<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Raşidi Tarikatı Adabları]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 00:06:55 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı PRO 2]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3115</link>
			<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:29:00 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=3115</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı</span></span><br />
Zikrullah Beş türlü yapılır:</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yalnız lisan ile yapılan zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yalnız kalp ile zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kalben ve lisanen zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Namaz gibi beden ile yapılan zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hac ve sadaka gibi mal ile yapılan zikir.</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vird Adabı</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Vakit</span></span><br />
Yeni intisap edenler, intisap zikirlerini günde bir defaya mahsus olarak, mümkünse <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah namazından hemen sonra, güneş doğmadan önce</span></span> çekerler. Eğer bu vakitte müsait değillerse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ikindi namazının ardından</span></span> da zikir çekilebilir. Zikrin ilk adabı, bu iki vakitte eda edilmesidir. Her iki vakit de müsait değilse, kişinin en müsait olduğu zamanda zikredilir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sayı ve Adet</span></span><br />
Yeni intisap edenler, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">40 gün boyunca sadece intisap zikrini</span></span> okumaya devam ederler. Bu 40 günün ardından zikir, kişide ahlak hâlini alır ve çekmeden duramaz hâle gelirse, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Sınıf zikrine</span></span> başlanır.<br />
Aynı kural diğer sınıflar için de geçerlidir:</span><ul class="mycode_list"><li><ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 40 gün sonra 2. Sınıfa geçilir.</span><br />
</li>
</ol>
</li>
<li><ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 3. Sınıfa geçilir.</span><br />
</li>
</ol>
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu 40 günün ardı ardına olması şart değildir.</span></span> Kişi, çektiği günleri not alır; hastalık, yolculuk veya başka bir mazeret nedeniyle ara verdiğinde, kaldığı yerden devam eder. Toplamda 40 günü tamamladığında üst sınıfa geçer. İlk üç sınıfın zikirleri tarafımızca belirlenmiş olup, sonraki sınıflar için de sayılar değişmekle birlikte ana kadran korunacaktır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her sınıfta zikir sayısına dikkat edilmelidir.</span></span> Örneğin; 1. Sınıfta bir yazılan yer bir çekilir, 2. Sınıfta iki yazılan yer iki çekilir, 10 yazılan yer on çekilir. Sayıya riayet edilmezse, ertesi gün zikir çekmek zorlaşır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Sınıf sofiler</span></span>, zikirlerini "Zikir Evradı Pro 8"de yazıldığı gibi çekerler. Adetler oradaki gibidir. 10. Sınıf zikri de ahlak olunca, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">mevsim zikrine geçme vaktinin geldiği</span></span> anlaşılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Mevsim Zikri</span></span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sınıf sofi, zikri ahlak edindikten sonra <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">günde iki defa</span></span> zikretmeye başlar. Zikri 1,5 saate düşürenler, artık salavat ve fatiha da okumaya başlar. 40 gün sonra ahlak hâli pekişince:</span><br />
</li>
</ol>
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlkbahar ve yaz aylarında:</span></span> Sabah uzun olarak <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kebir"</span></span>, ikindiden sonra ise <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kasr"</span></span> okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonbahar ve kış aylarında:</span></span> Sabah <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kasr"</span></span>, akşam ise <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kebir"</span></span> okunur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Salavat ve fatihalar da okunur; fatihalar günde yalnızca bir defa okunur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Her Sınıfın Süresi</span></span><br />
Normalde her sınıf zikri <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">40 günde katedilir</span></span>. Ancak 40 gün sonunda zikir ahlak hâlini almamışsa, biraz daha gayret edilir, fakat zorlanmaz. Zikir kolaylaşıp ahlak olunca üst sınıfa geçilir. Üst sınıfa geçmek için tarikat pirinden destur almaya gerek yoktur. Eğer üst sınıf zikri çekerken zorlanma olursa, bir alt sınıfa dönülür.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir Nasıl Yapılır?</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Zikir <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sessiz ve sakin</span></span> bir ortamda yapılmalıdır. Yüksek sesle değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kendi duyacağı kadar sesle</span></span> okunmalıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Abdestli olma zorunluluğu yoktur.</span></span> Abdest mümkünse abdestli, değilse teyemmüm edilerek de zikir çekilebilir. Teyemmüm için toprak, taş, cam veya fayans gibi şeyler kullanılabilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Eğer abdest veya teyemmüm de mümkün değilse (örneğin trende, otobüste, çarşıda, pazarda veya işe giderken), <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">abdestsiz olarak da zikir çekilebilir</span></span>.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Zikir ezberlendikten sonra, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">televizyon izlerken, iş yaparken veya yolculuk hâlindeyken de</span></span> zikir edilebilir. Önemli olan dilin zikirde olmasıdır; dışarıdaki meşguliyetler buna engel değildir. Kişi hareket hâlindeyken de zikretmeye devam edebilir; tıpkı bir aracın hareket hâlindeyken elektrik üretmesi gibi, zikir de her an yapılabilir. Yalnızca kişi sustuğunda (zikri bıraktığında) enerji üretimi durur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirde Kaza Yoktur</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önemli Not:</span></span> Zikirde kaza yoktur. Bir gün zikir çekilememişse, ertesi gün o günün zikriyle birlikte önceki günün zikri çekilmez. Her gün yalnızca o güne ait zikir çekilir. Önceki günün kazası yapılmaz.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Extra Zikirler</span></span><br />
Özel hâl ve durumlar vuku bulduğunda, ek olarak zikirler çekilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gafletle Yapılan ve Rutin Olmuş Zikir, Zikir Değildir</span></span><br />
Gafletle kılınan namaz namaz değildir; zikir de aynı şekilde, gafletle yapılırsa zikir sayılmaz. Zikir ve namaz, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uyanıklık hâlidir</span></span>. Zikir, Allah'ı anmak ve hatırlamaktır. Cuma namazı ise o haftaki olayların müzakere edildiği bir vakittir.<br />
Namazda, beş dakikalık süre içinde aklımıza o gün yapıp ettiklerimiz ve edeceklerimiz hücum etse de, o beş dakika aslında <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">günü müzaker etme ve Allah'ı hatıra getirme vaktidir</span></span>. Günün müzakeresinde, "Bunu yapınca ne oldu? Allah ne murad etti?" gibi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tefekkür</span></span> gereklidir. Zikirler de manasızca, şuursuzca çekilirse tesir göstermez. Kişide oluşturacağı ulvî tefekkür ve marifet açığa çıkmaz.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne zaman uyanık olarak zikredersen</span></span>, şuurunda her gün açılma olur ve Allah'ın ilim deryasına dalmaya başlarsın. Bir gün olmasa da, bir ay sonra bu tefekkürler başlayıp, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">meleklerden ilham almaya</span></span> başlayabilirsin. Ancak iyi ilham ile kötü ilhamı ayırt edecek kadar İslam şeriatını bilmen gerekir. Hatta bazen uzaklardaki birilerinden, hatta ölülerden ve dirilerden haber gelebilir. Ama bu, ancak uyanık olarak zikredersen mümkündür.<br />
Az önce "televizyon seyrederken de zikir çekilebilir" dedik. Evet, zikir, başka işlerle meşgulken de yapılabilir. Tıpkı bir müzisyenin hem enstrüman çalıp hem notaları takip etmesi, hem de kordaki arkadaşlarıyla uyum içinde olması gibi. Veya araba kullanmak gibidir: ayaklar ayrı, eller ayrı, gözler ayrı iş yapar ve akıl her an uyanık olmayı gerektirir. Bir an uyuklarsan kaza yaparsın. İşte zikir de böyledir; <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ı andığını bilerek yapmaktır.</span></span><br />
Allah'ı unutup da gafletle zikredip bundan medet beklemek kadar ahmaklık olamaz. Zikirleri çekerken <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">manalarını öğrenmek, ne dediğini bilmek ve şuurlu olarak çekmek</span></span> gerekir. Şuurlu çekince, tıpkı geçit alanına gelince selam vermeyi unutmamak gibi, zikir de yerli yerince yapılmış olur.<br />
Namazda şeytan, günün meşgalelerini aklına getirir, dalarsın. Sonra birden kendine gelirsin ama kaç rekât kıldığını unutmuşsundur. Çünkü o an namazda değil, aklın başka işlerdeydi. İşte bu yüzden <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">namaz ve zikir, uyanık olma hâlidir</span></span>.<br />
İnsan ne kadar zorlarsa zorlasın, illa o vesvese gelecektir, gaflet olacaktır. Ama önemli olan, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uyanık olmaya gayret etmektir</span></span>. Bu, geçit alanına gelince selam vereceğini unutup es geçmemek demektir. Uyanık olup bir notayı atlamamak gerekir. Televizyon seyrederken de zikirde neyi, ne zaman, kaç kere çektiğini unutmamak lazımdır.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rutinleşen Zikirde Uyku Gelirse Ne Yapılır?</span></span><br />
Usta bir şoför, her gün gidip geldiği, trafiğin sakin olduğu uzun bir yolda giderken gaflet basar ve uykusu gelir. Zikirde de durum böyledir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezberlenmiş, rutin hâle gelmiş zikri</span></span> çekerken birkaç tesbihten sonra uyku basabilir. Şeytan, seni zikirden alıkoymak ister.<br />
Ne yapmalısın?</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Oturuyorsan, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ayağa kalk</span></span> ve odada yürüyerek çek.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elinle duvara veya bir yere meshet</span></span>, başına mesh yap.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elinin tersiyle ensene dokun</span></span> ki gözlerin açılsın.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ensene soğuk su çal</span></span>.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aydınlık ve ışığa bak</span></span>, uykun açılsın, sonra zikret.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüyerek zikretmek</span></span> de uykuyu önler.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirde Tökezleme veya Duraksama Olursa</span></span><br />
Bazen zikirde tembellik edebiliriz veya uhrevî ve manevî sebepler bize engel olabilir. Çünkü sürüde topal koyunlar vardır; sürü bazen onları beklemek zorundadır. Aksi hâlde o topal ve kör koyunlar arkada kalır ve kurtlara yem olur, helak olur. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sen çekmiyorsun diye ben de çekmeyeyim</span></span> diye bir şey yoktur.<br />
Örneğin, İstanbul'dan Ankara'ya uçakla giden biri rötar yapabilir, ama sen trenle gidiyorsan tren rötar yapmayabilir. Ya da otobüsle gidenler zikre devam eder. En basit zikri çekenler de vardır. Eğer en basit zikri bile çekemiyorsan, bu bir eksikliktir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğer zikirde tökezleniyorsa veya bekletiliyorsan</span></span>, bil ki sürüde tökezleyen veya tökezleten birileri vardır. Onları beklemek icap eder. Tıpkı Hz. Muhammed'in sürüsü giderken, Hz. Ayşe'nin bir ihtiyacı olduğu için geride kalması ve bu durumun iftiraya sebep olması gibi. Eğer sürü o anda dursaydı, bu olmazdı. Biz sürünün başı isek, gerektiğinde durup beklemeli, geride kalanlara sahip çıkmalıyız. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesele budur vesselam.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sayıya Riayet Hususunda</span></span><br />
Anlatılır ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) namazda rükûdan kalkınca <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Semiallahü limen hamideh"</span></span> der. Derken bir bedevi coşar ve uzunca dua etmeye başlar. Namazın sonunda selam verince, Hz. Muhammed o kişiyi kınamaz ve tasdik eder derler.<br />
Peki, bu hadis böyle midir?<br />
Namazda <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">adap ve erkân</span></span> diye bir şey vardır. Rükünleri ardı ardına yapmak, yani <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sırayla ve sekteye uğratmadan</span></span> yerine getirmek gerekir. Eğer sen rükûdan sonra secdeye gitmeyip iki saat dua edersen, bu namazın sıhhatine aykırıdır. Hatta bu durumu esas alıp hüküm veren bazı mezhepler vardır; ancak böyle bir uygulama, namazın rükünlerini ihlal ettiği için o kişinin ve ona uyanların <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">namazı bozulmuş olur</span></span>. Çünkü Hz. Muhammed rükûdan sonra secdeye varmıştır; o kişi ise hâlâ ayakta dua etmektedir. Bu durumda namazdan çıkmış olur. Hz. Muhammed (s.a.v.) bazı meseleleri açıklarken şöyle buyurmuştur: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ben nasıl yapıyorsam, bana bakın ve benim gibi yapın."</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Usulüne Göre Yapmak Esastır</span></span><br />
Bir kek yapma tarifini öğrenirken, ustanın koyduğu kadar un, şeker ve yumurta koyman gerekir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önce usulü öğrenmek şarttır.</span></span> Usulü öğrenmeden içine fıstık, çilek gibi şeyler katmak olmaz.<br />
Aynı şekilde, hukuk okurken mezun olmadan kendini avukat veya hâkim sanıp dava bakamazsın. Barolar Birliği'nden izin alıp bir baroya kaydolmadıkça büro açamazsın. Sahte dişçiler gibi, dişçinin yanında çıraklık yaparak bir şeyler öğrenip köylerde dişçilik yapmaya kalkışmak doğru değildir. Çünkü uzman değildir; bir kaza çıkarsa sorumlusu kendisidir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir konusunda da bizim uygulamamıza bakıp öyle yapmalısın.</span></span> Kendi kafandan bir şey uydurma. Biz duayı bina ettik; önce bizim öğrettiğimiz şekliyle çek ve bunu ahlak edin. Tarikattan mezun olduktan sonra, kendi formülünü geliştirebilirsin. Ama tarif bize aitse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aslını bozma</span></span>. Yoksa kekten başka bir şey elde edersin. Bizim kekimizi bozma.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sapma ve Tökezleme Uyarısı</span></span><br />
Bazı kişiler, rükûdan sonra uzun uzun dua eden bedevi örneğindeki gibi, kendi yanlış uygulamalarıyla hem kendilerini hem de arkalarındakileri tökezletir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biz nasıl tarif ettiysek öyle yapacaksın; kendin bir şey katmayacaksın.</span></span><br />
Tarihte ilk motoru Ford bulduğunda, ertesi sene dört motorlu uçak icat edilmedi. Uçak seneler sonra icat oldu. İnsanlık adım adım ilerledi. Bir insan ancak bir adım boyu ilerler; koşsa bile adım adımdır. Kimse kendi boyunun yüz katı zıplayamaz.<br />
Bayram namazında bilmeyen bir kişi, bildiğini sandığı birinin yanında durur ve ona uyar. Ama o kişi yanlış yapıyorsa, ardındakiler de yanlış yapar, bütün sürünün düzeni bozulur. Trampet takımında bir kişi yanlış adım atsa, ardındakiler de yanlış atar ve düzen bozulur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu nedenle:</span></span> Sana nasıl tarif ettiysek, öyle oku. Ne bir eksik, ne bir fazla. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mezun olduktan sonra</span></span> kendi yolunu açabilir, kendi tarikatını kurabilir veya bizi bırakıp kendi zikirini bulup okuyabilirsin. Ama bizim tarifimize sadık kalmak, bizim yolundan gitmek istiyorsan, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">usule riayet et</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Besmele Duası ve Bitiriş Duası</span></span><br />
Dediğimiz gibi, tarikatımızın mensubu olan kimseler virdlerini normal hâlinde, hiçbir başka işle meşgul olmadan sadece zikir çekebilecekleri gibi; otobüste, işe veya çarşıya giderken, televizyon seyrederken veya başka işlerle meşgulken de bir yandan virdlerini çekebilirler.<br />
Ancak virdimize başlarken, virdimizin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">besmelesi ve giriş duası</span></span> olan şu dua okunur:<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giriş Duası (Son Hal)</span></span><br />
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elâ inne evlîyâallâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yâ eyyüheşşeytânürracîm ve hizbühû!</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yâ eyyühed-deccâlü ve havâssühû!</span></span><br />
İnneküm leyse bi sultânin lehüm.<br />
Ve lâ tağviyennehüm.<br />
Ve lâ tüsallitennehüm.<br />
Bel hüm ibâdüllâhil muhlasîn.<br />
Ve inneküm ve hizbüküm illâ şeytânün racîm.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fahrüc min hâzel bedeni, min hâzel beyti, min hâzit-tarîkı, min hâzeş-şehri, min hâzel medîneti, ve min hâzid-devleti, ve min hâzid-dünyâ.</span></span><br />
Feinneküm racîm, ve inne aleyküm la‘nete illâ yevmiddîn.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı (Türkçe Meali):</span></span><br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyi bilin ki, Allah'ın evliyalarına korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey kovulmuş şeytan ve senin hizbin!</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey Deccâl ve senin avânen!</span></span><br />
Sizin onlar üzerinde hiçbir hükmünüz yoktur.<br />
Onları saptıramazsınız.<br />
Onlara musallat olamazsınız.<br />
Onlar, Allah'ın ihlâslı kullarıdır.<br />
Şüphesiz siz ve sizin hizbiniz, ancak kovulmuş birer şeytansınız.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öyleyse bu bedenden, bu evden, bu yoldan, bu şehirden, bu beldeden, bu devletten ve bu dünyadan çıkın!</span></span><br />
Şüphesiz ki sizler kovulmuşlarsınız ve kıyâmet gününe kadar lânet sizin üzerinizedir.<br />
Bu dua, zikre başlarken <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">üç defa</span></span> okunur.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir Sırasında Konuşma ve Kesinti Olursa</span></span><br />
Eğer zikir sırasında herhangi bir sebeple <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dünya kelâmı</span></span> araya girerse, yani zikri bölersek ve konuşursak, zikre tekrar dönmek istediğimizde, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu giriş duası bu sefer bir defa olmak kaydıyla</span></span> tekrar okunur. Onun ardından zikre devam edilir.<br />
Araya dünya kelâmı girdiğinde dikkatli olunmalıdır. Örneğin, Rabbi'den bir istek duası okurken, o sırada birisi sizi kızdırdı ve ona olumsuz bir söz söylediniz. Zikir hâlindeyken böyle bir söz, niyetinizin dışında bir anlam taşıyabilir. Bu sebeple, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zikir sırasında araya giren her türlü konuşma, zikrin manevî bütünlüğünü bozabilir.</span></span><br />
Bir örnek verelim: Duamızın bir yerinde <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Şeytanı ve hizbini, askerini benden uzak et"</span> diye dua ederiz. Tam o sırada yanımızdaki biri aksırır ve <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Elhamdülillah"</span> derse, ona <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Yerhamükellah"</span> demek sünnettir. Eğer sen de bu sözü söyler ve sonra zikre devam edersen, bu durumda yanlışlıkla şeytana rahmet dilemiş olabilirsin. İşte bu tür karışıklıkları önlemek için, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zikri herhangi bir sebeple kesip sonra tekrar başlayacaksan, giriş duasını bir defa okuman gerekir.</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bitiriş Duası</span></span><br />
Nasıl ki Kur'an okumayı bitirince <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Sadakallahülazîm"</span> deniliyorsa, bizim de zikir sonunda bir <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bitiriş duası</span></span> vardır.<br />
Zikrimizi tamamen bitirdiğimizde veya herhangi bir sebeple zikri bırakıp devam edemeyecek durumda olduğumuzda, akşam kalan kısmı tamamlayıp bitirdikten sonra şu üç dua okunur:</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Rabbi inneke semîud duâi."</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Rabbim, şüphesiz sen duayı işitensin.)</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Tekabbel minna inneke entes semiul alîym."</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Bizden kabul buyur, şüphesiz sen her şeyi işiten ve bilensin.)</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Adede ma vesiahu ilmullah."</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Allah'ın ilminin kuşattığı sayıca.)</span></span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu üç duayı okuduğunuzda, zikir arasında yapılan, söylenen veya işlenen her şey, Allah'tan dua niyetiyle talep edilmiş olur. Ayrıca kabul edilmesi ve kat kat fazlasıyla karşılık verilmesi de dilenmiş olur.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirden Ayrılırken Okunacak Dua</span></span><br />
Herhangi bir sebeple zikirden ayrılacak olan kimse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu üç bitiriş duasını birer defa okur</span></span> ve öylece zikirden ayrılır.<br />
Ancak <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">küçük söz ve ayrılmalarda</span></span> -örneğin <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"evet", "hayır", "şuradan git", "burdan gel"</span> gibi basit ifadelerde- bu bitiriş duasını okumak gerekmez. Sadece ciddi bir kesinti veya konuşma olduğunda bitiriş duası okunur.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özet</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikre başlarken:</span></span> Giriş duası üç defa okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir kesilip tekrar başlanacaksa:</span></span> Giriş duası bir defa okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir tamamen bittiğinde veya uzun süreli bir ayrılışta:</span></span> Üç bitiriş duası birer defa okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Küçük kesintilerde</span></span> bitiriş duası gerekmez.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın ve Zikrin Vakti</span></span><br />
Bir sohbet meclisinde şöyle denildiğini duydum: "Namaz kılacağım zaman, vaktin geldiğini ezan okunduğunda anlarsın. Peki dua edeceğini nereden anlarsın? Başına bir sıkıntı geldiğinde, dua vakti gelmiş demektir. Hasta olduğunda dua vakti geldi, dua et. Yağmursuz kaldığında dua vakti geldi, yağmur yağması için dua et." diye anlatıyordu. Acaba gerçekten öyle midir?<br />
Tarikatlar, sofiler ve gerçek müminler Allah'ı zikrederler. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirler, sadece tek kelimeyle telaffuz edilen şeyler değildir.</span></span> Mesela Allah, Kur'an-ı Kerim'de Felak Suresi'ni bir zikir olarak vermiştir. Bu sure 5 ayetten oluşur, tek bir kelime değildir. Başında <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Rabbe sığınırım"</span> der ve bununla kalmaz, 5 ayrı cümle daha söyler.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirler sadece Esmâül Hüsnâ'daki Allah, Rahmân, Rahîm gibi tek kelimelerden ibaret değildir.</span></span> Biz derdimizi tek kelimeyle nasıl anlatacağız? Çocuk muyuz ki tek kelimeyle anlatalım? Eskiden çocuklara suyu "düm düm" diye tarif ederdik. Çünkü çocuğun dili "düm" diyecek kadar gelişmiştir. Çocuk "düm düm" dediğinde susamış, su istiyor anlaşılırdı. Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız?<br />
Mesela babana "Baba!" diye seslendin, baban döndü ve sana "Ne istiyorsun oğlum?" dedi. Sadece "Baba, baba, baba" diyerek bir şey anlatabilir misin? 50 kere, 100 kere, milyon kere "Baba" desen, bir mana oluşur mu? Hayır.<br />
Kur'an-ı Kerim tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi? Bir kitap cümlelerden, cümlelerin birleştiği sayfalardan, sayfaların birleştiği bölümlerden yani surelerden oluşur. Sadece tek kelimelerden oluşmaz. Bir isteğimizi veya derdimizi anlatmak için tek bir cümle bile bazen yeterli değildir. Bir olayı veya sorunu tek kelimeyle veya tek cümleyle anlatmak mümkün değildir.<br />
Mesela "Baba!" dedin, baban döndü ve sana baktı ama gerisi yok. "Ne istiyorsun oğlum?" dedi ama senin söyleyecek başka bir şeyin yok. İşte bu yüzden ikinci bir cümleye ihtiyaç vardır.<br />
Kur'an-ı Kerim'de Allah, bazı zikirleri nasıl telaffuz edip nasıl istememiz gerektiğini bize anlatır. Mesela savcılığa verdiğin bir dilekçede, anlatacağın meseleyi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kısa ve özlü cümlelerle</span></span> anlatman gerekir. Uzun uzun masal yazılmaz. Allah'a yapılan dualar da kısa ve özlü cümleler hâlinde olmalıdır. Kur'an'da Allah, peygamberlerin nasıl dua ettiğini bize öğretir: Falanca peygamber şöyle dedi, filanca peygamber böyle dedi diye. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onların kullandığı duaları kullandığımızda, biz de doğru istemiş oluruz.</span></span><br />
Mesela Almanya'da bir fırından 3 ekmek isteyeceksin. Bunun bir Almanca cümlesi var. O cümleyi kullandığında fırıncı senin 3 ekmek istediğini anlar ve sana verir. Aynı cümleyi Fransızca'ya tercüme ettirip Fransa'da kullandığında da aynı sonucu alırsın. İşte peygamberler hangi dua ile istediyse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">onların istediği gibi istemek, senin de isteğinin yerine gelmesine sebeptir.</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir ve Dua Arasındaki Fark</span></span><br />
Sofiler derler ki: <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Sen vız vız yap, balı yapan Allah'tır."</span> Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah zaten ne istiyorsan verecektir, demek isterler. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi, sadece "Baba" demekle iş bitmiyor. Babandan bir şey istiyorsan, onu da dile getirmen gerekir.<br />
Bakkala gittin, "Bakkal amca, bakkal amca" deyip duruyorsun. Bakkal sana "Ne istiyorsun oğlum?" dediğinde söyleyecek bir şeyin yoksa, bakkala niye gittin? Onu rahatsız ediyorsun demektir.<br />
Aynı şekilde, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Esmâül Hüsnâ'dan bir ismi 2000, 3000, 5000 kere çekip sonunda ne istediğini söylemezsen, o ismi çekmenin bir anlamı yoktur.</span></span> Bir adama 50.000 kere "Bakkal amca" demek mi işe yarar, yoksa bir defa "Bakkal amca, bana ekmek ver" demek mi? Tabii ki ikincisi.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hulûs-i Kalbin Önemi</span></span><br />
Süleyman Çelebi, Mevlid'inde şöyle der:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Bir kez Allah dese aşk ile lisan,</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dökülür cümle günah misl-i hazan."</span><br />
Yani hulûs-i kalple bir kez "Allah" dense, bütün günahlar sonbahar yaprakları gibi dökülür. Burada önemli olan sayı değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kalbin samimiyetidir.</span></span> 50 kere veya 100 kere "Allah, Allah" demenin manası yoktur. Bir kere hulûs-i kalple "Allah" denirse, bütün günahlar dökülür.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Elin işte, gözün oynaşta"</span></span> olmayacak. Yani dilin zikirde ama kalbin Allah ile değilse, oradan bir mana çıkmaz.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Vakti</span></span><br />
Duanın vakti, sıkıntıya geldiğinde Allah'ın seni uyandırması demek değildir. Namaz vakti ezanla belli olduğu gibi, dua vaktinin de bir ezanı yoktur. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her an dua edilebilir.</span></span> Sıkıntı gelmesini beklemeye gerek yoktur. Namaz vakti geldiğinde "Haydi namaza" denildiği gibi, dua için de özel bir vakit yoktur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç olarak:</span></span> Zikir ve dua, tek kelimelik tekrarlar değil; kalbin samimiyeti, niyetin açıklığı ve doğru ifadelerle yapılan ibadetlerdir. Sayıdan çok, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">niyet ve hulûs</span></span> önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Frekansın Akıcılığı</span></span><br />
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda, kablodan iyonlar yani elektronlar akar. Elektronlar aktıkça lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir. Bu da bir nevi frekans akışıdır.<br />
İşte bizim zikirlerimizin de sayıları vardır. Mesela <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">66 defa veya 666 defa "Allah" zikri</span></span>, diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.</span></span><br />
Tarikatımızda <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">glow etkisi</span></span> vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde, etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse, o kadar çok ve akıcı bir yayılım olur. Etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Bu sönümlenme, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iki seher vaktine kadar</span></span> sürer.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek sınıflar, 5. sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler.</span></span> Mevsim zikri çekenler:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabah:</span></span> Güçlü güneş ışığı gibi uzun zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkindi:</span></span> Kısa zikir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonbaharda ise:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabahları</span></span> kısa günler olduğu için kısa zikir (Hizbü'l-Kasr).</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkindiden sonra</span></span> uzun zikir (Hizbü'l-Kebir) yapılır. Böylece uzun süreli glow akışı ve yayılma sağlanır.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deccal ve Kehrwert (Ters Frekans) ile Bozma</span></span><br />
Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi, şeytan vesvese verdi ve Deccal, doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diyerek dengeyi bozdu.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Domates geni ile balık genini karıştırdı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">balık kokulu, iğrenç domatesler</span></span> icat etti.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yine <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eciş bücüş, bozuk şekilli domatesler</span></span> ortaya çıktı; kokusu ve özü bozuldu.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kabak geni ile karpuzu karıştırdı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kabak yapılı kocaman karpuz</span></span> üretti. Çekirdeklerini yok etti; <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çekirdeksiz, tohumsuz, dölsüz karpuzlar</span></span> türetti.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hayvanların genleriyle oynayarak hayvanları da bozdu.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Şimdi ise insanlığı kolonileştirme ve bozma işinde.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasin ve Namaz Bağlantısı</span></span><br />
Biz <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah namazını Yasin ile kılarız.</span></span> Tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yönü vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasin, Peygamberimiz'in ismidir.</span></span> Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed'dir.<br />
Şeytan ve Deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa, insanlığa bir zarar verecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması, bozuk genli insan üretimidir.<br />
Böyle bir durum vaki olduğunda, namazda derim ki: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Benden sonraki okusun."</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sizden kimin aklına, evinde, çarşıda, pazarda Yasin sûresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun.</span></span> Veya açıp Kur'an'dan düzgünce okusun. Sizin okumanız, ayna nöron yönlendirmesi ile birbirimize ulaşır. Böylece Kur'an'ı, Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını normalleştirmiş oluruz.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sayede siz de okurken unutursanız veya şeytan ve Deccal çalarsa, aynısını yapın. "Benden sonraki okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Vakti Ne Zamandır?</span></span><br />
Evde tuz bitti. Hanım sana tuz alman gerektiğini söylemedi ve tuzsuz yemek yaptı. Akşam geldin, tuzsuz yemeği yiyince hanıma bağırdın: "Bu yemeğin tuzu yok! Nerede tuz?" Hanım da: "Evde tuz kalmadı, ben de tuzsuz yemek yaptım" dedi. Sen de: "Tuz bitmeden önce niye söylemedin? Ben markete gittiğimde alsaydım!" dedin.<br />
İşte dua da bunun gibidir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hastalandıktan sonra mı dua etmek gerekir?</span></span> Başın belaya girdikten sonra mı dua vaktidir? Tuz paketindeki tuz azalınca, yeni tuz alma vaktinin geldiğini anlamak gerekir. Tuz bitmeden önce, bitmek üzere olduğunu fark edip markete gittiğinde yedek alırsın. Böylece araya fasıla girmez. Ama eğer ahmak isen, tuz biter, yemek tuzsuz pişer ve sonunda hanımla kavga edersin.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hastalandıktan sonra dua etmek biraz geç değil midir?</span></span><br />
Firavun, denizin dibine gark olurken iman etti. Yüce Allah ona şöyle buyurdu:<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın."</span></span> (Yunus Suresi, 91-92)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın Buyruğu:</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlıkla ve düşmanlıkla onları takip etti. Firavun boğulmak üzereyken: 'İsrailoğullarının iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım.' dedi."</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın. İnsanların çoğu âyetlerimizden gafildir."</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Andolsun ki İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları temiz, helal rızıklardan rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir."</span></span> (Yunus Suresi, 90-93)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">İşte yağmursuz kalınca dua etmek veya hastalanınca dua etmek de böyledir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yumurta götünün ağzına geldi mi folluk aranmaz."</span></span> atasözü, işi son dakikaya bırakmanın yanlışlığını anlatır.<br />
Yağmur yağmadığı zaman mı aklına dua etmek geldi? Yağmura sebep olan şeyleri önceden düşünmedin. Ağaç dikmedin, sebeple yapışmadın. Şimdi Allah'tan mucize bekliyorsun. "Dua ettik ama yağmur yağmadı" masalları anlatıyorsun.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz'in Önleyici Tıp Tavsiyeleri</span></span><br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hastalıklara karşı önleyici tıp usulleri kullanmıştır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın, ağzınızı yıkayın."</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatıp da sabah hastalanarak uyanırsa, bunun vebali kendisine aittir."</span></span> (Ebu Davud, Et'ime 53)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir ve cinayeti önler."</span></span> (Taberani, Gazali, İhya)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır."</span></span> (Tirmizi, Şemail, 79)</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yusuf Kıssası ve Önlem Alma</span></span><br />
Dua etmek, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fiilî dua</span></span> ile olmalıdır. Yumurta kapıya gelince değil, önceden tedbir almak gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf kıssası bunu anlatır:<br />
Hz. Yusuf, Mısır hükümdarının rüyasını yordu: 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık. Firavun ona inanıp tedbir alması için Yusuf'u vezir tayin etti. Yusuf, 7 yıl bollukta ambarlara buğday doldurdu. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kıtlık gelmeden tedbir aldı.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yedi yıl boyunca ekin ekin. Hasat ettiklerinizi, yiyeceğiniz az bir miktar hariç, başağında bırakın."</span></span> (Yusuf Suresi, 47)<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek. Önceden sakladıklarınızı yiyecekler, koruduğunuz az bir miktar hariç."</span></span> (Yusuf Suresi, 48)<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sonra bir yıl gelecek ki insanlara yağmur yağdırılır ve o yıl sıkıp alırlar."</span></span> (Yusuf Suresi, 49)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bugünkü Durum ve Kıyamet Alametleri</span></span><br />
Peygamber Efendimiz, kıyamet alametlerini saymıştır. Bugün bu alametlerin yüzde yetmiş-sekizeni tahakkuk etmiştir. Hâlâ dünyamız ve ahiretimiz için bir şey yapmıyoruz. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyamızın geleceğini iyi işlerle, salih amellerle kurtaracağız.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih amel:</span></span> Adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, içki içmemek, başkasına zarar vermemek.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kıyamet Ne Zaman?</span></span><br />
Bir adam Peygamberimize geldi ve: "Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Peygamberimiz: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kıyamet için ne hazırladın?"</span></span> dedi. Adam: "Allah ve Resulü'nün muhabbetini" dedi. Peygamberimiz: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Öyleyse sevdiğinle beraber olacaksın."</span></span> buyurdu. (Buhari)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahiret Algısı</span></span><br />
Ahiret demek gelecek demektir. Dünyanın işleri sadece camide namaz kılmakla bitmiyor. İşi, aşı, dünyayı mamur etmeyi de ihmal etmemeliyiz. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyayı kurtaracak olan bizleriz.</span></span> Birlikte iyi işler yaparak, salih ameller işleyerek dünyamızı ve geleceğimizi kurtaracağız. Ahiret, ölümden sonra değil, bu dünyada da başlayan bir gelecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir ve Evradımızı Hızlı Okumanın Sebebi ve Hikmeti</span></span><br />
Peygamberimiz'in Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar geldiğini düşünün. Hz. Musa'nın Firavun'dan kaçarken denize dayandığı anı hatırlayın. Firavun ve ordusu, onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmıyordu.<br />
Şeytan, Hz. Âdem'den bu yana insanoğluna düşmandır. İnsan yaratıldığından beri onu yanıltmak ve helak etmek için her an peşindedir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deccal de şeytanı rehber edindiği için, şeytan kendisine iyi bir komutan bulmuştur.</span></span> Eskiden kendi çocuklarıyla savaşırken, şimdi insanlardan olan Deccal'i komutan edinmiştir. Deccal'in askerleri ve şeytanın askerleri, müminleri helak etmek için birlikte uğraşmaktadır.<br />
Tıpkı Hz. Musa'nın kaçtığı, Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç ettiği gibi, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zikrimizde de gayretiniz öyle olmalıdır ki, şeytan ve Deccal, siz okurken bir yerinizi unutturup yanlış okutmasın.</span></span> Bu yüzden olanca gayretinizle sınıflara çalışın. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız gerekir.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabah namazlarını da Yasin okuma yöntemiyle kılmaya gayret edin.</span></span> Bu üç yöntemden birini seçip, Yasin ile sabah namazı kılın.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikrimizi, herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde okumaya gayret edin.</span></span> Çünkü ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak, ayağımıza çelme takmak, zikrimizi çalmak ve dileklerimizi Rabbimize iletemememiz için olanca gayretiyle çalışmaktadır. Deccal da ona, frekans silahlarıyla, fiziksel ve elektriksel her türlü destekle yardım etmektedir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sofiye ve Müridimize Tavsiyeler</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gücünüzün yettiği kadar zikri hızlı okumaya gayret edin.</span></span> Ancak zikir okurken, bu sınıflar süresince zikirlerin ne manaya geldiğini, ne dediğinizi de öğrenin. Tercümelerine bakın. Bunların hepsi ya ayet, ya hadis ya da salavattır. İnternette arayarak veya bir hocaya sorarak tercümelerini bulabilirsiniz. İnşallah yakında video açıklamaları da yapacağız. O güne kadar Google'da arayarak, Kur'an mealinden veya hadis kitaplarından manalarını öğrenebilirsiniz. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne dediğinizi, ne zikrettiğinizi bilin.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. sınıfı geçtikten sonra, zikri benim okuduğum gibi okuyun.</span></span> Zikri olanca gayretinizle hızlı okumaya çalışın, fakat <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">telaffuzlara ve mahreçlere dikkat edin.</span></span> Her mahreç ayrı bir frekanstır. Şeytan, bu frekansları ters çeviremez. Her harf ayrı bir frekans, her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösterir. Bu yüzden <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">harflerin mahreçlerine dikkat edin ve hızlı okuyorum diye bir yerlerini yutmayın.</span></span> Yutmak, unutmak ve yanlış okumak demektir. Zikirde unutmak, şeytanın çalması demektir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur'an ve İnsanlık Sorumluluğu</span></span><br />
Kur'an-ı Kerim, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed ve insanoğlunun bedeni demektir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sizin unutmanız veya unutturulmanız, ondan bir parçanın çalınması, insanoğlunun ve kainatın bozulması demektir.</span></span> Yapacağınız bir yanlış, yukarı ölçekte çok şeylerin değişmesine ve bozulmasına sebep olacaktır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bizler, Allah'ın askerleri olarak bunlara dikkat edeceğiz.</span></span> Kıyamete kadar insanoğlunun ayakta sağlam durması ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam kalması için görevlileriz. Bize verilen, hafızamızdaki ayetler, dualar ve hadisler; işte bu zikrin içindekileri saklamak, bize ve bizim askerlerimize düşmüştür. Diğer tarikatlar kendi araçlarını ve dualarını zikrediyorlar; onlara da o görev düşmüştür. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bizim mensuplarımıza düşen, bu ayetleri saklamak, korumak ve kıyamete kadar muhafaza etmektir.</span></span> Görevinizi iyi bilin ve iyi yapın.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?</span></span><br />
Letâif zikri çekerken <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15 taneli ağaç tesbih</span></span> kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikre başlamadan önce:</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13 defa Estağfurullah</span></span> çekilir ve gözler kapatılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Letâif Noktalarında Zikir Çekimi:</span></span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sol memenin dört parmak altı:</span></span> Başparmak ve orta parmakla dokunulur ve orada tutulur. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">14 defa "Allah"</span></span> denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!"</span></span> denir. Bu şekilde <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir</span></span> yapılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağ memenin dört parmak altı:</span></span> Aynı şekilde 14 defa "Allah", 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir</span></span> yapılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sol memenin dört parmak üstü:</span></span> 14 defa "Allah", 15. defada dua. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağ memenin dört parmak üstü:</span></span> 14 defa "Allah", 15. defada dua. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İki kaşın arası:</span></span> Tesbih tutularak 14 defa "Allah", 15. defada dua. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir.</span></span></span><br />
</li>
</ol>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci Tur:</span></span><br />
Her bir letâif noktasında bu sefer <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3 devir</span></span> yapılır.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikrin Sonu:</span></span><br />
En son <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13 defa Estağfurullah</span></span> çekilir ve gözler açılır.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Letâif Zikrinin Devamlılığı:</span></span><br />
Bu şekilde Letâif Zikri, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">günde 3 defa</span></span> (sabah, öğle ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.</span></span><br />
Letâifler çalışmaya başladığında kişi, kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderilip alınabilir. Ayrıca <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">râbıta</span></span> (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FREKANSIN AKICILIĞI</span></span><br />
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.<br />
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA</span></span><br />
<br />
Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.<br />
<br />
Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.<br />
<br />
Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...<br />
<br />
İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı</span></span><br />
Zikrullah Beş türlü yapılır:</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yalnız lisan ile yapılan zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yalnız kalp ile zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kalben ve lisanen zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Namaz gibi beden ile yapılan zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hac ve sadaka gibi mal ile yapılan zikir.</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vird Adabı</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Vakit</span></span><br />
Yeni intisap edenler, intisap zikirlerini günde bir defaya mahsus olarak, mümkünse <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah namazından hemen sonra, güneş doğmadan önce</span></span> çekerler. Eğer bu vakitte müsait değillerse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ikindi namazının ardından</span></span> da zikir çekilebilir. Zikrin ilk adabı, bu iki vakitte eda edilmesidir. Her iki vakit de müsait değilse, kişinin en müsait olduğu zamanda zikredilir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sayı ve Adet</span></span><br />
Yeni intisap edenler, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">40 gün boyunca sadece intisap zikrini</span></span> okumaya devam ederler. Bu 40 günün ardından zikir, kişide ahlak hâlini alır ve çekmeden duramaz hâle gelirse, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Sınıf zikrine</span></span> başlanır.<br />
Aynı kural diğer sınıflar için de geçerlidir:</span><ul class="mycode_list"><li><ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 40 gün sonra 2. Sınıfa geçilir.</span><br />
</li>
</ol>
</li>
<li><ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 3. Sınıfa geçilir.</span><br />
</li>
</ol>
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu 40 günün ardı ardına olması şart değildir.</span></span> Kişi, çektiği günleri not alır; hastalık, yolculuk veya başka bir mazeret nedeniyle ara verdiğinde, kaldığı yerden devam eder. Toplamda 40 günü tamamladığında üst sınıfa geçer. İlk üç sınıfın zikirleri tarafımızca belirlenmiş olup, sonraki sınıflar için de sayılar değişmekle birlikte ana kadran korunacaktır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her sınıfta zikir sayısına dikkat edilmelidir.</span></span> Örneğin; 1. Sınıfta bir yazılan yer bir çekilir, 2. Sınıfta iki yazılan yer iki çekilir, 10 yazılan yer on çekilir. Sayıya riayet edilmezse, ertesi gün zikir çekmek zorlaşır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Sınıf sofiler</span></span>, zikirlerini "Zikir Evradı Pro 8"de yazıldığı gibi çekerler. Adetler oradaki gibidir. 10. Sınıf zikri de ahlak olunca, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">mevsim zikrine geçme vaktinin geldiği</span></span> anlaşılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Mevsim Zikri</span></span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sınıf sofi, zikri ahlak edindikten sonra <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">günde iki defa</span></span> zikretmeye başlar. Zikri 1,5 saate düşürenler, artık salavat ve fatiha da okumaya başlar. 40 gün sonra ahlak hâli pekişince:</span><br />
</li>
</ol>
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlkbahar ve yaz aylarında:</span></span> Sabah uzun olarak <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kebir"</span></span>, ikindiden sonra ise <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kasr"</span></span> okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonbahar ve kış aylarında:</span></span> Sabah <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kasr"</span></span>, akşam ise <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hizbü’l-Kebir"</span></span> okunur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Salavat ve fatihalar da okunur; fatihalar günde yalnızca bir defa okunur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Her Sınıfın Süresi</span></span><br />
Normalde her sınıf zikri <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">40 günde katedilir</span></span>. Ancak 40 gün sonunda zikir ahlak hâlini almamışsa, biraz daha gayret edilir, fakat zorlanmaz. Zikir kolaylaşıp ahlak olunca üst sınıfa geçilir. Üst sınıfa geçmek için tarikat pirinden destur almaya gerek yoktur. Eğer üst sınıf zikri çekerken zorlanma olursa, bir alt sınıfa dönülür.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir Nasıl Yapılır?</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Zikir <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sessiz ve sakin</span></span> bir ortamda yapılmalıdır. Yüksek sesle değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kendi duyacağı kadar sesle</span></span> okunmalıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Abdestli olma zorunluluğu yoktur.</span></span> Abdest mümkünse abdestli, değilse teyemmüm edilerek de zikir çekilebilir. Teyemmüm için toprak, taş, cam veya fayans gibi şeyler kullanılabilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Eğer abdest veya teyemmüm de mümkün değilse (örneğin trende, otobüste, çarşıda, pazarda veya işe giderken), <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">abdestsiz olarak da zikir çekilebilir</span></span>.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Zikir ezberlendikten sonra, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">televizyon izlerken, iş yaparken veya yolculuk hâlindeyken de</span></span> zikir edilebilir. Önemli olan dilin zikirde olmasıdır; dışarıdaki meşguliyetler buna engel değildir. Kişi hareket hâlindeyken de zikretmeye devam edebilir; tıpkı bir aracın hareket hâlindeyken elektrik üretmesi gibi, zikir de her an yapılabilir. Yalnızca kişi sustuğunda (zikri bıraktığında) enerji üretimi durur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirde Kaza Yoktur</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önemli Not:</span></span> Zikirde kaza yoktur. Bir gün zikir çekilememişse, ertesi gün o günün zikriyle birlikte önceki günün zikri çekilmez. Her gün yalnızca o güne ait zikir çekilir. Önceki günün kazası yapılmaz.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Extra Zikirler</span></span><br />
Özel hâl ve durumlar vuku bulduğunda, ek olarak zikirler çekilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gafletle Yapılan ve Rutin Olmuş Zikir, Zikir Değildir</span></span><br />
Gafletle kılınan namaz namaz değildir; zikir de aynı şekilde, gafletle yapılırsa zikir sayılmaz. Zikir ve namaz, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uyanıklık hâlidir</span></span>. Zikir, Allah'ı anmak ve hatırlamaktır. Cuma namazı ise o haftaki olayların müzakere edildiği bir vakittir.<br />
Namazda, beş dakikalık süre içinde aklımıza o gün yapıp ettiklerimiz ve edeceklerimiz hücum etse de, o beş dakika aslında <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">günü müzaker etme ve Allah'ı hatıra getirme vaktidir</span></span>. Günün müzakeresinde, "Bunu yapınca ne oldu? Allah ne murad etti?" gibi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tefekkür</span></span> gereklidir. Zikirler de manasızca, şuursuzca çekilirse tesir göstermez. Kişide oluşturacağı ulvî tefekkür ve marifet açığa çıkmaz.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne zaman uyanık olarak zikredersen</span></span>, şuurunda her gün açılma olur ve Allah'ın ilim deryasına dalmaya başlarsın. Bir gün olmasa da, bir ay sonra bu tefekkürler başlayıp, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">meleklerden ilham almaya</span></span> başlayabilirsin. Ancak iyi ilham ile kötü ilhamı ayırt edecek kadar İslam şeriatını bilmen gerekir. Hatta bazen uzaklardaki birilerinden, hatta ölülerden ve dirilerden haber gelebilir. Ama bu, ancak uyanık olarak zikredersen mümkündür.<br />
Az önce "televizyon seyrederken de zikir çekilebilir" dedik. Evet, zikir, başka işlerle meşgulken de yapılabilir. Tıpkı bir müzisyenin hem enstrüman çalıp hem notaları takip etmesi, hem de kordaki arkadaşlarıyla uyum içinde olması gibi. Veya araba kullanmak gibidir: ayaklar ayrı, eller ayrı, gözler ayrı iş yapar ve akıl her an uyanık olmayı gerektirir. Bir an uyuklarsan kaza yaparsın. İşte zikir de böyledir; <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ı andığını bilerek yapmaktır.</span></span><br />
Allah'ı unutup da gafletle zikredip bundan medet beklemek kadar ahmaklık olamaz. Zikirleri çekerken <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">manalarını öğrenmek, ne dediğini bilmek ve şuurlu olarak çekmek</span></span> gerekir. Şuurlu çekince, tıpkı geçit alanına gelince selam vermeyi unutmamak gibi, zikir de yerli yerince yapılmış olur.<br />
Namazda şeytan, günün meşgalelerini aklına getirir, dalarsın. Sonra birden kendine gelirsin ama kaç rekât kıldığını unutmuşsundur. Çünkü o an namazda değil, aklın başka işlerdeydi. İşte bu yüzden <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">namaz ve zikir, uyanık olma hâlidir</span></span>.<br />
İnsan ne kadar zorlarsa zorlasın, illa o vesvese gelecektir, gaflet olacaktır. Ama önemli olan, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uyanık olmaya gayret etmektir</span></span>. Bu, geçit alanına gelince selam vereceğini unutup es geçmemek demektir. Uyanık olup bir notayı atlamamak gerekir. Televizyon seyrederken de zikirde neyi, ne zaman, kaç kere çektiğini unutmamak lazımdır.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rutinleşen Zikirde Uyku Gelirse Ne Yapılır?</span></span><br />
Usta bir şoför, her gün gidip geldiği, trafiğin sakin olduğu uzun bir yolda giderken gaflet basar ve uykusu gelir. Zikirde de durum böyledir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezberlenmiş, rutin hâle gelmiş zikri</span></span> çekerken birkaç tesbihten sonra uyku basabilir. Şeytan, seni zikirden alıkoymak ister.<br />
Ne yapmalısın?</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Oturuyorsan, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ayağa kalk</span></span> ve odada yürüyerek çek.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elinle duvara veya bir yere meshet</span></span>, başına mesh yap.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elinin tersiyle ensene dokun</span></span> ki gözlerin açılsın.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ensene soğuk su çal</span></span>.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aydınlık ve ışığa bak</span></span>, uykun açılsın, sonra zikret.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüyerek zikretmek</span></span> de uykuyu önler.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirde Tökezleme veya Duraksama Olursa</span></span><br />
Bazen zikirde tembellik edebiliriz veya uhrevî ve manevî sebepler bize engel olabilir. Çünkü sürüde topal koyunlar vardır; sürü bazen onları beklemek zorundadır. Aksi hâlde o topal ve kör koyunlar arkada kalır ve kurtlara yem olur, helak olur. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sen çekmiyorsun diye ben de çekmeyeyim</span></span> diye bir şey yoktur.<br />
Örneğin, İstanbul'dan Ankara'ya uçakla giden biri rötar yapabilir, ama sen trenle gidiyorsan tren rötar yapmayabilir. Ya da otobüsle gidenler zikre devam eder. En basit zikri çekenler de vardır. Eğer en basit zikri bile çekemiyorsan, bu bir eksikliktir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğer zikirde tökezleniyorsa veya bekletiliyorsan</span></span>, bil ki sürüde tökezleyen veya tökezleten birileri vardır. Onları beklemek icap eder. Tıpkı Hz. Muhammed'in sürüsü giderken, Hz. Ayşe'nin bir ihtiyacı olduğu için geride kalması ve bu durumun iftiraya sebep olması gibi. Eğer sürü o anda dursaydı, bu olmazdı. Biz sürünün başı isek, gerektiğinde durup beklemeli, geride kalanlara sahip çıkmalıyız. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesele budur vesselam.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sayıya Riayet Hususunda</span></span><br />
Anlatılır ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) namazda rükûdan kalkınca <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Semiallahü limen hamideh"</span></span> der. Derken bir bedevi coşar ve uzunca dua etmeye başlar. Namazın sonunda selam verince, Hz. Muhammed o kişiyi kınamaz ve tasdik eder derler.<br />
Peki, bu hadis böyle midir?<br />
Namazda <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">adap ve erkân</span></span> diye bir şey vardır. Rükünleri ardı ardına yapmak, yani <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sırayla ve sekteye uğratmadan</span></span> yerine getirmek gerekir. Eğer sen rükûdan sonra secdeye gitmeyip iki saat dua edersen, bu namazın sıhhatine aykırıdır. Hatta bu durumu esas alıp hüküm veren bazı mezhepler vardır; ancak böyle bir uygulama, namazın rükünlerini ihlal ettiği için o kişinin ve ona uyanların <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">namazı bozulmuş olur</span></span>. Çünkü Hz. Muhammed rükûdan sonra secdeye varmıştır; o kişi ise hâlâ ayakta dua etmektedir. Bu durumda namazdan çıkmış olur. Hz. Muhammed (s.a.v.) bazı meseleleri açıklarken şöyle buyurmuştur: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ben nasıl yapıyorsam, bana bakın ve benim gibi yapın."</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Usulüne Göre Yapmak Esastır</span></span><br />
Bir kek yapma tarifini öğrenirken, ustanın koyduğu kadar un, şeker ve yumurta koyman gerekir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önce usulü öğrenmek şarttır.</span></span> Usulü öğrenmeden içine fıstık, çilek gibi şeyler katmak olmaz.<br />
Aynı şekilde, hukuk okurken mezun olmadan kendini avukat veya hâkim sanıp dava bakamazsın. Barolar Birliği'nden izin alıp bir baroya kaydolmadıkça büro açamazsın. Sahte dişçiler gibi, dişçinin yanında çıraklık yaparak bir şeyler öğrenip köylerde dişçilik yapmaya kalkışmak doğru değildir. Çünkü uzman değildir; bir kaza çıkarsa sorumlusu kendisidir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir konusunda da bizim uygulamamıza bakıp öyle yapmalısın.</span></span> Kendi kafandan bir şey uydurma. Biz duayı bina ettik; önce bizim öğrettiğimiz şekliyle çek ve bunu ahlak edin. Tarikattan mezun olduktan sonra, kendi formülünü geliştirebilirsin. Ama tarif bize aitse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aslını bozma</span></span>. Yoksa kekten başka bir şey elde edersin. Bizim kekimizi bozma.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sapma ve Tökezleme Uyarısı</span></span><br />
Bazı kişiler, rükûdan sonra uzun uzun dua eden bedevi örneğindeki gibi, kendi yanlış uygulamalarıyla hem kendilerini hem de arkalarındakileri tökezletir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biz nasıl tarif ettiysek öyle yapacaksın; kendin bir şey katmayacaksın.</span></span><br />
Tarihte ilk motoru Ford bulduğunda, ertesi sene dört motorlu uçak icat edilmedi. Uçak seneler sonra icat oldu. İnsanlık adım adım ilerledi. Bir insan ancak bir adım boyu ilerler; koşsa bile adım adımdır. Kimse kendi boyunun yüz katı zıplayamaz.<br />
Bayram namazında bilmeyen bir kişi, bildiğini sandığı birinin yanında durur ve ona uyar. Ama o kişi yanlış yapıyorsa, ardındakiler de yanlış yapar, bütün sürünün düzeni bozulur. Trampet takımında bir kişi yanlış adım atsa, ardındakiler de yanlış atar ve düzen bozulur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu nedenle:</span></span> Sana nasıl tarif ettiysek, öyle oku. Ne bir eksik, ne bir fazla. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mezun olduktan sonra</span></span> kendi yolunu açabilir, kendi tarikatını kurabilir veya bizi bırakıp kendi zikirini bulup okuyabilirsin. Ama bizim tarifimize sadık kalmak, bizim yolundan gitmek istiyorsan, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">usule riayet et</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Besmele Duası ve Bitiriş Duası</span></span><br />
Dediğimiz gibi, tarikatımızın mensubu olan kimseler virdlerini normal hâlinde, hiçbir başka işle meşgul olmadan sadece zikir çekebilecekleri gibi; otobüste, işe veya çarşıya giderken, televizyon seyrederken veya başka işlerle meşgulken de bir yandan virdlerini çekebilirler.<br />
Ancak virdimize başlarken, virdimizin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">besmelesi ve giriş duası</span></span> olan şu dua okunur:<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giriş Duası (Son Hal)</span></span><br />
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elâ inne evlîyâallâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yâ eyyüheşşeytânürracîm ve hizbühû!</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yâ eyyühed-deccâlü ve havâssühû!</span></span><br />
İnneküm leyse bi sultânin lehüm.<br />
Ve lâ tağviyennehüm.<br />
Ve lâ tüsallitennehüm.<br />
Bel hüm ibâdüllâhil muhlasîn.<br />
Ve inneküm ve hizbüküm illâ şeytânün racîm.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fahrüc min hâzel bedeni, min hâzel beyti, min hâzit-tarîkı, min hâzeş-şehri, min hâzel medîneti, ve min hâzid-devleti, ve min hâzid-dünyâ.</span></span><br />
Feinneküm racîm, ve inne aleyküm la‘nete illâ yevmiddîn.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlamı (Türkçe Meali):</span></span><br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyi bilin ki, Allah'ın evliyalarına korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey kovulmuş şeytan ve senin hizbin!</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey Deccâl ve senin avânen!</span></span><br />
Sizin onlar üzerinde hiçbir hükmünüz yoktur.<br />
Onları saptıramazsınız.<br />
Onlara musallat olamazsınız.<br />
Onlar, Allah'ın ihlâslı kullarıdır.<br />
Şüphesiz siz ve sizin hizbiniz, ancak kovulmuş birer şeytansınız.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öyleyse bu bedenden, bu evden, bu yoldan, bu şehirden, bu beldeden, bu devletten ve bu dünyadan çıkın!</span></span><br />
Şüphesiz ki sizler kovulmuşlarsınız ve kıyâmet gününe kadar lânet sizin üzerinizedir.<br />
Bu dua, zikre başlarken <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">üç defa</span></span> okunur.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir Sırasında Konuşma ve Kesinti Olursa</span></span><br />
Eğer zikir sırasında herhangi bir sebeple <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dünya kelâmı</span></span> araya girerse, yani zikri bölersek ve konuşursak, zikre tekrar dönmek istediğimizde, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu giriş duası bu sefer bir defa olmak kaydıyla</span></span> tekrar okunur. Onun ardından zikre devam edilir.<br />
Araya dünya kelâmı girdiğinde dikkatli olunmalıdır. Örneğin, Rabbi'den bir istek duası okurken, o sırada birisi sizi kızdırdı ve ona olumsuz bir söz söylediniz. Zikir hâlindeyken böyle bir söz, niyetinizin dışında bir anlam taşıyabilir. Bu sebeple, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zikir sırasında araya giren her türlü konuşma, zikrin manevî bütünlüğünü bozabilir.</span></span><br />
Bir örnek verelim: Duamızın bir yerinde <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Şeytanı ve hizbini, askerini benden uzak et"</span> diye dua ederiz. Tam o sırada yanımızdaki biri aksırır ve <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Elhamdülillah"</span> derse, ona <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Yerhamükellah"</span> demek sünnettir. Eğer sen de bu sözü söyler ve sonra zikre devam edersen, bu durumda yanlışlıkla şeytana rahmet dilemiş olabilirsin. İşte bu tür karışıklıkları önlemek için, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zikri herhangi bir sebeple kesip sonra tekrar başlayacaksan, giriş duasını bir defa okuman gerekir.</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bitiriş Duası</span></span><br />
Nasıl ki Kur'an okumayı bitirince <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Sadakallahülazîm"</span> deniliyorsa, bizim de zikir sonunda bir <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bitiriş duası</span></span> vardır.<br />
Zikrimizi tamamen bitirdiğimizde veya herhangi bir sebeple zikri bırakıp devam edemeyecek durumda olduğumuzda, akşam kalan kısmı tamamlayıp bitirdikten sonra şu üç dua okunur:</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Rabbi inneke semîud duâi."</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Rabbim, şüphesiz sen duayı işitensin.)</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Tekabbel minna inneke entes semiul alîym."</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Bizden kabul buyur, şüphesiz sen her şeyi işiten ve bilensin.)</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Adede ma vesiahu ilmullah."</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Allah'ın ilminin kuşattığı sayıca.)</span></span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu üç duayı okuduğunuzda, zikir arasında yapılan, söylenen veya işlenen her şey, Allah'tan dua niyetiyle talep edilmiş olur. Ayrıca kabul edilmesi ve kat kat fazlasıyla karşılık verilmesi de dilenmiş olur.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirden Ayrılırken Okunacak Dua</span></span><br />
Herhangi bir sebeple zikirden ayrılacak olan kimse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu üç bitiriş duasını birer defa okur</span></span> ve öylece zikirden ayrılır.<br />
Ancak <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">küçük söz ve ayrılmalarda</span></span> -örneğin <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"evet", "hayır", "şuradan git", "burdan gel"</span> gibi basit ifadelerde- bu bitiriş duasını okumak gerekmez. Sadece ciddi bir kesinti veya konuşma olduğunda bitiriş duası okunur.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özet</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikre başlarken:</span></span> Giriş duası üç defa okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir kesilip tekrar başlanacaksa:</span></span> Giriş duası bir defa okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir tamamen bittiğinde veya uzun süreli bir ayrılışta:</span></span> Üç bitiriş duası birer defa okunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Küçük kesintilerde</span></span> bitiriş duası gerekmez.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın ve Zikrin Vakti</span></span><br />
Bir sohbet meclisinde şöyle denildiğini duydum: "Namaz kılacağım zaman, vaktin geldiğini ezan okunduğunda anlarsın. Peki dua edeceğini nereden anlarsın? Başına bir sıkıntı geldiğinde, dua vakti gelmiş demektir. Hasta olduğunda dua vakti geldi, dua et. Yağmursuz kaldığında dua vakti geldi, yağmur yağması için dua et." diye anlatıyordu. Acaba gerçekten öyle midir?<br />
Tarikatlar, sofiler ve gerçek müminler Allah'ı zikrederler. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirler, sadece tek kelimeyle telaffuz edilen şeyler değildir.</span></span> Mesela Allah, Kur'an-ı Kerim'de Felak Suresi'ni bir zikir olarak vermiştir. Bu sure 5 ayetten oluşur, tek bir kelime değildir. Başında <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Rabbe sığınırım"</span> der ve bununla kalmaz, 5 ayrı cümle daha söyler.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirler sadece Esmâül Hüsnâ'daki Allah, Rahmân, Rahîm gibi tek kelimelerden ibaret değildir.</span></span> Biz derdimizi tek kelimeyle nasıl anlatacağız? Çocuk muyuz ki tek kelimeyle anlatalım? Eskiden çocuklara suyu "düm düm" diye tarif ederdik. Çünkü çocuğun dili "düm" diyecek kadar gelişmiştir. Çocuk "düm düm" dediğinde susamış, su istiyor anlaşılırdı. Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız?<br />
Mesela babana "Baba!" diye seslendin, baban döndü ve sana "Ne istiyorsun oğlum?" dedi. Sadece "Baba, baba, baba" diyerek bir şey anlatabilir misin? 50 kere, 100 kere, milyon kere "Baba" desen, bir mana oluşur mu? Hayır.<br />
Kur'an-ı Kerim tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi? Bir kitap cümlelerden, cümlelerin birleştiği sayfalardan, sayfaların birleştiği bölümlerden yani surelerden oluşur. Sadece tek kelimelerden oluşmaz. Bir isteğimizi veya derdimizi anlatmak için tek bir cümle bile bazen yeterli değildir. Bir olayı veya sorunu tek kelimeyle veya tek cümleyle anlatmak mümkün değildir.<br />
Mesela "Baba!" dedin, baban döndü ve sana baktı ama gerisi yok. "Ne istiyorsun oğlum?" dedi ama senin söyleyecek başka bir şeyin yok. İşte bu yüzden ikinci bir cümleye ihtiyaç vardır.<br />
Kur'an-ı Kerim'de Allah, bazı zikirleri nasıl telaffuz edip nasıl istememiz gerektiğini bize anlatır. Mesela savcılığa verdiğin bir dilekçede, anlatacağın meseleyi <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kısa ve özlü cümlelerle</span></span> anlatman gerekir. Uzun uzun masal yazılmaz. Allah'a yapılan dualar da kısa ve özlü cümleler hâlinde olmalıdır. Kur'an'da Allah, peygamberlerin nasıl dua ettiğini bize öğretir: Falanca peygamber şöyle dedi, filanca peygamber böyle dedi diye. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onların kullandığı duaları kullandığımızda, biz de doğru istemiş oluruz.</span></span><br />
Mesela Almanya'da bir fırından 3 ekmek isteyeceksin. Bunun bir Almanca cümlesi var. O cümleyi kullandığında fırıncı senin 3 ekmek istediğini anlar ve sana verir. Aynı cümleyi Fransızca'ya tercüme ettirip Fransa'da kullandığında da aynı sonucu alırsın. İşte peygamberler hangi dua ile istediyse, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">onların istediği gibi istemek, senin de isteğinin yerine gelmesine sebeptir.</span></span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir ve Dua Arasındaki Fark</span></span><br />
Sofiler derler ki: <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Sen vız vız yap, balı yapan Allah'tır."</span> Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah zaten ne istiyorsan verecektir, demek isterler. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi, sadece "Baba" demekle iş bitmiyor. Babandan bir şey istiyorsan, onu da dile getirmen gerekir.<br />
Bakkala gittin, "Bakkal amca, bakkal amca" deyip duruyorsun. Bakkal sana "Ne istiyorsun oğlum?" dediğinde söyleyecek bir şeyin yoksa, bakkala niye gittin? Onu rahatsız ediyorsun demektir.<br />
Aynı şekilde, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Esmâül Hüsnâ'dan bir ismi 2000, 3000, 5000 kere çekip sonunda ne istediğini söylemezsen, o ismi çekmenin bir anlamı yoktur.</span></span> Bir adama 50.000 kere "Bakkal amca" demek mi işe yarar, yoksa bir defa "Bakkal amca, bana ekmek ver" demek mi? Tabii ki ikincisi.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hulûs-i Kalbin Önemi</span></span><br />
Süleyman Çelebi, Mevlid'inde şöyle der:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Bir kez Allah dese aşk ile lisan,</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dökülür cümle günah misl-i hazan."</span><br />
Yani hulûs-i kalple bir kez "Allah" dense, bütün günahlar sonbahar yaprakları gibi dökülür. Burada önemli olan sayı değil, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kalbin samimiyetidir.</span></span> 50 kere veya 100 kere "Allah, Allah" demenin manası yoktur. Bir kere hulûs-i kalple "Allah" denirse, bütün günahlar dökülür.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Elin işte, gözün oynaşta"</span></span> olmayacak. Yani dilin zikirde ama kalbin Allah ile değilse, oradan bir mana çıkmaz.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Vakti</span></span><br />
Duanın vakti, sıkıntıya geldiğinde Allah'ın seni uyandırması demek değildir. Namaz vakti ezanla belli olduğu gibi, dua vaktinin de bir ezanı yoktur. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her an dua edilebilir.</span></span> Sıkıntı gelmesini beklemeye gerek yoktur. Namaz vakti geldiğinde "Haydi namaza" denildiği gibi, dua için de özel bir vakit yoktur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç olarak:</span></span> Zikir ve dua, tek kelimelik tekrarlar değil; kalbin samimiyeti, niyetin açıklığı ve doğru ifadelerle yapılan ibadetlerdir. Sayıdan çok, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">niyet ve hulûs</span></span> önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Frekansın Akıcılığı</span></span><br />
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda, kablodan iyonlar yani elektronlar akar. Elektronlar aktıkça lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir. Bu da bir nevi frekans akışıdır.<br />
İşte bizim zikirlerimizin de sayıları vardır. Mesela <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">66 defa veya 666 defa "Allah" zikri</span></span>, diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.</span></span><br />
Tarikatımızda <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">glow etkisi</span></span> vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde, etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse, o kadar çok ve akıcı bir yayılım olur. Etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Bu sönümlenme, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iki seher vaktine kadar</span></span> sürer.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek sınıflar, 5. sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler.</span></span> Mevsim zikri çekenler:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabah:</span></span> Güçlü güneş ışığı gibi uzun zikir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkindi:</span></span> Kısa zikir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonbaharda ise:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabahları</span></span> kısa günler olduğu için kısa zikir (Hizbü'l-Kasr).</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkindiden sonra</span></span> uzun zikir (Hizbü'l-Kebir) yapılır. Böylece uzun süreli glow akışı ve yayılma sağlanır.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deccal ve Kehrwert (Ters Frekans) ile Bozma</span></span><br />
Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi, şeytan vesvese verdi ve Deccal, doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diyerek dengeyi bozdu.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Domates geni ile balık genini karıştırdı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">balık kokulu, iğrenç domatesler</span></span> icat etti.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yine <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eciş bücüş, bozuk şekilli domatesler</span></span> ortaya çıktı; kokusu ve özü bozuldu.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kabak geni ile karpuzu karıştırdı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kabak yapılı kocaman karpuz</span></span> üretti. Çekirdeklerini yok etti; <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çekirdeksiz, tohumsuz, dölsüz karpuzlar</span></span> türetti.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hayvanların genleriyle oynayarak hayvanları da bozdu.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Şimdi ise insanlığı kolonileştirme ve bozma işinde.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasin ve Namaz Bağlantısı</span></span><br />
Biz <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sabah namazını Yasin ile kılarız.</span></span> Tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yönü vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasin, Peygamberimiz'in ismidir.</span></span> Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed'dir.<br />
Şeytan ve Deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa, insanlığa bir zarar verecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması, bozuk genli insan üretimidir.<br />
Böyle bir durum vaki olduğunda, namazda derim ki: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Benden sonraki okusun."</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sizden kimin aklına, evinde, çarşıda, pazarda Yasin sûresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun.</span></span> Veya açıp Kur'an'dan düzgünce okusun. Sizin okumanız, ayna nöron yönlendirmesi ile birbirimize ulaşır. Böylece Kur'an'ı, Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını normalleştirmiş oluruz.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sayede siz de okurken unutursanız veya şeytan ve Deccal çalarsa, aynısını yapın. "Benden sonraki okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Vakti Ne Zamandır?</span></span><br />
Evde tuz bitti. Hanım sana tuz alman gerektiğini söylemedi ve tuzsuz yemek yaptı. Akşam geldin, tuzsuz yemeği yiyince hanıma bağırdın: "Bu yemeğin tuzu yok! Nerede tuz?" Hanım da: "Evde tuz kalmadı, ben de tuzsuz yemek yaptım" dedi. Sen de: "Tuz bitmeden önce niye söylemedin? Ben markete gittiğimde alsaydım!" dedin.<br />
İşte dua da bunun gibidir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hastalandıktan sonra mı dua etmek gerekir?</span></span> Başın belaya girdikten sonra mı dua vaktidir? Tuz paketindeki tuz azalınca, yeni tuz alma vaktinin geldiğini anlamak gerekir. Tuz bitmeden önce, bitmek üzere olduğunu fark edip markete gittiğinde yedek alırsın. Böylece araya fasıla girmez. Ama eğer ahmak isen, tuz biter, yemek tuzsuz pişer ve sonunda hanımla kavga edersin.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hastalandıktan sonra dua etmek biraz geç değil midir?</span></span><br />
Firavun, denizin dibine gark olurken iman etti. Yüce Allah ona şöyle buyurdu:<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın."</span></span> (Yunus Suresi, 91-92)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın Buyruğu:</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlıkla ve düşmanlıkla onları takip etti. Firavun boğulmak üzereyken: 'İsrailoğullarının iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım.' dedi."</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın. İnsanların çoğu âyetlerimizden gafildir."</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Andolsun ki İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları temiz, helal rızıklardan rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir."</span></span> (Yunus Suresi, 90-93)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">İşte yağmursuz kalınca dua etmek veya hastalanınca dua etmek de böyledir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yumurta götünün ağzına geldi mi folluk aranmaz."</span></span> atasözü, işi son dakikaya bırakmanın yanlışlığını anlatır.<br />
Yağmur yağmadığı zaman mı aklına dua etmek geldi? Yağmura sebep olan şeyleri önceden düşünmedin. Ağaç dikmedin, sebeple yapışmadın. Şimdi Allah'tan mucize bekliyorsun. "Dua ettik ama yağmur yağmadı" masalları anlatıyorsun.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz'in Önleyici Tıp Tavsiyeleri</span></span><br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hastalıklara karşı önleyici tıp usulleri kullanmıştır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın, ağzınızı yıkayın."</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatıp da sabah hastalanarak uyanırsa, bunun vebali kendisine aittir."</span></span> (Ebu Davud, Et'ime 53)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir ve cinayeti önler."</span></span> (Taberani, Gazali, İhya)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır."</span></span> (Tirmizi, Şemail, 79)</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yusuf Kıssası ve Önlem Alma</span></span><br />
Dua etmek, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fiilî dua</span></span> ile olmalıdır. Yumurta kapıya gelince değil, önceden tedbir almak gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf kıssası bunu anlatır:<br />
Hz. Yusuf, Mısır hükümdarının rüyasını yordu: 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık. Firavun ona inanıp tedbir alması için Yusuf'u vezir tayin etti. Yusuf, 7 yıl bollukta ambarlara buğday doldurdu. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kıtlık gelmeden tedbir aldı.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yedi yıl boyunca ekin ekin. Hasat ettiklerinizi, yiyeceğiniz az bir miktar hariç, başağında bırakın."</span></span> (Yusuf Suresi, 47)<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek. Önceden sakladıklarınızı yiyecekler, koruduğunuz az bir miktar hariç."</span></span> (Yusuf Suresi, 48)<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sonra bir yıl gelecek ki insanlara yağmur yağdırılır ve o yıl sıkıp alırlar."</span></span> (Yusuf Suresi, 49)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bugünkü Durum ve Kıyamet Alametleri</span></span><br />
Peygamber Efendimiz, kıyamet alametlerini saymıştır. Bugün bu alametlerin yüzde yetmiş-sekizeni tahakkuk etmiştir. Hâlâ dünyamız ve ahiretimiz için bir şey yapmıyoruz. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyamızın geleceğini iyi işlerle, salih amellerle kurtaracağız.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih amel:</span></span> Adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, içki içmemek, başkasına zarar vermemek.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kıyamet Ne Zaman?</span></span><br />
Bir adam Peygamberimize geldi ve: "Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Peygamberimiz: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kıyamet için ne hazırladın?"</span></span> dedi. Adam: "Allah ve Resulü'nün muhabbetini" dedi. Peygamberimiz: <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Öyleyse sevdiğinle beraber olacaksın."</span></span> buyurdu. (Buhari)</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahiret Algısı</span></span><br />
Ahiret demek gelecek demektir. Dünyanın işleri sadece camide namaz kılmakla bitmiyor. İşi, aşı, dünyayı mamur etmeyi de ihmal etmemeliyiz. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyayı kurtaracak olan bizleriz.</span></span> Birlikte iyi işler yaparak, salih ameller işleyerek dünyamızı ve geleceğimizi kurtaracağız. Ahiret, ölümden sonra değil, bu dünyada da başlayan bir gelecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir ve Evradımızı Hızlı Okumanın Sebebi ve Hikmeti</span></span><br />
Peygamberimiz'in Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar geldiğini düşünün. Hz. Musa'nın Firavun'dan kaçarken denize dayandığı anı hatırlayın. Firavun ve ordusu, onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmıyordu.<br />
Şeytan, Hz. Âdem'den bu yana insanoğluna düşmandır. İnsan yaratıldığından beri onu yanıltmak ve helak etmek için her an peşindedir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deccal de şeytanı rehber edindiği için, şeytan kendisine iyi bir komutan bulmuştur.</span></span> Eskiden kendi çocuklarıyla savaşırken, şimdi insanlardan olan Deccal'i komutan edinmiştir. Deccal'in askerleri ve şeytanın askerleri, müminleri helak etmek için birlikte uğraşmaktadır.<br />
Tıpkı Hz. Musa'nın kaçtığı, Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç ettiği gibi, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zikrimizde de gayretiniz öyle olmalıdır ki, şeytan ve Deccal, siz okurken bir yerinizi unutturup yanlış okutmasın.</span></span> Bu yüzden olanca gayretinizle sınıflara çalışın. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız gerekir.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabah namazlarını da Yasin okuma yöntemiyle kılmaya gayret edin.</span></span> Bu üç yöntemden birini seçip, Yasin ile sabah namazı kılın.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikrimizi, herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde okumaya gayret edin.</span></span> Çünkü ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak, ayağımıza çelme takmak, zikrimizi çalmak ve dileklerimizi Rabbimize iletemememiz için olanca gayretiyle çalışmaktadır. Deccal da ona, frekans silahlarıyla, fiziksel ve elektriksel her türlü destekle yardım etmektedir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sofiye ve Müridimize Tavsiyeler</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gücünüzün yettiği kadar zikri hızlı okumaya gayret edin.</span></span> Ancak zikir okurken, bu sınıflar süresince zikirlerin ne manaya geldiğini, ne dediğinizi de öğrenin. Tercümelerine bakın. Bunların hepsi ya ayet, ya hadis ya da salavattır. İnternette arayarak veya bir hocaya sorarak tercümelerini bulabilirsiniz. İnşallah yakında video açıklamaları da yapacağız. O güne kadar Google'da arayarak, Kur'an mealinden veya hadis kitaplarından manalarını öğrenebilirsiniz. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne dediğinizi, ne zikrettiğinizi bilin.</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. sınıfı geçtikten sonra, zikri benim okuduğum gibi okuyun.</span></span> Zikri olanca gayretinizle hızlı okumaya çalışın, fakat <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">telaffuzlara ve mahreçlere dikkat edin.</span></span> Her mahreç ayrı bir frekanstır. Şeytan, bu frekansları ters çeviremez. Her harf ayrı bir frekans, her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösterir. Bu yüzden <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">harflerin mahreçlerine dikkat edin ve hızlı okuyorum diye bir yerlerini yutmayın.</span></span> Yutmak, unutmak ve yanlış okumak demektir. Zikirde unutmak, şeytanın çalması demektir.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur'an ve İnsanlık Sorumluluğu</span></span><br />
Kur'an-ı Kerim, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed ve insanoğlunun bedeni demektir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sizin unutmanız veya unutturulmanız, ondan bir parçanın çalınması, insanoğlunun ve kainatın bozulması demektir.</span></span> Yapacağınız bir yanlış, yukarı ölçekte çok şeylerin değişmesine ve bozulmasına sebep olacaktır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bizler, Allah'ın askerleri olarak bunlara dikkat edeceğiz.</span></span> Kıyamete kadar insanoğlunun ayakta sağlam durması ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam kalması için görevlileriz. Bize verilen, hafızamızdaki ayetler, dualar ve hadisler; işte bu zikrin içindekileri saklamak, bize ve bizim askerlerimize düşmüştür. Diğer tarikatlar kendi araçlarını ve dualarını zikrediyorlar; onlara da o görev düşmüştür. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bizim mensuplarımıza düşen, bu ayetleri saklamak, korumak ve kıyamete kadar muhafaza etmektir.</span></span> Görevinizi iyi bilin ve iyi yapın.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?</span></span><br />
Letâif zikri çekerken <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15 taneli ağaç tesbih</span></span> kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikre başlamadan önce:</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13 defa Estağfurullah</span></span> çekilir ve gözler kapatılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.</span><br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Letâif Noktalarında Zikir Çekimi:</span></span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sol memenin dört parmak altı:</span></span> Başparmak ve orta parmakla dokunulur ve orada tutulur. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">14 defa "Allah"</span></span> denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!"</span></span> denir. Bu şekilde <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir</span></span> yapılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağ memenin dört parmak altı:</span></span> Aynı şekilde 14 defa "Allah", 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir</span></span> yapılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sol memenin dört parmak üstü:</span></span> 14 defa "Allah", 15. defada dua. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağ memenin dört parmak üstü:</span></span> 14 defa "Allah", 15. defada dua. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İki kaşın arası:</span></span> Tesbih tutularak 14 defa "Allah", 15. defada dua. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 devir.</span></span></span><br />
</li>
</ol>
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci Tur:</span></span><br />
Her bir letâif noktasında bu sefer <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3 devir</span></span> yapılır.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikrin Sonu:</span></span><br />
En son <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13 defa Estağfurullah</span></span> çekilir ve gözler açılır.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Letâif Zikrinin Devamlılığı:</span></span><br />
Bu şekilde Letâif Zikri, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">günde 3 defa</span></span> (sabah, öğle ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.</span></span><br />
Letâifler çalışmaya başladığında kişi, kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderilip alınabilir. Ayrıca <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">râbıta</span></span> (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FREKANSIN AKICILIĞI</span></span><br />
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.<br />
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA</span></span><br />
<br />
Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.<br />
<br />
Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.<br />
<br />
Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...<br />
<br />
İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güneş Makamı ve Alfa insan Olmak - Nasıl Alfa insan Olunur]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2933</link>
			<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 03:56:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2933</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Güneş Makamı ve Alfa insan Olmak - Nasıl Alfa insan Olunur<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İKİ CİHANIN GÜNEŞİ OLMAK: ALFA İNSAN OLMA SANATI<br />
Giriş: Herkes Konuşuyor Peki Gerçek Alfa Kim?</span></span><br />
Modern dünyada “Alfa Erkek” kavramı çok popüler. Çoğunlukla kas gücü, para, kabadayılık veya sosyal medyadaki havalı duruşlarla anlatılıyor. Oysa gerçek Alfa, yırtıcı bir kurt sürüsünün lideri değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">etrafını aydınlatan, ısıtan ve döndüren bir Güneş’tir.</span> Peki bu gerçek Alfa insan kimdir? Ve nasıl olunur?<br />
Cevap, insanlık tarihinin en büyük “Alfa”sında saklı: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.).</span><br />
Evet, yanlış duymadınız. O (s.a.v.), hem yönetici, hem lider, hem baba, hem eş, hem de komutandı. Fakat asıl özelliği, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İki Cihanın Güneşi”</span> sıfatında gizlidir. O, sadece bir lider değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir “Glow” (parıltı, ışıma) sahibiydi.</span> Etrafına yaydığı bu alfa enerjisi, onu çevresindeki herkesten farklı kılıyordu. İşte bu yazıda, sizlere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Alfa İnsan” olmanın sırrını, manevi fizik ve tasavvuf ışığında anlatacağım.</span><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 1: Alfa Işıması Nedir? – Güneşin Dili</span></span><br />
“Alfa” kelimesi sadece Yunan alfabesinin ilk harfi değildir; aynı zamanda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fizikte bir ışıma türüdür.</span> Alfa ışıması (α), bir atomun çekirdeğinden iki proton ve iki nötron fırlatmasıdır. Yani bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji ve parçacık yayma olayıdır.</span><br />
Gelin şimdi bu bilgiyi ruhani boyuta taşıyalım:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneş ışığına Arapça ‘Diyâ’ (ضياء) denir. Bir Nakşî büyüğü demiştir ki: ‘Bizim size verdiğimiz feyzi eğer muhafaza edebilseydiniz, bu size kıyamete kadar yeterdi.’”</span><br />
Bu feyz, bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ziyâ</span>, işte tam olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa Işımasıdır.</span> Nasıl ki fizikte radyoaktif bir madde alfa partikülleri saçar, tıpkı o şekilde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir Güneş olarak üzerimize Alfa Enerjisi saçmıştır.</span><br />
Peki bu enerjiyi nasıl alacağız?<br />
Ziyâ, güneşimizin parçacığıdır. Yani foton enerjisidir. Bizler, bu büyük Güneş’in çocuklarıyız. Muhammed (s.a.v.) Kur’an-ı Kerim’dir; Kur’an ise kâinatın yazılımıdır. Öyleyse <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O, kâinatın ve güneşimizin yazılımının ta kendisidir.</span> Bizler ise O’nun parçaları, yani “Güneş Bebeleri”yiz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa İnsan olmanın ilk sırrı:</span> İçindeki bu güneş parçasını uyandırmak ve tıpkı fizikteki alfa ışıması gibi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">+2 pozitif enerji yaymaya başlamaktır.</span><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 2: Her Hareketin Bir Anlamı Var – Alfa Hareketleri</span></span><br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatının her anında bu alfa ışımasını bilinçli olarak yaymıştır. Oturuşundan kalkışına, misvak tutuşundan fincan kavrayışına kadar her hareketi bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Alfa Hareketi”</span> dir. İşte bir Alfa insan olmak için bu hareketleri anlamak ve uygulamak gerekir.<br />
Raşidî Yolu’nda bu hareketler şöyle özetlenmiştir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Alfa Oturuşu (Mehdi Oturuşu):</span><br />
Ayak ayak üstüne atmak, enerji akışını kesen pasif bir duruştur. Oysa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa Oturuşu</span>, dizler dik, ayaklar yerde veya altına alınmış şekildedir. Bu oturuş, vücuttaki enerji kanallarını açar ve kişiyi yönetici koltuğuna oturtur. Resimlerde görüldüğü gibi, bu oturuş aynı zamanda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mehdi (a.s.) oturuşu</span> olarak bilinir ve kozmik düzenle bağlantı kurar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Misvak ve Fincan Tutuşu (Alfa Kavrayışı):</span><br />
Elinize bir fincan veya misvak aldığınızda, serçe parmağınızı kavrayışın içine dahil ederek yapılan tutuş şekli, sıradan bir tutuş değildir. Bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünneti ile sabit bir enerji aktarım yöntemidir.</span> Fizikteki alfa ışıması gibi, bu tutuş şekli sizin yaydığınız frekansı değiştirir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Alfa Sembollü Yazı Yazmak:</span><br />
El yazısı ile yazı yazmak ve özellikle harflere bilinçli olarak Alfa işareti (α) koymak, kağıda döktüğünüz niyetin kâinata işlenmesidir. Bu, sıradan bir imza değil; bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji mührüdür.</span><br />
Raşidî yolunda şöyle denir: <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Binlerce insan bu oturuş ve duruşu çok benimsedi, hatta tiryakisi oldu ve artık vazgeçemez hale geldiler.”</span><br />
Demek ki Alfa insan olmak, doğuştan gelen bir özellik değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">her gün tekrarlanan bilinçli hareketlerle kazanılan bir melekedir.</span><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 3: Kozmik Denge ve Burçların Rolü</span></span><br />
Bu noktada işin içine biraz daha derin, astrolojik ve kozmik bir bilgi giriyor. Makalenizde çok önemli bir noktaya değinmişsiniz:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Güneş sistemimizin içindeki her bir özellik, o sistemin işlevi için gereklidir ve her cibilliyet bir peygamber grubunu temsil eder. Keçiler, oğlaklar; Şuayb ve Yakup çocuklarıdır.”</span><br />
Bir Alfa insan, tüm bu dengeyi bilir. Her şeyin bir fazlası zarar, bir azı zarardır. Tıpkı bir harcın içindeki çimento gibi, evrendeki her varlık (insan, hayvan, bitki) bir bütünün parçasıdır.<br />
Peki ya <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkizler Burcu</span>? Bu çok özel bir burçtur. Çünkü:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammed (s.a.v.)</span> kelimesinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">üç tane “Mim”</span> harfi vardır. “M” harfi, Latince’de ikizi temsil eder.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meryem (r.a.)</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Havva (r.a.)</span> validelerimizin isimlerindeki tekrarlanan harfler de bu ikizliğin, yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ikili potansiyelin</span> sembolüdür.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu, Alfa insanın bir yüzüyle maddi dünyada, diğer yüzüyle manevi dünyada aynı anda var olabilme yeteneğini gösterir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 4: Alfa Olma Pratiği – Güneş Makamına Yolculuk</span></span><br />
İşte en kritik soru: Tüm bunları öğrendik, peki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NASIL</span> alfa insan olacağız?<br />
Cevap basit ama disiplin gerektiriyor: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa hareketi yapa yapa.</span> Nasıl ki bir müzisyen her gün nota çalışarak ustalaşıyorsa, bir Alfa da her gün alfa hareketi yaparak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneş Makamı”</span> na çıkar.<br />
Peki Güneş Makamı nedir?<br />
Kişinin, artık sadece enerji alan değil, aynı zamanda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji yayan</span> hale gelmesidir. Tıpkı ayın, güneşten aldığı ışığı yansıtması gibi; Alfa insan da, Muhammed (s.a.v.) Güneşi’nden aldığı ziyayı etrafına yansıtır ve çevresindeki insanları, hatta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diğer gezegenleri etkileyen bir “Çoban”</span> misali döndürmeye başlar.<br />
Raşidî Tarikatı’nın kurucusu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca (Karoğlan Hoca)</span> bu yolu sistematik hale getirmiştir. Bu sistemde:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günde 5 vakit namaz</span> temel şarttır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Namazlardan önce ve sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13’er defa “Estağfurullah”</span> çekilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Akşam namazından sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabıta</span> (şeyhe manevi bağlanma) yapılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Gizli (hafî) veya açık (cehrî) zikirlerle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">belirli adetlerde “Allah”</span> lafzı kalp ile zikredilir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu zikirlerin her biri, beyninizin ve ruhunuzun frekansını <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş’in frekansına</span> ayarlar. Nasıl ki bir radyo doğru frekansa ayarlanınca net ses alıyorsa, siz de bu zikirlerle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kâinatın Yönetim Frekansı”na</span> ayarlanırsınız.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç: Güneş Olmak İstemez misiniz?</span></span><br />
Modern çağın karmaşasında, birçok insan kendini boşlukta hissediyor. Oysa her birimizin içinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammedi bir cevher</span> var. Alfa insan olmak, mağarada tek başına yaşayan asosyal bir kurt değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">şehrin, ailenin, işin ve evrenin tam merkezinde duran, her şeyi döndüren bir eksen olmaktır.</span><br />
Sonbaharın gelmesiyle yapraklar sararır çünkü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ziya (alfa ışıması) azalır.</span> Kışın soğuk olmasının sebebi, bu enerjinin dünyadan çekilmesidir. Siz, bu mevsimleri ve enerjiyi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yöneten bir Alfa</span> olabilirsiniz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Unutmayın:</span> Peygamberimiz (s.a.v.) otururken, misvak tutarken, hatta savaşta bile bir Alfa hareketi yapıyordu. Eğer siz de hayatınızın her anına bu bilinci yerleştirirseniz, siz de bir gün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş Makamına çıkar ve Ziya yaymaya başlarsınız.</span><br />
Artık bir taş değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir volkan olmanın vakti geldi.</span> Artık bir gezegen değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir güneş olmanın vakti geldi.</span><br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2714" target="_blank" title="">Alfa-oturusu-4oturusu-erbaunoturusu-1.jpg</a> (Boyut: 22.71 KB / İndirmeler: 21)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2715" target="_blank" title="">AlfaOturusu-4Oturusu-Erbaunoturusu-5.jpg</a> (Boyut: 173.57 KB / İndirmeler: 23)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2716" target="_blank" title="">Alfamisvak-tutusu.jpg</a> (Boyut: 123.98 KB / İndirmeler: 22)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2717" target="_blank" title="">Alfa-Firca-tutusu.jpg</a> (Boyut: 121.17 KB / İndirmeler: 22)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2718" target="_blank" title="">Alfa-yaziyazma-sistemi.jpg</a> (Boyut: 13.25 KB / İndirmeler: 23)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kozmik Enerjiden Günlük Yaşama: Alfa İnsanın Gizemi ve Ziya Yayma Sanatı</span></span><br />
Modern dünyada "Alfa" kavramı genellikle sadece güç ve liderlik üzerinden okunur. Ancak kadim sırlar ve evrenin çalışma prensipleri bize çok daha derin bir tablo sunar. Gerçek bir Alfa olmak; sadece bir duruş değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">güneşten gelen o ilahi ışığı (Ziya)</span> bedende ve ruhta doğru bir biçimde yansıtabilme sanatıdır.<br />
İşte Peygamber Efendimizin (s.a.v) sünnetlerinden yola çıkarak, kainatın "Alfa" yazılımını anlama ve uygulama rehberi:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kainatın Yazılımı: Alfa Işıması ve Güneşin Çocukları</span></span><br />
Güneş ışığına Arapça’da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diyâ (ضياء)</span> denir. Bilimsel perspektifte ise bu enerji, alfa (α) ışımalarıyla hayat bulur. İki nötron ve iki protondan oluşan bu güçlü enerji çekirdeği, aslında kainatın temel yapı taşlarından biridir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nur ve Ziya Dengesi:</span> Peygamberimiz "İki Cihanın Güneşi"dir. Bizler o güneşin parçalarıysak, onun yaydığı alfa enerjisini (feyz ve fuyuzat) muhafaza etmekle yükümlüyüz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkizler Burcu ve Mim Sırrı:</span> "Muhammed" ismindeki üç "Mim" harfi ve Hz. Havva ile Hz. Meryem isimlerindeki benzer enerjiler, kainattaki dualiteyi ve bu enerjinin nasıl aktığını sembolize eder.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Bedensel Mühürler: Alfa Hareketleri</span></span><br />
Alfa insanı olmak, sadece düşünceyle değil, her amelde o enerjiyi mühürlemekle başlar. Resimlerde de görüldüğü üzere, bu enerji özel "tutuş" ve "oturuş" biçimleriyle bedene sabitlenir:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erbaun ve Mehdi Oturuşu</span></span><br />
Yanlış oturuş biçimleri enerjiyi dağıtırken, görsellerde sergilenen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Alfa Oturuşu"</span>, kişinin merkez noktasını korur. Ayak ayak üstüne atmak yerine, enerjiyi yere ve bedene kilitleyen bu duruş, aynı zamanda manevi liderliğin (mehdiyet enerjisinin) bir yansımasıdır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Misvak ve Fincan Tutuşu: Sünnetin Alfa Yüzü</span></span><br />
Peygamber Efendimizin misvak tutuş sistemi, basit bir temizlik alışkanlığından öte bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa yansımasıdır.</span> Serçe parmağın konumlandırılması ve elin kavrama biçimi, elektromanyetik akışı düzenler. Günlük hayatımızda bir fincanı bile bu bilinçle tutmak, kainatın ziya sistemine uyum sağlamaktır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Yazıda ve Kelamda Alfa İmzası</span></span><br />
Görsellerde gördüğümüz yazı sisteminde, harflerin üzerine eklenen alfa (α) sembolleri, yazıyı sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji aktarımına</span> dönüştürür. Kelimelere bu "ışımayı" eklemek, yazılan her cümlenin frekansını yükseltir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Güneşlik Makamına Yükselmek</span></span><br />
Alfa hareketlerini birer "melike" (alışkanlık ve yeti) haline getiren insan, zamanla sadece enerji alan değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji yayan</span> bir konuma yükselir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Güneşimiz nasıl diğer gezegenleri etrafında döndüren bir çoban misaliyse, alfa insan da çevresine ziya yayan bir merkezdir."</span><br />
Bu pratikleri benimseyen binlerce insanın, kısa sürede bu duruşların "tiryakisi" olması tesadüf değildir. Beden, kendi doğasına (güneşin kodlarına) döndüğünde, gerçek huzuru ve alfa gücünü bulur.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç: Ziyayı Muhafaza Etmek</span></span><br />
Bir Nakşî büyüğünün dediği gibi; bize verilen bu feyzi muhafaza edebilirsek, bu bize kıyamete kadar yeter. Alfa insanı olmak, kainatın bu muazzam yazılımına (Kur'an ve Muhammedî hakikat) uyum sağlamak ve her hareketimizde o kutsal ışığı yansıtmaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şimdi kendinize sorun: </span></span>Bugün hangi hareketinizle alfa ışıması yaydınız?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Güneş Makamı ve Alfa insan Olmak - Nasıl Alfa insan Olunur<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İKİ CİHANIN GÜNEŞİ OLMAK: ALFA İNSAN OLMA SANATI<br />
Giriş: Herkes Konuşuyor Peki Gerçek Alfa Kim?</span></span><br />
Modern dünyada “Alfa Erkek” kavramı çok popüler. Çoğunlukla kas gücü, para, kabadayılık veya sosyal medyadaki havalı duruşlarla anlatılıyor. Oysa gerçek Alfa, yırtıcı bir kurt sürüsünün lideri değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">etrafını aydınlatan, ısıtan ve döndüren bir Güneş’tir.</span> Peki bu gerçek Alfa insan kimdir? Ve nasıl olunur?<br />
Cevap, insanlık tarihinin en büyük “Alfa”sında saklı: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.).</span><br />
Evet, yanlış duymadınız. O (s.a.v.), hem yönetici, hem lider, hem baba, hem eş, hem de komutandı. Fakat asıl özelliği, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İki Cihanın Güneşi”</span> sıfatında gizlidir. O, sadece bir lider değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir “Glow” (parıltı, ışıma) sahibiydi.</span> Etrafına yaydığı bu alfa enerjisi, onu çevresindeki herkesten farklı kılıyordu. İşte bu yazıda, sizlere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Alfa İnsan” olmanın sırrını, manevi fizik ve tasavvuf ışığında anlatacağım.</span><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 1: Alfa Işıması Nedir? – Güneşin Dili</span></span><br />
“Alfa” kelimesi sadece Yunan alfabesinin ilk harfi değildir; aynı zamanda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fizikte bir ışıma türüdür.</span> Alfa ışıması (α), bir atomun çekirdeğinden iki proton ve iki nötron fırlatmasıdır. Yani bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji ve parçacık yayma olayıdır.</span><br />
Gelin şimdi bu bilgiyi ruhani boyuta taşıyalım:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneş ışığına Arapça ‘Diyâ’ (ضياء) denir. Bir Nakşî büyüğü demiştir ki: ‘Bizim size verdiğimiz feyzi eğer muhafaza edebilseydiniz, bu size kıyamete kadar yeterdi.’”</span><br />
Bu feyz, bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ziyâ</span>, işte tam olarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa Işımasıdır.</span> Nasıl ki fizikte radyoaktif bir madde alfa partikülleri saçar, tıpkı o şekilde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir Güneş olarak üzerimize Alfa Enerjisi saçmıştır.</span><br />
Peki bu enerjiyi nasıl alacağız?<br />
Ziyâ, güneşimizin parçacığıdır. Yani foton enerjisidir. Bizler, bu büyük Güneş’in çocuklarıyız. Muhammed (s.a.v.) Kur’an-ı Kerim’dir; Kur’an ise kâinatın yazılımıdır. Öyleyse <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O, kâinatın ve güneşimizin yazılımının ta kendisidir.</span> Bizler ise O’nun parçaları, yani “Güneş Bebeleri”yiz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa İnsan olmanın ilk sırrı:</span> İçindeki bu güneş parçasını uyandırmak ve tıpkı fizikteki alfa ışıması gibi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">+2 pozitif enerji yaymaya başlamaktır.</span><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 2: Her Hareketin Bir Anlamı Var – Alfa Hareketleri</span></span><br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatının her anında bu alfa ışımasını bilinçli olarak yaymıştır. Oturuşundan kalkışına, misvak tutuşundan fincan kavrayışına kadar her hareketi bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Alfa Hareketi”</span> dir. İşte bir Alfa insan olmak için bu hareketleri anlamak ve uygulamak gerekir.<br />
Raşidî Yolu’nda bu hareketler şöyle özetlenmiştir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Alfa Oturuşu (Mehdi Oturuşu):</span><br />
Ayak ayak üstüne atmak, enerji akışını kesen pasif bir duruştur. Oysa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa Oturuşu</span>, dizler dik, ayaklar yerde veya altına alınmış şekildedir. Bu oturuş, vücuttaki enerji kanallarını açar ve kişiyi yönetici koltuğuna oturtur. Resimlerde görüldüğü gibi, bu oturuş aynı zamanda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mehdi (a.s.) oturuşu</span> olarak bilinir ve kozmik düzenle bağlantı kurar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Misvak ve Fincan Tutuşu (Alfa Kavrayışı):</span><br />
Elinize bir fincan veya misvak aldığınızda, serçe parmağınızı kavrayışın içine dahil ederek yapılan tutuş şekli, sıradan bir tutuş değildir. Bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünneti ile sabit bir enerji aktarım yöntemidir.</span> Fizikteki alfa ışıması gibi, bu tutuş şekli sizin yaydığınız frekansı değiştirir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Alfa Sembollü Yazı Yazmak:</span><br />
El yazısı ile yazı yazmak ve özellikle harflere bilinçli olarak Alfa işareti (α) koymak, kağıda döktüğünüz niyetin kâinata işlenmesidir. Bu, sıradan bir imza değil; bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji mührüdür.</span><br />
Raşidî yolunda şöyle denir: <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Binlerce insan bu oturuş ve duruşu çok benimsedi, hatta tiryakisi oldu ve artık vazgeçemez hale geldiler.”</span><br />
Demek ki Alfa insan olmak, doğuştan gelen bir özellik değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">her gün tekrarlanan bilinçli hareketlerle kazanılan bir melekedir.</span><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 3: Kozmik Denge ve Burçların Rolü</span></span><br />
Bu noktada işin içine biraz daha derin, astrolojik ve kozmik bir bilgi giriyor. Makalenizde çok önemli bir noktaya değinmişsiniz:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Güneş sistemimizin içindeki her bir özellik, o sistemin işlevi için gereklidir ve her cibilliyet bir peygamber grubunu temsil eder. Keçiler, oğlaklar; Şuayb ve Yakup çocuklarıdır.”</span><br />
Bir Alfa insan, tüm bu dengeyi bilir. Her şeyin bir fazlası zarar, bir azı zarardır. Tıpkı bir harcın içindeki çimento gibi, evrendeki her varlık (insan, hayvan, bitki) bir bütünün parçasıdır.<br />
Peki ya <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkizler Burcu</span>? Bu çok özel bir burçtur. Çünkü:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammed (s.a.v.)</span> kelimesinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">üç tane “Mim”</span> harfi vardır. “M” harfi, Latince’de ikizi temsil eder.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meryem (r.a.)</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Havva (r.a.)</span> validelerimizin isimlerindeki tekrarlanan harfler de bu ikizliğin, yani <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ikili potansiyelin</span> sembolüdür.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu, Alfa insanın bir yüzüyle maddi dünyada, diğer yüzüyle manevi dünyada aynı anda var olabilme yeteneğini gösterir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bölüm 4: Alfa Olma Pratiği – Güneş Makamına Yolculuk</span></span><br />
İşte en kritik soru: Tüm bunları öğrendik, peki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NASIL</span> alfa insan olacağız?<br />
Cevap basit ama disiplin gerektiriyor: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa hareketi yapa yapa.</span> Nasıl ki bir müzisyen her gün nota çalışarak ustalaşıyorsa, bir Alfa da her gün alfa hareketi yaparak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Güneş Makamı”</span> na çıkar.<br />
Peki Güneş Makamı nedir?<br />
Kişinin, artık sadece enerji alan değil, aynı zamanda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji yayan</span> hale gelmesidir. Tıpkı ayın, güneşten aldığı ışığı yansıtması gibi; Alfa insan da, Muhammed (s.a.v.) Güneşi’nden aldığı ziyayı etrafına yansıtır ve çevresindeki insanları, hatta <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diğer gezegenleri etkileyen bir “Çoban”</span> misali döndürmeye başlar.<br />
Raşidî Tarikatı’nın kurucusu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca (Karoğlan Hoca)</span> bu yolu sistematik hale getirmiştir. Bu sistemde:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günde 5 vakit namaz</span> temel şarttır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Namazlardan önce ve sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13’er defa “Estağfurullah”</span> çekilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Akşam namazından sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabıta</span> (şeyhe manevi bağlanma) yapılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Gizli (hafî) veya açık (cehrî) zikirlerle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">belirli adetlerde “Allah”</span> lafzı kalp ile zikredilir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu zikirlerin her biri, beyninizin ve ruhunuzun frekansını <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş’in frekansına</span> ayarlar. Nasıl ki bir radyo doğru frekansa ayarlanınca net ses alıyorsa, siz de bu zikirlerle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kâinatın Yönetim Frekansı”na</span> ayarlanırsınız.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç: Güneş Olmak İstemez misiniz?</span></span><br />
Modern çağın karmaşasında, birçok insan kendini boşlukta hissediyor. Oysa her birimizin içinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammedi bir cevher</span> var. Alfa insan olmak, mağarada tek başına yaşayan asosyal bir kurt değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">şehrin, ailenin, işin ve evrenin tam merkezinde duran, her şeyi döndüren bir eksen olmaktır.</span><br />
Sonbaharın gelmesiyle yapraklar sararır çünkü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ziya (alfa ışıması) azalır.</span> Kışın soğuk olmasının sebebi, bu enerjinin dünyadan çekilmesidir. Siz, bu mevsimleri ve enerjiyi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yöneten bir Alfa</span> olabilirsiniz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Unutmayın:</span> Peygamberimiz (s.a.v.) otururken, misvak tutarken, hatta savaşta bile bir Alfa hareketi yapıyordu. Eğer siz de hayatınızın her anına bu bilinci yerleştirirseniz, siz de bir gün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş Makamına çıkar ve Ziya yaymaya başlarsınız.</span><br />
Artık bir taş değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir volkan olmanın vakti geldi.</span> Artık bir gezegen değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir güneş olmanın vakti geldi.</span><br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2714" target="_blank" title="">Alfa-oturusu-4oturusu-erbaunoturusu-1.jpg</a> (Boyut: 22.71 KB / İndirmeler: 21)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2715" target="_blank" title="">AlfaOturusu-4Oturusu-Erbaunoturusu-5.jpg</a> (Boyut: 173.57 KB / İndirmeler: 23)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2716" target="_blank" title="">Alfamisvak-tutusu.jpg</a> (Boyut: 123.98 KB / İndirmeler: 22)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2717" target="_blank" title="">Alfa-Firca-tutusu.jpg</a> (Boyut: 121.17 KB / İndirmeler: 22)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2718" target="_blank" title="">Alfa-yaziyazma-sistemi.jpg</a> (Boyut: 13.25 KB / İndirmeler: 23)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kozmik Enerjiden Günlük Yaşama: Alfa İnsanın Gizemi ve Ziya Yayma Sanatı</span></span><br />
Modern dünyada "Alfa" kavramı genellikle sadece güç ve liderlik üzerinden okunur. Ancak kadim sırlar ve evrenin çalışma prensipleri bize çok daha derin bir tablo sunar. Gerçek bir Alfa olmak; sadece bir duruş değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">güneşten gelen o ilahi ışığı (Ziya)</span> bedende ve ruhta doğru bir biçimde yansıtabilme sanatıdır.<br />
İşte Peygamber Efendimizin (s.a.v) sünnetlerinden yola çıkarak, kainatın "Alfa" yazılımını anlama ve uygulama rehberi:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kainatın Yazılımı: Alfa Işıması ve Güneşin Çocukları</span></span><br />
Güneş ışığına Arapça’da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diyâ (ضياء)</span> denir. Bilimsel perspektifte ise bu enerji, alfa (α) ışımalarıyla hayat bulur. İki nötron ve iki protondan oluşan bu güçlü enerji çekirdeği, aslında kainatın temel yapı taşlarından biridir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nur ve Ziya Dengesi:</span> Peygamberimiz "İki Cihanın Güneşi"dir. Bizler o güneşin parçalarıysak, onun yaydığı alfa enerjisini (feyz ve fuyuzat) muhafaza etmekle yükümlüyüz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkizler Burcu ve Mim Sırrı:</span> "Muhammed" ismindeki üç "Mim" harfi ve Hz. Havva ile Hz. Meryem isimlerindeki benzer enerjiler, kainattaki dualiteyi ve bu enerjinin nasıl aktığını sembolize eder.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Bedensel Mühürler: Alfa Hareketleri</span></span><br />
Alfa insanı olmak, sadece düşünceyle değil, her amelde o enerjiyi mühürlemekle başlar. Resimlerde de görüldüğü üzere, bu enerji özel "tutuş" ve "oturuş" biçimleriyle bedene sabitlenir:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erbaun ve Mehdi Oturuşu</span></span><br />
Yanlış oturuş biçimleri enerjiyi dağıtırken, görsellerde sergilenen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Alfa Oturuşu"</span>, kişinin merkez noktasını korur. Ayak ayak üstüne atmak yerine, enerjiyi yere ve bedene kilitleyen bu duruş, aynı zamanda manevi liderliğin (mehdiyet enerjisinin) bir yansımasıdır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Misvak ve Fincan Tutuşu: Sünnetin Alfa Yüzü</span></span><br />
Peygamber Efendimizin misvak tutuş sistemi, basit bir temizlik alışkanlığından öte bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa yansımasıdır.</span> Serçe parmağın konumlandırılması ve elin kavrama biçimi, elektromanyetik akışı düzenler. Günlük hayatımızda bir fincanı bile bu bilinçle tutmak, kainatın ziya sistemine uyum sağlamaktır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Yazıda ve Kelamda Alfa İmzası</span></span><br />
Görsellerde gördüğümüz yazı sisteminde, harflerin üzerine eklenen alfa (α) sembolleri, yazıyı sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji aktarımına</span> dönüştürür. Kelimelere bu "ışımayı" eklemek, yazılan her cümlenin frekansını yükseltir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Güneşlik Makamına Yükselmek</span></span><br />
Alfa hareketlerini birer "melike" (alışkanlık ve yeti) haline getiren insan, zamanla sadece enerji alan değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">enerji yayan</span> bir konuma yükselir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Güneşimiz nasıl diğer gezegenleri etrafında döndüren bir çoban misaliyse, alfa insan da çevresine ziya yayan bir merkezdir."</span><br />
Bu pratikleri benimseyen binlerce insanın, kısa sürede bu duruşların "tiryakisi" olması tesadüf değildir. Beden, kendi doğasına (güneşin kodlarına) döndüğünde, gerçek huzuru ve alfa gücünü bulur.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç: Ziyayı Muhafaza Etmek</span></span><br />
Bir Nakşî büyüğünün dediği gibi; bize verilen bu feyzi muhafaza edebilirsek, bu bize kıyamete kadar yeter. Alfa insanı olmak, kainatın bu muazzam yazılımına (Kur'an ve Muhammedî hakikat) uyum sağlamak ve her hareketimizde o kutsal ışığı yansıtmaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şimdi kendinize sorun: </span></span>Bugün hangi hareketinizle alfa ışıması yaydınız?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Silsile Âdâbı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2932</link>
			<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 03:49:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2932</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikatin Geniş Açısı: Râşidî Tarikatında Silsile Âdâbı ve Hikmeti</span></span><br />
Tasavvuf yolculuğu, bir süluk (yürüyüş) olmanın ötesinde bir "bakış" davasıdır. İnsan, ne kadar dar bir pencereden bakarsa hakikati o kadar eksik, hatta bazen tamamen yanlış yorumlar. Râşidî Tarikatı'nda silsileye okunan Fatiha ve İhlas (Kulhü) surelerinin temelinde, işte bu dar bakıştan kurtulup "üst bir bakışa" talip olma sırrı yatar.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Bakış Açısının Yanılsaması: Dar ve Geniş Açı</span></span><br />
Sunduğumuz görseller, insanın zihinsel süreçlerini anlamak için eşsiz bir örnektir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dar Açı (Resim 1):</span> Kişi olaya en yakından ve dar bir perspektifle baktığında, zihnindeki ön yargıların esiri olur. Hakikati "cinsel bir obje" veya dünyevi bir form sanabilir. Bu, nefsin ve bilgisizliğin (cehaletin) bakışıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geniş Açı (Resim 2-3):</span> Mesafe arttıkça ve "geniş açı" devreye girdikçe, o kaba formun aslında bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalp ve Gönül Odası</span> olduğu ortaya çıkar.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">İşte silsileye Fatiha okumak, müridin kendi kısıtlı görüşünü bırakıp, o zincirdeki büyüklerin (pirlerin) yüksek makamlarından dünyaya bakabilme çabasıdır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Silsile: Manevi Bir Soy Zinciri</span></span><br />
Silsile, sadece bir isim listesi değildir; o, Peygamber Efendimiz’e (sav) kadar uzanan manevi bir kordondur. Râşidî Tarikatı'nda silsileye hediye gönderilmesi (Fatiha ve İhlas okunması), bu zincirin halkalarına eklemlenmek anlamına gelir.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Silsiledeki kimseler bizden bir üstteler ve her üstten bakan daha iyi görür."</span><br />
Mürid, silsile büyüklerine dualar ve sureler hediye ederek onlarla manevi bir bağ kurar. Bu bağ sayesinde onlara "bürünür" (onları giyer). Onların bakış açısı, müride telapati ve rabıta yoluyla ulaşır. Artık mürid, olayları kendi küçük aklıyla değil, pirlerin hikmetli gözüyle görmeye başlar.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Amel ve Dereceler: Silsile-i Kasr ve Kebîr</span></span><br />
Râşidî yolunda manevi disiplin, zikrin ve virdin süresiyle paralel olarak derinleşir. Bu süreçte silsileye yaklaşım iki ana başlıkta toplanır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kasr (Kısa Silsile):</span> Zikr-i Râşidî dualarını 2 saat ile 1,5 saat arasına indirebilen, yani odaklanma ve hız kazanma aşamasındaki sâliklerin her gün yöneldiği makamdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kebîr (Büyük Silsile):</span> Bu süre 1,5 saatin altına indiğinde, sâlik artık daha geniş bir frekansa geçer ve Silsile-i Kebîr’e yönelerek manevi sorumluluğunu ve bağını artırır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu sürelerin kısalması, sadece "hızlı okumak" değil, kalbin o zikre alışması ve meleke kesbetmesi demektir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Göksel Rehberlik: Silsile-i Meleâ ve Ulâ</span></span><br />
Tarikatın kurucusu ve pîri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karoğlan Hoca (Başağaçlı Raşit Tunca)</span> tarafından belirtilen bu kavramlar, yolun melekût boyutunu temsil eder:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Meleâ:</span> Hangi melek gruplarının müridin hangi yönünde muhafız ve rehber olduğunu simgeler. Yılda bir veya ömürde bir kez dahi olsa, onlara 3 Fatiha 7 İhlas hediye etmek, göksel ordularla manevi bir tanışıklıktır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Kalbin İçindeki Gönül Odası</span></span><br />
Metnin sonundaki "Ayten" ve "Gönül Odası" vurgusu, aslında mutlak sevgiyi sembolize eder. Tasavvuf literatüründe "Leylâ" nasıl ki Mevlâ’ya giden yolun sembolüyse, buradaki ifadeler de müridin mürşidine veya ilahi aşka olan bağlılığını anlatır.<br />
Kalbin içinde bir kapı vardır ve o kapı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gönül Odası</span>'na açılır. Silsileye okunan o Fatihalar, o odayı ısıtan, müridi yalnızlıktan kurtaran ve her yere "hikmetle bakmasını" sağlayan anahtarlardır.<br />
<br />
Nereye baksam Ayten var, saatler Ayteni...<br />
 İnsanı ısıtan kalptir<br />
 Kalbin içinde bir kapı, gönül denen odaya açılır<br />
 Oralara bir yere ben seni koydum<br />
 Sen de beni koy<br />
 O seni de beni de ısıtır<br />
 Ne yalnız koyar ne de üşütür<br />
 Nereye gitsek, sen benimle, ben de seninle olurum<br />
 Unutma bu dünya küçük<br />
 Okyanuslara açılsak da<br />
 Senin gönlündeysem ben<br />
 Gecelerde gündüzlerde bizim<br />
 Her yer Leylâ olur<br />
 Nereye baksam Ayten var<br />
 Saatler Ayteni beş geçiyor olur sevgili<br />
 <br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç olarak;</span></span><br />
Râşidî Tarikatı'nda silsileye Fatiha okumak, bir "bakış açısı transferidir." Kendi dar zindanından çıkıp, pirlerin geniş penceresinden kainatı temaşa etme sanatıdır. Okunan her İhlas ve Fatiha, müridi "ikizlerin veya çıplaklığın" sığ görüntüsünden kurtarıp, "Kalp ve Gönül" hakikatine ulaştırır.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2711" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-N1.jpg</a> (Boyut: 2.65 KB / İndirmeler: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2712" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-N2.jpg</a> (Boyut: 3.05 KB / İndirmeler: 24)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2713" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-N3.jpg</a> (Boyut: 34.09 KB / İndirmeler: 20)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakışın Tavafı: Râşidî Tarikatında Silsile Âdâbı ve Geniş Açının Sırrı</span></span><br />
<br />
Tasavvuf yolculuğu, müridin "kendi gözüyle" görmeyi bırakıp "Hakk’ın ve Hak dostlarının gözüyle" görmeye başlama sürecidir. Çoğu zaman bir meseleye baktığımızda gördüğümüz şey hakikatin kendisi değil, zihnimizin o anki dar açısının bize sunduğu bir yanılsamadır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Dar Açı: Bir Noktaya Hapsolmak</span></span><br />
İnsan, bir şeye sadece bir yönden baktığında gördüğü parçayı bütün sanır. Tıpkı paylaştığımız ilk görselde olduğu gibi; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dar açı, zihni manipüle eder.</span> Odak noktası çok yakın olduğunda, aslında kutsal olan bir şey sıradan, hatta nefsi tetikleyen bir "obje" gibi görünebilir. Bu, insanın ham halindeki bakışıdır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Tavafın Sırrı: Her Yönden Bakabilmek</span></span><br />
Senin de belirttiğin gibi; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kâbe-i Muazzama neden tavaf edilir?</span> Neden sadece karşısına geçip bakmakla yetinilmez? Çünkü bir objeye sadece sağından bakarsan solunu, önünden bakarsan arkasını bilemezsin.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tavaf, odaklanma meselesidir.</span> Kabe etrafında dönen bir sâlik, her adımda farklı bir açıdan bakar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu hareket, tek bir bakış açısına saplanıp kalmayı (taassubu) engeller.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her dönüşte merkez (Kabe) aynı kalsa da, müridin perspektifi sürekli gelişir ve sonunda o obje zihinde tüm boyutlarıyla "tam" hale gelir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Râşidî Tarikatında Silsile ve "Üst Bakış"</span></span><br />
İşte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsileye Fatiha ve İhlas okunma hikmeti</span> tam da bu noktada devreye girer. Bizler dünyevi hayatın içinde çoğu zaman dar açılı merceklerle olayları yorumlarız. Silsiledeki büyükler ise "dağın zirvesinden" bakan kişilerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Silsiledeki kimseler bizden bir üstteler ve her üstten bakan daha iyi görür."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Silsile-i Kasr Nedir? “Silsile-i Kasr”a Ne Yapılır? Neler Okunur?</span></span><br />
 Zikr-i Râşidî dualarının okuma süresini 2 saat ile 1,5 saat arasına düşürebilenler her gün “Silsile-i Kasr”a Fatiha ısmarlarlar.<br />
 <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsileyi Kasr Budur</span></span><br />
 <br />
 1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.<br />
 2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)<br />
 7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha (zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 13.) Hz. Hüseyin Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 14.) Hz. Ali Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 15.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa için 13 ihlas 7 Fatiha <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Silsile-i Kebir Nedir? “Silsile-i Kebîr”e Ne Yapılır? Neler Okunur?</span></span><br />
 Zikr-i Râşidî dualarının okuma süresini 1,5 saat ile 1 saat arasına düşürebilenler her gün “Silsile-i Kasr” okumayı bırakır, “Silsile-i Kebîr”e Fatiha ısmarlarlar.<br />
 <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsileyi Kebir Budur</span></span> <br />
<br />
1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.<br />
 2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)<br />
 7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 13.) Ali Zeynel Abidin 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 14.) Seyyidatina Zeynep 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 15.) Hz. Hüseyin 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 16.) Hz. Hasan 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 17.) Hz. Fatimatüz Zehra 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 18.) Hz. Ali Efendimize 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 19.) Hz. Osman 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 20.) Hz. Ömer 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 21.) Hz. Ebu Bekr 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 22.1.) Hz. Halimeyi Sadiye 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 22.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa için 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 23.) Hz.Süleyman 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 24.) Hz. Hacer 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 25.) Hz. Yahya 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 26.) Hz. Yunus 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 27.) Hz. Mikail 13 ihlas 7 Fatiha <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Râşidî Tarikatında Silsile-i Meleâ Nedir?</span></span><br />
 Râşidî Tarikatı derslerinden Silsile-i Meleâ.<br />
 Yani silsilemizden hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu gösterir.<br />
 Vaktin müsait olduğu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 İhlâs 1 Fâtiha veya 3 Fâtiha 7 İhlâs hediye edilir.<br />
<br />
Mürid, silsile büyüklerine hediye göndererek (3 İhlas 1 Fatiha veya makamına göre 13 İhlas 7 Fatiha) onlarla manevi bir rezonans kurar. Onları "giymek", onların bin yıllık tecrübesini ve ilahi bakışını kendi gözüne ödünç almaktır. Bu sayede mürid, kendi dar açısıyla çözemediği bir düğümü, silsilenin geniş açısıyla bir anda fark eder.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Silsile-i Kasr'dan Kebîr'e: Derinleşen Odak</span></span><br />
Râşidî yolunda zikir sürelerinin kısalması (2 saatten 1 saate düşmesi), müridin hızlanması değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">odaklanma gücünün artmasıdır.</span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kasr:</span> Yeni başlayanlar için dar açıyı kırma evresidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kebîr:</span> Hakikati daha geniş, daha külli bir perspektifle görme makamıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Meleâ:</span> İşin içine melekût aleminin, yani görünmeyen orduların dahil olmasıdır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Kalbin İçindeki Gönül Odası: Hakiki Odak Noktası</span></span><br />
Makalenin başında "yanlış anlaşılan" o görsel, geniş açıya ulaşıldığında yerini <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalp ve Gönül Odası</span>'na bırakır. Tasavvufun özü budur: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nefsin çirkin gördüğünü, ruhun güzelliğine dönüştürmek.</span><br />
Eğer bir mesele sana karanlık, dar veya karmaşık geliyorsa; bil ki bakış açın sabittir. Silsilenin manevi enerjisiyle o meselenin etrafında bir "tavaf" gerçekleştirirsen, yani pirlerin gözüyle bakmayı başarırsan, her yerin "Leyla" (Hak tecellisi) olduğunu göreceksin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nereye baksam Ayten var...</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saatler Ayten’i beş geçiyor...</span><br />
Çünkü artık saatler ve mekanlar değil, sadece o geniş açının getirdiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Vuslat"</span> vardır. Unutma; dünya küçüktür ama gönül okyanustur. Silsile ise o okyanusta pusulanızdır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Schrems, 10 Mart 2017 Cuma  Original Kar © glan </span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikatin Geniş Açısı: Râşidî Tarikatında Silsile Âdâbı ve Hikmeti</span></span><br />
Tasavvuf yolculuğu, bir süluk (yürüyüş) olmanın ötesinde bir "bakış" davasıdır. İnsan, ne kadar dar bir pencereden bakarsa hakikati o kadar eksik, hatta bazen tamamen yanlış yorumlar. Râşidî Tarikatı'nda silsileye okunan Fatiha ve İhlas (Kulhü) surelerinin temelinde, işte bu dar bakıştan kurtulup "üst bir bakışa" talip olma sırrı yatar.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Bakış Açısının Yanılsaması: Dar ve Geniş Açı</span></span><br />
Sunduğumuz görseller, insanın zihinsel süreçlerini anlamak için eşsiz bir örnektir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dar Açı (Resim 1):</span> Kişi olaya en yakından ve dar bir perspektifle baktığında, zihnindeki ön yargıların esiri olur. Hakikati "cinsel bir obje" veya dünyevi bir form sanabilir. Bu, nefsin ve bilgisizliğin (cehaletin) bakışıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geniş Açı (Resim 2-3):</span> Mesafe arttıkça ve "geniş açı" devreye girdikçe, o kaba formun aslında bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalp ve Gönül Odası</span> olduğu ortaya çıkar.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">İşte silsileye Fatiha okumak, müridin kendi kısıtlı görüşünü bırakıp, o zincirdeki büyüklerin (pirlerin) yüksek makamlarından dünyaya bakabilme çabasıdır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Silsile: Manevi Bir Soy Zinciri</span></span><br />
Silsile, sadece bir isim listesi değildir; o, Peygamber Efendimiz’e (sav) kadar uzanan manevi bir kordondur. Râşidî Tarikatı'nda silsileye hediye gönderilmesi (Fatiha ve İhlas okunması), bu zincirin halkalarına eklemlenmek anlamına gelir.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Silsiledeki kimseler bizden bir üstteler ve her üstten bakan daha iyi görür."</span><br />
Mürid, silsile büyüklerine dualar ve sureler hediye ederek onlarla manevi bir bağ kurar. Bu bağ sayesinde onlara "bürünür" (onları giyer). Onların bakış açısı, müride telapati ve rabıta yoluyla ulaşır. Artık mürid, olayları kendi küçük aklıyla değil, pirlerin hikmetli gözüyle görmeye başlar.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Amel ve Dereceler: Silsile-i Kasr ve Kebîr</span></span><br />
Râşidî yolunda manevi disiplin, zikrin ve virdin süresiyle paralel olarak derinleşir. Bu süreçte silsileye yaklaşım iki ana başlıkta toplanır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kasr (Kısa Silsile):</span> Zikr-i Râşidî dualarını 2 saat ile 1,5 saat arasına indirebilen, yani odaklanma ve hız kazanma aşamasındaki sâliklerin her gün yöneldiği makamdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kebîr (Büyük Silsile):</span> Bu süre 1,5 saatin altına indiğinde, sâlik artık daha geniş bir frekansa geçer ve Silsile-i Kebîr’e yönelerek manevi sorumluluğunu ve bağını artırır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu sürelerin kısalması, sadece "hızlı okumak" değil, kalbin o zikre alışması ve meleke kesbetmesi demektir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Göksel Rehberlik: Silsile-i Meleâ ve Ulâ</span></span><br />
Tarikatın kurucusu ve pîri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karoğlan Hoca (Başağaçlı Raşit Tunca)</span> tarafından belirtilen bu kavramlar, yolun melekût boyutunu temsil eder:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Meleâ:</span> Hangi melek gruplarının müridin hangi yönünde muhafız ve rehber olduğunu simgeler. Yılda bir veya ömürde bir kez dahi olsa, onlara 3 Fatiha 7 İhlas hediye etmek, göksel ordularla manevi bir tanışıklıktır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Kalbin İçindeki Gönül Odası</span></span><br />
Metnin sonundaki "Ayten" ve "Gönül Odası" vurgusu, aslında mutlak sevgiyi sembolize eder. Tasavvuf literatüründe "Leylâ" nasıl ki Mevlâ’ya giden yolun sembolüyse, buradaki ifadeler de müridin mürşidine veya ilahi aşka olan bağlılığını anlatır.<br />
Kalbin içinde bir kapı vardır ve o kapı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gönül Odası</span>'na açılır. Silsileye okunan o Fatihalar, o odayı ısıtan, müridi yalnızlıktan kurtaran ve her yere "hikmetle bakmasını" sağlayan anahtarlardır.<br />
<br />
Nereye baksam Ayten var, saatler Ayteni...<br />
 İnsanı ısıtan kalptir<br />
 Kalbin içinde bir kapı, gönül denen odaya açılır<br />
 Oralara bir yere ben seni koydum<br />
 Sen de beni koy<br />
 O seni de beni de ısıtır<br />
 Ne yalnız koyar ne de üşütür<br />
 Nereye gitsek, sen benimle, ben de seninle olurum<br />
 Unutma bu dünya küçük<br />
 Okyanuslara açılsak da<br />
 Senin gönlündeysem ben<br />
 Gecelerde gündüzlerde bizim<br />
 Her yer Leylâ olur<br />
 Nereye baksam Ayten var<br />
 Saatler Ayteni beş geçiyor olur sevgili<br />
 <br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç olarak;</span></span><br />
Râşidî Tarikatı'nda silsileye Fatiha okumak, bir "bakış açısı transferidir." Kendi dar zindanından çıkıp, pirlerin geniş penceresinden kainatı temaşa etme sanatıdır. Okunan her İhlas ve Fatiha, müridi "ikizlerin veya çıplaklığın" sığ görüntüsünden kurtarıp, "Kalp ve Gönül" hakikatine ulaştırır.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2711" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-N1.jpg</a> (Boyut: 2.65 KB / İndirmeler: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2712" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-N2.jpg</a> (Boyut: 3.05 KB / İndirmeler: 24)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2713" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-N3.jpg</a> (Boyut: 34.09 KB / İndirmeler: 20)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakışın Tavafı: Râşidî Tarikatında Silsile Âdâbı ve Geniş Açının Sırrı</span></span><br />
<br />
Tasavvuf yolculuğu, müridin "kendi gözüyle" görmeyi bırakıp "Hakk’ın ve Hak dostlarının gözüyle" görmeye başlama sürecidir. Çoğu zaman bir meseleye baktığımızda gördüğümüz şey hakikatin kendisi değil, zihnimizin o anki dar açısının bize sunduğu bir yanılsamadır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Dar Açı: Bir Noktaya Hapsolmak</span></span><br />
İnsan, bir şeye sadece bir yönden baktığında gördüğü parçayı bütün sanır. Tıpkı paylaştığımız ilk görselde olduğu gibi; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dar açı, zihni manipüle eder.</span> Odak noktası çok yakın olduğunda, aslında kutsal olan bir şey sıradan, hatta nefsi tetikleyen bir "obje" gibi görünebilir. Bu, insanın ham halindeki bakışıdır.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Tavafın Sırrı: Her Yönden Bakabilmek</span></span><br />
Senin de belirttiğin gibi; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kâbe-i Muazzama neden tavaf edilir?</span> Neden sadece karşısına geçip bakmakla yetinilmez? Çünkü bir objeye sadece sağından bakarsan solunu, önünden bakarsan arkasını bilemezsin.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tavaf, odaklanma meselesidir.</span> Kabe etrafında dönen bir sâlik, her adımda farklı bir açıdan bakar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu hareket, tek bir bakış açısına saplanıp kalmayı (taassubu) engeller.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her dönüşte merkez (Kabe) aynı kalsa da, müridin perspektifi sürekli gelişir ve sonunda o obje zihinde tüm boyutlarıyla "tam" hale gelir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Râşidî Tarikatında Silsile ve "Üst Bakış"</span></span><br />
İşte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsileye Fatiha ve İhlas okunma hikmeti</span> tam da bu noktada devreye girer. Bizler dünyevi hayatın içinde çoğu zaman dar açılı merceklerle olayları yorumlarız. Silsiledeki büyükler ise "dağın zirvesinden" bakan kişilerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Silsiledeki kimseler bizden bir üstteler ve her üstten bakan daha iyi görür."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Silsile-i Kasr Nedir? “Silsile-i Kasr”a Ne Yapılır? Neler Okunur?</span></span><br />
 Zikr-i Râşidî dualarının okuma süresini 2 saat ile 1,5 saat arasına düşürebilenler her gün “Silsile-i Kasr”a Fatiha ısmarlarlar.<br />
 <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsileyi Kasr Budur</span></span><br />
 <br />
 1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.<br />
 2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)<br />
 7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha (zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)<br />
 13.) Hz. Hüseyin Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 14.) Hz. Ali Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 15.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa için 13 ihlas 7 Fatiha <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Silsile-i Kebir Nedir? “Silsile-i Kebîr”e Ne Yapılır? Neler Okunur?</span></span><br />
 Zikr-i Râşidî dualarının okuma süresini 1,5 saat ile 1 saat arasına düşürebilenler her gün “Silsile-i Kasr” okumayı bırakır, “Silsile-i Kebîr”e Fatiha ısmarlarlar.<br />
 <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsileyi Kebir Budur</span></span> <br />
<br />
1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.<br />
 2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)<br />
 7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 13.) Ali Zeynel Abidin 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 14.) Seyyidatina Zeynep 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 15.) Hz. Hüseyin 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 16.) Hz. Hasan 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 17.) Hz. Fatimatüz Zehra 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 18.) Hz. Ali Efendimize 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 19.) Hz. Osman 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 20.) Hz. Ömer 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 21.) Hz. Ebu Bekr 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 22.1.) Hz. Halimeyi Sadiye 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 22.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa için 13 ihlas 7 Fatiha<br />
 23.) Hz.Süleyman 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 24.) Hz. Hacer 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 25.) Hz. Yahya 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 26.) Hz. Yunus 3 ihlas 1 Fatiha<br />
 27.) Hz. Mikail 13 ihlas 7 Fatiha <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Râşidî Tarikatında Silsile-i Meleâ Nedir?</span></span><br />
 Râşidî Tarikatı derslerinden Silsile-i Meleâ.<br />
 Yani silsilemizden hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu gösterir.<br />
 Vaktin müsait olduğu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 İhlâs 1 Fâtiha veya 3 Fâtiha 7 İhlâs hediye edilir.<br />
<br />
Mürid, silsile büyüklerine hediye göndererek (3 İhlas 1 Fatiha veya makamına göre 13 İhlas 7 Fatiha) onlarla manevi bir rezonans kurar. Onları "giymek", onların bin yıllık tecrübesini ve ilahi bakışını kendi gözüne ödünç almaktır. Bu sayede mürid, kendi dar açısıyla çözemediği bir düğümü, silsilenin geniş açısıyla bir anda fark eder.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Silsile-i Kasr'dan Kebîr'e: Derinleşen Odak</span></span><br />
Râşidî yolunda zikir sürelerinin kısalması (2 saatten 1 saate düşmesi), müridin hızlanması değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">odaklanma gücünün artmasıdır.</span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kasr:</span> Yeni başlayanlar için dar açıyı kırma evresidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Kebîr:</span> Hakikati daha geniş, daha külli bir perspektifle görme makamıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsile-i Meleâ:</span> İşin içine melekût aleminin, yani görünmeyen orduların dahil olmasıdır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Kalbin İçindeki Gönül Odası: Hakiki Odak Noktası</span></span><br />
Makalenin başında "yanlış anlaşılan" o görsel, geniş açıya ulaşıldığında yerini <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalp ve Gönül Odası</span>'na bırakır. Tasavvufun özü budur: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nefsin çirkin gördüğünü, ruhun güzelliğine dönüştürmek.</span><br />
Eğer bir mesele sana karanlık, dar veya karmaşık geliyorsa; bil ki bakış açın sabittir. Silsilenin manevi enerjisiyle o meselenin etrafında bir "tavaf" gerçekleştirirsen, yani pirlerin gözüyle bakmayı başarırsan, her yerin "Leyla" (Hak tecellisi) olduğunu göreceksin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nereye baksam Ayten var...</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saatler Ayten’i beş geçiyor...</span><br />
Çünkü artık saatler ve mekanlar değil, sadece o geniş açının getirdiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Vuslat"</span> vardır. Unutma; dünya küçüktür ama gönül okyanustur. Silsile ise o okyanusta pusulanızdır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Schrems, 10 Mart 2017 Cuma  Original Kar © glan </span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Nafile Namaz]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2783</link>
			<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 04:50:58 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2783</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Nafile Namaz</span></span><br />
<br />
Regaib, Berat, Mirac gibi Kandil Gecelerinde ve Kadir gecesinde Kılınabilcek 12 Rekatlı Nafile Namaz ve  Okuncak Dualar<br />
<br />
1. iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.<br />
<br />
2. Namaz tamam olduğunda selam verdikten sonra oturulur yedi kere:<br />
<br />
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed"<br />
<br />
“Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e salât u selâm eyle, ve âline de salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır. <br />
<br />
3. Sonra  Otururken onbir kere:<br />
<br />
Arapça Yazılışı:<br />
<br />
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ<br />
<br />
Türkçe Okunuşu (Harfen):<br />
<br />
"Sübbûhun, kuddûsun, rabbunâ ve rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh."<br />
<br />
“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”<br />
<br />
<br />
4. Sonra otururken  11 kere<br />
<br />
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
<br />
"Allah noksan sıfatlardan uzaktır, hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka (hak) ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Yüce ve Azim olan Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur."<br />
<br />
5. Sonra otururken 3 kere<br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
<br />
"Allah'tan başka (hak) ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. O, hiç ölmeyecek olan diri (Hayy) dir. Her türlü hayır O'nun elindedir ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir."<br />
<br />
6. Sonrada otururken 3 kere Tevbe edilir<br />
<br />
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
<br />
"Kendisinden başka (hak) ilah olmayan, Hayy (diri) ve Kayyum (her şeyi ayakta tutan) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
7. Sonrada otururken 71 Defa Tevbe  duâsı okunacak.<br />
<br />
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh .<br />
<br />
"Ulu ve yüce (Azîm) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
8. ve Sonra Otururken bir defa bu büyük Salavat okuncak<br />
<br />
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَتْبَاعِهِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَاِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَالْمَلَائِكَةِ الْحَامِلِ الْعَرْشِ وَالْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ وَسَلَامٌ عَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّ وَالرَّسُولِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى الْاَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ سَلَامُ اللَّهِ وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn.<br />
<br />
velhamdülillahi rabbil alemiyne Aamiyn.<br />
<br />
"Allah'ım! Muhammed'e, onun ailesine, ashâbına ve bütün takipçilerine salât et (rahmet ve bereketini gönder). Selam olsun Cebrail'e, Mikâil'e, İsrâfil'e ve Azrail'e, Arş'ı taşıyan meleklere, Münker ve Nekir'e. Selam olsun yakınlaştırılmış (mukarreb) meleklere, bütün nebîlere ve peygamberlere. Selam olsun velîlere ve sâlih kimselere. Allah'ın selamı ve salâtı (rahmeti) hepsinin üzerine olsun."<br />
Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Amiiyn<br />
<br />
9. Ve sonra oturarak el açıp Amiin denilcek dua edilcek ve  dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak celle ve alâ Hazretleri’nden niyaz edilecek istenilcektir. <br />
<br />
Sonra Allahuekber Diyerek iki secde daha edip secdeden başını kaldırıp <br />
<br />
şu dua edilcek<br />
<br />
Duanın Arapçası<br />
<br />
تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ، وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Okunuşu<br />
<br />
Tekabbel minnâ, inneke ente’s-semîu’l-basîru’l-alîm. Ve tüb aleynâ, inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm.<br />
<br />
Türkçe Anlamı<br />
<br />
"Rabbimiz! Bizden kabul buyur; şüphesiz Sen her şeyi işiten, her şeyi gören ve her şeyi bilensin. Tövbemizi kabul et; şüphesiz Sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olansın." <br />
<br />
<br />
10. sonra  bu dua okuncak<br />
<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
"Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anamı-babamı ve tüm müminleri bağışla. Ey merhametlilerin en merhametlisi, duamızı rahmetinle kabul buyur. Selâm, tüm peygamberlerin üzerine olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun."<br />
<br />
deyip elini yüzüne sürecek ve  namaz ve duâsı tamam olmuş olur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Nafile Namaz</span></span><br />
<br />
Regaib, Berat, Mirac gibi Kandil Gecelerinde ve Kadir gecesinde Kılınabilcek 12 Rekatlı Nafile Namaz ve  Okuncak Dualar<br />
<br />
1. iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.<br />
<br />
2. Namaz tamam olduğunda selam verdikten sonra oturulur yedi kere:<br />
<br />
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed"<br />
<br />
“Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e salât u selâm eyle, ve âline de salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır. <br />
<br />
3. Sonra  Otururken onbir kere:<br />
<br />
Arapça Yazılışı:<br />
<br />
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ<br />
<br />
Türkçe Okunuşu (Harfen):<br />
<br />
"Sübbûhun, kuddûsun, rabbunâ ve rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh."<br />
<br />
“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”<br />
<br />
<br />
4. Sonra otururken  11 kere<br />
<br />
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
<br />
"Allah noksan sıfatlardan uzaktır, hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka (hak) ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Yüce ve Azim olan Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur."<br />
<br />
5. Sonra otururken 3 kere<br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
<br />
"Allah'tan başka (hak) ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. O, hiç ölmeyecek olan diri (Hayy) dir. Her türlü hayır O'nun elindedir ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir."<br />
<br />
6. Sonrada otururken 3 kere Tevbe edilir<br />
<br />
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
<br />
"Kendisinden başka (hak) ilah olmayan, Hayy (diri) ve Kayyum (her şeyi ayakta tutan) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
7. Sonrada otururken 71 Defa Tevbe  duâsı okunacak.<br />
<br />
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh .<br />
<br />
"Ulu ve yüce (Azîm) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
8. ve Sonra Otururken bir defa bu büyük Salavat okuncak<br />
<br />
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَتْبَاعِهِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَاِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَالْمَلَائِكَةِ الْحَامِلِ الْعَرْشِ وَالْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ وَسَلَامٌ عَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّ وَالرَّسُولِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى الْاَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ سَلَامُ اللَّهِ وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn.<br />
<br />
velhamdülillahi rabbil alemiyne Aamiyn.<br />
<br />
"Allah'ım! Muhammed'e, onun ailesine, ashâbına ve bütün takipçilerine salât et (rahmet ve bereketini gönder). Selam olsun Cebrail'e, Mikâil'e, İsrâfil'e ve Azrail'e, Arş'ı taşıyan meleklere, Münker ve Nekir'e. Selam olsun yakınlaştırılmış (mukarreb) meleklere, bütün nebîlere ve peygamberlere. Selam olsun velîlere ve sâlih kimselere. Allah'ın selamı ve salâtı (rahmeti) hepsinin üzerine olsun."<br />
Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Amiiyn<br />
<br />
9. Ve sonra oturarak el açıp Amiin denilcek dua edilcek ve  dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak celle ve alâ Hazretleri’nden niyaz edilecek istenilcektir. <br />
<br />
Sonra Allahuekber Diyerek iki secde daha edip secdeden başını kaldırıp <br />
<br />
şu dua edilcek<br />
<br />
Duanın Arapçası<br />
<br />
تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ، وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Okunuşu<br />
<br />
Tekabbel minnâ, inneke ente’s-semîu’l-basîru’l-alîm. Ve tüb aleynâ, inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm.<br />
<br />
Türkçe Anlamı<br />
<br />
"Rabbimiz! Bizden kabul buyur; şüphesiz Sen her şeyi işiten, her şeyi gören ve her şeyi bilensin. Tövbemizi kabul et; şüphesiz Sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olansın." <br />
<br />
<br />
10. sonra  bu dua okuncak<br />
<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
"Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anamı-babamı ve tüm müminleri bağışla. Ey merhametlilerin en merhametlisi, duamızı rahmetinle kabul buyur. Selâm, tüm peygamberlerin üzerine olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun."<br />
<br />
deyip elini yüzüne sürecek ve  namaz ve duâsı tamam olmuş olur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gece vaktinin en hayırlı saati seher vakti midir? Seher Vakti tam olarak ne zamandır?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2692</link>
			<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 14:06:26 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2692</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gece vaktinin en hayırlı saati seher vakti midir? Bu vakit Seher Vakti tam olarak ne zamandır?</span></span><br />
<br />
Seher vakti tam olarak ne zamandır?<br />
<br />
Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına kadar <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Seher Vakti"</span></span> denilir.<br />
<br />
<br />
Bu husuda kuranda yine <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
innel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret <br />
dilerler bağışlanma dilerlerdi.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Namaz, 326)</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular<br />
<br />
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tarikatı Zikir Evradımızdaki <br />
<br />
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
<br />
Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan <br />
<br />
"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "<br />
<br />
(3 Defa)<br />
<br />
ve sonrada <br />
<br />
"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"<br />
<br />
(71 Defa)<br />
<br />
Bu zikirin normaldaki yeri <br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri <br />
<br />
29. ve 30. BAB dir  amma seher vaktinde 14.bab da okunur zikredilir.<br />
<br />
<br />
amma eğer sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti olduğu için yukardaki yerde okunur,14.bab da okunur zikredilir. burada 29. ve 30. BAB da ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra okuncak ise 29. ve 30. BAB dir  yeri veya akşamları <br />
<br />
ikindi ile akşam arası okuncak ise, bizim meridyende ikindi vakti, güneş batmaya yüz tutmuşken, diğer meridyende sabah olmak üzre, ve güneş doğmak üzeredir, ve bizdeki ikindi vakti, diğer meridyenin seher vaktidir, ve bizden önceki meridyenlerin ikindi vakti de, bizim seher vaktimizdir, öyle olunca ikindi va sabah hep biryerlerde seher vaktidir.<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri.<br />
<br />
29. ve 30. BAB dir ama bu iki vakitte okununca sabah seher vakti veya ikindi vaktinde okununca  14.bab da okunur zikredilir.<br />
<br />
ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde ve sonrasında, sağ el, sol memenin altına getirilir, kalp hizasina, ve baş parmak ile, diğer parmaklarin boğumları tesbih edilerek, 12 defa "estağfirullah" denilir, ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir, ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur. Namaz sonarası  namazdaki kusurlara tövbe edilir.<br />
<br />
yine her gece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa <br />
<br />
"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh" denilir.<br />
<br />
Zikirimizdeki 14. Babdaki  âyette,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ  ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr, Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
</span><br />
(Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde tövbe edip (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âli İmrân Suresi 16 ve 17. Ayet</span><br />
</span><br />
<br />
    "Allah’ın rızası ve cennet nimetleri sabredenlerin, doğruluktan şaşmayanların, huzurda boyun bükenlerin, hayra harcayanların ve seher vakitlerinde istiğfar edip yalvaranlarındır."<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz (asm), sahur  ve seher vakti hakkında şöyle bildirmiştir:</span></span><br />
<br />
    "Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Namaz, 326)</span></span><br />
<br />
    "Sahur yapınız. Şüphesiz sahurda bereket vardır." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Nesâî, Sıyâm, 18, 19; İbn Mace, Sıyâm, 22),</span></span><br />
<br />
    "Oruç tutmak isteyen kimse, bir şeyle sahur yapsın."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ahmed b. Hanbel, III / 367)</span></span><br />
<br />
gibi hadisler de sahur zamanının bereketine işaret etmektedir.<br />
 <br />
vaktin sonuna yaklaşılmış olan bu vakitte uyanmak ve bu vakitte teheccüt namazı kılmak, ardından da gecenin son namazı olarak vitir namazı kılmak sünnettir. Peygamber Efendimiz gecenin üçte ikisi geçtiğinde kalkar, teheccüd namazı kılar, ve ardından son olarak vitir namazı kılarlardı.<br />
<br />
    <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cüneyd-i Bağdadi'yi vefatından sonra rüyasında gören bir hürmetkârı sorar:</span></span><br />
<br />
    "Üstad der, senin birçok iyiliğin ve faziletin vardı. Kim bilir Rabbim hangisine ne türlü sevaplar lütfeylemiştir."<br />
<br />
    Şöyle cevap verir büyük veli:<br />
<br />
    "Hepsi bir yana seherde kıldığım iki rekat namaz bir yana!"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz de  buyurur ki:</span></span><br />
<br />
    "Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."<br />
<br />
Seher vakti böyle mübarek bir vakittir. İçindeki ibadetleri bile kat kat yücelten o vakitte, hele birde tövbe edenler, kuranda övülen kimseler olarak karşımıza çıkmaktalar, böyle özellik ve güzelliğe sahip bir zaman parçası.<br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782923722650.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782923722650.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782923726360.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782923726360.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782910274350.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782910274350.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782910299950.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782910299950.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
-------<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKLAR :</span></span><br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 20 Nisan 2019 Cumartesi<br />
<br />
Original Kar©glan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gece vaktinin en hayırlı saati seher vakti midir? Bu vakit Seher Vakti tam olarak ne zamandır?</span></span><br />
<br />
Seher vakti tam olarak ne zamandır?<br />
<br />
Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına kadar <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Seher Vakti"</span></span> denilir.<br />
<br />
<br />
Bu husuda kuranda yine <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
innel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret <br />
dilerler bağışlanma dilerlerdi.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Namaz, 326)</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular<br />
<br />
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tarikatı Zikir Evradımızdaki <br />
<br />
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
<br />
Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan <br />
<br />
"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "<br />
<br />
(3 Defa)<br />
<br />
ve sonrada <br />
<br />
"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"<br />
<br />
(71 Defa)<br />
<br />
Bu zikirin normaldaki yeri <br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri <br />
<br />
29. ve 30. BAB dir  amma seher vaktinde 14.bab da okunur zikredilir.<br />
<br />
<br />
amma eğer sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti olduğu için yukardaki yerde okunur,14.bab da okunur zikredilir. burada 29. ve 30. BAB da ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra okuncak ise 29. ve 30. BAB dir  yeri veya akşamları <br />
<br />
ikindi ile akşam arası okuncak ise, bizim meridyende ikindi vakti, güneş batmaya yüz tutmuşken, diğer meridyende sabah olmak üzre, ve güneş doğmak üzeredir, ve bizdeki ikindi vakti, diğer meridyenin seher vaktidir, ve bizden önceki meridyenlerin ikindi vakti de, bizim seher vaktimizdir, öyle olunca ikindi va sabah hep biryerlerde seher vaktidir.<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri.<br />
<br />
29. ve 30. BAB dir ama bu iki vakitte okununca sabah seher vakti veya ikindi vaktinde okununca  14.bab da okunur zikredilir.<br />
<br />
ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde ve sonrasında, sağ el, sol memenin altına getirilir, kalp hizasina, ve baş parmak ile, diğer parmaklarin boğumları tesbih edilerek, 12 defa "estağfirullah" denilir, ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir, ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur. Namaz sonarası  namazdaki kusurlara tövbe edilir.<br />
<br />
yine her gece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa <br />
<br />
"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh" denilir.<br />
<br />
Zikirimizdeki 14. Babdaki  âyette,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ  ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr, Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
</span><br />
(Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde tövbe edip (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âli İmrân Suresi 16 ve 17. Ayet</span><br />
</span><br />
<br />
    "Allah’ın rızası ve cennet nimetleri sabredenlerin, doğruluktan şaşmayanların, huzurda boyun bükenlerin, hayra harcayanların ve seher vakitlerinde istiğfar edip yalvaranlarındır."<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz (asm), sahur  ve seher vakti hakkında şöyle bildirmiştir:</span></span><br />
<br />
    "Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Namaz, 326)</span></span><br />
<br />
    "Sahur yapınız. Şüphesiz sahurda bereket vardır." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Nesâî, Sıyâm, 18, 19; İbn Mace, Sıyâm, 22),</span></span><br />
<br />
    "Oruç tutmak isteyen kimse, bir şeyle sahur yapsın."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ahmed b. Hanbel, III / 367)</span></span><br />
<br />
gibi hadisler de sahur zamanının bereketine işaret etmektedir.<br />
 <br />
vaktin sonuna yaklaşılmış olan bu vakitte uyanmak ve bu vakitte teheccüt namazı kılmak, ardından da gecenin son namazı olarak vitir namazı kılmak sünnettir. Peygamber Efendimiz gecenin üçte ikisi geçtiğinde kalkar, teheccüd namazı kılar, ve ardından son olarak vitir namazı kılarlardı.<br />
<br />
    <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cüneyd-i Bağdadi'yi vefatından sonra rüyasında gören bir hürmetkârı sorar:</span></span><br />
<br />
    "Üstad der, senin birçok iyiliğin ve faziletin vardı. Kim bilir Rabbim hangisine ne türlü sevaplar lütfeylemiştir."<br />
<br />
    Şöyle cevap verir büyük veli:<br />
<br />
    "Hepsi bir yana seherde kıldığım iki rekat namaz bir yana!"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz de  buyurur ki:</span></span><br />
<br />
    "Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."<br />
<br />
Seher vakti böyle mübarek bir vakittir. İçindeki ibadetleri bile kat kat yücelten o vakitte, hele birde tövbe edenler, kuranda övülen kimseler olarak karşımıza çıkmaktalar, böyle özellik ve güzelliğe sahip bir zaman parçası.<br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782923722650.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782923722650.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782923726360.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782923726360.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782910274350.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782910274350.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://image.rt3.biz/uploads/1782910299950.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1782910299950.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
-------<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKLAR :</span></span><br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 20 Nisan 2019 Cumartesi<br />
<br />
Original Kar©glan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2649</link>
			<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 19:43:32 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2649</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2468" target="_blank" title="">Screenshot 2025-07-05 072547.png</a> (Boyut: 255.71 KB / İndirmeler: 45)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?</span></span><br />
<br />
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.<br />
<br />
Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.<br />
<br />
Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.<br />
<br />
Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.<br />
<br />
Ardından:<br />
<br />
   Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.<br />
<br />
Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.<br />
<br />
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.<br />
<br />
Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 16.06.2025</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2468" target="_blank" title="">Screenshot 2025-07-05 072547.png</a> (Boyut: 255.71 KB / İndirmeler: 45)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?</span></span><br />
<br />
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.<br />
<br />
Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.<br />
<br />
Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.<br />
<br />
Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.<br />
<br />
Ardından:<br />
<br />
   Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.<br />
<br />
Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.<br />
<br />
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.<br />
<br />
Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 16.06.2025</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatına intisab ve intisab Virdi ve Sınıf Adabı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2377</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 06:09:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2377</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatına intisab ve intisab Virdi ve Sınıf Adabı</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatı Virdinin tamamı, günde bir defa veya, günde iki defa vird edilip okunur. Birinci sınıftan, beşinci sınıfa kadar olan sofi ve sofiyeler, günde bir defa vird edip, zikredip okurlar. Beşinci sınıftan sonraki sınıflar da ki sofi ve sofiyeler, taa ki, onbirinci sınıf sonuna kadar, günde iki defa vird edip okurlar, fakat onlar da yaz ve ilkbahar mevsiminde, sabah uzun vird yani “Hizbül Kebir” öğleden sonra ise kısa vird “Hizbül Kasr” okurlar. Kışları ve sonbaharda ise tam tersi olan sabah “Hizbül Kasr” öğleden sonra ise “Hizbül Kebir” vird edip okurlar. Onbirinci sınıftan sonra, vaktin durumuna göre, günde bir defa veya, günde iki defa “Hizbül Kebir” zikrini vird edip okurlar. Sabah vakti demek, hangi mevsim olduğu farketmeksizin, gece saat üç ten itibaren, ertesi gününü gündüzünün, ikindi vakti ezanı okunasıya kadar olan vakittir, bu vakitlerde sabah virdi okunur. Gündüz ikindi vakti ikindi ezanı okunduktan sonra, o günün gecesinin, gece saat üç e kadar olan vakti de, ikinci virdin vaktidir, o vakitlerde de ikinci vird, vird edilir okunur.<br />
Esteuzubillah demek kısaca “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” demektir. Virdimizin başlangıcında ister kısaca “Esteuzubillah” veyahut da normal olarak “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” diyerek başlıyabilirsiniz.<br />
Eğer Sabah ve Seher veya Gündüz Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Evvel” Okunur (Yazları ve Baharları Gece üçten itibaren öğleden sonra saat 14 e kadar Zikrediliyorsa okunur),<br />
Eğer ikindiden Sonra ve Akşam ve Gece Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Ahir” Okunur (Saat 2 den yani 14 ten sonra, gece 03 e kadar zikredilirken okunur).<br />
Zikirimizde Harflerin Mahrecine dikkat ediniz, Her Bir Harf Ayrı Bir Nota, Yahutta Ayrı Bir Tını ve Frekanstır Unutmayınız. (Dad harfi) Harfinin mahreci “dz” şeklinde okunur ki, dil azı dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır ‘muhammed Diyauddin’ ismi ‘muhammed ziyauddin’ denir yani asli ise ‘Muhammed Dziyauddin’ diye okunur dil sağ azılara veya sol azılar arasına konabilir, ashabdan Ebu Bekr efendimiz iki tarafı ile de bu harfin mahrecini çıkarabilirmiş.<br />
(peltek se) se harfi dil dişlerin arasına konarak se demeye çalılışılır, Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.<br />
(Peltek ze) dil dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır,<br />
Arapça Alfabe yani “Elif, ba” okunurken tesbihimizin iki renkli boncuklu kadranı ile okunur ve, yön onuncu boncuktan imameye doğru okunur. birinci boncukta sıra “dad” harfine gelince<br />
(Dad harfi, sağ azı diş ile okunur) ikinci boncukta (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) ve böyle böyle 9 defa alfabe okunur sonuncu seferde yani dokuzuncu seferde yine (Dad harfi, sağ azı diş ile okunurak alfabe tamamlanır bitirilir)<br />
Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.<br />
Virdimiz, iki seher vaktinde okunur. (Yani Sabah seheri ve ikindiden sonra ikindi seheri) Günde iki defa okunup, vird edilir.sınıfa kadar salavat altta yazan usul ile okunur, ondan sonra bu virdimizdeki gibi, hepsine hergün, imkan dahilinde, günde iki defa veya, günde bir defa okunur, selam gönderilip, selamet dilenir.<br />
Salavati kebiredeki “Safura” “Daniele” Ra’le” “Gabriela”, “Michaela”, “Raffaella, “Zara”, ” Azra”, Zaraelle”,“Feryail” ve “Ferruh” a salavat, haftada bir defa yapılır, diger günler onlara salavat okunmaz. Ve Salavati kasr daki “Feryail” ede okunmaz.<br />
Feryail ve Ferruh Rüzgarlarların Melekleridir,<br />
Feryail : Keder Elem,… Rüzgarlarının komutanıdır.<br />
Ferruh: Feerah sevinç ve mutlulukların rüzgarının komatanıdır.<br />
insan ömründe, bu iki rüzgarın galip geldiği zamanların orantısı, Feryail komutasında %40, Ferruh komutasında %1, yani bu oran 1/40 dır. yani (1sene Ferruh/40 sene Feryail) Hz Adem, ilk defa topraktan halkolduğunda, Allahü Teala hazretleri, Hz Adem’in çamurunun kuruması için, üzerine, 40 sene Feryail rüzgarı estirmiş. Bir sene de Ferruh rüzgarını estirterekten, kurutmuştur, velhasıl kelam.<br />
Virdimizi sadece okumak niyetiyle okuyanlar, okuyabilir. Fakat vird şeklinde okumak isteyen, ve faydasını görmek isteyenler, Raşidi Tarikatına intisab etmek mecburiyetinde. Ve intisab Duası, Tek bir defa olmak üzre, ilk defa girmek istenince okunacak duadır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson – uzun saçlı adam</span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Samson ve sevgilisi Daleyla veya Leyla, yani gücünü saçından alan adam. Bu adam Highlander, ve salavatimizin her zaman, 40. veya 41. bogumunda yer alacak, çünkü bu iki adam bize Etek ve koltuk alti traşımızı hatırlatacaklar, Etek ve koltuk altı traşımızın, en fazla geciktrime süresi, 40 gün, veya biraz üstü kadardır. şayet, unutur yada, geciktirirsek, bizzat bize gelip haber etmeleri icin, engeç KIRK günde bir traş, ve gecikirsek, onlar bekcimiz, bir yerden “Yalçın, Remzi, Leyla, Higlander, iskoçyalı” haberi gelirse size, bilinki ….traş vakti geldi geciyor.</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12 Havarinin isimleri Hakkında Hıristiyan Kaynaklarından Edindiğim Bilginin Tercümesi</span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“İsa bir dağa çıktı ve onunla birlikte istediklerini çağırdı. Yanına geldiler ve havariler dediği on iki kişiyi atadı. Sürekli onunla birlikte olacaklardı ve onları oraya göndermek istedi. Onun atadığı on iki kişi şunlardı: Peter adını verdiği Simon, Zebedi’nin oğlu Yakup, Yakup’un kardeşi Yuhanna – her ikisine de Boanerges adını verdiği (“Gökgürültüsü Oğulları” anlamına geliyor) – Andreas, Philip Bartholomäus, Matthew, Thomas, James, Alphaeus’un oğlu, Thaddäus, Zealot Simon ve İsa’ya ihanet eden Judas Iscariot. ” – Matta 10: 2-16; Markos 6: 8-11; Luke 9: 2-5</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SINIF ADABI VE HER SINIFIN SÜRESi</span></span><br />
Normalde her sınıfın zikiri 40 günde katedilir, 40 gün, arda arda 40 gün olmayabilr, eğer arada 3 gün çekemediysen, sende 43 gün sonra üst sınıfa geçersin.Zikirimiz sende 40 günde ahlakı Hasene ve Meleke halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir sende ahlak olunca, yani çekmeden duramaz olunca, veya çekmeyince kendinde eksiklik hissedince, sende ahlak olmuştur. çekmesi kolay hale gelince, bir üst sınıfa geçilir. üst sınıfa geçmek icin tarikatın pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sınıfa geçilir, eğer üst sınıf zikirini çekerken sende tökezleme hali yani sendeleme birgün çekip birgün çekememe olmuyorsa, devam edilir, üst sınıfda sendeleme olursa, tekrar bir alt sınıfa dönülür.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞiD’i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatına intisab Duası Budur</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbi Vedhulni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve edhılni müdhalen Sıdkan.</span><br />
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.<br />
Eğer Raşidi Tarikatından Herhangi bir sebebden ayrılıp çıkmak istenirse aşağıdaki dua okunur, ve çıkmak isteyen kimse zikirlerimizi okumayı bırakır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatından Çıkış Duası Budur</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbi Vahrucni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve ehricni muhracen Sıdkan.</span><br />
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.<br />
<br />
---------------------------<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Allah Zikiri günde bir defa olmak üzere, 6666 defa Allah zikredilir.<br />
Burasi Güneş Makamidir. izinsiz cekmeyiniz. Günde sadece “hizbul kasr” ve “6666” Allah zikiri cekilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10 ve 11. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Mevsim tesbihi talim edilir ve muhtarlar başkanlar kaymakamlar valiler tayin edilir. (bunlar manevileri) sonra “onlarin hatrina güneş dogar yagmur yagar kar yagar” hadisine devam edilip mutmain oluncaya kadar talim edilir. ve deneme yaptirtilir.<br />
Bu sofiler manen ilham yoluyla bilirler bu makamda olduklarini.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Her bölgede bir tane güneş makamina birisi tayin edilir ve onlara güneş nasil dogar yagmur nasil yagar mikail iliminin birinci bölümü talim ettirilir. Ve birer tanede yardimci tayin edilirki, o hasta olunca digeri görevi devam ettirsin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Zamanin hakimi olmak ögretilir, ve zaman nasil geriye alinir, ve nasil ileriye alinir ögretilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">16.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."<br />
<br />
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.<br />
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek icin, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."<br />
<br />
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."<br />
<br />
(Hadis-i Şerif )<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )<br />
<br />
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece<br />
<br />
Zikirimiz Budur<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)<br />
<br />
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:<br />
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi icin de ki işde :<br />
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.<br />
<br />
Dua bu, ve bu dereceye erenler icin 16.SINIF SOFiLER icindir<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">17.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Deprem ögeretilirki ve Mikail aleyhisselamin ikinci kisim görevleri talim edilir ve deprem nasil olur nasil yapilir ögretilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">19.SINIF SOFiLERE</span></span><br />
<br />
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.<br />
<br />
Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol<br />
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dad Harfinin Mahreci</span><br />
<br />
"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar<br />
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise<br />
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">21.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">23.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Mevsimleri Ayarlama görevi talim edilir, ve bu kainatin öyle otamatik pilotta calişmadigi, bizatihi yaşatarak ögretilir, ve bu görevi hak eden tek bir kimseye bu SIR verilir. (veliaht halife)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">24.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Güneşin Çırasının tutuşturulmasi ögretilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">27. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Kader bahsi ve SIRAT köprüsü Talim edilir, ve telepati telefonunu kullanmasi talim ettirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">28. SINIF</span></span><br />
<br />
MEVLUD SIRRI talim ettirilir.<br />
<br />
<br />
--------------------------<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">RAŞiD'i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI</span></span><br />
<br />
Bu Alttaki Dua yi 40 gün okuyan RAŞiD'i TARiKATINA intisab etmiş olur.<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(3 Defa)</span></span><br />
<br />
Hasbünallahivenimelvekil <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(5 Defa)</span></span><br />
<br />
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(1 Defa)</span></span><br />
<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(5 Defa)</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Kul e'ûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
<br />
Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.<br />
<br />
Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.<br />
<br />
Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.<br />
<br />
Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.<br />
<br />
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr<br />
<br />
<br />
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun<br />
<br />
Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz.<br />
<br />
Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.<br />
<br />
Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr<br />
<br />
Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun). Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTIAZE DUASI EL EVVEL</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Evvel Budur<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euzubillahimineşşeytanirracim</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bismillahirrahmenirrahim</span></span><br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.<br />
<br />
Rabbi inneke semîud duâi,<br />
Rabbi inneke semîud duâi,<br />
Rabbi inneke semîud duâi.<br />
<br />
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,<br />
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,<br />
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.<br />
<br />
Adede ma vesiahu ilmullah,<br />
Adede ma vesiahu ilmullah,<br />
Adede ma vesiahu ilmullah.<br />
<br />
Sadakallahül Aziym. Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم</span></span><br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً<br />
<br />
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ<br />
<br />
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ<br />
<br />
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ<br />
<br />
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatına intisab ve intisab Virdi ve Sınıf Adabı</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatı Virdinin tamamı, günde bir defa veya, günde iki defa vird edilip okunur. Birinci sınıftan, beşinci sınıfa kadar olan sofi ve sofiyeler, günde bir defa vird edip, zikredip okurlar. Beşinci sınıftan sonraki sınıflar da ki sofi ve sofiyeler, taa ki, onbirinci sınıf sonuna kadar, günde iki defa vird edip okurlar, fakat onlar da yaz ve ilkbahar mevsiminde, sabah uzun vird yani “Hizbül Kebir” öğleden sonra ise kısa vird “Hizbül Kasr” okurlar. Kışları ve sonbaharda ise tam tersi olan sabah “Hizbül Kasr” öğleden sonra ise “Hizbül Kebir” vird edip okurlar. Onbirinci sınıftan sonra, vaktin durumuna göre, günde bir defa veya, günde iki defa “Hizbül Kebir” zikrini vird edip okurlar. Sabah vakti demek, hangi mevsim olduğu farketmeksizin, gece saat üç ten itibaren, ertesi gününü gündüzünün, ikindi vakti ezanı okunasıya kadar olan vakittir, bu vakitlerde sabah virdi okunur. Gündüz ikindi vakti ikindi ezanı okunduktan sonra, o günün gecesinin, gece saat üç e kadar olan vakti de, ikinci virdin vaktidir, o vakitlerde de ikinci vird, vird edilir okunur.<br />
Esteuzubillah demek kısaca “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” demektir. Virdimizin başlangıcında ister kısaca “Esteuzubillah” veyahut da normal olarak “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” diyerek başlıyabilirsiniz.<br />
Eğer Sabah ve Seher veya Gündüz Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Evvel” Okunur (Yazları ve Baharları Gece üçten itibaren öğleden sonra saat 14 e kadar Zikrediliyorsa okunur),<br />
Eğer ikindiden Sonra ve Akşam ve Gece Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Ahir” Okunur (Saat 2 den yani 14 ten sonra, gece 03 e kadar zikredilirken okunur).<br />
Zikirimizde Harflerin Mahrecine dikkat ediniz, Her Bir Harf Ayrı Bir Nota, Yahutta Ayrı Bir Tını ve Frekanstır Unutmayınız. (Dad harfi) Harfinin mahreci “dz” şeklinde okunur ki, dil azı dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır ‘muhammed Diyauddin’ ismi ‘muhammed ziyauddin’ denir yani asli ise ‘Muhammed Dziyauddin’ diye okunur dil sağ azılara veya sol azılar arasına konabilir, ashabdan Ebu Bekr efendimiz iki tarafı ile de bu harfin mahrecini çıkarabilirmiş.<br />
(peltek se) se harfi dil dişlerin arasına konarak se demeye çalılışılır, Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.<br />
(Peltek ze) dil dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır,<br />
Arapça Alfabe yani “Elif, ba” okunurken tesbihimizin iki renkli boncuklu kadranı ile okunur ve, yön onuncu boncuktan imameye doğru okunur. birinci boncukta sıra “dad” harfine gelince<br />
(Dad harfi, sağ azı diş ile okunur) ikinci boncukta (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) ve böyle böyle 9 defa alfabe okunur sonuncu seferde yani dokuzuncu seferde yine (Dad harfi, sağ azı diş ile okunurak alfabe tamamlanır bitirilir)<br />
Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.<br />
Virdimiz, iki seher vaktinde okunur. (Yani Sabah seheri ve ikindiden sonra ikindi seheri) Günde iki defa okunup, vird edilir.sınıfa kadar salavat altta yazan usul ile okunur, ondan sonra bu virdimizdeki gibi, hepsine hergün, imkan dahilinde, günde iki defa veya, günde bir defa okunur, selam gönderilip, selamet dilenir.<br />
Salavati kebiredeki “Safura” “Daniele” Ra’le” “Gabriela”, “Michaela”, “Raffaella, “Zara”, ” Azra”, Zaraelle”,“Feryail” ve “Ferruh” a salavat, haftada bir defa yapılır, diger günler onlara salavat okunmaz. Ve Salavati kasr daki “Feryail” ede okunmaz.<br />
Feryail ve Ferruh Rüzgarlarların Melekleridir,<br />
Feryail : Keder Elem,… Rüzgarlarının komutanıdır.<br />
Ferruh: Feerah sevinç ve mutlulukların rüzgarının komatanıdır.<br />
insan ömründe, bu iki rüzgarın galip geldiği zamanların orantısı, Feryail komutasında %40, Ferruh komutasında %1, yani bu oran 1/40 dır. yani (1sene Ferruh/40 sene Feryail) Hz Adem, ilk defa topraktan halkolduğunda, Allahü Teala hazretleri, Hz Adem’in çamurunun kuruması için, üzerine, 40 sene Feryail rüzgarı estirmiş. Bir sene de Ferruh rüzgarını estirterekten, kurutmuştur, velhasıl kelam.<br />
Virdimizi sadece okumak niyetiyle okuyanlar, okuyabilir. Fakat vird şeklinde okumak isteyen, ve faydasını görmek isteyenler, Raşidi Tarikatına intisab etmek mecburiyetinde. Ve intisab Duası, Tek bir defa olmak üzre, ilk defa girmek istenince okunacak duadır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson – uzun saçlı adam</span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Samson ve sevgilisi Daleyla veya Leyla, yani gücünü saçından alan adam. Bu adam Highlander, ve salavatimizin her zaman, 40. veya 41. bogumunda yer alacak, çünkü bu iki adam bize Etek ve koltuk alti traşımızı hatırlatacaklar, Etek ve koltuk altı traşımızın, en fazla geciktrime süresi, 40 gün, veya biraz üstü kadardır. şayet, unutur yada, geciktirirsek, bizzat bize gelip haber etmeleri icin, engeç KIRK günde bir traş, ve gecikirsek, onlar bekcimiz, bir yerden “Yalçın, Remzi, Leyla, Higlander, iskoçyalı” haberi gelirse size, bilinki ….traş vakti geldi geciyor.</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12 Havarinin isimleri Hakkında Hıristiyan Kaynaklarından Edindiğim Bilginin Tercümesi</span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“İsa bir dağa çıktı ve onunla birlikte istediklerini çağırdı. Yanına geldiler ve havariler dediği on iki kişiyi atadı. Sürekli onunla birlikte olacaklardı ve onları oraya göndermek istedi. Onun atadığı on iki kişi şunlardı: Peter adını verdiği Simon, Zebedi’nin oğlu Yakup, Yakup’un kardeşi Yuhanna – her ikisine de Boanerges adını verdiği (“Gökgürültüsü Oğulları” anlamına geliyor) – Andreas, Philip Bartholomäus, Matthew, Thomas, James, Alphaeus’un oğlu, Thaddäus, Zealot Simon ve İsa’ya ihanet eden Judas Iscariot. ” – Matta 10: 2-16; Markos 6: 8-11; Luke 9: 2-5</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SINIF ADABI VE HER SINIFIN SÜRESi</span></span><br />
Normalde her sınıfın zikiri 40 günde katedilir, 40 gün, arda arda 40 gün olmayabilr, eğer arada 3 gün çekemediysen, sende 43 gün sonra üst sınıfa geçersin.Zikirimiz sende 40 günde ahlakı Hasene ve Meleke halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir sende ahlak olunca, yani çekmeden duramaz olunca, veya çekmeyince kendinde eksiklik hissedince, sende ahlak olmuştur. çekmesi kolay hale gelince, bir üst sınıfa geçilir. üst sınıfa geçmek icin tarikatın pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sınıfa geçilir, eğer üst sınıf zikirini çekerken sende tökezleme hali yani sendeleme birgün çekip birgün çekememe olmuyorsa, devam edilir, üst sınıfda sendeleme olursa, tekrar bir alt sınıfa dönülür.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞiD’i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatına intisab Duası Budur</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbi Vedhulni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve edhılni müdhalen Sıdkan.</span><br />
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.<br />
Eğer Raşidi Tarikatından Herhangi bir sebebden ayrılıp çıkmak istenirse aşağıdaki dua okunur, ve çıkmak isteyen kimse zikirlerimizi okumayı bırakır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatından Çıkış Duası Budur</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbi Vahrucni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve ehricni muhracen Sıdkan.</span><br />
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.<br />
<br />
---------------------------<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Allah Zikiri günde bir defa olmak üzere, 6666 defa Allah zikredilir.<br />
Burasi Güneş Makamidir. izinsiz cekmeyiniz. Günde sadece “hizbul kasr” ve “6666” Allah zikiri cekilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10 ve 11. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Mevsim tesbihi talim edilir ve muhtarlar başkanlar kaymakamlar valiler tayin edilir. (bunlar manevileri) sonra “onlarin hatrina güneş dogar yagmur yagar kar yagar” hadisine devam edilip mutmain oluncaya kadar talim edilir. ve deneme yaptirtilir.<br />
Bu sofiler manen ilham yoluyla bilirler bu makamda olduklarini.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Her bölgede bir tane güneş makamina birisi tayin edilir ve onlara güneş nasil dogar yagmur nasil yagar mikail iliminin birinci bölümü talim ettirilir. Ve birer tanede yardimci tayin edilirki, o hasta olunca digeri görevi devam ettirsin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Zamanin hakimi olmak ögretilir, ve zaman nasil geriye alinir, ve nasil ileriye alinir ögretilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">16.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."<br />
<br />
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.<br />
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek icin, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."<br />
<br />
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."<br />
<br />
(Hadis-i Şerif )<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )<br />
<br />
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece<br />
<br />
Zikirimiz Budur<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)<br />
<br />
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:<br />
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi icin de ki işde :<br />
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.<br />
<br />
Dua bu, ve bu dereceye erenler icin 16.SINIF SOFiLER icindir<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">17.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Deprem ögeretilirki ve Mikail aleyhisselamin ikinci kisim görevleri talim edilir ve deprem nasil olur nasil yapilir ögretilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">19.SINIF SOFiLERE</span></span><br />
<br />
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.<br />
<br />
Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol<br />
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dad Harfinin Mahreci</span><br />
<br />
"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar<br />
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise<br />
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">21.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">23.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Mevsimleri Ayarlama görevi talim edilir, ve bu kainatin öyle otamatik pilotta calişmadigi, bizatihi yaşatarak ögretilir, ve bu görevi hak eden tek bir kimseye bu SIR verilir. (veliaht halife)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">24.SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Güneşin Çırasının tutuşturulmasi ögretilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">27. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Kader bahsi ve SIRAT köprüsü Talim edilir, ve telepati telefonunu kullanmasi talim ettirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">28. SINIF</span></span><br />
<br />
MEVLUD SIRRI talim ettirilir.<br />
<br />
<br />
--------------------------<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">RAŞiD'i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI</span></span><br />
<br />
Bu Alttaki Dua yi 40 gün okuyan RAŞiD'i TARiKATINA intisab etmiş olur.<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(3 Defa)</span></span><br />
<br />
Hasbünallahivenimelvekil <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(5 Defa)</span></span><br />
<br />
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(1 Defa)</span></span><br />
<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(5 Defa)</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Kul e'ûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
<br />
Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.<br />
<br />
Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.<br />
<br />
Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.<br />
<br />
Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.<br />
<br />
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr<br />
<br />
<br />
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun<br />
<br />
Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz.<br />
<br />
Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.<br />
<br />
Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr<br />
<br />
Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun). Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iSTIAZE DUASI EL EVVEL</span></span><br />
<br />
istiaze Duası El Evvel Budur<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euzubillahimineşşeytanirracim</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bismillahirrahmenirrahim</span></span><br />
<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn<br />
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)<br />
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,<br />
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.<br />
<br />
Rabbi inneke semîud duâi,<br />
Rabbi inneke semîud duâi,<br />
Rabbi inneke semîud duâi.<br />
<br />
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,<br />
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,<br />
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.<br />
<br />
Adede ma vesiahu ilmullah,<br />
Adede ma vesiahu ilmullah,<br />
Adede ma vesiahu ilmullah.<br />
<br />
Sadakallahül Aziym. Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم</span></span><br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً<br />
<br />
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ<br />
<br />
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ<br />
<br />
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ<br />
<br />
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2376</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 06:05:14 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2376</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1742" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatı Tesbih USUL.png</a> (Boyut: 1.05 MB / İndirmeler: 141)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı ve Zikir (Vird) Tesbihi Resimleri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBiH ADABI</span><br />
<br />
 <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">AÇIKLAMA :</span> Sofinin, aynen hat yazmaya başlayan birisinin, önce hat kalemi açmasını, yapmasını öğrendiği gibi, sofi kendi zikir tesbihini kendisi yapar.<br />
Tesbihlerimiz mevsimin ve havanın durumunun rengine uygun, renkli çift kadranlı Abaküs mevsim tesbihi. (siyah, kar beyaz, yeşil, kırmızı veya bordo kırmızı, kahve veya sarı veya turuncu, saydam su rengi, ve çamur rengi, mor renk,pembe,turkuaz mavi, bulut mavisi,gri renkte,agaç tesbih,fosforlu tesbih...)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tesbihde Dizilim sırası ve Kadranlar</span><br />
<br />
Tesbihde 1 adet imame 3 adet ara müezzin ve 13 adet ara bellek renkli tesbih tanesi(siyah veya beyaz veya kirmizi) ve 110 adet mevsimine göre renkli boncuk tesbih tanesi<br />
<br />
tesbihi dizerken soldan sağa tesbih, sol ve sağ tarafı var tesbihimizin, ve önce sol taraf dizilir ipe, ve sol tarafda 10 tane mevsimin rengi, bir tane ara renk, yine 10 mevsim rengi, 1 ara renk, ve yine 10 mevsim rengi 1 ara renk, ve sonra birinci ara müezzin.<br />
<br />
Sonra yine 10 mevsimin rengi tesbih tanesi, sonra ara renk, sonra 5 mevsim rengi, sonra 1 ara renk, ve araya ikinci müezzin, ve tesbihimizin ortasina gelir, ve sonra simetrik olarak, yine ortadan saga dogru, yine bir ara renk ile başlanır, ve sonra 5 mevsim rengi, sonra yine ara renk, sonra 10 mevsim rengi, sonra yine ücüncü ara müezzin.<br />
<br />
Sonra yine ara renkle başlanır, ve sonra 10 tane mevsim rengi, sonra ara renk, sonra yine 10 tane mevsim rengi, sonra yine ara renk, sonra yine ara renk, yani iki tane ara renk yan yanyana olcak,  sonra Dualite kadranına geliriz, 5 tanede son mevsim rengi, 5 tanede ara ren olmak üzre on boncuk bu sefer o ikinci üst üste ara renkten sonra bir mevsim rengni, bir ara renk, bir mevsim rengi, yine bir ara renk halinde on boncuk tamamlanır ve sonra imame ve sonra imamenin üstüne iki ipin birleşmiş yerine, bir tane ara renk sonra 10 tane mevsim rengi, ve sonra hangi mevsimin rengini yaptiysak, üstüne bir adet ondan sonra gelecek mevsimin rengi olan sarık tesbih tanesi eklenir, ve ipe aralık bırakılır sığanarak gevşetip veya sıkıştırabilcek şekilde ve uzunlukta ve ipin katları tesbih boinmcuklarinin deliğine göre gerekirtse iki kat kullanilirki gevşek tesbih olmayycak imanin üstündeki yerde bocuklari aşağı indirip sıkdımı tesbih sıkılaşacak ve kayamacak şekilde sıkı olmalıdır. ve bu imamenin üstü ikinci kadran, yani ikinci çarkdır, ve birinci çark ise, sağdaki iki aynı renkdeki ara tesbihin arasına gelecek olandır onu yapmak içinde, bir karışdan biraz daha uzun ip alınır yine kalınlık boncuk deliğine göre ayarlanır ve iki ip ucu birleştirilir, ve sonra bu iki ucun birleştiği yer düğümlenir sonra iki ucun ortası olan birleşik yerden olmak üzre iki kat ipe bir ara renk sonra 10 mevsim rengi sonra tekrar ara renk tesbih tanesi dizilir, ve ve bu ip uzun olur, ve tesbihler sığancak (kaydırılabilcek) kadar uzun olur, çünkü onlar sayaç olarak kullanılcak  ve, sığayıpda bırakdığımız yerde durması lazım, ve sonra bu iki ucun ucu sağdaki iki ara tesbihin olduğu yerin arasından geçirilip, sonra boncuklu kısım ipin birleşik ucundan geçirılerek, düğüm yapılır, amma düğüm sabit değil, hareket edebilir vaziyette olur, Tesbihimizin dizilimi budur.<br />
<br />
Tesbihlerimiz böyle olcak Raşidi Tarikatı Vird Tesbihi Resimleri<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1740" target="_blank" title="">Rashidi-Tarikati-Tesbihi-Abakus-Tesbih-Nedir-Nasil-Kullanilir2.jpg</a> (Boyut: 752.01 KB / İndirmeler: 143)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1741" target="_blank" title="">Rashidi-Tarikati-Tesbihi-Abakus-Tesbih-Nedir-Nasil-Kullanilir3.jpg</a> (Boyut: 805.43 KB / İndirmeler: 135)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1742" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatı Tesbih USUL.png</a> (Boyut: 1.05 MB / İndirmeler: 141)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1742" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatı Tesbih USUL.png</a> (Boyut: 1.05 MB / İndirmeler: 141)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı ve Zikir (Vird) Tesbihi Resimleri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBiH ADABI</span><br />
<br />
 <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">AÇIKLAMA :</span> Sofinin, aynen hat yazmaya başlayan birisinin, önce hat kalemi açmasını, yapmasını öğrendiği gibi, sofi kendi zikir tesbihini kendisi yapar.<br />
Tesbihlerimiz mevsimin ve havanın durumunun rengine uygun, renkli çift kadranlı Abaküs mevsim tesbihi. (siyah, kar beyaz, yeşil, kırmızı veya bordo kırmızı, kahve veya sarı veya turuncu, saydam su rengi, ve çamur rengi, mor renk,pembe,turkuaz mavi, bulut mavisi,gri renkte,agaç tesbih,fosforlu tesbih...)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tesbihde Dizilim sırası ve Kadranlar</span><br />
<br />
Tesbihde 1 adet imame 3 adet ara müezzin ve 13 adet ara bellek renkli tesbih tanesi(siyah veya beyaz veya kirmizi) ve 110 adet mevsimine göre renkli boncuk tesbih tanesi<br />
<br />
tesbihi dizerken soldan sağa tesbih, sol ve sağ tarafı var tesbihimizin, ve önce sol taraf dizilir ipe, ve sol tarafda 10 tane mevsimin rengi, bir tane ara renk, yine 10 mevsim rengi, 1 ara renk, ve yine 10 mevsim rengi 1 ara renk, ve sonra birinci ara müezzin.<br />
<br />
Sonra yine 10 mevsimin rengi tesbih tanesi, sonra ara renk, sonra 5 mevsim rengi, sonra 1 ara renk, ve araya ikinci müezzin, ve tesbihimizin ortasina gelir, ve sonra simetrik olarak, yine ortadan saga dogru, yine bir ara renk ile başlanır, ve sonra 5 mevsim rengi, sonra yine ara renk, sonra 10 mevsim rengi, sonra yine ücüncü ara müezzin.<br />
<br />
Sonra yine ara renkle başlanır, ve sonra 10 tane mevsim rengi, sonra ara renk, sonra yine 10 tane mevsim rengi, sonra yine ara renk, sonra yine ara renk, yani iki tane ara renk yan yanyana olcak,  sonra Dualite kadranına geliriz, 5 tanede son mevsim rengi, 5 tanede ara ren olmak üzre on boncuk bu sefer o ikinci üst üste ara renkten sonra bir mevsim rengni, bir ara renk, bir mevsim rengi, yine bir ara renk halinde on boncuk tamamlanır ve sonra imame ve sonra imamenin üstüne iki ipin birleşmiş yerine, bir tane ara renk sonra 10 tane mevsim rengi, ve sonra hangi mevsimin rengini yaptiysak, üstüne bir adet ondan sonra gelecek mevsimin rengi olan sarık tesbih tanesi eklenir, ve ipe aralık bırakılır sığanarak gevşetip veya sıkıştırabilcek şekilde ve uzunlukta ve ipin katları tesbih boinmcuklarinin deliğine göre gerekirtse iki kat kullanilirki gevşek tesbih olmayycak imanin üstündeki yerde bocuklari aşağı indirip sıkdımı tesbih sıkılaşacak ve kayamacak şekilde sıkı olmalıdır. ve bu imamenin üstü ikinci kadran, yani ikinci çarkdır, ve birinci çark ise, sağdaki iki aynı renkdeki ara tesbihin arasına gelecek olandır onu yapmak içinde, bir karışdan biraz daha uzun ip alınır yine kalınlık boncuk deliğine göre ayarlanır ve iki ip ucu birleştirilir, ve sonra bu iki ucun birleştiği yer düğümlenir sonra iki ucun ortası olan birleşik yerden olmak üzre iki kat ipe bir ara renk sonra 10 mevsim rengi sonra tekrar ara renk tesbih tanesi dizilir, ve ve bu ip uzun olur, ve tesbihler sığancak (kaydırılabilcek) kadar uzun olur, çünkü onlar sayaç olarak kullanılcak  ve, sığayıpda bırakdığımız yerde durması lazım, ve sonra bu iki ucun ucu sağdaki iki ara tesbihin olduğu yerin arasından geçirilip, sonra boncuklu kısım ipin birleşik ucundan geçirılerek, düğüm yapılır, amma düğüm sabit değil, hareket edebilir vaziyette olur, Tesbihimizin dizilimi budur.<br />
<br />
Tesbihlerimiz böyle olcak Raşidi Tarikatı Vird Tesbihi Resimleri<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1740" target="_blank" title="">Rashidi-Tarikati-Tesbihi-Abakus-Tesbih-Nedir-Nasil-Kullanilir2.jpg</a> (Boyut: 752.01 KB / İndirmeler: 143)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1741" target="_blank" title="">Rashidi-Tarikati-Tesbihi-Abakus-Tesbih-Nedir-Nasil-Kullanilir3.jpg</a> (Boyut: 805.43 KB / İndirmeler: 135)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1742" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatı Tesbih USUL.png</a> (Boyut: 1.05 MB / İndirmeler: 141)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2371</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 05:55:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2371</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı</span></span><br />
<br />
Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir<br />
<br />
vakti varmıdır?<br />
<br />
Raşidi Tariqatında Tövbe Adabı<br />
<br />
Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?<br />
<br />
Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra,<br />
<br />
pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar<br />
<br />
vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]<br />
<br />
Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.<br />
<br />
Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.<br />
<br />
<br />
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا<br />
<br />
"ve tûbû ilâllâhi cemîan"<br />
<br />
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<br />
"Topluca Allah’a tevbe edin "<br />
<br />
(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)<br />
<br />
اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."<br />
<br />
<br />
"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."<br />
<br />
(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)<br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا<br />
<br />
"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."<br />
<br />
<br />
Meali<br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek<br />
<br />
geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)<br />
<br />
Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede<br />
<br />
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ  قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا<br />
<br />
الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ  الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ <br />
<br />
<br />
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB. Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd.  Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr . Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mü’min olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar), sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir(Seherlerde Tövbe Edenlerdir).<br />
<br />
(ALİ İMRAN Suresi 14. 15. 16. 17. ayetler)<br />
<br />
ve Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsedeerken onlar seherlerde<br />
<br />
tövbe edenlerdir diyor, öylse nasuh gercek ve gecerli bir tövbeninde vakti var<br />
<br />
birinci vakit günahdan hemen  sonra ikincisi seherlerde<br />
<br />
Seher vakti tam olarak ne zamandır?<br />
<br />
Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl<br />
<br />
olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına denilir.<br />
<br />
Bu husuda kuranda yine<br />
<br />
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ  آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ  كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ  وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ<br />
<br />
İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû<br />
<br />
kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn<br />
<br />
Meali  :<br />
<br />
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret<br />
dilerler bağışlanma dilerlerdi.<br />
<br />
(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."<br />
<br />
(Tirmizî, Namaz, 326)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular<br />
<br />
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."<br />
<br />
( Hadis-i Şerif )<br />
<br />
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın<br />
<br />
10_2. BABINDA<br />
<br />
10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
(1 den 10 defaya kadar)<br />
<br />
Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan<br />
<br />
"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "<br />
<br />
(3 Defa)<br />
<br />
ve sonrada <br />
<br />
"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"<br />
<br />
(71 Defa)<br />
<br />
Bu zikirin normaldaki yeri<br />
<br />
25.BAB dir<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri<br />
<br />
burasidir, amma eger sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti oldugu icin yukardaki yerde okunur, burada ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra veya akşamlari<br />
<br />
okuncak ise burada okunur.zikirin normaldaki yeri 25.BAB dir<br />
<br />
ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde sag el sol memenin alitin getirilir kalp hizasina ve baş parmak ile diger parmaklarin bogumlari tesbih edilerek 12 defa "estağfirullah" denilir ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlra tevbe edilip pişman olunur.<br />
<br />
yine hergece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa<br />
<br />
"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh"<br />
<br />
denilir.<br />
<br />
--------------------<br />
<br />
Günaha pişmanlık<br />
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.<br />
<br />
Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)<br />
<br />
İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)<br />
<br />
[Taberani]<br />
<br />
(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse<br />
<br />
büyük kalmaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)<br />
<br />
[Tirmizi]<br />
<br />
(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]<br />
<br />
(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.<br />
<br />
Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,<br />
<br />
o günahı yazmaz.) [Hakim]<br />
<br />
(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi<br />
<br />
kabul eder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)<br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)<br />
<br />
[Hakim]<br />
<br />
(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.<br />
<br />
Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük<br />
<br />
günah yazılır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)<br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]<br />
<br />
(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,<br />
<br />
Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]<br />
<br />
(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa<br />
<br />
hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir<br />
<br />
li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,<br />
<br />
bela olmaz) buyurdu.<br />
<br />
Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının<br />
<br />
affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:<br />
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)<br />
<br />
[Ramuz]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir<br />
<br />
genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,<br />
<br />
Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)<br />
<br />
[Buhari]<br />
<br />
(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-<br />
<br />
kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,<br />
<br />
affolur.) [Tirmizi]<br />
<br />
("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden<br />
<br />
başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca<br />
<br />
günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]<br />
<br />
(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret<br />
<br />
dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)<br />
<br />
[Tirmizi]<br />
<br />
(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]<br />
<br />
korumaz.) [İ.Huzeyme]<br />
<br />
Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.<br />
<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki :<br />
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]<br />
<br />
Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir<br />
<br />
hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]<br />
<br />
ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.<br />
<br />
<br />
(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.<br />
<br />
Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa<br />
<br />
toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde<br />
<br />
ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak<br />
<br />
olur.) [Taberani]<br />
<br />
(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]<br />
<br />
(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe<br />
<br />
ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve<br />
<br />
kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]<br />
<br />
<br />
(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)<br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak<br />
<br />
demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü<br />
<br />
kaldırmamalıdır.) [Buhari]<br />
<br />
(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı</span></span><br />
<br />
Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir<br />
<br />
vakti varmıdır?<br />
<br />
Raşidi Tariqatında Tövbe Adabı<br />
<br />
Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?<br />
<br />
Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra,<br />
<br />
pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar<br />
<br />
vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]<br />
<br />
Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.<br />
<br />
Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.<br />
<br />
<br />
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا<br />
<br />
"ve tûbû ilâllâhi cemîan"<br />
<br />
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<br />
"Topluca Allah’a tevbe edin "<br />
<br />
(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)<br />
<br />
اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."<br />
<br />
<br />
"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."<br />
<br />
(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)<br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا<br />
<br />
"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."<br />
<br />
<br />
Meali<br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek<br />
<br />
geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)<br />
<br />
Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede<br />
<br />
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ  قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا<br />
<br />
الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ  الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ <br />
<br />
<br />
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB. Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd.  Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr . Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mü’min olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar), sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir(Seherlerde Tövbe Edenlerdir).<br />
<br />
(ALİ İMRAN Suresi 14. 15. 16. 17. ayetler)<br />
<br />
ve Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsedeerken onlar seherlerde<br />
<br />
tövbe edenlerdir diyor, öylse nasuh gercek ve gecerli bir tövbeninde vakti var<br />
<br />
birinci vakit günahdan hemen  sonra ikincisi seherlerde<br />
<br />
Seher vakti tam olarak ne zamandır?<br />
<br />
Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl<br />
<br />
olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına denilir.<br />
<br />
Bu husuda kuranda yine<br />
<br />
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ  آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ  كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ  وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ<br />
<br />
İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû<br />
<br />
kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn<br />
<br />
Meali  :<br />
<br />
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret<br />
dilerler bağışlanma dilerlerdi.<br />
<br />
(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."<br />
<br />
(Tirmizî, Namaz, 326)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular<br />
<br />
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."<br />
<br />
( Hadis-i Şerif )<br />
<br />
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın<br />
<br />
10_2. BABINDA<br />
<br />
10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.<br />
<br />
(1 den 10 defaya kadar)<br />
<br />
Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan<br />
<br />
"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "<br />
<br />
(3 Defa)<br />
<br />
ve sonrada <br />
<br />
"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"<br />
<br />
(71 Defa)<br />
<br />
Bu zikirin normaldaki yeri<br />
<br />
25.BAB dir<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri<br />
<br />
burasidir, amma eger sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti oldugu icin yukardaki yerde okunur, burada ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra veya akşamlari<br />
<br />
okuncak ise burada okunur.zikirin normaldaki yeri 25.BAB dir<br />
<br />
ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde sag el sol memenin alitin getirilir kalp hizasina ve baş parmak ile diger parmaklarin bogumlari tesbih edilerek 12 defa "estağfirullah" denilir ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlra tevbe edilip pişman olunur.<br />
<br />
yine hergece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa<br />
<br />
"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh"<br />
<br />
denilir.<br />
<br />
--------------------<br />
<br />
Günaha pişmanlık<br />
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.<br />
<br />
Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)<br />
<br />
İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)<br />
<br />
[Taberani]<br />
<br />
(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse<br />
<br />
büyük kalmaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)<br />
<br />
[Tirmizi]<br />
<br />
(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]<br />
<br />
(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.<br />
<br />
Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,<br />
<br />
o günahı yazmaz.) [Hakim]<br />
<br />
(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi<br />
<br />
kabul eder.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)<br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)<br />
<br />
[Hakim]<br />
<br />
(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.<br />
<br />
Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük<br />
<br />
günah yazılır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)<br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]<br />
<br />
(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,<br />
<br />
Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]<br />
<br />
(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa<br />
<br />
hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir<br />
<br />
li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,<br />
<br />
bela olmaz) buyurdu.<br />
<br />
Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının<br />
<br />
affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:<br />
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)<br />
<br />
[Ramuz]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir<br />
<br />
genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,<br />
<br />
Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)<br />
<br />
[Buhari]<br />
<br />
(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-<br />
<br />
kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,<br />
<br />
affolur.) [Tirmizi]<br />
<br />
("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden<br />
<br />
başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca<br />
<br />
günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]<br />
<br />
(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret<br />
<br />
dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)<br />
<br />
[Tirmizi]<br />
<br />
(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]<br />
<br />
korumaz.) [İ.Huzeyme]<br />
<br />
Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.<br />
<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki :<br />
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]<br />
<br />
Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir<br />
<br />
hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]<br />
<br />
ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.<br />
<br />
<br />
(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.<br />
<br />
Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa<br />
<br />
toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde<br />
<br />
ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak<br />
<br />
olur.) [Taberani]<br />
<br />
(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]<br />
<br />
(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe<br />
<br />
ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve<br />
<br />
kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]<br />
<br />
<br />
(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)<br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak<br />
<br />
demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü<br />
<br />
kaldırmamalıdır.) [Buhari]<br />
<br />
(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Sarık Adabı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2370</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 05:54:08 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2370</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2475" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri.png</a> (Boyut: 1.03 MB / İndirmeler: 52)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında<br />
Raşidi Tarikatında Sarık var mıdır diye sorulduğunda bizim Tarikatımızda üç ana Sarık rengi vardır, yeşil turuncu ve beyaz fakat, yeşil Sarık sadece Peygamberimizin soyuna Şerifler kolundan bağlı olanlar ve bir de hem Şerif hem Seyid olaraktan bağlı olanların takabileceği Renktir yeşil Sarık. Onun dışında turuncu ve beyaz sarığı diğer Sofiler bu tarikata intisap etmiş olan kimselerde takabilir.Fakat sarık dersi almamış kimseler Sarık takmasınlar diye uyarmıştık. Seyid kolundan olanlar beyaz Sarık takarlar (Tüm Renkler Beyazdadır üçgen Prizma), Renkli Sarık takmazlar onlar gizlidir arada kim oldukları belli olmaması gerekir. Şerifler yeşil takarlar İki kola iki suyun birleştiği yerden Doğan kimseler de yeşil Sarık takarlar ama diğer sarikları da takarlar gizlerler kendilerini.<br />
Sarık dersinde turuncu sarığımızın sebebi güneşi ve sıcaklığı ve geceyi temsil eder. beyaz Sarık ise aydınlık ve kışı temsil eder. şimdi bu nasıl olur denince İki zıt oluyor, turuncu Sarık geceyi ve Yaz mevsimini temsil ediyor beyaz Sarık ise kış mevsimini ve gündüzü temsil ediyor. peki böyle İki zıt nasıl bir arada bulunur Dediğiniz zaman kış Aslında siyah olması, siyahla beyazın bir araya gelmesi gerekirken, neden turuncu.<br />
Her Sarık bir Peygamberin nuru ve bir makamıdır.<br />
Sarı renk Mesela kırmızı ile birleştiği zaman turuncu ortaya çıkar, Sarı ve kırmızı iki yanlarda ortada turuncu vardır, mitras tapınağında bulunan (üç nokta) ortadaki Güneş, Yine sarı eğer mavi ile birleşirse bu sefer ortada yeşil Güneş Ortaya çıkar. Soyun İsmail tarafına ve İbrahim’den İsmail koluna bağlı olduğunu gösterir. turuncu ise kırmızı ile birleştiği için İbrahim koluna hem Muhammed koluna Bir üst musluktan bağlı olduğunu gösterir. İbrahim Aleyhisselam’ın rengi kırmızı, ve Mavi ise, İsa Aleyhisselam’ın kolunun rengi, yani İshak kolu. Yeşil ise mavi ile sarının arasından çıkan grub. geçişken elektron, erkek olan, aradaki geçişi sağlayan, yani erkek elektron, yani tohum sarıdır, maviyi de yeşile çeviren, kırmızıyı da turuncuya çeviren sarıdır. geçişken elektron yani erkek tohum sarıdır. üst musluk kırmızı, Eğer kırmızı mavi ile birleşirse, bu sefer mor veyahutta bordo meydana gelir, bordo kırmızı, israil kolu, Yahudi kolu, Yahudi kırmızısı denilen trabzonspor’daki “idared” (Yahutta Kızılelma) denilir. sarıklar bu şekilde çeşitlidir. siyah Sarık vardır. yine yol Cafer efendimize, yani imamdan sonraki. imamdan sonraki imama bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. yedek imamdan sonraki imama bağlı olanlar, yani Mehdi den sonraki imama bağlı olanlar, Mehdi son İmam, yedek İmam, 13. İmam, Ondan sonraki İmam, Caferüttayyar koluna bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. usulü bilmeyen Sarık takmasın. Kendini bilmeyen, soyunu bilmeyen, milleti kandırmasın.Bbizim tarikatımızda 3 Ana renk Sarık vardır dedik. Diğer sarıklar, kendinizin kim olduğunu bıldığiniz, soyunuzunn kim olduğunu bildiğiniz gün, babanızın kim olduğunu, Rabbinizin kim olduğunu bildiğiniz gün, takabileceği sarıktır. Nefsini bilen Rabbini de, babasını da bilir. Babasını Anasını bilen, o kola badan bağlı olan babasının sarığının rengini takar, Anasından bağlı olan Anasının babasının(Dede) sarığının rengini takar, fakat taylasanı sola sarkar. yani geçişken elektronu Kim? Rabbi kim? Bu sırra ermeyen Sarık marık takmasın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taylasan Nedir?</span></span><br />
<br />
Taylasan, sarığın arka kısmında, kafaya sarılmayıp, aşağı sarkıtılan, sarığın ucuna verilen isimdir. o sarkıtılan ucu, Seyidler sırtının arkasına sarkıtır ken, hem Şerif hem Seyyid olanlar da ve Sadece Şerif koluna bağlı olanlar, Sağ omuzun ön tarafına sarkıtırlar. Sol omuza sarkıtılanTaylasanlar, tohumun değil de, toprağın O yola bağlı olduğunu, annesinin, o soya bağlı olduğunu bildirir. Bu taylatasın sebebi ise, Yıldız’ın kuyrukluyıldız olduğunu gösterir. o kimsenin Yıldızı’nın kuyruklu yıldız olduğunu gösterir. Her peygamberin soyundan hem Şerif hem Seyyid vardır. Yolun çatallaştığı yer demektir. ibrahim Aleyhisselam da İshak ve İsmail olaraktan yol çatal vermiştir. Seyidlik şeriflik onlarda, ismaililik veya İshakilik olaraktan tezahür gösterir. Bu da dikkate alınsın. işte taylasan demek kuyrukluyıldız demek, hem Seyyid hem Şerif demektir, iki kola da aynı anda bağlı olan demektir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatı'nda sarık var mıdır diye sorulduğunda, bizim tarikatımızda üç ana sarık rengi vardır: yeşil, turuncu ve beyaz. Ancak yeşil sarık, sadece Peygamberimizin (s.a.v.) soyundan gelen Şerifler koluna bağlı olanlar ile hem Şerif hem Seyyid olanların takabileceği bir renktir. Diğer müritler ise turuncu veya beyaz sarık takabilir. Fakat sarık dersi almamış kimselerin sarık takmaması gerektiğini önemle belirtmiştik.<br />
<br />
Seyyid kolundan olanlar beyaz sarık takarlar (zira tüm renkler beyazda birleşir - üçgen prizma misali). Renkli sarık takmazlar; çünkü onların kimlikleri gizli kalmalıdır. Şerifler ise yeşil sarık takar. İki kolun (soyun) birleştiği noktadan gelen kişiler de yeşil sarık takabilir, ancak gerektiğinde diğer renkleri tercih ederek kendilerini gizleyebilirler.<br />
Sarık Renklerinin Anlamları<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Turuncu sarık:</span></span> Güneşi, sıcaklığı ve geceyi temsil eder.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Beyaz sarık:</span></span> Aydınlığı ve kışı simgeler.<br />
<br />
Burada ilginç bir tezat vardır: Turuncu sarık geceyi ve yazı, beyaz sarık ise gündüzü ve kışı temsil eder. Peki bu iki zıt unsur nasıl bir arada bulunur? Kışın rengi siyah olması gerekirken neden turuncu kullanılmıştır?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sarıkların Peygamberler ve Soyla İlişkisi</span></span><br />
<br />
Her sarık, bir peygamberin nurunu ve makamını yansıtır:<br />
<br />
    Sarı + Kırmızı = Turuncu: Mitras Tapınağı'ndaki üç noktada ortadaki güneşi temsil eder. Bu, İbrahim (a.s.) koluna ve Muhammed (s.a.v.) soyuna bağlılığı gösterir.<br />
<br />
    Sarı + Mavi = Yeşil: İsmail (a.s.) kolunu temsil eder.<br />
<br />
    Kırmızı + Mavi = Mor/Bordo: İshak (a.s.) ve İsrail (Yahudi) kolunu ifade eder.<br />
<br />
Sarı renk, geçişken elektron gibi erkek tohumdur; maviyi yeşile, kırmızıyı turuncuya dönüştürür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyah Sarık ve Diğer Detaylar</span></span><br />
<br />
    Siyah sarık: İmam Cafer-i Tayyar koluna bağlı olanlar (Mehdi'den sonraki imamet silsilesi) tarafından takılır.<br />
<br />
    Usulsüz sarık takılmaz: Kişi kendi soyunu, babasını ve Rabbi’ni bilmiyorsa sarık takmamalıdır.<br />
<br />
    Nefsini bilen Rabbini bilir: Babasından gelen soy rengini takar, annesinden gelen soy rengini takacaksa taylasanı sola sarkıtır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Taylasan Nedir?</span></span><br />
<br />
Taylasan, sarığın arka kısmından sarkıtılan uç kısımdır:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Seyyidler:</span></span> Taylasanı sırtlarına sarkıtır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şerifler ve hem Şerif hem Seyyid olanlar:</span></span> Sağ omuzun önüne sarkıtır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Annesinin soyuna bağlı olanlar:</span></span> Sol omuza sarkıtır (bu, toprağa/kadın soyuna bağlılığı gösterir).<br />
<br />
Taylasan, kuyruklu yıldız gibidir; iki kola birden bağlılığı simgeler. İbrahim (a.s.)'ın İsmail ve İshak kolları gibi yolun çatallaştığı noktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç:</span></span><br />
<br />
    Sarık, kişinin kimliği ve manevi bağlılığının bir göstergesidir.<br />
<br />
    Renkler ve taylasanın konumu, soyun hangi koldan geldiğini açıklar.<br />
<br />
    Bu sırlara vakıf olmayan, sarık takmamalıdır.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1714" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Sarık-Varmıdır-Resim2.png</a> (Boyut: 1.17 MB / İndirmeler: 134)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1715" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Sarık-Varmıdır-Resim3.png</a> (Boyut: 1.21 MB / İndirmeler: 134)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1716" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatında Yeşil Sarık.jpg</a> (Boyut: 85.5 KB / İndirmeler: 131)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1717" target="_blank" title="">RTiCON.png</a> (Boyut: 368.02 KB / İndirmeler: 142)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Raşit Tunca</span><br />
Schrems, 6 Ekim 2021 Çarşamba saat 19.57<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2475" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri.png</a> (Boyut: 1.03 MB / İndirmeler: 52)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında<br />
Raşidi Tarikatında Sarık var mıdır diye sorulduğunda bizim Tarikatımızda üç ana Sarık rengi vardır, yeşil turuncu ve beyaz fakat, yeşil Sarık sadece Peygamberimizin soyuna Şerifler kolundan bağlı olanlar ve bir de hem Şerif hem Seyid olaraktan bağlı olanların takabileceği Renktir yeşil Sarık. Onun dışında turuncu ve beyaz sarığı diğer Sofiler bu tarikata intisap etmiş olan kimselerde takabilir.Fakat sarık dersi almamış kimseler Sarık takmasınlar diye uyarmıştık. Seyid kolundan olanlar beyaz Sarık takarlar (Tüm Renkler Beyazdadır üçgen Prizma), Renkli Sarık takmazlar onlar gizlidir arada kim oldukları belli olmaması gerekir. Şerifler yeşil takarlar İki kola iki suyun birleştiği yerden Doğan kimseler de yeşil Sarık takarlar ama diğer sarikları da takarlar gizlerler kendilerini.<br />
Sarık dersinde turuncu sarığımızın sebebi güneşi ve sıcaklığı ve geceyi temsil eder. beyaz Sarık ise aydınlık ve kışı temsil eder. şimdi bu nasıl olur denince İki zıt oluyor, turuncu Sarık geceyi ve Yaz mevsimini temsil ediyor beyaz Sarık ise kış mevsimini ve gündüzü temsil ediyor. peki böyle İki zıt nasıl bir arada bulunur Dediğiniz zaman kış Aslında siyah olması, siyahla beyazın bir araya gelmesi gerekirken, neden turuncu.<br />
Her Sarık bir Peygamberin nuru ve bir makamıdır.<br />
Sarı renk Mesela kırmızı ile birleştiği zaman turuncu ortaya çıkar, Sarı ve kırmızı iki yanlarda ortada turuncu vardır, mitras tapınağında bulunan (üç nokta) ortadaki Güneş, Yine sarı eğer mavi ile birleşirse bu sefer ortada yeşil Güneş Ortaya çıkar. Soyun İsmail tarafına ve İbrahim’den İsmail koluna bağlı olduğunu gösterir. turuncu ise kırmızı ile birleştiği için İbrahim koluna hem Muhammed koluna Bir üst musluktan bağlı olduğunu gösterir. İbrahim Aleyhisselam’ın rengi kırmızı, ve Mavi ise, İsa Aleyhisselam’ın kolunun rengi, yani İshak kolu. Yeşil ise mavi ile sarının arasından çıkan grub. geçişken elektron, erkek olan, aradaki geçişi sağlayan, yani erkek elektron, yani tohum sarıdır, maviyi de yeşile çeviren, kırmızıyı da turuncuya çeviren sarıdır. geçişken elektron yani erkek tohum sarıdır. üst musluk kırmızı, Eğer kırmızı mavi ile birleşirse, bu sefer mor veyahutta bordo meydana gelir, bordo kırmızı, israil kolu, Yahudi kolu, Yahudi kırmızısı denilen trabzonspor’daki “idared” (Yahutta Kızılelma) denilir. sarıklar bu şekilde çeşitlidir. siyah Sarık vardır. yine yol Cafer efendimize, yani imamdan sonraki. imamdan sonraki imama bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. yedek imamdan sonraki imama bağlı olanlar, yani Mehdi den sonraki imama bağlı olanlar, Mehdi son İmam, yedek İmam, 13. İmam, Ondan sonraki İmam, Caferüttayyar koluna bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. usulü bilmeyen Sarık takmasın. Kendini bilmeyen, soyunu bilmeyen, milleti kandırmasın.Bbizim tarikatımızda 3 Ana renk Sarık vardır dedik. Diğer sarıklar, kendinizin kim olduğunu bıldığiniz, soyunuzunn kim olduğunu bildiğiniz gün, babanızın kim olduğunu, Rabbinizin kim olduğunu bildiğiniz gün, takabileceği sarıktır. Nefsini bilen Rabbini de, babasını da bilir. Babasını Anasını bilen, o kola badan bağlı olan babasının sarığının rengini takar, Anasından bağlı olan Anasının babasının(Dede) sarığının rengini takar, fakat taylasanı sola sarkar. yani geçişken elektronu Kim? Rabbi kim? Bu sırra ermeyen Sarık marık takmasın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taylasan Nedir?</span></span><br />
<br />
Taylasan, sarığın arka kısmında, kafaya sarılmayıp, aşağı sarkıtılan, sarığın ucuna verilen isimdir. o sarkıtılan ucu, Seyidler sırtının arkasına sarkıtır ken, hem Şerif hem Seyyid olanlar da ve Sadece Şerif koluna bağlı olanlar, Sağ omuzun ön tarafına sarkıtırlar. Sol omuza sarkıtılanTaylasanlar, tohumun değil de, toprağın O yola bağlı olduğunu, annesinin, o soya bağlı olduğunu bildirir. Bu taylatasın sebebi ise, Yıldız’ın kuyrukluyıldız olduğunu gösterir. o kimsenin Yıldızı’nın kuyruklu yıldız olduğunu gösterir. Her peygamberin soyundan hem Şerif hem Seyyid vardır. Yolun çatallaştığı yer demektir. ibrahim Aleyhisselam da İshak ve İsmail olaraktan yol çatal vermiştir. Seyidlik şeriflik onlarda, ismaililik veya İshakilik olaraktan tezahür gösterir. Bu da dikkate alınsın. işte taylasan demek kuyrukluyıldız demek, hem Seyyid hem Şerif demektir, iki kola da aynı anda bağlı olan demektir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatı'nda sarık var mıdır diye sorulduğunda, bizim tarikatımızda üç ana sarık rengi vardır: yeşil, turuncu ve beyaz. Ancak yeşil sarık, sadece Peygamberimizin (s.a.v.) soyundan gelen Şerifler koluna bağlı olanlar ile hem Şerif hem Seyyid olanların takabileceği bir renktir. Diğer müritler ise turuncu veya beyaz sarık takabilir. Fakat sarık dersi almamış kimselerin sarık takmaması gerektiğini önemle belirtmiştik.<br />
<br />
Seyyid kolundan olanlar beyaz sarık takarlar (zira tüm renkler beyazda birleşir - üçgen prizma misali). Renkli sarık takmazlar; çünkü onların kimlikleri gizli kalmalıdır. Şerifler ise yeşil sarık takar. İki kolun (soyun) birleştiği noktadan gelen kişiler de yeşil sarık takabilir, ancak gerektiğinde diğer renkleri tercih ederek kendilerini gizleyebilirler.<br />
Sarık Renklerinin Anlamları<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Turuncu sarık:</span></span> Güneşi, sıcaklığı ve geceyi temsil eder.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Beyaz sarık:</span></span> Aydınlığı ve kışı simgeler.<br />
<br />
Burada ilginç bir tezat vardır: Turuncu sarık geceyi ve yazı, beyaz sarık ise gündüzü ve kışı temsil eder. Peki bu iki zıt unsur nasıl bir arada bulunur? Kışın rengi siyah olması gerekirken neden turuncu kullanılmıştır?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sarıkların Peygamberler ve Soyla İlişkisi</span></span><br />
<br />
Her sarık, bir peygamberin nurunu ve makamını yansıtır:<br />
<br />
    Sarı + Kırmızı = Turuncu: Mitras Tapınağı'ndaki üç noktada ortadaki güneşi temsil eder. Bu, İbrahim (a.s.) koluna ve Muhammed (s.a.v.) soyuna bağlılığı gösterir.<br />
<br />
    Sarı + Mavi = Yeşil: İsmail (a.s.) kolunu temsil eder.<br />
<br />
    Kırmızı + Mavi = Mor/Bordo: İshak (a.s.) ve İsrail (Yahudi) kolunu ifade eder.<br />
<br />
Sarı renk, geçişken elektron gibi erkek tohumdur; maviyi yeşile, kırmızıyı turuncuya dönüştürür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyah Sarık ve Diğer Detaylar</span></span><br />
<br />
    Siyah sarık: İmam Cafer-i Tayyar koluna bağlı olanlar (Mehdi'den sonraki imamet silsilesi) tarafından takılır.<br />
<br />
    Usulsüz sarık takılmaz: Kişi kendi soyunu, babasını ve Rabbi’ni bilmiyorsa sarık takmamalıdır.<br />
<br />
    Nefsini bilen Rabbini bilir: Babasından gelen soy rengini takar, annesinden gelen soy rengini takacaksa taylasanı sola sarkıtır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Taylasan Nedir?</span></span><br />
<br />
Taylasan, sarığın arka kısmından sarkıtılan uç kısımdır:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Seyyidler:</span></span> Taylasanı sırtlarına sarkıtır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şerifler ve hem Şerif hem Seyyid olanlar:</span></span> Sağ omuzun önüne sarkıtır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Annesinin soyuna bağlı olanlar:</span></span> Sol omuza sarkıtır (bu, toprağa/kadın soyuna bağlılığı gösterir).<br />
<br />
Taylasan, kuyruklu yıldız gibidir; iki kola birden bağlılığı simgeler. İbrahim (a.s.)'ın İsmail ve İshak kolları gibi yolun çatallaştığı noktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç:</span></span><br />
<br />
    Sarık, kişinin kimliği ve manevi bağlılığının bir göstergesidir.<br />
<br />
    Renkler ve taylasanın konumu, soyun hangi koldan geldiğini açıklar.<br />
<br />
    Bu sırlara vakıf olmayan, sarık takmamalıdır.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1714" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Sarık-Varmıdır-Resim2.png</a> (Boyut: 1.17 MB / İndirmeler: 134)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1715" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Sarık-Varmıdır-Resim3.png</a> (Boyut: 1.21 MB / İndirmeler: 134)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1716" target="_blank" title="">Raşidi Tarikatında Yeşil Sarık.jpg</a> (Boyut: 85.5 KB / İndirmeler: 131)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1717" target="_blank" title="">RTiCON.png</a> (Boyut: 368.02 KB / İndirmeler: 142)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Raşit Tunca</span><br />
Schrems, 6 Ekim 2021 Çarşamba saat 19.57<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2369</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 05:52:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2369</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Zikir Adabı Yani Vird Adabı</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı</span></span><br />
<br />
Zikrullah dört türlü yapılır.<br />
<br />
1-Yalnız lisan ile yapılan zikir:<br />
<br />
2- Yalnız kalp ile zikir:<br />
<br />
3- Kalben ve lisanen zikir:<br />
<br />
4 – Namaz gibi beden ile yapilan Zikir<br />
<br />
5 – Hac gibi sadaka gibi mal ile yapilan Zikir<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Vird) Adabı</span></span><br />
<br />
<br />
1. Vakit<br />
Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. SAYI ADET</span></span><br />
<br />
yeni intisab edenler sadece intisab zikirimizi  40 gün okuyuncaya kadar devam ederler, eger onlarda 40 gün icerisinde, bu zikirler rahat okunur hale gelip, ahlak halini alinca, cekmeden duramaz hale gelince, yani 40 günün sonunda, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan,  1. SINIF zikirini çekmeye başlarlar. yine birinci sinif sofiler, bu zikir onlarda ahlak olunca kolayca okur hale gelince, yine tam 40 gün okuyunca, hani burda 40 günden kasit, ard arda 40 gün olmasi şart degildir. aynen nasil bir şirkette işe girince takavite ayrilmak icin, en az 5000 iş günü sigortali calişmiş olmak gerektigi gibidir, yani adam 5000 iş gününü, ya ard arda her gün calişip, bu toplam 15 seneye tevafuk eder, ve ya adam senenin iki ayi boş geciyordur, sezon işcisidir, sezon kapaninca boşda kaliyordur, öyle olunca, bu adamin her sene iki ay acigi var, o yüzden 5000 iş gününü 15 senede tamam edemez, ve  o aciklari da, ne zaman calişip doldururda toplam 5000 iş gününü doldurursa, o zaman takavite hak kazanir, amma şimdi birde yaş yasasi cikardilar, o yeni durumlar. hani burda bunu misal olarak verdik, yani işde sizde bu 40 günün 30 gününü ard arda cekmiş olursaniz, bir hafta mesala cekemdiniz, yahut iki gün cekemediniz,  hasta falan filan oldunuz, o zaman işde, o cekdiginiz gün sayisi not edilir, yani takvim tutulur, ve iyi oldukdan sonra, yine cekilmye devam edilir, ve ne zaman tam 40 gün oldu o zaman intisab zikiri cekiyorsa 1.SINIFA gecer  Yahut 1.SINIF zikiri cekiyorsa, 2. sinifa gecer, 2 yse 3e gecer. ve ilk 3 sinifin zikirlerini yazdik sayfamizda, ondan sonrakiler yakinda eklencek yine, ve ondan sonrakilerde belli zikirler sadece sayi olarak degişcekdir, ve  amma ana kadran koruncakdir. yine birinci sinif zikiri cekerken, vaktim var mesala, bir cekilcekleri, iki  ceken, 2 cekilcekleri üc ceken olmaz, birinci sinif sadece bir cekecek, ikinci sinif iki yazan yerleri iki, 10 yazani on cekecek, sayiya dikkat edilcek, yoksa ikinci gün cekemezsiniz. ve yine 10. sinif sofiler zikiri aynen zikir evradi pro 8 de yazdigi gibi ceklerler, adetler ordakigibi. 10. SINIF ceklenerde o zikir ahlak olunca  artik mevsim zikirine gecme vaktinin geldigini gösterir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Mevsim Zikiri</span></span><br />
<br />
10. SINIF sofi artik zikir onda ahlak olunca artik günde iki defa zikretmeye başlar, yani zikiri 1,5 saate, düşürenler artik salavat ve fatihada da okumaya  başlar, ve sonra ise, ondan 40 gün dolunca, artik ahlak olunca, ilkbahar ve yazlari, eger vakit müsaitse sabah uzun, “Hizbül Kebir”,  tam zikiri okur, ikindiden sonra “Hizbül Kasr” okunur ve yine sonbhar ve kışları ise bu sefer sabah “hizbül kasr” akşamlari “hizbül kebir” okunur ve yine salavat ve fatihalarda okunur  fatihalar sadece günde 1 defa okunur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. HER SINIFIN SÜRESi</span></span><br />
<br />
Normalde her sinif zikiri 40 günde katedilir, 40 günde ahlak halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir onda ahlak olunca, kolay hale gelince, bir üst sinifa gecilir. üst sinifa gecmek icin tarikatin pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sinifa gecilir, eger üst simnif zikirmni cekerken onda sendeleme olmuyorsa, devam edilir, üst sinifda sendeleme olursa, tekrar bir alt sinifa dönülür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir Nasıl Yapılır ?</span></span><br />
<br />
Sessiz  sakin olmalıdır. (Yüksek  sesle  değil,  kendi  duyacağın kadar  sesle olmalı.)<br />
<br />
Mutlaka abdestli olunmalı diye bir kuralimiz yok, eger abdestli olmak mümkünse abdestli olunur, abdest mümkün degilse, evde arabda iş yerinde bir adet ince iki el sigacak büyüklükdeki fayans bu işi görür, toprak cinsi taş cinsi cam cinsi herşeye teymmüm edilerekde zikiredilebilir, yine abdest ve teyemmüme fırsatımız olmadıysa, mesal trende otobüsde gidiyorsak, abdestsiz olarakda zikiredilebilir, carşida, pazarda, otobüsde, bir yerden bir yere, işimize aşimiza giderken dahi, vakti degerlendirip, zikirimizi eda edebiliriz, yine zikir artik ezber olunca, televizyon seyrederkende zikir edilbeilir, bir yandan televizyon, ve bir yandan da zikir de müsaitdir, arabanin licht maschinesinin elektrik ürertmesi gibi, arabanin hareket etmesi, zaten onun elektrik üretmesini sagliyor, ve öyle olunca hereket ettikce üretir, bir yandanda aküyü doldurur degilmi, öyle olunca onun saga sola gitmesi, durmasi kalkmasi, elektrik üretmesine engel degildir. sadece stop edince  durunca yani motoru susturunca üretmez degilmi, yani sen susunca  zikrinin enrjisi üretilmez, yoksa televizyon seyrederkende, dilin bir yandan zikredebilir, yani tevizyonu seyretmek dilinin zikiretmesine engelmi yani, degil, o zaman nedir yani.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirmizin kazasi yokdur</span></span><br />
<br />
DiKKKAT  Zikirimizin kazasi yokdur yani bir gün zikir edemedin diye, ikinci gün müsait olunca, o gün dünkünüde ceken olmaz, ikinci gün, sadece o günkü cekilir, yani öncekini kaza edip iade etmek yokdur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EXTRA zikirler</span></span><br />
o hal ve durum vuku bulunca cekilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GAFLETLE YAPILAN VE RUTiN OLMUŞ ZiKiR, ZiKiR  DEĞiLDiR</span></span><br />
<br />
Gafletle kılınan namaz, namaz değil, zikirde zikir değildir, yani zikir ve namaz uyaniklik halidir. ve zikir Allahi anma ve hatirlamadir, cuma namazi o haftaki olaylari müzakeredir. nitekim namazda her ne kadar aklimiza, o gün yapip ettiklerimiz, ve edeceklerimiz, o beş dakikanin icine, hücum etsede, işde o beş dakika, sanki günü müzakere etme, ve yine allahi hatira getirme vaktidir. Gününü müzakeresinde ben bunu yapinca ne oldu, Allah ne murad etdi gibi tefekkür lazim, yine zikirler manasizca, şuursuzca cekilince tesir göstermez. yani onun sendeki oluşturacagi ulvi tefekkür, ve olacak olan marifet açığa çıkmaz, ne zaman uyanik olrak zikirettin, şuurunda hergün acilma olup, Allahin ilim deryasina dalmya başlayacaksindir. bir gün olmasa, bir ay sonra sende de bu tefekkürler başlayip, meleklerden ilham almaya başlayacaksin amm aiyi ilahm ile kötü ilhami ayirt edecek kadar islam şeriatini bilmen lazim. hatta bazen uzaklardaki birilerini hatta ölülerden, dirilerden haber gelecek.  Amma sen uyanik olrak zikredersen. Az önce dedik  tv seyrederken de zikiredilir. yani biz imam hatipde trampet takiminda tembirdekciydik, hem bir yandan tembirdek çalcan, hemde notasina göre çalacan hemede ayaklarını grubla birlikte sağı solu denk atacan şaşirmayacan, ve yine geçit alanına gelince de selam vercen birde. yani iki üç iş yapmak zikirede engel degildir. yine araba kullanmak gibi, ayaklar ayri iş, eller ayri iş, gözelr ayri iş , ve yine akıl ilede, her an uyanık olmayı gerektirir, bir an uyudun, kaza yapar geberirsin, o yüzden zikir  ve namzda Allahı andığını bilmekdir. Allahı unutupda gafil gafil zikredip birde bundan meded beklemek kadar ahmaklık olamaz, yani zikirleri cekerken onun manalarinida ögrenmek, ve ne dedigini bilmek, şuurlu cekmekdir. sonra onlari şuurlu cekince, yine yani gafil degil, gecit alanina gelince selam vermek gibi, hani namazda şeytan günün meşgalelerini aklina getirir dalarsin, sonra birden bire, namazi hatirlarsin, cünkü o vesves veerip cikmişdir, sen o cikinca kendine gelince, ücmü kildim, ikimi unutuveririsin, cünkü daha önce namazda degildinki, tarlada takkada, işde aşda, karida kizda cocukdaydin, aklin başina gelipde, namazda oldugunu hatirlayinca, sapittin işde, öyle olunca namaz  ve zikir uyanik olma halidir. amma insan ne kadar zorlarsa zorlasin, illa o vesves gelcekdir, gaflette olcakdir, amma işde uyanik olmaya gayret etmek demek, gecit alanina gelince selam verecegini unutup es gecmemek demekdir.yani uynaik olup bir nota atlamamak gerekir, tv seyrederkende zikirde neyi ne zaman kac kere cekdigini unutmamak lazimdir. işde yine  usta olmuş bir şoför, rutin her gün gidip geldigi bir yolda, bir da uzunsa yol, ve trafikde karman corman degil, ve sakin ise, giderken birden gaflet basar, ve uykun gelirya, zikirde böyleldir, rutin olmuş ezber olmuş bir zikiri cekerken daha iki üc tesbih gecince, seni uyku basar. ve şeytan,  seni zikirden  alakoymak ister , ne yapacan o zaman, oturuyorsan, ayaga kalk, ve odada yürüyürek cek, veyahut  elini duvara biryere meshet, ve başina kaplama mesh yap, yahut  sonra elinin tersi ile ensene dokunki gözlerin acilsin, yahut ensen soguk su cal, yahut direk aydinlik ve işiga bak, ve uykun acilsin sonra zikret. veya yürüyerek zikredersen, yine sana uyku veremez , oda da gezinerek zikret.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirde Tökezleme veya Durma olursa</span></span><br />
<br />
Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur cünkü sürüde topal koyunlar vardir sürünü bazen onlari beklemesi lazim gelir yoksa sürü vediri giderse o topal kör koyunlar arkada kalir ve kurtlar yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmecen diye birsey yok<br />
mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim ucak bazen rotar yaparsa sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin ucak rotar<br />
yapinca trende rotar yapmaz azizim yine trende rotar yapdiysa mesala otbüsle gidenler zikiri cekicek kardeşim yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi yahutta ankara balgatan kizılaya yürğyen gibi ankaradan ankaraya giden  zikir ceken en basit zikiri cekenlerde var onlarda bu kadar basit zikirı cekemezse balgattan ankaraya yürüyemezse ben daha ne diyen. bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birilri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor hani muhammed sürüsü gidiyordu hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti devam etdi, bu sefer de  iftira etdiler ve dediler  ayşe zina etdi, işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhamed  başinda dururdu cişini yaptirirdi ve yola devem edirdi ve bu iftira da omazdi, ama işde orda sürüyü durdurmadigi icin başina bela buldu, ve bize dur geldiyse,  biz o sürünün başi oldugumuz icin, amma  sürünün reisi muhamed diyebilirdiki ben ayşeyle kalan siz gidekoyun ben size yetişirin deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi sonra o onlara yetişirdi olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten<br />
<br />
mesele budur vesselam.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA</span></span><br />
<br />
Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ……. ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi  ve tasdik etti derler,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">peki öylemidir bu hadis?</span><br />
<br />
Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş ve bu adama uyan ve onun duasina iştirark eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve semiallah dedi ve rukuya gitdi, bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken “ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin.” dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koycan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bimem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok. büro acmak gibi bir yetkin yok, barolar birligiude bir bilrik var avukatlar birligi, o sana müsade edince ve bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemn büro acmak, hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezuin oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BESMELE DUASI ve BiTiRiŞ DUASI</span></span><br />
<br />
Dedigimiz gibi virdimizi tarikimizin mensubu olan kimseler, Normal hali ile, hiçbir başka iş ile iştigal etmeden, sadece zikiri çekebilecekleri gibi, otobüsde işe çarşiya giderken yine televizyon seyrederken veya ,…. gibi başka işler ile meşgul ikende bir yandan virdimizi çekebiliriz, ancak virdimize başlarken virdimizin besmelesi ve giriş duasi olan<br />
<br />
“Esteuzubillah. Inne ibadillahissalihiyne ve evliyaullahu, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.<br />
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!<br />
Ya Eyyühed deccal ve havaasike!<br />
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.<br />
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazeşşehri, min hazel medinati, feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.”( ilk başlarken 3 defa)<br />
<br />
amma sonra herhangi bir sebeble, dünya kelami araya girerse, yani zikiri bölersek, ve herhangi bir sebebden konuşursak, o zaman virde, yani zikire tekrar dönmek istedigimizde yine bu giriş duamiz, bu sefer bir defa olmak kaydiyla, tekrar okunur, ondan sonra zikire devam edilir, yoksa araya dünya kelamı girerse, mesala rabbimizden eselüke duasi okuyorduk,  tam o sirada otobüsde giderken adamin biri bizi kizdirdi, ve  o adama” Allah belani versin e.. herif “dedin mesala, amma sen zikirdeydin ve zikirde Allahdan istek yapilan duayi okuyordun, ve orada zikirin ardina bu kelilerde girince, bu sefer Allahdan birde o adam icin bela istegi yapmiş oldun, yani Allah muhafaza ya o adam cok kötü bir duruma düşerse, o duanin etkisiyle, sen mes ul olursun, yani hani evliya celebi rüyasinda peygamberimizi görür, ve onu görünce, rivayet olurki “şefaat Ya Rasulallah” diyeckken, dili dolaşir ve derki ” seyahat Ya Rasulallah” der, ve ondan sonra gezmedik yer birakmaz,  ve “seyhatnameyi” yazar derler, yani işde yanliş yerde yapilcak yanliş bir kelam, ya senin cok kötü bir hale dücar olmana, yada başkasinin öyle bir hale dücar olmasina sebeb olabilirsin. yada mesala diyoruzki duanin bir yerinde vedfea duasinda  “şeytani ve hizbini askerini benden uzak et” diye dua ediyoruz,  amma tam o sirada yanimizdaki biri tiksirdi, ve elhamdülillah dedi, senin üzerine ona yerhamukellah demek vacip oldu, ve sende zikiri birakip o sirada “yerhumukellah” dedin ve sonra zikire devam ettin, ne oldu şimdi, şeytana rahmet dilemiş olursun, yani öyle olunca zikiri herhangi bir sebebden zikiri ve virdi birakan kimse, zikire geri dönececeği zaman, önce giriş duamızı okuyacak, ondan sonra zikiri devam edecek.<br />
<br />
Yine duamızın bitiriş duasi vardir, aynen kuran okurkan okunan, yani kuranı okumayı bitirnce  okunan “sadakallahul aziym” diye bitiriş duası olan kelimeyi kullanmamız gibi<br />
bizim bitiriş duamiz ise<br />
1- „Rabbi inneke semîud duâi.“<br />
2- „Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.“<br />
3- “Adede ma vesiahu ilmullah”<br />
<br />
dir yani  ya zikirmizi tamamen bitirince, yada  herhangi bir sebebden zikiri bırakan, ve o an artık devam edemeyecek olan, sonra sabahsa, kalan kısmı artık ancak akşam devam edebilcek ise, ve bu arada yapılanlar var, edilenler var, söylenenler var, ve sen akşam zikiri bitirnce,  bu üc son bitiriş dausını yapınca, o zikir arasında olan bütün fiileride artık, Allahdan dua niyetine istemiş olursun, ve birde kabul etmesini istemiş, birde bunları çoookca kere katla demiş olursun, yani öyle olunca, ya o arada yalan bir söz söyeldinse ne olacak o zaman, ya günah işlemişsen ne olcak o zaman, öyle olunca herhangi bir sebebden zikirden ayrılacak olan  kimse, hemen bu bitiriş duasını, üc duayı birer defa okur, ve öyle zikirden ayrılır yani ama küçük “evet, hayir, sağdan git ,soldan gel” gibi küçük bazli söz ve ayrılmalarda gerekmez, bu  bitiriş duasını okumak.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUANIN VE ZiKiRiN VAKTi</span></span><br />
<br />
bir sohbet Meclisi’nde dinledim diyor ki : namaz kılacağım zaman namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta olduğun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.<br />
<br />
Tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim’de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki “rabbe sığınırım” de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var. Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, düm düm dediği zaman, Ha o su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız. mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere baba de, bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi oluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi, Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var, bi olay ve problem tek kelime yada tek cümleyle de anlatılacak bir şey değil. Ama mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim’de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz. o gibi yani Allahu Teala orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim’de falancı peygamber : “falan falan” dedi de istedi, filanci peygamberde : “filan filan dedi de istedi” diye bize Kuranı Kerim’de yer vermiş öğretiyor, bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya’ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya’daki bakkal da senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google’da tercüme ettir, Fransa’ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir mahsur yoktur.<br />
<br />
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah’tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun? diye sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.<br />
<br />
Bir kez Allah dese aşk ile lisan<br />
Dökülür cümle günah misl-ü hazan<br />
Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ)<br />
<br />
Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor.<br />
<br />
“Elin işte, gözün oynaşta”<br />
<br />
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi dua eden değildir o dua etmenin vakti.<br />
<br />
Bunu da şu misal ile anlatayım:<br />
<br />
DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?<br />
<br />
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,<br />
<br />
Hanım da dedi :<br />
<br />
Evde tuz kalmadı dedi, Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.<br />
<br />
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba?<br />
<br />
Halbuki nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı dua etmek, biraz gec degilmi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya ,<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ<br />
<br />
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟<br />
<br />
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.<br />
<br />
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.<br />
<br />
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.<br />
<br />
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet tayyibât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi.”Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim.”<br />
<br />
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın.<br />
<br />
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir.İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.<br />
<br />
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.<br />
<br />
Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi – 90-93 . Ayet<br />
<br />
<br />
O zaman, Allah a da, yağmursuz kaldı mı dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.<br />
<br />
“Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz.”<br />
<br />
(Atasözü)<br />
<br />
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah’a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!<br />
<br />
Mesela : ben Ankara’ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara’ya gideceğim de, ben Ankara’ya gideceğim diyorsun. bunu demek ile Ankara’ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara’ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye sebeblere yapışmadın da şimdi Allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, “dua ettik ama, yağmur yağmadı ya” Masalları .<br />
<br />
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela<br />
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)<br />
<br />
Yani Öyle olunca Dua Etmek de, fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim’den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam’ın o zamanın Firavun’un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun’un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf’u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye ve masal mı zannettin sen bunu Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah’tan mucize bekle!!!<br />
Yusuf öyle mi yapmış? o zaman gelsin dua ederizmi demiş? o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ<br />
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ<br />
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ<br />
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ<br />
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.<br />
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.<br />
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.<br />
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.<br />
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”<br />
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.<br />
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”<br />
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler.<br />
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi.<br />
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler.<br />
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.<br />
<br />
Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler<br />
<br />
<br />
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarin emmareleri, 7 sene öncesinden görülebilmekte.<br />
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz. Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de<br />
<br />
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):<br />
<br />
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:<br />
<br />
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:<br />
<br />
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.<br />
<br />
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecegiz bizler, camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı, o zaman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya? Ben medinedeyken sünnet olan kırk vakitiı camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamadım, böyle yaprasak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.<br />
Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak geleceketeki hayatin güzel olur, bu belalara maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir imizi ve evradı mızı Hızlı okumanın sebebi ve hikmeti şunlardır</span></span><br />
<br />
<br />
Düşünün Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar gelmesini, yine Hazreti Musa Aleyhisselam'ın firavundan Kaçarken denize dayandığı vakit, firavun ve ordusunun arkasından onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmamaları, şeytan aleyhillane Adem Atamızdan bu yana, İnsanoğlu yaratılmadan yaratıldı, ve insan yaratıldı yaratılalı dan bu yana insanoğluna düşman olup, bu kininden nefretinden vazgeçmeyip, her an insanoğlunun ensesinde onu yanıltmak ve onu helak etmek için peşinde ve ensesinde. şu anda Deccal aleyhillane, kendisine şeytanı rehber ediğindiği için, şeytan kendine iyi bir komutan bulmuş vaziyette Eskiden kendi çocuklarıyla birlikte savaşırken, şimdi insanlardan olan, bir de kendine iyi  bir komutan buldu, ve Deccal'in askerleri ve Şeytanın Askerleri hep birlikte müminleri helak etmek için uğraşmak da. Düşünün Aynen Musa'nın kaçtığı gibi Muhammed'in Mekke'den Medine'ye kaçtığı, gibi zikrimiz de de, işte gayretiniz öyle olmalı ki, şeytan ve deccal, Siz okurken herhangi bir yerini unutturup onu yanlış okutmak için, size yetişip bir yerlerini çalmasın. O yüzden olanca gayretiniz ile sınıflara gayret edin, 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız lazım. yine sabah namazlarınıda bizim Yasin okuma yöntemi  ile kılmaya gayret ediniz, bu yönteme dikkat edin, Ve bu üç yöntemden birisini seçip,Yasin ile sabah namazı kılmaya gayret edin. Ve zikrimizi de herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde, okumaya gayret edin ki, heran ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak için, ve ayağımıza çelme takmak, için fikrimizi zikrimizi çalmak, ve zikrederken bizim dediklerimizi söyletmemek, Rabbimize o dileklerimizi iletemememiz için olanca gayretiyle çaba sarf etmekte, Deccal da ona yardım edip, frekans silahlarıyla, bugünkü değişik silahlarıyla, fiziksel elektriksel, her türlü ona destek ve yardım etmekte. O yüzden Ey Sofi Sofi Sofiye ve Müridimiz, gücünün yettiği kadar Zikiri hızlı okumaya gayret et, ama zikir okumadan, bu sınıflar süresinde de, zikirlerin ne manaya geldiğini, zikirde ne dediğini de öğren, tercümelerine bak, Bunların hepsi ya ayet, veya hadis, ya da salavat, bunları internette aradığın zaman, yahut bir Hoca'ya sorduğun zaman tercümlerini bulabilirsin, inşallah yakında Biz video yapacağız bunların açıklamasınıda anlatacağız, o güne kadar gayret edin, o güne kadar google de de aradığın zaman, her zikrin  veya ayetin veya hadisin manasının ne olduğunu bulabilir, onların manasını, internetten, ya da bir Kur'an mealinden, hadis kitabından öğrenebilirsin, ne dediğini ne zikrettiğini bil, fakat dediğim gibi işte, 11 sınavı geçtikten sonra, benim Zikri  okuduğum  gibi okui zikrret. ve zikiride olanca gayretinle hızlı okumaya çalış, fakat telaffuzları ve mahreçleri yanlış okuma, her Mahreç ayrı bir frekans, zaten şeytan frekans bu peltek se dyzafdakı dad harıufı gıbı farklkli frekans Yayınlarını Deccal ters çeviremez, onun için her harf ayrı bir frekans, O yüzden Her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösteriyor, O yüzden harflerin mahreçleri de dikkat et ve hızlı okuyorum diye de, bir yerlerini de yutma, onu yutman demek, unutman zaten yanlış da,zikirde unutturup da o zaman aklına gelmemesi işte, şeytanın çalması demek, Eğer kur'an-ı Kerim gezen yürüyen Kur'an Muhammed ve yani, ademoğlunun bedeni, ve bir insan demek ise, Senin ondan unuttman yada unuturulman demek,ondan bir parçanın çalınması demek, insanoğlunun bozulması, kainatın bozulması demek, Senin orada yapacağın bir yanlış, işte yukarı ölçekde çok şeylerin değişmesine bozulmasına sebep olacaktır. O yüzden biz Allah'ın askerleri olaraktan, bunlara dikkat edeceğiz, ve insanoğlunun kıyamete kadar, ayakta sağlam, ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam ve ayakta durmasının görevlileri olacağız, O yüzden bize verilen, bizim elimizdeki daha doğrusu bende kalan, bana verilen, benim hafızamda olan bu ayetler, dualar  ve hadisler, bu zikrin içinde, bunları saklamak, ben ve benim askerime düştü, diğer tarikatlar kendileri Onlar hangi araçları duaları var vwe zikrediyorlarsa, Onlara da o görev düşmüştür, bizim mensuplarımıza müntesiplerimize düşen, bizler bu ayetleri saklamak korumak, ve onları kıyamete kadar muhafaza etmek ile sorumluyuz, o yüzden iyi bil görevini ve iyi yap,... vesselam.... <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?</span></span><br />
<br />
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.<br />
<br />
Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.<br />
<br />
Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.<br />
<br />
Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.<br />
<br />
Ardından:<br />
<br />
  Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.<br />
<br />
Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.<br />
<br />
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.<br />
<br />
Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FREKANSIN AKICILIĞI</span></span><br />
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.<br />
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA</span></span><br />
<br />
Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.<br />
<br />
Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.<br />
<br />
Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...<br />
<br />
İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.<br />
<br />
———-oooooooooooooooooo——–<br />
<br />
şimdilik bu kadar, sonra yine devam ederiz adab ve kolayliklara. arada sirada buraya yine bak ki, yeni bilgiler eklenmişmi haberdar olabilesin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Zikir Adabı Yani Vird Adabı</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı</span></span><br />
<br />
Zikrullah dört türlü yapılır.<br />
<br />
1-Yalnız lisan ile yapılan zikir:<br />
<br />
2- Yalnız kalp ile zikir:<br />
<br />
3- Kalben ve lisanen zikir:<br />
<br />
4 – Namaz gibi beden ile yapilan Zikir<br />
<br />
5 – Hac gibi sadaka gibi mal ile yapilan Zikir<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Vird) Adabı</span></span><br />
<br />
<br />
1. Vakit<br />
Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. SAYI ADET</span></span><br />
<br />
yeni intisab edenler sadece intisab zikirimizi  40 gün okuyuncaya kadar devam ederler, eger onlarda 40 gün icerisinde, bu zikirler rahat okunur hale gelip, ahlak halini alinca, cekmeden duramaz hale gelince, yani 40 günün sonunda, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan,  1. SINIF zikirini çekmeye başlarlar. yine birinci sinif sofiler, bu zikir onlarda ahlak olunca kolayca okur hale gelince, yine tam 40 gün okuyunca, hani burda 40 günden kasit, ard arda 40 gün olmasi şart degildir. aynen nasil bir şirkette işe girince takavite ayrilmak icin, en az 5000 iş günü sigortali calişmiş olmak gerektigi gibidir, yani adam 5000 iş gününü, ya ard arda her gün calişip, bu toplam 15 seneye tevafuk eder, ve ya adam senenin iki ayi boş geciyordur, sezon işcisidir, sezon kapaninca boşda kaliyordur, öyle olunca, bu adamin her sene iki ay acigi var, o yüzden 5000 iş gününü 15 senede tamam edemez, ve  o aciklari da, ne zaman calişip doldururda toplam 5000 iş gününü doldurursa, o zaman takavite hak kazanir, amma şimdi birde yaş yasasi cikardilar, o yeni durumlar. hani burda bunu misal olarak verdik, yani işde sizde bu 40 günün 30 gününü ard arda cekmiş olursaniz, bir hafta mesala cekemdiniz, yahut iki gün cekemediniz,  hasta falan filan oldunuz, o zaman işde, o cekdiginiz gün sayisi not edilir, yani takvim tutulur, ve iyi oldukdan sonra, yine cekilmye devam edilir, ve ne zaman tam 40 gün oldu o zaman intisab zikiri cekiyorsa 1.SINIFA gecer  Yahut 1.SINIF zikiri cekiyorsa, 2. sinifa gecer, 2 yse 3e gecer. ve ilk 3 sinifin zikirlerini yazdik sayfamizda, ondan sonrakiler yakinda eklencek yine, ve ondan sonrakilerde belli zikirler sadece sayi olarak degişcekdir, ve  amma ana kadran koruncakdir. yine birinci sinif zikiri cekerken, vaktim var mesala, bir cekilcekleri, iki  ceken, 2 cekilcekleri üc ceken olmaz, birinci sinif sadece bir cekecek, ikinci sinif iki yazan yerleri iki, 10 yazani on cekecek, sayiya dikkat edilcek, yoksa ikinci gün cekemezsiniz. ve yine 10. sinif sofiler zikiri aynen zikir evradi pro 8 de yazdigi gibi ceklerler, adetler ordakigibi. 10. SINIF ceklenerde o zikir ahlak olunca  artik mevsim zikirine gecme vaktinin geldigini gösterir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Mevsim Zikiri</span></span><br />
<br />
10. SINIF sofi artik zikir onda ahlak olunca artik günde iki defa zikretmeye başlar, yani zikiri 1,5 saate, düşürenler artik salavat ve fatihada da okumaya  başlar, ve sonra ise, ondan 40 gün dolunca, artik ahlak olunca, ilkbahar ve yazlari, eger vakit müsaitse sabah uzun, “Hizbül Kebir”,  tam zikiri okur, ikindiden sonra “Hizbül Kasr” okunur ve yine sonbhar ve kışları ise bu sefer sabah “hizbül kasr” akşamlari “hizbül kebir” okunur ve yine salavat ve fatihalarda okunur  fatihalar sadece günde 1 defa okunur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. HER SINIFIN SÜRESi</span></span><br />
<br />
Normalde her sinif zikiri 40 günde katedilir, 40 günde ahlak halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir onda ahlak olunca, kolay hale gelince, bir üst sinifa gecilir. üst sinifa gecmek icin tarikatin pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sinifa gecilir, eger üst simnif zikirmni cekerken onda sendeleme olmuyorsa, devam edilir, üst sinifda sendeleme olursa, tekrar bir alt sinifa dönülür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir Nasıl Yapılır ?</span></span><br />
<br />
Sessiz  sakin olmalıdır. (Yüksek  sesle  değil,  kendi  duyacağın kadar  sesle olmalı.)<br />
<br />
Mutlaka abdestli olunmalı diye bir kuralimiz yok, eger abdestli olmak mümkünse abdestli olunur, abdest mümkün degilse, evde arabda iş yerinde bir adet ince iki el sigacak büyüklükdeki fayans bu işi görür, toprak cinsi taş cinsi cam cinsi herşeye teymmüm edilerekde zikiredilebilir, yine abdest ve teyemmüme fırsatımız olmadıysa, mesal trende otobüsde gidiyorsak, abdestsiz olarakda zikiredilebilir, carşida, pazarda, otobüsde, bir yerden bir yere, işimize aşimiza giderken dahi, vakti degerlendirip, zikirimizi eda edebiliriz, yine zikir artik ezber olunca, televizyon seyrederkende zikir edilbeilir, bir yandan televizyon, ve bir yandan da zikir de müsaitdir, arabanin licht maschinesinin elektrik ürertmesi gibi, arabanin hareket etmesi, zaten onun elektrik üretmesini sagliyor, ve öyle olunca hereket ettikce üretir, bir yandanda aküyü doldurur degilmi, öyle olunca onun saga sola gitmesi, durmasi kalkmasi, elektrik üretmesine engel degildir. sadece stop edince  durunca yani motoru susturunca üretmez degilmi, yani sen susunca  zikrinin enrjisi üretilmez, yoksa televizyon seyrederkende, dilin bir yandan zikredebilir, yani tevizyonu seyretmek dilinin zikiretmesine engelmi yani, degil, o zaman nedir yani.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirmizin kazasi yokdur</span></span><br />
<br />
DiKKKAT  Zikirimizin kazasi yokdur yani bir gün zikir edemedin diye, ikinci gün müsait olunca, o gün dünkünüde ceken olmaz, ikinci gün, sadece o günkü cekilir, yani öncekini kaza edip iade etmek yokdur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EXTRA zikirler</span></span><br />
o hal ve durum vuku bulunca cekilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GAFLETLE YAPILAN VE RUTiN OLMUŞ ZiKiR, ZiKiR  DEĞiLDiR</span></span><br />
<br />
Gafletle kılınan namaz, namaz değil, zikirde zikir değildir, yani zikir ve namaz uyaniklik halidir. ve zikir Allahi anma ve hatirlamadir, cuma namazi o haftaki olaylari müzakeredir. nitekim namazda her ne kadar aklimiza, o gün yapip ettiklerimiz, ve edeceklerimiz, o beş dakikanin icine, hücum etsede, işde o beş dakika, sanki günü müzakere etme, ve yine allahi hatira getirme vaktidir. Gününü müzakeresinde ben bunu yapinca ne oldu, Allah ne murad etdi gibi tefekkür lazim, yine zikirler manasizca, şuursuzca cekilince tesir göstermez. yani onun sendeki oluşturacagi ulvi tefekkür, ve olacak olan marifet açığa çıkmaz, ne zaman uyanik olrak zikirettin, şuurunda hergün acilma olup, Allahin ilim deryasina dalmya başlayacaksindir. bir gün olmasa, bir ay sonra sende de bu tefekkürler başlayip, meleklerden ilham almaya başlayacaksin amm aiyi ilahm ile kötü ilhami ayirt edecek kadar islam şeriatini bilmen lazim. hatta bazen uzaklardaki birilerini hatta ölülerden, dirilerden haber gelecek.  Amma sen uyanik olrak zikredersen. Az önce dedik  tv seyrederken de zikiredilir. yani biz imam hatipde trampet takiminda tembirdekciydik, hem bir yandan tembirdek çalcan, hemde notasina göre çalacan hemede ayaklarını grubla birlikte sağı solu denk atacan şaşirmayacan, ve yine geçit alanına gelince de selam vercen birde. yani iki üç iş yapmak zikirede engel degildir. yine araba kullanmak gibi, ayaklar ayri iş, eller ayri iş, gözelr ayri iş , ve yine akıl ilede, her an uyanık olmayı gerektirir, bir an uyudun, kaza yapar geberirsin, o yüzden zikir  ve namzda Allahı andığını bilmekdir. Allahı unutupda gafil gafil zikredip birde bundan meded beklemek kadar ahmaklık olamaz, yani zikirleri cekerken onun manalarinida ögrenmek, ve ne dedigini bilmek, şuurlu cekmekdir. sonra onlari şuurlu cekince, yine yani gafil degil, gecit alanina gelince selam vermek gibi, hani namazda şeytan günün meşgalelerini aklina getirir dalarsin, sonra birden bire, namazi hatirlarsin, cünkü o vesves veerip cikmişdir, sen o cikinca kendine gelince, ücmü kildim, ikimi unutuveririsin, cünkü daha önce namazda degildinki, tarlada takkada, işde aşda, karida kizda cocukdaydin, aklin başina gelipde, namazda oldugunu hatirlayinca, sapittin işde, öyle olunca namaz  ve zikir uyanik olma halidir. amma insan ne kadar zorlarsa zorlasin, illa o vesves gelcekdir, gaflette olcakdir, amma işde uyanik olmaya gayret etmek demek, gecit alanina gelince selam verecegini unutup es gecmemek demekdir.yani uynaik olup bir nota atlamamak gerekir, tv seyrederkende zikirde neyi ne zaman kac kere cekdigini unutmamak lazimdir. işde yine  usta olmuş bir şoför, rutin her gün gidip geldigi bir yolda, bir da uzunsa yol, ve trafikde karman corman degil, ve sakin ise, giderken birden gaflet basar, ve uykun gelirya, zikirde böyleldir, rutin olmuş ezber olmuş bir zikiri cekerken daha iki üc tesbih gecince, seni uyku basar. ve şeytan,  seni zikirden  alakoymak ister , ne yapacan o zaman, oturuyorsan, ayaga kalk, ve odada yürüyürek cek, veyahut  elini duvara biryere meshet, ve başina kaplama mesh yap, yahut  sonra elinin tersi ile ensene dokunki gözlerin acilsin, yahut ensen soguk su cal, yahut direk aydinlik ve işiga bak, ve uykun acilsin sonra zikret. veya yürüyerek zikredersen, yine sana uyku veremez , oda da gezinerek zikret.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikirde Tökezleme veya Durma olursa</span></span><br />
<br />
Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur cünkü sürüde topal koyunlar vardir sürünü bazen onlari beklemesi lazim gelir yoksa sürü vediri giderse o topal kör koyunlar arkada kalir ve kurtlar yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmecen diye birsey yok<br />
mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim ucak bazen rotar yaparsa sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin ucak rotar<br />
yapinca trende rotar yapmaz azizim yine trende rotar yapdiysa mesala otbüsle gidenler zikiri cekicek kardeşim yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi yahutta ankara balgatan kizılaya yürğyen gibi ankaradan ankaraya giden  zikir ceken en basit zikiri cekenlerde var onlarda bu kadar basit zikirı cekemezse balgattan ankaraya yürüyemezse ben daha ne diyen. bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birilri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor hani muhammed sürüsü gidiyordu hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti devam etdi, bu sefer de  iftira etdiler ve dediler  ayşe zina etdi, işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhamed  başinda dururdu cişini yaptirirdi ve yola devem edirdi ve bu iftira da omazdi, ama işde orda sürüyü durdurmadigi icin başina bela buldu, ve bize dur geldiyse,  biz o sürünün başi oldugumuz icin, amma  sürünün reisi muhamed diyebilirdiki ben ayşeyle kalan siz gidekoyun ben size yetişirin deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi sonra o onlara yetişirdi olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten<br />
<br />
mesele budur vesselam.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA</span></span><br />
<br />
Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ……. ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi  ve tasdik etti derler,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">peki öylemidir bu hadis?</span><br />
<br />
Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş ve bu adama uyan ve onun duasina iştirark eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve semiallah dedi ve rukuya gitdi, bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken “ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin.” dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koycan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bimem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok. büro acmak gibi bir yetkin yok, barolar birligiude bir bilrik var avukatlar birligi, o sana müsade edince ve bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemn büro acmak, hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezuin oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BESMELE DUASI ve BiTiRiŞ DUASI</span></span><br />
<br />
Dedigimiz gibi virdimizi tarikimizin mensubu olan kimseler, Normal hali ile, hiçbir başka iş ile iştigal etmeden, sadece zikiri çekebilecekleri gibi, otobüsde işe çarşiya giderken yine televizyon seyrederken veya ,…. gibi başka işler ile meşgul ikende bir yandan virdimizi çekebiliriz, ancak virdimize başlarken virdimizin besmelesi ve giriş duasi olan<br />
<br />
“Esteuzubillah. Inne ibadillahissalihiyne ve evliyaullahu, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.<br />
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!<br />
Ya Eyyühed deccal ve havaasike!<br />
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.<br />
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazeşşehri, min hazel medinati, feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.”( ilk başlarken 3 defa)<br />
<br />
amma sonra herhangi bir sebeble, dünya kelami araya girerse, yani zikiri bölersek, ve herhangi bir sebebden konuşursak, o zaman virde, yani zikire tekrar dönmek istedigimizde yine bu giriş duamiz, bu sefer bir defa olmak kaydiyla, tekrar okunur, ondan sonra zikire devam edilir, yoksa araya dünya kelamı girerse, mesala rabbimizden eselüke duasi okuyorduk,  tam o sirada otobüsde giderken adamin biri bizi kizdirdi, ve  o adama” Allah belani versin e.. herif “dedin mesala, amma sen zikirdeydin ve zikirde Allahdan istek yapilan duayi okuyordun, ve orada zikirin ardina bu kelilerde girince, bu sefer Allahdan birde o adam icin bela istegi yapmiş oldun, yani Allah muhafaza ya o adam cok kötü bir duruma düşerse, o duanin etkisiyle, sen mes ul olursun, yani hani evliya celebi rüyasinda peygamberimizi görür, ve onu görünce, rivayet olurki “şefaat Ya Rasulallah” diyeckken, dili dolaşir ve derki ” seyahat Ya Rasulallah” der, ve ondan sonra gezmedik yer birakmaz,  ve “seyhatnameyi” yazar derler, yani işde yanliş yerde yapilcak yanliş bir kelam, ya senin cok kötü bir hale dücar olmana, yada başkasinin öyle bir hale dücar olmasina sebeb olabilirsin. yada mesala diyoruzki duanin bir yerinde vedfea duasinda  “şeytani ve hizbini askerini benden uzak et” diye dua ediyoruz,  amma tam o sirada yanimizdaki biri tiksirdi, ve elhamdülillah dedi, senin üzerine ona yerhamukellah demek vacip oldu, ve sende zikiri birakip o sirada “yerhumukellah” dedin ve sonra zikire devam ettin, ne oldu şimdi, şeytana rahmet dilemiş olursun, yani öyle olunca zikiri herhangi bir sebebden zikiri ve virdi birakan kimse, zikire geri dönececeği zaman, önce giriş duamızı okuyacak, ondan sonra zikiri devam edecek.<br />
<br />
Yine duamızın bitiriş duasi vardir, aynen kuran okurkan okunan, yani kuranı okumayı bitirnce  okunan “sadakallahul aziym” diye bitiriş duası olan kelimeyi kullanmamız gibi<br />
bizim bitiriş duamiz ise<br />
1- „Rabbi inneke semîud duâi.“<br />
2- „Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.“<br />
3- “Adede ma vesiahu ilmullah”<br />
<br />
dir yani  ya zikirmizi tamamen bitirince, yada  herhangi bir sebebden zikiri bırakan, ve o an artık devam edemeyecek olan, sonra sabahsa, kalan kısmı artık ancak akşam devam edebilcek ise, ve bu arada yapılanlar var, edilenler var, söylenenler var, ve sen akşam zikiri bitirnce,  bu üc son bitiriş dausını yapınca, o zikir arasında olan bütün fiileride artık, Allahdan dua niyetine istemiş olursun, ve birde kabul etmesini istemiş, birde bunları çoookca kere katla demiş olursun, yani öyle olunca, ya o arada yalan bir söz söyeldinse ne olacak o zaman, ya günah işlemişsen ne olcak o zaman, öyle olunca herhangi bir sebebden zikirden ayrılacak olan  kimse, hemen bu bitiriş duasını, üc duayı birer defa okur, ve öyle zikirden ayrılır yani ama küçük “evet, hayir, sağdan git ,soldan gel” gibi küçük bazli söz ve ayrılmalarda gerekmez, bu  bitiriş duasını okumak.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUANIN VE ZiKiRiN VAKTi</span></span><br />
<br />
bir sohbet Meclisi’nde dinledim diyor ki : namaz kılacağım zaman namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta olduğun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.<br />
<br />
Tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim’de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki “rabbe sığınırım” de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var. Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, düm düm dediği zaman, Ha o su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız. mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere baba de, bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi oluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi, Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var, bi olay ve problem tek kelime yada tek cümleyle de anlatılacak bir şey değil. Ama mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim’de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz. o gibi yani Allahu Teala orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim’de falancı peygamber : “falan falan” dedi de istedi, filanci peygamberde : “filan filan dedi de istedi” diye bize Kuranı Kerim’de yer vermiş öğretiyor, bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya’ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya’daki bakkal da senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google’da tercüme ettir, Fransa’ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir mahsur yoktur.<br />
<br />
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah’tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun? diye sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.<br />
<br />
Bir kez Allah dese aşk ile lisan<br />
Dökülür cümle günah misl-ü hazan<br />
Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ)<br />
<br />
Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor.<br />
<br />
“Elin işte, gözün oynaşta”<br />
<br />
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi dua eden değildir o dua etmenin vakti.<br />
<br />
Bunu da şu misal ile anlatayım:<br />
<br />
DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?<br />
<br />
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,<br />
<br />
Hanım da dedi :<br />
<br />
Evde tuz kalmadı dedi, Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.<br />
<br />
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba?<br />
<br />
Halbuki nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı dua etmek, biraz gec degilmi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya ,<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ<br />
<br />
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟<br />
<br />
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.<br />
<br />
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.<br />
<br />
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.<br />
<br />
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet tayyibât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi.”Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim.”<br />
<br />
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın.<br />
<br />
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir.İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.<br />
<br />
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.<br />
<br />
Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi – 90-93 . Ayet<br />
<br />
<br />
O zaman, Allah a da, yağmursuz kaldı mı dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.<br />
<br />
“Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz.”<br />
<br />
(Atasözü)<br />
<br />
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah’a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!<br />
<br />
Mesela : ben Ankara’ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara’ya gideceğim de, ben Ankara’ya gideceğim diyorsun. bunu demek ile Ankara’ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara’ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye sebeblere yapışmadın da şimdi Allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, “dua ettik ama, yağmur yağmadı ya” Masalları .<br />
<br />
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela<br />
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)<br />
<br />
Yani Öyle olunca Dua Etmek de, fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim’den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam’ın o zamanın Firavun’un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun’un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf’u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye ve masal mı zannettin sen bunu Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah’tan mucize bekle!!!<br />
Yusuf öyle mi yapmış? o zaman gelsin dua ederizmi demiş? o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ<br />
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ<br />
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ<br />
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ<br />
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.<br />
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.<br />
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.<br />
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.<br />
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”<br />
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.<br />
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”<br />
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler.<br />
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi.<br />
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler.<br />
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.<br />
<br />
Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler<br />
<br />
<br />
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarin emmareleri, 7 sene öncesinden görülebilmekte.<br />
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz. Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de<br />
<br />
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):<br />
<br />
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:<br />
<br />
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:<br />
<br />
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.<br />
<br />
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecegiz bizler, camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı, o zaman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya? Ben medinedeyken sünnet olan kırk vakitiı camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamadım, böyle yaprasak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.<br />
Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak geleceketeki hayatin güzel olur, bu belalara maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir imizi ve evradı mızı Hızlı okumanın sebebi ve hikmeti şunlardır</span></span><br />
<br />
<br />
Düşünün Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar gelmesini, yine Hazreti Musa Aleyhisselam'ın firavundan Kaçarken denize dayandığı vakit, firavun ve ordusunun arkasından onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmamaları, şeytan aleyhillane Adem Atamızdan bu yana, İnsanoğlu yaratılmadan yaratıldı, ve insan yaratıldı yaratılalı dan bu yana insanoğluna düşman olup, bu kininden nefretinden vazgeçmeyip, her an insanoğlunun ensesinde onu yanıltmak ve onu helak etmek için peşinde ve ensesinde. şu anda Deccal aleyhillane, kendisine şeytanı rehber ediğindiği için, şeytan kendine iyi bir komutan bulmuş vaziyette Eskiden kendi çocuklarıyla birlikte savaşırken, şimdi insanlardan olan, bir de kendine iyi  bir komutan buldu, ve Deccal'in askerleri ve Şeytanın Askerleri hep birlikte müminleri helak etmek için uğraşmak da. Düşünün Aynen Musa'nın kaçtığı gibi Muhammed'in Mekke'den Medine'ye kaçtığı, gibi zikrimiz de de, işte gayretiniz öyle olmalı ki, şeytan ve deccal, Siz okurken herhangi bir yerini unutturup onu yanlış okutmak için, size yetişip bir yerlerini çalmasın. O yüzden olanca gayretiniz ile sınıflara gayret edin, 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız lazım. yine sabah namazlarınıda bizim Yasin okuma yöntemi  ile kılmaya gayret ediniz, bu yönteme dikkat edin, Ve bu üç yöntemden birisini seçip,Yasin ile sabah namazı kılmaya gayret edin. Ve zikrimizi de herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde, okumaya gayret edin ki, heran ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak için, ve ayağımıza çelme takmak, için fikrimizi zikrimizi çalmak, ve zikrederken bizim dediklerimizi söyletmemek, Rabbimize o dileklerimizi iletemememiz için olanca gayretiyle çaba sarf etmekte, Deccal da ona yardım edip, frekans silahlarıyla, bugünkü değişik silahlarıyla, fiziksel elektriksel, her türlü ona destek ve yardım etmekte. O yüzden Ey Sofi Sofi Sofiye ve Müridimiz, gücünün yettiği kadar Zikiri hızlı okumaya gayret et, ama zikir okumadan, bu sınıflar süresinde de, zikirlerin ne manaya geldiğini, zikirde ne dediğini de öğren, tercümelerine bak, Bunların hepsi ya ayet, veya hadis, ya da salavat, bunları internette aradığın zaman, yahut bir Hoca'ya sorduğun zaman tercümlerini bulabilirsin, inşallah yakında Biz video yapacağız bunların açıklamasınıda anlatacağız, o güne kadar gayret edin, o güne kadar google de de aradığın zaman, her zikrin  veya ayetin veya hadisin manasının ne olduğunu bulabilir, onların manasını, internetten, ya da bir Kur'an mealinden, hadis kitabından öğrenebilirsin, ne dediğini ne zikrettiğini bil, fakat dediğim gibi işte, 11 sınavı geçtikten sonra, benim Zikri  okuduğum  gibi okui zikrret. ve zikiride olanca gayretinle hızlı okumaya çalış, fakat telaffuzları ve mahreçleri yanlış okuma, her Mahreç ayrı bir frekans, zaten şeytan frekans bu peltek se dyzafdakı dad harıufı gıbı farklkli frekans Yayınlarını Deccal ters çeviremez, onun için her harf ayrı bir frekans, O yüzden Her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösteriyor, O yüzden harflerin mahreçleri de dikkat et ve hızlı okuyorum diye de, bir yerlerini de yutma, onu yutman demek, unutman zaten yanlış da,zikirde unutturup da o zaman aklına gelmemesi işte, şeytanın çalması demek, Eğer kur'an-ı Kerim gezen yürüyen Kur'an Muhammed ve yani, ademoğlunun bedeni, ve bir insan demek ise, Senin ondan unuttman yada unuturulman demek,ondan bir parçanın çalınması demek, insanoğlunun bozulması, kainatın bozulması demek, Senin orada yapacağın bir yanlış, işte yukarı ölçekde çok şeylerin değişmesine bozulmasına sebep olacaktır. O yüzden biz Allah'ın askerleri olaraktan, bunlara dikkat edeceğiz, ve insanoğlunun kıyamete kadar, ayakta sağlam, ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam ve ayakta durmasının görevlileri olacağız, O yüzden bize verilen, bizim elimizdeki daha doğrusu bende kalan, bana verilen, benim hafızamda olan bu ayetler, dualar  ve hadisler, bu zikrin içinde, bunları saklamak, ben ve benim askerime düştü, diğer tarikatlar kendileri Onlar hangi araçları duaları var vwe zikrediyorlarsa, Onlara da o görev düşmüştür, bizim mensuplarımıza müntesiplerimize düşen, bizler bu ayetleri saklamak korumak, ve onları kıyamete kadar muhafaza etmek ile sorumluyuz, o yüzden iyi bil görevini ve iyi yap,... vesselam.... <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?</span></span><br />
<br />
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.<br />
<br />
Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.<br />
<br />
Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.<br />
<br />
Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.<br />
<br />
Ardından:<br />
<br />
  Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,<br />
<br />
    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.<br />
<br />
Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.<br />
<br />
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.<br />
<br />
Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FREKANSIN AKICILIĞI</span></span><br />
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.<br />
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA</span></span><br />
<br />
Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.<br />
<br />
Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.<br />
<br />
Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...<br />
<br />
İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.<br />
<br />
———-oooooooooooooooooo——–<br />
<br />
şimdilik bu kadar, sonra yine devam ederiz adab ve kolayliklara. arada sirada buraya yine bak ki, yeni bilgiler eklenmişmi haberdar olabilesin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2368</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 05:51:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2368</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır. “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti</span></span><br />
<br />
Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in  “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti  ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir.  Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :<br />
 Ey Ali Sabah namazının iki  rekatını kıldıktan sonra<br />
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.<br />
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in  o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah'ın izniyle mümkün olacaktır.<br />
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O iki zikir bunlardır</span></span><br />
<br />
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.<br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
<br />
İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…<br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Faziletleri</span></span><br />
<br />
    Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]<br />
    Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.<br />
    Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
</span></span><br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)</span></span><br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?</span></span><br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Daavât, 63)</span></span><br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır.<br />
<br />
 "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Nisâ sûresi (4), 31] </span></span><br />
<br />
âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. <br />
<br />
(Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]</span></span><br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette:  يُحْيِى وَيُمِيتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ  (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber” Zikrimizin Sebebi Hikmeti</span></span><br />
<br />
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATIMI İLE İSRÂ VE MÎRAÇ HADİSESİ VE O HADiS</span></span><br />
<br />
Kâinâtın Efendisi Sertâc-ı Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz bu hâdiseyi şöyle anlatırlar:<br />
<br />
“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim... Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.<br />
<br />
«−Gelen kim?» denildi.<br />
<br />
«−Cibrîl!» dedi.<br />
<br />
«−Berâberindeki kim?» denildi.<br />
<br />
«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.<br />
<br />
«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.<br />
<br />
«−Evet!» dedi.<br />
<br />
«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.<br />
<br />
Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.<br />
<br />
«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.<br />
<br />
Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:<br />
<br />
«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.<br />
<br />
Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.<br />
<br />
Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.<br />
<br />
«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.<br />
<br />
Ben onu geçince, ağladı. O’na:<br />
<br />
«–Niye ağlıyorsun?» denildi.<br />
<br />
«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.<br />
<br />
Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.<br />
<br />
Cebrâîl -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.<br />
<br />
Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:<br />
<br />
«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.<br />
<br />
Daha sonra bana:<br />
<br />
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.<br />
<br />
Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.<br />
<br />
Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:<br />
<br />
«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”<br />
<br />
Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.<br />
<br />
«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.<br />
<br />
Cebrâîl -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Şu iki bâtınî nehir, cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!» dedi...”[2]<br />
<br />
(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)<br />
<br />
Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.<br />
<br />
O da cevâben:<br />
<br />
“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Râzî, XXVIII, 251)</span><br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
Schrems, 09.09.2022</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır. “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti</span></span><br />
<br />
Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in  “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti  ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir.  Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :<br />
 Ey Ali Sabah namazının iki  rekatını kıldıktan sonra<br />
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.<br />
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in  o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah'ın izniyle mümkün olacaktır.<br />
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O iki zikir bunlardır</span></span><br />
<br />
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.<br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
<br />
İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…<br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.<br />
<br />
Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Faziletleri</span></span><br />
<br />
    Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]<br />
    Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.<br />
    Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
</span></span><br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)</span></span><br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?</span></span><br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Daavât, 63)</span></span><br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır.<br />
<br />
 "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Nisâ sûresi (4), 31] </span></span><br />
<br />
âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. <br />
<br />
(Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]</span></span><br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette:  يُحْيِى وَيُمِيتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ  (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber” Zikrimizin Sebebi Hikmeti</span></span><br />
<br />
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATIMI İLE İSRÂ VE MÎRAÇ HADİSESİ VE O HADiS</span></span><br />
<br />
Kâinâtın Efendisi Sertâc-ı Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz bu hâdiseyi şöyle anlatırlar:<br />
<br />
“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim... Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.<br />
<br />
«−Gelen kim?» denildi.<br />
<br />
«−Cibrîl!» dedi.<br />
<br />
«−Berâberindeki kim?» denildi.<br />
<br />
«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.<br />
<br />
«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.<br />
<br />
«−Evet!» dedi.<br />
<br />
«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.<br />
<br />
Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.<br />
<br />
«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.<br />
<br />
Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:<br />
<br />
«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.<br />
<br />
Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.<br />
<br />
Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.<br />
<br />
«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.<br />
<br />
Ben onu geçince, ağladı. O’na:<br />
<br />
«–Niye ağlıyorsun?» denildi.<br />
<br />
«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.<br />
<br />
Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.<br />
<br />
Cebrâîl -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.<br />
<br />
Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:<br />
<br />
«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.<br />
<br />
Daha sonra bana:<br />
<br />
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.<br />
<br />
Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.<br />
<br />
Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:<br />
<br />
«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”<br />
<br />
Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.<br />
<br />
«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.<br />
<br />
Cebrâîl -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Şu iki bâtınî nehir, cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!» dedi...”[2]<br />
<br />
(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)<br />
<br />
Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.<br />
<br />
O da cevâben:<br />
<br />
“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Râzî, XXVIII, 251)</span><br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
Schrems, 09.09.2022</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tariqatı Raşidi de Silsileye Fatiha Kulhu Okunma Sebebi Hikmeti]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2372</link>
			<pubDate>Thu, 16 May 2024 05:43:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2372</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Silsile Adabı ve Silsileye Fatiha Kulhu Okunma Sebebi Hikmeti Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tariqatı Raşidi de Silsileye Fatiha Kulhu Okunma Sebebi Hikmeti</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatında Silsile-i Kasr ve Silsile-i Kebir Nedir?<br />
Silsile, Bizim Soyumuzun Peygamberler Ailesine Dayanan Zinciridir.<br />
<br />
Aşağıdaki Resimleri takip et Resim 1 ne görüyon sanki cinsel bir obje sanki bir bayanin ikizleri gibi yahut ciplak bir popo gibi<br />
resimlere yukardan aşagiya sirayla bak, bak ilk gördgünü sandigin, ikincide öyle degilmiş dedirtiyor degilmi, ve en son geniş açı ile bakinca, hakikat çok farkliymiş degilmi, öyle olunca,<br />
Ey sevgili ey yaaar bizim zikir evradımızde duaların dışında birde silsileye fatihalar var, fatihaları okumaya başla artık, ve okurken önce 3 kulhu bir fatiha ile başla, ve ona alışınca artik gereken yerlerde 13 kulu 7 fatiha oku ki penceren genişlesin, ve hayata geniş geniş bakabilesin ey sevgili, ey salik, ey sofi, ey sofiyem, ey müridim, ey raşidi tarikati mensubu olan şahıs, ey yaaaaar. yani silsiledeki kimseler bizden bir üstteler, ve her üstten bakan, daha iyi görür, öyle olunca, onlarin bakdigi yerdn bakabilmek icin, onlari giy, onlari giymek icin de, onlara hediye gönderki, onlara baglan, onlarin bakiş acisi ile, ve o senin sordugun konudaki görüşü, sana telapati ve rabita yolu ile ulaşsinki, sende o acidan olaylari gör.<br />
<br />
Resimleri takip et Resim 1 ne görüyon sanki cinsel bir obje sanki bir bayanin ikizleri gibi yahut ciplak bir popo gibi<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1718" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-2.jpg</a> (Boyut: 2.65 KB / İndirmeler: 133)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1719" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-3.jpg</a> (Boyut: 3.05 KB / İndirmeler: 145)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
ve en son geniş açı ile bakinca, hakikat çok farkliymiş degilmi,<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1720" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-8.jpg</a> (Boyut: 34.09 KB / İndirmeler: 149)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Silsileyi Kasr Nedir ? “Silsileyi Kasr a” Ne Yapılır? Neler Okunur?<br />
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 2 Saat ile 1,5 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“a Fatiha Ismarlarlar.<br />
Silsileyi Kebir Nedir ? “Silsileyi Kebire” Ne Yapılır? Neler Okunur?<br />
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 1,5 Saat ile 1 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“ okumayi birakir “Silsileyi Kebir” e Fatiha Ismarlarlar.<br />
Raşidi Tarikatında Silsileyi Melae Nedir ?<br />
Raşidi Tarikatı Derslerinden Silsileyi Melae<br />
Yani silsilemiz den, hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu gösterir.<br />
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.<br />
Raşidi Tarikatının Kurucusu ve Piri Karoglan Hocanin Silsileyi Üla sı ve Silsileyi Melaesi Kimlerdir?<br />
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, en azından ömürde bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Nereye baksam ayten var, saatler ayteni</span><br />
<br />
insanı ısıtan kalpdir<br />
kalbin içinde bir kapı gönül denen odaya açılır<br />
oralara bir yere ben seni koydum,<br />
sende beni koy<br />
o senide benide ısıtır<br />
ne yalnız koyar nede üşütür<br />
nereye gitsek, sen benimle, bende seninle olurum.<br />
unutma bu dünya küçük<br />
okyanuslara açılsakda,<br />
senin gönlündeysem ben,<br />
gecelerde gündüzlerde bizim,<br />
her yer leyla olur ,<br />
Nereye baksam ayten var,<br />
saatler ayteni beş geçiyor olur sevgili<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 10 Mart 2017 Cuma<br />
<br />
Original Kar © glan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatında Silsile Adabı ve Silsileye Fatiha Kulhu Okunma Sebebi Hikmeti Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tariqatı Raşidi de Silsileye Fatiha Kulhu Okunma Sebebi Hikmeti</span></span><br />
<br />
Raşidi Tarikatında Silsile-i Kasr ve Silsile-i Kebir Nedir?<br />
Silsile, Bizim Soyumuzun Peygamberler Ailesine Dayanan Zinciridir.<br />
<br />
Aşağıdaki Resimleri takip et Resim 1 ne görüyon sanki cinsel bir obje sanki bir bayanin ikizleri gibi yahut ciplak bir popo gibi<br />
resimlere yukardan aşagiya sirayla bak, bak ilk gördgünü sandigin, ikincide öyle degilmiş dedirtiyor degilmi, ve en son geniş açı ile bakinca, hakikat çok farkliymiş degilmi, öyle olunca,<br />
Ey sevgili ey yaaar bizim zikir evradımızde duaların dışında birde silsileye fatihalar var, fatihaları okumaya başla artık, ve okurken önce 3 kulhu bir fatiha ile başla, ve ona alışınca artik gereken yerlerde 13 kulu 7 fatiha oku ki penceren genişlesin, ve hayata geniş geniş bakabilesin ey sevgili, ey salik, ey sofi, ey sofiyem, ey müridim, ey raşidi tarikati mensubu olan şahıs, ey yaaaaar. yani silsiledeki kimseler bizden bir üstteler, ve her üstten bakan, daha iyi görür, öyle olunca, onlarin bakdigi yerdn bakabilmek icin, onlari giy, onlari giymek icin de, onlara hediye gönderki, onlara baglan, onlarin bakiş acisi ile, ve o senin sordugun konudaki görüşü, sana telapati ve rabita yolu ile ulaşsinki, sende o acidan olaylari gör.<br />
<br />
Resimleri takip et Resim 1 ne görüyon sanki cinsel bir obje sanki bir bayanin ikizleri gibi yahut ciplak bir popo gibi<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1718" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-2.jpg</a> (Boyut: 2.65 KB / İndirmeler: 133)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1719" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-3.jpg</a> (Boyut: 3.05 KB / İndirmeler: 145)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
ve en son geniş açı ile bakinca, hakikat çok farkliymiş degilmi,<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1720" target="_blank" title="">Raşidi-Tariqatında-Silsileye-Fatiha-Kulhu-Okunma-Sebebi-8.jpg</a> (Boyut: 34.09 KB / İndirmeler: 149)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Silsileyi Kasr Nedir ? “Silsileyi Kasr a” Ne Yapılır? Neler Okunur?<br />
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 2 Saat ile 1,5 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“a Fatiha Ismarlarlar.<br />
Silsileyi Kebir Nedir ? “Silsileyi Kebire” Ne Yapılır? Neler Okunur?<br />
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 1,5 Saat ile 1 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“ okumayi birakir “Silsileyi Kebir” e Fatiha Ismarlarlar.<br />
Raşidi Tarikatında Silsileyi Melae Nedir ?<br />
Raşidi Tarikatı Derslerinden Silsileyi Melae<br />
Yani silsilemiz den, hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu gösterir.<br />
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.<br />
Raşidi Tarikatının Kurucusu ve Piri Karoglan Hocanin Silsileyi Üla sı ve Silsileyi Melaesi Kimlerdir?<br />
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, en azından ömürde bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Nereye baksam ayten var, saatler ayteni</span><br />
<br />
insanı ısıtan kalpdir<br />
kalbin içinde bir kapı gönül denen odaya açılır<br />
oralara bir yere ben seni koydum,<br />
sende beni koy<br />
o senide benide ısıtır<br />
ne yalnız koyar nede üşütür<br />
nereye gitsek, sen benimle, bende seninle olurum.<br />
unutma bu dünya küçük<br />
okyanuslara açılsakda,<br />
senin gönlündeysem ben,<br />
gecelerde gündüzlerde bizim,<br />
her yer leyla olur ,<br />
Nereye baksam ayten var,<br />
saatler ayteni beş geçiyor olur sevgili<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 10 Mart 2017 Cuma<br />
<br />
Original Kar © glan</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>