<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Vird&Evradlar]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 17:09:14 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Vird-i Settar Duası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2916</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:47:10 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2916</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird-i Settar Duası</span></span><br />
<br />
(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)<br />
<br />
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.<br />
<br />
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.<br />
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.<br />
<br />
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Genel Bilgiler</span></span><br />
<br />
İsmin Anlamı ve Kaynağı<br />
<br />
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:<br />
<br />
    Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .<br />
<br />
    Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .<br />
<br />
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî<br />
<br />
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .<br />
<br />
Yapısı ve İçeriği<br />
<br />
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:<br />
<br />
    Allah’a yalvarış ve niyazlar,<br />
<br />
    Tevhid inancının özlü ifadeleri,<br />
<br />
    Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,<br />
<br />
    Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar</span></span><br />
<br />
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rızık ve Bereket</span></span><br />
<br />
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruyuculuk ve Kurtuluş</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genel Koruma:</span></span> Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zor Durumlar:</span></span> Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa ve Sağlık</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hastalıklar:</span></span> Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Sıkıntılar:</span></span> Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Manevi Hazine</span></span><br />
<br />
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Okuma Adabı ve Sayıları</span></span><br />
<br />
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:<br />
<br />
    Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.<br />
<br />
    Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.<br />
<br />
    Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .<br />
<br />
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Vird-i Settar Duasının Arapça Metini</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
    يَا سَتَّارُ يَا سَتَّارُ * يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ * يَا جَلِيلُ يَا جَبَّارُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ * وَيَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ * خَلِّصْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنَّارِ * إِلٰهِي اسْتُرْ عُيُوبَنَا * وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا * وَنَوِّرْ قُبُورَنَا وَطَهِّرْ قُلُوبَنَا * وَاشْرَحْ صُدُورَنَا * وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا * وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * وَاحْشُرْنَا مَعَ الْأَخْيَارِ * سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ * سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ * سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ * سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ * فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةً * شُكْرًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً * لِلّٰهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ * اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ * وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ أَذْنَبْنَاهُ عَمْدًا وَسَهْوًا وَخَطَأً وَنِسْيَانًا وَنُقْصَانًا وَتَقْصِيرًا * اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَامَكَ وَيُكَافِئُ مَزِيدَكَ نَحْمَدُكَ بِجَمِيعِ مَحَامِدِكَ مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ * وَعَلَى كُلِّ حَالٍ يَا مُحَوِّلَ الْحَالِ حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ * أَعْدَدْتُ لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ * وَلِكُلِّ نِعْمَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ رَخَاءٍ شُكْرًا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ عُجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ * وَلِكُلِّ ذَنْبٍ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ * وَلِكُلِّ مُصِيبَةٍ إِنَّا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ ضَيْقٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ * وَلِكُلِّ قَضَاءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ * وَلِكُلِّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ * وَلِكُلِّ هَمٍّ وَغَمٍّ مَا شَاءَ اللّٰهُ * لَنْ يَغْلِبَ اللّٰهَ شَيْءٌ وَهُوَ غَالِبٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ وَكَفَى * سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ دَعَا * لَا غَايَةَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ * لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا صَامِدًا بَاقِيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ * اَللّٰهُمَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ * أَعَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ * الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى * وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى * اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا * صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ جَلَّ جَلَالُهُ الرَّحِيمُ * الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْقَهَّارُ الْوَهَّابُ الرَّزَّاقُ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْحَكَمُ الْعَدْلُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ الْحَلِيمُ الْعَظِيمُ الْغَفُورُ الشَّكُورُ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ الْحَفِيظُ الْمُقِيتُ الْحَسِيبُ الْجَلِيلُ الْكَرِيمُ الرَّقِيبُ الْمُجِيبُ الْوَاسِعُ الْحَكِيمُ الْوَدُودُ الْمَجِيدُ الْبَاعِثُ الشَّهِيدُ الْحَقُّ الْوَكِيلُ الْقَوِيُّ الْمَتِينُ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ الْمُحْصِي الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْوَاجِدُ الْمَاجِدُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الصَّمَدُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْأَوَّلُ الْآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْوَالِي الْمُتَعَالِي الْبِرُّ التَّوَّابُ الْمُنْتَقِمُ الْعَفُوُّ الرَّؤُوفُ مَالِكُ الْمُلْكِ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ الْمُقْسِطُ الْجَامِعُ الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمَانِعُ الضَّارُّ النَّافِعُ النُّورُ الْهَادِي الْبَدِيعُ الْبَاقِي الْوَارِثُ الرَّشِيدُ الصَّبُورُ * الَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ * وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ * وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ * وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ * مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ بِالْجُودِ مَعْرُوفٌ * وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ * مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَةٍ وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ * أَوَّلُ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ * وَآخِرٌ كَرِيمٌ مُقِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ * وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا وَلُطْفًا وَفَضْلًا * الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ * لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * وَحَسْبُنَا اللّٰهُ وَحْدَهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ * وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ * أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ * وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا عَدْلًا جَبَّارًا * وَمَلِكًا قَدِيرًا قَهَّارًا * لِلذُّنُوبِ غَفَّارًا * وَلِلْعُيُوبِ سَتَّارًا * وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ الْمُصْطَفَى صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ * وَرَسُولُهُ الْمُجْتَبَى وَأَمِينُهُ الْمُقْتَدَى شَمْسُ الضُّحَى بَدْرُ الدُّجَى نُورُ الْوَرَى صَاحِبُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ * وَنَبِيُّ الْحَرَمَيْنِ وَإِمَامُ الْقِبْلَتَيْنِ وَجَدُّ السِّبْطَيْنِ وَشَفِيعُ مَنْ فِي الدَّارَيْنِ رَسُولًا مَكِّيًّا مَدَنِيًّا هَاشِمِيًّا قُرَشِيًّا أَبْطَحِيًّا كَرُوبِيًّا رُوحِيًّا رُوحَانِيًّا تَقِيًّا نَقِيًّا نَبِيًّا كَوْكَبًا دُرِّيًّا شَمْسًا مُضِيئًا قَمَرًا نُورًا نُورَانِيًّا بَشِيرًا نَذِيرًا سِرَاجًا مُنِيرًا صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ <br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Vird-i Settar Duasının Okunuşu (Transkripsiyon)</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.<br />
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.<br />
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.<br />
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.<br />
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.<br />
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.<br />
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.<br />
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.<br />
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.<br />
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.<br />
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.<br />
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.<br />
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.<br />
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.<br />
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.<br />
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.<br />
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.<br />
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.<br />
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)</span></span><br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!<br />
<br />
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.<br />
<br />
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!<br />
<br />
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.<br />
<br />
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.<br />
<br />
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).<br />
<br />
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.<br />
<br />
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.<br />
<br />
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.<br />
<br />
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.<br />
<br />
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.<br />
<br />
O; Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlık, Bâri’, Musavvir, Ğaffâr, Kahhâr, Vehhâb, Rezzâk, Fettâh, Alîm, Kâbıd, Bâsıt, Hâfid, Râfi’, Muizz, Müzill, Semî’, Basîr, Hakem, Adl, Latîf, Habîr, Halîm, Azîm, Ğafûr, Şekûr, Aliyy, Kebîr, Hafîz, Mukît, Hasîb, Celîl, Kerîm, Rakîb, Mücîb, Vâsi’, Hakîm, Vedûd, Mecîd, Bâis, Şehîd, Hakk, Vekîl, Kaviyy, Metîn, Veliyy, Hamîd, Muhsî, Mübdi’, Muîd, Muhyî, Mumît, Hayy, Kayyûm, Vâcid, Mâcid, Vâhid, Ehad, Samed, Kâdir, Muktedir, Mukaddim, Muahhir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî, Müteâlî, Birr, Tevvâb, Müntekim, Afüvv, Raûf, Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Muksit, Câmi’, Ğaniyy, Muğnî, Mâni’, Dârr, Nâfi’, Nûr, Hâdî, Bedî’, Bâkî, Vâris, Reşîd, Sabûr’dur. (Celâli ne yücedir.)<br />
<br />
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.<br />
<br />
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.<br />
<br />
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.<br />
<br />
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.<br />
<br />
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.<br />
<br />
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.<br />
<br />
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.<br />
<br />
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.<br />
<br />
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird-i Settar Duası</span></span><br />
<br />
(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)<br />
<br />
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.<br />
<br />
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.<br />
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.<br />
<br />
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Genel Bilgiler</span></span><br />
<br />
İsmin Anlamı ve Kaynağı<br />
<br />
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:<br />
<br />
    Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .<br />
<br />
    Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .<br />
<br />
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî<br />
<br />
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .<br />
<br />
Yapısı ve İçeriği<br />
<br />
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:<br />
<br />
    Allah’a yalvarış ve niyazlar,<br />
<br />
    Tevhid inancının özlü ifadeleri,<br />
<br />
    Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,<br />
<br />
    Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar</span></span><br />
<br />
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rızık ve Bereket</span></span><br />
<br />
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruyuculuk ve Kurtuluş</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genel Koruma:</span></span> Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zor Durumlar:</span></span> Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa ve Sağlık</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hastalıklar:</span></span> Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Sıkıntılar:</span></span> Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Manevi Hazine</span></span><br />
<br />
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Okuma Adabı ve Sayıları</span></span><br />
<br />
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:<br />
<br />
    Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.<br />
<br />
    Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.<br />
<br />
    Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .<br />
<br />
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Vird-i Settar Duasının Arapça Metini</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
    يَا سَتَّارُ يَا سَتَّارُ * يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ * يَا جَلِيلُ يَا جَبَّارُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ * وَيَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ * خَلِّصْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنَّارِ * إِلٰهِي اسْتُرْ عُيُوبَنَا * وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا * وَنَوِّرْ قُبُورَنَا وَطَهِّرْ قُلُوبَنَا * وَاشْرَحْ صُدُورَنَا * وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا * وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * وَاحْشُرْنَا مَعَ الْأَخْيَارِ * سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ * سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ * سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ * سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ * فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةً * شُكْرًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً * لِلّٰهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ * اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ * وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ أَذْنَبْنَاهُ عَمْدًا وَسَهْوًا وَخَطَأً وَنِسْيَانًا وَنُقْصَانًا وَتَقْصِيرًا * اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَامَكَ وَيُكَافِئُ مَزِيدَكَ نَحْمَدُكَ بِجَمِيعِ مَحَامِدِكَ مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ * وَعَلَى كُلِّ حَالٍ يَا مُحَوِّلَ الْحَالِ حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ * أَعْدَدْتُ لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ * وَلِكُلِّ نِعْمَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ رَخَاءٍ شُكْرًا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ عُجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ * وَلِكُلِّ ذَنْبٍ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ * وَلِكُلِّ مُصِيبَةٍ إِنَّا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ ضَيْقٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ * وَلِكُلِّ قَضَاءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ * وَلِكُلِّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ * وَلِكُلِّ هَمٍّ وَغَمٍّ مَا شَاءَ اللّٰهُ * لَنْ يَغْلِبَ اللّٰهَ شَيْءٌ وَهُوَ غَالِبٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ وَكَفَى * سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ دَعَا * لَا غَايَةَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ * لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا صَامِدًا بَاقِيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ * اَللّٰهُمَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ * أَعَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ * الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى * وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى * اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا * صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ جَلَّ جَلَالُهُ الرَّحِيمُ * الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْقَهَّارُ الْوَهَّابُ الرَّزَّاقُ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْحَكَمُ الْعَدْلُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ الْحَلِيمُ الْعَظِيمُ الْغَفُورُ الشَّكُورُ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ الْحَفِيظُ الْمُقِيتُ الْحَسِيبُ الْجَلِيلُ الْكَرِيمُ الرَّقِيبُ الْمُجِيبُ الْوَاسِعُ الْحَكِيمُ الْوَدُودُ الْمَجِيدُ الْبَاعِثُ الشَّهِيدُ الْحَقُّ الْوَكِيلُ الْقَوِيُّ الْمَتِينُ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ الْمُحْصِي الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْوَاجِدُ الْمَاجِدُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الصَّمَدُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْأَوَّلُ الْآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْوَالِي الْمُتَعَالِي الْبِرُّ التَّوَّابُ الْمُنْتَقِمُ الْعَفُوُّ الرَّؤُوفُ مَالِكُ الْمُلْكِ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ الْمُقْسِطُ الْجَامِعُ الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمَانِعُ الضَّارُّ النَّافِعُ النُّورُ الْهَادِي الْبَدِيعُ الْبَاقِي الْوَارِثُ الرَّشِيدُ الصَّبُورُ * الَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ * وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ * وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ * وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ * مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ بِالْجُودِ مَعْرُوفٌ * وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ * مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَةٍ وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ * أَوَّلُ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ * وَآخِرٌ كَرِيمٌ مُقِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ * وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا وَلُطْفًا وَفَضْلًا * الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ * لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * وَحَسْبُنَا اللّٰهُ وَحْدَهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ * وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ * أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ * وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا عَدْلًا جَبَّارًا * وَمَلِكًا قَدِيرًا قَهَّارًا * لِلذُّنُوبِ غَفَّارًا * وَلِلْعُيُوبِ سَتَّارًا * وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ الْمُصْطَفَى صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ * وَرَسُولُهُ الْمُجْتَبَى وَأَمِينُهُ الْمُقْتَدَى شَمْسُ الضُّحَى بَدْرُ الدُّجَى نُورُ الْوَرَى صَاحِبُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ * وَنَبِيُّ الْحَرَمَيْنِ وَإِمَامُ الْقِبْلَتَيْنِ وَجَدُّ السِّبْطَيْنِ وَشَفِيعُ مَنْ فِي الدَّارَيْنِ رَسُولًا مَكِّيًّا مَدَنِيًّا هَاشِمِيًّا قُرَشِيًّا أَبْطَحِيًّا كَرُوبِيًّا رُوحِيًّا رُوحَانِيًّا تَقِيًّا نَقِيًّا نَبِيًّا كَوْكَبًا دُرِّيًّا شَمْسًا مُضِيئًا قَمَرًا نُورًا نُورَانِيًّا بَشِيرًا نَذِيرًا سِرَاجًا مُنِيرًا صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ <br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Vird-i Settar Duasının Okunuşu (Transkripsiyon)</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.<br />
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.<br />
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.<br />
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.<br />
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.<br />
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.<br />
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.<br />
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.<br />
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.<br />
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.<br />
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.<br />
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.<br />
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.<br />
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.<br />
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.<br />
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.<br />
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.<br />
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.<br />
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)</span></span><br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!<br />
<br />
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.<br />
<br />
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!<br />
<br />
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.<br />
<br />
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.<br />
<br />
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).<br />
<br />
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.<br />
<br />
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.<br />
<br />
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.<br />
<br />
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.<br />
<br />
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.<br />
<br />
O; Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlık, Bâri’, Musavvir, Ğaffâr, Kahhâr, Vehhâb, Rezzâk, Fettâh, Alîm, Kâbıd, Bâsıt, Hâfid, Râfi’, Muizz, Müzill, Semî’, Basîr, Hakem, Adl, Latîf, Habîr, Halîm, Azîm, Ğafûr, Şekûr, Aliyy, Kebîr, Hafîz, Mukît, Hasîb, Celîl, Kerîm, Rakîb, Mücîb, Vâsi’, Hakîm, Vedûd, Mecîd, Bâis, Şehîd, Hakk, Vekîl, Kaviyy, Metîn, Veliyy, Hamîd, Muhsî, Mübdi’, Muîd, Muhyî, Mumît, Hayy, Kayyûm, Vâcid, Mâcid, Vâhid, Ehad, Samed, Kâdir, Muktedir, Mukaddim, Muahhir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî, Müteâlî, Birr, Tevvâb, Müntekim, Afüvv, Raûf, Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Muksit, Câmi’, Ğaniyy, Muğnî, Mâni’, Dârr, Nâfi’, Nûr, Hâdî, Bedî’, Bâkî, Vâris, Reşîd, Sabûr’dur. (Celâli ne yücedir.)<br />
<br />
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.<br />
<br />
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.<br />
<br />
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.<br />
<br />
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.<br />
<br />
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.<br />
<br />
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.<br />
<br />
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.<br />
<br />
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.<br />
<br />
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EVRÂD VE AHZÂB KİTAPLARI]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2913</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 16:52:22 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2913</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRÂD VE AHZÂB KİTAPLARI</span></span><br />
<br />
"V/XI. asırdan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrâd geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. Âyet¸ hadiş salavat¸ tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilavesiyle tarikatlara göre oluşan "evrâd kitapları" türleri ortaya çıkmıştır."<br />
<br />
Evrâdla ilgili düzenli bilgiler ihtiva eden en eski ve en geniş kaynak Ebu Tâlib el-Mekkî (ö.386/996)'nin Kûtu'l-kulûb adlı eseridir. Zikir¸ tesbih¸ tövbe ve istiğfarla ilgili âyetleri bir araya getiren Mekkî¸ "evrâdu'l-leyl ve'n-nehâr" başlığıyla başlayan kitabının ilk on altı babında gündüz ve gecenin muhtelif dilimlerinde okunacak olan evrâdı ve bunların sayısını ayrı ayrı yazmaktadır.1 Evrâd konusu ile ilgili tarikatlar öncesi dönemde yazılmış bir diğer önemli kitap¸ Gazali'nin İhyâu ulûmi'd-din adlı eseridir. "Virdlerin Tertibi ve Geceleri İhya Etmek" başlığı altında geniş bilgi veren Gazali gündüz yedi¸ gece dört ayrı vakitte zikir¸ Kur'an okuma ve tefekkür gibi virdlerle meşgul olunması gerektiğini kaydetmiş¸ virdlerin dinî-tasavvufî faydaları üzerinde durmuştur.2 Özellikle bu iki eser¸ daha sonra yaygın bir tasavvufi gelenek halini alan evrâd kitaplarının temel kaynağı olmuştur.3<br />
V/XI. asırdan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrâd geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. Âyet¸ hadiş salavat¸ tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilavesiyle tarikatlara göre oluşan "evrâd kitapları" türleri ortaya çıkmıştır. Virdlerin zamanla meşhur olanları çeşitli sûfîler tarafından şerhedilmiştir. Bu sahanın en eski örneklerinden biri olan el-Ğunye adlı eserinde Abdülkadir Geylani evrâd okumanın âdâb ve erkânı hakkında bilgi vermiştir. "Vird¸ evrâd¸ hizb¸ ahzâb¸ mecmûa-i evrâd¸ ed'iye" gibi genel adların yanında "enîsü's-sâlikin¸ delâlu'l-mürid¸ hediyyetü'z-zakirîn¸ burhânu'l-arifîn¸ tuhfetu'l-uşşâk¸ vazifetu'l-mürîd" gibi çok değişik adlar altında kaleme alınan evrâd kitapları zamanla daha kolay taşınıp okunabilmesi için kitapçıklar şeklinde süslü yazılarla çoğaltılmış ve basılmıştır. Haririzade'nin Virdi's-Settâr'ında olduğu gibi bazen bu eserlerde genel tasavvufi meselelere de temas edilmiş¸ müridlere pratik bilgiler verilmiştir.4<br />
Her tarikatın kendine has evrâdı vardır. Bunların uzunluğu¸ tekrar etme adedi farklıdır. Hatta bu farklılıklar aynı tarikatın kolları için bile söz konusu olabilir. Buna karşılık bir tarikatın müritlerine verilen ve yedi günlük virdi ihtiva eden evrâd kitapları diğer bazı tarikat pîrlerinin dua ve hizblerini de içerebilir. Mesela bugün Nakşibendi dervişlerinin elinde bulunan el-Ed'iyetu'l-vâride adlı evrâd kitabında esmâ-i Hüsnâ¸ Kasîde-i Bürde¸ İsm-i A'zam duasının yanında¸ Salât-ı Abdülkadir-i Geylani¸ Evrâd-ı Şeyh Şehabeddin es-Sühreverdi¸ Vird-i Hızır¸ Hızbu'ş-Şükür gibi değişik metinler bulunmaktadır. Yine günümüzde Kadiri-Eşrefi evrâdı olarak okunan virdin ilk bölümü Şeyh Hüseyn-i Hamevî'ye¸ son bölümü ise Abdülkadir-i Geylani'ye ait olup bunlar Hamevî halifesi Eşrefoğlu Rûmî tarafından bir araya getirilerek tertip edilmiştir. Tarikatlara has evrâd ferdi olarak okunduğu gibi tekkelerde zikir başlamadan önce şeyhin yönetiminde toplu olarak da okunabilir. Vird metinlerinin zamanla yeniden tertiplendiği bilinmektedir. Bu arada bazı virdler çok meşhur olmuş ve âdeta tarikatlar arası ortak metin haline gelmiştir.5<br />
Evrâd ve dua kitaplarının yaygınlığı zamanla bu konunun bir ilim dalı sayılmasına yol açmıştır. Taşköprizâde Mevzûatü'l-Ulûm'da hadis ilminin alt dallarına "İlmu'l-ed'iye ve'l-evr'ad"ı da ilave etmiştir. Dua ve evrâd metinlerinin tespit¸ tashih ve zaptıyla ilgili rivayetleri¸ bunların tesirlerini¸ sayılarını¸ okuma zamanlarını ve âdâbını konu edinen bu ilmin gayesi¸ söz konusu metinlerin şartlarına uygun olarak okunmasıyla dini-dünyevi faydalar elde etmektir. Katib Çelebi de "İlmu'l-evrâdi'l-meşhure ve'l-ed'iyeti'l-me'sure" başlığıyla aynı bilgileri tekrar etmiştir.6<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evrâd Kitaplarının İçeriği</span></span><br />
<br />
Evrâd kitaplarında yer alan sure ve ayetler daha çok Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili ayetler ve "Rabbena"¸ "Allahumme" gibi ifadelerle başlayan metinlerdir. Salavat kısmında ise Hz. Peygamberin özelliklerini sıralayan cümleler ve onun tavsiye ettiği dualar yer alır. Tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua¸ zikir¸ tesbih ve salavat dervişin tefekkür ve zikir hayatına derinlik kazandırabilecek¸ edebi değeri olan özlü ifadelerden ve kolaylıkla ezberlenebilecek kısa cümlelerden meydana gelir. Bazen virdden önce Âyete'l-kürsi ile Fatiha¸ İhlaş Felak ve Nas gibi surelerin¸ "subhanellah¸ elhamdülillah" gibi ifadelerle başlayan tesbih veya duaların okunması tavsiye edilir. Böylece psikolojik olarak dua ve yakarışlara hazır olan kişi bütün dikkatini okuduğu evrâda ve anlamına vererek tasavvufî hal ve duyguların atmosferine girer.7<br />
Evrâd ve ezkâr¸ Kur an ve hadisten istinbat edilmiş olmalıdır. Bu vasfı taşımayanlar reddedilmiştir. Şeyh Şazilî'nin Hizbu'l- bahr örneğinde olduğu üzere tarikatlara ait evrâd kitapları Peygamber Efendimizin işaretiyle keşf ve ilham ehlinin tertib ettiği ve nasslardan derlenen¸ terkib ve lafızları Kitap ve sünnetten alınan metinlerdir.8<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Meşhur Olan Virdler</span></span><br />
<br />
<br />
Evrâd kitaplarının bir kısmı isimlerine (Evrâd-ı Gazali¸ Evrâd-ı Mevlana vb.)¸ bir kısmı da tarikatlara (Evrâd-ı Bahâiyye¸ Evrâd-ı Zeyniyye vb.) nispet edilmiştir.9<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Hızbu'l-Bahr</span></span><br />
Evrâdı en yaygın olan sûfî¸ Şaziliyye tarikatının pîri Ebu'l-Hasan eş-Şazili'dir. Özellikle "hızbu'l-bahr ve hızbu'l-ber" adlı kısa ve özlü tesbihlerle dualar asırlardan beri tasavvufî muhitlerde okunan ve şerhedilen virdlerdir. Şaziliyye tarikatı Osmanlı toplumunda yaygın olmadığı halde bu hizblerin yayılmış olması dikkate değer bir husustur.10<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Virdü's-Settâr</span></span><br />
Muhyiddin İbnü'l-Arabi'nin çeşitli virdleriyle Halvetiyyenin ikinci piri Bakü'de medfun Yahya-yı Şirvani'nin evrâdı da tarikatlar arasında çok meşhurdur. Yahya-yi Şirvani'nin "Yâ Settâr" diye başladığı için Virdü's-Settâr¸ yazarına nispetle de Vird-i Yahya olarak tanınan evrâdı pek çok sûfî tarafından şerhedilmiş¸ bunlardan Harîrizâde Kemâleddin Efendi'nin Türkçe şerhi basılmıştır. (İstanbul 1287) Ayrıca Müstakîmzâde Süleyman Efendi¸ Ömer Fuâdî Efendi¸ Şah Velî¸ Tireli İsa Muhammed¸ Abdullah Şerkavî¸ Şemseddin Nasuhîzâde¸ Osman b. Ahmed Fertekî de aynı evrâda şerh yazmışlardır. Yugoslavya bölgesinde yaygın olan şerh ise Prizrenli Markalaçzâde Süleyman Efendi'ye aittir. (İstanbul 1988)11<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Evrâd-ı Fethiyye</span></span><br />
Yaygın olan bir diğer evrâd kitabı Seyyid Ali Hemedânî'nin Evrâd-ı Fethiyye adlı virdidir. Bu vird istiğfardan sonra kelime-i tevhid¸ subhanallah¸ hasbunallah ve salavat ile başlayan pek çok cümleyi ihtiva eder. (İstanbul 1330)12<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Mecmûatu'l-Ahzâb</span></span><br />
Tarikat mensupları arasında yaygın olan en hacimli evrâd ve ahzab kitabı¸ Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî'nin Mecmûatu'l-Ahzâb adlı üç ciltlik derlemesidir. (İstanbul 1311) Yaklaşık 2000 sayfa hacmindeki bu eserde Hz. Peygamber¸ dört halife ve sahabilerden başka hizb ve virdleri bulunan bazı sûfîler şunlardır: İbnü'l-Arabi¸ Ebu'l-Hasan eş-Şazili¸ İbrahim ed-Desûkî¸ Gazâlî¸ Muînuddin-i Çiştî¸ Şehabeddin es-Sühreverdî¸ Hüsameddin Uşşakî¸ Saadeddin el-Cibâvî¸ Abdülkadir-i Geylani¸ Abdulgani en-Nablusi¸ Bahaeddin Nakşibend¸ Mevlana Celaleddin-i Rumi¸ Ahmed er-Rifai¸ Ahmed el-Bedevi¸ Zayneddin-i Hafi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Zînetu'l-Kulûb</span></span><br />
Son dönem Cerrâhî şeyhlerinden Muzaffer Ozak Zînetu'l-Kulûb adlı eserinde Kadirî¸ Rifâî¸ Nakşî¸ Halvetî¸ Cerrahî virdlerini Arap ve Latin harflerle ve tercümeleriyle birlikte neşretmiştir. (İstanbul 1973)13<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Ezkâr-ı Nevevî</span></span><br />
Evrâd ve ezkar kitapları arasında Nevevî'nin Ezkâr-ı Nevevî diye tanınan Hilyetu'l-Ebrâr adlı eserinin de (Dımaşk 1391/1971) önemli bir yeri vardır. Müellifi bir sûfî olmadığı için bu eser tarikat mensupları arasında diğer evrâd kitapları kadar yayılmamışsa da Gazzali'nin İhyâu Ulûmiddin¸ Kuşeyri'nin er-Risale¸ Ebu Nuaym el-Isfahanî'nin Hilyetu'l-Evliya adlı eserlerinden geniş ölçüde istifade etmesi¸ Ebu Ali ed-Dekkak¸ Zünnun el-Mısri¸ Sehl b. Abdullah et-Tüsteri¸ Yahya b. Muaz er-Razi¸ İbrahim el-Havvas gibi meşhur sûfîlerin konuyla ilgili tespit ve tavsiyelerini kaydetmesi sebebiyle sûfîlerin ilgi duyduğu kitaplardan biri olmuştur. Hilyetu'l-Ebrâr'ı İbn Teymiyye el-Kelimü't-Tayyib adıyla ihtisar etmiş¸ İbn Allân es-Sâdıkî de el-Fütühâtü'r-Rabbaniyye ale'l-Ezkâri'n-Neveviyye adıyla şerhetmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Delâilu'l-Hayrât</span></span><br />
Nevevi'nin eseri gibi hem tarikat mensuplarının hem de tarikata mensup olmayan Müslümanların çok okuduğu evrâd kitaplarından biri de kabri Merakeş'te olan Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî (ö.870/1465) tarafından tertip edilen Delâilu'l-Hayrât'tır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Bihâru'l-Envâr</span></span><br />
Şii muhitlerde yaygın olan evrâd ve zikirler ise Muhammed Bâkır el-Meclisî tarafından Bihâru'l-Envâr adlı eserin XCI ve XCII. ciltlerinde bir araya getirilmiştir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird ve Evrâd Kavramlarını Esas Alan Eserler </span></span><br />
<br />
<br />
Nûreddin Cerrâhî'nin Vird-i Kebîr ve Vird-i Sağîr'i; Müstakimzâde Süleyman Efendi'nin Şerh-i Evrâd-ı Kâdiriye¸ Şerh-i Vird-i Settâr¸ Şerh-i Evrâd-ı Seyyid Yahyâ adlı eserleri; Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî'nin Usûl-i Evrâd-ı Uşşâkiye'si ve Mehmed Şeyhî Dede'nin (ö.1151/1738) Şerh-i Evrâd-ı Bahâiye'si¸ "vird" ve "evrâd" kavramlarını esas alan eserlerdir. Ayrıca¸ İsmail Hakkı Bursevî'nin Bey'atnâme ve İcâzetnâmeler'i ile Beyzâde Mustafa Efendi'nin İcâzetnâme adlı eserleri bu alandaki örnek eserlerdendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar</span></span><br />
<br />
1- Ebû Talib Muhammed el-Mekkî¸ Kûtu'l-Kulûb fî Muâmeleti'l-Mahbûb ve Vasf-i Tariki'l-Mürid ilâ Mekâmi't-Tevhid¸ el-Matbaatu Mümbiyyetu'l Mısrıyye¸ Kahire H.1306¸ I/2-44.<br />
2- İmam Gazali¸ İhyâu ulûmi'd-dîn¸ Dâru'l-Cîl¸ Beyrut 1412/1992¸ II/1-45.<br />
3- Mustafa Kara¸ Dervişin Hayatı¸ Sûfînin Kelâmı Hal Tercümeleri-Tarikatlar-Istılahlar¸ Dergâh Yayınları¸ İstanbul 2005¸ 80.<br />
4- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 80.<br />
5- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
6- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 84.<br />
7- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 80.<br />
8- Ali Namlı¸ İsmail Hakkı Bursevî¸ Hayatı¸ Eserleri¸ Tarikat Anlayışı¸ İnsan Yayınları¸ İstanbul 2001¸ 310.<br />
9- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81-82.<br />
10- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
11- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
12- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
13- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
14- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
15- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
16- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
17- Ramzan Muslu¸ Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (18. Yüzyıl)¸ İnsan Yayınları¸ İstanbul 2003¸ 648.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şâzelî Şeyhler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SİLSİLE</span></span><br />
    Abdüsselâm bin Meşîş<br />
    Ebü'l-Hasan Şâzelî<br />
    Ebü'l-Abbas Mürsî<br />
    İbn Ataullah İskenderî<br />
    Şeyh Muhammed Vefa<br />
    Şeyh Ahmed Zerruk<br />
    Şeyh Yusuf Fâsî<br />
    Şeyh Muhammed Bûzîdî<br />
    Şeyh Derkavî<br />
    Şeyh Ahmed Alavî<br />
    Şeyh Muhammed b. Yellis<br />
    Şeyh Muhammed Hâşimî<br />
    Şeyh Abdülkadir İsa<br />
    Şeyh Sadeddin Murad<br />
    Şeyh Hasan Arslan Aynî<br />
    Şazeli Şeyhleri (Diğer)<br />
    Şeyh Muhammed Zâfir<br />
    MEŞHUR ŞÂZELÎLER<br />
    Şâzeliyye'den Etkilenenler<br />
    OSMANLI'DA Şâzelî Şeyhleri</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRÂD VE AHZÂB KİTAPLARI</span></span><br />
<br />
"V/XI. asırdan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrâd geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. Âyet¸ hadiş salavat¸ tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilavesiyle tarikatlara göre oluşan "evrâd kitapları" türleri ortaya çıkmıştır."<br />
<br />
Evrâdla ilgili düzenli bilgiler ihtiva eden en eski ve en geniş kaynak Ebu Tâlib el-Mekkî (ö.386/996)'nin Kûtu'l-kulûb adlı eseridir. Zikir¸ tesbih¸ tövbe ve istiğfarla ilgili âyetleri bir araya getiren Mekkî¸ "evrâdu'l-leyl ve'n-nehâr" başlığıyla başlayan kitabının ilk on altı babında gündüz ve gecenin muhtelif dilimlerinde okunacak olan evrâdı ve bunların sayısını ayrı ayrı yazmaktadır.1 Evrâd konusu ile ilgili tarikatlar öncesi dönemde yazılmış bir diğer önemli kitap¸ Gazali'nin İhyâu ulûmi'd-din adlı eseridir. "Virdlerin Tertibi ve Geceleri İhya Etmek" başlığı altında geniş bilgi veren Gazali gündüz yedi¸ gece dört ayrı vakitte zikir¸ Kur'an okuma ve tefekkür gibi virdlerle meşgul olunması gerektiğini kaydetmiş¸ virdlerin dinî-tasavvufî faydaları üzerinde durmuştur.2 Özellikle bu iki eser¸ daha sonra yaygın bir tasavvufi gelenek halini alan evrâd kitaplarının temel kaynağı olmuştur.3<br />
V/XI. asırdan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrâd geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. Âyet¸ hadiş salavat¸ tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilavesiyle tarikatlara göre oluşan "evrâd kitapları" türleri ortaya çıkmıştır. Virdlerin zamanla meşhur olanları çeşitli sûfîler tarafından şerhedilmiştir. Bu sahanın en eski örneklerinden biri olan el-Ğunye adlı eserinde Abdülkadir Geylani evrâd okumanın âdâb ve erkânı hakkında bilgi vermiştir. "Vird¸ evrâd¸ hizb¸ ahzâb¸ mecmûa-i evrâd¸ ed'iye" gibi genel adların yanında "enîsü's-sâlikin¸ delâlu'l-mürid¸ hediyyetü'z-zakirîn¸ burhânu'l-arifîn¸ tuhfetu'l-uşşâk¸ vazifetu'l-mürîd" gibi çok değişik adlar altında kaleme alınan evrâd kitapları zamanla daha kolay taşınıp okunabilmesi için kitapçıklar şeklinde süslü yazılarla çoğaltılmış ve basılmıştır. Haririzade'nin Virdi's-Settâr'ında olduğu gibi bazen bu eserlerde genel tasavvufi meselelere de temas edilmiş¸ müridlere pratik bilgiler verilmiştir.4<br />
Her tarikatın kendine has evrâdı vardır. Bunların uzunluğu¸ tekrar etme adedi farklıdır. Hatta bu farklılıklar aynı tarikatın kolları için bile söz konusu olabilir. Buna karşılık bir tarikatın müritlerine verilen ve yedi günlük virdi ihtiva eden evrâd kitapları diğer bazı tarikat pîrlerinin dua ve hizblerini de içerebilir. Mesela bugün Nakşibendi dervişlerinin elinde bulunan el-Ed'iyetu'l-vâride adlı evrâd kitabında esmâ-i Hüsnâ¸ Kasîde-i Bürde¸ İsm-i A'zam duasının yanında¸ Salât-ı Abdülkadir-i Geylani¸ Evrâd-ı Şeyh Şehabeddin es-Sühreverdi¸ Vird-i Hızır¸ Hızbu'ş-Şükür gibi değişik metinler bulunmaktadır. Yine günümüzde Kadiri-Eşrefi evrâdı olarak okunan virdin ilk bölümü Şeyh Hüseyn-i Hamevî'ye¸ son bölümü ise Abdülkadir-i Geylani'ye ait olup bunlar Hamevî halifesi Eşrefoğlu Rûmî tarafından bir araya getirilerek tertip edilmiştir. Tarikatlara has evrâd ferdi olarak okunduğu gibi tekkelerde zikir başlamadan önce şeyhin yönetiminde toplu olarak da okunabilir. Vird metinlerinin zamanla yeniden tertiplendiği bilinmektedir. Bu arada bazı virdler çok meşhur olmuş ve âdeta tarikatlar arası ortak metin haline gelmiştir.5<br />
Evrâd ve dua kitaplarının yaygınlığı zamanla bu konunun bir ilim dalı sayılmasına yol açmıştır. Taşköprizâde Mevzûatü'l-Ulûm'da hadis ilminin alt dallarına "İlmu'l-ed'iye ve'l-evr'ad"ı da ilave etmiştir. Dua ve evrâd metinlerinin tespit¸ tashih ve zaptıyla ilgili rivayetleri¸ bunların tesirlerini¸ sayılarını¸ okuma zamanlarını ve âdâbını konu edinen bu ilmin gayesi¸ söz konusu metinlerin şartlarına uygun olarak okunmasıyla dini-dünyevi faydalar elde etmektir. Katib Çelebi de "İlmu'l-evrâdi'l-meşhure ve'l-ed'iyeti'l-me'sure" başlığıyla aynı bilgileri tekrar etmiştir.6<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evrâd Kitaplarının İçeriği</span></span><br />
<br />
Evrâd kitaplarında yer alan sure ve ayetler daha çok Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili ayetler ve "Rabbena"¸ "Allahumme" gibi ifadelerle başlayan metinlerdir. Salavat kısmında ise Hz. Peygamberin özelliklerini sıralayan cümleler ve onun tavsiye ettiği dualar yer alır. Tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua¸ zikir¸ tesbih ve salavat dervişin tefekkür ve zikir hayatına derinlik kazandırabilecek¸ edebi değeri olan özlü ifadelerden ve kolaylıkla ezberlenebilecek kısa cümlelerden meydana gelir. Bazen virdden önce Âyete'l-kürsi ile Fatiha¸ İhlaş Felak ve Nas gibi surelerin¸ "subhanellah¸ elhamdülillah" gibi ifadelerle başlayan tesbih veya duaların okunması tavsiye edilir. Böylece psikolojik olarak dua ve yakarışlara hazır olan kişi bütün dikkatini okuduğu evrâda ve anlamına vererek tasavvufî hal ve duyguların atmosferine girer.7<br />
Evrâd ve ezkâr¸ Kur an ve hadisten istinbat edilmiş olmalıdır. Bu vasfı taşımayanlar reddedilmiştir. Şeyh Şazilî'nin Hizbu'l- bahr örneğinde olduğu üzere tarikatlara ait evrâd kitapları Peygamber Efendimizin işaretiyle keşf ve ilham ehlinin tertib ettiği ve nasslardan derlenen¸ terkib ve lafızları Kitap ve sünnetten alınan metinlerdir.8<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Meşhur Olan Virdler</span></span><br />
<br />
<br />
Evrâd kitaplarının bir kısmı isimlerine (Evrâd-ı Gazali¸ Evrâd-ı Mevlana vb.)¸ bir kısmı da tarikatlara (Evrâd-ı Bahâiyye¸ Evrâd-ı Zeyniyye vb.) nispet edilmiştir.9<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Hızbu'l-Bahr</span></span><br />
Evrâdı en yaygın olan sûfî¸ Şaziliyye tarikatının pîri Ebu'l-Hasan eş-Şazili'dir. Özellikle "hızbu'l-bahr ve hızbu'l-ber" adlı kısa ve özlü tesbihlerle dualar asırlardan beri tasavvufî muhitlerde okunan ve şerhedilen virdlerdir. Şaziliyye tarikatı Osmanlı toplumunda yaygın olmadığı halde bu hizblerin yayılmış olması dikkate değer bir husustur.10<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Virdü's-Settâr</span></span><br />
Muhyiddin İbnü'l-Arabi'nin çeşitli virdleriyle Halvetiyyenin ikinci piri Bakü'de medfun Yahya-yı Şirvani'nin evrâdı da tarikatlar arasında çok meşhurdur. Yahya-yi Şirvani'nin "Yâ Settâr" diye başladığı için Virdü's-Settâr¸ yazarına nispetle de Vird-i Yahya olarak tanınan evrâdı pek çok sûfî tarafından şerhedilmiş¸ bunlardan Harîrizâde Kemâleddin Efendi'nin Türkçe şerhi basılmıştır. (İstanbul 1287) Ayrıca Müstakîmzâde Süleyman Efendi¸ Ömer Fuâdî Efendi¸ Şah Velî¸ Tireli İsa Muhammed¸ Abdullah Şerkavî¸ Şemseddin Nasuhîzâde¸ Osman b. Ahmed Fertekî de aynı evrâda şerh yazmışlardır. Yugoslavya bölgesinde yaygın olan şerh ise Prizrenli Markalaçzâde Süleyman Efendi'ye aittir. (İstanbul 1988)11<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Evrâd-ı Fethiyye</span></span><br />
Yaygın olan bir diğer evrâd kitabı Seyyid Ali Hemedânî'nin Evrâd-ı Fethiyye adlı virdidir. Bu vird istiğfardan sonra kelime-i tevhid¸ subhanallah¸ hasbunallah ve salavat ile başlayan pek çok cümleyi ihtiva eder. (İstanbul 1330)12<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Mecmûatu'l-Ahzâb</span></span><br />
Tarikat mensupları arasında yaygın olan en hacimli evrâd ve ahzab kitabı¸ Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî'nin Mecmûatu'l-Ahzâb adlı üç ciltlik derlemesidir. (İstanbul 1311) Yaklaşık 2000 sayfa hacmindeki bu eserde Hz. Peygamber¸ dört halife ve sahabilerden başka hizb ve virdleri bulunan bazı sûfîler şunlardır: İbnü'l-Arabi¸ Ebu'l-Hasan eş-Şazili¸ İbrahim ed-Desûkî¸ Gazâlî¸ Muînuddin-i Çiştî¸ Şehabeddin es-Sühreverdî¸ Hüsameddin Uşşakî¸ Saadeddin el-Cibâvî¸ Abdülkadir-i Geylani¸ Abdulgani en-Nablusi¸ Bahaeddin Nakşibend¸ Mevlana Celaleddin-i Rumi¸ Ahmed er-Rifai¸ Ahmed el-Bedevi¸ Zayneddin-i Hafi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Zînetu'l-Kulûb</span></span><br />
Son dönem Cerrâhî şeyhlerinden Muzaffer Ozak Zînetu'l-Kulûb adlı eserinde Kadirî¸ Rifâî¸ Nakşî¸ Halvetî¸ Cerrahî virdlerini Arap ve Latin harflerle ve tercümeleriyle birlikte neşretmiştir. (İstanbul 1973)13<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Ezkâr-ı Nevevî</span></span><br />
Evrâd ve ezkar kitapları arasında Nevevî'nin Ezkâr-ı Nevevî diye tanınan Hilyetu'l-Ebrâr adlı eserinin de (Dımaşk 1391/1971) önemli bir yeri vardır. Müellifi bir sûfî olmadığı için bu eser tarikat mensupları arasında diğer evrâd kitapları kadar yayılmamışsa da Gazzali'nin İhyâu Ulûmiddin¸ Kuşeyri'nin er-Risale¸ Ebu Nuaym el-Isfahanî'nin Hilyetu'l-Evliya adlı eserlerinden geniş ölçüde istifade etmesi¸ Ebu Ali ed-Dekkak¸ Zünnun el-Mısri¸ Sehl b. Abdullah et-Tüsteri¸ Yahya b. Muaz er-Razi¸ İbrahim el-Havvas gibi meşhur sûfîlerin konuyla ilgili tespit ve tavsiyelerini kaydetmesi sebebiyle sûfîlerin ilgi duyduğu kitaplardan biri olmuştur. Hilyetu'l-Ebrâr'ı İbn Teymiyye el-Kelimü't-Tayyib adıyla ihtisar etmiş¸ İbn Allân es-Sâdıkî de el-Fütühâtü'r-Rabbaniyye ale'l-Ezkâri'n-Neveviyye adıyla şerhetmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Delâilu'l-Hayrât</span></span><br />
Nevevi'nin eseri gibi hem tarikat mensuplarının hem de tarikata mensup olmayan Müslümanların çok okuduğu evrâd kitaplarından biri de kabri Merakeş'te olan Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî (ö.870/1465) tarafından tertip edilen Delâilu'l-Hayrât'tır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Bihâru'l-Envâr</span></span><br />
Şii muhitlerde yaygın olan evrâd ve zikirler ise Muhammed Bâkır el-Meclisî tarafından Bihâru'l-Envâr adlı eserin XCI ve XCII. ciltlerinde bir araya getirilmiştir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird ve Evrâd Kavramlarını Esas Alan Eserler </span></span><br />
<br />
<br />
Nûreddin Cerrâhî'nin Vird-i Kebîr ve Vird-i Sağîr'i; Müstakimzâde Süleyman Efendi'nin Şerh-i Evrâd-ı Kâdiriye¸ Şerh-i Vird-i Settâr¸ Şerh-i Evrâd-ı Seyyid Yahyâ adlı eserleri; Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî'nin Usûl-i Evrâd-ı Uşşâkiye'si ve Mehmed Şeyhî Dede'nin (ö.1151/1738) Şerh-i Evrâd-ı Bahâiye'si¸ "vird" ve "evrâd" kavramlarını esas alan eserlerdir. Ayrıca¸ İsmail Hakkı Bursevî'nin Bey'atnâme ve İcâzetnâmeler'i ile Beyzâde Mustafa Efendi'nin İcâzetnâme adlı eserleri bu alandaki örnek eserlerdendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar</span></span><br />
<br />
1- Ebû Talib Muhammed el-Mekkî¸ Kûtu'l-Kulûb fî Muâmeleti'l-Mahbûb ve Vasf-i Tariki'l-Mürid ilâ Mekâmi't-Tevhid¸ el-Matbaatu Mümbiyyetu'l Mısrıyye¸ Kahire H.1306¸ I/2-44.<br />
2- İmam Gazali¸ İhyâu ulûmi'd-dîn¸ Dâru'l-Cîl¸ Beyrut 1412/1992¸ II/1-45.<br />
3- Mustafa Kara¸ Dervişin Hayatı¸ Sûfînin Kelâmı Hal Tercümeleri-Tarikatlar-Istılahlar¸ Dergâh Yayınları¸ İstanbul 2005¸ 80.<br />
4- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 80.<br />
5- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
6- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 84.<br />
7- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 80.<br />
8- Ali Namlı¸ İsmail Hakkı Bursevî¸ Hayatı¸ Eserleri¸ Tarikat Anlayışı¸ İnsan Yayınları¸ İstanbul 2001¸ 310.<br />
9- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81-82.<br />
10- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
11- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
12- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 81.<br />
13- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
14- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
15- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
16- Kara¸ Dervişin Hayatı¸ 82.<br />
17- Ramzan Muslu¸ Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (18. Yüzyıl)¸ İnsan Yayınları¸ İstanbul 2003¸ 648.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şâzelî Şeyhler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SİLSİLE</span></span><br />
    Abdüsselâm bin Meşîş<br />
    Ebü'l-Hasan Şâzelî<br />
    Ebü'l-Abbas Mürsî<br />
    İbn Ataullah İskenderî<br />
    Şeyh Muhammed Vefa<br />
    Şeyh Ahmed Zerruk<br />
    Şeyh Yusuf Fâsî<br />
    Şeyh Muhammed Bûzîdî<br />
    Şeyh Derkavî<br />
    Şeyh Ahmed Alavî<br />
    Şeyh Muhammed b. Yellis<br />
    Şeyh Muhammed Hâşimî<br />
    Şeyh Abdülkadir İsa<br />
    Şeyh Sadeddin Murad<br />
    Şeyh Hasan Arslan Aynî<br />
    Şazeli Şeyhleri (Diğer)<br />
    Şeyh Muhammed Zâfir<br />
    MEŞHUR ŞÂZELÎLER<br />
    Şâzeliyye'den Etkilenenler<br />
    OSMANLI'DA Şâzelî Şeyhleri</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HİZB, AHZÂB, VİRD VE EVRÂD: MÂNEVÎ YOLCULUĞUN ZİKRİ]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2912</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 15:56:23 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2912</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HİZB, AHZÂB, VİRD VE EVRÂD: MÂNEVÎ YOLCULUĞUN ZİKRİ</span></span><br />
Giriş: Kavramların Tanımı ve Mahiyeti<br />
Tasavvuf geleneğinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">hizb</span></span> (çoğulu <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ahzâb</span>), maddî ve mânevî maksatların tahakkuku için okunan duaların genel adıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird</span></span> (çoğulu <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">evrâd</span>) ise hizbe nispetle daha geniş bir anlam taşır; devamlılık arz eden, düzenli olarak tekrarlanan zikir ve dualardır. Aralarındaki temel fark şudur: Hizb, belirli bir maksada ulaşıncaya kadar okunurken; evrâd, terk edilmeksizin sürekli okunan metinlerdir.<br />
Bu kavramlar, İslâm'ın ilk asırlarında şahıs bazlı dualar şeklinde varken, VI./XII. yüzyılda tarikatların sistemleşmesiyle birlikte müesseseleşmiş ve tertip edilmeye başlanmıştır. Ancak önceki dönemlere ait dua ve virdlerin de varlığı bilinmektedir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. Hizb ve Evrâdın Nitelikleri<br />
1.1. Dil ve Üslup Özellikleri<br />
Hizbler, Arapça olarak tertip edilmiş, kısa ve seçilmiş cümlelerden oluşur. Edebî değeri yüksek, hikmetli metinlerdir. Bu yönüyle:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Okunması kolaylaşır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ezberlenmesi teşvik edilir</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dinlenmesi kalbe hoş gelir</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hizblerde esmâ-i hüsnâya, Allah'ı öven ve yücelten ifadelere, dua cümlelerine geniş ölçüde yer verilir.<br />
1.2. Mânevî Gaye ve Hikmet<br />
Evrâd ve ahzâbdan maksat, Cenâb-ı Hakk'a duâ ve niyazdır. Duâ, kulun Allah karşısındaki aczini itiraf etmesi, sevgi ve tevazu içinde lutuf ve yardım dilemesidir. Bu dualar:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sırf Allah'a yaklaşmak için okunur</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İnsanı olgunlaştırıcı, ahlâkı güzelleştirici nitelik taşır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Esmâ-i hüsnânın tekrarıyla ilâhî niteliklerden nasibdar olmayı hedefler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">O'nun rızâsını kazanma gayesine matuftur</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. Evrâd ve Ahzâbın Çeşitleri ve Maksatları<br />
Hizbler, çok çeşitli maksatlarla düzenlenmiştir. Bunlardan bazıları:<br />
<br />
<br />
Maksat Türü<br />
Örnekler<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sıhhat ve Şifa</span></span><br />
Beden veya ruh hastasının şifâ bulması<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Maddî İhtiyaçlar</span></span><br />
Borçlunun borcunu ödeme gücüne kavuşması, zenginlik<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korunma</span></span><br />
Âfet ve musîbetlerin defedilmesi, düşman şerrinden emin olunması<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yolculuk</span></span><br />
Yol güvenliği, seyahat esnasında muhafaza<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mânevî Gelişim</span></span><br />
Zihin açıklığı, mârifetullaha erme<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zorluklar</span></span><br />
Sıkıntıların aşılması, zorbaların kahredilmesi<br />
2.1. Okumanın Âdâbı<br />
Hizb ve evrâd okumanın usulüne riayet edilmesi, istenen neticenin tahassülünde önemlidir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Temizlik:</span></span> Maddî ve mânevî tam bir tahâret</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zaman:</span></span> Uygun vakitlerin seçilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yön:</span></span> Kıbleye yönelmek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durum:</span></span> Bir yere dayanmadan, huşû içinde okumak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Keyfiyeti:</span></span> Yavaş okumak, manaya nüfuz etmek, hatalardan sakınmak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niyet:</span></span> İhlâs ve samimiyet</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bâzan virdden önce Âyetü'l-kürsî, Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs gibi sûreler okunur; "sübhânellah, elhamdülillah" gibi tesbihlerle başlanır. Bu hazırlık, insanı psikolojik olarak duâ ve yakarışlara hazırlar.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. Meşhur Hizb ve Virdler<br />
3.1. Hizbü'l-Bahr (Şâzelî)<br />
İmam Şâzelî'ye nisbet edilen bu hizb, Allah'tan gelen bir ilhamla yazıldığına ve ism-i a'zamı ihtiva ettiğine inanılır. Özellikle deniz yolculuklarında güvenlik için okunur. Rivayete göre, okunduğunda en tehlikeli fırtınalar bile sakinleşir.<br />
3.2. Virdü's-Settâr (Şeyyid Yahyâ-yı Şirvânî)<br />
"Yâ Settâr" ifadesiyle başlayan bu metin, tarikatlar arasında çok meşhurdur. Üzerine pek çok şerh yazılmıştır.<br />
3.3. Delâilü'l-Hayrat (Şeyh Cezûlî)<br />
Şazeliyye'nin Cezûliyye kolunun kurucusu tarafından hazırlanan bu eser, sadece Şazelilerce değil, geniş bir kesimce düzenli okunmuştur. Okunmasının:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hz. Peygamber'in şefaatine nail olmaya</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Günahların affına</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kötü huyları terk edip iyi huylar edinmeye</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Maddî ve dünyevî işlerin yoluna girmesine<br />
vesile olacağına inanılır.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4. Mecmûatü'l-Ahzâb: Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin Eşsiz Külliyatı<br />
4.1. Eserin Önemi<br />
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin (1813-1893) tertip ettiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mecmûatü'l-Ahzâb</span>, İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren Hak dostlarının düzenlediği duâ ve evrâd metinlerini, bütün tarikatlerin evrâd ve ahzâbını bir araya getiren eşsiz bir eserdir. Kendi türünde benzeri olmayan bu külliyat:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Üç ciltten oluşur</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yaklaşık 2000 sayfadır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İlk baskısı 1298/1891'de taş basması olarak yapılmıştır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1311/1893'te tashihli ikinci baskısı, 1981'de ise tıpkıbasımı neşredilmiştir</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4.2. İçerik Düzeni<br />
Eserde evrâd ve ahzâb, tarikatlara göre tasnif edilmiştir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Birinci cilt:</span></span> Şâzelî'ye ait evrâd ve ahzâb</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İkinci cilt:</span></span> Nakşibendî'ye ait evrâd ve ahzâb ile Evrâd-ı Kebîr-i Mevleviyye ve Hızb-i Sağîr-i Mevleviyye</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üçüncü cilt:</span></span> Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye ait evrâd ve ahzâb</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4.3. Derlenme Yöntemi<br />
Gümüşhânevî, eserin her cildinin başında derleme usulünü açıklamıştır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her tarikatin ilk ve en muteber kaynaklarından alınanlar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Şerhlerden derlenenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Müelliflerin evlâd ve ahfâdından temin edilenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kütüphanelerdeki yazma metinlerden istinsah edilenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Pîrlerden tevatüren nakledilip günümüzde icra edilenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tüm metinler esas kaynaklarla karşılaştırılıp tashih edilmiştir</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4.4. Osman Selâhaddin Dede'nin Takrizi<br />
Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi ve Meclis-i Meşâyih reisi Osman Selâhaddin Dede (ö.1304/1887), her cildin sonunda Arapça bir takriz yazmıştır. Takrizin son cümleleri şöyledir:</span><br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
"Bu hiziblerde sayısız hassa ve fazîletler var. Herhangi bir evde bu kitaptan bir nüsha bulunursa, o ev ve sâkinleri âfet ve belâlardan korunmuş olur."<br />
</span></blockquote>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">5. Hizb ve Evrâd Okumanın Esasları<br />
5.1. İcâzet ve İzin<br />
Evrâd, mürşidin izin ve icâzetiyle okunur. İzinsiz okumak mümkün olmakla birlikte, tam faydanın elde edilmesi açısından icâzet tavsiye edilir.<br />
5.2. Mânevî Hazırlık<br />
Gümüşhânevî, evrâd ve ahzâbın önemini şöyle ifade eder: Tarikat mensuplarının mânevî menzillerde ilerleyebilmeleri ve iki dünya saâdeti için ahzâb ve evrâd, bir nevi dînî azık, hattâ hepsinin rûhu mesâbesindedir.<br />
5.3. Okuma Âdâbının İhlâli<br />
Bütün şartlara riâyet etmeksizin, hata ve isyanla dolu olarak okunursa, zehirle şekeri bir araya getirmek kabîlinden bir sonuç doğar. Ahzâb okumanın temel şartları:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Maddî ve mânevî tam bir tahâret</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hâlis niyet</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bütün kötülüklerden kaçınma hâli</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tam bir teveccüh ve konsantrasyon</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">5.4. Hizbü'n-Nasr Örneği<br />
Mecmûatü'l-Ahzâb'ta "Havâssu Hızbi'n-Nasr" başlığı altında şu hususlara işaret edilir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tufan vukuunda</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Devlet büyüğünü etki altına almak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çözümü zor konuları halletmek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mal kazanmak, düşmanı defetmek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mârifetullaha ermek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yolculuğa çıkmak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Anlayış sahibi olmak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Zalimin ölümü, işlerde başarı</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mahpusu kurtarmak</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Şeyh efendiden kaç defa okunacağına dair bir şey nakledilmemişse; hizbin her yerde her zaman okunabileceği, ancak tam bir îkan ve ihlâsla okunması ve üçten az okunmaması gerektiği belirtilir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">6. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar<br />
6.1. Okuma Yasağı<br />
Hizbler asla, mü'min olan hiç kimsenin zarar görmesi veya helâk olması için okunmamalıdır. Buna rağmen mü'min bir kimseye düşmanlık olsun diye okuyan olursa, esmâyı üzerine sıçratmış olur ve zararını görür.<br />
6.2. Denge ve Hikmet<br />
Yazılanlara bakıldığında bu hizblerin neredeyse her derde deva olduğu görülür. İşin doğrusu şu olmalıdır: Bütün hizb, vird, zikir ve duâlardan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">asıl maksat</span></span>, Hak yakınlığına ermek, O'na yaklaşmak, O'nunla iletişim kurmak; böylece mânevî kemâle ermektir.<br />
Maddî ve dünyevî gayeler için de hizbler okunabilir. Ancak:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İyi niyetle, daha çok başkaları veya toplum menfaati için olmalıdır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tam bir ihlâs ve samimiyet şarttır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Usul ve âdâba riayet edilmelidir</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tasavvufun asıl gayesi olan zayıf yaradılışı aşmak, kâmil insan olmaya çalışmak hep öncelenmelidir</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">7. Hz. Peygamber'in Dua Tavrı: Örnek Bir Kıssa<br />
Asr-ı saâdette epilepsi (sar'a) hastası bir kadın, Peygamberimizden (sas) hastalığının geçmesi için duâ etmesini talep eder. Resûl-i Ekrem'in cevabı şöyle olur:</span><br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
"Olabilir, bu konuda duâ ederim; ancak buna sabredersen daha iyi olur."<br />
</span></blockquote>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kadın: "Sabrederim, fakat sara nöbeti sırasında üstüm başım açılıyor, sonra bu bana üzüntü veriyor" deyince, Peygamberimiz bu yönde duâ buyururlar. Netice olarak nöbet sırasında kadın daha sâkin olur ve artık üstü başı açılmaz. (Müslim, birr, 54)<br />
Bu örnek, hizb ve evrâd okumada:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sabrın faziletini</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dünya talebi ile âhiret talebi arasında dengeli olmayı</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mânevî terbiyenin inceliklerini<br />
göstermesi bakımından kıymetlidir.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonuç: Mânevî Âlemin Şifreleri<br />
Evrâd, ezkâr ve ahzâbı, gaybın, ilâhî ve mânevî âlemin şifreleri gibi kabul etmek mümkündür. Usulüne riayet ederek ve ihlâsla okunduğu takdirde, arzu edilen neticeye ulaşılmaması için bir sebep yoktur.<br />
Sadık Vicdânî'nin (1866-1939) ifadesiyle:</span><br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
"Bütün tarîkatlerin evrâdında istisnâsız o kadar tatlı bir zevk vardır ki, insanın okumakla bu zevke doyası gelmez. Kanaatimce Kur'an ve Hadisten sonra, maddi ve mânevî yönden faydalanmak ve bunlara kanmak ümidi ile okunacak şey, Delâilü'l-hayrat ve tarîkatlere ait diğer evrâddır."<br />
</span></blockquote>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî gibi bir Hak dostunun bizlere miras bıraktığı bu mânevîyat hazinesi, gönül dünyamızı zenginleştiren, bizi Rabbimize yaklaştıran eşsiz bir kaynaktır. Onun ifadesiyle evrâd ve ahzâb, "iki dünya saâdeti için bir nevi dînî azık, hattâ hepsinin rûhu mesâbesindedir."</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynaklar:</span></span> DİA, "hizb" ve "evrad" maddeleri; Mecmûatü'l-Ahzâb; Tomâr-ı Turuk-ı Aliye, Sadık Vicdânî.</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bu makale, İslâm tasavvuf geleneğinde hizb, ahzâb, vird ve evrâd kavramlarını; bunların mahiyetini, çeşitlerini, okunma âdâbını ve Gümüşhânevî Hazretleri'nin Mecmûatü'l-Ahzâb adlı eşsiz eserini bütüncül bir perspektifle ele almak üzere hazırlanmıştır.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HİZB, AHZÂB, VİRD VE EVRÂD: MÂNEVÎ YOLCULUĞUN ZİKRİ</span></span><br />
Giriş: Kavramların Tanımı ve Mahiyeti<br />
Tasavvuf geleneğinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">hizb</span></span> (çoğulu <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ahzâb</span>), maddî ve mânevî maksatların tahakkuku için okunan duaların genel adıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird</span></span> (çoğulu <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">evrâd</span>) ise hizbe nispetle daha geniş bir anlam taşır; devamlılık arz eden, düzenli olarak tekrarlanan zikir ve dualardır. Aralarındaki temel fark şudur: Hizb, belirli bir maksada ulaşıncaya kadar okunurken; evrâd, terk edilmeksizin sürekli okunan metinlerdir.<br />
Bu kavramlar, İslâm'ın ilk asırlarında şahıs bazlı dualar şeklinde varken, VI./XII. yüzyılda tarikatların sistemleşmesiyle birlikte müesseseleşmiş ve tertip edilmeye başlanmıştır. Ancak önceki dönemlere ait dua ve virdlerin de varlığı bilinmektedir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. Hizb ve Evrâdın Nitelikleri<br />
1.1. Dil ve Üslup Özellikleri<br />
Hizbler, Arapça olarak tertip edilmiş, kısa ve seçilmiş cümlelerden oluşur. Edebî değeri yüksek, hikmetli metinlerdir. Bu yönüyle:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Okunması kolaylaşır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ezberlenmesi teşvik edilir</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dinlenmesi kalbe hoş gelir</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hizblerde esmâ-i hüsnâya, Allah'ı öven ve yücelten ifadelere, dua cümlelerine geniş ölçüde yer verilir.<br />
1.2. Mânevî Gaye ve Hikmet<br />
Evrâd ve ahzâbdan maksat, Cenâb-ı Hakk'a duâ ve niyazdır. Duâ, kulun Allah karşısındaki aczini itiraf etmesi, sevgi ve tevazu içinde lutuf ve yardım dilemesidir. Bu dualar:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sırf Allah'a yaklaşmak için okunur</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İnsanı olgunlaştırıcı, ahlâkı güzelleştirici nitelik taşır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Esmâ-i hüsnânın tekrarıyla ilâhî niteliklerden nasibdar olmayı hedefler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">O'nun rızâsını kazanma gayesine matuftur</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. Evrâd ve Ahzâbın Çeşitleri ve Maksatları<br />
Hizbler, çok çeşitli maksatlarla düzenlenmiştir. Bunlardan bazıları:<br />
<br />
<br />
Maksat Türü<br />
Örnekler<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sıhhat ve Şifa</span></span><br />
Beden veya ruh hastasının şifâ bulması<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Maddî İhtiyaçlar</span></span><br />
Borçlunun borcunu ödeme gücüne kavuşması, zenginlik<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korunma</span></span><br />
Âfet ve musîbetlerin defedilmesi, düşman şerrinden emin olunması<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yolculuk</span></span><br />
Yol güvenliği, seyahat esnasında muhafaza<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mânevî Gelişim</span></span><br />
Zihin açıklığı, mârifetullaha erme<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zorluklar</span></span><br />
Sıkıntıların aşılması, zorbaların kahredilmesi<br />
2.1. Okumanın Âdâbı<br />
Hizb ve evrâd okumanın usulüne riayet edilmesi, istenen neticenin tahassülünde önemlidir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Temizlik:</span></span> Maddî ve mânevî tam bir tahâret</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zaman:</span></span> Uygun vakitlerin seçilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yön:</span></span> Kıbleye yönelmek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durum:</span></span> Bir yere dayanmadan, huşû içinde okumak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Keyfiyeti:</span></span> Yavaş okumak, manaya nüfuz etmek, hatalardan sakınmak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niyet:</span></span> İhlâs ve samimiyet</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bâzan virdden önce Âyetü'l-kürsî, Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs gibi sûreler okunur; "sübhânellah, elhamdülillah" gibi tesbihlerle başlanır. Bu hazırlık, insanı psikolojik olarak duâ ve yakarışlara hazırlar.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. Meşhur Hizb ve Virdler<br />
3.1. Hizbü'l-Bahr (Şâzelî)<br />
İmam Şâzelî'ye nisbet edilen bu hizb, Allah'tan gelen bir ilhamla yazıldığına ve ism-i a'zamı ihtiva ettiğine inanılır. Özellikle deniz yolculuklarında güvenlik için okunur. Rivayete göre, okunduğunda en tehlikeli fırtınalar bile sakinleşir.<br />
3.2. Virdü's-Settâr (Şeyyid Yahyâ-yı Şirvânî)<br />
"Yâ Settâr" ifadesiyle başlayan bu metin, tarikatlar arasında çok meşhurdur. Üzerine pek çok şerh yazılmıştır.<br />
3.3. Delâilü'l-Hayrat (Şeyh Cezûlî)<br />
Şazeliyye'nin Cezûliyye kolunun kurucusu tarafından hazırlanan bu eser, sadece Şazelilerce değil, geniş bir kesimce düzenli okunmuştur. Okunmasının:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hz. Peygamber'in şefaatine nail olmaya</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Günahların affına</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kötü huyları terk edip iyi huylar edinmeye</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Maddî ve dünyevî işlerin yoluna girmesine<br />
vesile olacağına inanılır.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4. Mecmûatü'l-Ahzâb: Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin Eşsiz Külliyatı<br />
4.1. Eserin Önemi<br />
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin (1813-1893) tertip ettiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mecmûatü'l-Ahzâb</span>, İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren Hak dostlarının düzenlediği duâ ve evrâd metinlerini, bütün tarikatlerin evrâd ve ahzâbını bir araya getiren eşsiz bir eserdir. Kendi türünde benzeri olmayan bu külliyat:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Üç ciltten oluşur</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yaklaşık 2000 sayfadır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İlk baskısı 1298/1891'de taş basması olarak yapılmıştır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1311/1893'te tashihli ikinci baskısı, 1981'de ise tıpkıbasımı neşredilmiştir</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4.2. İçerik Düzeni<br />
Eserde evrâd ve ahzâb, tarikatlara göre tasnif edilmiştir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Birinci cilt:</span></span> Şâzelî'ye ait evrâd ve ahzâb</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İkinci cilt:</span></span> Nakşibendî'ye ait evrâd ve ahzâb ile Evrâd-ı Kebîr-i Mevleviyye ve Hızb-i Sağîr-i Mevleviyye</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üçüncü cilt:</span></span> Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye ait evrâd ve ahzâb</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4.3. Derlenme Yöntemi<br />
Gümüşhânevî, eserin her cildinin başında derleme usulünü açıklamıştır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her tarikatin ilk ve en muteber kaynaklarından alınanlar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Şerhlerden derlenenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Müelliflerin evlâd ve ahfâdından temin edilenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kütüphanelerdeki yazma metinlerden istinsah edilenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Pîrlerden tevatüren nakledilip günümüzde icra edilenler</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tüm metinler esas kaynaklarla karşılaştırılıp tashih edilmiştir</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4.4. Osman Selâhaddin Dede'nin Takrizi<br />
Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi ve Meclis-i Meşâyih reisi Osman Selâhaddin Dede (ö.1304/1887), her cildin sonunda Arapça bir takriz yazmıştır. Takrizin son cümleleri şöyledir:</span><br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
"Bu hiziblerde sayısız hassa ve fazîletler var. Herhangi bir evde bu kitaptan bir nüsha bulunursa, o ev ve sâkinleri âfet ve belâlardan korunmuş olur."<br />
</span></blockquote>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">5. Hizb ve Evrâd Okumanın Esasları<br />
5.1. İcâzet ve İzin<br />
Evrâd, mürşidin izin ve icâzetiyle okunur. İzinsiz okumak mümkün olmakla birlikte, tam faydanın elde edilmesi açısından icâzet tavsiye edilir.<br />
5.2. Mânevî Hazırlık<br />
Gümüşhânevî, evrâd ve ahzâbın önemini şöyle ifade eder: Tarikat mensuplarının mânevî menzillerde ilerleyebilmeleri ve iki dünya saâdeti için ahzâb ve evrâd, bir nevi dînî azık, hattâ hepsinin rûhu mesâbesindedir.<br />
5.3. Okuma Âdâbının İhlâli<br />
Bütün şartlara riâyet etmeksizin, hata ve isyanla dolu olarak okunursa, zehirle şekeri bir araya getirmek kabîlinden bir sonuç doğar. Ahzâb okumanın temel şartları:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Maddî ve mânevî tam bir tahâret</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hâlis niyet</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bütün kötülüklerden kaçınma hâli</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tam bir teveccüh ve konsantrasyon</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">5.4. Hizbü'n-Nasr Örneği<br />
Mecmûatü'l-Ahzâb'ta "Havâssu Hızbi'n-Nasr" başlığı altında şu hususlara işaret edilir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tufan vukuunda</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Devlet büyüğünü etki altına almak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çözümü zor konuları halletmek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mal kazanmak, düşmanı defetmek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mârifetullaha ermek</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yolculuğa çıkmak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Anlayış sahibi olmak</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Zalimin ölümü, işlerde başarı</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mahpusu kurtarmak</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Şeyh efendiden kaç defa okunacağına dair bir şey nakledilmemişse; hizbin her yerde her zaman okunabileceği, ancak tam bir îkan ve ihlâsla okunması ve üçten az okunmaması gerektiği belirtilir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">6. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar<br />
6.1. Okuma Yasağı<br />
Hizbler asla, mü'min olan hiç kimsenin zarar görmesi veya helâk olması için okunmamalıdır. Buna rağmen mü'min bir kimseye düşmanlık olsun diye okuyan olursa, esmâyı üzerine sıçratmış olur ve zararını görür.<br />
6.2. Denge ve Hikmet<br />
Yazılanlara bakıldığında bu hizblerin neredeyse her derde deva olduğu görülür. İşin doğrusu şu olmalıdır: Bütün hizb, vird, zikir ve duâlardan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">asıl maksat</span></span>, Hak yakınlığına ermek, O'na yaklaşmak, O'nunla iletişim kurmak; böylece mânevî kemâle ermektir.<br />
Maddî ve dünyevî gayeler için de hizbler okunabilir. Ancak:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İyi niyetle, daha çok başkaları veya toplum menfaati için olmalıdır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tam bir ihlâs ve samimiyet şarttır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Usul ve âdâba riayet edilmelidir</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tasavvufun asıl gayesi olan zayıf yaradılışı aşmak, kâmil insan olmaya çalışmak hep öncelenmelidir</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">7. Hz. Peygamber'in Dua Tavrı: Örnek Bir Kıssa<br />
Asr-ı saâdette epilepsi (sar'a) hastası bir kadın, Peygamberimizden (sas) hastalığının geçmesi için duâ etmesini talep eder. Resûl-i Ekrem'in cevabı şöyle olur:</span><br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
"Olabilir, bu konuda duâ ederim; ancak buna sabredersen daha iyi olur."<br />
</span></blockquote>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kadın: "Sabrederim, fakat sara nöbeti sırasında üstüm başım açılıyor, sonra bu bana üzüntü veriyor" deyince, Peygamberimiz bu yönde duâ buyururlar. Netice olarak nöbet sırasında kadın daha sâkin olur ve artık üstü başı açılmaz. (Müslim, birr, 54)<br />
Bu örnek, hizb ve evrâd okumada:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sabrın faziletini</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dünya talebi ile âhiret talebi arasında dengeli olmayı</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mânevî terbiyenin inceliklerini<br />
göstermesi bakımından kıymetlidir.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonuç: Mânevî Âlemin Şifreleri<br />
Evrâd, ezkâr ve ahzâbı, gaybın, ilâhî ve mânevî âlemin şifreleri gibi kabul etmek mümkündür. Usulüne riayet ederek ve ihlâsla okunduğu takdirde, arzu edilen neticeye ulaşılmaması için bir sebep yoktur.<br />
Sadık Vicdânî'nin (1866-1939) ifadesiyle:</span><br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
"Bütün tarîkatlerin evrâdında istisnâsız o kadar tatlı bir zevk vardır ki, insanın okumakla bu zevke doyası gelmez. Kanaatimce Kur'an ve Hadisten sonra, maddi ve mânevî yönden faydalanmak ve bunlara kanmak ümidi ile okunacak şey, Delâilü'l-hayrat ve tarîkatlere ait diğer evrâddır."<br />
</span></blockquote>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî gibi bir Hak dostunun bizlere miras bıraktığı bu mânevîyat hazinesi, gönül dünyamızı zenginleştiren, bizi Rabbimize yaklaştıran eşsiz bir kaynaktır. Onun ifadesiyle evrâd ve ahzâb, "iki dünya saâdeti için bir nevi dînî azık, hattâ hepsinin rûhu mesâbesindedir."</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynaklar:</span></span> DİA, "hizb" ve "evrad" maddeleri; Mecmûatü'l-Ahzâb; Tomâr-ı Turuk-ı Aliye, Sadık Vicdânî.</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bu makale, İslâm tasavvuf geleneğinde hizb, ahzâb, vird ve evrâd kavramlarını; bunların mahiyetini, çeşitlerini, okunma âdâbını ve Gümüşhânevî Hazretleri'nin Mecmûatü'l-Ahzâb adlı eşsiz eserini bütüncül bir perspektifle ele almak üzere hazırlanmıştır.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evrad nedir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2911</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 15:50:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2911</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evrad nedir?</span></span><br />
<br />
Evrâd sözlükte "gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere" gibi mânalara gelen vird kelimesinin çoğuludur (Kāmus Tercümesi, II, 52). Kur'ân-ı Kerîm'de günün değişik zamanlarında Allah'ı zikir ve tesbih emredilmekle beraber vird kelimesi bu anlamda kullanılmamıştır. Hz. Peygamber farklı zaman ve mekânlarda zikir ve dua ile meşgul olmuş ve bunu müslümanlara tavsiye etmiştir. Bu da İslâm'ın ilk asırlarında özellikle hadisçiler arasında "amelü'l-yevm ve'l-leyle" adı verilen bir kitap türünün meydana gelmesine sebep olmuştur. Hz. Peygamber'in günlük dua ve zikirlerini ve bununla ilgili tavsiyelerini ihtiva eden bu eserler Hasan b. Ali el-Ma'merî ile (ö. 295/908) başlamış, Nesâî, İbnü's-Sünnî, Ebû Ömer Talemenkî, Ebû Nuaym el-İsfahânî, Münzirî, Cemâleddin Ahmed b. Mûsâ b. Ca'fer ve Süyûtî ile devam etmiştir. Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere belli başlı hadis kitapları da dua ve zikir konusuna birer bölüm ayırmışlardır. Sahâbîlerin okuduğu rivayet edilen dua ve tesbihler de ezkâr ve evrâd kitaplarının vazgeçilmez bölümlerini meydana getirmiştir.<br />
<br />
Tasavvufî kaynaklarda yer alan bilgilerden anlaşıldığına göre ilk sûfîler vird kelimesiyle her gün okudukları belli âyetleri kastetmişlerdir. Ayrıca virdi nâfile namaz kılma, belli dualar okuma, tefekkür ve ağlama anlamında da kullanmışlardır (Kuşeyrî, s. 291, 298). Kuşeyrî'nin verdiği bilgiye göre Nasrâbâzî tasavvufun vazgeçilmez esaslarını sıralarken "vird ve zikre devam etme" maddesini ilâve etmiş (a.g.e., s. 173), Azîz Nesefî de tasavvufî hayatın sekiz edebini sayarken belli vakitlere tahsis edilen evrâdı ihmal etmemeyi özellikle tavsiye etmiştir (İnsân-ı Kâmil, s. 181). Yolculuk gibi sıkıntılı zamanlarda, hatta ölüm yatağında dahi günlük evrâdı terketmemeye özen gösteren sûfîler feyzin gelmesini belli dualara bağlamışlar, "Virdi olmayanın vâridi olmaz" demişlerdir. İbn Atâullah el-İskenderî virdi "Allah'ın kuldan istediği şey", vâridi ise "kulun Allah'tan beklediği şey" olarak tarif etmiş ve bu tesbitin aksinin de doğru olduğunu söylemiştir. Ona göre vâridi olmayanın virdi de olmaz, yani Allah'ın feyzi ve lutfu olmadan kul virdini gerçekleştiremez (Tasavvufî Hikmetler, s. 26, 29).<br />
<br />
Evrâdla ilgili düzenli bilgiler ihtiva eden en eski ve en geniş kaynak, Ebû Tâlib el-Mekkî'nin (ö. 386/996) Ḳūtü'l-ḳulûb adlı eseridir. Zikir, tesbih, tevbe ve istiğfarla ilgili âyetleri bir araya getiren Mekkî, "evrâdü'l-leyl ve'n-nehâr" başlığıyla da gündüz ve gecenin muhtelif dilimlerinde okunacak olan evrâdı ve bunların sayısını ayrı ayrı yazmıştır. Bu konuda tarikatlar öncesi dönemde yazılmış diğer önemli bir kitap Gazzâlî'nin İḥyâʾü ʿulûmi'd-dîn adlı eseridir. "Virdlerin Tertibi ve Geceleri İhya Etmek" başlığı altında geniş bilgi veren Gazzâlî gündüz yedi, gece dört ayrı vakitte zikir, Kur'an okuma ve tefekkür gibi virdlerle meşgul olunması gerektiğini kaydetmiş, virdlerin dinî-tasavvufî faydaları üzerinde durmuştur (İḥyâʾ, I, 427-468). Özellikle bu iki eser, daha sonra yaygın bir tasavvufî gelenek halini alan evrâd kitaplarının temel kaynağı olmuştur.<br />
<br />
V. (XI.) yüzyıldan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrâd geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. Âyet, hadis, salavat, tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilâvesiyle tarikatlara göre oluşan "evrâd kitapları" veya "ahzâb kitapları" türleri ortaya çıkmıştır. Virdlerin zamanla meşhur olanları çeşitli sûfîler tarafından şerhedilmiştir. Bu sahanın en eski örneklerinden biri olan el-Ġunye adlı eserinde Abdülkādir-i Geylânî evrâd okumanın âdâb ve erkânı hakkında bilgi vermiştir. "Vird, evrâd, hizb, ahzâb, mecmûa-i evrâd, ed'iye" gibi genel adların yanında "enîsü's-sâlikîn, delîlü'l-mürîd, hediyyetü'z-zâkirîn, burhânü'l-ârifîn, tuhfetü'l-uşşâk, vazîfetü'l-mürîd" gibi çok değişik adlar altında kaleme alınan evrâd kitapları zamanla daha kolay taşınıp okunabilmesi için kitapçıklar şeklinde süslü yazılarla çoğaltılmış ve basılmıştır. Harîrîzâde'nin Şerḥu Virdi's-settâr'ında olduğu gibi bazan bu eserlerde genel tasavvufî meselelere de temas edilmiş, müridlere pratik bilgiler verilmiştir.<br />
<br />
Evrâd kitaplarında yer alan sûre ve âyetler daha çok Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili âyetler ve "rabbenâ", "Allāhümme" gibi ifadelerle başlayan metinlerdir. Salavat kısmında ise Hz. Peygamber'in özelliklerini sıralayan cümleler ve onun tavsiye ettiği dualar yer alır. Tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua, zikir, tesbih ve salavat dervişin tefekkür ve zikir hayatına derinlik kazandırabilecek, edebî değeri olan özlü ifadelerden ve kolaylıkla ezberlenebilecek kısa cümlelerden meydana gelir. Bazan virdden önce Âyetü'l-kürsî ile Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs gibi sûrelerin, "sübhânallah, elhamdülillâh" gibi ifadelerle başlayan tesbih veya duaların okunması tavsiye edilir. Böylece psikolojik olarak dua ve yakarışlara hazır olan kişi bütün dikkatini okuduğu evrâda ve anlamına vererek tasavvufî hal ve duyguların atmosferine girer.<br />
<br />
Her tarikatın kendine has evrâdı vardır. Bunların uzunluğu, tekrar etme adedi farklıdır. Hatta bu farklılıklar aynı tarikatın kolları için bile söz konusu olabilir. Buna karşılık bir tarikatın müridlerine verilen ve yedi günlük evrâdı ihtiva eden evrâd kitapları diğer bazı tarikat pîrlerinin dua ve hizblerini de içerebilir. Meselâ bugün Nakşibendî dervişlerinin elinde bulunan el-Edʿiyetü'l-vâride adlı evrâd kitabında esmâ-i hüsnâ, Kasîde-i Bürde, ism-i a'zam duasının yanında salât-i Abdülkādir-i Geylânî, evrâd-ı Abdülkādir-i Geylânî, evrâd-ı Şeyh Şehâbeddin es-Sühreverdî, vird-i Hızır, hizbü'ş-şükr gibi değişik metinler bulunmaktadır. Yine günümüzde Kādirî-Eşrefî evrâdı olarak okunan virdin ilk bölümü Şeyh Hüseyn-i Hamevî'ye, son bölümü ise Abdülkādir-i Geylânî'ye ait olup bunlar Hamevî halifesi Eşrefoğlu Rûmî tarafından bir araya getirilerek tertip edilmiştir. Tarikatlara has evrâd ferdî olarak okunduğu gibi tekkelerde zikir başlamadan önce şeyhin yönetiminde toplu olarak da okunabilir. Vird metinlerinin zamanla yeniden tertiplendiği bilinmektedir. Bu arada bazı virdler çok meşhur olmuş ve âdeta tarikatlar arası ortak metin haline gelmiştir.<br />
<br />
Evrâdı en yaygın olan sûfî, Şâzeliyye tarikatının pîri Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'dir. Özellikle "hizbü'l-bahr ve hizbü'l-ber" adlı kısa ve özlü tesbihlerle dualar asırlardan beri tasavvufî muhitlerde okunan ve şerhedilen virdlerdir. Şâzeliyye tarikatı Osmanlı toplumunda yaygın olmadığı halde bu hizblerin yayılmış olması dikkate değer bir husustur. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin çeşitli virdleriyle Halvetiyye'nin ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin evrâdı da tarikatlar arasında çok meşhurdur. Yahyâ-yı Şirvânî'nin "Yâ settâr" diye başladığı için Virdü's-settâr, yazarına nisbetle de Vird-i Yaḥyâ olarak tanınan evrâdı pek çok sûfî tarafından şerhedilmiş, bunlardan Harîrîzâde Kemâleddin Efendi'nin Türkçe şerhi basılmıştır (İstanbul 1287). Ayrıca Müstakimzâde Süleyman Efendi, Ömer Fuâdî Efendi, Şah Velî, Tireli Îsâ Muhammed, Abdullah Şerkāvî, Şemseddin Nasûhîzâde, Osman b. Ahmed Fertekî de aynı evrâda şerh yazmışlardır. Yugoslavya bölgesinde yaygın olan şerh ise Prizrenli Markalaçzâde Süleyman Efendi'ye aittir (İstanbul 1988). Yaygın olan bir diğer evrâd kitabı da Seyyid Ali Hemedânî'nin Evrâd-ı Fetḥiyye adlı virdidir. Bu vird istiğfardan sonra kelime-i tevhid, sübhânallah, hasbünallah ve salavat ile başlayan pek çok cümleyi ihtiva eder.<br />
<br />
Tarikat mensupları arasında yaygın olan en hacimli evrâd ve ahzâb kitabı, Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin Mecmûʿatü'l-aḥzâb adlı üç ciltlik derlemesidir (İstanbul 1311). Yaklaşık 2000 sayfa hacmindeki bu eserde Hz. Peygamber, dört halife ve sahâbîlerden başka hizb ve virdleri bulunan bazı sûfîler şunlardır: İbnü'l-Arabî, Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî, İbrâhim ed-Desûkī, Gazzâlî, Muînüddîn-i Çiştî, Şehâbeddin es-Sühreverdî, Hüsâmeddin Uşşâkī, Sa'deddin el-Cibâvî, Abdülkādir-i Geylânî, Abdülganî en-Nablusî, Bahâeddin Nakşibend, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Ahmed er-Rifâî, Ahmed el-Bedevî, Zeynüddîn-i Hâfî. Evrâd kitaplarının bir kısmı isimlere (Evrâd-ı Ġazzâlî, Evrâd-ı Mevlânâ vb.), bir kısmı da tarikatlara (Evrâd-ı Bahâʾiyye, Evrâd-ı Zeyniyye vb.) nisbet edilmiştir. Son dönem Cerrâhî şeyhlerinden Muzaffer Ozak Zînetü'l-kulûb adlı eserinde Kādirî, Rifâî, Nakşî, Halvetî, Cerrâhî virdlerini Arap ve Latin harflerle ve tercümeleriyle birlikte neşretmiştir (İstanbul 1973).<br />
<br />
Evrâd ve ezkâr kitapları arasında Nevevî'nin Eẕkâr-ı Nevevî diye tanınan Ḥilyetü'l-ebrâr adlı eserinin de (Dımaşk 1391/1971) önemli bir yeri vardır. Müellifi bir sûfî olmadığı için bu eser tarikat mensupları arasında diğer evrâd kitapları kadar yayılmamışsa da Gazzâlî'nin İḥyâʾü ʿulûmi'd-dîn, Kuşeyrî'nin er-Risâle, Ebû Nuaym el-İsfahânî'nin Ḥilyetü'l-evliyâʾ adlı eserlerinden geniş ölçüde istifade etmesi, Ebû Ali ed-Dekkāk, Zünnûn el-Mısrî, Sehl b. Abdullah et-Tüsterî, Yahyâ b. Muâz er-Râzî, İbrâhim el-Havvâs gibi meşhur sûfîlerin konuyla ilgili tesbit ve tavsiyelerini kaydetmesi sebebiyle sûfîlerin ilgi duyduğu kitaplardan biri olmuştur. Ḥilyetü'l-ebrâr'ı İbn Teymiyye el-Kelimü'ṭ-ṭayyib adıyla ihtisar etmiş, İbn Allân da el-Fütûḥâtü'r-Rabbâniyye ʿale'l-eẕkâri'n-Neveviyye adıyla şerhetmiştir.<br />
<br />
Nevevî'nin eseri gibi hem tarikat mensuplarının hem de tarikata mensup olmayan müslümanların çok okuduğu evrâd kitaplarından biri de Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî tarafından tertip edilen Delâʾilü'l-ḫayrât'tır. Şiî muhitlerde yaygın olan evrâd ve zikirler ise Muhammed Bâkır el-Meclisî tarafından Biḥârü'l-envâr adlı eserin XCI ve XCII. ciltlerinde bir araya getirilmiştir.<br />
<br />
Evrâd okunurken dikkat edilmesi gereken âdâbın en önemlileri şunlardır: Evrâd mürşidin izin ve icâzetiyle okunur. İzinsiz okumak mümkünse de yeteri kadar faydalı değildir. Evrâd okumak için uygun zamanlar seçilmeli, maddî-mânevî temizlik yapıldıktan sonra kıbleye yönelerek ve bir yere dayanmadan okunmalıdır. Okunan metinlerin mânasına nüfuz edilmeli, yavaş okunmalı ve okuma hatası yapmamaya özen gösterilmelidir. Evrâd metinlerinin dinî-dünyevî işlerde çok faydalı ve etkili olacağına inanılmalıdır. İhlâs ve inançla okunan dualara Allah'ın icabet edeceği umulmalı, duaların kabulünün ihlâsa bağlı olduğu bilinmelidir.<br />
<br />
Sûfîlere göre vird konusunda müridler gibi şeyhlerin de göz önünde bulundurmaları gereken kurallar vardır. Bunların en önemlisi, okunacak evrâdın miktarını müridin kabiliyet ve ruhî durumuna göre tesbit etmektir. Bu konuda aşırı davranan ve böylece dervişlerin ruhî dengelerinin bozulmasına sebep olan şeyhlere "evrâd şeyhi" adı verilmiştir.<br />
<br />
Evrâd ve dua kitaplarının yaygınlığı zamanla bu konunun bir ilim dalı sayılmasına yol açmıştır. Taşköprizâde Mevzûâtü'l-ulûm'da hadis ilminin alt dallarına "İlmü'l-ed'iye ve'l-evrâd"ı da ilâve etmiştir. Dua ve evrâd metinlerinin tesbit, tashih ve zaptıyla ilgili rivayetleri, bunların tesirlerini, sayılarını, okuma zamanlarını ve âdâbını konu edinen bu ilmin gayesi, söz konusu metinlerin şartlarına uygun olarak okunmasıyla dinî-dünyevî faydalar elde etmektir (II, 247). Kâtib Çelebi de "İlmü'l-evrâdi'l-meşhûre ve'l-ed'iyeti'l-me'sûre" başlığıyla aynı bilgileri tekrar etmiştir (Keşfü'ẓ-ẓunûn, I, 200; ayrıca bk. HİZB).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evrad nedir?</span></span><br />
<br />
Evrâd sözlükte "gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere" gibi mânalara gelen vird kelimesinin çoğuludur (Kāmus Tercümesi, II, 52). Kur'ân-ı Kerîm'de günün değişik zamanlarında Allah'ı zikir ve tesbih emredilmekle beraber vird kelimesi bu anlamda kullanılmamıştır. Hz. Peygamber farklı zaman ve mekânlarda zikir ve dua ile meşgul olmuş ve bunu müslümanlara tavsiye etmiştir. Bu da İslâm'ın ilk asırlarında özellikle hadisçiler arasında "amelü'l-yevm ve'l-leyle" adı verilen bir kitap türünün meydana gelmesine sebep olmuştur. Hz. Peygamber'in günlük dua ve zikirlerini ve bununla ilgili tavsiyelerini ihtiva eden bu eserler Hasan b. Ali el-Ma'merî ile (ö. 295/908) başlamış, Nesâî, İbnü's-Sünnî, Ebû Ömer Talemenkî, Ebû Nuaym el-İsfahânî, Münzirî, Cemâleddin Ahmed b. Mûsâ b. Ca'fer ve Süyûtî ile devam etmiştir. Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere belli başlı hadis kitapları da dua ve zikir konusuna birer bölüm ayırmışlardır. Sahâbîlerin okuduğu rivayet edilen dua ve tesbihler de ezkâr ve evrâd kitaplarının vazgeçilmez bölümlerini meydana getirmiştir.<br />
<br />
Tasavvufî kaynaklarda yer alan bilgilerden anlaşıldığına göre ilk sûfîler vird kelimesiyle her gün okudukları belli âyetleri kastetmişlerdir. Ayrıca virdi nâfile namaz kılma, belli dualar okuma, tefekkür ve ağlama anlamında da kullanmışlardır (Kuşeyrî, s. 291, 298). Kuşeyrî'nin verdiği bilgiye göre Nasrâbâzî tasavvufun vazgeçilmez esaslarını sıralarken "vird ve zikre devam etme" maddesini ilâve etmiş (a.g.e., s. 173), Azîz Nesefî de tasavvufî hayatın sekiz edebini sayarken belli vakitlere tahsis edilen evrâdı ihmal etmemeyi özellikle tavsiye etmiştir (İnsân-ı Kâmil, s. 181). Yolculuk gibi sıkıntılı zamanlarda, hatta ölüm yatağında dahi günlük evrâdı terketmemeye özen gösteren sûfîler feyzin gelmesini belli dualara bağlamışlar, "Virdi olmayanın vâridi olmaz" demişlerdir. İbn Atâullah el-İskenderî virdi "Allah'ın kuldan istediği şey", vâridi ise "kulun Allah'tan beklediği şey" olarak tarif etmiş ve bu tesbitin aksinin de doğru olduğunu söylemiştir. Ona göre vâridi olmayanın virdi de olmaz, yani Allah'ın feyzi ve lutfu olmadan kul virdini gerçekleştiremez (Tasavvufî Hikmetler, s. 26, 29).<br />
<br />
Evrâdla ilgili düzenli bilgiler ihtiva eden en eski ve en geniş kaynak, Ebû Tâlib el-Mekkî'nin (ö. 386/996) Ḳūtü'l-ḳulûb adlı eseridir. Zikir, tesbih, tevbe ve istiğfarla ilgili âyetleri bir araya getiren Mekkî, "evrâdü'l-leyl ve'n-nehâr" başlığıyla da gündüz ve gecenin muhtelif dilimlerinde okunacak olan evrâdı ve bunların sayısını ayrı ayrı yazmıştır. Bu konuda tarikatlar öncesi dönemde yazılmış diğer önemli bir kitap Gazzâlî'nin İḥyâʾü ʿulûmi'd-dîn adlı eseridir. "Virdlerin Tertibi ve Geceleri İhya Etmek" başlığı altında geniş bilgi veren Gazzâlî gündüz yedi, gece dört ayrı vakitte zikir, Kur'an okuma ve tefekkür gibi virdlerle meşgul olunması gerektiğini kaydetmiş, virdlerin dinî-tasavvufî faydaları üzerinde durmuştur (İḥyâʾ, I, 427-468). Özellikle bu iki eser, daha sonra yaygın bir tasavvufî gelenek halini alan evrâd kitaplarının temel kaynağı olmuştur.<br />
<br />
V. (XI.) yüzyıldan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrâd geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. Âyet, hadis, salavat, tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilâvesiyle tarikatlara göre oluşan "evrâd kitapları" veya "ahzâb kitapları" türleri ortaya çıkmıştır. Virdlerin zamanla meşhur olanları çeşitli sûfîler tarafından şerhedilmiştir. Bu sahanın en eski örneklerinden biri olan el-Ġunye adlı eserinde Abdülkādir-i Geylânî evrâd okumanın âdâb ve erkânı hakkında bilgi vermiştir. "Vird, evrâd, hizb, ahzâb, mecmûa-i evrâd, ed'iye" gibi genel adların yanında "enîsü's-sâlikîn, delîlü'l-mürîd, hediyyetü'z-zâkirîn, burhânü'l-ârifîn, tuhfetü'l-uşşâk, vazîfetü'l-mürîd" gibi çok değişik adlar altında kaleme alınan evrâd kitapları zamanla daha kolay taşınıp okunabilmesi için kitapçıklar şeklinde süslü yazılarla çoğaltılmış ve basılmıştır. Harîrîzâde'nin Şerḥu Virdi's-settâr'ında olduğu gibi bazan bu eserlerde genel tasavvufî meselelere de temas edilmiş, müridlere pratik bilgiler verilmiştir.<br />
<br />
Evrâd kitaplarında yer alan sûre ve âyetler daha çok Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili âyetler ve "rabbenâ", "Allāhümme" gibi ifadelerle başlayan metinlerdir. Salavat kısmında ise Hz. Peygamber'in özelliklerini sıralayan cümleler ve onun tavsiye ettiği dualar yer alır. Tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua, zikir, tesbih ve salavat dervişin tefekkür ve zikir hayatına derinlik kazandırabilecek, edebî değeri olan özlü ifadelerden ve kolaylıkla ezberlenebilecek kısa cümlelerden meydana gelir. Bazan virdden önce Âyetü'l-kürsî ile Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs gibi sûrelerin, "sübhânallah, elhamdülillâh" gibi ifadelerle başlayan tesbih veya duaların okunması tavsiye edilir. Böylece psikolojik olarak dua ve yakarışlara hazır olan kişi bütün dikkatini okuduğu evrâda ve anlamına vererek tasavvufî hal ve duyguların atmosferine girer.<br />
<br />
Her tarikatın kendine has evrâdı vardır. Bunların uzunluğu, tekrar etme adedi farklıdır. Hatta bu farklılıklar aynı tarikatın kolları için bile söz konusu olabilir. Buna karşılık bir tarikatın müridlerine verilen ve yedi günlük evrâdı ihtiva eden evrâd kitapları diğer bazı tarikat pîrlerinin dua ve hizblerini de içerebilir. Meselâ bugün Nakşibendî dervişlerinin elinde bulunan el-Edʿiyetü'l-vâride adlı evrâd kitabında esmâ-i hüsnâ, Kasîde-i Bürde, ism-i a'zam duasının yanında salât-i Abdülkādir-i Geylânî, evrâd-ı Abdülkādir-i Geylânî, evrâd-ı Şeyh Şehâbeddin es-Sühreverdî, vird-i Hızır, hizbü'ş-şükr gibi değişik metinler bulunmaktadır. Yine günümüzde Kādirî-Eşrefî evrâdı olarak okunan virdin ilk bölümü Şeyh Hüseyn-i Hamevî'ye, son bölümü ise Abdülkādir-i Geylânî'ye ait olup bunlar Hamevî halifesi Eşrefoğlu Rûmî tarafından bir araya getirilerek tertip edilmiştir. Tarikatlara has evrâd ferdî olarak okunduğu gibi tekkelerde zikir başlamadan önce şeyhin yönetiminde toplu olarak da okunabilir. Vird metinlerinin zamanla yeniden tertiplendiği bilinmektedir. Bu arada bazı virdler çok meşhur olmuş ve âdeta tarikatlar arası ortak metin haline gelmiştir.<br />
<br />
Evrâdı en yaygın olan sûfî, Şâzeliyye tarikatının pîri Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'dir. Özellikle "hizbü'l-bahr ve hizbü'l-ber" adlı kısa ve özlü tesbihlerle dualar asırlardan beri tasavvufî muhitlerde okunan ve şerhedilen virdlerdir. Şâzeliyye tarikatı Osmanlı toplumunda yaygın olmadığı halde bu hizblerin yayılmış olması dikkate değer bir husustur. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin çeşitli virdleriyle Halvetiyye'nin ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin evrâdı da tarikatlar arasında çok meşhurdur. Yahyâ-yı Şirvânî'nin "Yâ settâr" diye başladığı için Virdü's-settâr, yazarına nisbetle de Vird-i Yaḥyâ olarak tanınan evrâdı pek çok sûfî tarafından şerhedilmiş, bunlardan Harîrîzâde Kemâleddin Efendi'nin Türkçe şerhi basılmıştır (İstanbul 1287). Ayrıca Müstakimzâde Süleyman Efendi, Ömer Fuâdî Efendi, Şah Velî, Tireli Îsâ Muhammed, Abdullah Şerkāvî, Şemseddin Nasûhîzâde, Osman b. Ahmed Fertekî de aynı evrâda şerh yazmışlardır. Yugoslavya bölgesinde yaygın olan şerh ise Prizrenli Markalaçzâde Süleyman Efendi'ye aittir (İstanbul 1988). Yaygın olan bir diğer evrâd kitabı da Seyyid Ali Hemedânî'nin Evrâd-ı Fetḥiyye adlı virdidir. Bu vird istiğfardan sonra kelime-i tevhid, sübhânallah, hasbünallah ve salavat ile başlayan pek çok cümleyi ihtiva eder.<br />
<br />
Tarikat mensupları arasında yaygın olan en hacimli evrâd ve ahzâb kitabı, Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin Mecmûʿatü'l-aḥzâb adlı üç ciltlik derlemesidir (İstanbul 1311). Yaklaşık 2000 sayfa hacmindeki bu eserde Hz. Peygamber, dört halife ve sahâbîlerden başka hizb ve virdleri bulunan bazı sûfîler şunlardır: İbnü'l-Arabî, Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî, İbrâhim ed-Desûkī, Gazzâlî, Muînüddîn-i Çiştî, Şehâbeddin es-Sühreverdî, Hüsâmeddin Uşşâkī, Sa'deddin el-Cibâvî, Abdülkādir-i Geylânî, Abdülganî en-Nablusî, Bahâeddin Nakşibend, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Ahmed er-Rifâî, Ahmed el-Bedevî, Zeynüddîn-i Hâfî. Evrâd kitaplarının bir kısmı isimlere (Evrâd-ı Ġazzâlî, Evrâd-ı Mevlânâ vb.), bir kısmı da tarikatlara (Evrâd-ı Bahâʾiyye, Evrâd-ı Zeyniyye vb.) nisbet edilmiştir. Son dönem Cerrâhî şeyhlerinden Muzaffer Ozak Zînetü'l-kulûb adlı eserinde Kādirî, Rifâî, Nakşî, Halvetî, Cerrâhî virdlerini Arap ve Latin harflerle ve tercümeleriyle birlikte neşretmiştir (İstanbul 1973).<br />
<br />
Evrâd ve ezkâr kitapları arasında Nevevî'nin Eẕkâr-ı Nevevî diye tanınan Ḥilyetü'l-ebrâr adlı eserinin de (Dımaşk 1391/1971) önemli bir yeri vardır. Müellifi bir sûfî olmadığı için bu eser tarikat mensupları arasında diğer evrâd kitapları kadar yayılmamışsa da Gazzâlî'nin İḥyâʾü ʿulûmi'd-dîn, Kuşeyrî'nin er-Risâle, Ebû Nuaym el-İsfahânî'nin Ḥilyetü'l-evliyâʾ adlı eserlerinden geniş ölçüde istifade etmesi, Ebû Ali ed-Dekkāk, Zünnûn el-Mısrî, Sehl b. Abdullah et-Tüsterî, Yahyâ b. Muâz er-Râzî, İbrâhim el-Havvâs gibi meşhur sûfîlerin konuyla ilgili tesbit ve tavsiyelerini kaydetmesi sebebiyle sûfîlerin ilgi duyduğu kitaplardan biri olmuştur. Ḥilyetü'l-ebrâr'ı İbn Teymiyye el-Kelimü'ṭ-ṭayyib adıyla ihtisar etmiş, İbn Allân da el-Fütûḥâtü'r-Rabbâniyye ʿale'l-eẕkâri'n-Neveviyye adıyla şerhetmiştir.<br />
<br />
Nevevî'nin eseri gibi hem tarikat mensuplarının hem de tarikata mensup olmayan müslümanların çok okuduğu evrâd kitaplarından biri de Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî tarafından tertip edilen Delâʾilü'l-ḫayrât'tır. Şiî muhitlerde yaygın olan evrâd ve zikirler ise Muhammed Bâkır el-Meclisî tarafından Biḥârü'l-envâr adlı eserin XCI ve XCII. ciltlerinde bir araya getirilmiştir.<br />
<br />
Evrâd okunurken dikkat edilmesi gereken âdâbın en önemlileri şunlardır: Evrâd mürşidin izin ve icâzetiyle okunur. İzinsiz okumak mümkünse de yeteri kadar faydalı değildir. Evrâd okumak için uygun zamanlar seçilmeli, maddî-mânevî temizlik yapıldıktan sonra kıbleye yönelerek ve bir yere dayanmadan okunmalıdır. Okunan metinlerin mânasına nüfuz edilmeli, yavaş okunmalı ve okuma hatası yapmamaya özen gösterilmelidir. Evrâd metinlerinin dinî-dünyevî işlerde çok faydalı ve etkili olacağına inanılmalıdır. İhlâs ve inançla okunan dualara Allah'ın icabet edeceği umulmalı, duaların kabulünün ihlâsa bağlı olduğu bilinmelidir.<br />
<br />
Sûfîlere göre vird konusunda müridler gibi şeyhlerin de göz önünde bulundurmaları gereken kurallar vardır. Bunların en önemlisi, okunacak evrâdın miktarını müridin kabiliyet ve ruhî durumuna göre tesbit etmektir. Bu konuda aşırı davranan ve böylece dervişlerin ruhî dengelerinin bozulmasına sebep olan şeyhlere "evrâd şeyhi" adı verilmiştir.<br />
<br />
Evrâd ve dua kitaplarının yaygınlığı zamanla bu konunun bir ilim dalı sayılmasına yol açmıştır. Taşköprizâde Mevzûâtü'l-ulûm'da hadis ilminin alt dallarına "İlmü'l-ed'iye ve'l-evrâd"ı da ilâve etmiştir. Dua ve evrâd metinlerinin tesbit, tashih ve zaptıyla ilgili rivayetleri, bunların tesirlerini, sayılarını, okuma zamanlarını ve âdâbını konu edinen bu ilmin gayesi, söz konusu metinlerin şartlarına uygun olarak okunmasıyla dinî-dünyevî faydalar elde etmektir (II, 247). Kâtib Çelebi de "İlmü'l-evrâdi'l-meşhûre ve'l-ed'iyeti'l-me'sûre" başlığıyla aynı bilgileri tekrar etmiştir (Keşfü'ẓ-ẓunûn, I, 200; ayrıca bk. HİZB).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2845</link>
			<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 04:39:05 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2845</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN</span></span><br />
<br />
’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.<br />
✍️Hadis-i Şerif<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK</span></span><br />
<br />
▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2-İSTİĞFAR ETMEK</span></span><br />
<br />
▪ Estağfirullah<br />
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni es'elukel cenneh<br />
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni euzü bike minennar<br />
<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOPLANMIŞ HALİ</span></span><br />
<br />
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"<br />
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN</span></span><br />
<br />
’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.<br />
✍️Hadis-i Şerif<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK</span></span><br />
<br />
▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2-İSTİĞFAR ETMEK</span></span><br />
<br />
▪ Estağfirullah<br />
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni es'elukel cenneh<br />
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni euzü bike minennar<br />
<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOPLANMIŞ HALİ</span></span><br />
<br />
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"<br />
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2843</link>
			<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 23:57:05 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2843</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır. <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatı Fatih Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁<br />
<br />
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih'in Dereceleri</span></span><br />
<br />
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Arapça Duası</span></span><br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.<br />
<br />
    Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.<br />
    Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.<br />
    Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.<br />
    Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.<br />
    Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.<br />
<br />
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh<br />
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile<br />
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)<br />
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.<br />
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.<br />
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.<br />
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir<br />
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.<br />
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.<br />
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)<br />
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.<br />
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:<br />
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)<br />
<br />
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.<br />
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.<br />
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.<br />
***İşleri açılır.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.<br />
***Küs olduğu kim varsa barışır.<br />
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.<br />
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.<br />
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.<br />
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.<br />
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.<br />
***400 hac değerindedir.”<br />
sonra şöyle devam etti kim<br />
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.<br />
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.<br />
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***Merhametli olur.<br />
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.<br />
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.<br />
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.<br />
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.<br />
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.<br />
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.<br />
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.<br />
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.<br />
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)<br />
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !<br />
<br />
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir<br />
<br />
    Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…<br />
<br />
    Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
    Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.<br />
<br />
    Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin. <br />
<br />
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:<br />
<br />
    Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.<br />
<br />
    Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.<br />
<br />
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:<br />
<br />
    Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır. <br />
<br />
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.<br />
<br />
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.<br />
Kaynaklar<br />
<br />
    The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ekstra Bilgiler</span></span><br />
<br />
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.<br />
<br />
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır. <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatı Fatih Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁<br />
<br />
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih'in Dereceleri</span></span><br />
<br />
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Arapça Duası</span></span><br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.<br />
<br />
    Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.<br />
    Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.<br />
    Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.<br />
    Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.<br />
    Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.<br />
<br />
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh<br />
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile<br />
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)<br />
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.<br />
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.<br />
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.<br />
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir<br />
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.<br />
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.<br />
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)<br />
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.<br />
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:<br />
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)<br />
<br />
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.<br />
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.<br />
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.<br />
***İşleri açılır.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.<br />
***Küs olduğu kim varsa barışır.<br />
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.<br />
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.<br />
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.<br />
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.<br />
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.<br />
***400 hac değerindedir.”<br />
sonra şöyle devam etti kim<br />
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.<br />
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.<br />
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***Merhametli olur.<br />
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.<br />
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.<br />
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.<br />
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.<br />
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.<br />
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.<br />
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.<br />
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.<br />
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)<br />
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !<br />
<br />
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir<br />
<br />
    Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…<br />
<br />
    Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
    Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.<br />
<br />
    Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin. <br />
<br />
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:<br />
<br />
    Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.<br />
<br />
    Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.<br />
<br />
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:<br />
<br />
    Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır. <br />
<br />
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.<br />
<br />
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.<br />
Kaynaklar<br />
<br />
    The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ekstra Bilgiler</span></span><br />
<br />
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.<br />
<br />
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ŞAZiLi ZiKiR EVRADI]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2769</link>
			<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 04:01:17 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2769</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
١---<br />
المحتو يات<br />
٥ حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
٨ حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
١١ حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣<br />
١٣ حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
١٦ حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
١٨ حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٦<br />
١٨ حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٧<br />
١٩ هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ٨<br />
٢٠ حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٩<br />
٢٠ حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٠<br />
٢١ هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١١<br />
٢٢ حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي ١٢<br />
٢٢ حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٣<br />
٢٢ حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
٢٤ حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥<br />
٢٤ حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٦<br />
٢٤ حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٧<br />
٢٥ حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٨<br />
٢٦ حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
٢٩ حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٠<br />
٣٠ حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١<br />
٣٢ حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٢<br />
٣٣ حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٣<br />
٢<br />
المحتو يات<br />
٣٤ حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٤<br />
٣٥ ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ٢٥<br />
٣٦ حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٦<br />
٣٦ حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ٢٧<br />
٣٧ حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه ٢٨<br />
٣٧ هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٩<br />
٣٧ هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٣٠<br />
٣٧ وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
٣٩ حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
٤٥ وهذه دعوة قوله تعالى: لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْن َ]الأنبياء:87[ ٣٣<br />
٤٥ حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
٤٩ هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ٣٥<br />
٥٠ هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه ٣٦<br />
٥١ هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة ٣٧<br />
٥١ هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
٥٣ هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما ٥٥ ٤٠<br />
٥٦ حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه ٤١<br />
٥٦ دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ٤٢<br />
٥٧ وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه ٤٣<br />
٥٧ حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٤<br />
٥٧ حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٥<br />
٥٨ حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٦<br />
٣---<br />
المحتو يات<br />
٥٨ حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٧<br />
٥٨ حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٨<br />
٥٩ ورد سيّدي الشيخ علي ّوفا ٤٩<br />
٥٩ هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته ٥٠<br />
٥٩ حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه ٥١<br />
٥٩ هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٥٢<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي الله عنه وقدّس الله ٥٣<br />
٦٠ سره<br />
٦٠ صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٤<br />
٦٠ دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٥<br />
٦٠ توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٦<br />
٦١ فهرس المحتو يات ٥٧<br />
٤---<br />
المحتو يات<br />
عن الكتاب<br />
الكتاب: المجموعة الكاملة في الأحزاب الشّاذليّة<br />
المؤلف: عمر بن جعفر الشبراوي، أبو عبد السلام )المتوفى: ١٣٠٣ هـ(<br />
المحقق: الدّكتور عاصم إبراهيم الكيّالي الحسيني الشّاذلي الدّرقاوي<br />
الناشر: دار الـكتب العلمية، بيروت - لبنان<br />
الطبعة: الأولى، ١٤٢٦ هـ - ٢٠٠٥ م<br />
عدد الأجزاء: ١<br />
]ملاحظات[<br />
ترقيم الكتاب موافق للمطبوع<br />
أعده للشاملة: مجاهد صغير أحمد صودهوري<br />
٥---<br />
المحتو يات<br />
عن المؤلف<br />
الشَّبْراوي<br />
)٠٠٠ - ١٣٠٣ هـ - = ٠٠٠ - ١٨٨٦ م(<br />
عمر بن جعفر الشبراوي، أبو عبد السلام: متصوف، له اشتغال بفقه الشافعية. من أهل " شبرى زنجي " من المنوفية بمصر. مولده<br />
ووفاته فيها. تعلم بالأزهر. له " إرشاد المريدين في معرفة كلام العارفين - ط ".<br />
نقلا عن : الأعلام للزركلي<br />
٦---<br />
<br />
________________<br />
<br />
<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
الكتاب: المجموعة الكاملة في الأحزاب الشّاذليّة )مطبوع ضمن المقدمة في التصوف(<br />
المؤلف: عمر بن جعفر الشبراوي، أبو عبد السلام )المتوفى: ١٣٠٣ هـ(<br />
المحقق: الدّكتور عاصم إبراهيم الكيّالي الحسيني الشّاذلي الدّرقاوي<br />
الناشر: دار الـكتب العلمية، بيروت - لبنان<br />
الطبعة: الأولى، ١٤٢٦ هـ - ٢٠٠٥ م<br />
عدد الأجزاء: ١<br />
]ملاحظات[<br />
ترقيم الكتاب موافق للمطبوع<br />
أعده للشاملة: مجاهد صغير أحمد صودهوري<br />
المجموعة الكاملة في الأحزاب الشّاذليّة<br />
للعارف بالله تعالى الشّيخ عمر بن جعفر الشبراوي المتوفى سنة ١٣٠٣ هـ<br />
ضبطه وصحّحه وعلّق عليه<br />
الشّيخ الدّكتور عاصم إبراهيم الكيّالي الحسيني الشّاذلي الدّرقاوي<br />
ِبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ِّ}وَإِذَا جَاءَك َالَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِآيَاتِنَا فَقُل ْسَلَام ٌعَلَيْكُم ْكَتَب َرَبُّكُم ْعَلَى نَفْسِه ِالرَّحْمَة َأَنَّه ُمَن ْعَمِل َمِنْكُم ْسُوءًا بِجَهَالَة ٍثُم َّتَاب َمِن ْبَعْدِه<br />
َوَأَصْلَح َفَأَنَّه ُغَفُوْر ٌرَحِيْمٌ{ ]الأنعام:٥٤[ }بَدِيْع ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِأَنَّى يَكُون ُلَه ُوَلَد ٌوَلَم ْتَكُن ْلَه ُصَاحِبَة ٌوَخَلَق َكُل َّشَيْء ٍوَهُو َبِكُل<br />
شَيْء ٍعَلِيْمٌ، ذَلـِكُم ُالله ُرَبُّكُم ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َخَالِق ُكُل ِّشَيْء ٍفَاعْبُدُوْه ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍوَكِيْلٌ، لَا تُدْرِكُه ُالْأَبْصَار ُوَهُو َيُدْرِك ُالْأَبْصَار<br />
وَهُو َاللَّطِيْف ُالْخَبِيْرُ{ ]الأنعام:١٠١ - ١٠٣[ }الر{ ]الحجر:١[ }كهيعص{ ]مريم:<br />
١ِ[ }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[ }قَال َرَب ِّاحْكُم ْبِالْحَق ِّوَرَبُّنَا الرَّحْمَن ُالْمُسْتَعَان ُعَلَى مَا تَصِفُوْنَ{ ]الأنبياء:١١٢[ }طه، مَا أَنْزَلْنَا<br />
ْكِرَة ًلِمَن ْيَخْشَى، تَنْز ِيْلًا مِمَّن ْخَلَق َالْأَرْض َوَالسَّمَاوَات ِالْعُلَى، الرَّحْمَن ُعَلَى الْعَرْش ِاسْتَوَى، لَه ُمَا فِي السَّمَاوَاتعَلَيْك َالْقُرْآن َلِتَشْقَى، إِلَّا تَذ<br />
وَمَا فِي الْأَرْض ِوَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْت َالثَّرَى، وَإِن ْتَجْهَر ْبِالْقَوْل ِفَإِنَّه ُيَعْلَم ُالسِّر َّوَأَخْفَى، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى{ ]طه:١ - ٨[<br />
اللهم ّإنّك تعلم أنّي بالجهالة معروف وأنت بالعلم موصوف وقد وسعت كل ّشيء من جهالتي بعلمك فسع ذلك برحمتك كما وسعته بعلمك<br />
واغفر لي إنّك على كل ّشيء قدير يا الله يا مالك يا وهّاب هب لنا من نعماك ما علمت لنا فيه رضاك واكسنا كسوة تقينا بها من الفتن<br />
في جميع عطاياك وقدّسنا بها عن كل ّوصف يوجب نقصا ممّا استأثرت به في علمك عمّن سواك.<br />
يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا كبير، نسألك الفقر ممّا سواك والغنى بك حتّى لا نشهد إلا إيّاك والطف بنا فيهما لطفا علمته يصلح لمن<br />
والاك. واكسنا جلابيب العصمة في الأنفاس واللّحظات، واجعلنا عبيدا لك في جميع الحالات. وعلّمنا من لدنك علما نصير به كاملين<br />
في المحيا والممات، اللهم ّأنت الحميد الرّب ّالمجيد الفعّال لما يريد، تعلم فرحنا بماذا ولماذا وعلى ماذا وتعلم حزننا كذلك، وقد<br />
أوجبت كون ما أردته فينا ومنّا ولا نسألك دفع ما تريد ولـكن نسألك التّأييد بروح من عندك فيما تريد كما أيّدت أنبياءك ورسلك<br />
وخاصّة الصّدّيقين من خلقك إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّفاطر السّماوات والأرض عالم الغيب والشّهادة أنت تحكم بين عبادك فهنيئا لمن عرفك فرضى بقضائك والو يل لمن لم يعرفك بل<br />
الو يل ثم ّالو يل لمن أقر ّبوحدانيتك ولم يرض بأحكامك.<br />
٧---<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
اللهم ّإن ّالقوم قد حكمت عليهم بالذّل ّحتّى عزوا وحكمت عليهم بالفقد حتّى وجدوا فكل ّعز ّيمنع دونك، فنسألك بدله ذلا ّتصحبه<br />
لطائف رحمتك وكل ّوجد يحجب عنك فنسألك عوضه فقدا تصحبه أنوار محبّتك فإنّه قد ظهرت السّعادة على من أحببته، وظهرت<br />
الشّقاوة على من غيرك ملـكه فهب لنا من مواهب السّعداء، وأعصمنا من موارد الأشقياء.<br />
ّاللهم ّإنّا قد عجزنا عن دفع الضر ّعن أنفسنا من حيث نعلم بما نعلم فكيف لا نعجز عن ذلك من حيث لا نعلم بما لا نعلم، وقد أمرتنا<br />
ونهيتنا والمدح والذّم ّألزمتنا فأخو الصّلاح من أصلحته، وأخو الفساد من أضللته، والسّعيد حقّا من أغنيته عن السّؤال منك والشّقي<br />
حقّا من حرمته مع كثرة السّؤال لك فأغننا بفضلك عن سؤالنا منك، ولا تحرمنا من رحمتك مع كثرة سؤالنا لك، واغفر لنا إنّك على<br />
كل ّشيء قدير.<br />
يا شديد البطش يا جبّار يا قهّار يا حكيم، نعوذ بك من شر ّما خلقت، ونعوذ بك من ظلمة ما أبدعت، ونعوذ بك من كيد النّفوس<br />
فيما قدّرت وأردت، ونعوذ بك من شر ّالحسّاد على ما أنعمت، ونسألك عز ّالدّنيا والآخرة كما سألـكه نبيّك سيّدنا محمّد صلّى الله عليه<br />
وسلّم عز ّالدّنيا بالإيمان والمعرفة، وعز ّالآخرة باللّقاء والمشاهدة، إنّك سميع قريب مجيب.<br />
اللهم ّإنّي أقدّم إليك بين يدي كل ّنفس ولمحة ولحظة وطرفة يطرف بها أهل السّموات وأهل الأرض وكل ّشيء هو في علمك كائن<br />
ُأو قد كان أقدّم إليك بين يدي ذلك كلّه، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا<br />
فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي ْيَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا بَيْن َأَيْدِيْهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه<br />
السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[.<br />
كرم وجهك ونور عينك وكمال أعينك أن تعطينا خير ما نفذت به مشيئتك وتعلّقت به قدرتك وأحاط بهأقسمت عليك ببسط يديك و<br />
ّعلمك، واكفنا شر ّما هو ضد لذلك، وأكمل لنا ديننا وأتمم علينا نعمتك، وهب لنا حكمة الحكمة البالغة مع الحياة الطّيّبة والموتة الحسنة،<br />
وتول ّقبض أرواحنا بيدك، وحل بيننا وبين غيرك في البرزخ وما قبله وما بعده بنور ذاتك وعظيم قدرتك وجميل فضلك إنّك على كل<br />
شيى قدير.<br />
يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا حكيم، يا كريم، يا سميع، يا قريب، يا مجيب، يا ودود، حل بيننا وبين فتنة الدّنيا والنّساء<br />
والغفلة والشّهوة والظّلم للعباد وسوء الخلق، واغفر لنا ذنوبنا واقض عنّا تبعاتنا، واكشف عنّا السّوء ونجّنا من الغم ّواجعل لنا منه مخرجا<br />
إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
يا الله، يا الله، يا الله، يا لطيف، يا رزّاق، يا قويّ، يا عزيز، لك مقاليد السّموات والأرض تبسط الرّزق لمن تشاء وتقدر، فابسط لنا<br />
من الرّزق ما توصلنا به إلى رحمتك، ومن رحمتك ما تحول به بيننا وبين نقمك، ومن حلمك ما يسعنا به عفوك، واختم لنا بالسّعادة الّتي<br />
ختمت بها لأوليائك، واجعل خير أيّامنا وأسعدها يوم لقائك، وزحزحنا في الدّنيا عن نار الشّهوة، وأدخلنا بفضلك في ميادين الرّحمة،<br />
كركواكسنا من نورك جلابيب العصمة، واجعل لنا ظهيرا من عقولنا ومهيمنا من أرواحنا، ومسخّرا من أنفسنا كي نسبّحك كثيرا ونذ<br />
كرنا بهكرنا إذا غفلنا عنك بأحسن ممّا تذكثيرا، إنّك كنت بنا بصيرا، وهب لنا مشاهدة تصحبها مكالمة، وافتح أسماعنا وأبصارنا، واذ<br />
كرناك، وارحمنا إذا عصيناك بأتم ّممّا ترحمنا به إذا أطعناك، واغفر لنا ذنوبنا ما تقدّم منها وما تأخّر، والطف بنا لطفا يحجبنا عنإذا ذ<br />
غيرك ولا يحجبنا عنك، فإنّك بكل ّشيء عليم.<br />
كرك وقلبا منعّما بشكرك وبدنا هيّنا ليّنا بطاعتك، واعطنا مع ذلك ما لا عين رأت ولا أذن سمعت ولااللهم ّإنّا نسألك لسانا رطبا بذ<br />
خطر على قلب بشر، كما أخبر به رسولك صلّى الله عليه وسلّم حسب ما علمته بعلمك، وأغننا بلا سبب، واجعلنا سبب الغنا لأوليائك<br />
ّوبرزخا بينهم وبين أعدائك إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّإنّا نسألك إيمانا دائما، ونسألك قلبا خاشعا، ونسألك علما نافعا، ونسألك يقينا صادقا، ونسألك دينا قيّما، ونسألك العافية من كل<br />
بليّة، ونسألك تمام العافية، ونسألك دوام العافية، ونسألك الشّكر على العافية. ونسألك الغنا عن النّاس.<br />
٨---<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
اللهم ّإنّا نسألك التّوبة الكاملة، والمغفرة الشّاملة، والمحبّة الجامعة، والخلّة الصّافية، والمعرفة الواسعة، والأنوار السّاطعة، والشّفاعة القائمة،<br />
والحجّة البالغة، والدّرجة العالية، وفك ّوثاقنا من المعصية ورهاننا من النّقمة بمواهب المنّة.<br />
كّرنا بالخوف منك قبل هجوم خطراتها، واحملنا على النّجاة منها ومناللهم ّإنّا نسألك التّوبة ودوامها، ونعوذ بك من المعصية وأسبابها فذ<br />
التّفكّر في طرائقها، وامح من قلوبنا حلاوة ما اجتنبناه منها، واستبدلها لنا بالـكراهة لها والطّعم لما هو بضدّها، وأفض علينا من بحر كرمك<br />
وجودك وعفوك حتّى نخرج من الدّنيا على السّلامة من وبالها، واجعلنا عند الموت ناطقين بالشّهادة عالمين بها )ثلاثا(، وارأف بنا رأفة<br />
الحبيب بحبيبه عند الشّدائد ونزولها، وأرحنا من هموم الدّنيا وغمومها بالرّوح والرّيحان إلى الجنّة ونعيمها.<br />
اللهم ّإنّا نسألك توبة سابقة منك إلينا لتكون توبتنا تابعة إليك منّا، وهب لنا التّلقّي منك كتلقّي آدم عليه السّلام منك الكلمات ليكون<br />
قدوة لولده في التّوبة والأعمال الصّالحات، وباعد بيننا وبين العناد والإصرار والتّشبّه بإبليس رأس الغواة، واجعل سيّئاتنا سيّئات من<br />
أحببت، ولا تجعل حسناتنا حسنات من أبغضت، فالإحسان لا ينفع مع البغض منك والإساءة لا تضر ّمع الحب ّمنك، وقد أبهمت<br />
الأمر علينا لنرجو ونخاف، فآمن خوفنا ولا تخيّب رجاءنا وأعطنا سؤلنا فقد أعطيتنا الإيمان من قبل أن نسئلـكه وكتبت وحبّبت<br />
كرّهت وأطلقت الألسن بما به ترجمت، فنعم الرّب ّأنت فلك الحمد على ما أنعمت، فاغفر لنا ولا تعاقبنا بالسّلب بعد العطاءوزيّنت و<br />
ولا بكفران النّعم وحرمان الرّضا.<br />
اللهم ّرضّنا بقضائك وصبّرنا على طاعتك وعن معصيتك، وعن الشّهوات الموجبات للنّقص أو البعد عنك، وهب لنا حقيقة الإيمان<br />
بك حتّى لا نخاف غيرك، ولا نرجو غيرك، ولا نحب ّغيرك، ولا نعبد شيئا سواك، وأوزعنا شكر نعمائك،<br />
وغطنا برداء عافيتك، وانصرنا باليقين والتّوكّل عليك، وأسفر وجوهنا بنور صفاتك وأضحكنا وبشّرنا يوم القيامة بين أوليائك، واجعل<br />
يدك مبسوطة علينا وعلى أهلنا وأولادنا ومن معنا برحمتك ولا تكلنا إلى أنفسنا طرفة عين ولا أقل ّمن ذلك يا نعم المجيب.<br />
يا من هو هو هو في علوّه قريب، يا ذا الجلال والإكرام، يا محيطا باللّيالي والأيّام، أشكو إليك من غم ّالحجاب وسوء الحساب وشدّة<br />
العذاب، وإن ّذلك لواقع ما له من دافع إن لم ترحمني. }لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي ْكُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْنَ{ ]الأنبياء:٨٧[ )ثلاثا(. ولقد<br />
شكى إليك يعقوب فخلّصته من حزنه، ورددت عليه ما ذهب من بصره، وجمعت بينه وبين ولده، ولقد ناداك نوح من قبل فنجّيته<br />
كريّا فوهبت له ولدامن كربه، ولقد ناداك أيّوب من بعد فكشفت ما به من ضرّه، ولقد ناداك يونس فنجّيته من غمّه، ولقد ناداك ز<br />
من صلبه بعد إياس أهله وكبر سنّه، ولقد علمت ما نزل بإبراهيم خليلك فأنقذته من نار عدوّه، وأنجيت لوطا وأهله من العذاب النّازل<br />
بقومه، فها أنا ذا عبدك إن تعذّبني بجميع ما علمت من عذابك فأنا حقيق به، وإن ترحمني كما رحمتهم مع عظيم إجرامي، فأنت أولى<br />
بذلك وأحق ّمن أكرم به، فليس كرمك مخصوصا بمن أطاعك وأقبل عليك بل هو مبذول بالسّبق لمن شئت من خلقك وإن عصاك<br />
وأعرض عنك، وليس من الـكرم أن لا تحسن إلا لمن أحسن إليك وأنت المفضال الغنيّ، بل من الـكرم أن تحسن إلى من أساء إليك<br />
وأنت الرّحيم العليّ، كيف وقد أمرتنا أن نحسن إلى من أساء إلينا فأنت أولى بذلك منّا. }رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِن ْلَم ْتَغْفِر ْلَنَا وَتَرْحَمْنَا<br />
لَنَكُونَن َّمِن َالْخَاسِرِينَ{ ]الأعراف: ٢٣[ )ثلاثا( يا الله، يا الله، يا الله، يا رحمن يا رحمن، يا رحمن، يا قيّوم يا قيّوم يا قيّوم، يا من هو<br />
هو هو، يا هو، إن لم نكن لرحمتك أهلا أن ننالها فرحمتك أهل أن تنالنا، يا ربّاه يا ربّاه يا ربّاه، يا مولاه يا مولاه يا مولاه، يا مغيث<br />
من عصاه )ثلاثا(، أغثنا أغثنا أغثنا يا رب ّيا كريم، وارحمنا يا بر ّيا رحيم، يا من وسع كرسيّه السّموات والأرض ولا يؤده حفظهما<br />
وهو العلي ّالعظيم.<br />
أسألك الإيمان بحفظك إيمانا يسكن به قلبي من هم ّالرّزق وخوف الخلق وأقرب منّي بقدرتك قربا تمحق به عنّي كل ّحجاب محقته عن<br />
إبراهيم خليلك، فلم يحتج لجـبر يل رسولك ولا لسؤاله منك وحجبته بذلك عن نار عدوّه، فكيف لا<br />
يحجب عن مضرّة الأعداء من غيّبته عن منفعة الأحبّاء، كلا إنّي أسألك أن تغيّبني بقربك منّي حتّى لا أرى ولا أحس ّبقرب شيء<br />
ولا ببعده عنّي إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
}أَفَحَسِبْتُم ْأَنَّمَا خَلَقْنَاكُم ْعَبَثًا وَأَنَّكُم ْإِلَيْنَا لَا تُرْجَعُوْنَ، فَتَعَالَى الله ُالْمَلِك ُالْحَق ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َرَب ُّالْعَرْش ِالـْكَرِيْمِ، وَمَن ْيَدْع ُمَع َالله ِإِلَهًا<br />
٩---<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
آخَر َلَا بُرْهَان َلَه ُبِه ِفَإِنَّمَا حِسَابُه ُعِنْد َرَبِّه ِإِنَّه ُلَا يُفْلِح ُالْكَافِرُوْنَ، وَقُل ْرَب ِّاغْفِر ْوَارْحَم ْوَأَنْت َخَيْر ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]المؤمنون:١١٥ - ١١٨[.<br />
}هُو َالْحَي ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َفَادْعُوه ُمُخْلِصِيْن َلَه ُالدِّيْن َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]غافر:٦٥[.<br />
}إِن َّالله َوَمَلَائِكَتَه ُيُصَلُّوْن َعَلَى النَّبِي ِّيَاأَيُّهَا الَّذِيْن َآمَنُوا صَلُّوا عَلَيْه ِوَسَلِّمُوْا تَسْلِيْمًا{ ]الأحزاب:٥٦[.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد النّبي ّالأمّي ّوعلى آل سيّدنا محمّد، وارحم محمّدا وآل محمّد، وبارك على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد كما<br />
صلّيت ورحمت وباركت على سيّدنا إبراهيم وعلى آل سيّدنا إبراهيم في العالمين، إنّك حميد مجيد.<br />
ّاللهم ّوارض عن ساداتنا أبي بكر وعمر وعثمان وعلي ّوالحسن والحسين وأمّهما فاطمة الزّهراء وعن أزواج النّبي ّصلى الله عليه وسلم<br />
الطّاهرات أمّهات المؤمنين وعن الصّحابة أجمعين وعن التّابعين وتابع التّابعين ومن تبعهم بإحسان إلى يوم الدّين، ولا حول ولا قوّة إلا<br />
بالله العلي ّالعظيم، }سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة ِعَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[.<br />
***<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أتوسّل بك إليك. اللهم ّإنّي أقسم بك عليك. اللهم ّكما كنت دليلي عليك، فكن شفيعي إليك. اللهم ّإن ّحسناتي من عطائك<br />
وسيّئاتي من قضائك، فجد اللهم ّبما أعطيت على ما به قضيت حتّى تمحو ذلك بذلك لا لمن أطاعك فيما أطاعك فيه له الشّكر ولا لمن<br />
عصاك فيما عصاك فيه له العذر لأنّك قلت وقولك الحق ّ}لَا يُسْأَل ُعَمَّا يَفْعَل ُوَهُم ْيُسْأَلُوْنَ{ ]الأنبياء:٢٣[.<br />
ّاللهم ّلو لا عطاؤك لـكنت من الهالـكين، ولو لا قضاؤك لـكنت من الفائزين، وأنت أجل ّوأعظم وأعز ّوأكرم من أن تطاع إلا ّبإذنك<br />
ورضاك أو أن تعصى إلا ّبحكمك وقضاك. إلهي ما أطعتك حتّى رضيت ولا عصيتك حتّى قضيت، أطعتك بإرادتك والمنّة لك علي<br />
وعصيتك بتقديرك والحجّة لك علي ّفبوجوب حجّتك وانقطاع حجّتي إلا ّما رحمتني وبفقري إليك وغناك عنّي إلا ّما كفيتني يا أرحم<br />
الرّاحمين.<br />
اللهم ّإنّي لم آت الذّنوب جرأة منّي عليك ولا استخفافا بحقّك ولـكن جرى بذلك قلمك، ونفذ به حكمك وأحاط به علمك ولا حول<br />
ولا قوّة إلا ّبك والعذر إليك وأنت أرحم الرّاحمين.<br />
اللهم ّإن ّسمعي وبصري ولساني وقلبي بيدك لم تملـّكني من ذلك شيئا، فإذا قضيت بشيء فكن أنت وليّي واهدني إلى أقوم السّبل، يا<br />
خير من سئل، و يا أكرم من أعطى، يا رحمن الدّنيا والآخرة، ارحم عبدا لا يملك الدّنيا ولا الآخرة، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
وحسبنا الله ونعم الوكيل، نعم المولى ونعم النّصير. ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
أقول: لا إله إلا ّالله محمّد رسول الله، ولو لا رحمة الله الرّحمن الرّحيم، لما قلتها فزكنّا بها من الفتن والدّنس والرّجس والبّخس، ومن<br />
ُالذّنب والعيب، ومن سقوط الخشية في الغيب.<br />
}إِن َّالَّذِيْن َيَخْشَوْن َرَبَّهُم ْبِالْغَيْب ِلَهُم ْمَغْفِرَة ٌوَأَجْر ٌكَبِيْرٌ{ ]الملك:١٢[. ربّي الله وما توفيقي إلا ّبالله عليه توكّلت وإليه أنيب. }وَمَا النَّصْر<br />
إِلَّا مِن ْعِنْد ِالله ِالْعَزِيْز ِالْحَكِيْمِ{ ]آل عمران:١٢٦[.<br />
١٠---<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢ْ<br />
}عَلَى الله ِتَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَة ًلِلْقَوْم ِالظَّالِمِيْنَ، وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِك َمِن َالْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]يونس:٨٥ - ٨٦[. }عَلَى الله ِتَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَح<br />
بَيْنَنَا وَبَيْن َقَوْمِنَا بِالْحَق ِّوَأَنْت َخَيْر ُالْفَاتِحـِيْنَ{ ]الأعراف:٨٩[.<br />
}قُل ْهُو َرَبِّي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَإِلَيْه ِمَتَابِ{ ]الرعد:٣٠[. قُل ْحَسْبِي َاَللّه ُعَلَيْه ِيَتَوَكَّل ُاَلْمُتَوَكِّلُون َ)٣٨( ]الزمر:٣٨[.<br />
َ}حَسْبِي َالله ُعَلَيْه ِيَتَوَكَّل ُالْمُتَوَكِّلُوْنَ{ ]آل عمران:١٧٣[. نسألك نعمة منك وفضلا ورضوانا وسلامة من كل ّسوء في الدّنيا والآخرة وما<br />
بينهما فإنّك ذو فضل عظيم، حسبي الله آمنت بالله ورضيت بالله توكّلت على الله ما شاء الله لا قوّة إلا ّبالله، }إِن ِالْحُكْم ُإِلَّا لل᧦ّٰه ِأَمَر<br />
ِأَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاه ُذَلِك َالدِّيْن ُالْقَيِّم ُوَلـَكِن َّأَكْثَر َالنَّاس ِلَا يَعْلَمُوْنَ{ ]»يوسف:٤٠[.<br />
َ}إِن َّالله َاشْتَرَى مِن َالْمُؤْمِنِيْن َأَنْفُسَهُم ْوَأَمْوَالَهُم ْبِأَن َّلَهُم ُالْجَنَّة َيُقَاتِلُوْن َفِي ْسَبِيْل ِالله ِفَيَقْتُلُوْن َو َيُقْتَلُوْن َوَعْدًا عَلَيْه ِحَقًّا فِي التَّوْرَاة ِوَالْإِنْجِيْل<br />
وَالْقُرْآن ِوَمَن ْأَوْفَى بِعَهْدِه ِمِن َالله ِفَاسْتَبْشِرُوْا بِبَيْعِكُم ُالَّذِي ْبَايَعْتُم ْبِه ِوَذَلِك َهُو َالْفَوْز ُالْعَظِيْمُ، التَّائِبُوْن َالْعَابِدُوْن َالْحَامِدُوْن َالسَّائِحُوْن<br />
ْالرَّاكِعُوْن َالسَّاجِدُوْن َالْآمِرُوْن َبِالْمَعْرُوْف ِوَالنَّاهُوْن َعَن ِالْمُنْكَر ِوَالْحَافِظُوْن َلِحُدُوْد ِالله ِوَبَشِّر ِالْمُؤْمِنِيْنَ{ ]التوبة:١١١ - ١١٢[.<br />
ْ}قَد ْأَفْلَح َالْمُؤْمِنُوْنَ، الَّذِيْن َهُم ْفِي صَلَاتِهِم ْخَاشِعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَن ِاللَّغْو ِمُعْرِضُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِلزَّكَاة ِفَاعِلُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِفُرُوْجِهِم<br />
حَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت ْأَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُوْمِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم ُالْعَادُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِأَمَانَاتِهِم<br />
وَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَوَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َهُم ُالْوَارِثُوْنَ، الَّذِين َيَرِثُون َالْفِرْدَوْس َهُم ْفِيهَا خَالِدُوْنَ{ ]المؤمنون: ١ -<br />
١١ِ[.<br />
ً}إِن َّالْمُسْلِمِين َوَالْمُسْلِمَات ِوَالْمُؤْمِنِيْن َوَالْمُؤْمِنَات ِوَالْقَانِتِيْن َوَالْقَانِتَات ِوَالصَّادِقِيْن َوَالصَّادِقَات ِوَالصَّابِرِيْن َوَالصَّابِرَات ِوَالْخَاشِعِيْن َوَالْخَاشِعَات<br />
وَالْمُتَصَدِّقِيْن َوَالْمُتَصَدِّقَات ِوَالصَّائِمِين َوَالصَّائِمَات ِوَالْحَافِظِيْن َفُرُوجَهُم ْوَالْحَافِظَات ِوَالذَّاكِرِيْن َاللَّه َكَثِيْرًا وَالذَّاكِرَات ِأَعَد َّالله ُلَهُم ْمَغْفِرَة<br />
ْوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الأحزاب:٣٥[<br />
َ}إِن َّالْإِنْسَان َخُلِق َهَلُوْعًا، إِذَا مَسَّه ُالشَّر ُّجَزُوْعًا، وَإِذَا مَسَّه ُالْخـَيْر ُمَنُوْعًا، إِلَّا الْمُصَلِّينَ، الَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْدَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َفِي ْأَمْوَالِهِم<br />
ْحَق ٌّمَعْلُوْمٌ، لِلسَّائِل ِوَالْمَحْرُوْمِ، وَالَّذِيْن َيُصَدِّقُوْن َبِيَوْم ِالدِّيْنِ، وَالَّذِيْن َهُم ْمِن ْعَذَاب ِرَبِّهِم ْمُشْفِقُوْنَ، إِن َّعَذَاب َرَبِّهِم ْغَيْر ُمَأْمُوْنٍ، وَالَّذِيْن<br />
هُم ْلِفُرُوْجِهِم ْحَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت ْأَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُوْمِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم ُالْعَادُوْنَ، وَالَّذِين َهُم<br />
لِأَمَانَاتِهِم ْوَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْبِشَهَادَاتِهِم ْقَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َفِي ْجَنَّات ٍمُكْرَمُوْنَ{ ]المعارج:١٩<br />
- ٣٥[.<br />
اللهم ّإنّا نسألك صحبة الخوف وغلبة الشّوق وثبات العلم ودوام الفكر، ونسألك سر ّالأسرار المانع من الإصرار حتّى لا يكون لنا مع<br />
الذّنب أو العيب قرار، واجنبنا واهدنا إلى العمل بهذه الكلمات الّتي بسطتها لنا على لسان رسولك وابتليت بهن ّإبراهيم خليلك فأتمّهنّ،<br />
}قَال َإِنِّي ْجَاعِلُك َلِلنَّاس ِإِمَامًا قَال َوَمِن ْذُرِّيَّتِي ْقَال َلَا يَنَال ُعَهْدِي الظَّالِمِيْنَ{ ]البقرة:١٢٤[، فاجعلنا من المحسنين، من ذرّيّته ومن<br />
ِذر ّيّة آدم ونوح، واسلك بنا سبيل أئمّة المهتدين.<br />
َبِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْم<br />
}وَالله ُبَصِيْر ٌبِالْعِبَادِ، الَّذِيْن َيَقُوْلُوْن َرَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِر ْلَنَا ذُنُوْبَنَا وَقِنَا عَذَاب َالنَّارِ، الصَّابِرِيْن َوَالصَّادِقِيْن َوَالْقَانِتِيْن َوَالْمُنْفِقِيْن َوَالْمُسْتَغْفِرِيْن<br />
بِالْأَسْحَارِ، شَهِد َالله ُأَنَّه ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َوَالْمَلَائِكَة ُوَأُولُو الْعِلْم ِقَائِمًا بِالْقِسْط ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْعَزِيز ُالْحَكِيْمُ، إِن َّالدِّيْن َعِنْد َالله ِالْإِسْلَامُ{ ]آل<br />
ْعمران:١٥ - ١٩[.<br />
ْكُرُوْن َالله َقِيَامًا وَقُعُوْدًا وَعَلَى جُنُوْبِهِم}إِن َّفِي ْخَلْق ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَاخْتِلَاف ِاللَّيْل ِوَالنَّهَار ِلَآيَات ٍلِأُولِي الْأَلْبَابِ، الَّذِيْن َيَذ<br />
وَيَتَفَكَّرُوْن َفِي ْخَلْق ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِرَبَّنَا مَا خَلَقْت َهَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَك َفَقِنَا عَذَاب َالنَّارِ، رَبَّنَا إِنَّك َمَن ْتُدْخِل ِالنَّار َفَقَد ْأَخْزَيْتَه ُوَمَا<br />
١١---<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
لِلظَّالِمِيْن َمِن ْأَنْصَارٍ، رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيْمَان ِأَن ْآمِنُوْا بِرَبِّكُم ْفَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِر ْلَنَا ذُنُوْبَنَا وَكَفِّر ْعَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَع َالْأَبْرَارِ،<br />
رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِك َوَلَا تُخْزِنَا يَوْم َالْقِيَامَة ِإِنَّك َلَا تُخْلِف ُالْمِيْعَادَ{ ]آل عمران:١٩٠ - ١٩٤[.<br />
}وَمِنْهُم ْمَن ْيَقُوْل ُرَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَة ًوَفِي الْآخِرَة ِحَسَنَة ًوَقِنَا عَذَاب َالنَّارِ{ ]البقرة:٢٠١[.<br />
رَبَّنَا اِغْفِر ْلَنا ذُنُوبَنا وإِسْرافَنا فِي أَمْرِنا وثَبِّت ْأَقْدامَنا واُنْصُرْنا عَلَى اَلْقَوْم ِاَلْكافِرِيْن َ]آل عمران:١٤٧[.<br />
}رَبَّنَا اغْفِر ْلَنَا ذُنُوْبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي ْأَمْرِنَا وَثَبِّت ْأَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٦[.<br />
}رَبَّنَا لَا تُزِغ ْقُلُوبَنَا بَعْد َإِذ ْهَدَيْتَنَا وَهَب ْلَنَا مِن ْلَدُنْك َرَحْمَة ًإِنَّك َأَنْت َالْوَهَّابُ، رَبَّنَا إِنَّك َجَامِـع ُالنَّاس ِلِيَوْم ٍلَا رَيْب َفِيْه ِإِن َّالله َلَا<br />
يُخْلِف ُالْمِيْعَادَ{ ]آل عمران:٨ - ٩[.<br />
}رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْت َوَاتَّبَعْنَا الرَّسُول َفَاكْتُبْنَا مَع َالشَّاهِدِيْنَ{ ]آل عمران:٥٣[.<br />
}وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِن ُبِالله ِوَمَا جَاءَنَا مِن َالْحَق ِّوَنَطْمَع ُأَن ْيُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَع َالْقَوْم ِالصَّالِحـِيْنَ، فَأَثَابَهُم ُالله ُبِمَا قَالُوا جَنَّات ٍتَجْرِي ْمِن ْتَحْتِهَا<br />
ِالْأَنْهَار ُخَالِدِيْن َفِيْهَا وَذَلِك َجَزَاء ُالْمُحْسِنِيْنَ{ ]المائدة:٨٤ - ٨٥[.<br />
}وَقَال َمُوسَى يَاقَوْم ِإِن ْكُنْتُم ْآمَنْتُم ْبِالله ِفَعَلَيْه ِتَوَكَّلُوْا إِن ْكُنْتُم ْمُسْلِمِيْنَ{ ]يونس:٨٤[ }فَقَالُوا عَلَى الله ِتَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَة ًلِلْقَوْم<br />
الظَّالِمِيْنَ، وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِك َمِن َالْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]يونس:٨٥ - ٨٦[ }رَبَّنَا آتِنَا مِن ْلَدُنْك َرَحْمَة ًوَهَيِّئ ْلَنَا مِن ْأَمْرِنَا رَشَدًا{ ]الـكهف:١٠[<br />
}رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْت َخَيْر ُالرَّاحِمِيْن{ ]المؤمنون: ١٠٩[.<br />
}رَبَّنَا اصْرِف ْعَنَّا عَذَاب َجَهَنَّم َإِن َّعَذَابَهَا كَان َغَرَامًا، إِنَّهَا سَاءَت ْمُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا{ ]الفرقان:٦٥ - ٦٦[.<br />
ْ}رَبَّنَا هَب ْلَنَا مِن ْأَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّة َأَعْيُن ٍوَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِيْن َإِمَامًا{ ]الفرقان:٧٤[.<br />
ُ}رَبَّنَا وَسِعْت َكُل َّشَيْء ٍرَحْمَة ًوَعِلْمًا فَاغْفِر ْلِلَّذِيْن َتَابُوْا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَك َوَقِهِم ْعَذَاب َالْجَحِيْمِ، رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُم ْجَنَّات ِعَدْن ٍالَّتِي ْوَعَدْتَهُم ْوَمَن<br />
صَلَح َمِن ْآبَائِهِم ْوَأَزْوَاجِهِم ْوَذُرِّيَّاتِهِم ْإِنَّك َأَنْت َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، وَقِهِم ُالسَّيِّئَات ِوَمَن ْتَق ِالسَّيِّئَات ِيَوْمَئِذ ٍفَقَد ْرَحِمْتَه ُوَذَلِك َهُو َالْفَوْز<br />
الْعَظِيْمُ{ ]غافر:٧ - ٩[.<br />
}رَبَّنَا اكْشِف ْعَنَّا الْعَذَاب َإِنَّا مُؤْمِنُوْنَ{ ]الدخان:١٢[.<br />
}رَبَّنَا اغْفِر ْلَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِيْن َسَبَقُونَا بِالْإِيمَان ِوَلَا تَجْعَل ْفِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِين َآمَنُوا رَبَّنَا إِنَّك َرَءُوْف ٌرَحِيْمٌ{ ]الحشر:١٠[.<br />
}رَبَّنَا عَلَيْك َتَوَكَّلْنَا وَإِلَيْك َأَنَبْنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَة ًلِلَّذِين َكَفَرُوا وَاغْفِر ْلَنَا رَبَّنَا إِنَّك َأَنْت َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الممتحنة:٤ - ٥[<br />
}رَبَّنَا أَتْمِم ْلَنَا نُوْرَنَا وَاغْفِر ْلَنَا إِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ{ ]التحريم:٨[.<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ{ ]الإخلاص:١[ إلى آخره. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ{ ]الفلق:١[ إلى<br />
آخره. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ{ ]الناس:١[ إلى آخره. بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْم ِالفاتحة-إلى آخره.<br />
}الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَجَعَل َالظُّلُمَات ِوَالنُّوْر َثُم َّالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِرَبِّهِم ْيَعْدِلُوْنَ، هُو َالَّذِي ْخَلَقَكُم ْمِن ْطِيْن ٍثُم َّقَضَى<br />
أَجَلًا وَأَجَل ٌمُسَمًّى عِنْدَه ُثُم َّأَنْتُم ْتَمْتَرُوْنَ، وَهُو َالله ُفِي السَّمَاوَات ِوَفِي الْأَرْض ِيَعْلَم ُسِرَّكُم ْوَجَهْرَكُم ْو َيَعْلَم ُمَا تَكْسِبُوْنَ{ ]الأنعام:١ -<br />
٣ْ[.<br />
}الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْهَدَانَا لِهَذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِي َلَوْلَا أَن ْهَدَانَا الله ُلَقَد ْجَاءَت ْرُسُل ُرَبِّنَا بِالْحَق ِّوَنُودُوْا أَن ْتِلـْكُم ُالْجَنَّة ُأُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُم<br />
ْتَعْمَلُوْنَ{ ]الأعراف:٤٣[<br />
}إِن َّالَّذِيْن َآمَنُوْا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِيَهْدِيْهِم ْرَبُّهُم ْبِإِيمَانِهِم ْتَجْرِي ْمِن ْتَحْتِهِم ُالْأَنْهَار ُفِي ْجَنَّات ِالنَّعِيْمِ، دَعْوَاهُم ْفِيهَا سُبْحَانَك َاللَّهُم َّوَتَحِيَّتُهُم<br />
١٢---<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣<br />
فِيْهَا سَلَام ٌوَآخِر ُدَعْوَاهُم ْأَن ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]يونس:٩ - ١٠[<br />
ِ* }وَقُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْلَم ْيَتَّخِذ ْوَلَدًا وَلَم ْيَكُن ْلَه ُشَر ِيْك ٌفِي الْمُلْك ِوَلَم ْيَكُن ْلَه ُوَلِي ٌّمِن َالذُّل ِّوَكَبِّرْه ُتَكْبِيْرًا{ ]الإسراء:١١١[<br />
* }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْأَنْزَل َعَلَى عَبْدِه ِالْكِتَاب َوَلَم ْيَجْعَل ْلَه ُعِوَجًا، قَيِّمًا لِيُنْذِر َبَأْسًا شَدِيْدًا مِن ْلَدُنْه ُوَيُبَشِّر َالْمُؤْمِنِيْن َالَّذِيْن َيَعْمَلُوْن َالصَّالِحَات<br />
أَن َّلَهُم ْأَجْرًا حَسَنًا، مَاكِثِين َفِيه ِأَبَدًا{ ]الـكهف:١ - ٣[<br />
* }قُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِوَسَلَام ٌعَلَى عِبَادِه ِالَّذِيْن َاصْطَفَى آللَّه ُخَيْر ٌأَمَّا يُشْرِكُوْنَ{ ]النمل:٥٩[<br />
* }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَلَه ُالْحَمْد ُفِي الْآخِرَة ِوَهُو َالْحَكِيم ُالْخَبِيْرُ، يَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا<br />
ِّوَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َالرَّحِيم ُالْغَفُوْرُ{ ]سبأ:١ - ٢[<br />
* }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِفَاطِر ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِجَاعِل ِالْمَلَائِكَة ِرُسُلًا أُوْلِي ْأَجْنِحَة ٍمَثْنَى وَثُلَاث َوَرُبَاع َيَزِيد ُفِي الْخَلْق ِمَا يَشَاء ُإِن َّالله َعَلَى كُل<br />
ْشَيْء ٍقَدِيْرٌ، مَا يَفْتَح ِالله ُلِلنَّاس ِمِن ْرَحْمَة ٍفَلَا مُمْسِك َلَهَا وَمَا يُمْسِك ْفَلَا مُرْسِل َلَه ُمِن ْبَعْدِه ِوَهُو َالْعَزِيز ُالْحَكِيْمُ{ ]فاطر:١ - ٢[<br />
* }ضَرَب َالله ُمَثَلًا عَبْدًا مَمْلُوكًا لَا يَقْدِر ُعَلَى شَيْء ٍوَمَن ْرَزَقْنَاه ُمِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُو َيُنْفِق ُمِنْه ُسِرًّا وَجَهْرًا هَل ْيَسْتَوُوْن َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِبَل ْأَكْثَرُهُم<br />
ِلَا يَعْلَمُوْنَ{ ]النحل:٧٥[<br />
* }وَقَالُوا الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْصَدَقَنَا وَعْدَه ُوَأَوْرَثَنَا الْأَرْض َنَتَبَوَّأ ُمِن َالْجَنَّة ِحَيْث ُنَشَاء ُفَنِعْم َأَجْر ُالْعَامِلِينَ، وَتَرَى الْمَلَائِكَة َحَافِّيْن َمِن ْحَوْل<br />
ِّالْعَرْش ِيُسَبِّحُوْن َبِحَمْد ِرَبِّهِم ْوَقُضِي َبَيْنَهُم ْبِالْحَق ِّوَقِيْل َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الزمر:٧٤ - ٧٥[<br />
* }هُو َالْحَي ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َفَادْعُوه ُمُخْلِصِين َلَه ُالدِّيْن َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِينَ{ ]غافر:٦٥[ * }فَلِلَّه ِالْحَمْد ُرَب ِّالسَّمَاوَات ِوَرَب ِّالْأَرْض ِرَب<br />
الْعَالَمِيْنَ، وَلَه ُالـْكِبْرِيَاء ُفِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الجاثية:٣٦ - ٣٧[<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣ُ<br />
* }فَسُبْحَان َالله ِحِيْن َتُمْسُوْن َوَحِيْن َتُصْبِحُوْنَ، وَلَه ُالْحَمْد ُفِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَعَشِيًّا وَحِيْن َتُظْهِرُوْنَ، يُخْرِج ُالْحَي َّمِن َالْمَيِّت ِوَيُخْرِج<br />
الْمَيِّت َمِن َالْحَي ِّوَيُحْي ِالْأَرْض َبَعْد َمَوْتِهَا وَكَذَلِك َتُخْرَجُوْنَ{ ]الروم:١٧ - ١٩[<br />
}سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة ِعَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[.<br />
***<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
وصلى الله على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم.<br />
)اللهمّ( إنّا نسألك إيمانا لا ضد ّله، ونسألك توحيدا لا يقابله شرك، وطاعة لا تقابلها معصية، ونسألك محبّة لا لشيء ولا على شيء<br />
وخوفا لا من شيء ولا على شيء. ونسألك تنزيها لا من نقص ولا من دنس بعد التّنز يه من النّقائص والأدناس، ونسألك يقينا لا<br />
يقابله شك، ونسألك تقديسا ليس وراءه تقديس، وكمالا ليس وراءه كمال، وعلما ليس فوقه علم، ونسألك الإحاطة بالأسرار وكتمانها<br />
رب ّإنّي ظلمت نفسي فاغفر لي ذنبي وهب لي تقواك، واجعل لي من كل ّذنب وهم ّوضيق وسهو وشهوة ورغبة عن الأغيار.<br />
ورهبة وخطرة وفكرة وإرادة وفعلة وغفلة ومن كل ّقضاء وأمر فرجا ومخرجا * أحاط علمك بجميع المعلومات وعلت قدرتك على جميع<br />
المقدورات، وجلّت إرادتك أن يوافقها أو يخالفها شيء من الكائنات حسبي الله )ثلاثا( وأنا بريء ممّا سوى الله. الله لا إله إلا ّهو<br />
عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم. لا إله إلا ّالله نور عرش الله. لا إله إلا ّالله نور لوح الله، لا إله إلا ّالله<br />
١٣---<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣<br />
نور قلم الله. لا إله إلا ّالله نور رسول الله. لا إله إلا ّالله نور سر ّرسول الله، لا إله إلا ّالله نور سر ّذات رسول الله. لا إله إلا ّالله<br />
آدم خليفة الله. لا إله إلا ّالله نوح نجي ّالله، لا إله إلا ّالله إبراهيم خليل الله، لا إله إلا ّالله موسى كليم الله، لا إله إلا ّالله عيسى روح<br />
الله، لا إله إلا ّالله محمّد حبيب الله، لا إله إلا ّالله الأنبياء خاصّة الله، لا إله إلا ّالله الأولياء أنصار الله، لا إله إلا ّالله الرّب ّالملك<br />
ّالإله النّور الحق ّالمبين. لا إله إلا ّالله الملك اللّطيف الرّزّاق القوي ّالعزيز ذو القوّة المتين. لا إله إلا ّالله خالق كل ّشيء وهو الواحد<br />
القهّار، رب ّالسّموات والأرض وما بينهما العزيز الغفّار. لا إله إلا ّالله العلي ّالعظيم. لا إله إلا ّالله الحليم الـكريم. سبحان الله رب<br />
السّموات السّبع ورب ّالعرش العظيم. الحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. بسم الله وبالله ومن الله وإلى الله وعلى الله فليتوكّل المؤمنون. حسبي الله<br />
آمنت بالله توكّلت على الله ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم. أتوب إليك بك منك إليك ولو لا أنت لما تبت إليك فامح من قلبي<br />
محبّة غيرك واحفظ جوارحي عن مخالفة أمرك، وتالله لئن لم ترعني بعينك وتحفظني بقدرتك لأهلـكن ّنفسي ولأهلـكن ّأمّة من خلقك<br />
ثم ّلا يعود ضرر ذلك إلا ّعلى عبدك، أعوذ برضاك من سخطك، وأعوذ بمعافاتك من عقوبتك، وأعوذ بك منك لا أحصي ثناء عليك<br />
أنت كما أثنيت على نفسك بل أنت أجل ّمن أن يثنى عليك، وإنّما هي أعراض تدل ّعلى كرمك، قد منحتها لنا على لسان رسولك،<br />
لنعبدك بها على أقدارنا لا على قدرك، فهل جزاء الإحسان الأوّل الكامل إلا ّالإحسان منك * يا من به ومنه وإليه يعود كل ّشيء،<br />
نسألك بحرمة الأستاذ، بل بحرمة النّبي ّالهادي، بل بحرمة السّبعين والثّمانية، وبحرمة أسرار ما منك إلى محمّد رسولك، بل بحرمة سيّدة<br />
آي القرآن من كلامك، بل بحرمة السّبع المثاني والقرآن العظيم، بل بحرمة كتبك المنزّلة، بل بحرمة الاسم الأعظم الّذي هو هو لا<br />
يضر ّمعه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم، بل بحرمة }قُل ْهُو َاللّه ُأَحَدٌ. . .{ ]الإخلاص: ١[ إلى آخره، اكفنا<br />
كل ّغفلة وكل ّشهوة وكل ّمعصية فيما تقدّم وفيما<br />
تأخّر، واكفنا كل ّطالب يطلبنا من خلقك بالحق ّوبغير الحق ّفي الدّنيا والآخرة، فإنّه لك الحجّة البالغة وأنت على كل ّشيء قدير، واكفنا<br />
ّهم ّالرّزق وخوف الخلق، واسلك بنا سبيل الصّدق وانصرنا بالحقّ، واكفنا كل ّهم ّوغم ّوكل ّهول دون الجنّة، واكفنا كل ّعذاب<br />
من فوقنا أو من تحت أرجلنا أو يلبسنا شيعا أو يذيق بعضنا بأس بعض. واكفنا سوء ما تعلّق به علمك ممّا كان أو يكون إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
سبحان الملك الحق ّالخلاّق، سبحان الخلاق الرّزّاق، سبحان الله عمّا يصفون عالم الغيب والشّهادة فتعالى الله عمّا يشركون، سبحان ذي<br />
العزّة والجـبروت، سبحان ذي الملك والملـكوت، سبحان من يحيي ويميت، سبحان الحي ّالّذي لا يموت، سبحان الملك القادر، سبحان<br />
العظيم القاهر، وهو القاهر فوق عباده وهو الحكيم الخبير.<br />
سبحان القائم الدائم، قل حسبي الله عليه يتوكّل المتوكّلون، أعوذ بالله من جهد البلاء ومن سوء القضاء ومن درك الشّقاء ومن شماتة<br />
الأعداء، وأعوذ بالله ربّي وربّكم من كل ّمتكبّر لا يؤمن بيوم الحساب، يا من بيده ملـكوت كل ّشيء وهو يجـير ولا يجار عليه، انصرني<br />
بالخوف منك والتّوكّل عليك حتّى لا أخاف غيرك ولا أرجو غيرك، ولا أعبد شيئا سواك، يا خالق السّبع السّموات ومن الأرض<br />
مثلهن ّيتنزّل الأمر بينهن ّأشهد أنّك على كل ّشيء قدير، وأنّك قد أحطت بكل ّشيء علما.<br />
أسألك بهذا الأمر الّذي هو أصل الموجودات وإليه المبدأ والمنتهى وإليه غاية الغايات، أن تسخّر لنا هذا البحر بحر الدّنيا وما فيه ومن<br />
فيه، كما سخّرت البحر لموسى، وسخّرت النّار لإبراهيم، وسخّرت الجبال والحديد لداود، وسخّرت الرّيح والشّياطين والجن ّلسليمان، وسخّر لي<br />
كل ّبحر، وسخّر لي كل ّجبل، وسخّر لي كل ّحديد، وسخّر لي كل ّريح، وسخّر لي كل ّشيطان من الجن ّوالإنس، وسخّر لي نفسي وسخّر لي<br />
كل ّشيء يا من بيده ملـكوت كل ّشيء، وأجمل أمري باليقين، وأيّدني بالنّصر المبين، إنّك على كل ّشيء قدير، وصلّى الله على سيّدنا<br />
ومولانا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
١٤---<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلِلَّه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ،<br />
صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ - ٧[.<br />
بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ. }الم، ذَلِك َالْكِتَاب ُلَا رَيْب َفِيْه ِهُدًى لِلْمُتَّقِيْنَ، الَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِالْغَيْب ِو َيُقِيْمُوْن َالصَّلَاة َوَمِمَّا رَزَقْنَاهُم ْيُنْفِقُوْنَ،<br />
وَالَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِمَا أُنْزِل َإِلَيْك َوَمَا أُنْزِل َمِن ْقَبْلِك َوَبِالْآخِرَة ِهُم ْيُوْقِنُوْنَ، أُولَئِك َعَلَى هُدًى مِن ْرَبِّهِم ْوَأُولَئِك َهُم ُالْمُفْلِحُوْنَ{ ]البقرة:١ -<br />
٥[<br />
}وَإِلَهُكُم ْإِلَه ٌوَاحِد ٌلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]البقرة:١٦٣[.<br />
}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا<br />
بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ،<br />
ُلَا إِكْرَاه َفِي الدِّيْن ِقَد ْتَبَېَّن َالرُّشْد ُمِن َالْغَي ِّفَمَن ْيَكْفُر ْبِالطَّاغُوْت ِو َيُؤْمِن ْبِالله ِفَقَد ِاسْتَمْسَك َبِالْعُرْوَة ِالْوُثْقَى لَا انْفِصَام َلَهَا وَالله ُسَمِيْع ٌعَلِيْمٌ،<br />
الله ُوَلِي ُّالَّذِيْن َآمَنُوْا يُخْرِجُهُم ْمِن َالظُّلُمَات ِإِلَى النُّوْر ِوَالَّذِيْن َكَفَرُوا أَوْلِيَاؤُهُم ُالطَّاغُوْت ُيُخْرِجُوْنَهُم ْمِن َالنُّور ِإِلَى الظُّلُمَات ِأُولَئِك َأَصْحَاب<br />
النَّار ِهُم ْفِيهَا خَالِدُوْنَ{ ]البقرة:٢٥٥ - ٢٥٧[.<br />
ْ}آمَن َالرَّسُول ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِاللَّه ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا<br />
غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن<br />
نَسِيْنَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِيْن َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه ِوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا<br />
َأَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٥ - ٢٨٦[.<br />
}الم، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْمُ، نَزَّل َعَلَيْك َالْكِتَاب َبِالْحَق ِّمُصَدِّقًا لِمَا بَيْن َيَدَيْه ِوَأَنْزَل َالتَّوْرَاة َوَالْإِنْجِيْلَ، مِن ْقَبْل ُهُدًى لِلنَّاس ِوَأَنْزَل<br />
الْفُرْقَانَ{ ]آل عمران:١ - ٤[<br />
}يَاأَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ، قُم ْفَأَنْذِرْ، وَرَبَّك َفَكَبِّرْ، وَثِيَابَك َفَطَهِّرْ، وَالرُّجْز َفَاهْجُرْ، وَلَا تَمْنُن ْتَسْتَكْثِرُ، وَلِرَبِّك َفَاصْبِرْ{ ]المدثر:١ - ٧[.<br />
}اقْرَأ ْبِاسْم ِرَبِّك َالَّذِي ْخَلَقَ، خَلَق َالْإِنْسَان َمِن ْعَلَقٍ، اقْرَأ ْوَرَبُّك َالْأَكْرَمُ، الَّذِي ْعَلَّم َبِالْقَلَمِ، عَلَّم َالْإِنْسَان َمَا لَم ْيَعْلَمْ{ ]العلق:١ - ٥[.<br />
}الرَّحْمَنُ، عَلَّم َالْقُرْآنَ، خَلَق َالْإِنْسَانَ، عَلَّمَه ُالْبَيَانَ، الشَّمْس ُوَالْقَمَر ُبِحُسْبَانٍ، وَالنَّجْم ُوَالشَّجَر ُيَسْجُدَانِ، وَالسَّمَاء َرَفَعَهَا وَوَضَع َالْمِيْزَانَ،<br />
أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيْزَانِ، وَأَقِيْمُوا الْوَزْن َبِالْقِسْط ِوَلَا تُخْسِرُوا الْمِيْزَانَ{ ]الرحمن:١ - ٩[.<br />
}تَبَارَك َاسْم ُرَبِّك َذِي الْجَلَال ِوَالْإِكْرَامِ{ ]الرحمن:٧٨[ سبحان ربّي العظيم }تَبَارَك َاسْم ُرَبِّك َذِي الْجَلَال ِوَالْإِكْرَامِ{ ]الرحمن:٧٨[<br />
ُ)ثلاثا(،<br />
}سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي ْوَيُمِيْت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل<br />
ِوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي ْسِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي<br />
الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُوْن َبَصِيْرٌ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض<br />
١٥---<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
ُوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُوْلِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُوْلِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[.<br />
َ}هُو َالله ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن<br />
الْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو<br />
الْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢ - ٢٤[.<br />
}قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[ }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا<br />
خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات ِفِي الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١ - ٥[ }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ،<br />
مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه ِالنَّاسِ، مِن ْشَر ِّالْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي صُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{ ]الناس:١ - ٦[.<br />
اللهم ّيا من هو كذلك وهو على ما وصفه به عباده المخلصون من النّبيّين والصّدّيقين والشّهداء والصّالحـين والعلماء الموقنين والأولياء<br />
ُالمقرّبين من أهل سمواته وأرضه وسائر الخلق أجمعين، أسألك بها وبالآيات والأسماء كلّها، وبالعظيم منها، وبالأم ّوالسّيّدة، وبخواتيم<br />
ِسورة البقرة، وبالمبادئ، والخواتيم، وبآمين على الموافقة، وبحاء الرّحمة، وميم الملك، ودال الدّوام، }مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله ِوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء<br />
عَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيْمَاهُم ْفِي وُجُوهِهِم ْمِن ْأَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك َمَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة<br />
وَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيْل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِه ِيُعْجِب ُالزُّرَّاع َلِيَغِيْظ َبِهِم ُالـْكُفَّار َوَعَد َالله ُالَّذِيْن َآمَنُوا وَعَمِلُوا<br />
الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[. آحون، قاف، آدمّ، حمّ، هآء، آمين، }كهيعص{ ]مريم:١[ كهيعص، اغفر لي<br />
وارحمني برحمتك الّتي رحمت بها أنبياءك ورسلك ولا تجعلني بدعائك رب ّشقيّا، وإنّي خفت وأخاف أن أخاف،<br />
ثم ّلا اهتدى إليك سبيلا فاهدني إليك وآمنّي بك من كل ّخوف ومخوف في الدّنيا والآخرة إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّيا بديع السّموات والأرض يا قيّوم الدّارين يا قيّوما بكل ّشيء يا حي ّيا قيّوم يا إلهنا وإله كل ّشيء لا إله إلا ّأنت كن لنا وليّا<br />
ونصيرا، وآمنّا بك من كل ّشيء حتّى لا نخاف إلا ّأنت، واجعلنا في جوارك واحجبنا بالّذي حجبت به أوليآئك فترى ولا يراك أحد من<br />
خلقك، واصبب علينا من الخـير أكمله وأجمله واصرف عنّا من الشّر ّأصغره وأكبره، }طس{ ]النمل:١[، }حم، عسق{ ]الشورى:١<br />
- ٢[، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[. اللهم إنّا نسألك الخوف منك والرّجاء فيك والمحبّة لك<br />
والشّوق إليك والأنس بك والرّضاء عنك والطّاعة لأمرك على بساط مشاهدتك ناظرين منك إليك وناطقين بك عنك، لا إله إلا ّأنت<br />
سبحانك، ربّنا ظلمنا أنفسنا وقد تبنا إليك قولا وعقدا فتب علينا جودا وعطفا، واستعملنا بعمل ترضاه وأصلح لنا في ذرّيّاتنا، تبنا إليك<br />
وإنّا من المسلمين، يا غفور، يا ودود، يا برّ، يا رحيم، اغفر لنا ذنوبنا وقرّبنا بودّك وصلنا بتوحيدك، وارحمنا بطاعتك، ولا تعاقبنا بالفترة<br />
ولا بالوقفة مع شيء دونك واحملنا على سبيل القصد، واعصمنا من حائرها، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّيا جامع النّاس ليوم لا ريب فيه، اجمع بيننا وبين الصّدق والنّيّة، والإخلاص، والإرادة، والخشوع، والهيبة، والحياء، والمراقبة،<br />
والنّور واليقين، والعلم، والمعرفة، والحفظ، والعصمة، والنّشاط، والقوّة، والبشر، والمغفرة، والفصاحة، والبيان، والفهم في القرآن،<br />
وخصّنا منك بالمحبّة والاصطفاء والتّخصيص والتّولية، وكن لنا سمعا وبصرا ولسانا وقلبا وعقلا ويدا ومؤيّدا، وآتنا العلم اللّدنّي والعمل<br />
ْالصّالح والرّزق الهنيء الّذي لا حجاب به في الدّنيا ولا سؤال ولا عقاب عليه في الآخرة على بساط علم التّوحيد والشّرع، سالمين من<br />
الهوى والشّهوة والطّمع و }أَدْخِلْنِي ْمُدْخَل َصِدْق ٍوَأَخْرِجْنِي ْمُخْرَج َصِدْق ٍوَاجْعَل ْلِي ْمِن<br />
ّلَدُنْك َسُلْطَانًا نَصِيْرًا{ ]الإسراء:٨٠[، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا سميع، يا بصير، يا مريد، يا قدير، يا حيّ، يا قيّوم، يا رحمن، يا<br />
ّرحيم، يا من هو هو، أسألك بعظمتك الّتي ملأت أركان عرشك وبقدرتك الّتي قدّرت بها على جميع خلقك وبرحمتك الّتي وسعت كل<br />
شيء وبعلمك المحيط بكل ّشيء وبإرادتك الّتي لا ينازعها شيء، وبسمعك وبصرك القريبېن من كل ّشيء، يا من هو أقرب إلي ّمن كل<br />
١٦---<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
شيء، قل ّحيائي وعظم افترائي وبعد مآبي واقترب شقائي وأنت البصير بمحنتي وحيرتي وشهوتي وسوءتي تعلم ضلالتي وعمايتي وفاقتي وما<br />
قبح من صفاتي، آمنت بك وبأسمائك وصفاتك وبمحمّد رسولك فمن ذا الّذي يرحمني غيرك ومن ذا الّذي يسعدني سواك فارحمني وأرني<br />
سبيل الرّشد واهدني إليه سبيلا، وأرني سبيل الغي ّوجنّبني إيّاه سبيلا، واصحبني منك الحق ّوالنّور والحكم والعقل والبيان، واحرسني<br />
بنورك يا الله يا نور يا حق ّيا مبين، يا فتّاح، افتح قلبي بنورك وعلّمني من علمك وفهّمني عنك وأسمعني منك وبصّرني بك وقدّرني بنور<br />
قدرتك وأحيني بنور حياتك، واجعل مشيئتي مشيئتك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّإنّي أمسيت وأنا أريد الخـير وأكره الشّرّ، وسبحان الله والحمد للّه، ولا إله إلا ّالله والله أكبر ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم،<br />
فاهدني بنورك لنورك فيما يرد علي ّمنك وفيما يصدر منّي إليك، وفيما يجري بيني وبين خلقك، وضيق علي ّبقربك، واحجبني بحجب<br />
عزّتك وعز ّحجبك، وكن أنت حجابي حتّى لا يقع شيء منّي إلا ّعليك، وسخّر لي أمر هذا الرّزق، واعصمني من الحرص والتّعب في<br />
طلبه، ومن شغل القلب به وتعلّق الهم ّبه، ومن الذّل ّللخلق بسببه، ومن التّفكّر ومن التّدبّر في تحصيله، ومن الشّح ّوالبخل بعد حصوله<br />
وما يعرض في النّفس من ذلك، وتخلقه بقدرتك على علمك وإرادتك من ضرورة الحاجات إلى خلقك، واجعله اللهم ّسببا لإقامة<br />
العبوديّة ومشاهدة أحكام<br />
كرا من أذكارك، وسرّا من أسرارك، وطاعة من طاعات أنبيائك، وصحبةالرّبوبيّة، وهب لي حفنة من حفناتك، ونورا من أنوارك، وذ<br />
لملائكتك، وتول ّأمري بذاتك، ولا تكلّني إلى نفسي طرفة عين ولا أقل ّمن ذلك، واجعلني حسنة من حسناتك ورحمة بين عبادك<br />
تهدي بها من تشاء إلى صراط مستقيم، }صِرَاط ِالله ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِأَلَا إِلَى الله ِتَصِيْر ُالْأُمُوْرُ{ ]الشورى:٥٣[.<br />
كرك،اللهم ّاهدني بنورك، وأعطني من فضلك وامنعني من كل ّعدو ّهو لك ومن كل ّشيء يشغلني عنك، وهب لسانا لا يفتر عن ذ<br />
وقلبا يسمع بالحق ّمنك، وروحا يكرم بالنّظر إليك، وسرّا ممتّعا بحقائق قربك، وعقلا حامدا لجلال عظمتك، وزيّن ما ظهر منّي وما<br />
بطن بأنواع طاعتك، يا الله، يا سميع، يا عليم، يا عزيز، يا حكيم.<br />
اللهم ّكما خلقتني فاهدني، وكما أمتّني فاحيني، وكما أطعمتهم فأطعمني واسقني، ومرضي لا يخفى عليك فاشفني، وقد أحاطت بي خطيئتي<br />
فاغفر لي، وهب لي علما يوافق علمك وحكما يصادف حكمك، واجعل لي لسان صدق بين عبادك واجعلني من ورثة جنّتك، ونجّني<br />
من النّار بعفوك وادخلني الجنّة حالا ومآلا برحمتك، وأرني وجه نبيّك محمّد صلّى الله عليه وسلّم، وارفع الحجاب بيني وبينك، واجعل<br />
مقامي عندك دائما بين يديك وناظرا منك إليك وأسقط البين عنّي حتّى لا يكون بين بيني وبينك واكشف لي عن حقيقة الأمر كشفا<br />
لا أطلب بعده لغيرك مع المزيد المضمون بكريم وعدك، إنّك على كل ّشيء قدير، يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا عزيز،<br />
يا حكيم، إنّك قد أيّدت من شئت بما شئت فكيف شئت على ما شئت فأيّدنا بنصرك لخدمة أوليائك، ووسّع صدورنا بمعرفتك عند<br />
ملاقات أعدائك، واجلب لنا من رضيت عنه حتّى نخضع له ونذل ّكما جلبته لمحمّد رسولك، واصرف عنّا كيد من سخطت عليه كما<br />
صرفته عن إبراهيم خليلك، وآتنا أجرنا في الدّنيا بالعافية من أسباب النّار ومن ظلم كل ّجار ّجبّار،<br />
و بسلامة قلوبنا من جميع الأغيار، وبغّض لنا الدّنيا وحبّب لنا الآخرة، واجعلنا فيها من الصّالحـين إنّك على كل ّشيء قدير، يا الله يا<br />
عظيم، يا سميع، يا عليم، يا برّ، يا رحيم، عبدك قد أحاطت به خطيئاته وأنت العظيم وندائي كأنّه لا يسمع وأنت السّميع، وقد عجزت<br />
عن سياسة نفسي وأنت العليم، وأنّى لي برحمتها وأنت البر ّالرّحيم كيف يكون ذنبي عظيما مع عظمتك أم كيف تجيب من لم يسألك<br />
وتترك من سألك أم كيف أسوس نفسي بالبر ّوضعفي لا يعزب عنك أم كيف أرحمها بشيء وخزائن الرّحمة بيدك.<br />
إلهي عظمتك ملأت قلوب أوليائك فصغر لديهم كل ّشيء فاملأ قلبي بعظمتك حتّى لا يصغر ولا يعظم لديه شيء واسمع ندائي<br />
بخصائص اللّطف، فإنّك السّميع لكل ّشيء.<br />
إلهي ستر عنّي مكاني منك حتّى عصيتك وأنا في قبضتك، واجترحت ما اجترحت فكيف بالاعتذار إليك. إلهي جذبك لي أطمعني<br />
فيك وحجابي عنك آيسني منك فاقطع حجابي حتّى أصل إليك، واجذبني جذبة لا أرجع بعدها إلى غيرك.<br />
١٧---<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
كم من سيّئة ممّن لا تبغض لا وزر لها، فاجعل سيّئاتي سيّئات من أحببت ولا تجعل حسناتيإلهي كم من حسنة ممّن لا تحب ّلا أجر لها و<br />
ّحسنات من أبغضت، فإن ّكرم الـكريم مع السّيّئات أتم ّمنه مع الحسنات فأشهدني كرمك على بساط رحمتك، ورضّني بقضائك، وصبّرني<br />
على طاعتك في ما أجريت علي ّمن أمرك ونهيك، وأوزعني شكر نعمتك، وغطّني برداء عافيتك حتّى لا أشرك بك غيرك، وامنن علي<br />
بالفهم عنك إنّك على كل ّشيء قدير. إلهي معصيتك نادتني بالطّاعة وطاعتك نادتني بالمعصية، ففي أيّهما أخافك وفي أيّهما أرجوك،<br />
إن قلت بالمعصية قابلتني بفضلك فلم تدع لي خوفا، وإن قلت بالطّاعة قابلتني بعدلك فلم تدع لي رجاء فليت شعري كيف أرى إحساني<br />
مع إحسانك أم كيف أجهل فضلك مع عصيانك ق ج، سرّان من سرّك وكلاهما دالان على غيرك، فبالسّر ّالجامع الدّال ّعليك لا<br />
تدعني لغيرك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
يا الله، يا فتّاح، يا غفّار، يا منعم، يا هادي، يا ناصر، يا عزيز، هب من نور أسمائك ما أتحقّق به حقائق ذاتك وافتح لي واغفر لي،<br />
وأنعم عليّ، واهدني وانصرني، وأعزّني يا معز ّيا مذلّ، لا تذلّني بتدبير ما لك، ولا تشغلني عنك بما لك فالكل ّكلّك والأمر أمرك،<br />
والسّر ّسرّك، عدمي وجودي، ووجودي عدمي، فالحق ّحقّك، والجعل جعلك، ولا إله غيرك وأنت الحق ّالمبين يا عالم السّر ّوأخفى،<br />
يا ذا الـكرم والوفا علمك قد أحاط بعبدك وقد شقي في طلبك، فكيف لا يشقى من طلب غيرك، تلطّفت بي حتّى علمت أن ّطلبي لك<br />
جهل، وطلبي لغيرك كفر، فأجرني من الجهل واعصمني من الـكفر يا قريب، أنت القريب وأنا البعيد، قربك آيسني من غيرك وبعدي<br />
عنك ردّني للطّلب لك فكن لي بفضلك حتّى تمحو طلبي بطلبك يا قوي ّيا عزيز إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّلا تعذّبنا بإرادتنا وحب ّشهوتنا فنشغل أو نحجب أو نفرح بوجود مرادنا أو نحزن أو نسخط أو نسلم تسليم النّفاق عند الفقد،<br />
وأنت أعلم بقلوبنا فارحمنا بالنّعيم الأكبر والمزيد الأفضل والنّور الأكمل، وغيّبنا وغيّب عنّا كل ّشيء، وأشهدنا إيّاك بالإشهاد، وانصرنا<br />
في الحياة الدّنيا و يوم يقوم الأشهاد، يا الله، يا قدير، يا مريد، يا عزيز، يا حكيم، يا حميد.<br />
اللهم ّإنّا نسألك بالقدرة العظمى، وبالمشيئة العليا، وبالآيات الـكبرى، وبالأسماء كلّها، وبالعظيم منها أن تسخّر لنا هذا البحر وكل ّبحر<br />
هو لك في الأرض والسّماء والملـكوت وبحر الدّنيا وبحر الآخرة، وسخّر لنا كل ّبحر، وسخّر لنا كل ّجبل، وسخّر لنا كل ّحديد، وسخّر لنا<br />
كل ّريح، وسخّر لنا كل ّشيطان من الجن ّوالإنس، وسخّر لي نفسي كما سخّرت البحر لموسى وسخّرت النّار لإبراهيم، وسخّرت الجبال والحديد<br />
لداود، وسخّرت الرّيح والشّياطين والجن ّلسليمان، وسخّر لنا كل ّشيء يا من بيده ملـكوت كل ّشيء وهو يجـير ولا يجار عليه يا عليّ، يا<br />
عظيم، يا حليم، يا عليم، آحون، قاف، آدمّ، حمّ، هآء، آمين. إن ّالله وملائكته يصلّون على النّبي، يا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه وسلّموا<br />
ّتسليما.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد، كما صلّيت على سيّدنا إبراهيم وعلى آل سيّدنا إبراهيم في العالمين إنّك حميد مجيد. اللهم<br />
وارض عن أصحاب رسول الله أجمعين وعن التّابعين وتابعيهم بإحسان إلى يوم الدّين، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وحسبنا<br />
الله ونعم الوكيل.<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلِلَّه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ،<br />
صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ - ٧[.<br />
اللهم ّصل ّأفضل الصّلوات وأنمى البركات في كل ّالأوقات على سيّدنا محمّد أكمل أهل الأرضين والسّموات، وسلّم عليه يا ربّنا أزكى<br />
١٨---<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
ّالتحيّات في جميع الحضرات.<br />
اللهم ّيا من لطفه بخلقه شامل وبرّه لعبده واصل، لا تخرجنا عن دائرة الألطاف وآمنّا من كل ّما نخاف، وكن لنا بلطفك الخفي<br />
والظّاهر، يا باطن يا ظاهر يا لطيف، نسألك وقاية اللّطف في القضاء والتّسليم مع السّلامة عند نزوله والرّضاء.<br />
اللهم ّإنّك أنت العليم بما سبق منّا في الأزل فحفّنا بلطفك فيما نزل، يا لطيفا لم يزل، واجعلنا في حصن التّحصّن بك، يا أوّل، يا من<br />
إليه الالتجاء وعليه المعوّل.<br />
اللهم ّيا من ألقى خلقه في بحر قضائه، وحكم عليهم بحكم قهره وابتلائه، اجعلنا ممّن حمل في سفينة النّجاة ووقي من جميع الآفات.<br />
إلهنا من رعته عين رعايتك كان ملطوفا به في التّقدير، محفوظا ملحوظا برعايتك يا قدير، يا سميع، يا قريب، يا مجيب الدّعاء، ارعنا بعين<br />
عنايتك يا خير من رعى.<br />
إلهنا لطفك الخفي ّألطف من أن يرى، وأنت اللطيف الّذي لطفت بجميع الورى، حجبت سر يان لطفك في الأكوان فلا يشهده إلا ّأهل<br />
ّالمعرفة والعيان، فلمّا شهدوا سر ّلطفك في كل ّشيء آمنوا به من سوء كل ّشيء، فأشهدنا سر ّهذا اللّطف الواقي ما دام لطفك الدّائم<br />
الباقي. إلهنا حكم مشيئتك في العبيد لا تردّه همّة كل ّعارف ومريد، لـكن فتحت لنا أبواب الألطاف الخفيّة، المانعة حصونها من كل<br />
بليّة، فأدخلنا بلطفك تلك الحصون، يا من يقول للشّيء كن فيكون. إلهنا أنت اللّطيف بعبادك لا سيّما بأهل محبّتك وودادك، فبأهل<br />
المحبّة والوداد خصّصنا بلطائف اللّطف يا جواد، إلهنا اللّطف صفتك والألطاف خلقك وتنفيذ حكمك على خلقك حقّك ورأفة لطفك<br />
بالمخلوقين، تمنع استقصاء حقّك في العالمين.<br />
إلهنا لطفت بنا قبل كوننا ونحن للّطف غير محتاجين، أفتمنعنا منه مع الحاجة إليه وأنت أرحم الرّاحمين، حفّنا بلطفك الكافي وجودك<br />
الوافي، إلهنا لطفك هو حفظك إذا رعيت وحفظك هو لطفك إذا وقيت فأدخلنا سرادقات لطفك، واضرب علينا أسوار حفظك يا<br />
لطيف نسألك اللّطف أبدا، يا حفيظ قنا السّوء وشر ّالعدا.<br />
يا لطيف )ثلاثا(، من لعبدك العاجز الخائف الضّعيف.<br />
اللهم ّكما لطفت بي قبل سؤالي وكوني كن لي لا علي ّيا أمني وعوني، »الله لطيف بعباده يرزق من يشاء وهو القوي ّالعزيز«، )ثلاثا(،<br />
آنسني بلطفك يا لطيف أنس الخائف في الحال المخيف تأنّست بلطفك يا لطيف، وقيت بلطفك من الرّدى، وتحجّبت بلطفك عن<br />
الأعداء بلطفك ربّي اللّطيف الحفيظ، والله من ورائهم محيط بل هو قرآن مجيد، في لوح محفوظ. نجوت من كل ّخطب جسيم بقول<br />
ربّي: ولا يؤده حفظهما وهو العلي ّالعظيم، سلمت من كل ّشيطان وحاسد بقول ربّي وحفظا من كل ّشيطان مارد، وقيت وكفيت<br />
كل ّهم ّفي كل ّسبيل بقولي: حسبي الله ونعم الوكيل، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا<br />
ُفِي<br />
ْالْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي ْيَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه<br />
ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[، }لَا إِكْرَاه َفِي الدِّيْن ِقَد ْتَبَېَّن َالرُّشْد ُمِن َالْغَي ِّفَمَن ْيَكْفُر<br />
بِالطَّاغُوْت ِو َيُؤْمِن ْبِالله ِفَقَد ِاسْتَمْسَك َبِالْعُرْوَة ِالْوُثْقَى لَا انْفِصَام َلَهَا وَاللَّه ُسَمِيع ٌعَلِيْمٌ، الله ُوَلِي ُّالَّذِيْن َآمَنُوْا يُخْرِجُهُم ْمِن َالظُّلُمَات ِإِلَى النُّوْر<br />
ِوَالَّذِيْن َكَفَرُوْا أَوْلِيَاؤُهُم ُالطَّاغُوْت ُيُخْرِجُونَهُم ْمِن َالنُّوْر ِإِلَى الظُّلُمَات ِأُولَئِك َأَصْحَاب ُالنَّار ِهُم ْفِيْهَا خَالِدُوْنَ{ ]البقرة: ٢٥٦ - ٢٥٧[،<br />
}لَقَد ْجَاءَكُم ْرَسُوْل ٌمِن ْأَنْفُسِكُم ْعَزِيْز ٌعَلَيْه ِمَاعَنِتُّم ْحَر ِيْص ٌعَلَيْكُم ْبِالْمُؤْمِنِيْن َرَءُوْف ٌرَحِيْمٌ، فَإِن ْتَوَلَّوْا فَقُل ْحَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه<br />
تَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ ]التوبة:١٢٨ - ١٢٩[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }لِإِيْلَاف ِقُرَيْشٍ، إِيْلَافِهِم ْرِحْلَة َالشِّتَاء ِوَالصَّيْفِ،<br />
فَلْيَعْبُدُوْا رَب َّهَذَا الْبَيْتِ، الَّذِي ْأَطْعَمَهُم ْمِن ْجُوع ٍوَآمَنَهُم ْمِن ْخَوْفٍ{ ]قريش:١ - ٤[، اكتفيت بكهيعص، واحتميت بحم عسق،<br />
قوله الحق ّوله الملك، }سَلَام ٌقَوْلًا مِن ْرَب ٍّرَحِيْمٍ{ ]يس: ٥٨[، آحون، قاف، آدمّ، حمّ، هاء، آمين.<br />
١٩---<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٧<br />
كم باللّيل والنّهار بحق ّكلاءة رحمانيّتك،اللهم ّبحق ّهذه الأسرار قنا الشّر ّوالأشرار، وكل ّما أنت خالقه من الأكدار، قل من يكلؤ<br />
إكلأنا ولا تكلنا إلى غير إحاطتك، رب ّهذا ذل ّسؤال في بابك، ولا حول ولا قوّة إلا ّبك.<br />
كرّم وبجّل وعظّم، سيّدياللهم ّصل ّعلى من أرسلته رحمة للعالمين سيّدنا ومولانا محمّد خاتم النّبيّين، صلّى الله عليه وسلّم ومجّد وشرّف و<br />
لا تخلني من الرّحمة والأمان يا حنّان يا منّان، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٦<br />
حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أسألك بأسمائك العظام، وملائكتك الـكرام، وأنبيائك عليهم الصّلاة والسّلام، ونتوسّل إليك بكل ّنبي ّأرسلته، وكتاب أنزلته،<br />
وعمل تقبّلته، وحجج أوضحته، وعسر يسّرته، ورتق فتقته، وظلام نوّرته، وخائف أمّنته، ومتكلّم أصممته، أن تصرف كيد من كاد بي<br />
بسوء ومن أرادني بضر ّوقصدني، برحمتك يا أرحم الرّاحمين.<br />
اللهم ّاطمس على قلوبهم وعلى أيديهم، وزلزل أقدامهم، واجعل الدّائرة عليهم، وكن لي عونا عليهم واصرف عنّي أبصارهم بحق ّقولك؛<br />
}وَلَو ْنَشَاء ُلَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِم ْفَاسْتَبَقُوا الصِّرَاط َفَأَنَّى يُبْصِرُوْنَ، وَلَو ْنَشَاء ُلَمَسَخْنَاهُم ْعَلَى مَكَانَتِهِم ْفَمَا اسْتَطَاعُوْا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُوْنَ{<br />
ْ]يس:٦٦ - ٦٧[.<br />
اللهم ّأنت منتهى الأمل وعليك في كل ّالأمور المتّكل، ربّنا عليك توكّلنا وإليك أنبنا وإليك المصير، }وَمَا لَنَا أَلَّا نَتَوَكَّل َعَلَى الله ِوَقَد<br />
هَدَانَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَن َّعَلَى مَا آذَيْتُمُوْنَا{ ]إبراهيم:١٢[.<br />
اللهم ّإنّا توكّلنا عليك، وأسلمنا أمورنا إليك، فلا تخب ما لنا فيك، ولا اتّكالنا عليك، وخذ بنواصينا إليك، يا غاية النّهاية، يا صاحب<br />
العناية، يا رب ّالـكفاية الـكفاية، يا رب ّالعناية العناية يا دافع البليّات، يا كاشف الـكربات، يا غافر الزلاّت، يا مقيل العثرات، أقل<br />
عثرتي، وارحم ذلّتي، واكشف كربتي، واغفر زلّتي، وادفع عنّي بليّتي، يا من يقبل التّوبة عن عباده و يعفو عن السّيّئات، بكهيعص<br />
كفيت، وحم عسق حميت، وبنون والقلم، والنّور والظّلم، والوجود والعدم، واللّوح والقلم<br />
وآجال الأمم، }وَالله ُمِن ْوَرَائِهِم ْمُحِيْطٌ، بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢٠ - ٢٢[، }ق وَالْقُرْآن ِالْمَجِيْدِ{ ]ق: ١[،<br />
ِّكْرِ، بَل ِالَّذِيْن َكَفَرُوْا فِي ْعِزَّة ٍوَشِقَاقٍ{ ]ص:١ - ٢[، طس، حم، الم، المص، المر.}ص وَالْقُرْآن ِذِي الذ<br />
جلبهنا يا رحمن، هزجلق يا ودود. }سَيُهْزَم ُالْجَمْع ُو َيُوَلُّوْن َالدُّبُرَ{ ]القمر: ٤٥[، فقطع دابر القوم الّذين ظلموا والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين،<br />
}سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة ِعَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[، وصلّى الله على سيّدنا<br />
محمّد وآله أجمعين.<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٧<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
لا إله إلا ّالله السّميع القريب المجيب، تجيب دعوة الدّاع إذا دعاك، وتكشف السّوء وتختار من تشاء في الأرض خليفة، إن ّربّي لسميع<br />
الدّعاء، رب ّاجعلني مقيم الصّلاة ومن ذرّيتي ربّنا وتقبّل دعاء، ربّنا اغفر لي ولوالدي ّوللمؤمنين يوم يقوم الحساب، لا تجعلني بدعائك<br />
٢٠---<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ٨<br />
ِرب ّشقيّا، طه، يس، ق، ن، ص، طس، حم، كهيعص، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[،<br />
َ}الم، ذَلِك َالْكِتَاب ُلَا رَيْب َفِيْه ِهُدًى لِلْمُتَّقِيْنَ{ ]البقرة:١ - ٢[، أقسمت عليك بحاء الرّحمة وميم الملك ودال الدّوام، }مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله<br />
ُوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء ُعَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيمَاهُم ْفِي ْوُجُوْهِهِم ْمِن ْأَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك<br />
مَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة ِوَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيْل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِه ِيُعْجِب ُالزُّرَّاع َلِيَغِيظ َبِهِم ُالـْكُفَّار َوَعَد َالله<br />
الَّذِيْن َآمَنُوْا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[، أحون، قاف، أدمّ، حمّ، هاء، آمين.<br />
اللهم ّأنت الله لا إله إلا ّأنت، لا تأخذك سنة ولا نوم، لك ما في السّموات وما في الأرض، أنا عبدك ممّا في السّموات وما في<br />
الأرض ولا يشفع عندك أحد إلا ّبإذنك فاشفعني ولا تردّني لغيرك، وسع كرسيّك السّموات والأرض، ولا يؤدك حفظهما وأنت<br />
العلي ّالعظيم، فاحفظني من بين يدي ّومن خلفي وعن يميني وعن شمالي ومن فوقي ومن تحتي ومن ظاهري ومن باطني ومن بعضي<br />
ومن كلّي، ونوّر قلبي بنور علمك وعظمتك وعزّتك، إنّك أنت الله العلي ّالعظيم. هاء، سين، ميم، زاي، قاف، لام، ميم، يس والقرآن<br />
ِّكْرِ، بَل ِالَّذِيْن َكَفَرُوْا فِي ْعِزَّة ٍوَشِقَاقٍ{ ]ص:١ - ٢[، ماالحكيم، ن والقلم وما يسطرون، ق والقرآن المجيد، }ص وَالْقُرْآن ِذِي الذ<br />
نورك ببعيد، وإن ّرحمتك قريب من المحسنين، بمجموعها وحقائقها وأسرارها وما بطن من أمرك فيها عزّا لا ذل ّمعه وغنى لا فقر معه،<br />
وأنسا لا كدر فيه وأمنا لا خوف فيه، وأسعدنا بإجابة التّوحيد في إطاعتك حيث ما كنّا يوم الميثاق الأوّل في قبضتك، واطمس<br />
على وجوه أعدائنا وامسخهم على مكانتهم، فلا يستطيعون المضي ّولا المجيء إلينا }وَلَو ْنَشَاء ُلَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِم ْفَاسْتَبَقُوا الصِّرَاط َفَأَنَّى<br />
يُبْصِرُوْنَ، وَلَو ْنَشَاء ُلَمَسَخْنَاهُم ْعَلَى مَكَانَتِهِم ْفَمَا اسْتَطَاعُوْا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُوْنَ{ ]يس:٦٦ - ٦٧[، طه، يس، شاهت الوجوه )ثلاثا(،<br />
}وَعَنَت ِالْوُجُوه ُلِلْحَي ِّالْقَيُّوْمِ{ ]طه:١١١[.<br />
اللهم ّمن أشغل علينا فاجعلهم في شغل هائل عليهم يشغلهم عنّا، واجعلهم في بلاء يصيبهم ويحوجهم إلينا.<br />
اللهم ّيا مجـير الخائفين، أجرني من تسلّط الظّالمين يا حامل العرش، يا شديد البطش، يا حابس الوحش، احبس عنّي من يظلمني، و يا<br />
غالبا غير مغلوب، اجعلني غالبا على من يغلبني، ورد ّالله الّذين كفروا بغيظهم لم ينالوا خيرا وكفى الله المؤمنين القتال وكان الله قويّا<br />
عزيزا، وقد خاب من حمل ظلما، صم بكم عمي فهم لا يعقلون ولا يسمعون ولا يبصرون، ولا يتكلّمون ولا يتحرّكون ولا يختارون،<br />
ُولا ينظرون ولا ينطقون ولا يتفكّرون، ولا يتدبّرون ولا يتجاوزون، }وَجَعَلْنَا مِن ْبَيْن ِأَيْدِيْهِم ْسَدًّا وَمِن ْخَلْفِهِم ْسَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُم ْفَهُم ْلَا<br />
يُبْصِرُوْنَ{ ]يس:٩[، }وَلَو ْنَشَاء ُلَمَسَخْنَاهُم ْعَلَى مَكَانَتِهِم ْفَمَا اسْتَطَاعُوْا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُوْنَ{ ]يس:٦٧[، }فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو َالسَّمِيْع<br />
الْعَلِيْمُ{ ]البقرة:١٣٧[، بفضل بسم الله الرّحمن الرّحيم.<br />
اللهم ّصل ّعلى نبيّك الجامع الدّال ّعليك محمّد المصطفى خير البر يّة عليه أفضل الصّلاة والسّلام، وحسبنا الله ونعم الوكيل، ولا حول ولا<br />
قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، بسم الله سموت، وبكهيعص كفيت، وحم عسق حميت، لو يعلم الّذين كفروا حين لا يكفون عن وجوههم<br />
النّار ولا عن ظهورهم ولا هم ينصرون، بل<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ٨<br />
تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردّها ولا هم ينصرون، صابيون صابيون طابيون طابيون قيعود قيعود هو الدّائم تاد ساد.<br />
ِّكْر َوَإِنَّا لَه ُلَحَافِظُوْنَ{يا سلام سلّمني أنا ومن معي، احترست بحرز الله من قرار أرض الله إلى منتهى عرش الله، }إِنَّا نَحْن ُنَزَّلْنَا الذ<br />
]الحجر:٩[، }لَه ُمُعَقِّبَات ٌمِن ْبَيْن ِيَدَيْه ِوَمِن ْخَلْفِه ِيَحْفَظُوْنَه ُمِن ْأَمْر ِالل᧦ّٰهِ{ ]الرعد:١١[، احفظني أنا ومن معي يا حفيظ.<br />
٢١---<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٠ّ<br />
اللهم ّبخفي ّلطفك وبلطيف صنعك، وبجميل سترك: أدخلنا تحت كنفك وتشفّعنا بنبيّك محمّد صلّى الله عليه وسلّم، واكفنا كل ّذي شر<br />
في الدّنيا والآخرة بفضلك يا أرحم الرّاحمين.<br />
***<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي مننت علي ّبالإيمان، والمحبّة والطّاعة والتّوحيد، فأحاطت بي الغفلة والشّهوة والمعصية، وطرحتني النّفس في بحر الهوى فهي مظلمة،<br />
وعبدك محزون مهموم مغموم وقد التقمه نون الهوى، وهو يناديك نداء المحبوب المعصوم نبيّك وعبدك يونس بن متى، وهو يقول: لا<br />
إِله َإِلا ّأَنْت َسُبْحانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َاَلظّالِمِينَ، فاستجب لي كما استجبت له وأيّدني بالمحبّة في محل ّالتّفريد والوحدة، وأنبت عليه أشجار<br />
اللّطف والحنان، إنّك أنت الله الملك المنّان، وليس لي إلا ّأنت وحدك لا شر يك لك، ولست بمخلف وعدك لمن آمن بك، إذ قلت<br />
كذلك ننجّي المؤمنين.وقولك الحق ّفاستجبنا له ونجّيناه من الغمّ، و<br />
***<br />
حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٩<br />
حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
احتجبت بنور الله الدّائم الكامل، وتحصّنت بحصن الله القوي ّالشّامل، ورميت من بغى علي ّبسهم الله وسيفه القاتل.<br />
اللهم ّيا غالبا على أمره و يا قائما فوق خلقه، و يا حائلا بين المرء وقلبه، حل بيني وبين الشّيطان ونزغه، وبين من لا طاقة لي به من<br />
خلقك أجمعين.<br />
اللهم ّكف ّعنّي ألسنتهم واغلل أيديهم وأرجلهم، واربط على قلوبهم، واجعل بيني وبينهم سدّا من نور عظمتك وحجابا من قوّتك،<br />
وجندا من سلطانك إنّك حي ّقادر مقتدر قهّار.<br />
اللهم ّاغش عنّي أبصار الأشرار والظّلمة حتّى لا أبالي بأبصارهم يكاد سنا برقه يذهب بالأبصار، يقلّب الله اللّيل والنّهار إن ّفي ذلك<br />
لعبرة لأولي الأبصار، بسم الله كهيعص، بسم الله حم عسق، كماء أنزلناه من السّماء فاختلط به نبات الأرض فأصبح هشيما تذروه<br />
الر ّياح، هو الله الّذي لا إله إلا ّهو عالم الغيب والشّهادة هو الرّحمن الرّحيم، يوم الأزفة إذ القلوب لدى الحناجر كاظمين ما للظّالمين<br />
من حميم ولا شفيع يطاع، علمت نفس ما أحضرت، }فَلَا أُقْسِم ُبِالْخُنَّسِ، الْجَوَار ِالـْكُنَّسِ، وَاللَّيْل ِإِذَا عَسْعَسَ، وَالصُّبْح ِإِذَا تَنَفَّسَ{<br />
ِّكْرِ، بَل ِالَّذِين َكَفَرُوْا فِي ْعِزَّة ٍوَشِقَاقٍ{ ]ص: ١ - ٢[، شاهت الوجوه، )ثلاثا( وعميت]التكوير: ١٥ - ١٨[، }ص وَالْقُرْآن ِذِي الذ<br />
الأبصار، وكلّت الألسن، جعلت خيرهم بين أعينهم وشرّهم تحت أقدامهم، وخاتم سليمان بين أكتافهم لا يسمعون ولا يبصرون ولا<br />
ينطقون، بحق ّكهيعص، }فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو َالسَّمِيْع ُالْعَلِيْمُ{ ]البقرة:<br />
١٣٧[ )ثلاثا( }إِن َّوَلِيِّي َالله ُالَّذِي ْنَزَّل َالْكِتَاب َوَهُو َيَتَوَلَّى الصَّالِحـِيْنَ{ ]الأعراف:<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٠ٍ<br />
١٩٦[، )ثلاثا( }حَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ ]التوبة:١٢٩[، )ثلاثا( }بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح<br />
مَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢١ - ٢٢[.<br />
٢٢---<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١١<br />
اللهم ّاحفظني من فوقي ومن تحتي وعن يميني وعن شمالي، ومن خلفي ومن أمامي، ومن ظاهري ومن باطني، ومن بعضي ومن كلّي،<br />
وحل بيني وبين ما يحول بيني وبينك، يا الله، يا الله، يا الله، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى<br />
آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
***<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
وقل الحمد لل᧦ّٰه الّذي لم يتّخذ ولدا ولم يكن له شر يك في الملك، ولم يكن له ولي ّمن الذّل ّوكبّره تكبيرا، الحمد لل᧦ّٰه الّذي هدانا لهذا وما كنّا<br />
لنهتدي لو لا أن هدانا الله لقد جاءت رسل ربّنا بالحقّ، جزى الله عنّا سيّدنا ونبيّنا محمّدا صلّى الله عليه وسلّم ما هو أهله )ثلاثا( ربّنا لا<br />
تزغ قلوبنا بعد إذ هديتنا وهب لنا من لدنك رحمة إنّك أنت الوهّاب )ثلاثا( أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق )ثلاثا( بسم<br />
الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا( سبحان ربّي العظيم وبحمده ولا حول ولا قوّة<br />
إلا ّبالله العلي ّالعظيم )ثلاثا( أستغفر الله العظيم الّذي لا إله إلا ّهو، بديع السّموات والأرض وما بينهما، من جميع جرمي وظلمي وما<br />
جنيت على نفسي وأتوب إليه )ثلاثا(، لا إله إلا ّالله محمّد رسول الله صلّى الله عليه وسلّم )عشر مرّات(، ثبّتنا يا رب ّبقولها وارحمنا يا<br />
رب ّبفضلها، واجعلنا من خيار أهلها واحشرنا في زمرة محمّد صلّى الله عليه وسلّم )ثلاثا( آمين<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١١<br />
كة الصّالحـين بجودك وتب علينا يا عالم بحالنا يا رب ّاغفر لنا ذنبنا، يا رب ّاستر عيبنا، نسألك)ثلاثا( رب ّالعالمين، ارحم بها الوالدين ببر<br />
ربّنا بختام المرسلين، الحمد لل᧦ّٰه على فضل الله والشّكر لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
يا ودود، يا ذا العرش المجيد، يا مبدئ، يا معيد، يا فعّال لما يريد، بنور وجهك الّذي ملأ أركان عرشك، وبقدرتك الّتي قدّرت بها<br />
خلقك، وبرحمتك الّتي وسعت كل ّشيء، لا إله إلا ّأنت يا مغيث غيث المستغيثين.<br />
***<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
بسم الله المهيمن العزيز القادر، أجمل كل ّشيء وهو ناصري، ق، ج، ن، ص، انصرني فإنّك خير النّاصرين، وافتح لي فإنّك خير<br />
الفاتحـين، واغفر لي فإنّك خير الغافرين، وارحمني فإنّك خير الرّاحمين، واهدني ونجّني من القوم الظّالمين، آلم، طس، حم عسق، مرج<br />
البحرين يلتقيان، بينهما برزخ لا يبغيان، أسألك بها وبالآيات وبالأسماء كلّها وبالأعظم منها أن تجعل اللام طوع يدي ّوالألف الحاكم<br />
ٌعلي ّوالنّقطة وصلة منك إليّ، أحون، قاف، آدمّ، حمّ، هآء، آمين، فالحكم حكمك، والأمر أمرك، والسّر ّسرّك، ولا إله غيرك، وأنت<br />
الملك الحق ّالمبين، طه، يس، ن، ق، ص، طس، طسم، الم، الر، المر، المص، كهيعص، حم، والله من ورائهم محيط، }بَل ْهُو َقُرْآن<br />
مَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢١ - ٢٢[، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
***<br />
٢٣---<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي ١٢<br />
حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٣<br />
حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي<br />
ّبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّبتلألؤ نور بهاء حجب عرشك من أعدائي احتجبت، وبسطوة الجـبروت ممّن يكيدوني استترت، وبطول حول شديد قوّتك من كل<br />
سلطان تحصّنت، وبديموم قيّوم دوام أبديّتك من كل ّشيطان استعذت، بمكنون السّر ّمن سرّك من كل ّهم ّوغم ّتخلّصت، يا حامل<br />
العرش عن حملة العرش يا شديد البطش، يا حابس الوحش، احبس عنّي من ظلمني، واغلب من غلبني، كتب الله لأغلبن ّأنا ورسلي<br />
إن ّالله قوي ّعزيز.<br />
اللهم ّإنّي أسألك بسر ّالذّات بذات السّرّ، هو أنت أنت هو، لا إله إلا ّأنت، احتجبت بنور الله، وبنور عرش الله، وبكل ّاسم للّه، من<br />
عدوّي وعدو ّالله، ومن شر ّكل ّخلق الله، بمائة ألف ألف لا حول ولا قوّة إلا ّبالله، ختمت على نفسي وديني وأهلي ومالي وولدي<br />
وجميع ما أعطاني ربّي بخاتم الله القدّوس المنيع الّذي ختم به أقطار السّموات والأرض، حسبنا الله ونعم الوكيل، ثلاثا، وصلّى الله على<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
***<br />
حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
أشرق نور الله، وظهر كلام الله، وثبت أمر الله، ونفذ حكم الله، استعنت بالله، توكّلت على الله، ما شاء الله لا حول ولا قوّة إلا ّبالله،<br />
تحصّنت بخفي ّلطف<br />
كر الله، وبقوّة سلطان الله، دخلت في كنف الله، واستجرت برسول الله، برئتالله، وبلطيف صنع الله، وبجميل ستر الله، وبعظيم ذ<br />
من حولي وقوّتي واستعنت بحول الله وقوّته.<br />
اللهم ّاسترني في نفسي وديني وأهلي ومالي وولدي بسترك الّذي سترت به ذاتك فلا عين تراك، ولا يد تصل إليك يا أرحم الرّاحمين،<br />
يا رب ّالعالمين، احجبني عن القوم الظّالمين، بقدرتك يا قوي ّيا متين، يا أرحم الرّاحمين، بك نستعين.<br />
اللهم ّيا سابق الفوت، و يا سامع الصّوت، و يا كاسي العظام لحما بعد الموت، أغثني وأجرني من خزي الدّنيا وعذاب الآخرة لا حول<br />
ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد خاتم النّبيّين وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما كثيرا دائما إلى يوم الدّين، والحمد لل᧦ّٰه<br />
رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا، ومن خلفنا، وعن أيماننا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به كتابك<br />
العزيز، الّذي لا يأتيه الباطل من بين يديه ولا من خلفه تنز يل من حكيم حميد.<br />
٢٤---<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
ّكر حيث قلت }إِنَّااللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به الذ<br />
ِّكْر َوَإِنَّا لَه ُلَحَافِظُوْنَ{ ]الحجر:٩[.نَحْن ُنَزَّلْنَا الذ<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّماء حيث قلت،<br />
}وَحِفْظًا مِن ْكُل ِّشَيْطَان ٍمَارِدٍ{ ]الصافات:٧[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن أيماننا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبدك<br />
الّذي فهّمته وسخّرت له الشّياطين ثم ّقلت }وَكُنَّا لَهُم ْحَافِظِيْنَ{ ]الأنبياء:٨٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّقف المحفوظ<br />
حيث قلت، }وَجَعَلْنَا السَّمَاء َسَقْفًا مَحْفُوْظًا{ ]الأنبياء:٣٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّموات والأرض<br />
}وَلَا يَئُوْدُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبادك المحفوظين<br />
حيث قلت }وَهُو َالْقَاهِر ُفَوْق َعِبَادِه ِوَيُرْسِل ُعَلَيْكُم ْحَفَظَةً{ ]الأنعام:٦١[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّماء حيث قلت<br />
}وَزَيَّنَّا السَّمَاء َالدُّنْيَا بِمَصَابِيْح َوَحِفْظًا ذَلِك َتَقْدِيْر ُالْعَزِيْز ِالْعَلِيْمِ{ ]فصلت:١٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به اللّوح المحفوظ حيث<br />
قلت، }بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢١ - ٢٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبادك حيث قلت<br />
}لَه ُمُعَقِّبَات ٌمِن ْبَيْن ِيَدَيْه ِوَمِن ْخَلْفِه ِيَحْفَظُونَه ُمِن ْأَمْر ِالل᧦ّٰهِ{ ]الرعد:١١[.<br />
ٌاللهم ّأستحفظك بما يستحفظك به عبدك وابن عبدك ونبيّك يعقوب حيث قال }فَالله ُخَيْر ٌحَافِظًا وَهُو َأَرْحَم ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]يوسف:٦٤[.<br />
اللهم ّقنا سيّئات ما يمكرون بنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبدك الّذي قال: }وَأُفَوِّض ُأَمْرِي ْإِلَى الله ِإِن َّالله َبَصِيْر<br />
بِالْعِبَادِ{ ]غافر:٤٤[.<br />
اللهم ّاحرسنا بعينك واحفظنا بحفظك.<br />
اللهم ّاحفظنا بحياطتك.<br />
اللهم ّاحفظنا بجميل رعايتك.<br />
اللهم ّاحفظنا بحسن كلاءتك، أيّها المريد بنا سوءا، أيّها المحيق بنا شرّا، أيّها<br />
المكائد بنا إساءة، إنّي أعوذ بالرّحمن منك إن كنت تقيّا، إنّي عذت بربّي وربّكم أن ترجمون، اخسئوا فيها ولا تكلّمون، أخذت أسماعكم<br />
كم بسمع الله وبصره، وأخذت قوّتكم بقوّة الله تعالى بيني وبينكم، استترت منكم بسر ّالنّبوّة والأمان الّذي كانت الأنبياء يستترونوأبصار<br />
به من سطوات الفراعنة، فسترهم الله بستره، جبرائيل عن إيماننا، وميكائيل عن شمائلنا، ومحمّد صلّى الله عليه وسلّم أمامنا، والله العظيم<br />
مظل ّعلينا يحجز عنّا شرّكم ويمنعنا منكم، علم الله محيط بنا وبكم، وعين الله يرعانا ويرعاكم.<br />
اللهم ّمن أراد بنا مكرا أو غشيّا أو مكرا أو مسّنا من جن ّوإنس، فإنّا نسألك أن تخرج ذلك من صدورهم، وتختم على قلبه، وتضرب<br />
على أذنه، وتسد ّبصره، وتفخم لسانه، وتشد ّيده، وتغل رجله، وتميته بغضبه، وترد ّكيده في نحره، وأن يحيط ذلك السّوء به ويحيق<br />
كرسوخ السّجّيل على هامة أصحاب الفيل يا خير النّاصرين، و يا أكرم القادرين، و ياذلك المكر به كإحاطة القلائد على ترائب الولائد و<br />
٢٥---<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٧<br />
خير من دعي، و يا أفضل من أجاب، و يا أبذل من سئل، و يا أجود من أعطى، و يا خير من تجاوز، و يا أرحم الرّاحمين، رميت<br />
كل ّمن يريد بنا سوءا بحسبي الله ونعم الوكيل، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا بـ }كهيعص{ ]مريم:١[، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا<br />
بـ }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا، بالتّوكّل على الحي ّالّذي لا يموت وكفى بالله وكيلا، وهو أرحم<br />
الرّاحمين، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا بمحاريز السّبع المثاني والقرآن العظيم، إن أرادني الله بضر ّهل هن ّكاشفات ضرّه، أو أرادني<br />
برحمة هل هن ّممسكات رحمته، قل حسبي الله عليه يتوكّل المتوكّلون، حسبي الله لا إله إلا ّهو رب ّالعرش العظيم، وصلّى الله على سيّدنا<br />
محمّد وآله وصحبه أجمعين، آمين، برحمتك يا أرحم الرّاحمين.<br />
حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥<br />
حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٦<br />
حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّفك ّأقفال قلوبنا بمشيئتك، وأحسن توفيقنا بدوام الصّدق في إرادتك، وانشر علينا في هذه السّاعة راية هدايتك، وقلّدنا بسيوف<br />
ولايتك، وتوّجنا بتيجان معرفتك، وامطر علينا من سحاب رحمتك، واسقنا من شراب محبّتك، وأثبتنا في ديوان خاصّتك، وأوقفنا في<br />
ديوان ملاحظتك، وصف ّسرائرنا ونوّر بصائرنا، واجمع شملنا في حضائر قدسك، وآنسنا بلطائف أنسك، ولا تقطعنا بغيرك عن نفسك.<br />
اللهم ّما كان منّا من إقبال إلى غيرك، أو إعراض عنك تعمّدا أو خطأ أو نسيانا فأزله عنّا بشهود إحاطتك إنّك على كل ّشيء قدير،<br />
وصل ّوسلّم على سيّدنا محمّد عبد ذاتك ومشهد صفاتك وعلى آله وأصحابه وكل ّمنسوب إلى هذا الجناب، واجمعنا بك عليك يا من إليه<br />
المرجع والمآب.<br />
***<br />
حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
يا الله، يا منّان، يا كريم، يا ذا الفضل العظيم، من لهذا العبد العاصي غيرك، وقد عجز عن النّهوض إلى مرضاتك، وقطعته الشّهوة عن<br />
الدّخول في طاعتك، ولم يبق حبل يتمسّك به سوى توحيدك، وكيف يجـترئ على السّؤال من هو معرض عنك، أم كيف لا يسأل من<br />
هو محتاج إليك، وقد مننت علي ّالآن بالسّؤال منك، وجعلت حسبي الرّجاء فيك، فلا تردّني خائبا من رحمتك يا كريم، وقد جعلت<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٧<br />
ّلأسمائك حرمة فمن دعاك بها لا يشرك بك شيئا أجبته، فبحرمة أسمائك يا الله، يا مالك، يا قدّوس، يا سلام، يا مؤمن، يا مهيمن،<br />
يا عزيز، يا جبّار، يا متكبّر، يا خالق، يا بارئ، يا مصوّر، قني من الهم ّوالحزن والعجز والـكسل والجـبن والبخل والشّك وسوء الظّن<br />
وضلع الدّين وغلبته وقهر الرّجال، فإنّه لك الأسماء الحسنى، وقد سبّح لك ما في السّموات وما في الأرض وأنت العزيز الحكيم.<br />
اللهم ّإنّي أسألك خيرات الدّنيا وخيرات الدّين، خيرات الدّنيا بالأمن والرّفق والصّحّة والعافية، وخيرات الدّين بالطّاعة لك والتّوكّل<br />
عليك والرّضى بقضائك والشّكر على آلائك ونعمك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
***<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
٢٦---<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٨<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ربّنا عليك توكّلنا وإليك أنبنا وإليك المصير، ربّنا لا تجعلنا فتنة للّذين كفروا واغفر لنا، ربّنا إنّك أنت العزيز الحكيم، غفرانك ربّنا وإليك<br />
المصير، ربّنا اغفر لنا ذنوبنا وكفّر عنّا سيّئاتنا وتوفّنا مع الأبرار، شاهت الوجوه ثلاثا، وعنت الوجوه للحي ّالقيّوم، وقد خاب من حمل<br />
ظلما.<br />
اللهم ّأنت القيّوم القائم بتدبير ما أوجدت من العوالم أنت المحيط بنا وبكل ّشيء هو دونك وبعزّتك يا عزيز، وبتذلّلي لك وخضوعي بين<br />
يديك اصرف عنّي وعن من تحيط به شفقة قلبي ضرار الأضرار، ومكر الفجّار في اللّيل والنّهار يا عزيز، يا غفّار، يا وهّاب، يا ستّار، يا<br />
خفيّ، يا بارّ، يا شديد البطش يا قهّار، يا عزيز عزّني بعزّتك، يا غفّار اغفر لي ما عملته وظلمت به نفسي، فأنت المنعم علي ّوالمتفضّل<br />
عليّ، يا وهّاب هب لي نفسي ومالي وولدي وديني وغطّني بسترك، يا<br />
ستّار، يا خفيّ، كن لي خفيّا، يا بار ّاجعلني في عفوك واكتبني من الأبرار، يا شديد البطش، حل بيني وبين من يؤذيني، يا قهّار، اقهر<br />
ْمن كادني بسوء، واغلل يده الباطشة، حم حم حم حم حم حم حم، حمعسق، احمنا ممّا نخاف، يا خفي ّالألطاف نجّني ممّا أخاف،<br />
}وَرَد َّالله ُالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِغَيْظِهِم ْلَم ْيَنَالُوْا خَيْرًا وَكَفَى الله ُالْمُؤْمِنِيْن َالْقِتَال َوَكَان َالله ُقَوِيًّا عَزِيْزًا{ ]الأحزاب:٢٥[، }أَفَحَسِبْتُم ْأَنَّمَا خَلَقْنَاكُم<br />
عَبَثًا وَأَنَّكُم ْإِلَيْنَا لَا تُرْجَعُوْنَ، فَتَعَالَى الله ُالْمَلِك ُالْحَق ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َرَب ُّالْعَرْش ِالـْكَرِيْمِ، وَمَن ْيَدْع ُمَع َالله ِإِلَهًا آخَر َلَا بُرْهَان َلَه ُبِه ِفَإِنَّمَا<br />
حِسَابُه ُعِنْد َرَبِّه ِإِنَّه ُلَا يُفْلِح ُالْكَافِرُوْنَ، وَقُل ْرَب ِّاغْفِر ْوَارْحَم ْوَأَنْت َخَيْر ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]المؤمنون:١١٥ - ١١٨[، هش م ن م ل ق،<br />
}قُل ْآلل᧦ّٰه ُأَذِن َلـَكُم ْأَم ْعَلَى الله ِتَفْتَرُونَ{ ]يونس:٥٩[، }كهيعص{ ]مريم: ١[ اكفناهم ّالعدا، }ق{ ]ق:١[، }ص{ ]ص:١[، }ن{<br />
ْ]القلم:١[، }المر{ ]الرعد: ١[، }المص{ ]الأعراف:١[، }الم{ ]البقرة:١[، }طس{ ]النمل:١[، }طه{ ]طه:١[، }يس{ ]يس:١[، }وَمَا<br />
كَان َهَذَا الْقُرْآنُ{ ]يونس:٣٧[، }حَدِيْثًا يُّفْتَرَى{ ]يوسف: ١١١[، }وَحِيل َبَيْنَهُم ْوَبَيْن َمَا يَشْتَهُونَ{ ]سبأ:٥٤[، }وَجَعَلْنَا مِن ْبَيْن ِأَيْدِيْهِم<br />
ِسَدًّا وَمِن ْخَلْفِهِم ْسَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُم ْفَهُم ْلَا يُبْصِرُوْنَ{ ]يس:٩[، }هَذَا يَوْم ُلَا يَنْطِقُوْنَ، وَلَا يُؤْذَن ُلَهُم ْفَيَعْتَذِرُوْنَ{ ]المرسلات:٣٥ -<br />
َكَّرُوْنَ، أَمَّن ْيَهْدِيكُم ْفِي ظُلُمَات٣٦ِ[، }أَمَّن ْيُجِيب ُالْمُضْطَر َّإِذَا دَعَاه ُو َيَكْشِف ُالسُّوء َوَيَجْعَلـُكُم ْخُلَفَاء َالْأَرْض ِأَإِلَه ٌمَع َالله ِقَلِيْلًا مَا تَذ<br />
الْبَر ِّوَالْبَحْر ِوَمَن ْيُرْسِل ُالرِّيَاح َبُشْرًا بَيْن َيَدَي ْرَحْمَتِه ِأَإِلَه ٌمَع َالله ِتَعَالَى الله ُعَمَّا يُشْرِكُوْنَ{ ]النمل:٦٢ - ٦٣[، }سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة<br />
عَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[.<br />
***<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٨<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
ُبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
}هُو َالله ُالَّذِي ْْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن ُالْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ{ ]الحشر:٢٣[، }الله<br />
َّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َوَعَلَى الله ِفَلْيَتَوَكَّل ِالْمُؤْمِنُوْنَ{ ]التغابن:١٣[، }رَب ُّالْمَشْرِق ِوَالْمَغْرِب ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َفَاتَّخِذْه ُوَكِيْلًا{ ]المزمل:٩[ اللهم ّأنت<br />
ربّي لا إله إلا ّأنت عليك توكّلت وأنت رب ّالعرش العظيم، ما شاء الله كان وما لم يشأ لم يكن، اعلم }أَن َّالله َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْر ٌوَأَن<br />
الله َقَد ْأَحَاط َبِكُل ِّشَيْء ٍعِلْمًا{ ]الطلاق:١٢[، }وَأَن َّالسَّاعَة َآتِيَة ٌلَا رَيْب َفِيْهَا وَأَن َّالله َيَبْعَث ُمَن ْفِي الْقُبُوْرِ{ ]الحج:٧[.<br />
ِاللهم ّآنّي أعوذ بك من شر ّنفسي ومن شر ّالشّيطان الرّجيم، ومن شر ّكل ّدابة، أنت }آخِذ ٌبِنَاصِيَتِهَا إِن َّرَبِّي عَلَى صِرَاط ٍمُسْتَقِيْمٍ{<br />
]هود:٥٦[، }فَإِن ْتَوَلَّوْا فَقُل ْحَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ )١٢٩( ]التوبة: ١٢٩[، بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن<br />
٢٧---<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
الرَّحِيْمِ، }فَالله ُخَيْر ٌحَافِظًا وَهُو َأَرْحَم ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]يوسف: ٦٤[ آمنت بالله، ودخلت فى كنف الله، وتحصّنت بكتاب الله وآيات الله،<br />
الله أكبر، الله أكبر، ممّا أخاف وأحذر، أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق، بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض<br />
ْولا في السّماء وهو السّميع العليم، حسبي الله ونعم الوكيل، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، بسم الله على نفسي وديني وأهلي<br />
ومالي وعيالي وأصحابي، وعلى كل ّشيء أعطانيه ربّي الله الحافظ الكافي، بسم الله بابنا، تبارك حيطاننا، يس سقفنا، }وَالله ُمِن ْوَرَائِهِم<br />
مُحِيْطٌ، بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢٠ - ٢٢[ والله من ورائهم محيط، بل هو قرآن مجيد، في لوح محفوظ، ستر العرش<br />
ْمسبول علينا وعين الله ناظرة إلينا بحول<br />
الله لا يقدر أحد علينا ما شاء الله لا قوّة إلا ّبالله لا نخشى من أحد بألف }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن<br />
لَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[.<br />
اللهم ّاحفظني في ليلي ونهاري وظعني وأسفاري ونومي و يقظتي وحركاتي وسكناتي وذهابي وإيابي وحضوري وغيابي من كل ّسوء<br />
وبلاء وهم ّوغم ّونكد ورمد ووجع وصداع وألم وصمم وآفة وعاهة وفتنة ومصيبة وعدو ّوجاحد وماكر وساحر وخارق وطارق ومارق<br />
ّكر،َوخاين وسارق وحاكم وظالم وقاض وسلطان واحرسني من جميع الشّياطين والجن ّوالإنس، ومن جميع الخلق والبشر والأنثى والذ<br />
والحيّة والعقرب والدّبيب والهوام ّوالطّير والوحش، يا بارئ الأنام، يا حي ّيا قيّوم، يا ذا الجلال والإكرام، }فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو<br />
السَّمِيْع ُالْعَلِيْمُ{ ]البقرة:١٣٧[، }سَلَام ٌعَلَى نُوْح ٍفِي الْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:٧٩[، وسلام على الأنبياء والمرسلين }كهيعص{ ]مريم: ١[،<br />
}حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[، كفاية وحماية وحفظا لنا ووقاية.<br />
اللهم ّاستجب دعائي ولا تخيّب رجائي يا كريم أنت بحالي عليم.<br />
اللهم ّيسّر لي أمري واشرح لي صدري، واغفر لي ذنبي، واستر عيبي، وارحم شيبي، وطهّر قلبي، وتقبّل عملي وصلاتي واقض حاجتي،<br />
وبلّغني أملي وقصدي وإرادتي ووسّع رزقي وحسّن خلقي، واغنني بفضلك، ولا تهلـكني بغضبك وسامحني بكرمك وبلّغني مشاهدة الـكعبة<br />
والبيت الحرام والزّمزم والمقام ورؤ ية محمّد عليه أفضل الصّلاة والسّلام وجد برحمتك علي ّوعلى والدي ّوذرّيتي وأهلي وأقاربي والمسلمين،<br />
وادخلنا جنّة النّعيم، يا رب ّأنت الـكريم، وفيك أحسنت ظنّي فلا تخيّب رجائي، وعافني واعف عنّي يا غفور يا رحيم برحمتك يا أرحم<br />
الرّاحمين، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
الحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين حمدا كثيرا مباركا، كما يحب ّربّنا ويرضى، السّلام عليك أيّها النّبي ّورحمة الله وبركاته.<br />
اللهم ّصل ّعلى محمّد كما صلّيت على إبراهيم وبارك على محمّد وعلى آل محمّد كما باركت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنّك حميد مجيد، ربّنا<br />
تقبّل منّا إنّك أنت السّميع العليم.<br />
اللهم ّإنّي أشكو إليك ضعف قوّتي وقلّة حيلتي وهواني على المخلوقين، أنت رب ّالمستضعفين وأنت ربّي إلى من تكلني إلى عدّو ّبعيد<br />
يتجهمني أو إلى صديق قريب ملـّكته أمري، إن لم يكن لك علي ّغضب فلا أبالي، ولـكن ّعافيتك أوسع لي، أعوذ بنور وجهك الّذي<br />
أشرقت به الظّلمات وصلح عليه أمر الدّنيا والآخرة من أن ينزل بي غضبك أو يحل ّعلي ّسخطك لك العتبى حتّى ترضى، ولا حول ولا<br />
قوّة إلا ّبك.<br />
٢٨---<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
رب ّأشكو إليك تلوّن أحوالي وتوقّف سؤالي، يا من تعلّقت بلطف كرمه عوائد آمالي، يا من لا يخفى عليه خفاء حالي، يا من يعلم عاقبة<br />
أمري ومآلي، رب ّإن ّناصيتي بيدك وأموري عليها ترجع إليك وأحوالي لا تخفى عليك، وآلامي وأحزاني وهمومي معلومة من لديك قد<br />
جل ّمصابي وعظم اكتئابي وانصرم شبابي وتكدّر علي ّصفو شرابي، واجتمعت علي ّهمومي وأوصابي، وتأخّر عنّي تعجيل مطلبي، وتنجيز<br />
أغتابي، يا من إليه مرجعي ومآبي، يا من يسمع سرّي وعلانية خطابي، و يعلم ما علّة آلامي وحقيقة مابي، قد عجزت قدرتي، وقلّت<br />
حيلتي، وضعفت قوّتي، وتاهت<br />
فكرتي، واتسعت قضيّتي، وساءت حالتي، وبعدت أمنيتي، وعظمت حسرتي، وتصاعدت زفرتي، وفضح مكنون سرّي إسبال دمعتي<br />
وأنت ملجئي ووسيلتي، وإليك أرفع بثّي وحزني وشكايتي، وأرجوك لدفع علّتي، يا من يعلم مرقى علانيتي.<br />
اللهم ّبابك مفتوح للسّائل، وفضلك مبذول للسّائل، وإليك منتهى الشّكوى وغاية الوسائل.<br />
اللهم ّارحم دمعي السّائل، وجسمي النّاحل، وحالي الحائل، وسنادي المائل، يا من إليه ترفع الشّكوى، يا عالم السّر ّوالنّجوى، يا من<br />
يسمع ويرى، وهو بالمنظر الأعلى، يا رب ّالأرض والسّماء، يا من له الأسماء الحسنى، يا صاحب الدّوام والبقاء.<br />
رب ّعبدك قد ضاقت به الأسباب، وغلّقت دونه الأبواب، وتعذّر عليه سلوك طر يق الصّواب، ودار به الهم ّوالغم ّوالاكتئاب، وقضى<br />
ّعمره ولم يفتح له إلى فسيح تلك الحضرات، ومناهل الصّفو والرّاحات باب، وتصرّمت أيّامه والنّفس راتعة في ميادين الغفلة ودني<br />
الاكتساب، وأنت المرجو ّلـكشف هذا المصاب، يا من إذا دعي أجاب يا سر يع الحساب، يا رب ّالأرباب، يا عظيم الجناب. رب<br />
لا تحجب دعوتي، ولا ترد ّمسئلتي، ولا تدعني بحسرتي، ولا تكلني إلى حولي وقوّتي، وارحم عجزي وفاقتي، فقد ضاق صدري، وتاه<br />
فكري، وقد تحـيّرت في أمري، وأنت العالم بسرّي وجهري، المالك لنفعي وضرّي، القادر على تفريج كربي، وتيسير عسري.<br />
رب ّارحم من عظم مرضه وعز ّشفاؤه وكثر داؤه، وقل ّدواؤه، وأنت ملجاؤه ورجاؤه وعونه وشفاؤه، يا من غمّر العباد فضله<br />
وعطاؤه، ووسّع البر يّة جوده ونعماؤه، ها أنا ذا عبدك محتاج إلى ما عندك فقير ينتظر جودك ونعمك ورفدك، مذنب أسأل منك<br />
الغفران جان خائف، أطلب منك الصّفح والأمان، مسيئ عاص<br />
فعسى توبة تجلو بأنوارها ظلمات الإساءات والعصيان، سائل باسط يد الفاقة الكلّيّة، يسأل منك الجود والإحسان مسجون مقيّد، فعسى<br />
يفك ّقيده و يطلق من سجن حجابه إلى فسيح حضرات الشّهود والعيان، جائع عار فعسى يطعم من ثمرات التّقريب و يكسى من حلل<br />
الأمان، ظمآن ظمآن ظمآن، ٺتأجج في أحشائه لهيب النّيران، فعسى أن يبرد عنه نار الـكرب، ويسقى من شراب الحبّ، و يكرع من<br />
كاسات القرب، ويذهب عنه البؤس والآلام والأحزان، وينعم بعد بؤسه وألمه ويشفى من بعد مرضه حين كان ما كان؛ نآء غريب<br />
مصاب، قد بعد عن الأهل والأوطان، فعسى أن يذهب عنه صدأ القلب والشّقا، و يعود له القرب واللّقاء ويبدو له سلع والنّقا و يلوح<br />
له الآثل والبان، ويناله اللّطف وتحل ّعليه الرّحمة والرّضوان، يا عظيم يا منّان، يا رحيم يا رحمن، يا صاحب الجود والامتنان والرّحمة<br />
والغفران، يا رب ّيا رب ّيا ربّ، ارحم من ضاقت عليه الأكوان، ولم تؤنسه الثّقلان، وقد أصبح مولعا حيران، وأمسى غريبا ولو كان<br />
بين الأهل والأوطان، مزعجا لا يأو يه مكان، ولا يلهيه عن بثّه وحزنه تغيّر الأزمان، مستوحش لا يؤنس قلبه إنس ولا جان، يا من<br />
لا يسكن قلب إلا ّبقربه وأنواره، ولا يحيى عبد إلا ّبلطفه واعتزازه، ولا يبقى وجوده إلا ّبإمداده وإظهاره، يا من آنس عباده الأبرار<br />
وأوليائه المقرّبين الأخيار بمناجاته وأسراره، يا من أمات وأحيى وأقصى وأدنى وأسعد وأشقى وأضل ّوهدى وأفقر وأغنى وعافى وأبلى<br />
وقدّر وقضى كل بعظيم تدبيره وسابق تقديره.<br />
رب ّأي باب يقصد غير بابك، وأي جناب يتوجّه إليه غير جنابك، أنت العلي ّالعظيم الّذي لا حول ولا قوّة إلا ّبك.<br />
رب ّلمن أقصد وأنت المقصود، وإلى من أتوجّه وأنت الحق ّالموجود، ومن ذا الّذي يعطي وأنت صاحب الجود، ومن ذا الّذي أسأله<br />
وأنت الرّب ّالمعبود، وهل في الوجود رب ّسواك فيدعى، أم في المملـكة إله غيرك فيرجى، أم هل كريم غيرك فيطلب منه العطا، أم<br />
هل ثم ّجواد سواك فيسأل منه الفضل والنّعماء، أم هل حاكم<br />
غيرك فترفع إليه الشّكوى، أم هل من مجال للعبد الفقير يعتمد عليه، أم هل سواك رب ّتبسط الأكف ّوترفع الحاجات إليه فليس<br />
٢٩---<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
إلا ّكرمك وجودك يا من لا ملجأ منه إلا ّإليه، يا من يجـير ولا يجار عليه، ألهمتنا فعرفنا، أغيرك ها هنا رب فيرجى أو جواد فيسأل<br />
منه العطاء، قد جفاني القريب وملّني الطّبيب، وشمت بي العدو ّوالرّقيب، واشتد ّبي الـكرب والنّحيب، وأنت الودود الرّقيب الرّءوف<br />
المجيب.<br />
رب ّإلى من أشتكي وأنت العليم القادر، أم بمن أستنصر وأنت الولي ّالنّاصر، أم بمن أستغيث وأنت القوي ّالقاهر، أم إلى من ألتجئ<br />
وأنت الـكريم السّاتر، أم من ذا الّذي يجـبر كسري وأنت للقلوب جابر، أم من ذا الّذي يغفر عظيم ذنبي وأنت الرّحيم الغافر، يا عالم بما<br />
في السّرائر، يا من هو مطّلع على مكنون الضّماير، يا من فوق عباده قاهر، يا من هو الأوّل والآخر والباطن والظّاهر، رب ّدل ّحيرة<br />
هذا المكابر، وجد باللّطف والهداية والتّوفيق والعناية على عبد ليس له منك بد وهو إليك صائر، يا إله العباد، يا صاحب الجود، يا ممرّضي<br />
وأنت طبيبي، فلمن أشتكي وأنت عليم يا إلهي بعلّتي، والّذي بي حقيق على أن لا أشتكي إلا ّإليك، ولا عزم لي أن لا أتوكّل إلا ّعليك،<br />
يا من عليه يتوكّل المتوكّلون، يا من إليه يلجأ الخائفون، يا من بكرمه وجميل عوائده يتعلّق الرّاجون، يا من بسلطان قهره وعظيم رحمته<br />
يستغيث المضطرّون، يا من لوسع عطائه وجميل فضله ونعمائه، تبسط الأيدي ويسأل السّائلون، رب ّفاجعلني ممّن يتوكّل عليك وآمن<br />
خوفي إذا وصلت إليك، ولا تخيّب رجائي إذا صرت بين يديك، واجعلني ممّن تسوقه الضّرورات إليك، وأعطني من فضلك العظيم،<br />
وجد علي ّبرفدك العظيم، واجعلني بك ومنك وإليك، واجعلني دائما بين يديك.<br />
وارحم بجودك عبدا ما له سبب ... يرجو سواك، ولا علم ولا عمل<br />
يا من به ثقتي يا من به فرجي ... يا من عليه ذوا الفاقات يتّكلوا<br />
أدرك بقيّة من ذابت حشاشته ... قبل الفوات، فقد ضاقت بي الحيل<br />
يا مفرّج الـكربات، يا مجلي العظيمات، يا مجيب الدّعوات، يا غافر الزّلاّت، يا ساتر العورات، يا رافع الدّرجات، يا رب ّالأرضين<br />
والسّموات، رب ّارحم من<br />
ضاقت به الحيل وتشابهت لديه السّبل ولم يجد لقلبه قرارا، لا علم ولا عمل، يا من عليه المتّكل، يا من إذا شاء فعل، يا من لا يبرمه<br />
سؤال من سأل، رب ّفأجب دعائي واسمع ندائي، ولا تخيّب رجائي، وعجّل لي شفاء دائي، وعافني بجودك ورحمتك من عظيم بلائي،<br />
يا رب ّيا مولاي، رب ّإنّي قل ّإصطباري، وطال انتظاري واشتدّت بي فاقتي واضطراري، وعظمت علي ّهمومي، وأوزاري وأحزاني<br />
وأكداري، وتطاول علي ّسواد ليلي، وبعد عنّي طلوع بياض نهاري، وأنت القادر على دفع أعصاري، وذهاب آصاري، وتفريج كربي<br />
وإصلاح قلبي، رب ّإنّي قد لاح لي بارق من سحائب رحمتك، فوقفت على باب حضرتك انتظر عواطف جودك، ولطائف رحمتك،<br />
وتعلّقت أطماعي بعوائد إحسانك، وصنائع الفضل، وانبسطت آمالي في واسع كرمك، ووعد ربوبيّتك، فلا تردّني بكرة الخائب الخاسر،<br />
ّولا ترجعني بحسرة النّادم الخاسر، ولا تجعلني ممّن حجب عن الوصول وبقي بين الرّد ّوالقبول متردّدا حائرا، يا من هو على من يشاء<br />
قادر يا قوي ّيا عزيز يا ناصر، رب ّخذ بيدي وارحم قلّة صبري وضعف جلدي، رب ّإنّي أشكو إليك فأطلقني من سجن الحجاب، من<br />
علي ّبما مننت به على الأولياء والأحباب، وطهّر قلبي من الشّرك والشّك ّوالارتياب، وثبّتني أبدا قائما في الحياة وعند الممات على السّنّة<br />
كّرني ووفّقني واجعلني من أولي الفهم في الخطاب، وكن لي بلطفك ورحمتك وحنانك ورأفتك فيما بقيوالكتاب، وفهّمني وعلّمني وذ<br />
من عمري وعند حضور أجلي و يوم يقوم الأشهاد للحساب، وآمن خوفي واجعلني من الطّيّبين الطّاهرين وممّن يتلقّى بسلام إذا فتحت<br />
الأبواب، رب ّأنت الّذي بقدرتك خلقتني وبرحمتك هديتني وبنعمتك ربّيتني وبلطفك هديتني، ولجميل سترك سترتني، في أحسن صورة<br />
ركّبتني، وفي عوالم أبدائك بدأتني، وفي خير أمّة أخرجتني، وسبيل النّجدين ألهمتني، فأتمم علي ّنعمتك الّتي لا تحصى وكمّل لدي ّأياديك<br />
الّتي لا تنسى، واجعلني ممّن هدي واهتدى، وسمع ووعى، وقرب وأدنى، وممّن سبقت له منك الحسنى، ومن نال أفضل ما يتمنّى،<br />
٣٠---<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٠<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٠<br />
واجعلني من أهل القرب واللّقا، والرّتبة العليا في دار البقاء، ولا تجعلني ممّن ضل وغوى، ولا ممّن قسم له نصيب من الشّقاء، ولا ممّن<br />
اشتغل بما يفنى، ولا ممّن ضل ّسعيه في الحياة الدّنيا، وهم يحسبون أنّهم يحسنون صنعا، ربّنا وسعت كل ّشيء رحمة وعلما، وقد علمت<br />
ما كان وما يكون منّا، وتقدّس علمك الأعلى، وجرى القلم بما شئت من القضاء، فليس لنا إلا ّما إليه وفّقتنا، ولا مفر ّلنا إلا ّعمّا به<br />
رددتنا فتداركنا بفضلك ورحمتك وحفّنا بعفوك ومغفرتك، رب ّفكما وسعت كل ّما كان في علمك الأعلى، وأحطت بما كان وما يكون<br />
منّي وبكل ّشيء حكما وعلما، فجد علي ّفي كل ّذلك برحمتك الواسعة العظمى، واغمسني في بحار كرمك وعفوك وحلمك أبدا يا من إذا<br />
وعد وفّى، يا من وسع كل ّشيء رحمة وعلما، إلهي طلبتك وطلبت الحق ّإليك فأعنّي على الوصول والتّوصّل إليك، واجمعني واجمع بي يا<br />
من تشاء عليك.<br />
اللهم ّإنّا نسألك حسن الأدب عند إرخاء الحجاب برحمتك يا أرحم الرّاحمين، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه أجمعين، سبحان<br />
ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، بك منك إليك أستغفرك وأتوب إليك فاغفر لي وتب علي ّلا إله إلا ّأنت سبحانك إنّي كنت<br />
من الظّالمين، بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[،<br />
والمعوذتين، والفاتحة، }الم،<br />
ذَلِك َالْكِتَاب ُلَا رَيْب َفِيه ِهُدًى لِلْمُتَّقِيْنَ، الَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِالْغَيْب ِو َيُقِيْمُوْن َالصَّلَاة َوَمِمَّا رَزَقْنَاهُم ْيُنْفِقُوْنَ، وَالَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِمَا أُنْزِل َإِلَيْك َوَمَا<br />
أُنْزِل َمِن ْقَبْلِك َوَبِالْآخِرَة ِهُم ْيُوْقِنُوْنَ، أُولَئِك َعَلَى هُدًى مِن ْرَبِّهِم ْوَأُولَئِك َهُم ُالْمُفْلِحُوْن } َ]البقرة: ١ - ٥[.<br />
}وَإِلَهُكُم ْإِلَه ٌوَاحِد ٌلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]البقرة:١٦٣[<br />
}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا<br />
بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{<br />
]البقرة:٢٥٥[،<br />
}آمَن َالرَّسُوْل ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِالله ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوْا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا<br />
غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن ْنَسِينَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا<br />
وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِيْن َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه ِوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا أَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى<br />
الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٥ - ٢٨٦[،<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم }سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي وَيُمِيت ُوَهُو َعَلَى<br />
ُكُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل ُوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي خَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي سِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى<br />
عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُون َبَصِيْرٌ، لَه<br />
ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[<br />
}هُو َاللَّه ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن<br />
٣١---<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١َ<br />
ْالْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو<br />
ِّالْعَزِيز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢ - ٢٤[. . .، }قُل ِاللَّهُم َّمَالِك َالْمُلْك ِتُؤْتِي الْمُلْك َمَن ْتَشَاء ُوَتَنْزِع ُالْمُلْك َمِمَّن ْتَشَاء ُوَتُعِز ُّمَن ْتَشَاء ُوَتُذِل ُّمَن<br />
تَشَاء ُبِيَدِك َالْخـَيْر ُإِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، تُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِوَتُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَتُخْرِج ُالْحَي َّمِن َالْمَيِّت ِوَتُخْرِج ُالْمَيِّت َمِن َالْحَي<br />
وَتَرْزُق ُمَن ْتَشَاء ُبِغَيْر ِحِسَابٍ{ ]آل عمران:٢٦ - ٢٧[، }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[ }سَلَام ٌقَوْلًا مِن ْرَب ٍّرَحِيْمٍ{ ]يس:٥٨[،<br />
قوله الحق ّوله الملك، مرج البحرين يلتقيان، بينهما برزخ لا يبغيان، آلر، كهيعص، طس، حم، ق، ن، جبرائيل، ميكائيل، إسرافيل،<br />
عزرائيل، عليهم السّلام، أبو بكر، عمر، عثمان، عليّ، أبو الحسن الشّاذلي ّرضي الله عنهم، الله أكبر، سبعا، طاء، إن نشأ ننزّل عليهم<br />
ُمن السّماء آية فظلّت أعناقهم لها خاضعين، حكمت على أنفس أعدائي، الطّاء طهور، سبعا، لا إله إلا ّالله، سبعا، باء سلام قولا من<br />
َرب ّرحيم، فلقت عقولهم بالقاف يدعو سبعا، سبحان الله سبعا، }سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك<br />
السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي وَيُمِيت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل ُوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي خَلَق<br />
السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي سِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا<br />
وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُون َبَصِيْرٌ{ ]الحديد:١ - ٤[، حآء فتحت بها باب الاستمطار من الفتّاح العليم محببه سبعا، يا سلام<br />
سبعا، سلبت عن نفسي وأهلي ومالي وولدي جميع المضار ّصوّره سبعا، الحمد لل᧦ّٰه سبعا، عين ملأت قلبي عزّة ونورا، محببه سبعا، يا<br />
ّسلام سبعا، سين أسألك بالسّناء الأعظم أن تعطيني مفتاح قلبي سقفاطيس سبعا، الله سبعا، رب ّأعوذ بك من همزات الشّياطين،<br />
وأعوذ بك رب ّأن يحضرون، رب<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١<br />
ْأسألك حولا من حولك وقوّة من قوّتك وتأييدا من تأييدك حتّى لا أرى غيرك، ولا أشهد سواك سقاطيم، سبعا، آحون، قاف، آدمّ،<br />
ُحمّ، هاء، آمين، }مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله ِوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء ُعَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيمَاهُم<br />
فِي وُجُوهِهِم ْمِن ْأَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك َمَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة ِوَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوْقِه ِيُعْجِب<br />
الزُّرَّاع َلِيَغِيظ َبِهِم ُالـْكُفَّار َوَعَد َالله ُالَّذِيْن َآمَنُوْا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[، بحق ّمحمّد وجبر يل وميكائيل<br />
وإسرافيل وعزرائيل والرّوح عليهم الصّلاة والسّلام وبحق ّأبي بكر الصّدّيق وعمر الفاروق وعثمان بن عفّان وعلي ّبن أبي طالب وأبي<br />
الحسن الشّاذلي رضي الله عنهم، أن تقضي حاجتي وتكفيني مهمّاتي. )اللهمّ( يا عظيم، عظمتك وقائي من القوم الظّالمين، وجمالي على<br />
العالمين، فأعضدني بالملائكة أجمعين، فاستجب لي إنّك أنت السّميع العليم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه أجمعين، والحمد لل᧦ّٰه<br />
رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
يا الله يا نور يا حق ّيا مبين، افتح قلبي بنورك، وعلّمني من علمك، وفهّمني عنك، وأسمعني منك، وبصّرني بك، وأحيني بروح منك،<br />
وأقمني بشهودك، وعرّفني الطّر يق إليك، وهوّنها علي ّبفضلك، وألبسني لباس التّقوى منك وبك إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
كّرني وتب علي ّواغفر لي مغفرة أنسى بها كل ّشيء سواك، وهب لي تقواك، واجعلني ممّن يحبّك ويخشاك، واجعل ليكرني وذاللهم ّاذ<br />
من كل ّهم ّوغم ّوضيق<br />
٣٢---<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١<br />
وهوى وشهوة وخطرة وفكرة وكل ّقضاء وأمر فرجا ومخرجا أحاط علمك بجميع المعلومات، وعلت قدرتك على جميع المقدورات، وجلّت<br />
إرادتك أن يوافقها أو يخالفها شيء من الكائنات، حسبي الله وأنا بريء ممّا سوى الله، الله لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش<br />
العظيم، لا إله إلا ّالله نور عرش الله، لا إله إلا ّالله نور لوح الله، لا إله إلا ّالله نور قلم الله، لا إله إلا ّالله نور رسول الله، لا إله<br />
ّإلا الله آدم خليفة الله، لا إله إلا ّالّه نوح نجي ّالله، لا إله إلا ّالله إبراهيم خليل الله، لا إله إلا ّالله موسى كليم الله، لا إله إلا ّالله<br />
عيسى روح الله، لا إله إلا ّالله محمّد حبيب الله، لا إله إلا ّالله الرّب ّالإله الملك الحق ّالمبين خالق كل ّشيء وهو الواحد القهّار، رب<br />
السّموات والأرض وما بينهما العزيز الغفّار، لا إله إلا ّالله العلي ّالعظيم، لا إله إلا ّالله الحليم الـكريم، سبحان الله رب ّالسّموات السّبع<br />
ورب ّالعرش العظيم، الحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين، بسم الله وبالله ومن الله وإلى الله وعلى الله فليتوكّل المؤمنون، حسبي الله آمنت بالله رضيت<br />
بالله توكّلت على الله ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله، أتوب إليك بك منك، ولو لا أنت لما تبت إليك، فانزع من قلبي محبّة غيرك، واحفظ<br />
جوارحي من مخالفة أمرك، وتالله لئن لم ترعني بعينك، وتحفظني بقدرتك لأهلـكن ّنفسي ولأهلـكن ّأمّة من خلقك، ثم ّلا يعود ضرر<br />
ذلك إلا ّعلى عبدك، أعوذ برضاك من سخطك، وأعوذ بمعافاتك من عقوبتك، وأعوذ بك منك لا أحصى ثناء عليك أنت كما أثنيت<br />
على نفسك، بل أنت أجل ّمن أن يثنى عليك، وإنّما هي أعراض تدل ّعلى كرمك، قد منحتها لنا على لسان رسولك، لنعبدك بها على<br />
أقدارنا لا على قدرك، فهل جزاء الإحسان الأوّل الكامل إلا ّالإحسان، يا من به ومنه وإليه يعود كل ّشيء، نسألك بحرمة الأستاذ،<br />
بل بحرمة النّبي ّالهادي، بل بحرمة السّبعين والثّمانية، بل بحرمة أسرار ما منك إلى محمّد النّبي ّالأمّي ّصلّى الله عليه وسلّم رسولك، بل<br />
بحرمة سيّدة آي القرآن من كلامك المجيد، بل بحرمة السّبع المثاني والقرآن العظيم، بل بحرمة كتبك المنزّلة، بل بحرمة الاسم الأعظم<br />
ْالّذي لا<br />
يضر ّمعه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم، بل بحرمة }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن<br />
لَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[، اكفني كل ّغفلة وشهوة ومعصية فيما تقدّم وفيما تأخّر، واكفني كل ّطالب يطلبني بالحق ّوغير<br />
الحق ّفي الدّنيا والآخرة فإنّه لك الحجّة البالغة وأنت على كل ّشيء قدير، واكفني هم ّالسّبعين والثّمانية، واكفني هم ّالرّزق وخوف الخلق،<br />
واسلك بي سبيل الصّدق وانصرني بالحق ّواكفني كل ّهم ّوغم ّوكل ّهول دون الجنّة، واكفنا كل ّعذاب من فوقنا أو من تحت أرجلنا<br />
أو يلبسنا شيعا أو يذيق بعضنا بأس بعض، واكفنا سوء ما تعلّق به علمك ممّا كان أو يكون إنّك على كل ّشيء قدير، سبحان الملك<br />
الخلاّق، سبحان الخالق الرزّاق، سبحان الله عمّا يصفون، عالم الغيب والشّهادة فتعالى الله عمّا يشركون، سبحان ذي العرش والجـبروت،<br />
سبحان ذي القدرة والملـكوت، سبحان من يحيي ويميت، سبحان الحي ّالّذي لا يموت، سبحان القائم القادر، سبحان القادر القاهر،<br />
وهو القاهر فوق عباده وهو الحكيم الخبير، سبحان القائم الدّائم، قل حسبي الله عليه يتوكّل المتوكّلون، أعوذ بالله من جهد البلاء ومن<br />
سوء القضاء ومن درك الشّقاء ومن شماتة الأعداء، وأعوذ بالله ربّي وربّكم من كل ّمتكبّر لا يؤمن بيوم الحساب، يا من بيده ملـكوت<br />
كل ّشيء وهو يجـير ولا يجار عليه، انصرني بالخوف منك والتّوكّل عليك حتّى لا أخاف أحدا غيرك، ولا أرجو غيرك ولا أعبد شيئا<br />
سواك يا خالق سبع سموات ومن الأرض مثلهن ّيتنزّل الأمر بينهنّ، أشهد أنّك على كل ّشيء قدير، وأنّك قد أحطت بكل ّشيء علما،<br />
وأحصيت كل ّشيء عددا، نسألك بهذا الأمر الّذي هو أجل ّالموجودات، وإليه المبدأ والمنتهى وإليه غاية الغايات، سخّر لنا هذا البحر<br />
بحر الدّنيا وما فيه ومن فيه كما سخّرت البحر لموسى، وسخّرت النّار لإبراهيم، وسخّرت الجبال والحديد لداود، وسخّرت الرّيح والشّياطين<br />
والجن ّوالإنس لسليمان، وسخّر لي كل بحر، وسخّر لي كل ّجبل، وسخّر لي كل ّحديد، وسخّر لي كل ّشيطان من<br />
َالجن ّوالإنس، وسخّر لي نفسي، وسخّر لي كل ّشيء يا من بيده ملـكوت كل ّشيء وانصرني باليقين، وأيّدني بالرّوح الأمين، صدق الله<br />
ْكِرَة ًلِمَن ْيَخْشَى، تَنْز ِيْلًا مِمَّن ْخَلَقْوعده ونصر عبده وأعز ّجنده وهزم الأحزاب وحده، }طه، مَا أَنْزَلْنَا عَلَيْك َالْقُرْآن َلِتَشْقَى، إِلَّا تَذ<br />
الْأَرْض َوَالسَّمَاوَات ِالْعُلَى، الرَّحْمَن ُعَلَى الْعَرْش ِاسْتَوَى، لَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْت َالثَّرَى، وَإِن ْتَجْهَر<br />
٣٣---<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٢<br />
بِالْقَوْل ِفَإِنَّه ُيَعْلَم ُالسِّر َّوَأَخْفَى، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى{ ]طه:١ - ٨[، أسألك بهذا الاسم العظيم الّذي حفظت به أوليائك<br />
الـكرام إنّك أنت الملك العلاّم، أن تجعلني بالأسوة الحسنة الّتي كانت في إبراهيم والّذين معه إذ قالوا لقومهم إنّا برءآؤ منكم وممّا تعبدون<br />
من دون الله كفرنا بكم، وبدا بيننا وبينكم العداوة والبغضاء أبدا حتّى تؤمنوا بالله وحده، جل ّربّنا أن يوجد بشيء أو يفقد بشيء، فإنّه<br />
لن يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم: وأحيي أمري بالتّقوى، وأيدني بالنّصر المبين، إنّك على كل ّشيء<br />
قدير، إن ّالله وملائكته يصلّون على النّبيّ، يا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه وسلّموا تسليما، ثم يقرأ صلاة التشهد، ثم سورة الأنعام إلى قوله:<br />
ْالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَجَعَل َالظُّلُمَات ِوَالنُّوْر َثُم َّالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِرَبِّهِم ْيَعْدِلُوْنَ، هُو َالَّذِي ْخَلَقَكُم ْمِن ْطِيْن ٍثُم َّقَضَى<br />
ْأَجَلًا وَأَجَل ٌمُسَمًّى عِنْدَه ُثُم َّأَنْتُم ْتَمْتَرُوْنَ، وَهُو َالله ُفِي السَّمَاوَات ِوَفِي الْأَرْض ِيَعْلَم ُسِرَّكُم ْوَجَهْرَكُم ْو َيَعْلَم ُمَا تَكْسِبُوْنَ، وَمَا تَأْتِيْهِم<br />
ْمِن ْآيَة ٍمِن ْآيَات ِرَبِّهِم ْإِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِيْنَ، فَقَد ْكَذَّبُوْا بِالْحَق ِّلَمَّا جَاءَهُم ْفَسَوْف َيَأْتِيهِم ْأَنْبَاء ُمَا كَانُوْا بِه ِيَسْتَهْزِئُوْنَ، أَلَم ْيَرَوْا كَم<br />
أَهْلَكْنَا مِن ْقَبْلِهِم ْمِن ْقَرْن ٍمَكَّنَّاهُم ْفِي الْأَرْض ِمَا لَم ْنُمَكِّن ْلـَكُم ْوَأَرْسَلْنَا السَّمَاء َعَلَيْهِم ْمِدْرَارًا وَجَعَلْنَا الْأَنْهَار َتَجْرِي مِن ْتَحْتِهِم ْفَأَهْلَكْنَاهُم<br />
بِذُنُوبِهِم ْوَأَنْشَأْنَا مِن ْبَعْدِهِم ْقَرْنًا آخَرِيْنَ، وَلَو ْنَزَّلْنَا عَلَيْك َكِتَابًا فِي ْقِرْطَاس ٍفَلَمَسُوْه ُبِأَيْدِيهِم ْلَقَال َالَّذِين َكَفَرُوا إِن ْهَذَا إِلَّا سِحْر ٌمُبِيْنٌ، وَقَالُوْا<br />
ٌلَوْلَا أُنْزِل َعَلَيْه ِمَلَك ٌوَلَو ْأَنْزَلْنَا مَلَكًا لَقُضِي َالْأَمْر ُثُم َّلَا يُنْظَرُونَ، وَلَو ْجَعَلْنَاه ُمَلَكًا لَجَعَلْنَاه ُرَجُلًا وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم ْمَا يَلْبِسُوْنَ{ ]الأنعام:١ - ٩[<br />
ْ}الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْهَدَانَا لِهَذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِي َلَوْلَا أَن ْهَدَانَا الل᧦ّٰهُ{ ]الأعراف:٤٣[ }وَقُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْلَم ْيَتَّخِذ ْوَلَدًا وَلَم ْيَكُن ْلَه ُشَر ِيْك<br />
ِفِي الْمُلْك ِوَلَم ْيَكُن<br />
لَه ُوَلِي ٌّمِن َالذُّل ِّوَكَبِّرْه ُتَكْبِيْرًا{ ]الإسراء:١١١[، }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْأَنْزَل َعَلَى عَبْدِه ِالْكِتَاب َوَلَم ْيَجْعَل ْلَه ُعِوَجًا{ ]الـكهف:١[ }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه<br />
ُالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَلَه ُالْحَمْد ُفِي الْآخِرَة ِوَهُو َالْحَكِيْم ُالْخَبِيْرُ{ ]سبأ:١[ }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِفَاطِر ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْضِ{ ]فاطر:<br />
١[ الآية، }قُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِوَسَلَام ٌعَلَى عِبَادِه ِالَّذِيْن َاصْطَفَى{ ]النمل:٥٩[ }فَلِلَّه ِالْحَمْد ُرَب ِّالسَّمَاوَات ِوَرَب ِّالْأَرْض ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، وَلَه<br />
الـْكِبْرِيَاء ُفِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الجاثية:٣٦ - ٣٧[ الله أكبر، صدق الله وعده ونصر عبده وهزم الأحزاب<br />
وحده، ثم ّيقرأ سورة طه إلى قوله تعالى: }وَمَا تَحْت َالثَّرَى{ ]طه:٦[ أسألك هذا الحظ ّالّذي خصّصت أولياءك الـكرام به فاغفر لي<br />
فإنّك الملك العلام، وهب لي أن أكون بالقدوة الحسنة الّتي كانت في إبراهيم والّذين معه إذ قالوا لقومهم إنّا برءؤا منكم وممّا تعبدون<br />
من دون الله كفرنا بكم وبدا بيننا وبينكم العداوة والبغضاء أبدا حتّى تؤمنوا بالله وحده واجعل لي من لدنك سلطانا نصيرا، كما جعلته<br />
لمحمّد حبيبك وموسى كليمك، حتّى لا يصل إلينا أحد من خلقك، ربّنا عليك توكّلنا وإليك أنبنا وإليك المصير. ربّنا لا تجعلنا فتنة للّذين<br />
كفروا واغفر لنا ربّنا إنّك أنت العزيز الحكيم. إنّي توكّلت على الله ربّي وربّكم ما من دابّة إلا ّهو آخذ بناصيتها إن ّربّي على صراط<br />
مستقيم. إن ّوليّي الله الّذي نزّل الكتاب وهو يتولّى الصّالحـين. حسبي الله لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم، قل هو<br />
ربّي لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وإليه متاب.<br />
فإن تولّوا فقل حسبي الله لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم. وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما<br />
كثيرا.<br />
***<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٢<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله استفتحت، وبه اعتصمت، وعليه اعتمدت، الله الله الله، حسبي الله لا حول ولا قوّة إلا بالله، يا كافي، يا كفيل، يا حفيظ،<br />
٣٤---<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٣<br />
يا نور، يا معين، يا وكيل، يا حقّ، يا مبين، يا قويّ، يا متين.<br />
اللهم ّبالنّور الأكمل المجمل، بالمفصّل بكلمات الله الّتي لا ٺتبدّل ولا تتحوّل، يا من لا آخر له فيعلم له أوّل.<br />
اللهم ّإنّي أسألك نور القلب وصفآء اللّب ّوثبات الحب ّوحلاوة القرب وخوف السّلب وكشف الـكرب، والمراقبة والحيآء والاصطفائيّة<br />
والصّفاء وخلاصة الود ّوالوفاء يا واسع العطا، يا كاشف الغطا، يا غافر الخطا، أسألك اللهم ّكشف السّر ّوتحقيق الأمر ودوام المدد<br />
والاستقامة فيما يرد على حكم ما أوردته وما ورد. اللهم ّإنّي أسألك التّوفيق والحفظ في الطّر يق والصّدق والتصديق والأدب في صحبة<br />
أهل طر يق التّحقيق.<br />
اللهم ّعرّفني الطّر يق إليك والأدب في الوقوف بين يديك والأخذ منك والرّد ّإليك.<br />
اللهم ّاجمعني ولا تفرّقني وقرّبني ولا تبعّدني وخلّصني وخصّصني وسدّدني وأيّدني.<br />
اللهم ّبك أستعيذ اكلئني كلاءة الوليد لا تكلني إلى نفسي واجذبني بك إليك عن حسّي، واجعل بك لا بغيرك أنسي.<br />
اللهم ّحقّقني بحقيقة الاسم وارفع عنّي حجاب الجسم، وأشهدني معنى مجرّدا عن الصّورة والرّسم.<br />
اللهم ّعرّفني من أنا حتّى أعرف من أنت، وأطلعني على سر ّحديثي كان الله وكنت، يا من تحجّب بالـكشف وتنكّر بالوصف وتعرّف<br />
بما به تنكّر وظهر بما تستّر يا واحدا لا يتعدّد وقديما لا يتجدّد وكبيرا لا يتحدّد وواسعا لا يتقدّر وظاهرا لا يتصوّر.<br />
اللهم ّقرّبني حتّى أشهدك، وفرّغني عن الأغيار حتّى أوحّدك واستهلـكني فيك عن قربي وشهودي وشعوري بتوحيدي وجرّدني عن<br />
النّسب والإضافات بتحقيق الأسماء والصّفات، فمن تجرّد وحّد، الله أحد، ارتفعت الأشباه بسر ّلا إله إلا الله قل الله.<br />
اللهم ّبما أخفيته من سر ّذاتك وأظهرته من أسمائك وصفاتك وجعلتها طرقات تنزّلاتك، ومظاهر تجلّياتك، واهدني بك إليك، واجمعني<br />
بك عليك، وهب لي منك علما لدنّيّا، واجعلني بك هاديا مهديّا مصطفى وليّا بالذّات المكمّلة والرّحمة المرسلة الجامعة لأسرار توحيد<br />
الأحديّة القائم بأكمل أوصاف العبودية المخصوص بالوحدة المطلقة المخبر عن الغيوب اليقينيّة المحقّقة، خلاصة العباد، ومظهر المراد،<br />
سيّدنا ومولانا محمّد الحامد بجميع المحامد داعي الجميع بكلمة التّوحيد من الـكثرة إلى الواحد صلّى الله عليه وعلى آله وأصحابه معالم منازلاته<br />
وعوالم تنزّلاته وسلّم تسليما.<br />
***<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ّتحصّنت بذي الملك والملـكوت، واعتصمت بالعزّة والجـبروت، وتوكّلت على الملك الحي ّالقيّوم الحليم الّذي لا ينام ولا يموت، دخلت<br />
في حرز الله، دخلت في حفظ الله، دخلت في أمان الله، بحق ّكهيعص كفيت، وبحمعسق حميت، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي<br />
العظيم.<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٣<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره<br />
اللهم ّبسطوة جبروت قهرك، وبسرعة إغاثة نصرك، وبغيرتك لانتهاك حرماتك، وبحمايتك لمن احتمى بآياتك، نسألك يا الله يا سميع يا<br />
مجيب يا قريب يا سر يع يا منتقم يا قهّار يا شديد البطش يا جبّار يا قهّار، يا من لا يعجزه قهر الجبابرة ولا يعظم عليه هلاك المتمرّدة<br />
من الملوك الأكاسرة والأعداء الفاجرة؛ أن تجعل كيد من كادني في نحره، ومكر من مكر بنا عائدا عليه، وحفرة من حفر لنا واقعا هو<br />
فيها، ومن نصب لنا شبكة الخداع اجعله يا سيّدي مسوقا إليها ومصيدا فيها وأسيرا لديها. اللهم ّبحق ّكهيعص اكفنا هم ّالعدى، ولقّهم<br />
ّالرّدى، واجعلهم لكل ّحبيب فدا، وسلّط عليهم عاجل النّقمة في اليوم والغدا.<br />
اللهم ّبدّد شملهم. اللهم ّفرّق جمعهم. اللهم ّفل ّحدّهم وقلّل عدّهم. اللهم ّاجعل الدّائرة عليهم. اللهم ّأرسل العذاب إليهم. اللهم<br />
٣٥---<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٤ّ<br />
أخرجهم من دائرة الحلم واللّطف، واسلبهم مدد الإمهال وغل ّأيديهم إلى أعناقهم، واربط على قلوبهم ولا تبلّغهم الآمال فينا. اللهم<br />
مزّقهم كل ّممزّق مزّقته لإعدائك انتصارا لأوليائك وأنبيائك ورسلك. اللهم ّانتصر لنا انتصارك لأحبّائك على أعدائك.<br />
اللهم ّلا تمكّن الأعداء فينا ولا منّا، ولا تسلّطهم علينا بذنوبنا، حم حم حم حم حم حم حم، حم ّالأمر وجاء النصر فعلينا لا<br />
ينصرون، حمعسق حمايتنا ممّا نخاف. اللهم ّقنا الأسواء ولا تجعلنا محلا للبلوى. اللهم ّأعطنا أمل الرّجاء وفوق الأمل، يا هو يا هو يا هو<br />
يا من بفضله لفضله نسأل، نسألك إلهي العجل العجل العجل، إلهي الإجابة الإجابة الإجابة، يا من أجاب نوحا في قومه، يا من نصر<br />
كريّا، يا من تقبّل تسبيح يونسإبراهيم على أعدائه، يا من رد ّيوسف على يعقوب، يا من كشف الضّر ّعن أيّوب، يا من أجاب دعوة ز<br />
بن متّى، نسألك اللهم ّبأسرار أصحاب هذه الدّعوات المستجابات أن تقبل منّا ما به دعوناك، وأن تعطينا ما به<br />
سألناك، انجز لنا وعدك الّذي وعدته لعبادك المؤمنين، لا إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين، انقطعت آمالنا وعزّتك إلا منك،<br />
وخاب رجاؤنا وحقّك إلا فيك.<br />
إن أبطأت غارة الأرحام، وابتعدت ... عنّا فأقرب شيئا منا غارة الله<br />
ّيا غارة الله جدّي السّير مسرعة في ... حل ّعقدتنا يا غارة الله<br />
عدا العادون وجاروا ورجونا الله مجـيرا، وكفى بالله وليّا وكفى بالله نصيرا، حسبنا الله ونعم الوكيل، ولا حول ولا قوّة إلا بالله العلي<br />
العظيم، سلام على نوح في العالمين، استجب لنا آمين يا معين، فقطع دابر القوم الذين ظلموا والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين وصلّى الله على سيّدنا<br />
محمّد في المرسلين وعلى آله وصحبه أجمعين.<br />
اللهم ّأنت تعلم أعدائنا عددا، فبدّد شملهم بددا، ولا تبق منهم أحدا، إنّك أنت الباقي سرمدا. ومكروا مكرا ومكرنا مكرا وهم لا يشعرون،<br />
فانظر كيف كان عاقبة مكرهم إنّا دمّرناهم وقومهم أجمعين. فتلك بيوتهم خاو ية بما ظلموا. تدمّر كل ّشيء بأمر ربّها فأصبحوا لا يرى<br />
إلا مساكنهم. فهل ترى لهم من باقية. وهي خاو ية على عروشها. فقطع دابر القوم الّذين ظلموا والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. وصلّى الله على<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه أجمعين، وعلى جميع الأنبياء والمرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. و يقرأ عند الخاتمة هذه الأبيات:<br />
عليك يا معوّلي يا ذا الجلال ... وتعلم مقصدي مع ضيق حالي<br />
فخيّب قصدهم في كل ّأمر ... وعجّل أخذهم في شر ّحال<br />
بجاه القطب والأبدال طرّا ... وبالسّر المصون لدى الرّجال<br />
وبالأسماء ذات القهر عجّل ... بما قد رمته يا ذا الجلال<br />
لحزب النّصر أسرار سنيّة ... وللرّحمن ألطاف خفيّة<br />
وإنّا بالإجابة قد وعدنا ... وترك سؤال مولانا خطيئة<br />
وروى أن ّقراءة هذه المناجات بلا عدد نفعه كثير، تذهب الهم، وتيسر العسير، وتفرج الـكروب الدنيو ية والأخرو ية، وتقضى الدين،<br />
تغفر الذنوب، و يكون قارئها عزيزا ومكرما عند الله وعند الناس، ولها فائدة كثيرة.<br />
وهذا وفق الآية الشر يفة<br />
حسبنا الله ونعم الوكيل<br />
الله ونعم الوكيل حسبنا<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٤<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
٣٦---<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ٢٥<br />
يقرأ سورة الفاتحة، رب ّيسّر وسهّل ولا تعسّر يا ميسّر، ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن<br />
هـ ولا ى. أعوذ بالله من الشّيطان الرّجيم، بسم الله الرّحمن الرّحيم.<br />
اللهم ّيا علي ّيا عظيم يا حليم يا عليم، أنت ربّي وعلمك حسبي، فنعم الرّب ّربّي ونعم الحسب حسبي تنصر من تشاء وأنت العزيز الرّحيم،<br />
نسألك العصمة في الحركات والسّكنات والكلمات والإرادات والخطرات من الشّكوك والظّنون والأوهام السّاترة للقلوب عن مطالعة<br />
الغيوب، فقد ابتلي المؤمنون وزلزلوا زلزالا شديدا، وإذ يقول المنافقون والّذين في قلوبهم مرض ما وعدنا الله ورسوله إلا غرورا، فثبّتنا<br />
وانصرنا، وسخّر لنا هذا البحر كما سخّرت الشّمس والقمر لمحمّد صلّى الله عليه وسلّم، وسخّرت البحر لموسى عليه السّلام، وسخّرت النّار<br />
لإبراهيم عليه السّلام، وسخّرت الجبال والحديد لداود عليه السّلام، وسخّرت الرّيح والشّياطين والإنس والجن ّلسليمان عليه السّلام، وسخّر<br />
لنا كل ّبحر هو لك في الأرض والسّماء، والملك والملـكوت وبحر الدّنيا وبحر الآخرة، إنّك على كل ّشيء قدير، وسخّر لنا كل ّشيء يا من<br />
بيده ملـكوت كل ّشيء، كهيعص )ثلاثا(، انصرنا فإنّك خير النّاصرين، وافتح لنا فإنّك خير الفاتحـين، واغفر لنا فإنّك خير الغافرين،<br />
ّوارزقنا فإنّك خير الرّازقين، وارحمنا فإنّك خير الرّاحمين، واهدنا ونجّنا من القوم الظّالمين، وهب لنا من لدنك ريحا طيّبة كما هي في<br />
علمك، وانشرها علينا من خزائن لطفك ورحمتك واحملنا بها حمل الـكرامة مع السّلامة والعافية في الدّين والدّنيا والآخرة، إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
اللهم ّيسّر لنا أمورنا مع الرّاحة لقلوبنا وأبداننا، والسّلامة والعافية في ديننا ودنيانا، وكن لنا صاحبا في سفرنا وخليفة في أهلنا، واطمس<br />
ٍعلى وجوه أعدائنا وامسخهم على مكانتهم فلا يستطيعون المضي ّولا المجيء إلينا، ولو نشاء لطمسنا على أعينهم فاستبقوا الصّراط فأنّى<br />
ْيبصرون، ولو نشاء لمسخناهم على مكانتهم فما استطاعوا مضيّا ولا يرجعون، }يس، وَالْقُرْآن ِالْحَكِيْمِ، إِنَّك َلَمِن َالْمُرْسَلِيْنَ، عَلَى صِرَاط<br />
مُسْتَقِيْمٍ، تَنْز ِيْل َالْعَزِيز ِالرَّحِيْمِ، لِتُنْذِر َقَوْمًا مَا أُنْذِر َآبَاؤُهُم ْفَهُم ْغَافِلُوْنَ، لَقَد ْحَق َّالْقَوْل ُعَلَى أَكْثَرِهِم ْفَهُم ْلَا يُؤْمِنُوْنَ، إِنَّا جَعَلْنَا فِي أَعْنَاقِهِم<br />
أَغْلَالًا فَهِي َإِلَى الْأَذْقَان ِفَهُم ْمُقْمَحُوْنَ، وَجَعَلْنَا مِن ْبَيْن ِأَيْدِيهِم ْسَدًّا وَمِن ْخَلْفِهِم ْسَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُم ْفَهُم ْلَا يُبْصِرُوْنَ{ ]يس:١ - ٩[<br />
شاهت الوجوه )ثلاثا(، وعنت الوجوه للحي ّالقيّوم، وقد خاب من حمل ظلما، طه، طسم، طس، }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[،<br />
}مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[، حم حم حم حم حم حم حم.<br />
اللهم ّلا تقتلني بغضبك ولا تهلـكني بعذابك وعافني قبل ذلك. اللهم ّلا تؤاخذني بسوء عملي ولا تسلّط علي ّمن لا يرحمني، وكف ّأيدي<br />
الظّالمين عنّي، يا حفيظ احفظني ويسّر أموري وحصّل مرادي، حم ّالأمر وجاء النّصر فعلينا لا ينصرون، حم، تنز يل الكتاب من<br />
الله العزيز العليم، غافر الذّنب وقابل التّوب، شديد العقاب ذي الطّول لا إله إلا هو إليه المصير، بسم الله بابنا، تبارك حيطاننا، يس<br />
سقفنا، }كهيعص{ ]مريم:١[ كفايتنا، }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[ حمايتنا، }ق وَالْقُرْآن ِالْمَجِيْدِ{ ]ق:١[ وقايتنا، فسيكفيكهم<br />
الله وهو السّميع العليم )ثلاثا(. ستر العرش مسبول علينا، وعين الله ناظرة إلينا، بحول الله لا يقدر علينا، والله من ورائهم محيط، بل هو<br />
قرآن مجيد في لوح محفوظ )ثلاثا(. فالله خير حافظا وهو أرحم الرّاحمين )ثلاثا(. إن ّوليّي الله الّذي نزّل الكتاب وهو يتولّى الصّالحـين<br />
)ثلاثا(. حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ٢٥<br />
)ثلاثا(. بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا(. ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي<br />
العظيم )ثلاثا(. وصلّى الله على سيدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
***<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي<br />
٣٧---<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ٢٧<br />
بسم الله شافي، بسم الله كافي، بسم الله معافي هو الله، لا حول ولا قوّة إلا بالله العلي ّالعظيم، يا الله يا نور، يا حق ّيا معين، اكسني<br />
من نورك، وعلّمني من علمك، وفهّمني عنك، وأسمعني منك، وأبصرني بك، إنّك على كل ّشيء قدير، إن ّالله وملائكته يصلّون على<br />
النّبيّ، يا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه وسلّموا تسليما، وصلّى الله على خير خلقه محمّد، يا حليم اسمع دعائي بخصائص لطفك، آمين، وصلّى<br />
الله على سيّدنا محمّد النّبي ّالـكريم وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما كثيرا دائما إلى يوم الدّين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. خاتم الحزب و يقال<br />
عزيمة حزب )البحر(، نحن في كنف الله، نحن في كنف بسم الله الرّحمن الرّحيم، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله في قلوبنا<br />
حشرت، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله وعلى أكنافنا نشرت، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله تحول بيننا وبين ساعة<br />
السّوء إذا حضرت، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله دارت بنا سورا كما دارت بمدينة الرّسول، سبحان من ألجم كل ّمتمرّد<br />
بقدرته، وأحاط علمه بما في بر ّوبحر، سبحان الله وبحمده، سبحانك اللهم ّوبحمدك، أشهد أن لا إله إلا أنت نستغفرك وأتوب إليك،<br />
سبحان الله العظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد خاتم النّبيّين والمرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين، ]ثمّ[ يقرأ الفاتحة سبع مرات.<br />
***<br />
حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٦<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ٢٧<br />
حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّيا حي ّيا قيّوم، لك أصلّي ولك أصوم وبك نقعد وبك نقوم، أحي بمعرفتك قلبي، واغفر لي بفضلك ذنبي، إنّه لا يغفر الذّنوب إلا<br />
أنت.<br />
اللهم ّإنّك ناظر إليّ، حاضر لديّ، قادر عليّ، أحطت بي علما وسمعا وبصرا، فارزقني أنسا بك، وهيبة منك فقو ّفيك يقيني، وبك<br />
اعتصمت فأصلح لي في ديني، وعليك توكّلت فارزقني ما يكفيني، وبك لذت فنجّني ممّا يؤذيني، أنت حسبي ونعم الوكيل. اللهم ّرضّني<br />
بقضائك، وقنّعني بعطائك، وألهمني شكر نعمائك، واجعلني من أوليائك، أنت الولي ّالحميد.<br />
اللهم ّأسكنّي في جوارك ومتّعني بخطابك، وإن كنت لّست أهلا لذلك، فأنت أهل لذلك، وصل ّاللهم ّعلى سيّدنا ومولانا محمّد وآله<br />
وصحبه وسلّم تسليما وبارك، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وآله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
***<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ّإلهي أعلني على فراش أمنك بمنّك، واحرسني بحارس حفظك وصونك، وردّني برداء الهيبة، وأجلسني على سرير العظمة، وتوّجني بتاج<br />
البهاء، وانشر علي<br />
٣٨---<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه ٢٨<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٩<br />
لواء العزّ، واملأ باطني خشية ورحمة وظاهري عظمة وهيبة، ومكّنّي ناصية كل ّجبّار عنيد، وشيطان مريد، واعصمني وأيّدني في القول<br />
والعمل برحمتك يا أرحم الرّاحمين.<br />
***<br />
حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّأنت ربّي لا إله إلا أنت خلقتني ولم أكن شيئا، ظلمت نفسي وارتكبت المعاصي وأنا مقر ّبذلك، إلهي إن عفوت عنّي فلا ينقص<br />
في ملكك شيء، وإن تعذّبني فلا يزيد في سلطانك شيء، إنّك تجد من تعذّب غيري وأنا لا أجد من يرحمني غيرك، فارحمني يا رحيم يا<br />
رحمن برحمتك يا أرحم الرّاحمين، وصلّى الله على سيّدنا ومولانا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
***<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ّاللهم ّإنّك سلّطت علينا عدوّا بصيرا بعيوبنا مطّلعا على عوراتنا وسرائرنا يرانا هو وقبيله من حيث لا ترونهم. اللهم ّإنّك تراه ولا يراك.<br />
اللهم ّفآيسه منّا كما آيسته من رحمتك، وقنّطه منّا كما قنّطته من مغفرتك، وابعد بيننا وبينه كما أبعدت بينه وبين جنّتك، إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
***<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٣٠<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
بسم الله سموت، وبكهيعص كفيت، وبحمعسق حميت، لو يعلم الّذين كفروا حين لا يكفّون عن وجوههم النّار ولا عن ظهورهم ولا<br />
هم ينصرون، بل تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردّها ولا هم ينظرون، صابيون صابيون طابيون طابيون طابيون قيعود قيعود، هو<br />
ّكر وإنّا لهالدّائم، ناد ساد يا سلام سلّمني أنا ومن معي، احترست بحرز الله من قرار أرض الله إلى منتهى عرش الله، إنّا نحن نزّلنا الذ<br />
لحافظون، له معقّبات من بين يديه ومن خلفه يحفظونه من أمر الله، احفظني أنا ومن معي يا حفيظ.<br />
اللهم ّبخفي ّلطفك، وبلطيف صنعك، وبجميل سترك، ادخلنا تحت كنفك، وتشفّعنا بنبيّك محمّد صلّى الله عليه وسلّم، أكفنا كل ّذي<br />
شر ّفي الدّنيا والآخرة بفضلك يا أرحم الرّاحمين.<br />
***<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
٣٩---<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
سورة الفاتحة، }آمَن َاَلرَّسُوْلُ{ ]البقرة:٢٨٥[ إلى آخر السّورة، أوّل آل عمران إلى قوله: }لَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]آل عمران:٦[<br />
َ}قُل ِاللَّهُم َّمَالِك َالْمُلْك ِتُؤْتِي الْمُلْك َمَن ْتَشَاء ُوَتَنْزِع ُالْمُلْك َمِمَّن ْتَشَاء ُوَتُعِز ُّمَن ْتَشَاء ُوَتُذِل ُّمَن ْتَشَاء ُبِيَدِك َالْخـَيْر ُإِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ،<br />
ْتُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِوَتُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَتُخْرِج ُالْحَي َّمِن<br />
ْالْمَيِّت ِوَتُخْرِج ُالْمَيِّت َمِن َالْحَي ِّوَتَرْزُق ُمَن ْتَشَاء ُبِغَيْر ِحِسَابٍ{ ]آل عمران:٢٦ - ٢٧[ }الَّذِي ْخَلَقَنِي ْفَهُو َيَهْدِيْنِ، وَالَّذِي ْهُو َيُطْعِمُنِي<br />
َوَيَسْقِيْنِ، وَإِذَا مَرِضْت ُفَهُو َيَشْفِيْنِ، وَالَّذِي ْيُمِيْتُنِي ْثُم َّيُحْيِيْنِ، وَالَّذِي ْأَطْمَع ُأَن ْيَغْفِر َلِي ْخَطِيئَتِي ْيَوْم َالدِّيْنِ، رَب ِّهَب ْلِي ْحُكْمًا وَأَلْحِقْنِي<br />
بِالصَّالِحـِيْنَ، وَاجْعَل ْلِي ْلِسَان َصِدْق ٍفِي الْآخِرِيْنَ، وَاجْعَلْنِي ْمِن ْوَرَثَة ِجَنَّة ِالنَّعِيْمِ، وَاغْفِر ْلِأَبِي ْإِنَّه ُكَان َمِن َالضَّالِّيْنَ، وَلَا تُخْزِنِي ْيَوْم<br />
ُيُبْعَثُوْنَ، يَوْم َلَا يَنْفَع ُمَال ٌوَلَا بَنُوْنَ، إِلَّا مَن ْأَتَى الله ُبِقَلْب ٍسَلِيْمٍ، وَأُزْلِفَت ِالْجَنَّة ُلِلْمُتَّقِيْنَ، وَبُرِّزَت ِالْجَحِيم ُلِلْغَاوِيْنَ{ ]الشعراء:٧٨ - ٩١[<br />
}سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي وَيُمِيت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل<br />
ِوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي ْسِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي<br />
َالْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيْهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُوْن َبَصِيْرٌ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض<br />
ُوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُوْلِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُوْلِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[ }هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو<br />
َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]الحشر:٢٢[ إلى آخر السّورة، }وَالضُّحَى، وَاللَّيْل ِإِذَا سَجَى، مَا وَدَّعَك َرَبُّك َوَمَا قَلَى، وَلَلْآخِرَة<br />
ْخَيْر ٌلَك َمِن َالْأُولَى، وَلَسَوْف َيُعْطِيْك َرَبُّك َفَتَرْضَى، أَلَم ْيَجِدْك َيَتِيْمًا فَآوَى، وَوَجَدَك َضَالًّا فَهَدَى، وَوَجَدَك َعَائِلًا فَأَغْنَى، فَأَمَّا الْيَتِيْم<br />
فَلَا تَقْهَرْ، وَأَمَّا السَّائِل َفَلَا تَنْهَرْ، وَأَمَّا بِنِعْمَة ِرَبِّك َفَحَدِّثْ{ ]الضحى:١ - ١١[، }أَلَم ْنَشْرَح ْلَك َصَدْرَكَ، وَوَضَعْنَا عَنْك َوِزْرَكَ، الَّذِي<br />
ِكْرَكَ، فَإِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا، إِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا، فَإِذَا فَرَغْت َفَانْصَبْ، وَإِلَى رَبِّك َفَارْغَبْ{ ]الشرح:١ - ٨[،ِأَنْقَض َظَهْرَكَ، وَرَفَعْنَا لَك َذ<br />
َ}إِن َّالله َاشْتَرَى مِن َالْمُؤْمِنِيْن َأَنْفُسَهُم ْوَأَمْوَالَهُم ْبِأَن َّلَهُم ُالْجَنَّة َيُقَاتِلُوْن َفِي ْسَبِيْل ِالله ِفَيَقْتُلُوْن َو َيُقْتَلُوْن َوَعْدًا عَلَيْه ِحَقًّا فِي التَّوْرَاة ِوَالْإِنْجِيْل<br />
ِوَالْقُرْآن ِوَمَن ْأَوْفَى بِعَهْدِه ِمِن َالله ِفَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُم ُالَّذِي ْبَايَعْتُم ْبِه ِوَذَلِك َهُو َالْفَوْز ُالْعَظِيْمُ، التَّائِبُوْن َالْعَابِدُوْن َالْحَامِدُوْن َالسَّائِحُوْن<br />
ِالرَّاكِعُوْن َالسَّاجِدُوْن َالْآمِرُوْن َبِالْمَعْرُوْف ِوَالنَّاهُوْن َعَن ِالْمُنْكَر ِوَالْحَافِظُوْن َلِحُدُوْد ِالله ِوَبَشِّر<br />
ُالْمُؤْمِنِيْنَ{ ]التوبة:١١١ - ١١٢[، }قَد ْأَفْلَح َالْمُؤْمِنُوْنَ، الَّذِيْن َهُم ْفِي ْصَلَاتِهِم ْخَاشِعُوْنَ، ْوَالَّذِيْن َهُم ْعَن ِاللَّغْو ِمُعْرِضُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِلزَّكَاة<br />
فَاعِلُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِفُرُوْجِهِم ْحَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت ْأَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُوْمِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم<br />
َالْعَادُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِأَمَانَاتِهِم ْوَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَوَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َهُم ُالْوَارِثُوْنَ، الَّذِيْن َيَرِثُوْن َالْفِرْدَوْس َهُم ْفِيْهَا<br />
َخَالِدُوْنَ{ ]المؤمنون:١ - ١١[، }إِن َّالْمُسْلِمِيْن َوَالْمُسْلِمَات ِوَالْمُؤْمِنِيْن َوَالْمُؤْمِنَات ِوَالْقَانِتِيْن َوَالْقَانِتَات ِوَالصَّادِقِيْن َوَالصَّادِقَات ِوَالصَّابِرِيْن<br />
ُوَالصَّابِرَات ِوَالْخَاشِعِيْن َوَالْخَاشِعَات ِوَالْمُتَصَدِّقِيْن َوَالْمُتَصَدِّقَات ِوَالصَّائِمِيْن َوَالصَّائِمَات ِوَالْحَافِظِيْن َفُرُوجَهُم ْوَالْحَافِظَات ِوَالذَّاكِرِيْن َالله<br />
كَثِيْرًا وَالذَّاكِرَات ِأَعَد َّالله ُلَهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيمًا{ ]الأحزاب:٣٥[، }ن َّالْإِنْسَان َخُلِق َهَلُوْعًا، إِذَا مَسَّه ُالشَّر ُّجَزُوْعًا، وَإِذَا مَسَّه ُالْخـَيْر<br />
ْمَنُوْعًا، إِلَّا الْمُصَلِّيْنَ، الَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْدَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َفِي ْأَمْوَالِهِم ْحَق ٌّمَعْلُوْمٌ، لِلسَّائِل ِوَالْمَحْرُوْمِ، وَالَّذِيْن َيُصَدِّقُوْن َبِيَوْم ِالدِّيْنِ،<br />
ْوَالَّذِيْن َهُم ْمِن ْعَذَاب ِرَبِّهِم ْمُشْفِقُوْنَ، إِن َّعَذَاب َرَبِّهِم ْغَيْر ُمَأْمُوْنٍ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِفُرُوْجِهِم ْحَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت<br />
أَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُومِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم ُالْعَادُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِأَمَانَاتِهِم ْوَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْبِشَهَادَاتِهِم<br />
قَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َفِي ْجَنَّات ٍمُكْرَمُوْنَ{ ]المعارج:١٩ - ٣٥[.<br />
ّكر، ونسألك سر ّالأسرار المانعة من الإصرار، حتّى لا يكون لنا معاللهم ّإنّا نسألك صحبة الخوف وغلبة الشّوق وثبات العلم ودوام الذ<br />
٤٠---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
الذّنب والعيب قرار، واجتبينا واهدنا إلى العمل بهذه الكلمات الّتي بسطتها على لسان رسولك، وابتليت بهن ّإبراهيم خليلك فأتمّهنّ،<br />
}قَال َإِنِّي ْجَاعِلُك َلِلنَّاس ِإِمَامًا قَال َوَمِن ْذُرِّيَّتِي ْقَال َلَا يَنَال ُعَهْدِي الظَّالِمِيْنَ{ ]البقرة:١٢٤[، فاجعلنا من المحسنين، من ذرّيّته ومن<br />
ذر ّيّة آدم ونوح، واسلك بنا سبيل أئمّة المتّقين، بسم الله وبالله ومن الله وإلى الله وعلى الله فليتوكّل المؤمنون، حسبي الله آمنت بالله<br />
رضيت بالله توكّلت على الله لا قوّة إلا ّبالله، أشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شر يك له، وأشهد أن ّمحمّدا عبده ورسوله،<br />
رب ّاغفر لي وللمؤمنين والمؤمنات، وتقرأ الفاتحة أيضا، قل الحمد لل᧦ّٰه وسلام على عباده الّذين اصطفى، رب ّإنّي ظلمت نفسي ظلما كثيرا<br />
فاغفر لي وتب علي ّلا إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين، يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا سميع، يا بصير، يا<br />
مريد، يا قدير، يا حيّ، يا قيّوم، يا أرحم الرّاحمين، يا رحمن، يا رحيم، يا من هو هو هو يا هو، يا أوّل يا آخر، يا ظاهر يا باطن، تبارك<br />
اسم ربّك ذي الجلال والإكرام.<br />
اللهم ّصلني باسمك العظيم، وهب لي منه سرّا لا تضر ّمعه الذّنوب شيئا، واجعل لي منه وجها تقضي به الحوايج للقلب والعقل والرّوح<br />
والسّر والنّفس والبدن، ووجها ترفع به الحوايج من القلب والعقل والرّوح والسّر والنّفس والبدن، وأدرج أسمائي تحت أسمائك، وصفاتي<br />
تحت صفاتك، وأفعالي تحت أفعالك، درج السّلامة وإسقاط الملامة وتنزّل الـكرامة وظهور الإمامة، وكمّل في ّما ابتليت به أئمّة الهدى<br />
من كلماتك، وأغنني حتّى تغني بي، وأحيني حتّى تحيى بي ما شئت ومن شئت من عبادك، واجعلني خزانة الأربعين ومن خاصّة<br />
المتّقين، واغفر لي فإنّه لا ينال عهدك الظّالمين، }طس{ ]النمل: ١[ حمعسق، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:<br />
١٩ - ٢٠[، وتقرأ الفاتحة وقل هو الله أحد )ثلاثا(.<br />
***<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
بحمدك وثنائك ومجدك، أصبحت غريبا في أرضك، أعبدك وأستعين بك، فاهدني سبل السّلام بالنّور والبيان، واخرجني من الظّلمات<br />
إلى النّور، واهدني إلى صراط مستقيم، يا موجودا قبل كل ّموجود، يا أوّل يا آخر يا ظاهر يا باطن، ضاقت علي ّالأرض بما رحبت،<br />
وضاقت علي ّنفسي لا ملجأ منك إلا إليك، فتب علي ّلأتوب، إنّك أنت التّواب الرّحيم. ومن أدعيته عند المساء قدس الله سره: أعوذ<br />
بعظمتك وقدرتك وإرادتك وإحاطتك بكل ّشيء علما، من الذّنوب والعيوب والنّقائص والوساوس والهواجس والخواطر والهم ّوالفكر<br />
والقدر والإرادات والحركات، وادخلني في حرزك وفي مأمنك وفي وكالتك وفي معاقلك وفي حمدك وثنائك ومجدك، واكشف لي عن<br />
حقيقة العبوديّة لك، وأيّدني بروح المعونة فيها منك، واهدني بهداية النّبيّين والصّديقين والشّهداء والصّالحـين، غير المغضوب عليهم ولا<br />
الضّالّين.<br />
وقال رضي الله عنه: أعوذ بعزّة الله وقدرته وبكلمات الله التّامّات العامّات من شر ّما كان وما هو كائن في هذا اليوم وفيما بعده إلى<br />
يوم القيامة وفي الدّنيا وفي الآخرة وفي الأزل وفي الأبد وأبد الأبد الّذي لا غاية له، ومن شر ّما لا يكون أن لو كان كيف كان يكون،<br />
وأعوذ بجلالك وجمالك وعظمتك وكبر يائك ونورك وبهائك وسلطانك وقدرتك وإرادتك، ونفوذ مشيئتك وجميع أسمائك وصفاتك<br />
ونعوتك وأخلاقك وأنوارك وبذاتك القائمة بجلالك، من شر ّما أجده وأحاذره، ومن شر ّكل ّمعلوم هو لك، أنت ربّي وعلمك حسبي،<br />
فاعطني من سعة رحمتك على سعة علمك، فهي الّتي لم تدع للخير مطلبا، ولا من الشّر ّمهربا، آمنت بالله وملائكته<br />
وكتبه ورسله واليوم الآخر وبالقدر خيره وشرّه والكلمات المتفرّقة عن كلمته القائمة بذاته، غفرانك ربّنا وإليك المصير، وصلّى الله على<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
٤١---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه<br />
دعوة بسم الله الرّحمن الرّحيم، يا الله )ثلاثا(، يا رب ّ)ثلاثا(، يا رحمن )ثلاثا(، يا رحيم )ثلاثا(، لا تكلني إلى نفسي في حفظ ما<br />
ملـّكتني لما أنت أملك به منّي، وامددني بدقائق اسمك الحفيظ الّذي حفظت به نظام الموجودات، واكسني بدرع من كفايتك، وقلّدني<br />
كرامتك، وردّني برداء منك، وركّبني مركب النّجاة في المحيا وبعد الممات، بحق ّفجشبسيف نصرك وحمايتك، وتوّجني بتاج عزّك و<br />
امددني بدقائق اسمك القهّار، تدفع به عنّي من أرادني بسوء من جميع المؤذيات، وتولّني ولاية العز ّيخضع لي بها كل ّجبّار عنيد وشيطان<br />
مريد، يا عزيز يا جبّار )ثلاثا(.<br />
اللهم ّألق علي ّمن زينتك ومحبّتك ومن شرف ربوبيّتك، ما تشهد به القلوب وتذل ّبه النّفوس وتخضع له الرّقاب وترق ّله الأبصار<br />
وتعدو له الأفكار و يصغر له كل ّمتكبّر جبّار، يسّخر له كل ّملك قهّار، يا الله يا ملك يا عزيز يا جبّار ثلاثا، يا الله يا واحد يا أحد يا<br />
قهّار. اللهم ّسخّر لي جميع خلقك كما سخّرت البحر لموسى عليه السّلام، وليّن لي قلوبهم كما ليّنت الحديد لداود عليه السّلام، فإنّهم لا<br />
ينطقون إلا بإذنك، نواصيهم في قبضتك وقلوبهم في يدك تصرفهم حيث ما شئت يا مقلّب القلوب ثلاثا، يا علاّم الغيوب ثلاثا أطفأت<br />
غضب النّاس بلا إله إلا الله واستجلبت رضاهم بسيّدنا ومولانا محمّد صلّى الله عليه وسلّم، فلمّا رأينه أكبرنه وقطّعن أيديهن ّوقلن حاش<br />
كروا في الحفظ من كل سوء وفي النصر على الأعداء وغير ذلك(.لل᧦ّٰه ما هذا بشرا، إن هذا إلا ملك كريم. )وهي عجيبة جدّا فيما ذ<br />
***<br />
ومن دعائه رضي الله عنه: وقال:<br />
اللهم ّإنّك لم تشهدنا على خلقنا ولا خلق أنفسنا ولم تتّخذ أحدا من المضلّين عضدا، ولم يكن لك شر يك في الملك ولم يكن لك ولي ّمن<br />
الذّلّ، كبّرت نفسك قبل أن يكبّرك المكبّرون، وعظّمت وجودك قبل أن يعظّمك المعظّمون، نسألك بالتّعظيم الّذي لا له سبب ولا<br />
نسب أن تعزّنا عزّا لا ذل ّبعده، وغنا لا فقر معه، وأنسا لا كدر فيه، وأمنا لا خوف بعده، واسعدنا بإجابة التّوحيد في طاعتك<br />
حسب ما كنّا يوم الميثاق الأوّل في قبضتك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
ّاللهم ّآتني عقلا لا يحجبني عنك، وعن فهم آياتك، وعن فهم كلام رسولك وهب لي من العقل الّذي خصّصت به أولياءك ورسلك<br />
وأنبياءك والصّدّيقين من عبادك واهدني بنورك هداية المخصّصين بمشيئتك، ووسّع لي في النّور توسعة كاملة تخصّني بها برحمتك، فإن<br />
الهدى هداك، وإن ّالفضل بيدك تؤتيه من تشاء وأنت الواسع العليم، تخص ّبرحمتك من تشاء وأنت ذو الفضل العظيم. وقال: يا عزيز يا<br />
حليم يا غني ّيا كريم يا واسع يا عليم يا ذا الفضل العظيم، اجعلني عندك دائما، وبك قائما ومن غيرك سالما، وفي حبّك هائما، وبعظمتك<br />
عالما، وأسقط البين بيني وبينك حتّى لا يكون شيء أقرب إلي ّمنك، ولا تحجبني بك عنك إنّك على كل ّشيء قدير. وقال: اللهم ّهب<br />
لي من النّور الّذي رأى به رسولك صلّى الله عليه وسلّم تسليما ما كان وما يكون، ليكون العبد بوصف سيّده لا بوصف نفسه غنيّا بك<br />
عن تحديد النّظر لشيء من المعلومات، ولا يلحقه عجز عمّا أراد من المقدورات، ومحيطا بأنواع السّر ّبجميع أنواع الدّعوات، ومربّيا للبدن<br />
مع النّفس والقلب مع العقل والرّوح مع السّر ّوالأمر مع البصيرة، والصّفات مع الذّات، والعقل الأوّل الممتد عن الرّوح الأكبر<br />
المنفصل عن السّر ّالأعلى إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن أدعيته قدّس الله سرّه:<br />
ّاللهم ّيا جامع النّاس ليوم لا ريب فيه، اجمع بيني وبين طاعتك على بساط مشاهدتك، وفرّق بيني وبين هم ّالدّنيا وهم ّالآخرة، وتب<br />
عنّي في أمرها واجعل همّي أنت واملأ قلبي بمحبّتك، ونوّره بأنوارك، وخشّع قلبي بسلطان عظمتك، ولا تكلني إلى نفسي إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
ومن أدعيته قدّس الله سرّه:<br />
اللهم ّيا من خلق الخلق من غير حاجة إليهم، وكلّهم إليه له الحاجة، لا تبتلينا بالحاجة يا جليل يا جميل، كن لي باللّطف الّذي كنت<br />
٤٢---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
به لأوليائك، وانصرني بالرّعب الشّديد على أعدائك. اللهم ّبحق ّاسمك المجيد اطو لنا البعيد، وسهّل علينا كل ّصعب شديد، يا الله، يا<br />
ّالله، يا الله، يا ربّاه، يا ربّاه، يا مغيث من عصاه، أغثنا يا كريم، وارحمنا يا بر ّيا رحيم. وقال: يا موجود قبل كل ّموجود، يا أوّل يا<br />
آخر يا ظاهر يا باطن، ضاقت علي ّنفسي وضاقت علي ّالأرض بما رحبت ولا ملجأ ولا منجأ إلا إليك، فاغفر لي وارحمني وتب علي<br />
لأتوب، لا توّاب غيرك، إنّك أنت التّوّاب الرّحيم. وقال: يا حي ّيا قيّوم، لا إله إلا أنت كن لي بحياتك كما كنت لأحبابك، وامحق<br />
عنّي بصفاتك كما فعلت بأصفيائك، واجعلني قيّوما بتلك العصمة من غيرك كما فعلت بمحمّد نبيّك صلّى الله عليه وسلّم إنّك على كل ّشيء<br />
قدير، إلهي إذا طلبت منك الغوث فقد طلبت غيرك، وإن سألتك ما ضمنت لي فقد اتّهمتك، وإن سكن قلبي إلى غيرك فقد أشركت<br />
بك، جلّت أوصافك عن الحدوث فكيف أكون معك، وتنزّهت عن العلل فكيف أكون قريبا منك، وتعاليت عن الأغيار، فكيف<br />
يكون قوامي غيرك.<br />
ومن أدعيته قدس الله سرّه.<br />
اللهم ّإنّي أسألك توحيدا لا يشوبه ضدّ، و يقينا لا يخالطه شك، يا من فضل أنعامه أنعام المنعمين وعجز عن شكره شكر الشّاكرين، قد<br />
جرّبت غيرك من المؤمنين<br />
بي ولغيري من السّائلين، فإذا كل ّقاصد إلى غيرك مردود وعن سواك معدوم مفقود، يا من به إليه توسّلت وعليه في السّرّآء والضّرّآء<br />
توكّلت، حاجاتي مصروفة إليك، وآمالي موقوفة عليك، فكلّما وفّقتني إليه من خير أحمله وأطيقه فأنت الهادي إليه ومعيني ومسبّب<br />
أسبابي لديه يا كريم، لا تؤده المطالب، و يا سيّدا يلجأ إليه كل ّقاصد وراغب ما زلت محفوفا منك من النّعم جار يا على عادة الإحسان<br />
والـكرم، يا من جعل الصّبر عونا على بلائه وجعل الشّكر سببا للمزيد من آلائه، أسألك حسن الصّبر على المحن وتوفيقا للشّكر على المنن،<br />
جلّت نعمتك عن شكري إيّاها، وعظمت عن أن يحاط بأذناها، فتفضّل على إقراري بعجزي بعفو أنت به أوسع، وأمرك به أسرع<br />
كرمك به أجدر، وأنت عليه أقدر، فإن لم يكن لذنبي منك عذر تقبله فاجعله ذنبا تغفره وعيبا تستره يا أرحم الرّاحمين، وصلّى الله علىو<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
ومن أذكار الشّاذلي قدّس الله سرّه عند الصّلاة:<br />
إذا قام إليها يقول: لا إله إلا الله السّميع القريب المجيب، يجيب دعوة الدّاعي، ويجيب المضطرّ، و يكشف السّوء، ويجعل من يشاء<br />
خليفة، إن ّربّي لسميع الدّعاء رب ّاجعلني مقيم الصّلاة ومن ذرّيّتي، ربّنا وتقبّل دعاء، ربّنا اغفر لي ولوالدي ّوللمؤمنين يوم يقوم<br />
الحساب، أسألك بصلاتك على سيّدنا محمّد عبدك ورسولك أن تصلّي عليه وعلى ملائكتك وعلي ّصلاة تخرجني بها من الظّلمات إلى<br />
النّور، واجعلني من المؤمنين فإنّك بالمؤمنين رؤوف رحيم. اللهم ّاجعل هذه الصّلاة صلة بيني وبينك ولا تجعلها معاملة لي عندك،<br />
ّكر الأكبر، وأرنيه في نفسي وعملي، وأصحبنيه صحبة الـكرامة إلى غايةكرني فيها منك بالذواجعلها صلاة تنهى عن الفحشاء والمنكر، واذ<br />
أجلي إنّك على كل ّشيء قدير، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا فتّاح، يا عليم، يا غنيّ، يا كريم، افتح قلبي بنورك وارحمني بطاعتك، واحجبني عن معصيتك، وامنن علي ّبمغفرتك، وأغنني<br />
بقدرتك عن قدرتي وبعلمك عن علمي، وبإرادتك عن إرادتي، وبحياتك عن حياتي وبصفاتك عن صفاتي، وبجودك عن جودي<br />
وبدنوّك عن دنوّي وبقربك عن قربي وبحبّك عن حبّي وبصدقّك عن صدقي وبحفظك عن حفظي، وبنظرك عن نظري وبتدبيرك عن<br />
كرمك وحلمك عن علمي وعملي، إنّك على كل ّشيءتدبيري وباختيارك عن اختياري، وبحولك وقدرتك عن حولي وقوّتي وبجودك و<br />
قدير.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا عليم، يا مريد، يا قدير، ربطت كل ّالعالم بعلمك، وميّزته بإرادتك، وصرّفته بقدرتك، فالشّقي ّحقّا من رأى الإحسان من<br />
غيرك مع الدّعاوي العر يضة، فإن ّالكل ّفي قبضتك فأحيني بصفاتك حتّى أكون بغير تكوين، كما كنت في علمك، وميّزني بإرادتك عن<br />
٤٣---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
وصف الحدوث إذ لا حادث يحدث لك، وهب لي من نور قدرتك ما يطمئن ّبه قلبي كإبراهيم خليلك، أنت إلهي، بك أكون لك<br />
فاسألك بذلك سعادة لا أشقى معها بمطالعة غيرك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
يا سميع، يا عليم، يا قريب، يا مجيب، يا محيط، يا دائم، أنت الّذي أسمعتني لذيذ خطابك، وتقرّبت إلي ّبكشف حجابك، وأحييتني من<br />
حيث أنت بما أردت بإجابتك، فوجدتك محيطا دائما فما بقي المحاط به مع دوامك، إن نظرت إلى نفسي خاب نظري عن ملاحظتك،<br />
وإن نظرت إليك لم يكن لي قرار مع قرارك، فعقلي ينزّهك وقلبي يصدّقك ونفسي تخدمك وروحي تحبّك وسرّي يشهدك، إلهي أنت<br />
أقرب إلي ّمن تنز يه عقلي ومن تصديق قلبي، ومن حديث نفسي ومن محبّة روحي ومن شهادة سرّي، فأعوذ بك من حجابي بصفاتي،<br />
إلهي قربك أشتاق إليه من حيث أنت، فلا تحجبني عنه من حيث أنا، لا إله إلا أنت تقوي من شئت لما شئت بما شئت إنّك على<br />
كل ّشيء قدير، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه:<br />
يا باعث، يا وارث، يا جامع، يا مقسط، أنت الّذي تجمع الخـير لمن شئت، كيف شئت، وأنت الجامع المقسط، فكل ّمحبوب يكون لي<br />
ولا يكون لك فاصرفه عنّي، حيث لا يثبت لي إلا ما يكون لك، وأعذني بلطائف من عندك كما عذت محمّدا نبيّك ورسولك صلّى الله<br />
عليه وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه:<br />
كرّمت الـكريم، فأنّى يكون كريما مناللهم ّإن ّالدّنيا حقيرة حقير ما فيها، وإن ّالآخرة كريمة كريم ما فيها، وأنت الّذي حقّرت الحقير و<br />
طلب غيرك، أم كيف يكون زاهدا من اختار الدّنيا معك، فحقّقني بحقائق الزّهد حتّى استغنى بك عن طلب غيرك، وبمعرفتك حتّى<br />
لا أحتاج إلى طلبك، إلهي كيف يصل إليك من طلبك، أم كيف يفوتك من هرب منك، فاطلبني برحمتك، ولا تطلبني بنقمتك يا<br />
رحيم يا منتقم، إنّك على كل ّشيء قدير، ق، ح، سرّان من سرّك وكلاهما دالان عليك، فبالسّر ّالجامع الدّالّ، لا تكلني إلى نفسي ولا<br />
إلى غيرك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه:<br />
يا غنيّ، يا قويّ، يا قدير، يا عزيز، من للفقير غير الغنيّ، من للضعيف غير القويّ، من للعاجز غير القادر، من للذّليل غير العزيز، فأجلسني<br />
على بساط الصّدق، واكسني لباس التّقوى الّذي هو خير وهو من آياتك، واحجبني بعظمتك عن كل ّشيء هو لك، واملأ قلبي بمحبّتك<br />
حتّى لا يكون فيه متّسع لغيرك، إنّك على كل ّشيء قدير<br />
ومن كلامه تحميد الباري:<br />
اللهم ّلك الحمد ولك المجد حمدا لا نهاية له ولا حد ّولا يدرك له قبل ولا بعد، لا أستطيع حمدك كما أنت أهله، ولا يصل لسان أحد<br />
حقيقة حمدك ولا عقله،<br />
فأحمدك كما أطيقه، وألحقه إذ كنت عاجزا ممّا أنت وليّه ومستحقّه والحمد لرب ّالعالمين حمدا يستغرق الألفاظ الشّارحة معناه، ويسبق<br />
الألحاظ الطّامحة أدناه، لا يرد وجهه نكوص، ولا يجد كنهه تخصيص، ولا يجوزه بقبض ولا ببسط مثال نطق ولا تخمين، ولا يحصره<br />
بفعل ولا بخط ّشمال ولا يمين، ولا يجمعه عدد يحصيه، ولا يسعه الحد ّأبدا يحو يه، ولا يدعه أحد يستوي فيه، إذا سبقت هواديه لحقت<br />
كرك، لأنّي إنتواليه، وأشكرك على نعمك الّتي لا أحصيها شكرا يقتضي ز يادتها، ويستدعي مع أنّي عاجز عن شكرك والقيام بواجب ذ<br />
أنفذت الشّكر، فبالعقل الّذي أعطيته وإن تكلّمت فباللّطف الّذي آتيت وإن تعبّدت لك فبالقوّة الّتي أوليت، فأين الشّكر الّذي أصفه<br />
لنفسي، فإن ّجميع ذلك هو لك ومنك، ولو ملـكت اعتقادي بقلبي من دون هدايتك، وإظهاره بلساني دون معونتك، ما كان فقدان<br />
ذلك حتّى ينهض الحمل أيسر، ما أسبقت من نقمك وصرفت من نعمك، ولو تعبّدت لك مدّة حياتي حتّى لا أتنعمّن ّإلا في عبادتك،<br />
أين كان يبلغ ذلك ممّا تستحقه بجلال عظمتك ولو قطعت عنّي مادّة الرّزق يوما لم أستطع القيام بشيء من أمرك، ولو لم تحفظني من<br />
٤٤---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
جميع الآفات لشغلني أضعف دبيب من خلقك عن قضاء فرضك، بل النّعمة من فواضل جودك، والعبد من ضعفاء عبيدك، وما تيسّر<br />
من الشّكر فبتوفيقك وتسديدك، وأسألك أن تصلّي على سيّدنا محمّد الّذي جعلته نور الرّشاد ودليل العباد إلى يوم المعاد، صلاة ٺتضاعف<br />
إلى الأبد، وتشتمل بالمزيد والمدد، وتبلّغه بالرّحمة والبركات، تؤديه عنّي بالتّحيّة والسّلام إلى حشر الأنام، وعلى آله وسلّم تسليما كثيرا<br />
بدوام ملك الله.<br />
ومن كلامه رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا نور، يا حقّ، يا مبين، افتح قلبي بنورك وعلّمني من علمك واحفظني بحفظك وأسمعني منك، وفهّمني عنك وبصّرني بك،<br />
وسبّب لي سببا من فضلك، تغنني به من الفقر، وتعزّني به من الذّلّ، وتصلح لي به الدّنيا والآخرة، وتوصلني به إلى النّظر إلى وجهك<br />
الـكريم في جنّة الفردوس إنّك على كل ّشيء قدير، يا نعم المولى ونعم النّصير.<br />
ومن أذكاره رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا حميد، يا مجيد، يا الله، يا كريم، يا برّ، يا رحيم، يا الله، يا قويّ، يا متين، هب لي من رحمتك ما أحمدك به فأكون من المؤمنين،<br />
وارزقني من لطائف العز ّما أكون به قويّا متينا حاملا محمولا في العالمين وهب لي من كرمك ما أكون به برّا تقيّا من الصّالحـين يا<br />
كه وهم الواهمين، إلهي وجدتك رحيما، كيف لا أرجوك وكيف لا أجد ناصرا وأنا أرجوك،رحيم، يا لطيف ألطف بي لطفا لا يدر<br />
من لي إذا قطعتني ومن ليس لي إذا رحمتني فصلني من حيث تعلم ولا أعلم إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن كلامه قدّس الله سرّه:<br />
أعوذ بك من عذابك يوم تبعث عبادك، وأعوذ بك من عاجل العذاب ومن سوء الحساب، فإنّك لسر يع العقاب وإنّك لغفور رحيم،<br />
رب ّإنّي ظلمت نفسي ظلما كثيرا فاغفر لي وتب عليّ، لا إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين.<br />
ومن كلامه قدّس الله سرّه:<br />
سبحان الله وبحمده، سبحان الله العظيم لا إله إلا الله. اللهم ّثبّت علمها في قلبي واغفر لي ذنبي واغفر للمؤمنين والمؤمنات، وقل الحمد<br />
لل᧦ّٰه وسلام على عباده الّذين اصطفى.<br />
ومن كلامه رضي الله عنه:<br />
يا من له الأمر كلّه، أسألك الخـير كلّه، وأعوذ بك من الشّر ّكلّه، فإنّك أنت الله الّذي لا إله إلا أنت الغني ّالغفور الرّحيم، أسألك<br />
بالهادي محمّد صلّى الله عليه وسلّم }إِلَى صِرَاط ٍمُسْتَقِيْمٍ، صِرَاط ِالله ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِأَلَا إِلَى الله ِتَصِيْر ُالْأُمُوْرُ{<br />
كري، وتيسّر بها أمري، وتنزّه بها فكري، وتقدّس بها سرّي،]الشورى:٥٢ - ٥٣[، وأسألك مغفرة تشرح بها صدري، وترفع بها ذ<br />
وتكشف بها ضرّي، وترفع بها قدري، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن كلامه في بعض مناجاته قدّس الله سرّه:<br />
يا الله، يا وليّ، يا نصير، يا غنيّ، يا حميد، أعوذ بك من دنيا لا يكون فيها نصيب لوجهك، ومن عمل آخرة يكون فيها حظ لغيرك،<br />
كة تعرّي عن الاقتداء بسنّة رسولك، وعن بصيرة لا تؤدّي إلى حقيقة معرفتك، واعطف بقلبي في حضرتك، وأغننيوأعوذ بك من حر<br />
عن رعايتي برعايتك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن كلامه رضي الله عنه:<br />
يا واسع يا عليم يا ذا الفضل العظيم، إن تمسسني بضر ّفلا كاشف له إلا أنت وإن تردني بخـير فلا راد ّلفضلك، تصيب به من تشاء من<br />
عبادك وأنت الغفور الرّحيم.<br />
ومن كلامه قدّس الله سره:<br />
٤٥---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
سبحان الملك القدّوس الخلاق الفعّال )سبع مرات(، ثم يقرأ قوله تعالى: }إِن ْيَشَأ ْيُذْهِبْكُم ْوَيَأْت ِبِخَلْق ٍجَدِيْدٍ، وَمَا ذَلِك َعَلَى الله ِبِعَزِيْزٍ{<br />
كره اليافعي في الدر ّالنظيم من كلام أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه مما تبېن نفعه وظهرت]إبراهيم:١٩ - ٢٠[، ومن ذلك ما ذ<br />
بركاته لمن وقع عليه خوف من سلطان جائر وطلبه أحد بغير حق أو روعه ظالم، أو فاجر أو ضلت به طر يق أن يقرأ سورة يس، ثم<br />
يقول: بسم الله الرّحمن الرّحيم، بسم الله الّذي لا إله إلا هو الحي ّالقيّوم، بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء<br />
وهو السّميع العليم. اللهم ّإنّي أعوذ بك من شر ّفلان وفلانة، فإنه يكفى ذلك، وكان يقول إذا أردت الصدق في القول فأكثر من<br />
قراءة: }إِنَّا أَنْزَلْنَاه ُفِي ْلَيْلَة ِالْقَدْرِ{ ]القدر:١[، وإن أردت الإخلاص في جميع أحوالك، فاعن على نفسك بقراءة: }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ{<br />
ِ]الإخلاص:١[، وإن أردت السّلامة فأكثر من قراءة: }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنّاسِ{ ]الناس:١[، قال بعضهم: وأقل الإكثار سبعون كل<br />
يوم إلى سبعمائة، وكان يقول: إذا ورد عليك مزيد من الدّنيا والآخرة فقل: }حَسْبُنَا الله ُسَيُؤْتِيْنَا الله ُمِن ْفَضْلِه ِوَرَسُوْلُه ُإِنَّا إِلَى الله<br />
رَاغِبُوْنَ{ ]التوبة:٥٩[، وكان يقول إذا استحسنت شيئا من أحوالك الظاهرة والباطنة وخفت زواله فقل: ما شاء الله لا قوّة إلا بالله،<br />
وكان يقول من أراد أن يسلم من أهوال الدّنيا والآخرة فليقرأ: }إِذَا اَلشَّمْس ُكُوِّرَتْ{ ]التكوير:١[، وكان يقول إذا خوفك أحد من<br />
ٌالجن ّوالإنس فقل: }حَسْبُنَا الله ُونِعْم َاَلْوَكِيْلُ{ ]آل عمران:١٧٣[،<br />
ِكْرِّكْر َو َيَقُوْلُوْن َإِنَّه ُلَمَجْنُوْنٌ، وَمَا هُو َإِلَّا ذو كان رضي الله عنه يقرأ للعين: }وَإِن ْيَكَاد ُالَّذِيْن َكَفَرُوْا لَيُزْلِقُوْنَك َبِأَبْصَارِهِم ْلَمَّا سَمِعُوا الذ<br />
لِلْعَالَمِيْنَ{ ]القلم:٥١ - ٥٢[، وكان يقول من قرأ: }اقْرَأ ْبِاسْم ِرَبِّكَ{ ]العلق:١[ كفي هم ّالظّاهر، ومن قرأ: }إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ{ ]القدر:١[<br />
كفي هم ّالباطن.<br />
ومن أذكاره رضي الله عنه:<br />
لا إله إلا الله الأوّل الآخر الظّاهر الباطن محمّد رسول الله السّيّد الفاتح الخاتم. ومنها أيضا: يا الله، يا نور، يا حقّ، يا مبين، أحي قلبي<br />
بنورك وأقمني بشهودك، وعرّفني الطّر يق إليك. ومنها أيضا: رب ّاغفر لي واجعلني لك عبدا ذائب التّمييز بأنوارك، مطموس الحسن<br />
بجلالك، واغفر لي وللمؤمنين والمؤمنات. ومنها:<br />
كّرني وفهّمني وارحمني وفرّحني وبرّني وفرّغني من كل ّشيء إلا مناللهم ّاغفر لي واسترني ولا تفضحني في الدّنيا والآخرة، وعلّمني وذ<br />
كرك وطاعة رسولك ومحابّك ومحاب ّرسولك صلّى الله عليه وسلّم. وكان يقول عقب كلامه رضي الله عنه:ذ<br />
اللهم ّكن بنا رؤوفا وعلينا عطوفا وخذ بأيدينا إليك أخذ الـكرام، وقوّمنا إذا اعوججنا، وأعنّا إذا استقمنا، وخذ بأيدينا إذا عثرنا وكن لنا<br />
حيث ما كنّا. وقال رضي الله عنه: قلت على مصيبة نزلت: إنّا لل᧦ّٰه وإنّا إليه راجعون.<br />
اللهم ّأجرني في مصيبتي، وأعقبني خيرا منها، فألقي إلي ّأن أقول: واغفر لي سيّئها وما كان من توابعها وما اتّصل بها وما هو محشو فيها<br />
وكل ّشيء كان قبلها وما يكون بعدها فقلتها فهانت عليّ، فلو أن ّالدّنيا كلّها كانت لي وأصبت فيها لهانت عليّ، ولكان ما وجدت من<br />
برد الرّضاء والتّسليم أحب ّإلي ّمن ذلك كلّه. وقال رضي الله عنه: رأيت كأن ّرجلا جاء إلي ّوقال: إن ّالسّلطان يأتي إليك فقل:<br />
اللهم ّألق علي ّمن زينتك ومحبّتك إلى قوله: يا الله، يا أحد، يا واحد، يا قهّار، كما تقدّم في دعوة: }فَلَمَّا رَأَيْنَه ُأَكْبَرْنَهُ{ ]يوسف:٣١[<br />
الآية. وقال رضي الله عنه: رأيت رسول<br />
الله صلّى الله عليه وسلّم قال لي: قل لفلان بن فلان يقول هذه الكلمات، فمن قالها تنصب ّعليه الرّحمة صبّا كالمطر، الحمد لل᧦ّٰه الّذي منه<br />
بدأ الحمد وإليه يعود وكل ّشيء كذلك لا إله إلا الله.<br />
ّاللهم ّاغفر لي شركي وظلمي وتقصيري، واغفر للمؤمنين والمؤمنات. وقال رضي الله عنه: خرجت من منزلي لصلاة الصّبح، فلقّنت<br />
كر بسم الله رب ّجبر يل، بسم الله رب ّميكائيل، بسم الله رب ّإسرافيل، بسم الله رب ّعزرائيل، بسم الله رب ّمحمّد، بسم الله ربذ<br />
إبراهيم، بسم الله رب ّموسى، بسم الله رب ّعيسى، بسم الله رب ّكل ّشيء وهو على كل ّشيء وكيل، له مقاليد السّموات والأرض<br />
٤٦---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
يبسط الرّزق لمن يشاء و يقدر وهو بكل ّشيء عليم. وقال رضي الله عنه ممّا يصلح أن يقال في أوّل اللّيل وفي أوّل النهار وفي أثنائهما:<br />
أعوذ بعزّة الله، أعوذ بقدرة الله. . . إلى آخر التّعويذ المتقدّم.<br />
وقال رضي الله عنه: وقد أراد أن يمشي لبعض الظلمة في الدّفع لرجل من الصّالحـين: اللهم ّاجعل مشيتي إليه تواضعا لوجهك، وابتغاء<br />
ّلفضلك ورضوانك ونصرة لك ولرسولك، وزيّني بزينة الفقراء والمهاجرين الّذين أخرجوا من ديارهم وأموالهم يبتغون فضلا من الله<br />
ورضوانا وينصرون الله ورسوله أولئك هم الصّادقون، وخصّني بالمحبّة والإيثار ودفع الحاجة من الصّدور في اللّيل والنّهار، وقني شح<br />
نفسي واجعلني من المفلحين واغفر لنا ولإخواننا الّذين سبقونا بالإيمان ولا تجعل في قلوبنا غلا للّذين آمنوا، ربّنا إنّك رؤوف رحيم.<br />
وقال وقد سمع شكوى الناس مما هم فيه من الظّلم: اللهم ّإنّا برآء من جور الجائرين وظلم الظّالمين وإنا محبون لعدلك، فلا تجرّد علينا<br />
بسخطك إنّك على كل ّشيء قدير. وقال رضي الله عنه:<br />
كراهة المعصية والبغض لها، والزّهد في الدّنيا والحفظ بأمانة الشّرع لها، والثّقة بما في يدك والرّضااللهم ّإنّي أسألك الطّاعة والحب ّلها، و<br />
بما قسّمت منها وهيّئنا<br />
وهذه دعوة قوله تعالى: لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْن َ]الأنبياء:87[ ٣٣<br />
للشّكر مع الوجد، والرّضا مع الفقد، والبذل مع الفضل، واجعل ثواب ما يذهب عنّا أحب ّإلينا من منفعة ما بقي لنا، وهب لنا إخلاصا<br />
ذاتيّا وعملا زاكيا وعلما صافيا ونورا هاديا، فإنّك تهدي من تشاء إلى صراط مستقيم. وقال رضي الله عنه:<br />
اللهم ّإنّا نسألك انتباها ونظرا بك ومعرفة لك ومحبّة وعملا بطاعتك وشوقا إلى لقائك وخوفا منك ورجاء فيك وتوكّلا عليك ورضا بك<br />
وبرسولك وبما جاء من عندك، وأسألك وصلة به وتحقيقا بنوره ونظرا بنظره وإشرافا على علمه، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
وهذه دعوة قوله تعالى: }لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْنَ{ ]الأنبياء:٨٧[<br />
وهي لتفريج الـكروب والخلاص من كل غم، والنجاة من كل مكروه<br />
وقال رضي الله عنه: بت ليلة في غم ّعظيم فألهمت أن أقول:<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي مننت علي ّبالإيمان والمحبّة والطّاعة والتّوحيد، وأحاطت بي الغفلة والشّهوة والمعصية، وطرحتني النّفس في بحر الهوى فهي مظلمة،<br />
وعبدك محزون مهموم مغموم، قد التقمه نون الهوى، وهو يناديك نداء المحبوب المعصوم نبيّك وعبدك يونس ابن متّى، وهو يقول لا<br />
إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين، فاستجب لي كما استجبت له وأيّدني بالمحبّة في محل ّالتّفريد والوحدة، وأنبت علي ّأشجار<br />
اللّطف والحنان، فإنّك أنت الله الملك المنّان، وليس لي إلا أنت وحدك لا شر يك لك ولست بمخلف وعدك لمن آمن بك، إذ قلت<br />
كذلك ننجي المؤمنين.وقولك الحقّ، فاستجبنا له ونجّيناه من الغم ّو<br />
***<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم:<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ،<br />
٤٧---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْن{ ]الفاتحة:١ - ٧[ آمين.<br />
سبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم.<br />
}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي ْيَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا<br />
بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{<br />
]البقرة:٢٥٥[.<br />
}آمَن َالرَّسُوْل ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِالله ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوْا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا<br />
غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن ْنَسِينَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا<br />
وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِيْن َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه ِوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا أَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى<br />
َالْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٥ - ٢٨٦[.<br />
}الم، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْمُ، نَزَّل َعَلَيْك َالْكِتَاب َبِالْحَق ِّمُصَدِّقًا لِمَا بَيْن َيَدَيْه ِوَأَنْزَل َالتَّوْرَاة َوَالْإِنْجِيْلَ، مِن ْقَبْل ُهُدًى لِلنَّاس ِوَأَنْزَل<br />
الْفُرْقَان َإِن َّالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِآيَات ِالله ِلَهُم ْعَذَاب ٌشَدِيْد ٌوَالله ُعَزِيْز ٌذُو انْتِقَامٍ{ ]آل عمران:١ - ٤[<br />
}يَاأَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ، قُم ْفَأَنْذِرْ، وَرَبَّك َفَكَبِّرْ، وَثِيَابَك َفَطَهِّرْ، وَالرُّجْز َفَاهْجُرْ، وَلَا تَمْنُن ْتَسْتَكْثِرُ، وَلِرَبِّك َفَاصْبِرْ{ ]المدثر:١ - ٧[<br />
}اقْرَأ ْبِاسْم ِرَبِّك َالَّذِي ْخَلَقَ، خَلَق َالْإِنْسَان َمِن ْعَلَقٍ، اقْرَأ ْوَرَبُّك َالْأَكْرَمُ، الَّذِي ْعَلَّم َبِالْقَلَمِ، عَلَّم َالْإِنْسَان َمَا لَم ْيَعْلَمْ{ ]العلق:١ - ٥[.<br />
}الرَّحْمَنُ، عَلَّم َالْقُرْآنَ، خَلَق َالْإِنْسَانَ، عَلَّمَه ُالْبَيَانَ، الشَّمْس ُوَالْقَمَر ُبِحُسْبَانٍ، وَالنَّجْم ُوَالشَّجَر ُيَسْجُدَان، وَالسَّمَاء َرَفَعَهَا وَوَضَع َالْمِيْزَانَ، أَلَّا<br />
تَطْغَوْا فِي الْمِيْزَانِ، وَأَقِيْمُوا الْوَزْن َبِالْقِسْط ِوَلَا تُخْسِرُوا الْمِيْزَانَ{ ]الرحمن:١ - ٩[ }تَبَارَك َاسْم ُرَبِّك َذِي الْجَلَال ِوَالْإِكْرَامِ{ ]الرحمن:٧٨[.<br />
ُسبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم.<br />
}سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي ْوَيُمِيْت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل<br />
ِوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي ْسِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي<br />
الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُوْن َبَصِيْرٌ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض<br />
ُوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُوْلِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُوْلِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[.<br />
َ}هُو َالله ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن<br />
الْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو<br />
الْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢ - ٢٤[.<br />
}قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[<br />
}قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات ِفِي الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١<br />
.[٥ -<br />
}قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ، مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه ِالنَّاسِ، مِن ْشَر ِّالْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي ْصُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{<br />
]الناس:١ - ٦[.<br />
اللهم ّيا من هو كذلك، وعلى ما وصفه به عباد الله المخلصون من النبيين والصديقين، والشهداء والصالحـين، والعلماء الموقنين، والأولياء<br />
المقربين، ومن أهل سماواته وأرضه، وسائر الخلق أجمعين، أسألك بها وبالآيات والأسماء كلّها، وبالعظيم منها، وبالأم، والسيدة،<br />
وبخواتيم سورة البقرة، وبالمبادي والخواتيم، وبآمين على الموافقة، وبحاء الرحمة، وميم الملك، ودال الدوام.<br />
٤٨---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤ْ<br />
ُ}مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله ِوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء ُعَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيْمَاهُم ْفِي وُجُوهِهِم ْمِن<br />
أَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك َمَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة ِوَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيْل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِه ِيُعْجِب ُالزُّرَّاع َلِيَغِيْظ َبِهِم<br />
الـْكُفَّار َوَعَد َالله ُالَّذِيْن َآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[<br />
أحون قاف أدم ّحم ّهاء آمين.<br />
كهيعص: اغفر لي وارحمني برحمتك التي رحمت بها أنبياءك ورسلك، ولا تجعلني }بِدُعَائِك َرَب ِّشَقِيًّا{ ]مريم:٤[.<br />
وإني خفت، وأخاف أن أخاف، ثم لا أهتدي إليك سبيلا، فاهدني إليك، وأمني بك من كل خوف ومخوف، في الدنيا والآخرة،<br />
إنك على كل شيء قدير.<br />
اللهم ّيا بديع السّموات والأرض، يا قيوم الدارين، و يا قيوم بكل شيء، يا حي يا قيوم، يا إلهنا لا إله لنا إلا أنت، كن لنا وليا ونصيرا<br />
وأمنا، وأمنّا بك من كل شيء، حتى لا نخاف إلا أنت، واجعلنا في جوارك، واحجبنا بالذي حجبت به<br />
أولياءك، فترى ولا يراك أحد من خلقك، وأصبب علينا من الخـير أكمله وأجمله، واصرف عنا من الشر أصغره وأكبره، طس، حم،<br />
عسق، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[.<br />
اللهم ّإنا نسألك الخوف منك، والرجاء فيك، والمحبة لك، والشوق إليك، والأنس بك، والرضا عنك، والطاعة لأمرك، على بساط<br />
مشاهدتك، ناظرين منك إليك، وناطقين بك عنك، لا إله إلا أنت سبحانك، ربنا ظلمنا أنفسنا وقد تبنا إليك قولا وعقدا، فتب علينا<br />
جودا وعطفا، واستعملنا بعمل ترضاه، وأصلح لنا في ذر ياتنا، إنا تبنا إليك، وإنا من المسلمين، يا غفور، يا ودود، يا برّ، يا رحيم، اغفر<br />
لنا ذنوبنا، وقربنا بودك، وصلنا بتوحيدك، وارحمنا بطاعتك، ولا تعاقبنا بالفترة، ولا بالوقفة مع كل شيء دونك، واحملنا على سبيل<br />
القصد، واعصمنا من جائرها، إنك على كل شيء قدير.<br />
اللهم ّيا جامع الناس ليوم لا ريب فيه، اجمع بيننا وبين الصدق والنية والإخلاص والخشوع والهيبة والحياء والمراقبة والنور واليقين<br />
والعلم والمعرفة والحفظ والعصمة والنشاط والقوة والستر والمغفرة والفصاحة والبيان والفهم في القرآن، وخصنا منك بالمحبة والاصطفائية<br />
والتخصيص والتولية، وكن لنا سمعا وبصرا ولسانا وقلبا وعقلا ويدا ومؤيدا، وآتنا العلم اللدني، والعمل الصالح، والرزق الهنيّ، الذي<br />
لا حجاب به في الدنيا، ولا حساب ولا سؤال ولا عقاب عليه في الآخرة على بساط علم التوحيد والشرع سالمين من الهوى والشهوة<br />
والطبع، وأدخلنا مدخل صدق، وأخرجنا مخرج صدق، واجعل لنا من لدنك سلطانا نصيرا.<br />
يا الله، يا علي، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا سميع، يا بصير، يا مريد، يا قدير، يا حي، يا قيوم، يا رحمن، يا رحيم، يا من هو هو هو<br />
يا هو، أسألك بعظمتك التي ملأت أركان عرشك، وبقدرتك التي قدرت بها على خلقك، وبرحمتك التي وسعت كل شيء، وبعلمك<br />
المحيط بكل شيء، وبإرادتك التي لا ينازعها شيء، وبسمعك وبصرك القريبېن من كل شيء، يا من هو أقرب إلي ّمن كل شيء، قد<br />
قل ّحيائي وعظم افترائي، وبعد منائي، واقترب شقائي، وأنت البصير بمحنتي وحيرتي وشهوتي وسوءتي، تعلم ضلالتي وعمايتي وفاقتي،<br />
وما قبح من صفاتي؛ آمنت بك وبأسمائك وصفاتك، وبمحمد رسولك؛ فمن ذا الذي يرحمني<br />
غيرك، ومن ذا الذي يسعدني سواك، فارحمني وأرني سبيل الرشد، واهدني إليه سبيلا، وأرني سبيل الغي وجنبني إياه، واصحبني منك<br />
النور والحق والحكم والفصل والبيان، واحرسني بنورك يا الله يا نور، يا حق، يا مبين، افتح لي قلبي بنورك، وعلمني من علمك، وفهمني<br />
عنك، وأسمعني منك، وبصرني بك إنك على كل شيء قدير.<br />
اللهم ّإني أصبحت وأنا أريد الخـير وأكره الشر، وسبحان الله، والحمد للّه، ولا إله إلا الله، والله أكبر، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي<br />
العظيم، فاهدني بنورك لنورك، فيما يرد علي ّمنك، وفيما يصدر مني إليك، وفيما يجري بيني وبين خلقك، وضيق علي ّبقربك، واحجبني<br />
بحجب عزتك وعز ّحجبك، وكن أنت حجابي حتى لا يقع شيء مني إلا عليك، وسخر لي أمر هذا الرزق، واعصمني من الحرص والتعب<br />
في طلبه، ومن شغل القلب وتعلق الهم به، ومن الذل للخلق بسببه، ومن التفكر والتدبر في تحصيله، ومن الشح والبخل بعد حصوله، وما<br />
٤٩---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
يعرض في النفس من ذلك وتخلقه بقدرتك على وفق إرادتك وعلمك، ومن ضرورات الحاجة إلى خلقك، فاجعله اللهم سببا لإقامة<br />
كرا من أذكارك، وسرا من أسرارك، وطاعةالعبودية، ومشاهدة لأحكام الربوبية، وهب لي خفية من خفياتك، ونورا من أنوارك، وذ<br />
من طاعات أنبيائك، وصحبة لملائكتك، وتول أمري بذاتك، ولا تكلني إلى نفسي طرفة عين ولا أقل من ذلك، واجعلني حسنة من<br />
حسناتك، ورحمة بين عبادك، تهدي بها من تشاء إلى صراط مستقيم، }صِرَاط ِالله ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِأَلَا إِلَى<br />
الله ِتَصِيْر ُالْأُمُوْرُ{ ]الشورى:٥٣[.<br />
اللهم ّاهدني لنورك، واعطني من فضلك، وامنعني من كل عدو حولك. .<br />
كرك، وقلبا يسمع بالحق منك، وروحا يكرم بالنظر إليك، وسرا ممتعا بحقائقومن كل شيء يشغلني عنك، وهب لي لسانا لا يفتر عن ذ<br />
قربك، وعقلا جائلا بجلال عظمتك، وزيّن ما ظهر وما بطن مني بأنواع طاعتك، يا سميع يا عليم، يا عزيز يا حكيم.<br />
اللهم ّكما خلقتني فاهدني، وكما أمتني فاحيني، وكما أطعمتهم فأطعمني واسقني، ومرضي لا يخفى عليك فاشفني، وقد أحاطت بي خطيئاتي<br />
فاغفر لي، وهب لي علما يوافق علمك، وحكما يصادف حكمك، واجعل لي لسان صدق بين<br />
عبادك، واجعلني من ورثة جنتك، ونجني من النار بعفوك، وأدخلني الجنة حالا ومآلا برحمتك، وأرني وجه سيدنا محمد نبيك، وارفع<br />
الحجاب فيما بيني وبينك، واجعل مقامي عندك دائما بين يديك وناظرا منك إليك، واسقط البين عني حتى لا يكون شيء بيني وبينك،<br />
واكشف لي عن حقيقة الأمر كشفا لا طلب بعده لعبدك مع المزيد المضمون بكريم وعدك، إنك على كل شيء قدير.<br />
يا الله، يا عظيم، يا سميع، يا عليم، يا بر، يا رحيم، عبدك قد أحاطت به خطيئاته، وأنت العظيم، وندائي كأنه لم يسمع وأنت السميع،<br />
وقد عجزت عن سياسة نفسي، وأنت العليم، وأنّى لي برحمتها وأنت البر الرحيم، كيف يكون ذنبي عظيما مع عظمتك؟ أم كيف تجيب<br />
من لم يسألك وتترك من سألك؟ أم كيف أسوس نفسي بالبر وضعفي لا يعزب عنك؟ أم كيف أرحمها بشيء وخزائن الرحمة بيديك؟<br />
إلهي عظمتك ملأت قلوب أوليائك، فصغر لديهم كل شيء، فاملأ قلبي بعظمتك حتى لا يصغر ولا يعظم لديه شيء، واسمع ندائي<br />
بخصائص اللطف، فإنك السميع من كل شيء.<br />
اللهم ّستر عنّي مكاني منك حتى عصيتك وأنا في قبضتك واجترحت ما اجترحت فكيف لي بالاعتذار إليك؟ إلهي جذبك لي أطمعني<br />
فيك، وحجابي عنك آيسني من غيرك، فاقطع حجابي حتى أصل إليك، واجذبني جذبة لا أرجع بعدها لغيرك.<br />
كم من سيئة ممن تحب لا وزر لها، فاجعل سيئاتي سيئات من أحببت، ولا تجعل حسناتيإلهي كم من حسنة ممن لا تحب لا أجر لها، و<br />
حسنات من أبغضت، فإن كرم الـكريم من السيئات أتم منه مع الحسنات، فأشهدني كرمك على بساط رحمتك، ورضّني بقضائك،<br />
وصبّرني على طاعتك فيما أجريت علي ّمن أمرك ونهيك، وأوزعني شكر نعمتك، وغطّني برداء عافيتك حتى لا أشرك بك مع المزيد<br />
المضمون بكريم وعدك، إنك على كل شيء قدير.<br />
إلهي معصيتك نادتني بالطاعة، وطاعتك نادتني بالمعصية، ففي أيهما أخافك، وفي أيهما أرجوك، إن قلت بالمعصية قابلتني بفضلك، فلم<br />
تدع لي خوفا، وإن قلت بالطاعة قابلتني بعدلك، فلم تدع لي رجاء، فليت شعري كيف أرى إحساني مع<br />
إحسانك، أم كيف أجهل فضلك مع عصيانك، قاف جيم، سران من سرك، وكلاهما دالان على غيرك، فبالسر الجامع الدال عليك<br />
لا تدعني لغيرك، إنك على كل شيء قدير.<br />
يا الله، يا غفار، يا منعم، يا هادي، يا ناصر، يا عزيز، هب لي من نور أسمائك ما أتحقق به حقائق ذاتك، وافتح لي واغفر لي، وأنعم<br />
علي ّواهدني، وانصرني وأعزّني، يا معز لا تذلّني بتدبير مالك، ولا تشغلني عنك بمالك، فالكل كلك، والأمر أمرك، والسر سرك، عدمي<br />
وجودي، ووجودي عدمي، فالحق حقك، والجعل جعلك، ولا إله غيرك، وأنت الله الحق المبين.<br />
يا عالم السر وأخفى، يا ذا الـكرم والوفاء، علمك قد أحاط بعبدك وقد شقى في طلبك، فكيف لا يشقى من طلب غيرك، وتلطف بي<br />
حتى علمت أن طلبي لك جهل، وطلبي لغيرك كفر، فأجرني من الجهل، واعصمني من الـكفر، يا قريب أنت القريب وأنا البعيد، قربك<br />
أيأسني من غيرك، وبعدي عنك ردني للطلب لك، فكن لي بفضلك حتى تمحو طلبي بطلبك، يا قوي يا عزيز، إنك على كل شيء قدير.<br />
٥٠---<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ٣٥<br />
اللهم ّلا تعذبنا بإرادتنا وحب شهواتنا، فنشغل أو نحجب أو نفرح بوجود مرادنا، أو نحزن أو نسخط أو نسلم تسليم النفاق عند الفقد،<br />
وأنت أعلم بقلوبنا، فارحمنا بالنعيم الأكبر، والمزيد الأفضل، والفوز الأكمل، وغيبنا وغيب عنا كل شيء، واشهدنا إياك بالإشهاد وانصرنا<br />
في الحياة الدنيا و يوم يقوم الأشهاد.<br />
يا الله، يا قدير، يا مريد، يا عزيز، يا حكيم، يا حميد، إنا نسألك بالقدرة العظمى، وبالمشيئة العليا، وبالآيات والأسماء كلها، وبهذا<br />
العظيم منها أن تسخر لنا هذا البحر، وكل بحر هو لك في الأرض والسماء والملك والملـكوت، كما سخرت البحر لموسى، وسخرت النار<br />
لإبراهيم، وسخرت الجبال والحديد لداود، وسخرت الريح والشياطين لسليمان، وسخرت لنا كل شيء يا من بيده ملـكوت كل شيء، وهو<br />
يجـير ولا يجار عليه، يا عليم، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، أحون قاف أدم ّحم ّهاء آمين. اهـ.<br />
***<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ٣٥<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري<br />
ّبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي أنا الفقير في غنائي، فكيف لا أكون فقيرا في فقري؟ إلهي أنا الجاهل في علمي، فكيف لا أكون جهولا في جهلي؟ إلهي إن<br />
اختلاف تدبيرك، وسرعة حلول مقاديرك، منعا عبادك العارفين بك عن السّكون إلى عطاء، واليأس منك في بلاء.<br />
إلهي منّي ما يليق بلؤمي ومنك ما يليق بكرمك. إلهي وصفت نفسك باللّطف والرّأفة بي قبل وجود ضعفي، أفتمنعني منهما بعد وجود<br />
ضعفي؟ إلهي إن ظهرت المحاسن منّي فبفضلك ولك المنّة عليّ، وإن ظهرت المساوئ، منّي فبعدلك ولّك الحجّة عليّ. إلهي كيف تكلني<br />
وقد توكّلت عليك؟ وكيف أضام، وأنت النّاصر لي؟ أم كيف أخيب وأنت الحفي ّبي؟ ها أنا أتوسّل إليك بفقري إليك، وكيف أتوسّل<br />
إليك بما هو محال أن يصل إليك؟ أم كيف أشكو إليك حالي وهو لا يخفى عليك؟ أم كيف أترجم لك بمقالي وهو منك برز إليك؟ أم<br />
كيف تخيب آمالي وهي قد وفدت عليك؟ أم كيف لا تحسن أحوالي وبك قامت وإليك؟ إلهي ما ألطفك بي مع عظيم جهلي! وما<br />
أرحمك بي مع قبيح فعلي! إلهي ما أقربك منّي! وما أبعدني عنك! إلهي ما أرأفك بي، فما الّذي يحجبني عنك؟ إلهي قد علمت باختلاف<br />
الآثار وتنقّلات الأطوار أن ّمرادك منّي أن ٺتعرّف إلي ّفي كل ّشيء حتّى لا أجهلك في شيء. إلهي أخرسني لؤمي وأنطقني كرمك<br />
وكلّما آيستني أوصافي أطمعتني مننك، إلهي من كانت محاسنه مساوئ فكيف لا تكون مساو يه مساوئ؟ ومن كانت حقائقه دعاوي<br />
فكيف لا تكون دعاو يه دعاوي؟ إلهي حكمك النّافذ ومشيئتك القاهرة لم يتركا لذي مقال مقالا ولا لذي حال حالا. إلهي كم من<br />
طاعة بنيتها وحالة شيّدتها، هدم اعتمادي عليها عدلك، بل أقالني منها فضلك، إلهي إنّك تعلم وإن لم تدم الطّاعة منّي فعلا جزما، فقد<br />
دامت محبّة وعزما، إلهي كيف أعزم وأنت القاهر؟ وكيف لا أعزم وأنت<br />
الآمر؟ إلهي تردّدي في الآثار يوجب بعد المزار فاجمعني عليك بخدمة توصلني إليك. إلهي كيف يستدل ّعليك بما هو في وجوده مفتقر<br />
إليك؟ أيكون لغيرك من الظّهور ما ليس لك، حتّى يكون هو المظهر لك؟ متى غبت حتّى يحتاج إلى دليل يدل ّعليك؟ ومتى بعدت<br />
حتّى تكون الآثار هي الّتي توصل إليك؟ إلهي عميت عين لا تراك عليها رقيبا وخسرت صفقة عبد لم تجعل له من حبّك نصيبا. إلهي<br />
أمرت بالرّجوع إلى الآثار فارجعني إليها بكسوة الأنوار وهداية الاستبصار حتّى أرجع إليك منها كما دخلت منها إليك مصون السّر ّعن<br />
النّظر إليها ومرفوع الهمّة عن الاعتماد عليها، إنّك على كل ّشيء قدير. إلهي ذلّي ظاهر بين يديك وهذا حالي لا يخفى عليك، منك<br />
أطلب الوصول إليك وبك أستدل ّعليك فاهدني بنورك إليك وأقمني بصدق العبوديّة بين يديك. إلهي علّمني من علمك المخزون وصني<br />
بسر ّاسمك المصون، إلهي حقّقني بحقائق أهل القرب، واسلك بي مسالك أهل الجذب، إلهي أغنني بتدبيرك عن تدبيري وباختيارك لي<br />
عن اختياري وأوقفني على مراكز اضطراري، إلهي أخرجني من ذل ّنفسي وطهّرني من شكّي وشركي قبل حلول رمسي بك استنصر<br />
٥١---<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه ٣٦<br />
فانصرني، وعليك أتوكّل فلا تكلني وإيّاك أسأل فلا تخيّبني وفي فضلك أرغب فلا تحرمني، ولجنابك أنتسب فلا تبعدني، وببابك أقف<br />
فلا تطردني. إلهي تقدّس رضاك أن تكون له علّة منك فكيف تكون له علّة منّي أنت الغني ّبذاتك عن أن يصل إليك النّفع منك،<br />
فكيف لا تكون غنيّا عنّي، إلهي إن ّالقضاء والقدر غلباني، وإن ّالهوى بوثاق الشّهوة أسرني، فكن أنت النّصير لي حتّى تنصرني وتنصر<br />
بي، واغنني بفضلك حتّى استغنى بك عن طلبي، أنت الّذي أشرقت الأنوار في قلوب أوليائك وأنت الّذي أزلت الأغيار من قلوب<br />
أحبابك، أنت المؤنس لهم حيث أوحشتهم العوالم، وأنت الّذي هديتهم حتّى استبانت لهم المعالم، ماذا وجد من فقدك؟ وما الّذي<br />
فقد من وجدك؟ لقد خاب من رضي دونك بدلا، ولقد خسر من ابتغى عنك متحوّلا، إلهي كيف يرجى سواك وأنت ما قطعت<br />
الإحسان؟ وكيف يطلب من غيرك وأنت ما بدّلت<br />
عادة الامتنان؟ يا من أذاق أحبّاءه حلاوة مؤانسته فقاموا بين يديه متملّقين، و يا من ألبس أولياءه ملابس هيبته فقاموا بعزّته مستعزّين،<br />
كر الذّاكرين، وأنت الباديء بالإحسان من قبل توجّه العابدين، وأنت الجواد بالعطاء من قبل طلب الطّالبين،ّأنت الذّاكر من قبل ذ<br />
وأنت الوهّاب لنا ثم ّأنت لما وهبتنا من المستقرضين، إلهي اطلبني برحمتك حتّى أصل إليك واجذبني بمنّتك حتّى أقبل عليك، إلهي إن<br />
رجائي لا ينقطع عنك وإن عصيتك، كما إن ّخوفي لا يزايلني وإن أطعتك، إلهي قد دفعتني العوالم إليك وقد أوقفني علمي بكرمك عليك،<br />
كزتني؟ أم كيف لا أستعز ّوإليك قدإلهي كيف أخيب وأنت أملي؟ أم كيف أهان وأنت متّكلي؟ إلهي كيف أستعز ّوفي الذّلّة أر<br />
نسبتني؟ إلهي كيف لا أفتقر وأنت الّذي في الفقر أقمتني؟ أم كيف أفتقر وأنت الّذي بجودك أغنيتني؟ أنت الّذي لا إله غيرك تعرّفت<br />
لكل ّشيء فما جهلك شيء، وأنت الّذي تعرّفت إلي ّفي كل ّشيء، فرأيتك ظاهرا في كل ّشيء، فأنت الظّاهر لكل ّشيء، يا من استوى<br />
برحمانيّته على عرشه فصار العرش غيبا في رحمانيته، كما صارت العوالم غيبا في عرشه، محقت الآثار بالآثار، ومحوت الأغيار بمحيطات<br />
كه الأبصار، يا من تجلّى بكمال بهائه، فتحقّقت عظمته الأسرار، كيفأفلاك الأنوار، يا من احتجب في سرادقات عزّه عن أن تدر<br />
تخفى وأنت الظّاهر، أم كيف تغيب وأنت الرّقيب الحاضر؟<br />
***<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب ٣٦<br />
الشّاذلي رضي الله عنه<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّعلى النّبي ّالمتوّج بتاج الـكمال في مقام الحضرة الأكمليّة على سائر البر يّة، وسلّم سلام الخصوصيّة في حضرة الرّبوبيّة، صلاة<br />
وسلاما يتم ّنورهما لنا أبدا، ولا ينقطع ثوابهما بل يتجدّد سرمدا.<br />
اللهم ّصل ّعلى طلعة مبدأ الذّات، ومظهر أنوار الصّفات، ذي الجناب الأعظم، والجاه الأكرم والنّور الخارق، والقلم الفارق والجمال<br />
اليتيم، والصّراط المستقيم، والخلق العظيم، والهدى القويم، والـكمال المطلق، والعز ّالمحقّق، والمقام الأعلى والسّر ّالأجلى، والباطن الأتقى،<br />
والقلب الأنقى، واللّسان الفصيح، والوجه المليح، والجلال الظّاهر، والعنصر الطّاهر، والرّحمة الشّاملة، والنّعمة الكاملة، مبدأ الأمر<br />
والختام، ومنتهى النّهي والنّظام، طراز حلّة الملك والملـكوت، ومستودع خزائن الرّحموت، قطب دائرة الوجود، ومعدن فيوضات الـكرم<br />
والجود، إنسان عين الـكمال، وفخر المزايا والخصال، مفجر ينابيع الحكم، والمؤيّد بأعلى الهمم، لطيفة سر ّالخلافة الآدميّة، المشتملة المشتهرة<br />
بالأنوار المحمّديّة، خصّها الله بصلاة ترضى تلك اللّطيفة الأحمديّة، وسلام عاطر عليها من رب ّالبر يّة، تم ّمن عبد حقير معترف بالتّقصير،<br />
يرجو الصّلاة منك عليه، فصل ّاللهم ّعلى المطهّر التّامّ، واسطة عقد النّظام، فاتح خزائن المعارف، ومفيض الأسرار واللّطائف، نور<br />
ّكر السّبوحيّ،الأنوار وسر ّالأسرار، بحر الجود ومدد الوجود، وسيّد كل ّوالد ومولود، مقر ّالتّنزّلات ومجلى التّجلّيّات، بالمعنى الرّوحي ّوالذ<br />
٥٢---<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
روح الأرواح ولطيفة الارتياح، إنسان عين الأعيان في جميع دورات الزّمان، مبلغ المقاصد السّنيّة لذوي<br />
هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة ٣٧<br />
الهمم العليّة في الحضرات القدسيّة، بهجة الأنوار المتالقة في مظاهر الصّباح، وأنس حضرة الوجود القابلة لملاح الملاح، مرشد العقول<br />
وهادي النّفوس، ومنوّر الأرواح ومزيل البؤس، خطيب خطبة الوصال بلسان الاتّصال في جامع الجلال والجمال، إمام أهل العرفان<br />
في حضرة الإنسان.<br />
اللهم ّصل ّوسلّم عليه سلاما تعرّفنا به أسرار معارف دائرته الكلّيّة كما يعرفنا في دائرتنا الجزئيّة، اللهم ّحقّقنا بحقائق علوّه وبيانه في<br />
حضرات عيانه، وانزل علينا من بركاته ما يقرّبنا إليه في جميع حضراته. اللهم ّبحق ّخصوصيّته خصّنا بخواص معارفه الّتي ورثها عنه<br />
أهل الخصوصيّة حتّى صاروا بها في أكمل رتبة بين البر يّة. اللهم ّاجعل قلوبنا معمورة بمعارفه العلميّة، وأرواحنا منوّرة بأنواره السّنيّة،<br />
وعقولنا تابعة لمأموراته، ونفوسنا مرحوزة بمهيّاته، وأبداننا منقادة لذلك الهدى ما أحييتنا أبدا.<br />
اللهم ّاجعل حياتنا على سنّته وموتنا على ملّته، واجعله المجيب عنّا في البرزخ والشّفيع لنا عندك يوم القيامة من الأنكال وعظيم الأهوال<br />
واجعله لنا مجـيرا من عذابك، وجارا في دار ثوابك من غير سابق عذاب وامتحان، يا حنّان يا منّان. اللهم ّمتّعنا بطلعة شهوده في<br />
الدّارين، واجعله لنا أنيسا في الـكونين، واجعلنا عنده من أهل العناية في البداية والنّهاية، وارض عن آله وأصحابه والتّابعين، والحمد لل᧦ّٰه<br />
رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّعلى من منه انشقّت الأسرار، وانفلقت الأنوار، وفيه ارتقت الحقائق، وتنزّلت علوم آدم فأعجز الخلائق، وله تضاءلت الفهوم<br />
كه منّا سابقفلم يدر<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
ولا لا حق، فر ياض الملـكوت بزهر جماله مؤنقة، وحياض الجـبروت بفيض أنواره متدفقة، ولا شيء إلا وهو به منوط، إذ لو لا<br />
الواسطة لذهب كما قيل الموسوط، صلاة تليق بك منك إليه كما هو أهله. اللهم ّإنّه سرّك الجامع الدّال ّعليك وحجابك الأعظم القائم<br />
لك بين يديك.<br />
اللهم ّألحقني بنسبه وحقّقني بحسبه، وعرّفني إيّاه معرفة أسلم بها من موارد الجهل، وأكرع بها من موارد الفضل، واحملني على سبيله<br />
إلى حضرتك، حملا محفوفا بنصرتك، واقذف بي على الباطل فادمغه، وزج ّبي في بحار الأحديّة وانشلني من أوحال التّوحيد، واغرقني<br />
في عين بحر الوحدة حتّى لا أرى ولا أسمع ولا أجد ولا أحس ّإلا بها، واجعل الحجاب الأعظم حياة روحي وروحه، وسر ّحقيقتي<br />
كريّا، وانصرني بكوحقيقته، جامع عوالمي بتحقيق الحق ّالأوّل، يا أوّل يا آخر يا ظاهر يا باطن، اسمع ندائي بما سمعت به نداء عبدك ز<br />
لك، وأيّدني بك لك، واجمع بيني وبينك، وحل بيني وبين غيرك )ثلاثا(، الله الله الله، إن ّالّذي فرض عليك القرآن لرادّك إلى معاد<br />
)ثلاثا(، ربّنا آتنا من لدنك رحمة وهيّئ لنا من أمرنا رشدا )ثلاثا(، إن ّالله وملائكته يصلّون على النّبي ّيا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه<br />
وسلّموا تسليما، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه<br />
أعوذ بالله من الشّيطان الرّجيم<br />
٥٣---<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّوسلّم بجميع الشّؤن في الظّهور والبطون على من منه انشقّت الأسرار الكامنة في ذاته العليّة ظهورا، وانفلقت الأنوار المنطو يّة<br />
في سماء صفاته<br />
السّنيّة بدورا، وفيه ارتقت الحقائق منه إليه، وتنزّلت علوم آدم به فيه عليه، فأعجز كلا من الخلائق فهم ما أودع من السّر ّفيه، وله<br />
كه منّا سابق في وجوده، ولا يبلغه لاحق على سوابق شهوده، فأعظم بهتضاءلت الفهوم وكل ّعجزه يكفيه، فذلك السّر ّالمصون لم يدر<br />
من نبي ّر ياض الملك والملـكوت بزهر جماله الزّاهر مؤنقة، وحياض معالم الجـبروت بفيض أنوار سرّه الباهرة متدفّقة، ولا شيء إلا وهو<br />
به منوط، وبسرّه السّاري محوط، إذ لو لا الواسطة في كل ّصعود وهبوط لذهب كما قيل الموسوط صلاة تليق بك منك إليه، وٺتوارد<br />
بتوارد الخلق الجديد والفيض المديد عليه، وسلاما يجاري هذه الصّلاة فيضه وفضله كما هو أهله، وعلى آله شموس سماء العلا، وأصحابه<br />
والتّابعين ومن تلا. اللهم ّإنّه سرّك الجامع لكل ّالأسرار، ونورك الواسع بجميع الأنوار، ودليلك الدّال بك عليك وقائد ركب عوالمك<br />
إليك، وحجابك الأعظم القائم لك بين يديك فلا يصل واصل إلا إلى حضرته المانعة، ولا يهتدي حائر إلا بأنواره اللامعة.<br />
اللهم ّألحقني بنسبه الرّوحي، وحقّقني بحسبه السّبّوحي، وعرّفني إيّاه معرفة أشهد بها محيّاه، وأصير بها مجلاه، كما يحبّه ويرضاه، وأسلم<br />
بها من ورود موارد الجهل بعوارفه، وأكرع بها من موارد الفضل بمعارفه، واحملني على نجائب لطفك وركائب حنانك وعطفك وسر بي<br />
في سبيله القويم وصراطه المستقيم إلى حضرته المتّصلة بحضرتك القدسيّة المتبلّجة بتجلّيّات محاسنه الأنسيّة، حملا محفوفا بجنود نصرتك،<br />
مصحوبا بعوالم أسرتك، واقذف بي على الباطل بأنواعه في جميع بقاعه، فادمغه بالحق ّعلى الوجه الأحقّ، وزج ّبي في بحار الأحديّة<br />
المحيطة، بكل ّمركّبة وبسيطة، وانشلني من أوحال التّوحيد إلى فضاء التّفريد، المنزّه عن الإطلاق والتّقييد، واغرقني في عين بحر الوحدة<br />
شهودا، حتى لا أرى ولا أسمع ولا أجد ولا أحس ّإلا بها نزولا وصعودا، كما هو كذلك لن يزال وجودا، واجعل اللهم ّذلك لديه<br />
ممدوحا وعندك محمودا، واجعل اللهم ّالحجاب الأعظم حياة روحي كشفا<br />
وعيانا، إذ الأمر كذلك رحمة منك وحنانا، واجعل اللهم ّروحه سر ّحقيقتي ذوقا وحالا، وحقيقته جامع عوالمي في مجامع معالمي<br />
حالا ومآلا، وحقّقني بذلك على ما هنالك بتحقيق الحق ّالأوّل والآخر والظّاهر والباطن، يا أوّل فليس قبلك شيء، يا آخر فليس بعدك<br />
كريّاء، واجعلنيشيء، يا ظاهر فليس فوقك شيء، يا باطن فليس دونك شيء، اسمع ندائي في بقائي وفنائي بما سمعت به نداء عبدك ز<br />
عنك راضيا وعندك مرضيّا، وانصرني بك لك على عوالم الجن ّوالإنس والملك، وأيّدني بك لك بتأييد من سلك فملك ومن ملك فسلك،<br />
واجمع بيني وبينك وأزل عن العين غينك، وحل ّبيني وبين غيرك، واجعلني من أئمّة خيرك وميرك، الله الله الله، الله منه بدئ الأمر،<br />
الله الأمر إليه يعود، الله واجب الوجود وما سواه مفقود، إن ّالّذي فرض عليك القرآن لرادّك إلى معاد، في كل ّاقتراب وابتعاد<br />
وانتهاض واقتعاد، ربّنا آتنا من لدنك رحمة وهيّئ لنا من أمرنا رشدا، واجعلنا ممّن اهتدى بك فهدى، حتّى لا يقع منّا نظر إلا عليك،<br />
ولا يسير بنا وطر إلا إليك، وسر بنا في معارج مدارج، }إِن َّالله َوَمَلَائِكَتَه ُيُصَلُّوْن َعَلَى النَّبِي ِّيَاأَيُّهَا الَّذِيْن َآمَنُوْا صَلُّوْا عَلَيْه ِوَسَلِّمُوْا تَسْلِيْمًا{<br />
]الأحزاب:٥٦[.<br />
اللهم ّفصل ّوسلّم منا عليه أفضل الصّلاة وأكمل التّسليم، فإنّا لا نقدر قدره العظيم، ولا ندرك ما يليق به من الاحترام والتّعظيم، صلوات<br />
ّالله تعالى وسلامه وتحيّاته ورحمته وبركاته على سيّدنا محمّد عبدك ونبيّك ورسولك النّبي ّالأمّي ّوعلى آله وصحبه عدد الشّفع والوتر وعدد<br />
كلمات ربّنا التّامّات المباركات، أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق )ثلاثا(، تحصّنت بذي العزّة والجـبروت، واعتصمت برب<br />
الملـكوت وتوكّلت على الحي ّالّذي لا يموت، اصرف عنّا الأذى إنّك على كل ّشيء قدير )ثلاثا(. بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء<br />
في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا(، حسبنا الله ونعم الوكيل )ثلاثا(، لا حول ولا قوّة إلا بالله العلي ّالعظيم )ثلاثا(.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم،<br />
}فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو َالسَّمِيْع ُالْعَلِيْمُ{ ]البقرة: ١٣٧[ )ثلاثا(، }فَالله ُخَيْر ٌحَافِظًا وَهُو َأَرْحَم ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]يوسف: ٦٤[ )ثلاثا(، }رَبَّنَا<br />
٥٤---<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩<br />
ُآتِنَا مِن ْلَدُنْك َرَحْمَة ًوَهَيِّئ ْلَنَا مِن ْأَمْرِنَا رَشَدًا{ ]الـكهف: ١٠[ )ثلاثا(، }وَأُفَوِّض ُأَمْرِي إِلَى الله ِإِن َّالله َبَصِيْر ٌبِالْعِبَادِ{ ]غافر: ٤٤[،<br />
ُّ}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم<br />
ِمَا بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي<br />
ُالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[، }شَهِد َالله ُأَنَّه ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َوَالْمَلَائِكَة ُوَأُوْلُو الْعِلْم ِقَائِمًا بِالْقِسْط ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، إِن َّالدِّيْن َعِنْد َالله<br />
ُالْإِسْلَامُ{ ]آل عمران:١٨ - ١٩[، }قُل ِاللَّهُم َّمَالِك َالْمُلْك ِتُؤْتِي الْمُلْك َمَن ْتَشَاء ُوَتَنْزِع ُالْمُلْك َمِمَّن ْتَشَاء ُوَتُعِز ُّمَن ْتَشَاء ُوَتُذِل ُّمَن ْتَشَاء<br />
ٌبِيَدِك َالْخـَيْر ُإِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، تُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِوَتُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَتُخْرِج ُالْحَي َّمِن َالْمَيِّت ِوَتُخْرِج ُالْمَيِّت َمِن َالْحَي ِّوَتَرْزُق<br />
مَن ْتَشَاء ُبِغَيْر ِحِسَابٍ{ ]آل عمران:٢٦ - ٢٧[، }لَقَد ْجَاءَكُم ْرَسُوْل ٌمِن ْأَنْفُسِكُم ْعَزِيْز ٌعَلَيْه ِمَاعَنِتُّم ْحَر ِيْص ٌعَلَيْكُم ْبِالْمُؤْمِنِيْن َرَءُوْف<br />
رَحِيْمٌ{ ]التوبة:١٢٨[ )ثلاثا(، }فَإِن ْتَوَلَّوْا فَقُل ْحَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ ]التوبة:١٢٩[ )ثلاثا(.<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:<br />
ِكْرَكَ، فَإِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا، إِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا،١[ }أَلَم ْنَشْرَح ْلَك َصَدْرَكَ، وَوَضَعْنَا عَنْك َوِزْرَكَ، الَّذِي ْأَنْقَض َظَهْرَكَ، وَرَفَعْنَا لَك َذ<br />
فَإِذَا فَرَغْت َفَانْصَبْ، وَإِلَى رَبِّك َفَارْغَبْ{ ]الشرح:١ - ٨[. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[، }إِنَّا أَنْزَلْنَاه ُفِي لَيْلَة ِالْقَدْرِ، وَمَا<br />
أَدْرَاك َمَا لَيْلَة ُالْقَدْرِ، لَيْلَة ُالْقَدْر ِخَيْر ٌمِن ْأَلْف ِشَهْرٍ، تَنَزَّل ُالْمَلَائِكَة ُوَالرُّوْح ُفِيْهَا بِإِذْن ِرَبِّهِم ْمِن ْكُل ِّأَمْرٍ، سَلَام ٌهِي َحَتَّى مَطْلَع ِالْفَجْرِ{<br />
]القدر:١ - ٥[. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[. }لِإِيْلَاف ِقُرَيْشٍ، إِيْلَافِهِم ْرِحْلَة َالشِّتَاء ِوَالصَّيْفِ، فَلْيَعْبُدُوْا رَب َّهَذَا الْبَيْتِ،<br />
ٌالَّذِي ْأَطْعَمَهُم ْمِن ْجُوع ٍوَآمَنَهُم ْمِن ْخَوْفٍ{ ]قريش:١ - ٤[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ،<br />
وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَد<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩ِ<br />
ِ{ ]الإخلاص:١ - ٤[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات<br />
فِي الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١ - ٥[، }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[ }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ، مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه<br />
َالنَّاسِ، مِن ْشَر ِّالْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي صُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{ ]الناس:١ - ٦[. مرّة مرّة. بسم الله الرّحمن<br />
الرّحيم }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط<br />
الْمُسْتَقِيْمَ، صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ - ٧[، استغفر الله مائة مرّة.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد عبدك ورسولك النّبي ّالأمّي ّوعلى آله وصحبه وسلّم )مائة مرة( لا إله إلا ّالله )مائة مرة(، سيّدنا محمّد رسول<br />
الله )مرّة(، سبحان ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ُّ}وَإِلَهُكُم ْإِلَه ٌوَاحِد ٌلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]البقرة:١٦٣[، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[، بسم الله الرّحمن الرّحيم،<br />
الم )١( اَللّه ُلا إِله َإِلا ّهُو َاَلْحَي ُّاَلْقَيُّوم ُ)٢( ]آل عمران:١ - ٢[ }وَعَنَت ِالْوُجُوْه ُلِلْحَي ِّالْقَيُّوْمِ{ ]طه:١١١[، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي<br />
٥٥---<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩ْ<br />
ُالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم<br />
ِوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْم<br />
ُ{ ]البقرة:٢٥٥[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }حم، تَنْز ِيْل ُالْكِتَاب ِمِن َالله ِالْعَزِيْز ِالْعَلِيْمِ، غَافِر ِالذَّنْب ِوَقَابِل ِالتَّوْب ِشَدِيْد ِالْعِقَاب ِذِي الطَّوْل<br />
ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َإِلَيْه ِالْمَصِيْرُ{ ]غافر:١ - ٣[. }لل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَإِن ْتُبْدُوْا مَا فِي ْأَنْفُسِكُم ْأَو ْتُخْفُوْه ُيُحَاسِبْكُم ْبِه ِالله<br />
فَيَغْفِر ُلِمَن ْيَشَاء ُو َيُعَذِّب ُمَن ْيَشَاء ُوَالله ُعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، آمَن َالرَّسُوْل ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِالله ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه<br />
ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوْا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا<br />
مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن ْنَسِينَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِين َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه<br />
َوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا أَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٤ - ٢٨٦[. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[<br />
}قُل ْيَاأَيُّهَا الْكَافِرُوْنَ، لَا أَعْبُد ُمَا تَعْبُدُوْنَ، وَلَا أَنْتُم ْعَابِدُوْن َمَا أَعْبُدُ، وَلَا أَنَا عَابِد ٌمَا عَبَدْتُمْ، وَلَا أَنْتُم ْعَابِدُوْن َمَا أَعْبُدُ، لـَكُم ْدِيْنُكُم ْوَلِي<br />
دِيْنِ{ ]الكافرون:١ - ٦[.<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم. }إِذَا جَاء َنَصْر ُالله ِوَالْفَتْحُ، وَرَأَيْت َالنَّاس َيَدْخُلُوْن َفِي ْدِيْن ِالله ِأَفْوَاجًا، فَسَبِّح ْبِحَمْد ِرَبِّك َوَاسْتَغْفِرْه ُإِنَّه ُكَان َتَوَّابًا{<br />
ٌ]الإخلاص:١ ]النصر:١ - ٣[. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَد{<br />
ِّ- ٤[. ثلاثا. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات ِفِي<br />
الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١ - ٥[. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ، مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه ِالنَّاسِ، مِن ْشَر<br />
الْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي صُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{ ]الناس:١ - ٦[.<br />
اللهم ّإنّي أعوذ بك من أن أشرك بك شيئا وأنا أعلم وأستغفرك لما لا أعلم )ثلاثا(. اللهم ّإنّي أعوذ بك من الهم ّوالحزن، وأعوذ بك<br />
من العجز والـكسل،<br />
وأعوذ بك من البخل والجـبن، وأعوذ بك من غلبة الدّين وقهر الرّجال )ثلاثا(. اللهم ّإنّي أعوذ بك من الـكفر والفقر. اللهم ّإنّي أعوذ<br />
بك من عذاب القبر لا إله إلا أنت )ثلاثا(.<br />
اللهم ّعافني في بدني. اللهم ّعافني في سمعي. اللهم ّعافني في بصري لا إله إلا أنت )ثلاثا(. اللهم ّأنت ربّي لا إله إلا أنت خلقتني<br />
وأنّا عبدك وأنا على عهدك ووعدك ما استطعت، أعوذ بك من شر ّما صنعت أبوء لك بنعمتك علي ّوأبوء بذنبي فاغفر لي فإنّه لا يغفر<br />
الذّنوب إلا أنت )ثلاثا(.<br />
اللهم ّإنّي أصبحت منك في نعمة وعافية وستر فأتمم نعمتك علي ّوعافيتك وسترك في الدّنيا والآخرة )ثلاثا(. اللهم ّما أصبح بي من<br />
نعمة أو بأحد من خلقك، فمنك وحدك لا شر يك لك فلك الحمد ولك الشّكر )ثلاثا(. يا رب ّلك الحمد كما ينبغي لجلال وجهك وعظيم<br />
سلطانك )ثلاثا(. رضيت بالله ربّا وبالإسلام دينا وبسيّدنا محمّد صلّى الله عليه وسلّم نبيّا ورسولا )ثلاثا(. سبحان الله وبحمده عدد خلقه<br />
َورضا نفسه وزنة عرشه ومداد كلماته. أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق )ثلاثا(. بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في<br />
َالأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا(. أعوذ بالله السّميع العليم من الشّيطان الرّجيم )ثلاثا(. }هُو َالله ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو<br />
عَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن ُالْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان<br />
الله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢<br />
- ٢٤[. تحصّنت بذي العزّة والجـبروت، واعتصمت برب ّالملـكوت، وتوكّلت على الحي ّالّذي لا يموت، اصرف عنّي الأذى إنّك على<br />
كل ّشيء قدير )ثلاثا(. بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْم ِ}لِإِيْلَاف ِقُرَيْشٍ، إِيْلَافِهِم ْرِحْلَة َالشِّتَاء ِوَالصَّيْفِ، فَلْيَعْبُدُوْا رَب َّهَذَا الْبَيْتِ،<br />
٥٦---<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما ٤٠<br />
الَّذِي ْأَطْعَمَهُم ْمِن ْجُوع ٍوَآمَنَهُم ْمِن ْخَوْفٍ{ ]قريش:١ - ٤[. اللهم ّكما أطعمتهم فأطعمنا وكما أمّنتهم فأمّنّا واجعلنا من الشّاكرين،<br />
سبحانك اللهم ّوبحمدك أشهد أن لا إله إلا أنت أستغفرك وأتوب إليك )ثلاثا(، استغفر الله الّذي لا إله إلا هو الحي ّالقيّوم وأتوب<br />
إليه )ثلاثا(.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد عبدك ونبيّك ورسولك النّبي ّالأمّي ّوعلى آله وصحبه وسلّم تسليما )ثلاثا(. عدد ما أحاط به علمك وخط ّبه<br />
قلمك وأحصاه كتابك. والرّضى عن أبي بكر وعمر وعثمان وعلي ّوعن الصّحابة أجمعين وعن التّابعين وتابع التّابعين لهم بإحسان إلى يوم<br />
الدّين، سبحان ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين، لا إله إلا الله )مائة مرة(، أو )ألف(، محمّد<br />
رسول الله )مرّة(، أشهد أن لا إله إلا الله وأشهد أن ّمحمّدا رسول الله صلّى الله عليه وسلم )ثلاثا(، ثبّتنا يا رب ّبقولها وانفعنا يا مولاي<br />
ّبفضلها واجعلنا من خيار أهلها )ثلاثا(، آمين آمين آمين آمين، يا رب ّالعالمين )ثلاثا(. أصبحنا في حماك يا مولانا أمسينا في رضاك يا<br />
مولانا ثلاثا. آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(. لا إله إلا أنت واحد ربّنا يا مجمّعنا اغفر ذنبنا )ثلاثا(. آمين آمين آمين رب<br />
العالمين )ثلاثا(.<br />
اغفر لنا ما مضى وأصلح لنا ما بقي بحرمة الأبرار يا عالم الأسرار، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(، يا عالم السّر ّمنّا لا تكشف<br />
السّتر عنّا )ثلاثا(، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(، يا مولانا يا مجيب من يرجوك لا يخيب، توسلنا بالحبيب اقض حاجتنا<br />
ِقريب، هذا وقت الحاجات يا حاضرا لا يغيب، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(. اللهم ّصل ّوسلّم على سيّدنا محمّد، وبارك<br />
على محمّد وعلى آل محمّد، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم<br />
َّالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ، صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ -<br />
٧[. }إِن<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله ٤٠<br />
أسرارهما ونفعنا الله بهما<br />
صلوات الله وسلامه وتحيّته ورحمته الله َوَمَلَائِكَتَه ُيُصَلُّون َعَلَى النَّبِي ِّيَاأَيُّهَا الَّذِيْن َآمَنُوْا صَلُّوْا عَلَيْه ِوَسَلِّمُوْا تَسْلِيْمًا{ ]الأحزاب:٥٦[.<br />
وبركاته على سيّدنا محمّد عبدك ونبيّك ورسولك النّبي ّالأميّ، وعلى آله وصحبه عدد الشّفع والوتر وكلمات ربّنا التّامّات المباركات، سبحان<br />
ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّيا من ملأ نوره الكائنات في أعلى السّموات والعرش وأدنى الأرضين والعرش يا من هو المنزّه في عز ّكماله الأقدس، وعلمه محيط<br />
في جلال جماله المقدّس، أشهد لي هذا النّور المشرق في ّوفي الآفاق، واجذبني إليك بجواذب الأشواق، ونعّمني في حضرة وصالك<br />
بأنواع جمالك وكمالك، وافتق لسان علمي بك في حضرة مناجاتك في الأدب معك والأخذ عنك، والفناء فيك والبقاء بك، لا شيء<br />
دونك، واجعلني الخزانة الجامعة لأسرارك الممدّة بإذنك من شئت إمداده من حضرة شهودك آمين، كمّلني اللهم ّالـكمال المكمّل، وعلّمني<br />
العلم اللّدنّي الفاتح أقفال المشكلات الغيبيّة المنبئ عن حضرة الإحاطة المقدّسة الذّاتيّة، يا عليم، يا عظيم، يا قدير، يا رحمن، يا رحيم، يا<br />
الله، يا هو.<br />
اللهم ّإنّي أقسم عليك بجلال الألوهيّة، وجمال الحضرة القدسيّة والأنوار المحمّديّة والأسرار الأحمديّة، والخلافة القطبانيّة، والمظاهر<br />
الصّدّيقيّة، والشّموس<br />
٥٧---<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ٤٢<br />
حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه ٤١<br />
العرفانيّة، والأقمار الإيمانيّة، والنّجوم العلميّة، والأكوان العمليّة، وبما بطن في الأزل وما ظهر في الأبد من نبي ّورسول وعالم وعامل<br />
وولي ّووارث جامع، أن تجمع لي خصائص القرب، ونفحات الحب ّودقائق العلم ودقائق الفهم ولطائف العرفان وحضرات الإحسان،<br />
ّكر الّذي طرد كل ّشيطانومشاهد الشّهود، والتّصر يف في الوجود، بالسّر ّالّذي خضع له كل، والاسم الّذي لا يضر ّمعه شيء، والذ<br />
ّمارد، وقمع كل ّبغي ّحاسد، وقهر كل ّظالم، وأعز ّكل ّمتواضع عالم، وجذب كل ّمحب صادق، واصطفى كل ّخليل مصادق، يا<br />
سميع، يا مجيب، يا منتقم، يا قهّار، يا حليم، يا كريم، يا من لا يسأل عمّا يفعل وهم يسألون، يا الله آمين يا أرحم الرّاحمين. اللهم<br />
أوصلني إلى عارف الزّمان، واجعلني عنده من أعيان الغلمان كي أرى نور حبيبك في واديه المخصوص بالنّور المحمّديّ، وصاحب القدم<br />
الصّدق، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
***<br />
حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي أسألك في قبول ما سألتك، ورغبت فيه من فضلك وطلبتك فيه بالنّور الأصل والسّر ّالأنزه الأكمل عين الرّحمة الرّبّانيّة، وبهجة<br />
الاختراعات الأكوانيّة، وصاحب الملّة الإسلاميّة، والحقائق العيانيّة، ونور كل ّشيء وهداه، وسر ّكل ّشيء وسناه، من فتحت به<br />
خزائن الرّحمة والرّحموت، ومنحت بظهور أنواره الملك والملـكوت، قطب دائرة الـكمال، و ياقوتة تاج محاسن الجمال، عين المظاهر الإلهيّة،<br />
ولطيفة ترجمان الحضرة القدسيّة، مدد الأمداد، وجود الوجود وواحد الآحاد، وسر ّالوجود، واسطة عقد السّلوك وشرف الأملاك<br />
والملوك، بدر المعارف في سموات الدّقائق، وشمس العوارف في عروس الحقائق، بابك الأعظم، وصراطك الأقوم،<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ٤٢<br />
وبرقك اللامع ونورك السّاطع، ومعناك الّذي هو بأفق كل ّقلب سليم طالع، وسرّك المنزّه السّاري في جزئيّات العالم وكلّيّاته علويّاته<br />
وسفليّاته.<br />
***<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
مولاي مولاي أنت المولى وأنا العبد وهل يرحم العبد إلا المولى، مولاي مولاي، أنت العزيز وأنا الذّليل وهل يرحم الذّليل إلا العزيز،<br />
مولاي مولاي، أنت الخالق وأنا المخلوق وهل يرحم المخلوق إلا الخالق، مولاي مولاي، أنت المعطي وأنا السّائل وهل يرحم السّائل<br />
إلا المعطي، مولاي مولاي، أنت المغيث وأنا المستغيث وهل يرحم المستغيث إلا المغيث، مولاي مولاي، أنت الباقي وأنا الفاني وهل<br />
يرحم الفاني إلا ّالباقي، مولاي، أنت الدّائم وأنا الزّائل وهل يرحم الزّائل إلا ّالدّائم، مولاي، أنت الحي ّوأنا الميّت وهل يرحم الميّت<br />
إلا الحيّ، مولاي مولاي، أنت القوي ّوأنا الضّعيف وهل يرحم الضّعيف إلا القويّ، مولاي مولاي، أنت الـكبير وأنا الصّغير وهل<br />
يرحم الصّغير إلا الـكبير، مولاي مولاي، أنت المالك وأنا المملوك وهل يرحم المملوك إلا المالك، مولاي مولاي، أنت الغني ّوأنا<br />
الفقير وهل يرحم الفقير إلا الغنيّ.<br />
***<br />
٥٨---<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٥<br />
وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه ٤٣<br />
وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
يا مولاي يا واحد، يا مولاي يا دائم، يا علي ّيا حكيم. اللهم ّقلب فقيرك مقلّب بين يديك، وروح عبدك متروّحة بقربها لديك، فامنن<br />
على عبدك بشهودك، ورقّني في مراتب إيجادك بجودك، ونفّحني نفحة الـكمال، وأشهدني جمالك الأكبر في كل ّحال وانظرني فإنّي عبدك<br />
الفقير، وأنت السّيّد الـكبير، ظمآن ظمآن فعسى أسقى من شراب المحبّة وأرقى في مراتب القرب، وأنلني ذلك المنال، وأنت هو السّيّد<br />
الأجل ّالمتعال، يا فعّال لما يريد افعل بي ما أنت أهله، وأهّلني بمزيد عطائك إلى أن أكون من خواصّك وأحبابك، واجعلني عندك<br />
في محل ّالصّدق ومجلى الشّهود، ومقام الرّضى ودرجة القرب، وحق ّالتّجلّي المطلق، واطلق محبوس حواسّي كي أترجم في ذلك المقام<br />
بما يليق من منح الإلهام، يا علي ّيا عظيم يا حليم يا عليم يا عزيز يا مريد يا جليل يا قدير، سبحانك يا إله كل ّشيء ومولاه يا مولاي يا<br />
دائم يا علي ّيا حكيم. اللهم ّإنّي أسألك بإحاطتك الـكبرى، وعزّتك العليا، وقدرتك الحسنى، وصمدانيّتك الفردانيّة، وعظمتك الّتي تدبّر<br />
بها كل ّموجود ومشهود وباطن ومعلوم ومجهول، وتنزيهك وحكمك القاهر الغالب وسرّك المصون، وخفّي خفّي مكنون أمرك في سعة<br />
ّإحاطة علمك، أن تبلّغني مشهد الجمال في مقام الـكمال، بحسن الإقبال لك متوال، واجعلني شاهدا مشهودا يا موجود، حيّا موجودا في<br />
ذرّات الوجود، يا معبود يا شاهد يا مشهود يا مولاي يا واحد يا مولاي يا دائم يا علي ّيا حكيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد النّبي ّالأمّي<br />
وعلى آله وصحبه وسلّم آمين.<br />
***<br />
حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٤<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٥<br />
حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أعددت لكل ّهول ألقاه في الدّنيا والآخرة لا إله إلا الله، ولكل ّهم ّوغم ّما شاء الله، ولكل ّنعمة الحمد للّه، ولكل ّرخاء<br />
وشدّة الشّكر للّه، ولكل ّأعجوبة سبحان الله، ولكل ّذنب استغفر الله، ولكل ّضيق حسبي الله، ولكل ّمصيبة إنّا لل᧦ّٰه وإنّا إليه راجعون،<br />
ّولكل ّقضاء وقدر توكّلت على الله، ولكل ّطاعة ومعصية لا حول ولا قوّة إلا بالله العلي ّالعظيم. اللهم ّزدنا ولا تنقصنا وأكرمنا ولا<br />
تهنّا، وأعطنا ولا تحرمنا، وآثرنا ولا تؤثر علينا، وارضنا وارض عنّا، وتقبّل منّا يا كريم برحمتك يا أرحم الرّاحمين، آمين، والحمد لل᧦ّٰه رب<br />
العالمين.<br />
***<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أسألك العروج في معاريج المقامات الموصلة إلى حضرتك بأطوار الـكمالات، المؤيّدة منك بتأييد العناية المذهبة كل ّالعنا<br />
والمبلغة غاية المنى ممّا لا يحصل بكسب ولا توجّه ولا استعداد وإنّما يحصّل من فيض المواجهة بالإحسان والامتنان ورأفة العطف<br />
والحنان، يا حنّان يا منّان، يا رؤوف يا عطوف. اللهم ّافتح لنا لوامع أبواب التّيسير، ونوّرنا بمشكاة التّنوير، وارفع لنا حجاب الطّبع<br />
٥٩---<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٨<br />
ّوالعادة، واجذبنا إليك بجذب اللّطف والمحبّة والشّوق والذّوق والخوف والرّجاء، ولقّنا الحجّة على النّفس والشّيطان فيما يدعوان إليه من<br />
المخالفات، واعصمنا من أتباعهما كما عصمت أهل طاعتك وولايتك من صفوتك إنّك على كل ّشيء قدير. اللهم<br />
حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٦<br />
حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٧<br />
احفظ عقولنا من الشّبهات ونفوسنا من الشّهوات وأرواحنا من الـكدورات وقلوبنا من الغفلات وأسرارنا من الظّلمات وقوّنا بمدد<br />
الملـكوت على أعباء العبادة والسّلوك والرّقي إلى حضرات قدسك وأنسك حيث المطالعة والمفاتحة والمواجهة والخطاب وشرب كؤوس<br />
المنادمة بلطائف الأسرار وعرائس المعارف، قدس التّجليّات المبهجة للأرواح بإنعاش الارتياح المبشّرة بواديها بالسّماح والنّجاة والفلاح<br />
بل بدايتها عين غايتها، لأن ّالحقيقة في الحقيقة لا بداية لها ولا غاية.<br />
***<br />
حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّاجمعنا على أهل العلم والمعرفة والولاية والخصوصيّة والاصطفائيّة بحسن الأدب والإخلاص في القصد، والتّوفيق في المطالب،<br />
واسلك بنا طر يق السّنّة، وجنّبنا طر يق البدعة ووفّقنا للفهم عنك وحسن الاعتقاد في الإيمان بأسمائك وصفاتك.<br />
حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّاستغرق أنفسنا وعقولنا وقلوبنا وأرواحنا وأسرارنا في أنوار جمالك وجلالك وألبسنا خلع الـكمال وأفننا في نور التّوحيد، وأبقنا بك،<br />
وأسمعنا منك،<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٨<br />
وفهّمنا عنك وبصّرنا في آلائك، وأحينا بروح القرب، ونفّحنا بروح الشّوق، واحجب أبصارنا بنور جمالك عن مشاهدة الأغيار وضيّق<br />
علينا بقربك حتّى نشهدك أقرب إلينا من كل ّشيء، وتجل ّعلينا بعظمتك حتّى لا نخاف أحدا غيرك، وأشهدنا عظيم رحمتك حتّى لا<br />
نرجو أحدا سواك.<br />
***<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّا نعوذ بك من المؤاخذة على الغفلات، ومن المناقشة على الهنات، ومن العقوبات على الزّلات، ومن الرّكون إلى العادات، ومن<br />
الغرور بالعبادات، ومن الحجاب المخالفات، ومن سلب النّعم، ومن مفاجآت النّقم، ومن كل ّما يبعد عن رضاك في دنياك وأخراك.<br />
اللهم ّإنّا نسألك هدي الأنبياء وصفاء الأصفياء وصلاح الأتقياء، وشوق المحبّين ووصال المحبوبين، وكفاية عنايتك وكفالة ولايتك، يا<br />
مولاه يا غوثاه يا سيّداه يا ربّاه، ربّنا عنك لا تبعدنا، ربّنا بقربك شرّفنا، ربّنا عن بابك لا تطردنا، ربّنا بفضلك اغمرنا، ربّنا من جودك<br />
ولا تحرمنا، ربّنا لغيرك ولا تسلمنا، ومن كل ّبلاء سلّمنا، وببهجة جمال حضرتك متّعنا، وبكل ّكمال كمّلنا، وعن كل ّنقص قدّسنا، لك<br />
٦٠---<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٥٢<br />
لا لغيرك سؤالنا، أنت ملاذنا وعياذنا حاشاك أن يرجع منك بالخيبة، وأنت الـكريم ولك الـكرم المطلق، ونحن الفقراء وأنت الغني ّوبك<br />
الغني المحقّق.<br />
اللهم ّإنّا نسألك قبول السّؤال يا من لم يزل يعطي السّؤال بمن خصّصته في الأزل، بمراتب التّكميل بعد الـكمال حائز ّالفضيلة وصاحب<br />
الوسيلة، فاتح خزائن<br />
ورد سيّدي الشيخ علي ّوفا ٤٩<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته ٥٠<br />
الأسرار، وخاتم دورات الأنوار، رونق كل ّإشارة لطيفة، يشير إلى كمال المعاني المنيفة بالإشارات العرفانيّة، في الحضرات الرّبّانيّة ذي<br />
الجناب الرّفيع سيّدنا ومولانا محمّد الشّفيع. اللهم ّصل ّعليه صلاة أنس جماله في مقامات كماله، وسلّم عليه وعلى الآل والأصحاب سلام<br />
المحب ّعلى الأحباب، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
ورد سيّدي الشيخ علي ّوفا<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّانزل علينا دولة من دولتك، وقدرة من قدرتك، ونعمة من نعمتك، ورزقا من رزقك، ومالا من مالك، وخزينة من خزنتك،<br />
كرامة من كرامتك. اللهم ّعافنا من كل ّبلاء ومن كل ّقضاء ومن كل ّمرضكة من بركتك، ووسرّا من سرّك، وسترا من سترك، وبر<br />
مختلف. اللهم ّتقبّل حاجتي وطاعتي وتوبتي. اللهم ّاحفظني من كلام فواحش ومن كذب ومن كفر برحمتك يا أرحم الرّاحمين، ولا<br />
حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم. اللهم ّاجعلنا من السّعداء المقبولين ولا تجعلنا من الأشقياء المردودين والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته<br />
اللهم ّصل ّعلى مقبول الشّفاعة، من جعلت طاعته طاعة، وقدّمته في القدم فكان له القدم على كل ّذي قدم، من عيّنته في التّعيين<br />
الأوّل بالمقام الأكمل، وخصّصته بكمال النّظام، وجعلته لبنة التّمام، إمام جامع الأنس، وخطيب حضرة القدس، مظهر حقيقة الوجوب<br />
المنزّه، ومظهر أركان الجمال الأنزه، محمّد الخلال،<br />
حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه ٥١<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٥٢<br />
وأحمد الجلال، وأسلّم عليه سلام الخصوصيّة في حضرة الرّبوبيّة، وأتوسّل به إليك إلهي، في البعد عن كل ّلاهي، وأسألك في القرب<br />
إليك والاعتماد عليك، إلهي بسطت يد الفاقة والافتقار، وجئت بكمال الذّلّة والانكسار، ووقفت بالباب، وتوسّلت بالأحباب، فأجب<br />
سؤالي، ولا تخيّب آمالي.<br />
***<br />
حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
٦١---<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٦<br />
اللهم ّصل ّعلى حضرة مجمع الأسرار، ومنبع الأنوار، مطهّر النّفوس من الرّذائل، وأجمل مولود في سائر القبائل، عروس المملـكة الرّبّانيّة،<br />
وإمام الحضرة القدسيّة، معلّم الخـير، وأعلم الخلق، وناصح الأمّة ومرشدها إلى الحقّ، أكرم الأنبياء والمرسلين، رسول رب ّالعالمين، سيّدنا<br />
محمّد سيّد السّادات، وقطب دوائر السّعادات، وسلّم عليه قدر مقامه وإجلاله وإعظامه، والحمد لل᧦ّٰه وكفى، وسلام على عباده الّذين<br />
اصطفى.<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّصلاة كاملة، وسلّم سلاما تامّا، على نبي ّتحل ّبه العقد، وتنفرج به الـكرب، وتقضى به الحوائج، وتنال به الرّغائب، وحسن<br />
الخواتم، ويستسقى الغمام بوجهه الـكريم، وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
***<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي ٥٣<br />
الله عنه وقدّس الله سره<br />
صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٤<br />
دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٥<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي الله عنه وقدّس الله سره<br />
اللهم ّصل ّوسلّم وبارك على سيّدنا ومولانا محمّد عبدك عدد خلقك ورضا نفسك وزنة عرشك ومداد كلماتك.<br />
***<br />
صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه<br />
اللهم ّصل ّعلى أحمد الذات محمد الصفات والـكمالات، شجرة الأصل النورانية، الثابت أصلها في معادن العز ّالأعلى.<br />
اللهم ّأصبحت أشهدك وأشهد حملة عرشك، وملائكة قدسك، وجميع خلقك، أنك أنت الله الّذي لا إله إلا أنت وحدك لا شر يك<br />
لك الأحد الصمد الذي لم يلد ولم يولد ولم يكن له كفوا أحد.<br />
***<br />
دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه<br />
اللهم ّإنّنا استوهبناك قلوبنا فهبها لنا، واستوصيناك نفوسنا فاهدها لنا، وسألناك أرواحنا فطهّرها لنا، وسألناك سّرنا فصفّه لنا.<br />
اللهم ّاجعل لك كل ّأعمالنا: ظاهرها وباطنها، جليّها وخفيّها، وخلّص نياتنا لك في كل أعمالنا، واجعلنا لك خالصين مخلصين، واجعلنا<br />
بك هادين مهدّيين مسترشدين آمين.<br />
***<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٦<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه<br />
اللهم ّبحق البطونة والشر يعة: اغفر لنا ولأمة سيدنا محمد صلّى الله عليه وسلّم.<br />
٦٢---<br />
فهرس المحتو يات ٥٧<br />
اللهم ّبحق سرّك المصون اصرف عنا السوء وعن أمة سيدنا محمد صلّى الله عليه وسلّم.<br />
اللهم ّبحق علمك المكنون ألطف بنا فيما كان وفيما يكون.<br />
اللهم ّبحق سيد السادات نجنا من جميع الأهوال والآفات.<br />
وصلّى الله على سيدنا محمّد النبي الأمي، وعلى آله وصحبه وسلم، آمين يا رب العالمين.<br />
***<br />
فهرس المحتو يات ٥٧<br />
فهرس المحتو يات<br />
المجموعة الكاملة في الأحزاب الشاذلية ٨٥<br />
حزب البر والمعروف بالحزب الـكبير لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سره )المشهور بحزب وإذا جاءك( ٨٥<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ٩٣<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٩٤<br />
حزب الفتح لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ١٠٠<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ١٠٣<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ١١٢<br />
حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ١١٥<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ١١٧<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ١١٩<br />
حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٠<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٢١<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٢<br />
حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي ١٢٣<br />
حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٣<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٢٥<br />
حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٨<br />
حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٨<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٩<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٣١<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٣٣<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ١٣٨<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ١٤١<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٤٦<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ١٤٨<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥١<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ١٥٣<br />
٦٣---<br />
فهرس المحتو يات ٥٧<br />
حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ١٥٤<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ١٥٤<br />
حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه ١٥٥<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ١٥٥<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ١٥٦<br />
و هذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥٦<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ١٦٠<br />
و هذه دعوة قوله تعالى: لا إِله َإِلا ّأَنْت َسُبْحانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َاَلظّالِمِين َوهي لتفريج الـكروب والخلاص من كل غم، والنجاة من<br />
كل مكروه ١٧٢<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ١٧٣<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ١٨٠<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه ١٨٣<br />
هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة ١٨٤<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ١٨٥<br />
أعوذ بالله من الشّيطان الرّجيم ١٨٥<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ١٨٩<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما ١٩٣<br />
حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه ١٩٤<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ١٩٥<br />
وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه ١٩٦<br />
حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٧<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٧<br />
حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٨<br />
حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٨<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٩<br />
ورد سيّدي الشّيخ علي ّوفا ٢٠٠<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته ٢٠٠<br />
حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه ٢٠١<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٢٠١<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي الله عنه وقدّس الله سره ٢٠٢<br />
صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٢٠٢<br />
دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٢٠٢<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٢٠٣<br />
٦٤---<br />
<br />
<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
١---<br />
المحتو يات<br />
٥ حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
٨ حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
١١ حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣<br />
١٣ حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
١٦ حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
١٨ حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٦<br />
١٨ حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٧<br />
١٩ هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ٨<br />
٢٠ حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٩<br />
٢٠ حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٠<br />
٢١ هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١١<br />
٢٢ حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي ١٢<br />
٢٢ حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٣<br />
٢٢ حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
٢٤ حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥<br />
٢٤ حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٦<br />
٢٤ حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٧<br />
٢٥ حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٨<br />
٢٦ حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
٢٩ حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٠<br />
٣٠ حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١<br />
٣٢ حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٢<br />
٣٣ حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٣<br />
٢<br />
المحتو يات<br />
٣٤ حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٤<br />
٣٥ ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ٢٥<br />
٣٦ حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٦<br />
٣٦ حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ٢٧<br />
٣٧ حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه ٢٨<br />
٣٧ هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٩<br />
٣٧ هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٣٠<br />
٣٧ وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
٣٩ حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
٤٥ وهذه دعوة قوله تعالى: لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْن َ]الأنبياء:87[ ٣٣<br />
٤٥ حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
٤٩ هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ٣٥<br />
٥٠ هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه ٣٦<br />
٥١ هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة ٣٧<br />
٥١ هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
٥٣ هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما ٥٥ ٤٠<br />
٥٦ حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه ٤١<br />
٥٦ دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ٤٢<br />
٥٧ وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه ٤٣<br />
٥٧ حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٤<br />
٥٧ حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٥<br />
٥٨ حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٦<br />
٣---<br />
المحتو يات<br />
٥٨ حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٧<br />
٥٨ حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٨<br />
٥٩ ورد سيّدي الشيخ علي ّوفا ٤٩<br />
٥٩ هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته ٥٠<br />
٥٩ حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه ٥١<br />
٥٩ هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٥٢<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي الله عنه وقدّس الله ٥٣<br />
٦٠ سره<br />
٦٠ صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٤<br />
٦٠ دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٥<br />
٦٠ توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٦<br />
٦١ فهرس المحتو يات ٥٧<br />
٤---<br />
المحتو يات<br />
عن الكتاب<br />
الكتاب: المجموعة الكاملة في الأحزاب الشّاذليّة<br />
المؤلف: عمر بن جعفر الشبراوي، أبو عبد السلام )المتوفى: ١٣٠٣ هـ(<br />
المحقق: الدّكتور عاصم إبراهيم الكيّالي الحسيني الشّاذلي الدّرقاوي<br />
الناشر: دار الـكتب العلمية، بيروت - لبنان<br />
الطبعة: الأولى، ١٤٢٦ هـ - ٢٠٠٥ م<br />
عدد الأجزاء: ١<br />
]ملاحظات[<br />
ترقيم الكتاب موافق للمطبوع<br />
أعده للشاملة: مجاهد صغير أحمد صودهوري<br />
٥---<br />
المحتو يات<br />
عن المؤلف<br />
الشَّبْراوي<br />
)٠٠٠ - ١٣٠٣ هـ - = ٠٠٠ - ١٨٨٦ م(<br />
عمر بن جعفر الشبراوي، أبو عبد السلام: متصوف، له اشتغال بفقه الشافعية. من أهل " شبرى زنجي " من المنوفية بمصر. مولده<br />
ووفاته فيها. تعلم بالأزهر. له " إرشاد المريدين في معرفة كلام العارفين - ط ".<br />
نقلا عن : الأعلام للزركلي<br />
٦---<br />
<br />
________________<br />
<br />
<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
الكتاب: المجموعة الكاملة في الأحزاب الشّاذليّة )مطبوع ضمن المقدمة في التصوف(<br />
المؤلف: عمر بن جعفر الشبراوي، أبو عبد السلام )المتوفى: ١٣٠٣ هـ(<br />
المحقق: الدّكتور عاصم إبراهيم الكيّالي الحسيني الشّاذلي الدّرقاوي<br />
الناشر: دار الـكتب العلمية، بيروت - لبنان<br />
الطبعة: الأولى، ١٤٢٦ هـ - ٢٠٠٥ م<br />
عدد الأجزاء: ١<br />
]ملاحظات[<br />
ترقيم الكتاب موافق للمطبوع<br />
أعده للشاملة: مجاهد صغير أحمد صودهوري<br />
المجموعة الكاملة في الأحزاب الشّاذليّة<br />
للعارف بالله تعالى الشّيخ عمر بن جعفر الشبراوي المتوفى سنة ١٣٠٣ هـ<br />
ضبطه وصحّحه وعلّق عليه<br />
الشّيخ الدّكتور عاصم إبراهيم الكيّالي الحسيني الشّاذلي الدّرقاوي<br />
ِبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ِّ}وَإِذَا جَاءَك َالَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِآيَاتِنَا فَقُل ْسَلَام ٌعَلَيْكُم ْكَتَب َرَبُّكُم ْعَلَى نَفْسِه ِالرَّحْمَة َأَنَّه ُمَن ْعَمِل َمِنْكُم ْسُوءًا بِجَهَالَة ٍثُم َّتَاب َمِن ْبَعْدِه<br />
َوَأَصْلَح َفَأَنَّه ُغَفُوْر ٌرَحِيْمٌ{ ]الأنعام:٥٤[ }بَدِيْع ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِأَنَّى يَكُون ُلَه ُوَلَد ٌوَلَم ْتَكُن ْلَه ُصَاحِبَة ٌوَخَلَق َكُل َّشَيْء ٍوَهُو َبِكُل<br />
شَيْء ٍعَلِيْمٌ، ذَلـِكُم ُالله ُرَبُّكُم ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َخَالِق ُكُل ِّشَيْء ٍفَاعْبُدُوْه ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍوَكِيْلٌ، لَا تُدْرِكُه ُالْأَبْصَار ُوَهُو َيُدْرِك ُالْأَبْصَار<br />
وَهُو َاللَّطِيْف ُالْخَبِيْرُ{ ]الأنعام:١٠١ - ١٠٣[ }الر{ ]الحجر:١[ }كهيعص{ ]مريم:<br />
١ِ[ }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[ }قَال َرَب ِّاحْكُم ْبِالْحَق ِّوَرَبُّنَا الرَّحْمَن ُالْمُسْتَعَان ُعَلَى مَا تَصِفُوْنَ{ ]الأنبياء:١١٢[ }طه، مَا أَنْزَلْنَا<br />
ْكِرَة ًلِمَن ْيَخْشَى، تَنْز ِيْلًا مِمَّن ْخَلَق َالْأَرْض َوَالسَّمَاوَات ِالْعُلَى، الرَّحْمَن ُعَلَى الْعَرْش ِاسْتَوَى، لَه ُمَا فِي السَّمَاوَاتعَلَيْك َالْقُرْآن َلِتَشْقَى، إِلَّا تَذ<br />
وَمَا فِي الْأَرْض ِوَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْت َالثَّرَى، وَإِن ْتَجْهَر ْبِالْقَوْل ِفَإِنَّه ُيَعْلَم ُالسِّر َّوَأَخْفَى، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى{ ]طه:١ - ٨[<br />
اللهم ّإنّك تعلم أنّي بالجهالة معروف وأنت بالعلم موصوف وقد وسعت كل ّشيء من جهالتي بعلمك فسع ذلك برحمتك كما وسعته بعلمك<br />
واغفر لي إنّك على كل ّشيء قدير يا الله يا مالك يا وهّاب هب لنا من نعماك ما علمت لنا فيه رضاك واكسنا كسوة تقينا بها من الفتن<br />
في جميع عطاياك وقدّسنا بها عن كل ّوصف يوجب نقصا ممّا استأثرت به في علمك عمّن سواك.<br />
يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا كبير، نسألك الفقر ممّا سواك والغنى بك حتّى لا نشهد إلا إيّاك والطف بنا فيهما لطفا علمته يصلح لمن<br />
والاك. واكسنا جلابيب العصمة في الأنفاس واللّحظات، واجعلنا عبيدا لك في جميع الحالات. وعلّمنا من لدنك علما نصير به كاملين<br />
في المحيا والممات، اللهم ّأنت الحميد الرّب ّالمجيد الفعّال لما يريد، تعلم فرحنا بماذا ولماذا وعلى ماذا وتعلم حزننا كذلك، وقد<br />
أوجبت كون ما أردته فينا ومنّا ولا نسألك دفع ما تريد ولـكن نسألك التّأييد بروح من عندك فيما تريد كما أيّدت أنبياءك ورسلك<br />
وخاصّة الصّدّيقين من خلقك إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّفاطر السّماوات والأرض عالم الغيب والشّهادة أنت تحكم بين عبادك فهنيئا لمن عرفك فرضى بقضائك والو يل لمن لم يعرفك بل<br />
الو يل ثم ّالو يل لمن أقر ّبوحدانيتك ولم يرض بأحكامك.<br />
٧---<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
اللهم ّإن ّالقوم قد حكمت عليهم بالذّل ّحتّى عزوا وحكمت عليهم بالفقد حتّى وجدوا فكل ّعز ّيمنع دونك، فنسألك بدله ذلا ّتصحبه<br />
لطائف رحمتك وكل ّوجد يحجب عنك فنسألك عوضه فقدا تصحبه أنوار محبّتك فإنّه قد ظهرت السّعادة على من أحببته، وظهرت<br />
الشّقاوة على من غيرك ملـكه فهب لنا من مواهب السّعداء، وأعصمنا من موارد الأشقياء.<br />
ّاللهم ّإنّا قد عجزنا عن دفع الضر ّعن أنفسنا من حيث نعلم بما نعلم فكيف لا نعجز عن ذلك من حيث لا نعلم بما لا نعلم، وقد أمرتنا<br />
ونهيتنا والمدح والذّم ّألزمتنا فأخو الصّلاح من أصلحته، وأخو الفساد من أضللته، والسّعيد حقّا من أغنيته عن السّؤال منك والشّقي<br />
حقّا من حرمته مع كثرة السّؤال لك فأغننا بفضلك عن سؤالنا منك، ولا تحرمنا من رحمتك مع كثرة سؤالنا لك، واغفر لنا إنّك على<br />
كل ّشيء قدير.<br />
يا شديد البطش يا جبّار يا قهّار يا حكيم، نعوذ بك من شر ّما خلقت، ونعوذ بك من ظلمة ما أبدعت، ونعوذ بك من كيد النّفوس<br />
فيما قدّرت وأردت، ونعوذ بك من شر ّالحسّاد على ما أنعمت، ونسألك عز ّالدّنيا والآخرة كما سألـكه نبيّك سيّدنا محمّد صلّى الله عليه<br />
وسلّم عز ّالدّنيا بالإيمان والمعرفة، وعز ّالآخرة باللّقاء والمشاهدة، إنّك سميع قريب مجيب.<br />
اللهم ّإنّي أقدّم إليك بين يدي كل ّنفس ولمحة ولحظة وطرفة يطرف بها أهل السّموات وأهل الأرض وكل ّشيء هو في علمك كائن<br />
ُأو قد كان أقدّم إليك بين يدي ذلك كلّه، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا<br />
فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي ْيَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا بَيْن َأَيْدِيْهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه<br />
السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[.<br />
كرم وجهك ونور عينك وكمال أعينك أن تعطينا خير ما نفذت به مشيئتك وتعلّقت به قدرتك وأحاط بهأقسمت عليك ببسط يديك و<br />
ّعلمك، واكفنا شر ّما هو ضد لذلك، وأكمل لنا ديننا وأتمم علينا نعمتك، وهب لنا حكمة الحكمة البالغة مع الحياة الطّيّبة والموتة الحسنة،<br />
وتول ّقبض أرواحنا بيدك، وحل بيننا وبين غيرك في البرزخ وما قبله وما بعده بنور ذاتك وعظيم قدرتك وجميل فضلك إنّك على كل<br />
شيى قدير.<br />
يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا حكيم، يا كريم، يا سميع، يا قريب، يا مجيب، يا ودود، حل بيننا وبين فتنة الدّنيا والنّساء<br />
والغفلة والشّهوة والظّلم للعباد وسوء الخلق، واغفر لنا ذنوبنا واقض عنّا تبعاتنا، واكشف عنّا السّوء ونجّنا من الغم ّواجعل لنا منه مخرجا<br />
إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
يا الله، يا الله، يا الله، يا لطيف، يا رزّاق، يا قويّ، يا عزيز، لك مقاليد السّموات والأرض تبسط الرّزق لمن تشاء وتقدر، فابسط لنا<br />
من الرّزق ما توصلنا به إلى رحمتك، ومن رحمتك ما تحول به بيننا وبين نقمك، ومن حلمك ما يسعنا به عفوك، واختم لنا بالسّعادة الّتي<br />
ختمت بها لأوليائك، واجعل خير أيّامنا وأسعدها يوم لقائك، وزحزحنا في الدّنيا عن نار الشّهوة، وأدخلنا بفضلك في ميادين الرّحمة،<br />
كركواكسنا من نورك جلابيب العصمة، واجعل لنا ظهيرا من عقولنا ومهيمنا من أرواحنا، ومسخّرا من أنفسنا كي نسبّحك كثيرا ونذ<br />
كرنا بهكرنا إذا غفلنا عنك بأحسن ممّا تذكثيرا، إنّك كنت بنا بصيرا، وهب لنا مشاهدة تصحبها مكالمة، وافتح أسماعنا وأبصارنا، واذ<br />
كرناك، وارحمنا إذا عصيناك بأتم ّممّا ترحمنا به إذا أطعناك، واغفر لنا ذنوبنا ما تقدّم منها وما تأخّر، والطف بنا لطفا يحجبنا عنإذا ذ<br />
غيرك ولا يحجبنا عنك، فإنّك بكل ّشيء عليم.<br />
كرك وقلبا منعّما بشكرك وبدنا هيّنا ليّنا بطاعتك، واعطنا مع ذلك ما لا عين رأت ولا أذن سمعت ولااللهم ّإنّا نسألك لسانا رطبا بذ<br />
خطر على قلب بشر، كما أخبر به رسولك صلّى الله عليه وسلّم حسب ما علمته بعلمك، وأغننا بلا سبب، واجعلنا سبب الغنا لأوليائك<br />
ّوبرزخا بينهم وبين أعدائك إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّإنّا نسألك إيمانا دائما، ونسألك قلبا خاشعا، ونسألك علما نافعا، ونسألك يقينا صادقا، ونسألك دينا قيّما، ونسألك العافية من كل<br />
بليّة، ونسألك تمام العافية، ونسألك دوام العافية، ونسألك الشّكر على العافية. ونسألك الغنا عن النّاس.<br />
٨---<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ١<br />
اللهم ّإنّا نسألك التّوبة الكاملة، والمغفرة الشّاملة، والمحبّة الجامعة، والخلّة الصّافية، والمعرفة الواسعة، والأنوار السّاطعة، والشّفاعة القائمة،<br />
والحجّة البالغة، والدّرجة العالية، وفك ّوثاقنا من المعصية ورهاننا من النّقمة بمواهب المنّة.<br />
كّرنا بالخوف منك قبل هجوم خطراتها، واحملنا على النّجاة منها ومناللهم ّإنّا نسألك التّوبة ودوامها، ونعوذ بك من المعصية وأسبابها فذ<br />
التّفكّر في طرائقها، وامح من قلوبنا حلاوة ما اجتنبناه منها، واستبدلها لنا بالـكراهة لها والطّعم لما هو بضدّها، وأفض علينا من بحر كرمك<br />
وجودك وعفوك حتّى نخرج من الدّنيا على السّلامة من وبالها، واجعلنا عند الموت ناطقين بالشّهادة عالمين بها )ثلاثا(، وارأف بنا رأفة<br />
الحبيب بحبيبه عند الشّدائد ونزولها، وأرحنا من هموم الدّنيا وغمومها بالرّوح والرّيحان إلى الجنّة ونعيمها.<br />
اللهم ّإنّا نسألك توبة سابقة منك إلينا لتكون توبتنا تابعة إليك منّا، وهب لنا التّلقّي منك كتلقّي آدم عليه السّلام منك الكلمات ليكون<br />
قدوة لولده في التّوبة والأعمال الصّالحات، وباعد بيننا وبين العناد والإصرار والتّشبّه بإبليس رأس الغواة، واجعل سيّئاتنا سيّئات من<br />
أحببت، ولا تجعل حسناتنا حسنات من أبغضت، فالإحسان لا ينفع مع البغض منك والإساءة لا تضر ّمع الحب ّمنك، وقد أبهمت<br />
الأمر علينا لنرجو ونخاف، فآمن خوفنا ولا تخيّب رجاءنا وأعطنا سؤلنا فقد أعطيتنا الإيمان من قبل أن نسئلـكه وكتبت وحبّبت<br />
كرّهت وأطلقت الألسن بما به ترجمت، فنعم الرّب ّأنت فلك الحمد على ما أنعمت، فاغفر لنا ولا تعاقبنا بالسّلب بعد العطاءوزيّنت و<br />
ولا بكفران النّعم وحرمان الرّضا.<br />
اللهم ّرضّنا بقضائك وصبّرنا على طاعتك وعن معصيتك، وعن الشّهوات الموجبات للنّقص أو البعد عنك، وهب لنا حقيقة الإيمان<br />
بك حتّى لا نخاف غيرك، ولا نرجو غيرك، ولا نحب ّغيرك، ولا نعبد شيئا سواك، وأوزعنا شكر نعمائك،<br />
وغطنا برداء عافيتك، وانصرنا باليقين والتّوكّل عليك، وأسفر وجوهنا بنور صفاتك وأضحكنا وبشّرنا يوم القيامة بين أوليائك، واجعل<br />
يدك مبسوطة علينا وعلى أهلنا وأولادنا ومن معنا برحمتك ولا تكلنا إلى أنفسنا طرفة عين ولا أقل ّمن ذلك يا نعم المجيب.<br />
يا من هو هو هو في علوّه قريب، يا ذا الجلال والإكرام، يا محيطا باللّيالي والأيّام، أشكو إليك من غم ّالحجاب وسوء الحساب وشدّة<br />
العذاب، وإن ّذلك لواقع ما له من دافع إن لم ترحمني. }لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي ْكُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْنَ{ ]الأنبياء:٨٧[ )ثلاثا(. ولقد<br />
شكى إليك يعقوب فخلّصته من حزنه، ورددت عليه ما ذهب من بصره، وجمعت بينه وبين ولده، ولقد ناداك نوح من قبل فنجّيته<br />
كريّا فوهبت له ولدامن كربه، ولقد ناداك أيّوب من بعد فكشفت ما به من ضرّه، ولقد ناداك يونس فنجّيته من غمّه، ولقد ناداك ز<br />
من صلبه بعد إياس أهله وكبر سنّه، ولقد علمت ما نزل بإبراهيم خليلك فأنقذته من نار عدوّه، وأنجيت لوطا وأهله من العذاب النّازل<br />
بقومه، فها أنا ذا عبدك إن تعذّبني بجميع ما علمت من عذابك فأنا حقيق به، وإن ترحمني كما رحمتهم مع عظيم إجرامي، فأنت أولى<br />
بذلك وأحق ّمن أكرم به، فليس كرمك مخصوصا بمن أطاعك وأقبل عليك بل هو مبذول بالسّبق لمن شئت من خلقك وإن عصاك<br />
وأعرض عنك، وليس من الـكرم أن لا تحسن إلا لمن أحسن إليك وأنت المفضال الغنيّ، بل من الـكرم أن تحسن إلى من أساء إليك<br />
وأنت الرّحيم العليّ، كيف وقد أمرتنا أن نحسن إلى من أساء إلينا فأنت أولى بذلك منّا. }رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِن ْلَم ْتَغْفِر ْلَنَا وَتَرْحَمْنَا<br />
لَنَكُونَن َّمِن َالْخَاسِرِينَ{ ]الأعراف: ٢٣[ )ثلاثا( يا الله، يا الله، يا الله، يا رحمن يا رحمن، يا رحمن، يا قيّوم يا قيّوم يا قيّوم، يا من هو<br />
هو هو، يا هو، إن لم نكن لرحمتك أهلا أن ننالها فرحمتك أهل أن تنالنا، يا ربّاه يا ربّاه يا ربّاه، يا مولاه يا مولاه يا مولاه، يا مغيث<br />
من عصاه )ثلاثا(، أغثنا أغثنا أغثنا يا رب ّيا كريم، وارحمنا يا بر ّيا رحيم، يا من وسع كرسيّه السّموات والأرض ولا يؤده حفظهما<br />
وهو العلي ّالعظيم.<br />
أسألك الإيمان بحفظك إيمانا يسكن به قلبي من هم ّالرّزق وخوف الخلق وأقرب منّي بقدرتك قربا تمحق به عنّي كل ّحجاب محقته عن<br />
إبراهيم خليلك، فلم يحتج لجـبر يل رسولك ولا لسؤاله منك وحجبته بذلك عن نار عدوّه، فكيف لا<br />
يحجب عن مضرّة الأعداء من غيّبته عن منفعة الأحبّاء، كلا إنّي أسألك أن تغيّبني بقربك منّي حتّى لا أرى ولا أحس ّبقرب شيء<br />
ولا ببعده عنّي إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
}أَفَحَسِبْتُم ْأَنَّمَا خَلَقْنَاكُم ْعَبَثًا وَأَنَّكُم ْإِلَيْنَا لَا تُرْجَعُوْنَ، فَتَعَالَى الله ُالْمَلِك ُالْحَق ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َرَب ُّالْعَرْش ِالـْكَرِيْمِ، وَمَن ْيَدْع ُمَع َالله ِإِلَهًا<br />
٩---<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
آخَر َلَا بُرْهَان َلَه ُبِه ِفَإِنَّمَا حِسَابُه ُعِنْد َرَبِّه ِإِنَّه ُلَا يُفْلِح ُالْكَافِرُوْنَ، وَقُل ْرَب ِّاغْفِر ْوَارْحَم ْوَأَنْت َخَيْر ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]المؤمنون:١١٥ - ١١٨[.<br />
}هُو َالْحَي ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َفَادْعُوه ُمُخْلِصِيْن َلَه ُالدِّيْن َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]غافر:٦٥[.<br />
}إِن َّالله َوَمَلَائِكَتَه ُيُصَلُّوْن َعَلَى النَّبِي ِّيَاأَيُّهَا الَّذِيْن َآمَنُوا صَلُّوا عَلَيْه ِوَسَلِّمُوْا تَسْلِيْمًا{ ]الأحزاب:٥٦[.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد النّبي ّالأمّي ّوعلى آل سيّدنا محمّد، وارحم محمّدا وآل محمّد، وبارك على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد كما<br />
صلّيت ورحمت وباركت على سيّدنا إبراهيم وعلى آل سيّدنا إبراهيم في العالمين، إنّك حميد مجيد.<br />
ّاللهم ّوارض عن ساداتنا أبي بكر وعمر وعثمان وعلي ّوالحسن والحسين وأمّهما فاطمة الزّهراء وعن أزواج النّبي ّصلى الله عليه وسلم<br />
الطّاهرات أمّهات المؤمنين وعن الصّحابة أجمعين وعن التّابعين وتابع التّابعين ومن تبعهم بإحسان إلى يوم الدّين، ولا حول ولا قوّة إلا<br />
بالله العلي ّالعظيم، }سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة ِعَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[.<br />
***<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أتوسّل بك إليك. اللهم ّإنّي أقسم بك عليك. اللهم ّكما كنت دليلي عليك، فكن شفيعي إليك. اللهم ّإن ّحسناتي من عطائك<br />
وسيّئاتي من قضائك، فجد اللهم ّبما أعطيت على ما به قضيت حتّى تمحو ذلك بذلك لا لمن أطاعك فيما أطاعك فيه له الشّكر ولا لمن<br />
عصاك فيما عصاك فيه له العذر لأنّك قلت وقولك الحق ّ}لَا يُسْأَل ُعَمَّا يَفْعَل ُوَهُم ْيُسْأَلُوْنَ{ ]الأنبياء:٢٣[.<br />
ّاللهم ّلو لا عطاؤك لـكنت من الهالـكين، ولو لا قضاؤك لـكنت من الفائزين، وأنت أجل ّوأعظم وأعز ّوأكرم من أن تطاع إلا ّبإذنك<br />
ورضاك أو أن تعصى إلا ّبحكمك وقضاك. إلهي ما أطعتك حتّى رضيت ولا عصيتك حتّى قضيت، أطعتك بإرادتك والمنّة لك علي<br />
وعصيتك بتقديرك والحجّة لك علي ّفبوجوب حجّتك وانقطاع حجّتي إلا ّما رحمتني وبفقري إليك وغناك عنّي إلا ّما كفيتني يا أرحم<br />
الرّاحمين.<br />
اللهم ّإنّي لم آت الذّنوب جرأة منّي عليك ولا استخفافا بحقّك ولـكن جرى بذلك قلمك، ونفذ به حكمك وأحاط به علمك ولا حول<br />
ولا قوّة إلا ّبك والعذر إليك وأنت أرحم الرّاحمين.<br />
اللهم ّإن ّسمعي وبصري ولساني وقلبي بيدك لم تملـّكني من ذلك شيئا، فإذا قضيت بشيء فكن أنت وليّي واهدني إلى أقوم السّبل، يا<br />
خير من سئل، و يا أكرم من أعطى، يا رحمن الدّنيا والآخرة، ارحم عبدا لا يملك الدّنيا ولا الآخرة، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
وحسبنا الله ونعم الوكيل، نعم المولى ونعم النّصير. ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
أقول: لا إله إلا ّالله محمّد رسول الله، ولو لا رحمة الله الرّحمن الرّحيم، لما قلتها فزكنّا بها من الفتن والدّنس والرّجس والبّخس، ومن<br />
ُالذّنب والعيب، ومن سقوط الخشية في الغيب.<br />
}إِن َّالَّذِيْن َيَخْشَوْن َرَبَّهُم ْبِالْغَيْب ِلَهُم ْمَغْفِرَة ٌوَأَجْر ٌكَبِيْرٌ{ ]الملك:١٢[. ربّي الله وما توفيقي إلا ّبالله عليه توكّلت وإليه أنيب. }وَمَا النَّصْر<br />
إِلَّا مِن ْعِنْد ِالله ِالْعَزِيْز ِالْحَكِيْمِ{ ]آل عمران:١٢٦[.<br />
١٠---<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢ْ<br />
}عَلَى الله ِتَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَة ًلِلْقَوْم ِالظَّالِمِيْنَ، وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِك َمِن َالْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]يونس:٨٥ - ٨٦[. }عَلَى الله ِتَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَح<br />
بَيْنَنَا وَبَيْن َقَوْمِنَا بِالْحَق ِّوَأَنْت َخَيْر ُالْفَاتِحـِيْنَ{ ]الأعراف:٨٩[.<br />
}قُل ْهُو َرَبِّي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَإِلَيْه ِمَتَابِ{ ]الرعد:٣٠[. قُل ْحَسْبِي َاَللّه ُعَلَيْه ِيَتَوَكَّل ُاَلْمُتَوَكِّلُون َ)٣٨( ]الزمر:٣٨[.<br />
َ}حَسْبِي َالله ُعَلَيْه ِيَتَوَكَّل ُالْمُتَوَكِّلُوْنَ{ ]آل عمران:١٧٣[. نسألك نعمة منك وفضلا ورضوانا وسلامة من كل ّسوء في الدّنيا والآخرة وما<br />
بينهما فإنّك ذو فضل عظيم، حسبي الله آمنت بالله ورضيت بالله توكّلت على الله ما شاء الله لا قوّة إلا ّبالله، }إِن ِالْحُكْم ُإِلَّا لل᧦ّٰه ِأَمَر<br />
ِأَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاه ُذَلِك َالدِّيْن ُالْقَيِّم ُوَلـَكِن َّأَكْثَر َالنَّاس ِلَا يَعْلَمُوْنَ{ ]»يوسف:٤٠[.<br />
َ}إِن َّالله َاشْتَرَى مِن َالْمُؤْمِنِيْن َأَنْفُسَهُم ْوَأَمْوَالَهُم ْبِأَن َّلَهُم ُالْجَنَّة َيُقَاتِلُوْن َفِي ْسَبِيْل ِالله ِفَيَقْتُلُوْن َو َيُقْتَلُوْن َوَعْدًا عَلَيْه ِحَقًّا فِي التَّوْرَاة ِوَالْإِنْجِيْل<br />
وَالْقُرْآن ِوَمَن ْأَوْفَى بِعَهْدِه ِمِن َالله ِفَاسْتَبْشِرُوْا بِبَيْعِكُم ُالَّذِي ْبَايَعْتُم ْبِه ِوَذَلِك َهُو َالْفَوْز ُالْعَظِيْمُ، التَّائِبُوْن َالْعَابِدُوْن َالْحَامِدُوْن َالسَّائِحُوْن<br />
ْالرَّاكِعُوْن َالسَّاجِدُوْن َالْآمِرُوْن َبِالْمَعْرُوْف ِوَالنَّاهُوْن َعَن ِالْمُنْكَر ِوَالْحَافِظُوْن َلِحُدُوْد ِالله ِوَبَشِّر ِالْمُؤْمِنِيْنَ{ ]التوبة:١١١ - ١١٢[.<br />
ْ}قَد ْأَفْلَح َالْمُؤْمِنُوْنَ، الَّذِيْن َهُم ْفِي صَلَاتِهِم ْخَاشِعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَن ِاللَّغْو ِمُعْرِضُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِلزَّكَاة ِفَاعِلُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِفُرُوْجِهِم<br />
حَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت ْأَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُوْمِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم ُالْعَادُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِأَمَانَاتِهِم<br />
وَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَوَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َهُم ُالْوَارِثُوْنَ، الَّذِين َيَرِثُون َالْفِرْدَوْس َهُم ْفِيهَا خَالِدُوْنَ{ ]المؤمنون: ١ -<br />
١١ِ[.<br />
ً}إِن َّالْمُسْلِمِين َوَالْمُسْلِمَات ِوَالْمُؤْمِنِيْن َوَالْمُؤْمِنَات ِوَالْقَانِتِيْن َوَالْقَانِتَات ِوَالصَّادِقِيْن َوَالصَّادِقَات ِوَالصَّابِرِيْن َوَالصَّابِرَات ِوَالْخَاشِعِيْن َوَالْخَاشِعَات<br />
وَالْمُتَصَدِّقِيْن َوَالْمُتَصَدِّقَات ِوَالصَّائِمِين َوَالصَّائِمَات ِوَالْحَافِظِيْن َفُرُوجَهُم ْوَالْحَافِظَات ِوَالذَّاكِرِيْن َاللَّه َكَثِيْرًا وَالذَّاكِرَات ِأَعَد َّالله ُلَهُم ْمَغْفِرَة<br />
ْوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الأحزاب:٣٥[<br />
َ}إِن َّالْإِنْسَان َخُلِق َهَلُوْعًا، إِذَا مَسَّه ُالشَّر ُّجَزُوْعًا، وَإِذَا مَسَّه ُالْخـَيْر ُمَنُوْعًا، إِلَّا الْمُصَلِّينَ، الَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْدَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َفِي ْأَمْوَالِهِم<br />
ْحَق ٌّمَعْلُوْمٌ، لِلسَّائِل ِوَالْمَحْرُوْمِ، وَالَّذِيْن َيُصَدِّقُوْن َبِيَوْم ِالدِّيْنِ، وَالَّذِيْن َهُم ْمِن ْعَذَاب ِرَبِّهِم ْمُشْفِقُوْنَ، إِن َّعَذَاب َرَبِّهِم ْغَيْر ُمَأْمُوْنٍ، وَالَّذِيْن<br />
هُم ْلِفُرُوْجِهِم ْحَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت ْأَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُوْمِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم ُالْعَادُوْنَ، وَالَّذِين َهُم<br />
لِأَمَانَاتِهِم ْوَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْبِشَهَادَاتِهِم ْقَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َفِي ْجَنَّات ٍمُكْرَمُوْنَ{ ]المعارج:١٩<br />
- ٣٥[.<br />
اللهم ّإنّا نسألك صحبة الخوف وغلبة الشّوق وثبات العلم ودوام الفكر، ونسألك سر ّالأسرار المانع من الإصرار حتّى لا يكون لنا مع<br />
الذّنب أو العيب قرار، واجنبنا واهدنا إلى العمل بهذه الكلمات الّتي بسطتها لنا على لسان رسولك وابتليت بهن ّإبراهيم خليلك فأتمّهنّ،<br />
}قَال َإِنِّي ْجَاعِلُك َلِلنَّاس ِإِمَامًا قَال َوَمِن ْذُرِّيَّتِي ْقَال َلَا يَنَال ُعَهْدِي الظَّالِمِيْنَ{ ]البقرة:١٢٤[، فاجعلنا من المحسنين، من ذرّيّته ومن<br />
ِذر ّيّة آدم ونوح، واسلك بنا سبيل أئمّة المهتدين.<br />
َبِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْم<br />
}وَالله ُبَصِيْر ٌبِالْعِبَادِ، الَّذِيْن َيَقُوْلُوْن َرَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِر ْلَنَا ذُنُوْبَنَا وَقِنَا عَذَاب َالنَّارِ، الصَّابِرِيْن َوَالصَّادِقِيْن َوَالْقَانِتِيْن َوَالْمُنْفِقِيْن َوَالْمُسْتَغْفِرِيْن<br />
بِالْأَسْحَارِ، شَهِد َالله ُأَنَّه ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َوَالْمَلَائِكَة ُوَأُولُو الْعِلْم ِقَائِمًا بِالْقِسْط ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْعَزِيز ُالْحَكِيْمُ، إِن َّالدِّيْن َعِنْد َالله ِالْإِسْلَامُ{ ]آل<br />
ْعمران:١٥ - ١٩[.<br />
ْكُرُوْن َالله َقِيَامًا وَقُعُوْدًا وَعَلَى جُنُوْبِهِم}إِن َّفِي ْخَلْق ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَاخْتِلَاف ِاللَّيْل ِوَالنَّهَار ِلَآيَات ٍلِأُولِي الْأَلْبَابِ، الَّذِيْن َيَذ<br />
وَيَتَفَكَّرُوْن َفِي ْخَلْق ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِرَبَّنَا مَا خَلَقْت َهَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَك َفَقِنَا عَذَاب َالنَّارِ، رَبَّنَا إِنَّك َمَن ْتُدْخِل ِالنَّار َفَقَد ْأَخْزَيْتَه ُوَمَا<br />
١١---<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٢<br />
لِلظَّالِمِيْن َمِن ْأَنْصَارٍ، رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيْمَان ِأَن ْآمِنُوْا بِرَبِّكُم ْفَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِر ْلَنَا ذُنُوْبَنَا وَكَفِّر ْعَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَع َالْأَبْرَارِ،<br />
رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِك َوَلَا تُخْزِنَا يَوْم َالْقِيَامَة ِإِنَّك َلَا تُخْلِف ُالْمِيْعَادَ{ ]آل عمران:١٩٠ - ١٩٤[.<br />
}وَمِنْهُم ْمَن ْيَقُوْل ُرَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَة ًوَفِي الْآخِرَة ِحَسَنَة ًوَقِنَا عَذَاب َالنَّارِ{ ]البقرة:٢٠١[.<br />
رَبَّنَا اِغْفِر ْلَنا ذُنُوبَنا وإِسْرافَنا فِي أَمْرِنا وثَبِّت ْأَقْدامَنا واُنْصُرْنا عَلَى اَلْقَوْم ِاَلْكافِرِيْن َ]آل عمران:١٤٧[.<br />
}رَبَّنَا اغْفِر ْلَنَا ذُنُوْبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي ْأَمْرِنَا وَثَبِّت ْأَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٦[.<br />
}رَبَّنَا لَا تُزِغ ْقُلُوبَنَا بَعْد َإِذ ْهَدَيْتَنَا وَهَب ْلَنَا مِن ْلَدُنْك َرَحْمَة ًإِنَّك َأَنْت َالْوَهَّابُ، رَبَّنَا إِنَّك َجَامِـع ُالنَّاس ِلِيَوْم ٍلَا رَيْب َفِيْه ِإِن َّالله َلَا<br />
يُخْلِف ُالْمِيْعَادَ{ ]آل عمران:٨ - ٩[.<br />
}رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْت َوَاتَّبَعْنَا الرَّسُول َفَاكْتُبْنَا مَع َالشَّاهِدِيْنَ{ ]آل عمران:٥٣[.<br />
}وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِن ُبِالله ِوَمَا جَاءَنَا مِن َالْحَق ِّوَنَطْمَع ُأَن ْيُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَع َالْقَوْم ِالصَّالِحـِيْنَ، فَأَثَابَهُم ُالله ُبِمَا قَالُوا جَنَّات ٍتَجْرِي ْمِن ْتَحْتِهَا<br />
ِالْأَنْهَار ُخَالِدِيْن َفِيْهَا وَذَلِك َجَزَاء ُالْمُحْسِنِيْنَ{ ]المائدة:٨٤ - ٨٥[.<br />
}وَقَال َمُوسَى يَاقَوْم ِإِن ْكُنْتُم ْآمَنْتُم ْبِالله ِفَعَلَيْه ِتَوَكَّلُوْا إِن ْكُنْتُم ْمُسْلِمِيْنَ{ ]يونس:٨٤[ }فَقَالُوا عَلَى الله ِتَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَة ًلِلْقَوْم<br />
الظَّالِمِيْنَ، وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِك َمِن َالْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]يونس:٨٥ - ٨٦[ }رَبَّنَا آتِنَا مِن ْلَدُنْك َرَحْمَة ًوَهَيِّئ ْلَنَا مِن ْأَمْرِنَا رَشَدًا{ ]الـكهف:١٠[<br />
}رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْت َخَيْر ُالرَّاحِمِيْن{ ]المؤمنون: ١٠٩[.<br />
}رَبَّنَا اصْرِف ْعَنَّا عَذَاب َجَهَنَّم َإِن َّعَذَابَهَا كَان َغَرَامًا، إِنَّهَا سَاءَت ْمُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا{ ]الفرقان:٦٥ - ٦٦[.<br />
ْ}رَبَّنَا هَب ْلَنَا مِن ْأَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّة َأَعْيُن ٍوَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِيْن َإِمَامًا{ ]الفرقان:٧٤[.<br />
ُ}رَبَّنَا وَسِعْت َكُل َّشَيْء ٍرَحْمَة ًوَعِلْمًا فَاغْفِر ْلِلَّذِيْن َتَابُوْا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَك َوَقِهِم ْعَذَاب َالْجَحِيْمِ، رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُم ْجَنَّات ِعَدْن ٍالَّتِي ْوَعَدْتَهُم ْوَمَن<br />
صَلَح َمِن ْآبَائِهِم ْوَأَزْوَاجِهِم ْوَذُرِّيَّاتِهِم ْإِنَّك َأَنْت َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، وَقِهِم ُالسَّيِّئَات ِوَمَن ْتَق ِالسَّيِّئَات ِيَوْمَئِذ ٍفَقَد ْرَحِمْتَه ُوَذَلِك َهُو َالْفَوْز<br />
الْعَظِيْمُ{ ]غافر:٧ - ٩[.<br />
}رَبَّنَا اكْشِف ْعَنَّا الْعَذَاب َإِنَّا مُؤْمِنُوْنَ{ ]الدخان:١٢[.<br />
}رَبَّنَا اغْفِر ْلَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِيْن َسَبَقُونَا بِالْإِيمَان ِوَلَا تَجْعَل ْفِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِين َآمَنُوا رَبَّنَا إِنَّك َرَءُوْف ٌرَحِيْمٌ{ ]الحشر:١٠[.<br />
}رَبَّنَا عَلَيْك َتَوَكَّلْنَا وَإِلَيْك َأَنَبْنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَة ًلِلَّذِين َكَفَرُوا وَاغْفِر ْلَنَا رَبَّنَا إِنَّك َأَنْت َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الممتحنة:٤ - ٥[<br />
}رَبَّنَا أَتْمِم ْلَنَا نُوْرَنَا وَاغْفِر ْلَنَا إِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ{ ]التحريم:٨[.<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ{ ]الإخلاص:١[ إلى آخره. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ{ ]الفلق:١[ إلى<br />
آخره. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ{ ]الناس:١[ إلى آخره. بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْم ِالفاتحة-إلى آخره.<br />
}الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَجَعَل َالظُّلُمَات ِوَالنُّوْر َثُم َّالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِرَبِّهِم ْيَعْدِلُوْنَ، هُو َالَّذِي ْخَلَقَكُم ْمِن ْطِيْن ٍثُم َّقَضَى<br />
أَجَلًا وَأَجَل ٌمُسَمًّى عِنْدَه ُثُم َّأَنْتُم ْتَمْتَرُوْنَ، وَهُو َالله ُفِي السَّمَاوَات ِوَفِي الْأَرْض ِيَعْلَم ُسِرَّكُم ْوَجَهْرَكُم ْو َيَعْلَم ُمَا تَكْسِبُوْنَ{ ]الأنعام:١ -<br />
٣ْ[.<br />
}الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْهَدَانَا لِهَذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِي َلَوْلَا أَن ْهَدَانَا الله ُلَقَد ْجَاءَت ْرُسُل ُرَبِّنَا بِالْحَق ِّوَنُودُوْا أَن ْتِلـْكُم ُالْجَنَّة ُأُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُم<br />
ْتَعْمَلُوْنَ{ ]الأعراف:٤٣[<br />
}إِن َّالَّذِيْن َآمَنُوْا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِيَهْدِيْهِم ْرَبُّهُم ْبِإِيمَانِهِم ْتَجْرِي ْمِن ْتَحْتِهِم ُالْأَنْهَار ُفِي ْجَنَّات ِالنَّعِيْمِ، دَعْوَاهُم ْفِيهَا سُبْحَانَك َاللَّهُم َّوَتَحِيَّتُهُم<br />
١٢---<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣<br />
فِيْهَا سَلَام ٌوَآخِر ُدَعْوَاهُم ْأَن ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]يونس:٩ - ١٠[<br />
ِ* }وَقُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْلَم ْيَتَّخِذ ْوَلَدًا وَلَم ْيَكُن ْلَه ُشَر ِيْك ٌفِي الْمُلْك ِوَلَم ْيَكُن ْلَه ُوَلِي ٌّمِن َالذُّل ِّوَكَبِّرْه ُتَكْبِيْرًا{ ]الإسراء:١١١[<br />
* }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْأَنْزَل َعَلَى عَبْدِه ِالْكِتَاب َوَلَم ْيَجْعَل ْلَه ُعِوَجًا، قَيِّمًا لِيُنْذِر َبَأْسًا شَدِيْدًا مِن ْلَدُنْه ُوَيُبَشِّر َالْمُؤْمِنِيْن َالَّذِيْن َيَعْمَلُوْن َالصَّالِحَات<br />
أَن َّلَهُم ْأَجْرًا حَسَنًا، مَاكِثِين َفِيه ِأَبَدًا{ ]الـكهف:١ - ٣[<br />
* }قُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِوَسَلَام ٌعَلَى عِبَادِه ِالَّذِيْن َاصْطَفَى آللَّه ُخَيْر ٌأَمَّا يُشْرِكُوْنَ{ ]النمل:٥٩[<br />
* }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَلَه ُالْحَمْد ُفِي الْآخِرَة ِوَهُو َالْحَكِيم ُالْخَبِيْرُ، يَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا<br />
ِّوَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َالرَّحِيم ُالْغَفُوْرُ{ ]سبأ:١ - ٢[<br />
* }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِفَاطِر ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِجَاعِل ِالْمَلَائِكَة ِرُسُلًا أُوْلِي ْأَجْنِحَة ٍمَثْنَى وَثُلَاث َوَرُبَاع َيَزِيد ُفِي الْخَلْق ِمَا يَشَاء ُإِن َّالله َعَلَى كُل<br />
ْشَيْء ٍقَدِيْرٌ، مَا يَفْتَح ِالله ُلِلنَّاس ِمِن ْرَحْمَة ٍفَلَا مُمْسِك َلَهَا وَمَا يُمْسِك ْفَلَا مُرْسِل َلَه ُمِن ْبَعْدِه ِوَهُو َالْعَزِيز ُالْحَكِيْمُ{ ]فاطر:١ - ٢[<br />
* }ضَرَب َالله ُمَثَلًا عَبْدًا مَمْلُوكًا لَا يَقْدِر ُعَلَى شَيْء ٍوَمَن ْرَزَقْنَاه ُمِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُو َيُنْفِق ُمِنْه ُسِرًّا وَجَهْرًا هَل ْيَسْتَوُوْن َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِبَل ْأَكْثَرُهُم<br />
ِلَا يَعْلَمُوْنَ{ ]النحل:٧٥[<br />
* }وَقَالُوا الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْصَدَقَنَا وَعْدَه ُوَأَوْرَثَنَا الْأَرْض َنَتَبَوَّأ ُمِن َالْجَنَّة ِحَيْث ُنَشَاء ُفَنِعْم َأَجْر ُالْعَامِلِينَ، وَتَرَى الْمَلَائِكَة َحَافِّيْن َمِن ْحَوْل<br />
ِّالْعَرْش ِيُسَبِّحُوْن َبِحَمْد ِرَبِّهِم ْوَقُضِي َبَيْنَهُم ْبِالْحَق ِّوَقِيْل َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الزمر:٧٤ - ٧٥[<br />
* }هُو َالْحَي ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َفَادْعُوه ُمُخْلِصِين َلَه ُالدِّيْن َالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِينَ{ ]غافر:٦٥[ * }فَلِلَّه ِالْحَمْد ُرَب ِّالسَّمَاوَات ِوَرَب ِّالْأَرْض ِرَب<br />
الْعَالَمِيْنَ، وَلَه ُالـْكِبْرِيَاء ُفِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الجاثية:٣٦ - ٣٧[<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣ُ<br />
* }فَسُبْحَان َالله ِحِيْن َتُمْسُوْن َوَحِيْن َتُصْبِحُوْنَ، وَلَه ُالْحَمْد ُفِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَعَشِيًّا وَحِيْن َتُظْهِرُوْنَ، يُخْرِج ُالْحَي َّمِن َالْمَيِّت ِوَيُخْرِج<br />
الْمَيِّت َمِن َالْحَي ِّوَيُحْي ِالْأَرْض َبَعْد َمَوْتِهَا وَكَذَلِك َتُخْرَجُوْنَ{ ]الروم:١٧ - ١٩[<br />
}سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة ِعَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[.<br />
***<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
وصلى الله على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم.<br />
)اللهمّ( إنّا نسألك إيمانا لا ضد ّله، ونسألك توحيدا لا يقابله شرك، وطاعة لا تقابلها معصية، ونسألك محبّة لا لشيء ولا على شيء<br />
وخوفا لا من شيء ولا على شيء. ونسألك تنزيها لا من نقص ولا من دنس بعد التّنز يه من النّقائص والأدناس، ونسألك يقينا لا<br />
يقابله شك، ونسألك تقديسا ليس وراءه تقديس، وكمالا ليس وراءه كمال، وعلما ليس فوقه علم، ونسألك الإحاطة بالأسرار وكتمانها<br />
رب ّإنّي ظلمت نفسي فاغفر لي ذنبي وهب لي تقواك، واجعل لي من كل ّذنب وهم ّوضيق وسهو وشهوة ورغبة عن الأغيار.<br />
ورهبة وخطرة وفكرة وإرادة وفعلة وغفلة ومن كل ّقضاء وأمر فرجا ومخرجا * أحاط علمك بجميع المعلومات وعلت قدرتك على جميع<br />
المقدورات، وجلّت إرادتك أن يوافقها أو يخالفها شيء من الكائنات حسبي الله )ثلاثا( وأنا بريء ممّا سوى الله. الله لا إله إلا ّهو<br />
عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم. لا إله إلا ّالله نور عرش الله. لا إله إلا ّالله نور لوح الله، لا إله إلا ّالله<br />
١٣---<br />
حزب الفتح لسيّدنا الحسن الشّاذلي ٣<br />
نور قلم الله. لا إله إلا ّالله نور رسول الله. لا إله إلا ّالله نور سر ّرسول الله، لا إله إلا ّالله نور سر ّذات رسول الله. لا إله إلا ّالله<br />
آدم خليفة الله. لا إله إلا ّالله نوح نجي ّالله، لا إله إلا ّالله إبراهيم خليل الله، لا إله إلا ّالله موسى كليم الله، لا إله إلا ّالله عيسى روح<br />
الله، لا إله إلا ّالله محمّد حبيب الله، لا إله إلا ّالله الأنبياء خاصّة الله، لا إله إلا ّالله الأولياء أنصار الله، لا إله إلا ّالله الرّب ّالملك<br />
ّالإله النّور الحق ّالمبين. لا إله إلا ّالله الملك اللّطيف الرّزّاق القوي ّالعزيز ذو القوّة المتين. لا إله إلا ّالله خالق كل ّشيء وهو الواحد<br />
القهّار، رب ّالسّموات والأرض وما بينهما العزيز الغفّار. لا إله إلا ّالله العلي ّالعظيم. لا إله إلا ّالله الحليم الـكريم. سبحان الله رب<br />
السّموات السّبع ورب ّالعرش العظيم. الحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. بسم الله وبالله ومن الله وإلى الله وعلى الله فليتوكّل المؤمنون. حسبي الله<br />
آمنت بالله توكّلت على الله ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم. أتوب إليك بك منك إليك ولو لا أنت لما تبت إليك فامح من قلبي<br />
محبّة غيرك واحفظ جوارحي عن مخالفة أمرك، وتالله لئن لم ترعني بعينك وتحفظني بقدرتك لأهلـكن ّنفسي ولأهلـكن ّأمّة من خلقك<br />
ثم ّلا يعود ضرر ذلك إلا ّعلى عبدك، أعوذ برضاك من سخطك، وأعوذ بمعافاتك من عقوبتك، وأعوذ بك منك لا أحصي ثناء عليك<br />
أنت كما أثنيت على نفسك بل أنت أجل ّمن أن يثنى عليك، وإنّما هي أعراض تدل ّعلى كرمك، قد منحتها لنا على لسان رسولك،<br />
لنعبدك بها على أقدارنا لا على قدرك، فهل جزاء الإحسان الأوّل الكامل إلا ّالإحسان منك * يا من به ومنه وإليه يعود كل ّشيء،<br />
نسألك بحرمة الأستاذ، بل بحرمة النّبي ّالهادي، بل بحرمة السّبعين والثّمانية، وبحرمة أسرار ما منك إلى محمّد رسولك، بل بحرمة سيّدة<br />
آي القرآن من كلامك، بل بحرمة السّبع المثاني والقرآن العظيم، بل بحرمة كتبك المنزّلة، بل بحرمة الاسم الأعظم الّذي هو هو لا<br />
يضر ّمعه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم، بل بحرمة }قُل ْهُو َاللّه ُأَحَدٌ. . .{ ]الإخلاص: ١[ إلى آخره، اكفنا<br />
كل ّغفلة وكل ّشهوة وكل ّمعصية فيما تقدّم وفيما<br />
تأخّر، واكفنا كل ّطالب يطلبنا من خلقك بالحق ّوبغير الحق ّفي الدّنيا والآخرة، فإنّه لك الحجّة البالغة وأنت على كل ّشيء قدير، واكفنا<br />
ّهم ّالرّزق وخوف الخلق، واسلك بنا سبيل الصّدق وانصرنا بالحقّ، واكفنا كل ّهم ّوغم ّوكل ّهول دون الجنّة، واكفنا كل ّعذاب<br />
من فوقنا أو من تحت أرجلنا أو يلبسنا شيعا أو يذيق بعضنا بأس بعض. واكفنا سوء ما تعلّق به علمك ممّا كان أو يكون إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
سبحان الملك الحق ّالخلاّق، سبحان الخلاق الرّزّاق، سبحان الله عمّا يصفون عالم الغيب والشّهادة فتعالى الله عمّا يشركون، سبحان ذي<br />
العزّة والجـبروت، سبحان ذي الملك والملـكوت، سبحان من يحيي ويميت، سبحان الحي ّالّذي لا يموت، سبحان الملك القادر، سبحان<br />
العظيم القاهر، وهو القاهر فوق عباده وهو الحكيم الخبير.<br />
سبحان القائم الدائم، قل حسبي الله عليه يتوكّل المتوكّلون، أعوذ بالله من جهد البلاء ومن سوء القضاء ومن درك الشّقاء ومن شماتة<br />
الأعداء، وأعوذ بالله ربّي وربّكم من كل ّمتكبّر لا يؤمن بيوم الحساب، يا من بيده ملـكوت كل ّشيء وهو يجـير ولا يجار عليه، انصرني<br />
بالخوف منك والتّوكّل عليك حتّى لا أخاف غيرك ولا أرجو غيرك، ولا أعبد شيئا سواك، يا خالق السّبع السّموات ومن الأرض<br />
مثلهن ّيتنزّل الأمر بينهن ّأشهد أنّك على كل ّشيء قدير، وأنّك قد أحطت بكل ّشيء علما.<br />
أسألك بهذا الأمر الّذي هو أصل الموجودات وإليه المبدأ والمنتهى وإليه غاية الغايات، أن تسخّر لنا هذا البحر بحر الدّنيا وما فيه ومن<br />
فيه، كما سخّرت البحر لموسى، وسخّرت النّار لإبراهيم، وسخّرت الجبال والحديد لداود، وسخّرت الرّيح والشّياطين والجن ّلسليمان، وسخّر لي<br />
كل ّبحر، وسخّر لي كل ّجبل، وسخّر لي كل ّحديد، وسخّر لي كل ّريح، وسخّر لي كل ّشيطان من الجن ّوالإنس، وسخّر لي نفسي وسخّر لي<br />
كل ّشيء يا من بيده ملـكوت كل ّشيء، وأجمل أمري باليقين، وأيّدني بالنّصر المبين، إنّك على كل ّشيء قدير، وصلّى الله على سيّدنا<br />
ومولانا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
١٤---<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلِلَّه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ،<br />
صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ - ٧[.<br />
بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ. }الم، ذَلِك َالْكِتَاب ُلَا رَيْب َفِيْه ِهُدًى لِلْمُتَّقِيْنَ، الَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِالْغَيْب ِو َيُقِيْمُوْن َالصَّلَاة َوَمِمَّا رَزَقْنَاهُم ْيُنْفِقُوْنَ،<br />
وَالَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِمَا أُنْزِل َإِلَيْك َوَمَا أُنْزِل َمِن ْقَبْلِك َوَبِالْآخِرَة ِهُم ْيُوْقِنُوْنَ، أُولَئِك َعَلَى هُدًى مِن ْرَبِّهِم ْوَأُولَئِك َهُم ُالْمُفْلِحُوْنَ{ ]البقرة:١ -<br />
٥[<br />
}وَإِلَهُكُم ْإِلَه ٌوَاحِد ٌلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]البقرة:١٦٣[.<br />
}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا<br />
بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ،<br />
ُلَا إِكْرَاه َفِي الدِّيْن ِقَد ْتَبَېَّن َالرُّشْد ُمِن َالْغَي ِّفَمَن ْيَكْفُر ْبِالطَّاغُوْت ِو َيُؤْمِن ْبِالله ِفَقَد ِاسْتَمْسَك َبِالْعُرْوَة ِالْوُثْقَى لَا انْفِصَام َلَهَا وَالله ُسَمِيْع ٌعَلِيْمٌ،<br />
الله ُوَلِي ُّالَّذِيْن َآمَنُوْا يُخْرِجُهُم ْمِن َالظُّلُمَات ِإِلَى النُّوْر ِوَالَّذِيْن َكَفَرُوا أَوْلِيَاؤُهُم ُالطَّاغُوْت ُيُخْرِجُوْنَهُم ْمِن َالنُّور ِإِلَى الظُّلُمَات ِأُولَئِك َأَصْحَاب<br />
النَّار ِهُم ْفِيهَا خَالِدُوْنَ{ ]البقرة:٢٥٥ - ٢٥٧[.<br />
ْ}آمَن َالرَّسُول ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِاللَّه ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا<br />
غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن<br />
نَسِيْنَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِيْن َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه ِوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا<br />
َأَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٥ - ٢٨٦[.<br />
}الم، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْمُ، نَزَّل َعَلَيْك َالْكِتَاب َبِالْحَق ِّمُصَدِّقًا لِمَا بَيْن َيَدَيْه ِوَأَنْزَل َالتَّوْرَاة َوَالْإِنْجِيْلَ، مِن ْقَبْل ُهُدًى لِلنَّاس ِوَأَنْزَل<br />
الْفُرْقَانَ{ ]آل عمران:١ - ٤[<br />
}يَاأَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ، قُم ْفَأَنْذِرْ، وَرَبَّك َفَكَبِّرْ، وَثِيَابَك َفَطَهِّرْ، وَالرُّجْز َفَاهْجُرْ، وَلَا تَمْنُن ْتَسْتَكْثِرُ، وَلِرَبِّك َفَاصْبِرْ{ ]المدثر:١ - ٧[.<br />
}اقْرَأ ْبِاسْم ِرَبِّك َالَّذِي ْخَلَقَ، خَلَق َالْإِنْسَان َمِن ْعَلَقٍ، اقْرَأ ْوَرَبُّك َالْأَكْرَمُ، الَّذِي ْعَلَّم َبِالْقَلَمِ، عَلَّم َالْإِنْسَان َمَا لَم ْيَعْلَمْ{ ]العلق:١ - ٥[.<br />
}الرَّحْمَنُ، عَلَّم َالْقُرْآنَ، خَلَق َالْإِنْسَانَ، عَلَّمَه ُالْبَيَانَ، الشَّمْس ُوَالْقَمَر ُبِحُسْبَانٍ، وَالنَّجْم ُوَالشَّجَر ُيَسْجُدَانِ، وَالسَّمَاء َرَفَعَهَا وَوَضَع َالْمِيْزَانَ،<br />
أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيْزَانِ، وَأَقِيْمُوا الْوَزْن َبِالْقِسْط ِوَلَا تُخْسِرُوا الْمِيْزَانَ{ ]الرحمن:١ - ٩[.<br />
}تَبَارَك َاسْم ُرَبِّك َذِي الْجَلَال ِوَالْإِكْرَامِ{ ]الرحمن:٧٨[ سبحان ربّي العظيم }تَبَارَك َاسْم ُرَبِّك َذِي الْجَلَال ِوَالْإِكْرَامِ{ ]الرحمن:٧٨[<br />
ُ)ثلاثا(،<br />
}سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي ْوَيُمِيْت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل<br />
ِوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي ْسِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي<br />
الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُوْن َبَصِيْرٌ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض<br />
١٥---<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
ُوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُوْلِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُوْلِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[.<br />
َ}هُو َالله ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن<br />
الْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو<br />
الْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢ - ٢٤[.<br />
}قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[ }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا<br />
خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات ِفِي الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١ - ٥[ }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ،<br />
مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه ِالنَّاسِ، مِن ْشَر ِّالْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي صُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{ ]الناس:١ - ٦[.<br />
اللهم ّيا من هو كذلك وهو على ما وصفه به عباده المخلصون من النّبيّين والصّدّيقين والشّهداء والصّالحـين والعلماء الموقنين والأولياء<br />
ُالمقرّبين من أهل سمواته وأرضه وسائر الخلق أجمعين، أسألك بها وبالآيات والأسماء كلّها، وبالعظيم منها، وبالأم ّوالسّيّدة، وبخواتيم<br />
ِسورة البقرة، وبالمبادئ، والخواتيم، وبآمين على الموافقة، وبحاء الرّحمة، وميم الملك، ودال الدّوام، }مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله ِوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء<br />
عَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيْمَاهُم ْفِي وُجُوهِهِم ْمِن ْأَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك َمَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة<br />
وَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيْل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِه ِيُعْجِب ُالزُّرَّاع َلِيَغِيْظ َبِهِم ُالـْكُفَّار َوَعَد َالله ُالَّذِيْن َآمَنُوا وَعَمِلُوا<br />
الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[. آحون، قاف، آدمّ، حمّ، هآء، آمين، }كهيعص{ ]مريم:١[ كهيعص، اغفر لي<br />
وارحمني برحمتك الّتي رحمت بها أنبياءك ورسلك ولا تجعلني بدعائك رب ّشقيّا، وإنّي خفت وأخاف أن أخاف،<br />
ثم ّلا اهتدى إليك سبيلا فاهدني إليك وآمنّي بك من كل ّخوف ومخوف في الدّنيا والآخرة إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّيا بديع السّموات والأرض يا قيّوم الدّارين يا قيّوما بكل ّشيء يا حي ّيا قيّوم يا إلهنا وإله كل ّشيء لا إله إلا ّأنت كن لنا وليّا<br />
ونصيرا، وآمنّا بك من كل ّشيء حتّى لا نخاف إلا ّأنت، واجعلنا في جوارك واحجبنا بالّذي حجبت به أوليآئك فترى ولا يراك أحد من<br />
خلقك، واصبب علينا من الخـير أكمله وأجمله واصرف عنّا من الشّر ّأصغره وأكبره، }طس{ ]النمل:١[، }حم، عسق{ ]الشورى:١<br />
- ٢[، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[. اللهم إنّا نسألك الخوف منك والرّجاء فيك والمحبّة لك<br />
والشّوق إليك والأنس بك والرّضاء عنك والطّاعة لأمرك على بساط مشاهدتك ناظرين منك إليك وناطقين بك عنك، لا إله إلا ّأنت<br />
سبحانك، ربّنا ظلمنا أنفسنا وقد تبنا إليك قولا وعقدا فتب علينا جودا وعطفا، واستعملنا بعمل ترضاه وأصلح لنا في ذرّيّاتنا، تبنا إليك<br />
وإنّا من المسلمين، يا غفور، يا ودود، يا برّ، يا رحيم، اغفر لنا ذنوبنا وقرّبنا بودّك وصلنا بتوحيدك، وارحمنا بطاعتك، ولا تعاقبنا بالفترة<br />
ولا بالوقفة مع شيء دونك واحملنا على سبيل القصد، واعصمنا من حائرها، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّيا جامع النّاس ليوم لا ريب فيه، اجمع بيننا وبين الصّدق والنّيّة، والإخلاص، والإرادة، والخشوع، والهيبة، والحياء، والمراقبة،<br />
والنّور واليقين، والعلم، والمعرفة، والحفظ، والعصمة، والنّشاط، والقوّة، والبشر، والمغفرة، والفصاحة، والبيان، والفهم في القرآن،<br />
وخصّنا منك بالمحبّة والاصطفاء والتّخصيص والتّولية، وكن لنا سمعا وبصرا ولسانا وقلبا وعقلا ويدا ومؤيّدا، وآتنا العلم اللّدنّي والعمل<br />
ْالصّالح والرّزق الهنيء الّذي لا حجاب به في الدّنيا ولا سؤال ولا عقاب عليه في الآخرة على بساط علم التّوحيد والشّرع، سالمين من<br />
الهوى والشّهوة والطّمع و }أَدْخِلْنِي ْمُدْخَل َصِدْق ٍوَأَخْرِجْنِي ْمُخْرَج َصِدْق ٍوَاجْعَل ْلِي ْمِن<br />
ّلَدُنْك َسُلْطَانًا نَصِيْرًا{ ]الإسراء:٨٠[، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا سميع، يا بصير، يا مريد، يا قدير، يا حيّ، يا قيّوم، يا رحمن، يا<br />
ّرحيم، يا من هو هو، أسألك بعظمتك الّتي ملأت أركان عرشك وبقدرتك الّتي قدّرت بها على جميع خلقك وبرحمتك الّتي وسعت كل<br />
شيء وبعلمك المحيط بكل ّشيء وبإرادتك الّتي لا ينازعها شيء، وبسمعك وبصرك القريبېن من كل ّشيء، يا من هو أقرب إلي ّمن كل<br />
١٦---<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٤<br />
شيء، قل ّحيائي وعظم افترائي وبعد مآبي واقترب شقائي وأنت البصير بمحنتي وحيرتي وشهوتي وسوءتي تعلم ضلالتي وعمايتي وفاقتي وما<br />
قبح من صفاتي، آمنت بك وبأسمائك وصفاتك وبمحمّد رسولك فمن ذا الّذي يرحمني غيرك ومن ذا الّذي يسعدني سواك فارحمني وأرني<br />
سبيل الرّشد واهدني إليه سبيلا، وأرني سبيل الغي ّوجنّبني إيّاه سبيلا، واصحبني منك الحق ّوالنّور والحكم والعقل والبيان، واحرسني<br />
بنورك يا الله يا نور يا حق ّيا مبين، يا فتّاح، افتح قلبي بنورك وعلّمني من علمك وفهّمني عنك وأسمعني منك وبصّرني بك وقدّرني بنور<br />
قدرتك وأحيني بنور حياتك، واجعل مشيئتي مشيئتك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّإنّي أمسيت وأنا أريد الخـير وأكره الشّرّ، وسبحان الله والحمد للّه، ولا إله إلا ّالله والله أكبر ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم،<br />
فاهدني بنورك لنورك فيما يرد علي ّمنك وفيما يصدر منّي إليك، وفيما يجري بيني وبين خلقك، وضيق علي ّبقربك، واحجبني بحجب<br />
عزّتك وعز ّحجبك، وكن أنت حجابي حتّى لا يقع شيء منّي إلا ّعليك، وسخّر لي أمر هذا الرّزق، واعصمني من الحرص والتّعب في<br />
طلبه، ومن شغل القلب به وتعلّق الهم ّبه، ومن الذّل ّللخلق بسببه، ومن التّفكّر ومن التّدبّر في تحصيله، ومن الشّح ّوالبخل بعد حصوله<br />
وما يعرض في النّفس من ذلك، وتخلقه بقدرتك على علمك وإرادتك من ضرورة الحاجات إلى خلقك، واجعله اللهم ّسببا لإقامة<br />
العبوديّة ومشاهدة أحكام<br />
كرا من أذكارك، وسرّا من أسرارك، وطاعة من طاعات أنبيائك، وصحبةالرّبوبيّة، وهب لي حفنة من حفناتك، ونورا من أنوارك، وذ<br />
لملائكتك، وتول ّأمري بذاتك، ولا تكلّني إلى نفسي طرفة عين ولا أقل ّمن ذلك، واجعلني حسنة من حسناتك ورحمة بين عبادك<br />
تهدي بها من تشاء إلى صراط مستقيم، }صِرَاط ِالله ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِأَلَا إِلَى الله ِتَصِيْر ُالْأُمُوْرُ{ ]الشورى:٥٣[.<br />
كرك،اللهم ّاهدني بنورك، وأعطني من فضلك وامنعني من كل ّعدو ّهو لك ومن كل ّشيء يشغلني عنك، وهب لسانا لا يفتر عن ذ<br />
وقلبا يسمع بالحق ّمنك، وروحا يكرم بالنّظر إليك، وسرّا ممتّعا بحقائق قربك، وعقلا حامدا لجلال عظمتك، وزيّن ما ظهر منّي وما<br />
بطن بأنواع طاعتك، يا الله، يا سميع، يا عليم، يا عزيز، يا حكيم.<br />
اللهم ّكما خلقتني فاهدني، وكما أمتّني فاحيني، وكما أطعمتهم فأطعمني واسقني، ومرضي لا يخفى عليك فاشفني، وقد أحاطت بي خطيئتي<br />
فاغفر لي، وهب لي علما يوافق علمك وحكما يصادف حكمك، واجعل لي لسان صدق بين عبادك واجعلني من ورثة جنّتك، ونجّني<br />
من النّار بعفوك وادخلني الجنّة حالا ومآلا برحمتك، وأرني وجه نبيّك محمّد صلّى الله عليه وسلّم، وارفع الحجاب بيني وبينك، واجعل<br />
مقامي عندك دائما بين يديك وناظرا منك إليك وأسقط البين عنّي حتّى لا يكون بين بيني وبينك واكشف لي عن حقيقة الأمر كشفا<br />
لا أطلب بعده لغيرك مع المزيد المضمون بكريم وعدك، إنّك على كل ّشيء قدير، يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا عزيز،<br />
يا حكيم، إنّك قد أيّدت من شئت بما شئت فكيف شئت على ما شئت فأيّدنا بنصرك لخدمة أوليائك، ووسّع صدورنا بمعرفتك عند<br />
ملاقات أعدائك، واجلب لنا من رضيت عنه حتّى نخضع له ونذل ّكما جلبته لمحمّد رسولك، واصرف عنّا كيد من سخطت عليه كما<br />
صرفته عن إبراهيم خليلك، وآتنا أجرنا في الدّنيا بالعافية من أسباب النّار ومن ظلم كل ّجار ّجبّار،<br />
و بسلامة قلوبنا من جميع الأغيار، وبغّض لنا الدّنيا وحبّب لنا الآخرة، واجعلنا فيها من الصّالحـين إنّك على كل ّشيء قدير، يا الله يا<br />
عظيم، يا سميع، يا عليم، يا برّ، يا رحيم، عبدك قد أحاطت به خطيئاته وأنت العظيم وندائي كأنّه لا يسمع وأنت السّميع، وقد عجزت<br />
عن سياسة نفسي وأنت العليم، وأنّى لي برحمتها وأنت البر ّالرّحيم كيف يكون ذنبي عظيما مع عظمتك أم كيف تجيب من لم يسألك<br />
وتترك من سألك أم كيف أسوس نفسي بالبر ّوضعفي لا يعزب عنك أم كيف أرحمها بشيء وخزائن الرّحمة بيدك.<br />
إلهي عظمتك ملأت قلوب أوليائك فصغر لديهم كل ّشيء فاملأ قلبي بعظمتك حتّى لا يصغر ولا يعظم لديه شيء واسمع ندائي<br />
بخصائص اللّطف، فإنّك السّميع لكل ّشيء.<br />
إلهي ستر عنّي مكاني منك حتّى عصيتك وأنا في قبضتك، واجترحت ما اجترحت فكيف بالاعتذار إليك. إلهي جذبك لي أطمعني<br />
فيك وحجابي عنك آيسني منك فاقطع حجابي حتّى أصل إليك، واجذبني جذبة لا أرجع بعدها إلى غيرك.<br />
١٧---<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
كم من سيّئة ممّن لا تبغض لا وزر لها، فاجعل سيّئاتي سيّئات من أحببت ولا تجعل حسناتيإلهي كم من حسنة ممّن لا تحب ّلا أجر لها و<br />
ّحسنات من أبغضت، فإن ّكرم الـكريم مع السّيّئات أتم ّمنه مع الحسنات فأشهدني كرمك على بساط رحمتك، ورضّني بقضائك، وصبّرني<br />
على طاعتك في ما أجريت علي ّمن أمرك ونهيك، وأوزعني شكر نعمتك، وغطّني برداء عافيتك حتّى لا أشرك بك غيرك، وامنن علي<br />
بالفهم عنك إنّك على كل ّشيء قدير. إلهي معصيتك نادتني بالطّاعة وطاعتك نادتني بالمعصية، ففي أيّهما أخافك وفي أيّهما أرجوك،<br />
إن قلت بالمعصية قابلتني بفضلك فلم تدع لي خوفا، وإن قلت بالطّاعة قابلتني بعدلك فلم تدع لي رجاء فليت شعري كيف أرى إحساني<br />
مع إحسانك أم كيف أجهل فضلك مع عصيانك ق ج، سرّان من سرّك وكلاهما دالان على غيرك، فبالسّر ّالجامع الدّال ّعليك لا<br />
تدعني لغيرك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
يا الله، يا فتّاح، يا غفّار، يا منعم، يا هادي، يا ناصر، يا عزيز، هب من نور أسمائك ما أتحقّق به حقائق ذاتك وافتح لي واغفر لي،<br />
وأنعم عليّ، واهدني وانصرني، وأعزّني يا معز ّيا مذلّ، لا تذلّني بتدبير ما لك، ولا تشغلني عنك بما لك فالكل ّكلّك والأمر أمرك،<br />
والسّر ّسرّك، عدمي وجودي، ووجودي عدمي، فالحق ّحقّك، والجعل جعلك، ولا إله غيرك وأنت الحق ّالمبين يا عالم السّر ّوأخفى،<br />
يا ذا الـكرم والوفا علمك قد أحاط بعبدك وقد شقي في طلبك، فكيف لا يشقى من طلب غيرك، تلطّفت بي حتّى علمت أن ّطلبي لك<br />
جهل، وطلبي لغيرك كفر، فأجرني من الجهل واعصمني من الـكفر يا قريب، أنت القريب وأنا البعيد، قربك آيسني من غيرك وبعدي<br />
عنك ردّني للطّلب لك فكن لي بفضلك حتّى تمحو طلبي بطلبك يا قوي ّيا عزيز إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
اللهم ّلا تعذّبنا بإرادتنا وحب ّشهوتنا فنشغل أو نحجب أو نفرح بوجود مرادنا أو نحزن أو نسخط أو نسلم تسليم النّفاق عند الفقد،<br />
وأنت أعلم بقلوبنا فارحمنا بالنّعيم الأكبر والمزيد الأفضل والنّور الأكمل، وغيّبنا وغيّب عنّا كل ّشيء، وأشهدنا إيّاك بالإشهاد، وانصرنا<br />
في الحياة الدّنيا و يوم يقوم الأشهاد، يا الله، يا قدير، يا مريد، يا عزيز، يا حكيم، يا حميد.<br />
اللهم ّإنّا نسألك بالقدرة العظمى، وبالمشيئة العليا، وبالآيات الـكبرى، وبالأسماء كلّها، وبالعظيم منها أن تسخّر لنا هذا البحر وكل ّبحر<br />
هو لك في الأرض والسّماء والملـكوت وبحر الدّنيا وبحر الآخرة، وسخّر لنا كل ّبحر، وسخّر لنا كل ّجبل، وسخّر لنا كل ّحديد، وسخّر لنا<br />
كل ّريح، وسخّر لنا كل ّشيطان من الجن ّوالإنس، وسخّر لي نفسي كما سخّرت البحر لموسى وسخّرت النّار لإبراهيم، وسخّرت الجبال والحديد<br />
لداود، وسخّرت الرّيح والشّياطين والجن ّلسليمان، وسخّر لنا كل ّشيء يا من بيده ملـكوت كل ّشيء وهو يجـير ولا يجار عليه يا عليّ، يا<br />
عظيم، يا حليم، يا عليم، آحون، قاف، آدمّ، حمّ، هآء، آمين. إن ّالله وملائكته يصلّون على النّبي، يا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه وسلّموا<br />
ّتسليما.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد، كما صلّيت على سيّدنا إبراهيم وعلى آل سيّدنا إبراهيم في العالمين إنّك حميد مجيد. اللهم<br />
وارض عن أصحاب رسول الله أجمعين وعن التّابعين وتابعيهم بإحسان إلى يوم الدّين، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وحسبنا<br />
الله ونعم الوكيل.<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلِلَّه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ،<br />
صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ - ٧[.<br />
اللهم ّصل ّأفضل الصّلوات وأنمى البركات في كل ّالأوقات على سيّدنا محمّد أكمل أهل الأرضين والسّموات، وسلّم عليه يا ربّنا أزكى<br />
١٨---<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ٥<br />
ّالتحيّات في جميع الحضرات.<br />
اللهم ّيا من لطفه بخلقه شامل وبرّه لعبده واصل، لا تخرجنا عن دائرة الألطاف وآمنّا من كل ّما نخاف، وكن لنا بلطفك الخفي<br />
والظّاهر، يا باطن يا ظاهر يا لطيف، نسألك وقاية اللّطف في القضاء والتّسليم مع السّلامة عند نزوله والرّضاء.<br />
اللهم ّإنّك أنت العليم بما سبق منّا في الأزل فحفّنا بلطفك فيما نزل، يا لطيفا لم يزل، واجعلنا في حصن التّحصّن بك، يا أوّل، يا من<br />
إليه الالتجاء وعليه المعوّل.<br />
اللهم ّيا من ألقى خلقه في بحر قضائه، وحكم عليهم بحكم قهره وابتلائه، اجعلنا ممّن حمل في سفينة النّجاة ووقي من جميع الآفات.<br />
إلهنا من رعته عين رعايتك كان ملطوفا به في التّقدير، محفوظا ملحوظا برعايتك يا قدير، يا سميع، يا قريب، يا مجيب الدّعاء، ارعنا بعين<br />
عنايتك يا خير من رعى.<br />
إلهنا لطفك الخفي ّألطف من أن يرى، وأنت اللطيف الّذي لطفت بجميع الورى، حجبت سر يان لطفك في الأكوان فلا يشهده إلا ّأهل<br />
ّالمعرفة والعيان، فلمّا شهدوا سر ّلطفك في كل ّشيء آمنوا به من سوء كل ّشيء، فأشهدنا سر ّهذا اللّطف الواقي ما دام لطفك الدّائم<br />
الباقي. إلهنا حكم مشيئتك في العبيد لا تردّه همّة كل ّعارف ومريد، لـكن فتحت لنا أبواب الألطاف الخفيّة، المانعة حصونها من كل<br />
بليّة، فأدخلنا بلطفك تلك الحصون، يا من يقول للشّيء كن فيكون. إلهنا أنت اللّطيف بعبادك لا سيّما بأهل محبّتك وودادك، فبأهل<br />
المحبّة والوداد خصّصنا بلطائف اللّطف يا جواد، إلهنا اللّطف صفتك والألطاف خلقك وتنفيذ حكمك على خلقك حقّك ورأفة لطفك<br />
بالمخلوقين، تمنع استقصاء حقّك في العالمين.<br />
إلهنا لطفت بنا قبل كوننا ونحن للّطف غير محتاجين، أفتمنعنا منه مع الحاجة إليه وأنت أرحم الرّاحمين، حفّنا بلطفك الكافي وجودك<br />
الوافي، إلهنا لطفك هو حفظك إذا رعيت وحفظك هو لطفك إذا وقيت فأدخلنا سرادقات لطفك، واضرب علينا أسوار حفظك يا<br />
لطيف نسألك اللّطف أبدا، يا حفيظ قنا السّوء وشر ّالعدا.<br />
يا لطيف )ثلاثا(، من لعبدك العاجز الخائف الضّعيف.<br />
اللهم ّكما لطفت بي قبل سؤالي وكوني كن لي لا علي ّيا أمني وعوني، »الله لطيف بعباده يرزق من يشاء وهو القوي ّالعزيز«، )ثلاثا(،<br />
آنسني بلطفك يا لطيف أنس الخائف في الحال المخيف تأنّست بلطفك يا لطيف، وقيت بلطفك من الرّدى، وتحجّبت بلطفك عن<br />
الأعداء بلطفك ربّي اللّطيف الحفيظ، والله من ورائهم محيط بل هو قرآن مجيد، في لوح محفوظ. نجوت من كل ّخطب جسيم بقول<br />
ربّي: ولا يؤده حفظهما وهو العلي ّالعظيم، سلمت من كل ّشيطان وحاسد بقول ربّي وحفظا من كل ّشيطان مارد، وقيت وكفيت<br />
كل ّهم ّفي كل ّسبيل بقولي: حسبي الله ونعم الوكيل، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا<br />
ُفِي<br />
ْالْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي ْيَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه<br />
ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[، }لَا إِكْرَاه َفِي الدِّيْن ِقَد ْتَبَېَّن َالرُّشْد ُمِن َالْغَي ِّفَمَن ْيَكْفُر<br />
بِالطَّاغُوْت ِو َيُؤْمِن ْبِالله ِفَقَد ِاسْتَمْسَك َبِالْعُرْوَة ِالْوُثْقَى لَا انْفِصَام َلَهَا وَاللَّه ُسَمِيع ٌعَلِيْمٌ، الله ُوَلِي ُّالَّذِيْن َآمَنُوْا يُخْرِجُهُم ْمِن َالظُّلُمَات ِإِلَى النُّوْر<br />
ِوَالَّذِيْن َكَفَرُوْا أَوْلِيَاؤُهُم ُالطَّاغُوْت ُيُخْرِجُونَهُم ْمِن َالنُّوْر ِإِلَى الظُّلُمَات ِأُولَئِك َأَصْحَاب ُالنَّار ِهُم ْفِيْهَا خَالِدُوْنَ{ ]البقرة: ٢٥٦ - ٢٥٧[،<br />
}لَقَد ْجَاءَكُم ْرَسُوْل ٌمِن ْأَنْفُسِكُم ْعَزِيْز ٌعَلَيْه ِمَاعَنِتُّم ْحَر ِيْص ٌعَلَيْكُم ْبِالْمُؤْمِنِيْن َرَءُوْف ٌرَحِيْمٌ، فَإِن ْتَوَلَّوْا فَقُل ْحَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه<br />
تَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ ]التوبة:١٢٨ - ١٢٩[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }لِإِيْلَاف ِقُرَيْشٍ، إِيْلَافِهِم ْرِحْلَة َالشِّتَاء ِوَالصَّيْفِ،<br />
فَلْيَعْبُدُوْا رَب َّهَذَا الْبَيْتِ، الَّذِي ْأَطْعَمَهُم ْمِن ْجُوع ٍوَآمَنَهُم ْمِن ْخَوْفٍ{ ]قريش:١ - ٤[، اكتفيت بكهيعص، واحتميت بحم عسق،<br />
قوله الحق ّوله الملك، }سَلَام ٌقَوْلًا مِن ْرَب ٍّرَحِيْمٍ{ ]يس: ٥٨[، آحون، قاف، آدمّ، حمّ، هاء، آمين.<br />
١٩---<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٧<br />
كم باللّيل والنّهار بحق ّكلاءة رحمانيّتك،اللهم ّبحق ّهذه الأسرار قنا الشّر ّوالأشرار، وكل ّما أنت خالقه من الأكدار، قل من يكلؤ<br />
إكلأنا ولا تكلنا إلى غير إحاطتك، رب ّهذا ذل ّسؤال في بابك، ولا حول ولا قوّة إلا ّبك.<br />
كرّم وبجّل وعظّم، سيّدياللهم ّصل ّعلى من أرسلته رحمة للعالمين سيّدنا ومولانا محمّد خاتم النّبيّين، صلّى الله عليه وسلّم ومجّد وشرّف و<br />
لا تخلني من الرّحمة والأمان يا حنّان يا منّان، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٦<br />
حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أسألك بأسمائك العظام، وملائكتك الـكرام، وأنبيائك عليهم الصّلاة والسّلام، ونتوسّل إليك بكل ّنبي ّأرسلته، وكتاب أنزلته،<br />
وعمل تقبّلته، وحجج أوضحته، وعسر يسّرته، ورتق فتقته، وظلام نوّرته، وخائف أمّنته، ومتكلّم أصممته، أن تصرف كيد من كاد بي<br />
بسوء ومن أرادني بضر ّوقصدني، برحمتك يا أرحم الرّاحمين.<br />
اللهم ّاطمس على قلوبهم وعلى أيديهم، وزلزل أقدامهم، واجعل الدّائرة عليهم، وكن لي عونا عليهم واصرف عنّي أبصارهم بحق ّقولك؛<br />
}وَلَو ْنَشَاء ُلَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِم ْفَاسْتَبَقُوا الصِّرَاط َفَأَنَّى يُبْصِرُوْنَ، وَلَو ْنَشَاء ُلَمَسَخْنَاهُم ْعَلَى مَكَانَتِهِم ْفَمَا اسْتَطَاعُوْا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُوْنَ{<br />
ْ]يس:٦٦ - ٦٧[.<br />
اللهم ّأنت منتهى الأمل وعليك في كل ّالأمور المتّكل، ربّنا عليك توكّلنا وإليك أنبنا وإليك المصير، }وَمَا لَنَا أَلَّا نَتَوَكَّل َعَلَى الله ِوَقَد<br />
هَدَانَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَن َّعَلَى مَا آذَيْتُمُوْنَا{ ]إبراهيم:١٢[.<br />
اللهم ّإنّا توكّلنا عليك، وأسلمنا أمورنا إليك، فلا تخب ما لنا فيك، ولا اتّكالنا عليك، وخذ بنواصينا إليك، يا غاية النّهاية، يا صاحب<br />
العناية، يا رب ّالـكفاية الـكفاية، يا رب ّالعناية العناية يا دافع البليّات، يا كاشف الـكربات، يا غافر الزلاّت، يا مقيل العثرات، أقل<br />
عثرتي، وارحم ذلّتي، واكشف كربتي، واغفر زلّتي، وادفع عنّي بليّتي، يا من يقبل التّوبة عن عباده و يعفو عن السّيّئات، بكهيعص<br />
كفيت، وحم عسق حميت، وبنون والقلم، والنّور والظّلم، والوجود والعدم، واللّوح والقلم<br />
وآجال الأمم، }وَالله ُمِن ْوَرَائِهِم ْمُحِيْطٌ، بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢٠ - ٢٢[، }ق وَالْقُرْآن ِالْمَجِيْدِ{ ]ق: ١[،<br />
ِّكْرِ، بَل ِالَّذِيْن َكَفَرُوْا فِي ْعِزَّة ٍوَشِقَاقٍ{ ]ص:١ - ٢[، طس، حم، الم، المص، المر.}ص وَالْقُرْآن ِذِي الذ<br />
جلبهنا يا رحمن، هزجلق يا ودود. }سَيُهْزَم ُالْجَمْع ُو َيُوَلُّوْن َالدُّبُرَ{ ]القمر: ٤٥[، فقطع دابر القوم الّذين ظلموا والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين،<br />
}سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة ِعَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[، وصلّى الله على سيّدنا<br />
محمّد وآله أجمعين.<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٧<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
لا إله إلا ّالله السّميع القريب المجيب، تجيب دعوة الدّاع إذا دعاك، وتكشف السّوء وتختار من تشاء في الأرض خليفة، إن ّربّي لسميع<br />
الدّعاء، رب ّاجعلني مقيم الصّلاة ومن ذرّيتي ربّنا وتقبّل دعاء، ربّنا اغفر لي ولوالدي ّوللمؤمنين يوم يقوم الحساب، لا تجعلني بدعائك<br />
٢٠---<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ٨<br />
ِرب ّشقيّا، طه، يس، ق، ن، ص، طس، حم، كهيعص، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[،<br />
َ}الم، ذَلِك َالْكِتَاب ُلَا رَيْب َفِيْه ِهُدًى لِلْمُتَّقِيْنَ{ ]البقرة:١ - ٢[، أقسمت عليك بحاء الرّحمة وميم الملك ودال الدّوام، }مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله<br />
ُوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء ُعَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيمَاهُم ْفِي ْوُجُوْهِهِم ْمِن ْأَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك<br />
مَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة ِوَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيْل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِه ِيُعْجِب ُالزُّرَّاع َلِيَغِيظ َبِهِم ُالـْكُفَّار َوَعَد َالله<br />
الَّذِيْن َآمَنُوْا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[، أحون، قاف، أدمّ، حمّ، هاء، آمين.<br />
اللهم ّأنت الله لا إله إلا ّأنت، لا تأخذك سنة ولا نوم، لك ما في السّموات وما في الأرض، أنا عبدك ممّا في السّموات وما في<br />
الأرض ولا يشفع عندك أحد إلا ّبإذنك فاشفعني ولا تردّني لغيرك، وسع كرسيّك السّموات والأرض، ولا يؤدك حفظهما وأنت<br />
العلي ّالعظيم، فاحفظني من بين يدي ّومن خلفي وعن يميني وعن شمالي ومن فوقي ومن تحتي ومن ظاهري ومن باطني ومن بعضي<br />
ومن كلّي، ونوّر قلبي بنور علمك وعظمتك وعزّتك، إنّك أنت الله العلي ّالعظيم. هاء، سين، ميم، زاي، قاف، لام، ميم، يس والقرآن<br />
ِّكْرِ، بَل ِالَّذِيْن َكَفَرُوْا فِي ْعِزَّة ٍوَشِقَاقٍ{ ]ص:١ - ٢[، ماالحكيم، ن والقلم وما يسطرون، ق والقرآن المجيد، }ص وَالْقُرْآن ِذِي الذ<br />
نورك ببعيد، وإن ّرحمتك قريب من المحسنين، بمجموعها وحقائقها وأسرارها وما بطن من أمرك فيها عزّا لا ذل ّمعه وغنى لا فقر معه،<br />
وأنسا لا كدر فيه وأمنا لا خوف فيه، وأسعدنا بإجابة التّوحيد في إطاعتك حيث ما كنّا يوم الميثاق الأوّل في قبضتك، واطمس<br />
على وجوه أعدائنا وامسخهم على مكانتهم، فلا يستطيعون المضي ّولا المجيء إلينا }وَلَو ْنَشَاء ُلَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِم ْفَاسْتَبَقُوا الصِّرَاط َفَأَنَّى<br />
يُبْصِرُوْنَ، وَلَو ْنَشَاء ُلَمَسَخْنَاهُم ْعَلَى مَكَانَتِهِم ْفَمَا اسْتَطَاعُوْا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُوْنَ{ ]يس:٦٦ - ٦٧[، طه، يس، شاهت الوجوه )ثلاثا(،<br />
}وَعَنَت ِالْوُجُوه ُلِلْحَي ِّالْقَيُّوْمِ{ ]طه:١١١[.<br />
اللهم ّمن أشغل علينا فاجعلهم في شغل هائل عليهم يشغلهم عنّا، واجعلهم في بلاء يصيبهم ويحوجهم إلينا.<br />
اللهم ّيا مجـير الخائفين، أجرني من تسلّط الظّالمين يا حامل العرش، يا شديد البطش، يا حابس الوحش، احبس عنّي من يظلمني، و يا<br />
غالبا غير مغلوب، اجعلني غالبا على من يغلبني، ورد ّالله الّذين كفروا بغيظهم لم ينالوا خيرا وكفى الله المؤمنين القتال وكان الله قويّا<br />
عزيزا، وقد خاب من حمل ظلما، صم بكم عمي فهم لا يعقلون ولا يسمعون ولا يبصرون، ولا يتكلّمون ولا يتحرّكون ولا يختارون،<br />
ُولا ينظرون ولا ينطقون ولا يتفكّرون، ولا يتدبّرون ولا يتجاوزون، }وَجَعَلْنَا مِن ْبَيْن ِأَيْدِيْهِم ْسَدًّا وَمِن ْخَلْفِهِم ْسَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُم ْفَهُم ْلَا<br />
يُبْصِرُوْنَ{ ]يس:٩[، }وَلَو ْنَشَاء ُلَمَسَخْنَاهُم ْعَلَى مَكَانَتِهِم ْفَمَا اسْتَطَاعُوْا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُوْنَ{ ]يس:٦٧[، }فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو َالسَّمِيْع<br />
الْعَلِيْمُ{ ]البقرة:١٣٧[، بفضل بسم الله الرّحمن الرّحيم.<br />
اللهم ّصل ّعلى نبيّك الجامع الدّال ّعليك محمّد المصطفى خير البر يّة عليه أفضل الصّلاة والسّلام، وحسبنا الله ونعم الوكيل، ولا حول ولا<br />
قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، بسم الله سموت، وبكهيعص كفيت، وحم عسق حميت، لو يعلم الّذين كفروا حين لا يكفون عن وجوههم<br />
النّار ولا عن ظهورهم ولا هم ينصرون، بل<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ٨<br />
تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردّها ولا هم ينصرون، صابيون صابيون طابيون طابيون قيعود قيعود هو الدّائم تاد ساد.<br />
ِّكْر َوَإِنَّا لَه ُلَحَافِظُوْنَ{يا سلام سلّمني أنا ومن معي، احترست بحرز الله من قرار أرض الله إلى منتهى عرش الله، }إِنَّا نَحْن ُنَزَّلْنَا الذ<br />
]الحجر:٩[، }لَه ُمُعَقِّبَات ٌمِن ْبَيْن ِيَدَيْه ِوَمِن ْخَلْفِه ِيَحْفَظُوْنَه ُمِن ْأَمْر ِالل᧦ّٰهِ{ ]الرعد:١١[، احفظني أنا ومن معي يا حفيظ.<br />
٢١---<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٠ّ<br />
اللهم ّبخفي ّلطفك وبلطيف صنعك، وبجميل سترك: أدخلنا تحت كنفك وتشفّعنا بنبيّك محمّد صلّى الله عليه وسلّم، واكفنا كل ّذي شر<br />
في الدّنيا والآخرة بفضلك يا أرحم الرّاحمين.<br />
***<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي مننت علي ّبالإيمان، والمحبّة والطّاعة والتّوحيد، فأحاطت بي الغفلة والشّهوة والمعصية، وطرحتني النّفس في بحر الهوى فهي مظلمة،<br />
وعبدك محزون مهموم مغموم وقد التقمه نون الهوى، وهو يناديك نداء المحبوب المعصوم نبيّك وعبدك يونس بن متى، وهو يقول: لا<br />
إِله َإِلا ّأَنْت َسُبْحانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َاَلظّالِمِينَ، فاستجب لي كما استجبت له وأيّدني بالمحبّة في محل ّالتّفريد والوحدة، وأنبت عليه أشجار<br />
اللّطف والحنان، إنّك أنت الله الملك المنّان، وليس لي إلا ّأنت وحدك لا شر يك لك، ولست بمخلف وعدك لمن آمن بك، إذ قلت<br />
كذلك ننجّي المؤمنين.وقولك الحق ّفاستجبنا له ونجّيناه من الغمّ، و<br />
***<br />
حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٩<br />
حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
احتجبت بنور الله الدّائم الكامل، وتحصّنت بحصن الله القوي ّالشّامل، ورميت من بغى علي ّبسهم الله وسيفه القاتل.<br />
اللهم ّيا غالبا على أمره و يا قائما فوق خلقه، و يا حائلا بين المرء وقلبه، حل بيني وبين الشّيطان ونزغه، وبين من لا طاقة لي به من<br />
خلقك أجمعين.<br />
اللهم ّكف ّعنّي ألسنتهم واغلل أيديهم وأرجلهم، واربط على قلوبهم، واجعل بيني وبينهم سدّا من نور عظمتك وحجابا من قوّتك،<br />
وجندا من سلطانك إنّك حي ّقادر مقتدر قهّار.<br />
اللهم ّاغش عنّي أبصار الأشرار والظّلمة حتّى لا أبالي بأبصارهم يكاد سنا برقه يذهب بالأبصار، يقلّب الله اللّيل والنّهار إن ّفي ذلك<br />
لعبرة لأولي الأبصار، بسم الله كهيعص، بسم الله حم عسق، كماء أنزلناه من السّماء فاختلط به نبات الأرض فأصبح هشيما تذروه<br />
الر ّياح، هو الله الّذي لا إله إلا ّهو عالم الغيب والشّهادة هو الرّحمن الرّحيم، يوم الأزفة إذ القلوب لدى الحناجر كاظمين ما للظّالمين<br />
من حميم ولا شفيع يطاع، علمت نفس ما أحضرت، }فَلَا أُقْسِم ُبِالْخُنَّسِ، الْجَوَار ِالـْكُنَّسِ، وَاللَّيْل ِإِذَا عَسْعَسَ، وَالصُّبْح ِإِذَا تَنَفَّسَ{<br />
ِّكْرِ، بَل ِالَّذِين َكَفَرُوْا فِي ْعِزَّة ٍوَشِقَاقٍ{ ]ص: ١ - ٢[، شاهت الوجوه، )ثلاثا( وعميت]التكوير: ١٥ - ١٨[، }ص وَالْقُرْآن ِذِي الذ<br />
الأبصار، وكلّت الألسن، جعلت خيرهم بين أعينهم وشرّهم تحت أقدامهم، وخاتم سليمان بين أكتافهم لا يسمعون ولا يبصرون ولا<br />
ينطقون، بحق ّكهيعص، }فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو َالسَّمِيْع ُالْعَلِيْمُ{ ]البقرة:<br />
١٣٧[ )ثلاثا( }إِن َّوَلِيِّي َالله ُالَّذِي ْنَزَّل َالْكِتَاب َوَهُو َيَتَوَلَّى الصَّالِحـِيْنَ{ ]الأعراف:<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٠ٍ<br />
١٩٦[، )ثلاثا( }حَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ ]التوبة:١٢٩[، )ثلاثا( }بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح<br />
مَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢١ - ٢٢[.<br />
٢٢---<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١١<br />
اللهم ّاحفظني من فوقي ومن تحتي وعن يميني وعن شمالي، ومن خلفي ومن أمامي، ومن ظاهري ومن باطني، ومن بعضي ومن كلّي،<br />
وحل بيني وبين ما يحول بيني وبينك، يا الله، يا الله، يا الله، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى<br />
آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
***<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
وقل الحمد لل᧦ّٰه الّذي لم يتّخذ ولدا ولم يكن له شر يك في الملك، ولم يكن له ولي ّمن الذّل ّوكبّره تكبيرا، الحمد لل᧦ّٰه الّذي هدانا لهذا وما كنّا<br />
لنهتدي لو لا أن هدانا الله لقد جاءت رسل ربّنا بالحقّ، جزى الله عنّا سيّدنا ونبيّنا محمّدا صلّى الله عليه وسلّم ما هو أهله )ثلاثا( ربّنا لا<br />
تزغ قلوبنا بعد إذ هديتنا وهب لنا من لدنك رحمة إنّك أنت الوهّاب )ثلاثا( أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق )ثلاثا( بسم<br />
الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا( سبحان ربّي العظيم وبحمده ولا حول ولا قوّة<br />
إلا ّبالله العلي ّالعظيم )ثلاثا( أستغفر الله العظيم الّذي لا إله إلا ّهو، بديع السّموات والأرض وما بينهما، من جميع جرمي وظلمي وما<br />
جنيت على نفسي وأتوب إليه )ثلاثا(، لا إله إلا ّالله محمّد رسول الله صلّى الله عليه وسلّم )عشر مرّات(، ثبّتنا يا رب ّبقولها وارحمنا يا<br />
رب ّبفضلها، واجعلنا من خيار أهلها واحشرنا في زمرة محمّد صلّى الله عليه وسلّم )ثلاثا( آمين<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١١<br />
كة الصّالحـين بجودك وتب علينا يا عالم بحالنا يا رب ّاغفر لنا ذنبنا، يا رب ّاستر عيبنا، نسألك)ثلاثا( رب ّالعالمين، ارحم بها الوالدين ببر<br />
ربّنا بختام المرسلين، الحمد لل᧦ّٰه على فضل الله والشّكر لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
يا ودود، يا ذا العرش المجيد، يا مبدئ، يا معيد، يا فعّال لما يريد، بنور وجهك الّذي ملأ أركان عرشك، وبقدرتك الّتي قدّرت بها<br />
خلقك، وبرحمتك الّتي وسعت كل ّشيء، لا إله إلا ّأنت يا مغيث غيث المستغيثين.<br />
***<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
بسم الله المهيمن العزيز القادر، أجمل كل ّشيء وهو ناصري، ق، ج، ن، ص، انصرني فإنّك خير النّاصرين، وافتح لي فإنّك خير<br />
الفاتحـين، واغفر لي فإنّك خير الغافرين، وارحمني فإنّك خير الرّاحمين، واهدني ونجّني من القوم الظّالمين، آلم، طس، حم عسق، مرج<br />
البحرين يلتقيان، بينهما برزخ لا يبغيان، أسألك بها وبالآيات وبالأسماء كلّها وبالأعظم منها أن تجعل اللام طوع يدي ّوالألف الحاكم<br />
ٌعلي ّوالنّقطة وصلة منك إليّ، أحون، قاف، آدمّ، حمّ، هآء، آمين، فالحكم حكمك، والأمر أمرك، والسّر ّسرّك، ولا إله غيرك، وأنت<br />
الملك الحق ّالمبين، طه، يس، ن، ق، ص، طس، طسم، الم، الر، المر، المص، كهيعص، حم، والله من ورائهم محيط، }بَل ْهُو َقُرْآن<br />
مَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢١ - ٢٢[، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
***<br />
٢٣---<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي ١٢<br />
حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٣<br />
حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي<br />
ّبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّبتلألؤ نور بهاء حجب عرشك من أعدائي احتجبت، وبسطوة الجـبروت ممّن يكيدوني استترت، وبطول حول شديد قوّتك من كل<br />
سلطان تحصّنت، وبديموم قيّوم دوام أبديّتك من كل ّشيطان استعذت، بمكنون السّر ّمن سرّك من كل ّهم ّوغم ّتخلّصت، يا حامل<br />
العرش عن حملة العرش يا شديد البطش، يا حابس الوحش، احبس عنّي من ظلمني، واغلب من غلبني، كتب الله لأغلبن ّأنا ورسلي<br />
إن ّالله قوي ّعزيز.<br />
اللهم ّإنّي أسألك بسر ّالذّات بذات السّرّ، هو أنت أنت هو، لا إله إلا ّأنت، احتجبت بنور الله، وبنور عرش الله، وبكل ّاسم للّه، من<br />
عدوّي وعدو ّالله، ومن شر ّكل ّخلق الله، بمائة ألف ألف لا حول ولا قوّة إلا ّبالله، ختمت على نفسي وديني وأهلي ومالي وولدي<br />
وجميع ما أعطاني ربّي بخاتم الله القدّوس المنيع الّذي ختم به أقطار السّموات والأرض، حسبنا الله ونعم الوكيل، ثلاثا، وصلّى الله على<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
***<br />
حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
أشرق نور الله، وظهر كلام الله، وثبت أمر الله، ونفذ حكم الله، استعنت بالله، توكّلت على الله، ما شاء الله لا حول ولا قوّة إلا ّبالله،<br />
تحصّنت بخفي ّلطف<br />
كر الله، وبقوّة سلطان الله، دخلت في كنف الله، واستجرت برسول الله، برئتالله، وبلطيف صنع الله، وبجميل ستر الله، وبعظيم ذ<br />
من حولي وقوّتي واستعنت بحول الله وقوّته.<br />
اللهم ّاسترني في نفسي وديني وأهلي ومالي وولدي بسترك الّذي سترت به ذاتك فلا عين تراك، ولا يد تصل إليك يا أرحم الرّاحمين،<br />
يا رب ّالعالمين، احجبني عن القوم الظّالمين، بقدرتك يا قوي ّيا متين، يا أرحم الرّاحمين، بك نستعين.<br />
اللهم ّيا سابق الفوت، و يا سامع الصّوت، و يا كاسي العظام لحما بعد الموت، أغثني وأجرني من خزي الدّنيا وعذاب الآخرة لا حول<br />
ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد خاتم النّبيّين وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما كثيرا دائما إلى يوم الدّين، والحمد لل᧦ّٰه<br />
رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا، ومن خلفنا، وعن أيماننا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به كتابك<br />
العزيز، الّذي لا يأتيه الباطل من بين يديه ولا من خلفه تنز يل من حكيم حميد.<br />
٢٤---<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٤<br />
ّكر حيث قلت }إِنَّااللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به الذ<br />
ِّكْر َوَإِنَّا لَه ُلَحَافِظُوْنَ{ ]الحجر:٩[.نَحْن ُنَزَّلْنَا الذ<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّماء حيث قلت،<br />
}وَحِفْظًا مِن ْكُل ِّشَيْطَان ٍمَارِدٍ{ ]الصافات:٧[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن أيماننا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبدك<br />
الّذي فهّمته وسخّرت له الشّياطين ثم ّقلت }وَكُنَّا لَهُم ْحَافِظِيْنَ{ ]الأنبياء:٨٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّقف المحفوظ<br />
حيث قلت، }وَجَعَلْنَا السَّمَاء َسَقْفًا مَحْفُوْظًا{ ]الأنبياء:٣٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّموات والأرض<br />
}وَلَا يَئُوْدُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبادك المحفوظين<br />
حيث قلت }وَهُو َالْقَاهِر ُفَوْق َعِبَادِه ِوَيُرْسِل ُعَلَيْكُم ْحَفَظَةً{ ]الأنعام:٦١[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به السّماء حيث قلت<br />
}وَزَيَّنَّا السَّمَاء َالدُّنْيَا بِمَصَابِيْح َوَحِفْظًا ذَلِك َتَقْدِيْر ُالْعَزِيْز ِالْعَلِيْمِ{ ]فصلت:١٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به اللّوح المحفوظ حيث<br />
قلت، }بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢١ - ٢٢[.<br />
اللهم ّاحفظنا من جميع أعدائنا من بين أيدينا ومن خلفنا وعن شمائلنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبادك حيث قلت<br />
}لَه ُمُعَقِّبَات ٌمِن ْبَيْن ِيَدَيْه ِوَمِن ْخَلْفِه ِيَحْفَظُونَه ُمِن ْأَمْر ِالل᧦ّٰهِ{ ]الرعد:١١[.<br />
ٌاللهم ّأستحفظك بما يستحفظك به عبدك وابن عبدك ونبيّك يعقوب حيث قال }فَالله ُخَيْر ٌحَافِظًا وَهُو َأَرْحَم ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]يوسف:٦٤[.<br />
اللهم ّقنا سيّئات ما يمكرون بنا أبدا ما أبقيتنا، واحفظ ديننا بما حفظت به عبدك الّذي قال: }وَأُفَوِّض ُأَمْرِي ْإِلَى الله ِإِن َّالله َبَصِيْر<br />
بِالْعِبَادِ{ ]غافر:٤٤[.<br />
اللهم ّاحرسنا بعينك واحفظنا بحفظك.<br />
اللهم ّاحفظنا بحياطتك.<br />
اللهم ّاحفظنا بجميل رعايتك.<br />
اللهم ّاحفظنا بحسن كلاءتك، أيّها المريد بنا سوءا، أيّها المحيق بنا شرّا، أيّها<br />
المكائد بنا إساءة، إنّي أعوذ بالرّحمن منك إن كنت تقيّا، إنّي عذت بربّي وربّكم أن ترجمون، اخسئوا فيها ولا تكلّمون، أخذت أسماعكم<br />
كم بسمع الله وبصره، وأخذت قوّتكم بقوّة الله تعالى بيني وبينكم، استترت منكم بسر ّالنّبوّة والأمان الّذي كانت الأنبياء يستترونوأبصار<br />
به من سطوات الفراعنة، فسترهم الله بستره، جبرائيل عن إيماننا، وميكائيل عن شمائلنا، ومحمّد صلّى الله عليه وسلّم أمامنا، والله العظيم<br />
مظل ّعلينا يحجز عنّا شرّكم ويمنعنا منكم، علم الله محيط بنا وبكم، وعين الله يرعانا ويرعاكم.<br />
اللهم ّمن أراد بنا مكرا أو غشيّا أو مكرا أو مسّنا من جن ّوإنس، فإنّا نسألك أن تخرج ذلك من صدورهم، وتختم على قلبه، وتضرب<br />
على أذنه، وتسد ّبصره، وتفخم لسانه، وتشد ّيده، وتغل رجله، وتميته بغضبه، وترد ّكيده في نحره، وأن يحيط ذلك السّوء به ويحيق<br />
كرسوخ السّجّيل على هامة أصحاب الفيل يا خير النّاصرين، و يا أكرم القادرين، و ياذلك المكر به كإحاطة القلائد على ترائب الولائد و<br />
٢٥---<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٧<br />
خير من دعي، و يا أفضل من أجاب، و يا أبذل من سئل، و يا أجود من أعطى، و يا خير من تجاوز، و يا أرحم الرّاحمين، رميت<br />
كل ّمن يريد بنا سوءا بحسبي الله ونعم الوكيل، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا بـ }كهيعص{ ]مريم:١[، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا<br />
بـ }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا، بالتّوكّل على الحي ّالّذي لا يموت وكفى بالله وكيلا، وهو أرحم<br />
الرّاحمين، رميت كل ّمن يريد بنا سوءا بمحاريز السّبع المثاني والقرآن العظيم، إن أرادني الله بضر ّهل هن ّكاشفات ضرّه، أو أرادني<br />
برحمة هل هن ّممسكات رحمته، قل حسبي الله عليه يتوكّل المتوكّلون، حسبي الله لا إله إلا ّهو رب ّالعرش العظيم، وصلّى الله على سيّدنا<br />
محمّد وآله وصحبه أجمعين، آمين، برحمتك يا أرحم الرّاحمين.<br />
حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥<br />
حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٦<br />
حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّفك ّأقفال قلوبنا بمشيئتك، وأحسن توفيقنا بدوام الصّدق في إرادتك، وانشر علينا في هذه السّاعة راية هدايتك، وقلّدنا بسيوف<br />
ولايتك، وتوّجنا بتيجان معرفتك، وامطر علينا من سحاب رحمتك، واسقنا من شراب محبّتك، وأثبتنا في ديوان خاصّتك، وأوقفنا في<br />
ديوان ملاحظتك، وصف ّسرائرنا ونوّر بصائرنا، واجمع شملنا في حضائر قدسك، وآنسنا بلطائف أنسك، ولا تقطعنا بغيرك عن نفسك.<br />
اللهم ّما كان منّا من إقبال إلى غيرك، أو إعراض عنك تعمّدا أو خطأ أو نسيانا فأزله عنّا بشهود إحاطتك إنّك على كل ّشيء قدير،<br />
وصل ّوسلّم على سيّدنا محمّد عبد ذاتك ومشهد صفاتك وعلى آله وأصحابه وكل ّمنسوب إلى هذا الجناب، واجمعنا بك عليك يا من إليه<br />
المرجع والمآب.<br />
***<br />
حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
يا الله، يا منّان، يا كريم، يا ذا الفضل العظيم، من لهذا العبد العاصي غيرك، وقد عجز عن النّهوض إلى مرضاتك، وقطعته الشّهوة عن<br />
الدّخول في طاعتك، ولم يبق حبل يتمسّك به سوى توحيدك، وكيف يجـترئ على السّؤال من هو معرض عنك، أم كيف لا يسأل من<br />
هو محتاج إليك، وقد مننت علي ّالآن بالسّؤال منك، وجعلت حسبي الرّجاء فيك، فلا تردّني خائبا من رحمتك يا كريم، وقد جعلت<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٧<br />
ّلأسمائك حرمة فمن دعاك بها لا يشرك بك شيئا أجبته، فبحرمة أسمائك يا الله، يا مالك، يا قدّوس، يا سلام، يا مؤمن، يا مهيمن،<br />
يا عزيز، يا جبّار، يا متكبّر، يا خالق، يا بارئ، يا مصوّر، قني من الهم ّوالحزن والعجز والـكسل والجـبن والبخل والشّك وسوء الظّن<br />
وضلع الدّين وغلبته وقهر الرّجال، فإنّه لك الأسماء الحسنى، وقد سبّح لك ما في السّموات وما في الأرض وأنت العزيز الحكيم.<br />
اللهم ّإنّي أسألك خيرات الدّنيا وخيرات الدّين، خيرات الدّنيا بالأمن والرّفق والصّحّة والعافية، وخيرات الدّين بالطّاعة لك والتّوكّل<br />
عليك والرّضى بقضائك والشّكر على آلائك ونعمك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
***<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
٢٦---<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٨<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ربّنا عليك توكّلنا وإليك أنبنا وإليك المصير، ربّنا لا تجعلنا فتنة للّذين كفروا واغفر لنا، ربّنا إنّك أنت العزيز الحكيم، غفرانك ربّنا وإليك<br />
المصير، ربّنا اغفر لنا ذنوبنا وكفّر عنّا سيّئاتنا وتوفّنا مع الأبرار، شاهت الوجوه ثلاثا، وعنت الوجوه للحي ّالقيّوم، وقد خاب من حمل<br />
ظلما.<br />
اللهم ّأنت القيّوم القائم بتدبير ما أوجدت من العوالم أنت المحيط بنا وبكل ّشيء هو دونك وبعزّتك يا عزيز، وبتذلّلي لك وخضوعي بين<br />
يديك اصرف عنّي وعن من تحيط به شفقة قلبي ضرار الأضرار، ومكر الفجّار في اللّيل والنّهار يا عزيز، يا غفّار، يا وهّاب، يا ستّار، يا<br />
خفيّ، يا بارّ، يا شديد البطش يا قهّار، يا عزيز عزّني بعزّتك، يا غفّار اغفر لي ما عملته وظلمت به نفسي، فأنت المنعم علي ّوالمتفضّل<br />
عليّ، يا وهّاب هب لي نفسي ومالي وولدي وديني وغطّني بسترك، يا<br />
ستّار، يا خفيّ، كن لي خفيّا، يا بار ّاجعلني في عفوك واكتبني من الأبرار، يا شديد البطش، حل بيني وبين من يؤذيني، يا قهّار، اقهر<br />
ْمن كادني بسوء، واغلل يده الباطشة، حم حم حم حم حم حم حم، حمعسق، احمنا ممّا نخاف، يا خفي ّالألطاف نجّني ممّا أخاف،<br />
}وَرَد َّالله ُالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِغَيْظِهِم ْلَم ْيَنَالُوْا خَيْرًا وَكَفَى الله ُالْمُؤْمِنِيْن َالْقِتَال َوَكَان َالله ُقَوِيًّا عَزِيْزًا{ ]الأحزاب:٢٥[، }أَفَحَسِبْتُم ْأَنَّمَا خَلَقْنَاكُم<br />
عَبَثًا وَأَنَّكُم ْإِلَيْنَا لَا تُرْجَعُوْنَ، فَتَعَالَى الله ُالْمَلِك ُالْحَق ُّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َرَب ُّالْعَرْش ِالـْكَرِيْمِ، وَمَن ْيَدْع ُمَع َالله ِإِلَهًا آخَر َلَا بُرْهَان َلَه ُبِه ِفَإِنَّمَا<br />
حِسَابُه ُعِنْد َرَبِّه ِإِنَّه ُلَا يُفْلِح ُالْكَافِرُوْنَ، وَقُل ْرَب ِّاغْفِر ْوَارْحَم ْوَأَنْت َخَيْر ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]المؤمنون:١١٥ - ١١٨[، هش م ن م ل ق،<br />
}قُل ْآلل᧦ّٰه ُأَذِن َلـَكُم ْأَم ْعَلَى الله ِتَفْتَرُونَ{ ]يونس:٥٩[، }كهيعص{ ]مريم: ١[ اكفناهم ّالعدا، }ق{ ]ق:١[، }ص{ ]ص:١[، }ن{<br />
ْ]القلم:١[، }المر{ ]الرعد: ١[، }المص{ ]الأعراف:١[، }الم{ ]البقرة:١[، }طس{ ]النمل:١[، }طه{ ]طه:١[، }يس{ ]يس:١[، }وَمَا<br />
كَان َهَذَا الْقُرْآنُ{ ]يونس:٣٧[، }حَدِيْثًا يُّفْتَرَى{ ]يوسف: ١١١[، }وَحِيل َبَيْنَهُم ْوَبَيْن َمَا يَشْتَهُونَ{ ]سبأ:٥٤[، }وَجَعَلْنَا مِن ْبَيْن ِأَيْدِيْهِم<br />
ِسَدًّا وَمِن ْخَلْفِهِم ْسَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُم ْفَهُم ْلَا يُبْصِرُوْنَ{ ]يس:٩[، }هَذَا يَوْم ُلَا يَنْطِقُوْنَ، وَلَا يُؤْذَن ُلَهُم ْفَيَعْتَذِرُوْنَ{ ]المرسلات:٣٥ -<br />
َكَّرُوْنَ، أَمَّن ْيَهْدِيكُم ْفِي ظُلُمَات٣٦ِ[، }أَمَّن ْيُجِيب ُالْمُضْطَر َّإِذَا دَعَاه ُو َيَكْشِف ُالسُّوء َوَيَجْعَلـُكُم ْخُلَفَاء َالْأَرْض ِأَإِلَه ٌمَع َالله ِقَلِيْلًا مَا تَذ<br />
الْبَر ِّوَالْبَحْر ِوَمَن ْيُرْسِل ُالرِّيَاح َبُشْرًا بَيْن َيَدَي ْرَحْمَتِه ِأَإِلَه ٌمَع َالله ِتَعَالَى الله ُعَمَّا يُشْرِكُوْنَ{ ]النمل:٦٢ - ٦٣[، }سُبْحَان َرَبِّك َرَب ِّالْعِزَّة<br />
عَمَّا يَصِفُوْنَ، وَسَلَام ٌعَلَى الْمُرْسَلِيْنَ، وَالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:١٨٠ - ١٨٢[.<br />
***<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٨<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
ُبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
}هُو َالله ُالَّذِي ْْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن ُالْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ{ ]الحشر:٢٣[، }الله<br />
َّلَا إِلَه َإِلَّا هُو َوَعَلَى الله ِفَلْيَتَوَكَّل ِالْمُؤْمِنُوْنَ{ ]التغابن:١٣[، }رَب ُّالْمَشْرِق ِوَالْمَغْرِب ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َفَاتَّخِذْه ُوَكِيْلًا{ ]المزمل:٩[ اللهم ّأنت<br />
ربّي لا إله إلا ّأنت عليك توكّلت وأنت رب ّالعرش العظيم، ما شاء الله كان وما لم يشأ لم يكن، اعلم }أَن َّالله َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْر ٌوَأَن<br />
الله َقَد ْأَحَاط َبِكُل ِّشَيْء ٍعِلْمًا{ ]الطلاق:١٢[، }وَأَن َّالسَّاعَة َآتِيَة ٌلَا رَيْب َفِيْهَا وَأَن َّالله َيَبْعَث ُمَن ْفِي الْقُبُوْرِ{ ]الحج:٧[.<br />
ِاللهم ّآنّي أعوذ بك من شر ّنفسي ومن شر ّالشّيطان الرّجيم، ومن شر ّكل ّدابة، أنت }آخِذ ٌبِنَاصِيَتِهَا إِن َّرَبِّي عَلَى صِرَاط ٍمُسْتَقِيْمٍ{<br />
]هود:٥٦[، }فَإِن ْتَوَلَّوْا فَقُل ْحَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ )١٢٩( ]التوبة: ١٢٩[، بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن<br />
٢٧---<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
الرَّحِيْمِ، }فَالله ُخَيْر ٌحَافِظًا وَهُو َأَرْحَم ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]يوسف: ٦٤[ آمنت بالله، ودخلت فى كنف الله، وتحصّنت بكتاب الله وآيات الله،<br />
الله أكبر، الله أكبر، ممّا أخاف وأحذر، أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق، بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض<br />
ْولا في السّماء وهو السّميع العليم، حسبي الله ونعم الوكيل، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، بسم الله على نفسي وديني وأهلي<br />
ومالي وعيالي وأصحابي، وعلى كل ّشيء أعطانيه ربّي الله الحافظ الكافي، بسم الله بابنا، تبارك حيطاننا، يس سقفنا، }وَالله ُمِن ْوَرَائِهِم<br />
مُحِيْطٌ، بَل ْهُو َقُرْآن ٌمَجِيْدٌ، فِي ْلَوْح ٍمَحْفُوْظٍ{ ]البروج:٢٠ - ٢٢[ والله من ورائهم محيط، بل هو قرآن مجيد، في لوح محفوظ، ستر العرش<br />
ْمسبول علينا وعين الله ناظرة إلينا بحول<br />
الله لا يقدر أحد علينا ما شاء الله لا قوّة إلا ّبالله لا نخشى من أحد بألف }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن<br />
لَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[.<br />
اللهم ّاحفظني في ليلي ونهاري وظعني وأسفاري ونومي و يقظتي وحركاتي وسكناتي وذهابي وإيابي وحضوري وغيابي من كل ّسوء<br />
وبلاء وهم ّوغم ّونكد ورمد ووجع وصداع وألم وصمم وآفة وعاهة وفتنة ومصيبة وعدو ّوجاحد وماكر وساحر وخارق وطارق ومارق<br />
ّكر،َوخاين وسارق وحاكم وظالم وقاض وسلطان واحرسني من جميع الشّياطين والجن ّوالإنس، ومن جميع الخلق والبشر والأنثى والذ<br />
والحيّة والعقرب والدّبيب والهوام ّوالطّير والوحش، يا بارئ الأنام، يا حي ّيا قيّوم، يا ذا الجلال والإكرام، }فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو<br />
السَّمِيْع ُالْعَلِيْمُ{ ]البقرة:١٣٧[، }سَلَام ٌعَلَى نُوْح ٍفِي الْعَالَمِيْنَ{ ]الصافات:٧٩[، وسلام على الأنبياء والمرسلين }كهيعص{ ]مريم: ١[،<br />
}حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[، كفاية وحماية وحفظا لنا ووقاية.<br />
اللهم ّاستجب دعائي ولا تخيّب رجائي يا كريم أنت بحالي عليم.<br />
اللهم ّيسّر لي أمري واشرح لي صدري، واغفر لي ذنبي، واستر عيبي، وارحم شيبي، وطهّر قلبي، وتقبّل عملي وصلاتي واقض حاجتي،<br />
وبلّغني أملي وقصدي وإرادتي ووسّع رزقي وحسّن خلقي، واغنني بفضلك، ولا تهلـكني بغضبك وسامحني بكرمك وبلّغني مشاهدة الـكعبة<br />
والبيت الحرام والزّمزم والمقام ورؤ ية محمّد عليه أفضل الصّلاة والسّلام وجد برحمتك علي ّوعلى والدي ّوذرّيتي وأهلي وأقاربي والمسلمين،<br />
وادخلنا جنّة النّعيم، يا رب ّأنت الـكريم، وفيك أحسنت ظنّي فلا تخيّب رجائي، وعافني واعف عنّي يا غفور يا رحيم برحمتك يا أرحم<br />
الرّاحمين، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
الحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين حمدا كثيرا مباركا، كما يحب ّربّنا ويرضى، السّلام عليك أيّها النّبي ّورحمة الله وبركاته.<br />
اللهم ّصل ّعلى محمّد كما صلّيت على إبراهيم وبارك على محمّد وعلى آل محمّد كما باركت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنّك حميد مجيد، ربّنا<br />
تقبّل منّا إنّك أنت السّميع العليم.<br />
اللهم ّإنّي أشكو إليك ضعف قوّتي وقلّة حيلتي وهواني على المخلوقين، أنت رب ّالمستضعفين وأنت ربّي إلى من تكلني إلى عدّو ّبعيد<br />
يتجهمني أو إلى صديق قريب ملـّكته أمري، إن لم يكن لك علي ّغضب فلا أبالي، ولـكن ّعافيتك أوسع لي، أعوذ بنور وجهك الّذي<br />
أشرقت به الظّلمات وصلح عليه أمر الدّنيا والآخرة من أن ينزل بي غضبك أو يحل ّعلي ّسخطك لك العتبى حتّى ترضى، ولا حول ولا<br />
قوّة إلا ّبك.<br />
٢٨---<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
رب ّأشكو إليك تلوّن أحوالي وتوقّف سؤالي، يا من تعلّقت بلطف كرمه عوائد آمالي، يا من لا يخفى عليه خفاء حالي، يا من يعلم عاقبة<br />
أمري ومآلي، رب ّإن ّناصيتي بيدك وأموري عليها ترجع إليك وأحوالي لا تخفى عليك، وآلامي وأحزاني وهمومي معلومة من لديك قد<br />
جل ّمصابي وعظم اكتئابي وانصرم شبابي وتكدّر علي ّصفو شرابي، واجتمعت علي ّهمومي وأوصابي، وتأخّر عنّي تعجيل مطلبي، وتنجيز<br />
أغتابي، يا من إليه مرجعي ومآبي، يا من يسمع سرّي وعلانية خطابي، و يعلم ما علّة آلامي وحقيقة مابي، قد عجزت قدرتي، وقلّت<br />
حيلتي، وضعفت قوّتي، وتاهت<br />
فكرتي، واتسعت قضيّتي، وساءت حالتي، وبعدت أمنيتي، وعظمت حسرتي، وتصاعدت زفرتي، وفضح مكنون سرّي إسبال دمعتي<br />
وأنت ملجئي ووسيلتي، وإليك أرفع بثّي وحزني وشكايتي، وأرجوك لدفع علّتي، يا من يعلم مرقى علانيتي.<br />
اللهم ّبابك مفتوح للسّائل، وفضلك مبذول للسّائل، وإليك منتهى الشّكوى وغاية الوسائل.<br />
اللهم ّارحم دمعي السّائل، وجسمي النّاحل، وحالي الحائل، وسنادي المائل، يا من إليه ترفع الشّكوى، يا عالم السّر ّوالنّجوى، يا من<br />
يسمع ويرى، وهو بالمنظر الأعلى، يا رب ّالأرض والسّماء، يا من له الأسماء الحسنى، يا صاحب الدّوام والبقاء.<br />
رب ّعبدك قد ضاقت به الأسباب، وغلّقت دونه الأبواب، وتعذّر عليه سلوك طر يق الصّواب، ودار به الهم ّوالغم ّوالاكتئاب، وقضى<br />
ّعمره ولم يفتح له إلى فسيح تلك الحضرات، ومناهل الصّفو والرّاحات باب، وتصرّمت أيّامه والنّفس راتعة في ميادين الغفلة ودني<br />
الاكتساب، وأنت المرجو ّلـكشف هذا المصاب، يا من إذا دعي أجاب يا سر يع الحساب، يا رب ّالأرباب، يا عظيم الجناب. رب<br />
لا تحجب دعوتي، ولا ترد ّمسئلتي، ولا تدعني بحسرتي، ولا تكلني إلى حولي وقوّتي، وارحم عجزي وفاقتي، فقد ضاق صدري، وتاه<br />
فكري، وقد تحـيّرت في أمري، وأنت العالم بسرّي وجهري، المالك لنفعي وضرّي، القادر على تفريج كربي، وتيسير عسري.<br />
رب ّارحم من عظم مرضه وعز ّشفاؤه وكثر داؤه، وقل ّدواؤه، وأنت ملجاؤه ورجاؤه وعونه وشفاؤه، يا من غمّر العباد فضله<br />
وعطاؤه، ووسّع البر يّة جوده ونعماؤه، ها أنا ذا عبدك محتاج إلى ما عندك فقير ينتظر جودك ونعمك ورفدك، مذنب أسأل منك<br />
الغفران جان خائف، أطلب منك الصّفح والأمان، مسيئ عاص<br />
فعسى توبة تجلو بأنوارها ظلمات الإساءات والعصيان، سائل باسط يد الفاقة الكلّيّة، يسأل منك الجود والإحسان مسجون مقيّد، فعسى<br />
يفك ّقيده و يطلق من سجن حجابه إلى فسيح حضرات الشّهود والعيان، جائع عار فعسى يطعم من ثمرات التّقريب و يكسى من حلل<br />
الأمان، ظمآن ظمآن ظمآن، ٺتأجج في أحشائه لهيب النّيران، فعسى أن يبرد عنه نار الـكرب، ويسقى من شراب الحبّ، و يكرع من<br />
كاسات القرب، ويذهب عنه البؤس والآلام والأحزان، وينعم بعد بؤسه وألمه ويشفى من بعد مرضه حين كان ما كان؛ نآء غريب<br />
مصاب، قد بعد عن الأهل والأوطان، فعسى أن يذهب عنه صدأ القلب والشّقا، و يعود له القرب واللّقاء ويبدو له سلع والنّقا و يلوح<br />
له الآثل والبان، ويناله اللّطف وتحل ّعليه الرّحمة والرّضوان، يا عظيم يا منّان، يا رحيم يا رحمن، يا صاحب الجود والامتنان والرّحمة<br />
والغفران، يا رب ّيا رب ّيا ربّ، ارحم من ضاقت عليه الأكوان، ولم تؤنسه الثّقلان، وقد أصبح مولعا حيران، وأمسى غريبا ولو كان<br />
بين الأهل والأوطان، مزعجا لا يأو يه مكان، ولا يلهيه عن بثّه وحزنه تغيّر الأزمان، مستوحش لا يؤنس قلبه إنس ولا جان، يا من<br />
لا يسكن قلب إلا ّبقربه وأنواره، ولا يحيى عبد إلا ّبلطفه واعتزازه، ولا يبقى وجوده إلا ّبإمداده وإظهاره، يا من آنس عباده الأبرار<br />
وأوليائه المقرّبين الأخيار بمناجاته وأسراره، يا من أمات وأحيى وأقصى وأدنى وأسعد وأشقى وأضل ّوهدى وأفقر وأغنى وعافى وأبلى<br />
وقدّر وقضى كل بعظيم تدبيره وسابق تقديره.<br />
رب ّأي باب يقصد غير بابك، وأي جناب يتوجّه إليه غير جنابك، أنت العلي ّالعظيم الّذي لا حول ولا قوّة إلا ّبك.<br />
رب ّلمن أقصد وأنت المقصود، وإلى من أتوجّه وأنت الحق ّالموجود، ومن ذا الّذي يعطي وأنت صاحب الجود، ومن ذا الّذي أسأله<br />
وأنت الرّب ّالمعبود، وهل في الوجود رب ّسواك فيدعى، أم في المملـكة إله غيرك فيرجى، أم هل كريم غيرك فيطلب منه العطا، أم<br />
هل ثم ّجواد سواك فيسأل منه الفضل والنّعماء، أم هل حاكم<br />
غيرك فترفع إليه الشّكوى، أم هل من مجال للعبد الفقير يعتمد عليه، أم هل سواك رب ّتبسط الأكف ّوترفع الحاجات إليه فليس<br />
٢٩---<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٩<br />
إلا ّكرمك وجودك يا من لا ملجأ منه إلا ّإليه، يا من يجـير ولا يجار عليه، ألهمتنا فعرفنا، أغيرك ها هنا رب فيرجى أو جواد فيسأل<br />
منه العطاء، قد جفاني القريب وملّني الطّبيب، وشمت بي العدو ّوالرّقيب، واشتد ّبي الـكرب والنّحيب، وأنت الودود الرّقيب الرّءوف<br />
المجيب.<br />
رب ّإلى من أشتكي وأنت العليم القادر، أم بمن أستنصر وأنت الولي ّالنّاصر، أم بمن أستغيث وأنت القوي ّالقاهر، أم إلى من ألتجئ<br />
وأنت الـكريم السّاتر، أم من ذا الّذي يجـبر كسري وأنت للقلوب جابر، أم من ذا الّذي يغفر عظيم ذنبي وأنت الرّحيم الغافر، يا عالم بما<br />
في السّرائر، يا من هو مطّلع على مكنون الضّماير، يا من فوق عباده قاهر، يا من هو الأوّل والآخر والباطن والظّاهر، رب ّدل ّحيرة<br />
هذا المكابر، وجد باللّطف والهداية والتّوفيق والعناية على عبد ليس له منك بد وهو إليك صائر، يا إله العباد، يا صاحب الجود، يا ممرّضي<br />
وأنت طبيبي، فلمن أشتكي وأنت عليم يا إلهي بعلّتي، والّذي بي حقيق على أن لا أشتكي إلا ّإليك، ولا عزم لي أن لا أتوكّل إلا ّعليك،<br />
يا من عليه يتوكّل المتوكّلون، يا من إليه يلجأ الخائفون، يا من بكرمه وجميل عوائده يتعلّق الرّاجون، يا من بسلطان قهره وعظيم رحمته<br />
يستغيث المضطرّون، يا من لوسع عطائه وجميل فضله ونعمائه، تبسط الأيدي ويسأل السّائلون، رب ّفاجعلني ممّن يتوكّل عليك وآمن<br />
خوفي إذا وصلت إليك، ولا تخيّب رجائي إذا صرت بين يديك، واجعلني ممّن تسوقه الضّرورات إليك، وأعطني من فضلك العظيم،<br />
وجد علي ّبرفدك العظيم، واجعلني بك ومنك وإليك، واجعلني دائما بين يديك.<br />
وارحم بجودك عبدا ما له سبب ... يرجو سواك، ولا علم ولا عمل<br />
يا من به ثقتي يا من به فرجي ... يا من عليه ذوا الفاقات يتّكلوا<br />
أدرك بقيّة من ذابت حشاشته ... قبل الفوات، فقد ضاقت بي الحيل<br />
يا مفرّج الـكربات، يا مجلي العظيمات، يا مجيب الدّعوات، يا غافر الزّلاّت، يا ساتر العورات، يا رافع الدّرجات، يا رب ّالأرضين<br />
والسّموات، رب ّارحم من<br />
ضاقت به الحيل وتشابهت لديه السّبل ولم يجد لقلبه قرارا، لا علم ولا عمل، يا من عليه المتّكل، يا من إذا شاء فعل، يا من لا يبرمه<br />
سؤال من سأل، رب ّفأجب دعائي واسمع ندائي، ولا تخيّب رجائي، وعجّل لي شفاء دائي، وعافني بجودك ورحمتك من عظيم بلائي،<br />
يا رب ّيا مولاي، رب ّإنّي قل ّإصطباري، وطال انتظاري واشتدّت بي فاقتي واضطراري، وعظمت علي ّهمومي، وأوزاري وأحزاني<br />
وأكداري، وتطاول علي ّسواد ليلي، وبعد عنّي طلوع بياض نهاري، وأنت القادر على دفع أعصاري، وذهاب آصاري، وتفريج كربي<br />
وإصلاح قلبي، رب ّإنّي قد لاح لي بارق من سحائب رحمتك، فوقفت على باب حضرتك انتظر عواطف جودك، ولطائف رحمتك،<br />
وتعلّقت أطماعي بعوائد إحسانك، وصنائع الفضل، وانبسطت آمالي في واسع كرمك، ووعد ربوبيّتك، فلا تردّني بكرة الخائب الخاسر،<br />
ّولا ترجعني بحسرة النّادم الخاسر، ولا تجعلني ممّن حجب عن الوصول وبقي بين الرّد ّوالقبول متردّدا حائرا، يا من هو على من يشاء<br />
قادر يا قوي ّيا عزيز يا ناصر، رب ّخذ بيدي وارحم قلّة صبري وضعف جلدي، رب ّإنّي أشكو إليك فأطلقني من سجن الحجاب، من<br />
علي ّبما مننت به على الأولياء والأحباب، وطهّر قلبي من الشّرك والشّك ّوالارتياب، وثبّتني أبدا قائما في الحياة وعند الممات على السّنّة<br />
كّرني ووفّقني واجعلني من أولي الفهم في الخطاب، وكن لي بلطفك ورحمتك وحنانك ورأفتك فيما بقيوالكتاب، وفهّمني وعلّمني وذ<br />
من عمري وعند حضور أجلي و يوم يقوم الأشهاد للحساب، وآمن خوفي واجعلني من الطّيّبين الطّاهرين وممّن يتلقّى بسلام إذا فتحت<br />
الأبواب، رب ّأنت الّذي بقدرتك خلقتني وبرحمتك هديتني وبنعمتك ربّيتني وبلطفك هديتني، ولجميل سترك سترتني، في أحسن صورة<br />
ركّبتني، وفي عوالم أبدائك بدأتني، وفي خير أمّة أخرجتني، وسبيل النّجدين ألهمتني، فأتمم علي ّنعمتك الّتي لا تحصى وكمّل لدي ّأياديك<br />
الّتي لا تنسى، واجعلني ممّن هدي واهتدى، وسمع ووعى، وقرب وأدنى، وممّن سبقت له منك الحسنى، ومن نال أفضل ما يتمنّى،<br />
٣٠---<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٠<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٠<br />
واجعلني من أهل القرب واللّقا، والرّتبة العليا في دار البقاء، ولا تجعلني ممّن ضل وغوى، ولا ممّن قسم له نصيب من الشّقاء، ولا ممّن<br />
اشتغل بما يفنى، ولا ممّن ضل ّسعيه في الحياة الدّنيا، وهم يحسبون أنّهم يحسنون صنعا، ربّنا وسعت كل ّشيء رحمة وعلما، وقد علمت<br />
ما كان وما يكون منّا، وتقدّس علمك الأعلى، وجرى القلم بما شئت من القضاء، فليس لنا إلا ّما إليه وفّقتنا، ولا مفر ّلنا إلا ّعمّا به<br />
رددتنا فتداركنا بفضلك ورحمتك وحفّنا بعفوك ومغفرتك، رب ّفكما وسعت كل ّما كان في علمك الأعلى، وأحطت بما كان وما يكون<br />
منّي وبكل ّشيء حكما وعلما، فجد علي ّفي كل ّذلك برحمتك الواسعة العظمى، واغمسني في بحار كرمك وعفوك وحلمك أبدا يا من إذا<br />
وعد وفّى، يا من وسع كل ّشيء رحمة وعلما، إلهي طلبتك وطلبت الحق ّإليك فأعنّي على الوصول والتّوصّل إليك، واجمعني واجمع بي يا<br />
من تشاء عليك.<br />
اللهم ّإنّا نسألك حسن الأدب عند إرخاء الحجاب برحمتك يا أرحم الرّاحمين، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه أجمعين، سبحان<br />
ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم، بك منك إليك أستغفرك وأتوب إليك فاغفر لي وتب علي ّلا إله إلا ّأنت سبحانك إنّي كنت<br />
من الظّالمين، بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[،<br />
والمعوذتين، والفاتحة، }الم،<br />
ذَلِك َالْكِتَاب ُلَا رَيْب َفِيه ِهُدًى لِلْمُتَّقِيْنَ، الَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِالْغَيْب ِو َيُقِيْمُوْن َالصَّلَاة َوَمِمَّا رَزَقْنَاهُم ْيُنْفِقُوْنَ، وَالَّذِيْن َيُؤْمِنُوْن َبِمَا أُنْزِل َإِلَيْك َوَمَا<br />
أُنْزِل َمِن ْقَبْلِك َوَبِالْآخِرَة ِهُم ْيُوْقِنُوْنَ، أُولَئِك َعَلَى هُدًى مِن ْرَبِّهِم ْوَأُولَئِك َهُم ُالْمُفْلِحُوْن } َ]البقرة: ١ - ٥[.<br />
}وَإِلَهُكُم ْإِلَه ٌوَاحِد ٌلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]البقرة:١٦٣[<br />
}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا<br />
بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{<br />
]البقرة:٢٥٥[،<br />
}آمَن َالرَّسُوْل ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِالله ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوْا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا<br />
غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن ْنَسِينَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا<br />
وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِيْن َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه ِوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا أَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى<br />
الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٥ - ٢٨٦[،<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم }سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي وَيُمِيت ُوَهُو َعَلَى<br />
ُكُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل ُوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي خَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي سِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى<br />
عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُون َبَصِيْرٌ، لَه<br />
ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[<br />
}هُو َاللَّه ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن<br />
٣١---<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١َ<br />
ْالْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو<br />
ِّالْعَزِيز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢ - ٢٤[. . .، }قُل ِاللَّهُم َّمَالِك َالْمُلْك ِتُؤْتِي الْمُلْك َمَن ْتَشَاء ُوَتَنْزِع ُالْمُلْك َمِمَّن ْتَشَاء ُوَتُعِز ُّمَن ْتَشَاء ُوَتُذِل ُّمَن<br />
تَشَاء ُبِيَدِك َالْخـَيْر ُإِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، تُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِوَتُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَتُخْرِج ُالْحَي َّمِن َالْمَيِّت ِوَتُخْرِج ُالْمَيِّت َمِن َالْحَي<br />
وَتَرْزُق ُمَن ْتَشَاء ُبِغَيْر ِحِسَابٍ{ ]آل عمران:٢٦ - ٢٧[، }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[ }سَلَام ٌقَوْلًا مِن ْرَب ٍّرَحِيْمٍ{ ]يس:٥٨[،<br />
قوله الحق ّوله الملك، مرج البحرين يلتقيان، بينهما برزخ لا يبغيان، آلر، كهيعص، طس، حم، ق، ن، جبرائيل، ميكائيل، إسرافيل،<br />
عزرائيل، عليهم السّلام، أبو بكر، عمر، عثمان، عليّ، أبو الحسن الشّاذلي ّرضي الله عنهم، الله أكبر، سبعا، طاء، إن نشأ ننزّل عليهم<br />
ُمن السّماء آية فظلّت أعناقهم لها خاضعين، حكمت على أنفس أعدائي، الطّاء طهور، سبعا، لا إله إلا ّالله، سبعا، باء سلام قولا من<br />
َرب ّرحيم، فلقت عقولهم بالقاف يدعو سبعا، سبحان الله سبعا، }سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك<br />
السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي وَيُمِيت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل ُوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي خَلَق<br />
السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي سِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا<br />
وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُون َبَصِيْرٌ{ ]الحديد:١ - ٤[، حآء فتحت بها باب الاستمطار من الفتّاح العليم محببه سبعا، يا سلام<br />
سبعا، سلبت عن نفسي وأهلي ومالي وولدي جميع المضار ّصوّره سبعا، الحمد لل᧦ّٰه سبعا، عين ملأت قلبي عزّة ونورا، محببه سبعا، يا<br />
ّسلام سبعا، سين أسألك بالسّناء الأعظم أن تعطيني مفتاح قلبي سقفاطيس سبعا، الله سبعا، رب ّأعوذ بك من همزات الشّياطين،<br />
وأعوذ بك رب ّأن يحضرون، رب<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١<br />
ْأسألك حولا من حولك وقوّة من قوّتك وتأييدا من تأييدك حتّى لا أرى غيرك، ولا أشهد سواك سقاطيم، سبعا، آحون، قاف، آدمّ،<br />
ُحمّ، هاء، آمين، }مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله ِوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء ُعَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيمَاهُم<br />
فِي وُجُوهِهِم ْمِن ْأَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك َمَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة ِوَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوْقِه ِيُعْجِب<br />
الزُّرَّاع َلِيَغِيظ َبِهِم ُالـْكُفَّار َوَعَد َالله ُالَّذِيْن َآمَنُوْا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[، بحق ّمحمّد وجبر يل وميكائيل<br />
وإسرافيل وعزرائيل والرّوح عليهم الصّلاة والسّلام وبحق ّأبي بكر الصّدّيق وعمر الفاروق وعثمان بن عفّان وعلي ّبن أبي طالب وأبي<br />
الحسن الشّاذلي رضي الله عنهم، أن تقضي حاجتي وتكفيني مهمّاتي. )اللهمّ( يا عظيم، عظمتك وقائي من القوم الظّالمين، وجمالي على<br />
العالمين، فأعضدني بالملائكة أجمعين، فاستجب لي إنّك أنت السّميع العليم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه أجمعين، والحمد لل᧦ّٰه<br />
رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
يا الله يا نور يا حق ّيا مبين، افتح قلبي بنورك، وعلّمني من علمك، وفهّمني عنك، وأسمعني منك، وبصّرني بك، وأحيني بروح منك،<br />
وأقمني بشهودك، وعرّفني الطّر يق إليك، وهوّنها علي ّبفضلك، وألبسني لباس التّقوى منك وبك إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
كّرني وتب علي ّواغفر لي مغفرة أنسى بها كل ّشيء سواك، وهب لي تقواك، واجعلني ممّن يحبّك ويخشاك، واجعل ليكرني وذاللهم ّاذ<br />
من كل ّهم ّوغم ّوضيق<br />
٣٢---<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ٢١<br />
وهوى وشهوة وخطرة وفكرة وكل ّقضاء وأمر فرجا ومخرجا أحاط علمك بجميع المعلومات، وعلت قدرتك على جميع المقدورات، وجلّت<br />
إرادتك أن يوافقها أو يخالفها شيء من الكائنات، حسبي الله وأنا بريء ممّا سوى الله، الله لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش<br />
العظيم، لا إله إلا ّالله نور عرش الله، لا إله إلا ّالله نور لوح الله، لا إله إلا ّالله نور قلم الله، لا إله إلا ّالله نور رسول الله، لا إله<br />
ّإلا الله آدم خليفة الله، لا إله إلا ّالّه نوح نجي ّالله، لا إله إلا ّالله إبراهيم خليل الله، لا إله إلا ّالله موسى كليم الله، لا إله إلا ّالله<br />
عيسى روح الله، لا إله إلا ّالله محمّد حبيب الله، لا إله إلا ّالله الرّب ّالإله الملك الحق ّالمبين خالق كل ّشيء وهو الواحد القهّار، رب<br />
السّموات والأرض وما بينهما العزيز الغفّار، لا إله إلا ّالله العلي ّالعظيم، لا إله إلا ّالله الحليم الـكريم، سبحان الله رب ّالسّموات السّبع<br />
ورب ّالعرش العظيم، الحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين، بسم الله وبالله ومن الله وإلى الله وعلى الله فليتوكّل المؤمنون، حسبي الله آمنت بالله رضيت<br />
بالله توكّلت على الله ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله، أتوب إليك بك منك، ولو لا أنت لما تبت إليك، فانزع من قلبي محبّة غيرك، واحفظ<br />
جوارحي من مخالفة أمرك، وتالله لئن لم ترعني بعينك، وتحفظني بقدرتك لأهلـكن ّنفسي ولأهلـكن ّأمّة من خلقك، ثم ّلا يعود ضرر<br />
ذلك إلا ّعلى عبدك، أعوذ برضاك من سخطك، وأعوذ بمعافاتك من عقوبتك، وأعوذ بك منك لا أحصى ثناء عليك أنت كما أثنيت<br />
على نفسك، بل أنت أجل ّمن أن يثنى عليك، وإنّما هي أعراض تدل ّعلى كرمك، قد منحتها لنا على لسان رسولك، لنعبدك بها على<br />
أقدارنا لا على قدرك، فهل جزاء الإحسان الأوّل الكامل إلا ّالإحسان، يا من به ومنه وإليه يعود كل ّشيء، نسألك بحرمة الأستاذ،<br />
بل بحرمة النّبي ّالهادي، بل بحرمة السّبعين والثّمانية، بل بحرمة أسرار ما منك إلى محمّد النّبي ّالأمّي ّصلّى الله عليه وسلّم رسولك، بل<br />
بحرمة سيّدة آي القرآن من كلامك المجيد، بل بحرمة السّبع المثاني والقرآن العظيم، بل بحرمة كتبك المنزّلة، بل بحرمة الاسم الأعظم<br />
ْالّذي لا<br />
يضر ّمعه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم، بل بحرمة }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن<br />
لَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[، اكفني كل ّغفلة وشهوة ومعصية فيما تقدّم وفيما تأخّر، واكفني كل ّطالب يطلبني بالحق ّوغير<br />
الحق ّفي الدّنيا والآخرة فإنّه لك الحجّة البالغة وأنت على كل ّشيء قدير، واكفني هم ّالسّبعين والثّمانية، واكفني هم ّالرّزق وخوف الخلق،<br />
واسلك بي سبيل الصّدق وانصرني بالحق ّواكفني كل ّهم ّوغم ّوكل ّهول دون الجنّة، واكفنا كل ّعذاب من فوقنا أو من تحت أرجلنا<br />
أو يلبسنا شيعا أو يذيق بعضنا بأس بعض، واكفنا سوء ما تعلّق به علمك ممّا كان أو يكون إنّك على كل ّشيء قدير، سبحان الملك<br />
الخلاّق، سبحان الخالق الرزّاق، سبحان الله عمّا يصفون، عالم الغيب والشّهادة فتعالى الله عمّا يشركون، سبحان ذي العرش والجـبروت،<br />
سبحان ذي القدرة والملـكوت، سبحان من يحيي ويميت، سبحان الحي ّالّذي لا يموت، سبحان القائم القادر، سبحان القادر القاهر،<br />
وهو القاهر فوق عباده وهو الحكيم الخبير، سبحان القائم الدّائم، قل حسبي الله عليه يتوكّل المتوكّلون، أعوذ بالله من جهد البلاء ومن<br />
سوء القضاء ومن درك الشّقاء ومن شماتة الأعداء، وأعوذ بالله ربّي وربّكم من كل ّمتكبّر لا يؤمن بيوم الحساب، يا من بيده ملـكوت<br />
كل ّشيء وهو يجـير ولا يجار عليه، انصرني بالخوف منك والتّوكّل عليك حتّى لا أخاف أحدا غيرك، ولا أرجو غيرك ولا أعبد شيئا<br />
سواك يا خالق سبع سموات ومن الأرض مثلهن ّيتنزّل الأمر بينهنّ، أشهد أنّك على كل ّشيء قدير، وأنّك قد أحطت بكل ّشيء علما،<br />
وأحصيت كل ّشيء عددا، نسألك بهذا الأمر الّذي هو أجل ّالموجودات، وإليه المبدأ والمنتهى وإليه غاية الغايات، سخّر لنا هذا البحر<br />
بحر الدّنيا وما فيه ومن فيه كما سخّرت البحر لموسى، وسخّرت النّار لإبراهيم، وسخّرت الجبال والحديد لداود، وسخّرت الرّيح والشّياطين<br />
والجن ّوالإنس لسليمان، وسخّر لي كل بحر، وسخّر لي كل ّجبل، وسخّر لي كل ّحديد، وسخّر لي كل ّشيطان من<br />
َالجن ّوالإنس، وسخّر لي نفسي، وسخّر لي كل ّشيء يا من بيده ملـكوت كل ّشيء وانصرني باليقين، وأيّدني بالرّوح الأمين، صدق الله<br />
ْكِرَة ًلِمَن ْيَخْشَى، تَنْز ِيْلًا مِمَّن ْخَلَقْوعده ونصر عبده وأعز ّجنده وهزم الأحزاب وحده، }طه، مَا أَنْزَلْنَا عَلَيْك َالْقُرْآن َلِتَشْقَى، إِلَّا تَذ<br />
الْأَرْض َوَالسَّمَاوَات ِالْعُلَى، الرَّحْمَن ُعَلَى الْعَرْش ِاسْتَوَى، لَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْت َالثَّرَى، وَإِن ْتَجْهَر<br />
٣٣---<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٢<br />
بِالْقَوْل ِفَإِنَّه ُيَعْلَم ُالسِّر َّوَأَخْفَى، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى{ ]طه:١ - ٨[، أسألك بهذا الاسم العظيم الّذي حفظت به أوليائك<br />
الـكرام إنّك أنت الملك العلاّم، أن تجعلني بالأسوة الحسنة الّتي كانت في إبراهيم والّذين معه إذ قالوا لقومهم إنّا برءآؤ منكم وممّا تعبدون<br />
من دون الله كفرنا بكم، وبدا بيننا وبينكم العداوة والبغضاء أبدا حتّى تؤمنوا بالله وحده، جل ّربّنا أن يوجد بشيء أو يفقد بشيء، فإنّه<br />
لن يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم: وأحيي أمري بالتّقوى، وأيدني بالنّصر المبين، إنّك على كل ّشيء<br />
قدير، إن ّالله وملائكته يصلّون على النّبيّ، يا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه وسلّموا تسليما، ثم يقرأ صلاة التشهد، ثم سورة الأنعام إلى قوله:<br />
ْالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَجَعَل َالظُّلُمَات ِوَالنُّوْر َثُم َّالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِرَبِّهِم ْيَعْدِلُوْنَ، هُو َالَّذِي ْخَلَقَكُم ْمِن ْطِيْن ٍثُم َّقَضَى<br />
ْأَجَلًا وَأَجَل ٌمُسَمًّى عِنْدَه ُثُم َّأَنْتُم ْتَمْتَرُوْنَ، وَهُو َالله ُفِي السَّمَاوَات ِوَفِي الْأَرْض ِيَعْلَم ُسِرَّكُم ْوَجَهْرَكُم ْو َيَعْلَم ُمَا تَكْسِبُوْنَ، وَمَا تَأْتِيْهِم<br />
ْمِن ْآيَة ٍمِن ْآيَات ِرَبِّهِم ْإِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِيْنَ، فَقَد ْكَذَّبُوْا بِالْحَق ِّلَمَّا جَاءَهُم ْفَسَوْف َيَأْتِيهِم ْأَنْبَاء ُمَا كَانُوْا بِه ِيَسْتَهْزِئُوْنَ، أَلَم ْيَرَوْا كَم<br />
أَهْلَكْنَا مِن ْقَبْلِهِم ْمِن ْقَرْن ٍمَكَّنَّاهُم ْفِي الْأَرْض ِمَا لَم ْنُمَكِّن ْلـَكُم ْوَأَرْسَلْنَا السَّمَاء َعَلَيْهِم ْمِدْرَارًا وَجَعَلْنَا الْأَنْهَار َتَجْرِي مِن ْتَحْتِهِم ْفَأَهْلَكْنَاهُم<br />
بِذُنُوبِهِم ْوَأَنْشَأْنَا مِن ْبَعْدِهِم ْقَرْنًا آخَرِيْنَ، وَلَو ْنَزَّلْنَا عَلَيْك َكِتَابًا فِي ْقِرْطَاس ٍفَلَمَسُوْه ُبِأَيْدِيهِم ْلَقَال َالَّذِين َكَفَرُوا إِن ْهَذَا إِلَّا سِحْر ٌمُبِيْنٌ، وَقَالُوْا<br />
ٌلَوْلَا أُنْزِل َعَلَيْه ِمَلَك ٌوَلَو ْأَنْزَلْنَا مَلَكًا لَقُضِي َالْأَمْر ُثُم َّلَا يُنْظَرُونَ، وَلَو ْجَعَلْنَاه ُمَلَكًا لَجَعَلْنَاه ُرَجُلًا وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم ْمَا يَلْبِسُوْنَ{ ]الأنعام:١ - ٩[<br />
ْ}الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْهَدَانَا لِهَذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِي َلَوْلَا أَن ْهَدَانَا الل᧦ّٰهُ{ ]الأعراف:٤٣[ }وَقُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْلَم ْيَتَّخِذ ْوَلَدًا وَلَم ْيَكُن ْلَه ُشَر ِيْك<br />
ِفِي الْمُلْك ِوَلَم ْيَكُن<br />
لَه ُوَلِي ٌّمِن َالذُّل ِّوَكَبِّرْه ُتَكْبِيْرًا{ ]الإسراء:١١١[، }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِالَّذِي ْأَنْزَل َعَلَى عَبْدِه ِالْكِتَاب َوَلَم ْيَجْعَل ْلَه ُعِوَجًا{ ]الـكهف:١[ }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه<br />
ُالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَلَه ُالْحَمْد ُفِي الْآخِرَة ِوَهُو َالْحَكِيْم ُالْخَبِيْرُ{ ]سبأ:١[ }الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِفَاطِر ِالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْضِ{ ]فاطر:<br />
١[ الآية، }قُل ِالْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِوَسَلَام ٌعَلَى عِبَادِه ِالَّذِيْن َاصْطَفَى{ ]النمل:٥٩[ }فَلِلَّه ِالْحَمْد ُرَب ِّالسَّمَاوَات ِوَرَب ِّالْأَرْض ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، وَلَه<br />
الـْكِبْرِيَاء ُفِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الجاثية:٣٦ - ٣٧[ الله أكبر، صدق الله وعده ونصر عبده وهزم الأحزاب<br />
وحده، ثم ّيقرأ سورة طه إلى قوله تعالى: }وَمَا تَحْت َالثَّرَى{ ]طه:٦[ أسألك هذا الحظ ّالّذي خصّصت أولياءك الـكرام به فاغفر لي<br />
فإنّك الملك العلام، وهب لي أن أكون بالقدوة الحسنة الّتي كانت في إبراهيم والّذين معه إذ قالوا لقومهم إنّا برءؤا منكم وممّا تعبدون<br />
من دون الله كفرنا بكم وبدا بيننا وبينكم العداوة والبغضاء أبدا حتّى تؤمنوا بالله وحده واجعل لي من لدنك سلطانا نصيرا، كما جعلته<br />
لمحمّد حبيبك وموسى كليمك، حتّى لا يصل إلينا أحد من خلقك، ربّنا عليك توكّلنا وإليك أنبنا وإليك المصير. ربّنا لا تجعلنا فتنة للّذين<br />
كفروا واغفر لنا ربّنا إنّك أنت العزيز الحكيم. إنّي توكّلت على الله ربّي وربّكم ما من دابّة إلا ّهو آخذ بناصيتها إن ّربّي على صراط<br />
مستقيم. إن ّوليّي الله الّذي نزّل الكتاب وهو يتولّى الصّالحـين. حسبي الله لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم، قل هو<br />
ربّي لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وإليه متاب.<br />
فإن تولّوا فقل حسبي الله لا إله إلا ّهو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم. وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما<br />
كثيرا.<br />
***<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٢<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله استفتحت، وبه اعتصمت، وعليه اعتمدت، الله الله الله، حسبي الله لا حول ولا قوّة إلا بالله، يا كافي، يا كفيل، يا حفيظ،<br />
٣٤---<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٣<br />
يا نور، يا معين، يا وكيل، يا حقّ، يا مبين، يا قويّ، يا متين.<br />
اللهم ّبالنّور الأكمل المجمل، بالمفصّل بكلمات الله الّتي لا ٺتبدّل ولا تتحوّل، يا من لا آخر له فيعلم له أوّل.<br />
اللهم ّإنّي أسألك نور القلب وصفآء اللّب ّوثبات الحب ّوحلاوة القرب وخوف السّلب وكشف الـكرب، والمراقبة والحيآء والاصطفائيّة<br />
والصّفاء وخلاصة الود ّوالوفاء يا واسع العطا، يا كاشف الغطا، يا غافر الخطا، أسألك اللهم ّكشف السّر ّوتحقيق الأمر ودوام المدد<br />
والاستقامة فيما يرد على حكم ما أوردته وما ورد. اللهم ّإنّي أسألك التّوفيق والحفظ في الطّر يق والصّدق والتصديق والأدب في صحبة<br />
أهل طر يق التّحقيق.<br />
اللهم ّعرّفني الطّر يق إليك والأدب في الوقوف بين يديك والأخذ منك والرّد ّإليك.<br />
اللهم ّاجمعني ولا تفرّقني وقرّبني ولا تبعّدني وخلّصني وخصّصني وسدّدني وأيّدني.<br />
اللهم ّبك أستعيذ اكلئني كلاءة الوليد لا تكلني إلى نفسي واجذبني بك إليك عن حسّي، واجعل بك لا بغيرك أنسي.<br />
اللهم ّحقّقني بحقيقة الاسم وارفع عنّي حجاب الجسم، وأشهدني معنى مجرّدا عن الصّورة والرّسم.<br />
اللهم ّعرّفني من أنا حتّى أعرف من أنت، وأطلعني على سر ّحديثي كان الله وكنت، يا من تحجّب بالـكشف وتنكّر بالوصف وتعرّف<br />
بما به تنكّر وظهر بما تستّر يا واحدا لا يتعدّد وقديما لا يتجدّد وكبيرا لا يتحدّد وواسعا لا يتقدّر وظاهرا لا يتصوّر.<br />
اللهم ّقرّبني حتّى أشهدك، وفرّغني عن الأغيار حتّى أوحّدك واستهلـكني فيك عن قربي وشهودي وشعوري بتوحيدي وجرّدني عن<br />
النّسب والإضافات بتحقيق الأسماء والصّفات، فمن تجرّد وحّد، الله أحد، ارتفعت الأشباه بسر ّلا إله إلا الله قل الله.<br />
اللهم ّبما أخفيته من سر ّذاتك وأظهرته من أسمائك وصفاتك وجعلتها طرقات تنزّلاتك، ومظاهر تجلّياتك، واهدني بك إليك، واجمعني<br />
بك عليك، وهب لي منك علما لدنّيّا، واجعلني بك هاديا مهديّا مصطفى وليّا بالذّات المكمّلة والرّحمة المرسلة الجامعة لأسرار توحيد<br />
الأحديّة القائم بأكمل أوصاف العبودية المخصوص بالوحدة المطلقة المخبر عن الغيوب اليقينيّة المحقّقة، خلاصة العباد، ومظهر المراد،<br />
سيّدنا ومولانا محمّد الحامد بجميع المحامد داعي الجميع بكلمة التّوحيد من الـكثرة إلى الواحد صلّى الله عليه وعلى آله وأصحابه معالم منازلاته<br />
وعوالم تنزّلاته وسلّم تسليما.<br />
***<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ّتحصّنت بذي الملك والملـكوت، واعتصمت بالعزّة والجـبروت، وتوكّلت على الملك الحي ّالقيّوم الحليم الّذي لا ينام ولا يموت، دخلت<br />
في حرز الله، دخلت في حفظ الله، دخلت في أمان الله، بحق ّكهيعص كفيت، وبحمعسق حميت، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي<br />
العظيم.<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٣<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره<br />
اللهم ّبسطوة جبروت قهرك، وبسرعة إغاثة نصرك، وبغيرتك لانتهاك حرماتك، وبحمايتك لمن احتمى بآياتك، نسألك يا الله يا سميع يا<br />
مجيب يا قريب يا سر يع يا منتقم يا قهّار يا شديد البطش يا جبّار يا قهّار، يا من لا يعجزه قهر الجبابرة ولا يعظم عليه هلاك المتمرّدة<br />
من الملوك الأكاسرة والأعداء الفاجرة؛ أن تجعل كيد من كادني في نحره، ومكر من مكر بنا عائدا عليه، وحفرة من حفر لنا واقعا هو<br />
فيها، ومن نصب لنا شبكة الخداع اجعله يا سيّدي مسوقا إليها ومصيدا فيها وأسيرا لديها. اللهم ّبحق ّكهيعص اكفنا هم ّالعدى، ولقّهم<br />
ّالرّدى، واجعلهم لكل ّحبيب فدا، وسلّط عليهم عاجل النّقمة في اليوم والغدا.<br />
اللهم ّبدّد شملهم. اللهم ّفرّق جمعهم. اللهم ّفل ّحدّهم وقلّل عدّهم. اللهم ّاجعل الدّائرة عليهم. اللهم ّأرسل العذاب إليهم. اللهم<br />
٣٥---<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٤ّ<br />
أخرجهم من دائرة الحلم واللّطف، واسلبهم مدد الإمهال وغل ّأيديهم إلى أعناقهم، واربط على قلوبهم ولا تبلّغهم الآمال فينا. اللهم<br />
مزّقهم كل ّممزّق مزّقته لإعدائك انتصارا لأوليائك وأنبيائك ورسلك. اللهم ّانتصر لنا انتصارك لأحبّائك على أعدائك.<br />
اللهم ّلا تمكّن الأعداء فينا ولا منّا، ولا تسلّطهم علينا بذنوبنا، حم حم حم حم حم حم حم، حم ّالأمر وجاء النصر فعلينا لا<br />
ينصرون، حمعسق حمايتنا ممّا نخاف. اللهم ّقنا الأسواء ولا تجعلنا محلا للبلوى. اللهم ّأعطنا أمل الرّجاء وفوق الأمل، يا هو يا هو يا هو<br />
يا من بفضله لفضله نسأل، نسألك إلهي العجل العجل العجل، إلهي الإجابة الإجابة الإجابة، يا من أجاب نوحا في قومه، يا من نصر<br />
كريّا، يا من تقبّل تسبيح يونسإبراهيم على أعدائه، يا من رد ّيوسف على يعقوب، يا من كشف الضّر ّعن أيّوب، يا من أجاب دعوة ز<br />
بن متّى، نسألك اللهم ّبأسرار أصحاب هذه الدّعوات المستجابات أن تقبل منّا ما به دعوناك، وأن تعطينا ما به<br />
سألناك، انجز لنا وعدك الّذي وعدته لعبادك المؤمنين، لا إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين، انقطعت آمالنا وعزّتك إلا منك،<br />
وخاب رجاؤنا وحقّك إلا فيك.<br />
إن أبطأت غارة الأرحام، وابتعدت ... عنّا فأقرب شيئا منا غارة الله<br />
ّيا غارة الله جدّي السّير مسرعة في ... حل ّعقدتنا يا غارة الله<br />
عدا العادون وجاروا ورجونا الله مجـيرا، وكفى بالله وليّا وكفى بالله نصيرا، حسبنا الله ونعم الوكيل، ولا حول ولا قوّة إلا بالله العلي<br />
العظيم، سلام على نوح في العالمين، استجب لنا آمين يا معين، فقطع دابر القوم الذين ظلموا والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين وصلّى الله على سيّدنا<br />
محمّد في المرسلين وعلى آله وصحبه أجمعين.<br />
اللهم ّأنت تعلم أعدائنا عددا، فبدّد شملهم بددا، ولا تبق منهم أحدا، إنّك أنت الباقي سرمدا. ومكروا مكرا ومكرنا مكرا وهم لا يشعرون،<br />
فانظر كيف كان عاقبة مكرهم إنّا دمّرناهم وقومهم أجمعين. فتلك بيوتهم خاو ية بما ظلموا. تدمّر كل ّشيء بأمر ربّها فأصبحوا لا يرى<br />
إلا مساكنهم. فهل ترى لهم من باقية. وهي خاو ية على عروشها. فقطع دابر القوم الّذين ظلموا والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. وصلّى الله على<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه أجمعين، وعلى جميع الأنبياء والمرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. و يقرأ عند الخاتمة هذه الأبيات:<br />
عليك يا معوّلي يا ذا الجلال ... وتعلم مقصدي مع ضيق حالي<br />
فخيّب قصدهم في كل ّأمر ... وعجّل أخذهم في شر ّحال<br />
بجاه القطب والأبدال طرّا ... وبالسّر المصون لدى الرّجال<br />
وبالأسماء ذات القهر عجّل ... بما قد رمته يا ذا الجلال<br />
لحزب النّصر أسرار سنيّة ... وللرّحمن ألطاف خفيّة<br />
وإنّا بالإجابة قد وعدنا ... وترك سؤال مولانا خطيئة<br />
وروى أن ّقراءة هذه المناجات بلا عدد نفعه كثير، تذهب الهم، وتيسر العسير، وتفرج الـكروب الدنيو ية والأخرو ية، وتقضى الدين،<br />
تغفر الذنوب، و يكون قارئها عزيزا ومكرما عند الله وعند الناس، ولها فائدة كثيرة.<br />
وهذا وفق الآية الشر يفة<br />
حسبنا الله ونعم الوكيل<br />
الله ونعم الوكيل حسبنا<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ٢٤<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
٣٦---<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ٢٥<br />
يقرأ سورة الفاتحة، رب ّيسّر وسهّل ولا تعسّر يا ميسّر، ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن<br />
هـ ولا ى. أعوذ بالله من الشّيطان الرّجيم، بسم الله الرّحمن الرّحيم.<br />
اللهم ّيا علي ّيا عظيم يا حليم يا عليم، أنت ربّي وعلمك حسبي، فنعم الرّب ّربّي ونعم الحسب حسبي تنصر من تشاء وأنت العزيز الرّحيم،<br />
نسألك العصمة في الحركات والسّكنات والكلمات والإرادات والخطرات من الشّكوك والظّنون والأوهام السّاترة للقلوب عن مطالعة<br />
الغيوب، فقد ابتلي المؤمنون وزلزلوا زلزالا شديدا، وإذ يقول المنافقون والّذين في قلوبهم مرض ما وعدنا الله ورسوله إلا غرورا، فثبّتنا<br />
وانصرنا، وسخّر لنا هذا البحر كما سخّرت الشّمس والقمر لمحمّد صلّى الله عليه وسلّم، وسخّرت البحر لموسى عليه السّلام، وسخّرت النّار<br />
لإبراهيم عليه السّلام، وسخّرت الجبال والحديد لداود عليه السّلام، وسخّرت الرّيح والشّياطين والإنس والجن ّلسليمان عليه السّلام، وسخّر<br />
لنا كل ّبحر هو لك في الأرض والسّماء، والملك والملـكوت وبحر الدّنيا وبحر الآخرة، إنّك على كل ّشيء قدير، وسخّر لنا كل ّشيء يا من<br />
بيده ملـكوت كل ّشيء، كهيعص )ثلاثا(، انصرنا فإنّك خير النّاصرين، وافتح لنا فإنّك خير الفاتحـين، واغفر لنا فإنّك خير الغافرين،<br />
ّوارزقنا فإنّك خير الرّازقين، وارحمنا فإنّك خير الرّاحمين، واهدنا ونجّنا من القوم الظّالمين، وهب لنا من لدنك ريحا طيّبة كما هي في<br />
علمك، وانشرها علينا من خزائن لطفك ورحمتك واحملنا بها حمل الـكرامة مع السّلامة والعافية في الدّين والدّنيا والآخرة، إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
اللهم ّيسّر لنا أمورنا مع الرّاحة لقلوبنا وأبداننا، والسّلامة والعافية في ديننا ودنيانا، وكن لنا صاحبا في سفرنا وخليفة في أهلنا، واطمس<br />
ٍعلى وجوه أعدائنا وامسخهم على مكانتهم فلا يستطيعون المضي ّولا المجيء إلينا، ولو نشاء لطمسنا على أعينهم فاستبقوا الصّراط فأنّى<br />
ْيبصرون، ولو نشاء لمسخناهم على مكانتهم فما استطاعوا مضيّا ولا يرجعون، }يس، وَالْقُرْآن ِالْحَكِيْمِ، إِنَّك َلَمِن َالْمُرْسَلِيْنَ، عَلَى صِرَاط<br />
مُسْتَقِيْمٍ، تَنْز ِيْل َالْعَزِيز ِالرَّحِيْمِ، لِتُنْذِر َقَوْمًا مَا أُنْذِر َآبَاؤُهُم ْفَهُم ْغَافِلُوْنَ، لَقَد ْحَق َّالْقَوْل ُعَلَى أَكْثَرِهِم ْفَهُم ْلَا يُؤْمِنُوْنَ، إِنَّا جَعَلْنَا فِي أَعْنَاقِهِم<br />
أَغْلَالًا فَهِي َإِلَى الْأَذْقَان ِفَهُم ْمُقْمَحُوْنَ، وَجَعَلْنَا مِن ْبَيْن ِأَيْدِيهِم ْسَدًّا وَمِن ْخَلْفِهِم ْسَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُم ْفَهُم ْلَا يُبْصِرُوْنَ{ ]يس:١ - ٩[<br />
شاهت الوجوه )ثلاثا(، وعنت الوجوه للحي ّالقيّوم، وقد خاب من حمل ظلما، طه، طسم، طس، }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[،<br />
}مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[، حم حم حم حم حم حم حم.<br />
اللهم ّلا تقتلني بغضبك ولا تهلـكني بعذابك وعافني قبل ذلك. اللهم ّلا تؤاخذني بسوء عملي ولا تسلّط علي ّمن لا يرحمني، وكف ّأيدي<br />
الظّالمين عنّي، يا حفيظ احفظني ويسّر أموري وحصّل مرادي، حم ّالأمر وجاء النّصر فعلينا لا ينصرون، حم، تنز يل الكتاب من<br />
الله العزيز العليم، غافر الذّنب وقابل التّوب، شديد العقاب ذي الطّول لا إله إلا هو إليه المصير، بسم الله بابنا، تبارك حيطاننا، يس<br />
سقفنا، }كهيعص{ ]مريم:١[ كفايتنا، }حم، عسق{ ]الشورى:١ - ٢[ حمايتنا، }ق وَالْقُرْآن ِالْمَجِيْدِ{ ]ق:١[ وقايتنا، فسيكفيكهم<br />
الله وهو السّميع العليم )ثلاثا(. ستر العرش مسبول علينا، وعين الله ناظرة إلينا، بحول الله لا يقدر علينا، والله من ورائهم محيط، بل هو<br />
قرآن مجيد في لوح محفوظ )ثلاثا(. فالله خير حافظا وهو أرحم الرّاحمين )ثلاثا(. إن ّوليّي الله الّذي نزّل الكتاب وهو يتولّى الصّالحـين<br />
)ثلاثا(. حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكّلت وهو رب ّالعرش العظيم<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ٢٥<br />
)ثلاثا(. بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا(. ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي<br />
العظيم )ثلاثا(. وصلّى الله على سيدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
***<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي<br />
٣٧---<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ٢٧<br />
بسم الله شافي، بسم الله كافي، بسم الله معافي هو الله، لا حول ولا قوّة إلا بالله العلي ّالعظيم، يا الله يا نور، يا حق ّيا معين، اكسني<br />
من نورك، وعلّمني من علمك، وفهّمني عنك، وأسمعني منك، وأبصرني بك، إنّك على كل ّشيء قدير، إن ّالله وملائكته يصلّون على<br />
النّبيّ، يا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه وسلّموا تسليما، وصلّى الله على خير خلقه محمّد، يا حليم اسمع دعائي بخصائص لطفك، آمين، وصلّى<br />
الله على سيّدنا محمّد النّبي ّالـكريم وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما كثيرا دائما إلى يوم الدّين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين. خاتم الحزب و يقال<br />
عزيمة حزب )البحر(، نحن في كنف الله، نحن في كنف بسم الله الرّحمن الرّحيم، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله في قلوبنا<br />
حشرت، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله وعلى أكنافنا نشرت، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله تحول بيننا وبين ساعة<br />
السّوء إذا حضرت، ألف ألف لا إله إلا الله محمّد رسول الله دارت بنا سورا كما دارت بمدينة الرّسول، سبحان من ألجم كل ّمتمرّد<br />
بقدرته، وأحاط علمه بما في بر ّوبحر، سبحان الله وبحمده، سبحانك اللهم ّوبحمدك، أشهد أن لا إله إلا أنت نستغفرك وأتوب إليك،<br />
سبحان الله العظيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد خاتم النّبيّين والمرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين، ]ثمّ[ يقرأ الفاتحة سبع مرات.<br />
***<br />
حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ٢٦<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ٢٧<br />
حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّيا حي ّيا قيّوم، لك أصلّي ولك أصوم وبك نقعد وبك نقوم، أحي بمعرفتك قلبي، واغفر لي بفضلك ذنبي، إنّه لا يغفر الذّنوب إلا<br />
أنت.<br />
اللهم ّإنّك ناظر إليّ، حاضر لديّ، قادر عليّ، أحطت بي علما وسمعا وبصرا، فارزقني أنسا بك، وهيبة منك فقو ّفيك يقيني، وبك<br />
اعتصمت فأصلح لي في ديني، وعليك توكّلت فارزقني ما يكفيني، وبك لذت فنجّني ممّا يؤذيني، أنت حسبي ونعم الوكيل. اللهم ّرضّني<br />
بقضائك، وقنّعني بعطائك، وألهمني شكر نعمائك، واجعلني من أوليائك، أنت الولي ّالحميد.<br />
اللهم ّأسكنّي في جوارك ومتّعني بخطابك، وإن كنت لّست أهلا لذلك، فأنت أهل لذلك، وصل ّاللهم ّعلى سيّدنا ومولانا محمّد وآله<br />
وصحبه وسلّم تسليما وبارك، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وآله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
***<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ّإلهي أعلني على فراش أمنك بمنّك، واحرسني بحارس حفظك وصونك، وردّني برداء الهيبة، وأجلسني على سرير العظمة، وتوّجني بتاج<br />
البهاء، وانشر علي<br />
٣٨---<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه ٢٨<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٢٩<br />
لواء العزّ، واملأ باطني خشية ورحمة وظاهري عظمة وهيبة، ومكّنّي ناصية كل ّجبّار عنيد، وشيطان مريد، واعصمني وأيّدني في القول<br />
والعمل برحمتك يا أرحم الرّاحمين.<br />
***<br />
حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّأنت ربّي لا إله إلا أنت خلقتني ولم أكن شيئا، ظلمت نفسي وارتكبت المعاصي وأنا مقر ّبذلك، إلهي إن عفوت عنّي فلا ينقص<br />
في ملكك شيء، وإن تعذّبني فلا يزيد في سلطانك شيء، إنّك تجد من تعذّب غيري وأنا لا أجد من يرحمني غيرك، فارحمني يا رحيم يا<br />
رحمن برحمتك يا أرحم الرّاحمين، وصلّى الله على سيّدنا ومولانا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
***<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ّاللهم ّإنّك سلّطت علينا عدوّا بصيرا بعيوبنا مطّلعا على عوراتنا وسرائرنا يرانا هو وقبيله من حيث لا ترونهم. اللهم ّإنّك تراه ولا يراك.<br />
اللهم ّفآيسه منّا كما آيسته من رحمتك، وقنّطه منّا كما قنّطته من مغفرتك، وابعد بيننا وبينه كما أبعدت بينه وبين جنّتك، إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
***<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ٣٠<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
بسم الله سموت، وبكهيعص كفيت، وبحمعسق حميت، لو يعلم الّذين كفروا حين لا يكفّون عن وجوههم النّار ولا عن ظهورهم ولا<br />
هم ينصرون، بل تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردّها ولا هم ينظرون، صابيون صابيون طابيون طابيون طابيون قيعود قيعود، هو<br />
ّكر وإنّا لهالدّائم، ناد ساد يا سلام سلّمني أنا ومن معي، احترست بحرز الله من قرار أرض الله إلى منتهى عرش الله، إنّا نحن نزّلنا الذ<br />
لحافظون، له معقّبات من بين يديه ومن خلفه يحفظونه من أمر الله، احفظني أنا ومن معي يا حفيظ.<br />
اللهم ّبخفي ّلطفك، وبلطيف صنعك، وبجميل سترك، ادخلنا تحت كنفك، وتشفّعنا بنبيّك محمّد صلّى الله عليه وسلّم، أكفنا كل ّذي<br />
شر ّفي الدّنيا والآخرة بفضلك يا أرحم الرّاحمين.<br />
***<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
٣٩---<br />
وهذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ٣١<br />
سورة الفاتحة، }آمَن َاَلرَّسُوْلُ{ ]البقرة:٢٨٥[ إلى آخر السّورة، أوّل آل عمران إلى قوله: }لَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]آل عمران:٦[<br />
َ}قُل ِاللَّهُم َّمَالِك َالْمُلْك ِتُؤْتِي الْمُلْك َمَن ْتَشَاء ُوَتَنْزِع ُالْمُلْك َمِمَّن ْتَشَاء ُوَتُعِز ُّمَن ْتَشَاء ُوَتُذِل ُّمَن ْتَشَاء ُبِيَدِك َالْخـَيْر ُإِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ،<br />
ْتُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِوَتُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَتُخْرِج ُالْحَي َّمِن<br />
ْالْمَيِّت ِوَتُخْرِج ُالْمَيِّت َمِن َالْحَي ِّوَتَرْزُق ُمَن ْتَشَاء ُبِغَيْر ِحِسَابٍ{ ]آل عمران:٢٦ - ٢٧[ }الَّذِي ْخَلَقَنِي ْفَهُو َيَهْدِيْنِ، وَالَّذِي ْهُو َيُطْعِمُنِي<br />
َوَيَسْقِيْنِ، وَإِذَا مَرِضْت ُفَهُو َيَشْفِيْنِ، وَالَّذِي ْيُمِيْتُنِي ْثُم َّيُحْيِيْنِ، وَالَّذِي ْأَطْمَع ُأَن ْيَغْفِر َلِي ْخَطِيئَتِي ْيَوْم َالدِّيْنِ، رَب ِّهَب ْلِي ْحُكْمًا وَأَلْحِقْنِي<br />
بِالصَّالِحـِيْنَ، وَاجْعَل ْلِي ْلِسَان َصِدْق ٍفِي الْآخِرِيْنَ، وَاجْعَلْنِي ْمِن ْوَرَثَة ِجَنَّة ِالنَّعِيْمِ، وَاغْفِر ْلِأَبِي ْإِنَّه ُكَان َمِن َالضَّالِّيْنَ، وَلَا تُخْزِنِي ْيَوْم<br />
ُيُبْعَثُوْنَ، يَوْم َلَا يَنْفَع ُمَال ٌوَلَا بَنُوْنَ، إِلَّا مَن ْأَتَى الله ُبِقَلْب ٍسَلِيْمٍ، وَأُزْلِفَت ِالْجَنَّة ُلِلْمُتَّقِيْنَ، وَبُرِّزَت ِالْجَحِيم ُلِلْغَاوِيْنَ{ ]الشعراء:٧٨ - ٩١[<br />
}سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي وَيُمِيت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل<br />
ِوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي ْسِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي<br />
َالْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيْهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُوْن َبَصِيْرٌ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض<br />
ُوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُوْلِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُوْلِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[ }هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو<br />
َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]الحشر:٢٢[ إلى آخر السّورة، }وَالضُّحَى، وَاللَّيْل ِإِذَا سَجَى، مَا وَدَّعَك َرَبُّك َوَمَا قَلَى، وَلَلْآخِرَة<br />
ْخَيْر ٌلَك َمِن َالْأُولَى، وَلَسَوْف َيُعْطِيْك َرَبُّك َفَتَرْضَى، أَلَم ْيَجِدْك َيَتِيْمًا فَآوَى، وَوَجَدَك َضَالًّا فَهَدَى، وَوَجَدَك َعَائِلًا فَأَغْنَى، فَأَمَّا الْيَتِيْم<br />
فَلَا تَقْهَرْ، وَأَمَّا السَّائِل َفَلَا تَنْهَرْ، وَأَمَّا بِنِعْمَة ِرَبِّك َفَحَدِّثْ{ ]الضحى:١ - ١١[، }أَلَم ْنَشْرَح ْلَك َصَدْرَكَ، وَوَضَعْنَا عَنْك َوِزْرَكَ، الَّذِي<br />
ِكْرَكَ، فَإِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا، إِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا، فَإِذَا فَرَغْت َفَانْصَبْ، وَإِلَى رَبِّك َفَارْغَبْ{ ]الشرح:١ - ٨[،ِأَنْقَض َظَهْرَكَ، وَرَفَعْنَا لَك َذ<br />
َ}إِن َّالله َاشْتَرَى مِن َالْمُؤْمِنِيْن َأَنْفُسَهُم ْوَأَمْوَالَهُم ْبِأَن َّلَهُم ُالْجَنَّة َيُقَاتِلُوْن َفِي ْسَبِيْل ِالله ِفَيَقْتُلُوْن َو َيُقْتَلُوْن َوَعْدًا عَلَيْه ِحَقًّا فِي التَّوْرَاة ِوَالْإِنْجِيْل<br />
ِوَالْقُرْآن ِوَمَن ْأَوْفَى بِعَهْدِه ِمِن َالله ِفَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُم ُالَّذِي ْبَايَعْتُم ْبِه ِوَذَلِك َهُو َالْفَوْز ُالْعَظِيْمُ، التَّائِبُوْن َالْعَابِدُوْن َالْحَامِدُوْن َالسَّائِحُوْن<br />
ِالرَّاكِعُوْن َالسَّاجِدُوْن َالْآمِرُوْن َبِالْمَعْرُوْف ِوَالنَّاهُوْن َعَن ِالْمُنْكَر ِوَالْحَافِظُوْن َلِحُدُوْد ِالله ِوَبَشِّر<br />
ُالْمُؤْمِنِيْنَ{ ]التوبة:١١١ - ١١٢[، }قَد ْأَفْلَح َالْمُؤْمِنُوْنَ، الَّذِيْن َهُم ْفِي ْصَلَاتِهِم ْخَاشِعُوْنَ، ْوَالَّذِيْن َهُم ْعَن ِاللَّغْو ِمُعْرِضُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِلزَّكَاة<br />
فَاعِلُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِفُرُوْجِهِم ْحَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت ْأَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُوْمِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم<br />
َالْعَادُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِأَمَانَاتِهِم ْوَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَوَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َهُم ُالْوَارِثُوْنَ، الَّذِيْن َيَرِثُوْن َالْفِرْدَوْس َهُم ْفِيْهَا<br />
َخَالِدُوْنَ{ ]المؤمنون:١ - ١١[، }إِن َّالْمُسْلِمِيْن َوَالْمُسْلِمَات ِوَالْمُؤْمِنِيْن َوَالْمُؤْمِنَات ِوَالْقَانِتِيْن َوَالْقَانِتَات ِوَالصَّادِقِيْن َوَالصَّادِقَات ِوَالصَّابِرِيْن<br />
ُوَالصَّابِرَات ِوَالْخَاشِعِيْن َوَالْخَاشِعَات ِوَالْمُتَصَدِّقِيْن َوَالْمُتَصَدِّقَات ِوَالصَّائِمِيْن َوَالصَّائِمَات ِوَالْحَافِظِيْن َفُرُوجَهُم ْوَالْحَافِظَات ِوَالذَّاكِرِيْن َالله<br />
كَثِيْرًا وَالذَّاكِرَات ِأَعَد َّالله ُلَهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيمًا{ ]الأحزاب:٣٥[، }ن َّالْإِنْسَان َخُلِق َهَلُوْعًا، إِذَا مَسَّه ُالشَّر ُّجَزُوْعًا، وَإِذَا مَسَّه ُالْخـَيْر<br />
ْمَنُوْعًا، إِلَّا الْمُصَلِّيْنَ، الَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْدَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َفِي ْأَمْوَالِهِم ْحَق ٌّمَعْلُوْمٌ، لِلسَّائِل ِوَالْمَحْرُوْمِ، وَالَّذِيْن َيُصَدِّقُوْن َبِيَوْم ِالدِّيْنِ،<br />
ْوَالَّذِيْن َهُم ْمِن ْعَذَاب ِرَبِّهِم ْمُشْفِقُوْنَ، إِن َّعَذَاب َرَبِّهِم ْغَيْر ُمَأْمُوْنٍ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِفُرُوْجِهِم ْحَافِظُوْنَ، إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِم ْأَو ْمَا مَلـَكَت<br />
أَيْمَانُهُم ْفَإِنَّهُم ْغَيْر ُمَلُومِيْنَ، فَمَن ِابْتَغَى وَرَاء َذَلِك َفَأُولَئِك َهُم ُالْعَادُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْلِأَمَانَاتِهِم ْوَعَهْدِهِم ْرَاعُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْبِشَهَادَاتِهِم<br />
قَائِمُوْنَ، وَالَّذِيْن َهُم ْعَلَى صَلَاتِهِم ْيُحَافِظُوْنَ، أُولَئِك َفِي ْجَنَّات ٍمُكْرَمُوْنَ{ ]المعارج:١٩ - ٣٥[.<br />
ّكر، ونسألك سر ّالأسرار المانعة من الإصرار، حتّى لا يكون لنا معاللهم ّإنّا نسألك صحبة الخوف وغلبة الشّوق وثبات العلم ودوام الذ<br />
٤٠---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
الذّنب والعيب قرار، واجتبينا واهدنا إلى العمل بهذه الكلمات الّتي بسطتها على لسان رسولك، وابتليت بهن ّإبراهيم خليلك فأتمّهنّ،<br />
}قَال َإِنِّي ْجَاعِلُك َلِلنَّاس ِإِمَامًا قَال َوَمِن ْذُرِّيَّتِي ْقَال َلَا يَنَال ُعَهْدِي الظَّالِمِيْنَ{ ]البقرة:١٢٤[، فاجعلنا من المحسنين، من ذرّيّته ومن<br />
ذر ّيّة آدم ونوح، واسلك بنا سبيل أئمّة المتّقين، بسم الله وبالله ومن الله وإلى الله وعلى الله فليتوكّل المؤمنون، حسبي الله آمنت بالله<br />
رضيت بالله توكّلت على الله لا قوّة إلا ّبالله، أشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شر يك له، وأشهد أن ّمحمّدا عبده ورسوله،<br />
رب ّاغفر لي وللمؤمنين والمؤمنات، وتقرأ الفاتحة أيضا، قل الحمد لل᧦ّٰه وسلام على عباده الّذين اصطفى، رب ّإنّي ظلمت نفسي ظلما كثيرا<br />
فاغفر لي وتب علي ّلا إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين، يا الله، يا عليّ، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا سميع، يا بصير، يا<br />
مريد، يا قدير، يا حيّ، يا قيّوم، يا أرحم الرّاحمين، يا رحمن، يا رحيم، يا من هو هو هو يا هو، يا أوّل يا آخر، يا ظاهر يا باطن، تبارك<br />
اسم ربّك ذي الجلال والإكرام.<br />
اللهم ّصلني باسمك العظيم، وهب لي منه سرّا لا تضر ّمعه الذّنوب شيئا، واجعل لي منه وجها تقضي به الحوايج للقلب والعقل والرّوح<br />
والسّر والنّفس والبدن، ووجها ترفع به الحوايج من القلب والعقل والرّوح والسّر والنّفس والبدن، وأدرج أسمائي تحت أسمائك، وصفاتي<br />
تحت صفاتك، وأفعالي تحت أفعالك، درج السّلامة وإسقاط الملامة وتنزّل الـكرامة وظهور الإمامة، وكمّل في ّما ابتليت به أئمّة الهدى<br />
من كلماتك، وأغنني حتّى تغني بي، وأحيني حتّى تحيى بي ما شئت ومن شئت من عبادك، واجعلني خزانة الأربعين ومن خاصّة<br />
المتّقين، واغفر لي فإنّه لا ينال عهدك الظّالمين، }طس{ ]النمل: ١[ حمعسق، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلَا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:<br />
١٩ - ٢٠[، وتقرأ الفاتحة وقل هو الله أحد )ثلاثا(.<br />
***<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
بحمدك وثنائك ومجدك، أصبحت غريبا في أرضك، أعبدك وأستعين بك، فاهدني سبل السّلام بالنّور والبيان، واخرجني من الظّلمات<br />
إلى النّور، واهدني إلى صراط مستقيم، يا موجودا قبل كل ّموجود، يا أوّل يا آخر يا ظاهر يا باطن، ضاقت علي ّالأرض بما رحبت،<br />
وضاقت علي ّنفسي لا ملجأ منك إلا إليك، فتب علي ّلأتوب، إنّك أنت التّواب الرّحيم. ومن أدعيته عند المساء قدس الله سره: أعوذ<br />
بعظمتك وقدرتك وإرادتك وإحاطتك بكل ّشيء علما، من الذّنوب والعيوب والنّقائص والوساوس والهواجس والخواطر والهم ّوالفكر<br />
والقدر والإرادات والحركات، وادخلني في حرزك وفي مأمنك وفي وكالتك وفي معاقلك وفي حمدك وثنائك ومجدك، واكشف لي عن<br />
حقيقة العبوديّة لك، وأيّدني بروح المعونة فيها منك، واهدني بهداية النّبيّين والصّديقين والشّهداء والصّالحـين، غير المغضوب عليهم ولا<br />
الضّالّين.<br />
وقال رضي الله عنه: أعوذ بعزّة الله وقدرته وبكلمات الله التّامّات العامّات من شر ّما كان وما هو كائن في هذا اليوم وفيما بعده إلى<br />
يوم القيامة وفي الدّنيا وفي الآخرة وفي الأزل وفي الأبد وأبد الأبد الّذي لا غاية له، ومن شر ّما لا يكون أن لو كان كيف كان يكون،<br />
وأعوذ بجلالك وجمالك وعظمتك وكبر يائك ونورك وبهائك وسلطانك وقدرتك وإرادتك، ونفوذ مشيئتك وجميع أسمائك وصفاتك<br />
ونعوتك وأخلاقك وأنوارك وبذاتك القائمة بجلالك، من شر ّما أجده وأحاذره، ومن شر ّكل ّمعلوم هو لك، أنت ربّي وعلمك حسبي،<br />
فاعطني من سعة رحمتك على سعة علمك، فهي الّتي لم تدع للخير مطلبا، ولا من الشّر ّمهربا، آمنت بالله وملائكته<br />
وكتبه ورسله واليوم الآخر وبالقدر خيره وشرّه والكلمات المتفرّقة عن كلمته القائمة بذاته، غفرانك ربّنا وإليك المصير، وصلّى الله على<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
٤١---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه<br />
دعوة بسم الله الرّحمن الرّحيم، يا الله )ثلاثا(، يا رب ّ)ثلاثا(، يا رحمن )ثلاثا(، يا رحيم )ثلاثا(، لا تكلني إلى نفسي في حفظ ما<br />
ملـّكتني لما أنت أملك به منّي، وامددني بدقائق اسمك الحفيظ الّذي حفظت به نظام الموجودات، واكسني بدرع من كفايتك، وقلّدني<br />
كرامتك، وردّني برداء منك، وركّبني مركب النّجاة في المحيا وبعد الممات، بحق ّفجشبسيف نصرك وحمايتك، وتوّجني بتاج عزّك و<br />
امددني بدقائق اسمك القهّار، تدفع به عنّي من أرادني بسوء من جميع المؤذيات، وتولّني ولاية العز ّيخضع لي بها كل ّجبّار عنيد وشيطان<br />
مريد، يا عزيز يا جبّار )ثلاثا(.<br />
اللهم ّألق علي ّمن زينتك ومحبّتك ومن شرف ربوبيّتك، ما تشهد به القلوب وتذل ّبه النّفوس وتخضع له الرّقاب وترق ّله الأبصار<br />
وتعدو له الأفكار و يصغر له كل ّمتكبّر جبّار، يسّخر له كل ّملك قهّار، يا الله يا ملك يا عزيز يا جبّار ثلاثا، يا الله يا واحد يا أحد يا<br />
قهّار. اللهم ّسخّر لي جميع خلقك كما سخّرت البحر لموسى عليه السّلام، وليّن لي قلوبهم كما ليّنت الحديد لداود عليه السّلام، فإنّهم لا<br />
ينطقون إلا بإذنك، نواصيهم في قبضتك وقلوبهم في يدك تصرفهم حيث ما شئت يا مقلّب القلوب ثلاثا، يا علاّم الغيوب ثلاثا أطفأت<br />
غضب النّاس بلا إله إلا الله واستجلبت رضاهم بسيّدنا ومولانا محمّد صلّى الله عليه وسلّم، فلمّا رأينه أكبرنه وقطّعن أيديهن ّوقلن حاش<br />
كروا في الحفظ من كل سوء وفي النصر على الأعداء وغير ذلك(.لل᧦ّٰه ما هذا بشرا، إن هذا إلا ملك كريم. )وهي عجيبة جدّا فيما ذ<br />
***<br />
ومن دعائه رضي الله عنه: وقال:<br />
اللهم ّإنّك لم تشهدنا على خلقنا ولا خلق أنفسنا ولم تتّخذ أحدا من المضلّين عضدا، ولم يكن لك شر يك في الملك ولم يكن لك ولي ّمن<br />
الذّلّ، كبّرت نفسك قبل أن يكبّرك المكبّرون، وعظّمت وجودك قبل أن يعظّمك المعظّمون، نسألك بالتّعظيم الّذي لا له سبب ولا<br />
نسب أن تعزّنا عزّا لا ذل ّبعده، وغنا لا فقر معه، وأنسا لا كدر فيه، وأمنا لا خوف بعده، واسعدنا بإجابة التّوحيد في طاعتك<br />
حسب ما كنّا يوم الميثاق الأوّل في قبضتك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
ّاللهم ّآتني عقلا لا يحجبني عنك، وعن فهم آياتك، وعن فهم كلام رسولك وهب لي من العقل الّذي خصّصت به أولياءك ورسلك<br />
وأنبياءك والصّدّيقين من عبادك واهدني بنورك هداية المخصّصين بمشيئتك، ووسّع لي في النّور توسعة كاملة تخصّني بها برحمتك، فإن<br />
الهدى هداك، وإن ّالفضل بيدك تؤتيه من تشاء وأنت الواسع العليم، تخص ّبرحمتك من تشاء وأنت ذو الفضل العظيم. وقال: يا عزيز يا<br />
حليم يا غني ّيا كريم يا واسع يا عليم يا ذا الفضل العظيم، اجعلني عندك دائما، وبك قائما ومن غيرك سالما، وفي حبّك هائما، وبعظمتك<br />
عالما، وأسقط البين بيني وبينك حتّى لا يكون شيء أقرب إلي ّمنك، ولا تحجبني بك عنك إنّك على كل ّشيء قدير. وقال: اللهم ّهب<br />
لي من النّور الّذي رأى به رسولك صلّى الله عليه وسلّم تسليما ما كان وما يكون، ليكون العبد بوصف سيّده لا بوصف نفسه غنيّا بك<br />
عن تحديد النّظر لشيء من المعلومات، ولا يلحقه عجز عمّا أراد من المقدورات، ومحيطا بأنواع السّر ّبجميع أنواع الدّعوات، ومربّيا للبدن<br />
مع النّفس والقلب مع العقل والرّوح مع السّر ّوالأمر مع البصيرة، والصّفات مع الذّات، والعقل الأوّل الممتد عن الرّوح الأكبر<br />
المنفصل عن السّر ّالأعلى إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن أدعيته قدّس الله سرّه:<br />
ّاللهم ّيا جامع النّاس ليوم لا ريب فيه، اجمع بيني وبين طاعتك على بساط مشاهدتك، وفرّق بيني وبين هم ّالدّنيا وهم ّالآخرة، وتب<br />
عنّي في أمرها واجعل همّي أنت واملأ قلبي بمحبّتك، ونوّره بأنوارك، وخشّع قلبي بسلطان عظمتك، ولا تكلني إلى نفسي إنّك على كل<br />
شيء قدير.<br />
ومن أدعيته قدّس الله سرّه:<br />
اللهم ّيا من خلق الخلق من غير حاجة إليهم، وكلّهم إليه له الحاجة، لا تبتلينا بالحاجة يا جليل يا جميل، كن لي باللّطف الّذي كنت<br />
٤٢---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
به لأوليائك، وانصرني بالرّعب الشّديد على أعدائك. اللهم ّبحق ّاسمك المجيد اطو لنا البعيد، وسهّل علينا كل ّصعب شديد، يا الله، يا<br />
ّالله، يا الله، يا ربّاه، يا ربّاه، يا مغيث من عصاه، أغثنا يا كريم، وارحمنا يا بر ّيا رحيم. وقال: يا موجود قبل كل ّموجود، يا أوّل يا<br />
آخر يا ظاهر يا باطن، ضاقت علي ّنفسي وضاقت علي ّالأرض بما رحبت ولا ملجأ ولا منجأ إلا إليك، فاغفر لي وارحمني وتب علي<br />
لأتوب، لا توّاب غيرك، إنّك أنت التّوّاب الرّحيم. وقال: يا حي ّيا قيّوم، لا إله إلا أنت كن لي بحياتك كما كنت لأحبابك، وامحق<br />
عنّي بصفاتك كما فعلت بأصفيائك، واجعلني قيّوما بتلك العصمة من غيرك كما فعلت بمحمّد نبيّك صلّى الله عليه وسلّم إنّك على كل ّشيء<br />
قدير، إلهي إذا طلبت منك الغوث فقد طلبت غيرك، وإن سألتك ما ضمنت لي فقد اتّهمتك، وإن سكن قلبي إلى غيرك فقد أشركت<br />
بك، جلّت أوصافك عن الحدوث فكيف أكون معك، وتنزّهت عن العلل فكيف أكون قريبا منك، وتعاليت عن الأغيار، فكيف<br />
يكون قوامي غيرك.<br />
ومن أدعيته قدس الله سرّه.<br />
اللهم ّإنّي أسألك توحيدا لا يشوبه ضدّ، و يقينا لا يخالطه شك، يا من فضل أنعامه أنعام المنعمين وعجز عن شكره شكر الشّاكرين، قد<br />
جرّبت غيرك من المؤمنين<br />
بي ولغيري من السّائلين، فإذا كل ّقاصد إلى غيرك مردود وعن سواك معدوم مفقود، يا من به إليه توسّلت وعليه في السّرّآء والضّرّآء<br />
توكّلت، حاجاتي مصروفة إليك، وآمالي موقوفة عليك، فكلّما وفّقتني إليه من خير أحمله وأطيقه فأنت الهادي إليه ومعيني ومسبّب<br />
أسبابي لديه يا كريم، لا تؤده المطالب، و يا سيّدا يلجأ إليه كل ّقاصد وراغب ما زلت محفوفا منك من النّعم جار يا على عادة الإحسان<br />
والـكرم، يا من جعل الصّبر عونا على بلائه وجعل الشّكر سببا للمزيد من آلائه، أسألك حسن الصّبر على المحن وتوفيقا للشّكر على المنن،<br />
جلّت نعمتك عن شكري إيّاها، وعظمت عن أن يحاط بأذناها، فتفضّل على إقراري بعجزي بعفو أنت به أوسع، وأمرك به أسرع<br />
كرمك به أجدر، وأنت عليه أقدر، فإن لم يكن لذنبي منك عذر تقبله فاجعله ذنبا تغفره وعيبا تستره يا أرحم الرّاحمين، وصلّى الله علىو<br />
سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
ومن أذكار الشّاذلي قدّس الله سرّه عند الصّلاة:<br />
إذا قام إليها يقول: لا إله إلا الله السّميع القريب المجيب، يجيب دعوة الدّاعي، ويجيب المضطرّ، و يكشف السّوء، ويجعل من يشاء<br />
خليفة، إن ّربّي لسميع الدّعاء رب ّاجعلني مقيم الصّلاة ومن ذرّيّتي، ربّنا وتقبّل دعاء، ربّنا اغفر لي ولوالدي ّوللمؤمنين يوم يقوم<br />
الحساب، أسألك بصلاتك على سيّدنا محمّد عبدك ورسولك أن تصلّي عليه وعلى ملائكتك وعلي ّصلاة تخرجني بها من الظّلمات إلى<br />
النّور، واجعلني من المؤمنين فإنّك بالمؤمنين رؤوف رحيم. اللهم ّاجعل هذه الصّلاة صلة بيني وبينك ولا تجعلها معاملة لي عندك،<br />
ّكر الأكبر، وأرنيه في نفسي وعملي، وأصحبنيه صحبة الـكرامة إلى غايةكرني فيها منك بالذواجعلها صلاة تنهى عن الفحشاء والمنكر، واذ<br />
أجلي إنّك على كل ّشيء قدير، وصلّى الله على سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا فتّاح، يا عليم، يا غنيّ، يا كريم، افتح قلبي بنورك وارحمني بطاعتك، واحجبني عن معصيتك، وامنن علي ّبمغفرتك، وأغنني<br />
بقدرتك عن قدرتي وبعلمك عن علمي، وبإرادتك عن إرادتي، وبحياتك عن حياتي وبصفاتك عن صفاتي، وبجودك عن جودي<br />
وبدنوّك عن دنوّي وبقربك عن قربي وبحبّك عن حبّي وبصدقّك عن صدقي وبحفظك عن حفظي، وبنظرك عن نظري وبتدبيرك عن<br />
كرمك وحلمك عن علمي وعملي، إنّك على كل ّشيءتدبيري وباختيارك عن اختياري، وبحولك وقدرتك عن حولي وقوّتي وبجودك و<br />
قدير.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا عليم، يا مريد، يا قدير، ربطت كل ّالعالم بعلمك، وميّزته بإرادتك، وصرّفته بقدرتك، فالشّقي ّحقّا من رأى الإحسان من<br />
غيرك مع الدّعاوي العر يضة، فإن ّالكل ّفي قبضتك فأحيني بصفاتك حتّى أكون بغير تكوين، كما كنت في علمك، وميّزني بإرادتك عن<br />
٤٣---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
وصف الحدوث إذ لا حادث يحدث لك، وهب لي من نور قدرتك ما يطمئن ّبه قلبي كإبراهيم خليلك، أنت إلهي، بك أكون لك<br />
فاسألك بذلك سعادة لا أشقى معها بمطالعة غيرك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن دعائه رضي الله عنه:<br />
يا سميع، يا عليم، يا قريب، يا مجيب، يا محيط، يا دائم، أنت الّذي أسمعتني لذيذ خطابك، وتقرّبت إلي ّبكشف حجابك، وأحييتني من<br />
حيث أنت بما أردت بإجابتك، فوجدتك محيطا دائما فما بقي المحاط به مع دوامك، إن نظرت إلى نفسي خاب نظري عن ملاحظتك،<br />
وإن نظرت إليك لم يكن لي قرار مع قرارك، فعقلي ينزّهك وقلبي يصدّقك ونفسي تخدمك وروحي تحبّك وسرّي يشهدك، إلهي أنت<br />
أقرب إلي ّمن تنز يه عقلي ومن تصديق قلبي، ومن حديث نفسي ومن محبّة روحي ومن شهادة سرّي، فأعوذ بك من حجابي بصفاتي،<br />
إلهي قربك أشتاق إليه من حيث أنت، فلا تحجبني عنه من حيث أنا، لا إله إلا أنت تقوي من شئت لما شئت بما شئت إنّك على<br />
كل ّشيء قدير، ولا حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم.<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه:<br />
يا باعث، يا وارث، يا جامع، يا مقسط، أنت الّذي تجمع الخـير لمن شئت، كيف شئت، وأنت الجامع المقسط، فكل ّمحبوب يكون لي<br />
ولا يكون لك فاصرفه عنّي، حيث لا يثبت لي إلا ما يكون لك، وأعذني بلطائف من عندك كما عذت محمّدا نبيّك ورسولك صلّى الله<br />
عليه وعلى آله وصحبه وسلّم تسليما إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه:<br />
كرّمت الـكريم، فأنّى يكون كريما مناللهم ّإن ّالدّنيا حقيرة حقير ما فيها، وإن ّالآخرة كريمة كريم ما فيها، وأنت الّذي حقّرت الحقير و<br />
طلب غيرك، أم كيف يكون زاهدا من اختار الدّنيا معك، فحقّقني بحقائق الزّهد حتّى استغنى بك عن طلب غيرك، وبمعرفتك حتّى<br />
لا أحتاج إلى طلبك، إلهي كيف يصل إليك من طلبك، أم كيف يفوتك من هرب منك، فاطلبني برحمتك، ولا تطلبني بنقمتك يا<br />
رحيم يا منتقم، إنّك على كل ّشيء قدير، ق، ح، سرّان من سرّك وكلاهما دالان عليك، فبالسّر ّالجامع الدّالّ، لا تكلني إلى نفسي ولا<br />
إلى غيرك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن أدعيته رضي الله عنه:<br />
يا غنيّ، يا قويّ، يا قدير، يا عزيز، من للفقير غير الغنيّ، من للضعيف غير القويّ، من للعاجز غير القادر، من للذّليل غير العزيز، فأجلسني<br />
على بساط الصّدق، واكسني لباس التّقوى الّذي هو خير وهو من آياتك، واحجبني بعظمتك عن كل ّشيء هو لك، واملأ قلبي بمحبّتك<br />
حتّى لا يكون فيه متّسع لغيرك، إنّك على كل ّشيء قدير<br />
ومن كلامه تحميد الباري:<br />
اللهم ّلك الحمد ولك المجد حمدا لا نهاية له ولا حد ّولا يدرك له قبل ولا بعد، لا أستطيع حمدك كما أنت أهله، ولا يصل لسان أحد<br />
حقيقة حمدك ولا عقله،<br />
فأحمدك كما أطيقه، وألحقه إذ كنت عاجزا ممّا أنت وليّه ومستحقّه والحمد لرب ّالعالمين حمدا يستغرق الألفاظ الشّارحة معناه، ويسبق<br />
الألحاظ الطّامحة أدناه، لا يرد وجهه نكوص، ولا يجد كنهه تخصيص، ولا يجوزه بقبض ولا ببسط مثال نطق ولا تخمين، ولا يحصره<br />
بفعل ولا بخط ّشمال ولا يمين، ولا يجمعه عدد يحصيه، ولا يسعه الحد ّأبدا يحو يه، ولا يدعه أحد يستوي فيه، إذا سبقت هواديه لحقت<br />
كرك، لأنّي إنتواليه، وأشكرك على نعمك الّتي لا أحصيها شكرا يقتضي ز يادتها، ويستدعي مع أنّي عاجز عن شكرك والقيام بواجب ذ<br />
أنفذت الشّكر، فبالعقل الّذي أعطيته وإن تكلّمت فباللّطف الّذي آتيت وإن تعبّدت لك فبالقوّة الّتي أوليت، فأين الشّكر الّذي أصفه<br />
لنفسي، فإن ّجميع ذلك هو لك ومنك، ولو ملـكت اعتقادي بقلبي من دون هدايتك، وإظهاره بلساني دون معونتك، ما كان فقدان<br />
ذلك حتّى ينهض الحمل أيسر، ما أسبقت من نقمك وصرفت من نعمك، ولو تعبّدت لك مدّة حياتي حتّى لا أتنعمّن ّإلا في عبادتك،<br />
أين كان يبلغ ذلك ممّا تستحقه بجلال عظمتك ولو قطعت عنّي مادّة الرّزق يوما لم أستطع القيام بشيء من أمرك، ولو لم تحفظني من<br />
٤٤---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
جميع الآفات لشغلني أضعف دبيب من خلقك عن قضاء فرضك، بل النّعمة من فواضل جودك، والعبد من ضعفاء عبيدك، وما تيسّر<br />
من الشّكر فبتوفيقك وتسديدك، وأسألك أن تصلّي على سيّدنا محمّد الّذي جعلته نور الرّشاد ودليل العباد إلى يوم المعاد، صلاة ٺتضاعف<br />
إلى الأبد، وتشتمل بالمزيد والمدد، وتبلّغه بالرّحمة والبركات، تؤديه عنّي بالتّحيّة والسّلام إلى حشر الأنام، وعلى آله وسلّم تسليما كثيرا<br />
بدوام ملك الله.<br />
ومن كلامه رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا نور، يا حقّ، يا مبين، افتح قلبي بنورك وعلّمني من علمك واحفظني بحفظك وأسمعني منك، وفهّمني عنك وبصّرني بك،<br />
وسبّب لي سببا من فضلك، تغنني به من الفقر، وتعزّني به من الذّلّ، وتصلح لي به الدّنيا والآخرة، وتوصلني به إلى النّظر إلى وجهك<br />
الـكريم في جنّة الفردوس إنّك على كل ّشيء قدير، يا نعم المولى ونعم النّصير.<br />
ومن أذكاره رضي الله عنه:<br />
يا الله، يا حميد، يا مجيد، يا الله، يا كريم، يا برّ، يا رحيم، يا الله، يا قويّ، يا متين، هب لي من رحمتك ما أحمدك به فأكون من المؤمنين،<br />
وارزقني من لطائف العز ّما أكون به قويّا متينا حاملا محمولا في العالمين وهب لي من كرمك ما أكون به برّا تقيّا من الصّالحـين يا<br />
كه وهم الواهمين، إلهي وجدتك رحيما، كيف لا أرجوك وكيف لا أجد ناصرا وأنا أرجوك،رحيم، يا لطيف ألطف بي لطفا لا يدر<br />
من لي إذا قطعتني ومن ليس لي إذا رحمتني فصلني من حيث تعلم ولا أعلم إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن كلامه قدّس الله سرّه:<br />
أعوذ بك من عذابك يوم تبعث عبادك، وأعوذ بك من عاجل العذاب ومن سوء الحساب، فإنّك لسر يع العقاب وإنّك لغفور رحيم،<br />
رب ّإنّي ظلمت نفسي ظلما كثيرا فاغفر لي وتب عليّ، لا إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين.<br />
ومن كلامه قدّس الله سرّه:<br />
سبحان الله وبحمده، سبحان الله العظيم لا إله إلا الله. اللهم ّثبّت علمها في قلبي واغفر لي ذنبي واغفر للمؤمنين والمؤمنات، وقل الحمد<br />
لل᧦ّٰه وسلام على عباده الّذين اصطفى.<br />
ومن كلامه رضي الله عنه:<br />
يا من له الأمر كلّه، أسألك الخـير كلّه، وأعوذ بك من الشّر ّكلّه، فإنّك أنت الله الّذي لا إله إلا أنت الغني ّالغفور الرّحيم، أسألك<br />
بالهادي محمّد صلّى الله عليه وسلّم }إِلَى صِرَاط ٍمُسْتَقِيْمٍ، صِرَاط ِالله ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِأَلَا إِلَى الله ِتَصِيْر ُالْأُمُوْرُ{<br />
كري، وتيسّر بها أمري، وتنزّه بها فكري، وتقدّس بها سرّي،]الشورى:٥٢ - ٥٣[، وأسألك مغفرة تشرح بها صدري، وترفع بها ذ<br />
وتكشف بها ضرّي، وترفع بها قدري، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن كلامه في بعض مناجاته قدّس الله سرّه:<br />
يا الله، يا وليّ، يا نصير، يا غنيّ، يا حميد، أعوذ بك من دنيا لا يكون فيها نصيب لوجهك، ومن عمل آخرة يكون فيها حظ لغيرك،<br />
كة تعرّي عن الاقتداء بسنّة رسولك، وعن بصيرة لا تؤدّي إلى حقيقة معرفتك، واعطف بقلبي في حضرتك، وأغننيوأعوذ بك من حر<br />
عن رعايتي برعايتك، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
ومن كلامه رضي الله عنه:<br />
يا واسع يا عليم يا ذا الفضل العظيم، إن تمسسني بضر ّفلا كاشف له إلا أنت وإن تردني بخـير فلا راد ّلفضلك، تصيب به من تشاء من<br />
عبادك وأنت الغفور الرّحيم.<br />
ومن كلامه قدّس الله سره:<br />
٤٥---<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ٣٢<br />
سبحان الملك القدّوس الخلاق الفعّال )سبع مرات(، ثم يقرأ قوله تعالى: }إِن ْيَشَأ ْيُذْهِبْكُم ْوَيَأْت ِبِخَلْق ٍجَدِيْدٍ، وَمَا ذَلِك َعَلَى الله ِبِعَزِيْزٍ{<br />
كره اليافعي في الدر ّالنظيم من كلام أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه مما تبېن نفعه وظهرت]إبراهيم:١٩ - ٢٠[، ومن ذلك ما ذ<br />
بركاته لمن وقع عليه خوف من سلطان جائر وطلبه أحد بغير حق أو روعه ظالم، أو فاجر أو ضلت به طر يق أن يقرأ سورة يس، ثم<br />
يقول: بسم الله الرّحمن الرّحيم، بسم الله الّذي لا إله إلا هو الحي ّالقيّوم، بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في الأرض ولا في السّماء<br />
وهو السّميع العليم. اللهم ّإنّي أعوذ بك من شر ّفلان وفلانة، فإنه يكفى ذلك، وكان يقول إذا أردت الصدق في القول فأكثر من<br />
قراءة: }إِنَّا أَنْزَلْنَاه ُفِي ْلَيْلَة ِالْقَدْرِ{ ]القدر:١[، وإن أردت الإخلاص في جميع أحوالك، فاعن على نفسك بقراءة: }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ{<br />
ِ]الإخلاص:١[، وإن أردت السّلامة فأكثر من قراءة: }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنّاسِ{ ]الناس:١[، قال بعضهم: وأقل الإكثار سبعون كل<br />
يوم إلى سبعمائة، وكان يقول: إذا ورد عليك مزيد من الدّنيا والآخرة فقل: }حَسْبُنَا الله ُسَيُؤْتِيْنَا الله ُمِن ْفَضْلِه ِوَرَسُوْلُه ُإِنَّا إِلَى الله<br />
رَاغِبُوْنَ{ ]التوبة:٥٩[، وكان يقول إذا استحسنت شيئا من أحوالك الظاهرة والباطنة وخفت زواله فقل: ما شاء الله لا قوّة إلا بالله،<br />
وكان يقول من أراد أن يسلم من أهوال الدّنيا والآخرة فليقرأ: }إِذَا اَلشَّمْس ُكُوِّرَتْ{ ]التكوير:١[، وكان يقول إذا خوفك أحد من<br />
ٌالجن ّوالإنس فقل: }حَسْبُنَا الله ُونِعْم َاَلْوَكِيْلُ{ ]آل عمران:١٧٣[،<br />
ِكْرِّكْر َو َيَقُوْلُوْن َإِنَّه ُلَمَجْنُوْنٌ، وَمَا هُو َإِلَّا ذو كان رضي الله عنه يقرأ للعين: }وَإِن ْيَكَاد ُالَّذِيْن َكَفَرُوْا لَيُزْلِقُوْنَك َبِأَبْصَارِهِم ْلَمَّا سَمِعُوا الذ<br />
لِلْعَالَمِيْنَ{ ]القلم:٥١ - ٥٢[، وكان يقول من قرأ: }اقْرَأ ْبِاسْم ِرَبِّكَ{ ]العلق:١[ كفي هم ّالظّاهر، ومن قرأ: }إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ{ ]القدر:١[<br />
كفي هم ّالباطن.<br />
ومن أذكاره رضي الله عنه:<br />
لا إله إلا الله الأوّل الآخر الظّاهر الباطن محمّد رسول الله السّيّد الفاتح الخاتم. ومنها أيضا: يا الله، يا نور، يا حقّ، يا مبين، أحي قلبي<br />
بنورك وأقمني بشهودك، وعرّفني الطّر يق إليك. ومنها أيضا: رب ّاغفر لي واجعلني لك عبدا ذائب التّمييز بأنوارك، مطموس الحسن<br />
بجلالك، واغفر لي وللمؤمنين والمؤمنات. ومنها:<br />
كّرني وفهّمني وارحمني وفرّحني وبرّني وفرّغني من كل ّشيء إلا مناللهم ّاغفر لي واسترني ولا تفضحني في الدّنيا والآخرة، وعلّمني وذ<br />
كرك وطاعة رسولك ومحابّك ومحاب ّرسولك صلّى الله عليه وسلّم. وكان يقول عقب كلامه رضي الله عنه:ذ<br />
اللهم ّكن بنا رؤوفا وعلينا عطوفا وخذ بأيدينا إليك أخذ الـكرام، وقوّمنا إذا اعوججنا، وأعنّا إذا استقمنا، وخذ بأيدينا إذا عثرنا وكن لنا<br />
حيث ما كنّا. وقال رضي الله عنه: قلت على مصيبة نزلت: إنّا لل᧦ّٰه وإنّا إليه راجعون.<br />
اللهم ّأجرني في مصيبتي، وأعقبني خيرا منها، فألقي إلي ّأن أقول: واغفر لي سيّئها وما كان من توابعها وما اتّصل بها وما هو محشو فيها<br />
وكل ّشيء كان قبلها وما يكون بعدها فقلتها فهانت عليّ، فلو أن ّالدّنيا كلّها كانت لي وأصبت فيها لهانت عليّ، ولكان ما وجدت من<br />
برد الرّضاء والتّسليم أحب ّإلي ّمن ذلك كلّه. وقال رضي الله عنه: رأيت كأن ّرجلا جاء إلي ّوقال: إن ّالسّلطان يأتي إليك فقل:<br />
اللهم ّألق علي ّمن زينتك ومحبّتك إلى قوله: يا الله، يا أحد، يا واحد، يا قهّار، كما تقدّم في دعوة: }فَلَمَّا رَأَيْنَه ُأَكْبَرْنَهُ{ ]يوسف:٣١[<br />
الآية. وقال رضي الله عنه: رأيت رسول<br />
الله صلّى الله عليه وسلّم قال لي: قل لفلان بن فلان يقول هذه الكلمات، فمن قالها تنصب ّعليه الرّحمة صبّا كالمطر، الحمد لل᧦ّٰه الّذي منه<br />
بدأ الحمد وإليه يعود وكل ّشيء كذلك لا إله إلا الله.<br />
ّاللهم ّاغفر لي شركي وظلمي وتقصيري، واغفر للمؤمنين والمؤمنات. وقال رضي الله عنه: خرجت من منزلي لصلاة الصّبح، فلقّنت<br />
كر بسم الله رب ّجبر يل، بسم الله رب ّميكائيل، بسم الله رب ّإسرافيل، بسم الله رب ّعزرائيل، بسم الله رب ّمحمّد، بسم الله ربذ<br />
إبراهيم، بسم الله رب ّموسى، بسم الله رب ّعيسى، بسم الله رب ّكل ّشيء وهو على كل ّشيء وكيل، له مقاليد السّموات والأرض<br />
٤٦---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
يبسط الرّزق لمن يشاء و يقدر وهو بكل ّشيء عليم. وقال رضي الله عنه ممّا يصلح أن يقال في أوّل اللّيل وفي أوّل النهار وفي أثنائهما:<br />
أعوذ بعزّة الله، أعوذ بقدرة الله. . . إلى آخر التّعويذ المتقدّم.<br />
وقال رضي الله عنه: وقد أراد أن يمشي لبعض الظلمة في الدّفع لرجل من الصّالحـين: اللهم ّاجعل مشيتي إليه تواضعا لوجهك، وابتغاء<br />
ّلفضلك ورضوانك ونصرة لك ولرسولك، وزيّني بزينة الفقراء والمهاجرين الّذين أخرجوا من ديارهم وأموالهم يبتغون فضلا من الله<br />
ورضوانا وينصرون الله ورسوله أولئك هم الصّادقون، وخصّني بالمحبّة والإيثار ودفع الحاجة من الصّدور في اللّيل والنّهار، وقني شح<br />
نفسي واجعلني من المفلحين واغفر لنا ولإخواننا الّذين سبقونا بالإيمان ولا تجعل في قلوبنا غلا للّذين آمنوا، ربّنا إنّك رؤوف رحيم.<br />
وقال وقد سمع شكوى الناس مما هم فيه من الظّلم: اللهم ّإنّا برآء من جور الجائرين وظلم الظّالمين وإنا محبون لعدلك، فلا تجرّد علينا<br />
بسخطك إنّك على كل ّشيء قدير. وقال رضي الله عنه:<br />
كراهة المعصية والبغض لها، والزّهد في الدّنيا والحفظ بأمانة الشّرع لها، والثّقة بما في يدك والرّضااللهم ّإنّي أسألك الطّاعة والحب ّلها، و<br />
بما قسّمت منها وهيّئنا<br />
وهذه دعوة قوله تعالى: لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْن َ]الأنبياء:87[ ٣٣<br />
للشّكر مع الوجد، والرّضا مع الفقد، والبذل مع الفضل، واجعل ثواب ما يذهب عنّا أحب ّإلينا من منفعة ما بقي لنا، وهب لنا إخلاصا<br />
ذاتيّا وعملا زاكيا وعلما صافيا ونورا هاديا، فإنّك تهدي من تشاء إلى صراط مستقيم. وقال رضي الله عنه:<br />
اللهم ّإنّا نسألك انتباها ونظرا بك ومعرفة لك ومحبّة وعملا بطاعتك وشوقا إلى لقائك وخوفا منك ورجاء فيك وتوكّلا عليك ورضا بك<br />
وبرسولك وبما جاء من عندك، وأسألك وصلة به وتحقيقا بنوره ونظرا بنظره وإشرافا على علمه، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
وهذه دعوة قوله تعالى: }لَا إِلَه َإِلَّا أَنْت َسُبْحَانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َالظَّالِمِيْنَ{ ]الأنبياء:٨٧[<br />
وهي لتفريج الـكروب والخلاص من كل غم، والنجاة من كل مكروه<br />
وقال رضي الله عنه: بت ليلة في غم ّعظيم فألهمت أن أقول:<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي مننت علي ّبالإيمان والمحبّة والطّاعة والتّوحيد، وأحاطت بي الغفلة والشّهوة والمعصية، وطرحتني النّفس في بحر الهوى فهي مظلمة،<br />
وعبدك محزون مهموم مغموم، قد التقمه نون الهوى، وهو يناديك نداء المحبوب المعصوم نبيّك وعبدك يونس ابن متّى، وهو يقول لا<br />
إله إلا أنت سبحانك إنّي كنت من الظّالمين، فاستجب لي كما استجبت له وأيّدني بالمحبّة في محل ّالتّفريد والوحدة، وأنبت علي ّأشجار<br />
اللّطف والحنان، فإنّك أنت الله الملك المنّان، وليس لي إلا أنت وحدك لا شر يك لك ولست بمخلف وعدك لمن آمن بك، إذ قلت<br />
كذلك ننجي المؤمنين.وقولك الحقّ، فاستجبنا له ونجّيناه من الغم ّو<br />
***<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم:<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ،<br />
٤٧---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْن{ ]الفاتحة:١ - ٧[ آمين.<br />
سبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم.<br />
}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي ْيَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا<br />
بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْمُ{<br />
]البقرة:٢٥٥[.<br />
}آمَن َالرَّسُوْل ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِالله ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوْا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا<br />
غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن ْنَسِينَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا<br />
وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِيْن َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه ِوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا أَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى<br />
َالْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٥ - ٢٨٦[.<br />
}الم، الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْمُ، نَزَّل َعَلَيْك َالْكِتَاب َبِالْحَق ِّمُصَدِّقًا لِمَا بَيْن َيَدَيْه ِوَأَنْزَل َالتَّوْرَاة َوَالْإِنْجِيْلَ، مِن ْقَبْل ُهُدًى لِلنَّاس ِوَأَنْزَل<br />
الْفُرْقَان َإِن َّالَّذِيْن َكَفَرُوْا بِآيَات ِالله ِلَهُم ْعَذَاب ٌشَدِيْد ٌوَالله ُعَزِيْز ٌذُو انْتِقَامٍ{ ]آل عمران:١ - ٤[<br />
}يَاأَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ، قُم ْفَأَنْذِرْ، وَرَبَّك َفَكَبِّرْ، وَثِيَابَك َفَطَهِّرْ، وَالرُّجْز َفَاهْجُرْ، وَلَا تَمْنُن ْتَسْتَكْثِرُ، وَلِرَبِّك َفَاصْبِرْ{ ]المدثر:١ - ٧[<br />
}اقْرَأ ْبِاسْم ِرَبِّك َالَّذِي ْخَلَقَ، خَلَق َالْإِنْسَان َمِن ْعَلَقٍ، اقْرَأ ْوَرَبُّك َالْأَكْرَمُ، الَّذِي ْعَلَّم َبِالْقَلَمِ، عَلَّم َالْإِنْسَان َمَا لَم ْيَعْلَمْ{ ]العلق:١ - ٥[.<br />
}الرَّحْمَنُ، عَلَّم َالْقُرْآنَ، خَلَق َالْإِنْسَانَ، عَلَّمَه ُالْبَيَانَ، الشَّمْس ُوَالْقَمَر ُبِحُسْبَانٍ، وَالنَّجْم ُوَالشَّجَر ُيَسْجُدَان، وَالسَّمَاء َرَفَعَهَا وَوَضَع َالْمِيْزَانَ، أَلَّا<br />
تَطْغَوْا فِي الْمِيْزَانِ، وَأَقِيْمُوا الْوَزْن َبِالْقِسْط ِوَلَا تُخْسِرُوا الْمِيْزَانَ{ ]الرحمن:١ - ٩[ }تَبَارَك َاسْم ُرَبِّك َذِي الْجَلَال ِوَالْإِكْرَامِ{ ]الرحمن:٧٨[.<br />
ُسبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم، سبحان ربي العظيم.<br />
}سَبَّح َلل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِيُحْيِي ْوَيُمِيْت ُوَهُو َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، هُو َالْأَوَّل<br />
ِوَالْآخِر ُوَالظَّاهِر ُوَالْبَاطِن ُوَهُو َبِكُل ِّشَيْء ٍعَلِيْمٌ، هُو َالَّذِي ْخَلَق َالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َفِي ْسِتَّة ِأَيَّام ٍثُم َّاسْتَوَى عَلَى الْعَرْش ِيَعْلَم ُمَا يَلِج ُفِي<br />
الْأَرْض ِوَمَا يَخْرُج ُمِنْهَا وَمَا يَنْزِل ُمِن َالسَّمَاء ِوَمَا يَعْرُج ُفِيهَا وَهُو َمَعَكُم ْأَيْن َمَا كُنْتُم ْوَالله ُبِمَا تَعْمَلُوْن َبَصِيْرٌ، لَه ُمُلْك ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض<br />
ُوَإِلَى الله ِتُرْجَع ُالْأُمُوْرُ، يُوْلِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِو َيُوْلِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَهُو َعَلِيْم ٌبِذَات ِالصُّدُوْرِ{ ]الحديد:١ - ٦[.<br />
َ}هُو َالله ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن<br />
الْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان َالله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو<br />
الْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢ - ٢٤[.<br />
}قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَدٌ{ ]الإخلاص:١ - ٤[<br />
}قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات ِفِي الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١<br />
.[٥ -<br />
}قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ، مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه ِالنَّاسِ، مِن ْشَر ِّالْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي ْصُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{<br />
]الناس:١ - ٦[.<br />
اللهم ّيا من هو كذلك، وعلى ما وصفه به عباد الله المخلصون من النبيين والصديقين، والشهداء والصالحـين، والعلماء الموقنين، والأولياء<br />
المقربين، ومن أهل سماواته وأرضه، وسائر الخلق أجمعين، أسألك بها وبالآيات والأسماء كلّها، وبالعظيم منها، وبالأم، والسيدة،<br />
وبخواتيم سورة البقرة، وبالمبادي والخواتيم، وبآمين على الموافقة، وبحاء الرحمة، وميم الملك، ودال الدوام.<br />
٤٨---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤ْ<br />
ُ}مُحَمَّد ٌرَسُوْل ُالله ِوَالَّذِيْن َمَعَه ُأَشِدَّاء ُعَلَى الـْكُفَّار ِرُحَمَاء ُبَيْنَهُم ْتَرَاهُم ْرُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُون َفَضْلًا مِن َالله ِوَرِضْوَانًا سِيْمَاهُم ْفِي وُجُوهِهِم ْمِن<br />
أَثَر ِالسُّجُوْد ِذَلِك َمَثَلُهُم ْفِي التَّوْرَاة ِوَمَثَلُهُم ْفِي الْإِنْجِيْل ِكَزَرْع ٍأَخْرَج َشَطْأَه ُفَآزَرَه ُفَاسْتَغْلَظ َفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِه ِيُعْجِب ُالزُّرَّاع َلِيَغِيْظ َبِهِم<br />
الـْكُفَّار َوَعَد َالله ُالَّذِيْن َآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَات ِمِنْهُم ْمَغْفِرَة ًوَأَجْرًا عَظِيْمًا{ ]الفتح:٢٩[<br />
أحون قاف أدم ّحم ّهاء آمين.<br />
كهيعص: اغفر لي وارحمني برحمتك التي رحمت بها أنبياءك ورسلك، ولا تجعلني }بِدُعَائِك َرَب ِّشَقِيًّا{ ]مريم:٤[.<br />
وإني خفت، وأخاف أن أخاف، ثم لا أهتدي إليك سبيلا، فاهدني إليك، وأمني بك من كل خوف ومخوف، في الدنيا والآخرة،<br />
إنك على كل شيء قدير.<br />
اللهم ّيا بديع السّموات والأرض، يا قيوم الدارين، و يا قيوم بكل شيء، يا حي يا قيوم، يا إلهنا لا إله لنا إلا أنت، كن لنا وليا ونصيرا<br />
وأمنا، وأمنّا بك من كل شيء، حتى لا نخاف إلا أنت، واجعلنا في جوارك، واحجبنا بالذي حجبت به<br />
أولياءك، فترى ولا يراك أحد من خلقك، وأصبب علينا من الخـير أكمله وأجمله، واصرف عنا من الشر أصغره وأكبره، طس، حم،<br />
عسق، }مَرَج َالْبَحْرَيْن ِيَلْتَقِيَانِ، بَيْنَهُمَا بَرْزَخ ٌلا يَبْغِيَانِ{ ]الرحمن:١٩ - ٢٠[.<br />
اللهم ّإنا نسألك الخوف منك، والرجاء فيك، والمحبة لك، والشوق إليك، والأنس بك، والرضا عنك، والطاعة لأمرك، على بساط<br />
مشاهدتك، ناظرين منك إليك، وناطقين بك عنك، لا إله إلا أنت سبحانك، ربنا ظلمنا أنفسنا وقد تبنا إليك قولا وعقدا، فتب علينا<br />
جودا وعطفا، واستعملنا بعمل ترضاه، وأصلح لنا في ذر ياتنا، إنا تبنا إليك، وإنا من المسلمين، يا غفور، يا ودود، يا برّ، يا رحيم، اغفر<br />
لنا ذنوبنا، وقربنا بودك، وصلنا بتوحيدك، وارحمنا بطاعتك، ولا تعاقبنا بالفترة، ولا بالوقفة مع كل شيء دونك، واحملنا على سبيل<br />
القصد، واعصمنا من جائرها، إنك على كل شيء قدير.<br />
اللهم ّيا جامع الناس ليوم لا ريب فيه، اجمع بيننا وبين الصدق والنية والإخلاص والخشوع والهيبة والحياء والمراقبة والنور واليقين<br />
والعلم والمعرفة والحفظ والعصمة والنشاط والقوة والستر والمغفرة والفصاحة والبيان والفهم في القرآن، وخصنا منك بالمحبة والاصطفائية<br />
والتخصيص والتولية، وكن لنا سمعا وبصرا ولسانا وقلبا وعقلا ويدا ومؤيدا، وآتنا العلم اللدني، والعمل الصالح، والرزق الهنيّ، الذي<br />
لا حجاب به في الدنيا، ولا حساب ولا سؤال ولا عقاب عليه في الآخرة على بساط علم التوحيد والشرع سالمين من الهوى والشهوة<br />
والطبع، وأدخلنا مدخل صدق، وأخرجنا مخرج صدق، واجعل لنا من لدنك سلطانا نصيرا.<br />
يا الله، يا علي، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، يا سميع، يا بصير، يا مريد، يا قدير، يا حي، يا قيوم، يا رحمن، يا رحيم، يا من هو هو هو<br />
يا هو، أسألك بعظمتك التي ملأت أركان عرشك، وبقدرتك التي قدرت بها على خلقك، وبرحمتك التي وسعت كل شيء، وبعلمك<br />
المحيط بكل شيء، وبإرادتك التي لا ينازعها شيء، وبسمعك وبصرك القريبېن من كل شيء، يا من هو أقرب إلي ّمن كل شيء، قد<br />
قل ّحيائي وعظم افترائي، وبعد منائي، واقترب شقائي، وأنت البصير بمحنتي وحيرتي وشهوتي وسوءتي، تعلم ضلالتي وعمايتي وفاقتي،<br />
وما قبح من صفاتي؛ آمنت بك وبأسمائك وصفاتك، وبمحمد رسولك؛ فمن ذا الذي يرحمني<br />
غيرك، ومن ذا الذي يسعدني سواك، فارحمني وأرني سبيل الرشد، واهدني إليه سبيلا، وأرني سبيل الغي وجنبني إياه، واصحبني منك<br />
النور والحق والحكم والفصل والبيان، واحرسني بنورك يا الله يا نور، يا حق، يا مبين، افتح لي قلبي بنورك، وعلمني من علمك، وفهمني<br />
عنك، وأسمعني منك، وبصرني بك إنك على كل شيء قدير.<br />
اللهم ّإني أصبحت وأنا أريد الخـير وأكره الشر، وسبحان الله، والحمد للّه، ولا إله إلا الله، والله أكبر، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي<br />
العظيم، فاهدني بنورك لنورك، فيما يرد علي ّمنك، وفيما يصدر مني إليك، وفيما يجري بيني وبين خلقك، وضيق علي ّبقربك، واحجبني<br />
بحجب عزتك وعز ّحجبك، وكن أنت حجابي حتى لا يقع شيء مني إلا عليك، وسخر لي أمر هذا الرزق، واعصمني من الحرص والتعب<br />
في طلبه، ومن شغل القلب وتعلق الهم به، ومن الذل للخلق بسببه، ومن التفكر والتدبر في تحصيله، ومن الشح والبخل بعد حصوله، وما<br />
٤٩---<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ٣٤<br />
يعرض في النفس من ذلك وتخلقه بقدرتك على وفق إرادتك وعلمك، ومن ضرورات الحاجة إلى خلقك، فاجعله اللهم سببا لإقامة<br />
كرا من أذكارك، وسرا من أسرارك، وطاعةالعبودية، ومشاهدة لأحكام الربوبية، وهب لي خفية من خفياتك، ونورا من أنوارك، وذ<br />
من طاعات أنبيائك، وصحبة لملائكتك، وتول أمري بذاتك، ولا تكلني إلى نفسي طرفة عين ولا أقل من ذلك، واجعلني حسنة من<br />
حسناتك، ورحمة بين عبادك، تهدي بها من تشاء إلى صراط مستقيم، }صِرَاط ِالله ِالَّذِي ْلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِأَلَا إِلَى<br />
الله ِتَصِيْر ُالْأُمُوْرُ{ ]الشورى:٥٣[.<br />
اللهم ّاهدني لنورك، واعطني من فضلك، وامنعني من كل عدو حولك. .<br />
كرك، وقلبا يسمع بالحق منك، وروحا يكرم بالنظر إليك، وسرا ممتعا بحقائقومن كل شيء يشغلني عنك، وهب لي لسانا لا يفتر عن ذ<br />
قربك، وعقلا جائلا بجلال عظمتك، وزيّن ما ظهر وما بطن مني بأنواع طاعتك، يا سميع يا عليم، يا عزيز يا حكيم.<br />
اللهم ّكما خلقتني فاهدني، وكما أمتني فاحيني، وكما أطعمتهم فأطعمني واسقني، ومرضي لا يخفى عليك فاشفني، وقد أحاطت بي خطيئاتي<br />
فاغفر لي، وهب لي علما يوافق علمك، وحكما يصادف حكمك، واجعل لي لسان صدق بين<br />
عبادك، واجعلني من ورثة جنتك، ونجني من النار بعفوك، وأدخلني الجنة حالا ومآلا برحمتك، وأرني وجه سيدنا محمد نبيك، وارفع<br />
الحجاب فيما بيني وبينك، واجعل مقامي عندك دائما بين يديك وناظرا منك إليك، واسقط البين عني حتى لا يكون شيء بيني وبينك،<br />
واكشف لي عن حقيقة الأمر كشفا لا طلب بعده لعبدك مع المزيد المضمون بكريم وعدك، إنك على كل شيء قدير.<br />
يا الله، يا عظيم، يا سميع، يا عليم، يا بر، يا رحيم، عبدك قد أحاطت به خطيئاته، وأنت العظيم، وندائي كأنه لم يسمع وأنت السميع،<br />
وقد عجزت عن سياسة نفسي، وأنت العليم، وأنّى لي برحمتها وأنت البر الرحيم، كيف يكون ذنبي عظيما مع عظمتك؟ أم كيف تجيب<br />
من لم يسألك وتترك من سألك؟ أم كيف أسوس نفسي بالبر وضعفي لا يعزب عنك؟ أم كيف أرحمها بشيء وخزائن الرحمة بيديك؟<br />
إلهي عظمتك ملأت قلوب أوليائك، فصغر لديهم كل شيء، فاملأ قلبي بعظمتك حتى لا يصغر ولا يعظم لديه شيء، واسمع ندائي<br />
بخصائص اللطف، فإنك السميع من كل شيء.<br />
اللهم ّستر عنّي مكاني منك حتى عصيتك وأنا في قبضتك واجترحت ما اجترحت فكيف لي بالاعتذار إليك؟ إلهي جذبك لي أطمعني<br />
فيك، وحجابي عنك آيسني من غيرك، فاقطع حجابي حتى أصل إليك، واجذبني جذبة لا أرجع بعدها لغيرك.<br />
كم من سيئة ممن تحب لا وزر لها، فاجعل سيئاتي سيئات من أحببت، ولا تجعل حسناتيإلهي كم من حسنة ممن لا تحب لا أجر لها، و<br />
حسنات من أبغضت، فإن كرم الـكريم من السيئات أتم منه مع الحسنات، فأشهدني كرمك على بساط رحمتك، ورضّني بقضائك،<br />
وصبّرني على طاعتك فيما أجريت علي ّمن أمرك ونهيك، وأوزعني شكر نعمتك، وغطّني برداء عافيتك حتى لا أشرك بك مع المزيد<br />
المضمون بكريم وعدك، إنك على كل شيء قدير.<br />
إلهي معصيتك نادتني بالطاعة، وطاعتك نادتني بالمعصية، ففي أيهما أخافك، وفي أيهما أرجوك، إن قلت بالمعصية قابلتني بفضلك، فلم<br />
تدع لي خوفا، وإن قلت بالطاعة قابلتني بعدلك، فلم تدع لي رجاء، فليت شعري كيف أرى إحساني مع<br />
إحسانك، أم كيف أجهل فضلك مع عصيانك، قاف جيم، سران من سرك، وكلاهما دالان على غيرك، فبالسر الجامع الدال عليك<br />
لا تدعني لغيرك، إنك على كل شيء قدير.<br />
يا الله، يا غفار، يا منعم، يا هادي، يا ناصر، يا عزيز، هب لي من نور أسمائك ما أتحقق به حقائق ذاتك، وافتح لي واغفر لي، وأنعم<br />
علي ّواهدني، وانصرني وأعزّني، يا معز لا تذلّني بتدبير مالك، ولا تشغلني عنك بمالك، فالكل كلك، والأمر أمرك، والسر سرك، عدمي<br />
وجودي، ووجودي عدمي، فالحق حقك، والجعل جعلك، ولا إله غيرك، وأنت الله الحق المبين.<br />
يا عالم السر وأخفى، يا ذا الـكرم والوفاء، علمك قد أحاط بعبدك وقد شقى في طلبك، فكيف لا يشقى من طلب غيرك، وتلطف بي<br />
حتى علمت أن طلبي لك جهل، وطلبي لغيرك كفر، فأجرني من الجهل، واعصمني من الـكفر، يا قريب أنت القريب وأنا البعيد، قربك<br />
أيأسني من غيرك، وبعدي عنك ردني للطلب لك، فكن لي بفضلك حتى تمحو طلبي بطلبك، يا قوي يا عزيز، إنك على كل شيء قدير.<br />
٥٠---<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ٣٥<br />
اللهم ّلا تعذبنا بإرادتنا وحب شهواتنا، فنشغل أو نحجب أو نفرح بوجود مرادنا، أو نحزن أو نسخط أو نسلم تسليم النفاق عند الفقد،<br />
وأنت أعلم بقلوبنا، فارحمنا بالنعيم الأكبر، والمزيد الأفضل، والفوز الأكمل، وغيبنا وغيب عنا كل شيء، واشهدنا إياك بالإشهاد وانصرنا<br />
في الحياة الدنيا و يوم يقوم الأشهاد.<br />
يا الله، يا قدير، يا مريد، يا عزيز، يا حكيم، يا حميد، إنا نسألك بالقدرة العظمى، وبالمشيئة العليا، وبالآيات والأسماء كلها، وبهذا<br />
العظيم منها أن تسخر لنا هذا البحر، وكل بحر هو لك في الأرض والسماء والملك والملـكوت، كما سخرت البحر لموسى، وسخرت النار<br />
لإبراهيم، وسخرت الجبال والحديد لداود، وسخرت الريح والشياطين لسليمان، وسخرت لنا كل شيء يا من بيده ملـكوت كل شيء، وهو<br />
يجـير ولا يجار عليه، يا عليم، يا عظيم، يا حليم، يا عليم، أحون قاف أدم ّحم ّهاء آمين. اهـ.<br />
***<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ٣٥<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري<br />
ّبسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي أنا الفقير في غنائي، فكيف لا أكون فقيرا في فقري؟ إلهي أنا الجاهل في علمي، فكيف لا أكون جهولا في جهلي؟ إلهي إن<br />
اختلاف تدبيرك، وسرعة حلول مقاديرك، منعا عبادك العارفين بك عن السّكون إلى عطاء، واليأس منك في بلاء.<br />
إلهي منّي ما يليق بلؤمي ومنك ما يليق بكرمك. إلهي وصفت نفسك باللّطف والرّأفة بي قبل وجود ضعفي، أفتمنعني منهما بعد وجود<br />
ضعفي؟ إلهي إن ظهرت المحاسن منّي فبفضلك ولك المنّة عليّ، وإن ظهرت المساوئ، منّي فبعدلك ولّك الحجّة عليّ. إلهي كيف تكلني<br />
وقد توكّلت عليك؟ وكيف أضام، وأنت النّاصر لي؟ أم كيف أخيب وأنت الحفي ّبي؟ ها أنا أتوسّل إليك بفقري إليك، وكيف أتوسّل<br />
إليك بما هو محال أن يصل إليك؟ أم كيف أشكو إليك حالي وهو لا يخفى عليك؟ أم كيف أترجم لك بمقالي وهو منك برز إليك؟ أم<br />
كيف تخيب آمالي وهي قد وفدت عليك؟ أم كيف لا تحسن أحوالي وبك قامت وإليك؟ إلهي ما ألطفك بي مع عظيم جهلي! وما<br />
أرحمك بي مع قبيح فعلي! إلهي ما أقربك منّي! وما أبعدني عنك! إلهي ما أرأفك بي، فما الّذي يحجبني عنك؟ إلهي قد علمت باختلاف<br />
الآثار وتنقّلات الأطوار أن ّمرادك منّي أن ٺتعرّف إلي ّفي كل ّشيء حتّى لا أجهلك في شيء. إلهي أخرسني لؤمي وأنطقني كرمك<br />
وكلّما آيستني أوصافي أطمعتني مننك، إلهي من كانت محاسنه مساوئ فكيف لا تكون مساو يه مساوئ؟ ومن كانت حقائقه دعاوي<br />
فكيف لا تكون دعاو يه دعاوي؟ إلهي حكمك النّافذ ومشيئتك القاهرة لم يتركا لذي مقال مقالا ولا لذي حال حالا. إلهي كم من<br />
طاعة بنيتها وحالة شيّدتها، هدم اعتمادي عليها عدلك، بل أقالني منها فضلك، إلهي إنّك تعلم وإن لم تدم الطّاعة منّي فعلا جزما، فقد<br />
دامت محبّة وعزما، إلهي كيف أعزم وأنت القاهر؟ وكيف لا أعزم وأنت<br />
الآمر؟ إلهي تردّدي في الآثار يوجب بعد المزار فاجمعني عليك بخدمة توصلني إليك. إلهي كيف يستدل ّعليك بما هو في وجوده مفتقر<br />
إليك؟ أيكون لغيرك من الظّهور ما ليس لك، حتّى يكون هو المظهر لك؟ متى غبت حتّى يحتاج إلى دليل يدل ّعليك؟ ومتى بعدت<br />
حتّى تكون الآثار هي الّتي توصل إليك؟ إلهي عميت عين لا تراك عليها رقيبا وخسرت صفقة عبد لم تجعل له من حبّك نصيبا. إلهي<br />
أمرت بالرّجوع إلى الآثار فارجعني إليها بكسوة الأنوار وهداية الاستبصار حتّى أرجع إليك منها كما دخلت منها إليك مصون السّر ّعن<br />
النّظر إليها ومرفوع الهمّة عن الاعتماد عليها، إنّك على كل ّشيء قدير. إلهي ذلّي ظاهر بين يديك وهذا حالي لا يخفى عليك، منك<br />
أطلب الوصول إليك وبك أستدل ّعليك فاهدني بنورك إليك وأقمني بصدق العبوديّة بين يديك. إلهي علّمني من علمك المخزون وصني<br />
بسر ّاسمك المصون، إلهي حقّقني بحقائق أهل القرب، واسلك بي مسالك أهل الجذب، إلهي أغنني بتدبيرك عن تدبيري وباختيارك لي<br />
عن اختياري وأوقفني على مراكز اضطراري، إلهي أخرجني من ذل ّنفسي وطهّرني من شكّي وشركي قبل حلول رمسي بك استنصر<br />
٥١---<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه ٣٦<br />
فانصرني، وعليك أتوكّل فلا تكلني وإيّاك أسأل فلا تخيّبني وفي فضلك أرغب فلا تحرمني، ولجنابك أنتسب فلا تبعدني، وببابك أقف<br />
فلا تطردني. إلهي تقدّس رضاك أن تكون له علّة منك فكيف تكون له علّة منّي أنت الغني ّبذاتك عن أن يصل إليك النّفع منك،<br />
فكيف لا تكون غنيّا عنّي، إلهي إن ّالقضاء والقدر غلباني، وإن ّالهوى بوثاق الشّهوة أسرني، فكن أنت النّصير لي حتّى تنصرني وتنصر<br />
بي، واغنني بفضلك حتّى استغنى بك عن طلبي، أنت الّذي أشرقت الأنوار في قلوب أوليائك وأنت الّذي أزلت الأغيار من قلوب<br />
أحبابك، أنت المؤنس لهم حيث أوحشتهم العوالم، وأنت الّذي هديتهم حتّى استبانت لهم المعالم، ماذا وجد من فقدك؟ وما الّذي<br />
فقد من وجدك؟ لقد خاب من رضي دونك بدلا، ولقد خسر من ابتغى عنك متحوّلا، إلهي كيف يرجى سواك وأنت ما قطعت<br />
الإحسان؟ وكيف يطلب من غيرك وأنت ما بدّلت<br />
عادة الامتنان؟ يا من أذاق أحبّاءه حلاوة مؤانسته فقاموا بين يديه متملّقين، و يا من ألبس أولياءه ملابس هيبته فقاموا بعزّته مستعزّين،<br />
كر الذّاكرين، وأنت الباديء بالإحسان من قبل توجّه العابدين، وأنت الجواد بالعطاء من قبل طلب الطّالبين،ّأنت الذّاكر من قبل ذ<br />
وأنت الوهّاب لنا ثم ّأنت لما وهبتنا من المستقرضين، إلهي اطلبني برحمتك حتّى أصل إليك واجذبني بمنّتك حتّى أقبل عليك، إلهي إن<br />
رجائي لا ينقطع عنك وإن عصيتك، كما إن ّخوفي لا يزايلني وإن أطعتك، إلهي قد دفعتني العوالم إليك وقد أوقفني علمي بكرمك عليك،<br />
كزتني؟ أم كيف لا أستعز ّوإليك قدإلهي كيف أخيب وأنت أملي؟ أم كيف أهان وأنت متّكلي؟ إلهي كيف أستعز ّوفي الذّلّة أر<br />
نسبتني؟ إلهي كيف لا أفتقر وأنت الّذي في الفقر أقمتني؟ أم كيف أفتقر وأنت الّذي بجودك أغنيتني؟ أنت الّذي لا إله غيرك تعرّفت<br />
لكل ّشيء فما جهلك شيء، وأنت الّذي تعرّفت إلي ّفي كل ّشيء، فرأيتك ظاهرا في كل ّشيء، فأنت الظّاهر لكل ّشيء، يا من استوى<br />
برحمانيّته على عرشه فصار العرش غيبا في رحمانيته، كما صارت العوالم غيبا في عرشه، محقت الآثار بالآثار، ومحوت الأغيار بمحيطات<br />
كه الأبصار، يا من تجلّى بكمال بهائه، فتحقّقت عظمته الأسرار، كيفأفلاك الأنوار، يا من احتجب في سرادقات عزّه عن أن تدر<br />
تخفى وأنت الظّاهر، أم كيف تغيب وأنت الرّقيب الحاضر؟<br />
***<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب ٣٦<br />
الشّاذلي رضي الله عنه<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّعلى النّبي ّالمتوّج بتاج الـكمال في مقام الحضرة الأكمليّة على سائر البر يّة، وسلّم سلام الخصوصيّة في حضرة الرّبوبيّة، صلاة<br />
وسلاما يتم ّنورهما لنا أبدا، ولا ينقطع ثوابهما بل يتجدّد سرمدا.<br />
اللهم ّصل ّعلى طلعة مبدأ الذّات، ومظهر أنوار الصّفات، ذي الجناب الأعظم، والجاه الأكرم والنّور الخارق، والقلم الفارق والجمال<br />
اليتيم، والصّراط المستقيم، والخلق العظيم، والهدى القويم، والـكمال المطلق، والعز ّالمحقّق، والمقام الأعلى والسّر ّالأجلى، والباطن الأتقى،<br />
والقلب الأنقى، واللّسان الفصيح، والوجه المليح، والجلال الظّاهر، والعنصر الطّاهر، والرّحمة الشّاملة، والنّعمة الكاملة، مبدأ الأمر<br />
والختام، ومنتهى النّهي والنّظام، طراز حلّة الملك والملـكوت، ومستودع خزائن الرّحموت، قطب دائرة الوجود، ومعدن فيوضات الـكرم<br />
والجود، إنسان عين الـكمال، وفخر المزايا والخصال، مفجر ينابيع الحكم، والمؤيّد بأعلى الهمم، لطيفة سر ّالخلافة الآدميّة، المشتملة المشتهرة<br />
بالأنوار المحمّديّة، خصّها الله بصلاة ترضى تلك اللّطيفة الأحمديّة، وسلام عاطر عليها من رب ّالبر يّة، تم ّمن عبد حقير معترف بالتّقصير،<br />
يرجو الصّلاة منك عليه، فصل ّاللهم ّعلى المطهّر التّامّ، واسطة عقد النّظام، فاتح خزائن المعارف، ومفيض الأسرار واللّطائف، نور<br />
ّكر السّبوحيّ،الأنوار وسر ّالأسرار، بحر الجود ومدد الوجود، وسيّد كل ّوالد ومولود، مقر ّالتّنزّلات ومجلى التّجلّيّات، بالمعنى الرّوحي ّوالذ<br />
٥٢---<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
روح الأرواح ولطيفة الارتياح، إنسان عين الأعيان في جميع دورات الزّمان، مبلغ المقاصد السّنيّة لذوي<br />
هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة ٣٧<br />
الهمم العليّة في الحضرات القدسيّة، بهجة الأنوار المتالقة في مظاهر الصّباح، وأنس حضرة الوجود القابلة لملاح الملاح، مرشد العقول<br />
وهادي النّفوس، ومنوّر الأرواح ومزيل البؤس، خطيب خطبة الوصال بلسان الاتّصال في جامع الجلال والجمال، إمام أهل العرفان<br />
في حضرة الإنسان.<br />
اللهم ّصل ّوسلّم عليه سلاما تعرّفنا به أسرار معارف دائرته الكلّيّة كما يعرفنا في دائرتنا الجزئيّة، اللهم ّحقّقنا بحقائق علوّه وبيانه في<br />
حضرات عيانه، وانزل علينا من بركاته ما يقرّبنا إليه في جميع حضراته. اللهم ّبحق ّخصوصيّته خصّنا بخواص معارفه الّتي ورثها عنه<br />
أهل الخصوصيّة حتّى صاروا بها في أكمل رتبة بين البر يّة. اللهم ّاجعل قلوبنا معمورة بمعارفه العلميّة، وأرواحنا منوّرة بأنواره السّنيّة،<br />
وعقولنا تابعة لمأموراته، ونفوسنا مرحوزة بمهيّاته، وأبداننا منقادة لذلك الهدى ما أحييتنا أبدا.<br />
اللهم ّاجعل حياتنا على سنّته وموتنا على ملّته، واجعله المجيب عنّا في البرزخ والشّفيع لنا عندك يوم القيامة من الأنكال وعظيم الأهوال<br />
واجعله لنا مجـيرا من عذابك، وجارا في دار ثوابك من غير سابق عذاب وامتحان، يا حنّان يا منّان. اللهم ّمتّعنا بطلعة شهوده في<br />
الدّارين، واجعله لنا أنيسا في الـكونين، واجعلنا عنده من أهل العناية في البداية والنّهاية، وارض عن آله وأصحابه والتّابعين، والحمد لل᧦ّٰه<br />
رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّعلى من منه انشقّت الأسرار، وانفلقت الأنوار، وفيه ارتقت الحقائق، وتنزّلت علوم آدم فأعجز الخلائق، وله تضاءلت الفهوم<br />
كه منّا سابقفلم يدر<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
ولا لا حق، فر ياض الملـكوت بزهر جماله مؤنقة، وحياض الجـبروت بفيض أنواره متدفقة، ولا شيء إلا وهو به منوط، إذ لو لا<br />
الواسطة لذهب كما قيل الموسوط، صلاة تليق بك منك إليه كما هو أهله. اللهم ّإنّه سرّك الجامع الدّال ّعليك وحجابك الأعظم القائم<br />
لك بين يديك.<br />
اللهم ّألحقني بنسبه وحقّقني بحسبه، وعرّفني إيّاه معرفة أسلم بها من موارد الجهل، وأكرع بها من موارد الفضل، واحملني على سبيله<br />
إلى حضرتك، حملا محفوفا بنصرتك، واقذف بي على الباطل فادمغه، وزج ّبي في بحار الأحديّة وانشلني من أوحال التّوحيد، واغرقني<br />
في عين بحر الوحدة حتّى لا أرى ولا أسمع ولا أجد ولا أحس ّإلا بها، واجعل الحجاب الأعظم حياة روحي وروحه، وسر ّحقيقتي<br />
كريّا، وانصرني بكوحقيقته، جامع عوالمي بتحقيق الحق ّالأوّل، يا أوّل يا آخر يا ظاهر يا باطن، اسمع ندائي بما سمعت به نداء عبدك ز<br />
لك، وأيّدني بك لك، واجمع بيني وبينك، وحل بيني وبين غيرك )ثلاثا(، الله الله الله، إن ّالّذي فرض عليك القرآن لرادّك إلى معاد<br />
)ثلاثا(، ربّنا آتنا من لدنك رحمة وهيّئ لنا من أمرنا رشدا )ثلاثا(، إن ّالله وملائكته يصلّون على النّبي ّيا أيّها الّذين آمنوا صلّوا عليه<br />
وسلّموا تسليما، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه<br />
أعوذ بالله من الشّيطان الرّجيم<br />
٥٣---<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ٣٨<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّوسلّم بجميع الشّؤن في الظّهور والبطون على من منه انشقّت الأسرار الكامنة في ذاته العليّة ظهورا، وانفلقت الأنوار المنطو يّة<br />
في سماء صفاته<br />
السّنيّة بدورا، وفيه ارتقت الحقائق منه إليه، وتنزّلت علوم آدم به فيه عليه، فأعجز كلا من الخلائق فهم ما أودع من السّر ّفيه، وله<br />
كه منّا سابق في وجوده، ولا يبلغه لاحق على سوابق شهوده، فأعظم بهتضاءلت الفهوم وكل ّعجزه يكفيه، فذلك السّر ّالمصون لم يدر<br />
من نبي ّر ياض الملك والملـكوت بزهر جماله الزّاهر مؤنقة، وحياض معالم الجـبروت بفيض أنوار سرّه الباهرة متدفّقة، ولا شيء إلا وهو<br />
به منوط، وبسرّه السّاري محوط، إذ لو لا الواسطة في كل ّصعود وهبوط لذهب كما قيل الموسوط صلاة تليق بك منك إليه، وٺتوارد<br />
بتوارد الخلق الجديد والفيض المديد عليه، وسلاما يجاري هذه الصّلاة فيضه وفضله كما هو أهله، وعلى آله شموس سماء العلا، وأصحابه<br />
والتّابعين ومن تلا. اللهم ّإنّه سرّك الجامع لكل ّالأسرار، ونورك الواسع بجميع الأنوار، ودليلك الدّال بك عليك وقائد ركب عوالمك<br />
إليك، وحجابك الأعظم القائم لك بين يديك فلا يصل واصل إلا إلى حضرته المانعة، ولا يهتدي حائر إلا بأنواره اللامعة.<br />
اللهم ّألحقني بنسبه الرّوحي، وحقّقني بحسبه السّبّوحي، وعرّفني إيّاه معرفة أشهد بها محيّاه، وأصير بها مجلاه، كما يحبّه ويرضاه، وأسلم<br />
بها من ورود موارد الجهل بعوارفه، وأكرع بها من موارد الفضل بمعارفه، واحملني على نجائب لطفك وركائب حنانك وعطفك وسر بي<br />
في سبيله القويم وصراطه المستقيم إلى حضرته المتّصلة بحضرتك القدسيّة المتبلّجة بتجلّيّات محاسنه الأنسيّة، حملا محفوفا بجنود نصرتك،<br />
مصحوبا بعوالم أسرتك، واقذف بي على الباطل بأنواعه في جميع بقاعه، فادمغه بالحق ّعلى الوجه الأحقّ، وزج ّبي في بحار الأحديّة<br />
المحيطة، بكل ّمركّبة وبسيطة، وانشلني من أوحال التّوحيد إلى فضاء التّفريد، المنزّه عن الإطلاق والتّقييد، واغرقني في عين بحر الوحدة<br />
شهودا، حتى لا أرى ولا أسمع ولا أجد ولا أحس ّإلا بها نزولا وصعودا، كما هو كذلك لن يزال وجودا، واجعل اللهم ّذلك لديه<br />
ممدوحا وعندك محمودا، واجعل اللهم ّالحجاب الأعظم حياة روحي كشفا<br />
وعيانا، إذ الأمر كذلك رحمة منك وحنانا، واجعل اللهم ّروحه سر ّحقيقتي ذوقا وحالا، وحقيقته جامع عوالمي في مجامع معالمي<br />
حالا ومآلا، وحقّقني بذلك على ما هنالك بتحقيق الحق ّالأوّل والآخر والظّاهر والباطن، يا أوّل فليس قبلك شيء، يا آخر فليس بعدك<br />
كريّاء، واجعلنيشيء، يا ظاهر فليس فوقك شيء، يا باطن فليس دونك شيء، اسمع ندائي في بقائي وفنائي بما سمعت به نداء عبدك ز<br />
عنك راضيا وعندك مرضيّا، وانصرني بك لك على عوالم الجن ّوالإنس والملك، وأيّدني بك لك بتأييد من سلك فملك ومن ملك فسلك،<br />
واجمع بيني وبينك وأزل عن العين غينك، وحل ّبيني وبين غيرك، واجعلني من أئمّة خيرك وميرك، الله الله الله، الله منه بدئ الأمر،<br />
الله الأمر إليه يعود، الله واجب الوجود وما سواه مفقود، إن ّالّذي فرض عليك القرآن لرادّك إلى معاد، في كل ّاقتراب وابتعاد<br />
وانتهاض واقتعاد، ربّنا آتنا من لدنك رحمة وهيّئ لنا من أمرنا رشدا، واجعلنا ممّن اهتدى بك فهدى، حتّى لا يقع منّا نظر إلا عليك،<br />
ولا يسير بنا وطر إلا إليك، وسر بنا في معارج مدارج، }إِن َّالله َوَمَلَائِكَتَه ُيُصَلُّوْن َعَلَى النَّبِي ِّيَاأَيُّهَا الَّذِيْن َآمَنُوْا صَلُّوْا عَلَيْه ِوَسَلِّمُوْا تَسْلِيْمًا{<br />
]الأحزاب:٥٦[.<br />
اللهم ّفصل ّوسلّم منا عليه أفضل الصّلاة وأكمل التّسليم، فإنّا لا نقدر قدره العظيم، ولا ندرك ما يليق به من الاحترام والتّعظيم، صلوات<br />
ّالله تعالى وسلامه وتحيّاته ورحمته وبركاته على سيّدنا محمّد عبدك ونبيّك ورسولك النّبي ّالأمّي ّوعلى آله وصحبه عدد الشّفع والوتر وعدد<br />
كلمات ربّنا التّامّات المباركات، أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق )ثلاثا(، تحصّنت بذي العزّة والجـبروت، واعتصمت برب<br />
الملـكوت وتوكّلت على الحي ّالّذي لا يموت، اصرف عنّا الأذى إنّك على كل ّشيء قدير )ثلاثا(. بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء<br />
في الأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا(، حسبنا الله ونعم الوكيل )ثلاثا(، لا حول ولا قوّة إلا بالله العلي ّالعظيم )ثلاثا(.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد وعلى آله وصحبه وسلّم،<br />
}فَسَيَكْفِيْكَهُم ُالله ُوَهُو َالسَّمِيْع ُالْعَلِيْمُ{ ]البقرة: ١٣٧[ )ثلاثا(، }فَالله ُخَيْر ٌحَافِظًا وَهُو َأَرْحَم ُالرَّاحِمِيْنَ{ ]يوسف: ٦٤[ )ثلاثا(، }رَبَّنَا<br />
٥٤---<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩<br />
ُآتِنَا مِن ْلَدُنْك َرَحْمَة ًوَهَيِّئ ْلَنَا مِن ْأَمْرِنَا رَشَدًا{ ]الـكهف: ١٠[ )ثلاثا(، }وَأُفَوِّض ُأَمْرِي إِلَى الله ِإِن َّالله َبَصِيْر ٌبِالْعِبَادِ{ ]غافر: ٤٤[،<br />
ُّ}الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم<br />
ِمَا بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم ْوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي<br />
ُالْعَظِيْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[، }شَهِد َالله ُأَنَّه ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َوَالْمَلَائِكَة ُوَأُوْلُو الْعِلْم ِقَائِمًا بِالْقِسْط ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ، إِن َّالدِّيْن َعِنْد َالله<br />
ُالْإِسْلَامُ{ ]آل عمران:١٨ - ١٩[، }قُل ِاللَّهُم َّمَالِك َالْمُلْك ِتُؤْتِي الْمُلْك َمَن ْتَشَاء ُوَتَنْزِع ُالْمُلْك َمِمَّن ْتَشَاء ُوَتُعِز ُّمَن ْتَشَاء ُوَتُذِل ُّمَن ْتَشَاء<br />
ٌبِيَدِك َالْخـَيْر ُإِنَّك َعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، تُولِج ُاللَّيْل َفِي النَّهَار ِوَتُولِج ُالنَّهَار َفِي اللَّيْل ِوَتُخْرِج ُالْحَي َّمِن َالْمَيِّت ِوَتُخْرِج ُالْمَيِّت َمِن َالْحَي ِّوَتَرْزُق<br />
مَن ْتَشَاء ُبِغَيْر ِحِسَابٍ{ ]آل عمران:٢٦ - ٢٧[، }لَقَد ْجَاءَكُم ْرَسُوْل ٌمِن ْأَنْفُسِكُم ْعَزِيْز ٌعَلَيْه ِمَاعَنِتُّم ْحَر ِيْص ٌعَلَيْكُم ْبِالْمُؤْمِنِيْن َرَءُوْف<br />
رَحِيْمٌ{ ]التوبة:١٢٨[ )ثلاثا(، }فَإِن ْتَوَلَّوْا فَقُل ْحَسْبِي َالله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َعَلَيْه ِتَوَكَّلْت ُوَهُو َرَب ُّالْعَرْش ِالْعَظِيْمِ{ ]التوبة:١٢٩[ )ثلاثا(.<br />
}بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:<br />
ِكْرَكَ، فَإِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا، إِن َّمَع َالْعُسْر ِيُسْرًا،١[ }أَلَم ْنَشْرَح ْلَك َصَدْرَكَ، وَوَضَعْنَا عَنْك َوِزْرَكَ، الَّذِي ْأَنْقَض َظَهْرَكَ، وَرَفَعْنَا لَك َذ<br />
فَإِذَا فَرَغْت َفَانْصَبْ، وَإِلَى رَبِّك َفَارْغَبْ{ ]الشرح:١ - ٨[. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[، }إِنَّا أَنْزَلْنَاه ُفِي لَيْلَة ِالْقَدْرِ، وَمَا<br />
أَدْرَاك َمَا لَيْلَة ُالْقَدْرِ، لَيْلَة ُالْقَدْر ِخَيْر ٌمِن ْأَلْف ِشَهْرٍ، تَنَزَّل ُالْمَلَائِكَة ُوَالرُّوْح ُفِيْهَا بِإِذْن ِرَبِّهِم ْمِن ْكُل ِّأَمْرٍ، سَلَام ٌهِي َحَتَّى مَطْلَع ِالْفَجْرِ{<br />
]القدر:١ - ٥[. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[. }لِإِيْلَاف ِقُرَيْشٍ، إِيْلَافِهِم ْرِحْلَة َالشِّتَاء ِوَالصَّيْفِ، فَلْيَعْبُدُوْا رَب َّهَذَا الْبَيْتِ،<br />
ٌالَّذِي ْأَطْعَمَهُم ْمِن ْجُوع ٍوَآمَنَهُم ْمِن ْخَوْفٍ{ ]قريش:١ - ٤[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ،<br />
وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَد<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩ِ<br />
ِ{ ]الإخلاص:١ - ٤[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات<br />
فِي الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١ - ٥[، }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[ }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ، مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه<br />
َالنَّاسِ، مِن ْشَر ِّالْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي صُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{ ]الناس:١ - ٦[. مرّة مرّة. بسم الله الرّحمن<br />
الرّحيم }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم ِالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط<br />
الْمُسْتَقِيْمَ، صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ - ٧[، استغفر الله مائة مرّة.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد عبدك ورسولك النّبي ّالأمّي ّوعلى آله وصحبه وسلّم )مائة مرة( لا إله إلا ّالله )مائة مرة(، سيّدنا محمّد رسول<br />
الله )مرّة(، سبحان ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
ُّ}وَإِلَهُكُم ْإِلَه ٌوَاحِد ٌلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ{ ]البقرة:١٦٣[، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي ُّالْقَيُّوْمُ{ ]البقرة:٢٥٥[، بسم الله الرّحمن الرّحيم،<br />
الم )١( اَللّه ُلا إِله َإِلا ّهُو َاَلْحَي ُّاَلْقَيُّوم ُ)٢( ]آل عمران:١ - ٢[ }وَعَنَت ِالْوُجُوْه ُلِلْحَي ِّالْقَيُّوْمِ{ ]طه:١١١[، }الله ُلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْحَي<br />
٥٥---<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ٣٩ْ<br />
ُالْقَيُّوْم ُلَا تَأْخُذُه ُسِنَة ٌوَلَا نَوْم ٌلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِمَن ْذَا الَّذِي يَشْفَع ُعِنْدَه ُإِلَّا بِإِذْنِه ِيَعْلَم ُمَا بَيْن َأَيْدِيهِم ْوَمَا خَلْفَهُم<br />
ِوَلَا يُحِيطُون َبِشَيْء ٍمِن ْعِلْمِه ِإِلَّا بِمَا شَاء َوَسِـع َكُرْسِيُّه ُالسَّمَاوَات ِوَالْأَرْض َوَلَا يَئُودُه ُحِفْظُهُمَا وَهُو َالْعَلِي ُّالْعَظِيْم<br />
ُ{ ]البقرة:٢٥٥[. بسم الله الرّحمن الرّحيم }حم، تَنْز ِيْل ُالْكِتَاب ِمِن َالله ِالْعَزِيْز ِالْعَلِيْمِ، غَافِر ِالذَّنْب ِوَقَابِل ِالتَّوْب ِشَدِيْد ِالْعِقَاب ِذِي الطَّوْل<br />
ِلَا إِلَه َإِلَّا هُو َإِلَيْه ِالْمَصِيْرُ{ ]غافر:١ - ٣[. }لل᧦ّٰه ِمَا فِي السَّمَاوَات ِوَمَا فِي الْأَرْض ِوَإِن ْتُبْدُوْا مَا فِي ْأَنْفُسِكُم ْأَو ْتُخْفُوْه ُيُحَاسِبْكُم ْبِه ِالله<br />
فَيَغْفِر ُلِمَن ْيَشَاء ُو َيُعَذِّب ُمَن ْيَشَاء ُوَالله ُعَلَى كُل ِّشَيْء ٍقَدِيْرٌ، آمَن َالرَّسُوْل ُبِمَا أُنْزِل َإِلَيْه ِمِن ْرَبِّه ِوَالْمُؤْمِنُوْن َكُل ٌّآمَن َبِالله ِوَمَلَائِكَتِه ِوَكُتُبِه<br />
ِوَرُسُلِه ِلَا نُفَرِّق ُبَيْن َأَحَد ٍمِن ْرُسُلِه ِوَقَالُوْا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَك َرَبَّنَا وَإِلَيْك َالْمَصِيْرُ، لَا يُكَلِّف ُالله ُنَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَت ْوَعَلَيْهَا<br />
مَا اكْتَسَبَت ْرَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن ْنَسِينَا أَو ْأَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِل ْعَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَه ُعَلَى الَّذِين َمِن ْقَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَة َلَنَا بِه<br />
َوَاعْف ُعَنَّا وَاغْفِر ْلَنَا وَارْحَمْنَا أَنْت َمَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْم ِالْكَافِرِيْنَ{ ]البقرة:٢٨٤ - ٢٨٦[. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ{ ]الفاتحة:١[<br />
}قُل ْيَاأَيُّهَا الْكَافِرُوْنَ، لَا أَعْبُد ُمَا تَعْبُدُوْنَ، وَلَا أَنْتُم ْعَابِدُوْن َمَا أَعْبُدُ، وَلَا أَنَا عَابِد ٌمَا عَبَدْتُمْ، وَلَا أَنْتُم ْعَابِدُوْن َمَا أَعْبُدُ، لـَكُم ْدِيْنُكُم ْوَلِي<br />
دِيْنِ{ ]الكافرون:١ - ٦[.<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم. }إِذَا جَاء َنَصْر ُالله ِوَالْفَتْحُ، وَرَأَيْت َالنَّاس َيَدْخُلُوْن َفِي ْدِيْن ِالله ِأَفْوَاجًا، فَسَبِّح ْبِحَمْد ِرَبِّك َوَاسْتَغْفِرْه ُإِنَّه ُكَان َتَوَّابًا{<br />
ٌ]الإخلاص:١ ]النصر:١ - ٣[. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْهُو َالله ُأَحَدٌ، الله ُالصَّمَدُ، لَم ْيَلِد ْوَلَم ْيُوْلَدْ، وَلَم ْيَكُن ْلَه ُكُفُوًا أَحَد{<br />
ِّ- ٤[. ثلاثا. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالْفَلَقِ، مِن ْشَر ِّمَا خَلَقَ، وَمِن ْشَر ِّغَاسِق ٍإِذَا وَقَبَ، وَمِن ْشَر ِّالنَّفَّاثَات ِفِي<br />
الْعُقَدِ، وَمِن ْشَر ِّحَاسِد ٍإِذَا حَسَدَ{ ]الفلق:١ - ٥[. بسم الله الرّحمن الرّحيم. }قُل ْأَعُوْذ ُبِرَب ِّالنَّاسِ، مَلِك ِالنَّاسِ، إِلَه ِالنَّاسِ، مِن ْشَر<br />
الْوَسْوَاس ِالْخَنَّاسِ، الَّذِي ْيُوَسْوِس ُفِي صُدُوْر ِالنَّاسِ، مِن َالْجِنَّة ِوَالنَّاسِ{ ]الناس:١ - ٦[.<br />
اللهم ّإنّي أعوذ بك من أن أشرك بك شيئا وأنا أعلم وأستغفرك لما لا أعلم )ثلاثا(. اللهم ّإنّي أعوذ بك من الهم ّوالحزن، وأعوذ بك<br />
من العجز والـكسل،<br />
وأعوذ بك من البخل والجـبن، وأعوذ بك من غلبة الدّين وقهر الرّجال )ثلاثا(. اللهم ّإنّي أعوذ بك من الـكفر والفقر. اللهم ّإنّي أعوذ<br />
بك من عذاب القبر لا إله إلا أنت )ثلاثا(.<br />
اللهم ّعافني في بدني. اللهم ّعافني في سمعي. اللهم ّعافني في بصري لا إله إلا أنت )ثلاثا(. اللهم ّأنت ربّي لا إله إلا أنت خلقتني<br />
وأنّا عبدك وأنا على عهدك ووعدك ما استطعت، أعوذ بك من شر ّما صنعت أبوء لك بنعمتك علي ّوأبوء بذنبي فاغفر لي فإنّه لا يغفر<br />
الذّنوب إلا أنت )ثلاثا(.<br />
اللهم ّإنّي أصبحت منك في نعمة وعافية وستر فأتمم نعمتك علي ّوعافيتك وسترك في الدّنيا والآخرة )ثلاثا(. اللهم ّما أصبح بي من<br />
نعمة أو بأحد من خلقك، فمنك وحدك لا شر يك لك فلك الحمد ولك الشّكر )ثلاثا(. يا رب ّلك الحمد كما ينبغي لجلال وجهك وعظيم<br />
سلطانك )ثلاثا(. رضيت بالله ربّا وبالإسلام دينا وبسيّدنا محمّد صلّى الله عليه وسلّم نبيّا ورسولا )ثلاثا(. سبحان الله وبحمده عدد خلقه<br />
َورضا نفسه وزنة عرشه ومداد كلماته. أعوذ بكلمات الله التّامّات من شر ّما خلق )ثلاثا(. بسم الله الّذي لا يضر ّمع اسمه شيء في<br />
َالأرض ولا في السّماء وهو السّميع العليم )ثلاثا(. أعوذ بالله السّميع العليم من الشّيطان الرّجيم )ثلاثا(. }هُو َالله ُالَّذِي لَا إِلَه َإِلَّا هُو<br />
عَالِم ُالْغَيْب ِوَالشَّهَادَة ِهُو َالرَّحْمَن ُالرَّحِيْمُ، هُو َالله ُالَّذِي ْلَا إِلَه َإِلَّا هُو َالْمَلِك ُالْقُدُّوْس ُالسَّلَام ُالْمُؤْمِن ُالْمُهَيْمِن ُالْعَزِيْز ُالْجَبَّار ُالْمُتَكَبِّر ُسُبْحَان<br />
الله ِعَمَّا يُشْرِكُوْنَ، هُو َالله ُالْخَالِق ُالْبَارِئ ُالْمُصَوِّر ُلَه ُالْأَسْمَاء ُالْحُسْنَى يُسَبِّح ُلَه ُمَا فِي السَّمَاوَات ِوَالْأَرْض ِوَهُو َالْعَزِيْز ُالْحَكِيْمُ{ ]الحشر:٢٢<br />
- ٢٤[. تحصّنت بذي العزّة والجـبروت، واعتصمت برب ّالملـكوت، وتوكّلت على الحي ّالّذي لا يموت، اصرف عنّي الأذى إنّك على<br />
كل ّشيء قدير )ثلاثا(. بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْم ِ}لِإِيْلَاف ِقُرَيْشٍ، إِيْلَافِهِم ْرِحْلَة َالشِّتَاء ِوَالصَّيْفِ، فَلْيَعْبُدُوْا رَب َّهَذَا الْبَيْتِ،<br />
٥٦---<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما ٤٠<br />
الَّذِي ْأَطْعَمَهُم ْمِن ْجُوع ٍوَآمَنَهُم ْمِن ْخَوْفٍ{ ]قريش:١ - ٤[. اللهم ّكما أطعمتهم فأطعمنا وكما أمّنتهم فأمّنّا واجعلنا من الشّاكرين،<br />
سبحانك اللهم ّوبحمدك أشهد أن لا إله إلا أنت أستغفرك وأتوب إليك )ثلاثا(، استغفر الله الّذي لا إله إلا هو الحي ّالقيّوم وأتوب<br />
إليه )ثلاثا(.<br />
اللهم ّصل ّعلى سيّدنا محمّد عبدك ونبيّك ورسولك النّبي ّالأمّي ّوعلى آله وصحبه وسلّم تسليما )ثلاثا(. عدد ما أحاط به علمك وخط ّبه<br />
قلمك وأحصاه كتابك. والرّضى عن أبي بكر وعمر وعثمان وعلي ّوعن الصّحابة أجمعين وعن التّابعين وتابع التّابعين لهم بإحسان إلى يوم<br />
الدّين، سبحان ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين، لا إله إلا الله )مائة مرة(، أو )ألف(، محمّد<br />
رسول الله )مرّة(، أشهد أن لا إله إلا الله وأشهد أن ّمحمّدا رسول الله صلّى الله عليه وسلم )ثلاثا(، ثبّتنا يا رب ّبقولها وانفعنا يا مولاي<br />
ّبفضلها واجعلنا من خيار أهلها )ثلاثا(، آمين آمين آمين آمين، يا رب ّالعالمين )ثلاثا(. أصبحنا في حماك يا مولانا أمسينا في رضاك يا<br />
مولانا ثلاثا. آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(. لا إله إلا أنت واحد ربّنا يا مجمّعنا اغفر ذنبنا )ثلاثا(. آمين آمين آمين رب<br />
العالمين )ثلاثا(.<br />
اغفر لنا ما مضى وأصلح لنا ما بقي بحرمة الأبرار يا عالم الأسرار، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(، يا عالم السّر ّمنّا لا تكشف<br />
السّتر عنّا )ثلاثا(، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(، يا مولانا يا مجيب من يرجوك لا يخيب، توسلنا بالحبيب اقض حاجتنا<br />
ِقريب، هذا وقت الحاجات يا حاضرا لا يغيب، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين )ثلاثا(. اللهم ّصل ّوسلّم على سيّدنا محمّد، وبارك<br />
على محمّد وعلى آل محمّد، آمين آمين آمين آمين رب ّالعالمين. }بِسْم ِالله ِالرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، الْحَمْد ُلل᧦ّٰه ِرَب ِّالْعَالَمِيْنَ، الرَّحْمَن ِالرَّحِيْمِ، مَالِك ِيَوْم<br />
َّالدِّيْنِ، إِيَّاك َنَعْبُد ُوَإِيَّاك َنَسْتَعِيْنُ، اهْدِنَا الصِّرَاط َالْمُسْتَقِيْمَ، صِرَاط َالَّذِيْن َأَنْعَمْت َعَلَيْهِم ْغَيْر ِالْمَغْضُوْب ِعَلَيْهِم ْوَلَا الضَّالِّيْنَ{ ]الفاتحة:١ -<br />
٧[. }إِن<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله ٤٠<br />
أسرارهما ونفعنا الله بهما<br />
صلوات الله وسلامه وتحيّته ورحمته الله َوَمَلَائِكَتَه ُيُصَلُّون َعَلَى النَّبِي ِّيَاأَيُّهَا الَّذِيْن َآمَنُوْا صَلُّوْا عَلَيْه ِوَسَلِّمُوْا تَسْلِيْمًا{ ]الأحزاب:٥٦[.<br />
وبركاته على سيّدنا محمّد عبدك ونبيّك ورسولك النّبي ّالأميّ، وعلى آله وصحبه عدد الشّفع والوتر وكلمات ربّنا التّامّات المباركات، سبحان<br />
ربّك رب ّالعزّة عمّا يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّيا من ملأ نوره الكائنات في أعلى السّموات والعرش وأدنى الأرضين والعرش يا من هو المنزّه في عز ّكماله الأقدس، وعلمه محيط<br />
في جلال جماله المقدّس، أشهد لي هذا النّور المشرق في ّوفي الآفاق، واجذبني إليك بجواذب الأشواق، ونعّمني في حضرة وصالك<br />
بأنواع جمالك وكمالك، وافتق لسان علمي بك في حضرة مناجاتك في الأدب معك والأخذ عنك، والفناء فيك والبقاء بك، لا شيء<br />
دونك، واجعلني الخزانة الجامعة لأسرارك الممدّة بإذنك من شئت إمداده من حضرة شهودك آمين، كمّلني اللهم ّالـكمال المكمّل، وعلّمني<br />
العلم اللّدنّي الفاتح أقفال المشكلات الغيبيّة المنبئ عن حضرة الإحاطة المقدّسة الذّاتيّة، يا عليم، يا عظيم، يا قدير، يا رحمن، يا رحيم، يا<br />
الله، يا هو.<br />
اللهم ّإنّي أقسم عليك بجلال الألوهيّة، وجمال الحضرة القدسيّة والأنوار المحمّديّة والأسرار الأحمديّة، والخلافة القطبانيّة، والمظاهر<br />
الصّدّيقيّة، والشّموس<br />
٥٧---<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ٤٢<br />
حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه ٤١<br />
العرفانيّة، والأقمار الإيمانيّة، والنّجوم العلميّة، والأكوان العمليّة، وبما بطن في الأزل وما ظهر في الأبد من نبي ّورسول وعالم وعامل<br />
وولي ّووارث جامع، أن تجمع لي خصائص القرب، ونفحات الحب ّودقائق العلم ودقائق الفهم ولطائف العرفان وحضرات الإحسان،<br />
ّكر الّذي طرد كل ّشيطانومشاهد الشّهود، والتّصر يف في الوجود، بالسّر ّالّذي خضع له كل، والاسم الّذي لا يضر ّمعه شيء، والذ<br />
ّمارد، وقمع كل ّبغي ّحاسد، وقهر كل ّظالم، وأعز ّكل ّمتواضع عالم، وجذب كل ّمحب صادق، واصطفى كل ّخليل مصادق، يا<br />
سميع، يا مجيب، يا منتقم، يا قهّار، يا حليم، يا كريم، يا من لا يسأل عمّا يفعل وهم يسألون، يا الله آمين يا أرحم الرّاحمين. اللهم<br />
أوصلني إلى عارف الزّمان، واجعلني عنده من أعيان الغلمان كي أرى نور حبيبك في واديه المخصوص بالنّور المحمّديّ، وصاحب القدم<br />
الصّدق، إنّك على كل ّشيء قدير.<br />
***<br />
حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
إلهي أسألك في قبول ما سألتك، ورغبت فيه من فضلك وطلبتك فيه بالنّور الأصل والسّر ّالأنزه الأكمل عين الرّحمة الرّبّانيّة، وبهجة<br />
الاختراعات الأكوانيّة، وصاحب الملّة الإسلاميّة، والحقائق العيانيّة، ونور كل ّشيء وهداه، وسر ّكل ّشيء وسناه، من فتحت به<br />
خزائن الرّحمة والرّحموت، ومنحت بظهور أنواره الملك والملـكوت، قطب دائرة الـكمال، و ياقوتة تاج محاسن الجمال، عين المظاهر الإلهيّة،<br />
ولطيفة ترجمان الحضرة القدسيّة، مدد الأمداد، وجود الوجود وواحد الآحاد، وسر ّالوجود، واسطة عقد السّلوك وشرف الأملاك<br />
والملوك، بدر المعارف في سموات الدّقائق، وشمس العوارف في عروس الحقائق، بابك الأعظم، وصراطك الأقوم،<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ٤٢<br />
وبرقك اللامع ونورك السّاطع، ومعناك الّذي هو بأفق كل ّقلب سليم طالع، وسرّك المنزّه السّاري في جزئيّات العالم وكلّيّاته علويّاته<br />
وسفليّاته.<br />
***<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
مولاي مولاي أنت المولى وأنا العبد وهل يرحم العبد إلا المولى، مولاي مولاي، أنت العزيز وأنا الذّليل وهل يرحم الذّليل إلا العزيز،<br />
مولاي مولاي، أنت الخالق وأنا المخلوق وهل يرحم المخلوق إلا الخالق، مولاي مولاي، أنت المعطي وأنا السّائل وهل يرحم السّائل<br />
إلا المعطي، مولاي مولاي، أنت المغيث وأنا المستغيث وهل يرحم المستغيث إلا المغيث، مولاي مولاي، أنت الباقي وأنا الفاني وهل<br />
يرحم الفاني إلا ّالباقي، مولاي، أنت الدّائم وأنا الزّائل وهل يرحم الزّائل إلا ّالدّائم، مولاي، أنت الحي ّوأنا الميّت وهل يرحم الميّت<br />
إلا الحيّ، مولاي مولاي، أنت القوي ّوأنا الضّعيف وهل يرحم الضّعيف إلا القويّ، مولاي مولاي، أنت الـكبير وأنا الصّغير وهل<br />
يرحم الصّغير إلا الـكبير، مولاي مولاي، أنت المالك وأنا المملوك وهل يرحم المملوك إلا المالك، مولاي مولاي، أنت الغني ّوأنا<br />
الفقير وهل يرحم الفقير إلا الغنيّ.<br />
***<br />
٥٨---<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٥<br />
وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه ٤٣<br />
وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
يا مولاي يا واحد، يا مولاي يا دائم، يا علي ّيا حكيم. اللهم ّقلب فقيرك مقلّب بين يديك، وروح عبدك متروّحة بقربها لديك، فامنن<br />
على عبدك بشهودك، ورقّني في مراتب إيجادك بجودك، ونفّحني نفحة الـكمال، وأشهدني جمالك الأكبر في كل ّحال وانظرني فإنّي عبدك<br />
الفقير، وأنت السّيّد الـكبير، ظمآن ظمآن فعسى أسقى من شراب المحبّة وأرقى في مراتب القرب، وأنلني ذلك المنال، وأنت هو السّيّد<br />
الأجل ّالمتعال، يا فعّال لما يريد افعل بي ما أنت أهله، وأهّلني بمزيد عطائك إلى أن أكون من خواصّك وأحبابك، واجعلني عندك<br />
في محل ّالصّدق ومجلى الشّهود، ومقام الرّضى ودرجة القرب، وحق ّالتّجلّي المطلق، واطلق محبوس حواسّي كي أترجم في ذلك المقام<br />
بما يليق من منح الإلهام، يا علي ّيا عظيم يا حليم يا عليم يا عزيز يا مريد يا جليل يا قدير، سبحانك يا إله كل ّشيء ومولاه يا مولاي يا<br />
دائم يا علي ّيا حكيم. اللهم ّإنّي أسألك بإحاطتك الـكبرى، وعزّتك العليا، وقدرتك الحسنى، وصمدانيّتك الفردانيّة، وعظمتك الّتي تدبّر<br />
بها كل ّموجود ومشهود وباطن ومعلوم ومجهول، وتنزيهك وحكمك القاهر الغالب وسرّك المصون، وخفّي خفّي مكنون أمرك في سعة<br />
ّإحاطة علمك، أن تبلّغني مشهد الجمال في مقام الـكمال، بحسن الإقبال لك متوال، واجعلني شاهدا مشهودا يا موجود، حيّا موجودا في<br />
ذرّات الوجود، يا معبود يا شاهد يا مشهود يا مولاي يا واحد يا مولاي يا دائم يا علي ّيا حكيم، وصلّى الله على سيّدنا محمّد النّبي ّالأمّي<br />
وعلى آله وصحبه وسلّم آمين.<br />
***<br />
حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٤<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٥<br />
حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أعددت لكل ّهول ألقاه في الدّنيا والآخرة لا إله إلا الله، ولكل ّهم ّوغم ّما شاء الله، ولكل ّنعمة الحمد للّه، ولكل ّرخاء<br />
وشدّة الشّكر للّه، ولكل ّأعجوبة سبحان الله، ولكل ّذنب استغفر الله، ولكل ّضيق حسبي الله، ولكل ّمصيبة إنّا لل᧦ّٰه وإنّا إليه راجعون،<br />
ّولكل ّقضاء وقدر توكّلت على الله، ولكل ّطاعة ومعصية لا حول ولا قوّة إلا بالله العلي ّالعظيم. اللهم ّزدنا ولا تنقصنا وأكرمنا ولا<br />
تهنّا، وأعطنا ولا تحرمنا، وآثرنا ولا تؤثر علينا، وارضنا وارض عنّا، وتقبّل منّا يا كريم برحمتك يا أرحم الرّاحمين، آمين، والحمد لل᧦ّٰه رب<br />
العالمين.<br />
***<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّي أسألك العروج في معاريج المقامات الموصلة إلى حضرتك بأطوار الـكمالات، المؤيّدة منك بتأييد العناية المذهبة كل ّالعنا<br />
والمبلغة غاية المنى ممّا لا يحصل بكسب ولا توجّه ولا استعداد وإنّما يحصّل من فيض المواجهة بالإحسان والامتنان ورأفة العطف<br />
والحنان، يا حنّان يا منّان، يا رؤوف يا عطوف. اللهم ّافتح لنا لوامع أبواب التّيسير، ونوّرنا بمشكاة التّنوير، وارفع لنا حجاب الطّبع<br />
٥٩---<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٨<br />
ّوالعادة، واجذبنا إليك بجذب اللّطف والمحبّة والشّوق والذّوق والخوف والرّجاء، ولقّنا الحجّة على النّفس والشّيطان فيما يدعوان إليه من<br />
المخالفات، واعصمنا من أتباعهما كما عصمت أهل طاعتك وولايتك من صفوتك إنّك على كل ّشيء قدير. اللهم<br />
حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٦<br />
حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٧<br />
احفظ عقولنا من الشّبهات ونفوسنا من الشّهوات وأرواحنا من الـكدورات وقلوبنا من الغفلات وأسرارنا من الظّلمات وقوّنا بمدد<br />
الملـكوت على أعباء العبادة والسّلوك والرّقي إلى حضرات قدسك وأنسك حيث المطالعة والمفاتحة والمواجهة والخطاب وشرب كؤوس<br />
المنادمة بلطائف الأسرار وعرائس المعارف، قدس التّجليّات المبهجة للأرواح بإنعاش الارتياح المبشّرة بواديها بالسّماح والنّجاة والفلاح<br />
بل بدايتها عين غايتها، لأن ّالحقيقة في الحقيقة لا بداية لها ولا غاية.<br />
***<br />
حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّاجمعنا على أهل العلم والمعرفة والولاية والخصوصيّة والاصطفائيّة بحسن الأدب والإخلاص في القصد، والتّوفيق في المطالب،<br />
واسلك بنا طر يق السّنّة، وجنّبنا طر يق البدعة ووفّقنا للفهم عنك وحسن الاعتقاد في الإيمان بأسمائك وصفاتك.<br />
حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّاستغرق أنفسنا وعقولنا وقلوبنا وأرواحنا وأسرارنا في أنوار جمالك وجلالك وألبسنا خلع الـكمال وأفننا في نور التّوحيد، وأبقنا بك،<br />
وأسمعنا منك،<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ٤٨<br />
وفهّمنا عنك وبصّرنا في آلائك، وأحينا بروح القرب، ونفّحنا بروح الشّوق، واحجب أبصارنا بنور جمالك عن مشاهدة الأغيار وضيّق<br />
علينا بقربك حتّى نشهدك أقرب إلينا من كل ّشيء، وتجل ّعلينا بعظمتك حتّى لا نخاف أحدا غيرك، وأشهدنا عظيم رحمتك حتّى لا<br />
نرجو أحدا سواك.<br />
***<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّإنّا نعوذ بك من المؤاخذة على الغفلات، ومن المناقشة على الهنات، ومن العقوبات على الزّلات، ومن الرّكون إلى العادات، ومن<br />
الغرور بالعبادات، ومن الحجاب المخالفات، ومن سلب النّعم، ومن مفاجآت النّقم، ومن كل ّما يبعد عن رضاك في دنياك وأخراك.<br />
اللهم ّإنّا نسألك هدي الأنبياء وصفاء الأصفياء وصلاح الأتقياء، وشوق المحبّين ووصال المحبوبين، وكفاية عنايتك وكفالة ولايتك، يا<br />
مولاه يا غوثاه يا سيّداه يا ربّاه، ربّنا عنك لا تبعدنا، ربّنا بقربك شرّفنا، ربّنا عن بابك لا تطردنا، ربّنا بفضلك اغمرنا، ربّنا من جودك<br />
ولا تحرمنا، ربّنا لغيرك ولا تسلمنا، ومن كل ّبلاء سلّمنا، وببهجة جمال حضرتك متّعنا، وبكل ّكمال كمّلنا، وعن كل ّنقص قدّسنا، لك<br />
٦٠---<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٥٢<br />
لا لغيرك سؤالنا، أنت ملاذنا وعياذنا حاشاك أن يرجع منك بالخيبة، وأنت الـكريم ولك الـكرم المطلق، ونحن الفقراء وأنت الغني ّوبك<br />
الغني المحقّق.<br />
اللهم ّإنّا نسألك قبول السّؤال يا من لم يزل يعطي السّؤال بمن خصّصته في الأزل، بمراتب التّكميل بعد الـكمال حائز ّالفضيلة وصاحب<br />
الوسيلة، فاتح خزائن<br />
ورد سيّدي الشيخ علي ّوفا ٤٩<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته ٥٠<br />
الأسرار، وخاتم دورات الأنوار، رونق كل ّإشارة لطيفة، يشير إلى كمال المعاني المنيفة بالإشارات العرفانيّة، في الحضرات الرّبّانيّة ذي<br />
الجناب الرّفيع سيّدنا ومولانا محمّد الشّفيع. اللهم ّصل ّعليه صلاة أنس جماله في مقامات كماله، وسلّم عليه وعلى الآل والأصحاب سلام<br />
المحب ّعلى الأحباب، وسلام على المرسلين، والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
ورد سيّدي الشيخ علي ّوفا<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّانزل علينا دولة من دولتك، وقدرة من قدرتك، ونعمة من نعمتك، ورزقا من رزقك، ومالا من مالك، وخزينة من خزنتك،<br />
كرامة من كرامتك. اللهم ّعافنا من كل ّبلاء ومن كل ّقضاء ومن كل ّمرضكة من بركتك، ووسرّا من سرّك، وسترا من سترك، وبر<br />
مختلف. اللهم ّتقبّل حاجتي وطاعتي وتوبتي. اللهم ّاحفظني من كلام فواحش ومن كذب ومن كفر برحمتك يا أرحم الرّاحمين، ولا<br />
حول ولا قوّة إلا ّبالله العلي ّالعظيم. اللهم ّاجعلنا من السّعداء المقبولين ولا تجعلنا من الأشقياء المردودين والحمد لل᧦ّٰه رب ّالعالمين.<br />
***<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته<br />
اللهم ّصل ّعلى مقبول الشّفاعة، من جعلت طاعته طاعة، وقدّمته في القدم فكان له القدم على كل ّذي قدم، من عيّنته في التّعيين<br />
الأوّل بالمقام الأكمل، وخصّصته بكمال النّظام، وجعلته لبنة التّمام، إمام جامع الأنس، وخطيب حضرة القدس، مظهر حقيقة الوجوب<br />
المنزّه، ومظهر أركان الجمال الأنزه، محمّد الخلال،<br />
حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه ٥١<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٥٢<br />
وأحمد الجلال، وأسلّم عليه سلام الخصوصيّة في حضرة الرّبوبيّة، وأتوسّل به إليك إلهي، في البعد عن كل ّلاهي، وأسألك في القرب<br />
إليك والاعتماد عليك، إلهي بسطت يد الفاقة والافتقار، وجئت بكمال الذّلّة والانكسار، ووقفت بالباب، وتوسّلت بالأحباب، فأجب<br />
سؤالي، ولا تخيّب آمالي.<br />
***<br />
حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
٦١---<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٦<br />
اللهم ّصل ّعلى حضرة مجمع الأسرار، ومنبع الأنوار، مطهّر النّفوس من الرّذائل، وأجمل مولود في سائر القبائل، عروس المملـكة الرّبّانيّة،<br />
وإمام الحضرة القدسيّة، معلّم الخـير، وأعلم الخلق، وناصح الأمّة ومرشدها إلى الحقّ، أكرم الأنبياء والمرسلين، رسول رب ّالعالمين، سيّدنا<br />
محمّد سيّد السّادات، وقطب دوائر السّعادات، وسلّم عليه قدر مقامه وإجلاله وإعظامه، والحمد لل᧦ّٰه وكفى، وسلام على عباده الّذين<br />
اصطفى.<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره<br />
بسم الله الرّحمن الرّحيم<br />
اللهم ّصل ّصلاة كاملة، وسلّم سلاما تامّا، على نبي ّتحل ّبه العقد، وتنفرج به الـكرب، وتقضى به الحوائج، وتنال به الرّغائب، وحسن<br />
الخواتم، ويستسقى الغمام بوجهه الـكريم، وعلى آله وصحبه وسلّم.<br />
***<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي ٥٣<br />
الله عنه وقدّس الله سره<br />
صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٤<br />
دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٥<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي الله عنه وقدّس الله سره<br />
اللهم ّصل ّوسلّم وبارك على سيّدنا ومولانا محمّد عبدك عدد خلقك ورضا نفسك وزنة عرشك ومداد كلماتك.<br />
***<br />
صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه<br />
اللهم ّصل ّعلى أحمد الذات محمد الصفات والـكمالات، شجرة الأصل النورانية، الثابت أصلها في معادن العز ّالأعلى.<br />
اللهم ّأصبحت أشهدك وأشهد حملة عرشك، وملائكة قدسك، وجميع خلقك، أنك أنت الله الّذي لا إله إلا أنت وحدك لا شر يك<br />
لك الأحد الصمد الذي لم يلد ولم يولد ولم يكن له كفوا أحد.<br />
***<br />
دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه<br />
اللهم ّإنّنا استوهبناك قلوبنا فهبها لنا، واستوصيناك نفوسنا فاهدها لنا، وسألناك أرواحنا فطهّرها لنا، وسألناك سّرنا فصفّه لنا.<br />
اللهم ّاجعل لك كل ّأعمالنا: ظاهرها وباطنها، جليّها وخفيّها، وخلّص نياتنا لك في كل أعمالنا، واجعلنا لك خالصين مخلصين، واجعلنا<br />
بك هادين مهدّيين مسترشدين آمين.<br />
***<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٥٦<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه<br />
اللهم ّبحق البطونة والشر يعة: اغفر لنا ولأمة سيدنا محمد صلّى الله عليه وسلّم.<br />
٦٢---<br />
فهرس المحتو يات ٥٧<br />
اللهم ّبحق سرّك المصون اصرف عنا السوء وعن أمة سيدنا محمد صلّى الله عليه وسلّم.<br />
اللهم ّبحق علمك المكنون ألطف بنا فيما كان وفيما يكون.<br />
اللهم ّبحق سيد السادات نجنا من جميع الأهوال والآفات.<br />
وصلّى الله على سيدنا محمّد النبي الأمي، وعلى آله وصحبه وسلم، آمين يا رب العالمين.<br />
***<br />
فهرس المحتو يات ٥٧<br />
فهرس المحتو يات<br />
المجموعة الكاملة في الأحزاب الشاذلية ٨٥<br />
حزب البر والمعروف بالحزب الـكبير لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سره )المشهور بحزب وإذا جاءك( ٨٥<br />
حزب التّوسّل للشّاذلي قدّس الله سرّه ٩٣<br />
حزب الآيات لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ٩٤<br />
حزب الفتح لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ١٠٠<br />
حزب الحمد لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي ١٠٣<br />
حزب اللّطف للشيخ الشاذلي قدس الله سرّه ١١٢<br />
حزب الطّمس للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ١١٥<br />
حزب ضرب الطّمس لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ١١٧<br />
هذه مناجاة لسيّدنا الشّيخ أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سرّه ١١٩<br />
حزب الإخفاء للإمام القطب سيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٠<br />
حزب الفلاح لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٢١<br />
هذه حفيظة عميمة لسيّدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٢<br />
حزب الحجب للإمام أبي الحسن الشاذلي ١٢٣<br />
حزب الإشراق لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٣<br />
حزب الحفظ لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدس الله سره ١٢٥<br />
حزب النّجاة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٨<br />
حزب الخلوة لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٨<br />
حزب البر ّلسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٢٩<br />
حزب الـكفاية لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٣١<br />
حزب الشّكوى لسيدنا أبي الحسن الشاذلي قدّس الله سره ١٣٣<br />
حزب الدّائرة لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ١٣٨<br />
حزب النّور للشيخ أبي الحسن الشاذلي رضي الله عنه ١٤١<br />
حزب الصّون في تسخير الـكون لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٤٦<br />
حزب النّصر لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ١٤٨<br />
حزب البحر لسيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥١<br />
ختام حزب البحر لسيدي زروق الفاسي ١٥٣<br />
٦٣---<br />
فهرس المحتو يات ٥٧<br />
حزب الرّزق لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدس الله سره ١٥٤<br />
حزب الحراسة للشاذلي رضي الله عنه ونفعنا به ١٥٤<br />
حزب العفو لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي رضي الله عنه ١٥٥<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ١٥٥<br />
هذا حزب لسيّدنا أبي الحسن الشّاذلي قدّس الله سرّه ١٥٦<br />
و هذا حزب من الأحزاب للشيخ سيدنا أبي الحسن الشاذلي ١٥٦<br />
حزب الأدعية للشاذلي قدس الله سره ١٦٠<br />
و هذه دعوة قوله تعالى: لا إِله َإِلا ّأَنْت َسُبْحانَك َإِنِّي كُنْت ُمِن َاَلظّالِمِين َوهي لتفريج الـكروب والخلاص من كل غم، والنجاة من<br />
كل مكروه ١٧٢<br />
حزب سيدنا أبي العباس المرسي رضي الله عنه ١٧٣<br />
هذه مناجاة الحكم لابن عطاء الله السكندري ١٨٠<br />
هذه صلاة جليلة وصفة عظيمة ونعوت كريمة المسمّاة بصلاة ناجية لأبي المواهب الشّاذلي رضي الله عنه ١٨٣<br />
هذه الصلاة المشيشية ومن أوراد أصول الشّاذليّة ١٨٤<br />
هذه الصّلاة المشيشية الممزوجة لعلي الدّرقاوي قدّس سرّه ١٨٥<br />
أعوذ بالله من الشّيطان الرّجيم ١٨٥<br />
هذه الوظيفة الزّروقية من أوراد السادة الشاذلية ١٨٩<br />
حزب الفردانية لسيدي القطب العارف بالله علي وفا بن سيدي محمد وفا قدس الله أسرارهما ونفعنا الله بهما ١٩٣<br />
حزب نبازي لسيدنا علي وفا رضي الله عنه ١٩٤<br />
دعاء عظيم لرسول الله صلّى الله عليه وسلّم من التّذلّل ١٩٥<br />
وظيفة للثّلث الأخير من اللّيل لسيّدنا علي وفا رضي الله عنه ١٩٦<br />
حزب كلمة عشرة لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٧<br />
حزب الثّناء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٧<br />
حزب المعرفة و يقال حزب الأدب لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٨<br />
حزب الاستغراق و يقال حزب البقاء لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٨<br />
حزب النّجاة و يقال حزب العفو لسيّدنا علي وفا قدّس الله سرّه ١٩٩<br />
ورد سيّدي الشّيخ علي ّوفا ٢٠٠<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا محمّد وفا عمّت بركاته ٢٠٠<br />
حزب الفردانيّة لسيّدنا محمّد سيّد السّادات قدّس الله سرّه ٢٠١<br />
هذه الصّلاة لسيّدنا قطب العارفين عبد السّلام بن مشيش قدس الله سره ٢٠١<br />
صلاة على النبي صلّى الله عليه وسلّم مرو ية عن سيدنا الشيخ عبد الفتاح القاضي رضي الله عنه وقدّس الله سره ٢٠٢<br />
صلاة على الرسول صلّى الله عليه وسلّم لسيدي الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٢٠٢<br />
دعاء مبارك لسيدنا ومولانا الشيخ عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٢٠٢<br />
توسل ودعاء لسيدي عبد الجليل قاسم رضي الله عنه ٢٠٣<br />
٦٤---<br />
<br />
<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kaside-i Bürde Arapça Yazılışı Türkçe Okunuşu Türkçe Manası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2626</link>
			<pubDate>Fri, 02 May 2025 18:41:39 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2626</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde Arapça Yazılışı Türkçe Okunuşu Türkçe Manası</span></span><br />
 <br />
Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri hazretleri, Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Bir gün felç oldu, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resulullah’a tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırladı. Rüyada Resulullah’a okudu. Çok beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmam’a giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle sığadı. Uyanınca bedeni sağlamdı, hırka-i saadet de arkasındaydı. Bunun için, bu kasideye Kaside-i bürde denildi. Bürde, hırka, palto demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Kaside-i bürde nedir? Selefiler, niçin Kaside-i bürde’ye saldırıyorlar?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Selefiler, Mevlid kasidesinde olduğu gibi, bu kasidede de, Peygamber efendimizin övülmesine tahammül edemiyorlar. Hâlbuki onu bizzat Allahü teâlâ övüyor, (Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim) ve (Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım) buyuruyor. Resulullah’ı övmek, ibadettir. Kaside-i bürde, Mevlid kasidesi gibi, Peygamber efendimizin üstünlüğünü anlatan, onu öven bir kasidedir.<br />
<br />
Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri hazretleri, Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Bir gün felç oldu, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resulullah’a tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırladı. Rüyada Resulullah’a okudu. Çok beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmam’a giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle sığadı. Uyanınca bedeni sağlamdı, hırka-i saadet de arkasındaydı. Bunun için, bu kasideye Kaside-i bürde denildi. Bürde, hırka, palto demektir.<br />
<br />
İmam-ı Busayri sevinerek sabah namazına giderken, zâhid bir zata rastladı. İmam-ı Busayri’ye, (Kasideni dinlemek isterim) dedi. (Benim kasidelerim çoktur. Hepsini herkes bilir) dedi. (Kimsenin bilmediği, bu gece Resulullah’a okuduğunu istiyorum) deyince, (Bunu hiç kimseye söylemedim. Nereden anladın?) dedi. O zat da, rüyasını olduğu gibi haber verdi.<br />
<br />
Bu kaside, hastalara okununca, hastaların iyi oldukları, okunan yerlerin dertlerden, belalardan emin olduğu görüldü. Faydalanmak için, inanmak ve halis niyetle okumak gerekir. Kaside-i bürde, aşağıya İslam harfleriyle konulmuştur. Her satırı sonuna kadar okumalı, önce sağ sütun aşağı kadar okunup sonra sol sütuna geçilirse yanlış olur. Hepsini bir sütun kabul ederek okumalıdır. Bunu belli etmek için, devam edilmeli diye, satır arasında kırmızı ok koyduk.<br />
<br />
Mevlâye salli ve sellim dâimen ebedâ<br />
Alâ Habibike hayr’il-halkı küllihimi<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Birinci Bölüm</span></span><br />
<br />
Allah’ın Rasülü’ne Aşık Olma Hususunda<br />
<br />
1-‘’ E min tezekküri cîrânin bi zî selemin<br />
Mezecte dem’an cerâ min mukletin bi demi’’<br />
<br />
2- ‘’Em hebbetir rîhu min tilkâi kazımetin<br />
Ve evmedal berku fiz zâlmai min idami ‘’<br />
<br />
3- ‘’ Fe mâ li ayneke in kultekfüfâ hemetâ<br />
Ve mâ li kalbike in kultestefik yehimi ’’<br />
<br />
4- ‘’E yahsebüs sabbüennel hubbe münketimün<br />
Mâ beyne münsecimin minhü ve mudtarimi’’<br />
<br />
5- ‘’Levlel hevâ lem türik dem’an alâ talelin<br />
Ve lâ erıgte li zikril bâni vel alemi’’<br />
<br />
6- ‘’Fe keyfe tünkirü hubben ba’de mâ şehidet<br />
Bihî aleyke udûlüd dem’ı ves sekami ’’<br />
<br />
7- ‘’Ve esbetel vecdü hattay abratin vedanen<br />
Mislel behâri alâ haddeyke ve’l- anemi ’’<br />
<br />
8- ‘’Neam serâ tayfü men ehvâ fe errakanî<br />
Vel hubbü ya’terizul lezzâti bil elemi ’’<br />
<br />
9- “ Yâ lâimî fil hevel uzriyyi ma’ziraten<br />
Minnî ileyke velev ensafte lem telümi ‘’<br />
<br />
10- ‘’Adetke hâliye lâ sırrî bi müstetirin<br />
Anil vüşâti ve lâ dâî bi müntahisimi ‘’<br />
<br />
11- ‘’Mahadtenin nusha lâkin lestü esmauhû<br />
İnnel muhibbe ani’l uzzâli fî samemi ‘’<br />
<br />
12- ‘’İnnitte hemtü nasîhaş şeybi fî azelî<br />
Veşşeybü eba’dü fî nushin anit tühemi’’<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İkinci Bölüm :</span></span><br />
<br />
Nefsin İsteklerinden Men Edilmesi<br />
<br />
13- ‘’Fe inne emmârati bis sûi metteazat<br />
Min cehlihâ bi nezîriş şeybi vel herami.’’<br />
<br />
14- ‘’Ve lâeaddet minel fî lil cemîli kırâ<br />
Dayfin elemme bi re`sî ğayra muhteşemi.”<br />
<br />
15- ‘’Lev küntü a’lemü ennî mâu vakkıruhû<br />
Ketemtü sırran bedâlî minhü bil ketimi ’’<br />
<br />
16- ‘’Men lî bi raddi cimâhin min ğâvayeti hâ,<br />
Kemâ yüraddü cimâhül hayli bil lücümi.”<br />
<br />
17- ‘’Felâ terum bil meâsi kesre şehvetihâ,<br />
İnnet taâme yukavvî şehveten nehimi.”<br />
<br />
18- “Ven nefsü ket tıfli in tühmilhü şebbe alâ<br />
Hubbir radâi ve in teftımhü yenfetımi.”<br />
<br />
19- “ Fasrıf hevâha ve hâzir en tüvelli yehû<br />
İnnel hevâ mâ tüvellâ yusım ev yusmi.”<br />
<br />
20- “Ve râıhâ vehiye fil a’mâli sâimetün<br />
Ve in hiyestahletil mer’â fe lâ tesümi.”<br />
<br />
21- “Kem hassenet lezzeten lil mer’i kâtileten<br />
Min haysü lem yedri ennes semme fid desemi.”<br />
<br />
22- “Vahşed desâise min cûin ve min şebeın<br />
Fe rubbe mahmesatin şerrun minet tühami.”<br />
<br />
23- “ Vestefriğid dem’a min aynin kadimteleet<br />
Minel mehârimi velzem hımyeten nedemi.”<br />
<br />
24- “Ve hâlifin nefse veş şeytane va’sihimâ<br />
Ve in hümâ mehadâken nusha fettehimi.”<br />
<br />
25- “Ve lâ tütı’minhümâ hasmen ve lâ hakemen<br />
Fe ente ta’rifü keydel hasmı vel hakemi”<br />
<br />
26- “Estağfirullâhe min kavlin bi lâ amelin<br />
Lekad nesebtü bihî neslen li zî ukumi.”<br />
<br />
27- “Emartükel hayra lâkin me’temartü bihî<br />
Ve mestekamtü fe mâ kavlî lekestekımi”<br />
<br />
28- “Ve lâ tezevettü kablel mevti nâfileten<br />
Ve lem üsalli sivâ fardın ve lem esumi”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üçüncü Bölüm:</span></span><br />
<br />
Rasullullah(sav) Efendimize Övgü Hakkında<br />
<br />
29- “Zalemtü sünnete men ahyaz zalâme ilâ<br />
Enişteket kademâhüd durra min veremi”<br />
<br />
30- “Ve şedde min seğabin ahşâ ehu ve tavâ<br />
Tahtel hıcârati keşhan mütrafel edimi”<br />
<br />
31- “Ve râvedethül cibâlüş şümmü min zehebin<br />
An nefsihî fe erâhâ eyyemâ şememi”<br />
<br />
32- “Ve ekkedet zühdetû fîhâ darûratühû<br />
İnned dârurate lâ ta’dü alel ısami”<br />
<br />
33- “Ve keyfe ted’û iled dünya darûratü men<br />
Levlâhü lem tahrucid dünyâ minel ademi”<br />
<br />
34- “Muhammedün seyyidül kevneyni ves sekaleyni<br />
Vel ferîkayni min urbin ve min acemi”<br />
<br />
35- “Nebiyyünel âmirun nâhî felâ ehadün<br />
Eberra fî kavli lâ minhü ve lâ neami”<br />
<br />
36- “Hüvel Habîbüllezi türca şefâatühû<br />
Li külli hevlin minel ehvâli muktehımi”<br />
<br />
37- “Deâ ilellâhi fel müstemsikûne bihî<br />
Müstemsikûne bi hablin ğayra münfesimi”<br />
<br />
38- “Fâkan nebiyyîne fî halkın ve fî hulükın<br />
Ve lem yüdânuhü fî ılmin ve lâ kerâmi”<br />
<br />
39- “Ve küllühüm min Râsulillâhi mütemisün<br />
Ğarfen minel bahri ev raşfen mined diyemi.”<br />
<br />
40- “Ve vâkıfûne ledeyhi ınde haddihim<br />
Min nuktatil ılmi ev min şekletil hikemi”<br />
<br />
41- “Fe hüvellezi temme ma’nâhü ve sûratühû<br />
Sümmestafâhü habîben bâriün nesemi”<br />
<br />
42- “Münezzehün an şerîkin fî mehâsinihî<br />
Fe cevherul husni fîhi ğayru münkasimi”<br />
<br />
43- “Da’meddeathün nasârâ fî nebiyyihim<br />
Vahküm bi mâ şi’te medhan fîhi vahtekemi”<br />
<br />
44- “ Vensüb ilâ zâtihâ mâ şi’te min şerafin<br />
Vensüb ilâ kadrihî mâ şi’te min ızami’’<br />
<br />
45- ‘’ Fe inne fadle Rasûlillâhi leyselehû<br />
Haddün fe yu’ribe anhü nâtıkun bi femi’’<br />
<br />
46- ‘’Lev nâsabet kadrahû âyâtühü ızâmen<br />
Ahyesmühû hıyne yüd’a dâriser rimemi.”<br />
<br />
47-‘’Lem yemtahınnâ bî mâ ta’yel ukûlü bihi<br />
Hırsan aleynâ fe lem nerteb velem nehimi .”<br />
<br />
48- “A’yel verâ fehüm ma’nâhü leyse yürâ<br />
Lil kurbi vel bu’di minhü gayrü münfahımi,”<br />
<br />
49- “Keş şemsi tazheru lil ayneyni min buudin .<br />
Sağîret ve tükillüt tarfe min ümemi.”<br />
<br />
50-“ Fe keyfe yüdrikü fid dünya hakîketehû<br />
Kavmün niyâmün tesellev anhibül hulumû’’<br />
<br />
51- “Fe mebleğul ılmi fîhi ennehû beşerun<br />
Ve ennehû hayru halkıllâhi küllihimi” <br />
52-“Ve küllü âyin eter rusülül kirâmü bihâ<br />
Fe innemet tesalet min nûrihî bihimi.”<br />
<br />
53-“Fe innehû şemsü fadlin hüm kevâkibühâ<br />
Yuzhime envârahâ lin nâsi fiz zulemi”<br />
<br />
54-“Ekrim bi halkı nebiyyin zânehû hulükun<br />
Bil husni müştemilin bil bişri müttesimi”<br />
<br />
55- “Kez zehri fî terafin vel bedri fî şerâfin<br />
Vel bahri fî keremin ved dehri fî himemi”<br />
<br />
56- “Ke ennehû ve hüve ferdün fî celâletihî<br />
Fî askerin hıyne telkâhü ve fî haşemi”<br />
<br />
57- “Keennemel lü’lüül meknûnü fî sadefin<br />
Min ma’denî mantıkın minhü ve mübtesemin”<br />
<br />
58- “Lâ tıybe ya’dilü türben dumme a’zamehû<br />
Tûbâ li münteşikin minhü ve mültesimi”<br />
<br />
59- “Ebâne mevliduhû an tıybi unsurihî<br />
Yâ tıybe mübtedein minhü ve muhtetemi”<br />
<br />
60- “Yevmün teferrase fîhil fürsü ennehümü<br />
Kad ünzirû bi hulûlil bü’si ven nikami”<br />
<br />
61-“Ve bâte iyvânü kisrâ ve hüve münsadiun<br />
Ke şemli eshâbi kisrâ ğayrâ mülteimi”<br />
<br />
62- “Ven nâru hâmidatül enfâsi min esefin<br />
Aleyhi ven nehru sâhil ayni ves sedemi”<br />
<br />
63- “Ve sâe sâvete en ğadat bu hayratühâ<br />
Ve rüdde vâridühâ bil ğayzı hıyne zamî.”<br />
<br />
64- “Ke enne bin nâri mâ bil mâ min belelin<br />
Huznen ve bil mâi mâ bin nâri min darami”<br />
<br />
65- “Vel cinnü tehtifü vel envârü sâtıatün<br />
Vel hakku yazheru min ma’nen ve min kelimi”<br />
<br />
66- “Amû ve sammû fe ılânül beşâiri lem<br />
Tüsma ve bârikatül inzâri lem t’üşemi”<br />
<br />
67- “Min bâ’di mâ ahberal akvame kâhinühüm<br />
Bi enne dînehümül mu’vecce lem ye kumi”<br />
<br />
68-“Ve ba’de mâ âyenû fil üfki min şühübin<br />
Münkaddaten Vefka mâ fil erdı min sanemi”<br />
<br />
69-“Hatta ğadâ antarîkıl vahyi münhezimi<br />
Mineş şeyâtıyni yakfâ isrâ münhezimi”<br />
<br />
70- “Ke ennehum heraben ebtâlü ebrehetin<br />
Ev askerun bil hasâ râhateyhi rumî”<br />
<br />
71- “Nebzen bihî bâ’de tesbîhin bi batnihimâ<br />
Nebzel müsebbihi min ahşâi mültekımi”<br />
 <br />
72- “Câet li da’vetihil eşcâru sâcideten<br />
Temşî ileyhi alâ sâkın bi lâ kademi”<br />
<br />
73- “Ke ennemâ setarat setran limâ ketebet<br />
Fürûuhâ min bedîil hattı fil lekami”<br />
<br />
74- “Mislül ğamâmeti ennâ sâra sâiraten<br />
Tekıyhi harra vatıysin lil hecîri hamî”<br />
<br />
75- “Aksemtü bil kameril münşakkı inne lehû<br />
Min kalbihî nisbeten mebrûratel kasemi”<br />
<br />
76- “Ve mâ havel ğâru min hayrin ve min keramin<br />
Ve küllü tarfin minel küffâri anhü amî”<br />
<br />
77- “Fes sıdkı fil ğari ves sıddîku lem yerimâ<br />
Ve hüm yekûlûne mâ bil ğâri min erimi”<br />
<br />
78- “Zannül hamâme ve zannül ankebûte alâ<br />
Hayril beriyyeti lem tensüc ve lem tehumi”<br />
<br />
79- “Vikâyetullâhi ağnet an müdâafetin<br />
Mined dürûı ve an âlin minel ütumi”<br />
<br />
80- “Mâ sâmaniyed dehru daymen vestecartü bihî<br />
İllâ ve niltü civâran minhü lem yüdami”<br />
<br />
81- “Ve leltemestü ğıned dârayni min yedihî<br />
İllestelemtün nedâ min hayri müstelemi”<br />
<br />
82-“ Lâ tünkirul vahye min rü’yahü inne<br />
lehû kalben izâ nâmetil aynâni lem yenemi”<br />
<br />
83- “Fe zâke hıyne bülûğun min nübüvvetihî<br />
Fe leyse yünkeru fîhi hâlü muhtelemi”<br />
<br />
84- “Tebârekallâhü mâ vahyün bi müktesebin<br />
Ve lâ nebiyyün alâ ğaybin bi müttehimi”<br />
<br />
85- “Kem ebraet vasaben bil lemsi râhatühû<br />
Ve atlakat eriben min ribkatil limemi”<br />
<br />
86- “Ve Ahyetis seneteş şehbae da’vetühû<br />
Hattâ haket ğurraten fil a’surid dühümi”<br />
<br />
87- “Bi ârıdın câde evhıltel bitâha bihâ<br />
Seyben minel yemmi ev seylen minet arimi”<br />
 <br />
88- “Da’nî ve vasfî âyâtin lehû zaherât<br />
Zuhûra nâril gırâ leylen alâ alemi”<br />
<br />
89- “Feddürrü yezdâdü husnen ve hüve müntezamün<br />
Ve leyse yenkusu kadran ğayra müntezami”<br />
 <br />
90- “Fe mâ tetâvele âmâlül medîhi ilâ<br />
Mâ fîhi min keramil ahlâkı veş şiyemi”<br />
<br />
91- “Ayâtü hakkın miner Rahmâni muhdesetün<br />
Kadîmetün sıfatül mavsûfi bil kıdemi”<br />
<br />
92- “Lemm takterin bi zemânin ve hiye tuhbiruna<br />
Anil meâdi ve an âdin ve an iremi”<br />
 <br />
93- “Dâmet ledeynâ fe fâkat külle mu’cizetin<br />
Minen nebiyyîne iz câet ve lem tedümi”<br />
<br />
94- “Muhâkkemetün fe mâ yübkıyne min şühebin<br />
Li zî şikâkın ve lâ yebğıyne min hâkemi”<br />
<br />
95- “Mâ hûribet katta illâ âde min harabin<br />
A’del eâdî ileyhâ mülkıyes selemi”<br />
<br />
96- “Raddet belâğatühâ da’vâ muârıdıhâ<br />
Raddel ğayûri yedel cânî anil hurami”<br />
<br />
97- “Le hâ meânin ke mevcil bahri fî mededin<br />
Ve fevka cevherihî fil husni vel kıyemi”<br />
<br />
98- “Fe lâ tüaddü ve lâ tuhsâ acâibühâ<br />
Ve lâ tüsâmü alel iksâri bis seemi”<br />
<br />
99- “Karrat, bihâ, aynü, kârîhâ, fe, kultü, lehû<br />
Le kad zaferte bi hablillâhi fa’tesımi”<br />
<br />
100- “İn tetlühâ hıyfeten min harri nâri lezâ<br />
Etfâ’te harrâ lezâ min virdiheş şiyemi”<br />
<br />
101-“Ke ennehel havzu tebyazzul vücûhü bihî<br />
Minel usâtı ve kad câühû kel humemi.”<br />
<br />
102-“Ve kes sırâtı ve kel mîzâni ma’dileten<br />
Fel kıstu min ğayrihâ Gin nâsilen yekumi.”<br />
<br />
103-“Lâ’ta’ceben li hasûdin râha yünkiruha<br />
Tecâhülen ve hüve aynül hâzikıl fehimi.”<br />
<br />
104-“Kad tünkirul aynü dav’eş şemsinin ramedin<br />
Ve yünkirul femü ta’mel mâi min sekami.”<br />
<br />
105-“Yâ hayra men yemmemel,âfûne ,sahâtehû<br />
Sa’yen ve fevka mütûnil eynükir rusümi.”<br />
<br />
106-“Ve men hüvel âyetül kübrâli mu’tebirin<br />
Ve men hüven nı’metül uzmâli muğtenimi.”<br />
<br />
107-“Serayte min Haraminleyken ilâ Harâmin<br />
Kemâ seral bedrü fî dâcin minez zulemi.”<br />
<br />
108-“Ve bette terkâ ilâ en nilte menzileten<br />
Min kâbe kavseyni lem tüdrek ve lem terumi.”<br />
 <br />
<br />
109-“Ve kaddemetke cemîul enbiyâi bihâ<br />
Ver rusülü takdîme mahdûmin alâ hademi.”<br />
<br />
110-“Ve ente tahterikus seb’at tıbâka bihim<br />
Fî mevkibin künte fîhi sâhıbel alemi.”<br />
<br />
111-“Hattâ izâ lem teda’şe’ven li müstebikin<br />
Mined dünüvvi velâ li müstenimi.”<br />
<br />
112-“Hafadte külle makâmin bil izâfeti iz<br />
Nûdite bir ref’i mislel müfredil alemi.”<br />
<br />
113-“Keymâ tefûzü bir vaslin eyyi müstetirin<br />
Anil uyûni ve sirrin eyye müktetemi.”<br />
<br />
114-“Fehurte külle fihârin ğayra müşterakin<br />
Ve cüzte külle mekâmin ğayra mzüdehami.”<br />
<br />
115-“Ve celle mikdârumâ vullite min rutebin<br />
Ve azze idrâkü mâûlite min niami.”<br />
<br />
116-“Büşrâlenâ ma’şeral İslâmi inne lenâ<br />
Minel ınâyeti ruknen ğayra münhedimi.”<br />
<br />
117-“Lemmâ deallahü dâıynâ li tâatihi<br />
Bi ekramir rusüli künnâ ekramel ümemi.<br />
<br />
118-“Râat Kulûbel ıdâ enbâü bi’setihî<br />
Ke neb’etin eclefet ğuflen minel ğanemi”<br />
<br />
119-“Mâ zâle yelkâhüm fî külli mu’terakin<br />
Hattâ hakev bil kanâ lahmen alâ vedami”<br />
<br />
120-“Veddül firâra fe kâdû yağbitûıne bihî<br />
Eşlâe şâlet meal ıkbâni ver ruhami”<br />
<br />
121-“Temdıl leyâlî ve lâ yedrûne ıddetehâ<br />
Mâlem tekün min leyâlil eşhuril hurumi”<br />
<br />
122-“Ke ennemed dînü dayfün halle sâhate hüm<br />
Bi külli karmin ilâ rahmil îdâ karimi.”<br />
<br />
123-“Yecürru bahra hamîsin fevka sâhibatin<br />
Termî bi mevcin minel ebtâli mültetımi.”<br />
<br />
124-“Min külli müntedi bin lillâhi muhtesibin<br />
Yestû bi müste’silin lil küfri mustalimi.”<br />
<br />
125-“Hattâ ğadet milletül İslâmi ve hiye bihim<br />
Min ba’di gurbetihâ mevsûleter rahimi .”<br />
<br />
126-“Mekfûleten ebeden minhüm bi hayri ebin<br />
Ve ba’lin fe lem teytem ve lem teimi.”<br />
<br />
127-“Hümül cibâlü fe sel anhüm müsâdimehüm<br />
Mâzâ raev minhüm fî külli müstademi.”<br />
 <br />
128-“Ve sel Huneynen ve sel Bedran ve sel Uhuden<br />
Fusûle hatfin lehüm edhâ minel vehami.”<br />
<br />
129-“El musdıril biydı humran ba’de mâ veradet<br />
Minel ıdâ külle müsveddin minel lememi.”<br />
<br />
130-“Vel kâtibîne bi sümril hattı mâ terâket<br />
Aklâmühüm harfe cismin ğayra mün’acimi.”<br />
<br />
131-“Şâkis silâhı lehüm sîmâ tümeyyizühüm<br />
Vel verdü yemtâzü bis sîmâ mines selemi”<br />
<br />
132-“Tühdî ileyke riyâhun nasri neşrahüm<br />
Fe tahsebüz zehra , fil ekmâmi külle kemî.”<br />
<br />
133-“Keennehüm fî zuhûril hayli nebtü ruben<br />
Min şiddetil hazmi lâ min şiddetil huzumi.”<br />
<br />
134-“Târet kulûbül ıda min be’sihim ferkan<br />
Femâ teferrake beynel behmi vel bühümi.”<br />
<br />
135-“Ve men tekün bi rasûlillâhi nûsratühû<br />
İn telkahül üsdü fî âcâmihâ tecimi.”<br />
<br />
136-“Ve len terâ min veliyyin ğayra müntesırin<br />
Bihî velâ min adüvvin ğayra münfesimin.”<br />
<br />
137-“Ehalle ümmetehû fî hırzi milletini<br />
Kellysi halle meal eşbâli fî ecemi”.<br />
<br />
138-“Kem ceddelet kelimâtüllahi min cedelin<br />
Fîhi ve kem hassamel burhânu min hasımi.”<br />
<br />
139-“Kefâke bil ılmi fil ümmiyyi mu’cizeten<br />
Fil câhiliyyeti vet te’dîbi fil yütümi.”<br />
<br />
140-“Hademtühû bi medîhin estekıylü bihî<br />
Zünûbe umrin medâ fiş şı’ri vel hıdemi.”<br />
<br />
141-“İz kalledâniye mâ tuhşâ avâkıbühû<br />
Ke ennenî bihimâ hedyün minen neami.”<br />
<br />
142-“Ata’tü ğayyes sıbâ fil hâletyni ve mâ<br />
Hassaltü illâ alel âsâmi ven nedemi.”<br />
<br />
143-“Fe yâ hasârate nefsin fî ticaretihâ<br />
Lem teşterid dîne bid dünyâ velem tesümi.”<br />
<br />
144-“Ve men yebı’âcilen minhü bi âcilihî<br />
Yebin lehül gabnü fî bey’ın ve fî selemi.”<br />
<br />
145-“İn âti zenben fe mâ ahdî bi müntekazın<br />
Minen nebiyyi ve lâ hablî bi mün sarimi”<br />
 <br />
146-“Fe inne lî zimmeten minhü bi tesmiyeti<br />
Muhammeden ve hüve evfel halkı biz zimeni”<br />
<br />
147-“İn lem yekün fî meâdi âhızen bi yedî<br />
Fadlen ve illâ fe kul yâ zelletel kademi.”<br />
<br />
148-“Hâşâhü en yuhrimer râcî me mekârimehû<br />
Ev yercial câru minhü gayra muhterâmi.”<br />
<br />
149-“Ve münzü el zemtü efkâri medâyıhahû<br />
Vecedtühü lî halâsî hayra mültezimi .”<br />
<br />
150-“Ve len yefûtel gınâ minhü yeden teribet<br />
İnnel hayâ yünbitül ezhâre fil ekemi.”<br />
<br />
151-“Ve lem ürid zehrated dünyelletik telafet<br />
Yedâ züheyrin bi mâ esnâ alâ herimi.”<br />
<br />
152-“Yâ ekramel halkı mâ li men elûzü bihî<br />
Sıvâke ınde hulûlil hâdisil amemi.”<br />
<br />
153-“Velen yedika Rasülellâhi cahüke bi<br />
İzil Kerîmü tecellâ bismi müntekımi.”<br />
<br />
154-“Fe in min cûdiked dünya ve Darratehâ<br />
Ve min ulûmike ılmül levhı vel kalemi.”<br />
<br />
155-“Yâ nefsü lâ teknati min zelletin azumet<br />
İnnle kebâire fi ğufrani kel lememi.”<br />
<br />
156-“Lealle rahmete Rabbi hıyne yaksimühâ<br />
Te’ti alâ hasebil ısyâni fil kısemi.”<br />
<br />
157-“Yâ Rabbi vec’al recâi ğayra mün’akisin<br />
Ledeyke vec’al hısâbî ğayra münhazimi.”<br />
<br />
158-“Veltuf bi abdike fid dâreyni inne lehû<br />
Sabran metâ ted’uhü ehvâlü yenhezimi.”<br />
<br />
159-“Ve’zenli subhi salâtin minke dâimetin<br />
Alen Nebiyyi bi münhel in ve münsecimi.”<br />
<br />
160-“Vel âli sahbi sümmet tâbiîne lehüm<br />
Ehlet tükâ ven nükâ vel hılmi vel kerami.”<br />
<br />
161-“Mâ rannehat azâbâtil bâni rıyhu sabâ<br />
Ve etrabel îse hâdil bin neğami<br />
<br />
162-“Yâ Rabbi salli ve sellim dâimen Ebedâ<br />
Alâ habîbike hayril halkı küllihimi.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Manası ve Açıklamalar</span></span><br />
<br />
1- ‘’ Ey benim dertli gönlüm ;  Selem ağaçlarının süslediği vadideki komşuları hatırladığın için mi , gözlerinin ak ve karasından akan yaşı kan ile karıştırmaktasın.’’<br />
<br />
( Ayrıca , bu üç beyit geyik derisinden bir tirşe üzerine yazılır ve öğrenim ve ezberleme güçlüğü çeken bir kimsenin sağ kolunun pazusuna bağlanırsa çok kısa bir süre içerisinde zekası ve öğrendiğini bir daha asla unutmaz. Bu hususta ayrıca tecrübe edilmiştir. Bir kimse Kaside-i Bürde’ yi şartlarına uygun yerine getirerek cuma geceleri akşam ve yatsı ezanları arasında okursa iman selameti ve dünya ve ahiret mutluluğu ile şereflenir. Bu husus ta güvenilir şarihlerce tesbit ve nakledilmiştir.)<br />
<br />
2-‘’Yahut Medine tarafından (Allah Rasulü’nün tatlı kokusunu getirip sana koklatan)bir rüzgar estiği içinmi? (Böyle Allah Rasulü (s.a.v.)’ nün aşkı ve muhabbeti ile kendinden geçmiş olarak , kanlı yaşını tutamadan ağlıyorsun. ) Yoksa Allah Rasulü’ nün çoğu zaman vakitlerini geçirdiği Medine yakınındaki Izam dağından karanlık gecede çakan şimşek mi çakıp, Nübüvvet Nuru seni mestetti de böyle ağlamana sebep oldu ? ’’<br />
<br />
3-‘’(Ey gönül),iki gözüne ne olduki; onlara “kendinizi tutun ağlamayın” dedikçe o iki göz daha çok kanlı yaş akıtıyorlar? Ve kalbine de ne oldu ki ; “sakin ol, kendine gel” desen de o aldırmayıp ölçüsüz sevgisi, hayranlığı ve delicesine aşk ve muhabbeti artıyor?’’<br />
<br />
4-‘’Aşk ve muhabetten dolayı ağlayıp gözyaşı döken aşık, muhabbetin ondan akan gözyaşı ve muhabbetten tutuşup alevlenen kalp arasında gizli kalacağını mı zanneder?’’<br />
<br />
5-‘’(Ey alemlerin sultanına aşık olan gönül! ) Niçin  beyhude aşkını inkarda ısrar ediyorsun? Eğer sende aşk ve muhabbet olmasaydı aşk ve muhabbet sebebiyle harabeye dönmüş yüzün ve vücudun üzerinde kanlı yaş dökmezdin. Ban denilen latif ağacı ve alem denilen Nur dağını hatırlayarak uykunu da terketmezdin.’’<br />
<br />
6-‘’(Ey gönül) aşk ve muhabbeti nasıl inkar edebilirsin? (Görmüyor musun?) gözyaşın ve aşk hastalığın gibi iki adil şahit aleyhinde şahitlik etmekteler.’’<br />
<br />
7-‘’Gönlünde yanmakta olan aşk ateşi iki yanağının üzerinde biri kırmızı gül misali çizgiler çekmiş aşkını isbat etmektedir. Kırımızıgül, kanlı gözyaşının, sarıgül içinde yanan aşk ateşinin işaretleridir. Ey gönül! Yanağında böyle şahitlerin varken sen aşkını nasıl inkar edeceksin. ’’<br />
<br />
8-‘’Evet artık inkar etmem mümkün olmadığı için itiraf  ediyorum ki ; aşk ve muhabbeti gönlümde yerleşen Allah Rasulü (s.a.v.)’nün hayali bana gece geldi ve beni uykusuz bıraktı. Çünkü muhabbet dünya lezzetlerini elemle defedip yok eder. ‘’<br />
<br />
(Yine belirtildiği üzere bu kasidenin beş numaralı beyti islam harfleri ile ve birbirlerine bitiştirilmeden tek tek bir elma üzerine yazılır. Ve bu elma herhangi  bir sebeple veya sebepsiz olarak bunalım içerisinde kıvranan bir kimseye yedirilirse o kimse yüce Allah’ın yardımı ile ve bu beytin ruhaniyeti hürmetine içine düştüğü bunalımdan kurtulur ve huzura kavuşur. )<br />
<br />
9-‘’Ey Uzre kabilesinin aşkına benzer.Muhabbete mübtela olduğum için beni levm edip kınayan kimse tarafımdan sana bir özür beyan edeyim ki; eğer insaf etseydin(buhaklı özürümün karşısında) beni ayıplamaz ve kınamazdın.’’<br />
<br />
10- ‘’Artık halim sana ulaştı, durumumu biliyorsun, sırrım  hasedçi ve gammaz kişilerden gizli olmadığı gibi derdim de kesilmiş olmayıp sonsuzdur.’’<br />
<br />
11- ‘’Ey aşk hususunda beni ayıplayan kimse gerçisen bana doğru ve samimi nasihatta bulundun fakat ben aşk ve muhabbet neşesiyle sarhoş olduğum için o nasihatı kabul etmedim, işitmedimde söylenenleri. Çünkü aşk kendisini ta’n edenlerinde, nasihatte bulunanlarında sözlerini işitmez.’’<br />
<br />
12- ‘’ Ey bana nasihatta bulunan nasihatını kabul etmeyişimden dolayı bana darılma.daha önce saçımın aklığının hal dili ile beni ayıplayan nasihatınıdatöhmet sayıp kabul etmedim . Halbuki ihtiyarlık nasihat hususunda töhmetten en uzak kalan sadık bir uyarıcıdır.’’<br />
<br />
(Hatalarından dolayı tevbe etmek istediği halde bazı zaaflarını bırakamayan kimse onikinci beyit olan yukarıdaki beyitten itibaren yirmibeşinci beyitekadarki ondört beyti Cuma günü Cuma namazından sonra bircam kabın üzerine yazar veya yazdırırve bu kabıniçerisi<br />
gül suyu katılmış su ile doldurulup bu su aynı gün yatsı namazının vaktine kadar günah zaafı olan kimseye içirilirse kendisine zaafına karşı koyma ve ondan tevbe etme cesareti gelir. O kimsenin suyu içtiği günü bol ibadet zikir ve tevbe ile geçirmesi tavsiye edilir.)<br />
<br />
13-‘’Gerçektende her zaman fenalık ve günah emreden nefsim koyu bir cahil olması nedeni ile ölümün yaklaştığını hatırlatan saç ağarması ve ihtiyarlığın korkutmasındanda nasihat alıp uyanmamış ve kendine gelememiştir.’’<br />
<br />
14- ‘’Her zaman kötülük emreden benim nefsim tevbe ve salih amel benzeri ölüm misafirinin yemeği durumundaki güzel hazırlık işinden hiçbir şey yapmadı. O misafirde çekinmeyerek ansızın kendisine tazim göstermeme fırsat vermeden gelip başıma kondu.’’<br />
<br />
15-‘’Eğer ben nefsimin beni yeneceğini ve ihtiyarlıkta gelen misafirimi ağırlayamayacağımı bilseydim beni eleveren ak saçlılık ve ihtiyarlık sırlarımı keten denilen boya ile kapatır gizlerdim.’’<br />
<br />
16-‘’Binicisini kendi istediği şekilde sevkeden azgın ve başıgemlenemeyen at gibi olan nefsi emmaremin azgın atların dizgin ve gemlerle döndürüldüğü gibi başına buyruk istediği gibi ve istediği tarafa giden nefis atımı salih ameller ve iyi huylar tarafına döndürmeyi benim  için kim garanti edebilir.’’<br />
<br />
17- “Nefsi emmare ve onun isteklerinin günah ve kusurlara devam ederek (doyurulup) kırılacağını ve yok olacağını umma , çünkü yemek obur ve aç gözlülerin isteklerini çoğaltır ve kuvvetlendirir. (Günaha devam  etmekte aynen bunun gibidir. Günaha devam ettikçe nefsin ve şehvetin günah işleme isteğini kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramaz.”<br />
<br />
18- “Nefis ilk baştan süt emen çocuk gibidir. Onun kendi haline bırakırsan süt emme isteği ve sevgisi gençleşip tazelenir. Onu sütten kesip alıştırırsan o da emmeyi bırakıp kesilmiş olur.”<br />
<br />
19-“Ey nefsini terbiye etmek istek ve kararında olan kimse! Onu isteklerinden vazgeçir ve sana hükmetmesinden sakın. Çünkü, nefsin istekleri neyi hedefler ve hakim olursa onu ya helak veya rezil ve rüsvay eyler.”<br />
<br />
20- “Nefsin ibadetle meşgul olup salih amel işlerken de onu gözet ve kolla. Şayet yaylağını tatlı bulur, salih amelden zevklenir, kibir ve ucbe düşerse; terki caiz bir amel ise onu yaylağında yayılmaktan alı koy ve otlatma. Yani o ameli terk ederek ona hak ettiği cevabı ver.”<br />
<br />
21-“Nefis, çok kere insana öldürücü olan leş eti, tatlı ve güzel göstermiştir. Şöyle ki yağlı lokma içerisinde olan zehiri insan anlayamamıştır."<br />
<br />
22- “ (Ey gönül!) Gerek açlık, gerekse tokluk desiselerinden kork ve sakın. Ilımlı olmayı ve orta yolda bulunmayı bırakma. Özellikle de açlığı ve susuzluğu mutlak ibadet sanma, nice açlık vardır ki, tokluktan daha zararlıdır.”<br />
<br />
23- “Haramla dolmuş gözden yaşı boşalt ve pişmanlık perhizine yapış.”<br />
<br />
(Bu beytin, 119 (yüz on dokuz ) defa okuyan kimsenin ZİHİN AÇIKLIĞI için çok önemli bir iksir olduğu, en zekasız bir kimsenin bile bundan sonra bir okuyuş veya dinleyişte istenilen bilgiyi ve ibareyi ezberleyebileceği ve bir daha unutmayacağı defalarca denenmiş ve görülmüştür.)<br />
<br />
24- “(Ey gönül!) Nefis ve şeytana uyma ve ikisine de karşı gel. Eğer nefis ile şeytan sana sözederlerse sözlerini düşman sözleri olarak bil, yorumla.(Sakın ha onların öğütlerine güveneyim deme ve asla kabul etme!)”<br />
<br />
(Bu beyiti vird haline getirip devam eden kimseyi YÜCE ALLAH NEFİS VE ŞEYTANIN ŞERRİNDEN KORUR.)<br />
<br />
25- “(Ey insan!)Nefis ve şeytandan gerek hasım olarak, gerek hakem olarak gelen telkin ve iç dürtülerine uyayım deme. Çünkü sen hasmının ve hakeminin hilelerini bilirsin.”<br />
<br />
26- “Amelsiz olan boş ve kuru sözlerden dolayı Yüce Allah’tan af ve mağfiret dilerim. Muhakkak ben amele yakın olmayan faydasız söz söylemekle nesil isnat ve isbat etmiş gibi oldum.”<br />
<br />
27- “Sana hayrı emrettim, fakat ben onu yapmadım ve söz ile icraatı birleştirip dürüst olmadım. Şu halde sana “İstikamet üzere ol” (Yani dosdoğru ol) sözümün faydası nedir?”<br />
<br />
28- “Ölüm gelmeden önce nafile ibadetlerden bir azık hazırlayamadım ve farzlardan başka namaz kılamadım, oruç tutamadım.”<br />
<br />
29- “Karanlık gecelerde uzun süre kıyamda durmak sebebiyle ayakları şişerek dayanamayacak hale gelinceye kadar ihya eden (ibadetle geçiren) alemlerin övünç kaynağı Rasulü zişan’ın sünnetine onu terk ederek zulmettim.”<br />
<br />
(ERKEN KALKMAK İÇİN ;<br />
<br />
İbrahim Bâcûrî (k.s.) Hazretleri diyor ki; 29. Beyitten itibaren 33. Beyte kadar ki bu beş beyiti, çok uykusu olup sabahları erkenden kalkma zorluğu çeken ve yaptığı ibadetlerden zevk alamayan, dünya sevgisini gönlünden bir türlü atamayan kimse bir kağıt üzerine yazıp veya yazdırıp yastığının altına koyar ve o yastık üzerine başını koyup uyursa bütün bu sıkıntılardan kurtulur.)<br />
<br />
(Yukarıda bahsi geçen beş beyitin bir şey üzerine yazılıp uykusuna çok düşkün bir kimse başının üzerine asılması, o kişinin uykusunun normale dönmesine ve sabahları erken uyanıp erkenden ibadetlerine ve işinin başına dönmesine yetmektedir.)<br />
<br />
30- “O Allah Rasulü (s.a.v.) açlıktan dolayı karnına taş bağladı ve yanlarındaki Mübarek cildini taş altında toplayıp büktü.”<br />
<br />
31- “Altından olan yüksek dağlar, onun varlığından şereflenmek ve değer görmek için Allah’ın Rasulüne gelip giderek kıymetli madenlerini arz eylediler. Fakat O Allah Rasulü onlara rağbet etmemekle daha yücelik gösterdi.”<br />
<br />
32- “Rasulullah (s.a.v.)’in zahirde ihtiyaç içerisinde bulunması O’nun altından dağları reddetmesini kuvvetlendirip zühd ve takvasını takviye etti. Çünkü ihtiyaçlar, Peygamberlere mahsus sıfatlardan “İsmet” ve “İstikamete” galebe edemez.”<br />
<br />
33- “Bilinen dünyalıklar, Alemlerin Sultanı olan Allah Rasulü’nü dünya ve dünyalıklara meyil ve nuhabbete nasıl çağırır? O olmasaydı dünya yokluktan çıkıp var olmayacaktı.”<br />
<br />
34- “Allah Rasulü Muhammed Aleyhisselam dünya ve ahiretin, ins ve cinnin, Arap ve Acemden oluşan iki fırkanın ve bütün varlıkların Seyyidi ve Efendisidir.”<br />
<br />
35- “Allah’ın Rasulü (s.a.v.) iyilikleri emir ve tavsiye edici, fenalıklardan da yasaklayıcı ve sakındırıcıdır. Evet ve hayır gibi emir ve yasakları bildirmekte ondan daha doğru ve gerçekçi kimse yoktur.”<br />
<br />
36- “O Allah’ın Rasulü, Yüce Allah’ın öyle bir sevgilisidir ki, hücum ve ihata eden her bir korku için O’nun şefaatı umulur.”<br />
<br />
37- “O Allah’ın Rasulü (s.a.v.) insanları Yüce Allah’ın dinine davet eylemiştir. Onun dinine sarılanlar, kopmayan sağlam bir ipe yapışmışlardır.”<br />
<br />
38- “Bütün insanların ve cinnilerin Efendisi ve ulusu olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) gerek şekil ve fiziki gürünüm gibi yaratılış ve gerekse ahlâki ve ruhi hususlarda diğer peygamberlerin tamamından üstündür. Diğer peygamberler, ilim ve keremde ona yaklaşamadılar.”<br />
<br />
39- “Peygamberlerin hepsi, Allah Rasulü’nün dergahında bir avuç, yahut hikmet ve fazilet yağmurlarından bir yudum su istemektedirler.”<br />
<br />
40- “Bütün peygamberler had ve merhametleri mevkinde durmuş (ve onun ilminden almışlardır ve bu aldıkları ise) onun ilminden bir nokta ve hikmetlerinden bir çizgiden ibarettir.”<br />
<br />
41- “O Allah Rasulü öyle bir zattır ki, içi ve dışı ile (maddesiyle ve manasıyla fizik görünümü ve manevi hayatıyla ) tam ve en mükemmel şekilde yaratılmış ve her şeyi yoktan var eden Yüce Rabbimiz O’nu Habibi olarak seçmiştir.”<br />
<br />
42- “Allah’ın Rasulü bütün güzelliklerden benzersizdir. Ondaki güzellik cevheri taksim olunmamış tam ve mükemmel bulunup hiçbir kimseye ondan nasip verilmemiştir.”<br />
<br />
43- “Hıristiyanların, kendi peygamberleri hakkında iddia ettikleri ilâhlık yakıştırmasını bırak da, bundan başka istediğin sıfatla Allah Rasulü’nü öv, hâkımâne hükümlerini ver. (Hangi sıfatlarla onu översen öv, yinede fazla bir şey söylemiş olmazsın.)”<br />
<br />
44- ‘’O Allah Rasulü’nün mübarek zâtına,şereften şandan dilediğin vasıfları ve övgüleri yakıştır ve yüce derecesine büyüklükten dilediğin mertebeyi nispet eyle.O’nu övebildiğin kadar öv.Yinede haddi aşmış olmazsın.’’<br />
<br />
45- ‘’Yüce Allah’ın sevgili Rasulü Muhammed Mustafa (sav)’in faziletlerine sınır ve son yoktur ki konuşan ağız O’nun kemalat ve faziletlerini tarif edebilsin’’<br />
<br />
46-“Allah Rasulü’nün mucizeleri büyüklük bakımından Kadrü kıymetine uygun mertebede olsaydı, onun tertemiz adı anıldığın da tamamen çürümüş kemikleri diriltirdi.”<br />
<br />
47- “Peygamber efendimiz Aleyhisselâm, bizim hidâyet üzere bulunmamıza çok istekli olduğundan , akılların aciz ve hayretler içerisinde kalacağı zorluk teklifi ile bizi imtahan etmedi. Bizler de onun hak peygamber olduğunda asla şüphe etmedik ve o’na uymakta tereddüt göstermedik.”<br />
<br />
48- “Bütün yaratılmışlar O’nun manevi kemâlatını anlatmaktan âcizdir. Gerek yakınında ,gerekse uzağında bulunanlarda, O’nun manevi değeri idrak hususunda âcizlikten başka bir şey görülmez.”<br />
<br />
49- “ Allah Rasulü’nün hakikati güneş gibidir ki uzattan göze küçük görünür , yakından bakınca ise gözü kamaştırır .Dolayısı ile yakından da uzaktan da O’nun hakikatını yani gerçek yüzünü tam idrak etmek mümkün olamaz.”<br />
<br />
50- “Uyku halinde bulunup da O’nu rüyada görmekle teselli olup bununla yetinen bir kavim , dünyada Allah Rasulü’nün hakikatini nasıl idrak edip kavrayabilir<br />
<br />
51- “O Allah’ ın Rasulü hakkında yaratılanların  bilgilerinin ulaştığı son nokta, O’ nun muhakkak bir insan olduğu ve yüce Allah’ın yarattığı<br />
bütün varlıkların hayırlısı bulunduğu hakikatıdır.”<br />
<br />
52-“Allah Rasulü’nün dışında kalan diğer bilimum peygamberlerin getirip gösterdikleri mucizeler, sadece Allah’ın Rasulü’nün mübarek nurundan onlara ulaşmıştır.”<br />
<br />
53-“Muhakkak ki Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm bir fazilet güneşi, diğer peygamberler ise karanlıkta insanlara O güneşin ışığını aksettiren yıldızlardır.”<br />
<br />
54- “Yüce Allah, O sevgili Habîbi’nin yaratılışını ne ulvi bir ikramla vücuda getirmiştir! Güzellikle bezenmiş güler yüzlülükle nişanlanmış ve böylece çok yüksek olan güzel ahlâk ve ebedi tertemiz olan zâtı varlığını süslemiştir.”<br />
<br />
55- “O Peygamber-i Zişan Efendimiz yumuşak huyluluk ve nezâkette çiçek gibi, şan ve şerefte ayın ondördü gibi , kerem ve cömertlikte denizler kadar himmetlerinde ise zaman gibidir.(Sonsuz derecede himmet sahibidir.)”<br />
<br />
56- “O Allah Rasulü her zaman celâlet ve heybette bulunduğundan , şayet yalnız halinde onunla karşılaşacak olsan, O’nu sanki muazzam bir asker birliği arasında ve bir alay hizmetkarlar içinde sanırdın.”<br />
<br />
57- “Sedef içerisinde korunmakta olan inci , adeta Peygamber Efendimiz’in mübarek sözleri ve tebessümünün madenindendir.”<br />
<br />
58- “Peygamber Efendimiz ’ in mübarek kemiklerini kaplıyan toprağa muadil hiçbir güzel koku yoktur. Ne mutlu o toprağı koklayana ve öpene!.”<br />
<br />
59- “Allah Rasulü’nün mayasının pak olması sebebiyle yüce Allah duğuşu sırasında O’na birçok harika göstermiştir.Ey akıl sahibleri! O Nebiyyi Zişan’ın hayatının ilk anından son demine kadar ki iyiliğe ve temizliğine dikkatle bakın ki,gerçeği görebilesiniz”<br />
<br />
60- “Rasulü Ekrem Efendimizi’in dünyaya geldiği gün öyle muazzam bir gündür ki, kendilerini kuşatacak gam,keder v.b. azab ve sıkıntıların gelmesiyle korkutulduklarını gördükleri bazı olaylar sebebiyle akıllarını çalıştırıp o günün önemini anladılar.”<br />
<br />
61- “Allah Rasulü’nün doğduğu gün, Kisrâ’nın bir daha toplanmaz dost ve askerleri dağıldığı gibi İran hükümdarı da sarayı yıkılmış olduğu halde geceledi”<br />
<br />
62- “Allah Rasulü’nün dünyaya gelmesi ve Kisrâ’nın sarayının yıkılmasının verdiği üzüntü üzerine ateşperestlerin yaktıkları ateş, nefesini kesip sönmüş ve faydalandıkları Fırat Nehri’de hüzün ve nedâmetinden mecrasını unutmuştur.”<br />
<br />
63- “Sava gölünün yere batması ile suyunun kuruması Sava şehri halkını ümidsiz ve kederli bıraktı;göle gitmiş olanlar susuz, öfkeli ve hiddetli bir şekilde ümidsiz olarak dönmüş oldular.”<br />
<br />
64- “Hüznünden ve gamından öyle bir hal meydana gelmiş ve ateş öyle bir sönmüştü ki, ateşte adeta suda bulunan rutubetten eser vardı.Ve su öyle kurumuştu ki sanki suda, ateşte bulunan hararetten eser vardı.”<br />
<br />
65- “Allah Rasulü’nün doğduğu gece cin tayfaları görünmeden Efendimiz’in dünyaya teşrifini müjdeleyen sesler çıkarıyor, Rasulullah’ın nurları alemi aydınlatıyor ve O’nun Peygamber olarak geliş hakikati manen ve lafzan açığa çıkıyordu.”<br />
<br />
66- “Müşrikler, putperestler ve kafirler kör ve sağır hükmünde oldular da Allah Resulü’nün geldiği müjdesinin ilânı onlarca işitilmedi ve tehdit şimşekleri onlarca görülmedi.<br />
<br />
67-“O müşrik, kafir ve putperest kavimlerin gaybden haber verdiklerini iddia eden kâhinleri, eğri,bozuk ve değiştirilmiş dinlerinin katiyyen devam edemeyeceğini haber verdikleri halde onlar yinede inkara devam ettiler.”<br />
<br />
68- “Ve Efendimiz’in doğduğu gece ufukta şeytanların üzerine yıldızların atılmasını ve buna uyumlu şekilde gene o gece yeryüzünde bulunan putların yüzleri ezerine yıkılıp düştüklerini gördükleri hâlde yine o kafir ve putperestler sapıklık üzere kalıp hakikati görmediler.”<br />
<br />
69- “Hatta şeytanlar vahiy yolu olan semadan öyle hezimete uğramış olarak gitti ki, şeytanlardan kaçan biri şaşırıp gideceği yeri bilemediğinden kaçan bir şeytanın izine tabi olmuştur.”<br />
<br />
70- “Şeytanlar semâdan öyle kaçtılar ki , güya onlar Ebrehe’nin kahramanları!!!Kaçarken gösterdikleri sürat ve telaş Allah Rasulü’nün iki avucundan atılan çakıl taşlarından perişan olup kaçan müşrik askerlerinin haline benziyordu. Onlarda kaçarak semayı terkettiler.”<br />
<br />
71- “Peygamber Efendimiz’in iki avucu içine aldığı taşlar tesbih ettikten sonra öyle bir atıldı ki, bu atılış tesbih edici Yunus aleyhisselâm’ın onu yutan balığın karnından atıldığı gibi oldu.”<br />
<br />
72- “Ağaçlar O Allah Rasulü’ne boyun eğerek ayaksız, kök ve dallarının üzerinde yürüyüp davetine geldiler.”<br />
<br />
73- “Allah Rasulü’nün huzuruna gelirken, ağaçların kökleri ve dallarının yol üzerinde yazdığı gayet güzel ve garip yazıyı süslemek için sanki düzgün çizgi ve satır çizmiş idi.”<br />
<br />
74- “O Allah Rasulü’nün huzuruna gelen ağaçlar, Allah’ın Rasulü nereye gitse ayrılmayıp onunla giden ve günün ortasında kızgın fırın gibi olan güneşin sıcaklığından onu koruyan bulut gibidir.”<br />
<br />
75- “Allah’ın Rasulü’nün işaretiyle yarılıp iki parça olan ayın Rabbına gerçek ve doğru yemin ile yemin ederim ki, o ayın melekler tarafından yarılmış olan Allah Rasulü’nün kalbine benzeyişi ve münasebeti vardır.”<br />
<br />
76-“Allah Rasulü’nün mucizelerinden şunu hatırla ki, en güzel ahlâka sahip olan Rasulü Ekrem Efendimiz’i ve O’nun arkadaşı, kerem sahibi Hazret-i Ebu Bekr’i (r.a) mağara bir araya getirmiş ve kafrlerden hepsinin gözleri kör olup, mağaranın sakladığı o iki zatı görmemişlerdir.”<br />
<br />
77- “Bütün davasında gerçek özelliklerinde pırıl pırıl Rasulü Ekrem Efendimiz Ebû Bekr’i Sıddık ile beraber mağarada birbirlerinden ayrılmadıkları halde düşmanları onları göremediler.Ve -Bu mağarada kimseler yok- dediler.”<br />
<br />
78- “Kafirler, güvercinlerin kısa zamanda kainatın efendisi Hz.Muhammed Aleyhisselam’ın bulunduğu mağara üzerine yuva ve yumurta yapıp dolaşmayacağını sandıkları gibi, örümceğinde az zamanda mağara üzerine ağ öremeyeceğini sandılar”<br />
<br />
79- “Yüce Allah’ın sevgili Habibi’ni ve mağara dostu Hz.Ebu Bekir’i vikâye etmesi, kat kat zırhlardan ve yüksek kalelerden onları müstağni kılmış ve başka korunma şekline ihtiyaç bırakmamıştır.”<br />
<br />
80- “Zamanın bana zulmetmesiyle O Allah Resulü’nün kuvvetli himayesine yaptığım ilticalarımda nail olmadığım iltica vuku bulmamıştır.”<br />
<br />
81- “Kendisinden iyilik görülenlerin en hayırlısı Allah Rasulü’nün elinden, dünya ve âhiret zenginliğini her ne zaman istemiş isem, O’ndan in’am ve ihsan almadığım istediğimi bulamadığım vaki değildir.”<br />
<br />
82- “O Allah’ın Rasulü’ne rüyasında gelen vahyi, rüyada geldiğinden dolayı sakın inkar etme.O’nun öyle bir uyanık kalbi vardır ki, gözleri uyuduğu zaman O’nun kalbi yine uyanıktı ve etrafında olup bitenleri görür ve duyardı.”<br />
<br />
83- “O rüyada meydana gelen vahiy Efendimiz’in nübüvvet mertebelerine ulaştığı zamanda idi.O durumda rüya gören hali inkar olunamaz.”<br />
<br />
84- “Yüce Allah’ın şanı ne büyüktür ki, vahiy hiçbir nebi için çalışmakla kazanılmamış, elde edilmemiştir.Gayp ile töhmetlenen, yani gaybtan haber verişlerinde yanılma ve hatası görülen hiçbir peygamber yoktur.”<br />
<br />
85- “Allah Rasulü çok kerre mübârek avucunu sadece hastaya sürmekle onu şifaya kavuşturmuş ve çok kerrede dertli ve muhtaçları cinnet hastalığından kurtarmıştır.”<br />
<br />
86- “Allah’ın Rasulü’nün duası kurak ve kıtlık senesini öyle ihya ettiki , o sene, diğer zamanlar içinde kara atın alnındaki beyaz nişana benzer en parlak sene oldu.”<br />
<br />
87- “Efendimiz (s.a.v)’in duâsının kıtlık senesini ihya etmesi bir bulutun cömertçe bol yağmur yağdırması sebebiyle olmuştur.Bulut o dereceye kadar yağmur döktü ki, sen görseydin, geniş vadileri denizden kanallar yahut taşmakla Sebe’ beldesini harad eden Arim vadisinin seli sanırdın.”<br />
<br />
88- “Allah’ın Rasulü’nün, gece yüksek dağlar üzerinde parlayıp her taraftan görülen ziyafet ateşi gibi aşikâr olan mucizelerini tarif ve vasfetmem için engel olma, beni halime bırak.”<br />
<br />
89- “İnci muntazam olarak dizilmiş olursa güzelliği artar. Fakat haddi zatında kıymetli olduğundan, gayri muntazam olmakla da kadrü kıymeti eksilmez”<br />
<br />
90- “Allah’ın Rasulü’nü öven kimsenin, arzu ve emelinin,<br />
bütün güzel huylardan ve makbül adetlerden temayüz etmiş bulunan ve o zatı tam olarak anlatmaya uzanmasında ne fayda vardır ki, O’nu hakkıyla zaten övmek mümkün değildir.”<br />
<br />
91- “Allah’ın Resulü’nün mucizelerinden biri ve hatta en büyüğü, Rahman olan yüce Allah tarafından gönderilen hak ayetlerdir ki, lafız ve nuzülü itibariyle muhdes, mana itibariyle kadîmdir.Bu kıdem sıfatı ‘Kadîm’ sıfatıyla mavsuf olan yüce Allah’ın sıfatıdır.”<br />
<br />
92- “Kur’an-ı Kerim’in manaları bize öldükten sonra dirilmekten, gelip geçmiş olan Ad kavminden ve İrem’den haber veriyor ki, bu haliyle bir zamana mukarin ve mahsus değildir.”<br />
<br />
93- “Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar tahrif olunmadan bizim yanımızda daima mahfuz bulunmakla diğer peygamberlerin bütün mucizelerinden üstün olmuştur.Çünkü o peygamberlerle gelen mucizeler, zamanlarına mahsus kalıp daimi olmamıştır.”<br />
<br />
94- “Kur’an-ı Kerim ayetlerinin hükümleri muhalif ve muarız olanlara şüphe bırakmayacak derecede kat’i ve bâkidir ve başka bir hakem ve delil aramayada muhtaç değildir.”<br />
<br />
95- “Kur’an-ı Kerim ayetlerine karşı katiyyen muaheze ve muaraza olunmamıştır ki, neticede düşmanların en şiddetlileri dahi teslimiyet ve inkıyad göstererek acziyyetlerinden dolayı davalarından dönmüş olmasınlar.”<br />
<br />
96- “Kur’an-ı Kerim’in feahat ve belagatı, muarrızının davasını, iffet sahibi olan erkeğin ailelerine uzanan cani eli men edişi gibi reddetmiştir.”<br />
<br />
97- “Kur’an-ı Kerim ayetlerinin birbirini takviye hususunda deniz dalgaları gibi olan anlamları vardır.Ve hatta Kur’an’ın anlamları güzellik, kıymet ve değerde inci, elmas gibi deniz cevherinin üzerindedir.”<br />
<br />
98- “Kur’an-ı Kerim’in eşsizliği sayılmaz ve hesaba gelmez. Zapt ve kayda edilmez ve aynı zamanda çok tekrar edilip okınmakla usanç vermez ve bu yüzden terk edilmez.”<br />
 <br />
99- “Kur’an-ı Kerim okuyanın gözleri onun ayetleriyle nurlandı. Ona -muhakkak sen en sağlam tutanak olan Allah kelamı ile muzaffer oldun. Artık bırakmayıp ona sımsıkı yapış- dedim.”<br />
<br />
100- “Eğer Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini cehennemin şiddetli ateşinden korktuğundan dolayı okursan, okuduğun Kur’an’ın soğuk suyundan yardım görüp cehennem ateşini söndürürsün.”<br />
<br />
101-“Kur’anı Kerim’in ayetleri,Kevser Havzı gibidir.Şöyle ki: Mahşer de simsiyah kömür gibi gelen asilerin yüzleri o Kevser Havzı ile beyazlaşıp parladığı gibi, Kur’an-ı Kerim de onu okuyana şefaatçı olur ve yüzünü nûrlandırıp parlatır.”<br />
<br />
102-“Kur’an-ı Kerim ayetleri,doğruluk ve düzgünlükten bakımından Sırat-ı Müstakim gibi adalet bakımından da hassas bir terazi gibidir. İnsanlar arasında o Kur’an ayetlerinden başka hiçbir adalet kaim ve baki olamaz ve tahakkuk edemez.”<br />
<br />
103-“Ey inanan insan ! Kur’an-ı Kerim’i iyi ve maharetle anladığı halde ,bilmezlikten ve anlamazlıktan gelerek Onu inkar edip giden hasedçinin bu haline sakın şaşma(Ona inanmak,çok üstün bir meziyettir).”<br />
<br />
104-“Göz hastalıktan dolayı bazen güneşin ışığını inkâr edip görmez ve ağız da hastalıktan dolayı suyun tadını inkar edip anlamaz.”<br />
<br />
105-“Ey gerek süratle yürüyerek ve gerek süratle yürüdüğü için iz bırakan develerin üzerinde olarak gelen muhtaçların ve hizmetine koşan taliblerin,evinin etrafı ve kapısının önüne iltica ettikleri kimselerin hayırlısı olan(Allah Rasulü !)”<br />
<br />
106-“Ve ey karini, kıymetini bilen, Sana itibar edenler için, Yüce Allah’ın kudret eserlerinden en büyüğü ve yaratılmışların en üstünü olan (Yüce Peygamber ) Ey varlığını en büyük nimet bilip ganimet sayanlar için ilâhi ni’metlerin en üstünü (Olan Nebi ) !”<br />
<br />
107-“(Ey peygamberler şahı olan Allah Rasulü)! Sen,geceleyin,-karanlık gecede , onbeşindeki ayın karanlıklar arasından ışığını saçarak gittiği gibi-bir haremden,yani Kabe’den diğer hareme,yani Mescid-i Aksa’ya gitti.”<br />
<br />
108-“(Ey alemlerin övüncü olan Allah Rasulü!) Sen Kâbe Kavseyn’den ,hiç kimse tarafından erişilmemiş ve talep de edilmemiş ulvi mertebelere geceleyin yükseldin.”<br />
<br />
109-“Ey şan ve şeref sahibi ulu Peygamber ! bütün nebiler ve rasuller, ulaştığın o menzilde ( veya Mescid-i Aksa’da ) hizmet olunmaya layık efendinin hizmetçileri üzerine takdimi gibi, Seni takdimle öne geçirip imâm edindiler.”<br />
<br />
110-“(Ey Allah’ın Rasulü ! Sen Mi’rac gecesi) büyük melek topluluğu içinde, o çok büyük alayın sancak sahibi olduğun halde yedi kat gökleri yararak ve her birinde peygamberlerden birine uğrayarak ileri geçtin.”<br />
<br />
111-“Ey yüce Allah’ın Sevgili Habîbi! Sen Mi’rac gecesi öyle mertebeler yükseldin ki, Yüce Allah’a yaklaşmaya çalışan kimse için ulaşılacak başka bir mertebe ve nokta-i nihayet bırakmadın.”<br />
<br />
112-“(Ey alemlerin öğünç kaynağı olan Allah Rasulü !) Ulvi bir sancağın tek olarak yükseklere çıkarıldığı gibi, Sen de yükselmek için çağrıldığın ve Mi’rac’a da’vet edildiğin zaman, diğer bütün makamları kendine nispetle geride bıraktın.”<br />
<br />
113-“( Ey şanlı Peygamber !) Sen, peygamberler ve melekler dahil, diğer bütün gözlerden tam olarak perdeli bulunan en büyük mertebelere ve tamamen gizlenmiş bulunan ilâhi sırlara ermede başarılı olmak için Mi’rac’a davet olundun.”<br />
<br />
114-“(Ey Allah’ın Rasulü !) Sen,iftahar edilmeye layık olan bütün faziletleri kendinde topladın ve yüce mertebelere yükseldin. Ve sıkıntı çekmeksizin bütün makamları tek başına geçtin ve Makamı Mahmud’a eriştin.”<br />
<br />
115-“(Ey Allah’ın Rasulü!) Rütbe olarak sana bahşolunan şefaat ve büyüklük mertebeleri öyle yüksek ve muazzam mertebelerdir ki, bunlara baktığında Sana verilen nimetlerin büyüklüğünü idrak etmek mümkün değildir.”<br />
<br />
116-“Ey mü’minler topluluğu ilâhi inayet ve ihsân olarak verilmiş sarsılmaz bir sütun gibi kıyamete kadar değişmeden baki kalacak İslâm Şeriatı vardır.<br />
<br />
117-“Yüce Allah,O’nun itaat ve ibâdetine bizleri da’vet ve irşad eden Peygamber Efendimiz’i Rasullerin Ekrem’i (En üstünü ) ifadesiyle andığı için, bizler de ümmetlerin en şereflisi,en üstünü olduk.”<br />
<br />
118-“Allah Rasulü’nün peygamberliğine ait haberler, gafil bulunan bir koyun sürüsünü arslanın kükreyip korkutması gibi, düşmanlarında kalplerini korkuttu.”<br />
<br />
119-“Düşmanlar, sürgülenmek suretiyle kasapların et kütükleri ve çengelleri üzerinde kıyılmış etlere benzeyinceye kadar, Peygamber Efendimiz her savaş sırasında düşmanlara kavuşmak ve onlarla savaşmaktan vazgeçmemiştir.”<br />
<br />
120-“(İslam düşmanları savaş meydanlarından) kaçmayı öylesine arzuladılar ki, neredeyse, kartal ve karakuşlar tarafından meydanlardan kaldırılıp uçuşan laşe parçalarına gıpta ettiler.”<br />
<br />
121-“Düşmanların şiddetli savaşlar yüzünden gece ve gündüzleri gelip geçerdi de savaşın haram olduğu bilinen dört aylar girmiş olmadıkça o günlerin sayısını ve hangi ayın geldiğini bilmezlerdi.”<br />
<br />
122-“İslam dini ,adeta , Ashab-ı Kiram’ın her bir vasıtasıyla gelen ve onların etlerine karşı gayet iştahlı olan kartal ve kara kuş gibi, düşmanların ortasına inip konan misafire benziyordu.”<br />
<br />
123-“ Allah’ın Rasulü, dalgalar misali birbirini takip eden atlar üzerinde düşman üstüne sel gibi akan kahraman askerleri sevk ve idare ederdi.”<br />
<br />
124-“Allah Rasulü’nün askerlere olan Ashab-ı Kiram ,her ilâhi daveti Allah rızası için kabul eden zümreden olup sadece ilâhi rızayı isteyen bir gurubu temsil etmektedir. Bunlar, küfür ve dalâleti kökünden söküp atacak, küfür ve dalâlet ehlini helâk edecek silahlarla hücum ve hamle ederler.”<br />
<br />
125-“Allah Rasulü’nün sahabeleri o kadar cihad etmiştir ki,işte bu kahramanların himmet ve gayretleriyle İslâm dini gariplik devrini aştıktan sonra kuvvetlenmeye başlamış ve istenilen başarıyı da elde etmiştir.”<br />
<br />
126-“Yüce İslâm dini, O Ashab-ı Kiram’dan gelen hayırlı baba ve zevcelerin gayreti gibi kuvvetli yardım ile ebedi olarak düşmanların şerrinden mahfuz kalıp yetimlik ve dulluk çekmedi, sahipsiz kalmadı.”<br />
<br />
127-“O Ashab-ı Kiram kuvvet ve savaşa karşı dayanıklı olma bakımından dağlar gibidir. Onlardan müsademe eden kafirlerden sor, her müsademe ve savaş yerinde olanlardan ne kahramanlıklar görmüşlerdir.”<br />
<br />
128-“İslâm düşmanlarının kahroldukları zamanı ve ne biçimde kahrolduklarını Huneyn deresine, Bedir ovasına ve Uhud dağına sor ki, o kahroluşlarının veba ve tâun illetiyle kahrolmaktan daha dehşetli ve şiddetli olduğunu sana anlatsınlar.”<br />
<br />
129-“Beyaz kılıçlarını düşmanların kulaklarından sarkmış her bir siyah saçlarını yararak batırıp çıkardıktan sonra kırmızıya döndüren cengaver sahabeleri medhederim.”<br />
<br />
130-“(Allah Rasulü’nün mücahid sahabelerini elbet överim.) Sanki onlar kara çizgili süngülerle yazı yazan katiplerdir. Öyle ki, onların süngü kalemleri düşman vücudunun harfini bile noktasız bırakmayıp, her tarafını yaraladılar.”<br />
<br />
131-“Allah ve Rasulü’nün ashabı silâh ve techizatlı olarak heybet mükemmelliği ve şevket sahibidirler. Gül, kokusu ve güzelliği sebebiyle Selemden seçilip nasıl ayrılırsa, Ashab-ı Kiram’da güzel yüzleri, üstün vasıflerı ile diğer insanlardan temâyüz etmiş yüksek şahsiyetlerdir.”<br />
<br />
132-“Yüce Allah’ın ashabı kirama ihsan buyurduğu yardım rüzgarı sana onların en güzel kokularını hediye eder. Sen de onlardan her bir mücahidi kılıflarında bulunan kokulu çiçek sanırsın.<br />
<br />
133-“Ashab-ı Kiram, düşman karşısında at üzerinde iken öylesin sebat kardırlarki yüksek tepelerde biten sabit otlar gibidirler. Bu sebatları, din hususundaki gayretleri ve kuvvetli inançlarından dolayı olup, kalanların sıkı olmasından değildir.”<br />
<br />
134-“İslam mücahiderinin yiğitlik ve cesaretlerinden korkarak düşmanlarının kalbleri titredi ve akılları uçup gitti. Böylece kuzular gibi Mücahidleri ayıramaz oldular.”<br />
<br />
135-“Her kime Yüce Allah’ın yardımı Allah Rasulü’nün inâyeti ile olmuşsa, meşe ve dağ çalılıklarında arslanlarla kırşılaşsa bile arslanlar ondan korkup sakin hale gelirler.”<br />
<br />
136-“Allah’ın Rasulü’nün dostlarından, Onun sebebiyle yardım bulmamış olan kimse göremezsin. Aynı zamanda Onun düşmanlarından da azab ve cezaya çarptırılmamış, bunun sıkıntısına düşmemiş kimse göremezsin.<br />
<br />
137-“Arslan nasıl ki yavrularını orman içinde ağaçlar arasına yerleştirip korursa, Peygamber efendimizde (s.a.v) ümmetini İslâm Dini’nin hıfz ve sıyâhetine yerleştirmiş,dünyevi ve uhrevi felâketlerden korumuştur.”<br />
<br />
138-“Allah Rasulü’nün dini hususunda mücadeleye girişen nice düşman kişileri, Allah’ın Kelam-ı Kuran’ı Kerim yere sermiş mağlup etmiş kuvvetli düşmanlık ve hasımlığa sahip kişileri de onu mu’cizeleri nice defalar yıkmış ve pes ettirmiştir.”<br />
<br />
139-“Cahiliyet devrinde ümmi iken ilim ve Kemâl sahibi sana yeter. Yetim halinde iken terbiyleli ve güzel ahlâklı olması da yine mucize olarak sana yeter.”<br />
<br />
140-“Allah’ın Rasulü’ne bu kasidemle Medih ve senâda bulumak suretiyle hizmette bulundum. Bu medih ve senâ edişim dolayısı ile halka hizmetle geçen ömrümün günahlarına af istemekteyim.”<br />
<br />
141-“Zira, bu şiir uğraşması ve dünyaya hizmet sonuçlarından korkulur günah gerdanlığını boynuma taktı. Bunlarla beni, cinayet bedeli olarak hazırlanmış kurbanlık deve imişim gibi helâke hazırlıyor ve felâkete sürüklüyor.”<br />
<br />
142-“Halka hizmet ve şiirle meşgul olduğum hallerimde çocukca ve cahilce sapıklıklara uydum, bu halde geçen ömrüm içinde günahlar kazanmak ve nadim olmaktan başka bir şey elde edemedim.”<br />
<br />
143-“Ey (okuyucu) , nefsimin ticaretindeki zararını ve aldanışı gel gör ki, dünyada da günahları terk ile ebedi saadeti temin edecek olan dini satın almıyor buna istekli dahi bulunmuyor.”<br />
<br />
144-“Her kim din husunda ahiretini dünya lezzetleri ile değiştirir, âhireti bırakıp sadece dünyayı alırsa, gerek peşin alış-verişte ve gerek ücretini peşin verip malını daha sonra alacağı selemde aldanmış olduğu o kimse için yakında aşikar olur.”<br />
<br />
145-“Eğer ben günah ile gelsem dahi ve fam ve ahdim Fahr-i Kainat’tan bozulmuş, beni Allah Rasulü’ne bağlayan manevi ipim de kesilmiş değildir. Yine şefaatını ümid ederim.”<br />
<br />
146-“Zira alemlerin Fahri’nden benim için bir çeşit özel eman ve sıyanet vardır ki; o da ismimim Muhammed olmasıdır. O irfan hazinesi olan Efendimiz, Ahd ve ve fakarlıkta bütün insanların en vefalısıdır.”<br />
<br />
147-“Kainatın Fahri Efendimiz Hazretleri, eğer ahirette fazl ve keremi ile benim elimden tutmaz ve şefaat etmez ise sen bana de ki: Ey ayağı kaymış biçare, neredesin ? Vay senin haline !”<br />
<br />
148-“Allah’ın Rasulü’nün , kendisinden medet umanlara lütfunu esirgediği görülmemiş , duyulmamıştır. O kimseyi dünyada mahrum bırakmadığı gibi, ahirette de mahrum bırakmadığı gibi, ahirette de mahrum bırakmaz. Kendisinden şefaat talebinde bulunan kimseyi karşılıksız ve mahrum bırakması mümkün değildir.”<br />
<br />
149-“Fikirlerimi Allah’ın Rasulü’nün övgüsüne tahsis ettiğim zamandan beri, bütün kötü hallerden kurtulmam için lüzumlu olanların en hayırlısını buldum ve bana şefaat edeceğine kesinlikle inanıyorum.”<br />
<br />
150-“Allah’ın Rasulün’den görülecek imdat ve şefaat, muhtaç olan eli unutmaz ve boş bırakmaz. Nitekim suların toplanmadığı yüksek yerlerdeki çiçek ve otlarıda muhakkak yağmur bitirip vücuda getirir.”<br />
<br />
151-“Herem b. Hayyam isimli Arap beyini medhetmekle şair Züheyr’in iki elinde topladığı dünya zinetini ben istemedim.”<br />
<br />
152-“Ey yaratılmışların en şereflisi olan Allah Rasulü ! herkes için muhakkak olan hâdise ve felâket yani ölüm ve kıyamet meydana geldiği zaman benim için kendisine iltica edeceğim. Senden başka kimse yoktur.”<br />
<br />
153-“Kerim olan Yüce Allah’ın “Müntakim” ismiyle tecelli ettiği ve günah sahiblerini cezalandıracağı zaman bana şefaat etsen, benim sebebimle senin ulvi makam ve merteben dar olmaz, ve Ona bir noksanlık getirmez.”<br />
<br />
154-“Allah’ın Rasulü ! bana şefaat etmekle mertebene noksanlık gelmez. Çünkü dünya ve onun zıddı olan ahiret senin cömertliğin ve ihsanındadır. Levh-i Mahfuz’un ve Kalem’in Yazdığı ilim de senin ilimlerinden dir.”<br />
<br />
155-“Ey nefsim ! işlediğin büyük günahlar yüzünden dolayı Allah’ın rahmetinden ümidini kesme. Çünkü O’nun mağfireti yanında büyük günahların affı küçük günahlar gibidir.”<br />
<br />
156-“Yüce Allah Rahmetini Taksim Ederken umarım ki , bu Taksim de Rahmet günah miktarınca gelir.”<br />
<br />
157-“Ey benim Yüceler Yücesi Rabbim! Benim Ümmedimi, Yüce Katında tersine dönmemiş geçerli ümidlerden eyle. Ve mağfiret ümidimin aksi ile beni mey’us eyleme. Hesabımı da Hüzn-ü Zannım üzerine Çıkarıp kesilmemiş Kıl.”<br />
<br />
158-“ Ey yüceler Yücesi Allah’ım ! her ne kadar o kulun da, musibetler gelip tahammül etmeye çağırdığı zaman mağlup olarak kaçıp giderecek derecede zayıf bir sabır varsa da, senin kulunda, yani ben biçareye iki dünyada (dünya ve ahirette ) yine de lütfunla muamele eyle.”<br />
<br />
159-“İlâhi, Senin tarafı ilâhiyyenden sâdır olan salât bulutlarına izin ver ve emrü ferman buyur ki , Salâvat-ı şerifeyi Rasulü Ekrem’in Ravzâ-i Mutahharesi üzerine daima akıtarak cereyan edip dursunlar.”<br />
<br />
160-“Allah’ın Rasulü’nün Ehl-i beyti, ashabı ve bunlara uyan tabiinlerin de üzerlerine Salavat-Şerifler daim olsun. Bunlardan her biri takva, nezâfet, hilim ve Kerem sahibidirler.”<br />
<br />
161-“Saba rüzgarı ban denilen ağacın dallarını kımıldattığı ve deve çobanları türlü nağmelerle develeri sevk ve raksa getirdiği müddetçe (senin, ashabının ve daha sonra gelip senin yolunda olanların cümlesinin üzerine salât ve Selâm Olsun.)”<br />
<br />
162-“Ey Benim Yüceler Yücesi Allah’ım! Bütün yaratılanların hayırlısı olan Sevgili Habibi’nin üzerine Sen Salât ve Selâm Eyle.( Çünkü, onun yüce katındaki sevgisini derecesini hakkıyla bilen ve Selamlayarak O’nun hakkını hakkıyla verecek olan ancak Sensin.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaside-i Bürde Arapca Text Resim Halinde</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2274" target="_blank" title="">Burde1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 102.89 KB / İndirme Sayısı: 61)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2275" target="_blank" title="">Burde2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 161.78 KB / İndirme Sayısı: 61)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2276" target="_blank" title="">Burde3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 165.27 KB / İndirme Sayısı: 63)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2277" target="_blank" title="">Burde4.jpg</a> (Dosya Boyutu: 163.03 KB / İndirme Sayısı: 63)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2278" target="_blank" title="">Burde5.jpg</a> (Dosya Boyutu: 156.54 KB / İndirme Sayısı: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2279" target="_blank" title="">Burde6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 161.92 KB / İndirme Sayısı: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2280" target="_blank" title="">Burde7.jpg</a> (Dosya Boyutu: 160.34 KB / İndirme Sayısı: 60)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2281" target="_blank" title="">Burde8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 153.75 KB / İndirme Sayısı: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2282" target="_blank" title="">Burde9.jpg</a> (Dosya Boyutu: 144.29 KB / İndirme Sayısı: 66)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
#####################<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde Arapca Text ve Mana</span></span><br />
<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ مُنْشِي الْخَلْقِ مِنْ عَدَمِ<br />
ثُمَ الصَّلَاةُ عَلى الْمُخْتَارِ فِي الْقِدَمِ<br />
Hamd, yokluktan var eden Allah'a mahsustur<br />
O halde dualar ezelden beri seçilmiş olanın üzerine olsun<br />
Chorus<br />
مَولَايَ صَلِّ وَسَلِّمْ دَائِمًا أَبَدًا<br />
عَلَى حَبِيبِكَ خَيْرِ الْخَلْقِ كُلِّهِمِ<br />
Ey Rabbim, her zaman ve sonsuza dek huzuru kutsa ve bağışla<br />
Tüm Yaratılmışların En İyisi olan sevgilinin üzerine<br />
الْفَصْلُ الْاَوَّلُ فِي الْغَزْلِ وَشَكْوَى الْغَرَامِ<br />
Birinci Bölüm<br />
Aşk Sözleri ve Tutkunun Yoğun Acısı Üzerine<br />
أَمِنْ تَذَكُّرِ جِيرَانٍ بِذِي سَلَمِ<br />
مَزَجْتَ دَمْعًا جَرَى مِنْ مُقْلَةٍ بِدَمِ<br />
1. Dhu Salam'daki komşularınızın anısı mı<br />
Gözlerinizi bu kadar yaşartan?<br />
أَمْ هَبَّتِ الرِّيحُ مِنْ تِلْقَاءِ كَاظِمَةٍ<br />
وَأَوْمَضَ الْبَرْقُ فِي الظَّلْمَاءِ مِنْ إِضَمِ<br />
2. Yoksa Kazima yönünden esen rüzgar mı<br />
Ve İdam Dağı'ndan kara gecede çakan şimşek mi?<br />
فَمَا لِعَيْنَيْكَ إِنْ قُلْتَ اكْفُفَا هَمَتَا<br />
وَمَا لِقَلْبِكَ إِنْ قُلْتَ اسْتَفِقْ يَهِمِ<br />
3. Gözlerinizin nesi var ki, onlara sakınmalarını söylediğinizde daha çok ağlıyorlar?<br />
Ve kalbiniz - onu uyandırmaya çalıştığınızda, sadece daha da şaşkınlaşır<br />
أَيَحْسَبُ الصَّبُّ أَنَّ الْحُبَّ مُنْكَتِمٌ<br />
مَا بَيْنَ مُنْسَجِمٍ مِنْهُ وَمُضْطَرِمِ<br />
4. Aşık olan kişi aşkının gizlenebileceğini mi sanır<br />
Dökülen gözyaşları ve alev alev yanan bir kalp arasında?<br />
لَوْلَا الْهَوَى لَمْ تُرِقْ دَمْعًا عَلَى طَلَلٍ<br />
وَلَا أَرِقْتَ لِذِكْرِ الْبَانِ وَالْعَلَمِ<br />
5. Aşk olmasaydı, gözyaşların sevgilinin bıraktığı izlere akmazdı<br />
Ne de söğüt ağacını ve dağı hatırlayarak uykusuz kalırdın<br />
فَكَيْفَ تُنْكِرُ حُبًّا بَعْدَ مَا شَهِدَتْ<br />
بِهِ عَلَيْكَ عُدُولُ الدَّمْعِ وَالسَّقَمِ<br />
6. Öyleyse<br />
ağlayan ve zayıf görünen bu kadar dürüst tanıklar size karşı tanıklık etmişken bu sevgiyi nasıl inkâr edebilirsiniz?<br />
وَأَثْبَتَ الْوَجْدُ خَطَّيْ عَبْرَةٍ وَضَنىً<br />
مِثْلَ الْبَهَارِ عَلَى خَدَّيْكَ وَالْعَنَمِ<br />
7. Aşkın ıstırabı iki satır gözyaşı ve keder yazdı<br />
Bahar gibi solgun ve anam gibi kırmızı yanaklarına<br />
نَعَمْ سَرَى طَيْفُ مَنْ أَهْوَى فَأَرَّقَنِي<br />
وَالْحُبُّ يَعْتَرِضُ اللَّذَّاتِ بِالْأَلَمِ<br />
8. Evet, sevdiğim kişinin hayali gece bana geldi ve uyuyamadım,<br />
Ah, aşk acılarıyla zevkin tadına varmayı nasıl da engelliyor!<br />
يَا لَائِمِي فِي الْهَوَى الْعُذْرِيِّ مَعْذِرَةً<br />
مِنِّي إِلَيْكَ وَلَوْ أَنْصَفْتَ لَمْ تَلُمِ<br />
9. Ey beni bu saf sevgimden dolayı azarlayan, özrümü kabul et<br />
Eğer gerçekten adil olsaydın, beni hiç azarlamazdın<br />
عَدَتْكَ حَالِيَ لَا سِرِّي بِمُسْتَتِرٍ<br />
عَنِ الْوُشَاةِ وَلَا دَائِي بِمُنْحَسِمِ<br />
10. Umarım siz de benim gibi bir durumdan kurtulursunuz! Sırrım gizlenemez<br />
Muhaliflerimden, ne de hastalığımın bir sonu olacak<br />
مَحَّضْتَنِي النُّصْحَ لَكِنْ لَسْتُ أَسْمَعُهُ<br />
إِنَّ الْمُحِبَّ عَنِ الْعُذَّالِ فِي صَمَمِ<br />
11. Bana içtenlikle öğüt verdin, ama ben duymadım,<br />
Aşık, kendisini suçlayanlara karşı oldukça sağırdır<br />
إِنِّي اتَّهَمْتُ نَصِيحَ الشَّيْبِ فِي عَذَلٍ<br />
وَالشَّيْبُ أَبْعَدُ فِي نُصْحٍ عَنِ التُّهَمِ<br />
12. Kendi ak saçlarımın beni azarlamasından bile kuşkulandım,<br />
Yaşlılığın ve ak saçların öğütlerinin kuşkudan uzak olduğunu bildiğim zaman<br />
اَلْفَصْلُ الثَّانِي فِي الْحَذِيرِ مِنْ هَوَى النَّفْسِ<br />
İkinci Bölüm<br />
Benliğin Kaprisleri Hakkında Bir Uyarı<br />
فَإِنَّ أَمَّارَتيِ بِالسُّوءِ مَا اتَّعَظَتْ<br />
مِنْ جَهْلِهَا بِنَذِيرِ الشَّيْبِ وَالْهَرَمِ<br />
13. Aptal ve umursamaz benliğim uyarılara kulak asmayı reddetti<br />
Ak saçların ve yaşlılığın başlangıcını müjdeledi<br />
وَلَا أَعَدَّتْ مِنَ الْفِعْلِ الْجَمِيلِ قِرَى<br />
ضَيْفٍ أَلَمَّ بِرَأْسِي غَيْرَ مُحْتَشِمِ<br />
14. Haber vermeden başıma üşüşen bu misafiri<br />
gerektiği gibi ağırlamak için hiçbir iyi iş hazırlamamıştı.<br />
لَوْ كُنْتُ أَعْلَمُ أَنِّي مَا أُوَقِّرُهُ<br />
كَتَمْتُ سِرًّا بَدَا ليِ مِنْهُ بِالْكَتَمِ<br />
15. Onu onurla kabul edemeyeceğimi bilseydim<br />
sırrımı ondan boya ile gizlerdim.<br />
مَنْ لِي بِرَدِّ جِمَاحٍ مِنْ غَوَايَتِهَا<br />
كَمَا يُرَدُّ جِمَاحُ الْخَيْلِ بِاللُّجُمِ<br />
16. Vahşi atların dizginler ve dizginlerle dizginlendiği gibi, inatçı ruhumu yollarının yanlışlığından kim alıkoyabilir,<br />
?<br />
فَلَا تَرُمْ بِالْمَعَاصِي كَسْرَ شَهْوَتِهَا<br />
إِنَّ الطَّعَامَ يُقَوِّي شَهْوَةَ النَّهِمِ<br />
17. Günaha daha fazla dalarak arzuları kırmayı amaçlamayın,<br />
Oburun açgözlülüğü yalnızca [the sight of] yiyecekle artar<br />
وَالنَّفْسُ كَالطِّفْلِ إِنْ تُهْمِلْهُ شَبَّ عَلَى<br />
حُبِّ الرَّضَاعِ وَإِنْ تَفْطِمْهُ يَنْفَطِمِ<br />
18. Benlik bir bebek gibidir, eğer uygun bakımını ihmal ederseniz<br />
hala emmeyi severek büyüyecektir; ama onu sütten kestiğinizde sütten kesilecektir<br />
فَاصْرِفْ هَوَاهَا وَحَاذِرْ أَنْ تُوَلِّيَهُ<br />
إِنَّ الْهَوَى مَا تَوَلَّى يُصْمِ أَوْ يَصِمِ<br />
19. Bu yüzden tutkularınızı bir kenara bırakın, onların sizi ele geçirmesine izin vermekten sakının.<br />
Çünkü tutku üstünlüğü ele geçirdiğinde ya öldürür ya da onursuzluk getirir.<br />
وَرَاعِهَا وَهْيَ فِي الْأَعْمَالِ سَائِمَةٌ<br />
وَإِنْ هِيَ اسْتَحْلَتِ الْمَرْعَى فَلَا تُسِمِ<br />
20. Eylem tarlasında otlarken ona göz kulak ol<br />
otlağı çok hoş bulursa denetimsiz otlamasına izin verme.<br />
كَمْ حَسَّنَتْ لَذَّةً لِلْمَرْءِ قَاتِلَةً<br />
مِنْ حَيْثُ لَمْ يَدْرِ أَنَّ السُّمَّ فِي الدَّسَمِ<br />
21. Aslında ölümcül olan bir zevk ne kadar çok iyi görünmüştür,<br />
Yağın içinde zehir olabileceğini bilmeyen birine<br />
وَاخْشَ الدَّسَائِسَ مِنْ جُوعٍ وَمِنْ شِبَعٍ<br />
فَرُبَّ مَخْمَصَةٍ شَرٌّ مِنَ التُّخَمِ<br />
22. Açlık ve tokluk tuzaklarına dikkat edin,<br />
Çünkü boş bir mide aşırı yemekten daha kötü olabilir<br />
وَاسْتَفْرِغِ الدَّمْعَ مِنْ عَيْنٍ قَدِ امْتَلَأَتْ<br />
مِنَ الْمَحَارِمِ وَالْزَمْ حِمْيَةَ النَّدَمِ<br />
23. Yasak şeylere doymuş gözlerin gözyaşlarını sil,<br />
Ve bundan böyle tek diyetin pişmanlık olsun<br />
وَخَالِفِ النَّفْسَ وَالشَّيْطَانَ وَاعْصِهِمَا<br />
وَإِنْ هُمَا مَحَضَاكَ النُّصْحَ فَاتَّهِمِ<br />
24. Nefse ve şeytana karşı çıkın - ve onlara meydan okuyun,<br />
Size tavsiye vermeye çalışırlarsa, şüpheyle yaklaşın<br />
وَلَا تُطِعْ مِنْهُمَا خَصْمًا وَلَا حَكَمًا<br />
فَأَنْتَ تَعْرِفُ كَيْدَ الْخَصْمِ وَالْحَكَمِ<br />
25. İster karşı çıksınlar ister tahkime gelsinler, onlara asla itaat etme.<br />
Çünkü hem karşı çıkanların hem de hakemlerin hilelerini artık biliyorsun.<br />
أَسْتَغْفِرُ اللهَ مِنْ قَوْلٍ بِلَا عَمَلٍ<br />
لَقَدْ نَسَبْتُ بِهِ نَسْلًا لِذِي عُقُمِ<br />
26. Yapmadığım şeyleri söylediğim için Allah'tan bağışlanma diliyorum.<br />
Sanki kısır birine soy isnat ediyormuşum gibi.<br />
أَمَرْتُكَ الْخَيْرَ لَكِنْ مَا ائْتَمَرْتُ بِهِ<br />
وَمَا اسْتَقَمْتُ فَمَا قَوْليِ لَكَ اسْتَقِمِ<br />
27. Size iyi olmanızı emrettim, ama sonra kendi öğüdümü dinlemedim<br />
kendim dürüst değildim, öyleyse size "Dürüst olun!" dememin ne anlamı var?<br />
وَلَا تَزَوَّدْتُ قَبْلَ الْمَوْتِ نَافِلَةً<br />
وَلَمْ أُصَلِّ سِوَى فَرْضٍ وَلَمْ أَصُمِ<br />
28. Ölüm gelip beni almadan önce nafile namaz kılmadım<br />
farzdan fazla ne namaz kıldım ne de oruç tuttum.<br />
الْفَصْلُ الثَّالِثُ فِي مَدْحِ النَّبِيِّ ﷺ<br />
Üçüncü Bölüm<br />
Peygamber'e Övgü ﷺ<br />
ظَلَمْتُ سُنَّةَ مَنْ أَحْيَا الظَّلَامَ إِلَى<br />
أَنِ اشْتَكَتْ قَدَمَاهُ الضُّرَّ مِنْ وَرَمِ<br />
29. Geceleyin namaz kılanın yoluna haksızlık ettim<br />
Ta ki ayakları ağrıdan ve şişlikten şikayet edinceye kadar<br />
وَشَدَّ مِنْ سَغَبٍ أَحْشَاءَهُ وَطَوَى<br />
تَحْتَ الْحِجَارَةِ كَشْحًا مُتْرَفَ الْأَدَمِ<br />
30. Açlığının şiddetine karşı iç organlarını bağlarken<br />
Narin tenini beline bağladığı taşın altında saklıyordu<br />
وَرَاوَدَتْهُ الْجِبَالُ الشُّمُّ مِنْ ذَهَبٍ<br />
عَنْ نَفْسِهِ فَأَرَاهَا أَيَّمَا شَمَمِ<br />
31. Yüksek altın dağları onu ayartmaya çalıştı<br />
Ama o da onlara yücelmenin gerçek anlamını gösterdi<br />
وَ أَكَّدَتْ زُهْدَهُ فِيهَا ضَرُورَتُهُ<br />
إِنَّ الضَّرُورَةَ لَا تَعْدُو عَلَى الْعِصَمِ<br />
32. Kanaatkârlık ve muhtaçlık durumu onun dünyevi kaygılara kayıtsızlığını teyit etmekten başka bir işe yaramadı.<br />
Çünkü korkunç ihtiyaçlar bile böylesine kusursuz bir erdeme saldıramaz.<br />
وَكَيْفَ تَدْعُو إِلَى الدُّنْيَا ضَرُورَةُ مَنْ<br />
لَولَاهُ لَمْ تُخْرَجِ الدُّنْيَا مِنَ الْعَدَمِ<br />
33. Böyle bir kişinin şiddetli ihtiyacı onu nasıl dünyaya çekebilir<br />
O olmasaydı dünya yokluktan asla ortaya çıkmazdı?<br />
مُحَمَّدٌ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَالثَّقَلَيْـ<br />
ـنِ وَالْفَرِيقَيْنِ مِنْ عُرْبٍ وَمِنْ عَجَمِ<br />
34. Muhammed ﷺ iki dünyanın efendisidir, cinlerin efendisidir ve [men,]<br />
ve iki grubun, Arapların ve Arap olmayanların efendisidir<br />
نَبِيُّنَا الْآمِرُ النَّاهِي فَلَا أَحَدٌ<br />
أَبَرَّ فِي قَوْلِ لَا مِنْهُ وَلَا نَعَمِ<br />
35. İyiliği emreden ve kötülükten men eden Peygamberimiz<br />
'Evet' de olsa 'hayır' da olsa sözünde daha doğru kimse yoktur.<br />
هُوَ الْحَبِيبُ الَّذِي تُرْجَى شَفَاعَتُهُ<br />
لِكُلِّ هَوْلٍ مِنَ الْأَهْوَالِ مُقْتَحَمِ<br />
36. O, şefaati umulan sevgili olandır<br />
Bizi fırtınaya sürükleyen tüm korkunç şeylere karşı<br />
دَعَا إِلَى اللهِ فَالْمُسْتَمْسِكُونَ بِهِ<br />
مُسْتَمْسِكُونَ بِحَبْلٍ غَيْرِ مُنْفَصِمِ<br />
37. O, insanları Allah'a çağırdı; artık ona sarılanlar<br />
kopmayacak bir ipe sarılmış olurlar.<br />
فَاقَ النَّبِيِّينَ فِي خَلْقٍ وَفِي خُلُقٍ<br />
وَلَمْ يُدَانُوهُ فِي عِلْمٍ وَلَا كَرَمِ<br />
38. Hem biçim hem de asil karakter olarak diğer peygamberleri aştı<br />
Ve hiçbiri bilgide ya da saf cömertlikte ona yaklaşamadı.<br />
وَكُلُّهُمْ مِنْ رَسُولِ اللهِ مُلْتَمِسٌ<br />
غَرْفًا مِنَ الْبَحْرِ أَوْ رَشْفًا مِنَ الدِّيَمِ<br />
39. Hepsi de Allah'ın Resûlü'nden bir avuç su<br />
O'nun okyanusundan bir damla su O'nun bitmez tükenmez yağmurundan bir damla su isterler.<br />
وَوَاقِفُونَ لَدَيْهِ عِنْدَ حَدِّهِمِ<br />
مِنْ نُقْطَةِ الْعِلْمِ أَوْ مِنْ شَكْلَةِ الْحِكَمِ<br />
40. Hepsi kendi ölçülerine göre onun önünde dururlar<br />
Bilgisine aksan noktaları ya da bilgeliğine sesli harf işaretleri gibi<br />
فَهْوَ الَّذِي تَمَّ مَعْنَاهُ وَصُورَتُهُ<br />
ثُمَّ اصْطَفَاهُ حَبِيبًا بَارِئُ النَّسَمِ<br />
41. O, anlamın ve biçimin kendisinde mükemmelleştiği kişidir.<br />
Ve sonra tüm insanlığı yaratan, onu sevgilisi olarak seçti.<br />
مُنَزَّهٌ عَنْ شَرِيكٍ فِي مَحَاسِنِهِ<br />
فَجَوْهَرُ الْحُسْنِ فِيهِ غَيْرُ مُنْقَسِمِ<br />
42. Erdemleri bakımından eşi benzeri yoktur<br />
Çünkü onda mükemmelliğin özü bölünmezdir.<br />
دَعْ مَا ادَّعَتْهُ النَّصَارَى فِي نَبِيِّهِمِ<br />
وَاحْكُمْ بِمَا شِئْتَ مَدْحًا فِيهِ وَاحْتَكِمِ<br />
43. Hıristiyanların Peygamberleri hakkında ileri sürdükleri şeyleri bırakın<br />
Onu övmek için dilediğinizi söyleyebilirsiniz.<br />
وَانْسُبْ إِلَى ذَاتِهِ مَا شِئْتَ مِنْ شَرَفٍ<br />
وَانْسُبْ إِلَى قَدْرِهِ مَا شِئْتَ مِنْ عِظَمِ<br />
44. Onun özüne dilediğin soyluluğu<br />
Rütbesine de dilediğin yüceliği yakıştırabilirsin.<br />
فَإِنَّ فَضْلَ رَسُولِ اللهِ لَيْسَ لَهُ<br />
حَدٌّ فَيُعْرِبَ عَنْهُ نَاطِقٌ بِفَمِ<br />
45. Gerçekten de Allah'ın Elçisi'nin yüksek faziletinin<br />
bir insanın diliyle ifade edilebilecek en uzak sınırı yoktur.<br />
لَوْ نَاسَبَتْ قَدْرَهُ آيَاتُهُ عِظَمًا<br />
أَحْيَا اسْمُهُ حِينَ يُدْعَى دَارِسَ الرِّمَمِ<br />
46. Mucizeleri de rütbesi kadar güçlü olsaydı<br />
sadece adının duyulması bile ölü kemikleri canlandırırdı.<br />
لَمْ يَمْتَحِنَّا بِمَا تَعْيَا الْعُقُولُ بِهِ<br />
حِرْصًا عَلَيْنَا فَلَمْ نَرْتَبْ وَلَمْ نَهِمِ<br />
47. Aklımızı yoracak şeylerle bizi sınamadı<br />
bizi düşündüğü için şüpheye ya da şaşkınlığa düşmememiz için<br />
أَعْيَا الْوَرَى فَهْمُ مَعْنَاهُ فَلَيْسَ يُرَى<br />
فِي الْقُرْبِ وَالْبُعْدِ فِيهِ غَيْرُ مُنْفَحِمِ<br />
48. İnsanoğlu onun gerçek özünü kavrayamaz<br />
Yakın uzak herkes şaşkındır.<br />
كَالشَّمْسِ تَظْهَرُ لِلْعَيْنَيْنِ مِنْ بُعُدٍ<br />
صَغِيرَةً وَتُكِلُّ الطَّرْفَ مِنْ أَمَمِ<br />
49. Uzaktan çıplak göze küçük görünen güneş gibi<br />
yakından ise görüşü karartacak ve gözleri kamaştıracaktır.<br />
وَكَيْفَ يُدْرِكُ فِي الدُّنْيَا حَقِيقَتَهُ<br />
قَوْمٌ نِيَامٌ تَسَلَّوْا عَنْهُ بِالْحُلُمِ<br />
50. Uykuda olan insanlar rüyalarıyla ondan uzaklaşırken<br />
bu dünyada onun gerçekliğini nasıl algılayabilirler?<br />
فَمَبْلَغُ الْعِلْمِ فِيهِ أَنَّهُ بَشَرٌ<br />
وَأَنَّهُ خَيْرُ خَلْقِ اللهِ كُلِّهِمِ<br />
51. Onun hakkında bildiklerimiz, bir insan olduğu<br />
ve Allah'ın yarattıklarının en hayırlısı olduğudur.<br />
وَكُلُّ آيٍ أَتَى الرُّسْلُ الْكِرَامُ بِهَا<br />
فَإِنَّمَا اتَّصَلَتْ مِنْ نُورِهِ بِهِمِ<br />
52. Resuller tarafından getirilen her mucize<br />
onlara sadece onun nuru aracılığıyla bağlanmıştır.<br />
فَإِنَّهُ شَمْسُ فَضْلٍ هُمْ كَوَاكِبُهَا<br />
يُظْهِرْنَ أَنْوَارَهَا لِلنَّاسِ فِي الظُّلَمِ<br />
53. Muhakkak ki o, bir lütuf güneşidir; onlar da onun gezegenleridir.<br />
Karanlıklar içindeki insanlara ışıklarını gösterirler.<br />
أَكْرِمْ بِخَلْقِ نَبِيٍّ زَانَهُ خُلُقٌ<br />
بِالْحُسْنِ مُشْتَمِلٍ بِالْبِشْرِ مُتَّسِمِ<br />
54. Mükemmel karakterle bezenmiş bir Peygamberin yaratılışı ne kadar cömerttir!<br />
Çok güzel ve parlak yüzlü<br />
كَالزَّهْرِ فِي تَرَفٍ وَالْبَدْرِ فِي شَرَفٍ<br />
وَالْبَحْرِ فِي كَرَمٍ وَالدَّهْرِ فِي هِمَمِ<br />
55. Tazelikte bir çiçek ve yücelikte bir dolunay gibi,<br />
Saf cömertlikte bir okyanus gibi ve azmin gücünde zamanın kendisi gibi<br />
كَأَنَّهُ وَهْوَ فَرْدٌ مِنْ جَلَالَتِهِ<br />
فِي عَسْكَرٍ حِينَ تَلْقَاهُ وَفِي حَشَمِ<br />
56. Yalnızken bile heybetli duruşundan<br />
sanki büyük bir ordunun ve maiyetin arasındaymış gibi görünüyordu.<br />
كَأَنَّمَا اللُّؤْلُؤُ الْمَكْنُونُ فِي صَدَفٍ<br />
مِنْ مَعْدِنَيْ مَنْطِقٍ مِنْهُ وَمُبْتَسَمِ<br />
57. Sanki kabuklarında korunan parlayan inciler<br />
hem konuşmasından hem de ışıltılı gülümsemesinden ortaya çıkıyordu<br />
لَا طِيبَ يَعْدِلُ تُرْبًا ضَمَّ أَعْظُمَهُ<br />
طُوبَى لِمُنْتَشِقٍ مِنْهُ وَمُلْتَثِمِ<br />
58. Hiçbir parfüm onun asil suretini taşıyan toprağınkiyle boy ölçüşemez.<br />
O kutsanmış toprağı koklayan ya da öpen kişi için ne büyük mutluluk!<br />
الْفَصْلُ الرَّابِعُ فِي مَوْلِدِهِ ﷺ<br />
Dördüncü Bölüm<br />
Doğumunda ﷺ<br />
أَبَانَ مَوْلِدُهُ عَنْ طِيبِ عُنْصُرِهِ<br />
يَا طِيبَ مُبْتَدَإٍ مِنْهُ وَمُخْتَتَمِ<br />
59. Doğumu, kökeninin saflığını açıkça ortaya koydu,<br />
Ey başlangıcı ve sonu ne kadar saf!<br />
يَوْمٌ تَفَرَّسَ فِيهِ الْفُرْسُ أَنَّهُمُ<br />
قَدْ أُنْذِرُوا بِحُلُولِ الْبُؤْسِ وَالنِّقَمِ<br />
60. O gün Persler<br />
sefalet ve felaketlerin başlangıcı konusunda uyarıldıklarını anladılar<br />
وَبَاتَ إِيوَانُ كِسْرَى وَهْوَ مُنْصَدِعٌ<br />
كَشَمْلِ أَصْحَابِ كِسْرَى غَيْرَ مُلْتَئِمِ<br />
61. O gece Chosroes'in kemerinde bir çatlak belirdi<br />
Tıpkı halkının birlik ve beraberliğinin sonsuza dek kaybolduğu gibi<br />
وَالنَّارُ خَامِدَةُ الْأَنْفَاسِ مِنْ أَسَفٍ<br />
عَلَيْهِ وَالنَّهْرُ سَاهِي الْعَيْنِ مِنْ سَدَمِ<br />
62. Ateş, kaybın acısıyla son nefesini verdi,<br />
Ve nehir üzüntüden rotasından saptı<br />
وَسَاءَ سَاوَةَ أَنْ غَاضَتْ بُحَيْرَتُهَا<br />
وَرُدَّ وَارِدُهَا بِالْغَيْظِ حِينَ ظَمِي<br />
63. Sawa gölünün suları çekildikçe sıkıntıya düştü<br />
Ve ondan içmeye gelenler susuzluktan kudurarak geri döndü<br />
كَأَنَّ بِالنَّارِ مَا بِالْمَاءِ مِنْ بَلَلٍ<br />
حُزْنًا وَبِالْمَاءِ مَا بِالنَّارِ مِنْ ضَرَمِ<br />
64. Sanki kederden ateş suyun ıslaklığına bürünmüştü,<br />
Ve su ateşin yakıcı kuruluğuna bürünmüştü<br />
وَالْجِنُّ تَهْتِفُ وَالْأَنْوَارُ سَاطِعَةٌ<br />
وَالْحَقُّ يَظْهَرُ مِنْ مَعْنًى وَمِنْ كَلِمِ<br />
65. Cinler feryat ediyor, ışıklar yanıp sönüyordu.<br />
Gerçek, hem söz hem de anlam olarak açıklanmıştı.<br />
عَمُوا وَصَمُّوا فَإِعْلَانُ الْبَشَائِرِ لَمْ<br />
تُسْمَعْ وَبَارِقَةُ الْإِنْذَارِ لَمْ تُشَمِ<br />
66. Ama Persler kör ve sağır oldukları için mutlu haberi duymadılar<br />
uyarı işaretlerinin parıltısını da görmediler.<br />
مِنْ بَعْدِ مَا أَخْبَرَ الْأَقْوَامَ كَاهِنُهُمْ<br />
بِأَنَّ دِينَهُمُ الْمُعْوَجَّ لَمْ يَقُمِ<br />
67. İnsanların kendi kahinleri onlara<br />
çarpık eski dinlerinin devam edemeyeceğini söyledikten sonra bile<br />
وَبَعْدَ مَا عَايَنُوا فِي الْأُفْقِ مِنْ شُهُبٍ<br />
مُنْقَضَّةٍ وَفْقَ مَا فِي الْأَرْضِ مِنْ صَنَمِ<br />
68. Ve ufukta kayan yıldızları gördükten sonra<br />
tıpkı putların yeryüzüne düşmesi gibi göklerden düşüyorlardı.<br />
حَتَّى غَدَا عَنْ طَرِيقِ الْوَحْيِ مُنْهَزِمٌ<br />
مِنَ الشَّيَاطِينِ يَقْفُوا إِثْرَ مُنْهَزِمِ<br />
69. Until even the devils were routed, fleeing from the path of revelation,<br />
Following after others as they fled<br />
كَأَنَّهُمْ هَرَبًا أَبْطَالُ أَبْرَهَةٍ<br />
أَوْ عَسْكَرٌ بِالْحَصَى مِنْ رَاحَتَيْهِ رُمِي<br />
70. Tıpkı Ebrehe'nin savaşçıları gibi kaçıyorlardı<br />
Ya da Peygamber'in kendi elinden atılan çakıl taşlarıyla dağılan ordu gibi<br />
نَبْذًا بِهِ بَعْدَ تَسْبِيحٍ بِبَطْنِهِمَا<br />
نَبْذَ الْمُسَبِّحِ مِنْ أَحْشَاءِ مُلْتَقِمِ<br />
71. Allah'ı tesbih ettikten sonra avucunun içine atılır,<br />
Rabbini tesbih edenin balinanın karnından dışarı atıldığı gibi<br />
الْفَصْلُ الْخَامِسُ فِي مُعْجِزَاتِهِ ﷺ<br />
Beşinci Bölüm<br />
Onun Elinden Gelen Mucizeler Üzerine ﷺ<br />
جَاءَتْ لِدَعْوَتِهِ الْأَشْجَارُ سَاجِدَةً<br />
تَمْشِي إِلَيْهِ عَلَى سَاقٍ بِلَا قَدَمِ<br />
72. O seslenince ağaçlar secde ederek yanına geldiler.<br />
Ayakları olmayan gövdeleri üzerinde ona doğru yürüyorlardı.<br />
كَأَنَّمَا سَطَرَتْ سَطْرًا لِمَا كَتَبَتْ<br />
فُرُوعُهَا مِنْ بَدِيعِ الْخَطِّ بِاللَّقَمِ<br />
73. Sanki güzel bir kaligrafinin satırlarını yazmışlar gibi<br />
Dallarıyla yol boyunca<br />
مِثْلَ الْغَمَامَةِ أَنَّى سَارَ سَائِرَةً<br />
تَقِيهِ حَرَّ وَطِيسٍ لِلْهَجِيرِ حَمِي<br />
74. Gittiği her yerde onunla birlikte hareket eden bulut gibi<br />
Onu öğle sıcağının kızgın fırınından koruyan<br />
أَقْسَمْتُ بِالْقَمَرِ الْمُنْشَقِّ إِنَّ لَهُ<br />
مِنْ قَلْبِهِ نِسْبَةً مَبْرُورَةَ الْقَسَمِ<br />
75. İkiye bölünmüş [Lord of the] aya yemin ederim ki,<br />
Şüphesiz onun kalbiyle bir bağlantısı vardır, gerçek ve kutsanmış bir yemin<br />
وَمَا حَوَى الْغَارُ مِنْ خَيْرٍ وَمِنْ كَرَمٍ<br />
وَكُلُّ طَرْفٍ مِنَ الْكُفَّارِ عَنْهُ عَمِي<br />
76. Ve mağaranın kuşattığı mükemmellik ve asalet sayesinde<br />
İnkârcıların bütün bakışları onu görmezden gelirken<br />
فَالصِّدْقُ فِي الْغَارِ وَالصِّدِّيقُ لَمْ يَرِمَا<br />
وَهُمْ يَقُولُونَ مَا بِالْغَارِ مِنْ أَرِمِ<br />
77. Doğru olanla doğru sözlü olan mağarada kaldılar.<br />
Dışarıdakiler birbirlerine, "Bu mağarada kimse yok" diyorlardı.<br />
ظَنُّوا الْحَمَامَ وَظَنُّوا الْعَنْكَبُوتَ عَلَى<br />
خَيْرِ الْبَرِيَّةِ لَمْ تَنْسُجْ وَلَمْ تَحُمِ<br />
78. Bir güvercinin koruma sağlamak için havada asılı kalacağından<br />
Ya da bir örümceğin Yaratılışın En İyisine yardım etmek için ağını öreceğinden şüphelenmediler.<br />
وِقَايَةُ اللهِ أَغْنَتْ عَنْ مُضَاعَفَةٍ<br />
مِنَ الدُّرُوعِ وَعَنْ عَالٍ مِنَ الْأُطُمِ<br />
79. Allah'ın şefkati ve sığınağı onu<br />
korunmak için zırhlara ve kalelere başvurma ihtiyacından kurtardı.<br />
مَا سَامَنِي الدَّهْرُ ضَيْمًا وَاسْتَجَرْتُ بِهِ<br />
إِلَّا وَنِلْتُ جِوَارًا مِنْهُ لَمْ يُضَمِ<br />
80. Ne zaman zaman bana adaletsiz davrandıysa ve sığınmak için ona<br />
döndüysem, her zaman onun yanında zarar görmeden güvenlik buldum<br />
وَلَا الْتَمَسْتُ غِنَى الدَّارَيْنِ مِنْ يَدِهِ<br />
إِلَّا اسْتَلَمْتُ النَّدَى مِنْ خَيْرِ مُسْتَلَمِ<br />
81. Ve asla onun elinden iki dünyanın servetini istemedim,<br />
Verenlerin en iyisinden açık elli cömertlik almadan<br />
لَا تُنْكِرِ الْوَحْيَ مِنْ رُؤْيَاهُ إِنَّ لَهُ<br />
قَلَبًا إِذَا نَامَتِ الْعَيْنَانِ لَمْ يَنَمِ<br />
82. Rüyalarında aldığı vahiyleri inkâr etme.<br />
Çünkü gözleri uyusa da kalbi hiç uyumazdı.<br />
وَذَاكَ حِينَ بُلُوغٍ مِنْ نُبُوَّتِهِ<br />
فَلَيْسَ يُنْكَرُ فِيهِ حَالُ مُحْتَلِمِ<br />
83. Bu, onun peygamberliğe eriştiği zamandı.<br />
Çünkü erginlik çağına erişen kişinin rüyaları yalanlanamaz.<br />
تَبَارَكَ اللهُ مَا وَحْيٌ بِمُكْتَسَبٍ<br />
وَلَا نَبيٌّ عَلَى غَيْبٍ بِمُتَّهَمِ<br />
84. Tanrı'ya şükürler olsun! Vahiy sonradan kazanılan bir şey değildir<br />
bir peygamberin gayba ilişkin bilgisinden de kuşku duyulmamalıdır<br />
كَمْ أَبْرَأَتْ وَصِبًا بِاللَّمْسِ رَاحَتُهُ<br />
وَأَطْلَقَتْ أَرِبًا مِنْ رِبْقَةِ اللَّمَمِ<br />
85. Onun elinin dokunuşuyla kaç hasta iyileşti<br />
Ve günahlarının ilmiğiyle neredeyse delirmek üzere olan kaç kişi özgürlüğüne kavuştu<br />
وَأَحْيَتِ السَّنَةَ الشَّهْبَاءَ دَعْوَتُهُ<br />
حَتَّى حَكَتْ غُرَّةً فِي الْأَعْصُرِ الدُّهُمِ<br />
86. Onun yakarışı çorak ve kurak bir yılda yeni bir yaşam getirdi<br />
öyle ki karanlık yılların arasında bir atın alnındaki güzel beyaz alev gibi göze çarpıyordu<br />
بِعَارِضٍ جَادَ أَوْ خِلْتَ الْبِطَاحَ بِهَا<br />
سَيْبٌ مِنَ الْيَمِّ أَوْ سَيْلٌ مِنَ الْعَرِمِ<br />
87. Bulutlar yağmur yağdırdı, öyle ki<br />
vadinin açık denizden ya da Arim'in patlayan barajından sularla dolup taştığını sanırdınız.<br />
الْفَصْلُ السَّادِسُ فِي شَرَفِ الْقُرآنِ وَمَدْحِهِ<br />
Altıncı Bölüm<br />
Kur'an'ın Asaleti ve Övgüsü Üzerine<br />
دَعْنِي وَوَصْفِيَ آيَاتٍ لَهُ ظَهَرَتْ<br />
ظُهُورَ نَارِ الْقِرَى لَيْلًا عَلَى عَلَمِ<br />
88. Size ona görünen işaretleri tarif etmeme izin verin<br />
Misafirleri karşılamak için yüksek tepelerde geceleri yakılan fenerler gibi açıkça görülebilir<br />
فَالدُّرُّ يَزْدَادُ حُسْنًا وَهْوَ مُنْتَظِمٌ<br />
وَلَيْسَ يَنْقُصُ قَدْرًا غَيْرَ مُنْتَظِمِ<br />
89. Bir incinin güzelliği diğerlerinin arasına dizildiğinde artsa da<br />
tek başına dizilmediğinde değeri azalmaz<br />
فَمَا تَطَاوُلُ آمَالِ الْمَدِيحِ إِلَى<br />
مَا فِيهِ مِنْ كَرَمِ الْأَخْلَاقِ وَ الشِّيَمِ<br />
90. Onu övmeye çalışan kişi<br />
onun asil özelliklerinin ve niteliklerinin hakkını vermeyi nasıl umabilir?<br />
آيَاتُ حَقٍّ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثَةٌ<br />
قَدِيمَةٌ صِفَةُ الْمَوْصُوفِ بِالْقِدَمِ<br />
91. Rahman'dan hakikat ayetleri - zaman içinde açığa çıktı,<br />
Yine de Ebedi - Ezeli Olan'ın sıfatı<br />
لَمْ تَقْتَرِنْ بِزَمَانٍ وَهْيَ تُخْبِرُنَا<br />
عَنِ الْمَعَادِ وَعَنْ عَادٍ وَعَنْ إِرَمِ<br />
92. Onlar zamana bağlı değildirler ve bize<br />
Ahiret Günü'nü, Ad ve İrem'i müjdelerler.<br />
دَامَتْ لَدَيْنَا فَفَاقَتْ كُلَّ مُعْجِزَةٍ<br />
مِنَ النَّبِيِّينَ إِذْ جَاءَتْ وَلَمْ تَدُمِ<br />
93. Zamanımıza kadar sürdüler ve diğer peygamberler tarafından getirilen<br />
ama sürmeyen tüm mucizeleri geride bıraktılar.<br />
مُحَكَّمَاتٌ فَمَا تُبْقِينَ مِنْ شُبَهٍ<br />
لِذِي شِقَاقٍ وَمَا يَبْغِينَ مِنْ حَكَمِ<br />
94. Ayetler o kadar açık ki, hiçbir belirsizlik kalmıyor<br />
Tartışmacı için, ne de herhangi bir yargıca ihtiyaç duyuyorlar<br />
مَا حُورِبَتْ قَطُّ إِلَّا عَادَ مِنْ حَرَبٍ<br />
أَعْدَى الْأَعَادِي إِلَيْهَا مُلْقِيَ السَّلَمِ<br />
95. Hiçbir amansız düşman onlara saldırmadı<br />
Sonunda savaştan çekilmeden, barış için yalvarmadan<br />
رَدَّتْ بَلَاغَتُهَا دَعْوَى مُعَارِضِهَا<br />
رَدَّ الْغَيُورِ يَدَ الْجَانِي عَنِ الْحُرَمِ<br />
96. Belagatleri, kendilerine karşı çıkan birinin iddiasını çürütür<br />
Onurlu bir adamın saldırganın elini kutsal olandan uzak tutması gibi<br />
لَهَا مَعَانٍ كَمَوْجِ الْبَحْرِ فِي مَدَدٍ<br />
وَ فَوْقَ جَوْهَرِهِ فِي الْحُسْنِ وَالْقِيَمِ<br />
97. Denizin hiç bitmeyen dalgaları gibi anlamlar içerirler<br />
Ve güzellikleri ve değerleriyle mücevherlerinin çok ötesine geçerler<br />
فَمَا تُعَدُّ وَلَا تُحْصَى عَجَائِبُهَا<br />
وَلَا تُسَامُ عَلَى الْإِكْثَارِ بِالسَّأَمِ<br />
98. Mucizeleri sayısız ve hesapsızdır,<br />
Sürekli tekrarlanmaları da asla bıkkınlığa veya sıkılmaya yol açmaz<br />
قَرَّتْ بِهَا عَيْنُ قَارِيهَا فَقُلْتُ لَهُ<br />
لَقَدْ ظَفِرْتَ بِحَبْلِ اللهِ فَاعْتَصِمِ<br />
99. Bunları okuyan kişi sevinçle doldu ve ona dedim ki,<br />
'Gerçekten Allah'ın ipine sarıldın - öyleyse ona tutun.<br />
إِنْ تَتْلُهَا خِيفَةً مِنْ حَرِّ نَارِ لَظَى<br />
أَطْفَأْتَ حَرَّ لَظَى مِنْ وِرْدِهَا الشَّبِمِ<br />
100. Eğer onları alevli ateşin hararetinden korkarak okursan<br />
Sen onların serin ve tatlı sularıyla alevlerin hararetini söndürürsün.<br />
كَأَنَّهَا الْحَوْضُ تَبْيَضُّ الْوُجُوهُ بِهِ<br />
مِنَ الْعُصَاةِ وَقَدْ جَاؤُوهُ كَالْحُمَمِ<br />
101. İtaatsizlerin yüzünü parlatan Hûd gibi<br />
Hani onlar kömür gibi simsiyah yüzlerle gelmişlerdi.<br />
وَكَالصِّرَاطِ وَكَالْمِيزَانِ مَعْدِلَةً<br />
فَالْقِسْطُ مِنْ غَيْرِهَا فِي النَّاسِ لَمْ يَقُمِ<br />
102. Siret gibi ve adalet terazisi gibi<br />
insanlar arasında gerçek adalet başka hiçbir şeyden kurulamaz<br />
لَا تَعْجَبَنْ لِحَسُودٍ رَاحَ يُنْكِرُهَا<br />
تَجَاهُلًا وَهْوَ عَيْنُ الْحَاذِقِ الْفَهِمِ<br />
103. Kıskanç bir kişi onları tanımayı reddederse şaşırmayın<br />
Anlayabilecek durumda olsa bile cehaleti etkilemek<br />
قَدْ تُنْكِرُ الْعَيْنُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ<br />
وَيُنْكِرُ الْفَمُ طَعْمَ الْمَاءِ مِنْ سَقَمِ<br />
104. Çünkü göz iltihaplandığında güneşin ışığını reddedebilir,<br />
Ve beden hasta olduğunda, ağız tatlı suyun tadından bile kaçınabilir.<br />
الْفَصْلُ السَّابِعُ فِي إِسْرَائِهِ وَمِعْرَاجِهِ ﷺ<br />
Yedinci Bölüm<br />
Peygamber'in Gece Yolculuğu ve Miracı Üzerine ﷺ<br />
يَا خَيْرَ مَنْ يَمَّمَ الْعَافُونَ سَاحَتَهُ<br />
سَعْيًا وَفَوْقَ مُتُونِ الْأَيْنُقِ الرُّسُمِ<br />
105. Ey bereket arayanların avlularına koştuklarının en hayırlısı<br />
Yaya olarak ve yüklü develerin sırtında<br />
وَمَنْ هُوَ الْآيَةُ الْكُبْرَى لِمُعْتَبِرٍ<br />
وَمَنْ هُوَ النِّعْمَةُ الْعُظْمَى لِمُغْتَنِمِ<br />
106. Ey algılayabilenler için en büyük işaret<br />
yararlanmak isteyenler için en yüce nimet olan<br />
سَرَيْتَ مِنْ حَرَمٍ لَيْلًا إِلَى حَرَمٍ<br />
كَمَا سَرَى الْبَدْرُ فِي دَاجٍ مِنَ الظُّلَمِ<br />
107. Geceleyin bir kutsal yerden diğerine seyahat ettiniz,<br />
Tıpkı dolunayın zifiri karanlık gökyüzünde ilerlediği gibi<br />
وَبِتَّ تَرْقَى إِلَى أَنْ نِلْتَ مَنْزِلَةً<br />
مِنْ قَابِ قَوْسَيْنِ لَمْ تُدْرَكْ وَلَمْ تُرَمِ<br />
108. O gece bir yakınlık makamına ulaşana kadar yükseldiniz<br />
Sadece iki yay boyu uzakta, daha önce hiç ulaşılmamış ve hatta umulmamış bir makam<br />
وَقَدَّمَتْكَ جَمِيعُ الْأَنْبِيَاءِ بِهَا<br />
وَالرُّسْلِ تَقْدِيمَ مَخْدُومٍ عَلَى خَدَمِ<br />
109. Böylece bütün Nebiler ve Resuller sana öncelik verdiler.<br />
Bir efendinin kendisine hizmet edenlere önceliği<br />
وَأَنْتَ تَخْتَرِقُ السَّبْعَ الطِّبَاقَ بِهِمْ<br />
فِي مَوْكِبٍ كُنْتَ فِيهِ الصَّاحِبَ الْعَلَمِ<br />
110. Onlarla birlikte Yedi Cenneti dolaştın<br />
Ve sancak taşıyıcısıydın - alaylarına önderlik ediyordun<br />
حَتَّى إِذَا لَمْ تَدَعْ شَأْوًا لِمُسْتَبِقٍ<br />
مِنَ الدُّنُوِّ وَلَا مَرْقًى لِمُسْتَنِمِ<br />
111. Ta ki yücelik ve yakınlık arayan için daha büyük bir hedef<br />
yükselmek isteyen için de daha yüksek bir makam bırakmayana dek.<br />
خَفَضْتَ كُلَّ مَقَامٍ بِالْإِضَافَةِ إِذْ<br />
نُودِيتَ بِالرَّفْعِ مِثْلَ الْمُفْرَدِ الْعَلَمِ<br />
112. Diğer tüm istasyonlar sizinkine kıyasla daha düşük görünüyordu<br />
En yüksek terimlerle ilan edildiğiniz için - eşsiz olan<br />
كَيْمَا تَفُوزَ بِوَصْلٍ أَيِّ مُسْتَتِرٍ<br />
عَنِ الْعُيُونِ وَسِرٍّ أَيِّ مُكْتَتَمِ<br />
113. Böylece<br />
gözlerden saklı mükemmel bir yakınlık makamına ulaşır ve bütün yaratılıştan gizlenmiş bir sırrı elde edersiniz.<br />
فَحُزْتَ كُلَّ فَخَارٍ غَيْرَ مُشْتَرَكٍ<br />
وَجُزْتَ كُلَّ مَقَامٍ غَيْرَ مُزْدَحَمِ<br />
114. Böylece eşi benzeri olmayan her mükemmelliğe ulaştın<br />
Ve diğerlerinden uzakta, her makamdan tek başına geçtin<br />
وَجَلَّ مِقْدَارُ مَا وُلِّيتَ مِنْ رُتَبٍ<br />
وَعَزَّ إِدْرَاكُ مَا أُولِيتَ مِنْ نِعَمِ<br />
115. Size bahşedilen rütbelerin ölçüsü gerçekten yücedir,<br />
Size bahşedilen nimetler idrakin ötesindedir<br />
بُشْرَى لَنَا مَعْشَرَ الْإِسْلَامِ إِنَّ لَنَا<br />
مِنَ الْعِنَايَةِ رُكْنًا غَيْرَ مُنْهَدِمِ<br />
116. Müjdeler olsun bize ey Müslümanlar topluluğu<br />
Çünkü gerçekten bizim asla yıkılmayacak bir dayanağımız ve dayanağımız var.<br />
لَمَّا دَعَا اللهُ دَاعِينَا لِطَاعَتِهِ<br />
بِأَكْرَمِ الرُّسْلِ كُنَّا أَكْرَمَ الْأُمَمِ<br />
117. Allah bizi kendisine itaate çağırana<br />
Elçilerin en soylusu adını verince bundan böyle biz de halkların en soylusu olduk.<br />
الْفَصْلُ الثَّامِنُ فِي جِهَادِ النَّبِيِّ ﷺ<br />
Sekizinci Bölüm<br />
Peygamber'in (s.a.a) Savaş Mücadelesi Üzerine<br />
رَاعَتْ قُلُوبَ الْعِدَا أَنْبَاءُ بِعْثَتِهِ<br />
كَنَبْأَةٍ أَجْفَلَتْ غُفْلًا مِنَ الْغَنَمِ<br />
118. Onun yürüdüğü haberi düşmanın yüreğine korku saldı.<br />
Tıpkı gafil keçilerin ani bir gürültüden ürkmesi gibi.<br />
مَا زَالَ يَلْقَاهُمُ فِي كُلِّ مُعْتَرَكٍ<br />
حَتَّى حَكَوْا بِالْقَنَا لَحْمًا عَلَى وَضَمِ<br />
119. Onlarla her savaş alanında karşılaşmaya devam etti<br />
Ta ki mızraklarla parçalanıncaya, kasaptaki et gibi oluncaya dek.<br />
وَدُّوا الْفِرَارَ فَكَادُوا يَغْبِطُونَ بِهِ<br />
أَشْلَاءَ شَالَتْ مَعَ الْعِقْبَانِ وَالرَّخَمِ<br />
120. Kaçmak için can atıyor, neredeyse kıskanıyorlardı<br />
Kartallar ve akbabalar tarafından taşınan cesetleri<br />
تَمْضِي اللَّيَالِي وَلَا يَدْرُونَ عِدَّتَهَا<br />
مَا لَمْ تَكُنْ مِنْ لَيَالِي الْأَشْهُرِ الْحُرُمِ<br />
121. Geceler geçti, onlar sayamadılar,<br />
Haram ayların geceleri gibi.<br />
كَأَنَّمَا الدِّينُ ضَيْفٌ حَلَّ سَاحَتَهُمْ<br />
بِكُلِّ قَرْمٍ إِلَى لَحْمِ الْعِدَا قَرِمِ<br />
122. Sanki din avlularına gelmiş bir konukmuş gibi<br />
Düşmanlarının etini parçalamaya hazır her cesur reisle<br />
يَجُرُّ بَحْرَ خَمِيسٍ فَوْقَ سَابِحَةٍ<br />
يَرْمِي بِمَوْجٍ مِنَ الْأَبْطَالِ مُلْتَطِمِ<br />
123. Ardında hızlı atlara binmiş silahlı adamlardan oluşan bir deniz getirerek,<br />
Çarpışan kargaşada cesur savaşçılardan oluşan dalgalar savurarak<br />
مِنْ كُلِّ مُنْتَدِبٍ لِلّٰهِ مُحْتَسِبٍ<br />
يَسْطُو بِمُسْتَأْصِلٍ لِلْكُفْرِ مُصْطَلِمِ<br />
124. Her biri Allah'ın çağrısına cevap verir, O'nun rızasını arar<br />
küfrü köklerinden söküp atmak için şiddetli bir saldırıya girişir.<br />
حَتَّى غَدَتْ مِلَّةُ الْإِسْلَامِ وَهْيَ بِهِمْ<br />
مِنْ بَعْدِ غُرْبَتِهَا مَوْصُولَةَ الرَّحِمِ<br />
125. Ta ki İslam dini gelene kadar, onlar sayesinde<br />
Anavatanından sürgün edildikten sonra bir kez daha akrabalarıyla birleşti<br />
مَكْفُولَةً أَبَدًا مِنْهُمْ بِخَيْرِ أَبٍ<br />
وَخَيْرِ بَعْلٍ فَلَمْ تَيْتَمْ وَلَمْ تَئِمِ<br />
126. En iyi baba<br />
Ve en mükemmel koca tarafından düşmanlarından korunduğu için ne yetim kaldı ne de dul<br />
هُمُ الْجِبَالُ فَسَلْ عَنْهُمْ مُصَادِمَهُمْ<br />
مَاذَا رَأَى مِنْهُمُ فِي كُلِّ مُصْطَدَمِ<br />
127. Onlar dağlardı - onlara karşı savaşanlara sorun<br />
her savaş alanında onlardan ne gördüklerini<br />
وَسَلْ حُنَيْنًا وَسَلْ بَدْرًا وَسَلْ أُحُدًا<br />
فُصُولَ حَتْفٍ لَهُمْ أَدْهَى مِنَ الْوَخَمِ<br />
128. Huneyn'e sor, Bedir'e sor, Uhud'a sor; onlar için ölüm ve yıkım mevsimleri<br />
ölümcül salgın hastalıklardan daha korkunçtur.<br />
الْمُصْدِرِي الْبِيضِ حُمْرًا بَعْدَ مَا وَرَدَتْ<br />
مِنَ الْعِدَا كُلَّ مُسْوَدٍّ مِنَ اللِّمَمِ<br />
129. Parlatılmış kılıçları sönmüş ve kanlı döndü,<br />
Düşmanlarının başlarındaki siyah kilitlerin altında derin içtikten sonra<br />
وَالْكَاتِبِينَ بِسُمْرِ الْخَطِّ مَا تَرَكَتْ<br />
أَقْلَامُهُمْ حَرْفَ جِسْمٍ غَيْرَ مُنْعَجِمِ<br />
130. Mızrak yerine kamış kalemler kullanan yazarlar gibi<br />
Kalemleri bedenlerin sivriltilmemiş ya da işaretlenmemiş hiçbir yerini bırakmadı<br />
شَاكِي السِّلَاحِ لَهُمْ سِيمَا تُمَيِّزُهُمْ<br />
وَالْوَرْدُ يَمْتَازُ بِالسِّيمَا عَنِ السَّلَمِ<br />
131. Silahlarla donanmış olsalar da onları birbirinden ayıran özel bir nitelik vardı.<br />
Tıpkı bir gülün dikenli selem ağacından belirli bir koku kalitesiyle ayrılması gibi<br />
تُهْدِي إِلَيْكَ رِيَاحُ النَّصْرِ نَشْرَهُمُ<br />
فَتَحْسَبُ الزَّهْرَ فِي الْأَكْمَامِ كُلَّ كَمِي<br />
132. Zafer rüzgârları sana güzel kokularını sunarlar<br />
Öyle ki sen onların her bir yiğidini tomurcuklanmış güzel bir çiçek sanırsın<br />
كَأَنَّهُمْ فِي ظُهُورِ الْخَيْلِ نَبْتُ رُبًا<br />
مِنْ شِدَّةِ الْحَزْمِ لَا مِنْ شَدَّةِ الْحُزُمِ<br />
133. Sanki atlarına binmişler, bir yükseklikte açan çiçekler gibiydiler<br />
Eyerlerinin gerginliğiyle değil, kararlılıklarının sağlamlığıyla tutundular oraya<br />
طَارَتْ قُلُوبُ الْعِدَا مِنْ بَأْسِهِمْ فَرَقًا<br />
فَمَا تُفَرِّقُ بَيْنَ الْبَهْمِ وَالْبُهَمِ<br />
134. Düşman yürekler kargaşa içinde, onların kudretinden dehşete düşmüş,<br />
Cesur savaşçıları koyun sürülerinden güçlükle ayırt edebiliyorlardı<br />
وَمَنْ تَكُنْ بِرَسُولِ اللهِ نُصْرَتُهُ<br />
إِنْ تَلْقَهُ الْأُسْدُ فِي آجَامِهَا تَجِمِ<br />
135. Yardımları Allah'ın Elçisi'nden gelenler<br />
inlerinde onlarla karşılaşan aslanların bile korkudan dilleri tutulurdu.<br />
وَلَنْ تَرَى مِنْ وَلِيٍّ غَيْرَ مُنْتَصِرٍ<br />
بِهِ وَلَا مِنْ عَدُوٍّ غَيْرَ مُنْقَصِمِ<br />
136. Onun yardım etmediği bir dostunu asla göremezsin<br />
Ne de yenilmemiş bir düşmanını<br />
أَحَلَّ أُمَّتَهُ فِي حِرْزِ مِلَّتِهِ<br />
كَاللَّيْثِ حَلَّ مَعَ الْأَشْبَالِ فِي أَجَمِ<br />
137. Cemaatini dininin kalesi içinde kurdu,<br />
Aslanın yavrularıyla birlikte inine yerleşmesi gibi<br />
كَمْ جَدَّلَتْ كَلِمَاتُ اللهِ مِنْ جَدِلٍ<br />
فِيهِ وَكَمْ خَصَمَ الْبُرْهَانُ مِنْ خَصِمِ<br />
138. Allah'ın sözleri, kendisiyle mücadele edenleri ne çok yere serdi.<br />
Apaçık delil, tartışmada hasımlarını ne çok yendi!<br />
كَفَاكَ بِالْعِلْمِ فِي الْأُمِّيِّ مُعْجِزَةً<br />
فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَالتَّأْدِيبِ فِي الْيُتُمِ<br />
139. Sizin için yeterli bir mucize - böyle bir bilgi<br />
Cehalet Çağı'nda yaşayan ümmi birinde bulundu ve böyle bir incelik bir yetimde!<br />
الْفَصْلُ التَّاسِعُ فِي تَوَسُّلٍ بِرَسُولِ اللهِ ﷺ<br />
Dokuzuncu Bölüm<br />
Peygamberimiz (sav) Aracılığıyla Şefaat İstemek Üzerine<br />
خَدَمْتُهُ بِمَدِيحٍ أَسْتَقِيلُ بِهِ<br />
ذُنُوبَ عُمْرٍ مَضَى فِي الشِّعْرِ وَالْخِدَمِ<br />
140. Ona övgülerimle hizmet ettim, af diledim<br />
Şiirle ve başkalarına hizmetle geçen bir hayatın günahları için<br />
إِذْ قَلَّدَانِيَ مَا تُخْشَى عَوَاقِبُهُ<br />
كَأَنَّنِي بِهِمَا هَدْيٌ مِنَ النَّعَمِ<br />
141. Sonuçlarından korktuğum bu iki günahla süslenmiş<br />
Sanki şimdi kurbanlık bir hayvanmışım gibi<br />
أَطَعْتُ غَيَّ الصِّبَا فِي الْحَالَتَيْنِ وَمَا<br />
حَصَلْتُ إِلَّا عَلَى الْآثَامِ وَالنَّدَمِ<br />
142. Bu iki hatada da sadece gençliğin pervasız suçluluğunu takip ettim<br />
Sonunda yanlış eylem ve pişmanlıktan başka bir şey elde etmedim<br />
فَيَا خَسَارَةَ نَفْسٍ فِي تِجَارَتِهَا<br />
لَمْ تَشْتَرِ الدِّينَ بِالدُّنْيَا وَلَمْ تَسُمِ<br />
143. İşlemlerinde yalnızca kayıpla karşılaşan bir ruha ne yazık!<br />
Bu dünyayı Gelecek'i güvence altına almak için kullanmadı, hatta müzakerelere başlamak için bile kullanmadı.<br />
وَمَنْ يَبِعْ آجِلًا مِنْهُ بِعَاجِلِهِ<br />
يَبِنْ لَهُ الْغَبْنُ فِي بَيْعٍ وَفِي سَلَمِ<br />
144. Kim ahiretini dünya karşılığında satarsa<br />
hem şimdiki hem de gelecekteki kazancında aldatılmış olduğunu yakında anlayacaktır.<br />
إِنْ آتِ ذَنْبًا فَمَا عَهْدِي بِمُنْتَقِضٍ<br />
مِنَ النَّبِيِّ وَلَا حَبْلِي بِمُنْصَرِمِ<br />
145. Eğer bir günah işleyecek olursam, bu benim Peygamberle olan sözleşmemi<br />
bozmaz ve onunla olan bağlantımı kesmez.<br />
فَإِنَّ لِي ذِمَّةً مِنْهُ بِتَسْمِيَتِي<br />
مُحَمَّدًا وَهْوَ أَوْفَى الْخَلْقِ بِالذِّمَمِ<br />
146. Çünkü benim<br />
Muhammed olarak adlandırılmamdan dolayı ondan bir koruma antlaşmam var ve o, emanetleri yerine getirmede tüm insanların en sadık olanıdır.<br />
إِنْ لَمْ يَكُنْ فِي مَعَادِي آخِذًا بِيَدِي<br />
فَضْلًا وَإِلَّا فَقُلْ يَا زَلَّةَ الْقَدَمِ<br />
147. Kıyamet günü, eğer o<br />
sırf iyilik olsun diye benim elimden tutmazsa o zaman: "Ne kötü bir son!" de.<br />
حَاشَاهُ أَنْ يَحْرِمَ الرَّاجِي مَكَارِمَهُ<br />
أَوْ يَرْجِعَ الْجَارُ مِنْهُ غَيْرَ مُحْتَرَمِ<br />
148. Umutlu birini cömert armağanlarından yoksun bırakmak<br />
ya da kendisine sığınan birini onurlu davranmadan geri çevirmek ondan uzak olsun.<br />
وَمُنْذُ أَلْزَمْتُ أَفْكَارِي مَدَائِحَهُ<br />
وَجَدْتُهُ لِخَلَاصِي خَيْرَ مُلْتَزِمِ<br />
149. O zamandan beri bütün düşüncelerimi onu övmeye adadım<br />
onu kurtuluşumun en iyi güvencesi olarak gördüm.<br />
وَلَنْ يَفُوتَ الْغِنَى مِنْهُ يَدًا تَرِبَتْ<br />
إَنَّ الْحَيَا يُنْبِتُ الْأَزْهَارَ فِي الْأَكَمِ<br />
150. O'nun lütfu, tozlu ve yoksul bir eli bile yüzüstü bırakmaz.<br />
Çünkü yağmur, en taşlı yamaçlarda bile çiçek açtırabilir.<br />
وَلَمْ أُرِدْ زَهْرَةَ الدُّنْيَا الَّتيِ اقْتَطَفَتْ<br />
يَدَا زُهَيْرٍ بِمَا أَثْنَى عَلَى هَرِمِ<br />
151. Artık bu dünyanın çiçeklerine karşı bir arzum kalmadı.<br />
Züheyr'in Harim'i övmek için topladığı çiçekler gibi.<br />
الْفَصْلُ الْعَاشِرُ فِي الْمُنَاجَاةِ وَعَرْضِ الْحَاجَاتِ<br />
Onuncu Bölüm<br />
Samimi Sohbetler ve Sevilen Umutlar Üzerine<br />
يَا أَكْرَمَ الْخَلْقِ مَا لِي مَنْ أَلُوذُ بِهِ<br />
سِوَاكَ عِنْدَ حُلُولِ الْحَادِثِ الْعَمِمِ<br />
152. Ey tüm Yaradılışın en Soylusu, Büyük Felaket bizi ele geçirdiğinde<br />
senden başka kimin korumasını arayabilirim?<br />
وَلَنْ يَضِيقَ رَسُولَ اللهِ جَاهُكَ بِي<br />
إِذَا الْكَرِيمُ تَجَلَّى بِاسْمِ مُنْتَقِمِ<br />
153. Ey Allah'ın Resûlü, senin yüce merteben benim arzumla eksilmez.<br />
Cömert olan, intikam alıcı olarak ortaya çıkarsa<br />
فَإِنَّ مِنْ جُودِكَ الدُّنْيَا وَضَرَّتَهَا<br />
وَمِنْ عُلُومِكَ عِلْمَ اللَّوْحِ وَالْقَلَمِ<br />
154. Şüphesiz bu dünya ve onun arkadaşı olan ahiret senin cömertliğindendir.<br />
Ve senin ilminin bir kısmı da korunmuş levhayı ve kalemi bilmektir.<br />
يَا نَفْسُ لَا تَقْنَطِي مِنْ زَلَّةٍ عَظُمَتْ<br />
إِنَّ الْكَبَائِرَ فِي الْغُفْرَانِ كَاللَّمَمِ<br />
155. Ey ruhum, çok büyük görünen bir hata yüzünden umutsuzluğa kapılma<br />
Çünkü ilahi bağışlamayla büyük günahlar bile daha çok küçük hatalara benzer<br />
لَعَلَّ رَحْمَةَ رَبِّي حِينَ يَقْسِمُهَا<br />
تَأْتِي عَلَى حَسَبِ الْعِصْيَانِ فِي الْقِسَمِ<br />
156. Belki de Rabbimin rahmeti<br />
onu dağıttığında günahların büyüklüğüne göre paylaştırılacaktır.<br />
يَا رَبِّ وَاجْعَلْ رَجَائِي غَيْرَ مُنْعَكِسٍ<br />
لَدَيْكَ وَاجْعَلْ حِسَابِي غَيْرَ مُنْخَرِمِ<br />
157. Ey Rabbim, Sana olan umutlarımın gerçekleşmeden geri dönmesine izin verme,<br />
Ne de sağlam inancımın [of Your Goodness] karmakarışık olmasına izin verme<br />
وَالْطُفْ بِعَبْدِكَ فِي الدَّارَيْنِ إِنَّ لَهُ<br />
صَبْرًا مَتَى تَدْعُهُ الْأَهْوَالُ يَنْهَزِمِ<br />
158. Kuluna hem bu dünyada hem de öteki dünyada merhamet et<br />
Çünkü onun sabrı, korkunç korkularla çağrıldığında hemen yok olur.<br />
وَأْذَنْ لِسُحْبِ صَلَاةٍ مِنْكَ دَائِمَةٍ<br />
عَلَى النَّبِيِّ بِمُنْهَلٍّ وَمُنْسَجِمِ<br />
159. Ve Senden bir rahmet bulutu<br />
Peygamberin üzerine durmadan yağsın.<br />
مَا رَنَّحَتْ عَذَبَاتِ الْبَانِ رِيحُ صَبًا<br />
وَأَطْرَبَ الْعِيسَ حَادِي الْعِيسِ بِالنَّغَمِ<br />
160. Doğu esintileri söğüt dallarını salladığı sürece,<br />
Ve kervanbaşı beyaz develerini çağırır, şarkılarıyla onları sevindirir<br />
Aşağıdaki yedi ayet orijinal Burda'da yer almamakla birlikte daha sonraki bir tarihte eklenmiştir<br />
ثُمَّ الرِّضَا عَنْ أَبِي بَكْرٍ وَعَنْ عُمَرَ<br />
وَعَنْ عَلِيٍّ وَعَنْ عُثْمَانَ ذِي الْكَرَمِ<br />
Ebubekir ve Ömer'e<br />
Ali ve Osman'a soylu ve cömert olanlara hoşnutluğunu bağışla.<br />
وَالْآلِ وَالصَّحْبِ ثُمَّ التَّابِعِينَ فَهُمْ<br />
أَهْلُ التُّقَى وَالنَّقَى وَالْحِلْمِ وَالْكَرَمِ<br />
Ve ailesine, ashabına ve takipçilerine,<br />
Çünkü onlar, Allah'a karşı gelmekten sakınan, temiz, hoşgörülü ve cömert kimselerdir.<br />
يِا رَبِّ بِالْمُصْطَفَى بَلِّغْ مَقَاصِدَنَا<br />
وَاغْفِرْ لَنَا مَا مَضَى يَا وَاسِعَ الْكَرَمِ<br />
Ey Rabbim, Seçilmiş Olan adına, umduğumuz her şeye ulaşmamızı sağla,<br />
Ve geçenler için bizi affet, ey Sınırsız Cömert Olan<br />
وَاغْفِرْ إِلَهِي لِكُلِ الْمُسْلِمِينَ بِمَا<br />
يَتْلُونَ فِي الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى وَفِي الْحَرَمِ<br />
Ve ey Allah'ım, tüm Müslümanların yanlış eylemlerini bağışla,<br />
Mescid-i Aksa'da ve Kadim Mabed'de okudukları ile<br />
بِجَاهِ مَنْ بَيْتُهُ فِي طَيْبَةٍ حَرَمٌ<br />
وَإِسْمُهُ قَسَمٌ مِنْ أَعْظَمِ الْقَسَمِ<br />
Meskeni Tayba'da bir mabet olanın<br />
Ve adı yeminlerin en büyüklerinden biri olanın rütbesiyle<br />
وَهَذِهِ بُرْدَةُ الْمُخْتَارِ قَدْ خُتِمَتْ<br />
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ فِي بَدْءٍ وَ فِي خَتَمِ<br />
Seçilmiş Olan'ın bu Burda'sı artık tamamlandı,<br />
Başlangıcı ve sonu için Allah'a hamd olsun<br />
أَبْيَاتُهَا قَدْ أَتَتْ سِتِّينَ مَعْ مِائَةٍ<br />
فَرِّجْ بِهَا كَرْبَنَا يَا وَاسِعَ الْكَرَمِ<br />
Ayet sayısı yüz altmış,<br />
Kolaylaştır onlarla tüm zorluklarımızı, ey Sınırsız Cömert Rabbimiz<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam el-Busiri Hakkında</span></span><br />
<br />
İmam el-Busiri‘nin tam adı Abu Abd-Allah Sharaf al-Din Muhammad ibn Sa’id al-Busiri al-Sanhaji idi. Kuzey Afrika Berberi Sanhaci kabilesinin önemli bir kolu olan Banu Habnum aşiretindendi. Hicri 608 / Miladi 1211 yılında günümüz kuzey Cezayir’inde küçük bir Akdeniz kasabası olan Dellys’de (Arapça: دلّس, Berberice: Delles) doğduğu bildirilmektedir. Hicri 691 / Miladi 1294 yılında vefat ettiği ve Mısır’ın İskenderiye kentinde gömülü olduğu bildirilmektedir.<br />
<br />
İmam el-Busiri gençliğinde Kur’an-ı Kerim’i ezberledi ve İslami ilimleri takip etmek için Kahire’ye taşındı. Çalışmalarında mükemmelleşti ve kendi neslinin en önde gelen âlimlerinden biri oldu. Arap dili ve grameri, dilbilim, edebiyat, İslam tarihi, Kur’an tefsiri, kelam, mantık, münazara ve nebevi biyografi gibi çeşitli İslami ilimlerde uzmanlaştı. Öğrencileri arasında ünlü bir müfessir ve Arapça dilbilgisi uzmanı olan Ebu’l-Hayyan el-Garnati V ve İmam Muhammed bin Muhammed el-Ya’merî V – daha çok İmam Fethüddin ibn Seyyid en-Nas olarak bilinen, aynı zamanda Peygamber Muhammed’in biyografisiyle ünlü önde gelen bir hadis alimi.<br />
<br />
Ruhani dönüşümü, rehberi olan ve onu Şadili Sufi Tarikatı’na kabul eden Şeyh Ebu el-Abbas el-Mursi V ‘in ellerinde gerçekleşmiştir. Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi, Şadili Yolu’nun kurucusu İmam Ebu’l-Hasan eş-Şadili’nin halefiydi . İmam el-Busiri’nin ünlü şiirlerinden biri aslında İmam Ebu’l-Hasan eş-Şedili’yi ve Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi’nin halefliğini över ve metheder.<br />
<br />
İmam, rehberine son derece düşkündü. Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi, İmam el-Busiri’nin şiirlerine yansıyan karakterini ve doğal eğilimini etkilemede çok önemli bir rol oynamıştır. İmam el-Busiri, şeyhi vasıtasıyla, Şedili Yol’un odak noktası olan Peygamber’e (s.a.a) karşı muazzam bir sevgi, özlem ve bağlılık geliştirmiştir.<br />
<br />
Rivayete göre İmam el-Busiri bir keresinde Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi, Şeyh İbn Ataullah el-İskenderi ve Şeyh İzzeddin ibn Abdülselam ile birlikteydi. Şeyh Ebu’l-Abbas’ın Şeyh İzzeddin’e döndüğü ve ona zamanının önde gelen alimi olacağını söylediği söylenir. Daha sonra Şeyh İbn Ataullah’a döndü ve ona Allah’ın kendisine büyük bir hikmet ihsan edeceğini bildirdi. Şeyh Ebu’l-Abbas son olarak İmam el-Busiri’ye döndü ve ona Allah’ın şiirlerini dünya çapında meşhur edeceğini söyledi.<br />
<br />
Her üç öngörü de gerçekleşti. Şeyh İzzeddin dünyaca ünlü bir müçtehit, kelamcı, hukukçu ve kendi neslinin önde gelen Şafii otoritesi oldu. Şeyh İbn Ataullah el-İskenderi’nin eserleri, özellikle de Hikem’i, tasavvuf ilminde otorite haline geldi. Son olarak, İmam el-Busiri’nin Kaside-i Bürde’si dünyadaki en önemli şiir olarak tek başına durmaktadır.<br />
<br />
İmam’ın ruhani yolculuğundaki aydınlanma anlarını vurgulayan birkaç örnek belgelenmiştir. Bunlardan belki de en önemlisi, bir aristokratı övmekle görevlendirildiği zaman meydana gelmiştir. Yola çıktığında tanımadığı bir adam ona yaklaşarak Peygamber Efendimizi (s.a.a) görüp görmediğini sormuş, o da olumsuz yanıt vermiştir. Tedirgin bir şekilde eve döndü ve neden Peygamber’i (s.a.a) görme nimetine hiç nail olmadığını sordu. Uykuya daldıktan sonra İmam el-Busiri rüyasında Peygamber Efendimizi gördü. Uyandıktan sonra, bir daha asla başka bir aristokratı övmeyeceğine yemin etti.<br />
<br />
İmam el-Busiri Hicri 653 / Miladi 1255 yılında haccetmiş ve bu süre zarfında ruhen daha da gelişmiştir. Bu durum eserlerine de yansımış, Hacc’a gitmeden önce, Hacc sırasında ve Hacc’dan sonra önemli farklılıklar göstermiştir. İmam, Hacc’a gitmeden önce Peygamber’i (s.a.a) öven ve Peygamber’i (s.a.a) ziyaret etme arzusunu ve özlemini dile getiren bir dizi şiir yazmıştır. Mekke ve Medine’yi ziyaret ettikten sonra İmam el-Busiri, Peygamber’e komşu olmaktan ve Peygamber’in uğradığı yerleri ziyaret edebilmekten duyduğu sevinci ifade eden şiirler yazdı. Hac’dan sonra İmam el-Busiri’nin Peygamber’i (s.a.a) övmek için yazdığı şiirler, daha önceki şiirlerinden farklı olarak çoğunlukla panegirik tarzdadır. İşte bu noktada İmam, şimdiye kadar yazılmış en büyük şiiri kaleme almaya hazırdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Kaside-i Bürde</span></span><br />
<br />
İlginçtir ki, İmam el-Busiri’nin Bürde’si Kaside-i Bürde unvanını alan ilk şiir değildir. Bu şeref, Peygamber’ i (s.a.a) öven bir şiir yazan sahabe Ka’b ibn Zuhayr’a aittir. Bu şiir Bānat Suʿād (Su’âd Gitti) sözleriyle başlar. Ka’b’ın Kaside-i Bürde’si İmam el-Busiri’ninki kadar meşhur olmasa da, birbirleriyle bağlantılıdırlar ve paralellikler gösterirler.<br />
<br />
Ka’b ibn Zuhayr cahiliye döneminde ünlü bir şairdi. İslam’ın gelişinden sonra ve kardeşinin İslam’ı kabul ettiğini öğrendikten sonra, kardeşi ve Peygamber Muhammed ﷺ hakkında hiciv şiirleri yazdı. Bunun sonucunda ceza olarak ölüm cezasına çarptırıldı. Çok zeki olan Ka’b, Peygamberimizin insanların en merhametlisi olduğunu anlamıştı. Peygamber’den (s.a.a) af dilediği takdirde affedileceğini biliyordu.<br />
<br />
Kimliğini gizleyen Ka’b ibn Zuhayr, Peygamber’in (s.a.a) huzuruna çıktı ve Peygamber’in (s.a.a) artık İslam’ı kabul etmeye hazır olan mahcup ve pişman Ka’b’ı affedip affetmeyeceğini sordu. Peygamber ﷺ olumlu cevap verdi. Bu noktada Ka’b ibn Zuhayr gerçek kimliğini açıkladı ve Peygamber’i öven şiirini okudu. Şiiri duyan Peygamberimiz (s.a.a) Ka’b’a mübarek Yemen pelerinini hediye etti. Bu, Ka’b’ın affedildiğinin, temize çıktığının ve artık hem bu dünyada hem de öbür dünyada Peygamber’in koruması altında olduğunun bir işaretiydi.<br />
<br />
İmam el-Busiri’nin Kaside-i Bürde’si ile Ka’b ibn Zuhayr’ın orijinal Kaside-i Bürde’si arasında hem şiirsel hem de manevi açıdan açık bir ilişki vardır. Ka’b Peygamber’in (s.a.a) sahabesiydi ve kurtuluşu Peygamber’in (s.a.a) sağlığında gerçekleşmiş ve Peygamber (s.a.a) ona mübarek pelerinini hediye etmişti. Bu kabul işareti, herhangi bir Müslüman’ın kurtuluş ararken benimseyebileceği manevi bir modelin temelini atmıştır. Bu denenmiş ve test edilmiş yönteme dayanarak İmam el-Busiri, Ka’b’ın ortaya koyduğu aynı ilkeleri benimseyerek manevi dönüşüme ulaştı. Tıpkı Ka’b’a Peygamber’i (s.a.a) övdüğü için bir ödül verilmesi gibi, İmam el-Busiri’ye de şiirsel övgüsü karşılığında Peygamber’in (s.a.a) pelerini hediye edilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başlık</span></span><br />
<br />
İmam el-Busiri’nin Bürde’si başlangıçta el-Kevakib el-Durriye fi Medh Hayr el-Bariyye (Yaratılışın En İyisine Övgü Olarak Göksel Işıklar) başlığını taşıyordu. Ancak iyileştirici özelliklerine dair haberler yayıldıkça çeşitli isimler aldı. Bunlardan en popüler olanı Burda’ydı, onu Bur’a ve Burdiyye izledi.<br />
<br />
Bürde olarak bilinir çünkü şiir, tıpkı şiirin kendisinin Peygamber’in (s.a.a) hayatının ve kişiliğinin önemli yönlerini kapsaması gibi, tüm vücudu örten bir pelerini temsil eder. Şiir bazen Bür’a (hafifletici) olarak da anılır çünkü İmam el-Busiri’nin hastalığı bu kasidenin bestelenmesi sonucunda hafiflemiştir. Bürde’nin bir diğer adı da Bürdiyye’dir (cübbe giydirme), çünkü Peygamberimiz (s.a.a) İmam’ın rüyası sırasında mübarek cübbesini İmam el-Busiri’ye giydirmiş, o da şiiri doğrudan Peygamberimize (s.a.a) okumuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yapı</span></span><br />
<br />
Kaside-i Bürde, bir tür kaside-i medih, Peygamber’e (s.a.a) övgü niteliğinde Arapça bir dua şiiridir. Büyük ölçüde geleneksel bir metodolojiyi ve klasik Arap şairleri tarafından belirlenen yerleşik bir kalıbı takip eder.<br />
<br />
Dört ana temayı içeren birçok geleneksel kaside-i medih şiiriyle aynı yapısal unsurları sergiler:<br />
<br />
    Elegiac prelüd;<br />
    Kendini aşağılama;<br />
    Dilekçe verilen kişinin övülmesi(mamduh);<br />
    Yakarış/dua.<br />
<br />
Bürde 160 mısra ya da beyitten oluşur ve bunlar bir kesura (iki mısra arasındaki duraklama) ile iki yarım dizeye (yarım mısra) ayrılır. Her beyit arasında nakarat (koro) okunur. Her mısra Arapça meem harfi ile biter.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaside-i Bürde’nın Özgeçmişi</span></span><br />
<br />
Bürde efsanesi ve nasıl bestelendiğine dair birkaç varyasyon vardır. İmam Abdurrahman el-Kutubi V, İmam el-Busiri’den şu şekilde rivayet eder:<br />
<br />
    Peygamber’i (s.a.a) öven bir dizi şiir besteledim ve bunlardan bazıları arkadaşım Zeynüddin Yakub b. Zübeyr tarafından bana önerildi.<br />
<br />
    Bundan bir süre sonra, vücudumun yarısını felç eden bir hastalık olan hemiplejiye yakalandım. [Thus,] Bu şiiri [yani Bürde’yi] yazacağımı düşündüm, ki öyle de yaptım ve böylece Peygamber Muhammed’e (s.a.a) bana şefaat etmesi ve beni iyileştirmesi için dua ettim.<br />
<br />
    Tekrar tekrar şiiri söyledim, ağladım, dua ettim ve şefaat istedim. Sonra uyudum ve rüyamda Peygamber Efendimiz’i gördüm. Mübarek elleriyle yüzümü sildi ve beni örtüsüne sardı. Uyandığımda yürüyebildiğimi fark ettim! Şimdi kalktım ve evimden ayrıldım; olanları kimseye anlatmadım.<br />
<br />
    Yolda bir Sufi ile karşılaştım ve bana: ‘Peygamber Efendimiz’i övdüğün şiiri bana vermeni istiyorum’ dedi.<br />
<br />
    “Hangisi?” diye sordum.<br />
<br />
    ‘Hastalığınız sırasında bestelediğiniz’ diye yanıt verdi.<br />
<br />
    (Derviş) daha sonra ilk ayeti okudu ve şöyle dedi: ‘Allah’a yemin ederim ki, dün gece rüyamda Peygamber Muhammed’in (s.a.a) huzurunda söylenirken duydum.<br />
<br />
    Peygamber’in (s.a.a) bundan hoşnut olduğunu ve söyleyen kişiyi örtüsüyle örttüğünü gördüm.<br />
<br />
    Ben de şiiri ona okudum. O da [the dervish] şiiri ezberledi ve gördüğü rüyayı başkalarına anlattı.<br />
<br />
İbn Maklaş el-Vahrani olarak bilinen Şeyh Abdurrahman ibn Muhammed V, Kaside-i Bürde şerhinde İmam el-Busiri’nin rüyası için tam bir rivayet zinciri(sanad) aktarır.<br />
<br />
    İbn Maklaş el-Vehrani, Ebu Ali el-Hasan ibn Hasan ibn Badis el-Kusamtini’den; o da babası Ebu’l-Kasım ibn Badis’ten; o da Hafız Ebu Muhammed Abdülvehhab ibn Yusuf’tan; o da doğrudan şair İmam el-Busiri’den rivayet eder:<br />
<br />
    Daha önce Resulullah’ı (s.a.a) öven birçok şiir yazmıştım; bunların arasında Zeynüddin Yakub b. Zübeyr’in bana önerdiği bazı şiirler de vardı.<br />
<br />
    Daha sonra vücudumun yarısını felç bırakan hemipleji hastalığına yakalandığım ortaya çıktı. O anda şiiri [yani Bürde’yi] bestelemeyi düşündüm ve öyle de yaptım. Onunla Allah’tan şefaat diledim ve beni affetmesini istedim.<br />
<br />
    Tekrar tekrar okudum; ağladım, dua ettim ve yalvardım [Allah and His beloved ﷺ].<br />
<br />
    Sonra uykuya daldığımda Peygamber Efendimiz’i gördüm. Mübarek eliyle yüzümü okşadı ve üzerime bir örtü attı. Uyandığımda sağlığıma kavuşmuş buldum! Olanları kimseye haber vermeden evimden ayrıldım.<br />
<br />
    Sonra bir dervişle karşılaştım ve bana: ‘Resûlullah’ı övdüğün şiiri bana vermeni istiyorum’ dedi.<br />
<br />
    “Hangisi? Ben de cevap verdim.<br />
<br />
    ‘Hastayken bestelediğin’ dedi.<br />
<br />
    Bunun üzerine derviş başını okumaya başladı[amin tazakuri ji…] ve şöyle devam etti: ‘Allah’a yemin olsun ki, dün gece Allah Resulü’nün huzurunda okunduğunda duydum, o da zevkle sağa sola sallanıyordu. ‘Onun hakkında en çok bildiğimiz şey, onun bir insan olduğudur’ cümlesinde durdunuz ve Peygamberimiz devam edin dedi.<br />
<br />
    Siz şiiri bitirmediğinizi söylediniz ve bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) sizin için mısrayı şöyle tamamladı: “Ve [yine de istisnasız] o, Allah’ın yarattıklarının en hayırlısıdır…<br />
<br />
    Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) seni örtüsüne büründürdü.<br />
<br />
    Ben de şiiri dervişe verdim ve rüya yaygın olarak bilinir oldu.<br />
<br />
Bestelenmesinden kısa bir süre sonra şiirin mucizevi niteliklerine dair haberler hızla yayıldı ve Burda doğudan batıya meşhur oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde’nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Peygamber’i (s.a.a) zarif bir şekilde övmesi sayesinde, Kaside-i Bürde’nin okunması birçok nimete mazhar olmanın onaylanmış bir yöntemidir:<br />
<br />
    Peygamber’in (s.a.a) yüce vizyonunu kazanmak;<br />
    Okunduğu yerde rahmet ve bereketin coşması ve inmesi için;<br />
    Bir kişinin günahlarının affedilmesi ve makamının yükseltilmesi için;<br />
    Tüm kaygı ve endişeleri ortadan kaldırarak bir kişinin hayatında başarı sağlamak.<br />
<br />
Bürde okuyarak kişi İmam el-Busiri’yi taklit etmeyi amaçlar – kendini Peygamber’e (s.a.a) adar ve bunu yaparken Peygamber’den (s.a.a) şefaat dilemiş olur. Bürde, Peygamber (s.a.a) Müslüman ulusun en önde gelen şefaatçisi ve koruyucusu olduğu için Allah’la tekrar bağlantı kurmanın en büyük yöntemlerinden biridir. Şüphesiz, tüm umutlarını Peygamberimize bağlayanlar asla hayal kırıklığına uğramayacaklardır.<br />
<br />
Cemaatlerde bir ilham aracı olarak okunur, burada efsunlanması toplantılara Cennet kokusu ile nüfuz etmiştir; Peygamber’in (s.a.a) avlusunda kabul görmesi nedeniyle insanların Peygamber’in (s.a.a) şefaatini kazanmasına yol açmıştır; korunma için muska olarak takılan ayetleriyle hastaları iyileştiren bir şifa gücü olarak kullanılmıştır ve kutsallığı nedeniyle birçok kişiyi Peygamber’in (s.a.a) güzel görüşüyle kutsamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber’in Vizyonunu Kazanmak ﷺ</span></span><br />
<br />
Kaside-i Bürde’nin en büyük özelliklerinden biri, saf ve samimi niyetlerle okunduğu takdirde okuyucuya Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) görme imkânı sağlamasıdır. Rüyada veya uyanıkken Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) şahit olmak büyük bir nimettir ve Allah’ın en büyük lütuflarından biridir: Peygamber’in bakıp tebessüm ettiği kimseyi ne büyük saadet beklemektedir.<br />
<br />
Peygamber’e (s.a.a) şahit olmanın kutsallığı ve Bürde’nin kendisinin kutsanmış olması nedeniyle, birçok yorumcu Bürde’yi okuduktan sonra Peygamber’e şahit olmayı umanlar için sıkı koşullar eklemiştir.<br />
<br />
İmam Harputi V sekiz ön koşul sıralar ve okuyucuların şunları yapması gerektiğini belirtir:<br />
<br />
    Ritüel saflık durumunda olmak (abdest/ritüel abdest)<br />
    Bürde’nin okunması boyunca Kıble’ye (Kabe’nin yönüne) dönün<br />
    Doğru telaffuzla (yani tecvitle) okuma<br />
    Her bir satırın anlamını kavrayın;<br />
    Şiirin tamamını ezberlemiş olmak;<br />
    Şiirin tamamını melodik bir şekilde okuyun;<br />
    İmam el-Busiri’ye ve şiire doğrudan sanad (aktarım zinciri) olan bir otoriteden veya bir öğretmenden şiiri okumak için (herhangi bir biçimde) izin almış olmak;<br />
    Her beyitten sonra veya en azından her on beyitten sonra nakaratı (nakarat, yani mevla ya salli vb.) tekrarlayın.<br />
<br />
İmam Harputi, nakaratı tekrarlamanın önemini aşağıdaki anekdotla açıklar:<br />
<br />
    İmam Gaznevi her gece uyurken Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) görmek niyetiyle Bürde’yi okurdu, ancak kendisine herhangi bir vizyon bahşedilmedi. Hocası Şeyh Kamil’e bunu sordu ve sırlar üzerinde düşündü [of the Burda].<br />
<br />
    Şeyh Kamil dedi ki: ‘Belki de onu okumanın şartlarına uymuyorsun’.<br />
<br />
    İmam-ı Gaznevi: ‘Ama ben bütün şartlara uyuyorum’ diye cevap verdi.<br />
<br />
    Böylece Şeyh Kamil, İmam Gaznevi [that night] Bürde’yi okurken onunla birlikte oturmaya karar verdi.<br />
<br />
    (Okuyuşundaki eksikliğe şahit olan) Şeyh Kamil, İmam el-Gaznevi’ye sorunun, İmam el-Busiri’nin Peygamber’e sürekli dua göndermek için kullandığı Burda’nın nakaratını okumamasından kaynaklandığını bildirdi.<br />
<br />
İmam Harputi, tefsirinde ayrıca, sık sık okunduğunda Peygamber’in (s.a.a) vizyonlarını uyandırmada etkili olduğunu düşündüğü bir dizi ayetin altını çizer. Bunlar aşağıdakileri içerir:<br />
<br />
    Peki gözyaşları,<br />
    ve kalp kırıklığı size karşı bu kadar güçlü tanıklık ederken bu aşkı nasıl inkar edebilirsiniz? (6)<br />
<br />
    O, hem şekil hem de karakter olarak önceki Peygamberleri geçmiştir.<br />
    Onların ilmi ve asaleti onunkine rakip olamazdı. (38)<br />
    Hepsi de Allah’ın Resûlü’nden (s.a.v.), O’nun (s.a.v.) okyanusundan kana kana içmek<br />
    ya da O’nun (s.a.v.) sınırsız yağmurundan yudum yudum içmek için dilekte bulunurlar. (39)<br />
<br />
    Böyle bir karakterle bezenmiş bir Peygamberin nitelikleri ne kadar yücedir!<br />
    Onun güzelliği ne kadar dolu! Gülümseyen neşe ile ne kadar yetenekli. (54)<br />
<br />
İmam El-Bacuri V, Burda’nın faziletlerinden ve özellikle sekizinci beyitin faziletinden bahsederek, onun vuslata erişmek için nasıl bir araç olarak kullanılabileceğinden bahseder. İmam, bir kişinin akşam namazından (yatsı) sonra sık sık sekizinci beyti okuması ve bunu yaparken uykuya dalması halinde, Peygamber’i rüyasında göreceğini belirtir:<br />
<br />
    Evet! Geceleri, sevgilinin hayalleri ortaya çıktı; beni uykusuz bıraktı,<br />
    aşk gerçekten de zevki acıyla engellemekle ünlüdür! (8)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside Burda’nın Genel Faydaları</span></span><br />
<br />
    Her gün okunduğu ev çoğu zorluktan korunacaktır.<br />
    Bu şiirin saklandığı ev hırsızlardan ve diğer tehlikelerden korunacaktır.<br />
    Bir yolculukta, günde bir kez okunursa, kişi seyahatin zorluklarını yaşamayacaktır.<br />
    Burda’nın düzenli olarak okunduğu ev yedi kötülüğe karşı korunacaktır: Cinlerin fesadı; veba ve salgın hastalıklar; çiçek hastalığı; göz hastalıkları; talihsizlik; delilik; ve ani ölüm.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kompozisyon</span></span><br />
<br />
On bölümden oluşan şiirin ilk bölümünde İmam Busiri’nin Peygamberimize (s.a.a) olan tutkulu sevgisi, ikinci bölümde ise değersizlik duyguları, geçmişte yapılan hatalardan duyulan pişmanlık ve sahibini daima kötülüğe çağıran nefisle başa çıkma tavsiyeleri dile getirilmektedir. Şiirin ana bölümleri, Peygamber’in faziletleri, doğumu, mucizeleri, vahiy olarak aldığı Kur’an-ı Kerim, gece yolculuğu ve savaş mücadelesi üzerine farklı bölümlerle Peygamber’in doğumunu kutlamak için Rabi’ al-Awwal ayında okunan geleneksel mevlit şiirlerine benzer. Son iki bölüm, İmam Busiri’nin, birçok yanlış eylemine rağmen Peygamber’in kıyamet gününde şefaat etmesi için yalvarması ve son olarak, önce Peygamber’e korunmak için, sonra da nihai kurtuluş umudu olarak Allah’ın merhametine bir çağrıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölümler aşağıdaki gibidir:</span></span><br />
<br />
    Aşk sözcükleri ve tutkunun yoğun acısı üzerine<br />
    Benliğin kaprisleri hakkında bir uyarı<br />
    Peygamber’in (s.a.a) övgüsü üzerine<br />
    Doğumunda ﷺ<br />
    Elinden gelen mucizeler üzerine ﷺ<br />
    Kur’an’ın asaleti ve övgüsü üzerine<br />
    Peygamber’in gece yolculuğu ve göğe yükselişi üzerine ﷺ<br />
    Peygamber’in (s.a.a) savaş mücadelesi üzerine<br />
    Peygamber ﷺ aracılığıyla şefaat istemek üzerine<br />
    Samimi dönüşüm ve beslenen umutlar üzerine<br />
<br />
Kaside-i Bürde’nin ana metnini takiben, daha sonraki bir tarihte eklenen ve Müslüman dünyasının bazı bölgelerinde geleneksel olarak okunan yedi ayet, Allah’ın rızasının ve bağışlamasının dört doğru yolda olan halifeye; Peygamber’in Ailesine; sahabelerine; ‘Takipçilerine’ (sahabeleri takip eden nesil) ve tüm Müslümanlara bahşedilmesini istemektedir. Allah’a hamdın ardından, Allah’ın sınırsız cömertliği sayesinde tüm zorluklarımızın 160 ayetlik Kaside-i Bürde ile hafifletilmesi için son bir dua gelir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer Çalışmalar</span></span><br />
<br />
Kaside-i Bürde’nin yanı sıra İmam Busiri’nin en bilinen eserleri Mudariyye, Muhammediyye ve Hamziyye’dir.<br />
<br />
Mudariyye daha kısa bir şiirdir ve Allah’tan Peygamber Muhammed’e (s.a.a), diğer tüm Nebi ve Resullere, Ailesine, Ashabına ve tüm Müslümanlara bereket ihsan etmesini diler. Bu bereketlerin göklerde ve yerde bulunan canlı ve cansız birçok farklı türdeki yaratılmışlar tarafından çoğaltılmasını ister. Daha sonra kendi hatalı durumunu hatırlar ve kendisi, Müslümanlar ve tüm ebeveynleri, aileleri ve komşuları için bağışlanma diler ve ekler: “Çünkü hepimiz, ey Efendim, bağışlanmaya çok muhtacız.<br />
<br />
Muhammediyye, üç eserin en kısasıdır ve Peygamber’in asil niteliklerinin güzel bir ifadesidir (her satır Muhammed adıyla başlar). Şiirin kendisi, bize sadece onu anmanın bile ‘ruhlarımıza ferahlık getirdiğini’ söyleyen bir ayetinin kanıtıdır.<br />
<br />
Bu şiirlerin kelimeleri, onları canlandırmak için yalnızca Peygamber aşıklarının kalplerini beklemektedir. Âlemlerin Rabbine en sevgili olanın, tüm Müslümanların kendisine benzemeye çalıştığı Muhammed’in, salât ve selâm üzerine olsun, yüce özelliklerini anlatırlar. Kur’an’da bize onun ‘alemlere rahmet olarak’ gönderildiği (Kur’an – el-Enbiya, 21:107) ve ‘muhteşem bir tabiatla’ yaratıldığı (Kur’an, el-Kalem, 68:4) söylenir. O, Muhammed’dir (s.a.v.), Övgüye layıktır; O, Hayrü’l-Bariyye ‘dir – Yaratılışın En İyisi.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde Arapça Yazılışı Türkçe Okunuşu Türkçe Manası</span></span><br />
 <br />
Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri hazretleri, Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Bir gün felç oldu, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resulullah’a tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırladı. Rüyada Resulullah’a okudu. Çok beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmam’a giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle sığadı. Uyanınca bedeni sağlamdı, hırka-i saadet de arkasındaydı. Bunun için, bu kasideye Kaside-i bürde denildi. Bürde, hırka, palto demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Kaside-i bürde nedir? Selefiler, niçin Kaside-i bürde’ye saldırıyorlar?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Selefiler, Mevlid kasidesinde olduğu gibi, bu kasidede de, Peygamber efendimizin övülmesine tahammül edemiyorlar. Hâlbuki onu bizzat Allahü teâlâ övüyor, (Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim) ve (Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım) buyuruyor. Resulullah’ı övmek, ibadettir. Kaside-i bürde, Mevlid kasidesi gibi, Peygamber efendimizin üstünlüğünü anlatan, onu öven bir kasidedir.<br />
<br />
Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri hazretleri, Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Bir gün felç oldu, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resulullah’a tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırladı. Rüyada Resulullah’a okudu. Çok beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmam’a giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle sığadı. Uyanınca bedeni sağlamdı, hırka-i saadet de arkasındaydı. Bunun için, bu kasideye Kaside-i bürde denildi. Bürde, hırka, palto demektir.<br />
<br />
İmam-ı Busayri sevinerek sabah namazına giderken, zâhid bir zata rastladı. İmam-ı Busayri’ye, (Kasideni dinlemek isterim) dedi. (Benim kasidelerim çoktur. Hepsini herkes bilir) dedi. (Kimsenin bilmediği, bu gece Resulullah’a okuduğunu istiyorum) deyince, (Bunu hiç kimseye söylemedim. Nereden anladın?) dedi. O zat da, rüyasını olduğu gibi haber verdi.<br />
<br />
Bu kaside, hastalara okununca, hastaların iyi oldukları, okunan yerlerin dertlerden, belalardan emin olduğu görüldü. Faydalanmak için, inanmak ve halis niyetle okumak gerekir. Kaside-i bürde, aşağıya İslam harfleriyle konulmuştur. Her satırı sonuna kadar okumalı, önce sağ sütun aşağı kadar okunup sonra sol sütuna geçilirse yanlış olur. Hepsini bir sütun kabul ederek okumalıdır. Bunu belli etmek için, devam edilmeli diye, satır arasında kırmızı ok koyduk.<br />
<br />
Mevlâye salli ve sellim dâimen ebedâ<br />
Alâ Habibike hayr’il-halkı küllihimi<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Birinci Bölüm</span></span><br />
<br />
Allah’ın Rasülü’ne Aşık Olma Hususunda<br />
<br />
1-‘’ E min tezekküri cîrânin bi zî selemin<br />
Mezecte dem’an cerâ min mukletin bi demi’’<br />
<br />
2- ‘’Em hebbetir rîhu min tilkâi kazımetin<br />
Ve evmedal berku fiz zâlmai min idami ‘’<br />
<br />
3- ‘’ Fe mâ li ayneke in kultekfüfâ hemetâ<br />
Ve mâ li kalbike in kultestefik yehimi ’’<br />
<br />
4- ‘’E yahsebüs sabbüennel hubbe münketimün<br />
Mâ beyne münsecimin minhü ve mudtarimi’’<br />
<br />
5- ‘’Levlel hevâ lem türik dem’an alâ talelin<br />
Ve lâ erıgte li zikril bâni vel alemi’’<br />
<br />
6- ‘’Fe keyfe tünkirü hubben ba’de mâ şehidet<br />
Bihî aleyke udûlüd dem’ı ves sekami ’’<br />
<br />
7- ‘’Ve esbetel vecdü hattay abratin vedanen<br />
Mislel behâri alâ haddeyke ve’l- anemi ’’<br />
<br />
8- ‘’Neam serâ tayfü men ehvâ fe errakanî<br />
Vel hubbü ya’terizul lezzâti bil elemi ’’<br />
<br />
9- “ Yâ lâimî fil hevel uzriyyi ma’ziraten<br />
Minnî ileyke velev ensafte lem telümi ‘’<br />
<br />
10- ‘’Adetke hâliye lâ sırrî bi müstetirin<br />
Anil vüşâti ve lâ dâî bi müntahisimi ‘’<br />
<br />
11- ‘’Mahadtenin nusha lâkin lestü esmauhû<br />
İnnel muhibbe ani’l uzzâli fî samemi ‘’<br />
<br />
12- ‘’İnnitte hemtü nasîhaş şeybi fî azelî<br />
Veşşeybü eba’dü fî nushin anit tühemi’’<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İkinci Bölüm :</span></span><br />
<br />
Nefsin İsteklerinden Men Edilmesi<br />
<br />
13- ‘’Fe inne emmârati bis sûi metteazat<br />
Min cehlihâ bi nezîriş şeybi vel herami.’’<br />
<br />
14- ‘’Ve lâeaddet minel fî lil cemîli kırâ<br />
Dayfin elemme bi re`sî ğayra muhteşemi.”<br />
<br />
15- ‘’Lev küntü a’lemü ennî mâu vakkıruhû<br />
Ketemtü sırran bedâlî minhü bil ketimi ’’<br />
<br />
16- ‘’Men lî bi raddi cimâhin min ğâvayeti hâ,<br />
Kemâ yüraddü cimâhül hayli bil lücümi.”<br />
<br />
17- ‘’Felâ terum bil meâsi kesre şehvetihâ,<br />
İnnet taâme yukavvî şehveten nehimi.”<br />
<br />
18- “Ven nefsü ket tıfli in tühmilhü şebbe alâ<br />
Hubbir radâi ve in teftımhü yenfetımi.”<br />
<br />
19- “ Fasrıf hevâha ve hâzir en tüvelli yehû<br />
İnnel hevâ mâ tüvellâ yusım ev yusmi.”<br />
<br />
20- “Ve râıhâ vehiye fil a’mâli sâimetün<br />
Ve in hiyestahletil mer’â fe lâ tesümi.”<br />
<br />
21- “Kem hassenet lezzeten lil mer’i kâtileten<br />
Min haysü lem yedri ennes semme fid desemi.”<br />
<br />
22- “Vahşed desâise min cûin ve min şebeın<br />
Fe rubbe mahmesatin şerrun minet tühami.”<br />
<br />
23- “ Vestefriğid dem’a min aynin kadimteleet<br />
Minel mehârimi velzem hımyeten nedemi.”<br />
<br />
24- “Ve hâlifin nefse veş şeytane va’sihimâ<br />
Ve in hümâ mehadâken nusha fettehimi.”<br />
<br />
25- “Ve lâ tütı’minhümâ hasmen ve lâ hakemen<br />
Fe ente ta’rifü keydel hasmı vel hakemi”<br />
<br />
26- “Estağfirullâhe min kavlin bi lâ amelin<br />
Lekad nesebtü bihî neslen li zî ukumi.”<br />
<br />
27- “Emartükel hayra lâkin me’temartü bihî<br />
Ve mestekamtü fe mâ kavlî lekestekımi”<br />
<br />
28- “Ve lâ tezevettü kablel mevti nâfileten<br />
Ve lem üsalli sivâ fardın ve lem esumi”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üçüncü Bölüm:</span></span><br />
<br />
Rasullullah(sav) Efendimize Övgü Hakkında<br />
<br />
29- “Zalemtü sünnete men ahyaz zalâme ilâ<br />
Enişteket kademâhüd durra min veremi”<br />
<br />
30- “Ve şedde min seğabin ahşâ ehu ve tavâ<br />
Tahtel hıcârati keşhan mütrafel edimi”<br />
<br />
31- “Ve râvedethül cibâlüş şümmü min zehebin<br />
An nefsihî fe erâhâ eyyemâ şememi”<br />
<br />
32- “Ve ekkedet zühdetû fîhâ darûratühû<br />
İnned dârurate lâ ta’dü alel ısami”<br />
<br />
33- “Ve keyfe ted’û iled dünya darûratü men<br />
Levlâhü lem tahrucid dünyâ minel ademi”<br />
<br />
34- “Muhammedün seyyidül kevneyni ves sekaleyni<br />
Vel ferîkayni min urbin ve min acemi”<br />
<br />
35- “Nebiyyünel âmirun nâhî felâ ehadün<br />
Eberra fî kavli lâ minhü ve lâ neami”<br />
<br />
36- “Hüvel Habîbüllezi türca şefâatühû<br />
Li külli hevlin minel ehvâli muktehımi”<br />
<br />
37- “Deâ ilellâhi fel müstemsikûne bihî<br />
Müstemsikûne bi hablin ğayra münfesimi”<br />
<br />
38- “Fâkan nebiyyîne fî halkın ve fî hulükın<br />
Ve lem yüdânuhü fî ılmin ve lâ kerâmi”<br />
<br />
39- “Ve küllühüm min Râsulillâhi mütemisün<br />
Ğarfen minel bahri ev raşfen mined diyemi.”<br />
<br />
40- “Ve vâkıfûne ledeyhi ınde haddihim<br />
Min nuktatil ılmi ev min şekletil hikemi”<br />
<br />
41- “Fe hüvellezi temme ma’nâhü ve sûratühû<br />
Sümmestafâhü habîben bâriün nesemi”<br />
<br />
42- “Münezzehün an şerîkin fî mehâsinihî<br />
Fe cevherul husni fîhi ğayru münkasimi”<br />
<br />
43- “Da’meddeathün nasârâ fî nebiyyihim<br />
Vahküm bi mâ şi’te medhan fîhi vahtekemi”<br />
<br />
44- “ Vensüb ilâ zâtihâ mâ şi’te min şerafin<br />
Vensüb ilâ kadrihî mâ şi’te min ızami’’<br />
<br />
45- ‘’ Fe inne fadle Rasûlillâhi leyselehû<br />
Haddün fe yu’ribe anhü nâtıkun bi femi’’<br />
<br />
46- ‘’Lev nâsabet kadrahû âyâtühü ızâmen<br />
Ahyesmühû hıyne yüd’a dâriser rimemi.”<br />
<br />
47-‘’Lem yemtahınnâ bî mâ ta’yel ukûlü bihi<br />
Hırsan aleynâ fe lem nerteb velem nehimi .”<br />
<br />
48- “A’yel verâ fehüm ma’nâhü leyse yürâ<br />
Lil kurbi vel bu’di minhü gayrü münfahımi,”<br />
<br />
49- “Keş şemsi tazheru lil ayneyni min buudin .<br />
Sağîret ve tükillüt tarfe min ümemi.”<br />
<br />
50-“ Fe keyfe yüdrikü fid dünya hakîketehû<br />
Kavmün niyâmün tesellev anhibül hulumû’’<br />
<br />
51- “Fe mebleğul ılmi fîhi ennehû beşerun<br />
Ve ennehû hayru halkıllâhi küllihimi” <br />
52-“Ve küllü âyin eter rusülül kirâmü bihâ<br />
Fe innemet tesalet min nûrihî bihimi.”<br />
<br />
53-“Fe innehû şemsü fadlin hüm kevâkibühâ<br />
Yuzhime envârahâ lin nâsi fiz zulemi”<br />
<br />
54-“Ekrim bi halkı nebiyyin zânehû hulükun<br />
Bil husni müştemilin bil bişri müttesimi”<br />
<br />
55- “Kez zehri fî terafin vel bedri fî şerâfin<br />
Vel bahri fî keremin ved dehri fî himemi”<br />
<br />
56- “Ke ennehû ve hüve ferdün fî celâletihî<br />
Fî askerin hıyne telkâhü ve fî haşemi”<br />
<br />
57- “Keennemel lü’lüül meknûnü fî sadefin<br />
Min ma’denî mantıkın minhü ve mübtesemin”<br />
<br />
58- “Lâ tıybe ya’dilü türben dumme a’zamehû<br />
Tûbâ li münteşikin minhü ve mültesimi”<br />
<br />
59- “Ebâne mevliduhû an tıybi unsurihî<br />
Yâ tıybe mübtedein minhü ve muhtetemi”<br />
<br />
60- “Yevmün teferrase fîhil fürsü ennehümü<br />
Kad ünzirû bi hulûlil bü’si ven nikami”<br />
<br />
61-“Ve bâte iyvânü kisrâ ve hüve münsadiun<br />
Ke şemli eshâbi kisrâ ğayrâ mülteimi”<br />
<br />
62- “Ven nâru hâmidatül enfâsi min esefin<br />
Aleyhi ven nehru sâhil ayni ves sedemi”<br />
<br />
63- “Ve sâe sâvete en ğadat bu hayratühâ<br />
Ve rüdde vâridühâ bil ğayzı hıyne zamî.”<br />
<br />
64- “Ke enne bin nâri mâ bil mâ min belelin<br />
Huznen ve bil mâi mâ bin nâri min darami”<br />
<br />
65- “Vel cinnü tehtifü vel envârü sâtıatün<br />
Vel hakku yazheru min ma’nen ve min kelimi”<br />
<br />
66- “Amû ve sammû fe ılânül beşâiri lem<br />
Tüsma ve bârikatül inzâri lem t’üşemi”<br />
<br />
67- “Min bâ’di mâ ahberal akvame kâhinühüm<br />
Bi enne dînehümül mu’vecce lem ye kumi”<br />
<br />
68-“Ve ba’de mâ âyenû fil üfki min şühübin<br />
Münkaddaten Vefka mâ fil erdı min sanemi”<br />
<br />
69-“Hatta ğadâ antarîkıl vahyi münhezimi<br />
Mineş şeyâtıyni yakfâ isrâ münhezimi”<br />
<br />
70- “Ke ennehum heraben ebtâlü ebrehetin<br />
Ev askerun bil hasâ râhateyhi rumî”<br />
<br />
71- “Nebzen bihî bâ’de tesbîhin bi batnihimâ<br />
Nebzel müsebbihi min ahşâi mültekımi”<br />
 <br />
72- “Câet li da’vetihil eşcâru sâcideten<br />
Temşî ileyhi alâ sâkın bi lâ kademi”<br />
<br />
73- “Ke ennemâ setarat setran limâ ketebet<br />
Fürûuhâ min bedîil hattı fil lekami”<br />
<br />
74- “Mislül ğamâmeti ennâ sâra sâiraten<br />
Tekıyhi harra vatıysin lil hecîri hamî”<br />
<br />
75- “Aksemtü bil kameril münşakkı inne lehû<br />
Min kalbihî nisbeten mebrûratel kasemi”<br />
<br />
76- “Ve mâ havel ğâru min hayrin ve min keramin<br />
Ve küllü tarfin minel küffâri anhü amî”<br />
<br />
77- “Fes sıdkı fil ğari ves sıddîku lem yerimâ<br />
Ve hüm yekûlûne mâ bil ğâri min erimi”<br />
<br />
78- “Zannül hamâme ve zannül ankebûte alâ<br />
Hayril beriyyeti lem tensüc ve lem tehumi”<br />
<br />
79- “Vikâyetullâhi ağnet an müdâafetin<br />
Mined dürûı ve an âlin minel ütumi”<br />
<br />
80- “Mâ sâmaniyed dehru daymen vestecartü bihî<br />
İllâ ve niltü civâran minhü lem yüdami”<br />
<br />
81- “Ve leltemestü ğıned dârayni min yedihî<br />
İllestelemtün nedâ min hayri müstelemi”<br />
<br />
82-“ Lâ tünkirul vahye min rü’yahü inne<br />
lehû kalben izâ nâmetil aynâni lem yenemi”<br />
<br />
83- “Fe zâke hıyne bülûğun min nübüvvetihî<br />
Fe leyse yünkeru fîhi hâlü muhtelemi”<br />
<br />
84- “Tebârekallâhü mâ vahyün bi müktesebin<br />
Ve lâ nebiyyün alâ ğaybin bi müttehimi”<br />
<br />
85- “Kem ebraet vasaben bil lemsi râhatühû<br />
Ve atlakat eriben min ribkatil limemi”<br />
<br />
86- “Ve Ahyetis seneteş şehbae da’vetühû<br />
Hattâ haket ğurraten fil a’surid dühümi”<br />
<br />
87- “Bi ârıdın câde evhıltel bitâha bihâ<br />
Seyben minel yemmi ev seylen minet arimi”<br />
 <br />
88- “Da’nî ve vasfî âyâtin lehû zaherât<br />
Zuhûra nâril gırâ leylen alâ alemi”<br />
<br />
89- “Feddürrü yezdâdü husnen ve hüve müntezamün<br />
Ve leyse yenkusu kadran ğayra müntezami”<br />
 <br />
90- “Fe mâ tetâvele âmâlül medîhi ilâ<br />
Mâ fîhi min keramil ahlâkı veş şiyemi”<br />
<br />
91- “Ayâtü hakkın miner Rahmâni muhdesetün<br />
Kadîmetün sıfatül mavsûfi bil kıdemi”<br />
<br />
92- “Lemm takterin bi zemânin ve hiye tuhbiruna<br />
Anil meâdi ve an âdin ve an iremi”<br />
 <br />
93- “Dâmet ledeynâ fe fâkat külle mu’cizetin<br />
Minen nebiyyîne iz câet ve lem tedümi”<br />
<br />
94- “Muhâkkemetün fe mâ yübkıyne min şühebin<br />
Li zî şikâkın ve lâ yebğıyne min hâkemi”<br />
<br />
95- “Mâ hûribet katta illâ âde min harabin<br />
A’del eâdî ileyhâ mülkıyes selemi”<br />
<br />
96- “Raddet belâğatühâ da’vâ muârıdıhâ<br />
Raddel ğayûri yedel cânî anil hurami”<br />
<br />
97- “Le hâ meânin ke mevcil bahri fî mededin<br />
Ve fevka cevherihî fil husni vel kıyemi”<br />
<br />
98- “Fe lâ tüaddü ve lâ tuhsâ acâibühâ<br />
Ve lâ tüsâmü alel iksâri bis seemi”<br />
<br />
99- “Karrat, bihâ, aynü, kârîhâ, fe, kultü, lehû<br />
Le kad zaferte bi hablillâhi fa’tesımi”<br />
<br />
100- “İn tetlühâ hıyfeten min harri nâri lezâ<br />
Etfâ’te harrâ lezâ min virdiheş şiyemi”<br />
<br />
101-“Ke ennehel havzu tebyazzul vücûhü bihî<br />
Minel usâtı ve kad câühû kel humemi.”<br />
<br />
102-“Ve kes sırâtı ve kel mîzâni ma’dileten<br />
Fel kıstu min ğayrihâ Gin nâsilen yekumi.”<br />
<br />
103-“Lâ’ta’ceben li hasûdin râha yünkiruha<br />
Tecâhülen ve hüve aynül hâzikıl fehimi.”<br />
<br />
104-“Kad tünkirul aynü dav’eş şemsinin ramedin<br />
Ve yünkirul femü ta’mel mâi min sekami.”<br />
<br />
105-“Yâ hayra men yemmemel,âfûne ,sahâtehû<br />
Sa’yen ve fevka mütûnil eynükir rusümi.”<br />
<br />
106-“Ve men hüvel âyetül kübrâli mu’tebirin<br />
Ve men hüven nı’metül uzmâli muğtenimi.”<br />
<br />
107-“Serayte min Haraminleyken ilâ Harâmin<br />
Kemâ seral bedrü fî dâcin minez zulemi.”<br />
<br />
108-“Ve bette terkâ ilâ en nilte menzileten<br />
Min kâbe kavseyni lem tüdrek ve lem terumi.”<br />
 <br />
<br />
109-“Ve kaddemetke cemîul enbiyâi bihâ<br />
Ver rusülü takdîme mahdûmin alâ hademi.”<br />
<br />
110-“Ve ente tahterikus seb’at tıbâka bihim<br />
Fî mevkibin künte fîhi sâhıbel alemi.”<br />
<br />
111-“Hattâ izâ lem teda’şe’ven li müstebikin<br />
Mined dünüvvi velâ li müstenimi.”<br />
<br />
112-“Hafadte külle makâmin bil izâfeti iz<br />
Nûdite bir ref’i mislel müfredil alemi.”<br />
<br />
113-“Keymâ tefûzü bir vaslin eyyi müstetirin<br />
Anil uyûni ve sirrin eyye müktetemi.”<br />
<br />
114-“Fehurte külle fihârin ğayra müşterakin<br />
Ve cüzte külle mekâmin ğayra mzüdehami.”<br />
<br />
115-“Ve celle mikdârumâ vullite min rutebin<br />
Ve azze idrâkü mâûlite min niami.”<br />
<br />
116-“Büşrâlenâ ma’şeral İslâmi inne lenâ<br />
Minel ınâyeti ruknen ğayra münhedimi.”<br />
<br />
117-“Lemmâ deallahü dâıynâ li tâatihi<br />
Bi ekramir rusüli künnâ ekramel ümemi.<br />
<br />
118-“Râat Kulûbel ıdâ enbâü bi’setihî<br />
Ke neb’etin eclefet ğuflen minel ğanemi”<br />
<br />
119-“Mâ zâle yelkâhüm fî külli mu’terakin<br />
Hattâ hakev bil kanâ lahmen alâ vedami”<br />
<br />
120-“Veddül firâra fe kâdû yağbitûıne bihî<br />
Eşlâe şâlet meal ıkbâni ver ruhami”<br />
<br />
121-“Temdıl leyâlî ve lâ yedrûne ıddetehâ<br />
Mâlem tekün min leyâlil eşhuril hurumi”<br />
<br />
122-“Ke ennemed dînü dayfün halle sâhate hüm<br />
Bi külli karmin ilâ rahmil îdâ karimi.”<br />
<br />
123-“Yecürru bahra hamîsin fevka sâhibatin<br />
Termî bi mevcin minel ebtâli mültetımi.”<br />
<br />
124-“Min külli müntedi bin lillâhi muhtesibin<br />
Yestû bi müste’silin lil küfri mustalimi.”<br />
<br />
125-“Hattâ ğadet milletül İslâmi ve hiye bihim<br />
Min ba’di gurbetihâ mevsûleter rahimi .”<br />
<br />
126-“Mekfûleten ebeden minhüm bi hayri ebin<br />
Ve ba’lin fe lem teytem ve lem teimi.”<br />
<br />
127-“Hümül cibâlü fe sel anhüm müsâdimehüm<br />
Mâzâ raev minhüm fî külli müstademi.”<br />
 <br />
128-“Ve sel Huneynen ve sel Bedran ve sel Uhuden<br />
Fusûle hatfin lehüm edhâ minel vehami.”<br />
<br />
129-“El musdıril biydı humran ba’de mâ veradet<br />
Minel ıdâ külle müsveddin minel lememi.”<br />
<br />
130-“Vel kâtibîne bi sümril hattı mâ terâket<br />
Aklâmühüm harfe cismin ğayra mün’acimi.”<br />
<br />
131-“Şâkis silâhı lehüm sîmâ tümeyyizühüm<br />
Vel verdü yemtâzü bis sîmâ mines selemi”<br />
<br />
132-“Tühdî ileyke riyâhun nasri neşrahüm<br />
Fe tahsebüz zehra , fil ekmâmi külle kemî.”<br />
<br />
133-“Keennehüm fî zuhûril hayli nebtü ruben<br />
Min şiddetil hazmi lâ min şiddetil huzumi.”<br />
<br />
134-“Târet kulûbül ıda min be’sihim ferkan<br />
Femâ teferrake beynel behmi vel bühümi.”<br />
<br />
135-“Ve men tekün bi rasûlillâhi nûsratühû<br />
İn telkahül üsdü fî âcâmihâ tecimi.”<br />
<br />
136-“Ve len terâ min veliyyin ğayra müntesırin<br />
Bihî velâ min adüvvin ğayra münfesimin.”<br />
<br />
137-“Ehalle ümmetehû fî hırzi milletini<br />
Kellysi halle meal eşbâli fî ecemi”.<br />
<br />
138-“Kem ceddelet kelimâtüllahi min cedelin<br />
Fîhi ve kem hassamel burhânu min hasımi.”<br />
<br />
139-“Kefâke bil ılmi fil ümmiyyi mu’cizeten<br />
Fil câhiliyyeti vet te’dîbi fil yütümi.”<br />
<br />
140-“Hademtühû bi medîhin estekıylü bihî<br />
Zünûbe umrin medâ fiş şı’ri vel hıdemi.”<br />
<br />
141-“İz kalledâniye mâ tuhşâ avâkıbühû<br />
Ke ennenî bihimâ hedyün minen neami.”<br />
<br />
142-“Ata’tü ğayyes sıbâ fil hâletyni ve mâ<br />
Hassaltü illâ alel âsâmi ven nedemi.”<br />
<br />
143-“Fe yâ hasârate nefsin fî ticaretihâ<br />
Lem teşterid dîne bid dünyâ velem tesümi.”<br />
<br />
144-“Ve men yebı’âcilen minhü bi âcilihî<br />
Yebin lehül gabnü fî bey’ın ve fî selemi.”<br />
<br />
145-“İn âti zenben fe mâ ahdî bi müntekazın<br />
Minen nebiyyi ve lâ hablî bi mün sarimi”<br />
 <br />
146-“Fe inne lî zimmeten minhü bi tesmiyeti<br />
Muhammeden ve hüve evfel halkı biz zimeni”<br />
<br />
147-“İn lem yekün fî meâdi âhızen bi yedî<br />
Fadlen ve illâ fe kul yâ zelletel kademi.”<br />
<br />
148-“Hâşâhü en yuhrimer râcî me mekârimehû<br />
Ev yercial câru minhü gayra muhterâmi.”<br />
<br />
149-“Ve münzü el zemtü efkâri medâyıhahû<br />
Vecedtühü lî halâsî hayra mültezimi .”<br />
<br />
150-“Ve len yefûtel gınâ minhü yeden teribet<br />
İnnel hayâ yünbitül ezhâre fil ekemi.”<br />
<br />
151-“Ve lem ürid zehrated dünyelletik telafet<br />
Yedâ züheyrin bi mâ esnâ alâ herimi.”<br />
<br />
152-“Yâ ekramel halkı mâ li men elûzü bihî<br />
Sıvâke ınde hulûlil hâdisil amemi.”<br />
<br />
153-“Velen yedika Rasülellâhi cahüke bi<br />
İzil Kerîmü tecellâ bismi müntekımi.”<br />
<br />
154-“Fe in min cûdiked dünya ve Darratehâ<br />
Ve min ulûmike ılmül levhı vel kalemi.”<br />
<br />
155-“Yâ nefsü lâ teknati min zelletin azumet<br />
İnnle kebâire fi ğufrani kel lememi.”<br />
<br />
156-“Lealle rahmete Rabbi hıyne yaksimühâ<br />
Te’ti alâ hasebil ısyâni fil kısemi.”<br />
<br />
157-“Yâ Rabbi vec’al recâi ğayra mün’akisin<br />
Ledeyke vec’al hısâbî ğayra münhazimi.”<br />
<br />
158-“Veltuf bi abdike fid dâreyni inne lehû<br />
Sabran metâ ted’uhü ehvâlü yenhezimi.”<br />
<br />
159-“Ve’zenli subhi salâtin minke dâimetin<br />
Alen Nebiyyi bi münhel in ve münsecimi.”<br />
<br />
160-“Vel âli sahbi sümmet tâbiîne lehüm<br />
Ehlet tükâ ven nükâ vel hılmi vel kerami.”<br />
<br />
161-“Mâ rannehat azâbâtil bâni rıyhu sabâ<br />
Ve etrabel îse hâdil bin neğami<br />
<br />
162-“Yâ Rabbi salli ve sellim dâimen Ebedâ<br />
Alâ habîbike hayril halkı küllihimi.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Manası ve Açıklamalar</span></span><br />
<br />
1- ‘’ Ey benim dertli gönlüm ;  Selem ağaçlarının süslediği vadideki komşuları hatırladığın için mi , gözlerinin ak ve karasından akan yaşı kan ile karıştırmaktasın.’’<br />
<br />
( Ayrıca , bu üç beyit geyik derisinden bir tirşe üzerine yazılır ve öğrenim ve ezberleme güçlüğü çeken bir kimsenin sağ kolunun pazusuna bağlanırsa çok kısa bir süre içerisinde zekası ve öğrendiğini bir daha asla unutmaz. Bu hususta ayrıca tecrübe edilmiştir. Bir kimse Kaside-i Bürde’ yi şartlarına uygun yerine getirerek cuma geceleri akşam ve yatsı ezanları arasında okursa iman selameti ve dünya ve ahiret mutluluğu ile şereflenir. Bu husus ta güvenilir şarihlerce tesbit ve nakledilmiştir.)<br />
<br />
2-‘’Yahut Medine tarafından (Allah Rasulü’nün tatlı kokusunu getirip sana koklatan)bir rüzgar estiği içinmi? (Böyle Allah Rasulü (s.a.v.)’ nün aşkı ve muhabbeti ile kendinden geçmiş olarak , kanlı yaşını tutamadan ağlıyorsun. ) Yoksa Allah Rasulü’ nün çoğu zaman vakitlerini geçirdiği Medine yakınındaki Izam dağından karanlık gecede çakan şimşek mi çakıp, Nübüvvet Nuru seni mestetti de böyle ağlamana sebep oldu ? ’’<br />
<br />
3-‘’(Ey gönül),iki gözüne ne olduki; onlara “kendinizi tutun ağlamayın” dedikçe o iki göz daha çok kanlı yaş akıtıyorlar? Ve kalbine de ne oldu ki ; “sakin ol, kendine gel” desen de o aldırmayıp ölçüsüz sevgisi, hayranlığı ve delicesine aşk ve muhabbeti artıyor?’’<br />
<br />
4-‘’Aşk ve muhabetten dolayı ağlayıp gözyaşı döken aşık, muhabbetin ondan akan gözyaşı ve muhabbetten tutuşup alevlenen kalp arasında gizli kalacağını mı zanneder?’’<br />
<br />
5-‘’(Ey alemlerin sultanına aşık olan gönül! ) Niçin  beyhude aşkını inkarda ısrar ediyorsun? Eğer sende aşk ve muhabbet olmasaydı aşk ve muhabbet sebebiyle harabeye dönmüş yüzün ve vücudun üzerinde kanlı yaş dökmezdin. Ban denilen latif ağacı ve alem denilen Nur dağını hatırlayarak uykunu da terketmezdin.’’<br />
<br />
6-‘’(Ey gönül) aşk ve muhabbeti nasıl inkar edebilirsin? (Görmüyor musun?) gözyaşın ve aşk hastalığın gibi iki adil şahit aleyhinde şahitlik etmekteler.’’<br />
<br />
7-‘’Gönlünde yanmakta olan aşk ateşi iki yanağının üzerinde biri kırmızı gül misali çizgiler çekmiş aşkını isbat etmektedir. Kırımızıgül, kanlı gözyaşının, sarıgül içinde yanan aşk ateşinin işaretleridir. Ey gönül! Yanağında böyle şahitlerin varken sen aşkını nasıl inkar edeceksin. ’’<br />
<br />
8-‘’Evet artık inkar etmem mümkün olmadığı için itiraf  ediyorum ki ; aşk ve muhabbeti gönlümde yerleşen Allah Rasulü (s.a.v.)’nün hayali bana gece geldi ve beni uykusuz bıraktı. Çünkü muhabbet dünya lezzetlerini elemle defedip yok eder. ‘’<br />
<br />
(Yine belirtildiği üzere bu kasidenin beş numaralı beyti islam harfleri ile ve birbirlerine bitiştirilmeden tek tek bir elma üzerine yazılır. Ve bu elma herhangi  bir sebeple veya sebepsiz olarak bunalım içerisinde kıvranan bir kimseye yedirilirse o kimse yüce Allah’ın yardımı ile ve bu beytin ruhaniyeti hürmetine içine düştüğü bunalımdan kurtulur ve huzura kavuşur. )<br />
<br />
9-‘’Ey Uzre kabilesinin aşkına benzer.Muhabbete mübtela olduğum için beni levm edip kınayan kimse tarafımdan sana bir özür beyan edeyim ki; eğer insaf etseydin(buhaklı özürümün karşısında) beni ayıplamaz ve kınamazdın.’’<br />
<br />
10- ‘’Artık halim sana ulaştı, durumumu biliyorsun, sırrım  hasedçi ve gammaz kişilerden gizli olmadığı gibi derdim de kesilmiş olmayıp sonsuzdur.’’<br />
<br />
11- ‘’Ey aşk hususunda beni ayıplayan kimse gerçisen bana doğru ve samimi nasihatta bulundun fakat ben aşk ve muhabbet neşesiyle sarhoş olduğum için o nasihatı kabul etmedim, işitmedimde söylenenleri. Çünkü aşk kendisini ta’n edenlerinde, nasihatte bulunanlarında sözlerini işitmez.’’<br />
<br />
12- ‘’ Ey bana nasihatta bulunan nasihatını kabul etmeyişimden dolayı bana darılma.daha önce saçımın aklığının hal dili ile beni ayıplayan nasihatınıdatöhmet sayıp kabul etmedim . Halbuki ihtiyarlık nasihat hususunda töhmetten en uzak kalan sadık bir uyarıcıdır.’’<br />
<br />
(Hatalarından dolayı tevbe etmek istediği halde bazı zaaflarını bırakamayan kimse onikinci beyit olan yukarıdaki beyitten itibaren yirmibeşinci beyitekadarki ondört beyti Cuma günü Cuma namazından sonra bircam kabın üzerine yazar veya yazdırırve bu kabıniçerisi<br />
gül suyu katılmış su ile doldurulup bu su aynı gün yatsı namazının vaktine kadar günah zaafı olan kimseye içirilirse kendisine zaafına karşı koyma ve ondan tevbe etme cesareti gelir. O kimsenin suyu içtiği günü bol ibadet zikir ve tevbe ile geçirmesi tavsiye edilir.)<br />
<br />
13-‘’Gerçektende her zaman fenalık ve günah emreden nefsim koyu bir cahil olması nedeni ile ölümün yaklaştığını hatırlatan saç ağarması ve ihtiyarlığın korkutmasındanda nasihat alıp uyanmamış ve kendine gelememiştir.’’<br />
<br />
14- ‘’Her zaman kötülük emreden benim nefsim tevbe ve salih amel benzeri ölüm misafirinin yemeği durumundaki güzel hazırlık işinden hiçbir şey yapmadı. O misafirde çekinmeyerek ansızın kendisine tazim göstermeme fırsat vermeden gelip başıma kondu.’’<br />
<br />
15-‘’Eğer ben nefsimin beni yeneceğini ve ihtiyarlıkta gelen misafirimi ağırlayamayacağımı bilseydim beni eleveren ak saçlılık ve ihtiyarlık sırlarımı keten denilen boya ile kapatır gizlerdim.’’<br />
<br />
16-‘’Binicisini kendi istediği şekilde sevkeden azgın ve başıgemlenemeyen at gibi olan nefsi emmaremin azgın atların dizgin ve gemlerle döndürüldüğü gibi başına buyruk istediği gibi ve istediği tarafa giden nefis atımı salih ameller ve iyi huylar tarafına döndürmeyi benim  için kim garanti edebilir.’’<br />
<br />
17- “Nefsi emmare ve onun isteklerinin günah ve kusurlara devam ederek (doyurulup) kırılacağını ve yok olacağını umma , çünkü yemek obur ve aç gözlülerin isteklerini çoğaltır ve kuvvetlendirir. (Günaha devam  etmekte aynen bunun gibidir. Günaha devam ettikçe nefsin ve şehvetin günah işleme isteğini kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramaz.”<br />
<br />
18- “Nefis ilk baştan süt emen çocuk gibidir. Onun kendi haline bırakırsan süt emme isteği ve sevgisi gençleşip tazelenir. Onu sütten kesip alıştırırsan o da emmeyi bırakıp kesilmiş olur.”<br />
<br />
19-“Ey nefsini terbiye etmek istek ve kararında olan kimse! Onu isteklerinden vazgeçir ve sana hükmetmesinden sakın. Çünkü, nefsin istekleri neyi hedefler ve hakim olursa onu ya helak veya rezil ve rüsvay eyler.”<br />
<br />
20- “Nefsin ibadetle meşgul olup salih amel işlerken de onu gözet ve kolla. Şayet yaylağını tatlı bulur, salih amelden zevklenir, kibir ve ucbe düşerse; terki caiz bir amel ise onu yaylağında yayılmaktan alı koy ve otlatma. Yani o ameli terk ederek ona hak ettiği cevabı ver.”<br />
<br />
21-“Nefis, çok kere insana öldürücü olan leş eti, tatlı ve güzel göstermiştir. Şöyle ki yağlı lokma içerisinde olan zehiri insan anlayamamıştır."<br />
<br />
22- “ (Ey gönül!) Gerek açlık, gerekse tokluk desiselerinden kork ve sakın. Ilımlı olmayı ve orta yolda bulunmayı bırakma. Özellikle de açlığı ve susuzluğu mutlak ibadet sanma, nice açlık vardır ki, tokluktan daha zararlıdır.”<br />
<br />
23- “Haramla dolmuş gözden yaşı boşalt ve pişmanlık perhizine yapış.”<br />
<br />
(Bu beytin, 119 (yüz on dokuz ) defa okuyan kimsenin ZİHİN AÇIKLIĞI için çok önemli bir iksir olduğu, en zekasız bir kimsenin bile bundan sonra bir okuyuş veya dinleyişte istenilen bilgiyi ve ibareyi ezberleyebileceği ve bir daha unutmayacağı defalarca denenmiş ve görülmüştür.)<br />
<br />
24- “(Ey gönül!) Nefis ve şeytana uyma ve ikisine de karşı gel. Eğer nefis ile şeytan sana sözederlerse sözlerini düşman sözleri olarak bil, yorumla.(Sakın ha onların öğütlerine güveneyim deme ve asla kabul etme!)”<br />
<br />
(Bu beyiti vird haline getirip devam eden kimseyi YÜCE ALLAH NEFİS VE ŞEYTANIN ŞERRİNDEN KORUR.)<br />
<br />
25- “(Ey insan!)Nefis ve şeytandan gerek hasım olarak, gerek hakem olarak gelen telkin ve iç dürtülerine uyayım deme. Çünkü sen hasmının ve hakeminin hilelerini bilirsin.”<br />
<br />
26- “Amelsiz olan boş ve kuru sözlerden dolayı Yüce Allah’tan af ve mağfiret dilerim. Muhakkak ben amele yakın olmayan faydasız söz söylemekle nesil isnat ve isbat etmiş gibi oldum.”<br />
<br />
27- “Sana hayrı emrettim, fakat ben onu yapmadım ve söz ile icraatı birleştirip dürüst olmadım. Şu halde sana “İstikamet üzere ol” (Yani dosdoğru ol) sözümün faydası nedir?”<br />
<br />
28- “Ölüm gelmeden önce nafile ibadetlerden bir azık hazırlayamadım ve farzlardan başka namaz kılamadım, oruç tutamadım.”<br />
<br />
29- “Karanlık gecelerde uzun süre kıyamda durmak sebebiyle ayakları şişerek dayanamayacak hale gelinceye kadar ihya eden (ibadetle geçiren) alemlerin övünç kaynağı Rasulü zişan’ın sünnetine onu terk ederek zulmettim.”<br />
<br />
(ERKEN KALKMAK İÇİN ;<br />
<br />
İbrahim Bâcûrî (k.s.) Hazretleri diyor ki; 29. Beyitten itibaren 33. Beyte kadar ki bu beş beyiti, çok uykusu olup sabahları erkenden kalkma zorluğu çeken ve yaptığı ibadetlerden zevk alamayan, dünya sevgisini gönlünden bir türlü atamayan kimse bir kağıt üzerine yazıp veya yazdırıp yastığının altına koyar ve o yastık üzerine başını koyup uyursa bütün bu sıkıntılardan kurtulur.)<br />
<br />
(Yukarıda bahsi geçen beş beyitin bir şey üzerine yazılıp uykusuna çok düşkün bir kimse başının üzerine asılması, o kişinin uykusunun normale dönmesine ve sabahları erken uyanıp erkenden ibadetlerine ve işinin başına dönmesine yetmektedir.)<br />
<br />
30- “O Allah Rasulü (s.a.v.) açlıktan dolayı karnına taş bağladı ve yanlarındaki Mübarek cildini taş altında toplayıp büktü.”<br />
<br />
31- “Altından olan yüksek dağlar, onun varlığından şereflenmek ve değer görmek için Allah’ın Rasulüne gelip giderek kıymetli madenlerini arz eylediler. Fakat O Allah Rasulü onlara rağbet etmemekle daha yücelik gösterdi.”<br />
<br />
32- “Rasulullah (s.a.v.)’in zahirde ihtiyaç içerisinde bulunması O’nun altından dağları reddetmesini kuvvetlendirip zühd ve takvasını takviye etti. Çünkü ihtiyaçlar, Peygamberlere mahsus sıfatlardan “İsmet” ve “İstikamete” galebe edemez.”<br />
<br />
33- “Bilinen dünyalıklar, Alemlerin Sultanı olan Allah Rasulü’nü dünya ve dünyalıklara meyil ve nuhabbete nasıl çağırır? O olmasaydı dünya yokluktan çıkıp var olmayacaktı.”<br />
<br />
34- “Allah Rasulü Muhammed Aleyhisselam dünya ve ahiretin, ins ve cinnin, Arap ve Acemden oluşan iki fırkanın ve bütün varlıkların Seyyidi ve Efendisidir.”<br />
<br />
35- “Allah’ın Rasulü (s.a.v.) iyilikleri emir ve tavsiye edici, fenalıklardan da yasaklayıcı ve sakındırıcıdır. Evet ve hayır gibi emir ve yasakları bildirmekte ondan daha doğru ve gerçekçi kimse yoktur.”<br />
<br />
36- “O Allah’ın Rasulü, Yüce Allah’ın öyle bir sevgilisidir ki, hücum ve ihata eden her bir korku için O’nun şefaatı umulur.”<br />
<br />
37- “O Allah’ın Rasulü (s.a.v.) insanları Yüce Allah’ın dinine davet eylemiştir. Onun dinine sarılanlar, kopmayan sağlam bir ipe yapışmışlardır.”<br />
<br />
38- “Bütün insanların ve cinnilerin Efendisi ve ulusu olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) gerek şekil ve fiziki gürünüm gibi yaratılış ve gerekse ahlâki ve ruhi hususlarda diğer peygamberlerin tamamından üstündür. Diğer peygamberler, ilim ve keremde ona yaklaşamadılar.”<br />
<br />
39- “Peygamberlerin hepsi, Allah Rasulü’nün dergahında bir avuç, yahut hikmet ve fazilet yağmurlarından bir yudum su istemektedirler.”<br />
<br />
40- “Bütün peygamberler had ve merhametleri mevkinde durmuş (ve onun ilminden almışlardır ve bu aldıkları ise) onun ilminden bir nokta ve hikmetlerinden bir çizgiden ibarettir.”<br />
<br />
41- “O Allah Rasulü öyle bir zattır ki, içi ve dışı ile (maddesiyle ve manasıyla fizik görünümü ve manevi hayatıyla ) tam ve en mükemmel şekilde yaratılmış ve her şeyi yoktan var eden Yüce Rabbimiz O’nu Habibi olarak seçmiştir.”<br />
<br />
42- “Allah’ın Rasulü bütün güzelliklerden benzersizdir. Ondaki güzellik cevheri taksim olunmamış tam ve mükemmel bulunup hiçbir kimseye ondan nasip verilmemiştir.”<br />
<br />
43- “Hıristiyanların, kendi peygamberleri hakkında iddia ettikleri ilâhlık yakıştırmasını bırak da, bundan başka istediğin sıfatla Allah Rasulü’nü öv, hâkımâne hükümlerini ver. (Hangi sıfatlarla onu översen öv, yinede fazla bir şey söylemiş olmazsın.)”<br />
<br />
44- ‘’O Allah Rasulü’nün mübarek zâtına,şereften şandan dilediğin vasıfları ve övgüleri yakıştır ve yüce derecesine büyüklükten dilediğin mertebeyi nispet eyle.O’nu övebildiğin kadar öv.Yinede haddi aşmış olmazsın.’’<br />
<br />
45- ‘’Yüce Allah’ın sevgili Rasulü Muhammed Mustafa (sav)’in faziletlerine sınır ve son yoktur ki konuşan ağız O’nun kemalat ve faziletlerini tarif edebilsin’’<br />
<br />
46-“Allah Rasulü’nün mucizeleri büyüklük bakımından Kadrü kıymetine uygun mertebede olsaydı, onun tertemiz adı anıldığın da tamamen çürümüş kemikleri diriltirdi.”<br />
<br />
47- “Peygamber efendimiz Aleyhisselâm, bizim hidâyet üzere bulunmamıza çok istekli olduğundan , akılların aciz ve hayretler içerisinde kalacağı zorluk teklifi ile bizi imtahan etmedi. Bizler de onun hak peygamber olduğunda asla şüphe etmedik ve o’na uymakta tereddüt göstermedik.”<br />
<br />
48- “Bütün yaratılmışlar O’nun manevi kemâlatını anlatmaktan âcizdir. Gerek yakınında ,gerekse uzağında bulunanlarda, O’nun manevi değeri idrak hususunda âcizlikten başka bir şey görülmez.”<br />
<br />
49- “ Allah Rasulü’nün hakikati güneş gibidir ki uzattan göze küçük görünür , yakından bakınca ise gözü kamaştırır .Dolayısı ile yakından da uzaktan da O’nun hakikatını yani gerçek yüzünü tam idrak etmek mümkün olamaz.”<br />
<br />
50- “Uyku halinde bulunup da O’nu rüyada görmekle teselli olup bununla yetinen bir kavim , dünyada Allah Rasulü’nün hakikatini nasıl idrak edip kavrayabilir<br />
<br />
51- “O Allah’ ın Rasulü hakkında yaratılanların  bilgilerinin ulaştığı son nokta, O’ nun muhakkak bir insan olduğu ve yüce Allah’ın yarattığı<br />
bütün varlıkların hayırlısı bulunduğu hakikatıdır.”<br />
<br />
52-“Allah Rasulü’nün dışında kalan diğer bilimum peygamberlerin getirip gösterdikleri mucizeler, sadece Allah’ın Rasulü’nün mübarek nurundan onlara ulaşmıştır.”<br />
<br />
53-“Muhakkak ki Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm bir fazilet güneşi, diğer peygamberler ise karanlıkta insanlara O güneşin ışığını aksettiren yıldızlardır.”<br />
<br />
54- “Yüce Allah, O sevgili Habîbi’nin yaratılışını ne ulvi bir ikramla vücuda getirmiştir! Güzellikle bezenmiş güler yüzlülükle nişanlanmış ve böylece çok yüksek olan güzel ahlâk ve ebedi tertemiz olan zâtı varlığını süslemiştir.”<br />
<br />
55- “O Peygamber-i Zişan Efendimiz yumuşak huyluluk ve nezâkette çiçek gibi, şan ve şerefte ayın ondördü gibi , kerem ve cömertlikte denizler kadar himmetlerinde ise zaman gibidir.(Sonsuz derecede himmet sahibidir.)”<br />
<br />
56- “O Allah Rasulü her zaman celâlet ve heybette bulunduğundan , şayet yalnız halinde onunla karşılaşacak olsan, O’nu sanki muazzam bir asker birliği arasında ve bir alay hizmetkarlar içinde sanırdın.”<br />
<br />
57- “Sedef içerisinde korunmakta olan inci , adeta Peygamber Efendimiz’in mübarek sözleri ve tebessümünün madenindendir.”<br />
<br />
58- “Peygamber Efendimiz ’ in mübarek kemiklerini kaplıyan toprağa muadil hiçbir güzel koku yoktur. Ne mutlu o toprağı koklayana ve öpene!.”<br />
<br />
59- “Allah Rasulü’nün mayasının pak olması sebebiyle yüce Allah duğuşu sırasında O’na birçok harika göstermiştir.Ey akıl sahibleri! O Nebiyyi Zişan’ın hayatının ilk anından son demine kadar ki iyiliğe ve temizliğine dikkatle bakın ki,gerçeği görebilesiniz”<br />
<br />
60- “Rasulü Ekrem Efendimizi’in dünyaya geldiği gün öyle muazzam bir gündür ki, kendilerini kuşatacak gam,keder v.b. azab ve sıkıntıların gelmesiyle korkutulduklarını gördükleri bazı olaylar sebebiyle akıllarını çalıştırıp o günün önemini anladılar.”<br />
<br />
61- “Allah Rasulü’nün doğduğu gün, Kisrâ’nın bir daha toplanmaz dost ve askerleri dağıldığı gibi İran hükümdarı da sarayı yıkılmış olduğu halde geceledi”<br />
<br />
62- “Allah Rasulü’nün dünyaya gelmesi ve Kisrâ’nın sarayının yıkılmasının verdiği üzüntü üzerine ateşperestlerin yaktıkları ateş, nefesini kesip sönmüş ve faydalandıkları Fırat Nehri’de hüzün ve nedâmetinden mecrasını unutmuştur.”<br />
<br />
63- “Sava gölünün yere batması ile suyunun kuruması Sava şehri halkını ümidsiz ve kederli bıraktı;göle gitmiş olanlar susuz, öfkeli ve hiddetli bir şekilde ümidsiz olarak dönmüş oldular.”<br />
<br />
64- “Hüznünden ve gamından öyle bir hal meydana gelmiş ve ateş öyle bir sönmüştü ki, ateşte adeta suda bulunan rutubetten eser vardı.Ve su öyle kurumuştu ki sanki suda, ateşte bulunan hararetten eser vardı.”<br />
<br />
65- “Allah Rasulü’nün doğduğu gece cin tayfaları görünmeden Efendimiz’in dünyaya teşrifini müjdeleyen sesler çıkarıyor, Rasulullah’ın nurları alemi aydınlatıyor ve O’nun Peygamber olarak geliş hakikati manen ve lafzan açığa çıkıyordu.”<br />
<br />
66- “Müşrikler, putperestler ve kafirler kör ve sağır hükmünde oldular da Allah Resulü’nün geldiği müjdesinin ilânı onlarca işitilmedi ve tehdit şimşekleri onlarca görülmedi.<br />
<br />
67-“O müşrik, kafir ve putperest kavimlerin gaybden haber verdiklerini iddia eden kâhinleri, eğri,bozuk ve değiştirilmiş dinlerinin katiyyen devam edemeyeceğini haber verdikleri halde onlar yinede inkara devam ettiler.”<br />
<br />
68- “Ve Efendimiz’in doğduğu gece ufukta şeytanların üzerine yıldızların atılmasını ve buna uyumlu şekilde gene o gece yeryüzünde bulunan putların yüzleri ezerine yıkılıp düştüklerini gördükleri hâlde yine o kafir ve putperestler sapıklık üzere kalıp hakikati görmediler.”<br />
<br />
69- “Hatta şeytanlar vahiy yolu olan semadan öyle hezimete uğramış olarak gitti ki, şeytanlardan kaçan biri şaşırıp gideceği yeri bilemediğinden kaçan bir şeytanın izine tabi olmuştur.”<br />
<br />
70- “Şeytanlar semâdan öyle kaçtılar ki , güya onlar Ebrehe’nin kahramanları!!!Kaçarken gösterdikleri sürat ve telaş Allah Rasulü’nün iki avucundan atılan çakıl taşlarından perişan olup kaçan müşrik askerlerinin haline benziyordu. Onlarda kaçarak semayı terkettiler.”<br />
<br />
71- “Peygamber Efendimiz’in iki avucu içine aldığı taşlar tesbih ettikten sonra öyle bir atıldı ki, bu atılış tesbih edici Yunus aleyhisselâm’ın onu yutan balığın karnından atıldığı gibi oldu.”<br />
<br />
72- “Ağaçlar O Allah Rasulü’ne boyun eğerek ayaksız, kök ve dallarının üzerinde yürüyüp davetine geldiler.”<br />
<br />
73- “Allah Rasulü’nün huzuruna gelirken, ağaçların kökleri ve dallarının yol üzerinde yazdığı gayet güzel ve garip yazıyı süslemek için sanki düzgün çizgi ve satır çizmiş idi.”<br />
<br />
74- “O Allah Rasulü’nün huzuruna gelen ağaçlar, Allah’ın Rasulü nereye gitse ayrılmayıp onunla giden ve günün ortasında kızgın fırın gibi olan güneşin sıcaklığından onu koruyan bulut gibidir.”<br />
<br />
75- “Allah’ın Rasulü’nün işaretiyle yarılıp iki parça olan ayın Rabbına gerçek ve doğru yemin ile yemin ederim ki, o ayın melekler tarafından yarılmış olan Allah Rasulü’nün kalbine benzeyişi ve münasebeti vardır.”<br />
<br />
76-“Allah Rasulü’nün mucizelerinden şunu hatırla ki, en güzel ahlâka sahip olan Rasulü Ekrem Efendimiz’i ve O’nun arkadaşı, kerem sahibi Hazret-i Ebu Bekr’i (r.a) mağara bir araya getirmiş ve kafrlerden hepsinin gözleri kör olup, mağaranın sakladığı o iki zatı görmemişlerdir.”<br />
<br />
77- “Bütün davasında gerçek özelliklerinde pırıl pırıl Rasulü Ekrem Efendimiz Ebû Bekr’i Sıddık ile beraber mağarada birbirlerinden ayrılmadıkları halde düşmanları onları göremediler.Ve -Bu mağarada kimseler yok- dediler.”<br />
<br />
78- “Kafirler, güvercinlerin kısa zamanda kainatın efendisi Hz.Muhammed Aleyhisselam’ın bulunduğu mağara üzerine yuva ve yumurta yapıp dolaşmayacağını sandıkları gibi, örümceğinde az zamanda mağara üzerine ağ öremeyeceğini sandılar”<br />
<br />
79- “Yüce Allah’ın sevgili Habibi’ni ve mağara dostu Hz.Ebu Bekir’i vikâye etmesi, kat kat zırhlardan ve yüksek kalelerden onları müstağni kılmış ve başka korunma şekline ihtiyaç bırakmamıştır.”<br />
<br />
80- “Zamanın bana zulmetmesiyle O Allah Resulü’nün kuvvetli himayesine yaptığım ilticalarımda nail olmadığım iltica vuku bulmamıştır.”<br />
<br />
81- “Kendisinden iyilik görülenlerin en hayırlısı Allah Rasulü’nün elinden, dünya ve âhiret zenginliğini her ne zaman istemiş isem, O’ndan in’am ve ihsan almadığım istediğimi bulamadığım vaki değildir.”<br />
<br />
82- “O Allah’ın Rasulü’ne rüyasında gelen vahyi, rüyada geldiğinden dolayı sakın inkar etme.O’nun öyle bir uyanık kalbi vardır ki, gözleri uyuduğu zaman O’nun kalbi yine uyanıktı ve etrafında olup bitenleri görür ve duyardı.”<br />
<br />
83- “O rüyada meydana gelen vahiy Efendimiz’in nübüvvet mertebelerine ulaştığı zamanda idi.O durumda rüya gören hali inkar olunamaz.”<br />
<br />
84- “Yüce Allah’ın şanı ne büyüktür ki, vahiy hiçbir nebi için çalışmakla kazanılmamış, elde edilmemiştir.Gayp ile töhmetlenen, yani gaybtan haber verişlerinde yanılma ve hatası görülen hiçbir peygamber yoktur.”<br />
<br />
85- “Allah Rasulü çok kerre mübârek avucunu sadece hastaya sürmekle onu şifaya kavuşturmuş ve çok kerrede dertli ve muhtaçları cinnet hastalığından kurtarmıştır.”<br />
<br />
86- “Allah’ın Rasulü’nün duası kurak ve kıtlık senesini öyle ihya ettiki , o sene, diğer zamanlar içinde kara atın alnındaki beyaz nişana benzer en parlak sene oldu.”<br />
<br />
87- “Efendimiz (s.a.v)’in duâsının kıtlık senesini ihya etmesi bir bulutun cömertçe bol yağmur yağdırması sebebiyle olmuştur.Bulut o dereceye kadar yağmur döktü ki, sen görseydin, geniş vadileri denizden kanallar yahut taşmakla Sebe’ beldesini harad eden Arim vadisinin seli sanırdın.”<br />
<br />
88- “Allah’ın Rasulü’nün, gece yüksek dağlar üzerinde parlayıp her taraftan görülen ziyafet ateşi gibi aşikâr olan mucizelerini tarif ve vasfetmem için engel olma, beni halime bırak.”<br />
<br />
89- “İnci muntazam olarak dizilmiş olursa güzelliği artar. Fakat haddi zatında kıymetli olduğundan, gayri muntazam olmakla da kadrü kıymeti eksilmez”<br />
<br />
90- “Allah’ın Rasulü’nü öven kimsenin, arzu ve emelinin,<br />
bütün güzel huylardan ve makbül adetlerden temayüz etmiş bulunan ve o zatı tam olarak anlatmaya uzanmasında ne fayda vardır ki, O’nu hakkıyla zaten övmek mümkün değildir.”<br />
<br />
91- “Allah’ın Resulü’nün mucizelerinden biri ve hatta en büyüğü, Rahman olan yüce Allah tarafından gönderilen hak ayetlerdir ki, lafız ve nuzülü itibariyle muhdes, mana itibariyle kadîmdir.Bu kıdem sıfatı ‘Kadîm’ sıfatıyla mavsuf olan yüce Allah’ın sıfatıdır.”<br />
<br />
92- “Kur’an-ı Kerim’in manaları bize öldükten sonra dirilmekten, gelip geçmiş olan Ad kavminden ve İrem’den haber veriyor ki, bu haliyle bir zamana mukarin ve mahsus değildir.”<br />
<br />
93- “Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar tahrif olunmadan bizim yanımızda daima mahfuz bulunmakla diğer peygamberlerin bütün mucizelerinden üstün olmuştur.Çünkü o peygamberlerle gelen mucizeler, zamanlarına mahsus kalıp daimi olmamıştır.”<br />
<br />
94- “Kur’an-ı Kerim ayetlerinin hükümleri muhalif ve muarız olanlara şüphe bırakmayacak derecede kat’i ve bâkidir ve başka bir hakem ve delil aramayada muhtaç değildir.”<br />
<br />
95- “Kur’an-ı Kerim ayetlerine karşı katiyyen muaheze ve muaraza olunmamıştır ki, neticede düşmanların en şiddetlileri dahi teslimiyet ve inkıyad göstererek acziyyetlerinden dolayı davalarından dönmüş olmasınlar.”<br />
<br />
96- “Kur’an-ı Kerim’in feahat ve belagatı, muarrızının davasını, iffet sahibi olan erkeğin ailelerine uzanan cani eli men edişi gibi reddetmiştir.”<br />
<br />
97- “Kur’an-ı Kerim ayetlerinin birbirini takviye hususunda deniz dalgaları gibi olan anlamları vardır.Ve hatta Kur’an’ın anlamları güzellik, kıymet ve değerde inci, elmas gibi deniz cevherinin üzerindedir.”<br />
<br />
98- “Kur’an-ı Kerim’in eşsizliği sayılmaz ve hesaba gelmez. Zapt ve kayda edilmez ve aynı zamanda çok tekrar edilip okınmakla usanç vermez ve bu yüzden terk edilmez.”<br />
 <br />
99- “Kur’an-ı Kerim okuyanın gözleri onun ayetleriyle nurlandı. Ona -muhakkak sen en sağlam tutanak olan Allah kelamı ile muzaffer oldun. Artık bırakmayıp ona sımsıkı yapış- dedim.”<br />
<br />
100- “Eğer Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini cehennemin şiddetli ateşinden korktuğundan dolayı okursan, okuduğun Kur’an’ın soğuk suyundan yardım görüp cehennem ateşini söndürürsün.”<br />
<br />
101-“Kur’anı Kerim’in ayetleri,Kevser Havzı gibidir.Şöyle ki: Mahşer de simsiyah kömür gibi gelen asilerin yüzleri o Kevser Havzı ile beyazlaşıp parladığı gibi, Kur’an-ı Kerim de onu okuyana şefaatçı olur ve yüzünü nûrlandırıp parlatır.”<br />
<br />
102-“Kur’an-ı Kerim ayetleri,doğruluk ve düzgünlükten bakımından Sırat-ı Müstakim gibi adalet bakımından da hassas bir terazi gibidir. İnsanlar arasında o Kur’an ayetlerinden başka hiçbir adalet kaim ve baki olamaz ve tahakkuk edemez.”<br />
<br />
103-“Ey inanan insan ! Kur’an-ı Kerim’i iyi ve maharetle anladığı halde ,bilmezlikten ve anlamazlıktan gelerek Onu inkar edip giden hasedçinin bu haline sakın şaşma(Ona inanmak,çok üstün bir meziyettir).”<br />
<br />
104-“Göz hastalıktan dolayı bazen güneşin ışığını inkâr edip görmez ve ağız da hastalıktan dolayı suyun tadını inkar edip anlamaz.”<br />
<br />
105-“Ey gerek süratle yürüyerek ve gerek süratle yürüdüğü için iz bırakan develerin üzerinde olarak gelen muhtaçların ve hizmetine koşan taliblerin,evinin etrafı ve kapısının önüne iltica ettikleri kimselerin hayırlısı olan(Allah Rasulü !)”<br />
<br />
106-“Ve ey karini, kıymetini bilen, Sana itibar edenler için, Yüce Allah’ın kudret eserlerinden en büyüğü ve yaratılmışların en üstünü olan (Yüce Peygamber ) Ey varlığını en büyük nimet bilip ganimet sayanlar için ilâhi ni’metlerin en üstünü (Olan Nebi ) !”<br />
<br />
107-“(Ey peygamberler şahı olan Allah Rasulü)! Sen,geceleyin,-karanlık gecede , onbeşindeki ayın karanlıklar arasından ışığını saçarak gittiği gibi-bir haremden,yani Kabe’den diğer hareme,yani Mescid-i Aksa’ya gitti.”<br />
<br />
108-“(Ey alemlerin övüncü olan Allah Rasulü!) Sen Kâbe Kavseyn’den ,hiç kimse tarafından erişilmemiş ve talep de edilmemiş ulvi mertebelere geceleyin yükseldin.”<br />
<br />
109-“Ey şan ve şeref sahibi ulu Peygamber ! bütün nebiler ve rasuller, ulaştığın o menzilde ( veya Mescid-i Aksa’da ) hizmet olunmaya layık efendinin hizmetçileri üzerine takdimi gibi, Seni takdimle öne geçirip imâm edindiler.”<br />
<br />
110-“(Ey Allah’ın Rasulü ! Sen Mi’rac gecesi) büyük melek topluluğu içinde, o çok büyük alayın sancak sahibi olduğun halde yedi kat gökleri yararak ve her birinde peygamberlerden birine uğrayarak ileri geçtin.”<br />
<br />
111-“Ey yüce Allah’ın Sevgili Habîbi! Sen Mi’rac gecesi öyle mertebeler yükseldin ki, Yüce Allah’a yaklaşmaya çalışan kimse için ulaşılacak başka bir mertebe ve nokta-i nihayet bırakmadın.”<br />
<br />
112-“(Ey alemlerin öğünç kaynağı olan Allah Rasulü !) Ulvi bir sancağın tek olarak yükseklere çıkarıldığı gibi, Sen de yükselmek için çağrıldığın ve Mi’rac’a da’vet edildiğin zaman, diğer bütün makamları kendine nispetle geride bıraktın.”<br />
<br />
113-“( Ey şanlı Peygamber !) Sen, peygamberler ve melekler dahil, diğer bütün gözlerden tam olarak perdeli bulunan en büyük mertebelere ve tamamen gizlenmiş bulunan ilâhi sırlara ermede başarılı olmak için Mi’rac’a davet olundun.”<br />
<br />
114-“(Ey Allah’ın Rasulü !) Sen,iftahar edilmeye layık olan bütün faziletleri kendinde topladın ve yüce mertebelere yükseldin. Ve sıkıntı çekmeksizin bütün makamları tek başına geçtin ve Makamı Mahmud’a eriştin.”<br />
<br />
115-“(Ey Allah’ın Rasulü!) Rütbe olarak sana bahşolunan şefaat ve büyüklük mertebeleri öyle yüksek ve muazzam mertebelerdir ki, bunlara baktığında Sana verilen nimetlerin büyüklüğünü idrak etmek mümkün değildir.”<br />
<br />
116-“Ey mü’minler topluluğu ilâhi inayet ve ihsân olarak verilmiş sarsılmaz bir sütun gibi kıyamete kadar değişmeden baki kalacak İslâm Şeriatı vardır.<br />
<br />
117-“Yüce Allah,O’nun itaat ve ibâdetine bizleri da’vet ve irşad eden Peygamber Efendimiz’i Rasullerin Ekrem’i (En üstünü ) ifadesiyle andığı için, bizler de ümmetlerin en şereflisi,en üstünü olduk.”<br />
<br />
118-“Allah Rasulü’nün peygamberliğine ait haberler, gafil bulunan bir koyun sürüsünü arslanın kükreyip korkutması gibi, düşmanlarında kalplerini korkuttu.”<br />
<br />
119-“Düşmanlar, sürgülenmek suretiyle kasapların et kütükleri ve çengelleri üzerinde kıyılmış etlere benzeyinceye kadar, Peygamber Efendimiz her savaş sırasında düşmanlara kavuşmak ve onlarla savaşmaktan vazgeçmemiştir.”<br />
<br />
120-“(İslam düşmanları savaş meydanlarından) kaçmayı öylesine arzuladılar ki, neredeyse, kartal ve karakuşlar tarafından meydanlardan kaldırılıp uçuşan laşe parçalarına gıpta ettiler.”<br />
<br />
121-“Düşmanların şiddetli savaşlar yüzünden gece ve gündüzleri gelip geçerdi de savaşın haram olduğu bilinen dört aylar girmiş olmadıkça o günlerin sayısını ve hangi ayın geldiğini bilmezlerdi.”<br />
<br />
122-“İslam dini ,adeta , Ashab-ı Kiram’ın her bir vasıtasıyla gelen ve onların etlerine karşı gayet iştahlı olan kartal ve kara kuş gibi, düşmanların ortasına inip konan misafire benziyordu.”<br />
<br />
123-“ Allah’ın Rasulü, dalgalar misali birbirini takip eden atlar üzerinde düşman üstüne sel gibi akan kahraman askerleri sevk ve idare ederdi.”<br />
<br />
124-“Allah Rasulü’nün askerlere olan Ashab-ı Kiram ,her ilâhi daveti Allah rızası için kabul eden zümreden olup sadece ilâhi rızayı isteyen bir gurubu temsil etmektedir. Bunlar, küfür ve dalâleti kökünden söküp atacak, küfür ve dalâlet ehlini helâk edecek silahlarla hücum ve hamle ederler.”<br />
<br />
125-“Allah Rasulü’nün sahabeleri o kadar cihad etmiştir ki,işte bu kahramanların himmet ve gayretleriyle İslâm dini gariplik devrini aştıktan sonra kuvvetlenmeye başlamış ve istenilen başarıyı da elde etmiştir.”<br />
<br />
126-“Yüce İslâm dini, O Ashab-ı Kiram’dan gelen hayırlı baba ve zevcelerin gayreti gibi kuvvetli yardım ile ebedi olarak düşmanların şerrinden mahfuz kalıp yetimlik ve dulluk çekmedi, sahipsiz kalmadı.”<br />
<br />
127-“O Ashab-ı Kiram kuvvet ve savaşa karşı dayanıklı olma bakımından dağlar gibidir. Onlardan müsademe eden kafirlerden sor, her müsademe ve savaş yerinde olanlardan ne kahramanlıklar görmüşlerdir.”<br />
<br />
128-“İslâm düşmanlarının kahroldukları zamanı ve ne biçimde kahrolduklarını Huneyn deresine, Bedir ovasına ve Uhud dağına sor ki, o kahroluşlarının veba ve tâun illetiyle kahrolmaktan daha dehşetli ve şiddetli olduğunu sana anlatsınlar.”<br />
<br />
129-“Beyaz kılıçlarını düşmanların kulaklarından sarkmış her bir siyah saçlarını yararak batırıp çıkardıktan sonra kırmızıya döndüren cengaver sahabeleri medhederim.”<br />
<br />
130-“(Allah Rasulü’nün mücahid sahabelerini elbet överim.) Sanki onlar kara çizgili süngülerle yazı yazan katiplerdir. Öyle ki, onların süngü kalemleri düşman vücudunun harfini bile noktasız bırakmayıp, her tarafını yaraladılar.”<br />
<br />
131-“Allah ve Rasulü’nün ashabı silâh ve techizatlı olarak heybet mükemmelliği ve şevket sahibidirler. Gül, kokusu ve güzelliği sebebiyle Selemden seçilip nasıl ayrılırsa, Ashab-ı Kiram’da güzel yüzleri, üstün vasıflerı ile diğer insanlardan temâyüz etmiş yüksek şahsiyetlerdir.”<br />
<br />
132-“Yüce Allah’ın ashabı kirama ihsan buyurduğu yardım rüzgarı sana onların en güzel kokularını hediye eder. Sen de onlardan her bir mücahidi kılıflarında bulunan kokulu çiçek sanırsın.<br />
<br />
133-“Ashab-ı Kiram, düşman karşısında at üzerinde iken öylesin sebat kardırlarki yüksek tepelerde biten sabit otlar gibidirler. Bu sebatları, din hususundaki gayretleri ve kuvvetli inançlarından dolayı olup, kalanların sıkı olmasından değildir.”<br />
<br />
134-“İslam mücahiderinin yiğitlik ve cesaretlerinden korkarak düşmanlarının kalbleri titredi ve akılları uçup gitti. Böylece kuzular gibi Mücahidleri ayıramaz oldular.”<br />
<br />
135-“Her kime Yüce Allah’ın yardımı Allah Rasulü’nün inâyeti ile olmuşsa, meşe ve dağ çalılıklarında arslanlarla kırşılaşsa bile arslanlar ondan korkup sakin hale gelirler.”<br />
<br />
136-“Allah’ın Rasulü’nün dostlarından, Onun sebebiyle yardım bulmamış olan kimse göremezsin. Aynı zamanda Onun düşmanlarından da azab ve cezaya çarptırılmamış, bunun sıkıntısına düşmemiş kimse göremezsin.<br />
<br />
137-“Arslan nasıl ki yavrularını orman içinde ağaçlar arasına yerleştirip korursa, Peygamber efendimizde (s.a.v) ümmetini İslâm Dini’nin hıfz ve sıyâhetine yerleştirmiş,dünyevi ve uhrevi felâketlerden korumuştur.”<br />
<br />
138-“Allah Rasulü’nün dini hususunda mücadeleye girişen nice düşman kişileri, Allah’ın Kelam-ı Kuran’ı Kerim yere sermiş mağlup etmiş kuvvetli düşmanlık ve hasımlığa sahip kişileri de onu mu’cizeleri nice defalar yıkmış ve pes ettirmiştir.”<br />
<br />
139-“Cahiliyet devrinde ümmi iken ilim ve Kemâl sahibi sana yeter. Yetim halinde iken terbiyleli ve güzel ahlâklı olması da yine mucize olarak sana yeter.”<br />
<br />
140-“Allah’ın Rasulü’ne bu kasidemle Medih ve senâda bulumak suretiyle hizmette bulundum. Bu medih ve senâ edişim dolayısı ile halka hizmetle geçen ömrümün günahlarına af istemekteyim.”<br />
<br />
141-“Zira, bu şiir uğraşması ve dünyaya hizmet sonuçlarından korkulur günah gerdanlığını boynuma taktı. Bunlarla beni, cinayet bedeli olarak hazırlanmış kurbanlık deve imişim gibi helâke hazırlıyor ve felâkete sürüklüyor.”<br />
<br />
142-“Halka hizmet ve şiirle meşgul olduğum hallerimde çocukca ve cahilce sapıklıklara uydum, bu halde geçen ömrüm içinde günahlar kazanmak ve nadim olmaktan başka bir şey elde edemedim.”<br />
<br />
143-“Ey (okuyucu) , nefsimin ticaretindeki zararını ve aldanışı gel gör ki, dünyada da günahları terk ile ebedi saadeti temin edecek olan dini satın almıyor buna istekli dahi bulunmuyor.”<br />
<br />
144-“Her kim din husunda ahiretini dünya lezzetleri ile değiştirir, âhireti bırakıp sadece dünyayı alırsa, gerek peşin alış-verişte ve gerek ücretini peşin verip malını daha sonra alacağı selemde aldanmış olduğu o kimse için yakında aşikar olur.”<br />
<br />
145-“Eğer ben günah ile gelsem dahi ve fam ve ahdim Fahr-i Kainat’tan bozulmuş, beni Allah Rasulü’ne bağlayan manevi ipim de kesilmiş değildir. Yine şefaatını ümid ederim.”<br />
<br />
146-“Zira alemlerin Fahri’nden benim için bir çeşit özel eman ve sıyanet vardır ki; o da ismimim Muhammed olmasıdır. O irfan hazinesi olan Efendimiz, Ahd ve ve fakarlıkta bütün insanların en vefalısıdır.”<br />
<br />
147-“Kainatın Fahri Efendimiz Hazretleri, eğer ahirette fazl ve keremi ile benim elimden tutmaz ve şefaat etmez ise sen bana de ki: Ey ayağı kaymış biçare, neredesin ? Vay senin haline !”<br />
<br />
148-“Allah’ın Rasulü’nün , kendisinden medet umanlara lütfunu esirgediği görülmemiş , duyulmamıştır. O kimseyi dünyada mahrum bırakmadığı gibi, ahirette de mahrum bırakmadığı gibi, ahirette de mahrum bırakmaz. Kendisinden şefaat talebinde bulunan kimseyi karşılıksız ve mahrum bırakması mümkün değildir.”<br />
<br />
149-“Fikirlerimi Allah’ın Rasulü’nün övgüsüne tahsis ettiğim zamandan beri, bütün kötü hallerden kurtulmam için lüzumlu olanların en hayırlısını buldum ve bana şefaat edeceğine kesinlikle inanıyorum.”<br />
<br />
150-“Allah’ın Rasulün’den görülecek imdat ve şefaat, muhtaç olan eli unutmaz ve boş bırakmaz. Nitekim suların toplanmadığı yüksek yerlerdeki çiçek ve otlarıda muhakkak yağmur bitirip vücuda getirir.”<br />
<br />
151-“Herem b. Hayyam isimli Arap beyini medhetmekle şair Züheyr’in iki elinde topladığı dünya zinetini ben istemedim.”<br />
<br />
152-“Ey yaratılmışların en şereflisi olan Allah Rasulü ! herkes için muhakkak olan hâdise ve felâket yani ölüm ve kıyamet meydana geldiği zaman benim için kendisine iltica edeceğim. Senden başka kimse yoktur.”<br />
<br />
153-“Kerim olan Yüce Allah’ın “Müntakim” ismiyle tecelli ettiği ve günah sahiblerini cezalandıracağı zaman bana şefaat etsen, benim sebebimle senin ulvi makam ve merteben dar olmaz, ve Ona bir noksanlık getirmez.”<br />
<br />
154-“Allah’ın Rasulü ! bana şefaat etmekle mertebene noksanlık gelmez. Çünkü dünya ve onun zıddı olan ahiret senin cömertliğin ve ihsanındadır. Levh-i Mahfuz’un ve Kalem’in Yazdığı ilim de senin ilimlerinden dir.”<br />
<br />
155-“Ey nefsim ! işlediğin büyük günahlar yüzünden dolayı Allah’ın rahmetinden ümidini kesme. Çünkü O’nun mağfireti yanında büyük günahların affı küçük günahlar gibidir.”<br />
<br />
156-“Yüce Allah Rahmetini Taksim Ederken umarım ki , bu Taksim de Rahmet günah miktarınca gelir.”<br />
<br />
157-“Ey benim Yüceler Yücesi Rabbim! Benim Ümmedimi, Yüce Katında tersine dönmemiş geçerli ümidlerden eyle. Ve mağfiret ümidimin aksi ile beni mey’us eyleme. Hesabımı da Hüzn-ü Zannım üzerine Çıkarıp kesilmemiş Kıl.”<br />
<br />
158-“ Ey yüceler Yücesi Allah’ım ! her ne kadar o kulun da, musibetler gelip tahammül etmeye çağırdığı zaman mağlup olarak kaçıp giderecek derecede zayıf bir sabır varsa da, senin kulunda, yani ben biçareye iki dünyada (dünya ve ahirette ) yine de lütfunla muamele eyle.”<br />
<br />
159-“İlâhi, Senin tarafı ilâhiyyenden sâdır olan salât bulutlarına izin ver ve emrü ferman buyur ki , Salâvat-ı şerifeyi Rasulü Ekrem’in Ravzâ-i Mutahharesi üzerine daima akıtarak cereyan edip dursunlar.”<br />
<br />
160-“Allah’ın Rasulü’nün Ehl-i beyti, ashabı ve bunlara uyan tabiinlerin de üzerlerine Salavat-Şerifler daim olsun. Bunlardan her biri takva, nezâfet, hilim ve Kerem sahibidirler.”<br />
<br />
161-“Saba rüzgarı ban denilen ağacın dallarını kımıldattığı ve deve çobanları türlü nağmelerle develeri sevk ve raksa getirdiği müddetçe (senin, ashabının ve daha sonra gelip senin yolunda olanların cümlesinin üzerine salât ve Selâm Olsun.)”<br />
<br />
162-“Ey Benim Yüceler Yücesi Allah’ım! Bütün yaratılanların hayırlısı olan Sevgili Habibi’nin üzerine Sen Salât ve Selâm Eyle.( Çünkü, onun yüce katındaki sevgisini derecesini hakkıyla bilen ve Selamlayarak O’nun hakkını hakkıyla verecek olan ancak Sensin.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaside-i Bürde Arapca Text Resim Halinde</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2274" target="_blank" title="">Burde1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 102.89 KB / İndirme Sayısı: 61)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2275" target="_blank" title="">Burde2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 161.78 KB / İndirme Sayısı: 61)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2276" target="_blank" title="">Burde3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 165.27 KB / İndirme Sayısı: 63)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2277" target="_blank" title="">Burde4.jpg</a> (Dosya Boyutu: 163.03 KB / İndirme Sayısı: 63)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2278" target="_blank" title="">Burde5.jpg</a> (Dosya Boyutu: 156.54 KB / İndirme Sayısı: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2279" target="_blank" title="">Burde6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 161.92 KB / İndirme Sayısı: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2280" target="_blank" title="">Burde7.jpg</a> (Dosya Boyutu: 160.34 KB / İndirme Sayısı: 60)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2281" target="_blank" title="">Burde8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 153.75 KB / İndirme Sayısı: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2282" target="_blank" title="">Burde9.jpg</a> (Dosya Boyutu: 144.29 KB / İndirme Sayısı: 66)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
#####################<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde Arapca Text ve Mana</span></span><br />
<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ مُنْشِي الْخَلْقِ مِنْ عَدَمِ<br />
ثُمَ الصَّلَاةُ عَلى الْمُخْتَارِ فِي الْقِدَمِ<br />
Hamd, yokluktan var eden Allah'a mahsustur<br />
O halde dualar ezelden beri seçilmiş olanın üzerine olsun<br />
Chorus<br />
مَولَايَ صَلِّ وَسَلِّمْ دَائِمًا أَبَدًا<br />
عَلَى حَبِيبِكَ خَيْرِ الْخَلْقِ كُلِّهِمِ<br />
Ey Rabbim, her zaman ve sonsuza dek huzuru kutsa ve bağışla<br />
Tüm Yaratılmışların En İyisi olan sevgilinin üzerine<br />
الْفَصْلُ الْاَوَّلُ فِي الْغَزْلِ وَشَكْوَى الْغَرَامِ<br />
Birinci Bölüm<br />
Aşk Sözleri ve Tutkunun Yoğun Acısı Üzerine<br />
أَمِنْ تَذَكُّرِ جِيرَانٍ بِذِي سَلَمِ<br />
مَزَجْتَ دَمْعًا جَرَى مِنْ مُقْلَةٍ بِدَمِ<br />
1. Dhu Salam'daki komşularınızın anısı mı<br />
Gözlerinizi bu kadar yaşartan?<br />
أَمْ هَبَّتِ الرِّيحُ مِنْ تِلْقَاءِ كَاظِمَةٍ<br />
وَأَوْمَضَ الْبَرْقُ فِي الظَّلْمَاءِ مِنْ إِضَمِ<br />
2. Yoksa Kazima yönünden esen rüzgar mı<br />
Ve İdam Dağı'ndan kara gecede çakan şimşek mi?<br />
فَمَا لِعَيْنَيْكَ إِنْ قُلْتَ اكْفُفَا هَمَتَا<br />
وَمَا لِقَلْبِكَ إِنْ قُلْتَ اسْتَفِقْ يَهِمِ<br />
3. Gözlerinizin nesi var ki, onlara sakınmalarını söylediğinizde daha çok ağlıyorlar?<br />
Ve kalbiniz - onu uyandırmaya çalıştığınızda, sadece daha da şaşkınlaşır<br />
أَيَحْسَبُ الصَّبُّ أَنَّ الْحُبَّ مُنْكَتِمٌ<br />
مَا بَيْنَ مُنْسَجِمٍ مِنْهُ وَمُضْطَرِمِ<br />
4. Aşık olan kişi aşkının gizlenebileceğini mi sanır<br />
Dökülen gözyaşları ve alev alev yanan bir kalp arasında?<br />
لَوْلَا الْهَوَى لَمْ تُرِقْ دَمْعًا عَلَى طَلَلٍ<br />
وَلَا أَرِقْتَ لِذِكْرِ الْبَانِ وَالْعَلَمِ<br />
5. Aşk olmasaydı, gözyaşların sevgilinin bıraktığı izlere akmazdı<br />
Ne de söğüt ağacını ve dağı hatırlayarak uykusuz kalırdın<br />
فَكَيْفَ تُنْكِرُ حُبًّا بَعْدَ مَا شَهِدَتْ<br />
بِهِ عَلَيْكَ عُدُولُ الدَّمْعِ وَالسَّقَمِ<br />
6. Öyleyse<br />
ağlayan ve zayıf görünen bu kadar dürüst tanıklar size karşı tanıklık etmişken bu sevgiyi nasıl inkâr edebilirsiniz?<br />
وَأَثْبَتَ الْوَجْدُ خَطَّيْ عَبْرَةٍ وَضَنىً<br />
مِثْلَ الْبَهَارِ عَلَى خَدَّيْكَ وَالْعَنَمِ<br />
7. Aşkın ıstırabı iki satır gözyaşı ve keder yazdı<br />
Bahar gibi solgun ve anam gibi kırmızı yanaklarına<br />
نَعَمْ سَرَى طَيْفُ مَنْ أَهْوَى فَأَرَّقَنِي<br />
وَالْحُبُّ يَعْتَرِضُ اللَّذَّاتِ بِالْأَلَمِ<br />
8. Evet, sevdiğim kişinin hayali gece bana geldi ve uyuyamadım,<br />
Ah, aşk acılarıyla zevkin tadına varmayı nasıl da engelliyor!<br />
يَا لَائِمِي فِي الْهَوَى الْعُذْرِيِّ مَعْذِرَةً<br />
مِنِّي إِلَيْكَ وَلَوْ أَنْصَفْتَ لَمْ تَلُمِ<br />
9. Ey beni bu saf sevgimden dolayı azarlayan, özrümü kabul et<br />
Eğer gerçekten adil olsaydın, beni hiç azarlamazdın<br />
عَدَتْكَ حَالِيَ لَا سِرِّي بِمُسْتَتِرٍ<br />
عَنِ الْوُشَاةِ وَلَا دَائِي بِمُنْحَسِمِ<br />
10. Umarım siz de benim gibi bir durumdan kurtulursunuz! Sırrım gizlenemez<br />
Muhaliflerimden, ne de hastalığımın bir sonu olacak<br />
مَحَّضْتَنِي النُّصْحَ لَكِنْ لَسْتُ أَسْمَعُهُ<br />
إِنَّ الْمُحِبَّ عَنِ الْعُذَّالِ فِي صَمَمِ<br />
11. Bana içtenlikle öğüt verdin, ama ben duymadım,<br />
Aşık, kendisini suçlayanlara karşı oldukça sağırdır<br />
إِنِّي اتَّهَمْتُ نَصِيحَ الشَّيْبِ فِي عَذَلٍ<br />
وَالشَّيْبُ أَبْعَدُ فِي نُصْحٍ عَنِ التُّهَمِ<br />
12. Kendi ak saçlarımın beni azarlamasından bile kuşkulandım,<br />
Yaşlılığın ve ak saçların öğütlerinin kuşkudan uzak olduğunu bildiğim zaman<br />
اَلْفَصْلُ الثَّانِي فِي الْحَذِيرِ مِنْ هَوَى النَّفْسِ<br />
İkinci Bölüm<br />
Benliğin Kaprisleri Hakkında Bir Uyarı<br />
فَإِنَّ أَمَّارَتيِ بِالسُّوءِ مَا اتَّعَظَتْ<br />
مِنْ جَهْلِهَا بِنَذِيرِ الشَّيْبِ وَالْهَرَمِ<br />
13. Aptal ve umursamaz benliğim uyarılara kulak asmayı reddetti<br />
Ak saçların ve yaşlılığın başlangıcını müjdeledi<br />
وَلَا أَعَدَّتْ مِنَ الْفِعْلِ الْجَمِيلِ قِرَى<br />
ضَيْفٍ أَلَمَّ بِرَأْسِي غَيْرَ مُحْتَشِمِ<br />
14. Haber vermeden başıma üşüşen bu misafiri<br />
gerektiği gibi ağırlamak için hiçbir iyi iş hazırlamamıştı.<br />
لَوْ كُنْتُ أَعْلَمُ أَنِّي مَا أُوَقِّرُهُ<br />
كَتَمْتُ سِرًّا بَدَا ليِ مِنْهُ بِالْكَتَمِ<br />
15. Onu onurla kabul edemeyeceğimi bilseydim<br />
sırrımı ondan boya ile gizlerdim.<br />
مَنْ لِي بِرَدِّ جِمَاحٍ مِنْ غَوَايَتِهَا<br />
كَمَا يُرَدُّ جِمَاحُ الْخَيْلِ بِاللُّجُمِ<br />
16. Vahşi atların dizginler ve dizginlerle dizginlendiği gibi, inatçı ruhumu yollarının yanlışlığından kim alıkoyabilir,<br />
?<br />
فَلَا تَرُمْ بِالْمَعَاصِي كَسْرَ شَهْوَتِهَا<br />
إِنَّ الطَّعَامَ يُقَوِّي شَهْوَةَ النَّهِمِ<br />
17. Günaha daha fazla dalarak arzuları kırmayı amaçlamayın,<br />
Oburun açgözlülüğü yalnızca [the sight of] yiyecekle artar<br />
وَالنَّفْسُ كَالطِّفْلِ إِنْ تُهْمِلْهُ شَبَّ عَلَى<br />
حُبِّ الرَّضَاعِ وَإِنْ تَفْطِمْهُ يَنْفَطِمِ<br />
18. Benlik bir bebek gibidir, eğer uygun bakımını ihmal ederseniz<br />
hala emmeyi severek büyüyecektir; ama onu sütten kestiğinizde sütten kesilecektir<br />
فَاصْرِفْ هَوَاهَا وَحَاذِرْ أَنْ تُوَلِّيَهُ<br />
إِنَّ الْهَوَى مَا تَوَلَّى يُصْمِ أَوْ يَصِمِ<br />
19. Bu yüzden tutkularınızı bir kenara bırakın, onların sizi ele geçirmesine izin vermekten sakının.<br />
Çünkü tutku üstünlüğü ele geçirdiğinde ya öldürür ya da onursuzluk getirir.<br />
وَرَاعِهَا وَهْيَ فِي الْأَعْمَالِ سَائِمَةٌ<br />
وَإِنْ هِيَ اسْتَحْلَتِ الْمَرْعَى فَلَا تُسِمِ<br />
20. Eylem tarlasında otlarken ona göz kulak ol<br />
otlağı çok hoş bulursa denetimsiz otlamasına izin verme.<br />
كَمْ حَسَّنَتْ لَذَّةً لِلْمَرْءِ قَاتِلَةً<br />
مِنْ حَيْثُ لَمْ يَدْرِ أَنَّ السُّمَّ فِي الدَّسَمِ<br />
21. Aslında ölümcül olan bir zevk ne kadar çok iyi görünmüştür,<br />
Yağın içinde zehir olabileceğini bilmeyen birine<br />
وَاخْشَ الدَّسَائِسَ مِنْ جُوعٍ وَمِنْ شِبَعٍ<br />
فَرُبَّ مَخْمَصَةٍ شَرٌّ مِنَ التُّخَمِ<br />
22. Açlık ve tokluk tuzaklarına dikkat edin,<br />
Çünkü boş bir mide aşırı yemekten daha kötü olabilir<br />
وَاسْتَفْرِغِ الدَّمْعَ مِنْ عَيْنٍ قَدِ امْتَلَأَتْ<br />
مِنَ الْمَحَارِمِ وَالْزَمْ حِمْيَةَ النَّدَمِ<br />
23. Yasak şeylere doymuş gözlerin gözyaşlarını sil,<br />
Ve bundan böyle tek diyetin pişmanlık olsun<br />
وَخَالِفِ النَّفْسَ وَالشَّيْطَانَ وَاعْصِهِمَا<br />
وَإِنْ هُمَا مَحَضَاكَ النُّصْحَ فَاتَّهِمِ<br />
24. Nefse ve şeytana karşı çıkın - ve onlara meydan okuyun,<br />
Size tavsiye vermeye çalışırlarsa, şüpheyle yaklaşın<br />
وَلَا تُطِعْ مِنْهُمَا خَصْمًا وَلَا حَكَمًا<br />
فَأَنْتَ تَعْرِفُ كَيْدَ الْخَصْمِ وَالْحَكَمِ<br />
25. İster karşı çıksınlar ister tahkime gelsinler, onlara asla itaat etme.<br />
Çünkü hem karşı çıkanların hem de hakemlerin hilelerini artık biliyorsun.<br />
أَسْتَغْفِرُ اللهَ مِنْ قَوْلٍ بِلَا عَمَلٍ<br />
لَقَدْ نَسَبْتُ بِهِ نَسْلًا لِذِي عُقُمِ<br />
26. Yapmadığım şeyleri söylediğim için Allah'tan bağışlanma diliyorum.<br />
Sanki kısır birine soy isnat ediyormuşum gibi.<br />
أَمَرْتُكَ الْخَيْرَ لَكِنْ مَا ائْتَمَرْتُ بِهِ<br />
وَمَا اسْتَقَمْتُ فَمَا قَوْليِ لَكَ اسْتَقِمِ<br />
27. Size iyi olmanızı emrettim, ama sonra kendi öğüdümü dinlemedim<br />
kendim dürüst değildim, öyleyse size "Dürüst olun!" dememin ne anlamı var?<br />
وَلَا تَزَوَّدْتُ قَبْلَ الْمَوْتِ نَافِلَةً<br />
وَلَمْ أُصَلِّ سِوَى فَرْضٍ وَلَمْ أَصُمِ<br />
28. Ölüm gelip beni almadan önce nafile namaz kılmadım<br />
farzdan fazla ne namaz kıldım ne de oruç tuttum.<br />
الْفَصْلُ الثَّالِثُ فِي مَدْحِ النَّبِيِّ ﷺ<br />
Üçüncü Bölüm<br />
Peygamber'e Övgü ﷺ<br />
ظَلَمْتُ سُنَّةَ مَنْ أَحْيَا الظَّلَامَ إِلَى<br />
أَنِ اشْتَكَتْ قَدَمَاهُ الضُّرَّ مِنْ وَرَمِ<br />
29. Geceleyin namaz kılanın yoluna haksızlık ettim<br />
Ta ki ayakları ağrıdan ve şişlikten şikayet edinceye kadar<br />
وَشَدَّ مِنْ سَغَبٍ أَحْشَاءَهُ وَطَوَى<br />
تَحْتَ الْحِجَارَةِ كَشْحًا مُتْرَفَ الْأَدَمِ<br />
30. Açlığının şiddetine karşı iç organlarını bağlarken<br />
Narin tenini beline bağladığı taşın altında saklıyordu<br />
وَرَاوَدَتْهُ الْجِبَالُ الشُّمُّ مِنْ ذَهَبٍ<br />
عَنْ نَفْسِهِ فَأَرَاهَا أَيَّمَا شَمَمِ<br />
31. Yüksek altın dağları onu ayartmaya çalıştı<br />
Ama o da onlara yücelmenin gerçek anlamını gösterdi<br />
وَ أَكَّدَتْ زُهْدَهُ فِيهَا ضَرُورَتُهُ<br />
إِنَّ الضَّرُورَةَ لَا تَعْدُو عَلَى الْعِصَمِ<br />
32. Kanaatkârlık ve muhtaçlık durumu onun dünyevi kaygılara kayıtsızlığını teyit etmekten başka bir işe yaramadı.<br />
Çünkü korkunç ihtiyaçlar bile böylesine kusursuz bir erdeme saldıramaz.<br />
وَكَيْفَ تَدْعُو إِلَى الدُّنْيَا ضَرُورَةُ مَنْ<br />
لَولَاهُ لَمْ تُخْرَجِ الدُّنْيَا مِنَ الْعَدَمِ<br />
33. Böyle bir kişinin şiddetli ihtiyacı onu nasıl dünyaya çekebilir<br />
O olmasaydı dünya yokluktan asla ortaya çıkmazdı?<br />
مُحَمَّدٌ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَالثَّقَلَيْـ<br />
ـنِ وَالْفَرِيقَيْنِ مِنْ عُرْبٍ وَمِنْ عَجَمِ<br />
34. Muhammed ﷺ iki dünyanın efendisidir, cinlerin efendisidir ve [men,]<br />
ve iki grubun, Arapların ve Arap olmayanların efendisidir<br />
نَبِيُّنَا الْآمِرُ النَّاهِي فَلَا أَحَدٌ<br />
أَبَرَّ فِي قَوْلِ لَا مِنْهُ وَلَا نَعَمِ<br />
35. İyiliği emreden ve kötülükten men eden Peygamberimiz<br />
'Evet' de olsa 'hayır' da olsa sözünde daha doğru kimse yoktur.<br />
هُوَ الْحَبِيبُ الَّذِي تُرْجَى شَفَاعَتُهُ<br />
لِكُلِّ هَوْلٍ مِنَ الْأَهْوَالِ مُقْتَحَمِ<br />
36. O, şefaati umulan sevgili olandır<br />
Bizi fırtınaya sürükleyen tüm korkunç şeylere karşı<br />
دَعَا إِلَى اللهِ فَالْمُسْتَمْسِكُونَ بِهِ<br />
مُسْتَمْسِكُونَ بِحَبْلٍ غَيْرِ مُنْفَصِمِ<br />
37. O, insanları Allah'a çağırdı; artık ona sarılanlar<br />
kopmayacak bir ipe sarılmış olurlar.<br />
فَاقَ النَّبِيِّينَ فِي خَلْقٍ وَفِي خُلُقٍ<br />
وَلَمْ يُدَانُوهُ فِي عِلْمٍ وَلَا كَرَمِ<br />
38. Hem biçim hem de asil karakter olarak diğer peygamberleri aştı<br />
Ve hiçbiri bilgide ya da saf cömertlikte ona yaklaşamadı.<br />
وَكُلُّهُمْ مِنْ رَسُولِ اللهِ مُلْتَمِسٌ<br />
غَرْفًا مِنَ الْبَحْرِ أَوْ رَشْفًا مِنَ الدِّيَمِ<br />
39. Hepsi de Allah'ın Resûlü'nden bir avuç su<br />
O'nun okyanusundan bir damla su O'nun bitmez tükenmez yağmurundan bir damla su isterler.<br />
وَوَاقِفُونَ لَدَيْهِ عِنْدَ حَدِّهِمِ<br />
مِنْ نُقْطَةِ الْعِلْمِ أَوْ مِنْ شَكْلَةِ الْحِكَمِ<br />
40. Hepsi kendi ölçülerine göre onun önünde dururlar<br />
Bilgisine aksan noktaları ya da bilgeliğine sesli harf işaretleri gibi<br />
فَهْوَ الَّذِي تَمَّ مَعْنَاهُ وَصُورَتُهُ<br />
ثُمَّ اصْطَفَاهُ حَبِيبًا بَارِئُ النَّسَمِ<br />
41. O, anlamın ve biçimin kendisinde mükemmelleştiği kişidir.<br />
Ve sonra tüm insanlığı yaratan, onu sevgilisi olarak seçti.<br />
مُنَزَّهٌ عَنْ شَرِيكٍ فِي مَحَاسِنِهِ<br />
فَجَوْهَرُ الْحُسْنِ فِيهِ غَيْرُ مُنْقَسِمِ<br />
42. Erdemleri bakımından eşi benzeri yoktur<br />
Çünkü onda mükemmelliğin özü bölünmezdir.<br />
دَعْ مَا ادَّعَتْهُ النَّصَارَى فِي نَبِيِّهِمِ<br />
وَاحْكُمْ بِمَا شِئْتَ مَدْحًا فِيهِ وَاحْتَكِمِ<br />
43. Hıristiyanların Peygamberleri hakkında ileri sürdükleri şeyleri bırakın<br />
Onu övmek için dilediğinizi söyleyebilirsiniz.<br />
وَانْسُبْ إِلَى ذَاتِهِ مَا شِئْتَ مِنْ شَرَفٍ<br />
وَانْسُبْ إِلَى قَدْرِهِ مَا شِئْتَ مِنْ عِظَمِ<br />
44. Onun özüne dilediğin soyluluğu<br />
Rütbesine de dilediğin yüceliği yakıştırabilirsin.<br />
فَإِنَّ فَضْلَ رَسُولِ اللهِ لَيْسَ لَهُ<br />
حَدٌّ فَيُعْرِبَ عَنْهُ نَاطِقٌ بِفَمِ<br />
45. Gerçekten de Allah'ın Elçisi'nin yüksek faziletinin<br />
bir insanın diliyle ifade edilebilecek en uzak sınırı yoktur.<br />
لَوْ نَاسَبَتْ قَدْرَهُ آيَاتُهُ عِظَمًا<br />
أَحْيَا اسْمُهُ حِينَ يُدْعَى دَارِسَ الرِّمَمِ<br />
46. Mucizeleri de rütbesi kadar güçlü olsaydı<br />
sadece adının duyulması bile ölü kemikleri canlandırırdı.<br />
لَمْ يَمْتَحِنَّا بِمَا تَعْيَا الْعُقُولُ بِهِ<br />
حِرْصًا عَلَيْنَا فَلَمْ نَرْتَبْ وَلَمْ نَهِمِ<br />
47. Aklımızı yoracak şeylerle bizi sınamadı<br />
bizi düşündüğü için şüpheye ya da şaşkınlığa düşmememiz için<br />
أَعْيَا الْوَرَى فَهْمُ مَعْنَاهُ فَلَيْسَ يُرَى<br />
فِي الْقُرْبِ وَالْبُعْدِ فِيهِ غَيْرُ مُنْفَحِمِ<br />
48. İnsanoğlu onun gerçek özünü kavrayamaz<br />
Yakın uzak herkes şaşkındır.<br />
كَالشَّمْسِ تَظْهَرُ لِلْعَيْنَيْنِ مِنْ بُعُدٍ<br />
صَغِيرَةً وَتُكِلُّ الطَّرْفَ مِنْ أَمَمِ<br />
49. Uzaktan çıplak göze küçük görünen güneş gibi<br />
yakından ise görüşü karartacak ve gözleri kamaştıracaktır.<br />
وَكَيْفَ يُدْرِكُ فِي الدُّنْيَا حَقِيقَتَهُ<br />
قَوْمٌ نِيَامٌ تَسَلَّوْا عَنْهُ بِالْحُلُمِ<br />
50. Uykuda olan insanlar rüyalarıyla ondan uzaklaşırken<br />
bu dünyada onun gerçekliğini nasıl algılayabilirler?<br />
فَمَبْلَغُ الْعِلْمِ فِيهِ أَنَّهُ بَشَرٌ<br />
وَأَنَّهُ خَيْرُ خَلْقِ اللهِ كُلِّهِمِ<br />
51. Onun hakkında bildiklerimiz, bir insan olduğu<br />
ve Allah'ın yarattıklarının en hayırlısı olduğudur.<br />
وَكُلُّ آيٍ أَتَى الرُّسْلُ الْكِرَامُ بِهَا<br />
فَإِنَّمَا اتَّصَلَتْ مِنْ نُورِهِ بِهِمِ<br />
52. Resuller tarafından getirilen her mucize<br />
onlara sadece onun nuru aracılığıyla bağlanmıştır.<br />
فَإِنَّهُ شَمْسُ فَضْلٍ هُمْ كَوَاكِبُهَا<br />
يُظْهِرْنَ أَنْوَارَهَا لِلنَّاسِ فِي الظُّلَمِ<br />
53. Muhakkak ki o, bir lütuf güneşidir; onlar da onun gezegenleridir.<br />
Karanlıklar içindeki insanlara ışıklarını gösterirler.<br />
أَكْرِمْ بِخَلْقِ نَبِيٍّ زَانَهُ خُلُقٌ<br />
بِالْحُسْنِ مُشْتَمِلٍ بِالْبِشْرِ مُتَّسِمِ<br />
54. Mükemmel karakterle bezenmiş bir Peygamberin yaratılışı ne kadar cömerttir!<br />
Çok güzel ve parlak yüzlü<br />
كَالزَّهْرِ فِي تَرَفٍ وَالْبَدْرِ فِي شَرَفٍ<br />
وَالْبَحْرِ فِي كَرَمٍ وَالدَّهْرِ فِي هِمَمِ<br />
55. Tazelikte bir çiçek ve yücelikte bir dolunay gibi,<br />
Saf cömertlikte bir okyanus gibi ve azmin gücünde zamanın kendisi gibi<br />
كَأَنَّهُ وَهْوَ فَرْدٌ مِنْ جَلَالَتِهِ<br />
فِي عَسْكَرٍ حِينَ تَلْقَاهُ وَفِي حَشَمِ<br />
56. Yalnızken bile heybetli duruşundan<br />
sanki büyük bir ordunun ve maiyetin arasındaymış gibi görünüyordu.<br />
كَأَنَّمَا اللُّؤْلُؤُ الْمَكْنُونُ فِي صَدَفٍ<br />
مِنْ مَعْدِنَيْ مَنْطِقٍ مِنْهُ وَمُبْتَسَمِ<br />
57. Sanki kabuklarında korunan parlayan inciler<br />
hem konuşmasından hem de ışıltılı gülümsemesinden ortaya çıkıyordu<br />
لَا طِيبَ يَعْدِلُ تُرْبًا ضَمَّ أَعْظُمَهُ<br />
طُوبَى لِمُنْتَشِقٍ مِنْهُ وَمُلْتَثِمِ<br />
58. Hiçbir parfüm onun asil suretini taşıyan toprağınkiyle boy ölçüşemez.<br />
O kutsanmış toprağı koklayan ya da öpen kişi için ne büyük mutluluk!<br />
الْفَصْلُ الرَّابِعُ فِي مَوْلِدِهِ ﷺ<br />
Dördüncü Bölüm<br />
Doğumunda ﷺ<br />
أَبَانَ مَوْلِدُهُ عَنْ طِيبِ عُنْصُرِهِ<br />
يَا طِيبَ مُبْتَدَإٍ مِنْهُ وَمُخْتَتَمِ<br />
59. Doğumu, kökeninin saflığını açıkça ortaya koydu,<br />
Ey başlangıcı ve sonu ne kadar saf!<br />
يَوْمٌ تَفَرَّسَ فِيهِ الْفُرْسُ أَنَّهُمُ<br />
قَدْ أُنْذِرُوا بِحُلُولِ الْبُؤْسِ وَالنِّقَمِ<br />
60. O gün Persler<br />
sefalet ve felaketlerin başlangıcı konusunda uyarıldıklarını anladılar<br />
وَبَاتَ إِيوَانُ كِسْرَى وَهْوَ مُنْصَدِعٌ<br />
كَشَمْلِ أَصْحَابِ كِسْرَى غَيْرَ مُلْتَئِمِ<br />
61. O gece Chosroes'in kemerinde bir çatlak belirdi<br />
Tıpkı halkının birlik ve beraberliğinin sonsuza dek kaybolduğu gibi<br />
وَالنَّارُ خَامِدَةُ الْأَنْفَاسِ مِنْ أَسَفٍ<br />
عَلَيْهِ وَالنَّهْرُ سَاهِي الْعَيْنِ مِنْ سَدَمِ<br />
62. Ateş, kaybın acısıyla son nefesini verdi,<br />
Ve nehir üzüntüden rotasından saptı<br />
وَسَاءَ سَاوَةَ أَنْ غَاضَتْ بُحَيْرَتُهَا<br />
وَرُدَّ وَارِدُهَا بِالْغَيْظِ حِينَ ظَمِي<br />
63. Sawa gölünün suları çekildikçe sıkıntıya düştü<br />
Ve ondan içmeye gelenler susuzluktan kudurarak geri döndü<br />
كَأَنَّ بِالنَّارِ مَا بِالْمَاءِ مِنْ بَلَلٍ<br />
حُزْنًا وَبِالْمَاءِ مَا بِالنَّارِ مِنْ ضَرَمِ<br />
64. Sanki kederden ateş suyun ıslaklığına bürünmüştü,<br />
Ve su ateşin yakıcı kuruluğuna bürünmüştü<br />
وَالْجِنُّ تَهْتِفُ وَالْأَنْوَارُ سَاطِعَةٌ<br />
وَالْحَقُّ يَظْهَرُ مِنْ مَعْنًى وَمِنْ كَلِمِ<br />
65. Cinler feryat ediyor, ışıklar yanıp sönüyordu.<br />
Gerçek, hem söz hem de anlam olarak açıklanmıştı.<br />
عَمُوا وَصَمُّوا فَإِعْلَانُ الْبَشَائِرِ لَمْ<br />
تُسْمَعْ وَبَارِقَةُ الْإِنْذَارِ لَمْ تُشَمِ<br />
66. Ama Persler kör ve sağır oldukları için mutlu haberi duymadılar<br />
uyarı işaretlerinin parıltısını da görmediler.<br />
مِنْ بَعْدِ مَا أَخْبَرَ الْأَقْوَامَ كَاهِنُهُمْ<br />
بِأَنَّ دِينَهُمُ الْمُعْوَجَّ لَمْ يَقُمِ<br />
67. İnsanların kendi kahinleri onlara<br />
çarpık eski dinlerinin devam edemeyeceğini söyledikten sonra bile<br />
وَبَعْدَ مَا عَايَنُوا فِي الْأُفْقِ مِنْ شُهُبٍ<br />
مُنْقَضَّةٍ وَفْقَ مَا فِي الْأَرْضِ مِنْ صَنَمِ<br />
68. Ve ufukta kayan yıldızları gördükten sonra<br />
tıpkı putların yeryüzüne düşmesi gibi göklerden düşüyorlardı.<br />
حَتَّى غَدَا عَنْ طَرِيقِ الْوَحْيِ مُنْهَزِمٌ<br />
مِنَ الشَّيَاطِينِ يَقْفُوا إِثْرَ مُنْهَزِمِ<br />
69. Until even the devils were routed, fleeing from the path of revelation,<br />
Following after others as they fled<br />
كَأَنَّهُمْ هَرَبًا أَبْطَالُ أَبْرَهَةٍ<br />
أَوْ عَسْكَرٌ بِالْحَصَى مِنْ رَاحَتَيْهِ رُمِي<br />
70. Tıpkı Ebrehe'nin savaşçıları gibi kaçıyorlardı<br />
Ya da Peygamber'in kendi elinden atılan çakıl taşlarıyla dağılan ordu gibi<br />
نَبْذًا بِهِ بَعْدَ تَسْبِيحٍ بِبَطْنِهِمَا<br />
نَبْذَ الْمُسَبِّحِ مِنْ أَحْشَاءِ مُلْتَقِمِ<br />
71. Allah'ı tesbih ettikten sonra avucunun içine atılır,<br />
Rabbini tesbih edenin balinanın karnından dışarı atıldığı gibi<br />
الْفَصْلُ الْخَامِسُ فِي مُعْجِزَاتِهِ ﷺ<br />
Beşinci Bölüm<br />
Onun Elinden Gelen Mucizeler Üzerine ﷺ<br />
جَاءَتْ لِدَعْوَتِهِ الْأَشْجَارُ سَاجِدَةً<br />
تَمْشِي إِلَيْهِ عَلَى سَاقٍ بِلَا قَدَمِ<br />
72. O seslenince ağaçlar secde ederek yanına geldiler.<br />
Ayakları olmayan gövdeleri üzerinde ona doğru yürüyorlardı.<br />
كَأَنَّمَا سَطَرَتْ سَطْرًا لِمَا كَتَبَتْ<br />
فُرُوعُهَا مِنْ بَدِيعِ الْخَطِّ بِاللَّقَمِ<br />
73. Sanki güzel bir kaligrafinin satırlarını yazmışlar gibi<br />
Dallarıyla yol boyunca<br />
مِثْلَ الْغَمَامَةِ أَنَّى سَارَ سَائِرَةً<br />
تَقِيهِ حَرَّ وَطِيسٍ لِلْهَجِيرِ حَمِي<br />
74. Gittiği her yerde onunla birlikte hareket eden bulut gibi<br />
Onu öğle sıcağının kızgın fırınından koruyan<br />
أَقْسَمْتُ بِالْقَمَرِ الْمُنْشَقِّ إِنَّ لَهُ<br />
مِنْ قَلْبِهِ نِسْبَةً مَبْرُورَةَ الْقَسَمِ<br />
75. İkiye bölünmüş [Lord of the] aya yemin ederim ki,<br />
Şüphesiz onun kalbiyle bir bağlantısı vardır, gerçek ve kutsanmış bir yemin<br />
وَمَا حَوَى الْغَارُ مِنْ خَيْرٍ وَمِنْ كَرَمٍ<br />
وَكُلُّ طَرْفٍ مِنَ الْكُفَّارِ عَنْهُ عَمِي<br />
76. Ve mağaranın kuşattığı mükemmellik ve asalet sayesinde<br />
İnkârcıların bütün bakışları onu görmezden gelirken<br />
فَالصِّدْقُ فِي الْغَارِ وَالصِّدِّيقُ لَمْ يَرِمَا<br />
وَهُمْ يَقُولُونَ مَا بِالْغَارِ مِنْ أَرِمِ<br />
77. Doğru olanla doğru sözlü olan mağarada kaldılar.<br />
Dışarıdakiler birbirlerine, "Bu mağarada kimse yok" diyorlardı.<br />
ظَنُّوا الْحَمَامَ وَظَنُّوا الْعَنْكَبُوتَ عَلَى<br />
خَيْرِ الْبَرِيَّةِ لَمْ تَنْسُجْ وَلَمْ تَحُمِ<br />
78. Bir güvercinin koruma sağlamak için havada asılı kalacağından<br />
Ya da bir örümceğin Yaratılışın En İyisine yardım etmek için ağını öreceğinden şüphelenmediler.<br />
وِقَايَةُ اللهِ أَغْنَتْ عَنْ مُضَاعَفَةٍ<br />
مِنَ الدُّرُوعِ وَعَنْ عَالٍ مِنَ الْأُطُمِ<br />
79. Allah'ın şefkati ve sığınağı onu<br />
korunmak için zırhlara ve kalelere başvurma ihtiyacından kurtardı.<br />
مَا سَامَنِي الدَّهْرُ ضَيْمًا وَاسْتَجَرْتُ بِهِ<br />
إِلَّا وَنِلْتُ جِوَارًا مِنْهُ لَمْ يُضَمِ<br />
80. Ne zaman zaman bana adaletsiz davrandıysa ve sığınmak için ona<br />
döndüysem, her zaman onun yanında zarar görmeden güvenlik buldum<br />
وَلَا الْتَمَسْتُ غِنَى الدَّارَيْنِ مِنْ يَدِهِ<br />
إِلَّا اسْتَلَمْتُ النَّدَى مِنْ خَيْرِ مُسْتَلَمِ<br />
81. Ve asla onun elinden iki dünyanın servetini istemedim,<br />
Verenlerin en iyisinden açık elli cömertlik almadan<br />
لَا تُنْكِرِ الْوَحْيَ مِنْ رُؤْيَاهُ إِنَّ لَهُ<br />
قَلَبًا إِذَا نَامَتِ الْعَيْنَانِ لَمْ يَنَمِ<br />
82. Rüyalarında aldığı vahiyleri inkâr etme.<br />
Çünkü gözleri uyusa da kalbi hiç uyumazdı.<br />
وَذَاكَ حِينَ بُلُوغٍ مِنْ نُبُوَّتِهِ<br />
فَلَيْسَ يُنْكَرُ فِيهِ حَالُ مُحْتَلِمِ<br />
83. Bu, onun peygamberliğe eriştiği zamandı.<br />
Çünkü erginlik çağına erişen kişinin rüyaları yalanlanamaz.<br />
تَبَارَكَ اللهُ مَا وَحْيٌ بِمُكْتَسَبٍ<br />
وَلَا نَبيٌّ عَلَى غَيْبٍ بِمُتَّهَمِ<br />
84. Tanrı'ya şükürler olsun! Vahiy sonradan kazanılan bir şey değildir<br />
bir peygamberin gayba ilişkin bilgisinden de kuşku duyulmamalıdır<br />
كَمْ أَبْرَأَتْ وَصِبًا بِاللَّمْسِ رَاحَتُهُ<br />
وَأَطْلَقَتْ أَرِبًا مِنْ رِبْقَةِ اللَّمَمِ<br />
85. Onun elinin dokunuşuyla kaç hasta iyileşti<br />
Ve günahlarının ilmiğiyle neredeyse delirmek üzere olan kaç kişi özgürlüğüne kavuştu<br />
وَأَحْيَتِ السَّنَةَ الشَّهْبَاءَ دَعْوَتُهُ<br />
حَتَّى حَكَتْ غُرَّةً فِي الْأَعْصُرِ الدُّهُمِ<br />
86. Onun yakarışı çorak ve kurak bir yılda yeni bir yaşam getirdi<br />
öyle ki karanlık yılların arasında bir atın alnındaki güzel beyaz alev gibi göze çarpıyordu<br />
بِعَارِضٍ جَادَ أَوْ خِلْتَ الْبِطَاحَ بِهَا<br />
سَيْبٌ مِنَ الْيَمِّ أَوْ سَيْلٌ مِنَ الْعَرِمِ<br />
87. Bulutlar yağmur yağdırdı, öyle ki<br />
vadinin açık denizden ya da Arim'in patlayan barajından sularla dolup taştığını sanırdınız.<br />
الْفَصْلُ السَّادِسُ فِي شَرَفِ الْقُرآنِ وَمَدْحِهِ<br />
Altıncı Bölüm<br />
Kur'an'ın Asaleti ve Övgüsü Üzerine<br />
دَعْنِي وَوَصْفِيَ آيَاتٍ لَهُ ظَهَرَتْ<br />
ظُهُورَ نَارِ الْقِرَى لَيْلًا عَلَى عَلَمِ<br />
88. Size ona görünen işaretleri tarif etmeme izin verin<br />
Misafirleri karşılamak için yüksek tepelerde geceleri yakılan fenerler gibi açıkça görülebilir<br />
فَالدُّرُّ يَزْدَادُ حُسْنًا وَهْوَ مُنْتَظِمٌ<br />
وَلَيْسَ يَنْقُصُ قَدْرًا غَيْرَ مُنْتَظِمِ<br />
89. Bir incinin güzelliği diğerlerinin arasına dizildiğinde artsa da<br />
tek başına dizilmediğinde değeri azalmaz<br />
فَمَا تَطَاوُلُ آمَالِ الْمَدِيحِ إِلَى<br />
مَا فِيهِ مِنْ كَرَمِ الْأَخْلَاقِ وَ الشِّيَمِ<br />
90. Onu övmeye çalışan kişi<br />
onun asil özelliklerinin ve niteliklerinin hakkını vermeyi nasıl umabilir?<br />
آيَاتُ حَقٍّ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثَةٌ<br />
قَدِيمَةٌ صِفَةُ الْمَوْصُوفِ بِالْقِدَمِ<br />
91. Rahman'dan hakikat ayetleri - zaman içinde açığa çıktı,<br />
Yine de Ebedi - Ezeli Olan'ın sıfatı<br />
لَمْ تَقْتَرِنْ بِزَمَانٍ وَهْيَ تُخْبِرُنَا<br />
عَنِ الْمَعَادِ وَعَنْ عَادٍ وَعَنْ إِرَمِ<br />
92. Onlar zamana bağlı değildirler ve bize<br />
Ahiret Günü'nü, Ad ve İrem'i müjdelerler.<br />
دَامَتْ لَدَيْنَا فَفَاقَتْ كُلَّ مُعْجِزَةٍ<br />
مِنَ النَّبِيِّينَ إِذْ جَاءَتْ وَلَمْ تَدُمِ<br />
93. Zamanımıza kadar sürdüler ve diğer peygamberler tarafından getirilen<br />
ama sürmeyen tüm mucizeleri geride bıraktılar.<br />
مُحَكَّمَاتٌ فَمَا تُبْقِينَ مِنْ شُبَهٍ<br />
لِذِي شِقَاقٍ وَمَا يَبْغِينَ مِنْ حَكَمِ<br />
94. Ayetler o kadar açık ki, hiçbir belirsizlik kalmıyor<br />
Tartışmacı için, ne de herhangi bir yargıca ihtiyaç duyuyorlar<br />
مَا حُورِبَتْ قَطُّ إِلَّا عَادَ مِنْ حَرَبٍ<br />
أَعْدَى الْأَعَادِي إِلَيْهَا مُلْقِيَ السَّلَمِ<br />
95. Hiçbir amansız düşman onlara saldırmadı<br />
Sonunda savaştan çekilmeden, barış için yalvarmadan<br />
رَدَّتْ بَلَاغَتُهَا دَعْوَى مُعَارِضِهَا<br />
رَدَّ الْغَيُورِ يَدَ الْجَانِي عَنِ الْحُرَمِ<br />
96. Belagatleri, kendilerine karşı çıkan birinin iddiasını çürütür<br />
Onurlu bir adamın saldırganın elini kutsal olandan uzak tutması gibi<br />
لَهَا مَعَانٍ كَمَوْجِ الْبَحْرِ فِي مَدَدٍ<br />
وَ فَوْقَ جَوْهَرِهِ فِي الْحُسْنِ وَالْقِيَمِ<br />
97. Denizin hiç bitmeyen dalgaları gibi anlamlar içerirler<br />
Ve güzellikleri ve değerleriyle mücevherlerinin çok ötesine geçerler<br />
فَمَا تُعَدُّ وَلَا تُحْصَى عَجَائِبُهَا<br />
وَلَا تُسَامُ عَلَى الْإِكْثَارِ بِالسَّأَمِ<br />
98. Mucizeleri sayısız ve hesapsızdır,<br />
Sürekli tekrarlanmaları da asla bıkkınlığa veya sıkılmaya yol açmaz<br />
قَرَّتْ بِهَا عَيْنُ قَارِيهَا فَقُلْتُ لَهُ<br />
لَقَدْ ظَفِرْتَ بِحَبْلِ اللهِ فَاعْتَصِمِ<br />
99. Bunları okuyan kişi sevinçle doldu ve ona dedim ki,<br />
'Gerçekten Allah'ın ipine sarıldın - öyleyse ona tutun.<br />
إِنْ تَتْلُهَا خِيفَةً مِنْ حَرِّ نَارِ لَظَى<br />
أَطْفَأْتَ حَرَّ لَظَى مِنْ وِرْدِهَا الشَّبِمِ<br />
100. Eğer onları alevli ateşin hararetinden korkarak okursan<br />
Sen onların serin ve tatlı sularıyla alevlerin hararetini söndürürsün.<br />
كَأَنَّهَا الْحَوْضُ تَبْيَضُّ الْوُجُوهُ بِهِ<br />
مِنَ الْعُصَاةِ وَقَدْ جَاؤُوهُ كَالْحُمَمِ<br />
101. İtaatsizlerin yüzünü parlatan Hûd gibi<br />
Hani onlar kömür gibi simsiyah yüzlerle gelmişlerdi.<br />
وَكَالصِّرَاطِ وَكَالْمِيزَانِ مَعْدِلَةً<br />
فَالْقِسْطُ مِنْ غَيْرِهَا فِي النَّاسِ لَمْ يَقُمِ<br />
102. Siret gibi ve adalet terazisi gibi<br />
insanlar arasında gerçek adalet başka hiçbir şeyden kurulamaz<br />
لَا تَعْجَبَنْ لِحَسُودٍ رَاحَ يُنْكِرُهَا<br />
تَجَاهُلًا وَهْوَ عَيْنُ الْحَاذِقِ الْفَهِمِ<br />
103. Kıskanç bir kişi onları tanımayı reddederse şaşırmayın<br />
Anlayabilecek durumda olsa bile cehaleti etkilemek<br />
قَدْ تُنْكِرُ الْعَيْنُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ<br />
وَيُنْكِرُ الْفَمُ طَعْمَ الْمَاءِ مِنْ سَقَمِ<br />
104. Çünkü göz iltihaplandığında güneşin ışığını reddedebilir,<br />
Ve beden hasta olduğunda, ağız tatlı suyun tadından bile kaçınabilir.<br />
الْفَصْلُ السَّابِعُ فِي إِسْرَائِهِ وَمِعْرَاجِهِ ﷺ<br />
Yedinci Bölüm<br />
Peygamber'in Gece Yolculuğu ve Miracı Üzerine ﷺ<br />
يَا خَيْرَ مَنْ يَمَّمَ الْعَافُونَ سَاحَتَهُ<br />
سَعْيًا وَفَوْقَ مُتُونِ الْأَيْنُقِ الرُّسُمِ<br />
105. Ey bereket arayanların avlularına koştuklarının en hayırlısı<br />
Yaya olarak ve yüklü develerin sırtında<br />
وَمَنْ هُوَ الْآيَةُ الْكُبْرَى لِمُعْتَبِرٍ<br />
وَمَنْ هُوَ النِّعْمَةُ الْعُظْمَى لِمُغْتَنِمِ<br />
106. Ey algılayabilenler için en büyük işaret<br />
yararlanmak isteyenler için en yüce nimet olan<br />
سَرَيْتَ مِنْ حَرَمٍ لَيْلًا إِلَى حَرَمٍ<br />
كَمَا سَرَى الْبَدْرُ فِي دَاجٍ مِنَ الظُّلَمِ<br />
107. Geceleyin bir kutsal yerden diğerine seyahat ettiniz,<br />
Tıpkı dolunayın zifiri karanlık gökyüzünde ilerlediği gibi<br />
وَبِتَّ تَرْقَى إِلَى أَنْ نِلْتَ مَنْزِلَةً<br />
مِنْ قَابِ قَوْسَيْنِ لَمْ تُدْرَكْ وَلَمْ تُرَمِ<br />
108. O gece bir yakınlık makamına ulaşana kadar yükseldiniz<br />
Sadece iki yay boyu uzakta, daha önce hiç ulaşılmamış ve hatta umulmamış bir makam<br />
وَقَدَّمَتْكَ جَمِيعُ الْأَنْبِيَاءِ بِهَا<br />
وَالرُّسْلِ تَقْدِيمَ مَخْدُومٍ عَلَى خَدَمِ<br />
109. Böylece bütün Nebiler ve Resuller sana öncelik verdiler.<br />
Bir efendinin kendisine hizmet edenlere önceliği<br />
وَأَنْتَ تَخْتَرِقُ السَّبْعَ الطِّبَاقَ بِهِمْ<br />
فِي مَوْكِبٍ كُنْتَ فِيهِ الصَّاحِبَ الْعَلَمِ<br />
110. Onlarla birlikte Yedi Cenneti dolaştın<br />
Ve sancak taşıyıcısıydın - alaylarına önderlik ediyordun<br />
حَتَّى إِذَا لَمْ تَدَعْ شَأْوًا لِمُسْتَبِقٍ<br />
مِنَ الدُّنُوِّ وَلَا مَرْقًى لِمُسْتَنِمِ<br />
111. Ta ki yücelik ve yakınlık arayan için daha büyük bir hedef<br />
yükselmek isteyen için de daha yüksek bir makam bırakmayana dek.<br />
خَفَضْتَ كُلَّ مَقَامٍ بِالْإِضَافَةِ إِذْ<br />
نُودِيتَ بِالرَّفْعِ مِثْلَ الْمُفْرَدِ الْعَلَمِ<br />
112. Diğer tüm istasyonlar sizinkine kıyasla daha düşük görünüyordu<br />
En yüksek terimlerle ilan edildiğiniz için - eşsiz olan<br />
كَيْمَا تَفُوزَ بِوَصْلٍ أَيِّ مُسْتَتِرٍ<br />
عَنِ الْعُيُونِ وَسِرٍّ أَيِّ مُكْتَتَمِ<br />
113. Böylece<br />
gözlerden saklı mükemmel bir yakınlık makamına ulaşır ve bütün yaratılıştan gizlenmiş bir sırrı elde edersiniz.<br />
فَحُزْتَ كُلَّ فَخَارٍ غَيْرَ مُشْتَرَكٍ<br />
وَجُزْتَ كُلَّ مَقَامٍ غَيْرَ مُزْدَحَمِ<br />
114. Böylece eşi benzeri olmayan her mükemmelliğe ulaştın<br />
Ve diğerlerinden uzakta, her makamdan tek başına geçtin<br />
وَجَلَّ مِقْدَارُ مَا وُلِّيتَ مِنْ رُتَبٍ<br />
وَعَزَّ إِدْرَاكُ مَا أُولِيتَ مِنْ نِعَمِ<br />
115. Size bahşedilen rütbelerin ölçüsü gerçekten yücedir,<br />
Size bahşedilen nimetler idrakin ötesindedir<br />
بُشْرَى لَنَا مَعْشَرَ الْإِسْلَامِ إِنَّ لَنَا<br />
مِنَ الْعِنَايَةِ رُكْنًا غَيْرَ مُنْهَدِمِ<br />
116. Müjdeler olsun bize ey Müslümanlar topluluğu<br />
Çünkü gerçekten bizim asla yıkılmayacak bir dayanağımız ve dayanağımız var.<br />
لَمَّا دَعَا اللهُ دَاعِينَا لِطَاعَتِهِ<br />
بِأَكْرَمِ الرُّسْلِ كُنَّا أَكْرَمَ الْأُمَمِ<br />
117. Allah bizi kendisine itaate çağırana<br />
Elçilerin en soylusu adını verince bundan böyle biz de halkların en soylusu olduk.<br />
الْفَصْلُ الثَّامِنُ فِي جِهَادِ النَّبِيِّ ﷺ<br />
Sekizinci Bölüm<br />
Peygamber'in (s.a.a) Savaş Mücadelesi Üzerine<br />
رَاعَتْ قُلُوبَ الْعِدَا أَنْبَاءُ بِعْثَتِهِ<br />
كَنَبْأَةٍ أَجْفَلَتْ غُفْلًا مِنَ الْغَنَمِ<br />
118. Onun yürüdüğü haberi düşmanın yüreğine korku saldı.<br />
Tıpkı gafil keçilerin ani bir gürültüden ürkmesi gibi.<br />
مَا زَالَ يَلْقَاهُمُ فِي كُلِّ مُعْتَرَكٍ<br />
حَتَّى حَكَوْا بِالْقَنَا لَحْمًا عَلَى وَضَمِ<br />
119. Onlarla her savaş alanında karşılaşmaya devam etti<br />
Ta ki mızraklarla parçalanıncaya, kasaptaki et gibi oluncaya dek.<br />
وَدُّوا الْفِرَارَ فَكَادُوا يَغْبِطُونَ بِهِ<br />
أَشْلَاءَ شَالَتْ مَعَ الْعِقْبَانِ وَالرَّخَمِ<br />
120. Kaçmak için can atıyor, neredeyse kıskanıyorlardı<br />
Kartallar ve akbabalar tarafından taşınan cesetleri<br />
تَمْضِي اللَّيَالِي وَلَا يَدْرُونَ عِدَّتَهَا<br />
مَا لَمْ تَكُنْ مِنْ لَيَالِي الْأَشْهُرِ الْحُرُمِ<br />
121. Geceler geçti, onlar sayamadılar,<br />
Haram ayların geceleri gibi.<br />
كَأَنَّمَا الدِّينُ ضَيْفٌ حَلَّ سَاحَتَهُمْ<br />
بِكُلِّ قَرْمٍ إِلَى لَحْمِ الْعِدَا قَرِمِ<br />
122. Sanki din avlularına gelmiş bir konukmuş gibi<br />
Düşmanlarının etini parçalamaya hazır her cesur reisle<br />
يَجُرُّ بَحْرَ خَمِيسٍ فَوْقَ سَابِحَةٍ<br />
يَرْمِي بِمَوْجٍ مِنَ الْأَبْطَالِ مُلْتَطِمِ<br />
123. Ardında hızlı atlara binmiş silahlı adamlardan oluşan bir deniz getirerek,<br />
Çarpışan kargaşada cesur savaşçılardan oluşan dalgalar savurarak<br />
مِنْ كُلِّ مُنْتَدِبٍ لِلّٰهِ مُحْتَسِبٍ<br />
يَسْطُو بِمُسْتَأْصِلٍ لِلْكُفْرِ مُصْطَلِمِ<br />
124. Her biri Allah'ın çağrısına cevap verir, O'nun rızasını arar<br />
küfrü köklerinden söküp atmak için şiddetli bir saldırıya girişir.<br />
حَتَّى غَدَتْ مِلَّةُ الْإِسْلَامِ وَهْيَ بِهِمْ<br />
مِنْ بَعْدِ غُرْبَتِهَا مَوْصُولَةَ الرَّحِمِ<br />
125. Ta ki İslam dini gelene kadar, onlar sayesinde<br />
Anavatanından sürgün edildikten sonra bir kez daha akrabalarıyla birleşti<br />
مَكْفُولَةً أَبَدًا مِنْهُمْ بِخَيْرِ أَبٍ<br />
وَخَيْرِ بَعْلٍ فَلَمْ تَيْتَمْ وَلَمْ تَئِمِ<br />
126. En iyi baba<br />
Ve en mükemmel koca tarafından düşmanlarından korunduğu için ne yetim kaldı ne de dul<br />
هُمُ الْجِبَالُ فَسَلْ عَنْهُمْ مُصَادِمَهُمْ<br />
مَاذَا رَأَى مِنْهُمُ فِي كُلِّ مُصْطَدَمِ<br />
127. Onlar dağlardı - onlara karşı savaşanlara sorun<br />
her savaş alanında onlardan ne gördüklerini<br />
وَسَلْ حُنَيْنًا وَسَلْ بَدْرًا وَسَلْ أُحُدًا<br />
فُصُولَ حَتْفٍ لَهُمْ أَدْهَى مِنَ الْوَخَمِ<br />
128. Huneyn'e sor, Bedir'e sor, Uhud'a sor; onlar için ölüm ve yıkım mevsimleri<br />
ölümcül salgın hastalıklardan daha korkunçtur.<br />
الْمُصْدِرِي الْبِيضِ حُمْرًا بَعْدَ مَا وَرَدَتْ<br />
مِنَ الْعِدَا كُلَّ مُسْوَدٍّ مِنَ اللِّمَمِ<br />
129. Parlatılmış kılıçları sönmüş ve kanlı döndü,<br />
Düşmanlarının başlarındaki siyah kilitlerin altında derin içtikten sonra<br />
وَالْكَاتِبِينَ بِسُمْرِ الْخَطِّ مَا تَرَكَتْ<br />
أَقْلَامُهُمْ حَرْفَ جِسْمٍ غَيْرَ مُنْعَجِمِ<br />
130. Mızrak yerine kamış kalemler kullanan yazarlar gibi<br />
Kalemleri bedenlerin sivriltilmemiş ya da işaretlenmemiş hiçbir yerini bırakmadı<br />
شَاكِي السِّلَاحِ لَهُمْ سِيمَا تُمَيِّزُهُمْ<br />
وَالْوَرْدُ يَمْتَازُ بِالسِّيمَا عَنِ السَّلَمِ<br />
131. Silahlarla donanmış olsalar da onları birbirinden ayıran özel bir nitelik vardı.<br />
Tıpkı bir gülün dikenli selem ağacından belirli bir koku kalitesiyle ayrılması gibi<br />
تُهْدِي إِلَيْكَ رِيَاحُ النَّصْرِ نَشْرَهُمُ<br />
فَتَحْسَبُ الزَّهْرَ فِي الْأَكْمَامِ كُلَّ كَمِي<br />
132. Zafer rüzgârları sana güzel kokularını sunarlar<br />
Öyle ki sen onların her bir yiğidini tomurcuklanmış güzel bir çiçek sanırsın<br />
كَأَنَّهُمْ فِي ظُهُورِ الْخَيْلِ نَبْتُ رُبًا<br />
مِنْ شِدَّةِ الْحَزْمِ لَا مِنْ شَدَّةِ الْحُزُمِ<br />
133. Sanki atlarına binmişler, bir yükseklikte açan çiçekler gibiydiler<br />
Eyerlerinin gerginliğiyle değil, kararlılıklarının sağlamlığıyla tutundular oraya<br />
طَارَتْ قُلُوبُ الْعِدَا مِنْ بَأْسِهِمْ فَرَقًا<br />
فَمَا تُفَرِّقُ بَيْنَ الْبَهْمِ وَالْبُهَمِ<br />
134. Düşman yürekler kargaşa içinde, onların kudretinden dehşete düşmüş,<br />
Cesur savaşçıları koyun sürülerinden güçlükle ayırt edebiliyorlardı<br />
وَمَنْ تَكُنْ بِرَسُولِ اللهِ نُصْرَتُهُ<br />
إِنْ تَلْقَهُ الْأُسْدُ فِي آجَامِهَا تَجِمِ<br />
135. Yardımları Allah'ın Elçisi'nden gelenler<br />
inlerinde onlarla karşılaşan aslanların bile korkudan dilleri tutulurdu.<br />
وَلَنْ تَرَى مِنْ وَلِيٍّ غَيْرَ مُنْتَصِرٍ<br />
بِهِ وَلَا مِنْ عَدُوٍّ غَيْرَ مُنْقَصِمِ<br />
136. Onun yardım etmediği bir dostunu asla göremezsin<br />
Ne de yenilmemiş bir düşmanını<br />
أَحَلَّ أُمَّتَهُ فِي حِرْزِ مِلَّتِهِ<br />
كَاللَّيْثِ حَلَّ مَعَ الْأَشْبَالِ فِي أَجَمِ<br />
137. Cemaatini dininin kalesi içinde kurdu,<br />
Aslanın yavrularıyla birlikte inine yerleşmesi gibi<br />
كَمْ جَدَّلَتْ كَلِمَاتُ اللهِ مِنْ جَدِلٍ<br />
فِيهِ وَكَمْ خَصَمَ الْبُرْهَانُ مِنْ خَصِمِ<br />
138. Allah'ın sözleri, kendisiyle mücadele edenleri ne çok yere serdi.<br />
Apaçık delil, tartışmada hasımlarını ne çok yendi!<br />
كَفَاكَ بِالْعِلْمِ فِي الْأُمِّيِّ مُعْجِزَةً<br />
فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَالتَّأْدِيبِ فِي الْيُتُمِ<br />
139. Sizin için yeterli bir mucize - böyle bir bilgi<br />
Cehalet Çağı'nda yaşayan ümmi birinde bulundu ve böyle bir incelik bir yetimde!<br />
الْفَصْلُ التَّاسِعُ فِي تَوَسُّلٍ بِرَسُولِ اللهِ ﷺ<br />
Dokuzuncu Bölüm<br />
Peygamberimiz (sav) Aracılığıyla Şefaat İstemek Üzerine<br />
خَدَمْتُهُ بِمَدِيحٍ أَسْتَقِيلُ بِهِ<br />
ذُنُوبَ عُمْرٍ مَضَى فِي الشِّعْرِ وَالْخِدَمِ<br />
140. Ona övgülerimle hizmet ettim, af diledim<br />
Şiirle ve başkalarına hizmetle geçen bir hayatın günahları için<br />
إِذْ قَلَّدَانِيَ مَا تُخْشَى عَوَاقِبُهُ<br />
كَأَنَّنِي بِهِمَا هَدْيٌ مِنَ النَّعَمِ<br />
141. Sonuçlarından korktuğum bu iki günahla süslenmiş<br />
Sanki şimdi kurbanlık bir hayvanmışım gibi<br />
أَطَعْتُ غَيَّ الصِّبَا فِي الْحَالَتَيْنِ وَمَا<br />
حَصَلْتُ إِلَّا عَلَى الْآثَامِ وَالنَّدَمِ<br />
142. Bu iki hatada da sadece gençliğin pervasız suçluluğunu takip ettim<br />
Sonunda yanlış eylem ve pişmanlıktan başka bir şey elde etmedim<br />
فَيَا خَسَارَةَ نَفْسٍ فِي تِجَارَتِهَا<br />
لَمْ تَشْتَرِ الدِّينَ بِالدُّنْيَا وَلَمْ تَسُمِ<br />
143. İşlemlerinde yalnızca kayıpla karşılaşan bir ruha ne yazık!<br />
Bu dünyayı Gelecek'i güvence altına almak için kullanmadı, hatta müzakerelere başlamak için bile kullanmadı.<br />
وَمَنْ يَبِعْ آجِلًا مِنْهُ بِعَاجِلِهِ<br />
يَبِنْ لَهُ الْغَبْنُ فِي بَيْعٍ وَفِي سَلَمِ<br />
144. Kim ahiretini dünya karşılığında satarsa<br />
hem şimdiki hem de gelecekteki kazancında aldatılmış olduğunu yakında anlayacaktır.<br />
إِنْ آتِ ذَنْبًا فَمَا عَهْدِي بِمُنْتَقِضٍ<br />
مِنَ النَّبِيِّ وَلَا حَبْلِي بِمُنْصَرِمِ<br />
145. Eğer bir günah işleyecek olursam, bu benim Peygamberle olan sözleşmemi<br />
bozmaz ve onunla olan bağlantımı kesmez.<br />
فَإِنَّ لِي ذِمَّةً مِنْهُ بِتَسْمِيَتِي<br />
مُحَمَّدًا وَهْوَ أَوْفَى الْخَلْقِ بِالذِّمَمِ<br />
146. Çünkü benim<br />
Muhammed olarak adlandırılmamdan dolayı ondan bir koruma antlaşmam var ve o, emanetleri yerine getirmede tüm insanların en sadık olanıdır.<br />
إِنْ لَمْ يَكُنْ فِي مَعَادِي آخِذًا بِيَدِي<br />
فَضْلًا وَإِلَّا فَقُلْ يَا زَلَّةَ الْقَدَمِ<br />
147. Kıyamet günü, eğer o<br />
sırf iyilik olsun diye benim elimden tutmazsa o zaman: "Ne kötü bir son!" de.<br />
حَاشَاهُ أَنْ يَحْرِمَ الرَّاجِي مَكَارِمَهُ<br />
أَوْ يَرْجِعَ الْجَارُ مِنْهُ غَيْرَ مُحْتَرَمِ<br />
148. Umutlu birini cömert armağanlarından yoksun bırakmak<br />
ya da kendisine sığınan birini onurlu davranmadan geri çevirmek ondan uzak olsun.<br />
وَمُنْذُ أَلْزَمْتُ أَفْكَارِي مَدَائِحَهُ<br />
وَجَدْتُهُ لِخَلَاصِي خَيْرَ مُلْتَزِمِ<br />
149. O zamandan beri bütün düşüncelerimi onu övmeye adadım<br />
onu kurtuluşumun en iyi güvencesi olarak gördüm.<br />
وَلَنْ يَفُوتَ الْغِنَى مِنْهُ يَدًا تَرِبَتْ<br />
إَنَّ الْحَيَا يُنْبِتُ الْأَزْهَارَ فِي الْأَكَمِ<br />
150. O'nun lütfu, tozlu ve yoksul bir eli bile yüzüstü bırakmaz.<br />
Çünkü yağmur, en taşlı yamaçlarda bile çiçek açtırabilir.<br />
وَلَمْ أُرِدْ زَهْرَةَ الدُّنْيَا الَّتيِ اقْتَطَفَتْ<br />
يَدَا زُهَيْرٍ بِمَا أَثْنَى عَلَى هَرِمِ<br />
151. Artık bu dünyanın çiçeklerine karşı bir arzum kalmadı.<br />
Züheyr'in Harim'i övmek için topladığı çiçekler gibi.<br />
الْفَصْلُ الْعَاشِرُ فِي الْمُنَاجَاةِ وَعَرْضِ الْحَاجَاتِ<br />
Onuncu Bölüm<br />
Samimi Sohbetler ve Sevilen Umutlar Üzerine<br />
يَا أَكْرَمَ الْخَلْقِ مَا لِي مَنْ أَلُوذُ بِهِ<br />
سِوَاكَ عِنْدَ حُلُولِ الْحَادِثِ الْعَمِمِ<br />
152. Ey tüm Yaradılışın en Soylusu, Büyük Felaket bizi ele geçirdiğinde<br />
senden başka kimin korumasını arayabilirim?<br />
وَلَنْ يَضِيقَ رَسُولَ اللهِ جَاهُكَ بِي<br />
إِذَا الْكَرِيمُ تَجَلَّى بِاسْمِ مُنْتَقِمِ<br />
153. Ey Allah'ın Resûlü, senin yüce merteben benim arzumla eksilmez.<br />
Cömert olan, intikam alıcı olarak ortaya çıkarsa<br />
فَإِنَّ مِنْ جُودِكَ الدُّنْيَا وَضَرَّتَهَا<br />
وَمِنْ عُلُومِكَ عِلْمَ اللَّوْحِ وَالْقَلَمِ<br />
154. Şüphesiz bu dünya ve onun arkadaşı olan ahiret senin cömertliğindendir.<br />
Ve senin ilminin bir kısmı da korunmuş levhayı ve kalemi bilmektir.<br />
يَا نَفْسُ لَا تَقْنَطِي مِنْ زَلَّةٍ عَظُمَتْ<br />
إِنَّ الْكَبَائِرَ فِي الْغُفْرَانِ كَاللَّمَمِ<br />
155. Ey ruhum, çok büyük görünen bir hata yüzünden umutsuzluğa kapılma<br />
Çünkü ilahi bağışlamayla büyük günahlar bile daha çok küçük hatalara benzer<br />
لَعَلَّ رَحْمَةَ رَبِّي حِينَ يَقْسِمُهَا<br />
تَأْتِي عَلَى حَسَبِ الْعِصْيَانِ فِي الْقِسَمِ<br />
156. Belki de Rabbimin rahmeti<br />
onu dağıttığında günahların büyüklüğüne göre paylaştırılacaktır.<br />
يَا رَبِّ وَاجْعَلْ رَجَائِي غَيْرَ مُنْعَكِسٍ<br />
لَدَيْكَ وَاجْعَلْ حِسَابِي غَيْرَ مُنْخَرِمِ<br />
157. Ey Rabbim, Sana olan umutlarımın gerçekleşmeden geri dönmesine izin verme,<br />
Ne de sağlam inancımın [of Your Goodness] karmakarışık olmasına izin verme<br />
وَالْطُفْ بِعَبْدِكَ فِي الدَّارَيْنِ إِنَّ لَهُ<br />
صَبْرًا مَتَى تَدْعُهُ الْأَهْوَالُ يَنْهَزِمِ<br />
158. Kuluna hem bu dünyada hem de öteki dünyada merhamet et<br />
Çünkü onun sabrı, korkunç korkularla çağrıldığında hemen yok olur.<br />
وَأْذَنْ لِسُحْبِ صَلَاةٍ مِنْكَ دَائِمَةٍ<br />
عَلَى النَّبِيِّ بِمُنْهَلٍّ وَمُنْسَجِمِ<br />
159. Ve Senden bir rahmet bulutu<br />
Peygamberin üzerine durmadan yağsın.<br />
مَا رَنَّحَتْ عَذَبَاتِ الْبَانِ رِيحُ صَبًا<br />
وَأَطْرَبَ الْعِيسَ حَادِي الْعِيسِ بِالنَّغَمِ<br />
160. Doğu esintileri söğüt dallarını salladığı sürece,<br />
Ve kervanbaşı beyaz develerini çağırır, şarkılarıyla onları sevindirir<br />
Aşağıdaki yedi ayet orijinal Burda'da yer almamakla birlikte daha sonraki bir tarihte eklenmiştir<br />
ثُمَّ الرِّضَا عَنْ أَبِي بَكْرٍ وَعَنْ عُمَرَ<br />
وَعَنْ عَلِيٍّ وَعَنْ عُثْمَانَ ذِي الْكَرَمِ<br />
Ebubekir ve Ömer'e<br />
Ali ve Osman'a soylu ve cömert olanlara hoşnutluğunu bağışla.<br />
وَالْآلِ وَالصَّحْبِ ثُمَّ التَّابِعِينَ فَهُمْ<br />
أَهْلُ التُّقَى وَالنَّقَى وَالْحِلْمِ وَالْكَرَمِ<br />
Ve ailesine, ashabına ve takipçilerine,<br />
Çünkü onlar, Allah'a karşı gelmekten sakınan, temiz, hoşgörülü ve cömert kimselerdir.<br />
يِا رَبِّ بِالْمُصْطَفَى بَلِّغْ مَقَاصِدَنَا<br />
وَاغْفِرْ لَنَا مَا مَضَى يَا وَاسِعَ الْكَرَمِ<br />
Ey Rabbim, Seçilmiş Olan adına, umduğumuz her şeye ulaşmamızı sağla,<br />
Ve geçenler için bizi affet, ey Sınırsız Cömert Olan<br />
وَاغْفِرْ إِلَهِي لِكُلِ الْمُسْلِمِينَ بِمَا<br />
يَتْلُونَ فِي الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى وَفِي الْحَرَمِ<br />
Ve ey Allah'ım, tüm Müslümanların yanlış eylemlerini bağışla,<br />
Mescid-i Aksa'da ve Kadim Mabed'de okudukları ile<br />
بِجَاهِ مَنْ بَيْتُهُ فِي طَيْبَةٍ حَرَمٌ<br />
وَإِسْمُهُ قَسَمٌ مِنْ أَعْظَمِ الْقَسَمِ<br />
Meskeni Tayba'da bir mabet olanın<br />
Ve adı yeminlerin en büyüklerinden biri olanın rütbesiyle<br />
وَهَذِهِ بُرْدَةُ الْمُخْتَارِ قَدْ خُتِمَتْ<br />
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ فِي بَدْءٍ وَ فِي خَتَمِ<br />
Seçilmiş Olan'ın bu Burda'sı artık tamamlandı,<br />
Başlangıcı ve sonu için Allah'a hamd olsun<br />
أَبْيَاتُهَا قَدْ أَتَتْ سِتِّينَ مَعْ مِائَةٍ<br />
فَرِّجْ بِهَا كَرْبَنَا يَا وَاسِعَ الْكَرَمِ<br />
Ayet sayısı yüz altmış,<br />
Kolaylaştır onlarla tüm zorluklarımızı, ey Sınırsız Cömert Rabbimiz<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam el-Busiri Hakkında</span></span><br />
<br />
İmam el-Busiri‘nin tam adı Abu Abd-Allah Sharaf al-Din Muhammad ibn Sa’id al-Busiri al-Sanhaji idi. Kuzey Afrika Berberi Sanhaci kabilesinin önemli bir kolu olan Banu Habnum aşiretindendi. Hicri 608 / Miladi 1211 yılında günümüz kuzey Cezayir’inde küçük bir Akdeniz kasabası olan Dellys’de (Arapça: دلّس, Berberice: Delles) doğduğu bildirilmektedir. Hicri 691 / Miladi 1294 yılında vefat ettiği ve Mısır’ın İskenderiye kentinde gömülü olduğu bildirilmektedir.<br />
<br />
İmam el-Busiri gençliğinde Kur’an-ı Kerim’i ezberledi ve İslami ilimleri takip etmek için Kahire’ye taşındı. Çalışmalarında mükemmelleşti ve kendi neslinin en önde gelen âlimlerinden biri oldu. Arap dili ve grameri, dilbilim, edebiyat, İslam tarihi, Kur’an tefsiri, kelam, mantık, münazara ve nebevi biyografi gibi çeşitli İslami ilimlerde uzmanlaştı. Öğrencileri arasında ünlü bir müfessir ve Arapça dilbilgisi uzmanı olan Ebu’l-Hayyan el-Garnati V ve İmam Muhammed bin Muhammed el-Ya’merî V – daha çok İmam Fethüddin ibn Seyyid en-Nas olarak bilinen, aynı zamanda Peygamber Muhammed’in biyografisiyle ünlü önde gelen bir hadis alimi.<br />
<br />
Ruhani dönüşümü, rehberi olan ve onu Şadili Sufi Tarikatı’na kabul eden Şeyh Ebu el-Abbas el-Mursi V ‘in ellerinde gerçekleşmiştir. Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi, Şadili Yolu’nun kurucusu İmam Ebu’l-Hasan eş-Şadili’nin halefiydi . İmam el-Busiri’nin ünlü şiirlerinden biri aslında İmam Ebu’l-Hasan eş-Şedili’yi ve Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi’nin halefliğini över ve metheder.<br />
<br />
İmam, rehberine son derece düşkündü. Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi, İmam el-Busiri’nin şiirlerine yansıyan karakterini ve doğal eğilimini etkilemede çok önemli bir rol oynamıştır. İmam el-Busiri, şeyhi vasıtasıyla, Şedili Yol’un odak noktası olan Peygamber’e (s.a.a) karşı muazzam bir sevgi, özlem ve bağlılık geliştirmiştir.<br />
<br />
Rivayete göre İmam el-Busiri bir keresinde Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mursi, Şeyh İbn Ataullah el-İskenderi ve Şeyh İzzeddin ibn Abdülselam ile birlikteydi. Şeyh Ebu’l-Abbas’ın Şeyh İzzeddin’e döndüğü ve ona zamanının önde gelen alimi olacağını söylediği söylenir. Daha sonra Şeyh İbn Ataullah’a döndü ve ona Allah’ın kendisine büyük bir hikmet ihsan edeceğini bildirdi. Şeyh Ebu’l-Abbas son olarak İmam el-Busiri’ye döndü ve ona Allah’ın şiirlerini dünya çapında meşhur edeceğini söyledi.<br />
<br />
Her üç öngörü de gerçekleşti. Şeyh İzzeddin dünyaca ünlü bir müçtehit, kelamcı, hukukçu ve kendi neslinin önde gelen Şafii otoritesi oldu. Şeyh İbn Ataullah el-İskenderi’nin eserleri, özellikle de Hikem’i, tasavvuf ilminde otorite haline geldi. Son olarak, İmam el-Busiri’nin Kaside-i Bürde’si dünyadaki en önemli şiir olarak tek başına durmaktadır.<br />
<br />
İmam’ın ruhani yolculuğundaki aydınlanma anlarını vurgulayan birkaç örnek belgelenmiştir. Bunlardan belki de en önemlisi, bir aristokratı övmekle görevlendirildiği zaman meydana gelmiştir. Yola çıktığında tanımadığı bir adam ona yaklaşarak Peygamber Efendimizi (s.a.a) görüp görmediğini sormuş, o da olumsuz yanıt vermiştir. Tedirgin bir şekilde eve döndü ve neden Peygamber’i (s.a.a) görme nimetine hiç nail olmadığını sordu. Uykuya daldıktan sonra İmam el-Busiri rüyasında Peygamber Efendimizi gördü. Uyandıktan sonra, bir daha asla başka bir aristokratı övmeyeceğine yemin etti.<br />
<br />
İmam el-Busiri Hicri 653 / Miladi 1255 yılında haccetmiş ve bu süre zarfında ruhen daha da gelişmiştir. Bu durum eserlerine de yansımış, Hacc’a gitmeden önce, Hacc sırasında ve Hacc’dan sonra önemli farklılıklar göstermiştir. İmam, Hacc’a gitmeden önce Peygamber’i (s.a.a) öven ve Peygamber’i (s.a.a) ziyaret etme arzusunu ve özlemini dile getiren bir dizi şiir yazmıştır. Mekke ve Medine’yi ziyaret ettikten sonra İmam el-Busiri, Peygamber’e komşu olmaktan ve Peygamber’in uğradığı yerleri ziyaret edebilmekten duyduğu sevinci ifade eden şiirler yazdı. Hac’dan sonra İmam el-Busiri’nin Peygamber’i (s.a.a) övmek için yazdığı şiirler, daha önceki şiirlerinden farklı olarak çoğunlukla panegirik tarzdadır. İşte bu noktada İmam, şimdiye kadar yazılmış en büyük şiiri kaleme almaya hazırdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Kaside-i Bürde</span></span><br />
<br />
İlginçtir ki, İmam el-Busiri’nin Bürde’si Kaside-i Bürde unvanını alan ilk şiir değildir. Bu şeref, Peygamber’ i (s.a.a) öven bir şiir yazan sahabe Ka’b ibn Zuhayr’a aittir. Bu şiir Bānat Suʿād (Su’âd Gitti) sözleriyle başlar. Ka’b’ın Kaside-i Bürde’si İmam el-Busiri’ninki kadar meşhur olmasa da, birbirleriyle bağlantılıdırlar ve paralellikler gösterirler.<br />
<br />
Ka’b ibn Zuhayr cahiliye döneminde ünlü bir şairdi. İslam’ın gelişinden sonra ve kardeşinin İslam’ı kabul ettiğini öğrendikten sonra, kardeşi ve Peygamber Muhammed ﷺ hakkında hiciv şiirleri yazdı. Bunun sonucunda ceza olarak ölüm cezasına çarptırıldı. Çok zeki olan Ka’b, Peygamberimizin insanların en merhametlisi olduğunu anlamıştı. Peygamber’den (s.a.a) af dilediği takdirde affedileceğini biliyordu.<br />
<br />
Kimliğini gizleyen Ka’b ibn Zuhayr, Peygamber’in (s.a.a) huzuruna çıktı ve Peygamber’in (s.a.a) artık İslam’ı kabul etmeye hazır olan mahcup ve pişman Ka’b’ı affedip affetmeyeceğini sordu. Peygamber ﷺ olumlu cevap verdi. Bu noktada Ka’b ibn Zuhayr gerçek kimliğini açıkladı ve Peygamber’i öven şiirini okudu. Şiiri duyan Peygamberimiz (s.a.a) Ka’b’a mübarek Yemen pelerinini hediye etti. Bu, Ka’b’ın affedildiğinin, temize çıktığının ve artık hem bu dünyada hem de öbür dünyada Peygamber’in koruması altında olduğunun bir işaretiydi.<br />
<br />
İmam el-Busiri’nin Kaside-i Bürde’si ile Ka’b ibn Zuhayr’ın orijinal Kaside-i Bürde’si arasında hem şiirsel hem de manevi açıdan açık bir ilişki vardır. Ka’b Peygamber’in (s.a.a) sahabesiydi ve kurtuluşu Peygamber’in (s.a.a) sağlığında gerçekleşmiş ve Peygamber (s.a.a) ona mübarek pelerinini hediye etmişti. Bu kabul işareti, herhangi bir Müslüman’ın kurtuluş ararken benimseyebileceği manevi bir modelin temelini atmıştır. Bu denenmiş ve test edilmiş yönteme dayanarak İmam el-Busiri, Ka’b’ın ortaya koyduğu aynı ilkeleri benimseyerek manevi dönüşüme ulaştı. Tıpkı Ka’b’a Peygamber’i (s.a.a) övdüğü için bir ödül verilmesi gibi, İmam el-Busiri’ye de şiirsel övgüsü karşılığında Peygamber’in (s.a.a) pelerini hediye edilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başlık</span></span><br />
<br />
İmam el-Busiri’nin Bürde’si başlangıçta el-Kevakib el-Durriye fi Medh Hayr el-Bariyye (Yaratılışın En İyisine Övgü Olarak Göksel Işıklar) başlığını taşıyordu. Ancak iyileştirici özelliklerine dair haberler yayıldıkça çeşitli isimler aldı. Bunlardan en popüler olanı Burda’ydı, onu Bur’a ve Burdiyye izledi.<br />
<br />
Bürde olarak bilinir çünkü şiir, tıpkı şiirin kendisinin Peygamber’in (s.a.a) hayatının ve kişiliğinin önemli yönlerini kapsaması gibi, tüm vücudu örten bir pelerini temsil eder. Şiir bazen Bür’a (hafifletici) olarak da anılır çünkü İmam el-Busiri’nin hastalığı bu kasidenin bestelenmesi sonucunda hafiflemiştir. Bürde’nin bir diğer adı da Bürdiyye’dir (cübbe giydirme), çünkü Peygamberimiz (s.a.a) İmam’ın rüyası sırasında mübarek cübbesini İmam el-Busiri’ye giydirmiş, o da şiiri doğrudan Peygamberimize (s.a.a) okumuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yapı</span></span><br />
<br />
Kaside-i Bürde, bir tür kaside-i medih, Peygamber’e (s.a.a) övgü niteliğinde Arapça bir dua şiiridir. Büyük ölçüde geleneksel bir metodolojiyi ve klasik Arap şairleri tarafından belirlenen yerleşik bir kalıbı takip eder.<br />
<br />
Dört ana temayı içeren birçok geleneksel kaside-i medih şiiriyle aynı yapısal unsurları sergiler:<br />
<br />
    Elegiac prelüd;<br />
    Kendini aşağılama;<br />
    Dilekçe verilen kişinin övülmesi(mamduh);<br />
    Yakarış/dua.<br />
<br />
Bürde 160 mısra ya da beyitten oluşur ve bunlar bir kesura (iki mısra arasındaki duraklama) ile iki yarım dizeye (yarım mısra) ayrılır. Her beyit arasında nakarat (koro) okunur. Her mısra Arapça meem harfi ile biter.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaside-i Bürde’nın Özgeçmişi</span></span><br />
<br />
Bürde efsanesi ve nasıl bestelendiğine dair birkaç varyasyon vardır. İmam Abdurrahman el-Kutubi V, İmam el-Busiri’den şu şekilde rivayet eder:<br />
<br />
    Peygamber’i (s.a.a) öven bir dizi şiir besteledim ve bunlardan bazıları arkadaşım Zeynüddin Yakub b. Zübeyr tarafından bana önerildi.<br />
<br />
    Bundan bir süre sonra, vücudumun yarısını felç eden bir hastalık olan hemiplejiye yakalandım. [Thus,] Bu şiiri [yani Bürde’yi] yazacağımı düşündüm, ki öyle de yaptım ve böylece Peygamber Muhammed’e (s.a.a) bana şefaat etmesi ve beni iyileştirmesi için dua ettim.<br />
<br />
    Tekrar tekrar şiiri söyledim, ağladım, dua ettim ve şefaat istedim. Sonra uyudum ve rüyamda Peygamber Efendimiz’i gördüm. Mübarek elleriyle yüzümü sildi ve beni örtüsüne sardı. Uyandığımda yürüyebildiğimi fark ettim! Şimdi kalktım ve evimden ayrıldım; olanları kimseye anlatmadım.<br />
<br />
    Yolda bir Sufi ile karşılaştım ve bana: ‘Peygamber Efendimiz’i övdüğün şiiri bana vermeni istiyorum’ dedi.<br />
<br />
    “Hangisi?” diye sordum.<br />
<br />
    ‘Hastalığınız sırasında bestelediğiniz’ diye yanıt verdi.<br />
<br />
    (Derviş) daha sonra ilk ayeti okudu ve şöyle dedi: ‘Allah’a yemin ederim ki, dün gece rüyamda Peygamber Muhammed’in (s.a.a) huzurunda söylenirken duydum.<br />
<br />
    Peygamber’in (s.a.a) bundan hoşnut olduğunu ve söyleyen kişiyi örtüsüyle örttüğünü gördüm.<br />
<br />
    Ben de şiiri ona okudum. O da [the dervish] şiiri ezberledi ve gördüğü rüyayı başkalarına anlattı.<br />
<br />
İbn Maklaş el-Vahrani olarak bilinen Şeyh Abdurrahman ibn Muhammed V, Kaside-i Bürde şerhinde İmam el-Busiri’nin rüyası için tam bir rivayet zinciri(sanad) aktarır.<br />
<br />
    İbn Maklaş el-Vehrani, Ebu Ali el-Hasan ibn Hasan ibn Badis el-Kusamtini’den; o da babası Ebu’l-Kasım ibn Badis’ten; o da Hafız Ebu Muhammed Abdülvehhab ibn Yusuf’tan; o da doğrudan şair İmam el-Busiri’den rivayet eder:<br />
<br />
    Daha önce Resulullah’ı (s.a.a) öven birçok şiir yazmıştım; bunların arasında Zeynüddin Yakub b. Zübeyr’in bana önerdiği bazı şiirler de vardı.<br />
<br />
    Daha sonra vücudumun yarısını felç bırakan hemipleji hastalığına yakalandığım ortaya çıktı. O anda şiiri [yani Bürde’yi] bestelemeyi düşündüm ve öyle de yaptım. Onunla Allah’tan şefaat diledim ve beni affetmesini istedim.<br />
<br />
    Tekrar tekrar okudum; ağladım, dua ettim ve yalvardım [Allah and His beloved ﷺ].<br />
<br />
    Sonra uykuya daldığımda Peygamber Efendimiz’i gördüm. Mübarek eliyle yüzümü okşadı ve üzerime bir örtü attı. Uyandığımda sağlığıma kavuşmuş buldum! Olanları kimseye haber vermeden evimden ayrıldım.<br />
<br />
    Sonra bir dervişle karşılaştım ve bana: ‘Resûlullah’ı övdüğün şiiri bana vermeni istiyorum’ dedi.<br />
<br />
    “Hangisi? Ben de cevap verdim.<br />
<br />
    ‘Hastayken bestelediğin’ dedi.<br />
<br />
    Bunun üzerine derviş başını okumaya başladı[amin tazakuri ji…] ve şöyle devam etti: ‘Allah’a yemin olsun ki, dün gece Allah Resulü’nün huzurunda okunduğunda duydum, o da zevkle sağa sola sallanıyordu. ‘Onun hakkında en çok bildiğimiz şey, onun bir insan olduğudur’ cümlesinde durdunuz ve Peygamberimiz devam edin dedi.<br />
<br />
    Siz şiiri bitirmediğinizi söylediniz ve bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) sizin için mısrayı şöyle tamamladı: “Ve [yine de istisnasız] o, Allah’ın yarattıklarının en hayırlısıdır…<br />
<br />
    Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) seni örtüsüne büründürdü.<br />
<br />
    Ben de şiiri dervişe verdim ve rüya yaygın olarak bilinir oldu.<br />
<br />
Bestelenmesinden kısa bir süre sonra şiirin mucizevi niteliklerine dair haberler hızla yayıldı ve Burda doğudan batıya meşhur oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside-i Bürde’nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Peygamber’i (s.a.a) zarif bir şekilde övmesi sayesinde, Kaside-i Bürde’nin okunması birçok nimete mazhar olmanın onaylanmış bir yöntemidir:<br />
<br />
    Peygamber’in (s.a.a) yüce vizyonunu kazanmak;<br />
    Okunduğu yerde rahmet ve bereketin coşması ve inmesi için;<br />
    Bir kişinin günahlarının affedilmesi ve makamının yükseltilmesi için;<br />
    Tüm kaygı ve endişeleri ortadan kaldırarak bir kişinin hayatında başarı sağlamak.<br />
<br />
Bürde okuyarak kişi İmam el-Busiri’yi taklit etmeyi amaçlar – kendini Peygamber’e (s.a.a) adar ve bunu yaparken Peygamber’den (s.a.a) şefaat dilemiş olur. Bürde, Peygamber (s.a.a) Müslüman ulusun en önde gelen şefaatçisi ve koruyucusu olduğu için Allah’la tekrar bağlantı kurmanın en büyük yöntemlerinden biridir. Şüphesiz, tüm umutlarını Peygamberimize bağlayanlar asla hayal kırıklığına uğramayacaklardır.<br />
<br />
Cemaatlerde bir ilham aracı olarak okunur, burada efsunlanması toplantılara Cennet kokusu ile nüfuz etmiştir; Peygamber’in (s.a.a) avlusunda kabul görmesi nedeniyle insanların Peygamber’in (s.a.a) şefaatini kazanmasına yol açmıştır; korunma için muska olarak takılan ayetleriyle hastaları iyileştiren bir şifa gücü olarak kullanılmıştır ve kutsallığı nedeniyle birçok kişiyi Peygamber’in (s.a.a) güzel görüşüyle kutsamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber’in Vizyonunu Kazanmak ﷺ</span></span><br />
<br />
Kaside-i Bürde’nin en büyük özelliklerinden biri, saf ve samimi niyetlerle okunduğu takdirde okuyucuya Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) görme imkânı sağlamasıdır. Rüyada veya uyanıkken Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) şahit olmak büyük bir nimettir ve Allah’ın en büyük lütuflarından biridir: Peygamber’in bakıp tebessüm ettiği kimseyi ne büyük saadet beklemektedir.<br />
<br />
Peygamber’e (s.a.a) şahit olmanın kutsallığı ve Bürde’nin kendisinin kutsanmış olması nedeniyle, birçok yorumcu Bürde’yi okuduktan sonra Peygamber’e şahit olmayı umanlar için sıkı koşullar eklemiştir.<br />
<br />
İmam Harputi V sekiz ön koşul sıralar ve okuyucuların şunları yapması gerektiğini belirtir:<br />
<br />
    Ritüel saflık durumunda olmak (abdest/ritüel abdest)<br />
    Bürde’nin okunması boyunca Kıble’ye (Kabe’nin yönüne) dönün<br />
    Doğru telaffuzla (yani tecvitle) okuma<br />
    Her bir satırın anlamını kavrayın;<br />
    Şiirin tamamını ezberlemiş olmak;<br />
    Şiirin tamamını melodik bir şekilde okuyun;<br />
    İmam el-Busiri’ye ve şiire doğrudan sanad (aktarım zinciri) olan bir otoriteden veya bir öğretmenden şiiri okumak için (herhangi bir biçimde) izin almış olmak;<br />
    Her beyitten sonra veya en azından her on beyitten sonra nakaratı (nakarat, yani mevla ya salli vb.) tekrarlayın.<br />
<br />
İmam Harputi, nakaratı tekrarlamanın önemini aşağıdaki anekdotla açıklar:<br />
<br />
    İmam Gaznevi her gece uyurken Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) görmek niyetiyle Bürde’yi okurdu, ancak kendisine herhangi bir vizyon bahşedilmedi. Hocası Şeyh Kamil’e bunu sordu ve sırlar üzerinde düşündü [of the Burda].<br />
<br />
    Şeyh Kamil dedi ki: ‘Belki de onu okumanın şartlarına uymuyorsun’.<br />
<br />
    İmam-ı Gaznevi: ‘Ama ben bütün şartlara uyuyorum’ diye cevap verdi.<br />
<br />
    Böylece Şeyh Kamil, İmam Gaznevi [that night] Bürde’yi okurken onunla birlikte oturmaya karar verdi.<br />
<br />
    (Okuyuşundaki eksikliğe şahit olan) Şeyh Kamil, İmam el-Gaznevi’ye sorunun, İmam el-Busiri’nin Peygamber’e sürekli dua göndermek için kullandığı Burda’nın nakaratını okumamasından kaynaklandığını bildirdi.<br />
<br />
İmam Harputi, tefsirinde ayrıca, sık sık okunduğunda Peygamber’in (s.a.a) vizyonlarını uyandırmada etkili olduğunu düşündüğü bir dizi ayetin altını çizer. Bunlar aşağıdakileri içerir:<br />
<br />
    Peki gözyaşları,<br />
    ve kalp kırıklığı size karşı bu kadar güçlü tanıklık ederken bu aşkı nasıl inkar edebilirsiniz? (6)<br />
<br />
    O, hem şekil hem de karakter olarak önceki Peygamberleri geçmiştir.<br />
    Onların ilmi ve asaleti onunkine rakip olamazdı. (38)<br />
    Hepsi de Allah’ın Resûlü’nden (s.a.v.), O’nun (s.a.v.) okyanusundan kana kana içmek<br />
    ya da O’nun (s.a.v.) sınırsız yağmurundan yudum yudum içmek için dilekte bulunurlar. (39)<br />
<br />
    Böyle bir karakterle bezenmiş bir Peygamberin nitelikleri ne kadar yücedir!<br />
    Onun güzelliği ne kadar dolu! Gülümseyen neşe ile ne kadar yetenekli. (54)<br />
<br />
İmam El-Bacuri V, Burda’nın faziletlerinden ve özellikle sekizinci beyitin faziletinden bahsederek, onun vuslata erişmek için nasıl bir araç olarak kullanılabileceğinden bahseder. İmam, bir kişinin akşam namazından (yatsı) sonra sık sık sekizinci beyti okuması ve bunu yaparken uykuya dalması halinde, Peygamber’i rüyasında göreceğini belirtir:<br />
<br />
    Evet! Geceleri, sevgilinin hayalleri ortaya çıktı; beni uykusuz bıraktı,<br />
    aşk gerçekten de zevki acıyla engellemekle ünlüdür! (8)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaside Burda’nın Genel Faydaları</span></span><br />
<br />
    Her gün okunduğu ev çoğu zorluktan korunacaktır.<br />
    Bu şiirin saklandığı ev hırsızlardan ve diğer tehlikelerden korunacaktır.<br />
    Bir yolculukta, günde bir kez okunursa, kişi seyahatin zorluklarını yaşamayacaktır.<br />
    Burda’nın düzenli olarak okunduğu ev yedi kötülüğe karşı korunacaktır: Cinlerin fesadı; veba ve salgın hastalıklar; çiçek hastalığı; göz hastalıkları; talihsizlik; delilik; ve ani ölüm.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kompozisyon</span></span><br />
<br />
On bölümden oluşan şiirin ilk bölümünde İmam Busiri’nin Peygamberimize (s.a.a) olan tutkulu sevgisi, ikinci bölümde ise değersizlik duyguları, geçmişte yapılan hatalardan duyulan pişmanlık ve sahibini daima kötülüğe çağıran nefisle başa çıkma tavsiyeleri dile getirilmektedir. Şiirin ana bölümleri, Peygamber’in faziletleri, doğumu, mucizeleri, vahiy olarak aldığı Kur’an-ı Kerim, gece yolculuğu ve savaş mücadelesi üzerine farklı bölümlerle Peygamber’in doğumunu kutlamak için Rabi’ al-Awwal ayında okunan geleneksel mevlit şiirlerine benzer. Son iki bölüm, İmam Busiri’nin, birçok yanlış eylemine rağmen Peygamber’in kıyamet gününde şefaat etmesi için yalvarması ve son olarak, önce Peygamber’e korunmak için, sonra da nihai kurtuluş umudu olarak Allah’ın merhametine bir çağrıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölümler aşağıdaki gibidir:</span></span><br />
<br />
    Aşk sözcükleri ve tutkunun yoğun acısı üzerine<br />
    Benliğin kaprisleri hakkında bir uyarı<br />
    Peygamber’in (s.a.a) övgüsü üzerine<br />
    Doğumunda ﷺ<br />
    Elinden gelen mucizeler üzerine ﷺ<br />
    Kur’an’ın asaleti ve övgüsü üzerine<br />
    Peygamber’in gece yolculuğu ve göğe yükselişi üzerine ﷺ<br />
    Peygamber’in (s.a.a) savaş mücadelesi üzerine<br />
    Peygamber ﷺ aracılığıyla şefaat istemek üzerine<br />
    Samimi dönüşüm ve beslenen umutlar üzerine<br />
<br />
Kaside-i Bürde’nin ana metnini takiben, daha sonraki bir tarihte eklenen ve Müslüman dünyasının bazı bölgelerinde geleneksel olarak okunan yedi ayet, Allah’ın rızasının ve bağışlamasının dört doğru yolda olan halifeye; Peygamber’in Ailesine; sahabelerine; ‘Takipçilerine’ (sahabeleri takip eden nesil) ve tüm Müslümanlara bahşedilmesini istemektedir. Allah’a hamdın ardından, Allah’ın sınırsız cömertliği sayesinde tüm zorluklarımızın 160 ayetlik Kaside-i Bürde ile hafifletilmesi için son bir dua gelir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer Çalışmalar</span></span><br />
<br />
Kaside-i Bürde’nin yanı sıra İmam Busiri’nin en bilinen eserleri Mudariyye, Muhammediyye ve Hamziyye’dir.<br />
<br />
Mudariyye daha kısa bir şiirdir ve Allah’tan Peygamber Muhammed’e (s.a.a), diğer tüm Nebi ve Resullere, Ailesine, Ashabına ve tüm Müslümanlara bereket ihsan etmesini diler. Bu bereketlerin göklerde ve yerde bulunan canlı ve cansız birçok farklı türdeki yaratılmışlar tarafından çoğaltılmasını ister. Daha sonra kendi hatalı durumunu hatırlar ve kendisi, Müslümanlar ve tüm ebeveynleri, aileleri ve komşuları için bağışlanma diler ve ekler: “Çünkü hepimiz, ey Efendim, bağışlanmaya çok muhtacız.<br />
<br />
Muhammediyye, üç eserin en kısasıdır ve Peygamber’in asil niteliklerinin güzel bir ifadesidir (her satır Muhammed adıyla başlar). Şiirin kendisi, bize sadece onu anmanın bile ‘ruhlarımıza ferahlık getirdiğini’ söyleyen bir ayetinin kanıtıdır.<br />
<br />
Bu şiirlerin kelimeleri, onları canlandırmak için yalnızca Peygamber aşıklarının kalplerini beklemektedir. Âlemlerin Rabbine en sevgili olanın, tüm Müslümanların kendisine benzemeye çalıştığı Muhammed’in, salât ve selâm üzerine olsun, yüce özelliklerini anlatırlar. Kur’an’da bize onun ‘alemlere rahmet olarak’ gönderildiği (Kur’an – el-Enbiya, 21:107) ve ‘muhteşem bir tabiatla’ yaratıldığı (Kur’an, el-Kalem, 68:4) söylenir. O, Muhammed’dir (s.a.v.), Övgüye layıktır; O, Hayrü’l-Bariyye ‘dir – Yaratılışın En İyisi.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evrad-ı Kudsiye Duası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2470</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 18:11:07 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2470</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrad-ı Kudsiye Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Saidi Nursi'nin Virdi</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span> Günlük vird olarak Okunur.<br />
<br />
    بِسْـــــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ<br />
    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adı ile..<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْمَلِكُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْحَقُّ الْمُبِينُ<br />
    1. Allâhümme ent-el melik-ul hayyul-kayyûmul -hakkul mubiyn.<br />
    1. Allah’ım! Sen her şeyin sahibi Melik, Hayat veren Hayy, her şeyi ayakta tutan, zatı ile kaim Kayyum, Hak ve gerçekler gerçeği Mübin’sin.<br />
<br />
    اَلَّذِى لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اَنْتَ رَبِّى خَلَقْتَنِى وَاَنَا عَبْدُكَ وَاَنَا عَلىٰ عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَااسْتَطَعْتُ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ اَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَاَبُوءُ بِذَنْبِى فَغْفِرْلِى ذُنُوبِى فَاِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ يَا غَفَّارُ يَاغَفُورُ<br />
    2. Ellezî lâ ilahe illâ ente * ente Rabbî halakteni ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mestetâ’tu * e’ûzu bike min şerri mâ sanâ’tu ebû’u leke bini’metike aleyye * ve ebû’u bi-zenbî * fağfir-lî zunûbî * fe-innehû lâ yağfir-uz-zunûbe illâ ente. Yâ ğaffâr * Yâ ğafûr<br />
    2. Senden başka ilâh yoktur. Sen benim Rabbimsin, beni sen yarattın. Ben ise Senin kulunum. Takatim yettiği kadar Sana verdiğim söz ve vaad üzere kalacağım. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınıyorum. Üzerimde olan ihsan ve nimetlerini itiraf ettim gibi, günahlarımı da itiraf ediyorum. Günahlarımı bağışla, Senden başka günahları bağışlayan kimse yoktur, Sen Gaffar’sın Sen Gafûr’sun her günahı bağışlarsın.<br />
<br />
    سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا اِلٰهَ اِلاَّ الله ُ وَالله ُ اَكْبَرُ وَلاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّبِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ<br />
    3. Subhanallahi vel-hamdu lillâhi ve lâ ilahe illâllahu vallahu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh-il aliy-yil-aziym.<br />
    3. Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Hamd ve sena şükür ve ihsan Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden daha büyüktür. Azamet ve haşmetinin dışında, ne menfi ne de müsbet hiçbir şeye güç yetmez.<br />
<br />
    هُوَ اْلاَوَّلُ وَاْلاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ<br />
    4. Huvel-evvelu vel-âhiru vez-zâhiru vel-bâtınu ve huve bi-kulli şey’in aliym.<br />
    4. O Evvel, Âhir, Zahir, Bâtın’dır. O her şeyi en iyi bilendir.<br />
<br />
    لَا اِلٰهَ اِلاَّ الله ُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ الْحَىىُّ الَّذِي لاَيَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
    5. Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehu-Lehul mulku ve lehul hamdu-yuhyî ve yumîtu ve huvel-hayyullezî lâ yemûtu bi-yedih-il hayru ve huve alâ kulli şey’in kadir.<br />
    5. Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir şeriki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd Onadır. Hayatı O verir. Ölümü O verir. Kendisi ölmez daim hayat sahibidir. Hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاعَظِيمُ الْمُعَظَّمُ<br />
    6. Subhaneke yâ aziym-ul-mu’azzamu<br />
    6. Ey Ta’zim edilen Azim, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ  يَا قَيُّومُ الْمُكَرَّمُ<br />
    7. subhaneke yâ kayyûm-ul mukerremu<br />
    7. Ey hürmet edilen Kayyûm, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَابَاعِثُ<br />
    8. subhaneke yâ bâ’isu<br />
    8. Ey kullarına elçiler gönderen, ölüleri yeniden dirilten Bâis, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاوَارِثُ<br />
    9. subhaneke yâ varisu<br />
    9. Ey mülkün ilk ve son sahibi Vâris, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاقَادِرُ<br />
    10. subhaneke yâ kâdîru<br />
    10. Ey her şeye gücü yeten Kadir, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُقْتَدِرُ<br />
    11. Subhâneke yâ muktediru<br />
    11. Ey sonsuz kudret sahibi Muktedir, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاعَالِمَ السِّرِّ وَالْخَفِيَّاتِ<br />
    12. subhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat<br />
    12. Ey sır ve gizli her şeyi bilen Âlim, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَابَاعِثَ مَنْ ﰱِ الْجَدَالَةِ وَالْمُسْمَكَاتِ<br />
    13. subhaneke yâ bâ’ise men fil-cedâleti vel musmekâti<br />
    13. Ey yer ve göklerdekileri yeniden diriltecek olan Bâis, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَعْبُودَ جَمِيعِ الْخَلاَئِقِ<br />
    14. subhaneke yâ ma'bûde cemî-ıl halâ'ikı<br />
    14. Ey yaratılan her şeyin, bütün mahlukatın hak Mabudu, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُقَدِّرَ  الْوَجْدِ وَالصَّوَافِقِ<br />
    15. subhaneke yâ mukaddir-el vecdi ves-savâfıkı<br />
    15. Ey sevinç ve cezbeyi, keder ve belayı takdir eden zat, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ لاَتَطْرَأُ عَلَيْهِ اْلاٰفَاتُ<br />
    16. subhaneke yâ men lâ tedra’u aleyh-il âfâtu<br />
    16. Ey Kendisine âfet ve musibetler yanaşamayan zat, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُكَوِّنَ اْلاَزْمِنَةِ وَاْلاَوْقَاتِ عَلاَ قَدْرُكَ وَتَعَالَيْتَ عَمَّا يَقُولُ الظَّالِمُونَ عُلُوًّا كَـبِيرًا<br />
    17. Subhaneke yâ mu-kevvin-el ezmineti vel-evkâti alâ kadruke ve te’âleyta ammâ yekûl-uz-zâlimûne uluvven kebiyrâ.<br />
    17. Ey zamanları, vakitleri var eden zat, Kadrin yücedir senin. Zalimlerin dediklerinden son derece üstünsün, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُعْتِقَ الرِّقَابِ<br />
    18. Subhaneke yâ mû’tik-er-rıkâbe<br />
    18. Ey esirleri azat eden zat, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُسَبِّبَ اْلاَسْبَابِ<br />
    19. subhaneke yâ musebbib-el esbâbi<br />
    19. Ey sebepleri yaratan, meydana getiren, müsebbibul esbab, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاحَىُّ يَا قَيُّومُ الَّذِى لاَيَمُوتُ<br />
    20. subhaneke yâ hayyu yâ kayyûmullezî lâ yemûtu<br />
    20. Ey mutlak, zatî, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan Hayy ve her şeyi ayakta tutan, kendisi ise zatiyle kaim olan, hiç ölmeyen Kayyûm, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا اِلهِٰى وَاِلٰهَ النَّاسُوتِ<br />
    21. subhâneke yâ ilâhi ve ilâh-en-nâsûti<br />
    21. Ey benim ve bütün insanların İlâh ve mabudu!<br />
<br />
    خَلَقْتَنَارَبَّنَا بِيَدِكَ وَفَضَّلْتَنَا عَلىٰ كَـثِيرٍ مِنْ خَلْقِكَ فَلَكَ الْحَمْدُ وَالنَّعْمَآءُ وَلَكَ الطَّوْلُ وَاْلاٰلَاءُ<br />
    22. halaktenâ Rabbenâ bi-yedike ve feddaltenâ alâ kesiyrin min halkıke felek-el hamdu ven-na’ma’u 22 * ve le-ket-tavlu vel-alâ’u<br />
    22. Ey Rabbimiz! Bizi kudret elinle yarattın, birçok yaratıklardan üstün kıldın. Hamd ve nimetler ancak senindir, Sana döner, bolluklar, minnetler fazıl ve keremler ancak sana mahsustur.<br />
<br />
    تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ<br />
    23. tebârekte Rabbenâ ve te’âleyte nes-tağfiruke ve netûbu ileyke.<br />
    23. Şanın pek yücedir, sonsuz derece üstünsün, Senden mağfiret diliyoruz, Sana döndük, Sana geldik tevbe ediyoruz.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اَنْتَ اْلاَوَّلُ فَلاَ شَىْءَ قَبْلَكَ<br />
    24. Allâhumme entel evvelu felâ şey’e kableke<br />
    24. Allah’ım! Sen evvelsin; başlangıcın yoktur. Sen’den önce hiçbir şey yoktu, olamaz.<br />
<br />
    وَاَنْتَ اْلاٰخِرُ فَلاَ شَىْءَ بَعْدَكَ<br />
    25. ve ent-el-âhiru felâ şey’e bâ’deke<br />
    25. Sen Âhir’sin! Sonsuzsun; Senden sonra hiçbir şey yoktur, asla olamaz.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الظَّاهِرُ فَلاَ شَىْءَ يُشْبِهُكَ<br />
    26. ve ent-ez-zâhiru felâ şey’e yuşbihuke<br />
    26. Sen Zâhir’sin; varlığın her şeyden daha aşikâr ve açıktır.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْبَاطِنُ فَلاَ شَىْءَ يَرَاكَ<br />
    27. ve ent-el bâtınu felâ şey’e yerâke<br />
    27. Sen Bâtınsın, her şeyden daha ötesin, hiçbir şey Seni göremez.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْوَاحِدُ بِلاَ كَثيِرٍ<br />
    28. Ve entel vâhidu bilâ kesiyrin<br />
    28. Sen çokluğu olmayan Bir’sin.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْقَادِرُ بَلاَ وَزِيرٍ<br />
    29. ve ent-el kâdiru bilâ veziyrin<br />
    29. Sen yardımcısı bulunmayan Kudret sahibisin.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْمُدَبِّرُ بِلاَ مُشِيرٍ<br />
    30. ve entel mudebbiru bilâ muşiyrin<br />
    30. Sen kimsenin irşad ve yol göstermesine muhtaç olmadan her şeyi tedbir edensin.<br />
<br />
    قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتيِ الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ  بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَىْء ٍقَدِيرٌ<br />
    31. Kulillâhumme mâlik-el-mulki tu’til-mulke men teşâ’u ve tenzi’ul-mulke mimmen teşâ’u ve tu’izzu men teşâ’u ve tuzillu men teşâ’u bi-yedik-el hayru inneke alâ kulli şey’in kadir.<br />
    31. De ki: “Ey mülk ve hâkimiyet sahibi Allah’ım” Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın. Dilediğini aziz dilediğini zelil kılarsın. Her türlü hayır Sen’in elindedir. Sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
    تُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَار ِوَ تُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ<br />
    32. Tûlic-ul leyle fin-nehâri ve tûlic-un-nehâre fil-leyli ve tuhric-ul hayye min-el-meyyiti ve tuhric-ul meyyite min-el hayyi ve terzuku men teşâ’u bi-gayri hisâb.<br />
    32. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü geceye katarsın. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğini de hesapsız şekilde rızıklandırırsın<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنِ احْتَجَبَ فِى اْلاُولىٰ عَنْ جَمِيعِ الْوَرٰى<br />
    33. Subhaneke yâ menıhte-cebe fil-ulâ an cemi-il verâ.<br />
    33. Ey dünyada kendini bütün yaratıklardan perdeleyen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَرَدّٰى بِالْوَقَارِ وَاْلكِبْرِيَاءِ<br />
    34. Subhâneke yâ men teraddê bil-vekâri vel-kibriyâi.<br />
    34. Ey vakar ve kibriya perdesine bürünen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَالِكَ جَمِيعِ اْلاَشْيَاءِ<br />
    35. Subhâneke yâ mâlike cemi-il eşya.<br />
    35. Ey her şeyin sahibi, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامَنْ تَعَزَّزَ بِالْقُدْرَةِ وَالْعُلىٰ وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَافِى الضَّوَاخِي السَّبْعِ وَالْحُسْنٰى <br />
    36. Subhâneke yâ men te’azzeze bil-kudreti vel-ûlâ. Subhâneke yâ men yâ’lemu mâ fid-davahis-seb’i vel-husnâ.<br />
    36. Ey sonsuz kudret ve yüceliği ile izzeti tezahür eden. Ey yedi kat gök ve güzellikler yeri olan Cennette olanları bilen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَايَتَلَجْلَجُ فِى الصُّدُورِ وَ اْلاَحْشَاءِ<br />
    37. ve yâ men yâ’lemu mâ yeteleclecu fis-sudûri vel-ahşâi<br />
    37. Ey kalplerden geçenleri, içlerde dönüp dolaşanları bilen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    وَيَا مَنْ شَرَّفَ الْعَرُوضَ  عَلَى الْمُدَنِ  وَالْقُرٰى<br />
    38. Subhâneke yâ men şerrafel-aruda alel-mudeni vel-kurâ<br />
    38. Mekke ve Medine havalisini bütün şehir ve köylere üstün kılan, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا تَحْتَ الْجَبُوبِ وَالثَّرٰى<br />
    39. Subhâneke yâ men yâ’lemu mâ taht-el cebûbi ves-serâ.<br />
    39. Ey yer ve toprak altındakileri bilen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَعَالىٰ وَلَطُفَ عَنْ اَنْ يُرٰى<br />
    40. Subhâneke yâ men teâlâ ve latufe an en yurâ.<br />
    40. Ey görünmekten yüce ve lâtif olan, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ لاَرَبَّ غَيْرُكَ وَلاَ قَاهِرَ سِوَاكَ<br />
    41. Tebârekte Rabbenâ ve te’âleyte lâ Rabbe ğayruke ve lâ kahira si-vâke.<br />
    41. Ey Rabbimiz! Hayır ve bereket sahibisin. Sen sonsuz derece yüce ve üstünsün, Senden başka Rab yoktur, Senden başka galebe ve kahrıyla herkesi dize getiren Kahir de yoktur.<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ اَنْتَ الْمُنْعِمُ الْمُفْضِلُ الْمُقِيلُ الشَّكُورُ<br />
    42. Allâhumme entel mun’ım-ul mufdıl-ul mukiyl-uş-şekûr.<br />
    42. Allah’ım! Sensin nimet veren, lütufta bulunan, tafdil eden, yanlışlara düşmekten kurtaran, yapılan şükrün karşılığını en iyi veren.<br />
<br />
    وَاَشْهَدُ اَنَّكَ اَنْتَ الله الَّذِى لاَ اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ * اَنْتَ رَبِّى وَرَبُّ كُلِّ شَيْءٍ فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَلِىُّ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ<br />
    43. Ve eşhedu enneke entallâhullezî lâ ilâhe illâ ente * ente Rabbî ve Rabbu kulli şey’in fâtır-us-semâvati vel-ardi âlim-ul gaybi veş-şehâdet-il-aliyyul kebir-ul mute’âli.<br />
    43. Şahitlik ederim ki: Sen Allah’sın, Senden başka ilâh yoktur. Sen benim ve her şeyin Rabbisin. Gökleri ve yeri örneksiz yaratan, inşa eden sensin. Gayb ve şehadeti en iyi bilen Sensin. Yücesin, büyüksün, üstünsün.<br />
<br />
    طٰهٰ  طٰسۤمۤ  طٰسۤ يٰسۤ حٰمۤ عۤسۤقۤ ﴿﴾ مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لاَيَبْغِيَانِ<br />
    44. Tâ-hê... Tâ’sîn-mîm..Tâ-sin..Yâ-sîn..Hâ-mîm...Âyn-sîn-kâf.. Merac-el bahreyni yeltekkıyyâni beynehumâ berzahun lâ yebğıyân.<br />
    44. Tâ hâ, Tâ sin mim, Tâ sin, Yâ sin, Hâ mim, Ayn sin kaf. O iki denizi salıverdi, buluşuyorlar. Fakat aralarında engel vardır, birbirine karışmazlar.<br />
<br />
    اَلله ُلَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ اْلقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي اْلأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
    45. Allâhu lâ ilahe illâ huvel-hayyul kayyûmu lâ te’hu-zuhu sinetun ve lâ nevm.. Lehû mâ fis-semâvati ve mâ fil-ardi men-zellezî yeşfe’u indehû illâ bi-iznihi yâ’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yuhitûne bi-şey’in min ılmihî illâ bi-mâ şâ’e vesia kursiyyuhus-semâvati vel-arda ve lâ ye’ûduhû hıfzuhumâ ve huvel-aliyyul-aziym.<br />
    45. O Allah ki kendisinden başka ilah yoktur. Hayy’dır, Kayyum’dur kendisini ne bir uyuklama ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan katında kim şefaat edebilir. Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Onun yarattıkları ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O Alî’dir, Uludur.O Azimdir, azamet sahibidir.<br />
    حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ  حُمَّ اْلاَمْرُ وَجَاءَ النَّصْرُفَعَلَيْنَا لاَيُنْصَرُونَ<br />
    46. Hâ-mîm Hâ-mîm Hâ-mîm Hâ-mîm Hâ-mîm. Ha¬mîm Hâ-mîm Hummel-emru ve câ’en-nasru fe-aleynâ lâ yunsarûn.<br />
    46. Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… İş tamamlandı, zafer geldi, düşmanlar bize asla gâlib gelemezler.<br />
<br />
    حٰمۤ ﴿﴾ تَنْزيِلُ الْكِتَابِ مِنَ اللهِ الْعَزيِزِ الْعَليِمِ ﴿﴾ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِى الطَّوْلِ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ<br />
    47. Hâ-mîm * Tenzîl-ul-kitâbi minAllâh-il-aziz-il-aliym * Ğâfir-iz-zenbi ve kâbil-it-tevbi şedîd-il-i kâbi zit-tavli lâ ilâhe illâ huve ileyh-il-masiyr.<br />
    47. Hâ mim… bu kitap izzet sahibi olan Aziz, ilim sahibi olan Alîm olan Allah tarafından indirilmiştir. O günahları bağışlayan, tevbeleri kabul buyuran, azabı pek şiddetli ve fazlı bol olandır O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş O’nadır.<br />
<br />
    يَفْعَلُ الله ُ مَا يَشَآءُ بِقُدْرَتِهِ ﴿﴾ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُبِعِزَّتِهِ<br />
    48. Yef al’ullâhu mâ yeşâ’u bi-kudretihi *v e yahkûmu mâ yurîdu bi-ızzetihi<br />
    48. Allah dilerse kudretiyle her şeyi yapar, izzetiyle her hükmü verir.<br />
<br />
    وَلاَمُنَازِعَ لَهُ فِى جَبَرُوتِهِ ﴿﴾ وَلاَشَرِيكَ لَهُ فِى مُلْكِهِ<br />
    49. ve lâ munâzia lehû fî ceberûtihi *ve lâ şerîke lehû fi mulkihi.<br />
    49. Hâkimiyet ve her şeyi zabt u rabt altında tutmasında rakibi yoktur, kimse O’na karşı gelemez.<br />
<br />
    سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ لاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ ﴿﴾ مَاشَاءَ اللهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَاْ لَمْ يَكُنْ <br />
    50. Subhanallahi ve bi-hamdihi Lâ kuvvete illâ billahi * mâşâ’allâhu kâne vemâ lem yeşe’ lem yekun<br />
    50. Allah’ı layık olmadığı her türlü şeyden tenzih eder, O’na layık hamd ederiz. Onun kuvvet ve yardımı olmadan, hiçbir şeye gücümüz yetmez. O dilerse her şey olur. Dilemezse hiçbir şey olmaz.<br />
<br />
    اَعْلَمُ اَنَّ اللهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
    51. â’lemu ennallâhe alâ kulli şey’in kadîrun<br />
    51. Biliyorum Allah her şeye kadirdir,<br />
<br />
    وَاَنَّ اللهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًا ﴿﴾ وَاَحْصٰى كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًا<br />
    52. ve ennallâhe kad ehâta bi-kulli şeyin ilmen. * ve ehsâ kulle şey'in adedê<br />
    52. Allah ilmi ile her şeyi ihata eden, her şeyi her şe’niyle bilendir. Bilinen bilinmeyen her şeyin sayısını bilen, hesabını yapandır.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ لاَ تَقْتُلْنَا بِغَضَبِكَ ﴿﴾ وَلاَتُهْلِكْنَا بِمَثُلاَتِكَ ﴿﴾ وَعَافِنَا قَبْلَ ذٰلِكَ ﴿﴾ يَآاَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ <br />
    53. ve ehsâ kulle şey'in adedê Allâhumme lâ laktulnâ bi-gadabike * ve lâ tuhliknâ bi-mesulâtike * ve âfina kable zâlike*Yâ erhamer-râhimîn.<br />
    53. Allah’ım! Bizi gazabınla öldürme, azabınla helak etme. Ondan önce bizi affet, Senden öte merhamet eden kimse yoktur, Sen Erhamürrahiminsin.<br />
<br />
    سُبْحَانَ اللهِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ<br />
    54. Subhânellâhil-melik-il kuddûsi<br />
    54. Bütün mevcudatın mutlak maliki, Zat-ı akdesi, seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    سُبْحَانَ ذِى الْمُلْكِ وَالْمَلَكُوتِ<br />
    55. Subhâne zil-mulki vel-melekûti<br />
    55. Mülk ve melekût âlemlerinin sahibi olan Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    سُبْحَانَ ذِى الْعِزَّةِ وَالْعَظَمَةِ وَالْهَيْبَةِ وَالْقُدْرَةِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْجَلاَلِ  وَالْجَمَالِ وَالْكَمَالِ وَالْبَقَاءِ وَالسُّلْطَانِ  وَالْجَبَرُوتِ<br />
    56. Subhâne zil-ız-zeti vel-azameti vel-heybeti vel-kudrati vel-kibriyâi vel celâli vel cemâli vel kemâli vel bekâi ves-sultâni vel-ceberûti<br />
    56. İzzet, azamet, heybet, kudret, kibriya (büyüklük) celal (yücelik), cemal (güzellik), kemal (mükemmellik), beka, saltanat, ceberut (hâkimiyet) sahibi Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    سُبْحَانَ  الْمَلِكِ  الْحَىِّ الَّذِى لاَيَنَامُ وَلاَيَمُوتُ اَبَدًا بَاقِيًا دَائِمًا ﴿﴾ سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ<br />
    57. Subhânel melik-il hayyillezî lâ yenâmu ve lâ yemûtu ebeden bâkıyen dâimen. * Subbûhun kuddûsun Rabbunâ ve Rabbul melâ’iketi verrûh<br />
    57. Her şeyin sahibi, hükümdarı Melîk, uyumayan ve ebediyyen ölmeyen, daim baki kalan Hayy, bütün mevcudatın tesbih ettiği, Rabbimiz ve bütün melâikelerin Rabbi, Cebrail’in Rabbi olan Zat-ı Akdesi, noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ عَلِّمْنَامِنْ عِلْمِكَ ﴿﴾ وَفَهِّمْنَا عَنْكَ ﴿﴾ وَقَلِّدْنَا بِصَمْصَامِ نَصْرِكَ<br />
    58. Allâhumme allimnâ min ılmike * ve fehhimnâ anke *ve kallidnâ bi-samsâmi nasrike<br />
    58. Allah’ım! Bize ilminden bir şeyler öğrenmeyi nasip et. Bize kendini bildir, Seni tanıyalım, Seni bilelim. Boynumuza yardımının, nusretinin keskin kılıncını tak.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا لَكَ شَاكِرًا * وَلَكَ ذَاكِرًا * وَلَكَ رَاهِبًا * وَلَكَ مِطْوَاعًا * وَلَكَ مُخْبِتًا * وَاِلَيْكَ اَوّاَهًا مُنِيبًا<br />
    59. Allâhummec’alnâ leke şâkiran * ve leke zâ-kiran * ve leke râhiben * ve leke mitvêan ve leke muh biten ve ileyke evvâhen muniybâ.<br />
    59. Allah’ım! Bizim her birimizi, Sana şükreden, Seni zikreden, Azabından korkarak, günah ve isyandan sana kaçan, Senin emirlerine itaat eden, Sana boyun eğen, Sana niyaz edip yalvaran, Sana yönelip tevbe edenlerden kıl<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ تَقَبَّلْ تَوْبَتَنَا * وَاغْسِلْ حَوْبَتَنَا * وَسَدِّدْ مَقَاوِلَنَا * وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ صُدُورِناَ * وَاَذْهِبِ الذَّحْلَ وَالرَّانَ وَاْلاِحْنَةَ مِنْ قُلُوبِنَا<br />
    60. Allâhumme tekabbel tevbetenâ* vağsil havbetenâ * ve seddid makâvilenâ * veslul sehîmete sudûrinâ * ve ezhib-iz-zahle ver-râne vel-ıhnete min kulûbinâ.<br />
    60. Allah’ım! tevbemizi kabul buyur, günahlarımızı izale edip bizleri tertemiz eyle, bizleri sözlerimizde yanılmadan muhafaza edip doğru kıl, göğsümüzdeki kötülükleri, kinleri söküp at, kalplerimizdeki düşmanlık, kin ve katılığı gider.<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَعُوذُبِكَ مِنْ جُدَاعِ الْفُجْاَةِ وَمِنْ حَرْقِ الْمَاْنُوسَةِ<br />
    61. Allâhumme innâ ne’ûzu bike min cudâ’il-fuc’eti ve min hark-il me’nûseti<br />
    61. Allah’ım! ani ölümlerden, yangınlardan Sana sığınırız.<br />
<br />
    وَمِنَ اْلاِلْحَادِ وَالْغِرَّةِ وَمِنَ الْجَمِّ وَالْعَنَةِ وَمِنَ اْلاُمُورِ الْمُطَمِّرَاتِ<br />
    62. ve min-el-ilhâdi vel-ğırrati ve min-el-cem-mi vel’aneti ve min-el-umûril mutammirâti.<br />
    62. Şirkten, doğru yoldan sapmaktan, gafletten, azgınlıktan, günahlardan, aşırı borçtan, yanlışlıktan, zorluktan, sıkıntıdan, helak edici gizli felâketlerden sana sığınırız.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَاتَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَ بَيْنَ مَعَاصِيكَ وَ مِنْ طَاعَتِكَ مَا تُدْخِلُنَا وَ تُبَلِّغُنَا بِهِ  اِلىٰ حَظِيرَةِ الْقُدْسِ وَمِنَ الْيَقِينِ مَاتُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مُصِيبَاتِ الدُّنْيَا وَاْلاٰخِرَةِ<br />
    63. Allâhummaksim lenâ min haşyetike mâ tehûlu bihî beynenâ ve beyne me’âsîke ve min tâ’atike mâ tudhılunâ ve tubelliğunâ bih'i ilâ hazî-rat-il kudsi ve min-el-yakîni mâ tuhevvinu bihî aleynâ musîbât-id-dunya vel-âhirati<br />
    63. Allah’ım! Bizlere Senden korkmayı nasip eyle ki, o korkuyla bizi Sana karşı isyandan alıkoyasın ve Sana itaati nasip eyle ki, o itaatle bizi huzuruna alıp Cennetine koyasın ve kuvvetli imanı ihsan eyle ki, o iman ile bizlere dünya ve ahiret musibetlerini hafifleştiresin.<br />
<br />
    وَاحْشُرْنَا مَعَ خَيْرِ اْلاَشَاوِذِ  وَمَتِّعْنَا بِاَسْمَاعِنَا وَاَبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَااَحْيَيْتَنَا وَاجْعَلْهُ  الْوَارِثَ مِنَّا وَاجْعَلْ ثَاْرَنَا عَلىٰ مَنْ ظَلَمَنَا وَانْصُرْنَا عَلىٰ مَنْ عَادَانَا وَاغْفِرْ خَطَايَانَا وَاكْشِفْ رَزَايَانَا وَاشْفِ مَرْضٰينَا ﴿﴾  وَنَوِّرْ جُؤْشُوشَنَا وَاقْضِ اَوْطَارَنَا وَارْحَمْ نَاجِلَيْنَا وَلاَتَجْعَلِ الْعَاجِلَةَ اَكْبَرَ هَمِّنَا وَلاَمَبْلَغَ عِلْمِنَا وَلاَتَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِى دِينِنَا وَدُنْيَانَا وَلاَتُسَلِّطْ عَلَيْنَا بِذُنُوبِنَا مَنْ لاَيَرْحَمُنَا وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
    64. vahşurnâ me’a hayr-il-eşâvizi ve mettı'nâ bi-esmê’ina ve ebsârinâ ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec’alhul-vârise minnâ vec’al se'ranê alâ men zalemenâ vensurnâ alâ men âdenâ vağfir hatâyânâ vek-şif razêyênâ Veşfi merdanâ ve nevvir cu’şûşenâ vak-dı evtârenâ verham nâcileynâ ve lâ tec’al-il âcilete ekbera hemminâ ve lâ mebleğa ılminâ ve lâ tec’al musîybetenâ fî dîninâ ve dunyênê ve lâ tusallit aleynâ bi-zunubinâ men lâ yerhamunâ ver-zuknâ ve ente erham-ur-râhimîyn.<br />
    64. Bizleri en hayırlı insanlarla birlikte hasret. Hayatımızın sonuna kadar kulaklarımıza, gözlerimize sağlık ve selamet ver, kuvvetten bizi düşürme. Onlarla kazanacağımız hayırları arkamızdan bizlere vâris eyle. Bize zulmedenlerden intikamımız Sen al. Bizleri düşmanlarımıza galip kıl. Hata ve günahlarımızı bağışla. Musibetlerimizi bertaraf eyle. Hastalarımıza şifa ver. Gönlümüze nur bahş eyle. Her türlü ihtiyaçlarımızı gider. Ana ve babalarımıza ve neslimize merhamet et. Bu geçici dünyayı en büyük maksadımız yapma ve ilmimizin ve düşüncemizin son hedefi ve gayesi eyleme. Bize dinî ve dünyevî musibet verme. Günahlarımızdan dolayı bize merhamet etmeyecekleri musallat etme. Bizi rızıklandır, Sen’in merhametinden öte merhamet yoktur Çünkü Sen Erhamürrahiminsin.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْئَلُكَ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تَهْدِى بِهَا رَوْعَنَا وَتَلُمُّ بِهَا شَعْثَنَا وَتَجْمَعُ بِهَا شَمْلَنَا وَتَشْفِى بِهَا مَرِيضَنَا وَتُزَكِّى بِهَا اَعْمَالَنَا وَاَوْقَاتَنَا وَتُلْهِمُنَا بِهَا رُشْدَنَا<br />
    65. Allâhumme innâ nes’eluke rahmeten min ındike tehdî bihê rûanê ve tellumu bihê şâ’şenâ ve tecmeu bihê şemlenê ve teşfiî bihê merîdanê ve tuzekkî bihê ea’mâlenâ ve tulhimunâ bihê ruşdenê.<br />
    65. Allah’ım! Senden, öyle bir merhamet diliyoruz ki, onunla korku ve ürpermemizi huzura kavuştur, dağınıklığımızı toparla, aramızda olan ayrılıkları gider, bizi bir araya getir, hastalarımıza şifa ihsan eyle, amellerimizi, işlerimizi ve vakitlerimizi safi ve halis kıl, bereketli yap.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْئَلُكَ بِصَمَدَانِيَّتِكَ وَبِوَحْدَانِيَّتِكَ وَبِفَرْدَانِيَّتِكَ وَبِعِزَّتِكَ الْبَاهِرَةِ وَبِرَحْمَتِكَ الْوَاسِعَةِ اَنْ تَجْعَلَ لَنَا نُورًا فِى مَسَامِعِنَا وَنُورًا فِى اَعْيُنِنَا وَنُورًا فِى اَجْدَاثِنَا وَنُورًا فِى قُلُوبِنَا وَنُورًا فِى حَوَاسِّنَا وَنُورًا فِى نَسَمِنَا وَنُورًا مِنْ بَيْنِ اَيْدِينَا<br />
    66. Allâhumme innâ nes’eluke bi-samedâniyyetike ve bi-vahdâniyyetike ve bi-ferdâniyyetike ve bi-ızzetik-el-bâhirati ve bi-rahmetik-el-vâsi’ati en tec’ale lenâ nûren fî mesâmi’ınâ ve nûren fi ea’yuninâ ve nûren fi ecdâsinâ ve nûran fî kulûbinâ ve nûren fi havâssinâ ve nûren fi neseminâ ve nûren min, beyni eydiynâ.<br />
    66. Allah’ım! Senden hiç bir şeye muhtaç olmadığın, herkesin ihtiyacını verdiğin Samedaniyetinin ve zatında birliğini ifade eden Vahdaniyetinin ve sıfatında tekliğini bildiren Ferdaniyetinin ve apaçık İzzetinin ve geniş Rahmetinin hürmetine kulaklarımıza nur, gözümüze nur, kabrimize nur, kalbimize nur, bütün his ve duygularımıza nur, ruhumuza nur, önümüzde giden bir nur ihsan eyle.<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ زِدْنَا عِلْمًا وَنُورًا وَحِلْمًا واٰتِنَا نِعْمَةً ظَاهِرَةً وَنِعْمَةً بَاطِنَةً<br />
    67. Allâhumme zidnâ ilmen ve nûren ve hılmen ve êtinâ nı’meten zâhiraten ve nı’meten bâtineten.<br />
    67. Allah’ım! Bize verdiğin ilmi ve nuru ve hilmi arttır. Bize bilinen zahirî ve bilinmeyen bâtıni nimetler ver.<br />
<br />
    حَسْبُنَا اللهُ لِدِينِنَا ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ لِدُنْيَانَا ﴿﴾ حَسْبُنَا الله ُ الْكَرِيمُ لِمَا اَهَمَّنَا ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الْحَلِيمُ الْقَوِيُّ لِمَنْ بَغٰى عَلَيْنَا ﴿﴾ حَسْبُنَا الله ُ الشَّدِيدُ لِمَنْ كَادَنَا بِسُوءٍ <br />
    68. Hasbunallâhu li-dîninâ.. * Hasbunallâhu li-dunyânâ. * Hasbunallâh-ul-kerîmu limâ ehemmenâ. * Hasbunallâh-ul-halîm-ul-kaviyyu limen beğâ aleynâ. * Hasbunallâh-uş-şedîdu limen kêdenâ bi-sû’in.<br />
    68. Dinimizi korumak için Allah bize yeter. Dünyamızı kazanmak için Allah bize kâfidir. Tedirgin olduğumuz kaygılandığımız her şeye karşı kerem sahibi Allah bize yeter. Tuğyan edip bize karşı gelenlere, vakti merhunu gelene kadar hilim ile davranan sonsuz kuvvet sahibi Allah bize yeter. Kötü maksatla bize zarar vermeye kalkışanlara azabı şiddetli olan Allah bize yeter.<br />
<br />
    حَسْبُنَا اللهُ الرَّحِيمُ عِنْدَ السَّامِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الرَّؤُفُ عِنْدَ الْمَسْئَلَةِ فِى الْجَدَثِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الْكَرِيم ُ عِنْدَ الْحِسَابِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ اللَّطِيفُ عِنْدَ الْمِيزَانِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ  الْحَكِيمُ عِنْدَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الْقَدِيرُ عِنْدَ الصِّرَاطِ <br />
    69. Hasbunallâh-ur-rahîmu ınd-es-sâme. * Hasbu-nallâh-ur-râ’ûfu ınd-el mes’eleti fil-cedesi.. * Hasbunallâh-ul-kerimu ind-el-hisâbi * Hasbunallâh-ul-latîfu ind-el-mîzani.. * Hasbunallâh-ul hakîmu ındel cenneti ven-nâr * Hasbunallâh-ul-kadîru ind-es-sı-rati.<br />
    69. Ölüm esnasında hususî rahmet sahibi Rahîm olan Allah bize yeter. Kabirde sorguya çekilirken hususî şefkat sahibi Rauf olan Allah bize yeter. Kıyamet günü hesap verirken Kerim olan Allah bize yeter. Amellerin mizanda tartıldığında yumuşak davranan Latif olan Allah yeter. Cennet ve Cehenneme varırken hikmet sahibi Hakîm olan Allah bize yeter. Sırat köprüsünden geçerken kudret sahibi Kadîr olan Allah bize yeter.<br />
<br />
    حَسْبِيَ اللهُ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ<br />
    70. Hasbiyallâhu lâ ilahe illâ huve aleyhi tevekkeltu ve huve Rabbul arş-il-aziym.<br />
    70. Allah bana yeter. Ondan başka ilâh yoktur. O’na tevekkül ettim. O Arş-ı Âzam’ın Rabbidir.<br />
<br />
    مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ وَبِالْيَوْمِ الْجَدِيدِ ﴿﴾ وَبِاْلاِبَّانِ وَبِالْفَيْنَةِ السَّعِيدِ ﴿﴾ وَبِالسَّافِرِ وَالشَّهِيدِ ﴿﴾ اُكْتُبْ لَنَا مَانَقُولُ<br />
    71. Merhaben merhaben bis-sabâhi vebil-yevm-il-cedîdi * ve bil-ibbâni vebil feynet-is-saîd ve bis-sâfiri veş-şehîdi * uktub lenâ mâ nekûlu<br />
    71. Hoş geldin merhaba ey sabah ve ey yeni gün! Hoş geldin ey vakit, ey mutlu saat. Zaman sana geniş ve mutlu olsun ey yoluna ravan yolcu ve ey hazır bulunan kardeş. Rabbim bize şu söylediğimiz dilekleri yaz.<br />
<br />
    بِسْمِ اللهِ الْحَمِيدِ الْمَجِيدِ الرَّفِيعِ الْوَدُودِ الْمُحِيطِ الْفَعَّالِ فِى خَلْقِهِ لِمَا يُرِيدُ<br />
    72. Bismillah-il hamîd-il mecîd-ir Rafî-il vedûd-il muhît-il fa’al-i fî halkıhî limâ yurîd.<br />
    72. Her senaya lâyık olan, ancak kendisine hamd ve sena olunan, bütün varlıkların hâl ve kâl dilleriyle övülen Hamid, şanı yüce, kadri büyük, Zatı şerefli, işleri güzel, ihsanı hudûdsuz azîmüşşan olan Mecîd, bütün mertebeler elinde bulunan, istediğini istediği yere yükselten, sınırsız yüce olan Ref, çok seven ve sevdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya en çok lâyık olan Vedûd, her şeyi kuşatan Muhît, mahlûkatına karşı irade ettiği her şeyi yapan Faal olan Allah’ın adıyla başlıyorum.<br />
<br />
    وَهُوَ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ<br />
    73. Ve huve ekrabu ileyhi min habl-il-verîd.<br />
    73. O yarattığı her canlıya şah damarından daha yakındır.<br />
<br />
    اَصْبَحْنَا بِاللهِ مُؤْمِنًا ﴿﴾ وَبِلِقَائِهِ مُصَدِّقًا ﴿﴾ وَبِحُجَّتِهِ مُعْتَرِفًا ﴿﴾ وَلِسِوَى اللهِ فِى اْلاُلُوهِيَّةِ جَاحِدًا ﴿﴾ وَعَلَ اللهِ مُتَوَكِّلاً <br />
    74. Esbahnâ billâhi mu’minen * ve bi-likâ’ihi musaddikan * ve bi-huccetihî mû’terifen * ve lisivallâhi fil-ulûhiyyeti câhiden * ve alellâhi mutevekkilen<br />
    74. Allah’a imanla, Ona kavuşacağımıza tasdikle, bize göstermiş olduğu delil ve hüccetleri kabul ederek sabahladık, Allah’tan başka ilâh ve mabud tanımayız, Onun dışında bütün ilâhların batıl olduğuna inanır, sadece Allah’a tevekkül ederiz.<br />
<br />
    نُشْهِدُ اللهَ وَنُشْهِدُ مَلاٰئِكَتَهُ وَكُتُبَهُ وَاَنْبِيَائَهُ وَحَمَلَةَ عَرْشِهِ بِاَنَّهُ هُوَ اللهُ الَّذِي لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ<br />
    75. nuşhidullâhe ve nuşhidu melâ’iketehu ve kutubehu ve enbiyâ’e-hu ve hamelete arşihi * Bi ennehu huvallâhullezî lâ-ilâhe illâ huve vahdehu lâ şerîke leh<br />
    75. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini, arşını taşıyan meleklerini, şahit olarak gösteririz ki, O Hak ilâhtır, Ondan başka mabud yoktur, birdir, tektir şeriki yoktur.<br />
    وَنَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ * وَاَنَّ الْجَنَّةَ حَقٌّ * وَالنَّارَ حَقٌّ * وَاَنَّ الْحَوْضَ حَقٌّ * وَاَنَّ الشَّفَاعَةَ حَقٌّ * وَاَنَّ مُنْكَرًا وَنَكِيرًا حَقٌّ * وَوَعْدَكَ حَقٌّ * وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لاَ رَيْبَ فِيهَا * وَاَنَّ اللهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبُورِ * عَلىٰ ذٰلِكَ نَحْيٰى وَعَلَيْهِ نَمُوتُ وَعَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا وَلاَ نَرٰى عَذَابًا اِنْ شَاءَ اللهُ تَعَالىٰ<br />
    76. Ve neşhedu enne Muhammeden abduhû ve rasûluh * ve ennel cennete hakkun * vennâra hakkun * ve ennel havza hakkun * ve enneş-şefâ’ate hakkun* ve enne munkeran ve nekiyran hakkun * ve vâ’deke hakkun * ve ennessâate âtiyetun lâ raybe fihâ * ve ennallâhe yeb’asu men filkubûri * alâ zâlike nahyâ ve aleyhi nemûtu ve aleyhi nub'asu ğaden ve lâ nerâ azâben inşâ’allâhu teâlâ.<br />
    76. Yine şehadet ederiz ki, Muhammed (a.s.m) O’nun hem kulu, hem Resulüdür, Cennet haktır, Cehennem haktır, Havuz haktır, şefaat haktır, Münker ve Nekir haktır, bize verdiğin vaad haktır. Şüphesiz ki kıyamet kopacak, Allah kabirdekileri yeniden diriltecektir. Biz bu inanç üzere yaşar ve bu inanç üzere ölür ve bu inanç üzere yeniden yarın kıyamet günü diriliriz ve inşallah azap da görmeyiz.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا فَاغْفِرْلَنَا اَوْزَارَنَا الْكَبَائِرَ وَاللَّمَمَ فَاِنَّهُ لاَيَغْفِرُهُمَا اِلَّا اَنْتَ ﴿﴾ وَاهْدِناَ ِلاَحْسَنِ اْلاَخْلاَقِ فَاِنَّهُ لاَيَهْدِى ِلاَحْسَنِهَا اِلَّا اَنْتَ<br />
    77. Allahumme innenâ zalemnâ enfusenâ fağfir-lenâ evzârenel-kebâ’ira vel-lememe fe-innehû lâ yagfiruhumâ illâ ente * vehdinâ li-ahsen-il-ahlâki fe-innehû lâ yehdî li ahsenihâ illâ ente <br />
    77. Allah’ım! Bizler nefsimize zulmettik. Sen bizim büyük ve küçük günahlarımızı mağfiret et. Zira Senden başka onları bağışlayan kimse yoktur ve olamaz. Bizi en güzel ahlâka yönlendir. Zira Senden başka en güzel ahlâka yönlendirecek kimse yoktur ve olamaz.<br />
<br />
    لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ ﴿﴾ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ ﴿﴾ اٰمَنَّا اللّٰهُمَّ بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ ﴿﴾  وَ اٰمَنَّا اَللّٰهُمَّ  بِمَا اَنْزَلْتَ مِنْ كِتَابٍ فَصَدَّقْنَا<br />
    78. lebbeyke ve seâ’deyke vel-hayru kullu hû bi-yedeyke nestağfiruke ve netûbu ileyke * êmennê Allâhumme bimâ erselte min rasûlin * ve êmennê Allâhumme bimâ enzelte min kitâbin fe saddaknâ<br />
    78. Lebbeyk diyerek davetine icabet ettim, buyur bütün mevcudiyetimle emrine hazırım. Bütün hayırlar Senin elindedir. Günahlarımızın bağışlanmasını Senden diler, tevbe edip dergâhına döneriz. Allah’ım! Senin gönderdiğin her resule iman ettik. Allah’ım! İndirdiğin her kitaba inandık ve tasdik ettik.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ امْلَأْ اَوْجُهَنَا مِنْكَ حَيَاءً وَقُلُوبَنَا مِنْكَ حُبُورًا<br />
    79. Allâhummemle' ev cuhenâ minke hayê-en ve kulûbenâ minke hubûrâ.<br />
    79. Allah’ım! Senden gelen bir haya ile, Sana karşı yüzlerimize haya üstüne haya ver, kalplerimizi Senden gelen iman nuru ile doldur, sevinç ihsan et.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا لُهُومًا وَظَلِفًا وَلاَ تَجْعَلْنَا ضَنِينًا وَعَمِينًا وَنَمِيمًا وَنَفَّاجًا وَدَاحِسًا<br />
    80. Allâ hummec’alnâ luhûmen ve zalifen ve lâ tec’alnâ danînen ve amînen ve nemîmen ve neffâcen ve dâhisen.<br />
    80. Allah’ım! Bizi bol veren cömertlerden eyle, muradına erişenlerden kıl, cimri, hakkı görmeyen körlerden, başkalarının kötülüğünü yayan dedikoduculardan, kendini beğenen kibirlilerden, arabozuculardan eyleme.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَعُوذُبِكَ مِنَ الْهَبْرَمَةِ وَالْجَاْوَةِ وَمِنَ الْعُتُوِّ وَالْخَطْرَبَةِ وَالْخَيْلُولَةِ وَالْفَيْهَجِ وَالرَّتْعِ وَالْعَتْلِ وَالرَّمَاءِ وَالْفِتْنَةِ الدَّهْمَاءِ وَالْمَعِيشَةِ الضَّنْكَاءِ<br />
    81. Allâhumme innâ ne’ûzu bike min-el-hebremeti vel-ce’veti ve minel-utuvvi vel-hatrabeti vel-haylûleti velfeyheci ver-rat'ı vel-atli ver-ramê’i vel-fitnetid-dehmâ’i vel-maîşet-id-dankâ’i.<br />
    81. Allah’ım! Çok yemek ve içmekten, kabalıktan, azgınlıktan, inattan, darlıktan, kötü zandan, içkiden, gevşemekten, rahata düşkünlükten, şirretlikten, riyadan, korkunç fitnelerden ve geçim sıkıntısından Sana sığınırım.<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ اجْعَلْ اَوَّلَ يَوْمِنَا هَذَا صَلاَحًا * وَاَوْسَطَهُ فَلاَحًا * وَاٰخِرَهُ نَجَاحًا * وَاخْتِمْ لَنَا بِالسَّعَادَةِ وَالشَّهَادَةِ وَالتَّوْبَةِ وَالْمَغْفِرَةِ وَاْلاِيمَانِ<br />
    82. Al-i lahummec’al evvele yevminâ hêzê salâhen * ve evsatahu felâhen * ve âhirahu necâhen..vahtim lenê bis-saâdeti veş-şehêdeti vet-tevbeti vel-mağfirati vel-îmân.<br />
    82. Allah’ım! Bizim için bu günümüzün evvelini iyilik, salah, ortasını kurtuluş, felah, sonunu başarı, necah eyle! Bize saadet, şehadet, tevbe, mağfiret ve iman ile hüsnü hatime ver.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ اَوَّلَهُ رَحْمَةً وَاَوْسَطَهُ زَهَادَةً وَاٰخِرَهُ  تَكْرِمَةً<br />
    83. Allâhummec’al evvelehû rahmeten ve evsatahû zehêdeten ve âhirehu tekrimeten.<br />
    83. Allah’ım! Bizim için bu günün evvelini rahmet, ortasını fâni ve fena şeylerden çekinmekle saadet, sonunu fazlını göstermekle ikram eyle.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا مِنَ الْعَيْشِ اَرْغَدَهُ ﴿﴾ وَمِنَ الْعُمْرِ اَسْعَدَهُ ﴿﴾ وَمِنَ الرِّزْقِ اَوْسَعَهُ <br />
    84. Allâhummerzuknâ min-el-ayşi erğadehu * ve min-el-umri es’adehu* ve min-er-rızki evsa’ahu.<br />
    84. Allah’ım! Bize geçimin en geniş ve iyisini, ömrün en mutlu ve saadetlisini, rızkın en bol ve bereketlisini ihsan eyle!<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ اعْفُ عَنّاَ بِعَفْوِكَ ﴿﴾ وَاحْلُمْ عَلَيْنَا بِفَضْلِكَ ﴿﴾ سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ لَا اُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ ﴿﴾ اَنْتَ كَمَا اَثْنَيْتَ عَلىٰ نَفْسِكَ ﴿﴾ عَزَّجَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ ﴿﴾ وَلاَيُهْزَمُ جُنْدُكَ ﴿﴾ وَلَا يُخْلَفُ وَعْدُكَ ﴿﴾ وَلَا اِلٰهَ غَيْرُكَ <br />
    85. Allâhummâ’fu annâ bi-afvike * vahlum aleynâ bi-fadlike * subhânekâllahumme ve bi-hamdike lâ uhsî senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze câruke * ve celle senâ’uke * ve lâ yuhzemu cunduke * ve lâ yuhlefu vâ’duke * ve lâ ilahe ğayruke.<br />
    85. Allah’ım! Bizi geniş olan atfınla bağışla, bize fazlınla güzel muamele et, fırsat tanı, Cezalandırma. Allah’ım Sen sübhansın bütün ayıp ve kusurlardan münezzehsin, hamd ancak Sana aittir. Ben hakkıyla Sana hamd ve sena yapamıyorum. Senin övgünü saymakla bitiremem, vasfında acizim. Sen ancak kendin, kendini sena edersin, Kendini sena ettiğin gibisin. Sana sığınan aziz olur, medih ve senan yücedir. Senin ordun mağlup edilmez. Senin sözünden hilaf olamaz, Sen sözünde dönmezsin, Senden başka ilâh yoktur.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ  يَامَعْبُودُ<br />
    86. Subhaneke mâ abednâke hakka ıbâdetike yâ mâ’bud.<br />
    86. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler Sana hakkıyla ibadet edemedik ey Mâbud.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ<br />
    87. Subhâneke mâ arafnêke hakka mâ’rifetike yâ mâ’rûf.<br />
    87. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler Seni hakkıyla tanıyamadık ey Mâruf!<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَامَذْكُورُ<br />
    88. Subhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ mezkûr.<br />
    88. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler seni hakkıyla zikredemedik ey Mezkûr!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَامَشْكُورُ<br />
    89. Subhâneke mâ şekernâke hakka şukrike yâ meşkûr.<br />
    89. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler sana hakkıyla şükredemedik ey Meşkûr!.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اَوْزِعْنَا شُكْرَ مَا اَنْعَمْتَ بِهِ عَلَيْنَا ﴿﴾ فَاِنَّكَ اَنْتَ اللهُ الَّذِى ارْتَفَعَتْ عَنْ صِفَةِ الْجِبِلِّ صِفَاتُ قُدْرَتِكَ وَلاَ ضِدَّ شَهِدَكَ حِينَ فَطَرْتَ الْمَارُوشَ وَلاَ نِدَّ حَجَزَكَ حِينَ بَرَأْتَ الْحَوَابَاتِ<br />
    90. Allâhumme ev-zı'nâ şukra mâ en’amte bihi aleynâ * fe-inneke entallâhullezir-tefe’at an sıfetil-cibilli sıfâtu kudretike ve lâ zıdde şehideke hıyne fetart-el-mêrûşe ve lâ nidde hacezeke hıyne berâtel-havêbêt<br />
    90. Allah’ım! Bize bağışladığın nimetlerin şükrünü edâ etmek için bizleri muvaffak eyle. Sen Allah’sın, Senin kudretinin sıfatları mahlûkatın sıfatlarından çok yücedir. Sen gizli ifsad edici şeyleri yaratırken, buna şâhid olan hiçbir zıddın yoktu (bunları yaratman hikmetsiz değildir). Günâhları, suçları yaratırken, Seni alıkoyacak bir ortağın, engelliyebilecek bir dengin yoktu (Sen zıddan, karşı gelinmekten münezzehsin).<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَعوُذُ بِكَ مِنْ جَحْمَةٍ لاَ تَدْمَعُ ﴿﴾  وَمِنْ جَنَانٍ لاَيَفْزَعُ ﴿﴾ وَمِنْ قَلْبٍ لاَيَخْشَعُ ﴿﴾ وَ مِنْ دُعَاءٍ لاَيُقْبَلُ ﴿﴾ وَمِنْ عِلْمٍ لاَيَنْفَعُ ﴿﴾ وَمِنْ قَوْلٍ لاَيُسْمَعُ ﴿﴾ وَمِنْ نَفْسٍ لاَتَشْبَعُ ﴿﴾ وَمِنْ عَوَاذِ الْمَاعُونِ<br />
    91. Allâhum-me innâ ne’ûzu bike min cahmetin lâ tedme’u * ve min cenânin lâ yefze’u *ve min kalbin lâ yahşa’u * ve min duâil lâ yûkbelu * ve min ılmin lâ yenfeu 100 ve min kavlin lâ yusme'u * ve min nefsin lâ teşbe'u * ve min avêz-il-mâ’un.<br />
    91. Allah’ım! Ağlamayan gözden, korkmayan gönülden, huşu duymaz kalpten, kabul olmaz duadan, faydasız ilimden, dinlenmeyen sözden, doymayan nefisten, insanların günlük hayatında ihtiyaç duydukları yardımı kesmekten Sana sığınırım.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ قُرْا ٰنِكَ ﴿﴾ وَاَلْبِسْنَا مَلاَبِسَ اَنْواَرِكَ وَاَغْمِسْنَا ﰱِ رَاموُزِ اللَّطَائِفِ ﴿﴾ وَ اَفِضْ عَلَيْناَ مِنْ عَوَارِفِ الْمَعَارِفِ<br />
    92. Allâhumme fehhimnâ esrâra kurânike * ve elbisnâ melâbise envârike vağmisnâ fi râmuz-il letâifi * ve efid aleynâ min avêrif-il-meârifi<br />
    92. Allah’ım! Bize Senin kitabın olan Kur’an’ın sırlarını anlamayı nasib et, nurlarından elbiseler giymeyi ihsan eyle. Bizleri lütuflar deryalarına daldır. Üzerimize ihsan ve atıyyeleri, kalplerimize marifetler ve seni tanıyıp bilmenin ilimlerini sağnak sağnak yağdır.<br />
<br />
    يَانُورَ اْلاَنْوَارِ  يَا لَطِيفُ  يَاسَتَّارُ ﴿﴾ نَسْئَلُكَ اَنْ تُصَلِّيَ عَلىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نَبْرَاسِ اْلاَنْبِيَآءِ وَنَيِّرِ اْلاَوْلِـيَآءِ وَزِبَرْقَانِ اْلاَصْفِيَاءِ وَيُوحِ الثَّقَلَيْنِ وَضِيَآءِ الْخَافِقَيْنِ ﴿﴾ وَاَنْ تَرْفَعَ وُجُودَنَا اِلىٰ فَلَكِ الْعِرْفَانِ وَاَنْ تُثَبِّتَ شُهُودَنَا فِى مَقَامِ اْلاِحْسَانِ<br />
    93. Yâ nûr-el-envâri yâ latîfu yâ settâru * nes’eluke en tusalliye alâ seyyidinâ Muhammedin nebrâs-il-enbiyâ’i ve ney-yir-il-evliyâ’i ve zibrikân-il-asfiyâ’i ve yûhis-sakaleyni ve ziyâ-il-hâfikayni * ve en terfe’a vucûdenâ ilâ felek-il-irfâni ve en tusebbite şuhûdenâ fi makam-il-ihsâni<br />
    93. Ey Nurların Nuru! Ey gizli inceliği bilen, herşeyde nazik cemal-i sanatı görünen, yumuşak muamele eden Latîf, Ey maddî manevî ayıpları, kusurları, çirkinlikleri örtüp gizleyen Settâr! Enbiyanın parıl parıl parlayan kandili, evliyanın aydınlığı, asfiyanın ayı, cin ve insanların güneşi, Şark ve Garb ufuklarının ziyası olan Efendimiz Muhammed’in (a.s.v.) üzerine rahmet indirmeni ve bizlerin vücudunu irfan semâsına yükseltmeni ve kalplerimizi ihsan makamında sabitkadem kılmanı niyaz edip diliyoruz.<br />
<br />
    يَا اَللهُ يَا نُورُ يَا وَاسِعُ يَاغَفُورُ ﴿﴾ يَا مَنِ السَّمَآءُ بِاَمْرِهِ مَبْنِيَّةٌ ﴿﴾ وَالْغَبْرَآءُ بِقُدْرَتِهِ مَدْحِيَّةٌ ﴿﴾ وَالشَّوَاهِقُ بِحِكْمَتِهِ مَرْسِيَّةٌ<br />
    94. yâ Allâhu yâ nûru yâ vâsi’u yâ ğafuru * yâ men-is-semâ’u bi-emrihî mebni-yetun * vel-ğabrâ’u bi-kudretihi medhiyyetun * veş-şevâhiku bi-hikmetihî mersiyyetun<br />
    94. Ey gerçek mabud olan Allah, ey nur veren, nur olan Nur, ey herşeyi ihata eden Vasi, ey günahları bağışlayan Gafur, ey gökler emriyle bina edilen, ey yeryüzü kudretiyle yayılan, ey yüksek dağlar hikmetiyle dikilip, ayakta duran, ey güneş ve ay fazlıyla ışık veren, ziyadar olan Allah.<br />
<br />
    وَالْقَمَرَانِ بِفَضْلِهِ مُضِيئَةٌ ﴿﴾ نَسْئَلُكَ بِاِسْمِكَ الَّذِى تَرَقْرَقَتْ مِنْهُ الْخُنَّسُ وَ اْلاَزْهَرَانِ ﴿﴾ وَتَجَلْجَلَتْ مِنْهُ الْعَنَانُ حِرْزًا مَانِعًا وَنُورًا سَاطِعًا يَكَادُ سَنَابَرْقِهِ يَذْهَبُ بِاْلاَبْصَارِ<br />
    95. vel-kamerâni bi-fadlihi mudîetun * nes’eluke bismikelleziî terakrakat minh-ul-hunnesu vel-ezherâni d* ve tecelcelet minh-ul-anênu hırzen mâni’an ve nûran sâtı’an yekâdu senâ berkıhî yezhebu bil-ebsâri<br />
    95. Gezegenleri, güneş ve ayı ışıklandıran, gök sahnelerini nurlandıran, şimşeklerle gürlemesini sağlayan isminin hürmetine, Sen; bize eziyet verecek olan kötülüklerin, şerlerin girmesine mani, muhkem bir kale ve parlaklığı ile neredeyse gözleri alıveren bir nur nasib eyle.<br />
<br />
    يُقَلِّبُ اللهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ ﴿﴾ اِنَّ فِى ذٰلِكَ لَعِبْرَةً ِلِاُولىِ اْلاَبْصَارِ<br />
    96. yukallib-ul-leyle ven-nehêra inne fî zâlike le-ıbraten li-ulil-ebsâri <br />
    96. Allah karanlık olan geceyi gündüze, aydın olan gündüzü geceye çevirir. Bunda basireti açık olanlar için ibret vardır.<br />
<br />
    طٰسۤمۤ ﴿﴾ وَنَعُوذُ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ مِنَ الْمَعَازِفِ وَالْعِضَةِ وَالْمَحْظُورِ ﴿﴾ وَالْمُمَاحَلَةِ وَالْغِمَارِ وَمِنْ كَيْدِ الْفُجَّارِ ﴿﴾ وَمِنْ حَوَادِثِ الْعَصْرَانِ وَمِنْ شَرِّ اْلاَجَرَّانِ<br />
    97. Tâ-sîn-mîm * Ve ne’ûzu billâhil -aliyyil-azîmi min-el-maâzifi vel-ızati vel-mahzûrî * vel-mumâhaleti vel-ğımari ve min keydil-fuccêri ve min havâdis-il-asrâni ve min şerril-ecerrâni<br />
    97. Ta sin mim, lehviyat olan çalgı âletlerinden, yalandan, buhtandan, sihirden haramdan, hilekârlıktan, zındıkların tuzağından, gece ve gündüz hadiselerinden, cin ve insanların şerrinden Aliyyü’l-Âzîm olan Allah’a sığınıyorum.<br />
<br />
    يَاحَفِيظُ اِحْفَظْنَا ﴿﴾ يَاوَلِىُّ يَاوَالِى﴿﴾ يَاعَلِىُّ يَاعَالِى ﴿﴾ يَامَنْ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ﴿﴾ لاَ يَعْلَمُ اَحَدٌ  كَيْفَ هُوَ اِلاَّ هُوَ ﴿﴾ يَا اَللهُ * يَاحَىُّ * يَاقَيُّومُ * يَاحَقُّ * يَاوَاحِدُ * يَااَحَدُ يَاصَمَدُ * يَاوَهَّابُ * يَافَتَّاحُ * يَامُحْيِى * يَامُمِيتُ * يَاقَهَّارُ * يَاسَلاَمُ<br />
    98. Yâ hafîzu ihfeznâ..* yâ veliyyu yâ vâlî* yâ aliy-yu yâ âli * yâ men lâ ilâhe illâ huve * lâ yâ’lemu ehadun keyfe huve illâ hûve* yâ Allahu.. * Yâ hayyu * yâ kayyûmu. * yâ hakku * yâ vâhidu * yâ ehadu * yâ samedu * yâ vehhêbu *yâ fettâhu * yâ muhyî * yâ mumîtu * yâ kahhâru *Yâ selâ-mu.<br />
    98. Ey Hafîz Sen bizi muhafaza eyle! Ey Velî Sen bizim sahib ve dostumuz ol! Ey yüce olan Alî, Ey herşeyden üstün olan Âli, Ey Kendisinden başka ilâh olmayan, Kendisinden başka kimse kendisinin nasıl olduğunu bilemeyen. Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Hakk, Ya Vahid, Ya Ehad, Ya Samed, Ya Vahhab! Ya Fettah, Ya Muhyi, Ya Mümit, Ya Kahhar, Ya Selâm!<br />
<br />
    سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍ رَحِيمٍ<br />
    99. Selâmun kavlen min Rabbir-Rahiym.<br />
    99. Rabb’i Rahim’den sözlü bir selâm olsun onlara.<br />
<br />
    فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
    100. Fese-yekfîkehumullâhu ve huves-semî’ul-alîm.<br />
    100. Onların hakkından gelmek için Allah sana yeter. O bütün ses ve sadaları en iyi işiten Semî’, herşeyi bihakkın bilen, hiçbir şey ondan gizlenmeyen Alîm’dir.<br />
<br />
    هُوَ اللهُ الَّذِي لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ<br />
    101. huvallâ-lıullezî lâ ilâhe illâ huve* Âlimul ğaybi veş-şehêdeti huver-Rahmân-ur-Rahîm.<br />
    101. O öyle bir Allah’tır ki, Ondan başka ilah yoktur. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O Rahman’dır, rahmeti her şeyi kuşatır, Rahîm’dir sevdiklerine hususi şefkat ve merhamet sahibidir.<br />
<br />
    هُوَ اللهُ الَّذِي لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ ﴿﴾ اَلْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَرُّ الْمُحْصِى الرَّزَّاقُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ الْمُقِيتُ الصَّادِقُ الْبَاقِى الرَّؤُفُ النَّافِعُ الضَّارُّ الْمُهْلِكُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْعَفُوُّ الْغَنِىُّ الْمُغْنِى الْمُنْتَقِمُ التَّوَّابُ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ الْبَصِيرُ<br />
    102. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve * el-melik-ul kuddûs-us selâm-ul mu’min-ul muheymin-ul azîz-ul cebbâr-ul mutekebbir-ul -hâlık-ul bâri-ul musavvir-ul gaffâr * el mubdi-ul muîd-ul berr-ul muhsır-rezzâk-ul kâbid-ul bâsit-ul hâfıd-ur râfi-ul mu’izz-ul muzill-ul mukît-us-sâdık-ul bâkir-ra’ûf-un nâfi-ud-dârr-ul muhlik-ul mukaddim-ul mu’ahhir-ul afuvv-ul-ğaniyy-ul muğnil muntekım-ut tevvâb-us semî-ul alîm-ul-basîr.<br />
    102. O öyle bir Allah’tır ki, Ondan başka ilah yoktur. O Meliktir mülk sahibidir. O Kuddüstür, paktır, bütün ayıplardan uzaktır, bütün temizliklerin esas sahibidir. O Selâmdır, her türlü acz, kusur ve noksanlıktan münezzehtir, selamet Ondan gelir. O Mü’mindir, emniyet ve emân verir, kalplere iman bahşeder. O Müheymin’dir, herşeyin dizgini elinde, bütün mevcudatı çepeçevre kudret pençesinde tutan, gözeten, koruyandır. O Azizdir, kudreti herşeye galiptir. O Cebbardır, kimse Ona karşı koyamaz. O Mütekebbirdir, büyüklük ancak kendisine hastır. Allah müşriklerin Kendisine ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O Hâlık’tır, herşeyin yaratıcısıdır. O Bârî’dir, bir şeyden çok şeyi örneksiz yaratandır. O Musavvir’dir, herşeye münasip suret giydirendir. O Gaffâr’dır, bol mağfiret fazıl ve rahmetiyle her günahı bağışlayandır. O Mübdi’dir, bütün mevcudatı maddesiz, mayesiz, örneksiz, meşietiyle yoktan var eden ve başlatandır. O Muîd’dir, ilk yarattığı ve her zaman yenilediği, ölmüş çürümüş dağılmış mevcudatı tekrar dirilten ve iade edendir. O Muhsî’dir, maddî ve manevî herşeyin sayı ve hesabını bilendir. O Rezzâk’tır, bütün mahlûkatı rızıklandıran rızkı elde etme sebeblerini yaratandır. O Kâbıd’dır, maddî-mânevî herşeyi istediği ölçüde azaltıp daraltandır. O Bâsıt’tır, maddî manevî her şeyi istediği miktarda alçalman genişletendir. O Hâfid’dir dilediğini alçaltır ve indirendir. O Rafi’dir, herşeyin maddî ve manevî yükselmesi elinde bulunandır. O Muizz’dir, dilediğine tevfik verip azîz kılan, izzet bahşedip şereflendirendir. O Müzill’dir, dilediğini hikmet ve adaletiyle zelîl kılandır. O Mukît’tir, mahlûkatın çeşit çeşit rızkını vakti vaktine veren, gözetip kuvvetlendirendir. O Sâdık’tır, her sözü, her işi doğru olan, ahdini, vadini yerine getirendir. O Bakî’dir, bütün sıfat ve esmasıyla hep var olan, varlığı zamanla sınırlanmayandır. O Raûf’dur, çok esirgeyen, re’fet ve hususî şefkatini gösterendir. O Nafi’dir, faydalı şeyleri yaratan, herşeye çok menfaatlar iyilikler takandır. O Dârr’dır, hikmeti gereği, irade ettiklerine adaletle zarar ve elem verendir. O Mühliktir, dilediği şeyi helak edendir. O Mukaddim’dir, dilediği herşeyi öne geçiren, şereflendirendir. O Muahhir’dir, dilediği herşeyi arkaya alan, vakti merhune bırakandır. O Afüvv’dir, çok affeden, pişmanları affetmeyi sevendir. O Ganî’dir, mutlak zenginlik sahibi, hiçbir kimseye muhtaç olmayan, herkes Kendisine muhtaç olandır. O Muğnî’dir, dilediği kimseyi maddî ve manevî zengin kılandır. O Müntakim’dir, zalimlerden, intikam alandır. O Semî’dir bütün ses ve sadaları en iyi işitendir. O Alîm’dir, herşeyi en iyi bilendir. O Basîr’dir, herşeyi en iyi görendir.<br />
<br />
    حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ﴿﴾ نِعْمَ الْمَوْلىٰ وَنِعْمَ النَّصِيرُ ﴿﴾ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ اْلمَصِيرُ<br />
    103. Hasbunallâhu ve ni’mel-vekîlu * ni'mel-Mevlâ ve ni’men-nasîr. * Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el masîr.<br />
    103. Allah bize kâfidir, O en güzel vekildir. O en iyi yardımcı ve dosttur. Rabb’imiz bizleri bağışla dönüş ancak sanadır.<br />
<br />
    يَا دَائِمَاً بِلاَ فَنَآءٍ ﴿﴾ وَيَا قَآئِماً بِلاَ زَوَالٍ ﴿﴾  وَيَا مُدَبِّرًا بِلاَ وَزِيرٍ ﴿﴾  سَهِّلْ عَلَيْنَا وَعَلىٰ اَبَوَيْناَ وَعَلىٰ جَمِيعِ طَلَبَةِ النُورِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ كَآفَّةً كُلَّ عَسِيرٍ<br />
    104. Yâ dâ’imen bilâ fenâ’in * ve yâkâ’imen bilâ zevalin * ve yâ mudebbiran bilâ vezîrin * Sehhil aleynâ ve alâ ebeveynâ ve alâ cemîı talebetin-nûril mu'minîne vel mu'minâti kâffeten kulle asîr<br />
    104. Ey yok olmayan Daim, ey zeval bulmayan Kaim, ey vezirsiz, yardımcısız herşeyi idare eden Müdebbir, bize, anne-babalarımıza, cümle Nur Talebelerine, erkek ve kadın bütün mü’minlere her zoru kolaylaştır, âsân eyle.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا اَعْطَيْتَ * وَلاَ مُعْطِىَ لِمَا مَنَعْتَ * وَلاَ رَآدَّ لِمَا قَضَيْتَ * وَلاَ مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ * وَلاَ يَنْفَعُ ذَ الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ<br />
    105. Allâhumme lâ mâni’a limâ â’tayte * ve lâ mû’tıye limâ mena' te * ve lâ râdde limâ kadayte * ve lâ mubeddile limâ hakemte * ve lâ yenfa’u ‘ zel-ceddi mink-el-ceddu<br />
    105. Allah’ım! Senin verdiğini alıkoymaya, alıkoyduğunu vermeye kimsenin gücü yetmez. Kaza ve kaderini kimse red edemez, geri çeviremez. Verdiğin hükmü kimse değiştiremez. Senin merhamet ve lutfun olmadıkça, katında kimseye malı, mülkü, kuvveti fayda vermez.<br />
    سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ ﴿﴾ اَلْحَسِيبِ الْحَكَمِ الْعَدْلِ الرَّقِيبِ الْبَازِخِ الشَّامِخِ الْمُجِيبِ الْغَنِىِّ الرَّشِيدِ الصَّبُورِ الْجَلِيلِ الْبَدِيعِ النُّورِ الْمُقْسِطِ الْجَامِعِ الْمُعْطِى الْمَانِعِ<br />
    106. Subhâne Rabbiy-el aliyyil azîm * el hasîb-il hakem-il adl-ir rakîb-il bâzih-iş şâmih-il mucîb-il ğaniyyir raşîd-is sabûr-il celîl-il bedî-in nûr-il muksit-il câmi-ıl mû’t-ıl-mâni.<br />
    106. Herşeyden yüce ve üstün olan Alî, azamet sahibi olan Azîm, herkesin her ihtiyacını gideren, herşeyin hesabını iyi bilen Hasîb, mahlukat arasında en iyi ve en güzel şekilde hüküm veren, hal ve fasıl eden Hakem, adaletle hükmeden Âdil, hiçbir şey nazarından kaçmayan, herşeyi her an gözetleyen Rakib, son derece yüce olan Bazih, sonsuz derece azamet sahibi Şamih, dualara icabet eden Mucîb, hiçbir şeye muhtaç olmayan, sonsuz varlık sahibi olan Ganî, hak ve hayır yollarını gösteren Reşîd, sabır gösteren, kullarını hemen cezalandırmayan Sabûr, büyük ve yüce olan Celîl, misilsiz yoktan var eden, en güzel surette yaratan, dengi olmayan Bedi’, herşeyi nuruyla aydınlatan Nur adaletle iş gören Muksit, dilediği şeyi dilediği zaman ve yerde toplayan, insanları haşir meydanında bir araya getiren Cam’, sual edilen her haceti, lâzım olan her nimeti, arzu edilen her şeyi veren Mu’tî, istemediği şeye mani olan tecâvüzleri durduran, hudud koyan Mâni’ Rabb’im, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.<br />
<br />
    لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْوَكِيلُ الشَّهِيدُ ﴿﴾ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْمَتِينُ الْمَجِيدُ ﴿﴾ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْوَاحِدُ الْوَالِى ﴿﴾ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْمَاجِدُ الْمُتَعَالِى<br />
    107. Lâ ilâhe illâllah-ul vekîl-uş-şehîd. * Lâ ilahe illâllâh-ul metîn-ul mecîdu. Lâ ilâhe illâllah-ul vâhidul vêlî * Lâ ilâhe illâllâh-ul mâcid-ul mute’âli.<br />
    107. Lâilahe illallah (Allah’tan başka ilâh yoktur), Allah bütün mahlûkatın herşeyini üstüne alan Vekil ve her yerde hazır ve nazır olan Şehit’tir. Lâilahe illallah, Allah güven ve karar sahibi, muhkem yapan, kudretine hiç birşey engel olamayan Metîn ve sonsuz şeref ve azamet ve nimet sahibi yüceler yücesi Mecîd’tir. Lâilahe illallah, Allah bir olan Vahid ve her şeye sahip ve bütün kâinatı tek başına idare ve tedbir eden Vâlî’dir. Lâilahe illallah, Allah kadr ve şânı büyük, kerem ve semâhati bol Mâcid ve her şeyden ve her hal ve tasavvurdan yüce olan Müteâlî’dir.<br />
<br />
    اَعْدَدْنَا لِكُلِّ هَوْلٍ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ ﴿﴾ وَلِكُلِّ رَغْسٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ رَخَآءٍ اَلشُّكْرُ لِلّٰهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ اُعْجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ لَزَنٍ حَسْبِىَ اللهُ ﴿﴾ وَلِكُلِّ اِثْمٍ اَسْتَغْفِرُ اللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ شَجْوٍ مَاشَاءَ اللهُ﴿﴾ وَلِكُلِّ قَضَآءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ مُصيِبَةٍ اِنَّا لِلّٰهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ طاَعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ شَجَبٍ اِسْتَعَنْتُ بِاللهِ<br />
    108. Â’dednâ likulli hevlin lâ ilâhe illallâhu * ve likulli rağsin elhamdu lillâhi * veli kulli rahâ’in eş-şukru lillâhi * ve likulli u’cûbetin subhânallâhi *ve likulli lezenin hasbiyallâhu * ve likulli ismin estağfirullâh * ve likulli şecvin mâşâ’allâhu * ve likulli kadâ’in ve kaderin tevekkeltu alâllâhi * ve likulli musiybetin innâlillâhi * ve likulli tâ’atin ve mâ’siyyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi * ve likulli şecebin isteantu billâhi.<br />
    108. Her tehlikeye ve korkuya karşı hazırlığımız “Lâila he illallah”, her bol nimete ve berekete “Elhamdülillah”, her bolluğa ve rahata “Eşşükrü lillâh”, her ilginç ve hayret verici şeye “Sübhânallah” her sıkıntıya ve şiddete “Hasbiyallah” her günah ve suça “Estağfirullah” her üzüntü ve sevince “Mâşaallah” her kaza ve kadere “Tevekkeltü alellah” her musibet ve belaya “innâ lillah” her itaat ve isyana “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” her ihtiyaç ve derde “isteantübillah”dır.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا اَصْبَحْنَا نُشْهِدُكَ وَ نُشْهِدُ مَلَائِكَتَكَ وَحَمَلَتَ عَرْشِكَ وَاَنْبِيَآئَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ ﴿﴾ بِاَنَّكَ اَنْتَ اللهُ الَّذِى لَا اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ ﴿﴾ وَاَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ﴿﴾ وَلاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ<br />
    109. Allâhumme innâ asbahnâ nuşhiduke ve nuşhidu melâ’iketeke ve hamelete arşike ve enbiyâ’eke ve cemi’a halkıke * bi-enneke entallâhullezî lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerîke leke *ve enne seyyidenâ Muhammeden abduke ve resûluke. * Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil-aziym<br />
    109. Allah’ım! Seni, meleklerini, Arşının taşıyıcılarını, peygamberlerini, bütün mahlukatını şahid tutarak sabahladık ki, Sen Allah’sın, Senden başka ilâh yoktur, Teksin, şerikin yoktur, Muhammed (s.a.v) Senin hem abdin ve hem resulündür, yüce olan Alî ve büyük olan Azîm Allah’ın yardımı olmadan hiçbir iyilik yapmaya ve hiçbir kötülükten kurtulmaya gücümüz yetmez.<br />
<br />
    يَارَحْمٰنَ الدُّنْيَا وَيَارَحِيمَ اْلاٰخِرَةِ فَاعْفُ عَنّاَ وَاغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْليٰنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ<br />
    110. Yâ Rahman-ed-dunyâ ve yâ Rahîm-el âhireti fâ’fu annâ vağfir lenâ verhamnâ ente Mevlâna ve ente hayrur-Râhimîn.<br />
    110. Ey dünyada fark gözetmeden herkese rahmet eden Rahman, ey âhirette mü’minleri rahmetiyle kuşatan Rahîm; bizi affet, günahlarımızı bağışla, bize rahmet et, Sensin bizim Mevlamız, Sensin en üstün rahmet sahibi.<br />
<br />
    بِسْمِ اللهِ الشَّافِى هُوَ اللهُ ﴿﴾ بِسْمِ اللهِ الْكَافِى هُوَ اللهُ ﴿﴾ بِسْمِ اللهِ الْمُعَافِى هُوَ اللهُ ﴿﴾ بِسْمِ اللهِ الَّذِى لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِى اْلاَرْضِ وَ لاَ فِى السَّمَآءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
    111. Bismillâh-iş şâfi huvallâhu.. * Bismillâh-il-kâfi huvallâhu. * Bismillâh-il-mu’âfî huvallâhu. * Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’un fil-ardi ve lâ fis-semâ’i ve huves-semî-ul-aliym.<br />
    111. Şafî Allah’tır, Şifa veren Allah’ın adıyla, Kafî Allah’tır, herşeye yeten Allah’ın adıyla, Muafî Allah’tır, afiyet veren, günahları imha eden Allah’ın adıyla. Allah’ın adıyla ki, Onun adı beraber olduktan sonra yerde, gökte, hiçbir şey zarar veremez, O herşeyi işiten Semi’, Herşeyi bilen Alîm’dir.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ يَا مُحْيِى اَحْيِنَا حَيَاةً طَيِّبَةً بِالصِّحَّةِ وَالْعَافِيَةِ فِى دَارِ الدُّنْيَا وَاْلاٰخِرَةِ اِنَّكَ عَلٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
    112. Allâhumme yâ muhyî ehyinâ hayêten tayyibeten bis-sıhhati vel âfiyeti fî dârid-dunyâ vel-âhireti inneke alâ kulli şey'in kadîr.<br />
    112. Allah’ım! Sen Muhyi’sin, hayat verensin, bize dünya ve âhirette sıhhatli ve afiyetli iyi ve güzel hayat nasib eyle. Şüphesiz, Sen herşeye gücü yeten Kadîr’sin.<br />
<br />
    فَاللهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
    113. Fallahu hayrun hafızan ve huve erham-ur-Rahimiyn.<br />
    113. Allah en iyi hıfz ve himaye edendir. O en üstün rahmet sahibi olan Erhamürrahimin’dir.<br />
<br />
    وَاللهُ مِنْ وَرَائِهِمْ  مُحِيطٌ ﴿﴾ بَلْ هُوَ قُرْا ٰنٌ مَجِيدٌ ﴿﴾ فِى لَوْحٍ مَحْفُوظٍ<br />
    114. Vallâhu min verâ’ihim muhîtun * bel huve Kur’ânun mecidun * fî levhımmahfûz.<br />
    114. Allah onları arkalarından kuşatır, Kur’an onların iddia ettikleri gibi değil, O Levh-i Mahfuzda korunan, şerefli, yüce bir kitaptır.<br />
<br />
    حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطىٰ وَقُومُوا ِلِلّٰهِ قَانِتِينَ<br />
    115. Hâfizû ales-salâvâti ves-salât-il vustâ ve kûmû lillâhi kânitîne<br />
    115. Namazlara ve bilhassa orta namaza devam ve dikkat edin ve Allah için namaza itaatle durup kıyamda bulunun.<br />
<br />
    اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ﴿﴾ نِعْمَ الْحَافِظُ اَللهُ يَا حَافِظُ اِحْفَظْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍّ وَضَرٍّ<br />
    116. in kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfizun * Ni’mel hâfizu Allâh * yâ hâfizu * ıhfeznâ min kulli şerrin ve darrin<br />
    116. Hiçbir kimse yoktur ki yanında onu muhafaza eden (bir melek) bulunmasın. Allah en iyi koruyan ve muhafaza eden Hafiz’dir. Ey Hafiz bizleri her şer ve zarardan muhafaza eyle.<br />
<br />
    ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَائِفَةً مِنْكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ اْلاَمْرِ مِنْ شَىْءٍ * قُلْ اِنَّ اْلاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِ * يُخْفُونَ فِى اَنْفُسِهِمْ مَالاَيُبْدُونَ لَكَ * يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ اْلاَمْرِ شَىْءٌ  مَا قُتِلْنَا هٰهُنَا * قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ اللهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ<br />
    117. Summe enzele aleykum min bâ’dil ğammi emeneten nu’âsen yağşâ tâ’ifeten minkum<br />
            ve tâ’ifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi ğayral-hakkı zannel-câhiliyyeti yekûlûne hel lenâ min-el-emri min şey’in *  kul innel-emre kullehû lillâhi * yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne leke * yekûlûne lev kâne lenâ min-el-emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ * kul lev kuntum fi buyûtikum leberazellezîne kutibe aleyhim-ul katlu ilâ medacı’ıhim ve liyebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li-yumahhısa mâ fî kulûbikum vallâhu alîmun bi-zât-is-sudûr.<br />
    117. Sonra o üzüntünün ardından (Allah) üzerinize bir emniyet indirdi. Sizden bir kısmını bürüyen tatlı bir uyku hali verdi. Bir kısmınız (münafıklar) ise can derdine düşmüş, Allah hakkında Cahiliye devrindekine benzer hak dışı şeyler düşünüyorlar: Bu işin kararlaştırılmasında bizim yetkimiz mi var? Ne gezer! diye söyleniyorlardı. De ki: Bütün yetki ve karar Allah’ındır “Onlar aslında içlerinde, sana karşı açığa vuramadıkları birşeyler saklıyor ve kendi aralarında: “Bu emir ve komuta içinde bir payımız olsaydı, şimdi burada olmaz, öldürülmezdik.” Allah, sizin içinizde olanı imtihan etmek ve kalplerinizi her türlü vesveseden ve kirden arındırıp pırıl pırıl yapmak için bunu başınıza getirdi. Allah gönüllerde saklı olanı hakkıyla bilir.<br />
<br />
    اَلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اِنَّنَا اٰمَنَّا فَغْفِرْلَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ  النَّارِ<br />
    118. Ellezîne yekûlûne Rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâb-en-nâr.<br />
    118. Takva sahipleri; Rabb’imiz! Biz îman ettik, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem ateşinden muhafaza eyle, diye duâ ederler.<br />
<br />
    اَلصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِاْلاَسْحَارِ ﴿﴾ شَهِدَ اللهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَآئِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ<br />
    119. Es-sâbirîne ves-sâ-dıkıyne vel-kânitıyne vel-munfikîne vel-mustağfirîne bil-eshâr. * Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve vel-melâ-iketu ve ulûl-ilmi kâ-imen bil-kıstı lâ ilâhe illâ huvel-azîz-ul hakîm.<br />
    119. Onlar sabırlı, imanlarında sadık ve samimi, Allah’ın huzurunda itaatla divan duran, mallarını hayırda harcayan, seher vakitlerinde istiğfar edenlerdir. Allah, kendisinden başka ilâh olmadığına şahitlik etti. Buna melekler ve adaletten ayrılmayan ilim sahipleri de şahitlik ettiler ki, Ondan başka ilâh yoktur; O herşeye galip Azîz, herşeyi hikmetle donatan Hakîm’dir.<br />
<br />
    اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ اْلاِسْلاَمُ<br />
    120. înned-dî ne indallâh-il-islâm.<br />
    120. Allah katında makbul olan din ancak İslâm dinidir.<br />
    فَسُبْحَانَ اللهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ ﴿﴾ وَلَهُ الْحَمْدُ  فِى السَّمٰوَاتِ وَ اْلاَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ<br />
    121. Fesubhânallâhi hıyne tumsûne ve hıyne tusbihûn. * Ve lehul-hamdu fis-semâvati vel-ardi ve aşıyyen ve hıyne tuzhirûn.<br />
    121. Haydi siz akşama girdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd ve sena O’na mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ikindi vaktinde de öğleye girerken de O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.<br />
<br />
    يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّةِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّةَ مِنَ الْحَىِّ وَ يُحْيِي اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ<br />
    122. Yuhric-ul hayye min-el-meyyiti ve yuhric-ul meyyite min-el-hayyi ve yuhyil-erda bâ’de mevtihâ ve kezâlike tuhracûn.<br />
    122. O, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır. Öldükten sonra yeryüzünü O diriltir. İşte siz de öldükten sonra böylece dirilip kabirlerinizden çıkarılacaksınız.<br />
<br />
    اِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى اللهِ رَبِّى وَرَبِّكُمْ مَا مِنْ دَآبَّةٍ اِلاَّ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا اِنَّ رَبِّي عَلىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ<br />
    123. İnnî tevekkeltu alellâhi Rabbî ve Rabbukum mâ min dâbbetin illâ huve êhızun bi-nâsiyetihâ inne Rabbî alâ sırâtin mustakîm.<br />
    123. Ben benim de, sizin de Rabb’iniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hiç bir canlı yoktur ki, Allah onun perçeminden tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. Şüphesiz ki Rabbim’in yolu doğru bir yoldur.<br />
<br />
    وَمَا لَنَآ اَلاَّ نَتَوَكَّلَ عَلَى اللهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلىٰ مَا اٰذَيْتُمُونَا وَعَلىٰ اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ<br />
    124. Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alellâhi ve kad hedâna subulenâ ve lenasbiranne alâ mâ êzeytumûnâ ve alellâhi fel-yetevekkelil mutevekkilun.<br />
    124. Biz neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki, bize yollarımızı dosdoğru gösterdi. Bize verdiğiniz her türlü eza ve sıkıntıya sabredeceğiz. Güven isteyenler ancak Allah’a tevekkül etsinler.<br />
<br />
    قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا اِلاَّ مَا كَتَبَ اللهُ  لَنَا هُوَ مَوْليٰنَا وَعَلَى اللهِ فَالْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ<br />
    125. Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ huve Mevlânâ ve alellâhi fel-yetevekkel-il mu’minûn.<br />
    125. De ki: Allah bizim hakkımızda ne takdir etmiş ne yazmışsa başımıza ancak o gelir. O bizim Mevlamız ve Sahibimizdir. Öyleyse mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.<br />
<br />
    وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ اِلاَّ هُوَ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلاَ رَآدَّ  لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ<br />
    126. ve in yemseskallâhu bi durrin felâ kâşife lehû illâ huve ve in yuridke bi hayrin felâ râdde li fadlihi yusıybu bihî men yeşâu min ıbâdihî ve huvel ğafûrur-Rahîm.<br />
    126. Allah sana bir sıkıntı, bir zarar dokundurursa, onu yine Ondan başka kaldırabilecek kimse yoktur. Şayet sana bir hayır murad ederse, o durumda Onun bu lütfunu engelleyebilecek de kimse yoktur. O lütfunu ihsanını kullarından dilediğine nasib eder. O, günahları bağışlayan Gafur, bol rahmet sahibi Rahîm’dir.<br />
<br />
    وَمَا مِنْ دَآبَّةٍ فِى اْلاَرْضِ اِلاَّ عَلىٰ اللهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهاَ وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌ فِى كِتَابٍ مُبِينَ<br />
    127. Ve mâ min dâbbetin fil-ardi illâ alellâhi rızkuhâ ve yâ’lemu mustekarrehâ ve mustevde’ahâ kullun fi kitabin mubiyn.<br />
    127. Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’a âit olmasın. Allah onların rahimlerdeki yerini de bilir, yaşayıp öleceği yeri de. Bunların hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.<br />
<br />
    وَ كَاَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللهُ يَرْزُقُهَا وَ اِيَّاكُمْ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
    128. Ve ke-eyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ Allâhu yerzukuhê ve iyyâkum ve huves-semî-ul-alîm.<br />
    128. Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenmeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O herşeyi hakkıyla işiten Sem’i ve bilen Alîm’dir<br />
<br />
    مَايَفْتَحِ اللهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلاَ مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلاَ مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ<br />
    129. Mâ yeftahıllâhu linnâsi min rahmetin felâ mumsike lehâ ve mâ yumsik felâ mursile lehû min bâ’dihi ve huvel azîz-ulhakîm.<br />
    129. Allah, insanlara bir rahmet açarsa, Ona mâni olabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Onun vermediğini ise gönderecek güç yoktur. O, mutlak galip Azîz ve hüküm ve hikmet sahibi Hakîm’dir.<br />
<br />
    وَلَئِنْ سَئَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللهُ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَاتَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ  كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ اَوْ اَرَادَنِى بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِىَ اللهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ<br />
    130. Ve lein se’eltehum men halâk-as-semâvati vel-arda le-yekulunnallâhu kul efera-eytum mâ Ted’une min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi-durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi kul hasbiyallâhu aleyhi yetevekkel-ul-mutevekkilûn.<br />
    130. Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, muhakkak “Allah” derler. De ki; Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar onun bu rahmetine mâni’ olabilir mi? De ki: Bana Allah kâfidir. Güvenilir birisini arayanlar da, yalnız O’na dayanıp tevekkül etsinler.<br />
<br />
    وَمَاجَعَلَهُ اللهُ اِلاَّ بُشْرٰى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِهِ وَمَا النَّصْرُ اِلاَّ مِنْ عِنْدِ اللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ<br />
    131. Ve mâ ce’alehullâhu illâ buşrâ lekum ve li-tatma’inne kulûbukum bihi ve men-nasru illâ min indillah-il azîz-il-hakîm.<br />
    131. Allah bu yardımı, ancak size bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz tatmin olup güven duysun diye yaptı. Zafer ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’tandır, başkasından değildir!<br />
<br />
    كهٰيٰعۤصۤ ﴿﴾ حٰمۤ عۤسۤقۤ  ﴿﴾ اِكْفِنَا  وَارْحَمْنَا هُوَ اللهُ الْقادِرُ الْقَاهِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْفَاطِرُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ * قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِى الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ<br />
    132. Kêf-Hê-yê-ayn-sâd * Hâ-mîm - Ayn-sîn-kâf * İkfinâ verhamnâ huvallâh-ul-kâdir-ul kâhir-uz zâhir-ul bâtın-ul fâtir-ul lâtîf-ul habîr. * Kavluhul-hakku ve lehulmulku yevme yunfehu fis-sûri âlim-ul gaybi veş-şehêdeti ve huvel-hakîm-ul-habîr.<br />
    132. Kaf hâ yâ ayn sâd. Hâ mîm ayn sîn kaf. Bizim sahibimiz sen ol, Sen herşeye kâfisin, bize merhamet et. O herşeye kudreti yeten Kadir, her kuvvete galip gelen, cabbarları hunharları dize getiren, tedbir ve takdirini hiç kimsenin geri çeviremediği, dilediğini yapan Kahir, varlığı, sıfatı, isimleri her şeyde aşikâr ve apaçık olan Zahir, isim ve sıfat, ef’al ve eserleriyle herşeyin içyüzünü kaplayan, hiçbir şey onların ötesine geçemeyen, nazarlardan gizli kalan Batın, herşeyi yoktan örneksiz var eden Fâtır, en ince şeyleri yapan, her şeye nüfuz eden, lütuf sahibi Lâtîf, herşeyden en iyi haberdar olan Habîr olan Allah’tır. Sözü haktır. Mülk Onundur. Sur’a üfürüldüğü gün hiçbir şey Ondan gizlenemez, O görüneni ve görünmeyeni en iyi bilen Âlim’dir. O herşeyi hikmetle yapan Hakîm, herşeyden haberdar olan Habîr’dir.<br />
<br />
    يَاحَنَّانُ يَامَنَّانُ يَابَدِيعَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ يَا حَيُّ يَاقَيُّومُ يَاذَا الْجَلاَلِ وَالْاِكْرَامِ ﴿﴾ نَسْئَلُكَ بِعِظَمِ اللاَّهُوتِيَّةِ اَنْ تَنْقُلَ طِبَاعَنَا مِنْ طِبَاعِ الْبَشَرِيَّةِ وَاَنْ تَرْفَعَ مُهَجَنَا مَعَ مَلآئِكَتِكَ الْعُلْوِيَّةِ<br />
    133. Yâ hannânu Yâ mennânu Yâ bedî’as-semâvâti vel-ardi * Yâ hayyu yâ kayyûmu Yâ zel-celâli vel-ikrâm. * Nes’eluke bi-ızam-il-lâhutiyyeti en tenkule tıbê’anê min tıbêıl-beşeriyyeti ve en terfe’a muhecenâ me’a melâ’iketik-el ulviyyeti.<br />
    133. Ey sonsuz şefkatli olan Hannân, ey bol iyilik ve ihsan eden Mennân, Ey gökleri ve yeri örneksiz ve taklitsiz yapan Bedi’, ey mutlak, zatî, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan Hayy, ey her şey kendisine istinat ederek kaim olan, vücudu hiçbir kimseye dayanmayan Kayyûm, ey celâl ve ikram sahibi! Senden ulûhiyyetînin şan ve azameti hürmetine tabiatımızı beşerîlikten çıkarıp, bir daha sana isyan etmemek üzere, ruhumuzu itaatkâr meleklerinle beraber yükseltmeni niyaz ediyoruz.<br />
<br />
    يَامُحَوِّلَ الْحَوْلِ واْلاَحْوَالِ حَوِّلْ حَالَنَا اِلىٰ اَحْسَنِ الْحَالِ<br />
    134. Yâ muhavvil-el havli vel-ahvâli havvil hâlenâ ilâ ahsen-il hâl.<br />
    134. Ey kuvvet ve halleri değiştiren, hâlimizi en iyi ve en güzel bir hale çevir.<br />
    سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ اَسْتَغفِرُكَ وَاَتُوبُ اِلَيْكَ<br />
    135. Subhânekâllâhumme ve bi-hamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke.<br />
    135. Allah’ım! Sen her türlü ayıp ve kusurdan münezzehsin, Ancak Sana hamdedilir, Senden başka ilâh olmadığına şehâdet getirir, ancak Senden af diler ve Sana tevbe ederim.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍنِ السَّابِقِ اِلىَ اْلاَنَامِ نُورُهُ وَرَحْمَةٌ لِلْعَالَمِينَ ظُهُورُهُ عَدَدَ مَنْ مَضٰى مِنَ الْبَرِيَّةِ وَمَنْ بَقِىَ وَمَنْ سَعِدَ مِنْهُمْ وَمَنْ شَقِيَ صَلاَةً تَسْتَغْرِقُ الْعَدَّ وَتُحِيطُ بِالْحَدِّ صَلٰوةً لاَغَايَةَ لَهَا وَلاَ انْتِهَآءَ وَلاَ اَمَدَ لَهَا وَلاَانْقِضَآءَ صَلوٰتَكَ الَّتِى صَلَّيْتَ بِهَا عَلَيْهِ وَعَلىٰ اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَعِتْرَتِهِ مِثْلَ ذٰلِكَ ﴿﴾ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ<br />
    136. Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin-is-sâbikı ilel-enâmi nûruhû rahmetun lil-âlemîne zuhûruhû adede men medâ min-el-beriyyeti ve men bekıye ve men saide minhum ve men şakıye salâten testağrik-ul adde ve tuhıytu bil-haddi salâten lâ ğâyete lehê ve len tihê-e ve lâ emede lehê ve len kıdâ’e salâtek-el-letî salleyte bihâ aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve itratihî misle zâlike. * Bi rahmetike yâ Erhamer-Râhimîn.<br />
    136. Allah’ım! Hiçbir şeyi yaratmadan nurunu yarattığın, her şeyi nuruyla aydınlattırdığın, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimiz Muhammed’e (s.a.v) geçmiş ve gelecek, gerek mesut ve bahtiyar gerek şaki ve isyankâr olsun bütün mahlûkat adedince rahmet manasındaki salât eyle! Öyle bir rahmet ki bütün sayıları aşacak, her sınırı ihata edecek, sonsuz ve nihayetsiz, kesintisiz bitmez tükenmez olsun. Bunun bir mislini de Ona indirdiğin gibi Onun Âl ve Ashabına ve aile efradına indir. Bu Senin rahmetine yakışır, çünkü Sen en üstün merhamet sahibi olan Erhamürrahiminsin<br />
<br />
    سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿﴾ وَسَلاَمٌ عَليَ الْمُرْسَلِينَ  ﴿﴾ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
    137. Subhâne rabbike rabbil ızzeti ammâ yesıfûn * Ve selâmun alel murselîn * Vel hamdulillâhi rabbil âlemîn.<br />
    137. İzzet sahibi Rabb’in onların yakıştırdıklarından mukaddes ve münezzehtir. Peygamberlere selâm olsun! Hamd ve sena ancak âlemlerin Rabb’i olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ﴿﴾ اَللّٰهُمَّ اَعْطِنَا كُلَّ خَيْرٍ وَاَعِذْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍّ<br />
    138. Allâhumme rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes-semî’ul alîmu.* Allâhumme e’tınâ kulle hayrin ve eıznâ min kulli şerr<br />
    138. Allah’ım! Rabb’imiz, bu duayı bizden kabul buyur, çünkü sen herşeyi en iyi duyan Semi’ ve en iyi bilen Alîm’sin. Allah’ım! Bize her hayrı nasib eyle ve her türlü serden bizleri mahfuz ve masun kıl.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ اْلاَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ اْلاَبْصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ﴿﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿﴾ وَالصَّلاٰةُ وَالسَلاٰمُ عَلىٰ رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ<br />
    139. Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbil kulûbi ve devâihê ve âfiyetil ebdêni ve şifâihê ve nûr-il ebsâri ve dıyâihâ ve alâ êlihî ve sahbihî ve sellim * Elhamdulillâhi rabbil âlemîn * Ves-salâtu ves-selâmu alâ rasûlinâ Muhammedin Ve êlihî ve sahbihî ecmeîn.<br />
    139. Allah’ım! kalblerin tabibi ve devası, bedenlerin afiyet ve şifâsı, gözlerin nur ve ziyası Efendimiz Muhammed’e, Âl ve Ashabına, rahmet manasındaki salât ve selâm eyle! Âlemlerin Rabb’i olan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm olsun resulümüz Muhammed’e, bütün Âl ve Ashabına.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ كَلاٰمِكَ الْقَدِيمِ وَرَسُولِكَ الْكَرِيمِ ﴿﴾ وَبِحَقِّ جَمِيعِ اْلاَنْبِيَآءِ وَالْمُرْسَلِينَ ﴿﴾ وَبِحُرْمَةِ اْلاَوْرَادِ الْقُدْسِـيَّةِ وَمَا فِيـهَا مِنَ الْحَقـَآئِقِ ﴿﴾ يَاقَاضِىَ الْحَاجَاتِ وَيَادَافِعَ الْبَلِيَّاتِ اِدْفَعْ عَنَّا الْبَلَايَا ﴿﴾ وَارْزُقْنَا وَاُسْتَاذَنَا وَمَشَايِخَنَا﴿رَضِىَ اللهُ عَنْهُمْ﴾ وَوَالِدَيْنَا وَطُلاَّبَ النُّورِ بِحُسْنِ الْخَاتِمَةِ اٰمِينَ اٰمِينَ اٰمِينَ ﴿﴾ وَ صَلَّى اللهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ اٰلِهِ  وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا <br />
    140. Allâhumme bi hakkı kelâmikel kadîmi ve Rasûlikel kerîm.* Ve bi hakkı cemîıl enbiyâi vel murselîn. * Ve bi hurmetil evrâd-ı kudsiyyeti ve mâ fîhê min hakâik. * Yâ kâdıyel hâcât. * Ve yâ dêfial beliyyât. * İdfe’ annâ belâyâ. * Verzuknâ ve ustâzenâ ve vâlideynâ ve tullebeten-nûri bi husnil hâtimeti Âmîn… Âmîn… Âmîn… * Ve sallalâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve sellim teslîmen kesîrâ.<br />
    140. Allah’ım! Kelâm-ı Kadîm olan Kur’an ve Resul-ü Ekremin hakkı için ve bütün Enbiya ve resullerin hakkı için ve Evrâd-ı Kudsiye ve içindeki hakikatlar hürmetine, ey ihtiyaçları yerine getiren ve belâları def eden, üzerimizden belaları kaldır, bize ve Üstadımıza anne ve babamıza ve Nur talebelerine hüsnü hatime ihsan eyle, dünyadan ayrılmamızı güzel sonuçlandır… Âmin, âmin, âmin…</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrad-ı Kudsiye Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Saidi Nursi'nin Virdi</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span> Günlük vird olarak Okunur.<br />
<br />
    بِسْـــــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ<br />
    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adı ile..<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْمَلِكُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْحَقُّ الْمُبِينُ<br />
    1. Allâhümme ent-el melik-ul hayyul-kayyûmul -hakkul mubiyn.<br />
    1. Allah’ım! Sen her şeyin sahibi Melik, Hayat veren Hayy, her şeyi ayakta tutan, zatı ile kaim Kayyum, Hak ve gerçekler gerçeği Mübin’sin.<br />
<br />
    اَلَّذِى لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اَنْتَ رَبِّى خَلَقْتَنِى وَاَنَا عَبْدُكَ وَاَنَا عَلىٰ عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَااسْتَطَعْتُ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ اَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَاَبُوءُ بِذَنْبِى فَغْفِرْلِى ذُنُوبِى فَاِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ يَا غَفَّارُ يَاغَفُورُ<br />
    2. Ellezî lâ ilahe illâ ente * ente Rabbî halakteni ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mestetâ’tu * e’ûzu bike min şerri mâ sanâ’tu ebû’u leke bini’metike aleyye * ve ebû’u bi-zenbî * fağfir-lî zunûbî * fe-innehû lâ yağfir-uz-zunûbe illâ ente. Yâ ğaffâr * Yâ ğafûr<br />
    2. Senden başka ilâh yoktur. Sen benim Rabbimsin, beni sen yarattın. Ben ise Senin kulunum. Takatim yettiği kadar Sana verdiğim söz ve vaad üzere kalacağım. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınıyorum. Üzerimde olan ihsan ve nimetlerini itiraf ettim gibi, günahlarımı da itiraf ediyorum. Günahlarımı bağışla, Senden başka günahları bağışlayan kimse yoktur, Sen Gaffar’sın Sen Gafûr’sun her günahı bağışlarsın.<br />
<br />
    سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا اِلٰهَ اِلاَّ الله ُ وَالله ُ اَكْبَرُ وَلاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّبِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ<br />
    3. Subhanallahi vel-hamdu lillâhi ve lâ ilahe illâllahu vallahu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh-il aliy-yil-aziym.<br />
    3. Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Hamd ve sena şükür ve ihsan Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden daha büyüktür. Azamet ve haşmetinin dışında, ne menfi ne de müsbet hiçbir şeye güç yetmez.<br />
<br />
    هُوَ اْلاَوَّلُ وَاْلاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ<br />
    4. Huvel-evvelu vel-âhiru vez-zâhiru vel-bâtınu ve huve bi-kulli şey’in aliym.<br />
    4. O Evvel, Âhir, Zahir, Bâtın’dır. O her şeyi en iyi bilendir.<br />
<br />
    لَا اِلٰهَ اِلاَّ الله ُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ الْحَىىُّ الَّذِي لاَيَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
    5. Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehu-Lehul mulku ve lehul hamdu-yuhyî ve yumîtu ve huvel-hayyullezî lâ yemûtu bi-yedih-il hayru ve huve alâ kulli şey’in kadir.<br />
    5. Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir şeriki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd Onadır. Hayatı O verir. Ölümü O verir. Kendisi ölmez daim hayat sahibidir. Hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاعَظِيمُ الْمُعَظَّمُ<br />
    6. Subhaneke yâ aziym-ul-mu’azzamu<br />
    6. Ey Ta’zim edilen Azim, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ  يَا قَيُّومُ الْمُكَرَّمُ<br />
    7. subhaneke yâ kayyûm-ul mukerremu<br />
    7. Ey hürmet edilen Kayyûm, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَابَاعِثُ<br />
    8. subhaneke yâ bâ’isu<br />
    8. Ey kullarına elçiler gönderen, ölüleri yeniden dirilten Bâis, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاوَارِثُ<br />
    9. subhaneke yâ varisu<br />
    9. Ey mülkün ilk ve son sahibi Vâris, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاقَادِرُ<br />
    10. subhaneke yâ kâdîru<br />
    10. Ey her şeye gücü yeten Kadir, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُقْتَدِرُ<br />
    11. Subhâneke yâ muktediru<br />
    11. Ey sonsuz kudret sahibi Muktedir, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاعَالِمَ السِّرِّ وَالْخَفِيَّاتِ<br />
    12. subhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat<br />
    12. Ey sır ve gizli her şeyi bilen Âlim, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَابَاعِثَ مَنْ ﰱِ الْجَدَالَةِ وَالْمُسْمَكَاتِ<br />
    13. subhaneke yâ bâ’ise men fil-cedâleti vel musmekâti<br />
    13. Ey yer ve göklerdekileri yeniden diriltecek olan Bâis, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَعْبُودَ جَمِيعِ الْخَلاَئِقِ<br />
    14. subhaneke yâ ma'bûde cemî-ıl halâ'ikı<br />
    14. Ey yaratılan her şeyin, bütün mahlukatın hak Mabudu, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُقَدِّرَ  الْوَجْدِ وَالصَّوَافِقِ<br />
    15. subhaneke yâ mukaddir-el vecdi ves-savâfıkı<br />
    15. Ey sevinç ve cezbeyi, keder ve belayı takdir eden zat, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ لاَتَطْرَأُ عَلَيْهِ اْلاٰفَاتُ<br />
    16. subhaneke yâ men lâ tedra’u aleyh-il âfâtu<br />
    16. Ey Kendisine âfet ve musibetler yanaşamayan zat, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُكَوِّنَ اْلاَزْمِنَةِ وَاْلاَوْقَاتِ عَلاَ قَدْرُكَ وَتَعَالَيْتَ عَمَّا يَقُولُ الظَّالِمُونَ عُلُوًّا كَـبِيرًا<br />
    17. Subhaneke yâ mu-kevvin-el ezmineti vel-evkâti alâ kadruke ve te’âleyta ammâ yekûl-uz-zâlimûne uluvven kebiyrâ.<br />
    17. Ey zamanları, vakitleri var eden zat, Kadrin yücedir senin. Zalimlerin dediklerinden son derece üstünsün, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُعْتِقَ الرِّقَابِ<br />
    18. Subhaneke yâ mû’tik-er-rıkâbe<br />
    18. Ey esirleri azat eden zat, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامُسَبِّبَ اْلاَسْبَابِ<br />
    19. subhaneke yâ musebbib-el esbâbi<br />
    19. Ey sebepleri yaratan, meydana getiren, müsebbibul esbab, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَاحَىُّ يَا قَيُّومُ الَّذِى لاَيَمُوتُ<br />
    20. subhaneke yâ hayyu yâ kayyûmullezî lâ yemûtu<br />
    20. Ey mutlak, zatî, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan Hayy ve her şeyi ayakta tutan, kendisi ise zatiyle kaim olan, hiç ölmeyen Kayyûm, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا اِلهِٰى وَاِلٰهَ النَّاسُوتِ<br />
    21. subhâneke yâ ilâhi ve ilâh-en-nâsûti<br />
    21. Ey benim ve bütün insanların İlâh ve mabudu!<br />
<br />
    خَلَقْتَنَارَبَّنَا بِيَدِكَ وَفَضَّلْتَنَا عَلىٰ كَـثِيرٍ مِنْ خَلْقِكَ فَلَكَ الْحَمْدُ وَالنَّعْمَآءُ وَلَكَ الطَّوْلُ وَاْلاٰلَاءُ<br />
    22. halaktenâ Rabbenâ bi-yedike ve feddaltenâ alâ kesiyrin min halkıke felek-el hamdu ven-na’ma’u 22 * ve le-ket-tavlu vel-alâ’u<br />
    22. Ey Rabbimiz! Bizi kudret elinle yarattın, birçok yaratıklardan üstün kıldın. Hamd ve nimetler ancak senindir, Sana döner, bolluklar, minnetler fazıl ve keremler ancak sana mahsustur.<br />
<br />
    تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ<br />
    23. tebârekte Rabbenâ ve te’âleyte nes-tağfiruke ve netûbu ileyke.<br />
    23. Şanın pek yücedir, sonsuz derece üstünsün, Senden mağfiret diliyoruz, Sana döndük, Sana geldik tevbe ediyoruz.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اَنْتَ اْلاَوَّلُ فَلاَ شَىْءَ قَبْلَكَ<br />
    24. Allâhumme entel evvelu felâ şey’e kableke<br />
    24. Allah’ım! Sen evvelsin; başlangıcın yoktur. Sen’den önce hiçbir şey yoktu, olamaz.<br />
<br />
    وَاَنْتَ اْلاٰخِرُ فَلاَ شَىْءَ بَعْدَكَ<br />
    25. ve ent-el-âhiru felâ şey’e bâ’deke<br />
    25. Sen Âhir’sin! Sonsuzsun; Senden sonra hiçbir şey yoktur, asla olamaz.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الظَّاهِرُ فَلاَ شَىْءَ يُشْبِهُكَ<br />
    26. ve ent-ez-zâhiru felâ şey’e yuşbihuke<br />
    26. Sen Zâhir’sin; varlığın her şeyden daha aşikâr ve açıktır.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْبَاطِنُ فَلاَ شَىْءَ يَرَاكَ<br />
    27. ve ent-el bâtınu felâ şey’e yerâke<br />
    27. Sen Bâtınsın, her şeyden daha ötesin, hiçbir şey Seni göremez.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْوَاحِدُ بِلاَ كَثيِرٍ<br />
    28. Ve entel vâhidu bilâ kesiyrin<br />
    28. Sen çokluğu olmayan Bir’sin.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْقَادِرُ بَلاَ وَزِيرٍ<br />
    29. ve ent-el kâdiru bilâ veziyrin<br />
    29. Sen yardımcısı bulunmayan Kudret sahibisin.<br />
<br />
    وَاَنْتَ الْمُدَبِّرُ بِلاَ مُشِيرٍ<br />
    30. ve entel mudebbiru bilâ muşiyrin<br />
    30. Sen kimsenin irşad ve yol göstermesine muhtaç olmadan her şeyi tedbir edensin.<br />
<br />
    قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتيِ الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ  بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَىْء ٍقَدِيرٌ<br />
    31. Kulillâhumme mâlik-el-mulki tu’til-mulke men teşâ’u ve tenzi’ul-mulke mimmen teşâ’u ve tu’izzu men teşâ’u ve tuzillu men teşâ’u bi-yedik-el hayru inneke alâ kulli şey’in kadir.<br />
    31. De ki: “Ey mülk ve hâkimiyet sahibi Allah’ım” Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın. Dilediğini aziz dilediğini zelil kılarsın. Her türlü hayır Sen’in elindedir. Sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
    تُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَار ِوَ تُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ<br />
    32. Tûlic-ul leyle fin-nehâri ve tûlic-un-nehâre fil-leyli ve tuhric-ul hayye min-el-meyyiti ve tuhric-ul meyyite min-el hayyi ve terzuku men teşâ’u bi-gayri hisâb.<br />
    32. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü geceye katarsın. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğini de hesapsız şekilde rızıklandırırsın<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنِ احْتَجَبَ فِى اْلاُولىٰ عَنْ جَمِيعِ الْوَرٰى<br />
    33. Subhaneke yâ menıhte-cebe fil-ulâ an cemi-il verâ.<br />
    33. Ey dünyada kendini bütün yaratıklardan perdeleyen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَرَدّٰى بِالْوَقَارِ وَاْلكِبْرِيَاءِ<br />
    34. Subhâneke yâ men teraddê bil-vekâri vel-kibriyâi.<br />
    34. Ey vakar ve kibriya perdesine bürünen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَالِكَ جَمِيعِ اْلاَشْيَاءِ<br />
    35. Subhâneke yâ mâlike cemi-il eşya.<br />
    35. Ey her şeyin sahibi, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَامَنْ تَعَزَّزَ بِالْقُدْرَةِ وَالْعُلىٰ وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَافِى الضَّوَاخِي السَّبْعِ وَالْحُسْنٰى <br />
    36. Subhâneke yâ men te’azzeze bil-kudreti vel-ûlâ. Subhâneke yâ men yâ’lemu mâ fid-davahis-seb’i vel-husnâ.<br />
    36. Ey sonsuz kudret ve yüceliği ile izzeti tezahür eden. Ey yedi kat gök ve güzellikler yeri olan Cennette olanları bilen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَايَتَلَجْلَجُ فِى الصُّدُورِ وَ اْلاَحْشَاءِ<br />
    37. ve yâ men yâ’lemu mâ yeteleclecu fis-sudûri vel-ahşâi<br />
    37. Ey kalplerden geçenleri, içlerde dönüp dolaşanları bilen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    وَيَا مَنْ شَرَّفَ الْعَرُوضَ  عَلَى الْمُدَنِ  وَالْقُرٰى<br />
    38. Subhâneke yâ men şerrafel-aruda alel-mudeni vel-kurâ<br />
    38. Mekke ve Medine havalisini bütün şehir ve köylere üstün kılan, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا تَحْتَ الْجَبُوبِ وَالثَّرٰى<br />
    39. Subhâneke yâ men yâ’lemu mâ taht-el cebûbi ves-serâ.<br />
    39. Ey yer ve toprak altındakileri bilen, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَعَالىٰ وَلَطُفَ عَنْ اَنْ يُرٰى<br />
    40. Subhâneke yâ men teâlâ ve latufe an en yurâ.<br />
    40. Ey görünmekten yüce ve lâtif olan, Sen her türlü ayıp ve noksandan münezzehsin!.<br />
<br />
    تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ لاَرَبَّ غَيْرُكَ وَلاَ قَاهِرَ سِوَاكَ<br />
    41. Tebârekte Rabbenâ ve te’âleyte lâ Rabbe ğayruke ve lâ kahira si-vâke.<br />
    41. Ey Rabbimiz! Hayır ve bereket sahibisin. Sen sonsuz derece yüce ve üstünsün, Senden başka Rab yoktur, Senden başka galebe ve kahrıyla herkesi dize getiren Kahir de yoktur.<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ اَنْتَ الْمُنْعِمُ الْمُفْضِلُ الْمُقِيلُ الشَّكُورُ<br />
    42. Allâhumme entel mun’ım-ul mufdıl-ul mukiyl-uş-şekûr.<br />
    42. Allah’ım! Sensin nimet veren, lütufta bulunan, tafdil eden, yanlışlara düşmekten kurtaran, yapılan şükrün karşılığını en iyi veren.<br />
<br />
    وَاَشْهَدُ اَنَّكَ اَنْتَ الله الَّذِى لاَ اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ * اَنْتَ رَبِّى وَرَبُّ كُلِّ شَيْءٍ فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَلِىُّ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ<br />
    43. Ve eşhedu enneke entallâhullezî lâ ilâhe illâ ente * ente Rabbî ve Rabbu kulli şey’in fâtır-us-semâvati vel-ardi âlim-ul gaybi veş-şehâdet-il-aliyyul kebir-ul mute’âli.<br />
    43. Şahitlik ederim ki: Sen Allah’sın, Senden başka ilâh yoktur. Sen benim ve her şeyin Rabbisin. Gökleri ve yeri örneksiz yaratan, inşa eden sensin. Gayb ve şehadeti en iyi bilen Sensin. Yücesin, büyüksün, üstünsün.<br />
<br />
    طٰهٰ  طٰسۤمۤ  طٰسۤ يٰسۤ حٰمۤ عۤسۤقۤ ﴿﴾ مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لاَيَبْغِيَانِ<br />
    44. Tâ-hê... Tâ’sîn-mîm..Tâ-sin..Yâ-sîn..Hâ-mîm...Âyn-sîn-kâf.. Merac-el bahreyni yeltekkıyyâni beynehumâ berzahun lâ yebğıyân.<br />
    44. Tâ hâ, Tâ sin mim, Tâ sin, Yâ sin, Hâ mim, Ayn sin kaf. O iki denizi salıverdi, buluşuyorlar. Fakat aralarında engel vardır, birbirine karışmazlar.<br />
<br />
    اَلله ُلَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ اْلقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي اْلأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
    45. Allâhu lâ ilahe illâ huvel-hayyul kayyûmu lâ te’hu-zuhu sinetun ve lâ nevm.. Lehû mâ fis-semâvati ve mâ fil-ardi men-zellezî yeşfe’u indehû illâ bi-iznihi yâ’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yuhitûne bi-şey’in min ılmihî illâ bi-mâ şâ’e vesia kursiyyuhus-semâvati vel-arda ve lâ ye’ûduhû hıfzuhumâ ve huvel-aliyyul-aziym.<br />
    45. O Allah ki kendisinden başka ilah yoktur. Hayy’dır, Kayyum’dur kendisini ne bir uyuklama ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan katında kim şefaat edebilir. Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Onun yarattıkları ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O Alî’dir, Uludur.O Azimdir, azamet sahibidir.<br />
    حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ حٰمۤ  حُمَّ اْلاَمْرُ وَجَاءَ النَّصْرُفَعَلَيْنَا لاَيُنْصَرُونَ<br />
    46. Hâ-mîm Hâ-mîm Hâ-mîm Hâ-mîm Hâ-mîm. Ha¬mîm Hâ-mîm Hummel-emru ve câ’en-nasru fe-aleynâ lâ yunsarûn.<br />
    46. Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… Hâ mim… İş tamamlandı, zafer geldi, düşmanlar bize asla gâlib gelemezler.<br />
<br />
    حٰمۤ ﴿﴾ تَنْزيِلُ الْكِتَابِ مِنَ اللهِ الْعَزيِزِ الْعَليِمِ ﴿﴾ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِى الطَّوْلِ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ<br />
    47. Hâ-mîm * Tenzîl-ul-kitâbi minAllâh-il-aziz-il-aliym * Ğâfir-iz-zenbi ve kâbil-it-tevbi şedîd-il-i kâbi zit-tavli lâ ilâhe illâ huve ileyh-il-masiyr.<br />
    47. Hâ mim… bu kitap izzet sahibi olan Aziz, ilim sahibi olan Alîm olan Allah tarafından indirilmiştir. O günahları bağışlayan, tevbeleri kabul buyuran, azabı pek şiddetli ve fazlı bol olandır O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş O’nadır.<br />
<br />
    يَفْعَلُ الله ُ مَا يَشَآءُ بِقُدْرَتِهِ ﴿﴾ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُبِعِزَّتِهِ<br />
    48. Yef al’ullâhu mâ yeşâ’u bi-kudretihi *v e yahkûmu mâ yurîdu bi-ızzetihi<br />
    48. Allah dilerse kudretiyle her şeyi yapar, izzetiyle her hükmü verir.<br />
<br />
    وَلاَمُنَازِعَ لَهُ فِى جَبَرُوتِهِ ﴿﴾ وَلاَشَرِيكَ لَهُ فِى مُلْكِهِ<br />
    49. ve lâ munâzia lehû fî ceberûtihi *ve lâ şerîke lehû fi mulkihi.<br />
    49. Hâkimiyet ve her şeyi zabt u rabt altında tutmasında rakibi yoktur, kimse O’na karşı gelemez.<br />
<br />
    سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ لاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ ﴿﴾ مَاشَاءَ اللهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَاْ لَمْ يَكُنْ <br />
    50. Subhanallahi ve bi-hamdihi Lâ kuvvete illâ billahi * mâşâ’allâhu kâne vemâ lem yeşe’ lem yekun<br />
    50. Allah’ı layık olmadığı her türlü şeyden tenzih eder, O’na layık hamd ederiz. Onun kuvvet ve yardımı olmadan, hiçbir şeye gücümüz yetmez. O dilerse her şey olur. Dilemezse hiçbir şey olmaz.<br />
<br />
    اَعْلَمُ اَنَّ اللهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
    51. â’lemu ennallâhe alâ kulli şey’in kadîrun<br />
    51. Biliyorum Allah her şeye kadirdir,<br />
<br />
    وَاَنَّ اللهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًا ﴿﴾ وَاَحْصٰى كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًا<br />
    52. ve ennallâhe kad ehâta bi-kulli şeyin ilmen. * ve ehsâ kulle şey'in adedê<br />
    52. Allah ilmi ile her şeyi ihata eden, her şeyi her şe’niyle bilendir. Bilinen bilinmeyen her şeyin sayısını bilen, hesabını yapandır.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ لاَ تَقْتُلْنَا بِغَضَبِكَ ﴿﴾ وَلاَتُهْلِكْنَا بِمَثُلاَتِكَ ﴿﴾ وَعَافِنَا قَبْلَ ذٰلِكَ ﴿﴾ يَآاَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ <br />
    53. ve ehsâ kulle şey'in adedê Allâhumme lâ laktulnâ bi-gadabike * ve lâ tuhliknâ bi-mesulâtike * ve âfina kable zâlike*Yâ erhamer-râhimîn.<br />
    53. Allah’ım! Bizi gazabınla öldürme, azabınla helak etme. Ondan önce bizi affet, Senden öte merhamet eden kimse yoktur, Sen Erhamürrahiminsin.<br />
<br />
    سُبْحَانَ اللهِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ<br />
    54. Subhânellâhil-melik-il kuddûsi<br />
    54. Bütün mevcudatın mutlak maliki, Zat-ı akdesi, seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    سُبْحَانَ ذِى الْمُلْكِ وَالْمَلَكُوتِ<br />
    55. Subhâne zil-mulki vel-melekûti<br />
    55. Mülk ve melekût âlemlerinin sahibi olan Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    سُبْحَانَ ذِى الْعِزَّةِ وَالْعَظَمَةِ وَالْهَيْبَةِ وَالْقُدْرَةِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْجَلاَلِ  وَالْجَمَالِ وَالْكَمَالِ وَالْبَقَاءِ وَالسُّلْطَانِ  وَالْجَبَرُوتِ<br />
    56. Subhâne zil-ız-zeti vel-azameti vel-heybeti vel-kudrati vel-kibriyâi vel celâli vel cemâli vel kemâli vel bekâi ves-sultâni vel-ceberûti<br />
    56. İzzet, azamet, heybet, kudret, kibriya (büyüklük) celal (yücelik), cemal (güzellik), kemal (mükemmellik), beka, saltanat, ceberut (hâkimiyet) sahibi Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    سُبْحَانَ  الْمَلِكِ  الْحَىِّ الَّذِى لاَيَنَامُ وَلاَيَمُوتُ اَبَدًا بَاقِيًا دَائِمًا ﴿﴾ سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ<br />
    57. Subhânel melik-il hayyillezî lâ yenâmu ve lâ yemûtu ebeden bâkıyen dâimen. * Subbûhun kuddûsun Rabbunâ ve Rabbul melâ’iketi verrûh<br />
    57. Her şeyin sahibi, hükümdarı Melîk, uyumayan ve ebediyyen ölmeyen, daim baki kalan Hayy, bütün mevcudatın tesbih ettiği, Rabbimiz ve bütün melâikelerin Rabbi, Cebrail’in Rabbi olan Zat-ı Akdesi, noksan sıfatlardan tenzih ederiz.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ عَلِّمْنَامِنْ عِلْمِكَ ﴿﴾ وَفَهِّمْنَا عَنْكَ ﴿﴾ وَقَلِّدْنَا بِصَمْصَامِ نَصْرِكَ<br />
    58. Allâhumme allimnâ min ılmike * ve fehhimnâ anke *ve kallidnâ bi-samsâmi nasrike<br />
    58. Allah’ım! Bize ilminden bir şeyler öğrenmeyi nasip et. Bize kendini bildir, Seni tanıyalım, Seni bilelim. Boynumuza yardımının, nusretinin keskin kılıncını tak.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا لَكَ شَاكِرًا * وَلَكَ ذَاكِرًا * وَلَكَ رَاهِبًا * وَلَكَ مِطْوَاعًا * وَلَكَ مُخْبِتًا * وَاِلَيْكَ اَوّاَهًا مُنِيبًا<br />
    59. Allâhummec’alnâ leke şâkiran * ve leke zâ-kiran * ve leke râhiben * ve leke mitvêan ve leke muh biten ve ileyke evvâhen muniybâ.<br />
    59. Allah’ım! Bizim her birimizi, Sana şükreden, Seni zikreden, Azabından korkarak, günah ve isyandan sana kaçan, Senin emirlerine itaat eden, Sana boyun eğen, Sana niyaz edip yalvaran, Sana yönelip tevbe edenlerden kıl<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ تَقَبَّلْ تَوْبَتَنَا * وَاغْسِلْ حَوْبَتَنَا * وَسَدِّدْ مَقَاوِلَنَا * وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ صُدُورِناَ * وَاَذْهِبِ الذَّحْلَ وَالرَّانَ وَاْلاِحْنَةَ مِنْ قُلُوبِنَا<br />
    60. Allâhumme tekabbel tevbetenâ* vağsil havbetenâ * ve seddid makâvilenâ * veslul sehîmete sudûrinâ * ve ezhib-iz-zahle ver-râne vel-ıhnete min kulûbinâ.<br />
    60. Allah’ım! tevbemizi kabul buyur, günahlarımızı izale edip bizleri tertemiz eyle, bizleri sözlerimizde yanılmadan muhafaza edip doğru kıl, göğsümüzdeki kötülükleri, kinleri söküp at, kalplerimizdeki düşmanlık, kin ve katılığı gider.<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَعُوذُبِكَ مِنْ جُدَاعِ الْفُجْاَةِ وَمِنْ حَرْقِ الْمَاْنُوسَةِ<br />
    61. Allâhumme innâ ne’ûzu bike min cudâ’il-fuc’eti ve min hark-il me’nûseti<br />
    61. Allah’ım! ani ölümlerden, yangınlardan Sana sığınırız.<br />
<br />
    وَمِنَ اْلاِلْحَادِ وَالْغِرَّةِ وَمِنَ الْجَمِّ وَالْعَنَةِ وَمِنَ اْلاُمُورِ الْمُطَمِّرَاتِ<br />
    62. ve min-el-ilhâdi vel-ğırrati ve min-el-cem-mi vel’aneti ve min-el-umûril mutammirâti.<br />
    62. Şirkten, doğru yoldan sapmaktan, gafletten, azgınlıktan, günahlardan, aşırı borçtan, yanlışlıktan, zorluktan, sıkıntıdan, helak edici gizli felâketlerden sana sığınırız.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَاتَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَ بَيْنَ مَعَاصِيكَ وَ مِنْ طَاعَتِكَ مَا تُدْخِلُنَا وَ تُبَلِّغُنَا بِهِ  اِلىٰ حَظِيرَةِ الْقُدْسِ وَمِنَ الْيَقِينِ مَاتُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مُصِيبَاتِ الدُّنْيَا وَاْلاٰخِرَةِ<br />
    63. Allâhummaksim lenâ min haşyetike mâ tehûlu bihî beynenâ ve beyne me’âsîke ve min tâ’atike mâ tudhılunâ ve tubelliğunâ bih'i ilâ hazî-rat-il kudsi ve min-el-yakîni mâ tuhevvinu bihî aleynâ musîbât-id-dunya vel-âhirati<br />
    63. Allah’ım! Bizlere Senden korkmayı nasip eyle ki, o korkuyla bizi Sana karşı isyandan alıkoyasın ve Sana itaati nasip eyle ki, o itaatle bizi huzuruna alıp Cennetine koyasın ve kuvvetli imanı ihsan eyle ki, o iman ile bizlere dünya ve ahiret musibetlerini hafifleştiresin.<br />
<br />
    وَاحْشُرْنَا مَعَ خَيْرِ اْلاَشَاوِذِ  وَمَتِّعْنَا بِاَسْمَاعِنَا وَاَبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَااَحْيَيْتَنَا وَاجْعَلْهُ  الْوَارِثَ مِنَّا وَاجْعَلْ ثَاْرَنَا عَلىٰ مَنْ ظَلَمَنَا وَانْصُرْنَا عَلىٰ مَنْ عَادَانَا وَاغْفِرْ خَطَايَانَا وَاكْشِفْ رَزَايَانَا وَاشْفِ مَرْضٰينَا ﴿﴾  وَنَوِّرْ جُؤْشُوشَنَا وَاقْضِ اَوْطَارَنَا وَارْحَمْ نَاجِلَيْنَا وَلاَتَجْعَلِ الْعَاجِلَةَ اَكْبَرَ هَمِّنَا وَلاَمَبْلَغَ عِلْمِنَا وَلاَتَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِى دِينِنَا وَدُنْيَانَا وَلاَتُسَلِّطْ عَلَيْنَا بِذُنُوبِنَا مَنْ لاَيَرْحَمُنَا وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
    64. vahşurnâ me’a hayr-il-eşâvizi ve mettı'nâ bi-esmê’ina ve ebsârinâ ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec’alhul-vârise minnâ vec’al se'ranê alâ men zalemenâ vensurnâ alâ men âdenâ vağfir hatâyânâ vek-şif razêyênâ Veşfi merdanâ ve nevvir cu’şûşenâ vak-dı evtârenâ verham nâcileynâ ve lâ tec’al-il âcilete ekbera hemminâ ve lâ mebleğa ılminâ ve lâ tec’al musîybetenâ fî dîninâ ve dunyênê ve lâ tusallit aleynâ bi-zunubinâ men lâ yerhamunâ ver-zuknâ ve ente erham-ur-râhimîyn.<br />
    64. Bizleri en hayırlı insanlarla birlikte hasret. Hayatımızın sonuna kadar kulaklarımıza, gözlerimize sağlık ve selamet ver, kuvvetten bizi düşürme. Onlarla kazanacağımız hayırları arkamızdan bizlere vâris eyle. Bize zulmedenlerden intikamımız Sen al. Bizleri düşmanlarımıza galip kıl. Hata ve günahlarımızı bağışla. Musibetlerimizi bertaraf eyle. Hastalarımıza şifa ver. Gönlümüze nur bahş eyle. Her türlü ihtiyaçlarımızı gider. Ana ve babalarımıza ve neslimize merhamet et. Bu geçici dünyayı en büyük maksadımız yapma ve ilmimizin ve düşüncemizin son hedefi ve gayesi eyleme. Bize dinî ve dünyevî musibet verme. Günahlarımızdan dolayı bize merhamet etmeyecekleri musallat etme. Bizi rızıklandır, Sen’in merhametinden öte merhamet yoktur Çünkü Sen Erhamürrahiminsin.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْئَلُكَ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تَهْدِى بِهَا رَوْعَنَا وَتَلُمُّ بِهَا شَعْثَنَا وَتَجْمَعُ بِهَا شَمْلَنَا وَتَشْفِى بِهَا مَرِيضَنَا وَتُزَكِّى بِهَا اَعْمَالَنَا وَاَوْقَاتَنَا وَتُلْهِمُنَا بِهَا رُشْدَنَا<br />
    65. Allâhumme innâ nes’eluke rahmeten min ındike tehdî bihê rûanê ve tellumu bihê şâ’şenâ ve tecmeu bihê şemlenê ve teşfiî bihê merîdanê ve tuzekkî bihê ea’mâlenâ ve tulhimunâ bihê ruşdenê.<br />
    65. Allah’ım! Senden, öyle bir merhamet diliyoruz ki, onunla korku ve ürpermemizi huzura kavuştur, dağınıklığımızı toparla, aramızda olan ayrılıkları gider, bizi bir araya getir, hastalarımıza şifa ihsan eyle, amellerimizi, işlerimizi ve vakitlerimizi safi ve halis kıl, bereketli yap.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْئَلُكَ بِصَمَدَانِيَّتِكَ وَبِوَحْدَانِيَّتِكَ وَبِفَرْدَانِيَّتِكَ وَبِعِزَّتِكَ الْبَاهِرَةِ وَبِرَحْمَتِكَ الْوَاسِعَةِ اَنْ تَجْعَلَ لَنَا نُورًا فِى مَسَامِعِنَا وَنُورًا فِى اَعْيُنِنَا وَنُورًا فِى اَجْدَاثِنَا وَنُورًا فِى قُلُوبِنَا وَنُورًا فِى حَوَاسِّنَا وَنُورًا فِى نَسَمِنَا وَنُورًا مِنْ بَيْنِ اَيْدِينَا<br />
    66. Allâhumme innâ nes’eluke bi-samedâniyyetike ve bi-vahdâniyyetike ve bi-ferdâniyyetike ve bi-ızzetik-el-bâhirati ve bi-rahmetik-el-vâsi’ati en tec’ale lenâ nûren fî mesâmi’ınâ ve nûren fi ea’yuninâ ve nûren fi ecdâsinâ ve nûran fî kulûbinâ ve nûren fi havâssinâ ve nûren fi neseminâ ve nûren min, beyni eydiynâ.<br />
    66. Allah’ım! Senden hiç bir şeye muhtaç olmadığın, herkesin ihtiyacını verdiğin Samedaniyetinin ve zatında birliğini ifade eden Vahdaniyetinin ve sıfatında tekliğini bildiren Ferdaniyetinin ve apaçık İzzetinin ve geniş Rahmetinin hürmetine kulaklarımıza nur, gözümüze nur, kabrimize nur, kalbimize nur, bütün his ve duygularımıza nur, ruhumuza nur, önümüzde giden bir nur ihsan eyle.<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ زِدْنَا عِلْمًا وَنُورًا وَحِلْمًا واٰتِنَا نِعْمَةً ظَاهِرَةً وَنِعْمَةً بَاطِنَةً<br />
    67. Allâhumme zidnâ ilmen ve nûren ve hılmen ve êtinâ nı’meten zâhiraten ve nı’meten bâtineten.<br />
    67. Allah’ım! Bize verdiğin ilmi ve nuru ve hilmi arttır. Bize bilinen zahirî ve bilinmeyen bâtıni nimetler ver.<br />
<br />
    حَسْبُنَا اللهُ لِدِينِنَا ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ لِدُنْيَانَا ﴿﴾ حَسْبُنَا الله ُ الْكَرِيمُ لِمَا اَهَمَّنَا ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الْحَلِيمُ الْقَوِيُّ لِمَنْ بَغٰى عَلَيْنَا ﴿﴾ حَسْبُنَا الله ُ الشَّدِيدُ لِمَنْ كَادَنَا بِسُوءٍ <br />
    68. Hasbunallâhu li-dîninâ.. * Hasbunallâhu li-dunyânâ. * Hasbunallâh-ul-kerîmu limâ ehemmenâ. * Hasbunallâh-ul-halîm-ul-kaviyyu limen beğâ aleynâ. * Hasbunallâh-uş-şedîdu limen kêdenâ bi-sû’in.<br />
    68. Dinimizi korumak için Allah bize yeter. Dünyamızı kazanmak için Allah bize kâfidir. Tedirgin olduğumuz kaygılandığımız her şeye karşı kerem sahibi Allah bize yeter. Tuğyan edip bize karşı gelenlere, vakti merhunu gelene kadar hilim ile davranan sonsuz kuvvet sahibi Allah bize yeter. Kötü maksatla bize zarar vermeye kalkışanlara azabı şiddetli olan Allah bize yeter.<br />
<br />
    حَسْبُنَا اللهُ الرَّحِيمُ عِنْدَ السَّامِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الرَّؤُفُ عِنْدَ الْمَسْئَلَةِ فِى الْجَدَثِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الْكَرِيم ُ عِنْدَ الْحِسَابِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ اللَّطِيفُ عِنْدَ الْمِيزَانِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ  الْحَكِيمُ عِنْدَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ﴿﴾ حَسْبُنَا اللهُ الْقَدِيرُ عِنْدَ الصِّرَاطِ <br />
    69. Hasbunallâh-ur-rahîmu ınd-es-sâme. * Hasbu-nallâh-ur-râ’ûfu ınd-el mes’eleti fil-cedesi.. * Hasbunallâh-ul-kerimu ind-el-hisâbi * Hasbunallâh-ul-latîfu ind-el-mîzani.. * Hasbunallâh-ul hakîmu ındel cenneti ven-nâr * Hasbunallâh-ul-kadîru ind-es-sı-rati.<br />
    69. Ölüm esnasında hususî rahmet sahibi Rahîm olan Allah bize yeter. Kabirde sorguya çekilirken hususî şefkat sahibi Rauf olan Allah bize yeter. Kıyamet günü hesap verirken Kerim olan Allah bize yeter. Amellerin mizanda tartıldığında yumuşak davranan Latif olan Allah yeter. Cennet ve Cehenneme varırken hikmet sahibi Hakîm olan Allah bize yeter. Sırat köprüsünden geçerken kudret sahibi Kadîr olan Allah bize yeter.<br />
<br />
    حَسْبِيَ اللهُ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ<br />
    70. Hasbiyallâhu lâ ilahe illâ huve aleyhi tevekkeltu ve huve Rabbul arş-il-aziym.<br />
    70. Allah bana yeter. Ondan başka ilâh yoktur. O’na tevekkül ettim. O Arş-ı Âzam’ın Rabbidir.<br />
<br />
    مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ وَبِالْيَوْمِ الْجَدِيدِ ﴿﴾ وَبِاْلاِبَّانِ وَبِالْفَيْنَةِ السَّعِيدِ ﴿﴾ وَبِالسَّافِرِ وَالشَّهِيدِ ﴿﴾ اُكْتُبْ لَنَا مَانَقُولُ<br />
    71. Merhaben merhaben bis-sabâhi vebil-yevm-il-cedîdi * ve bil-ibbâni vebil feynet-is-saîd ve bis-sâfiri veş-şehîdi * uktub lenâ mâ nekûlu<br />
    71. Hoş geldin merhaba ey sabah ve ey yeni gün! Hoş geldin ey vakit, ey mutlu saat. Zaman sana geniş ve mutlu olsun ey yoluna ravan yolcu ve ey hazır bulunan kardeş. Rabbim bize şu söylediğimiz dilekleri yaz.<br />
<br />
    بِسْمِ اللهِ الْحَمِيدِ الْمَجِيدِ الرَّفِيعِ الْوَدُودِ الْمُحِيطِ الْفَعَّالِ فِى خَلْقِهِ لِمَا يُرِيدُ<br />
    72. Bismillah-il hamîd-il mecîd-ir Rafî-il vedûd-il muhît-il fa’al-i fî halkıhî limâ yurîd.<br />
    72. Her senaya lâyık olan, ancak kendisine hamd ve sena olunan, bütün varlıkların hâl ve kâl dilleriyle övülen Hamid, şanı yüce, kadri büyük, Zatı şerefli, işleri güzel, ihsanı hudûdsuz azîmüşşan olan Mecîd, bütün mertebeler elinde bulunan, istediğini istediği yere yükselten, sınırsız yüce olan Ref, çok seven ve sevdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya en çok lâyık olan Vedûd, her şeyi kuşatan Muhît, mahlûkatına karşı irade ettiği her şeyi yapan Faal olan Allah’ın adıyla başlıyorum.<br />
<br />
    وَهُوَ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ<br />
    73. Ve huve ekrabu ileyhi min habl-il-verîd.<br />
    73. O yarattığı her canlıya şah damarından daha yakındır.<br />
<br />
    اَصْبَحْنَا بِاللهِ مُؤْمِنًا ﴿﴾ وَبِلِقَائِهِ مُصَدِّقًا ﴿﴾ وَبِحُجَّتِهِ مُعْتَرِفًا ﴿﴾ وَلِسِوَى اللهِ فِى اْلاُلُوهِيَّةِ جَاحِدًا ﴿﴾ وَعَلَ اللهِ مُتَوَكِّلاً <br />
    74. Esbahnâ billâhi mu’minen * ve bi-likâ’ihi musaddikan * ve bi-huccetihî mû’terifen * ve lisivallâhi fil-ulûhiyyeti câhiden * ve alellâhi mutevekkilen<br />
    74. Allah’a imanla, Ona kavuşacağımıza tasdikle, bize göstermiş olduğu delil ve hüccetleri kabul ederek sabahladık, Allah’tan başka ilâh ve mabud tanımayız, Onun dışında bütün ilâhların batıl olduğuna inanır, sadece Allah’a tevekkül ederiz.<br />
<br />
    نُشْهِدُ اللهَ وَنُشْهِدُ مَلاٰئِكَتَهُ وَكُتُبَهُ وَاَنْبِيَائَهُ وَحَمَلَةَ عَرْشِهِ بِاَنَّهُ هُوَ اللهُ الَّذِي لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ<br />
    75. nuşhidullâhe ve nuşhidu melâ’iketehu ve kutubehu ve enbiyâ’e-hu ve hamelete arşihi * Bi ennehu huvallâhullezî lâ-ilâhe illâ huve vahdehu lâ şerîke leh<br />
    75. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini, arşını taşıyan meleklerini, şahit olarak gösteririz ki, O Hak ilâhtır, Ondan başka mabud yoktur, birdir, tektir şeriki yoktur.<br />
    وَنَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ * وَاَنَّ الْجَنَّةَ حَقٌّ * وَالنَّارَ حَقٌّ * وَاَنَّ الْحَوْضَ حَقٌّ * وَاَنَّ الشَّفَاعَةَ حَقٌّ * وَاَنَّ مُنْكَرًا وَنَكِيرًا حَقٌّ * وَوَعْدَكَ حَقٌّ * وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لاَ رَيْبَ فِيهَا * وَاَنَّ اللهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبُورِ * عَلىٰ ذٰلِكَ نَحْيٰى وَعَلَيْهِ نَمُوتُ وَعَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا وَلاَ نَرٰى عَذَابًا اِنْ شَاءَ اللهُ تَعَالىٰ<br />
    76. Ve neşhedu enne Muhammeden abduhû ve rasûluh * ve ennel cennete hakkun * vennâra hakkun * ve ennel havza hakkun * ve enneş-şefâ’ate hakkun* ve enne munkeran ve nekiyran hakkun * ve vâ’deke hakkun * ve ennessâate âtiyetun lâ raybe fihâ * ve ennallâhe yeb’asu men filkubûri * alâ zâlike nahyâ ve aleyhi nemûtu ve aleyhi nub'asu ğaden ve lâ nerâ azâben inşâ’allâhu teâlâ.<br />
    76. Yine şehadet ederiz ki, Muhammed (a.s.m) O’nun hem kulu, hem Resulüdür, Cennet haktır, Cehennem haktır, Havuz haktır, şefaat haktır, Münker ve Nekir haktır, bize verdiğin vaad haktır. Şüphesiz ki kıyamet kopacak, Allah kabirdekileri yeniden diriltecektir. Biz bu inanç üzere yaşar ve bu inanç üzere ölür ve bu inanç üzere yeniden yarın kıyamet günü diriliriz ve inşallah azap da görmeyiz.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا فَاغْفِرْلَنَا اَوْزَارَنَا الْكَبَائِرَ وَاللَّمَمَ فَاِنَّهُ لاَيَغْفِرُهُمَا اِلَّا اَنْتَ ﴿﴾ وَاهْدِناَ ِلاَحْسَنِ اْلاَخْلاَقِ فَاِنَّهُ لاَيَهْدِى ِلاَحْسَنِهَا اِلَّا اَنْتَ<br />
    77. Allahumme innenâ zalemnâ enfusenâ fağfir-lenâ evzârenel-kebâ’ira vel-lememe fe-innehû lâ yagfiruhumâ illâ ente * vehdinâ li-ahsen-il-ahlâki fe-innehû lâ yehdî li ahsenihâ illâ ente <br />
    77. Allah’ım! Bizler nefsimize zulmettik. Sen bizim büyük ve küçük günahlarımızı mağfiret et. Zira Senden başka onları bağışlayan kimse yoktur ve olamaz. Bizi en güzel ahlâka yönlendir. Zira Senden başka en güzel ahlâka yönlendirecek kimse yoktur ve olamaz.<br />
<br />
    لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ ﴿﴾ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ ﴿﴾ اٰمَنَّا اللّٰهُمَّ بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ ﴿﴾  وَ اٰمَنَّا اَللّٰهُمَّ  بِمَا اَنْزَلْتَ مِنْ كِتَابٍ فَصَدَّقْنَا<br />
    78. lebbeyke ve seâ’deyke vel-hayru kullu hû bi-yedeyke nestağfiruke ve netûbu ileyke * êmennê Allâhumme bimâ erselte min rasûlin * ve êmennê Allâhumme bimâ enzelte min kitâbin fe saddaknâ<br />
    78. Lebbeyk diyerek davetine icabet ettim, buyur bütün mevcudiyetimle emrine hazırım. Bütün hayırlar Senin elindedir. Günahlarımızın bağışlanmasını Senden diler, tevbe edip dergâhına döneriz. Allah’ım! Senin gönderdiğin her resule iman ettik. Allah’ım! İndirdiğin her kitaba inandık ve tasdik ettik.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ امْلَأْ اَوْجُهَنَا مِنْكَ حَيَاءً وَقُلُوبَنَا مِنْكَ حُبُورًا<br />
    79. Allâhummemle' ev cuhenâ minke hayê-en ve kulûbenâ minke hubûrâ.<br />
    79. Allah’ım! Senden gelen bir haya ile, Sana karşı yüzlerimize haya üstüne haya ver, kalplerimizi Senden gelen iman nuru ile doldur, sevinç ihsan et.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا لُهُومًا وَظَلِفًا وَلاَ تَجْعَلْنَا ضَنِينًا وَعَمِينًا وَنَمِيمًا وَنَفَّاجًا وَدَاحِسًا<br />
    80. Allâ hummec’alnâ luhûmen ve zalifen ve lâ tec’alnâ danînen ve amînen ve nemîmen ve neffâcen ve dâhisen.<br />
    80. Allah’ım! Bizi bol veren cömertlerden eyle, muradına erişenlerden kıl, cimri, hakkı görmeyen körlerden, başkalarının kötülüğünü yayan dedikoduculardan, kendini beğenen kibirlilerden, arabozuculardan eyleme.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَعُوذُبِكَ مِنَ الْهَبْرَمَةِ وَالْجَاْوَةِ وَمِنَ الْعُتُوِّ وَالْخَطْرَبَةِ وَالْخَيْلُولَةِ وَالْفَيْهَجِ وَالرَّتْعِ وَالْعَتْلِ وَالرَّمَاءِ وَالْفِتْنَةِ الدَّهْمَاءِ وَالْمَعِيشَةِ الضَّنْكَاءِ<br />
    81. Allâhumme innâ ne’ûzu bike min-el-hebremeti vel-ce’veti ve minel-utuvvi vel-hatrabeti vel-haylûleti velfeyheci ver-rat'ı vel-atli ver-ramê’i vel-fitnetid-dehmâ’i vel-maîşet-id-dankâ’i.<br />
    81. Allah’ım! Çok yemek ve içmekten, kabalıktan, azgınlıktan, inattan, darlıktan, kötü zandan, içkiden, gevşemekten, rahata düşkünlükten, şirretlikten, riyadan, korkunç fitnelerden ve geçim sıkıntısından Sana sığınırım.<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ اجْعَلْ اَوَّلَ يَوْمِنَا هَذَا صَلاَحًا * وَاَوْسَطَهُ فَلاَحًا * وَاٰخِرَهُ نَجَاحًا * وَاخْتِمْ لَنَا بِالسَّعَادَةِ وَالشَّهَادَةِ وَالتَّوْبَةِ وَالْمَغْفِرَةِ وَاْلاِيمَانِ<br />
    82. Al-i lahummec’al evvele yevminâ hêzê salâhen * ve evsatahu felâhen * ve âhirahu necâhen..vahtim lenê bis-saâdeti veş-şehêdeti vet-tevbeti vel-mağfirati vel-îmân.<br />
    82. Allah’ım! Bizim için bu günümüzün evvelini iyilik, salah, ortasını kurtuluş, felah, sonunu başarı, necah eyle! Bize saadet, şehadet, tevbe, mağfiret ve iman ile hüsnü hatime ver.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ اَوَّلَهُ رَحْمَةً وَاَوْسَطَهُ زَهَادَةً وَاٰخِرَهُ  تَكْرِمَةً<br />
    83. Allâhummec’al evvelehû rahmeten ve evsatahû zehêdeten ve âhirehu tekrimeten.<br />
    83. Allah’ım! Bizim için bu günün evvelini rahmet, ortasını fâni ve fena şeylerden çekinmekle saadet, sonunu fazlını göstermekle ikram eyle.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا مِنَ الْعَيْشِ اَرْغَدَهُ ﴿﴾ وَمِنَ الْعُمْرِ اَسْعَدَهُ ﴿﴾ وَمِنَ الرِّزْقِ اَوْسَعَهُ <br />
    84. Allâhummerzuknâ min-el-ayşi erğadehu * ve min-el-umri es’adehu* ve min-er-rızki evsa’ahu.<br />
    84. Allah’ım! Bize geçimin en geniş ve iyisini, ömrün en mutlu ve saadetlisini, rızkın en bol ve bereketlisini ihsan eyle!<br />
<br />
    اَلّلٰهُمَّ اعْفُ عَنّاَ بِعَفْوِكَ ﴿﴾ وَاحْلُمْ عَلَيْنَا بِفَضْلِكَ ﴿﴾ سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ لَا اُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ ﴿﴾ اَنْتَ كَمَا اَثْنَيْتَ عَلىٰ نَفْسِكَ ﴿﴾ عَزَّجَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ ﴿﴾ وَلاَيُهْزَمُ جُنْدُكَ ﴿﴾ وَلَا يُخْلَفُ وَعْدُكَ ﴿﴾ وَلَا اِلٰهَ غَيْرُكَ <br />
    85. Allâhummâ’fu annâ bi-afvike * vahlum aleynâ bi-fadlike * subhânekâllahumme ve bi-hamdike lâ uhsî senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze câruke * ve celle senâ’uke * ve lâ yuhzemu cunduke * ve lâ yuhlefu vâ’duke * ve lâ ilahe ğayruke.<br />
    85. Allah’ım! Bizi geniş olan atfınla bağışla, bize fazlınla güzel muamele et, fırsat tanı, Cezalandırma. Allah’ım Sen sübhansın bütün ayıp ve kusurlardan münezzehsin, hamd ancak Sana aittir. Ben hakkıyla Sana hamd ve sena yapamıyorum. Senin övgünü saymakla bitiremem, vasfında acizim. Sen ancak kendin, kendini sena edersin, Kendini sena ettiğin gibisin. Sana sığınan aziz olur, medih ve senan yücedir. Senin ordun mağlup edilmez. Senin sözünden hilaf olamaz, Sen sözünde dönmezsin, Senden başka ilâh yoktur.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ  يَامَعْبُودُ<br />
    86. Subhaneke mâ abednâke hakka ıbâdetike yâ mâ’bud.<br />
    86. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler Sana hakkıyla ibadet edemedik ey Mâbud.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ<br />
    87. Subhâneke mâ arafnêke hakka mâ’rifetike yâ mâ’rûf.<br />
    87. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler Seni hakkıyla tanıyamadık ey Mâruf!<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَامَذْكُورُ<br />
    88. Subhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ mezkûr.<br />
    88. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler seni hakkıyla zikredemedik ey Mezkûr!.<br />
<br />
    سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَامَشْكُورُ<br />
    89. Subhâneke mâ şekernâke hakka şukrike yâ meşkûr.<br />
    89. Sübhansın, Seni tesbih ederiz. Bizler sana hakkıyla şükredemedik ey Meşkûr!.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اَوْزِعْنَا شُكْرَ مَا اَنْعَمْتَ بِهِ عَلَيْنَا ﴿﴾ فَاِنَّكَ اَنْتَ اللهُ الَّذِى ارْتَفَعَتْ عَنْ صِفَةِ الْجِبِلِّ صِفَاتُ قُدْرَتِكَ وَلاَ ضِدَّ شَهِدَكَ حِينَ فَطَرْتَ الْمَارُوشَ وَلاَ نِدَّ حَجَزَكَ حِينَ بَرَأْتَ الْحَوَابَاتِ<br />
    90. Allâhumme ev-zı'nâ şukra mâ en’amte bihi aleynâ * fe-inneke entallâhullezir-tefe’at an sıfetil-cibilli sıfâtu kudretike ve lâ zıdde şehideke hıyne fetart-el-mêrûşe ve lâ nidde hacezeke hıyne berâtel-havêbêt<br />
    90. Allah’ım! Bize bağışladığın nimetlerin şükrünü edâ etmek için bizleri muvaffak eyle. Sen Allah’sın, Senin kudretinin sıfatları mahlûkatın sıfatlarından çok yücedir. Sen gizli ifsad edici şeyleri yaratırken, buna şâhid olan hiçbir zıddın yoktu (bunları yaratman hikmetsiz değildir). Günâhları, suçları yaratırken, Seni alıkoyacak bir ortağın, engelliyebilecek bir dengin yoktu (Sen zıddan, karşı gelinmekten münezzehsin).<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَعوُذُ بِكَ مِنْ جَحْمَةٍ لاَ تَدْمَعُ ﴿﴾  وَمِنْ جَنَانٍ لاَيَفْزَعُ ﴿﴾ وَمِنْ قَلْبٍ لاَيَخْشَعُ ﴿﴾ وَ مِنْ دُعَاءٍ لاَيُقْبَلُ ﴿﴾ وَمِنْ عِلْمٍ لاَيَنْفَعُ ﴿﴾ وَمِنْ قَوْلٍ لاَيُسْمَعُ ﴿﴾ وَمِنْ نَفْسٍ لاَتَشْبَعُ ﴿﴾ وَمِنْ عَوَاذِ الْمَاعُونِ<br />
    91. Allâhum-me innâ ne’ûzu bike min cahmetin lâ tedme’u * ve min cenânin lâ yefze’u *ve min kalbin lâ yahşa’u * ve min duâil lâ yûkbelu * ve min ılmin lâ yenfeu 100 ve min kavlin lâ yusme'u * ve min nefsin lâ teşbe'u * ve min avêz-il-mâ’un.<br />
    91. Allah’ım! Ağlamayan gözden, korkmayan gönülden, huşu duymaz kalpten, kabul olmaz duadan, faydasız ilimden, dinlenmeyen sözden, doymayan nefisten, insanların günlük hayatında ihtiyaç duydukları yardımı kesmekten Sana sığınırım.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ قُرْا ٰنِكَ ﴿﴾ وَاَلْبِسْنَا مَلاَبِسَ اَنْواَرِكَ وَاَغْمِسْنَا ﰱِ رَاموُزِ اللَّطَائِفِ ﴿﴾ وَ اَفِضْ عَلَيْناَ مِنْ عَوَارِفِ الْمَعَارِفِ<br />
    92. Allâhumme fehhimnâ esrâra kurânike * ve elbisnâ melâbise envârike vağmisnâ fi râmuz-il letâifi * ve efid aleynâ min avêrif-il-meârifi<br />
    92. Allah’ım! Bize Senin kitabın olan Kur’an’ın sırlarını anlamayı nasib et, nurlarından elbiseler giymeyi ihsan eyle. Bizleri lütuflar deryalarına daldır. Üzerimize ihsan ve atıyyeleri, kalplerimize marifetler ve seni tanıyıp bilmenin ilimlerini sağnak sağnak yağdır.<br />
<br />
    يَانُورَ اْلاَنْوَارِ  يَا لَطِيفُ  يَاسَتَّارُ ﴿﴾ نَسْئَلُكَ اَنْ تُصَلِّيَ عَلىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نَبْرَاسِ اْلاَنْبِيَآءِ وَنَيِّرِ اْلاَوْلِـيَآءِ وَزِبَرْقَانِ اْلاَصْفِيَاءِ وَيُوحِ الثَّقَلَيْنِ وَضِيَآءِ الْخَافِقَيْنِ ﴿﴾ وَاَنْ تَرْفَعَ وُجُودَنَا اِلىٰ فَلَكِ الْعِرْفَانِ وَاَنْ تُثَبِّتَ شُهُودَنَا فِى مَقَامِ اْلاِحْسَانِ<br />
    93. Yâ nûr-el-envâri yâ latîfu yâ settâru * nes’eluke en tusalliye alâ seyyidinâ Muhammedin nebrâs-il-enbiyâ’i ve ney-yir-il-evliyâ’i ve zibrikân-il-asfiyâ’i ve yûhis-sakaleyni ve ziyâ-il-hâfikayni * ve en terfe’a vucûdenâ ilâ felek-il-irfâni ve en tusebbite şuhûdenâ fi makam-il-ihsâni<br />
    93. Ey Nurların Nuru! Ey gizli inceliği bilen, herşeyde nazik cemal-i sanatı görünen, yumuşak muamele eden Latîf, Ey maddî manevî ayıpları, kusurları, çirkinlikleri örtüp gizleyen Settâr! Enbiyanın parıl parıl parlayan kandili, evliyanın aydınlığı, asfiyanın ayı, cin ve insanların güneşi, Şark ve Garb ufuklarının ziyası olan Efendimiz Muhammed’in (a.s.v.) üzerine rahmet indirmeni ve bizlerin vücudunu irfan semâsına yükseltmeni ve kalplerimizi ihsan makamında sabitkadem kılmanı niyaz edip diliyoruz.<br />
<br />
    يَا اَللهُ يَا نُورُ يَا وَاسِعُ يَاغَفُورُ ﴿﴾ يَا مَنِ السَّمَآءُ بِاَمْرِهِ مَبْنِيَّةٌ ﴿﴾ وَالْغَبْرَآءُ بِقُدْرَتِهِ مَدْحِيَّةٌ ﴿﴾ وَالشَّوَاهِقُ بِحِكْمَتِهِ مَرْسِيَّةٌ<br />
    94. yâ Allâhu yâ nûru yâ vâsi’u yâ ğafuru * yâ men-is-semâ’u bi-emrihî mebni-yetun * vel-ğabrâ’u bi-kudretihi medhiyyetun * veş-şevâhiku bi-hikmetihî mersiyyetun<br />
    94. Ey gerçek mabud olan Allah, ey nur veren, nur olan Nur, ey herşeyi ihata eden Vasi, ey günahları bağışlayan Gafur, ey gökler emriyle bina edilen, ey yeryüzü kudretiyle yayılan, ey yüksek dağlar hikmetiyle dikilip, ayakta duran, ey güneş ve ay fazlıyla ışık veren, ziyadar olan Allah.<br />
<br />
    وَالْقَمَرَانِ بِفَضْلِهِ مُضِيئَةٌ ﴿﴾ نَسْئَلُكَ بِاِسْمِكَ الَّذِى تَرَقْرَقَتْ مِنْهُ الْخُنَّسُ وَ اْلاَزْهَرَانِ ﴿﴾ وَتَجَلْجَلَتْ مِنْهُ الْعَنَانُ حِرْزًا مَانِعًا وَنُورًا سَاطِعًا يَكَادُ سَنَابَرْقِهِ يَذْهَبُ بِاْلاَبْصَارِ<br />
    95. vel-kamerâni bi-fadlihi mudîetun * nes’eluke bismikelleziî terakrakat minh-ul-hunnesu vel-ezherâni d* ve tecelcelet minh-ul-anênu hırzen mâni’an ve nûran sâtı’an yekâdu senâ berkıhî yezhebu bil-ebsâri<br />
    95. Gezegenleri, güneş ve ayı ışıklandıran, gök sahnelerini nurlandıran, şimşeklerle gürlemesini sağlayan isminin hürmetine, Sen; bize eziyet verecek olan kötülüklerin, şerlerin girmesine mani, muhkem bir kale ve parlaklığı ile neredeyse gözleri alıveren bir nur nasib eyle.<br />
<br />
    يُقَلِّبُ اللهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ ﴿﴾ اِنَّ فِى ذٰلِكَ لَعِبْرَةً ِلِاُولىِ اْلاَبْصَارِ<br />
    96. yukallib-ul-leyle ven-nehêra inne fî zâlike le-ıbraten li-ulil-ebsâri <br />
    96. Allah karanlık olan geceyi gündüze, aydın olan gündüzü geceye çevirir. Bunda basireti açık olanlar için ibret vardır.<br />
<br />
    طٰسۤمۤ ﴿﴾ وَنَعُوذُ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ مِنَ الْمَعَازِفِ وَالْعِضَةِ وَالْمَحْظُورِ ﴿﴾ وَالْمُمَاحَلَةِ وَالْغِمَارِ وَمِنْ كَيْدِ الْفُجَّارِ ﴿﴾ وَمِنْ حَوَادِثِ الْعَصْرَانِ وَمِنْ شَرِّ اْلاَجَرَّانِ<br />
    97. Tâ-sîn-mîm * Ve ne’ûzu billâhil -aliyyil-azîmi min-el-maâzifi vel-ızati vel-mahzûrî * vel-mumâhaleti vel-ğımari ve min keydil-fuccêri ve min havâdis-il-asrâni ve min şerril-ecerrâni<br />
    97. Ta sin mim, lehviyat olan çalgı âletlerinden, yalandan, buhtandan, sihirden haramdan, hilekârlıktan, zındıkların tuzağından, gece ve gündüz hadiselerinden, cin ve insanların şerrinden Aliyyü’l-Âzîm olan Allah’a sığınıyorum.<br />
<br />
    يَاحَفِيظُ اِحْفَظْنَا ﴿﴾ يَاوَلِىُّ يَاوَالِى﴿﴾ يَاعَلِىُّ يَاعَالِى ﴿﴾ يَامَنْ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ﴿﴾ لاَ يَعْلَمُ اَحَدٌ  كَيْفَ هُوَ اِلاَّ هُوَ ﴿﴾ يَا اَللهُ * يَاحَىُّ * يَاقَيُّومُ * يَاحَقُّ * يَاوَاحِدُ * يَااَحَدُ يَاصَمَدُ * يَاوَهَّابُ * يَافَتَّاحُ * يَامُحْيِى * يَامُمِيتُ * يَاقَهَّارُ * يَاسَلاَمُ<br />
    98. Yâ hafîzu ihfeznâ..* yâ veliyyu yâ vâlî* yâ aliy-yu yâ âli * yâ men lâ ilâhe illâ huve * lâ yâ’lemu ehadun keyfe huve illâ hûve* yâ Allahu.. * Yâ hayyu * yâ kayyûmu. * yâ hakku * yâ vâhidu * yâ ehadu * yâ samedu * yâ vehhêbu *yâ fettâhu * yâ muhyî * yâ mumîtu * yâ kahhâru *Yâ selâ-mu.<br />
    98. Ey Hafîz Sen bizi muhafaza eyle! Ey Velî Sen bizim sahib ve dostumuz ol! Ey yüce olan Alî, Ey herşeyden üstün olan Âli, Ey Kendisinden başka ilâh olmayan, Kendisinden başka kimse kendisinin nasıl olduğunu bilemeyen. Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Hakk, Ya Vahid, Ya Ehad, Ya Samed, Ya Vahhab! Ya Fettah, Ya Muhyi, Ya Mümit, Ya Kahhar, Ya Selâm!<br />
<br />
    سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍ رَحِيمٍ<br />
    99. Selâmun kavlen min Rabbir-Rahiym.<br />
    99. Rabb’i Rahim’den sözlü bir selâm olsun onlara.<br />
<br />
    فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
    100. Fese-yekfîkehumullâhu ve huves-semî’ul-alîm.<br />
    100. Onların hakkından gelmek için Allah sana yeter. O bütün ses ve sadaları en iyi işiten Semî’, herşeyi bihakkın bilen, hiçbir şey ondan gizlenmeyen Alîm’dir.<br />
<br />
    هُوَ اللهُ الَّذِي لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ<br />
    101. huvallâ-lıullezî lâ ilâhe illâ huve* Âlimul ğaybi veş-şehêdeti huver-Rahmân-ur-Rahîm.<br />
    101. O öyle bir Allah’tır ki, Ondan başka ilah yoktur. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O Rahman’dır, rahmeti her şeyi kuşatır, Rahîm’dir sevdiklerine hususi şefkat ve merhamet sahibidir.<br />
<br />
    هُوَ اللهُ الَّذِي لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ ﴿﴾ اَلْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَرُّ الْمُحْصِى الرَّزَّاقُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ الْمُقِيتُ الصَّادِقُ الْبَاقِى الرَّؤُفُ النَّافِعُ الضَّارُّ الْمُهْلِكُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْعَفُوُّ الْغَنِىُّ الْمُغْنِى الْمُنْتَقِمُ التَّوَّابُ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ الْبَصِيرُ<br />
    102. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve * el-melik-ul kuddûs-us selâm-ul mu’min-ul muheymin-ul azîz-ul cebbâr-ul mutekebbir-ul -hâlık-ul bâri-ul musavvir-ul gaffâr * el mubdi-ul muîd-ul berr-ul muhsır-rezzâk-ul kâbid-ul bâsit-ul hâfıd-ur râfi-ul mu’izz-ul muzill-ul mukît-us-sâdık-ul bâkir-ra’ûf-un nâfi-ud-dârr-ul muhlik-ul mukaddim-ul mu’ahhir-ul afuvv-ul-ğaniyy-ul muğnil muntekım-ut tevvâb-us semî-ul alîm-ul-basîr.<br />
    102. O öyle bir Allah’tır ki, Ondan başka ilah yoktur. O Meliktir mülk sahibidir. O Kuddüstür, paktır, bütün ayıplardan uzaktır, bütün temizliklerin esas sahibidir. O Selâmdır, her türlü acz, kusur ve noksanlıktan münezzehtir, selamet Ondan gelir. O Mü’mindir, emniyet ve emân verir, kalplere iman bahşeder. O Müheymin’dir, herşeyin dizgini elinde, bütün mevcudatı çepeçevre kudret pençesinde tutan, gözeten, koruyandır. O Azizdir, kudreti herşeye galiptir. O Cebbardır, kimse Ona karşı koyamaz. O Mütekebbirdir, büyüklük ancak kendisine hastır. Allah müşriklerin Kendisine ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O Hâlık’tır, herşeyin yaratıcısıdır. O Bârî’dir, bir şeyden çok şeyi örneksiz yaratandır. O Musavvir’dir, herşeye münasip suret giydirendir. O Gaffâr’dır, bol mağfiret fazıl ve rahmetiyle her günahı bağışlayandır. O Mübdi’dir, bütün mevcudatı maddesiz, mayesiz, örneksiz, meşietiyle yoktan var eden ve başlatandır. O Muîd’dir, ilk yarattığı ve her zaman yenilediği, ölmüş çürümüş dağılmış mevcudatı tekrar dirilten ve iade edendir. O Muhsî’dir, maddî ve manevî herşeyin sayı ve hesabını bilendir. O Rezzâk’tır, bütün mahlûkatı rızıklandıran rızkı elde etme sebeblerini yaratandır. O Kâbıd’dır, maddî-mânevî herşeyi istediği ölçüde azaltıp daraltandır. O Bâsıt’tır, maddî manevî her şeyi istediği miktarda alçalman genişletendir. O Hâfid’dir dilediğini alçaltır ve indirendir. O Rafi’dir, herşeyin maddî ve manevî yükselmesi elinde bulunandır. O Muizz’dir, dilediğine tevfik verip azîz kılan, izzet bahşedip şereflendirendir. O Müzill’dir, dilediğini hikmet ve adaletiyle zelîl kılandır. O Mukît’tir, mahlûkatın çeşit çeşit rızkını vakti vaktine veren, gözetip kuvvetlendirendir. O Sâdık’tır, her sözü, her işi doğru olan, ahdini, vadini yerine getirendir. O Bakî’dir, bütün sıfat ve esmasıyla hep var olan, varlığı zamanla sınırlanmayandır. O Raûf’dur, çok esirgeyen, re’fet ve hususî şefkatini gösterendir. O Nafi’dir, faydalı şeyleri yaratan, herşeye çok menfaatlar iyilikler takandır. O Dârr’dır, hikmeti gereği, irade ettiklerine adaletle zarar ve elem verendir. O Mühliktir, dilediği şeyi helak edendir. O Mukaddim’dir, dilediği herşeyi öne geçiren, şereflendirendir. O Muahhir’dir, dilediği herşeyi arkaya alan, vakti merhune bırakandır. O Afüvv’dir, çok affeden, pişmanları affetmeyi sevendir. O Ganî’dir, mutlak zenginlik sahibi, hiçbir kimseye muhtaç olmayan, herkes Kendisine muhtaç olandır. O Muğnî’dir, dilediği kimseyi maddî ve manevî zengin kılandır. O Müntakim’dir, zalimlerden, intikam alandır. O Semî’dir bütün ses ve sadaları en iyi işitendir. O Alîm’dir, herşeyi en iyi bilendir. O Basîr’dir, herşeyi en iyi görendir.<br />
<br />
    حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ﴿﴾ نِعْمَ الْمَوْلىٰ وَنِعْمَ النَّصِيرُ ﴿﴾ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ اْلمَصِيرُ<br />
    103. Hasbunallâhu ve ni’mel-vekîlu * ni'mel-Mevlâ ve ni’men-nasîr. * Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el masîr.<br />
    103. Allah bize kâfidir, O en güzel vekildir. O en iyi yardımcı ve dosttur. Rabb’imiz bizleri bağışla dönüş ancak sanadır.<br />
<br />
    يَا دَائِمَاً بِلاَ فَنَآءٍ ﴿﴾ وَيَا قَآئِماً بِلاَ زَوَالٍ ﴿﴾  وَيَا مُدَبِّرًا بِلاَ وَزِيرٍ ﴿﴾  سَهِّلْ عَلَيْنَا وَعَلىٰ اَبَوَيْناَ وَعَلىٰ جَمِيعِ طَلَبَةِ النُورِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ كَآفَّةً كُلَّ عَسِيرٍ<br />
    104. Yâ dâ’imen bilâ fenâ’in * ve yâkâ’imen bilâ zevalin * ve yâ mudebbiran bilâ vezîrin * Sehhil aleynâ ve alâ ebeveynâ ve alâ cemîı talebetin-nûril mu'minîne vel mu'minâti kâffeten kulle asîr<br />
    104. Ey yok olmayan Daim, ey zeval bulmayan Kaim, ey vezirsiz, yardımcısız herşeyi idare eden Müdebbir, bize, anne-babalarımıza, cümle Nur Talebelerine, erkek ve kadın bütün mü’minlere her zoru kolaylaştır, âsân eyle.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا اَعْطَيْتَ * وَلاَ مُعْطِىَ لِمَا مَنَعْتَ * وَلاَ رَآدَّ لِمَا قَضَيْتَ * وَلاَ مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ * وَلاَ يَنْفَعُ ذَ الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ<br />
    105. Allâhumme lâ mâni’a limâ â’tayte * ve lâ mû’tıye limâ mena' te * ve lâ râdde limâ kadayte * ve lâ mubeddile limâ hakemte * ve lâ yenfa’u ‘ zel-ceddi mink-el-ceddu<br />
    105. Allah’ım! Senin verdiğini alıkoymaya, alıkoyduğunu vermeye kimsenin gücü yetmez. Kaza ve kaderini kimse red edemez, geri çeviremez. Verdiğin hükmü kimse değiştiremez. Senin merhamet ve lutfun olmadıkça, katında kimseye malı, mülkü, kuvveti fayda vermez.<br />
    سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ ﴿﴾ اَلْحَسِيبِ الْحَكَمِ الْعَدْلِ الرَّقِيبِ الْبَازِخِ الشَّامِخِ الْمُجِيبِ الْغَنِىِّ الرَّشِيدِ الصَّبُورِ الْجَلِيلِ الْبَدِيعِ النُّورِ الْمُقْسِطِ الْجَامِعِ الْمُعْطِى الْمَانِعِ<br />
    106. Subhâne Rabbiy-el aliyyil azîm * el hasîb-il hakem-il adl-ir rakîb-il bâzih-iş şâmih-il mucîb-il ğaniyyir raşîd-is sabûr-il celîl-il bedî-in nûr-il muksit-il câmi-ıl mû’t-ıl-mâni.<br />
    106. Herşeyden yüce ve üstün olan Alî, azamet sahibi olan Azîm, herkesin her ihtiyacını gideren, herşeyin hesabını iyi bilen Hasîb, mahlukat arasında en iyi ve en güzel şekilde hüküm veren, hal ve fasıl eden Hakem, adaletle hükmeden Âdil, hiçbir şey nazarından kaçmayan, herşeyi her an gözetleyen Rakib, son derece yüce olan Bazih, sonsuz derece azamet sahibi Şamih, dualara icabet eden Mucîb, hiçbir şeye muhtaç olmayan, sonsuz varlık sahibi olan Ganî, hak ve hayır yollarını gösteren Reşîd, sabır gösteren, kullarını hemen cezalandırmayan Sabûr, büyük ve yüce olan Celîl, misilsiz yoktan var eden, en güzel surette yaratan, dengi olmayan Bedi’, herşeyi nuruyla aydınlatan Nur adaletle iş gören Muksit, dilediği şeyi dilediği zaman ve yerde toplayan, insanları haşir meydanında bir araya getiren Cam’, sual edilen her haceti, lâzım olan her nimeti, arzu edilen her şeyi veren Mu’tî, istemediği şeye mani olan tecâvüzleri durduran, hudud koyan Mâni’ Rabb’im, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.<br />
<br />
    لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْوَكِيلُ الشَّهِيدُ ﴿﴾ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْمَتِينُ الْمَجِيدُ ﴿﴾ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْوَاحِدُ الْوَالِى ﴿﴾ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ الْمَاجِدُ الْمُتَعَالِى<br />
    107. Lâ ilâhe illâllah-ul vekîl-uş-şehîd. * Lâ ilahe illâllâh-ul metîn-ul mecîdu. Lâ ilâhe illâllah-ul vâhidul vêlî * Lâ ilâhe illâllâh-ul mâcid-ul mute’âli.<br />
    107. Lâilahe illallah (Allah’tan başka ilâh yoktur), Allah bütün mahlûkatın herşeyini üstüne alan Vekil ve her yerde hazır ve nazır olan Şehit’tir. Lâilahe illallah, Allah güven ve karar sahibi, muhkem yapan, kudretine hiç birşey engel olamayan Metîn ve sonsuz şeref ve azamet ve nimet sahibi yüceler yücesi Mecîd’tir. Lâilahe illallah, Allah bir olan Vahid ve her şeye sahip ve bütün kâinatı tek başına idare ve tedbir eden Vâlî’dir. Lâilahe illallah, Allah kadr ve şânı büyük, kerem ve semâhati bol Mâcid ve her şeyden ve her hal ve tasavvurdan yüce olan Müteâlî’dir.<br />
<br />
    اَعْدَدْنَا لِكُلِّ هَوْلٍ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ ﴿﴾ وَلِكُلِّ رَغْسٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ رَخَآءٍ اَلشُّكْرُ لِلّٰهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ اُعْجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ لَزَنٍ حَسْبِىَ اللهُ ﴿﴾ وَلِكُلِّ اِثْمٍ اَسْتَغْفِرُ اللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ شَجْوٍ مَاشَاءَ اللهُ﴿﴾ وَلِكُلِّ قَضَآءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ مُصيِبَةٍ اِنَّا لِلّٰهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ طاَعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ ﴿﴾ وَلِكُلِّ شَجَبٍ اِسْتَعَنْتُ بِاللهِ<br />
    108. Â’dednâ likulli hevlin lâ ilâhe illallâhu * ve likulli rağsin elhamdu lillâhi * veli kulli rahâ’in eş-şukru lillâhi * ve likulli u’cûbetin subhânallâhi *ve likulli lezenin hasbiyallâhu * ve likulli ismin estağfirullâh * ve likulli şecvin mâşâ’allâhu * ve likulli kadâ’in ve kaderin tevekkeltu alâllâhi * ve likulli musiybetin innâlillâhi * ve likulli tâ’atin ve mâ’siyyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi * ve likulli şecebin isteantu billâhi.<br />
    108. Her tehlikeye ve korkuya karşı hazırlığımız “Lâila he illallah”, her bol nimete ve berekete “Elhamdülillah”, her bolluğa ve rahata “Eşşükrü lillâh”, her ilginç ve hayret verici şeye “Sübhânallah” her sıkıntıya ve şiddete “Hasbiyallah” her günah ve suça “Estağfirullah” her üzüntü ve sevince “Mâşaallah” her kaza ve kadere “Tevekkeltü alellah” her musibet ve belaya “innâ lillah” her itaat ve isyana “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” her ihtiyaç ve derde “isteantübillah”dır.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ اِنَّا اَصْبَحْنَا نُشْهِدُكَ وَ نُشْهِدُ مَلَائِكَتَكَ وَحَمَلَتَ عَرْشِكَ وَاَنْبِيَآئَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ ﴿﴾ بِاَنَّكَ اَنْتَ اللهُ الَّذِى لَا اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ ﴿﴾ وَاَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ﴿﴾ وَلاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ<br />
    109. Allâhumme innâ asbahnâ nuşhiduke ve nuşhidu melâ’iketeke ve hamelete arşike ve enbiyâ’eke ve cemi’a halkıke * bi-enneke entallâhullezî lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerîke leke *ve enne seyyidenâ Muhammeden abduke ve resûluke. * Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil-aziym<br />
    109. Allah’ım! Seni, meleklerini, Arşının taşıyıcılarını, peygamberlerini, bütün mahlukatını şahid tutarak sabahladık ki, Sen Allah’sın, Senden başka ilâh yoktur, Teksin, şerikin yoktur, Muhammed (s.a.v) Senin hem abdin ve hem resulündür, yüce olan Alî ve büyük olan Azîm Allah’ın yardımı olmadan hiçbir iyilik yapmaya ve hiçbir kötülükten kurtulmaya gücümüz yetmez.<br />
<br />
    يَارَحْمٰنَ الدُّنْيَا وَيَارَحِيمَ اْلاٰخِرَةِ فَاعْفُ عَنّاَ وَاغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْليٰنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ<br />
    110. Yâ Rahman-ed-dunyâ ve yâ Rahîm-el âhireti fâ’fu annâ vağfir lenâ verhamnâ ente Mevlâna ve ente hayrur-Râhimîn.<br />
    110. Ey dünyada fark gözetmeden herkese rahmet eden Rahman, ey âhirette mü’minleri rahmetiyle kuşatan Rahîm; bizi affet, günahlarımızı bağışla, bize rahmet et, Sensin bizim Mevlamız, Sensin en üstün rahmet sahibi.<br />
<br />
    بِسْمِ اللهِ الشَّافِى هُوَ اللهُ ﴿﴾ بِسْمِ اللهِ الْكَافِى هُوَ اللهُ ﴿﴾ بِسْمِ اللهِ الْمُعَافِى هُوَ اللهُ ﴿﴾ بِسْمِ اللهِ الَّذِى لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِى اْلاَرْضِ وَ لاَ فِى السَّمَآءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
    111. Bismillâh-iş şâfi huvallâhu.. * Bismillâh-il-kâfi huvallâhu. * Bismillâh-il-mu’âfî huvallâhu. * Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’un fil-ardi ve lâ fis-semâ’i ve huves-semî-ul-aliym.<br />
    111. Şafî Allah’tır, Şifa veren Allah’ın adıyla, Kafî Allah’tır, herşeye yeten Allah’ın adıyla, Muafî Allah’tır, afiyet veren, günahları imha eden Allah’ın adıyla. Allah’ın adıyla ki, Onun adı beraber olduktan sonra yerde, gökte, hiçbir şey zarar veremez, O herşeyi işiten Semi’, Herşeyi bilen Alîm’dir.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ يَا مُحْيِى اَحْيِنَا حَيَاةً طَيِّبَةً بِالصِّحَّةِ وَالْعَافِيَةِ فِى دَارِ الدُّنْيَا وَاْلاٰخِرَةِ اِنَّكَ عَلٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
    112. Allâhumme yâ muhyî ehyinâ hayêten tayyibeten bis-sıhhati vel âfiyeti fî dârid-dunyâ vel-âhireti inneke alâ kulli şey'in kadîr.<br />
    112. Allah’ım! Sen Muhyi’sin, hayat verensin, bize dünya ve âhirette sıhhatli ve afiyetli iyi ve güzel hayat nasib eyle. Şüphesiz, Sen herşeye gücü yeten Kadîr’sin.<br />
<br />
    فَاللهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
    113. Fallahu hayrun hafızan ve huve erham-ur-Rahimiyn.<br />
    113. Allah en iyi hıfz ve himaye edendir. O en üstün rahmet sahibi olan Erhamürrahimin’dir.<br />
<br />
    وَاللهُ مِنْ وَرَائِهِمْ  مُحِيطٌ ﴿﴾ بَلْ هُوَ قُرْا ٰنٌ مَجِيدٌ ﴿﴾ فِى لَوْحٍ مَحْفُوظٍ<br />
    114. Vallâhu min verâ’ihim muhîtun * bel huve Kur’ânun mecidun * fî levhımmahfûz.<br />
    114. Allah onları arkalarından kuşatır, Kur’an onların iddia ettikleri gibi değil, O Levh-i Mahfuzda korunan, şerefli, yüce bir kitaptır.<br />
<br />
    حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطىٰ وَقُومُوا ِلِلّٰهِ قَانِتِينَ<br />
    115. Hâfizû ales-salâvâti ves-salât-il vustâ ve kûmû lillâhi kânitîne<br />
    115. Namazlara ve bilhassa orta namaza devam ve dikkat edin ve Allah için namaza itaatle durup kıyamda bulunun.<br />
<br />
    اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ﴿﴾ نِعْمَ الْحَافِظُ اَللهُ يَا حَافِظُ اِحْفَظْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍّ وَضَرٍّ<br />
    116. in kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfizun * Ni’mel hâfizu Allâh * yâ hâfizu * ıhfeznâ min kulli şerrin ve darrin<br />
    116. Hiçbir kimse yoktur ki yanında onu muhafaza eden (bir melek) bulunmasın. Allah en iyi koruyan ve muhafaza eden Hafiz’dir. Ey Hafiz bizleri her şer ve zarardan muhafaza eyle.<br />
<br />
    ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَائِفَةً مِنْكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ اْلاَمْرِ مِنْ شَىْءٍ * قُلْ اِنَّ اْلاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِ * يُخْفُونَ فِى اَنْفُسِهِمْ مَالاَيُبْدُونَ لَكَ * يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ اْلاَمْرِ شَىْءٌ  مَا قُتِلْنَا هٰهُنَا * قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ اللهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ<br />
    117. Summe enzele aleykum min bâ’dil ğammi emeneten nu’âsen yağşâ tâ’ifeten minkum<br />
            ve tâ’ifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi ğayral-hakkı zannel-câhiliyyeti yekûlûne hel lenâ min-el-emri min şey’in *  kul innel-emre kullehû lillâhi * yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne leke * yekûlûne lev kâne lenâ min-el-emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ * kul lev kuntum fi buyûtikum leberazellezîne kutibe aleyhim-ul katlu ilâ medacı’ıhim ve liyebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li-yumahhısa mâ fî kulûbikum vallâhu alîmun bi-zât-is-sudûr.<br />
    117. Sonra o üzüntünün ardından (Allah) üzerinize bir emniyet indirdi. Sizden bir kısmını bürüyen tatlı bir uyku hali verdi. Bir kısmınız (münafıklar) ise can derdine düşmüş, Allah hakkında Cahiliye devrindekine benzer hak dışı şeyler düşünüyorlar: Bu işin kararlaştırılmasında bizim yetkimiz mi var? Ne gezer! diye söyleniyorlardı. De ki: Bütün yetki ve karar Allah’ındır “Onlar aslında içlerinde, sana karşı açığa vuramadıkları birşeyler saklıyor ve kendi aralarında: “Bu emir ve komuta içinde bir payımız olsaydı, şimdi burada olmaz, öldürülmezdik.” Allah, sizin içinizde olanı imtihan etmek ve kalplerinizi her türlü vesveseden ve kirden arındırıp pırıl pırıl yapmak için bunu başınıza getirdi. Allah gönüllerde saklı olanı hakkıyla bilir.<br />
<br />
    اَلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اِنَّنَا اٰمَنَّا فَغْفِرْلَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ  النَّارِ<br />
    118. Ellezîne yekûlûne Rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâb-en-nâr.<br />
    118. Takva sahipleri; Rabb’imiz! Biz îman ettik, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem ateşinden muhafaza eyle, diye duâ ederler.<br />
<br />
    اَلصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِاْلاَسْحَارِ ﴿﴾ شَهِدَ اللهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَآئِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ<br />
    119. Es-sâbirîne ves-sâ-dıkıyne vel-kânitıyne vel-munfikîne vel-mustağfirîne bil-eshâr. * Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve vel-melâ-iketu ve ulûl-ilmi kâ-imen bil-kıstı lâ ilâhe illâ huvel-azîz-ul hakîm.<br />
    119. Onlar sabırlı, imanlarında sadık ve samimi, Allah’ın huzurunda itaatla divan duran, mallarını hayırda harcayan, seher vakitlerinde istiğfar edenlerdir. Allah, kendisinden başka ilâh olmadığına şahitlik etti. Buna melekler ve adaletten ayrılmayan ilim sahipleri de şahitlik ettiler ki, Ondan başka ilâh yoktur; O herşeye galip Azîz, herşeyi hikmetle donatan Hakîm’dir.<br />
<br />
    اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ اْلاِسْلاَمُ<br />
    120. înned-dî ne indallâh-il-islâm.<br />
    120. Allah katında makbul olan din ancak İslâm dinidir.<br />
    فَسُبْحَانَ اللهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ ﴿﴾ وَلَهُ الْحَمْدُ  فِى السَّمٰوَاتِ وَ اْلاَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ<br />
    121. Fesubhânallâhi hıyne tumsûne ve hıyne tusbihûn. * Ve lehul-hamdu fis-semâvati vel-ardi ve aşıyyen ve hıyne tuzhirûn.<br />
    121. Haydi siz akşama girdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd ve sena O’na mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ikindi vaktinde de öğleye girerken de O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.<br />
<br />
    يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّةِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّةَ مِنَ الْحَىِّ وَ يُحْيِي اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ<br />
    122. Yuhric-ul hayye min-el-meyyiti ve yuhric-ul meyyite min-el-hayyi ve yuhyil-erda bâ’de mevtihâ ve kezâlike tuhracûn.<br />
    122. O, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır. Öldükten sonra yeryüzünü O diriltir. İşte siz de öldükten sonra böylece dirilip kabirlerinizden çıkarılacaksınız.<br />
<br />
    اِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى اللهِ رَبِّى وَرَبِّكُمْ مَا مِنْ دَآبَّةٍ اِلاَّ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا اِنَّ رَبِّي عَلىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ<br />
    123. İnnî tevekkeltu alellâhi Rabbî ve Rabbukum mâ min dâbbetin illâ huve êhızun bi-nâsiyetihâ inne Rabbî alâ sırâtin mustakîm.<br />
    123. Ben benim de, sizin de Rabb’iniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hiç bir canlı yoktur ki, Allah onun perçeminden tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. Şüphesiz ki Rabbim’in yolu doğru bir yoldur.<br />
<br />
    وَمَا لَنَآ اَلاَّ نَتَوَكَّلَ عَلَى اللهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلىٰ مَا اٰذَيْتُمُونَا وَعَلىٰ اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ<br />
    124. Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alellâhi ve kad hedâna subulenâ ve lenasbiranne alâ mâ êzeytumûnâ ve alellâhi fel-yetevekkelil mutevekkilun.<br />
    124. Biz neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki, bize yollarımızı dosdoğru gösterdi. Bize verdiğiniz her türlü eza ve sıkıntıya sabredeceğiz. Güven isteyenler ancak Allah’a tevekkül etsinler.<br />
<br />
    قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا اِلاَّ مَا كَتَبَ اللهُ  لَنَا هُوَ مَوْليٰنَا وَعَلَى اللهِ فَالْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ<br />
    125. Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ huve Mevlânâ ve alellâhi fel-yetevekkel-il mu’minûn.<br />
    125. De ki: Allah bizim hakkımızda ne takdir etmiş ne yazmışsa başımıza ancak o gelir. O bizim Mevlamız ve Sahibimizdir. Öyleyse mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.<br />
<br />
    وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ اِلاَّ هُوَ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلاَ رَآدَّ  لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ<br />
    126. ve in yemseskallâhu bi durrin felâ kâşife lehû illâ huve ve in yuridke bi hayrin felâ râdde li fadlihi yusıybu bihî men yeşâu min ıbâdihî ve huvel ğafûrur-Rahîm.<br />
    126. Allah sana bir sıkıntı, bir zarar dokundurursa, onu yine Ondan başka kaldırabilecek kimse yoktur. Şayet sana bir hayır murad ederse, o durumda Onun bu lütfunu engelleyebilecek de kimse yoktur. O lütfunu ihsanını kullarından dilediğine nasib eder. O, günahları bağışlayan Gafur, bol rahmet sahibi Rahîm’dir.<br />
<br />
    وَمَا مِنْ دَآبَّةٍ فِى اْلاَرْضِ اِلاَّ عَلىٰ اللهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهاَ وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌ فِى كِتَابٍ مُبِينَ<br />
    127. Ve mâ min dâbbetin fil-ardi illâ alellâhi rızkuhâ ve yâ’lemu mustekarrehâ ve mustevde’ahâ kullun fi kitabin mubiyn.<br />
    127. Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’a âit olmasın. Allah onların rahimlerdeki yerini de bilir, yaşayıp öleceği yeri de. Bunların hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.<br />
<br />
    وَ كَاَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللهُ يَرْزُقُهَا وَ اِيَّاكُمْ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
    128. Ve ke-eyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ Allâhu yerzukuhê ve iyyâkum ve huves-semî-ul-alîm.<br />
    128. Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenmeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O herşeyi hakkıyla işiten Sem’i ve bilen Alîm’dir<br />
<br />
    مَايَفْتَحِ اللهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلاَ مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلاَ مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ<br />
    129. Mâ yeftahıllâhu linnâsi min rahmetin felâ mumsike lehâ ve mâ yumsik felâ mursile lehû min bâ’dihi ve huvel azîz-ulhakîm.<br />
    129. Allah, insanlara bir rahmet açarsa, Ona mâni olabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Onun vermediğini ise gönderecek güç yoktur. O, mutlak galip Azîz ve hüküm ve hikmet sahibi Hakîm’dir.<br />
<br />
    وَلَئِنْ سَئَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللهُ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَاتَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ  كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ اَوْ اَرَادَنِى بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِىَ اللهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ<br />
    130. Ve lein se’eltehum men halâk-as-semâvati vel-arda le-yekulunnallâhu kul efera-eytum mâ Ted’une min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi-durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi kul hasbiyallâhu aleyhi yetevekkel-ul-mutevekkilûn.<br />
    130. Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, muhakkak “Allah” derler. De ki; Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar onun bu rahmetine mâni’ olabilir mi? De ki: Bana Allah kâfidir. Güvenilir birisini arayanlar da, yalnız O’na dayanıp tevekkül etsinler.<br />
<br />
    وَمَاجَعَلَهُ اللهُ اِلاَّ بُشْرٰى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِهِ وَمَا النَّصْرُ اِلاَّ مِنْ عِنْدِ اللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ<br />
    131. Ve mâ ce’alehullâhu illâ buşrâ lekum ve li-tatma’inne kulûbukum bihi ve men-nasru illâ min indillah-il azîz-il-hakîm.<br />
    131. Allah bu yardımı, ancak size bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz tatmin olup güven duysun diye yaptı. Zafer ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’tandır, başkasından değildir!<br />
<br />
    كهٰيٰعۤصۤ ﴿﴾ حٰمۤ عۤسۤقۤ  ﴿﴾ اِكْفِنَا  وَارْحَمْنَا هُوَ اللهُ الْقادِرُ الْقَاهِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْفَاطِرُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ * قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِى الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ<br />
    132. Kêf-Hê-yê-ayn-sâd * Hâ-mîm - Ayn-sîn-kâf * İkfinâ verhamnâ huvallâh-ul-kâdir-ul kâhir-uz zâhir-ul bâtın-ul fâtir-ul lâtîf-ul habîr. * Kavluhul-hakku ve lehulmulku yevme yunfehu fis-sûri âlim-ul gaybi veş-şehêdeti ve huvel-hakîm-ul-habîr.<br />
    132. Kaf hâ yâ ayn sâd. Hâ mîm ayn sîn kaf. Bizim sahibimiz sen ol, Sen herşeye kâfisin, bize merhamet et. O herşeye kudreti yeten Kadir, her kuvvete galip gelen, cabbarları hunharları dize getiren, tedbir ve takdirini hiç kimsenin geri çeviremediği, dilediğini yapan Kahir, varlığı, sıfatı, isimleri her şeyde aşikâr ve apaçık olan Zahir, isim ve sıfat, ef’al ve eserleriyle herşeyin içyüzünü kaplayan, hiçbir şey onların ötesine geçemeyen, nazarlardan gizli kalan Batın, herşeyi yoktan örneksiz var eden Fâtır, en ince şeyleri yapan, her şeye nüfuz eden, lütuf sahibi Lâtîf, herşeyden en iyi haberdar olan Habîr olan Allah’tır. Sözü haktır. Mülk Onundur. Sur’a üfürüldüğü gün hiçbir şey Ondan gizlenemez, O görüneni ve görünmeyeni en iyi bilen Âlim’dir. O herşeyi hikmetle yapan Hakîm, herşeyden haberdar olan Habîr’dir.<br />
<br />
    يَاحَنَّانُ يَامَنَّانُ يَابَدِيعَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ يَا حَيُّ يَاقَيُّومُ يَاذَا الْجَلاَلِ وَالْاِكْرَامِ ﴿﴾ نَسْئَلُكَ بِعِظَمِ اللاَّهُوتِيَّةِ اَنْ تَنْقُلَ طِبَاعَنَا مِنْ طِبَاعِ الْبَشَرِيَّةِ وَاَنْ تَرْفَعَ مُهَجَنَا مَعَ مَلآئِكَتِكَ الْعُلْوِيَّةِ<br />
    133. Yâ hannânu Yâ mennânu Yâ bedî’as-semâvâti vel-ardi * Yâ hayyu yâ kayyûmu Yâ zel-celâli vel-ikrâm. * Nes’eluke bi-ızam-il-lâhutiyyeti en tenkule tıbê’anê min tıbêıl-beşeriyyeti ve en terfe’a muhecenâ me’a melâ’iketik-el ulviyyeti.<br />
    133. Ey sonsuz şefkatli olan Hannân, ey bol iyilik ve ihsan eden Mennân, Ey gökleri ve yeri örneksiz ve taklitsiz yapan Bedi’, ey mutlak, zatî, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan Hayy, ey her şey kendisine istinat ederek kaim olan, vücudu hiçbir kimseye dayanmayan Kayyûm, ey celâl ve ikram sahibi! Senden ulûhiyyetînin şan ve azameti hürmetine tabiatımızı beşerîlikten çıkarıp, bir daha sana isyan etmemek üzere, ruhumuzu itaatkâr meleklerinle beraber yükseltmeni niyaz ediyoruz.<br />
<br />
    يَامُحَوِّلَ الْحَوْلِ واْلاَحْوَالِ حَوِّلْ حَالَنَا اِلىٰ اَحْسَنِ الْحَالِ<br />
    134. Yâ muhavvil-el havli vel-ahvâli havvil hâlenâ ilâ ahsen-il hâl.<br />
    134. Ey kuvvet ve halleri değiştiren, hâlimizi en iyi ve en güzel bir hale çevir.<br />
    سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ اَسْتَغفِرُكَ وَاَتُوبُ اِلَيْكَ<br />
    135. Subhânekâllâhumme ve bi-hamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke.<br />
    135. Allah’ım! Sen her türlü ayıp ve kusurdan münezzehsin, Ancak Sana hamdedilir, Senden başka ilâh olmadığına şehâdet getirir, ancak Senden af diler ve Sana tevbe ederim.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍنِ السَّابِقِ اِلىَ اْلاَنَامِ نُورُهُ وَرَحْمَةٌ لِلْعَالَمِينَ ظُهُورُهُ عَدَدَ مَنْ مَضٰى مِنَ الْبَرِيَّةِ وَمَنْ بَقِىَ وَمَنْ سَعِدَ مِنْهُمْ وَمَنْ شَقِيَ صَلاَةً تَسْتَغْرِقُ الْعَدَّ وَتُحِيطُ بِالْحَدِّ صَلٰوةً لاَغَايَةَ لَهَا وَلاَ انْتِهَآءَ وَلاَ اَمَدَ لَهَا وَلاَانْقِضَآءَ صَلوٰتَكَ الَّتِى صَلَّيْتَ بِهَا عَلَيْهِ وَعَلىٰ اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَعِتْرَتِهِ مِثْلَ ذٰلِكَ ﴿﴾ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ<br />
    136. Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin-is-sâbikı ilel-enâmi nûruhû rahmetun lil-âlemîne zuhûruhû adede men medâ min-el-beriyyeti ve men bekıye ve men saide minhum ve men şakıye salâten testağrik-ul adde ve tuhıytu bil-haddi salâten lâ ğâyete lehê ve len tihê-e ve lâ emede lehê ve len kıdâ’e salâtek-el-letî salleyte bihâ aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve itratihî misle zâlike. * Bi rahmetike yâ Erhamer-Râhimîn.<br />
    136. Allah’ım! Hiçbir şeyi yaratmadan nurunu yarattığın, her şeyi nuruyla aydınlattırdığın, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimiz Muhammed’e (s.a.v) geçmiş ve gelecek, gerek mesut ve bahtiyar gerek şaki ve isyankâr olsun bütün mahlûkat adedince rahmet manasındaki salât eyle! Öyle bir rahmet ki bütün sayıları aşacak, her sınırı ihata edecek, sonsuz ve nihayetsiz, kesintisiz bitmez tükenmez olsun. Bunun bir mislini de Ona indirdiğin gibi Onun Âl ve Ashabına ve aile efradına indir. Bu Senin rahmetine yakışır, çünkü Sen en üstün merhamet sahibi olan Erhamürrahiminsin<br />
<br />
    سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿﴾ وَسَلاَمٌ عَليَ الْمُرْسَلِينَ  ﴿﴾ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
    137. Subhâne rabbike rabbil ızzeti ammâ yesıfûn * Ve selâmun alel murselîn * Vel hamdulillâhi rabbil âlemîn.<br />
    137. İzzet sahibi Rabb’in onların yakıştırdıklarından mukaddes ve münezzehtir. Peygamberlere selâm olsun! Hamd ve sena ancak âlemlerin Rabb’i olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ﴿﴾ اَللّٰهُمَّ اَعْطِنَا كُلَّ خَيْرٍ وَاَعِذْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍّ<br />
    138. Allâhumme rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes-semî’ul alîmu.* Allâhumme e’tınâ kulle hayrin ve eıznâ min kulli şerr<br />
    138. Allah’ım! Rabb’imiz, bu duayı bizden kabul buyur, çünkü sen herşeyi en iyi duyan Semi’ ve en iyi bilen Alîm’sin. Allah’ım! Bize her hayrı nasib eyle ve her türlü serden bizleri mahfuz ve masun kıl.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ اْلاَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ اْلاَبْصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ﴿﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿﴾ وَالصَّلاٰةُ وَالسَلاٰمُ عَلىٰ رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ<br />
    139. Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbil kulûbi ve devâihê ve âfiyetil ebdêni ve şifâihê ve nûr-il ebsâri ve dıyâihâ ve alâ êlihî ve sahbihî ve sellim * Elhamdulillâhi rabbil âlemîn * Ves-salâtu ves-selâmu alâ rasûlinâ Muhammedin Ve êlihî ve sahbihî ecmeîn.<br />
    139. Allah’ım! kalblerin tabibi ve devası, bedenlerin afiyet ve şifâsı, gözlerin nur ve ziyası Efendimiz Muhammed’e, Âl ve Ashabına, rahmet manasındaki salât ve selâm eyle! Âlemlerin Rabb’i olan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm olsun resulümüz Muhammed’e, bütün Âl ve Ashabına.<br />
<br />
    اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ كَلاٰمِكَ الْقَدِيمِ وَرَسُولِكَ الْكَرِيمِ ﴿﴾ وَبِحَقِّ جَمِيعِ اْلاَنْبِيَآءِ وَالْمُرْسَلِينَ ﴿﴾ وَبِحُرْمَةِ اْلاَوْرَادِ الْقُدْسِـيَّةِ وَمَا فِيـهَا مِنَ الْحَقـَآئِقِ ﴿﴾ يَاقَاضِىَ الْحَاجَاتِ وَيَادَافِعَ الْبَلِيَّاتِ اِدْفَعْ عَنَّا الْبَلَايَا ﴿﴾ وَارْزُقْنَا وَاُسْتَاذَنَا وَمَشَايِخَنَا﴿رَضِىَ اللهُ عَنْهُمْ﴾ وَوَالِدَيْنَا وَطُلاَّبَ النُّورِ بِحُسْنِ الْخَاتِمَةِ اٰمِينَ اٰمِينَ اٰمِينَ ﴿﴾ وَ صَلَّى اللهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ اٰلِهِ  وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا <br />
    140. Allâhumme bi hakkı kelâmikel kadîmi ve Rasûlikel kerîm.* Ve bi hakkı cemîıl enbiyâi vel murselîn. * Ve bi hurmetil evrâd-ı kudsiyyeti ve mâ fîhê min hakâik. * Yâ kâdıyel hâcât. * Ve yâ dêfial beliyyât. * İdfe’ annâ belâyâ. * Verzuknâ ve ustâzenâ ve vâlideynâ ve tullebeten-nûri bi husnil hâtimeti Âmîn… Âmîn… Âmîn… * Ve sallalâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve sellim teslîmen kesîrâ.<br />
    140. Allah’ım! Kelâm-ı Kadîm olan Kur’an ve Resul-ü Ekremin hakkı için ve bütün Enbiya ve resullerin hakkı için ve Evrâd-ı Kudsiye ve içindeki hakikatlar hürmetine, ey ihtiyaçları yerine getiren ve belâları def eden, üzerimizden belaları kaldır, bize ve Üstadımıza anne ve babamıza ve Nur talebelerine hüsnü hatime ihsan eyle, dünyadan ayrılmamızı güzel sonuçlandır… Âmin, âmin, âmin…</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evradı Fethiye-i Nakşibendiye]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2466</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 21:57:28 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2466</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evradı Fethiye-i Nakşibendiye</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evradı Fethiye Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym<br />
<br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Lâ ilâhe illallâhü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hayâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi.. Lâ ilâhe illallâhü zinete arşihi. Lâ ilâhe illallâhü mil’e semâvâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü mil’e ardıhi.. Lâ ilâhe illallâhü adede misli zâlike meahû.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh. Lehül-mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyul lâ yemûtü bi yedihil hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il-masiyr.. Estağfirullâhe Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhil-Aliyyil-Azıym... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Sübhânallâhi ve bi-hamdihi.. Ve mâ tevfiygu illâ billâhi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhi Sübhânallâh-il-Azıymi ve bi-hamdihi.. Sübhânallâhi ve bi-hamdihi adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi ve müntehâ ılmihi ve minnetihi ve rahmetihi ve ra’fetihi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Azıym..Allâhümme yâ Hayyü yâ Gayyûmü yâ Allâhü yâ bediy-as-semâvâti vel ardi yâ Mâlik-el-Mülki yâ Zel-Celâli vel-ikrâm.. Yâ lâ ilâhe illâ ente innâ nes’elüke bi-izzetike en tuhyiye gulûbenâ ve ecsâmenâ ve ebdânenâ ve ervâhanâ bi-envâri mâ’rifetike ebeden dâimem bâgıyen hâdiyey yâ Allâhü yâ Allâhü yâ Allâh.Ve bi-envâri hidâyetike ve bi-envâri gudratike ilâhi â’mâlünâ galiylüv ve hâcâtünâ kesiyrüv ve ilâhünâ Basiyr.. Allâhümmef’al binâ mâ ente lehû ehlüv ve lâ tef’al binâ mâ nahnü lehû ehlün.. Allâhümme inni es’elüke mâ lâ estahiggu ve eûzü bike mimmâ estahiggu ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr.. Ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Aziym.. Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn es-salâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyn..Allâhümme yâ Vâcib-el-Vücûdi ve yâ Vâhib-el-hayri vel cûd.. Efıd aleynâ envâra rahmetike ve yessir lenel-vüsûle ilâ kemâli mâ’rifetike.. Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ ve lâ yuhiytûne bi-şey’im min ilmihi illâ bi-mâ şâ’e ve lâ mâ’rifete lenâ illâ mâ elhemtenâ inneke entel-Aliym-ül-Hakiym.. Allâhümme innâ nes’elüke minel-ismeti devâmehâ ve minen-ni’meti temâmehâ ve minel-âfiyeti husûlehâ ve miner-rahmeti şümûlehâ ve min-el-ayşi erğadehû ve minel umri es’adehû ve minel vagti etyebehû ve miner rizgi evseahû ve minel fadli â’zebehû ve minel lutfi enfe’ahû ve minel in’âmi e’ammehû ve minel ihsâni etemmehû.. Allâhümme yâ Allâhü kül lenâ yâ Cebbâr.. Ve lâ tekün aleynâ yâ Ğaffâr.. Allâhümme yâ Allâhü ahtim bis-seâdeti âcâlenâ ve haggig biz-ziyâdeti âmâlenâ vagrum bil-âfiyeti ğudüvvenâ ve âsâlenâ vec’al ilâ rahmetike ve mağfiratike masiyranâ ve meâlenâ ve subbe sicale afvike alâ zünûbinâ ve münne aleynâ bi-islâhi uyubinâ vec’al-it-tagvâ zâdenâ ve fiy diynike ictihâdenâ fe-inne aleyke tevekkülenâ ve i'timâdenâ ve sebbitnâ alâ nehc-il istigâmeti ve eidnâ mim mûcibât-in-nedâmeti yevm-el-giyâmeti ve haffif annâ sigal-el-evzâri verzügnâ meıyşetil-ebrâr vagfinâ vasrif annâ şerral-eşrâri ve a'tig rigâbenâ ve rigâbe âbâinâ ve ümmehâtinâ ve meşâyihinâ ve üstâzinâ mined-deyni vel-mezâlimi ven-nâri bi-izzetike yâ Aziyzü yâ Ğaffârü ya Keriymü yâ Settârü yâ Haliymü yâ Vehhâb.. Ve sallallâhümme alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyne (Âmin) bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn vel-hamdülillâhi Rabbil-âlemiyn... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Elleziy lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûme ve etûbü ileyh.. Allâhümme-entes-Selâmü ve minkes-Selâmü ve ileyke yerci-üs-Selâmü hayyinâ Rabbenâ bis-Selâmi ve-edhilnâ dâr-as-Selâmi tebârakte Rabbenâ ve teâleyte yâ Zel-Celâli-vel-ikrâm.. Allâhümme lekel hamdü hamdey yüvâfiy niamike ve yükâfiy meziyde keramike ahmedüke bi-cemiy-i mehâmidike mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lemü ve alâ cemiy-i niamike küllihâ mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lem ve alâ külli hâl.. <br />
E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûmü lâ te’hüzühû sinetüv velâ nevm lehû mâ fis-semâvâti ve mâ fil-ardi men-zellezî yeşfeu indehû illâ bi-iznih yâ’lemü mâ beyne eydiyhim ve mâ halfehüm ve lâ yuhiytûne bi-şey’in min ilmihiy illâ bi-mâ şâ’e vesia kürsiy-yühüs-semâvâti vel-arda ve lâ yeûdühû hifzuhümâ ve hüvel-Aliyyül-Aziym.. Sübhânallâhi el-hamdü lillâhi Allâhü ekberu lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in Gadiyr.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Cebbâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Vâhid-ül Gahhâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aziyz-ül-Ğaffâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Keriym-üs-Settâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Kebiyr-ül-Müteâl.. Lâ ilâhe illallâhü Hâlig-ul- leyli ven-nehâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ'bûdü bi-külli mekân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mezkûr-ül bi-külli lisân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ’rûfü bi-külli ihsân.. Lâ ilâhe illallâhü iymânem billâh.. Lâ ilâhe illallâhü emânem minallâh.. Lâ ilâhe illallâhü emâneten indallâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ nâ’büdü illâ iyyâh.. Lâ ilahe illallâhü haggan hagga.. Lâ ilahe illallâhü iymânev ve sidgâ.. Lâ ilâhe illallâhü teabbüdev ve riggâ.. Lâ ilâhe illallâhü telâttüfev ve rifgâ.. Lâ ilâhe illallâhü gable külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü bâ’de külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü yebgâ Rabbünâ ve yefnâ ve yemûtü külli şey.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-mübiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-yagiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aliyyül-Aziym.. Lâ ilâhe illallâh-ül Hakim-ül-Keriym.. Lâ ilâhe illallâhü Rabbüs semâvât-is-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym.. Lâ ilâhe illallâhü ekram-ül ekramiyn.. Lâ ilâhe illallâhü erham-ür-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü habib-üt-tevvâbiyn.. Lâ ilâhe illallâhü râhim-ül-mesâkiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hâdiyül-mudilliyn.. Lâ ilâhe illallâhü delil-ül-hâiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü emân-ül-hâifiyn.. Lâ ilâhe illallâhü ğıyâs-ül müsteğıysiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-un-nâsiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâfiziyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ül-vârisiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâkimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râzigiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-fâtihiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-ğâfiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû ve sadega va’dehû ve nasara abdehû ve e’azze cündehû ve hezem-el-ahzâbe vahdehû ve lâ şey’e bâ’dehû.. Lâ ilâhe illallâhü ehl-ün-ni’meti ve lehül-fadlü ve lehüs-senâ’ül-hasen.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü Sahib-ül vahdâniyyet-il ferdâniyyet-il gadiymiyyet-il ezeliyyet-il ebediyyet-illeziy leyse lehû siddüv ve lâ niddüv ve lâ şibhüv ve lâ şeriyküy yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyül lâ yemûtü biyedih-il hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il masiyr.. Hüvel-evvelü vel-Âhiru vez-Zâhiru vel-Bâtınü ve hüve bi-külli şey’in Aliym. Leyse kemislihi şey’ün ve hüves-semi’ül-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel Mevlâ ve ni’men-nasiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr.Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr. Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tiye limâ mena’te ve lâ râdde limâ gadayte ve lâ yenfeu zel-ceddi mink-el-ced.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-â’lel-Vehhâb.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-a’lel Keriym-il-Vehhâb.. Sübhâneke mâ abednâke hagga ibâdetike.. Sübhâneke mâ arafnâke hagga ma’firatike.. Sübhâneke mâ zekernâke hagga zikrike.. Sübhâneke mâ şekernâke hagga şükrike.. Sübhân’Allâh-il-ebediyyil-ebed.. Sübhân’Allâh-il-Vâhid-il-Ehad.. Sübhân’Allâh-il ferd-is-Samed.. Sübhân’Allâhi Râfi-is-semâvati bi-ğayri amed.. Sübhân’Allâhi Bâsit-il-eradıyne bilâ sened.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yettehiz sâhibetev ve lâ veledâ.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yelid ve lem yûled ve lem yeküllehû küfüven ehad.. Sübhân-el-Melik-il-Guddûs.. Sübhâne zil-mülki vel-melekût.. Sübhâne zil-izzeti vel-azameti vel-gudrati vel-heybeti vel-celâli vel-cemâli vel-kemâli vel-begâi ves-senâi ved-diyâi vel-âlâi ven-nüamâi vel-kibriyâi vel ceberût.. Sübhân-el Melik-il-ma’bûd.. Sübhân-el Melik-il-vücûd.. Sübhân-el Melikil Hâlig-il Hayyilleziy lâ yenâmü ve lâ yemût.. Sübbûhün Guddûsür Rabbünâ ve Rabbül-melâ’iketi ver-rûh.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il Aliyyil-Aziym.. <br />
<br />
Allâhümme ent-el melik-ül-haggullezi lâ ilâhe illâ ente.. <br />
<br />
Yâ Allâhü.. Yâ Rahmânü.. Yâ Rahiymü.. Yâ Mâlikü, Yâ Guddûsü, Yâ Selâmü, Yâ Mü’minü, Yâ Müheyminü, Yâ Aziyzü, Yâ Cebbâru, Yâ Mütekebbiru, Yâ Hâligu, Yâ Bâriü, Yâ Musavviru, Yâ Ğaffâru, Yâ Gahhâru, Yâ Vehhâbü, Yâ Razzâgu, Yâ Fettâhu, Yâ Aliymü, Yâ Gâbidu, Yâ Bâsitu, Yâ Hâfidu, Yâ Râfiu, Yâ Mü’izzü, Yâ Müzillü, Yâ Semiy’u, Yâ Basiyru, Yâ Hakemü, Yâ Adlü, Yâ Latiyfü, Yâ Habiyru, Yâ Haliymü, Yâ Aziymü, Yâ Ğafûru, Yâ Şekûru, Yâ Aliyyü, Yâ Kebiyrü, Yâ Hafiyzü, Yâ Mugiytü, Yâ Hasiybü, Yâ Celiylü, Yâ Keriymü, Yâ Ragiybü, Yâ Müciybü, Yâ Vâsiu, Yâ Hagiymü, Yâ Vedûdü, Yâ Meciydü, Yâ Bâ’isü, Yâ Şehiydü, Yâ Haggu, Yâ Vekiylü, Yâ Gaviyyü, Yâ Metiynü, Yâ Veliyyü, Yâ Hamiydü, Yâ Mühsiy, Yâ Mübdiü, Yâ Müiydü, Yâ Muhyi, Yâ Mümiytü, Yâ Hayyü, Yâ Gayyûmü, Yâ Vâcidü, Yâ Mâcidü, Yâ Vâhidü, Yâ Ehadü, Yâ Samedü, Yâ Gâdiru, Yâ Mugtediru, Yâ Mugaddimü, Yâ Müahhiru Yâ Evvelü, Yâ Âhiru, Yâ Zâhiru, Yâ Bâtinü, Yâ Vâliy, Yâ Müteâliy, Yâ Berru, Yâ Tevvâbü, Yâ Mün’imü, Yâ Müntegimü, Yâ Afüvvü, Yâ Raüfü, Yâ Mâlik-el-mülki, Yâ Zel-Celâli vel-ikrâmi, Yâ Rabbi, Yâ Mugsitu, Yâ Câmiu, Yâ Ğaniyyü, Yâ Muğni, Yâ Mü’tiy, Yâ Mâniu, Yâ Darru, Yâ Nâfiu, Yâ Nûru, Yâ Hâdiy, Yâ Bediy’u, Yâ Bâgiy, Yâ Vârisü, Yâ Raşiydü, Yâ Sabûru, Yâ Sâdigu, Yâ Settâru, Yâ men tegaddeset an-il-eşbâhi zâtühû ve tenezzehet am müşabehet-il emsâli sıfâtühû ve yâ men dellet alâ vahdaniyyetihi ve âyâtihi ve şehidet bi-rübûbiyetihi masnû’atühû. Vâhidül lâ min gilletiv ve mevcûdül lâ min illetin.. Yâ men hüve bil-birri mâ’rûfüv ve bil ihsâni mevsûfün. Ma’rûfüm bilâ ğayetin, ve mevsûfüm bilâ nihayetin evvelün gadiymüm bilâ ibtidâ’i, âhirün keriymür rahiymüm bilâ intihâ’i.. Ve ğafera zünûb-el müznibiyne keramev ve hilmen.. Yâ mel leyse kemislihi şey’ün ve hüves-Semiy’ul-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekil ve ni’mel-Mevlâ ve ni’men nasiyr.. Yâ dâ’imem bilâ fenâ’iv ve yâ gâimem bilâ zevâlin ve yâ müdebbiram bilâ veziyrün, sehhil aleynâ ve alâ vâlidiynâ külle asiyr. Lâ uhsiy senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze câruke ve celle senâ’üke ve tegaddeset esmâ’üke ve azume şânüke ve lâ ilâhe ğayruke.. Yef’alüllahe mâ yeşâ’ü bi-gudratihi ve yahkümü mâ yüriydü ve bi-izzetihi.. Elâ ilâllâhi tasiyr-ül-umûr küllü şey’in hâlikün illâ vechehû lehül-hükmü ve ileyhi türce’ûn.. Feseyekfiykehümüllahü ve hüves-Semiy’ul-Aliym.. Hasbünallâhü ve kefâ semiAllâhü limen deâ leyse verâAllâhil müntehâ menî tesame billâhi yuhyiy.. Sübhâne men lem yezel Rabben rahiymev ve lâ yezâlü keriymen.. Lâ ilâhe illallâhül haliym-ül-keriymü Sübhânallâhi ve tebârakallâhü Rabbüs-semâvatis-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyne ilâhev vâhiden ehaden sameden ferden vitren hayyen gayyûmen ebeden lem yettehiz sahibetev ve lâ veledev ve lem yekül lehû şeriykün fil mülki ve lem yekûl lehû veliyyüm min-ez-zülli ve kebbirhü tekbiyran Allâhü ekber.. <br />
<br />
Hasbünallâhü li-dininâ.. Hasbünallâhü li-dünyanâ.. Hasbünallâhü limâ ehemmenâ.. Hasbünallâhü limen bega aleynâ.. Hasbünallâhü limen hasedenâ, Hasbünallâhü limen kâdena bi-su’in.. Hasbünallâhü ind-el-mevti.. Hasbünallâhü ind-el-kabri.. Hasbünallâhü ind-el-mesâ’ili.. Hasbünallâhü ind-el-hisabi.. Hasbünallâhü ind-el-miyzâni.. Hasbünallâhü ind-es-sırati.. Hasbünallâhü ind-el-cenneti ven-nâr.. Hasbünallâhü ind-el-lika’i.. HasbiyAllâhüllezi lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve ileyhi üniyb.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ â’zamAllâhü lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ahlemAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ekremAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke lehu Muhammedür Resûlüllah.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ zekereh-üz-zâkirun.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ gafele an zikrih-il-ğâfilûn.. Radîynâ billâhi teâlâ Rabben ve bil-islâmi diynen ve bi-Muhammedin sallallâhü aleyhi ve selleme nebiyyen ve resûlen ve bil-gur’âni imâmev ve bil-kâ’beti gibletev ve bis-salâti ves-savmi vez-zekâti vel-hacci farizatan ve bil-mü’miniyne ihvânev ve bil-mü’minâti ahevâtiv ve bis-Sıddiygi vel-Faruki ve ziyn-Nûreyni vel-Mürtedâ e’immeten ve bi-sair-is-sahabeti ridvanullahü teâlâ aleyhim ecma’iyne kıdveten bi-halâllahi teâla helâlev ve bihi hisabev ve bi-haramillahi teâlâ haramev ve bihi azabev ve bil-cenneti sevabev ve bin-nâri ikaben.. Merhaben merhaba bis-sabah-il-cedidi ve bil-yevm-is-sa’iyd ve bil-melekeyn-il kirâmeyn-il kâtibeyn-iş şâhideyn-il âdileyni hayyen kümAllâhü teâlâ fi gurreti yevminâ hazektübâ fi evveli sahifetinâ hâzihi  Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym  ve eşhede bi-enna neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerike lehu ve neşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühu erselehu bil-hüdâ ve din-il-hakkı alâ hâzih-iş-şehadeti nahyâ ve aleyhâ nemûtu ve aleyhâ nüb’asü inşâ’Allâhu teâlâ.. E’uzü bi-kelimâtillah-it-tâmmati külleha min şerri mâ halâga.. Bismillahi hayr-il-esmâ-i.. Bismillahi Rabbil-ardi ve Rabbis-semâ’i.. Bismillahillezi lâ yadurru mâ’a ismihi şey’ün fil’ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semi’ul-aliym.. El-hamdü lillâhillezi ahyanâ bâ’de mâ ematenâ ve redde ilebnâ ervahenâ ve ileyh-il bâ’sü ven-nüşuûr.. Asbahnâ ve asbehal-mülkü lillâhi vel-azametü velkibriyâ’ü vel-ceberutü ves-sultanü vel-bürhanü lillâhi vel-âlâü ven-nuamâ’ü lillâhi vel-leylü ven-neharü lillâhi ve mâ sekene fiyhimâ lillah-il vahid-il-kahhâr.. Asbahnâ alâ fıtra’t-il-islâmi ve alâ kelime’t-il-ihlâsi ve alâ din-i nebiyyinâ Muhammedin sallAllâhu aleyhi ve selleme ve alâ milleti ebiynâ İbrahiyme haniyfen müslimen ve mâ kân emin-el-müşrikiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashabihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullahi ve berekâtühü.. <br />
<br />
Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Rasûlallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ habiballâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ halilallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ nebiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ safiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hayra halgillâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ menihtârahullah.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men erselehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men zeyyenehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men kerramehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men azzemehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ seyyid-el-mürseliyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ imam-el-müttegiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hâtem-en-nebiyyin.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ şefi-al-müznibiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ rasûle Rabbil-âlemiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve ashâbihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullâhi ve berekâtüh.. Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-evveliyn.. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fil-âhiriyn.. Ve salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-melâil â’lâ ilâ yevmid-din ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fi külli vagtiv ve hıyn ve salli alâ cemiy-il enbiyâ-i vel-mürseliyn ve alâ melâ’iketik-el-mugarrabiyn ve alâ ibâdik-es-sâlihiyn ve alâ ehl-i tâ’atike ecmaiyne min ehlis-semâvâti ve min ehl-il eradiyn verhamnâ vahşürnâ me’ahüm bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn.. Allâhümme edhilnâ fi rahmetike ve ente hayr-ür-râhimiyn.. <br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Allâhümme yâ Mâlik-er-Rigâb.. Yâ müfettih-el-ebvâb.. Ve yâ müsebbib-el-esbâb heyyi lenâ sebeben lâ nestatıy’u lehu taleben.. Allâhümmec’alnâ meşguliyne bi-emrike âminiyne bi-ahdike âyisiyne min halkıke ânisiyne bike müstevhışıyne an gayrike radıyne bi-kada’ike sâbiriyne alâ belâ’ike şâkiriyne le-ni’mâ’ike mütelezziziyne bi-zikrike ferihiyne bi-kitabike münâciyne bike fi ânâ’il-leyli ve etraf-in-nehâr mübgızıyne lid-dünya muhibbiyne lil-âhireti müştakıyne ilâ lika’ike müteveccihiyne ilâ cenâbike müsta’ıddıyne lil-mevti..Rabbenâ Âtina mâ ve adtenâ alâ rüsûlike ve lâ tuhzinâ yevm-el-kıyameti inneke lâ tuhlif-ül-mi’ad. Allâhümmec’al tevfiyke refiykanâ ves-sırat-el müstakiyme tariykanâ. Allâhümme evsılnâ ilâ makasidina ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvab-ür-rahiym.. Allâhümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemûtü ve ileyk-el-masiyr.. Allâhümme erinel-hakka hakkan verzuknâ ettiba’ahu ve erinel-bâtıla bâtılen verzuknâ ectinâbehu teveffenâ müslimiyne velhıknâ bis-sâlihiyn.. Vedfâ’annâ şerrez-zâlimiyne ve eşriknâ fi dua-il-mü’miniyn.. Ve ginâ Rabbenâ şerre mâ kadayte.. Allâhümmağfir li-ümmeti Muhammed.. Allâhümmansur ümmete Muhammed.. Allâhümmerham ümmete Muhammed.. Allâhümmahfaz ümmete Muhammed.. Allâhümme ferric an ümmeti Muhammed.. Allâhümme yâ habib-et-tevvâbiyne tüb aleynâ ve yâ emân-el-hâ’ifiyne âminnâ ve yâ delil-el-mütehayyiriyne düllenâ ve yâ hadiyel-mudıllıynehdinâ ve yâ gıyas-el müstagıysiyne agisnâ ve yâ recâ-el-münkatı’ıyne lâ taktâ’ recâ’enâ ve yâ gafir-el-müznibiyne ıgfir lenâ zünübenâ ve kefir annâ seyyi’atinâ ve teveffenâ mâ’al-ebrâr Allâhümme nevvir kulûbenâ.. Allâhümmeşrah sudurenâ.. Allâhümme yessir umurenâ.. Allâhümmestür uyubenâ.. Yâ hafiy-yel-eltâfi neccinâ mimmâ nehaf.. Allâhümmagfir lenâ ve valideynâ ve li-üstâzinâ ve li-meşâyihinâ ve li-ihvanina ve li-ashabinâ ve li-ahbabinâ ve li-aşâ’irinâ ve li-kabâ’ilinâ ve limen lehu hakka aleynâ ve limen vessanâ bid-dua’il-hayri ve li-cemi-il mü’miniyne vel-mü’minât vel-müslimiyne vel-müslimât el-ahyâ’ü minhüm vel-emvât.. Allâhümmahfeznâ yâ feyyâzü min cemi-il belâ’i vel-emrâzı kâffeten bi-rahmetike yâ erham-er-râhimiyn..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evradı Fethiye Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
<br />
Allahu Tealanın yarattığı taneler sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın hayatı sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın yarattığı küçük taşlar sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın kelimeleri sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın bütün yarattıkları sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim<br />
Allahu Tealanın arş-ı aziminin ağırlığınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın gökleri dolusunca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın yerleri dolusunca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Bütün bu zikrolunanların misli sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Mabud-u bil-hak yoktur, illa Allahu Teala vardır Birdir, uluhiyette ortağı yoktur. Mülk ve tasarruf onundur. Bütün hamdedenlerin hamdi ona mahsustur. Bütün dirileri diri eden bütün ölenleri öldüren odur. Bütün hayırlar onun elindedir. Herşey üzerine bizzat kadirdir tam kudret sahibidir öldükten sonra bizimde dönüşümüz onadır.<br />
Allahu Tealadan günahlarımın örtülmesini ve mağfiretimi dilerim. Allahu Tealayı zatı pakine ve şanı şerefine layık olmayan noksanlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim.Hamd Allahu Tealaya mahsustur. Mabud-u bil-hak yoktur, illa Allahu Teala vardır herşeyden büyük ve ziyadesiyle uludur. Masiyetlerden onun korunması ile sakınır taat ve ibadetede çok ulu ve yüce olan Allahu Tealanın yardımı ile kudret bulurum.<br />
<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
Allahu Tealayı zatı pakine ve şanı şerefine layık olmayan noksanlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ve ona Hamd-ü sena ederim. Zatı ecel ve alasının kudret ve kuvvetini ve kulun aciz ve zilletini öğrenmemize tevfikini ihsan buyuran ve bizleri iyman ve İslamla şereflendiren odur. O ulu Allahu Tealayı noksan ve eksik sıfatlardan pak eder ve beni bu lütfuna mazhar kıldığı içinde aynı zamanda ona hamdederim. Allahu Tealayı zatı pakine layık olmayan noksan sıfatlardan tenzih eder ve ona yarattıkları sayısınca hamd-ü sena ederim. Bu tespih ve tahmidim arş-ı aziminin ağırlığıncadır. Bu tespih ve tahmidim benden razı olasıya kadardır. Bu tespih ve tahmidim kelimelerinin miktarı ve ilminin sonsuzluğu kadardır. Bu tespih ve tahmidim ihsan ve inayet buyurduğu nimetleri, rahmetleri, refetleri kadardır. Bu tespih ve tahmid ve diğer bütün ibadetlere gücümün yetmesi ancak Allahu Tealanın azamet ve tevfiki ile olabilmektedir. Bütün bunlara bende kuvvet ve kudret yoktur. Kuvvet ve kudret onundur. Bütün bunlar Allahu tealanın kudreti ve yardımı sayesindedir. O öylesine yüce ve Ulu öylesine azamet sahibidirki Ona sıfat ve mahiyyeti ilahiyesinde kimse ortak olamaz. Herşey ona nisbetle hakirdir. Ey her zaman diri ve canlı, daimi hayat sahibi Ey her zaman yarattıklarının korunup kollanmasına kıyam göstern Allahım. Ey vücudu vacib olan Allah Ey göklerin ve yerlerin yaratıcısı Ey mülkün gerçek maliki ve mutasarrıfı Ey şeref ve kemal sahibi Ey zatı eceli ve alasından başka Mabud-u bil-hak olmayan illa zatı var olan Kudret ve azametin hürmetine senden kalplerimizi, cisimlerimizi, bedenlerimizi ve ruhlarımızı marifetinin nurları ile ebedi, baki, daim ve hadi olarak ihya etmeni isteriz. Ya Allah Ya Allah<br />
Ya Allah Hidayetinin ve Kudretinin nurları ile bizleri nurlandır.<br />
Ey Allahım senin için amellerimiz ve ibadetlerimiz gayet azdır sana ihtiyacımız ise gayet çoktur. İlahımız amel ve ibadetlerimizin azlığını ve ihtiyaçlarımızın çokluğunu görücüdür. Allahımız ne iyi bir Mevladır ki bu kadar az amel ve ibadete dahi fazlı ve keremi ile bol bol sevaplar bahş ve ihsan eder ne iyi yardımcıdırki ihtiyaçlarımızı karşılar ve giderir. Günahlarımız için mağfiretini dileriz Ey Rabbimiz öldükten sonra dönüşümüz sanadır. Masiyetlerden onun korunması ile sakınır taat ve ibadetede çok ulu ve yüce olan Allahu Tealanın kudreti ve yardımı ile kuvvet buluruz. Bütün Hamd-ü senalar o Allahü tealayadır ki alemlerin Rabbi, mürebbisi ve malikidir. Salat ve selam Efendimiz Hazreti Muhammed (A.S)’a ve onun aline, evladına ve ashabına olsun. Ey vücudu sabit ve Kamil ey kullarına kereminin ve rahmetinin eserlerinin bahşedici Allahım Rahmetinin ışıklarını üzerimize dök taşır bizi nimetlerinle sevindir ve üzerimizdeki şerleri ve zararları defeyle Seni kemal ile bilmek ve bulmak nasıl mümkün ise tevfikinle onu bize kolaylaştırki sana vasıl olalım Seni noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederiz. Biz senin künh-ü zatını bilmekten aciziz. İlminin tamamı sendedir ancak öğrettiğin kadarını bilebiliriz başka bilgimiz yoktur. Bize bildirdiğin kadarını biliriz. Ancak o kadarını biliriz ki onu sen kalplerimize feyz yolu ile kendi kazancımız olmaksızın telkin ve ilham eyledin. Gerçekten bilgin herşeyi kuşatır sen herşeyi bilirsin herşeyi yerli yerine koyan ilim, amel ve ihsanda kemal sahibi ancak sensin Allahım İsmetimizi devam ettirmeni ,bizi isyanlardan korumanı ve şerlerimizi def eylemeni isteriz. Dünyada ve Ahirette bize ihsan edeceğin nimetlerin tamamını isteriz afiyetin husulünü isteriz Rahmetinin şumülünü isteriz. Geçim ve dirlik bakımından genişlik isteriz ömürlerimizin mest ve mübarek olmasını isteriz vakit ve zamanın pak olmasını isteriz bol ve geniş rızık isteriz Kullarına sebebsiz olarak ihsan buyurduklarının tatlısını ve iyisini isteriz Lütuf ve tevfikinin en yararlısını isteriz Dünya ve Ahiret nimetlerinin tamamını isteriz. İyman ve diğer ibadetlerde tam ihlas ihsanını isteriz Allahım Din ve Dünyamız için yararlı ol kullarına yararlı olan ancak sensin. Ey kullarının işlerini düzelten her işlerine tekeffül eden ve onların düzelmelerini takdir eyleyen Din ve Dünyamız için bize zararlı olma zira zararları ulaştırmayı icad edende sensin Allahım ecellerimizi iyilik ve saadetle doldur ve sonuçlandır Ümitlerimizi ve ricalarımızı fazlasıyla gerçekleştir. Bizi her vakit afiyete yakın et ve ulaştır öldükten sonra sana dönüşümüzde bize rahmet ve mağfiret kıl affını üzerimize boşaltarak günahlarımızı bağışla ve yok eyle ayıplarımızı ıslah ve fesadlarımızı gidererek bizi nimetlendir. Takvayı bizim için yol azığı ve rızık kıl olanca gücümüzle senin taatinde bulundur Biz aciziz seni kefil ettik sana dayandık ve sana güvendik bizi doğru yol üzerinde sabit ve daim eyle bizi kıyamet günü pişmanlığı gerektirecek şeylerden koru günahlarımızın ağırlığını hafiflet bizi salih kullarını rızıklandırdığın gibi rızıklandır ihtiyacımız olan şeylerde bize kifayet edici ol yaramazların şerlerini ve yaramazlıklarını döndür ve men et kendimizi ve nefsimizi azad et ana ve babalarımızın nefislerinide azad et şeyhlerimizi ,pirlerimizi, üstadlarımızıda azad et borçlardan, zalimlerden ve cehennem ateşinden koru Kudret ve azametin hürmetine ey kemal ve Kudret sahibi ey günah ve kabahatlerimizi örtücü ey kullarının istediklerini verici ey asilerin günah ve ayıplarını örtücü ey asilerin cezalandırılmalarında acele etmeyen Ey karşılıksız türlü atiyyeler zahiri ve batini nimetler bağışlayıcı Ya Allah efendimiz ve ulumuz Hazreti Muhammedin(A.S) üzerine ne kadar layıksa o kadar salat et, aline, evladına ve ashabınada (amin) Rahmetin sebebi ile ey rahmedicilerden daha fazla rahmedici ve nimetlendirici Bütün hamd-ü senalar o Allahu Tealayadır ki alemlerin Rabbi, mürebbisi ve malikidir.<br />
<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
Azamet sahibi Allahu Tealadan dünya ve ahirette günahlarımı açığa çıkarmamasını örtmesini ve mağfiret etmesini dilerim O Allahu Teala ki ondan gayri Mabud-u bil-hak yoktur illa Allahu Teala vardır.Daima diridir yarattıklarının korunup kollanmasına kıyam göstericidir ve ben ona döner ona tövbe ederim. Allahım sen noksanlardan ve afetlerden salim ve münehzehsin mahlukatın afetlerden ve mekruh olan şeylerden selametide ancak sendendir. Selamet sana raci olur. Ey Rabbimiz bizi afetlerden ve mekruh olan şeylerden selametle diri eyle bizi cennetine dahil eyle Ey Rabbimiz senin hayrın ve yararın çoktur herşey üzerine tam bir Kudretle faik ve galibsin Ey azamet ve ikram sahibi Allahım bize ulaşan nimetlerine hamdolsun ki o hamdimiz ancak senin içindir o hamdimiz dünya ve ahirette senin ziyade keremine müsavidir.Sana senin bütün hamdlerinle ve hamdlerinden bilmiş olduklarımla hamd ederim Bildiğim ve bilmediğim bütün nimetlerine hamd ederim İster sevinç ve neşe ister yas ve keder bütün hallerde sana hamd ederim<br />
EUZÜ BESMELE<br />
O yegane Mabud-u haktır. Ondan başka Mabud yoktur. Hayat sıfatı ile muttasıf baki daim ebedidir. Halkın umuruna kaimdir onu ne gaflet ne de uyku basar göklerde ve yerde ne varsa hep onundur onun mülküdür izni olmaksızın kim yanında şefaat edebilir o yarattıklarının önünde ve arkasında ne varsa hepsini bilir onlar ise onun malumatından hiçbirisini kavrayamazlar ancak dilediği kadarını kavrayabilirler onun Kürsüsü yerleri ve gökleri kuşatmıştır ve bunların korunması ona ağırlık ve meşakkat vermez O pek Ulu pek Büyüktür. Allahu Tealayı zatı pakine layık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim.Hamd Allahu Tealaya mahsustur. Allahu Teala herşeyden Yüce ve çok Uludur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır tektir ortağı ve benzeri yoktur mülk onundur hamd onundur o herşey üzerine kadirdir Allahu Tealayı zatı pakine layık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Hamd Allahu Tealaya mahsustur ve Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır o herşeyden yüce ve uludur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki cebbar padişah odur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır Uluhiyette tekdir ve birdir herşey üzerine galiptir. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki galiptir ve günahları yarlıgayıcıdır. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Kerimdir ve ayıpları örtücüdür. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır Şanı yücedir ve herşey üzerine tam kudretle faik ve alidir. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki geceleri ve gündüzleri yaratıcıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki her mekanda Mabuddur. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki her lisanda zikrolunur.Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki bütün iyiliklerle tanınmıştır.Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki her an yeni bir iştedir. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu tealayı iman ve tasdik ettiğim için söylerim. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Tealada aman olarak söylerim. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Teala katında emanet olduğundan söylerim.Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki onun tevfiki olmaksızın isyandan yüz çevirmeye ibadet ve taatte sebat ve karar etmeğe imkan yoktur. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Allahu Tealadan gayriye ibadet etmeyiz ancak ona ibade ederiz doğru ve haklı bildiğim için LA İLAHE İLLALLAH derim LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu tealayı iman ve tasdik ettiğim ve sadık olduğum için söylerim. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini ibadet ve kulluk olduğu için söylerim LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Teala bana iyilik ettiği için söylerim Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki herşeyden öncedir ondan gayri evvel yoktur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki ondan sonra hiçbirşey yoktur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki bizim Rabbimiz herşey fani olup gittikten sonra da bakidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki gerçek padişahtır padişahlığa layıktır İstihkak padişahlık ile zahirdir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki padişahlığa layıktır ve padişahlığı hakkal-yakin zahir olmuştur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Uluhiyette ortağı ve benzeri yoktur öylesine şanı yüce ve uludur ki ona nisbetle herşey hakirdir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Celal ve Azamet sahibidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki yedi kat göklerin ve o yüce arşın maliki ve sahibidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki kerim olanların hepsinden daha Kerimdir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki onun rahmeti rahmet edicilerin rahmetinden ziyadedir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki tövbe edenleri sevicidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki miskinlere merhamet edicidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki azgınlara ve sapıklara yol göstericidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki şaşırıp kalanlara yol göstericidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki korkanları korkularından emin kılıcıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki meded isteyenlerin imdatlarına yetişicidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki yardım edenlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki koruyucuların en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki hakimlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki rızık verenlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki fatihlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki yarlıgayıcıların en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki rahmet edenlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki tektir vadinde sadıktır kullarına yardım eden odur kendi askerlerini galip eylemiştir kafirlerin topluluklarına bozgunluk ve kırgın vermiştir ondan sonra hiçbirşey yoktur bütün mahlukatın fenasından sonra baki kalacak odur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki bütün nimetlerin sahibidir Fadl’ da onundur En güzel senalara layık ve müstehak olanda odur LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Tealanın mahlukatı sayısınca, arşının ağırlığı miktarınca o razı oluncaya kadar kelimeleri miktarınca söylerim Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki vahdaniyet ve ferdaniyet sahibidir Kadimdir,ezelidir,ebedidir onun Uluhiyet emrine karşı gelecek zıddı yoktur onun işlerine isteklerine muhalefet edebilecek benzeri ve eşitide yoktur Benzeri ve Uluhiyette ortağı yoktur.diriltir ve öldürür Zatı ecel ve alası daima diridir ona ölüm arız olamaz bütün hayırlar onun kudret elindedir o herşey üzerine kadirdir ölümden sonra herkes ona dönecektir O Evveldir, O Ahirdir, O Zahirdir, O Batındır aza veya çoğa olana veya olmayana bütün eşya ve mevcudata alimdir hiçbirşey onun misli değildir O bütün işitenleri işitir bütün görenleri görücüdür O Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir O en iyi Vekildir O en iyi Mevladır O en iyi yardım edicidir O Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir O en iyi Vekildir O en iyi Mevladır O en iyi yardım edicidir Ey Kudret ve azamet sahibi Rabbim senin mağfiretini isteriz öldükten sonra dönüşümüz sanadır. Allahım senin ezelde takdir ederek verdiklerine hiçbirşey engel olamaz senin men ettiğini verebilecek vericide yoktur senin kaza ettiğini reddedebilecekte yoktur Varlık sahibinin varlığı senin katında hiçbir fayda vermez faydası olabilecek ancak salih amellerdir. Rabbimi tenzih ederim O yücelerin yücesi ve çok bağışlayıcı ve kerimdir Seni tenzih ederiz sana layık hakiki ibadet ile ibadet edemedik Seni tenzih ederiz seni layık olduğun şekilde bilemedik Seni tenzih ederiz seni layık olduğun şekilde zikredemedik Seni tenzih ederiz sana layık olduğun şekilde şükredemedik Allahu Tealayı tenzih ederim ebediyen ebedi odur.Allahu Tealayı tenzih ederim sıfatında,mahiyetinde ve hakikatinde birdir. Allahu Tealayı tenzih ederim birdir,uludur bütün hacetlerde ona kasd olunur. Allahu Tealayı tenzih ederim gökleri yükselten direksiz ve dayanaksız tutan odur. Allahu Tealayı tenzih ederim yerleri dayanaksız döşeyende odur Allahu Tealayı tenzih ederim o eş ve çocuk edinmemiştir. Allahu Tealayı tenzih ederim hiç kimse ondan doğmamıştır. Kendiside kimseden doğmamıştır Allahu Tealayı tenzih ederim ki o öylesine padişahtır ki her türlü ayıptan paktır Allahu Tealayı tenzih ederim mülk ve melekut sahibidir. Allahu Tealayı tenzih ederim o İzzet ve Kudret azamet.heybet, Celal ve Cemal, kemal,beka,sena ve ziya sahibidir nimet sahibidir. Zatında ve sıfatında ululuk sahibidir Tenzih ederim o padişahı ki Mabudumdur Tenzih ederim o padişahı ki mevcuttur Tenzih ederim o padişahı ki bütün alemlerin yaratıcısıdır O öyle bir padişahtır ki daima diridir uyumaz ve ölmez Her türlü noksanlıklardan ve ayıplardan paktır münezzehtir ve uzaktır. Celal ve azamet sahibi Rabbimizdir Bütün meleklerin ve ruhlarında Rabbidir Allahu tealayı her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan tenzih ederim Hamd ancak Allahu Tealaya mahsustur. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu teala büyüktür ve çok uludur Masiyetlerden sakınmamız ancak onun koruması ile ibadet ve taatte bulunabilmemiz onun bahşettiği kuvvet ve kudretledir. Allahım sen padişahsın padişahlığa layıksın senden gayri Mabud-u Bil hak yoktur illa sen varsın Ya Allah Ey dünyada ve ahirette yardım edici Ey ahirette rahmet edici Ey Padişah Ey her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan pak ve uzak olan Ey her türlü afetlerden ve noksanlıklardan salim olan Ey kullarını zulümden emin edici olan Ey gözleyici ve koruyucu Ey herşeyin üzerine galip ve aziz olan Ey halkı dilediği herşeye zorlayan veya halkın halini ıslah eden Ey her türlü ihtiyaçlardan ve noksanlıklardan münezzeh ve yüce olan Ey bütün mahlukatı yaratan Ey bütün eşyayı yaratan Ey eşyanın suret ve keyfiyetini yaratan Ey çok yarlıgayıcı Ey herşey üzerine galip Ey zahir nimetlerini bağışlayıcı Ey kullarına bol bol rızık verici Ey son derece fatih Ey son derece bilici Ey dilediğini sıkan ve daraltan Ey dilediğini açan ve genişleten Ey dilediğini alçaltan Ey dilediğini yücelten Ey aziz eyleyen Ey hor ve hakir eyleyen Ey çok iyi işiten Ey çok iyi gören Ey hükmeden Hakkı yerine getiren Ey çok adaletli olan Ey kullarına lütuf ve dostluk eden Ey herşeyden haberdar olan Ey hilm sahibi Ey çok azametli Ey mağfireti çok Ey rızasına uygun işleri fazlasıyla karşılayan Ey çok yüce Ey çok büyük Ey Halkı mekruhlardan saklayıcı Ey her yaratılmışın rızkını veren Ey misafire ve zaife kifayet edici Ey celadet ve ululuk sahibi Ey keremi bol Ey bütün varlıklar üzerinde gözetici Ey kendisine yalvaranların isteklerini veren Ey rızkı ve rahmeti herkese eriştirici Ey ilim ve hikmet sahibi Ey itaat eden kullarını sevici Ey kudret ve azamet sahibi Ey ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran Ey kendisinden hiçbirşey kaybolmayan her yerde hazır ve nazır olan Ey varlığı hiç değimeden duran Ey kullarından sevdiklerine vekil olan Ey çok güçlü Ey çok sağlam Ey iyi kullarına dost Ey övülen ve övülmeğe kendisinden gayrı müstehak bulunmayan Ey ilminden hiçbirşey kaybolmadan bütün eşyayı zapteyleyen Ey eşyayı yoktan peyda eden Ey mahlukatı hayattan ölüme geri döndüren Ey hayat veren Ey öldüren Ey her zaman diri olan Ey halkın korunup kollanmasına kıyam gösteren Ey istediğini istediği vakit bulan Ey kadri ve şanı büyük kerem ve semahati bol olan Ey Uluhiyet sıfatlarında tek olan Ey hacetlerin bitirilmesi ve ızdırapların giderilmesi için tek mercii Ey her istediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten Ey kuvvet ve kudret sahiplerine de dilediği gibi tasarruf eden Ey istediğini ileri geçiren öne alan Ey istediğini geriye bırakan Ey kendisinden gayrı herşeyden sonra olan Ey vücudu zahir Ey zatının hakikatı akıldan ve duygulardan örtülü olan Ey mülkünde hakim ve mutasarrıfı olan Ey herşeye tam kudret ile faik ve mahlukat sıfatlarından ali ve münezzeh olan Ey kullarına ihsan edici Ey tövbeleri kabul edici Ey nimet verici Ey günahkar kullarından dilediklerine cezalarını verici Ey günahları affedici Ey çok rahmet ve şefkat edici Ey mülkün ebedi maliki Ey mutlak istiğna ve fazl-u kerem sahibi Ey Rabbimiz Ey bütün işlerini yerli yerince ve birbirine uygun olarak yapan Ey kıyamet günü halkı toplayıcı Ey hiçbir vakit hiçbir kimseye ihtiyacı olmayan Ey zengin edici Ey atiyye verici Ey dilediği kimseyi dilediğinden men edici Ey hikmeti gereğince dilediğine zarar eriştirici Ey dilediğini dilediğinden yararlandırıcı Ey iman ve marifetle yeryüzünü, gökyüzünü ve herşeyi aydınlatıcı Ey doğru yolu gösterici Ey örneksiz benzersiz akıllara hayret veren alemler icad eden Ey fena kabul etmeyen daimi Ey dünya ehlinin fenasından sonra yerleri ve gökleri miras tutucu Ey her türlü işlerinde halka yol göstererek irşad edici Ey çok sabırlı olan Ey haber verdiği herşeyde doğru söyleyen Ey asilerin günahlarını örten Ey Zatı ve benzeri bulunmaktan pak olan Ey sıfatı benzerlerine benzemekten de münezzeh olan Ey birliğinin alametleri olarak mahlukatını delil gösteren Ey kudret ve azamet sahibi Allahu Teala olduğuna ilahi sanatının eserleri şahitlik eden O birdir birliği azlığından değildir öyle bir mevcuttur ki vücudu bir sebeble zuhur etmediği gibi gayndan neşet etmişte değildir Ey ol ki iyilikle maruf ve meşhur olan Ey ihsan ile mevsuf olan öyle bir maruftur ki maruflukta sonu yoktur öyle bir mevsuftur ki mevsufluktada nihayeti yoktur Evveldir Kadimdir vücuduna başlangıç yoktur Ahardır Kerimdir Rahimdir vücuduna son yoktur Kerem ve Hilmi ile günahkarların günahlarını yarlıgar Ey ol ki hiçbirşey onun misli değildir O bütün işitenleri işitici bütün görenleri görücüdür Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir O en iyi vekildir O en iyi Mevladır O en iyi yardım edicidir Ey daim ve ebedi olan ve fena bulmayan ve Ey zeval bulmayan gözcü ve koruyucu Ey vezirsiz tedbir edici Bizim ve ana babalarımızın bütün güçlüklerimizi kolaylaştır. Senin kendi nefsini sena ettiğin gibi seni sena etmeye hiçbir zaman kadir olamam sana sığınan galip ve kuvvetli olur senin senanın ululuğu herşeyden uludur. Senin isimlerin batıl tevillerden pak olmuştur senin işin azim olmuştur senden gayrı Mabud-u Bil hak yoktur Allahu Teala dilediği herşeyi kendi kudreti ile işler Dilediği herşeye kendi galibiyet ve kuvveti ile hükmeder Bilmiş olunuz ki herşey Allahu teala canibine rücu eder herşey fanidir helak olur yalnız onun Zatı bakidir hüküm onundur ve öldükten sonra Allahu Teala canibine rücu edilse gerektir Allahu Teala sana kafirlerden kifayet eder Allahu Teala müminlerin ve kafirlerin sözlerini işiticidir Allahu teala müminlerin itikat ve ihlasını ve kafirlerin inkar ve düşmanlıklarını bilicidir Allahu Teala bütün önemli işlerimizde bize kafidir Allahu Teala ihlas ile dua edenlerin dualarını kabul eder Allahu Tealanın bilinmeyen sınırları ötesindeki arzu ve istek yerlerinin sonu yoktur. Allahu Tealaya temessük edenler onun dinine sıkı sıkı sarılanlar necat buldular nimet ve ihsanları ile kullarını gören ve gözeten Rahim Rabbimiz paktır Her zaman kerim olan odur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır halimdir ve kerimdir Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim Allahu tealanın hayrı ve yararı çoktur yedi kat göklerin ve azim arşın Rabbi odur Hamdü sena Allahu tealaya mahsustur ki o alemlerin Rabbidir sıfatında birdir Zatında birdir öyle uludur ki bütün ihtiyaçlarda ona kasdolunur tektir yalnızdır çocuk edinmekten münezzehtir tektir eş edinmekten münezzehtir daima diridir bütün mahlukatın kollanmasına kıyam göstericidir vücuduna nihayet yoktur eş ve çocuk edinmemiştir mülkünde ve Uluhiyette şeriki yoktur zillet bakımından dost edinmemiştir Hak Tealayı tazim ile tazim ederim Allahu Teala uludur ve yücedir Allahu Teala bize dinimiz için kifayet edicidir Allahu Teala bize dünyamız için kifayet edicidir Allahu Teala bütün mühim işlerimizde bize kifayet edicidir Allahu Teala bize zulüm ve haksızlık edecekler için kifayet edicidir Allahu Teala bize kötülükle yaklaşacaklar için kifayet edicidir Allahu Teala ölüm vaktinde bize kifayet edicidir Allahu Teala kabre konulduğumuzda bize kifayet edicidir Allahu Teala hesap vaktinde bize kifayet edicidir Allahu Teala sual sorulduğu zaman bize kifayet edicidir Allahu Teala mizan vaktinde bize kifayet edicidir Allahu Teala sıratı geçişte bize kafidir Allahu Teala cennete yakın cehenneme uzak olmayı istediğimiz vakit bize kifayet edicidir Allahu Teala kendisine kavuşulduğu zaman bize kifayet edicidir Allahu Teala bana kafidir başka MBH yoktur illa Allahu Teala vardır ona tevekkül ederim ve dönüşümde onadır MBH yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim ne acep azim oldu Allahu Azimüşşan MBH yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim ne acep halim oldu Allahu Azimüşşan MBH yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim ne acep kerim oldu Allahu Azimüşşan ne acep azim oldu Allahu Azimüşşan ne acep halim oldu Allahu Azimüşşan ne acep kerim oldu Allahu Azimüşşan MBH yoktur illa Allahu Teala vardır tektir Uluhiyette şeriki yoktur Hz Muhammed (S.A.V) Allahu Tealanın Resulüdür Allahım zakirler onu zikreyledikçe Hazreti Muhammed(S.A.V) üzerine rahmet ve inam eyle Allahım gafiller onu zikreylemekten gafil olunca Hazreti Muhammed (S.A.V) üzerine rahmet ve inam eyle Allahu Tealanın Rabbimiz olmasına razı olduk Din olarak İslama razı olduk Hazreti Muhammed(S.A.V) in risaletinede razı olduk İmam olarak Kuran-ı Kerime de razı olduk Kabe-i Muazzamanın kıble olmasına namazın, orucun zekatın ve haccın farz kılınmasına razı olduk Din kardeşlerimiz olarak müminlere razı olduk Din kardeşlerimiz olarak iman sahibi kadınlardan da razı olduk Hz.Ebu-Bekir-is Sıddıyk, Hz Ömer-ül Faruk, Hz Osman zinnureyn ve Hz Aliyyül Mürteza rıdvanullahi aleyhim ecmaiyn efendilerimiz hazeratının Resulallah (S.A.V) efendimizden sonra her birisinin imam-ı Bil hak ve halife olduklarına da razı olduk Örnek ve önder oldukları için diğer sahabe-i kiram rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain efendilerimizin hepsinden de razı olduk Allahu Tealanın helal buyurduklarına helal oldukları ve üzerlerine hesap olunduğu için razı olduk Allahu Tealanın haram kıldıklarınada haram oldukları ve azaba sebep oldukları için razı olduk sevap ve ceza olduğu için cennetede razı olduk kafir ve asiler için ikab olduğundan cehennem ateşinede razı olduk<br />
Merhaba......Merhaba........Merhaba derim o yeni sabaha ve o kutlu güne hayır ve şerlerimizi yazan ve bütün amellerimize adil birer şahit olan Kiramen Katibeyn adındaki melekler Ey Kiramen Katibeyn melekleri Allahu Teala sizlere selam ve tahiyyet etsin Ey amellerimizi yazan melekler bu günümüzün başında amel sahifemizin başına Besmele yazanız Ey melekler sizler şahit olunuz biz şehadet ederiz ki MBH yoktur illa Allahu Teala vardır birdir Uluhiyette şeriki yoktur Şehadet ederiz ki Muhammed Aleyhisselam Allahu Tealanın kulu ve Resulüdür Allahu Teala tarafından doğru yolu göstermek ve İslam dinini öğretmek için gönderilmiştir Biz bu şehadet ile diriliriz bu şehadet ile ölürüz ve biz bu şehadet ile kabirlerimizden kalkarız İnşallahu Teala yarattığı şeylerin şerrinden Allahu Tealanın bütün tam ve kamil kelimelerine sığınırım İsimlerin en hayırlısı olan ALLAHU Tealanın ismine sığınırım Yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allahu Tealanın isimlerine sığınırım Yerlerde ve göklerde hiçbir zarar eriştirmeyen ALLAHU Tealanın ismine sığınırım O Allahu Teala ki işitici ve bilicidir Hamd Allahu Tealaya mahsustu rki bizi öldürdükten sonra diriltir ve ruhlarımızı bedenimize reddeyler hesap günü ölülerin dirilmesi ve dönmesi onun canibinedir Mülk ve padişahlık Allahu Tealanın olduğu halde sabaha dahil olduk Zat ululuğu azamet ve Celal sıfat ululuğu Padişahlık vücut ve vahdeti üzerine vazih delil olan Allahu Teala içindir Zahiri ve mutlak nimetler Allahu Teala ya mahsustur gece ve gündüz Allah içindir Gece ve gündüzde sakin olan herşey bir ve kahredici olan Allahu Teala içindir İslam hilkat ve kabiliyeti ile ihlas kelimesiyle sabaha dahil olduk Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) in dini babamız Hz İbrahim aleyhisselamın milleti üzerine ki onun batıldan Hakka mail ve müslim olduğu müşriklerden olmadığı gibi Allahu Teala’nın meleklerinin nebilerinin resullerinin arzı taşıyan meleklerinin ve bütün yarattıklarının salavatı efendimiz Hz Muhammed(S.A.V)’ in ve onun alinin ve ashabının üzerlerine olsun Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın Resulü Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın sevgilisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın dostu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın Nebisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın saf ve seçkin kulu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın yarattıklarının en hayırlısı ve değerlisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın seçtiği Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın gönderdiği Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın ziynetlediği Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın mükerrem kıldığı Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın muazzam kıldığı Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Resullerin en ulusu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey müttekilerin önderi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Nebilerin sonuncusu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey günahkarların şefaatçisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Rabbil Aleminin Resulü Allahu Tealanın meleklerinin nebilerinin resullerinin arşı taşıyan meleklerinin ve bütün halkın salavatı önderimiz rehberimiz Hz Muhammed Sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimize ve onun ali evladı ehli beyti ve ashabı üzerine olsun Allahım ulumuz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem üzerine rahmetinle nimetinle fazlınla ikram eyleki evveliyn arasında halk senin onun hakkındaki lutuflarını bilsinler Efendimiz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed(S.A.V) üzerine ahiriyn arasında da rahmet ve inam eyle Efendimiz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed (S.A.V) üzerine meleklerden müteşekkil büyük bir cemaat ortasındada kıyamete kadar rahmet ve inam eyle Efendimiz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed(S.A.V) üzerine her zaman ve her an rahmet ve inam eyle Bütün nebiler ve resuller üzerine de rahmet ve inam eyle Mukarreb meleklerine de rahmet ve inam eyle Salih kulların üzerine de rahmet ve inam eyle Bütün taat ehlinin üzerine de rahmet ve inam eyle Gök ve yer ehline de rahmet ve inam Bizi merhamet eyle ve bizide onlarla birlikte haşret Rahmetin hürmetine ey rahmet edenlerin rahmet edicisi Allahım bizi rahmetine ithal eyle sen rahmedenlerin en hayırlısısın<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM<br />
Allahım Ey bütün ins ve cinnin sahibi ey feyizlerin ve hayırların kapılarını açıcı ey bazı şeyleri bazı şeylere sebeb eyleyen bize yararlı ve yardımcı olacak sebebleri hazırla ki biz onları istemeğe kadir değiliz Allahım bizi emirlerinle meşgul eyle bizi ahdinle emin eyle Mahlukattan umudumuzu kes ki tevekkül ve itimadımız ancak senin lutfuna olsun bizi sana enis eyle senden gayrısından bizi uzaklaştır ve ayır bizi kazana razı eyle bizi belalarına sabredenlerden eyle bizi nimetlerine şükredenlerden eyle bizi zikrinle lezzet duyanlardan eyle bizi kitabın olan Kuran-ı Kerim ile ferahlayanlardan eyle bizi gece saatlerinde ve günün başında ve sonunda münacat edenlerden eyle bizi dünyaya buğz edenlerden eyle ki ondan yüz çevirelim bizi ahireti sevenlerden eyle ki ahiret için çalışalım bizi Didarını özleyenlerden eyle bizi Cenabına teveccüh edenlerden eyle bizi ölüme hazır bulundur ki ölümümüzü düşünerek ahiret işleriyle daha çok meşgul olalım Ey Rabbimiz bize fazlından sevap ve ihsanından vaad ettiklerini ver Resullerinin lisanı ile vaad ettiklerini kıyamet gününde bizi mahzun eyleme sen va’dinden dönmezsin Allahım tevfikini bize refik eyle Yolumuzu Sırat-ı Müstakim eyle Allahım bizi maksatlarımıza vasıl eyle Tövbelerimizi kabul eyle Muhakkak ki sen asilerin tövbelerini kabul ve onlara rahmet edicisin Allahım senin emrinle sabaha (veya akşama) dahil olduk senin emrinle yaşar senin emrinle ölürüz dönüşümüzde sanadır Allahım bize Hakkı bildir Hakka tabi olmayı bize rızık eyle bize batıl olanın batıl olduğunuda bildir bize batıldan uzak bulunmayı ve sakınmayı rızık eyle bizi müslim olarak öldür bizi salih kullarına ilhak eyle zalimlerin şerlerini üzerimizden defet Müminlerin dualarına bizi ortak et bizi sakla ve koru Ey Rabbimiz kaza ettiğin şerden bizi koru Allahım Ümmeti Muhammedin günahlarını yarlıga Allahım Ü.M’’de yardım eyle Allahım Ü.M ‘e merhamet eyle Allahım Ü.M’ di hıfzeyle Allahım Ü.M’ di gamdan tasadan elemden uzak tut Allahım Ü.M’ in günahlarından geç ve affeyle Ey tövbe edenleri seven Allahım tövbelerimizi kabul eyle ey korkanları korkularından emin eyleyen bizi de korktuklarımızdan emin eyle ey şaşıranlara yol gösteren bize doğru yolu göster ey azanlara ve sapıklara hidayet eden bize doğru yolu göster ey yardım isteyenlere yardım eden bize yardım eyle ey masivadan geçenlerin isteği ve arzusu olan rica ve arzumuzu senden kesme ey asilere rahmeyleyen bize rahmeyle ey günahları yarlıgayan bizim günahlarımızıda yarlıga kötü amellerimizi ört ve affeyle bizi ebrar zümresi ile öldür<br />
Allahım kalplerimizi marifet nurunla nurlandır Allahım zulmet ve kederleri iman nuru ile ve hikmetle doldurarak göğüslerimizi aç Allahım bütün işlerimizi kolaylaştır Allahım ayıplarımızı yüzümüze vurmayarak lütfunla ört Allahım Ey lütufları gizli olan Allahımız bizi dünya ve ahirette korktuklarımızdan kurtar Allahım bizi ana babamızı üstadlarımızı ve pirlerimizi kardeşlerimizi ashabımızı ahbabımızı aşiretlerimizi kabilelerimizi üzerlerimizde hakları bulunanları bize hayır dua ile vasiyyet olunanları erkek veya kadın bütün müminleri erkek veye kadın bütün müslimleri mümin ve müslim zümresinden kadın veya erkek ölü veya diri olanların hepsini yarlıga<br />
Ey feyiz veren Allahımız bizi bütün belalardan bütün hastalıklardan hepsinden kendi rahmetinle hıfz eyle ve koru Ey Rahmet edenlerin rahm edicisi <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇA YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
EVRADI FETHiYE<br />
</span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"> أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"> أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ (۳) الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ، وَأَسْأَلُهُ التَّوْبَةَ . اَللّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ، وَمِنْكَ السَّلَامُ، وَإِلَيْكَ يَرْجِعُ السَّلَامُ، فَحَيْنَا رَبَّنَا بِالسَّلَامِ وَأَدْخِلْنَا بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ دَارَكَ دَارَ السَّلَامِ، تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ لَكَ الْحَمْدُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ * اَللهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَمَكَ، وَيُكَافِي مَزِيدَ كَرَمِكَ، أَحْمَدُكَ مَحَامِدِكَ كُلِّهَا مَا عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَعَلَى جَمِيعِ نِعَمِكَ مَا بِجَمِيع عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَعَلَى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلَالِ أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّحِيمِ . بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَاللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا إله إلا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ فِي وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِةٍ إِلَّا بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، [سُبْحَانَ الله (۳۳)]، [الْحَمْدُ لِلهِ (۳۳)]، [اللهُ أَكْبَرُ (۳۳)]، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَريكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ لَا إِلَهَ إلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْجَبَّارُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْكَرِيمُ السَّتَّارُ . لَا إِلهَ إِلَّا اللهُ الْكَبِ الْمُتَعَالِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَالِقُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَعْبُودُ : بِكُلّ مَكَانٍ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَذْكُورُ بِكُلِّ لِسَانٍ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَعْرُوفُ بِكُلِّ إِحْسَانِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ . لَا إِلَهَ إلَّا اللهُ إِيمَانًا باللهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَمَانَا مِنَ اللهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَمَانَةً عِنْدَ اللهِ لَا إِلَهَ ِلَّا اللهُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ . وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ حَقًّا حَقًّا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ إِيمَانًا وَصِدْقًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ تَعَبدًا وَرِقًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ تَلَطَّفًا وَرِفْقًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ قَبْلَ كُلّ شَيْءٍ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ يَبْقَى رَبُّنَا وَيَفْنَى كُلُّ شَيْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْيَقِينُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْحَكِيمُ الْكَرِيمُ . لا إلهَ إِلَّا اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَكْرَمُ الْأَكْرَمِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ * أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ حَبِيبُ التَّوَّابِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ رَاحِمُ الْمَسَاكِينِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ هَادِي الْمُضِلِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ دَلِيلُ الْحَائِرِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَمَانُ الْخَائِفِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ غِيَاتُ الْمُسْتَغِيثِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ النَّاصِرِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْحَافِظِينَ • لا إلهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْوَارِثِينَ • لا إلهَ إلا اللهُ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ • لا إلهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْغَافِرِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ لا إِلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ، صَدَقَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَأَعَزَّ جُنْدَهُ، وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ، وَلَا شَيْءَ بَعْدَهُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَهُ الثَّناءُ الْحَسَنُ : لا إلهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ خَلْقِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ . لَا إِلهَ إِلَّا اللهُ صَاحِبُ الْوَحْدَانِيَّةِ الْفَرْدَانِيَّةِ الْقَدِيمِيَّةِ الْأَزَلِيَّةِ الْأَبَدِيَّةِ، الَّذِي لَيْسَ لَهُ ضِدٌ وَلَا نِدٌ وَلَا شِبْة وَلَا شَرِيكَ لا إِلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۚ وَهُوَ بِكُلّ شَيْءٍ عَلِيمٌ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٍ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ) حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ الغُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ (۳) وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ لَا ﴾ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ، وَلَا مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِ مِنْكَ الْجَدُّ ● [سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِي الْأَعْلَى الْوَهَّابِ (۳)] . سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِيِّ الْكَرِيمِ الْوَهَّابِ، يَا وَهَّابُ سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ سُبْحَانَ اللهِ الْأَبَدِي الْأَبَدِ • سُبْحَانَ اللهِ . الْوَاحِدِ الْأَحَدِ َ سُبْحَانَ اللهِ الْفَرْدِ الصَّمَدِ . سُبْحَانَ اللهِ رَافِعِ السَّمَاءِ بِغَيْرِ عَمَدٍ : سُبْحَانَ اللهِ بَاسِطِ الْأَرَضِينَ بلَا سَنَدٍ سُبْحَانَ اللهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذُ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا سُبْحَانَ اللهِ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ * يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ سُبْحَانَ سُبْحَانَ الْمَلِكِ القُدّوس * ذِي الْمُلْكَ وَالْمَلَكُوتِ ● سُبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالْعَظَمَةِ وَالْقُدْرَةِ وَالْهَيْبَةِ وَالْجَلَالِ وَالْجَمَالِ وَالْكَمَالِ وَالْبَقَاءِ وَالثَّنَاءِ وَالصِّيَاءِ وَالأَلَاءِ وَالنَّعْمَاءِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْجَبَرُوتِ سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْمَعْبُودِ سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْمَوْجُودِ سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْخَالِقِ الْحَيِّ الَّذِي لَا يَنَامُ وَلَا يَمُوتُ ● سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوح ● سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إلهَ إِلَّا اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيم اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ الْحَقُّ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ يَا اللَّهُ عَ، يَا رَحْمَنُ ، يَا رَحِيمُ ، يَا مَلِكُ ، يَا قُدُّوسُ ، يَا سَلامُ ، يَا مُؤْمِنُ ، يَا مُهَيْمِنُ ، يَا عَزِيزُ ، يَا جَبَّارُ جَ، يَا مُتَكَبِّرُ ، يَا خَالِقُ الله ، يَا بَارِيُّ ، يَا مُصَوِّرُ ، يَا غَفَّارُ ، يَا قَهَّارُ عَ، يَا وَهَّابُ ، يَا رَزَّاقُ ، يَا فَتَّاحُ ، يَا عَلِيمٌ ، يَا قَابِضُ ، يَا بَاسِطُ ، يَا خَافِضُ ، يَا رَافِعُ ، يَا مُعِرٌّ ، يَا مُذِلُّ ، يَا سَمِيعُ يَا بَصِيرُ ، يَا حَكَمُ ، يَا عَدْلُ ، يَا لَطِيفُ ، يَا خَبيرُ الة، يَا حَلِيمٌ لا يَا عَظِيمُ ، يَا غَفُورُ ، يَا شَكُورُ ، يَا عَلِيٌّ يَا كَبِيرُ ، يَا حَفِيظٌ ، يَا مُقِیتُ ، يَا حَسِيبُ ، يَا جَلِيلُ يَا كَرِيمُ ، يَا رَقِيبُ ، يَا مُجِيبُ ، يَا وَاسِعُ ، يَا حَكِيمُ ، يَا وَدُودُ ، يَا مَجِيدُ ، يَا بَاعِثُ ، يَا شَهِيدُ ، يَا حَقُّ الا. يَا وَكِيلُ ، يَا قَوِيٌّ ، يَا مَتِينُ ، يَا وَلِيُّ ، يَا حَمِيدُ ، يَا مُحْصِي ، يَا مُبْدِيُّ ، يَا مُعِيدُ ، يَا مُحْيِي ، يَا مُمِيتُ لا ، يَا حَيُّ ، يَا قَيُّومُ الله، يَا وَاجِدُ لله، يَا مَاجِدُ ، يَا وَاحِدُ الله، يَا أَحَدُ ، يَا صَمَدُ ، يَا قَادِرُ ، يَا مُقْتَدِرُ ، يَا مُقَدِّمُ ، يَا مُؤَخِّرُ ، يَا أَوَّلُ ، يَا أَخِرُ ، يَا ظَاهِرُ ، يَا بَاطِنُ ، يَا وَالِي ، يَا مُتَعَالِ ، يَا بَرُّ ، يَا تَوَّابُ ، يَا مُنْتَقِمُ . يَا عَفُوٌّ ، يَا رَؤُوفُ ، يَا مَالِكَ الْمُلْكَ لا يَا ذَا الْجَلال وَالْإِكْرَامِ ، يَا رَبُّ ، يَا مُقْسِطُ ، يَا جَامِعُ ، يَا غَنِيُّ ، يَا مُغْنِي ، يَا مُعْطِي ، يَا مَانِعُ لا يَا ضَارُّ ، يَا نَافِعُ الا ، يَا نُورُ ، يَا هَادِي ، يَا بَدِيعُ ، يَا بَاقِي ، يَا وَارِثُ ، يَا رَشِيدُ ، يَا صَبُورُ الله، يَا صَادِقُ ، يَا سَتَارُ جَلا يَا مَنْ نَقَدَّسَتْ عَن الأَشْبَاهِ ذَاتُهُ، وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَيَا مَنْ دَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ آيَاتُهُ، وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ، وَاحِدٌ لا مِنْ قِلَّةٍ، وَمَوْجُودٌ لا مِنْ عِلَّةٍ يَا مَنْ هُوَ بِالْبِرِّ مَعْرُوفٌ، وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ؛ مَعْرُوفٌ بِلا غَايَةٍ، وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ، أَوَّلٌ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءِ، وَأَخِرٌ كَرِيمٌ رَحِيمٌ بلَا انْتِهَاءِ، وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبينَ وَالْعَاصِينَ كَرَمًا وَلُطْفًا وَحِلْمًا، يَا حَلِيمُ، يَا مَنْ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * يَا دَائِمًا بِلا فَنَاءٍ، وَيَا قَائِمًا بِلا زَوَالٍ، وَيَا مُدَبِّرًا بِلا وَزِيرٍ، سَهِّلْ عَلَيْنَا وَعَلَى وَالِدِينَا كُلّ عَسِيرٍ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَتَقَدَّسَتْ أَسْمَاؤُكَ وَعَظُمَ شَأْنُكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ . يَفْعَلُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ ﴿أَلَا إِلَى اللهِ تَصِيرُ الْأُمُورُ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَةً لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ﴾ ﴿فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ حَسْبُنَا اللهُ وَكَفَى سَمِعَ اللهُ لِمَنْ دَعَا لَيْسَ وَرَاءَ اللَّهِ الْمُنْتَهَى، وَمَنِ اعْتَصَمَ بِاللهِ نَجَا • سُبْحَانَ مَنْ لَمْ يَزَلْ رَبَّا رَحِيمًا، وَلا يَزَالُ حَقًّا كَرِيمًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ ● سُبْحَانَ اللَّهِ وَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ * اَلْحَمْدُ لِلَّهِ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ • لا إلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، إلها وَاحِدًا صَمَدًا فَرْدًا وِتْرًا حَيَّا قَيُّومًا دَائِمًا أَبَدًا، لَمْ يَتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكَ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا، اللهُ أَكْبَرُ حَسْبُنَا اللهُ لِدِينِنَا، حَسْبُنَا اللهُ لِدُنْيَانَا، حَسْبُنَا اللهُ لِمَا أَهَمَّنَا، حَسْبُنَا اللهُ لِمَنْ بَغَى عَلَيْنَا، حَسْبُنَا اللَّهُ لِمَنْ حَسَدَنَا، حَسْبُنَا اللهُ لِمَنْ كَادَنَا بِسُوءٍ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْمَوْتِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْقَبْرِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْمَسَائِل، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْحِسَابِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْمِيزَانِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الصِّرَاطِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ اللَّقَاءِ، حَسْبِيَ اللهُ لا إِلهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، سُبْحَانَ اللَّهِ، مَا أَعْظَمَ اللَّهَ لَا إِلهَ إِلَّا اللهُ، سُبْحَانَ اللهِ، مَا أَحْلَمَ اللهَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، سُبْحَانَ اللَّهِ، مَا أَكْرَمَ اللهُ لا إلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ حَقًّا اَللّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ كُلَّمَا ذَكَرَهُ الذَّاكِرُونَ، وَصَلَّ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ كُلَّمَا غَفَلَ عَنْ ذِكْرِهِ الْغَافِلُونَ رَضِينَا بِاللَّهِ تَعَالَى رَبَّا، وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا وَرَسُولاً، وَبِالْقُرْآنِ إِمَامًا، وَبِالْكَعْبَةِ قِبْلَةً، وَبِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ وَالصَّوْمِ وَالْحَجِّ فَرِيضَةً، وَبِالْمُؤْمِنِينَ إِخْوَانًا، وَبِالْمُؤْمِنَاتِ أَخَوَاتِ، وَبِالصِّدِيقِ وَالْفَارُوقِ وَذِي النُّورَيْنِ وَالْمُرْتَضَى أَئِمَّةً، وَبِسَائِرِ الصَّحَابَةِ رِضْوَانُ اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ قُدْوَةً، وَبِحَلَالِ اللهِ تَعَالَى حَلَالاً وَعَلَيْهِ حِسَابًا، وَبِحَرَامِ اللهِ تَعَالَى حَرَامًا وَعَلَيْهِ عَذَابًا، وَفِي الْجَنَّةِ ثَوَابًا، وَفِي النَّارِ عِقَابًا * مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ الْجَدِيدِ، وَبِالْيَوْمِ السَّعِيدِ، وَبِالْمَلَكَيْنِ الْكَرِيمَيْنِ الْكَاتِبَيْنِ الشَّاهِدَيْنِ الْعَادِلَيْنِ حَيَّاكُمَا اللهُ تَعَالَى فِي غُرَّةِ يَوْمِنَا هَذَا، أَكْتُبَا فِي أَوَّلِ صَحِيفَتِنَا هَذِهِ: بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، وَاشْهَدَا بِأَنَّا نَشْهَدُ أَنْ لا إله إلا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَأَرْسَلَهُ بِالْهُدى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ ۚ وَلَوْ كَرِهَ بشم الْمُشْرِكُونَ ، عَلَى هَذِهِ الشَّهَادَةِ نَحْيَا وَعَلَيْهَا نَمُوتُ وَعَلَيْهَا نُبْعَثُ غَدًا إِنْ شَاءَ اللهُ أَمِنِينَ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ كُلِّهَا مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ . بِسْمِ اللهِ خَيْرِ الْأَسْمَاء، اللهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ . [الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَمَا أَمَاتَنَا وَرَدَّ إِلَيْنَا أَرْوَاحَنَا وَإِلَيْهِ الْبَعْثُ وَالنُّشُورُ (۳)] أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ، وَالْعَظَمَةُ وَالْكِبْرِيَاءُ وَالْجَبَرُوتُ وَالسُّلْطَانُ وَالْبُرْهَانُ لِلَّهِ، وَالْأَلاَءُ وَالنَّعْمَاءُ لِلهِ، وَاللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَمَا سَكَنَ فِيهِمَا لِلهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإِسْلَامِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الْإِخْلَاصِ ، وَعَلَى دِينِ نَبِيَّنَا مُحَمَّدٍ ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ صَلَوَاتُ اللهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَأَنْبِيَائِهِ وَرُسُلِهِ وَحَمَلَةِ عَرْشِهِ وَجَمِيع خَلْقِهِ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ، وَعَلَيْهِ وَعَلَيْهِمُ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ ) اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَبيبَ اللهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَلِيلَ اللَّهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ اللهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَفِيَّ اللَّهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَيْرَ خَلْقِ اللهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نُورَ عَرْشِ الله اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ وَحْيِ اللَّهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنِ اخْتَارَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ أَرْسَلَهُ اللهُ اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ زَيَّنَهُ اللهُ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ شَرَّفَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ كَرَّمَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ عَظْمَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ عَلَّمَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُرْسَلِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا إِمَامَ الْمُتَّقِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ النَّبِيِّينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا شَفِيعَ الْمُذْنِبِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ رَبِّ الْعَالَمِينَ صَلَوَاتُ اللهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَأَنْبِيَائِهِ وَرُسُلِهِ وَحَمَلَةِ عَرْشِهِ وَجَمِيعِ خَلْقِهِ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ، وَعَلَيْهِ وَعَلَيْهِمُ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ * اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ فِي الْأَوَّلِينَ، وَصَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ فِي الْآخِرِينَ، وَصَلَّ عَلَى سَيّدِنَا وَنَبِيَّنَا مُحَمَّدٍ فِي الْمَلَا الْأَعْلَى إِلَى يَوْمِ الدِّينِ، وَصَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ فِي كُلِّ وَقْتِ وَحِينٍ، وَصَلِّ عَلَى الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى مَلَائِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ، وَعَلَى عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ، وَعَلَى أَهْل طَاعَتِكَ أَجْمَعِينَ، مِنْ أَهْل السَّمَاوَاتِ وَمِنْ أَهْلِ الْأَرَضِينَ، وَارْحَمْنَا وَاحْشُرْنَا مَعَهُمْ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَبَارِكْ وَسَلَّمْ عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ اَللَّهُمَّ أَحْسِنْ عَاقِبَتَنَا فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا وَأَجِرْنَا مِنْ خِزْيِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ الْآخِرَةِ ● سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِي الْأَعْلَى الْوَهَّابِ، يَا وَهَّابُ : اَللّهُمَّ يَا مَالِكَ الرِّقَابِ وَيَا مُفَتِّحَ الْأَبْوَابِ وَيَا مُسَبِّبَ الْأَسْبَابِ، هَيْء لَنَا سَبَبًا لاَ نَسْتَطِيعُ لَهُ طَلَبَا اَللّهُمَّ اجْعَلْنَا مَشْغُولِينَ بِأَمْرِكَ، أُمِنِينَ بِفَضْلِكَ، أيسِينَ مِنْ خَلْقِكَ، أَنِسِينَ بِكَ، مُسْتَوْحِشِينَ عَنْ غَيْرِكَ، رَاضِينَ بِقَضَائِكَ، صَابِرِينَ عَلَى بَلَائِكَ، شَاكِرِينَ لِنَعْمَائِكَ، مُتَلَذِذِينَ بِذِكْرِكَ، فَرِحِينَ بِكِتَابِكَ، مُنَاجِينَ بِكَ فِي أَنَاءِ اللَّيْلِ وَأَطْرَافِ النَّهَارِ، مُبْغِضِينَ لِلدُّنْيَا، مُحِبّينَ لِلْآخِرَةِ مُشْتَاقِينَ إِلَى لِقَائِكَ، مُتَوَجْهِينَ إِلَى جَنَابِكَ، مُتَضَرِّعِينَ عَلَى بَابِكَ مُسْتَعِدِينَ لِلْمَوْتِ رَبَّنَا وَاتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيمَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ • اللهم اَللّهُمَّ اجْعَلِ التَّوْفِيقَ رَفِيقَنَا، وَالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ طَرِيقَنَا . اَللَّهُمَّ أَوْصِلْنَا إلَى مَقَاصِدِنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ . اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ نَحْيَا وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ اللَّهُمَّ أَرنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ، وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ، وَأَلْحِقْنَا بِالصَّالِحِينَ، وَادْفَعْ عَنَّا شَرَّ الظَّالِمِينَ، وَأَشْرِكْنَا فِي دُعَاءِ الْمُؤْمِنِينَ، وَقِنَا شَرَّ مَا قَضَيْتَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِأُمَّةِ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ اشْفَعْ لِأُمَّةِ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ اَللّهُمَّ انْصُرْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ • اللَّهُمَّ افْتَحْ عَلَى أُمَّةٍ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ افْتَحْ قُلُوبَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ * * اَللّهُمَّ أَصْلِحْ أَحْوَالَ أُمَّةٍ مُحَمَّدٍ اَللَّهُمَّ احْفَظْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ بَارِكْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ * اللَّهُمَّ الهلال امه أُمَّة فَرِّجْ كُرْبَةَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ تَجَاوَزْ عَنْ سَيِّئَاتِ جَمِيعِ مُحَمَّدٍ ، بِحُرْمَةِ سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ اللَّهُمَّ يَا حَبِيبَ التَّوَّابِينَ تُبْ عَلَيْنَا ، وَيَا أَمَانَ الْخَائِفِينَ أَمِنَّا، وَيَا دَلِيلَ الْمُتَحَيّرِينَ دُلَّنَا، وَيَا هَادِيَ الْمُضِلِينَ اهْدِنَا، وَيَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ أَعْتُنَا، وَيَا رَجَاءَ الْمُنْقَطِعِينَ لَا تَقْطَعْ رَجَاءَنَا، وَيَا رَاحِمَ الْعَاصِينَ ارْحَمْنَا، وَيَا غَافِرَ الْمُذْنِبِينَ اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * اَللّهُمَّ افْتَحْ قُلُوبَنَا . اللَّهُمَّ نَوّرْ قُلُوبَنَا . اَللَّهُمَّ اشْرَحْ صُدُورَنَا اللهُمَّ اسْتُرْ عُيُوبَنَا . اَللّهُمَّ يَسِرُ أُمُورَنَا . اَللَّهُمَّ بَيضُ وُجُوهَنَا اَللَّهُمَّ طَهِّرْ قُلُوبَنَا . اَللّهُمَّ نَوَرْ قُبُورَنَا . اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ذُنُوبَنَا . اَللَّهُمَّ احْفَظْ قُلُوبَنَا . اَللّهُمَّ حَصِلْ مُرَادَنَا وَمَقْصُودَنَا . اَللَّهُمَّ يَا خَفِيَّ الْأَلْطَافِ نَجْنَا مِمَّا نَخَافُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا، وَلِوَالِدِينَا، وَلِوَالِدِي وَالِدِينَا، وَلِمَشَايِخِنَا، وَلِمَشَايِحَ مَشَايِخِنَا، وَلِأُسْتَاذِنَا، وَلِأَسَاتِيذِ أُسْتَاذِنَا، وَلِأَحِبَّائِنَا، وَلِعَشَائِرِنَا، وَلِقَبَائِلِنَا، وَلِأَصْحَابِنَا، وَلإِخْوَانِنَا، وَلِمَنْ أَحْسَنَ إِلَيْنَا، وَلإِخْوَانِنَا فِي الدِّينِ، وَلِمَنْ دَعَا لَنَا بِالدُّعَاءِ الْخَيْر ، وَلِمَنْ لَهُ حَقٌّ عَلَيْنَا، وَلِمَنْ أَوْصَانَا وَوَصَّانَا بِالدُّعَاءِ الْخَيْرِ، وَلِجَمِيع أُمَّةٍ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ . اَللّهُمَّ احْفَظْنَا يَا فَيَّاضُ مِنْ جَمِيعِ الْبَلَايَا وَالْأَمْرَاضِ كَافَّةً عَامَّةً بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ * وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَلِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ لاَ إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، [يَا حَيُّ (۳۳)]، [لا إله إلا الله (۳۳)]، [الله (۳۳)]، خَالِصًا مُخْلِصًا صَادِقًا مُصَدِّقًا، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ حَقًّا وَصَلِّ عَلَى جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اِخْتِتَامُ وَرْدِ الْفَتْحِيَّةِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ﴿مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا ﴿إِنَّ اللَّهَ وَمَلْئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلى النَّبِي يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلَّمُوا تَسْلِيمًا اَللهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيّدِنَا وَنَبِيِّنَا وَرَسُولِنَا وَشَفِيعِنَا وَشَفِيعٍ جَمِيع ذُنُوبِنَا وَطَبيبنَا وَطَبيب قُلُوبِنَا وَقُرَّةِ أَعْيُنِنَا وَمَوْلَانَا وَمَوْلَى الْعَالَمِينَ وَجَدِ الْحَسَنَيْنِ أَشْرَفِ الْخَلْقِ أَبِي الْقَاسِم مُحَمَّدٍ، وَعَلَى أَلِهِ وَأَوْلَادِهِ وَأَزْوَاجِهِ الطَّيّبينَ الطَّاهِرينَ وَسَائِرِ الصَّحَابَةِ رِضْوَانُ اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ ، وَعَلَى التَّابِعِينَ وَتَبَع التَّابِعِينَ لَهُمْ بِإِحْسَانٍ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ، الْأَنْبِيَاء وَالْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَصَلَّ عَلَى جَمِيعِ • اَللَّهُمَّ أَعِنَّا عَلَى دَوَامِ ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ، وَوَفِّقْنَا لِطَاعَتِكَ وَجَنِّبْنَا عَنْ مَعْصِيَتِكَ اَللَّهُمَّ اجْعَلْ وَقْتَنَا وَقْتَ الصَّالِحِينَ الذَّاكِرِينَ الشَّاكِرِينَ الرَّاكِعِينَ السَّاجِدِينَ، وَلَا تَجْعَلْنَا مِنَ الْخَائِبِينَ الْخَاسِرِينَ الْجَاهِلِينَ الْقَانِطِينَ النَّادِمِينَ الْغَافِلِينَ . اللَّهُمَّ انْصُرْ مَنْ نَصَرَ الدِّينَ، وَاخْذُلْ مَنْ خَذَلَ الْمُسْلِمِينَ . اَللهُمَّ اغْفِرْ لَنَا جَمِيعًا وَارْحَمْنَا جَمِيعًا وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ جَمِيعًا . اَللَّهُمَّ اجْعَلْنَا مِنَ الَّذِينَ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ شُرُوطٌ فَتْحِيَّةٌ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ حَبَّاتِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ عَدَدَ حَصَاهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ كَلِمَاتِهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ زِنَةَ عَرْشِهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ مِلْءَ سَمَاوَاتِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مِلْءَ أَرْضِهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ مِثْل ذلِكَ مَعَهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ . أَسْتَغْفِرُ اللهَ سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيم، وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَلِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ : سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ * أَسْتَغْفِرُ اللهَ، سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ عَدَدَ خَلْقِهِ وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَرِضَا نَفْسِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ وَمُنْتَهَى عِلْمِهِ وَمِيَّتِهِ وَرَحْمَتِهِ وَرَأْفَتِهِ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا اللَّهُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَا مَالِكَ الْمُلْكِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَام يَا مَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِعِزَّتِكَ أَنْ تُحْيِيَ قُلُوبَنَا وَأَجْسَامَنَا وَأَبْدَانَنَا وَأَرْوَاحَنَا بِأَنْوَارٍ مَعْرِفَتِكَ وَبِأَنْوَارِ قُدْرَتِكَ أَبَدًا دَائِمًا بَاقِيًا هَادِيًا، [يَا اللَّهُ (۳)] اللَّهُمَّ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا اللَّهُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَا مَالِكَ الْمُلْكِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِعِزَّتِكَ أَنْ تُحْيِيَ قُلُوبَنَا وَأَجْسَامَنَا وَأَبْدَانَنَا وَأَرْوَاحَنَا بِأَنْوَار مَعْرِفَتِكَ أَبَدًا دَائِمًا باقيًا هَادِيًا، [يَا اللهُ (۳)] إِلهِي أَعْمَالُنَا قَلِيلَةٌ، وَحَاجَاتُنَا كَثِيرَةٌ، وَإِلْهُنَا بَصِيرٌ، نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ، غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِي الْعَظِيم . اَللّهُمَّ يَا وَاجِبَ الْوُجُودِ وَيَا وَاهِبَ الْخَيْرِ وَالْجُودِ، أَفِضُ عَلَيْنَا أَنْوَارَ رَحْمَتِكَ وَيَسِّرْ لَنَا الْوُصُولَ إِلَى كَمَالِ مَعْرِفَتِكَ سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا، وَلاَ مَعْرِفَةَ لَنَا إِلَّا مَا أَلْهَمْتَنَا، إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ . اَللّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنَ الْعِصْمَةِ دَوَامَهَا، وَمِنَ النِّعْمَةِ تَمَامَهَا، وَمِنَ الرَّحْمَةِ شُمُولَهَا، وَمِنَ الْعَافِيَةِ حُصُولَهَا، وَمِنَ الْعَيْشِ أَرْغَدَهُ، وَمِنَ الْعُمُر أَسْعَدَهُ، وَمِنَ الْوَقْتِ أَطْيَبَهُ، وَمِنَ الرِّزْقِ أَوْسَعَهُ، وَمِنَ الْفَضْلِ أَعْذَبَهُ، وَمِنَ اللُّطْفِ أَنْفَعَهُ، وَمِنَ الْإِنْعَامِ أَعَمَّهُ، وَمِنَ الْإِحْسَانِ أَتَمَّهُ . اَللّهُمَّ كُنْ لَنَا وَلَا تَكُنْ عَلَيْنَا يَا غَفَّارُ . اَللَّهُمَّ حَصِلْ بِالسَّعَادَةِ أَجَالَنَا، وَحَقِّقْ بِالزِّيَادَةِ أَمَالَنَا، وَاقْرُنُ بِالْعَافِيَةِ غُدُوِّنَا وَأَصَالَنَا، وَاجْعَلْ إِلَى مَغْفِرَتِكَ مَصِيرَنَا وَمَأْلَنَا، وَصُبَّ سِجَالَ عَفْوكَ عَلَى ذُنُوبِنَا، وَمُنَّ عَلَيْنَا بِإِصْلاح عُيُوبِنَا، وَاجْعَلِ التَّقْوَى زَادَنَا، وَفِي دِينِكَ اجْتِهَادَنَا، فَإِنَّ عَلَيْكَ تَوَكُلَنَا وَاعْتِمَادَنَا، وَثَبِّتْنَا عَلَى نَهْجِ الْاِسْتِقَامَةِ، وَأَعِذْنَا فِي الدُّنْيَا مِنْ مُوجِبَاتِ النَّدَامَةِ يَوْمَ الْقِيامَةِ . اَللّهُمَّ رَبَّنَا خَفِّفْ عَنَّا ثِقَلَ الْأَوْزَار وَارْزُقْنَا مَعِيشَةَ الْأَبْرَارِ، وَاكْفِنَا وَاصْرِفْ عَنَّا شَرَّ الْأَشْرَارِ، وَأَعْتِقْ رِقَابَنَا وَرِقَابَ أَبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا وَمَشَايِخِنَا وَمَشَايِحَ مَشَايِخِنَا وَأُسْتَاذِنَا وَأَسَاتِيذِ أُسْتَاذِنَا وَإِخْوَانِنَا، وَرقَابَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَمُرِيدِينَا وَتَلَامِيذِنَا مِنَ الدَّيْنِ وَالْمَظَالِمِ وَالنَّارِ، بِعَفْوِكَ وَبِرَحْمَتِكَ يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ، يَا كَرِيمُ يَا سَتَّارُ ، يَا حَلِيمُ يَا جَبَّارُ، وَيَا وَهَّابُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى الِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ </span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇA OKUNUŞU</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RESiM HALiNDE</span></span><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176586" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176586]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176587" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176587]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176588" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176588]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176589" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176589]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176590" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176590]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176591" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176591]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176592" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176592]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176593" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176593]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176601" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176601]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176594" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176594]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176595" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176595]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176596" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176596]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176597" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176597]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176598" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176598]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176599" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176599]" class="mycode_img" /><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evradı Fethiye-i Nakşibendiye</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evradı Fethiye Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym<br />
<br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Lâ ilâhe illallâhü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hayâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi.. Lâ ilâhe illallâhü zinete arşihi. Lâ ilâhe illallâhü mil’e semâvâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü mil’e ardıhi.. Lâ ilâhe illallâhü adede misli zâlike meahû.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh. Lehül-mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyul lâ yemûtü bi yedihil hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il-masiyr.. Estağfirullâhe Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhil-Aliyyil-Azıym... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Sübhânallâhi ve bi-hamdihi.. Ve mâ tevfiygu illâ billâhi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhi Sübhânallâh-il-Azıymi ve bi-hamdihi.. Sübhânallâhi ve bi-hamdihi adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi ve müntehâ ılmihi ve minnetihi ve rahmetihi ve ra’fetihi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Azıym..Allâhümme yâ Hayyü yâ Gayyûmü yâ Allâhü yâ bediy-as-semâvâti vel ardi yâ Mâlik-el-Mülki yâ Zel-Celâli vel-ikrâm.. Yâ lâ ilâhe illâ ente innâ nes’elüke bi-izzetike en tuhyiye gulûbenâ ve ecsâmenâ ve ebdânenâ ve ervâhanâ bi-envâri mâ’rifetike ebeden dâimem bâgıyen hâdiyey yâ Allâhü yâ Allâhü yâ Allâh.Ve bi-envâri hidâyetike ve bi-envâri gudratike ilâhi â’mâlünâ galiylüv ve hâcâtünâ kesiyrüv ve ilâhünâ Basiyr.. Allâhümmef’al binâ mâ ente lehû ehlüv ve lâ tef’al binâ mâ nahnü lehû ehlün.. Allâhümme inni es’elüke mâ lâ estahiggu ve eûzü bike mimmâ estahiggu ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr.. Ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Aziym.. Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn es-salâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyn..Allâhümme yâ Vâcib-el-Vücûdi ve yâ Vâhib-el-hayri vel cûd.. Efıd aleynâ envâra rahmetike ve yessir lenel-vüsûle ilâ kemâli mâ’rifetike.. Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ ve lâ yuhiytûne bi-şey’im min ilmihi illâ bi-mâ şâ’e ve lâ mâ’rifete lenâ illâ mâ elhemtenâ inneke entel-Aliym-ül-Hakiym.. Allâhümme innâ nes’elüke minel-ismeti devâmehâ ve minen-ni’meti temâmehâ ve minel-âfiyeti husûlehâ ve miner-rahmeti şümûlehâ ve min-el-ayşi erğadehû ve minel umri es’adehû ve minel vagti etyebehû ve miner rizgi evseahû ve minel fadli â’zebehû ve minel lutfi enfe’ahû ve minel in’âmi e’ammehû ve minel ihsâni etemmehû.. Allâhümme yâ Allâhü kül lenâ yâ Cebbâr.. Ve lâ tekün aleynâ yâ Ğaffâr.. Allâhümme yâ Allâhü ahtim bis-seâdeti âcâlenâ ve haggig biz-ziyâdeti âmâlenâ vagrum bil-âfiyeti ğudüvvenâ ve âsâlenâ vec’al ilâ rahmetike ve mağfiratike masiyranâ ve meâlenâ ve subbe sicale afvike alâ zünûbinâ ve münne aleynâ bi-islâhi uyubinâ vec’al-it-tagvâ zâdenâ ve fiy diynike ictihâdenâ fe-inne aleyke tevekkülenâ ve i'timâdenâ ve sebbitnâ alâ nehc-il istigâmeti ve eidnâ mim mûcibât-in-nedâmeti yevm-el-giyâmeti ve haffif annâ sigal-el-evzâri verzügnâ meıyşetil-ebrâr vagfinâ vasrif annâ şerral-eşrâri ve a'tig rigâbenâ ve rigâbe âbâinâ ve ümmehâtinâ ve meşâyihinâ ve üstâzinâ mined-deyni vel-mezâlimi ven-nâri bi-izzetike yâ Aziyzü yâ Ğaffârü ya Keriymü yâ Settârü yâ Haliymü yâ Vehhâb.. Ve sallallâhümme alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyne (Âmin) bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn vel-hamdülillâhi Rabbil-âlemiyn... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Elleziy lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûme ve etûbü ileyh.. Allâhümme-entes-Selâmü ve minkes-Selâmü ve ileyke yerci-üs-Selâmü hayyinâ Rabbenâ bis-Selâmi ve-edhilnâ dâr-as-Selâmi tebârakte Rabbenâ ve teâleyte yâ Zel-Celâli-vel-ikrâm.. Allâhümme lekel hamdü hamdey yüvâfiy niamike ve yükâfiy meziyde keramike ahmedüke bi-cemiy-i mehâmidike mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lemü ve alâ cemiy-i niamike küllihâ mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lem ve alâ külli hâl.. <br />
E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûmü lâ te’hüzühû sinetüv velâ nevm lehû mâ fis-semâvâti ve mâ fil-ardi men-zellezî yeşfeu indehû illâ bi-iznih yâ’lemü mâ beyne eydiyhim ve mâ halfehüm ve lâ yuhiytûne bi-şey’in min ilmihiy illâ bi-mâ şâ’e vesia kürsiy-yühüs-semâvâti vel-arda ve lâ yeûdühû hifzuhümâ ve hüvel-Aliyyül-Aziym.. Sübhânallâhi el-hamdü lillâhi Allâhü ekberu lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in Gadiyr.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Cebbâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Vâhid-ül Gahhâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aziyz-ül-Ğaffâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Keriym-üs-Settâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Kebiyr-ül-Müteâl.. Lâ ilâhe illallâhü Hâlig-ul- leyli ven-nehâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ'bûdü bi-külli mekân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mezkûr-ül bi-külli lisân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ’rûfü bi-külli ihsân.. Lâ ilâhe illallâhü iymânem billâh.. Lâ ilâhe illallâhü emânem minallâh.. Lâ ilâhe illallâhü emâneten indallâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ nâ’büdü illâ iyyâh.. Lâ ilahe illallâhü haggan hagga.. Lâ ilahe illallâhü iymânev ve sidgâ.. Lâ ilâhe illallâhü teabbüdev ve riggâ.. Lâ ilâhe illallâhü telâttüfev ve rifgâ.. Lâ ilâhe illallâhü gable külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü bâ’de külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü yebgâ Rabbünâ ve yefnâ ve yemûtü külli şey.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-mübiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-yagiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aliyyül-Aziym.. Lâ ilâhe illallâh-ül Hakim-ül-Keriym.. Lâ ilâhe illallâhü Rabbüs semâvât-is-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym.. Lâ ilâhe illallâhü ekram-ül ekramiyn.. Lâ ilâhe illallâhü erham-ür-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü habib-üt-tevvâbiyn.. Lâ ilâhe illallâhü râhim-ül-mesâkiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hâdiyül-mudilliyn.. Lâ ilâhe illallâhü delil-ül-hâiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü emân-ül-hâifiyn.. Lâ ilâhe illallâhü ğıyâs-ül müsteğıysiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-un-nâsiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâfiziyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ül-vârisiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâkimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râzigiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-fâtihiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-ğâfiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû ve sadega va’dehû ve nasara abdehû ve e’azze cündehû ve hezem-el-ahzâbe vahdehû ve lâ şey’e bâ’dehû.. Lâ ilâhe illallâhü ehl-ün-ni’meti ve lehül-fadlü ve lehüs-senâ’ül-hasen.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü Sahib-ül vahdâniyyet-il ferdâniyyet-il gadiymiyyet-il ezeliyyet-il ebediyyet-illeziy leyse lehû siddüv ve lâ niddüv ve lâ şibhüv ve lâ şeriyküy yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyül lâ yemûtü biyedih-il hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il masiyr.. Hüvel-evvelü vel-Âhiru vez-Zâhiru vel-Bâtınü ve hüve bi-külli şey’in Aliym. Leyse kemislihi şey’ün ve hüves-semi’ül-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel Mevlâ ve ni’men-nasiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr.Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr. Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tiye limâ mena’te ve lâ râdde limâ gadayte ve lâ yenfeu zel-ceddi mink-el-ced.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-â’lel-Vehhâb.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-a’lel Keriym-il-Vehhâb.. Sübhâneke mâ abednâke hagga ibâdetike.. Sübhâneke mâ arafnâke hagga ma’firatike.. Sübhâneke mâ zekernâke hagga zikrike.. Sübhâneke mâ şekernâke hagga şükrike.. Sübhân’Allâh-il-ebediyyil-ebed.. Sübhân’Allâh-il-Vâhid-il-Ehad.. Sübhân’Allâh-il ferd-is-Samed.. Sübhân’Allâhi Râfi-is-semâvati bi-ğayri amed.. Sübhân’Allâhi Bâsit-il-eradıyne bilâ sened.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yettehiz sâhibetev ve lâ veledâ.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yelid ve lem yûled ve lem yeküllehû küfüven ehad.. Sübhân-el-Melik-il-Guddûs.. Sübhâne zil-mülki vel-melekût.. Sübhâne zil-izzeti vel-azameti vel-gudrati vel-heybeti vel-celâli vel-cemâli vel-kemâli vel-begâi ves-senâi ved-diyâi vel-âlâi ven-nüamâi vel-kibriyâi vel ceberût.. Sübhân-el Melik-il-ma’bûd.. Sübhân-el Melik-il-vücûd.. Sübhân-el Melikil Hâlig-il Hayyilleziy lâ yenâmü ve lâ yemût.. Sübbûhün Guddûsür Rabbünâ ve Rabbül-melâ’iketi ver-rûh.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il Aliyyil-Aziym.. <br />
<br />
Allâhümme ent-el melik-ül-haggullezi lâ ilâhe illâ ente.. <br />
<br />
Yâ Allâhü.. Yâ Rahmânü.. Yâ Rahiymü.. Yâ Mâlikü, Yâ Guddûsü, Yâ Selâmü, Yâ Mü’minü, Yâ Müheyminü, Yâ Aziyzü, Yâ Cebbâru, Yâ Mütekebbiru, Yâ Hâligu, Yâ Bâriü, Yâ Musavviru, Yâ Ğaffâru, Yâ Gahhâru, Yâ Vehhâbü, Yâ Razzâgu, Yâ Fettâhu, Yâ Aliymü, Yâ Gâbidu, Yâ Bâsitu, Yâ Hâfidu, Yâ Râfiu, Yâ Mü’izzü, Yâ Müzillü, Yâ Semiy’u, Yâ Basiyru, Yâ Hakemü, Yâ Adlü, Yâ Latiyfü, Yâ Habiyru, Yâ Haliymü, Yâ Aziymü, Yâ Ğafûru, Yâ Şekûru, Yâ Aliyyü, Yâ Kebiyrü, Yâ Hafiyzü, Yâ Mugiytü, Yâ Hasiybü, Yâ Celiylü, Yâ Keriymü, Yâ Ragiybü, Yâ Müciybü, Yâ Vâsiu, Yâ Hagiymü, Yâ Vedûdü, Yâ Meciydü, Yâ Bâ’isü, Yâ Şehiydü, Yâ Haggu, Yâ Vekiylü, Yâ Gaviyyü, Yâ Metiynü, Yâ Veliyyü, Yâ Hamiydü, Yâ Mühsiy, Yâ Mübdiü, Yâ Müiydü, Yâ Muhyi, Yâ Mümiytü, Yâ Hayyü, Yâ Gayyûmü, Yâ Vâcidü, Yâ Mâcidü, Yâ Vâhidü, Yâ Ehadü, Yâ Samedü, Yâ Gâdiru, Yâ Mugtediru, Yâ Mugaddimü, Yâ Müahhiru Yâ Evvelü, Yâ Âhiru, Yâ Zâhiru, Yâ Bâtinü, Yâ Vâliy, Yâ Müteâliy, Yâ Berru, Yâ Tevvâbü, Yâ Mün’imü, Yâ Müntegimü, Yâ Afüvvü, Yâ Raüfü, Yâ Mâlik-el-mülki, Yâ Zel-Celâli vel-ikrâmi, Yâ Rabbi, Yâ Mugsitu, Yâ Câmiu, Yâ Ğaniyyü, Yâ Muğni, Yâ Mü’tiy, Yâ Mâniu, Yâ Darru, Yâ Nâfiu, Yâ Nûru, Yâ Hâdiy, Yâ Bediy’u, Yâ Bâgiy, Yâ Vârisü, Yâ Raşiydü, Yâ Sabûru, Yâ Sâdigu, Yâ Settâru, Yâ men tegaddeset an-il-eşbâhi zâtühû ve tenezzehet am müşabehet-il emsâli sıfâtühû ve yâ men dellet alâ vahdaniyyetihi ve âyâtihi ve şehidet bi-rübûbiyetihi masnû’atühû. Vâhidül lâ min gilletiv ve mevcûdül lâ min illetin.. Yâ men hüve bil-birri mâ’rûfüv ve bil ihsâni mevsûfün. Ma’rûfüm bilâ ğayetin, ve mevsûfüm bilâ nihayetin evvelün gadiymüm bilâ ibtidâ’i, âhirün keriymür rahiymüm bilâ intihâ’i.. Ve ğafera zünûb-el müznibiyne keramev ve hilmen.. Yâ mel leyse kemislihi şey’ün ve hüves-Semiy’ul-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekil ve ni’mel-Mevlâ ve ni’men nasiyr.. Yâ dâ’imem bilâ fenâ’iv ve yâ gâimem bilâ zevâlin ve yâ müdebbiram bilâ veziyrün, sehhil aleynâ ve alâ vâlidiynâ külle asiyr. Lâ uhsiy senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze câruke ve celle senâ’üke ve tegaddeset esmâ’üke ve azume şânüke ve lâ ilâhe ğayruke.. Yef’alüllahe mâ yeşâ’ü bi-gudratihi ve yahkümü mâ yüriydü ve bi-izzetihi.. Elâ ilâllâhi tasiyr-ül-umûr küllü şey’in hâlikün illâ vechehû lehül-hükmü ve ileyhi türce’ûn.. Feseyekfiykehümüllahü ve hüves-Semiy’ul-Aliym.. Hasbünallâhü ve kefâ semiAllâhü limen deâ leyse verâAllâhil müntehâ menî tesame billâhi yuhyiy.. Sübhâne men lem yezel Rabben rahiymev ve lâ yezâlü keriymen.. Lâ ilâhe illallâhül haliym-ül-keriymü Sübhânallâhi ve tebârakallâhü Rabbüs-semâvatis-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyne ilâhev vâhiden ehaden sameden ferden vitren hayyen gayyûmen ebeden lem yettehiz sahibetev ve lâ veledev ve lem yekül lehû şeriykün fil mülki ve lem yekûl lehû veliyyüm min-ez-zülli ve kebbirhü tekbiyran Allâhü ekber.. <br />
<br />
Hasbünallâhü li-dininâ.. Hasbünallâhü li-dünyanâ.. Hasbünallâhü limâ ehemmenâ.. Hasbünallâhü limen bega aleynâ.. Hasbünallâhü limen hasedenâ, Hasbünallâhü limen kâdena bi-su’in.. Hasbünallâhü ind-el-mevti.. Hasbünallâhü ind-el-kabri.. Hasbünallâhü ind-el-mesâ’ili.. Hasbünallâhü ind-el-hisabi.. Hasbünallâhü ind-el-miyzâni.. Hasbünallâhü ind-es-sırati.. Hasbünallâhü ind-el-cenneti ven-nâr.. Hasbünallâhü ind-el-lika’i.. HasbiyAllâhüllezi lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve ileyhi üniyb.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ â’zamAllâhü lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ahlemAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ekremAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke lehu Muhammedür Resûlüllah.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ zekereh-üz-zâkirun.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ gafele an zikrih-il-ğâfilûn.. Radîynâ billâhi teâlâ Rabben ve bil-islâmi diynen ve bi-Muhammedin sallallâhü aleyhi ve selleme nebiyyen ve resûlen ve bil-gur’âni imâmev ve bil-kâ’beti gibletev ve bis-salâti ves-savmi vez-zekâti vel-hacci farizatan ve bil-mü’miniyne ihvânev ve bil-mü’minâti ahevâtiv ve bis-Sıddiygi vel-Faruki ve ziyn-Nûreyni vel-Mürtedâ e’immeten ve bi-sair-is-sahabeti ridvanullahü teâlâ aleyhim ecma’iyne kıdveten bi-halâllahi teâla helâlev ve bihi hisabev ve bi-haramillahi teâlâ haramev ve bihi azabev ve bil-cenneti sevabev ve bin-nâri ikaben.. Merhaben merhaba bis-sabah-il-cedidi ve bil-yevm-is-sa’iyd ve bil-melekeyn-il kirâmeyn-il kâtibeyn-iş şâhideyn-il âdileyni hayyen kümAllâhü teâlâ fi gurreti yevminâ hazektübâ fi evveli sahifetinâ hâzihi  Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym  ve eşhede bi-enna neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerike lehu ve neşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühu erselehu bil-hüdâ ve din-il-hakkı alâ hâzih-iş-şehadeti nahyâ ve aleyhâ nemûtu ve aleyhâ nüb’asü inşâ’Allâhu teâlâ.. E’uzü bi-kelimâtillah-it-tâmmati külleha min şerri mâ halâga.. Bismillahi hayr-il-esmâ-i.. Bismillahi Rabbil-ardi ve Rabbis-semâ’i.. Bismillahillezi lâ yadurru mâ’a ismihi şey’ün fil’ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semi’ul-aliym.. El-hamdü lillâhillezi ahyanâ bâ’de mâ ematenâ ve redde ilebnâ ervahenâ ve ileyh-il bâ’sü ven-nüşuûr.. Asbahnâ ve asbehal-mülkü lillâhi vel-azametü velkibriyâ’ü vel-ceberutü ves-sultanü vel-bürhanü lillâhi vel-âlâü ven-nuamâ’ü lillâhi vel-leylü ven-neharü lillâhi ve mâ sekene fiyhimâ lillah-il vahid-il-kahhâr.. Asbahnâ alâ fıtra’t-il-islâmi ve alâ kelime’t-il-ihlâsi ve alâ din-i nebiyyinâ Muhammedin sallAllâhu aleyhi ve selleme ve alâ milleti ebiynâ İbrahiyme haniyfen müslimen ve mâ kân emin-el-müşrikiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashabihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullahi ve berekâtühü.. <br />
<br />
Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Rasûlallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ habiballâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ halilallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ nebiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ safiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hayra halgillâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ menihtârahullah.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men erselehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men zeyyenehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men kerramehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men azzemehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ seyyid-el-mürseliyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ imam-el-müttegiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hâtem-en-nebiyyin.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ şefi-al-müznibiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ rasûle Rabbil-âlemiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve ashâbihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullâhi ve berekâtüh.. Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-evveliyn.. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fil-âhiriyn.. Ve salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-melâil â’lâ ilâ yevmid-din ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fi külli vagtiv ve hıyn ve salli alâ cemiy-il enbiyâ-i vel-mürseliyn ve alâ melâ’iketik-el-mugarrabiyn ve alâ ibâdik-es-sâlihiyn ve alâ ehl-i tâ’atike ecmaiyne min ehlis-semâvâti ve min ehl-il eradiyn verhamnâ vahşürnâ me’ahüm bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn.. Allâhümme edhilnâ fi rahmetike ve ente hayr-ür-râhimiyn.. <br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Allâhümme yâ Mâlik-er-Rigâb.. Yâ müfettih-el-ebvâb.. Ve yâ müsebbib-el-esbâb heyyi lenâ sebeben lâ nestatıy’u lehu taleben.. Allâhümmec’alnâ meşguliyne bi-emrike âminiyne bi-ahdike âyisiyne min halkıke ânisiyne bike müstevhışıyne an gayrike radıyne bi-kada’ike sâbiriyne alâ belâ’ike şâkiriyne le-ni’mâ’ike mütelezziziyne bi-zikrike ferihiyne bi-kitabike münâciyne bike fi ânâ’il-leyli ve etraf-in-nehâr mübgızıyne lid-dünya muhibbiyne lil-âhireti müştakıyne ilâ lika’ike müteveccihiyne ilâ cenâbike müsta’ıddıyne lil-mevti..Rabbenâ Âtina mâ ve adtenâ alâ rüsûlike ve lâ tuhzinâ yevm-el-kıyameti inneke lâ tuhlif-ül-mi’ad. Allâhümmec’al tevfiyke refiykanâ ves-sırat-el müstakiyme tariykanâ. Allâhümme evsılnâ ilâ makasidina ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvab-ür-rahiym.. Allâhümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemûtü ve ileyk-el-masiyr.. Allâhümme erinel-hakka hakkan verzuknâ ettiba’ahu ve erinel-bâtıla bâtılen verzuknâ ectinâbehu teveffenâ müslimiyne velhıknâ bis-sâlihiyn.. Vedfâ’annâ şerrez-zâlimiyne ve eşriknâ fi dua-il-mü’miniyn.. Ve ginâ Rabbenâ şerre mâ kadayte.. Allâhümmağfir li-ümmeti Muhammed.. Allâhümmansur ümmete Muhammed.. Allâhümmerham ümmete Muhammed.. Allâhümmahfaz ümmete Muhammed.. Allâhümme ferric an ümmeti Muhammed.. Allâhümme yâ habib-et-tevvâbiyne tüb aleynâ ve yâ emân-el-hâ’ifiyne âminnâ ve yâ delil-el-mütehayyiriyne düllenâ ve yâ hadiyel-mudıllıynehdinâ ve yâ gıyas-el müstagıysiyne agisnâ ve yâ recâ-el-münkatı’ıyne lâ taktâ’ recâ’enâ ve yâ gafir-el-müznibiyne ıgfir lenâ zünübenâ ve kefir annâ seyyi’atinâ ve teveffenâ mâ’al-ebrâr Allâhümme nevvir kulûbenâ.. Allâhümmeşrah sudurenâ.. Allâhümme yessir umurenâ.. Allâhümmestür uyubenâ.. Yâ hafiy-yel-eltâfi neccinâ mimmâ nehaf.. Allâhümmagfir lenâ ve valideynâ ve li-üstâzinâ ve li-meşâyihinâ ve li-ihvanina ve li-ashabinâ ve li-ahbabinâ ve li-aşâ’irinâ ve li-kabâ’ilinâ ve limen lehu hakka aleynâ ve limen vessanâ bid-dua’il-hayri ve li-cemi-il mü’miniyne vel-mü’minât vel-müslimiyne vel-müslimât el-ahyâ’ü minhüm vel-emvât.. Allâhümmahfeznâ yâ feyyâzü min cemi-il belâ’i vel-emrâzı kâffeten bi-rahmetike yâ erham-er-râhimiyn..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evradı Fethiye Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
<br />
Allahu Tealanın yarattığı taneler sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın hayatı sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın yarattığı küçük taşlar sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın kelimeleri sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın bütün yarattıkları sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim<br />
Allahu Tealanın arş-ı aziminin ağırlığınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın gökleri dolusunca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Allahu Tealanın yerleri dolusunca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Bütün bu zikrolunanların misli sayısınca LA İLAHE İLLALLAH derim.<br />
Mabud-u bil-hak yoktur, illa Allahu Teala vardır Birdir, uluhiyette ortağı yoktur. Mülk ve tasarruf onundur. Bütün hamdedenlerin hamdi ona mahsustur. Bütün dirileri diri eden bütün ölenleri öldüren odur. Bütün hayırlar onun elindedir. Herşey üzerine bizzat kadirdir tam kudret sahibidir öldükten sonra bizimde dönüşümüz onadır.<br />
Allahu Tealadan günahlarımın örtülmesini ve mağfiretimi dilerim. Allahu Tealayı zatı pakine ve şanı şerefine layık olmayan noksanlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim.Hamd Allahu Tealaya mahsustur. Mabud-u bil-hak yoktur, illa Allahu Teala vardır herşeyden büyük ve ziyadesiyle uludur. Masiyetlerden onun korunması ile sakınır taat ve ibadetede çok ulu ve yüce olan Allahu Tealanın yardımı ile kudret bulurum.<br />
<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
Allahu Tealayı zatı pakine ve şanı şerefine layık olmayan noksanlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ve ona Hamd-ü sena ederim. Zatı ecel ve alasının kudret ve kuvvetini ve kulun aciz ve zilletini öğrenmemize tevfikini ihsan buyuran ve bizleri iyman ve İslamla şereflendiren odur. O ulu Allahu Tealayı noksan ve eksik sıfatlardan pak eder ve beni bu lütfuna mazhar kıldığı içinde aynı zamanda ona hamdederim. Allahu Tealayı zatı pakine layık olmayan noksan sıfatlardan tenzih eder ve ona yarattıkları sayısınca hamd-ü sena ederim. Bu tespih ve tahmidim arş-ı aziminin ağırlığıncadır. Bu tespih ve tahmidim benden razı olasıya kadardır. Bu tespih ve tahmidim kelimelerinin miktarı ve ilminin sonsuzluğu kadardır. Bu tespih ve tahmidim ihsan ve inayet buyurduğu nimetleri, rahmetleri, refetleri kadardır. Bu tespih ve tahmid ve diğer bütün ibadetlere gücümün yetmesi ancak Allahu Tealanın azamet ve tevfiki ile olabilmektedir. Bütün bunlara bende kuvvet ve kudret yoktur. Kuvvet ve kudret onundur. Bütün bunlar Allahu tealanın kudreti ve yardımı sayesindedir. O öylesine yüce ve Ulu öylesine azamet sahibidirki Ona sıfat ve mahiyyeti ilahiyesinde kimse ortak olamaz. Herşey ona nisbetle hakirdir. Ey her zaman diri ve canlı, daimi hayat sahibi Ey her zaman yarattıklarının korunup kollanmasına kıyam göstern Allahım. Ey vücudu vacib olan Allah Ey göklerin ve yerlerin yaratıcısı Ey mülkün gerçek maliki ve mutasarrıfı Ey şeref ve kemal sahibi Ey zatı eceli ve alasından başka Mabud-u bil-hak olmayan illa zatı var olan Kudret ve azametin hürmetine senden kalplerimizi, cisimlerimizi, bedenlerimizi ve ruhlarımızı marifetinin nurları ile ebedi, baki, daim ve hadi olarak ihya etmeni isteriz. Ya Allah Ya Allah<br />
Ya Allah Hidayetinin ve Kudretinin nurları ile bizleri nurlandır.<br />
Ey Allahım senin için amellerimiz ve ibadetlerimiz gayet azdır sana ihtiyacımız ise gayet çoktur. İlahımız amel ve ibadetlerimizin azlığını ve ihtiyaçlarımızın çokluğunu görücüdür. Allahımız ne iyi bir Mevladır ki bu kadar az amel ve ibadete dahi fazlı ve keremi ile bol bol sevaplar bahş ve ihsan eder ne iyi yardımcıdırki ihtiyaçlarımızı karşılar ve giderir. Günahlarımız için mağfiretini dileriz Ey Rabbimiz öldükten sonra dönüşümüz sanadır. Masiyetlerden onun korunması ile sakınır taat ve ibadetede çok ulu ve yüce olan Allahu Tealanın kudreti ve yardımı ile kuvvet buluruz. Bütün Hamd-ü senalar o Allahü tealayadır ki alemlerin Rabbi, mürebbisi ve malikidir. Salat ve selam Efendimiz Hazreti Muhammed (A.S)’a ve onun aline, evladına ve ashabına olsun. Ey vücudu sabit ve Kamil ey kullarına kereminin ve rahmetinin eserlerinin bahşedici Allahım Rahmetinin ışıklarını üzerimize dök taşır bizi nimetlerinle sevindir ve üzerimizdeki şerleri ve zararları defeyle Seni kemal ile bilmek ve bulmak nasıl mümkün ise tevfikinle onu bize kolaylaştırki sana vasıl olalım Seni noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederiz. Biz senin künh-ü zatını bilmekten aciziz. İlminin tamamı sendedir ancak öğrettiğin kadarını bilebiliriz başka bilgimiz yoktur. Bize bildirdiğin kadarını biliriz. Ancak o kadarını biliriz ki onu sen kalplerimize feyz yolu ile kendi kazancımız olmaksızın telkin ve ilham eyledin. Gerçekten bilgin herşeyi kuşatır sen herşeyi bilirsin herşeyi yerli yerine koyan ilim, amel ve ihsanda kemal sahibi ancak sensin Allahım İsmetimizi devam ettirmeni ,bizi isyanlardan korumanı ve şerlerimizi def eylemeni isteriz. Dünyada ve Ahirette bize ihsan edeceğin nimetlerin tamamını isteriz afiyetin husulünü isteriz Rahmetinin şumülünü isteriz. Geçim ve dirlik bakımından genişlik isteriz ömürlerimizin mest ve mübarek olmasını isteriz vakit ve zamanın pak olmasını isteriz bol ve geniş rızık isteriz Kullarına sebebsiz olarak ihsan buyurduklarının tatlısını ve iyisini isteriz Lütuf ve tevfikinin en yararlısını isteriz Dünya ve Ahiret nimetlerinin tamamını isteriz. İyman ve diğer ibadetlerde tam ihlas ihsanını isteriz Allahım Din ve Dünyamız için yararlı ol kullarına yararlı olan ancak sensin. Ey kullarının işlerini düzelten her işlerine tekeffül eden ve onların düzelmelerini takdir eyleyen Din ve Dünyamız için bize zararlı olma zira zararları ulaştırmayı icad edende sensin Allahım ecellerimizi iyilik ve saadetle doldur ve sonuçlandır Ümitlerimizi ve ricalarımızı fazlasıyla gerçekleştir. Bizi her vakit afiyete yakın et ve ulaştır öldükten sonra sana dönüşümüzde bize rahmet ve mağfiret kıl affını üzerimize boşaltarak günahlarımızı bağışla ve yok eyle ayıplarımızı ıslah ve fesadlarımızı gidererek bizi nimetlendir. Takvayı bizim için yol azığı ve rızık kıl olanca gücümüzle senin taatinde bulundur Biz aciziz seni kefil ettik sana dayandık ve sana güvendik bizi doğru yol üzerinde sabit ve daim eyle bizi kıyamet günü pişmanlığı gerektirecek şeylerden koru günahlarımızın ağırlığını hafiflet bizi salih kullarını rızıklandırdığın gibi rızıklandır ihtiyacımız olan şeylerde bize kifayet edici ol yaramazların şerlerini ve yaramazlıklarını döndür ve men et kendimizi ve nefsimizi azad et ana ve babalarımızın nefislerinide azad et şeyhlerimizi ,pirlerimizi, üstadlarımızıda azad et borçlardan, zalimlerden ve cehennem ateşinden koru Kudret ve azametin hürmetine ey kemal ve Kudret sahibi ey günah ve kabahatlerimizi örtücü ey kullarının istediklerini verici ey asilerin günah ve ayıplarını örtücü ey asilerin cezalandırılmalarında acele etmeyen Ey karşılıksız türlü atiyyeler zahiri ve batini nimetler bağışlayıcı Ya Allah efendimiz ve ulumuz Hazreti Muhammedin(A.S) üzerine ne kadar layıksa o kadar salat et, aline, evladına ve ashabınada (amin) Rahmetin sebebi ile ey rahmedicilerden daha fazla rahmedici ve nimetlendirici Bütün hamd-ü senalar o Allahu Tealayadır ki alemlerin Rabbi, mürebbisi ve malikidir.<br />
<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
Azamet sahibi Allahu Tealadan dünya ve ahirette günahlarımı açığa çıkarmamasını örtmesini ve mağfiret etmesini dilerim O Allahu Teala ki ondan gayri Mabud-u bil-hak yoktur illa Allahu Teala vardır.Daima diridir yarattıklarının korunup kollanmasına kıyam göstericidir ve ben ona döner ona tövbe ederim. Allahım sen noksanlardan ve afetlerden salim ve münehzehsin mahlukatın afetlerden ve mekruh olan şeylerden selametide ancak sendendir. Selamet sana raci olur. Ey Rabbimiz bizi afetlerden ve mekruh olan şeylerden selametle diri eyle bizi cennetine dahil eyle Ey Rabbimiz senin hayrın ve yararın çoktur herşey üzerine tam bir Kudretle faik ve galibsin Ey azamet ve ikram sahibi Allahım bize ulaşan nimetlerine hamdolsun ki o hamdimiz ancak senin içindir o hamdimiz dünya ve ahirette senin ziyade keremine müsavidir.Sana senin bütün hamdlerinle ve hamdlerinden bilmiş olduklarımla hamd ederim Bildiğim ve bilmediğim bütün nimetlerine hamd ederim İster sevinç ve neşe ister yas ve keder bütün hallerde sana hamd ederim<br />
EUZÜ BESMELE<br />
O yegane Mabud-u haktır. Ondan başka Mabud yoktur. Hayat sıfatı ile muttasıf baki daim ebedidir. Halkın umuruna kaimdir onu ne gaflet ne de uyku basar göklerde ve yerde ne varsa hep onundur onun mülküdür izni olmaksızın kim yanında şefaat edebilir o yarattıklarının önünde ve arkasında ne varsa hepsini bilir onlar ise onun malumatından hiçbirisini kavrayamazlar ancak dilediği kadarını kavrayabilirler onun Kürsüsü yerleri ve gökleri kuşatmıştır ve bunların korunması ona ağırlık ve meşakkat vermez O pek Ulu pek Büyüktür. Allahu Tealayı zatı pakine layık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim.Hamd Allahu Tealaya mahsustur. Allahu Teala herşeyden Yüce ve çok Uludur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır tektir ortağı ve benzeri yoktur mülk onundur hamd onundur o herşey üzerine kadirdir Allahu Tealayı zatı pakine layık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Hamd Allahu Tealaya mahsustur ve Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır o herşeyden yüce ve uludur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki cebbar padişah odur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır Uluhiyette tekdir ve birdir herşey üzerine galiptir. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki galiptir ve günahları yarlıgayıcıdır. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Kerimdir ve ayıpları örtücüdür. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır Şanı yücedir ve herşey üzerine tam kudretle faik ve alidir. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki geceleri ve gündüzleri yaratıcıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki her mekanda Mabuddur. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki her lisanda zikrolunur.Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki bütün iyiliklerle tanınmıştır.Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki her an yeni bir iştedir. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu tealayı iman ve tasdik ettiğim için söylerim. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Tealada aman olarak söylerim. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Teala katında emanet olduğundan söylerim.Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki onun tevfiki olmaksızın isyandan yüz çevirmeye ibadet ve taatte sebat ve karar etmeğe imkan yoktur. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Allahu Tealadan gayriye ibadet etmeyiz ancak ona ibade ederiz doğru ve haklı bildiğim için LA İLAHE İLLALLAH derim LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu tealayı iman ve tasdik ettiğim ve sadık olduğum için söylerim. LA İLAHE İLLALLAH kelimesini ibadet ve kulluk olduğu için söylerim LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Teala bana iyilik ettiği için söylerim Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki herşeyden öncedir ondan gayri evvel yoktur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki ondan sonra hiçbirşey yoktur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki bizim Rabbimiz herşey fani olup gittikten sonra da bakidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki gerçek padişahtır padişahlığa layıktır İstihkak padişahlık ile zahirdir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki padişahlığa layıktır ve padişahlığı hakkal-yakin zahir olmuştur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Uluhiyette ortağı ve benzeri yoktur öylesine şanı yüce ve uludur ki ona nisbetle herşey hakirdir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki Celal ve Azamet sahibidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki yedi kat göklerin ve o yüce arşın maliki ve sahibidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki kerim olanların hepsinden daha Kerimdir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki onun rahmeti rahmet edicilerin rahmetinden ziyadedir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki tövbe edenleri sevicidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki miskinlere merhamet edicidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki azgınlara ve sapıklara yol göstericidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki şaşırıp kalanlara yol göstericidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki korkanları korkularından emin kılıcıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki meded isteyenlerin imdatlarına yetişicidir Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki yardım edenlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki koruyucuların en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki hakimlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki rızık verenlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki fatihlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki yarlıgayıcıların en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki rahmet edenlerin en hayırlısıdır Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki tektir vadinde sadıktır kullarına yardım eden odur kendi askerlerini galip eylemiştir kafirlerin topluluklarına bozgunluk ve kırgın vermiştir ondan sonra hiçbirşey yoktur bütün mahlukatın fenasından sonra baki kalacak odur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki bütün nimetlerin sahibidir Fadl’ da onundur En güzel senalara layık ve müstehak olanda odur LA İLAHE İLLALLAH kelimesini Allahu Tealanın mahlukatı sayısınca, arşının ağırlığı miktarınca o razı oluncaya kadar kelimeleri miktarınca söylerim Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır ki vahdaniyet ve ferdaniyet sahibidir Kadimdir,ezelidir,ebedidir onun Uluhiyet emrine karşı gelecek zıddı yoktur onun işlerine isteklerine muhalefet edebilecek benzeri ve eşitide yoktur Benzeri ve Uluhiyette ortağı yoktur.diriltir ve öldürür Zatı ecel ve alası daima diridir ona ölüm arız olamaz bütün hayırlar onun kudret elindedir o herşey üzerine kadirdir ölümden sonra herkes ona dönecektir O Evveldir, O Ahirdir, O Zahirdir, O Batındır aza veya çoğa olana veya olmayana bütün eşya ve mevcudata alimdir hiçbirşey onun misli değildir O bütün işitenleri işitir bütün görenleri görücüdür O Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir O en iyi Vekildir O en iyi Mevladır O en iyi yardım edicidir O Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir O en iyi Vekildir O en iyi Mevladır O en iyi yardım edicidir Ey Kudret ve azamet sahibi Rabbim senin mağfiretini isteriz öldükten sonra dönüşümüz sanadır. Allahım senin ezelde takdir ederek verdiklerine hiçbirşey engel olamaz senin men ettiğini verebilecek vericide yoktur senin kaza ettiğini reddedebilecekte yoktur Varlık sahibinin varlığı senin katında hiçbir fayda vermez faydası olabilecek ancak salih amellerdir. Rabbimi tenzih ederim O yücelerin yücesi ve çok bağışlayıcı ve kerimdir Seni tenzih ederiz sana layık hakiki ibadet ile ibadet edemedik Seni tenzih ederiz seni layık olduğun şekilde bilemedik Seni tenzih ederiz seni layık olduğun şekilde zikredemedik Seni tenzih ederiz sana layık olduğun şekilde şükredemedik Allahu Tealayı tenzih ederim ebediyen ebedi odur.Allahu Tealayı tenzih ederim sıfatında,mahiyetinde ve hakikatinde birdir. Allahu Tealayı tenzih ederim birdir,uludur bütün hacetlerde ona kasd olunur. Allahu Tealayı tenzih ederim gökleri yükselten direksiz ve dayanaksız tutan odur. Allahu Tealayı tenzih ederim yerleri dayanaksız döşeyende odur Allahu Tealayı tenzih ederim o eş ve çocuk edinmemiştir. Allahu Tealayı tenzih ederim hiç kimse ondan doğmamıştır. Kendiside kimseden doğmamıştır Allahu Tealayı tenzih ederim ki o öylesine padişahtır ki her türlü ayıptan paktır Allahu Tealayı tenzih ederim mülk ve melekut sahibidir. Allahu Tealayı tenzih ederim o İzzet ve Kudret azamet.heybet, Celal ve Cemal, kemal,beka,sena ve ziya sahibidir nimet sahibidir. Zatında ve sıfatında ululuk sahibidir Tenzih ederim o padişahı ki Mabudumdur Tenzih ederim o padişahı ki mevcuttur Tenzih ederim o padişahı ki bütün alemlerin yaratıcısıdır O öyle bir padişahtır ki daima diridir uyumaz ve ölmez Her türlü noksanlıklardan ve ayıplardan paktır münezzehtir ve uzaktır. Celal ve azamet sahibi Rabbimizdir Bütün meleklerin ve ruhlarında Rabbidir Allahu tealayı her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan tenzih ederim Hamd ancak Allahu Tealaya mahsustur. Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu teala büyüktür ve çok uludur Masiyetlerden sakınmamız ancak onun koruması ile ibadet ve taatte bulunabilmemiz onun bahşettiği kuvvet ve kudretledir. Allahım sen padişahsın padişahlığa layıksın senden gayri Mabud-u Bil hak yoktur illa sen varsın Ya Allah Ey dünyada ve ahirette yardım edici Ey ahirette rahmet edici Ey Padişah Ey her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan pak ve uzak olan Ey her türlü afetlerden ve noksanlıklardan salim olan Ey kullarını zulümden emin edici olan Ey gözleyici ve koruyucu Ey herşeyin üzerine galip ve aziz olan Ey halkı dilediği herşeye zorlayan veya halkın halini ıslah eden Ey her türlü ihtiyaçlardan ve noksanlıklardan münezzeh ve yüce olan Ey bütün mahlukatı yaratan Ey bütün eşyayı yaratan Ey eşyanın suret ve keyfiyetini yaratan Ey çok yarlıgayıcı Ey herşey üzerine galip Ey zahir nimetlerini bağışlayıcı Ey kullarına bol bol rızık verici Ey son derece fatih Ey son derece bilici Ey dilediğini sıkan ve daraltan Ey dilediğini açan ve genişleten Ey dilediğini alçaltan Ey dilediğini yücelten Ey aziz eyleyen Ey hor ve hakir eyleyen Ey çok iyi işiten Ey çok iyi gören Ey hükmeden Hakkı yerine getiren Ey çok adaletli olan Ey kullarına lütuf ve dostluk eden Ey herşeyden haberdar olan Ey hilm sahibi Ey çok azametli Ey mağfireti çok Ey rızasına uygun işleri fazlasıyla karşılayan Ey çok yüce Ey çok büyük Ey Halkı mekruhlardan saklayıcı Ey her yaratılmışın rızkını veren Ey misafire ve zaife kifayet edici Ey celadet ve ululuk sahibi Ey keremi bol Ey bütün varlıklar üzerinde gözetici Ey kendisine yalvaranların isteklerini veren Ey rızkı ve rahmeti herkese eriştirici Ey ilim ve hikmet sahibi Ey itaat eden kullarını sevici Ey kudret ve azamet sahibi Ey ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran Ey kendisinden hiçbirşey kaybolmayan her yerde hazır ve nazır olan Ey varlığı hiç değimeden duran Ey kullarından sevdiklerine vekil olan Ey çok güçlü Ey çok sağlam Ey iyi kullarına dost Ey övülen ve övülmeğe kendisinden gayrı müstehak bulunmayan Ey ilminden hiçbirşey kaybolmadan bütün eşyayı zapteyleyen Ey eşyayı yoktan peyda eden Ey mahlukatı hayattan ölüme geri döndüren Ey hayat veren Ey öldüren Ey her zaman diri olan Ey halkın korunup kollanmasına kıyam gösteren Ey istediğini istediği vakit bulan Ey kadri ve şanı büyük kerem ve semahati bol olan Ey Uluhiyet sıfatlarında tek olan Ey hacetlerin bitirilmesi ve ızdırapların giderilmesi için tek mercii Ey her istediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten Ey kuvvet ve kudret sahiplerine de dilediği gibi tasarruf eden Ey istediğini ileri geçiren öne alan Ey istediğini geriye bırakan Ey kendisinden gayrı herşeyden sonra olan Ey vücudu zahir Ey zatının hakikatı akıldan ve duygulardan örtülü olan Ey mülkünde hakim ve mutasarrıfı olan Ey herşeye tam kudret ile faik ve mahlukat sıfatlarından ali ve münezzeh olan Ey kullarına ihsan edici Ey tövbeleri kabul edici Ey nimet verici Ey günahkar kullarından dilediklerine cezalarını verici Ey günahları affedici Ey çok rahmet ve şefkat edici Ey mülkün ebedi maliki Ey mutlak istiğna ve fazl-u kerem sahibi Ey Rabbimiz Ey bütün işlerini yerli yerince ve birbirine uygun olarak yapan Ey kıyamet günü halkı toplayıcı Ey hiçbir vakit hiçbir kimseye ihtiyacı olmayan Ey zengin edici Ey atiyye verici Ey dilediği kimseyi dilediğinden men edici Ey hikmeti gereğince dilediğine zarar eriştirici Ey dilediğini dilediğinden yararlandırıcı Ey iman ve marifetle yeryüzünü, gökyüzünü ve herşeyi aydınlatıcı Ey doğru yolu gösterici Ey örneksiz benzersiz akıllara hayret veren alemler icad eden Ey fena kabul etmeyen daimi Ey dünya ehlinin fenasından sonra yerleri ve gökleri miras tutucu Ey her türlü işlerinde halka yol göstererek irşad edici Ey çok sabırlı olan Ey haber verdiği herşeyde doğru söyleyen Ey asilerin günahlarını örten Ey Zatı ve benzeri bulunmaktan pak olan Ey sıfatı benzerlerine benzemekten de münezzeh olan Ey birliğinin alametleri olarak mahlukatını delil gösteren Ey kudret ve azamet sahibi Allahu Teala olduğuna ilahi sanatının eserleri şahitlik eden O birdir birliği azlığından değildir öyle bir mevcuttur ki vücudu bir sebeble zuhur etmediği gibi gayndan neşet etmişte değildir Ey ol ki iyilikle maruf ve meşhur olan Ey ihsan ile mevsuf olan öyle bir maruftur ki maruflukta sonu yoktur öyle bir mevsuftur ki mevsufluktada nihayeti yoktur Evveldir Kadimdir vücuduna başlangıç yoktur Ahardır Kerimdir Rahimdir vücuduna son yoktur Kerem ve Hilmi ile günahkarların günahlarını yarlıgar Ey ol ki hiçbirşey onun misli değildir O bütün işitenleri işitici bütün görenleri görücüdür Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir O en iyi vekildir O en iyi Mevladır O en iyi yardım edicidir Ey daim ve ebedi olan ve fena bulmayan ve Ey zeval bulmayan gözcü ve koruyucu Ey vezirsiz tedbir edici Bizim ve ana babalarımızın bütün güçlüklerimizi kolaylaştır. Senin kendi nefsini sena ettiğin gibi seni sena etmeye hiçbir zaman kadir olamam sana sığınan galip ve kuvvetli olur senin senanın ululuğu herşeyden uludur. Senin isimlerin batıl tevillerden pak olmuştur senin işin azim olmuştur senden gayrı Mabud-u Bil hak yoktur Allahu Teala dilediği herşeyi kendi kudreti ile işler Dilediği herşeye kendi galibiyet ve kuvveti ile hükmeder Bilmiş olunuz ki herşey Allahu teala canibine rücu eder herşey fanidir helak olur yalnız onun Zatı bakidir hüküm onundur ve öldükten sonra Allahu Teala canibine rücu edilse gerektir Allahu Teala sana kafirlerden kifayet eder Allahu Teala müminlerin ve kafirlerin sözlerini işiticidir Allahu teala müminlerin itikat ve ihlasını ve kafirlerin inkar ve düşmanlıklarını bilicidir Allahu Teala bütün önemli işlerimizde bize kafidir Allahu Teala ihlas ile dua edenlerin dualarını kabul eder Allahu Tealanın bilinmeyen sınırları ötesindeki arzu ve istek yerlerinin sonu yoktur. Allahu Tealaya temessük edenler onun dinine sıkı sıkı sarılanlar necat buldular nimet ve ihsanları ile kullarını gören ve gözeten Rahim Rabbimiz paktır Her zaman kerim olan odur Mabud-u Bil Hak yoktur illa Allahu Teala vardır halimdir ve kerimdir Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim Allahu tealanın hayrı ve yararı çoktur yedi kat göklerin ve azim arşın Rabbi odur Hamdü sena Allahu tealaya mahsustur ki o alemlerin Rabbidir sıfatında birdir Zatında birdir öyle uludur ki bütün ihtiyaçlarda ona kasdolunur tektir yalnızdır çocuk edinmekten münezzehtir tektir eş edinmekten münezzehtir daima diridir bütün mahlukatın kollanmasına kıyam göstericidir vücuduna nihayet yoktur eş ve çocuk edinmemiştir mülkünde ve Uluhiyette şeriki yoktur zillet bakımından dost edinmemiştir Hak Tealayı tazim ile tazim ederim Allahu Teala uludur ve yücedir Allahu Teala bize dinimiz için kifayet edicidir Allahu Teala bize dünyamız için kifayet edicidir Allahu Teala bütün mühim işlerimizde bize kifayet edicidir Allahu Teala bize zulüm ve haksızlık edecekler için kifayet edicidir Allahu Teala bize kötülükle yaklaşacaklar için kifayet edicidir Allahu Teala ölüm vaktinde bize kifayet edicidir Allahu Teala kabre konulduğumuzda bize kifayet edicidir Allahu Teala hesap vaktinde bize kifayet edicidir Allahu Teala sual sorulduğu zaman bize kifayet edicidir Allahu Teala mizan vaktinde bize kifayet edicidir Allahu Teala sıratı geçişte bize kafidir Allahu Teala cennete yakın cehenneme uzak olmayı istediğimiz vakit bize kifayet edicidir Allahu Teala kendisine kavuşulduğu zaman bize kifayet edicidir Allahu Teala bana kafidir başka MBH yoktur illa Allahu Teala vardır ona tevekkül ederim ve dönüşümde onadır MBH yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim ne acep azim oldu Allahu Azimüşşan MBH yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim ne acep halim oldu Allahu Azimüşşan MBH yoktur illa Allahu Teala vardır Allahu Tealayı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim ne acep kerim oldu Allahu Azimüşşan ne acep azim oldu Allahu Azimüşşan ne acep halim oldu Allahu Azimüşşan ne acep kerim oldu Allahu Azimüşşan MBH yoktur illa Allahu Teala vardır tektir Uluhiyette şeriki yoktur Hz Muhammed (S.A.V) Allahu Tealanın Resulüdür Allahım zakirler onu zikreyledikçe Hazreti Muhammed(S.A.V) üzerine rahmet ve inam eyle Allahım gafiller onu zikreylemekten gafil olunca Hazreti Muhammed (S.A.V) üzerine rahmet ve inam eyle Allahu Tealanın Rabbimiz olmasına razı olduk Din olarak İslama razı olduk Hazreti Muhammed(S.A.V) in risaletinede razı olduk İmam olarak Kuran-ı Kerime de razı olduk Kabe-i Muazzamanın kıble olmasına namazın, orucun zekatın ve haccın farz kılınmasına razı olduk Din kardeşlerimiz olarak müminlere razı olduk Din kardeşlerimiz olarak iman sahibi kadınlardan da razı olduk Hz.Ebu-Bekir-is Sıddıyk, Hz Ömer-ül Faruk, Hz Osman zinnureyn ve Hz Aliyyül Mürteza rıdvanullahi aleyhim ecmaiyn efendilerimiz hazeratının Resulallah (S.A.V) efendimizden sonra her birisinin imam-ı Bil hak ve halife olduklarına da razı olduk Örnek ve önder oldukları için diğer sahabe-i kiram rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain efendilerimizin hepsinden de razı olduk Allahu Tealanın helal buyurduklarına helal oldukları ve üzerlerine hesap olunduğu için razı olduk Allahu Tealanın haram kıldıklarınada haram oldukları ve azaba sebep oldukları için razı olduk sevap ve ceza olduğu için cennetede razı olduk kafir ve asiler için ikab olduğundan cehennem ateşinede razı olduk<br />
Merhaba......Merhaba........Merhaba derim o yeni sabaha ve o kutlu güne hayır ve şerlerimizi yazan ve bütün amellerimize adil birer şahit olan Kiramen Katibeyn adındaki melekler Ey Kiramen Katibeyn melekleri Allahu Teala sizlere selam ve tahiyyet etsin Ey amellerimizi yazan melekler bu günümüzün başında amel sahifemizin başına Besmele yazanız Ey melekler sizler şahit olunuz biz şehadet ederiz ki MBH yoktur illa Allahu Teala vardır birdir Uluhiyette şeriki yoktur Şehadet ederiz ki Muhammed Aleyhisselam Allahu Tealanın kulu ve Resulüdür Allahu Teala tarafından doğru yolu göstermek ve İslam dinini öğretmek için gönderilmiştir Biz bu şehadet ile diriliriz bu şehadet ile ölürüz ve biz bu şehadet ile kabirlerimizden kalkarız İnşallahu Teala yarattığı şeylerin şerrinden Allahu Tealanın bütün tam ve kamil kelimelerine sığınırım İsimlerin en hayırlısı olan ALLAHU Tealanın ismine sığınırım Yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allahu Tealanın isimlerine sığınırım Yerlerde ve göklerde hiçbir zarar eriştirmeyen ALLAHU Tealanın ismine sığınırım O Allahu Teala ki işitici ve bilicidir Hamd Allahu Tealaya mahsustu rki bizi öldürdükten sonra diriltir ve ruhlarımızı bedenimize reddeyler hesap günü ölülerin dirilmesi ve dönmesi onun canibinedir Mülk ve padişahlık Allahu Tealanın olduğu halde sabaha dahil olduk Zat ululuğu azamet ve Celal sıfat ululuğu Padişahlık vücut ve vahdeti üzerine vazih delil olan Allahu Teala içindir Zahiri ve mutlak nimetler Allahu Teala ya mahsustur gece ve gündüz Allah içindir Gece ve gündüzde sakin olan herşey bir ve kahredici olan Allahu Teala içindir İslam hilkat ve kabiliyeti ile ihlas kelimesiyle sabaha dahil olduk Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) in dini babamız Hz İbrahim aleyhisselamın milleti üzerine ki onun batıldan Hakka mail ve müslim olduğu müşriklerden olmadığı gibi Allahu Teala’nın meleklerinin nebilerinin resullerinin arzı taşıyan meleklerinin ve bütün yarattıklarının salavatı efendimiz Hz Muhammed(S.A.V)’ in ve onun alinin ve ashabının üzerlerine olsun Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın Resulü Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın sevgilisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın dostu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın Nebisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın saf ve seçkin kulu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın yarattıklarının en hayırlısı ve değerlisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın seçtiği Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın gönderdiği Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın ziynetlediği Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın mükerrem kıldığı Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allahın muazzam kıldığı Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Resullerin en ulusu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey müttekilerin önderi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Nebilerin sonuncusu Salat ve selam senin üzerine olsun Ey günahkarların şefaatçisi Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Rabbil Aleminin Resulü Allahu Tealanın meleklerinin nebilerinin resullerinin arşı taşıyan meleklerinin ve bütün halkın salavatı önderimiz rehberimiz Hz Muhammed Sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimize ve onun ali evladı ehli beyti ve ashabı üzerine olsun Allahım ulumuz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem üzerine rahmetinle nimetinle fazlınla ikram eyleki evveliyn arasında halk senin onun hakkındaki lutuflarını bilsinler Efendimiz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed(S.A.V) üzerine ahiriyn arasında da rahmet ve inam eyle Efendimiz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed (S.A.V) üzerine meleklerden müteşekkil büyük bir cemaat ortasındada kıyamete kadar rahmet ve inam eyle Efendimiz ve Peygamberimiz Haz. Muhammed(S.A.V) üzerine her zaman ve her an rahmet ve inam eyle Bütün nebiler ve resuller üzerine de rahmet ve inam eyle Mukarreb meleklerine de rahmet ve inam eyle Salih kulların üzerine de rahmet ve inam eyle Bütün taat ehlinin üzerine de rahmet ve inam eyle Gök ve yer ehline de rahmet ve inam Bizi merhamet eyle ve bizide onlarla birlikte haşret Rahmetin hürmetine ey rahmet edenlerin rahmet edicisi Allahım bizi rahmetine ithal eyle sen rahmedenlerin en hayırlısısın<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM<br />
Allahım Ey bütün ins ve cinnin sahibi ey feyizlerin ve hayırların kapılarını açıcı ey bazı şeyleri bazı şeylere sebeb eyleyen bize yararlı ve yardımcı olacak sebebleri hazırla ki biz onları istemeğe kadir değiliz Allahım bizi emirlerinle meşgul eyle bizi ahdinle emin eyle Mahlukattan umudumuzu kes ki tevekkül ve itimadımız ancak senin lutfuna olsun bizi sana enis eyle senden gayrısından bizi uzaklaştır ve ayır bizi kazana razı eyle bizi belalarına sabredenlerden eyle bizi nimetlerine şükredenlerden eyle bizi zikrinle lezzet duyanlardan eyle bizi kitabın olan Kuran-ı Kerim ile ferahlayanlardan eyle bizi gece saatlerinde ve günün başında ve sonunda münacat edenlerden eyle bizi dünyaya buğz edenlerden eyle ki ondan yüz çevirelim bizi ahireti sevenlerden eyle ki ahiret için çalışalım bizi Didarını özleyenlerden eyle bizi Cenabına teveccüh edenlerden eyle bizi ölüme hazır bulundur ki ölümümüzü düşünerek ahiret işleriyle daha çok meşgul olalım Ey Rabbimiz bize fazlından sevap ve ihsanından vaad ettiklerini ver Resullerinin lisanı ile vaad ettiklerini kıyamet gününde bizi mahzun eyleme sen va’dinden dönmezsin Allahım tevfikini bize refik eyle Yolumuzu Sırat-ı Müstakim eyle Allahım bizi maksatlarımıza vasıl eyle Tövbelerimizi kabul eyle Muhakkak ki sen asilerin tövbelerini kabul ve onlara rahmet edicisin Allahım senin emrinle sabaha (veya akşama) dahil olduk senin emrinle yaşar senin emrinle ölürüz dönüşümüzde sanadır Allahım bize Hakkı bildir Hakka tabi olmayı bize rızık eyle bize batıl olanın batıl olduğunuda bildir bize batıldan uzak bulunmayı ve sakınmayı rızık eyle bizi müslim olarak öldür bizi salih kullarına ilhak eyle zalimlerin şerlerini üzerimizden defet Müminlerin dualarına bizi ortak et bizi sakla ve koru Ey Rabbimiz kaza ettiğin şerden bizi koru Allahım Ümmeti Muhammedin günahlarını yarlıga Allahım Ü.M’’de yardım eyle Allahım Ü.M ‘e merhamet eyle Allahım Ü.M’ di hıfzeyle Allahım Ü.M’ di gamdan tasadan elemden uzak tut Allahım Ü.M’ in günahlarından geç ve affeyle Ey tövbe edenleri seven Allahım tövbelerimizi kabul eyle ey korkanları korkularından emin eyleyen bizi de korktuklarımızdan emin eyle ey şaşıranlara yol gösteren bize doğru yolu göster ey azanlara ve sapıklara hidayet eden bize doğru yolu göster ey yardım isteyenlere yardım eden bize yardım eyle ey masivadan geçenlerin isteği ve arzusu olan rica ve arzumuzu senden kesme ey asilere rahmeyleyen bize rahmeyle ey günahları yarlıgayan bizim günahlarımızıda yarlıga kötü amellerimizi ört ve affeyle bizi ebrar zümresi ile öldür<br />
Allahım kalplerimizi marifet nurunla nurlandır Allahım zulmet ve kederleri iman nuru ile ve hikmetle doldurarak göğüslerimizi aç Allahım bütün işlerimizi kolaylaştır Allahım ayıplarımızı yüzümüze vurmayarak lütfunla ört Allahım Ey lütufları gizli olan Allahımız bizi dünya ve ahirette korktuklarımızdan kurtar Allahım bizi ana babamızı üstadlarımızı ve pirlerimizi kardeşlerimizi ashabımızı ahbabımızı aşiretlerimizi kabilelerimizi üzerlerimizde hakları bulunanları bize hayır dua ile vasiyyet olunanları erkek veya kadın bütün müminleri erkek veye kadın bütün müslimleri mümin ve müslim zümresinden kadın veya erkek ölü veya diri olanların hepsini yarlıga<br />
Ey feyiz veren Allahımız bizi bütün belalardan bütün hastalıklardan hepsinden kendi rahmetinle hıfz eyle ve koru Ey Rahmet edenlerin rahm edicisi <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇA YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
EVRADI FETHiYE<br />
</span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"> أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"> أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ (۳) الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ، وَأَسْأَلُهُ التَّوْبَةَ . اَللّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ، وَمِنْكَ السَّلَامُ، وَإِلَيْكَ يَرْجِعُ السَّلَامُ، فَحَيْنَا رَبَّنَا بِالسَّلَامِ وَأَدْخِلْنَا بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ دَارَكَ دَارَ السَّلَامِ، تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ لَكَ الْحَمْدُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ * اَللهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَمَكَ، وَيُكَافِي مَزِيدَ كَرَمِكَ، أَحْمَدُكَ مَحَامِدِكَ كُلِّهَا مَا عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَعَلَى جَمِيعِ نِعَمِكَ مَا بِجَمِيع عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَعَلَى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلَالِ أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّحِيمِ . بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَاللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا إله إلا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ فِي وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِةٍ إِلَّا بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، [سُبْحَانَ الله (۳۳)]، [الْحَمْدُ لِلهِ (۳۳)]، [اللهُ أَكْبَرُ (۳۳)]، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَريكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ لَا إِلَهَ إلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْجَبَّارُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْكَرِيمُ السَّتَّارُ . لَا إِلهَ إِلَّا اللهُ الْكَبِ الْمُتَعَالِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَالِقُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَعْبُودُ : بِكُلّ مَكَانٍ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَذْكُورُ بِكُلِّ لِسَانٍ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَعْرُوفُ بِكُلِّ إِحْسَانِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ . لَا إِلَهَ إلَّا اللهُ إِيمَانًا باللهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَمَانَا مِنَ اللهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَمَانَةً عِنْدَ اللهِ لَا إِلَهَ ِلَّا اللهُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ . وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ حَقًّا حَقًّا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ إِيمَانًا وَصِدْقًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ تَعَبدًا وَرِقًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ تَلَطَّفًا وَرِفْقًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ قَبْلَ كُلّ شَيْءٍ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ يَبْقَى رَبُّنَا وَيَفْنَى كُلُّ شَيْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْيَقِينُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْحَكِيمُ الْكَرِيمُ . لا إلهَ إِلَّا اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَكْرَمُ الْأَكْرَمِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ * أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ حَبِيبُ التَّوَّابِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ رَاحِمُ الْمَسَاكِينِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ هَادِي الْمُضِلِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ دَلِيلُ الْحَائِرِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ أَمَانُ الْخَائِفِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ غِيَاتُ الْمُسْتَغِيثِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ النَّاصِرِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْحَافِظِينَ • لا إلهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْوَارِثِينَ • لا إلهَ إلا اللهُ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ • لا إلهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ خَيْرُ الْغَافِرِينَ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ لا إِلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ، صَدَقَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَأَعَزَّ جُنْدَهُ، وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ، وَلَا شَيْءَ بَعْدَهُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَهُ الثَّناءُ الْحَسَنُ : لا إلهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ خَلْقِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ . لَا إِلهَ إِلَّا اللهُ صَاحِبُ الْوَحْدَانِيَّةِ الْفَرْدَانِيَّةِ الْقَدِيمِيَّةِ الْأَزَلِيَّةِ الْأَبَدِيَّةِ، الَّذِي لَيْسَ لَهُ ضِدٌ وَلَا نِدٌ وَلَا شِبْة وَلَا شَرِيكَ لا إِلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۚ وَهُوَ بِكُلّ شَيْءٍ عَلِيمٌ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٍ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ) حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ الغُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ (۳) وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ لَا ﴾ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ، وَلَا مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِ مِنْكَ الْجَدُّ ● [سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِي الْأَعْلَى الْوَهَّابِ (۳)] . سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِيِّ الْكَرِيمِ الْوَهَّابِ، يَا وَهَّابُ سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ سُبْحَانَ اللهِ الْأَبَدِي الْأَبَدِ • سُبْحَانَ اللهِ . الْوَاحِدِ الْأَحَدِ َ سُبْحَانَ اللهِ الْفَرْدِ الصَّمَدِ . سُبْحَانَ اللهِ رَافِعِ السَّمَاءِ بِغَيْرِ عَمَدٍ : سُبْحَانَ اللهِ بَاسِطِ الْأَرَضِينَ بلَا سَنَدٍ سُبْحَانَ اللهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذُ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا سُبْحَانَ اللهِ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ * يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ سُبْحَانَ سُبْحَانَ الْمَلِكِ القُدّوس * ذِي الْمُلْكَ وَالْمَلَكُوتِ ● سُبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالْعَظَمَةِ وَالْقُدْرَةِ وَالْهَيْبَةِ وَالْجَلَالِ وَالْجَمَالِ وَالْكَمَالِ وَالْبَقَاءِ وَالثَّنَاءِ وَالصِّيَاءِ وَالأَلَاءِ وَالنَّعْمَاءِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْجَبَرُوتِ سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْمَعْبُودِ سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْمَوْجُودِ سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْخَالِقِ الْحَيِّ الَّذِي لَا يَنَامُ وَلَا يَمُوتُ ● سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوح ● سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إلهَ إِلَّا اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيم اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ الْحَقُّ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ يَا اللَّهُ عَ، يَا رَحْمَنُ ، يَا رَحِيمُ ، يَا مَلِكُ ، يَا قُدُّوسُ ، يَا سَلامُ ، يَا مُؤْمِنُ ، يَا مُهَيْمِنُ ، يَا عَزِيزُ ، يَا جَبَّارُ جَ، يَا مُتَكَبِّرُ ، يَا خَالِقُ الله ، يَا بَارِيُّ ، يَا مُصَوِّرُ ، يَا غَفَّارُ ، يَا قَهَّارُ عَ، يَا وَهَّابُ ، يَا رَزَّاقُ ، يَا فَتَّاحُ ، يَا عَلِيمٌ ، يَا قَابِضُ ، يَا بَاسِطُ ، يَا خَافِضُ ، يَا رَافِعُ ، يَا مُعِرٌّ ، يَا مُذِلُّ ، يَا سَمِيعُ يَا بَصِيرُ ، يَا حَكَمُ ، يَا عَدْلُ ، يَا لَطِيفُ ، يَا خَبيرُ الة، يَا حَلِيمٌ لا يَا عَظِيمُ ، يَا غَفُورُ ، يَا شَكُورُ ، يَا عَلِيٌّ يَا كَبِيرُ ، يَا حَفِيظٌ ، يَا مُقِیتُ ، يَا حَسِيبُ ، يَا جَلِيلُ يَا كَرِيمُ ، يَا رَقِيبُ ، يَا مُجِيبُ ، يَا وَاسِعُ ، يَا حَكِيمُ ، يَا وَدُودُ ، يَا مَجِيدُ ، يَا بَاعِثُ ، يَا شَهِيدُ ، يَا حَقُّ الا. يَا وَكِيلُ ، يَا قَوِيٌّ ، يَا مَتِينُ ، يَا وَلِيُّ ، يَا حَمِيدُ ، يَا مُحْصِي ، يَا مُبْدِيُّ ، يَا مُعِيدُ ، يَا مُحْيِي ، يَا مُمِيتُ لا ، يَا حَيُّ ، يَا قَيُّومُ الله، يَا وَاجِدُ لله، يَا مَاجِدُ ، يَا وَاحِدُ الله، يَا أَحَدُ ، يَا صَمَدُ ، يَا قَادِرُ ، يَا مُقْتَدِرُ ، يَا مُقَدِّمُ ، يَا مُؤَخِّرُ ، يَا أَوَّلُ ، يَا أَخِرُ ، يَا ظَاهِرُ ، يَا بَاطِنُ ، يَا وَالِي ، يَا مُتَعَالِ ، يَا بَرُّ ، يَا تَوَّابُ ، يَا مُنْتَقِمُ . يَا عَفُوٌّ ، يَا رَؤُوفُ ، يَا مَالِكَ الْمُلْكَ لا يَا ذَا الْجَلال وَالْإِكْرَامِ ، يَا رَبُّ ، يَا مُقْسِطُ ، يَا جَامِعُ ، يَا غَنِيُّ ، يَا مُغْنِي ، يَا مُعْطِي ، يَا مَانِعُ لا يَا ضَارُّ ، يَا نَافِعُ الا ، يَا نُورُ ، يَا هَادِي ، يَا بَدِيعُ ، يَا بَاقِي ، يَا وَارِثُ ، يَا رَشِيدُ ، يَا صَبُورُ الله، يَا صَادِقُ ، يَا سَتَارُ جَلا يَا مَنْ نَقَدَّسَتْ عَن الأَشْبَاهِ ذَاتُهُ، وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَيَا مَنْ دَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ آيَاتُهُ، وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ، وَاحِدٌ لا مِنْ قِلَّةٍ، وَمَوْجُودٌ لا مِنْ عِلَّةٍ يَا مَنْ هُوَ بِالْبِرِّ مَعْرُوفٌ، وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ؛ مَعْرُوفٌ بِلا غَايَةٍ، وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ، أَوَّلٌ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءِ، وَأَخِرٌ كَرِيمٌ رَحِيمٌ بلَا انْتِهَاءِ، وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبينَ وَالْعَاصِينَ كَرَمًا وَلُطْفًا وَحِلْمًا، يَا حَلِيمُ، يَا مَنْ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * يَا دَائِمًا بِلا فَنَاءٍ، وَيَا قَائِمًا بِلا زَوَالٍ، وَيَا مُدَبِّرًا بِلا وَزِيرٍ، سَهِّلْ عَلَيْنَا وَعَلَى وَالِدِينَا كُلّ عَسِيرٍ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَتَقَدَّسَتْ أَسْمَاؤُكَ وَعَظُمَ شَأْنُكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ . يَفْعَلُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ ﴿أَلَا إِلَى اللهِ تَصِيرُ الْأُمُورُ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَةً لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ﴾ ﴿فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ حَسْبُنَا اللهُ وَكَفَى سَمِعَ اللهُ لِمَنْ دَعَا لَيْسَ وَرَاءَ اللَّهِ الْمُنْتَهَى، وَمَنِ اعْتَصَمَ بِاللهِ نَجَا • سُبْحَانَ مَنْ لَمْ يَزَلْ رَبَّا رَحِيمًا، وَلا يَزَالُ حَقًّا كَرِيمًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ ● سُبْحَانَ اللَّهِ وَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ * اَلْحَمْدُ لِلَّهِ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ • لا إلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، إلها وَاحِدًا صَمَدًا فَرْدًا وِتْرًا حَيَّا قَيُّومًا دَائِمًا أَبَدًا، لَمْ يَتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكَ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا، اللهُ أَكْبَرُ حَسْبُنَا اللهُ لِدِينِنَا، حَسْبُنَا اللهُ لِدُنْيَانَا، حَسْبُنَا اللهُ لِمَا أَهَمَّنَا، حَسْبُنَا اللهُ لِمَنْ بَغَى عَلَيْنَا، حَسْبُنَا اللَّهُ لِمَنْ حَسَدَنَا، حَسْبُنَا اللهُ لِمَنْ كَادَنَا بِسُوءٍ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْمَوْتِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْقَبْرِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْمَسَائِل، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْحِسَابِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْمِيزَانِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الصِّرَاطِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ، حَسْبُنَا اللهُ عِنْدَ اللَّقَاءِ، حَسْبِيَ اللهُ لا إِلهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، سُبْحَانَ اللَّهِ، مَا أَعْظَمَ اللَّهَ لَا إِلهَ إِلَّا اللهُ، سُبْحَانَ اللهِ، مَا أَحْلَمَ اللهَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، سُبْحَانَ اللَّهِ، مَا أَكْرَمَ اللهُ لا إلهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ حَقًّا اَللّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ كُلَّمَا ذَكَرَهُ الذَّاكِرُونَ، وَصَلَّ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ كُلَّمَا غَفَلَ عَنْ ذِكْرِهِ الْغَافِلُونَ رَضِينَا بِاللَّهِ تَعَالَى رَبَّا، وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا وَرَسُولاً، وَبِالْقُرْآنِ إِمَامًا، وَبِالْكَعْبَةِ قِبْلَةً، وَبِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ وَالصَّوْمِ وَالْحَجِّ فَرِيضَةً، وَبِالْمُؤْمِنِينَ إِخْوَانًا، وَبِالْمُؤْمِنَاتِ أَخَوَاتِ، وَبِالصِّدِيقِ وَالْفَارُوقِ وَذِي النُّورَيْنِ وَالْمُرْتَضَى أَئِمَّةً، وَبِسَائِرِ الصَّحَابَةِ رِضْوَانُ اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ قُدْوَةً، وَبِحَلَالِ اللهِ تَعَالَى حَلَالاً وَعَلَيْهِ حِسَابًا، وَبِحَرَامِ اللهِ تَعَالَى حَرَامًا وَعَلَيْهِ عَذَابًا، وَفِي الْجَنَّةِ ثَوَابًا، وَفِي النَّارِ عِقَابًا * مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ الْجَدِيدِ، وَبِالْيَوْمِ السَّعِيدِ، وَبِالْمَلَكَيْنِ الْكَرِيمَيْنِ الْكَاتِبَيْنِ الشَّاهِدَيْنِ الْعَادِلَيْنِ حَيَّاكُمَا اللهُ تَعَالَى فِي غُرَّةِ يَوْمِنَا هَذَا، أَكْتُبَا فِي أَوَّلِ صَحِيفَتِنَا هَذِهِ: بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، وَاشْهَدَا بِأَنَّا نَشْهَدُ أَنْ لا إله إلا اللهُ وَحْدَهُ لا شَريكَ لَهُ، وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَأَرْسَلَهُ بِالْهُدى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ ۚ وَلَوْ كَرِهَ بشم الْمُشْرِكُونَ ، عَلَى هَذِهِ الشَّهَادَةِ نَحْيَا وَعَلَيْهَا نَمُوتُ وَعَلَيْهَا نُبْعَثُ غَدًا إِنْ شَاءَ اللهُ أَمِنِينَ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ كُلِّهَا مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ . بِسْمِ اللهِ خَيْرِ الْأَسْمَاء، اللهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ . [الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَمَا أَمَاتَنَا وَرَدَّ إِلَيْنَا أَرْوَاحَنَا وَإِلَيْهِ الْبَعْثُ وَالنُّشُورُ (۳)] أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ، وَالْعَظَمَةُ وَالْكِبْرِيَاءُ وَالْجَبَرُوتُ وَالسُّلْطَانُ وَالْبُرْهَانُ لِلَّهِ، وَالْأَلاَءُ وَالنَّعْمَاءُ لِلهِ، وَاللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَمَا سَكَنَ فِيهِمَا لِلهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإِسْلَامِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الْإِخْلَاصِ ، وَعَلَى دِينِ نَبِيَّنَا مُحَمَّدٍ ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ صَلَوَاتُ اللهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَأَنْبِيَائِهِ وَرُسُلِهِ وَحَمَلَةِ عَرْشِهِ وَجَمِيع خَلْقِهِ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ، وَعَلَيْهِ وَعَلَيْهِمُ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ ) اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَبيبَ اللهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَلِيلَ اللَّهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ اللهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَفِيَّ اللَّهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَيْرَ خَلْقِ اللهِ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نُورَ عَرْشِ الله اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ وَحْيِ اللَّهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنِ اخْتَارَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ أَرْسَلَهُ اللهُ اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ زَيَّنَهُ اللهُ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ شَرَّفَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ كَرَّمَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ عَظْمَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ عَلَّمَهُ اللهُ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُرْسَلِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا إِمَامَ الْمُتَّقِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ النَّبِيِّينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا شَفِيعَ الْمُذْنِبِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ . اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ رَبِّ الْعَالَمِينَ صَلَوَاتُ اللهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَأَنْبِيَائِهِ وَرُسُلِهِ وَحَمَلَةِ عَرْشِهِ وَجَمِيعِ خَلْقِهِ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ، وَعَلَيْهِ وَعَلَيْهِمُ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ * اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ فِي الْأَوَّلِينَ، وَصَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ فِي الْآخِرِينَ، وَصَلَّ عَلَى سَيّدِنَا وَنَبِيَّنَا مُحَمَّدٍ فِي الْمَلَا الْأَعْلَى إِلَى يَوْمِ الدِّينِ، وَصَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ فِي كُلِّ وَقْتِ وَحِينٍ، وَصَلِّ عَلَى الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى مَلَائِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ، وَعَلَى عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ، وَعَلَى أَهْل طَاعَتِكَ أَجْمَعِينَ، مِنْ أَهْل السَّمَاوَاتِ وَمِنْ أَهْلِ الْأَرَضِينَ، وَارْحَمْنَا وَاحْشُرْنَا مَعَهُمْ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَبَارِكْ وَسَلَّمْ عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ اَللَّهُمَّ أَحْسِنْ عَاقِبَتَنَا فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا وَأَجِرْنَا مِنْ خِزْيِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ الْآخِرَةِ ● سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِي الْأَعْلَى الْوَهَّابِ، يَا وَهَّابُ : اَللّهُمَّ يَا مَالِكَ الرِّقَابِ وَيَا مُفَتِّحَ الْأَبْوَابِ وَيَا مُسَبِّبَ الْأَسْبَابِ، هَيْء لَنَا سَبَبًا لاَ نَسْتَطِيعُ لَهُ طَلَبَا اَللّهُمَّ اجْعَلْنَا مَشْغُولِينَ بِأَمْرِكَ، أُمِنِينَ بِفَضْلِكَ، أيسِينَ مِنْ خَلْقِكَ، أَنِسِينَ بِكَ، مُسْتَوْحِشِينَ عَنْ غَيْرِكَ، رَاضِينَ بِقَضَائِكَ، صَابِرِينَ عَلَى بَلَائِكَ، شَاكِرِينَ لِنَعْمَائِكَ، مُتَلَذِذِينَ بِذِكْرِكَ، فَرِحِينَ بِكِتَابِكَ، مُنَاجِينَ بِكَ فِي أَنَاءِ اللَّيْلِ وَأَطْرَافِ النَّهَارِ، مُبْغِضِينَ لِلدُّنْيَا، مُحِبّينَ لِلْآخِرَةِ مُشْتَاقِينَ إِلَى لِقَائِكَ، مُتَوَجْهِينَ إِلَى جَنَابِكَ، مُتَضَرِّعِينَ عَلَى بَابِكَ مُسْتَعِدِينَ لِلْمَوْتِ رَبَّنَا وَاتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيمَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ • اللهم اَللّهُمَّ اجْعَلِ التَّوْفِيقَ رَفِيقَنَا، وَالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ طَرِيقَنَا . اَللَّهُمَّ أَوْصِلْنَا إلَى مَقَاصِدِنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ . اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ نَحْيَا وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ اللَّهُمَّ أَرنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ، وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ، وَأَلْحِقْنَا بِالصَّالِحِينَ، وَادْفَعْ عَنَّا شَرَّ الظَّالِمِينَ، وَأَشْرِكْنَا فِي دُعَاءِ الْمُؤْمِنِينَ، وَقِنَا شَرَّ مَا قَضَيْتَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِأُمَّةِ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ اشْفَعْ لِأُمَّةِ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ اَللّهُمَّ انْصُرْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ • اللَّهُمَّ افْتَحْ عَلَى أُمَّةٍ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ افْتَحْ قُلُوبَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ * * اَللّهُمَّ أَصْلِحْ أَحْوَالَ أُمَّةٍ مُحَمَّدٍ اَللَّهُمَّ احْفَظْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ بَارِكْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ * اللَّهُمَّ الهلال امه أُمَّة فَرِّجْ كُرْبَةَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ اللَّهُمَّ تَجَاوَزْ عَنْ سَيِّئَاتِ جَمِيعِ مُحَمَّدٍ ، بِحُرْمَةِ سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ اللَّهُمَّ يَا حَبِيبَ التَّوَّابِينَ تُبْ عَلَيْنَا ، وَيَا أَمَانَ الْخَائِفِينَ أَمِنَّا، وَيَا دَلِيلَ الْمُتَحَيّرِينَ دُلَّنَا، وَيَا هَادِيَ الْمُضِلِينَ اهْدِنَا، وَيَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ أَعْتُنَا، وَيَا رَجَاءَ الْمُنْقَطِعِينَ لَا تَقْطَعْ رَجَاءَنَا، وَيَا رَاحِمَ الْعَاصِينَ ارْحَمْنَا، وَيَا غَافِرَ الْمُذْنِبِينَ اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * اَللّهُمَّ افْتَحْ قُلُوبَنَا . اللَّهُمَّ نَوّرْ قُلُوبَنَا . اَللَّهُمَّ اشْرَحْ صُدُورَنَا اللهُمَّ اسْتُرْ عُيُوبَنَا . اَللّهُمَّ يَسِرُ أُمُورَنَا . اَللَّهُمَّ بَيضُ وُجُوهَنَا اَللَّهُمَّ طَهِّرْ قُلُوبَنَا . اَللّهُمَّ نَوَرْ قُبُورَنَا . اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ذُنُوبَنَا . اَللَّهُمَّ احْفَظْ قُلُوبَنَا . اَللّهُمَّ حَصِلْ مُرَادَنَا وَمَقْصُودَنَا . اَللَّهُمَّ يَا خَفِيَّ الْأَلْطَافِ نَجْنَا مِمَّا نَخَافُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا، وَلِوَالِدِينَا، وَلِوَالِدِي وَالِدِينَا، وَلِمَشَايِخِنَا، وَلِمَشَايِحَ مَشَايِخِنَا، وَلِأُسْتَاذِنَا، وَلِأَسَاتِيذِ أُسْتَاذِنَا، وَلِأَحِبَّائِنَا، وَلِعَشَائِرِنَا، وَلِقَبَائِلِنَا، وَلِأَصْحَابِنَا، وَلإِخْوَانِنَا، وَلِمَنْ أَحْسَنَ إِلَيْنَا، وَلإِخْوَانِنَا فِي الدِّينِ، وَلِمَنْ دَعَا لَنَا بِالدُّعَاءِ الْخَيْر ، وَلِمَنْ لَهُ حَقٌّ عَلَيْنَا، وَلِمَنْ أَوْصَانَا وَوَصَّانَا بِالدُّعَاءِ الْخَيْرِ، وَلِجَمِيع أُمَّةٍ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ . اَللّهُمَّ احْفَظْنَا يَا فَيَّاضُ مِنْ جَمِيعِ الْبَلَايَا وَالْأَمْرَاضِ كَافَّةً عَامَّةً بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ * وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَلِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ لاَ إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، [يَا حَيُّ (۳۳)]، [لا إله إلا الله (۳۳)]، [الله (۳۳)]، خَالِصًا مُخْلِصًا صَادِقًا مُصَدِّقًا، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ حَقًّا وَصَلِّ عَلَى جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اِخْتِتَامُ وَرْدِ الْفَتْحِيَّةِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ﴿مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا ﴿إِنَّ اللَّهَ وَمَلْئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلى النَّبِي يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلَّمُوا تَسْلِيمًا اَللهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيّدِنَا وَنَبِيِّنَا وَرَسُولِنَا وَشَفِيعِنَا وَشَفِيعٍ جَمِيع ذُنُوبِنَا وَطَبيبنَا وَطَبيب قُلُوبِنَا وَقُرَّةِ أَعْيُنِنَا وَمَوْلَانَا وَمَوْلَى الْعَالَمِينَ وَجَدِ الْحَسَنَيْنِ أَشْرَفِ الْخَلْقِ أَبِي الْقَاسِم مُحَمَّدٍ، وَعَلَى أَلِهِ وَأَوْلَادِهِ وَأَزْوَاجِهِ الطَّيّبينَ الطَّاهِرينَ وَسَائِرِ الصَّحَابَةِ رِضْوَانُ اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ ، وَعَلَى التَّابِعِينَ وَتَبَع التَّابِعِينَ لَهُمْ بِإِحْسَانٍ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ، الْأَنْبِيَاء وَالْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَصَلَّ عَلَى جَمِيعِ • اَللَّهُمَّ أَعِنَّا عَلَى دَوَامِ ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ، وَوَفِّقْنَا لِطَاعَتِكَ وَجَنِّبْنَا عَنْ مَعْصِيَتِكَ اَللَّهُمَّ اجْعَلْ وَقْتَنَا وَقْتَ الصَّالِحِينَ الذَّاكِرِينَ الشَّاكِرِينَ الرَّاكِعِينَ السَّاجِدِينَ، وَلَا تَجْعَلْنَا مِنَ الْخَائِبِينَ الْخَاسِرِينَ الْجَاهِلِينَ الْقَانِطِينَ النَّادِمِينَ الْغَافِلِينَ . اللَّهُمَّ انْصُرْ مَنْ نَصَرَ الدِّينَ، وَاخْذُلْ مَنْ خَذَلَ الْمُسْلِمِينَ . اَللهُمَّ اغْفِرْ لَنَا جَمِيعًا وَارْحَمْنَا جَمِيعًا وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ جَمِيعًا . اَللَّهُمَّ اجْعَلْنَا مِنَ الَّذِينَ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ شُرُوطٌ فَتْحِيَّةٌ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ حَبَّاتِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ عَدَدَ حَصَاهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ كَلِمَاتِهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ زِنَةَ عَرْشِهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ مِلْءَ سَمَاوَاتِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مِلْءَ أَرْضِهِ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ عَدَدَ مِثْل ذلِكَ مَعَهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ . أَسْتَغْفِرُ اللهَ سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيم، وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَلِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ : سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ * أَسْتَغْفِرُ اللهَ، سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ عَدَدَ خَلْقِهِ وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَرِضَا نَفْسِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ وَمُنْتَهَى عِلْمِهِ وَمِيَّتِهِ وَرَحْمَتِهِ وَرَأْفَتِهِ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا اللَّهُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَا مَالِكَ الْمُلْكِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَام يَا مَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِعِزَّتِكَ أَنْ تُحْيِيَ قُلُوبَنَا وَأَجْسَامَنَا وَأَبْدَانَنَا وَأَرْوَاحَنَا بِأَنْوَارٍ مَعْرِفَتِكَ وَبِأَنْوَارِ قُدْرَتِكَ أَبَدًا دَائِمًا بَاقِيًا هَادِيًا، [يَا اللَّهُ (۳)] اللَّهُمَّ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا اللَّهُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَا مَالِكَ الْمُلْكِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِعِزَّتِكَ أَنْ تُحْيِيَ قُلُوبَنَا وَأَجْسَامَنَا وَأَبْدَانَنَا وَأَرْوَاحَنَا بِأَنْوَار مَعْرِفَتِكَ أَبَدًا دَائِمًا باقيًا هَادِيًا، [يَا اللهُ (۳)] إِلهِي أَعْمَالُنَا قَلِيلَةٌ، وَحَاجَاتُنَا كَثِيرَةٌ، وَإِلْهُنَا بَصِيرٌ، نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ، غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِي الْعَظِيم . اَللّهُمَّ يَا وَاجِبَ الْوُجُودِ وَيَا وَاهِبَ الْخَيْرِ وَالْجُودِ، أَفِضُ عَلَيْنَا أَنْوَارَ رَحْمَتِكَ وَيَسِّرْ لَنَا الْوُصُولَ إِلَى كَمَالِ مَعْرِفَتِكَ سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا، وَلاَ مَعْرِفَةَ لَنَا إِلَّا مَا أَلْهَمْتَنَا، إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ . اَللّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنَ الْعِصْمَةِ دَوَامَهَا، وَمِنَ النِّعْمَةِ تَمَامَهَا، وَمِنَ الرَّحْمَةِ شُمُولَهَا، وَمِنَ الْعَافِيَةِ حُصُولَهَا، وَمِنَ الْعَيْشِ أَرْغَدَهُ، وَمِنَ الْعُمُر أَسْعَدَهُ، وَمِنَ الْوَقْتِ أَطْيَبَهُ، وَمِنَ الرِّزْقِ أَوْسَعَهُ، وَمِنَ الْفَضْلِ أَعْذَبَهُ، وَمِنَ اللُّطْفِ أَنْفَعَهُ، وَمِنَ الْإِنْعَامِ أَعَمَّهُ، وَمِنَ الْإِحْسَانِ أَتَمَّهُ . اَللّهُمَّ كُنْ لَنَا وَلَا تَكُنْ عَلَيْنَا يَا غَفَّارُ . اَللَّهُمَّ حَصِلْ بِالسَّعَادَةِ أَجَالَنَا، وَحَقِّقْ بِالزِّيَادَةِ أَمَالَنَا، وَاقْرُنُ بِالْعَافِيَةِ غُدُوِّنَا وَأَصَالَنَا، وَاجْعَلْ إِلَى مَغْفِرَتِكَ مَصِيرَنَا وَمَأْلَنَا، وَصُبَّ سِجَالَ عَفْوكَ عَلَى ذُنُوبِنَا، وَمُنَّ عَلَيْنَا بِإِصْلاح عُيُوبِنَا، وَاجْعَلِ التَّقْوَى زَادَنَا، وَفِي دِينِكَ اجْتِهَادَنَا، فَإِنَّ عَلَيْكَ تَوَكُلَنَا وَاعْتِمَادَنَا، وَثَبِّتْنَا عَلَى نَهْجِ الْاِسْتِقَامَةِ، وَأَعِذْنَا فِي الدُّنْيَا مِنْ مُوجِبَاتِ النَّدَامَةِ يَوْمَ الْقِيامَةِ . اَللّهُمَّ رَبَّنَا خَفِّفْ عَنَّا ثِقَلَ الْأَوْزَار وَارْزُقْنَا مَعِيشَةَ الْأَبْرَارِ، وَاكْفِنَا وَاصْرِفْ عَنَّا شَرَّ الْأَشْرَارِ، وَأَعْتِقْ رِقَابَنَا وَرِقَابَ أَبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا وَمَشَايِخِنَا وَمَشَايِحَ مَشَايِخِنَا وَأُسْتَاذِنَا وَأَسَاتِيذِ أُسْتَاذِنَا وَإِخْوَانِنَا، وَرقَابَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَمُرِيدِينَا وَتَلَامِيذِنَا مِنَ الدَّيْنِ وَالْمَظَالِمِ وَالنَّارِ، بِعَفْوِكَ وَبِرَحْمَتِكَ يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ، يَا كَرِيمُ يَا سَتَّارُ ، يَا حَلِيمُ يَا جَبَّارُ، وَيَا وَهَّابُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى الِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ </span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇA OKUNUŞU</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RESiM HALiNDE</span></span><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176586" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176586]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176587" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176587]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176588" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176588]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176589" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176589]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176590" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176590]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176591" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176591]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176592" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176592]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176593" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176593]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176601" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176601]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176594" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176594]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176595" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176595]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176596" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176596]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176597" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176597]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176598" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176598]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://tiryakiboard.com/attachment.php?aid=176599" loading="lazy"  alt="[Resim: attachment.php?aid=176599]" class="mycode_img" /><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evrad-ı Bahaiyye-i Nakşibendiye]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2465</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 21:56:31 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2465</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evrad-ı Bahaiyye-i Nakşibendiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahiym<br />
<br />
* Allahümme entel melikül hayyül kayyumül mübin<br />
* Ellezi la ilahe illa ente rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike masteta’tü euzü bike min şerri ma sana’tü ebuü leke bi nı’metike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi fe innehu la yağfiruz zünube illa ente ya ğaffar.<br />
* Sübhanellahi vel hamdü lillahi ve la ilahe illellahü vallahü ekberu ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym<br />
* Hüvel evvelü vel ahıru vez zahiru vel batınü ve hüve bi külli şey’in alim<br />
* Yuhyi ve yümitü ve hüve hayyüllezi la yemutü bi yedihil hayr<br />
* Ve hüve ala külli şey’in kadir<br />
* Sübhaneke ya azıymel müazzameh<br />
* Sübhaneke ya kayyumel mükerram<br />
* Sübhaneke ya bais<br />
* Sübhaneke ya varis<br />
* Sübhaneke ya kadir<br />
* Sübhaneke ya muktedir<br />
* Sübhaneke ya alimes sirri vel hafiyyat<br />
* Sübhaneke ya baıse men fil cedalete vel müsmekat<br />
* Sübhaneke ya müsta’bede cemiy’ıl halaık<br />
* Sübhaneke ya mukaddiral vahd ves savafık<br />
* Sübhaneke ya men la tatraü aleyhil afat<br />
* Sübhaneke ya mükevvinel ezmineti vel evkat<br />
* Ala kadruke ve tealeyte amma yekulüz zalimune ulüvven kebira<br />
* Sübhaneke ya mu’tikar rikab<br />
* Sübhaneke ya müsebbibel esbab<br />
* Sübhaneke ya hayyü ya kayyumüllezi la yemut<br />
* Sübhaneke ya ilahi ve ilahen nasut<br />
* Halaktena Rabbena bi yedike ve faddaltena ala kesirin min halkık<br />
* Fe lekel hamdü ven na’ma<br />
* Ve leket tavlü vel ala’<br />
* Tebarakte Rabbena ve tealeyte<br />
* Nestağfiruke ve netubü ileyke<br />
* Allahümme entel evvelü fe la şey’e kableke<br />
* Ve entel ahıru fe la şey’e ba’deke<br />
* Ve entez zahiru fe la şey’e yüşbihüke<br />
* Ve entel batinü fe la şey’e yerak<br />
* e entel vahıdü bi la kesir<br />
* Ve entel kadiru bi la vezir* Ve entel müdebbiru bi la müşir<br />
* Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşaü ve tuızzü men teşaü ve tüzillü men teşaü bi yedikel hayru inneke ala külli şey’in kadir<br />
* Tülicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyli ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayyi ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab<br />
* Sübhaneke ya menıhtecebe fil ula an cemiy’ıl vera<br />
* Sübhaneke ya men teradda bil vekari vel kibriya’<br />
* Sübhaneke ya malike cemiy’ıl eşya’<br />
* Sübhaneke ya men teazzeze bil kudrati vel ula<br />
* Ve ya men ya’lemü ma fid davahis seb’ı vel husna<br />
* Ve ya men ya’lemü ma yeteleclecü fis suduri vel ahşa’<br />
* Ve ya men şerrafel aruda alel müdüni vel kura* Sübhaneke ya men ya’lemü ma tahtel cebubi ves sera<br />
* Sübhaneke ya men teala ve letufe an en yüra tebarakte ve tealeyte la rabbe ğayruke ve la kahira sivak<br />
* Allahümme entel mün’ımül müfdılül mükıylüş şekur<br />
* Ve eşhedü enneke entellahüllezi la ilahe illa ente<br />
* Ente rabbi ve rabbü külli şey’in fatırus semavati vel erdı alimül ğaybi veş şehadetil aliyyül kebirul müteal<br />
* Taha ta sin mim tasin yasin ha mim ayn sin kaf<br />
* Meracel bahrayni yeltekıyani beynehüma berzehun la yebğıyan<br />
* Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyumü la te’huzühu sinetün ve la nevmün lehu ma fis semavati ve ma fil erdı men zenzellezi yeşfeu ındehu illa bi iznihi ya’lemü ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm ve la yühiytune bi şey’in min ılmihi illa bima şae vesia kürsiyyyühüs semavati vel erda ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym<br />
* Hamim hamim hamim hamim hamim hamim hamim<br />
* Hummel emru ve caen nasru fe aleyna la yünsarun<br />
* Ha mim<br />
* Tenzilül kitabi minellahil azizil alim<br />
* Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkabi zit tavli la ilahe illa hüve ileyhil masıyr<br />
* Yef’alüllahü ma yeşaü bi kudratihi ve yahkümü ma yürıdü bi ızzetıh<br />
* Ve la münazia fi ceberutihi ve la şerike lehu fi mülkih<br />
* Sübhanellahi ve bi hamdihi la kuvvete illa billah<br />
* Ma şaellahü kane ve ma lem yeşe’lem yekün<br />
* A’lemü ennellahe ala külli şey’in kadir<br />
* Ve ennellahe kad ehata bi külli şey’in ılma<br />
* Allahümme la taktülna bi ğadabike ve la tühliküna bi mesülatike ve afina kable zalik<br />
* Sübhanellahil melikil kuddus<br />
* Sübhanellahi zil mülki vel melekut<br />
* Sübhaneke zil ızzeti vel azameti vel heybeti vel kudrati vel kibriyae vel celali vel cemali vel kemali vel beka ves sültani vel ceberut<br />
* Sübhanel melikil hayyillezi la yenamü ve la yemutü ebeden bakıyen daimen sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi ver ruh<br />
* Allahümme allimna min ılmike ve fehhimna anke ve kallidna bi samsami nasrik<br />
* Allahümmec’alna leke şakiran ve leke zakiran ve leke rahiben ve leke mıtvaan ve leke muhbiten ve ileyke evvahen müniba<br />
* Allahümme tekabbel tevbetena vağsil havbetena ve seddid mekavilena veslül sehıymete sudurina<br />
* Ve ezhibid dahle vez zahle ver rane vel ıhnete min kulubina<br />
* Allahümme inna neuzü bike min cüdaıl füc’eti ve harkıl me’nuseti ve minel ilhadi vel ğırrati ve minel cemmi vel aneti ve minel ümuril mütammirat<br />
* Allahümmeksim lena min haşyetike ma tehulü bihi beynena ve beyne measıyk<br />
* Ve min taatike ma tüdhılüna ve tübelliğna bihi ila hazıyratil kuds<br />
* Ve minel yekıyni ma tühevvinü bihi aleyna müsıybatid dünya vel ahırah<br />
* Vahşürna mea hayril eşavid<br />
* Ve metı’na bi esmaına ve ebsarina ve kuvvetina ma ahyeytena<br />
* Ve mevvitna ala ahyeytena vec’alhül varise minna vec’al se’rana ala men zalemena vensurna ala men adena vağfir hatayana vekşif razayana<br />
* Veşfi merdana ve nevir cü’şena<br />
* Vakdı evtarana verham nacileyna ve la tec’alil acilete ekbera hemmina ve la mebleğa ılmina ve la tec’al müsıybetena fi dinina ve la tusellıt aleyna bi zünubina men la yerhamüna verzukna ve ente erhamür rahımiyn<br />
* Allahümme inna nes’elüke rahmeten min ındike tehdi biha ruana ve telümme biha şa’sena ve tecmeu biha şemlena<br />
* Ve teşfi biha meridana ve tüzekki biha a’malena ve evkatina ve tülhimüna biha ruşdena<br />
* Allahümme inna nes’elüke bi samedaniyyetike ve bi vahdaniyyetike ve bi ferdaniyyetike ve bi ızzetikel bahirati ve bi rahmetikel vasiati en tec’ale lena nuran fi mesamiına ve nuran fi a’yünina ve nuran fi ecdasina ve nuran fi kulubina ve nuran fi havassina ve nuran fi nesemina ve nuran min beyni eydina<br />
* Allahümme zidna ılmen ve nuran ve hılmen ve atina nı’meten zahiraten ve nı’meten batıneh<br />
* Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena<br />
* Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna<br />
* Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su’<br />
* Hasbünellahür rahıymü ındes sam<br />
* Hasbünellahür raufü ındel mes’eleti fil cedes<br />
* Hasbünellahül latiyfü ındel mizan<br />
* Hasbünellahül hakimü indel cenneti ven nar<br />
* Hasbünellahül kadiru indes sırat<br />
* Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym<br />
* Merhaben merhaben bis sabahı ve bil yevmil cedidi ve bil ibbani ve bil fitnetis seıydi ve bis safiri veş şehid<br />
* Üktüb lena ma nekulü bismillahil hamidil mecidir rafiy’ıl vedudil mühıytıl fa’ali fi halkıhi lima yürid<br />
* Ve hüve akrabü ileyhi min hablil verid<br />
* Asbahna billahi mü’minen ve bi likaihi müsaddikan ve bi huccetihi mu’terifen ve li sivellahi fil uluhiyyeti cahıden ve alellahi mütevekkilen nüşhidüllahe ve nüşhidü melaiketehu ve kütübehu ve enbiyaehu ve hamelete ve arşihi bi ennehu hüvallahüllezi la ilahe illa hüve vahdehu la şerike lehu ve neşhedü enne muhammeden abdühu ve rasulühu ve ennel cennete hakkun ven nara hakkun ve ennel havda hakkun ve enneş şefaate hakkun ve enne münkeran ve nekiran hakkun ve va’deke hakkun ve ennes saate atiyetün la raybe fiha ve ennellahe yeb’asü men fil kubur<br />
* Ala zalike nahya ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb’asü ğaden ve la nera azaben in şaellahü teala<br />
* Allahümme innena zalemna enfüsena fağfirlena evzaranel kebaira vel lememi fe innehu la yağfiruhüma illa ente<br />
* Vehdina li ahsenil ahlakı fe innehu la yehdi li ahseniha illa ente<br />
* Lebbeyke ve sa’deyke vel hayru küllühu bi yedeyke nestağfiruke ve netubü ileyke<br />
* Amenna allahümme bima erselte min rasul<br />
* Ve amenna allahümme bima enzelte min kitabin fe saddakna<br />
* Allahümmemle’ evcühena minke hayaen ve kulubena minke hubura<br />
* Allahümmec’alna lühumen ve zalfen ve la tec’alna daninen ve aminen ve nemimen ve nefacen ve dahısa<br />
* Allahümme inna neuuzü bike minel hebrameti vel caveti ve minel utüvvi vel hatratihi vel hayluleti vel feyheci ver rat’ı vel atli ver rammai vel fitnetid dehmai vel meıyşetid danka’<br />
* Allahümmec’al evvele yevmina haza salaha<br />
* Ve evsetahü felahan ve ahırahu necaha<br />
* Allahümmec’al evvelehu rahmeten ve evsetahu zehadeten ve ahırahu tekrimeh<br />
* Allahümmerzukna minel ıyşi erğadehü ve minel umri es’adehu ve miner rizkı evseah<br />
* Allahümme’fü anna bi afvike vahlüm aleyna bi fadlik<br />
* Sübhanekallahümme ve bi hamdike la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik<br />
* Azze caruke ve celle senaüke ve la yühzemü cündüke ve la yuhlefü va’düke ve la ilahe ğayruk<br />
* Sübhaneke ma abednake hakka ıbadetike ya ma’bud<br />
* Sübhaneke ma arafnake hakka ma’rifetike ya ma’ruf* Sübhaneke ma zekernake hakka zikrike ya mezkur<br />
* Sübhaneke ma şekernake hakka zikrike ya mezkur<br />
* Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur* Allahümme evzı’na şükra ma en’amte bihi aleyna fe inneke entellahüllezirtefa’te an sıfetil cibilli sıfatü kudratik<br />
* Ve la dıdde şehdüke hıyne fetartel me’ruşe ve la nidde haczüke hıyne bera’tel hubat<br />
* Allahümme inna neuzü bike min cahmetin la tedma’ ve min cenanin la yefza’ ve min kalbin la yahşa’ ve min avadil maun<br />
* Allahümme fehhimna esrarake ve elbisna melabise envarike ve ağmisna fi ramuzil letaifi ve efıd aleyna min avarifil mearif<br />
* Ya nural envari ya letıyfü ya settarü nes’elüke en tüsalliye ve tüsellime ala seyyidina muhammedin nibrasil enbiyai ve neyyiril evliyai ve izbirkanil asfiyai ve yuhıs sekaleyni ve dıyail hafikayn<br />
* Ve en terfea vücudena ila felekil ırfan<br />
* Ve tüsebbite şühudena fi mekamil ıhsan<br />
* Ya allahü ya nuru ya vasiu ya ğafur<br />
* Ya menis semaü bi emrihi mebniyyeh<br />
* Vel ğabraü bi kudratihi medhıyyeh<br />
* Veş şevahiku bi hıkmetihi mersiyyeh<br />
* Vel kamerani bi fadlike müdıy’eh<br />
* Nes’elüke bi ismikellezi terakraket minhül hunnesü vel ezheran<br />
* Ve tecelcelet minhül ananü hırzen manian ve nuran satıan yekadü senaberkıhi yezhebü bil ebsar<br />
* Yükallibüllahül leyle ven nehara inne fi zalike le ibraten li ülil ebsar<br />
* Ta sin mim<br />
* Ve neuzü billahil azıymi minel mearifi vel ıdameti vel mahzuri vel mümahaleti vel ğımar<br />
* Ve min keydil füccari ve min havadisil asrani ve min şerril ecürran<br />
* Ya hafiyzu ıhfazna<br />
* Ya veliyyü ya vali ya aliyyü ya ali ya men la ilahe illa hüve la ya’lemü ehadün keyfe hüve illa hüve ya allahü ya hayyü ya kayyumü ya hakku ya vahıdü ya ehadü ya samedü ya vehhabü ya fettahu ya muhyi ya mümitü ya kahharu ya selam<br />
* Selamün kavlen min rabbin rahıym.Fe seyekfikehümüllahü ve hüves semiy’ul alim<br />
* Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanür rahıym<br />
* Elmelikül kuddusüs selamül mü’minül müheyminül azizül cebbarul mütekebbirul halikul bariül musavvirul ğaffarul mübdiül müiydül berrul muhsır razzakul kadirul kabidul basitul hafidur rafiul müizzül müzillül mükıytüs sadikul bakır raufün nafiud darrul mühlikül mükaddimül müahhırul afüvvül muğnil müntekımüt tevvabüs semiy’ul alimül besıyr<br />
* Hasbünellahü ve nı’mel vekiyl<br />
* Nı’mel Mevla ve nı’men nasıyr<br />
* Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesıyr<br />
* Ya daimen bi la fenan ve ya kaimen bi la zeval<br />
* Ve ya müdebbiran bi la vezir<br />
* Sehhil leyna ve ala ebeveyna külle asir<br />
* Allahümme la mania lima a’tayte ve la mu’tıye lima mena’te ve la mübeddile lima hakemte<br />
* Ve la yenfeu zel ceddi minkel ceddü<br />
* Sübhaneke rabbiyel aliyyil azıymil hasibil hakemil adlir rakıybil bazihış şamihıl mücibil ğaniyyir raşidis saburil celilil bediın nuril muksitıl camiıl mu’tıl mani’<br />
* La ilahe illellahül vekilüş şehid<br />
* La ilahe illallahül metinül mecid<br />
* La ilahe illalahül vacidül vali<br />
* La ilahe illellahül macidil müteali<br />
* A’dedna li külli hevlin la ilahe illellah<br />
* Ve li külli rağsin elhamdü lillah<br />
* Ve li külli rahainiş şükrü lillah<br />
* Ve li külli u’cubetin sübhanellah<br />
* Ve li külli leznin hasbiyellah<br />
* Ve li külli ismin estağfirullah<br />
* Ve li külli şecvin ma şaellah<br />
* Ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah<br />
* Ve li külli taatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah<br />
* Ve li külli musiybetin inna lillahi ve li külliş şecbin istaantü billah<br />
* Allahümme inna asbahna nüşhidüke ve nüşhidü melaiketike ve hamelete arşike ve enbiyaike ve cemiy’ı halkıke bi enneke entellahüllezi la ilahe illa ente vahdeke la şerike leke ve enne muhammeden sallellahü aleyhi ve selleme abdüke ve rasulüke ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym<br />
* Ya rahmaned dünya ve ya rahıymel ahırah<br />
* Fa’fü anna vağfir lena verhamna ente Mevlana ve ente hayrur rahımiyn<br />
* Bismillahiş şafi fi hüvellah<br />
* Bismillahi kafi hüvellah<br />
* Bismillahil müafi hüvellah<br />
* Bissmillahillezi la yedurru measmihi şey’ün fil erdı ve la fis semai ve hüves semiy’ul alim<br />
* Fallahü hayrun hafizan ve hüve erhamür rahımiyn<br />
* Vallahü min veraihim mühıytun bel hüve kur’anün mecidün fi levhin mahfuz<br />
* Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitin<br />
* İn küllü nefsin lemma aleyna hafız<br />
* Nı’mel hafizu Allah<br />
* Ya hafıyzu ıhfazna sümme enzele aleyküm min ba’dil ğammi emeneten nüasen yağşa taifeten minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahil ğayral hakkı zannel cahiliyyeti yekulune hel lena minel emri min şey’in kul innel emra küllehu lillahi yuhfune fi enfüsihim ma la yübdune leke yekulune lev kane lena minel emri şey’ün ma kutilna hahüna kul lev küntüm fi büyutiküm le berazelleziyne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim ve li yebteliyellahü ma fi suduriküm ve li yumahhısa ma fi kulubiküm vallahü alimün bi zatis sudur<br />
* Ellezine yekulune Rabbena innena amenna fağfir lena zünubena ve kına azaben nar<br />
* Essabirine ves sadikıyne vel kanitine vel münfikıyne vel müstağfirine bil eshar<br />
* Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül ılmi kaimem bil kıstı la ilahe illa hüvel azizül hakim<br />
* İnned dine indellahil İslam<br />
* Fe sübhanellahi hıyne tümsune ve hıyne tusbihun<br />
* Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyen ve hıyne tuzhirun<br />
* Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba’de mevtiha ve kezalike tuhracun<br />
* İnni tevekkeltü alellahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızun binasıyetiha inne rabbi ala sıratın müstekıym<br />
* Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve le nasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil mütevekkilun<br />
* Kul len yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve Mevlana ve alellahi fel yetefekkelil mü’minun<br />
* Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya’lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabin mübin<br />
* Ve keeyyin min dabbetin la tahmilu rizkaha allahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semiy’ul alim<br />
* Ma yeftehıllahü lin nasi min rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu min ba’dihi ve hüvel azizül hakiym<br />
* Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellahü kul eferaeytüm ma ted’une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetihi kul hasbiyellahü aleyhi yetevekkelül mütevekkilun<br />
* Ve ma cealehüllahü illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bihi ve men nasru illa min ındillahil azizil hakim<br />
* Kef ha ya ayn sad ha mim ayn sin kaf* İkfina verhamna hüvellahül kadirul kahiruz zahirul batınül fatırul latıyfül habiru kavlühül mülkü yevme yünfehu fis suri alimül ğaybi veş şehadeti ve hüvel hakimül habir<br />
* Ya hannanü ya mennanü ya bediy’as semavati vel erdı ya hayyü ya kayyumü ya zel celali vel ikram<br />
* Nes’elüke bi ızametil lahutiyyeti en tenkule tıbaana min tıbaıl beşeriyyeh<br />
* Ve en terfea mühecena mea melaiketikel ulviyyeh<br />
* Ya muhavvilel havli vel ahvali havil halena ila ahsenil hal<br />
* Sübhanekellahümme ve bi hamdik<br />
* Eşhedü en la ilahe illa ente<br />
* Estağfiruke ve etubu ileyke* Allahümme salli ala seyyidina muhammedinis sabikı ilel enami nurühu rahmetün lil alemine zuhuruh<br />
* Adede men meda minel beriyyeti ve men bekıye ve men seıde minhüm ve men şekıye salaten testağrikul adde ve tühıytu bil hadd<br />
* Salaten la ğayete leha ve lentiha’<br />
* Ve la emede leha ve lenkıda’<br />
* Salatekelleti salleyte biha aleyh<br />
* Salaten daimeten bi devamik<br />
* Ve ala alihi ve sahbihi ve ıtratihi misle zalik<br />
* Sübhaneke rabbike rabbil ızzeti amma yesıfune ve selamün alel mürselin<br />
* Vel hamdü lillahi rabbil alemiyn<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARAPÇA YAZILIŞI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">EVRADI BAHAiYE</span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْحَقُّ الْمُبِينُ الَّذِي لا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَنْتَ رَبِّي خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَى وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لي ذُنُوبِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ يَا غَفَّارُ . سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ ( هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ) لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ الْحَيُّ الَّذِي لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ • سُبْحَانَكَ يَا عَظِيمُ الْمُعَظَمُ . سُبْحَانَكَ يَا قَيُّومُ الْمُكَرَّمُ . سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثُ • سُبْحَانَكَ يَا وَارِثُ سُبْحَانَكَ يَا مُقْتَدِرُ • سُبْحَانَكَ يَا عَالِمَ السِّر وَالْخَفِيَّاتِ سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثَ مَنْ فِي الْجَدَالَةِ وَالْمُسْمَكَاتِ سُبْحَانَكَ يَا مَعْبُودَ جَمِيعِ الْخَلَائِقِ سُبْحَانَكَ يَا مُقَدِّرَ الْوَجْدِ وَالصَّوَافِقِ سُبْحَانَكَ يَا مَنْ لَا تَطْرَأُ عَلَيْهِ الْأَفَاتُ • سُبْحَانَكَ يَا مُكَونَ الْأَزْمِنَةِ وَالْأَوْقَاتِ عَلَا قَدْرُكَ وَتَعَالَيْتَ عَمَّا يَقُولُ الظَّالِمُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا ● سُبْحَانَكَ يَا مُعْتِقَ الرِّقَابِ سُبْحَانَكَ يَا مُسَبِّبَ الْأَسْبَابِ ● سُبْحَانَكَ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ الَّذِي لَا يَمُوتُ ● سُبْحَانَكَ يَا الهي وَالهَ النَّاسُوتِ ● خَلَقْتَنَا رَبَّنَا بِيَدِكَ وَفَضَّلْتَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِنْ خَلْقِكَ فَلَكَ الْحَمْدُ وَالنَّعْمَاءُ . وَلَكَ الطَّوْلُ وَالْأَلاء • تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ إِلَيْكَ . اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْأَوَّلُ فَلَا شَيْءٍ قَبْلَكَ . وَأَنْتَ الْأَخِرُ فَلَا شَيْءٍ بَعْدَكَ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَا شَيْءَ يُشْبِهُكَ . وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَا شَيْءَ يَرَاكَ وَأَنْتَ الْوَاحِدُ بِلَا كَثِيرٍ وَأَنْتَ الْقَادِرُ بِلا وَزِيرٍ وَأَنْتَ الْمُدَبِّرُ بِلَا مُشِيرٍ • قُلِ اللهمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بيدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ • تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيْتَ مِنَ الْحَيَ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ سُبْحَانَكَ يَا مَنِ احْتَجَبَ فِي الْأُولى عَنْ جَمِيعِ الْوَرَى سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَرَدُّى بِالْوَقَارِ وَالْكِبْرِيَاءِ ● سُبْحَانَكَ يَا مَالِكَ جَمِيعِ الْأَشْيَاءِ سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَعَزَّزَ بِالْقُدْرَةِ وَالْعُلى وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَا فِي الضَّوَاحِي السَّبْع وَالحُسْنَى ) وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَا يَتَلَجْلَجُ فِي الصُّدُورِ وَالْأَحْشَاءِ . وَيَا مَنْ شَرَّفَ الْعَرُوضَ عَلَى الْمُدُنِ وَالْقُرى . سُبْحَانَكَ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا تَحْتَ الْجَبُوبِ وَالثَّرَى ) سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَعَالَى وَلَطْفَ عَنْ أَنْ يُرَى تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ لَا رَبَّ غَيْرُكَ وَلَا قَاهِرَ سِوَاكَ اللهُمَّ أنْتَ الْمُنْعِمُ الْمُفْضِلُ الْمُقِيلُ الشَّكُورُ وَأَشْهَدُ أَنَّكَ أنتَ اللهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ أَنْتَ رَبِّي وَرَبُّ كُلِّ شَيْءٍ فَاطِرُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَلِيُّ الكبيرُ الْمُتَعَالِ طه طسم طس بس حم عسق مَرْجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لا يَبْغِيَانِ . اللهُ لَا إِلَهَ إلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمْوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ . ر حم حم حم حم حَمَ حُمَّ الْأَمْرُ وَجَاءَ النَّصْرُ فَعَلَيْنَا لَا يُنْصَرُونَ حَمَ تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّولِ لا إِلهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ الْمَصِيرُ . يَفْعَلُ الله مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ . وَلَا مُنَازِعَ لَهُ فِي جَبَرُوتِهِ وَلَا شَرِيكَ لَهُ فِي مُلْكِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ مَا شَاءَ الله كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ أَعْلَمُ أَنَّ اللهَ عَلَى كُل شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا اللَّهُمَّ لَا تَقْتُلْنَا بِغَضَبِكَ وَلَا تُهْلِكْنَا بِمَثْلَاتِكَ وَعَافِنَا قَبْلَ ذلِكَ سُبْحَانَ اللَّهِ الْمَلِكِ القُدُّوسِ ا سُبْحَانَ ذِي الْمُلْكِ وَالْمَلَكُوتِ ● سُبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالْعَظَمَةِ وَالْهَيْبَةِ وَالْقُدْرَةِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْجَلَالِ وَالْجَمَالِ وَالْكَمَالِ وَالْبَقَاءِ وَالسُّلْطَانِ وَالْجَبَرُوتِ ) سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْحَيَ الَّذِي لَا يَنَامُ وَلَا يَمُوتُ أَبَدًا باقِيَا دَائِمَا سُبُّوحٌ قُدُّوسُ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوح اللهُم عَلَّمْنَا مِنْ عِلْمِكَ وَفَهَمْنَا عَنْكَ وَقَلِدْنَا بِصَمْصَامِ نَصْرِكَ اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا لَكَ شَاكِرًا وَلَكَ ذَاكِرًا وَلَكَ رَاهِبًا وَلَكَ مِطْوَاعًا وَلَكَ مُحْيِنًا وَإِلَيْكَ أَوَّاهَا مُنيا . اللهم تَقَبَّلْ تَوْبَتَنَا وَاغْسِلْ حَوْبَتَنَا وَسَدِدْ مَقَاوِلَنَا وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ صُدُورِنَا وَأَذْهِبِ النَّخْلَ وَالرَّانَ وَالْإِحْنَةَ مِنْ قُلُوبِنَا • اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ جَدَاعَ الْفَجْأَةِ وَمِنْ حَرْقِ الْمَانُوسَةِ . وَمِنَ الْإِلْحَادِ وَالْغِرَّةِ وَمِنَ الْجَةِ وَالْعَنَةِ وَمِنَ الْأُمُورِ الْمُطَمَرَاتِ اللهُمَّ اقْسِمُ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا تَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَبَيْنَ مَعَاصِيكَ وَمِنْ طَاعَتِكَ مَا تُدْخِلُنَا وَتُبَلِّغُنَا إلى حَظِيرَةِ الْقُدْسِ وَمِنَ الْيَقِينِ مَا تُهَوَنُ بِهِ عَلَيْنَا مُصِيبَاتِ الدُنْيَا وَالْآخِرَةِ . وَاحْشُرْنَا مَعَ خَيْرِ الْأَسَاوِذِ وَمَتِّعْنَا بِأَسْمَاعِنَا وَأَبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَا أَحْيَيْتَنَا وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنَّا وَاجْعَلْ ثَأْرَنَا عَلَى مَنْ ظَلَمَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى مَنْ عَادَانَا وَاغْفِرْ خَطَايَانَا وَاكْشِفْ رَزَايَانَا وَاشْفِ مَرْضَينَا وَنَوِرْ جُؤْشَنَا وَاقْضِ أَوْطَارَنَا وَارْحَمْ نَاجِلَيْنَا وَلَا تَجْعَلِ الْعَاجِلَةَ أَكْبَرَ هَمِّنَا وَلَا مَبْلَغَ عِلْمِنَا وَلَا تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِي دِينِنَا وَدُنْيَانَا وَلَا تُسَلَّطْ عَلَيْنَا بِذُنُوبِنَا مَنْ لَا يَرْحَمْنَا وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَلْكَ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تَهْدِي بِهَا رَوْعَنَا وَتَلْقُ بِهَا شَعْتَنَا وَتَجْمَعُ بِهَا شَمْلَنَا وَتَشْفِي بِهَا مَرِيضَنَا وَتُزَكِّي بِهَا أَعْمَالَنَا وَأَوْقَاتَنَا وَتُلْهِمْنَا بِهَا رُشْدَنَا اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِصَمَدَانِيَّتِكَ وَبِوَحْدَانِيَّتِكَ وَ بِفَرْدَانِيَّتِكَ وَ بِعِزَّتِكَ الْبَاهِرَةِ وَبِرَحْمَتِكَ الْوَاسِعَةِ أَنْ تَجْعَلَ لَنَا نُورًا فِي مَسَامِعِنَا وَنُورًا فِي أَعْيُنِنَا وَنُ رًا فِي أَجْدَائِنَا وَنُورًا فِي قُلُوبِنَا وَنُورًا فِي حَوَاتِنَا وَنُورًا فِي نَسَمِنَا وَنُورًا مِنْ بَيْنِ أَيْدِينَا • اللَّهُمَّ زِدْنَا عِلْمًا وَنُورًا وَحِلْمًا وَاتِنَا نِعْمَةً ظَاهِرَةً وَنِعْمَةً بَاطِنَةً حَسْبُنَا اللهُ لِدِينِنَا حَسْبُنَا اللَّهُ لِدُنْيَانَا حَسْبُنَا اللَّهُ الْكَرِيمُ لِمَا أَهَمَّنَا حَسْبُنَا اللَّهُ الْحَلِيمُ الْقَوِيُّ كَادَنَا لِمَنْ بَغَى عَلَيْنَا . حَسْبُنَا اللهُ الشَّدِيدُ لِمَنْ بِسُوءٍ حَسْبُنَا اللهُ الرَّحِيمُ عِنْدَ السَّامِ ) حَسْبُنَا اللهُ الرَّؤُوفُ عِنْدَ الْمَسْئَلَةِ فِي الْجَدَثِ . حَسْبُنَا اللهُ الْكَرِيمُ عِنْدَ الْحِسَابِ ● حَسْبُنَا اللَّهُ اللَّطِيفُ عِنْدَ الْمِيزَانِ ● حَسْبُنَا اللَّهُ الْحَكِيمُ عِنْدَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ حَسْبُنَا اللَّهُ الْقَدِيرُ عِنْدَ الصِّرَاطِ حَسْبِيَ الله لا إلهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ● مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ وَبِالْيَوْمِ الْجَدِيدِ . وَبِالْإِبَانِ وَبِالْقَيْنَةِ السَّعِيدِ . وَبِالسَّافِرِ وَالشَّهِيدِ اكْتُبْ لَنَا مَا نَقُولُ بِسْمِ اللهِ الْحَمِيدِ الْمَجِيدِ الرَّفِيعِ الْوَدُودِ الْمُحِيطِ الْفَعَالِ فِي خَلْقِهِ لِمَا يُرِيدُ وَهُوَ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ أَصْبَحْنَا بِاللَّهِ مُؤْمِنًا وَبِلِقَائِهِ مُصَدِّقًا وَبِحُجَّتِهِ مُعْتَرِفًا وَلِسِوَى اللَّهِ فِي الْأَلْوَهِيَّةِ جَاحِدًا وَعَلَى اللهِ مُتَوَكَّلَا نُشْهِدُ اللهَ وَنُشْهِدُ مَلَائِكَتَهُ وَكُتُبَهُ وَأَنْبِيَانَهُ وَحَمَلَةَ عَرْشِهِ بِأَنَّهُ هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَأَنَّ الْجَنَّةَ حَقُّ وَالنَّارَ حَقٌّ وَأَنَّ الْحَوْضَ حَقٌّ وَأَنَّ الشَّفَاعَةُ حَقٌّ وَأَنَّ مُنكَرًا وَنَكِيرًا حَقٌّ وَ وَعْدَكَ حَقٌّ وَأَنَّ السَّاعَةَ أَنِيَّةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ عَلَى ذَلِكَ نَحْيِي وَعَلَيْهِ نَمُوتُ وَعَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا وَلَا نَرَى عَذَابًا إِنْ شَاءَ اللهُ تَعَالَى . اللَّهُمَّ إِنَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا فَاغْفِرْ لَنَا أَوْزَارَنَا الْكَبَائِرَ وَاللَّمَمَ فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُهُمَا إِلَّا أَنْتَ . وَاهْدِنَا لِأَحْسَنِ الْأَخْلَاقِ فَإِنَّهُ لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِهَا إِلَّا أَنْتَ . لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ نَسْتَغْفِرُكَ وَتَتُوبُ إِلَيْكَ . أَمَنَّا اللهُمَّ بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ وَأَمَنَّا اللهُم بِمَا أَنزَلْتَ مِنْ كِتَابِ فَصَدَّقْنَا ، اللهُمَّ أَمْلَا أَوْجُهَنَا مِنْكَ حَيَاءً وَقُلُوبَنَا مِنْكَ حُبُورًا ) اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا لَهُوما وَظَلِفًا وَلَا تَجْعَلْنَا ضَنِينًا وَعَمِيمًا وَنَمِيمَا وَنَفَاجًا وَدَاحِسَا اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَبْرَمَةِ وَالْجَوَى وَمِنَ الْعُتُقِ وَالْخَطْرَبَةِ وَالْخَيْلُولَةِ وَالْفَيْهَج وَالرَّنْعَ وَالْعَتْلِ وَالرَّمَاءِ وَالْفِتْنَةِ الدُّهْمَاءِ وَالْمَعِيشَةِ الضَّنَكَاءِ اللَّهُمَّ اجْعَلْ أَوَّلَ يَوْمِنَا هَذَا صَلَاحًا وَأَوْسَطَهُ فَلَاحًا وَأُخِرَهُ نَجَاحًا ) وَاخْتِمْ لَنَا بِالسَّعَادَةِ وَالشَّهَادَةِ وَالتَّوْبَةِ وَالْمَغْفِرَةِ وَالْإِيمَانِ اَللّهُمَّ اجْعَلْ اَوَّلَهُ رَحْمَةً وَأَوْسَطَهُ زَهَادَةً وَاخِرَهُ تَكْرِمَةَ اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا مِنَ الْعَيْشِ أَرْغَدَهُ وَمِنَ الْعُمْرِ أَسْعَدَهُ وَمِنَ الرِّزْقِ أَوْسَعَهُ اللَّهُمَّ اعْفُ عَنَّا بِعَفْوِكَ وَاحْلُمُ عَلَيْنَا بِفَضْلِكَ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ لَا أَحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا يُهْزَمُ جُنْدُكَ وَلَا يُخْلَفُ وَعْدُكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شكركَ يَا مَشْكُورُ اللَّهُمَّ أَوْزِعْنَا شُكْرَ مَا أَنْعَمْتَ بِهِ عَلَيْنَا فَإِنَّكَ أَنْتَ اللهُ الَّذِي ارْتَفَعَتْ عَنْ صِفَةِ الْجِبل صِفَاتُ قُدْرَتِكَ وَلَا ضِدَّ شَهِدَكَ حِينَ فَطَرْتَ الْمَأْرُوشَ وَلَا نِدَّ حَجَزَكَ حِينَ بَرَأتَ الْحَوَابَاتِ ) اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ جَحْمَةٍ لَا تَدْمَعُ وَمِنْ جَنَانٍ لَا يَفْزَعُ وَمِنْ قَلْبِ لَا يَخْشَعُ وَمِنْ عَوَاذِ الْمَاعُونِ اللهُمَّ فَهَمْنَا أَسْرَارَ قُرانِكَ وَالْبَسْنَا مَلَابَسَ أَنْوَارِكَ وَاغْمِسْنَا فِي رَامُوزِ اللَّطَائِفِ وَأَفِضْ عَلَيْنَا مِنْ عَوَارِفِ الْمَعَارِفِ يَا نُورَ الْأَنْوَارِ • يَا لَطِيفُ يَا سَتَارُ ) نَسْأَلُكَ أَنْ تُصَلِّي عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نِبْرَاسِ الْأَنْبِيَاءِ وَنَيْرِ الْأَوْلِيَاءِ وَزِبْرِقانِ الْأَصْفِيَاءِ وَيُوحِ الثَّقَلَيْنِ وَضِيَاءِ الْخَافِقَيْنِ وَأَنْ تَرْفَعَ وُجُودَنَا إِلَى فَلْكِ الْعِرْفَانِ وَأَنْ تُثبت شُهُودَنَا فِي مَقَامِ الْإِحْسَانِ . يَا اللهُ يَا نُورُ يَا وَاسِعُ يَا غَفُورُ يَا مَنِ السَّمَاءُ بِأَمْرِهِ مَبْنِيَّةٌ ) وَالْغَبْرَاءُ بِقُدْرَتِهِ مَدْحِيَّةٌ وَالشَّوَاهِقُ بِحِكْمَتِهِ مَرْسِيَّةٌ ) وَالْقَمَرَانِ بِفَضْلِهِ مُضيئَةُ نَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الَّذِي تَرَقْرَقَتْ مِنْهُ الْحُنَّسُ وَالْاَزْهَرَانِ . وَتَجَلْجَلَتْ مِنْهُ الْعَنَانُ حِرْزًا مَانِعَا وَنُورًا سَاطِعاً يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ يُقَلبُ اللهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِأُولِي الْأَبْصَارِ طَسَم وَنَعُوذُ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ مِنَ الْمَعَازِفِ وَالْعِضَةِ وَالْمَحْظُورِ وَالْمُمَاحَلَةِ وَالْغِمَارِ وَمِنْ كَيْدِ الْفُجَّارِ وَمِنْ حَوَادِثِ الْعَصْرَانِ وَمِنْ شَرِ الْاَجْرَانِ . يَا حَفِيظٌ اِحْفَظْنَا يَا وَلِيُّ يَا وَالِي يَا عَلِيُّ يَا عَالِي يَا مَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَا يَعْلَمُ أَحَدٌ كَيْفَ هُوَ إِلَّا هُوَ يَا اللَّهُ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا حَقُّ يَا وَاحِدُ يَا أَحَدُ يَا صَمَدُ يَا وَهَّابُ يَا فَتَّاحُ يَا مُحْيِي يَا مُمِيتُ يَا قَهَارُ يَا سَلَامُ • سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبِّ رَجِيمِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ . هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ ) هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَرُّ الْمُحْصِي الرَّزَّاقُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِيُّ الْمُذِلُّ الْمُقِيتُ الصَّادِقُ الْبَاقِي الرَّؤُوفُ النَّافِعُ الضَّارُّ الْمُهْلِكُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْعَفُو الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمُنْتَقِمُ التَّوَّابُ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ الْبَصِيرُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ يَا دَائِمًا بِلَا فَنَاءِ وَيَا قَائِمَا بِلَا زَوَالٍ وَيَا مُدْبَرًا بِلَا وَزِيرِ سَهْلْ عَلَيْنَا وَعَلَى أَبَوَيْنَا وَعَلَى جَميع طَلبَةِ النُّورِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ كَافَّةً كُلَّ عَسير • اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلَا رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ وَلَا مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِ مِنْكَ الْجَدُّ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِي الْعَظيمِ الْحَسِيبِ الْحَكَمِ الْعَدْلِ الرَّقِيبِ الْبَاذِخِ السَّامِحِ الْمُجِيبِ الْغَنِيَ الرَّشِيدِ الصَّبُورِ الْجَلِيلِ الْبَدِيعِ النُّورِ الْمُقْسِطِ الْجَامِعِ الْمُعْطِي الْمَانِعِ لا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْوَكِيلُ الشَّهِيدُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَتِينُ الْمَجِيد • لا إله إلا اللهُ الْوَاحِدُ الْوَالى . لا إله إِلَّا اللهُ الْمَاجِدُ الْمُتَعَالِي . أَعْدَدْنَا لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إله إلا الله . وَلِكُلِّ رَغْسِ الْحَمْدُ لِلَّهِ . وَلِكُلِّ رَحَاءِ الشُّكْرُ لِلهِ . وَلِكُلِّ أَعْجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللهِ ) وَلِكُلِّ لَزْنٍ حَسْبِيَ اللَّهُ وَلِكُلِّ إِثْمٍ اسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَلِكُلِّ شَجُو مَا شَاءَ اللهُ . وَلِكُلِّ قَضَاءِ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ وَلِكُلِّ مُصِيَةٍ إِنَّا لِلَّهِ وَلِكُلّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ وَلِكُلِّ شَجْبِ اسْتَعَنْتُ بِاللَّهِ وَ اللَّهُمَّ إِنَّا أَصْبَحْنَا نُشْهِدُكَ وَنُشْهِدُ مَلَائِكَتَكَ وَحَمَلَةَ عَرْشِكَ وَأَنْبِيَانَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ بِأَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ يَا رَحْمَنَ الدُّنْيَا وَيَا رَحِيمَ الْآخِرَةِ فَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلْينَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ بِسْمِ اللهِ السَّافِي هُوَ اللهُ بِسْمِ اللَّهِ الْكَافِي هُوَ اللَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الْمُعَافِي هُوَ اللهُ بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ اللَّهُمَّ يَا مُحْيِي أَحْيِنَا حَيَاةً طَيِّبَةً بِالصَّحَةِ وَالْعَافِيَةِ فِي دَارِ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ . فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ . وَاللَّهُ مِنْ وَرَائِهِمْ مُحِيطٌ بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَجِيدٌ فِي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَلوةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا قَانِتِينَ إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ نِعْمَ الْحَافِظُ اللهُ يَاحَافِظُ اِحْفَظْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍ وَضَرٍ ثُمَّ أَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشَى طَائِفَةً مِنْكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللَّهِ لله ما غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الأمر مِنْ شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الْأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هَهُنَا قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللَّهُ في صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللَّهُ عَليمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ • الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا أمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَئِكَةُ وَأُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ الْإِسْلَامُ . فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ . وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيَ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ رَبِّي وَرَبِّكُمْ مَا مِنْ دَابَّةٍ إِلَّا هُوَ أَخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ وَمَا لَنَا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللَّهِ وَقَدْ هَدْينَا سُبُلَنَا وَلَنَصْرَنَّ عَلَى مَا أَذَيْتُمُونَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّل الْمُتَوَكَّلُونَ . قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلْينَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللهُ بِضُرْ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَادَّ لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ . وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُل فِي كِتَابٍ مُبِينِ . وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ مَا يَفْتَح اللهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ) وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ الله قُلْ أَفَرَأَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللهُ بِضُرٌ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرْهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ الله عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكَّلُونَ . وَمَا جَعَلَهُ اللهُ إِلَّا بُشْرَى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِهِ وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ • كَهيعص . حم عسق ، اِكْفِنَا وَارْحَمْنَا هُوَ اللهُ الْقَادِرُ الْقَاهِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْفَاطِرُ اللطيفُ الْخَبِيرُ قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ يَا حَنَّانُ يَا مَنَّانُ يَا بَدِيعَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ نَسْأَلُكَ يعظم اللاهونية أَنْ تَنْقُلَ طِبَاعَنَا مِنْ طِبَاع الْبَشَرِيَّةِ وَأَنْ تَرْفَعَ مُهَجَنَا مَعَ مَلَائِكَتِكَ الْعُلْوِيَّةِ . يَا مُحَوّلَ الْحَوْلِ وَالْأَحْوَالِ حَوّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ اسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ السَّابِقِ إِلَى الْأَنَامِ نورُهُ وَرَحْمَةٌ لِلْعَالَمِينَ ظُهُورُهُ عَدَدَ مَنْ مَضَى مِنَ الْبَرِيَّةِ وَمَنْ بَقِيَ وَمَنْ سَعِدَ مِنْهُمْ وَمَنْ شَقِيَ صلوة تَسْتَغْرقُ العَدَّ وَتُحِيطُ بِالْحَدِ صَلوةَ لَا غَايَةَ لَهَا وَلَا انْتِهَاءَ وَلَا أَمَدَ لَهَا وَلَا انْقِضَاءَ صَلوتَكَ الَّتِي صَلَّيْتَ بِهَا عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَعِشْرَتِهِ مِثْلَ ذلِكَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ . وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اللهم رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ . اللهم اَعْطِنَا كُلَّ خَيْرٍ وَاعِدْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍ . اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبْصَارِ وَضِبَائِهَا وَعَلَى الِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمْ . اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ اللهُمَّ بِحَقِّ كَلَامِكَ الْقَدِيمِ وَرَسُولِكَ الْكَرِيمِ وَبِحَقِّ جَميعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ . وَبِحُرْمَةِ الْأَوْرَادِ الْقُدْسِيَّةِ وَمَا فِيهَا مِنَ الْحَقَائِقِ يَا قَاضِيَ الْحَاجَاتِ وَيَا دَافِعَ الْبَلِيَّاتِ ادْفَعْ عَنَّا الْبَلَايَا وَارْزُقْنَا وَاسْتَاذَنَا وَوَالِدَيْنَا وَطَلابَ النُّور بِحُسْنِ الْخَاتِمَةِ أَمِينَ أمِينَ أمِينَ * وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا </span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evrad-ı Bahaiyye-i Nakşibendiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahiym<br />
<br />
* Allahümme entel melikül hayyül kayyumül mübin<br />
* Ellezi la ilahe illa ente rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike masteta’tü euzü bike min şerri ma sana’tü ebuü leke bi nı’metike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi fe innehu la yağfiruz zünube illa ente ya ğaffar.<br />
* Sübhanellahi vel hamdü lillahi ve la ilahe illellahü vallahü ekberu ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym<br />
* Hüvel evvelü vel ahıru vez zahiru vel batınü ve hüve bi külli şey’in alim<br />
* Yuhyi ve yümitü ve hüve hayyüllezi la yemutü bi yedihil hayr<br />
* Ve hüve ala külli şey’in kadir<br />
* Sübhaneke ya azıymel müazzameh<br />
* Sübhaneke ya kayyumel mükerram<br />
* Sübhaneke ya bais<br />
* Sübhaneke ya varis<br />
* Sübhaneke ya kadir<br />
* Sübhaneke ya muktedir<br />
* Sübhaneke ya alimes sirri vel hafiyyat<br />
* Sübhaneke ya baıse men fil cedalete vel müsmekat<br />
* Sübhaneke ya müsta’bede cemiy’ıl halaık<br />
* Sübhaneke ya mukaddiral vahd ves savafık<br />
* Sübhaneke ya men la tatraü aleyhil afat<br />
* Sübhaneke ya mükevvinel ezmineti vel evkat<br />
* Ala kadruke ve tealeyte amma yekulüz zalimune ulüvven kebira<br />
* Sübhaneke ya mu’tikar rikab<br />
* Sübhaneke ya müsebbibel esbab<br />
* Sübhaneke ya hayyü ya kayyumüllezi la yemut<br />
* Sübhaneke ya ilahi ve ilahen nasut<br />
* Halaktena Rabbena bi yedike ve faddaltena ala kesirin min halkık<br />
* Fe lekel hamdü ven na’ma<br />
* Ve leket tavlü vel ala’<br />
* Tebarakte Rabbena ve tealeyte<br />
* Nestağfiruke ve netubü ileyke<br />
* Allahümme entel evvelü fe la şey’e kableke<br />
* Ve entel ahıru fe la şey’e ba’deke<br />
* Ve entez zahiru fe la şey’e yüşbihüke<br />
* Ve entel batinü fe la şey’e yerak<br />
* e entel vahıdü bi la kesir<br />
* Ve entel kadiru bi la vezir* Ve entel müdebbiru bi la müşir<br />
* Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşaü ve tuızzü men teşaü ve tüzillü men teşaü bi yedikel hayru inneke ala külli şey’in kadir<br />
* Tülicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyli ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayyi ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab<br />
* Sübhaneke ya menıhtecebe fil ula an cemiy’ıl vera<br />
* Sübhaneke ya men teradda bil vekari vel kibriya’<br />
* Sübhaneke ya malike cemiy’ıl eşya’<br />
* Sübhaneke ya men teazzeze bil kudrati vel ula<br />
* Ve ya men ya’lemü ma fid davahis seb’ı vel husna<br />
* Ve ya men ya’lemü ma yeteleclecü fis suduri vel ahşa’<br />
* Ve ya men şerrafel aruda alel müdüni vel kura* Sübhaneke ya men ya’lemü ma tahtel cebubi ves sera<br />
* Sübhaneke ya men teala ve letufe an en yüra tebarakte ve tealeyte la rabbe ğayruke ve la kahira sivak<br />
* Allahümme entel mün’ımül müfdılül mükıylüş şekur<br />
* Ve eşhedü enneke entellahüllezi la ilahe illa ente<br />
* Ente rabbi ve rabbü külli şey’in fatırus semavati vel erdı alimül ğaybi veş şehadetil aliyyül kebirul müteal<br />
* Taha ta sin mim tasin yasin ha mim ayn sin kaf<br />
* Meracel bahrayni yeltekıyani beynehüma berzehun la yebğıyan<br />
* Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyumü la te’huzühu sinetün ve la nevmün lehu ma fis semavati ve ma fil erdı men zenzellezi yeşfeu ındehu illa bi iznihi ya’lemü ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm ve la yühiytune bi şey’in min ılmihi illa bima şae vesia kürsiyyyühüs semavati vel erda ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym<br />
* Hamim hamim hamim hamim hamim hamim hamim<br />
* Hummel emru ve caen nasru fe aleyna la yünsarun<br />
* Ha mim<br />
* Tenzilül kitabi minellahil azizil alim<br />
* Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkabi zit tavli la ilahe illa hüve ileyhil masıyr<br />
* Yef’alüllahü ma yeşaü bi kudratihi ve yahkümü ma yürıdü bi ızzetıh<br />
* Ve la münazia fi ceberutihi ve la şerike lehu fi mülkih<br />
* Sübhanellahi ve bi hamdihi la kuvvete illa billah<br />
* Ma şaellahü kane ve ma lem yeşe’lem yekün<br />
* A’lemü ennellahe ala külli şey’in kadir<br />
* Ve ennellahe kad ehata bi külli şey’in ılma<br />
* Allahümme la taktülna bi ğadabike ve la tühliküna bi mesülatike ve afina kable zalik<br />
* Sübhanellahil melikil kuddus<br />
* Sübhanellahi zil mülki vel melekut<br />
* Sübhaneke zil ızzeti vel azameti vel heybeti vel kudrati vel kibriyae vel celali vel cemali vel kemali vel beka ves sültani vel ceberut<br />
* Sübhanel melikil hayyillezi la yenamü ve la yemutü ebeden bakıyen daimen sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi ver ruh<br />
* Allahümme allimna min ılmike ve fehhimna anke ve kallidna bi samsami nasrik<br />
* Allahümmec’alna leke şakiran ve leke zakiran ve leke rahiben ve leke mıtvaan ve leke muhbiten ve ileyke evvahen müniba<br />
* Allahümme tekabbel tevbetena vağsil havbetena ve seddid mekavilena veslül sehıymete sudurina<br />
* Ve ezhibid dahle vez zahle ver rane vel ıhnete min kulubina<br />
* Allahümme inna neuzü bike min cüdaıl füc’eti ve harkıl me’nuseti ve minel ilhadi vel ğırrati ve minel cemmi vel aneti ve minel ümuril mütammirat<br />
* Allahümmeksim lena min haşyetike ma tehulü bihi beynena ve beyne measıyk<br />
* Ve min taatike ma tüdhılüna ve tübelliğna bihi ila hazıyratil kuds<br />
* Ve minel yekıyni ma tühevvinü bihi aleyna müsıybatid dünya vel ahırah<br />
* Vahşürna mea hayril eşavid<br />
* Ve metı’na bi esmaına ve ebsarina ve kuvvetina ma ahyeytena<br />
* Ve mevvitna ala ahyeytena vec’alhül varise minna vec’al se’rana ala men zalemena vensurna ala men adena vağfir hatayana vekşif razayana<br />
* Veşfi merdana ve nevir cü’şena<br />
* Vakdı evtarana verham nacileyna ve la tec’alil acilete ekbera hemmina ve la mebleğa ılmina ve la tec’al müsıybetena fi dinina ve la tusellıt aleyna bi zünubina men la yerhamüna verzukna ve ente erhamür rahımiyn<br />
* Allahümme inna nes’elüke rahmeten min ındike tehdi biha ruana ve telümme biha şa’sena ve tecmeu biha şemlena<br />
* Ve teşfi biha meridana ve tüzekki biha a’malena ve evkatina ve tülhimüna biha ruşdena<br />
* Allahümme inna nes’elüke bi samedaniyyetike ve bi vahdaniyyetike ve bi ferdaniyyetike ve bi ızzetikel bahirati ve bi rahmetikel vasiati en tec’ale lena nuran fi mesamiına ve nuran fi a’yünina ve nuran fi ecdasina ve nuran fi kulubina ve nuran fi havassina ve nuran fi nesemina ve nuran min beyni eydina<br />
* Allahümme zidna ılmen ve nuran ve hılmen ve atina nı’meten zahiraten ve nı’meten batıneh<br />
* Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena<br />
* Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna<br />
* Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su’<br />
* Hasbünellahür rahıymü ındes sam<br />
* Hasbünellahür raufü ındel mes’eleti fil cedes<br />
* Hasbünellahül latiyfü ındel mizan<br />
* Hasbünellahül hakimü indel cenneti ven nar<br />
* Hasbünellahül kadiru indes sırat<br />
* Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym<br />
* Merhaben merhaben bis sabahı ve bil yevmil cedidi ve bil ibbani ve bil fitnetis seıydi ve bis safiri veş şehid<br />
* Üktüb lena ma nekulü bismillahil hamidil mecidir rafiy’ıl vedudil mühıytıl fa’ali fi halkıhi lima yürid<br />
* Ve hüve akrabü ileyhi min hablil verid<br />
* Asbahna billahi mü’minen ve bi likaihi müsaddikan ve bi huccetihi mu’terifen ve li sivellahi fil uluhiyyeti cahıden ve alellahi mütevekkilen nüşhidüllahe ve nüşhidü melaiketehu ve kütübehu ve enbiyaehu ve hamelete ve arşihi bi ennehu hüvallahüllezi la ilahe illa hüve vahdehu la şerike lehu ve neşhedü enne muhammeden abdühu ve rasulühu ve ennel cennete hakkun ven nara hakkun ve ennel havda hakkun ve enneş şefaate hakkun ve enne münkeran ve nekiran hakkun ve va’deke hakkun ve ennes saate atiyetün la raybe fiha ve ennellahe yeb’asü men fil kubur<br />
* Ala zalike nahya ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb’asü ğaden ve la nera azaben in şaellahü teala<br />
* Allahümme innena zalemna enfüsena fağfirlena evzaranel kebaira vel lememi fe innehu la yağfiruhüma illa ente<br />
* Vehdina li ahsenil ahlakı fe innehu la yehdi li ahseniha illa ente<br />
* Lebbeyke ve sa’deyke vel hayru küllühu bi yedeyke nestağfiruke ve netubü ileyke<br />
* Amenna allahümme bima erselte min rasul<br />
* Ve amenna allahümme bima enzelte min kitabin fe saddakna<br />
* Allahümmemle’ evcühena minke hayaen ve kulubena minke hubura<br />
* Allahümmec’alna lühumen ve zalfen ve la tec’alna daninen ve aminen ve nemimen ve nefacen ve dahısa<br />
* Allahümme inna neuuzü bike minel hebrameti vel caveti ve minel utüvvi vel hatratihi vel hayluleti vel feyheci ver rat’ı vel atli ver rammai vel fitnetid dehmai vel meıyşetid danka’<br />
* Allahümmec’al evvele yevmina haza salaha<br />
* Ve evsetahü felahan ve ahırahu necaha<br />
* Allahümmec’al evvelehu rahmeten ve evsetahu zehadeten ve ahırahu tekrimeh<br />
* Allahümmerzukna minel ıyşi erğadehü ve minel umri es’adehu ve miner rizkı evseah<br />
* Allahümme’fü anna bi afvike vahlüm aleyna bi fadlik<br />
* Sübhanekallahümme ve bi hamdike la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik<br />
* Azze caruke ve celle senaüke ve la yühzemü cündüke ve la yuhlefü va’düke ve la ilahe ğayruk<br />
* Sübhaneke ma abednake hakka ıbadetike ya ma’bud<br />
* Sübhaneke ma arafnake hakka ma’rifetike ya ma’ruf* Sübhaneke ma zekernake hakka zikrike ya mezkur<br />
* Sübhaneke ma şekernake hakka zikrike ya mezkur<br />
* Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur* Allahümme evzı’na şükra ma en’amte bihi aleyna fe inneke entellahüllezirtefa’te an sıfetil cibilli sıfatü kudratik<br />
* Ve la dıdde şehdüke hıyne fetartel me’ruşe ve la nidde haczüke hıyne bera’tel hubat<br />
* Allahümme inna neuzü bike min cahmetin la tedma’ ve min cenanin la yefza’ ve min kalbin la yahşa’ ve min avadil maun<br />
* Allahümme fehhimna esrarake ve elbisna melabise envarike ve ağmisna fi ramuzil letaifi ve efıd aleyna min avarifil mearif<br />
* Ya nural envari ya letıyfü ya settarü nes’elüke en tüsalliye ve tüsellime ala seyyidina muhammedin nibrasil enbiyai ve neyyiril evliyai ve izbirkanil asfiyai ve yuhıs sekaleyni ve dıyail hafikayn<br />
* Ve en terfea vücudena ila felekil ırfan<br />
* Ve tüsebbite şühudena fi mekamil ıhsan<br />
* Ya allahü ya nuru ya vasiu ya ğafur<br />
* Ya menis semaü bi emrihi mebniyyeh<br />
* Vel ğabraü bi kudratihi medhıyyeh<br />
* Veş şevahiku bi hıkmetihi mersiyyeh<br />
* Vel kamerani bi fadlike müdıy’eh<br />
* Nes’elüke bi ismikellezi terakraket minhül hunnesü vel ezheran<br />
* Ve tecelcelet minhül ananü hırzen manian ve nuran satıan yekadü senaberkıhi yezhebü bil ebsar<br />
* Yükallibüllahül leyle ven nehara inne fi zalike le ibraten li ülil ebsar<br />
* Ta sin mim<br />
* Ve neuzü billahil azıymi minel mearifi vel ıdameti vel mahzuri vel mümahaleti vel ğımar<br />
* Ve min keydil füccari ve min havadisil asrani ve min şerril ecürran<br />
* Ya hafiyzu ıhfazna<br />
* Ya veliyyü ya vali ya aliyyü ya ali ya men la ilahe illa hüve la ya’lemü ehadün keyfe hüve illa hüve ya allahü ya hayyü ya kayyumü ya hakku ya vahıdü ya ehadü ya samedü ya vehhabü ya fettahu ya muhyi ya mümitü ya kahharu ya selam<br />
* Selamün kavlen min rabbin rahıym.Fe seyekfikehümüllahü ve hüves semiy’ul alim<br />
* Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanür rahıym<br />
* Elmelikül kuddusüs selamül mü’minül müheyminül azizül cebbarul mütekebbirul halikul bariül musavvirul ğaffarul mübdiül müiydül berrul muhsır razzakul kadirul kabidul basitul hafidur rafiul müizzül müzillül mükıytüs sadikul bakır raufün nafiud darrul mühlikül mükaddimül müahhırul afüvvül muğnil müntekımüt tevvabüs semiy’ul alimül besıyr<br />
* Hasbünellahü ve nı’mel vekiyl<br />
* Nı’mel Mevla ve nı’men nasıyr<br />
* Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesıyr<br />
* Ya daimen bi la fenan ve ya kaimen bi la zeval<br />
* Ve ya müdebbiran bi la vezir<br />
* Sehhil leyna ve ala ebeveyna külle asir<br />
* Allahümme la mania lima a’tayte ve la mu’tıye lima mena’te ve la mübeddile lima hakemte<br />
* Ve la yenfeu zel ceddi minkel ceddü<br />
* Sübhaneke rabbiyel aliyyil azıymil hasibil hakemil adlir rakıybil bazihış şamihıl mücibil ğaniyyir raşidis saburil celilil bediın nuril muksitıl camiıl mu’tıl mani’<br />
* La ilahe illellahül vekilüş şehid<br />
* La ilahe illallahül metinül mecid<br />
* La ilahe illalahül vacidül vali<br />
* La ilahe illellahül macidil müteali<br />
* A’dedna li külli hevlin la ilahe illellah<br />
* Ve li külli rağsin elhamdü lillah<br />
* Ve li külli rahainiş şükrü lillah<br />
* Ve li külli u’cubetin sübhanellah<br />
* Ve li külli leznin hasbiyellah<br />
* Ve li külli ismin estağfirullah<br />
* Ve li külli şecvin ma şaellah<br />
* Ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah<br />
* Ve li külli taatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah<br />
* Ve li külli musiybetin inna lillahi ve li külliş şecbin istaantü billah<br />
* Allahümme inna asbahna nüşhidüke ve nüşhidü melaiketike ve hamelete arşike ve enbiyaike ve cemiy’ı halkıke bi enneke entellahüllezi la ilahe illa ente vahdeke la şerike leke ve enne muhammeden sallellahü aleyhi ve selleme abdüke ve rasulüke ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym<br />
* Ya rahmaned dünya ve ya rahıymel ahırah<br />
* Fa’fü anna vağfir lena verhamna ente Mevlana ve ente hayrur rahımiyn<br />
* Bismillahiş şafi fi hüvellah<br />
* Bismillahi kafi hüvellah<br />
* Bismillahil müafi hüvellah<br />
* Bissmillahillezi la yedurru measmihi şey’ün fil erdı ve la fis semai ve hüves semiy’ul alim<br />
* Fallahü hayrun hafizan ve hüve erhamür rahımiyn<br />
* Vallahü min veraihim mühıytun bel hüve kur’anün mecidün fi levhin mahfuz<br />
* Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitin<br />
* İn küllü nefsin lemma aleyna hafız<br />
* Nı’mel hafizu Allah<br />
* Ya hafıyzu ıhfazna sümme enzele aleyküm min ba’dil ğammi emeneten nüasen yağşa taifeten minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahil ğayral hakkı zannel cahiliyyeti yekulune hel lena minel emri min şey’in kul innel emra küllehu lillahi yuhfune fi enfüsihim ma la yübdune leke yekulune lev kane lena minel emri şey’ün ma kutilna hahüna kul lev küntüm fi büyutiküm le berazelleziyne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim ve li yebteliyellahü ma fi suduriküm ve li yumahhısa ma fi kulubiküm vallahü alimün bi zatis sudur<br />
* Ellezine yekulune Rabbena innena amenna fağfir lena zünubena ve kına azaben nar<br />
* Essabirine ves sadikıyne vel kanitine vel münfikıyne vel müstağfirine bil eshar<br />
* Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül ılmi kaimem bil kıstı la ilahe illa hüvel azizül hakim<br />
* İnned dine indellahil İslam<br />
* Fe sübhanellahi hıyne tümsune ve hıyne tusbihun<br />
* Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyen ve hıyne tuzhirun<br />
* Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba’de mevtiha ve kezalike tuhracun<br />
* İnni tevekkeltü alellahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızun binasıyetiha inne rabbi ala sıratın müstekıym<br />
* Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve le nasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil mütevekkilun<br />
* Kul len yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve Mevlana ve alellahi fel yetefekkelil mü’minun<br />
* Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya’lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabin mübin<br />
* Ve keeyyin min dabbetin la tahmilu rizkaha allahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semiy’ul alim<br />
* Ma yeftehıllahü lin nasi min rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu min ba’dihi ve hüvel azizül hakiym<br />
* Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellahü kul eferaeytüm ma ted’une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetihi kul hasbiyellahü aleyhi yetevekkelül mütevekkilun<br />
* Ve ma cealehüllahü illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bihi ve men nasru illa min ındillahil azizil hakim<br />
* Kef ha ya ayn sad ha mim ayn sin kaf* İkfina verhamna hüvellahül kadirul kahiruz zahirul batınül fatırul latıyfül habiru kavlühül mülkü yevme yünfehu fis suri alimül ğaybi veş şehadeti ve hüvel hakimül habir<br />
* Ya hannanü ya mennanü ya bediy’as semavati vel erdı ya hayyü ya kayyumü ya zel celali vel ikram<br />
* Nes’elüke bi ızametil lahutiyyeti en tenkule tıbaana min tıbaıl beşeriyyeh<br />
* Ve en terfea mühecena mea melaiketikel ulviyyeh<br />
* Ya muhavvilel havli vel ahvali havil halena ila ahsenil hal<br />
* Sübhanekellahümme ve bi hamdik<br />
* Eşhedü en la ilahe illa ente<br />
* Estağfiruke ve etubu ileyke* Allahümme salli ala seyyidina muhammedinis sabikı ilel enami nurühu rahmetün lil alemine zuhuruh<br />
* Adede men meda minel beriyyeti ve men bekıye ve men seıde minhüm ve men şekıye salaten testağrikul adde ve tühıytu bil hadd<br />
* Salaten la ğayete leha ve lentiha’<br />
* Ve la emede leha ve lenkıda’<br />
* Salatekelleti salleyte biha aleyh<br />
* Salaten daimeten bi devamik<br />
* Ve ala alihi ve sahbihi ve ıtratihi misle zalik<br />
* Sübhaneke rabbike rabbil ızzeti amma yesıfune ve selamün alel mürselin<br />
* Vel hamdü lillahi rabbil alemiyn<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARAPÇA YAZILIŞI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">EVRADI BAHAiYE</span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْحَقُّ الْمُبِينُ الَّذِي لا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَنْتَ رَبِّي خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَى وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لي ذُنُوبِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ يَا غَفَّارُ . سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ ( هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ) لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ الْحَيُّ الَّذِي لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ • سُبْحَانَكَ يَا عَظِيمُ الْمُعَظَمُ . سُبْحَانَكَ يَا قَيُّومُ الْمُكَرَّمُ . سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثُ • سُبْحَانَكَ يَا وَارِثُ سُبْحَانَكَ يَا مُقْتَدِرُ • سُبْحَانَكَ يَا عَالِمَ السِّر وَالْخَفِيَّاتِ سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثَ مَنْ فِي الْجَدَالَةِ وَالْمُسْمَكَاتِ سُبْحَانَكَ يَا مَعْبُودَ جَمِيعِ الْخَلَائِقِ سُبْحَانَكَ يَا مُقَدِّرَ الْوَجْدِ وَالصَّوَافِقِ سُبْحَانَكَ يَا مَنْ لَا تَطْرَأُ عَلَيْهِ الْأَفَاتُ • سُبْحَانَكَ يَا مُكَونَ الْأَزْمِنَةِ وَالْأَوْقَاتِ عَلَا قَدْرُكَ وَتَعَالَيْتَ عَمَّا يَقُولُ الظَّالِمُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا ● سُبْحَانَكَ يَا مُعْتِقَ الرِّقَابِ سُبْحَانَكَ يَا مُسَبِّبَ الْأَسْبَابِ ● سُبْحَانَكَ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ الَّذِي لَا يَمُوتُ ● سُبْحَانَكَ يَا الهي وَالهَ النَّاسُوتِ ● خَلَقْتَنَا رَبَّنَا بِيَدِكَ وَفَضَّلْتَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِنْ خَلْقِكَ فَلَكَ الْحَمْدُ وَالنَّعْمَاءُ . وَلَكَ الطَّوْلُ وَالْأَلاء • تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ إِلَيْكَ . اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْأَوَّلُ فَلَا شَيْءٍ قَبْلَكَ . وَأَنْتَ الْأَخِرُ فَلَا شَيْءٍ بَعْدَكَ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَا شَيْءَ يُشْبِهُكَ . وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَا شَيْءَ يَرَاكَ وَأَنْتَ الْوَاحِدُ بِلَا كَثِيرٍ وَأَنْتَ الْقَادِرُ بِلا وَزِيرٍ وَأَنْتَ الْمُدَبِّرُ بِلَا مُشِيرٍ • قُلِ اللهمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بيدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ • تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيْتَ مِنَ الْحَيَ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ سُبْحَانَكَ يَا مَنِ احْتَجَبَ فِي الْأُولى عَنْ جَمِيعِ الْوَرَى سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَرَدُّى بِالْوَقَارِ وَالْكِبْرِيَاءِ ● سُبْحَانَكَ يَا مَالِكَ جَمِيعِ الْأَشْيَاءِ سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَعَزَّزَ بِالْقُدْرَةِ وَالْعُلى وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَا فِي الضَّوَاحِي السَّبْع وَالحُسْنَى ) وَيَا مَنْ يَعْلَمُ مَا يَتَلَجْلَجُ فِي الصُّدُورِ وَالْأَحْشَاءِ . وَيَا مَنْ شَرَّفَ الْعَرُوضَ عَلَى الْمُدُنِ وَالْقُرى . سُبْحَانَكَ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا تَحْتَ الْجَبُوبِ وَالثَّرَى ) سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَعَالَى وَلَطْفَ عَنْ أَنْ يُرَى تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ لَا رَبَّ غَيْرُكَ وَلَا قَاهِرَ سِوَاكَ اللهُمَّ أنْتَ الْمُنْعِمُ الْمُفْضِلُ الْمُقِيلُ الشَّكُورُ وَأَشْهَدُ أَنَّكَ أنتَ اللهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ أَنْتَ رَبِّي وَرَبُّ كُلِّ شَيْءٍ فَاطِرُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَلِيُّ الكبيرُ الْمُتَعَالِ طه طسم طس بس حم عسق مَرْجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لا يَبْغِيَانِ . اللهُ لَا إِلَهَ إلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمْوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ . ر حم حم حم حم حَمَ حُمَّ الْأَمْرُ وَجَاءَ النَّصْرُ فَعَلَيْنَا لَا يُنْصَرُونَ حَمَ تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّولِ لا إِلهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ الْمَصِيرُ . يَفْعَلُ الله مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ . وَلَا مُنَازِعَ لَهُ فِي جَبَرُوتِهِ وَلَا شَرِيكَ لَهُ فِي مُلْكِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ مَا شَاءَ الله كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ أَعْلَمُ أَنَّ اللهَ عَلَى كُل شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا اللَّهُمَّ لَا تَقْتُلْنَا بِغَضَبِكَ وَلَا تُهْلِكْنَا بِمَثْلَاتِكَ وَعَافِنَا قَبْلَ ذلِكَ سُبْحَانَ اللَّهِ الْمَلِكِ القُدُّوسِ ا سُبْحَانَ ذِي الْمُلْكِ وَالْمَلَكُوتِ ● سُبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالْعَظَمَةِ وَالْهَيْبَةِ وَالْقُدْرَةِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْجَلَالِ وَالْجَمَالِ وَالْكَمَالِ وَالْبَقَاءِ وَالسُّلْطَانِ وَالْجَبَرُوتِ ) سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْحَيَ الَّذِي لَا يَنَامُ وَلَا يَمُوتُ أَبَدًا باقِيَا دَائِمَا سُبُّوحٌ قُدُّوسُ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوح اللهُم عَلَّمْنَا مِنْ عِلْمِكَ وَفَهَمْنَا عَنْكَ وَقَلِدْنَا بِصَمْصَامِ نَصْرِكَ اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا لَكَ شَاكِرًا وَلَكَ ذَاكِرًا وَلَكَ رَاهِبًا وَلَكَ مِطْوَاعًا وَلَكَ مُحْيِنًا وَإِلَيْكَ أَوَّاهَا مُنيا . اللهم تَقَبَّلْ تَوْبَتَنَا وَاغْسِلْ حَوْبَتَنَا وَسَدِدْ مَقَاوِلَنَا وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ صُدُورِنَا وَأَذْهِبِ النَّخْلَ وَالرَّانَ وَالْإِحْنَةَ مِنْ قُلُوبِنَا • اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ جَدَاعَ الْفَجْأَةِ وَمِنْ حَرْقِ الْمَانُوسَةِ . وَمِنَ الْإِلْحَادِ وَالْغِرَّةِ وَمِنَ الْجَةِ وَالْعَنَةِ وَمِنَ الْأُمُورِ الْمُطَمَرَاتِ اللهُمَّ اقْسِمُ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا تَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَبَيْنَ مَعَاصِيكَ وَمِنْ طَاعَتِكَ مَا تُدْخِلُنَا وَتُبَلِّغُنَا إلى حَظِيرَةِ الْقُدْسِ وَمِنَ الْيَقِينِ مَا تُهَوَنُ بِهِ عَلَيْنَا مُصِيبَاتِ الدُنْيَا وَالْآخِرَةِ . وَاحْشُرْنَا مَعَ خَيْرِ الْأَسَاوِذِ وَمَتِّعْنَا بِأَسْمَاعِنَا وَأَبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَا أَحْيَيْتَنَا وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنَّا وَاجْعَلْ ثَأْرَنَا عَلَى مَنْ ظَلَمَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى مَنْ عَادَانَا وَاغْفِرْ خَطَايَانَا وَاكْشِفْ رَزَايَانَا وَاشْفِ مَرْضَينَا وَنَوِرْ جُؤْشَنَا وَاقْضِ أَوْطَارَنَا وَارْحَمْ نَاجِلَيْنَا وَلَا تَجْعَلِ الْعَاجِلَةَ أَكْبَرَ هَمِّنَا وَلَا مَبْلَغَ عِلْمِنَا وَلَا تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِي دِينِنَا وَدُنْيَانَا وَلَا تُسَلَّطْ عَلَيْنَا بِذُنُوبِنَا مَنْ لَا يَرْحَمْنَا وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَلْكَ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تَهْدِي بِهَا رَوْعَنَا وَتَلْقُ بِهَا شَعْتَنَا وَتَجْمَعُ بِهَا شَمْلَنَا وَتَشْفِي بِهَا مَرِيضَنَا وَتُزَكِّي بِهَا أَعْمَالَنَا وَأَوْقَاتَنَا وَتُلْهِمْنَا بِهَا رُشْدَنَا اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ بِصَمَدَانِيَّتِكَ وَبِوَحْدَانِيَّتِكَ وَ بِفَرْدَانِيَّتِكَ وَ بِعِزَّتِكَ الْبَاهِرَةِ وَبِرَحْمَتِكَ الْوَاسِعَةِ أَنْ تَجْعَلَ لَنَا نُورًا فِي مَسَامِعِنَا وَنُورًا فِي أَعْيُنِنَا وَنُ رًا فِي أَجْدَائِنَا وَنُورًا فِي قُلُوبِنَا وَنُورًا فِي حَوَاتِنَا وَنُورًا فِي نَسَمِنَا وَنُورًا مِنْ بَيْنِ أَيْدِينَا • اللَّهُمَّ زِدْنَا عِلْمًا وَنُورًا وَحِلْمًا وَاتِنَا نِعْمَةً ظَاهِرَةً وَنِعْمَةً بَاطِنَةً حَسْبُنَا اللهُ لِدِينِنَا حَسْبُنَا اللَّهُ لِدُنْيَانَا حَسْبُنَا اللَّهُ الْكَرِيمُ لِمَا أَهَمَّنَا حَسْبُنَا اللَّهُ الْحَلِيمُ الْقَوِيُّ كَادَنَا لِمَنْ بَغَى عَلَيْنَا . حَسْبُنَا اللهُ الشَّدِيدُ لِمَنْ بِسُوءٍ حَسْبُنَا اللهُ الرَّحِيمُ عِنْدَ السَّامِ ) حَسْبُنَا اللهُ الرَّؤُوفُ عِنْدَ الْمَسْئَلَةِ فِي الْجَدَثِ . حَسْبُنَا اللهُ الْكَرِيمُ عِنْدَ الْحِسَابِ ● حَسْبُنَا اللَّهُ اللَّطِيفُ عِنْدَ الْمِيزَانِ ● حَسْبُنَا اللَّهُ الْحَكِيمُ عِنْدَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ حَسْبُنَا اللَّهُ الْقَدِيرُ عِنْدَ الصِّرَاطِ حَسْبِيَ الله لا إلهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ● مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ وَبِالْيَوْمِ الْجَدِيدِ . وَبِالْإِبَانِ وَبِالْقَيْنَةِ السَّعِيدِ . وَبِالسَّافِرِ وَالشَّهِيدِ اكْتُبْ لَنَا مَا نَقُولُ بِسْمِ اللهِ الْحَمِيدِ الْمَجِيدِ الرَّفِيعِ الْوَدُودِ الْمُحِيطِ الْفَعَالِ فِي خَلْقِهِ لِمَا يُرِيدُ وَهُوَ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ أَصْبَحْنَا بِاللَّهِ مُؤْمِنًا وَبِلِقَائِهِ مُصَدِّقًا وَبِحُجَّتِهِ مُعْتَرِفًا وَلِسِوَى اللَّهِ فِي الْأَلْوَهِيَّةِ جَاحِدًا وَعَلَى اللهِ مُتَوَكَّلَا نُشْهِدُ اللهَ وَنُشْهِدُ مَلَائِكَتَهُ وَكُتُبَهُ وَأَنْبِيَانَهُ وَحَمَلَةَ عَرْشِهِ بِأَنَّهُ هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَأَنَّ الْجَنَّةَ حَقُّ وَالنَّارَ حَقٌّ وَأَنَّ الْحَوْضَ حَقٌّ وَأَنَّ الشَّفَاعَةُ حَقٌّ وَأَنَّ مُنكَرًا وَنَكِيرًا حَقٌّ وَ وَعْدَكَ حَقٌّ وَأَنَّ السَّاعَةَ أَنِيَّةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ عَلَى ذَلِكَ نَحْيِي وَعَلَيْهِ نَمُوتُ وَعَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا وَلَا نَرَى عَذَابًا إِنْ شَاءَ اللهُ تَعَالَى . اللَّهُمَّ إِنَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا فَاغْفِرْ لَنَا أَوْزَارَنَا الْكَبَائِرَ وَاللَّمَمَ فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُهُمَا إِلَّا أَنْتَ . وَاهْدِنَا لِأَحْسَنِ الْأَخْلَاقِ فَإِنَّهُ لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِهَا إِلَّا أَنْتَ . لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ نَسْتَغْفِرُكَ وَتَتُوبُ إِلَيْكَ . أَمَنَّا اللهُمَّ بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ وَأَمَنَّا اللهُم بِمَا أَنزَلْتَ مِنْ كِتَابِ فَصَدَّقْنَا ، اللهُمَّ أَمْلَا أَوْجُهَنَا مِنْكَ حَيَاءً وَقُلُوبَنَا مِنْكَ حُبُورًا ) اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا لَهُوما وَظَلِفًا وَلَا تَجْعَلْنَا ضَنِينًا وَعَمِيمًا وَنَمِيمَا وَنَفَاجًا وَدَاحِسَا اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَبْرَمَةِ وَالْجَوَى وَمِنَ الْعُتُقِ وَالْخَطْرَبَةِ وَالْخَيْلُولَةِ وَالْفَيْهَج وَالرَّنْعَ وَالْعَتْلِ وَالرَّمَاءِ وَالْفِتْنَةِ الدُّهْمَاءِ وَالْمَعِيشَةِ الضَّنَكَاءِ اللَّهُمَّ اجْعَلْ أَوَّلَ يَوْمِنَا هَذَا صَلَاحًا وَأَوْسَطَهُ فَلَاحًا وَأُخِرَهُ نَجَاحًا ) وَاخْتِمْ لَنَا بِالسَّعَادَةِ وَالشَّهَادَةِ وَالتَّوْبَةِ وَالْمَغْفِرَةِ وَالْإِيمَانِ اَللّهُمَّ اجْعَلْ اَوَّلَهُ رَحْمَةً وَأَوْسَطَهُ زَهَادَةً وَاخِرَهُ تَكْرِمَةَ اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا مِنَ الْعَيْشِ أَرْغَدَهُ وَمِنَ الْعُمْرِ أَسْعَدَهُ وَمِنَ الرِّزْقِ أَوْسَعَهُ اللَّهُمَّ اعْفُ عَنَّا بِعَفْوِكَ وَاحْلُمُ عَلَيْنَا بِفَضْلِكَ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ لَا أَحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا يُهْزَمُ جُنْدُكَ وَلَا يُخْلَفُ وَعْدُكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شكركَ يَا مَشْكُورُ اللَّهُمَّ أَوْزِعْنَا شُكْرَ مَا أَنْعَمْتَ بِهِ عَلَيْنَا فَإِنَّكَ أَنْتَ اللهُ الَّذِي ارْتَفَعَتْ عَنْ صِفَةِ الْجِبل صِفَاتُ قُدْرَتِكَ وَلَا ضِدَّ شَهِدَكَ حِينَ فَطَرْتَ الْمَأْرُوشَ وَلَا نِدَّ حَجَزَكَ حِينَ بَرَأتَ الْحَوَابَاتِ ) اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ جَحْمَةٍ لَا تَدْمَعُ وَمِنْ جَنَانٍ لَا يَفْزَعُ وَمِنْ قَلْبِ لَا يَخْشَعُ وَمِنْ عَوَاذِ الْمَاعُونِ اللهُمَّ فَهَمْنَا أَسْرَارَ قُرانِكَ وَالْبَسْنَا مَلَابَسَ أَنْوَارِكَ وَاغْمِسْنَا فِي رَامُوزِ اللَّطَائِفِ وَأَفِضْ عَلَيْنَا مِنْ عَوَارِفِ الْمَعَارِفِ يَا نُورَ الْأَنْوَارِ • يَا لَطِيفُ يَا سَتَارُ ) نَسْأَلُكَ أَنْ تُصَلِّي عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نِبْرَاسِ الْأَنْبِيَاءِ وَنَيْرِ الْأَوْلِيَاءِ وَزِبْرِقانِ الْأَصْفِيَاءِ وَيُوحِ الثَّقَلَيْنِ وَضِيَاءِ الْخَافِقَيْنِ وَأَنْ تَرْفَعَ وُجُودَنَا إِلَى فَلْكِ الْعِرْفَانِ وَأَنْ تُثبت شُهُودَنَا فِي مَقَامِ الْإِحْسَانِ . يَا اللهُ يَا نُورُ يَا وَاسِعُ يَا غَفُورُ يَا مَنِ السَّمَاءُ بِأَمْرِهِ مَبْنِيَّةٌ ) وَالْغَبْرَاءُ بِقُدْرَتِهِ مَدْحِيَّةٌ وَالشَّوَاهِقُ بِحِكْمَتِهِ مَرْسِيَّةٌ ) وَالْقَمَرَانِ بِفَضْلِهِ مُضيئَةُ نَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الَّذِي تَرَقْرَقَتْ مِنْهُ الْحُنَّسُ وَالْاَزْهَرَانِ . وَتَجَلْجَلَتْ مِنْهُ الْعَنَانُ حِرْزًا مَانِعَا وَنُورًا سَاطِعاً يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ يُقَلبُ اللهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِأُولِي الْأَبْصَارِ طَسَم وَنَعُوذُ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ مِنَ الْمَعَازِفِ وَالْعِضَةِ وَالْمَحْظُورِ وَالْمُمَاحَلَةِ وَالْغِمَارِ وَمِنْ كَيْدِ الْفُجَّارِ وَمِنْ حَوَادِثِ الْعَصْرَانِ وَمِنْ شَرِ الْاَجْرَانِ . يَا حَفِيظٌ اِحْفَظْنَا يَا وَلِيُّ يَا وَالِي يَا عَلِيُّ يَا عَالِي يَا مَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَا يَعْلَمُ أَحَدٌ كَيْفَ هُوَ إِلَّا هُوَ يَا اللَّهُ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا حَقُّ يَا وَاحِدُ يَا أَحَدُ يَا صَمَدُ يَا وَهَّابُ يَا فَتَّاحُ يَا مُحْيِي يَا مُمِيتُ يَا قَهَارُ يَا سَلَامُ • سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبِّ رَجِيمِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ . هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ ) هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَرُّ الْمُحْصِي الرَّزَّاقُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِيُّ الْمُذِلُّ الْمُقِيتُ الصَّادِقُ الْبَاقِي الرَّؤُوفُ النَّافِعُ الضَّارُّ الْمُهْلِكُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْعَفُو الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمُنْتَقِمُ التَّوَّابُ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ الْبَصِيرُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ يَا دَائِمًا بِلَا فَنَاءِ وَيَا قَائِمَا بِلَا زَوَالٍ وَيَا مُدْبَرًا بِلَا وَزِيرِ سَهْلْ عَلَيْنَا وَعَلَى أَبَوَيْنَا وَعَلَى جَميع طَلبَةِ النُّورِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ كَافَّةً كُلَّ عَسير • اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلَا رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ وَلَا مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِ مِنْكَ الْجَدُّ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِي الْعَظيمِ الْحَسِيبِ الْحَكَمِ الْعَدْلِ الرَّقِيبِ الْبَاذِخِ السَّامِحِ الْمُجِيبِ الْغَنِيَ الرَّشِيدِ الصَّبُورِ الْجَلِيلِ الْبَدِيعِ النُّورِ الْمُقْسِطِ الْجَامِعِ الْمُعْطِي الْمَانِعِ لا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْوَكِيلُ الشَّهِيدُ . لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْمَتِينُ الْمَجِيد • لا إله إلا اللهُ الْوَاحِدُ الْوَالى . لا إله إِلَّا اللهُ الْمَاجِدُ الْمُتَعَالِي . أَعْدَدْنَا لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إله إلا الله . وَلِكُلِّ رَغْسِ الْحَمْدُ لِلَّهِ . وَلِكُلِّ رَحَاءِ الشُّكْرُ لِلهِ . وَلِكُلِّ أَعْجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللهِ ) وَلِكُلِّ لَزْنٍ حَسْبِيَ اللَّهُ وَلِكُلِّ إِثْمٍ اسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَلِكُلِّ شَجُو مَا شَاءَ اللهُ . وَلِكُلِّ قَضَاءِ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ وَلِكُلِّ مُصِيَةٍ إِنَّا لِلَّهِ وَلِكُلّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ وَلِكُلِّ شَجْبِ اسْتَعَنْتُ بِاللَّهِ وَ اللَّهُمَّ إِنَّا أَصْبَحْنَا نُشْهِدُكَ وَنُشْهِدُ مَلَائِكَتَكَ وَحَمَلَةَ عَرْشِكَ وَأَنْبِيَانَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ بِأَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ يَا رَحْمَنَ الدُّنْيَا وَيَا رَحِيمَ الْآخِرَةِ فَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلْينَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ بِسْمِ اللهِ السَّافِي هُوَ اللهُ بِسْمِ اللَّهِ الْكَافِي هُوَ اللَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الْمُعَافِي هُوَ اللهُ بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ اللَّهُمَّ يَا مُحْيِي أَحْيِنَا حَيَاةً طَيِّبَةً بِالصَّحَةِ وَالْعَافِيَةِ فِي دَارِ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ . فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ . وَاللَّهُ مِنْ وَرَائِهِمْ مُحِيطٌ بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَجِيدٌ فِي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَلوةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا قَانِتِينَ إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ نِعْمَ الْحَافِظُ اللهُ يَاحَافِظُ اِحْفَظْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍ وَضَرٍ ثُمَّ أَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشَى طَائِفَةً مِنْكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللَّهِ لله ما غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الأمر مِنْ شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الْأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هَهُنَا قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللَّهُ في صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللَّهُ عَليمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ • الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا أمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَئِكَةُ وَأُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ الْإِسْلَامُ . فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ . وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيَ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ رَبِّي وَرَبِّكُمْ مَا مِنْ دَابَّةٍ إِلَّا هُوَ أَخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ وَمَا لَنَا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللَّهِ وَقَدْ هَدْينَا سُبُلَنَا وَلَنَصْرَنَّ عَلَى مَا أَذَيْتُمُونَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّل الْمُتَوَكَّلُونَ . قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلْينَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللهُ بِضُرْ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَادَّ لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ . وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُل فِي كِتَابٍ مُبِينِ . وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ مَا يَفْتَح اللهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ) وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ الله قُلْ أَفَرَأَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللهُ بِضُرٌ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرْهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ الله عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكَّلُونَ . وَمَا جَعَلَهُ اللهُ إِلَّا بُشْرَى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِهِ وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ • كَهيعص . حم عسق ، اِكْفِنَا وَارْحَمْنَا هُوَ اللهُ الْقَادِرُ الْقَاهِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْفَاطِرُ اللطيفُ الْخَبِيرُ قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ يَا حَنَّانُ يَا مَنَّانُ يَا بَدِيعَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ نَسْأَلُكَ يعظم اللاهونية أَنْ تَنْقُلَ طِبَاعَنَا مِنْ طِبَاع الْبَشَرِيَّةِ وَأَنْ تَرْفَعَ مُهَجَنَا مَعَ مَلَائِكَتِكَ الْعُلْوِيَّةِ . يَا مُحَوّلَ الْحَوْلِ وَالْأَحْوَالِ حَوّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ اسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ السَّابِقِ إِلَى الْأَنَامِ نورُهُ وَرَحْمَةٌ لِلْعَالَمِينَ ظُهُورُهُ عَدَدَ مَنْ مَضَى مِنَ الْبَرِيَّةِ وَمَنْ بَقِيَ وَمَنْ سَعِدَ مِنْهُمْ وَمَنْ شَقِيَ صلوة تَسْتَغْرقُ العَدَّ وَتُحِيطُ بِالْحَدِ صَلوةَ لَا غَايَةَ لَهَا وَلَا انْتِهَاءَ وَلَا أَمَدَ لَهَا وَلَا انْقِضَاءَ صَلوتَكَ الَّتِي صَلَّيْتَ بِهَا عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَعِشْرَتِهِ مِثْلَ ذلِكَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ . وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اللهم رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ . اللهم اَعْطِنَا كُلَّ خَيْرٍ وَاعِدْنَا مِنْ كُلِّ شَرٍ . اللَّهُمَّ صَلَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبْصَارِ وَضِبَائِهَا وَعَلَى الِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمْ . اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ اللهُمَّ بِحَقِّ كَلَامِكَ الْقَدِيمِ وَرَسُولِكَ الْكَرِيمِ وَبِحَقِّ جَميعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ . وَبِحُرْمَةِ الْأَوْرَادِ الْقُدْسِيَّةِ وَمَا فِيهَا مِنَ الْحَقَائِقِ يَا قَاضِيَ الْحَاجَاتِ وَيَا دَافِعَ الْبَلِيَّاتِ ادْفَعْ عَنَّا الْبَلَايَا وَارْزُقْنَا وَاسْتَاذَنَا وَوَالِدَيْنَا وَطَلابَ النُّور بِحُسْنِ الْخَاتِمَةِ أَمِينَ أمِينَ أمِينَ * وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا </span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EVRADI USBUIYYE - Muhyiddini Arabi nin Günlük Virdleri]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2299</link>
			<pubDate>Wed, 13 Mar 2024 07:43:43 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2299</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRADI USBUIYYE </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muhyiddini Arabi'nin Günlük Virdleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRAD-I ŞERİF HAKKINDA BİLGİ </span></span><br />
Belli vakitlerde itiyad edilerek (devamlı belli vakitlerde) <br />
Allah için okunan nafile ibadetlere (tesbih, dua, belli sureleri <br />
ve ayetleri okumaya) vird bunun çoğulu olarak da “virdler” <br />
manasına gelen EVRAD denilir. Her büyük evliyâ-ı kiram’ın, <br />
veliyullahın, şeyh’lerin özel ilâhi ilham sonucu tertip ederek <br />
okumayı âdet ettikleri evradları mevcuttur. Bunlara “Hizb” de <br />
denilirmiştir. Evliyâullah, hem kendileri bunları itiyad haline <br />
getirerek okumuşlar hem de onların talebeleri ‘müridleri) <br />
okumuşlardır. Birçok evliyâullah’ın kendi isminle anılan <br />
evradları halen günümüzdede mevcuttur. <br />
Evradları, Hizb’leri okumak isteyen nasipkar kimselere <br />
evliyaullah başlıca şu tavsiyeler de bulunmuşlardır:  <br />
Öncelikle<br />
 “Bu duaların” çok büyük faydalar <br />
sağlayacağına şüphesiz inanmalarını yani hulûs-û kalb <br />
sahibi olmalarını, halis samimi niyet etmelerini (Allah için <br />
okumalarını), abdestli olmalarını, kıbleye yönelerek, belli <br />
vakitlerde özellikle de duaların manaları üzerinde tefekkür <br />
ederek, içtenlikle ihlasla okumalarını söylemişlerdir. <br />
Böylelikle ancak evrad-ı şeriflerin nurlarından gereğince <br />
faydalanacaklarını bildirmişlerdir.  <br />
Bizim de Cenab-ı Hak’dan niyazımız; okurlarımıza, <br />
yakınlarına, bu hazine değerindeki evrad-ı şerif’i bu güne <br />
kadar okuyanlara, bu günden sonra da okuyacak olanlara ve <br />
sizlere ulaştırıncaya kadar hizmeti geçenlere rahmet ve <br />
mağfiret etmesidir. Özellikle de şeyhlerin içinde yeğane <br />
olarak şeyh’lerin en üstünü üstadların üstadı; şeyhlerin şeyhi <br />
“Şeyhu’l Ekber” ünvanının sahibi Muhyiddîn ibn. Arabi <br />
hazretlerinin bu dualarının sırlarından, nûrundan gereğince <br />
faydalanmayı, hazmınla, şükrünle cümlemize nasib etmesini, <br />
bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz hatalarımızı <br />
bağışlamasını indindeki en yüce isminin yüzüsuyu hürmetine <br />
dileriz. Amin. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRADI USBUIYYE <br />
<br />
Muhyiddini Arabi'nin Günlük Virdi </span></span><br />
<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahiym <br />
<br />
Kale’şşeyhu’l ekberu ve’l kibritu’l ahmer ve’lezheru <br />
seyyidi eş-şeyh Muhyiddiyni Muhammed ibnu Aliyyi ibni <br />
Ahmede’l mağriybiyyu endulusiyyu nefeanallahu biulûmihi <br />
fiddünya ve âhireh bi Muhammedin ve âlihi elhamdulillahi alâ <br />
husni tevfikihi. <br />
Şeyhu’l Ekber, Kibrit-i Ahmer en parlak nur efendim <br />
Şeyh Muhyiddin Muhammed b. Ali b. Ahmed el-Mağribi el<br />
Endülüsi -Allah dünya ve ahirette bizi onun ilimlerin ve onun <br />
muvaffak olduğu şeylerden ve Muhammed Aleyhisselam’dan <br />
ve Ehl-i Beytinden bizi yararlandırsın - şöyle der: <br />
“Elhamdulillahi alâ husni tevfiykiyhi. Ve eseluhu’lhidâyete <br />
ilâ sulûki tariykihi. Ve ilhâmen alâ tahkiykihi. Ve kalben <br />
mûkiyna ilâ tasdiykihi. Ve aklen nûraniyyen bi inâyeti <br />
tesbiykihi,  ve revhan ravhaniyyen ilâ teşriyfi. Ve nefsen <br />
mutmainneten minel cehli ve fehmen lâmi’an bi el-mâil fikri <br />
ve beriykihi. Ve sirren zâhiren bi selsebiyli’l-fethi ve rehiykihi. <br />
Ve lisanen mebsûtan bi bisâti’l-bestı ve terviykihi. Ve fikren <br />
samiyen an zuhrufi’lfaniy ve tezviykihi. Ve basiyreten <br />
tuşâhidu sirrel vucûdi fiy teğriybi’lkevni ve teşriykihi. Ve <br />
hevâssen salimeten bi-mecariy errevhi tetriyki. Ve fıtraten <br />
tahireten min zukâminnaksi ve tatbiyki. Ve kariyhaten <br />
munkadeten bi zimâmi’şşer’i ve tevsiykihi. Ve vakten <br />
musaiden licem’ihi ve tefriykihi. Ve salâten ve selâmen alâ <br />
Muhammedin ve ferikihi. Ve hulefâi min ba’dihi vettabiiyne <br />
sulûken tariykihi. Ve sellim tesliymen. Emma ba’du feinnel <br />
murade huvallahu fi’lvucudi veşşuhûdi ve huve’l-maksûd. Ve <br />
lâ inkâre ve lâ cuhûd. Ve huve hasbî ve ni’mel vekiyl.” <br />
Tevfikinin güzelliğinden dolayı hamdolsun Allah’a... <br />
yolunda süluk etmeye iletmesini; hakikatini ilham etmesini; <br />
tasdikine yakinen inanmış bir kalp, ezeli takdirinin inayetiyle <br />
nurani bir akıl, rahmetiyle şerefli kıldığı bir ruh, cehaletten <br />
kurtulup itminane ermiş bir nefis, fikir kıvılcım ve <br />
parıldayışlarıyla aydınlanan bir anlayış, fetih pınarı ve halis <br />
içeceğiyle berrak kılınmış bir sır, ufkun geniş sergisiyle <br />
yayılmış apaçık bir lisan, fani dünyanın çekici süslerinden ve <br />
zevklerinden öte yüce bir düşünce, varlığın sırrını evrenin <br />
batışında ve doğuşunda gözlemleyen bir basiret, ruhun <br />
mecralarında ve yollarında akan salim bir duygu, ve <br />
noksanlık felaketinden ve sızmasından beri bir fıtrat, şeriatın <br />
dizginlerine ve bağlarına boyun eğen bir huy, cemine ve <br />
tafsiline uygun bir vakit vermesini diliyorum. <br />
Salât ve selam olsun Muhammed’e, ehlibeytine ve <br />
grubuna, O’ndan sonra gelen halifelere, yolunu izleyen <br />
tabiine. <br />
Biliniz ki, varlık ve şuhutta murad O, Allah’dır. O’dur <br />
maksad. Ne inkar var ne ret. O bana yeter ve ne güzel <br />
vekildir O. <br />
İbn. Arabî. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlâhiy ente el-muhiytu biğaybi kulli şâhidin. Vel-müstevliy <br />
alâ bâtıni külli zâhiri. Es’eluke binûri vechikelleziy secedet <br />
lehu’lcibahu. Ve anet lehu’lvücûhu. Ve binûrikelleziy şehasat <br />
ileyhi’l ebsâru en tehdiyeni ilâ sırâtike’lhâssîy hidâyeten <br />
tasrifu bihâ vechiy ileyke ammen sivâke. Ya men huvel <br />
huvvu’lmutlaku. Ve ena’l huvvul mukkayyedu. Ya men lâ <br />
huve illâ huve. İlâhiy şâ’nuke kahru’l e’adâiy ve kam’ul <br />
cebbâriyne. Eseluke mededen min izzeti esmâike’l kahriyyeti <br />
yemneuniy min kulli men erâdeniy bisûin hattâ ekuffe bihi <br />
ekuffel bâğiyne ve aktaa bihi dâbirezzalimiyne, ve mellikniy <br />
nefsiy mulken yukaddisuniy an kulli hulukin şey’nin vehdiniy <br />
ileyke yâ hâdiy, ileyke merciu kulli şeyin. Ve ente bikulli şeyin <br />
muhıytun. Ve huve’lkâhiru fevka ibâdih. Ve huve’l latıyfu’l <br />
hayru. İlâhiy entel kadiymu alâ kulli nefsin. Velkayyûmu alâ <br />
kulli ma’nen ve hissin. Kaderte fekaherte ve alimte fekaderte <br />
feleke’lkudretu velkahru. Ve biyedike el-halku vel’emru. Ve <br />
ente ma’a kulli şey’in kurbel kurbi ve mevlâhu. Ve bil’ihâtati <br />
mudebbiruhu ve hudâhu. İlâhiy inniy es’eluke mededen min <br />
esmâa’ike’lkahriyyeti, tukavviy biha kuvâyel kalbiyyeti vel <br />
kâlibiyyeti hattâ lâ yelkâniy sâhibu kalbin illenkalebe alâ <br />
a’kibeyhi makhûren. Ve es’eluke ilâhiy lisânen nâtıkan. Ve <br />
kavlen sâdıkan ve fehmen lâyikan ve sırran fâaikan. Ve <br />
kalben kabilen ve aklen âkılen ve fikren muşrikan ve şavkan <br />
muklikan ve tarkan mutrikan ve tevkan muhrikan. Ve hebniy <br />
yeden kaadireten. Ve kuvveten kaahireten. Ve nefsen <br />
mutmainneten. Ve cevaarihen litaatike leyyineten. Ve <br />
kaddisniy lilkudûmi aleyke, verzuknî’ttakaddume ileyke, ilâhiy <br />
hebliy kalben ukbilu bihi aleyke, bifakrin elfakru yakûduhu <br />
veşşevku yesûkuhu, vettevku refiykuhu zaduhu’lhavfu ve <br />
refiykuhu’lkalaku. Ve kasduhu’lkurbu ve’lkabûlu. Ve indeke <br />
zulfa’l kaasidiyne. Ve muntehâ rağbetittâlibiyne. İlâhiy elkı <br />
aleyyessekiynete ve’lvakar. Ve cennibni’l-azamete <br />
ve’listikbar. Ve akımniy fiy makaamilkabûli bil’inaabeti, ve <br />
kaabil kavliy bil’icaabeti. Rabbi karribniy ileyke kurbel’arifiyn. <br />
Ve kaddesniy an alâik’ittab’i. Ve’ezil minniy ilaka <br />
demizzemmi, li ekûne mine’lmutahhiriyn. Ve sallallahu alâ <br />
seyyidiyna muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaiyn. <br />
Ve’lhamdulillâhi rabbilâlemiyn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gece Duasının Türkçe Manası</span></span> <br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym<br />
 <br />
İlahi! Sen her görünenin görünmezini kuşatan şahidsin. <br />
Her zahirin batınını bürüyensin. Bütün alınların secde ettiği, <br />
bütün yüzlerin döndüğü veçhinin nuru için, bütün gözlerin <br />
dikildiği nurun için senden beni, sırf sana has olan yoluna <br />
iletmeni istiyorum. Bir hidayet ki beni, senden başka her <br />
şeyden sana çevirsin. Ey mutlak O! Ve ben mukayyet <br />
O’yum.  <br />
Ey O’ndan başka O olmayan! İlahi! Düşmanları <br />
kahretmek ve zalimleri ezmek senin şanındır. Kahır <br />
isimlerinin izzetinden bir yardım istiyorum ki, benim için <br />
kötülük dileyen herkesten beni korusun. Bu sayede kendi <br />
kendime yeteyim. Zorbalara güç yetireyim. Zalimlerin <br />
köklerini kazıyayım. Beni nefsime öyle malik kıl ki, beni her <br />
türlü kötü ahlaktan arındırsın, temizlesin. Beni sana hidayet <br />
ettir. <br />
Ey Hadi! Ki her şeyin dönüşü sanadır. Sen her şeyi <br />
kuşatmışsın. O, kulları üzerinde kahredici güce sahiptir. O, <br />
hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.  <br />
İlahi! Sen her nefisten öncesin, kadimsin. Her anlama ve <br />
hisse hakimsin. Takdir ettin, sonra kahredici gücünle hakim <br />
oldun, bildin ve takdir ettin. Kudret ve kahredicilik senindir. <br />
Yaratma ve emir yetkisi senin elindedir. Sen her şeyle <br />
berabersin, yakınlığın yakını ve mevlasısın. İhata ederek onu <br />
idare eden ve hidayet ettirensin.  <br />
İlahi! Senin kahır isimlerinden yardım istiyorum ki kalbi <br />
ve bedeni kuvvetler onunla güçlensin. Ta ki benimle <br />
karşılaşan her kalp sahibi yenik ve mağlup olarak gerisin geri <br />
gitsin <br />
İlahi! Senden konuşan bir lisan, doğru söz, yaraşır bir <br />
anlayış, üstün bir sır, hakikate yatkın bir kalp, düşünen bir <br />
akıl, gören bir fikir, yerinde durmayan bir şevk, kurcalayan bir <br />
merak, yakıcı bir özlem istiyorum. Muktedir bir el, ezici bir <br />
kuvvet, mutmain bir nefis, sana itaat hususunda uysal <br />
organlar bahşet bana. Sana gelmek için beni kutsa, temizle, <br />
sana gelmekle beni rızıklandır.  <br />
İlahi! Bana öyle bir kalp bahşet ki, onunla muhtaç olarak <br />
sana yöneleyim. Muhtaçlık ona öncülük etsin, özlem onu <br />
sürsün, iştiyak yoldaşı olsun, korku azığı olsun, yerinde <br />
durmayan bir tereddüt arkadaşı olsun. Ama da yakınlık ve bu <br />
kabul olsun. Yönelenlerin yakınlığı senin katındadır. <br />
İsteyenlerin arzularının sonu sendedir.  <br />
İlahi! Üzerime sekine ve vakar indir. Büyüklenmekten ve <br />
kibirden beni uzak tut. Yönelmiş olarak kabul makamına beni <br />
yerleştir. Sözüme icabetle karşılık ver.  <br />
Rabbim! Beni ariflerin yakınlığıyla kendine yakın kıl. <br />
Tabiat bağlarından temizle beni. Temizlenenlerden olmam <br />
için yerme(zem) kanının pıhtısını benden gider.  <br />
Efendimiz Muhammed’e, ehlibeytine ve bütün ashabına <br />
salât et. Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
  <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Bismillâhil fâtihil vucûd velhamdulillâhi muzhiri kulli ve lâ <br />
ilâhe illallâhu tevhiyden mutlekan an keşfin ve şuhûd vallâhu <br />
ekberu minhu bede’el emru ve ileyhi yeûd ve subhânallâhi <br />
mâ semme sivâhu feyuşhedu velâ ma’ahu ğayruhu ma’bûd <br />
vâhidun ehadun alâ mâ kâne aleyhi kable hudûsi’lhudûd lehu <br />
fîy kulli şey’in âyetun tedullu alâ ennehu vâhidun ehadun <br />
mevcûd sirruhu munezzehun seterehu anil id’râki vennufûd <br />
velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym kenzun <br />
ihtassanâ bihi min hazâ’inilğaybi velcûd estenzilu bihi kulle <br />
hayrin ve edfau bihi kulle şerrin ve dayr ve eftuku bihi ratkın <br />
mesdûd ve innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûne fîy kulli emrin <br />
nezele ev huve nâzil ve fiy kulli hâlin ve meka’min ve hâtırın <br />
ve vâridin ve masdarin ve vurûd vallahu huve’lmercuvvu <br />
likülli şeyin ve fiy kulli şeyin huvel me’mûlu vel meksûd <br />
vel’ilhâmu minhu velfehmu anhu velmevcûdu huve velâ <br />
inkâre velâ cuhûd izâ keşefe felâ ğayr ve izâ setere fekullun <br />
ğayru ve kullun mahcûbun ma’bûdun bâtınun bil’ ehadiyyeti <br />
zâhirun bil’vâhidiyyet ve anhu ve bihi kâne kevnun kulli şey’in <br />
felâ şey erzişşeyu fiyl hakiykati ma’dûmun mefkûd fehuve’l<br />
evvelu ve’l-âhiru ve’z-zâhiru ve’l-bâtınu ve huve bikulli şey’in <br />
aliym kable kevnişşey’i ba’del vucûdi lehu’l-ihâtatu’l-vâsiah <br />
ve’l-hakiykatu’l-câmiatu ve’ssirrul kaim ve’lmulkuddâimu <br />
velhukmullâzim ehlussenâi velmecd huve kemâ esney alâ <br />
nefsihi fehuvel hâmidu velhamdu velmahmûd ehadiyyuzzât <br />
ve ehadiyyul esmâi vessıfât aliymun bilulliyâti velcuz’iyyât <br />
muhiytun bilfevkiyyâti vettahiyyat velehu anetil vucûhu min <br />
kullilcihât allâhümme ya men huvelmuhiytulcâmiu ve yâ men <br />
lâ yemneuhu minel’atâi mâni’ yâ men lâ yenfedu mâ indehu <br />
ve amme cemiy’al halâiki cûduhu ve rifduh allâhu’mmeftah <br />
lîye eğ’lâka hazihi’lkunûz vekşiflîy hekâika hazihi’rrumûzi ve <br />
kun ente muvâcihiy ve vuchetiy vahcubniy biru’yetike an <br />
ru’yetiy vemhu bizuhûri tecelliyke cemi’a sıfatıy hattâ lâ <br />
yekûne liy vichetun illâ ileyk ve lâ yekau minniy nazarun illâ <br />
aleyk venzuri allâhumme ileyye biaynirrahmeti ve’l-inâyeti <br />
ve’l-hifzi ve’rriâyeti ve’l-ıhtısâsi ve’l-vilâyeti fiy kulli şeyin hattâ <br />
lâ yahcubuniy an ru’yetiy leke şey’un ve ekûne nâzıren ileyke <br />
bimâ emdedteniy bihi min nazarike fiy kulli şey’ vec’alniy <br />
hâdian litecelliyke ehlen li’ihtisâsike ve tevelliyke mahalle <br />
nazarike min halkik ve mufiydan aleyhim min atâ’ike ve fadlik <br />
yâ men lehulğınâul mutlaku ve li’abdihil fakrul muhakkak yâ <br />
ğaniyyen an kulli şey’in ve kullu şey’in muftekırun ileyhi ve yâ <br />
men bi-yedihi emru kulli şey’in ve emru kulli şey’in vâciun <br />
ileyh ve yâ men lehul vucûdul mutlaku felâ ya’lemu mâ huve <br />
illâ huve velâ yustedellu aleyhi illâ bih’ Allahumme ve yâ <br />
musahhirel a’mâlissâlihati li’l-abdi nef’uhâ aleyhi lâ <br />
maksadaliy ğayruk velâ ye’suniy illâ cûduke ve hayruke yâ <br />
cevâdu fevkal emâli yâ mu’tiye’nnevâli kable’ssuâli yâ men <br />
vekafe dûnehu kademu kulli tâlibin yâ men huve alâ emrihi <br />
kâdirun ve ğâlibun yâ men huve likulli şey’in vâhibun ve izâ <br />
şâe sâlibun ehimmu ileyke bi’s-sûali fe ecidûni abden leke <br />
alâ kulli hâlin fetevelliniy yâ mevlâye fe ente evlâ bihî minniy <br />
keyfe aksiduke ve ente verâel kasdi em keyfe etlubuke <br />
vettalebu aynu’l bu’di eyetlebu men huve kariybun hâdir em <br />
yuksadu mine’l-kasdu fiyhi tâaihun ve hâairun ettalebu lâ <br />
yesılu ileyke ve’l kasdu lâ yesduku aleyke tecelliyâtu zâhirike <br />
lâ tulhaku ve lâ tudreku ve rûmuzu esrârike lâ tenhellu velâ <br />
tenfeku eya’lemul mevcûdu kunhe men evcedehu em <br />
yebluğul abdu hakiykate menista’bedehu e’ttalebu ve’lkasdu <br />
ve’l-kurbu ve’l-ab’du sıfâtu’l abdi femâ zâ yebluğul abdu <br />
bisıfâtihi mimmen huve munezzehu muteâlin fiy zâtihi ve <br />
kullu mahlûkin mehalluhu’-aczu fiy mevkifi’z-zulli alâ bâbi’l <br />
izzi an neyli idrâkî hazâl kenzi keyfe a’rifuke ve ente <br />
bâtınulleziy lâ tu’ref ve keyfe lâ a’rifuke ve entezzâhirulleziy <br />
ileyye fiy kulli şeyin tetearrefu keyfe uvehhiduke velâ <br />
vucûdeliy fiy aynil ehadiyyeti ve keyfe lâ uvehhiduke <br />
vettevhidu sirrul ubûdiyyeti subhâneke lâ ilâhe illâ ente mâ <br />
vehhadeke min ehadin iz ente kemâ ente fîy sâbikil azeli ve <br />
lâhikil ebedi feala tahkiykî mâ vehhadeke ehadun sivâke ve <br />
fiyl cumleti mâ arafeke illâ iyyâke betante ve zaherte felâ <br />
anke betante velâ liğayrike zaherte fe ente ente lâ ilâhe illâ <br />
ente fe keyfe bi hâzaşşekli yenhellu huvel evvelu âhiru vel’ <br />
âhiru evvelu fe yâ men ebheme’l-emre ve ebtamessirra ve <br />
evka’a fiylhiyreti velâ hayrete es’eluke. Allahumme <br />
keşfessirril ehadiyyeti ve tahkîykel ubûdiyyeti vel kıyâme <br />
birrubûbiyyeti bimâ yeliyku bihadretihâl aliyyeti fe enâ <br />
mevcûdun bike hâdisun ma’dûm ve ente mevcûdun bâkin <br />
hayyun kayyumun kadiymun ezeliyyun âlimun ma’lumun fe <br />
yâ men lâ ya’lemu ma huve illâ huve es’eluke allâhumme’l <br />
herabe minniy ileyke vel cem’a bicemiy’i mecmûiy aleyke <br />
hatta lâ yekûne vucûdiy hicâbiy an şuhûdiy yâ maksûdiy mâ <br />
fâteniy şeyun izâ enâ vecedtuke ve lâ cehiltu şey’en izâ enâ <br />
alimtuke ve lâ fekadtu şey’en izâ enâ şehidtuke fenâiy fiyke <br />
ve bekâiy bike ve meşhûdiy ente lâ ilâhe illâ ente ente kemâ <br />
şehidte ve kemâ alimte ve kemâ emerte ve şuhûdiy aynun <br />
vucûdiy femâ şehidtu sivâiyi fiy fenâiyi ve bakâiyi vel işâretu <br />
ileyye vel hukmu liy aleyye vennisbetu nisbetiy vekullun <br />
zalike rutbetiy veşşe’nu ş’anî fiy zuhûri velbutûni ve <br />
serayânissirril mesûni huviyyetun sâriyetun mezâhirun <br />
bâdiyeh vucûdun ve ademun ve nûrun ve zulemun levhun ve <br />
kalemun sem’ûn ve samemun cehlun ve ilmun harbun ve <br />
silmun samtun ve nutkun retkun ve fetkun hakiykatun ve <br />
hakkun ğaybûbiyyetun ezelun deymûmiyyetun ebedun “kul <br />
huvallâhu ehad allâhussamed lem yelid ve lem yûled ve lem <br />
yekun lehu kufuven ehad” ve sallallahu ale’l-evveli fiyl iycâdi <br />
ve’l-vucûd el fâtihi li kulli şâhidin hadretiye’şşâhidi ve’l<br />
meşhûd essiru elbâtınu vennûru’zzâhiru aynu’l maksûdu’l <br />
mumeyyezi kabdatiyessebki fiy âlemi’l-halki minel mahsûsi <br />
vel ma’bûd’irrûhu’l-ekdasu      <br />
 el-aliyyu vennûrul ekmelu’l<br />
behiyyu el-kaimu bikemâlil ubûdiyyeti fiy hadreti’l <br />
ma’bûdilleziy ufiydu alâ rûhihi min hadreti rûhâniyyetihi <br />
vettesalat bimişkâti kalbihi eşi’atu nûraniyyeti fehuverresûlul <br />
mukarrebun velveliyyul mes’ûd ve alâ âlihi ve ashâbihi <br />
hazâini esrârihi ve meâdini’l-envârihi ve metâli’i akmârihi <br />
kunûzil hekâiki hudâti’l halâiki nucûmil hudâ limenikteda <br />
vesellim tesliymen kesiyren ilâ yevmiddin velhamdulillâhi <br />
rabbilâlemiyn ve subhânallâhi ve mâ enâ minelmuşrikiyn ve <br />
hasbunallâhu ve ni’mel vekiyl velâ havle velâ kuvvete illâ <br />
billâhil aliyyil aziym. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
Vucudu açıp başlatan Allah’ın adıyla. Her varlığı açığa <br />
çıkaran Allah’a hamdolsun. Allah’dan başka ilah yoktur. <br />
Keşifle ve müşahede ile bilinen bir tevhiddir bu. Allah <br />
Ekber’dir, emir Ondan başlar, Ona döner. Allah münezzehtir. <br />
O’ndan başka bir şey yoktur ki görünsün. Onunla beraber <br />
ibadet edilen başka biri yoktur. O Vahid’dir  (Bir’dir) , <br />
Ahad’dır (tek’dir), sınırların meydana gelişinden önce olduğu <br />
gibidir. Her şeyde Ona dair bir ayet vardır; Onun birliğine, <br />
tekliğine ve varlığına delalet eder. Sırrı münezzehtir; O’nu, <br />
idrak edilmekten, nüfuz edilmekten gizlemiştir. <br />
Kuvvet ve değiştirme gücü ancak üstün ve azamet sahibi <br />
Allah’ındır. Bu, bize has kıldığı bir hazinedir, gayb ve <br />
cömertlik hazinelerinden. Onunla her hayrın indirilmesini ister <br />
ve her şerrin, her zararın savılmasını dilerim. Kapalı her <br />
menfezi Onunla açarım. Biz Allah’tan geldik ve yine Ona <br />
döneceğiz, indirdiği veya indirmekte olduğu her emirdi. Her <br />
halde, her makamda, her düşüncede, her ilhamda, her <br />
çıkışta ve her girişte. Her şey için ve her şeyde umut edilen <br />
Allah’dır. Umulan ve kast edilen Odur. İlham Ondan gelir, <br />
Ondandır anlamak. Varlık Odur, ne inkar var ne de ret. Açığa <br />
çıktığı zaman, hiçbir şey yoktur. Gizlendiği zaman her şey <br />
başkadır. Her şey teklikle perdelenmiş, mabud ve batındır, <br />
birlikle de zahirdir. Her şeyin varlığı Ondan ve Onunladır, bu <br />
yüzden hiçbir şey yoktur. Şu halde şey hakikatte yok ve <br />
yitiktir.  <br />
O, evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. O, her şeyi bilir. Bir <br />
şeyin olmasından önce de , varlığından sonra da geniş <br />
kuşatma Onundur. Onundur kapsamlı hakikat ve daima <br />
geçerli olan sır. Daimi mülk ve ayrılmaz hakimiyet. O övgüye <br />
ve ululuğa layıktır. O, kendini övdüğü gibidir. Hamdeden de, <br />
hamd da, hamdedilen de Odur. Zatı tektir. İsim ve sıfatları <br />
birdir. Küllileri ve cüzileri bilir. üstleri ve altları ihata etmiştir. <br />
Her yönden yüzler Ona yönelmiştir.  <br />
Allah’ım!  <br />
Ey ihata eden ve cem eden! Ey hiç kimsenin bağışına <br />
engel olamadığı! Ey katında olanların tükenmediği! Ey <br />
cömertliği ve bağışı bütün varlıkları kapsayan! Allah’ım! <br />
Benim için bu hazinelerin zincirlerini aç. Bu remzlerin <br />
hakikatlerini açığa çıkar. Benim yöneldiğim, yönüm ol. <br />
Rüyetinle beni rüyetimden perdele. Tecellinin zuhuruyla <br />
bütün sıfatlarımı sil. Benim bakışım senden başkasına <br />
ilişmesin.  <br />
Allah’ım! Bana her şeyde rahmet, inayet, koruma, riayet, <br />
ihtisas, velayet gözüyle bak. Ta ki hiçbir şey beni seni <br />
görmekten perdelemesin ve ben, beni desteklediğin <br />
bakışınla her şeyde sana bakıyor olayım. Beni tecelline <br />
boyun eğen, sana has olmaya layık ve mahlukatın içinde <br />
velayetinin mahalli kıl. Senin bağışını ve fazlını onlara <br />
bahşeden olayım.  <br />
Ey mutlak zenginliğe sahip ve ey kulları muhakkak <br />
fakirlik içinde olan! Ey her şeyden müstağni ve her şeyin <br />
muhtaç olduğu! Ey her şeyin emri elinde olan ve her şeyin <br />
dönüş mercii! Ey mutlak varlık sahibi! Ne olduğunu Ondan <br />
başka kimse bilemez. Ona ancak Onunla delalet edilir. Ey <br />
salih amelleri kuluna musahhar kılan! Ki yararı kendisine <br />
dönsün. Senden başka bir maksadım yoktur benim. Ancak <br />
senin cömertliğin ve hayrın bana kafi gelir.  <br />
Ey beklentilerin ötesinde cömert olan! Ey istenmeden <br />
önce ihtiyaçları bahşeden! Ey her isteyenin adımlarını <br />
önünde durduğu! Ey emrine güç yetiren, galip olan! Ey her <br />
şeye bağışta bulunan ve istediğinde bağışını alan! İsteyerek <br />
sana yalvarıyorum: her durumda beni sana kulluk eder bul. <br />
Beni dost edin ey mevlam! Senden ona benden daha <br />
layıksın. Sen ki maksadın ötesindesin, nasıl sana kast <br />
edeyim! İstemek uzaklığın kendisi iken nasıl seni talep <br />
edeyim! Yakın ve hazır olan ister mi? Ya da içinde kasıt <br />
şaşkın olan kimse nasıl kast eder? Talep sana ulaşmaz ve <br />
kast etme senin için geçerli olmaz. Zahirinin tecellilerine <br />
erişilmez, idrak edilmez. Sırlarının remzleri çözülmez, <br />
parçalanmaz. Mevcut olan kendisini var edenin künhünü <br />
bilebilir mi? Kul, kendisini kul edinenin hakikatine varabilir <br />
mi? İstemek, kast etmek, yakınlık ve uzaklık kulun <br />
sıfatlarıdır. Böyle iken kul bu sıfatlarıyla, zatı itibariyle müteal <br />
ve aşkın olandan neyi kavrayabilir. Her mahluk acz <br />
mahallinde, zillet konumunda ve izzet dergahında <br />
durmaktadır ve bu hazineyi idrak etmekten uzaktır. Seni <br />
nasıl bilebilirim ki sen, bilinmeyen batınsın! Ve sen, her <br />
şeyde kendini bana tanıtan zahirsin. Teklik aynında bana ait <br />
bir varlık yok iken seni nasıl birleyebilirim! Ve tevhid kulluğun <br />
sırrı iken seni birlememem mümkün mü! Sen münezzehsin, <br />
senden başka ilah yoktur. Hiç kimse seni birlemiş değildir. <br />
Çünkü sen ezeli geçmişte ve ebedi gelecekte olduğun <br />
gibisin. O halde gerçek anlamda senden başka seni birleyen <br />
kimse yoktur. Kısacası, seni senden başka bilen yoktur. <br />
Batınsın, zahirsin. Kendinden gizlenip batın olmuş değilsin <br />
ve başkası için de zahir değilsin. Sen sensin. Senden başka <br />
ilah yoktur. Ahirin evveli ve evvelin ahiri olan bu şekilde <br />
çözülür mü?  <br />
Ey emri müphem kılan, sırrı gizleyen ve hayret yok iken <br />
hayrete düşüren! Allah’ım! Senden tekliğin sırrını, kulluğun <br />
hakikatini, yüce huzura layık olan şekilde rububiyetle kaim <br />
olmayı istiyorum. Ben seninle varım, sonradan olmayım, yok <br />
olucuyum. Sen varsın, bakisin, daima dirisin, her şeye <br />
hakimsin, kadimsin, öncesizsin, bilensin, bilinensin.  <br />
Ey mahiyetini kendisinden başka kimsenin bilmediği <br />
Allah’ım! Senden, kendimden sana kaçmayı, bütünümle <br />
sende cem olmayı istiyorum. Ki varlığım şühüduma perde <br />
olmasın. <br />
Ey maksadım! Seni bulduğumda hiçbir şeyi kaybetmem. <br />
Seni bildiğimde hiçbir şeyi bilmemiş olmam ve seni <br />
müşahede ettiğimde hiçbir şeyi yitirmiş olmam. Fena <br />
bulmam sende, Beka bulmam seninledir. Müşahede ettiğim <br />
sensin. Senden başka ilah yoktur. Sen müşahede ettiğin, <br />
bildiğin ve emrettiğin gibisin. Müşahedem varlığımın <br />
aynısıdır. Ben fena bulurken de bekaya erişirken de <br />
kendimden başkasını müşahede etmedim. İşaret banadır, <br />
hüküm benim için ve banadır. Nispet benim nispetimdir ve <br />
bütün bunlar benim mertebemdir. Zuhurda, batında, korunan <br />
sırrın sirayetinde durum benim durumumdur. Sirayet eden bir <br />
hüviyet, açık ve belirgindir. Varlık, yokluk, nur, zulmet, levh, <br />
kalem, işitme, sağırlık, cehalet, bilme, savaş, barış, susma, <br />
konuşma, bütünlük, parçalanma, hakikat, hak, gaiplik, ezel, <br />
daimilik ve ebed…  <br />
“De ki: O, Allah Ahad’dır. O Allah Samed’dir. <br />
Doğurmamış ve doğmamıştır. O,nun hiçbir dengi yoktur. O, <br />
Ahad’dır.”  <br />
Allah’ın salât ve selam var etme ve varlıkta ilk olanın, her <br />
şahidin fatihi, görenin ve görünenin hazırı gizli sır, zahir <br />
nurun üzerine olsun. O, mümeyyiz maksadın aynıdır. <br />
Yaratılış aleminde öncelik kabzasıdır. Mabudun yüce ve <br />
kutsal ruhtan, parlak ve mükemmel nurdan yarattığıdır. O, <br />
mabudun huzurunda kulluğun kemalini gerçekleştirmiştir. <br />
Ruhaniyetinin huzurundan onun ruhuna feyiz bahşedilmiştir. <br />
Nurani parıldayışlar onun ruhunun kandiline ulaşmıştır… O, <br />
yakınlaştırılmış resul, saadete erişmiş velidir. Salât ve selam <br />
Onun ehlibeytinin, sırlarının hazineleri, nurlarının kaynakları, <br />
aylarının doğuş menzilleri, hakikatlerinin hazineleri, <br />
mahlukatın yol göstericileri, izleyenlerin rehber yıldızları olan <br />
ashabının üzerine olsun. Din gününe kadar salat ve selam <br />
onlara olsun.  <br />
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun. Allah <br />
münezzehtir ve ben müşriklerden değilim. Allah bize yeter ve <br />
O ne güzel vekildir. Yüce ve azamet sahibi olan Allah’tan <br />
başka kudret ve güç sahibi yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhî vesia ilmuke kulle ma’lûm. Ve ehatat hubretuke <br />
bâtıne kulle mefhûmin ve tekaddeste fî ulâke an kulle <br />
mezmûmin ilâ yevmiddiyn ve’l hamdu’llahi rabbi’l alemiyn <br />
tesamet ileyke’l himamu. Ve saide ileyke’l kelimu. Entel <br />
muteâlî fî sumuvvike. Feakrabu meâricinâ ileyke’ttenezzulu <br />
ve ente’l-muteazzizu fî uluvvike. Fe eşrefu ahlakına <br />
ileyke’ttenezzulu.  Zaharte fî kulli bâtınin ve zâhir. Ve dumte <br />
ba’de kulli evvelin ve âhir. Subhaneke lâ ilâhe illâ ente <br />
secedet<br />
 li-azametike’l-cibahu. Ve tene’ammet <br />
bizikrikeşşifâhu. Es’eluke bi’ismikel aziymillezî ileyhi <br />
sumuvvu kulli muterakun. Ve minhu kabûlu kulli mutelakkin. <br />
Sirren tetlubunî fîhi’l himamu’l aliyyetu. Ve tenkadu ileyye <br />
fîhi’l enfusu’l ebiyyetu. Ve es’eluke rabbî en tec’ale sullemî <br />
ileyke’ttenezzule ve mi’racî ileyke’ttehaddu’a ve’ttezellule. <br />
Ve’knufnî biğâşiyetin min nûrike tekşifu lî bihâ kulle mestûrin. <br />
Ve tehcubunî an kulli hâsidin ve meğrûrin. Ve heblî hulukan <br />
eseu bihi kulle halkın. Ve ekdî bihi kulle hakk, kema ve si’ate <br />
kulle şey’in rahmeten ve ilmen. Lâ ilâhe illâ ente yâ hayyu yâ <br />
kayyumu. Rabbi rabbinî bi-latıyfî rubûbiyyetike terbiyete <br />
muftekirin ileyke lâ yestağnî anke ebeden. Ve râkıbnî biayni <br />
inâyetike bi-murâkabetin tehfazunî an kulli târikin yetrukunî <br />
bi-emrin yesû’ûnî fî nefsi ev yukeddiru aleyye vaktî ve hissî. <br />
Ev yektubu fî levhin hattan mine’l-hutûti verzuknî râhete’l<br />
unsi bike ve rakkınî ilâ makami’l-kurbi minke ve ravvih rûhî <br />
bi-zikrike ve reddidnî beyne rağabin fîke ve rehebin minke. <br />
Ve reddinî biridâi’rrıdvâni ve evridnî mevâride’l kabûli ve <br />
heblî fîyke rahmeten minke telummu bihâ şe’asî ve <br />
tukemmilu biha naksıy. Ve tukavvimu ivecî. Ve teruddu <br />
şâridî. Ve tehdî hâirî. Fe inneke rabbu kulli şey’in ve <br />
murebbiyih. Rahimte’zzevate ve refe’ate derecâte. Fe inne <br />
kurbeke rûhu’l ervâhu. Ve reyhânu’l efrâh. Ve unvânu’l felâh. <br />
Ve râhatu kulli murtahi. Tebârekte rabbe’l erbâbi. Ve <br />
mu’atikarrikabi. Ve kâşife’l azâbi. Vesi’ate kulle şey’in <br />
rahmeten ve ilmen. Ve ğaferte’zzunûbe hanânen ve hilmen. <br />
Ve ente’l ğafûru’rrahiymu’l-haliymu’l-aliymu’l-aliyyu’l aziymu. <br />
Ve sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve <br />
sahbihi ecmaiyn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span> <br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym<br />
 <br />
İlâhi! İlmin her malumu kuşatmıştır. Haberdarlığın her <br />
anlaşılanın batınını ihata etmiştir. Yüceliğinde din gününe <br />
kadar her zemm edilenden münezzehsin. Alemlerin rabbi <br />
olan Allah’a hamdolsun.  <br />
Himmetler sana yükselir. Sözler sana çıkar. Sen <br />
ululuğunda aşkınsın. Sana yükselişlerimizin en yakını <br />
tenezzüldür ve sen yüceliğinde erişilmezsin. Sana karşı <br />
takındığımız en şerefli ahlak zelilliktir. Her batında ve zahirde <br />
zuhur ettin. Her evvelden ve ahirden sonra daima varsın. <br />
Sen münezzehsin. İlahlar yoktur. Ancak sen varsın. Senden <br />
başka ilah yoktur. Alınlar senin azametine secde eder. <br />
Dudaklar senin zikrinle nimetlenir. Her özlem sahibinin <br />
yükseldiği en büyük isminle senden istiyorum. Dile getirilen <br />
her isteğin kabulü de ondandır. Bana bir sır ver ki yüksek <br />
himmetler onu bende arasın. Onurlu nefisler ondan dolayı <br />
bana uysun.  <br />
Rabbim! Senden istiyorum ki, sana yükseliş merdivenimi <br />
tenezzül, sana miracımı boyun eğiş ve zelillik kılasın. Beni <br />
nurundan bir örtüyle bürü. Böylece her örtülü bana açılsın. <br />
Beni de her kıskanandan ve gururludan perdelesin. Bana <br />
öyle bir ahlak ver ki bütün mahlukatı kucaklayayım onunla. <br />
Onunla her hakkı vereyim. Tıpkı senin her şeyi rahmet ve <br />
ilimle bürümen gibi.  <br />
Senden başka ilah yoktur. Ey daima diri ve her şeye <br />
egemen olan! Rabbim! Beni rablığının lütfu ile terbiye et. Bir <br />
terbiye ki beni sana muhtaç bıraksın ve ebediyen senden <br />
müstağni kılmasın. Beni inayet gözüyle murakabe et ki bana <br />
nefsim itibariyle kötülükle ilişmek isteyen veya vaktimi ve <br />
duygumu bulandıran veya levhte bana bir satır yazmak <br />
isteyen herkesten korusun. Beni seninle ünsiyet kurma <br />
rahatlığıyla rızıklandır. Beni sana yakınlık makamına yükselt. <br />
Ruhumu zikrinle huzura kavuştur. Beni sana umut bağlamak <br />
ve senden korkmak arasında gidip gelen yap. Bana rıza <br />
gömleğini giydir. Beni kabul mekanlarına girdir. Senin içinde <br />
senden bana bir rahmet bahşet. Onunla dağınıklığım <br />
derlensin, eksiklerim tamamlansın. Eğriliklerim doğrulsun. <br />
Kaçaklarım geri gelsin. Şaşkınlarım yolunu bulsun. Çünkü <br />
sen her şeyin Rabbi; terbiye edicisisin. Zatlara rahmet ettin, <br />
dereceleri yükselttin. Sana yakınlık ruhların rahatıdır, <br />
sevincin reyhanıdır. Rahata eren herkesin dinlencesidir.  <br />
Ey terbiye edenlerin Rabbi! Boyunları emrine ram eden! <br />
Azabı gideren. Sen yücesin. Rahmetin ve ilminle her şeyi <br />
kuşattın. Şefkatin ve hilminle günahları bağışladın. Sen çok <br />
bağışlayansın, Rahimsin, Halimsin, Alimsin, Alâsın, yüceler <br />
yücesisin, azamet sahibisin, ulusun.  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, Onun <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Allâhumme innî es’eluke’nnûra ve’l-hudâ. Ve’l-edebe fî <br />
ıktida. Ve eûzu bike min şerri nefsî. Ve min şerri kulli kâtıin <br />
yaktaunî anke. Lâ ilâhe illâ ente kaddis nefsî mineşşubuhati <br />
ve’l ahlâkısseyyiat. Ve’lhuzûzi ve’l-ğafelati. Vec’alnî abden <br />
mutıy’an leke fî cemiy’ il hâlâti. Ya Aliymu allimnî min ilmike. <br />
Ya Hakiymu eyyidnî bihukmike. Ya Semiy’u esmi’nî minke, <br />
Ya Basiyru bassırnî fî alâike. Ya Habiyru fehhimnî anke. Ya <br />
Hayyu ehyinî bizikrike. Ya Muriydu hallis iradetî bikudretike <br />
ve azametike. İnneke alâ kulli şey’in kadiyr. Allâhumme innî <br />
es’eluke billâhûti zittedbiyr. Ve’nnâsûti zitteshiyr. Vel akli <br />
zitte’siyr. El muhiyti bil kulli ve’lcumleti vettafsılî fî’ttasvîri <br />
vettakdîri ilâhî es’eluke bizatike’lletî lâ tudreku velâ tudrek. <br />
Ve biehadiyyetike’lletî men tevehheme fîha’lmeiyyete fekad <br />
eşreke. Ve bi’ihâtatikelletî men zanne fî ezeliyyetiha ğayren <br />
fekad efike. Ve min nizâmil’ihlâsı fekad infekke. Ya men <br />
sulibe anhu tenziyhen ma lem yekun fî kıdemihi. Ya men <br />
kaddere an kulli şey’in bi’ihâtatihi ve azametihi. Ya men <br />
ebreze nura vucûdihi min zulmeti ademihi. Ya men savvere <br />
eşhâsa’l-eflaki bima evdeahu min ilmihi fî kalemihi. Ya men <br />
sarrefe ahkâmehu biesrâri hikemihi unâdiyke’stiğâsete <br />
be’îdin likariybin. Ve etlubuke talebe muhibbin lihabiybin. Ve <br />
es’eluke suâle mud’tarrin limucîbin. Es’eluke allâhumme ref’a <br />
hicâbilğaybi. Ve halli ikaâli’lvehmi ve’rraybi. Allâhumme <br />
ehyinî bike hayâten vacibeten. Ve allimnî minke ilmen <br />
muhiytan biesrari’l-ma’lumati. Veftah lî bikudretike kenzel <br />
cenneti vel’arşi vezzâti. Ve’mhaknî tahte envâri’ssıfâti. Ve <br />
hallısnî bi minnetike min cemiy’il kuyûdi’lmu’kıdati. <br />
Subhâneke tenzîhan subbuhun tenezzehe an simâti’l-hudûsi <br />
ve sıfâti’nnaksi. Kuddûsun tetahhere min eşbahi’zzemmi ve <br />
mûcibâ’tirrafdı. Subhâneke e’cezte kulle talibin anil vusûli <br />
ileyke illâ bike. Subhâneke lâ ya’lemu men ente sivake. <br />
Subhâneke ma ekrabeke me’a tereffu’i ulâke. Allâhumme <br />
elbisnî subhate’l-hamdi ve reddinî biridâi’l-izzi ve tevvicnî <br />
bitaci’l celali ve’lmecdi. Ve cerridnî an sıfatî zevâti’l hezli <br />
ve’lciddi. Ve hallısnî min kuyûdi’l addi ve’lhaddi ve <br />
mubaşereti’l hılafi ve’nnaksı ve’zzıddı bimennike. İlâhî ademî <br />
bike aynu’lvucûdi ve bekaî meake aynu’l-ademi. Fe ebdilnî <br />
mekane tevehhumi vucûdî meake bi tahkıykı adamî bike. <br />
Vecme’a şemlî bi’istihlâkî fiyke. Lâ ilâhe illâ ente tenezzehte <br />
anilmesîli. Lâ ilâhe illâ ente teâleyte aninneziyri. Lâ ilâhe illâ <br />
ente isteğneyte anil veziyri ve’lmuşiyri. Lâ ilâhe illâ ente ya <br />
Ehadu ya Samedu. Lâ ilâhe illâ ente bike’l vucûdu ve <br />
lekessucûdu. Ve ente’l-hakku’l ma’bûdu. Euzubike minnî ve <br />
es’eluke zevâlî annî. Ve estağfiruke min tekıyyetin tub’idu ve <br />
tudnî ve tusmî ve tuknî. Entel vâdiu ve’rrâfiu ve’l mubdiu vel <br />
katıu vel muferriku vel câmiu. Yâ Vâdiu ya Râfiu ya Mubdiu <br />
ya Kâtıu ya Muferriku ya Camiul’iyazel iyâze’l-ğiyâse’l-ğiyâse <br />
ya İyâzî ya Ğıyâsî ennecâten necâtel melâzel melâze. Ya <br />
men bihi necâtî ve melâzî es’eluke fîma seeltuke ve <br />
etevesselu ileyke bimukaddimetil vucûdil evveli. Ve nûril <br />
ekmeli ve rûhil hayâtil efdali. Ve bi-satırrahmetil ezeli. Ve <br />
semâilhuluki’l ecellissabikı birrûhi velfadli. Ve’lhâtimi bissûreti <br />
vel ba’si. Vennûri bi’lhidâyeti ve’lbeyâni. Verrahmeti bil’ilmi <br />
vettemkiyni vel’emâni muhammedini’l mustafâ. Ve’rrasûli’ <br />
lmuctebâ ve’ssafiyyu’l-murtaza vennebiyyil muktedâ <br />
sallallâhu aleyhi ve alâ alihi ve sahbihi ve selleme tesliymen <br />
kesiyra ilâ yevmiddiyn velhamdulillâhi rabbil âlemiyn.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Allah’ım! Senden nur ve hidayet, uymada edep <br />
istiyorum. Nefsimin şerrinden ve beni senden koparan her <br />
koparıcının şerrinden sana sığınırım. İlahlar yoktur ancak <br />
Sen varsın. Nefsimi şüphelerden, kötü ahlaktan, maddi <br />
hazlardan, gafletlerden arındır. Beni, her durumda sana itaat <br />
eden bir kul eyle.  <br />
Ey bilen! Bana ilminden öğret. Ey hüküm ve hikmet <br />
sahibi! Beni hüküm ve hikmetinle destekle. Ey işiten! Bana <br />
kendinden duyur. Ey gören! Bana nimetlerini göster. Ey her <br />
şeyden haberdar! Bana kendini anlat. Ey diri! Beni zikrinle <br />
dirilt. Ey irade sahibi! Kudretin ve azametinle irademi arındır. <br />
Muhakkak senin her şeye gücün yeter.  <br />
Allah’ım! Senden tedbir sahibi bir lahut, musahhar <br />
kılınmış bir nasut, etkili, külli, mücmeli ve mufassalı tasvir ve <br />
takdirde kuşatan bir akıl istiyorum.  <br />
İlahi! İdrak edilmeyen, terk edilmeyen zatınla, beraberlik <br />
vehmedenin şirke gireceği tekliğinle, ezeliliğinde başkasının <br />
varlığını zannedenin iftira ettiği, ihlas nizamından ayrılacağı <br />
kuşatıcılığınla senden istiyorum.  <br />
Ey kadimliğiyle beraber olmayan şeylerin kendisinden <br />
tenzih edilen! Ey ihatası ve azametiyle her şeyi takdir eden! <br />
Ey varlık nurunu adem zulmetinden çıkaran! Ey kalemine <br />
yerleştirdiği ilmiyle feleklerin şahıslarını tasvir eden! Ey <br />
hikmetlerinin sırlarıyla hükümlerini uygulayan! Uzak olanın <br />
yakın olandan yardım istemesi gibi sana sesleniyorum. <br />
Sevenin sevgilisini istemesi gibi seni istiyorum. Muhtaç <br />
olanın icabet edenden dilenmesi gibi senden istiyorum.  <br />
Allah’ım! Senden gayp perdelerinin kaldırılmasını, vehim <br />
ve şüphe sarığının çözülmesini istiyorum. Allah’ım! Beni, <br />
zorunlu bir hayat bahşederek kendinle dirilt. Bana, <br />
malumatların sırlarını kuşatan bir ilim öğret kendinden. <br />
Kudretinle bana cenneti, arşı ve zatı aç. Sıfatların nurları <br />
altında beni sil. Beni düğümleyen tüm bağlardan lütfunla <br />
kurtar. Sen münezzehsin. Apaydınlık bir tenzih. Sonradan <br />
olmalık özelliklerinden ve eksiklik sıfatlarından berilik bir <br />
kutsilik sahibisin ki, yergi şüphelerinden ve reddedilme <br />
gereklerinden uzaksın. Sen münezzehsin. Sana ulaşmak <br />
isteyenlerin tümü, seninle olmaksızın sana ulaşmaktan <br />
acizdir. Sen münezzehsin, senin kim olduğunu senden <br />
başkası bilemez. Sen münezzehsin, yüceliğine rağmen ne <br />
kadar da yakınsın.  <br />
Allah’ım! Bana hamd elbisesini giydir, izzet ridasıyla <br />
üzerimi ört, başıma celal ve ululuk tacını geçir. Şaka ve <br />
ciddiyet zatlarının sıfatlarından beni arındır. Sayı ve sınır <br />
karşıtlarından, farklılık ve eksiklik içinde olmaktan lütfunla <br />
beni kurtar.  <br />
İlahi! Seninle yok olmam varlığını aynı, seninle baka <br />
bulmam yokluğun aynıdır. Seninle yok oluşumu <br />
gerçekleştirmek suretiyle seninle beraber varlığımı <br />
vehmetme mekanından uzaklaştır beni. Sende yok etmek <br />
suretiyle beni derle, topla. Senden başka ilah yoktur. <br />
Benzerden, benzerlikten münezzehsin. Senden başka ilah <br />
yoktur, denk olmaktan münezzehsin sen yüceler yücesisin. <br />
Senden başka ilah yoktur, yardımcı ve danışmandan <br />
müstağnisin. Senden başka ilah yoktur.  <br />
Ey Ahad! Ey samed! Senden başka ilah yoktur, varlık <br />
seninledir ve secdeler sanadır. Sen Hak mabudsun. Benden <br />
sana sığınırım ve kendimden zeval bulmayı istiyorum <br />
senden. Seni uzaklaştıran, beni yakınlaştıran, seni ululayan <br />
ve beni gizleyen bir takiyyeden dolayı senden bağışlanma <br />
diliyorum. Alçaltan, yükselten, yoktan, örneksiz var eden, <br />
kesen, ayıran ve toplayan sensin.  <br />
Ey alçaltan! Ey yükselten! Ey yoktan, benzersiz var <br />
eden! Ey kesen! Ey ayıran! Ey toplayan! Sana sığınıyorum. <br />
Sana sığınıyorum. Senden yardım istiyorum, senden yardım <br />
istiyorum.  <br />
Ey sığınağım! Ey sığınağım! Kurtar! Kurtar! Beni <br />
himayene al! Beni himayene al. Ey kurtuluşumun sebebi ve <br />
sığınağım! Senden istediğim şeyleri isterken, ilk varlığın <br />
öncüsünü, en mükemmel nuru, en üstün hayatın ruhunu, <br />
ezeli rahmetin yayıcısını. En ulu ahlakın semasını, ruh ve <br />
fazilet öncüsünü, suret ve gönderiliş hatemini, hadiyat ve <br />
beyanla gönderileni, ilim, temkin ve eman rahmetini, <br />
Muhammed Mustafa’yı, seçilmiş Rasulu, razı olunmuş safiyi, <br />
önder Nebiyi vesile kılıyorum. <br />
Allah’ım! Ona, ehlibeytine, ashabına kıyamet gününe <br />
kadar salât ve selam et. Alemlerin rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALI  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhî enteş şediydul batşi. Eliymul ahzi. Aziymul kahril <br />
muteâlî anil ezdâdi ve endâdi. Vel munezzihi anissahibeti vel <br />
evlâdi. Şa’nuke kahrul a’dâi ve kam’ul cebbârîn. Temkuru <br />
bimen teşâu ve ente hayrul mâkiriyn. Es’eluke bismikellezî <br />
ehazte bihinnevâsî. Ve ehracte bihi minessayasî. Ve kazefte <br />
bihirru’be fî kulûbil a’dâi. Ve eşkayte bihi ehleşşekâi. En <br />
tumiddenî birakiykatin min rekaiki ismikeşşedîydi. Tesrî fî <br />
kuvâyel cuz’iyyeti vel külliyyeti hattâ etemekkene min fi’ali <br />
ma uriydu. Felâ yesilu ileyye zulmu zâlimin bisûin ve lâ yestû <br />
aleyye mutekebbirun bicevrin. Vec’al ğadabî leke ve fîke <br />
makrûnen biğadabike linefsike. Ve etmis alâ vucûhi a’dâî <br />
vemsah’hum alâ mekânetihim veşdud alâ kulûbihim vadrib <br />
beynî ve beynehum bisûrin’llehu, bâbun batınuhu, <br />
fihirrahmetu ve zâhiruhu, min kıbelihi el azâbu inneke <br />
şedîydul batşi eliymûl ahzi. Ve kezâlike ahzu rabbike izâ <br />
ehazel kurâ ve hiye zâlimetun inne ahzehu eliymun <br />
şediydun. Rabbi eğninî bike ammen sivake ğanâen yuğnînî <br />
ğâyetel ğınâ an külli hazzin yed’ûnî ilâ zâhiri külli halkin ev <br />
bâtini emrin ve belliğnî ğâyete teysiyri. Verfa’nî ilâ sidreti <br />
muntehâye. Ve’eşhidnî kevnel vucûdi devriyyen vesseyri <br />
kevriyyen hattâ uâyine sirrettenziyle ilâ ennihayati velavdi <br />
ilâ’l-bidayati hattâ yenkatıal kelamu ve teskune hareketullâmi <br />
ve tümhâ annî nuktau’l-ğayni ve yeûdel vahidu ilâ’l-isneyni. <br />
İlâhî yessir aleyye bissirrillezî yessertehu alâ kesiyrin min <br />
evliyâike teysiyren yu’cimu annî ğayme ğanâiy ve eyyidni fî <br />
zâlike kullihi binûrin şa’şeaniyyi bihatfin yahtifu basara külli <br />
hâsidin minel cinni vel insi ve heblî meleketel ğalabeti likülli <br />
makamin. Ve eğninî ammen sivake ğinâen yusbitu fakrî <br />
ileyke innekel ğaniyyu’l-hamiydu. El veliyyul-meciydul <br />
kerimur-reşiyd. Ve sallallahu alâ seyyidina muhammedin ve <br />
âlihi ve sahbihi ecmaiyn. Kale eş-şeyhu teğammedehullâhu <br />
biğufrânihi. Ve eskenehu e’lâ ğurafi cinânihi: Zahare aleyye <br />
şeyhâni muhibâni fîl halveti fî cebelil fethi senete aşrin ve sitti <br />
mietin fe kâle ehaduhuma: Ervi anni ilâ külli tâlibin sâdikın ve <br />
ilâ külli murîydin muvâfık.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALI  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlahi! Senin baskının şiddetli, yakalaman elem vericidir. <br />
Kahrın azimdir. Zıtlardan ve eşlerden yücesin. Eş ve <br />
çocuktan münezzehsin. Düşmanları kahretmek, zorbaları <br />
ezmek senin şanındır. Dilediğine tuzak kurarsın, sen tuzak <br />
kuranların en iyisisin. Kimi perçemlerden yakalayıp <br />
müstahkem kalelerden çıkardığın, düşmanların yüreklerine <br />
korku saldığın, bedbahtları mutsuz kıldığın ismin hakkı için <br />
senden istiyorum. Şiddetle yakalan isminin kullarından birini <br />
bana yardım olarak gönder ki benim cüzi ve külli <br />
kuvvetlerime sirayet etsin, böylece istediğimi yapabileyim. <br />
Hiçbir zalimin zulmü bana ilişmesin, hiçbir zorba zulümle <br />
beni korkutmasın. Öfkemi senin için, seninle ve senin öfkenle <br />
birlik kıl. Düşmanlarımın yüzünü ört, onları oldukları yerde <br />
başka varlıklara döndür. Kalplerini bağla. Benimle onlar <br />
arasına bir sur çek. Bu surun bir kapısı olsun. İçi rahmet, dışı <br />
ise yönelenlere azap olsun. Çünkü senin baskının şiddetli ve <br />
yakalaman elem vericidir. <br />
“Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) <br />
yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). <br />
Muhakkak onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!” <br />
Rabbim! Beni seninle müstağni kıl ki, senden başkasına <br />
muhtaç olmayayım. Bana öyle bir zenginlik ver ki hiçbir <br />
hazza ihtiyaç duymayayım. Beni her mahlukun zahirine veya <br />
batınına çağıran bir şeye meyletmeyeyim. Beni <br />
kolaylaştırılmışlığın en son noktasına ulaştır. Beni sidre-i <br />
münteha’ma vardır. Varlığın devirselliğine, seyrin <br />
küreselliğine şahit kıl, ta ki tenzilin sonlara gelişinin, <br />
başlangıçlara dönüşünün sırrını göreyim. Ki kelam kesilsin, <br />
“lam”ın hareketi dursun, benden “gayn”ın noktası düşsün, bir <br />
ikiye dönsün.  <br />
Allah’ım! Bir çok velin için kolaylaştırdığın sırrınla benim <br />
için de kolaylaştır. Öyle bir kolaylaştırma ki, müstağniliğimin <br />
bulutunu dağıtsın. Bunların tümünde parıldayan bir nurla <br />
beni destekle. Bu nur cinlerden ve insanlardan her hasetçinin <br />
gözünü kamaştırsın. Bana her makama galip gelme <br />
melekesini bahşet. Beni senden başkasından müstağni kıl. <br />
Ki sana muhtaçlığım sabit olsun. Çünkü Gani ve övgüye <br />
layık olan Hamid sensin. Veli, ulu, kerem sahibi ve doğrultan <br />
sensin.  <br />
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, ehlibeytine ve tüm <br />
ashabına salât ve selam et.  <br />
Şeyh (Allah bağışlamasıyla onu bürüsün, cennetlerinin <br />
en yüce köşklerine yerleştirsin) dedi ki: yüz on altı senesinde <br />
fetih dağında halvette bulunduğum sırada heybetli iki şeyh <br />
bana göründü. Biri dedi ki: Bunu benden bütün sadık <br />
taliplere ve bütün muvafık müritlere rivayet et.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALI  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Rabbi edhılnî fî lucceti bahri ehadiyyetike. Ve tamtâmi <br />
temmi vâhidiyyetike ve kavvinî bikuvveti satveti sultâni <br />
ferdâniyyetike. Hatta ehruce ilâ fedâi siati rahmetike. Ve fî <br />
vechî le meânu berkıl kurbi min esâri rahmetike. Muhâben <br />
biheybetike. Kaviyyen bi kuvvetike. Azîzen bi izzetike. <br />
Muânen bi inâyetike. Muazzizen bi bita’zîmike. Mubeccelen <br />
mukerremen bita’liymike ve tezkiyetike. Ve elbisnî <br />
hıla’elizzeti velkabûli. Ve sehhil liye menâhice’l-vuslati vel <br />
vusûli. Ve tevvicnî bitâcil kerâmeti vel vekaari. Ve ellif beynî <br />
ve beyne ahbâbike fî dâriddunyâ ve dâril karâri. Verzuknî <br />
min nûri ismike satveten ve heybeten hattâ tenkaade ileyyel <br />
kulûbu vel’ervâhu. Ve tahda’a ledeyyel nufûsu vel’eşbâhu. <br />
Ya men zellet lehu rikabu cebâbireti. Ve hada’at ledeyhi <br />
a’nâkul ekâsireti. Ya mâlike’ddunya vel âhireti. Lâ melce’e ve <br />
lâ menca minke illâ ileyke. Ve lâ iânete illa bike. Ve lâ ittikale <br />
illa aleyke. İdf’a annî keyde’l-hâsidîne. Ve zulumati şerril <br />
mu’anidiyne. Vahminî tahte surâdikati izzetike. Ya ekremel <br />
ekremiyne. İlâhî eyyid zahirî fî tahsîli meradıyke. Ve nevvir <br />
kalbî ve sirrî li-littılaı alâ menahıci mesâiyke. İlâhi ve seyyidî <br />
keyfe usaddu an babike bi heybetin minke ve kad ve radtuhu <br />
alâ sikatin bike ve keyfe tueyyisunî min atâike ve kad <br />
eredtenî bi-duâike. Veha ena abduke mukbilun aleyke <br />
multecîun ileyke bâid beynî ve beyne a’dâî kema bâadte <br />
beynel meşrıkı vel mağribi. Va’tıf ebsarehum ve zelzil <br />
akdâmehum ve aşğılhum annî ve nuri kudsike ve celali <br />
mecdike feinneke entallâhul mu’tî celâilenniamil mubecceli’l<br />
mukerremi ihfaznî bicelâli kudsike ve mecdike inneke <br />
entallâhu lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şeriyke leke ve <br />
neşhedu enne muhammeden abduke ve rasûluke ve <br />
safiyyuke ve halîluke limen nâcâke biletâifi’r-ra’feti <br />
ve’rrahmeti [merreteyn / iki defa] ya hayyû ya kayyum ya <br />
kâşife esrâri’lmeârifi vel’ulûmi. Ve sallallâhu alâ seyyidiynâ <br />
muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaiyn subhâne <br />
rabbike rabbil izzeti ammâ yasîfûn ve selâmun alelmurseliyn <br />
velhamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
SALI Gündüz Duasının Türkçe Anlamı <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
Rabbim! Beni tekliğinin denizinin derinliğine, birliğinin <br />
kabaran dalgalarına sok. Ferdaniyetinin, egemenliğinin, <br />
satvetinin kuvvetiyle beni güçlendir ki rahmetinin genişliğinin <br />
fezasına yüzümde rahmetinin izinden kaynaklanan yakınlık <br />
yıldırımları<br />
 parlayarak çıkayım. Heybetinle <br />
heybet <br />
kazanayım. Kuvvetinle kuvvetleneyim. İzzetinle galip <br />
geleyim. İnayetinle gözetileyim. Azametinle aziz olayım. <br />
Öğretmen ve tezkiyenle ikrama nail olmuş üstün olayım. <br />
İzzet ve kabul hilatini üzerime giydir. Vuslat ve kavuşma <br />
yollarını bana kolaylaştır. Keramet ve vakar tacını başıma <br />
geçir. Dünya yurdunda ve sürekli kalış yurdunda benimle <br />
sevdiklerini kaynaştır. İsminin nurundan bana öyle bir satvet <br />
bahşet ki kalpler ve ruhlar peşimden gelsin. Nefisler ve <br />
bedenler önümde boyun eğsin.  <br />
Ey, zorbaların önünde boyun eğdiği! Huzurunda <br />
kisraların eğildiği! Ey dünya ve ahiret hükümdarı! Senden <br />
sadece sana sığınılır, senden sadece seninle kurtulunur. <br />
Yardım ancak sendendir. Sadece sana güvenilir. Hasetçilerin <br />
tuzağını benden uzaklaştır ve inatçıların kötülüklerinin <br />
karanlıklarını.  <br />
Ey kerem sahiplerinin en kerimi! Beni izzetinin <br />
gölgesinde himaye et.  <br />
İlahi! Senin rızanı elde etme hususunda zahirimi <br />
destekle. Senin fiillerinin yollarına muttali olmam için kalbimi <br />
ve sırrımı nurlandır. <br />
İlahi! Efendim! Senden umduğunu bulmadan kapından <br />
nasıl alıkonabilirim; oysa ben sana güvenerek kapına geldim. <br />
Senin kapında bağışından nasıl ümidimi kesebilirim ki, <br />
benden sana dua etmemi isteyen sensin! İşte ben senin <br />
kulunum, sana yöneldim, sığındım. Beni düşmanlarımdan <br />
uzak tut. Tıpkı doğu ile batıyı birbirinden uzaklaştırdığın gibi. <br />
Onların gözlerini al, ayaklarını kaydır, kutsiyetinin nuruyla, <br />
ululuğunun celaliyle onları benden alıkoy. Çünkü görkemli <br />
nimetleri verensin, bağışlayansın, ikram edensin. Kutsiyetinin <br />
ve ululuğunun celaliyle beni koru. Çünkü sen kendisinden <br />
başka ilah olmayansın. Sen birsin, ortağın yoktur.  <br />
Şahitlik ederiz ki Muhammed senin kulun, Rasulun, safin <br />
ve halilindir. Şefkat ve rahmet lütuflarıyla sana münacat <br />
edenlerin dostudur. <br />
Ey daima diri, ey her şeye egemen olan! İrfan ve ilim <br />
sırlarının üzerindeki perdeyi kaldır. <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun.  <br />
Senin izzet sahibi rabbin, onların isnat etmekte oldukları <br />
vasıflardan<br />
 yücedir, münezzehtir. Gönderilen bütün <br />
Rasullere selam olsun. Alemlerin Rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhiy ismuke seyyidül esmâ. Ve biyedike melekûtu’l ardı <br />
vessemâi. Ente’l kaâimu bikülli şey’in. Ve huve alâ külli şey’i. <br />
Sebete leke ğınâ’u. Veftekara ilâ feyzi cûdike’l akdesi <br />
küllema sivake’l-el’uluh vel’ena. Es’eluke bi’ismike elleziy <br />
cema’te bihi beyne’l-mutekaâbilati ve’l-muteferrikaâti’l-halki <br />
vel emri. Ve ekamte bihi ğaybe külle zâhirin ve ezharte bihi <br />
şehâdete külle ğâibin en tehebe liy samedâniyyeh usekkinu <br />
bihâ muteharrike kudretike hatta yeteharreke fiy küllu sâkin. <br />
Ve yeskun fiy küllu muteharrik. Fe’eci’ddiniy kıble küllu <br />
müteveccihin. Ve câmia şetâti külli müteferrıkın min haysu <br />
esmuke ellezî teveccehte ileyhi vechetiy vadmehallet indehu <br />
irâdetiy ve kelimâtiy feyaktebise küllün minniy cezvete hüden <br />
taâmmin huve min (imâmeti’l-ferdi muhammedin el<br />
mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem elleziy levlâhu lemma <br />
tesbut) [selâsetu merrâtin / bu kısım üç defa okunacak] <br />
enâniyyetu'l-muktebisi lî mûsâ aleyhi esselâm. Yâ men huve <br />
yâ hu huve mâ huve velâ ene es’eluke bikülli ismin <br />
estemi’dde min elfin el-ğâyb el-muhiyt bihakiykati küllu <br />
meşhûdin en tüşâhideniy vahdete küllu mütekessirin fiy <br />
bâtıni külli hakk ve kesrete küllu muvahhadin fiy zâhiri külli <br />
hakiykatin sümme vahdete zâhiri ve’l-bâtini hattâ lâ yahfâ <br />
aleyye ğaybun zâhir. Vela yeğiybu anniy hafiyyun bâtınun. <br />
Ve eşhedeniy el-külli yâ men biyedihi melekûtu külli şey’in <br />
ente ente kulillâhu (s.a.v.) sümme zerhum fiy havdıhim <br />
yel’abûn. Elif- Laaâm- Miiym. Allahû lâ ilâhe illâ huve el<br />
hayyul el-kayyum. Seyyidî selâmün aleyke ente senediy <br />
sevâun indeke sirriy ve cehriy tesmau nidâiyi ve tücîbu duâiy <br />
mehavvate binûrike zulumatiy. Ve ahyeyte birûhike meytetiy. <br />
Fe’ente rabbî ve biyedike sem’iy ve basariy ve kalbiy <br />
melekate cemiy’î. Ve şerrefte vedıyî. Ve a’leyte kadrîy ve <br />
ref’ate zikrîy. Tebârekte nûra el-envâr. Ve kâaşife’l-esrâr. Ve <br />
vâhibe’l-a’mâr. Ve müsbilel estâr. Tenezzehte fiy sumuvvi <br />
celâlike an simâti’l-muhdesât. Ve alet rütbetu kemâlike an’it<br />
tetarruki ileyhâ binnekaisi ve âafâti veşşehevâti. Ve enâret <br />
bişuhûdi zâtike’leradûne vessemavât. Leke’l-mecdu’l-erfau’ <br />
ve’l-cennatu’l-evsau ve’l-izzu’l-emna’u. Subbûhun kuddûsun <br />
rabbünâ ve rabbul melâiketi verrûh. Münevvir’us-sâyâsî’l- <br />
muzlimeti velcevâhiri’l-müdlehimmeti ve münkizu’l-ğarkâ min <br />
bahri'l-heyûlâ. Eûzubike min ğâsikın izâ vekabe ve hâsidin <br />
izâ irtekab. Meliykiy ünâdiyke münâcâte abdin kesiyrin <br />
ya’lemu enneke tesmau ve ya’tekıdu enneke tuciybu vâkıfun <br />
bibâbike vakfete mudtarrin lâ yecidu min dûnike vekiyla. <br />
Es’eluke ilâhiy bil’ismi elleziy efadte bihi hayrâti ve enzelte <br />
bihi’l-berekâti ve menahte bihi ehle’şşükri’z-ziyâdet. Ve <br />
ahracte bihi mine’z-zulumâti ve nesahte bihi ehle şirki ve’d<br />
denâati. En tüfiyda aleyye min melâbisi envârike mâ teruddü <br />
bihî annî ebsâre’l-eadiy hâsireten ve eydiyhum kaâsireh. <br />
Vec’al hazzî minke işrâkan yec’lû liy külle emrin hafiyy. Ve <br />
yekşifu liy an külli sirrin aleyye ve yahriku külle şeytânin <br />
ğaviyyin. Yâ nûrennûr yâ kâşife külli mestûr. İleyke merci’ul <br />
umûr. Ve bike tüdfe’uşşurûr. Yâ rabbi yâ rahiymu yâ ğafûr. <br />
Ve sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve <br />
sahbihi ve selleme tesliymen kesiyrâ. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlahi! Senin ismin bütün isimlerin efendisidir. Arzın ve <br />
semanın melekutu senin elindedir. Sen her şeyin üzerinde <br />
kaimsin. O, her şeyin üzerindedir. Müstağnilik senin için <br />
sabittir. Senden başka, o ve ben olarak her şey senin kutsal <br />
cömertliğinin feyzine muhtaçtır. Yaratma ve emrin bütün <br />
karşıtlarını ve ayrılarını cem ettiğin, bütün zahirlerin gaybını <br />
ikame ettiğin, bütün gaiplerin görünenlerini izhar ettiğin ismin <br />
hakkı için senden istiyorum. Bana öyle bir samedanilik <br />
bahşet ki onunla kudretinin muharrikini durdurayım, böylece <br />
içimdeki bütün sakinler harekete geçsin. İçimde bütün <br />
hareketliler de sakin olsun. Kendimi bütün yönelenlerin <br />
kıblesi, bütün dağınıkların derleyicisi bulayım. İsmin hakkı <br />
için ki yüzümü ona yönelttim, onun yanında irademi ve <br />
sözümü savurdum. Herkes benden bir kap eksiksiz hidayet <br />
alsın. <br />
O, yegane imam Muhammed Mustafa’nın <br />
hidayetidir. Eğer o olmasaydı, bu varlık olmazdı.-(bu <br />
kısım üç kere okunacak)- Musa’nın (a.s) benliğini iktibas <br />
etsin benden herkes. Ey O olan! Ey O! O, ne Odur ne de <br />
ben. Bütün görünenlerin hakikatini kuşatan bin gaipten <br />
kaynaklanan ismin hakkı için senden istiyorum. Her çok’un <br />
birliğini her hakkın içinde ve her hakikatin zahirinde bütün <br />
birlerin çokluğunu, sonra zahirin ve batının birliğini bana <br />
göster, ki zahirin gaybi ve batının gizliliği benden <br />
saklanmasın. Ey her şeyin melekutu elinde olan! Bana küllü <br />
göster. Sen sensin.  <br />
Sen Allah de, sonra da onları oyunlarıyla baş başa <br />
bırak…Elif. Lam. Mim. Allah, O’ndan başka ilah yoktur. O <br />
daima diridir, her şeyin üzerinde kaimdir.  <br />
Efendim! Selam üzerine olsun. Sen benim efendimsin. <br />
Benim gizlim de açığım da senin yanında birdir. Benim <br />
seslenişimi duyarsın ve dualarıma icabet edersin. Nurunla <br />
benim zulmetimi sildin. Benim ölümü hayatınla dirilttin. Sen <br />
benim rabbimsin, kulağım, gözüm ve kalbim senin elindedir. <br />
Sen benim her şeyimin sahibisin. Aşağılığımı şereflendirdin, <br />
değerimi yükselttin, şanımı yücelttin.  <br />
Nurların nuru, sırların açıcısı, ömürlerin bahşedicisi, <br />
perdelerin kaldırıcısı sen yücesin. Celalinin ululuğunda <br />
sonradan olma varlıkların özelliklerinden berisin. Kemalinin <br />
mertebesi eksikliklerin, ayıpların ve şehvetlerin yol <br />
bulmasına kapalı olacak kadar yücedir.  <br />
Zatının şühuduyla arzlar ve semalar nurlandı. En yüce <br />
ululuk, en geniş cennetler ve en ulaşılmaz üstünlük senindir. <br />
Münezzehtir, beridir rabbimiz ve meleklerin ve ruhun <br />
rabbidir. Karanlık dehlizleri, gizli cevherleri aydınlatan, heyuli <br />
denizde boğulanları kurtarandır. Çöken karanlıktan, göz <br />
diken hasetçiden sana sığınırım.  <br />
Ey benim padişahım! Sana sesleniyorum, kırık, senin <br />
işittiğini bilen, senin icabet ettiğine inanan bir kul olarak sana <br />
yalvarıyorum. Muhtaç ve zor durumdaki biri olarak kapında <br />
durdum, senden başka da vekil bulamıyorum.  <br />
İlahi! Hayırları bahşettiğin, bereketleri indirdiğin ve şükür <br />
ehline fazlalıkları lütfettiğin, kullarını karanlıklardan <br />
çıkardığın, şirk ve alçaklık ehlini gazaba uğrattığın ismin <br />
hakkı için senden istiyorum: nurlarının giysilerini üzerime <br />
geçir. Ki düşmanların zarar veren bakışlarını, eksilten ellerini <br />
benden alıkoysun. Senden payıma aydınlanma ver ki her <br />
gizli şey benim için açığa çıksın. Her yüce sırrı benim için <br />
belirginleştirsin. Azdıran her şeytanı da yaksın. Ey nurun <br />
nuru! Her örtülüyü açan! Bütün işlerin dönüşü sanadır. Bütün <br />
kötülükler seninle savılır.  <br />
Ey Rab! Ey Rahim! Ey Gafur!  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve ashabının üzerine olsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirahmânirrahîym <br />
<br />
Rabbi ekrimniy bişuhûdi envâri kudsike. Ve eyyidnî <br />
bizuhûri setvati sultâni unsike hattâ etekallebe fî subhâti <br />
meârifi esmâike. Tekalluben yutliunî alâ esrâri zerrâti vucûdî <br />
fî avâlim şuhûdî liuşâhide biha ma evda’tehu fî avâlimi’l-mulki <br />
vel melekût. Ve uâyine kudseke fiy sereyâni sirri kudretike fî <br />
şevâhidil lâhûti vennâsût. Ve arrifniy ma’rifeten taâmmeten <br />
ve hikmeten aâmmeten hattâ lâ yebka ma’lûmun illâ ve <br />
ettaliu alâ rekaâıkı dekaâ ıkıhi’l-munbesitati fiy el-mevcûdât. <br />
Ve edfau bihâ zulmetel ekvânil mâniati an idrâki hakaâıkı’l<br />
aâyât. Ve etessarrefu bihâ fiy’l-kulûbi ve’l ervâhi bi <br />
müheyyicâtil mehabbeti vel vidâdi verruşdi verreşâd. İnneke <br />
entel muhibbu’l-mahbûbu vettâlibu’lmatlûb. Yâ mukallibel <br />
kulûb. Ve yâ kâşifel kurûb. Ve ente allâmulğuyûbi <br />
vessetâru’luyûb ğaffâru’z-zunûb. Yâ men lem yezel ğaffâr. <br />
Ve yâ men lem yezel settâr. Yâ ğaffâru, yâ settâru, yâ hafiyz. <br />
Yâ vâfî yâ dâfî. Yâ muhsinu yâ atûfu yâ raûfu yâ latiyfu yâ <br />
aziyzu yâ selâm. İğfirliy vesturniy vahfezniy vekıniy vedfe’ <br />
anniy ve ahsin ileyye vetaattaf aleyye ve’l-tufbiy ve aiznî ve <br />
sellimniy velâ tuâhizniy bikabîhi fîâlî ve lâ tucâziyniy bisû’i <br />
a‘mâliy ve tedârikniy aâcilen bilutfike tâm. Ve hâlıs rahmetike <br />
aâmme. Velâ tuhavvicniy ilâ ehadin sivâke. Ve âfiniy va’fu <br />
anniy ve eslihliy şa’niy kullehu. Lâ ilâhe illâ ente subhâneke <br />
inniy kuntu minezzâlimiyn. Ve ente erhamurrahimiyn. Ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ve sahbihi <br />
ve selleme ecmaiyn. Vel hamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Rabbim! Kutsiyetinin nurlarını müşahede etmekle beni <br />
onurlandır. Ünsiyetinin hakimiyet satvetinin zuhuruyla beni <br />
destekle. Ki isimlerinin marifet parıldayışları içinde yüzeyim. <br />
Bir yüzüş ki, şühud alemlerinde varlığımın zerrelerinin <br />
sırlarına muttali olayım, onunla mülk ve melekut alemlerine <br />
yerleştirdiğin hakikatleri göreyim. Kudretinin sırrının lahut ve <br />
nasut müşahedelerine sirayet edişine tanık olayım. Bana <br />
eksiksiz bir marifet ve genel bir hikmet ver ki, varlıkların içine <br />
yayılmış malumatların inceliklerinin bütün kıvrımlarını, <br />
derinliklerini bileyim. Onunla, ayetlerin hakikatlerini idrak <br />
etmeye engel olan varlık karanlıklarını savayım. Muhabbet, <br />
sevgi, meveddet, doğruluk ve rüşt teşvikleriyle kalpler ve <br />
ruhlar üzerinde tasarrufta bulunayım. Çünkü seven, sevilen, <br />
isteyen ve istenen sensin. Ey kalpleri çekip çeviren! Ey <br />
sıkıntıları gideren! Sen en gizli gaipleri bilensin, kusurları <br />
çokça örtensin, günahları çokça bağışlayansın. Ey hep <br />
bağışlayan ve ey daima kusurları örten! Ey bağışlayan! Ey <br />
örten! Ey koruyan! Ey vefa eden! Ey savunan! Ey ihsan <br />
eden! Ey acıyan! Ey şefkat eden! Ey Latif! Ey Aziz! Ey <br />
selamet bahşeden Selam! Beni bağışla, günahlarımı ört, <br />
beni koru, beni muhafaza et, günahları, kötülükleri benden <br />
sav, bana ihsan et, bana acı, bana lütfet, beni aziz kıl ve <br />
bana selamet bahşet. Çirkin fiillerimden dolayı beni <br />
sorgulama, kötü amellerimden ötürü beni cezalandırma, en <br />
kısa zamanda eksiksiz lütfünla, genel rahmetinin <br />
kurtarıcılığıyla imdadıma yetiş. Beni senden başka hiç <br />
kimseye muhtaç etme. Bana sıhhat ver, beni affet, bütün <br />
işlerimi, hallerimi ıslah et. Senden başka ilah yoktur. Sen <br />
münezzehsin. Kuşkusuz ben zalimlerden oldum. Sen <br />
merhamet edenlerin en merhametlisisin.  <br />
Allah’ın salat ve selamı efendimiz Muhammed’in, onun <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Alemlerin <br />
rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Seyyidi ente müsebbibul esbâbi ve mürettibuhâ. <br />
Musarriful kulûbi ve mukallibuhâ. Es’eluke bilhikmetilletiy <br />
iktedat tertibel esbâbil el evvel. Ve te’siyre el-âla fiy’l-esfel. <br />
En tuşahideniy tertibel esbâbi suûden ve nuzûlen hattâ <br />
eşhede’l bâtine min ha bişuhûdi’z-zâhir. Ve’l-evvele fi aynil <br />
aâhırî. Ve el haza hikmetet tertiybi bişuhudil murettibi ve <br />
musebbebel esbâbi mesbûka bilmusebbib. Felâ ehcubun <br />
aynel ayni bilğayn. İlâhi elki ileyye miftâhel iznilleziy huve <br />
kehful me’ârifi hattâ intaleka fiy kulli bidâyetin bi’ismikel <br />
bediy’illezif tetahte bihi kulle rakıymin mestur. Yâ men <br />
lisumuvvi esmaihi yenhafidû küllü muteâl. Ve küllü bike ve <br />
ente bilâ nahnu, ente mubdiu külli şey’in ve bârih. Felekel <br />
hamdu yâ rabbi alâ külli bidâyeh. Ve leke şükrü yâ bâki alâ <br />
külli nihâyeh. Entel bâisu alâ küllü hayrin. Bâtinul bevâtini <br />
baliğu ğayatil umur. Bâsiturrızki lil âlemiyn barik allâhumme li <br />
ve âleyye fil aâhiriyn. Kemâ bârekte alâ muhammedin ve <br />
aâlihim ecmâiyn. Ve ibrâhiyme innehu minke ve ileyke ve <br />
innehu bismillâhirramânirrahim. Yâ bediy’assemavâti vel <br />
ardi, ve iza kadâ emren fe innemâ yekûlu lehû kun fe yekûn. <br />
İlâhi entessâbitu kable külli sâbit. Vel bakîy ba’de külli <br />
sâmitin ve nâtıkın. Lâ ilâhe illâ ente. Ve lâ mevcude sivâke. <br />
Lekel kibriyâu vel ceberûtu vel azametu vel melekût. <br />
Tekherul cebbâriyne ve tubiydu keydezzâlimin. Ve tubeddidu <br />
şemlel mulhidiyn. Ve tuzillu rikaâbel mütekebbiriyn. Es’eluke <br />
yâ ğâlibe küllü ğâlib. Ve yâ müdrike külli hârib. Reddiniy <br />
biridâi kibriyâike, ve izâri azametike, ve sûradikaâti <br />
heybetike, ve bimâ verâe zâlike küllihi, mimmâ lâ ya’lemuhu <br />
illâ ente, en teksuveniy heybeten min heybetike tahdau lehâl <br />
kulûbu ve tahşau lehâl ebsar. Ve mellikniy nâsiyete külli <br />
cebbârin anit. ve Şeytânin meriyd. Nasiyetehu biyedik. Ve <br />
ebkı aleyye zullel ubûdiyyeti fiy zâlike küllihi ve a’simni <br />
minezzuleli vel hatâya. Ve eyyidniy fiyl kavli vel ameli ente, <br />
ente müsebbitul kulûbi ve kâşiful kurûb. Lâ ilâhe illâ ente. Ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ecmaiyn. <br />
Ve selleme tesliymen. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Efendim! Sen sebeplerin müsebbibi ve tertip edip <br />
düzenleyenisin. Kalpler üzerinde tasarruf edip döndürensin. <br />
İlk sebeplerin tertibini ve en yukarı olanların en aşağı <br />
olanlara tesirini gerektiren hikmetin hakkı için senden <br />
istiyorum: sebeplerin yükseliş ve iniş tertiplerini bana göster <br />
ki batın olanlarını açık bir müşahede ile, ilk olanlarını son <br />
olanların aynında göreyim. Tertip edeni, sebeplerin sebebini, <br />
müsebbipten evvel olanı müşahede etmekle tertibin hikmetini <br />
düşüneyim. “Gayn” yüzünden “Ayn”ın aynından <br />
perdelenmeyeyim. <br />
İlahi! Marifetler mağarasının anahtarı olan izni bana <br />
bahşet ki, her yazılı nakşı açtığın Bedi isminle bütün <br />
başlangıçlara varayım. Ey bütün büyüklerin isimlerinin <br />
yüceliği karşısında boyun eğdiği! Her şey seninle vardır; ama <br />
sen bizimle var değilsin. Sen her şeyin örneksiz yoktan var <br />
edicisisin. Ey Rabbim! Her başlangıç için sana hamdolsun. <br />
Ey her sondan sonra baki kalan, sana şükürler olsun. Sen <br />
her hayra yönlendirensin, bütün batınların batınısın, şeylerin <br />
sonlarına ulaşansın. Alemler için rızkı yayansın. Allah’ım! <br />
Bana bereket ver ve başkaları içinde üzerime bereket yağdır. <br />
Muhammed’e ve bütün ehlibeytine ve İbrahim’e bereket <br />
verdiğin gibi. Her şey sendendir ve sana yöneliktir.  <br />
O, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyladır. Ey <br />
semavatın ve arzın örneksiz yoktan var edicisi!  <br />
O bir şeyin olmasına hükmettiği zaman, ona sadece “OL” <br />
der, hemen oluverir.  <br />
İlahi! Sen her değişmezden önce sabit olansın. Her <br />
susandan ve konuşandan sonra baki olansın. Senden başka <br />
ilah yoktur. Senden başka hakiki varlık yoktur. Büyüklük, <br />
ceberut, azamet ve melekut sana aittir. Zorbaları <br />
kahredersin, zalimlerin tuzaklarını başlarına geçirirsin, <br />
mülhitlerin birliğini dağıtırsın, büyüklenenlerin boyunlarını <br />
eğersin.  <br />
Ey her galibe galip gelen! Ey her kaçanı yakalayan! <br />
Senden istiyorum: Büyüklüğünün ridasını bana giydir, <br />
azametinin hırkasını üzerime geçir. Beni heybetinin <br />
gölgelerine al. Bunların ötesinde olan bütün şeyleri senden <br />
başkası bilemez. Bana heybetinden öyle bir heybet bahşet <br />
ki, kalpler ona boyun eğsin, gözler onun karşısında korkuya <br />
kapılsın. Beni her inatçı zorbanın, her azgın şeytanın <br />
perçeminden yakalayacak güce kavuştur. Hepsinin perçemi <br />
senin elindedir. Bütün bunlar olurken kulluk acizliğinin bende <br />
baki kalmasını sağla. Beni kaymalardan, sürçmelerden ve <br />
hatalardan koru. Söz ve amelde beni destekle. Sen sensin. <br />
Kalpleri sağlam tutan ve sıkıntıları giderensin. Senden başka <br />
ilah yoktur. Allah’ın salât ve selamı Muhammed’in ve bütün <br />
ehlibeytinin üzerine olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhiy entel kaâimu bizâtike. Vel muhiytu bisıfâtike. <br />
Velmutecelliy biesmâike. Vezzâhiru bief’âlike. Velbâtinu bimâ <br />
lâ ya’lemuhu illâ ente. Tevahhad’te fiy celâlike. Fe entel <br />
vâhidul ehad. Veteferred’te bil’bekaâi fiyl ezeli vel’ebed. Ente <br />
entellâhul münferidu bil’ vahdâniyyeti fiy iyyâke. Lâ ma’ake <br />
ğayruke velâ fiyke sivâke. Es’elükellâhummel fenâe fiy <br />
bekaâike vel bekaâe bike lâ ma’ake, lâ ilâhe illâ ente. İlâhiy <br />
ğayyibniy fiy hudûrike ve ef’niniy fiy vücudike ves’tehlikniy fiy <br />
şuhûdike. Vek ta’ beyniy ve beynel kavâtı’ ılletiy taktauniy <br />
anke veşğılniy fişşuğli bike an külli şâğılin yeşğaluniy anke. <br />
Lâ ilâhe illâ ente. İlâhiy entel mevcûdul hakku, ve enal<br />
ma’dûmul aslu. Bekaâuke bizzâti ve bekaâiy bil’ardi. İlâhi <br />
fecüd bivücûdikel hakki alâ ademiyl asli hattâ ekûne kemâ <br />
küntu haysü lem ekün, ve ente kemâ ente haysü lem tezel. <br />
Lâ ilâhe illâ ente ilâhiy entel fe’aâlü limâ türiyd. Ve ena <br />
ab’dun leke min ba’dil abiyd. İlâhiy eredteniy ve eredte <br />
minniy fe’enal murâdu ve ente müriyd. Fekün ente murâdeke <br />
minniy hattâ tekûnu entel murâdu ve enel muriydu. Lâ ilâhe <br />
illâ ente. İlâhiy entel bâtınu fiy külli ğaybin. Vezzâhiru fiy külli <br />
aynin. Velmesmûu fiy külli hayrin sıdkın ve meynin. Vel <br />
ma’lûmu fiy mertebetil vâhidi vel’isneyn. Tesemmeyte <br />
biesmâinnüzül. Fahtecebte an levâhizil uyûn. Vahtefeyte an <br />
medârikil ukûl. İlâhi tecelleyte bihasâısı tecelliyâtis-sıfâti <br />
fetenevve’at merâtibul mevcûdât. Vetesemmeyte fiy külli <br />
mertebetin bihakaâ’ikı müsemmeyat. Ve nasayte şevâhidel <br />
ukuûli alâ dekaâikı hakaâikı ğuyûbil ma’lûmât. Ve etlakte <br />
sevâbika ervâhi fiy meyâdini meârifi ilâhiyyeh. Fehâret <br />
sümme tâhet fiy işârâti letâifihâ-rrabbâniyyeh. Felemmâ <br />
ğayyebtehâ anil külliyyeti velcüziyyeti ve nekaltehâ <br />
anileniyyeti vel eyniyyeh. Veselebtehâ anilkemmiyyeti <br />
velmâhiyyeh. Vete’arrefte lehâ fiy mearifit-tenkiyri bil <br />
mearifizzâtiyyeh. Veharrertehâ bimutâleâti rubûbiyyeti fiyl <br />
mevâkıfil ilâhiyyeh. Ve eskatte anhâl-beyne inde ref’i hicâbil <br />
ğayni fentezamet bi’intizâmil kadiymi fiy silki bismillâhir<br />
rahmânir-rahiym. İlâhiy kem unâdike fiynnâdi ve entel <br />
munâdi linnâdi. Ve kem unâciyke bimunâcâtil munâciy ve <br />
entel munâci linnâci. İlâhi izâ kânel vaslu aynel kat’ı vel <br />
kurbu nefsül bu’di vel ilmu muvdi’al cehli velma’rifetü <br />
müstekarrat-tenkiyri fe keyful kasdu ve min eynessebiyl. <br />
İlâhiy entel matlûbu verâe külli kaâsidin velikrâru fiy <br />
aynilcâhidi ve kurbu’l-kurbi fiyl farkıl mutebâ’idi vekadi’stevlâ’l <br />
vehmu alelfehmi femenil mus’idu ve menil musâidul, husnü <br />
yekûlü iyyâke, velkubhu yunâdiy. Elleziy ahsene külle şey’in <br />
halakahu, fe’evvelu ğâyetün yekıfu indehâsseyru vessâniy <br />
hicâbun bihukmi tevehhümil ğayr. İlâhi metâ yetehallasu’l <br />
aklu min ikaâlil avâikı ve telhazu levâhizul fikri mehâsinel <br />
hüsnâ min a’yunil hakaâıkı ve yenfekkul fehmu an asli’l ifki <br />
ve yetehallelu vehmu min evhâli hibâli eşrâkişşirki ve <br />
yencûttesuvvûru min farkıl farkı. Ve yetecerredun’nefsun’ <br />
nefiysetu min hılakı ahlâkı tehallukaâti’l-halkı. İlâhiy lâ <br />
tenfaukettaâtu ve lâ tedurruke’l-meâsıy ve biyedi kahri <br />
sultânike melekûtul kulûbi vennevâsıy. Ve ileyke yerciu’l <br />
emru küllühu felâ nisbete littâi’i vel âsıy. İlâhiy ente lâ <br />
yeşğiluke şe’nun an şânin. İlâhi ente lâ yahsuruke’l-vücûbu <br />
velâ yehuddukel imkân. Velâ yahcubuke’l ibhâm. Velâ <br />
yûdihukel beyân. İlâhiy ente, lâ yureccihuke eddeliylu. Velâ <br />
yuhakkıkukel burhân. İlâhi ente, el ebedu vel ezelu fiy <br />
hakkıke siyyân. İlâhi mâ ente ve mâ ena ve mâ huve ve mâ <br />
hiye. İlâhi efî’l-kesreti etlubuke em fiyl vahdeti ve bil emedi <br />
entezıru feraceke em bil müddeti velâ uddete liabdin dûneke <br />
velâ umdete. <br />
İlâhiy bekaâiyi bike fiy fenâiy anniy em fiyke em bike ve <br />
fenâiy kezâlike muhakkakun bike em mutevehhemmun bî <br />
em bil aksi em huve emrun müşterekun ve kezâlike bekaâiy <br />
fiyke. İlâhi sükûtiy haresun yûcibussamame, ve kelâmiy <br />
samemun yûcibu’l bukme vel hayretu fiy külli velâ hayerete. <br />
Bismillâhi hasbiyallâhu bismillâhi ve billâhi bismillâhi <br />
tevekkeltu alallâhi bismillâhi se’eltu minellâhi bismillâhi velâ <br />
havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym. Rabbenâ aleyke <br />
tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masıyr. Allâhumme <br />
inniy es’eluke min sirri emrike ve azıym kadrike ve ihâtati <br />
ilmike ve hasâisı irâdetike ve te’siyri kudretike ve nufûzi <br />
sem’ike ve basarike. Ve kayyûmiyyeti hayâtike. Ve vucûbi <br />
zâtike ve sıfâtike. Yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Evvelu ya <br />
Ahiru yâ Zâhiru yâ Bâtınu yâ Nûru yâ Hakku yâ Mubiynu. <br />
Allâhumme hassıs sirriy bi esrâri vahdâniyyetike ve kaddıs <br />
rûhiy bi kudsiyyeti tecelliyâti sıfâtike. Ve tahhir kalbiy <br />
bitahâreti mearifi ilahiyyetike. Allâhumme ve allim akliye min <br />
ulûmi ledunniyyetike. Ve hallık nefsiy bi ahlâkı rubûbiyyetike. <br />
Ve eyyid hissiy bi mededi envâri hadarâti nûrâniyyetike. Ve <br />
hallıs hulâsete cevâhiri cismaniyyeti min kuyûdittab’i ve <br />
kesâfetil hissi ve hasril mekâni vel kevn. Allâhumme <br />
venkulniy min derekâti halkıy ve hulukî ilâ derecâti hakkıke <br />
ve hakiykatike, ente veliyyi ve mevlâye ve bike mematiy ve <br />
mehyâye<br />
 iyyâke na’budu<br />
 ve iyyâke nestaiyn. <br />
Unzuril’lâhümme ileyye nazreten tenzimu bihâ cemiy’a <br />
etvâriy ve tutahhiru bihâ seriyrete esrâriy. Ve terfeu bihâ fiyl <br />
melai’l a’lâ ervâha efkârî ve tukavviy bihâ midâde envâri. <br />
Allâhumme ğayyibnî an cemiy’i halkıke vecma’niy aleyke <br />
bihakkıke vahfezniy bişuhûdi tesarrufâti emrike fiy avâlimi <br />
ferkıke. Allâhumme bike tevasseltu ve ileyke teveccehtu ve <br />
minke se’eltu vefiyke lâ fiy şey’in sivâke rağibtu. Lâ es’eluke <br />
sivâke ve lâ etlubu minke illâ iyyâke. Allâhumme ve <br />
etevesselu ileyke fiy kabûli zalike bilvesiyletil uzmâ <br />
velfadiyletil kübrâ ve’l-habiybi’l ednâ ve’l-veliyyi’l mevlâ <br />
muhammedini’l mustafâ ve’s safiyyi’l murtazâ ve’n nebiyyi’l <br />
muctebâ sallallâhu aleyhi vesellem. Ve bihi es’eluke en <br />
tusalliye aleyhi salâten ebediyyeten deymûmiyyeten <br />
kayyûmiyyeten ilâhiyyeten rabbâniyyeten bihaysu tüşhiduniy <br />
fiy zalike kemâlihi ve testehlikuniy fiy ayni meârife zâtihi. Ve <br />
alâ aâlihi ve sahbihi kezâlike ve ente veliyyu zalike. Ve lâ <br />
havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym vel hamdulillâhi <br />
rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlahi! Sen zatınla kaimsin. Sıfatlarınla ihata edensin. <br />
İsimlerinle tecelli edensin. Fiillerinle zahirsin. Senden başka <br />
kimsenin bilmediğiyle batınsın. Celalinde Teksin. Sen Bir <br />
(Vahid) ve Tek (Ahad) olansın. Ezel ve ebedde baki olmanla <br />
yeganesin. Sen sensin, sendeki vahdaniyetin içinde <br />
yeğaneliğinle Allah’sın. Seninle beraber senden başkası, <br />
senin içinde senden gayrısı yoktur.  <br />
Allah’ım! Senden, senin bekan içinde fena bulma, <br />
seninle beka bulma istiyorum, seninle beraber değil. Senden <br />
başka ilah yoktur. İlahi! Beni huzurunda gayb et, varlığında <br />
yok et, şühudunda helak et. Beni senden koparan engellerle <br />
beni ayır. Beni seninle öyle meşgul kıl ki, beni senden <br />
alıkoyan her şeyden uzak olayım. Senden başka ilah yoktur. <br />
İlahi! Sen gerçek varlıksın, ben ise asıl yokum. Senin bekan <br />
bizzat, benim bekam ise arazdır. İlahi! Hak varlığınla asıl <br />
yokluğuma cömert bağışta bulun ki, olmadığım zamanki gibi <br />
olayım ve sen de hep olduğun gibisin. Senden başka ilah <br />
yoktur. İlahi! Sen istediğini yapansın. Bense senin kullarının <br />
içinde bir kulum. İlahi! Beni irade ettin ve benden irade ettin. <br />
Ben irade edilenim ve sen de irade edensin. Benden <br />
muradın sen ol ki istenen sen, isteyen de ben olayım. <br />
Senden başka ilah yoktur.  <br />
İlahi! Sen her gaipte batınsın, her aynde zahirsin. Doğru <br />
ve yalan her haberde işitilensin. Bir ve iki mertebesinde <br />
bilinensin.<br />
 Nüzul isimleriyle adlandın. Gözlerin <br />
kırpılmasından perdelendin. Akılların idraklerinden gizlendin. <br />
İlahi! Sıfat tecellileri hususiyetleriyle tecelli ettin. Böylece <br />
varlıkların mertebeleri çeşitlendi. İsimlenenlerin hakikatlerinin <br />
tüm mertebelerinde yüceldin. Bilinenlerin gaybi hakikatlerinin <br />
inceliklerine akıl şahitlerini belirledin. İlahi marifetler <br />
meydanına ruhların öne geçenlerini saldın. Böylece rabbani <br />
lütüflarının işaretleri karşısında önce şaşırdılar, sonra <br />
donakaldılar; onları küllilikten ve cüzilikten kaybettiğin, <br />
benlikten ve neredelikten naklettiğin, kemiyet ve mahiyetten <br />
sıyırdığın, zati irfanlarla belirsizlik marifetlerini öğrettiğin, ilahi <br />
makamlarda rabbani mütalaları serbest bıraktığın, “gayn” <br />
perdesinin kaldırılışı esnasında aradaki mesafeyi kaldırdığın <br />
zaman, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” akışı içinde <br />
kadim düzenle düzene girdiler. İlahi! Kaç seslenenin içinde <br />
nice kere sana seslendim ve seslenene seslenen sensin. <br />
Yalvaranların münacatları içinde kaç kere sana münacat <br />
ettim ve münacat edene münacat edensin. İlahi! Vuslat <br />
ayrılığın aynısı, yakınlık uzaklığın kendisi, ilim cehaletin yeri, <br />
marifet inkarın karargahı ise, o zaman yönelme nasıl olacak <br />
ve yol nereden bulunacak! İlahi! Sen her kast edenin <br />
ötesindeki matlupsun. İnkarın içindeki ikrarsın. Ayrılık ve <br />
uzaklığın içindeki yakınlığın yakınısın. Vehim anlayışı istila <br />
etmiştir. Mutlu eden kimdir? Kimdir yardımcı olan? Güzellik, <br />
sensin, diyor. Çirkinlik, her şeyi güzel yaratana sesleniyor. <br />
Birincisi gayedir; seyir onun yanında durur. İkincisi, <br />
başkasının vehmedilmesi hükmüyle perdedir.  <br />
İlahi! Akıl ne zaman engellerin bağlarından kurtulacak, <br />
fikir mülahazaları ne zaman en güzelin güzelliklerini <br />
hakikatler gözünde seyredecek? Anlayış ne zaman iftira <br />
temelinden ayrılacak ve vehim ne vakit şirkin ortaklık <br />
bağlarından çözülecek? Düşünce ne zaman ayrılıkların <br />
farkından azat olacak? Güzel nefis ne zaman çürümüş <br />
ahlaktan, halkın huylarından arınacak? İlahi! İbadetler sana <br />
yarar sağlamaz, günahlar da sana zarar vermez. Kalplerin ve <br />
perçemlerin melekutunun saltanatı senin kahır elindedir. <br />
Bütün işlerin dönüşü sanadır. İbadet edenin ve günah <br />
işleyenin bir dahli yoktur. İlahi! Bir iş seni başka bir işten <br />
alıkoymaz. İlahi! Zorunluluk seni ablukaya almaz ve <br />
mümkünlük seni sınırlandırmaz. Müphemlik seni <br />
perdelemez. Beyan da seni izah etmez. İlahi! Tercih edilmen <br />
delille olmaz, haklı olman burhanla değildir. İlahi! Sen <br />
ebedsin, ezelsin; bu ikisi senin için birdir.  <br />
İlahi! Sen nesin, ben neyim, O (huve) nedir ve O (hiye) <br />
nedir? İlahi! Çoklukta mı seni arayayım, yoksa birlikte mi? <br />
Süre ile mi bekleyeyim seni, yoksa müddet ile mi? Oysa sen <br />
olmadan kulun bir hazırlığı da dayanağı da olmaz.  <br />
İlahi! Bekam bulmam sen de fena bulmam iledir, yoksa <br />
senin içinde mi ya da seninle mi? Yokluğum da aynı şekilde <br />
seninle tahakkuk eder. Yoksa benimle vehmedilen midir? Ya <br />
da tersi mi geçerlidir? Yoksa bu ortak bir durum mudur? Sen <br />
de beka bulmam da öyle. İlahi! Suskunluğum bir muhafızdır <br />
ki sessizliğimi gerektirir. Sözlerim de sessizliktir ki dilsizliğimi <br />
ve her şeyde hayreti gerektirir. Oysa hayret yoktur.  <br />
Allah’ın adıyla. Allah bana yeter. Allah’ın adıyla. Allah ile. <br />
Allah’ın adıyla. Allah’ın adıyla Allah’a tevekkül ettim. <br />
Allah’tan Allah’ın adıyla istedim. Yüce ve azamet sahibi <br />
Allah’tan başka güç ve kudret yoktur.  <br />
Rabbimiz! Sana tevekkül ettik. Sana yöneldik ve dönüş <br />
sanadır.  <br />
Allah’ım! Senden emrinin sırrını, kadrinin azametini, <br />
ilminin ihatasını, iradenin özelliklerini, kudretinin tesirini, <br />
görmenin ve işitmenin nüfuzunu, hayatının kayyımlığını, <br />
zatının ve sıfatlarının vacipliğini istiyorum.  <br />
Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! Ey Evvel! Ey Ahir! Ey Zahir! <br />
Ey Batın! Ey Nur! Ey Hak! Ey Mübin!  <br />
Allah’ım! sırrımı vahdaniyetinin sırlarına has kıl. Ruhumu <br />
sıfatlarının tecellilerinin kutsiyetiyle arındır. Kalbimi ilahlığının <br />
marifetlerinin temizliğiyle temizle.  <br />
Allah’ım! Aklıma ledünlüğünün ilimlerini öğret. Nefsimi <br />
Rablığının ahlakıyla ahlaklandır. Hissimi nuraniliğinin <br />
huzurunun nurlarının yardımıyla destekle. Cismaniyetimin <br />
cevherlerinin hülasasını tabiat kayıtlarından, maddenin <br />
yoğunluğundan, mekan ve kevnin sınırlarından kurtar.  <br />
Allah’ım! Beni yaratılışımın ve ahlakımın derekelerinden <br />
hakkının ve hakikatinin derecelerine yükselt. Sen benim <br />
velimsin, dostumsun. Ölümüm ve hayatım seninledir. Yalnız <br />
sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.  <br />
Allah’ım! Bana öyle bir nazar kıl ki, onunla bütün <br />
tavırlarımı düzenle, sırlarımın seciyesini temizle. Fikirlerimin <br />
ruhlarını mele-i alaya yükselt. Onunla nurlarımın gücünü <br />
destekle. <br />
Allah’ım! Beni bütün mahlukatından gaip kıl. Beni hakkın <br />
için kendinde cem et. Beni farklılığın alemlerinde emrinin <br />
tasarruflarını müşahede etmekle koru.  <br />
Allah’ım! Sana tevessül ettim. Sana yöneldim. Senden <br />
ve senin için istedim. Hiçbir şeyde senden başkasını arzu <br />
etmedim. Senden başkasını istemem ve senden sadece seni <br />
isterim. <br />
Allah’ım! Bunun kabul edilmesi için en büyük vesileye, <br />
en büyük fazilete, en yakın sevgiliye, veliye, dosta <br />
Muhammed Mustafa’ya, razı olunmuş safiye, seçilmiş <br />
Nebiye (Allah’ın salât ve selamı üzerine olsun) tevessül <br />
ediyorum. Onun vesilesiyle senden, ona ebedi, daimi, <br />
kayyumi, ilahi ve rabbani salâtını iletmeni istiyorum. Öyle ki <br />
bunda Onun kemalinin aynını göster, zatının marifetlerinin <br />
aynında beni yok et. Onun ehlibeytine ve ashabına da salât <br />
ve selam olsun. Buna dair hükümranlık senin elindedir. Yüce <br />
ve azamet sahibi Allah’tan başka güç ve kudret yoktur. <br />
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gecesi  Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhiy küllü’l-aâbâil ulviyyeti abîduke. Ve ente’r-rabbu <br />
alâ’l itlâkı. Cema’te beynel mutekaâbilât. Ve küntel celiylel <br />
cemiyle. Lâ ğâyete li’ibtihâcike bizâtike. İz lâ ğâyete lişuhûdi <br />
minke ente ecellu min şuhûdinâ ve ekmelu ve e’lâ mimmâ <br />
nasıfuke bihi ve ecmelu. Teâleyte fiy celâlike an simâtil <br />
muhdesâti. Ve tekaddese cemâlukel aliyyu an muvâka’atil <br />
muyûli ilâ’ş-şehevât. Es’eluke bissırrilleziy cema’te bihi <br />
beyne’l mutekaâbilâti en tecmea aleyye muteferrika emriy <br />
cem’an yuşhiduniy vahdete vucûdike. Veksuniy hullete <br />
cemâlike ve tevvicniy bitâci celâlike hattâ tahdâa lehu’n<br />
nufûsul beşerriyeh. Ve tenkâde ileyyel kulûbul ebiyyeh. Ve <br />
tenbesita ileyye’l-esrâru’l akdasiyyeh. Ve a’li kadrî indeke <br />
uluvven yenhafidu liy bihi küllü muteal. Ve yezillu liy bihi küllü <br />
aziyz. Ve huz bi nâsiyeti ileyke. Ve melliknî nâsiyete külli zî <br />
rûhin nâsiyetuhu biyedike. Vec’al liy lisâne sıdkın fiy halkıke <br />
ve emrike. Vem’e’niy minke vahfezniy fiy berrike ve bahrike. <br />
Ve ehricniy min karyeti tab’izzâlimi ehluhâ ve e’tıkniy min <br />
rıkkıl ekvân. Vec’al liy minke burhânen yûrisu emânen ve lâ <br />
tec’al liğayrike aleyye sultânen. Vec’al ğınâiy fî’l-fakri ileyke <br />
an külli matlûb. Vashabnî bi ğınâike an külli merğub. Ente <br />
vichetiy vecâhiy. Ve ileykel merciu vettenâhî. Tecburu’l<br />
kesiyre ve teksirul cebbâriyne ve tuciyrul hâifiyn. Ve <br />
tuhiyfu’z-zâlimiyn. Lekel mecdul erfau vettecelliyil’ecmau <br />
velhicâbul emna’u. Subhâneke lâ ilâhe illâ ente ente hasbiy <br />
ve ni’mel vekiyl. Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehazal kurâ ve <br />
hiye zâlimetun inne ahzehu eliymun şediyd. Fentekamna <br />
minelleziyne ecramû ve kâne hakkan aleynâ nasrul <br />
mu’miniyn. Allâhumme yâ hâlikal mahlûkaâti ve muhyil <br />
emvâti ve câmia’ş-şitât. Ve mufiydal envâri ale’z-zevât. Lekel <br />
mülkü’l-evseu velcenâbul erfeu’. Erbâbu abiyduk. Vel mulûku <br />
hademetüke Vel eğniyâu fukarâuke. Ve entel ğaniyyu <br />
bizâtike ammen sivâke. Es’eluke bi’ismikelleziy halakte bihi <br />
külle şey’in fekaddertehu. Takdiyra. Ve menahte bihi men <br />
şi’te cenneten ve hariyra. Ve hılâfeten ve mülken kebiyra. En <br />
tuzhibe hırsıy ve tukmile naksıy ve en tufıyda aleyye min <br />
melâbisi ne’mâike ve tuallimeniy min esmâike. Mâ yasluhu li<br />
izni vel ilkaâi vemle’ bâtıniy haşyeten ve rahmeten. Ve zâhiri <br />
heybeten ve azameten hattâ tehâfeniy kulûbu’l a’dâi. Ve <br />
tertâhu ileyye ervâhul evliyâ. Yehâfûne rabbehum min <br />
fevkıhim ve yef’alûne mâ yu’merûn. Rabbi hebliy isti’dâden <br />
kâmilen likubûli feyzıkel ekdesi liahlufeke fiy bilâdike ve <br />
edfe’a bihi sehatake an ibâdike feinneke testahlifu men teşâu <br />
ve ente alâ külli şey’in kadiyr. Ve entel habiyrul basıyr ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ve sahbihi <br />
ve sellem ve huve hasbiy ve ni’mel vekiyl. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı</span></span> <br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym<br />
 <br />
İlahi! Bütün ulvi babalar senin kulcağızlarındır. Sen <br />
mutlak Rabsin. Bütün zıtları cem ettin. Celal ve cemal <br />
sahibisin. Zatınla haşmetinin sonu yoktur. Çünkü senin <br />
şühudunun sınırı yoktur. Sen bizim müşahedelerimizden <br />
ulusun. Kusursuz kemal sahibisin, seni vasfetmemizden <br />
daha yüksek cemale sahipsin. Celalinde sonradan olma <br />
varlıkların özelliklerinden yücesin. Ulu cemalin şehvetlere <br />
meyletme badiresine düşmekten münezzehtir. Karşıtları <br />
birleştirdiğin<br />
 sırrın hakkı için senden, ayrı i<br />
 şlerimi <br />
birleştirmeni istiyorum. Öyle ki varlığının birliğini bana <br />
göstersin. Cemalin ridasını giydir bana. Başıma celalin tacını <br />
geçir. Böylece beşeri nefisleri ona boyun eğsin. Dik başlı <br />
kalpler bana uysun. En kutsal sırlar önüme serilsin. Katında <br />
kadrimi yücelt; bu sayede bütün büyüklenenler benim <br />
yanımda alçalsın. Üstünlük taslayanlar benim karşımda zelil <br />
olsun. Perçemimden tutup kendine çek. Ruh sahibi olup <br />
perçemi senin elinde olan her canlının perçemini elime ver. <br />
Halkın ve emrinde bana doğru bir lisan ver. Beni kendinle <br />
doldur, karanda ve denizinde beni koru. Halkı zalim olan <br />
tabiat köyünden beni çıkar. Beni varlıkların rızıklarından azat <br />
et. Bana katından bir burhan ver; bana güven versin. Senden <br />
başkasının bana hakim olmasına, güç yetirmesine izin <br />
verme. Zenginliğimin her istenende sana muhtaçlıkta <br />
olmasını sağla. Arzu edilen her şeyle ilgili olarak <br />
zenginliğinle bana eşlik et. Sen benim yönüm ve <br />
makamımsın. Dönüş ve son sanadır. Kırıkları onarır, <br />
zorbaları k<br />
 ırar, korkanlara güven verirsin. Zalimleri <br />
korkutursun. En yüksek ululuk, en kapsamlı tecelli ve en <br />
koruyucu hicap senindir. Münezzehsin. Senden başka ilah <br />
yoktur. Sen bana yetersin ve sen en güzel vekilsin.  <br />
“Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) <br />
yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). <br />
Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!”  <br />
“Günaha dalanların ise cezalarını hakkıyla vermişizdir. <br />
Müminlere yardım etmek de bize düşer.”  <br />
Allah’ım! Ey mahlukatın yaratıcısı, ölüleri çürütüp <br />
varlıktan silen, dağınıkları bir araya toplayan, zatların üzerine <br />
nurları bahşeden! Geniş mülk ve yüce cennetler senindir. <br />
Rabler senin kulların, krallar senin hizmetkarların, zenginler <br />
senin yoksullarındır. Sen ise zatın itibariyle başkalarından <br />
müstağnisin. Her şeyi yarattığın ve takdir ettiğin, dilediklerine <br />
cennetleri ve ipek giysileri, halifelik ve büyük mülk <br />
bahşettiğin ismin hakkı için senden hırsımı gidermeni, <br />
eksikliğimi tamamlamanı, üzerime nimetlerinin giysilerini <br />
giydirmeni, izin ve ilkaya elverişli olacak şekilde isimlerini <br />
bana öğretmeni istiyorum. İçimi korku ve rahmetle doldur. <br />
Dışıma heybet ve azamet ver. Öyle ki düşmanların kalpleri <br />
benden korksun, dostların yürekleri ise bana ısınsın. <br />
Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine <br />
ne emrolunursa onu yaparlar. <br />
Rabbim! Bana tam bir istidat bahşet ki, kutsal feyzini <br />
kabul edeyim, senin mülkünde senin halifen olayım, kullarına <br />
yönelik gazabını savayım. Çünkü sen dilediğini halife kılarsın <br />
ve senin her şeye gücün yeter. Sen her şeyden haberdarsın, <br />
her şeyi görensin.  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. O bana yeter <br />
ve O ne güzel vekildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Rabbi rakkıniy fiy medâricel meârif. Ve kallibniy fiy etvâri <br />
esrâril hekaâık. Vahcubniy fiy süradikaâti hifzike ve meknûni <br />
sirrike an vurûdil havâtırilletiy lâ teliyku bi sübuhâti celâlike. <br />
Rabbi ekımniy bike fiy külli şân. Ve eşhidniy lutfeke fiy külli <br />
kaâsin ve dânin. Vefteh ayne basıyretiy fiy kadâi sâhatit <br />
tevhiydi li’eşhede kıyâmel külli bike şuhûden yaktau nazariy <br />
an külli mevcûd. Yâ zel fadli vel cûd. Rabbi efıd aleyye min <br />
bihâri tecriydi elfizzâti’l-akdesi mâ yaktau anniy külle alâkatin <br />
tu’cimu aleyye idrâkiy. Ve tuğ’liku dûniy bâbe matlebî. Ve <br />
esbil aleyye min heyûlâ nuktatihâl külliyyeti’l bârizeti min <br />
melekûti ğaybi zâtike mâ emuddu bihi hurûfe’l ekvâni <br />
mahfûzan fiy zâlike mine’n-naksi veşşeyh. Yâ men vesia <br />
külle şey’in rahmetin ve ilmen yâ rabbel âlemiyn. Rabbi <br />
tahhirniy zâhiren ve bâtınen min levsi’l ağ’yâr. Vel vukûfi alel <br />
ettâr. bifeydın min tahûri kudsike ve ğayyibniy anhum <br />
bişuhûdi bevârıkı unsik. Ve atlı’niy alâ hakaâikıl eşyâi ve <br />
dekaâikı’l eşkâl. Ve esmi’niy nutkal ekvâni bisariyhit tevhiydi <br />
fiyl avâlimi küllihâ. Ve kaâbil mir’âti bitecelli tâmmin min <br />
cevâhiri esmâi celâlike ve kahrike felâ yekau aleyye basaru <br />
cebbârin minel insi vel cinni illâ in’akese aleyhi min şuâi <br />
zâlikel cevheri mâ yahriku nefsehul emmârete bissûi ve <br />
terudduhu zeliylâ. Ve yenkalibu anniy basarehu hâsien <br />
kaliyla. Yâ men anet lehu’l vucûhu ve hada’at lehurrikaâb. Yâ <br />
rabbel erbâb. Rabbi ve eb’idniy anil kavâtı’illetiy taktauniy an <br />
hatarâti kurbike. Ve elbisniy mâ yeliyku bisıfâtiy biğalabeti <br />
envâri sıfâtike. Ve ezih zulme tab’iy ve beşeriyyeti bitecelliy <br />
bârikatin min bevârikati envâri zâtike. Vemdudniy bikuvvetin <br />
melekiyyetin akheru bihâ mâstevlâ aleyye minettabâi’d<br />
deniyyeti velahlâkır-raddiyeti. Vemhu min levhi fikriy eşkâle’l <br />
ekvân. Ve’esbit fiyhi biyedi inâyetike sirre hırzi kurbike’s<br />
sabikıl meknûni beynel kâfi vennûn. İnnemâ emruhu izâ <br />
erâde şey’en en yekûle lehu kün feyekûn. Fesubhânelleziy <br />
biyedihi melekûtu külli şey’in ve ileyhi türceûn. Yâ nurennûr. <br />
Yâ mu’tıyel külli min feyzi fadlihil midrâr. Yâ Samedu, yâ <br />
Kuddusu, Yâ Kahharu, Yâ Hafiyz, Yâ Lâtif, Yâ Rabbel <br />
âlemiyn ve sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ <br />
aâlihi ve sahbihi ecmaiyn vel hamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Rabbim! Beni marifet merdivenlerinde yükselt. Beni <br />
hakikat sırlarının kıvrımları arasında dolaştır. Beni korumanın <br />
çardakları<br />
 altında,<br />
 sırrının gizliliği içinde,<br />
 celalinin <br />
parıldayışlarına yaraşmayan düşüncelerin varit olmasından <br />
perdele.  <br />
Rabbim! Her şeyde beni kendinle kaim kıl. Her eksik ve <br />
aşağıda bana lütfunu göster. Tevhid meydanı fezasında <br />
basiretimi aç ki her şey’in seninle kaim olduğunu öyle bir <br />
şekilde göreyim ki, gözlerim başka hiçbir mevcuda <br />
bakmasın. Ey fazilet ve cömertlik sahibi! Rabbim! Kutsal Zat <br />
elifinin tecrit denizinden üzerime lütuf yağdır, ki idrakimi <br />
bağlayan bütün ilişkilerim kopsun. İsteklerimin kapısı <br />
gerimde kalsın. Zatının gaybının melekutundan külli ve <br />
belirgin noktasının heyulasını üzerime aç ki burada eksiklik <br />
ve ayıptan korunmuş kevn harfleri karşısında kendimde güç <br />
bulayım.  <br />
Ey her şeyi ilim ve rahmet olarak kuşatan! Ey alemlerin <br />
Rabbi!... Rabbim! Benim dışımı ve içimi başkası kirinden, <br />
tavırlarda çakılıp kalmaktan kutsiyetinin zuhuru feyziyle <br />
temizle. Ünsiyetinin parıldayışlarının müşahedesiyle beni <br />
onlardan gizle. Beni eşyanın hakikatine ve şekillerin <br />
inceliklerine muttalî kıl. Bütün alemlerde varlıkların açık <br />
tevhidi dile getirişlerini bana işittir. Aynamı celalin ve kahrının <br />
isimlerinin cevherlerinin tecellisine elverişli kıl. Ki insanlardan <br />
ve cinlerden bir zorbanın gözü bana iliştiği zaman, bu <br />
cevherin şuası ona yansısın, nefsi emmaresini yaksın ve onu <br />
zelil olarak gerisin geri çevirsin. Gözleri umutsuzca, bezmiş <br />
olarak benden uzaklaşsın.  <br />
Ey yüzlerin yöneldiği, boyunların emrine girdiği! Ey <br />
Rablerin Rabbi! Rabbim! Beni engellerden uzak tut. Beni <br />
yakınlığının düşüncelerinden<br />
 alıkoyan engellerden <br />
sıfatlarının nurlarının galip gelişinden sıfatlarıma uygun bir <br />
giysi giydir. Zatının nurlarının parıldayışlarından birinin <br />
tecellisiyle tabiatımın ve beşeriyetimin karanlığın yok et. <br />
Bana meleklere özgü bir kuvvet ver. Onunla beni istila eden <br />
aşağılık tabiatları ve çirkin ahlakları kahredeyim, ezeyim. <br />
Fikrimin levhinden kevnlerin şekillerini sileyim. İnayetinin <br />
eliyle fikrimin levhine ezeli ve “Kef” ile “Nun” arasında <br />
saklanan yakınlığının erişilmezlik sırrını yerleştir.  <br />
“Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı «Ol» <br />
demekten ibarettir. Hemen oluverir. Her şeyin mülkü kendi <br />
elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na <br />
döneceksiniz.” <br />
Ey nurun nuru! Ey her şeye fazlının feyzinden damlalar <br />
bahşeden! Ey samed! Ey Kuddus! Ey Kahhar! Ey Hafız! Ey <br />
Latif! Ey alemlerin Rabbi!  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Alemlerin <br />
Rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Seyyidiy dâme bekaâuke. Ve nefeze fiyl halkı kadâuke. <br />
Ve tekaddeste fiy uluvvike. Ve tealeyte fiy kudsike lâ <br />
yeûduke hifzu kevnin. Velâ yahfa anke keşfu aynin. Ted’û <br />
men teşâu ileyke. Ve tedullu bike aleyke. Feleke’l-hamdud<br />
dâim. Veddevâmu’l emcedu. Es’eluke vakten sâfiyen. Bimâ <br />
turîydu bimuâmeletin lâikatin tekûnu ğâyetuhâ kurbeke min <br />
netâicil a’mâli mevkuûfeten alâ rıdvânik. Ve hebliy sırren <br />
yekşifu liy an hakaâikıl a’mâl. Vahsusniy bihikmetin meahâ <br />
hukmün ve işâretün yashebuhâ fehmu inneke veliyyun men <br />
tevellâke. Ve muciybu men deâke. İâhiy edim bekaâe <br />
n’amâtike aleyye ve müşâhedetike ledeyye. Ve eşhidniy <br />
zâtiy min haysu ente lâ min haysu hiye. Hattâ ekûne bike <br />
velâ enâ, veheblî min ledunke ilmen tenkaâdu ileyye fiyhi <br />
küllü rûhin âlimetin inneke entel aliymul allâmu. <br />
Tebârekesmu rabbike zûlcelâli vel ikrâm. Ve indehu <br />
mefâtihul ğaybi lâ ya’lemuhâ illâ huve ve ya’lemu mâ fiy’l <br />
berri ve bahri rabbi efid aleyye şuâ’an min nûrike yekşifu liy <br />
an külli mestûrin fiyye hattâ uşâhide vucûdiy kâmilen min <br />
haysu ente lâ min haysu enâ fe’etekarrebu ileyke bi mahvi <br />
sıfatiy minniy kemâ tekarrebte ileyye bi-idâfeti nûrike aleyye. <br />
Rabbil imkânu sıfatiy vel ademu mâddetiy vel fakru mekarriy. <br />
Ve vucûduke illetiy. Ve kudretuke fâiliy. Ve ente ğâyetiy. <br />
Hasbiy minke ilmuke bicehliy. Ente kemâ a’lemu. Ve fevka <br />
mâ a’lemu. Ve ente ma’a külli şey’in. Ve leyse meake şey’un. <br />
Kaddertel menâzile lisseyri. Ve rattebtel merâtibe linnef’i <br />
veddarri. Ve esbette minhâcel hayri. Fenahnu fiy zâlike <br />
küllihi bike ve ente bilâ nahnu. Fe entel hayrul mahdu vel <br />
cûdussırfu vel kemâlul mutlaku. Es’eluke bi’ismikelleziy <br />
efadte bihi’l hayrâti alel kavâbil. Ve mahavte bihi min <br />
zulmeti’l ğavâsikı. En temlâe vucûdiy nuren min nûrikelleziy <br />
huve mâddetü külli nûrin ve ğâyetü külli metlûbin. Hattâ lâ <br />
yahfâ aleyye şey’un mimmâ evda’te fiy zerrâti vucudiy. Ve <br />
hebliy lisâne sıdkın muabbiren an şuhûdi hakkın vahsusniy <br />
min cevâmi’il kelimi bimâ yahsulu bihil ibânetu velbelâğatu, <br />
ve’sımniy fiy külli kelimetin min da’va mâ leyse liy bihakkın, <br />
vec’alniy alâ basiyretin enâ ve menittebaniy. Allâhumme <br />
inniy euzubike min kavlin yûcibu hayreten ev ya’kıbu fitneten, <br />
ev yûhimu şubheten, minke tutelekkâl kelimu ve anke <br />
yu’hazul hikemu, ente mümsikus semâi ve muallimu’l-esmâi. <br />
Lâ ilâhe illâ entel vâhidul ehadul ferdus samedulleziy lem <br />
yelid ve lem yûled ve lem yekün kûfuven ehad. Ve sallallâhu <br />
alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ve sahbihi ecmaiyn. <br />
Velhamdulillâhirabbil âlemiyn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Efendim! Baki oluşun daimidir. Senin hükmün mahlukat <br />
içinde geçerlidir. Yüceliğinde münezzehsin. Münezzehliğinde <br />
yücesin. Varlığı korumak seni yormaz. Gözün gördüğü <br />
senden gizlenmez. Dilediğin kendine çağırırsın. Kendinle <br />
kendine delalet edersin. Daimi hamd sana özgüdür. En ulu <br />
devamlılık senindir. Senden berrak bir vakit istiyorum. Bu <br />
vakti sana yaraşır muamelelerle geçireyim. Bu vaktin gayesi <br />
sana yakınlık olsun ve senin rızana uygun amellerle <br />
geçireyim. Bana öyle bir sır ver ki, amellerin hakikatleri <br />
onunla benim için açığa çıksın. Bana öyle bir hikmet tahsis et <br />
ki, beraberinde hüküm ve işaret olsun, anlama ona eşlik <br />
etsin. Çünkü sen, seni dost edinenin dostusun. Sana dua <br />
edene icabet edensin. <br />
99 <br />
İlahi! Bana bahşettiğin nimetlerin kalıcılığını süreklileştir. <br />
Yanımdaki müşahedeni kalıcı kıl. Bana benim zatımı zatım <br />
açısından değil kendi açından göster. Ki seninle olayım, <br />
benimle değil. Bana katından öyle bir ilim ver ki, bu hususta <br />
bütün bilen ruhlar beni örnek alsın. Çünkü sen bilensin, her <br />
şeyin bilgisi senin katındadır. Celal ve kerem sahibi rabbinin <br />
adı yücedir. Gaiplerin anahtarları O’nun elindedir ve Ondan <br />
başkası bunları bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi <br />
bilir.  <br />
Rabbim! Üzerime nurundan şualar yağdır ki, her örtülüyü <br />
benim için ortaya çıkarsın, öyle ki varlığımı kamil manada <br />
ben olarak değil sen olarak müşahede edeyim. Sıfatımı <br />
kendimden silmiş olarak sana yaklaşayım, tıpkı senin <br />
üzerime nurunu indirmek suretiyle bana yaklaşman gibi.  <br />
Rabbim! İmkan benim sıfatım, yokluk benim maddem, <br />
fakirlik ise benim karargahımdır. Senin varlığın benim <br />
sebebimdir. Senin kudretin benim failimdir. Sen benim <br />
gayemsin. Senin ilmin ne kadar cahil olduğumu anlamam <br />
için yeterlidir. Sen benim bildiğim ve benim bildiğimin <br />
ötesindeki gibisin. Sen her şeyle berabersin. Senin beraber <br />
hiçbir şey yoktur. Menzilleri seyir için takdir ettin. Mertebeleri <br />
de menfaat ve zarar için tertip ettin. Hayır yollarını <br />
sabitleştirdin. Bunların tümünde biz seninle beraberiz, ama <br />
sen bizimle beraber değilsin. Sen sırf hayırsın, salt <br />
cömertliksin ve mutlak kemalsin. Hayırları toplulukların <br />
üzerine indirdiğin, gecelerin karanlıklarını giderdiğin ismin <br />
hakkı için senden, varlığımı her nurun maddesi ve her <br />
matlubun gayesi olan nurundan bir nurla doldurmanı <br />
istiyorum. Ki varlığımın zerrelerine yerleştirdiğin hiçbir şey <br />
bana gizli kalmasın. Bana doğru bir lisan bahşet ki, bu lisan <br />
hakkın müşahedesini ifade etsin. Bana öyle kapsamlı söz ver <br />
ki, onunla açıklık ve belagat gerçekleşsin ve konuşmamda <br />
hakkım olmayan şeyleri iddia etmekten beni koru. Beni ve <br />
bana tabi olanları bir basiret üzere kıl.  <br />
Allah’ım! Hayreti gerektiren veya fitneye sebep olan <br />
yahut senin hakkında şüpheye yol açan sözden sana <br />
sığınırım. Söz senden alınır, hikmet senden algılanır. Sen <br />
semavatı tutansın, isimleri öğretensin. Senden başka ilah <br />
yoktur, bir’sin, teksin, yalnızsın, samedsin. Doğmamış, <br />
doğurulmamışsın. Sana hiç kimse denk değildir. <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Hz. Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Alemlerin <br />
rabbi olan Allah’a hamd olsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Ve men ya’tasımu billâhi fekad hudiye ilâ sıratın <br />
mustakıym.  <br />
El-hamdu lillâhilleziy ehalleniy himâ lutfillâh. Elhamdu <br />
lillâhilleziy enzeleniy cennete rahmetillâh. Elhamdu <br />
lillâhilleziy ecleseniy fiy makami mehabbetillâh. <br />
Elhamdulillâhilleziy ezâkaniy min mevâidi mededillâh. <br />
Elhamdu lillâhilleziy vehebeliy letâfetel idâfeti li’ıstıfâillâh. <br />
Elhamdu lillâhilleziy sekaâniy min mevâridi vâridi ve fâillâh. <br />
Elhamdu lillâhilleziy kesanî hulele sıdkıl ubûdiyyetillâh. Küllü <br />
zâlike alâ mâ ferrat’tu fiy cenbillâh. Ve dayyâ’tu min <br />
hukûkıllâh. Fezâlikel fadlu minellâh. Ve men yağfirizzunûbe <br />
illâllâhu. İlâhiy in’âmuke aleyye bil’iycâdi min ğayri cihâdin ve <br />
lâ ictihâd. Ve ceret matâmi’iy min keremike alâ bülûğil <br />
murâd. Min ğayri istihkaâkın liy velâ isti’dâd. Es’eluke <br />
bivâhidil ahâd ve meşhûdil eşhâd. Selâmete minhatil vidâdi <br />
min mihnetil biâd. Ve mahve zulmeti’l inâdi. Binûri <br />
şemsirreşâdi. Ve fethi ebvâbi’s-sedâdi. Bieydi mededi <br />
innellâhe latiyfun bil’ibâdi. Rabbi es’eluke fenâe eyniyyeti <br />
vücûdi. Ve bekaâe emniyyeti şuhûdiy. Ve firâka beyniyyeti <br />
şâhidî ve meşhûdî. Bi cem’i ayniyyeti mevcûdi livücûdiy. <br />
Seyyidi sellim ubûdiyyetî bihakkike min amâi vehmi ru’yetil <br />
ağyâr ve elhık biy kelimetekes sâbikate lilmustafeynel ahyâr. <br />
Ve eğlib alâ emriy bi’ihtiyârike fiyl-etvâri vel’evtâri. Vansurniy <br />
bittevhiydi velistivâi fiy’l haraketi ve’listıkrâr. Habiybi es’eluke <br />
seriy’al visâli ve bediy’a cemâl. Ve meniy’al celâl. Ve refiy’al <br />
kemâl. Fiy külli hâlin ve mâlin. Yâ men huve yâ huve. Ve <br />
men leyse illâ huve. Es’eluke bilğaybi’l atlasi. Bilğaynil <br />
akdesi. Fiylleyli izâ as’as. Vessubhi izâ teneffes. İnnehu <br />
lekavlu resûlun keriym. Ziy kuvvetin inde zilarşi mekiyn. <br />
Mutaâ’in semme emiyn. Bilisâni arabiyyin mübiyn. Ve innehu <br />
le tenziylu rabbil âlemiyn. Hükme muhkimil emri birûhihil <br />
meknûn. Fiy <br />
sıyğıttebyin. Bisun’ittemkiyn.<br />
 Ve <br />
es’elukellâhumme hamle zâlike lizâtiy alâ yedi nesiymi <br />
hayâtiy biervâhi tehiyyâti. Fiy salavâtiket tayyibât. Ve <br />
teslimâtike’d-dâimât. Alâ vesiyleti husûlil metâlib. Ve vusletin <br />
vusûlil habâib. Ve alâ külli mensûbin ileyhi fiy külli’l merâtib. <br />
İlâhel hakkıl mübiyn. Vec’alnâ min havâssıhim aâmiyn. Ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihi ve sahbihi <br />
ecmaiyn subhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûne ve <br />
selâmun alel murseliyn velhamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Kim Allah’a sarılırsa o dosdoğru yola iletilmiştir. Beni <br />
Allah’ın lütfunun himayesine alan Allah’a hamdolsun. Beni <br />
Allah’ın rahmeti cennetine misafir eden Allah’a hamdolsun. <br />
Beni Allah’ın sevgisi makamına oturtan Allah’a hamdolsun. <br />
Allah’ın yardımları sofrasından beni rızıklandıran Allah’a <br />
hamdolsun. Beni Allah’ın seçimine layık görülme lütfuna <br />
mazhar kılan Allah’a hamdolsun. Beni Allah’ın vefası <br />
sunumları kaynaklarından besleyen Allah’a hamdolsun. Beni <br />
Allah’a kulluk doğruluğu hırkalarıyla giyindiren Allah’a <br />
hamdolsun. Allah hakkında onca kusur işlememe, Allah’ın <br />
haklarını zayi etmeme rağmen bütün bunlara nail oldum. Bu <br />
lütuf Allah’dandır. Allah’dan başka günahları kim <br />
bağışlayabilir. <br />
İlahi! Beni var etmen şeklindeki nimetin cehdim ve <br />
çabam olmadan gerçekleşmiştir. Keremine yönelik umudum <br />
muradın sınırına kadardır. Bunda benim bir istihkakım ve <br />
istidadım söz konusu değildir. Birlerin teki ve şahidlerin <br />
müşahede ettiklerinin hakkı için senden istiyorum ki kulluk <br />
mihnetinden sevgi kaynakları selametine beni ulaştır, inat <br />
karanlığını doğruluk güneşinin ışığıyla gider, yardım eliyle <br />
doğruluk kapılarını aç. Çünkü Allah kullara karşı lütufkardır.  <br />
Rabbim! Varlığımın mekana aitliğini yok etmeni, <br />
müşahedemin güvenliğini baki kılmanı istiyorum. Şahidimin <br />
ve meşhudumun arasındaki ayrılığı kaldır. Varlığıma ait <br />
mevcudiyetin bütün ayniliğini gider.  <br />
Efendim! Bana kulluğumu başkasını görme vehminin <br />
körlüğünden uzak kıl. Hayırlılar arasından seçilmiş iki nebî <br />
hakkında önceden verdiğin sözü bana ulaştır. Her tavır ve <br />
ihtiyaç karşısında iradenle benim işime galip ol. Hareket ve <br />
duruşta tevhid ve istiva ile bana yardım et.  <br />
Habibim! Senden her hal ve durumda en hızlı vuslatı, en <br />
göz kamaştırıcı cemali, en görkemli celali, en yüksek kemali <br />
istiyorum.  <br />
Ey O olan O! Ey O! Ey O’dan başka kimse olmayan! <br />
Belirsiz gayb ve kutsal gayn ile senden istiyorum:  <br />
“Geri dönüp giden geceye, aydınlanan sabaha andolsun. <br />
Muhakkak o kerem sahibi nebinin sözüdür. Yüce arşın <br />
yanında güçlü, orada itaat edilen ve güvenilirdir. Apaçık <br />
arabçadır. Şüphesiz o alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir.”  <br />
İşi gizli ruhla sağlamlaştıran hüküm istiyorum senden. <br />
Beyan sigasıyla ve sağlam bir üslupla istiyorum.  <br />
Allah’ım! Hayatımın nesimi eliyle tahiyyatım ruhlarıyla <br />
zatıma yüklemeni istiyorum bunları. Tertemiz salâvatların, <br />
daimi selamların arasında isteklerin hasıl oluş vesilesi <br />
kılmanı istiyorum. Sevenlere ulaşma aracı k<br />
 ıl. Her <br />
mertebede Ona tabi olanlara, mensup bulunanlara selam <br />
olsun. Apaçık Hak ilah! Bizi onlara has kimselerden kıl. <br />
Amin.  <br />
Salât ve selam Muhammed’in, ehlibeytinin ve bütün <br />
ashabının üzerine olsun. İzzet sahibi Rab, senin Rabbin <br />
onların yakıştırmalarından münezzehtir.<br />
 Gönderilmiş <br />
Rasullere selam olsun. Alemlerin rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun.    <br />
Amin… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Devru a’la li Muhyiddin <br />
Muhyiddiyn için yüksek devir </span></span><br />
<br />
Muhyiddin İbn. Arabi Hazretlerine ait hergün okunarak <br />
(devr edilen) yüce manalar ihtiva eden duasının Arapçası <br />
<br />
Devru a’la li Muhyiddin <br />
Muhyiddin İbn. Arabi hazretlerine ait hergün okunarak (devr edilen) <br />
yüce manalar ihtiva eden duasının Türkçe okunuşu ve manası <br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
Allahümme Yâ Hayyû, Yâ Kayyûm, bike tehassantu <br />
fahmin-î bi himâyet-î kifâyet-î vikâyet-î hakîkat-î burhân-î <br />
hırz-î emân-î “Bismillâhi”  <br />
Ve adhilnî Yâ Evvelû, Yâ Ahirû, meknû’el ğaybî sırr-ı <br />
dâiret-î kenz-î “Mâşâallâhû lâ kuvvete illâ bîllahî”  <br />
Ve esbül a’leyye Yâ Halîmü, Yâ settâru, kenef-e setr-i <br />
hicâb-î sıyânet-î necât-î “Vea’tesımû bihablîllâhi”  <br />
Vebnî Yâ muhîtû, Yâ Kâdirü, a’leyye sûre emân-î ihâtat-î <br />
mecd-î sürâdik-î i’zz-î a’zamet-î “Zâlike hayrûn zâlike min <br />
âyâtîllâhi”  <br />
Ve ei’znî Yâ Rakıbû, Yâ Mucîba, vahrusnî fi nefsî ve dînî <br />
ve ehlî ve mâlî ve veledî, ve dârî, fein vâlidî bi kelâet-î iğâset<br />
î lâzet-i “Ve mâ hüm bi darrine bihî min ahadin illâ biiznîllâhi”  <br />
Ve kınî Yâ mâniû’, Yâ Nafiû’, bi âyatike ve esmâ-îke ve <br />
kelimât-ike şerr-eşşeytân vessultan ve zâlimin ve cebbârin <br />
biğa a’leyye “Ahâzetuhû ğâşiyetün min a’zâbîllâh”  <br />
Ve neccinî Yâ Muzill, Yâ Muntekim, min a’bîdîke-zzâlimin <br />
el bâğine a’leyye ve e’vânîhîm fe in hemme lî ahadun <br />
minhüm bi sûin hazelehûllâhû ve hateme a’lâ semîhî ve <br />
kalbihî ve cea’le a’lâ basarihî ğişâveten “Femen yehdîyhî min <br />
ba’dillâh”  <br />
Vekfinî Yâ Kâbiz, Yâ Kahhâr, hadîa’te mekr-îhîm <br />
vardudhûm a’nnî mezmûmîne medhûrîne bi takhsîr-î tağyîr-î <br />
tedmîr-î “Fe mâ kâne lehû min fi’etin yensurûnehû min <br />
dûn’îllâh”.  <br />
Veeziknî Yâ Subbûh, Yâ Kuddûs, lezzet-e münâcât-i <br />
“Akbil velâ tehaf, inneke minel’âminîne bi fadzîllâhi”.  <br />
Ve ezikhûn Yâ Dârr, Yâ Mumît, nikâl-u vebâl-î zevâl-î “Fe <br />
kuti’a dâbir’ul kavm’illezîne zalemû, velhamdülillâhi rabb’il <br />
â’lemîyn”  <br />
Ve eminnî Yâ Selâm, Yâ Mü’min, savlet-e cevletti devlet<br />
îl âdâ-î bi ğayât-î bidâyet-î ayet-î “Lehüm’ül büşrâ fi’l <br />
hayâtiddünyâ ve fil’âhiretî lâ tebdîle likelimâtillâh”  <br />
Ve tevvicnî Yâ A’zîm, Yâ Muiz’zzu, bi tâc-î mehâbet-î <br />
kibriyâ-î celâl-î sultân-î melekût-î i’zz-i a’zamet-î “Ve lâ <br />
yahzünke kavlühüm, inn’el İ’zzete lillâhi’  <br />
Ve elbisnî Yâ Celîl, Yâ kebir, hila’t-e celâl-î ikbâl-i ikmâl-î <br />
“Felemmâ ra’eynehû ekbernehû ve kataâ’ne eydiyehünne ve <br />
kulne hâşa lillâhî”  <br />
Ve elki Yâ A’zîz, Yâ Vedûd, a’leyye mahabbeten minke <br />
hettâ tenkâd ve takhda’ lî bihâ kulûb-ü i’bâd-îke b-il <br />
mahabbeti ve-l mea’zzeti ve’l meveddeti min ta’tîf-î teltîf-î <br />
te’lîf-î “Yühibbûnehüm kehubbîllâh, vellezîne âmenû eşeddü <br />
hubben lillâh”  <br />
Ve Azhîr a’leyye Yâ Zâhiru, Yâ Bâtınu, âsâr’ü esrâr-i <br />
envâr-î “Yühibbuhum ve yühibbunehû ezilletin a’lâl <br />
mü’minîne ei’zzetin a’lâl kâfirîne yücâhidûne fî sebilillâhi”  <br />
Ve veccih Allahümme Yâ Samed, Yâ Nûr, vechî bi safâ-î <br />
cemâl-î üns-î işâk-î “Fein hâccûke fekul eslemtü vechiye <br />
lillâh”  <br />
Ve cemmil’nî Yâ Bedîa’-ssemâvati ve’l arz Yâ Zelcelâli <br />
ve’l ikrâmi bi’l fesâhati ve’l belâğeti ve’l berâti “Vehlul <br />
u’kdeten min lisânî yefkahû kavlî”  <br />
Bi rikkat-î ra’fet-î rahmet-î “Sümme telînü cülûdühüm ve <br />
kulûbühüm ila zikrîllâhi”  <br />
Ve kallidnî Yâ şedîd’el betşi Yâ Cebbâru, Yâ Kahharû, <br />
seyf’ül heybeti veş’şiddeti ve’l kuvveti ve’l mena’ti min be’si <br />
ve ceberût’î i’zzet’i “Ve me’nnasru illâ min i’ndi’llâhi”  <br />
Ve edim a’leyye Yâ Bâsit, Yâ Fettâh, behcet’e meserret’i <br />
“Rabbişrah lî sadrîy ve yessirlîy emrî”  <br />
Biletâf’î a’vâtif’i “Elem neşrahleke sadrak”  <br />
Ve beşâirî “Yevmeizin yefreh’ul mü’minûne bi nasr’îllâh”  <br />
Ve enzil’illâhümme Yâ Lâtîf, Yâ Raûf, bi kalbîy’el îmâne <br />
ve’l itminâne vessekînete liekûne min’ellezîne âmenû “Ve <br />
tatmainnu kulûbühüm bi-zikr’îllâh”  <br />
Ve efriğ a’leyye Yâ Sabûr, Yâ Şekûr, sabr’ellezîne <br />
tedarra’û bi sebât’î yakîn’î temkîn’î “Kem min fietin kalîyletin <br />
ğalebet fieten kesîreten bi’iznîllâh”  <br />
Vahfeznî Yâ Hafîz, Yâ Vekîl, min beyn-i yedeyye ve min <br />
halfî vea’n yemînî ve a’n şimâlî ve min fevkî ve min tahtî bi <br />
vucûd-î şuhûd-î cunûd-î “Lehû mua’kibâtün min beyn’î <br />
yedeyhî ve min halfîhî yahfizûnehû min emrîllâh”  <br />
Ve sebbit Allâhumme Yâ Sabitü, Yâ Kâimû, Yâ Dâimû, <br />
kademeyye kemâ sebeteel kâile “Ve keyfe ehâfu mâ <br />
eşrektum ve lâ tehâfûne enneküm eşrektüm billâh”  <br />
Vensurnî Yâ ni’m’el Mevlâ ve Yâ Ni’me’nnasîr, a’lâ a’dâî <br />
nasr’ellezî kîle lehû “E’tet’tehizünâ hüzûven kâle e’ûzu billâh”  <br />
Ve eyyidnî Yâ Tâlib, Yâ Ğalib, bi te’yîd’î Nebiyy’ike <br />
Muhammedin Sallallahû A’leyhî ve Sellem el-mueyyedi <br />
bi’ta’zîz’î tevkîr’î “İnnâ erselnâke şâhiden mubeşşiren ve <br />
nezîren litu’minû billâh”  <br />
Ve ek fînî Yâ Kâfî, Yâ Şâfî, el ada vel esvâi vel edvâi bi <br />
a’vâid’i fevâid’i “Lev enzelnâ haz’el Kur’âne a’lâ cebelin <br />
lareeytehû hâşia’an mutesaddian min haşyet’illâhi”  <br />
Ve emnin a’leyye Yâ Vehhâb, Yâ Rezzâk, bi husûl-î <br />
vusûl-î kabûl-î teysî-î teshîr-i “Kulû veşrebû min rizkîllahî”  <br />
Ve fevellenî Yâ Velî, Yâ A’lîy, bil’vilâyeti vel i’nâyeti <br />
verriâ’yeti ves-selameti bi mezîd-î îrâd-î isâ’d-î imdâd-i <br />
“Zalike min fadzlîllâhi”  <br />
Ve ekrimnî Yâ Ğâniyy, Yâ Kerîm, bis seâ’deti ves’siyâdeti <br />
vel kerâmeti vel mağfireti kemâ ekremte ellezîne yeğuddûne <br />
asvâtehum i’nde Rasûlûllâh ve tub a’leyye Yâ Tevvab, Yâ <br />
Hekîm, tevbeten nesûhen liekûne min’ellezîne “İzâ fea’lû <br />
fâhişeten ev zalemû enfuüsehûm zeker’ûllâhe festağferû <br />
lizünûbîhim ve men yağfir’uzzunûbe illâllah”  <br />
Ve el zimnî Yâ Vâhid, Yâ Ahâd, kelimet’et takvâ kemâ <br />
elzemte Habîbeke Muhammeden Sallâllâhu A’leyhi ve <br />
Selleme haysu kulte “Fea’lem ennehû lâ ilâhe illâllâh”  <br />
Ve ahtim lî Yâ Rahman, Ya Rahîym, bi husn’î <br />
hâtımet’ennâcîne ver râcîne “Kul yâ i’badiyellezîne esrefû <br />
a’lâ enfusihîm lâ taknetû min rahmet’îllâh”  <br />
Ve eskinnî Yâ Semî, Yâ Karîb, cennâti a’dn’ın yui’ddet lil <br />
muttekîn “Da’vâhum fihâ subhâneke’llahumme ve <br />
tahiyyatehum fîha selam ve âhiru da’vâhum enilhamdu lillâhi <br />
rabbilâlemiyn”  <br />
Yâ Allâhû, Yâ Allâhû, Yâ Allâhû, Ya Allahû <br />
Yâ Rabb, Yâ Nâfi, Yâ Mânî, <br />
Yâ Rahmân, Yâ Rahîm. <br />
Es’eluke bi hürmetî hâzîhîl Esmâi vel Âyâti vel kelimâti <br />
sultanen nasîran ve rızkan kesîren ve kalben karîren ve <br />
kabren munîren ve hisaben yesîren ve ecren kebîren ve <br />
Sallallâhu Â’lâ Seyyidinâ Muhammedin ve A’lâ Âlîhî ve <br />
Sahbihî ve selleme tesliman kesîran adede halkike ve <br />
midâde kelimâtike ve muntehâ rahmetike. <br />
Allahümme innî kad âveytu ileyke ve men evâ ilâ rüknin <br />
şedîdîn. Ve selamun a’l-al mürselîne velhamdu lillâhi rabbil <br />
â’lemîne. <br />
«Elem neşrah leke sadrak. Ve veda’nâ anke vizrak. <br />
Ellezî enkada zahrak. Ve rafa’nâ leke zikrak. Fe inne meal <br />
usri yüsrâ. İnne meal usri yüsrâ. Fe izâ ferağte fensab. Ve ilâ <br />
rabbike ferğab.» (İnşirah Sûresi) <br />
Not: Son Dua’nın en sonunda bulunan Parantez içersinde olan <br />
İNŞİRÂH sûresi 3 defa okunacak sonra da aşağıdaki Salavât-ı Şerif’e <br />
okunacak. <br />
Salavât-ı Şerife:<br />
 Allahümme salli a’lâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin <br />
salâten tuhillu bîhâl u’kede ve tuferricu bihalkerbe ve teşrehu <br />
bihâ-s sudûre ve tuyessiru bîhâ-l umûre fi-ddunya vel âhireti <br />
ve a’lâ âlîhî ve sahbîhî ve sellim. <br />
“ALLAH” C.C. için, Hazreti Fahri Kâinât Efendimizin, <br />
âl’i’nin, Ashabının, Ehli beytinin, Annelerimizin, Cümle <br />
Resûllerin, Enbiyâların pâk rûhlarına, Hz. Abdulkadir <br />
Geylâni’nin, Hz. Şeyh-ı Ekber’in ve Onların Şahsında tüm <br />
Evliyâullahın ve Onların Muhibbi Olanların, ve bu duâ’nın <br />
şâmil olduğu bütün Ümmeti Muhammedin, yakınlarımızın <br />
ruhları ve kendi ruhumuz için 3 El-Fatihâ-ı Şerif, 12 İhlas-ı <br />
Şerif. Allah kabul eylesin. Amin. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muhyiddin ibn. Arabi’nin  <br />
Yüce duası “Hizbu’d-devri’l-a’lâ”nın manası </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
Rahman ve Rahiym Allah adıyla <br />
Ey sonsuz dirilik, canlılık sahibi Hayy olan! Ey kendi <br />
varlığı ile kâim olup, mevcûdatı varlığı ile var kılan Kayyum <br />
olan! Seninle kendimi güvenceye aldım lütfen beni koru.  <br />
Bi-ismi-allâh, isminin hakikati, himayesi, kifayeti, <br />
koruması, burhanı zırhıyla, muhafazası ve emanı ile beni <br />
himaye eyle. <br />
Ey başlangıcı olmayan Evvel olan, Ey sonu olmayan <br />
Ahir olan! Beni maşâallah lâ kuvvete illâ billâh / Allah’ın <br />
dilemesi olur. Kuvvet ancak Allah’tandır. Ayetinin hazinesinin <br />
dairesinin içindeki gaybî sırlarla, o kıymetli dâirenin içerisine <br />
lütfen beni de sok. <br />
Ey hoşgörülü Haliym olan, ey her türlü şeyi örten, <br />
kapayan gizleyen Settâr olan! Ve’tesimû bihablîllâhi / <br />
Allah’ın ipine sarılın, âyetinin kurtuluşunun sırrıyla, tesettürü, <br />
hicâbi korunma ve kurtulma vesilesiyle lütfen bana da <br />
korunmayı, örtünmeyi nasip eyle. <br />
Ey her şey’i ihâta eden, kuşatan Muhît olan! Ey kudreti <br />
her şey’e yeten Kâdir olan! Etrafımı Zâlike hayrûn zâlike <br />
min âyâtîllâh / bu daha hayırlıdır. Bu Allah’ın ayetlerindendir <br />
âyetinin azametinden izzetinden ve ululuğundan eman ve <br />
ihata surlarıyla çevir. <br />
Ey murakebe eden Kârib, Ey icabet eden Mucîb! Ve <br />
mahum bi darrine bihî min ehadin illâ biiznîllâhi / Oysa <br />
şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zaman <br />
veremez âyetinin mânâsıyla, korunmasıyla, hürmetiyle lütfen  <br />
beni, nefsimi, ailemi, dinimi, malımı, evlatlarımı, evim <br />
hususunda icâbet eyle, beni koru ve savun. <br />
Ey men eden Mâni olan, Ey savunan Nafi olan!  <br />
Ehâzetuhû ğâşiyetün min a’zâbîllah / Eğer bir zalim veya <br />
zorba bana haksızlıkla saldırırsa Allah’ın azabından bir <br />
bürüyen onu yakalayıverir-  âyetlerin, esmâların, kelimelerin <br />
hakkı için, şeytanın şerrinden, sultanın şerrinden ve herhangi <br />
bir zalimin veyâ haklarımı gasb etmek isteyen zorbanın <br />
şerrinden lütfen beni koru. <br />
Ey zalim, azgın ve bana saldıran kullarını ve <br />
yardımcılarını zelil kılan Muzil ! Ey zarar vereni yaptığının <br />
karşılığıyla ödeştiren Muntakim! Zulmedici kulların ve <br />
onların yardımcıları eğer bana kötü tuzak hazırlamışlarsa <br />
Allah onları yüzüstü bıraksın. Onların işitmelerine kalplerine, <br />
basiretlerine Femen yehdîyhî min ba’dillâh /  kulağını ve <br />
kalbini mühürledik, gözünün üzerine bir perde indirdik, <br />
âyetindeki gibi bir perde koyarak, kurtarıcım ol! Şüphesiz, <br />
artık Allah’ın azabından kurtuluş yolunu kim ona gösterebilir! <br />
Ey izhâr ettiklerini geri alan ve her şey’i kudreti altında <br />
tutan Kâbız olan, Ey dilediği her şeyi ortadan kaldıran <br />
Kahhâr olan Allah’ım, bana tuzak kuranların mekirlerine, <br />
hilelerine, azaplarına karşı bana yardım ederek kimseye <br />
muhtaç bırakma. Onları, Fe mâ kâne lehû min fi’etin <br />
yensurûnehû min dûn’îllâhi / Allah’tan başka ona yardım <br />
edecek bir grubu yoktur, âyetinin sırrıyla, mânâsıyla, içerdiği <br />
hüsran, değişme ve yok etme vaadi uyarınca onları <br />
(tuzakçıları) benden, rezil, horlanmış, mağlup ve aşağılanmış <br />
olarak uzaklaştır.  <br />
Ey Zâtına ve Sıfâtlarına fenâlık, noksanlık, sınırlılık ve <br />
hiçbir <br />
şekilde kusur bulunmayan Subbûh olan, Ey, <br />
mukaddes ve arı Kuddûs olan Allah’ım, Akbil velâ tehaf <br />
inneke min’el âminîne” bi fadzlîllâhi / beri gel ve korkma! <br />
Çünkü sen, Allah’ın himayesinde güvende olanlardansın <br />
âyetinde ki münacâtın lezzetini lütfen bana tattır ve bu âyetin <br />
fazlıyla, sırrıyla emniyet içersinde bulunanlardan olmayı da <br />
lütfen nasip eyle. <br />
Ey zarara uğratan, her şer kabul edilenin mutlak var <br />
edicisi Dârr olan, Ey ölümü tattıran ve dilediğine dönüştüren <br />
Mumit olan! Fe kuti’a dâbir’ul kavm’illezîne zalemû, <br />
velhamdülillâhi rabb’il â’lemîyn / zulm eden kavmin kökü <br />
kurudu ve Allah’a hamdolsun âyetinin sırrıyla, yine zalimlere <br />
içerdiği cezayı, vebâlini, nikâlini, zevâlini tattır Yâ Rabbi. <br />
Ey yakîn hâlini yaratan Selâm olan, Ey gaybın sonsuz <br />
sırlarına açık idrâkı oluşturan Mü’min olan Allah’ım, <br />
düşmanların devletine karşı Lehüm’ül büşrâ fi’l <br />
hayâtiddünyâ ve fi’l âhiretî lâ tebdîle likelimâtillâh / <br />
Dünya hayatında ve ahirette onlara müjde vardır. Allah’ın <br />
kelimelerinde değişiklik olmaz, âyetinin gayesi, sırrı ve <br />
nihayeti ve bidayeti ile düşmanların devletlerinin, <br />
cevvaliyetlerinin heybetinden caydırıcılığından beni de emin <br />
kıl, huzurlu eyle. <br />
Ey sonsuzluğuyla azamet sahibi A’zîm olan, ey izzet <br />
bahşeden ve dileğince değerli kılan Muizz olan Allah’ım, Ve <br />
lâ yahzünke kavlühüm inn’el İ’zzete lillâhi / onların sözleri <br />
seni üzmesin. Şüphesiz bütün izzet Allah’ındır. Ayetinde ki <br />
sırrınla, celâllik sultanlığının, saltanatının ve gururunun <br />
verdiği azametli, korkutucu tacınla beni taçlandır ya Rabbi.  <br />
Ey Zâtıyla tüm kemâl sıfatlarına sahip ve tek hükümran <br />
Celîl olan, ey sonsuz mânâlara sahip, yeğane üstünlük <br />
sahibi ve üstünlüğünü de ancak kendi kendiyle değerlendiren <br />
Kebîr olan Allah’ım, Felemmâ ra’eynehû ekbernehûnne <br />
ve kataâ’ne eydiyehünne ve kulne hâşalillâhî / Onu <br />
gördüklerinde gözlerinde büyüttüler ve ellerini kestiler, “haşa! <br />
Allah’ı tenzih ederiz bu bir beşer değildir” dediler.. âyetinin <br />
sırrıyla verdiğin celâllik, mükemmellik, ikbâllik, yüce azâmet <br />
ihtivâ eden cübbeyi bana da giydir! <br />
Ey eşi benzeri olmayan A’zîz olan, Ey Aşk kaynağı, <br />
sevilen gerçek ve Tek mutlak varlık Vedûd olan Allah’ım, <br />
Yühibbûnehüm kehubbîllâh, vellezîne âmenû eşeddu <br />
hubben lillâh / Onları Allah’ı sever gibi seviyorlar. İman <br />
edenlerin Allah’a yönelik sevgileri ise daha şiddetlidir. <br />
ayetinin şefkatinden, letafetinden ve sıcaklığından bir sevgiyi <br />
katından bana ilka et ki, böylece bu kullarının gönülleri sevgi, <br />
saygı ve muhabbetle bana boyun eğsin, bana uysun. <br />
Ey apaçık ortada Zâhir olan, Ey gizli Bâtın olan! <br />
Yühibbuhum ve yühibbunehû ezilleten a’lâ’l mü’minîne <br />
ei’zzeten a’lâ’l kâfirîne yücâhidûne fî sebilillâhi / Allah <br />
onları sever, onlar da Allah’ı severler. müminlere karşı alçak <br />
gönüllü, kafirlere karşı izzetlidirler ve Allah yolunda cihad <br />
ederler…âyetinin sırlarının, nûr’unun verdiği gücü ve <br />
eserlerini üzerimde izhar eyle. <br />
Ey varlığına bir şeyin girmesi, çıkması imkânsız, <br />
ihtiyaçtan, beri Samed olan, ey açığa çıkaran idrâk ettiren, <br />
kendisiyle irşâd olunan Nûr olan! Fein hâccûke fekul <br />
eslemtü vechiye’lillâh / eğer seninle tartışırlarsa, de ki: ben <br />
vechimi (yüzümü) Allah’a teslim ettim... âyetinin sırrıyla <br />
vechimi, işrâk, ünsiyet ve cemâlinin nûruyla safiyetiyle çevir. <br />
Yâ Bedîa’s semâvative’l arz Yâ Zelcelâli ve’l ikrâm / <br />
Ey semavatı ve yeri benzersiz yaratan! Ey celal ve kerem <br />
sahibi!  Vehlul u’kdeten min lisânî yefkahû kavlî / sonra <br />
derileri ve kalpleri Allah’ın zikri ile yumuşar, (Hz. Musa’nın <br />
duası) âyetinin sırrıyla, mânâsıyla (Musâ Aleyhisselâm’ın <br />
dilini çözdüğün gibi) lütfen bana da üstünlüğümü, belâgatimi <br />
ve fasihliğimi ikrâm eyle ki dediklerimi anlasınlar. <br />
Allah’ım «Sümme telînü cülûduühüm ve kulûbühüm lî <br />
zikrîllâhi» âyetinin sırrıyla, yüzü suyu hürmetine lütfen <br />
Senden korkan, derileri ürperen ve sonra, derileri ve <br />
yürekleri Allah’ın zikri için yumuşayanlara nasip ettiğin gibi <br />
bana da Rahmetinle inceliğinle lütfen acı. <br />
Ey hükmünü zorunlu olarak, ister istemez kabul ettiren <br />
Cebbar olan, Ey dilediği her şey’i ortadan kaldıran Kahhar <br />
olan Allah’ım, Ve me’nnasru illâ min i’ndi’llâhi / zafer <br />
ancak Allah katındandır, âyetinin sırrıyla, lütfen beni <br />
heybetinin kılıcıyla, gücüyle, şiddetiyle, dayanıklığıyla, <br />
düşmanlarının zorbalığına ve güçüne karşı bana heybetini ve <br />
yüceliğini zırh gibi giydir. <br />
Ey açan, yayan, genişlik veren Bâsit olan, Ey sürekli <br />
aşama (feth) kapıları açan, tüm kapanıklıkları geçiren, <br />
Fettâh olan! Elem neşrahleke sadrak / biz senin göğsünü <br />
açmadık mı? âyetinin sırrıyla letafet ve bağışıyla müjdelerinin <br />
işaretiyle Rabbişrah lî sadrîy ve yessirlîy emrî / Rabbim! <br />
Göğsümü aç ve işimi kolaylaştır.” âyetinin sırrıyla, <br />
bereketiyle, benim de lütfen kalbime, (bilincime) genişlik, <br />
açıklık, nûr ikrâm eyle. <br />
Yevmeizin yefrahul mü’minûne bi nasrîllâh / üzerime <br />
o gün müminler Allah’ın yardımı sayesinde sevinirler.. <br />
âyetinin sırrıyla, müjdeleriyle, sevindirdiğin, yardım ettiğin ve <br />
galip getirerek, feraha kavuşturduğun mü’min kulların gibi <br />
lütfen bizi de müjdele, sevindir, galip eyle, feraha çıkar. <br />
Ey lutûf sâhibi, birimin özünde ve yapısında yer alır <br />
biçimde mevcût Lâtîf olan, Ey son derece merhametli Raûf <br />
olan Rabb’im, Ve tatmainnu kulûbühüm bizikr’îllah / <br />
kalpler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur… âyetinin sırrıyla, <br />
kalpleri seni zikretmekle huzurlu olan, imân nasip ettiğin <br />
kulların gibi benim kalbime de lütfen imân, huzur ve sukûnet <br />
ikram eyle… <br />
Ey sabırla, rızâsı olmayan şeylerin neticesini bekleyen <br />
Sabûr olan, Ey ikrâm ettiklerinin değerini bilene, şükredene <br />
fazlasıyla karşılık veren Şekûr olan Allah’ım, Kem min <br />
fietin kalîletin ğalebet fieten kesîreten biiznîllâhi / nice az <br />
topluluk Allah’ın izniyle galip gelmişlerdir… âyetinin sırrıyla <br />
ve izninle, yakini ve sebatı ile yakaranların sabrını yüreğime <br />
akıt, sabitliğinin, sadâkatinin güçleri gibi bize de aynı gücü <br />
lütuf eyle. <br />
Ey koruyan, muhâfaza eden, ayakta tutan, hıfz eyleyen <br />
Hâfiz olan, ey vekîl tutanların işini en mükemmel biçimde <br />
sonuçlandıran Vekîl olan! Lehû mua’kibâtun min beyn’î <br />
yedeyhî ve min halfiîhi yahfizûnehû min emrîllâh / <br />
Allah’ın emri gereğince önünden ve arkasından onu takip <br />
edip koruyanlar vardır… âyetinin sırrıyla, şâhidleriyle, <br />
tanıklarıyla, askerleriyle, lütfen beni de önümden, arkamdan, <br />
sağımdan, solumdan, üstümden ve altımdan, (her yönden) <br />
koru, koruyucum ve vekilîm olan Allah’ım. <br />
Ey kendi varlığı ile mevcûdatı varlığıyla var kılan Kaim <br />
olan ve Ey Dâim olan! Ve keyfe ehâfu mâ eşrektüm ve lâ <br />
tehâfûne ennekûm eşrektüm billâh / Siz Allah’a ortak <br />
koşmaktan korkmaz iken ben nasıl sizin koştuğunuz <br />
ortaklardan korkarım? âyetinde sözü geçen, burhân sâhibi <br />
kimselerin, (şirk ehlî olmayan) dayandığı gibi benim de <br />
ayaklarımı yolunda sâbit eyle lütfen kaydırma. <br />
Ey en güzel Mevlâm, Ey en güzel kurtarıcı; <br />
“Ni’men’nasir!  E’tet’ethizünâ hüzûven kâle eûzu billâh / <br />
“bizimle alay mı ediyorsun?”denilince “Allah’a sığınırım” <br />
âyetinin sahibi olan kimseyi gâlib kıldığın gibi beni de <br />
düşmanlarıma karşı gâlip lütfen eyle. <br />
Ey talep ettiren Tâlib olan, Ey talep ettirdiğine de talebini <br />
ikrâm eden yeğane Gâlib olan Allah’ım, İnnâ erseinâke <br />
şâhiden mubeşşiren ve nezîren litu’minû billâh / <br />
“Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak <br />
gönderdik….iman edesiniz.” âyetinin sırrıyla, imânıyla, <br />
bereketiyle, tanıklıkla, uyarıcı ve müjdeci olarak Rasûlün <br />
Muhammed Sallallahû Aleyhi ve Sellem Efendimizi <br />
âzizlikle, heybetlikle, desteklediğin gibi beni de lütfen <br />
destekle. <br />
Ey kifâyet eden, yeten, yetişen, el veren Kâfi olan, ey <br />
şefaat eden, şifâ veren Şâfî olan Allah’ım, lütfen beni Lev <br />
enzelnâ hâz’el Kur’âne a’lâ cebelin lareeytehû hâşia’an <br />
mutesaddian min haşyet’illâh / Eğer biz bu Kur’an’ı bir <br />
dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş <br />
eğerek, parça parça olmuş görürdün… âyetinin sırrıyla, <br />
verdiğin faydaların ve birikintilerin yüzüsuyu hürmetine <br />
düşmanlara, kötülere karşı destekle, kifâyet eyle, lütfen <br />
yardımcım ol.  <br />
Ey karşılıksız olarak ihsânda bulunan Vahhab olan <br />
bağışlayıcı, Ey sonsuz mânâlarıyla sürekli rızık verici Rezzâk <br />
olan! Kulû veşrebû min rizkîllahî /  Allah’ın rızkından yeyin, <br />
için... âyetinin sırrıyla rızıklarda sağladığın kolaylığı, kabulü, <br />
tedbiri ve emre amadeliği ile bana indinden lûtf eyle. <br />
Ey Tek, yardımcı, hâmi, dost, dilediğine arka çıkıp onları <br />
kemâle ulaştıran dost; Velî olan, Ey yüce fevkalâde yüksek <br />
A’lîy olan Allah’ım, Zalike min fadzlîlâh / işte bu Allah’ın <br />
lütfundandır.. âyetinin sırrıyla inâyetiyle, medediyle, <br />
mutluluğuyla ve fazla fazla devamıyla, selâmetle korumakla, <br />
sahip çıkmakla bana Velîlik yap (sahîp çık), lütfen imdâd <br />
eyle. <br />
Ey sınırsız cömertlik Kerim sahibi, Ey yeğane zenginlik <br />
sahibi Gâniy olan, ey tevbeleri çok kabul eden, ey Halim <br />
olan! <br />
İzâ fea’lû fâhişeten ev zalemû enfüsehüm <br />
zeker’ûllâhe festağferû lizünûbîhim ve <br />
men <br />
yağfir’uzzunûbe illâllah / onlar ki bir kötülük işledikleri veya <br />
kendilerine zulmettikleri zaman, hemen Allah’ı anarlar ve <br />
günahları için bağışlanma dilerler. Allah’tan başka günahları <br />
bağışlayan kimdir? âyetinde zikrolan Rasûlünün yanında <br />
seslerini alçaltmış olan kimseleri, affederek ikrâm ittiğin gibi <br />
lütfen bu vesileyle bana da affınla, saadetle ikrâm eyle.. <br />
Ey Tek, hüküm sahibi, hükmü kayıtsız şartsız yerine <br />
gelen Hakîm olan, Ey Tek, tövbeleri kabul edici Tevvâb olan <br />
ve Ey Tek, va’adinde sadık, sözünde duran, nimetleri <br />
herkese ihsân eden, muhsin Berr olan Allah’ım, onların <br />
bilinçlerine nasûh tevbeleri ikrâm ederek nasûh tevbesinin <br />
oluşmasını sağladığın, ikrâm ettiğin gibi bana da lütfen <br />
nasûh tövbesi ikrâm eyle Yâ Rabbi. <br />
Cüzlerden, parçalardan meydana gelmemiş “TEK” <br />
Vâhid, Ahad, olan ALLAH, Fea’lem ennehû lâilâheilâllâh, <br />
Senin sözün ve takvâ olan bu âyetinle sevgilin Rasulûn <br />
Muhammed Sallallahû Aleyhi Vessellem Efendimizi <br />
bağladığın gibi lütfen bizleri de bu âyetin sırrıyla, mânâsıyla <br />
bağla Yâ Rabbi. <br />
Ey Rahman ve Rahiym olan Allah’ım, Kul Yâ <br />
i’bâdiyellezîne esrefû a’lâ enfusihîm lâ taknetû min <br />
rahmet’îllâh / ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım! <br />
Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin… âyetinin verdiği <br />
ni’metle ümit edenler ve kurtulmuş olan ve sonları güzel olan <br />
kimselere bağışladığın gibi lütfen benim de sonumu iyi ve <br />
hoş eyle Yâ Rabbi. <br />
Ey yaratıklarının hitâplarını her hâliyle algılayan Semî <br />
olan, ey yarattıklarına mekânca yâkin Kârib olan!  <br />
Beni, muttakiler için hazırlanan Adn cennetlerine <br />
yerleştir!  <br />
Da’vâhum fihâ subhâneke allahumme ve <br />
tahiyyatehum fihâ selam ve âhiru da’vâhum enil’hamdu <br />
lillâhi rabbilâlemiyn / onların oradaki duası ‘seni tenzih <br />
ederiz, Allah’ım!’ şeklindedir. selamlaşmaları ‘selam olsun’ <br />
şeklindedir. Dualarının sonu ‘alemlerin rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun’ şeklindedir…  <br />
Ya Allah (4 defa) ya Nafi (4 defa)… Ya Rahman (4 defa) <br />
ya Rahim (4 defa)  <br />
Ey Fayda verici, Ey kötülükleri geri çevirici, Ey Rahman ve <br />
Rahiym olan Allah, bu ayetlerin sözlerin ve esmâlarının <br />
yüzüsuyu hürmetine katından bana kazandırıcı bir güç ikrâm <br />
eyle.. bizlere bereketli, bol rızıklar, huzurlu yürekler, <br />
aydınlanmış kabir, kolay verilen hesap ve büyük ecirler ikrâm <br />
eylemeni ve Firdevs cennetinden büyük bir mülk takdir etmeni <br />
istiyorum. <br />
Allah’ım Efendimiz Muhammed Sallallahû Aleyhi ve Sellem’ <br />
Â’lîsine, Sahabesine din gününe kadar çok selâm ver. Öyle <br />
selâmlar ve duâlar ver ki, Senin halkının sayısı kadar, Senin <br />
kelimelerin ve sözlerin tükettiği mürekkepler kadar ve rahmetin <br />
en son zirvesine kadar. <br />
Allah’ım Sana sığındım ki, bu sığınmam aynen güçlü ve <br />
çetin köşelere sığınanların hâli gibidir. <br />
Allah Rasûllerine selâmlar olsun, âlemlerin Rabbi olan <br />
Allah’a hamdolsun. <br />
El- Fatiha <br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRADI USBUIYYE </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muhyiddini Arabi'nin Günlük Virdleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRAD-I ŞERİF HAKKINDA BİLGİ </span></span><br />
Belli vakitlerde itiyad edilerek (devamlı belli vakitlerde) <br />
Allah için okunan nafile ibadetlere (tesbih, dua, belli sureleri <br />
ve ayetleri okumaya) vird bunun çoğulu olarak da “virdler” <br />
manasına gelen EVRAD denilir. Her büyük evliyâ-ı kiram’ın, <br />
veliyullahın, şeyh’lerin özel ilâhi ilham sonucu tertip ederek <br />
okumayı âdet ettikleri evradları mevcuttur. Bunlara “Hizb” de <br />
denilirmiştir. Evliyâullah, hem kendileri bunları itiyad haline <br />
getirerek okumuşlar hem de onların talebeleri ‘müridleri) <br />
okumuşlardır. Birçok evliyâullah’ın kendi isminle anılan <br />
evradları halen günümüzdede mevcuttur. <br />
Evradları, Hizb’leri okumak isteyen nasipkar kimselere <br />
evliyaullah başlıca şu tavsiyeler de bulunmuşlardır:  <br />
Öncelikle<br />
 “Bu duaların” çok büyük faydalar <br />
sağlayacağına şüphesiz inanmalarını yani hulûs-û kalb <br />
sahibi olmalarını, halis samimi niyet etmelerini (Allah için <br />
okumalarını), abdestli olmalarını, kıbleye yönelerek, belli <br />
vakitlerde özellikle de duaların manaları üzerinde tefekkür <br />
ederek, içtenlikle ihlasla okumalarını söylemişlerdir. <br />
Böylelikle ancak evrad-ı şeriflerin nurlarından gereğince <br />
faydalanacaklarını bildirmişlerdir.  <br />
Bizim de Cenab-ı Hak’dan niyazımız; okurlarımıza, <br />
yakınlarına, bu hazine değerindeki evrad-ı şerif’i bu güne <br />
kadar okuyanlara, bu günden sonra da okuyacak olanlara ve <br />
sizlere ulaştırıncaya kadar hizmeti geçenlere rahmet ve <br />
mağfiret etmesidir. Özellikle de şeyhlerin içinde yeğane <br />
olarak şeyh’lerin en üstünü üstadların üstadı; şeyhlerin şeyhi <br />
“Şeyhu’l Ekber” ünvanının sahibi Muhyiddîn ibn. Arabi <br />
hazretlerinin bu dualarının sırlarından, nûrundan gereğince <br />
faydalanmayı, hazmınla, şükrünle cümlemize nasib etmesini, <br />
bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz hatalarımızı <br />
bağışlamasını indindeki en yüce isminin yüzüsuyu hürmetine <br />
dileriz. Amin. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVRADI USBUIYYE <br />
<br />
Muhyiddini Arabi'nin Günlük Virdi </span></span><br />
<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahiym <br />
<br />
Kale’şşeyhu’l ekberu ve’l kibritu’l ahmer ve’lezheru <br />
seyyidi eş-şeyh Muhyiddiyni Muhammed ibnu Aliyyi ibni <br />
Ahmede’l mağriybiyyu endulusiyyu nefeanallahu biulûmihi <br />
fiddünya ve âhireh bi Muhammedin ve âlihi elhamdulillahi alâ <br />
husni tevfikihi. <br />
Şeyhu’l Ekber, Kibrit-i Ahmer en parlak nur efendim <br />
Şeyh Muhyiddin Muhammed b. Ali b. Ahmed el-Mağribi el<br />
Endülüsi -Allah dünya ve ahirette bizi onun ilimlerin ve onun <br />
muvaffak olduğu şeylerden ve Muhammed Aleyhisselam’dan <br />
ve Ehl-i Beytinden bizi yararlandırsın - şöyle der: <br />
“Elhamdulillahi alâ husni tevfiykiyhi. Ve eseluhu’lhidâyete <br />
ilâ sulûki tariykihi. Ve ilhâmen alâ tahkiykihi. Ve kalben <br />
mûkiyna ilâ tasdiykihi. Ve aklen nûraniyyen bi inâyeti <br />
tesbiykihi,  ve revhan ravhaniyyen ilâ teşriyfi. Ve nefsen <br />
mutmainneten minel cehli ve fehmen lâmi’an bi el-mâil fikri <br />
ve beriykihi. Ve sirren zâhiren bi selsebiyli’l-fethi ve rehiykihi. <br />
Ve lisanen mebsûtan bi bisâti’l-bestı ve terviykihi. Ve fikren <br />
samiyen an zuhrufi’lfaniy ve tezviykihi. Ve basiyreten <br />
tuşâhidu sirrel vucûdi fiy teğriybi’lkevni ve teşriykihi. Ve <br />
hevâssen salimeten bi-mecariy errevhi tetriyki. Ve fıtraten <br />
tahireten min zukâminnaksi ve tatbiyki. Ve kariyhaten <br />
munkadeten bi zimâmi’şşer’i ve tevsiykihi. Ve vakten <br />
musaiden licem’ihi ve tefriykihi. Ve salâten ve selâmen alâ <br />
Muhammedin ve ferikihi. Ve hulefâi min ba’dihi vettabiiyne <br />
sulûken tariykihi. Ve sellim tesliymen. Emma ba’du feinnel <br />
murade huvallahu fi’lvucudi veşşuhûdi ve huve’l-maksûd. Ve <br />
lâ inkâre ve lâ cuhûd. Ve huve hasbî ve ni’mel vekiyl.” <br />
Tevfikinin güzelliğinden dolayı hamdolsun Allah’a... <br />
yolunda süluk etmeye iletmesini; hakikatini ilham etmesini; <br />
tasdikine yakinen inanmış bir kalp, ezeli takdirinin inayetiyle <br />
nurani bir akıl, rahmetiyle şerefli kıldığı bir ruh, cehaletten <br />
kurtulup itminane ermiş bir nefis, fikir kıvılcım ve <br />
parıldayışlarıyla aydınlanan bir anlayış, fetih pınarı ve halis <br />
içeceğiyle berrak kılınmış bir sır, ufkun geniş sergisiyle <br />
yayılmış apaçık bir lisan, fani dünyanın çekici süslerinden ve <br />
zevklerinden öte yüce bir düşünce, varlığın sırrını evrenin <br />
batışında ve doğuşunda gözlemleyen bir basiret, ruhun <br />
mecralarında ve yollarında akan salim bir duygu, ve <br />
noksanlık felaketinden ve sızmasından beri bir fıtrat, şeriatın <br />
dizginlerine ve bağlarına boyun eğen bir huy, cemine ve <br />
tafsiline uygun bir vakit vermesini diliyorum. <br />
Salât ve selam olsun Muhammed’e, ehlibeytine ve <br />
grubuna, O’ndan sonra gelen halifelere, yolunu izleyen <br />
tabiine. <br />
Biliniz ki, varlık ve şuhutta murad O, Allah’dır. O’dur <br />
maksad. Ne inkar var ne ret. O bana yeter ve ne güzel <br />
vekildir O. <br />
İbn. Arabî. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlâhiy ente el-muhiytu biğaybi kulli şâhidin. Vel-müstevliy <br />
alâ bâtıni külli zâhiri. Es’eluke binûri vechikelleziy secedet <br />
lehu’lcibahu. Ve anet lehu’lvücûhu. Ve binûrikelleziy şehasat <br />
ileyhi’l ebsâru en tehdiyeni ilâ sırâtike’lhâssîy hidâyeten <br />
tasrifu bihâ vechiy ileyke ammen sivâke. Ya men huvel <br />
huvvu’lmutlaku. Ve ena’l huvvul mukkayyedu. Ya men lâ <br />
huve illâ huve. İlâhiy şâ’nuke kahru’l e’adâiy ve kam’ul <br />
cebbâriyne. Eseluke mededen min izzeti esmâike’l kahriyyeti <br />
yemneuniy min kulli men erâdeniy bisûin hattâ ekuffe bihi <br />
ekuffel bâğiyne ve aktaa bihi dâbirezzalimiyne, ve mellikniy <br />
nefsiy mulken yukaddisuniy an kulli hulukin şey’nin vehdiniy <br />
ileyke yâ hâdiy, ileyke merciu kulli şeyin. Ve ente bikulli şeyin <br />
muhıytun. Ve huve’lkâhiru fevka ibâdih. Ve huve’l latıyfu’l <br />
hayru. İlâhiy entel kadiymu alâ kulli nefsin. Velkayyûmu alâ <br />
kulli ma’nen ve hissin. Kaderte fekaherte ve alimte fekaderte <br />
feleke’lkudretu velkahru. Ve biyedike el-halku vel’emru. Ve <br />
ente ma’a kulli şey’in kurbel kurbi ve mevlâhu. Ve bil’ihâtati <br />
mudebbiruhu ve hudâhu. İlâhiy inniy es’eluke mededen min <br />
esmâa’ike’lkahriyyeti, tukavviy biha kuvâyel kalbiyyeti vel <br />
kâlibiyyeti hattâ lâ yelkâniy sâhibu kalbin illenkalebe alâ <br />
a’kibeyhi makhûren. Ve es’eluke ilâhiy lisânen nâtıkan. Ve <br />
kavlen sâdıkan ve fehmen lâyikan ve sırran fâaikan. Ve <br />
kalben kabilen ve aklen âkılen ve fikren muşrikan ve şavkan <br />
muklikan ve tarkan mutrikan ve tevkan muhrikan. Ve hebniy <br />
yeden kaadireten. Ve kuvveten kaahireten. Ve nefsen <br />
mutmainneten. Ve cevaarihen litaatike leyyineten. Ve <br />
kaddisniy lilkudûmi aleyke, verzuknî’ttakaddume ileyke, ilâhiy <br />
hebliy kalben ukbilu bihi aleyke, bifakrin elfakru yakûduhu <br />
veşşevku yesûkuhu, vettevku refiykuhu zaduhu’lhavfu ve <br />
refiykuhu’lkalaku. Ve kasduhu’lkurbu ve’lkabûlu. Ve indeke <br />
zulfa’l kaasidiyne. Ve muntehâ rağbetittâlibiyne. İlâhiy elkı <br />
aleyyessekiynete ve’lvakar. Ve cennibni’l-azamete <br />
ve’listikbar. Ve akımniy fiy makaamilkabûli bil’inaabeti, ve <br />
kaabil kavliy bil’icaabeti. Rabbi karribniy ileyke kurbel’arifiyn. <br />
Ve kaddesniy an alâik’ittab’i. Ve’ezil minniy ilaka <br />
demizzemmi, li ekûne mine’lmutahhiriyn. Ve sallallahu alâ <br />
seyyidiyna muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaiyn. <br />
Ve’lhamdulillâhi rabbilâlemiyn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gece Duasının Türkçe Manası</span></span> <br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym<br />
 <br />
İlahi! Sen her görünenin görünmezini kuşatan şahidsin. <br />
Her zahirin batınını bürüyensin. Bütün alınların secde ettiği, <br />
bütün yüzlerin döndüğü veçhinin nuru için, bütün gözlerin <br />
dikildiği nurun için senden beni, sırf sana has olan yoluna <br />
iletmeni istiyorum. Bir hidayet ki beni, senden başka her <br />
şeyden sana çevirsin. Ey mutlak O! Ve ben mukayyet <br />
O’yum.  <br />
Ey O’ndan başka O olmayan! İlahi! Düşmanları <br />
kahretmek ve zalimleri ezmek senin şanındır. Kahır <br />
isimlerinin izzetinden bir yardım istiyorum ki, benim için <br />
kötülük dileyen herkesten beni korusun. Bu sayede kendi <br />
kendime yeteyim. Zorbalara güç yetireyim. Zalimlerin <br />
köklerini kazıyayım. Beni nefsime öyle malik kıl ki, beni her <br />
türlü kötü ahlaktan arındırsın, temizlesin. Beni sana hidayet <br />
ettir. <br />
Ey Hadi! Ki her şeyin dönüşü sanadır. Sen her şeyi <br />
kuşatmışsın. O, kulları üzerinde kahredici güce sahiptir. O, <br />
hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.  <br />
İlahi! Sen her nefisten öncesin, kadimsin. Her anlama ve <br />
hisse hakimsin. Takdir ettin, sonra kahredici gücünle hakim <br />
oldun, bildin ve takdir ettin. Kudret ve kahredicilik senindir. <br />
Yaratma ve emir yetkisi senin elindedir. Sen her şeyle <br />
berabersin, yakınlığın yakını ve mevlasısın. İhata ederek onu <br />
idare eden ve hidayet ettirensin.  <br />
İlahi! Senin kahır isimlerinden yardım istiyorum ki kalbi <br />
ve bedeni kuvvetler onunla güçlensin. Ta ki benimle <br />
karşılaşan her kalp sahibi yenik ve mağlup olarak gerisin geri <br />
gitsin <br />
İlahi! Senden konuşan bir lisan, doğru söz, yaraşır bir <br />
anlayış, üstün bir sır, hakikate yatkın bir kalp, düşünen bir <br />
akıl, gören bir fikir, yerinde durmayan bir şevk, kurcalayan bir <br />
merak, yakıcı bir özlem istiyorum. Muktedir bir el, ezici bir <br />
kuvvet, mutmain bir nefis, sana itaat hususunda uysal <br />
organlar bahşet bana. Sana gelmek için beni kutsa, temizle, <br />
sana gelmekle beni rızıklandır.  <br />
İlahi! Bana öyle bir kalp bahşet ki, onunla muhtaç olarak <br />
sana yöneleyim. Muhtaçlık ona öncülük etsin, özlem onu <br />
sürsün, iştiyak yoldaşı olsun, korku azığı olsun, yerinde <br />
durmayan bir tereddüt arkadaşı olsun. Ama da yakınlık ve bu <br />
kabul olsun. Yönelenlerin yakınlığı senin katındadır. <br />
İsteyenlerin arzularının sonu sendedir.  <br />
İlahi! Üzerime sekine ve vakar indir. Büyüklenmekten ve <br />
kibirden beni uzak tut. Yönelmiş olarak kabul makamına beni <br />
yerleştir. Sözüme icabetle karşılık ver.  <br />
Rabbim! Beni ariflerin yakınlığıyla kendine yakın kıl. <br />
Tabiat bağlarından temizle beni. Temizlenenlerden olmam <br />
için yerme(zem) kanının pıhtısını benden gider.  <br />
Efendimiz Muhammed’e, ehlibeytine ve bütün ashabına <br />
salât et. Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
  <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Bismillâhil fâtihil vucûd velhamdulillâhi muzhiri kulli ve lâ <br />
ilâhe illallâhu tevhiyden mutlekan an keşfin ve şuhûd vallâhu <br />
ekberu minhu bede’el emru ve ileyhi yeûd ve subhânallâhi <br />
mâ semme sivâhu feyuşhedu velâ ma’ahu ğayruhu ma’bûd <br />
vâhidun ehadun alâ mâ kâne aleyhi kable hudûsi’lhudûd lehu <br />
fîy kulli şey’in âyetun tedullu alâ ennehu vâhidun ehadun <br />
mevcûd sirruhu munezzehun seterehu anil id’râki vennufûd <br />
velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym kenzun <br />
ihtassanâ bihi min hazâ’inilğaybi velcûd estenzilu bihi kulle <br />
hayrin ve edfau bihi kulle şerrin ve dayr ve eftuku bihi ratkın <br />
mesdûd ve innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûne fîy kulli emrin <br />
nezele ev huve nâzil ve fiy kulli hâlin ve meka’min ve hâtırın <br />
ve vâridin ve masdarin ve vurûd vallahu huve’lmercuvvu <br />
likülli şeyin ve fiy kulli şeyin huvel me’mûlu vel meksûd <br />
vel’ilhâmu minhu velfehmu anhu velmevcûdu huve velâ <br />
inkâre velâ cuhûd izâ keşefe felâ ğayr ve izâ setere fekullun <br />
ğayru ve kullun mahcûbun ma’bûdun bâtınun bil’ ehadiyyeti <br />
zâhirun bil’vâhidiyyet ve anhu ve bihi kâne kevnun kulli şey’in <br />
felâ şey erzişşeyu fiyl hakiykati ma’dûmun mefkûd fehuve’l<br />
evvelu ve’l-âhiru ve’z-zâhiru ve’l-bâtınu ve huve bikulli şey’in <br />
aliym kable kevnişşey’i ba’del vucûdi lehu’l-ihâtatu’l-vâsiah <br />
ve’l-hakiykatu’l-câmiatu ve’ssirrul kaim ve’lmulkuddâimu <br />
velhukmullâzim ehlussenâi velmecd huve kemâ esney alâ <br />
nefsihi fehuvel hâmidu velhamdu velmahmûd ehadiyyuzzât <br />
ve ehadiyyul esmâi vessıfât aliymun bilulliyâti velcuz’iyyât <br />
muhiytun bilfevkiyyâti vettahiyyat velehu anetil vucûhu min <br />
kullilcihât allâhümme ya men huvelmuhiytulcâmiu ve yâ men <br />
lâ yemneuhu minel’atâi mâni’ yâ men lâ yenfedu mâ indehu <br />
ve amme cemiy’al halâiki cûduhu ve rifduh allâhu’mmeftah <br />
lîye eğ’lâka hazihi’lkunûz vekşiflîy hekâika hazihi’rrumûzi ve <br />
kun ente muvâcihiy ve vuchetiy vahcubniy biru’yetike an <br />
ru’yetiy vemhu bizuhûri tecelliyke cemi’a sıfatıy hattâ lâ <br />
yekûne liy vichetun illâ ileyk ve lâ yekau minniy nazarun illâ <br />
aleyk venzuri allâhumme ileyye biaynirrahmeti ve’l-inâyeti <br />
ve’l-hifzi ve’rriâyeti ve’l-ıhtısâsi ve’l-vilâyeti fiy kulli şeyin hattâ <br />
lâ yahcubuniy an ru’yetiy leke şey’un ve ekûne nâzıren ileyke <br />
bimâ emdedteniy bihi min nazarike fiy kulli şey’ vec’alniy <br />
hâdian litecelliyke ehlen li’ihtisâsike ve tevelliyke mahalle <br />
nazarike min halkik ve mufiydan aleyhim min atâ’ike ve fadlik <br />
yâ men lehulğınâul mutlaku ve li’abdihil fakrul muhakkak yâ <br />
ğaniyyen an kulli şey’in ve kullu şey’in muftekırun ileyhi ve yâ <br />
men bi-yedihi emru kulli şey’in ve emru kulli şey’in vâciun <br />
ileyh ve yâ men lehul vucûdul mutlaku felâ ya’lemu mâ huve <br />
illâ huve velâ yustedellu aleyhi illâ bih’ Allahumme ve yâ <br />
musahhirel a’mâlissâlihati li’l-abdi nef’uhâ aleyhi lâ <br />
maksadaliy ğayruk velâ ye’suniy illâ cûduke ve hayruke yâ <br />
cevâdu fevkal emâli yâ mu’tiye’nnevâli kable’ssuâli yâ men <br />
vekafe dûnehu kademu kulli tâlibin yâ men huve alâ emrihi <br />
kâdirun ve ğâlibun yâ men huve likulli şey’in vâhibun ve izâ <br />
şâe sâlibun ehimmu ileyke bi’s-sûali fe ecidûni abden leke <br />
alâ kulli hâlin fetevelliniy yâ mevlâye fe ente evlâ bihî minniy <br />
keyfe aksiduke ve ente verâel kasdi em keyfe etlubuke <br />
vettalebu aynu’l bu’di eyetlebu men huve kariybun hâdir em <br />
yuksadu mine’l-kasdu fiyhi tâaihun ve hâairun ettalebu lâ <br />
yesılu ileyke ve’l kasdu lâ yesduku aleyke tecelliyâtu zâhirike <br />
lâ tulhaku ve lâ tudreku ve rûmuzu esrârike lâ tenhellu velâ <br />
tenfeku eya’lemul mevcûdu kunhe men evcedehu em <br />
yebluğul abdu hakiykate menista’bedehu e’ttalebu ve’lkasdu <br />
ve’l-kurbu ve’l-ab’du sıfâtu’l abdi femâ zâ yebluğul abdu <br />
bisıfâtihi mimmen huve munezzehu muteâlin fiy zâtihi ve <br />
kullu mahlûkin mehalluhu’-aczu fiy mevkifi’z-zulli alâ bâbi’l <br />
izzi an neyli idrâkî hazâl kenzi keyfe a’rifuke ve ente <br />
bâtınulleziy lâ tu’ref ve keyfe lâ a’rifuke ve entezzâhirulleziy <br />
ileyye fiy kulli şeyin tetearrefu keyfe uvehhiduke velâ <br />
vucûdeliy fiy aynil ehadiyyeti ve keyfe lâ uvehhiduke <br />
vettevhidu sirrul ubûdiyyeti subhâneke lâ ilâhe illâ ente mâ <br />
vehhadeke min ehadin iz ente kemâ ente fîy sâbikil azeli ve <br />
lâhikil ebedi feala tahkiykî mâ vehhadeke ehadun sivâke ve <br />
fiyl cumleti mâ arafeke illâ iyyâke betante ve zaherte felâ <br />
anke betante velâ liğayrike zaherte fe ente ente lâ ilâhe illâ <br />
ente fe keyfe bi hâzaşşekli yenhellu huvel evvelu âhiru vel’ <br />
âhiru evvelu fe yâ men ebheme’l-emre ve ebtamessirra ve <br />
evka’a fiylhiyreti velâ hayrete es’eluke. Allahumme <br />
keşfessirril ehadiyyeti ve tahkîykel ubûdiyyeti vel kıyâme <br />
birrubûbiyyeti bimâ yeliyku bihadretihâl aliyyeti fe enâ <br />
mevcûdun bike hâdisun ma’dûm ve ente mevcûdun bâkin <br />
hayyun kayyumun kadiymun ezeliyyun âlimun ma’lumun fe <br />
yâ men lâ ya’lemu ma huve illâ huve es’eluke allâhumme’l <br />
herabe minniy ileyke vel cem’a bicemiy’i mecmûiy aleyke <br />
hatta lâ yekûne vucûdiy hicâbiy an şuhûdiy yâ maksûdiy mâ <br />
fâteniy şeyun izâ enâ vecedtuke ve lâ cehiltu şey’en izâ enâ <br />
alimtuke ve lâ fekadtu şey’en izâ enâ şehidtuke fenâiy fiyke <br />
ve bekâiy bike ve meşhûdiy ente lâ ilâhe illâ ente ente kemâ <br />
şehidte ve kemâ alimte ve kemâ emerte ve şuhûdiy aynun <br />
vucûdiy femâ şehidtu sivâiyi fiy fenâiyi ve bakâiyi vel işâretu <br />
ileyye vel hukmu liy aleyye vennisbetu nisbetiy vekullun <br />
zalike rutbetiy veşşe’nu ş’anî fiy zuhûri velbutûni ve <br />
serayânissirril mesûni huviyyetun sâriyetun mezâhirun <br />
bâdiyeh vucûdun ve ademun ve nûrun ve zulemun levhun ve <br />
kalemun sem’ûn ve samemun cehlun ve ilmun harbun ve <br />
silmun samtun ve nutkun retkun ve fetkun hakiykatun ve <br />
hakkun ğaybûbiyyetun ezelun deymûmiyyetun ebedun “kul <br />
huvallâhu ehad allâhussamed lem yelid ve lem yûled ve lem <br />
yekun lehu kufuven ehad” ve sallallahu ale’l-evveli fiyl iycâdi <br />
ve’l-vucûd el fâtihi li kulli şâhidin hadretiye’şşâhidi ve’l<br />
meşhûd essiru elbâtınu vennûru’zzâhiru aynu’l maksûdu’l <br />
mumeyyezi kabdatiyessebki fiy âlemi’l-halki minel mahsûsi <br />
vel ma’bûd’irrûhu’l-ekdasu      <br />
 el-aliyyu vennûrul ekmelu’l<br />
behiyyu el-kaimu bikemâlil ubûdiyyeti fiy hadreti’l <br />
ma’bûdilleziy ufiydu alâ rûhihi min hadreti rûhâniyyetihi <br />
vettesalat bimişkâti kalbihi eşi’atu nûraniyyeti fehuverresûlul <br />
mukarrebun velveliyyul mes’ûd ve alâ âlihi ve ashâbihi <br />
hazâini esrârihi ve meâdini’l-envârihi ve metâli’i akmârihi <br />
kunûzil hekâiki hudâti’l halâiki nucûmil hudâ limenikteda <br />
vesellim tesliymen kesiyren ilâ yevmiddin velhamdulillâhi <br />
rabbilâlemiyn ve subhânallâhi ve mâ enâ minelmuşrikiyn ve <br />
hasbunallâhu ve ni’mel vekiyl velâ havle velâ kuvvete illâ <br />
billâhil aliyyil aziym. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZAR  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
Vucudu açıp başlatan Allah’ın adıyla. Her varlığı açığa <br />
çıkaran Allah’a hamdolsun. Allah’dan başka ilah yoktur. <br />
Keşifle ve müşahede ile bilinen bir tevhiddir bu. Allah <br />
Ekber’dir, emir Ondan başlar, Ona döner. Allah münezzehtir. <br />
O’ndan başka bir şey yoktur ki görünsün. Onunla beraber <br />
ibadet edilen başka biri yoktur. O Vahid’dir  (Bir’dir) , <br />
Ahad’dır (tek’dir), sınırların meydana gelişinden önce olduğu <br />
gibidir. Her şeyde Ona dair bir ayet vardır; Onun birliğine, <br />
tekliğine ve varlığına delalet eder. Sırrı münezzehtir; O’nu, <br />
idrak edilmekten, nüfuz edilmekten gizlemiştir. <br />
Kuvvet ve değiştirme gücü ancak üstün ve azamet sahibi <br />
Allah’ındır. Bu, bize has kıldığı bir hazinedir, gayb ve <br />
cömertlik hazinelerinden. Onunla her hayrın indirilmesini ister <br />
ve her şerrin, her zararın savılmasını dilerim. Kapalı her <br />
menfezi Onunla açarım. Biz Allah’tan geldik ve yine Ona <br />
döneceğiz, indirdiği veya indirmekte olduğu her emirdi. Her <br />
halde, her makamda, her düşüncede, her ilhamda, her <br />
çıkışta ve her girişte. Her şey için ve her şeyde umut edilen <br />
Allah’dır. Umulan ve kast edilen Odur. İlham Ondan gelir, <br />
Ondandır anlamak. Varlık Odur, ne inkar var ne de ret. Açığa <br />
çıktığı zaman, hiçbir şey yoktur. Gizlendiği zaman her şey <br />
başkadır. Her şey teklikle perdelenmiş, mabud ve batındır, <br />
birlikle de zahirdir. Her şeyin varlığı Ondan ve Onunladır, bu <br />
yüzden hiçbir şey yoktur. Şu halde şey hakikatte yok ve <br />
yitiktir.  <br />
O, evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. O, her şeyi bilir. Bir <br />
şeyin olmasından önce de , varlığından sonra da geniş <br />
kuşatma Onundur. Onundur kapsamlı hakikat ve daima <br />
geçerli olan sır. Daimi mülk ve ayrılmaz hakimiyet. O övgüye <br />
ve ululuğa layıktır. O, kendini övdüğü gibidir. Hamdeden de, <br />
hamd da, hamdedilen de Odur. Zatı tektir. İsim ve sıfatları <br />
birdir. Küllileri ve cüzileri bilir. üstleri ve altları ihata etmiştir. <br />
Her yönden yüzler Ona yönelmiştir.  <br />
Allah’ım!  <br />
Ey ihata eden ve cem eden! Ey hiç kimsenin bağışına <br />
engel olamadığı! Ey katında olanların tükenmediği! Ey <br />
cömertliği ve bağışı bütün varlıkları kapsayan! Allah’ım! <br />
Benim için bu hazinelerin zincirlerini aç. Bu remzlerin <br />
hakikatlerini açığa çıkar. Benim yöneldiğim, yönüm ol. <br />
Rüyetinle beni rüyetimden perdele. Tecellinin zuhuruyla <br />
bütün sıfatlarımı sil. Benim bakışım senden başkasına <br />
ilişmesin.  <br />
Allah’ım! Bana her şeyde rahmet, inayet, koruma, riayet, <br />
ihtisas, velayet gözüyle bak. Ta ki hiçbir şey beni seni <br />
görmekten perdelemesin ve ben, beni desteklediğin <br />
bakışınla her şeyde sana bakıyor olayım. Beni tecelline <br />
boyun eğen, sana has olmaya layık ve mahlukatın içinde <br />
velayetinin mahalli kıl. Senin bağışını ve fazlını onlara <br />
bahşeden olayım.  <br />
Ey mutlak zenginliğe sahip ve ey kulları muhakkak <br />
fakirlik içinde olan! Ey her şeyden müstağni ve her şeyin <br />
muhtaç olduğu! Ey her şeyin emri elinde olan ve her şeyin <br />
dönüş mercii! Ey mutlak varlık sahibi! Ne olduğunu Ondan <br />
başka kimse bilemez. Ona ancak Onunla delalet edilir. Ey <br />
salih amelleri kuluna musahhar kılan! Ki yararı kendisine <br />
dönsün. Senden başka bir maksadım yoktur benim. Ancak <br />
senin cömertliğin ve hayrın bana kafi gelir.  <br />
Ey beklentilerin ötesinde cömert olan! Ey istenmeden <br />
önce ihtiyaçları bahşeden! Ey her isteyenin adımlarını <br />
önünde durduğu! Ey emrine güç yetiren, galip olan! Ey her <br />
şeye bağışta bulunan ve istediğinde bağışını alan! İsteyerek <br />
sana yalvarıyorum: her durumda beni sana kulluk eder bul. <br />
Beni dost edin ey mevlam! Senden ona benden daha <br />
layıksın. Sen ki maksadın ötesindesin, nasıl sana kast <br />
edeyim! İstemek uzaklığın kendisi iken nasıl seni talep <br />
edeyim! Yakın ve hazır olan ister mi? Ya da içinde kasıt <br />
şaşkın olan kimse nasıl kast eder? Talep sana ulaşmaz ve <br />
kast etme senin için geçerli olmaz. Zahirinin tecellilerine <br />
erişilmez, idrak edilmez. Sırlarının remzleri çözülmez, <br />
parçalanmaz. Mevcut olan kendisini var edenin künhünü <br />
bilebilir mi? Kul, kendisini kul edinenin hakikatine varabilir <br />
mi? İstemek, kast etmek, yakınlık ve uzaklık kulun <br />
sıfatlarıdır. Böyle iken kul bu sıfatlarıyla, zatı itibariyle müteal <br />
ve aşkın olandan neyi kavrayabilir. Her mahluk acz <br />
mahallinde, zillet konumunda ve izzet dergahında <br />
durmaktadır ve bu hazineyi idrak etmekten uzaktır. Seni <br />
nasıl bilebilirim ki sen, bilinmeyen batınsın! Ve sen, her <br />
şeyde kendini bana tanıtan zahirsin. Teklik aynında bana ait <br />
bir varlık yok iken seni nasıl birleyebilirim! Ve tevhid kulluğun <br />
sırrı iken seni birlememem mümkün mü! Sen münezzehsin, <br />
senden başka ilah yoktur. Hiç kimse seni birlemiş değildir. <br />
Çünkü sen ezeli geçmişte ve ebedi gelecekte olduğun <br />
gibisin. O halde gerçek anlamda senden başka seni birleyen <br />
kimse yoktur. Kısacası, seni senden başka bilen yoktur. <br />
Batınsın, zahirsin. Kendinden gizlenip batın olmuş değilsin <br />
ve başkası için de zahir değilsin. Sen sensin. Senden başka <br />
ilah yoktur. Ahirin evveli ve evvelin ahiri olan bu şekilde <br />
çözülür mü?  <br />
Ey emri müphem kılan, sırrı gizleyen ve hayret yok iken <br />
hayrete düşüren! Allah’ım! Senden tekliğin sırrını, kulluğun <br />
hakikatini, yüce huzura layık olan şekilde rububiyetle kaim <br />
olmayı istiyorum. Ben seninle varım, sonradan olmayım, yok <br />
olucuyum. Sen varsın, bakisin, daima dirisin, her şeye <br />
hakimsin, kadimsin, öncesizsin, bilensin, bilinensin.  <br />
Ey mahiyetini kendisinden başka kimsenin bilmediği <br />
Allah’ım! Senden, kendimden sana kaçmayı, bütünümle <br />
sende cem olmayı istiyorum. Ki varlığım şühüduma perde <br />
olmasın. <br />
Ey maksadım! Seni bulduğumda hiçbir şeyi kaybetmem. <br />
Seni bildiğimde hiçbir şeyi bilmemiş olmam ve seni <br />
müşahede ettiğimde hiçbir şeyi yitirmiş olmam. Fena <br />
bulmam sende, Beka bulmam seninledir. Müşahede ettiğim <br />
sensin. Senden başka ilah yoktur. Sen müşahede ettiğin, <br />
bildiğin ve emrettiğin gibisin. Müşahedem varlığımın <br />
aynısıdır. Ben fena bulurken de bekaya erişirken de <br />
kendimden başkasını müşahede etmedim. İşaret banadır, <br />
hüküm benim için ve banadır. Nispet benim nispetimdir ve <br />
bütün bunlar benim mertebemdir. Zuhurda, batında, korunan <br />
sırrın sirayetinde durum benim durumumdur. Sirayet eden bir <br />
hüviyet, açık ve belirgindir. Varlık, yokluk, nur, zulmet, levh, <br />
kalem, işitme, sağırlık, cehalet, bilme, savaş, barış, susma, <br />
konuşma, bütünlük, parçalanma, hakikat, hak, gaiplik, ezel, <br />
daimilik ve ebed…  <br />
“De ki: O, Allah Ahad’dır. O Allah Samed’dir. <br />
Doğurmamış ve doğmamıştır. O,nun hiçbir dengi yoktur. O, <br />
Ahad’dır.”  <br />
Allah’ın salât ve selam var etme ve varlıkta ilk olanın, her <br />
şahidin fatihi, görenin ve görünenin hazırı gizli sır, zahir <br />
nurun üzerine olsun. O, mümeyyiz maksadın aynıdır. <br />
Yaratılış aleminde öncelik kabzasıdır. Mabudun yüce ve <br />
kutsal ruhtan, parlak ve mükemmel nurdan yarattığıdır. O, <br />
mabudun huzurunda kulluğun kemalini gerçekleştirmiştir. <br />
Ruhaniyetinin huzurundan onun ruhuna feyiz bahşedilmiştir. <br />
Nurani parıldayışlar onun ruhunun kandiline ulaşmıştır… O, <br />
yakınlaştırılmış resul, saadete erişmiş velidir. Salât ve selam <br />
Onun ehlibeytinin, sırlarının hazineleri, nurlarının kaynakları, <br />
aylarının doğuş menzilleri, hakikatlerinin hazineleri, <br />
mahlukatın yol göstericileri, izleyenlerin rehber yıldızları olan <br />
ashabının üzerine olsun. Din gününe kadar salat ve selam <br />
onlara olsun.  <br />
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun. Allah <br />
münezzehtir ve ben müşriklerden değilim. Allah bize yeter ve <br />
O ne güzel vekildir. Yüce ve azamet sahibi olan Allah’tan <br />
başka kudret ve güç sahibi yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhî vesia ilmuke kulle ma’lûm. Ve ehatat hubretuke <br />
bâtıne kulle mefhûmin ve tekaddeste fî ulâke an kulle <br />
mezmûmin ilâ yevmiddiyn ve’l hamdu’llahi rabbi’l alemiyn <br />
tesamet ileyke’l himamu. Ve saide ileyke’l kelimu. Entel <br />
muteâlî fî sumuvvike. Feakrabu meâricinâ ileyke’ttenezzulu <br />
ve ente’l-muteazzizu fî uluvvike. Fe eşrefu ahlakına <br />
ileyke’ttenezzulu.  Zaharte fî kulli bâtınin ve zâhir. Ve dumte <br />
ba’de kulli evvelin ve âhir. Subhaneke lâ ilâhe illâ ente <br />
secedet<br />
 li-azametike’l-cibahu. Ve tene’ammet <br />
bizikrikeşşifâhu. Es’eluke bi’ismikel aziymillezî ileyhi <br />
sumuvvu kulli muterakun. Ve minhu kabûlu kulli mutelakkin. <br />
Sirren tetlubunî fîhi’l himamu’l aliyyetu. Ve tenkadu ileyye <br />
fîhi’l enfusu’l ebiyyetu. Ve es’eluke rabbî en tec’ale sullemî <br />
ileyke’ttenezzule ve mi’racî ileyke’ttehaddu’a ve’ttezellule. <br />
Ve’knufnî biğâşiyetin min nûrike tekşifu lî bihâ kulle mestûrin. <br />
Ve tehcubunî an kulli hâsidin ve meğrûrin. Ve heblî hulukan <br />
eseu bihi kulle halkın. Ve ekdî bihi kulle hakk, kema ve si’ate <br />
kulle şey’in rahmeten ve ilmen. Lâ ilâhe illâ ente yâ hayyu yâ <br />
kayyumu. Rabbi rabbinî bi-latıyfî rubûbiyyetike terbiyete <br />
muftekirin ileyke lâ yestağnî anke ebeden. Ve râkıbnî biayni <br />
inâyetike bi-murâkabetin tehfazunî an kulli târikin yetrukunî <br />
bi-emrin yesû’ûnî fî nefsi ev yukeddiru aleyye vaktî ve hissî. <br />
Ev yektubu fî levhin hattan mine’l-hutûti verzuknî râhete’l<br />
unsi bike ve rakkınî ilâ makami’l-kurbi minke ve ravvih rûhî <br />
bi-zikrike ve reddidnî beyne rağabin fîke ve rehebin minke. <br />
Ve reddinî biridâi’rrıdvâni ve evridnî mevâride’l kabûli ve <br />
heblî fîyke rahmeten minke telummu bihâ şe’asî ve <br />
tukemmilu biha naksıy. Ve tukavvimu ivecî. Ve teruddu <br />
şâridî. Ve tehdî hâirî. Fe inneke rabbu kulli şey’in ve <br />
murebbiyih. Rahimte’zzevate ve refe’ate derecâte. Fe inne <br />
kurbeke rûhu’l ervâhu. Ve reyhânu’l efrâh. Ve unvânu’l felâh. <br />
Ve râhatu kulli murtahi. Tebârekte rabbe’l erbâbi. Ve <br />
mu’atikarrikabi. Ve kâşife’l azâbi. Vesi’ate kulle şey’in <br />
rahmeten ve ilmen. Ve ğaferte’zzunûbe hanânen ve hilmen. <br />
Ve ente’l ğafûru’rrahiymu’l-haliymu’l-aliymu’l-aliyyu’l aziymu. <br />
Ve sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve <br />
sahbihi ecmaiyn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span> <br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym<br />
 <br />
İlâhi! İlmin her malumu kuşatmıştır. Haberdarlığın her <br />
anlaşılanın batınını ihata etmiştir. Yüceliğinde din gününe <br />
kadar her zemm edilenden münezzehsin. Alemlerin rabbi <br />
olan Allah’a hamdolsun.  <br />
Himmetler sana yükselir. Sözler sana çıkar. Sen <br />
ululuğunda aşkınsın. Sana yükselişlerimizin en yakını <br />
tenezzüldür ve sen yüceliğinde erişilmezsin. Sana karşı <br />
takındığımız en şerefli ahlak zelilliktir. Her batında ve zahirde <br />
zuhur ettin. Her evvelden ve ahirden sonra daima varsın. <br />
Sen münezzehsin. İlahlar yoktur. Ancak sen varsın. Senden <br />
başka ilah yoktur. Alınlar senin azametine secde eder. <br />
Dudaklar senin zikrinle nimetlenir. Her özlem sahibinin <br />
yükseldiği en büyük isminle senden istiyorum. Dile getirilen <br />
her isteğin kabulü de ondandır. Bana bir sır ver ki yüksek <br />
himmetler onu bende arasın. Onurlu nefisler ondan dolayı <br />
bana uysun.  <br />
Rabbim! Senden istiyorum ki, sana yükseliş merdivenimi <br />
tenezzül, sana miracımı boyun eğiş ve zelillik kılasın. Beni <br />
nurundan bir örtüyle bürü. Böylece her örtülü bana açılsın. <br />
Beni de her kıskanandan ve gururludan perdelesin. Bana <br />
öyle bir ahlak ver ki bütün mahlukatı kucaklayayım onunla. <br />
Onunla her hakkı vereyim. Tıpkı senin her şeyi rahmet ve <br />
ilimle bürümen gibi.  <br />
Senden başka ilah yoktur. Ey daima diri ve her şeye <br />
egemen olan! Rabbim! Beni rablığının lütfu ile terbiye et. Bir <br />
terbiye ki beni sana muhtaç bıraksın ve ebediyen senden <br />
müstağni kılmasın. Beni inayet gözüyle murakabe et ki bana <br />
nefsim itibariyle kötülükle ilişmek isteyen veya vaktimi ve <br />
duygumu bulandıran veya levhte bana bir satır yazmak <br />
isteyen herkesten korusun. Beni seninle ünsiyet kurma <br />
rahatlığıyla rızıklandır. Beni sana yakınlık makamına yükselt. <br />
Ruhumu zikrinle huzura kavuştur. Beni sana umut bağlamak <br />
ve senden korkmak arasında gidip gelen yap. Bana rıza <br />
gömleğini giydir. Beni kabul mekanlarına girdir. Senin içinde <br />
senden bana bir rahmet bahşet. Onunla dağınıklığım <br />
derlensin, eksiklerim tamamlansın. Eğriliklerim doğrulsun. <br />
Kaçaklarım geri gelsin. Şaşkınlarım yolunu bulsun. Çünkü <br />
sen her şeyin Rabbi; terbiye edicisisin. Zatlara rahmet ettin, <br />
dereceleri yükselttin. Sana yakınlık ruhların rahatıdır, <br />
sevincin reyhanıdır. Rahata eren herkesin dinlencesidir.  <br />
Ey terbiye edenlerin Rabbi! Boyunları emrine ram eden! <br />
Azabı gideren. Sen yücesin. Rahmetin ve ilminle her şeyi <br />
kuşattın. Şefkatin ve hilminle günahları bağışladın. Sen çok <br />
bağışlayansın, Rahimsin, Halimsin, Alimsin, Alâsın, yüceler <br />
yücesisin, azamet sahibisin, ulusun.  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, Onun <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Allâhumme innî es’eluke’nnûra ve’l-hudâ. Ve’l-edebe fî <br />
ıktida. Ve eûzu bike min şerri nefsî. Ve min şerri kulli kâtıin <br />
yaktaunî anke. Lâ ilâhe illâ ente kaddis nefsî mineşşubuhati <br />
ve’l ahlâkısseyyiat. Ve’lhuzûzi ve’l-ğafelati. Vec’alnî abden <br />
mutıy’an leke fî cemiy’ il hâlâti. Ya Aliymu allimnî min ilmike. <br />
Ya Hakiymu eyyidnî bihukmike. Ya Semiy’u esmi’nî minke, <br />
Ya Basiyru bassırnî fî alâike. Ya Habiyru fehhimnî anke. Ya <br />
Hayyu ehyinî bizikrike. Ya Muriydu hallis iradetî bikudretike <br />
ve azametike. İnneke alâ kulli şey’in kadiyr. Allâhumme innî <br />
es’eluke billâhûti zittedbiyr. Ve’nnâsûti zitteshiyr. Vel akli <br />
zitte’siyr. El muhiyti bil kulli ve’lcumleti vettafsılî fî’ttasvîri <br />
vettakdîri ilâhî es’eluke bizatike’lletî lâ tudreku velâ tudrek. <br />
Ve biehadiyyetike’lletî men tevehheme fîha’lmeiyyete fekad <br />
eşreke. Ve bi’ihâtatikelletî men zanne fî ezeliyyetiha ğayren <br />
fekad efike. Ve min nizâmil’ihlâsı fekad infekke. Ya men <br />
sulibe anhu tenziyhen ma lem yekun fî kıdemihi. Ya men <br />
kaddere an kulli şey’in bi’ihâtatihi ve azametihi. Ya men <br />
ebreze nura vucûdihi min zulmeti ademihi. Ya men savvere <br />
eşhâsa’l-eflaki bima evdeahu min ilmihi fî kalemihi. Ya men <br />
sarrefe ahkâmehu biesrâri hikemihi unâdiyke’stiğâsete <br />
be’îdin likariybin. Ve etlubuke talebe muhibbin lihabiybin. Ve <br />
es’eluke suâle mud’tarrin limucîbin. Es’eluke allâhumme ref’a <br />
hicâbilğaybi. Ve halli ikaâli’lvehmi ve’rraybi. Allâhumme <br />
ehyinî bike hayâten vacibeten. Ve allimnî minke ilmen <br />
muhiytan biesrari’l-ma’lumati. Veftah lî bikudretike kenzel <br />
cenneti vel’arşi vezzâti. Ve’mhaknî tahte envâri’ssıfâti. Ve <br />
hallısnî bi minnetike min cemiy’il kuyûdi’lmu’kıdati. <br />
Subhâneke tenzîhan subbuhun tenezzehe an simâti’l-hudûsi <br />
ve sıfâti’nnaksi. Kuddûsun tetahhere min eşbahi’zzemmi ve <br />
mûcibâ’tirrafdı. Subhâneke e’cezte kulle talibin anil vusûli <br />
ileyke illâ bike. Subhâneke lâ ya’lemu men ente sivake. <br />
Subhâneke ma ekrabeke me’a tereffu’i ulâke. Allâhumme <br />
elbisnî subhate’l-hamdi ve reddinî biridâi’l-izzi ve tevvicnî <br />
bitaci’l celali ve’lmecdi. Ve cerridnî an sıfatî zevâti’l hezli <br />
ve’lciddi. Ve hallısnî min kuyûdi’l addi ve’lhaddi ve <br />
mubaşereti’l hılafi ve’nnaksı ve’zzıddı bimennike. İlâhî ademî <br />
bike aynu’lvucûdi ve bekaî meake aynu’l-ademi. Fe ebdilnî <br />
mekane tevehhumi vucûdî meake bi tahkıykı adamî bike. <br />
Vecme’a şemlî bi’istihlâkî fiyke. Lâ ilâhe illâ ente tenezzehte <br />
anilmesîli. Lâ ilâhe illâ ente teâleyte aninneziyri. Lâ ilâhe illâ <br />
ente isteğneyte anil veziyri ve’lmuşiyri. Lâ ilâhe illâ ente ya <br />
Ehadu ya Samedu. Lâ ilâhe illâ ente bike’l vucûdu ve <br />
lekessucûdu. Ve ente’l-hakku’l ma’bûdu. Euzubike minnî ve <br />
es’eluke zevâlî annî. Ve estağfiruke min tekıyyetin tub’idu ve <br />
tudnî ve tusmî ve tuknî. Entel vâdiu ve’rrâfiu ve’l mubdiu vel <br />
katıu vel muferriku vel câmiu. Yâ Vâdiu ya Râfiu ya Mubdiu <br />
ya Kâtıu ya Muferriku ya Camiul’iyazel iyâze’l-ğiyâse’l-ğiyâse <br />
ya İyâzî ya Ğıyâsî ennecâten necâtel melâzel melâze. Ya <br />
men bihi necâtî ve melâzî es’eluke fîma seeltuke ve <br />
etevesselu ileyke bimukaddimetil vucûdil evveli. Ve nûril <br />
ekmeli ve rûhil hayâtil efdali. Ve bi-satırrahmetil ezeli. Ve <br />
semâilhuluki’l ecellissabikı birrûhi velfadli. Ve’lhâtimi bissûreti <br />
vel ba’si. Vennûri bi’lhidâyeti ve’lbeyâni. Verrahmeti bil’ilmi <br />
vettemkiyni vel’emâni muhammedini’l mustafâ. Ve’rrasûli’ <br />
lmuctebâ ve’ssafiyyu’l-murtaza vennebiyyil muktedâ <br />
sallallâhu aleyhi ve alâ alihi ve sahbihi ve selleme tesliymen <br />
kesiyra ilâ yevmiddiyn velhamdulillâhi rabbil âlemiyn.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PAZARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Allah’ım! Senden nur ve hidayet, uymada edep <br />
istiyorum. Nefsimin şerrinden ve beni senden koparan her <br />
koparıcının şerrinden sana sığınırım. İlahlar yoktur ancak <br />
Sen varsın. Nefsimi şüphelerden, kötü ahlaktan, maddi <br />
hazlardan, gafletlerden arındır. Beni, her durumda sana itaat <br />
eden bir kul eyle.  <br />
Ey bilen! Bana ilminden öğret. Ey hüküm ve hikmet <br />
sahibi! Beni hüküm ve hikmetinle destekle. Ey işiten! Bana <br />
kendinden duyur. Ey gören! Bana nimetlerini göster. Ey her <br />
şeyden haberdar! Bana kendini anlat. Ey diri! Beni zikrinle <br />
dirilt. Ey irade sahibi! Kudretin ve azametinle irademi arındır. <br />
Muhakkak senin her şeye gücün yeter.  <br />
Allah’ım! Senden tedbir sahibi bir lahut, musahhar <br />
kılınmış bir nasut, etkili, külli, mücmeli ve mufassalı tasvir ve <br />
takdirde kuşatan bir akıl istiyorum.  <br />
İlahi! İdrak edilmeyen, terk edilmeyen zatınla, beraberlik <br />
vehmedenin şirke gireceği tekliğinle, ezeliliğinde başkasının <br />
varlığını zannedenin iftira ettiği, ihlas nizamından ayrılacağı <br />
kuşatıcılığınla senden istiyorum.  <br />
Ey kadimliğiyle beraber olmayan şeylerin kendisinden <br />
tenzih edilen! Ey ihatası ve azametiyle her şeyi takdir eden! <br />
Ey varlık nurunu adem zulmetinden çıkaran! Ey kalemine <br />
yerleştirdiği ilmiyle feleklerin şahıslarını tasvir eden! Ey <br />
hikmetlerinin sırlarıyla hükümlerini uygulayan! Uzak olanın <br />
yakın olandan yardım istemesi gibi sana sesleniyorum. <br />
Sevenin sevgilisini istemesi gibi seni istiyorum. Muhtaç <br />
olanın icabet edenden dilenmesi gibi senden istiyorum.  <br />
Allah’ım! Senden gayp perdelerinin kaldırılmasını, vehim <br />
ve şüphe sarığının çözülmesini istiyorum. Allah’ım! Beni, <br />
zorunlu bir hayat bahşederek kendinle dirilt. Bana, <br />
malumatların sırlarını kuşatan bir ilim öğret kendinden. <br />
Kudretinle bana cenneti, arşı ve zatı aç. Sıfatların nurları <br />
altında beni sil. Beni düğümleyen tüm bağlardan lütfunla <br />
kurtar. Sen münezzehsin. Apaydınlık bir tenzih. Sonradan <br />
olmalık özelliklerinden ve eksiklik sıfatlarından berilik bir <br />
kutsilik sahibisin ki, yergi şüphelerinden ve reddedilme <br />
gereklerinden uzaksın. Sen münezzehsin. Sana ulaşmak <br />
isteyenlerin tümü, seninle olmaksızın sana ulaşmaktan <br />
acizdir. Sen münezzehsin, senin kim olduğunu senden <br />
başkası bilemez. Sen münezzehsin, yüceliğine rağmen ne <br />
kadar da yakınsın.  <br />
Allah’ım! Bana hamd elbisesini giydir, izzet ridasıyla <br />
üzerimi ört, başıma celal ve ululuk tacını geçir. Şaka ve <br />
ciddiyet zatlarının sıfatlarından beni arındır. Sayı ve sınır <br />
karşıtlarından, farklılık ve eksiklik içinde olmaktan lütfunla <br />
beni kurtar.  <br />
İlahi! Seninle yok olmam varlığını aynı, seninle baka <br />
bulmam yokluğun aynıdır. Seninle yok oluşumu <br />
gerçekleştirmek suretiyle seninle beraber varlığımı <br />
vehmetme mekanından uzaklaştır beni. Sende yok etmek <br />
suretiyle beni derle, topla. Senden başka ilah yoktur. <br />
Benzerden, benzerlikten münezzehsin. Senden başka ilah <br />
yoktur, denk olmaktan münezzehsin sen yüceler yücesisin. <br />
Senden başka ilah yoktur, yardımcı ve danışmandan <br />
müstağnisin. Senden başka ilah yoktur.  <br />
Ey Ahad! Ey samed! Senden başka ilah yoktur, varlık <br />
seninledir ve secdeler sanadır. Sen Hak mabudsun. Benden <br />
sana sığınırım ve kendimden zeval bulmayı istiyorum <br />
senden. Seni uzaklaştıran, beni yakınlaştıran, seni ululayan <br />
ve beni gizleyen bir takiyyeden dolayı senden bağışlanma <br />
diliyorum. Alçaltan, yükselten, yoktan, örneksiz var eden, <br />
kesen, ayıran ve toplayan sensin.  <br />
Ey alçaltan! Ey yükselten! Ey yoktan, benzersiz var <br />
eden! Ey kesen! Ey ayıran! Ey toplayan! Sana sığınıyorum. <br />
Sana sığınıyorum. Senden yardım istiyorum, senden yardım <br />
istiyorum.  <br />
Ey sığınağım! Ey sığınağım! Kurtar! Kurtar! Beni <br />
himayene al! Beni himayene al. Ey kurtuluşumun sebebi ve <br />
sığınağım! Senden istediğim şeyleri isterken, ilk varlığın <br />
öncüsünü, en mükemmel nuru, en üstün hayatın ruhunu, <br />
ezeli rahmetin yayıcısını. En ulu ahlakın semasını, ruh ve <br />
fazilet öncüsünü, suret ve gönderiliş hatemini, hadiyat ve <br />
beyanla gönderileni, ilim, temkin ve eman rahmetini, <br />
Muhammed Mustafa’yı, seçilmiş Rasulu, razı olunmuş safiyi, <br />
önder Nebiyi vesile kılıyorum. <br />
Allah’ım! Ona, ehlibeytine, ashabına kıyamet gününe <br />
kadar salât ve selam et. Alemlerin rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALI  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhî enteş şediydul batşi. Eliymul ahzi. Aziymul kahril <br />
muteâlî anil ezdâdi ve endâdi. Vel munezzihi anissahibeti vel <br />
evlâdi. Şa’nuke kahrul a’dâi ve kam’ul cebbârîn. Temkuru <br />
bimen teşâu ve ente hayrul mâkiriyn. Es’eluke bismikellezî <br />
ehazte bihinnevâsî. Ve ehracte bihi minessayasî. Ve kazefte <br />
bihirru’be fî kulûbil a’dâi. Ve eşkayte bihi ehleşşekâi. En <br />
tumiddenî birakiykatin min rekaiki ismikeşşedîydi. Tesrî fî <br />
kuvâyel cuz’iyyeti vel külliyyeti hattâ etemekkene min fi’ali <br />
ma uriydu. Felâ yesilu ileyye zulmu zâlimin bisûin ve lâ yestû <br />
aleyye mutekebbirun bicevrin. Vec’al ğadabî leke ve fîke <br />
makrûnen biğadabike linefsike. Ve etmis alâ vucûhi a’dâî <br />
vemsah’hum alâ mekânetihim veşdud alâ kulûbihim vadrib <br />
beynî ve beynehum bisûrin’llehu, bâbun batınuhu, <br />
fihirrahmetu ve zâhiruhu, min kıbelihi el azâbu inneke <br />
şedîydul batşi eliymûl ahzi. Ve kezâlike ahzu rabbike izâ <br />
ehazel kurâ ve hiye zâlimetun inne ahzehu eliymun <br />
şediydun. Rabbi eğninî bike ammen sivake ğanâen yuğnînî <br />
ğâyetel ğınâ an külli hazzin yed’ûnî ilâ zâhiri külli halkin ev <br />
bâtini emrin ve belliğnî ğâyete teysiyri. Verfa’nî ilâ sidreti <br />
muntehâye. Ve’eşhidnî kevnel vucûdi devriyyen vesseyri <br />
kevriyyen hattâ uâyine sirrettenziyle ilâ ennihayati velavdi <br />
ilâ’l-bidayati hattâ yenkatıal kelamu ve teskune hareketullâmi <br />
ve tümhâ annî nuktau’l-ğayni ve yeûdel vahidu ilâ’l-isneyni. <br />
İlâhî yessir aleyye bissirrillezî yessertehu alâ kesiyrin min <br />
evliyâike teysiyren yu’cimu annî ğayme ğanâiy ve eyyidni fî <br />
zâlike kullihi binûrin şa’şeaniyyi bihatfin yahtifu basara külli <br />
hâsidin minel cinni vel insi ve heblî meleketel ğalabeti likülli <br />
makamin. Ve eğninî ammen sivake ğinâen yusbitu fakrî <br />
ileyke innekel ğaniyyu’l-hamiydu. El veliyyul-meciydul <br />
kerimur-reşiyd. Ve sallallahu alâ seyyidina muhammedin ve <br />
âlihi ve sahbihi ecmaiyn. Kale eş-şeyhu teğammedehullâhu <br />
biğufrânihi. Ve eskenehu e’lâ ğurafi cinânihi: Zahare aleyye <br />
şeyhâni muhibâni fîl halveti fî cebelil fethi senete aşrin ve sitti <br />
mietin fe kâle ehaduhuma: Ervi anni ilâ külli tâlibin sâdikın ve <br />
ilâ külli murîydin muvâfık.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALI  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlahi! Senin baskının şiddetli, yakalaman elem vericidir. <br />
Kahrın azimdir. Zıtlardan ve eşlerden yücesin. Eş ve <br />
çocuktan münezzehsin. Düşmanları kahretmek, zorbaları <br />
ezmek senin şanındır. Dilediğine tuzak kurarsın, sen tuzak <br />
kuranların en iyisisin. Kimi perçemlerden yakalayıp <br />
müstahkem kalelerden çıkardığın, düşmanların yüreklerine <br />
korku saldığın, bedbahtları mutsuz kıldığın ismin hakkı için <br />
senden istiyorum. Şiddetle yakalan isminin kullarından birini <br />
bana yardım olarak gönder ki benim cüzi ve külli <br />
kuvvetlerime sirayet etsin, böylece istediğimi yapabileyim. <br />
Hiçbir zalimin zulmü bana ilişmesin, hiçbir zorba zulümle <br />
beni korkutmasın. Öfkemi senin için, seninle ve senin öfkenle <br />
birlik kıl. Düşmanlarımın yüzünü ört, onları oldukları yerde <br />
başka varlıklara döndür. Kalplerini bağla. Benimle onlar <br />
arasına bir sur çek. Bu surun bir kapısı olsun. İçi rahmet, dışı <br />
ise yönelenlere azap olsun. Çünkü senin baskının şiddetli ve <br />
yakalaman elem vericidir. <br />
“Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) <br />
yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). <br />
Muhakkak onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!” <br />
Rabbim! Beni seninle müstağni kıl ki, senden başkasına <br />
muhtaç olmayayım. Bana öyle bir zenginlik ver ki hiçbir <br />
hazza ihtiyaç duymayayım. Beni her mahlukun zahirine veya <br />
batınına çağıran bir şeye meyletmeyeyim. Beni <br />
kolaylaştırılmışlığın en son noktasına ulaştır. Beni sidre-i <br />
münteha’ma vardır. Varlığın devirselliğine, seyrin <br />
küreselliğine şahit kıl, ta ki tenzilin sonlara gelişinin, <br />
başlangıçlara dönüşünün sırrını göreyim. Ki kelam kesilsin, <br />
“lam”ın hareketi dursun, benden “gayn”ın noktası düşsün, bir <br />
ikiye dönsün.  <br />
Allah’ım! Bir çok velin için kolaylaştırdığın sırrınla benim <br />
için de kolaylaştır. Öyle bir kolaylaştırma ki, müstağniliğimin <br />
bulutunu dağıtsın. Bunların tümünde parıldayan bir nurla <br />
beni destekle. Bu nur cinlerden ve insanlardan her hasetçinin <br />
gözünü kamaştırsın. Bana her makama galip gelme <br />
melekesini bahşet. Beni senden başkasından müstağni kıl. <br />
Ki sana muhtaçlığım sabit olsun. Çünkü Gani ve övgüye <br />
layık olan Hamid sensin. Veli, ulu, kerem sahibi ve doğrultan <br />
sensin.  <br />
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, ehlibeytine ve tüm <br />
ashabına salât ve selam et.  <br />
Şeyh (Allah bağışlamasıyla onu bürüsün, cennetlerinin <br />
en yüce köşklerine yerleştirsin) dedi ki: yüz on altı senesinde <br />
fetih dağında halvette bulunduğum sırada heybetli iki şeyh <br />
bana göründü. Biri dedi ki: Bunu benden bütün sadık <br />
taliplere ve bütün muvafık müritlere rivayet et.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALI  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Rabbi edhılnî fî lucceti bahri ehadiyyetike. Ve tamtâmi <br />
temmi vâhidiyyetike ve kavvinî bikuvveti satveti sultâni <br />
ferdâniyyetike. Hatta ehruce ilâ fedâi siati rahmetike. Ve fî <br />
vechî le meânu berkıl kurbi min esâri rahmetike. Muhâben <br />
biheybetike. Kaviyyen bi kuvvetike. Azîzen bi izzetike. <br />
Muânen bi inâyetike. Muazzizen bi bita’zîmike. Mubeccelen <br />
mukerremen bita’liymike ve tezkiyetike. Ve elbisnî <br />
hıla’elizzeti velkabûli. Ve sehhil liye menâhice’l-vuslati vel <br />
vusûli. Ve tevvicnî bitâcil kerâmeti vel vekaari. Ve ellif beynî <br />
ve beyne ahbâbike fî dâriddunyâ ve dâril karâri. Verzuknî <br />
min nûri ismike satveten ve heybeten hattâ tenkaade ileyyel <br />
kulûbu vel’ervâhu. Ve tahda’a ledeyyel nufûsu vel’eşbâhu. <br />
Ya men zellet lehu rikabu cebâbireti. Ve hada’at ledeyhi <br />
a’nâkul ekâsireti. Ya mâlike’ddunya vel âhireti. Lâ melce’e ve <br />
lâ menca minke illâ ileyke. Ve lâ iânete illa bike. Ve lâ ittikale <br />
illa aleyke. İdf’a annî keyde’l-hâsidîne. Ve zulumati şerril <br />
mu’anidiyne. Vahminî tahte surâdikati izzetike. Ya ekremel <br />
ekremiyne. İlâhî eyyid zahirî fî tahsîli meradıyke. Ve nevvir <br />
kalbî ve sirrî li-littılaı alâ menahıci mesâiyke. İlâhi ve seyyidî <br />
keyfe usaddu an babike bi heybetin minke ve kad ve radtuhu <br />
alâ sikatin bike ve keyfe tueyyisunî min atâike ve kad <br />
eredtenî bi-duâike. Veha ena abduke mukbilun aleyke <br />
multecîun ileyke bâid beynî ve beyne a’dâî kema bâadte <br />
beynel meşrıkı vel mağribi. Va’tıf ebsarehum ve zelzil <br />
akdâmehum ve aşğılhum annî ve nuri kudsike ve celali <br />
mecdike feinneke entallâhul mu’tî celâilenniamil mubecceli’l<br />
mukerremi ihfaznî bicelâli kudsike ve mecdike inneke <br />
entallâhu lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şeriyke leke ve <br />
neşhedu enne muhammeden abduke ve rasûluke ve <br />
safiyyuke ve halîluke limen nâcâke biletâifi’r-ra’feti <br />
ve’rrahmeti [merreteyn / iki defa] ya hayyû ya kayyum ya <br />
kâşife esrâri’lmeârifi vel’ulûmi. Ve sallallâhu alâ seyyidiynâ <br />
muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaiyn subhâne <br />
rabbike rabbil izzeti ammâ yasîfûn ve selâmun alelmurseliyn <br />
velhamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
SALI Gündüz Duasının Türkçe Anlamı <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
Rabbim! Beni tekliğinin denizinin derinliğine, birliğinin <br />
kabaran dalgalarına sok. Ferdaniyetinin, egemenliğinin, <br />
satvetinin kuvvetiyle beni güçlendir ki rahmetinin genişliğinin <br />
fezasına yüzümde rahmetinin izinden kaynaklanan yakınlık <br />
yıldırımları<br />
 parlayarak çıkayım. Heybetinle <br />
heybet <br />
kazanayım. Kuvvetinle kuvvetleneyim. İzzetinle galip <br />
geleyim. İnayetinle gözetileyim. Azametinle aziz olayım. <br />
Öğretmen ve tezkiyenle ikrama nail olmuş üstün olayım. <br />
İzzet ve kabul hilatini üzerime giydir. Vuslat ve kavuşma <br />
yollarını bana kolaylaştır. Keramet ve vakar tacını başıma <br />
geçir. Dünya yurdunda ve sürekli kalış yurdunda benimle <br />
sevdiklerini kaynaştır. İsminin nurundan bana öyle bir satvet <br />
bahşet ki kalpler ve ruhlar peşimden gelsin. Nefisler ve <br />
bedenler önümde boyun eğsin.  <br />
Ey, zorbaların önünde boyun eğdiği! Huzurunda <br />
kisraların eğildiği! Ey dünya ve ahiret hükümdarı! Senden <br />
sadece sana sığınılır, senden sadece seninle kurtulunur. <br />
Yardım ancak sendendir. Sadece sana güvenilir. Hasetçilerin <br />
tuzağını benden uzaklaştır ve inatçıların kötülüklerinin <br />
karanlıklarını.  <br />
Ey kerem sahiplerinin en kerimi! Beni izzetinin <br />
gölgesinde himaye et.  <br />
İlahi! Senin rızanı elde etme hususunda zahirimi <br />
destekle. Senin fiillerinin yollarına muttali olmam için kalbimi <br />
ve sırrımı nurlandır. <br />
İlahi! Efendim! Senden umduğunu bulmadan kapından <br />
nasıl alıkonabilirim; oysa ben sana güvenerek kapına geldim. <br />
Senin kapında bağışından nasıl ümidimi kesebilirim ki, <br />
benden sana dua etmemi isteyen sensin! İşte ben senin <br />
kulunum, sana yöneldim, sığındım. Beni düşmanlarımdan <br />
uzak tut. Tıpkı doğu ile batıyı birbirinden uzaklaştırdığın gibi. <br />
Onların gözlerini al, ayaklarını kaydır, kutsiyetinin nuruyla, <br />
ululuğunun celaliyle onları benden alıkoy. Çünkü görkemli <br />
nimetleri verensin, bağışlayansın, ikram edensin. Kutsiyetinin <br />
ve ululuğunun celaliyle beni koru. Çünkü sen kendisinden <br />
başka ilah olmayansın. Sen birsin, ortağın yoktur.  <br />
Şahitlik ederiz ki Muhammed senin kulun, Rasulun, safin <br />
ve halilindir. Şefkat ve rahmet lütuflarıyla sana münacat <br />
edenlerin dostudur. <br />
Ey daima diri, ey her şeye egemen olan! İrfan ve ilim <br />
sırlarının üzerindeki perdeyi kaldır. <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun.  <br />
Senin izzet sahibi rabbin, onların isnat etmekte oldukları <br />
vasıflardan<br />
 yücedir, münezzehtir. Gönderilen bütün <br />
Rasullere selam olsun. Alemlerin Rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhiy ismuke seyyidül esmâ. Ve biyedike melekûtu’l ardı <br />
vessemâi. Ente’l kaâimu bikülli şey’in. Ve huve alâ külli şey’i. <br />
Sebete leke ğınâ’u. Veftekara ilâ feyzi cûdike’l akdesi <br />
küllema sivake’l-el’uluh vel’ena. Es’eluke bi’ismike elleziy <br />
cema’te bihi beyne’l-mutekaâbilati ve’l-muteferrikaâti’l-halki <br />
vel emri. Ve ekamte bihi ğaybe külle zâhirin ve ezharte bihi <br />
şehâdete külle ğâibin en tehebe liy samedâniyyeh usekkinu <br />
bihâ muteharrike kudretike hatta yeteharreke fiy küllu sâkin. <br />
Ve yeskun fiy küllu muteharrik. Fe’eci’ddiniy kıble küllu <br />
müteveccihin. Ve câmia şetâti külli müteferrıkın min haysu <br />
esmuke ellezî teveccehte ileyhi vechetiy vadmehallet indehu <br />
irâdetiy ve kelimâtiy feyaktebise küllün minniy cezvete hüden <br />
taâmmin huve min (imâmeti’l-ferdi muhammedin el<br />
mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem elleziy levlâhu lemma <br />
tesbut) [selâsetu merrâtin / bu kısım üç defa okunacak] <br />
enâniyyetu'l-muktebisi lî mûsâ aleyhi esselâm. Yâ men huve <br />
yâ hu huve mâ huve velâ ene es’eluke bikülli ismin <br />
estemi’dde min elfin el-ğâyb el-muhiyt bihakiykati küllu <br />
meşhûdin en tüşâhideniy vahdete küllu mütekessirin fiy <br />
bâtıni külli hakk ve kesrete küllu muvahhadin fiy zâhiri külli <br />
hakiykatin sümme vahdete zâhiri ve’l-bâtini hattâ lâ yahfâ <br />
aleyye ğaybun zâhir. Vela yeğiybu anniy hafiyyun bâtınun. <br />
Ve eşhedeniy el-külli yâ men biyedihi melekûtu külli şey’in <br />
ente ente kulillâhu (s.a.v.) sümme zerhum fiy havdıhim <br />
yel’abûn. Elif- Laaâm- Miiym. Allahû lâ ilâhe illâ huve el<br />
hayyul el-kayyum. Seyyidî selâmün aleyke ente senediy <br />
sevâun indeke sirriy ve cehriy tesmau nidâiyi ve tücîbu duâiy <br />
mehavvate binûrike zulumatiy. Ve ahyeyte birûhike meytetiy. <br />
Fe’ente rabbî ve biyedike sem’iy ve basariy ve kalbiy <br />
melekate cemiy’î. Ve şerrefte vedıyî. Ve a’leyte kadrîy ve <br />
ref’ate zikrîy. Tebârekte nûra el-envâr. Ve kâaşife’l-esrâr. Ve <br />
vâhibe’l-a’mâr. Ve müsbilel estâr. Tenezzehte fiy sumuvvi <br />
celâlike an simâti’l-muhdesât. Ve alet rütbetu kemâlike an’it<br />
tetarruki ileyhâ binnekaisi ve âafâti veşşehevâti. Ve enâret <br />
bişuhûdi zâtike’leradûne vessemavât. Leke’l-mecdu’l-erfau’ <br />
ve’l-cennatu’l-evsau ve’l-izzu’l-emna’u. Subbûhun kuddûsun <br />
rabbünâ ve rabbul melâiketi verrûh. Münevvir’us-sâyâsî’l- <br />
muzlimeti velcevâhiri’l-müdlehimmeti ve münkizu’l-ğarkâ min <br />
bahri'l-heyûlâ. Eûzubike min ğâsikın izâ vekabe ve hâsidin <br />
izâ irtekab. Meliykiy ünâdiyke münâcâte abdin kesiyrin <br />
ya’lemu enneke tesmau ve ya’tekıdu enneke tuciybu vâkıfun <br />
bibâbike vakfete mudtarrin lâ yecidu min dûnike vekiyla. <br />
Es’eluke ilâhiy bil’ismi elleziy efadte bihi hayrâti ve enzelte <br />
bihi’l-berekâti ve menahte bihi ehle’şşükri’z-ziyâdet. Ve <br />
ahracte bihi mine’z-zulumâti ve nesahte bihi ehle şirki ve’d<br />
denâati. En tüfiyda aleyye min melâbisi envârike mâ teruddü <br />
bihî annî ebsâre’l-eadiy hâsireten ve eydiyhum kaâsireh. <br />
Vec’al hazzî minke işrâkan yec’lû liy külle emrin hafiyy. Ve <br />
yekşifu liy an külli sirrin aleyye ve yahriku külle şeytânin <br />
ğaviyyin. Yâ nûrennûr yâ kâşife külli mestûr. İleyke merci’ul <br />
umûr. Ve bike tüdfe’uşşurûr. Yâ rabbi yâ rahiymu yâ ğafûr. <br />
Ve sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve <br />
sahbihi ve selleme tesliymen kesiyrâ. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlahi! Senin ismin bütün isimlerin efendisidir. Arzın ve <br />
semanın melekutu senin elindedir. Sen her şeyin üzerinde <br />
kaimsin. O, her şeyin üzerindedir. Müstağnilik senin için <br />
sabittir. Senden başka, o ve ben olarak her şey senin kutsal <br />
cömertliğinin feyzine muhtaçtır. Yaratma ve emrin bütün <br />
karşıtlarını ve ayrılarını cem ettiğin, bütün zahirlerin gaybını <br />
ikame ettiğin, bütün gaiplerin görünenlerini izhar ettiğin ismin <br />
hakkı için senden istiyorum. Bana öyle bir samedanilik <br />
bahşet ki onunla kudretinin muharrikini durdurayım, böylece <br />
içimdeki bütün sakinler harekete geçsin. İçimde bütün <br />
hareketliler de sakin olsun. Kendimi bütün yönelenlerin <br />
kıblesi, bütün dağınıkların derleyicisi bulayım. İsmin hakkı <br />
için ki yüzümü ona yönelttim, onun yanında irademi ve <br />
sözümü savurdum. Herkes benden bir kap eksiksiz hidayet <br />
alsın. <br />
O, yegane imam Muhammed Mustafa’nın <br />
hidayetidir. Eğer o olmasaydı, bu varlık olmazdı.-(bu <br />
kısım üç kere okunacak)- Musa’nın (a.s) benliğini iktibas <br />
etsin benden herkes. Ey O olan! Ey O! O, ne Odur ne de <br />
ben. Bütün görünenlerin hakikatini kuşatan bin gaipten <br />
kaynaklanan ismin hakkı için senden istiyorum. Her çok’un <br />
birliğini her hakkın içinde ve her hakikatin zahirinde bütün <br />
birlerin çokluğunu, sonra zahirin ve batının birliğini bana <br />
göster, ki zahirin gaybi ve batının gizliliği benden <br />
saklanmasın. Ey her şeyin melekutu elinde olan! Bana küllü <br />
göster. Sen sensin.  <br />
Sen Allah de, sonra da onları oyunlarıyla baş başa <br />
bırak…Elif. Lam. Mim. Allah, O’ndan başka ilah yoktur. O <br />
daima diridir, her şeyin üzerinde kaimdir.  <br />
Efendim! Selam üzerine olsun. Sen benim efendimsin. <br />
Benim gizlim de açığım da senin yanında birdir. Benim <br />
seslenişimi duyarsın ve dualarıma icabet edersin. Nurunla <br />
benim zulmetimi sildin. Benim ölümü hayatınla dirilttin. Sen <br />
benim rabbimsin, kulağım, gözüm ve kalbim senin elindedir. <br />
Sen benim her şeyimin sahibisin. Aşağılığımı şereflendirdin, <br />
değerimi yükselttin, şanımı yücelttin.  <br />
Nurların nuru, sırların açıcısı, ömürlerin bahşedicisi, <br />
perdelerin kaldırıcısı sen yücesin. Celalinin ululuğunda <br />
sonradan olma varlıkların özelliklerinden berisin. Kemalinin <br />
mertebesi eksikliklerin, ayıpların ve şehvetlerin yol <br />
bulmasına kapalı olacak kadar yücedir.  <br />
Zatının şühuduyla arzlar ve semalar nurlandı. En yüce <br />
ululuk, en geniş cennetler ve en ulaşılmaz üstünlük senindir. <br />
Münezzehtir, beridir rabbimiz ve meleklerin ve ruhun <br />
rabbidir. Karanlık dehlizleri, gizli cevherleri aydınlatan, heyuli <br />
denizde boğulanları kurtarandır. Çöken karanlıktan, göz <br />
diken hasetçiden sana sığınırım.  <br />
Ey benim padişahım! Sana sesleniyorum, kırık, senin <br />
işittiğini bilen, senin icabet ettiğine inanan bir kul olarak sana <br />
yalvarıyorum. Muhtaç ve zor durumdaki biri olarak kapında <br />
durdum, senden başka da vekil bulamıyorum.  <br />
İlahi! Hayırları bahşettiğin, bereketleri indirdiğin ve şükür <br />
ehline fazlalıkları lütfettiğin, kullarını karanlıklardan <br />
çıkardığın, şirk ve alçaklık ehlini gazaba uğrattığın ismin <br />
hakkı için senden istiyorum: nurlarının giysilerini üzerime <br />
geçir. Ki düşmanların zarar veren bakışlarını, eksilten ellerini <br />
benden alıkoysun. Senden payıma aydınlanma ver ki her <br />
gizli şey benim için açığa çıksın. Her yüce sırrı benim için <br />
belirginleştirsin. Azdıran her şeytanı da yaksın. Ey nurun <br />
nuru! Her örtülüyü açan! Bütün işlerin dönüşü sanadır. Bütün <br />
kötülükler seninle savılır.  <br />
Ey Rab! Ey Rahim! Ey Gafur!  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve ashabının üzerine olsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirahmânirrahîym <br />
<br />
Rabbi ekrimniy bişuhûdi envâri kudsike. Ve eyyidnî <br />
bizuhûri setvati sultâni unsike hattâ etekallebe fî subhâti <br />
meârifi esmâike. Tekalluben yutliunî alâ esrâri zerrâti vucûdî <br />
fî avâlim şuhûdî liuşâhide biha ma evda’tehu fî avâlimi’l-mulki <br />
vel melekût. Ve uâyine kudseke fiy sereyâni sirri kudretike fî <br />
şevâhidil lâhûti vennâsût. Ve arrifniy ma’rifeten taâmmeten <br />
ve hikmeten aâmmeten hattâ lâ yebka ma’lûmun illâ ve <br />
ettaliu alâ rekaâıkı dekaâ ıkıhi’l-munbesitati fiy el-mevcûdât. <br />
Ve edfau bihâ zulmetel ekvânil mâniati an idrâki hakaâıkı’l<br />
aâyât. Ve etessarrefu bihâ fiy’l-kulûbi ve’l ervâhi bi <br />
müheyyicâtil mehabbeti vel vidâdi verruşdi verreşâd. İnneke <br />
entel muhibbu’l-mahbûbu vettâlibu’lmatlûb. Yâ mukallibel <br />
kulûb. Ve yâ kâşifel kurûb. Ve ente allâmulğuyûbi <br />
vessetâru’luyûb ğaffâru’z-zunûb. Yâ men lem yezel ğaffâr. <br />
Ve yâ men lem yezel settâr. Yâ ğaffâru, yâ settâru, yâ hafiyz. <br />
Yâ vâfî yâ dâfî. Yâ muhsinu yâ atûfu yâ raûfu yâ latiyfu yâ <br />
aziyzu yâ selâm. İğfirliy vesturniy vahfezniy vekıniy vedfe’ <br />
anniy ve ahsin ileyye vetaattaf aleyye ve’l-tufbiy ve aiznî ve <br />
sellimniy velâ tuâhizniy bikabîhi fîâlî ve lâ tucâziyniy bisû’i <br />
a‘mâliy ve tedârikniy aâcilen bilutfike tâm. Ve hâlıs rahmetike <br />
aâmme. Velâ tuhavvicniy ilâ ehadin sivâke. Ve âfiniy va’fu <br />
anniy ve eslihliy şa’niy kullehu. Lâ ilâhe illâ ente subhâneke <br />
inniy kuntu minezzâlimiyn. Ve ente erhamurrahimiyn. Ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ve sahbihi <br />
ve selleme ecmaiyn. Vel hamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARŞAMBA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Rabbim! Kutsiyetinin nurlarını müşahede etmekle beni <br />
onurlandır. Ünsiyetinin hakimiyet satvetinin zuhuruyla beni <br />
destekle. Ki isimlerinin marifet parıldayışları içinde yüzeyim. <br />
Bir yüzüş ki, şühud alemlerinde varlığımın zerrelerinin <br />
sırlarına muttali olayım, onunla mülk ve melekut alemlerine <br />
yerleştirdiğin hakikatleri göreyim. Kudretinin sırrının lahut ve <br />
nasut müşahedelerine sirayet edişine tanık olayım. Bana <br />
eksiksiz bir marifet ve genel bir hikmet ver ki, varlıkların içine <br />
yayılmış malumatların inceliklerinin bütün kıvrımlarını, <br />
derinliklerini bileyim. Onunla, ayetlerin hakikatlerini idrak <br />
etmeye engel olan varlık karanlıklarını savayım. Muhabbet, <br />
sevgi, meveddet, doğruluk ve rüşt teşvikleriyle kalpler ve <br />
ruhlar üzerinde tasarrufta bulunayım. Çünkü seven, sevilen, <br />
isteyen ve istenen sensin. Ey kalpleri çekip çeviren! Ey <br />
sıkıntıları gideren! Sen en gizli gaipleri bilensin, kusurları <br />
çokça örtensin, günahları çokça bağışlayansın. Ey hep <br />
bağışlayan ve ey daima kusurları örten! Ey bağışlayan! Ey <br />
örten! Ey koruyan! Ey vefa eden! Ey savunan! Ey ihsan <br />
eden! Ey acıyan! Ey şefkat eden! Ey Latif! Ey Aziz! Ey <br />
selamet bahşeden Selam! Beni bağışla, günahlarımı ört, <br />
beni koru, beni muhafaza et, günahları, kötülükleri benden <br />
sav, bana ihsan et, bana acı, bana lütfet, beni aziz kıl ve <br />
bana selamet bahşet. Çirkin fiillerimden dolayı beni <br />
sorgulama, kötü amellerimden ötürü beni cezalandırma, en <br />
kısa zamanda eksiksiz lütfünla, genel rahmetinin <br />
kurtarıcılığıyla imdadıma yetiş. Beni senden başka hiç <br />
kimseye muhtaç etme. Bana sıhhat ver, beni affet, bütün <br />
işlerimi, hallerimi ıslah et. Senden başka ilah yoktur. Sen <br />
münezzehsin. Kuşkusuz ben zalimlerden oldum. Sen <br />
merhamet edenlerin en merhametlisisin.  <br />
Allah’ın salat ve selamı efendimiz Muhammed’in, onun <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Alemlerin <br />
rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Seyyidi ente müsebbibul esbâbi ve mürettibuhâ. <br />
Musarriful kulûbi ve mukallibuhâ. Es’eluke bilhikmetilletiy <br />
iktedat tertibel esbâbil el evvel. Ve te’siyre el-âla fiy’l-esfel. <br />
En tuşahideniy tertibel esbâbi suûden ve nuzûlen hattâ <br />
eşhede’l bâtine min ha bişuhûdi’z-zâhir. Ve’l-evvele fi aynil <br />
aâhırî. Ve el haza hikmetet tertiybi bişuhudil murettibi ve <br />
musebbebel esbâbi mesbûka bilmusebbib. Felâ ehcubun <br />
aynel ayni bilğayn. İlâhi elki ileyye miftâhel iznilleziy huve <br />
kehful me’ârifi hattâ intaleka fiy kulli bidâyetin bi’ismikel <br />
bediy’illezif tetahte bihi kulle rakıymin mestur. Yâ men <br />
lisumuvvi esmaihi yenhafidû küllü muteâl. Ve küllü bike ve <br />
ente bilâ nahnu, ente mubdiu külli şey’in ve bârih. Felekel <br />
hamdu yâ rabbi alâ külli bidâyeh. Ve leke şükrü yâ bâki alâ <br />
külli nihâyeh. Entel bâisu alâ küllü hayrin. Bâtinul bevâtini <br />
baliğu ğayatil umur. Bâsiturrızki lil âlemiyn barik allâhumme li <br />
ve âleyye fil aâhiriyn. Kemâ bârekte alâ muhammedin ve <br />
aâlihim ecmâiyn. Ve ibrâhiyme innehu minke ve ileyke ve <br />
innehu bismillâhirramânirrahim. Yâ bediy’assemavâti vel <br />
ardi, ve iza kadâ emren fe innemâ yekûlu lehû kun fe yekûn. <br />
İlâhi entessâbitu kable külli sâbit. Vel bakîy ba’de külli <br />
sâmitin ve nâtıkın. Lâ ilâhe illâ ente. Ve lâ mevcude sivâke. <br />
Lekel kibriyâu vel ceberûtu vel azametu vel melekût. <br />
Tekherul cebbâriyne ve tubiydu keydezzâlimin. Ve tubeddidu <br />
şemlel mulhidiyn. Ve tuzillu rikaâbel mütekebbiriyn. Es’eluke <br />
yâ ğâlibe küllü ğâlib. Ve yâ müdrike külli hârib. Reddiniy <br />
biridâi kibriyâike, ve izâri azametike, ve sûradikaâti <br />
heybetike, ve bimâ verâe zâlike küllihi, mimmâ lâ ya’lemuhu <br />
illâ ente, en teksuveniy heybeten min heybetike tahdau lehâl <br />
kulûbu ve tahşau lehâl ebsar. Ve mellikniy nâsiyete külli <br />
cebbârin anit. ve Şeytânin meriyd. Nasiyetehu biyedik. Ve <br />
ebkı aleyye zullel ubûdiyyeti fiy zâlike küllihi ve a’simni <br />
minezzuleli vel hatâya. Ve eyyidniy fiyl kavli vel ameli ente, <br />
ente müsebbitul kulûbi ve kâşiful kurûb. Lâ ilâhe illâ ente. Ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ecmaiyn. <br />
Ve selleme tesliymen. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Efendim! Sen sebeplerin müsebbibi ve tertip edip <br />
düzenleyenisin. Kalpler üzerinde tasarruf edip döndürensin. <br />
İlk sebeplerin tertibini ve en yukarı olanların en aşağı <br />
olanlara tesirini gerektiren hikmetin hakkı için senden <br />
istiyorum: sebeplerin yükseliş ve iniş tertiplerini bana göster <br />
ki batın olanlarını açık bir müşahede ile, ilk olanlarını son <br />
olanların aynında göreyim. Tertip edeni, sebeplerin sebebini, <br />
müsebbipten evvel olanı müşahede etmekle tertibin hikmetini <br />
düşüneyim. “Gayn” yüzünden “Ayn”ın aynından <br />
perdelenmeyeyim. <br />
İlahi! Marifetler mağarasının anahtarı olan izni bana <br />
bahşet ki, her yazılı nakşı açtığın Bedi isminle bütün <br />
başlangıçlara varayım. Ey bütün büyüklerin isimlerinin <br />
yüceliği karşısında boyun eğdiği! Her şey seninle vardır; ama <br />
sen bizimle var değilsin. Sen her şeyin örneksiz yoktan var <br />
edicisisin. Ey Rabbim! Her başlangıç için sana hamdolsun. <br />
Ey her sondan sonra baki kalan, sana şükürler olsun. Sen <br />
her hayra yönlendirensin, bütün batınların batınısın, şeylerin <br />
sonlarına ulaşansın. Alemler için rızkı yayansın. Allah’ım! <br />
Bana bereket ver ve başkaları içinde üzerime bereket yağdır. <br />
Muhammed’e ve bütün ehlibeytine ve İbrahim’e bereket <br />
verdiğin gibi. Her şey sendendir ve sana yöneliktir.  <br />
O, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyladır. Ey <br />
semavatın ve arzın örneksiz yoktan var edicisi!  <br />
O bir şeyin olmasına hükmettiği zaman, ona sadece “OL” <br />
der, hemen oluverir.  <br />
İlahi! Sen her değişmezden önce sabit olansın. Her <br />
susandan ve konuşandan sonra baki olansın. Senden başka <br />
ilah yoktur. Senden başka hakiki varlık yoktur. Büyüklük, <br />
ceberut, azamet ve melekut sana aittir. Zorbaları <br />
kahredersin, zalimlerin tuzaklarını başlarına geçirirsin, <br />
mülhitlerin birliğini dağıtırsın, büyüklenenlerin boyunlarını <br />
eğersin.  <br />
Ey her galibe galip gelen! Ey her kaçanı yakalayan! <br />
Senden istiyorum: Büyüklüğünün ridasını bana giydir, <br />
azametinin hırkasını üzerime geçir. Beni heybetinin <br />
gölgelerine al. Bunların ötesinde olan bütün şeyleri senden <br />
başkası bilemez. Bana heybetinden öyle bir heybet bahşet <br />
ki, kalpler ona boyun eğsin, gözler onun karşısında korkuya <br />
kapılsın. Beni her inatçı zorbanın, her azgın şeytanın <br />
perçeminden yakalayacak güce kavuştur. Hepsinin perçemi <br />
senin elindedir. Bütün bunlar olurken kulluk acizliğinin bende <br />
baki kalmasını sağla. Beni kaymalardan, sürçmelerden ve <br />
hatalardan koru. Söz ve amelde beni destekle. Sen sensin. <br />
Kalpleri sağlam tutan ve sıkıntıları giderensin. Senden başka <br />
ilah yoktur. Allah’ın salât ve selamı Muhammed’in ve bütün <br />
ehlibeytinin üzerine olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhiy entel kaâimu bizâtike. Vel muhiytu bisıfâtike. <br />
Velmutecelliy biesmâike. Vezzâhiru bief’âlike. Velbâtinu bimâ <br />
lâ ya’lemuhu illâ ente. Tevahhad’te fiy celâlike. Fe entel <br />
vâhidul ehad. Veteferred’te bil’bekaâi fiyl ezeli vel’ebed. Ente <br />
entellâhul münferidu bil’ vahdâniyyeti fiy iyyâke. Lâ ma’ake <br />
ğayruke velâ fiyke sivâke. Es’elükellâhummel fenâe fiy <br />
bekaâike vel bekaâe bike lâ ma’ake, lâ ilâhe illâ ente. İlâhiy <br />
ğayyibniy fiy hudûrike ve ef’niniy fiy vücudike ves’tehlikniy fiy <br />
şuhûdike. Vek ta’ beyniy ve beynel kavâtı’ ılletiy taktauniy <br />
anke veşğılniy fişşuğli bike an külli şâğılin yeşğaluniy anke. <br />
Lâ ilâhe illâ ente. İlâhiy entel mevcûdul hakku, ve enal<br />
ma’dûmul aslu. Bekaâuke bizzâti ve bekaâiy bil’ardi. İlâhi <br />
fecüd bivücûdikel hakki alâ ademiyl asli hattâ ekûne kemâ <br />
küntu haysü lem ekün, ve ente kemâ ente haysü lem tezel. <br />
Lâ ilâhe illâ ente ilâhiy entel fe’aâlü limâ türiyd. Ve ena <br />
ab’dun leke min ba’dil abiyd. İlâhiy eredteniy ve eredte <br />
minniy fe’enal murâdu ve ente müriyd. Fekün ente murâdeke <br />
minniy hattâ tekûnu entel murâdu ve enel muriydu. Lâ ilâhe <br />
illâ ente. İlâhiy entel bâtınu fiy külli ğaybin. Vezzâhiru fiy külli <br />
aynin. Velmesmûu fiy külli hayrin sıdkın ve meynin. Vel <br />
ma’lûmu fiy mertebetil vâhidi vel’isneyn. Tesemmeyte <br />
biesmâinnüzül. Fahtecebte an levâhizil uyûn. Vahtefeyte an <br />
medârikil ukûl. İlâhi tecelleyte bihasâısı tecelliyâtis-sıfâti <br />
fetenevve’at merâtibul mevcûdât. Vetesemmeyte fiy külli <br />
mertebetin bihakaâ’ikı müsemmeyat. Ve nasayte şevâhidel <br />
ukuûli alâ dekaâikı hakaâikı ğuyûbil ma’lûmât. Ve etlakte <br />
sevâbika ervâhi fiy meyâdini meârifi ilâhiyyeh. Fehâret <br />
sümme tâhet fiy işârâti letâifihâ-rrabbâniyyeh. Felemmâ <br />
ğayyebtehâ anil külliyyeti velcüziyyeti ve nekaltehâ <br />
anileniyyeti vel eyniyyeh. Veselebtehâ anilkemmiyyeti <br />
velmâhiyyeh. Vete’arrefte lehâ fiy mearifit-tenkiyri bil <br />
mearifizzâtiyyeh. Veharrertehâ bimutâleâti rubûbiyyeti fiyl <br />
mevâkıfil ilâhiyyeh. Ve eskatte anhâl-beyne inde ref’i hicâbil <br />
ğayni fentezamet bi’intizâmil kadiymi fiy silki bismillâhir<br />
rahmânir-rahiym. İlâhiy kem unâdike fiynnâdi ve entel <br />
munâdi linnâdi. Ve kem unâciyke bimunâcâtil munâciy ve <br />
entel munâci linnâci. İlâhi izâ kânel vaslu aynel kat’ı vel <br />
kurbu nefsül bu’di vel ilmu muvdi’al cehli velma’rifetü <br />
müstekarrat-tenkiyri fe keyful kasdu ve min eynessebiyl. <br />
İlâhiy entel matlûbu verâe külli kaâsidin velikrâru fiy <br />
aynilcâhidi ve kurbu’l-kurbi fiyl farkıl mutebâ’idi vekadi’stevlâ’l <br />
vehmu alelfehmi femenil mus’idu ve menil musâidul, husnü <br />
yekûlü iyyâke, velkubhu yunâdiy. Elleziy ahsene külle şey’in <br />
halakahu, fe’evvelu ğâyetün yekıfu indehâsseyru vessâniy <br />
hicâbun bihukmi tevehhümil ğayr. İlâhi metâ yetehallasu’l <br />
aklu min ikaâlil avâikı ve telhazu levâhizul fikri mehâsinel <br />
hüsnâ min a’yunil hakaâıkı ve yenfekkul fehmu an asli’l ifki <br />
ve yetehallelu vehmu min evhâli hibâli eşrâkişşirki ve <br />
yencûttesuvvûru min farkıl farkı. Ve yetecerredun’nefsun’ <br />
nefiysetu min hılakı ahlâkı tehallukaâti’l-halkı. İlâhiy lâ <br />
tenfaukettaâtu ve lâ tedurruke’l-meâsıy ve biyedi kahri <br />
sultânike melekûtul kulûbi vennevâsıy. Ve ileyke yerciu’l <br />
emru küllühu felâ nisbete littâi’i vel âsıy. İlâhiy ente lâ <br />
yeşğiluke şe’nun an şânin. İlâhi ente lâ yahsuruke’l-vücûbu <br />
velâ yehuddukel imkân. Velâ yahcubuke’l ibhâm. Velâ <br />
yûdihukel beyân. İlâhiy ente, lâ yureccihuke eddeliylu. Velâ <br />
yuhakkıkukel burhân. İlâhi ente, el ebedu vel ezelu fiy <br />
hakkıke siyyân. İlâhi mâ ente ve mâ ena ve mâ huve ve mâ <br />
hiye. İlâhi efî’l-kesreti etlubuke em fiyl vahdeti ve bil emedi <br />
entezıru feraceke em bil müddeti velâ uddete liabdin dûneke <br />
velâ umdete. <br />
İlâhiy bekaâiyi bike fiy fenâiy anniy em fiyke em bike ve <br />
fenâiy kezâlike muhakkakun bike em mutevehhemmun bî <br />
em bil aksi em huve emrun müşterekun ve kezâlike bekaâiy <br />
fiyke. İlâhi sükûtiy haresun yûcibussamame, ve kelâmiy <br />
samemun yûcibu’l bukme vel hayretu fiy külli velâ hayerete. <br />
Bismillâhi hasbiyallâhu bismillâhi ve billâhi bismillâhi <br />
tevekkeltu alallâhi bismillâhi se’eltu minellâhi bismillâhi velâ <br />
havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym. Rabbenâ aleyke <br />
tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masıyr. Allâhumme <br />
inniy es’eluke min sirri emrike ve azıym kadrike ve ihâtati <br />
ilmike ve hasâisı irâdetike ve te’siyri kudretike ve nufûzi <br />
sem’ike ve basarike. Ve kayyûmiyyeti hayâtike. Ve vucûbi <br />
zâtike ve sıfâtike. Yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Evvelu ya <br />
Ahiru yâ Zâhiru yâ Bâtınu yâ Nûru yâ Hakku yâ Mubiynu. <br />
Allâhumme hassıs sirriy bi esrâri vahdâniyyetike ve kaddıs <br />
rûhiy bi kudsiyyeti tecelliyâti sıfâtike. Ve tahhir kalbiy <br />
bitahâreti mearifi ilahiyyetike. Allâhumme ve allim akliye min <br />
ulûmi ledunniyyetike. Ve hallık nefsiy bi ahlâkı rubûbiyyetike. <br />
Ve eyyid hissiy bi mededi envâri hadarâti nûrâniyyetike. Ve <br />
hallıs hulâsete cevâhiri cismaniyyeti min kuyûdittab’i ve <br />
kesâfetil hissi ve hasril mekâni vel kevn. Allâhumme <br />
venkulniy min derekâti halkıy ve hulukî ilâ derecâti hakkıke <br />
ve hakiykatike, ente veliyyi ve mevlâye ve bike mematiy ve <br />
mehyâye<br />
 iyyâke na’budu<br />
 ve iyyâke nestaiyn. <br />
Unzuril’lâhümme ileyye nazreten tenzimu bihâ cemiy’a <br />
etvâriy ve tutahhiru bihâ seriyrete esrâriy. Ve terfeu bihâ fiyl <br />
melai’l a’lâ ervâha efkârî ve tukavviy bihâ midâde envâri. <br />
Allâhumme ğayyibnî an cemiy’i halkıke vecma’niy aleyke <br />
bihakkıke vahfezniy bişuhûdi tesarrufâti emrike fiy avâlimi <br />
ferkıke. Allâhumme bike tevasseltu ve ileyke teveccehtu ve <br />
minke se’eltu vefiyke lâ fiy şey’in sivâke rağibtu. Lâ es’eluke <br />
sivâke ve lâ etlubu minke illâ iyyâke. Allâhumme ve <br />
etevesselu ileyke fiy kabûli zalike bilvesiyletil uzmâ <br />
velfadiyletil kübrâ ve’l-habiybi’l ednâ ve’l-veliyyi’l mevlâ <br />
muhammedini’l mustafâ ve’s safiyyi’l murtazâ ve’n nebiyyi’l <br />
muctebâ sallallâhu aleyhi vesellem. Ve bihi es’eluke en <br />
tusalliye aleyhi salâten ebediyyeten deymûmiyyeten <br />
kayyûmiyyeten ilâhiyyeten rabbâniyyeten bihaysu tüşhiduniy <br />
fiy zalike kemâlihi ve testehlikuniy fiy ayni meârife zâtihi. Ve <br />
alâ aâlihi ve sahbihi kezâlike ve ente veliyyu zalike. Ve lâ <br />
havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym vel hamdulillâhi <br />
rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PERŞEMBE  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
İlahi! Sen zatınla kaimsin. Sıfatlarınla ihata edensin. <br />
İsimlerinle tecelli edensin. Fiillerinle zahirsin. Senden başka <br />
kimsenin bilmediğiyle batınsın. Celalinde Teksin. Sen Bir <br />
(Vahid) ve Tek (Ahad) olansın. Ezel ve ebedde baki olmanla <br />
yeganesin. Sen sensin, sendeki vahdaniyetin içinde <br />
yeğaneliğinle Allah’sın. Seninle beraber senden başkası, <br />
senin içinde senden gayrısı yoktur.  <br />
Allah’ım! Senden, senin bekan içinde fena bulma, <br />
seninle beka bulma istiyorum, seninle beraber değil. Senden <br />
başka ilah yoktur. İlahi! Beni huzurunda gayb et, varlığında <br />
yok et, şühudunda helak et. Beni senden koparan engellerle <br />
beni ayır. Beni seninle öyle meşgul kıl ki, beni senden <br />
alıkoyan her şeyden uzak olayım. Senden başka ilah yoktur. <br />
İlahi! Sen gerçek varlıksın, ben ise asıl yokum. Senin bekan <br />
bizzat, benim bekam ise arazdır. İlahi! Hak varlığınla asıl <br />
yokluğuma cömert bağışta bulun ki, olmadığım zamanki gibi <br />
olayım ve sen de hep olduğun gibisin. Senden başka ilah <br />
yoktur. İlahi! Sen istediğini yapansın. Bense senin kullarının <br />
içinde bir kulum. İlahi! Beni irade ettin ve benden irade ettin. <br />
Ben irade edilenim ve sen de irade edensin. Benden <br />
muradın sen ol ki istenen sen, isteyen de ben olayım. <br />
Senden başka ilah yoktur.  <br />
İlahi! Sen her gaipte batınsın, her aynde zahirsin. Doğru <br />
ve yalan her haberde işitilensin. Bir ve iki mertebesinde <br />
bilinensin.<br />
 Nüzul isimleriyle adlandın. Gözlerin <br />
kırpılmasından perdelendin. Akılların idraklerinden gizlendin. <br />
İlahi! Sıfat tecellileri hususiyetleriyle tecelli ettin. Böylece <br />
varlıkların mertebeleri çeşitlendi. İsimlenenlerin hakikatlerinin <br />
tüm mertebelerinde yüceldin. Bilinenlerin gaybi hakikatlerinin <br />
inceliklerine akıl şahitlerini belirledin. İlahi marifetler <br />
meydanına ruhların öne geçenlerini saldın. Böylece rabbani <br />
lütüflarının işaretleri karşısında önce şaşırdılar, sonra <br />
donakaldılar; onları küllilikten ve cüzilikten kaybettiğin, <br />
benlikten ve neredelikten naklettiğin, kemiyet ve mahiyetten <br />
sıyırdığın, zati irfanlarla belirsizlik marifetlerini öğrettiğin, ilahi <br />
makamlarda rabbani mütalaları serbest bıraktığın, “gayn” <br />
perdesinin kaldırılışı esnasında aradaki mesafeyi kaldırdığın <br />
zaman, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” akışı içinde <br />
kadim düzenle düzene girdiler. İlahi! Kaç seslenenin içinde <br />
nice kere sana seslendim ve seslenene seslenen sensin. <br />
Yalvaranların münacatları içinde kaç kere sana münacat <br />
ettim ve münacat edene münacat edensin. İlahi! Vuslat <br />
ayrılığın aynısı, yakınlık uzaklığın kendisi, ilim cehaletin yeri, <br />
marifet inkarın karargahı ise, o zaman yönelme nasıl olacak <br />
ve yol nereden bulunacak! İlahi! Sen her kast edenin <br />
ötesindeki matlupsun. İnkarın içindeki ikrarsın. Ayrılık ve <br />
uzaklığın içindeki yakınlığın yakınısın. Vehim anlayışı istila <br />
etmiştir. Mutlu eden kimdir? Kimdir yardımcı olan? Güzellik, <br />
sensin, diyor. Çirkinlik, her şeyi güzel yaratana sesleniyor. <br />
Birincisi gayedir; seyir onun yanında durur. İkincisi, <br />
başkasının vehmedilmesi hükmüyle perdedir.  <br />
İlahi! Akıl ne zaman engellerin bağlarından kurtulacak, <br />
fikir mülahazaları ne zaman en güzelin güzelliklerini <br />
hakikatler gözünde seyredecek? Anlayış ne zaman iftira <br />
temelinden ayrılacak ve vehim ne vakit şirkin ortaklık <br />
bağlarından çözülecek? Düşünce ne zaman ayrılıkların <br />
farkından azat olacak? Güzel nefis ne zaman çürümüş <br />
ahlaktan, halkın huylarından arınacak? İlahi! İbadetler sana <br />
yarar sağlamaz, günahlar da sana zarar vermez. Kalplerin ve <br />
perçemlerin melekutunun saltanatı senin kahır elindedir. <br />
Bütün işlerin dönüşü sanadır. İbadet edenin ve günah <br />
işleyenin bir dahli yoktur. İlahi! Bir iş seni başka bir işten <br />
alıkoymaz. İlahi! Zorunluluk seni ablukaya almaz ve <br />
mümkünlük seni sınırlandırmaz. Müphemlik seni <br />
perdelemez. Beyan da seni izah etmez. İlahi! Tercih edilmen <br />
delille olmaz, haklı olman burhanla değildir. İlahi! Sen <br />
ebedsin, ezelsin; bu ikisi senin için birdir.  <br />
İlahi! Sen nesin, ben neyim, O (huve) nedir ve O (hiye) <br />
nedir? İlahi! Çoklukta mı seni arayayım, yoksa birlikte mi? <br />
Süre ile mi bekleyeyim seni, yoksa müddet ile mi? Oysa sen <br />
olmadan kulun bir hazırlığı da dayanağı da olmaz.  <br />
İlahi! Bekam bulmam sen de fena bulmam iledir, yoksa <br />
senin içinde mi ya da seninle mi? Yokluğum da aynı şekilde <br />
seninle tahakkuk eder. Yoksa benimle vehmedilen midir? Ya <br />
da tersi mi geçerlidir? Yoksa bu ortak bir durum mudur? Sen <br />
de beka bulmam da öyle. İlahi! Suskunluğum bir muhafızdır <br />
ki sessizliğimi gerektirir. Sözlerim de sessizliktir ki dilsizliğimi <br />
ve her şeyde hayreti gerektirir. Oysa hayret yoktur.  <br />
Allah’ın adıyla. Allah bana yeter. Allah’ın adıyla. Allah ile. <br />
Allah’ın adıyla. Allah’ın adıyla Allah’a tevekkül ettim. <br />
Allah’tan Allah’ın adıyla istedim. Yüce ve azamet sahibi <br />
Allah’tan başka güç ve kudret yoktur.  <br />
Rabbimiz! Sana tevekkül ettik. Sana yöneldik ve dönüş <br />
sanadır.  <br />
Allah’ım! Senden emrinin sırrını, kadrinin azametini, <br />
ilminin ihatasını, iradenin özelliklerini, kudretinin tesirini, <br />
görmenin ve işitmenin nüfuzunu, hayatının kayyımlığını, <br />
zatının ve sıfatlarının vacipliğini istiyorum.  <br />
Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! Ey Evvel! Ey Ahir! Ey Zahir! <br />
Ey Batın! Ey Nur! Ey Hak! Ey Mübin!  <br />
Allah’ım! sırrımı vahdaniyetinin sırlarına has kıl. Ruhumu <br />
sıfatlarının tecellilerinin kutsiyetiyle arındır. Kalbimi ilahlığının <br />
marifetlerinin temizliğiyle temizle.  <br />
Allah’ım! Aklıma ledünlüğünün ilimlerini öğret. Nefsimi <br />
Rablığının ahlakıyla ahlaklandır. Hissimi nuraniliğinin <br />
huzurunun nurlarının yardımıyla destekle. Cismaniyetimin <br />
cevherlerinin hülasasını tabiat kayıtlarından, maddenin <br />
yoğunluğundan, mekan ve kevnin sınırlarından kurtar.  <br />
Allah’ım! Beni yaratılışımın ve ahlakımın derekelerinden <br />
hakkının ve hakikatinin derecelerine yükselt. Sen benim <br />
velimsin, dostumsun. Ölümüm ve hayatım seninledir. Yalnız <br />
sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.  <br />
Allah’ım! Bana öyle bir nazar kıl ki, onunla bütün <br />
tavırlarımı düzenle, sırlarımın seciyesini temizle. Fikirlerimin <br />
ruhlarını mele-i alaya yükselt. Onunla nurlarımın gücünü <br />
destekle. <br />
Allah’ım! Beni bütün mahlukatından gaip kıl. Beni hakkın <br />
için kendinde cem et. Beni farklılığın alemlerinde emrinin <br />
tasarruflarını müşahede etmekle koru.  <br />
Allah’ım! Sana tevessül ettim. Sana yöneldim. Senden <br />
ve senin için istedim. Hiçbir şeyde senden başkasını arzu <br />
etmedim. Senden başkasını istemem ve senden sadece seni <br />
isterim. <br />
Allah’ım! Bunun kabul edilmesi için en büyük vesileye, <br />
en büyük fazilete, en yakın sevgiliye, veliye, dosta <br />
Muhammed Mustafa’ya, razı olunmuş safiye, seçilmiş <br />
Nebiye (Allah’ın salât ve selamı üzerine olsun) tevessül <br />
ediyorum. Onun vesilesiyle senden, ona ebedi, daimi, <br />
kayyumi, ilahi ve rabbani salâtını iletmeni istiyorum. Öyle ki <br />
bunda Onun kemalinin aynını göster, zatının marifetlerinin <br />
aynında beni yok et. Onun ehlibeytine ve ashabına da salât <br />
ve selam olsun. Buna dair hükümranlık senin elindedir. Yüce <br />
ve azamet sahibi Allah’tan başka güç ve kudret yoktur. <br />
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gecesi  Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
İlâhiy küllü’l-aâbâil ulviyyeti abîduke. Ve ente’r-rabbu <br />
alâ’l itlâkı. Cema’te beynel mutekaâbilât. Ve küntel celiylel <br />
cemiyle. Lâ ğâyete li’ibtihâcike bizâtike. İz lâ ğâyete lişuhûdi <br />
minke ente ecellu min şuhûdinâ ve ekmelu ve e’lâ mimmâ <br />
nasıfuke bihi ve ecmelu. Teâleyte fiy celâlike an simâtil <br />
muhdesâti. Ve tekaddese cemâlukel aliyyu an muvâka’atil <br />
muyûli ilâ’ş-şehevât. Es’eluke bissırrilleziy cema’te bihi <br />
beyne’l mutekaâbilâti en tecmea aleyye muteferrika emriy <br />
cem’an yuşhiduniy vahdete vucûdike. Veksuniy hullete <br />
cemâlike ve tevvicniy bitâci celâlike hattâ tahdâa lehu’n<br />
nufûsul beşerriyeh. Ve tenkâde ileyyel kulûbul ebiyyeh. Ve <br />
tenbesita ileyye’l-esrâru’l akdasiyyeh. Ve a’li kadrî indeke <br />
uluvven yenhafidu liy bihi küllü muteal. Ve yezillu liy bihi küllü <br />
aziyz. Ve huz bi nâsiyeti ileyke. Ve melliknî nâsiyete külli zî <br />
rûhin nâsiyetuhu biyedike. Vec’al liy lisâne sıdkın fiy halkıke <br />
ve emrike. Vem’e’niy minke vahfezniy fiy berrike ve bahrike. <br />
Ve ehricniy min karyeti tab’izzâlimi ehluhâ ve e’tıkniy min <br />
rıkkıl ekvân. Vec’al liy minke burhânen yûrisu emânen ve lâ <br />
tec’al liğayrike aleyye sultânen. Vec’al ğınâiy fî’l-fakri ileyke <br />
an külli matlûb. Vashabnî bi ğınâike an külli merğub. Ente <br />
vichetiy vecâhiy. Ve ileykel merciu vettenâhî. Tecburu’l<br />
kesiyre ve teksirul cebbâriyne ve tuciyrul hâifiyn. Ve <br />
tuhiyfu’z-zâlimiyn. Lekel mecdul erfau vettecelliyil’ecmau <br />
velhicâbul emna’u. Subhâneke lâ ilâhe illâ ente ente hasbiy <br />
ve ni’mel vekiyl. Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehazal kurâ ve <br />
hiye zâlimetun inne ahzehu eliymun şediyd. Fentekamna <br />
minelleziyne ecramû ve kâne hakkan aleynâ nasrul <br />
mu’miniyn. Allâhumme yâ hâlikal mahlûkaâti ve muhyil <br />
emvâti ve câmia’ş-şitât. Ve mufiydal envâri ale’z-zevât. Lekel <br />
mülkü’l-evseu velcenâbul erfeu’. Erbâbu abiyduk. Vel mulûku <br />
hademetüke Vel eğniyâu fukarâuke. Ve entel ğaniyyu <br />
bizâtike ammen sivâke. Es’eluke bi’ismikelleziy halakte bihi <br />
külle şey’in fekaddertehu. Takdiyra. Ve menahte bihi men <br />
şi’te cenneten ve hariyra. Ve hılâfeten ve mülken kebiyra. En <br />
tuzhibe hırsıy ve tukmile naksıy ve en tufıyda aleyye min <br />
melâbisi ne’mâike ve tuallimeniy min esmâike. Mâ yasluhu li<br />
izni vel ilkaâi vemle’ bâtıniy haşyeten ve rahmeten. Ve zâhiri <br />
heybeten ve azameten hattâ tehâfeniy kulûbu’l a’dâi. Ve <br />
tertâhu ileyye ervâhul evliyâ. Yehâfûne rabbehum min <br />
fevkıhim ve yef’alûne mâ yu’merûn. Rabbi hebliy isti’dâden <br />
kâmilen likubûli feyzıkel ekdesi liahlufeke fiy bilâdike ve <br />
edfe’a bihi sehatake an ibâdike feinneke testahlifu men teşâu <br />
ve ente alâ külli şey’in kadiyr. Ve entel habiyrul basıyr ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ve sahbihi <br />
ve sellem ve huve hasbiy ve ni’mel vekiyl. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı</span></span> <br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym<br />
 <br />
İlahi! Bütün ulvi babalar senin kulcağızlarındır. Sen <br />
mutlak Rabsin. Bütün zıtları cem ettin. Celal ve cemal <br />
sahibisin. Zatınla haşmetinin sonu yoktur. Çünkü senin <br />
şühudunun sınırı yoktur. Sen bizim müşahedelerimizden <br />
ulusun. Kusursuz kemal sahibisin, seni vasfetmemizden <br />
daha yüksek cemale sahipsin. Celalinde sonradan olma <br />
varlıkların özelliklerinden yücesin. Ulu cemalin şehvetlere <br />
meyletme badiresine düşmekten münezzehtir. Karşıtları <br />
birleştirdiğin<br />
 sırrın hakkı için senden, ayrı i<br />
 şlerimi <br />
birleştirmeni istiyorum. Öyle ki varlığının birliğini bana <br />
göstersin. Cemalin ridasını giydir bana. Başıma celalin tacını <br />
geçir. Böylece beşeri nefisleri ona boyun eğsin. Dik başlı <br />
kalpler bana uysun. En kutsal sırlar önüme serilsin. Katında <br />
kadrimi yücelt; bu sayede bütün büyüklenenler benim <br />
yanımda alçalsın. Üstünlük taslayanlar benim karşımda zelil <br />
olsun. Perçemimden tutup kendine çek. Ruh sahibi olup <br />
perçemi senin elinde olan her canlının perçemini elime ver. <br />
Halkın ve emrinde bana doğru bir lisan ver. Beni kendinle <br />
doldur, karanda ve denizinde beni koru. Halkı zalim olan <br />
tabiat köyünden beni çıkar. Beni varlıkların rızıklarından azat <br />
et. Bana katından bir burhan ver; bana güven versin. Senden <br />
başkasının bana hakim olmasına, güç yetirmesine izin <br />
verme. Zenginliğimin her istenende sana muhtaçlıkta <br />
olmasını sağla. Arzu edilen her şeyle ilgili olarak <br />
zenginliğinle bana eşlik et. Sen benim yönüm ve <br />
makamımsın. Dönüş ve son sanadır. Kırıkları onarır, <br />
zorbaları k<br />
 ırar, korkanlara güven verirsin. Zalimleri <br />
korkutursun. En yüksek ululuk, en kapsamlı tecelli ve en <br />
koruyucu hicap senindir. Münezzehsin. Senden başka ilah <br />
yoktur. Sen bana yetersin ve sen en güzel vekilsin.  <br />
“Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) <br />
yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). <br />
Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!”  <br />
“Günaha dalanların ise cezalarını hakkıyla vermişizdir. <br />
Müminlere yardım etmek de bize düşer.”  <br />
Allah’ım! Ey mahlukatın yaratıcısı, ölüleri çürütüp <br />
varlıktan silen, dağınıkları bir araya toplayan, zatların üzerine <br />
nurları bahşeden! Geniş mülk ve yüce cennetler senindir. <br />
Rabler senin kulların, krallar senin hizmetkarların, zenginler <br />
senin yoksullarındır. Sen ise zatın itibariyle başkalarından <br />
müstağnisin. Her şeyi yarattığın ve takdir ettiğin, dilediklerine <br />
cennetleri ve ipek giysileri, halifelik ve büyük mülk <br />
bahşettiğin ismin hakkı için senden hırsımı gidermeni, <br />
eksikliğimi tamamlamanı, üzerime nimetlerinin giysilerini <br />
giydirmeni, izin ve ilkaya elverişli olacak şekilde isimlerini <br />
bana öğretmeni istiyorum. İçimi korku ve rahmetle doldur. <br />
Dışıma heybet ve azamet ver. Öyle ki düşmanların kalpleri <br />
benden korksun, dostların yürekleri ise bana ısınsın. <br />
Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine <br />
ne emrolunursa onu yaparlar. <br />
Rabbim! Bana tam bir istidat bahşet ki, kutsal feyzini <br />
kabul edeyim, senin mülkünde senin halifen olayım, kullarına <br />
yönelik gazabını savayım. Çünkü sen dilediğini halife kılarsın <br />
ve senin her şeye gücün yeter. Sen her şeyden haberdarsın, <br />
her şeyi görensin.  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. O bana yeter <br />
ve O ne güzel vekildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Rabbi rakkıniy fiy medâricel meârif. Ve kallibniy fiy etvâri <br />
esrâril hekaâık. Vahcubniy fiy süradikaâti hifzike ve meknûni <br />
sirrike an vurûdil havâtırilletiy lâ teliyku bi sübuhâti celâlike. <br />
Rabbi ekımniy bike fiy külli şân. Ve eşhidniy lutfeke fiy külli <br />
kaâsin ve dânin. Vefteh ayne basıyretiy fiy kadâi sâhatit <br />
tevhiydi li’eşhede kıyâmel külli bike şuhûden yaktau nazariy <br />
an külli mevcûd. Yâ zel fadli vel cûd. Rabbi efıd aleyye min <br />
bihâri tecriydi elfizzâti’l-akdesi mâ yaktau anniy külle alâkatin <br />
tu’cimu aleyye idrâkiy. Ve tuğ’liku dûniy bâbe matlebî. Ve <br />
esbil aleyye min heyûlâ nuktatihâl külliyyeti’l bârizeti min <br />
melekûti ğaybi zâtike mâ emuddu bihi hurûfe’l ekvâni <br />
mahfûzan fiy zâlike mine’n-naksi veşşeyh. Yâ men vesia <br />
külle şey’in rahmetin ve ilmen yâ rabbel âlemiyn. Rabbi <br />
tahhirniy zâhiren ve bâtınen min levsi’l ağ’yâr. Vel vukûfi alel <br />
ettâr. bifeydın min tahûri kudsike ve ğayyibniy anhum <br />
bişuhûdi bevârıkı unsik. Ve atlı’niy alâ hakaâikıl eşyâi ve <br />
dekaâikı’l eşkâl. Ve esmi’niy nutkal ekvâni bisariyhit tevhiydi <br />
fiyl avâlimi küllihâ. Ve kaâbil mir’âti bitecelli tâmmin min <br />
cevâhiri esmâi celâlike ve kahrike felâ yekau aleyye basaru <br />
cebbârin minel insi vel cinni illâ in’akese aleyhi min şuâi <br />
zâlikel cevheri mâ yahriku nefsehul emmârete bissûi ve <br />
terudduhu zeliylâ. Ve yenkalibu anniy basarehu hâsien <br />
kaliyla. Yâ men anet lehu’l vucûhu ve hada’at lehurrikaâb. Yâ <br />
rabbel erbâb. Rabbi ve eb’idniy anil kavâtı’illetiy taktauniy an <br />
hatarâti kurbike. Ve elbisniy mâ yeliyku bisıfâtiy biğalabeti <br />
envâri sıfâtike. Ve ezih zulme tab’iy ve beşeriyyeti bitecelliy <br />
bârikatin min bevârikati envâri zâtike. Vemdudniy bikuvvetin <br />
melekiyyetin akheru bihâ mâstevlâ aleyye minettabâi’d<br />
deniyyeti velahlâkır-raddiyeti. Vemhu min levhi fikriy eşkâle’l <br />
ekvân. Ve’esbit fiyhi biyedi inâyetike sirre hırzi kurbike’s<br />
sabikıl meknûni beynel kâfi vennûn. İnnemâ emruhu izâ <br />
erâde şey’en en yekûle lehu kün feyekûn. Fesubhânelleziy <br />
biyedihi melekûtu külli şey’in ve ileyhi türceûn. Yâ nurennûr. <br />
Yâ mu’tıyel külli min feyzi fadlihil midrâr. Yâ Samedu, yâ <br />
Kuddusu, Yâ Kahharu, Yâ Hafiyz, Yâ Lâtif, Yâ Rabbel <br />
âlemiyn ve sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ <br />
aâlihi ve sahbihi ecmaiyn vel hamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMA  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Rabbim! Beni marifet merdivenlerinde yükselt. Beni <br />
hakikat sırlarının kıvrımları arasında dolaştır. Beni korumanın <br />
çardakları<br />
 altında,<br />
 sırrının gizliliği içinde,<br />
 celalinin <br />
parıldayışlarına yaraşmayan düşüncelerin varit olmasından <br />
perdele.  <br />
Rabbim! Her şeyde beni kendinle kaim kıl. Her eksik ve <br />
aşağıda bana lütfunu göster. Tevhid meydanı fezasında <br />
basiretimi aç ki her şey’in seninle kaim olduğunu öyle bir <br />
şekilde göreyim ki, gözlerim başka hiçbir mevcuda <br />
bakmasın. Ey fazilet ve cömertlik sahibi! Rabbim! Kutsal Zat <br />
elifinin tecrit denizinden üzerime lütuf yağdır, ki idrakimi <br />
bağlayan bütün ilişkilerim kopsun. İsteklerimin kapısı <br />
gerimde kalsın. Zatının gaybının melekutundan külli ve <br />
belirgin noktasının heyulasını üzerime aç ki burada eksiklik <br />
ve ayıptan korunmuş kevn harfleri karşısında kendimde güç <br />
bulayım.  <br />
Ey her şeyi ilim ve rahmet olarak kuşatan! Ey alemlerin <br />
Rabbi!... Rabbim! Benim dışımı ve içimi başkası kirinden, <br />
tavırlarda çakılıp kalmaktan kutsiyetinin zuhuru feyziyle <br />
temizle. Ünsiyetinin parıldayışlarının müşahedesiyle beni <br />
onlardan gizle. Beni eşyanın hakikatine ve şekillerin <br />
inceliklerine muttalî kıl. Bütün alemlerde varlıkların açık <br />
tevhidi dile getirişlerini bana işittir. Aynamı celalin ve kahrının <br />
isimlerinin cevherlerinin tecellisine elverişli kıl. Ki insanlardan <br />
ve cinlerden bir zorbanın gözü bana iliştiği zaman, bu <br />
cevherin şuası ona yansısın, nefsi emmaresini yaksın ve onu <br />
zelil olarak gerisin geri çevirsin. Gözleri umutsuzca, bezmiş <br />
olarak benden uzaklaşsın.  <br />
Ey yüzlerin yöneldiği, boyunların emrine girdiği! Ey <br />
Rablerin Rabbi! Rabbim! Beni engellerden uzak tut. Beni <br />
yakınlığının düşüncelerinden<br />
 alıkoyan engellerden <br />
sıfatlarının nurlarının galip gelişinden sıfatlarıma uygun bir <br />
giysi giydir. Zatının nurlarının parıldayışlarından birinin <br />
tecellisiyle tabiatımın ve beşeriyetimin karanlığın yok et. <br />
Bana meleklere özgü bir kuvvet ver. Onunla beni istila eden <br />
aşağılık tabiatları ve çirkin ahlakları kahredeyim, ezeyim. <br />
Fikrimin levhinden kevnlerin şekillerini sileyim. İnayetinin <br />
eliyle fikrimin levhine ezeli ve “Kef” ile “Nun” arasında <br />
saklanan yakınlığının erişilmezlik sırrını yerleştir.  <br />
“Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı «Ol» <br />
demekten ibarettir. Hemen oluverir. Her şeyin mülkü kendi <br />
elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na <br />
döneceksiniz.” <br />
Ey nurun nuru! Ey her şeye fazlının feyzinden damlalar <br />
bahşeden! Ey samed! Ey Kuddus! Ey Kahhar! Ey Hafız! Ey <br />
Latif! Ey alemlerin Rabbi!  <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Alemlerin <br />
Rabbi olan Allah’a hamdolsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Seyyidiy dâme bekaâuke. Ve nefeze fiyl halkı kadâuke. <br />
Ve tekaddeste fiy uluvvike. Ve tealeyte fiy kudsike lâ <br />
yeûduke hifzu kevnin. Velâ yahfa anke keşfu aynin. Ted’û <br />
men teşâu ileyke. Ve tedullu bike aleyke. Feleke’l-hamdud<br />
dâim. Veddevâmu’l emcedu. Es’eluke vakten sâfiyen. Bimâ <br />
turîydu bimuâmeletin lâikatin tekûnu ğâyetuhâ kurbeke min <br />
netâicil a’mâli mevkuûfeten alâ rıdvânik. Ve hebliy sırren <br />
yekşifu liy an hakaâikıl a’mâl. Vahsusniy bihikmetin meahâ <br />
hukmün ve işâretün yashebuhâ fehmu inneke veliyyun men <br />
tevellâke. Ve muciybu men deâke. İâhiy edim bekaâe <br />
n’amâtike aleyye ve müşâhedetike ledeyye. Ve eşhidniy <br />
zâtiy min haysu ente lâ min haysu hiye. Hattâ ekûne bike <br />
velâ enâ, veheblî min ledunke ilmen tenkaâdu ileyye fiyhi <br />
küllü rûhin âlimetin inneke entel aliymul allâmu. <br />
Tebârekesmu rabbike zûlcelâli vel ikrâm. Ve indehu <br />
mefâtihul ğaybi lâ ya’lemuhâ illâ huve ve ya’lemu mâ fiy’l <br />
berri ve bahri rabbi efid aleyye şuâ’an min nûrike yekşifu liy <br />
an külli mestûrin fiyye hattâ uşâhide vucûdiy kâmilen min <br />
haysu ente lâ min haysu enâ fe’etekarrebu ileyke bi mahvi <br />
sıfatiy minniy kemâ tekarrebte ileyye bi-idâfeti nûrike aleyye. <br />
Rabbil imkânu sıfatiy vel ademu mâddetiy vel fakru mekarriy. <br />
Ve vucûduke illetiy. Ve kudretuke fâiliy. Ve ente ğâyetiy. <br />
Hasbiy minke ilmuke bicehliy. Ente kemâ a’lemu. Ve fevka <br />
mâ a’lemu. Ve ente ma’a külli şey’in. Ve leyse meake şey’un. <br />
Kaddertel menâzile lisseyri. Ve rattebtel merâtibe linnef’i <br />
veddarri. Ve esbette minhâcel hayri. Fenahnu fiy zâlike <br />
küllihi bike ve ente bilâ nahnu. Fe entel hayrul mahdu vel <br />
cûdussırfu vel kemâlul mutlaku. Es’eluke bi’ismikelleziy <br />
efadte bihi’l hayrâti alel kavâbil. Ve mahavte bihi min <br />
zulmeti’l ğavâsikı. En temlâe vucûdiy nuren min nûrikelleziy <br />
huve mâddetü külli nûrin ve ğâyetü külli metlûbin. Hattâ lâ <br />
yahfâ aleyye şey’un mimmâ evda’te fiy zerrâti vucudiy. Ve <br />
hebliy lisâne sıdkın muabbiren an şuhûdi hakkın vahsusniy <br />
min cevâmi’il kelimi bimâ yahsulu bihil ibânetu velbelâğatu, <br />
ve’sımniy fiy külli kelimetin min da’va mâ leyse liy bihakkın, <br />
vec’alniy alâ basiyretin enâ ve menittebaniy. Allâhumme <br />
inniy euzubike min kavlin yûcibu hayreten ev ya’kıbu fitneten, <br />
ev yûhimu şubheten, minke tutelekkâl kelimu ve anke <br />
yu’hazul hikemu, ente mümsikus semâi ve muallimu’l-esmâi. <br />
Lâ ilâhe illâ entel vâhidul ehadul ferdus samedulleziy lem <br />
yelid ve lem yûled ve lem yekün kûfuven ehad. Ve sallallâhu <br />
alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ aâlihi ve sahbihi ecmaiyn. <br />
Velhamdulillâhirabbil âlemiyn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gece Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Efendim! Baki oluşun daimidir. Senin hükmün mahlukat <br />
içinde geçerlidir. Yüceliğinde münezzehsin. Münezzehliğinde <br />
yücesin. Varlığı korumak seni yormaz. Gözün gördüğü <br />
senden gizlenmez. Dilediğin kendine çağırırsın. Kendinle <br />
kendine delalet edersin. Daimi hamd sana özgüdür. En ulu <br />
devamlılık senindir. Senden berrak bir vakit istiyorum. Bu <br />
vakti sana yaraşır muamelelerle geçireyim. Bu vaktin gayesi <br />
sana yakınlık olsun ve senin rızana uygun amellerle <br />
geçireyim. Bana öyle bir sır ver ki, amellerin hakikatleri <br />
onunla benim için açığa çıksın. Bana öyle bir hikmet tahsis et <br />
ki, beraberinde hüküm ve işaret olsun, anlama ona eşlik <br />
etsin. Çünkü sen, seni dost edinenin dostusun. Sana dua <br />
edene icabet edensin. <br />
99 <br />
İlahi! Bana bahşettiğin nimetlerin kalıcılığını süreklileştir. <br />
Yanımdaki müşahedeni kalıcı kıl. Bana benim zatımı zatım <br />
açısından değil kendi açından göster. Ki seninle olayım, <br />
benimle değil. Bana katından öyle bir ilim ver ki, bu hususta <br />
bütün bilen ruhlar beni örnek alsın. Çünkü sen bilensin, her <br />
şeyin bilgisi senin katındadır. Celal ve kerem sahibi rabbinin <br />
adı yücedir. Gaiplerin anahtarları O’nun elindedir ve Ondan <br />
başkası bunları bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi <br />
bilir.  <br />
Rabbim! Üzerime nurundan şualar yağdır ki, her örtülüyü <br />
benim için ortaya çıkarsın, öyle ki varlığımı kamil manada <br />
ben olarak değil sen olarak müşahede edeyim. Sıfatımı <br />
kendimden silmiş olarak sana yaklaşayım, tıpkı senin <br />
üzerime nurunu indirmek suretiyle bana yaklaşman gibi.  <br />
Rabbim! İmkan benim sıfatım, yokluk benim maddem, <br />
fakirlik ise benim karargahımdır. Senin varlığın benim <br />
sebebimdir. Senin kudretin benim failimdir. Sen benim <br />
gayemsin. Senin ilmin ne kadar cahil olduğumu anlamam <br />
için yeterlidir. Sen benim bildiğim ve benim bildiğimin <br />
ötesindeki gibisin. Sen her şeyle berabersin. Senin beraber <br />
hiçbir şey yoktur. Menzilleri seyir için takdir ettin. Mertebeleri <br />
de menfaat ve zarar için tertip ettin. Hayır yollarını <br />
sabitleştirdin. Bunların tümünde biz seninle beraberiz, ama <br />
sen bizimle beraber değilsin. Sen sırf hayırsın, salt <br />
cömertliksin ve mutlak kemalsin. Hayırları toplulukların <br />
üzerine indirdiğin, gecelerin karanlıklarını giderdiğin ismin <br />
hakkı için senden, varlığımı her nurun maddesi ve her <br />
matlubun gayesi olan nurundan bir nurla doldurmanı <br />
istiyorum. Ki varlığımın zerrelerine yerleştirdiğin hiçbir şey <br />
bana gizli kalmasın. Bana doğru bir lisan bahşet ki, bu lisan <br />
hakkın müşahedesini ifade etsin. Bana öyle kapsamlı söz ver <br />
ki, onunla açıklık ve belagat gerçekleşsin ve konuşmamda <br />
hakkım olmayan şeyleri iddia etmekten beni koru. Beni ve <br />
bana tabi olanları bir basiret üzere kıl.  <br />
Allah’ım! Hayreti gerektiren veya fitneye sebep olan <br />
yahut senin hakkında şüpheye yol açan sözden sana <br />
sığınırım. Söz senden alınır, hikmet senden algılanır. Sen <br />
semavatı tutansın, isimleri öğretensin. Senden başka ilah <br />
yoktur, bir’sin, teksin, yalnızsın, samedsin. Doğmamış, <br />
doğurulmamışsın. Sana hiç kimse denk değildir. <br />
Allah’ın salât ve selamı efendimiz Hz. Muhammed’in, <br />
ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Alemlerin <br />
rabbi olan Allah’a hamd olsun. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Okunuşu </span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
<br />
Ve men ya’tasımu billâhi fekad hudiye ilâ sıratın <br />
mustakıym.  <br />
El-hamdu lillâhilleziy ehalleniy himâ lutfillâh. Elhamdu <br />
lillâhilleziy enzeleniy cennete rahmetillâh. Elhamdu <br />
lillâhilleziy ecleseniy fiy makami mehabbetillâh. <br />
Elhamdulillâhilleziy ezâkaniy min mevâidi mededillâh. <br />
Elhamdu lillâhilleziy vehebeliy letâfetel idâfeti li’ıstıfâillâh. <br />
Elhamdu lillâhilleziy sekaâniy min mevâridi vâridi ve fâillâh. <br />
Elhamdu lillâhilleziy kesanî hulele sıdkıl ubûdiyyetillâh. Küllü <br />
zâlike alâ mâ ferrat’tu fiy cenbillâh. Ve dayyâ’tu min <br />
hukûkıllâh. Fezâlikel fadlu minellâh. Ve men yağfirizzunûbe <br />
illâllâhu. İlâhiy in’âmuke aleyye bil’iycâdi min ğayri cihâdin ve <br />
lâ ictihâd. Ve ceret matâmi’iy min keremike alâ bülûğil <br />
murâd. Min ğayri istihkaâkın liy velâ isti’dâd. Es’eluke <br />
bivâhidil ahâd ve meşhûdil eşhâd. Selâmete minhatil vidâdi <br />
min mihnetil biâd. Ve mahve zulmeti’l inâdi. Binûri <br />
şemsirreşâdi. Ve fethi ebvâbi’s-sedâdi. Bieydi mededi <br />
innellâhe latiyfun bil’ibâdi. Rabbi es’eluke fenâe eyniyyeti <br />
vücûdi. Ve bekaâe emniyyeti şuhûdiy. Ve firâka beyniyyeti <br />
şâhidî ve meşhûdî. Bi cem’i ayniyyeti mevcûdi livücûdiy. <br />
Seyyidi sellim ubûdiyyetî bihakkike min amâi vehmi ru’yetil <br />
ağyâr ve elhık biy kelimetekes sâbikate lilmustafeynel ahyâr. <br />
Ve eğlib alâ emriy bi’ihtiyârike fiyl-etvâri vel’evtâri. Vansurniy <br />
bittevhiydi velistivâi fiy’l haraketi ve’listıkrâr. Habiybi es’eluke <br />
seriy’al visâli ve bediy’a cemâl. Ve meniy’al celâl. Ve refiy’al <br />
kemâl. Fiy külli hâlin ve mâlin. Yâ men huve yâ huve. Ve <br />
men leyse illâ huve. Es’eluke bilğaybi’l atlasi. Bilğaynil <br />
akdesi. Fiylleyli izâ as’as. Vessubhi izâ teneffes. İnnehu <br />
lekavlu resûlun keriym. Ziy kuvvetin inde zilarşi mekiyn. <br />
Mutaâ’in semme emiyn. Bilisâni arabiyyin mübiyn. Ve innehu <br />
le tenziylu rabbil âlemiyn. Hükme muhkimil emri birûhihil <br />
meknûn. Fiy <br />
sıyğıttebyin. Bisun’ittemkiyn.<br />
 Ve <br />
es’elukellâhumme hamle zâlike lizâtiy alâ yedi nesiymi <br />
hayâtiy biervâhi tehiyyâti. Fiy salavâtiket tayyibât. Ve <br />
teslimâtike’d-dâimât. Alâ vesiyleti husûlil metâlib. Ve vusletin <br />
vusûlil habâib. Ve alâ külli mensûbin ileyhi fiy külli’l merâtib. <br />
İlâhel hakkıl mübiyn. Vec’alnâ min havâssıhim aâmiyn. Ve <br />
sallallâhu alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihi ve sahbihi <br />
ecmaiyn subhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûne ve <br />
selâmun alel murseliyn velhamdulillâhi rabbil âlemiyn. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CUMARTESİ  <br />
Gündüz Duasının Türkçe Anlamı </span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahîym <br />
<br />
Kim Allah’a sarılırsa o dosdoğru yola iletilmiştir. Beni <br />
Allah’ın lütfunun himayesine alan Allah’a hamdolsun. Beni <br />
Allah’ın rahmeti cennetine misafir eden Allah’a hamdolsun. <br />
Beni Allah’ın sevgisi makamına oturtan Allah’a hamdolsun. <br />
Allah’ın yardımları sofrasından beni rızıklandıran Allah’a <br />
hamdolsun. Beni Allah’ın seçimine layık görülme lütfuna <br />
mazhar kılan Allah’a hamdolsun. Beni Allah’ın vefası <br />
sunumları kaynaklarından besleyen Allah’a hamdolsun. Beni <br />
Allah’a kulluk doğruluğu hırkalarıyla giyindiren Allah’a <br />
hamdolsun. Allah hakkında onca kusur işlememe, Allah’ın <br />
haklarını zayi etmeme rağmen bütün bunlara nail oldum. Bu <br />
lütuf Allah’dandır. Allah’dan başka günahları kim <br />
bağışlayabilir. <br />
İlahi! Beni var etmen şeklindeki nimetin cehdim ve <br />
çabam olmadan gerçekleşmiştir. Keremine yönelik umudum <br />
muradın sınırına kadardır. Bunda benim bir istihkakım ve <br />
istidadım söz konusu değildir. Birlerin teki ve şahidlerin <br />
müşahede ettiklerinin hakkı için senden istiyorum ki kulluk <br />
mihnetinden sevgi kaynakları selametine beni ulaştır, inat <br />
karanlığını doğruluk güneşinin ışığıyla gider, yardım eliyle <br />
doğruluk kapılarını aç. Çünkü Allah kullara karşı lütufkardır.  <br />
Rabbim! Varlığımın mekana aitliğini yok etmeni, <br />
müşahedemin güvenliğini baki kılmanı istiyorum. Şahidimin <br />
ve meşhudumun arasındaki ayrılığı kaldır. Varlığıma ait <br />
mevcudiyetin bütün ayniliğini gider.  <br />
Efendim! Bana kulluğumu başkasını görme vehminin <br />
körlüğünden uzak kıl. Hayırlılar arasından seçilmiş iki nebî <br />
hakkında önceden verdiğin sözü bana ulaştır. Her tavır ve <br />
ihtiyaç karşısında iradenle benim işime galip ol. Hareket ve <br />
duruşta tevhid ve istiva ile bana yardım et.  <br />
Habibim! Senden her hal ve durumda en hızlı vuslatı, en <br />
göz kamaştırıcı cemali, en görkemli celali, en yüksek kemali <br />
istiyorum.  <br />
Ey O olan O! Ey O! Ey O’dan başka kimse olmayan! <br />
Belirsiz gayb ve kutsal gayn ile senden istiyorum:  <br />
“Geri dönüp giden geceye, aydınlanan sabaha andolsun. <br />
Muhakkak o kerem sahibi nebinin sözüdür. Yüce arşın <br />
yanında güçlü, orada itaat edilen ve güvenilirdir. Apaçık <br />
arabçadır. Şüphesiz o alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir.”  <br />
İşi gizli ruhla sağlamlaştıran hüküm istiyorum senden. <br />
Beyan sigasıyla ve sağlam bir üslupla istiyorum.  <br />
Allah’ım! Hayatımın nesimi eliyle tahiyyatım ruhlarıyla <br />
zatıma yüklemeni istiyorum bunları. Tertemiz salâvatların, <br />
daimi selamların arasında isteklerin hasıl oluş vesilesi <br />
kılmanı istiyorum. Sevenlere ulaşma aracı k<br />
 ıl. Her <br />
mertebede Ona tabi olanlara, mensup bulunanlara selam <br />
olsun. Apaçık Hak ilah! Bizi onlara has kimselerden kıl. <br />
Amin.  <br />
Salât ve selam Muhammed’in, ehlibeytinin ve bütün <br />
ashabının üzerine olsun. İzzet sahibi Rab, senin Rabbin <br />
onların yakıştırmalarından münezzehtir.<br />
 Gönderilmiş <br />
Rasullere selam olsun. Alemlerin rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun.    <br />
Amin… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Devru a’la li Muhyiddin <br />
Muhyiddiyn için yüksek devir </span></span><br />
<br />
Muhyiddin İbn. Arabi Hazretlerine ait hergün okunarak <br />
(devr edilen) yüce manalar ihtiva eden duasının Arapçası <br />
<br />
Devru a’la li Muhyiddin <br />
Muhyiddin İbn. Arabi hazretlerine ait hergün okunarak (devr edilen) <br />
yüce manalar ihtiva eden duasının Türkçe okunuşu ve manası <br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
Allahümme Yâ Hayyû, Yâ Kayyûm, bike tehassantu <br />
fahmin-î bi himâyet-î kifâyet-î vikâyet-î hakîkat-î burhân-î <br />
hırz-î emân-î “Bismillâhi”  <br />
Ve adhilnî Yâ Evvelû, Yâ Ahirû, meknû’el ğaybî sırr-ı <br />
dâiret-î kenz-î “Mâşâallâhû lâ kuvvete illâ bîllahî”  <br />
Ve esbül a’leyye Yâ Halîmü, Yâ settâru, kenef-e setr-i <br />
hicâb-î sıyânet-î necât-î “Vea’tesımû bihablîllâhi”  <br />
Vebnî Yâ muhîtû, Yâ Kâdirü, a’leyye sûre emân-î ihâtat-î <br />
mecd-î sürâdik-î i’zz-î a’zamet-î “Zâlike hayrûn zâlike min <br />
âyâtîllâhi”  <br />
Ve ei’znî Yâ Rakıbû, Yâ Mucîba, vahrusnî fi nefsî ve dînî <br />
ve ehlî ve mâlî ve veledî, ve dârî, fein vâlidî bi kelâet-î iğâset<br />
î lâzet-i “Ve mâ hüm bi darrine bihî min ahadin illâ biiznîllâhi”  <br />
Ve kınî Yâ mâniû’, Yâ Nafiû’, bi âyatike ve esmâ-îke ve <br />
kelimât-ike şerr-eşşeytân vessultan ve zâlimin ve cebbârin <br />
biğa a’leyye “Ahâzetuhû ğâşiyetün min a’zâbîllâh”  <br />
Ve neccinî Yâ Muzill, Yâ Muntekim, min a’bîdîke-zzâlimin <br />
el bâğine a’leyye ve e’vânîhîm fe in hemme lî ahadun <br />
minhüm bi sûin hazelehûllâhû ve hateme a’lâ semîhî ve <br />
kalbihî ve cea’le a’lâ basarihî ğişâveten “Femen yehdîyhî min <br />
ba’dillâh”  <br />
Vekfinî Yâ Kâbiz, Yâ Kahhâr, hadîa’te mekr-îhîm <br />
vardudhûm a’nnî mezmûmîne medhûrîne bi takhsîr-î tağyîr-î <br />
tedmîr-î “Fe mâ kâne lehû min fi’etin yensurûnehû min <br />
dûn’îllâh”.  <br />
Veeziknî Yâ Subbûh, Yâ Kuddûs, lezzet-e münâcât-i <br />
“Akbil velâ tehaf, inneke minel’âminîne bi fadzîllâhi”.  <br />
Ve ezikhûn Yâ Dârr, Yâ Mumît, nikâl-u vebâl-î zevâl-î “Fe <br />
kuti’a dâbir’ul kavm’illezîne zalemû, velhamdülillâhi rabb’il <br />
â’lemîyn”  <br />
Ve eminnî Yâ Selâm, Yâ Mü’min, savlet-e cevletti devlet<br />
îl âdâ-î bi ğayât-î bidâyet-î ayet-î “Lehüm’ül büşrâ fi’l <br />
hayâtiddünyâ ve fil’âhiretî lâ tebdîle likelimâtillâh”  <br />
Ve tevvicnî Yâ A’zîm, Yâ Muiz’zzu, bi tâc-î mehâbet-î <br />
kibriyâ-î celâl-î sultân-î melekût-î i’zz-i a’zamet-î “Ve lâ <br />
yahzünke kavlühüm, inn’el İ’zzete lillâhi’  <br />
Ve elbisnî Yâ Celîl, Yâ kebir, hila’t-e celâl-î ikbâl-i ikmâl-î <br />
“Felemmâ ra’eynehû ekbernehû ve kataâ’ne eydiyehünne ve <br />
kulne hâşa lillâhî”  <br />
Ve elki Yâ A’zîz, Yâ Vedûd, a’leyye mahabbeten minke <br />
hettâ tenkâd ve takhda’ lî bihâ kulûb-ü i’bâd-îke b-il <br />
mahabbeti ve-l mea’zzeti ve’l meveddeti min ta’tîf-î teltîf-î <br />
te’lîf-î “Yühibbûnehüm kehubbîllâh, vellezîne âmenû eşeddü <br />
hubben lillâh”  <br />
Ve Azhîr a’leyye Yâ Zâhiru, Yâ Bâtınu, âsâr’ü esrâr-i <br />
envâr-î “Yühibbuhum ve yühibbunehû ezilletin a’lâl <br />
mü’minîne ei’zzetin a’lâl kâfirîne yücâhidûne fî sebilillâhi”  <br />
Ve veccih Allahümme Yâ Samed, Yâ Nûr, vechî bi safâ-î <br />
cemâl-î üns-î işâk-î “Fein hâccûke fekul eslemtü vechiye <br />
lillâh”  <br />
Ve cemmil’nî Yâ Bedîa’-ssemâvati ve’l arz Yâ Zelcelâli <br />
ve’l ikrâmi bi’l fesâhati ve’l belâğeti ve’l berâti “Vehlul <br />
u’kdeten min lisânî yefkahû kavlî”  <br />
Bi rikkat-î ra’fet-î rahmet-î “Sümme telînü cülûdühüm ve <br />
kulûbühüm ila zikrîllâhi”  <br />
Ve kallidnî Yâ şedîd’el betşi Yâ Cebbâru, Yâ Kahharû, <br />
seyf’ül heybeti veş’şiddeti ve’l kuvveti ve’l mena’ti min be’si <br />
ve ceberût’î i’zzet’i “Ve me’nnasru illâ min i’ndi’llâhi”  <br />
Ve edim a’leyye Yâ Bâsit, Yâ Fettâh, behcet’e meserret’i <br />
“Rabbişrah lî sadrîy ve yessirlîy emrî”  <br />
Biletâf’î a’vâtif’i “Elem neşrahleke sadrak”  <br />
Ve beşâirî “Yevmeizin yefreh’ul mü’minûne bi nasr’îllâh”  <br />
Ve enzil’illâhümme Yâ Lâtîf, Yâ Raûf, bi kalbîy’el îmâne <br />
ve’l itminâne vessekînete liekûne min’ellezîne âmenû “Ve <br />
tatmainnu kulûbühüm bi-zikr’îllâh”  <br />
Ve efriğ a’leyye Yâ Sabûr, Yâ Şekûr, sabr’ellezîne <br />
tedarra’û bi sebât’î yakîn’î temkîn’î “Kem min fietin kalîyletin <br />
ğalebet fieten kesîreten bi’iznîllâh”  <br />
Vahfeznî Yâ Hafîz, Yâ Vekîl, min beyn-i yedeyye ve min <br />
halfî vea’n yemînî ve a’n şimâlî ve min fevkî ve min tahtî bi <br />
vucûd-î şuhûd-î cunûd-î “Lehû mua’kibâtün min beyn’î <br />
yedeyhî ve min halfîhî yahfizûnehû min emrîllâh”  <br />
Ve sebbit Allâhumme Yâ Sabitü, Yâ Kâimû, Yâ Dâimû, <br />
kademeyye kemâ sebeteel kâile “Ve keyfe ehâfu mâ <br />
eşrektum ve lâ tehâfûne enneküm eşrektüm billâh”  <br />
Vensurnî Yâ ni’m’el Mevlâ ve Yâ Ni’me’nnasîr, a’lâ a’dâî <br />
nasr’ellezî kîle lehû “E’tet’tehizünâ hüzûven kâle e’ûzu billâh”  <br />
Ve eyyidnî Yâ Tâlib, Yâ Ğalib, bi te’yîd’î Nebiyy’ike <br />
Muhammedin Sallallahû A’leyhî ve Sellem el-mueyyedi <br />
bi’ta’zîz’î tevkîr’î “İnnâ erselnâke şâhiden mubeşşiren ve <br />
nezîren litu’minû billâh”  <br />
Ve ek fînî Yâ Kâfî, Yâ Şâfî, el ada vel esvâi vel edvâi bi <br />
a’vâid’i fevâid’i “Lev enzelnâ haz’el Kur’âne a’lâ cebelin <br />
lareeytehû hâşia’an mutesaddian min haşyet’illâhi”  <br />
Ve emnin a’leyye Yâ Vehhâb, Yâ Rezzâk, bi husûl-î <br />
vusûl-î kabûl-î teysî-î teshîr-i “Kulû veşrebû min rizkîllahî”  <br />
Ve fevellenî Yâ Velî, Yâ A’lîy, bil’vilâyeti vel i’nâyeti <br />
verriâ’yeti ves-selameti bi mezîd-î îrâd-î isâ’d-î imdâd-i <br />
“Zalike min fadzlîllâhi”  <br />
Ve ekrimnî Yâ Ğâniyy, Yâ Kerîm, bis seâ’deti ves’siyâdeti <br />
vel kerâmeti vel mağfireti kemâ ekremte ellezîne yeğuddûne <br />
asvâtehum i’nde Rasûlûllâh ve tub a’leyye Yâ Tevvab, Yâ <br />
Hekîm, tevbeten nesûhen liekûne min’ellezîne “İzâ fea’lû <br />
fâhişeten ev zalemû enfuüsehûm zeker’ûllâhe festağferû <br />
lizünûbîhim ve men yağfir’uzzunûbe illâllah”  <br />
Ve el zimnî Yâ Vâhid, Yâ Ahâd, kelimet’et takvâ kemâ <br />
elzemte Habîbeke Muhammeden Sallâllâhu A’leyhi ve <br />
Selleme haysu kulte “Fea’lem ennehû lâ ilâhe illâllâh”  <br />
Ve ahtim lî Yâ Rahman, Ya Rahîym, bi husn’î <br />
hâtımet’ennâcîne ver râcîne “Kul yâ i’badiyellezîne esrefû <br />
a’lâ enfusihîm lâ taknetû min rahmet’îllâh”  <br />
Ve eskinnî Yâ Semî, Yâ Karîb, cennâti a’dn’ın yui’ddet lil <br />
muttekîn “Da’vâhum fihâ subhâneke’llahumme ve <br />
tahiyyatehum fîha selam ve âhiru da’vâhum enilhamdu lillâhi <br />
rabbilâlemiyn”  <br />
Yâ Allâhû, Yâ Allâhû, Yâ Allâhû, Ya Allahû <br />
Yâ Rabb, Yâ Nâfi, Yâ Mânî, <br />
Yâ Rahmân, Yâ Rahîm. <br />
Es’eluke bi hürmetî hâzîhîl Esmâi vel Âyâti vel kelimâti <br />
sultanen nasîran ve rızkan kesîren ve kalben karîren ve <br />
kabren munîren ve hisaben yesîren ve ecren kebîren ve <br />
Sallallâhu Â’lâ Seyyidinâ Muhammedin ve A’lâ Âlîhî ve <br />
Sahbihî ve selleme tesliman kesîran adede halkike ve <br />
midâde kelimâtike ve muntehâ rahmetike. <br />
Allahümme innî kad âveytu ileyke ve men evâ ilâ rüknin <br />
şedîdîn. Ve selamun a’l-al mürselîne velhamdu lillâhi rabbil <br />
â’lemîne. <br />
«Elem neşrah leke sadrak. Ve veda’nâ anke vizrak. <br />
Ellezî enkada zahrak. Ve rafa’nâ leke zikrak. Fe inne meal <br />
usri yüsrâ. İnne meal usri yüsrâ. Fe izâ ferağte fensab. Ve ilâ <br />
rabbike ferğab.» (İnşirah Sûresi) <br />
Not: Son Dua’nın en sonunda bulunan Parantez içersinde olan <br />
İNŞİRÂH sûresi 3 defa okunacak sonra da aşağıdaki Salavât-ı Şerif’e <br />
okunacak. <br />
Salavât-ı Şerife:<br />
 Allahümme salli a’lâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin <br />
salâten tuhillu bîhâl u’kede ve tuferricu bihalkerbe ve teşrehu <br />
bihâ-s sudûre ve tuyessiru bîhâ-l umûre fi-ddunya vel âhireti <br />
ve a’lâ âlîhî ve sahbîhî ve sellim. <br />
“ALLAH” C.C. için, Hazreti Fahri Kâinât Efendimizin, <br />
âl’i’nin, Ashabının, Ehli beytinin, Annelerimizin, Cümle <br />
Resûllerin, Enbiyâların pâk rûhlarına, Hz. Abdulkadir <br />
Geylâni’nin, Hz. Şeyh-ı Ekber’in ve Onların Şahsında tüm <br />
Evliyâullahın ve Onların Muhibbi Olanların, ve bu duâ’nın <br />
şâmil olduğu bütün Ümmeti Muhammedin, yakınlarımızın <br />
ruhları ve kendi ruhumuz için 3 El-Fatihâ-ı Şerif, 12 İhlas-ı <br />
Şerif. Allah kabul eylesin. Amin. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muhyiddin ibn. Arabi’nin  <br />
Yüce duası “Hizbu’d-devri’l-a’lâ”nın manası </span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîym <br />
Rahman ve Rahiym Allah adıyla <br />
Ey sonsuz dirilik, canlılık sahibi Hayy olan! Ey kendi <br />
varlığı ile kâim olup, mevcûdatı varlığı ile var kılan Kayyum <br />
olan! Seninle kendimi güvenceye aldım lütfen beni koru.  <br />
Bi-ismi-allâh, isminin hakikati, himayesi, kifayeti, <br />
koruması, burhanı zırhıyla, muhafazası ve emanı ile beni <br />
himaye eyle. <br />
Ey başlangıcı olmayan Evvel olan, Ey sonu olmayan <br />
Ahir olan! Beni maşâallah lâ kuvvete illâ billâh / Allah’ın <br />
dilemesi olur. Kuvvet ancak Allah’tandır. Ayetinin hazinesinin <br />
dairesinin içindeki gaybî sırlarla, o kıymetli dâirenin içerisine <br />
lütfen beni de sok. <br />
Ey hoşgörülü Haliym olan, ey her türlü şeyi örten, <br />
kapayan gizleyen Settâr olan! Ve’tesimû bihablîllâhi / <br />
Allah’ın ipine sarılın, âyetinin kurtuluşunun sırrıyla, tesettürü, <br />
hicâbi korunma ve kurtulma vesilesiyle lütfen bana da <br />
korunmayı, örtünmeyi nasip eyle. <br />
Ey her şey’i ihâta eden, kuşatan Muhît olan! Ey kudreti <br />
her şey’e yeten Kâdir olan! Etrafımı Zâlike hayrûn zâlike <br />
min âyâtîllâh / bu daha hayırlıdır. Bu Allah’ın ayetlerindendir <br />
âyetinin azametinden izzetinden ve ululuğundan eman ve <br />
ihata surlarıyla çevir. <br />
Ey murakebe eden Kârib, Ey icabet eden Mucîb! Ve <br />
mahum bi darrine bihî min ehadin illâ biiznîllâhi / Oysa <br />
şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zaman <br />
veremez âyetinin mânâsıyla, korunmasıyla, hürmetiyle lütfen  <br />
beni, nefsimi, ailemi, dinimi, malımı, evlatlarımı, evim <br />
hususunda icâbet eyle, beni koru ve savun. <br />
Ey men eden Mâni olan, Ey savunan Nafi olan!  <br />
Ehâzetuhû ğâşiyetün min a’zâbîllah / Eğer bir zalim veya <br />
zorba bana haksızlıkla saldırırsa Allah’ın azabından bir <br />
bürüyen onu yakalayıverir-  âyetlerin, esmâların, kelimelerin <br />
hakkı için, şeytanın şerrinden, sultanın şerrinden ve herhangi <br />
bir zalimin veyâ haklarımı gasb etmek isteyen zorbanın <br />
şerrinden lütfen beni koru. <br />
Ey zalim, azgın ve bana saldıran kullarını ve <br />
yardımcılarını zelil kılan Muzil ! Ey zarar vereni yaptığının <br />
karşılığıyla ödeştiren Muntakim! Zulmedici kulların ve <br />
onların yardımcıları eğer bana kötü tuzak hazırlamışlarsa <br />
Allah onları yüzüstü bıraksın. Onların işitmelerine kalplerine, <br />
basiretlerine Femen yehdîyhî min ba’dillâh /  kulağını ve <br />
kalbini mühürledik, gözünün üzerine bir perde indirdik, <br />
âyetindeki gibi bir perde koyarak, kurtarıcım ol! Şüphesiz, <br />
artık Allah’ın azabından kurtuluş yolunu kim ona gösterebilir! <br />
Ey izhâr ettiklerini geri alan ve her şey’i kudreti altında <br />
tutan Kâbız olan, Ey dilediği her şeyi ortadan kaldıran <br />
Kahhâr olan Allah’ım, bana tuzak kuranların mekirlerine, <br />
hilelerine, azaplarına karşı bana yardım ederek kimseye <br />
muhtaç bırakma. Onları, Fe mâ kâne lehû min fi’etin <br />
yensurûnehû min dûn’îllâhi / Allah’tan başka ona yardım <br />
edecek bir grubu yoktur, âyetinin sırrıyla, mânâsıyla, içerdiği <br />
hüsran, değişme ve yok etme vaadi uyarınca onları <br />
(tuzakçıları) benden, rezil, horlanmış, mağlup ve aşağılanmış <br />
olarak uzaklaştır.  <br />
Ey Zâtına ve Sıfâtlarına fenâlık, noksanlık, sınırlılık ve <br />
hiçbir <br />
şekilde kusur bulunmayan Subbûh olan, Ey, <br />
mukaddes ve arı Kuddûs olan Allah’ım, Akbil velâ tehaf <br />
inneke min’el âminîne” bi fadzlîllâhi / beri gel ve korkma! <br />
Çünkü sen, Allah’ın himayesinde güvende olanlardansın <br />
âyetinde ki münacâtın lezzetini lütfen bana tattır ve bu âyetin <br />
fazlıyla, sırrıyla emniyet içersinde bulunanlardan olmayı da <br />
lütfen nasip eyle. <br />
Ey zarara uğratan, her şer kabul edilenin mutlak var <br />
edicisi Dârr olan, Ey ölümü tattıran ve dilediğine dönüştüren <br />
Mumit olan! Fe kuti’a dâbir’ul kavm’illezîne zalemû, <br />
velhamdülillâhi rabb’il â’lemîyn / zulm eden kavmin kökü <br />
kurudu ve Allah’a hamdolsun âyetinin sırrıyla, yine zalimlere <br />
içerdiği cezayı, vebâlini, nikâlini, zevâlini tattır Yâ Rabbi. <br />
Ey yakîn hâlini yaratan Selâm olan, Ey gaybın sonsuz <br />
sırlarına açık idrâkı oluşturan Mü’min olan Allah’ım, <br />
düşmanların devletine karşı Lehüm’ül büşrâ fi’l <br />
hayâtiddünyâ ve fi’l âhiretî lâ tebdîle likelimâtillâh / <br />
Dünya hayatında ve ahirette onlara müjde vardır. Allah’ın <br />
kelimelerinde değişiklik olmaz, âyetinin gayesi, sırrı ve <br />
nihayeti ve bidayeti ile düşmanların devletlerinin, <br />
cevvaliyetlerinin heybetinden caydırıcılığından beni de emin <br />
kıl, huzurlu eyle. <br />
Ey sonsuzluğuyla azamet sahibi A’zîm olan, ey izzet <br />
bahşeden ve dileğince değerli kılan Muizz olan Allah’ım, Ve <br />
lâ yahzünke kavlühüm inn’el İ’zzete lillâhi / onların sözleri <br />
seni üzmesin. Şüphesiz bütün izzet Allah’ındır. Ayetinde ki <br />
sırrınla, celâllik sultanlığının, saltanatının ve gururunun <br />
verdiği azametli, korkutucu tacınla beni taçlandır ya Rabbi.  <br />
Ey Zâtıyla tüm kemâl sıfatlarına sahip ve tek hükümran <br />
Celîl olan, ey sonsuz mânâlara sahip, yeğane üstünlük <br />
sahibi ve üstünlüğünü de ancak kendi kendiyle değerlendiren <br />
Kebîr olan Allah’ım, Felemmâ ra’eynehû ekbernehûnne <br />
ve kataâ’ne eydiyehünne ve kulne hâşalillâhî / Onu <br />
gördüklerinde gözlerinde büyüttüler ve ellerini kestiler, “haşa! <br />
Allah’ı tenzih ederiz bu bir beşer değildir” dediler.. âyetinin <br />
sırrıyla verdiğin celâllik, mükemmellik, ikbâllik, yüce azâmet <br />
ihtivâ eden cübbeyi bana da giydir! <br />
Ey eşi benzeri olmayan A’zîz olan, Ey Aşk kaynağı, <br />
sevilen gerçek ve Tek mutlak varlık Vedûd olan Allah’ım, <br />
Yühibbûnehüm kehubbîllâh, vellezîne âmenû eşeddu <br />
hubben lillâh / Onları Allah’ı sever gibi seviyorlar. İman <br />
edenlerin Allah’a yönelik sevgileri ise daha şiddetlidir. <br />
ayetinin şefkatinden, letafetinden ve sıcaklığından bir sevgiyi <br />
katından bana ilka et ki, böylece bu kullarının gönülleri sevgi, <br />
saygı ve muhabbetle bana boyun eğsin, bana uysun. <br />
Ey apaçık ortada Zâhir olan, Ey gizli Bâtın olan! <br />
Yühibbuhum ve yühibbunehû ezilleten a’lâ’l mü’minîne <br />
ei’zzeten a’lâ’l kâfirîne yücâhidûne fî sebilillâhi / Allah <br />
onları sever, onlar da Allah’ı severler. müminlere karşı alçak <br />
gönüllü, kafirlere karşı izzetlidirler ve Allah yolunda cihad <br />
ederler…âyetinin sırlarının, nûr’unun verdiği gücü ve <br />
eserlerini üzerimde izhar eyle. <br />
Ey varlığına bir şeyin girmesi, çıkması imkânsız, <br />
ihtiyaçtan, beri Samed olan, ey açığa çıkaran idrâk ettiren, <br />
kendisiyle irşâd olunan Nûr olan! Fein hâccûke fekul <br />
eslemtü vechiye’lillâh / eğer seninle tartışırlarsa, de ki: ben <br />
vechimi (yüzümü) Allah’a teslim ettim... âyetinin sırrıyla <br />
vechimi, işrâk, ünsiyet ve cemâlinin nûruyla safiyetiyle çevir. <br />
Yâ Bedîa’s semâvative’l arz Yâ Zelcelâli ve’l ikrâm / <br />
Ey semavatı ve yeri benzersiz yaratan! Ey celal ve kerem <br />
sahibi!  Vehlul u’kdeten min lisânî yefkahû kavlî / sonra <br />
derileri ve kalpleri Allah’ın zikri ile yumuşar, (Hz. Musa’nın <br />
duası) âyetinin sırrıyla, mânâsıyla (Musâ Aleyhisselâm’ın <br />
dilini çözdüğün gibi) lütfen bana da üstünlüğümü, belâgatimi <br />
ve fasihliğimi ikrâm eyle ki dediklerimi anlasınlar. <br />
Allah’ım «Sümme telînü cülûduühüm ve kulûbühüm lî <br />
zikrîllâhi» âyetinin sırrıyla, yüzü suyu hürmetine lütfen <br />
Senden korkan, derileri ürperen ve sonra, derileri ve <br />
yürekleri Allah’ın zikri için yumuşayanlara nasip ettiğin gibi <br />
bana da Rahmetinle inceliğinle lütfen acı. <br />
Ey hükmünü zorunlu olarak, ister istemez kabul ettiren <br />
Cebbar olan, Ey dilediği her şey’i ortadan kaldıran Kahhar <br />
olan Allah’ım, Ve me’nnasru illâ min i’ndi’llâhi / zafer <br />
ancak Allah katındandır, âyetinin sırrıyla, lütfen beni <br />
heybetinin kılıcıyla, gücüyle, şiddetiyle, dayanıklığıyla, <br />
düşmanlarının zorbalığına ve güçüne karşı bana heybetini ve <br />
yüceliğini zırh gibi giydir. <br />
Ey açan, yayan, genişlik veren Bâsit olan, Ey sürekli <br />
aşama (feth) kapıları açan, tüm kapanıklıkları geçiren, <br />
Fettâh olan! Elem neşrahleke sadrak / biz senin göğsünü <br />
açmadık mı? âyetinin sırrıyla letafet ve bağışıyla müjdelerinin <br />
işaretiyle Rabbişrah lî sadrîy ve yessirlîy emrî / Rabbim! <br />
Göğsümü aç ve işimi kolaylaştır.” âyetinin sırrıyla, <br />
bereketiyle, benim de lütfen kalbime, (bilincime) genişlik, <br />
açıklık, nûr ikrâm eyle. <br />
Yevmeizin yefrahul mü’minûne bi nasrîllâh / üzerime <br />
o gün müminler Allah’ın yardımı sayesinde sevinirler.. <br />
âyetinin sırrıyla, müjdeleriyle, sevindirdiğin, yardım ettiğin ve <br />
galip getirerek, feraha kavuşturduğun mü’min kulların gibi <br />
lütfen bizi de müjdele, sevindir, galip eyle, feraha çıkar. <br />
Ey lutûf sâhibi, birimin özünde ve yapısında yer alır <br />
biçimde mevcût Lâtîf olan, Ey son derece merhametli Raûf <br />
olan Rabb’im, Ve tatmainnu kulûbühüm bizikr’îllah / <br />
kalpler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur… âyetinin sırrıyla, <br />
kalpleri seni zikretmekle huzurlu olan, imân nasip ettiğin <br />
kulların gibi benim kalbime de lütfen imân, huzur ve sukûnet <br />
ikram eyle… <br />
Ey sabırla, rızâsı olmayan şeylerin neticesini bekleyen <br />
Sabûr olan, Ey ikrâm ettiklerinin değerini bilene, şükredene <br />
fazlasıyla karşılık veren Şekûr olan Allah’ım, Kem min <br />
fietin kalîletin ğalebet fieten kesîreten biiznîllâhi / nice az <br />
topluluk Allah’ın izniyle galip gelmişlerdir… âyetinin sırrıyla <br />
ve izninle, yakini ve sebatı ile yakaranların sabrını yüreğime <br />
akıt, sabitliğinin, sadâkatinin güçleri gibi bize de aynı gücü <br />
lütuf eyle. <br />
Ey koruyan, muhâfaza eden, ayakta tutan, hıfz eyleyen <br />
Hâfiz olan, ey vekîl tutanların işini en mükemmel biçimde <br />
sonuçlandıran Vekîl olan! Lehû mua’kibâtun min beyn’î <br />
yedeyhî ve min halfiîhi yahfizûnehû min emrîllâh / <br />
Allah’ın emri gereğince önünden ve arkasından onu takip <br />
edip koruyanlar vardır… âyetinin sırrıyla, şâhidleriyle, <br />
tanıklarıyla, askerleriyle, lütfen beni de önümden, arkamdan, <br />
sağımdan, solumdan, üstümden ve altımdan, (her yönden) <br />
koru, koruyucum ve vekilîm olan Allah’ım. <br />
Ey kendi varlığı ile mevcûdatı varlığıyla var kılan Kaim <br />
olan ve Ey Dâim olan! Ve keyfe ehâfu mâ eşrektüm ve lâ <br />
tehâfûne ennekûm eşrektüm billâh / Siz Allah’a ortak <br />
koşmaktan korkmaz iken ben nasıl sizin koştuğunuz <br />
ortaklardan korkarım? âyetinde sözü geçen, burhân sâhibi <br />
kimselerin, (şirk ehlî olmayan) dayandığı gibi benim de <br />
ayaklarımı yolunda sâbit eyle lütfen kaydırma. <br />
Ey en güzel Mevlâm, Ey en güzel kurtarıcı; <br />
“Ni’men’nasir!  E’tet’ethizünâ hüzûven kâle eûzu billâh / <br />
“bizimle alay mı ediyorsun?”denilince “Allah’a sığınırım” <br />
âyetinin sahibi olan kimseyi gâlib kıldığın gibi beni de <br />
düşmanlarıma karşı gâlip lütfen eyle. <br />
Ey talep ettiren Tâlib olan, Ey talep ettirdiğine de talebini <br />
ikrâm eden yeğane Gâlib olan Allah’ım, İnnâ erseinâke <br />
şâhiden mubeşşiren ve nezîren litu’minû billâh / <br />
“Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak <br />
gönderdik….iman edesiniz.” âyetinin sırrıyla, imânıyla, <br />
bereketiyle, tanıklıkla, uyarıcı ve müjdeci olarak Rasûlün <br />
Muhammed Sallallahû Aleyhi ve Sellem Efendimizi <br />
âzizlikle, heybetlikle, desteklediğin gibi beni de lütfen <br />
destekle. <br />
Ey kifâyet eden, yeten, yetişen, el veren Kâfi olan, ey <br />
şefaat eden, şifâ veren Şâfî olan Allah’ım, lütfen beni Lev <br />
enzelnâ hâz’el Kur’âne a’lâ cebelin lareeytehû hâşia’an <br />
mutesaddian min haşyet’illâh / Eğer biz bu Kur’an’ı bir <br />
dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş <br />
eğerek, parça parça olmuş görürdün… âyetinin sırrıyla, <br />
verdiğin faydaların ve birikintilerin yüzüsuyu hürmetine <br />
düşmanlara, kötülere karşı destekle, kifâyet eyle, lütfen <br />
yardımcım ol.  <br />
Ey karşılıksız olarak ihsânda bulunan Vahhab olan <br />
bağışlayıcı, Ey sonsuz mânâlarıyla sürekli rızık verici Rezzâk <br />
olan! Kulû veşrebû min rizkîllahî /  Allah’ın rızkından yeyin, <br />
için... âyetinin sırrıyla rızıklarda sağladığın kolaylığı, kabulü, <br />
tedbiri ve emre amadeliği ile bana indinden lûtf eyle. <br />
Ey Tek, yardımcı, hâmi, dost, dilediğine arka çıkıp onları <br />
kemâle ulaştıran dost; Velî olan, Ey yüce fevkalâde yüksek <br />
A’lîy olan Allah’ım, Zalike min fadzlîlâh / işte bu Allah’ın <br />
lütfundandır.. âyetinin sırrıyla inâyetiyle, medediyle, <br />
mutluluğuyla ve fazla fazla devamıyla, selâmetle korumakla, <br />
sahip çıkmakla bana Velîlik yap (sahîp çık), lütfen imdâd <br />
eyle. <br />
Ey sınırsız cömertlik Kerim sahibi, Ey yeğane zenginlik <br />
sahibi Gâniy olan, ey tevbeleri çok kabul eden, ey Halim <br />
olan! <br />
İzâ fea’lû fâhişeten ev zalemû enfüsehüm <br />
zeker’ûllâhe festağferû lizünûbîhim ve <br />
men <br />
yağfir’uzzunûbe illâllah / onlar ki bir kötülük işledikleri veya <br />
kendilerine zulmettikleri zaman, hemen Allah’ı anarlar ve <br />
günahları için bağışlanma dilerler. Allah’tan başka günahları <br />
bağışlayan kimdir? âyetinde zikrolan Rasûlünün yanında <br />
seslerini alçaltmış olan kimseleri, affederek ikrâm ittiğin gibi <br />
lütfen bu vesileyle bana da affınla, saadetle ikrâm eyle.. <br />
Ey Tek, hüküm sahibi, hükmü kayıtsız şartsız yerine <br />
gelen Hakîm olan, Ey Tek, tövbeleri kabul edici Tevvâb olan <br />
ve Ey Tek, va’adinde sadık, sözünde duran, nimetleri <br />
herkese ihsân eden, muhsin Berr olan Allah’ım, onların <br />
bilinçlerine nasûh tevbeleri ikrâm ederek nasûh tevbesinin <br />
oluşmasını sağladığın, ikrâm ettiğin gibi bana da lütfen <br />
nasûh tövbesi ikrâm eyle Yâ Rabbi. <br />
Cüzlerden, parçalardan meydana gelmemiş “TEK” <br />
Vâhid, Ahad, olan ALLAH, Fea’lem ennehû lâilâheilâllâh, <br />
Senin sözün ve takvâ olan bu âyetinle sevgilin Rasulûn <br />
Muhammed Sallallahû Aleyhi Vessellem Efendimizi <br />
bağladığın gibi lütfen bizleri de bu âyetin sırrıyla, mânâsıyla <br />
bağla Yâ Rabbi. <br />
Ey Rahman ve Rahiym olan Allah’ım, Kul Yâ <br />
i’bâdiyellezîne esrefû a’lâ enfusihîm lâ taknetû min <br />
rahmet’îllâh / ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım! <br />
Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin… âyetinin verdiği <br />
ni’metle ümit edenler ve kurtulmuş olan ve sonları güzel olan <br />
kimselere bağışladığın gibi lütfen benim de sonumu iyi ve <br />
hoş eyle Yâ Rabbi. <br />
Ey yaratıklarının hitâplarını her hâliyle algılayan Semî <br />
olan, ey yarattıklarına mekânca yâkin Kârib olan!  <br />
Beni, muttakiler için hazırlanan Adn cennetlerine <br />
yerleştir!  <br />
Da’vâhum fihâ subhâneke allahumme ve <br />
tahiyyatehum fihâ selam ve âhiru da’vâhum enil’hamdu <br />
lillâhi rabbilâlemiyn / onların oradaki duası ‘seni tenzih <br />
ederiz, Allah’ım!’ şeklindedir. selamlaşmaları ‘selam olsun’ <br />
şeklindedir. Dualarının sonu ‘alemlerin rabbi olan Allah’a <br />
hamdolsun’ şeklindedir…  <br />
Ya Allah (4 defa) ya Nafi (4 defa)… Ya Rahman (4 defa) <br />
ya Rahim (4 defa)  <br />
Ey Fayda verici, Ey kötülükleri geri çevirici, Ey Rahman ve <br />
Rahiym olan Allah, bu ayetlerin sözlerin ve esmâlarının <br />
yüzüsuyu hürmetine katından bana kazandırıcı bir güç ikrâm <br />
eyle.. bizlere bereketli, bol rızıklar, huzurlu yürekler, <br />
aydınlanmış kabir, kolay verilen hesap ve büyük ecirler ikrâm <br />
eylemeni ve Firdevs cennetinden büyük bir mülk takdir etmeni <br />
istiyorum. <br />
Allah’ım Efendimiz Muhammed Sallallahû Aleyhi ve Sellem’ <br />
Â’lîsine, Sahabesine din gününe kadar çok selâm ver. Öyle <br />
selâmlar ve duâlar ver ki, Senin halkının sayısı kadar, Senin <br />
kelimelerin ve sözlerin tükettiği mürekkepler kadar ve rahmetin <br />
en son zirvesine kadar. <br />
Allah’ım Sana sığındım ki, bu sığınmam aynen güçlü ve <br />
çetin köşelere sığınanların hâli gibidir. <br />
Allah Rasûllerine selâmlar olsun, âlemlerin Rabbi olan <br />
Allah’a hamdolsun. <br />
El- Fatiha <br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evradı Fethiye | Evrad-ı Fethiyye | Evrad-ı Bahaiyye]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=610</link>
			<pubDate>Wed, 04 Dec 2019 04:12:56 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=610</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=872" target="_blank" title="">Evradi-i-Fethiye.png</a> (Dosya Boyutu: 143.61 KB / İndirme Sayısı: 314)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evradı Fethiye | Evrad-ı Fethiyye | Evrad-ı Bahaiyye</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">EVRAD-I FETHİYYE 'NİN FAZİLETLERİ HAKKINDA</span><br />
<br />
 Hazret-i Emir Seyyid Ali Hemedânî hazretleri söyle anlatır : <br />
Bin dört yüz (1400) Evliyâ-i kirâma Allâh'a erme makâmı (mülâkat) nasib oldu.Her birisine, velâyet makâmına nasıl ulaştıklarını sordum.Bana, bu evrâd-ı şerifeye devam etmek suretiyle, velâyet fethinin müyesser olduğunu söylediler.<br />
Bir gün, Mekke-i mükerremede Harem-i şerif içinde murakabede bulunduğum sırada, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazır olarak: (Ey benim oğlum! Fethiyye virdini oku..) buyurdular. Birdenbire Hızır aleyhisselâm zuhûr etti ve beni elimden tutarak Mekke'nin Batha vadisine götürdü ve bana orada Fethiyye-i şerifeyi talim buyurdu.<br />
Hızır âleyhisselamdan bu evrâdı öğrenir öğrenmez dağlar, taşlar, çöller, kumlar, sahralar, ağaçlar, yapraklar, gökyüzündeki melekler sanki benim hükmüme girdi, melekût ve ceberrut alemi önümde açılıverdi.<br />
<br />
Bir başka rivayete göre de, Fethiyye evrâd-ı şerifesini derleyip tertipledikten sonra Beyt-i şerife varmışlar ve orada misafir oldukları bir gece mânâlarında Hazreti Muhammed Seyyid-i kâinat hazretlerini mübarek ellerinde bazı evrâd bulunduğu halde görerek: <br />
 — Huz, hâzih-il Fethiyye (Al, Fethiye işte budur) fermanı üzerine kendisine lütfedilen evrâdı şerifi almışlar ve kendilerinin tertipledikleri Fethiyye evrâdının aynı olduğunu anlamışlardır. <br />
 Bu evrâd-ı şerifeye devam edenlerin, Allahu teâlânın inâyeti ve Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellemin himem-i ruhaniyyeti ve bu evrâdı daha önce okuyan zevât-ı âlişanın ve hak velilerinin kudsî nefesleri berekâtiyle çok faydalanacakları ve özellikle Esmâ-ül Hüsnâ'dan feyiz alacakları meşayih-i kiram ve ulemâ-i izam tarafından bildirilmiş ve tebşîr edilmiş (müjdelenmiş) tir.<br />
<br />
<br />
Fethiyye evrâdına devam edenler üzerine, Cenâb-ı Hak hayır ve bereket kapılarını açar, en kuvvetli ve şerli olan cinlerden emin olurlar.<br />
<br />
Fethiyye evrâdı, sabah namazından sonra okunur.Cemaatle okunduğu takdirde zikir halkası teşkil olunur ve güzel sesli bir kişi tarafından okunur.Bittikten sonra hazır bulunanlar zevk ve şevk ile ve rûhani cezbe içinde zikrullâh ile meşgul olurlar.<br />
Sâlik yalnız ise, Fethiyye-i şerifeyi dilerse yüksek sesle fakat zikirler mertebesini içinden okur. Bitirdikten sonra vakti müsâit ise, işrak zamanına kadar mürâkabe ve zikr-i-kalbi ile meşgul olur veya Yâsin-i şerifi okur.Çünkü, zikrullâh'ın berakâtı ve hidâyet nûru ile ve zikir meclislerinde hazır bulunan meleklerin, sâlihlerin ve meşâyihin ruhâniyyetleri ile kalbe tefekkür, teveccüh ve huzur ihsan buyurulur, rahmet ve muhabbet nazil olur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yine Seyyid Ali Hemedânî hazretlerinden naklen anlatmaktadır ki:</span><br />
<br />
— Bir gece, Harzem şehri civarında, bir bostanın havuzunun kenarında uyuya kalmıştım.Birden, dört kişinin benim bulunduğum yere doğru geldiklerini gördüm.Havuzdan abdest aldılar.<br />
Ben de abdest aldım ve onlarla birlikte namazı kıldım.Bu arada, kendi kendime Fethiyye'yi içimden mi yoksa yüksek sesle mi okusam diye düşünüyordum ki, imam selam verdi ve benim derlediğim Fethiyye'yi, aynen benim tertibim ile ve büyük bir şevk ve zevk içinde yüksek sesle okudu.<br />
Sonradan, bana zâhir oldu ki, gerek imamlık eden ve gerekse kendisine uyup namaz kılan zevat, meleklerden bir tâife olup, bu zatların, sırf Fethiyye-i şerifenin ne vakit ve nasıl okunacağını öğretmek ve beni irşâd etmek niyeti vazifesi ile Allâhu teâla tarafından memur buyurulduklarını anladım.<br />
Çünkü, bu vak'adan önce ben, Fethiyye-i şerife'yi sabah namazından evvel, yani ortalık henüz karanlık iken okurdum.Bundan sonra, meleklerden gördüğüm gibi, sabah namazlarından sonra okumaya başladım.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evradı Fethiye Türkçe Okunuşu</span><br />
<br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
<br />
 Lâ ilâhe illallâhü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hayâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi.. Lâ ilâhe illallâhü zinete arşihi. Lâ ilâhe illallâhü mil’e semâvâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü mil’e ardıhi.. Lâ ilâhe illallâhü adede misli zâlike meahû.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh. Lehül-mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyul lâ yemûtü bi yedihil hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il-masiyr.. Estağfirullâhe Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhil-Aliyyil-Azıym... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Sübhânallâhi ve bi-hamdihi.. Ve mâ tevfiygu illâ billâhi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhi Sübhânallâh-il-Azıymi ve bi-hamdihi.. Sübhânallâhi ve bi-hamdihi adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi ve müntehâ ılmihi ve minnetihi ve rahmetihi ve ra’fetihi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Azıym..Allâhümme yâ Hayyü yâ Gayyûmü yâ Allâhü yâ bediy-as-semâvâti vel ardi yâ Mâlik-el-Mülki yâ Zel-Celâli vel-ikrâm.. Yâ lâ ilâhe illâ ente innâ nes’elüke bi-izzetike en tuhyiye gulûbenâ ve ecsâmenâ ve ebdânenâ ve ervâhanâ bi-envâri mâ’rifetike ebeden dâimem bâgıyen hâdiyey yâ Allâhü yâ Allâhü yâ Allâh.Ve bi-envâri hidâyetike ve bi-envâri gudratike ilâhi â’mâlünâ galiylüv ve hâcâtünâ kesiyrüv ve ilâhünâ Basiyr.. Allâhümmef’al binâ mâ ente lehû ehlüv ve lâ tef’al binâ mâ nahnü lehû ehlün.. Allâhümme inni es’elüke mâ lâ estahiggu ve eûzü bike mimmâ estahiggu ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr.. Ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Aziym.. Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn es-salâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyn..Allâhümme yâ Vâcib-el-Vücûdi ve yâ Vâhib-el-hayri vel cûd.. Efıd aleynâ envâra rahmetike ve yessir lenel-vüsûle ilâ kemâli mâ’rifetike.. Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ ve lâ yuhiytûne bi-şey’im min ilmihi illâ bi-mâ şâ’e ve lâ mâ’rifete lenâ illâ mâ elhemtenâ inneke entel-Aliym-ül-Hakiym.. Allâhümme innâ nes’elüke minel-ismeti devâmehâ ve minen-ni’meti temâmehâ ve minel-âfiyeti husûlehâ ve miner-rahmeti şümûlehâ ve min-el-ayşi erğadehû ve minel umri es’adehû ve minel vagti etyebehû ve miner rizgi evseahû ve minel fadli â’zebehû ve minel lutfi enfe’ahû ve minel in’âmi e’ammehû ve minel ihsâni etemmehû.. Allâhümme yâ Allâhü kül lenâ yâ Cebbâr.. Ve lâ tekün aleynâ yâ Ğaffâr.. Allâhümme yâ Allâhü ahtim bis-seâdeti âcâlenâ ve haggig biz-ziyâdeti âmâlenâ vagrum bil-âfiyeti ğudüvvenâ ve âsâlenâ vec’al ilâ rahmetike ve mağfiratike masiyranâ ve meâlenâ ve subbe sicale afvike alâ zünûbinâ ve münne aleynâ bi-islâhi uyubinâ vec’al-it-tagvâ zâdenâ ve fiy diynike ictihâdenâ fe-inne aleyke tevekkülenâ ve i'timâdenâ ve sebbitnâ alâ nehc-il istigâmeti ve eidnâ mim mûcibât-in-nedâmeti yevm-el-giyâmeti ve haffif annâ sigal-el-evzâri verzügnâ meıyşetil-ebrâr vagfinâ vasrif annâ şerral-eşrâri ve a'tig rigâbenâ ve rigâbe âbâinâ ve ümmehâtinâ ve meşâyihinâ ve üstâzinâ mined-deyni vel-mezâlimi ven-nâri bi-izzetike yâ Aziyzü yâ Ğaffârü ya Keriymü yâ Settârü yâ Haliymü yâ Vehhâb.. Ve sallallâhümme alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyne (Âmin) bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn vel-hamdülillâhi Rabbil-âlemiyn... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Elleziy lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûme ve etûbü ileyh.. Allâhümme-entes-Selâmü ve minkes-Selâmü ve ileyke yerci-üs-Selâmü hayyinâ Rabbenâ bis-Selâmi ve-edhilnâ dâr-as-Selâmi tebârakte Rabbenâ ve teâleyte yâ Zel-Celâli-vel-ikrâm.. Allâhümme lekel hamdü hamdey yüvâfiy niamike ve yükâfiy meziyde keramike ahmedüke bi-cemiy-i mehâmidike mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lemü ve alâ cemiy-i niamike küllihâ mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lem ve alâ külli hâl.. <br />
E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûmü lâ te’hüzühû sinetüv velâ nevm lehû mâ fis-semâvâti ve mâ fil-ardi men-zellezî yeşfeu indehû illâ bi-iznih yâ’lemü mâ beyne eydiyhim ve mâ halfehüm ve lâ yuhiytûne bi-şey’in min ilmihiy illâ bi-mâ şâ’e vesia kürsiy-yühüs-semâvâti vel-arda ve lâ yeûdühû hifzuhümâ ve hüvel-Aliyyül-Aziym.. Sübhânallâhi el-hamdü lillâhi Allâhü ekberu lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in Gadiyr.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Cebbâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Vâhid-ül Gahhâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aziyz-ül-Ğaffâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Keriym-üs-Settâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Kebiyr-ül-Müteâl.. Lâ ilâhe illallâhü Hâlig-ul- leyli ven-nehâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ'bûdü bi-külli mekân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mezkûr-ül bi-külli lisân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ’rûfü bi-külli ihsân.. Lâ ilâhe illallâhü iymânem billâh.. Lâ ilâhe illallâhü emânem minallâh.. Lâ ilâhe illallâhü emâneten indallâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ nâ’büdü illâ iyyâh.. Lâ ilahe illallâhü haggan hagga.. Lâ ilahe illallâhü iymânev ve sidgâ.. Lâ ilâhe illallâhü teabbüdev ve riggâ.. Lâ ilâhe illallâhü telâttüfev ve rifgâ.. Lâ ilâhe illallâhü gable külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü bâ’de külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü yebgâ Rabbünâ ve yefnâ ve yemûtü külli şey.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-mübiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-yagiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aliyyül-Aziym.. Lâ ilâhe illallâh-ül Hakim-ül-Keriym.. Lâ ilâhe illallâhü Rabbüs semâvât-is-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym.. Lâ ilâhe illallâhü ekram-ül ekramiyn.. Lâ ilâhe illallâhü erham-ür-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü habib-üt-tevvâbiyn.. Lâ ilâhe illallâhü râhim-ül-mesâkiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hâdiyül-mudilliyn.. Lâ ilâhe illallâhü delil-ül-hâiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü emân-ül-hâifiyn.. Lâ ilâhe illallâhü ğıyâs-ül müsteğıysiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-un-nâsiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâfiziyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ül-vârisiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâkimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râzigiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-fâtihiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-ğâfiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû ve sadega va’dehû ve nasara abdehû ve e’azze cündehû ve hezem-el-ahzâbe vahdehû ve lâ şey’e bâ’dehû.. Lâ ilâhe illallâhü ehl-ün-ni’meti ve lehül-fadlü ve lehüs-senâ’ül-hasen.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü Sahib-ül vahdâniyyet-il ferdâniyyet-il gadiymiyyet-il ezeliyyet-il ebediyyet-illeziy leyse lehû siddüv ve lâ niddüv ve lâ şibhüv ve lâ şeriyküy yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyül lâ yemûtü biyedih-il hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il masiyr.. Hüvel-evvelü vel-Âhiru vez-Zâhiru vel-Bâtınü ve hüve bi-külli şey’in Aliym. Leyse kemislihi şey’ün ve hüves-semi’ül-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel Mevlâ ve ni’men-nasiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr.Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr. Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tiye limâ mena’te ve lâ râdde limâ gadayte ve lâ yenfeu zel-ceddi mink-el-ced.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-â’lel-Vehhâb.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-a’lel Keriym-il-Vehhâb.. Sübhâneke mâ abednâke hagga ibâdetike.. Sübhâneke mâ arafnâke hagga ma’firatike.. Sübhâneke mâ zekernâke hagga zikrike.. Sübhâneke mâ şekernâke hagga şükrike.. Sübhân’Allâh-il-ebediyyil-ebed.. Sübhân’Allâh-il-Vâhid-il-Ehad.. Sübhân’Allâh-il ferd-is-Samed.. Sübhân’Allâhi Râfi-is-semâvati bi-ğayri amed.. Sübhân’Allâhi Bâsit-il-eradıyne bilâ sened.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yettehiz sâhibetev ve lâ veledâ.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yelid ve lem yûled ve lem yeküllehû küfüven ehad.. Sübhân-el-Melik-il-Guddûs.. Sübhâne zil-mülki vel-melekût.. Sübhâne zil-izzeti vel-azameti vel-gudrati vel-heybeti vel-celâli vel-cemâli vel-kemâli vel-begâi ves-senâi ved-diyâi vel-âlâi ven-nüamâi vel-kibriyâi vel ceberût.. Sübhân-el Melik-il-ma’bûd.. Sübhân-el Melik-il-vücûd.. Sübhân-el Melikil Hâlig-il Hayyilleziy lâ yenâmü ve lâ yemût.. Sübbûhün Guddûsür Rabbünâ ve Rabbül-melâ’iketi ver-rûh.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il Aliyyil-Aziym.. <br />
<br />
Allâhümme ent-el melik-ül-haggullezi lâ ilâhe illâ ente.. <br />
<br />
Yâ Allâhü.. Yâ Rahmânü.. Yâ Rahiymü.. Yâ Mâlikü, Yâ Guddûsü, Yâ Selâmü, Yâ Mü’minü, Yâ Müheyminü, Yâ Aziyzü, Yâ Cebbâru, Yâ Mütekebbiru, Yâ Hâligu, Yâ Bâriü, Yâ Musavviru, Yâ Ğaffâru, Yâ Gahhâru, Yâ Vehhâbü, Yâ Razzâgu, Yâ Fettâhu, Yâ Aliymü, Yâ Gâbidu, Yâ Bâsitu, Yâ Hâfidu, Yâ Râfiu, Yâ Mü’izzü, Yâ Müzillü, Yâ Semiy’u, Yâ Basiyru, Yâ Hakemü, Yâ Adlü, Yâ Latiyfü, Yâ Habiyru, Yâ Haliymü, Yâ Aziymü, Yâ Ğafûru, Yâ Şekûru, Yâ Aliyyü, Yâ Kebiyrü, Yâ Hafiyzü, Yâ Mugiytü, Yâ Hasiybü, Yâ Celiylü, Yâ Keriymü, Yâ Ragiybü, Yâ Müciybü, Yâ Vâsiu, Yâ Hagiymü, Yâ Vedûdü, Yâ Meciydü, Yâ Bâ’isü, Yâ Şehiydü, Yâ Haggu, Yâ Vekiylü, Yâ Gaviyyü, Yâ Metiynü, Yâ Veliyyü, Yâ Hamiydü, Yâ Mühsiy, Yâ Mübdiü, Yâ Müiydü, Yâ Muhyi, Yâ Mümiytü, Yâ Hayyü, Yâ Gayyûmü, Yâ Vâcidü, Yâ Mâcidü, Yâ Vâhidü, Yâ Ehadü, Yâ Samedü, Yâ Gâdiru, Yâ Mugtediru, Yâ Mugaddimü, Yâ Müahhiru Yâ Evvelü, Yâ Âhiru, Yâ Zâhiru, Yâ Bâtinü, Yâ Vâliy, Yâ Müteâliy, Yâ Berru, Yâ Tevvâbü, Yâ Mün’imü, Yâ Müntegimü, Yâ Afüvvü, Yâ Raüfü, Yâ Mâlik-el-mülki, Yâ Zel-Celâli vel-ikrâmi, Yâ Rabbi, Yâ Mugsitu, Yâ Câmiu, Yâ Ğaniyyü, Yâ Muğni, Yâ Mü’tiy, Yâ Mâniu, Yâ Darru, Yâ Nâfiu, Yâ Nûru, Yâ Hâdiy, Yâ Bediy’u, Yâ Bâgiy, Yâ Vârisü, Yâ Raşiydü, Yâ Sabûru, Yâ Sâdigu, Yâ Settâru, Yâ men tegaddeset an-il-eşbâhi zâtühû ve tenezzehet am müşabehet-il emsâli sıfâtühû ve yâ men dellet alâ vahdaniyyetihi ve âyâtihi ve şehidet bi-rübûbiyetihi masnû’atühû. Vâhidül lâ min gilletiv ve mevcûdül lâ min illetin.. Yâ men hüve bil-birri mâ’rûfüv ve bil ihsâni mevsûfün. Ma’rûfüm bilâ ğayetin, ve mevsûfüm bilâ nihayetin evvelün gadiymüm bilâ ibtidâ’i, âhirün keriymür rahiymüm bilâ intihâ’i.. Ve ğafera zünûb-el müznibiyne keramev ve hilmen.. Yâ mel leyse kemislihi şey’ün ve hüves-Semiy’ul-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekil ve ni’mel-Mevlâ ve ni’men nasiyr.. Yâ dâ’imem bilâ fenâ’iv ve yâ gâimem bilâ zevâlin ve yâ müdebbiram bilâ veziyrün, sehhil aleynâ ve alâ vâlidiynâ külle asiyr. Lâ uhsiy senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze câruke ve celle senâ’üke ve tegaddeset esmâ’üke ve azume şânüke ve lâ ilâhe ğayruke.. Yef’alüllahe mâ yeşâ’ü bi-gudratihi ve yahkümü mâ yüriydü ve bi-izzetihi.. Elâ ilâllâhi tasiyr-ül-umûr küllü şey’in hâlikün illâ vechehû lehül-hükmü ve ileyhi türce’ûn.. Feseyekfiykehümüllahü ve hüves-Semiy’ul-Aliym.. Hasbünallâhü ve kefâ semiAllâhü limen deâ leyse verâAllâhil müntehâ menî tesame billâhi yuhyiy.. Sübhâne men lem yezel Rabben rahiymev ve lâ yezâlü keriymen.. Lâ ilâhe illallâhül haliym-ül-keriymü Sübhânallâhi ve tebârakallâhü Rabbüs-semâvatis-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyne ilâhev vâhiden ehaden sameden ferden vitren hayyen gayyûmen ebeden lem yettehiz sahibetev ve lâ veledev ve lem yekül lehû şeriykün fil mülki ve lem yekûl lehû veliyyüm min-ez-zülli ve kebbirhü tekbiyran Allâhü ekber.. <br />
<br />
Hasbünallâhü li-dininâ.. Hasbünallâhü li-dünyanâ.. Hasbünallâhü limâ ehemmenâ.. Hasbünallâhü limen bega aleynâ.. Hasbünallâhü limen hasedenâ, Hasbünallâhü limen kâdena bi-su’in.. Hasbünallâhü ind-el-mevti.. Hasbünallâhü ind-el-kabri.. Hasbünallâhü ind-el-mesâ’ili.. Hasbünallâhü ind-el-hisabi.. Hasbünallâhü ind-el-miyzâni.. Hasbünallâhü ind-es-sırati.. Hasbünallâhü ind-el-cenneti ven-nâr.. Hasbünallâhü ind-el-lika’i.. HasbiyAllâhüllezi lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve ileyhi üniyb.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ â’zamAllâhü lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ahlemAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ekremAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke lehu Muhammedür Resûlüllah.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ zekereh-üz-zâkirun.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ gafele an zikrih-il-ğâfilûn.. Radîynâ billâhi teâlâ Rabben ve bil-islâmi diynen ve bi-Muhammedin sallallâhü aleyhi ve selleme nebiyyen ve resûlen ve bil-gur’âni imâmev ve bil-kâ’beti gibletev ve bis-salâti ves-savmi vez-zekâti vel-hacci farizatan ve bil-mü’miniyne ihvânev ve bil-mü’minâti ahevâtiv ve bis-Sıddiygi vel-Faruki ve ziyn-Nûreyni vel-Mürtedâ e’immeten ve bi-sair-is-sahabeti ridvanullahü teâlâ aleyhim ecma’iyne kıdveten bi-halâllahi teâla helâlev ve bihi hisabev ve bi-haramillahi teâlâ haramev ve bihi azabev ve bil-cenneti sevabev ve bin-nâri ikaben.. Merhaben merhaba bis-sabah-il-cedidi ve bil-yevm-is-sa’iyd ve bil-melekeyn-il kirâmeyn-il kâtibeyn-iş şâhideyn-il âdileyni hayyen kümAllâhü teâlâ fi gurreti yevminâ hazektübâ fi evveli sahifetinâ hâzihi  Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym  ve eşhede bi-enna neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerike lehu ve neşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühu erselehu bil-hüdâ ve din-il-hakkı alâ hâzih-iş-şehadeti nahyâ ve aleyhâ nemûtu ve aleyhâ nüb’asü inşâ’Allâhu teâlâ.. E’uzü bi-kelimâtillah-it-tâmmati külleha min şerri mâ halâga.. Bismillahi hayr-il-esmâ-i.. Bismillahi Rabbil-ardi ve Rabbis-semâ’i.. Bismillahillezi lâ yadurru mâ’a ismihi şey’ün fil’ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semi’ul-aliym.. El-hamdü lillâhillezi ahyanâ bâ’de mâ ematenâ ve redde ilebnâ ervahenâ ve ileyh-il bâ’sü ven-nüşuûr.. Asbahnâ ve asbehal-mülkü lillâhi vel-azametü velkibriyâ’ü vel-ceberutü ves-sultanü vel-bürhanü lillâhi vel-âlâü ven-nuamâ’ü lillâhi vel-leylü ven-neharü lillâhi ve mâ sekene fiyhimâ lillah-il vahid-il-kahhâr.. Asbahnâ alâ fıtra’t-il-islâmi ve alâ kelime’t-il-ihlâsi ve alâ din-i nebiyyinâ Muhammedin sallAllâhu aleyhi ve selleme ve alâ milleti ebiynâ İbrahiyme haniyfen müslimen ve mâ kân emin-el-müşrikiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashabihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullahi ve berekâtühü.. <br />
<br />
Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Rasûlallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ habiballâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ halilallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ nebiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ safiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hayra halgillâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ menihtârahullah.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men erselehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men zeyyenehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men kerramehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men azzemehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ seyyid-el-mürseliyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ imam-el-müttegiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hâtem-en-nebiyyin.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ şefi-al-müznibiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ rasûle Rabbil-âlemiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve ashâbihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullâhi ve berekâtüh.. Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-evveliyn.. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fil-âhiriyn.. Ve salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-melâil â’lâ ilâ yevmid-din ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fi külli vagtiv ve hıyn ve salli alâ cemiy-il enbiyâ-i vel-mürseliyn ve alâ melâ’iketik-el-mugarrabiyn ve alâ ibâdik-es-sâlihiyn ve alâ ehl-i tâ’atike ecmaiyne min ehlis-semâvâti ve min ehl-il eradiyn verhamnâ vahşürnâ me’ahüm bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn.. Allâhümme edhilnâ fi rahmetike ve ente hayr-ür-râhimiyn.. <br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Allâhümme yâ Mâlik-er-Rigâb.. Yâ müfettih-el-ebvâb.. Ve yâ müsebbib-el-esbâb heyyi lenâ sebeben lâ nestatıy’u lehu taleben.. Allâhümmec’alnâ meşguliyne bi-emrike âminiyne bi-ahdike âyisiyne min halkıke ânisiyne bike müstevhışıyne an gayrike radıyne bi-kada’ike sâbiriyne alâ belâ’ike şâkiriyne le-ni’mâ’ike mütelezziziyne bi-zikrike ferihiyne bi-kitabike münâciyne bike fi ânâ’il-leyli ve etraf-in-nehâr mübgızıyne lid-dünya muhibbiyne lil-âhireti müştakıyne ilâ lika’ike müteveccihiyne ilâ cenâbike müsta’ıddıyne lil-mevti..Rabbenâ Âtina mâ ve adtenâ alâ rüsûlike ve lâ tuhzinâ yevm-el-kıyameti inneke lâ tuhlif-ül-mi’ad. Allâhümmec’al tevfiyke refiykanâ ves-sırat-el müstakiyme tariykanâ. Allâhümme evsılnâ ilâ makasidina ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvab-ür-rahiym.. Allâhümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemûtü ve ileyk-el-masiyr.. Allâhümme erinel-hakka hakkan verzuknâ ettiba’ahu ve erinel-bâtıla bâtılen verzuknâ ectinâbehu teveffenâ müslimiyne velhıknâ bis-sâlihiyn.. Vedfâ’annâ şerrez-zâlimiyne ve eşriknâ fi dua-il-mü’miniyn.. Ve ginâ Rabbenâ şerre mâ kadayte.. Allâhümmağfir li-ümmeti Muhammed.. Allâhümmansur ümmete Muhammed.. Allâhümmerham ümmete Muhammed.. Allâhümmahfaz ümmete Muhammed.. Allâhümme ferric an ümmeti Muhammed.. Allâhümme yâ habib-et-tevvâbiyne tüb aleynâ ve yâ emân-el-hâ’ifiyne âminnâ ve yâ delil-el-mütehayyiriyne düllenâ ve yâ hadiyel-mudıllıynehdinâ ve yâ gıyas-el müstagıysiyne agisnâ ve yâ recâ-el-münkatı’ıyne lâ taktâ’ recâ’enâ ve yâ gafir-el-müznibiyne ıgfir lenâ zünübenâ ve kefir annâ seyyi’atinâ ve teveffenâ mâ’al-ebrâr Allâhümme nevvir kulûbenâ.. Allâhümmeşrah sudurenâ.. Allâhümme yessir umurenâ.. Allâhümmestür uyubenâ.. Yâ hafiy-yel-eltâfi neccinâ mimmâ nehaf.. Allâhümmagfir lenâ ve valideynâ ve li-üstâzinâ ve li-meşâyihinâ ve li-ihvanina ve li-ashabinâ ve li-ahbabinâ ve li-aşâ’irinâ ve li-kabâ’ilinâ ve limen lehu hakka aleynâ ve limen vessanâ bid-dua’il-hayri ve li-cemi-il mü’miniyne vel-mü’minât vel-müslimiyne vel-müslimât el-ahyâ’ü minhüm vel-emvât.. Allâhüm<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu</span><br />
<br />
اوراد فتحيه<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=873" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-1.png</a> (Dosya Boyutu: 271.53 KB / İndirme Sayısı: 290)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=874" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-2.png</a> (Dosya Boyutu: 357.99 KB / İndirme Sayısı: 270)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=875" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-3.png</a> (Dosya Boyutu: 286.79 KB / İndirme Sayısı: 304)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=876" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-4.png</a> (Dosya Boyutu: 305.39 KB / İndirme Sayısı: 282)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=877" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-5.png</a> (Dosya Boyutu: 291.3 KB / İndirme Sayısı: 283)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=878" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-6.png</a> (Dosya Boyutu: 319.79 KB / İndirme Sayısı: 282)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=879" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-7.png</a> (Dosya Boyutu: 309.54 KB / İndirme Sayısı: 277)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=880" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-8.png</a> (Dosya Boyutu: 277.14 KB / İndirme Sayısı: 283)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=881" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-9.png</a> (Dosya Boyutu: 360.64 KB / İndirme Sayısı: 284)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=882" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-10.png</a> (Dosya Boyutu: 275.67 KB / İndirme Sayısı: 287)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=883" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-11.png</a> (Dosya Boyutu: 310.05 KB / İndirme Sayısı: 286)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=884" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-12.png</a> (Dosya Boyutu: 301.82 KB / İndirme Sayısı: 285)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=885" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-13.png</a> (Dosya Boyutu: 334.51 KB / İndirme Sayısı: 276)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=886" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-14.png</a> (Dosya Boyutu: 144.58 KB / İndirme Sayısı: 279)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> Şeyh Es-Seyyid Aliyyül Hemedâni Hazretleri Kimdir</span><br />
<br />
Horasan'ın meşhûr evliyalarından olup ismi Ali bin Şihâbeddîn bin Muhammed'dir. Peygamber efendimizin soyundan olup seyyiddir. 1384 (H.786) senesinde vefât etti. Kabri şerifleri Hıtlan'dadır. Aklî ve naklî ilimlerde büyük âlim idi. Tasavvuf ilimlerinde Mahmûd Mazdakânî ve Mahmûd-i Adkânî hazretlerinden feyz alarak kemâle erdi. Ayrıca zamânında yaşayan pekçok velî ile görüşüp sohbetlerinde bulundu. Keşmir şehrinde bir dergâhı vardı. Uzun zaman insanlara yol gösterip, Allahü teâlâ hazretlerinin emir ve yasaklarını anlattı. Pekçok insanın vuslatına vesîle oldu. Hakkında pek çok menkıbe vardır.<br />
<br />
Kendisi şöyle anlatmıştır: "Defâlarca hacca gittim. Bir hac seferinde yolumuz çöle düştü. Yirmi sekiz gün hiçbir şey yiyip içmeden yürüdüm. Yemek içmek hiç hatırıma gelmiyordu. Bir müddet sonra bende yemek yeme ihtiyâcı hâsıl oldu. Yanımda yiyecek ve içecek hiçbir şey yoktu. Rastladığım birkaç çadıra yiyecek bulurum ümidiyle uğradım. Fakat kimseden bir şey isteyemedim. Sonra bir köşeye çekilip murâkabeye vardım, oturup öylece kaldım. Bir müddet sonra bulunduğum kâfilenin gittiğini gördüm. Yetişmek için kalkıp yürümeye başladım. Yol üzerinde bir su kuyusuna rastladım. Kuyudan su çekecek bir kabım yoktu. Sonunda kuyunun içine inip, doyuncaya kadar su içtim. Bir müddet kuyunun dibinde bekledim. Çok derin olduğu için dışarı çıkamadım. Kuyu çıkılabilecek şekilde değildi. Ben böyle bekleyip dururken, kuyunun başına biri geldi. Bana bakıp başındaki sarığını çıkarıp, bana doğru sarkıttı. Sarığın ucundan tuttum. Beni çekip kuyudan çıkardı. Dışarı çıkınca kim olduğunu sormak istediğimde, gözden kayboluverdi. Bunun üzerine süratle yürüyüp kâfileye yetiştim. Beni görünce sağ sâlim nasıl geldin diye hayret ettiler. Eşkıyâdan nasıl kurtuldun dediler. Bu sebeple kâfile arasında meşhur oldum. Yolculuk sırasında çoğu kere kâfileden ayrı giderdim. Geceleri onlardan ayrı geçirirdim. Çok korkulu yerler olmasına rağmen, Allahü teâlâ beni korurdu."<br />
<br />
Talebelerinin meşhurlarından Nûreddîn Câfer Bedahşî hazretleri şöyle anlatmıştır: "Seyyid Ali Hemedânî hazretlerinin sohbetleri sırasında huzûrunda bulunduğumda hatırımdan her ne geçse onu bana açıkça söylerdi. Eğer hatırımdan geçen şeyler bir faydaya sebeb olmayacaksa, açıklamazdı." Kendisi anlatır: "Şeyh Muhyiddîn Arabî hazretleri bâzı eserlerinde şöyle zikretmiştir: Yetmiş gün hiçbir şey yemedim, diye kaydetmiştir. Ben de kendimi denemek için yüz yetmiş gün hiçbir şey yemedim. O hâle geldim ki, yemek yemek sünnet olmasaydı, geri kalan ömrüm boyu bu derviş hiçbir şey yemezdi." Yine şöyle anlatmıştır: "Bir defâsında, Rum diyârına gitmiştim. Bir mescidde ikâmet ediyordum. Bir gece ihtilâm oldum. Hava son derece soğuktu. Nefsim gusül abdesti alma husûsunda gevşeklik göstermek istedi. Nefsime bu gevşekliği sebebiyle şöyle bir cezâ verdim. Kırk gece buzu kırıp soğuk su ile sana gusül abdesti aldıracağım, dedim. Büyük bir taş alıp her gece buzu kırarak gusül abdesti aldım. Böyle kırk gece devâm ettim. Bu sırada eski bir elbisemden başka giyecek bir şeyim yoktu.<br />
<br />
Seyyid Ali Hemedânî hazretleri fütüvvetle ilgili olarak buyurdu ki: "Ey azîz! Ahî(kardeşlik) sözü halk arasında kullanılan bir lafızdır. Bunun yüksek bir mânâsı ve geniş bir hakîkati vardır. Tasavvuf ehli kardeşliği üç mertebede açıklamışlardır.<br />
<br />
Birincisi, anne ve babası bir olan kimseler. İkincisi müminlerin kardeşliğidir.<br />
Âyet-i kerîmede meâlen; "Şüphesiz ki, müminler kardeştir." (Hucurât sûresi:13) buyruldu. Üçüncü mertebe ise gönül ehli ve hakîkate erenler arasındaki kardeşliktir. Bu makâma fütüvvet denir. Bir kimse cömertlikle, af, emânete riâyet, şefkât ve hilm (yumuşak huyluluk), tevâzu ve takvâ ile vasıflanırsa, fütüvvet ehli böyle kimseye (ahî) kardeş adı vermişlerdir. Fütüvvet her ne kadar fakr makâmından bir makam ise de bütün makamların aslıdır. Bütün makamlar ona bağlıdır. Bütün insânî olgunlukların aslı fütüvvete bağlıdır. Çünkü bu bütün dereceleri ve mekârim-i ahlâkı, üstün ahlâkı şâmildir.<br />
<br />
Hakîkate eren büyükler, meşâyıh-ı kirâm, fütüvvetin hakîkatı hakkında çok söz söylemişlerdir. Hasan-ı Basrî kuddise sirruh; "Fütüvvet, Rabbin için nefsine düşman olmandır." buyurdu. Hâris-i Muhâsibî ise; "Fütüvvet herkese insaflı davranmayı kendine vazîfe bilmek, kimseden insaf beklememektir." buyurdu. Cüneyd-i Bağdâdî; "Fütüvvet, açık elli olmak ve eziyet vermemektir. Yâni fütüvvetin hakîkatı; hayra, iyiliğe ve Allahü teâlânın kullarının rahatına vesîle olmaktır." buyurdu. Sehl bin Abdullah da; "Fütüvvet, sünnet-i seniyyeye uymaktır." buyurdu. Hazret-i Ali buyurdu ki: "Fütüvvet dört kısımdır. Gücü yettiği halde affetmek, gadab, kızgınlık ânında yumuşak davranmak, düşmanlığı olduğu halde karşısındakine nasîhat etmek, kendi ihtiyâcı olduğu halde başkasına vermek." Bütün bu buyrulanlardan anlaşıldı ki, fütüvvetin bütün mertebeleri ve şekli kul hakkı ile ilgilidir.<br />
Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîfte; "Kul, müslüman kardeşinin ihtiyâcını karşıladığı müddetçe Allahü teâlâ da onun ihtiyaçlarını giderir." buyurdu. "Biliniz ki, dünyâ, kıyâmet çölünün kenarında yapılmış bir menzildir. Öyle bir menzildir ki, ezel çölü ile ebed çölü arasında konmuştur. Allahü teâlânın kulları, misâfirleri âlem-i ervâh çölünden kıyâmet karargâhı sahrasına sefer yapsınlar. Bu menzilde âhiret seferine çıkmak için azık hazırlasınlar, bu uzun ve nihâyetsiz yolculuk için tedbir ile meşgûl olsunlar. Dünyâda bir yerde konaklamış misâfirler gibi gidici olan insanlar, Allahü teâlânın hikmetiyle değişik haldedirler. Bâzısı bedenen kuvvetli, mânen zayıf, bâzısı mânen kuvvetli, bedenen zayıfdır. Bâzısı her iki bakımdan da kuvvetli, bâzısı da her iki bakımdan da zayıf yaratılmıştır.<br />
Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "...İşte bütün bunlar azîz olan (ve her şeyi) iyi bilen Allah'ın takdîridir." (En'âm sûresi: 96) buyrulmuştur. Bunda sayılması, anlatılması mümkün olmayacak derecede çeşitli hikmetler vardır. Bir hikmeti, insanların güçleri nisbetinde birbirine yardımcı olmalarıdır. Peygamber efendimiz hadîs-i şerîfte; "Müminler binânın tuğlaları gibidirler. Biri diğerini destekler." buyurdu. Îmân sâhibi olanlar, din ve dünyâ işlerinde birbirine yardımcı olurlar. Bu dünyâdaki âhiret seferinde kulluk yükünü taşımaları için birbirlerine yardımcı olurlar. Âyet-i kerîmede müminlerin kardeş olduğu bildirilmiştir. Güç kuvvet sâhibi olan kullara bu fâni nîmet Allahü teâlâ tarafından verilmiş bir emânettir ki, bununla ebedî saâdet tohumlarını ekerler. Bu ebedî nîmeti kazanırlar. Mağrur ve gâfil olanlar ise, bu cismânî bir nîmet olan güç ve kuvveti şu birkaç günlük kederli dünyâ hayâtı için harcarlar. Kısa ömrü bu murdar dünyâya âit şeyleri toplamakla zâyi ederler. Uzun âhiret yolculuğu için hazırlanmaktan gâfil olurlar. Böylece din kardeşlerinin de dünyâya ve âhirete âit haklarını unuturlar, yerine getirmezler. Allahü teâlânın emirlerine uymayı elden kaçırırlar.<br />
Âyet-i kerîmede meâlen; "Onlar dünyâ hayâtının görünen yüzünü bilirler. Âhiretten ise tamâmen gâfildirler." (Rûm sûresi: 7) ve "...Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu." (Tevbe sûresi: 67) buyruldu. Bu insanlar dünyânın fâni, geçici nîmetlerine dalıp, Allahü teâlâyı unutmaları sebebiyle âhirette Cehennem'e atılacaklar ve rahmet edilmeyecekler."<br />
<br />
 "Ahî, gerçek kardeş olan kimsenin güzel ahlâka ve beğenilen hasletlere sâhib olması gerekir. Yaşlılara hürmet, gençlere nasîhat, çocuklara şefkat, zayıflara merhamet, fakirlere cömertlik, âlimlere hürmet eder. Zâlimlere düşmanlık, facirleri tahkîr eder. İnsanlara iyilik eder ve mertlik gösterir ve onlarla sulh içinde yaşar, iyi geçinir. Allahü teâlâya yalvarır, nefsine karşı savaş açar, onun boş isteklerine muhâlefet eder. Şeytanla mücâdele eder. İnsanlardan gelen sıkıntılara tehammül eder. Düşmanlık edenlere yumuşak davranır. Musîbetler karşısında sabırlı olur. Kendi ayıplarına bakıp başkalarının ayıpları üzerinde durmaz. İnsanlara musîbete uğradıklarında ve gamlı hallerinde yardımcı olur. Takdire, kadere râzı olur. Bid'atden ve nefsin boş isteklerinden sakınır. Dînin emirleri üzere hareket eder. Töhmet altında kalacak yerlerden uzak durur. Lâzım olan din bilgilerini öğrenmekte çok hırslı olur. Gaflet ehlinden nefret eder. Dostlarla yardımlaşır. Cemâate devâm eder. Emri altında bulunanlara nasîhat eder. Dâimâ âhireti düşünür. Hallerine ve sözlerine dikkat eder. Kıyâmet gününde rüsvâ, rezil olmaktan korkar. Allahü teâlânın fazlından ve ihsânından ümit kesmez" <br />
<br />
 "Bütün mertebelere, yüksek derecelere ve âhiret saâdetlerine kavuşmak, tâatlar ile ibâdet ve kulluk ağacının meyveleri ile geçer.<br />
Âyet-i kerîmede meâlen; "Hakîkaten, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur." (Necm sûresi: 39) buyruldu. Tâatların çeşitleri çok ise de hepsi üç kısımda toplanır. Bunlar; kalp ile, beden ile ve mal ile yapılan ibâdetlerdir. Kalp ile olan; tâat, îmân, tevekkül, sabır, şükür, teslimiyet ve işleri Allahü teâlâya havâle etmek, O'na sığınıp güvenmek. Sıdk, ihlâs, rızâ, yakîn, muhabbet, mârifet ve diğerleri. Bunlar keşf kapılarının anahtarları, müşâhede meclisinin ışıklarıdır."<br />
<br />
Seyyid Ali Hemedânî hazretleri kıymetli kitaplar yazmış olup, bir kısmı şunlardır:<br />
<br />
Şerh-i Esmâullah,<br />
Şerh-i Füsûs-ül-Hikem,<br />
Şerh-i Kasîde-i Hemziyye,<br />
Zâhirât-ül-Mülûk,<br />
Esrâr-ı Vahy,<br />
Risâle-i Siyerü't-Tâlibîn ve daha pekçok eseri vardır.<br />
<br />
Eserlerinin çoğu talebesi Nûreddîn Câfer Bedahşânî tarafından büyük bir kitap hâlinde biraraya toplanmıştır. Menkıbeleri de aynı talebesi tarafından eserlerini topladığı mecmua içinde Hülâsât-ül-Menâkıb adını verdiği eserde anlatılmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">RASÛLULLAH EFENDİMİZİN EMRİ</span><br />
<br />
 Seyyid Ali Hemedânî hazretleri şöyle anlatır: Bir hac seferi için Hıtlan vilâyetinin Alişah köyünden yola çıkmıştım. Yolculuğum sırasında yanımda bulunan şeyleri muhtaçlara dağıtırdım. Bir müddet yol aldıktan sonra, çok az param kalmıştı. Bir yerde konaklamıştık. Bu sırada birisi gelip, bana iki bin dinar verdi ve kabûl etmemi istedi.Sonra parayı Peygamber efendimizin mânevî işâretiyle bana getirdiğini söyledi. Bunun üzerine kabûl edip aldım. Sonra ona Peygamber efendimiz sana ne sûretle işâret buyurdu diye sordum. Dedi ki: "Bu dirhemleri hacca gitmek niyetiyle saklamıştım. Bir gece rüyâmda Peygamber efendimizi gördüm. Bana; "Bu dirhemleri sakla benim evlâdımdan birisi hacca giderken falanca yerde konaklayacaktır. Dirhemleri ona ver." buyurdu. Resûlullah efendimiz böyle buyurunca; "Yâ Resûlallah! O torununuzun ismi nedir?" diye sordum. "Ali Hemedânî'dir." buyurdu. İşte o zamandan bu güne kadar bir sene geçti. Bu bir sene içerisinde dâimâ oraya gelecek birini bekledim, tâkib ettim. İşte şimdi zât-ı âlinizle müşerref oldum." dedi. Bu dirhemleri alıp Bağdât'a kadar yanımda taşıdım. Fakat o sene bir hâdise yüzünden hacca gidemedim. Bağdat'tan geri döndüm. Üç deveye çeşitli yiyecekler ve su ile, iki deveye de öteki eşyâları yükledim. Kervandakiler beni yanımda üzeri yiyecek yüklü develerle görünce şaşırdılar. "Bu seyyid az yerdi, yanında fazla şey bulunmazdı. Neden böyle yanına çok azık aldı." dediler.Halbuki on dört günde ancak bir yiyecek bulunan yere varabiliyorduk. Kervanla birlikte birkaç gün yol aldıktan sonra, kervan yolu şaşırdı. Kervandakilerin azıkları tamâmen tükendi. Benden yiyecek istediler. Ben de onlara yiyecek içecek verdim. Bunları yiyerek bir müddet sonra yiyecek bulunan mâmur bir beldeye ulaşabildik. Böylece Şam'a ulaştık. Ben yanımdaki dirhemleri muhtaçlara vermek için gâyet iktisatlı bir şekilde harcıyordum. Bu sırada biz Şam'da iken sıkıntıya sebeb olan başka bir hâdise meydana geldi. Yanımdaki dirhemler de iyice azalmıştı. Nihayet imkân bulup Şam'dan Mekke'ye gittim, hac ibâdetimi yapıp memleketim Hıtlan'a döndüm. Hac dönüşünden sonra ziyâretine gidenlere bir sohbeti sırasında şöyle buyurmuştur: "Buradan ayrılıp dönünceye kadar on ay müddetle ikâmet ettiğim, konakladığım her yerde Allahü telâ kalbime; "Git insanları irşâd et, rehberlik yap." diye ilhâm etti."<br />
 "O TEKLİF BENİM İŞÂRETİMLEDİR"<br />
Seyyid Ali Hemedânî hazretleri şöyle anlatmıştır: "Yedi sene yorgan ile örtünmedim. Arpa ekmeğinden başka bir şey yemedim. Yedi seneden sonra bir büyük zât gelip güzel bir yorgan ile lezzetli bir yemek getirdi. Bunları Peygamber efendimizin işâretiyle getirdiğini, kabûl etmemi söyledi. Ben de; "Bunun böyle olduğuna dâir bir delîlin var mı?" dedim. O zât tebessüm ederek; "Nasıl bir şâhid istiyorsun?" dedi. "Öyle bir şâhid ki, bana da işâret buyrulsun." dedim. "Senin de Resûlullah efendimize teveccüh etmen gerekir." dedi. O meclisten ayrılıp Resûlullah efendimize teveccüh ettim. Resûlullah efendimizi gördüm. Bana tebessüm buyurup; "O teklif benim işâretimledir." buyurdu. Bunun üzerine o zâtın verdiği şeyleri kabûl ettim.<br />
<br />
 1) Nüzhet-ül-Havâtır; c.1, s.88<br />
 2) Sefînet-ül-Evliyâ; s.107<br />
 3) Nefehât-ül-Üns Tercümesi; s.504<br />
 4) Hülâsât-ül-Menâkıb, Süleymâniye Kütüphânesi,Şehîd Ali Paşa Kısmı, No: 2794 5) Nesâyim-ül-Mehabbe; s.287 6) Brockelman; Gal-2, s.221, Sup-2, s.311<br />
<br />
Şahı merdan gavs-ı sani dolaşır menzil içinde<br />
Pervane olmuş dervişler ALLAH der gider peşinde<br />
Nefsini dizginlemiş hizmet ehli pehlivanlar edep içinde<br />
Görünce insan olanın titrer kalbi akar gözünden yaşı sultanım canım efendim..</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=872" target="_blank" title="">Evradi-i-Fethiye.png</a> (Dosya Boyutu: 143.61 KB / İndirme Sayısı: 314)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evradı Fethiye | Evrad-ı Fethiyye | Evrad-ı Bahaiyye</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">EVRAD-I FETHİYYE 'NİN FAZİLETLERİ HAKKINDA</span><br />
<br />
 Hazret-i Emir Seyyid Ali Hemedânî hazretleri söyle anlatır : <br />
Bin dört yüz (1400) Evliyâ-i kirâma Allâh'a erme makâmı (mülâkat) nasib oldu.Her birisine, velâyet makâmına nasıl ulaştıklarını sordum.Bana, bu evrâd-ı şerifeye devam etmek suretiyle, velâyet fethinin müyesser olduğunu söylediler.<br />
Bir gün, Mekke-i mükerremede Harem-i şerif içinde murakabede bulunduğum sırada, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazır olarak: (Ey benim oğlum! Fethiyye virdini oku..) buyurdular. Birdenbire Hızır aleyhisselâm zuhûr etti ve beni elimden tutarak Mekke'nin Batha vadisine götürdü ve bana orada Fethiyye-i şerifeyi talim buyurdu.<br />
Hızır âleyhisselamdan bu evrâdı öğrenir öğrenmez dağlar, taşlar, çöller, kumlar, sahralar, ağaçlar, yapraklar, gökyüzündeki melekler sanki benim hükmüme girdi, melekût ve ceberrut alemi önümde açılıverdi.<br />
<br />
Bir başka rivayete göre de, Fethiyye evrâd-ı şerifesini derleyip tertipledikten sonra Beyt-i şerife varmışlar ve orada misafir oldukları bir gece mânâlarında Hazreti Muhammed Seyyid-i kâinat hazretlerini mübarek ellerinde bazı evrâd bulunduğu halde görerek: <br />
 — Huz, hâzih-il Fethiyye (Al, Fethiye işte budur) fermanı üzerine kendisine lütfedilen evrâdı şerifi almışlar ve kendilerinin tertipledikleri Fethiyye evrâdının aynı olduğunu anlamışlardır. <br />
 Bu evrâd-ı şerifeye devam edenlerin, Allahu teâlânın inâyeti ve Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellemin himem-i ruhaniyyeti ve bu evrâdı daha önce okuyan zevât-ı âlişanın ve hak velilerinin kudsî nefesleri berekâtiyle çok faydalanacakları ve özellikle Esmâ-ül Hüsnâ'dan feyiz alacakları meşayih-i kiram ve ulemâ-i izam tarafından bildirilmiş ve tebşîr edilmiş (müjdelenmiş) tir.<br />
<br />
<br />
Fethiyye evrâdına devam edenler üzerine, Cenâb-ı Hak hayır ve bereket kapılarını açar, en kuvvetli ve şerli olan cinlerden emin olurlar.<br />
<br />
Fethiyye evrâdı, sabah namazından sonra okunur.Cemaatle okunduğu takdirde zikir halkası teşkil olunur ve güzel sesli bir kişi tarafından okunur.Bittikten sonra hazır bulunanlar zevk ve şevk ile ve rûhani cezbe içinde zikrullâh ile meşgul olurlar.<br />
Sâlik yalnız ise, Fethiyye-i şerifeyi dilerse yüksek sesle fakat zikirler mertebesini içinden okur. Bitirdikten sonra vakti müsâit ise, işrak zamanına kadar mürâkabe ve zikr-i-kalbi ile meşgul olur veya Yâsin-i şerifi okur.Çünkü, zikrullâh'ın berakâtı ve hidâyet nûru ile ve zikir meclislerinde hazır bulunan meleklerin, sâlihlerin ve meşâyihin ruhâniyyetleri ile kalbe tefekkür, teveccüh ve huzur ihsan buyurulur, rahmet ve muhabbet nazil olur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yine Seyyid Ali Hemedânî hazretlerinden naklen anlatmaktadır ki:</span><br />
<br />
— Bir gece, Harzem şehri civarında, bir bostanın havuzunun kenarında uyuya kalmıştım.Birden, dört kişinin benim bulunduğum yere doğru geldiklerini gördüm.Havuzdan abdest aldılar.<br />
Ben de abdest aldım ve onlarla birlikte namazı kıldım.Bu arada, kendi kendime Fethiyye'yi içimden mi yoksa yüksek sesle mi okusam diye düşünüyordum ki, imam selam verdi ve benim derlediğim Fethiyye'yi, aynen benim tertibim ile ve büyük bir şevk ve zevk içinde yüksek sesle okudu.<br />
Sonradan, bana zâhir oldu ki, gerek imamlık eden ve gerekse kendisine uyup namaz kılan zevat, meleklerden bir tâife olup, bu zatların, sırf Fethiyye-i şerifenin ne vakit ve nasıl okunacağını öğretmek ve beni irşâd etmek niyeti vazifesi ile Allâhu teâla tarafından memur buyurulduklarını anladım.<br />
Çünkü, bu vak'adan önce ben, Fethiyye-i şerife'yi sabah namazından evvel, yani ortalık henüz karanlık iken okurdum.Bundan sonra, meleklerden gördüğüm gibi, sabah namazlarından sonra okumaya başladım.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evradı Fethiye Türkçe Okunuşu</span><br />
<br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
<br />
 Lâ ilâhe illallâhü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hayâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi.. Lâ ilâhe illallâhü zinete arşihi. Lâ ilâhe illallâhü mil’e semâvâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü mil’e ardıhi.. Lâ ilâhe illallâhü adede misli zâlike meahû.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh. Lehül-mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyul lâ yemûtü bi yedihil hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il-masiyr.. Estağfirullâhe Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhil-Aliyyil-Azıym... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Sübhânallâhi ve bi-hamdihi.. Ve mâ tevfiygu illâ billâhi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhi Sübhânallâh-il-Azıymi ve bi-hamdihi.. Sübhânallâhi ve bi-hamdihi adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi ve müntehâ ılmihi ve minnetihi ve rahmetihi ve ra’fetihi ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Azıym..Allâhümme yâ Hayyü yâ Gayyûmü yâ Allâhü yâ bediy-as-semâvâti vel ardi yâ Mâlik-el-Mülki yâ Zel-Celâli vel-ikrâm.. Yâ lâ ilâhe illâ ente innâ nes’elüke bi-izzetike en tuhyiye gulûbenâ ve ecsâmenâ ve ebdânenâ ve ervâhanâ bi-envâri mâ’rifetike ebeden dâimem bâgıyen hâdiyey yâ Allâhü yâ Allâhü yâ Allâh.Ve bi-envâri hidâyetike ve bi-envâri gudratike ilâhi â’mâlünâ galiylüv ve hâcâtünâ kesiyrüv ve ilâhünâ Basiyr.. Allâhümmef’al binâ mâ ente lehû ehlüv ve lâ tef’al binâ mâ nahnü lehû ehlün.. Allâhümme inni es’elüke mâ lâ estahiggu ve eûzü bike mimmâ estahiggu ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr.. Ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il-Aliyyil-Aziym.. Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn es-salâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyn..Allâhümme yâ Vâcib-el-Vücûdi ve yâ Vâhib-el-hayri vel cûd.. Efıd aleynâ envâra rahmetike ve yessir lenel-vüsûle ilâ kemâli mâ’rifetike.. Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ ve lâ yuhiytûne bi-şey’im min ilmihi illâ bi-mâ şâ’e ve lâ mâ’rifete lenâ illâ mâ elhemtenâ inneke entel-Aliym-ül-Hakiym.. Allâhümme innâ nes’elüke minel-ismeti devâmehâ ve minen-ni’meti temâmehâ ve minel-âfiyeti husûlehâ ve miner-rahmeti şümûlehâ ve min-el-ayşi erğadehû ve minel umri es’adehû ve minel vagti etyebehû ve miner rizgi evseahû ve minel fadli â’zebehû ve minel lutfi enfe’ahû ve minel in’âmi e’ammehû ve minel ihsâni etemmehû.. Allâhümme yâ Allâhü kül lenâ yâ Cebbâr.. Ve lâ tekün aleynâ yâ Ğaffâr.. Allâhümme yâ Allâhü ahtim bis-seâdeti âcâlenâ ve haggig biz-ziyâdeti âmâlenâ vagrum bil-âfiyeti ğudüvvenâ ve âsâlenâ vec’al ilâ rahmetike ve mağfiratike masiyranâ ve meâlenâ ve subbe sicale afvike alâ zünûbinâ ve münne aleynâ bi-islâhi uyubinâ vec’al-it-tagvâ zâdenâ ve fiy diynike ictihâdenâ fe-inne aleyke tevekkülenâ ve i'timâdenâ ve sebbitnâ alâ nehc-il istigâmeti ve eidnâ mim mûcibât-in-nedâmeti yevm-el-giyâmeti ve haffif annâ sigal-el-evzâri verzügnâ meıyşetil-ebrâr vagfinâ vasrif annâ şerral-eşrâri ve a'tig rigâbenâ ve rigâbe âbâinâ ve ümmehâtinâ ve meşâyihinâ ve üstâzinâ mined-deyni vel-mezâlimi ven-nâri bi-izzetike yâ Aziyzü yâ Ğaffârü ya Keriymü yâ Settârü yâ Haliymü yâ Vehhâb.. Ve sallallâhümme alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve sahbihi ecma’ıyne (Âmin) bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn vel-hamdülillâhi Rabbil-âlemiyn... <br />
 Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Estağfirullâh-el-Aziym.. Elleziy lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûme ve etûbü ileyh.. Allâhümme-entes-Selâmü ve minkes-Selâmü ve ileyke yerci-üs-Selâmü hayyinâ Rabbenâ bis-Selâmi ve-edhilnâ dâr-as-Selâmi tebârakte Rabbenâ ve teâleyte yâ Zel-Celâli-vel-ikrâm.. Allâhümme lekel hamdü hamdey yüvâfiy niamike ve yükâfiy meziyde keramike ahmedüke bi-cemiy-i mehâmidike mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lemü ve alâ cemiy-i niamike küllihâ mâ alimtü minhâ ve mâ lem â’lem ve alâ külli hâl.. <br />
E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyül Gayyûmü lâ te’hüzühû sinetüv velâ nevm lehû mâ fis-semâvâti ve mâ fil-ardi men-zellezî yeşfeu indehû illâ bi-iznih yâ’lemü mâ beyne eydiyhim ve mâ halfehüm ve lâ yuhiytûne bi-şey’in min ilmihiy illâ bi-mâ şâ’e vesia kürsiy-yühüs-semâvâti vel-arda ve lâ yeûdühû hifzuhümâ ve hüvel-Aliyyül-Aziym.. Sübhânallâhi el-hamdü lillâhi Allâhü ekberu lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in Gadiyr.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Cebbâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Vâhid-ül Gahhâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aziyz-ül-Ğaffâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Keriym-üs-Settâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül Kebiyr-ül-Müteâl.. Lâ ilâhe illallâhü Hâlig-ul- leyli ven-nehâr.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ'bûdü bi-külli mekân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mezkûr-ül bi-külli lisân.. Lâ ilâhe illallâh-ül mâ’rûfü bi-külli ihsân.. Lâ ilâhe illallâhü iymânem billâh.. Lâ ilâhe illallâhü emânem minallâh.. Lâ ilâhe illallâhü emâneten indallâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh.. Lâ ilâhe illallâhü ve lâ nâ’büdü illâ iyyâh.. Lâ ilahe illallâhü haggan hagga.. Lâ ilahe illallâhü iymânev ve sidgâ.. Lâ ilâhe illallâhü teabbüdev ve riggâ.. Lâ ilâhe illallâhü telâttüfev ve rifgâ.. Lâ ilâhe illallâhü gable külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü bâ’de külli şey.. Lâ ilâhe illallâhü yebgâ Rabbünâ ve yefnâ ve yemûtü külli şey.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-mübiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Melik-ül Haggul-yagiyn.. Lâ ilâhe illallâh-ül Aliyyül-Aziym.. Lâ ilâhe illallâh-ül Hakim-ül-Keriym.. Lâ ilâhe illallâhü Rabbüs semâvât-is-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym.. Lâ ilâhe illallâhü ekram-ül ekramiyn.. Lâ ilâhe illallâhü erham-ür-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü habib-üt-tevvâbiyn.. Lâ ilâhe illallâhü râhim-ül-mesâkiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hâdiyül-mudilliyn.. Lâ ilâhe illallâhü delil-ül-hâiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü emân-ül-hâifiyn.. Lâ ilâhe illallâhü ğıyâs-ül müsteğıysiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-un-nâsiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâfiziyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ül-vârisiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-hâkimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râzigiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-fâtihiyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ul-ğâfiriyn.. Lâ ilâhe illallâhü hayr-ur-râhimiyn.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû ve sadega va’dehû ve nasara abdehû ve e’azze cündehû ve hezem-el-ahzâbe vahdehû ve lâ şey’e bâ’dehû.. Lâ ilâhe illallâhü ehl-ün-ni’meti ve lehül-fadlü ve lehüs-senâ’ül-hasen.. Lâ ilâhe illallâhü adede halgihi ve zinete arşihi ve ridâe nefsihi ve midâde kelimâtihi.. Lâ ilâhe illallâhü Sahib-ül vahdâniyyet-il ferdâniyyet-il gadiymiyyet-il ezeliyyet-il ebediyyet-illeziy leyse lehû siddüv ve lâ niddüv ve lâ şibhüv ve lâ şeriyküy yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyül lâ yemûtü biyedih-il hayru ve hüve alâ külli şey’in gadiyr ve ileyh-il masiyr.. Hüvel-evvelü vel-Âhiru vez-Zâhiru vel-Bâtınü ve hüve bi-külli şey’in Aliym. Leyse kemislihi şey’ün ve hüves-semi’ül-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel Mevlâ ve ni’men-nasiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekiyl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr.Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyk-el-masiyr. Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tiye limâ mena’te ve lâ râdde limâ gadayte ve lâ yenfeu zel-ceddi mink-el-ced.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-â’lel-Vehhâb.. Sübhâne Rabbiyel aliyyil-a’lel Keriym-il-Vehhâb.. Sübhâneke mâ abednâke hagga ibâdetike.. Sübhâneke mâ arafnâke hagga ma’firatike.. Sübhâneke mâ zekernâke hagga zikrike.. Sübhâneke mâ şekernâke hagga şükrike.. Sübhân’Allâh-il-ebediyyil-ebed.. Sübhân’Allâh-il-Vâhid-il-Ehad.. Sübhân’Allâh-il ferd-is-Samed.. Sübhân’Allâhi Râfi-is-semâvati bi-ğayri amed.. Sübhân’Allâhi Bâsit-il-eradıyne bilâ sened.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yettehiz sâhibetev ve lâ veledâ.. Sübhân’Allâh-illeziy lem yelid ve lem yûled ve lem yeküllehû küfüven ehad.. Sübhân-el-Melik-il-Guddûs.. Sübhâne zil-mülki vel-melekût.. Sübhâne zil-izzeti vel-azameti vel-gudrati vel-heybeti vel-celâli vel-cemâli vel-kemâli vel-begâi ves-senâi ved-diyâi vel-âlâi ven-nüamâi vel-kibriyâi vel ceberût.. Sübhân-el Melik-il-ma’bûd.. Sübhân-el Melik-il-vücûd.. Sübhân-el Melikil Hâlig-il Hayyilleziy lâ yenâmü ve lâ yemût.. Sübbûhün Guddûsür Rabbünâ ve Rabbül-melâ’iketi ver-rûh.. Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh-il Aliyyil-Aziym.. <br />
<br />
Allâhümme ent-el melik-ül-haggullezi lâ ilâhe illâ ente.. <br />
<br />
Yâ Allâhü.. Yâ Rahmânü.. Yâ Rahiymü.. Yâ Mâlikü, Yâ Guddûsü, Yâ Selâmü, Yâ Mü’minü, Yâ Müheyminü, Yâ Aziyzü, Yâ Cebbâru, Yâ Mütekebbiru, Yâ Hâligu, Yâ Bâriü, Yâ Musavviru, Yâ Ğaffâru, Yâ Gahhâru, Yâ Vehhâbü, Yâ Razzâgu, Yâ Fettâhu, Yâ Aliymü, Yâ Gâbidu, Yâ Bâsitu, Yâ Hâfidu, Yâ Râfiu, Yâ Mü’izzü, Yâ Müzillü, Yâ Semiy’u, Yâ Basiyru, Yâ Hakemü, Yâ Adlü, Yâ Latiyfü, Yâ Habiyru, Yâ Haliymü, Yâ Aziymü, Yâ Ğafûru, Yâ Şekûru, Yâ Aliyyü, Yâ Kebiyrü, Yâ Hafiyzü, Yâ Mugiytü, Yâ Hasiybü, Yâ Celiylü, Yâ Keriymü, Yâ Ragiybü, Yâ Müciybü, Yâ Vâsiu, Yâ Hagiymü, Yâ Vedûdü, Yâ Meciydü, Yâ Bâ’isü, Yâ Şehiydü, Yâ Haggu, Yâ Vekiylü, Yâ Gaviyyü, Yâ Metiynü, Yâ Veliyyü, Yâ Hamiydü, Yâ Mühsiy, Yâ Mübdiü, Yâ Müiydü, Yâ Muhyi, Yâ Mümiytü, Yâ Hayyü, Yâ Gayyûmü, Yâ Vâcidü, Yâ Mâcidü, Yâ Vâhidü, Yâ Ehadü, Yâ Samedü, Yâ Gâdiru, Yâ Mugtediru, Yâ Mugaddimü, Yâ Müahhiru Yâ Evvelü, Yâ Âhiru, Yâ Zâhiru, Yâ Bâtinü, Yâ Vâliy, Yâ Müteâliy, Yâ Berru, Yâ Tevvâbü, Yâ Mün’imü, Yâ Müntegimü, Yâ Afüvvü, Yâ Raüfü, Yâ Mâlik-el-mülki, Yâ Zel-Celâli vel-ikrâmi, Yâ Rabbi, Yâ Mugsitu, Yâ Câmiu, Yâ Ğaniyyü, Yâ Muğni, Yâ Mü’tiy, Yâ Mâniu, Yâ Darru, Yâ Nâfiu, Yâ Nûru, Yâ Hâdiy, Yâ Bediy’u, Yâ Bâgiy, Yâ Vârisü, Yâ Raşiydü, Yâ Sabûru, Yâ Sâdigu, Yâ Settâru, Yâ men tegaddeset an-il-eşbâhi zâtühû ve tenezzehet am müşabehet-il emsâli sıfâtühû ve yâ men dellet alâ vahdaniyyetihi ve âyâtihi ve şehidet bi-rübûbiyetihi masnû’atühû. Vâhidül lâ min gilletiv ve mevcûdül lâ min illetin.. Yâ men hüve bil-birri mâ’rûfüv ve bil ihsâni mevsûfün. Ma’rûfüm bilâ ğayetin, ve mevsûfüm bilâ nihayetin evvelün gadiymüm bilâ ibtidâ’i, âhirün keriymür rahiymüm bilâ intihâ’i.. Ve ğafera zünûb-el müznibiyne keramev ve hilmen.. Yâ mel leyse kemislihi şey’ün ve hüves-Semiy’ul-Basiyr.. Hasbünallâhü ve ni’mel-vekil ve ni’mel-Mevlâ ve ni’men nasiyr.. Yâ dâ’imem bilâ fenâ’iv ve yâ gâimem bilâ zevâlin ve yâ müdebbiram bilâ veziyrün, sehhil aleynâ ve alâ vâlidiynâ külle asiyr. Lâ uhsiy senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze câruke ve celle senâ’üke ve tegaddeset esmâ’üke ve azume şânüke ve lâ ilâhe ğayruke.. Yef’alüllahe mâ yeşâ’ü bi-gudratihi ve yahkümü mâ yüriydü ve bi-izzetihi.. Elâ ilâllâhi tasiyr-ül-umûr küllü şey’in hâlikün illâ vechehû lehül-hükmü ve ileyhi türce’ûn.. Feseyekfiykehümüllahü ve hüves-Semiy’ul-Aliym.. Hasbünallâhü ve kefâ semiAllâhü limen deâ leyse verâAllâhil müntehâ menî tesame billâhi yuhyiy.. Sübhâne men lem yezel Rabben rahiymev ve lâ yezâlü keriymen.. Lâ ilâhe illallâhül haliym-ül-keriymü Sübhânallâhi ve tebârakallâhü Rabbüs-semâvatis-seb’i ve Rabbül arş-il-Aziym vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyne ilâhev vâhiden ehaden sameden ferden vitren hayyen gayyûmen ebeden lem yettehiz sahibetev ve lâ veledev ve lem yekül lehû şeriykün fil mülki ve lem yekûl lehû veliyyüm min-ez-zülli ve kebbirhü tekbiyran Allâhü ekber.. <br />
<br />
Hasbünallâhü li-dininâ.. Hasbünallâhü li-dünyanâ.. Hasbünallâhü limâ ehemmenâ.. Hasbünallâhü limen bega aleynâ.. Hasbünallâhü limen hasedenâ, Hasbünallâhü limen kâdena bi-su’in.. Hasbünallâhü ind-el-mevti.. Hasbünallâhü ind-el-kabri.. Hasbünallâhü ind-el-mesâ’ili.. Hasbünallâhü ind-el-hisabi.. Hasbünallâhü ind-el-miyzâni.. Hasbünallâhü ind-es-sırati.. Hasbünallâhü ind-el-cenneti ven-nâr.. Hasbünallâhü ind-el-lika’i.. HasbiyAllâhüllezi lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve ileyhi üniyb.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ â’zamAllâhü lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ahlemAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü Sübhânallâhi mâ ekremAllâhü.. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şeriyke lehu Muhammedür Resûlüllah.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ zekereh-üz-zâkirun.. Allâhümme salli alâ Muhammedin küllemâ gafele an zikrih-il-ğâfilûn.. Radîynâ billâhi teâlâ Rabben ve bil-islâmi diynen ve bi-Muhammedin sallallâhü aleyhi ve selleme nebiyyen ve resûlen ve bil-gur’âni imâmev ve bil-kâ’beti gibletev ve bis-salâti ves-savmi vez-zekâti vel-hacci farizatan ve bil-mü’miniyne ihvânev ve bil-mü’minâti ahevâtiv ve bis-Sıddiygi vel-Faruki ve ziyn-Nûreyni vel-Mürtedâ e’immeten ve bi-sair-is-sahabeti ridvanullahü teâlâ aleyhim ecma’iyne kıdveten bi-halâllahi teâla helâlev ve bihi hisabev ve bi-haramillahi teâlâ haramev ve bihi azabev ve bil-cenneti sevabev ve bin-nâri ikaben.. Merhaben merhaba bis-sabah-il-cedidi ve bil-yevm-is-sa’iyd ve bil-melekeyn-il kirâmeyn-il kâtibeyn-iş şâhideyn-il âdileyni hayyen kümAllâhü teâlâ fi gurreti yevminâ hazektübâ fi evveli sahifetinâ hâzihi  Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym  ve eşhede bi-enna neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerike lehu ve neşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühu erselehu bil-hüdâ ve din-il-hakkı alâ hâzih-iş-şehadeti nahyâ ve aleyhâ nemûtu ve aleyhâ nüb’asü inşâ’Allâhu teâlâ.. E’uzü bi-kelimâtillah-it-tâmmati külleha min şerri mâ halâga.. Bismillahi hayr-il-esmâ-i.. Bismillahi Rabbil-ardi ve Rabbis-semâ’i.. Bismillahillezi lâ yadurru mâ’a ismihi şey’ün fil’ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semi’ul-aliym.. El-hamdü lillâhillezi ahyanâ bâ’de mâ ematenâ ve redde ilebnâ ervahenâ ve ileyh-il bâ’sü ven-nüşuûr.. Asbahnâ ve asbehal-mülkü lillâhi vel-azametü velkibriyâ’ü vel-ceberutü ves-sultanü vel-bürhanü lillâhi vel-âlâü ven-nuamâ’ü lillâhi vel-leylü ven-neharü lillâhi ve mâ sekene fiyhimâ lillah-il vahid-il-kahhâr.. Asbahnâ alâ fıtra’t-il-islâmi ve alâ kelime’t-il-ihlâsi ve alâ din-i nebiyyinâ Muhammedin sallAllâhu aleyhi ve selleme ve alâ milleti ebiynâ İbrahiyme haniyfen müslimen ve mâ kân emin-el-müşrikiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashabihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullahi ve berekâtühü.. <br />
<br />
Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Rasûlallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ habiballâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ halilallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ nebiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ safiyyallâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hayra halgillâh.. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ menihtârahullah.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men erselehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men zeyyenehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men kerramehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men azzemehullâh.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ seyyid-el-mürseliyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ imam-el-müttegiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hâtem-en-nebiyyin.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ şefi-al-müznibiyn.. .. Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ rasûle Rabbil-âlemiyn.. Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve enbiyâ’ihi ve rüsûlihi ve hameleti arşihi ve cemi-i halgihi alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihi ve ashâbihi aleyhi ve aleyhim-üs-selâmü ve rahmetullâhi ve berekâtüh.. Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-evveliyn.. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fil-âhiriyn.. Ve salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin fil-melâil â’lâ ilâ yevmid-din ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin fi külli vagtiv ve hıyn ve salli alâ cemiy-il enbiyâ-i vel-mürseliyn ve alâ melâ’iketik-el-mugarrabiyn ve alâ ibâdik-es-sâlihiyn ve alâ ehl-i tâ’atike ecmaiyne min ehlis-semâvâti ve min ehl-il eradiyn verhamnâ vahşürnâ me’ahüm bi-rahmetike yâ Erham-er-Râhimiyn.. Allâhümme edhilnâ fi rahmetike ve ente hayr-ür-râhimiyn.. <br />
Bismillâh-ir-Rahmân-ir-Rahiym <br />
 Allâhümme yâ Mâlik-er-Rigâb.. Yâ müfettih-el-ebvâb.. Ve yâ müsebbib-el-esbâb heyyi lenâ sebeben lâ nestatıy’u lehu taleben.. Allâhümmec’alnâ meşguliyne bi-emrike âminiyne bi-ahdike âyisiyne min halkıke ânisiyne bike müstevhışıyne an gayrike radıyne bi-kada’ike sâbiriyne alâ belâ’ike şâkiriyne le-ni’mâ’ike mütelezziziyne bi-zikrike ferihiyne bi-kitabike münâciyne bike fi ânâ’il-leyli ve etraf-in-nehâr mübgızıyne lid-dünya muhibbiyne lil-âhireti müştakıyne ilâ lika’ike müteveccihiyne ilâ cenâbike müsta’ıddıyne lil-mevti..Rabbenâ Âtina mâ ve adtenâ alâ rüsûlike ve lâ tuhzinâ yevm-el-kıyameti inneke lâ tuhlif-ül-mi’ad. Allâhümmec’al tevfiyke refiykanâ ves-sırat-el müstakiyme tariykanâ. Allâhümme evsılnâ ilâ makasidina ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvab-ür-rahiym.. Allâhümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemûtü ve ileyk-el-masiyr.. Allâhümme erinel-hakka hakkan verzuknâ ettiba’ahu ve erinel-bâtıla bâtılen verzuknâ ectinâbehu teveffenâ müslimiyne velhıknâ bis-sâlihiyn.. Vedfâ’annâ şerrez-zâlimiyne ve eşriknâ fi dua-il-mü’miniyn.. Ve ginâ Rabbenâ şerre mâ kadayte.. Allâhümmağfir li-ümmeti Muhammed.. Allâhümmansur ümmete Muhammed.. Allâhümmerham ümmete Muhammed.. Allâhümmahfaz ümmete Muhammed.. Allâhümme ferric an ümmeti Muhammed.. Allâhümme yâ habib-et-tevvâbiyne tüb aleynâ ve yâ emân-el-hâ’ifiyne âminnâ ve yâ delil-el-mütehayyiriyne düllenâ ve yâ hadiyel-mudıllıynehdinâ ve yâ gıyas-el müstagıysiyne agisnâ ve yâ recâ-el-münkatı’ıyne lâ taktâ’ recâ’enâ ve yâ gafir-el-müznibiyne ıgfir lenâ zünübenâ ve kefir annâ seyyi’atinâ ve teveffenâ mâ’al-ebrâr Allâhümme nevvir kulûbenâ.. Allâhümmeşrah sudurenâ.. Allâhümme yessir umurenâ.. Allâhümmestür uyubenâ.. Yâ hafiy-yel-eltâfi neccinâ mimmâ nehaf.. Allâhümmagfir lenâ ve valideynâ ve li-üstâzinâ ve li-meşâyihinâ ve li-ihvanina ve li-ashabinâ ve li-ahbabinâ ve li-aşâ’irinâ ve li-kabâ’ilinâ ve limen lehu hakka aleynâ ve limen vessanâ bid-dua’il-hayri ve li-cemi-il mü’miniyne vel-mü’minât vel-müslimiyne vel-müslimât el-ahyâ’ü minhüm vel-emvât.. Allâhüm<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu</span><br />
<br />
اوراد فتحيه<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=873" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-1.png</a> (Dosya Boyutu: 271.53 KB / İndirme Sayısı: 290)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=874" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-2.png</a> (Dosya Boyutu: 357.99 KB / İndirme Sayısı: 270)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=875" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-3.png</a> (Dosya Boyutu: 286.79 KB / İndirme Sayısı: 304)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=876" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-4.png</a> (Dosya Boyutu: 305.39 KB / İndirme Sayısı: 282)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=877" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-5.png</a> (Dosya Boyutu: 291.3 KB / İndirme Sayısı: 283)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=878" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-6.png</a> (Dosya Boyutu: 319.79 KB / İndirme Sayısı: 282)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=879" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-7.png</a> (Dosya Boyutu: 309.54 KB / İndirme Sayısı: 277)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=880" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-8.png</a> (Dosya Boyutu: 277.14 KB / İndirme Sayısı: 283)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=881" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-9.png</a> (Dosya Boyutu: 360.64 KB / İndirme Sayısı: 284)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=882" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-10.png</a> (Dosya Boyutu: 275.67 KB / İndirme Sayısı: 287)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=883" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-11.png</a> (Dosya Boyutu: 310.05 KB / İndirme Sayısı: 286)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=884" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-12.png</a> (Dosya Boyutu: 301.82 KB / İndirme Sayısı: 285)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=885" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-13.png</a> (Dosya Boyutu: 334.51 KB / İndirme Sayısı: 276)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=886" target="_blank" title="">Evradı Fethiye Arapça Okunuşu-14.png</a> (Dosya Boyutu: 144.58 KB / İndirme Sayısı: 279)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> Şeyh Es-Seyyid Aliyyül Hemedâni Hazretleri Kimdir</span><br />
<br />
Horasan'ın meşhûr evliyalarından olup ismi Ali bin Şihâbeddîn bin Muhammed'dir. Peygamber efendimizin soyundan olup seyyiddir. 1384 (H.786) senesinde vefât etti. Kabri şerifleri Hıtlan'dadır. Aklî ve naklî ilimlerde büyük âlim idi. Tasavvuf ilimlerinde Mahmûd Mazdakânî ve Mahmûd-i Adkânî hazretlerinden feyz alarak kemâle erdi. Ayrıca zamânında yaşayan pekçok velî ile görüşüp sohbetlerinde bulundu. Keşmir şehrinde bir dergâhı vardı. Uzun zaman insanlara yol gösterip, Allahü teâlâ hazretlerinin emir ve yasaklarını anlattı. Pekçok insanın vuslatına vesîle oldu. Hakkında pek çok menkıbe vardır.<br />
<br />
Kendisi şöyle anlatmıştır: "Defâlarca hacca gittim. Bir hac seferinde yolumuz çöle düştü. Yirmi sekiz gün hiçbir şey yiyip içmeden yürüdüm. Yemek içmek hiç hatırıma gelmiyordu. Bir müddet sonra bende yemek yeme ihtiyâcı hâsıl oldu. Yanımda yiyecek ve içecek hiçbir şey yoktu. Rastladığım birkaç çadıra yiyecek bulurum ümidiyle uğradım. Fakat kimseden bir şey isteyemedim. Sonra bir köşeye çekilip murâkabeye vardım, oturup öylece kaldım. Bir müddet sonra bulunduğum kâfilenin gittiğini gördüm. Yetişmek için kalkıp yürümeye başladım. Yol üzerinde bir su kuyusuna rastladım. Kuyudan su çekecek bir kabım yoktu. Sonunda kuyunun içine inip, doyuncaya kadar su içtim. Bir müddet kuyunun dibinde bekledim. Çok derin olduğu için dışarı çıkamadım. Kuyu çıkılabilecek şekilde değildi. Ben böyle bekleyip dururken, kuyunun başına biri geldi. Bana bakıp başındaki sarığını çıkarıp, bana doğru sarkıttı. Sarığın ucundan tuttum. Beni çekip kuyudan çıkardı. Dışarı çıkınca kim olduğunu sormak istediğimde, gözden kayboluverdi. Bunun üzerine süratle yürüyüp kâfileye yetiştim. Beni görünce sağ sâlim nasıl geldin diye hayret ettiler. Eşkıyâdan nasıl kurtuldun dediler. Bu sebeple kâfile arasında meşhur oldum. Yolculuk sırasında çoğu kere kâfileden ayrı giderdim. Geceleri onlardan ayrı geçirirdim. Çok korkulu yerler olmasına rağmen, Allahü teâlâ beni korurdu."<br />
<br />
Talebelerinin meşhurlarından Nûreddîn Câfer Bedahşî hazretleri şöyle anlatmıştır: "Seyyid Ali Hemedânî hazretlerinin sohbetleri sırasında huzûrunda bulunduğumda hatırımdan her ne geçse onu bana açıkça söylerdi. Eğer hatırımdan geçen şeyler bir faydaya sebeb olmayacaksa, açıklamazdı." Kendisi anlatır: "Şeyh Muhyiddîn Arabî hazretleri bâzı eserlerinde şöyle zikretmiştir: Yetmiş gün hiçbir şey yemedim, diye kaydetmiştir. Ben de kendimi denemek için yüz yetmiş gün hiçbir şey yemedim. O hâle geldim ki, yemek yemek sünnet olmasaydı, geri kalan ömrüm boyu bu derviş hiçbir şey yemezdi." Yine şöyle anlatmıştır: "Bir defâsında, Rum diyârına gitmiştim. Bir mescidde ikâmet ediyordum. Bir gece ihtilâm oldum. Hava son derece soğuktu. Nefsim gusül abdesti alma husûsunda gevşeklik göstermek istedi. Nefsime bu gevşekliği sebebiyle şöyle bir cezâ verdim. Kırk gece buzu kırıp soğuk su ile sana gusül abdesti aldıracağım, dedim. Büyük bir taş alıp her gece buzu kırarak gusül abdesti aldım. Böyle kırk gece devâm ettim. Bu sırada eski bir elbisemden başka giyecek bir şeyim yoktu.<br />
<br />
Seyyid Ali Hemedânî hazretleri fütüvvetle ilgili olarak buyurdu ki: "Ey azîz! Ahî(kardeşlik) sözü halk arasında kullanılan bir lafızdır. Bunun yüksek bir mânâsı ve geniş bir hakîkati vardır. Tasavvuf ehli kardeşliği üç mertebede açıklamışlardır.<br />
<br />
Birincisi, anne ve babası bir olan kimseler. İkincisi müminlerin kardeşliğidir.<br />
Âyet-i kerîmede meâlen; "Şüphesiz ki, müminler kardeştir." (Hucurât sûresi:13) buyruldu. Üçüncü mertebe ise gönül ehli ve hakîkate erenler arasındaki kardeşliktir. Bu makâma fütüvvet denir. Bir kimse cömertlikle, af, emânete riâyet, şefkât ve hilm (yumuşak huyluluk), tevâzu ve takvâ ile vasıflanırsa, fütüvvet ehli böyle kimseye (ahî) kardeş adı vermişlerdir. Fütüvvet her ne kadar fakr makâmından bir makam ise de bütün makamların aslıdır. Bütün makamlar ona bağlıdır. Bütün insânî olgunlukların aslı fütüvvete bağlıdır. Çünkü bu bütün dereceleri ve mekârim-i ahlâkı, üstün ahlâkı şâmildir.<br />
<br />
Hakîkate eren büyükler, meşâyıh-ı kirâm, fütüvvetin hakîkatı hakkında çok söz söylemişlerdir. Hasan-ı Basrî kuddise sirruh; "Fütüvvet, Rabbin için nefsine düşman olmandır." buyurdu. Hâris-i Muhâsibî ise; "Fütüvvet herkese insaflı davranmayı kendine vazîfe bilmek, kimseden insaf beklememektir." buyurdu. Cüneyd-i Bağdâdî; "Fütüvvet, açık elli olmak ve eziyet vermemektir. Yâni fütüvvetin hakîkatı; hayra, iyiliğe ve Allahü teâlânın kullarının rahatına vesîle olmaktır." buyurdu. Sehl bin Abdullah da; "Fütüvvet, sünnet-i seniyyeye uymaktır." buyurdu. Hazret-i Ali buyurdu ki: "Fütüvvet dört kısımdır. Gücü yettiği halde affetmek, gadab, kızgınlık ânında yumuşak davranmak, düşmanlığı olduğu halde karşısındakine nasîhat etmek, kendi ihtiyâcı olduğu halde başkasına vermek." Bütün bu buyrulanlardan anlaşıldı ki, fütüvvetin bütün mertebeleri ve şekli kul hakkı ile ilgilidir.<br />
Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîfte; "Kul, müslüman kardeşinin ihtiyâcını karşıladığı müddetçe Allahü teâlâ da onun ihtiyaçlarını giderir." buyurdu. "Biliniz ki, dünyâ, kıyâmet çölünün kenarında yapılmış bir menzildir. Öyle bir menzildir ki, ezel çölü ile ebed çölü arasında konmuştur. Allahü teâlânın kulları, misâfirleri âlem-i ervâh çölünden kıyâmet karargâhı sahrasına sefer yapsınlar. Bu menzilde âhiret seferine çıkmak için azık hazırlasınlar, bu uzun ve nihâyetsiz yolculuk için tedbir ile meşgûl olsunlar. Dünyâda bir yerde konaklamış misâfirler gibi gidici olan insanlar, Allahü teâlânın hikmetiyle değişik haldedirler. Bâzısı bedenen kuvvetli, mânen zayıf, bâzısı mânen kuvvetli, bedenen zayıfdır. Bâzısı her iki bakımdan da kuvvetli, bâzısı da her iki bakımdan da zayıf yaratılmıştır.<br />
Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "...İşte bütün bunlar azîz olan (ve her şeyi) iyi bilen Allah'ın takdîridir." (En'âm sûresi: 96) buyrulmuştur. Bunda sayılması, anlatılması mümkün olmayacak derecede çeşitli hikmetler vardır. Bir hikmeti, insanların güçleri nisbetinde birbirine yardımcı olmalarıdır. Peygamber efendimiz hadîs-i şerîfte; "Müminler binânın tuğlaları gibidirler. Biri diğerini destekler." buyurdu. Îmân sâhibi olanlar, din ve dünyâ işlerinde birbirine yardımcı olurlar. Bu dünyâdaki âhiret seferinde kulluk yükünü taşımaları için birbirlerine yardımcı olurlar. Âyet-i kerîmede müminlerin kardeş olduğu bildirilmiştir. Güç kuvvet sâhibi olan kullara bu fâni nîmet Allahü teâlâ tarafından verilmiş bir emânettir ki, bununla ebedî saâdet tohumlarını ekerler. Bu ebedî nîmeti kazanırlar. Mağrur ve gâfil olanlar ise, bu cismânî bir nîmet olan güç ve kuvveti şu birkaç günlük kederli dünyâ hayâtı için harcarlar. Kısa ömrü bu murdar dünyâya âit şeyleri toplamakla zâyi ederler. Uzun âhiret yolculuğu için hazırlanmaktan gâfil olurlar. Böylece din kardeşlerinin de dünyâya ve âhirete âit haklarını unuturlar, yerine getirmezler. Allahü teâlânın emirlerine uymayı elden kaçırırlar.<br />
Âyet-i kerîmede meâlen; "Onlar dünyâ hayâtının görünen yüzünü bilirler. Âhiretten ise tamâmen gâfildirler." (Rûm sûresi: 7) ve "...Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu." (Tevbe sûresi: 67) buyruldu. Bu insanlar dünyânın fâni, geçici nîmetlerine dalıp, Allahü teâlâyı unutmaları sebebiyle âhirette Cehennem'e atılacaklar ve rahmet edilmeyecekler."<br />
<br />
 "Ahî, gerçek kardeş olan kimsenin güzel ahlâka ve beğenilen hasletlere sâhib olması gerekir. Yaşlılara hürmet, gençlere nasîhat, çocuklara şefkat, zayıflara merhamet, fakirlere cömertlik, âlimlere hürmet eder. Zâlimlere düşmanlık, facirleri tahkîr eder. İnsanlara iyilik eder ve mertlik gösterir ve onlarla sulh içinde yaşar, iyi geçinir. Allahü teâlâya yalvarır, nefsine karşı savaş açar, onun boş isteklerine muhâlefet eder. Şeytanla mücâdele eder. İnsanlardan gelen sıkıntılara tehammül eder. Düşmanlık edenlere yumuşak davranır. Musîbetler karşısında sabırlı olur. Kendi ayıplarına bakıp başkalarının ayıpları üzerinde durmaz. İnsanlara musîbete uğradıklarında ve gamlı hallerinde yardımcı olur. Takdire, kadere râzı olur. Bid'atden ve nefsin boş isteklerinden sakınır. Dînin emirleri üzere hareket eder. Töhmet altında kalacak yerlerden uzak durur. Lâzım olan din bilgilerini öğrenmekte çok hırslı olur. Gaflet ehlinden nefret eder. Dostlarla yardımlaşır. Cemâate devâm eder. Emri altında bulunanlara nasîhat eder. Dâimâ âhireti düşünür. Hallerine ve sözlerine dikkat eder. Kıyâmet gününde rüsvâ, rezil olmaktan korkar. Allahü teâlânın fazlından ve ihsânından ümit kesmez" <br />
<br />
 "Bütün mertebelere, yüksek derecelere ve âhiret saâdetlerine kavuşmak, tâatlar ile ibâdet ve kulluk ağacının meyveleri ile geçer.<br />
Âyet-i kerîmede meâlen; "Hakîkaten, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur." (Necm sûresi: 39) buyruldu. Tâatların çeşitleri çok ise de hepsi üç kısımda toplanır. Bunlar; kalp ile, beden ile ve mal ile yapılan ibâdetlerdir. Kalp ile olan; tâat, îmân, tevekkül, sabır, şükür, teslimiyet ve işleri Allahü teâlâya havâle etmek, O'na sığınıp güvenmek. Sıdk, ihlâs, rızâ, yakîn, muhabbet, mârifet ve diğerleri. Bunlar keşf kapılarının anahtarları, müşâhede meclisinin ışıklarıdır."<br />
<br />
Seyyid Ali Hemedânî hazretleri kıymetli kitaplar yazmış olup, bir kısmı şunlardır:<br />
<br />
Şerh-i Esmâullah,<br />
Şerh-i Füsûs-ül-Hikem,<br />
Şerh-i Kasîde-i Hemziyye,<br />
Zâhirât-ül-Mülûk,<br />
Esrâr-ı Vahy,<br />
Risâle-i Siyerü't-Tâlibîn ve daha pekçok eseri vardır.<br />
<br />
Eserlerinin çoğu talebesi Nûreddîn Câfer Bedahşânî tarafından büyük bir kitap hâlinde biraraya toplanmıştır. Menkıbeleri de aynı talebesi tarafından eserlerini topladığı mecmua içinde Hülâsât-ül-Menâkıb adını verdiği eserde anlatılmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">RASÛLULLAH EFENDİMİZİN EMRİ</span><br />
<br />
 Seyyid Ali Hemedânî hazretleri şöyle anlatır: Bir hac seferi için Hıtlan vilâyetinin Alişah köyünden yola çıkmıştım. Yolculuğum sırasında yanımda bulunan şeyleri muhtaçlara dağıtırdım. Bir müddet yol aldıktan sonra, çok az param kalmıştı. Bir yerde konaklamıştık. Bu sırada birisi gelip, bana iki bin dinar verdi ve kabûl etmemi istedi.Sonra parayı Peygamber efendimizin mânevî işâretiyle bana getirdiğini söyledi. Bunun üzerine kabûl edip aldım. Sonra ona Peygamber efendimiz sana ne sûretle işâret buyurdu diye sordum. Dedi ki: "Bu dirhemleri hacca gitmek niyetiyle saklamıştım. Bir gece rüyâmda Peygamber efendimizi gördüm. Bana; "Bu dirhemleri sakla benim evlâdımdan birisi hacca giderken falanca yerde konaklayacaktır. Dirhemleri ona ver." buyurdu. Resûlullah efendimiz böyle buyurunca; "Yâ Resûlallah! O torununuzun ismi nedir?" diye sordum. "Ali Hemedânî'dir." buyurdu. İşte o zamandan bu güne kadar bir sene geçti. Bu bir sene içerisinde dâimâ oraya gelecek birini bekledim, tâkib ettim. İşte şimdi zât-ı âlinizle müşerref oldum." dedi. Bu dirhemleri alıp Bağdât'a kadar yanımda taşıdım. Fakat o sene bir hâdise yüzünden hacca gidemedim. Bağdat'tan geri döndüm. Üç deveye çeşitli yiyecekler ve su ile, iki deveye de öteki eşyâları yükledim. Kervandakiler beni yanımda üzeri yiyecek yüklü develerle görünce şaşırdılar. "Bu seyyid az yerdi, yanında fazla şey bulunmazdı. Neden böyle yanına çok azık aldı." dediler.Halbuki on dört günde ancak bir yiyecek bulunan yere varabiliyorduk. Kervanla birlikte birkaç gün yol aldıktan sonra, kervan yolu şaşırdı. Kervandakilerin azıkları tamâmen tükendi. Benden yiyecek istediler. Ben de onlara yiyecek içecek verdim. Bunları yiyerek bir müddet sonra yiyecek bulunan mâmur bir beldeye ulaşabildik. Böylece Şam'a ulaştık. Ben yanımdaki dirhemleri muhtaçlara vermek için gâyet iktisatlı bir şekilde harcıyordum. Bu sırada biz Şam'da iken sıkıntıya sebeb olan başka bir hâdise meydana geldi. Yanımdaki dirhemler de iyice azalmıştı. Nihayet imkân bulup Şam'dan Mekke'ye gittim, hac ibâdetimi yapıp memleketim Hıtlan'a döndüm. Hac dönüşünden sonra ziyâretine gidenlere bir sohbeti sırasında şöyle buyurmuştur: "Buradan ayrılıp dönünceye kadar on ay müddetle ikâmet ettiğim, konakladığım her yerde Allahü telâ kalbime; "Git insanları irşâd et, rehberlik yap." diye ilhâm etti."<br />
 "O TEKLİF BENİM İŞÂRETİMLEDİR"<br />
Seyyid Ali Hemedânî hazretleri şöyle anlatmıştır: "Yedi sene yorgan ile örtünmedim. Arpa ekmeğinden başka bir şey yemedim. Yedi seneden sonra bir büyük zât gelip güzel bir yorgan ile lezzetli bir yemek getirdi. Bunları Peygamber efendimizin işâretiyle getirdiğini, kabûl etmemi söyledi. Ben de; "Bunun böyle olduğuna dâir bir delîlin var mı?" dedim. O zât tebessüm ederek; "Nasıl bir şâhid istiyorsun?" dedi. "Öyle bir şâhid ki, bana da işâret buyrulsun." dedim. "Senin de Resûlullah efendimize teveccüh etmen gerekir." dedi. O meclisten ayrılıp Resûlullah efendimize teveccüh ettim. Resûlullah efendimizi gördüm. Bana tebessüm buyurup; "O teklif benim işâretimledir." buyurdu. Bunun üzerine o zâtın verdiği şeyleri kabûl ettim.<br />
<br />
 1) Nüzhet-ül-Havâtır; c.1, s.88<br />
 2) Sefînet-ül-Evliyâ; s.107<br />
 3) Nefehât-ül-Üns Tercümesi; s.504<br />
 4) Hülâsât-ül-Menâkıb, Süleymâniye Kütüphânesi,Şehîd Ali Paşa Kısmı, No: 2794 5) Nesâyim-ül-Mehabbe; s.287 6) Brockelman; Gal-2, s.221, Sup-2, s.311<br />
<br />
Şahı merdan gavs-ı sani dolaşır menzil içinde<br />
Pervane olmuş dervişler ALLAH der gider peşinde<br />
Nefsini dizginlemiş hizmet ehli pehlivanlar edep içinde<br />
Görünce insan olanın titrer kalbi akar gözünden yaşı sultanım canım efendim..</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>