<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Hristiyanlık ve incil]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 03:44:15 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz. İsa tekrar dünyaya gelecek midir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=107</link>
			<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 15:58:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=107</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. İsa tekrar dünyaya gelecek midir?</span><br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de, Allah Teâlâ’nın Hz. Îsâ (a.s.)’yı Yahudilerden koruduğu, onu öldürülmelerine imkân vermeyip mahiyeti anlaşılamayan bir şekilde katına yükselttiği ifade edilmektedir. Konuyla ilgili âyetlerde şöyle buyrulmaktadır: “Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve’Biz Allah’ın Peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesih’i öldürdük’ demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Fakat zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.” (Nisa, 4/156-157) “Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/158) “Hani Allah şöyle buyurmuştu: Ey Îsâ! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” (Âl-i İmran, 3/55 )<br />
<br />
İslam bilginleri, bu ayetler ile Hz. Peygamber (s.a.s.)’den nakledilen haberlere dayanarak farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: Bir kısım bilginler Allah Teâlâ’nın Hz. Îsâ (a.s.)’yı cismiyle ve ruhuyla kendisine yükselttiği görüşünü benimsemişlerdir. Bazı âlimlere göre ise Hz. Îsâ (a.s.) vefat etmiştir. Allah Teâlâ, nebilerin, sıddıkların ruhunu yükselttiği gibi onun ruhunu da yükseltmiştir.<br />
<br />
Tefsir ve akâid kaynaklarında Hz. Îsâ’nın kıyamete yakın bir zamanda dünyaya ineceği ve onun sayesinde Hıristiyanlığın teslis akidesinin (Allah-Ruhu’l-Kudüs-Îsâ ), İslam’ın tevhid akidesine dönüşeceği ifade edilmekle birlikte, bu görüş sadece Hz. Peygamber (s.a.s.)’e atfedilen haberlerde yer almaktadır.<br />
<br />
Özellikle son devir İslam âlimlerinin bir kısmı, Kur’an-ı Kerim’de açıkça yer almamış olması nedeniyle, Hz. İsâ’nın yeryüzüne inişi hadisesini farklı yorumlamakta, ilgili hadisleri ya zayıf addetmekte ya da Hz. Îsâ’nın inişini onun getirdiği tevhidî çizginin yeniden hakim olması şeklinde te’vile tabi tutmaktadırlar.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. İsa tekrar dünyaya gelecek midir?</span><br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de, Allah Teâlâ’nın Hz. Îsâ (a.s.)’yı Yahudilerden koruduğu, onu öldürülmelerine imkân vermeyip mahiyeti anlaşılamayan bir şekilde katına yükselttiği ifade edilmektedir. Konuyla ilgili âyetlerde şöyle buyrulmaktadır: “Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve’Biz Allah’ın Peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesih’i öldürdük’ demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Fakat zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.” (Nisa, 4/156-157) “Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/158) “Hani Allah şöyle buyurmuştu: Ey Îsâ! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” (Âl-i İmran, 3/55 )<br />
<br />
İslam bilginleri, bu ayetler ile Hz. Peygamber (s.a.s.)’den nakledilen haberlere dayanarak farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: Bir kısım bilginler Allah Teâlâ’nın Hz. Îsâ (a.s.)’yı cismiyle ve ruhuyla kendisine yükselttiği görüşünü benimsemişlerdir. Bazı âlimlere göre ise Hz. Îsâ (a.s.) vefat etmiştir. Allah Teâlâ, nebilerin, sıddıkların ruhunu yükselttiği gibi onun ruhunu da yükseltmiştir.<br />
<br />
Tefsir ve akâid kaynaklarında Hz. Îsâ’nın kıyamete yakın bir zamanda dünyaya ineceği ve onun sayesinde Hıristiyanlığın teslis akidesinin (Allah-Ruhu’l-Kudüs-Îsâ ), İslam’ın tevhid akidesine dönüşeceği ifade edilmekle birlikte, bu görüş sadece Hz. Peygamber (s.a.s.)’e atfedilen haberlerde yer almaktadır.<br />
<br />
Özellikle son devir İslam âlimlerinin bir kısmı, Kur’an-ı Kerim’de açıkça yer almamış olması nedeniyle, Hz. İsâ’nın yeryüzüne inişi hadisesini farklı yorumlamakta, ilgili hadisleri ya zayıf addetmekte ya da Hz. Îsâ’nın inişini onun getirdiği tevhidî çizginin yeniden hakim olması şeklinde te’vile tabi tutmaktadırlar.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz. Îsâ hakkında bilgi verir misiniz?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=106</link>
			<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 15:56:53 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=106</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. Îsâ hakkında bilgi verir misiniz?</span><br />
<br />
Hz. Îsâ Kur’an-ı Kerim’de 34 yerde Îsâ, 9 yerde de Mesih olarak zikredilmiştir. Âl-i İmran suresinin 45. den 62. ayetine kadar olan bölümde Hz. İsâ’nın dünyaya gelişi, özellikleri, görevi, kendisine tuzak kurulması ve yüce Allah’ın katına yükseltileceğinin<br />
<br />
bildirilmesi hakkında bilgi verilmekte, Rasûlüllah’tan bu hakikatleri inkâr edenleri karşılıklı lânetleşmeye çağırması istenmektedir. Bu konularda Kur’an-ı Kerîm’in başka sûrelerinde de açıklamalar bulunmaktadır.<br />
<br />
Hz. Îsâ Hıristiyanlık’ta ve İslâm’da hem Îsâ hem de Mesîh olarak adlandırılmaktadır. Fakat Kur’an’ın ifadesiyle; “Meryem oğlu Îsâ Mesîh ancak Allah’ın elçisidir, Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir ve O’ndan bir ruhtur.” (Nisâ, 4/171) Hıristiyanlık’ta ise o, Tanrının oğlu dolayısıyla Tanrı kabul edilmektedir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm Hz. Îsâ’nın doğum yeri ve doğum tarihi hakkında bilgi vermemektedir.<br />
<br />
İnciller’de onun Beytlehem’de dünyaya geldiği kaydedilmekle birlikte Nâsıralı olarak takdim edilmektedir (krş. Matta, 2/1, 13/54-57; Markos, 6/1-4; Luka, 2/4-11, 4/16, 24; Yuhanna, 1/45).<br />
<br />
Hz. Îsâ’nın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bazı tarihî bilgiler ışığında yapılan araştırmalar onun doğum tarihinin milâttan önce 5 yılının sonu veya 4 yılının başı olduğunu göstermektedir. Hz. Îsâ’nın doğduğu ay ve gün hakkında da kesin bir bilgi bulunmamaktadır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın İmrân ailesine mensup olduğu ve bu ailenin Allah tarafından seçilip üstün kılındığı belirtilmekte; Îsâ’nın annesi Meryem’in babasından İmrân ismiyle söz edilmektedir (Âl-i İmrân, 3/33-35).<br />
<br />
Âl-i İmrân suresi 35-44. âyetlerde açıklandığı üzere, Kur’an’a göre İsrâiloğulları’ndan İmrân’ın karısı hamile kalır ve doğacak çocuğunu Allah’a (mâbet) adar. Umduğunun aksine bir kız doğurur, “Ben onun adını Meryem koydum ve işte ben onu ve soyunu kovulmuş şeytana karşı sana ısmarlıyorum.” diyerek mâbede emanet eder. Hz. Zekeriyyâ Meryem’in bakımını üstlenir ve Meryem, mâbedin doğu tarafında bir odaya (mihrap) yerleştirilir. Hz. Meryem orada Allah tarafından rızıklandırılır; iffetli, her çeşit kötülükten uzak olarak büyür, herkesin imrendiği erdemli bir şahsiyete ulaşır.<br />
<br />
Cebrâil, Meryem’e insan şeklinde görünür. Meryem irkilir ve ondan Allah’a sığınır. Cebrâil Allah tarafından görevlendirilmiş elçi olduğunu bildirerek Meryem’e bir erkek çocuk doğuracağı müjdesini verir. Meryem, iffetli bir insan olduğu ve kendisine erkek eli değmediği halde nasıl çocuğunun olacağını sorunca da Cebrâil, bunun Allah için kolay olduğunu söyler. Daha sonra Allah ruhundan üfler ve Meryem hâmile kalır (ayrıca bkz. Enbiyâ 21/91; Tahrîm 66/12).<br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın hayatının tebliğ faaliyetine kadar geçen dönemiyle ilgili olarak sadece şu ifade yer alır: “Meryem oğlu ile annesini de bir âyet yaptık; ikisini de kalmaya elverişli, kaynak suyu bulunan yüksekçe bir yere yerleştirdik.” (Mü’minûn 23/50) Daha sonraki dönemi hakkında verdiği bilgiler de İnciller’deki kadar ayrıntılı değildir. Kur’an’a göre Hz. Îsâ, semadan sofra indirmenin (Mâide 5/111; Saf 61/14) dışında, çamurdan kuş yapıp ona üfleme ve onun da kuş oluvermesi, ölüyü diriltme, körü ve cüzzam hastalığına tutulmuş kişiyi iyi etme, evlerde yenilen ve biriktirilen şeyleri haber verme gibi çeşitli mûcizelerle desteklenmiştir (Âl-i İmrân 3/49; Mâide 5/110). Peygamberliğini ortaya koyan açık delillere rağmen Hz. Îsâ’ya inanmayanlar onu öldürmek üzere tuzak kurar, plan yaparlar, fakat Allah onların planlarını bozar (Âl-i İmrân, 3/54) ve Hz. Îsâ’yı kendi nezdine yükseltir (Nisâ 4/158).<br />
Kur’an-ı Kerîm’e göre Hz. Îsâ İsrâiloğulları’na gönderilmiş bir Peygamberdir ve kendisine İncil verilmiştir (Âl-i İmrân 3/49; Nisâ 4/171; Zuhruf 43/59; Hadîd 57/27; Saf 61/6).<br />
 <br />
Adı Îsâ, sıfatı Meryem oğlu, lakabı Mesîh olarak geçen (Âl-i İmrân 3/45) Hz. Îsâ ile ilgili olarak Kur’an’da kullanılan belli başlı ifadeler şunlardır: Îsâ Allah’tan bir kelimedir (Âl-i İmrân 3/45; Nisâ 4/171) ve bir ruhtur (Nisâ 4/171); Rûhulkudüs ile desteklenmiştir (Bakara 2/87, 253; Mâide 5/110); annesiyle birlikte Allah tarafından bir âyet kılınmıştır (Mü’minûn, 23/50); Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretmiştir (Mâide 5/110; Âl-i İmrân 3/48); annesine karşı hürmetkârdır (Meryem 19/32); sâlihlerdendir, şânı yücedir, Allah’a yakın olanlardandır (Âl-i İmrân 3/45-46); Allah ona kitap vermiş, onu Peygamber yapmış, mübarek kılmıştır (Mâide 5/75; Meryem 19/30-31); bir insandır, bir kuldur (Nisâ 4/172; Mâide 5/75; Meryem 19/30; Zuhruf 43/59); beşikte iken konuşan Peygamberdir (Âl-i İmrân 3/46; Mâide 5/110; Meryem 19/29-33); Tevrat’ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiştir (Âl-i İmrân 3/50-51; Mâide 5/46; Zuhruf 43/63); kavmine namazı ve zekâtı emretmiştir (Meryem 19/31); ayrıca “Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim.” (Saf, 61/6) diyerek Hz. Muhammed (s.a.s.)’in geleceğini müjdelemiştir.<br />
 <br />
Kur’an’da Hz. Îsâ’nın babasız dünyaya gelişi ilâhî kudretin bir tecellisi olarak nitelenmekte ve Âl-i İmran Suresinin 59. âyetinde onun yaratılışıyla Hz. Âdem’in yaratılışı arasındaki benzerliğe işaret edilmektedir. Ayrıca Kur’an’da Hz. Îsâ’nın kendisini aslâ ilâh olarak takdim etmediği açık biçimde belirtilmektedir (Mâide, 5/116-117). Hz. Îsâ’nın Hıristiyanlık’taki “teslîs” inancının bir öğesi haline getirilmesi ve Kur’an’ın bu anlayışı mahkûm etmesi hakkında bkz. Nisâ 4/171; Mâide 5/72-76. Öte yandan Kur’an Hz. Îsâ’nın öldürülmediğini, çarmıha da gerilmediğini; Allah katına yükseltildiğini bildirmektedir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. Îsâ hakkında bilgi verir misiniz?</span><br />
<br />
Hz. Îsâ Kur’an-ı Kerim’de 34 yerde Îsâ, 9 yerde de Mesih olarak zikredilmiştir. Âl-i İmran suresinin 45. den 62. ayetine kadar olan bölümde Hz. İsâ’nın dünyaya gelişi, özellikleri, görevi, kendisine tuzak kurulması ve yüce Allah’ın katına yükseltileceğinin<br />
<br />
bildirilmesi hakkında bilgi verilmekte, Rasûlüllah’tan bu hakikatleri inkâr edenleri karşılıklı lânetleşmeye çağırması istenmektedir. Bu konularda Kur’an-ı Kerîm’in başka sûrelerinde de açıklamalar bulunmaktadır.<br />
<br />
Hz. Îsâ Hıristiyanlık’ta ve İslâm’da hem Îsâ hem de Mesîh olarak adlandırılmaktadır. Fakat Kur’an’ın ifadesiyle; “Meryem oğlu Îsâ Mesîh ancak Allah’ın elçisidir, Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir ve O’ndan bir ruhtur.” (Nisâ, 4/171) Hıristiyanlık’ta ise o, Tanrının oğlu dolayısıyla Tanrı kabul edilmektedir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm Hz. Îsâ’nın doğum yeri ve doğum tarihi hakkında bilgi vermemektedir.<br />
<br />
İnciller’de onun Beytlehem’de dünyaya geldiği kaydedilmekle birlikte Nâsıralı olarak takdim edilmektedir (krş. Matta, 2/1, 13/54-57; Markos, 6/1-4; Luka, 2/4-11, 4/16, 24; Yuhanna, 1/45).<br />
<br />
Hz. Îsâ’nın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bazı tarihî bilgiler ışığında yapılan araştırmalar onun doğum tarihinin milâttan önce 5 yılının sonu veya 4 yılının başı olduğunu göstermektedir. Hz. Îsâ’nın doğduğu ay ve gün hakkında da kesin bir bilgi bulunmamaktadır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın İmrân ailesine mensup olduğu ve bu ailenin Allah tarafından seçilip üstün kılındığı belirtilmekte; Îsâ’nın annesi Meryem’in babasından İmrân ismiyle söz edilmektedir (Âl-i İmrân, 3/33-35).<br />
<br />
Âl-i İmrân suresi 35-44. âyetlerde açıklandığı üzere, Kur’an’a göre İsrâiloğulları’ndan İmrân’ın karısı hamile kalır ve doğacak çocuğunu Allah’a (mâbet) adar. Umduğunun aksine bir kız doğurur, “Ben onun adını Meryem koydum ve işte ben onu ve soyunu kovulmuş şeytana karşı sana ısmarlıyorum.” diyerek mâbede emanet eder. Hz. Zekeriyyâ Meryem’in bakımını üstlenir ve Meryem, mâbedin doğu tarafında bir odaya (mihrap) yerleştirilir. Hz. Meryem orada Allah tarafından rızıklandırılır; iffetli, her çeşit kötülükten uzak olarak büyür, herkesin imrendiği erdemli bir şahsiyete ulaşır.<br />
<br />
Cebrâil, Meryem’e insan şeklinde görünür. Meryem irkilir ve ondan Allah’a sığınır. Cebrâil Allah tarafından görevlendirilmiş elçi olduğunu bildirerek Meryem’e bir erkek çocuk doğuracağı müjdesini verir. Meryem, iffetli bir insan olduğu ve kendisine erkek eli değmediği halde nasıl çocuğunun olacağını sorunca da Cebrâil, bunun Allah için kolay olduğunu söyler. Daha sonra Allah ruhundan üfler ve Meryem hâmile kalır (ayrıca bkz. Enbiyâ 21/91; Tahrîm 66/12).<br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın hayatının tebliğ faaliyetine kadar geçen dönemiyle ilgili olarak sadece şu ifade yer alır: “Meryem oğlu ile annesini de bir âyet yaptık; ikisini de kalmaya elverişli, kaynak suyu bulunan yüksekçe bir yere yerleştirdik.” (Mü’minûn 23/50) Daha sonraki dönemi hakkında verdiği bilgiler de İnciller’deki kadar ayrıntılı değildir. Kur’an’a göre Hz. Îsâ, semadan sofra indirmenin (Mâide 5/111; Saf 61/14) dışında, çamurdan kuş yapıp ona üfleme ve onun da kuş oluvermesi, ölüyü diriltme, körü ve cüzzam hastalığına tutulmuş kişiyi iyi etme, evlerde yenilen ve biriktirilen şeyleri haber verme gibi çeşitli mûcizelerle desteklenmiştir (Âl-i İmrân 3/49; Mâide 5/110). Peygamberliğini ortaya koyan açık delillere rağmen Hz. Îsâ’ya inanmayanlar onu öldürmek üzere tuzak kurar, plan yaparlar, fakat Allah onların planlarını bozar (Âl-i İmrân, 3/54) ve Hz. Îsâ’yı kendi nezdine yükseltir (Nisâ 4/158).<br />
Kur’an-ı Kerîm’e göre Hz. Îsâ İsrâiloğulları’na gönderilmiş bir Peygamberdir ve kendisine İncil verilmiştir (Âl-i İmrân 3/49; Nisâ 4/171; Zuhruf 43/59; Hadîd 57/27; Saf 61/6).<br />
 <br />
Adı Îsâ, sıfatı Meryem oğlu, lakabı Mesîh olarak geçen (Âl-i İmrân 3/45) Hz. Îsâ ile ilgili olarak Kur’an’da kullanılan belli başlı ifadeler şunlardır: Îsâ Allah’tan bir kelimedir (Âl-i İmrân 3/45; Nisâ 4/171) ve bir ruhtur (Nisâ 4/171); Rûhulkudüs ile desteklenmiştir (Bakara 2/87, 253; Mâide 5/110); annesiyle birlikte Allah tarafından bir âyet kılınmıştır (Mü’minûn, 23/50); Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretmiştir (Mâide 5/110; Âl-i İmrân 3/48); annesine karşı hürmetkârdır (Meryem 19/32); sâlihlerdendir, şânı yücedir, Allah’a yakın olanlardandır (Âl-i İmrân 3/45-46); Allah ona kitap vermiş, onu Peygamber yapmış, mübarek kılmıştır (Mâide 5/75; Meryem 19/30-31); bir insandır, bir kuldur (Nisâ 4/172; Mâide 5/75; Meryem 19/30; Zuhruf 43/59); beşikte iken konuşan Peygamberdir (Âl-i İmrân 3/46; Mâide 5/110; Meryem 19/29-33); Tevrat’ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiştir (Âl-i İmrân 3/50-51; Mâide 5/46; Zuhruf 43/63); kavmine namazı ve zekâtı emretmiştir (Meryem 19/31); ayrıca “Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim.” (Saf, 61/6) diyerek Hz. Muhammed (s.a.s.)’in geleceğini müjdelemiştir.<br />
 <br />
Kur’an’da Hz. Îsâ’nın babasız dünyaya gelişi ilâhî kudretin bir tecellisi olarak nitelenmekte ve Âl-i İmran Suresinin 59. âyetinde onun yaratılışıyla Hz. Âdem’in yaratılışı arasındaki benzerliğe işaret edilmektedir. Ayrıca Kur’an’da Hz. Îsâ’nın kendisini aslâ ilâh olarak takdim etmediği açık biçimde belirtilmektedir (Mâide, 5/116-117). Hz. Îsâ’nın Hıristiyanlık’taki “teslîs” inancının bir öğesi haline getirilmesi ve Kur’an’ın bu anlayışı mahkûm etmesi hakkında bkz. Nisâ 4/171; Mâide 5/72-76. Öte yandan Kur’an Hz. Îsâ’nın öldürülmediğini, çarmıha da gerilmediğini; Allah katına yükseltildiğini bildirmektedir</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İncil’e nasıl iman ederiz?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=88</link>
			<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 15:39:32 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=88</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İncil’e nasıl iman ederiz?</span><br />
<br />
Kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelen İncil, Hz. Îsâ aracılığıyla insanlara indirilen kutsal kitabın adıdır. İncil, İsrailoğulları’na daha önce gönderilen Tevrat’ı tasdik eden bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’de: “O Peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu Îsâ’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.” (Mâide, 5/46) buyrulmaktadır. Bu ayette de belirtildiği gibi İncil Tevrat’ı tasdik edicidir.<br />
<br />
Şüphesiz İncil Allah tarafından indirilmiştir. Bu bakımdan, Allah’tan Hz. Îsâ’ya indirildiği şekliyle ona inanmak imanın gereklerindendir. Fakat günümüzde İncil’in bu orijinal metni elde yoktur. Bu gün İncil adı altında mevcut olan kitap, insanlar<br />
<br />
tarafından müdahaleye mâruz kalmış ve bozulmuştur. Günümüzde İncil’de yer alan bilgiler hakkında bir Müslüman’ın takınması gereken tavır şu şekilde ifade edilebilir: Eğer bu bilgiler, Kur’an ve sahih hadislerdeki bilgilere uygunsa kabul; değilse ise reddedilir. Ayet ve hadislerde hiç bahsedilmiyor ve İslâm’ın temel prensiplerine de zıt düşmüyorsa Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu tavsiyesi doğrultusunda hareket edilir: “Ehl-i Kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de (yalanlamayın). ‘Biz Allah’a ve bize indirilenlere iman ettik’ deyin.” (Buhârî, Tefsîr, 13)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İncil’e nasıl iman ederiz?</span><br />
<br />
Kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelen İncil, Hz. Îsâ aracılığıyla insanlara indirilen kutsal kitabın adıdır. İncil, İsrailoğulları’na daha önce gönderilen Tevrat’ı tasdik eden bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’de: “O Peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu Îsâ’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.” (Mâide, 5/46) buyrulmaktadır. Bu ayette de belirtildiği gibi İncil Tevrat’ı tasdik edicidir.<br />
<br />
Şüphesiz İncil Allah tarafından indirilmiştir. Bu bakımdan, Allah’tan Hz. Îsâ’ya indirildiği şekliyle ona inanmak imanın gereklerindendir. Fakat günümüzde İncil’in bu orijinal metni elde yoktur. Bu gün İncil adı altında mevcut olan kitap, insanlar<br />
<br />
tarafından müdahaleye mâruz kalmış ve bozulmuştur. Günümüzde İncil’de yer alan bilgiler hakkında bir Müslüman’ın takınması gereken tavır şu şekilde ifade edilebilir: Eğer bu bilgiler, Kur’an ve sahih hadislerdeki bilgilere uygunsa kabul; değilse ise reddedilir. Ayet ve hadislerde hiç bahsedilmiyor ve İslâm’ın temel prensiplerine de zıt düşmüyorsa Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu tavsiyesi doğrultusunda hareket edilir: “Ehl-i Kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de (yalanlamayın). ‘Biz Allah’a ve bize indirilenlere iman ettik’ deyin.” (Buhârî, Tefsîr, 13)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ortodoks ne demektir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=87</link>
			<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 15:38:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=87</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ortodoks ne demektir?</span><br />
<br />
Grekçe’orthos’ ile’doxa’ kelimelerinden gelen ve doğru inancı ifade eden Ortodoks terimi, genel kullanımda bir dinin öğretisine, ilkelerine, doktrin ve dogmasına, geleneksel olarak doğru kabul edilen düşüncelerine uygun, düşünce ve inanç tarzını ifade etmek için kullanılmaktadır. Özel anlamda bu terim Hıristiyan toplumunun 11. yüzyılda Doğu ve Batı şeklinde ayrılmasından sonra ortaya çıkan Grek ve Slav ağırlıklı Doğu Hıristiyanlığını ifade etmede kullanılmaktadır.<br />
<br />
Ortodoks terimi Doğu Batı ayrışmasından önce, Hıristiyanlığın ilk beş yüzyılında ana kitleden ayrılmış olan Ermeni ve Süryani gibi diğer doğulu Kiliseler tarafından da kullanılmakla birlikte bu terim, genellikle İstanbul’daki Fener patriğinin unvan üstünlüğünü tanıyan ve onunla birlikte hareket eden özerk veya bağımsız yerel kiliselerin oluşturduğu Hıristiyan grubunu tanımlamak için kullanılmıştır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ortodoks ne demektir?</span><br />
<br />
Grekçe’orthos’ ile’doxa’ kelimelerinden gelen ve doğru inancı ifade eden Ortodoks terimi, genel kullanımda bir dinin öğretisine, ilkelerine, doktrin ve dogmasına, geleneksel olarak doğru kabul edilen düşüncelerine uygun, düşünce ve inanç tarzını ifade etmek için kullanılmaktadır. Özel anlamda bu terim Hıristiyan toplumunun 11. yüzyılda Doğu ve Batı şeklinde ayrılmasından sonra ortaya çıkan Grek ve Slav ağırlıklı Doğu Hıristiyanlığını ifade etmede kullanılmaktadır.<br />
<br />
Ortodoks terimi Doğu Batı ayrışmasından önce, Hıristiyanlığın ilk beş yüzyılında ana kitleden ayrılmış olan Ermeni ve Süryani gibi diğer doğulu Kiliseler tarafından da kullanılmakla birlikte bu terim, genellikle İstanbul’daki Fener patriğinin unvan üstünlüğünü tanıyan ve onunla birlikte hareket eden özerk veya bağımsız yerel kiliselerin oluşturduğu Hıristiyan grubunu tanımlamak için kullanılmıştır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Katolik ne demektir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=86</link>
			<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 15:38:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=86</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Katolik ne demektir?</span><br />
<br />
Katolik kelimesi, ilk defa Antakyalı Aziz Ignatıus (Ö. 107) tarafından yerel cemaatlere karşın Hıristiyan Kilisesinin evrenselliğini ve bütün Hıristiyanlar tarafından kabul edilen ortak inanışı ifade etmek amacıyla kullanılmıştır.<br />
<br />
Ortaçağda, özellikle sapkın kabul edilen çeşitli Hıristiyan topluluklarının ortaya çıkmasıyla birlikte bu terim, sapkınlığın karşıtı olarak, gerçek ve doğru Hıristiyanlığı ifade etmek için kullanılmıştır.<br />
<br />
Doğu ile Batı Kiliselerinin birbirinden ayrılmasından sonra, merkezi İstanbul olan Doğu Kilisesi, doğru inanış anlamına gelen “Ortodoks” adını, Roma merkezli Batı Kilisesi ise doğru inancın ve gerçek Hıristiyanlığın evrensel temsilcisi olduğunu ifade etmek amacıyla “Katolik” adını kullanmaya başlamıştır. Bu ayrışmadan sonra Katolik kelimesi, geleneksel anlamı yanında iki büyük Hıristiyan mezhebinden birinin adı haline gelmiş ve bu durum 16. yüzyıla kadar devam etmiştir.<br />
<br />
    yüzyıldan itibaren Katolik dünyasında yeni bir bölünme süreci yaşanmış ve Katolik Kilisesinin geleneksel Hıristiyanlık anlayışını reddeden Protestan mezhepleri doğmuştur. Bu mezheplerin ortaya çıkmasından sonraki süreçte ise Batı dünyasında “Katolik” terimi, genellikle “Protestan” teriminin karşıtı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papa’ya bağlılığını sürdüren Hıristiyanlar Katolik olarak adlandırılmıştır.<br />
<br />
Roma Kilisesi gerçek ve evrensel Hıristiyan Kilisesinin yegâne temsilcisi olduğu iddiasını sürdürmüştür.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Katolik ne demektir?</span><br />
<br />
Katolik kelimesi, ilk defa Antakyalı Aziz Ignatıus (Ö. 107) tarafından yerel cemaatlere karşın Hıristiyan Kilisesinin evrenselliğini ve bütün Hıristiyanlar tarafından kabul edilen ortak inanışı ifade etmek amacıyla kullanılmıştır.<br />
<br />
Ortaçağda, özellikle sapkın kabul edilen çeşitli Hıristiyan topluluklarının ortaya çıkmasıyla birlikte bu terim, sapkınlığın karşıtı olarak, gerçek ve doğru Hıristiyanlığı ifade etmek için kullanılmıştır.<br />
<br />
Doğu ile Batı Kiliselerinin birbirinden ayrılmasından sonra, merkezi İstanbul olan Doğu Kilisesi, doğru inanış anlamına gelen “Ortodoks” adını, Roma merkezli Batı Kilisesi ise doğru inancın ve gerçek Hıristiyanlığın evrensel temsilcisi olduğunu ifade etmek amacıyla “Katolik” adını kullanmaya başlamıştır. Bu ayrışmadan sonra Katolik kelimesi, geleneksel anlamı yanında iki büyük Hıristiyan mezhebinden birinin adı haline gelmiş ve bu durum 16. yüzyıla kadar devam etmiştir.<br />
<br />
    yüzyıldan itibaren Katolik dünyasında yeni bir bölünme süreci yaşanmış ve Katolik Kilisesinin geleneksel Hıristiyanlık anlayışını reddeden Protestan mezhepleri doğmuştur. Bu mezheplerin ortaya çıkmasından sonraki süreçte ise Batı dünyasında “Katolik” terimi, genellikle “Protestan” teriminin karşıtı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papa’ya bağlılığını sürdüren Hıristiyanlar Katolik olarak adlandırılmıştır.<br />
<br />
Roma Kilisesi gerçek ve evrensel Hıristiyan Kilisesinin yegâne temsilcisi olduğu iddiasını sürdürmüştür.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hıristiyan sakramentleri nelerdir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=85</link>
			<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 15:37:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=85</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hıristiyan sakramentleri nelerdir?</span><br />
<br />
İnancın göstergesi olan sakramentler ilahi rahmet ve lütfun arandığı ve bahşedildiği, düzenli olarak yapılan ayinlerdir. Roma Katolik Kilisesi ve Doğu Ortodoks Kilisesi mensupları; vaftiz, konfirmasyon, tövbe/günah itirafı, evharisti/kutsal komünyon, evlilik, rahip takdisi, ölüm esnasında hastayı son yağlama adı altında 7 ritüeli sakrament olarak kabul ederken, Protestan Kiliselerinin müntesipleri genel olarak sadece vaftiz ve evharisti/kutsal komünyonu sakrament olarak kabul etmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1- Vaftiz</span><br />
<br />
Suya dalma veya vücudun belirli kısımlarını yıkamak suretiyle yapılan vaftiz sakramenti, Hıristiyan imanını kabulün ilk aşaması olarak görülmektedir. Bazı Protestan gruplar adayın ergenlik çağına geldikten sonra vaftiz edilmesini öngörmesine rağmen Hıristiyanların büyük çoğunluğu adayı bebeklik döneminde vaftiz etmektedirler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2- Konfirmasyon</span><br />
<br />
Vaftizle Hıristiyan olan kişilere Kutsal Ruhun inayetinin verilmesi sakramentidir. Doğu Ortodoks kiliseleri bu sakramenti, bebeklerin vaftizinden hemen sonra uygularken, Roma Katolikleri çocukların yedi-ondört yaşları arasında uygulamaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3- Tövbe/Günah İtirafı</span><br />
<br />
Kişinin işlediği günah veya hatasını kilisede itiraf etmesi ve rahibin de Baba, Oğul, Kutsal Ruh adına söz konusu günah ve hatayı bağışlaması sakramentidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4- Evharist/Komünyon</span><br />
<br />
Îsâ’nın çarmıha gerilmesinden önce havarileriyle yediği son akşam yemeği anısına icra edilen bu sakrament, düzenli olarak Pazar günleri yapılmaktadır. “Rabbin Son Akşam Yemeği” ve “Ekmek ve Şarap Ayini” olarak da bilinen bu ayine iştirak eden Hıristiyanlar, Îsâ’nın bedenini ve kanını temsil eden küçük bir parça özel yapılmış ekmek yerler ve bir yudum şarap içerler. Böylece Rab Îsâ Mesih ile bütünleşirler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">5- Evlilik</span><br />
<br />
Evlenecek çift için bazı özel duaların yapıldığı bir ayindir. Bu sakramentin amacı evlenecek erkek ve kadını takdis etmektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">6- Rahip Takdisi</span><br />
<br />
Din adamlarının rahip olarak atanma seremonisidir. Bu ayin esnasında rahip olarak atanacak kişi hayatını Hıristiyan topluluğuna adamayı vaad eder. Rahip Takdisi ayinine takdis edilecek rahiplerin akrabaları, tanıdıkları ve ilgi duyanlar katıldığı için çok kalabalık ve görkemli törenler yapılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">7- Hastayı Yağlama</span><br />
<br />
Roma Katoliklerince ölümü kaçınılmaz olan hastalara uygulanmaktadır. Doğu Ortodokslarınca ise hastayı rahatlatmak için gerekli olduğu her durumda uygulanmaktadır. Bu sakramentin uygulanması esnasında toplu veya özel ayinlerle dualar eşliğinde hastaya yağ sürülür.<br />
<br />
<br />
Hıristiyanlığın gizemleri doğumdan ölüme kadar kişinin birçok özel yaşamını kilisede dualar eşliğinde icra etmesini sağlamaktadır. Bu ayinlere elbette yakınlar, akrabalar ve tanıdıklar da katılmaktadır. Bundan dolayı Hıristiyanlar, diğer din mensuplarına kıyasla ibadethanelerine daha çok muhtaçtırlar ve kilise insanların günlük hayatını daha çok etkilemektedir </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hıristiyan sakramentleri nelerdir?</span><br />
<br />
İnancın göstergesi olan sakramentler ilahi rahmet ve lütfun arandığı ve bahşedildiği, düzenli olarak yapılan ayinlerdir. Roma Katolik Kilisesi ve Doğu Ortodoks Kilisesi mensupları; vaftiz, konfirmasyon, tövbe/günah itirafı, evharisti/kutsal komünyon, evlilik, rahip takdisi, ölüm esnasında hastayı son yağlama adı altında 7 ritüeli sakrament olarak kabul ederken, Protestan Kiliselerinin müntesipleri genel olarak sadece vaftiz ve evharisti/kutsal komünyonu sakrament olarak kabul etmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1- Vaftiz</span><br />
<br />
Suya dalma veya vücudun belirli kısımlarını yıkamak suretiyle yapılan vaftiz sakramenti, Hıristiyan imanını kabulün ilk aşaması olarak görülmektedir. Bazı Protestan gruplar adayın ergenlik çağına geldikten sonra vaftiz edilmesini öngörmesine rağmen Hıristiyanların büyük çoğunluğu adayı bebeklik döneminde vaftiz etmektedirler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2- Konfirmasyon</span><br />
<br />
Vaftizle Hıristiyan olan kişilere Kutsal Ruhun inayetinin verilmesi sakramentidir. Doğu Ortodoks kiliseleri bu sakramenti, bebeklerin vaftizinden hemen sonra uygularken, Roma Katolikleri çocukların yedi-ondört yaşları arasında uygulamaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3- Tövbe/Günah İtirafı</span><br />
<br />
Kişinin işlediği günah veya hatasını kilisede itiraf etmesi ve rahibin de Baba, Oğul, Kutsal Ruh adına söz konusu günah ve hatayı bağışlaması sakramentidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4- Evharist/Komünyon</span><br />
<br />
Îsâ’nın çarmıha gerilmesinden önce havarileriyle yediği son akşam yemeği anısına icra edilen bu sakrament, düzenli olarak Pazar günleri yapılmaktadır. “Rabbin Son Akşam Yemeği” ve “Ekmek ve Şarap Ayini” olarak da bilinen bu ayine iştirak eden Hıristiyanlar, Îsâ’nın bedenini ve kanını temsil eden küçük bir parça özel yapılmış ekmek yerler ve bir yudum şarap içerler. Böylece Rab Îsâ Mesih ile bütünleşirler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">5- Evlilik</span><br />
<br />
Evlenecek çift için bazı özel duaların yapıldığı bir ayindir. Bu sakramentin amacı evlenecek erkek ve kadını takdis etmektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">6- Rahip Takdisi</span><br />
<br />
Din adamlarının rahip olarak atanma seremonisidir. Bu ayin esnasında rahip olarak atanacak kişi hayatını Hıristiyan topluluğuna adamayı vaad eder. Rahip Takdisi ayinine takdis edilecek rahiplerin akrabaları, tanıdıkları ve ilgi duyanlar katıldığı için çok kalabalık ve görkemli törenler yapılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">7- Hastayı Yağlama</span><br />
<br />
Roma Katoliklerince ölümü kaçınılmaz olan hastalara uygulanmaktadır. Doğu Ortodokslarınca ise hastayı rahatlatmak için gerekli olduğu her durumda uygulanmaktadır. Bu sakramentin uygulanması esnasında toplu veya özel ayinlerle dualar eşliğinde hastaya yağ sürülür.<br />
<br />
<br />
Hıristiyanlığın gizemleri doğumdan ölüme kadar kişinin birçok özel yaşamını kilisede dualar eşliğinde icra etmesini sağlamaktadır. Bu ayinlere elbette yakınlar, akrabalar ve tanıdıklar da katılmaktadır. Bundan dolayı Hıristiyanlar, diğer din mensuplarına kıyasla ibadethanelerine daha çok muhtaçtırlar ve kilise insanların günlük hayatını daha çok etkilemektedir </span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>