<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Önemli Dini Gün Bilgileri]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 08:20:57 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurban Nedir? Kurbanın Önemi, Hikmeti ve Faydaları Nelerdir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2639</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 09:59:26 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2639</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurban Nedir? Kurbanın Önemi, Hikmeti ve Faydaları Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kurban nedir, niçin kesilir? Kurban kesmek farz mı? Kurban kesmenin hükmü nedir? Kurban duası nasıl yapılır? Kurbanın İslam’daki yeri ve önemi nedir? Peygamberimiz nasıl kurban keserdi? Kurban ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kurban kesmenin önemi, hikmeti ve faydaları...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurbanla ilgili hadisler ve hadislerin açıklaması...</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe vâlidemizden rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Âdemoğlunun, Kurban Bayramı’nın birinci günü yaptığı işlerin Allah’a en sevimli olanı, (kurban) kanı akıtmaktır, (O gün Allah katında bundan daha sevimli bir amel yoktur.) Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allah’ın rızâsına nâil olur ve kabul edilir. O hâlde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesin!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 3; Tirmizî, Edâhî, 1/1493)<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
 “Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Ahmed, II, 321)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerin Açıklaması</span></span><br />
<br />
Kurbân, yaklaşmak ve Allah’a yakınlık sağlamaya vesîle kılınan şey mânâlarına gelir. Mal ve candan fedâkârlık mânâsı taşıdığından, Allah’a yaklaşmanın en mühim vâsıtalarındandır.<br />
<br />
Hicretin ikinci senesinde emredilmiştir. Ebû Hanîfe’ye göre Kurban günlerinde 20 miskâl (96 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe mâlik olan kimselerin kurban kesmeleri, vâciptir. Bu nisabın üzerinden bir sene geç­mesi şart değildir.<br />
<br />
Âlimlerin ekseriyetine göre ise, kurban kesmek, müekked sünnettir. Bir kısım âlimler, şu âyetlerin kurbana delâlet ettiğini bildirirler:<br />
<br />
“Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşrû kıldık…” (Hac 22/34, 67)<br />
<br />
“Rabbin için namaz kıl ve (kurban) kes!” (Kevser 108/2)<br />
<br />
“Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.” (Sâffât 37/107)<br />
<br />
Allah Resûlü, emredildikten sonra kurban kesmeyi hiç terk etmemiş,[1] hatta yolculukta bile kesmiş[2] ve şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Ey insanlar! Her sene her bir ev halkına kurban kesmek vâciptir.” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Tirmizî, Edâhî, 18/1518)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN GÜNLERİNİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Resûlullah kurban günlerinin faziletine dâir şöyle buyurur:<br />
<br />
“Allah indinde günlerin en büyüğü, Kurban Bayramı günüdür, bunu, fazilette yevmü’l-karr (bayramın ikinci günü) takib eder.” (Ebu Davud, Menasık, 18/1765) Yine Efendimiz:<br />
<br />
“Sâlih amellerin Allah’a en ziyade sevimli olduğu günler, Zilhicce’nin ilk on günüdür!” buyurmuştu. Cemaatten bazıları:<br />
<br />
“–Allah yolundaki cihaddan da mı?” diye sordu. Allah Resûlü:<br />
<br />
“–Cihaddan da![3] Ancak canı ve malıyla cihâda çıkıp hiçbir şeyle dönmeyen (yani malı ve canını fedâ ederek şehid düşen) kişi müstesnâ!” karşılığını verdi. (Buhârî, Iydeyn, 11; Ebû Dâvûd, Savm, 61/2438; Tirmizî, Savm, 52/757)<br />
<br />
Böylesine faziletli günlerde, Allah’a yaklaşma gayreti içinde olmak îcâb eder. Birinci hadisimiz, o günlerde yapılacak en sevimli amelin, kurban olduğunu haber vermektedir. Çünkü kurbanın her şeyi, kıyâmet günü sahibi için sevap olarak gelecektir.<br />
<br />
Kurban, maddî fedâkârlığı ve her yönüyle vermeyi gerektiren bir ibadet olduğu için, insan nefsine zor gelir. Bu sebeple Allah Resûlü Müslümanlara, yaptıkları amelin fazilet ve sevabını düşünerek müsterih olmalarını tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Hadisimizde “kan akıtmaktan” ve “kanı henüz yere düşmeden” ifadelerine yer verilmek sûretiyle, kurbandan maksadın “kan akıtmak” olduğu gösterilmiştir. Kan akıtmaktan maksat da, mü’minin Allah’a itaat, teslîmiyet ve rağbetini arz etmesidir. Yoksa Allah’ın, ete ve kana ihtiyacı yoktur. Nitekim âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Allah’a, kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları ulaşır. O’na ancak sizin takvânız ulaşır…” buyrulmaktadır. (Hac 22/37)<br />
<br />
Hz. Âdem’in oğlu Kâbil’in gönülsüz takdim ettiği kurbanı kabul edilmeyince, kıskançlığa kapılarak kardeşine, «Andolsun seni öldüreceğim» demişti. O zaman Hâbil’in ona verdiği cevap çok mânidardır:<br />
<br />
“…Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Mâide 5/27)<br />
<br />
Demek ki kurban ile takvâ arasında çok sıkı bir bağ bulunmaktadır. Kurbanı ancak, takvâ ehli kimseler gönül huzûru ile kesebilir. Diğer taraftan, kurban keserken takvâ duygularıyla hareket edilmelidir. Bunun yanında kurban, sahibini takvâ duygularıyla tezyîn ederek Allah’a yaklaştırmaktadır. Allah katında en değerli insan da, en fazla takvâ sahibi olan kişidir. (Hucurât 49/13)<br />
<br />
Diğer taraftan Allah, sırf kendi emrine imtisâlen ve rızâsı için kesilen kurbanı kabul etmektedir. Bunun için Resûlullah Efendimiz:<br />
<br />
“Kestiğini Allah’tan başkası adına kesene, Allah lânet etsin” buyurmuştur. (Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34)<br />
<br />
İkinci hadisimizde, imkânı olduğu hâlde kurban kesmeyen kimseler, ağır bir dille îkaz edilmiştir. Burada, kurban kesmeden namazın sahih olmayacağı kastedilmiyor. Ancak kurban kesmeyen kişiye bir ceza veriliyor ve onun hayırlı insanlardan uzaklaştığına, böylece büyük bir kayıp içinde olduğuna işaret ediliyor. Efendimiz, bu şekilde ümmetini kurban kesmeye teşvik ederek, hepsinin de sevap kazanıp kurtuluşa nâil olmasını istemektedir. Âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Biz, (kurbanlık olarak seçtiğiniz) büyükbaş hayvanları da Allah’ın şeâirinden (O’nu hatırlatan nişânelerden) kıldık...” buyrulmuştur. (Hac 22/36)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN EDİLMELERİ CAİZ OLMAYAN DÖRT HAYVAN</span></span><br />
<br />
Bu sebeple kurbana ve kurbanlık hayvanlara Allah için hürmetkâr olmak îcâb eder. Bütün ibadetlerde olduğu gibi, kurbanda da aslolan, tâzîm ve takvâ hisleridir. Bunun bir gereği olarak, kesilecek hayvanın sağlam ve besili olması lâzımdır. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kurban edilmeleri câiz olmayan dört hayvan vardır:<br />
<br />
a) Körlüğü açıkça belli olan tek gözlü,<br />
<br />
b) Hastalığı açıkça belli olan hasta,<br />
<br />
c) Topallığı açık olan topal ve,<br />
<br />
d) İlikleri kurumuş zayıf hayvan.” (Ebû Dâvud, Edâhî, 5-6/2802; Tirmizî, Edâhî, 5/1497)<br />
<br />
Urve (r.a) bir gün evlâtlarına şöyle demiştir:<br />
<br />
“Evlâtlarım! Sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban olarak takdim etmesin! Zîra Allah, büyüklerin büyüğüdür ve O, her şeyin en seçkinine ve en kıymetlisine herkesten ziyâde lâyıktır.” (Muvatta’, Hacc, 147)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL KESİLİR?</span></span><br />
<br />
Kurban keserken çok hassas davranılmalı, hayvanın gözü iyice bağlanmalı ve bir çukura iki kurban kesilmemelidir. Yine bir hayvanı, diğerinin gözü önünde kurban etmemeye îtinâ gösterilmelidir. Hayvanı kesileceği yere itip kakarak sürüklemek, uygun bir davranış değildir. Şayet küçükbaş bir hayvan ise, onu kucağa alıp rıfk ve mülâyemetle götürmek en güzelidir. Büyükbaş hayvanı da yine güzel bir şekilde kesim mahalline götürmelidir. Kurbanın yönü kıbleye döndürülmeli, kesecek olan kişi besmele çekip tekbir getirmeli ve mümkünse bizzat kendi eliyle kesmelidir.[4] Bu mümkün değilse vekâlet vermeli, ancak kesilirken, kurbanın yanında bulunmaya gayret etmelidir.<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz, bıçakların bilenerek hayvanlardan gizlenmesini emretmiş ve şu tenbihte bulunmuştur:<br />
<br />
“Biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!” (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)<br />
<br />
“Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir. Öldürdüğünüzde bile en güzel tarzda öldürünüz! Kestiğiniz zaman da kesmeyi en iyi şekilde yapı­nız! Her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!” (Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14/1409; Ebû Dâvud, Edâhî, 11-12/2815)<br />
<br />
Burada hayvanı rahatlatmaktan maksat, bıçağı bileyerek hayvanın boğazına sür’atle sürüp kesimi çabuk yapmak ve hayvanı okşamak gibi şeylerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN KESME EDEBİ</span></span><br />
<br />
Allah Resûlü, koyun kesen birini görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu katı ve duygusuz davranış karşısında, Resûl-i Ekrem Efendimiz şu îkazda bulundu:<br />
<br />
“–Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun? Bıçağını, onu yere yatırmadan önce bilesen olmaz mıydı?” (Hâkim, IV, 257, 260/7570)<br />
<br />
Resûlullah, derisini ve boğazının bir kısmını kesip bırakarak hayvanı ölünceye kadar bu şekilde terk etmeyi yasaklamıştır.[5] Boğazın iki tarafındaki şah damarları ile yemek ve nefes boruları iyice kesilmelidir. Hayvanı kestikten sonra biraz bekleyerek, vücûdundaki kanın iyice boşalması sağlanmalı ve hayvan can çekişirken hemen yüzmeye başlanmamalıdır.<br />
<br />
Kurban kesilirken oturmayıp, kan tamamen akıncaya kadar hürmeten ayakta beklemek de sâlihlerin âdetlerindendir.<br />
<br />
Câbir (r.a), Allah Resûlü’nün kurban kesmesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Resûlullah, kurban günü alacalı ve boynuzlu iki koç kesti. Onları (yatırıp kıbleye) yöneltince:<br />
<br />
«Ben Hanîf olarak (Allah’ı bir tanıyarak), yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim» (En’âm 6/79)<br />
<br />
«De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim»[6] âyetlerini okudu ve:<br />
<br />
«Ey Rabbim! (Bu kurban bize) sendendir ve senin için kesiyoruz. Muhammed (s.a.v.) ve ümmeti adına kesiyorum. Bismillahi vallâhu ekber!» deyip koçu kesti.” (Ebu Dâvud, Edâhî, 3-4/2795; İbn-i Mâce, Edâhî, 1)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN DUASI</span></span><br />
<br />
Yine Câbir (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
“Bir Kurban Bayramı’nda, Allah Resûlü ile musallâda/namazgâhta hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık bir koç getirildi. Resûlullah onu kendi eliyle kesti. Keserken de şöyle buyurdu:<br />
<br />
«Bismillahi vallâhu ekber. Bu, benim adıma ve ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır!»” (Tirmizî, Edâhî, 20/1521)<br />
<br />
Bu hadislerin ifade ettiği hüküm Allah Resûlü’ne hastır. Bizim kestiğimiz bir kurban birden fazla kişinin yerine geçmez. Bu rivâyetlerde aynı zamanda, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in ümmetine ne kadar düşkün olduğu da görülmektedir.<br />
<br />
Abdullâh bin Kurt (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
Resûlullah, Efendimiz’e beş veya altı tane kurbanlık deve getiril­mişti. Develer, hangimizden başlayacak diye Peygamber Efendimiz’e yaklaşmaya başladılar.[7] Develer kesilip yanları ve başları yere düşünce Rasûlullah Efendimiz hafif sesle bir şey söyledi, ancak anlayamadım. (Önümdeki şahsa):<br />
<br />
“−Ne buyurdu?” diye sordum:<br />
<br />
“−«İsteyen bu kurbandan kesip alabilir» buyuruyor” dedi. (Ebû Dâvûd, Menâsık, 19/1765; Hâkim, IV, 246/7522)<br />
<br />
İhramda bulunan hacılar kurbanlarını kesmedikçe, tıraş olup ihramdan çıkamadıkları gibi, memleketlerinde kurban kesecek müslümanların da Zilhicce ayının hilâli görüldükten sonra kurbanlarını kesinceye kadar saç ve tırnaklarını kestirmemeleri uygun olur.[8]<br />
<br />
Bu davranış, hacılara benzemek ve müslümanlar arasındaki inanç birliğinin, mümkün mertebe cihanşümûl karakterde davranış birliğine dönüşmesine katkıda bulunmak içindir.<br />
<br />
Böyle davranmanın diğer bir hikmeti de, kurban kesen kişinin bütün hücreleriyle birlikte cehennemden âzâd olmasını sağlamaktır. Çünkü Cenâb-ı Hak, kurban edilen hayvanın her bir âzâsına mukabil, kurban kesen kulunun o uzvunu cehennemden âzâd etmektedir.<br />
<br />
Kurban, usûlünce kesilip parçalandıktan sonra etinden yemeli ve başkalarına da ikrâm etmelidir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:<br />
<br />
“…Artık ondan, hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin!.” (Hac 22/28, 36)<br />
<br />
Müstehap olan, kurbanı üçe taksim edip bir kısmını evde yemek, bir kısmını eşe dosta ikrâm etmek, bir kısmını da fukaraya dağıtmaktır. (Ebû Dâvud, Edâhî, 9-10/2813)<br />
<br />
Cemiyet içinde ihtiyaç olduğunda kurban etlerinin bir an evvel infâk edilmesi teşvik edilmiştir. Bir defâsında Resûlullâh Efendimiz (bayram hutbesinde):<br />
<br />
“‒Sizden kim kurban keserse, bayramın üçüncü gününden sonra evinde kurban etinden bir şey kalmasın!” buyurmuşlardı. Ertesi sene gelince sahâbîler:<br />
<br />
“‒Yâ Resûlallâh! Yine geçen sene yaptığımız gibi mi yapalım?” diye sordular. Resûlullâh Efendimiz şöyle cevap verdiler:<br />
<br />
“‒Bu sene kendiniz yiyiniz, başkalarına yediriniz ve daha sonra yemek için saklayınız! Geçen sene insanlar geçim sıkıntısı çekiyorlardı. Bu sebeble onlara bu hususta yardımcı olmanızı istemiştim.” (Buhârî, Edâhî, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?</span></span><br />
<br />
Ashâb-ı Kiram’ın İslâmî hassâsiyetini gösteren şu hâdise de ibretle zikredilmeye şâyândır:<br />
<br />
Ebû Saîd bin Mâlik el-Hudrî (r.a) bir seferden gelmişti. Âilesi kendisine kurban etlerinden takdîm ettiler. Ebû Saîd (r.a):<br />
<br />
“‒Ben bunun hükmünü sormadıkça yemeyeceğim” de­di. Akabinde Bedir’de hazır bulunmuş olan ana-bir kardeşi Katâde bin Numan’a gidip ona bu mes’eleyi sordu. O da:<br />
<br />
“‒Sen gittikten sonra, kurban etlerini üç günden sonra yemeyi yasaklayan hüküm kaldırıldı” dedi. (Buhârî, Meğâzî, 12)<br />
<br />
Kurbanın derisini ve istifâde edilen diğer kısımlarını evde kullanmak câiz ise de, satıp parasını almak câiz değildir. Satıldığı takdirde, kıymetinin tasadduk edilmesi lâzımdır. Yine kurbanlık hayvanın kesilmeden evvel sütünden, yününden istifâde edilmesi hoş görülmemiş, şayet kullanıldıysa bedelinin fakirlere verilmesi istenmiştir.<br />
<br />
Kurbanın kesilip parçalanması esnâsında temizliğe ve sıhhî şartlara âzamî derecede dikkat etmek lâzımdır. Sokakları ve çevreyi kirleterek çirkin koku ve manzaralara meydan verilmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBANIN HİKMET VE FAYDALARI</span></span><br />
<br />
Kurbanın bazı fayda ve hikmetlerini kısaca hatırlamak gerekirse şunlar söylenebilir:<br />
<br />
Kurban bize, Hz. İbrahim ve İsmail’in teslimiyetini ve kulluktaki üstün hâllerini hatırlatır. Allah’ın her şeyi insanlara musahhar kıldığını fiilen gösterip bunlardan usûlünce istifâde ve infak etmeyi öğretir. Zira, Allah’ın emrimize verdiği nîmetlerden faydalanmamak doğru olmadığı gibi, onları israf etmek de son derece yanlıştır. Bunun için İslâm kurbanı emretmiş, ancak diğer taraftan da isrâfı ve hayvanlara eziyeti yasaklamış, hatta belli bir yaş sınırı koymuştur.<br />
<br />
Kurban, insanı cimrilik ve mal sevgisinden kurtarır. Toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma, paylaşma ve fukarayı sevindirme duygularını geliştirir. İnsanları muhabbet ve merhametle birbirine bağlar. Allah’ın nîmetlerinden bütün kullarının istifâde etmesini sağlar. Toplum hâlinde yerine getirilen ferdî ve ictimâî ibadetlerle Allah’ın rızâsını kazanmaya ve O’na yaklaşmaya vesîle olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Tirmizî, Edâhî, 11/1507. Hatta Efendimiz vefâtından sonra da kendisi adına kurban kesilmesini istemiştir. Haneş (r.a.), Hz. Ali’yi iki tâne koç kurban ederken görmüş ve niçin böyle yaptığını sormuştu. Hz. Ali şu cevâbı verdi:<br />
<br />
“–Resûlullah, bana (vefâtından sonra) kendisi için de kurban kesmemi vasiyet buyurmuştu. Bunlardan birini onun adına kesiyorum ve bunu da hiçbir zaman terk etmeyeceğim!” dedi. (Ebû Dâvûd, Edâhî, 1-2/2790; Tirmizî, Edâhî, 3/1495; Ahmed, I, 107) [2] Müslim, Hac, 356-7; Ebû Dâvûd, Edâhî, 10-11/2814; Tirmizî, Edâhî, 8/1501. Ancak kesme ve dağıtmanın zorluğu sebebiyle, yolculara bu hususta ruhsat tanınmıştır. Yani seferî/yolcu olan kişi, isterse kurban keser istemezse kesmeyebilir. [3] Buradaki “Cihât”dan maksadın, hac ibadetine mânî olacağı için sadece o günlerde yapılan cihat olması muhtemeldir. Çünkü Allah Resûlü muhtelif hadislerinde, en üstün ibadetin “Allah yolunda cihât” olduğunu haber vermiştir. [4] Müslim, Edâhî, 17-18. [5] Ebû Dâvud, Edâhî, 16-17/2826. [6] En’âm 6/162-163. [7] Develerin, Resûl-i Ek­rem Efendimiz’in mübarek elleriyle kurban edilmek için yarış etmeleri, O’nun mucizelerinden biridir. Karşılığında dünyevî veya uhrevî bir mükâfata erişmeyecekleri halde Resûl-i Ekrem Efendimiz’e itaat ve teslimiyette hayvanlar bile böyle yarışa girerlerken dünyevî ve uhrevî saadetleri O’na itaat etmeye bağlı olan insanların, Allâh Resûlü’ne teslim olmaya bir türlü yanaşmayışları, doğ­rusu akıl sahiplerini fevkalâde hayrete ve dehşete düşürecek bir hâdisedir. [8] Müslim, Edâhî, 39-42; Ebû Dâvûd, Edâhî, 2-3/2791. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den Hayat Ölçüleri,<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurban Nedir? Kurbanın Önemi, Hikmeti ve Faydaları Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kurban nedir, niçin kesilir? Kurban kesmek farz mı? Kurban kesmenin hükmü nedir? Kurban duası nasıl yapılır? Kurbanın İslam’daki yeri ve önemi nedir? Peygamberimiz nasıl kurban keserdi? Kurban ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kurban kesmenin önemi, hikmeti ve faydaları...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurbanla ilgili hadisler ve hadislerin açıklaması...</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe vâlidemizden rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Âdemoğlunun, Kurban Bayramı’nın birinci günü yaptığı işlerin Allah’a en sevimli olanı, (kurban) kanı akıtmaktır, (O gün Allah katında bundan daha sevimli bir amel yoktur.) Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allah’ın rızâsına nâil olur ve kabul edilir. O hâlde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesin!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 3; Tirmizî, Edâhî, 1/1493)<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
 “Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Ahmed, II, 321)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerin Açıklaması</span></span><br />
<br />
Kurbân, yaklaşmak ve Allah’a yakınlık sağlamaya vesîle kılınan şey mânâlarına gelir. Mal ve candan fedâkârlık mânâsı taşıdığından, Allah’a yaklaşmanın en mühim vâsıtalarındandır.<br />
<br />
Hicretin ikinci senesinde emredilmiştir. Ebû Hanîfe’ye göre Kurban günlerinde 20 miskâl (96 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe mâlik olan kimselerin kurban kesmeleri, vâciptir. Bu nisabın üzerinden bir sene geç­mesi şart değildir.<br />
<br />
Âlimlerin ekseriyetine göre ise, kurban kesmek, müekked sünnettir. Bir kısım âlimler, şu âyetlerin kurbana delâlet ettiğini bildirirler:<br />
<br />
“Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşrû kıldık…” (Hac 22/34, 67)<br />
<br />
“Rabbin için namaz kıl ve (kurban) kes!” (Kevser 108/2)<br />
<br />
“Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.” (Sâffât 37/107)<br />
<br />
Allah Resûlü, emredildikten sonra kurban kesmeyi hiç terk etmemiş,[1] hatta yolculukta bile kesmiş[2] ve şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Ey insanlar! Her sene her bir ev halkına kurban kesmek vâciptir.” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Tirmizî, Edâhî, 18/1518)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN GÜNLERİNİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Resûlullah kurban günlerinin faziletine dâir şöyle buyurur:<br />
<br />
“Allah indinde günlerin en büyüğü, Kurban Bayramı günüdür, bunu, fazilette yevmü’l-karr (bayramın ikinci günü) takib eder.” (Ebu Davud, Menasık, 18/1765) Yine Efendimiz:<br />
<br />
“Sâlih amellerin Allah’a en ziyade sevimli olduğu günler, Zilhicce’nin ilk on günüdür!” buyurmuştu. Cemaatten bazıları:<br />
<br />
“–Allah yolundaki cihaddan da mı?” diye sordu. Allah Resûlü:<br />
<br />
“–Cihaddan da![3] Ancak canı ve malıyla cihâda çıkıp hiçbir şeyle dönmeyen (yani malı ve canını fedâ ederek şehid düşen) kişi müstesnâ!” karşılığını verdi. (Buhârî, Iydeyn, 11; Ebû Dâvûd, Savm, 61/2438; Tirmizî, Savm, 52/757)<br />
<br />
Böylesine faziletli günlerde, Allah’a yaklaşma gayreti içinde olmak îcâb eder. Birinci hadisimiz, o günlerde yapılacak en sevimli amelin, kurban olduğunu haber vermektedir. Çünkü kurbanın her şeyi, kıyâmet günü sahibi için sevap olarak gelecektir.<br />
<br />
Kurban, maddî fedâkârlığı ve her yönüyle vermeyi gerektiren bir ibadet olduğu için, insan nefsine zor gelir. Bu sebeple Allah Resûlü Müslümanlara, yaptıkları amelin fazilet ve sevabını düşünerek müsterih olmalarını tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Hadisimizde “kan akıtmaktan” ve “kanı henüz yere düşmeden” ifadelerine yer verilmek sûretiyle, kurbandan maksadın “kan akıtmak” olduğu gösterilmiştir. Kan akıtmaktan maksat da, mü’minin Allah’a itaat, teslîmiyet ve rağbetini arz etmesidir. Yoksa Allah’ın, ete ve kana ihtiyacı yoktur. Nitekim âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Allah’a, kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları ulaşır. O’na ancak sizin takvânız ulaşır…” buyrulmaktadır. (Hac 22/37)<br />
<br />
Hz. Âdem’in oğlu Kâbil’in gönülsüz takdim ettiği kurbanı kabul edilmeyince, kıskançlığa kapılarak kardeşine, «Andolsun seni öldüreceğim» demişti. O zaman Hâbil’in ona verdiği cevap çok mânidardır:<br />
<br />
“…Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Mâide 5/27)<br />
<br />
Demek ki kurban ile takvâ arasında çok sıkı bir bağ bulunmaktadır. Kurbanı ancak, takvâ ehli kimseler gönül huzûru ile kesebilir. Diğer taraftan, kurban keserken takvâ duygularıyla hareket edilmelidir. Bunun yanında kurban, sahibini takvâ duygularıyla tezyîn ederek Allah’a yaklaştırmaktadır. Allah katında en değerli insan da, en fazla takvâ sahibi olan kişidir. (Hucurât 49/13)<br />
<br />
Diğer taraftan Allah, sırf kendi emrine imtisâlen ve rızâsı için kesilen kurbanı kabul etmektedir. Bunun için Resûlullah Efendimiz:<br />
<br />
“Kestiğini Allah’tan başkası adına kesene, Allah lânet etsin” buyurmuştur. (Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34)<br />
<br />
İkinci hadisimizde, imkânı olduğu hâlde kurban kesmeyen kimseler, ağır bir dille îkaz edilmiştir. Burada, kurban kesmeden namazın sahih olmayacağı kastedilmiyor. Ancak kurban kesmeyen kişiye bir ceza veriliyor ve onun hayırlı insanlardan uzaklaştığına, böylece büyük bir kayıp içinde olduğuna işaret ediliyor. Efendimiz, bu şekilde ümmetini kurban kesmeye teşvik ederek, hepsinin de sevap kazanıp kurtuluşa nâil olmasını istemektedir. Âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Biz, (kurbanlık olarak seçtiğiniz) büyükbaş hayvanları da Allah’ın şeâirinden (O’nu hatırlatan nişânelerden) kıldık...” buyrulmuştur. (Hac 22/36)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN EDİLMELERİ CAİZ OLMAYAN DÖRT HAYVAN</span></span><br />
<br />
Bu sebeple kurbana ve kurbanlık hayvanlara Allah için hürmetkâr olmak îcâb eder. Bütün ibadetlerde olduğu gibi, kurbanda da aslolan, tâzîm ve takvâ hisleridir. Bunun bir gereği olarak, kesilecek hayvanın sağlam ve besili olması lâzımdır. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kurban edilmeleri câiz olmayan dört hayvan vardır:<br />
<br />
a) Körlüğü açıkça belli olan tek gözlü,<br />
<br />
b) Hastalığı açıkça belli olan hasta,<br />
<br />
c) Topallığı açık olan topal ve,<br />
<br />
d) İlikleri kurumuş zayıf hayvan.” (Ebû Dâvud, Edâhî, 5-6/2802; Tirmizî, Edâhî, 5/1497)<br />
<br />
Urve (r.a) bir gün evlâtlarına şöyle demiştir:<br />
<br />
“Evlâtlarım! Sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban olarak takdim etmesin! Zîra Allah, büyüklerin büyüğüdür ve O, her şeyin en seçkinine ve en kıymetlisine herkesten ziyâde lâyıktır.” (Muvatta’, Hacc, 147)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL KESİLİR?</span></span><br />
<br />
Kurban keserken çok hassas davranılmalı, hayvanın gözü iyice bağlanmalı ve bir çukura iki kurban kesilmemelidir. Yine bir hayvanı, diğerinin gözü önünde kurban etmemeye îtinâ gösterilmelidir. Hayvanı kesileceği yere itip kakarak sürüklemek, uygun bir davranış değildir. Şayet küçükbaş bir hayvan ise, onu kucağa alıp rıfk ve mülâyemetle götürmek en güzelidir. Büyükbaş hayvanı da yine güzel bir şekilde kesim mahalline götürmelidir. Kurbanın yönü kıbleye döndürülmeli, kesecek olan kişi besmele çekip tekbir getirmeli ve mümkünse bizzat kendi eliyle kesmelidir.[4] Bu mümkün değilse vekâlet vermeli, ancak kesilirken, kurbanın yanında bulunmaya gayret etmelidir.<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz, bıçakların bilenerek hayvanlardan gizlenmesini emretmiş ve şu tenbihte bulunmuştur:<br />
<br />
“Biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!” (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)<br />
<br />
“Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir. Öldürdüğünüzde bile en güzel tarzda öldürünüz! Kestiğiniz zaman da kesmeyi en iyi şekilde yapı­nız! Her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!” (Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14/1409; Ebû Dâvud, Edâhî, 11-12/2815)<br />
<br />
Burada hayvanı rahatlatmaktan maksat, bıçağı bileyerek hayvanın boğazına sür’atle sürüp kesimi çabuk yapmak ve hayvanı okşamak gibi şeylerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN KESME EDEBİ</span></span><br />
<br />
Allah Resûlü, koyun kesen birini görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu katı ve duygusuz davranış karşısında, Resûl-i Ekrem Efendimiz şu îkazda bulundu:<br />
<br />
“–Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun? Bıçağını, onu yere yatırmadan önce bilesen olmaz mıydı?” (Hâkim, IV, 257, 260/7570)<br />
<br />
Resûlullah, derisini ve boğazının bir kısmını kesip bırakarak hayvanı ölünceye kadar bu şekilde terk etmeyi yasaklamıştır.[5] Boğazın iki tarafındaki şah damarları ile yemek ve nefes boruları iyice kesilmelidir. Hayvanı kestikten sonra biraz bekleyerek, vücûdundaki kanın iyice boşalması sağlanmalı ve hayvan can çekişirken hemen yüzmeye başlanmamalıdır.<br />
<br />
Kurban kesilirken oturmayıp, kan tamamen akıncaya kadar hürmeten ayakta beklemek de sâlihlerin âdetlerindendir.<br />
<br />
Câbir (r.a), Allah Resûlü’nün kurban kesmesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Resûlullah, kurban günü alacalı ve boynuzlu iki koç kesti. Onları (yatırıp kıbleye) yöneltince:<br />
<br />
«Ben Hanîf olarak (Allah’ı bir tanıyarak), yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim» (En’âm 6/79)<br />
<br />
«De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim»[6] âyetlerini okudu ve:<br />
<br />
«Ey Rabbim! (Bu kurban bize) sendendir ve senin için kesiyoruz. Muhammed (s.a.v.) ve ümmeti adına kesiyorum. Bismillahi vallâhu ekber!» deyip koçu kesti.” (Ebu Dâvud, Edâhî, 3-4/2795; İbn-i Mâce, Edâhî, 1)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN DUASI</span></span><br />
<br />
Yine Câbir (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
“Bir Kurban Bayramı’nda, Allah Resûlü ile musallâda/namazgâhta hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık bir koç getirildi. Resûlullah onu kendi eliyle kesti. Keserken de şöyle buyurdu:<br />
<br />
«Bismillahi vallâhu ekber. Bu, benim adıma ve ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır!»” (Tirmizî, Edâhî, 20/1521)<br />
<br />
Bu hadislerin ifade ettiği hüküm Allah Resûlü’ne hastır. Bizim kestiğimiz bir kurban birden fazla kişinin yerine geçmez. Bu rivâyetlerde aynı zamanda, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in ümmetine ne kadar düşkün olduğu da görülmektedir.<br />
<br />
Abdullâh bin Kurt (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
Resûlullah, Efendimiz’e beş veya altı tane kurbanlık deve getiril­mişti. Develer, hangimizden başlayacak diye Peygamber Efendimiz’e yaklaşmaya başladılar.[7] Develer kesilip yanları ve başları yere düşünce Rasûlullah Efendimiz hafif sesle bir şey söyledi, ancak anlayamadım. (Önümdeki şahsa):<br />
<br />
“−Ne buyurdu?” diye sordum:<br />
<br />
“−«İsteyen bu kurbandan kesip alabilir» buyuruyor” dedi. (Ebû Dâvûd, Menâsık, 19/1765; Hâkim, IV, 246/7522)<br />
<br />
İhramda bulunan hacılar kurbanlarını kesmedikçe, tıraş olup ihramdan çıkamadıkları gibi, memleketlerinde kurban kesecek müslümanların da Zilhicce ayının hilâli görüldükten sonra kurbanlarını kesinceye kadar saç ve tırnaklarını kestirmemeleri uygun olur.[8]<br />
<br />
Bu davranış, hacılara benzemek ve müslümanlar arasındaki inanç birliğinin, mümkün mertebe cihanşümûl karakterde davranış birliğine dönüşmesine katkıda bulunmak içindir.<br />
<br />
Böyle davranmanın diğer bir hikmeti de, kurban kesen kişinin bütün hücreleriyle birlikte cehennemden âzâd olmasını sağlamaktır. Çünkü Cenâb-ı Hak, kurban edilen hayvanın her bir âzâsına mukabil, kurban kesen kulunun o uzvunu cehennemden âzâd etmektedir.<br />
<br />
Kurban, usûlünce kesilip parçalandıktan sonra etinden yemeli ve başkalarına da ikrâm etmelidir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:<br />
<br />
“…Artık ondan, hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin!.” (Hac 22/28, 36)<br />
<br />
Müstehap olan, kurbanı üçe taksim edip bir kısmını evde yemek, bir kısmını eşe dosta ikrâm etmek, bir kısmını da fukaraya dağıtmaktır. (Ebû Dâvud, Edâhî, 9-10/2813)<br />
<br />
Cemiyet içinde ihtiyaç olduğunda kurban etlerinin bir an evvel infâk edilmesi teşvik edilmiştir. Bir defâsında Resûlullâh Efendimiz (bayram hutbesinde):<br />
<br />
“‒Sizden kim kurban keserse, bayramın üçüncü gününden sonra evinde kurban etinden bir şey kalmasın!” buyurmuşlardı. Ertesi sene gelince sahâbîler:<br />
<br />
“‒Yâ Resûlallâh! Yine geçen sene yaptığımız gibi mi yapalım?” diye sordular. Resûlullâh Efendimiz şöyle cevap verdiler:<br />
<br />
“‒Bu sene kendiniz yiyiniz, başkalarına yediriniz ve daha sonra yemek için saklayınız! Geçen sene insanlar geçim sıkıntısı çekiyorlardı. Bu sebeble onlara bu hususta yardımcı olmanızı istemiştim.” (Buhârî, Edâhî, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?</span></span><br />
<br />
Ashâb-ı Kiram’ın İslâmî hassâsiyetini gösteren şu hâdise de ibretle zikredilmeye şâyândır:<br />
<br />
Ebû Saîd bin Mâlik el-Hudrî (r.a) bir seferden gelmişti. Âilesi kendisine kurban etlerinden takdîm ettiler. Ebû Saîd (r.a):<br />
<br />
“‒Ben bunun hükmünü sormadıkça yemeyeceğim” de­di. Akabinde Bedir’de hazır bulunmuş olan ana-bir kardeşi Katâde bin Numan’a gidip ona bu mes’eleyi sordu. O da:<br />
<br />
“‒Sen gittikten sonra, kurban etlerini üç günden sonra yemeyi yasaklayan hüküm kaldırıldı” dedi. (Buhârî, Meğâzî, 12)<br />
<br />
Kurbanın derisini ve istifâde edilen diğer kısımlarını evde kullanmak câiz ise de, satıp parasını almak câiz değildir. Satıldığı takdirde, kıymetinin tasadduk edilmesi lâzımdır. Yine kurbanlık hayvanın kesilmeden evvel sütünden, yününden istifâde edilmesi hoş görülmemiş, şayet kullanıldıysa bedelinin fakirlere verilmesi istenmiştir.<br />
<br />
Kurbanın kesilip parçalanması esnâsında temizliğe ve sıhhî şartlara âzamî derecede dikkat etmek lâzımdır. Sokakları ve çevreyi kirleterek çirkin koku ve manzaralara meydan verilmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBANIN HİKMET VE FAYDALARI</span></span><br />
<br />
Kurbanın bazı fayda ve hikmetlerini kısaca hatırlamak gerekirse şunlar söylenebilir:<br />
<br />
Kurban bize, Hz. İbrahim ve İsmail’in teslimiyetini ve kulluktaki üstün hâllerini hatırlatır. Allah’ın her şeyi insanlara musahhar kıldığını fiilen gösterip bunlardan usûlünce istifâde ve infak etmeyi öğretir. Zira, Allah’ın emrimize verdiği nîmetlerden faydalanmamak doğru olmadığı gibi, onları israf etmek de son derece yanlıştır. Bunun için İslâm kurbanı emretmiş, ancak diğer taraftan da isrâfı ve hayvanlara eziyeti yasaklamış, hatta belli bir yaş sınırı koymuştur.<br />
<br />
Kurban, insanı cimrilik ve mal sevgisinden kurtarır. Toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma, paylaşma ve fukarayı sevindirme duygularını geliştirir. İnsanları muhabbet ve merhametle birbirine bağlar. Allah’ın nîmetlerinden bütün kullarının istifâde etmesini sağlar. Toplum hâlinde yerine getirilen ferdî ve ictimâî ibadetlerle Allah’ın rızâsını kazanmaya ve O’na yaklaşmaya vesîle olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Tirmizî, Edâhî, 11/1507. Hatta Efendimiz vefâtından sonra da kendisi adına kurban kesilmesini istemiştir. Haneş (r.a.), Hz. Ali’yi iki tâne koç kurban ederken görmüş ve niçin böyle yaptığını sormuştu. Hz. Ali şu cevâbı verdi:<br />
<br />
“–Resûlullah, bana (vefâtından sonra) kendisi için de kurban kesmemi vasiyet buyurmuştu. Bunlardan birini onun adına kesiyorum ve bunu da hiçbir zaman terk etmeyeceğim!” dedi. (Ebû Dâvûd, Edâhî, 1-2/2790; Tirmizî, Edâhî, 3/1495; Ahmed, I, 107) [2] Müslim, Hac, 356-7; Ebû Dâvûd, Edâhî, 10-11/2814; Tirmizî, Edâhî, 8/1501. Ancak kesme ve dağıtmanın zorluğu sebebiyle, yolculara bu hususta ruhsat tanınmıştır. Yani seferî/yolcu olan kişi, isterse kurban keser istemezse kesmeyebilir. [3] Buradaki “Cihât”dan maksadın, hac ibadetine mânî olacağı için sadece o günlerde yapılan cihat olması muhtemeldir. Çünkü Allah Resûlü muhtelif hadislerinde, en üstün ibadetin “Allah yolunda cihât” olduğunu haber vermiştir. [4] Müslim, Edâhî, 17-18. [5] Ebû Dâvud, Edâhî, 16-17/2826. [6] En’âm 6/162-163. [7] Develerin, Resûl-i Ek­rem Efendimiz’in mübarek elleriyle kurban edilmek için yarış etmeleri, O’nun mucizelerinden biridir. Karşılığında dünyevî veya uhrevî bir mükâfata erişmeyecekleri halde Resûl-i Ekrem Efendimiz’e itaat ve teslimiyette hayvanlar bile böyle yarışa girerlerken dünyevî ve uhrevî saadetleri O’na itaat etmeye bağlı olan insanların, Allâh Resûlü’ne teslim olmaya bir türlü yanaşmayışları, doğ­rusu akıl sahiplerini fevkalâde hayrete ve dehşete düşürecek bir hâdisedir. [8] Müslim, Edâhî, 39-42; Ebû Dâvûd, Edâhî, 2-3/2791. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den Hayat Ölçüleri,<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arefe Günü Yapılacak Dua ve İbadetler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2638</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 09:52:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2638</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Günü Yapılacak Dua ve İbadetler</span></span><br />
<br />
Zilhicce'nin en faziletli günlerinden biri olan Arefe günü nasıl değerlendirilir? İşte bu mübarek günde yapılması tavsiye edilen 7 önemli ibadet ve dualarla Arefe'nin manevi bereketinden istifade etmenin yolları…<br />
<br />
Arefe günü, Zilhicce ayının faziletli ilk on günü içerisinde yer alır.<br />
<br />
İbni Abbâs’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Başka günlerin hiçbirinde, -Zilhicce’nin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.”<br />
<br />
- Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Rasûlallah? dediler.<br />
<br />
- “(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka.(O, bundan üstündür),” buyurdu. (Buhârî, Îdeyn 11. Ayrıca bk.  Ebû Dâvûd, Savm 61; Tirmizî, Savm 52; İbni Mâce, Sıyâm 39)<br />
Arefe Günü Nedir?<br />
<br />
Kurban Bayramı’ndan önceki gün olan (Zilhicce ayının 9. günü) güne “Arefe” adı verilmiştir. Hacca giden Müslümanlar, o gün Arafat’ta haccın rükünlerinden biri olan vakfe görevini yerine getirirler. Bu sebeple o güne “Arefe Günü” denilmiştir.<br />
<br />
Arefe günü, tam anlamıyla bir dua ve niyaz zamanıdır. Allah Teâlâ, kendisine dua edilmesini ve bağışlanma dilenmesini sever. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu gerçeğe işaretle Allah Teâlâ’nın o gün her zamankinden daha fazla Müslümanı cehennemden azat ettiğini, yani kullarını bağışladığını ifade ederek ümmet-i Muhammed’e büyük bir müjde vermektedir.<br />
<br />
Bu müjde, aynı zamanda Arefe gününün faziletini de ortaya koymaktadır. Hatta bazı âlimler, “Günlerin en faziletlisi Arefe günüdür” görüşünü benimsemişlerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AREFE GÜNÜ YAPILACAK DUA VE İBADETLER</span></span><br />
<br />
Zilhicce ayının ilk dokuz günü, İslâm’da önemli ve faziletli günler arasında yer alır. Bu günlerde oruç tutmak —Arafat’ta vakfe yapan hacılar dışında— sünnet kabul edilmiştir.<br />
<br />
Zira Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.):<br />
<br />
“Allah katında şu on günde işlenecek sâlih amelden daha değerli bir amel yoktur.” (Ebû Dâvûd, Savm, 61 [2437-2438]) buyurarak, Zilhicce’nin ilk dokuz gününü oruçlu geçirmiştir.<br />
<br />
Zilhicce’nin dokuzuncu günü olan Arefe günü ise ayrı bir öneme sahiptir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu günün orucuna dair şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulacak orucun, önceki ve sonraki senenin günahlarına keffâret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.” (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162])<br />
<br />
Ayrıca, Kurban Bayramı’nın Arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar —toplam 23 vakit boyunca— her farz namazın ardından Teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir.<br />
<br />
Hak dostları, Arefe gününde şu ibadetleri yapmayı tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Arefe günü oruç tutmak sünnettir. Hacca gitmemiş olanlar, bu mübarek günde oruç tutabilirler. Ancak hac ibadeti için Arafat’ta bulunan kimseler için oruç tutmak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından uygun görülmemiştir. (Bkz. Nesâî, Hac; İbn Mâce, Savm, 1732)<br />
<br />
Ebû Katâde’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah’a (s.a.v.) Arefe günü tutulan orucun fazileti sorulduğunda şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefaret olur.” (Müslim, Sıyâm, 196–197)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Duası Yapmak</span></span><br />
Hak dostları, Arefe gününde şu duanın okunmasını tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) Arefe gününde en ziyâde şöyle derlerdi:<br />
<br />
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
“La ilahe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü biyedihil hâyrû vehüve alâ külli şey’in kadîr.” şeklinde okunur.<br />
<br />
“Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.” (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dular ve zikirler)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Teşrik Tekbiri Getirmek</span></span><br />
Arefe günü sabah namazından başlayarak, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar geçen sürede, toplam 23 vakitte; yalnız başına veya cemaatle kılınan farz namazların ardından bir kez şu teşrik tekbiri getirilir:<br />
<br />
اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لۤا اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ<br />
<br />
“Allahu ekber Allahu ekber. Lâ ilâhe İllâllahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillâhil hamd.” Bu tekbir, erkek-kadın, imam-cemaat, mukim veya misafir fark etmeksizin her Müslüman için vaciptir. Bu uygulamaya “Teşrik Tekbirleri” denir. (Bkz. Muvatta, Hac, 205)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekbirin anlamı ise şöyledir:</span></span><br />
<br />
“Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah her şeyden yücedir. Allah her şeyden yücedir, hamd yalnızca Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">  Kabir Ziyaretinde Bulunmak</span></span><br />
<br />
Hak dostları, Arefe günü veya Bayram günlerinde kabir ziyaretini ihmal etmemişlerdir.<br />
<br />
Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.) hem bizzat kabir ziyaretlerinde bulunmuş hem de ümmetini bu konuda teşvik etmiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“…Kabirleri ziyâret etmek isteyen ziyâret etsin. Çünkü kabir ziyâreti bize âhireti hatırlatır.” (Tirmizî, Cenâiz, 60)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Bu mübarek günlerde muhtaçları gözetmek, onları sevindirmek ve ihmal etmemek gerekir.<br />
<br />
Asr-ı Saâdet’te bayramlar, infak, ikram ve sadakalarla karşılanır; bayram sevinci, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırdı. Gerçek bayram neşesi, mahzun gönüllere umut verebilmekle mümkün olurdu.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, - ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez - Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiğfar ve Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah’ın, cehennemden en çok kul azat ettiği gün, Arefe günüdür.” (Müslim, Hac 436)<br />
<br />
Amr b. Şuayb’ın (r.a.), babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Duaların en hayırlısı Arefe günü yapılan duadır.” (Tirmizî, Deavât, 122)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefekkür Etmek</span></span><br />
<br />
Arefe günü, tefekkürle geçirilmesi gereken faziletli zaman dilimlerindendir. Hac farizasını yerine getiren müminler Arafat’ta vakfeye durur. Arafat, mahşer meydanını ve hesap gününü hatırlatır; insan bu günle birlikte kabirden kalkışı, toplanmayı ve hesaba çekilmeyi düşünmelidir.<br />
<br />
Ayrıca Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’ın (a.s.) kurbanla imtihanını hatırlamak ve bu teslimiyet iklimine hazırlanmak da Arefe gününün ruhuna uygun davranışlardandır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Günü Yapılacak Dua ve İbadetler</span></span><br />
<br />
Zilhicce'nin en faziletli günlerinden biri olan Arefe günü nasıl değerlendirilir? İşte bu mübarek günde yapılması tavsiye edilen 7 önemli ibadet ve dualarla Arefe'nin manevi bereketinden istifade etmenin yolları…<br />
<br />
Arefe günü, Zilhicce ayının faziletli ilk on günü içerisinde yer alır.<br />
<br />
İbni Abbâs’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Başka günlerin hiçbirinde, -Zilhicce’nin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.”<br />
<br />
- Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Rasûlallah? dediler.<br />
<br />
- “(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka.(O, bundan üstündür),” buyurdu. (Buhârî, Îdeyn 11. Ayrıca bk.  Ebû Dâvûd, Savm 61; Tirmizî, Savm 52; İbni Mâce, Sıyâm 39)<br />
Arefe Günü Nedir?<br />
<br />
Kurban Bayramı’ndan önceki gün olan (Zilhicce ayının 9. günü) güne “Arefe” adı verilmiştir. Hacca giden Müslümanlar, o gün Arafat’ta haccın rükünlerinden biri olan vakfe görevini yerine getirirler. Bu sebeple o güne “Arefe Günü” denilmiştir.<br />
<br />
Arefe günü, tam anlamıyla bir dua ve niyaz zamanıdır. Allah Teâlâ, kendisine dua edilmesini ve bağışlanma dilenmesini sever. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu gerçeğe işaretle Allah Teâlâ’nın o gün her zamankinden daha fazla Müslümanı cehennemden azat ettiğini, yani kullarını bağışladığını ifade ederek ümmet-i Muhammed’e büyük bir müjde vermektedir.<br />
<br />
Bu müjde, aynı zamanda Arefe gününün faziletini de ortaya koymaktadır. Hatta bazı âlimler, “Günlerin en faziletlisi Arefe günüdür” görüşünü benimsemişlerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AREFE GÜNÜ YAPILACAK DUA VE İBADETLER</span></span><br />
<br />
Zilhicce ayının ilk dokuz günü, İslâm’da önemli ve faziletli günler arasında yer alır. Bu günlerde oruç tutmak —Arafat’ta vakfe yapan hacılar dışında— sünnet kabul edilmiştir.<br />
<br />
Zira Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.):<br />
<br />
“Allah katında şu on günde işlenecek sâlih amelden daha değerli bir amel yoktur.” (Ebû Dâvûd, Savm, 61 [2437-2438]) buyurarak, Zilhicce’nin ilk dokuz gününü oruçlu geçirmiştir.<br />
<br />
Zilhicce’nin dokuzuncu günü olan Arefe günü ise ayrı bir öneme sahiptir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu günün orucuna dair şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulacak orucun, önceki ve sonraki senenin günahlarına keffâret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.” (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162])<br />
<br />
Ayrıca, Kurban Bayramı’nın Arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar —toplam 23 vakit boyunca— her farz namazın ardından Teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir.<br />
<br />
Hak dostları, Arefe gününde şu ibadetleri yapmayı tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Arefe günü oruç tutmak sünnettir. Hacca gitmemiş olanlar, bu mübarek günde oruç tutabilirler. Ancak hac ibadeti için Arafat’ta bulunan kimseler için oruç tutmak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından uygun görülmemiştir. (Bkz. Nesâî, Hac; İbn Mâce, Savm, 1732)<br />
<br />
Ebû Katâde’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah’a (s.a.v.) Arefe günü tutulan orucun fazileti sorulduğunda şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefaret olur.” (Müslim, Sıyâm, 196–197)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Duası Yapmak</span></span><br />
Hak dostları, Arefe gününde şu duanın okunmasını tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) Arefe gününde en ziyâde şöyle derlerdi:<br />
<br />
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
“La ilahe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü biyedihil hâyrû vehüve alâ külli şey’in kadîr.” şeklinde okunur.<br />
<br />
“Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.” (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dular ve zikirler)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Teşrik Tekbiri Getirmek</span></span><br />
Arefe günü sabah namazından başlayarak, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar geçen sürede, toplam 23 vakitte; yalnız başına veya cemaatle kılınan farz namazların ardından bir kez şu teşrik tekbiri getirilir:<br />
<br />
اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لۤا اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ<br />
<br />
“Allahu ekber Allahu ekber. Lâ ilâhe İllâllahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillâhil hamd.” Bu tekbir, erkek-kadın, imam-cemaat, mukim veya misafir fark etmeksizin her Müslüman için vaciptir. Bu uygulamaya “Teşrik Tekbirleri” denir. (Bkz. Muvatta, Hac, 205)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekbirin anlamı ise şöyledir:</span></span><br />
<br />
“Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah her şeyden yücedir. Allah her şeyden yücedir, hamd yalnızca Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">  Kabir Ziyaretinde Bulunmak</span></span><br />
<br />
Hak dostları, Arefe günü veya Bayram günlerinde kabir ziyaretini ihmal etmemişlerdir.<br />
<br />
Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.) hem bizzat kabir ziyaretlerinde bulunmuş hem de ümmetini bu konuda teşvik etmiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“…Kabirleri ziyâret etmek isteyen ziyâret etsin. Çünkü kabir ziyâreti bize âhireti hatırlatır.” (Tirmizî, Cenâiz, 60)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Bu mübarek günlerde muhtaçları gözetmek, onları sevindirmek ve ihmal etmemek gerekir.<br />
<br />
Asr-ı Saâdet’te bayramlar, infak, ikram ve sadakalarla karşılanır; bayram sevinci, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırdı. Gerçek bayram neşesi, mahzun gönüllere umut verebilmekle mümkün olurdu.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, - ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez - Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiğfar ve Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah’ın, cehennemden en çok kul azat ettiği gün, Arefe günüdür.” (Müslim, Hac 436)<br />
<br />
Amr b. Şuayb’ın (r.a.), babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Duaların en hayırlısı Arefe günü yapılan duadır.” (Tirmizî, Deavât, 122)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefekkür Etmek</span></span><br />
<br />
Arefe günü, tefekkürle geçirilmesi gereken faziletli zaman dilimlerindendir. Hac farizasını yerine getiren müminler Arafat’ta vakfeye durur. Arafat, mahşer meydanını ve hesap gününü hatırlatır; insan bu günle birlikte kabirden kalkışı, toplanmayı ve hesaba çekilmeyi düşünmelidir.<br />
<br />
Ayrıca Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’ın (a.s.) kurbanla imtihanını hatırlamak ve bu teslimiyet iklimine hazırlanmak da Arefe gününün ruhuna uygun davranışlardandır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadir Gecesini nasıl ihya edebiliriz? Kadir Gecesinde Neler Yapmalıyız?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2599</link>
			<pubDate>Sun, 23 Mar 2025 10:12:17 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2599</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2229" target="_blank" title="">Kadir Gecesini nasıl ihya edebiliriz Kadir Gecesinde Neler Yapmalıyız.png</a> (Boyut: 190.17 KB / İndirmeler: 77)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesini nasıl ihya edebiliriz? Kadir Gecesinde Neler Yapmalıyız?</span></span><br />
<br />
Kadir Gecesi, İslam inancına göre Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu kabul edilen mübarek bir gecedir. Bu gece, Ramazan ayının son on gününde gizlidir ve kesin tarihi bilinmemektedir. Ancak, Ramazan'ın 27. gecesi olduğu yönünde yaygın bir kanaat vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin Önemi:</span></span><br />
<br />
    Kur'an'ın İndirildiği Gece: Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Hz. Muhammed'e (sav) indirilmeye başlandığı gecedir. Bu nedenle, İslam inancında çok büyük bir öneme sahiptir.<br />
    Bin Aydan Hayırlı Gece: Kur'an-ı Kerim'de Kadir Suresi'nde bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilmiştir. Bu, Kadir Gecesi'nde yapılan ibadetlerin diğer zamanlarda yapılan ibadetlerden çok daha sevap olduğu anlamına gelir.<br />
    Rahmet ve Mağfiret Gecesi: Kadir Gecesi, Allah'ın rahmetinin ve mağfiretinin bolca tecelli ettiği bir gecedir. Bu gecede yapılan duaların kabul olma ihtimali yüksektir.<br />
    Günahlardan Arınma Fırsatı: Kadir Gecesi, geçmiş günahlardan arınmak ve tevbe etmek için önemli bir fırsattır.<br />
<br />
Kadir Gecesi, İslam inancına göre Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu kabul edilen mübarek bir gecedir. Bu geceyi en iyi şekilde değerlendirmek için yapılabilecek bazı ibadetler ve davranışlar şunlardır:<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nde Yapılabilecek İbadetler:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Namaz Kılmak:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi'nde nafile namazlar kılmak çok sevaptır. Özellikle teheccüd namazı kılmak, bu gecenin feyzinden en iyi şekilde yararlanmayı sağlar.<br />
    Kaza namazı borcu olanların bu gece kaza namazı kılmaları da önemlidir.<br />
Tesbih Namazı gibi özel namazlar da kılabilirsiniz. Bu namazlar, hem ibadet hem de tövbe için büyük bir fırsattır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Kur'an Okumak:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı gecedir. Bu geceyi Kur'an okuyarak ve dinleyerek değerlendirmek çok önemlidir.<br />
<br />
    Kur'an'ı anlamaya çalışarak okuyun. Mealiyle birlikte okumak, ayetlerin manasını daha iyi kavramanıza yardımcı olur.<br />
<br />
    Eğer Kur'an okumakta zorlanıyorsanız, dinlemek de aynı şekilde sevap kazandırır.<br />
<br />
    Kur'an-ı Kerim okumak, Kadir Gecesi'nde yapılabilecek en güzel ibadetlerden biridir. Özellikle Kur'an'ın anlamını düşünerek okumak ve tefekkür etmek önemlidir.<br />
    Kur'an okumayı bilmeyenler, dinlemek veya hatim duası yapmak gibi alternatifleri değerlendirebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Dua Etmek:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, duaların kabul olma ihtimalinin yüksek olduğu bir gecedir. Bu nedenle, bol bol dua etmek, Allah'tan af ve mağfiret dilemek önemlidir.<br />
    Peygamber Efendimiz (sav)'in öğrettiği duaları okumak ve kendi içten dileklerimizi Allah'a arz etmek önemlidir.<br />
    Özellikle "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî" (Allah'ım, sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet) duasını çokça okumak tavsiye edilir.<br />
<br />
Kadir Gecesi, duaların kabul edildiği bir gecedir. Bu geceyi dua ederek geçirmek, Allah'a yönelmek ve O'ndan af, mağfiret, sağlık, bereket istemek için en uygun zamandır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevbe ve İstiğfar Etmek:</span></span><br />
<br />
    Geçmiş günahlar için tevbe etmek, Allah'tan af dilemek ve bir daha aynı günahları işlememeye söz vermek önemlidir.<br />
    "Estağfirullah" diyerek bol bol istiğfar etmek, bu gecenin feyzinden yararlanmayı sağlar.<br />
<br />
    Kadir Gecesi, günahlardan arınmak için büyük bir fırsattır. Bu gece bolca tövbe ve istiğfar ederek, geçmiş hatalarınız için Allah'tan af dileyin.<br />
<br />
    "Estağfirullah" ve "Estağfirullah el-Azim ve etûbu ileyk" gibi istiğfar dualarını tekrarlayın.<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:</span></span><br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
Bakara 285 ve 286 ayetleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Zikir Çekmek:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah", "Sübhanallah", "Elhamdülillah", "Allahu ekber" gibi zikirleri çekmek, Allah'ı anmak ve O'na yakınlaşmak için güzel bir vesiledir.<br />
    "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" zikrini çekmek de tavsiye edilir.<br />
<br />
Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler<br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Sadaka Vermek:</span></span><br />
<br />
    İhtiyaç sahiplerine sadaka vermek, bu gecenin bereketini artırır ve sevap kazandırır.<br />
    Maddi imkanı olmayanlar, tebessüm etmek, güzel söz söylemek gibi manevi sadakalar da verebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Tefekkür Etmek:</span></span><br />
<br />
    Hayatın anlamı, ölüm, ahiret gibi konular üzerinde düşünmek ve tefekkür etmek, bu gecenin manevi atmosferine uygun bir davranıştır.<br />
    Allah'ın yarattığı güzellikleri seyretmek ve O'nun kudretini düşünmek de tefekkür sayılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. İnsanlarla Helalleşmek:</span></span><br />
<br />
    Kırgınlıkları gidermek, insanlarla helalleşmek ve gönül almak önemlidir.<br />
    Özellikle aile büyüklerini ziyaret etmek, onların dualarını almak bu gecenin feyzini artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. İlim Öğrenmek:</span></span><br />
<br />
    Dinî kitaplar okumak, sohbetlere katılmak ve ilim öğrenmek, bu gecenin manevi atmosferine uygun bir davranıştır.<br />
    Kadir Gecesi'nin anlam ve önemini anlatan eserleri okumak da faydalıdır.<br />
<br />
    Kadir Gecesi'ni ailenizle birlikte ihya edin. Çocuklarınıza bu gecenin önemini anlatın ve onları da ibadete teşvik edin.<br />
<br />
    Toplumunuzla birlikte camide veya evlerde toplanarak Kur'an okumak, dua etmek ve ibadet etmek, bu gecenin bereketini artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Bol Bol Salavat Getirmek:</span></span><br />
<br />
    Peygamber Efendimiz (sav)'e salavat getirmek, O'nu anmak ve O'na olan sevgimizi ifade etmek için güzel bir vesiledir.<br />
    "Allahümme salli alâ Muhammed" diyerek bol bol salavat getirmek tavsiye edilir.<br />
<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kâb -radıyallâhu anh- diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:<br />
<br />
«– Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle"<br />
<br />
Salavatı Kasr (9 Defa)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavatı Kasr Budur</span></span><br />
<br />
SALAVATI KASR<br />
<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ademe, seyyidina Nuh, seyyidina ibrahime, ismaile, ishaga Davude ve Süleymane, Zekeriya ve Yahya,Harun ve Musa ve isa ve Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
ve sallu ala seyyidina Mehdiyil Müntezar ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail, Mikail, israfil, Azaril, Feryail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
"Salavatı Kebir" - Büyük Salavat<br />
<br />
Salavatı Kebir (1 Defa)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavatı Kebir Budur</span></span><br />
<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali<br />
Seyyidina Muhammedin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ademe,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Şid,<br />
Allahumme salli ala seyyidina idris,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Nuh,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hud,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Zülkarneyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Lokman,<br />
Allahumme salli ala seyyidina HIZIR,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ilyas,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Elyesa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Zülkiful,<br />
Allahumme salli ala seyyidina HIZKIL,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Şa ya,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Eyüb,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Üzeyir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Salih,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yunus,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yuşa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ibrahim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ismail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ishak,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Lut,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yakub,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yusuf,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Bünyamin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Davud,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Süleyman,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Şuayb,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Harun,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Musa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina irmiya,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Zekeriyya,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yahya,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
Allahumme salli ala seyyidina isa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina isna aşere Havariyyun,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yemleyha, mekseline, misline, mernuş, debernuş<br />
sşazenuş, kefetatayyuş, KITMiR,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Mehdiyyil Müntezar ve ala elihim ve sahbihi ecmaiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ali Zeynel Abidiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeyneb,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Hüseyin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Hasan,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ali,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Osman bin Avfan,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ömerul Hattab,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ebubekru SIDDIYG,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Halimeyi Sadiye,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeynep,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rukiye,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ümmü Gülsüm,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ayşei Saadıka,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Haticei Kübra,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Safura,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rabia,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Daniel,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniele,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Asiye,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Maşite,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Belkıs,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Züleyha,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ra'le,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Hacer,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Sare,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Havva<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Mikail,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,<br />
Allahumme salli ala seyyidina israfil,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Raffaella,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Azaril,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara,  Azra, Zaraelle<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Kadir Suresi'ni Okumak</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi'nde Kadir Suresi'ni okumak ve üzerinde düşünmek, bu gecenin anlamını daha iyi kavramanıza yardımcı olur.<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Kadir Suresi:</span></span><br />
<br />
        Arapça: إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ ﴿١﴾ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ ﴿٢﴾ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ﴿٣﴾ تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ﴿٤﴾ سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴿٥﴾<br />
<br />
        Anlamı: "Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail), o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Geceyi İbadetle Geçirmek</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi'ni uyumadan, ibadetle geçirmeye çalışın. Bu geceyi uyanık geçirmek, Allah'ın rızasını kazanmak için büyük bir fırsattır.<br />
<br />
    Eğer uykuya yenik düşerseniz, uyandığınızda hemen ibadete devam edin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesinde Okunabilcek Dualar</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTIAZE DUASI EL AHiR</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin Faziletleri:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecede yapılan ibadetler, diğer gecelerde yapılan ibadetlerden çok daha faziletlidir.<br />
<br />
    Bu gece, Allah'ın rahmeti ve mağfireti en yoğun şekilde tecelli eder.<br />
<br />
    Kadir Gecesi'nde yapılan dualar kabul edilir, tövbeler kabul görür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin Önemi:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı gecedir.<br />
    Bu gece yapılan ibadetlerin bin aydan daha hayırlı olduğu kabul edilir.<br />
    Bu gece, duaların kabul olma ihtimalinin yüksek olduğu bir gecedir.<br />
    Bu gece, günahlardan arınma ve tevbe etme fırsatı sunar.<br />
    Bu gece, Allah'a yakınlaşma ve O'nun rızasını kazanma vesilesidir.<br />
<br />
Unutulmamalıdır ki, Kadir Gecesi'nin feyzinden en iyi şekilde yararlanmak için samimi bir kalp ve ihlaslı bir niyetle ibadet etmek gerekir.<br />
<br />
Kadir Gecesi'ni ihya etmek, Allah'a yakınlaşmak ve O'nun rızasını kazanmak için büyük bir fırsattır. Bu geceyi Kur'an okumak, namaz kılmak, dua etmek, tövbe ve istiğfarla geçirerek, hem dünya hem de ahiret saadeti için büyük bir adım atabilirsiniz.<br />
<br />
Umarım bu tavsiyeler Kadir Gecesi'ni en güzel şekilde değerlendirmenize yardımcı olur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2229" target="_blank" title="">Kadir Gecesini nasıl ihya edebiliriz Kadir Gecesinde Neler Yapmalıyız.png</a> (Boyut: 190.17 KB / İndirmeler: 77)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesini nasıl ihya edebiliriz? Kadir Gecesinde Neler Yapmalıyız?</span></span><br />
<br />
Kadir Gecesi, İslam inancına göre Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu kabul edilen mübarek bir gecedir. Bu gece, Ramazan ayının son on gününde gizlidir ve kesin tarihi bilinmemektedir. Ancak, Ramazan'ın 27. gecesi olduğu yönünde yaygın bir kanaat vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin Önemi:</span></span><br />
<br />
    Kur'an'ın İndirildiği Gece: Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Hz. Muhammed'e (sav) indirilmeye başlandığı gecedir. Bu nedenle, İslam inancında çok büyük bir öneme sahiptir.<br />
    Bin Aydan Hayırlı Gece: Kur'an-ı Kerim'de Kadir Suresi'nde bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilmiştir. Bu, Kadir Gecesi'nde yapılan ibadetlerin diğer zamanlarda yapılan ibadetlerden çok daha sevap olduğu anlamına gelir.<br />
    Rahmet ve Mağfiret Gecesi: Kadir Gecesi, Allah'ın rahmetinin ve mağfiretinin bolca tecelli ettiği bir gecedir. Bu gecede yapılan duaların kabul olma ihtimali yüksektir.<br />
    Günahlardan Arınma Fırsatı: Kadir Gecesi, geçmiş günahlardan arınmak ve tevbe etmek için önemli bir fırsattır.<br />
<br />
Kadir Gecesi, İslam inancına göre Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu kabul edilen mübarek bir gecedir. Bu geceyi en iyi şekilde değerlendirmek için yapılabilecek bazı ibadetler ve davranışlar şunlardır:<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nde Yapılabilecek İbadetler:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Namaz Kılmak:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi'nde nafile namazlar kılmak çok sevaptır. Özellikle teheccüd namazı kılmak, bu gecenin feyzinden en iyi şekilde yararlanmayı sağlar.<br />
    Kaza namazı borcu olanların bu gece kaza namazı kılmaları da önemlidir.<br />
Tesbih Namazı gibi özel namazlar da kılabilirsiniz. Bu namazlar, hem ibadet hem de tövbe için büyük bir fırsattır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Kur'an Okumak:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı gecedir. Bu geceyi Kur'an okuyarak ve dinleyerek değerlendirmek çok önemlidir.<br />
<br />
    Kur'an'ı anlamaya çalışarak okuyun. Mealiyle birlikte okumak, ayetlerin manasını daha iyi kavramanıza yardımcı olur.<br />
<br />
    Eğer Kur'an okumakta zorlanıyorsanız, dinlemek de aynı şekilde sevap kazandırır.<br />
<br />
    Kur'an-ı Kerim okumak, Kadir Gecesi'nde yapılabilecek en güzel ibadetlerden biridir. Özellikle Kur'an'ın anlamını düşünerek okumak ve tefekkür etmek önemlidir.<br />
    Kur'an okumayı bilmeyenler, dinlemek veya hatim duası yapmak gibi alternatifleri değerlendirebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Dua Etmek:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, duaların kabul olma ihtimalinin yüksek olduğu bir gecedir. Bu nedenle, bol bol dua etmek, Allah'tan af ve mağfiret dilemek önemlidir.<br />
    Peygamber Efendimiz (sav)'in öğrettiği duaları okumak ve kendi içten dileklerimizi Allah'a arz etmek önemlidir.<br />
    Özellikle "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî" (Allah'ım, sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet) duasını çokça okumak tavsiye edilir.<br />
<br />
Kadir Gecesi, duaların kabul edildiği bir gecedir. Bu geceyi dua ederek geçirmek, Allah'a yönelmek ve O'ndan af, mağfiret, sağlık, bereket istemek için en uygun zamandır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevbe ve İstiğfar Etmek:</span></span><br />
<br />
    Geçmiş günahlar için tevbe etmek, Allah'tan af dilemek ve bir daha aynı günahları işlememeye söz vermek önemlidir.<br />
    "Estağfirullah" diyerek bol bol istiğfar etmek, bu gecenin feyzinden yararlanmayı sağlar.<br />
<br />
    Kadir Gecesi, günahlardan arınmak için büyük bir fırsattır. Bu gece bolca tövbe ve istiğfar ederek, geçmiş hatalarınız için Allah'tan af dileyin.<br />
<br />
    "Estağfirullah" ve "Estağfirullah el-Azim ve etûbu ileyk" gibi istiğfar dualarını tekrarlayın.<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:</span></span><br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
Bakara 285 ve 286 ayetleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Zikir Çekmek:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah", "Sübhanallah", "Elhamdülillah", "Allahu ekber" gibi zikirleri çekmek, Allah'ı anmak ve O'na yakınlaşmak için güzel bir vesiledir.<br />
    "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" zikrini çekmek de tavsiye edilir.<br />
<br />
Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler<br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Sadaka Vermek:</span></span><br />
<br />
    İhtiyaç sahiplerine sadaka vermek, bu gecenin bereketini artırır ve sevap kazandırır.<br />
    Maddi imkanı olmayanlar, tebessüm etmek, güzel söz söylemek gibi manevi sadakalar da verebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Tefekkür Etmek:</span></span><br />
<br />
    Hayatın anlamı, ölüm, ahiret gibi konular üzerinde düşünmek ve tefekkür etmek, bu gecenin manevi atmosferine uygun bir davranıştır.<br />
    Allah'ın yarattığı güzellikleri seyretmek ve O'nun kudretini düşünmek de tefekkür sayılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. İnsanlarla Helalleşmek:</span></span><br />
<br />
    Kırgınlıkları gidermek, insanlarla helalleşmek ve gönül almak önemlidir.<br />
    Özellikle aile büyüklerini ziyaret etmek, onların dualarını almak bu gecenin feyzini artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. İlim Öğrenmek:</span></span><br />
<br />
    Dinî kitaplar okumak, sohbetlere katılmak ve ilim öğrenmek, bu gecenin manevi atmosferine uygun bir davranıştır.<br />
    Kadir Gecesi'nin anlam ve önemini anlatan eserleri okumak da faydalıdır.<br />
<br />
    Kadir Gecesi'ni ailenizle birlikte ihya edin. Çocuklarınıza bu gecenin önemini anlatın ve onları da ibadete teşvik edin.<br />
<br />
    Toplumunuzla birlikte camide veya evlerde toplanarak Kur'an okumak, dua etmek ve ibadet etmek, bu gecenin bereketini artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Bol Bol Salavat Getirmek:</span></span><br />
<br />
    Peygamber Efendimiz (sav)'e salavat getirmek, O'nu anmak ve O'na olan sevgimizi ifade etmek için güzel bir vesiledir.<br />
    "Allahümme salli alâ Muhammed" diyerek bol bol salavat getirmek tavsiye edilir.<br />
<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kâb -radıyallâhu anh- diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:<br />
<br />
«– Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle"<br />
<br />
Salavatı Kasr (9 Defa)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavatı Kasr Budur</span></span><br />
<br />
SALAVATI KASR<br />
<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ademe, seyyidina Nuh, seyyidina ibrahime, ismaile, ishaga Davude ve Süleymane, Zekeriya ve Yahya,Harun ve Musa ve isa ve Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
ve sallu ala seyyidina Mehdiyil Müntezar ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail, Mikail, israfil, Azaril, Feryail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
"Salavatı Kebir" - Büyük Salavat<br />
<br />
Salavatı Kebir (1 Defa)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavatı Kebir Budur</span></span><br />
<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali<br />
Seyyidina Muhammedin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ademe,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Şid,<br />
Allahumme salli ala seyyidina idris,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Nuh,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hud,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Zülkarneyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Lokman,<br />
Allahumme salli ala seyyidina HIZIR,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ilyas,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Elyesa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Zülkiful,<br />
Allahumme salli ala seyyidina HIZKIL,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Şa ya,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Eyüb,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Üzeyir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Salih,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yunus,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yuşa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ibrahim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ismail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina ishak,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Lut,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yakub,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yusuf,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Bünyamin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Davud,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Süleyman,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Şuayb,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Harun,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Musa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina irmiya,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Zekeriyya,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yahya,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
Allahumme salli ala seyyidina isa,<br />
Allahumme salli ala seyyidina isna aşere Havariyyun,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Yemleyha, mekseline, misline, mernuş, debernuş<br />
sşazenuş, kefetatayyuş, KITMiR,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Mehdiyyil Müntezar ve ala elihim ve sahbihi ecmaiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ali Zeynel Abidiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeyneb,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Hüseyin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Hasan,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ali,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Osman bin Avfan,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ömerul Hattab,<br />
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ebubekru SIDDIYG,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Halimeyi Sadiye,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeynep,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rukiye,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ümmü Gülsüm,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ayşei Saadıka,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Haticei Kübra,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Safura,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rabia,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Daniel,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniele,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Asiye,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Maşite,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Belkıs,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Züleyha,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ra'le,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Hacer,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Sare,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Havva<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Mikail,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,<br />
Allahumme salli ala seyyidina israfil,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Raffaella,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Azaril,<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara,  Azra, Zaraelle<br />
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Kadir Suresi'ni Okumak</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi'nde Kadir Suresi'ni okumak ve üzerinde düşünmek, bu gecenin anlamını daha iyi kavramanıza yardımcı olur.<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Kadir Suresi:</span></span><br />
<br />
        Arapça: إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ ﴿١﴾ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ ﴿٢﴾ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ﴿٣﴾ تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ﴿٤﴾ سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴿٥﴾<br />
<br />
        Anlamı: "Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail), o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Geceyi İbadetle Geçirmek</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi'ni uyumadan, ibadetle geçirmeye çalışın. Bu geceyi uyanık geçirmek, Allah'ın rızasını kazanmak için büyük bir fırsattır.<br />
<br />
    Eğer uykuya yenik düşerseniz, uyandığınızda hemen ibadete devam edin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesinde Okunabilcek Dualar</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTIAZE DUASI EL AHiR</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin Faziletleri:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecede yapılan ibadetler, diğer gecelerde yapılan ibadetlerden çok daha faziletlidir.<br />
<br />
    Bu gece, Allah'ın rahmeti ve mağfireti en yoğun şekilde tecelli eder.<br />
<br />
    Kadir Gecesi'nde yapılan dualar kabul edilir, tövbeler kabul görür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin Önemi:</span></span><br />
<br />
    Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı gecedir.<br />
    Bu gece yapılan ibadetlerin bin aydan daha hayırlı olduğu kabul edilir.<br />
    Bu gece, duaların kabul olma ihtimalinin yüksek olduğu bir gecedir.<br />
    Bu gece, günahlardan arınma ve tevbe etme fırsatı sunar.<br />
    Bu gece, Allah'a yakınlaşma ve O'nun rızasını kazanma vesilesidir.<br />
<br />
Unutulmamalıdır ki, Kadir Gecesi'nin feyzinden en iyi şekilde yararlanmak için samimi bir kalp ve ihlaslı bir niyetle ibadet etmek gerekir.<br />
<br />
Kadir Gecesi'ni ihya etmek, Allah'a yakınlaşmak ve O'nun rızasını kazanmak için büyük bir fırsattır. Bu geceyi Kur'an okumak, namaz kılmak, dua etmek, tövbe ve istiğfarla geçirerek, hem dünya hem de ahiret saadeti için büyük bir adım atabilirsiniz.<br />
<br />
Umarım bu tavsiyeler Kadir Gecesi'ni en güzel şekilde değerlendirmenize yardımcı olur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir? Berat Gecesi Yapılabilecek İbadetler Nelerdir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2591</link>
			<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 19:11:04 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2591</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2224" target="_blank" title="">Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir Berat Gecesi Yapılabilecek İbadetler Nelerdir.png</a> (Boyut: 151.27 KB / İndirmeler: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir? Berat Gecesi Yapılabilecek İbadetler Nelerdir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir?</span></span><br />
<br />
Berat kandilinde nasıl ibadet edilir? Berat gecesi nasıl ihya edilir? Berat gecesi yapılacaklar<br />
<br />
Cenâb-ı Hak buyuruyor:<br />
<br />
“O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.” (Şûrâ, 25)<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:<br />
<br />
“Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ buyurur.” (İbn Mâce, H. no: 1388)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BERAT GECESİ NASIL İHYA EDİLİR?</span></span><br />
<br />
Şa’ban-ı şerifin onbeşinci, Berat gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin Sûresi ve her birinin sonunda Berat duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîf’ten sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.<br />
<br />
Ayrıca Berat gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rek’at namaz kılınır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı Şerîf okunur. On defa İhlâs-ı Şerîf okumaya kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam olduktan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzûr-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretlerinden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini talep ve niyâz edecektir. Yüce Mevlamız bu geceden hakkıyla istifade etmeyi cümlemize nasip etsin. Amin!<br />
<br />
Ey, kullarına sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunan, onların kar­şılığına ihtiyacı olmayan Allah’ım!. Celal ve Kerem sahibi Rabbim! Biz âciz kullarına sonsuz nimet ve imkanlar bahşeden Sen­sin! Senden başka ilah yok! Sana sığınıp yalvaranlara yardım edersin! Korkanların güvenip sığınacağı yegâne melcei yine Sensin!<br />
<br />
Ya Rabbi, Senin nezdindeki kitabında, Levh-i Mahfûz’da şa­yet beni kötü, mahrum, ilâhî rahmetten kovulmuş, fakir bir insan olarak yazmış isen fazlınla bu kötü kaderimi; âsî, mahrum, ilâhî huzurdan kovulmuş, darlık içinde hayat geçirmeye mahkum bir fakir insan oluşuma ait yazgımı siliver Allahım! Beni, nezdindeki ana kitapta iyilerden, salih kullarından, rızkı bol, zengin ve hayır­lı işlerde yarışan ve muvaffak olan kullarından olarak yazıver.<br />
<br />
Allah’ım! -Senin sözün haktır- Nebiyy-i Zişan’ın lisanı üzere gönderdiğin mukaddes Kitabında şöyle buyurdun: “Allah diledi­ğini siler. (Dilediğini de) sabit bırakır. Bütün kitapların aslı O’nun yanındadır.” (Ra’d Sûresi, 39)<br />
<br />
İlahî! “Her hikmetli iş nezdimizde bir emir ile o zaman ayrılır.” (Duhan, 4) buyurduğun mükerrem Şaban ayının 15. gece­si en büyük tecellin ile bildiğimiz bilmediğimiz, Senin bildiğin be­la ve musibetleri bizlerin üzerinden kaldırmanı diliyoruz. Şüphe­siz Sen, sonsuz güç ve kuvvet sahibisin! Lütuf ve ihsanı bol olan Rabbimizsin!<br />
<br />
Allah’ım! Seyyidimiz, Efendimiz Hazret-i Muhammed’e, âli­ne, ashabına, evlâdına, ezvâc-ı tâhirâtına salât ü selâm eyle! Du­alarımızı Habibin hürmetine kabul eyle! Âmin!..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Gecesi Yapılacak İbadetler</span></span><br />
<br />
Berat Gecesi yapılacak dua ve ibadetler nelerdir? 9 maddede Berat Gecesi yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetler.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, rivayete göre Kur'an'ın Levh-i Mahfuz’dan dünyaya indirildiği Berat gecesi için Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: “Apaçık Kitaba yemin olsun ki, Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir.” (Duhan, 44/1-4) Böyle bir geceyi ganimet bilip dua, zikir ve ibadete yönelerek amel defterini zenginleştirmek, Allah’ın kulları için bulunmaz bir fırsattır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BERAT GECESİ YAPILACAK DUA VE İBADETLER</span></span><br />
<br />
Berat gecesi yapılması tavsiye edilen ibadetler:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Gündüzünde Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in, Ramazan dışında en çok  oruç tuttuğu ay, Şâban ayı idi.<br />
<br />
Hz. Âişe (r.a.) şöyle dedi:<br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) hiçbir ayda, Şâban ayında tuttuğu oruçtan daha fazla oruç tutmazdı. Şâban ayının tamamını oruçlu geçirirdi.<br />
<br />
Başka bir rivayette (Müslim, Sıyâm 176; İbni Mâce, Sıyâm 30), “Pek az bir kısmı hariç Şâban ayını baştan sona oruçlu geçirirdi.” denilmektedir. (Buhârî, Savm 52; Müslim, Sıyâm 177. Ayrıca bk. İbni Mâce, Sıyâm 30)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Berat Duası</span></span><br />
<br />
<br />
Berat Gecesi Duası<br />
<br />
Berat Gecesinde Okunacak Dua(yeni format için)<br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi:<br />
<br />
-Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
<br />
"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"<br />
<br />
Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
Bu Yukardaki Dua 7 defa okunmasi lazimdir<br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Dualar ve Zikirler isimli kitabında Berat gecesi yapılacak duayı şöyle tarif etmişlerdir:<br />
3 Yasin ve Duası:<br />
<br />
“Şa’ban-ı şerîfin on beşinci, Berât gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin Sûresi ve her birinin sonunda bu Berât duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîften sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.”</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Duası Arapça TEXT:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ يَا ذَا الْمَنِّ وَلَا يُمَنُّ عَلَيْهِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ يَا ذَا الطَّولِ وَالْاِنْعَامِ لا إِلهَ إِلَّا أَنْتَ ظَهْرَ اللأَجِنِينَ وَجَارَ<br />
الْمُسْتَجِيرِينَ وَأَمَانَ الْخَائِفِينَ.<br />
اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِي عِنْدَكَ فِي أُمِّ الْكِتَابِ شَقِيًّا أَوْ مَحْرُومًا أَوْ مَطْرُودًا أَوْ مُقَتَّرًا عَلَيَّ فِي الرِّزْقِ فَامْحُ<br />
اللَّهُمَّ بِفَضْلِكَ شَقَاوَتِي وَحِرْمَانِي وَطَرْدِي وَاقْتَارَ رِزْقِي وَاثْبتنِى عِنْدَكَ فِى أُمِّ الْكِتَابِ سَعِيدًا وَمَرْزُوقًا وَمُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فِإِنَّكَ قُلْتَ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ فِي كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ يَمْحُوا اللَّهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أُمُّ<br />
الْكِتَاب»<br />
الْهِي بِالتَّجَلِي الْأَعْظَمِ فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الْمُكَرَّمِ الَّتِي فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ وَيُبْرَمُ أَنْ تَكْشِفَ عَنَّا مِنَ الْبَلَاءِ مَا نَعْلَمُ وَمَا لَا نَعْلَمُ وَمَا أَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Berat Duası Arapça Resim Halinde</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2225" target="_blank" title="">BERAT GECESİ OKUNACAK DUA.png</a> (Boyut: 322.7 KB / İndirmeler: 86)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Berat Kandili Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
<br />
“Allahümme ya zel-menni vela yümennü aleyhi. Ya zel-celali vel-ikrami.Ya zet-tavli vel inami.La ilahe illa ente.Zahrel-laciine ve carel-müstecirine ve emanel -haifine.Allahümme in künte ketebteni indeke fi ümmil -kitabi şekıyyen ev mahrumen ev matruden ev mukatteren aleyye fir-rızkı.Femhullahümme bi fazlike şekaveti ve hirmani ve tardi ve iktare rızki ve esbitni indeke fi ümmil-kitabi seiden ve merzukan ve müveffekan lil-hayrati,feinneke kulte ve kavlukel-hakku fi kitabikel-munzeli ala lisanı nebiyyikel-mürseli.Yemhullahü ma yeşaü ve yüsbitü ve indehu ümmül-kitabı.ilahi bit-tecelliyyil-azami fi leyletin-nısfı min şabanel-mükerremilleti.Fiha yüfreku küllü emrin Hakim.ve yübremü en tekşife anna minel-belai manalemü ve ma la nalemü ve ma ente bihi alemü inneke entel-eazzül-ekremü.Ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve evladihi ve ezvacihi ve selleme.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Kandili Duasının Türkçesi:</span></span><br />
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
Allah’ım, ey ihsân ve ikram sahibi olan ve kendisine ihsan edilemeyen, ey Celâl ve İkrâm Sahibi, ey lutfu ve ihsânı bol olan, Sen’den başka ilâh yok, sen kendisine ilticâ edenlerin yardımcısı, kendisine sığınanlara emân veren, korkanların kendisinde emniyete kavuştuğu yüce zât’sın.<br />
<br />
Allah’ım! Beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da şakî/kötü veya mahrûm veya kovulmuş veya rızkı dar olarak yazdıysan, Allah’ım fazl u ihsânınla kötülüğümü, mahrûmiyetimi, kovulmamı ve rızkımın az olmasını sil, beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da saîd/iyi, rızkı bol ve hayırlara muvaffak olan bir kulun olarak yaz. Şüphesiz Sen Rasûl’ünün lisânı üzere indirilen Kitâb’ında bir söz buyurdun ve Sen’in sözün haktır:<br />
<br />
«Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sâbit bırakır. Ümmü’l-Kitâb (Ana Kitâb) O’nun yanındadır.»(er-Ra’d, 39)<br />
<br />
İlâhî! En büyük tecellin ile «Her hikmetli işe kendisinde hükmedilen»(ed-Duhân, 4) ve kesin karar verilen mübarek Şa’bân’ın yarısı gecesinde, bizden bildiğimiz, bilmediğimiz ve Sen’in bildiğin bütün belâları uzaklaştır. Şüphesiz Sen en yüce ve en keremlisin. Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!” (Bkz. Ali el-Müttakî, no: 5090)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kaza ve Nafile Namazları Kılmak</span></span><br />
<br />
En mühim hususlardan biri, namazdır. Hak dostları bu gecede namaz kılmanın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve namaz borcu olanların kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir.<br />
Berât Gecesi Namazı:<br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Dualar ve Zikirler isimli kitabında Berat gecesi namazını şöyle tarif etmişlerdir:<br />
<br />
“Berât gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rekât namaz kılınır. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı şerîf okunur. On defa İhlâs-ı şerîf okumaya kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam oldukdan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzur-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretleri’nden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini taleb ve niyaz edecektir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Kur'an Okumak</span></span><br />
<br />
Kurʼânʼın nüzulüyle ilgili mübârek iki gece vardır, Beraat gecesi ve Kadir gecesi. Beraat gecesi, ilm-i ilâhîden topluca zâhir olup meleklere yazdırıldığı gecedir. Kadir gecesi, fiilen indirildiği gecedir. Yani Kurʼân-ı Kerîmʼin dünya semâsına icmâlen nüzûlü/inişi Beraat gecesinde, tafsîlen nüzûlü de Kadir gecesindedir.<br />
<br />
Allah dostları mübarek gecelerde çokça Kur'ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.<br />
<br />
İbni Mesut‘tan -radıyallahu anh- rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
İbni Abbâs’tan -radıyallahu anhümâ- rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Tövbe-İstiğfar Etmek</span></span><br />
<br />
Allah Teâla şirke düşmeyenlerin büyük günahlarını affedeceğini bu gecede müjdelemiştir. (bk. Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Ben, günde yüz kere istiğfâr ederim...” (Müslim, Zikir, 42) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Müslim’de rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Rasûlullâh’a -sallâllâhu aleyhi ve sellem- (Mîrâc’da) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin sonu ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi...”  (Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tevbe Duası Türkçe:</span></span><br />
<br />
"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."<br />
Tevbe Duası Meali:<br />
<br />
Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!<br />
<br />
(Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.<br />
<br />
Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİĞFAR DUASI</span></span><br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara 285 ve 286 ayetleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Bu mübârek geceler, Rabbimize duâ ve niyazda bulunma zamanlarıdır.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“(Ey Rasûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?..” (el-Furkân, 77)<br />
<br />
Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Bir defasında Rasûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allâh’a hamd ve Rasûlü’ne salevât getirerek duâya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:<br />
<br />
“–Ey namaz kılan zât! Duâ et, (duâna hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duân kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Salavat Getirmek</span></span><br />
<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kâb -radıyallâhu anh- diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:<br />
<br />
«– Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.<br />
<br />
Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)<br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler</span></span><br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I, 414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTIAZE DUASI EL AHiR</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ <br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2224" target="_blank" title="">Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir Berat Gecesi Yapılabilecek İbadetler Nelerdir.png</a> (Boyut: 151.27 KB / İndirmeler: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir? Berat Gecesi Yapılabilecek İbadetler Nelerdir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir?</span></span><br />
<br />
Berat kandilinde nasıl ibadet edilir? Berat gecesi nasıl ihya edilir? Berat gecesi yapılacaklar<br />
<br />
Cenâb-ı Hak buyuruyor:<br />
<br />
“O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.” (Şûrâ, 25)<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:<br />
<br />
“Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ buyurur.” (İbn Mâce, H. no: 1388)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BERAT GECESİ NASIL İHYA EDİLİR?</span></span><br />
<br />
Şa’ban-ı şerifin onbeşinci, Berat gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin Sûresi ve her birinin sonunda Berat duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîf’ten sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.<br />
<br />
Ayrıca Berat gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rek’at namaz kılınır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı Şerîf okunur. On defa İhlâs-ı Şerîf okumaya kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam olduktan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzûr-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretlerinden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini talep ve niyâz edecektir. Yüce Mevlamız bu geceden hakkıyla istifade etmeyi cümlemize nasip etsin. Amin!<br />
<br />
Ey, kullarına sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunan, onların kar­şılığına ihtiyacı olmayan Allah’ım!. Celal ve Kerem sahibi Rabbim! Biz âciz kullarına sonsuz nimet ve imkanlar bahşeden Sen­sin! Senden başka ilah yok! Sana sığınıp yalvaranlara yardım edersin! Korkanların güvenip sığınacağı yegâne melcei yine Sensin!<br />
<br />
Ya Rabbi, Senin nezdindeki kitabında, Levh-i Mahfûz’da şa­yet beni kötü, mahrum, ilâhî rahmetten kovulmuş, fakir bir insan olarak yazmış isen fazlınla bu kötü kaderimi; âsî, mahrum, ilâhî huzurdan kovulmuş, darlık içinde hayat geçirmeye mahkum bir fakir insan oluşuma ait yazgımı siliver Allahım! Beni, nezdindeki ana kitapta iyilerden, salih kullarından, rızkı bol, zengin ve hayır­lı işlerde yarışan ve muvaffak olan kullarından olarak yazıver.<br />
<br />
Allah’ım! -Senin sözün haktır- Nebiyy-i Zişan’ın lisanı üzere gönderdiğin mukaddes Kitabında şöyle buyurdun: “Allah diledi­ğini siler. (Dilediğini de) sabit bırakır. Bütün kitapların aslı O’nun yanındadır.” (Ra’d Sûresi, 39)<br />
<br />
İlahî! “Her hikmetli iş nezdimizde bir emir ile o zaman ayrılır.” (Duhan, 4) buyurduğun mükerrem Şaban ayının 15. gece­si en büyük tecellin ile bildiğimiz bilmediğimiz, Senin bildiğin be­la ve musibetleri bizlerin üzerinden kaldırmanı diliyoruz. Şüphe­siz Sen, sonsuz güç ve kuvvet sahibisin! Lütuf ve ihsanı bol olan Rabbimizsin!<br />
<br />
Allah’ım! Seyyidimiz, Efendimiz Hazret-i Muhammed’e, âli­ne, ashabına, evlâdına, ezvâc-ı tâhirâtına salât ü selâm eyle! Du­alarımızı Habibin hürmetine kabul eyle! Âmin!..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Gecesi Yapılacak İbadetler</span></span><br />
<br />
Berat Gecesi yapılacak dua ve ibadetler nelerdir? 9 maddede Berat Gecesi yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetler.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, rivayete göre Kur'an'ın Levh-i Mahfuz’dan dünyaya indirildiği Berat gecesi için Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: “Apaçık Kitaba yemin olsun ki, Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir.” (Duhan, 44/1-4) Böyle bir geceyi ganimet bilip dua, zikir ve ibadete yönelerek amel defterini zenginleştirmek, Allah’ın kulları için bulunmaz bir fırsattır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BERAT GECESİ YAPILACAK DUA VE İBADETLER</span></span><br />
<br />
Berat gecesi yapılması tavsiye edilen ibadetler:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Gündüzünde Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in, Ramazan dışında en çok  oruç tuttuğu ay, Şâban ayı idi.<br />
<br />
Hz. Âişe (r.a.) şöyle dedi:<br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) hiçbir ayda, Şâban ayında tuttuğu oruçtan daha fazla oruç tutmazdı. Şâban ayının tamamını oruçlu geçirirdi.<br />
<br />
Başka bir rivayette (Müslim, Sıyâm 176; İbni Mâce, Sıyâm 30), “Pek az bir kısmı hariç Şâban ayını baştan sona oruçlu geçirirdi.” denilmektedir. (Buhârî, Savm 52; Müslim, Sıyâm 177. Ayrıca bk. İbni Mâce, Sıyâm 30)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Berat Duası</span></span><br />
<br />
<br />
Berat Gecesi Duası<br />
<br />
Berat Gecesinde Okunacak Dua(yeni format için)<br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi:<br />
<br />
-Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
<br />
"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"<br />
<br />
Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
Bu Yukardaki Dua 7 defa okunmasi lazimdir<br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Dualar ve Zikirler isimli kitabında Berat gecesi yapılacak duayı şöyle tarif etmişlerdir:<br />
3 Yasin ve Duası:<br />
<br />
“Şa’ban-ı şerîfin on beşinci, Berât gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin Sûresi ve her birinin sonunda bu Berât duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîften sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.”</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Duası Arapça TEXT:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ يَا ذَا الْمَنِّ وَلَا يُمَنُّ عَلَيْهِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ يَا ذَا الطَّولِ وَالْاِنْعَامِ لا إِلهَ إِلَّا أَنْتَ ظَهْرَ اللأَجِنِينَ وَجَارَ<br />
الْمُسْتَجِيرِينَ وَأَمَانَ الْخَائِفِينَ.<br />
اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِي عِنْدَكَ فِي أُمِّ الْكِتَابِ شَقِيًّا أَوْ مَحْرُومًا أَوْ مَطْرُودًا أَوْ مُقَتَّرًا عَلَيَّ فِي الرِّزْقِ فَامْحُ<br />
اللَّهُمَّ بِفَضْلِكَ شَقَاوَتِي وَحِرْمَانِي وَطَرْدِي وَاقْتَارَ رِزْقِي وَاثْبتنِى عِنْدَكَ فِى أُمِّ الْكِتَابِ سَعِيدًا وَمَرْزُوقًا وَمُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فِإِنَّكَ قُلْتَ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ فِي كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ يَمْحُوا اللَّهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أُمُّ<br />
الْكِتَاب»<br />
الْهِي بِالتَّجَلِي الْأَعْظَمِ فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الْمُكَرَّمِ الَّتِي فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ وَيُبْرَمُ أَنْ تَكْشِفَ عَنَّا مِنَ الْبَلَاءِ مَا نَعْلَمُ وَمَا لَا نَعْلَمُ وَمَا أَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Berat Duası Arapça Resim Halinde</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2225" target="_blank" title="">BERAT GECESİ OKUNACAK DUA.png</a> (Boyut: 322.7 KB / İndirmeler: 86)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Berat Kandili Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
<br />
“Allahümme ya zel-menni vela yümennü aleyhi. Ya zel-celali vel-ikrami.Ya zet-tavli vel inami.La ilahe illa ente.Zahrel-laciine ve carel-müstecirine ve emanel -haifine.Allahümme in künte ketebteni indeke fi ümmil -kitabi şekıyyen ev mahrumen ev matruden ev mukatteren aleyye fir-rızkı.Femhullahümme bi fazlike şekaveti ve hirmani ve tardi ve iktare rızki ve esbitni indeke fi ümmil-kitabi seiden ve merzukan ve müveffekan lil-hayrati,feinneke kulte ve kavlukel-hakku fi kitabikel-munzeli ala lisanı nebiyyikel-mürseli.Yemhullahü ma yeşaü ve yüsbitü ve indehu ümmül-kitabı.ilahi bit-tecelliyyil-azami fi leyletin-nısfı min şabanel-mükerremilleti.Fiha yüfreku küllü emrin Hakim.ve yübremü en tekşife anna minel-belai manalemü ve ma la nalemü ve ma ente bihi alemü inneke entel-eazzül-ekremü.Ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve evladihi ve ezvacihi ve selleme.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Berat Kandili Duasının Türkçesi:</span></span><br />
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
Allah’ım, ey ihsân ve ikram sahibi olan ve kendisine ihsan edilemeyen, ey Celâl ve İkrâm Sahibi, ey lutfu ve ihsânı bol olan, Sen’den başka ilâh yok, sen kendisine ilticâ edenlerin yardımcısı, kendisine sığınanlara emân veren, korkanların kendisinde emniyete kavuştuğu yüce zât’sın.<br />
<br />
Allah’ım! Beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da şakî/kötü veya mahrûm veya kovulmuş veya rızkı dar olarak yazdıysan, Allah’ım fazl u ihsânınla kötülüğümü, mahrûmiyetimi, kovulmamı ve rızkımın az olmasını sil, beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da saîd/iyi, rızkı bol ve hayırlara muvaffak olan bir kulun olarak yaz. Şüphesiz Sen Rasûl’ünün lisânı üzere indirilen Kitâb’ında bir söz buyurdun ve Sen’in sözün haktır:<br />
<br />
«Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sâbit bırakır. Ümmü’l-Kitâb (Ana Kitâb) O’nun yanındadır.»(er-Ra’d, 39)<br />
<br />
İlâhî! En büyük tecellin ile «Her hikmetli işe kendisinde hükmedilen»(ed-Duhân, 4) ve kesin karar verilen mübarek Şa’bân’ın yarısı gecesinde, bizden bildiğimiz, bilmediğimiz ve Sen’in bildiğin bütün belâları uzaklaştır. Şüphesiz Sen en yüce ve en keremlisin. Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!” (Bkz. Ali el-Müttakî, no: 5090)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kaza ve Nafile Namazları Kılmak</span></span><br />
<br />
En mühim hususlardan biri, namazdır. Hak dostları bu gecede namaz kılmanın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve namaz borcu olanların kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir.<br />
Berât Gecesi Namazı:<br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Dualar ve Zikirler isimli kitabında Berat gecesi namazını şöyle tarif etmişlerdir:<br />
<br />
“Berât gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rekât namaz kılınır. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı şerîf okunur. On defa İhlâs-ı şerîf okumaya kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam oldukdan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzur-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretleri’nden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini taleb ve niyaz edecektir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Kur'an Okumak</span></span><br />
<br />
Kurʼânʼın nüzulüyle ilgili mübârek iki gece vardır, Beraat gecesi ve Kadir gecesi. Beraat gecesi, ilm-i ilâhîden topluca zâhir olup meleklere yazdırıldığı gecedir. Kadir gecesi, fiilen indirildiği gecedir. Yani Kurʼân-ı Kerîmʼin dünya semâsına icmâlen nüzûlü/inişi Beraat gecesinde, tafsîlen nüzûlü de Kadir gecesindedir.<br />
<br />
Allah dostları mübarek gecelerde çokça Kur'ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.<br />
<br />
İbni Mesut‘tan -radıyallahu anh- rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
İbni Abbâs’tan -radıyallahu anhümâ- rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Tövbe-İstiğfar Etmek</span></span><br />
<br />
Allah Teâla şirke düşmeyenlerin büyük günahlarını affedeceğini bu gecede müjdelemiştir. (bk. Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Ben, günde yüz kere istiğfâr ederim...” (Müslim, Zikir, 42) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Müslim’de rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Rasûlullâh’a -sallâllâhu aleyhi ve sellem- (Mîrâc’da) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin sonu ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi...”  (Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tevbe Duası Türkçe:</span></span><br />
<br />
"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."<br />
Tevbe Duası Meali:<br />
<br />
Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!<br />
<br />
(Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.<br />
<br />
Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİĞFAR DUASI</span></span><br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara 285 ve 286 ayetleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Bu mübârek geceler, Rabbimize duâ ve niyazda bulunma zamanlarıdır.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“(Ey Rasûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?..” (el-Furkân, 77)<br />
<br />
Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Bir defasında Rasûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allâh’a hamd ve Rasûlü’ne salevât getirerek duâya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:<br />
<br />
“–Ey namaz kılan zât! Duâ et, (duâna hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duân kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Salavat Getirmek</span></span><br />
<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kâb -radıyallâhu anh- diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:<br />
<br />
«– Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.<br />
<br />
Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)<br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler</span></span><br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I, 414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTIAZE DUASI EL AHiR</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ <br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler…]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2588</link>
			<pubDate>Mon, 03 Feb 2025 03:49:42 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2588</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2214" target="_blank" title="">Regaib Kandili’nde - Miraç Kandili’nde - Berat Miraç Kandili’nde ve Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler-2025.02.03-02_32_55.png</a> (Boyut: 1,009.02 KB / İndirmeler: 85)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler…</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mevlüt Kandili’nde - Regaib Kandili’nde – Miraç Kandili’nde – Berat Kandili’nde ve Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler…</span><br />
<br />
<br />
Kandil gecelerini nasıl değerlendirebiliriz? Kandillerde yapılacak ibadetler nelerdir? Üç Aylar'da hangi mübarek gün ve geceler var? Kandillerde yapılması tavsiye edilen ibadetler ve detayları...<br />
<br />
Üç Aylar, Rahmân olan Allah’ın rahmetinin sağnak sağnak yağdığı aylardır. Üç mübarek ay olan Recep, Şaban ve Ramazan-ı Şerif bulunduran Üç Aylar’da ayrıca Regaib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri gibi İslam dinince önemli kabul edilen gün ve geceler bulunuyor.<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz ümmetine şu duayı telkin etti:<br />
<br />
اَللّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبٍ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَان<br />
<br />
“Ey Allâhʼımız! Receb ve Şâbânʼı mübârek eyle, Ramazanʼa mülâkî eyle/ulaştır.” (Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
KANDİLLERDE YAPILACAK İBADETLER</span></span><br />
<br />
Üç Aylar'ın içindeki mübarek gecelerde, kandillerde hangi ibadetler yapılır? Üç Aylar'da yapılacak ibadetler nelerdir? İşte cevabı...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- NAMAZ KILMAK</span></span><br />
<br />
İbadetle ihya edilmesi daha kuvvetli faziletli gün ve gecelerde nafile ve kaza namazı kılınması tavsiye edilir. Ahiret yolcusunun bu geceleri boş geçirmesi münasip değildir. Çünkü bunlar, hayır mevsimleri ve kârı bol olan gün ve gecelerdir.<br />
<br />
Cenab-ı Hak şöyle buyurur:<br />
<br />
“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)<br />
<br />
Âsım bin Damre (r.a) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Ali’ye Peygamber Efendimiz’in gündüz kıldığı nâfile namazları sorduk.<br />
<br />
«– Siz ona güç yetiremezsiniz» dedi.<br />
<br />
«– Olsun, sen bize anlat, gücümüz yettiği kadarını yaparız» dedik. Şöyle anlattı:<br />
<br />
«– Resulullah sabah namazını kılınca biraz bekler, Güneş biraz yükselince iki rekât namaz kılardı. Biraz daha yükselince dört rekât daha kılardı. Güneş tam tepeden batıya doğru meyledince öğle namazından önce dört rekât, öğleden sonra da iki rekât kılardı. İkindiden önce de dört rekât kılar, iki rekâtta bir mukarreb meleklere, nebîlere ve onlara tâbî olan mü’min ve Müslümanlara selâm verirdi. İşte bu 16 rekât Peygamber Efendimiz’in gündüz kıldığı nâfile namazlardı. Bunlara hakkıyla devâm eden ne kadar azdır!”<br />
<br />
Habîb bin Ebî Sâbit, bu hadisi rivâyet eden Ebû İshâk’a:<br />
<br />
“–Ey Ebû İshâk, rivayet ettiğin bu hadis senin mescidin dolusu altından daha kıymetlidir” demiştir. (Ahmed, I, 85)<br />
<br />
    Kaza namazı ve diğer tüm namazların  yazı, resim ve video olarak hazırlanan kılınışları için tıklayınız…<br />
    Namazla ilgili ayetler ve hadisler nelerdir?<br />
    Cemaatle namaz kılmanın fazileti ve bereketi nedir?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2- KUR’AN-I KERİM OKUMAK</span></span><br />
<br />
Allah dostları mübarek gün ve gecelerde çokça Kur’ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.<br />
<br />
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kur’an’ı tane tane, açık açık oku!” (Müzzemmil, 4)<br />
<br />
İbn-i Mesut‘tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
İbn-i Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<br />
    Kur’ân-ı Kerim okumanın fazileti ile ilgili hadisler için tıklayınız...<br />
    Kur'an öğrenmek istiyorum diyen herkes için "Kuran Eğitimi Videoları" için tıklayınız...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3- ORUÇ TUTMAK</span></span><br />
<br />
Oruç, sayılı günlerdedir. Oruç haricinde mü’minin her ameli kendisi içindir. Bu nedenle mü’min mübarek günleri oruç tutarak değerlendirmelidir.<br />
<br />
Hadis-i şerifte naklediliyor:<br />
<br />
«Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.” buyurmuştur.» (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)<br />
<br />
    Oruç ve Ramazan ile ilgili ayet ve hadisler için tıklayınız...<br />
    Kandil orucu ne zaman tutulur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4- DUA ETMEK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve geceler, Rabbimize dua ve niyazda bulunma zamanlarıdır.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“(Ey Resûlüm!) De ki: Sizin dua ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?” (el-Furkân, 77)<br />
<br />
Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Bir defasında Resûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allah’a hamd ve Resûlü’ne salavat getirerek duaya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:<br />
<br />
“–Ey namaz kılan zât! Dua et, (duana hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duan kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Recebin 10 unda ve Berat Gecesi Okuncak Dua</span></span><br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi: -Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
<br />
"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"<br />
<br />
Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
7 defa okunmasi lazimdir<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ ۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb<br />
<br />
Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.<br />
<br />
Rad  Suresi 39. Ayet<br />
<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ<br />
<br />
Yusebbitullâhullezîne âmenû bil kavlis sâbiti fil hayâtid dunyâ ve fil âhıreh(âhıreti), ve yudıllullâhuz zâlimîne ve yef’alullâhu mâ yeşâ<br />
<br />
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.<br />
<br />
<br />
İbrâhim  Suresi 27. Ayet<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Birkac Güzel Örnek Dua</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTIAZE DUASI EL AHiR<br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu dua bu ayetten bina edildi</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lemma berazu li calute ve cünudihi kalu : Rabbena efrığ aleyna sabran, ve s*ebbit akdamena, vensurna alel kavmil kafiriyn.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır (tıpkı bolca yağan yağmur gibi). Bize cesaret ver Ayaklarımızı (savaş alanında, düşman karşısında) sağlam ve sabit tut ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et." dediler.<br />
<br />
Sadakallahul Aziym BAKARA SURESI - 250. AYET <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu dua bu ayetten bina edildi</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Va'fu anna, vagfir lena, verhamna, ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Bizi affet hoşgör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim mevlamız (efendimizsin). Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!<br />
<br />
Sadakallahul Aziym Bakara suresi 286. ayetten pasaj</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fefrug Duası (KÖTÜLERi UZAKLAŞTIRMA DUASI)<br />
<br />
UZAKLAŞTIRMA DUASI BUDUR</span></span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya Rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ehli ve zevci ve evladi ve benati ve ahî (ve uhti) ve ümmi (ve ebi) ve Hırrateyn vel buragi vel buyuti vel maali vel hayati fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kafiriyn.<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müşrikiyn.<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Münafikiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hasidiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Fasıkıyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hainiyin,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kazibiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müfsidiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müsrifiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Aduvviyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Sahiriyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil neffasatil ukadiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil mücrimiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmiz Zalimiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Vahişiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil seyyietül müseyyi iyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hıyalil külli mütehayyiliyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil nazarel hainiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil kaşifiynes seyyiiyne,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil amelil bahilliyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil acelel külli muacciliyin,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil gafel el gafiliyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil amelil yüraun,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmit tecavezel mütacaviziyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil inkarel münkirun<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil iftirael müfteriin<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmis seerigal müseerigun<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmin naakıs el munkısun<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbim, benim sadece kendim, ailem, eşim, oğlum, kızım, kardeşim, iki kedim, Burak'ım, evlerim, param ve canım var.<br />
Artık bizi kâfirler topluluğundan ayır.<br />
Artık bizi müşriklerden ayır.<br />
O halde bizi münafıklardan ayır.<br />
O halde bizi hasetçilerden ayır.<br />
Artık bizi o zalim kavimden ayır.<br />
Artık bizi o hain kavimden ayır.<br />
O halde bizi yalancı kavimden ayır.<br />
Artık bizi bozguncuların topluluğundan ayır.<br />
Artık bizi o fasıklar topluluğundan ayır.<br />
O halde bizi düşman kavimden ayır.<br />
Artık bizi büyücülerin topluluğundan ayır.<br />
O halde bizi, düğümlere üfleyenlerden ayır.<br />
O halde bizi suçlulardan ayır.<br />
Artık bizi o zalimler topluluğundan ayır.<br />
O halde bizi insanlardan, garip insanlardan ayır.<br />
Artık bizi o kötülük yapan o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi Hile yapan o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi hain bakışları olan o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi Kötü Kaşiflerden ve Kötü Keşiflerinden ve o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi Şamata Çıkaran yaygaracı o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Öyleyse bizi insanlardan küfrü ortaya çıkaranlardan, küfrü ortaya çıkaranlardan ayır.<br />
O halde bizi övünen insanlardan ayır.<br />
O halde bizi cimri ve hasis olanlardan ayır.<br />
Artık bizi gafillerden ayır.<br />
O halde bizi, münafıkların işini yapan topluluktan ayır.<br />
Artık bizi, acele edenlerden ayır. Hepsi acele ediyorlar.<br />
O halde bizi ortalıkta dolaşan, birbirini iten halktan ayır.<br />
Artık bizi, inkar eden ve inanmayan topluluktan ayır.<br />
O halde bizi yalan söyleyen insanlardan ayır.<br />
O halde bizi hırsızların ve hırsızların halkından ayır.<br />
O halde bizi noksan olan insanlardan ayır.<br />
Artık bizi Deccal ve ordusundan ayır. Çünkü insanların çoğu Deccal ve onun takipçileridir. Onların benimle beraber bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim.<br />
Öyleyse bizi,  lanetlenmişşeytan ve onun taraftarlarından ayır. Ve ben, onların benimle birlikte bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah'a.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu dua bu ayetten bina edildi</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
قَالَ رَبِّ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِى وَأَخِى ۖ فَٱفْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn(fâsikîne).<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Mûsa, “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEDFEA DUASI (Def eyle Duası)<br />
<br />
Vedfea  Duası  Budur</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Allahümme vedfeana küfrel kafiriyne,<br />
Allahümme vedfeana şirkel müşrikiyne,<br />
Allahümme vedfeana nifakel münafikiyne,<br />
Allahümme vedfeana hasedel hasidiyne,<br />
Allahümme vedfeana fıskel fasıkıyne,<br />
Allahümme vedfeana hıyanetel hainiyne,<br />
Allahümme vedfeana kezibel kazibiyne,<br />
Allahümme vedfeana ifsadel müfsidiyne,<br />
Allahümme vedfeana israfel müsrifiyne,<br />
Allahümme vedfeana adaavetel aduvviyne,<br />
Allahümme vedfeana sihres sahiriyne,<br />
Allahümme vedfeana neffasatil ugadiyne,<br />
Allahümme vedfeana cürmel mücrimiyne,<br />
Allahümme vedfeana zulmez zalimiyne,<br />
Allahümme vedfeana vahşetel vahişiyne,<br />
Allahümme vedfeana seyyietil müseyyi iyne,<br />
Allahümme vedfeana hıyalil küllü mütehayyılliyne,<br />
Allahümme vedfeana nazerel hainiyne,<br />
Allahümme vedfeana keşfel küfrül kaşifiynes seyyiiyne,<br />
Allahümme vedfeana şematati küllü şamitiyne,<br />
Allahümme vedfeana amelil bahilliyne,<br />
Allahümme vedfeana gafel El gafiliyne,<br />
Allahümme vedfeana amelil yüraune,<br />
Allahümme vedfeana acelel küllü muacciliyne,<br />
Allahümme vedfeana tecavezel mütecaviziyne,<br />
Allahümme vedfeana inkarel münkiriyne,<br />
Allahümme vedfeana iftirael müfteriine,<br />
Allahümme vedfeana seerigal müseerigune,<br />
Allahümme vedfeana naakısel munkısune,<br />
Allahümme vedfeana deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sağ azı diş ile)<br />
Allahümme vedfeana şeytanirracim ve hizbehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sol azı diş ile)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI<br />
<br />
VEDFEA DUASI</span></span><br />
<br />
Dua ve ödeme<br />
Biz çiğnendik<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
Allahım, bizi kâfirlerin küfründen koru.<br />
Allah'ım, bizi müşriklerin şirkinden koru.<br />
Allah'ım, bizi münafıkların münafıklığından koru.<br />
Allahım, bizi hasetçilerin hasetinden koru.<br />
Allahım, bizi bozguncuların bozgunculuğundan koru.<br />
Allahım bizi hainlerin şerrinden koru<br />
Allahım bizi yalancıların yalanlarından koru.<br />
Allah'ım, bizi bozguncuların bozgunculuğundan koru.<br />
Allah'ım, bizi israf edenlerin israfından koru.<br />
Allah'ım, iki düşmanın düşmanlığından bizi koru.<br />
Allahım bizi sihirbazların sihirlerinden koru.<br />
Allah'ım, bizi düğüm atanların şerrinden koru.<br />
Allahım bizi suçluların şerrinden koru<br />
Allah'ım, bizi zalimlerin zulmünden koru.<br />
Allahım bizi yalnızların yalnızlığından koru.<br />
Allah'ım, bizi zalimlerin şerrinden koru.<br />
Allahım, bizi her türlü aldanışların aldanışlarından koru.<br />
Allahım bizi nazardan koru<br />
Allahım, bizi küfür ve kötülüğün ifşasından koru.<br />
Allahım sen bizi bütün övünmelerden koru.<br />
Allah'ım, bizi cimri işçilerden koru.<br />
Allahım, bizi gafillerden uzak tut.<br />
Allah'ım, bizi münafıkların şerrinden koru.<br />
Ey Allah'ım, acele edenlerin hepsini bize de acele ettir.<br />
Allahım, bizi ayartıcıların ayartmalarından koru.<br />
Allah'ım, bizi inkarcıların inkarından koru.<br />
Allah'ım, bizi iftiracıların iftiralarından koru.<br />
Allahım bizi hırsızdan ve hırsızların şerrinden koru.<br />
Allahım, bizi kusurların kusurlarından koru.<br />
Allahım, bizi Deccal'den ve onun taraftarlarından koru. Onların benimle beraber bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim.<br />
Allahım, bizi kovulmuş şeytandan ve onun taraftarlarından koru. Onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5- TEVBE İSTİĞFAR ETMEK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve gecelerde bolca tövbe istiğfar etmeliyiz. Tevbe, Hakk’a dönüş demektir. Hakk’ı unutan ya da O’ndan gafil olan bir kulun, girdiği yanlış yolun farkına varıp yüzünü ve gönlünü Rabbine yöneltmesi ve affını dilemesidir. Böyle bir kulun kalbi büyük bir nedâmetle, için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe”dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar da “istiğfar”dır.<br />
<br />
Başta peygamberler olmak üzere bütün velîler, sâlihler ve sâdıklar; darlıkta ve bollukta, kederde ve sevinçte dâimâ Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmişler ve O’na niyâz hâlinde bulunmuşlardır.<br />
<br />
İbn-i Ömer (r.a.) şöyle der:<br />
<br />
“Biz, Resûlullah Efendimiz’in bir mecliste yüz defa:<br />
<br />
«Allah’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabul buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin.» dediğini saymıştık.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434)<br />
<br />
Allah’a yöneliş ve kalbin ulvî bir seviye kazanmasında mühim bir yeri olan istiğfar, mânevî kirlerden temizlenmenin de en mühim vâsıtasıdır. Makbûl bir tevbe, kul ile Rab arasındaki engelleri ve perdeleri kaldırır, Allah Teâlâ’nın sevgisine mazhar eder. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
“Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)<br />
<br />
“Onlar, bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr ederler. Zâten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri günahta bile bile ısrâr etmezler.” (Âl-i İmrân, 135)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tevbe Duası Türkçe:</span></span><br />
<br />
"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."<br />
Tevbe Duası Meali:<br />
<br />
Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!<br />
<br />
(Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.<br />
<br />
Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİĞFAR DUASI</span></span><br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şu duayı da okumak iyi olur:</span></span><br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
Bakara 285 ve 286 ayetleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6- HAMD ETMEK VE ŞÜKÜR HALİNDE BULUNMAK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve gecelerde Allah’a çokça hamd etmeli ve şükür halinde bulunmalıyız.<br />
<br />
Ayet-i kerimede: “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan. Onu hamd ile tesbih et.” (Furkân, 58) buyrulmaktadır.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“Meşrû işlere Allah’a hamd ile başlanmazsa hayır ve bereketi kesilir.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 19; Ebû Dâvud, Edeb, 18)<br />
<br />
“Şükür, imanın yarısıdır…” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 107)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine hamd ü senâ, insanı nîmetin zevâlinden emîn kılar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 3836)<br />
<br />
“Allah’a hamdetmek şükrün başıdır. Allah’a hamdetmeyen bir kul O’na şükür etmemiştir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 3835)<br />
<br />
    Hamd ve şükretmenin fazileti için tıklayınız!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7- ALLAH’I ÇOKÇA ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve gecelerde Allah’ı zikretmeye daha çok önem verilmelidir.<br />
<br />
Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah-akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!” (el- A’raf, 205)<br />
<br />
“Rabbinin ismini zikret ve bütün varlığınla O’na yönel.” (el-Müzzemmil, 8)<br />
<br />
“…Allah’ı zikretmek, elbette en büyük ibadettir…” (el-Ankebût, 45)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz de şöyle buyurur:<br />
<br />
“Allah’ı sevmenin alâmeti, Allah Teâlâ’yı zikretmeyi sevmektir.” (Suyûtî, el-Camiu’s-Sağîr, II, 52)<br />
<br />
“Yeryüzünde Allah Allah diyen biri var oldukça, kıyamet kopmayacaktır.” (Müslim, İman, 234/148)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÖNEMLI ZiKIRLER VE ANLAMLARI</span></span><br />
<br />
Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler<br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
ALLAHU EKBER ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALLAH’I ZİKRETMEK</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I, 414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8- SALAT Ü SELAM GETİRMEK</span></span><br />
<br />
Resûlullah Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teala emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının giderileceği, günahlarının bağışlanacağı bildirilmiştir.<br />
<br />
Nitekim ayet-i kerîmede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kab (r.a.) diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber’e:<br />
<br />
«– Ya Resûlallah! Ben sana çok salavat-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Dualarımın dörtte birini salavat-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duamın yarısını salavat-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu. Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duaya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavat-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allah bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.” demektir.<br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve ehline ve Muhammed'in ümmetine ve ehline selam söyle" demektir.<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle" <br />
<br />
internetten bircok degisik salavat örnegi bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9- SADAKA VERMEK</span></span><br />
<br />
Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Mübarek gün ve geceler sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.<br />
<br />
Zira ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder, bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için mü’min şöyle buyururdu:<br />
<br />
“Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” (Buhârî, Edeb, 34)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kandil Gecelerinde Yapabileceğiniz 19 Güzel Şey</span></span><br />
<br />
1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.<br />
<br />
2. Peygamber Efendimiz (sav)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.<br />
<br />
3. Kaza namazları, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.<br />
<br />
4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.<br />
<br />
5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.<br />
<br />
6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek bir daha işlememek azmiyle günahlara pişmanlıkta bulunulmalı.<br />
<br />
7. Bol bol zikirde bulunulmalı. <br />
<br />
8. Mü’minlerle helalleşilmeli; rızaları alınmalı.<br />
<br />
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.<br />
<br />
10. Kişi kendine, ailesine ve diğer mü’min kardeşlerine isimlerini zikrederek dualar etmeli.<br />
<br />
11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.<br />
<br />
12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, engelli, yaşlı olanlar ziyaret edilip; sevgi, şefkat, hürmet gösterilip; hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.<br />
<br />
13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.<br />
<br />
14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.<br />
<br />
15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.<br />
<br />
16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli ve manevî iklimlerinde onları vesile ederek Hakk’a niyazda bulunulmalı.<br />
<br />
17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakat yerine getirmeli.<br />
<br />
18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefonla arayarak, mesaj çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.<br />
<br />
19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca Derlemesi</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 03.02.2025</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2214" target="_blank" title="">Regaib Kandili’nde - Miraç Kandili’nde - Berat Miraç Kandili’nde ve Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler-2025.02.03-02_32_55.png</a> (Boyut: 1,009.02 KB / İndirmeler: 85)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler…</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mevlüt Kandili’nde - Regaib Kandili’nde – Miraç Kandili’nde – Berat Kandili’nde ve Kandil Gecelerinde Yapılması Tavsiye Edilen Dua Zikir ve ibadetler…</span><br />
<br />
<br />
Kandil gecelerini nasıl değerlendirebiliriz? Kandillerde yapılacak ibadetler nelerdir? Üç Aylar'da hangi mübarek gün ve geceler var? Kandillerde yapılması tavsiye edilen ibadetler ve detayları...<br />
<br />
Üç Aylar, Rahmân olan Allah’ın rahmetinin sağnak sağnak yağdığı aylardır. Üç mübarek ay olan Recep, Şaban ve Ramazan-ı Şerif bulunduran Üç Aylar’da ayrıca Regaib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri gibi İslam dinince önemli kabul edilen gün ve geceler bulunuyor.<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz ümmetine şu duayı telkin etti:<br />
<br />
اَللّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبٍ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَان<br />
<br />
“Ey Allâhʼımız! Receb ve Şâbânʼı mübârek eyle, Ramazanʼa mülâkî eyle/ulaştır.” (Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
KANDİLLERDE YAPILACAK İBADETLER</span></span><br />
<br />
Üç Aylar'ın içindeki mübarek gecelerde, kandillerde hangi ibadetler yapılır? Üç Aylar'da yapılacak ibadetler nelerdir? İşte cevabı...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- NAMAZ KILMAK</span></span><br />
<br />
İbadetle ihya edilmesi daha kuvvetli faziletli gün ve gecelerde nafile ve kaza namazı kılınması tavsiye edilir. Ahiret yolcusunun bu geceleri boş geçirmesi münasip değildir. Çünkü bunlar, hayır mevsimleri ve kârı bol olan gün ve gecelerdir.<br />
<br />
Cenab-ı Hak şöyle buyurur:<br />
<br />
“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)<br />
<br />
Âsım bin Damre (r.a) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Ali’ye Peygamber Efendimiz’in gündüz kıldığı nâfile namazları sorduk.<br />
<br />
«– Siz ona güç yetiremezsiniz» dedi.<br />
<br />
«– Olsun, sen bize anlat, gücümüz yettiği kadarını yaparız» dedik. Şöyle anlattı:<br />
<br />
«– Resulullah sabah namazını kılınca biraz bekler, Güneş biraz yükselince iki rekât namaz kılardı. Biraz daha yükselince dört rekât daha kılardı. Güneş tam tepeden batıya doğru meyledince öğle namazından önce dört rekât, öğleden sonra da iki rekât kılardı. İkindiden önce de dört rekât kılar, iki rekâtta bir mukarreb meleklere, nebîlere ve onlara tâbî olan mü’min ve Müslümanlara selâm verirdi. İşte bu 16 rekât Peygamber Efendimiz’in gündüz kıldığı nâfile namazlardı. Bunlara hakkıyla devâm eden ne kadar azdır!”<br />
<br />
Habîb bin Ebî Sâbit, bu hadisi rivâyet eden Ebû İshâk’a:<br />
<br />
“–Ey Ebû İshâk, rivayet ettiğin bu hadis senin mescidin dolusu altından daha kıymetlidir” demiştir. (Ahmed, I, 85)<br />
<br />
    Kaza namazı ve diğer tüm namazların  yazı, resim ve video olarak hazırlanan kılınışları için tıklayınız…<br />
    Namazla ilgili ayetler ve hadisler nelerdir?<br />
    Cemaatle namaz kılmanın fazileti ve bereketi nedir?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2- KUR’AN-I KERİM OKUMAK</span></span><br />
<br />
Allah dostları mübarek gün ve gecelerde çokça Kur’ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.<br />
<br />
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kur’an’ı tane tane, açık açık oku!” (Müzzemmil, 4)<br />
<br />
İbn-i Mesut‘tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
İbn-i Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<br />
    Kur’ân-ı Kerim okumanın fazileti ile ilgili hadisler için tıklayınız...<br />
    Kur'an öğrenmek istiyorum diyen herkes için "Kuran Eğitimi Videoları" için tıklayınız...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3- ORUÇ TUTMAK</span></span><br />
<br />
Oruç, sayılı günlerdedir. Oruç haricinde mü’minin her ameli kendisi içindir. Bu nedenle mü’min mübarek günleri oruç tutarak değerlendirmelidir.<br />
<br />
Hadis-i şerifte naklediliyor:<br />
<br />
«Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.” buyurmuştur.» (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)<br />
<br />
    Oruç ve Ramazan ile ilgili ayet ve hadisler için tıklayınız...<br />
    Kandil orucu ne zaman tutulur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4- DUA ETMEK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve geceler, Rabbimize dua ve niyazda bulunma zamanlarıdır.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“(Ey Resûlüm!) De ki: Sizin dua ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?” (el-Furkân, 77)<br />
<br />
Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Bir defasında Resûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allah’a hamd ve Resûlü’ne salavat getirerek duaya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:<br />
<br />
“–Ey namaz kılan zât! Dua et, (duana hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duan kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Recebin 10 unda ve Berat Gecesi Okuncak Dua</span></span><br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi: -Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
<br />
"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"<br />
<br />
Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
7 defa okunmasi lazimdir<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ ۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb<br />
<br />
Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.<br />
<br />
Rad  Suresi 39. Ayet<br />
<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ<br />
<br />
Yusebbitullâhullezîne âmenû bil kavlis sâbiti fil hayâtid dunyâ ve fil âhıreh(âhıreti), ve yudıllullâhuz zâlimîne ve yef’alullâhu mâ yeşâ<br />
<br />
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.<br />
<br />
<br />
İbrâhim  Suresi 27. Ayet<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Birkac Güzel Örnek Dua</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTIAZE DUASI EL AHiR<br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu dua bu ayetten bina edildi</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lemma berazu li calute ve cünudihi kalu : Rabbena efrığ aleyna sabran, ve s*ebbit akdamena, vensurna alel kavmil kafiriyn.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır (tıpkı bolca yağan yağmur gibi). Bize cesaret ver Ayaklarımızı (savaş alanında, düşman karşısında) sağlam ve sabit tut ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et." dediler.<br />
<br />
Sadakallahul Aziym BAKARA SURESI - 250. AYET <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu dua bu ayetten bina edildi</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Va'fu anna, vagfir lena, verhamna, ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Bizi affet hoşgör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim mevlamız (efendimizsin). Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!<br />
<br />
Sadakallahul Aziym Bakara suresi 286. ayetten pasaj</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fefrug Duası (KÖTÜLERi UZAKLAŞTIRMA DUASI)<br />
<br />
UZAKLAŞTIRMA DUASI BUDUR</span></span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya Rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ehli ve zevci ve evladi ve benati ve ahî (ve uhti) ve ümmi (ve ebi) ve Hırrateyn vel buragi vel buyuti vel maali vel hayati fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kafiriyn.<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müşrikiyn.<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Münafikiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hasidiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Fasıkıyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hainiyin,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kazibiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müfsidiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müsrifiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Aduvviyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Sahiriyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil neffasatil ukadiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil mücrimiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmiz Zalimiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Vahişiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil seyyietül müseyyi iyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hıyalil külli mütehayyiliyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil nazarel hainiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil kaşifiynes seyyiiyne,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil amelil bahilliyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil acelel külli muacciliyin,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil gafel el gafiliyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil amelil yüraun,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmit tecavezel mütacaviziyn,<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil inkarel münkirun<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmil iftirael müfteriin<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmis seerigal müseerigun<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmin naakıs el munkısun<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
fefruk beynenâ ve beynel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbim, benim sadece kendim, ailem, eşim, oğlum, kızım, kardeşim, iki kedim, Burak'ım, evlerim, param ve canım var.<br />
Artık bizi kâfirler topluluğundan ayır.<br />
Artık bizi müşriklerden ayır.<br />
O halde bizi münafıklardan ayır.<br />
O halde bizi hasetçilerden ayır.<br />
Artık bizi o zalim kavimden ayır.<br />
Artık bizi o hain kavimden ayır.<br />
O halde bizi yalancı kavimden ayır.<br />
Artık bizi bozguncuların topluluğundan ayır.<br />
Artık bizi o fasıklar topluluğundan ayır.<br />
O halde bizi düşman kavimden ayır.<br />
Artık bizi büyücülerin topluluğundan ayır.<br />
O halde bizi, düğümlere üfleyenlerden ayır.<br />
O halde bizi suçlulardan ayır.<br />
Artık bizi o zalimler topluluğundan ayır.<br />
O halde bizi insanlardan, garip insanlardan ayır.<br />
Artık bizi o kötülük yapan o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi Hile yapan o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi hain bakışları olan o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi Kötü Kaşiflerden ve Kötü Keşiflerinden ve o zalim topluluktan ayır.<br />
Artık bizi Şamata Çıkaran yaygaracı o kötü topluluktan, o zalim topluluktan ayır.<br />
Öyleyse bizi insanlardan küfrü ortaya çıkaranlardan, küfrü ortaya çıkaranlardan ayır.<br />
O halde bizi övünen insanlardan ayır.<br />
O halde bizi cimri ve hasis olanlardan ayır.<br />
Artık bizi gafillerden ayır.<br />
O halde bizi, münafıkların işini yapan topluluktan ayır.<br />
Artık bizi, acele edenlerden ayır. Hepsi acele ediyorlar.<br />
O halde bizi ortalıkta dolaşan, birbirini iten halktan ayır.<br />
Artık bizi, inkar eden ve inanmayan topluluktan ayır.<br />
O halde bizi yalan söyleyen insanlardan ayır.<br />
O halde bizi hırsızların ve hırsızların halkından ayır.<br />
O halde bizi noksan olan insanlardan ayır.<br />
Artık bizi Deccal ve ordusundan ayır. Çünkü insanların çoğu Deccal ve onun takipçileridir. Onların benimle beraber bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim.<br />
Öyleyse bizi,  lanetlenmişşeytan ve onun taraftarlarından ayır. Ve ben, onların benimle birlikte bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah'a.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu dua bu ayetten bina edildi</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
قَالَ رَبِّ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِى وَأَخِى ۖ فَٱفْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn(fâsikîne).<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Mûsa, “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEDFEA DUASI (Def eyle Duası)<br />
<br />
Vedfea  Duası  Budur</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Allahümme vedfeana küfrel kafiriyne,<br />
Allahümme vedfeana şirkel müşrikiyne,<br />
Allahümme vedfeana nifakel münafikiyne,<br />
Allahümme vedfeana hasedel hasidiyne,<br />
Allahümme vedfeana fıskel fasıkıyne,<br />
Allahümme vedfeana hıyanetel hainiyne,<br />
Allahümme vedfeana kezibel kazibiyne,<br />
Allahümme vedfeana ifsadel müfsidiyne,<br />
Allahümme vedfeana israfel müsrifiyne,<br />
Allahümme vedfeana adaavetel aduvviyne,<br />
Allahümme vedfeana sihres sahiriyne,<br />
Allahümme vedfeana neffasatil ugadiyne,<br />
Allahümme vedfeana cürmel mücrimiyne,<br />
Allahümme vedfeana zulmez zalimiyne,<br />
Allahümme vedfeana vahşetel vahişiyne,<br />
Allahümme vedfeana seyyietil müseyyi iyne,<br />
Allahümme vedfeana hıyalil küllü mütehayyılliyne,<br />
Allahümme vedfeana nazerel hainiyne,<br />
Allahümme vedfeana keşfel küfrül kaşifiynes seyyiiyne,<br />
Allahümme vedfeana şematati küllü şamitiyne,<br />
Allahümme vedfeana amelil bahilliyne,<br />
Allahümme vedfeana gafel El gafiliyne,<br />
Allahümme vedfeana amelil yüraune,<br />
Allahümme vedfeana acelel küllü muacciliyne,<br />
Allahümme vedfeana tecavezel mütecaviziyne,<br />
Allahümme vedfeana inkarel münkiriyne,<br />
Allahümme vedfeana iftirael müfteriine,<br />
Allahümme vedfeana seerigal müseerigune,<br />
Allahümme vedfeana naakısel munkısune,<br />
Allahümme vedfeana deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sağ azı diş ile)<br />
Allahümme vedfeana şeytanirracim ve hizbehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sol azı diş ile)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI<br />
<br />
VEDFEA DUASI</span></span><br />
<br />
Dua ve ödeme<br />
Biz çiğnendik<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
Allahım, bizi kâfirlerin küfründen koru.<br />
Allah'ım, bizi müşriklerin şirkinden koru.<br />
Allah'ım, bizi münafıkların münafıklığından koru.<br />
Allahım, bizi hasetçilerin hasetinden koru.<br />
Allahım, bizi bozguncuların bozgunculuğundan koru.<br />
Allahım bizi hainlerin şerrinden koru<br />
Allahım bizi yalancıların yalanlarından koru.<br />
Allah'ım, bizi bozguncuların bozgunculuğundan koru.<br />
Allah'ım, bizi israf edenlerin israfından koru.<br />
Allah'ım, iki düşmanın düşmanlığından bizi koru.<br />
Allahım bizi sihirbazların sihirlerinden koru.<br />
Allah'ım, bizi düğüm atanların şerrinden koru.<br />
Allahım bizi suçluların şerrinden koru<br />
Allah'ım, bizi zalimlerin zulmünden koru.<br />
Allahım bizi yalnızların yalnızlığından koru.<br />
Allah'ım, bizi zalimlerin şerrinden koru.<br />
Allahım, bizi her türlü aldanışların aldanışlarından koru.<br />
Allahım bizi nazardan koru<br />
Allahım, bizi küfür ve kötülüğün ifşasından koru.<br />
Allahım sen bizi bütün övünmelerden koru.<br />
Allah'ım, bizi cimri işçilerden koru.<br />
Allahım, bizi gafillerden uzak tut.<br />
Allah'ım, bizi münafıkların şerrinden koru.<br />
Ey Allah'ım, acele edenlerin hepsini bize de acele ettir.<br />
Allahım, bizi ayartıcıların ayartmalarından koru.<br />
Allah'ım, bizi inkarcıların inkarından koru.<br />
Allah'ım, bizi iftiracıların iftiralarından koru.<br />
Allahım bizi hırsızdan ve hırsızların şerrinden koru.<br />
Allahım, bizi kusurların kusurlarından koru.<br />
Allahım, bizi Deccal'den ve onun taraftarlarından koru. Onların benimle beraber bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim.<br />
Allahım, bizi kovulmuş şeytandan ve onun taraftarlarından koru. Onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5- TEVBE İSTİĞFAR ETMEK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve gecelerde bolca tövbe istiğfar etmeliyiz. Tevbe, Hakk’a dönüş demektir. Hakk’ı unutan ya da O’ndan gafil olan bir kulun, girdiği yanlış yolun farkına varıp yüzünü ve gönlünü Rabbine yöneltmesi ve affını dilemesidir. Böyle bir kulun kalbi büyük bir nedâmetle, için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe”dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar da “istiğfar”dır.<br />
<br />
Başta peygamberler olmak üzere bütün velîler, sâlihler ve sâdıklar; darlıkta ve bollukta, kederde ve sevinçte dâimâ Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmişler ve O’na niyâz hâlinde bulunmuşlardır.<br />
<br />
İbn-i Ömer (r.a.) şöyle der:<br />
<br />
“Biz, Resûlullah Efendimiz’in bir mecliste yüz defa:<br />
<br />
«Allah’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabul buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin.» dediğini saymıştık.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434)<br />
<br />
Allah’a yöneliş ve kalbin ulvî bir seviye kazanmasında mühim bir yeri olan istiğfar, mânevî kirlerden temizlenmenin de en mühim vâsıtasıdır. Makbûl bir tevbe, kul ile Rab arasındaki engelleri ve perdeleri kaldırır, Allah Teâlâ’nın sevgisine mazhar eder. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
“Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)<br />
<br />
“Onlar, bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr ederler. Zâten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri günahta bile bile ısrâr etmezler.” (Âl-i İmrân, 135)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tevbe Duası Türkçe:</span></span><br />
<br />
"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."<br />
Tevbe Duası Meali:<br />
<br />
Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!<br />
<br />
(Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.<br />
<br />
Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİĞFAR DUASI</span></span><br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şu duayı da okumak iyi olur:</span></span><br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
Bakara 285 ve 286 ayetleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6- HAMD ETMEK VE ŞÜKÜR HALİNDE BULUNMAK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve gecelerde Allah’a çokça hamd etmeli ve şükür halinde bulunmalıyız.<br />
<br />
Ayet-i kerimede: “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan. Onu hamd ile tesbih et.” (Furkân, 58) buyrulmaktadır.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“Meşrû işlere Allah’a hamd ile başlanmazsa hayır ve bereketi kesilir.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 19; Ebû Dâvud, Edeb, 18)<br />
<br />
“Şükür, imanın yarısıdır…” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 107)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine hamd ü senâ, insanı nîmetin zevâlinden emîn kılar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 3836)<br />
<br />
“Allah’a hamdetmek şükrün başıdır. Allah’a hamdetmeyen bir kul O’na şükür etmemiştir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 3835)<br />
<br />
    Hamd ve şükretmenin fazileti için tıklayınız!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7- ALLAH’I ÇOKÇA ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
Mübarek gün ve gecelerde Allah’ı zikretmeye daha çok önem verilmelidir.<br />
<br />
Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah-akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!” (el- A’raf, 205)<br />
<br />
“Rabbinin ismini zikret ve bütün varlığınla O’na yönel.” (el-Müzzemmil, 8)<br />
<br />
“…Allah’ı zikretmek, elbette en büyük ibadettir…” (el-Ankebût, 45)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz de şöyle buyurur:<br />
<br />
“Allah’ı sevmenin alâmeti, Allah Teâlâ’yı zikretmeyi sevmektir.” (Suyûtî, el-Camiu’s-Sağîr, II, 52)<br />
<br />
“Yeryüzünde Allah Allah diyen biri var oldukça, kıyamet kopmayacaktır.” (Müslim, İman, 234/148)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÖNEMLI ZiKIRLER VE ANLAMLARI</span></span><br />
<br />
Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler<br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
ALLAHU EKBER ZİKRİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALLAH’I ZİKRETMEK</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I, 414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8- SALAT Ü SELAM GETİRMEK</span></span><br />
<br />
Resûlullah Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teala emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının giderileceği, günahlarının bağışlanacağı bildirilmiştir.<br />
<br />
Nitekim ayet-i kerîmede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kab (r.a.) diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber’e:<br />
<br />
«– Ya Resûlallah! Ben sana çok salavat-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Dualarımın dörtte birini salavat-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duamın yarısını salavat-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu. Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duaya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavat-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allah bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.” demektir.<br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve ehline ve Muhammed'in ümmetine ve ehline selam söyle" demektir.<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle" <br />
<br />
internetten bircok degisik salavat örnegi bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9- SADAKA VERMEK</span></span><br />
<br />
Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Mübarek gün ve geceler sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.<br />
<br />
Zira ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder, bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için mü’min şöyle buyururdu:<br />
<br />
“Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” (Buhârî, Edeb, 34)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kandil Gecelerinde Yapabileceğiniz 19 Güzel Şey</span></span><br />
<br />
1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.<br />
<br />
2. Peygamber Efendimiz (sav)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.<br />
<br />
3. Kaza namazları, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.<br />
<br />
4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.<br />
<br />
5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.<br />
<br />
6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek bir daha işlememek azmiyle günahlara pişmanlıkta bulunulmalı.<br />
<br />
7. Bol bol zikirde bulunulmalı. <br />
<br />
8. Mü’minlerle helalleşilmeli; rızaları alınmalı.<br />
<br />
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.<br />
<br />
10. Kişi kendine, ailesine ve diğer mü’min kardeşlerine isimlerini zikrederek dualar etmeli.<br />
<br />
11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.<br />
<br />
12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, engelli, yaşlı olanlar ziyaret edilip; sevgi, şefkat, hürmet gösterilip; hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.<br />
<br />
13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.<br />
<br />
14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.<br />
<br />
15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.<br />
<br />
16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli ve manevî iklimlerinde onları vesile ederek Hakk’a niyazda bulunulmalı.<br />
<br />
17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakat yerine getirmeli.<br />
<br />
18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefonla arayarak, mesaj çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.<br />
<br />
19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca Derlemesi</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 03.02.2025</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Miraç Gecesi Yapılacak İbadetler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2586</link>
			<pubDate>Sun, 26 Jan 2025 01:18:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2586</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Miraç Kandili’nde yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetler...</span></span><br />
<br />
Recep ayının 27. gecesine Miraç gecesi denir. Miraç kelime anlamı itibariyle göğe çıkma, yükselme anlamlarına gelir. İsra ve Miraç hâdisesi, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hicretinden 18 ay evvel vukû bulmuştur. Miraç Hadisesi, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya oradan da Allah’ın huzuruna yükseldiği hadiseye denir.<br />
İsrâ Sûresi: 1. Âyet<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Teâlâ buyurur:</span></span><br />
<br />
“Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-’ı) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (el-İsrâ, 1) (Tefsiri için tıklayınız)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MİRAÇ GECESİ YAPILACAK İBADETLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla birlikte hiç bir kulun ulaşamayacağı manevi alemlere varmıştır. İşte bu gece her yıl Miraç Kandili olarak idrak edilir. Bu gecede şu ibadetleri yapılması tavsiye edimiştir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Recep ayının 27. gecesine denk gelen Mîraç Kandili’nin gündüzünde Allah dostları oruç tutulmasını tavsiye ediyorlar.<br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Dualar ve Zikirler kitabında: "Gündüzünde oruçlu bulunmalıdır. Ma’sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânnın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur." buyurmuşlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Kaza ve Nafile Namazı Kılmak</span></span><br />
<br />
Miraç’taki en mühim hususlardan biri, beş vakit namazın farz kılınmasıdır. Hak dostları bu gecede namaz kılmanın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve namaz borcu olanların kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Miraç Gecesi Namazı</span></span><br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Dualar ve Zikirler kitabında “Miraç Gecesi Namazı”nı şöyle anlatılmaktadır:<br />
<br />
"Receb-i Şerîf’in yirmiyedinci gecesine müsadif olan mübarek Leyle-i Miraç’ta oniki rek’at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek’atda Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek’atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:<br />
<br />
<br />
Okunuşu: “Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.”<br />
<br />
“Allah’ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür.” zikrini okumalı. Sonra yüz kere istiğfar etmeli ve yüz kere de Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz’e salât ve selâm göndermelidir. Bunlardan sonra da kendisi için istediği şekilde dua eder."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kur'ân-ı Kerîm Okumak</span></span><br />
<br />
Mîraç gecesinde Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e hediye edilenlerden biri de Bakara Sûresi’nin son iki ayetidir. (bk. Müslim, Îman, 279) Allah dostları bu gece çokça Kur’ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.<br />
<br />
Kütüb-ü Sitte’de Abdullah Bin Mesut’tan -radıyallâhu anh- rivayet olunan bir hadis-i şerifte söyle buyrulmuştur:<br />
<br />
"Her kim geceleyin Bakara Sûresi'nden bu iki âyeti okursa ona yeter."<br />
<br />
Ebû Zerr -radıyallâhu anh-:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:<br />
<br />
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevbe İstiğfar Etmek</span></span><br />
<br />
Allah Teâla şirke düşmeyenlerin büyük günahlarını affedeceğini bu gecede müjdelemiştir. (bk. Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Ben, günde yüz kere istiğfâr ederim...” (Müslim, Zikir, 42) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Müslim’de rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Rasûlullâh’a -sallâllâhu aleyhi ve sellem- (Mîrâc’da) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin sonu ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi...” (Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevbe Duası Türkçe:</span><br />
<br />
"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."<br />
Tevbe Duası Meali:<br />
<br />
Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!<br />
<br />
(Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.<br />
<br />
Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİĞFAR DUASI</span></span><br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara 285 ve 286 ayetleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Bu mübârek geceler, Rabbimize duâ ve niyazda bulunma zamanlarıdır.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“(Ey Rasûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?..” (el-Furkân, 77)<br />
<br />
Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Bir defasında Rasûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allâh’a hamd ve Rasûlü’ne salevât getirerek duâya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:<br />
<br />
“–Ey namaz kılan zât! Duâ et, (duâna hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duân kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)<br />
<br />
    Kur'ân’da geçen Peygamber duaları için tıklayınız...<br />
    Hadislerde geçen dualar için tıklayınız....<br />
    Tüm duâları kapsayan duâ için tıklyaınız...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Salavat Getirmek</span></span><br />
<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kâb -radıyallâhu anh- diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:<br />
<br />
«– Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.<br />
<br />
Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)<br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler</span></span><br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I, 414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTIAZE DUASI EL AHiR</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ <br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Miraç Kandili’nde yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetler...</span></span><br />
<br />
Recep ayının 27. gecesine Miraç gecesi denir. Miraç kelime anlamı itibariyle göğe çıkma, yükselme anlamlarına gelir. İsra ve Miraç hâdisesi, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hicretinden 18 ay evvel vukû bulmuştur. Miraç Hadisesi, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya oradan da Allah’ın huzuruna yükseldiği hadiseye denir.<br />
İsrâ Sûresi: 1. Âyet<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Teâlâ buyurur:</span></span><br />
<br />
“Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-’ı) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (el-İsrâ, 1) (Tefsiri için tıklayınız)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MİRAÇ GECESİ YAPILACAK İBADETLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla birlikte hiç bir kulun ulaşamayacağı manevi alemlere varmıştır. İşte bu gece her yıl Miraç Kandili olarak idrak edilir. Bu gecede şu ibadetleri yapılması tavsiye edimiştir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Recep ayının 27. gecesine denk gelen Mîraç Kandili’nin gündüzünde Allah dostları oruç tutulmasını tavsiye ediyorlar.<br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Dualar ve Zikirler kitabında: "Gündüzünde oruçlu bulunmalıdır. Ma’sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânnın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur." buyurmuşlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Kaza ve Nafile Namazı Kılmak</span></span><br />
<br />
Miraç’taki en mühim hususlardan biri, beş vakit namazın farz kılınmasıdır. Hak dostları bu gecede namaz kılmanın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve namaz borcu olanların kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Miraç Gecesi Namazı</span></span><br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Dualar ve Zikirler kitabında “Miraç Gecesi Namazı”nı şöyle anlatılmaktadır:<br />
<br />
"Receb-i Şerîf’in yirmiyedinci gecesine müsadif olan mübarek Leyle-i Miraç’ta oniki rek’at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek’atda Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek’atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:<br />
<br />
<br />
Okunuşu: “Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.”<br />
<br />
“Allah’ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür.” zikrini okumalı. Sonra yüz kere istiğfar etmeli ve yüz kere de Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz’e salât ve selâm göndermelidir. Bunlardan sonra da kendisi için istediği şekilde dua eder."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kur'ân-ı Kerîm Okumak</span></span><br />
<br />
Mîraç gecesinde Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e hediye edilenlerden biri de Bakara Sûresi’nin son iki ayetidir. (bk. Müslim, Îman, 279) Allah dostları bu gece çokça Kur’ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.<br />
<br />
Kütüb-ü Sitte’de Abdullah Bin Mesut’tan -radıyallâhu anh- rivayet olunan bir hadis-i şerifte söyle buyrulmuştur:<br />
<br />
"Her kim geceleyin Bakara Sûresi'nden bu iki âyeti okursa ona yeter."<br />
<br />
Ebû Zerr -radıyallâhu anh-:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:<br />
<br />
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevbe İstiğfar Etmek</span></span><br />
<br />
Allah Teâla şirke düşmeyenlerin büyük günahlarını affedeceğini bu gecede müjdelemiştir. (bk. Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Ben, günde yüz kere istiğfâr ederim...” (Müslim, Zikir, 42) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Müslim’de rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Rasûlullâh’a -sallâllâhu aleyhi ve sellem- (Mîrâc’da) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin sonu ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi...” (Müslim, Îman, 279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevbe Duası Türkçe:</span><br />
<br />
"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."<br />
Tevbe Duası Meali:<br />
<br />
Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!<br />
<br />
(Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.<br />
<br />
Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİĞFAR DUASI</span></span><br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:<br />
<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu:<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."<br />
Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı:<br />
<br />
“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENTÜ DUASI OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Âmentü Duası:<br />
<br />
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ<br />
Okunuşu:<br />
<br />
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.<br />
Manası:<br />
<br />
"Ben Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
<br />
“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AMENERRASULÜ OKUNMALI</span></span><br />
<br />
Bakara suresinin son iki ayeti “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)<br />
<br />
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildi ki, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden (Cennet hazinelerinden) indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)<br />
<br />
Amenerrasulü, okunuşu ve anlamı, Bakara suresi son iki ayeti 285 ve 286 ayetler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerrasulü</span></span><br />
<br />
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amenerresulü Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"<br />
<br />
Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr(masîru). Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn(kâfirîne).<br />
<br />
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara 285 ve 286 ayetleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Bu mübârek geceler, Rabbimize duâ ve niyazda bulunma zamanlarıdır.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“(Ey Rasûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?..” (el-Furkân, 77)<br />
<br />
Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Bir defasında Rasûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allâh’a hamd ve Rasûlü’ne salevât getirerek duâya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:<br />
<br />
“–Ey namaz kılan zât! Duâ et, (duâna hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duân kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)<br />
<br />
    Kur'ân’da geçen Peygamber duaları için tıklayınız...<br />
    Hadislerde geçen dualar için tıklayınız....<br />
    Tüm duâları kapsayan duâ için tıklyaınız...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Salavat Getirmek</span></span><br />
<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.<br />
<br />
Ayet-i kerîmede buyrulur:<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)<br />
<br />
Übey bin Kâb -radıyallâhu anh- diyor ki:<br />
<br />
“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:<br />
<br />
«– Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.<br />
<br />
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.<br />
<br />
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.<br />
<br />
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.<br />
<br />
Ben yine:<br />
<br />
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.<br />
<br />
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.<br />
<br />
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:<br />
<br />
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAVAT NASIL GETİRİLİR?</span></span><br />
<br />
اللهمّ صلِّ على سيّدنا محمّد وعلى آل سيّدنا محمّد<br />
<br />
Okunuşu: “Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”<br />
<br />
Anlamı: "Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.<br />
<br />
Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)<br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Gecede Yapılabilecek En Güzel Faziletli Zikirler</span></span><br />
<br />
Zikir; Allah’ı anma, hatırlama, ona dua ve ibadet etmek anlamlarına gelir.<br />
<br />
Günlük okunacak zikirler ve anlamları:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Her kim günde yüz kere «Sübhânallâhi ve bihamdihi» “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.” Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir. Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdihi sübhânallâhi'l azîm.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.» kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65) Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<br />
“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.<br />
<br />
Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:<br />
<br />
“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)<br />
<br />
Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır. “Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben: – Kullarım ne söylüyorlar? der.<br />
<br />
Melekler; – Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ – Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler: – Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ: – Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler: – Senden cenneti istiyorlar, derler.<br />
<br />
Allah: – Orayı görmüşler mi? der. Melekler de: – Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler. – Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler.<br />
<br />
Allah Teâlâ: – Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler: – Cehennemden, derler. – Pekiyi onu hiç görmüşler mi? – Hayır, Vallahi hiç görmemişler. – Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı? – Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim. İçlerinden bir melek şöyle der: – Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur: – Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİKİRLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyor: «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” (Buhârî, Deavât, 50) “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» kelimesidir. Kul bunu söyleyince: «Kulum hakkı  teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz:<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ ilâhe illallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah’dan başka ilah yoktur.» sözüdür.” (Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) “Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «Lâ ilâhe illallah» zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86) “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de:<br />
<br />
“Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” (Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)<br />
<br />
“Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder: “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” (Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241) “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür.» tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” (Ali el-Müttâkî, no: 2015)<br />
<br />
“Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1896)<br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH, ELHAMDÜLİLLAH VE ALLAHU EKBER DEMENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Bir gün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dediler: “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”<br />
<br />
Sahabîleri dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra ‘otuz üçer kere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SÜBHANALLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Sübhanallah.<br />
<br />
Anlamı: Allah noksanlardan münezzehtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ELHAMDÜLİLLAH ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Elhamdülillah.<br />
<br />
Anlamı: Şükür Allah’adır, Allah’a şükürler olsun, hamd Allah’adır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHU EKBER ZİKRİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Allahu ekber.<br />
<br />
Anlamı: Allah en büyüktür. Allah her şeyden üstündür, uludur, azametlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ESMAÜL HÜSNA ZİKRİ</span></span><br />
<br />
“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” اَللّٰهْ  Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ  er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ  el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ  el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ  el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ  el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ  el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ  el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ  el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ  el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ  el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ  el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ  el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ  el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ  el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ  el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ  es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ  el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ  el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ  el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ  el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ  el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ  el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ  eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ  el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ  el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ  el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ  el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ  el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ  el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ  el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ  er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ  el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ  el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ  el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ  el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ  el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ  el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ  eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ  el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ  el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ  el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ  el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ  el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي  el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ  el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪  el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ  el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ  el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ  el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ  el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ  el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ  es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ  el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ  el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ  el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ  el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ  el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ  el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ  ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ  el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى  el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ  el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ  er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ  Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ  el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ  el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ  el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي  el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ  el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ  ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ  en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى  el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي  el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ  el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ  er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ  es-Sabûr: Çok sabırlı. (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASBÜNALLAHÜ VE Nİ’MELVEKÎL ZİKRİ</span></span><br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Hasbünallahü ve ni'melvekîl.<br />
<br />
Anlamı: Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.» Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: La ilahe illallahü halimül kerim la ilahe illallahül aliyyül azim... Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.<br />
<br />
Anlamı: Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH TESBİHİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.<br />
<br />
Anlamı: Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır» kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ZİKRETMEK</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: İzâ merartüm bi-riyadı’l-cenneti ferte’û. Kalû ve me riyadu’l cenneti kâle halikûz zikr.<br />
<br />
Anlamı: Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)<br />
<br />
“Kelime-i Tevhîd, yani «Lâ ilâhe illallah» kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali «Elhamdülillah» diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ KULLAR</span></span><br />
<br />
“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDİN</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Eksirû zikrallâhi hattâ yekülû mecnûn.<br />
<br />
Anlamı: “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)<br />
<br />
“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)<br />
<br />
“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)<br />
<br />
“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalplerin şifasıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)<br />
<br />
“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)<br />
<br />
“Hiçbir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)<br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi bere-e minennifâkı.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.» (Beyhakî, Şuab, I, 414) Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN SEVDİKLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Men eksera zikrâllâhi ehabbehûl'l teale.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.» (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)<br />
<br />
“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859) “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873) “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)<br />
<br />
“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)<br />
<br />
“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90) Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan ettiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüt vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690) Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.<br />
<br />
“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)<br />
<br />
“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)<br />
<br />
“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289) “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41) Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.<br />
<br />
“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)<br />
<br />
“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361) “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)<br />
<br />
“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394) “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1) Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR</span></span><br />
<br />
“Son sözü «Lâ ilâhe illallah» kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)<br />
<br />
“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”<br />
<br />
“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)<br />
<br />
“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Sen ihsan sahiplerini seven Allah'sın, Biz'i de ihsan edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen tövbe edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tövbe edenler zümresine koy, ve bizi de sev  Allahım<br />
Sen temizleri ve temizlenenleri seven Allah'sın, Biz'i de temizlenenler zümresine koy, ve bizi de sev Allahım<br />
Sen takva sahiplerini seven Allah'sın, Bizler'i de takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sakınanları seven Allah'sın, Bizler'i de sakınan takva sahiplerinin zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen sabredenleri seven Allah'sın, Biz ler'i de sabredenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen tevekkül edenleri seven Allah'sın, Biz'i de tevekkül edenler zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen adaletli davrananları seven Allah'sın, Biz'i de adaletli olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen kendi yolunda saf saf mücadele edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , mücahid olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlari seven Allah'sın, Biz'i de , mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü olanlar zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  müminler'e : "Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler" Buyuran Allah'sın, Biz'i de , Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler Buyurdugun mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
Sen  hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iman edenleri seven Allah'sın, Biz'i de , hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmadan iman eden mü’minler  zümresine koy, ve bizleri de sev Allahım<br />
<br />
Allah'ım Bize Senin sevdiklerini sevdir, Senin sevmediklerinden de Bizi uzak eyle.<br />
<br />
Allah, saldırganları asla sevmez, Bizi  saldırganlıktan ve saldırganlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, ifsad çıkaranları asla sevmez, Bizi müfsitlikten ve ifsad çıkaranlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, fasıkları asla sevmez, Bizi fasıklıktan ve fasıklardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, kâfirleri asla sevmez, Bizi küfürden ve kâfirlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, zalimleri asla sevmez, Bizi zalimlikten ve zalimlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, büyüklenip böbürlenenleri asla sevmez, Bizi büyüklenip böbürlenmekten ve büyüklenip böbürlenenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, hainleri asla sevmez, Bizi hainlikten ve hainlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, Terbiyesiz konuşanları asla sevmez, Bizi Terbiyesizlikten ve Terbiyesiz konuşanlardan sakınanlar zümresine koy.<br />
Allah, israf edenleri asla sevmez, Bizi müsriflikten ve israf edenlerden sakınanlar zümresine koy.<br />
<br />
"Allahümme erinel hakka hakkan verzukna ittibaahu ve erinel batıla batılan verzukna ictinabehu, istecib duaena bi-hurmeti Seyyidil-beşer"<br />
<br />
Allahım! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur.<br />
Rabbimiz bu duamızı kabul buyur, Rabbimiz, Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla. Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! duamıza icabet et, cevap ver. Alemlerin Rabbine Hamdler, Peygamberlerine Selamlar olsun, Amiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTIAZE DUASI EL AHiR</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Ahir Budur<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve müşrik kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve yalancılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düğümlere üfleyen kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalim kavim üzerine Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve düşman topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hasret çeken kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve inkarcılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve övünen ve böbürlenen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve gafil kavim üzerine bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve acele eden kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bizi o asi ve isyankar topluluğa karşı muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve iftiracılar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve hırsızlar topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve noksanlık içinde olan kavme karşı bizi muzaffer kıl.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve bizi Deccal'in kavmine ve onun taraftarlarına karşı zaferle müjdele. Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bas ve lanetlenmiş olan şeytan ve yandaşlarına karşı Bize Yardım Et.  Ve ben, onların benimle beraber bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ <br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ANLAMI</span></span><br />
<br />
Lanetli şeytandan Allah'a sığınırım<br />
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />
<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize müşrikler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, hasetçi kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hainler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, yalancılar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bozguncu topluma karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın, artık bize o zalimler topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, düşman kavmine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim mevlamızsın, sihirbazlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Düğümlere üfleyen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, suçlular topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalimler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, hayalcilere karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gazaplanan kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize küfreden kavim üzerine zafer ver.<br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, bize övünen kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, cimriler topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, gafil kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, münafıklar topluluğuna karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Öyleyse aceleci davrananların hepsine karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, zalim ve isyankar kavme karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bizi inkar eden ve inanmayan kavimlere karşı zafere ulaştır.<br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. İftira atanlara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet, bize merhamet et, bizi bağışla. Sen bizim koruyucumuzsun, hırsızlara, gaspçılara karşı Bize Yardım Et. <br />
Bizi affet ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın, artık bize mazlumlar topluluğuna karşı zafer ver.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, öyleyse bize Deccal'in ve onun takipçilerinin halkına karşı zafer ver. Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ve bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim koruyucumuzsun, o halde lanetlenmiş topluluk - Şeytan ve onun partisi - karşısında Bize Yardım Et.  Ve ben, Rabbim, onların benimle birlikte bulunmalarından Sana sığınırım.<br />
Ey Rabbimiz, duamızı kabul et, "Ey Rabbimiz, hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla." Duamızı rahmetinle kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Selam olsun elçilere ve hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Receb Ayının Faziletleri]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2272</link>
			<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 08:43:48 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2272</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Receb Ayının Faziletleri</span></span><br />
<br />
Allah’ın ayı olarak nitelendirilen Receb ayının faziletleri nelerdir?<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şöyle buyurduğunu anlatmıştır:<br />
<br />
“Allah Teâlâ katında ayların sayısı on ikidir. Gökleri ve yeri yarattığı günden beri, Allâh’ın kitabında bu böyledir. Bu aylardan dört tanesi haram (hürmetli) aylardır. Biri Allâh’ın esam ayı denilen Receb’tir... Diğer üç tanesi peşpeşe olup, şunlardır: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem... Ancak, Receb Allâh’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır ve Ramazan da ümmetimin ayıdır.”<br />
RECEB AYINDA ORUÇ TUTMANIN SEVABI<br />
<br />
Kim Receb ayında inanarak ve sevâbını Allah’dan bekleyerek, bir gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ’nın büyük rızâsına hak kazanır. Firdevs Cenneti’nin en üst katına yerleşir.<br />
<br />
Ondan (Receb’ten) iki gün oruç tutana, iki kat mükâfât verilir ve her katın ağırlığı dünya dağları gibidir.<br />
<br />
Kim Receb ayından, üç gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ onunla cehennem arasına bir hendek açar ki uzunluğu bir senelik yoldur.<br />
<br />
Bir kimse Receb’ten dört gün oruç tutarsa, delirmek, cüzzam ve baras hastalıkları belâlarından ve Mesîhü’d-deccâl fitnesinden de kurtulur.<br />
<br />
Receb ayında beş gün oruç tutan kimse, kabir azâbından emîn olur, korunur.<br />
<br />
Bir kimse Receb ayında altı gün oruç tutarsa, kıyâmet günü kabrinden kalkarken yüzü, on dördüncü gecedeki aydan daha parlak (nûrlu) olarak kalkar.<br />
<br />
Bir kimse Receb ayında yedi gün oruç tutarsa -Cehennem’in yedi kapısı vardır- Allah Teâlâ, Recebin günlerinden her birinin orucu sebebiyle cehennemin kapılarından birini kapar. Bütün kapılar kapanmış olur.<br />
<br />
Kim, Receb ayında sekiz gün oruç tutarsa -Cennetin sekiz kapısı vardır- her günü için Allah Teâlâ, cennet kapılarından birini açar.<br />
<br />
Dokuz gün oruç tutan kimse, kabrinden kalkarken “Eşhedü enlâ ilâhe illallâh!” diyerek kalkar ve yüzü cennetten başka bir tarafa döndürülmez.<br />
<br />
Bir kimse, Receb ayında on gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ onun için Sırat köprüsünde her gece üzerinde istirahat edeceği bir yatak serer.<br />
<br />
Bir kimse Receb ayında on bir gün oruç tutarsa, kıyâmet günü ondan daha fazîletli biri görülmez. Meğer ki onun kadar veya daha fazla oruç tutmuş ola!..<br />
<br />
Kim, Receb ayında oniki gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona kıyâmet günü iki hulle giydirir. Bir hulle(nin kıymeti), dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.<br />
<br />
Kim, Receb’te on üç gün oruç tutarsa, Kıyâmet günü insanlar çok sıkıntıda iken arşın gölgesinde ona bir sofra kurulur ve o, o sofradan yer.<br />
<br />
Bir kimse, Receb ayında ondört gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona hiçbir gözün görmediği, kulağın duymadığı, bir beşerin kalbinden geçmeyen ihsânlarda bulunur.<br />
<br />
Bir kimse bu ayda, onbeş gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ kıyâmet gününde onu güvende olan kimselerin durduğu yerde bulundurur. Onun yanından geçen mukarreb melek veya Nebiyy-i mürsel ona şöyle der: -Ne mutlu sana!.. Sen emîn kimselerdensin... (bir başka rivâyette, onbeş günden fazla tutan için denilmiştir ki<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
“Bir kimse Receb’ten onaltı gün oruç tutsa, Allah Teâlâ’yı ilk ziyâret edenlerden olur. O’na nâzır ve O’nun kelâmını ilk işitenlerden olur.<br />
<br />
Bir kişi Receb ayında onyedi gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ, Sırat’ın her mil mesâfesinde istirahat edeceği bir yeri o kimse için hazırlatır ve o kimse orada istirahat eder.<br />
<br />
Her kim Receb’te onsekiz gün oruç tutsa, İbrâhim Aleyhisselâm’ın köşküne yakın bir köşke alınır. Kezâ bu ayda ondokuz gün oruç tutan kim se için Hak Teâlâ cennette İbrâhim ve Âdem Aleyhimüsselâm’ın sarayları karşısına bir saray binâ eder. O, o iki zâta selâm verir, onlar da ona selam verir, alırlar.<br />
<br />
Receb ayından yirmi gün oruç tutan kimseye semâdan bir seslenici.<br />
<br />
-Ey Allâh’ın kulu, Allah Teâlâ senin geçmiş günahlarını bağışladı. Kalan ömrün için iyi ameller işlemeye bak, diye seslenir.” (Gunye 1/175-176)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayinin Faziletleri</span></span><br />
<br />
«Receb» kelime olarak «tercib» mastarindan türemistir ki tazim ve hürmet mânâsina gelir. Bu ayda tevbe edenlere rahmet yagdigi ve ibadet isleyenlere nûr indigi için bu aya «Asap» adi da verilir. Bu ayda savasma egilimi duyulmadigindan dolayi onun bir diger adi da «Esam» dir.<br />
<br />
Ileri sürüldügüne göre, Receb, suyu sütten ak, baldan tatli ve buzdan soguk bir cennet nehrinin adidir. Bu sudan sâdece Receb Ayi\'nda oruç tutanlar içebilir.<br />
<br />
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
«? Receb, Allah\'in, Saban benim ve Ramazan da Ümmetimin ayidir.»<br />
<br />
<br />
Hikmet ehli der ki: «Receb kelimesi üç harften ibarettir. «Ra» «cim» «Bâ», «Ra» Allah\'in rahmetini. «Cim» kulun suç ve cürmünü. «Ba» da Allâh\'in iyiliginin bereketini temsil eder. Kelimenin bu harfleri vasitasi ile sanki ulu Allah «Kulunun suç ve günahini rahmet ve iyiligim arasina alirim» diye buyurur gibidir.»<br />
<br />
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
«? Kim Receb ayinin yirmi yedinci gecesi oruç tutarsa, amel defterine altmis aylik orucun sevabi yazilir.»<br />
<br />
<br />
Receb ayinin yirmi yedinci günü. Cebrail (A.S)\'in Peygamberimize ilk defa vahiy getirdigi ve Peygamberimizin Mirâç\'a çiktigi gündür.<br />
<br />
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
\"Beni dinleyin. Receb, insanlarin kavga düsüncesine kapilmadiktan bir Allah Ayi\'dir. Inanarak ve önem vererek Receb Ayi\'ndan bir gün oruç tutanlar ulu Allah\'in Rtzasi\'ni hak ederler.\"<br />
<br />
<br />
Ileri sürüldügüne göre, ulu Allah Zilka\'de, \"Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari\'ni, senenin diger aylarinin süsü olarak yaratmistir.<br />
<br />
Nitekim ulu Allah: «Aylarin sayisi Allah katinda, Allah\'in Kitabinda on ikidir. Onlarin dördü dokunulmazlik aylaridir» buyuruyor. Dokunulmaz dört ayin ücü arka arkayadir. Yalniz bir tanesi -ki o da Receb\'dir- tek basinadir.<br />
<br />
Söylendigine göre Beyt-ül Makdis\'de bir kadin Receb Ayi\'in her günü on iki bin kere ihlâs Sûresi\'ni okur ve bu ay boyunca kaba islemeli bir elbise giyerdi.<br />
Bir gün hastalandi, ogluna ölünce kendisini kaba elbisesi ile topraga vermesini vasiyyet etti.<br />
<br />
Ölünce oglu kadini pahali bir kefene sardi. Gece onu rüyasinda gördü. Kadin rüyada ogluna «Ben senden razi degilim. Çünki sen, vasiyyettmi uygulamadin.» dedi.<br />
<br />
Oglan korkarak uyandi Yeniden anasini icine sarmak üzere kaba islemeli elbiseyi yanina alarak mezarliga vardi. Kabri acinca anasinin cesedini bulamadi, sasirdi.<br />
<br />
Bu sirada kulagina «Bize Receb Ayi\'nda ibâdet edeni bizim yapayalniz birakmayacagimizi bilmiyor musun» diye bir ses geldi.<br />
<br />
ileri sürüldügüne göre, Receb Ayi\'nm ilk Cuma Gecesi\'nin üçte ikisinden sonra sabaha kadar bütün melekler tek tek Receb Ayi içinde oruç tutanlar için duâ ederler.<br />
<br />
Peygamber\'imîz (S-A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
\"Kim dokunulmaz oylardan (Zilka\'da, Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari) üçer gün oruç tutarsa amel defterine dokuzyüz senelik ibadet sevabi yazilir.\"<br />
<br />
Hadisi rivayet eden Enes Ibni Mâlik : «Bu hadisi, Peygamber´imizin kendisinden isitmedimse kulaklarim sagir olsun!» demistir.<br />
<br />
Lâtif bir degerlendirme: Haram aylari dörttür. En büyük melekler dörttür. Allâh\'dan gelen baslica Kitablar dörttür. Abdest âzâlari dörttür. Tesbih cümlelerinin en faziletlileri dörttür.<br />
<br />
Onlar da \"Sübhanallah, elham­dülillah, Lâ ilâhe illallâh. Allâhu Ekber\" ,dir. Sayilarin temeli dörttür. Birler, onlar, yüzler, binler. Zaman birimleri saat, gün, ay ve yil olmak üzere dörttür.<br />
<br />
Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kis olmak üzere dörttür. Maddelerin hali sicaklik, sogukluk, kuruluk ve yaslik olmak üzere dörttür, insan vücudunun baslica unsurlan safra, koyu sivi, kan ve balgam olmak üzere dörttür. Rasid halifler Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R. Anhum) olmak üzere dörttür.)<br />
<br />
Deyleminin rivayetine göre: Hz. Ayse söyle buyurmustur:<br />
<br />
Peygamber\'imizi<br />
<br />
«Allah su dört gecede rahmet yagdirir. Kurban Bayrami Gecesi, Ramazan Bayrami Gecesi, Saban Ayi\'nin onbesinci Gecesi ve Receb Ayi\'nin ilk gecesi» buyururken isittim.»<br />
<br />
<br />
Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:<br />
<br />
«? Bes gece vardir ki, Allah o geceler içinde kendisine yapilan dualari mutlaka kabul eder: Recebin ilk gecesi. Saban´in onbesinci gecesi. Cuma Gecesi. Ramazan ve Kurban Bayramlarinin Gece\'leri.» <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Recep Ayında Hangi Dua Okunur? Recep Ayında Okunacak Dualar Listesi</span></span><br />
<br />
Mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( radyallahü anh)'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hazreti Peygamber aleyhisselatu vesselam şöyle derdi:<br />
<br />
”ALLAHÜMME BARİK LENA Fİ RACEBE VE ŞA’BANE VE BELLIĞNA RAMEDAN”<br />
<br />
"ALLAHım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/259<br />
<br />
"Recep ayı ALLAHın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşful-Hafâ, 1/423)<br />
<br />
Recep ayına girince yedi defa okunacak dua:<br />
<br />
    “Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”<br />
<br />
Mânâsı: <br />
<br />
    “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan ALLAH'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” Denirse ALLAHU TEALA Bu kulumun günah defterini yırtın emrini verir.”<br />
<br />
Hazreti. Aişe ( radyallahü anh ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, Ameller ALLAHü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.buyururdu.” (Tirmizî)<br />
<br />
“Receb büyük bir aydır. Allahu Teala bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, ALLAH istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, Geçmiş günahların affoldur der. Receb ayında ALLAHü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.” [Taberânî]<br />
<br />
“Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip Ya Rabbi onu mağfiret etderler.”<br />
<br />
[Ebû Muhammed]<br />
<br />
“Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir” [Miftah-ül-cenne] <br />
<br />
”Ramazan ayı dışında ALLAH rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.” [Ebu Yala]<br />
<br />
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur.<br />
Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyor: "Recepte bir gün ve gece vardır ki, o günde oruç tutan ve gece namazı kılan için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet etmiş gibi ibadet sevap verilir."<br />
<br />
    “Receb-i Şerîfin birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.buyuruyorlar.”<br />
<br />
(Camiu-s sağir)<br />
<br />
    "Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, ALLAHü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan."<br />
<br />
[Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Enes b. Mâlik (r.a) Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder:<br />
<br />
    "Kim haram aylarda üç gün oruç tutarsa; kişi için dokuz yüz senelik ibadet sevabı yazılır." (İhyâ)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayında Okunacak Dualar</span></span><br />
<br />
Rivayet edildiğine göre ; Receb ayının ilk cuma günü gecenin üçte biri geçince bütün melekler Receb ayında oruç tutanlar için istiğfar ederler. <br />
<br />
"Şu dört gecede dualar reddedilmez: <br />
<br />
    - Receb ayının ilk gecesi.<br />
    - Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berât gecesi.<br />
    - Cuma gecesi. <br />
    - İki bayram (Kurban ve Ramazan bayramları) gecesi." (Deylemî; Firdevsü’l-Ahbâr)<br />
<br />
    "Kim Receb ayının yirmi yedinci günü oruç tutarsa, o kişi için altmış aylık oruç sevabı yazılır." (İhyâ)<br />
<br />
Enes b. Mâlik (r.a) anlatır: Resûlullah’tan (s.a.v) işittim, şöyle demişti:<br />
<br />
“Cennette recep isimli bir nehir vardır. Sütten daha beyaz ve baldan daha tatlıdır. Kim recep ayında bir gün oruç tutarsa ALLAH (c.c) o kimseye bu nehirden su içirecektir.” (Süyûtî)<br />
<br />
Bir defasında, Peygamber efendimiz, Receb ayında tutulacak oruçların fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşı ve pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp:<br />
<br />
- Yâ ResûlALLAH, ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem, dediğinde; Peygamber efendimiz:<br />
<br />
- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevabına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cuma gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir. Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâ'be-i muazzama etrafında toplanırlar. ALLAHü teâlâ onlara hitâben:<br />
<br />
"Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz." buyurur. Onlar: <br />
<br />
"Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir." deyip, isteklerini arzederler. ALLAHü teâlâ:<br />
"Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim “buyurur..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayında İstiğfar:</span></span><br />
<br />
    “Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..."<br />
<br />
    "Her kim Receb ayında, sabah akşam yetmiş kere istiğfarda bulunursa şüphesiz ki ALLAH (c.c.)'u Teâlâ onun cesedini ateşe haram kılar."<br />
<br />
    "Receb ayında istiğfarı çok yapın. Zira onun her bir saatinde, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ'nın, cehennemden âzadlıları vardır."<br />
<br />
Hadis'i Şerif, Safûri, Nüzhetü'l mecâlis,1/140<br />
<br />
Receb Ayında İhlâs'ı Şerif:<br />
<br />
    "Her kim Recebde, bir kere İhlâs okusa, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ onun elli senelik günahını bağışlar."<br />
<br />
Hadis'i Şerif, EnîSü'l celîs, sh:195<br />
<br />
Hannani (RA) şöyle demiştir: <br />
<br />
    "Her kim, Recebin her günü bir tane bile İhlâs Sûresi okusa, onbin deve yükü kâğıda sahip olur ki, göklerin ve yerin tüm sakinleri, ellerinde altın kalemlerle toplanıp o İhlâs'ın sevabını o kağıtlara yazarlar"<br />
<br />
(50 İhlâs okuyanın 50 senelik günahları silinir, 100 kere okuyan cehennemden berat alır, 1000 kere okuyan canını cehennemden satın alır.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayında Sadaka:</span></span><br />
<br />
    "Herkim Recebde sadaka verirse, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ onu yavruyken yuvasından havaya uçup en yaşlı çağında ölen karganın ömrü kadar(beşyüz sene), onu cehennemden uzaklaştırır. "<br />
<br />
Hadis'i Şerif, Abdulkadir Geylani, Gunye,1/325, Nüzhetü'l mecalis,1/141<br />
<br />
    "Eğer kişi, Receb ayından(oruç) tuttuğu hergün, azığına(bütçesine) göre bir sadaka verirse, heyhat! Heyhat! Ne Yapsınlar! Bütün yaratıklar ALLAH (c.c.)'u Teâlâ'nın o kula vereceği sevabın ölçüsünü takdir etmek için bir araya gelseler, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ'nın o kuluna bahşedeceği mükafattan yüzde birin(i hesab etmeye)e ulaşamazlar."<br />
<br />
Hadis'i Şerif, Abdulkadir Geylani, Gunye,1/325, Ebu Muhammed erl Hallâl<br />
<br />
<br />
Recep, Şaban ve ramazan ayları ibadet ve maneviyat açısından diğer aylara göre daha üstün bir şeref ve fazilete sahiptir.Peki, Recep ayında yapılması gerekenler nelerdir? Recep ayının önemi nedir? İşte, Recep ayı ile ilgili tüm bilgiler...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEP AYININ ÖNEMİ NEDİR?</span></span><br />
<br />
“Receb ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Bazı âlimlerin açıklamasına göre, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla, Yüce Allâh’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu Regâib gecesinde, ana rahmine düşmüş olduğuna dâir olan bir rivâyet uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Hazret-i Peygamberimizin doğumu arasındaki zaman, bu hesaba aykırı düşmektedir. Ancak Hazret-i Âmine’nin, Peygamber Efendimiz’e hâmile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir. Sebep ne olursa olsun, bu gece pek mübârek bir gecedir.<br />
<br />
<br />
Zaten Regâib; istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsân, ikrâm ve nefis şeyler demektir. “Râğibe” kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâbı çok büyüktür.<br />
<br />
Bu geceyi hakkıyla idrak edebilmek için Receb ayının ilk Perşembe gününü oruçlu geçirmek, gecesinde de akşamla yatsı arasında iki rekâtta bir selâm verecek şekilde on iki rekât namaz kılmak, Allah Rasûlü tarafından tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
Allâh’ım! Bizlere bu mübârek tevbe ayından affolarak çıkmayı nasîb eyle. Allâh’ım! Receb ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Âmin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEP AYININ FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
“…Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)<br />
<br />
Bizlere şu fânî ömrümüzde bir kez daha üç aylara erişebilmeyi nasîb eden sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Cenâb-ı Hakk’a nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun.<br />
<br />
Rasûl-i Ekrem Efendimiz; “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak üç ayların bizler için ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu ifade buyurmuşlardır.<br />
<br />
<br />
Peygamberler dışında her insan hata yapar, günah işler. Kişiye düşen görev, düştüğü yanlıştan yüz çevirerek Hakk’a ilticâ etmek ve pişmanlığını îtiraf ederek dil, kalp ve beden ile bu yanlışını temizlemeye çalışmaktır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hakikati şöyle ifade buyururlar:<br />
<br />
“Her insan hata eder. (…) Hata edenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49)<br />
<br />
Hata etmemek, hatasız kul olmak mümkün değil. Rabbimiz de bize bu hatalarımızdan temizlenme kapısı olan “tevbe”yi, ölüm ânına kadar açık bırakmış. Fakat tevbeyi erteleyip durmak doğru değil!.. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.<br />
<br />
Akıllı insan, her vakti ganimet bilerek pişmanlık içinde tevbeye yapışır. Geçmişini temizlemek için fırsatları kollar. Gecikmeden, geciktirmeden, hataların peşi sıra hemen tevbe eder. Mü’minin hâli, hatayı müteâkip hemen tevbe etmek faziletiyle, azgın günahkâr ve kâfirlerden ayrılır. Çünkü günâhı kanıksamış olan bu kimseler, îman ve tevbe etmeyi habire erteler dururlar. Karşılarına ölüm meleği geldiği zaman da çaresiz ve günahlar içinde âhirete göçerler.<br />
<br />
<br />
Allah Teâlâ, makbul tevbe ile reddedilecek tevbeyi şöyle haber vermektedir:<br />
<br />
“Allâh’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.<br />
<br />
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim.» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) bir tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (en-Nisâ, 17-18)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEP AYINDA YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?</span></span><br />
<br />
Recep ayı, Allah Teâlâ’nın inayet ettiği ve fazileti hakkında bir çok hadisin olduğu bir aydır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hz. Nuh (a.s) gemiye bindiği zaman Recep ayının birinci günüydü. Yanındakilerden o günü oruç tutmalarını istedi. Sonra şöyle buyurdu: “Bugünün orucu gelecek yıla kadar oruç tutanı ateşten uzak tutar ve bu aydan yedi gün oruç tutarsa azap kapıları onun üzerine kapanır.”<br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (Allah’ın selamı onun ve ehlibeytinin üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: “Kim bu ayda bir gün oruç tutarsa Kıyametin zorluklarından güvende olur.”<br />
<br />
Bu ayın Perşembe, Cuma ve Cumartesi günü üç gün oruç tutmak çok güzedir. zira naklolunan rivayetlere göre her kim haram aylardan bu üç günü oruç tutarsa Hak Teâlâ onun için 900 yıllık ibadet sevabı yazar.<br />
<br />
İmam Musa Kazım'dan (a.s) şöyle rivayet edilir: "Kim recepten birgün oruç tutarsa, cehennem ateşi bir yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur."<br />
<br />
İbn-i Babeveyh, Salim'den şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
"Ben recep ayının sonuna bir kaç gün kala İmam Sadık'ın (a.s) yanına gitmiştim. Beni görür-görmez şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Ey Salim! Bu ayda hiç oruç tuttun mu?" "Hayır vallahi" dedim "ey Resulullah'ın oğlu!" İmam (a.s) şöyle buyurdu: "O kadar sevap kaybetmişsin ki miktarını ancak Allah (c.c) bilir. Bu, Allah'ın üstün kıldığı ve hürmetini yücelttiği bir aydır. Bu ayda oruç tutanları kendi ikram ve değerlendirmesine mazhar kılmayı kendisine farz kılmıştır. Salim diyor ki ben: "Ey Resulullah'ın oğlu, eğer bu ayın kalan günlerini oruç tutarsam, bu ayda oruç tutanların sevabının bir kısmını elde etmiş olabilir miyim? diye sorduğumda şöyle buyurdu: "Ey Salim! Kim bu ayın sonundan bir gün oruç tutarsa, ölüm anındaki can çekişme ve rahatsızlıklardan, ölüm sonrasının dehşetinden ve kabir azabından kurtulur. Kim bu ayın sonundan iki gün oruç tutarsa, Sırat'tan kolaylıkla geçer ve kim bu ayın sonundan üç gün oruç tutarsa, kıyamet gününün büyük korkusu, dehşet ve zorluklarından kurtulur ve kendisine cehennem ateşinden kurtuluş beratı verilir."<br />
<br />
<br />
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Recep ayındaki ilk Cuma gecesinden gaflet etmeyin. Hiç şüphesiz o geceye melekler "Ragâib Gecesi" derler. Zira gecenin üçte birisi geçtiğinde, göklerde ve yerde bulunan bütün melekler Kabe ve etrafına toplanırlar. Allah-u Teâlâ onlara hitap ederek şöyle buyurur: "Ey benim meleklerim, istediğiniz şeyi benden dileyin." Onlar da şöyle arz ederler: "Ey Rabbimiz, bizim isteğimiz Recep ayının oruçlularını bağışlamandır." Allah Tebâreke ve Teâlâ da "Kabul ettim" diye cevap verir.<br />
<br />
Bu Ayda Oruç Tutamayanlar İçin Zikir<br />
<br />
Kısaca recep ayının orucuyla ilgili çok fazilet ve sevap nakledilmiştir. (Bazı mazeretlerden dolayı) recep ayının orucunu tutamayan birisi, her gün yüz defa şu zikri söylerse recep ayının orucunun sevabını (kısmen de olsa) idrak etmiş olur<br />
<br />
سُبْحانَ الاِْلهِ الْجَليلِ، سُبْحانَ مَنْ لا يَنْبَغِى التَّسْبيحُ اِلاَّ لَهُ، سُبْحانَ الاَْعَزِّ الاَْكْرَمِ، سُبْحانَ مَنْ لَبِسَ الْعِزَّةَ وَهُوَ لَهُ اَهْلٌ<br />
<br />
"Subhan'el-İlah'il-celîl. Subhane men la yenbeğî't-tesbîhu illa leh. Subhan'el-eazz'il-ekrem. Subhane men lebise'l-izze ve huve lehu ehl."<br />
<br />
Anlamı: Münezzehtir yüce İlâh. Münezzehtir kendisinden başkasına tessbih ve takdis yakışmayan. Münezzehtir en büyük izzet ve kerem sahibi. Münezzehtir layık olduğu halde izzet libasını giyen. –Allah-<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Mali imkanları olanların bir mod taam miktarı kadar miskinlere sadaka vermeleri. Mali imkanları olmayanların bunun yerine diyebildikleri kadar tesbih ve zikir demeleri.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Dua Okumak</span></span><br />
<br />
Recep ayının her gününde akşam, sabah, gece ve gündüz kıldığın namazların ardından şu duayı oku:<br />
<br />
Seyyid İbn-i Tavus, (r.a) Muhammed İbn-i Zekvan'dan (r.a) şöyle naklediyor: "İmam Cafer Sadık'a (a.s); "Canım sana feda olsun, işte Recep ayına girmiş bulunuyoruz; Allah'ın beni faydalandıracağı bir duayı bana öğretmenizi istiyorum" dedim. İmam (a.s) yaz diye buyurdu<br />
<br />
يا مَنْ اَرْجُوهُ لِكُلِّ خَيْر، وَآمَنَ سَخَطَهُ عِنْدَ كُلِّ شَرٍّ، يا مَنْ يُعْطِي الْكَثيرَ بِالْقَليلِ، يا مَنْ يُعْطي مَنْ سَأَلَهُ يا مَنْ يُعْطي مَنْ لَمْ يَسْأَلْهُ وَمَنْ لَمْ يَعْرِفْهُ تَحَنُّناً مِنْهُ وَرَحْمَةً، اَعْطِني بِمَسْأَلَتي اِيّاكَ جَميعَ خَيْرِ الدُّنْيا وَجَميعَ خَيْرِ الاْخِرَةِ، وَاصْرِفْ عَنّي بِمَسْأَلَتي اِيّاكَ جَميعَ شَرِّ الدُّنْيا وَشَرِّ الاْخِرَةِ، فَاِنَّهُ غَيْرُ مَنْقُوص ما اَعْطَيْتَ، وَزِدْني مِنْ فَضْلِكَ يا كَريمُ .<br />
<br />
<br />
Ravi şöyle devam ediyor; sonra İmam (a.s) sol eliyle sakalını tuttuğu halde sağ işaret parmağını hareket ettirerek bu duayı okudu ve ardından şu cümleleri ekledi:<br />
<br />
يا ذَا الْجَلالِ وَالاْكْرامِ يا ذَا النَّعْمَاءِ وَالْجُودِ يا ذَا الْمَنِّ وَالطَّوْلِ حَرِّمْ شَيْبَتِي عَلَى النَّارِ<br />
<br />
"Ya men ercûhu li-kulli hayr; ve âmenu sehatehu inde kulli şerr. Ya men yu'ti'l-kesîre bi'l-galîl. Ya men yu'tî men seeleh. Ya men yu'tî men lem yes'elhu ve men lem ye'rifhu bi-mes'eletî iyyake cemîe hayr'id-dunya ve cemîe hayr'il-ahire, vasrif annî bi-mes'eletî iyyake cemîe şerr'id-dunya ve şerr'il-ahire. Feinnehu ğayru mengûsin ma e'teyte ve zidnî min fazlike ya kerîm."<br />
<br />
Ravi şöyle devam ediyor; sonra İmam (a.s) sol eliyle sakalını tuttuğu halde sağ işaret parmağını hareket ettirerek bu duayı okudu ve ardından şu cümleleri ekledi:<br />
<br />
"Ya ze'l-celâli ve'l-ikram. Ya ze'n-ne'mai ve'l-cûd. Ya ze'l-menni ve't-tavl. Harrim şeybetî ale'n-nâr."<br />
<br />
<br />
Tercümesi: Ey her hayrını ümid ettiğim ve her kötülükte gazabından güvencede olmayı umduğum (rabbim)! Ey aza karşılık çok veren; ey rahmet ve şefkatinden dolayı isteyene de, istemeyene de veren. Sana yalvarıyorum, dünya ve ahiret hayrının hepsinden bana da nasip buyur. Bütün dünya ve ahiret şerrini benden uzaklaştır. Kendi fazl-u kereminden bana verdiğini artır ey Kerim (Allah)!<br />
<br />
Ey celal ve kerem sahibi, ey –sonsuz- nimetler ve cömertlik sahibi, ey bağış ve ihsan sahibi, şu beyaz sakalımı -cehennem- ateşine haram (yasak) kıl.<br />
<br />
Recep ayının her gününde okunması gereken diğer dualar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Birinci Dua</span></span><br />
<br />
يا مَنْ يَمْلِكُ حَوائِجُ السَّائلِينَ، وَيَعْلَمُ ضَمِيرَ الصَّامِتِينَ، لِكُلِّ مَسْأَلَةِ مِنْكَ سَمْعٌ حاضِرٌ وَجَوابٌ عَتِيدٌ، اللَّـهُمَّ وَ مَوعِيدُكَ، الصَّادِقَة، وَ اَيدِيكَ الفاضِلَة، وَرَحْمَتُكَ الواسِعَة، فأسْأَلُكَ اَنْ تٌصَلِّيَ عَلى مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد وَاَنْ تَقْضِي حَوائِجِي لِلدُّنْيا وَالاْخِرَة، اِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْيِء قَدِيرٌ .<br />
<br />
Tercümesi :Ey saillerin hacetlerini elinde bulunduran ve susanların sırrını bilen (Allah) sen her isteği anında duyar ve her isteği yerine getirebilirsin. Allah’ım! Senin vaatlerin sadık, nimetlerin bol ve rahmetin geniştir. O halde, Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet etmeni ve benim dünya ve ahiretle ilgili hacetlerimi vermeni diliyorum. Şüphesiz senin her şeye gücün .<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İkinci Dua</span></span><br />
<br />
خابَ الوافِدُونَ عَلى غَيْرِكَ، وَخَسِرَ المُتَعَرِّضُونَ إِلاّ لَكَ، وَضاعَ المُلِّمُونَ إِلاّ بِكَ، وَاَجْدَبَ الْمُنْتَجِعُونَ إِلاّ مَنِ انْتَجَعَ فَضْلَكَ، بابُكَ مَفْتُوحٌ لِلرّاغِبينَ، وَخَيْرُكَ مَبْذُولٌ لِلطّالِبينَ وَفَضْلُكَ مُباحٌ لِلسّائِلينَ، وَنَيْلُكَ مُتاحٌ لِلامِلينَ، وَرِزْقُكَ مَبْسُوطٌ لِمَنْ عَصاكَ، وَحِلْمُكَ مُعْتَرِضٌ لِمَنْ ناواكَ، عادَتُكَ الاِْحْسانُ اِلَى الْمُسيئينَ، وَسَبيلُكَ الاِبْقاءُ عَلَى الْمُعْتَدينَ، ُاَللّـهُمَّ فَاهْدِني هُدَى الْمُهْتَدينَ، وَارْزُقْني اجْتِهادَ الُْمجْتَهِدينَ، وَلا تَجْعَلْني مِنَ الْغافِلينَ الْمُبْعَدينَ، واغْفِرْ لي يَوْمَ الدّينِ .<br />
<br />
<br />
Tercümesi :Senden başkasının kapısına giden mahrum kalır; senden gayrisine yönelen ziyan eder; senin katından başkasına yönelen zayi olur ve senin fazlu kereminden başkasını uman kaybeder. Kapın talep edenlere açıktır; hayır ve ihsanın arayanlara ulaşır. Fazl-u keremin saillere mubah, bağışın ümit edenlere hazır, rızkın sana isyan edenlere (dahi) açıktır. Hilmin seni kastedenlere ulaşır. Kötülük edenlere iyilik etmek, senin sünnetin ve haddini aşanlarla müdara etmek senin yolundur. Allah’ım! O halde beni de hidayet edilmişlerin yoluna hidayet et. Bana da (itaatin yolunda) çaba gösterenlerin çabasını nasip buyur; beni (rahmetinden) uzaklaştırılmış gafillerden eyleme ve ceza (kıyamet) gününde beni bağışla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üçüncü Dua</span></span><br />
<br />
اَللّـهُمَّ اِنّي اَساَلُكَ صَبْرَ الشّاكِرينَ لَكَ، وَعَمَلَ الْخائِفينَ مِنْك، وَيَقينَ الْعابِدينَ لَكَ، اَللّـهُمَّ اَنْتَ الْعَلِيُّ الْعَظيمُ، وَاَنَا عَبْدُكَ الْبائِسُ الْفَقيرُ، اَنْتَ الْغَنِيُّ الْحَميدُ، وَاَنَا الْعَبْدُ الذَّليل، اَللّـهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِهِ وَاْمْنُنْ بِغِناكَ عَلى فَقْري، وَبِحِلْمِكَ عَلى جَهْلي، وَبِقُوَّتِكَ عَلى ضَعْفي، يا قَوِيُّ يا عَزيزُ، اَللّـهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِهِ الاْوصياءِ الْمَرْضِيِّينَ، وَاكْفِني ما اَهَمَّني مِنْ اَمْرِ الدُّنْيا وَالاخِرَةِ يا اَرْحَمَ الرّاحِمينَ .<br />
<br />
<br />
Tercümesi :Allah’ım! Sana şükredenlerin sabrını, senden korkanların amelini ve sana ibadet edenlerin yakinini diliyorum Senden. Allah’ım! Sen yücesin, azamet sahibisin; bense Senin zavallı ve fakir bir kulunum. Seni gani ve güzel sıfatlara sahipsin, bense zelil bir kulum. Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyti’ne rahmet et ve zenginliğinle fakirliğime, hilim ve sabrınla cahilliğime, gücünle zayıflığıma acı; ey güçlü ve izzet sahibi Allah’ım! Muhammed’e ve onun beğenilmiş vasileri olan Ehlibeyti’ne rahmet et; dünya ve ahiretimle ilgili önemli sorunlarımı hallet, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. İmam Hüseyin’in (a.s) Ziyareti</span></span><br />
<br />
Hz. İmam Cafer Sadık’tan (a.s) rivayet edildiğine göre her kim imam Hüseyin’i (a.s) Recep ayında ziyaret ederse Allah onu bağışlar. Elbette bilinmelidir ki uzaktan da Hz. Hüseyin ziyaret edilebilir. İnşallah.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. İmam Ali bin Musa Rıza’nın (a.s) ziyaret edilmesi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Bu ayda Umre yapılması.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. İstiğfar ve Zikirlerin yapılması</span></span><br />
<br />
İmam Sadık'tan (a.s) nakledilen bir hadiste İmam (a.s) Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
"Recep benim ümmetim için mağfiret dileme ayıdır. Bu ayda istiğfar edin (tevbe edin ve bağışlanma dileyin.) Zira Hak Teala, çok bağışlayan ve rahimdir. Recep ayına "Asabb" (dökülen) denir; zira bu ayda benim ümmetimin üzerine çok rahmet dökülür. O halde şu zikri çok söyleyin.<br />
<br />
"Esteğfirullahe ve es'eluhu't-tevbe."<br />
<br />
<br />
"Allah'tan mağfiret ve tevbe diliyorum."<br />
<br />
Bu ayda 1000 defa bu zikir söylenir:<br />
<br />
Kim 100 kere bu zikri:<br />
<br />
''Esteğfirullahellezi la ilahe illa hu, vehdehu la şeriyke lehu ve etubu ileyh.”<br />
<br />
Der ve ardı sıra sadaka verirse, Allah onun sonunu rahmet ve mağfiretle hatmeder. Kim dört yüz defa söylerse Allah yüz şehidin sevabını kendisine verir.<br />
<br />
1000 kere bu zikri söylemek:<br />
<br />
لا اِلَـهَ إلاّ الله<br />
<br />
“la ilahe illallah”; “Allah’tan başka ilah yoktur”<br />
<br />
Kim Recep ayında yetmiş defa sabahleyin yetmiş defa da akşamleyin bu zikri:<br />
<br />
اَسْتَغْفِرُ اللهَ وَاَتُوبُ اِلَيْهِ<br />
<br />
Der ve Yetmişinci defanın ardı sıra yetmiş birinci de<br />
<br />
اَللّـهُمَّ اغْفِرْ لي وَتُبْ عَلَيَّ<br />
<br />
Derse, Allah’ın hoşnutluğunu kazanarak ölür ve recep ayının bereketiyle cehennem ateşine müptela olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Namaz</span></span><br />
<br />
<br />
Birinci namaz<br />
<br />
Recep ayında her akşam iki rekat namaz aşağıdaki şekilde kılınmalıdır.<br />
<br />
a) Her rekatta Fatiha suresinden sonra üç defa “Kafirun” ve bir defa “İhlas” suresi okunur.<br />
<br />
b) Namazdan sonra şu dua okunur:<br />
<br />
لا اله الاّ اللّه وحده لاشريك له، لهُ الملك و له الحمد، يحيى و يميت و هو حىّ لايموت بيده الخير و هو على كل شى‏ءٍ قدير و اليه المصير ولاحول ولا قوّة الاّ باللّه العلى العظيم. اللّهمّ صلّ على محمد النبىّ الاُمىّ و آله<br />
<br />
“La ilahe illallahu vehdehu la şeriyke lehu, lehul mulku velehul hamd, yuhyi ve yumiytu ve huve hayyun la yemutu biyedihil ğayru ve huve ale kulli şey’in kadir ve ileyhil mesir ve la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Allahumme salli ale muhhammedin nebiyyil ummiy ve alihi.”<br />
<br />
Daha sonra Allah Subhan’dan ne hacetin varsa istersin.<br />
<br />
<br />
İkinci namaz<br />
<br />
Seyyid İbni Tavus, Hz. Resulü Ekrem’den şöyle rivayet etmiştir: “Her kim Cuma günü öğle ve ikindi namazının arasında dört rekat namaz kılar ve her rekatta Fatiha suresinden sonra 7 defa ‘Ayetel Kürsü’, 5 defa “İhlas” suresini okursa ve sonra 10 defa<br />
<br />
«أَسْتَغْفِرُ اللهَ الَّذِى لا إِلَهَ إِلا هُوَ وَ أَسْأَلُهُ التَّوْبَةَ»<br />
<br />
“Esteğfirullahellezi la ilahe illa hu ve eseluhu’t tevbe” derse Hak Teâlâ onun için bu namazı kıldığı andan ölene kadar her gün bin hasene (iyilik) verir. Ve ona okuduğu her ayet için kızıl yakuttan bir şehir ve her söylediği her harf için beyaz inciden cennette bir saray verir ve onu hurilerle evlendirir ve ondan razı olur.<br />
<br />
Üçüncü namaz<br />
<br />
Hz. Resulullah efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: “Her kes Recep ayının gecelerinden birinde 10 rekat namaz kılar ve her rekatta Fatiha suresinden sonra 1 defa Kafirun 3 defa İhlas suresini okursa, Allah Teâlâ onun günahlarını bağışlar.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. İhlas Suresini Okumak</span></span><br />
<br />
Seyyid İbni Tavus, İkbal kitabına Hz. Resulü Ekrem efendimizden (s.a.a) ihlas suresini bu ay okumanın çok faziletli olduğunu nakletmiştir. Okunacak miktar ise 10 bin, bin veya yüz defa olmalıdır. Ayrıca her kim Cuma günü ihlas suresini 100 kere okursa kıyamet günü onun için nur olacağını ve onu cennete çekeceğini rivayet etmiştir.<br />
<br />
* Burada zikredilen tüm müstahap namazlar sabah namazı gibi ikişer rekatlı olarak kılınmalıdır.<br />
<br />
<br />
Receb-i Şerîf’in 13, 14 ve 15. Günlerinde Oruç Tutmanın Fazîleti<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) üç ayların ilki olan Receb-i Şerîf ayına vâsıl olduğunda şu şekilde duâ etmiş ve ashâbına da tavsiye buyurmuştur:<br />
<br />
“.اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَانَ”<br />
<br />
“Allahım! Receb’i ve Şa‘bân’ı bize mübârek kıl ve bizi Ramazân’a ulaştır.”<br />
<br />
Receb-i Şerîf ayı, ehli indinde “azatlılar ayı” olarak anılan afv-ü mağfiret ayıdır. Bu sebeple Receb-i Şerîf içerisinde istiğfârı artırmak ve tevbeye yönelmek daha bir önem kazanmaktadır.<br />
<br />
Receb-i Şerîf ayında oruç ibâdetinin de ayrı bir önemi söz konusudur. Oruç, dinimizin temel ibadetlerinden biri olmasının yanında, îmânî ve ahlâkî pek çok şey öğrendiğimiz bir mektep niteliğine sahiptir. Teslimiyet, itaat ve sabır, kulluk ve nefse hâkimiyet gibi birçok ulvî duygu oruç ibâdeti vesilesiyle kazanılır. “Oruç sabrın yarısıdır”[1] hadîs-i şerîfi ve sabrın ehemmiyetini beyân eden: “Sabır, îmanın yarısıdır”[2] rivâyeti, bu ibâdetin ehemmiyetinin açık beyânıdır. “…(Her amelin belirli bir karşılığı varsa da) ancak sabredenlere ecirleri hesapsız olarak tastamam ödenecektir.”[3] âyet-i kerîmesi de sabra karşılık mükâfatın ne derece büyük olacağının ifadesidir.<br />
<br />
Sabrı öğretmenin yanında, insanı kötülüklerden alıkoyan, gıybet ve yalandan koruyan, ahlâkı güzelleştiren ve şehveti teskin eden, yardım duygularını geliştiren ve nimetlerin farkında olma şuurunu aşılayan oruç ibadeti, kabir azabından koruyucu bir kalkan ve âhirette şefaat edici şefkatli bir dosttur.<br />
Pazartesi ve Perşembe Günlerinde Oruç<br />
<br />
Haftanın Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruç tutmak sünnettir. Receb-i Şerîf, haram aylardan olunduğundan bu ay içerisinde yer alan Pazartesi ve Perşembe günlerinde tutulacak oruçların mükâfatı daha yüksek olacaktır. Bununla beraber, Receb-i Şerîf’in Perşembe, Cuma ve Cumartesi günlerini oruçlu geçirmenin de hususî bir fazîleti söz konusudur.<br />
<br />
‘Eyyâm-ı Bîyz’ olarak ifade edilen her (hicrî) ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerini oruçlu geçirmek müstehâb kabul edilmiş ve fazîleti hakkında şöyle nakledilmiştir: “Herhangi bir aydan) on üç, on dört ve on beşinci günler olan eyyâm-ı bîydi oruçlu geçirene, Allâh-u Te‘âlâ, birinci gününde on bin sene, ikinci gününde yüz bin sene, üçüncü gününde ise üç yüz bin senelik ecir verir.”<br />
<br />
Bu fazîletlere ve Receb-i Şerîf’in haram ay özelliğine bağlı olarak, bu mübârek ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerine tevafuk eden günleri oruçlu geçirmek de ayrı bir hususiyet kazanmaktadır. Nitekim Hazreti Ali (Radıyallâhu Anh) kanalıyla geldiği belirtilen bir rivayette şu mükâfat beyân edilmiştir: “Recebin on üçüncü gününün orucu, üç bin sene orucu gibidir. On dördünün orucu, on bin sene gibidir. On beşinci günü ise on üç bin seneye denktir.”<br />
Receb-i Şerîf’in Orta (On Beşinci) Günü<br />
<br />
Fazîletli amellere dair haberlerin derç edildiği kitaplarımızda Receb-i Şerîf’in ortası, yani on beşinci gününe ait hususî fazîletlerden de bahsedilmiştir. Bu günde tutulacak orucun otuz senelik oruca denk olacağı, kabir azabını engelleyeceği ve cennete girmeye vesile olacağı müjdelenmiştir. Bu günü zikirle ve tasadduk yoluyla ihyâ edenin kalbinin nurlanacağı belirtilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar</span></span><br />
<br />
[1] İbn Mâce, Sıyam:44.<br />
[2] Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ.<br />
[3] Zümer Sûresi:10.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Receb Ayında Neler Yapılır?</span></span><br />
<br />
Receb ayında ne oldu? Receb ayında neler yapmalıyız? Receb ayının önemi ve fazileti.<br />
<br />
Mübarek Üç Aylar’ın başlangıcı ve ilki olan Receb ayının fazileti oldukça büyüktür.<br />
<br />
“…Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)<br />
<br />
Bizlere şu fânî ömrümüzde bir kez daha Üç Aylar’a erişebilmeyi nasîp eden sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Cenâb-ı Hakk’a nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz; “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak Üç Aylar’ın bizler için ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu ifade buyurmuşlardır.<br />
<br />
Peygamberler dışında her insan hata yapar, günah işler. Kişiye düşen görev, düştüğü yanlıştan yüz çevirerek Hakk’a ilticâ etmek ve pişmanlığını îtiraf ederek dil, kalp ve beden ile bu yanlışını temizlemeye çalışmaktır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hakikati şöyle ifade buyururlar:<br />
<br />
“Her insan hata eder. (…) Hata edenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49)<br />
<br />
Hata etmemek, hatasız kul olmak mümkün değil. Rabbimiz de bize bu hatalarımızdan temizlenme kapısı olan “tevbe”yi, ölüm ânına kadar açık bırakmış. Fakat tevbeyi erteleyip durmak doğru değil!.. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.<br />
<br />
Akıllı insan, her vakti ganimet bilerek pişmanlık içinde tevbeye yapışır. Geçmişini temizlemek için fırsatları kollar. Gecikmeden, geciktirmeden, hataların peşi sıra hemen tevbe eder. Mü’minin hâli, hatayı müteâkip hemen tevbe etmek faziletiyle, azgın günahkâr ve kâfirlerden ayrılır. Çünkü günâhı kanıksamış olan bu kimseler, îman ve tevbe etmeyi habire erteler dururlar. Karşılarına ölüm meleği geldiği zaman da çaresiz ve günahlar içinde âhirete göçerler.<br />
<br />
Allah Teâlâ, makbul tevbe ile reddedilecek tevbeyi şöyle haber vermektedir:<br />
<br />
“Allâh’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.<br />
<br />
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim.» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) bir tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (en-Nisâ, 17-18)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEB AYINDA OKUNACAK DUA</span></span><br />
<br />
Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ ederlerdi. (İbn Hanbel, I, 259)<br />
<br />
Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün biner adet kelime-i tevhid okumalıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEVBELERİN KABUL EDİLDİĞİ GECE</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak, ölüm gelip çatmadan evvel tevbe edenleri, kapısından eli boş çevirmeyeceğini, Peygamber Efendimizin lisânından, şu hadîs-i kudsî ile bizlere haber veriyor:<br />
<br />
“Kim bir hayır işlerse, ona bunun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da bunun karşılığı vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla, dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım.” (Müslim, Zikir, 22)<br />
<br />
Tevbe etmenin genel olarak belli bir vakti olmamakla birlikte, mübarek gün ve gecelerde, seher vakitlerinde ve namaz arkalarında yapılan tevbelerin kabul edilme umudu, diğer vakitlere göre daha yüksektir.<br />
<br />
Hem mübarek Üç Aylar’ın ilki, hem de dört haram aydan (Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem) bir tanesi olan Receb-i Şerîf ise tevbe ve istiğfar ayıdır. Çünkü bu aylarda dil ve gönüller temizlenerek Ramazan-ı Şerîf’in bereket ve feyizlerine hazırlanır.<br />
<br />
“Receb ayında istiğfarı çoğaltın!” buyuran Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz, Receb’in hilali gözüktüğünde ashâbına şöyle seslenirdi:<br />
<br />
“Tevbe ayının hilâli gözüktü; Allah Teâlâ’ya bu ayda ilticâ eden, bu ayda O’ndan af isteyenlere müjdeler olsun.”<br />
<br />
Şöyle buyrulur: Receb ayının her saatinde cehennemden azatlılar vardır. Bu ayda çokça tevbe ve istiğfarla meşgul olunmak sûretiyle, kişinin o saatlerden birine denk gelmesi ve cehennemden âzad olunması umulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEB AYININ GÜZELLİKLERİ</span></span><br />
<br />
Receb ayı, içerisinde türlü güzellikleri saklayan bir aydır. Bu güzelliklerden bir tanesi de Receb’in ilk cuma gecesi olan, kelime mânâsıyla “rağbet olunan, bol ihsan ve değerli hediyeler” demek olan “Regâib” gecesidir.<br />
<br />
Buyrulur:<br />
<br />
“Beş gece vardır ki o gecelerde yapılan duâlar geri çevrilmez:<br />
<br />
    Receb’in ilk cuma gecesi (Regâib gecesi)<br />
    Şâban’ın on beşinci gecesi (Berât gecesi)<br />
    Perşembeyi cumaya bağlayan gece (Cuma gecesi)<br />
    Ramazan Bayramı gecesi<br />
    Kurban Bayramı gecesi.” (İslâm İlmihali, A. Fikri Yavuz, sh: 529)<br />
<br />
Regâib gecesini bir fırsat bilerek çokça tevbe ve istiğfar etmeli, bu gecenin sayısız bereketinden taat ve ibadetlerimizle dünya ve âhiret hayatımız için büyük kazançlar elde etmeye çalışmalıyız.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEB AYININ ÖNEMİ</span></span><br />
<br />
Receb ayının ilk cuma gecesine Regâib gecesi denir. Bazı âlimlerin açıklamasına göre, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla, Yüce Allâh’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu Regâib gecesinde, ana rahmine düşmüş olduğuna dâir olan bir rivâyet uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Hazret-i Peygamberimizin doğumu arasındaki zaman, bu hesaba aykırı düşmektedir. Ancak Hazret-i Âmine’nin, Peygamber Efendimiz’e hâmile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir. Sebep ne olursa olsun, bu gece pek mübârek bir gecedir.<br />
<br />
Zaten Regâib; istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsân, ikrâm ve nefis şeyler demektir. “Râğibe” kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâbı çok büyüktür.<br />
<br />
Bu geceyi hakkıyla idrak edebilmek için Receb ayının ilk perşembe gününü oruçlu geçirmek, gecesinde de akşamla yatsı arasında iki rekâtta bir selâm verecek şekilde on iki rekât namaz kılmak, Allah Resûlü tarafından tavsiye edilmiştir. (Bkz: Yusuf Demireşik, Aylar Üç Aylar Mübarek Gün ve Geceler, Sultantepe Yayınları, sh:164-168)<br />
<br />
Allâh’ım! Bizlere bu mübârek tevbe ayından affolarak çıkmayı nasîb eyle. Allâh’ım! Receb ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Âmin.<br />
<br />
<br />
İşte bu mevsimlerden biri de içlerinde fazileti naslarla belirlenmiş olan ve örfümüzde “üç aylar” diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan aylardır. Allahu Teâlâ’dan bu ayları İslam ümmetine hayır, özellikle sıkıntılarını çektiğimiz meşhur hastalıktan ve sair belalardan kurtuluş vesilesi kılmasını niyaz ederiz.<br />
<br />
‏بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
‏الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وأصحابه<br />
<br />
Hikmetinden, takdirinden ve fiillerinden sual olmayan Allah’u Teala ne yücedir. En güzel isim ve sıfatlar O’nundur. Her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.<br />
<br />
Bilmiş olalım ki kâinatın hepsi Allah’u Taala’nın mülküdür, yaratmasının eseridir. Zaman, mekân, kişi vb. O’nun mülkü, varlığının delili, kudretinin tezahürüdür. Allah’u Teala buyuruyor ki: “Gece, gündüz, güneş ve ay hep O’nun ayetlerindendir. Siz güneşe, aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin” Fussilet 37<br />
<br />
Kâinatı yoktan var eden Allah’u Teala’nın hikmetinin eseri olarak bazı zamanları diğer zamanlara, bazı mekanları diğer mekanlara, bazı kişileri diğer kişilere üstün tutmuştur. Binaenaleyh o zamanlardaki yahut o mekanlardaki ibadetleri başka zaman yahut mekanlardaki ibadetlerden faziletli kılmıştır.<br />
<br />
Bunun hikmetini beyan sadedinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphe yok ki Rabbinizin, akan zaman içinde ihsan ettiği fırsatları vardır. Bu fırsatları yakalamaya çalışın. Ola ki o fırsatlardan biri sizi yakalar da ondan sonra bir daha asla bedbaht olmazsınız.” Hadisi Taberani Muhammed b. Mesleme’den rivayet etmiştir. Âlimler der ki: “Sair zamanlarında nefsine uyarak Allah’a layıkıyla kul olmaktan uzaklaşan kişi, bugün ve zamanlarda Allah’ın rahmetinin, mağfiretinin daha yakın olduğunu bilince kalbinde Allah’a dönüş için bir azim meydana gelir. Bu da onun kurtuluşuna vesile olacak amellere başlayıp sarılmasına sebep olur.”<br />
<br />
İşte bu mevsimlerden biri de içlerinde fazileti naslarla belirlenmiş olan ve örfümüzde “üç aylar” diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan aylardır. Allah’u Teâlâ’dan bu ayları İslam ümmetine hayır, özellikle sıkıntılarını çektiğimiz meşhur hastalıktan ve sair belalardan kurtuluş vesilesi kılmasını niyaz ederiz.<br />
<br />
Gönül isterdi ki bu şekildeki mevsimler hakkında farklı bakış açıları bulunsa da İslam aleminde, müslümanlar arasında tartışmanın, bidatle ve sünnete muhalefetle ithamın sebebi olmasın. Mesele daha çok İslam alimlerinin “fazilet vesilesi ameller” diye ifade ettikleri ameller kapsamında değerlendirilsin. Lakin temenni bu olsa da vakıamız bu değildir. Biz de bu çerçevede farklı görüşü olanlara bir cevap şeklinde değil de yazımıza, sözümüze -ehil olmasak da- değer veren kardeşlerimize hatırlatma ve nasihat kabilinden birtakım hususları dile getirmek istedik:<br />
<br />
Bu çerçevede deriz ki:<br />
<br />
Enes bin Malik’ten rivayet edildiğine göre şöyle dedi: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Receb ayı girdiğinde şöyle derdi: “Allah’ım Recep ve Şaban aylarında bizim için bereketli kıl, bizi Ramazan’a eriştir.” Hadis, Müsned’de, İmam Beyhâki Şuab’ul-İman’da, Heysemi Mecma’uz-Zevaid’inde rivayet edilmiş ve senedindeki zayıf bir raviden dolayı zayıf kabul edilmiştir.<br />
<br />
Üsame b. Zeyd’den de rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Dedim ki: Ey Allah’ın Resulü Şaban ayında oruç tuttuğun kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu görmedim? Buyurdu ki: “Bu (Şaban ayı), Recep ile Ramazan arasında kalan insanların da ihmal ettiği bir aydır. Ayrıca bu Amellerin âlemlerin Rabbine arz edildiği bir aydır. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini istiyorum.” Hadisi İmam Nesai ve İmam Ahmed rivayet etmiştir. Senedinin de hasen olduğu belirtilmiştir.<br />
<br />
Bazı âlimler hadiste geçen “bu, Recep ile Ramazan arasında kalan insanların da ihmal ettiği bir aydır” ifadesinden yola çıkarak Recep ayının faziletine, zikredilen oruç ibadetinden dolayı da Recep ayının orucuna işaret edildiğini beyan etmişler ve bu ayda oruç tutmanın müstehab olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca hadis Şaban ayının faziletli bir ay olduğunu, Rasulullah’ın bu ayda çok oruç tuttuğunu belirtmiştir.<br />
<br />
Müminlerin annesi Hazreti Aişe (r.ah)’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: “Rasulullah’ın Ramazan ayı dışında hiç bir ayı baştan sona oruçlu olarak geçirdiğini görmedim. Şaban ayında oruç tuttuğu kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu da görmedim.” Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.<br />
<br />
Denilebilir ki: Hadiste görüldüğü gibi Rasulullah, Ramazan ayı dışında hiçbir ayı baştan sona tutmamıştır. Ancak günümüzde üç ayların hepsini oruçla geçiren insanlar vardır. Deriz ki: Fıkıh usulü ilminde kabul edilen kaideye göre, “mutlak terk (yani herhangi bir fiili işlememek)” o fiilin nehiy edildiği anlamına gelmez. Evet Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den tek başına Receb ayını baştan sona oruçla geçirmenin nehiy edildiği varid olmuştur. Hadisi İbni Mâce rivayet etmiştir, ancak hadis zayıftır. Ayrıca Receb ayı ile başka bir ayı yahut İmam Ahmed’in dediği şekilde aydan bir veya iki günü bırakarak tuttuğu zaman bu nehyin dışında kalmış olur.<br />
<br />
Ayrıca Receb ayı haram aylardandır. Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu ayların sayısı, Allah katında on iki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında bunlardan dördü haram olanlardır. İşte bu en payidar, en doğru dindir. Onun için bilhassa bu aylarda nefislerimize zulmetmeyin.” Tevbe Suresi 36<br />
<br />
Ayet-i kerimenin tefsiri ile alakalı olarak Katade şöyle der: “Allah mahlukatından bir kısmını seçmiştir. Meleklerden elçiler, insanlardan Resuller seçmiştir. Sözlerden, kelâmdan “zikr”ini seçmiştir, yeryüzünden mescitleri seçmiştir. Aylardan Ramazan ve haram ayları seçmiştir. Günlerden cuma gününü, gecelerden Kadir gecesini seçmiştir. Binaenaleyh Allah’ın tanzim ettiğini siz de tazim edin. Zira fehim (anlayış,) akıl ehlinin nezdinde işler, Allah’ın tazim etmesi ile tazim kazanır.” Ayrıca şöyle der: “Haram aylarda zülüm diğer aylarda işlenen zulümden daha büyük bir günahtır...” Bu izah da haram aylardan biri olan Receb ayının tazim edilmesi gerektiğini gösterir.<br />
<br />
Dua ile ilgili olarak da Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Beş gece vardır ki bu gecelerde edilen dua geri çevrilmez cuma gecesi, Recep ayinin ilk gecesi, Şaban ayinin on beşinci gecesi, bayram (Ramazan) gecesi ve Kurban gecesi.” İmam Beyhâki Şuab’ul- İman’da rivayet etmiştir.<br />
<br />
İmam Şafii de şöyle demiştir: “Bize ulaşan haberlerde şöyle denildi: Şüphesiz dua şu beş gecede icabete mazhar olur. Cuma gecesi, kurban gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının ilk gecesi.” El-Umm 1/264<br />
<br />
Aktarmış olduğumuz bu hususlara Şaban ayının on beşinci gecesi ile ilgili varid olan faziletleri eklediğimizde bu ayların gerçekten kıymeti bilinmesi gereken ve nafile ibadetlere daha fazla yönelmenin faziletli aylar olduğu neticesine ulaşırız.<br />
<br />
Diğer taraftan bu aylarda yapılacak ibadetler; nafile namaz, nafile oruç, dua, sadaka vb. gibi ibadetleri teşvik ve emreden genel emirler kapsamında da yer almaktadır. Kaldı ki bu genel emirlere ek olarak haklarında özel rivayetler de mevcuttur…<br />
<br />
“Hususi bir namaz, hususi bir dua; yani şu gece şu kadar namaz kılan şöyle şöyle sevaba nail olur” meselesine gelince bu konuda sabit bir nass yoktur. Ancak bu husus o gün yahut gecelerde nafile ibadet edilemeyeceği manasına gelmez. Bilakis her türlü namaz kılınabilir, dua edilebilir, oruç tutulabilir. Nitekim fıkıh usulü ilminde belirtilen kaide şöyle der: “Mutlak emir (yani herhangi bir kayda bağlanmamış olan emir sigası) dört hususu; zamanları, mekanları, halleri ve kişileri şamildir, kuşatır.” Dolayısıyla “namaz kıl, oruç tut, kuran oku, sadaka ver, dua et vb.” denildiğinde, özel bir delil ile tahsis edilen dışında “her zamanda, her mekânda, her hal üzere ve her kişi” tarafından yapılabileceğini ifade eder. Daha iyi izah için, “Kur’an oku” emrini örnek alacak olursak bu emir, her zamanda, her mekânda, her hal üzere kuran okunabileceğini ifade eder. Fakat varid olan hususi delilden dolayı mekân olarak tuvalet vb. yerde, hal olarak cünüp yahut hayızlı iken Kur’an okunmaz. Binaenaleyh bu ayların günleri yahut geceleri hakkında bu ibadetlerin yapılmasına engel teşkil edecek herhangi bir sarih, sahih nas yoktur. Dolayısıyla bu aylar ve bu ayların gün ve geceleri o genel ifadelerin kapsamında yer alır.<br />
<br />
Recep ayının ilk Cuma gecesine yani Regaip diye ifade edilen geceye gelince bu hususta aktarılan “özel namaz” sahih bir rivayete dayanmaz. Ancak Cuma gecesi olması yönünden ve mutlak nafile niyetiyle namaz kılınmasında herhangi bir mahzur yoktur. Bu konuda büyük âlimlerimizden İzz b. Abdüsselam ile İbnu’s-Salah arasında bu konuda (yani Regaip gecesi kutlaması hakkında) bir münazara cereyan etmiş, arada olan âlimler böyle bir gecenin bulunmadığını savunan İzz b. Abdüsselâm’ı haklı bulmuşlardır. Ancak bu meseleye bağlı olarak şuna dikkat çekmek isteriz. Muteber âlimlerin ihtilaf ettiği bir konuda bizim tercih etmediğimiz görüşü benimseyen âlimleri bidat ile, münker olmakla itham ihtilaf usulüne aykırıdır. Zira o görüşte İslam âlimler arasında muteber bir yeri olan İbnu’s-salah (rh.a.) tarafından savunulmuştur. Aynı tavrın günümüzde varid olan bu görüşlere dayanarak Regaip gecesi veya kandilini kutlamak isteyenlere gösterilmesi gerekir. Bidat yahut münker amelle tavsif edilmesi ağır bir ithamdır.<br />
<br />
Belki değinilmesi gereken şu husus kalmıştır. “Peki biz, şimdiye kadar bu tür nafilelerin, kutlamaların bidat, münker ameller olduğunu söylemiştik. Şimdi nasıl başka bir şey söyleyelim.” Buna cevap ise şudur: Evvela şu an yaşadığımız afetin temel sebebi bizimle naslar arasındaki alimleri kaldırmamız, her birimizin müçtehitmişiz gibi eline geçen hadisten hüküm çıkarmaya çalışmamızdır. Dolayısıyla tekrar müçtehit imamlarımıza ve onların izinden giden âlimlere dönmemiz gerekir. İkinci olarak, eğer bu sözleri bir alimin içtihadına dayanarak söylemiş isek, mesuliyet o alimin boynundadır. Önemli olan o alimin muteber ulemadan biri olmasıdır. Yok eğer kendi görüşümüz yahut kendi verdiği kanaati dinin esası, farklı görüşü ise münker bir bidat gören birinden almışsak bu durumda Hazreti Ömer (r.a.)’ın Ebu Musa El-Eş’ari’ye tavsiyesine uymak en isabetli yol olacaktır. Hazreti Ömer (r.a.) gönderdiği mektupta şunu söyler:<br />
<br />
“…Dün hükme bağlanmış olduğun, bugün ise tekrar gözden geçirdiğin ve neticesinde doğrusuna yol bulduğun kararın, doğruya, hak olana dönmene mâni olmasın. Zira hak kadimdir (öncedir) hiçbir şey onu iptal etmez (batıl kılmaz). Hakka dönmek ise batıl üzere devam etmekten hayırlıdır.”<br />
<br />
Şunu da unutmayalım: İmam Şafii (rh.a) Irak’a gidip Mısır’a dönüşünden sonra yeni mezhebini tesis etmiş ve eski görüşlerinin aktarılmasına müsaade etmemiştir.<br />
<br />
Abdurrahman b. Semüre (r.a.)’dan rivayet edilen hadiste de Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Herhangi bir konuda yemin edersen sonra başkasının yemin ettiği şeyin değilde başka durumun ondan daha hayırlı olduğunu görürsen hayırlı olanı yap yeminin de kefaretini yerine getir.” Muttefekun aleyh<br />
<br />
Bu konuda yazacaklarımız bunlardır. Doğru ve hayır, Allah’ın muvaffakiyeti ve ihsanı, yanlış ise bizden, kasır olan akıl ve ilmimizdendir.<br />
<br />
Allah’u Teala ihsan ettiği ömrün her anının kıymetini bilen ve Allah’ın rızâsına nail olmaya sarf eden kullarından eylesin. Recep ve Şaban aylarını ibadat-ı taat ile bereketli kılsın bizleri Ramazan’a kavuştursun.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Recep Ayının Fazileti Hakkında Kırk Hadis</span></span><br />
<br />
    İçinde bulunduğumuz Mübarek Recep ayı hakkında masumlardan hadisler.<br />
<br />
Recep Ayı, yüce Allah’a kulluk ve ibadet aydır. Bu ay daha fazla ve daha iyi ibadet etmek için çok güzel bir fırsattır. Bu ay çok faziletli bir aydır. İnsan, bu ayın manevi atmosferinden yararlanarak Allah’a yakınlaşmak için bu ayın benzersiz fırsatlarından yararlanabilir. Recep Ayı tövbe ve Allah’a dönüş ayıdır. Allah’a yalvarış, yakarış, zikir ve dua ayıdır. İnşallah bu aydan gereği kadar yararlanmak ümidiyle.<br />
<br />
<br />
<br />
1-İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Recep, Allah’ın büyük ayıdır. Hiçbir ay hürmet ve fazilette bu aya ulaşamaz. Bu ayda kâfirlerle savaş haramdır. Şunu bilin ki Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır. Kim recep Ayının bir gününü oruç tutarsa, Allah’ın rızasını kazanmış olur. Allah’ın gazabı ondan uzaklaşır ve cehennem kapılarından birisi onun yüzüne kapanır.” (Bazı rivayetlerde de bu ay Hz. Ali’nin (a.s) ayı olduğu geçer)<br />
<br />
<br />
<br />
2-İmam Musa Kazım’dan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Kim Recep’ten bir gün oruç tutarsa, cehennem ateşi bir yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur.”<br />
<br />
<br />
<br />
3-İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadiste İmam (a.s) Resul-i Ekrem’den (s.a.v) şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
<br />
<br />
“Recep benim ümmetim için mağfiret dileme ayıdır. Bu ayda istiğfar edin zira Hak Teâlâ, çok bağışlayan ve rahimdir. Recep ayına “Asabb” (dökülen) denir; zira bu ayda benim ümmetimin üzerine çok rahmet dökülür. O halde şu zikri çok söyleyin: ‘Esteğfirullahe ve es’eluhu’t-tevbe.’ (Allah’tan mağfiret ve tövbe diliyorum)”<br />
<br />
<br />
<br />
4-Bir rivayette şöyle zikredilir: “Her aydan Eyyam’ul-Biz’de (Beyaz günler, yani her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde) oruç tutmak, dereceleri yüceltir ve sevapları büyütür.”<br />
<br />
<br />
<br />
5-Kutsi bir hadiste şöyle geçer: “Recep Ayını kendimle kullarım arasında bir ip olarak kılmışımdır. Her kim o ipe sarılırsa bana ulaşabilir.”<br />
<br />
<br />
<br />
6-Kutsi bir hadiste yine şöyle geçer: “Recep Ayı benim ayımdır. Kul benim kulumdur. Rahmette kendi rahmetimdir. Her kim bu ayda beni isterse ve benden dua talep ederse onun duasına icabet ederim. “<br />
<br />
<br />
<br />
7- İslam Peygamberi (s.a) şöyle buyurmuştur: “Cennete öyle bir saray vardır ki, oraya sadece “Recep” Ayında oruç tutanlar gireceklerdir.”<br />
<br />
<br />
<br />
8-İmamı Musa Kazım (a.s) buyurmuştur: “Recep Allah’ın büyük ayıdır. Bu ayda işlenen hatırlı amellerin karşılığı iki kat olacaktır ve günahlardan pak olacaktır.”<br />
<br />
<br />
<br />
9- İmamı Musa Kazım (a.s) buyurmuştur: “Recep, cennette sütten beyaz ve baldan daha tatlı bir nehrin adıdır. Ondan sadece o ayda oruç tutanlar kana kana içeceklerdir.”<br />
<br />
<br />
<br />
10- İslam Peygamberi (s.a) şöyle buyurmuştur: “Hak Teâlâ aylar içinde Recep Şaban ve Ramazan Ayını seçmiştir.”<br />
<br />
<br />
<br />
11- Rivayetlerde şöyle zikredilir: “Recep büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat artırır. Recep Ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, ‘Geçmiş günahların af oldu’ der. Recep Ayında Allah Nuh’u (aleyhisselam) gemiye bindirdi ve o da, Recep ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.”<br />
<br />
<br />
<br />
12- Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Recep Ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır. ”<br />
<br />
<br />
<br />
13- Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Bu ayda yarım hurmayla da olsa (sadece bu miktara güç yetirenler için) sadaka vermek; bunu yapan kimsenin cesedini, Allah cehennem ateşini haram kılar.”<br />
<br />
<br />
<br />
14- Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) dualarında şöyle demiştir: “Allah’ım! Recep’i ve Şaban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” buyururlardı.”<br />
<br />
<br />
<br />
15- İmam Musa Kazım’dan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Kim Recep’ten bir gün oruç tutarsa, cehennem ateşi bir yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur.”<br />
<br />
<br />
<br />
16- Kısaca “Recep Ayının” orucuyla ilgili çok fazilet ve sevap nakledilmiştir. (Bazı mazeretlerden dolayı) Recep Ayının orucunu tutamayan birisi, her gün yüz defa şu zikri söylerse recep ayının orucunun sevabını (kısmen de olsa) idrak etmiş olur: “Subhan’el-İlah’il-celîl. Subhane men la yenbeğî’t-tesbîhu illa leh. Subhan’el-eazz’il-ekrem. Subhane men lebise’l-izze ve huve lehu ehl.”<br />
<br />
<br />
<br />
17- Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Recep Ayının gecelerinden birinde on rekat namaz kılarak, her rekatta bir defa Fatiha, bir defa Kafirun ve üç defa İhlas Suresi’ni okursa, Allah yaptığı günahları bağışlar.<br />
<br />
<br />
<br />
18- Resulullah şöyle buyurdu: “Kim Recep Ayını idrak edipte onun evvelinde, ortasında ve sonunda gusül ederse, anasından yeni doğmuş gibi günahlarından temizlenir.”<br />
<br />
<br />
<br />
19- İmam Ali Rıza (a.s.), ceddi Hz. Ali (a.s.) için şöyle söyler: “Ceddim üç gece var ki o gecelerde hiç uyumaz sabaha kadar ibadet ederdi. Bunlar: Ramazan ayının 23. Gecesi, yine Ramazan ayının son gecesi olan iftar gecesi ve Şaban ayının 14 ünü 15 ine bağlayan gecelerdir. Hz. Resulullah’ın (s.a.a.) bu gece hakkında şöyle hadisi vardır: ‘Kim ki bu geceyi tam bir inanç ve temiz yürekle ibadetle, duayla ve istiğfarla geçirirse, Allah (c.c.) dualarını kabul eder.’”<br />
<br />
<br />
<br />
20- Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurmuştur: “Recep Ayındaki ilk cuma gecesinden gaflet etmeyin. Hiç şüphesiz o geceye melekler ‘Ragâib Gecesi’ derler. Zira gecenin üçte birisi geçtiğinde, göklerde ve yerde bulunan bütün melekler Kâbe ve etrafına toplanırlar. Allah-u Teâlâ onlara hitap ederek şöyle buyurur: ‘Ey benim meleklerim, istediğiniz şeyi benden dileyin.’ Onlar da şöyle arz ederler: ‘Ey Rabbimiz, bizim isteğimiz Recep Ayının oruçlularını bağışlamandır.’ Allah Tebâreke ve Teâlâ da ‘Kabul ettim’ diye cevap verir.”<br />
<br />
<br />
<br />
21- Bir hadis-i şerifte şöyle zikredilmiştir: “Kim Recep Ayında yetmiş defa sabahleyin, yetmiş defa da akşamleyin ‘Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.’ diyerek Allah’tan mağfiret diler, yetmişinci defanın ardından ellerini kaldırarak ‘Allah’ım bağışla beni ve tövbemi kabul eyle.’ diye yalvarır, Recep Ayında ölürse, Allah’ın hoşnutluğunu kazanarak ölür ve Recep Ayının bereketiyle cehennem ateşine müptela olmaz.”<br />
<br />
<br />
<br />
22-Bir hadisi şerifte şöyle zikredilir: “İslam Peygamberi (s.a.a) Recep Ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz onu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz onu hiç oruç tutmayacak zannederdik.”<br />
<br />
<br />
<br />
23- Peygamber efendimiz rivayette şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah gökyüzünün yedinci tabakasın da “Daî” isminde bir melek görevlendirmiştir. Recep Ayı gelip çattığında bu melek akşamdan sabaha kadar şöyle nida eder: ‘Ne mutlu! Zikir ve itaat edenlere.’ Yüce Allah buyuruyor ki ‘Benimle oturmak isteyen ile otururum, bana itaat edene itaat ederim, benden af dileyeni bağışlarım. Bu ay benim ayımdır ve kul benim kulumdur. Rahmet benim rahmetimdir. Bu ayda kim beni çağırırsa icabet ederim. Kim benden hidayet olmayı dilerse, hidayet ederim. Bu ay kulum ile kendi aramda iptir. Kim bu ipe tutunursa bana ulaşacaktır.’”<br />
<br />
<br />
<br />
24-İmamı  Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kıyamette şu şekilde nida edilecektir; ‘Recepliler nerededirler?’ Sonra bir grup heybetli bir şekilde ayağa kalkacaktırlar ki onların özellikleri rivayette zikredilmiştir. Bu grup Recep Ayında en azından bir gün dahi olsa oruç tutan kimselerdir.”<br />
<br />
<br />
<br />
25-Bu ayda tekit edilen ve oruç tutulması  istenen üç günü şunlardır: İlk üç gün, on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci günler (Biset Bayramı), Recep Ayının son üç günü.<br />
<br />
<br />
<br />
26-İbn-i Babeveyh, Salim’den şöyle rivayet etmiştir: “Ben Recep Ayının sonuna bir kaç gün kala İmam Sadık’ın (a.s) yanına gitmiştim. Beni görür-görmez şöyle buyurdu: ‘Ey Salim! Bu ayda hiç oruç tuttun mu?’ ‘Hayır vallahi’ dedim ‘Ey Resulullah’ın oğlu!’ İmam (a.s) şöyle buyurdu: ‘O kadar sevap kaybetmişsin ki miktarını ancak Allah (c.c) bilir. Bu, Allah’ın üstün kıldığı ve hürmetini yücelttiği bir aydır. Bu ayda oruç tutanları kendi ikram ve değerlendirmesine mazhar kılmayı kendisine farz kılmıştır.’ Salim diyor ki: ‘Ey Resulullah’ın oğlu, eğer bu ayın kalan günlerini oruç tutarsam, bu ayda oruç tutanların sevabının bir kısmını elde etmiş olabilir miyim?’ diye sorduğumda şöyle buyurdu: ‘Ey Salim! Kim bu ayın sonundan bir gün oruç tutarsa, ölüm anındaki can çekişme ve rahatsızlıklardan, ölüm sonrasının dehşetinden ve kabir azabından kurtulur. Kim bu ayın sonundan iki gün oruç tutarsa, Sırat’tan kolaylıkla geçer ve kim bu ayın sonundan üç gün oruç tutarsa, kıyamet gününün büyük korkusu, dehşet ve zorluklarından kurtulur ve kendisine cehennem ateşinden kurtuluş beratı verilir.’”<br />
<br />
<br />
<br />
27-Rivayetlerde şöyle geçer: “’Kim İhlâs Suresi’ni Recep Ayının cuma günü okursa, bu, kıyamet günü onu cennete cezb edecek bir nur olur.”<br />
<br />
<br />
<br />
28-İmam Rıza (a.s),Resulullah (s.a.v)’ın şöyle dediğini rivayet ediyor: “Recep, Allah’ın ayıdır. Bu ayda Allah’ın rahmeti kullarının üzerine dökülür. Şaban ayında, tüm iyilikler paylaşılır ve dağıtılır. Ramazan Ayının ilk gecesinden itibaren şeytan bağlanmıştır. Allah, bu ayın her gecesinde 70 bin kişiyi bağışlar. Kadir gecesinde ise; Recep ve Şaban Ayının ölçüsünde; din kardeşiyle düşmanlık ve buğz eden kişiler hariç, tüm kullarını bağışlar.”<br />
<br />
<br />
<br />
29-İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu: “’Recep ve Şaban ayının 15′inde. Bu gecede, önce gusül edilmeli. Daha sonra Ümm-ü Davud duası okunmalı. Bu ameli (duayı) yapmak istediği zaman; bu ayların 13,14 ve 15.günlerinde oruç tutulmalıdır. 15.günün öğle vakti olduğu zaman gusleder, güneş eğildiği vakit ise öğle ve ikindi namazlarını teveccühle huzu ve huşu içinde kâmil bir şekilde kılar. Namazı kılarken sakin bir yerde kılması daha uygundur. Namaz bittikten sonra kıbleye doğru dönerek, yüz defa Fatiha, yüz defa İhlas, on defa Ayete’l Kürsi’yi okur. Daha sonra da Enam, İsra, Kehf, Lokman, Yasin, Saffat, Fussilet, Şura, Duhan, Fetih, Vakıa, Mülk, Kalem, İnşikak ve İnşirah Suresi’nden sonra gelen tüm sureleri sonuna kadar okur.”<br />
<br />
<br />
<br />
30-Bu ayda oruç tutamayanlar için zikir: Kısaca Recep Ayının orucuyla ilgili çok fazilet ve sevap nakledilmiştir. (Bazı mazeretlerden dolayı) Recep Ayının orucunu tutamayan birisi, her gün yüz defa şu zikri söylerse recep ayının orucunun sevabını (kısmen de olsa) idrak etmiş olur: ‘Subhan’el-İlah’il-celîl. Subhane men la yenbeğî’t-tesbîhu illa leh. Subhan’el-eazz’il-ekrem. Subhane men lebise’l-izze ve huve lehu ehl.’ Anlamı: Münezzehtir yüce İlâh. Münezzehtir kendisinden başkasına tessbih ve takdis yakışmayan. Münezzehtir en büyük izzet ve kerem sahibi. Münezzehtir layık olduğu halde izzet libasını giyen. -Allah-<br />
<br />
<br />
<br />
31- İmamı Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Recep Ayının ilk gününde İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret ederse Allah-u Teâlâ onu affederek bağışlayacaktır. Bu ziyaret uzaktan da kabul olur inşallah.”<br />
<br />
<br />
<br />
32-Bir Hadisi Şerif’te şöyle geçer: “Recep, Allahü Teâlâ’nın Ayıdır. Recep Ayına ikram edene, saygı gösterene, Allah-u Teâlâ, dünyada ve ahirette ikram eder.<br />
<br />
<br />
<br />
33- Şeyh Saduk Hz. Sadık (a.s)’dan şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Kim Recep Ayının sonuncu gününü oruç tutarsa, Allah Teala onu ölüm sarhoşluğunun şiddetinden, ölümden sonraki vahşetten ve kabir azabından güvende kılar.”<br />
<br />
<br />
<br />
34- Bir rivayette şöyle geçer: “Kim Recep Ayından bir geceyi ihya eder ve bir gün oruç tutarsa, Allah da ona cennet meyvelerinden yedirir.”<br />
<br />
<br />
<br />
35- Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Ey İnsanlar! Büyük bir ayın, Allah’ın çok hürmetli ayı (el-esamm) Recep’in, gölgeleri üzerinize düşmüştür. Bu ayda iyilikler katlanır, dualar kabul edilir, sıkıntılar giderilir.”<br />
<br />
<br />
<br />
36-Yine ayrı bir güzel sözde şöyle zikredilmiştir: “Recep, kişinin bedenini temizler. Şaban Ayı gönlünü temizler. Şaban’ın diğer aylara üstünlüğü, benim diğer peygamberlere üstünlüğü gibidir. Ramazan Ayının diğer aylara üstünlüğü, Allah’ın halka üstünlüğü gibidir.”<br />
<br />
<br />
<br />
37-Resulullah (s.a.a) efendimize soruldu: “Ya Resulullah, Recep Ayı için ‘Allah’ın ayı’ diye anlatmanızın sebebi nedir? Şöyle buyurdu: ‘Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah, bu ayda Peygamberlerini düşmanlarından korumuştur.’”<br />
<br />
<br />
<br />
38- Hz. Peygamber (s.a.v)  buyurdu ki: “Bu Recep Ayı Allah’ın ayıdır.”<br />
<br />
Dediler ki: ‘Ya Resulullah! Her ay Allah’ın, her gün Allah’ın, yer Allah’ın, gök Allah’ın, dünya Allah’ın, ahiret Allah’ın, yani ne demek bu?’ Buyurdular ki: ‘Allah’ın mağfiretinin cûşa geldiği ay. Rabbimiz rahmetinin, mağfiretinin kapılarını açıyor bu ayda… Onun için bu ayın bir adı da mutahhir’dir. Temizliyor insanı. Allah’ın rahmeti suyuyla insanın günahları afv u mağfiret oluyor. Karaları, isleri, pasları adeta yıkanıp gidiyor.’”<br />
<br />
<br />
<br />
39-Selman-ı  Farisi’den gelen rivayete göre, şöyle demiştir: -Resulullah (s.a.v) efendimizin şöyle buyurduğunu duydum: “Bir kimse, Recep Ayında bir sadaka verir ise, bin altın sadaka vermiş gibi sayılır. Allah-u Teâlâ, onun bedenindeki her tüy için bin iyilik yazar; bin misli derecesini yükseltir, bin kötülüğü siler.”<br />
<br />
<br />
<br />
40-Recep ayı hakkında söylenilen hikmetli sözler: “Recep kelimesindeki ‘R’ Allah’ın rahmetine, ‘C’ Allah’ın cömertliğine ve yardımına, ‘B’ ise Allah’ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.”<br />
<br />
“Recep ‘ekme’ ayıdır, Şaban ‘sulama’ ayıdır, Ramazan ‘derleyip toplama’ ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.”<br />
<br />
“Recep cefayı terk ayıdır; Şaban amel ve vefa ayıdır; Ramazan ise sadakat ve safa ayıdır.”</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Receb Ayının Faziletleri</span></span><br />
<br />
Allah’ın ayı olarak nitelendirilen Receb ayının faziletleri nelerdir?<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şöyle buyurduğunu anlatmıştır:<br />
<br />
“Allah Teâlâ katında ayların sayısı on ikidir. Gökleri ve yeri yarattığı günden beri, Allâh’ın kitabında bu böyledir. Bu aylardan dört tanesi haram (hürmetli) aylardır. Biri Allâh’ın esam ayı denilen Receb’tir... Diğer üç tanesi peşpeşe olup, şunlardır: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem... Ancak, Receb Allâh’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır ve Ramazan da ümmetimin ayıdır.”<br />
RECEB AYINDA ORUÇ TUTMANIN SEVABI<br />
<br />
Kim Receb ayında inanarak ve sevâbını Allah’dan bekleyerek, bir gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ’nın büyük rızâsına hak kazanır. Firdevs Cenneti’nin en üst katına yerleşir.<br />
<br />
Ondan (Receb’ten) iki gün oruç tutana, iki kat mükâfât verilir ve her katın ağırlığı dünya dağları gibidir.<br />
<br />
Kim Receb ayından, üç gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ onunla cehennem arasına bir hendek açar ki uzunluğu bir senelik yoldur.<br />
<br />
Bir kimse Receb’ten dört gün oruç tutarsa, delirmek, cüzzam ve baras hastalıkları belâlarından ve Mesîhü’d-deccâl fitnesinden de kurtulur.<br />
<br />
Receb ayında beş gün oruç tutan kimse, kabir azâbından emîn olur, korunur.<br />
<br />
Bir kimse Receb ayında altı gün oruç tutarsa, kıyâmet günü kabrinden kalkarken yüzü, on dördüncü gecedeki aydan daha parlak (nûrlu) olarak kalkar.<br />
<br />
Bir kimse Receb ayında yedi gün oruç tutarsa -Cehennem’in yedi kapısı vardır- Allah Teâlâ, Recebin günlerinden her birinin orucu sebebiyle cehennemin kapılarından birini kapar. Bütün kapılar kapanmış olur.<br />
<br />
Kim, Receb ayında sekiz gün oruç tutarsa -Cennetin sekiz kapısı vardır- her günü için Allah Teâlâ, cennet kapılarından birini açar.<br />
<br />
Dokuz gün oruç tutan kimse, kabrinden kalkarken “Eşhedü enlâ ilâhe illallâh!” diyerek kalkar ve yüzü cennetten başka bir tarafa döndürülmez.<br />
<br />
Bir kimse, Receb ayında on gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ onun için Sırat köprüsünde her gece üzerinde istirahat edeceği bir yatak serer.<br />
<br />
Bir kimse Receb ayında on bir gün oruç tutarsa, kıyâmet günü ondan daha fazîletli biri görülmez. Meğer ki onun kadar veya daha fazla oruç tutmuş ola!..<br />
<br />
Kim, Receb ayında oniki gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona kıyâmet günü iki hulle giydirir. Bir hulle(nin kıymeti), dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.<br />
<br />
Kim, Receb’te on üç gün oruç tutarsa, Kıyâmet günü insanlar çok sıkıntıda iken arşın gölgesinde ona bir sofra kurulur ve o, o sofradan yer.<br />
<br />
Bir kimse, Receb ayında ondört gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona hiçbir gözün görmediği, kulağın duymadığı, bir beşerin kalbinden geçmeyen ihsânlarda bulunur.<br />
<br />
Bir kimse bu ayda, onbeş gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ kıyâmet gününde onu güvende olan kimselerin durduğu yerde bulundurur. Onun yanından geçen mukarreb melek veya Nebiyy-i mürsel ona şöyle der: -Ne mutlu sana!.. Sen emîn kimselerdensin... (bir başka rivâyette, onbeş günden fazla tutan için denilmiştir ki<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
“Bir kimse Receb’ten onaltı gün oruç tutsa, Allah Teâlâ’yı ilk ziyâret edenlerden olur. O’na nâzır ve O’nun kelâmını ilk işitenlerden olur.<br />
<br />
Bir kişi Receb ayında onyedi gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ, Sırat’ın her mil mesâfesinde istirahat edeceği bir yeri o kimse için hazırlatır ve o kimse orada istirahat eder.<br />
<br />
Her kim Receb’te onsekiz gün oruç tutsa, İbrâhim Aleyhisselâm’ın köşküne yakın bir köşke alınır. Kezâ bu ayda ondokuz gün oruç tutan kim se için Hak Teâlâ cennette İbrâhim ve Âdem Aleyhimüsselâm’ın sarayları karşısına bir saray binâ eder. O, o iki zâta selâm verir, onlar da ona selam verir, alırlar.<br />
<br />
Receb ayından yirmi gün oruç tutan kimseye semâdan bir seslenici.<br />
<br />
-Ey Allâh’ın kulu, Allah Teâlâ senin geçmiş günahlarını bağışladı. Kalan ömrün için iyi ameller işlemeye bak, diye seslenir.” (Gunye 1/175-176)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayinin Faziletleri</span></span><br />
<br />
«Receb» kelime olarak «tercib» mastarindan türemistir ki tazim ve hürmet mânâsina gelir. Bu ayda tevbe edenlere rahmet yagdigi ve ibadet isleyenlere nûr indigi için bu aya «Asap» adi da verilir. Bu ayda savasma egilimi duyulmadigindan dolayi onun bir diger adi da «Esam» dir.<br />
<br />
Ileri sürüldügüne göre, Receb, suyu sütten ak, baldan tatli ve buzdan soguk bir cennet nehrinin adidir. Bu sudan sâdece Receb Ayi\'nda oruç tutanlar içebilir.<br />
<br />
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
«? Receb, Allah\'in, Saban benim ve Ramazan da Ümmetimin ayidir.»<br />
<br />
<br />
Hikmet ehli der ki: «Receb kelimesi üç harften ibarettir. «Ra» «cim» «Bâ», «Ra» Allah\'in rahmetini. «Cim» kulun suç ve cürmünü. «Ba» da Allâh\'in iyiliginin bereketini temsil eder. Kelimenin bu harfleri vasitasi ile sanki ulu Allah «Kulunun suç ve günahini rahmet ve iyiligim arasina alirim» diye buyurur gibidir.»<br />
<br />
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
«? Kim Receb ayinin yirmi yedinci gecesi oruç tutarsa, amel defterine altmis aylik orucun sevabi yazilir.»<br />
<br />
<br />
Receb ayinin yirmi yedinci günü. Cebrail (A.S)\'in Peygamberimize ilk defa vahiy getirdigi ve Peygamberimizin Mirâç\'a çiktigi gündür.<br />
<br />
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
\"Beni dinleyin. Receb, insanlarin kavga düsüncesine kapilmadiktan bir Allah Ayi\'dir. Inanarak ve önem vererek Receb Ayi\'ndan bir gün oruç tutanlar ulu Allah\'in Rtzasi\'ni hak ederler.\"<br />
<br />
<br />
Ileri sürüldügüne göre, ulu Allah Zilka\'de, \"Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari\'ni, senenin diger aylarinin süsü olarak yaratmistir.<br />
<br />
Nitekim ulu Allah: «Aylarin sayisi Allah katinda, Allah\'in Kitabinda on ikidir. Onlarin dördü dokunulmazlik aylaridir» buyuruyor. Dokunulmaz dört ayin ücü arka arkayadir. Yalniz bir tanesi -ki o da Receb\'dir- tek basinadir.<br />
<br />
Söylendigine göre Beyt-ül Makdis\'de bir kadin Receb Ayi\'in her günü on iki bin kere ihlâs Sûresi\'ni okur ve bu ay boyunca kaba islemeli bir elbise giyerdi.<br />
Bir gün hastalandi, ogluna ölünce kendisini kaba elbisesi ile topraga vermesini vasiyyet etti.<br />
<br />
Ölünce oglu kadini pahali bir kefene sardi. Gece onu rüyasinda gördü. Kadin rüyada ogluna «Ben senden razi degilim. Çünki sen, vasiyyettmi uygulamadin.» dedi.<br />
<br />
Oglan korkarak uyandi Yeniden anasini icine sarmak üzere kaba islemeli elbiseyi yanina alarak mezarliga vardi. Kabri acinca anasinin cesedini bulamadi, sasirdi.<br />
<br />
Bu sirada kulagina «Bize Receb Ayi\'nda ibâdet edeni bizim yapayalniz birakmayacagimizi bilmiyor musun» diye bir ses geldi.<br />
<br />
ileri sürüldügüne göre, Receb Ayi\'nm ilk Cuma Gecesi\'nin üçte ikisinden sonra sabaha kadar bütün melekler tek tek Receb Ayi içinde oruç tutanlar için duâ ederler.<br />
<br />
Peygamber\'imîz (S-A.S.) buyuruyor ki:<br />
<br />
\"Kim dokunulmaz oylardan (Zilka\'da, Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari) üçer gün oruç tutarsa amel defterine dokuzyüz senelik ibadet sevabi yazilir.\"<br />
<br />
Hadisi rivayet eden Enes Ibni Mâlik : «Bu hadisi, Peygamber´imizin kendisinden isitmedimse kulaklarim sagir olsun!» demistir.<br />
<br />
Lâtif bir degerlendirme: Haram aylari dörttür. En büyük melekler dörttür. Allâh\'dan gelen baslica Kitablar dörttür. Abdest âzâlari dörttür. Tesbih cümlelerinin en faziletlileri dörttür.<br />
<br />
Onlar da \"Sübhanallah, elham­dülillah, Lâ ilâhe illallâh. Allâhu Ekber\" ,dir. Sayilarin temeli dörttür. Birler, onlar, yüzler, binler. Zaman birimleri saat, gün, ay ve yil olmak üzere dörttür.<br />
<br />
Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kis olmak üzere dörttür. Maddelerin hali sicaklik, sogukluk, kuruluk ve yaslik olmak üzere dörttür, insan vücudunun baslica unsurlan safra, koyu sivi, kan ve balgam olmak üzere dörttür. Rasid halifler Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R. Anhum) olmak üzere dörttür.)<br />
<br />
Deyleminin rivayetine göre: Hz. Ayse söyle buyurmustur:<br />
<br />
Peygamber\'imizi<br />
<br />
«Allah su dört gecede rahmet yagdirir. Kurban Bayrami Gecesi, Ramazan Bayrami Gecesi, Saban Ayi\'nin onbesinci Gecesi ve Receb Ayi\'nin ilk gecesi» buyururken isittim.»<br />
<br />
<br />
Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:<br />
<br />
«? Bes gece vardir ki, Allah o geceler içinde kendisine yapilan dualari mutlaka kabul eder: Recebin ilk gecesi. Saban´in onbesinci gecesi. Cuma Gecesi. Ramazan ve Kurban Bayramlarinin Gece\'leri.» <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Recep Ayında Hangi Dua Okunur? Recep Ayında Okunacak Dualar Listesi</span></span><br />
<br />
Mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( radyallahü anh)'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hazreti Peygamber aleyhisselatu vesselam şöyle derdi:<br />
<br />
”ALLAHÜMME BARİK LENA Fİ RACEBE VE ŞA’BANE VE BELLIĞNA RAMEDAN”<br />
<br />
"ALLAHım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/259<br />
<br />
"Recep ayı ALLAHın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşful-Hafâ, 1/423)<br />
<br />
Recep ayına girince yedi defa okunacak dua:<br />
<br />
    “Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”<br />
<br />
Mânâsı: <br />
<br />
    “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan ALLAH'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” Denirse ALLAHU TEALA Bu kulumun günah defterini yırtın emrini verir.”<br />
<br />
Hazreti. Aişe ( radyallahü anh ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, Ameller ALLAHü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.buyururdu.” (Tirmizî)<br />
<br />
“Receb büyük bir aydır. Allahu Teala bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, ALLAH istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, Geçmiş günahların affoldur der. Receb ayında ALLAHü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.” [Taberânî]<br />
<br />
“Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip Ya Rabbi onu mağfiret etderler.”<br />
<br />
[Ebû Muhammed]<br />
<br />
“Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir” [Miftah-ül-cenne] <br />
<br />
”Ramazan ayı dışında ALLAH rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.” [Ebu Yala]<br />
<br />
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur.<br />
Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyor: "Recepte bir gün ve gece vardır ki, o günde oruç tutan ve gece namazı kılan için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet etmiş gibi ibadet sevap verilir."<br />
<br />
    “Receb-i Şerîfin birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.buyuruyorlar.”<br />
<br />
(Camiu-s sağir)<br />
<br />
    "Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, ALLAHü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan."<br />
<br />
[Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Enes b. Mâlik (r.a) Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder:<br />
<br />
    "Kim haram aylarda üç gün oruç tutarsa; kişi için dokuz yüz senelik ibadet sevabı yazılır." (İhyâ)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayında Okunacak Dualar</span></span><br />
<br />
Rivayet edildiğine göre ; Receb ayının ilk cuma günü gecenin üçte biri geçince bütün melekler Receb ayında oruç tutanlar için istiğfar ederler. <br />
<br />
"Şu dört gecede dualar reddedilmez: <br />
<br />
    - Receb ayının ilk gecesi.<br />
    - Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berât gecesi.<br />
    - Cuma gecesi. <br />
    - İki bayram (Kurban ve Ramazan bayramları) gecesi." (Deylemî; Firdevsü’l-Ahbâr)<br />
<br />
    "Kim Receb ayının yirmi yedinci günü oruç tutarsa, o kişi için altmış aylık oruç sevabı yazılır." (İhyâ)<br />
<br />
Enes b. Mâlik (r.a) anlatır: Resûlullah’tan (s.a.v) işittim, şöyle demişti:<br />
<br />
“Cennette recep isimli bir nehir vardır. Sütten daha beyaz ve baldan daha tatlıdır. Kim recep ayında bir gün oruç tutarsa ALLAH (c.c) o kimseye bu nehirden su içirecektir.” (Süyûtî)<br />
<br />
Bir defasında, Peygamber efendimiz, Receb ayında tutulacak oruçların fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşı ve pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp:<br />
<br />
- Yâ ResûlALLAH, ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem, dediğinde; Peygamber efendimiz:<br />
<br />
- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevabına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cuma gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir. Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâ'be-i muazzama etrafında toplanırlar. ALLAHü teâlâ onlara hitâben:<br />
<br />
"Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz." buyurur. Onlar: <br />
<br />
"Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir." deyip, isteklerini arzederler. ALLAHü teâlâ:<br />
"Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim “buyurur..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayında İstiğfar:</span></span><br />
<br />
    “Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..."<br />
<br />
    "Her kim Receb ayında, sabah akşam yetmiş kere istiğfarda bulunursa şüphesiz ki ALLAH (c.c.)'u Teâlâ onun cesedini ateşe haram kılar."<br />
<br />
    "Receb ayında istiğfarı çok yapın. Zira onun her bir saatinde, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ'nın, cehennemden âzadlıları vardır."<br />
<br />
Hadis'i Şerif, Safûri, Nüzhetü'l mecâlis,1/140<br />
<br />
Receb Ayında İhlâs'ı Şerif:<br />
<br />
    "Her kim Recebde, bir kere İhlâs okusa, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ onun elli senelik günahını bağışlar."<br />
<br />
Hadis'i Şerif, EnîSü'l celîs, sh:195<br />
<br />
Hannani (RA) şöyle demiştir: <br />
<br />
    "Her kim, Recebin her günü bir tane bile İhlâs Sûresi okusa, onbin deve yükü kâğıda sahip olur ki, göklerin ve yerin tüm sakinleri, ellerinde altın kalemlerle toplanıp o İhlâs'ın sevabını o kağıtlara yazarlar"<br />
<br />
(50 İhlâs okuyanın 50 senelik günahları silinir, 100 kere okuyan cehennemden berat alır, 1000 kere okuyan canını cehennemden satın alır.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Receb Ayında Sadaka:</span></span><br />
<br />
    "Herkim Recebde sadaka verirse, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ onu yavruyken yuvasından havaya uçup en yaşlı çağında ölen karganın ömrü kadar(beşyüz sene), onu cehennemden uzaklaştırır. "<br />
<br />
Hadis'i Şerif, Abdulkadir Geylani, Gunye,1/325, Nüzhetü'l mecalis,1/141<br />
<br />
    "Eğer kişi, Receb ayından(oruç) tuttuğu hergün, azığına(bütçesine) göre bir sadaka verirse, heyhat! Heyhat! Ne Yapsınlar! Bütün yaratıklar ALLAH (c.c.)'u Teâlâ'nın o kula vereceği sevabın ölçüsünü takdir etmek için bir araya gelseler, ALLAH (c.c.)'u Teâlâ'nın o kuluna bahşedeceği mükafattan yüzde birin(i hesab etmeye)e ulaşamazlar."<br />
<br />
Hadis'i Şerif, Abdulkadir Geylani, Gunye,1/325, Ebu Muhammed erl Hallâl<br />
<br />
<br />
Recep, Şaban ve ramazan ayları ibadet ve maneviyat açısından diğer aylara göre daha üstün bir şeref ve fazilete sahiptir.Peki, Recep ayında yapılması gerekenler nelerdir? Recep ayının önemi nedir? İşte, Recep ayı ile ilgili tüm bilgiler...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEP AYININ ÖNEMİ NEDİR?</span></span><br />
<br />
“Receb ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Bazı âlimlerin açıklamasına göre, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla, Yüce Allâh’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu Regâib gecesinde, ana rahmine düşmüş olduğuna dâir olan bir rivâyet uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Hazret-i Peygamberimizin doğumu arasındaki zaman, bu hesaba aykırı düşmektedir. Ancak Hazret-i Âmine’nin, Peygamber Efendimiz’e hâmile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir. Sebep ne olursa olsun, bu gece pek mübârek bir gecedir.<br />
<br />
<br />
Zaten Regâib; istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsân, ikrâm ve nefis şeyler demektir. “Râğibe” kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâbı çok büyüktür.<br />
<br />
Bu geceyi hakkıyla idrak edebilmek için Receb ayının ilk Perşembe gününü oruçlu geçirmek, gecesinde de akşamla yatsı arasında iki rekâtta bir selâm verecek şekilde on iki rekât namaz kılmak, Allah Rasûlü tarafından tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
Allâh’ım! Bizlere bu mübârek tevbe ayından affolarak çıkmayı nasîb eyle. Allâh’ım! Receb ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Âmin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEP AYININ FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
“…Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)<br />
<br />
Bizlere şu fânî ömrümüzde bir kez daha üç aylara erişebilmeyi nasîb eden sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Cenâb-ı Hakk’a nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun.<br />
<br />
Rasûl-i Ekrem Efendimiz; “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak üç ayların bizler için ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu ifade buyurmuşlardır.<br />
<br />
<br />
Peygamberler dışında her insan hata yapar, günah işler. Kişiye düşen görev, düştüğü yanlıştan yüz çevirerek Hakk’a ilticâ etmek ve pişmanlığını îtiraf ederek dil, kalp ve beden ile bu yanlışını temizlemeye çalışmaktır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hakikati şöyle ifade buyururlar:<br />
<br />
“Her insan hata eder. (…) Hata edenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49)<br />
<br />
Hata etmemek, hatasız kul olmak mümkün değil. Rabbimiz de bize bu hatalarımızdan temizlenme kapısı olan “tevbe”yi, ölüm ânına kadar açık bırakmış. Fakat tevbeyi erteleyip durmak doğru değil!.. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.<br />
<br />
Akıllı insan, her vakti ganimet bilerek pişmanlık içinde tevbeye yapışır. Geçmişini temizlemek için fırsatları kollar. Gecikmeden, geciktirmeden, hataların peşi sıra hemen tevbe eder. Mü’minin hâli, hatayı müteâkip hemen tevbe etmek faziletiyle, azgın günahkâr ve kâfirlerden ayrılır. Çünkü günâhı kanıksamış olan bu kimseler, îman ve tevbe etmeyi habire erteler dururlar. Karşılarına ölüm meleği geldiği zaman da çaresiz ve günahlar içinde âhirete göçerler.<br />
<br />
<br />
Allah Teâlâ, makbul tevbe ile reddedilecek tevbeyi şöyle haber vermektedir:<br />
<br />
“Allâh’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.<br />
<br />
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim.» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) bir tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (en-Nisâ, 17-18)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEP AYINDA YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?</span></span><br />
<br />
Recep ayı, Allah Teâlâ’nın inayet ettiği ve fazileti hakkında bir çok hadisin olduğu bir aydır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hz. Nuh (a.s) gemiye bindiği zaman Recep ayının birinci günüydü. Yanındakilerden o günü oruç tutmalarını istedi. Sonra şöyle buyurdu: “Bugünün orucu gelecek yıla kadar oruç tutanı ateşten uzak tutar ve bu aydan yedi gün oruç tutarsa azap kapıları onun üzerine kapanır.”<br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (Allah’ın selamı onun ve ehlibeytinin üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: “Kim bu ayda bir gün oruç tutarsa Kıyametin zorluklarından güvende olur.”<br />
<br />
Bu ayın Perşembe, Cuma ve Cumartesi günü üç gün oruç tutmak çok güzedir. zira naklolunan rivayetlere göre her kim haram aylardan bu üç günü oruç tutarsa Hak Teâlâ onun için 900 yıllık ibadet sevabı yazar.<br />
<br />
İmam Musa Kazım'dan (a.s) şöyle rivayet edilir: "Kim recepten birgün oruç tutarsa, cehennem ateşi bir yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur."<br />
<br />
İbn-i Babeveyh, Salim'den şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
"Ben recep ayının sonuna bir kaç gün kala İmam Sadık'ın (a.s) yanına gitmiştim. Beni görür-görmez şöyle buyurdu:<br />
<br />
"Ey Salim! Bu ayda hiç oruç tuttun mu?" "Hayır vallahi" dedim "ey Resulullah'ın oğlu!" İmam (a.s) şöyle buyurdu: "O kadar sevap kaybetmişsin ki miktarını ancak Allah (c.c) bilir. Bu, Allah'ın üstün kıldığı ve hürmetini yücelttiği bir aydır. Bu ayda oruç tutanları kendi ikram ve değerlendirmesine mazhar kılmayı kendisine farz kılmıştır. Salim diyor ki ben: "Ey Resulullah'ın oğlu, eğer bu ayın kalan günlerini oruç tutarsam, bu ayda oruç tutanların sevabının bir kısmını elde etmiş olabilir miyim? diye sorduğumda şöyle buyurdu: "Ey Salim! Kim bu ayın sonundan bir gün oruç tutarsa, ölüm anındaki can çekişme ve rahatsızlıklardan, ölüm sonrasının dehşetinden ve kabir azabından kurtulur. Kim bu ayın sonundan iki gün oruç tutarsa, Sırat'tan kolaylıkla geçer ve kim bu ayın sonundan üç gün oruç tutarsa, kıyamet gününün büyük korkusu, dehşet ve zorluklarından kurtulur ve kendisine cehennem ateşinden kurtuluş beratı verilir."<br />
<br />
<br />
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Recep ayındaki ilk Cuma gecesinden gaflet etmeyin. Hiç şüphesiz o geceye melekler "Ragâib Gecesi" derler. Zira gecenin üçte birisi geçtiğinde, göklerde ve yerde bulunan bütün melekler Kabe ve etrafına toplanırlar. Allah-u Teâlâ onlara hitap ederek şöyle buyurur: "Ey benim meleklerim, istediğiniz şeyi benden dileyin." Onlar da şöyle arz ederler: "Ey Rabbimiz, bizim isteğimiz Recep ayının oruçlularını bağışlamandır." Allah Tebâreke ve Teâlâ da "Kabul ettim" diye cevap verir.<br />
<br />
Bu Ayda Oruç Tutamayanlar İçin Zikir<br />
<br />
Kısaca recep ayının orucuyla ilgili çok fazilet ve sevap nakledilmiştir. (Bazı mazeretlerden dolayı) recep ayının orucunu tutamayan birisi, her gün yüz defa şu zikri söylerse recep ayının orucunun sevabını (kısmen de olsa) idrak etmiş olur<br />
<br />
سُبْحانَ الاِْلهِ الْجَليلِ، سُبْحانَ مَنْ لا يَنْبَغِى التَّسْبيحُ اِلاَّ لَهُ، سُبْحانَ الاَْعَزِّ الاَْكْرَمِ، سُبْحانَ مَنْ لَبِسَ الْعِزَّةَ وَهُوَ لَهُ اَهْلٌ<br />
<br />
"Subhan'el-İlah'il-celîl. Subhane men la yenbeğî't-tesbîhu illa leh. Subhan'el-eazz'il-ekrem. Subhane men lebise'l-izze ve huve lehu ehl."<br />
<br />
Anlamı: Münezzehtir yüce İlâh. Münezzehtir kendisinden başkasına tessbih ve takdis yakışmayan. Münezzehtir en büyük izzet ve kerem sahibi. Münezzehtir layık olduğu halde izzet libasını giyen. –Allah-<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Mali imkanları olanların bir mod taam miktarı kadar miskinlere sadaka vermeleri. Mali imkanları olmayanların bunun yerine diyebildikleri kadar tesbih ve zikir demeleri.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Dua Okumak</span></span><br />
<br />
Recep ayının her gününde akşam, sabah, gece ve gündüz kıldığın namazların ardından şu duayı oku:<br />
<br />
Seyyid İbn-i Tavus, (r.a) Muhammed İbn-i Zekvan'dan (r.a) şöyle naklediyor: "İmam Cafer Sadık'a (a.s); "Canım sana feda olsun, işte Recep ayına girmiş bulunuyoruz; Allah'ın beni faydalandıracağı bir duayı bana öğretmenizi istiyorum" dedim. İmam (a.s) yaz diye buyurdu<br />
<br />
يا مَنْ اَرْجُوهُ لِكُلِّ خَيْر، وَآمَنَ سَخَطَهُ عِنْدَ كُلِّ شَرٍّ، يا مَنْ يُعْطِي الْكَثيرَ بِالْقَليلِ، يا مَنْ يُعْطي مَنْ سَأَلَهُ يا مَنْ يُعْطي مَنْ لَمْ يَسْأَلْهُ وَمَنْ لَمْ يَعْرِفْهُ تَحَنُّناً مِنْهُ وَرَحْمَةً، اَعْطِني بِمَسْأَلَتي اِيّاكَ جَميعَ خَيْرِ الدُّنْيا وَجَميعَ خَيْرِ الاْخِرَةِ، وَاصْرِفْ عَنّي بِمَسْأَلَتي اِيّاكَ جَميعَ شَرِّ الدُّنْيا وَشَرِّ الاْخِرَةِ، فَاِنَّهُ غَيْرُ مَنْقُوص ما اَعْطَيْتَ، وَزِدْني مِنْ فَضْلِكَ يا كَريمُ .<br />
<br />
<br />
Ravi şöyle devam ediyor; sonra İmam (a.s) sol eliyle sakalını tuttuğu halde sağ işaret parmağını hareket ettirerek bu duayı okudu ve ardından şu cümleleri ekledi:<br />
<br />
يا ذَا الْجَلالِ وَالاْكْرامِ يا ذَا النَّعْمَاءِ وَالْجُودِ يا ذَا الْمَنِّ وَالطَّوْلِ حَرِّمْ شَيْبَتِي عَلَى النَّارِ<br />
<br />
"Ya men ercûhu li-kulli hayr; ve âmenu sehatehu inde kulli şerr. Ya men yu'ti'l-kesîre bi'l-galîl. Ya men yu'tî men seeleh. Ya men yu'tî men lem yes'elhu ve men lem ye'rifhu bi-mes'eletî iyyake cemîe hayr'id-dunya ve cemîe hayr'il-ahire, vasrif annî bi-mes'eletî iyyake cemîe şerr'id-dunya ve şerr'il-ahire. Feinnehu ğayru mengûsin ma e'teyte ve zidnî min fazlike ya kerîm."<br />
<br />
Ravi şöyle devam ediyor; sonra İmam (a.s) sol eliyle sakalını tuttuğu halde sağ işaret parmağını hareket ettirerek bu duayı okudu ve ardından şu cümleleri ekledi:<br />
<br />
"Ya ze'l-celâli ve'l-ikram. Ya ze'n-ne'mai ve'l-cûd. Ya ze'l-menni ve't-tavl. Harrim şeybetî ale'n-nâr."<br />
<br />
<br />
Tercümesi: Ey her hayrını ümid ettiğim ve her kötülükte gazabından güvencede olmayı umduğum (rabbim)! Ey aza karşılık çok veren; ey rahmet ve şefkatinden dolayı isteyene de, istemeyene de veren. Sana yalvarıyorum, dünya ve ahiret hayrının hepsinden bana da nasip buyur. Bütün dünya ve ahiret şerrini benden uzaklaştır. Kendi fazl-u kereminden bana verdiğini artır ey Kerim (Allah)!<br />
<br />
Ey celal ve kerem sahibi, ey –sonsuz- nimetler ve cömertlik sahibi, ey bağış ve ihsan sahibi, şu beyaz sakalımı -cehennem- ateşine haram (yasak) kıl.<br />
<br />
Recep ayının her gününde okunması gereken diğer dualar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Birinci Dua</span></span><br />
<br />
يا مَنْ يَمْلِكُ حَوائِجُ السَّائلِينَ، وَيَعْلَمُ ضَمِيرَ الصَّامِتِينَ، لِكُلِّ مَسْأَلَةِ مِنْكَ سَمْعٌ حاضِرٌ وَجَوابٌ عَتِيدٌ، اللَّـهُمَّ وَ مَوعِيدُكَ، الصَّادِقَة، وَ اَيدِيكَ الفاضِلَة، وَرَحْمَتُكَ الواسِعَة، فأسْأَلُكَ اَنْ تٌصَلِّيَ عَلى مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد وَاَنْ تَقْضِي حَوائِجِي لِلدُّنْيا وَالاْخِرَة، اِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْيِء قَدِيرٌ .<br />
<br />
Tercümesi :Ey saillerin hacetlerini elinde bulunduran ve susanların sırrını bilen (Allah) sen her isteği anında duyar ve her isteği yerine getirebilirsin. Allah’ım! Senin vaatlerin sadık, nimetlerin bol ve rahmetin geniştir. O halde, Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet etmeni ve benim dünya ve ahiretle ilgili hacetlerimi vermeni diliyorum. Şüphesiz senin her şeye gücün .<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İkinci Dua</span></span><br />
<br />
خابَ الوافِدُونَ عَلى غَيْرِكَ، وَخَسِرَ المُتَعَرِّضُونَ إِلاّ لَكَ، وَضاعَ المُلِّمُونَ إِلاّ بِكَ، وَاَجْدَبَ الْمُنْتَجِعُونَ إِلاّ مَنِ انْتَجَعَ فَضْلَكَ، بابُكَ مَفْتُوحٌ لِلرّاغِبينَ، وَخَيْرُكَ مَبْذُولٌ لِلطّالِبينَ وَفَضْلُكَ مُباحٌ لِلسّائِلينَ، وَنَيْلُكَ مُتاحٌ لِلامِلينَ، وَرِزْقُكَ مَبْسُوطٌ لِمَنْ عَصاكَ، وَحِلْمُكَ مُعْتَرِضٌ لِمَنْ ناواكَ، عادَتُكَ الاِْحْسانُ اِلَى الْمُسيئينَ، وَسَبيلُكَ الاِبْقاءُ عَلَى الْمُعْتَدينَ، ُاَللّـهُمَّ فَاهْدِني هُدَى الْمُهْتَدينَ، وَارْزُقْني اجْتِهادَ الُْمجْتَهِدينَ، وَلا تَجْعَلْني مِنَ الْغافِلينَ الْمُبْعَدينَ، واغْفِرْ لي يَوْمَ الدّينِ .<br />
<br />
<br />
Tercümesi :Senden başkasının kapısına giden mahrum kalır; senden gayrisine yönelen ziyan eder; senin katından başkasına yönelen zayi olur ve senin fazlu kereminden başkasını uman kaybeder. Kapın talep edenlere açıktır; hayır ve ihsanın arayanlara ulaşır. Fazl-u keremin saillere mubah, bağışın ümit edenlere hazır, rızkın sana isyan edenlere (dahi) açıktır. Hilmin seni kastedenlere ulaşır. Kötülük edenlere iyilik etmek, senin sünnetin ve haddini aşanlarla müdara etmek senin yolundur. Allah’ım! O halde beni de hidayet edilmişlerin yoluna hidayet et. Bana da (itaatin yolunda) çaba gösterenlerin çabasını nasip buyur; beni (rahmetinden) uzaklaştırılmış gafillerden eyleme ve ceza (kıyamet) gününde beni bağışla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üçüncü Dua</span></span><br />
<br />
اَللّـهُمَّ اِنّي اَساَلُكَ صَبْرَ الشّاكِرينَ لَكَ، وَعَمَلَ الْخائِفينَ مِنْك، وَيَقينَ الْعابِدينَ لَكَ، اَللّـهُمَّ اَنْتَ الْعَلِيُّ الْعَظيمُ، وَاَنَا عَبْدُكَ الْبائِسُ الْفَقيرُ، اَنْتَ الْغَنِيُّ الْحَميدُ، وَاَنَا الْعَبْدُ الذَّليل، اَللّـهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِهِ وَاْمْنُنْ بِغِناكَ عَلى فَقْري، وَبِحِلْمِكَ عَلى جَهْلي، وَبِقُوَّتِكَ عَلى ضَعْفي، يا قَوِيُّ يا عَزيزُ، اَللّـهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِهِ الاْوصياءِ الْمَرْضِيِّينَ، وَاكْفِني ما اَهَمَّني مِنْ اَمْرِ الدُّنْيا وَالاخِرَةِ يا اَرْحَمَ الرّاحِمينَ .<br />
<br />
<br />
Tercümesi :Allah’ım! Sana şükredenlerin sabrını, senden korkanların amelini ve sana ibadet edenlerin yakinini diliyorum Senden. Allah’ım! Sen yücesin, azamet sahibisin; bense Senin zavallı ve fakir bir kulunum. Seni gani ve güzel sıfatlara sahipsin, bense zelil bir kulum. Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyti’ne rahmet et ve zenginliğinle fakirliğime, hilim ve sabrınla cahilliğime, gücünle zayıflığıma acı; ey güçlü ve izzet sahibi Allah’ım! Muhammed’e ve onun beğenilmiş vasileri olan Ehlibeyti’ne rahmet et; dünya ve ahiretimle ilgili önemli sorunlarımı hallet, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. İmam Hüseyin’in (a.s) Ziyareti</span></span><br />
<br />
Hz. İmam Cafer Sadık’tan (a.s) rivayet edildiğine göre her kim imam Hüseyin’i (a.s) Recep ayında ziyaret ederse Allah onu bağışlar. Elbette bilinmelidir ki uzaktan da Hz. Hüseyin ziyaret edilebilir. İnşallah.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. İmam Ali bin Musa Rıza’nın (a.s) ziyaret edilmesi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Bu ayda Umre yapılması.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. İstiğfar ve Zikirlerin yapılması</span></span><br />
<br />
İmam Sadık'tan (a.s) nakledilen bir hadiste İmam (a.s) Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
"Recep benim ümmetim için mağfiret dileme ayıdır. Bu ayda istiğfar edin (tevbe edin ve bağışlanma dileyin.) Zira Hak Teala, çok bağışlayan ve rahimdir. Recep ayına "Asabb" (dökülen) denir; zira bu ayda benim ümmetimin üzerine çok rahmet dökülür. O halde şu zikri çok söyleyin.<br />
<br />
"Esteğfirullahe ve es'eluhu't-tevbe."<br />
<br />
<br />
"Allah'tan mağfiret ve tevbe diliyorum."<br />
<br />
Bu ayda 1000 defa bu zikir söylenir:<br />
<br />
Kim 100 kere bu zikri:<br />
<br />
''Esteğfirullahellezi la ilahe illa hu, vehdehu la şeriyke lehu ve etubu ileyh.”<br />
<br />
Der ve ardı sıra sadaka verirse, Allah onun sonunu rahmet ve mağfiretle hatmeder. Kim dört yüz defa söylerse Allah yüz şehidin sevabını kendisine verir.<br />
<br />
1000 kere bu zikri söylemek:<br />
<br />
لا اِلَـهَ إلاّ الله<br />
<br />
“la ilahe illallah”; “Allah’tan başka ilah yoktur”<br />
<br />
Kim Recep ayında yetmiş defa sabahleyin yetmiş defa da akşamleyin bu zikri:<br />
<br />
اَسْتَغْفِرُ اللهَ وَاَتُوبُ اِلَيْهِ<br />
<br />
Der ve Yetmişinci defanın ardı sıra yetmiş birinci de<br />
<br />
اَللّـهُمَّ اغْفِرْ لي وَتُبْ عَلَيَّ<br />
<br />
Derse, Allah’ın hoşnutluğunu kazanarak ölür ve recep ayının bereketiyle cehennem ateşine müptela olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Namaz</span></span><br />
<br />
<br />
Birinci namaz<br />
<br />
Recep ayında her akşam iki rekat namaz aşağıdaki şekilde kılınmalıdır.<br />
<br />
a) Her rekatta Fatiha suresinden sonra üç defa “Kafirun” ve bir defa “İhlas” suresi okunur.<br />
<br />
b) Namazdan sonra şu dua okunur:<br />
<br />
لا اله الاّ اللّه وحده لاشريك له، لهُ الملك و له الحمد، يحيى و يميت و هو حىّ لايموت بيده الخير و هو على كل شى‏ءٍ قدير و اليه المصير ولاحول ولا قوّة الاّ باللّه العلى العظيم. اللّهمّ صلّ على محمد النبىّ الاُمىّ و آله<br />
<br />
“La ilahe illallahu vehdehu la şeriyke lehu, lehul mulku velehul hamd, yuhyi ve yumiytu ve huve hayyun la yemutu biyedihil ğayru ve huve ale kulli şey’in kadir ve ileyhil mesir ve la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Allahumme salli ale muhhammedin nebiyyil ummiy ve alihi.”<br />
<br />
Daha sonra Allah Subhan’dan ne hacetin varsa istersin.<br />
<br />
<br />
İkinci namaz<br />
<br />
Seyyid İbni Tavus, Hz. Resulü Ekrem’den şöyle rivayet etmiştir: “Her kim Cuma günü öğle ve ikindi namazının arasında dört rekat namaz kılar ve her rekatta Fatiha suresinden sonra 7 defa ‘Ayetel Kürsü’, 5 defa “İhlas” suresini okursa ve sonra 10 defa<br />
<br />
«أَسْتَغْفِرُ اللهَ الَّذِى لا إِلَهَ إِلا هُوَ وَ أَسْأَلُهُ التَّوْبَةَ»<br />
<br />
“Esteğfirullahellezi la ilahe illa hu ve eseluhu’t tevbe” derse Hak Teâlâ onun için bu namazı kıldığı andan ölene kadar her gün bin hasene (iyilik) verir. Ve ona okuduğu her ayet için kızıl yakuttan bir şehir ve her söylediği her harf için beyaz inciden cennette bir saray verir ve onu hurilerle evlendirir ve ondan razı olur.<br />
<br />
Üçüncü namaz<br />
<br />
Hz. Resulullah efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: “Her kes Recep ayının gecelerinden birinde 10 rekat namaz kılar ve her rekatta Fatiha suresinden sonra 1 defa Kafirun 3 defa İhlas suresini okursa, Allah Teâlâ onun günahlarını bağışlar.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. İhlas Suresini Okumak</span></span><br />
<br />
Seyyid İbni Tavus, İkbal kitabına Hz. Resulü Ekrem efendimizden (s.a.a) ihlas suresini bu ay okumanın çok faziletli olduğunu nakletmiştir. Okunacak miktar ise 10 bin, bin veya yüz defa olmalıdır. Ayrıca her kim Cuma günü ihlas suresini 100 kere okursa kıyamet günü onun için nur olacağını ve onu cennete çekeceğini rivayet etmiştir.<br />
<br />
* Burada zikredilen tüm müstahap namazlar sabah namazı gibi ikişer rekatlı olarak kılınmalıdır.<br />
<br />
<br />
Receb-i Şerîf’in 13, 14 ve 15. Günlerinde Oruç Tutmanın Fazîleti<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) üç ayların ilki olan Receb-i Şerîf ayına vâsıl olduğunda şu şekilde duâ etmiş ve ashâbına da tavsiye buyurmuştur:<br />
<br />
“.اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَانَ”<br />
<br />
“Allahım! Receb’i ve Şa‘bân’ı bize mübârek kıl ve bizi Ramazân’a ulaştır.”<br />
<br />
Receb-i Şerîf ayı, ehli indinde “azatlılar ayı” olarak anılan afv-ü mağfiret ayıdır. Bu sebeple Receb-i Şerîf içerisinde istiğfârı artırmak ve tevbeye yönelmek daha bir önem kazanmaktadır.<br />
<br />
Receb-i Şerîf ayında oruç ibâdetinin de ayrı bir önemi söz konusudur. Oruç, dinimizin temel ibadetlerinden biri olmasının yanında, îmânî ve ahlâkî pek çok şey öğrendiğimiz bir mektep niteliğine sahiptir. Teslimiyet, itaat ve sabır, kulluk ve nefse hâkimiyet gibi birçok ulvî duygu oruç ibâdeti vesilesiyle kazanılır. “Oruç sabrın yarısıdır”[1] hadîs-i şerîfi ve sabrın ehemmiyetini beyân eden: “Sabır, îmanın yarısıdır”[2] rivâyeti, bu ibâdetin ehemmiyetinin açık beyânıdır. “…(Her amelin belirli bir karşılığı varsa da) ancak sabredenlere ecirleri hesapsız olarak tastamam ödenecektir.”[3] âyet-i kerîmesi de sabra karşılık mükâfatın ne derece büyük olacağının ifadesidir.<br />
<br />
Sabrı öğretmenin yanında, insanı kötülüklerden alıkoyan, gıybet ve yalandan koruyan, ahlâkı güzelleştiren ve şehveti teskin eden, yardım duygularını geliştiren ve nimetlerin farkında olma şuurunu aşılayan oruç ibadeti, kabir azabından koruyucu bir kalkan ve âhirette şefaat edici şefkatli bir dosttur.<br />
Pazartesi ve Perşembe Günlerinde Oruç<br />
<br />
Haftanın Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruç tutmak sünnettir. Receb-i Şerîf, haram aylardan olunduğundan bu ay içerisinde yer alan Pazartesi ve Perşembe günlerinde tutulacak oruçların mükâfatı daha yüksek olacaktır. Bununla beraber, Receb-i Şerîf’in Perşembe, Cuma ve Cumartesi günlerini oruçlu geçirmenin de hususî bir fazîleti söz konusudur.<br />
<br />
‘Eyyâm-ı Bîyz’ olarak ifade edilen her (hicrî) ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerini oruçlu geçirmek müstehâb kabul edilmiş ve fazîleti hakkında şöyle nakledilmiştir: “Herhangi bir aydan) on üç, on dört ve on beşinci günler olan eyyâm-ı bîydi oruçlu geçirene, Allâh-u Te‘âlâ, birinci gününde on bin sene, ikinci gününde yüz bin sene, üçüncü gününde ise üç yüz bin senelik ecir verir.”<br />
<br />
Bu fazîletlere ve Receb-i Şerîf’in haram ay özelliğine bağlı olarak, bu mübârek ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerine tevafuk eden günleri oruçlu geçirmek de ayrı bir hususiyet kazanmaktadır. Nitekim Hazreti Ali (Radıyallâhu Anh) kanalıyla geldiği belirtilen bir rivayette şu mükâfat beyân edilmiştir: “Recebin on üçüncü gününün orucu, üç bin sene orucu gibidir. On dördünün orucu, on bin sene gibidir. On beşinci günü ise on üç bin seneye denktir.”<br />
Receb-i Şerîf’in Orta (On Beşinci) Günü<br />
<br />
Fazîletli amellere dair haberlerin derç edildiği kitaplarımızda Receb-i Şerîf’in ortası, yani on beşinci gününe ait hususî fazîletlerden de bahsedilmiştir. Bu günde tutulacak orucun otuz senelik oruca denk olacağı, kabir azabını engelleyeceği ve cennete girmeye vesile olacağı müjdelenmiştir. Bu günü zikirle ve tasadduk yoluyla ihyâ edenin kalbinin nurlanacağı belirtilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar</span></span><br />
<br />
[1] İbn Mâce, Sıyam:44.<br />
[2] Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ.<br />
[3] Zümer Sûresi:10.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Receb Ayında Neler Yapılır?</span></span><br />
<br />
Receb ayında ne oldu? Receb ayında neler yapmalıyız? Receb ayının önemi ve fazileti.<br />
<br />
Mübarek Üç Aylar’ın başlangıcı ve ilki olan Receb ayının fazileti oldukça büyüktür.<br />
<br />
“…Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)<br />
<br />
Bizlere şu fânî ömrümüzde bir kez daha Üç Aylar’a erişebilmeyi nasîp eden sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Cenâb-ı Hakk’a nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz; “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak Üç Aylar’ın bizler için ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu ifade buyurmuşlardır.<br />
<br />
Peygamberler dışında her insan hata yapar, günah işler. Kişiye düşen görev, düştüğü yanlıştan yüz çevirerek Hakk’a ilticâ etmek ve pişmanlığını îtiraf ederek dil, kalp ve beden ile bu yanlışını temizlemeye çalışmaktır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hakikati şöyle ifade buyururlar:<br />
<br />
“Her insan hata eder. (…) Hata edenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49)<br />
<br />
Hata etmemek, hatasız kul olmak mümkün değil. Rabbimiz de bize bu hatalarımızdan temizlenme kapısı olan “tevbe”yi, ölüm ânına kadar açık bırakmış. Fakat tevbeyi erteleyip durmak doğru değil!.. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.<br />
<br />
Akıllı insan, her vakti ganimet bilerek pişmanlık içinde tevbeye yapışır. Geçmişini temizlemek için fırsatları kollar. Gecikmeden, geciktirmeden, hataların peşi sıra hemen tevbe eder. Mü’minin hâli, hatayı müteâkip hemen tevbe etmek faziletiyle, azgın günahkâr ve kâfirlerden ayrılır. Çünkü günâhı kanıksamış olan bu kimseler, îman ve tevbe etmeyi habire erteler dururlar. Karşılarına ölüm meleği geldiği zaman da çaresiz ve günahlar içinde âhirete göçerler.<br />
<br />
Allah Teâlâ, makbul tevbe ile reddedilecek tevbeyi şöyle haber vermektedir:<br />
<br />
“Allâh’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.<br />
<br />
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim.» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) bir tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (en-Nisâ, 17-18)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEB AYINDA OKUNACAK DUA</span></span><br />
<br />
Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ ederlerdi. (İbn Hanbel, I, 259)<br />
<br />
Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün biner adet kelime-i tevhid okumalıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEVBELERİN KABUL EDİLDİĞİ GECE</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak, ölüm gelip çatmadan evvel tevbe edenleri, kapısından eli boş çevirmeyeceğini, Peygamber Efendimizin lisânından, şu hadîs-i kudsî ile bizlere haber veriyor:<br />
<br />
“Kim bir hayır işlerse, ona bunun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da bunun karşılığı vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla, dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım.” (Müslim, Zikir, 22)<br />
<br />
Tevbe etmenin genel olarak belli bir vakti olmamakla birlikte, mübarek gün ve gecelerde, seher vakitlerinde ve namaz arkalarında yapılan tevbelerin kabul edilme umudu, diğer vakitlere göre daha yüksektir.<br />
<br />
Hem mübarek Üç Aylar’ın ilki, hem de dört haram aydan (Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem) bir tanesi olan Receb-i Şerîf ise tevbe ve istiğfar ayıdır. Çünkü bu aylarda dil ve gönüller temizlenerek Ramazan-ı Şerîf’in bereket ve feyizlerine hazırlanır.<br />
<br />
“Receb ayında istiğfarı çoğaltın!” buyuran Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz, Receb’in hilali gözüktüğünde ashâbına şöyle seslenirdi:<br />
<br />
“Tevbe ayının hilâli gözüktü; Allah Teâlâ’ya bu ayda ilticâ eden, bu ayda O’ndan af isteyenlere müjdeler olsun.”<br />
<br />
Şöyle buyrulur: Receb ayının her saatinde cehennemden azatlılar vardır. Bu ayda çokça tevbe ve istiğfarla meşgul olunmak sûretiyle, kişinin o saatlerden birine denk gelmesi ve cehennemden âzad olunması umulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEB AYININ GÜZELLİKLERİ</span></span><br />
<br />
Receb ayı, içerisinde türlü güzellikleri saklayan bir aydır. Bu güzelliklerden bir tanesi de Receb’in ilk cuma gecesi olan, kelime mânâsıyla “rağbet olunan, bol ihsan ve değerli hediyeler” demek olan “Regâib” gecesidir.<br />
<br />
Buyrulur:<br />
<br />
“Beş gece vardır ki o gecelerde yapılan duâlar geri çevrilmez:<br />
<br />
    Receb’in ilk cuma gecesi (Regâib gecesi)<br />
    Şâban’ın on beşinci gecesi (Berât gecesi)<br />
    Perşembeyi cumaya bağlayan gece (Cuma gecesi)<br />
    Ramazan Bayramı gecesi<br />
    Kurban Bayramı gecesi.” (İslâm İlmihali, A. Fikri Yavuz, sh: 529)<br />
<br />
Regâib gecesini bir fırsat bilerek çokça tevbe ve istiğfar etmeli, bu gecenin sayısız bereketinden taat ve ibadetlerimizle dünya ve âhiret hayatımız için büyük kazançlar elde etmeye çalışmalıyız.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RECEB AYININ ÖNEMİ</span></span><br />
<br />
Receb ayının ilk cuma gecesine Regâib gecesi denir. Bazı âlimlerin açıklamasına göre, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla, Yüce Allâh’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu Regâib gecesinde, ana rahmine düşmüş olduğuna dâir olan bir rivâyet uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Hazret-i Peygamberimizin doğumu arasındaki zaman, bu hesaba aykırı düşmektedir. Ancak Hazret-i Âmine’nin, Peygamber Efendimiz’e hâmile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir. Sebep ne olursa olsun, bu gece pek mübârek bir gecedir.<br />
<br />
Zaten Regâib; istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsân, ikrâm ve nefis şeyler demektir. “Râğibe” kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâbı çok büyüktür.<br />
<br />
Bu geceyi hakkıyla idrak edebilmek için Receb ayının ilk perşembe gününü oruçlu geçirmek, gecesinde de akşamla yatsı arasında iki rekâtta bir selâm verecek şekilde on iki rekât namaz kılmak, Allah Resûlü tarafından tavsiye edilmiştir. (Bkz: Yusuf Demireşik, Aylar Üç Aylar Mübarek Gün ve Geceler, Sultantepe Yayınları, sh:164-168)<br />
<br />
Allâh’ım! Bizlere bu mübârek tevbe ayından affolarak çıkmayı nasîb eyle. Allâh’ım! Receb ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Âmin.<br />
<br />
<br />
İşte bu mevsimlerden biri de içlerinde fazileti naslarla belirlenmiş olan ve örfümüzde “üç aylar” diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan aylardır. Allahu Teâlâ’dan bu ayları İslam ümmetine hayır, özellikle sıkıntılarını çektiğimiz meşhur hastalıktan ve sair belalardan kurtuluş vesilesi kılmasını niyaz ederiz.<br />
<br />
‏بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
‏الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وأصحابه<br />
<br />
Hikmetinden, takdirinden ve fiillerinden sual olmayan Allah’u Teala ne yücedir. En güzel isim ve sıfatlar O’nundur. Her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.<br />
<br />
Bilmiş olalım ki kâinatın hepsi Allah’u Taala’nın mülküdür, yaratmasının eseridir. Zaman, mekân, kişi vb. O’nun mülkü, varlığının delili, kudretinin tezahürüdür. Allah’u Teala buyuruyor ki: “Gece, gündüz, güneş ve ay hep O’nun ayetlerindendir. Siz güneşe, aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin” Fussilet 37<br />
<br />
Kâinatı yoktan var eden Allah’u Teala’nın hikmetinin eseri olarak bazı zamanları diğer zamanlara, bazı mekanları diğer mekanlara, bazı kişileri diğer kişilere üstün tutmuştur. Binaenaleyh o zamanlardaki yahut o mekanlardaki ibadetleri başka zaman yahut mekanlardaki ibadetlerden faziletli kılmıştır.<br />
<br />
Bunun hikmetini beyan sadedinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphe yok ki Rabbinizin, akan zaman içinde ihsan ettiği fırsatları vardır. Bu fırsatları yakalamaya çalışın. Ola ki o fırsatlardan biri sizi yakalar da ondan sonra bir daha asla bedbaht olmazsınız.” Hadisi Taberani Muhammed b. Mesleme’den rivayet etmiştir. Âlimler der ki: “Sair zamanlarında nefsine uyarak Allah’a layıkıyla kul olmaktan uzaklaşan kişi, bugün ve zamanlarda Allah’ın rahmetinin, mağfiretinin daha yakın olduğunu bilince kalbinde Allah’a dönüş için bir azim meydana gelir. Bu da onun kurtuluşuna vesile olacak amellere başlayıp sarılmasına sebep olur.”<br />
<br />
İşte bu mevsimlerden biri de içlerinde fazileti naslarla belirlenmiş olan ve örfümüzde “üç aylar” diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan aylardır. Allah’u Teâlâ’dan bu ayları İslam ümmetine hayır, özellikle sıkıntılarını çektiğimiz meşhur hastalıktan ve sair belalardan kurtuluş vesilesi kılmasını niyaz ederiz.<br />
<br />
Gönül isterdi ki bu şekildeki mevsimler hakkında farklı bakış açıları bulunsa da İslam aleminde, müslümanlar arasında tartışmanın, bidatle ve sünnete muhalefetle ithamın sebebi olmasın. Mesele daha çok İslam alimlerinin “fazilet vesilesi ameller” diye ifade ettikleri ameller kapsamında değerlendirilsin. Lakin temenni bu olsa da vakıamız bu değildir. Biz de bu çerçevede farklı görüşü olanlara bir cevap şeklinde değil de yazımıza, sözümüze -ehil olmasak da- değer veren kardeşlerimize hatırlatma ve nasihat kabilinden birtakım hususları dile getirmek istedik:<br />
<br />
Bu çerçevede deriz ki:<br />
<br />
Enes bin Malik’ten rivayet edildiğine göre şöyle dedi: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Receb ayı girdiğinde şöyle derdi: “Allah’ım Recep ve Şaban aylarında bizim için bereketli kıl, bizi Ramazan’a eriştir.” Hadis, Müsned’de, İmam Beyhâki Şuab’ul-İman’da, Heysemi Mecma’uz-Zevaid’inde rivayet edilmiş ve senedindeki zayıf bir raviden dolayı zayıf kabul edilmiştir.<br />
<br />
Üsame b. Zeyd’den de rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Dedim ki: Ey Allah’ın Resulü Şaban ayında oruç tuttuğun kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu görmedim? Buyurdu ki: “Bu (Şaban ayı), Recep ile Ramazan arasında kalan insanların da ihmal ettiği bir aydır. Ayrıca bu Amellerin âlemlerin Rabbine arz edildiği bir aydır. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini istiyorum.” Hadisi İmam Nesai ve İmam Ahmed rivayet etmiştir. Senedinin de hasen olduğu belirtilmiştir.<br />
<br />
Bazı âlimler hadiste geçen “bu, Recep ile Ramazan arasında kalan insanların da ihmal ettiği bir aydır” ifadesinden yola çıkarak Recep ayının faziletine, zikredilen oruç ibadetinden dolayı da Recep ayının orucuna işaret edildiğini beyan etmişler ve bu ayda oruç tutmanın müstehab olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca hadis Şaban ayının faziletli bir ay olduğunu, Rasulullah’ın bu ayda çok oruç tuttuğunu belirtmiştir.<br />
<br />
Müminlerin annesi Hazreti Aişe (r.ah)’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: “Rasulullah’ın Ramazan ayı dışında hiç bir ayı baştan sona oruçlu olarak geçirdiğini görmedim. Şaban ayında oruç tuttuğu kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu da görmedim.” Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.<br />
<br />
Denilebilir ki: Hadiste görüldüğü gibi Rasulullah, Ramazan ayı dışında hiçbir ayı baştan sona tutmamıştır. Ancak günümüzde üç ayların hepsini oruçla geçiren insanlar vardır. Deriz ki: Fıkıh usulü ilminde kabul edilen kaideye göre, “mutlak terk (yani herhangi bir fiili işlememek)” o fiilin nehiy edildiği anlamına gelmez. Evet Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den tek başına Receb ayını baştan sona oruçla geçirmenin nehiy edildiği varid olmuştur. Hadisi İbni Mâce rivayet etmiştir, ancak hadis zayıftır. Ayrıca Receb ayı ile başka bir ayı yahut İmam Ahmed’in dediği şekilde aydan bir veya iki günü bırakarak tuttuğu zaman bu nehyin dışında kalmış olur.<br />
<br />
Ayrıca Receb ayı haram aylardandır. Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu ayların sayısı, Allah katında on iki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında bunlardan dördü haram olanlardır. İşte bu en payidar, en doğru dindir. Onun için bilhassa bu aylarda nefislerimize zulmetmeyin.” Tevbe Suresi 36<br />
<br />
Ayet-i kerimenin tefsiri ile alakalı olarak Katade şöyle der: “Allah mahlukatından bir kısmını seçmiştir. Meleklerden elçiler, insanlardan Resuller seçmiştir. Sözlerden, kelâmdan “zikr”ini seçmiştir, yeryüzünden mescitleri seçmiştir. Aylardan Ramazan ve haram ayları seçmiştir. Günlerden cuma gününü, gecelerden Kadir gecesini seçmiştir. Binaenaleyh Allah’ın tanzim ettiğini siz de tazim edin. Zira fehim (anlayış,) akıl ehlinin nezdinde işler, Allah’ın tazim etmesi ile tazim kazanır.” Ayrıca şöyle der: “Haram aylarda zülüm diğer aylarda işlenen zulümden daha büyük bir günahtır...” Bu izah da haram aylardan biri olan Receb ayının tazim edilmesi gerektiğini gösterir.<br />
<br />
Dua ile ilgili olarak da Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Beş gece vardır ki bu gecelerde edilen dua geri çevrilmez cuma gecesi, Recep ayinin ilk gecesi, Şaban ayinin on beşinci gecesi, bayram (Ramazan) gecesi ve Kurban gecesi.” İmam Beyhâki Şuab’ul- İman’da rivayet etmiştir.<br />
<br />
İmam Şafii de şöyle demiştir: “Bize ulaşan haberlerde şöyle denildi: Şüphesiz dua şu beş gecede icabete mazhar olur. Cuma gecesi, kurban gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının ilk gecesi.” El-Umm 1/264<br />
<br />
Aktarmış olduğumuz bu hususlara Şaban ayının on beşinci gecesi ile ilgili varid olan faziletleri eklediğimizde bu ayların gerçekten kıymeti bilinmesi gereken ve nafile ibadetlere daha fazla yönelmenin faziletli aylar olduğu neticesine ulaşırız.<br />
<br />
Diğer taraftan bu aylarda yapılacak ibadetler; nafile namaz, nafile oruç, dua, sadaka vb. gibi ibadetleri teşvik ve emreden genel emirler kapsamında da yer almaktadır. Kaldı ki bu genel emirlere ek olarak haklarında özel rivayetler de mevcuttur…<br />
<br />
“Hususi bir namaz, hususi bir dua; yani şu gece şu kadar namaz kılan şöyle şöyle sevaba nail olur” meselesine gelince bu konuda sabit bir nass yoktur. Ancak bu husus o gün yahut gecelerde nafile ibadet edilemeyeceği manasına gelmez. Bilakis her türlü namaz kılınabilir, dua edilebilir, oruç tutulabilir. Nitekim fıkıh usulü ilminde belirtilen kaide şöyle der: “Mutlak emir (yani herhangi bir kayda bağlanmamış olan emir sigası) dört hususu; zamanları, mekanları, halleri ve kişileri şamildir, kuşatır.” Dolayısıyla “namaz kıl, oruç tut, kuran oku, sadaka ver, dua et vb.” denildiğinde, özel bir delil ile tahsis edilen dışında “her zamanda, her mekânda, her hal üzere ve her kişi” tarafından yapılabileceğini ifade eder. Daha iyi izah için, “Kur’an oku” emrini örnek alacak olursak bu emir, her zamanda, her mekânda, her hal üzere kuran okunabileceğini ifade eder. Fakat varid olan hususi delilden dolayı mekân olarak tuvalet vb. yerde, hal olarak cünüp yahut hayızlı iken Kur’an okunmaz. Binaenaleyh bu ayların günleri yahut geceleri hakkında bu ibadetlerin yapılmasına engel teşkil edecek herhangi bir sarih, sahih nas yoktur. Dolayısıyla bu aylar ve bu ayların gün ve geceleri o genel ifadelerin kapsamında yer alır.<br />
<br />
Recep ayının ilk Cuma gecesine yani Regaip diye ifade edilen geceye gelince bu hususta aktarılan “özel namaz” sahih bir rivayete dayanmaz. Ancak Cuma gecesi olması yönünden ve mutlak nafile niyetiyle namaz kılınmasında herhangi bir mahzur yoktur. Bu konuda büyük âlimlerimizden İzz b. Abdüsselam ile İbnu’s-Salah arasında bu konuda (yani Regaip gecesi kutlaması hakkında) bir münazara cereyan etmiş, arada olan âlimler böyle bir gecenin bulunmadığını savunan İzz b. Abdüsselâm’ı haklı bulmuşlardır. Ancak bu meseleye bağlı olarak şuna dikkat çekmek isteriz. Muteber âlimlerin ihtilaf ettiği bir konuda bizim tercih etmediğimiz görüşü benimseyen âlimleri bidat ile, münker olmakla itham ihtilaf usulüne aykırıdır. Zira o görüşte İslam âlimler arasında muteber bir yeri olan İbnu’s-salah (rh.a.) tarafından savunulmuştur. Aynı tavrın günümüzde varid olan bu görüşlere dayanarak Regaip gecesi veya kandilini kutlamak isteyenlere gösterilmesi gerekir. Bidat yahut münker amelle tavsif edilmesi ağır bir ithamdır.<br />
<br />
Belki değinilmesi gereken şu husus kalmıştır. “Peki biz, şimdiye kadar bu tür nafilelerin, kutlamaların bidat, münker ameller olduğunu söylemiştik. Şimdi nasıl başka bir şey söyleyelim.” Buna cevap ise şudur: Evvela şu an yaşadığımız afetin temel sebebi bizimle naslar arasındaki alimleri kaldırmamız, her birimizin müçtehitmişiz gibi eline geçen hadisten hüküm çıkarmaya çalışmamızdır. Dolayısıyla tekrar müçtehit imamlarımıza ve onların izinden giden âlimlere dönmemiz gerekir. İkinci olarak, eğer bu sözleri bir alimin içtihadına dayanarak söylemiş isek, mesuliyet o alimin boynundadır. Önemli olan o alimin muteber ulemadan biri olmasıdır. Yok eğer kendi görüşümüz yahut kendi verdiği kanaati dinin esası, farklı görüşü ise münker bir bidat gören birinden almışsak bu durumda Hazreti Ömer (r.a.)’ın Ebu Musa El-Eş’ari’ye tavsiyesine uymak en isabetli yol olacaktır. Hazreti Ömer (r.a.) gönderdiği mektupta şunu söyler:<br />
<br />
“…Dün hükme bağlanmış olduğun, bugün ise tekrar gözden geçirdiğin ve neticesinde doğrusuna yol bulduğun kararın, doğruya, hak olana dönmene mâni olmasın. Zira hak kadimdir (öncedir) hiçbir şey onu iptal etmez (batıl kılmaz). Hakka dönmek ise batıl üzere devam etmekten hayırlıdır.”<br />
<br />
Şunu da unutmayalım: İmam Şafii (rh.a) Irak’a gidip Mısır’a dönüşünden sonra yeni mezhebini tesis etmiş ve eski görüşlerinin aktarılmasına müsaade etmemiştir.<br />
<br />
Abdurrahman b. Semüre (r.a.)’dan rivayet edilen hadiste de Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Herhangi bir konuda yemin edersen sonra başkasının yemin ettiği şeyin değilde başka durumun ondan daha hayırlı olduğunu görürsen hayırlı olanı yap yeminin de kefaretini yerine getir.” Muttefekun aleyh<br />
<br />
Bu konuda yazacaklarımız bunlardır. Doğru ve hayır, Allah’ın muvaffakiyeti ve ihsanı, yanlış ise bizden, kasır olan akıl ve ilmimizdendir.<br />
<br />
Allah’u Teala ihsan ettiği ömrün her anının kıymetini bilen ve Allah’ın rızâsına nail olmaya sarf eden kullarından eylesin. Recep ve Şaban aylarını ibadat-ı taat ile bereketli kılsın bizleri Ramazan’a kavuştursun.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Recep Ayının Fazileti Hakkında Kırk Hadis</span></span><br />
<br />
    İçinde bulunduğumuz Mübarek Recep ayı hakkında masumlardan hadisler.<br />
<br />
Recep Ayı, yüce Allah’a kulluk ve ibadet aydır. Bu ay daha fazla ve daha iyi ibadet etmek için çok güzel bir fırsattır. Bu ay çok faziletli bir aydır. İnsan, bu ayın manevi atmosferinden yararlanarak Allah’a yakınlaşmak için bu ayın benzersiz fırsatlarından yararlanabilir. Recep Ayı tövbe ve Allah’a dönüş ayıdır. Allah’a yalvarış, yakarış, zikir ve dua ayıdır. İnşallah bu aydan gereği kadar yararlanmak ümidiyle.<br />
<br />
<br />
<br />
1-İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Recep, Allah’ın büyük ayıdır. Hiçbir ay hürmet ve fazilette bu aya ulaşamaz. Bu ayda kâfirlerle savaş haramdır. Şunu bilin ki Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır. Kim recep Ayının bir gününü oruç tutarsa, Allah’ın rızasını kazanmış olur. Allah’ın gazabı ondan uzaklaşır ve cehennem kapılarından birisi onun yüzüne kapanır.” (Bazı rivayetlerde de bu ay Hz. Ali’nin (a.s) ayı olduğu geçer)<br />
<br />
<br />
<br />
2-İmam Musa Kazım’dan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Kim Recep’ten bir gün oruç tutarsa, cehennem ateşi bir yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur.”<br />
<br />
<br />
<br />
3-İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadiste İmam (a.s) Resul-i Ekrem’den (s.a.v) şöyle rivayet etmiştir:<br />
<br />
<br />
<br />
“Recep benim ümmetim için mağfiret dileme ayıdır. Bu ayda istiğfar edin zira Hak Teâlâ, çok bağışlayan ve rahimdir. Recep ayına “Asabb” (dökülen) denir; zira bu ayda benim ümmetimin üzerine çok rahmet dökülür. O halde şu zikri çok söyleyin: ‘Esteğfirullahe ve es’eluhu’t-tevbe.’ (Allah’tan mağfiret ve tövbe diliyorum)”<br />
<br />
<br />
<br />
4-Bir rivayette şöyle zikredilir: “Her aydan Eyyam’ul-Biz’de (Beyaz günler, yani her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde) oruç tutmak, dereceleri yüceltir ve sevapları büyütür.”<br />
<br />
<br />
<br />
5-Kutsi bir hadiste şöyle geçer: “Recep Ayını kendimle kullarım arasında bir ip olarak kılmışımdır. Her kim o ipe sarılırsa bana ulaşabilir.”<br />
<br />
<br />
<br />
6-Kutsi bir hadiste yine şöyle geçer: “Recep Ayı benim ayımdır. Kul benim kulumdur. Rahmette kendi rahmetimdir. Her kim bu ayda beni isterse ve benden dua talep ederse onun duasına icabet ederim. “<br />
<br />
<br />
<br />
7- İslam Peygamberi (s.a) şöyle buyurmuştur: “Cennete öyle bir saray vardır ki, oraya sadece “Recep” Ayında oruç tutanlar gireceklerdir.”<br />
<br />
<br />
<br />
8-İmamı Musa Kazım (a.s) buyurmuştur: “Recep Allah’ın büyük ayıdır. Bu ayda işlenen hatırlı amellerin karşılığı iki kat olacaktır ve günahlardan pak olacaktır.”<br />
<br />
<br />
<br />
9- İmamı Musa Kazım (a.s) buyurmuştur: “Recep, cennette sütten beyaz ve baldan daha tatlı bir nehrin adıdır. Ondan sadece o ayda oruç tutanlar kana kana içeceklerdir.”<br />
<br />
<br />
<br />
10- İslam Peygamberi (s.a) şöyle buyurmuştur: “Hak Teâlâ aylar içinde Recep Şaban ve Ramazan Ayını seçmiştir.”<br />
<br />
<br />
<br />
11- Rivayetlerde şöyle zikredilir: “Recep büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat artırır. Recep Ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, ‘Geçmiş günahların af oldu’ der. Recep Ayında Allah Nuh’u (aleyhisselam) gemiye bindirdi ve o da, Recep ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.”<br />
<br />
<br />
<br />
12- Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Recep Ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır. ”<br />
<br />
<br />
<br />
13- Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Bu ayda yarım hurmayla da olsa (sadece bu miktara güç yetirenler için) sadaka vermek; bunu yapan kimsenin cesedini, Allah cehennem ateşini haram kılar.”<br />
<br />
<br />
<br />
14- Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) dualarında şöyle demiştir: “Allah’ım! Recep’i ve Şaban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” buyururlardı.”<br />
<br />
<br />
<br />
15- İmam Musa Kazım’dan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Kim Recep’ten bir gün oruç tutarsa, cehennem ateşi bir yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur.”<br />
<br />
<br />
<br />
16- Kısaca “Recep Ayının” orucuyla ilgili çok fazilet ve sevap nakledilmiştir. (Bazı mazeretlerden dolayı) Recep Ayının orucunu tutamayan birisi, her gün yüz defa şu zikri söylerse recep ayının orucunun sevabını (kısmen de olsa) idrak etmiş olur: “Subhan’el-İlah’il-celîl. Subhane men la yenbeğî’t-tesbîhu illa leh. Subhan’el-eazz’il-ekrem. Subhane men lebise’l-izze ve huve lehu ehl.”<br />
<br />
<br />
<br />
17- Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Recep Ayının gecelerinden birinde on rekat namaz kılarak, her rekatta bir defa Fatiha, bir defa Kafirun ve üç defa İhlas Suresi’ni okursa, Allah yaptığı günahları bağışlar.<br />
<br />
<br />
<br />
18- Resulullah şöyle buyurdu: “Kim Recep Ayını idrak edipte onun evvelinde, ortasında ve sonunda gusül ederse, anasından yeni doğmuş gibi günahlarından temizlenir.”<br />
<br />
<br />
<br />
19- İmam Ali Rıza (a.s.), ceddi Hz. Ali (a.s.) için şöyle söyler: “Ceddim üç gece var ki o gecelerde hiç uyumaz sabaha kadar ibadet ederdi. Bunlar: Ramazan ayının 23. Gecesi, yine Ramazan ayının son gecesi olan iftar gecesi ve Şaban ayının 14 ünü 15 ine bağlayan gecelerdir. Hz. Resulullah’ın (s.a.a.) bu gece hakkında şöyle hadisi vardır: ‘Kim ki bu geceyi tam bir inanç ve temiz yürekle ibadetle, duayla ve istiğfarla geçirirse, Allah (c.c.) dualarını kabul eder.’”<br />
<br />
<br />
<br />
20- Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurmuştur: “Recep Ayındaki ilk cuma gecesinden gaflet etmeyin. Hiç şüphesiz o geceye melekler ‘Ragâib Gecesi’ derler. Zira gecenin üçte birisi geçtiğinde, göklerde ve yerde bulunan bütün melekler Kâbe ve etrafına toplanırlar. Allah-u Teâlâ onlara hitap ederek şöyle buyurur: ‘Ey benim meleklerim, istediğiniz şeyi benden dileyin.’ Onlar da şöyle arz ederler: ‘Ey Rabbimiz, bizim isteğimiz Recep Ayının oruçlularını bağışlamandır.’ Allah Tebâreke ve Teâlâ da ‘Kabul ettim’ diye cevap verir.”<br />
<br />
<br />
<br />
21- Bir hadis-i şerifte şöyle zikredilmiştir: “Kim Recep Ayında yetmiş defa sabahleyin, yetmiş defa da akşamleyin ‘Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.’ diyerek Allah’tan mağfiret diler, yetmişinci defanın ardından ellerini kaldırarak ‘Allah’ım bağışla beni ve tövbemi kabul eyle.’ diye yalvarır, Recep Ayında ölürse, Allah’ın hoşnutluğunu kazanarak ölür ve Recep Ayının bereketiyle cehennem ateşine müptela olmaz.”<br />
<br />
<br />
<br />
22-Bir hadisi şerifte şöyle zikredilir: “İslam Peygamberi (s.a.a) Recep Ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz onu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz onu hiç oruç tutmayacak zannederdik.”<br />
<br />
<br />
<br />
23- Peygamber efendimiz rivayette şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah gökyüzünün yedinci tabakasın da “Daî” isminde bir melek görevlendirmiştir. Recep Ayı gelip çattığında bu melek akşamdan sabaha kadar şöyle nida eder: ‘Ne mutlu! Zikir ve itaat edenlere.’ Yüce Allah buyuruyor ki ‘Benimle oturmak isteyen ile otururum, bana itaat edene itaat ederim, benden af dileyeni bağışlarım. Bu ay benim ayımdır ve kul benim kulumdur. Rahmet benim rahmetimdir. Bu ayda kim beni çağırırsa icabet ederim. Kim benden hidayet olmayı dilerse, hidayet ederim. Bu ay kulum ile kendi aramda iptir. Kim bu ipe tutunursa bana ulaşacaktır.’”<br />
<br />
<br />
<br />
24-İmamı  Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kıyamette şu şekilde nida edilecektir; ‘Recepliler nerededirler?’ Sonra bir grup heybetli bir şekilde ayağa kalkacaktırlar ki onların özellikleri rivayette zikredilmiştir. Bu grup Recep Ayında en azından bir gün dahi olsa oruç tutan kimselerdir.”<br />
<br />
<br />
<br />
25-Bu ayda tekit edilen ve oruç tutulması  istenen üç günü şunlardır: İlk üç gün, on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci günler (Biset Bayramı), Recep Ayının son üç günü.<br />
<br />
<br />
<br />
26-İbn-i Babeveyh, Salim’den şöyle rivayet etmiştir: “Ben Recep Ayının sonuna bir kaç gün kala İmam Sadık’ın (a.s) yanına gitmiştim. Beni görür-görmez şöyle buyurdu: ‘Ey Salim! Bu ayda hiç oruç tuttun mu?’ ‘Hayır vallahi’ dedim ‘Ey Resulullah’ın oğlu!’ İmam (a.s) şöyle buyurdu: ‘O kadar sevap kaybetmişsin ki miktarını ancak Allah (c.c) bilir. Bu, Allah’ın üstün kıldığı ve hürmetini yücelttiği bir aydır. Bu ayda oruç tutanları kendi ikram ve değerlendirmesine mazhar kılmayı kendisine farz kılmıştır.’ Salim diyor ki: ‘Ey Resulullah’ın oğlu, eğer bu ayın kalan günlerini oruç tutarsam, bu ayda oruç tutanların sevabının bir kısmını elde etmiş olabilir miyim?’ diye sorduğumda şöyle buyurdu: ‘Ey Salim! Kim bu ayın sonundan bir gün oruç tutarsa, ölüm anındaki can çekişme ve rahatsızlıklardan, ölüm sonrasının dehşetinden ve kabir azabından kurtulur. Kim bu ayın sonundan iki gün oruç tutarsa, Sırat’tan kolaylıkla geçer ve kim bu ayın sonundan üç gün oruç tutarsa, kıyamet gününün büyük korkusu, dehşet ve zorluklarından kurtulur ve kendisine cehennem ateşinden kurtuluş beratı verilir.’”<br />
<br />
<br />
<br />
27-Rivayetlerde şöyle geçer: “’Kim İhlâs Suresi’ni Recep Ayının cuma günü okursa, bu, kıyamet günü onu cennete cezb edecek bir nur olur.”<br />
<br />
<br />
<br />
28-İmam Rıza (a.s),Resulullah (s.a.v)’ın şöyle dediğini rivayet ediyor: “Recep, Allah’ın ayıdır. Bu ayda Allah’ın rahmeti kullarının üzerine dökülür. Şaban ayında, tüm iyilikler paylaşılır ve dağıtılır. Ramazan Ayının ilk gecesinden itibaren şeytan bağlanmıştır. Allah, bu ayın her gecesinde 70 bin kişiyi bağışlar. Kadir gecesinde ise; Recep ve Şaban Ayının ölçüsünde; din kardeşiyle düşmanlık ve buğz eden kişiler hariç, tüm kullarını bağışlar.”<br />
<br />
<br />
<br />
29-İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu: “’Recep ve Şaban ayının 15′inde. Bu gecede, önce gusül edilmeli. Daha sonra Ümm-ü Davud duası okunmalı. Bu ameli (duayı) yapmak istediği zaman; bu ayların 13,14 ve 15.günlerinde oruç tutulmalıdır. 15.günün öğle vakti olduğu zaman gusleder, güneş eğildiği vakit ise öğle ve ikindi namazlarını teveccühle huzu ve huşu içinde kâmil bir şekilde kılar. Namazı kılarken sakin bir yerde kılması daha uygundur. Namaz bittikten sonra kıbleye doğru dönerek, yüz defa Fatiha, yüz defa İhlas, on defa Ayete’l Kürsi’yi okur. Daha sonra da Enam, İsra, Kehf, Lokman, Yasin, Saffat, Fussilet, Şura, Duhan, Fetih, Vakıa, Mülk, Kalem, İnşikak ve İnşirah Suresi’nden sonra gelen tüm sureleri sonuna kadar okur.”<br />
<br />
<br />
<br />
30-Bu ayda oruç tutamayanlar için zikir: Kısaca Recep Ayının orucuyla ilgili çok fazilet ve sevap nakledilmiştir. (Bazı mazeretlerden dolayı) Recep Ayının orucunu tutamayan birisi, her gün yüz defa şu zikri söylerse recep ayının orucunun sevabını (kısmen de olsa) idrak etmiş olur: ‘Subhan’el-İlah’il-celîl. Subhane men la yenbeğî’t-tesbîhu illa leh. Subhan’el-eazz’il-ekrem. Subhane men lebise’l-izze ve huve lehu ehl.’ Anlamı: Münezzehtir yüce İlâh. Münezzehtir kendisinden başkasına tessbih ve takdis yakışmayan. Münezzehtir en büyük izzet ve kerem sahibi. Münezzehtir layık olduğu halde izzet libasını giyen. -Allah-<br />
<br />
<br />
<br />
31- İmamı Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Recep Ayının ilk gününde İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret ederse Allah-u Teâlâ onu affederek bağışlayacaktır. Bu ziyaret uzaktan da kabul olur inşallah.”<br />
<br />
<br />
<br />
32-Bir Hadisi Şerif’te şöyle geçer: “Recep, Allahü Teâlâ’nın Ayıdır. Recep Ayına ikram edene, saygı gösterene, Allah-u Teâlâ, dünyada ve ahirette ikram eder.<br />
<br />
<br />
<br />
33- Şeyh Saduk Hz. Sadık (a.s)’dan şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Kim Recep Ayının sonuncu gününü oruç tutarsa, Allah Teala onu ölüm sarhoşluğunun şiddetinden, ölümden sonraki vahşetten ve kabir azabından güvende kılar.”<br />
<br />
<br />
<br />
34- Bir rivayette şöyle geçer: “Kim Recep Ayından bir geceyi ihya eder ve bir gün oruç tutarsa, Allah da ona cennet meyvelerinden yedirir.”<br />
<br />
<br />
<br />
35- Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Ey İnsanlar! Büyük bir ayın, Allah’ın çok hürmetli ayı (el-esamm) Recep’in, gölgeleri üzerinize düşmüştür. Bu ayda iyilikler katlanır, dualar kabul edilir, sıkıntılar giderilir.”<br />
<br />
<br />
<br />
36-Yine ayrı bir güzel sözde şöyle zikredilmiştir: “Recep, kişinin bedenini temizler. Şaban Ayı gönlünü temizler. Şaban’ın diğer aylara üstünlüğü, benim diğer peygamberlere üstünlüğü gibidir. Ramazan Ayının diğer aylara üstünlüğü, Allah’ın halka üstünlüğü gibidir.”<br />
<br />
<br />
<br />
37-Resulullah (s.a.a) efendimize soruldu: “Ya Resulullah, Recep Ayı için ‘Allah’ın ayı’ diye anlatmanızın sebebi nedir? Şöyle buyurdu: ‘Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah, bu ayda Peygamberlerini düşmanlarından korumuştur.’”<br />
<br />
<br />
<br />
38- Hz. Peygamber (s.a.v)  buyurdu ki: “Bu Recep Ayı Allah’ın ayıdır.”<br />
<br />
Dediler ki: ‘Ya Resulullah! Her ay Allah’ın, her gün Allah’ın, yer Allah’ın, gök Allah’ın, dünya Allah’ın, ahiret Allah’ın, yani ne demek bu?’ Buyurdular ki: ‘Allah’ın mağfiretinin cûşa geldiği ay. Rabbimiz rahmetinin, mağfiretinin kapılarını açıyor bu ayda… Onun için bu ayın bir adı da mutahhir’dir. Temizliyor insanı. Allah’ın rahmeti suyuyla insanın günahları afv u mağfiret oluyor. Karaları, isleri, pasları adeta yıkanıp gidiyor.’”<br />
<br />
<br />
<br />
39-Selman-ı  Farisi’den gelen rivayete göre, şöyle demiştir: -Resulullah (s.a.v) efendimizin şöyle buyurduğunu duydum: “Bir kimse, Recep Ayında bir sadaka verir ise, bin altın sadaka vermiş gibi sayılır. Allah-u Teâlâ, onun bedenindeki her tüy için bin iyilik yazar; bin misli derecesini yükseltir, bin kötülüğü siler.”<br />
<br />
<br />
<br />
40-Recep ayı hakkında söylenilen hikmetli sözler: “Recep kelimesindeki ‘R’ Allah’ın rahmetine, ‘C’ Allah’ın cömertliğine ve yardımına, ‘B’ ise Allah’ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.”<br />
<br />
“Recep ‘ekme’ ayıdır, Şaban ‘sulama’ ayıdır, Ramazan ‘derleyip toplama’ ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.”<br />
<br />
“Recep cefayı terk ayıdır; Şaban amel ve vefa ayıdır; Ramazan ise sadakat ve safa ayıdır.”</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mevlüd Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=894</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 15:12:38 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=894</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">MEVLÜD GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Rebî’ul-evvel ayının onbirinci ve onikinci günleri arasındaki gecedir. Dünyadaki bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen, Peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed Mustafâ aleyhisselâmın doğduğu gecedir.<br />
<br />
Âlemlerin sultânı sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm, hicretten 53 sene evvel Rebî'ul-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke'nin Hâşimoğulları mahallesinde, Safâ tepesi yakınında bir evde doğdu. Bugün, mîlâdî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu geceye, Peygamber efendimizin doğum zamanı manâsına Mevlid Gecesi adı verildi.<br />
<br />
Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum zamanını bayram yapmıştır. Müslümanlar da Muhammed aleyhisselâmın doğum zamanını bayram yaptılar. Dünyanın dört bir tarafındaki müslümanlar, her sene bu geceyi Mevlid kandili olarak kutlamaktadır. Her yerde Mevlid kasîdeleri okunarak, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem hatırlanmaktadır.<br />
<br />
İslâm âlimlerinden İmâm-ı Celâlüddîn Abdurrahmân bin Abdülmelik Kettânî buyurdu ki: "Mevlid günü ve gecesi mübecceldir, yâni şerefi, kıymeti çoktur. Kendisine tâbi olanlar için kurtuluş vesîlesi olan Resûlullah efendimizin doğumu için sevinmek, Cehennem azâbının azalmasına sebep olur. Bu geceye hürmet etmek, sevinmek, bütün senenin bereketli olmasına sebep olur. Mevlid gününün fâzileti Cuma günü gibidir. Cuma günü, Cehennem azâbının durdurulduğu hadîs-i şerîf ile bildirilmiştir. Bunun gibi, Mevlid gününde de azâb yapılmaz. Mevlid geceleri sevindiğini göstermeli, çok sadaka vermeli, da'vet olunan ziyâfetlere gitmelidir."<br />
<br />
Ayrıca bu gece kazâ namazları kılmalı, Kur'ân-ı kerîm okumalı, duâ, tevbe etmeli, hayır hasenat yapmalı, müslümanları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülere de göndermelidir. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek günah işlememekle olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Ebû Bekr;</span> "Resûlullah efendimizin doğumuna dâir yazılanların okunması için bir dirhem harcayan, Cennette bana arkadaş olur." buyurmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Ömer;</span> "Resûlullah efendimizin doğum zamanına kıymet veren, islâma kıymet vermiştir." buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Osman;</span> "Peygamber efendimizin Mevlid-i şerîfi için bir dirhem harcayan, sanki Bedir ve Huneyn gazâlarına iştirak etmiş gibi sevâb kazanır." buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Ali;</span> "Resûlullah efendimizin doğum zamanına kıymet verip, Mevlid-i şerîf okunmasına sebep olan, dünyadan îmânla gider." buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hâfız bin Cezerî hazretleri buyurdu ki:</span><br />
<br />
Ebû Leheb, rü'yâda görülüp ne hâlde olduğu sorulunca, "Kabir azâbı çekiyorum. Ancak her sene Rebî'ul-evvel ayının onikinci gecesi âzâbım hafifliyor. İki parmağım arasından çıkan serin suyu emerek ferâhlıyorum. Bu gece Resûlullah dünyaya gelince, Süveybe ismindeki câriyem bana müjdelemişti. Ben de sevincimden onu âzad etmiş ve ona süt annelik yapmasını emretmiştim. Bunun için azâbım hafifliyor." dedi.<br />
<br />
Âyet-i kerîme ile kötülenmiş olan Ebû Leheb gibi azgın bir kâfirin azâbı hafifleyince, o yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mü'min, bu gece sevinir ve fakirleri sevindirirse, böylece Peygamberine (sallallahü aleyhi ve sellem) olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ ihsân ederek onu Cennetine sokar.<br />
<br />
Doğduğu gece; yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü yere düştü.<br />
<br />
Şam'da bin seneden bu yana akmayan Sâve nehrinin kuru yatağı su ile doldu, taştı.<br />
<br />
İran'da ateşperestlerin İstahrâbâd şehrindeki tapınağında on asırdır fâsılasız yanan ocağın ateşi söndü.<br />
<br />
Ocağın söndüğü gece İran hükümdarı Kisra'nın eşsiz güzellikteki sarayının ondört kulesi yıkıldı.<br />
<br />
Doğduğu gece Kisra'nın sarayının kulelerinden başka Dicle kıyısındaki nefis köşkü de sular altında kalıp çöktü; tamir ettirdi yine sulara battı ve Kisra, canını zor kurtardı.<br />
<br />
Devrin ileri gelenleri garip garip rü'yâlar gördüler.<br />
<br />
Rü'yâları, Şam'ın, Irak'ın, İran'ın, Dicle'nin, Fırat'ın İslâmın mülkü olacağını haber verdiğine dair en namlı kâhinler yorumlar yaptı. Büyücüler gelecekten haber veremez oldular.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mevlid Merâsimleri</span><br />
<br />
    <br />
Mevlid gecesi Rebî'ul-evvel ayının onbirinci ve onikinci günleri arasındaki gecedir. Dünyadaki bütün insanlara peygamber olarak gönderilen, peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gecedir. Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir.<br />
<br />
Asırlardır dünyanın her tarafındaki müslümanlar, her sene mevlid kandilini kutlamışlardır. Peygamber efendimizin doğum gününde ilk defa resmi toplantılar düzenleyen hükümdâr, Selâhaddin-i Eyyûbî'nin eniştesi Erbil sultânı, Ebû Sa'îd el-Muzaffer Kökbörî'dir.<br />
<br />
Merâsim başlamadan önce hazırlıklar yapılır. İslâm ülkelerinden bir çok âlim davet edilir, herkes Muharrem ayının başından, Rebî'ul-evvel ayının başlarına kadar Erbil'e akın ederdi. Şehrin sokakları süslenir, her taraftan gelenlerle şehir dolup taşardı. Herkese günlerce sultan tarafından yemekler yedirilir, fakirlere sadakalar dağıtılır, öksüzler, yetimler evlendirilirdi. Mevlid gecesi, akşam namazından sonra sultanın da bulunduğu büyük fener alayları düzenlenir, büyük bir kürsünün önünde toplanırlar, zamânın en büyük âlimleri vâz-ü nasîhat eder ve Resûlullah efendimizi anlatırlardı.<br />
<br />
Osmanlılarda da mevlid gecesine çok hürmet gösterilir, kıymet verilirdi. O gün Sultanahmed Câmiî'nde okunacak mevlid-i şerîfe, başta pâdişah, sadr-ı a'zam, vezîrler, şeyh-ül-islâm, İstanbul kadısı, devletin ileri gelen erkânı, âlimler, evliyâ davet edilirdi. Mevlid gününde devlet erkânı, resmî kıyâfetlerle câmide toplanırlar ve kendileri için ayrılan yerlere otururlardı. Diğer vazîfeli devlet erkânı da atlarına binerek, sarayın büyük kapısında bir düzen içinde bekleyip, pâdişahı karşılarlar ve câmiye kadar refâkat ederlerdi. Şeyh-ül-islâm ve sadr-ı a'zamın önlerine, teşrifatçıbaşı ve kesedâr, getirdikleri buhûrdanlıkları koyarlar, bu sırada câmide Kur'ân-ı kerîm tilâvet edilirdi.<br />
<br />
Pâdişâh gelirken, hünkâr mahfilinin penceresi açılır, bunu gören herkes hürmetle ayağa kalkardı. Herkes yerine oturduktan sonra âlimler kürsüye çıkıp vâ'z ve nasîhat ederler, bu arada buhûrlar yakılır, cemâ'atin önüne şekerler bırakılırdı. Vâ'z bitince, vâiz efendiye kıymetli elbiseler giydirilir, sonra bir mevlidhân kürsüye çıkardı. O da bir miktar okuyup iner ve ona da hil'atlar, kıymetli elbiseler ihsân edilir, ikinci mevlidhân da bir miktar okurdu. Sonra Hicâz'dan Resûlullah efendimizin torunlarından gelen mektup, müjdecibaşı tarafından sadr-ı a'zama takdîm edilir, o da reîs-ül küttâba verir ve pâdişâha arzedilirdi. Mektup huzûrda okunur ve müjdecibaşına, reîs-ül-küttâba hil'atlar giydirilirdi. Sonra Medîne-i münevvereden gelen hurmalar dağıtılır, hurmayı getiren ağaya ihsânlarda bulunulurdu. Üçüncü mevlidhân da kürsüye çıkınca, sadr-ı a'zamın, şeyh-ül-islâmın, vezîrlerin, ulemânın önlerine şeker dolu tabaklar konur, mevlid bittikten sonra tabaklar kaldırılır, pâdişâh saraya dönerdi. Bunun arkasından cemâ'at de önlerine bırakılan şekerleri alarak dağılırdı.<br />
<br />
Mevlid şekerlerinin, mevlid boyunca, açıkta bırakılması, bereketlenmesi içindi.<br />
<br />
Mevlid merâsimleri ekseriyâ Sultanahmed Câmiî'nde yapılırken, sonraları Bâyezîd, Nusretiye, Beylerbeyi câmilerinde de tertîp edildi. Sultan İkinci Abdülhamîd Hân zamânında mevlîd merâsimleri muhteşem törenlerle Yıldız'da Hamidiye Câmiî'nde kutlandı.<br />
<br />
Mevlid merâsimlerine haram karıştırılmaz, islâmiyetin emir ve yasaklarına riâyet etmiyen, sırf para için mevlid okuyan hâfızlara okutulmazdı. Ayrıca, tegannî etmemeye yâni kelimeleri bozmadan ve müzik perdelerine uydurmadan okumaya dikkat edilirdi. İslâm âlimleri, mevlid-i şerîf okuma usûllerini ve faydalarını bildirmek için her dilde eserler yazdılar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mevlidin faydaları</span><br />
    <br />
İmâm-ı Celâlüddîn Abdurrahmân bin Abdülmelik Kettânî buyurdu ki: Haram ve bid'at karıştırmadan mevlid okutmak, mevlid dinlemek çok faydalıdır. Bu faydalardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
1- Mevlid için toplanmak, Resûlullah efendimizin dünyaya teşrif etmeleri sebebiyle sürûr ve sevincin ifâdesidir. Bu sevinç, çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte, “Kişi sevdiğiyle berâberdir.” buyuruldu.<br />
<br />
2- Resûlullah efendimiz, doğduğu zamana kendileri de kıymet verir, Allahü teâlânın, kendilerini yaratıp var etmesi ni'metine şükrederlerdi. Resûlullah efendimiz, bugüne kıymet vermelerinin ifâdesi olarak oruç tutarlardı. Nitekim, Resûlullah efendimize pazartesi gününde tutulan oruç hakkında sorulunca şöyle buyurdu: “O gün doğdum. (Kur'ân-ı kerîm) o gün bana indirildi.”<br />
<br />
Bu günde oruç tutmak, fakîrleri doyurmak, ziyâfet vermek, bir yere toplanmak, Peygamber efendimize salât-ü selâm okumak, hayâtlarını ve yüksek ahlâklarını dinlemek sevâbdır.<br />
<br />
3- Resûlullah efendimizin doğumu sebebiyle sevinmek, Allahü teâlânın emridir. Nitekim Enbiyâ sûresi 107'nci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Ey Habîbim! Biz seni âlemlere (Başka bir şey için değil) ancak rahmet için gönderdik” buyurdu.<br />
<br />
4- Mevlid okunması sebebiyle Resûlullah efendimize salât ve selâm okunur. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Her kim günde yüz defâ salevât-ı şerîfe okursa, kıyâmet gününde güneşin sıcaklığından kurtulup, Arş'ın gölgesi altında benimle berâber olur. Ve her kim benim için bir salevât-ı şerîfe getirirse, rahmet melekleri onun günahlarının affolması için duâ ve istiğfâr ederler.”<br />
<br />
5- Mevlid kasîdelerinde; Peygamber efendimizin nûru, dünyaya teşrîfleri (doğumu) mu'cizeleri mübârek hayâtı ve başka kıymetli hâlleri anlatılmaktadır. Bunlar ise, bir müslümanın bilmesi îcâbeden husûslardır. Mevlid kitapları bunları öğrenmeye vesîle olmaktadır.<br />
<br />
6- Resûlullah efendimiz, asr-ı saâdetlerinde zât-ı âlîlerini şiirle medheden şâirleri mükâfâtlandırırlardı. Resûlullah efendimiz bundan râzı olunca, şemâil-i şerîflerini, güzel ahlâkını, mu'cizelerini, mübârek hayâtını yazanlardan, okuyanlardan elbette râzı olurlar. Çünkü bunların hepsinden maksat, Peygamber efendimizin rızâsını ve sevgisini kazanarak O'na yakın olmaya çalışmaktır.<br />
<br />
7- Resûlullah efendimizin şemâil-i şerîflerini mu'cizelerini, irhâsâtını (Peygamberliği bildirilmezden önce, kendisinden meydana gelen hârikulâde hâlleri) bilmek, bunları dinlemek ve okumak, Resûlullaha (sallallahü aleyhi ve sellem) olan îmânı ve muhabbeti fazlalaştırır. Çünkü insan yaratılış ve huyu i'tibâriyle güzel ve iyi şeyleri sever. Resûlullah efendimizin güzel ahlâkından ve şemâil-i şerîflerinden daha güzel ve üstün bir ahlâk elbette yoktur. Resûlullahı çok sevmek; kâmil bir îmânla O'na inanmak emredilmiştir. Mevlid-i şerîf, bu emrin de yerine getirilmesine sebep olmaktadır.<br />
<br />
8- Resûlullah efendimize ta'zîm ve hürmet, dinimizin emridir. Mevlid zamânı bu sevinci göstermek, ziyâfetler vermek, bir yere toplanmak, fakîrlere ikrâm etmek sevinip neş'elenmek, Resûlullaha en güzel ta'zîm ve hürmet olup, Allahü teâlâya şükür ifâdesidir.<br />
<br />
9- Mevlid toplantılarını, bütün İslâm âlimleri, müslümanlar güzel görmüş, her yerde, mevlid-i şerîf toplantıları yapılmıştır. Mevlid-i şerîf okumak ve bu sebeple toplanmak çok kıymetlidir. Nitekim İbni Mes'ûd'un rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Müslümanların güzel gördüğü şey, Allahü teâlâ indinde de güzel, onların çirkin gördükleri Allahü teâlâ indinde de çirkindir.” ( Bu bölüm “Fâideli Bilgiler” kitabından derlenmiştir: Hakikat Kitabevi 0212 523 45 56 )</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">MEVLÜD GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Rebî’ul-evvel ayının onbirinci ve onikinci günleri arasındaki gecedir. Dünyadaki bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen, Peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed Mustafâ aleyhisselâmın doğduğu gecedir.<br />
<br />
Âlemlerin sultânı sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm, hicretten 53 sene evvel Rebî'ul-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke'nin Hâşimoğulları mahallesinde, Safâ tepesi yakınında bir evde doğdu. Bugün, mîlâdî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu geceye, Peygamber efendimizin doğum zamanı manâsına Mevlid Gecesi adı verildi.<br />
<br />
Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum zamanını bayram yapmıştır. Müslümanlar da Muhammed aleyhisselâmın doğum zamanını bayram yaptılar. Dünyanın dört bir tarafındaki müslümanlar, her sene bu geceyi Mevlid kandili olarak kutlamaktadır. Her yerde Mevlid kasîdeleri okunarak, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem hatırlanmaktadır.<br />
<br />
İslâm âlimlerinden İmâm-ı Celâlüddîn Abdurrahmân bin Abdülmelik Kettânî buyurdu ki: "Mevlid günü ve gecesi mübecceldir, yâni şerefi, kıymeti çoktur. Kendisine tâbi olanlar için kurtuluş vesîlesi olan Resûlullah efendimizin doğumu için sevinmek, Cehennem azâbının azalmasına sebep olur. Bu geceye hürmet etmek, sevinmek, bütün senenin bereketli olmasına sebep olur. Mevlid gününün fâzileti Cuma günü gibidir. Cuma günü, Cehennem azâbının durdurulduğu hadîs-i şerîf ile bildirilmiştir. Bunun gibi, Mevlid gününde de azâb yapılmaz. Mevlid geceleri sevindiğini göstermeli, çok sadaka vermeli, da'vet olunan ziyâfetlere gitmelidir."<br />
<br />
Ayrıca bu gece kazâ namazları kılmalı, Kur'ân-ı kerîm okumalı, duâ, tevbe etmeli, hayır hasenat yapmalı, müslümanları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülere de göndermelidir. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek günah işlememekle olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Ebû Bekr;</span> "Resûlullah efendimizin doğumuna dâir yazılanların okunması için bir dirhem harcayan, Cennette bana arkadaş olur." buyurmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Ömer;</span> "Resûlullah efendimizin doğum zamanına kıymet veren, islâma kıymet vermiştir." buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Osman;</span> "Peygamber efendimizin Mevlid-i şerîfi için bir dirhem harcayan, sanki Bedir ve Huneyn gazâlarına iştirak etmiş gibi sevâb kazanır." buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hazret-i Ali;</span> "Resûlullah efendimizin doğum zamanına kıymet verip, Mevlid-i şerîf okunmasına sebep olan, dünyadan îmânla gider." buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hâfız bin Cezerî hazretleri buyurdu ki:</span><br />
<br />
Ebû Leheb, rü'yâda görülüp ne hâlde olduğu sorulunca, "Kabir azâbı çekiyorum. Ancak her sene Rebî'ul-evvel ayının onikinci gecesi âzâbım hafifliyor. İki parmağım arasından çıkan serin suyu emerek ferâhlıyorum. Bu gece Resûlullah dünyaya gelince, Süveybe ismindeki câriyem bana müjdelemişti. Ben de sevincimden onu âzad etmiş ve ona süt annelik yapmasını emretmiştim. Bunun için azâbım hafifliyor." dedi.<br />
<br />
Âyet-i kerîme ile kötülenmiş olan Ebû Leheb gibi azgın bir kâfirin azâbı hafifleyince, o yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mü'min, bu gece sevinir ve fakirleri sevindirirse, böylece Peygamberine (sallallahü aleyhi ve sellem) olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ ihsân ederek onu Cennetine sokar.<br />
<br />
Doğduğu gece; yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü yere düştü.<br />
<br />
Şam'da bin seneden bu yana akmayan Sâve nehrinin kuru yatağı su ile doldu, taştı.<br />
<br />
İran'da ateşperestlerin İstahrâbâd şehrindeki tapınağında on asırdır fâsılasız yanan ocağın ateşi söndü.<br />
<br />
Ocağın söndüğü gece İran hükümdarı Kisra'nın eşsiz güzellikteki sarayının ondört kulesi yıkıldı.<br />
<br />
Doğduğu gece Kisra'nın sarayının kulelerinden başka Dicle kıyısındaki nefis köşkü de sular altında kalıp çöktü; tamir ettirdi yine sulara battı ve Kisra, canını zor kurtardı.<br />
<br />
Devrin ileri gelenleri garip garip rü'yâlar gördüler.<br />
<br />
Rü'yâları, Şam'ın, Irak'ın, İran'ın, Dicle'nin, Fırat'ın İslâmın mülkü olacağını haber verdiğine dair en namlı kâhinler yorumlar yaptı. Büyücüler gelecekten haber veremez oldular.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mevlid Merâsimleri</span><br />
<br />
    <br />
Mevlid gecesi Rebî'ul-evvel ayının onbirinci ve onikinci günleri arasındaki gecedir. Dünyadaki bütün insanlara peygamber olarak gönderilen, peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gecedir. Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir.<br />
<br />
Asırlardır dünyanın her tarafındaki müslümanlar, her sene mevlid kandilini kutlamışlardır. Peygamber efendimizin doğum gününde ilk defa resmi toplantılar düzenleyen hükümdâr, Selâhaddin-i Eyyûbî'nin eniştesi Erbil sultânı, Ebû Sa'îd el-Muzaffer Kökbörî'dir.<br />
<br />
Merâsim başlamadan önce hazırlıklar yapılır. İslâm ülkelerinden bir çok âlim davet edilir, herkes Muharrem ayının başından, Rebî'ul-evvel ayının başlarına kadar Erbil'e akın ederdi. Şehrin sokakları süslenir, her taraftan gelenlerle şehir dolup taşardı. Herkese günlerce sultan tarafından yemekler yedirilir, fakirlere sadakalar dağıtılır, öksüzler, yetimler evlendirilirdi. Mevlid gecesi, akşam namazından sonra sultanın da bulunduğu büyük fener alayları düzenlenir, büyük bir kürsünün önünde toplanırlar, zamânın en büyük âlimleri vâz-ü nasîhat eder ve Resûlullah efendimizi anlatırlardı.<br />
<br />
Osmanlılarda da mevlid gecesine çok hürmet gösterilir, kıymet verilirdi. O gün Sultanahmed Câmiî'nde okunacak mevlid-i şerîfe, başta pâdişah, sadr-ı a'zam, vezîrler, şeyh-ül-islâm, İstanbul kadısı, devletin ileri gelen erkânı, âlimler, evliyâ davet edilirdi. Mevlid gününde devlet erkânı, resmî kıyâfetlerle câmide toplanırlar ve kendileri için ayrılan yerlere otururlardı. Diğer vazîfeli devlet erkânı da atlarına binerek, sarayın büyük kapısında bir düzen içinde bekleyip, pâdişahı karşılarlar ve câmiye kadar refâkat ederlerdi. Şeyh-ül-islâm ve sadr-ı a'zamın önlerine, teşrifatçıbaşı ve kesedâr, getirdikleri buhûrdanlıkları koyarlar, bu sırada câmide Kur'ân-ı kerîm tilâvet edilirdi.<br />
<br />
Pâdişâh gelirken, hünkâr mahfilinin penceresi açılır, bunu gören herkes hürmetle ayağa kalkardı. Herkes yerine oturduktan sonra âlimler kürsüye çıkıp vâ'z ve nasîhat ederler, bu arada buhûrlar yakılır, cemâ'atin önüne şekerler bırakılırdı. Vâ'z bitince, vâiz efendiye kıymetli elbiseler giydirilir, sonra bir mevlidhân kürsüye çıkardı. O da bir miktar okuyup iner ve ona da hil'atlar, kıymetli elbiseler ihsân edilir, ikinci mevlidhân da bir miktar okurdu. Sonra Hicâz'dan Resûlullah efendimizin torunlarından gelen mektup, müjdecibaşı tarafından sadr-ı a'zama takdîm edilir, o da reîs-ül küttâba verir ve pâdişâha arzedilirdi. Mektup huzûrda okunur ve müjdecibaşına, reîs-ül-küttâba hil'atlar giydirilirdi. Sonra Medîne-i münevvereden gelen hurmalar dağıtılır, hurmayı getiren ağaya ihsânlarda bulunulurdu. Üçüncü mevlidhân da kürsüye çıkınca, sadr-ı a'zamın, şeyh-ül-islâmın, vezîrlerin, ulemânın önlerine şeker dolu tabaklar konur, mevlid bittikten sonra tabaklar kaldırılır, pâdişâh saraya dönerdi. Bunun arkasından cemâ'at de önlerine bırakılan şekerleri alarak dağılırdı.<br />
<br />
Mevlid şekerlerinin, mevlid boyunca, açıkta bırakılması, bereketlenmesi içindi.<br />
<br />
Mevlid merâsimleri ekseriyâ Sultanahmed Câmiî'nde yapılırken, sonraları Bâyezîd, Nusretiye, Beylerbeyi câmilerinde de tertîp edildi. Sultan İkinci Abdülhamîd Hân zamânında mevlîd merâsimleri muhteşem törenlerle Yıldız'da Hamidiye Câmiî'nde kutlandı.<br />
<br />
Mevlid merâsimlerine haram karıştırılmaz, islâmiyetin emir ve yasaklarına riâyet etmiyen, sırf para için mevlid okuyan hâfızlara okutulmazdı. Ayrıca, tegannî etmemeye yâni kelimeleri bozmadan ve müzik perdelerine uydurmadan okumaya dikkat edilirdi. İslâm âlimleri, mevlid-i şerîf okuma usûllerini ve faydalarını bildirmek için her dilde eserler yazdılar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mevlidin faydaları</span><br />
    <br />
İmâm-ı Celâlüddîn Abdurrahmân bin Abdülmelik Kettânî buyurdu ki: Haram ve bid'at karıştırmadan mevlid okutmak, mevlid dinlemek çok faydalıdır. Bu faydalardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
1- Mevlid için toplanmak, Resûlullah efendimizin dünyaya teşrif etmeleri sebebiyle sürûr ve sevincin ifâdesidir. Bu sevinç, çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte, “Kişi sevdiğiyle berâberdir.” buyuruldu.<br />
<br />
2- Resûlullah efendimiz, doğduğu zamana kendileri de kıymet verir, Allahü teâlânın, kendilerini yaratıp var etmesi ni'metine şükrederlerdi. Resûlullah efendimiz, bugüne kıymet vermelerinin ifâdesi olarak oruç tutarlardı. Nitekim, Resûlullah efendimize pazartesi gününde tutulan oruç hakkında sorulunca şöyle buyurdu: “O gün doğdum. (Kur'ân-ı kerîm) o gün bana indirildi.”<br />
<br />
Bu günde oruç tutmak, fakîrleri doyurmak, ziyâfet vermek, bir yere toplanmak, Peygamber efendimize salât-ü selâm okumak, hayâtlarını ve yüksek ahlâklarını dinlemek sevâbdır.<br />
<br />
3- Resûlullah efendimizin doğumu sebebiyle sevinmek, Allahü teâlânın emridir. Nitekim Enbiyâ sûresi 107'nci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Ey Habîbim! Biz seni âlemlere (Başka bir şey için değil) ancak rahmet için gönderdik” buyurdu.<br />
<br />
4- Mevlid okunması sebebiyle Resûlullah efendimize salât ve selâm okunur. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Her kim günde yüz defâ salevât-ı şerîfe okursa, kıyâmet gününde güneşin sıcaklığından kurtulup, Arş'ın gölgesi altında benimle berâber olur. Ve her kim benim için bir salevât-ı şerîfe getirirse, rahmet melekleri onun günahlarının affolması için duâ ve istiğfâr ederler.”<br />
<br />
5- Mevlid kasîdelerinde; Peygamber efendimizin nûru, dünyaya teşrîfleri (doğumu) mu'cizeleri mübârek hayâtı ve başka kıymetli hâlleri anlatılmaktadır. Bunlar ise, bir müslümanın bilmesi îcâbeden husûslardır. Mevlid kitapları bunları öğrenmeye vesîle olmaktadır.<br />
<br />
6- Resûlullah efendimiz, asr-ı saâdetlerinde zât-ı âlîlerini şiirle medheden şâirleri mükâfâtlandırırlardı. Resûlullah efendimiz bundan râzı olunca, şemâil-i şerîflerini, güzel ahlâkını, mu'cizelerini, mübârek hayâtını yazanlardan, okuyanlardan elbette râzı olurlar. Çünkü bunların hepsinden maksat, Peygamber efendimizin rızâsını ve sevgisini kazanarak O'na yakın olmaya çalışmaktır.<br />
<br />
7- Resûlullah efendimizin şemâil-i şerîflerini mu'cizelerini, irhâsâtını (Peygamberliği bildirilmezden önce, kendisinden meydana gelen hârikulâde hâlleri) bilmek, bunları dinlemek ve okumak, Resûlullaha (sallallahü aleyhi ve sellem) olan îmânı ve muhabbeti fazlalaştırır. Çünkü insan yaratılış ve huyu i'tibâriyle güzel ve iyi şeyleri sever. Resûlullah efendimizin güzel ahlâkından ve şemâil-i şerîflerinden daha güzel ve üstün bir ahlâk elbette yoktur. Resûlullahı çok sevmek; kâmil bir îmânla O'na inanmak emredilmiştir. Mevlid-i şerîf, bu emrin de yerine getirilmesine sebep olmaktadır.<br />
<br />
8- Resûlullah efendimize ta'zîm ve hürmet, dinimizin emridir. Mevlid zamânı bu sevinci göstermek, ziyâfetler vermek, bir yere toplanmak, fakîrlere ikrâm etmek sevinip neş'elenmek, Resûlullaha en güzel ta'zîm ve hürmet olup, Allahü teâlâya şükür ifâdesidir.<br />
<br />
9- Mevlid toplantılarını, bütün İslâm âlimleri, müslümanlar güzel görmüş, her yerde, mevlid-i şerîf toplantıları yapılmıştır. Mevlid-i şerîf okumak ve bu sebeple toplanmak çok kıymetlidir. Nitekim İbni Mes'ûd'un rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Müslümanların güzel gördüğü şey, Allahü teâlâ indinde de güzel, onların çirkin gördükleri Allahü teâlâ indinde de çirkindir.” ( Bu bölüm “Fâideli Bilgiler” kitabından derlenmiştir: Hakikat Kitabevi 0212 523 45 56 )</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Berat Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=893</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 15:05:52 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=893</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BERÂT GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
<br />
Berât gecesi, Şâban ayının onbeşince gecesidir. Yâni ondördüncü günü ile onbeşinci günü arasındaki gecedir. Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, herşeyi takdîr etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir.<br />
<br />
Kur'ân-ı kerîm, levhilmahfûza bu gece indi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem bu gece çok ibâdet, çok duâ ederdi.<br />
<br />
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
 “Şâban-ı şerîfin onbeşinci gecesi olunca, o geceyi ihyâ ediniz ve gününde oruç tutunuz! Muhakkak ki, Allahü teâlâ,"Mafiret olunmak isteyen yok mudur, magfiret edeyim? Rızık isteyen yok mudur, rızık vereyim. Kim ne isterse vereyim!" buyurur. Bu hâl sabaha kadar devam eder.”<br />
<br />
“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, tevbe, red olunmaz. Fıtır Bayramı'nın ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, Şâbanın onbeşinci (Berât) gecesi ve arefe gecesi.”<br />
<br />
“Berât gecesini ganîmet, fırsat biliniz. Şâbanın onbeşinci gecesidir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece (Berât gecesinde) çok ibâdet ediniz. Yoksa kıyâmet gününde pişmân olursunuz.”<br />
<br />
“Şâbanın onbeşinci gecesinde Allahü teâlânın kulları üzerine rahmeti zuhûr edip, mü'minleri magfiret eder, bağışlar. Kâfirlere ise mühlet verir. Kin ve hased sahibi olanları bu sıfatları terk edinceye kadar kendi hallerinde bırakır.”<br />
<br />
“Şâban ayının onbeşi gelince, gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz.”<br />
<br />
“Şâban ayının onbeşinci gecesi, rahmet-i ilâhi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan magfiret olunmaz.”<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesi ne zamandır, önemi nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Berat gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:<br />
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]<br />
<br />
Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.<br />
<br />
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şaban öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:</span><br />
<br />
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]<br />
<br />
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Şaban ayında üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek, kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa istesin, vereyim.” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]<br />
<br />
(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk, namaz kıl ve dua et! Bu gece Şaban ayının 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid’at ehli demektir.)<br />
<br />
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]<br />
<br />
(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]<br />
<br />
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]<br />
<br />
İçki içmek, cimrilik, kin gütmek gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgünse, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevabları günahlarından daha çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider.<br />
<br />
Âişe validemiz buyuruyor ki: Resulullah’ın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şaban ayının tamamını oruçla geçirirdi. (Buhari)<br />
<br />
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.<br />
<br />
Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve lâ şakiyyen) duasını çok okurdu.<br />
<br />
Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]<br />
<br />
Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.<br />
<br />
Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:<br />
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?</span><br />
CEVAP<br />
Onbeşinci günü tutulur.<br />
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.<br />
<br />
Berat gecesinde<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın ezeldeki ilmi nasılsa, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)<br />
<br />
Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesinde vefat edecekler, dünyaya gelecekler ve amelleri yazılırmış. Bu gece insanın alın yazısı mı değişir? Yani bu gece ettiğimiz dualar yüzünden alın yazımız değişebiliyor mu?</span><br />
CEVAP<br />
Alın yazısı iki türlüdür:<br />
Birisi dua ile, sadaka vermekle, iyilik etmekle değişir. Birisi ise asla değişmez. Mesela evlenmemiz, iş sahibi olmamız ya değişen kısımdandır veya değişmeyen. Biz bilemeyiz. Onun için dua ederiz, iyilik ederiz, değişen kısımdan ise o değişir. Mesela birisine bir bela geleceği alın yazısında var ise, yine alın yazısında bu kimse dua edecek o beladan kurtulacak diye yazılır. Biz de dua ederiz o belayı önlemiş oluruz. Berat gecesinde yazılacak olanlar da yine ezelde bildirilmiş olanlardır. Ömrün uzaması kısalması da böyledir. Şu iyiliği yapacak ve ömrü uzayacak yahut şu kötülüğü yapacak ve ömrü kısalacak diye yazılıdır. Demek ki hep iyilik yapmaya çalışmalıyız. Yaptığımız şeyler alın yazımızdır.<br />
<br />
Berat gecesi namazı<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesinde kılınan bir nâfile namaz var mıdır?</span><br />
CEVAP<br />
Sadece Berat gecesinde değil, her gece nâfile namaz kılınır. Ancak kaza namazı borcu varsa iki rekât kaza namazı kılmanın sevabı, ömür boyu kılınacak nâfile namazların sevabından fazladır. İmam-ı Rabbanî hazretleri, farzın yanında nâfile namazların denizde damla bile olmadığını bildirmektedir.<br />
<br />
Eğer farz namaz borcu yoksa, isteyen nâfile namaz kılabilir. Bazı kitaplarda, (Berat gecesinde kılınacak namaza Salat-ül-hayr [Hayır Namazı] denir. Bu namaz yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunarak kılınır) deniyor.<br />
<br />
Bir kimse, kazası olmasa da, kaza namazı kılınca, o kaza namazı zaten nâfile olur. (Nâfile kılmadım) diye üzülmeye gerek kalmaz. Oruç da böyledir. Yani oruç kazası olmayan Ramazan orucunu kaza etse nâfile olur. Zekât da böyledir. Zekât borcu olmayan zekât diye para verse nâfile olur. Yani farz diye niyet edince, o farz değilse nâfile olur, boşa gitmez. Berat gecesinde kaza namazı kılınırsa, kazamız olmasa da, yine nâfile sevabı alınır. Eğer mekruh olarak kılınan namazlarımız varsa, kaza kılınca onlar telafi edilmiş olur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BERÂT GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
<br />
Berât gecesi, Şâban ayının onbeşince gecesidir. Yâni ondördüncü günü ile onbeşinci günü arasındaki gecedir. Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, herşeyi takdîr etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir.<br />
<br />
Kur'ân-ı kerîm, levhilmahfûza bu gece indi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem bu gece çok ibâdet, çok duâ ederdi.<br />
<br />
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
 “Şâban-ı şerîfin onbeşinci gecesi olunca, o geceyi ihyâ ediniz ve gününde oruç tutunuz! Muhakkak ki, Allahü teâlâ,"Mafiret olunmak isteyen yok mudur, magfiret edeyim? Rızık isteyen yok mudur, rızık vereyim. Kim ne isterse vereyim!" buyurur. Bu hâl sabaha kadar devam eder.”<br />
<br />
“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, tevbe, red olunmaz. Fıtır Bayramı'nın ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, Şâbanın onbeşinci (Berât) gecesi ve arefe gecesi.”<br />
<br />
“Berât gecesini ganîmet, fırsat biliniz. Şâbanın onbeşinci gecesidir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece (Berât gecesinde) çok ibâdet ediniz. Yoksa kıyâmet gününde pişmân olursunuz.”<br />
<br />
“Şâbanın onbeşinci gecesinde Allahü teâlânın kulları üzerine rahmeti zuhûr edip, mü'minleri magfiret eder, bağışlar. Kâfirlere ise mühlet verir. Kin ve hased sahibi olanları bu sıfatları terk edinceye kadar kendi hallerinde bırakır.”<br />
<br />
“Şâban ayının onbeşi gelince, gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz.”<br />
<br />
“Şâban ayının onbeşinci gecesi, rahmet-i ilâhi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan magfiret olunmaz.”<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesi ne zamandır, önemi nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Berat gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:<br />
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]<br />
<br />
Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.<br />
<br />
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şaban öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:</span><br />
<br />
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]<br />
<br />
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Şaban ayında üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek, kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa istesin, vereyim.” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]<br />
<br />
(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk, namaz kıl ve dua et! Bu gece Şaban ayının 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid’at ehli demektir.)<br />
<br />
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]<br />
<br />
(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]<br />
<br />
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]<br />
<br />
İçki içmek, cimrilik, kin gütmek gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgünse, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevabları günahlarından daha çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider.<br />
<br />
Âişe validemiz buyuruyor ki: Resulullah’ın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şaban ayının tamamını oruçla geçirirdi. (Buhari)<br />
<br />
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.<br />
<br />
Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve lâ şakiyyen) duasını çok okurdu.<br />
<br />
Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]<br />
<br />
Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.<br />
<br />
Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:<br />
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?</span><br />
CEVAP<br />
Onbeşinci günü tutulur.<br />
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.<br />
<br />
Berat gecesinde<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın ezeldeki ilmi nasılsa, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)<br />
<br />
Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesinde vefat edecekler, dünyaya gelecekler ve amelleri yazılırmış. Bu gece insanın alın yazısı mı değişir? Yani bu gece ettiğimiz dualar yüzünden alın yazımız değişebiliyor mu?</span><br />
CEVAP<br />
Alın yazısı iki türlüdür:<br />
Birisi dua ile, sadaka vermekle, iyilik etmekle değişir. Birisi ise asla değişmez. Mesela evlenmemiz, iş sahibi olmamız ya değişen kısımdandır veya değişmeyen. Biz bilemeyiz. Onun için dua ederiz, iyilik ederiz, değişen kısımdan ise o değişir. Mesela birisine bir bela geleceği alın yazısında var ise, yine alın yazısında bu kimse dua edecek o beladan kurtulacak diye yazılır. Biz de dua ederiz o belayı önlemiş oluruz. Berat gecesinde yazılacak olanlar da yine ezelde bildirilmiş olanlardır. Ömrün uzaması kısalması da böyledir. Şu iyiliği yapacak ve ömrü uzayacak yahut şu kötülüğü yapacak ve ömrü kısalacak diye yazılıdır. Demek ki hep iyilik yapmaya çalışmalıyız. Yaptığımız şeyler alın yazımızdır.<br />
<br />
Berat gecesi namazı<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Berat gecesinde kılınan bir nâfile namaz var mıdır?</span><br />
CEVAP<br />
Sadece Berat gecesinde değil, her gece nâfile namaz kılınır. Ancak kaza namazı borcu varsa iki rekât kaza namazı kılmanın sevabı, ömür boyu kılınacak nâfile namazların sevabından fazladır. İmam-ı Rabbanî hazretleri, farzın yanında nâfile namazların denizde damla bile olmadığını bildirmektedir.<br />
<br />
Eğer farz namaz borcu yoksa, isteyen nâfile namaz kılabilir. Bazı kitaplarda, (Berat gecesinde kılınacak namaza Salat-ül-hayr [Hayır Namazı] denir. Bu namaz yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunarak kılınır) deniyor.<br />
<br />
Bir kimse, kazası olmasa da, kaza namazı kılınca, o kaza namazı zaten nâfile olur. (Nâfile kılmadım) diye üzülmeye gerek kalmaz. Oruç da böyledir. Yani oruç kazası olmayan Ramazan orucunu kaza etse nâfile olur. Zekât da böyledir. Zekât borcu olmayan zekât diye para verse nâfile olur. Yani farz diye niyet edince, o farz değilse nâfile olur, boşa gitmez. Berat gecesinde kaza namazı kılınırsa, kazamız olmasa da, yine nâfile sevabı alınır. Eğer mekruh olarak kılınan namazlarımız varsa, kaza kılınca onlar telafi edilmiş olur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mirac Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=892</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 15:00:04 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=892</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mİ’RÂC GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Mi'râc gecesi, Receb ayının yirmiyedinci gecesidir. Mi'râc, merdiven demektir. Resûlullahın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir.<br />
<br />
Mekke halkı îmân etmiyor, Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. İşkenceye başlamış, işi azdırmışlardı. Resûlullah çok üzüldü. Hicretten bir yıl önce, elliiki yaşında idi. Zeyd bin Hârise'yi alarak Tâif'e gitti. Tâif halkına bir ay nasîhat eyledi. Hiç kimse îmân etmedi.Alay ettiler.Çocuklar tarafından taşa tuttular.Resûlullahı çok üzdüler.<br />
<br />
Ümitsiz, üzüntülü, yorgun geri dönerken, mübârek bacakları yaralandı. Hz. Zeyd'in başı kan içinde kaldı. Çok sıcak bir saatte, yol kenarında, bitkin hâlde oturdular. Orada bulunan bağ sahibi, Rebîa'nın oğulları Utbe ve Şeybe adındaki zengin iki kardeş, köleleri Addâs ile, birer salkım üzüm gönderdi.<br />
<br />
Resûlullah üzümü yerken Besmele okudu. Addâs, o zaman Hıristiyan idi. Bunu işitince şaşırdı:<br />
<br />
- Yıllarca buralardayım. Kimseden böyle söz duymadım. Bu nasıl sözdür? dedi.<br />
<br />
Resûlullah ona sordu:<br />
<br />
- Sen neredensin?<br />
<br />
- Nineveliyim.<br />
<br />
- Yûnüs aleyhisselâmın memleketinden imişsin.<br />
<br />
- Siz Yûnüs'ü nereden tanıyorsunuz? Onu, buralarda kimse bilmez.<br />
<br />
- O benim kardeşimdir. O da, benim gibi Peygamber idi.<br />
<br />
- Bu güzel yüzün, bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz. Ben inandım ki, sen Allahın Resûlüsün. Yâ Resûlallah, yıllarca bu zâlimlere, bu yalancılara kölelik ediyorum. Herkesin hakkını yiyorlar. Herkesi aldatıyorlar. Hiç iyi tarafları yok. Dünyalık toplamak, şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar. Onlardan nefret ediyorum. Sizinle birlikte gelmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah, tebessüm ederek buyurdu:<br />
<br />
- Şimdi efendilerinin yanında kal! Az zaman sonra, adımı her yerde işitirsin. O zaman bana gel!<br />
<br />
Bir müddet istirahat edip, yaralarını, kanlarını sildiler. Mekke'ye yürüdüler. Karanlıkta şehre girdiler. Birkaç ay, Mekke'de çok sıkıntılı geçti. Her taraf düşman idi. Gidecek bir yer yoktu. Doğruca amcası Ebû Talib'in kızı Ümm-i Hânî'nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümm-i Hânî, o zaman îmân etmemişti.<br />
<br />
Kapı çalınınca sordu:<br />
<br />
- Kimsiniz?<br />
<br />
- Amcan oğlu Muhammed'im. Kabûl edersen, misâfir geldim.<br />
<br />
- Senin gibi doğru sözlü, emîn, asîl, şerefli misâfire can fedâ olsun. Yalnız teşrîf edeceğinizi önceden bildirseydiniz, birşeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek birşeyim yok.<br />
<br />
- Yiyecek, içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibâdet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir.<br />
<br />
Ümm-i Hânî, Resûlullahı içeri alıp, bir hasır, leğen, ibrik verdi.<br />
<br />
Resûlullah o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların îmâna gelmesi, saâdete kavuşmaları için duâya başladı. Çok yorgun, aç, üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.<br />
<br />
Hazırladığım ni'metleri görsün<br />
<br />
O anda, Allahü teâlâ, Cebrâil aleyhisselâma buyurdu ki:<br />
<br />
- Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübârek bedenini, nâzik kalbini çok incittim. Bu hâlde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbir şey düşünmüyor. Git! Habîbimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster. O'na ve O'nu sevenlere hazırladığım ni'metleri görsün. O'na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O'nu incitenlere hazırladığım azâbları görsün. O'nu Ben teselli edeceğim. O'nun nâzik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.<br />
<br />
Resûlullahın bedenen Mekke'den Beytül-mukaddes'e götürüldüğüne inanmıyan kâfir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.<br />
<br />
Cebrâil aleyhisselâm mi'râc için geldiğinde Peygamber efendimize hitâben dedi ki:<br />
<br />
- Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi! Ey Peygamberlerin efendisi, iyilikler menba'ı, üstünlükler kaynağı olan şerefli Peygamber! Rabbin sana selâm ediyor. Hiçbir peygambere, hiçbir mahlûkuna vermediği ni'meti sana ihsân ediyor. Seni kendine da'vet ediyor. Lütfen kalk. Buyur, gidelim.<br />
<br />
Burak adındaki beyaz hayvana binip, bir anda Kudüs'te, Mescid-i Aksâ'ya geldiler. Cebrâil aleyhisselâm kayayı parmağı ile deldi. Burak'ı oraya bağladı. Geçmiş peygamberlerden ba'zısının rûhları insan şeklinde orada idi. Cemâ'at ile namaz için ^Adem, Nûh, İbrâhîm peygamberlere, imâm olmalarını sıra ile söyledi. Hiçbiri kabûl etmedi. Özür dilediler.<br />
<br />
 “Başkası imâm olamaz!”<br />
 <br />
<br />
Cebrâil aleyhisselâm, Habîbullahı ileri sürdü:<br />
<br />
- Sen varken, başkası imâm olamaz, dedi.<br />
<br />
Namazdan sonra, mescidden çıkıp bilinmeyen bir mi'râc ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. Cebrâil aleyhisselâm Sidre'de kaldı.<br />
<br />
- Kıl kadar ilerlersem, yanar, yok olurum, dedi.<br />
<br />
Sidret-ül müntehâ, altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. Resûlullah efendimiz Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsî, Arş ve Rûh âlemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamıyan, anlatılamıyan şekilde Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı gördü.<br />
<br />
Gözsüz, kulaksız, vâsıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiçbir mahlûkun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı ni'metlere kavuşup, bir anda, Kudüs'e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hânî'nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. Sabah olunca, Kâ'be yanına gidip mi'râcını anlatmak istedi. Ümmühâni, “Sana inanan zaten bir avuç , miracını anlatırsan, müşrikler inanmazlar, alay ederler; iman edenler de vazgeçer. İleride kuvvetlenince anlatırsın” dedi. Peygamberimiz, “Bir insan başta çürükse sonunda da çürük olur. Ben İslam binasını sağlam insanlar üzerine bina etmek istiyorum. Gidip anlatayım ki, çürükler sağlamlar belli olsun.” Gidip anlattı. Bini işiten kâfirler alay etti. "Muhammed aklını kaçırmış, iyice sapıtmış" dediler.<br />
<br />
Müslüman olmaya niyeti olanlar da vazgeçti. Birkaçı sevinerek Ebû Bekr'in evine geldi. Çünkü, onun akıllı, tecrübeli, hesâblı bir tüccâr olduğunu biliyorlardı. Kapıya çıkınca hemen sordular:<br />
<br />
- Ey Ebâ Bekr! Sen çok defa Kudüs'e gittin geldin. İyi bilirsin. Mekke'den Kudüs'e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer?<br />
<br />
- İyi biliyorum. Bir aydan fazla.<br />
<br />
Kâfirler bu söze sevindi. "Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur" dediler. Gülerek, alay ederek ve Hz. Ebû Bekr'in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek:<br />
<br />
- Senin efendin, Kudüs'e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Artık iyice sapıttı, diyerek, Ebû Bekr'e sevgi, saygı gösterdiler.<br />
<br />
 “O söyledi ise inandım”<br />
<br />
<br />
Hz. Ebû Bekr, Resûlullahın mübârek adını işitince:<br />
<br />
- <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir, deyip içeri girdi.</span><br />
<br />
Kâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı. Önlerine bakıp gidiyor ve, "vay canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş. Ebû Bekr'e sihir yapmış" diyorlardı.<br />
<br />
Hz. Ebû Bekr hemen giyinip, Resûlullahın yanına geldi. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle dedi ki:<br />
<br />
- Yâ Resûlallah! Mi'râcınız mübârek olsun!<br />
<br />
Resûlullah, bu gün Ebû Bekr'e "Sıddîk" dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi.<br />
<br />
Resûlullahın bedenen Mekke'den Beytül-mukaddes'e götürüldüğüne inanmıyan kâfir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İsrâ ve Mi'râc</span><br />
 <br />
<br />
İsrâ ve mi'râc, Peygamberimizin Medîne'ye hicretlerinden ondokuz ay önce Mîlâdî 621 yılında, geceleyin vuku' bulmuştur.<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz, Allahü teâlâ tarafından vâki olan da'vet üzerine melekût âlemini, kâinatın hârikalarını seyir ve temâşa için, gecenin muayyen bir saatinde Mekke'den yaklaşık olarak 2500 km. uzak mesâfede bulunan Kudüs'e götürülmüş, oradan da göklere bilinmeyen yerlere yükselmiştir.<br />
<br />
Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyâhatleri geceleyin vuku' bulduğu için, gece yolculuğu ettirilmek ma'nâsına olarak bu olaya "İsrâ" denmiş, bu mübârek kelime aynı olayı anlatan âyetle başlayan "İsrâ" sûresinin de adı olmuştur.<br />
<br />
Mi'râc ise yükseğe çıkmak ma'nâsında olarak merdiven, ya'nî Resûl-i ekrem efendimizin varlık ufuklarının üstüne, yüce makâmlara yükselmesi demektir.<br />
<br />
Nitekim mi'râc hadîslerinde sevgili Peygamberimiz, (Yükseğe çıkarıldım) buyurduklarından, bu hâdise mi'râc diye anılmıştır.<br />
<br />
Bu da'vet ve mi'râc işi, Peygamber efendimizin kendisini en yalnız ve en çok üzgün hissettiği bir zamanda olmuştur. Zîrâ Tâif'ten müteessir olarak dönmüştü. Sonra 25 yıllık biricik hanımı ve en yakın destekçisi Hz. Hatîce vâlidemizi kaybetmişti.<br />
<br />
Bundan bir müddet evvel de amcası Ebû Tâlib vefât etmişti. Artık Mekke müşriklerine karşı onu himâye edecek kimse de kalmamıştı.<br />
<br />
Hem kendisine, hem Eshâbına uygulanan baskılar, münâsebetleri kesmeler, ezâlar ve cefâlar, haddi hudûdu aşmıştı.<br />
<br />
Müslümanların bir kısmı da Peygamber efendimizin izni ile Habeşistan'a göç etmişlerdi.<br />
<br />
Onbir yılı aşkın bir zamandan beri devam eden îmân ve küfür mücâdelesinde inananların sayısı pek fazla değildi. Çoğunluğu inanmayanlar teşkil ediyordu. Hulâsa ebedî hayat verecek yüce din yok edilmek isteniyordu.<br />
<br />
İşte bu olup bitenlerin içinde, çok üzgün hâlde bulunan Peygamberimize, bütün bu tehlikeli günlerin sona ermek üzere olduğunu, hicret olayı ile İslâm tarihinde yepyeni bir huzûr ve sükûn devrinin açılmak üzere bulunduğunu müjdelemek ve gönlünü almak için, onun melekût âlemini seyredeceği ve yüce Mevlâdan yeni emirler telakki edeceği mübârek gece gelip çatmıştı.<br />
<br />
Peygamber efendimiz bu gece Cebrâil aleyhisselâmın geçemediği noktayı geçmiş, arada vâsıta olmaksızın bilinmiyen bir şekilde mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı görmüş ve konuşmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mi'râc gecesi hediyeleri </span><br />
  <br />
Beş vakit namaz burada farz kılınmıştır. Ayrıca, îmân esaslarıyle ilgili Bekara sûresinin son iki âyeti ve ümmetinden şirk koşmayanların Cennete gireceği müjdesi, Peygamber efendimizin mi'râc dönüşü biz ümmetine getirdiği en değerli armağanlardır.<br />
<br />
Yine bu gecede bizzat Allahü teâlâ tarafından Peygamber efendimize vahyedilen ve O'nun şahsında bize öğretilen ba'zı tutum ve davranışlar hakkında ilâhî vecîbeler bildirilmiştir.<br />
<br />
Bu vecîbeler İsrâ sûresinin 23. ila 39. âyetleri arasında belirtilen 12 maddeden ibârettir ve şunlardır:<br />
<br />
“Allaha hiç bir surette şirk koymayın! Anne ve babanıza hürmet ve itâat edin! Hısım ve akrabaya, fakir ve yoksullara, gurbette kalmış kimselere, yolculara yardım edin! Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin! Yetimlerin mallarına dokunmayın! Onlara hoş muâmele edin! Zinâya yaklaşmayın! Haksız yere kimseyi öldürmeyin! Verilen sözü tutun! Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin! Bilmediğiniz bir şeyin ardına körü körüne takılıp gitmeyin! Yer yüzünde kibir ve gurur taslayarak yürümeyin!”<br />
<br />
Bu mu'cizeyi zaman ve mekân mefhumlarıyle açıklamak ve akıl ile îzâh etmek mümkün değildir. İlâhi kudretin ve Peygamberlik mertebesinin ne demek olduğunu idrak edebilenler, bu hâdisede bir gariplik görmezler. Allah ve Resûlüne inananlar mu'cizeye de inanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mirac gecesi</span><br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mirac ne demektir, bu gecenin önemi nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Mirac, merdiven demektir. Resulullah efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. Recebin 27. gecesidir. İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinde, Mirac bildirilmektedir.<br />
<br />
Mutezile fırkası, Resulullah efendimizin bir anda, Cenneti, Cehennemi ve daha birçok yerleri gezip gelmesine akıl erdirememiş, “Miracı kabul etmek, Allah’a mekan ittihaz etmek olur” diyerek Miracı inkâr etmiştir. Allahü teâlâ, Hazret-i Musa ile Tur dağında konuşmuştur. Tur dağı Allahü teâlânın mekanı mıdır? Elbette değildir. Cennete giren müminler de Allahü teâlâyı görecektir. Cennet de Allahü teâlânın mekanı değildir. Allahü teâlâ mekandan münezzehtir.<br />
<br />
Kavl-ül-fasl kitabında deniyor ki:<br />
İsra suresinin ilk âyetinde, Allahü teâlâ, kudret ve azametinden nice acayip işlerden bazılarını göstermek için, Muhammed aleyhisselamı, Mekke'den Kudüs'e götürdüğünü bildiriyor. İsra kelimesi, rüya için kullanılmaz. Uyanık iken, gece yürümek manasına kullanılır. (Sana [Miracda] gösterdiğimiz temaşayı insanlar için bir fitne kıldık) âyetindeki fitne, imtihan demektir. İmtihan ise uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı. Resulullahın, Mekke'den Kudüs'e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan sapık olur. (Bahr)<br />
<br />
Birkaç saniyede Mekke'den Kudüs'e götüren Allahü teâlâ, neden daha uzaklara götüremesin? Allah’ın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder.<br />
<br />
Peygamber efendimiz miracını özetle şöyle anlatıyor: Verilen Burak’a binip Beyt-ül-Makdis’e geldim. Onu, önceki peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescid’e girip orada iki rekât namaz kılıp çıktım. Cebrail bir kap şarap, bir kap da süt getirdi. Ben sütü seçtim. Cebrail, (Yaratılışa uygun olanı seçtin) dedi. Sonra bizi birinci semaya çıkardı. Gök kapısında, (Sen kimsin?) diye bir ses geldi. (Ben Cebrail’im) dedi. (Yanındaki kim?) dendi. (Muhammed aleyhisselam) dedi. (O, peygamber olarak gönderildi mi?) dendi. Cebrail, (Evet) dedi. Gök kapısı açıldı. Hazret-i Âdem’le karşılaştım. Bana merhaba diyerek hayır dua etti. 2. semaya çıktık. Yine orada da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve Yahya ile karşılaştım. Onlar da bana, merhaba diyerek dua ettiler. 3. semaya çıktık. Bu kapıda da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Orada Hazret-i Yusuf’u gördüm. O da dua etti. 4. semaya çıktık. Aynı konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hazret-i İdris’i gördüm. O da dua etti. 5. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hazret-i Harun’u gördüm. O da dua etti. 6. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hazret-i Musa’yı gördüm. Merhaba diyerek dua etti. 7. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti ve kapı açıldı. Arkasını Beyt-ül-Mamur’a dayamış Hazret-i İbrahim’i gördüm. O da dua etti. Beyt-ül-Mamur’u gördüm. Sonra Cebrail beni Sidret-ül-Münteha’ya götürdü. Allah, günde elli vakit namazı farz kıldı. Musa’nın yanına gelip anlattım. (Rabbinden azaltmasını iste! Ümmetin buna güç yetiremez. Tecrübem var.) dedi. Birkaç defa Rabbimle görüşmeye devam ettim. Nihayet Rabbim, (Beş vakit namazı farz kıldım. Her vakit için on sevab vardır. Böylece elli vakit namaz olur) buyurdu. (Müslim)<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mirac gecesini nasıl değerlendirmelidir?</span><br />
CEVAP<br />
Mirac gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirmeli. İki hadis-i şerif meali:<br />
(Mirac gecesinde iyi amel eden için yüz yıllık mükâfat vardır.) [İ.Gazali]<br />
<br />
(Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.Gazali]<br />
<br />
Cuma günü tek olarak oruç tutmak, bazı âlimlere göre mekruhtur. Cumartesi günü oruç tutmak ise bütün âlimlere göre mekruh olduğu için, bu mübarek gün cumaya rastladığı zaman, orucu perşembe veya cumartesi ile birlikte tutmak iyi olur. Cumartesi gününe rastlarsa, Cuma ile cumartesi veya cumartesi ile Pazar günü beraber tutmak gerekir.<br />
<br />
Bu gece kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir!<br />
<br />
Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya, tevbe edip farz borçlarını ödemeye çalışmalıdır! Bütün bunları yapmak ise ilimle olur. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Geceleyin bir müddet ilim ile meşgul olmak, bütün gece sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Mirac aklın bittiği, imanın başladığı yerdir.<br />
<br />
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:<br />
Bir iş, ne kadar sıkıntı içinde olmuşsa, o kadar uzun ömürlü olur. Peygamber efendimiz, (En çok sıkıntıyı ben çektim) buyuruyor. O halde, hak olan dini de, kıyamete kadar sürecektir.<br />
<br />
Âdem aleyhisselam, kupkuru bir dünyaya geldi, yüzyıllarca sıkıntı çekti. Sonra Peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine dua etti. (Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ) duasını devamlı okurdu. Sonra, iki evladından biri kâfir oldu ve Müslüman olanını öldürdü. Bir baba için ne zordur!<br />
<br />
Nuh aleyhisselam 950 yıl uğraştı, inanmadılar, çok eziyet ettiler. Döverlerdi, her seferinde öldü diye bırakırlardı. Cebrail aleyhisselam gelir, yaralarını sarardı, tekrar tebliğe başlardı. Sonra Allahü teâlâ Ona gemi yap emrini verdi.<br />
<br />
İbrahim aleyhisselamı Allahü tealanın haliliyken ateşe attılar, oğlunu kesme emri verildi.<br />
<br />
Musa aleyhisselam da çok çekti, doğduğu sene Firavun bütün erkek çocukları öldürdü. Yıllarca çobanlık yaptı. Dönerlerken, hanımı hamile, zifiri karanlık, çaresiz... Bir ışık gördü, ışığa gitti. Orada Allahü teâlâ Onunla konuştu. Bu mirac değildi, mirac yalnız Peygamber efendimize verildi.<br />
<br />
Eyyüb aleyhisselamın kurtlanmadık yeri kalmamıştı. Eyyüb aleyhisselamın, yaralarının kurtlandığını büyük âlim Alâaddin-i Attar hazretleri de bildirmektedir. (S. Ebediyye)<br />
<br />
Yakup aleyhisselam ağlamaktan gözlerini kaybetti.<br />
<br />
Yusuf aleyhisselam; kuyuya, zindana atıldı.<br />
<br />
Zekeriya aleyhisselam, ağacın içinde ağaçla birlikte testereyle kesildi.<br />
<br />
İsa aleyhisselam, birkaç kişiyi ikna etmek için neler çekti. Öldürmeye çalıştılar.<br />
<br />
Bunların hepsi peygamberdi. Neden bu kadar sıkıntı çektiler? Lâ ilâhe illallah dedikleri için...<br />
<br />
Peygamber efendimiz, (Benim çektiğimi, hiçbir Peygamber çekmedi) buyuruyor.<br />
<br />
Hazret-i Ebu Bekir de, neler çekti, kaç kere dövdüler! Herkesten önce iman etti, malını ve canını feda etti. Herkesin yaptığı bütün ibadetlerin sevabları, katlanarak Hazret-i Ebu Bekir’e, sonra da bir daha katlanarak, Peygamber efendimize verilmektedir. Hem kâinat, Onun hatırına yaratılmış, hem de, herkesin sevabları da, Ona verilmektedir.<br />
<br />
Hazret-i Ömer, namaz kılarken, Hazret-i Osman, Kur’an-ı kerim okurken şehid edildi.<br />
<br />
Hazret-i Ali’nin çektikleri, hele Hazret-i Hüseyin’in başına gelenler...<br />
<br />
Neticede, Peygamber efendimizin vârisleri de, çok çektiler. Ne için? La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah dedikleri için. Dolayısıyla iman, inanmak çok zor, inandırmak daha zordur. İman, Allahü teâlânın, kullarına ihsan ettiği, özel nimetidir. İmanı olanlar, sevinçten oynasa, yeridir...<br />
<br />
Allahü teâlâ, dünyayı verdiğine ahireti vermez. Hadis-i kudside, (İki korkuyu bir kalbde cem etmem) buyruluyor. Dünyada Allahü teâlâdan korkanlar ahirette korkmasın, dünyada korkmayanlar ahirette çok korksun.<br />
<br />
Peygamber efendimiz, Ümmihani’ye Mirac’ı söyleyince, (Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer) dedi. Peygamber efendimiz de, (Anlatmam lazım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük taşlar üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın) buyurdu. Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. (Cenneti, Cehennemi gidip gören mi var) diyenler oluyor. Evet, var. Kim var? Hayatında hiç yalan söylememiş olan Muhammed aleyhisselam var.<br />
<br />
Her mübarek gece, kıymetlidir; fakat Mirac gecesinin ayrı bir hususiyeti vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir. Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te, İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar.<br />
<br />
Üzüntülü bir şekilde dönerken, bir bağ kenarında oturup biraz istirahat etti. Addas adındaki, bağın bekçisi, üzüm getirdi. Peygamber efendimiz, Bismillahirrahmanirrahim deyince, Addas şaşırdı, bu sözü buralarda hiç duymadım dedi. Peygamber efendimiz, sen nerelisin diye sorunca Nineveliyim dedi. Kardeşim Yunus’un ülkesindensin, o da benim gibi peygamberdi buyurdu. Addas, Yunus’u buralarda kimse bilmez, bu güzel yüzün, bu güzel sözlerin sahibi asla yalancı olamaz dedi ve iman etti, ben de sizinle gelmek istiyorum dedi. Peygamber efendimiz, şimdi sen burada kal, yakında ismimi her yerde işitirsin, o zaman bana gel buyurdu. Bir ay kimse inanmadı, yolda dönerken bir kişi iman etti.<br />
<br />
Gece amcasının kızının evine geldi, (Aç, amcan oğlu Muhammed’im) buyurunca Ümmühani, (Haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok) dedi. Peygamber efendimiz, (Yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter) buyurdu.<br />
<br />
Allahü teâlâ Cebrail aleyhisselama, (Habibim bu halde gene bana yalvarıyor, çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir) buyurdu. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, bütün peygamberlere imam oldu. Sonra göklere çıktı. Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde gördü, (Ya Rabbi, ümmetim için de bunu isterim) dedi. İşte, beş vakit namaz, bize Mirac olarak verildi.<br />
<br />
Mirac’da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirac’dan mahrumdur. 1400 yıldır devam eden, başka bir olay yoktur. İşte Mirac, 1400 yıldır devam ediyor. Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa insan bir işe yaramaz. Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.<br />
<br />
Gözsüz görmek<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamber efendimiz Miraca çıkınca, Allahü teâlâyı gözsüz gördüğü, dil yani ses olmadan konuştuğu, kulaksız işittiği bildiriliyor. Gözsüz görmek, dil olmadan konuşmak ve kulaksız işitmek nasıl mümkün oluyor?</span><br />
CEVAP<br />
Allahü teâlâ için imkânsız diye bir şey yoktur. Ana babasız çocuk olmaz, ama Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselamı ana babasız yarattı. İsa aleyhisselamı babasız yarattı. Nasıl yarattı diye sorulmaz. Her şeye kadir olan Allahü teâlâ için, böyle sual sormak uygun olmaz.<br />
<br />
İnsan, rüya görür. Rüyasında gözü kapalı olduğu halde, çok şeyler görür, dili hareket etmediği halde rüyasında insanlarla konuşur. Yatakta yattığı halde bir yerlere gider gelir. Yanında yatan kimse, bir şey duymadığı halde o rüyada söylenilenleri duyar. Demek ki, gözsüz görülüyor, kulaksız işitiliyor, dilsiz konuşuluyor, ayaksız yürünüyor. Bu örnek size yetebilir.<br />
<br />
Ezel ve ebed<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamber efendimiz, Miraca gidince, Cennet ve Cehennemdekileri gördü. Hâlbuki daha kıyamet kopmadı. Bunları nasıl gördü?</span><br />
CEVAP<br />
Bu konuda İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullah, Mirac gecesinde zaman ve mekân dairesinden çıktı. Ezel ile ebedi, “bir an” olarak buldu. Başlangıcı ve sonu bir noktada birleşmiş gördü. Cennete gidecekleri Cennette gördü. (1/283)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mİ’RÂC GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Mi'râc gecesi, Receb ayının yirmiyedinci gecesidir. Mi'râc, merdiven demektir. Resûlullahın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir.<br />
<br />
Mekke halkı îmân etmiyor, Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. İşkenceye başlamış, işi azdırmışlardı. Resûlullah çok üzüldü. Hicretten bir yıl önce, elliiki yaşında idi. Zeyd bin Hârise'yi alarak Tâif'e gitti. Tâif halkına bir ay nasîhat eyledi. Hiç kimse îmân etmedi.Alay ettiler.Çocuklar tarafından taşa tuttular.Resûlullahı çok üzdüler.<br />
<br />
Ümitsiz, üzüntülü, yorgun geri dönerken, mübârek bacakları yaralandı. Hz. Zeyd'in başı kan içinde kaldı. Çok sıcak bir saatte, yol kenarında, bitkin hâlde oturdular. Orada bulunan bağ sahibi, Rebîa'nın oğulları Utbe ve Şeybe adındaki zengin iki kardeş, köleleri Addâs ile, birer salkım üzüm gönderdi.<br />
<br />
Resûlullah üzümü yerken Besmele okudu. Addâs, o zaman Hıristiyan idi. Bunu işitince şaşırdı:<br />
<br />
- Yıllarca buralardayım. Kimseden böyle söz duymadım. Bu nasıl sözdür? dedi.<br />
<br />
Resûlullah ona sordu:<br />
<br />
- Sen neredensin?<br />
<br />
- Nineveliyim.<br />
<br />
- Yûnüs aleyhisselâmın memleketinden imişsin.<br />
<br />
- Siz Yûnüs'ü nereden tanıyorsunuz? Onu, buralarda kimse bilmez.<br />
<br />
- O benim kardeşimdir. O da, benim gibi Peygamber idi.<br />
<br />
- Bu güzel yüzün, bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz. Ben inandım ki, sen Allahın Resûlüsün. Yâ Resûlallah, yıllarca bu zâlimlere, bu yalancılara kölelik ediyorum. Herkesin hakkını yiyorlar. Herkesi aldatıyorlar. Hiç iyi tarafları yok. Dünyalık toplamak, şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar. Onlardan nefret ediyorum. Sizinle birlikte gelmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah, tebessüm ederek buyurdu:<br />
<br />
- Şimdi efendilerinin yanında kal! Az zaman sonra, adımı her yerde işitirsin. O zaman bana gel!<br />
<br />
Bir müddet istirahat edip, yaralarını, kanlarını sildiler. Mekke'ye yürüdüler. Karanlıkta şehre girdiler. Birkaç ay, Mekke'de çok sıkıntılı geçti. Her taraf düşman idi. Gidecek bir yer yoktu. Doğruca amcası Ebû Talib'in kızı Ümm-i Hânî'nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümm-i Hânî, o zaman îmân etmemişti.<br />
<br />
Kapı çalınınca sordu:<br />
<br />
- Kimsiniz?<br />
<br />
- Amcan oğlu Muhammed'im. Kabûl edersen, misâfir geldim.<br />
<br />
- Senin gibi doğru sözlü, emîn, asîl, şerefli misâfire can fedâ olsun. Yalnız teşrîf edeceğinizi önceden bildirseydiniz, birşeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek birşeyim yok.<br />
<br />
- Yiyecek, içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibâdet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir.<br />
<br />
Ümm-i Hânî, Resûlullahı içeri alıp, bir hasır, leğen, ibrik verdi.<br />
<br />
Resûlullah o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların îmâna gelmesi, saâdete kavuşmaları için duâya başladı. Çok yorgun, aç, üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.<br />
<br />
Hazırladığım ni'metleri görsün<br />
<br />
O anda, Allahü teâlâ, Cebrâil aleyhisselâma buyurdu ki:<br />
<br />
- Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübârek bedenini, nâzik kalbini çok incittim. Bu hâlde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbir şey düşünmüyor. Git! Habîbimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster. O'na ve O'nu sevenlere hazırladığım ni'metleri görsün. O'na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O'nu incitenlere hazırladığım azâbları görsün. O'nu Ben teselli edeceğim. O'nun nâzik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.<br />
<br />
Resûlullahın bedenen Mekke'den Beytül-mukaddes'e götürüldüğüne inanmıyan kâfir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.<br />
<br />
Cebrâil aleyhisselâm mi'râc için geldiğinde Peygamber efendimize hitâben dedi ki:<br />
<br />
- Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi! Ey Peygamberlerin efendisi, iyilikler menba'ı, üstünlükler kaynağı olan şerefli Peygamber! Rabbin sana selâm ediyor. Hiçbir peygambere, hiçbir mahlûkuna vermediği ni'meti sana ihsân ediyor. Seni kendine da'vet ediyor. Lütfen kalk. Buyur, gidelim.<br />
<br />
Burak adındaki beyaz hayvana binip, bir anda Kudüs'te, Mescid-i Aksâ'ya geldiler. Cebrâil aleyhisselâm kayayı parmağı ile deldi. Burak'ı oraya bağladı. Geçmiş peygamberlerden ba'zısının rûhları insan şeklinde orada idi. Cemâ'at ile namaz için ^Adem, Nûh, İbrâhîm peygamberlere, imâm olmalarını sıra ile söyledi. Hiçbiri kabûl etmedi. Özür dilediler.<br />
<br />
 “Başkası imâm olamaz!”<br />
 <br />
<br />
Cebrâil aleyhisselâm, Habîbullahı ileri sürdü:<br />
<br />
- Sen varken, başkası imâm olamaz, dedi.<br />
<br />
Namazdan sonra, mescidden çıkıp bilinmeyen bir mi'râc ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. Cebrâil aleyhisselâm Sidre'de kaldı.<br />
<br />
- Kıl kadar ilerlersem, yanar, yok olurum, dedi.<br />
<br />
Sidret-ül müntehâ, altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. Resûlullah efendimiz Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsî, Arş ve Rûh âlemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamıyan, anlatılamıyan şekilde Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı gördü.<br />
<br />
Gözsüz, kulaksız, vâsıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiçbir mahlûkun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı ni'metlere kavuşup, bir anda, Kudüs'e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hânî'nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. Sabah olunca, Kâ'be yanına gidip mi'râcını anlatmak istedi. Ümmühâni, “Sana inanan zaten bir avuç , miracını anlatırsan, müşrikler inanmazlar, alay ederler; iman edenler de vazgeçer. İleride kuvvetlenince anlatırsın” dedi. Peygamberimiz, “Bir insan başta çürükse sonunda da çürük olur. Ben İslam binasını sağlam insanlar üzerine bina etmek istiyorum. Gidip anlatayım ki, çürükler sağlamlar belli olsun.” Gidip anlattı. Bini işiten kâfirler alay etti. "Muhammed aklını kaçırmış, iyice sapıtmış" dediler.<br />
<br />
Müslüman olmaya niyeti olanlar da vazgeçti. Birkaçı sevinerek Ebû Bekr'in evine geldi. Çünkü, onun akıllı, tecrübeli, hesâblı bir tüccâr olduğunu biliyorlardı. Kapıya çıkınca hemen sordular:<br />
<br />
- Ey Ebâ Bekr! Sen çok defa Kudüs'e gittin geldin. İyi bilirsin. Mekke'den Kudüs'e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer?<br />
<br />
- İyi biliyorum. Bir aydan fazla.<br />
<br />
Kâfirler bu söze sevindi. "Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur" dediler. Gülerek, alay ederek ve Hz. Ebû Bekr'in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek:<br />
<br />
- Senin efendin, Kudüs'e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Artık iyice sapıttı, diyerek, Ebû Bekr'e sevgi, saygı gösterdiler.<br />
<br />
 “O söyledi ise inandım”<br />
<br />
<br />
Hz. Ebû Bekr, Resûlullahın mübârek adını işitince:<br />
<br />
- <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir, deyip içeri girdi.</span><br />
<br />
Kâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı. Önlerine bakıp gidiyor ve, "vay canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş. Ebû Bekr'e sihir yapmış" diyorlardı.<br />
<br />
Hz. Ebû Bekr hemen giyinip, Resûlullahın yanına geldi. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle dedi ki:<br />
<br />
- Yâ Resûlallah! Mi'râcınız mübârek olsun!<br />
<br />
Resûlullah, bu gün Ebû Bekr'e "Sıddîk" dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi.<br />
<br />
Resûlullahın bedenen Mekke'den Beytül-mukaddes'e götürüldüğüne inanmıyan kâfir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İsrâ ve Mi'râc</span><br />
 <br />
<br />
İsrâ ve mi'râc, Peygamberimizin Medîne'ye hicretlerinden ondokuz ay önce Mîlâdî 621 yılında, geceleyin vuku' bulmuştur.<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz, Allahü teâlâ tarafından vâki olan da'vet üzerine melekût âlemini, kâinatın hârikalarını seyir ve temâşa için, gecenin muayyen bir saatinde Mekke'den yaklaşık olarak 2500 km. uzak mesâfede bulunan Kudüs'e götürülmüş, oradan da göklere bilinmeyen yerlere yükselmiştir.<br />
<br />
Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyâhatleri geceleyin vuku' bulduğu için, gece yolculuğu ettirilmek ma'nâsına olarak bu olaya "İsrâ" denmiş, bu mübârek kelime aynı olayı anlatan âyetle başlayan "İsrâ" sûresinin de adı olmuştur.<br />
<br />
Mi'râc ise yükseğe çıkmak ma'nâsında olarak merdiven, ya'nî Resûl-i ekrem efendimizin varlık ufuklarının üstüne, yüce makâmlara yükselmesi demektir.<br />
<br />
Nitekim mi'râc hadîslerinde sevgili Peygamberimiz, (Yükseğe çıkarıldım) buyurduklarından, bu hâdise mi'râc diye anılmıştır.<br />
<br />
Bu da'vet ve mi'râc işi, Peygamber efendimizin kendisini en yalnız ve en çok üzgün hissettiği bir zamanda olmuştur. Zîrâ Tâif'ten müteessir olarak dönmüştü. Sonra 25 yıllık biricik hanımı ve en yakın destekçisi Hz. Hatîce vâlidemizi kaybetmişti.<br />
<br />
Bundan bir müddet evvel de amcası Ebû Tâlib vefât etmişti. Artık Mekke müşriklerine karşı onu himâye edecek kimse de kalmamıştı.<br />
<br />
Hem kendisine, hem Eshâbına uygulanan baskılar, münâsebetleri kesmeler, ezâlar ve cefâlar, haddi hudûdu aşmıştı.<br />
<br />
Müslümanların bir kısmı da Peygamber efendimizin izni ile Habeşistan'a göç etmişlerdi.<br />
<br />
Onbir yılı aşkın bir zamandan beri devam eden îmân ve küfür mücâdelesinde inananların sayısı pek fazla değildi. Çoğunluğu inanmayanlar teşkil ediyordu. Hulâsa ebedî hayat verecek yüce din yok edilmek isteniyordu.<br />
<br />
İşte bu olup bitenlerin içinde, çok üzgün hâlde bulunan Peygamberimize, bütün bu tehlikeli günlerin sona ermek üzere olduğunu, hicret olayı ile İslâm tarihinde yepyeni bir huzûr ve sükûn devrinin açılmak üzere bulunduğunu müjdelemek ve gönlünü almak için, onun melekût âlemini seyredeceği ve yüce Mevlâdan yeni emirler telakki edeceği mübârek gece gelip çatmıştı.<br />
<br />
Peygamber efendimiz bu gece Cebrâil aleyhisselâmın geçemediği noktayı geçmiş, arada vâsıta olmaksızın bilinmiyen bir şekilde mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı görmüş ve konuşmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mi'râc gecesi hediyeleri </span><br />
  <br />
Beş vakit namaz burada farz kılınmıştır. Ayrıca, îmân esaslarıyle ilgili Bekara sûresinin son iki âyeti ve ümmetinden şirk koşmayanların Cennete gireceği müjdesi, Peygamber efendimizin mi'râc dönüşü biz ümmetine getirdiği en değerli armağanlardır.<br />
<br />
Yine bu gecede bizzat Allahü teâlâ tarafından Peygamber efendimize vahyedilen ve O'nun şahsında bize öğretilen ba'zı tutum ve davranışlar hakkında ilâhî vecîbeler bildirilmiştir.<br />
<br />
Bu vecîbeler İsrâ sûresinin 23. ila 39. âyetleri arasında belirtilen 12 maddeden ibârettir ve şunlardır:<br />
<br />
“Allaha hiç bir surette şirk koymayın! Anne ve babanıza hürmet ve itâat edin! Hısım ve akrabaya, fakir ve yoksullara, gurbette kalmış kimselere, yolculara yardım edin! Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin! Yetimlerin mallarına dokunmayın! Onlara hoş muâmele edin! Zinâya yaklaşmayın! Haksız yere kimseyi öldürmeyin! Verilen sözü tutun! Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin! Bilmediğiniz bir şeyin ardına körü körüne takılıp gitmeyin! Yer yüzünde kibir ve gurur taslayarak yürümeyin!”<br />
<br />
Bu mu'cizeyi zaman ve mekân mefhumlarıyle açıklamak ve akıl ile îzâh etmek mümkün değildir. İlâhi kudretin ve Peygamberlik mertebesinin ne demek olduğunu idrak edebilenler, bu hâdisede bir gariplik görmezler. Allah ve Resûlüne inananlar mu'cizeye de inanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mirac gecesi</span><br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mirac ne demektir, bu gecenin önemi nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Mirac, merdiven demektir. Resulullah efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. Recebin 27. gecesidir. İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinde, Mirac bildirilmektedir.<br />
<br />
Mutezile fırkası, Resulullah efendimizin bir anda, Cenneti, Cehennemi ve daha birçok yerleri gezip gelmesine akıl erdirememiş, “Miracı kabul etmek, Allah’a mekan ittihaz etmek olur” diyerek Miracı inkâr etmiştir. Allahü teâlâ, Hazret-i Musa ile Tur dağında konuşmuştur. Tur dağı Allahü teâlânın mekanı mıdır? Elbette değildir. Cennete giren müminler de Allahü teâlâyı görecektir. Cennet de Allahü teâlânın mekanı değildir. Allahü teâlâ mekandan münezzehtir.<br />
<br />
Kavl-ül-fasl kitabında deniyor ki:<br />
İsra suresinin ilk âyetinde, Allahü teâlâ, kudret ve azametinden nice acayip işlerden bazılarını göstermek için, Muhammed aleyhisselamı, Mekke'den Kudüs'e götürdüğünü bildiriyor. İsra kelimesi, rüya için kullanılmaz. Uyanık iken, gece yürümek manasına kullanılır. (Sana [Miracda] gösterdiğimiz temaşayı insanlar için bir fitne kıldık) âyetindeki fitne, imtihan demektir. İmtihan ise uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı. Resulullahın, Mekke'den Kudüs'e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan sapık olur. (Bahr)<br />
<br />
Birkaç saniyede Mekke'den Kudüs'e götüren Allahü teâlâ, neden daha uzaklara götüremesin? Allah’ın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder.<br />
<br />
Peygamber efendimiz miracını özetle şöyle anlatıyor: Verilen Burak’a binip Beyt-ül-Makdis’e geldim. Onu, önceki peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescid’e girip orada iki rekât namaz kılıp çıktım. Cebrail bir kap şarap, bir kap da süt getirdi. Ben sütü seçtim. Cebrail, (Yaratılışa uygun olanı seçtin) dedi. Sonra bizi birinci semaya çıkardı. Gök kapısında, (Sen kimsin?) diye bir ses geldi. (Ben Cebrail’im) dedi. (Yanındaki kim?) dendi. (Muhammed aleyhisselam) dedi. (O, peygamber olarak gönderildi mi?) dendi. Cebrail, (Evet) dedi. Gök kapısı açıldı. Hazret-i Âdem’le karşılaştım. Bana merhaba diyerek hayır dua etti. 2. semaya çıktık. Yine orada da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve Yahya ile karşılaştım. Onlar da bana, merhaba diyerek dua ettiler. 3. semaya çıktık. Bu kapıda da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Orada Hazret-i Yusuf’u gördüm. O da dua etti. 4. semaya çıktık. Aynı konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hazret-i İdris’i gördüm. O da dua etti. 5. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hazret-i Harun’u gördüm. O da dua etti. 6. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hazret-i Musa’yı gördüm. Merhaba diyerek dua etti. 7. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti ve kapı açıldı. Arkasını Beyt-ül-Mamur’a dayamış Hazret-i İbrahim’i gördüm. O da dua etti. Beyt-ül-Mamur’u gördüm. Sonra Cebrail beni Sidret-ül-Münteha’ya götürdü. Allah, günde elli vakit namazı farz kıldı. Musa’nın yanına gelip anlattım. (Rabbinden azaltmasını iste! Ümmetin buna güç yetiremez. Tecrübem var.) dedi. Birkaç defa Rabbimle görüşmeye devam ettim. Nihayet Rabbim, (Beş vakit namazı farz kıldım. Her vakit için on sevab vardır. Böylece elli vakit namaz olur) buyurdu. (Müslim)<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mirac gecesini nasıl değerlendirmelidir?</span><br />
CEVAP<br />
Mirac gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirmeli. İki hadis-i şerif meali:<br />
(Mirac gecesinde iyi amel eden için yüz yıllık mükâfat vardır.) [İ.Gazali]<br />
<br />
(Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.Gazali]<br />
<br />
Cuma günü tek olarak oruç tutmak, bazı âlimlere göre mekruhtur. Cumartesi günü oruç tutmak ise bütün âlimlere göre mekruh olduğu için, bu mübarek gün cumaya rastladığı zaman, orucu perşembe veya cumartesi ile birlikte tutmak iyi olur. Cumartesi gününe rastlarsa, Cuma ile cumartesi veya cumartesi ile Pazar günü beraber tutmak gerekir.<br />
<br />
Bu gece kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir!<br />
<br />
Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya, tevbe edip farz borçlarını ödemeye çalışmalıdır! Bütün bunları yapmak ise ilimle olur. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Geceleyin bir müddet ilim ile meşgul olmak, bütün gece sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Mirac aklın bittiği, imanın başladığı yerdir.<br />
<br />
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:<br />
Bir iş, ne kadar sıkıntı içinde olmuşsa, o kadar uzun ömürlü olur. Peygamber efendimiz, (En çok sıkıntıyı ben çektim) buyuruyor. O halde, hak olan dini de, kıyamete kadar sürecektir.<br />
<br />
Âdem aleyhisselam, kupkuru bir dünyaya geldi, yüzyıllarca sıkıntı çekti. Sonra Peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine dua etti. (Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ) duasını devamlı okurdu. Sonra, iki evladından biri kâfir oldu ve Müslüman olanını öldürdü. Bir baba için ne zordur!<br />
<br />
Nuh aleyhisselam 950 yıl uğraştı, inanmadılar, çok eziyet ettiler. Döverlerdi, her seferinde öldü diye bırakırlardı. Cebrail aleyhisselam gelir, yaralarını sarardı, tekrar tebliğe başlardı. Sonra Allahü teâlâ Ona gemi yap emrini verdi.<br />
<br />
İbrahim aleyhisselamı Allahü tealanın haliliyken ateşe attılar, oğlunu kesme emri verildi.<br />
<br />
Musa aleyhisselam da çok çekti, doğduğu sene Firavun bütün erkek çocukları öldürdü. Yıllarca çobanlık yaptı. Dönerlerken, hanımı hamile, zifiri karanlık, çaresiz... Bir ışık gördü, ışığa gitti. Orada Allahü teâlâ Onunla konuştu. Bu mirac değildi, mirac yalnız Peygamber efendimize verildi.<br />
<br />
Eyyüb aleyhisselamın kurtlanmadık yeri kalmamıştı. Eyyüb aleyhisselamın, yaralarının kurtlandığını büyük âlim Alâaddin-i Attar hazretleri de bildirmektedir. (S. Ebediyye)<br />
<br />
Yakup aleyhisselam ağlamaktan gözlerini kaybetti.<br />
<br />
Yusuf aleyhisselam; kuyuya, zindana atıldı.<br />
<br />
Zekeriya aleyhisselam, ağacın içinde ağaçla birlikte testereyle kesildi.<br />
<br />
İsa aleyhisselam, birkaç kişiyi ikna etmek için neler çekti. Öldürmeye çalıştılar.<br />
<br />
Bunların hepsi peygamberdi. Neden bu kadar sıkıntı çektiler? Lâ ilâhe illallah dedikleri için...<br />
<br />
Peygamber efendimiz, (Benim çektiğimi, hiçbir Peygamber çekmedi) buyuruyor.<br />
<br />
Hazret-i Ebu Bekir de, neler çekti, kaç kere dövdüler! Herkesten önce iman etti, malını ve canını feda etti. Herkesin yaptığı bütün ibadetlerin sevabları, katlanarak Hazret-i Ebu Bekir’e, sonra da bir daha katlanarak, Peygamber efendimize verilmektedir. Hem kâinat, Onun hatırına yaratılmış, hem de, herkesin sevabları da, Ona verilmektedir.<br />
<br />
Hazret-i Ömer, namaz kılarken, Hazret-i Osman, Kur’an-ı kerim okurken şehid edildi.<br />
<br />
Hazret-i Ali’nin çektikleri, hele Hazret-i Hüseyin’in başına gelenler...<br />
<br />
Neticede, Peygamber efendimizin vârisleri de, çok çektiler. Ne için? La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah dedikleri için. Dolayısıyla iman, inanmak çok zor, inandırmak daha zordur. İman, Allahü teâlânın, kullarına ihsan ettiği, özel nimetidir. İmanı olanlar, sevinçten oynasa, yeridir...<br />
<br />
Allahü teâlâ, dünyayı verdiğine ahireti vermez. Hadis-i kudside, (İki korkuyu bir kalbde cem etmem) buyruluyor. Dünyada Allahü teâlâdan korkanlar ahirette korkmasın, dünyada korkmayanlar ahirette çok korksun.<br />
<br />
Peygamber efendimiz, Ümmihani’ye Mirac’ı söyleyince, (Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer) dedi. Peygamber efendimiz de, (Anlatmam lazım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük taşlar üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın) buyurdu. Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. (Cenneti, Cehennemi gidip gören mi var) diyenler oluyor. Evet, var. Kim var? Hayatında hiç yalan söylememiş olan Muhammed aleyhisselam var.<br />
<br />
Her mübarek gece, kıymetlidir; fakat Mirac gecesinin ayrı bir hususiyeti vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir. Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te, İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar.<br />
<br />
Üzüntülü bir şekilde dönerken, bir bağ kenarında oturup biraz istirahat etti. Addas adındaki, bağın bekçisi, üzüm getirdi. Peygamber efendimiz, Bismillahirrahmanirrahim deyince, Addas şaşırdı, bu sözü buralarda hiç duymadım dedi. Peygamber efendimiz, sen nerelisin diye sorunca Nineveliyim dedi. Kardeşim Yunus’un ülkesindensin, o da benim gibi peygamberdi buyurdu. Addas, Yunus’u buralarda kimse bilmez, bu güzel yüzün, bu güzel sözlerin sahibi asla yalancı olamaz dedi ve iman etti, ben de sizinle gelmek istiyorum dedi. Peygamber efendimiz, şimdi sen burada kal, yakında ismimi her yerde işitirsin, o zaman bana gel buyurdu. Bir ay kimse inanmadı, yolda dönerken bir kişi iman etti.<br />
<br />
Gece amcasının kızının evine geldi, (Aç, amcan oğlu Muhammed’im) buyurunca Ümmühani, (Haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok) dedi. Peygamber efendimiz, (Yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter) buyurdu.<br />
<br />
Allahü teâlâ Cebrail aleyhisselama, (Habibim bu halde gene bana yalvarıyor, çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir) buyurdu. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, bütün peygamberlere imam oldu. Sonra göklere çıktı. Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde gördü, (Ya Rabbi, ümmetim için de bunu isterim) dedi. İşte, beş vakit namaz, bize Mirac olarak verildi.<br />
<br />
Mirac’da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirac’dan mahrumdur. 1400 yıldır devam eden, başka bir olay yoktur. İşte Mirac, 1400 yıldır devam ediyor. Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa insan bir işe yaramaz. Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.<br />
<br />
Gözsüz görmek<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamber efendimiz Miraca çıkınca, Allahü teâlâyı gözsüz gördüğü, dil yani ses olmadan konuştuğu, kulaksız işittiği bildiriliyor. Gözsüz görmek, dil olmadan konuşmak ve kulaksız işitmek nasıl mümkün oluyor?</span><br />
CEVAP<br />
Allahü teâlâ için imkânsız diye bir şey yoktur. Ana babasız çocuk olmaz, ama Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselamı ana babasız yarattı. İsa aleyhisselamı babasız yarattı. Nasıl yarattı diye sorulmaz. Her şeye kadir olan Allahü teâlâ için, böyle sual sormak uygun olmaz.<br />
<br />
İnsan, rüya görür. Rüyasında gözü kapalı olduğu halde, çok şeyler görür, dili hareket etmediği halde rüyasında insanlarla konuşur. Yatakta yattığı halde bir yerlere gider gelir. Yanında yatan kimse, bir şey duymadığı halde o rüyada söylenilenleri duyar. Demek ki, gözsüz görülüyor, kulaksız işitiliyor, dilsiz konuşuluyor, ayaksız yürünüyor. Bu örnek size yetebilir.<br />
<br />
Ezel ve ebed<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamber efendimiz, Miraca gidince, Cennet ve Cehennemdekileri gördü. Hâlbuki daha kıyamet kopmadı. Bunları nasıl gördü?</span><br />
CEVAP<br />
Bu konuda İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullah, Mirac gecesinde zaman ve mekân dairesinden çıktı. Ezel ile ebedi, “bir an” olarak buldu. Başlangıcı ve sonu bir noktada birleşmiş gördü. Cennete gidecekleri Cennette gördü. (1/283)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadir Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=891</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 14:33:19 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=891</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KADİR GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
<br />
Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan bir gecedir. İmâm-ı Şâfi’î  hazretleri onyedinci, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri, yirmiyedinci gecesi olması çok vâkı’ olur dedi. Yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi. Kur’ân-ı kerîmde medhedilen en kıymetli gecedir. Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı.<br />
<br />
Ayların içinde, Receb, Şâban ve Ramazan ayları diğerlerinden daha fazîletlidir. Bu ayların içinde de, bazı geceler ve günler, diğerlerine göre daha fazîletlidir. Receb ve Şâban ayındaki günler, geceler bellidir. Ramazan-ı şerîfin içinde gizlenmiş olan Kadir Gecesi ise, kesin olarak bildirilmemiştir. Ramazan-ı şerîfin başından sonuna kadar, herhangi bir gecede olabileceği, hadîs-i şerîflerle bildirilmiştir. Âlimlerimiz buyurdu ki:<br />
<br />
“Allahü teâlâ, beş şeyi beş şey içinde gizlemiştir. Rızâsını tâ'atta, gazabını günahlarda, kıymetli olan orta namazı beş vakit namaz içinde, evliyâsını insanlar içinde, Kadir Gecesini de Ramazan ayında gizlemiştir.”<br />
<br />
Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. Resûlullah efendimiz, cevaben buyurdu ki: “Ramazanın birinci gecesi idi, geçti.”<br />
<br />
Bir seferinde de hazret-i Âişe vâlidemiz Peygamber efendimizden Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. O zaman da Resûlullah efendimiz buyurdu ki:”On üçüncü gece idi geçti.”<br />
<br />
Değişik zamanlarda Kadir Gecesi'nin vakti ile alâkalı sorulan suâllere, Peygamber efendimiz, değişik cevaplar vermiştir. İslâm âlimlerinden bazısı, hadîs-i şerîflerdeki bildirilen değişik zamanlar sebebi ile, Kadir Gecesi'ni, Ramazan-ı şerîfin başından i'tibâren aramak lâzım olduğunu bildirmişler ve bunun için de mümkün olduğu kadar her geceyi ihyâ etmeye çalışmalıdır, buyurmuşlardır. Kadir Gecesi, çok kıymetli bir gecedir. Böyle kıymetli bir gecenin fazîletinden mahrûm kalmamak için, Ramazan-ı şerîfin her gecesini ibâdetle, tevbe etmekle, Kur'ân-ı kerîm okumakla ihyâ etmeye çalışmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin fazileti hakkında hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span><br />
<br />
“Kabirde aydınlık istersen, Kadir Gecesi'nin karanlığında ibâdet eyle!”<br />
<br />
“Kadir Gecesi'ni ihyâ edene, bir saatlik sevap olarak, yüz senelik ibâdet sevabı verilir.”<br />
<br />
“Allahü teâlâ: ‘İzzet ve Celâlime yemin ederim ki, Kadir Gecesi'ni ihyâ edenin günahlarını bağışlarım. Kıyâmette suâl sormam. Onu Cehennem ateşinde yakmam.’ buyurdu.”<br />
<br />
Mübârek ayların, gecelerin, günlerin kıymetini bilmeli, böyle zamanlarda, çok tevbe istigfâr etmeli, ağlamalı, affolunmak için yalvarmalıdır. Herkes kendi hâline göre bir miktar ibâdet etse, o geceyi ihyâ etmiş sayılır.<br />
<br />
Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için hiçbir tâ'ati küçük görmemelidir. Gazabı, günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görüp işlememelidir. Orta namazı kaçırmamak için beş vakit namazı vaktinde kılmalıdır. Evliyâsı insanlar arasında gizli olduğu için herkese iyi muâmele etmelidir.<br />
<br />
Kadir gecesinin rastladığı geceleri ihyâ etmek de çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kadir gecesine rastlamış bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibidir.”<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfe göre, Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini, Kadir gecesine daha önce çok tesadüf etmiş olduğu için ihyâ eden büyük sevâba kavuşur.<br />
<br />
Kadir gecesi hakkında İmam-ı a'zam, yirmi ilâ otuzuncu geceleri arasında aranması da bildirilmiştir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
“Kadir gecesi Ramazanın 21, 23, 25, 27 29'uncu tek geceleri veya son gecesidir.”<br />
<br />
“Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin Cennete girmesine ben kefilim.”<br />
<br />
“Ramazan-ı şerîf ayının yirmi yedinci gecesini ihyâ edenin, amel defterine yirmiyedibin senelik ibâdet sevâbı yazılır. Cennette ona yirmiyedibin köşk yapılır. Her köşk, hatırdan hayâlden geçmediği şekildedir.”<br />
<br />
Kadir gecesinin alâmetleri hakkında hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “O gece ne soğuk, ne sıcak olur. Sabah güneş doğunca, sisli olmaz, tatlı ve hoş bir hava olur. Fırtına olmaz.”<br />
<br />
Bazı âlimler, Kadir gecesinde köpek sesinin duyulmadığını, ertesi günü güneşin şuasız doğduğunu, Kadir gecesinin gününün de fazilette gecesi gibi olduğunu bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîte “Allahü teâlâ katında en sevgili gece, Kadir gecesidir.” Buyuruldu.<br />
<br />
Kadir gecesi<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinin önemi nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, bu ümmete mahsustur. Başka peygamberlere böyle faziletli bir gece verilmemiştir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, başka ümmete vermedi.) [Deylemi]<br />
<br />
Resulullah’a, kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri salih amelleri işleyemezler diye düşününce, Allahü teâlâ Ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti. Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibini ferahlandırdı. (İ. Malik)<br />
<br />
Resulullah efendimiz, (Benî İsrail peygamberlerinden 80 yıl hep ibadet eden oldu) buyurunca, Eshab-ı kiram hayret etti. Cebrail aleyhisselam gelip, (Ya Resulallah, ümmetin o peygamberlerin, [diğer işlerin dışında] 80 yıl hep ibadet etmesine şaşıyorlar. Allah sana ondan iyisini verdi) diyerek, (Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyeti okudu. (Rıyad-ün-nasıhin)<br />
<br />
Baliğ olarak 50 yıl yaşayan kimse, 50 tane Kadir gecesi geçirir. Bir gece, 80 yıl değerinde olunca, 50x80=4000 yıl eder. 4 bin yıl ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sevabını Allah’tan umarak, Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolur.) [Buhari, Müslim]<br />
<br />
(Kadir gecesinde, bir kere Kadir suresini okumak, başka zamanda Kur’an-ı kerimi hatim etmekten daha sevabdır. Kadir gecesinde bir Sübhanallah, bir Elhamdülillah, bir La ilahe illallah söylemek 700 bin tesbih, tahmid ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar [az bir zaman] namaz kılmak, ibadet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Tefsir-i Mugni]<br />
<br />
(Kadir gecesi üç defa “La ilahe illallah” söyleyen müslümanın, birincisinde bütün günahları bağışlanır. İkincisinde Cehennemden kurtulur, üçüncüsünde Cennete girer.) [Tefsir-i Mugni]<br />
<br />
Ramazan ayının 27. gecesi<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinin 27. gece olduğu kesin midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır, kesin değildir. Kadir gecesi Ramazan ayı içindedir. Kadir gecesinin hangi gece olduğu, kesin olarak belli değildir. Âlimlerimiz, (Allahü teâlâ, rızasını taatte, gazabını günahlarda, orta namazı beş vakit namazda, evliyasını halk arasında, Kadir gecesini Ramazan ayı içinde gizlemiştir) buyuruyorlar.<br />
<br />
O halde Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, hiçbir iyiliği küçük görmemeli! Gazabı günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görmemeli; orta namazı kaçırmamak için, beş vakit namazı vaktinde kılmalı; evliya halk arasında gizli olduğu için herkese iyi muamele etmeli. Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bilmelidir.<br />
<br />
Ramazan-ı şerif ayının 27. gecesini ihya etmek çok sevabdır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın!) [Müslim]<br />
<br />
(Kadir gecesini, ramazanın son on gününün 21, 23, 25, 27 ve 29 gibi tek gecelerinde veya ramazanın son gecesinde arayın! Sevabını umarak Kadir gecesini ibadetle geçirenin günahları affolur.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kadir gecesi ramazanın 27. gecesidir.) [Ebu Davud]<br />
<br />
İmam-ı a'zam hazretleri, Kadir gecesinin, ramazanın 27. gecesine çok isabet ettiğini bildirmiştir. (Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihya eden, Kadir gecesini ihya etmiş gibi sevab kazanır) hadis-i şerifini düşünerek, sık sık vaki olan 27. gece ihya edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevaba kavuşulur. Kadir gecesini soran bir zata, Peygamber efendimiz, (Bu yıl Kadir gecesi ramazanın ilk gecesiydi, geçti. 27. geceyi ihya et! Ramazanın 27. gecesini ihya edene, vücudundaki kıllar sayısınca, hac, umre, şehid ve gazi sevabı verilir) buyurdu. Başka birisine de, (Bu yıl Kadir gecesi geçti, fakat Ramazanın 27. gecesini ihya et! Kadir gecesi sevabına kavuşursun. Şefaatten nasipsiz kalmazsın) buyurdu. Hazret-i Âişe validemize de, (13. geceydi, geçti. Kadir gecesini kaçırdıysan, 27. geceye kavuşursun. O geceyi ihya edersen, ahiret yolculuğu için, azık olarak, o geceki ibadet sana yeter) buyurdu. Hazret-i Âişe validemiz de, (Resulullah, ramazanın son on gününde çok ibadet ederdi) buyuruyor. [V. Necat]<br />
<br />
Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur.<br />
<br />
Bu geceyi ihya için ilim öğrenmeli, mesela ilmihal okumalı, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri bütün müminlere göndermeli! Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak gerekir.<br />
<br />
Resulullah efendimiz, Kadir gecesinde, (Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa'fü annî) duasını okumayı bildirmiştir. (Ya Rabbi, sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni de affeyle) demektir.<br />
Bin aydan faziletli, ne kadar kadri yüce!<br />
Sayısız günahkâr kul, affa uğrar bu gece.<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinde bir günlük kaza namazı kılanın bin aylık kaza namazı borcunun ödeneceği söyleniyor. Hiç namaz kılmayıp sadece Ramazanda her gece bir günlük kaza kılan Kadir gecesini bulur. Bin aylık [83 yıllık] namaz borcu ödenmiş olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
Mirac gecesinde yüz rekat nafile namaz kılanın bütün namaz borçlarının ödeneceği de söylendi. Muteber kitaplardan nakledilmezse, böyle büyük hatalara düşülür. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
(Kabul olan hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki]<br />
<br />
Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak lazımdır. (Hadika)<br />
<br />
Günahların affolması için Ehl-i sünnet itikadına sahip olmak, bid’at işlememek lazımdır. Bu geceyi ihya için kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri bütün müslümanlara göndermelidir!<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinin alametleri nelerdir? Özellikle Kadir gecesine rastlamak için Ramazanın gecelerini nasıl değerlendirmeli?</span><br />
CEVAP<br />
Ramazanın her gecesini Kadir gecesi bilerek hareket edilirse Kadir gecesine rastlanmış olur. Her gün en az şunlar yapılmalı:<br />
1- Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.<br />
2- Kadir gecesi okunacak duayı okumalı.<br />
3- Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.<br />
4- İlmihalden bir iki sayfa okumalı.<br />
5- Az da olsa sadaka vermeli.<br />
6- Gece seher vakti, iki rekat namaz kılıp, silsile-i aliyyeyi okuyarak, o âlimlerin hürmetine dua etmelidir.<br />
7- Gündüzü de gecesi gibi kıymetli olduğu için gündüzleri de değerlendirmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesin alametleri</span><br />
<br />
Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar. Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur. Ubeyd bin Ömer hazretleri anlatır: Kadir gecesi denizde idim, denizin suyunu içtim, tuzlu değildi, tatlı ve hoş idi.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Kadir gecesi açık ve mülayim olur. Soğuk ve sıcak değildir, sabahında da güneş zaif ve kızıl olarak doğar.) [Taberani]<br />
<br />
(Kadir gecesi açık olur, sıcak ve soğuk değildir. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur. O gecenin sabahının alameti güneşin şuasız doğmasıdır.) [Taberani]<br />
<br />
(Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.) [Müslim]<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kur’an-ı kerimin Kadir gecesinde indirildiği Kadr suresinde bildiriliyor. Şimdi, bu gece niye her sene aynı güne gelmiyor da Ramazan ayı içinde değişik günlere geliyor? Niye hep aynı gece olmuyor? Mesela, Kur’an-ı kerimin indirilmeye başlanması, Ramazanın 26’sını 27’sine bağlayan gece vaki olduysa, Kadir gecesinin hep bu gece olması gerekmez mi? Bir de kameri aylar da böyle. Ramazan yaza geldiği gibi kışa da gelebiliyor. Niye hep aynı zamanda olmuyor da yılın bütün aylarını dolaşıyor?</span><br />
CEVAP<br />
Biri diğerinden farklı sualdir. Allahü teâlâ, kameri [gökteki ayı] bütün seneyi dolaşacak şekilde yaratmıştır. Kameri sene 354 gündür. Şemsi yıla göre 10 veya 11 gün azdır. Bunun için her sene kameri ay, 10 gün önce gelir. Böylece bütün senenin aylarını dolaşır. Allahü teâlâ böyle istemiştir. Ramazan orucu, böylece senenin en uzun ve en kısa, en soğuk ve en sıcak günlerine geliyor.<br />
<br />
İslamiyet, bir bölgeye değil, bütün dünyaya gelmiştir. Her coğrafyadaki, her mevsimdeki insanlara hitap eder. Sıcak ve soğuk ülkeler var. Gündüzleri veya geceleri kısa ve uzun yerler var. Hepsi için tek ve aynı tarih olsaydı müslümanların işi güç olurdu. Bunun gibi daha bir çok hikmeti olabilir.<br />
<br />
Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesinde Kur'an-ı kerim inmiş ise, bu sene de Kadir gecesi Ramazanın üçüne alınmış olabilir. Demek ki bu mübarek gece Ramazanın üçüne geldi. Ay mefhumundan sıyrılmak gerekir. Diğer geceler ayla ilgili, Kadir gecesi ayla ilgili değil, gece ile ilgilidir. Allahü teâlâ dileseydi her aya bir tane koyardı ve her ayda Kadir gecesi olabilirdi. Kur'an-ı kerimin indiği bu geceyi de her ay kutlardık.<br />
<br />
İlk defa Kur’an-ı kerimin nazil olduğu gecenin hususiyetini, faziletini ve bereketini Allahü teâlâ her sene başka bir geceye veriyor. Yani her sene değişik bir gecenin o kıymet ve fazileti taşımasını irade buyuruyor. Kur’an-ı kerimin nazil olduğu o mübarek gecenin her sene-i devriyesinde aynı gecenin o fazileti taşıması icap etmiyor. Başka bir gece o fazileti taşıyabiliyor.<br />
<br />
Kadir gecesi ne zaman?<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İmam-ı Şa’rani hazretlerine göre Kadir gecesi hangi güne denk geliyor?</span><br />
CEVAP<br />
İmam-ı Şa’rani hazretleri, kendi keşfini bildirmiş ve (Ramazan, pazar günü başlarsa, Kadir gecesi 29. gecedir. Salı başlarsa 27. gece, perşembe başlarsa 25., cumartesi başlarsa 23., pazartesi başlarsa 21., çarşamba başlarsa 19., cuma başlarsa 17. gecedir) buyurmuştur.<br />
<br />
Ebül Hasan Harkani hazretleri de buyuruyor ki: Büluğ çağımdan beri Kadir gecesini hiç kaçırmadım. Ramazan ayının ilk günü pazar günü başladığında, Kadir gecesi 29. gece olurdu. Pazartesi günü başladığında, 21. gece olurdu. Salı günü başladığında, 27. gece, çarşamba günü başladığında, 19. gece, perşembe günü başladığında, 25. gece, cuma günü başladığında, 17. gece, cumartesi günü başladığında, 23. gece olurdu. (Mişkat-ül-envar, Şir’a-tül-İslam)<br />
<br />
Görüldüğü gibi iki büyük âlim de, aynı şeyi keşifleriyle bildiriyorlar.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KADİR GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
<br />
Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan bir gecedir. İmâm-ı Şâfi’î  hazretleri onyedinci, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri, yirmiyedinci gecesi olması çok vâkı’ olur dedi. Yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi. Kur’ân-ı kerîmde medhedilen en kıymetli gecedir. Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı.<br />
<br />
Ayların içinde, Receb, Şâban ve Ramazan ayları diğerlerinden daha fazîletlidir. Bu ayların içinde de, bazı geceler ve günler, diğerlerine göre daha fazîletlidir. Receb ve Şâban ayındaki günler, geceler bellidir. Ramazan-ı şerîfin içinde gizlenmiş olan Kadir Gecesi ise, kesin olarak bildirilmemiştir. Ramazan-ı şerîfin başından sonuna kadar, herhangi bir gecede olabileceği, hadîs-i şerîflerle bildirilmiştir. Âlimlerimiz buyurdu ki:<br />
<br />
“Allahü teâlâ, beş şeyi beş şey içinde gizlemiştir. Rızâsını tâ'atta, gazabını günahlarda, kıymetli olan orta namazı beş vakit namaz içinde, evliyâsını insanlar içinde, Kadir Gecesini de Ramazan ayında gizlemiştir.”<br />
<br />
Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. Resûlullah efendimiz, cevaben buyurdu ki: “Ramazanın birinci gecesi idi, geçti.”<br />
<br />
Bir seferinde de hazret-i Âişe vâlidemiz Peygamber efendimizden Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. O zaman da Resûlullah efendimiz buyurdu ki:”On üçüncü gece idi geçti.”<br />
<br />
Değişik zamanlarda Kadir Gecesi'nin vakti ile alâkalı sorulan suâllere, Peygamber efendimiz, değişik cevaplar vermiştir. İslâm âlimlerinden bazısı, hadîs-i şerîflerdeki bildirilen değişik zamanlar sebebi ile, Kadir Gecesi'ni, Ramazan-ı şerîfin başından i'tibâren aramak lâzım olduğunu bildirmişler ve bunun için de mümkün olduğu kadar her geceyi ihyâ etmeye çalışmalıdır, buyurmuşlardır. Kadir Gecesi, çok kıymetli bir gecedir. Böyle kıymetli bir gecenin fazîletinden mahrûm kalmamak için, Ramazan-ı şerîfin her gecesini ibâdetle, tevbe etmekle, Kur'ân-ı kerîm okumakla ihyâ etmeye çalışmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir Gecesi'nin fazileti hakkında hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span><br />
<br />
“Kabirde aydınlık istersen, Kadir Gecesi'nin karanlığında ibâdet eyle!”<br />
<br />
“Kadir Gecesi'ni ihyâ edene, bir saatlik sevap olarak, yüz senelik ibâdet sevabı verilir.”<br />
<br />
“Allahü teâlâ: ‘İzzet ve Celâlime yemin ederim ki, Kadir Gecesi'ni ihyâ edenin günahlarını bağışlarım. Kıyâmette suâl sormam. Onu Cehennem ateşinde yakmam.’ buyurdu.”<br />
<br />
Mübârek ayların, gecelerin, günlerin kıymetini bilmeli, böyle zamanlarda, çok tevbe istigfâr etmeli, ağlamalı, affolunmak için yalvarmalıdır. Herkes kendi hâline göre bir miktar ibâdet etse, o geceyi ihyâ etmiş sayılır.<br />
<br />
Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için hiçbir tâ'ati küçük görmemelidir. Gazabı, günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görüp işlememelidir. Orta namazı kaçırmamak için beş vakit namazı vaktinde kılmalıdır. Evliyâsı insanlar arasında gizli olduğu için herkese iyi muâmele etmelidir.<br />
<br />
Kadir gecesinin rastladığı geceleri ihyâ etmek de çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kadir gecesine rastlamış bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibidir.”<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfe göre, Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini, Kadir gecesine daha önce çok tesadüf etmiş olduğu için ihyâ eden büyük sevâba kavuşur.<br />
<br />
Kadir gecesi hakkında İmam-ı a'zam, yirmi ilâ otuzuncu geceleri arasında aranması da bildirilmiştir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
“Kadir gecesi Ramazanın 21, 23, 25, 27 29'uncu tek geceleri veya son gecesidir.”<br />
<br />
“Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin Cennete girmesine ben kefilim.”<br />
<br />
“Ramazan-ı şerîf ayının yirmi yedinci gecesini ihyâ edenin, amel defterine yirmiyedibin senelik ibâdet sevâbı yazılır. Cennette ona yirmiyedibin köşk yapılır. Her köşk, hatırdan hayâlden geçmediği şekildedir.”<br />
<br />
Kadir gecesinin alâmetleri hakkında hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “O gece ne soğuk, ne sıcak olur. Sabah güneş doğunca, sisli olmaz, tatlı ve hoş bir hava olur. Fırtına olmaz.”<br />
<br />
Bazı âlimler, Kadir gecesinde köpek sesinin duyulmadığını, ertesi günü güneşin şuasız doğduğunu, Kadir gecesinin gününün de fazilette gecesi gibi olduğunu bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîte “Allahü teâlâ katında en sevgili gece, Kadir gecesidir.” Buyuruldu.<br />
<br />
Kadir gecesi<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinin önemi nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, bu ümmete mahsustur. Başka peygamberlere böyle faziletli bir gece verilmemiştir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, başka ümmete vermedi.) [Deylemi]<br />
<br />
Resulullah’a, kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri salih amelleri işleyemezler diye düşününce, Allahü teâlâ Ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti. Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibini ferahlandırdı. (İ. Malik)<br />
<br />
Resulullah efendimiz, (Benî İsrail peygamberlerinden 80 yıl hep ibadet eden oldu) buyurunca, Eshab-ı kiram hayret etti. Cebrail aleyhisselam gelip, (Ya Resulallah, ümmetin o peygamberlerin, [diğer işlerin dışında] 80 yıl hep ibadet etmesine şaşıyorlar. Allah sana ondan iyisini verdi) diyerek, (Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyeti okudu. (Rıyad-ün-nasıhin)<br />
<br />
Baliğ olarak 50 yıl yaşayan kimse, 50 tane Kadir gecesi geçirir. Bir gece, 80 yıl değerinde olunca, 50x80=4000 yıl eder. 4 bin yıl ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sevabını Allah’tan umarak, Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolur.) [Buhari, Müslim]<br />
<br />
(Kadir gecesinde, bir kere Kadir suresini okumak, başka zamanda Kur’an-ı kerimi hatim etmekten daha sevabdır. Kadir gecesinde bir Sübhanallah, bir Elhamdülillah, bir La ilahe illallah söylemek 700 bin tesbih, tahmid ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar [az bir zaman] namaz kılmak, ibadet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Tefsir-i Mugni]<br />
<br />
(Kadir gecesi üç defa “La ilahe illallah” söyleyen müslümanın, birincisinde bütün günahları bağışlanır. İkincisinde Cehennemden kurtulur, üçüncüsünde Cennete girer.) [Tefsir-i Mugni]<br />
<br />
Ramazan ayının 27. gecesi<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinin 27. gece olduğu kesin midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır, kesin değildir. Kadir gecesi Ramazan ayı içindedir. Kadir gecesinin hangi gece olduğu, kesin olarak belli değildir. Âlimlerimiz, (Allahü teâlâ, rızasını taatte, gazabını günahlarda, orta namazı beş vakit namazda, evliyasını halk arasında, Kadir gecesini Ramazan ayı içinde gizlemiştir) buyuruyorlar.<br />
<br />
O halde Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, hiçbir iyiliği küçük görmemeli! Gazabı günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görmemeli; orta namazı kaçırmamak için, beş vakit namazı vaktinde kılmalı; evliya halk arasında gizli olduğu için herkese iyi muamele etmeli. Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bilmelidir.<br />
<br />
Ramazan-ı şerif ayının 27. gecesini ihya etmek çok sevabdır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın!) [Müslim]<br />
<br />
(Kadir gecesini, ramazanın son on gününün 21, 23, 25, 27 ve 29 gibi tek gecelerinde veya ramazanın son gecesinde arayın! Sevabını umarak Kadir gecesini ibadetle geçirenin günahları affolur.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kadir gecesi ramazanın 27. gecesidir.) [Ebu Davud]<br />
<br />
İmam-ı a'zam hazretleri, Kadir gecesinin, ramazanın 27. gecesine çok isabet ettiğini bildirmiştir. (Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihya eden, Kadir gecesini ihya etmiş gibi sevab kazanır) hadis-i şerifini düşünerek, sık sık vaki olan 27. gece ihya edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevaba kavuşulur. Kadir gecesini soran bir zata, Peygamber efendimiz, (Bu yıl Kadir gecesi ramazanın ilk gecesiydi, geçti. 27. geceyi ihya et! Ramazanın 27. gecesini ihya edene, vücudundaki kıllar sayısınca, hac, umre, şehid ve gazi sevabı verilir) buyurdu. Başka birisine de, (Bu yıl Kadir gecesi geçti, fakat Ramazanın 27. gecesini ihya et! Kadir gecesi sevabına kavuşursun. Şefaatten nasipsiz kalmazsın) buyurdu. Hazret-i Âişe validemize de, (13. geceydi, geçti. Kadir gecesini kaçırdıysan, 27. geceye kavuşursun. O geceyi ihya edersen, ahiret yolculuğu için, azık olarak, o geceki ibadet sana yeter) buyurdu. Hazret-i Âişe validemiz de, (Resulullah, ramazanın son on gününde çok ibadet ederdi) buyuruyor. [V. Necat]<br />
<br />
Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur.<br />
<br />
Bu geceyi ihya için ilim öğrenmeli, mesela ilmihal okumalı, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri bütün müminlere göndermeli! Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak gerekir.<br />
<br />
Resulullah efendimiz, Kadir gecesinde, (Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa'fü annî) duasını okumayı bildirmiştir. (Ya Rabbi, sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni de affeyle) demektir.<br />
Bin aydan faziletli, ne kadar kadri yüce!<br />
Sayısız günahkâr kul, affa uğrar bu gece.<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinde bir günlük kaza namazı kılanın bin aylık kaza namazı borcunun ödeneceği söyleniyor. Hiç namaz kılmayıp sadece Ramazanda her gece bir günlük kaza kılan Kadir gecesini bulur. Bin aylık [83 yıllık] namaz borcu ödenmiş olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
Mirac gecesinde yüz rekat nafile namaz kılanın bütün namaz borçlarının ödeneceği de söylendi. Muteber kitaplardan nakledilmezse, böyle büyük hatalara düşülür. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
(Kabul olan hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki]<br />
<br />
Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak lazımdır. (Hadika)<br />
<br />
Günahların affolması için Ehl-i sünnet itikadına sahip olmak, bid’at işlememek lazımdır. Bu geceyi ihya için kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri bütün müslümanlara göndermelidir!<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesinin alametleri nelerdir? Özellikle Kadir gecesine rastlamak için Ramazanın gecelerini nasıl değerlendirmeli?</span><br />
CEVAP<br />
Ramazanın her gecesini Kadir gecesi bilerek hareket edilirse Kadir gecesine rastlanmış olur. Her gün en az şunlar yapılmalı:<br />
1- Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.<br />
2- Kadir gecesi okunacak duayı okumalı.<br />
3- Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.<br />
4- İlmihalden bir iki sayfa okumalı.<br />
5- Az da olsa sadaka vermeli.<br />
6- Gece seher vakti, iki rekat namaz kılıp, silsile-i aliyyeyi okuyarak, o âlimlerin hürmetine dua etmelidir.<br />
7- Gündüzü de gecesi gibi kıymetli olduğu için gündüzleri de değerlendirmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir gecesin alametleri</span><br />
<br />
Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar. Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur. Ubeyd bin Ömer hazretleri anlatır: Kadir gecesi denizde idim, denizin suyunu içtim, tuzlu değildi, tatlı ve hoş idi.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Kadir gecesi açık ve mülayim olur. Soğuk ve sıcak değildir, sabahında da güneş zaif ve kızıl olarak doğar.) [Taberani]<br />
<br />
(Kadir gecesi açık olur, sıcak ve soğuk değildir. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur. O gecenin sabahının alameti güneşin şuasız doğmasıdır.) [Taberani]<br />
<br />
(Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.) [Müslim]<br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kur’an-ı kerimin Kadir gecesinde indirildiği Kadr suresinde bildiriliyor. Şimdi, bu gece niye her sene aynı güne gelmiyor da Ramazan ayı içinde değişik günlere geliyor? Niye hep aynı gece olmuyor? Mesela, Kur’an-ı kerimin indirilmeye başlanması, Ramazanın 26’sını 27’sine bağlayan gece vaki olduysa, Kadir gecesinin hep bu gece olması gerekmez mi? Bir de kameri aylar da böyle. Ramazan yaza geldiği gibi kışa da gelebiliyor. Niye hep aynı zamanda olmuyor da yılın bütün aylarını dolaşıyor?</span><br />
CEVAP<br />
Biri diğerinden farklı sualdir. Allahü teâlâ, kameri [gökteki ayı] bütün seneyi dolaşacak şekilde yaratmıştır. Kameri sene 354 gündür. Şemsi yıla göre 10 veya 11 gün azdır. Bunun için her sene kameri ay, 10 gün önce gelir. Böylece bütün senenin aylarını dolaşır. Allahü teâlâ böyle istemiştir. Ramazan orucu, böylece senenin en uzun ve en kısa, en soğuk ve en sıcak günlerine geliyor.<br />
<br />
İslamiyet, bir bölgeye değil, bütün dünyaya gelmiştir. Her coğrafyadaki, her mevsimdeki insanlara hitap eder. Sıcak ve soğuk ülkeler var. Gündüzleri veya geceleri kısa ve uzun yerler var. Hepsi için tek ve aynı tarih olsaydı müslümanların işi güç olurdu. Bunun gibi daha bir çok hikmeti olabilir.<br />
<br />
Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesinde Kur'an-ı kerim inmiş ise, bu sene de Kadir gecesi Ramazanın üçüne alınmış olabilir. Demek ki bu mübarek gece Ramazanın üçüne geldi. Ay mefhumundan sıyrılmak gerekir. Diğer geceler ayla ilgili, Kadir gecesi ayla ilgili değil, gece ile ilgilidir. Allahü teâlâ dileseydi her aya bir tane koyardı ve her ayda Kadir gecesi olabilirdi. Kur'an-ı kerimin indiği bu geceyi de her ay kutlardık.<br />
<br />
İlk defa Kur’an-ı kerimin nazil olduğu gecenin hususiyetini, faziletini ve bereketini Allahü teâlâ her sene başka bir geceye veriyor. Yani her sene değişik bir gecenin o kıymet ve fazileti taşımasını irade buyuruyor. Kur’an-ı kerimin nazil olduğu o mübarek gecenin her sene-i devriyesinde aynı gecenin o fazileti taşıması icap etmiyor. Başka bir gece o fazileti taşıyabiliyor.<br />
<br />
Kadir gecesi ne zaman?<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İmam-ı Şa’rani hazretlerine göre Kadir gecesi hangi güne denk geliyor?</span><br />
CEVAP<br />
İmam-ı Şa’rani hazretleri, kendi keşfini bildirmiş ve (Ramazan, pazar günü başlarsa, Kadir gecesi 29. gecedir. Salı başlarsa 27. gece, perşembe başlarsa 25., cumartesi başlarsa 23., pazartesi başlarsa 21., çarşamba başlarsa 19., cuma başlarsa 17. gecedir) buyurmuştur.<br />
<br />
Ebül Hasan Harkani hazretleri de buyuruyor ki: Büluğ çağımdan beri Kadir gecesini hiç kaçırmadım. Ramazan ayının ilk günü pazar günü başladığında, Kadir gecesi 29. gece olurdu. Pazartesi günü başladığında, 21. gece olurdu. Salı günü başladığında, 27. gece, çarşamba günü başladığında, 19. gece, perşembe günü başladığında, 25. gece, cuma günü başladığında, 17. gece, cumartesi günü başladığında, 23. gece olurdu. (Mişkat-ül-envar, Şir’a-tül-İslam)<br />
<br />
Görüldüğü gibi iki büyük âlim de, aynı şeyi keşifleriyle bildiriyorlar.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Regaib Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=890</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 12:58:53 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=890</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">REGAiB GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Regaib gecesi ne zamandır? Bu geceye mahsus namaz var mı?</span><br />
CEVAP<br />
Receb-i şerifin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu gece yapılan dua red olmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevablar verilir.<br />
<br />
Bu gece, Peygamber efendimizin babasının evlendiği gece değildir. Böyle söylemek yanlıştır. Resulullahın dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Âmine validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusur sayılmaktadır.<br />
<br />
Bu geceye mahsus bir namaz yoktur. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, tesbih çekip, tevbe istiğfar etmeli. Mübarek gecelerde ve her zaman, ilim öğrenmek çok faziletlidir. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir. Perşembe günü oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevabdır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlâ Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkleri vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]<br />
<br />
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.) [Miftah-ül-cenne]<br />
<br />
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]<br />
<br />
(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]<br />
<br />
(Receb ayının ilk Cuma gecesini [Regaib gecesini] ihya edene, kabir azabı yapılmaz. Duaları kabul edilir. Yalnız, yedi kimsenin duası kabul olmaz: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan.) [S. Ebediyye] [Bunlar, bu günahlardan vaz geçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları kabul olmaz.]<br />
<br />
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, hatalar affedilir. Günah işleyenin cezası da kat kat olur.<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin (radıyallahü anh) anlatır:<br />
“Kâbe’yi tavaf ederken yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona dedim ki:<br />
− Sen kimsin, vaziyetin ne böyle?<br />
− Menâzil bin Lâhık... Ben çalgı çalmakla, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan'ın artisti denilen ünlü bir kimseydim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Recep ve Şaban aylarında bile bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, (Allahü teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikayet ediyorlar) dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, (Bu aylarda oruç tutar, geceleri ibadet ederim. Beytullaha gidip şerrinden korunmak için Allahü teâlâdan yardım dilerim) dedi.<br />
<br />
Bir hafta oruç tutup Kâbe’ye giderek, (Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et) diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Bunu görenler, (Baba bedduasına uğramış kişi) derler.<br />
− Baban bu haline ne dedi?<br />
− Babamdan af ve özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile Beytullaha gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.<br />
<br />
Babam Hazret-i Ali, bu gence dua etti. Recebde yaptığı bu dua bereketiyle Allahü teâlâ ona şifa ihsan eyledi.”</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">REGAiB GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Regaib gecesi ne zamandır? Bu geceye mahsus namaz var mı?</span><br />
CEVAP<br />
Receb-i şerifin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu gece yapılan dua red olmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevablar verilir.<br />
<br />
Bu gece, Peygamber efendimizin babasının evlendiği gece değildir. Böyle söylemek yanlıştır. Resulullahın dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Âmine validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusur sayılmaktadır.<br />
<br />
Bu geceye mahsus bir namaz yoktur. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, tesbih çekip, tevbe istiğfar etmeli. Mübarek gecelerde ve her zaman, ilim öğrenmek çok faziletlidir. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir. Perşembe günü oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevabdır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlâ Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkleri vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]<br />
<br />
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.) [Miftah-ül-cenne]<br />
<br />
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]<br />
<br />
(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]<br />
<br />
(Receb ayının ilk Cuma gecesini [Regaib gecesini] ihya edene, kabir azabı yapılmaz. Duaları kabul edilir. Yalnız, yedi kimsenin duası kabul olmaz: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan.) [S. Ebediyye] [Bunlar, bu günahlardan vaz geçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları kabul olmaz.]<br />
<br />
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, hatalar affedilir. Günah işleyenin cezası da kat kat olur.<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin (radıyallahü anh) anlatır:<br />
“Kâbe’yi tavaf ederken yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona dedim ki:<br />
− Sen kimsin, vaziyetin ne böyle?<br />
− Menâzil bin Lâhık... Ben çalgı çalmakla, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan'ın artisti denilen ünlü bir kimseydim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Recep ve Şaban aylarında bile bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, (Allahü teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikayet ediyorlar) dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, (Bu aylarda oruç tutar, geceleri ibadet ederim. Beytullaha gidip şerrinden korunmak için Allahü teâlâdan yardım dilerim) dedi.<br />
<br />
Bir hafta oruç tutup Kâbe’ye giderek, (Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et) diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Bunu görenler, (Baba bedduasına uğramış kişi) derler.<br />
− Baban bu haline ne dedi?<br />
− Babamdan af ve özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile Beytullaha gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.<br />
<br />
Babam Hazret-i Ali, bu gence dua etti. Recebde yaptığı bu dua bereketiyle Allahü teâlâ ona şifa ihsan eyledi.”</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hicri Yılbaşı Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=889</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 12:53:19 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=889</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HiCRi YILBAŞI GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi [bu yıl cumayı cumartesiye bağlayan gece yani bu gece] Müslümanların yılbaşı gecesidir.<br />
<br />
Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, bütün yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.<br />
<br />
İslamiyet’ten önce Araplar, muharremde savaşmak isteyince, o yıl muharrem ayının ismini, sonraki aya korlar, sonraki ayın ismini, muharrem ayına takarlardı. Böylece, haram ay, muharremden bir sonraki ay olurdu.<br />
<br />
(Bir ayın haramlığını başka aya geciktirmek, ancak kâfirliği arttırır. Kâfirler, böylece sapıtıyorlar. Onlar, Allah’ın haram kıldığı ayların sayılarını denk getirmek için, haram ayı bir yıl helal edip, başka yıl onu yine haram ederler. Böylece, Allah’ın haram kıldığını helal kılmaya çalışırlar) mealindeki Tevbe suresinin 37. âyeti, ayların yerlerini değiştirmeyi yasak etti.<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde bildirilen ve dinde kullanılan Arabi ayların bir yılı, bir güneş yılından on gün kısadır. Hicri kameri aylar, hicri şemsi ve miladi aylara göre, on gün önce gelmektedir. Bunun için Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, şemsi yıllara göre, her yıl on gün önce olur. Çünkü mübarek günler, güneş aylarına göre değil, kameri aylara göre yapılır. Dinimizin emri böyledir.<br />
<br />
İslamiyet’te, güneş yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün yoktur. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri yılla kutlanır. Bütün ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır. Hac, oruç, kurban ve bayram günleri kameri aylara göre tespit edilir. Haccı Allahü teâlânın bildirdiği zilhicce ayında yapmayıp da, miladi bir ayda, mesela ocakta yapmak, orucu, ramazanda değil de, şubatta tutmak, dini değiştirmek olur. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bu gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Bu geceleri başka günlere almak dini değiştirmek olur. Allahü teâlâ, bu gecelerde yapılan dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir...<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kıymet verilen dört aydan biri</span><br />
<br />
Muharrem ayının, Zilkade, Zilhicce ve Receble beraber Kur'an-ı kerimde kıymet verilen dört aydan biri olduğu bildirilmektedir. (Tevbe 36) Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma'dır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahü teâlânın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim]<br />
<br />
(Nafile oruç tutacaksan Muharrem ayında tut, çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, o günde Allahü teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) [Tirmizi]<br />
<br />
Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, Ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yılbaşı duası</span><br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Aşağıda bildirilen duayı hicri yılbaşında okumakta mahzur var mıdır?</span><br />
CEVAP<br />
Dua okumanın mahzuru olmaz. Bu duada, Allahü teâlâya hamd edilmekte, Peygamber efendimize, Eshabına ve Ehl-i beytine salat ve selam getirilmekte, yeni sene boyunca, şeytanın ve nefsimizin şerrinden Allahü teâlâya sığınılmaktadır. Duanın Latin harfleriyle yazılışı şöyledir:<br />
(Elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme entel-ebediyyü'l-kadîm, el-hayyül-kerîm, el-hannân, el-mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün. Es'elüke fîhe'l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihin-nefsil-emmâreti bissûi vel-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HiCRi YILBAŞI GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi [bu yıl cumayı cumartesiye bağlayan gece yani bu gece] Müslümanların yılbaşı gecesidir.<br />
<br />
Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, bütün yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.<br />
<br />
İslamiyet’ten önce Araplar, muharremde savaşmak isteyince, o yıl muharrem ayının ismini, sonraki aya korlar, sonraki ayın ismini, muharrem ayına takarlardı. Böylece, haram ay, muharremden bir sonraki ay olurdu.<br />
<br />
(Bir ayın haramlığını başka aya geciktirmek, ancak kâfirliği arttırır. Kâfirler, böylece sapıtıyorlar. Onlar, Allah’ın haram kıldığı ayların sayılarını denk getirmek için, haram ayı bir yıl helal edip, başka yıl onu yine haram ederler. Böylece, Allah’ın haram kıldığını helal kılmaya çalışırlar) mealindeki Tevbe suresinin 37. âyeti, ayların yerlerini değiştirmeyi yasak etti.<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde bildirilen ve dinde kullanılan Arabi ayların bir yılı, bir güneş yılından on gün kısadır. Hicri kameri aylar, hicri şemsi ve miladi aylara göre, on gün önce gelmektedir. Bunun için Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, şemsi yıllara göre, her yıl on gün önce olur. Çünkü mübarek günler, güneş aylarına göre değil, kameri aylara göre yapılır. Dinimizin emri böyledir.<br />
<br />
İslamiyet’te, güneş yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün yoktur. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri yılla kutlanır. Bütün ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır. Hac, oruç, kurban ve bayram günleri kameri aylara göre tespit edilir. Haccı Allahü teâlânın bildirdiği zilhicce ayında yapmayıp da, miladi bir ayda, mesela ocakta yapmak, orucu, ramazanda değil de, şubatta tutmak, dini değiştirmek olur. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bu gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Bu geceleri başka günlere almak dini değiştirmek olur. Allahü teâlâ, bu gecelerde yapılan dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir...<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kıymet verilen dört aydan biri</span><br />
<br />
Muharrem ayının, Zilkade, Zilhicce ve Receble beraber Kur'an-ı kerimde kıymet verilen dört aydan biri olduğu bildirilmektedir. (Tevbe 36) Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma'dır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahü teâlânın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim]<br />
<br />
(Nafile oruç tutacaksan Muharrem ayında tut, çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, o günde Allahü teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) [Tirmizi]<br />
<br />
Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, Ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yılbaşı duası</span><br />
<br />
Sual: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Aşağıda bildirilen duayı hicri yılbaşında okumakta mahzur var mıdır?</span><br />
CEVAP<br />
Dua okumanın mahzuru olmaz. Bu duada, Allahü teâlâya hamd edilmekte, Peygamber efendimize, Eshabına ve Ehl-i beytine salat ve selam getirilmekte, yeni sene boyunca, şeytanın ve nefsimizin şerrinden Allahü teâlâya sığınılmaktadır. Duanın Latin harfleriyle yazılışı şöyledir:<br />
(Elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme entel-ebediyyü'l-kadîm, el-hayyül-kerîm, el-hannân, el-mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün. Es'elüke fîhe'l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihin-nefsil-emmâreti bissûi vel-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aşure Günü ve Gecesi Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=888</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 12:46:25 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=888</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">AŞURA GÜNÜ VE GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur'an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]<br />
<br />
Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem'in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh'un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus'un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim'in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris'in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub'un, oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşması, Hazret-i Yusuf'un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa'nın Kızıldeniz'i geçmesi, Hazret-i İsa'nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hadis-i şerifte buyuruldu ki:</span><br />
<br />
(Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.) [Taberani]<br />
<br />
Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine’ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)<br />
<br />
Medine’de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah’ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Aşure günü yapılması iyi olan işler:</span><br />
<br />
1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]<br />
<br />
(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed] [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]<br />
<br />
(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]<br />
[Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]<br />
<br />
Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:<br />
(Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullahın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir. Bir avcı, Aşure günü, bir geyik yakaladı. Geyik, yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere, avcının izin vermesi için, Resulullah efendimizden, şefaat istedi. Avcı, geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince, geyik, (Bugün Aşure günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim) dedi. Bunu duyan avcı, geyiği Resulullaha hediye etti. O da, geyiği serbest bıraktı.<br />
<br />
2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)<br />
<br />
3- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)<br />
<br />
(Bugün ibadettir) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
4- Çok selam vermeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)<br />
<br />
5- Çoluk çocuğunu sevindirmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)<br />
<br />
6- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir'a) [Bu sevaplar, itikadı düzgün olan, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşure günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]<br />
<br />
7- İlim öğrenmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun bir kitap, [mesela İslam Ahlakı veya Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye] okumalıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, elbette bütün müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamber efendimiz, Hazret-i Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]<br />
<br />
(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hicri yılbaşında okunan bu dua, Aşure günü de okunabilir:</span><br />
<br />
(Elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme entel-ebediyyü'l-kadîm, el-hayyül-kerîm, el-hannân, el-mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün. Es'elüke fîhe'l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihin-nefsil-emmâreti bissûi vel-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">AŞURA GÜNÜ VE GECESİ GECESİ HAKKINDA BiLGiLER:</span><br />
<br />
Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur'an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]<br />
<br />
Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem'in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh'un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus'un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim'in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris'in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub'un, oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşması, Hazret-i Yusuf'un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa'nın Kızıldeniz'i geçmesi, Hazret-i İsa'nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hadis-i şerifte buyuruldu ki:</span><br />
<br />
(Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.) [Taberani]<br />
<br />
Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine’ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)<br />
<br />
Medine’de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah’ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Aşure günü yapılması iyi olan işler:</span><br />
<br />
1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]<br />
<br />
(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed] [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]<br />
<br />
(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]<br />
[Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]<br />
<br />
Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:<br />
(Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullahın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir. Bir avcı, Aşure günü, bir geyik yakaladı. Geyik, yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere, avcının izin vermesi için, Resulullah efendimizden, şefaat istedi. Avcı, geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince, geyik, (Bugün Aşure günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim) dedi. Bunu duyan avcı, geyiği Resulullaha hediye etti. O da, geyiği serbest bıraktı.<br />
<br />
2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)<br />
<br />
3- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)<br />
<br />
(Bugün ibadettir) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
4- Çok selam vermeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)<br />
<br />
5- Çoluk çocuğunu sevindirmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)<br />
<br />
6- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir'a) [Bu sevaplar, itikadı düzgün olan, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşure günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]<br />
<br />
7- İlim öğrenmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun bir kitap, [mesela İslam Ahlakı veya Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye] okumalıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, elbette bütün müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamber efendimiz, Hazret-i Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]<br />
<br />
(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hicri yılbaşında okunan bu dua, Aşure günü de okunabilir:</span><br />
<br />
(Elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme entel-ebediyyü'l-kadîm, el-hayyül-kerîm, el-hannân, el-mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün. Es'elüke fîhe'l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihin-nefsil-emmâreti bissûi vel-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üç Ayların Faziletleri]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=887</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 12:20:21 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=887</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÜÇ AYLARIN FAZiLETLERi</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">RECEB AYI: </span><br />
<br />
Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36]<br />
<br />
Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir.) [İbni Cerir]<br />
<br />
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]<br />
<br />
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]<br />
<br />
(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]<br />
<br />
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsinde tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cennet] (Başında demek, ayın ilk günleri demektir. Ortası, ortadaki günlere yakın olan günler, sonu da, ayın son günleri demektir.)<br />
<br />
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münâdi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı Receb’de gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]<br />
<br />
(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Yâ Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]<br />
<br />
Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ŞABAN AYI:</span><br />
<br />
Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.<br />
<br />
Âişe validemiz buyuruyor ki:<br />
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]<br />
<br />
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]<br />
<br />
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:<br />
(Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Şaban’da üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]<br />
<br />
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.<br />
<br />
Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]<br />
<br />
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">RAMAZAN AYI:</span><br />
<br />
Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:<br />
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]<br />
<br />
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]<br />
<br />
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]<br />
<br />
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]<br />
<br />
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]<br />
<br />
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.<br />
<br />
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.<br />
<br />
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.<br />
<br />
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.<br />
<br />
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.<br />
<br />
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.<br />
<br />
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!<br />
<br />
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.<br />
<br />
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]<br />
<br />
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]<br />
<br />
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)<br />
<br />
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.<br />
<br />
Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:<br />
<br />
• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]<br />
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]<br />
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]<br />
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]<br />
• “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)<br />
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim)<br />
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır.” (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)<br />
• “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)<br />
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )’dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)<br />
• Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]<br />
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]<br />
• Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed]<br />
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)<br />
• Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır:<br />
“Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O kimse dedi ki:<br />
“Adım Menazil… Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, “Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, “Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına uğramış kişi” derdi.”<br />
Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç, “Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÜÇ AYLARIN FAZiLETLERi</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">RECEB AYI: </span><br />
<br />
Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36]<br />
<br />
Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir.) [İbni Cerir]<br />
<br />
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]<br />
<br />
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]<br />
<br />
(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]<br />
<br />
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsinde tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cennet] (Başında demek, ayın ilk günleri demektir. Ortası, ortadaki günlere yakın olan günler, sonu da, ayın son günleri demektir.)<br />
<br />
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münâdi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı Receb’de gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]<br />
<br />
(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Yâ Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]<br />
<br />
Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ŞABAN AYI:</span><br />
<br />
Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.<br />
<br />
Âişe validemiz buyuruyor ki:<br />
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]<br />
<br />
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]<br />
<br />
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:<br />
(Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Şaban’da üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]<br />
<br />
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.<br />
<br />
Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]<br />
<br />
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">RAMAZAN AYI:</span><br />
<br />
Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:<br />
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]<br />
<br />
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]<br />
<br />
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]<br />
<br />
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]<br />
<br />
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]<br />
<br />
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.<br />
<br />
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.<br />
<br />
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.<br />
<br />
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.<br />
<br />
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.<br />
<br />
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.<br />
<br />
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!<br />
<br />
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.<br />
<br />
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]<br />
<br />
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]<br />
<br />
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)<br />
<br />
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.<br />
<br />
Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:<br />
<br />
• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]<br />
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]<br />
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]<br />
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]<br />
• “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)<br />
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim)<br />
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır.” (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)<br />
• “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)<br />
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )’dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)<br />
• Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]<br />
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]<br />
• Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed]<br />
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)<br />
• Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır:<br />
“Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O kimse dedi ki:<br />
“Adım Menazil… Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, “Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, “Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına uğramış kişi” derdi.”<br />
Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç, “Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor. </span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>