesine, ehliyetine ve nasîhatma, takvasına ve şefkatına güvendiği kim­seye danışıp fikir alması müstahabdır. Yine aynı şekilde çok kimselerle istişare edip onlardan bilgi toplamak ve o işten maksadının ne olduğunu onlara bildirmek müstahabdır. O şi hakkında bildiği iyi ve bozuk halleri de açıklaması iyi olur. Devlet reisi, kadı ve bunların benzeri idareciler hak­kında istişare işinin lüzumu çok daha kuvvetli olur.<br />
<br />
Ömer İbni´l-Hatîab´ın (Radıyallahu Anh) arkadaşları ile müşavere et­mesi ve onların sözlerine dönmesi hakkında hadisler çoktur, meşhurdur. Sonra danışmanın neticesi şu olmalıdır: Danışma anlatılan şekil üzere ya­pılmışsa ve danışmanın gösterdiği yolda bir bozukluk yoksa onun sözü­nü kabul etmek gerekir. Danışılan adama da düşen görev, o iş üzerinde fikir yormak ve öğüt üzerinde gücünü harcamaktır.<br />
<br />
856- Temîmu´d-Dâri´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Din nasîhattan ibarettir. Sordular:<br />
<br />
Kim için, Yâ Resûlellah Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Allah için, O´nun kitabı için, O´nun peygamberi için müslümanla-rın öncüleri için ve onların bütünü için, buyurdu.[114]<br />
<br />
857- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İstişare edÜen kim­se güvenilir kimse olmalıdır."[115]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tatlı Söz Söylemeye Teşvik Etmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ: "Mü´minlere şefkat kanatını indir" buyurmuştur.[116]<br />
<br />
858- Adiyy İbni Hâtim´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demistir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir hurmanın yarısı bile olsa, ateşten korunun (küçümsemeyerek sadaka verin, kurtuluşunuza sebeb olur.) Onu bulamayan tatlı sözle korunsun."[117]<br />
<br />
859- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Güneşin doğdu­ğu her günde, insanların kemiklerinin her biri için (Allah´ın büyük nimet-. lerine karşılık verilecek) bir sadaka vardır: İki kişi arasında adalet yapar­sın (aralarını düzeltirsin bu bir sadakadır), adama hayvanına binmesi için ona yardım edip hayvanın üzerine bindirirsin yahut yükünü ona kaldırır­sın, bu sadakadır. Tatlı söz bir sadakadır. Namaz için yürüdüğün her adım bir sadakadır. Yoldan engelleri gidermen bir sadakadır."[118]<br />
<br />
860- Ebû Zer´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle dedi:<br />
<br />
"İyilikten hiç bir şeyi küçümseme, tatlı bir yüzle kardeşini karşılamanı bile..."[119]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Konuşulan Adama Sözü Açıklamanın Ve İzah Etmenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
861- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle de­miştir.: "Resûlüllah Sallaİlahu Aleyhi veSellem´in sözü açık-seçikti; onu her dinleyen sözünü anlardı."[120]<br />
<br />
862- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den nakletmiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir söz konuştuğu zaman, ken­disinden anlaşılsın diye onu üç defa tekrarlardı. Bir toplumun yanına gi­dip de selâm verince, onlara üç kez selâm verirdi."[121]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şaka Yapmak</span><br />
<br />
<br />
863- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. "Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem, küçük kardeşine (kafeste ölen kuşu için şaka ederek) şöyle derdi: Ey Ebû Ümeyr, serçe ne oldu (Ebû Ümeyr, Hazreti Enes´in anadan küçük kardeşi idi.)[122]<br />
<br />
864- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayette Peygamber Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem ona (şaka yaparak) şöyle demiştir:<br />
<br />
"Ey iki kulaklı ![123]<br />
<br />
865- Yine Buhârî ve Müslim´in kiîabiarında rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Bir adam Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e gelip şöyle dedi: Yâ Resûlellah! Beni bir bineğe bindir. Peygamber (s.a.v) (ona): Ben seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim dedi. Adam: Yâ Resûlellah! Ben di­şi devenin yavrusunu ne yapacağım! (o küçüktür ona binilmez) dedi. Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Binek develeri dişi develerden baş­kası mı doğurur (Hepsi deve yavrusu değil mi ) buyurdu, "[124]<br />
<br />
866- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle de­mişti: "Ashab: Yâ Resûlellah! Sen bizimle şakalaşıyorsun, dediler. Re­sûlüllah (s.a.v): Ben ancak gerçeği söylerim, buyurdu."[125]<br />
<br />
867- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Pey­gamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinle boşuna mücadele etme, onunla (ağır) şaka yapma ve ona cayacağın bir sözü verme."[126]<br />
<br />
Âlimler demişlerdir: Yasaklanan şaka, üzerine devam edilen ve aşırı bir şekilde yapılan şakadır. Çünkü bu gülmeye ve kalbin katılaşmasına se­beb olur. Allah Tealâ´yi zikretmekten ve önemli din işlerini düşünmek­ten aiıkor. Çok zamanlar da eziyet vermeye götürür, kıskançlık ve kin doğurur, şeref ve vakarı düşürür.<br />
<br />
Bu gibi haller dışında olan şaka, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem´in yapmış olduğu şakadır. Çünkü Peygamber, gönlü hoş tutmak, ya­kınlık peyda etmek ve bir maksad için bazı hallerde şaka yapardı. Bu şe­kilde bir şaka yapıldığı zaman ondan hiç bir zaman alıkonmaz ve bu sün net olur. Öyle ise sen, tesbit ettiğimiz gerçek hadislere, onların hükümle­rine ve âlimlerden naklettiklerimize itimad et. Çünkü bu konu, büyük ih­tiyaç duyulan işlerdendir. Başarı Allah´ın yardımı iledir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şefaat Etmek</span><br />
<br />
<br />
İdarecilerden ve bazı haklan yerine getirmekle görevli hak sahiblerin-den, bir kimseye şefaat (yardım) edilmesi dileğinde bulunmak müstahab-dır. Ancak hakime intikal etmiş bir cezanın, yahut terki caiz olmayan bir işin düşürülmesi hususunda olmamalıdır. Çocuğun, mecnunun, vakfın ve bunlara benzer işlerin idaresine bakanlardan bazı hakların düşürülmesi için şefaatta bulunmak hep haram olan şeylerdir. Hem şefaat eden için hem de kendisine şefaat yapılan için o hakkı kabullenmek haramdır. Bun­lardan başka o iş için, işi bildikleri halde, çalışanlara da haram olur. Bü­tün bu anlattıklarımın delilleri kitab ve sünnet´de ümmetin âlimlerinin söz­lerinde açıktır.<br />
<br />
Allah Tealâ:<br />
<br />
"Kim iyiliğe vesile olan bir şefaatta bulunursa o şefaattan ona bir na-sib olur. Kim de bir kötülüğe şefaat ederse, o şefaat günahından ona bir pay olur. Allah her şeye gücü yetendir, buyurmaktadır.´[127]<br />
<br />
868- Ebû Musa El-Eş´arî´den {Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e bir ihtiyaç isteği ile bir kimse geldiği zaman, meclisinde oturanlara karşı yönelip: Şefaat ediniz ki, sevab kazanasınız. Allah razı olduğu şeyi Peygamberinin lisanı üzere yerine getirir, buyurdu. Bir rivayette de: "Dilediği şeyi" şeklindedir.[128]<br />
<br />
Ebû Davud´un rivayetinde şöyledir: "Sevab kazanmak için bana şefa­at dileğinde bulunun ki, Allah dilediği şeyi Peygamberinin dili üzere ger-çekleştirsin." Bu rivayet Buhârî ve Müslim´in sahihlerinde olan rivayetin manasını açıklıyor.<br />
<br />
869- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) Berîre ile kocası hakkın­da rivayet ettiğimiz olayda, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Berî-re´ye şöyle demişti:<br />
<br />
"(Sen kölelikten âzâd edilmekle hürriyete kavuştun. Böylece nikâhınız kalkmış oluyor. Yeni bir evlilik kurup kurmamakta serbestsin. Eski ko­can Muğis seni arzu ettiğinden) sen ona döneydin Berîre şöyle dedi:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Bana emir mi veriyorsun (yoksa ona şefaatta mı bu­lunuyorsun) Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Ben sadece şefaat ediyorum, dedi. Berîre: Benim ona evlenme işinde bir ihtiyacım yoktur, dedi.[129]<br />
<br />
870- İbni Abbas´dan (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayetde şöyle an­latmıştır: Uyeyne İbni Hısn İbni Huzeyfe, Bedir (seferinden Medineye) dönünce kardeşinin oğlu Hurr İbni Kays´ın evine indi. Hurr, Ömer´in (Ra­dıyallahu Anh) yanında bulundurduğu kimselerden biri idi. Uyeyne (kar­deşinin oğlu Hurr´e) şöyle dedi: Ey kardeşim oğlu, senin bu halife (Ömer) yanında itibarın var. Onun yanına varmak için bana izin iste. Ömer de ona izin verdi. Uyeyne girince:Söyle,eyHattab´ın oğlu! Vallahi sen bize mal vermiyorsun ve aramızda adaletle hükmetmiyorsun, dedi. Bunun üze­rine Ömer onu cezalandırmaya kalkacak şekilde kızdı. Hurr şöyle dedi: Ey mü´minlerin emiri! Aziz ve yüce olan Allah peygamberine:<br />
<br />
"Bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir." buyur­muştur.[130] Gerçekten bu adam cahillerdendir. Vallahi bu ayeti okuyun­ca, Ömer ileri gitmedi. Allah´ın kitabı önünde çok saygılı duranlardandı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müjdelemenin Ve Tebrik Etmenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"(Zekeriyya) mihrabda namaza dururken melekler ona nida etti: Al­lah sana (evlad olarak) Yahya´yı müjdeliyor.[131]<br />
<br />
"Elçilerimiz (melekler) İbrahim´e müjde ile gelince..."[132] "Elçilerimiz İbrahim´e müjde ile gelmişti."[133]<br />
<br />
"Biz onu (İbrahim´i) uysal bir oğul ile müjdeledik. [134]<br />
<br />
"(Melekler İbrahim´e) korkma dediler ve onu bilgin bir oğul ile müj­delediler."[135]<br />
<br />
"(Melekler) dediler ki korkma, biz seni bilgin bir oğul ile müjdeliyo­ruz. "[136]<br />
<br />
"(İbrahim´in hanımı misafirlere hizmet için) hazır dururken (konuşu­lanları duyunca) güldü. Biz de ona İshak´ı ve İshak´ın arkasındanda Ya-kub´u müjdeledik."[137]<br />
<br />
"Hani melekler demişti: Ey Meryem! Allah kendinden bir keiime ile (sadece "ol" emri ile sana vereceği bir oğulla) seni müjdeliyor."[138]<br />
<br />
"İman edip sâlih amel işleyen kullarım Allah´ın müjdelediği sevab bu­dur."[139]<br />
<br />
"Kur´an´ı dinleyip de onun en güzeline (açığına) uyan kullarımı (cen­netle) müjdele.)[140]<br />
<br />
"Vâdedildiğiniz cennetle müjdelenin.[141]<br />
<br />
"O gün. mü´min erkeklerle mü´min kadınları, nurları önlerinde ve sağ­larında olduğu halde koşuyor görürsün. Bugün size müjde! (Meskenleri altında nehirler akan cennetler vardır. "[142]<br />
<br />
"Rableri onlara, kendinden bir rahmet ve bir rıza ile, içinde devamlı nimet bulunan cennetleri müjdeler."[143]<br />
<br />
Müjde hakkında varid olan hadislere gelince, bunlar doğrusu sahih ola­rak çoktur, meşhurdur.<br />
<br />
Bunlardan biri, Hazreti Hatice´nin (Radıyallahu Anha) cennette inci­den bir evle müjdelenmesidir ki, onda yorgunluk yok, gürültü yok. Biri de Kâb İbni Mâlik´in hadisidir. Onun tevbesi münasebetiyle tahriç edil­miştir. Kâb şöyle demiştir: En yüksek sesi ile bağıran bir çağmanın sesi­ni işittim. Ey Kâb İbn Mâlik! Müjde olsun!... İnsanlar da bizi (Tebük seferinden geri kalıp da tevbeleri kabul edilen üç kişiyi) müjdelemeye çık­tılar. Ben de Resûlüüah Sallallahu Aleyhi ve Seliem´i kasdederek yola ko-. yuldum. İnsanlar bölük bölük beni karşılıyorlar ve tevbenin kabulü sebe­biyle beni tebrik ediyorlardı ve bana şöyle diyorlardı:<br />
<br />
Tevbeni Allah´ın kabul etmesi sana mübarek olsun (seni tebrik ederiz). Nihayet Mescid´e girdim. O anda ResûlüIIah´ın çevresinde insanlar bulu­nuyordu. Talha İbni Ubeyd kalkıp bana doğru koşarak benimle musafa-ha yaptı ve beni tebrik etti. Kâb, Talhâ´nın bu hareketini unutmazdı. Kâb demiştir: Gidip Resûlüllah´a selâm verdiğim zaman, yüzü sevinçten par­layarak: "Annem seni doğurduğu günden beri üzerine geçen günün en hayırlısı sana müjde olsun!... buyurdu."[144]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tesbîh Ve Tehlîl Sözü Ve Benzerleri İle Taaccüb Ve Hayreti İfade Etmek</span><br />
<br />
<br />
871- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: Ebû Hüreyre cünub olduğu halde Peygamber (s.a.v) onunla karşılaştı. Ebû Hüreyre sıvışıp gitti de gusletti. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aradı. Ebû Hüreyre gelince Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Nerede idin, ey Ebû Hüreyre! dedi. O: Yâ Resûlellah! Ben cünub bir hal­de iken benimle karşılaştın. Gusletmeden seninle oturmayı hoş görmedim, dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): Sübhâneliah (şaşılacak şey)! Mü´­min pis olmaz, buyurdu."[145]<br />
<br />
872- Aişe´den yapılan (Radıyallahu Anha) rivayete göre: "Bir kadın hayız halinden yıkanmasından Peygamber Saİlallahu Aleyhi ve Sellem´e sordu. Peygamber (s.a.v) de nasıl gusledeceğini ona emretti ve:<br />
<br />
Misklenmiş bir bez-pamuk parçası al da onunla temizlen (kan izi olup olmadığını araştır), dedi. Kadın:<br />
<br />
Onunla nasıl temizleneceğim dedi. Peygamber:<br />
<br />
Onunla temizlen, buyurdu. Kadın:<br />
<br />
Nasıl dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Sübhânellah! Temizlen, buyurdu. (Hazreti Aişe diyor ki) ben o ka­dını yanıma çektim de: Kan lekesini araştırırsın, dedim."[146]<br />
<br />
Bazı ihtilâflar varsa da doğrusu şöyle hareket etmelidir: Az miktar misk alır ve onu bir pamuk parçasına yahut bez yahut yün ve benzeri şeye kor. Sonra kötü kokuyu gidermek için ve kan lekesini araştırmak için onu ka­dınlık uzvuna kor. Allah en iyi bilendir.<br />
<br />
873- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: "Rübeyyi´nin kız kardeşi Ümmü Hariste bir adamı yaraladı. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e çıkıp davalaştılar. Peygamber (s.a.v): Kısas gerekir, kısas,´bu­yurdu. Bunun üzerine Ümmü Rebi´: Yâ Resûlellah! falanca hanımdan kısas yaparmısın Vallahi ondan kısas olmaz (onu bağışla) dedi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Seîlem: Sübhânellah, ey Ümmü Rebi´ (senin isteğine şaşılır)! Kısas, Allah´ın kitabının hükmüdür, buyurdu."[147]<br />
<br />
874- İmrân İbni Husayn´den (Radıyallahu Anhüma) bir hanımın olayı ile ilgili uzunca hadisinde şöyle rivayet edilmiştir. (Kadın, müşrikler tara­fından esir edilmiş ve onunla beraber Hazreti Peygamberin devesi de aşı-rılmıştı. Sonra (kadın) kaçmış (ve bu arada deveyi de ele geçirmişti). Eğer Allah kendisini (kaçtığı düşmanlardan) kurtarırsa, bindiği deveyi boğaz­layacağını adamıştı. Nihayet kurtulup (Medine´ye) geldi. Ashab bu olayı Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e anlattılar. Peygamber (s.a.v): "Sübhânellah, (tuhaf şey)! Deveye ne kötü bir mükâfat vermiş! (Sahibi olmadığı bir deveyi nasıl boğazlar)!... buyurdu. [148]<br />
<br />
875- Ebû Musa El-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) izin istemekle ilgili ha­disi rivayet edilmiştir. Ebû Musa, Hazreti Ömer´e (Radıyallahu Anh) Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in izin isteme hakkındaki hadisini söy­ledi. (Ebû Musa halife ile görüşmek üzere gidince üç kez izin istedi. Ce-vab alamayınca, dönmüş. Sonra bunun sebebini halife ona sorunca, Ebû Musa şöyle dedi: Peygamberimizin buyurduğuna göre, üç kez izin iste-<br />
<br />
nir. Cevab alınmazsa dönülür. Ben de bunun için döndüm. Halife: Böyle bir hadis olduğuna şahid getir, yoksa seni cezalandıracağım, dedi. Ebû Musa şahid getirdi.) Hadisin sonunda da: "Ey Hattab´ın oğlu! Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in ashabına eziyet verme, dedi. Bunun üze^ rine Ömer: Sübhânellah! Ben bir şey işittim (bir hadis duydum), onu ger­çekleştirip tesbit etmek istedim, (yoksa eziyet etmek istemedim), de­di. "[149]<br />
<br />
876- Abdullah İbni Selâm´m (Radıyallahu Anh) uzun hadisi rivayet edil­miştir. Kendisine, sen cennet ehlindensin denilince, o şöyle Demişti: Süb­hânellah! Bilmediği bir şeyi söylemek hiç bir kimse için uygun olmaz... "[150]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İyiliği Ermetmek Ve Kötülükten Alıkoymak</span><br />
<br />
<br />
Bu bölüm, bölümlerin en önemlisidir yahut en önemlilerinden biridir. Çünkü bu konuda nakledilen sağlam deliller, durumun büyüklüğünden kuvvetle önemsenmesi ve insanların bunda fazla gevşek davranmasından dolayı çoktur. Burada onları bir araya toplamak mümkün değildir. Fa­kat bunların asıllarım belirtmeden geçmeyeceğiz. Bu konuda yazarlar çok çeşitli eserler yazmışlardır. Ben de Müslim´in şerhinin başlarında bundan bir kısım topladım ve bunları bilmekten kimsenin müstağni kalamayacak olduğu önemlilerine işaret ettim.<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek ve kötülükten alıkoyacak bir toplum bulunsun. İşte bunlar kurtulanlardır. "[151]<br />
<br />
"Bağışlama yolunu tut ve iyiliği emret. "[152]<br />
<br />
"Erkek-kadın bütün mü´minler birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği em­rederler ve kötülükten alıkorlar"[153]<br />
<br />
"(Lanete uğramalarının sebebi) birbirlerini yaptıkları kötülükten alıkomazlardı. [154]<br />
<br />
Anlattığım manada ayetler meşhurdur.<br />
<br />
877- Ebû Saîd El-Hudrî´den yapılan (Radıyallahu Anh) rivayetde de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden kim bir kötülük görürse eü ile onu gidersin. Gücü yet­mezse dili ile yapsın. (Buna da) gücü yetmezse kalbi ile reddetsin. İmanın en zayıfı işte budur."[155]<br />
<br />
878- Huzeyfe´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Canım kudret elinde olana yemin ederim ki, muhakkak surette iyiliği emredip kötülükten alıkorsu-nuz; yoksa Allah´ın kendinden size bir azab göndermesi yakın olur. Son­ra ona duâ edersiniz; fakat duanız kabul edilmez. "[156]<br />
<br />
879- Ebû Bekir Es-Sıddık´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Ey insanlar şu ayeti okuyorsunuz:"<br />
<br />
Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle dediğini işittim: İn­sanlar zalimi görürler de onun ellerini yakalamazlarsa, Allah´ın kendin­den, onların tümüne azâb vermesi yakındır. "[157]<br />
<br />
880- Ebû Saîd´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal-lalîahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur." Cihâdın en faziletlisi, zâ­lim bir sultanın yanında hak sözü söylemektir."[158]<br />
<br />
Ben de derim! Bu bölümle ilgili hadisler sayılamayacak kadar çoktur. Bu son anılan âyeti kerime üzerinde çok cahiller aldanmaktadır. Ayeti kerimeyi asıl manası dışına çıkarıyorlar. Doğru olan manası şudur: Siz, size emredilen şeyi yaptığınız zaman, sapığın sapıklığı size zarar vermez. Bize emredilen şeyler içinde iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak var­dır. Âyetin manası, Allah Tealânın şu sözüne yakındır:<br />
<br />
"Peygamber üzerine gerekli olan ancak tebliğdir."[159]<br />
<br />
Bil ki, iyiliği emretmenin ve kötülükten alıkoymanın bilinen bir takım şartlan ve sıfatları vardır. Burası onları izah edip anlatmanın yeri değil­dir. Bunlar "ihyâu-Ulûmuddin"de güzel şekilde izah edilmektedir. Ben Müslim şerhinde önemli olan meselelerini açıkladım. Başarı Allah´dandır.<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
[1] Buhâri.<br />
<br />
[2] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî.<br />
<br />
[3] Ebû Dâvud. Buhârî, el-edebÜl-Müfred. Ahfned b.Hanbel.<br />
<br />
[4] İbni Sünnî<br />
<br />
[5] Tirmizî. Nesâî, fil yevmi vdleyleii. İbni Sünnî. Ebû Dâvud. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis ha-sendir, sahilidir.).<br />
<br />
[6] Ebü Dâvud. Nesâî. Hâkim el-Müstedrek.<br />
<br />
[7] Tirmizî. Ebû Dâvud. Hâkim. Nesâî, fil-yevmi velleyleli. İbni Sünnî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis, hasendir.)<br />
<br />
[8] Ebû Dâvud. Nesâî. Ahmed b. Hanbel. Müstedrek.<br />
<br />
[9] Ebû Dâvud. Nesâî, fi´1-yevmi velleyleti. İbni Sünnî.<br />
<br />
[10] Tirmizî. Ahmed b. Hanbel. Hâkim.<br />
<br />
[11] îbni Sünnî.<br />
<br />
[12] ibni Sünnî. Beyhakî, Delâilinnübüvve<br />
<br />
[13] Kur´an-ı Kerim, Âlî îmran Süresi: 134<br />
<br />
[14] Kur´an-ı Kerim, A´raf Süresi: 200.<br />
<br />
[15] Buhârî. Müslim, Muvatta´. Nesâî, filyevmi velleyleti.<br />
<br />
[16] Müslim. Ebû Dâvud.<br />
<br />
[17] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)<br />
<br />
[18] Buhâri. Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî,filyevmi velleyleti.<br />
<br />
[19] İbni Sünnî.<br />
<br />
[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[21] Ebu Davud. ibni Sünnî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)<br />
<br />
[22] Ebû Dâvud. Nesâî<br />
<br />
[23] Tirmizî.<br />
<br />
[24] Tirmizî. (Tirmizî demiştir: Bu hadis hasendir.)<br />
<br />
[25] Tirmizî. (Tirmizî bunun isnadını zayıf bulmuştur.)<br />
<br />
[26] Buhârî.<br />
<br />
[27] Tirmizî. İbni Mâce. Hâkim, el-Müstedrek,<br />
<br />
[28] Hâkim ,el-Müstedrek.<br />
<br />
[29] Müslim.<br />
<br />
[30] İbni Sünnî<br />
<br />
[31]İbni Sünnî.<br />
<br />
[32] İbni Sünnî.<br />
<br />
[33] İbni Sünnî.<br />
<br />
[34] İbni Sünnî.<br />
<br />
[35] İbni Sünnî.<br />
<br />
[36] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[37] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[38] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[39] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[40] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[41] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[42] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[43] Müslim.<br />
<br />
[44] Kur´an-ı Kerim, İsrâ Süresi:81<br />
<br />
[45] Kur´an-ı Kerim, Sebe´ Süresi: 49<br />
<br />
[46] İbni Mâce. İbni Sünnî. Nesâî.<br />
<br />
[47] Ebû Dâvud. İbni Sünnî. Nesâî.<br />
<br />
[48] Buharı<br />
<br />
[49] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[50] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[51] Müslim.<br />
<br />
[52] Tirmizî. (Tirmizî, bu hadis sahihdir, hasendir demiştir.)<br />
<br />
[53] Nesâî. İbni Mâce. İbni Sünnî.<br />
<br />
[54] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[55] Buhârî.<br />
<br />
[56] İbni Sünnî. Nesâî, fil yevmi vellevleti.<br />
<br />
[57] Müslim. Buhârî. Muvatta´. Tirmizî, Nesâî. İbni Mâce.<br />
<br />
[58] İbni Sünnî<br />
<br />
[59] Müslim.<br />
<br />
[60] İbni Sünnî.<br />
<br />
[61] Müslim. Tirmizî. Nesâî, fil yevmi velleyleti. İbni Sünnî.<br />
<br />
[62] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[63] Müslim. Ebû Dâvud.<br />
<br />
[64] Kur´an-ı Kerim, Mâide Süresi: 2<br />
<br />
[65] Müslim.<br />
<br />
[66] Müslim.<br />
<br />
[67] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[68] Müslim.<br />
<br />
[69] Müslim.<br />
<br />
[70] Müslim.<br />
<br />
[71] Buhârî. Nesâî<br />
<br />
[72] Kur´an-ı Kerim, Nûr Süresi: 51<br />
<br />
[73] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmran Süresi: 30<br />
<br />
[74] Kur´an-ı Kerim, Bakara Süresi: 281.<br />
<br />
[75] Kur´an-ı Kerim, A´raf Süresi: 199.<br />
<br />
[76] Kur´an-ı Kerim, Kasas Süresi: 55.<br />
<br />
[77] Kur´an-ı Kerim, Necm Süresi: 29.<br />
<br />
[78] Kur´an-ı Kerim, Hicr Süresi: 85.<br />
<br />
[79] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[80] Buhârî.<br />
<br />
[81] Kur´an-ı Ker´im, Nahl Süresi:125<br />
<br />
[82] Kur´an-ı Kerim, Nahl Süresi: 91<br />
<br />
[83] Kur´an-ı Kerim, En´am Süresi: I<br />
<br />
[84] Kur´an-ı Kerim, İsrâ Süresi: 34.<br />
<br />
[85] Kur´an-ı Kerim, Saff Süresi: 32.<br />
<br />
[86] Buhârî. Müslim. Tirmızî. Nesâî.<br />
<br />
[87] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[88] İbni Sünnî.<br />
<br />
[89] Buhârî. Müslim. Nesâî.<br />
<br />
[90] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[91] Müslim. Tirmizî.<br />
<br />
[92] Tirmizî. Nesâî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)<br />
<br />
[93] Buhârî.<br />
<br />
[94] Ebû Dâvud.<br />
<br />
[95] İbni Sünnî.<br />
<br />
[96] Îbni Sünnî. Ahmed b. Hanbel. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[97] İbnî Sünnî. Nesâî, fil yevmi velleyleti. İbni Mâce.<br />
<br />
[98] İbni Mâce, fbni Sünnî, Hâkim. (E!-Hakim Ebu Abdullah demiştir ki, bu, isnadı sahih olan bir hadistir.)<br />
<br />
[99] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmran Süresi:191.<br />
<br />
[100] Müslim.<br />
<br />
[101] İbni Sünnî.<br />
<br />
[102] İbni Sünnî.<br />
<br />
[103] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[104] Kur´an-ı Kerim, İbrahim Süresi: 4<br />
<br />
[105] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[106] Buhârî.<br />
<br />
[107] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[108] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[109] Buhârî. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[110] Buhâri. Müslim.<br />
<br />
[111] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[112] Müslim.<br />
<br />
[113] Kur an-ı Kerim, Âl-i İmrân Süresi: 159<br />
<br />
[114] Müslim. Ebii Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[115] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. îbnı Mâce.<br />
<br />
[116] Kur´anı Kerim, Hicr Süresi: 88<br />
<br />
[117] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[118] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[119] Müslim.<br />
<br />
[120] Ebû Dâvud.<br />
<br />
[121] Buhârî.<br />
<br />
[122] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[123] Ebû Dâvud. Tirmizî. Tİrmizî demiştir ki bu sahih hadistir.<br />
<br />
[124] Ebû Dâvud. Tirmizî. Tirmİzî demiştir ki bu hadis hasendir, sahihdîr.<br />
<br />
[125] Tİrmizî. Tİrmizî demiştir ki bu hadis hasendir, sahihdir.<br />
<br />
[126] Tİrmizî.<br />
<br />
[127] Kur´an-ı Kerim, Nisa Siiresi:85<br />
<br />
[128] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[129] Buhârî.<br />
<br />
[130] Kur´anı Kerim, A´raf Süresi: 199.<br />
<br />
[131] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi: 39<br />
<br />
[132] Kur´an-ı Kerim, Ankebüt Sûresi: 31.<br />
<br />
[133] Kur´an-ı Kerim, Hûd. Sûresi: 69.<br />
<br />
[134] Kur´an-ı Kerim, Saffat Sûresi: 101.<br />
<br />
[135] Kur´an-ı Kerim, Zâriyat Sûresi: 28.<br />
<br />
[136] Kur´an-ı Kerim, Hicir Sûresi: 53<br />
<br />
[137] Kur´an-ı Kerim, Hûd Sûresi: 71.<br />
<br />
[138] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi: 45.<br />
<br />
[139] Kur´an-ı Kerim, Şûarâ.Sûresi: 23.<br />
<br />
[140] Kur´an-ı Kerim, Zümer Sûresi: 17-18<br />
<br />
[141] Kur´an-ı Kerim, Fussİlel süresi: 30.<br />
<br />
[142] Kur´an-ı Kerim, Hadîd Sûresi: 12.<br />
<br />
[143] Kur´an-ı Kerim, Tevbe Sûresi:21.<br />
<br />
[144] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[145] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[146] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[147] Müslim. Buharı.<br />
<br />
[148] Müslim.<br />
<br />
[149] Müslim.<br />
<br />
[150] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[151] Kur´an-ı Kerim, Al-i İmrân Süresi: 104<br />
<br />
[152] Kur´an-ı Kerim, A´raf Suresi: 199.<br />
<br />
[153] Kur´an-ı Kerim, Tevbe Suresi: 71.<br />
<br />
[154] Kur´an-ı Kerim, Maide Suresi: 79.<br />
<br />
[155] Müslim, Ebû Dâvud. İbni Mâce. Nesâî.<br />
<br />
[156] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)<br />
<br />
[157] Ebû Dâvud. Tirmizî. Mâce.<br />
<br />
[158] Ebû Dâvud. Tirmizî. Ibni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)<br />
<br />
[159] Kur´an-ı Kerim, Ankebüt Süresi: 18<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÇEŞİTLİ DUALAR VE ZİKİRLER LiSTESi</span><br />
<br />
Sevinçli Bir Haberle Müjdelenen Kimsenin Allah Tealâ´ya Hamd Ve Sena Etmesi Müstahabdır<br />
Horoz Ötmesini, Merkeb Anırmasını, Köpek Havlamasını İşitenin Okuyacağı Dualar<br />
Yangın Görünce Okunacak Dualar.<br />
Toplantıdan Kalkarken Okunacak Dualar<br />
Bir Toplum İçinde Oturan Kimsenin Hemkendine Hem De Beraberinde Bulunanlara Edeceği Dualar<br />
Allah´ı Anmadan Önce Meclisten Kalkmanın Mekruhluğu<br />
Yolda Zikir Etmek<br />
Öfkelenince Okunacak Dualar<br />
İnsanın Sevdiği Kimseye Onu Sevdiğini Bildirmesinin Müstahablığı<br />
Bir Hastalığa Yahut Başka Bir Musibete Tutulanı Görünce Okunacak Dualar<br />
Kendisinin Veya Bir Sevdiğinin Halindensorulanın Allah´a Hamd Etmesinin Ve İyiliğini İfâde Edecek<br />
Cevap Vermesinin Müstehaplığı<br />
Çarşıya Girince Okunacak Dualar.<br />
Sünnet Üzere Evlenene Yahut Satın Alana Yahut Şeriatın Güzel Saydığı Bir İşi Yapana: "İsabet Ettin"<br />
Yahut ´Güzel Yaptın" Yahut Bunun Benzeri Söz Söylemenin Müstahablığı<br />
Aynaya Bakınca Okunacak Dualar<br />
Kan Aldıranın Okuyacağı Duâ<br />
Kulağı Çınlayanın Okuyacağı Duâ<br />
Ayağı Uyuşup Tutulanın Okuyacağı Duâ<br />
Müslümanlara Veya Yalnız Kendisine Zulüm Yapana Beddua Etmenin Caizliği<br />
Bidat Ve Masiyet Ehlinden Uzak Kalmak.<br />
Kötü Bir Şeyi Gidermeye Başlayınca Okunacak Dua.<br />
İnsanın Dilinde Kötü İfade Olursa Ne Okur<br />
İnsanın Hayvanı Tökezleyince Okunacak Duâ<br />
Vali Ölünce Beldenin Büyüğünün İnsanları Teskinedecek Şekilde Onlara Hitab Etmesi, Öğüt<br />
Vermesi,Sabır Tavsiye Edip Bulundukları Hâl Üzerekalmalarını Söylemesinin Müstahablığı<br />
Kendisine Yahut İnsanlara Yahutinsanların Bir Kısmına İyilik Edene Bundan Ötürü Duâ Etmek Ve Bu<br />
İşe Onu Teşviketmek.<br />
Kendisine Hediye Verilen Kimse, Hediye Verene Duâedince Hediye Verenin De Ona Duâ Etmesinin<br />
Mustahablığı<br />
Kendisine Bir Hediye Verilen Kimsenin Meşru Bir Manadan Dolayı Hediyeyi Geri Çevirip Özür Dilemesi<br />
Müstahabdır Bu Da Hakim Yahut Vali Olduğu İçin Yahut Hediyede Haram Şübhesi Olduğu İçin Yahut<br />
Bundan Başka Bir Özür İçin Yapılır.<br />
Kendinden Bir Engeli Giderene Okunacak Duâ.<br />
Meyvanın Turfandasını Görünce Okunacak Dualar<br />
İnsanlara Va´z Etmede Ve İlim Öğretmede Ölçülü Olmanın Müstahablığı<br />
İyi İşe Delâlet Ve Ona Teşvik Etmenin Fazileti<br />
Kendisine Sorulan Bir İlmi Bilmeyip De Onu Başka Bir Kimsenin Bildiğini Bilenin Ona Delalette<br />
Bulunması<br />
Allah´ın Hükmüne Davet Edilenin Okuyacakları<br />
Cahillerden Yüz Çevirmek<br />
Bir Kimsenin Kendinden Yüksek Olana Öğüt Vermesi<br />
Anlaşmaya Ve Verilen Söze Riayeti Emretmek.<br />
Malını Yahut Başka Şeyi Bir Kimseyevermek Üzere Teklifte Bulunana Duâ Etmenin Müstahablığı<br />
Gayrı Müslimin Bir Müslümana İyilik Edince, Müslümanın Ona Söyleyeceği<br />
Bir Kimse Kendinden, Çocuğundan, Malından Yahut Bundan Başkasında Bir Şey Görür De Hoşuna<br />
Giderse Ve Ona Gözünün Değmesinden Ve Bundan Zarar Görmekten Korkarsa Okuyacağı Dualar Nazar<br />
Ve Göz Değmesinde Okunacak Dualar<br />
İnsanın Sevdiğini Ve Sevmediğini Görünce Okuyacağı Dualar<br />
Semâya Bakınca Okunacak Duâ.<br />
Bir Şeyde Uğursuzluk Hissedince Okunacak Dualar<br />
Hamama Girince Okunacak Dualar<br />
Bir Cariye, Bir Köle, Bir Hayvan Satınalınca Ve Bir Borç Ödeyince Okunacak Duâ<br />
Ata Binemeyen Ne Söyler Ve Ona Nasıl Duâ Edilir .<br />
Mananın Ve Maksadın Yanlış Anlaşılması Yahut Değiştirilmesinden Korkulduğunda Âlimin Ve Başkasının İnsanların Anlamayacağı Şekilde Konuşmaktan Menedilmesî<br />
Âlimin Ve Vâızın Mecliste Bulunanları Susmaya Ve Kendini Dinlemeğe Davet Etmesi<br />
Kendisine Uyulan Adam, Gerçekte Doğru Olmakla Beraber Görünüşte Doğruya Aykırı Bir İş Yaparsa Ne Söyler<br />
Kendisine Uyulan Adam Görünüşte Böyle Uygunsuz Bir İş Yaparsa, Ona Uyan Kimse Ne Söyler<br />
Danışmaya Teşvik Etmek<br />
Tatlı Söz Söylemeye Teşvik Etmek<br />
Konuşulan Adama Sözü Açıklamanın Ve İzah Etmenin Müstahablığı<br />
Şaka Yapmak.<br />
Şefaat Etmek<br />
Müjdelemenin Ve Tebrik Etmenin Müstahablığı<br />
Tesbîh Ve Tehlîl Sözü Ve Benzerleri İle Taaccüb Ve Hayreti İfade Etmek.<br />
İyiliği Ermetmek Ve Kötülükten Alıkoymak<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÇEŞİTLİ DUALAR VE ZİKİRLER</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, ben bu kısma faydalanılması büyük olan zikirlerle dualardan İnşa Allah çeşitli bölümler ortaya koyacağım. Bu bölümleri sıraya sokmak için benimseyeceğimiz bir esas yoktur. Muvaffak kılan Allah´dır.<br />
<br />
<br />
Sevinçli Bir Haberle Müjdelenen Kimsenin Allah Tealâ´ya Hamd Ve Sena Etmesi Müstahabdır<br />
<br />
<br />
Bil ki, kim yeni bir nimete kavuşur yahut ondan bir musibet kalkarsa, Allah Tealâ´ya şükür secdesi yapması ve Allah Tealâ´nın şanına uygun şekilde ona hamd ve senada bulunması müstahabdır. Bu konuda hadisler ve nakiller çoktur, meşhurdur.<br />
<br />
763- Amr İbni Meymun´dan rivayet edilen Ömer İbni Hattab´ın şehid edildiği zamanla ilgili Şûra (hilâfetin altı kişi arasında görüşülüp bir kişi­nin seçilmesi) konusuna dair uzunca hadisde, Ömer Radıyallahu Anh oğ­lu Abdullah´ı Hazreti Aişe Radıyallahu Anha´ya gönderdi. Bununla iki arkadaşı (Peygamber veEbû Bekir) ile beraber yanında defnedilmek için, Hazreti Aişe´den izin istemişti. Abdullah (gidip) dönünce, Ömer sordu:<br />
<br />
Sende ne haber var Abdullah:<br />
<br />
Senin sevdiğin (izin çıkma haberi) var, ey mü´minlerin emiri! (Aişe) izin verdi, dedi. Hazreti Ömer: Allah´a hamd olsun. Benim için bundan daha önemli bir şey yoktu, dedi.[1]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Horoz Ötmesini, Merkeb Anırmasını, Köpek Havlamasını İşitenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
764- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Merkeblerin anırmasını işittiğiniz zaman, Şeytanın şerrinden Allah´a sı­ğının çünkü onlar bir Şeytan görmüşlerdir. Horozların ötmelerini işittiği­niz zaman, Allah´ın fazlından isteyin; çünkü onlar bir melek görmüştür."[2]<br />
<br />
765- Câbir İbni Abdullah´dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiği­ne göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­du: "Geceleyin köpeklerin havlamasını ve merkeblerin anırmasını işitti­ğiniz zaman Allah´a sığının; çünkü onlar sizin görmediklerinizi görür­ler."[3]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yangın Görünce Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
766- Amr İbni Şuayb´dan rivayet edilmiştir. O babasından, babası da dedesinden (Radıyaİlahu Anh) rivayetinde demiştir ki, Resûlüllah Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Yangını gördüğünüz zaman tekbir getirin (Allahu Ekber deyin çünkü tekbir onu söndürür. "[4]<br />
<br />
Bununla beraber felâket dualarını yapmak da müstahab olur. Biz bun­ları ve bunlarla ilgili duaları musibetler ve felâketler zamanında ortaya çıkan haller için yapılacak duâ ve zikirleri bir bölümde daha önce yazmıştık.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Toplantıdan Kalkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
767- Ebû Hüreyre´den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah SalalIahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Kim bir mecliste oturur da orada çok boş söz söylerse, sonra o mec­listen kalkmadan önce şöyle derse, muhakkak o meclisinde olan günah­ları bağışlanır:<br />
<br />
"Sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedû en la ilahe illâ ente. Estağfiruke ve etûbü ileyke."<br />
<br />
"Allah´ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Sen­den başka İlâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim."[5]<br />
<br />
768- Ebû Berze´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. Onun ismi Nadle´dir. O önceki hadisi şöyle anlatmıştır:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem meclisten kalkmak istediği za­man işin sonunda şöyle derdi: (Allah´ım, Sana hamd ederek Seni noksan­lıklardan tenzih ederim. Senden başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim. Bunun üzerine bir adam dedi: Yâ Resûlellah, sen bir söz söylüyorsun ki, geçmişte onu söyleme­miştin. Peygamber (s.a.v): Bu, mecliste olanlara bir keffarettir, buyur­du.[6]<br />
<br />
Hilyetü´l-Evliya kitabında Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anha) yapı­lan rivayetde şöyle demiştir: Tam bir ölçekle ölçmeyi (çok sevab almayı) kim seviyorsa, meclisinin sonunda yahut kalkacağı zaman şöyle desin:<br />
<br />
"Sübhâne rabbike rabbi´l-izzeti amma yesifûn veselâmün ale´l-mürselîn ve´l-hamdü lillâhi rabbi´I-âlemin."<br />
<br />
"İzzet sahibi olan senin Rabbın (müşriklerin yaptıkları uygunsuz) va­sıflanmalar dan münezzehtir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, alem­lerin Rabbine mahsustur.).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Toplum İçinde Oturan Kimsenin Hemkendine Hem De Beraberinde Bulunanlara Edeceği Dualar</span><br />
<br />
<br />
769- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetle o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallaüahu Aleyhi ve Sellem çok kez arkadaşları için şu duayı yapmadıkça meclisten kalkmazdı:<br />
<br />
"Allâhümme´ksim lenâ min haşyetike mâ yehulu beynenâ ve beyne me-âsike ve min tâatike mâ tübelliğûnâ bihi cenneteke ve mine´l-yakîni mâ tühevvinü bihî aleynâ mesâibe´d-dünyâ. Allâhümme metti´nâ biesmâinâ ve ebsârinâ ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec´alhü´l-vârise minnâ. Ve´eal se´renâ alâ men zalemnâ. Vensurnâ alâ men âdâna ve lâ tec´al musibete-nâ fi dîninâ ve lâ tec´ali´d-dünyâ ekbere hemminâ ve lâ meblega ilminâ ve Iâ tusellit aleynâ men lâ yerhamhunâ."<br />
<br />
"Allah´ım! Bizimle yasakların arasında engel olan Sana saygı korku­sundan bize bir pay ve bizi cennete kavuşturacak olan Sana itaatten da bize bir pay ver. Dünya Musibetlerini bize hafifletecek olan bir iman kuv­veti bize ver. Allah´ım! Bizi hayata kavuşturduğun kuvvetimizle, gözleri­mizle ve kulaklarımızla bizi faydalandır ve bunu bizden geleceklere varis kıl. Bize zulmedenlere karşı intikamımızı al ve bize düşmanlık edenler üze­rine bize zafer ver. Musibetimizi dinimiz hakkında yapma. Dünyayı en büyük gayemiz ilmimizin maksadı yapma. Bize acımayanları üzerimize musallat kılma. "[7]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´ı Anmadan Önce Meclisten Kalkmanın Mekruhluğu</span><br />
<br />
<br />
770- Sahih isnadla Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan riva-yetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Bir meclisten kalkan bir toplum o mecliste Allah Tealâyı anmadan kalkarsa, bir merkeb leşinden kalkmış gibi olurlar ve onlar için bu bir piş­manlık Olur."[8]<br />
<br />
771- Ebû Hüreyre´den rivayet edilmiştir. O da Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayetettiğinegöre, Peygamber (S.A.V): "Kim bir yerde oturur da orada Allah Teafâ´yı anmazsa,-Allah´a bir noksanlık yap­mış olur. kim de bir yatakta uzanır da orada Allah´a Tealâ´yı anmazsa, Allah´a karşı bir noksanlık yapmış olur, buyurdu."[9]<br />
<br />
772- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu.<br />
<br />
"Bir toplum bir mecliste oturur da orada Allah Tealâ´yı anmazlar ve orada peygamberlerine Salât getirmezlerse, muhakkak onlar üzerine bir noksanlık olur. Allah dilerse onlara azâb eder, dilerse onları bağışlar."[10]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yolda Zikir Etmek</span><br />
<br />
<br />
773- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Bir toplum bir mecliste oturur ve orada Aziz ve Yüce olan Allah´ı an­mazlarsa, onlar aleyhine bir noksanlık olur. Bir adam da bir yola çıkar da o yolda Aziz ve Yüce olan Allah´ı anmazsa onun aleyhine bir noksan­lık olur.[11]<br />
<br />
774- Ebû Ümâme El-Bahilî´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle anlatmıştır: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tebük´de iken Cibril Aleyhisselâm ona gelip şöyle dedi: Yâ Muhammedi Muaviye İbni Muaviye El-Müzenî´nin cenazesinde bulun (namazını kıl, o Medi­ne´de vefat etmiştir.) Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyh ve Sellem (onun namazım kılmak için) çıktı. Cibrîl de yetmiş bin melekle indi. Sağ kanadını dağlar üzerine koydu da onlar eğildiler. Sol kanadını da yerler üzerine koydu da onlar düzeldiler. Öyle ki, Mekke ve Medine´i gördü. Böylece Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cibril ve melekler (üzer­lerine selâm olsun) namazı kıldı. Peygamber namazı bitirince şöyle sor­du: Yâ Cibril! Muaviye hangi şeyle bu dereceye ulaştı Cebrail: İhlâs sû­resini ayakta iken, süvari ve yaya yürürken okumakla..." dedi.[12]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Öfkelenince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: (Takva sahibi olanlar o kimselerdir ki, bollukta ve darlıkta harcama yaparlar), öfkelerini yutarlar insanların ku­surlarını bağışlarlar. Allah iyilik edenleri sever."[13] Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Eğer şeytandan bir dürtüş seni kaydıracak olursa, Allah´a sığın. Al­lah söylenenleri işitendir, yapılanları bilendir. [14]<br />
<br />
775- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Pehlivan kuvvetli değildir. Kuvvetli kızgınlık halinde nefsine sahib olandır. "[15]<br />
<br />
776- İbni Mesud´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizde pehli­vanlık ne demektir Dedik ki, insanların yenemediği kimsedir. Peygam­ber, bu değildir; ancak kızgınlık halinde nefsine sahib olandır.<br />
<br />
777- Sahâbî olan Muaz İbni Enes El-Cühenî´den (Radıyallahu Anh) ri­vayet edildiğine göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­muştur: "Kim kızgınlığının (öfkesinin) gereğini yerine getirmeye kadir ol­duğu halde onu yutarsa, noksanlıklardan münezzeh olan Allah Tealâ ki-yâmet gününde onu insanların başlarında çağırır.[16] Öyle ki, cennet hu­rilerinden dilediğini seçme imkânını ona verir. "[17]<br />
<br />
778- Sahâbî olan Süleyman İbni Sured´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile oturuyordum, iki adam da kötü sözlerle birbirleri ile atışıyorlardı. Bi­rinin yüzü kızarmış ve boğazının damarları şişmişti. Bunun üzerine Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
Ben bir söz biliyorum ki, eğer (bu öfkeli adam) onu söylemiş olsaydı, duyduğu (Öfke) ondan giderdi. Eğer "Eûzü biUâiıimine´ş-şeytâni´r-racîm", deseydi ondaki öfke giderdi. (Ashabdan orada bulunanlar) adama şöyle dediler:<br />
<br />
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kovulmuş şeytandan Allah´a sığın, dedi. Adam:<br />
<br />
Bende delilik mi var (ki, Şeytandan Allah´a sığınayım. Adam öf­kesi içinde bir anlayışsızlıkla münasebetsiz bir söz söylemiş oldu.)[18]<br />
<br />
779- Ebû Dâvud ve Tirmizî´nin kitablannda Abdurrahman îbni Ley­lâ´dan rivayet edilmiştir. O da Muaz îbni Cebel´den,. Muaz da (Radıyal­lahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den aynı mana ile bu hadisi anlatmıştır.<br />
<br />
Tirmizî demiştir ki, bu mürsel hadistir; yani Abdurrahman Muaz´a ye­tişmemiştir.<br />
<br />
780- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anhâ) yapılan rivayetde o şöyle de­miştir: "Ben öfkeli bir halde iken Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Burnumun yumuşağından tutup onu ovdu. Sonra: Ey Ay­şecik, şöyle söyle: Allah´ım, benim günahımı bağışla, kalbimin kinini gi­der ve beni Şeytan´dan koru, dedi."[19]<br />
<br />
781- Sahâbî olan Atıyye İbni Urve Es-Sa´di´den (Radıyallahu Anh) ya­pılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Öfke Şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak su ile söndürülür. O halde sizden biriniz öfkelenince abdest alsın."[20]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Sevdiği Kimseye Onu Sevdiğini Bildirmesinin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
782- El-Mıkdam İbni Ma´dî Keribe´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri-vayetde, Peygamber Sallallahu aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu an­latmıştır:<br />
<br />
"İnsan kardeşini sevince onu sevdiğini kendisine bildirsin."[21]<br />
<br />
783- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde: "Peygamber Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem´in yanında bir adam vardı. Sonra bir adam uğ­rayıp:<br />
<br />
Yâ Resülellah! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki:<br />
<br />
Sevdiğini ona bildirdin mi Adam: hayır, dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Ona bildir, dedi. Bunun üzerine adama kavuşup şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Allah için seni seviyorum O da şöyle cevab verdi:<br />
<br />
Beni kim için sevmişsen, o seni sevsin."[22]<br />
<br />
784- Muaz İbni Cebel´den yapılan rivayete göre; "Resûlüllah Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem Muaz´m elinden tuttu ve şöyle dedi: Ey Muaz! Val­lahi ben seni seviyorum. Sana tavsiye ediyorum ey Muaz, her namazın sonunda şöyle söylemeyi asla terk etme:<br />
<br />
"Allâhümme e´innî alâ zikrîke ve şükrike ve hüsni ibâdetike."<br />
<br />
"Allah´ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve Sana güzel ibâ­det etmek üzere bana yardım et."[23]<br />
<br />
785- Yezid İbni Nuâme El-Dabiyyi´den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"İnsan bir adamı kardeş edindiği zaman adını, babasının adını ve kim­den olduğunu sorsun; çünkü böyle yapmak sevgiyi daha bağlayıcıdır."<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Hastalığa Yahut Başka Bir Musibete Tutulanı Görünce Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
786- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Bir musibete uğra­mışı görür de:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmâ ibtelâke bihi ve faddahnî alâ kesî-rin mimmen haleka tafdîhn."<br />
<br />
"Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimse­lerden beni üstün kılan Allah´a hamd olsun, derse, o belâ ona isabet etmez."[24]<br />
<br />
787- Ömer İbni Hattab´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayette Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim belâ sahibini görür de:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhilîezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenîalâ kesîrin mimmen haleka tafdîlen."<br />
<br />
"Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimse­ler üzerine beni üstün kılan Allah´a hamd olsun", derse muhakkak o be­lâdan nerede olursa olsun yaşadığı müddet kurtulmuş olur."[25]<br />
<br />
Ben derim ki: Gerek mezhebimize bağlı olan ve gerekse bağlı olmayan âlimler demişlerdir ki, insan bu sözleri kendi nefsine işittirecek şekilde gizli söylemeli, belâya uğramışa duyurmamalıdır. Çünkü bu sözlerden kalbi incinir. Fakat bir fesaddan korkulmadığı takdirde, adamın belâsı birgü-nahdan dolayı ise bu sözler aşikâre söylenebilir. En iyisini Allah bilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisinin Veya Bir Sevdiğinin Halindensorulanın Allah´a Hamd Etmesinin Ve İyiliğini İfâde Edecek<br />
<br />
Cevap Vermesinin Müstehaplığı</span><br />
<br />
<br />
788- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre: "Hazreti Ali (Radıyallahu Anh), Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in vefat ettiği hastalığı zamanında huzurundan çıktı. İnsanlar:<br />
<br />
Ey Ebu Hasan! Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl sabah­ladı O;<br />
<br />
Allah´a hamd olsun iyi olarak sabanladı, dedi."[26]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çarşıya Girince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
789- Ömer İbni Hattab´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur "Kim çarşıya gi­rer de:<br />
<br />
"Lâ ilâhe illâllâhu vahdehûlâşerikelehû, lehu´l-mülkü ve lehü´1-hamdü yuhyî ve yumîtu ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi´l-hayru ve hüve alâ külli şey´ın kadir."<br />
<br />
"Allah´dan başka İlâh yoktur, yalnız O vardır. O´nun ortağı yoktur. Mülk O´nundur, hamd da O´na mahsustur. Öldürür ve diriltir. O hayat sahibidir, ölmez. Hayır onun elindedir. O, herşeye kadirdir." Derse, Al­lah ona bin kere (milyon) sevab yazar ve ondan milyon günah siler. Dere­cesini de milyon kere yükseltir. "[27]<br />
<br />
Bunu Hakim Ebu Abdullah Buhârî ve Müslim üzerine yazdığı Müsted-rek kitabında çok rivayet yollan ile anlatmıştır. Bazı rivayetlerde de: "Allah ona Cennette bina yapar." ifadesini hadise eklemiştir. Orada daha ilâve<br />
<br />
de vardır. Kavı üer ki: Ben Horasan´a gittim ve Kuteybe İbni Müslim´in yanına vardım. Ona dedim ki, sana bir hediye ile geldim. Bunun üzerine bu hadisi şerifi ona naklettim. Bundan dolayı Kuteybe İbni Müslim ce­maatı ile beraber bineğine biner çarşıya varırdı. Böylece o sözleri söyler­di. Sonra dönerdi. Bunu Hakim de İbni Ömer´den rivayet ederek Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e yükseltmiştir.<br />
<br />
Hakim demiştir ki, bu bölümle ilgili Câbir´den, Ebu Hüreyre´den Bü-reyde El-Eslemî´den ve Enes´den rivayet edilen hadisler vardır. Bu kita­bın sıhhat şartlarına en uygun olanı bu lâfızdan değişik olarak Büreyde´-nin hadisidir. Hâkim bunu Büreyde´ye isnadla şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
790- Büreyde´den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Resûlüllah Salallahu Aleyhi ve Sellem çarşıya girdiği zaman:<br />
<br />
"Bismillâhi allâhümme innî es´elüke hayra hâzihi´s-sûkı ve hayra mâ fîhâ ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâ fîhâ. Allâhümme innî eûzü bike en usîbe fîhâ yemînen fâcireten ev safkatenhâsireten."<br />
<br />
"Bismillah. Allah´ım, bu çarşının hayrını ve burada olan faydalı ve ha­yırlı şeyi Senden istiyorum. Bu çarşının kötülüğünden ve burada işlenen kötülüklerden Sana sığmıyorum. Allah´ım! Burada yalan yemine uğra­maktan yahut ziyan olan bir alış-verişten Sana sığınırım."[28]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sünnet Üzere Evlenene Yahut Satın Alana Yahut Şeriatın Güzel Saydığı Bir İşi Yapana: "İsabet Ettin"<br />
<br />
Yahut ´Güzel Yaptın" Yahut Bunun Benzeri Söz Söylemenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
791- Câbir´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana:<br />
<br />
" Ey Cabir, evlendin mi diye sordu.<br />
<br />
Evet, dedim.<br />
<br />
Bekâr mı aldın dul mu dedi.<br />
<br />
Dul yâ Resûlellah, dedim.<br />
<br />
Bakire alaydın da onunla eğlenirdin, o da seninle eğlenir şakalaşırdı "<br />
<br />
Yahuf´Onunla gülüşürdün, o da seninle gülüşürdü" demiştir. Ben dedim ki:<br />
<br />
Babam Abdullah ölünce geriye dokuz, yahut yedi kız bırakmıştı. On­lara denk olan birini getirmeyi hoş bulmadım. İstedim ki bir kadın geti­reyim de onlara sahib olsun ve hallerini düzeltsin. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
İsabet ettin buyurdu. "[29]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Aynaya Bakınca Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
792- Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem anyana baktığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
"Elhamdü lîllâh. Allâhümme kenıâ hassenle halkı fehassin huluki."<br />
<br />
Hamd Allaha mahsustur. Allah´ım! Benim kılığımı güzel yarattığın gi­bi, ahlakımı da güzel yap."[30]<br />
<br />
793- Enes (Radıyallahu Anh)dan yapılan rivayette Enes şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynada yüzüne baktığı zaman:<br />
<br />
"Elhamdü lilîâhillezî sevvâ haîkî feaddelehû ve keneme surete vechî fehassenehâ ve ce´alenî mine´l-müslimîn."<br />
<br />
"O Allah´a hamd olsun ki, benim yaratılışımı düzgün yapmış ve onu dengeli bir hale koymuştur, yüzümün şeklini iyi yapmış ve onu güzelleş­tirmiş ve benî de müslümanlardan yapmıştır"[31]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kan Aldıranın Okuyacağı Duâ</span><br />
<br />
<br />
794- Hazreti Ali´den (RadıyallahuAnh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu, Aleyhi ve Sellem;<br />
<br />
"Kan aldırma zamanında kim Âyetel-Kürsi´yi okursa, kan aldırması­nın yararı olur, buyurmuştur."[32]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kulağı Çınlayanın Okuyacağı Duâ</span><br />
<br />
<br />
795- Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in âzâdlısı Rafi´den (Radı­yallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Salallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin kulağı çınladığı zaman beni hatırlasın ve bana Salât getirsin ve: Beni anan kimseye Allah hayır ver­sin, desin."[33]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ayağı Uyuşup Tutulanın Okuyacağı Duâ</span><br />
<br />
<br />
796- Haysem İbni Haneş´den yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Biz Abdullah İbni Ömer´in (Radıyallahu Anhüma) yanında idik. Ayağı uyu­şup tutuldu. Ona bir adam dedi ki, sana insanların sevimlisi olanını ha­tırla. Bunun üzerine: Yâ Muhammed Sallalahu Aleyhi ve Sellem dedi de, sanki bağdan çözülmüş gibi rahatladı."[34]<br />
<br />
Mücahid´den yapılan rivayetde: İbni Abbas´ın (Radıyalluhu Anhüma) yanında bir adamın ayağı uyuştu. Bunun üzerine İbni Abbas (Radıyalla­hu Anhüma):<br />
<br />
Sana göre insanların en hayırlısı olanını hatırla, dedi, Adam:<br />
<br />
Muhammedün Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi. Böylece uyuşuklu­ğu gitti. "[35]<br />
<br />
Yine İbni Sünnî´nin kitabında, Buhârî´nin şeyhlerinden biri olan İbra­him İbni´l-Münzir El-Hizamî´den rivayetimizde o demiştir: Medine´liler, (şair) Ebu Atahiye´nin şu güzel beytinden hoşlanırlardı:<br />
<br />
Onun ayağı bazı zamanlar uyuşup tutulur; Eğer (sevdiğini kasdederek) ey Utbe, demezse, (ondan) uyuşukluk gitmez.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müslümanlara Veya Yalnız Kendisine Zulüm Yapana Beddua Etmenin Caizliği</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, bu konu cidden çok geniştir. Bunun cevazı üzerinde kitab ve sün­netten deliller ile önceki ve sonraki mü´minlerin işleri birbirlerini güçlen­dirmiştir. Allah Sübhânehu ve Tealâ Hazretleri Kur´ama bilinen çok yerlerinde, (Allah´ın rahmet ve selâmı üzerlerine olsun) Peygamberlerin kâfirlere beddua ettiğini haber vermiştir.<br />
<br />
797- Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ahzab gününde (Hendek Savaşında): Bi­zi (kâfirler) ikindi namazından alıkoydukları gibi, Allah da onların ka­birlerine ve evlerine ateş doldursun, dedi."<br />
<br />
798- Çeşitli yollardan rivayet edildiğine göre:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (Bi´ri Manûne adı verilen olay­da yetmiş kadar hafız ve) okuyucuları (Radıyallahu Anhüm) (pusuya dü­şürüp) öldürenlere beddua, etti ve bir ay onlar aleyhine şöyle duada bu­lundu: Allahım! Ri´l, Zekvan ve Usayye kabilelerine lanet et."[36]<br />
<br />
799- İbni Mes´ud´dan uzunca rivayet edilen hadis: Ebu Cehil´in ve Ku-reyş´den olan arkadaşlarının deve işkembesini Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellemin sırtına koymaları ile ilgilidir. Bundan dolayı Peygamber (s.a.v) onlara beddua etti. Peygamber (s.a.v) duâ edince, üç defa duâ ederdi. Sonra Peygamber (s.a.v): Alah´im! Kureyş´i (kâfirlerini) helak et, dedi ve üç kez söyledi, sonra: Allah´ım! Ebu Cehil´i, Utbe İbni Rabi´a´yi he­lak et dedi ve, (Diğer Arkadaşları ile) tam yedi kişiyi saydı. ."[37]<br />
<br />
800- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi: "Allah´ım! Mek­ke´de biçare müminlere zulmeden Kureyş kavminden) Mudaroğullarına azabını şiddetlendir. Allah´ım! (Yedi sene kıtlık verdiğin)Yûsuf peygam­berin kıtlık yıllarının benzerini onlara ver."[38]<br />
<br />
801- Seleme İbni Ekvâ´dan yapılan bir rivayete göre: "Bir adam Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem´in yanında sol eli ile ye.di. Bunun üzeri­ne peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Sağ ilenle ye buyurdu. Adam:<br />
<br />
Gücüm yetmiyor, dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Gücün yetmesin. Sağ eli kullanmasına engel olan kibirden başkası değildi, dedi. Ravi demiştir: artık elini ağzına kaldıramadı."[39]<br />
<br />
Derim ki, bu adam Büsr idi. Sahâbidir ve deve çobanının oğludur. EJ-Eşca´i´dir. Şer´i bir hükme muhalefet eden aleyhine duâ etmenin cevazı bu hadisi şeriften anlaşılmaktadır.<br />
<br />
802- Câbir İbni Semüre´den yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Küfe halkı Sa´d İbni Ebî Vakkas´ı (Radıyallahu Anh) Hazreti Omere (Radı­yallahu Anh) şikâyet etti. Bunun üzerine onu (valilik) görevinden alıp on­lara başkasını tayin etti." Böylece hadisi şerifi anlattı. Nihayet dedi: "Ömer onunla beraber Küfe´ye adamlar yahut bir adam gönderdi. Ondan soruş­turuyordu. Ondan soruşturmadığı bir mescid bırakmadı. Hepsi onun iyi­liğini söyleyip onu övdüler. Nihayet Abs Oğullarının Mescidine girdi. On­lardan Üsâme İbni Katâde ismindeki bir adam Ebu Sa´de künyesini taşı­yordu, dedi ki:<br />
<br />
Bize sorarsan, gerçek şu ki Sa´d İbni Ebî Vakkas seriyye ile gitmiyor (askeri birlik ile cihada çıkmıyor), eşit olarak (mallan) bölmüyor ve hü­kümde adalet yapmıyor. Sa´d İbni Ebî Vakkas dedi:<br />
<br />
Bana gelince, vallahi üç şeyle duâ edeceğim: Allah´ım, eğer bu adam insanlara gösteriş yapıp ve kendini duyurmak için yalan söylüyorsa, öm­rünü uzat, ihtiyacını çoğalt ve bunu fitneye düşür. Adam bundan sonra:<br />
<br />
Ben fitneye düşmüş bir ihtiyarım. Sa´d´ın bedduası bana isabet etti, der­di "[40]<br />
<br />
Câbir İbni Semure´den hadisi şerifi rivayet eden Abdülmelik İbni Umeyr şöyle demiştir: Ben sonra Üsâme İbni Katâde´yi gördüm, kaşları yaşlılık­tan dolayı gözleri üstüne düşmüş olduğu halde, yollarda cariyelere sar­kıntılık ederdi de, onları cimciklerdi.<br />
<br />
803- Urve Îbni´z-Zübeyr´den yapılan rivayetde, Evs´in yahut Üveys´in kızı Ervâ, Mervan İbni´I-Hakem´in huzuruna çıkıp Said İbni Zeyd´i (Radi-yallahu Anhüma) şikayet etti ve arazisinden bir kısım aldığım iddia etti. Said (savunmasında) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den (bu konuda söz) din­ledikten sonra bu kadının arazisinden almış oldum. Mervan sordu:<br />
<br />
Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den ne dinledin Said, Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu dinledim, dedi:<br />
<br />
" Kim haksız yere bir karış yer alırsa, onu boynunda gerdanlık ola­rak yedi kat yere kadar taşımış olur." Mervan:<br />
<br />
Artık bundan sonra senden bir delil istemem, dedi. Said:<br />
<br />
Allah´ım! Bu kadın yalan söylüyorsa, onun gözünü kör et ve onu arazisinde öldür; dedi. Ravi demiştir: Kadın, gözü kör olmadan ölmedi ve kendi arazisinda yürürken bir çukura düşerek öldü.[41]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bidat Ve Masiyet Ehlinden Uzak Kalmak</span><br />
<br />
<br />
804- Ebû Bürde İbni Ebu Musa´dan rivayet edilmiştir: "Ebû Musa (Ra-dıyallahu Anh) öyle bir ağrıya tutuldu ki, bayıldı. Başı da hanımlarından birinin kucağında idi. Hanımlarından biri de çığlık attı. Fakat adam ona cevab verebilecek bir halde değildi. Ayıldığı zaman: Resûlüllah Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem´in beri (uzak) olduğu kimseden ben de beriyim. Çünkü Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Çığlık koparan kadından, saç yo­landan ve elbise parçalayandan beri olmuştur, dedi."[42]<br />
<br />
Yahya İbni Ya´mer´den yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: Ben İbni Ömer´e (Radıyallahu Anhüma) dedim ki, ey Ebû Abdurrahman! Bizden önce bir takım insanlar ortaya çıktı. Bunlar Kur´ani okuyorlar ve kade­rin olmadığına inanıyorlar ve bütün işler de yeni olarak ortaya çıkar. (Allah ezelde onları bilmez, meydana çıktıktan sonra onları bilir) diyorlar.<br />
<br />
Bunun üzerine İbni Ömer şöyle dedi: Onlarla buluştuğun zaman onla­ra bildir ki, ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktırlar.[43]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kötü Bir Şeyi Gidermeye Başlayınca Okunacak Dua</span><br />
<br />
<br />
805- İbni Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle de­miştir: "Fetih günü Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke´ye girdi. Kabe´nin etrafında üçyüz altmış tane put vardı. Peygamer elindeki sopa ile dürtmeye başladı ve şöyle diyordu:<br />
<br />
"Hak (İslâm dini) geldi ve bâtıl zail oldu. muhakkak ki, bâtıl yok ol­maya mahkûmdur.[44] Hak geldi, artık bâtıl (putlar) yaratamaz ve öl­dükten sonra diriltemez."[45]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Dilinde Kötü İfade Olursa Ne Okur</span><br />
<br />
<br />
806- Huzeyfe´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Dilimin kötü söylemesinden Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e şikâyette bulun­dum. Peygamber (s.a.v): İstiğfardan neden uzaksın (Allah´dan mağfiret dilesen ya) Ben her gün yüz defa Aziz ve yüce olan Allah´dan mağfiret dilerim, dedi.[46]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Hayvanı Tökezleyince Okunacak Duâ</span><br />
<br />
<br />
807- Tâbi´inden olan meşhur Ebu´l-Melih´den rivayet edilmiştir. O da bir adamdan rivayet etti. Adam dedi ki: "Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in arkasında olarak hayvanına binmiştim. Hayvanı kaydı. Ben, şeytan helak olsun, dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): Şeytan he-lâk olsun deme; çünkü sen bu sözü söylersen, öyle büyüklenir ki koca bir ev gibi olur ve der ki, (hayvanın kayması benim kuvvetimle oldu. Fakat şöyle de: Allah´ın ismine sığınırım. Zira sen bunu söylediğin zaman sinek olmuş gibi küçülür, buyurdu.[47]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vali Ölünce Beldenin Büyüğünün İnsanları Teskinedecek Şekilde Onlara Hitab Etmesi, Öğüt<br />
<br />
Vermesi,Sabır Tavsiye Edip Bulundukları Hâl Üzerekalmalarını Söylemesinin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
808- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in vefat gününde, Ebû Bekir Es-Sıddık´ın (Radıyalîahu Anh) meşhur hutbesinin hadîsinde şu sözü ri­vayet edilmiştir: "Kim Muhammed´e ibâdet ediyordu ise, bilsin ki Mu-hammed ölmüştür: Kim de Allah´a ibâdet ediyorsa, bilsin ki Allah hayat sahibidir, ölmez."[48]<br />
<br />
Cerir İbni Abdullah´dan rivayet edilmiştir ki, Basra ve Küfe Emiri bu­lunan Muğire îbni Şube vefat edince, Cerir kalkıp Allah Tealâ´ya hamd ve sena etti ve dedi: Ortağı bulunmayan bir Allah´dan korkun. Size bir Emir (idareci) gelinceye kadar vakar ve sükûnetinizi bozmayın. Şimdi si­ze (idareci) gelecektir, buyurmuştur. "[49]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Yahut İnsanlara Yahutinsanların Bir Kısmına İyilik Edene Bundan Ötürü Duâ Etmek Ve Bu<br />
<br />
İşe Onu Teşviketmek</span><br />
<br />
<br />
809- Abdullah İbni Abbas´dan (Radıyalîahu Anhüma) yapılan rivaye­te göre, o şöyle demiştir:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helaya çıktı, ben de abdest al­ması için su koydum. Peygamber (s.a.v) çıkınca:<br />
<br />
Bunu kim koydu dedi. Kimin koyduğu ona bildirildi. Peygamber (s.a.v): Allah´ım! Onu din bilgini (fakîh) yap" buyurdu.[50]<br />
<br />
810- Ebû Katede´den (Radıyalîahu Anh) uzunca olan ve Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem´in pek çok mucizelerini taşıyan büyük hadisi ri­vayet edilmiştir. O şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem ile (hayvanlar üzerinde) yürüyorduk. Nihayet gece ortası oldu. Ben Peygamberin yan tarafında idim. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e uyku bastı da, devesinden sarkar oldu. Yanma varıp onu uyandırmadan devesi üzerinde doğruluncaya kadar hemen onu düzelttim. Sonra gecenin sonu yaklaşıncaya kadar yürüdü. Devesinin üzerinde sarktı. Onu uyan­dırmadan hemen kendisini destekledim. Öyle ki, devesi üzerinde doğrul­du. Sonra yürüdü; nihayet seher vaktinin sonu olunca, öyle bir .sarktı ki, daha önceki iki sarkmadan daha fazla idi, nerde ise düşüyordu. Hemen yanma varıp onu doğrulttum. O başını kaldırıp: "Kim bu dedi<br />
<br />
Ebû Katade, dedim.<br />
<br />
Benimle bu yürümen ne zaman oldu dedi. Dedim ki:<br />
<br />
Benim seninle bu yürümem gece boyunca devam etti. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Allah´ın peygamberini koruduğun gibi Allah´da seni korusun, buyurdu.[51]<br />
<br />
811- Üsâme İbni Zeyd´den (Radıyalîahu Anhüma) rivayet edilmiştir. O da Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu anlat­tı: "Kime bir iyilik edilir de bunu yapana: Allah seni hayırla mükâfatlan­dırsın, derse fazlasıyla teşekkür yapmış olur."[52]<br />
<br />
812- Sahâbî olan Abdullah ibni Ebu Rabî´a´dan (Radıyalîahu Anh) ya­pılan rivayetde o şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kırk bin (dirhem para) ödünç aldı. Sonra ona mal geldi de onu bana öde­di ve: Allah senin malına ve ailene bereket versin. Ödünç vermenin karşı­lığı hamd etmek ve ödemektir, dedi."[53]<br />
<br />
813- Cerir İbni Abdullah El-Beceli´den (Radıyalîahu Anh) yapılan ri­vayetde o şöyle demiştir:<br />
<br />
"Cahiliyet zamanından kalma Has´em kabilesine ait bir tapınak vardı. Ona Yemen´lilerin Kâbesi ve Zülhalasa denirdi. Resûlüllah Sallallahu Aley­hi ve Sellem bana şöyle dedi: "Sen bu Zülhalasa´dan beni rahatlığa ka-vuştururmusun (onu temizlermisin) Bunun üzerine ben Ahmes kabile­sinden yüz elli süvari ile (onu hedef alarak) yola çıktım. O tapınağı kırdık ve orada bulduğumuz kimseleri öldürdük. Sonra peygambere döndük ve<br />
<br />
ona (durumu) bildirdik. Peygamber de bize ve Ahmes kabilesine duâ et­ti. "[54]<br />
<br />
Bir rivayette de: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beş defa Ah­mes kabilesinin atlarına ve erkeklerine bereket diledi." şeklindedir.<br />
<br />
814- İbni Abbas´dan (Radiyallahu Anhüma) rivayet edilmiştir: "Ab-bas ailesi Zemzem´den su çekip çalışırlarken, Resûlüllah Sallallahu Aley­hi ve Sellem Zemzem´e geldi ve şöyle buyurdu: Çalışınız, çünkü siz iyi bir iş üzerindesiniz."[55]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Kendisine Hediye Verilen Kimse, Hediye Verene Duâedince Hediye Verenin De Ona Duâ Etmesinin<br />
Mustahablığı</span><br />
<br />
<br />
815- Hazreti Aişe´den (Radiyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle de­miştir: "Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e bir koyun hediye ettim. (Peygamber (s.a.v), onu dağıtmak için bana) onu böl, dedi. Aişe, hizmetçisi (dağıtımdan) dönünce sorardı: (Hediyeyi alanlar) ne dediler Hizmetçi de derdi ki, Allah size bereket versin, dediler. Hazreti Aişe´de: Allah onlara de bereket versin, onların söylediklerine biz aynı karşılığı veririz. Bizim sevabımız da bize kalır, derdi."[56]<br />
<br />
<br />
Kendisine Bir Hediye Verilen Kimsenin Meşru Bir Manadan Dolayı Hediyeyi Geri Çevirip Özür Dilemesi<br />
Müstahabdır Bu Da Hakim Yahut Vali Olduğu İçin Yahut Hediyede Haram Şübhesi Olduğu İçin Yahut<br />
Bundan Başka Bir Özür İçin Yapılır.<br />
<br />
<br />
816- îbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet ettik ki: "Sa´b İb­ni Cessame (Radıyallahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e peygamber (hac için) ihramda iken, bir yabani merkeb hediye etti. Bunu peygamber ona geri verdi ve şöyle dedi:Eğer biz ihramda buhınmasaydık senden kabul ederdik." (Yaban eşeği av hayvanı olduğu için ihram halin­de olanlar ondan faydalanamaz. Bu hayvanın eti aslında yenir.)[57]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendinden Bir Engeli Giderene Okunacak Duâ</span><br />
<br />
<br />
817- Said İbni´l-Müseyyib´den rivayet edilmiştir. O da, Ebû Eyyüb el-Ensarî´den (Radıyallahu Ânh) rivayet etti ki:<br />
<br />
"Kendisi Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in sakalından bir to­zu alıp giderdi. Bunun üzerine Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hoş­lanmadığın şeyi Allah senden silip gidersin, ey Ebâ Eyyüb! buyurdu."[58]<br />
<br />
Sa´d´dan bir rivayet de şöyledir: "Ebû Eyyüb, Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve SellemMen (toz gibi) bir şey aldı. Bunun üzerine Resûlülîah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem: Sende fena bir şey bulunmasın, Ey Ebû Eyyüb, sende bir fenalık bulunmasın..." buyurdu.<br />
<br />
Abdullah İbni Bekir El-Bahilî´den rivayet edilmiştir. O şöyle demiştir: Ömer (Radıyallahu Anh) bir adamın sakalından yahut başından bir şey aldı. Adam:<br />
<br />
Allah senden hoş olmayan şeyi gidersin dedi. Ömer (Radıyallahu Anh) bunun üzerine:<br />
<br />
Biz müslüman olalı beri bizden fenalığı giderdi. Ancak senden (na­hoş) bir şey alınınca de ki: Ellerin hayır toplasın, dedi."[59]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meyvanın Turfandasını Görünce Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
818- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir: "İnsanlar ilk çıkan meyvayı gördükleri zaman onu Resûiüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e getirirlerdi. Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu alınca: Allah´ım, meyvemizde bize bereket ver. Şehrimizde bize bereket ver, Ölçeğimizde bize bereket ver, kilerimizde bize bereket ver buyurur­du. Sonra yaşı en küçük olanı çağırır da o meyvayı ona verirdi."[60]<br />
<br />
Yine Müslim´in bir rivayetinde şöyledir: "Bereket üzerine bereket ver, (der) sonra o meyvayı çocuklardan yanında bulunanların en küçüğüne verirdi." Tirmizî´nin rivayetinde ise: "En küçük gördüğüne verirdi." şek­lindedir.<br />
<br />
819- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh): "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´i gördüm; kendisine turfanda bir mevya getirildiği zaman onu gözleri üzerine sonra dudakları üzerine kordu ve şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allah´ım!. Bunun evvelini bize gösterdiğin gibi, sonunu da bize gös­ter. Sonra onu yanında olan çocuklardan birine verirdi. [61]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanlara Va´z Etmede Ve İlim Öğretmede Ölçülü Olmanın Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, bir topluma va´z eden yahut onlara bir ilim öğreten kimsenin bu.konuda ölçülü hareket etmesi müstahabdır. Onları usandıracak şekil­de sözünü uzatmamahdır. Çünkü insanlar sıkılır ve rahatsız olurlar. Böy­lece ilmin ve va´zın kıymet ve zevki kalblerinden gitmiş olur. Eğer ilim­den ve hayırlı söz dinlemekten hoşlanmazlarsa, o zaman harama düşmüş olurlar.<br />
<br />
820- Şakîk İbni Seleme´den yapılan rivayetde şöyle demiştir: "İbra Mes´-ud (Radıyallahu Anhüma) her perşembe günü bize va´z ve nasihat eder­di, bir adam ona:<br />
<br />
Ey Ebû Abdurrahman! Her gün bize öğüt vermeni istiyorum, dedi. Bu­nun,üzerine İbni Mes´ud:<br />
<br />
Beni bundan engelleyen, size usanç vermeyi sevmeyişimdir. Bir de ben, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize usanç gelmesinden korkarak bizi bu iş için bekletip alıkoyduğu gibi, ben de sizi va´z için öyle bekleti­yorum, dedi."[62]<br />
<br />
821- Ammar İbni Yâsir´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde o demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğu­nu işittim: "İnsanın namazını uzun ve hutbesini kısa yapması, onun an­layışlı olduğuna delâlet eder. O halde namazı uzun, hutbeyi de (konuş­maları) kısa yapın. "[63]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İyi İşe Delâlet Ve Ona Teşvik Etmenin Fazileti</span><br />
<br />
<br />
Allah Teaîâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İyilik ve takva üzere birbirinize yardım edin."[64]<br />
<br />
822- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Resû-lüliah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim hidayete (hak yola) çağırırsa, ona uyanların sevabı kadar kendi­sine de sevab olur. Hem de bu, diğerlerinin sevabından hiç bir şey eksilt­mez. Kim de bir sapıklığa çağırırsa, ona uyanların günahları kadar ken­disine de günah olur; bu da onların günahlarından bir şey eksiltmez. "[65]<br />
<br />
823- Ebû Mes´ud El-Ensarî El-Bedrî´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­du: Hayırlı bir şeye delâlet eden kimse için, onu yapanın sevabı kadar mü­kâfat vardır. "[66]<br />
<br />
824- Sehl İbni Sa´ddan (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali´ye (Radıyallahu Anh) şöyle buyur­du: Vallahi senin sebebinle bir adamı Allanın hidayete erdirmesi, senin için deve sürüsünden daha hayırlıdır."[67]<br />
<br />
825- Sahih´de Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şu sözü riva­yet edilmiştir: "Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu müddet Allah da kulun yardımcısı olur."[68]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Sorulan Bir İlmi Bilmeyip De Onu Başka Bir Kimsenin Bildiğini Bilenin Ona Delalette<br />
Bulunması</span><br />
<br />
<br />
Bu bölümden önce geçen bölümlerde bu konuya dair sahih hadisler var­dır. Orada: "Din nasihattir." hadisi vardır. Bu (delâlet yapmak) da nasi-hattandir.<br />
<br />
826- Şüreyh Ibni Hânî´den yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Mestler üzerine meshetmekten sormak üzere Hazreti Aişe´ye (Radıyallahu Anha) gittim. O (bana): Sen, Ebû Tâlib´in oğlu Ali´ye (Radıyallahu Anh) git, ona sor; çünkü o, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile yolculuğa çıkardı, dedi. Biz de meseleyi ona sorduk."[69]<br />
<br />
827- Sa´d İbni Hişam İbni Âmir, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem vitir namazından sormak üzere İbni Abbas´a gitmiş. Bunun üzerine İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma):<br />
<br />
Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve SeUem´in vitrini yeryüzünde en iyi bilen kimseyi sana göstereyim mi dedi. Sa´d:<br />
<br />
Kimdir dedi. İbni Abbas:<br />
<br />
O Aişe´dir, Ona git de ona sor, dedi."[70]<br />
<br />
828- İmrân İbni Hıttân´dan yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Aişe´ye (Radıyallahu Anha) ipekten sordum. Bana dedi ki, İbni Abbas´a git de ona sor. Ben de ona sordum. Dedi ki, İbni Ömer´e sor. İbni Ömer´e sor­dum. O bana: Ebû Hafs (yani Hattab´ın oğlu olan babam Ömer Radıyal­lahu Anh) bana bildirdi. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyur­muştur: "İpeği ancak âhirette nasîbi olmayan kimse dünyada giyer, de­di. "[71]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´ın Hükmüne Davet Edilenin Okuyacakları</span><br />
<br />
<br />
Bir kimseye başkası derse ki, benimle senin aranda (hüküm verecek) Allah´ın kitabı var, yahut Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in Sün-neti var, yahut müslümanların âlimlerinin sözleri var, yahut bunların ben­zeri sözler söylerse, yahut beraber müslümanların hâkimine gidelim, ya­hut müftiye gidelim, aramızdaki davayı çözsün derse, karşılık olarak ka­bul ettik, itaat ettik, başüstüne, ne iyi şey gibi sözler söylemek uygun olur. Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Aralarında hüküm vermek için mü´minler Allah´a ve O´nun peygam­berine davet edildikleri zaman, onların sözü sadece: Kabul ettik, itaat ettik olmuştur. İşte onlar (azâbdan) kurtulanlardır. "[72]<br />
<br />
Bir iş üzerinde dava açana yahut anlaşmazlık çıkarana şöyle demek uy­gundur: Yüce Allah´dan kork, yüce Allah´dan sakın, düşün ki, Allah yap­tığını biliyor, bil ki, Allah Tealâ her halinden haberdardır, bil ki, söyle­diklerin aleyhine yazılıyor ve onlardan hesaba çekileceksin benzeri söz­ler... Yahut ona der ki, Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kıyamet gününde herkes hayır olarak ne yapmışsa onu bulacaktır.[73] Yahut:<br />
<br />
"Öyle bir günden korkun ki, (hesab vermek için) ogün Allah´a döndü­rüleceksiniz."[74] Yahut benzeri ayetler, yahut sözlerden yukarki ifade­lerin benzerleri söylenir. Bunlara karşı edebli olmak ve şöyle demek ge­reklidir:<br />
<br />
Kabul ettim, doğrudur, Allah´dan bu konuda başarı dilerim, kerim olan Allah´ın îütfunu isterim. Sonra bu sözleri söyleyene karşı yumuşak dav-ranılır. Bu sözlerde ciddiyetsizlikle davranmaktan çok sakınmalıdır. Çünkü çok kimseler bu sözler esnasında uygun olmayan sözler söylerler. Öyle ki, bazı insanlar küfür olan ifadeler kullanırlar.<br />
<br />
Bir insana arkadaşı: Bu senin yaptığın Resûîüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in hadisine aykırıdır, dediği zaman, buna cevab olarak şöyle de­memelidir: Hadisin zahiri özellik bakımından metruk veya tevilli ve ben­zeri bir halde olsa bile, ben bu hadisi benimsemem, ben bununla amel etmem. Ancak şöyle denmelidir: Bu hadisin özelliği vardır yahut tevil edil­miştir, zahiri manası icmaen terk edilmiştir gibi ifadeler kullanılmalıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cahillerden Yüz Çevirmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Sübhânehu ve Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sen bağışlama yolunu tut, iyilikle emret ve cahillerden yüz çe­vir. "[75]<br />
<br />
Yine Allah Teaiâ buyurmuştur:<br />
<br />
"(Gerçek mü´minler) boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve:. Yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size. Bizden size güven olsun. Biz cahilleri arkadaş edinmeyiz, derler. "[76]<br />
<br />
Yine Allah Teaiâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Bizim Kurbanımızdan yüz çeviren kimseden (ey peygamberim) sen de yüz çevir. "[77]<br />
<br />
Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Şimdi sen (o inkarcılardan) güzel bir şekilde yüz çevir."[78]<br />
<br />
829- Abdullah İbni Mes´ud´dan yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Hu-neyn savaşı olunca Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem arabın eşrafın­dan bazı kimseleri (imanları kuvvetleşsin diye ganimet taksiminde gözet­leyip) üstün tuttu. Bunun üzerine bir adam:<br />
<br />
Vallahi bu ganimet taksiminde adalet yapılmadı ve bunda Allah´ın rı­zâsı gözetilmedi, dedi. ben dedim ki, vallahi (senin dediklerini) Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e haber vereceğim. Hemen peygambere gittim ve onun söylediklerini haber verdim. Peygamberin yüzü kızaracak şekilde değişti. Sonra:<br />
<br />
Allah ve O´nun peygamberi adalet yapmazsa kim adalet yapar buyur­du. Sonra devam etti.: Allah Musa´ya rahmet etsin; ona bundan daha çok eziyet edildi de sabretmişti."[79]<br />
<br />
830- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde şöyle an­latmıştır:<br />
<br />
"Uyeyne İbni Hısn İbni Huzeyfe bir seferden döndü de kardeşinin oğ­lu Hurr İbni Kays´ın hanesine indi. Hurr İbni Kays, Ömer´in (Radıyala-hu Anh) kendine yaklaştırdığı kimselerdendi. Kur´an okuyucuları yaşlı ve gençler olarak Hazreti Ömer´in danışma ve meclis arkadaşları idiler. Uyeyne kardeşinin oğluna:<br />
<br />
Ey kardeşimin oğlu! Senin bu Emir (Halife Ömer) yanında itibarın var. Benim için izin iste de, yanına varayım, dedi. O da izin istedi. Bunun üze­rine Ömer ona izin verdi. Uyeyne (halifenin) yanına varınca:<br />
<br />
Söyle, ey Hattab´m oğlu! Vallahi sen bize bağışta bulunmuyorsun ve aramızda adaletle hüküm vermiyorsun, dedi. Ömer (Radıyallahu Anh) kızdı, onu cezalandırmak istedi. Hurr ona:<br />
<br />
Ey mü´minlerin emiri! Yüce Allah peygamberine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir," dedi. Bu adam cahillerdendir. Vallahi bu âyeti Hurr ona oku­yunca olduğu yerde kaldı. Ömer Allah´ın kitabı önünde en çok eğilip ka­lanlardandı.[80]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Kimsenin Kendinden Yüksek Olana Öğüt Vermesi</span><br />
<br />
<br />
Burada, bundan önceki bölümde geçen İbn-i Abbâs´ın Ömer kıssası hak­kındaki hadisi söz konusudur.<br />
<br />
Bil ki, bu bölüm üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri­dir. Eğer verilecek bir öğütten bir fesat doğmayacaksa, küçüğe ve büyü­ğe nasihatta bulunmak insana vacib olur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir şekilde mücadele et."[81]<br />
<br />
Bu konudaki hadislere gelince, onlar sayılamayacak, kadar çoktur. Fa­kat hayasızlık, cehalet ve hata düşüncesi ile büyük şahsiyetlere karşı bu görevi insanların ihmal edip yerine getirmemesi haya değildir. Bu bir şah­siyet zayıflığıdır, gevşekliktir ve acziyettir. Çünkü hayanın hepsi hayır­dır. Haya ise ancak hayır getirir. Halbuki öğütü terk etmek kötülük geti­rir. Onun için haya olmaz. İlimde kemal bulmuş ümmetin gerçek âlimleri yanında haya (utanma) şudur: "O bir huydur ki, çirkini terk etmeye ve hak sahibinin hakkı üzerinde kusur yapmaktan ahkor." Bu ifade, Cü-neyd´in Kuşeyri Risalesinde anlattığımız şu tarifin manasını taşımakta­dır: Haya, iyilikleri ve kusurları görmektir. Bunların arasında bir hal do­ğar ki, ona haya denilir.<br />
<br />
Ben bunu Müslim şerhinin başında geniş olarak açıkladım. Hamd Allah´a mahsustur. Allah en iyi bilendir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Anlaşmaya Ve Verilen Söze Riayeti Emretmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sözleşme yaptığınız zaman Allah´ın ahdine vefa gösteriniz."[82]<br />
<br />
Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Ey iman edenler, akidlerinizi yerine getirin."[83]<br />
<br />
Yine Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"Verilen sözü yerine getirin; çünkü verilen sözden caymak sorumluluktaşır. [84]<br />
<br />
Bu konuda ayetler çoktur, bunların en şiddetlisi Allah Tealâ´nm şu sö­züdür:<br />
<br />
"Ey îman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz Yapma­yacağınız şeyi söylemeniz Allah yanında buğz yönünden büyük olmuş­tur."[85]<br />
<br />
831- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi, ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Münafıkın (amel bakımından) alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söy­ler, söz verince cayar. Kendisine güvenilince hiyanet eder."[86]<br />
<br />
Müslim rivayetinde ilâve etmiştir: "Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini müslüman sansa da... (manafıktır.) Bu manada hadisi şerifler çoktur. Bu anlattıklarımız yeterlidir. Âlimler ittifak ettiler ki, yapılması yasak olma­yan bir şeyi va´d edince, onu yerine getirmek gerekir. Acaba bu vacib mi yoksa müstahabmıdır Burada âlimler arasında ihtilâf vardır. İmam Şafi´i, imam Ebû Hanife ve âlimlerin çoğu bunun müstahab olduğuna inan­mışlardır. Eğer insan sözünü yerine getirmezse fazileti kaybetmiş ve hoş olmayan şeyi yapmış olur. Şiddetli bir şekilde tenzihen mekruhtur. Fakat insan günah işlemiş sayılmaz. Âlimlerden bir topluluk da bunun vacib ol­duğuna inanmışlardır. Maliki olan İmam Ebu Bekir İbni´I-Arabî demiş­tir ki, bu mezhebe kail olanlardan en büyüğü Ömer İbni Abdülaziz´dir. Malikiler üçüncü bir görüşe sahib olmuşlardır. O da şudur: Eğer verilen söz bir sebebe bağlanmışsa o zaman onu yerine getirmek vacib olur. Ev­len, sana şunu vereceğim yahut benim hakkımda kötü söylemeyeceğine yemin et, sana şunu vereceğim ve benzeri sözlerle va´d etmek gibi...<br />
<br />
Eğer verilen söz bir sebebe bağlı değil de mutlak ise, o-zaman sözü ye­rine getirmek vacib olmaz. Bunu vacib kabul etmeyenler, söz vermeyi, hibe manasında kabul edip ona kıyaslamalardır. Alimlerin çoğunluğuna göre hibede vefanın vücubu ele geçmekle olur. Malikî´Iere göre ise, hibe­ye sadakat ele geçmeden önce vacibdir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Malını Yahut Başka Şeyi Bir Kimseyevermek Üzere Teklifte Bulunana Duâ Etmenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
832- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle anlatmış­tır: "Muhacirler Medine´ye geldiklerinde Abdurrahman İbni Avf, Sa´d İbni Rebi´in konuğu oldu. Sa´d ona dedi ki, malımı sana böleyim ve ha­nımlarımdan, birini senin için (boşayip iddetten sonra nikâhlayasm diye) bırakayım. Abdurrahman Ona: Malında ve ailende Allah sana bereket versin, dedi."[87]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gayrı Müslimin Bir Müslümana İyilik Edince, Müslümanın Ona Söyleyeceği</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, kâfirlere söylenmeyen Allah seni mağfiret buyursun ve benzeri sözleri, iyilik eden gayri müslime söylemek caiz değildir. Fakat hidayet dileğinde bulunulur. Sağlığına ve afiyet üzere bulunmasına duâ edilir.<br />
<br />
833- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine su verilmesini iste­di de bir Yahudi ona su verdi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona:<br />
<br />
Allah seni güzelleştirsin, dedi. Sonra adam ölünceye kadar ak saç görmedi."[88]<br />
<br />
<br />
Bir Kimse Kendinden, Çocuğundan, Malından Yahut Bundan Başkasında Bir Şey Görür De Hoşuna<br />
Giderse Ve Ona Gözünün Değmesinden Ve Bundan Zarar Görmekten Korkarsa Okuyacağı Dualar Nazar<br />
Ve Göz Değmesinde Okunacak Dualar:<br />
<br />
<br />
834- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Göz değmesi hakdır (gerçektir)."[89]<br />
<br />
835- Ümmü Seleme´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayete göre: "Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem (zevcesi olan) Ümmü Seleme´nin evinde bir cariye gördü. Onun yüzünde sarılığa meyleden bir değişiklik gördü.<br />
<br />
Bunun için : Bu kadından korunun; çünkü bunda göz değmesi vardır, buyurdu."[90]<br />
<br />
936- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem:<br />
<br />
"Göz değmesi hakdır. Kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı, onun önü­ne göz değmesi geçerdi. Gözü değen kimseye abdest aldırdığınız zaman onun abdest suyu ile göz değmişi yıkayın, buyurdu."[91]<br />
<br />
Ben derim: İstiğsal, gözü değen insana: elbisenin vücut tarafında olan kısmını su ileyıkadiye iyilikle söylenmesidir. Sonra o su, kendisine göz değenin üzerine dökülür. Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) şöyle de­diği sabit olmuştur: Gözü değen kimse, abdest almakla emrolunurdu. Sonra o su ile kendine göz değen yıkanırdı. Bunu Buhârî ve Müslim´in şartı üzere Ebû Dâvud rivayet etmiştir.<br />
<br />
837- Ebû Sa´îd El-Hudrî´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs sûreleri) ininceye kadar, Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem Cinlerden ve insanın göz değmesinden Allah´a sığınırdı. Bu iki sûre nazil olunca onları okumaya başladı ve diğer sığın­ma tedbirlerini bıraktı."[92]<br />
<br />
838- İbni Abbas´ın şu hadisi rivayet edilmiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem (torunları) Hasan ve Hüseyin´i şöyle (duâ ederek) koru­maya alırdı:<br />
<br />
"Uîzükümâ bikelimâtillâhittâmmeti min külü şeytânın ve himmetin ve min külli aynin îâmmetin."<br />
<br />
"İkinizi, her Şeytandan, her felâketten ve her fenalık veren göz değ­mesinden Allah´ın tam olan kelimelerine (Kur´an´ina) sığındırırım." Bir<br />
<br />
de (Peygamber (s.a.v) torunlarına) şöyle derdi: Sizin atanız (İbrahim Pey­gamber), bunların şerrinden İsmail ve İshak´ı Allah´a sığındırırdı."[93]<br />
<br />
839- Saîd İbni Hakim´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, gözü ile bir şeye isa­bet etmekten korktuğu zaman şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allâhümme bârik fîhi ve lâ tedurrehû." "Allah´ım! Buna bereket ver ve ona zarar verme. [94]<br />
<br />
840- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İnsan hoşuna giden bir şeyi görür de şöyle derse ona zarar vermez:<br />
<br />
Mâ şâellâhu lâ kuvvete illâ billâh."<br />
<br />
"Allah´ın dilediği olur. Kuvvet de ancak Allah iledir. "[95]<br />
<br />
841- Sehl îbni Huneyf den (Radiyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kendi nefsinde yahut malında hoşuna giden bir şey görünce, ondan ötürü bereket dileğinde bulunsun (Bârekellah desin). Çünkü göz değmesi hak­tır. "[96]<br />
<br />
842- Âmir îbni Rabî´a´dan (Radiyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kendi nefsinde ve malında bir şey görürde hoşuna giden bir şey onu hoş-landınrsa, bereket duasında bulunsun (Allah´ım, buna bereket ver, de­sin)."[97]<br />
<br />
Allah kendilerine rahmet etsin âlimlerimizden İmam Ebû Muhammed El-Kadî Hüseyin mezheb üzerindeki Ta´hk kitabında anlatmıştır: Allah´­ın selâmı hepsinin üzerlerine olsun, peygamberlerden biri bir gün kavmi­ne baktı da onları çoğumsadi ve onlar peygamberin hoşuna gittiler. Bun­dan dolayı onlardan yetmiş bin kişi hemen öldü. Allah Sübhânehu ve Te-alâ o peygambere vahyetti:<br />
<br />
Onlara senin gözün değdi. Eğer onlara gözün isabet ettiği zaman ken­dilerini koruyaydm (Allah´dan onlara bereket isteyeydin) heiâk olmaz­lardı. Peygamber sordu:<br />
<br />
Hangi şeyle onları korumalıydım Bunun üzerine Allah Tealâ ona vahyetti:<br />
<br />
"Hiç bir zaman ölmeyen, hayat sahibi olup her şeyi idare eden Allah´­ın kuvveti ile sizi korurum. Kötülüğü de sizden "Lâ Havle ve Lâ kuvvete illâ billahi´1-Azım ile kaldırırım." Kadı Hüseyin´den nakil yapan demiş­tir: Allah kendisine rahmet etsin, Kadi´mn âdeti şu idi: Arkadaşlarına bak­tığı zaman onların gidişat ve güzel Halleri hoşuna gidince bu sözlerle on­ları felâketten korurdu. Allah en iyisini bilendir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsanın Sevdiğini Ve Sevmediğini Görünce Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
843- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde, o şöyle demiştir:<br />
<br />
"ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevdiği bir şeyi görünce şöyle buyururdu:<br />
<br />
"El-hamdü lillâhiUezî bini´metihî tetimmussâlihâtü."<br />
<br />
"O Allah´a hamd olsun ki, O´nun nimeti ile iyi işler tamam olur." Hoş­lanmadığı bir şeyi görünce de şöyle buyururdu:<br />
<br />
"El-hamdüJfflâhi alâ külli hâl." "Her halde Allah´a hamd olsun. [98]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Semâya Bakınca Okunacak Duâ</span><br />
<br />
<br />
Şöyle söylemek müstahabdır:<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni noksanlıklardan ten-zîh ederiz. Bizi ateş azabından koru."[99] Ayet sonuna kadar okunur. Bunun okunması, Buharı ve Müslim´de tahriç edilen îbni Abbas´ın (Ra­dıyallahu Anhüma) şu hadisinden dolayıdır: ResûlüIIah Sallallahu Aley­hi ve Sellem bunu söylemiştir. Bunun açıklaması geçmişti. Allah en iyi bilendir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Şeyde Uğursuzluk Hissedince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
844- Sahâbî olan Muaviye İbni-I-Hakem Es-Sülemî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:<br />
<br />
"Dedim ki, ey Alah´m Resulü! Bizden bazı insanlar uğursuzluk yoru­munda bulunuyorlar Peygamber (s.a.v): Bu bir hisdir ki onu kalblerin-de duyuyorlar. Asla onları işlerinden alıkomasın, buyurdu.[100]<br />
<br />
845- Ukbe İbni Âmir El Cühenî´den (Radıyallahu Anh) yapılan riva-yetde şöyle demiştir: "Uğursuzluğa yorma işinden Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e soruldu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Bunun en doğ­rusu hayra yormadır. Bir müslümanı işinden çevirmesin. Uğursuzluğa yo­rumlanan hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüz zaman:<br />
<br />
"Allâhümme lâ ye´tî bi´1-hasenâti illâ ente ve lâ yezhebu bi´s-seyyiâti illâ ente ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."<br />
<br />
"Allah´ım! İyilikleri ancak sen getirirsin. Kötülükleri de ancak sen gi­derirsin. Güç ve kuvvet ancak Allah´ındır", deyiniz."[101]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hamama Girince Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ´nın adını anmak (Besmele çekmek), cenneti istemek ve ateş­ten Allah´a sığınmak müstahabdır, denmiştir.<br />
<br />
846- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hamam ne güzel evdir. Oraya müslüman girer. Müslüman oraya girince Aziz ve yüce Al-Iah´dan Cenneti ister ve ateşten de O´na sığınır."[102]<br />
<br />
<br />
Bir Cariye, Bir Köle, Bir Hayvan Satınalınca Ve Bir Borç Ödeyince Okunacak Duâ<br />
<br />
<br />
İnsan bir köle yahut bir hayvan satın aldığı zaman onun alnından tu­tup şöyle der:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke hayrahû ve hayra mâ cübile aleyhi ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ cübile aleyhi,"<br />
<br />
"Allah´ım, ben bunun hayrını ve yaratılmış olduğu şeyin hayrım Sen­den istiyorum. Bunun şerrinden yaratıldığı şeyin şerrinden de Sana sığı­nırım." Bunu söylemek müstahabdır.<br />
<br />
Bunun benzeri bir hadis Ebû Davud´un ve başkasının Sünen´inden nak­ledilerek "Nikâhın Zikirleri" bölümünde geçmişti.<br />
<br />
Borç ödeme zamanında da (alacaklıya duâ olarak) şöyle söyler,<br />
<br />
"Ailende ve malında Allah sana bereket versin ve seni hayırla mükâ­fatlandırsın."<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ata Binemeyen Ne Söyler Ve Ona Nasıl Duâ Edilir</span><br />
<br />
<br />
847- Cerir İbni Abdullah El-Beceli´den (Radıyallahu Anh) yapılan ri­vayetde şöyle demiştir:<br />
<br />
"At üzerinde duramıyorum diye, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem´e şikâyette bulundum. Peygamber eli ile göğsüme vurup: Allah´ım! Bunu yerleştir ve doğru yolu gösterip doğru yolda giden yap, dedi.."[103]<br />
<br />
<br />
Mananın Ve Maksadın Yanlış Anlaşılması Yahut Değiştirilmesinden Korkulduğunda Âlimin Ve Başkasının İnsanların Anlamayacağı Şekilde Konuşmaktan Menedilmesî<br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Biz her peygamberi kendi kavminin dili ile gönderdik ki, onlara (hü­kümleri) açıklasın."[104]<br />
<br />
848- Muaz (Radıyallahu Anh) cemaatla namazı uzattığı zaman, Resü-lüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Sen fitne çıkaranmısın, ey Mu­az buyurmuştur. "[105]<br />
<br />
849- Hz. Ali´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiş­tir: "insanlara anlayacakları şekilde anlatm. Allah´ın ve O´nun peygam­berinin yalanlanmasını istemlisiniz " (Cahillikden sözü anlamazlar da onu inkâra koyulurlar. Buna sebebiyet verilmesin.[106]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Âlimin Ve Vâızın Mecliste Bulunanları Susmaya Ve Kendini Dinlemeğe Davet Etmesi</span><br />
<br />
<br />
850- Cerîr İbni Abdullah´dan yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Veda haccında Peygamber Saîlallahu Aleyhi ve Seîlem bana şöyle de­di: (Beni dinlemeleri için) insanları susmaya davet et. Sonra: Benden sonra birbirinin boynunu vuran kâfirlerin haline dönmeyin, buyurdu."[107]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Uyulan Adam, Gerçekte Doğru Olmakla Beraber Görünüşte Doğruya Aykırı Bir İş Yaparsa Ne Söyler</span><br />
<br />
<br />
Bil ki, âlim, muallim, kadı, müfti ve terbiyeci şeyh gibi kendilerine uyu­lan ve sözleri kabul edilen kimselerin, haklı iş olsa bile görünüşü gerçeğe aykırı olan işlerden ve sözlerden ve davranışlardan sakınmaları müsta-habdir. Çünkü bunları yaptıkları zaman şu bozuk durumlar ortaya çıkar:<br />
<br />
Böyle yetkili bir kimseden ortaya çıkan iş, çok kimseler tarafından bili­nince görünüş hali esas alınarak onun her zaman için geçerli olduğu fik­rini doğurur. Böylece daima geçerli olan ve yapılması lazım gelen meşru bir iş gibi kalır. Bunun bozuk taraflarından biri de, insanların o kimse hakkında kötü zan sahibi olmaları, noksanlığına inanmaları ve onu dille­rine dolamalarıdır. Yine insanlar onun hakkında kötü zan beslerler ve on­dan kaçınırlar, başkalarını da onun sözü ile amel etmekten sakındırırlar. Böylece rivayetleri ve şahidlikleri makbul olmaz. Fetvası geçerli olmaz. İlim olarak söyleyeceği şeylere meyletme arzusu insanlardan gider. Bü­tün bunlar açıkça görülen bozuk hallerdir. Onun için bu bozuk işlerin her birinden sakınması gerekir. Tümünden nasıt sakınılmasın İşin esasında, haklı iken böyle bir iş yapmaya muhtaç kalan kimse, o yaptığı işi açığa vurmaz. Eğer onu açıklarsa, yahut iş meydana çıkarsa yahut o işte şeria­tın hükmünü ve işin cevazını bildirmek için açıklanmasında bir yarar gö­rürse, şöyle demesi uygun düşer: Benim bu yaptığım iş haram değildir, bu işin haram olmadığını bilesiniz diye bunu gördüğünüz şekil üzere yap­tım. Bu şu ve budur. Delili şu ve budur.<br />
<br />
851- Sehl İbni Sa´d El-Saidî´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Resûlüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem´i gördüm, min­berde kalktı (namazı öğretmek için) tekbir getirdi. Arkasında da insanlar tekbir aldı. Kur´an okudu ve rükû yaptı. Arkasında insanlar da rükû etti. Sonra kalktı. Sonra geri geri giderek yer üzerine secde etti. Sonra minbe­re döndü, böylece namazını tamamladı. Sonra insanlara karşı durup de­di: Ey insanlar! Ben böyle yaptım ki, (görmek sureti ile) bana uyasınız ve namazımı öğrenesiniz."[108] Bu bölümle ilgili hadisler çoktur. (Genç­lerin kalbine şübhe düşmesin diye, sabah karanlığında Peygamberin ko­nuştuğu hanımı için, yanılmayınız) "Bu (zevcem) Safiyye´dir" hadisi gi­bi...<br />
<br />
852- Buhârî´de şu hadis vardır: "Hazreti Ali ayakta su içti, ve dedi: Beni gördüğünüz gibi, Resûlüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem´in yaptığı­nı gördüm. Ben de yaptım.[109] Bu mana üzerinde Sahih´de hadisler ve ha­berler meşhurdur.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendisine Uyulan Adam Görünüşte Böyle Uygunsuz Bir İş Yaparsa, Ona Uyan Kimse Ne Söyler</span><br />
<br />
<br />
Bir kimse uymuş olduğu şeyhi ve hocası gibi yetkili bir adamda bilinen şeye aykırı bir iş görürse, gerçeği öğrenmek niyeti ile ona o işten sorması müstahabdır. Eğer unutarak o işi yapmışsa, onu düzeltir. Eğer esasta doğru olur da kasden onu yapmışsa, adama onu açıklar.<br />
<br />
853- Üsâme İbni Zeyd´den (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem {hac için vakfe yaptığı) Arafat´dan (Müzdelife´ye doğru) döndü. Şi´b denilen yere varın­ca, bineğinden indi ve idrarını yaptı. Sonra abdest aldı. (Akşam vakti çık­maya yaklaştığı için, namazı hatırlatmak maksadı ile) dedim ki, namazı (kılmadık), ya Resûlellah! Bunun üzerine: Namaz ileride (Müzdelife´de yatsı ile beraber kılınacaktır)... buyurdu."[110]<br />
<br />
Derim ki, Üsâme o sözü peygambere şunun için söyledi: Sanmıştı ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem akşam namazını unutmuş. Çün­kü akşam vakti girmiş ve çıkması da yaklaşmıştı.<br />
<br />
854- Sa´d İbni Ebî Vakkas´ın şu sözü rivayet edilmiştir. "Yâ Resûlel­lah! Falan adamdan yüz çevirmenin sebebi nedir Vallahi ben onu mü´-min biliyorum."[111]<br />
<br />
855- Büreyde´den rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fetih (Mekke´nin fethi) gü­nünde bir abdestle bütün namazları kıldı. Hz. Ömer şöyle dedi: Bugün bir iş yaptın ki, onu yapmamıştın. Peygamber (s.a.v): Kasden bunu yap­tım, ey Ömer! Buyurdu."[112]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Danışmaya Teşvik Etmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ buyurmuştur:<br />
<br />
"İşlerde onlarla (arkadaşlarınla) müşevere et."[113] Bu konuda sa­hih hadisler çoktur, meşhurdur. Bu ayeti kerime her şeyden müstağni kılar, başka şeye ihtiyaç bırakmaz. Çünkü Allah Sübhânehu ve Tealâ kita­bında açık bir delil ile yaratıkların en mükemmeline müşavereyi emreder­se, başkası için durum ne olur<br />
<br />
Bil ki: Bir iş yapmaya niyetlenen kimsenin, o iş üzerinde dinine ve tec­rübesine, ehliyetine ve nasîhatma, takvasına ve şefkatına güvendiği kim­seye danışıp fikir alması müstahabdır. Yine aynı şekilde çok kimselerle istişare edip onlardan bilgi toplamak ve o işten maksadının ne olduğunu onlara bildirmek müstahabdır. O şi hakkında bildiği iyi ve bozuk halleri de açıklaması iyi olur. Devlet reisi, kadı ve bunların benzeri idareciler hak­kında istişare işinin lüzumu çok daha kuvvetli olur.<br />
<br />
Ömer İbni´l-Hatîab´ın (Radıyallahu Anh) arkadaşları ile müşavere et­mesi ve onların sözlerine dönmesi hakkında hadisler çoktur, meşhurdur. Sonra danışmanın neticesi şu olmalıdır: Danışma anlatılan şekil üzere ya­pılmışsa ve danışmanın gösterdiği yolda bir bozukluk yoksa onun sözü­nü kabul etmek gerekir. Danışılan adama da düşen görev, o iş üzerinde fikir yormak ve öğüt üzerinde gücünü harcamaktır.<br />
<br />
856- Temîmu´d-Dâri´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Din nasîhattan ibarettir. Sordular:<br />
<br />
Kim için, Yâ Resûlellah Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Allah için, O´nun kitabı için, O´nun peygamberi için müslümanla-rın öncüleri için ve onların bütünü için, buyurdu.[114]<br />
<br />
857- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İstişare edÜen kim­se güvenilir kimse olmalıdır."[115]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tatlı Söz Söylemeye Teşvik Etmek</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ: "Mü´minlere şefkat kanatını indir" buyurmuştur.[116]<br />
<br />
858- Adiyy İbni Hâtim´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demistir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir hurmanın yarısı bile olsa, ateşten korunun (küçümsemeyerek sadaka verin, kurtuluşunuza sebeb olur.) Onu bulamayan tatlı sözle korunsun."[117]<br />
<br />
859- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Güneşin doğdu­ğu her günde, insanların kemiklerinin her biri için (Allah´ın büyük nimet-. lerine karşılık verilecek) bir sadaka vardır: İki kişi arasında adalet yapar­sın (aralarını düzeltirsin bu bir sadakadır), adama hayvanına binmesi için ona yardım edip hayvanın üzerine bindirirsin yahut yükünü ona kaldırır­sın, bu sadakadır. Tatlı söz bir sadakadır. Namaz için yürüdüğün her adım bir sadakadır. Yoldan engelleri gidermen bir sadakadır."[118]<br />
<br />
860- Ebû Zer´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle dedi:<br />
<br />
"İyilikten hiç bir şeyi küçümseme, tatlı bir yüzle kardeşini karşılamanı bile..."[119]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Konuşulan Adama Sözü Açıklamanın Ve İzah Etmenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
861- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle de­miştir.: "Resûlüllah Sallaİlahu Aleyhi veSellem´in sözü açık-seçikti; onu her dinleyen sözünü anlardı."[120]<br />
<br />
862- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den nakletmiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir söz konuştuğu zaman, ken­disinden anlaşılsın diye onu üç defa tekrarlardı. Bir toplumun yanına gi­dip de selâm verince, onlara üç kez selâm verirdi."[121]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şaka Yapmak</span><br />
<br />
<br />
863- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. "Resûlüllah Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem, küçük kardeşine (kafeste ölen kuşu için şaka ederek) şöyle derdi: Ey Ebû Ümeyr, serçe ne oldu (Ebû Ümeyr, Hazreti Enes´in anadan küçük kardeşi idi.)[122]<br />
<br />
864- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayette Peygamber Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem ona (şaka yaparak) şöyle demiştir:<br />
<br />
"Ey iki kulaklı ![123]<br />
<br />
865- Yine Buhârî ve Müslim´in kiîabiarında rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Bir adam Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e gelip şöyle dedi: Yâ Resûlellah! Beni bir bineğe bindir. Peygamber (s.a.v) (ona): Ben seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim dedi. Adam: Yâ Resûlellah! Ben di­şi devenin yavrusunu ne yapacağım! (o küçüktür ona binilmez) dedi. Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Binek develeri dişi develerden baş­kası mı doğurur (Hepsi deve yavrusu değil mi ) buyurdu, "[124]<br />
<br />
866- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle de­mişti: "Ashab: Yâ Resûlellah! Sen bizimle şakalaşıyorsun, dediler. Re­sûlüllah (s.a.v): Ben ancak gerçeği söylerim, buyurdu."[125]<br />
<br />
867- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Pey­gamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinle boşuna mücadele etme, onunla (ağır) şaka yapma ve ona cayacağın bir sözü verme."[126]<br />
<br />
Âlimler demişlerdir: Yasaklanan şaka, üzerine devam edilen ve aşırı bir şekilde yapılan şakadır. Çünkü bu gülmeye ve kalbin katılaşmasına se­beb olur. Allah Tealâ´yi zikretmekten ve önemli din işlerini düşünmek­ten aiıkor. Çok zamanlar da eziyet vermeye götürür, kıskançlık ve kin doğurur, şeref ve vakarı düşürür.<br />
<br />
Bu gibi haller dışında olan şaka, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem´in yapmış olduğu şakadır. Çünkü Peygamber, gönlü hoş tutmak, ya­kınlık peyda etmek ve bir maksad için bazı hallerde şaka yapardı. Bu şe­kilde bir şaka yapıldığı zaman ondan hiç bir zaman alıkonmaz ve bu sün net olur. Öyle ise sen, tesbit ettiğimiz gerçek hadislere, onların hükümle­rine ve âlimlerden naklettiklerimize itimad et. Çünkü bu konu, büyük ih­tiyaç duyulan işlerdendir. Başarı Allah´ın yardımı iledir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şefaat Etmek</span><br />
<br />
<br />
İdarecilerden ve bazı haklan yerine getirmekle görevli hak sahiblerin-den, bir kimseye şefaat (yardım) edilmesi dileğinde bulunmak müstahab-dır. Ancak hakime intikal etmiş bir cezanın, yahut terki caiz olmayan bir işin düşürülmesi hususunda olmamalıdır. Çocuğun, mecnunun, vakfın ve bunlara benzer işlerin idaresine bakanlardan bazı hakların düşürülmesi için şefaatta bulunmak hep haram olan şeylerdir. Hem şefaat eden için hem de kendisine şefaat yapılan için o hakkı kabullenmek haramdır. Bun­lardan başka o iş için, işi bildikleri halde, çalışanlara da haram olur. Bü­tün bu anlattıklarımın delilleri kitab ve sünnet´de ümmetin âlimlerinin söz­lerinde açıktır.<br />
<br />
Allah Tealâ:<br />
<br />
"Kim iyiliğe vesile olan bir şefaatta bulunursa o şefaattan ona bir na-sib olur. Kim de bir kötülüğe şefaat ederse, o şefaat günahından ona bir pay olur. Allah her şeye gücü yetendir, buyurmaktadır.´[127]<br />
<br />
868- Ebû Musa El-Eş´arî´den {Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e bir ihtiyaç isteği ile bir kimse geldiği zaman, meclisinde oturanlara karşı yönelip: Şefaat ediniz ki, sevab kazanasınız. Allah razı olduğu şeyi Peygamberinin lisanı üzere yerine getirir, buyurdu. Bir rivayette de: "Dilediği şeyi" şeklindedir.[128]<br />
<br />
Ebû Davud´un rivayetinde şöyledir: "Sevab kazanmak için bana şefa­at dileğinde bulunun ki, Allah dilediği şeyi Peygamberinin dili üzere ger-çekleştirsin." Bu rivayet Buhârî ve Müslim´in sahihlerinde olan rivayetin manasını açıklıyor.<br />
<br />
869- İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) Berîre ile kocası hakkın­da rivayet ettiğimiz olayda, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Berî-re´ye şöyle demişti:<br />
<br />
"(Sen kölelikten âzâd edilmekle hürriyete kavuştun. Böylece nikâhınız kalkmış oluyor. Yeni bir evlilik kurup kurmamakta serbestsin. Eski ko­can Muğis seni arzu ettiğinden) sen ona döneydin Berîre şöyle dedi:<br />
<br />
Yâ Resûlellah! Bana emir mi veriyorsun (yoksa ona şefaatta mı bu­lunuyorsun) Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Ben sadece şefaat ediyorum, dedi. Berîre: Benim ona evlenme işinde bir ihtiyacım yoktur, dedi.[129]<br />
<br />
870- İbni Abbas´dan (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayetde şöyle an­latmıştır: Uyeyne İbni Hısn İbni Huzeyfe, Bedir (seferinden Medineye) dönünce kardeşinin oğlu Hurr İbni Kays´ın evine indi. Hurr, Ömer´in (Ra­dıyallahu Anh) yanında bulundurduğu kimselerden biri idi. Uyeyne (kar­deşinin oğlu Hurr´e) şöyle dedi: Ey kardeşim oğlu, senin bu halife (Ömer) yanında itibarın var. Onun yanına varmak için bana izin iste. Ömer de ona izin verdi. Uyeyne girince:Söyle,eyHattab´ın oğlu! Vallahi sen bize mal vermiyorsun ve aramızda adaletle hükmetmiyorsun, dedi. Bunun üze­rine Ömer onu cezalandırmaya kalkacak şekilde kızdı. Hurr şöyle dedi: Ey mü´minlerin emiri! Aziz ve yüce olan Allah peygamberine:<br />
<br />
"Bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir." buyur­muştur.[130] Gerçekten bu adam cahillerdendir. Vallahi bu ayeti okuyun­ca, Ömer ileri gitmedi. Allah´ın kitabı önünde çok saygılı duranlardandı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müjdelemenin Ve Tebrik Etmenin Müstahablığı</span><br />
<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"(Zekeriyya) mihrabda namaza dururken melekler ona nida etti: Al­lah sana (evlad olarak) Yahya´yı müjdeliyor.[131]<br />
<br />
"Elçilerimiz (melekler) İbrahim´e müjde ile gelince..."[132] "Elçilerimiz İbrahim´e müjde ile gelmişti."[133]<br />
<br />
"Biz onu (İbrahim´i) uysal bir oğul ile müjdeledik. [134]<br />
<br />
"(Melekler İbrahim´e) korkma dediler ve onu bilgin bir oğul ile müj­delediler."[135]<br />
<br />
"(Melekler) dediler ki korkma, biz seni bilgin bir oğul ile müjdeliyo­ruz. "[136]<br />
<br />
"(İbrahim´in hanımı misafirlere hizmet için) hazır dururken (konuşu­lanları duyunca) güldü. Biz de ona İshak´ı ve İshak´ın arkasındanda Ya-kub´u müjdeledik."[137]<br />
<br />
"Hani melekler demişti: Ey Meryem! Allah kendinden bir keiime ile (sadece "ol" emri ile sana vereceği bir oğulla) seni müjdeliyor."[138]<br />
<br />
"İman edip sâlih amel işleyen kullarım Allah´ın müjdelediği sevab bu­dur."[139]<br />
<br />
"Kur´an´ı dinleyip de onun en güzeline (açığına) uyan kullarımı (cen­netle) müjdele.)[140]<br />
<br />
"Vâdedildiğiniz cennetle müjdelenin.[141]<br />
<br />
"O gün. mü´min erkeklerle mü´min kadınları, nurları önlerinde ve sağ­larında olduğu halde koşuyor görürsün. Bugün size müjde! (Meskenleri altında nehirler akan cennetler vardır. "[142]<br />
<br />
"Rableri onlara, kendinden bir rahmet ve bir rıza ile, içinde devamlı nimet bulunan cennetleri müjdeler."[143]<br />
<br />
Müjde hakkında varid olan hadislere gelince, bunlar doğrusu sahih ola­rak çoktur, meşhurdur.<br />
<br />
Bunlardan biri, Hazreti Hatice´nin (Radıyallahu Anha) cennette inci­den bir evle müjdelenmesidir ki, onda yorgunluk yok, gürültü yok. Biri de Kâb İbni Mâlik´in hadisidir. Onun tevbesi münasebetiyle tahriç edil­miştir. Kâb şöyle demiştir: En yüksek sesi ile bağıran bir çağmanın sesi­ni işittim. Ey Kâb İbn Mâlik! Müjde olsun!... İnsanlar da bizi (Tebük seferinden geri kalıp da tevbeleri kabul edilen üç kişiyi) müjdelemeye çık­tılar. Ben de Resûlüüah Sallallahu Aleyhi ve Seliem´i kasdederek yola ko-. yuldum. İnsanlar bölük bölük beni karşılıyorlar ve tevbenin kabulü sebe­biyle beni tebrik ediyorlardı ve bana şöyle diyorlardı:<br />
<br />
Tevbeni Allah´ın kabul etmesi sana mübarek olsun (seni tebrik ederiz). Nihayet Mescid´e girdim. O anda ResûlüIIah´ın çevresinde insanlar bulu­nuyordu. Talha İbni Ubeyd kalkıp bana doğru koşarak benimle musafa-ha yaptı ve beni tebrik etti. Kâb, Talhâ´nın bu hareketini unutmazdı. Kâb demiştir: Gidip Resûlüllah´a selâm verdiğim zaman, yüzü sevinçten par­layarak: "Annem seni doğurduğu günden beri üzerine geçen günün en hayırlısı sana müjde olsun!... buyurdu."[144]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tesbîh Ve Tehlîl Sözü Ve Benzerleri İle Taaccüb Ve Hayreti İfade Etmek</span><br />
<br />
<br />
871- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: Ebû Hüreyre cünub olduğu halde Peygamber (s.a.v) onunla karşılaştı. Ebû Hüreyre sıvışıp gitti de gusletti. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aradı. Ebû Hüreyre gelince Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Nerede idin, ey Ebû Hüreyre! dedi. O: Yâ Resûlellah! Ben cünub bir hal­de iken benimle karşılaştın. Gusletmeden seninle oturmayı hoş görmedim, dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): Sübhâneliah (şaşılacak şey)! Mü´­min pis olmaz, buyurdu."[145]<br />
<br />
872- Aişe´den yapılan (Radıyallahu Anha) rivayete göre: "Bir kadın hayız halinden yıkanmasından Peygamber Saİlallahu Aleyhi ve Sellem´e sordu. Peygamber (s.a.v) de nasıl gusledeceğini ona emretti ve:<br />
<br />
Misklenmiş bir bez-pamuk parçası al da onunla temizlen (kan izi olup olmadığını araştır), dedi. Kadın:<br />
<br />
Onunla nasıl temizleneceğim dedi. Peygamber:<br />
<br />
Onunla temizlen, buyurdu. Kadın:<br />
<br />
Nasıl dedi. Peygamber (s.a.v):<br />
<br />
Sübhânellah! Temizlen, buyurdu. (Hazreti Aişe diyor ki) ben o ka­dını yanıma çektim de: Kan lekesini araştırırsın, dedim."[146]<br />
<br />
Bazı ihtilâflar varsa da doğrusu şöyle hareket etmelidir: Az miktar misk alır ve onu bir pamuk parçasına yahut bez yahut yün ve benzeri şeye kor. Sonra kötü kokuyu gidermek için ve kan lekesini araştırmak için onu ka­dınlık uzvuna kor. Allah en iyi bilendir.<br />
<br />
873- Enes´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: "Rübeyyi´nin kız kardeşi Ümmü Hariste bir adamı yaraladı. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e çıkıp davalaştılar. Peygamber (s.a.v): Kısas gerekir, kısas,´bu­yurdu. Bunun üzerine Ümmü Rebi´: Yâ Resûlellah! falanca hanımdan kısas yaparmısın Vallahi ondan kısas olmaz (onu bağışla) dedi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Seîlem: Sübhânellah, ey Ümmü Rebi´ (senin isteğine şaşılır)! Kısas, Allah´ın kitabının hükmüdür, buyurdu."[147]<br />
<br />
874- İmrân İbni Husayn´den (Radıyallahu Anhüma) bir hanımın olayı ile ilgili uzunca hadisinde şöyle rivayet edilmiştir. (Kadın, müşrikler tara­fından esir edilmiş ve onunla beraber Hazreti Peygamberin devesi de aşı-rılmıştı. Sonra (kadın) kaçmış (ve bu arada deveyi de ele geçirmişti). Eğer Allah kendisini (kaçtığı düşmanlardan) kurtarırsa, bindiği deveyi boğaz­layacağını adamıştı. Nihayet kurtulup (Medine´ye) geldi. Ashab bu olayı Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e anlattılar. Peygamber (s.a.v): "Sübhânellah, (tuhaf şey)! Deveye ne kötü bir mükâfat vermiş! (Sahibi olmadığı bir deveyi nasıl boğazlar)!... buyurdu. [148]<br />
<br />
875- Ebû Musa El-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) izin istemekle ilgili ha­disi rivayet edilmiştir. Ebû Musa, Hazreti Ömer´e (Radıyallahu Anh) Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in izin isteme hakkındaki hadisini söy­ledi. (Ebû Musa halife ile görüşmek üzere gidince üç kez izin istedi. Ce-vab alamayınca, dönmüş. Sonra bunun sebebini halife ona sorunca, Ebû Musa şöyle dedi: Peygamberimizin buyurduğuna göre, üç kez izin iste-<br />
<br />
nir. Cevab alınmazsa dönülür. Ben de bunun için döndüm. Halife: Böyle bir hadis olduğuna şahid getir, yoksa seni cezalandıracağım, dedi. Ebû Musa şahid getirdi.) Hadisin sonunda da: "Ey Hattab´ın oğlu! Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in ashabına eziyet verme, dedi. Bunun üze^ rine Ömer: Sübhânellah! Ben bir şey işittim (bir hadis duydum), onu ger­çekleştirip tesbit etmek istedim, (yoksa eziyet etmek istemedim), de­di. "[149]<br />
<br />
876- Abdullah İbni Selâm´m (Radıyallahu Anh) uzun hadisi rivayet edil­miştir. Kendisine, sen cennet ehlindensin denilince, o şöyle Demişti: Süb­hânellah! Bilmediği bir şeyi söylemek hiç bir kimse için uygun olmaz... "[150]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İyiliği Ermetmek Ve Kötülükten Alıkoymak</span><br />
<br />
<br />
Bu bölüm, bölümlerin en önemlisidir yahut en önemlilerinden biridir. Çünkü bu konuda nakledilen sağlam deliller, durumun büyüklüğünden kuvvetle önemsenmesi ve insanların bunda fazla gevşek davranmasından dolayı çoktur. Burada onları bir araya toplamak mümkün değildir. Fa­kat bunların asıllarım belirtmeden geçmeyeceğiz. Bu konuda yazarlar çok çeşitli eserler yazmışlardır. Ben de Müslim´in şerhinin başlarında bundan bir kısım topladım ve bunları bilmekten kimsenin müstağni kalamayacak olduğu önemlilerine işaret ettim.<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek ve kötülükten alıkoyacak bir toplum bulunsun. İşte bunlar kurtulanlardır. "[151]<br />
<br />
"Bağışlama yolunu tut ve iyiliği emret. "[152]<br />
<br />
"Erkek-kadın bütün mü´minler birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği em­rederler ve kötülükten alıkorlar"[153]<br />
<br />
"(Lanete uğramalarının sebebi) birbirlerini yaptıkları kötülükten alıkomazlardı. [154]<br />
<br />
Anlattığım manada ayetler meşhurdur.<br />
<br />
877- Ebû Saîd El-Hudrî´den yapılan (Radıyallahu Anh) rivayetde de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden kim bir kötülük görürse eü ile onu gidersin. Gücü yet­mezse dili ile yapsın. (Buna da) gücü yetmezse kalbi ile reddetsin. İmanın en zayıfı işte budur."[155]<br />
<br />
878- Huzeyfe´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Canım kudret elinde olana yemin ederim ki, muhakkak surette iyiliği emredip kötülükten alıkorsu-nuz; yoksa Allah´ın kendinden size bir azab göndermesi yakın olur. Son­ra ona duâ edersiniz; fakat duanız kabul edilmez. "[156]<br />
<br />
879- Ebû Bekir Es-Sıddık´dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Ey insanlar şu ayeti okuyorsunuz:"<br />
<br />
Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle dediğini işittim: İn­sanlar zalimi görürler de onun ellerini yakalamazlarsa, Allah´ın kendin­den, onların tümüne azâb vermesi yakındır. "[157]<br />
<br />
880- Ebû Saîd´den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal-lalîahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur." Cihâdın en faziletlisi, zâ­lim bir sultanın yanında hak sözü söylemektir."[158]<br />
<br />
Ben de derim! Bu bölümle ilgili hadisler sayılamayacak kadar çoktur. Bu son anılan âyeti kerime üzerinde çok cahiller aldanmaktadır. Ayeti kerimeyi asıl manası dışına çıkarıyorlar. Doğru olan manası şudur: Siz, size emredilen şeyi yaptığınız zaman, sapığın sapıklığı size zarar vermez. Bize emredilen şeyler içinde iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak var­dır. Âyetin manası, Allah Tealânın şu sözüne yakındır:<br />
<br />
"Peygamber üzerine gerekli olan ancak tebliğdir."[159]<br />
<br />
Bil ki, iyiliği emretmenin ve kötülükten alıkoymanın bilinen bir takım şartlan ve sıfatları vardır. Burası onları izah edip anlatmanın yeri değil­dir. Bunlar "ihyâu-Ulûmuddin"de güzel şekilde izah edilmektedir. Ben Müslim şerhinde önemli olan meselelerini açıkladım. Başarı Allah´dandır.<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
[1] Buhâri.<br />
<br />
[2] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî.<br />
<br />
[3] Ebû Dâvud. Buhârî, el-edebÜl-Müfred. Ahfned b.Hanbel.<br />
<br />
[4] İbni Sünnî<br />
<br />
[5] Tirmizî. Nesâî, fil yevmi vdleyleii. İbni Sünnî. Ebû Dâvud. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis ha-sendir, sahilidir.).<br />
<br />
[6] Ebü Dâvud. Nesâî. Hâkim el-Müstedrek.<br />
<br />
[7] Tirmizî. Ebû Dâvud. Hâkim. Nesâî, fil-yevmi velleyleli. İbni Sünnî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis, hasendir.)<br />
<br />
[8] Ebû Dâvud. Nesâî. Ahmed b. Hanbel. Müstedrek.<br />
<br />
[9] Ebû Dâvud. Nesâî, fi´1-yevmi velleyleti. İbni Sünnî.<br />
<br />
[10] Tirmizî. Ahmed b. Hanbel. Hâkim.<br />
<br />
[11] îbni Sünnî.<br />
<br />
[12] ibni Sünnî. Beyhakî, Delâilinnübüvve<br />
<br />
[13] Kur´an-ı Kerim, Âlî îmran Süresi: 134<br />
<br />
[14] Kur´an-ı Kerim, A´raf Süresi: 200.<br />
<br />
[15] Buhârî. Müslim, Muvatta´. Nesâî, filyevmi velleyleti.<br />
<br />
[16] Müslim. Ebû Dâvud.<br />
<br />
[17] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)<br />
<br />
[18] Buhâri. Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî,filyevmi velleyleti.<br />
<br />
[19] İbni Sünnî.<br />
<br />
[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[21] Ebu Davud. ibni Sünnî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)<br />
<br />
[22] Ebû Dâvud. Nesâî<br />
<br />
[23] Tirmizî.<br />
<br />
[24] Tirmizî. (Tirmizî demiştir: Bu hadis hasendir.)<br />
<br />
[25] Tirmizî. (Tirmizî bunun isnadını zayıf bulmuştur.)<br />
<br />
[26] Buhârî.<br />
<br />
[27] Tirmizî. İbni Mâce. Hâkim, el-Müstedrek,<br />
<br />
[28] Hâkim ,el-Müstedrek.<br />
<br />
[29] Müslim.<br />
<br />
[30] İbni Sünnî<br />
<br />
[31]İbni Sünnî.<br />
<br />
[32] İbni Sünnî.<br />
<br />
[33] İbni Sünnî.<br />
<br />
[34] İbni Sünnî.<br />
<br />
[35] İbni Sünnî.<br />
<br />
[36] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[37] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[38] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[39] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[40] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[41] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[42] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[43] Müslim.<br />
<br />
[44] Kur´an-ı Kerim, İsrâ Süresi:81<br />
<br />
[45] Kur´an-ı Kerim, Sebe´ Süresi: 49<br />
<br />
[46] İbni Mâce. İbni Sünnî. Nesâî.<br />
<br />
[47] Ebû Dâvud. İbni Sünnî. Nesâî.<br />
<br />
[48] Buharı<br />
<br />
[49] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[50] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[51] Müslim.<br />
<br />
[52] Tirmizî. (Tirmizî, bu hadis sahihdir, hasendir demiştir.)<br />
<br />
[53] Nesâî. İbni Mâce. İbni Sünnî.<br />
<br />
[54] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[55] Buhârî.<br />
<br />
[56] İbni Sünnî. Nesâî, fil yevmi vellevleti.<br />
<br />
[57] Müslim. Buhârî. Muvatta´. Tirmizî, Nesâî. İbni Mâce.<br />
<br />
[58] İbni Sünnî<br />
<br />
[59] Müslim.<br />
<br />
[60] İbni Sünnî.<br />
<br />
[61] Müslim. Tirmizî. Nesâî, fil yevmi velleyleti. İbni Sünnî.<br />
<br />
[62] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[63] Müslim. Ebû Dâvud.<br />
<br />
[64] Kur´an-ı Kerim, Mâide Süresi: 2<br />
<br />
[65] Müslim.<br />
<br />
[66] Müslim.<br />
<br />
[67] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[68] Müslim.<br />
<br />
[69] Müslim.<br />
<br />
[70] Müslim.<br />
<br />
[71] Buhârî. Nesâî<br />
<br />
[72] Kur´an-ı Kerim, Nûr Süresi: 51<br />
<br />
[73] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmran Süresi: 30<br />
<br />
[74] Kur´an-ı Kerim, Bakara Süresi: 281.<br />
<br />
[75] Kur´an-ı Kerim, A´raf Süresi: 199.<br />
<br />
[76] Kur´an-ı Kerim, Kasas Süresi: 55.<br />
<br />
[77] Kur´an-ı Kerim, Necm Süresi: 29.<br />
<br />
[78] Kur´an-ı Kerim, Hicr Süresi: 85.<br />
<br />
[79] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[80] Buhârî.<br />
<br />
[81] Kur´an-ı Ker´im, Nahl Süresi:125<br />
<br />
[82] Kur´an-ı Kerim, Nahl Süresi: 91<br />
<br />
[83] Kur´an-ı Kerim, En´am Süresi: I<br />
<br />
[84] Kur´an-ı Kerim, İsrâ Süresi: 34.<br />
<br />
[85] Kur´an-ı Kerim, Saff Süresi: 32.<br />
<br />
[86] Buhârî. Müslim. Tirmızî. Nesâî.<br />
<br />
[87] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[88] İbni Sünnî.<br />
<br />
[89] Buhârî. Müslim. Nesâî.<br />
<br />
[90] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[91] Müslim. Tirmizî.<br />
<br />
[92] Tirmizî. Nesâî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)<br />
<br />
[93] Buhârî.<br />
<br />
[94] Ebû Dâvud.<br />
<br />
[95] İbni Sünnî.<br />
<br />
[96] Îbni Sünnî. Ahmed b. Hanbel. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[97] İbnî Sünnî. Nesâî, fil yevmi velleyleti. İbni Mâce.<br />
<br />
[98] İbni Mâce, fbni Sünnî, Hâkim. (E!-Hakim Ebu Abdullah demiştir ki, bu, isnadı sahih olan bir hadistir.)<br />
<br />
[99] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmran Süresi:191.<br />
<br />
[100] Müslim.<br />
<br />
[101] İbni Sünnî.<br />
<br />
[102] İbni Sünnî.<br />
<br />
[103] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[104] Kur´an-ı Kerim, İbrahim Süresi: 4<br />
<br />
[105] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[106] Buhârî.<br />
<br />
[107] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[108] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[109] Buhârî. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[110] Buhâri. Müslim.<br />
<br />
[111] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[112] Müslim.<br />
<br />
[113] Kur an-ı Kerim, Âl-i İmrân Süresi: 159<br />
<br />
[114] Müslim. Ebii Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[115] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. îbnı Mâce.<br />
<br />
[116] Kur´anı Kerim, Hicr Süresi: 88<br />
<br />
[117] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[118] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[119] Müslim.<br />
<br />
[120] Ebû Dâvud.<br />
<br />
[121] Buhârî.<br />
<br />
[122] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[123] Ebû Dâvud. Tirmizî. Tİrmizî demiştir ki bu sahih hadistir.<br />
<br />
[124] Ebû Dâvud. Tirmizî. Tirmİzî demiştir ki bu hadis hasendir, sahihdîr.<br />
<br />
[125] Tİrmizî. Tİrmizî demiştir ki bu hadis hasendir, sahihdir.<br />
<br />
[126] Tİrmizî.<br />
<br />
[127] Kur´an-ı Kerim, Nisa Siiresi:85<br />
<br />
[128] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.<br />
<br />
[129] Buhârî.<br />
<br />
[130] Kur´anı Kerim, A´raf Süresi: 199.<br />
<br />
[131] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi: 39<br />
<br />
[132] Kur´an-ı Kerim, Ankebüt Sûresi: 31.<br />
<br />
[133] Kur´an-ı Kerim, Hûd. Sûresi: 69.<br />
<br />
[134] Kur´an-ı Kerim, Saffat Sûresi: 101.<br />
<br />
[135] Kur´an-ı Kerim, Zâriyat Sûresi: 28.<br />
<br />
[136] Kur´an-ı Kerim, Hicir Sûresi: 53<br />
<br />
[137] Kur´an-ı Kerim, Hûd Sûresi: 71.<br />
<br />
[138] Kur´an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi: 45.<br />
<br />
[139] Kur´an-ı Kerim, Şûarâ.Sûresi: 23.<br />
<br />
[140] Kur´an-ı Kerim, Zümer Sûresi: 17-18<br />
<br />
[141] Kur´an-ı Kerim, Fussİlel süresi: 30.<br />
<br />
[142] Kur´an-ı Kerim, Hadîd Sûresi: 12.<br />
<br />
[143] Kur´an-ı Kerim, Tevbe Sûresi:21.<br />
<br />
[144] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[145] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[146] Buharı. Müslim.<br />
<br />
[147] Müslim. Buharı.<br />
<br />
[148] Müslim.<br />
<br />
[149] Müslim.<br />
<br />
[150] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[151] Kur´an-ı Kerim, Al-i İmrân Süresi: 104<br />
<br />
[152] Kur´an-ı Kerim, A´raf Suresi: 199.<br />
<br />
[153] Kur´an-ı Kerim, Tevbe Suresi: 71.<br />
<br />
[154] Kur´an-ı Kerim, Maide Suresi: 79.<br />
<br />
[155] Müslim, Ebû Dâvud. İbni Mâce. Nesâî.<br />
<br />
[156] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)<br />
<br />
[157] Ebû Dâvud. Tirmizî. Mâce.<br />
<br />
[158] Ebû Dâvud. Tirmizî. Ibni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)<br />
<br />
[159] Kur´an-ı Kerim, Ankebüt Süresi: 18<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÇEŞİTLİ DUALAR VE ZİKİRLER LiSTESi</span><br />
<br />
Sevinçli Bir Haberle Müjdelenen Kimsenin Allah Tealâ´ya Hamd Ve Sena Etmesi Müstahabdır<br />
Horoz Ötmesini, Merkeb Anırmasını, Köpek Havlamasını İşitenin Okuyacağı Dualar<br />
Yangın Görünce Okunacak Dualar.<br />
Toplantıdan Kalkarken Okunacak Dualar<br />
Bir Toplum İçinde Oturan Kimsenin Hemkendine Hem De Beraberinde Bulunanlara Edeceği Dualar<br />
Allah´ı Anmadan Önce Meclisten Kalkmanın Mekruhluğu<br />
Yolda Zikir Etmek<br />
Öfkelenince Okunacak Dualar<br />
İnsanın Sevdiği Kimseye Onu Sevdiğini Bildirmesinin Müstahablığı<br />
Bir Hastalığa Yahut Başka Bir Musibete Tutulanı Görünce Okunacak Dualar<br />
Kendisinin Veya Bir Sevdiğinin Halindensorulanın Allah´a Hamd Etmesinin Ve İyiliğini İfâde Edecek<br />
Cevap Vermesinin Müstehaplığı<br />
Çarşıya Girince Okunacak Dualar.<br />
Sünnet Üzere Evlenene Yahut Satın Alana Yahut Şeriatın Güzel Saydığı Bir İşi Yapana: "İsabet Ettin"<br />
Yahut ´Güzel Yaptın" Yahut Bunun Benzeri Söz Söylemenin Müstahablığı<br />
Aynaya Bakınca Okunacak Dualar<br />
Kan Aldıranın Okuyacağı Duâ<br />
Kulağı Çınlayanın Okuyacağı Duâ<br />
Ayağı Uyuşup Tutulanın Okuyacağı Duâ<br />
Müslümanlara Veya Yalnız Kendisine Zulüm Yapana Beddua Etmenin Caizliği<br />
Bidat Ve Masiyet Ehlinden Uzak Kalmak.<br />
Kötü Bir Şeyi Gidermeye Başlayınca Okunacak Dua.<br />
İnsanın Dilinde Kötü İfade Olursa Ne Okur<br />
İnsanın Hayvanı Tökezleyince Okunacak Duâ<br />
Vali Ölünce Beldenin Büyüğünün İnsanları Teskinedecek Şekilde Onlara Hitab Etmesi, Öğüt<br />
Vermesi,Sabır Tavsiye Edip Bulundukları Hâl Üzerekalmalarını Söylemesinin Müstahablığı<br />
Kendisine Yahut İnsanlara Yahutinsanların Bir Kısmına İyilik Edene Bundan Ötürü Duâ Etmek Ve Bu<br />
İşe Onu Teşviketmek.<br />
Kendisine Hediye Verilen Kimse, Hediye Verene Duâedince Hediye Verenin De Ona Duâ Etmesinin<br />
Mustahablığı<br />
Kendisine Bir Hediye Verilen Kimsenin Meşru Bir Manadan Dolayı Hediyeyi Geri Çevirip Özür Dilemesi<br />
Müstahabdır Bu Da Hakim Yahut Vali Olduğu İçin Yahut Hediyede Haram Şübhesi Olduğu İçin Yahut<br />
Bundan Başka Bir Özür İçin Yapılır.<br />
Kendinden Bir Engeli Giderene Okunacak Duâ.<br />
Meyvanın Turfandasını Görünce Okunacak Dualar<br />
İnsanlara Va´z Etmede Ve İlim Öğretmede Ölçülü Olmanın Müstahablığı<br />
İyi İşe Delâlet Ve Ona Teşvik Etmenin Fazileti<br />
Kendisine Sorulan Bir İlmi Bilmeyip De Onu Başka Bir Kimsenin Bildiğini Bilenin Ona Delalette<br />
Bulunması<br />
Allah´ın Hükmüne Davet Edilenin Okuyacakları<br />
Cahillerden Yüz Çevirmek<br />
Bir Kimsenin Kendinden Yüksek Olana Öğüt Vermesi<br />
Anlaşmaya Ve Verilen Söze Riayeti Emretmek.<br />
Malını Yahut Başka Şeyi Bir Kimseyevermek Üzere Teklifte Bulunana Duâ Etmenin Müstahablığı<br />
Gayrı Müslimin Bir Müslümana İyilik Edince, Müslümanın Ona Söyleyeceği<br />
Bir Kimse Kendinden, Çocuğundan, Malından Yahut Bundan Başkasında Bir Şey Görür De Hoşuna<br />
Giderse Ve Ona Gözünün Değmesinden Ve Bundan Zarar Görmekten Korkarsa Okuyacağı Dualar Nazar<br />
Ve Göz Değmesinde Okunacak Dualar<br />
İnsanın Sevdiğini Ve Sevmediğini Görünce Okuyacağı Dualar<br />
Semâya Bakınca Okunacak Duâ.<br />
Bir Şeyde Uğursuzluk Hissedince Okunacak Dualar<br />
Hamama Girince Okunacak Dualar<br />
Bir Cariye, Bir Köle, Bir Hayvan Satınalınca Ve Bir Borç Ödeyince Okunacak Duâ<br />
Ata Binemeyen Ne Söyler Ve Ona Nasıl Duâ Edilir .<br />
Mananın Ve Maksadın Yanlış Anlaşılması Yahut Değiştirilmesinden Korkulduğunda Âlimin Ve Başkasının İnsanların Anlamayacağı Şekilde Konuşmaktan Menedilmesî<br />
Âlimin Ve Vâızın Mecliste Bulunanları Susmaya Ve Kendini Dinlemeğe Davet Etmesi<br />
Kendisine Uyulan Adam, Gerçekte Doğru Olmakla Beraber Görünüşte Doğruya Aykırı Bir İş Yaparsa Ne Söyler<br />
Kendisine Uyulan Adam Görünüşte Böyle Uygunsuz Bir İş Yaparsa, Ona Uyan Kimse Ne Söyler<br />
Danışmaya Teşvik Etmek<br />
Tatlı Söz Söylemeye Teşvik Etmek<br />
Konuşulan Adama Sözü Açıklamanın Ve İzah Etmenin Müstahablığı<br />
Şaka Yapmak.<br />
Şefaat Etmek<br />
Müjdelemenin Ve Tebrik Etmenin Müstahablığı<br />
Tesbîh Ve Tehlîl Sözü Ve Benzerleri İle Taaccüb Ve Hayreti İfade Etmek.<br />
İyiliği Ermetmek Ve Kötülükten Alıkoymak<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gece Ve Gündüz Okunacak Dualar]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1192</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 08:49:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1192</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gece Ve Gündüz Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Uykadan Uyanınca Okunacak Dualar</span><br />
<br />
35-Muhaddis iki İmam Buharı ve Müslim´in Sahîh´lerinde, (Allah ken­dilerinden razı olsun) bize rivayet edildiğine göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sizden biriniz uyuduğu zaman, Şeytan onun ensesinde üç düğüm bağ­lar, her düpümü yerinde sağlamlaştırarak der ki, gecen uzun olsun, uyu... Eğer insan uyanır da (Hangi zikirle olursa olsun) Allah´ı zikrederse bir düğüm çözülür. Eğer abdest alırsa, bir düğüm daha çözülür. Eğer namaz kılarsa, bütün düğümleri çözülür ve gönlü hoş neş´eli olarak sabahlar. Böyle (uyanınca zikir, abdest, namaz) yapmazsa, gönlü berbat, sıkıntılı ve tenbel olarak sabahlar."[1]<br />
<br />
36) Huzeyfe b. Yeman´dan (Radıyallahu anhüma) ve Ebû Zerr´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine şöyle demişlerdir:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yatağına girdiği zaman:<br />
<br />
"Bismîkeîlâhümme ehyâ ve emûtü (Allah´ımı Senin adınla dirilirim ve ölürüm) derdi. Uyandığı zaman da:<br />
<br />
Elhamdü lillâhillezî ehyânâ ba´de mâ emâtenâ ve ileyhinnüşûr<br />
<br />
(Bizi öldürdükten sonra) bizi dirilten Allah´a hamd olsun; (Kıyamet­te) dirildikten sonra varış O´nadır) derdi,,[2]<br />
<br />
37- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahü Ânh) rivayet edildiğine göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sizden biriniz uykudan uyanınca şöyle desin:<br />
<br />
Elhamdü lillahillezi redde aleyye ruhî ve âfânî fî cesedi veezine îî bi-zikrihi<br />
<br />
(Hamd, O Allah´a olsun ki, ruhumu bana iade etti, bedenimde bana afiyet verdi ve kendisini zikretmek için bana izin verdi)"[3]<br />
<br />
38- Hazreti Aişe´den (Radıyallahü Anha) Peygamber Sallalîahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"(Allah (c.c), Hangi kulun ruhunu geri verir (onu salimen uykudan uyandırır) de, o vakit (kul) şunları söylerse, günahları deniz köpüğü ka­dar olsa bile Allah Teâlâ onun günahlarını bağışlar:<br />
<br />
Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerikelehu, lehü´l-mülküveiehü´l-hamdü ve hüve ala külli şey´in kadîr.<br />
<br />
(Allah´dan başka İlâh yoktur, yalnız O vardır. O´nun ortağı yoktur. O´nundur mülk ve O´nundur hamd, O her şeye kadîrdir."[4]<br />
<br />
39- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahü Anh) bize rivayet edildiğine göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hangi bir adam uykusundan uyanır da:<br />
<br />
Elhamdü lillâhillen halekannevme velyakazete, elhamdü lillâhillezî be-asenî salimen seviyyen. Eşhedü enneÜâhe yuhyilmevtâ ve hüve ala külli şey´in kadîr,<br />
<br />
(Uyku ve uyanıklığı yaratan Allah´a hamd olsun. Beni selâmet içinde ve dimdik uyandıran Allah´a hamd olsun. Allah´ın ölüleri dirilteceğine ve her şeye muktedir olduğuna şahitlik ederim.)<br />
<br />
derse; Allah Tealâ: Kulum doğru söyledi, der."[5]<br />
<br />
40- Hazreti Aişe´den (Radıyallahü Anha) rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece uykudan uyanınca on defa tekbir getirirdi (Allâhü Ekber - Allah en büyüktür, derdi, on defa hamd ederdi (Elhamdü liliâh - Hamd Allah´a mahsustur, derdi), on defa (Sübhânellahi ve bihamdihî- Allah´a hamd ederek O´nu noksanlıklardan tenzih ederim), on defa (Sübhânelkuddûsi - Yüce Allah noksanlıklardan münezzehtir), derdi. On defa istiğfar ederdi (Estağfirullâh - Allahdan mağ­firet dilerim, derdi). On defa Tehlîl getirirdi (Lâ ilahe illallah - Allah´dan başka İlâh yoktur, derdi). Sonra on defa şöyle buyururdu: (Allâhümme innî eûzü bike min dîkı ´d-dünyâ ve dîkı yevmi´1-kıyâmeti - Allah´ım! Dün­yanın darlığından ve kıyamet gününün darlığından sana sığınının), der­di. Sonra namaza başlardı."[6]<br />
<br />
41- Yine Hazreti Aişe´den (Radıyallahü Anha) rivayet edildiğine gö­re, o şöyle demişti:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, geceden uyandığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
Lâ ilahe illâ ente sübhâneke. Allâhümme estağfiruke lizenbî ve es´e-lüke rahmeteke. Allâhümme zidnîilmen ve lâ tüziğ kalbî ba´de iz hedey-tenî ve heb lî min ledünke rahmeten inneke ente´l-vehhâb<br />
<br />
(Senden başka İlâh yoktur, Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Al­lah´ım, günâhım için senden mağfiret dilerim ve Senden rahmetini iste­rim. Allah´ım bana ilim ziyâde et ve bana hidâyet verdikten sonra kalbi­mi kaydırma. Yüce katından bana rahmet ihsan et. Muhakkak ki sen, çok bağış yapansın)"[7]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elbise Giyilirken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Elbise giyerken "Bismillah´´ demek müstahab olduğu gibi, bütün (hayırlı) işlerde de besmele getirmek müstahabdır.<br />
<br />
42- Ebû Sa´îd El-Hudrî´den (Radiyallahu Anh) rivayet edildiğine gö­re şöyle demiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gömlek, bir hırka (cüb-be) yahud bir sarık gibi bir elbise giydiği zaman şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innîes´elükemin hayrihîvehayrimâ hüveleh, ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ hüve İehû"<br />
<br />
(Allah´ım! Bu elbisenin h ayırım ve içinde yapılan şeyin hayırlı olanını Senden isterim; ve bunun (verebileceği gurur-kibir gibi) kötülüğünden ve altında yapılan günâhın şerrinden Sana sığınırım)´´[8]<br />
<br />
43- Muaz b.Enesden (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim yeni bir elbise giyer de:<br />
<br />
"Elhamdü lilîâhilîezî kesânî hazâ ve rezekânihî min gayri havlin min-nî ve lâ kuvvetin"<br />
<br />
(O Allah´a hamd olsun ki, benden bir kudret ve kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve bunu bana nzik olarak verdi) derse, Allah onun geçmiş günahlarını (kul hakkına ait olmayan küçük günahlarını)ba­ğışlar."[9]<br />
<br />
<br />
Yeni Bir Elbise, Ayakkabı Ve Benzeri Bir Şey Giyen Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
<br />
<br />
(Bundan önceki kaydettiğimiz duaları söylemek müstahabdır)<br />
<br />
44- Ebû Saîd EI-Hudrî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre; şöyle demiştir:<br />
<br />
"ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yeni bir elbise edindiği za­man, sarık olsun, gömlek olsun, hırka olsun, onun cinsini adlandırır (bu yün hırkadır yahud bu keten sarıktır, bu pamuk gömlektir, der) sonra şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allâhümmeleke´I-hamdüentekesevtenîhi, es´elükehayrehû vehayre ma sunia İehû ye eûzü bike min şerrihî ve şerri ma sunia İehû"<br />
<br />
(Allah´ım hamd Sana mahustur, Sen bunu bana giydirdin, bunun hay­rım ve kendisinde yapılan hayri Senden isterim. Bunun şerrinden (verece­ği gurur ve kibirden) ve onunla yapılacak kötülükten de Sana sığını­rım)"[10]<br />
<br />
45- Hazreti Ömer´den (Radıyalîahu Anh) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den işittim:<br />
<br />
"Kim yeni bir elbise giyer de:<br />
<br />
Elhamdü lilîâhilîezî kesânî mâ uvârî bihî avretî ve etecemmelü bihî fî hayatî<br />
<br />
(O Allah´a hamd olsun kî, avretimi ve hayatımda kendisi ile güzelleşe-ceğim elbiseyi bana giydirdi) derse, sonra da eskitmiş olduğu elbiseyi ni­yetlenerek onu sadaka olarak verirse, hem hayatta, hem ölü iken o kimse Azîz ve yüce Allah´ın yolunda bulunur, himayesinde ve yolunda olur."[11]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Arkadaşının Üzerinde Yeni Bir Elbise Gören Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
46- Ümmü Halid´den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir.<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e elbiseler getirildi. Bunların içinde ipekten veya yünden yapılmış nakışlı siyah bir giysi vardı. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
<br />
- Bu giysiyi giydireceğimiz hangi hanımı (uygun) görüyorsunuz (Ce-vab vermeyip orada bulunan) insanlar sustular. Bunun üzerine Peygam­ber (s.a.v):<br />
<br />
- Beni Halid´in annesine (Ümmü Halid´e) götürün, Sonra Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana getirildi ve o giysiyi eli ile bana giydirdi ve iki defa: EBLÎ VE AHLİKÎ (Eskit ve yıprat) buyurdu. "[12]<br />
<br />
47- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazreti Ömer´in (Radıyallahu Anh) üzerinde bir elbise gördü ve şöyle buyurdu:<br />
<br />
- Bu elbise yeni midir, yoksa yıkanmış mıdır Hazreti Ömer cevab verdi:<br />
<br />
- Yıkanmıştır. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.a.v.):<br />
<br />
"îlbes cedîden ve iş hamiden ve mut saîden (Yeni olarak giy, hamdederek yaşa ve mutlu şehîd olarak öl) dedi."[13]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elbise, Ve Ayakkabı Giyme Ve Çıkarma Şekilleri</span><br />
<br />
<br />
Elbise, ayakkabı, don ve benzerleri olan giysileri giymekte sağ kollardan ve sağ paçalardan işe başlamak ve önce solu, sonra sağı çıkarmak müsta-habdır. Göze sürme çekmek, misvak (özel dış fırçası) kullanmak, tırnak­ları kesmek, bıyıkları kısaltmak, koltuk altını yolmak, başı traş etmek, namazdan çıkışta selâm vermek, mescide girmek, heladan çıkmak, ab-dest almak, gusletmek, yemek-içrnek, musafaha etmek, Hacer-i Esved´e d sürmek, bir insandan bir şey almak ve ona vermek ve bunlara benzer işleri yapmak da sağ (el veya ayak) ile olur. Bu işlerin zıddı da sol ile yapılır.<br />
<br />
48- Hazreti Aişe´nin (Radıyallahu Anha) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in bütün işlerinde -temizlenme­sinde ve taranmasında- sağ ile iş yapmak onun hoşuna giderdi:"[14]<br />
<br />
49- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) sahih bir isnadla rivayet edildi­ğine göre, şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu aleyhi ve Sellem´in sağ eli, temiz işleri ve yemeği içindi. Sol eli de, istincası (tuvalet temizliği) ve bedene eziyet veren (sümkürmek gibi) şeyler içindi."[15]<br />
<br />
50- Hazreti Hafsa´dan (Radıyallahu Anha) rivayet edilmiştir ki: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sağ elini yemesi, içmesi ve<br />
<br />
giyinmesi için kullanırdı: sol elini de bunlardan başka şeyler için kulla­nırdı."[16]<br />
<br />
51- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Elbise giydiğiniz zaman, abdest aldığınız zaman sağlarınızla işe baş-laymız."[17] Bu konuda çok hadisler vardır; Daha doğrusunu Allah (c.c) bilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yıkanmak, Uyumak Yahud Bunlara Benzerişler İçin Elbisesini Çıkaran Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
52- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Saüaliahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Müslüman kişinin elbisesini çıkarmak istediği zaman, Cinlerin gözleri arasında ve insano-ğullannın avretleri arasında engel olan perde, şöyle demesidir.<br />
<br />
Bismillâhillezî îâ ilahe illâ hû<br />
<br />
(Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan Allah´ın ismi ile (elbisemi çı­karmaya) başlarım."[18]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evden Çıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
53- (Adı Hind olan müminlerin annesi) Ümmü Seleme´den (Radıyallahu Anha) rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinden çıktığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
Bismillâhi tevekkeltü ahîlâhi. Allahümme innî cüzü bike en edılleev udalle ev ezille ev uzelle ev ezlime ev uzleme ev echeîe ev yüchele aleyye<br />
<br />
(Allah´ın adıyla (çıkarım), Allah´a tevekkül ettim. Allah´ım sığınırım Sana, hakdan sapmamdan yahud saptırılmamdan, ayağımın kaymasından ya Ihı d kaydırılmasından, zulmetmemden yahud zulmedilmemden, bilme­memden yahud bana bilgisizlik isnad edilmekten."[19]<br />
<br />
Ebû Davud´un rivayetinde, (Ümmü Seleme Radıyallahu Anha´dan Ha­dîsi şerifin başı şöyle) nakledilir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim evimden her çıkışında, gözünü göğe doğru kaldırıp dua ederdi: Al­lah´ım, ben Sana sığınırım...." Başkasının rivayetinde de: "Evinden çık­tığı zaman şu duayı edirdi...." şeklinde başlayarak anlatılan duayı yapardı. Daha doğrusunu Allah bilir.<br />
<br />
54- Enes´den (Radiyaîlahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim evinden çıktığı zaman:<br />
<br />
"Bismillâhi tevekkeltü alellâhi ve Iâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" (Allah´a tevekkül edip Allah´ın adıyla çıkarım. İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah´ın kuvvet ve kudreti iledir), derse; (Melek tarafından) ona şöyle söylenir: Her kederden emin kılındın, mu­hafaza altına alındın ve doğru yola iletildin. Ayrıca şeytanlar ondan uzak­laşır."[20]<br />
<br />
Ebü Davud da rivayetinde şunu ilâve etmiştir: "Bir şeytan diğer şeytana der ki: Hidayete iletilen, her kederden emin kılman ve muhafaza altına alman bir adamla nasıl uğraşacaksın (onu nasıl kaydıracaksın) "<br />
<br />
55- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinden çıktığı zaman şöyle bu­yururdu:<br />
<br />
"Bismillâhi, ettükiânü alellâhi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ. billahi (Allah´ın adıyla (çıkıyorum), tevekkül Allah´adır. İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah´ın kudret ve kuvveti iledir"[21]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Eve Girerken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Evde insan bulunsun veya bulunmasın, içeri girildiği zaman BÎSMİLLÂH demek ve Allah Teaiâ´yi çok zikretmek ve selâm vermek müstahab-dır; çünkü Allah Tealâ şöyle buyurmuştur):<br />
<br />
"Evlere girdiğiniz zaman, Allah katından tespit edilmiş bereketli ve çok hoş sağlık dileyişi ile kendinizden olanlara selâm verin (evdeki mü´min-lere yahud evde kimse yoksa: Esselâmu Aleyna, diyerek kendinize selâm verin)."[22]<br />
<br />
56- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Enes (Radıyal­lahu Anh) demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle dedi:<br />
<br />
"Yavrum! Ailenin yanma girince selâm ver; çünkü bu, hem sana, hem de ev halkına bereket olur."[23]<br />
<br />
57- Ebû Malik El-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. (Ebû Malik´in adı El-Haris´dir. Ubeyde, Kâ´b, Amr olduğu da söylenmiştir.) Ebû Malik demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurdu:<br />
<br />
"İnsan evine girdiği zaman şöyle söylesin:<br />
<br />
"Allâhümme innîes´elüke hayre´l-mevleci ve hayre´I-mahreci, BismiM-hi velecnâ ve bismillâhi harecnâ ev aîellâhi rabbinâ tevekkelnâ.<br />
<br />
(Allah´ım! Ben, girilen yerin hayırlısını ve çıkılan yerin de hayırlısını Senden isterim. Allah´ın adıyla girdik ve Allah´ın adıyla çıktık, Rabbimiz olan Allah´a tevekkül ettik. Sonra ailesine selâm versin. "Esselâmu aleyküm desin)[24]<br />
<br />
58- Ebû Ümame El-Bahilîden rivayet edilmiştir. (Bunun adı, Sudeyy b. Aclân´dır.) Demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur.<br />
<br />
"Üç kimse vardır ki, bunların hepsi Azız ve Yüce olan Allah´ın teminatı altındadır:<br />
<br />
a) Azîz ve Yüce olan Allah yolunda savaş için çıkan bir adam: bu kimse Azîz ve yüce Allah´ın teminatı altındadır, tâ onu öldürüp de cennete koyun-caya yahud da kazandığı sevab ve ganimetle (evine) onu döndürünceye kadar..<br />
<br />
b) (Namaz kılmak için) mescide giden bir adam; bu kimse, Allah Tea-lâ´nın teminatı altındadır, tâ onu öldürüp cennete koyuncaya yahud elde ettiği sevab ve mükâfatla onu eve döndürünceye kadar..<br />
<br />
c) Evine" selâm vererek giren bir adam, bu da, noksanlıklardan münez­zeh olan Allah Teâlâ´nın himaye ve teminatı altındadır. "[25] Geniş ma­nası ile bu üç kimse, Allah´ın gözetim ve muhafazası altında bulunurlar. Bu ne büyük bir ihsandır!.. Allah´ım, bize bu rızkı ver.<br />
<br />
59- Cabir b.Abdullah´dan (Radiyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurdu­ğunu işittim:<br />
<br />
"İnsan evine girerken ve yemek yerken Allah Teâlâ´yı anarsa, şeytan (arkadaşlarına) şöyle der:<br />
<br />
(Burada) size gecelemek yok, aş yok... Fakat adam evine girerken Allah Teâlâ´yi anmazsa, Şeytan şöyle der:<br />
<br />
(Arkadaşlar), gecelemek imkânına kavuştunuz. Yemeği zamanında Al­lah Tealâyi anmazsa, Şeytan şöyle der:<br />
<br />
Geceleme yerine ve aşa kavuştunuz. "[26]<br />
<br />
60- Abdullah b. Amr b. El-As (Radıyallahu Anhüma) rivayetinde de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gündüz evine döndüğü zaman şöyle derdi:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhilîezîkefânî ve âvânî, ve´1-hamdü îiîiâhilîezîet´amenî ve sekânî, ve´1-hamdü Îiîiâhilîezî menne aleyye, es´eîüke en tücîrenî minen-nâr.<br />
<br />
(Beni barındıran ve himaye eden Allah´a hamd olsun. Beni yediren ve içiren Allah´a hamd olsun, bana ihsan eden Allah´a hamd olsun. Ateşten beni korumanı Senden istiyorum)."[27]<br />
<br />
61- Malik´in Muvatta´ından rivayet edildiğine göre, içinde insan bulun­mayan bir eve girildiği zaman şöyle demek müstahabdır:<br />
<br />
"Esselâmü aleynâ ve ala ibâdillâhissâlihîn . (Selâm bize ve Allah´ın sâlih kullan üzerine olsun).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gece Uykusundan Uyanıp Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
İnsan geceleyin uyanıp evinden çıktığı zaman, göğe bakarak Âl-i îmrân Sûresi´nin 190. âyetinden sonuna kadar okuması müstehabdır:<br />
<br />
(Gerçekten göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için (Allah´ın kudret ve azametine delâlet eden) çok büyük alâmetler var...)"[28]<br />
<br />
62- Buharî ve Müslim´de, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in böyle yaptığı sabittir; ancak "göğe bakmak" hususu, Buharî´nin Sahîh´in-de vardır, Müslim´de yoktur.<br />
<br />
63- Ibni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) sabit olmuştur ki, Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin kalkıp teheccüd namazı kılacağı zaman şöyle derdi<br />
<br />
"Allâhümme rabbenâ îeke´l-hamdü, ente kayyimussemâvâti ve´l-arzı ve men fîhmne, ve Îeke´l-hamdü, leke mülkü´s-semâvâti ve´1-arzı ve men fîhinne, ve leke´l-hamdü ente nûrussemâvâti ve´1-arzı ve men fîhmne ve îeke´l-hamdü ente´l-hakku veva´düke´l-hakku, ve likâuke hakkun, vekav-lüke hakkun, ve´1-cennetü hakkun, vennâru hakkun, ve Muhammedün hak-kun, vessâatü hakkun, alîâhümme leke esîemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve lleyke enebtü, ve bike hâsamtü, ve ileyke hâkemtü, fağfirlî mâkaddemtü vemâahhartü vemâesrertü vemâa´lentü, ente´l-mukaddimu ve ente´l-muehhiru, lâ ilahe illâ ente.<br />
<br />
(Allah´ım! Hamd, Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve onlarda olan­ların idarecisisin. Hamd, Sana mahsustur. Göklerin ve yerin ve onlarda olanların mülkü Senindir. Hamd, Sana mahsustur. Sen göklerin ve yerin ve onlarda olanların nurusun. Hamd, Sana mahsustur. Sen haksin, va´dın haktır, Sana kavuşmak haktır, sözün haktır, Cennet haktır, Cehennem hak­tır, Muhammed haktır, Kıyamet haktır, Ya Rab! Sana teslim oldum, Sana îman ettim, Sana tevekkül ettim, (ibâdet ve tevbe ile) Sana döndüm. Senin delillerinle, düşmanlarım yere serdim. Senin hükmüne razı oldum. Yapmış olduğum ve geriye bıraktığım (ölümden sonra da devam edecek) günahları­mı bağışla. Gizliden yaptığım ve alenen yaptığım günahları da bağışla. Sen her şeyin evveli ve her şeyin sonusun (varlığın ezelî ve ebedîdir). Sen­den başka hiç bir İlâh yoktur."[29]<br />
<br />
Bazı raviler, bu duaya "VE LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ÎLLÂ BİLLÂH" sözünü de eklemişlerdir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tuvalete Girerken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
64- Enes´den (Radıyallahu Anh) sabit olmuştur ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Helaya gireceği zaman şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike minelhubsi ve´1-habâisi" (Allah´ım! Şeytandan ve zararlı şeylerden sana sığınırım)."[30]<br />
<br />
65- Buharı ve Müslim´in Sahihlerinden başka yerde, (yukarda geçen hadîs) şöyle rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Bismillâhi alîâhümme innî eûzü bike mine´Uhubsi ve´1-habâisi´.´<br />
<br />
(Bismillah, Allah´ım, Şeytandan ve zararlı şeylerden Sana sığı-<br />
<br />
nınm)."[31]<br />
<br />
66- Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İnsan helaya girdiği zaman, cinlerin gözleri ile insanoğullanmn avret yerleri arasında perde: BİSMİLLAH, demektir."[32]<br />
<br />
Bu hadîsi Tirmizî rivayet etmiştir ve demiştir ki, bunun isnadı kuvvetli değildir. Biz daha önce kitabımızın önsözünde faziletle ilgili işlerde zayıf hadîslerle amel etmenin caiz olduğunu söylemiştik<br />
<br />
Alimlerimiz de demişlerdir ki, insan ister binalar içinde bulunsun, is­ter açık sahrada olsun, bu zikri yapmak müstahabdır. Yine alimlerimiz (Allah onlara rahmet etsin) demişlerdir ki, önce: "BİSMİLLAH" sonra:<br />
<br />
"´Allâhümme innî eûzü bike mine´l-hubsi ve´1-habâisi" demek müsta-<br />
<br />
habdır.<br />
<br />
67-İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, helaya girerken şöyle derdi<br />
<br />
"Alîâhümme innî eûzü bike minerricsi´nnecisi, el habîsi´l-muhbisi, eşşeytânirracîmi.´´<br />
<br />
(Allah´ım, ben pisleten pislikten, zarar verenin /uranından, kovulmuş olan şeytandan Sana sığınırın)."[33]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Helada Konuşmak Ve Zikretmek Yasaktır</span><br />
<br />
<br />
Bütün zikir çeşitleri ile her türlü konuşma, helada ihtiyaç giderme es­nasında mekruhtur. İnsan ister binalar dahilinde, ister açıkta sahralarda bulunsun, hüküm değişmez. Ancak zaruret gereği olarak konuşulabilir. Bu hususta alimlerimizden bazısı demiştir ki, insan aksırdiğı zaman bu halde iken Allah Tealâ´ya hamd getirmez, aksırana da "Yerhamükellah" demez, selâmı almaz, ezan okuyan müezzine icabet etmez (sözlerini tek­rarlamaz). Selâm veren, verdiği selâmla yetinir ve helâdakinden karşılık almaya hak kazanmaz. Burada bütün sözler tenzihen mukruhtur, haram değildir. Eğer aksırır da kalbi ile Allah Tealâ´ya hamd ederse ve dilini dep-retmezse, bunda bir sakınca yoktur. Cima halinde de insan yine böyle dav­ranır.<br />
<br />
68- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem idrarını yaparken ona bir adam tesadüf etti de selâm verdi. Peygamber onun selâmına mukabe­le etmedi."[34]<br />
<br />
69- Muhacir b.Kunfüz´den (Radiyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem idrarını yaparken yanına var­mış oldum da ona selâm verdim, abdest alıncaya kadar benim selâmıma mukabele etmedi. Sonra benden özür dileyerek şöyle buyurdu:<br />
<br />
O durumda Allah´ın adını anmayı hoş görmedim, ancak taharet veya temizlik halinde söylenmesini istedim, "[35]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdest Bozmak İçin Oturana Selam Verilmemesi</span><br />
<br />
<br />
Alimlerimiz demişlerdir ki, buna selâm verilmesi mekruhtur. Eğer se­lâm veren olursa, cevab almaya hak kazanmaz; çünkü bu hususta îbni Ömer ve El-Muhacir´in rivayet ettikleri hadîs geçmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tuvaletten Çıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Tuvaletten çıkan Şöyle söyler:<br />
<br />
Ğufrâneke, elhamdü HHâhillezî ezhebe annî el-eza ve âfânî"<br />
<br />
(Allah´ım) Senin mağfiretini dilerim. Benden eziyeti gideren ve bana afiyet veren Allah´a hamd olsun."[36]<br />
<br />
70- Ebû Davud ve Tirmizi´nin sünenlerinde sahîh hadîs olarak sabit­tir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (heladan çıktığı zaman) "ĞUFRÂNEKE (Senin mağfiretini dilerim)." söylerdi. Hadisin geri ka­lan kısmını Nese´î ve îbni Mace rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
71- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, Resûlüliah Sailallahu Aleyhi ve Sellem helâden çıktığı zaman şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhillezî ezâkanî lezzetehû ve ebkâ fiyye kuvvetehû ve defea annî ezâhu<br />
<br />
(Nimetin lezzetini bana taddıran, onun kuvvetini bende bırakıp eziyetini benden gideren Allah´a hamd olsun)[37]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdest Alırken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Abdest almak için su kabına suyu dökmek veya kuyudan abdest suyu çekmek istendiği zaman "BÎSMÎLLÂH" demek müstahabdir. Abdestin başında<br />
<br />
´ ´Bismillâhirrahmânirrahîm<br />
<br />
(Rahman ve Rahîm olan Allah´ın adıyla başlarım)." demek müsta­habdir. Eğer yalnız "BİSMİLLAH" denirsede kâfi gelir. Âlimlerimiz de­mişlerdir ki, eğer bir kimse abdestin başında besmele getirmeyi terkederse, abdest arasında onu söyler. Fakat abdesti tamamlayıncaya kadar terk et­miş olursa, besmele yerini geçirmiş sayılır, onun için besmele getirmez, ancak abdesti yine sahîh olur; ister kasden, ister sehven terk etmiş olsun...<br />
<br />
Bu görüş, bizim mezhebimizin ve alimler çoğunluğunun mezhebidir. Abdest alma sırasında besmele getirilmeyeceğine dair zayıf hadîsler nak­ledilmiştir. Ahmed b.Hanbel´den sabit olduğuna göre, demiştir ki, Ab­dest almada besmele getirilmesine dair sabit olmuş bir hadîs bilmiyorum.<br />
<br />
72- Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) Hazretlerinin Peygamber SallalIahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet ettiği şu hadîs, bu cümledendir:<br />
<br />
"Allah adını anmayan (Besmele getirmeyen) kimse için abdest yoktur."[38]<br />
<br />
Âlimlerimizden biri olan Şeyh Ebu´1-Feth Nasru´l-Makdisî El-Zahid demiştir ki, abdestin başında besmele getirdikten sonra: Eşhedü En Lâ îlâhe İllallâhu Vah Vahdehû Lâ Şerîke Leh. Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhû ve Resûîühu. (Allah´dan başka İlâh olmadığına yalnız O var ol­duğuna ve O´nun ortağı bulunmadığına şâhidlik ederim. Yine şâhidlik ede­rim ki, Muhammed O´nun kuludur ve Peygamberidir) demek müstehap-tır."<br />
<br />
Şeyh Ebû´l-Feth´in söylediği budur; böyle söylemekte bir sakınca yok­tur; fakat sünnet olma bakımından bunun aslı da yoktur. Âlimlerimizden ve başkalarından da bunu söyleyen hiç bir kimseyi bilmiyoruz. Daha doğru­sunu Allah bilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdesti Tamamladıktan Sonra Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
"Eşhedü en lâ ilahe illâîlâhu vahdehû lâ şerîke lehu ve eşhedü enne Muhammeden abduhû verasûlühu. Alîâhümme´c-aîmminettevvâbîne vec-alnîmine´l-mütatahhirîne sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedü en lâ ilahe illâ ente estağfiruke ve et´ubü ileyke.<br />
<br />
(Allah´dan başka bir İlâh olmadığına yalnız O´nun var olduğuna şâhid­lik ederim. O´nun ortağı yoktur. Yine şâhidlik ederim ki Muhammed O´­nun kuludur ve Peygamberidir. Allah´ım! Beni tevbe edicilerden kıl ve beni temizlenip pâk olanlardan yap. Sana hamd ederek Seni noksanlıklar­dan tenzih ederim. Şâhidlik ederim ki, Senden başka İlâh yoktur. Senden mağfiret dilerim ve Sana sığınıp tevbe ederim."<br />
<br />
73- Ömer b.EI-Hattab´dan (Radıyaîlarm Anh) bize rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Kim abdest alır da:<br />
<br />
"Eşhedü en lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehu ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühu"<br />
<br />
(Allah´dan başka İlâh olmadığına, yalnız O var olduğuna şâhidlik´ede­rim. O´nun ortağı yoktur. Ve Şâhidlik ederim ki, Muhammed O´nun kulu­dur ve Peygamberidir)[39] derse, Cennetin sekiz kapısı ona açılır, hangisin­den isterse (cennete) girer."<br />
<br />
74- Yukarki hadîsi Tirmizî rivayet etmiş ve:<br />
<br />
"Allâhümmec´alnî minettevvâbîne vec´alnî minelmütatahhirîne<br />
<br />
(Allah´ım! Beni tevbe edicilerden kıl ve beni temizlenip pâk olanlardan yap) "sözlerini ilâve etmiştir. Nese´î de," Gece-gündüz İşleri" bölümünde ve başkası zayıf bir isnadla:<br />
<br />
"Sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedü en îâ ilahe illâ ente estağ­firuke ve etûbu ileyk<br />
<br />
(Allah´ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Sen­den başka İlâh Yoktur. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim), şeklinde rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
75- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim abdest alır da sonra:<br />
<br />
Eşhedü en lâ ilahe illâlîahu ve eşhedü enne muhammeden abduhû ve rasûlühu<br />
<br />
(Allah´dan başka ilâh olmadığına şâhidlik ederim ve yine şâhidlik ede­rim ki, Muhammed Allah´ın kuludur ve Peygamberidir), sözlerini konuş­madan önce söylerse, iki abdest arasındaki günahları bağışlanır."[40]<br />
<br />
76- Enes´den bize rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aley­hi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim abdesti güzelce alır da ve sonra üç defa:<br />
<br />
Eşhedü en lâ ilahe illâllahu vahdehû lâ şerike lehu ve eşhedü enne mu-hammeden abduhû ve rasûlühu<br />
<br />
(Şahidlik ederim İd, Allah´dan başka Üâh yoktur, yalnız O vardır O´nun ortağı yoktur. Yine şahidlik ederim ki Muhammed Allah´ın kuludur ve Peygamberidir) derse, Cennet kapıları ona açılır ve hangisinden dilerse girer"[41]<br />
<br />
"Eşhedü en lâ ilahe illallah" sözünün üç defa tekrar edilmesi, İbni Sünnî´nin kitabında, Osman b.Affan´dan (Radıyallahu Anh) zayıf bir is-nadla rivayet edilmiştir.<br />
<br />
Şeyh Nasru´l-Makdisî şöyle demiştir: İnsan bu anılan zikirlerle beraber: "Allâhümme saîii vesellim ala muhammedin ve ala âli muhammedin" (Allah´ım, Muhammed´e ve O´nun âline rahmet et ve selâmet ver) söy­ler, tnsan bu zikirleri kıbleye dönük olarak ve abdesti tamamladıktan sonra söyler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdest Azalarını Yıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Abdest azaları üzerine duaya gelince, bu hususta Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den herhangi bir rivayet gelmemiştir. Ancak fıkıh âlimleri demişlerdir ki, Selef den gelen duaları yapmak müstahab olur. Onlar bu dualar üzerinde uzatmalar ve kısaltmalar yapmışlardır. Onların söyledikleri duaların özü şudur:<br />
<br />
Abdest almaya başlarken Besmele getirdikten sonra:<br />
<br />
Eîhamdü lillâhillezî ceale´1-mâe tahûren (Suyu temiz yaratan Allah´a ha m d olsun) der.<br />
<br />
Ağzı çalkaladığı zaman:<br />
<br />
"Allâhümmeskmîmin havzı nebiyyike sallaîlahu aleyhi ve selleme ke´-sen lâ ezmeu ba´dehu ebeden<br />
<br />
(Allah´ım! Bana Peygamberinin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) havu­zundan öyle bir Cennet içkisi içir ki, artık ondan sonra susamayayım)"<br />
<br />
söyler.<br />
<br />
Buruna su verdiği zaman:<br />
<br />
"Allâhümme lâ tüharrimnî râihate naîmike ve cennâtike (Allah´ım! Cennetlerinin ve nîmetlerinin kokusundan beni mahrum etme)" söyler.<br />
<br />
Yüzünü yıkadığı zaman:<br />
<br />
"Allâhümme beyyiz vechî yevme tebyezzu vücûhun ve tesveddü vücûhun"<br />
<br />
(Allah´ım!, bazı yüzlerin karardığı ve bazı yüzlerin beyazladığı günde (kayâmette) benim yüzümü ağart)" söyler.<br />
<br />
Kollarını yıkadığı zaman:<br />
<br />
"Allâhümme a´tınî kitabî biyemînî, Allâhümme lâ tu´tınî kitabî bişimâlî (Allah´ım!, amel defterimi sağ elime ver, Allah´ım, amel defterimi sol elime verme)" der.<br />
<br />
Başı meshettiği zaman:<br />
<br />
"Allâhümme harrim şa ´n ve beşerîaîennâri ve ezıîlenî tahte arşike yev~ me lâ zille illâ zıllüke<br />
<br />
(Allah´ım, saçımı ve derimi ateşe haram kıl ve Senin gölgenden (hi­mayenden) başka bîr gölge olmayan günde, beni Arş´ımn altında gölge­lendir)" der.<br />
<br />
Kulaklarını meshederken:<br />
<br />
"AUâhümmec´alnî minellezîne yestemi ûnelkavle ve feyettebiûne ahsenehu"<br />
<br />
(Allah´ım, hak sözü işitip de onun en güzeline uyanlardan eyle beni)"der.<br />
<br />
Ayakları yıkarken:<br />
<br />
"Allâhümme sebbit kademeyye alessırâtı"<br />
<br />
(Allah´ım, benim ayaklarımı sırat (köprüsü) üzerinde sabit eyle)" der. Daha doğrusunu Allah bilir.<br />
<br />
77- Ebû Musa Eî-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) sahîh bir isnadla riva­yetlerine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Ben, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e abdest suyu getirdim de o abdest aldı. Onun şöyle diyerek dua ettiğini işittim:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî zenbî ve vessi lî fî darı ve bârik lî fi nzkî" (Allah´ım, benim günâhımı bağışla, evimde bana genişlik ver, rızkım­da bana bereket ver)."<br />
<br />
Ben dedim ki: Ey Allah´ın Peygamberi! Senin şöyle şöyle dua ettiğini işittim. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
- O dualar herhangi (noksan) bir şey bıraktı mı"[42]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gusül Ederken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Abdest hakkında anlattığımız besmele ve ondan başka bütün duaları gusül yaparken de söylemek müstehabdır. Cünüb, hayız ve bunlar dışın­daki yıkanma hallerinde fark gözetilmez. Bazı alimlerimiz demişlerdir ki, gusleden kimse cünüb yahud hayız ise, Besmele getirmez. Fakat meşhur olan, Besmeleyi, diğer dualar gibi söylemektir. Ancak cünüb ve hayız olan­ların Besmele ile Kur´an´ı kasdetmeleri caiz olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Teyemmüm Yaparken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Teyemmümün başında "BİSMİLLAH" demek müstehabdır. Teyem­müm alan kimse, cünüb yahud hayız ise, durum değişmez, gusülde zik­rettiğimiz gibi hareket eder. Ancak Besmele´den sonra kelime-i şehâdet getirmek, abdest kısmında geçen zikirleri, yüz ve eller üzere söylenen du-âları yapmaya dair âlimlerimizden ve başkalarından nakledilen bir şey gör­medim. Bu husustaki açık hüküm, abdest hakkında söylediklerimizi uy- . gulamaktır; çünkü teyemmüm, abdest gibi bir taharettir (temizliktir).<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mescide (Camiye) Gitmek İçin Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
İnsan evinden hangi yere çıkarken ne söyleyeceğini daha önce anlat­mıştık. Ancak cami ve mescide gitmek üzere evden çıkarken (öncekilerine) şu duaları da eklemek müstehab olur:<br />
<br />
78- Bu dualardan biri de, İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma) teyzesi (ve müminlerin annesi) Meymûne´nin (Radıyallahu Anha) evinde gecelediğin­de, Peygamberin teheccüdü (gece namazı) ile ilgili olarak uzunca anlattığı şu hadîstedir:<br />
<br />
İbni Abbas demiştir ki: "... Nihayet müezzin ezan okudu, yani sabah ezanını okudu. Peygamber de şöyle söyleyerek namaza çıktı:<br />
<br />
"AHâhümmec´aJ fî kalbînûren, ve fîHsânînûren, vec´al fî sem´î nû-ren, vec´aî fî basarî nûren, vec´al min hal fî nûren, ve min etnâmînûren,vec´al min fevkînûren, ve min tahtı nûren. Allâhümme a´tinî nûren." tahtı nûren."<br />
<br />
(Allah´ım! Benim kalbime nur,lisânıma da nur ver. Kulağıma nur ver, gözüme de nur ver. Arkamdan nur, önümden de nur ver. Üzerimden nur, altımdan da nur ver. Allah´ım´ Bana nur ver)"[43]<br />
<br />
79- Bilâl´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seılem namaza çıktığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
"Bismiîlâhi âmentü billahi, tevekkeltü alellâhi. Lâ havle ve lâ kuvvete il­lâ billahi. Allâhümme bi hakkı´s-sâilîne aleyke ve bihakkı mahreci hazâ feinnîlem ahruchu eşeren ve lâ betaren ve lâ riyâen ve lâ süm´aten. Harectü ibtigae merzâtike vettikâe sehatıke. Es´elüke en tüîzenîminennâri ve tüdhilenî´l-cennete.<br />
<br />
(Bismillah, Allah´a iman ettim, Allah´a tevekkül ettim. İbâdete güc yetirmek ve günahlardan sakınmak, ancak Allah´ın kudret ve kuvveti ile­dir. Allah´ım! Senden isteyenlere olan va´dın hakkı için ve benim bu (iba­dete rızan için) çıkışım hakkı için, ben ne azgın, ne taşkın kimse olarak, ne de gösteriş ve riya sahibi olarak çıkmadım; Senin rızânı kazanmak için ve Senin gazabından korunmak için çıktım. Senden, beni ateşten koru­manı ve beni cennete koymanı istiyorum"[44]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mescide Girerken Ve Oradan Çıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Mescide girerken şöyle demek müstehab olur:<br />
<br />
"Eûzü billahi´1-azîmive bivechihilkerîmi ve suîtânihi´l-kadîmi mineşşey-tânirracîmi. Elhamdü lillâhi. Allâhümme salli ve settim alâ muhammedin ve alâ âli muhammedin. Allahümmeğfir lî zünûbî veftah lî ebvâbe rah­metike.<br />
<br />
(Allah´ın rahmetinden kovulmuş olan Şeytandan, yüce Allah´a, kerîm zatına ve daimî olan kudretine sığınırım. Hamd Allah´a mahsustur. Al­lah´ım! Muhammed´e ve Muhammed´in Ailesine rahmet et ve selâmet ver. Allah´ım! Benim günahlarımı bağışla ve rahmetinin kapılarını bana aç)"<br />
<br />
Sonra içeri girerken "Bismillah" deyip sağ ayağını ileri atarak. Çıkışta ise, sol ayağını ileri atar ve yukardaki duayı tekrar aynen okur. Yalnız<br />
<br />
"Ebvâbe rahmetike" (Senin rahmet kapılarını) yerine "Ebvâbe fadîike" İhsanının kapılarını (bana aç)" def.<br />
<br />
80- Ebû Humeyd yahud Ebû Üseyd´den (Radıyallahu Anhüma) Re-sûlüllah Sallallahü Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizden biriniz mescide girerken Peygambere Salâtü selâm getirsin, sonra şöyle desin:<br />
<br />
"Allâhümmeftah lî ebvâbe rahmetike"<br />
<br />
(Allah´ım! Bana rahmetinin kapılarım aç). Çıkarken de:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke min fadlike"<br />
<br />
(Allah´ım! Senin ihsanından Senden isterim) söylesin.´´[45] Müslim´in rivayetinde: "Peygambere Salâtü Selâm getirsin" sözü yoktur. Bu diğerleri­nin rivayetinde vardır.<br />
<br />
îbni Sünnî de rivayetinde: "Çıkarken peygambere salâtü selâm getirsin<br />
<br />
ve:<br />
<br />
"Allâhümme e´izni mineşşeytânirracîm"<br />
<br />
(Allah´ım! Beni koğulmuş şeytandan koru) desin." sözlerini ilave etmiş­tir. Bu ziyadeleri, îbni Mace, Ibni Huzeyme, Ebû Hatem b. Hibban, sahih­lerinde rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
81- Abdullah b. Amr b. El-As, Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem´den rivayet ettiğine göre, Peygamber mescide girerken şöyle buyu­rurdu:<br />
<br />
"Eûzü billahi* 1-azîmi ve bivechihi´î-kerîmi ve suîtânihi´l-kadîmi mineş-şeytânirrâcîmi."<br />
<br />
(Allah´ın rahmetinden kovulmuş olan Şeytandan, Yüce Allah´a, kerîm zatına ve daimî olan kudretine sığınırım)" Peygamber buyurdu ki: "însan bu sözleri söydeği zaman, Şeytan: Bu adam diğer günlerde de benden ko­rundu. "[46]<br />
<br />
82- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Resûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Mescide girdiği zaman:<br />
<br />
"Bismillâhi, Allâhümme salli alâ Muhammedin" (Allah´ın adıyla, Ey Allah´ım! Muhammed´e rahmet et) derdi. Mescid-den çıktığı zaman da yine:<br />
<br />
"Bismillâhi, Allâhümme sallı alâ Muhammedin" derdi"[47] Mescide girerken ve mescidden çıkarken Peygambere Salât getirmekle ilgili bu hadîsi, yine biz İbni Ömer´in rivayetinden naklettik.<br />
<br />
83- Hazreti Hasan´ın oğlu Abdullah annesinden, annesi de Abdullah´ın büyük annesinden (Hazreti Fatıme´den Radıyallahu Anha) yapılan rivayette, Hazreti Fatıme şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescide girdiği zaman Allah Tealâ´ya hamd ederdi ve Besmele getirirdi ve şöyle derdi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî veftah lî ebvâbe rahmeüke" (Allah´ım! Beni bağışla ve rahmetinin kapılarım bana aç) Dışarı çıkınca da bunun gibi söyler ve şöyle bitirirdi:<br />
<br />
"Allâhümmeftah lî ebvâbe fadlike" (Allah´ım! Bana ihsanının kapılarını aç)"[48]<br />
<br />
84- Ebû Ümâme´den (Radıyallahu Anhu), o da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet ettiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle bu­yurdu:<br />
<br />
"Sizden biriniz mescidden çıkmak istediği zaman, İblis´in askerleri çağ­rışırlar ve onları, arılar anaları etrafında toplandığı gibi bir araya getirip toplanırlar. Bunun için sizden biriniz mescidin kapısında durduğu zaman:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike nıin iblise ve cünûdihi" (Allah´ım! Ben, İblis´den ve askerlerinden Sana sığınırım) desin; çünkü bunu söylerse, artık ona zarar veremez.´´[49]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mescidde Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Mescid içinde Allah´ı zikretmeyi çoğaltmak, tesbîh, tehlîl, tahmîd, tek­bîr ve bunlardan başka zikirlerde bulunmak müstehabdır. Yine çok Kur´ân okumak, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in hadîslerini okumak, fıkıh iimini ve diğer şeriat ilimlerini öğrenmek müstehabdır.<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurur:<br />
<br />
"Bu nûr, o mescidlerde yakılır ki, onların yüce tamnmasını ve içlerinde isminin anılmasını Allah emretmiştir. Bu mescidlerde sabah ve akşam (mü­minler) Allah´ı tesbîh ederler, (beş vakit namaz kılarlar). Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir ahş-veriş, Allah´ı anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar bir günden korkarlar ki, o günde (kıyamette) kalbler ve gözler korkudan halden hale döner kıvranır."[50]<br />
<br />
Yine Allah Teâlâ buyurur ki:<br />
<br />
"...Kim Allah´ın alâmetlerim (din işlerini) büyük tanırsa, muhakkak ki bu kalblerin takvâsındandır."[51]<br />
<br />
Yine Allah Teâlâ buyurur:<br />
<br />
"Kim, Allah´ın korunmasını emrettiği şeylere hürmet gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için mutlak hayırlıdır."[52]<br />
<br />
85- Büreyde´den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallalîahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Mescidler, bina edildikleri şey (zikir ve Kur´ân okumaktan ibaret iba­detler) için esastırlar."[53]<br />
<br />
86- Enes´den (Radıyallahu Anh):<br />
<br />
´ ´Mescid içinde idrar yapan bir Bedeviye, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu mescidler, ne bu idrar ve ne pisliklerden ibaret hiç bir şey için mahal olamaz. Mescidler ancak Allah´ı zikretmek ve Kur´ân okumak içindir."[54] Yahud Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun benzerini söylemiştir. (Namazda hem zikir, hem de Kur´an okumak olduğu için, camide namaz kılınmakla her iki ibâdet yapılmış olur.)<br />
<br />
Mescidde oturana, îtikâfı (ibâdet niyeti ile beklemeyi) niyet etmek uygun düşer. Az bir zaman beklese dahi, bizim mezhebimizde (şafii) îtikâf olur. Öyle ki, alimlerimizden bir kısmı: Yürüyüp geçmek suretiyle mescide gi­ren kimse, beklemese dahi, onun îtikâfı sahîh olur, demiştir. Bu görüş sahibine göre, îtikâf faziletini elde etmek için, mescide uğrayıp geçenin îtikâfa niyet etmesi uygun olur. Bunun da en faziletlisi, kısa bir müddet bekleyip sonra geçip gitmektir.<br />
<br />
Yine mescidde oturan kimsenin iyi gördüğü şeyleri tavsiye etmesi, kötü gördüğü şeylerden insanları alıkoyması uygundur. Böyle hareket etmekle, mescidler dışında olan insanlar görevli iseler de, mescidlere tazim, hürmet ve saygı gösterme bakımından buralarda görev daha kuvvetleşir.<br />
<br />
Alimlerimizden biri demiştir ki, mescide girip de, ya abdestsizlikten, ya meşguliyetten ya da benzeri hallerden dolayı orada "Tahiyye-i Mescid Namazı (îki rekât mescide hürmet namazı) kılmak imkânını bulamayan kimsenin, dört defa:<br />
<br />
"Sübhânellâhi ve´î-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâhu vellâhu ekber" (Allah noksanlıklardan münezzehtir. Hamd, Allah´a mahsustur. AI-lah´dan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden büyüktür) demesi müstehabdır. Selefden (önceki alimlerden) bir kısmı da bunu söylemiştir. Bunu söylemek­te bir beis yoktur.<br />
<br />
<br />
Mescid İçinde Yitiğini Bağırarak Arayan Yahut Satış Yapan Kimsenin İşini HoşGörmemek Ve Ona Beddua Etmek<br />
<br />
<br />
87- Ebû Hureyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Bir kimse, mescid içinde yüksek sesle yitiğini arayan adamı işit­tiği zaman:<br />
<br />
"Lâ reddehaüahu aleyke"<br />
<br />
(Allah onu sana geri vermesin) desin. Çünkü mescidler bu mak-sad için yapılmamıştır, "[55]<br />
<br />
88- Büreyde´den (Radıyaliahu Anh) rivayet edilmiştir: "Mescidde bir adam bağırıp şöyle dedi: Kırmızı deveyi bulup da sahibi­ni arayan kim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: LA VE-CEDTE (Aradığını) bulmayasın; mescidler, ancak ibâdet için yapılmıştır.»[56]<br />
<br />
89- Ebû Hureyre´den (Radiyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Mescid içinde satan yahut satın alan bir kimseyi gördüğünüz zaman:<br />
<br />
"La erbahallâhu Ticâreteke"<br />
<br />
(Allah ticaretine kâr vermesin) deyin. Yine orada yitiğini çağırarak arayan kimseyi gördüğünüz zaman:<br />
<br />
"Lâ reddellâhu aleyke"<br />
<br />
(Allah (onu) sana geri vermesin) deyin."[57]<br />
<br />
<br />
<br />
İçinde Ne İslâmı Öven, Ne Takvayı Öğreten, Nede Ahlakın Güzelliklerine Teşvik Eden Sözbulunmayan Bir Şiir; Mescidde Okuyan Kimseye Beddua Edilmesi<br />
<br />
<br />
90- (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Mescidde şiir okuyan kimseyi gördüğünüz zaman ona üç defa:<br />
<br />
"Faddellâhu fâke" .<br />
<br />
(Allah dişlerini kırsın) deyin."[58]<br />
<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
[1] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[2] Buhârî.<br />
<br />
[3] İbn-i Sünnî, Sahih bir isnadla Ebû Hüreyre (r.a.)´den. Nesâî. Tirmizî.<br />
<br />
[4] ibn-i Sünnî.<br />
<br />
[5] İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[6] Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[7] Ebû Dâvud. Nesâî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[8] İbn-i Sünnî. Ebû Dâvud. Tirmizî.<br />
<br />
[9] İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[10] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadîs Hasen´dir.)<br />
<br />
[11] Tirmizî.<br />
<br />
[12] Buhârî.<br />
<br />
[13] İbn-i Mâce. İbn-i Sünnî. Nesâî.<br />
<br />
[14] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[15] Ebû Dâvud ve başka Sünen sahipleri.<br />
<br />
[16] Ebû Dâvud. Beyhakî<br />
<br />
[17] Ebû Dlvud ve Tirmİzî, Ebû Hureyre (r.a)´den. lbn-i Mâce. Beyhakî. Bu hadiss hasendir.<br />
<br />
[18] İbn-i Sünnî, Enes (r.a)´den.<br />
<br />
[19] Tirmizî. Ebû Dâvud. İbn-i Mâce. Nesâî, Ümmü Seleme (r.anhâ)´den. (Tirmizî demiştir ki bu sa­hih bir hadistin)<br />
<br />
[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî ve başka sünen sahipleri. Tirmizî: "Bu hadis Hasen´dir.1´<br />
<br />
[21] Ibn-i Mâce, İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[22] Kur´ân-ı Kerim, Nûr Sûresi: 6<br />
<br />
[23] Tirmizî (Tirmizî demiştir ki bu hadîs Hasen´dir Sahîh´tir.<br />
<br />
[24] Ebû Dâvud.<br />
<br />
[25] Ebû Dâvud. Hasen bir isnadla. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[26] Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[27] İbn-i Sünnî. Bu hadisin isnadı zayıftır.<br />
<br />
[28] Kur´ân-ı Kerim, Âl-İ İmrân Sûresi: (190-200).<br />
<br />
[29] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[30] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[31] Tirmizî. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[32] Tirmizî.<br />
<br />
[33] Ibn-i Sünnî. İbn-i Mâce.<br />
<br />
[34] Müslim. Nesâî.<br />
<br />
[35] Ebû Dâvud. Nesâî. İbn-i Mâce. Sahih isnadlarla rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
[36] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbnî Mâce. Nesâî. Hz. Aişe (r.anhâ)´den.<br />
<br />
[37] Ebû ibn-i Sünnî. Taberânî.<br />
<br />
[38] Bunu Ebû Davud ve ondan başkası rivayet etmiştir. Yine Saîd b. Zeyd, Ebû Sâid, Aişe, Enes b. Malik ve Sehl b. Sa´d Radıyallahu Anhüm Hazretlerinden bize bu şekilde rivayet edilmiştir. Bu hadîslerin hepsi Beyhakî ve ondan başkasının sünenlerinde bize rivayet edilmişse de bu ha­dislerin tümünü Beyhakî ve ondan başka alimler zayıf görmüşlerdir.<br />
<br />
[39] Müslim. Tİrmizî. Ibn-i Mâce. Nesâî.<br />
<br />
[40] Sünen-i Dârekutnî. Bu hadisin isnadı zayıftır.<br />
<br />
[41] Ahmed ibn-i Hanbel. İbn-i Mâce. îbn-i Sünnî. Bu hadîsin isnadı zayıftır.<br />
<br />
[42] Neseî. İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[43] Müslim, Ebû Dâvud. Ncsâî.<br />
<br />
[44] Bu hadis zayıftır. Bunun ravilerinden biri, El-Vazi´ b. Nafi´ El-Ukaylî´dir. Bu kimsenin zayıf bir ravi olduğunda ittifak vardır ve bu Münker bir hadîs´tir. (Ravisi zayıflar). İbn-İ Sünnî´nin kitabında, Ebû Saîd El-Hudrî´den (Radıyallahu Anh) Atıyyetü´l-Avf´ın aynı manada naklettiği hadis bize rivayet edilmiştir. Ancak Atıyye de zayıf bir ravidir.<br />
<br />
[45] Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî. tbn-i Sünnî. İbn-i Mâce. Hâkim.<br />
<br />
[46] Ebû Dâvud. Bu hadis hasendir. Ebû Davud, sağlam bir isnadla bunu rivayet etmiştir.<br />
<br />
[47] îbn-i Sünnî.<br />
<br />
[48] İbn-i Sünnî. Tirmizî. İbn-i Mâce. Müsned-i Ahmed b. Hanbel.<br />
<br />
[49] İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[50] Kur´ân-ı Kerim, Nûr Sûresi: 36-37.<br />
<br />
[51] Kur´ân-ı Kerim, Hac Süresi: 32<br />
<br />
[52] Kur´ân-ı Kerim, Hac Sûresi: 30<br />
<br />
[53] Müslim.<br />
<br />
[54] Müslim. Buhârî. Nesâî. İbn-İ Mâce.<br />
<br />
[55] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî.<br />
<br />
[56] Müslim.<br />
<br />
[57] Tirmizî, (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gece Ve Gündüz Okunacak Dualar Listesi</span><br />
<br />
Uykadan Uyanınca Okunacak Dualar<br />
Elbise Giyilirken Okunacak Dualar<br />
Yeni Bir Elbise, Ayakkabı Ve Benzeri Bir Şey Giyen Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Arkadaşının Üzerinde Yeni Bir Elbise Gören Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Elbise, Ve Ayakkabı Giyme Ve Çıkarma Şekilleri<br />
Yıkanmak, Uyumak Yahud Bunlara Benzerişler İçin Elbisesini Çıkaran Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Evden Çıkarken Okunacak Dualar<br />
Eve Girerken Okunacak Dualar<br />
Gece Uykusundan Uyanıp Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Tuvalete Girerken Okunacak Dualar<br />
Helada Konuşmak Ve Zikretmek Yasaktır<br />
Abdest Bozmak İçin Oturana Selam Verilmemesi<br />
Tuvaletten Çıkarken Okunacak Dualar<br />
Abdest Alırken Okunacak Dualar<br />
Abdesti Tamamladıktan Sonra Okunacak Dualar<br />
Abdest Azalarını Yıkarken Okunacak Dualar<br />
Gusül Ederken Okunacak Dualar<br />
Teyemmüm Yaparken Okunacak Dualar<br />
Mescide (Camiye) Gitmek İçin Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Mescide Girerken Ve Oradan Çıkarken Okunacak Dualar<br />
Mescidde Okunacak Dualar.<br />
Mescid İçinde Yitiğini Bağırarak Arayan Yahut Satış Yapan Kimsenin İşini HoşGörmemek Ve Beddua Etmek.<br />
İçinde Ne İslâmı Öven, Ne Takvayı Öğreten, Nede Ahlakın Güzelliklerine Teşvik Eden Sözbulunmayan Bir Şiir; Mescidde Okuyan Kimseye Beddua Edilmesi<br />
<br />
[58] İbn-i Sünnî</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gece Ve Gündüz Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Uykadan Uyanınca Okunacak Dualar</span><br />
<br />
35-Muhaddis iki İmam Buharı ve Müslim´in Sahîh´lerinde, (Allah ken­dilerinden razı olsun) bize rivayet edildiğine göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sizden biriniz uyuduğu zaman, Şeytan onun ensesinde üç düğüm bağ­lar, her düpümü yerinde sağlamlaştırarak der ki, gecen uzun olsun, uyu... Eğer insan uyanır da (Hangi zikirle olursa olsun) Allah´ı zikrederse bir düğüm çözülür. Eğer abdest alırsa, bir düğüm daha çözülür. Eğer namaz kılarsa, bütün düğümleri çözülür ve gönlü hoş neş´eli olarak sabahlar. Böyle (uyanınca zikir, abdest, namaz) yapmazsa, gönlü berbat, sıkıntılı ve tenbel olarak sabahlar."[1]<br />
<br />
36) Huzeyfe b. Yeman´dan (Radıyallahu anhüma) ve Ebû Zerr´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine şöyle demişlerdir:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yatağına girdiği zaman:<br />
<br />
"Bismîkeîlâhümme ehyâ ve emûtü (Allah´ımı Senin adınla dirilirim ve ölürüm) derdi. Uyandığı zaman da:<br />
<br />
Elhamdü lillâhillezî ehyânâ ba´de mâ emâtenâ ve ileyhinnüşûr<br />
<br />
(Bizi öldürdükten sonra) bizi dirilten Allah´a hamd olsun; (Kıyamet­te) dirildikten sonra varış O´nadır) derdi,,[2]<br />
<br />
37- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahü Ânh) rivayet edildiğine göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Sizden biriniz uykudan uyanınca şöyle desin:<br />
<br />
Elhamdü lillahillezi redde aleyye ruhî ve âfânî fî cesedi veezine îî bi-zikrihi<br />
<br />
(Hamd, O Allah´a olsun ki, ruhumu bana iade etti, bedenimde bana afiyet verdi ve kendisini zikretmek için bana izin verdi)"[3]<br />
<br />
38- Hazreti Aişe´den (Radıyallahü Anha) Peygamber Sallalîahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"(Allah (c.c), Hangi kulun ruhunu geri verir (onu salimen uykudan uyandırır) de, o vakit (kul) şunları söylerse, günahları deniz köpüğü ka­dar olsa bile Allah Teâlâ onun günahlarını bağışlar:<br />
<br />
Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerikelehu, lehü´l-mülküveiehü´l-hamdü ve hüve ala külli şey´in kadîr.<br />
<br />
(Allah´dan başka İlâh yoktur, yalnız O vardır. O´nun ortağı yoktur. O´nundur mülk ve O´nundur hamd, O her şeye kadîrdir."[4]<br />
<br />
39- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahü Anh) bize rivayet edildiğine göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hangi bir adam uykusundan uyanır da:<br />
<br />
Elhamdü lillâhillen halekannevme velyakazete, elhamdü lillâhillezî be-asenî salimen seviyyen. Eşhedü enneÜâhe yuhyilmevtâ ve hüve ala külli şey´in kadîr,<br />
<br />
(Uyku ve uyanıklığı yaratan Allah´a hamd olsun. Beni selâmet içinde ve dimdik uyandıran Allah´a hamd olsun. Allah´ın ölüleri dirilteceğine ve her şeye muktedir olduğuna şahitlik ederim.)<br />
<br />
derse; Allah Tealâ: Kulum doğru söyledi, der."[5]<br />
<br />
40- Hazreti Aişe´den (Radıyallahü Anha) rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece uykudan uyanınca on defa tekbir getirirdi (Allâhü Ekber - Allah en büyüktür, derdi, on defa hamd ederdi (Elhamdü liliâh - Hamd Allah´a mahsustur, derdi), on defa (Sübhânellahi ve bihamdihî- Allah´a hamd ederek O´nu noksanlıklardan tenzih ederim), on defa (Sübhânelkuddûsi - Yüce Allah noksanlıklardan münezzehtir), derdi. On defa istiğfar ederdi (Estağfirullâh - Allahdan mağ­firet dilerim, derdi). On defa Tehlîl getirirdi (Lâ ilahe illallah - Allah´dan başka İlâh yoktur, derdi). Sonra on defa şöyle buyururdu: (Allâhümme innî eûzü bike min dîkı ´d-dünyâ ve dîkı yevmi´1-kıyâmeti - Allah´ım! Dün­yanın darlığından ve kıyamet gününün darlığından sana sığınının), der­di. Sonra namaza başlardı."[6]<br />
<br />
41- Yine Hazreti Aişe´den (Radıyallahü Anha) rivayet edildiğine gö­re, o şöyle demişti:<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, geceden uyandığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
Lâ ilahe illâ ente sübhâneke. Allâhümme estağfiruke lizenbî ve es´e-lüke rahmeteke. Allâhümme zidnîilmen ve lâ tüziğ kalbî ba´de iz hedey-tenî ve heb lî min ledünke rahmeten inneke ente´l-vehhâb<br />
<br />
(Senden başka İlâh yoktur, Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Al­lah´ım, günâhım için senden mağfiret dilerim ve Senden rahmetini iste­rim. Allah´ım bana ilim ziyâde et ve bana hidâyet verdikten sonra kalbi­mi kaydırma. Yüce katından bana rahmet ihsan et. Muhakkak ki sen, çok bağış yapansın)"[7]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elbise Giyilirken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Elbise giyerken "Bismillah´´ demek müstahab olduğu gibi, bütün (hayırlı) işlerde de besmele getirmek müstahabdır.<br />
<br />
42- Ebû Sa´îd El-Hudrî´den (Radiyallahu Anh) rivayet edildiğine gö­re şöyle demiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gömlek, bir hırka (cüb-be) yahud bir sarık gibi bir elbise giydiği zaman şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
"Allâhümme innîes´elükemin hayrihîvehayrimâ hüveleh, ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ hüve İehû"<br />
<br />
(Allah´ım! Bu elbisenin h ayırım ve içinde yapılan şeyin hayırlı olanını Senden isterim; ve bunun (verebileceği gurur-kibir gibi) kötülüğünden ve altında yapılan günâhın şerrinden Sana sığınırım)´´[8]<br />
<br />
43- Muaz b.Enesden (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim yeni bir elbise giyer de:<br />
<br />
"Elhamdü lilîâhilîezî kesânî hazâ ve rezekânihî min gayri havlin min-nî ve lâ kuvvetin"<br />
<br />
(O Allah´a hamd olsun ki, benden bir kudret ve kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve bunu bana nzik olarak verdi) derse, Allah onun geçmiş günahlarını (kul hakkına ait olmayan küçük günahlarını)ba­ğışlar."[9]<br />
<br />
<br />
Yeni Bir Elbise, Ayakkabı Ve Benzeri Bir Şey Giyen Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
<br />
<br />
(Bundan önceki kaydettiğimiz duaları söylemek müstahabdır)<br />
<br />
44- Ebû Saîd EI-Hudrî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre; şöyle demiştir:<br />
<br />
"ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yeni bir elbise edindiği za­man, sarık olsun, gömlek olsun, hırka olsun, onun cinsini adlandırır (bu yün hırkadır yahud bu keten sarıktır, bu pamuk gömlektir, der) sonra şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Allâhümmeleke´I-hamdüentekesevtenîhi, es´elükehayrehû vehayre ma sunia İehû ye eûzü bike min şerrihî ve şerri ma sunia İehû"<br />
<br />
(Allah´ım hamd Sana mahustur, Sen bunu bana giydirdin, bunun hay­rım ve kendisinde yapılan hayri Senden isterim. Bunun şerrinden (verece­ği gurur ve kibirden) ve onunla yapılacak kötülükten de Sana sığını­rım)"[10]<br />
<br />
45- Hazreti Ömer´den (Radıyalîahu Anh) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den işittim:<br />
<br />
"Kim yeni bir elbise giyer de:<br />
<br />
Elhamdü lilîâhilîezî kesânî mâ uvârî bihî avretî ve etecemmelü bihî fî hayatî<br />
<br />
(O Allah´a hamd olsun kî, avretimi ve hayatımda kendisi ile güzelleşe-ceğim elbiseyi bana giydirdi) derse, sonra da eskitmiş olduğu elbiseyi ni­yetlenerek onu sadaka olarak verirse, hem hayatta, hem ölü iken o kimse Azîz ve yüce Allah´ın yolunda bulunur, himayesinde ve yolunda olur."[11]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Arkadaşının Üzerinde Yeni Bir Elbise Gören Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
46- Ümmü Halid´den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir.<br />
<br />
"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e elbiseler getirildi. Bunların içinde ipekten veya yünden yapılmış nakışlı siyah bir giysi vardı. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
<br />
- Bu giysiyi giydireceğimiz hangi hanımı (uygun) görüyorsunuz (Ce-vab vermeyip orada bulunan) insanlar sustular. Bunun üzerine Peygam­ber (s.a.v):<br />
<br />
- Beni Halid´in annesine (Ümmü Halid´e) götürün, Sonra Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana getirildi ve o giysiyi eli ile bana giydirdi ve iki defa: EBLÎ VE AHLİKÎ (Eskit ve yıprat) buyurdu. "[12]<br />
<br />
47- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazreti Ömer´in (Radıyallahu Anh) üzerinde bir elbise gördü ve şöyle buyurdu:<br />
<br />
- Bu elbise yeni midir, yoksa yıkanmış mıdır Hazreti Ömer cevab verdi:<br />
<br />
- Yıkanmıştır. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.a.v.):<br />
<br />
"îlbes cedîden ve iş hamiden ve mut saîden (Yeni olarak giy, hamdederek yaşa ve mutlu şehîd olarak öl) dedi."[13]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elbise, Ve Ayakkabı Giyme Ve Çıkarma Şekilleri</span><br />
<br />
<br />
Elbise, ayakkabı, don ve benzerleri olan giysileri giymekte sağ kollardan ve sağ paçalardan işe başlamak ve önce solu, sonra sağı çıkarmak müsta-habdır. Göze sürme çekmek, misvak (özel dış fırçası) kullanmak, tırnak­ları kesmek, bıyıkları kısaltmak, koltuk altını yolmak, başı traş etmek, namazdan çıkışta selâm vermek, mescide girmek, heladan çıkmak, ab-dest almak, gusletmek, yemek-içrnek, musafaha etmek, Hacer-i Esved´e d sürmek, bir insandan bir şey almak ve ona vermek ve bunlara benzer işleri yapmak da sağ (el veya ayak) ile olur. Bu işlerin zıddı da sol ile yapılır.<br />
<br />
48- Hazreti Aişe´nin (Radıyallahu Anha) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in bütün işlerinde -temizlenme­sinde ve taranmasında- sağ ile iş yapmak onun hoşuna giderdi:"[14]<br />
<br />
49- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) sahih bir isnadla rivayet edildi­ğine göre, şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu aleyhi ve Sellem´in sağ eli, temiz işleri ve yemeği içindi. Sol eli de, istincası (tuvalet temizliği) ve bedene eziyet veren (sümkürmek gibi) şeyler içindi."[15]<br />
<br />
50- Hazreti Hafsa´dan (Radıyallahu Anha) rivayet edilmiştir ki: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sağ elini yemesi, içmesi ve<br />
<br />
giyinmesi için kullanırdı: sol elini de bunlardan başka şeyler için kulla­nırdı."[16]<br />
<br />
51- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Elbise giydiğiniz zaman, abdest aldığınız zaman sağlarınızla işe baş-laymız."[17] Bu konuda çok hadisler vardır; Daha doğrusunu Allah (c.c) bilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yıkanmak, Uyumak Yahud Bunlara Benzerişler İçin Elbisesini Çıkaran Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
52- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Saüaliahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Müslüman kişinin elbisesini çıkarmak istediği zaman, Cinlerin gözleri arasında ve insano-ğullannın avretleri arasında engel olan perde, şöyle demesidir.<br />
<br />
Bismillâhillezî îâ ilahe illâ hû<br />
<br />
(Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan Allah´ın ismi ile (elbisemi çı­karmaya) başlarım."[18]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evden Çıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
53- (Adı Hind olan müminlerin annesi) Ümmü Seleme´den (Radıyallahu Anha) rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinden çıktığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
Bismillâhi tevekkeltü ahîlâhi. Allahümme innî cüzü bike en edılleev udalle ev ezille ev uzelle ev ezlime ev uzleme ev echeîe ev yüchele aleyye<br />
<br />
(Allah´ın adıyla (çıkarım), Allah´a tevekkül ettim. Allah´ım sığınırım Sana, hakdan sapmamdan yahud saptırılmamdan, ayağımın kaymasından ya Ihı d kaydırılmasından, zulmetmemden yahud zulmedilmemden, bilme­memden yahud bana bilgisizlik isnad edilmekten."[19]<br />
<br />
Ebû Davud´un rivayetinde, (Ümmü Seleme Radıyallahu Anha´dan Ha­dîsi şerifin başı şöyle) nakledilir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim evimden her çıkışında, gözünü göğe doğru kaldırıp dua ederdi: Al­lah´ım, ben Sana sığınırım...." Başkasının rivayetinde de: "Evinden çık­tığı zaman şu duayı edirdi...." şeklinde başlayarak anlatılan duayı yapardı. Daha doğrusunu Allah bilir.<br />
<br />
54- Enes´den (Radiyaîlahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim evinden çıktığı zaman:<br />
<br />
"Bismillâhi tevekkeltü alellâhi ve Iâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" (Allah´a tevekkül edip Allah´ın adıyla çıkarım. İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah´ın kuvvet ve kudreti iledir), derse; (Melek tarafından) ona şöyle söylenir: Her kederden emin kılındın, mu­hafaza altına alındın ve doğru yola iletildin. Ayrıca şeytanlar ondan uzak­laşır."[20]<br />
<br />
Ebü Davud da rivayetinde şunu ilâve etmiştir: "Bir şeytan diğer şeytana der ki: Hidayete iletilen, her kederden emin kılman ve muhafaza altına alman bir adamla nasıl uğraşacaksın (onu nasıl kaydıracaksın) "<br />
<br />
55- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinden çıktığı zaman şöyle bu­yururdu:<br />
<br />
"Bismillâhi, ettükiânü alellâhi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ. billahi (Allah´ın adıyla (çıkıyorum), tevekkül Allah´adır. İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah´ın kudret ve kuvveti iledir"[21]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Eve Girerken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Evde insan bulunsun veya bulunmasın, içeri girildiği zaman BÎSMİLLÂH demek ve Allah Teaiâ´yi çok zikretmek ve selâm vermek müstahab-dır; çünkü Allah Tealâ şöyle buyurmuştur):<br />
<br />
"Evlere girdiğiniz zaman, Allah katından tespit edilmiş bereketli ve çok hoş sağlık dileyişi ile kendinizden olanlara selâm verin (evdeki mü´min-lere yahud evde kimse yoksa: Esselâmu Aleyna, diyerek kendinize selâm verin)."[22]<br />
<br />
56- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Enes (Radıyal­lahu Anh) demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle dedi:<br />
<br />
"Yavrum! Ailenin yanma girince selâm ver; çünkü bu, hem sana, hem de ev halkına bereket olur."[23]<br />
<br />
57- Ebû Malik El-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. (Ebû Malik´in adı El-Haris´dir. Ubeyde, Kâ´b, Amr olduğu da söylenmiştir.) Ebû Malik demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurdu:<br />
<br />
"İnsan evine girdiği zaman şöyle söylesin:<br />
<br />
"Allâhümme innîes´elüke hayre´l-mevleci ve hayre´I-mahreci, BismiM-hi velecnâ ve bismillâhi harecnâ ev aîellâhi rabbinâ tevekkelnâ.<br />
<br />
(Allah´ım! Ben, girilen yerin hayırlısını ve çıkılan yerin de hayırlısını Senden isterim. Allah´ın adıyla girdik ve Allah´ın adıyla çıktık, Rabbimiz olan Allah´a tevekkül ettik. Sonra ailesine selâm versin. "Esselâmu aleyküm desin)[24]<br />
<br />
58- Ebû Ümame El-Bahilîden rivayet edilmiştir. (Bunun adı, Sudeyy b. Aclân´dır.) Demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur.<br />
<br />
"Üç kimse vardır ki, bunların hepsi Azız ve Yüce olan Allah´ın teminatı altındadır:<br />
<br />
a) Azîz ve Yüce olan Allah yolunda savaş için çıkan bir adam: bu kimse Azîz ve yüce Allah´ın teminatı altındadır, tâ onu öldürüp de cennete koyun-caya yahud da kazandığı sevab ve ganimetle (evine) onu döndürünceye kadar..<br />
<br />
b) (Namaz kılmak için) mescide giden bir adam; bu kimse, Allah Tea-lâ´nın teminatı altındadır, tâ onu öldürüp cennete koyuncaya yahud elde ettiği sevab ve mükâfatla onu eve döndürünceye kadar..<br />
<br />
c) Evine" selâm vererek giren bir adam, bu da, noksanlıklardan münez­zeh olan Allah Teâlâ´nın himaye ve teminatı altındadır. "[25] Geniş ma­nası ile bu üç kimse, Allah´ın gözetim ve muhafazası altında bulunurlar. Bu ne büyük bir ihsandır!.. Allah´ım, bize bu rızkı ver.<br />
<br />
59- Cabir b.Abdullah´dan (Radiyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurdu­ğunu işittim:<br />
<br />
"İnsan evine girerken ve yemek yerken Allah Teâlâ´yı anarsa, şeytan (arkadaşlarına) şöyle der:<br />
<br />
(Burada) size gecelemek yok, aş yok... Fakat adam evine girerken Allah Teâlâ´yi anmazsa, Şeytan şöyle der:<br />
<br />
(Arkadaşlar), gecelemek imkânına kavuştunuz. Yemeği zamanında Al­lah Tealâyi anmazsa, Şeytan şöyle der:<br />
<br />
Geceleme yerine ve aşa kavuştunuz. "[26]<br />
<br />
60- Abdullah b. Amr b. El-As (Radıyallahu Anhüma) rivayetinde de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gündüz evine döndüğü zaman şöyle derdi:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhilîezîkefânî ve âvânî, ve´1-hamdü îiîiâhilîezîet´amenî ve sekânî, ve´1-hamdü Îiîiâhilîezî menne aleyye, es´eîüke en tücîrenî minen-nâr.<br />
<br />
(Beni barındıran ve himaye eden Allah´a hamd olsun. Beni yediren ve içiren Allah´a hamd olsun, bana ihsan eden Allah´a hamd olsun. Ateşten beni korumanı Senden istiyorum)."[27]<br />
<br />
61- Malik´in Muvatta´ından rivayet edildiğine göre, içinde insan bulun­mayan bir eve girildiği zaman şöyle demek müstahabdır:<br />
<br />
"Esselâmü aleynâ ve ala ibâdillâhissâlihîn . (Selâm bize ve Allah´ın sâlih kullan üzerine olsun).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gece Uykusundan Uyanıp Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
İnsan geceleyin uyanıp evinden çıktığı zaman, göğe bakarak Âl-i îmrân Sûresi´nin 190. âyetinden sonuna kadar okuması müstehabdır:<br />
<br />
(Gerçekten göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için (Allah´ın kudret ve azametine delâlet eden) çok büyük alâmetler var...)"[28]<br />
<br />
62- Buharî ve Müslim´de, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in böyle yaptığı sabittir; ancak "göğe bakmak" hususu, Buharî´nin Sahîh´in-de vardır, Müslim´de yoktur.<br />
<br />
63- Ibni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) sabit olmuştur ki, Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin kalkıp teheccüd namazı kılacağı zaman şöyle derdi<br />
<br />
"Allâhümme rabbenâ îeke´l-hamdü, ente kayyimussemâvâti ve´l-arzı ve men fîhmne, ve Îeke´l-hamdü, leke mülkü´s-semâvâti ve´1-arzı ve men fîhinne, ve leke´l-hamdü ente nûrussemâvâti ve´1-arzı ve men fîhmne ve îeke´l-hamdü ente´l-hakku veva´düke´l-hakku, ve likâuke hakkun, vekav-lüke hakkun, ve´1-cennetü hakkun, vennâru hakkun, ve Muhammedün hak-kun, vessâatü hakkun, alîâhümme leke esîemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve lleyke enebtü, ve bike hâsamtü, ve ileyke hâkemtü, fağfirlî mâkaddemtü vemâahhartü vemâesrertü vemâa´lentü, ente´l-mukaddimu ve ente´l-muehhiru, lâ ilahe illâ ente.<br />
<br />
(Allah´ım! Hamd, Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve onlarda olan­ların idarecisisin. Hamd, Sana mahsustur. Göklerin ve yerin ve onlarda olanların mülkü Senindir. Hamd, Sana mahsustur. Sen göklerin ve yerin ve onlarda olanların nurusun. Hamd, Sana mahsustur. Sen haksin, va´dın haktır, Sana kavuşmak haktır, sözün haktır, Cennet haktır, Cehennem hak­tır, Muhammed haktır, Kıyamet haktır, Ya Rab! Sana teslim oldum, Sana îman ettim, Sana tevekkül ettim, (ibâdet ve tevbe ile) Sana döndüm. Senin delillerinle, düşmanlarım yere serdim. Senin hükmüne razı oldum. Yapmış olduğum ve geriye bıraktığım (ölümden sonra da devam edecek) günahları­mı bağışla. Gizliden yaptığım ve alenen yaptığım günahları da bağışla. Sen her şeyin evveli ve her şeyin sonusun (varlığın ezelî ve ebedîdir). Sen­den başka hiç bir İlâh yoktur."[29]<br />
<br />
Bazı raviler, bu duaya "VE LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ÎLLÂ BİLLÂH" sözünü de eklemişlerdir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tuvalete Girerken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
64- Enes´den (Radıyallahu Anh) sabit olmuştur ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Helaya gireceği zaman şöyle söylerdi:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike minelhubsi ve´1-habâisi" (Allah´ım! Şeytandan ve zararlı şeylerden sana sığınırım)."[30]<br />
<br />
65- Buharı ve Müslim´in Sahihlerinden başka yerde, (yukarda geçen hadîs) şöyle rivayet edilmiştir:<br />
<br />
"Bismillâhi alîâhümme innî eûzü bike mine´Uhubsi ve´1-habâisi´.´<br />
<br />
(Bismillah, Allah´ım, Şeytandan ve zararlı şeylerden Sana sığı-<br />
<br />
nınm)."[31]<br />
<br />
66- Hazreti Ali´den (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"İnsan helaya girdiği zaman, cinlerin gözleri ile insanoğullanmn avret yerleri arasında perde: BİSMİLLAH, demektir."[32]<br />
<br />
Bu hadîsi Tirmizî rivayet etmiştir ve demiştir ki, bunun isnadı kuvvetli değildir. Biz daha önce kitabımızın önsözünde faziletle ilgili işlerde zayıf hadîslerle amel etmenin caiz olduğunu söylemiştik<br />
<br />
Alimlerimiz de demişlerdir ki, insan ister binalar içinde bulunsun, is­ter açık sahrada olsun, bu zikri yapmak müstahabdır. Yine alimlerimiz (Allah onlara rahmet etsin) demişlerdir ki, önce: "BİSMİLLAH" sonra:<br />
<br />
"´Allâhümme innî eûzü bike mine´l-hubsi ve´1-habâisi" demek müsta-<br />
<br />
habdır.<br />
<br />
67-İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, helaya girerken şöyle derdi<br />
<br />
"Alîâhümme innî eûzü bike minerricsi´nnecisi, el habîsi´l-muhbisi, eşşeytânirracîmi.´´<br />
<br />
(Allah´ım, ben pisleten pislikten, zarar verenin /uranından, kovulmuş olan şeytandan Sana sığınırın)."[33]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Helada Konuşmak Ve Zikretmek Yasaktır</span><br />
<br />
<br />
Bütün zikir çeşitleri ile her türlü konuşma, helada ihtiyaç giderme es­nasında mekruhtur. İnsan ister binalar dahilinde, ister açıkta sahralarda bulunsun, hüküm değişmez. Ancak zaruret gereği olarak konuşulabilir. Bu hususta alimlerimizden bazısı demiştir ki, insan aksırdiğı zaman bu halde iken Allah Tealâ´ya hamd getirmez, aksırana da "Yerhamükellah" demez, selâmı almaz, ezan okuyan müezzine icabet etmez (sözlerini tek­rarlamaz). Selâm veren, verdiği selâmla yetinir ve helâdakinden karşılık almaya hak kazanmaz. Burada bütün sözler tenzihen mukruhtur, haram değildir. Eğer aksırır da kalbi ile Allah Tealâ´ya hamd ederse ve dilini dep-retmezse, bunda bir sakınca yoktur. Cima halinde de insan yine böyle dav­ranır.<br />
<br />
68- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem idrarını yaparken ona bir adam tesadüf etti de selâm verdi. Peygamber onun selâmına mukabe­le etmedi."[34]<br />
<br />
69- Muhacir b.Kunfüz´den (Radiyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem idrarını yaparken yanına var­mış oldum da ona selâm verdim, abdest alıncaya kadar benim selâmıma mukabele etmedi. Sonra benden özür dileyerek şöyle buyurdu:<br />
<br />
O durumda Allah´ın adını anmayı hoş görmedim, ancak taharet veya temizlik halinde söylenmesini istedim, "[35]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdest Bozmak İçin Oturana Selam Verilmemesi</span><br />
<br />
<br />
Alimlerimiz demişlerdir ki, buna selâm verilmesi mekruhtur. Eğer se­lâm veren olursa, cevab almaya hak kazanmaz; çünkü bu hususta îbni Ömer ve El-Muhacir´in rivayet ettikleri hadîs geçmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tuvaletten Çıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Tuvaletten çıkan Şöyle söyler:<br />
<br />
Ğufrâneke, elhamdü HHâhillezî ezhebe annî el-eza ve âfânî"<br />
<br />
(Allah´ım) Senin mağfiretini dilerim. Benden eziyeti gideren ve bana afiyet veren Allah´a hamd olsun."[36]<br />
<br />
70- Ebû Davud ve Tirmizi´nin sünenlerinde sahîh hadîs olarak sabit­tir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (heladan çıktığı zaman) "ĞUFRÂNEKE (Senin mağfiretini dilerim)." söylerdi. Hadisin geri ka­lan kısmını Nese´î ve îbni Mace rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
71- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre de­miştir ki, Resûlüliah Sailallahu Aleyhi ve Sellem helâden çıktığı zaman şöyle buyururdu:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhillezî ezâkanî lezzetehû ve ebkâ fiyye kuvvetehû ve defea annî ezâhu<br />
<br />
(Nimetin lezzetini bana taddıran, onun kuvvetini bende bırakıp eziyetini benden gideren Allah´a hamd olsun)[37]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdest Alırken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Abdest almak için su kabına suyu dökmek veya kuyudan abdest suyu çekmek istendiği zaman "BÎSMÎLLÂH" demek müstahabdir. Abdestin başında<br />
<br />
´ ´Bismillâhirrahmânirrahîm<br />
<br />
(Rahman ve Rahîm olan Allah´ın adıyla başlarım)." demek müsta­habdir. Eğer yalnız "BİSMİLLAH" denirsede kâfi gelir. Âlimlerimiz de­mişlerdir ki, eğer bir kimse abdestin başında besmele getirmeyi terkederse, abdest arasında onu söyler. Fakat abdesti tamamlayıncaya kadar terk et­miş olursa, besmele yerini geçirmiş sayılır, onun için besmele getirmez, ancak abdesti yine sahîh olur; ister kasden, ister sehven terk etmiş olsun...<br />
<br />
Bu görüş, bizim mezhebimizin ve alimler çoğunluğunun mezhebidir. Abdest alma sırasında besmele getirilmeyeceğine dair zayıf hadîsler nak­ledilmiştir. Ahmed b.Hanbel´den sabit olduğuna göre, demiştir ki, Ab­dest almada besmele getirilmesine dair sabit olmuş bir hadîs bilmiyorum.<br />
<br />
72- Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) Hazretlerinin Peygamber SallalIahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet ettiği şu hadîs, bu cümledendir:<br />
<br />
"Allah adını anmayan (Besmele getirmeyen) kimse için abdest yoktur."[38]<br />
<br />
Âlimlerimizden biri olan Şeyh Ebu´1-Feth Nasru´l-Makdisî El-Zahid demiştir ki, abdestin başında besmele getirdikten sonra: Eşhedü En Lâ îlâhe İllallâhu Vah Vahdehû Lâ Şerîke Leh. Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhû ve Resûîühu. (Allah´dan başka İlâh olmadığına yalnız O var ol­duğuna ve O´nun ortağı bulunmadığına şâhidlik ederim. Yine şâhidlik ede­rim ki, Muhammed O´nun kuludur ve Peygamberidir) demek müstehap-tır."<br />
<br />
Şeyh Ebû´l-Feth´in söylediği budur; böyle söylemekte bir sakınca yok­tur; fakat sünnet olma bakımından bunun aslı da yoktur. Âlimlerimizden ve başkalarından da bunu söyleyen hiç bir kimseyi bilmiyoruz. Daha doğru­sunu Allah bilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdesti Tamamladıktan Sonra Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
"Eşhedü en lâ ilahe illâîlâhu vahdehû lâ şerîke lehu ve eşhedü enne Muhammeden abduhû verasûlühu. Alîâhümme´c-aîmminettevvâbîne vec-alnîmine´l-mütatahhirîne sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedü en lâ ilahe illâ ente estağfiruke ve et´ubü ileyke.<br />
<br />
(Allah´dan başka bir İlâh olmadığına yalnız O´nun var olduğuna şâhid­lik ederim. O´nun ortağı yoktur. Yine şâhidlik ederim ki Muhammed O´­nun kuludur ve Peygamberidir. Allah´ım! Beni tevbe edicilerden kıl ve beni temizlenip pâk olanlardan yap. Sana hamd ederek Seni noksanlıklar­dan tenzih ederim. Şâhidlik ederim ki, Senden başka İlâh yoktur. Senden mağfiret dilerim ve Sana sığınıp tevbe ederim."<br />
<br />
73- Ömer b.EI-Hattab´dan (Radıyaîlarm Anh) bize rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Kim abdest alır da:<br />
<br />
"Eşhedü en lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehu ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühu"<br />
<br />
(Allah´dan başka İlâh olmadığına, yalnız O var olduğuna şâhidlik´ede­rim. O´nun ortağı yoktur. Ve Şâhidlik ederim ki, Muhammed O´nun kulu­dur ve Peygamberidir)[39] derse, Cennetin sekiz kapısı ona açılır, hangisin­den isterse (cennete) girer."<br />
<br />
74- Yukarki hadîsi Tirmizî rivayet etmiş ve:<br />
<br />
"Allâhümmec´alnî minettevvâbîne vec´alnî minelmütatahhirîne<br />
<br />
(Allah´ım! Beni tevbe edicilerden kıl ve beni temizlenip pâk olanlardan yap) "sözlerini ilâve etmiştir. Nese´î de," Gece-gündüz İşleri" bölümünde ve başkası zayıf bir isnadla:<br />
<br />
"Sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedü en îâ ilahe illâ ente estağ­firuke ve etûbu ileyk<br />
<br />
(Allah´ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Sen­den başka İlâh Yoktur. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim), şeklinde rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
75- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim abdest alır da sonra:<br />
<br />
Eşhedü en lâ ilahe illâlîahu ve eşhedü enne muhammeden abduhû ve rasûlühu<br />
<br />
(Allah´dan başka ilâh olmadığına şâhidlik ederim ve yine şâhidlik ede­rim ki, Muhammed Allah´ın kuludur ve Peygamberidir), sözlerini konuş­madan önce söylerse, iki abdest arasındaki günahları bağışlanır."[40]<br />
<br />
76- Enes´den bize rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aley­hi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Kim abdesti güzelce alır da ve sonra üç defa:<br />
<br />
Eşhedü en lâ ilahe illâllahu vahdehû lâ şerike lehu ve eşhedü enne mu-hammeden abduhû ve rasûlühu<br />
<br />
(Şahidlik ederim İd, Allah´dan başka Üâh yoktur, yalnız O vardır O´nun ortağı yoktur. Yine şahidlik ederim ki Muhammed Allah´ın kuludur ve Peygamberidir) derse, Cennet kapıları ona açılır ve hangisinden dilerse girer"[41]<br />
<br />
"Eşhedü en lâ ilahe illallah" sözünün üç defa tekrar edilmesi, İbni Sünnî´nin kitabında, Osman b.Affan´dan (Radıyallahu Anh) zayıf bir is-nadla rivayet edilmiştir.<br />
<br />
Şeyh Nasru´l-Makdisî şöyle demiştir: İnsan bu anılan zikirlerle beraber: "Allâhümme saîii vesellim ala muhammedin ve ala âli muhammedin" (Allah´ım, Muhammed´e ve O´nun âline rahmet et ve selâmet ver) söy­ler, tnsan bu zikirleri kıbleye dönük olarak ve abdesti tamamladıktan sonra söyler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdest Azalarını Yıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Abdest azaları üzerine duaya gelince, bu hususta Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den herhangi bir rivayet gelmemiştir. Ancak fıkıh âlimleri demişlerdir ki, Selef den gelen duaları yapmak müstahab olur. Onlar bu dualar üzerinde uzatmalar ve kısaltmalar yapmışlardır. Onların söyledikleri duaların özü şudur:<br />
<br />
Abdest almaya başlarken Besmele getirdikten sonra:<br />
<br />
Eîhamdü lillâhillezî ceale´1-mâe tahûren (Suyu temiz yaratan Allah´a ha m d olsun) der.<br />
<br />
Ağzı çalkaladığı zaman:<br />
<br />
"Allâhümmeskmîmin havzı nebiyyike sallaîlahu aleyhi ve selleme ke´-sen lâ ezmeu ba´dehu ebeden<br />
<br />
(Allah´ım! Bana Peygamberinin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) havu­zundan öyle bir Cennet içkisi içir ki, artık ondan sonra susamayayım)"<br />
<br />
söyler.<br />
<br />
Buruna su verdiği zaman:<br />
<br />
"Allâhümme lâ tüharrimnî râihate naîmike ve cennâtike (Allah´ım! Cennetlerinin ve nîmetlerinin kokusundan beni mahrum etme)" söyler.<br />
<br />
Yüzünü yıkadığı zaman:<br />
<br />
"Allâhümme beyyiz vechî yevme tebyezzu vücûhun ve tesveddü vücûhun"<br />
<br />
(Allah´ım!, bazı yüzlerin karardığı ve bazı yüzlerin beyazladığı günde (kayâmette) benim yüzümü ağart)" söyler.<br />
<br />
Kollarını yıkadığı zaman:<br />
<br />
"Allâhümme a´tınî kitabî biyemînî, Allâhümme lâ tu´tınî kitabî bişimâlî (Allah´ım!, amel defterimi sağ elime ver, Allah´ım, amel defterimi sol elime verme)" der.<br />
<br />
Başı meshettiği zaman:<br />
<br />
"Allâhümme harrim şa ´n ve beşerîaîennâri ve ezıîlenî tahte arşike yev~ me lâ zille illâ zıllüke<br />
<br />
(Allah´ım, saçımı ve derimi ateşe haram kıl ve Senin gölgenden (hi­mayenden) başka bîr gölge olmayan günde, beni Arş´ımn altında gölge­lendir)" der.<br />
<br />
Kulaklarını meshederken:<br />
<br />
"AUâhümmec´alnî minellezîne yestemi ûnelkavle ve feyettebiûne ahsenehu"<br />
<br />
(Allah´ım, hak sözü işitip de onun en güzeline uyanlardan eyle beni)"der.<br />
<br />
Ayakları yıkarken:<br />
<br />
"Allâhümme sebbit kademeyye alessırâtı"<br />
<br />
(Allah´ım, benim ayaklarımı sırat (köprüsü) üzerinde sabit eyle)" der. Daha doğrusunu Allah bilir.<br />
<br />
77- Ebû Musa Eî-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) sahîh bir isnadla riva­yetlerine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Ben, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´e abdest suyu getirdim de o abdest aldı. Onun şöyle diyerek dua ettiğini işittim:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî zenbî ve vessi lî fî darı ve bârik lî fi nzkî" (Allah´ım, benim günâhımı bağışla, evimde bana genişlik ver, rızkım­da bana bereket ver)."<br />
<br />
Ben dedim ki: Ey Allah´ın Peygamberi! Senin şöyle şöyle dua ettiğini işittim. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
- O dualar herhangi (noksan) bir şey bıraktı mı"[42]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gusül Ederken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Abdest hakkında anlattığımız besmele ve ondan başka bütün duaları gusül yaparken de söylemek müstehabdır. Cünüb, hayız ve bunlar dışın­daki yıkanma hallerinde fark gözetilmez. Bazı alimlerimiz demişlerdir ki, gusleden kimse cünüb yahud hayız ise, Besmele getirmez. Fakat meşhur olan, Besmeleyi, diğer dualar gibi söylemektir. Ancak cünüb ve hayız olan­ların Besmele ile Kur´an´ı kasdetmeleri caiz olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Teyemmüm Yaparken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Teyemmümün başında "BİSMİLLAH" demek müstehabdır. Teyem­müm alan kimse, cünüb yahud hayız ise, durum değişmez, gusülde zik­rettiğimiz gibi hareket eder. Ancak Besmele´den sonra kelime-i şehâdet getirmek, abdest kısmında geçen zikirleri, yüz ve eller üzere söylenen du-âları yapmaya dair âlimlerimizden ve başkalarından nakledilen bir şey gör­medim. Bu husustaki açık hüküm, abdest hakkında söylediklerimizi uy- . gulamaktır; çünkü teyemmüm, abdest gibi bir taharettir (temizliktir).<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mescide (Camiye) Gitmek İçin Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar</span><br />
<br />
<br />
İnsan evinden hangi yere çıkarken ne söyleyeceğini daha önce anlat­mıştık. Ancak cami ve mescide gitmek üzere evden çıkarken (öncekilerine) şu duaları da eklemek müstehab olur:<br />
<br />
78- Bu dualardan biri de, İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma) teyzesi (ve müminlerin annesi) Meymûne´nin (Radıyallahu Anha) evinde gecelediğin­de, Peygamberin teheccüdü (gece namazı) ile ilgili olarak uzunca anlattığı şu hadîstedir:<br />
<br />
İbni Abbas demiştir ki: "... Nihayet müezzin ezan okudu, yani sabah ezanını okudu. Peygamber de şöyle söyleyerek namaza çıktı:<br />
<br />
"AHâhümmec´aJ fî kalbînûren, ve fîHsânînûren, vec´al fî sem´î nû-ren, vec´aî fî basarî nûren, vec´al min hal fî nûren, ve min etnâmînûren,vec´al min fevkînûren, ve min tahtı nûren. Allâhümme a´tinî nûren." tahtı nûren."<br />
<br />
(Allah´ım! Benim kalbime nur,lisânıma da nur ver. Kulağıma nur ver, gözüme de nur ver. Arkamdan nur, önümden de nur ver. Üzerimden nur, altımdan da nur ver. Allah´ım´ Bana nur ver)"[43]<br />
<br />
79- Bilâl´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seılem namaza çıktığı zaman şöyle derdi:<br />
<br />
"Bismiîlâhi âmentü billahi, tevekkeltü alellâhi. Lâ havle ve lâ kuvvete il­lâ billahi. Allâhümme bi hakkı´s-sâilîne aleyke ve bihakkı mahreci hazâ feinnîlem ahruchu eşeren ve lâ betaren ve lâ riyâen ve lâ süm´aten. Harectü ibtigae merzâtike vettikâe sehatıke. Es´elüke en tüîzenîminennâri ve tüdhilenî´l-cennete.<br />
<br />
(Bismillah, Allah´a iman ettim, Allah´a tevekkül ettim. İbâdete güc yetirmek ve günahlardan sakınmak, ancak Allah´ın kudret ve kuvveti ile­dir. Allah´ım! Senden isteyenlere olan va´dın hakkı için ve benim bu (iba­dete rızan için) çıkışım hakkı için, ben ne azgın, ne taşkın kimse olarak, ne de gösteriş ve riya sahibi olarak çıkmadım; Senin rızânı kazanmak için ve Senin gazabından korunmak için çıktım. Senden, beni ateşten koru­manı ve beni cennete koymanı istiyorum"[44]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mescide Girerken Ve Oradan Çıkarken Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Mescide girerken şöyle demek müstehab olur:<br />
<br />
"Eûzü billahi´1-azîmive bivechihilkerîmi ve suîtânihi´l-kadîmi mineşşey-tânirracîmi. Elhamdü lillâhi. Allâhümme salli ve settim alâ muhammedin ve alâ âli muhammedin. Allahümmeğfir lî zünûbî veftah lî ebvâbe rah­metike.<br />
<br />
(Allah´ın rahmetinden kovulmuş olan Şeytandan, yüce Allah´a, kerîm zatına ve daimî olan kudretine sığınırım. Hamd Allah´a mahsustur. Al­lah´ım! Muhammed´e ve Muhammed´in Ailesine rahmet et ve selâmet ver. Allah´ım! Benim günahlarımı bağışla ve rahmetinin kapılarını bana aç)"<br />
<br />
Sonra içeri girerken "Bismillah" deyip sağ ayağını ileri atarak. Çıkışta ise, sol ayağını ileri atar ve yukardaki duayı tekrar aynen okur. Yalnız<br />
<br />
"Ebvâbe rahmetike" (Senin rahmet kapılarını) yerine "Ebvâbe fadîike" İhsanının kapılarını (bana aç)" def.<br />
<br />
80- Ebû Humeyd yahud Ebû Üseyd´den (Radıyallahu Anhüma) Re-sûlüllah Sallallahü Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizden biriniz mescide girerken Peygambere Salâtü selâm getirsin, sonra şöyle desin:<br />
<br />
"Allâhümmeftah lî ebvâbe rahmetike"<br />
<br />
(Allah´ım! Bana rahmetinin kapılarım aç). Çıkarken de:<br />
<br />
"Allâhümme innî es´elüke min fadlike"<br />
<br />
(Allah´ım! Senin ihsanından Senden isterim) söylesin.´´[45] Müslim´in rivayetinde: "Peygambere Salâtü Selâm getirsin" sözü yoktur. Bu diğerleri­nin rivayetinde vardır.<br />
<br />
îbni Sünnî de rivayetinde: "Çıkarken peygambere salâtü selâm getirsin<br />
<br />
ve:<br />
<br />
"Allâhümme e´izni mineşşeytânirracîm"<br />
<br />
(Allah´ım! Beni koğulmuş şeytandan koru) desin." sözlerini ilave etmiş­tir. Bu ziyadeleri, îbni Mace, Ibni Huzeyme, Ebû Hatem b. Hibban, sahih­lerinde rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
81- Abdullah b. Amr b. El-As, Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem´den rivayet ettiğine göre, Peygamber mescide girerken şöyle buyu­rurdu:<br />
<br />
"Eûzü billahi* 1-azîmi ve bivechihi´î-kerîmi ve suîtânihi´l-kadîmi mineş-şeytânirrâcîmi."<br />
<br />
(Allah´ın rahmetinden kovulmuş olan Şeytandan, Yüce Allah´a, kerîm zatına ve daimî olan kudretine sığınırım)" Peygamber buyurdu ki: "însan bu sözleri söydeği zaman, Şeytan: Bu adam diğer günlerde de benden ko­rundu. "[46]<br />
<br />
82- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
"Resûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Mescide girdiği zaman:<br />
<br />
"Bismillâhi, Allâhümme salli alâ Muhammedin" (Allah´ın adıyla, Ey Allah´ım! Muhammed´e rahmet et) derdi. Mescid-den çıktığı zaman da yine:<br />
<br />
"Bismillâhi, Allâhümme sallı alâ Muhammedin" derdi"[47] Mescide girerken ve mescidden çıkarken Peygambere Salât getirmekle ilgili bu hadîsi, yine biz İbni Ömer´in rivayetinden naklettik.<br />
<br />
83- Hazreti Hasan´ın oğlu Abdullah annesinden, annesi de Abdullah´ın büyük annesinden (Hazreti Fatıme´den Radıyallahu Anha) yapılan rivayette, Hazreti Fatıme şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescide girdiği zaman Allah Tealâ´ya hamd ederdi ve Besmele getirirdi ve şöyle derdi:<br />
<br />
"Allâhümmeğfir lî veftah lî ebvâbe rahmeüke" (Allah´ım! Beni bağışla ve rahmetinin kapılarım bana aç) Dışarı çıkınca da bunun gibi söyler ve şöyle bitirirdi:<br />
<br />
"Allâhümmeftah lî ebvâbe fadlike" (Allah´ım! Bana ihsanının kapılarını aç)"[48]<br />
<br />
84- Ebû Ümâme´den (Radıyallahu Anhu), o da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet ettiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle bu­yurdu:<br />
<br />
"Sizden biriniz mescidden çıkmak istediği zaman, İblis´in askerleri çağ­rışırlar ve onları, arılar anaları etrafında toplandığı gibi bir araya getirip toplanırlar. Bunun için sizden biriniz mescidin kapısında durduğu zaman:<br />
<br />
"Allâhümme innî eûzü bike nıin iblise ve cünûdihi" (Allah´ım! Ben, İblis´den ve askerlerinden Sana sığınırım) desin; çünkü bunu söylerse, artık ona zarar veremez.´´[49]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mescidde Okunacak Dualar</span><br />
<br />
<br />
Mescid içinde Allah´ı zikretmeyi çoğaltmak, tesbîh, tehlîl, tahmîd, tek­bîr ve bunlardan başka zikirlerde bulunmak müstehabdır. Yine çok Kur´ân okumak, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in hadîslerini okumak, fıkıh iimini ve diğer şeriat ilimlerini öğrenmek müstehabdır.<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurur:<br />
<br />
"Bu nûr, o mescidlerde yakılır ki, onların yüce tamnmasını ve içlerinde isminin anılmasını Allah emretmiştir. Bu mescidlerde sabah ve akşam (mü­minler) Allah´ı tesbîh ederler, (beş vakit namaz kılarlar). Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir ahş-veriş, Allah´ı anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar bir günden korkarlar ki, o günde (kıyamette) kalbler ve gözler korkudan halden hale döner kıvranır."[50]<br />
<br />
Yine Allah Teâlâ buyurur ki:<br />
<br />
"...Kim Allah´ın alâmetlerim (din işlerini) büyük tanırsa, muhakkak ki bu kalblerin takvâsındandır."[51]<br />
<br />
Yine Allah Teâlâ buyurur:<br />
<br />
"Kim, Allah´ın korunmasını emrettiği şeylere hürmet gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için mutlak hayırlıdır."[52]<br />
<br />
85- Büreyde´den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallalîahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Mescidler, bina edildikleri şey (zikir ve Kur´ân okumaktan ibaret iba­detler) için esastırlar."[53]<br />
<br />
86- Enes´den (Radıyallahu Anh):<br />
<br />
´ ´Mescid içinde idrar yapan bir Bedeviye, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu mescidler, ne bu idrar ve ne pisliklerden ibaret hiç bir şey için mahal olamaz. Mescidler ancak Allah´ı zikretmek ve Kur´ân okumak içindir."[54] Yahud Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun benzerini söylemiştir. (Namazda hem zikir, hem de Kur´an okumak olduğu için, camide namaz kılınmakla her iki ibâdet yapılmış olur.)<br />
<br />
Mescidde oturana, îtikâfı (ibâdet niyeti ile beklemeyi) niyet etmek uygun düşer. Az bir zaman beklese dahi, bizim mezhebimizde (şafii) îtikâf olur. Öyle ki, alimlerimizden bir kısmı: Yürüyüp geçmek suretiyle mescide gi­ren kimse, beklemese dahi, onun îtikâfı sahîh olur, demiştir. Bu görüş sahibine göre, îtikâf faziletini elde etmek için, mescide uğrayıp geçenin îtikâfa niyet etmesi uygun olur. Bunun da en faziletlisi, kısa bir müddet bekleyip sonra geçip gitmektir.<br />
<br />
Yine mescidde oturan kimsenin iyi gördüğü şeyleri tavsiye etmesi, kötü gördüğü şeylerden insanları alıkoyması uygundur. Böyle hareket etmekle, mescidler dışında olan insanlar görevli iseler de, mescidlere tazim, hürmet ve saygı gösterme bakımından buralarda görev daha kuvvetleşir.<br />
<br />
Alimlerimizden biri demiştir ki, mescide girip de, ya abdestsizlikten, ya meşguliyetten ya da benzeri hallerden dolayı orada "Tahiyye-i Mescid Namazı (îki rekât mescide hürmet namazı) kılmak imkânını bulamayan kimsenin, dört defa:<br />
<br />
"Sübhânellâhi ve´î-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâhu vellâhu ekber" (Allah noksanlıklardan münezzehtir. Hamd, Allah´a mahsustur. AI-lah´dan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden büyüktür) demesi müstehabdır. Selefden (önceki alimlerden) bir kısmı da bunu söylemiştir. Bunu söylemek­te bir beis yoktur.<br />
<br />
<br />
Mescid İçinde Yitiğini Bağırarak Arayan Yahut Satış Yapan Kimsenin İşini HoşGörmemek Ve Ona Beddua Etmek<br />
<br />
<br />
87- Ebû Hureyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Bir kimse, mescid içinde yüksek sesle yitiğini arayan adamı işit­tiği zaman:<br />
<br />
"Lâ reddehaüahu aleyke"<br />
<br />
(Allah onu sana geri vermesin) desin. Çünkü mescidler bu mak-sad için yapılmamıştır, "[55]<br />
<br />
88- Büreyde´den (Radıyaliahu Anh) rivayet edilmiştir: "Mescidde bir adam bağırıp şöyle dedi: Kırmızı deveyi bulup da sahibi­ni arayan kim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: LA VE-CEDTE (Aradığını) bulmayasın; mescidler, ancak ibâdet için yapılmıştır.»[56]<br />
<br />
89- Ebû Hureyre´den (Radiyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Mescid içinde satan yahut satın alan bir kimseyi gördüğünüz zaman:<br />
<br />
"La erbahallâhu Ticâreteke"<br />
<br />
(Allah ticaretine kâr vermesin) deyin. Yine orada yitiğini çağırarak arayan kimseyi gördüğünüz zaman:<br />
<br />
"Lâ reddellâhu aleyke"<br />
<br />
(Allah (onu) sana geri vermesin) deyin."[57]<br />
<br />
<br />
<br />
İçinde Ne İslâmı Öven, Ne Takvayı Öğreten, Nede Ahlakın Güzelliklerine Teşvik Eden Sözbulunmayan Bir Şiir; Mescidde Okuyan Kimseye Beddua Edilmesi<br />
<br />
<br />
90- (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Mescidde şiir okuyan kimseyi gördüğünüz zaman ona üç defa:<br />
<br />
"Faddellâhu fâke" .<br />
<br />
(Allah dişlerini kırsın) deyin."[58]<br />
<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
[1] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[2] Buhârî.<br />
<br />
[3] İbn-i Sünnî, Sahih bir isnadla Ebû Hüreyre (r.a.)´den. Nesâî. Tirmizî.<br />
<br />
[4] ibn-i Sünnî.<br />
<br />
[5] İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[6] Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[7] Ebû Dâvud. Nesâî. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[8] İbn-i Sünnî. Ebû Dâvud. Tirmizî.<br />
<br />
[9] İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[10] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadîs Hasen´dir.)<br />
<br />
[11] Tirmizî.<br />
<br />
[12] Buhârî.<br />
<br />
[13] İbn-i Mâce. İbn-i Sünnî. Nesâî.<br />
<br />
[14] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[15] Ebû Dâvud ve başka Sünen sahipleri.<br />
<br />
[16] Ebû Dâvud. Beyhakî<br />
<br />
[17] Ebû Dlvud ve Tirmİzî, Ebû Hureyre (r.a)´den. lbn-i Mâce. Beyhakî. Bu hadiss hasendir.<br />
<br />
[18] İbn-i Sünnî, Enes (r.a)´den.<br />
<br />
[19] Tirmizî. Ebû Dâvud. İbn-i Mâce. Nesâî, Ümmü Seleme (r.anhâ)´den. (Tirmizî demiştir ki bu sa­hih bir hadistin)<br />
<br />
[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî ve başka sünen sahipleri. Tirmizî: "Bu hadis Hasen´dir.1´<br />
<br />
[21] Ibn-i Mâce, İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[22] Kur´ân-ı Kerim, Nûr Sûresi: 6<br />
<br />
[23] Tirmizî (Tirmizî demiştir ki bu hadîs Hasen´dir Sahîh´tir.<br />
<br />
[24] Ebû Dâvud.<br />
<br />
[25] Ebû Dâvud. Hasen bir isnadla. Hâkim, el-Müstedrek.<br />
<br />
[26] Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[27] İbn-i Sünnî. Bu hadisin isnadı zayıftır.<br />
<br />
[28] Kur´ân-ı Kerim, Âl-İ İmrân Sûresi: (190-200).<br />
<br />
[29] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[30] Buhârî. Müslim.<br />
<br />
[31] Tirmizî. Ebû Dâvud. Nesâî.<br />
<br />
[32] Tirmizî.<br />
<br />
[33] Ibn-i Sünnî. İbn-i Mâce.<br />
<br />
[34] Müslim. Nesâî.<br />
<br />
[35] Ebû Dâvud. Nesâî. İbn-i Mâce. Sahih isnadlarla rivayet etmişlerdir.<br />
<br />
[36] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbnî Mâce. Nesâî. Hz. Aişe (r.anhâ)´den.<br />
<br />
[37] Ebû ibn-i Sünnî. Taberânî.<br />
<br />
[38] Bunu Ebû Davud ve ondan başkası rivayet etmiştir. Yine Saîd b. Zeyd, Ebû Sâid, Aişe, Enes b. Malik ve Sehl b. Sa´d Radıyallahu Anhüm Hazretlerinden bize bu şekilde rivayet edilmiştir. Bu hadîslerin hepsi Beyhakî ve ondan başkasının sünenlerinde bize rivayet edilmişse de bu ha­dislerin tümünü Beyhakî ve ondan başka alimler zayıf görmüşlerdir.<br />
<br />
[39] Müslim. Tİrmizî. Ibn-i Mâce. Nesâî.<br />
<br />
[40] Sünen-i Dârekutnî. Bu hadisin isnadı zayıftır.<br />
<br />
[41] Ahmed ibn-i Hanbel. İbn-i Mâce. îbn-i Sünnî. Bu hadîsin isnadı zayıftır.<br />
<br />
[42] Neseî. İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[43] Müslim, Ebû Dâvud. Ncsâî.<br />
<br />
[44] Bu hadis zayıftır. Bunun ravilerinden biri, El-Vazi´ b. Nafi´ El-Ukaylî´dir. Bu kimsenin zayıf bir ravi olduğunda ittifak vardır ve bu Münker bir hadîs´tir. (Ravisi zayıflar). İbn-İ Sünnî´nin kitabında, Ebû Saîd El-Hudrî´den (Radıyallahu Anh) Atıyyetü´l-Avf´ın aynı manada naklettiği hadis bize rivayet edilmiştir. Ancak Atıyye de zayıf bir ravidir.<br />
<br />
[45] Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî. tbn-i Sünnî. İbn-i Mâce. Hâkim.<br />
<br />
[46] Ebû Dâvud. Bu hadis hasendir. Ebû Davud, sağlam bir isnadla bunu rivayet etmiştir.<br />
<br />
[47] îbn-i Sünnî.<br />
<br />
[48] İbn-i Sünnî. Tirmizî. İbn-i Mâce. Müsned-i Ahmed b. Hanbel.<br />
<br />
[49] İbn-i Sünnî.<br />
<br />
[50] Kur´ân-ı Kerim, Nûr Sûresi: 36-37.<br />
<br />
[51] Kur´ân-ı Kerim, Hac Süresi: 32<br />
<br />
[52] Kur´ân-ı Kerim, Hac Sûresi: 30<br />
<br />
[53] Müslim.<br />
<br />
[54] Müslim. Buhârî. Nesâî. İbn-İ Mâce.<br />
<br />
[55] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî.<br />
<br />
[56] Müslim.<br />
<br />
[57] Tirmizî, (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gece Ve Gündüz Okunacak Dualar Listesi</span><br />
<br />
Uykadan Uyanınca Okunacak Dualar<br />
Elbise Giyilirken Okunacak Dualar<br />
Yeni Bir Elbise, Ayakkabı Ve Benzeri Bir Şey Giyen Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Arkadaşının Üzerinde Yeni Bir Elbise Gören Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Elbise, Ve Ayakkabı Giyme Ve Çıkarma Şekilleri<br />
Yıkanmak, Uyumak Yahud Bunlara Benzerişler İçin Elbisesini Çıkaran Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Evden Çıkarken Okunacak Dualar<br />
Eve Girerken Okunacak Dualar<br />
Gece Uykusundan Uyanıp Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Tuvalete Girerken Okunacak Dualar<br />
Helada Konuşmak Ve Zikretmek Yasaktır<br />
Abdest Bozmak İçin Oturana Selam Verilmemesi<br />
Tuvaletten Çıkarken Okunacak Dualar<br />
Abdest Alırken Okunacak Dualar<br />
Abdesti Tamamladıktan Sonra Okunacak Dualar<br />
Abdest Azalarını Yıkarken Okunacak Dualar<br />
Gusül Ederken Okunacak Dualar<br />
Teyemmüm Yaparken Okunacak Dualar<br />
Mescide (Camiye) Gitmek İçin Evinden Çıkan Kimsenin Okuyacağı Dualar<br />
Mescide Girerken Ve Oradan Çıkarken Okunacak Dualar<br />
Mescidde Okunacak Dualar.<br />
Mescid İçinde Yitiğini Bağırarak Arayan Yahut Satış Yapan Kimsenin İşini HoşGörmemek Ve Beddua Etmek.<br />
İçinde Ne İslâmı Öven, Ne Takvayı Öğreten, Nede Ahlakın Güzelliklerine Teşvik Eden Sözbulunmayan Bir Şiir; Mescidde Okuyan Kimseye Beddua Edilmesi<br />
<br />
[58] İbn-i Sünnî</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>