<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Abdest Ve Taharet]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 17:16:37 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Tahâret (Temizlik) Kaç Türlü Olur?]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2744</link>
			<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:02:33 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2744</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tahâret (Temizlik) Kaç Türlü Olur?<br />
<br />
Tahâret (Temizlik) Kaç Türlü Olur?<br />
<br />
Tahâret, yani, temizlik esas olarak iki türlü olur:<br />
<br />
1 - Necasetten Tahâret (Temizlik).<br />
<br />
2 - Hadesten Tahâret (Temizlik).  <br />
Necasetten Temizlik Ne Demektir?<br />
<br />
Maddî olan kir ve pisliğe "necaset" denir. Temiz olmayan, necasetli maddeye ise "necis" adı verilir. Necasetten temizlik de, beden veya elbisede bulunan ve necis sayılan maddelerden temizliktir.<br />
<br />
 Pis olan maddelerin bâzısı aslından pistir. Bâzısı da aslı itibariyle temiz iken, daha sonra kendisine bir pisliğin bulaşması sebebiyle pis olmuştur. Bunlara misal olarak, idrar ile, kendisine idrar bulaşmış elbiseyi verebiliriz. İdrar, bizzat kendisi pis ve necistir. Elbise ise, aslında temiz iken, kendisine bulaşan idrarla pislenmiş, necis olmuştur.  <br />
Hadesten Temizlik Ne Demektir?<br />
<br />
Hades bâzı ibâdetlerin yapılmasına dinî yönden mâni olan hükmî bir kirlilik hâlidir. Abdestsizlik, cünüplük, hayız ve nifas hâli gibi... Hadesten temizlik ise, gusül veya abdest almak suretiyle, bu hades hâlinden temizlenmektir.<br />
Kaç Türlü Hades Vardır?<br />
<br />
İki türlü hades vardır:<br />
<br />
(a) Küçük hades: Yalnız abdest almakla ortadan kalkan hades hâlidir. Küçük su dökmek, ağız ve burun gibi bir uzuvdan kan gelmek, v.b. sebeblerle abdest bozulur ve küçük hades hali ortaya çıkar. Bu hâli ortadan kaldırmak için, sadece abdest almak yeterlidir.<br />
<br />
 (b) Büyük hades: Ancak gusül abdesti ile giderilen, cünüplük, hayız ve nifas gibi hallere denir. <br />
Necasetler (Pislikler) Ve Hükümleri<br />
<br />
Şeriatın temiz saymadığı, necis (pis) kabul ettiği şeylerin fıkıh kitablarında iki kısma ayrılarak incelendiği görülür:<br />
<br />
1 - Ağır Necaset (Necaset-i Galîza),<br />
<br />
2 - Hafif Necaset (Necaset-i Hafîfe)...<br />
<br />
 Bu ayırım, pisliğin az veya çok oluşuna göre değil, namazın sıhhatına mâni olup olmayan miktarına göre yapılmaktadır.<br />
<br />
Yoksa pislik, ister galiz olsun, ister hafif, eşyayı kirletmekte birbirine eşittir. Meselâ, bunlar az miktarlardaki bir suyun içine düşseler, o suyu derhal necis (pis) ederler. Artık o sudan abdest almak caiz olmaz.  <br />
Galiz Necasetten Namazın Sıhhatine Mâni Olan Miktar Ne Kadardır?<br />
<br />
Bu pisliğin, kuru veya yaş bir madde olup olmamasına göre, namazın sıhhatine mâni olan miktar değişir. Şöyle ki:<br />
<br />
Galiz necâset tabir edilen ağır pislik, kuru bir madde ise, bir dirhem, yani, üç gramdan az olmalıdır. Üç gramdan fazlası, namazın sıhhatine mâni olur.<br />
<br />
Eğer yaş bir madde ise, el ayası dediğimiz avuç içinden daha geniş bir alana yayılmamış olması şarttır. El ayasından fazla bir kısmı ıslatmış olan pislik, namaza mânidir. Namaz kılabilmek için bu miktardaki pisliklerden temizlenmek farzdır.<br />
<br />
Bu miktarlardan aşağı olan pislikler, namazın sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak yine de bu miktar pisliğin - eğer mümkünse - yokedilmesi sünnettir.<br />
Hangi Şeyler Galiz Necâsetten Sayılır?<br />
<br />
Galiz necâsetten sayılan maddeleri şöylece sıralayabiliriz:<br />
<br />
1 - İnsan vücudundan çıkan ve abdest veya gusül almayı gerektiren her şey: İdrar, kazurat, meni, mezi, vedi, kan, irin, sarı su, ağız dolusu kusmuk, hayız-nifas ve istihaze kanları gibi...<br />
<br />
Şâfiî ve Hanbelî mezheblerine göre, meni temizdir, bulaştığı yeri necis yapmaz.<br />
<br />
 2 - Eti yenmeyen hayvanların idrarları, ağız salyaları ve tersleri... Ancak eti yenmeyen hayvanlardan çaylak, kartal, atmaca gibi kuş cinsinden olanların pislikleri, hafif necâsetten sayılmaktadır.<br />
<br />
 Eti yenmeyen hayvanlardan, sadece kedinin salyası ve artığı temiz kabul edilmiştir. Kedi, insanlarla çok düşüp kalktığından, ev eşyasına her zaman dokunduğundan ve insanın elini, v.s. yaladığından, insanlara güçlük olmaması için, Allah Teâlâ onun salyasını ve ağzını pis saymamıştır. Böylece biz kullarına büyük bir kolaylık kapısı açmıştır. Nitekim Resûlüllah<br />
<br />
Efendimiz, bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"O (kedi) pis değildir. Ancak o sizin etrafınızda çok dolananlardandır."<br />
<br />
 3 - Bütün hayvanların akan kanları...<br />
<br />
 4 - Eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz, ördek ve hindi gibi kümes hayvanlarının tersleri...<br />
<br />
Eti yenen hayvanlardan serçe, güvercin gibi havada pisleyen kuşların tersleri, temiz kabul edilmektedir.<br />
<br />
 5 - "Meyte" tabir edilen leşler, yani, karada yaşayıp besmele ile boğazlanmaksızın ölen kanlı hayvanlar ve bunların tabaklanmamış derileri...<br />
<br />
Hayvan boğazlanarak öldürülmekle beraber, bu boğazlama işlemi Şeriatın tarif ettiği şekilde yerine getirilmemişse, bu hayvan da leş (meyte) hükmündedir, pis sayılır, eti de yenilmez. Hayvanı boğazlarken kasden, bile bile besmeleyi terketmek gibi. Besmeleyi çekmeyi unutmakta ise, bir beis yoktur.<br />
<br />
 6 - Alkollü içkilerden Şarap da galiz necasettendir. Bunda, bütün fıkıh âlimlerinin ittifakı vardır. Şaraptan başka olan alkollü içkilerin necâset durumlarının ne olduğu hususunda üç görüş vardır: Kimisi bunları galiz, kimisi de hafif necâset sayar. Bâzılarına göre de, bu içkiler, maddeleri itibariyle temizdir.<br />
<br />
Şu hususa dikkat edilmelidir ki, bu ihtilâf sadece şarap dışındaki alkollü içkilerin maddelerinin temiz olup olmadığı itibariyledir. Yoksa bu içkileri içmenin haram olduğunda bütün âlimler müttefiktirler.<br />
<br />
 Tentürdiyot, Kolonya, İspirto Gibi Alkollü Maddeleri Kullanmanın Bir Mahzuru Var mıdır?<br />
<br />
Şarap dışındaki alkollü içkileri, madde itibariyle temiz kabûl edenlere göre, kolonya, ispirto, tentürdiyot gibi alkollü maddeler de temizdir. Bunları kullanmak, yani, vücuduna veya elbiseye sürmek, dökmek veya şişe içinde üzerinde taşımak caizdir. Namaza mâni teşkil etmez.<br />
<br />
Diyanet İşleri Müşavere Kurulu'nun (1943-1948) tarihlerinde verdiği iki kararına göre, ispirto, kolonya gibi maddelerin içilmesi haram ise de, başka yerlerde kullanılması haram sayılmaz. Döküldüğü yeri pis etmez.<br />
<br />
Merhum Elmalılı Hamdi Yazır, tefsîrinin 1. cild, 762. sayfasında şöyle demektedir:<br />
<br />
"Üzümün şarabından mâmul olmayan ispirto, bira vesair müskirat içilemezse de, elbiseye veya bedene sürülmesi de namaza mâni olur, diye iddia edilemez. Ebu Hanife Hazretleri bu suretle şaraptan mâadâ müskiratın aynı ve katresi necis olmadığına kâil olmuş."<br />
<br />
Şarap dışındaki alkollü içkilerin de maddesi itibariyle şarap gibi necis olduğunu kabûl edenlere göre ise, ispirto ve kolonya da necistir. Bu sebeble, ispirto veya kolonyanın ıslattığı yerler, pis olmuş olur. Eğer avuç içi genişliğinde bir yeri ıslatmışsa, bu kısımlar yıkanmadan namaz kılınmaz. Kolonyanın, ıslattığı yerden, rüzgâr dokunması veya sıcaklık sebebiyle uçup gitmesi, temizlik için kâfi değildir. Mutlaka o yerin yıkanması şarttır. Aynen idrarın ıslattığı yer gibi... İdrarın ıslattığı yer kurusa bile, o kısım yıkanmadan temizlik yerine gelmiş olmaz.<br />
<br />
 Netice olarak diyebiliriz ki: Kolonya v.s. gibi temiz olup olmadığı ihtilâflı şeylerden kaçınmak, elbette en selâmetli yoldur. Ancak kaçınmanın zor olduğu hallerde, harama girildiği şeklinde düşünmemek, ispirto ve kolonya dökünmesinin mübah olduğunu söyleyenlerin de var olduğunu hatırlamak ve ona göre davranmak daha isabetli olur.<br />
Hafif Necâsetin Namaza Mâni Sayılan Miktarı Ne Kadardır?<br />
<br />
Hafif necâsetlerde ölçü, pisliğin, bulaştığı elbisenin veya uzvun dörtte birisini kaplamasıdır. Miktar dörtte birden az olursa namaza mâni olmaz. Çok olursa, namazın sıhhatine mânidir. Yıkamak farz olur.<br />
<br />
Ancak, ibâdete mâni olmayacak miktarda da olsa, galiz ve hafif her türlü necâsetten temizlenmek takvâya uygun bir davranış olur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, "temizlik îmandandır" buyururken, temizliğe dikkat edenlerin kuvvetli bir îmana sahip olduklarına işaret etmiştir.<br />
<br />
Bu bakımdan ister necâsetin galiz kısmından, isterse de hafif cinsinden olsun, kirlenen yerleri imkânımızın müsaadesi nisbetinde temizlemeye çalışır, her ne kadar namaza mâni olmayacak miktarda olsa da, yine tertemiz bir beden ve elbise ile ibadet etmeyi isteriz. Kaldı ki, namaza mâni olmayacak miktardaki pisliği temizlemenin vâcib olduğu da bâzı kitablarımızda kayıtlıdır.<br />
Hafif Necasetten Sayılan Maddeler Nelerdir?<br />
<br />
1 - Atların ve etleri yenen koyun, geyik gibi ehlî veya vahşî hayvanların idrar ve tersleri... Katır ve merkep tersleri ihtilâflıdır. Galiz necâset sayan olduğu gibi, hafif necâset sayanlar da vardır.<br />
<br />
2 - Etleri yenmeyen hayvanlardan atmaca, çaylak, kartal gibi havada tersleyen vahşî kuşların tersleri... Güvercin ve serçe gibi eti yenen kuşların tersinin ise, temiz olduğunu belirtmiştik.<br />
<br />
    Şer'an necis sayılan müşriklerin ve Yahudi, Hiristiyan gibi Ehl-i Kitabdan kimselerin kaplarından yemek yiyip, su içmek câiz olur mu? Çünkü, bunların kaplarında domuz pişip, şarap kaynatılması ihtimal dahilindedir?<br />
<br />
Ehl-i Kitab veya müşriklerin kaplarından yemek yiyip, su içmek câiz görülmüştür. Ancak, o kaplarda İslâm'ın yasakladığı bir maddenin bulunduğu belli olmaması ve bilinmemesi şarttır. Pisliğe bulaşmış olduğunu bile bile o kaplardan yiyip içmek câiz olmaz.<br />
<br />
Resûlüllah Efendimiz, bir müşrike kadının kırbasından su içmiş ve abdest almıştır. Aynı şekilde Ehl-i Kitab olanların kaplarından yemek yediği de vâki olmuştur.<br />
<br />
Bununla beraber, mecbûr kalmadan ve bu gibi kaplardan yiyip içmemekte isabet vardır. Çünkü, bu durum bütünüyle kerâhetten uzak değildir.<br />
Gümüş ve Altın Kaplardan Yemek Yenip Su İçilir mi? Abdest Alınır mı?<br />
<br />
Altın ve gümüş gibi kapların, yemek ve içmekte veya abdest alma gibi işlerde kullanılması kesinlikle câiz değildir. Ancak kadınlar, bunları süs ve zinet eşyası olarak kullanabilirler. Erkeklerin ise, sadece gümüş yüzük takmalarına cevaz verilmiştir. Altın ve gümüş dışında bir maddeden yapılan eşyaları kullanmakta ise, hiçbir beis yoktur.<br />
<br />
Eşya eğer tamamı altın veya gümüş değil de başka maddelerle karıştırılmışsa, bu durumda itibar, hangi maddenin fazla olduğunadır. Altın veya gümüş çoksa o kaplar kullanılmaz. Az ise kullanılır. Buna göre altın veya gümüş suyuna batırılmış kapları kullanmanın câiz olduğu açıktır. Çünkü bu gibi kaplarda altın veya gümüş miktarı, diğer maddelerden azdır.<br />
<br />
 Pislikleri Temizleme Yolları<br />
<br />
Necis olan şeyleri temizlemek için, şer'î yönden mahiyetlerine göre muhtelif temizleme yol ve metodlarına başvurulur. Başlıca temizleme yolları şunlardır:<br />
1 - Su İle Yıkamak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* Maddî bir pislik, yağmur, dere, deniz suyu gibi mutlak sularla temizlenebileceği gibi; çiçek suları, gül suyu, sebze ve meyve suları gibi bâzı mukayyed sularla da temizlenebilir. Hattâ başka su bulunamadığı takdirde, abdest veya gusülde kullanılmış su ile bile temizlik yapılabilir.<br />
<br />
 * Gözle görülür cinsten olan bir pisliğin temizlenmesi, pisliğin eserleri, yani, varlığı, kokusu ve rengi giderilinceye kadar yıkamakla olur. Burada yıkama sayısı mühim değildir.<br />
<br />
 * Eğer pislik, meselâ idrar gibi, göze gözükmeyen, kurumakla geride hiçbir iz bırakmayan cinsten ise, bunun temizliği, idrarın bulaştığı kısmın bir kapta 3 defa ayrı su ile yıkanması ve her defasında da suyun insanın vargücüyle sıkılması ile olur.<br />
<br />
 Ancak kirli eşya, sıkılamayan cinsten olursa, (hasır, keçe, halı, v.s. gibi) yine bir kap içinde 3 kere yıkanır, her seferinde de kurutulur. Bu eşyaların, damlaları kesilinceye kadar asılmaları, kurumaları yerine geçer. Böyle bir eşya, kap içinde yıkanmaz da akarsu içinde veya üzerine sular dökülmek suretiyle yıkanırsa, kendisinde necâsetin eseri kalmayınca temizlenmiş olur. Ayrıca sıkılmasına, kurutulmasına lüzum kalmaz.<br />
2 - Suda Kaynatmak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* İçine temiz olmayan bir şey karışan süt, pekmez, bal, reçel gibi sıvı şeyler üç defa ayrı ayrı temiz su ile kaynatılmakla temiz olur.<br />
<br />
 * İşkembe yıkanmadan kaynar suya atılırsa bir daha temiz olmaz. Fakat daha kaynar hâle gelmemiş bir suya atılırsa, sonradan yalnızca yıkamakla temizlenir. Henüz kaynar suyu içine çekmeden çıkarıldığı takdirde de hüküm aynıdır. Yani murdar olmuş olmaz. Sadece yıkamakla pâk olur.<br />
<br />
 * Şer'î usûle göre boğazlanmış, fakat bağırsakları çıkarılmadan tüylerini yolmak için kaynar suya atılmış olan tavuk ve emsali hayvanlar içteki pislikler ete sirayet ederse temiz olmaktan çıkar. Binaenaleyh böyle bir hayvanı kestikten sonra, üzerinde bulunan akar kanını ve içini çıkarıp yıkamalı, ondan sonra sıcak suya atmalıdır. Ancak hayvan içteki pislik ete nüfuz etmiyecek şekilde sıcak suya sokulup çıkarılırsa, pislenmiş sayılmaz.<br />
<br />
 * Sıcak su içinde bekleyerek pis hâle gelen hayvanı temizleme yolu, hayvanın içini temizledikten sonra üç defa temiz su ile kaynatmak ve her seferinde de kaynatılan suyu dökmektir. Böylece hayvanın etindeki necâset, kaynatılan su ile dışarı çıkmış ve temiz hâle gelmiş olur.<br />
3 - Ateşe Tutmak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* Pis çamurdan yapılmış testi, bardak, çanak gibi şeyler, ateşte pişirilip kendisinde pislik eseri kalmayınca temizlenmiş olur.<br />
<br />
 * Tezek ve benzeri pislikler, ateşte yakılıp kül olunca temiz hâle gelir.<br />
4 - Silmek Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* Bıçak, cam, cilâlı tahta, düz mermer ve tepsi gibi şeyler, yaş veya kuru bir pislikle pislenirse, yaş bir bezle veya süngerle veya toprak gibi bir şeyle silinerek temizlenebilir. Ancak pisliğin tamamen çıktığı kanaatı hâsıl olmalıdır.<br />
<br />
 * Oymalı ve nakışlı olan eşya ise, silmekle temizlenmez, bunlar ancak yıkamakla temizlenmiş olur.<br />
5 - Kazımak Veya Ovalamak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* İç çamaşıra veya elbiseye bulaşan bir meni, kurumuş ise, yıkanmadan sadece ovalamakla da giderilebilir. Ovalamadan sonra elbisede kalan iz, ibadete mâni teşkil etmez. Elbiseye bulaşan meni yaş ise, elbise ancak yıkamak suretiyle temiz olur.<br />
<br />
 Vücuda yapışan meni, kurumuş bile olsa, ovalamakla vücut temizlenmez, ancak yıkamakla temizlenmiş olur.<br />
<br />
 * Donmuş haldeki bir yağa bir pislik düşse, sadece pisliğin düştüğü kısmı oyup almakla, kazımakla yağ temizlenmiş olur.<br />
<br />
 * Ayakkabı, mest gibi giyim eşyasına gözle görünür bir pislik bulaşır da kurursa, bu necâseti kazımak suretiyle temizlemek mümkündür. Necâset yaş olursa, ancak yıkamakla temizlenir. Fakat iz kalmayacak şekilde temiz bezle bilinmesi de câizdir.<br />
<br />
 Eğer necâset gözle görünmeyen sidik, şarap damlası cinsinden olursa, yıkamak ve sabunlu bezle iyice silmek gerekir.<br />
6 - Kurumak ve Pislik İzi Kaybolmak Yoluyla Temizlik:<br />
<br />
* Toprak ve toprak üzerinde sâbit olan ağaç, ot v.s. gibi bir eşya, pislenince, kurumakla temizlenir. Bu kuruma, güneşle, ateşle, rüzgârla da olabilir. Böyle bir yer üzerinde namaz kılınabilir, fakat teyemmüm yapılamaz. Zira bu yer, her ne kadar tâhir (temiz) ise de, mutahhir (temizleyici) değildir.<br />
<br />
 * Pis olan bir toprak, necâsetin eseri gidinceye kadar üzerine su akıtmakla veya necâsetin kokusu alınamıyacak derecede üzerine temiz toprak sermekle de temizlenir.<br />
7 - Suyun Akması Veya Çekilip Kaybolması Yoluyla Temizlik:<br />
<br />
* İçine pislik düşmüş küçük bir su birikintisi (meselâ su ile dolu bir hamam kurnası), içine hariçten temiz su gelip pis suyu taşırıp dışarı akıtması ile temizlenir. Çünkü bu durumda o birikinti, akarsu hükmünü alır.<br />
<br />
 * Pis olmuş bir kuyunun suyu, kendiliğinden boşalmak veya kova ile çekilip boşaltılmak suretiyle temizlenmiş olur.<br />
8 - Hal Değiştirmekle Temizlik:<br />
<br />
* Temiz olmayan bir madde, mahiyet değişikliğine uğrarsa temiz olur. Meselâ şarap, içine konan kimyevî bir madde sebebiyle sirke hâline gelirse, temiz olmuş olur, çünkü bu durumda mahiyeti değişmiştir.<br />
<br />
* Pis bir zeytinyağı sabun hâline gelmekle temizlenir. Ancak pis süt, peynir veya yoğurt yapılmakla temizlenmiş olmaz. Çünkü bu halde mahiyeti değişmemektedir.<br />
<br />
 9 - Boğazlama ve Tabaklama (Dibağat) Yoluyla Temizlik:<br />
<br />
* Domuzdan başka, eti yenen ve yenmeyen bütün hayvanların derileri, hayvan şer'î usûle göre kesilmişse, deri üzerine kan v.s. gibi bir pislik bulaşmadıkça temiz sayılırlar. Böyle bir deri üzerinde namaz kılınabilir.<br />
<br />
 * Domuzdan başka bütün hayvanların derileri, sadece boğazlanma yoluyla temiz olacağı gibi, deriyi tabaklama (dibağatlama) yoluyla da temiz olurlar. Şu halde boğazlanmaksızın kendi kendine ölmüş bir hayvanın derisi, dibağat yoluyla temiz hale getirilip kullanılabilir.<br />
<br />
 İbn-i Abbas'tan (ra) rivâyet edildiğine göre: Resûlüllah Efendimiz'in (asm) muhterem zevceleri Sevde bint-i Zem'a'nın (r.anhâ) bir keçisi eceliyle ölmüştü.<br />
<br />
 "Yâ Resûlâllah! Bizim keçi öldü" diyerek durumu Allah Resûlüne bildirdi. Allah Resûlü de ona:<br />
<br />
 "Öyleyse neden derisini almadınız?" diye sordu.<br />
<br />
 Sevde:<br />
<br />
"Ölmüş bir hayvanın derisini alıp ne yapacağız?" dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz şu açıklamayı yaptılar:<br />
<br />
 "Allah Teâlâ: 'Ölen hayvanın derisini tabaklarsanız, size helâl olur ve onu kullanabilirsiniz' buyurmaktadır."<br />
<br />
 Hz. Sevde derhal birini gönderip ölmüş keçinin derisini yüzdürdü ve kendi eliyle onu tabakladı.<br />
<br />
 öylece temizlenmiş olan bu deriyi, yırtılıncaya kadar su tulumu olarak kullandı...<br />
<br />
 * Dibâğat iki türlü yapılır:<br />
1. Hakikî dibâğat:<br />
<br />
 Şap, tuz gibi kimyevî maddeler ve ilâçlarla yapılan dibâğat.<br />
2. Hükmî dibâğat:<br />
<br />
Deri ve postekilere toprak serpmekle veya onları güneşe, havaya ve rüzgâra karşı bırakarak kurutmakla yapılan dibâğat.<br />
<br />
 Her iki usûlle de deri temizlenmiş olur. Üzerinde namaz kılınabilir.<br />
<br />
* Ecnebi ülkelerde murdar bir madde ile tabaklandığı kesin olarak bilinen deriler, üç kere yıkanarak temiz hale getirilebilir.<br />
<br />
 Eğer bu hususda şübhe edilirse, yani, murdar bir madde ile dibağatlandığı kesin olarak bilinemeyip ancak bu hususta vesvese duyulursa, deri temiz hükmündedir. Fakat şübhe ve vesveseden kurtulmak için ihtiyâten yıkanması efdaldir. Esasen şübheye mahal verecek açık bir alâmet ve durum yoksa, daha fazla araştırmaya da lüzum yoktur. Deri temiz kabul edilir..<br />
<br />
 İstincâ nedir?<br />
<br />
İstinca, lügatte, pisliklerden temizlenmeyi istemek demektir. Dinî ıstılahta ise, büyük ve küçük hâcetini yaptıktan sonra avret yerlerini temizlemek mânasına gelmektedir. Buna dilimizde, tahâretlenmek denilir. Bu temizlik, müekked sünnettir.<br />
<br />
 İstinca'nın Allah indindeki kıymet ve ehemmiyetini göstermesi bakımından İbn-i Abbas ve Ebu Hüreyre'den gelen şu rivâyet dikkat çekicidir:<br />
<br />
 "Kubalılar hakkında "Orada temizlenmeyi seven adamlar var" (et-Tevbe, 108) meâlindeki âyet-i kerîme nâzil olunca Resûl-i Ekrem (asm) onlara sordular:<br />
<br />
- Allah sizi neden övüyor?<br />
<br />
 Onlar da bu suâle:<br />
<br />
- Biz def'-i hâcetten sonra su ile temizlenir, istinca yaparız, cevabını verdiler."<br />
İstinca Ne İle Yapılır?<br />
<br />
İstinca su ile yapılacağı gibi, su olmadığı takdirde ufak taşlarla da yapılabilir. Ancak, kemik, cam parçası, yazılı kâğıtlar, ipek gibi pahalı kumaş parçaları ve zemzem suyu ile istinca yapılması mekruhtur. Temiz boş kâğıda da hürmet lâzımdır.<br />
<br />
 Su bulunmadığı takdirde, kıymetsiz bez ve pamuk, yazıda kullanılmayan suyu emici kâğıtlar (tuvalet kâğıtları) ile de istinca yapılabilir.<br />
<br />
Aslında su ile istinca yapıp bez gibi suyu emici bir nesne ile kurulanmak temizliğe daha uygundur.<br />
İstibra Nedir?<br />
<br />
Erkeklerin idrardan sonra, idrar sızıntısının tamamen kesilmesini beklemelerine istibra denir. Bunu yapmak vâcibdir.<br />
<br />
 İdrar sızıntısı her insanda olur. Ancak bâzı kimselerde çabuk kesilir; bâzılarında ise, akıntı bir müddet daha devam eder. Herkes durumunu bilerek, abdest almadan önce, sızıntının kesilmesine çalışmalı, sonra abdest almalıdır.<br />
İdrar Sızıntısını Durdurmak İçin Ne Yapılabilir?<br />
<br />
İstibranın, yani, idrar sızıntısını durdurmanın çeşitli yolları vardır: Tuvaletten çıktıktan sonra hemen abdest almayıp biraz yürümek veya öksürmek veya ayakları biraz kımıldatmak gibi hareketlerle idrar yollarında kalmış olan sızıntıların dışarı çıkması te'min edilebilir. Herkes kendi durumunu bilerek bu yollardan birini tatbik eder. Mühim olan sızıntının kesilmesidir.<br />
İstibra Yapılmadan Abdest Alınca Ne Olur?<br />
<br />
Küçük su döktükten sonra istibranın yapılması durumu, abdestin sıhhatına mâni olan idrar sızıntısını kesmek içindir. İdrarını yaptıktan hemen sonra istibra yapmadan abdest alan ve bu sırada da kendisinden idrar akıntısı gelen kimsenin aldığı abdest, haberi olmadan bozulur ve bu abdestle kılınan namaz da sahih olmaz. Bu bakımdan istibra konusunda oldukça titiz davranmalıdır.<br />
<br />
 Bir hadîs-i şerîfte:<br />
<br />
"İdrardan sakınınız. Çünkü kabir azâbının çoğu ondandır" buyurularak, Müslümanların, küçük su döktükten sonra temizliğe (istibraya) son derece dikkat etmeleri istenmiştir.<br />
<br />
 Kadınlara istibra gerekmez. Onların idrar yaptıktan sonra hemen abdest almayıp bir süre beklemeleri kâfidir.<br />
<br />
İstinca, istibranın sıhhî faydaları da vardır.<br />
İstinca ve İstibra'nın Âdâbı:<br />
<br />
Önce istinca ve istibraya sebeb olan tuvalete girme ve hâcet giderme âdâbını bilmek gereklidir.<br />
<br />
 Şöyle ki:<br />
<br />
* Tuvalete girileceği zaman parmağında lâfza-i celâl yazılı yüzük veya ceplerinde âyet yazılı sayfa veya Kur'an'dan bir parça var ise, bunların çıkarılması, tuvalete sokulmaması, yahut da muşambaya veya naylona sarılı vaziyette cepte taşınması gerekir. Yüzüğün ters çevrilerek avuç içine alınması da kifâyet eder.<br />
<br />
 * Daha tuvalete girmeden bismillâh deyip:<br />
<br />
 "Allahümme innî eûzü bike mine'l-hubsi ve'l-habâis..." (Allahım! Erkek ve dişi bütün şeytanlardan (zararlı şeylerden) sana sığınırım) diye dua edilmesi müstehabdır.<br />
<br />
 * Tuvalete sol ayakla girilir ve sağ ayakla çıkılır.<br />
<br />
 * Tuvalette kıbleye karşı oturulmamalı ve kıble tarafına arka da dönülmemelidir. Bunlar mekruhtur. Fakat evlerdeki tuvaletler kıbleye karşı yapılmışsa, artık zarurete binaen bunda bir beis yoktur.<br />
<br />
 Şâfiî ve Mâlikî'ye göre kapalı bina içindeki tuvaletlerde kıbleye karşı dönmekte hiçbir mahzur yoktur. Kıbleye dönmemek mecburiyeti, kırlarda def'-i hâcet yapılacak zamanlara aittir.<br />
<br />
 * Tuvalette iken mecbur kalmadıkça konuşulmaz. Zikredilmez. Selâm alınmaz.<br />
<br />
 * Tuvaletlere tükürerek veya sümkürerek nahoş bir görüntüye sebeb olmamak da âdâbdandır.<br />
<br />
 * Özürsüz ayakta idrar yapmamak da âdâbdandır. Hazret-i Ömer'in bildirdiğine göre, bir keresinde ayakta su dökerken Resûlüllah Efendimiz onu görmüş ve: "Ya Ömer, ayakta su dökme" demiştir. Hz. Ömer bundan sonra bir daha ayakta su dökmemiştir. Fakat zaruret halinde ve idrar sıçrantılarından da korunmak mümkün olduğu takdirde, ayakta da su dökülebilir. Çünkü ashabdan bâzıları, Resûlüllah'ın ayakta da su döktüğünü görmüşlerdir. Bu durum zaruret ve idrarın sıçramaması haline hamledilmiştir.<br />
<br />
 Oturarak idrar etmek, temizlik yönünden de daha iyidir. Bu şekilde idrar torbası daha iyi boşalır. Akıntı ve sızıntı da azalır.<br />
<br />
 * Def'-i hâcet yaparken, avret mahalline ve vücuttan çıkan pisliğe bakılmamalıdır.<br />
<br />
 * Tuvaletten çıkıldığında:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhi'llezî ezhebe annî'l-ezâ ve âfânî (eziyet veren şeyleri benden gideren Allah’a hamdolsun.) denilmesi âdâbdandır.<br />
İstincanın Mekruhları Nelerdir?<br />
<br />
* Rüzgâra karşı, durgun ve akar sulara doğru idrar yapmak mekruhtur. Meyve ağacı altlarına, gölgelik yerlere, ekin tarlalarına, karınca ve haşerat yuvalarına, yollar üzerine def'-i hâcet etmek de mekruh sayılır. Bilhâssa insanların gideceği yolları ve oturacağı gölgelikleri kirletmek, hadîste şiddetle men'edilmiş, bu hâlin insanların eziyet duymalarına, dolayısıyla da lânet ve sövmelerine sebeb olacağı bildirilmiştir.<br />
<br />
 Sakınılması gereken bir husus da, umumî tuvaletlerde büyük hâcetini yaptıktan sonra, tuvaleti tam temizlemeden, kıyısında köşesinde pislikler bırakarak çıkmaktır. Bu durum da insanlara eziyet verir, nefretlerini mûcib olur. Hadîs'teki nehyin şümûlüne girer.<br />
<br />
 İstinca ve istibrada temizlik hep sol el ile yapılır. Hadîs-i şerîf'te, "Sizden biriniz küçük su dökerken, uzvunu sağ el ile tutmasın. Helâdan sonra da sağ eliyle silinmesin" buyurulmuştur. Âlimler, bu hadîse binaen, sağ el ile temizlenmeyi mekruh saymıştır.<br />
<br />
 * İstincada suyu kullanırken şiddetle suyu çarpmamalı, sıçrantı yapmamaya çalışmalıdır.<br />
<br />
 * Avret yerlerinin gözükmesinden korkulan hallerde, istinca terk edilir.<br />
<br />
 * Gusledilen yere küçük su dökülmesi de caiz görülmemiştir. "Umum vesveseler bundandır" denmiştir. Ancak akıntı varsa ve idrar, gusledilen yerde kalmayıp akıp gidiyorsa, caiz olur diyenler de olmuştur. İhtiyâta riâyette fayda vardır.<br />
<br />
 * İstinca yapamayacak kadar hasta olan bir kimse, zevcesi yoksa istincayı terkeder. Hasta olan kadın da kocası yoksa o da istincayı terkeder. Yabancıların bunlara taharet vermesi câiz olmaz.<br />
Sünnet Olan Beden Temizliği<br />
<br />
Müslümanların, abdest ve gusül gibi farz olan şer'î temizliğin dışında haftada en az bir kere de maddî temizlik için yıkanmaları müstehabdır. Hadîs-i şerîf'te şöyle buyurulur:<br />
<br />
 "Her Müslüman üzerine, yedi günde bir yıkanması, Allah'ın hakkıdır."<br />
<br />
 Bu temizliğin Cuma günü yapılması, böylece Cuma namazında cemaat içine kir ve pis kokulardan arınmış olarak tertemiz bir halde çıkılması tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
 Cuma günü yapılacak bu beden temizliği hakkında Resûlüllah Efendimizden daha pek çok hadîs-i şerif rivâyet edilmiştir.<br />
<br />
 Bedenin tamamını yıkayıp gözle görünür kir ve pislikleri, ağır ter kokularını temizlemenin yanısıra, insan bedeninde temizliğine dikkat edilecek bâzı âzalar ve hassas bölgeler vardır. Bu âzalar şunlardır:<br />
<br />
a. Saçlar: Saçlar, insan bedeninde temizliğine dikkat edilecek yerlerin başında gelir. Saçları sık sık yıkamalıdır. Resûlüllah Efendimiz saçlarına ihtimamla bakar, titizlikle temizlerdi. Dağınık kirli saçlardan hiç hoşlanmazdı. Ara sıra yağlar ve tarardı. Bir gün huzuruna saçı sakalı birbirine karışmış, kirli paslı bir adam girdi. Adamı bu halde görünce şöyle buyurdular:<br />
<br />
 "Bu adamda, saçını yıkayacak kadar su, yatıştıracak kadar yağ yok mu idi? Nedir bu dağınıklık?.."<br />
<br />
 b. Bıyıklar: Resûlüllah Efendimiz, ashabına, bıyıkların dudaklar üzerine sarkan uç kısmından kısaltmalarını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
 Bıyıkların uçtan kısaltılması, yemek yerken bıyık kıllarına yemeklerin bulaşarak nahoş bir görüntü meydana gelmemesi içindir.<br />
<br />
 Bıyığın üzerinden fazlaca alıp inceltmek ise, bizim örfümüze uygun olmayan bir çirkinlik arzetmektedir. Bıyıklar bu kadar inceltilmemelidir.<br />
<br />
 Bıyığın iki tarafa uzayan uçlarından kesmekte de isabet vardır. Bu kesiş, fazla olmamalı, ağız bitimini geçmemelidir.<br />
<br />
 Bıyığın kabası da sünnet değildir. Sünnet olan bıyık, kabarmayacak şekilde kesilenidir. Bıyıkları dipleri görünecek şekilde kesmek sünnete daha uygundur. Büyük ve kaba bıyıklara, ancak harb zamanında, düşmana heybetli görünmek için cevaz verilmiştir.<br />
<br />
 c. Koltuk altlarını ve kasıkları temizlemek: Koltuk altında ve kasıklarda biten tüyleri 10-15 günde bir, bu mümkün olmuyorsa hiç değilse 40 günü geçirmeden yolmak ve traş etmek, fazla uzamalarına fırsat vermemek müstehabdır. Bu temizlik, bütün peygamberlerin şeriatlarında var olagelen bir temizliktir. Bu temizliğin cünüp iken yapılması mekruhtur. Uygun olanı, kişiye gusül farz olmadan bu temizliklerin yapılmasıdır. Bedenden ayrılan her parça temizken ayrılmalıdır.<br />
<br />
 Beden temizliğinde kullanılan malzemenin ve âletlerin ayrı bir yerde, özel kaplar içerisinde, mikrop kapmıyacak şekilde muhafaza edilmesinde zaruret vardır. Çoğu zaman temizlik sırasında kesilmeler, kanamalar görülebilir. Temiz olmayan makine ve malzemedeki mikroplar da bu kanla bedene karışabilir, küçük bir ihmalden büyük bir rahatsızlık durumu ortaya çıkabilir.<br />
<br />
 d. Tırnak temizliği: Tırnağı fazla uzatmadan kesmek, hem çirkin manzarayı önlemek, hem de tırnak altında kirlerin toplanmasına mâni olmak bakımından tavsiye edilmiştir. Mümkünse haftada bir kesilmelidir. Tırnak kesiminde ise bu işlemi temizken yapmağa itina göstermeli, cünüpken tırnak kesmekten mümkün mertebe sakınmalıdır.<br />
<br />
 Vücuttan kesilen tırnaklar ile tıraş edilen tüy ve kıllar, eğer mümkünse rastgele atılmayıp toprağa gömülmelidir. Veya göze görünmeyecek şekilde sarılıp çöpe atılmalıdır.<br />
<br />
 e. Ağız Temizliği: Ağız temizliğinin genel beden temizliği içinde ayrı ve önemli bir yeri vardır. Ağzımızın ve burada bulunan dil, diş gibi âzamızın tertemiz olması lâzımdır. Ağzımıza olur olmaz şeyleri almamak, sık sık yıkayıp çalkalayarak temiz bulundurmak, sağlığımız yönünden mühimdir.<br />
<br />
 Ağız temizliği deyince birinci derecede akla diş sağlığı ve temizliği gelir. Çünkü dişler, hem beslenmede, hem de konuşmada büyük rol oynarlar.<br />
<br />
 Diş sağlığı konusunda dikkat edilecek en mühim husus; dişleri temiz tutmak, aşırı sıcak ve aşırı soğuk, fazla sert yiyecek ve içeceklerden sakınmaktır. Çünkü bunlar, dişleri zedeler, çizer ve diş minelerini çatlatarak diş çürümelerine sebebiyet verir. Çünkü bir dişin ise göz, karaciğer, kalb, mide, sindirim sistemi, idrar torbası ve mafsallar başta olmak üzere vücudun pek çok yerinde önemli hastalıklara sebeb olduğu günümüzde tıbben sâbittir.<br />
<br />
 Diş temizliği ve bakımı konusunda Resûlüllah Efendimiz hassas ve itinalı davranmışlardır. Ümmetine de bu ciddi konu üzerinde sık sık ikazlarda bulunmuşlardır. Burada bâzılarını zikredelim:<br />
<br />
 "Eğer ümmetime güç gelmeyecek olsaydı, onlara her abdest vaktinde ağızlarını ve dişlerini temizlemelerini emrederdim."<br />
<br />
 "Misvak ağzı temizler, Allah'ın rızasını kazandırır."<br />
<br />
 "Dişlerinizi temizleyiniz. Zira bu hal mahzâ nezafettir. Nezafet ise îmana râcidir. İman da sâhibiyle beraber Cennettedir."<br />
<br />
 "Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Sünnet olmak,<br />
<br />
 misvak kullanmak, güzel koku sürünmek ve evlenmek..."<br />
<br />
 "Sararmış dişlerle huzuruma gelmeyiniz. Misvak kullanınız." (Bezzar)<br />
<br />
 Resûlüllah Efendimiz diş temizliğini misvak ile yaparlardı. Misvak ise Arabistan'da bulunan erak ağacının dalından yapılan bir çeşit fırçadır. üzerinde yapılan tıbbî tahliller sonucu, misvakın pek çok faydaları bulunduğu, diş sağlığı için en elverişli madde olduğu anlaşılmıştır.<br />
<br />
 Bugün diş temizliğinde kullanılan diş fırçaları da, misvak yerini tutar. Ancak bu fırçaların kıldan olanı değil de naylondan olanları tercih edilmelidir. Çünkü kılların ortasında kanallar olduğu gibi, bir-iki fırçalamadan sonra bu kanalların içlerine mikroplar dolduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca kıl fırçaların bir kısmının domuz kılından yapıldığı da unutulmamalıdır. Naylon fırçalarda bu mahzurlar yoktur, hem de daha sıhhîdir.<br />
<br />
 İnsanı cem'iyet içinde müşkil durumda bırakan bir husus da, ağız kokusudur. Ağız kokusunun meydana gelmesinde, bakımsız ve çürük dişlerin rolü büyüktür. Dişlerin temizliğine ve sağlığa dikkat edilirse, bu büyük rahatsızlık da önlenmiş olur.<br />
<br />
 * Ağız temizliğini sadece maddî temizlik olarak ele almamak gerekir. Bir mü'min, ağzının, dilinin, dişlerinin maddî temizliği kadar mânevî temizliğine de önem vermelidir. Dilimizden yalan, küfür, kötü söz, dedikodu, iftira gibi günâhı mûcib sözlerin çıkmaması, bunların yerine zikir, tesbih, tekbir gibi kudsî kelimelerin ve güzel-tatlı sözlerin sâdır olması, boğazımızdan aşağıya haram lokmanın sokulmaması, ağzımızın maddî temizliğinden çok daha önemli olan hususlardır.<br />
<br />
 f. Burun temizliği: Hayat ve sağlığımız üzerinde, hem koku, hem de solunum organı olarak burnun büyük önemi vardır. Havanın içinde bulunan zararlı maddeler ve mikroplar, burundaki kanallar, kıllar ve sümük maddesi tarafından süzülerek ciğerlere temiz hava gönderilir. Bunun neticesi olarak burnumuz çok sık kirlenir. Bu yüzden de sık sık temizlenmesi gerekir. Akıntısı dışarı çıkmayan burun, sinüzite sebebiyet verir.<br />
<br />
 Burun temizliği konusunda Resûlüllah Efendimizin emirleri şöyledir:<br />
<br />
 "Herhangi biriniz abdest alacağı zaman burnuna su alsın, sonra sümkürsün."<br />
<br />
 "Herhangi biriniz uykudan uyanınca üç defa burnuna su alıp sümkürsün..."<br />
<br />
 Burada şu hususu da unutmamalıdır ki, bu temizliği sessizce, fazla gürültü ve iğrenç sesler çıkarmadan yapmaya çalışmalıdır. Yollara, kaldırımlara, herkesin göreceği yerlere sümük atmak doğru değildir. İslâmiyet nezafet dini olduğu kadar nezaket dinidir de.<br />
<br />
 Hele hele milletin içinde, herkesin gözü önünde burun karıştırmak, burnundan kıl koparmak, büyük bir görgüsüzlük olduğu gibi, aynı zamanda çirkin ve kötü bir alışkanlıktır. Tıbben de mahzurludur. Çünkü burnun içi nazik zarlarla ve ince kan damarlarıyla kaplıdır. Onunla olur olmaz zamanda oynamak ve kıl koparmak tehlikelidir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tahâret (Temizlik) Kaç Türlü Olur?<br />
<br />
Tahâret (Temizlik) Kaç Türlü Olur?<br />
<br />
Tahâret, yani, temizlik esas olarak iki türlü olur:<br />
<br />
1 - Necasetten Tahâret (Temizlik).<br />
<br />
2 - Hadesten Tahâret (Temizlik).  <br />
Necasetten Temizlik Ne Demektir?<br />
<br />
Maddî olan kir ve pisliğe "necaset" denir. Temiz olmayan, necasetli maddeye ise "necis" adı verilir. Necasetten temizlik de, beden veya elbisede bulunan ve necis sayılan maddelerden temizliktir.<br />
<br />
 Pis olan maddelerin bâzısı aslından pistir. Bâzısı da aslı itibariyle temiz iken, daha sonra kendisine bir pisliğin bulaşması sebebiyle pis olmuştur. Bunlara misal olarak, idrar ile, kendisine idrar bulaşmış elbiseyi verebiliriz. İdrar, bizzat kendisi pis ve necistir. Elbise ise, aslında temiz iken, kendisine bulaşan idrarla pislenmiş, necis olmuştur.  <br />
Hadesten Temizlik Ne Demektir?<br />
<br />
Hades bâzı ibâdetlerin yapılmasına dinî yönden mâni olan hükmî bir kirlilik hâlidir. Abdestsizlik, cünüplük, hayız ve nifas hâli gibi... Hadesten temizlik ise, gusül veya abdest almak suretiyle, bu hades hâlinden temizlenmektir.<br />
Kaç Türlü Hades Vardır?<br />
<br />
İki türlü hades vardır:<br />
<br />
(a) Küçük hades: Yalnız abdest almakla ortadan kalkan hades hâlidir. Küçük su dökmek, ağız ve burun gibi bir uzuvdan kan gelmek, v.b. sebeblerle abdest bozulur ve küçük hades hali ortaya çıkar. Bu hâli ortadan kaldırmak için, sadece abdest almak yeterlidir.<br />
<br />
 (b) Büyük hades: Ancak gusül abdesti ile giderilen, cünüplük, hayız ve nifas gibi hallere denir. <br />
Necasetler (Pislikler) Ve Hükümleri<br />
<br />
Şeriatın temiz saymadığı, necis (pis) kabul ettiği şeylerin fıkıh kitablarında iki kısma ayrılarak incelendiği görülür:<br />
<br />
1 - Ağır Necaset (Necaset-i Galîza),<br />
<br />
2 - Hafif Necaset (Necaset-i Hafîfe)...<br />
<br />
 Bu ayırım, pisliğin az veya çok oluşuna göre değil, namazın sıhhatına mâni olup olmayan miktarına göre yapılmaktadır.<br />
<br />
Yoksa pislik, ister galiz olsun, ister hafif, eşyayı kirletmekte birbirine eşittir. Meselâ, bunlar az miktarlardaki bir suyun içine düşseler, o suyu derhal necis (pis) ederler. Artık o sudan abdest almak caiz olmaz.  <br />
Galiz Necasetten Namazın Sıhhatine Mâni Olan Miktar Ne Kadardır?<br />
<br />
Bu pisliğin, kuru veya yaş bir madde olup olmamasına göre, namazın sıhhatine mâni olan miktar değişir. Şöyle ki:<br />
<br />
Galiz necâset tabir edilen ağır pislik, kuru bir madde ise, bir dirhem, yani, üç gramdan az olmalıdır. Üç gramdan fazlası, namazın sıhhatine mâni olur.<br />
<br />
Eğer yaş bir madde ise, el ayası dediğimiz avuç içinden daha geniş bir alana yayılmamış olması şarttır. El ayasından fazla bir kısmı ıslatmış olan pislik, namaza mânidir. Namaz kılabilmek için bu miktardaki pisliklerden temizlenmek farzdır.<br />
<br />
Bu miktarlardan aşağı olan pislikler, namazın sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak yine de bu miktar pisliğin - eğer mümkünse - yokedilmesi sünnettir.<br />
Hangi Şeyler Galiz Necâsetten Sayılır?<br />
<br />
Galiz necâsetten sayılan maddeleri şöylece sıralayabiliriz:<br />
<br />
1 - İnsan vücudundan çıkan ve abdest veya gusül almayı gerektiren her şey: İdrar, kazurat, meni, mezi, vedi, kan, irin, sarı su, ağız dolusu kusmuk, hayız-nifas ve istihaze kanları gibi...<br />
<br />
Şâfiî ve Hanbelî mezheblerine göre, meni temizdir, bulaştığı yeri necis yapmaz.<br />
<br />
 2 - Eti yenmeyen hayvanların idrarları, ağız salyaları ve tersleri... Ancak eti yenmeyen hayvanlardan çaylak, kartal, atmaca gibi kuş cinsinden olanların pislikleri, hafif necâsetten sayılmaktadır.<br />
<br />
 Eti yenmeyen hayvanlardan, sadece kedinin salyası ve artığı temiz kabul edilmiştir. Kedi, insanlarla çok düşüp kalktığından, ev eşyasına her zaman dokunduğundan ve insanın elini, v.s. yaladığından, insanlara güçlük olmaması için, Allah Teâlâ onun salyasını ve ağzını pis saymamıştır. Böylece biz kullarına büyük bir kolaylık kapısı açmıştır. Nitekim Resûlüllah<br />
<br />
Efendimiz, bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"O (kedi) pis değildir. Ancak o sizin etrafınızda çok dolananlardandır."<br />
<br />
 3 - Bütün hayvanların akan kanları...<br />
<br />
 4 - Eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz, ördek ve hindi gibi kümes hayvanlarının tersleri...<br />
<br />
Eti yenen hayvanlardan serçe, güvercin gibi havada pisleyen kuşların tersleri, temiz kabul edilmektedir.<br />
<br />
 5 - "Meyte" tabir edilen leşler, yani, karada yaşayıp besmele ile boğazlanmaksızın ölen kanlı hayvanlar ve bunların tabaklanmamış derileri...<br />
<br />
Hayvan boğazlanarak öldürülmekle beraber, bu boğazlama işlemi Şeriatın tarif ettiği şekilde yerine getirilmemişse, bu hayvan da leş (meyte) hükmündedir, pis sayılır, eti de yenilmez. Hayvanı boğazlarken kasden, bile bile besmeleyi terketmek gibi. Besmeleyi çekmeyi unutmakta ise, bir beis yoktur.<br />
<br />
 6 - Alkollü içkilerden Şarap da galiz necasettendir. Bunda, bütün fıkıh âlimlerinin ittifakı vardır. Şaraptan başka olan alkollü içkilerin necâset durumlarının ne olduğu hususunda üç görüş vardır: Kimisi bunları galiz, kimisi de hafif necâset sayar. Bâzılarına göre de, bu içkiler, maddeleri itibariyle temizdir.<br />
<br />
Şu hususa dikkat edilmelidir ki, bu ihtilâf sadece şarap dışındaki alkollü içkilerin maddelerinin temiz olup olmadığı itibariyledir. Yoksa bu içkileri içmenin haram olduğunda bütün âlimler müttefiktirler.<br />
<br />
 Tentürdiyot, Kolonya, İspirto Gibi Alkollü Maddeleri Kullanmanın Bir Mahzuru Var mıdır?<br />
<br />
Şarap dışındaki alkollü içkileri, madde itibariyle temiz kabûl edenlere göre, kolonya, ispirto, tentürdiyot gibi alkollü maddeler de temizdir. Bunları kullanmak, yani, vücuduna veya elbiseye sürmek, dökmek veya şişe içinde üzerinde taşımak caizdir. Namaza mâni teşkil etmez.<br />
<br />
Diyanet İşleri Müşavere Kurulu'nun (1943-1948) tarihlerinde verdiği iki kararına göre, ispirto, kolonya gibi maddelerin içilmesi haram ise de, başka yerlerde kullanılması haram sayılmaz. Döküldüğü yeri pis etmez.<br />
<br />
Merhum Elmalılı Hamdi Yazır, tefsîrinin 1. cild, 762. sayfasında şöyle demektedir:<br />
<br />
"Üzümün şarabından mâmul olmayan ispirto, bira vesair müskirat içilemezse de, elbiseye veya bedene sürülmesi de namaza mâni olur, diye iddia edilemez. Ebu Hanife Hazretleri bu suretle şaraptan mâadâ müskiratın aynı ve katresi necis olmadığına kâil olmuş."<br />
<br />
Şarap dışındaki alkollü içkilerin de maddesi itibariyle şarap gibi necis olduğunu kabûl edenlere göre ise, ispirto ve kolonya da necistir. Bu sebeble, ispirto veya kolonyanın ıslattığı yerler, pis olmuş olur. Eğer avuç içi genişliğinde bir yeri ıslatmışsa, bu kısımlar yıkanmadan namaz kılınmaz. Kolonyanın, ıslattığı yerden, rüzgâr dokunması veya sıcaklık sebebiyle uçup gitmesi, temizlik için kâfi değildir. Mutlaka o yerin yıkanması şarttır. Aynen idrarın ıslattığı yer gibi... İdrarın ıslattığı yer kurusa bile, o kısım yıkanmadan temizlik yerine gelmiş olmaz.<br />
<br />
 Netice olarak diyebiliriz ki: Kolonya v.s. gibi temiz olup olmadığı ihtilâflı şeylerden kaçınmak, elbette en selâmetli yoldur. Ancak kaçınmanın zor olduğu hallerde, harama girildiği şeklinde düşünmemek, ispirto ve kolonya dökünmesinin mübah olduğunu söyleyenlerin de var olduğunu hatırlamak ve ona göre davranmak daha isabetli olur.<br />
Hafif Necâsetin Namaza Mâni Sayılan Miktarı Ne Kadardır?<br />
<br />
Hafif necâsetlerde ölçü, pisliğin, bulaştığı elbisenin veya uzvun dörtte birisini kaplamasıdır. Miktar dörtte birden az olursa namaza mâni olmaz. Çok olursa, namazın sıhhatine mânidir. Yıkamak farz olur.<br />
<br />
Ancak, ibâdete mâni olmayacak miktarda da olsa, galiz ve hafif her türlü necâsetten temizlenmek takvâya uygun bir davranış olur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, "temizlik îmandandır" buyururken, temizliğe dikkat edenlerin kuvvetli bir îmana sahip olduklarına işaret etmiştir.<br />
<br />
Bu bakımdan ister necâsetin galiz kısmından, isterse de hafif cinsinden olsun, kirlenen yerleri imkânımızın müsaadesi nisbetinde temizlemeye çalışır, her ne kadar namaza mâni olmayacak miktarda olsa da, yine tertemiz bir beden ve elbise ile ibadet etmeyi isteriz. Kaldı ki, namaza mâni olmayacak miktardaki pisliği temizlemenin vâcib olduğu da bâzı kitablarımızda kayıtlıdır.<br />
Hafif Necasetten Sayılan Maddeler Nelerdir?<br />
<br />
1 - Atların ve etleri yenen koyun, geyik gibi ehlî veya vahşî hayvanların idrar ve tersleri... Katır ve merkep tersleri ihtilâflıdır. Galiz necâset sayan olduğu gibi, hafif necâset sayanlar da vardır.<br />
<br />
2 - Etleri yenmeyen hayvanlardan atmaca, çaylak, kartal gibi havada tersleyen vahşî kuşların tersleri... Güvercin ve serçe gibi eti yenen kuşların tersinin ise, temiz olduğunu belirtmiştik.<br />
<br />
    Şer'an necis sayılan müşriklerin ve Yahudi, Hiristiyan gibi Ehl-i Kitabdan kimselerin kaplarından yemek yiyip, su içmek câiz olur mu? Çünkü, bunların kaplarında domuz pişip, şarap kaynatılması ihtimal dahilindedir?<br />
<br />
Ehl-i Kitab veya müşriklerin kaplarından yemek yiyip, su içmek câiz görülmüştür. Ancak, o kaplarda İslâm'ın yasakladığı bir maddenin bulunduğu belli olmaması ve bilinmemesi şarttır. Pisliğe bulaşmış olduğunu bile bile o kaplardan yiyip içmek câiz olmaz.<br />
<br />
Resûlüllah Efendimiz, bir müşrike kadının kırbasından su içmiş ve abdest almıştır. Aynı şekilde Ehl-i Kitab olanların kaplarından yemek yediği de vâki olmuştur.<br />
<br />
Bununla beraber, mecbûr kalmadan ve bu gibi kaplardan yiyip içmemekte isabet vardır. Çünkü, bu durum bütünüyle kerâhetten uzak değildir.<br />
Gümüş ve Altın Kaplardan Yemek Yenip Su İçilir mi? Abdest Alınır mı?<br />
<br />
Altın ve gümüş gibi kapların, yemek ve içmekte veya abdest alma gibi işlerde kullanılması kesinlikle câiz değildir. Ancak kadınlar, bunları süs ve zinet eşyası olarak kullanabilirler. Erkeklerin ise, sadece gümüş yüzük takmalarına cevaz verilmiştir. Altın ve gümüş dışında bir maddeden yapılan eşyaları kullanmakta ise, hiçbir beis yoktur.<br />
<br />
Eşya eğer tamamı altın veya gümüş değil de başka maddelerle karıştırılmışsa, bu durumda itibar, hangi maddenin fazla olduğunadır. Altın veya gümüş çoksa o kaplar kullanılmaz. Az ise kullanılır. Buna göre altın veya gümüş suyuna batırılmış kapları kullanmanın câiz olduğu açıktır. Çünkü bu gibi kaplarda altın veya gümüş miktarı, diğer maddelerden azdır.<br />
<br />
 Pislikleri Temizleme Yolları<br />
<br />
Necis olan şeyleri temizlemek için, şer'î yönden mahiyetlerine göre muhtelif temizleme yol ve metodlarına başvurulur. Başlıca temizleme yolları şunlardır:<br />
1 - Su İle Yıkamak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* Maddî bir pislik, yağmur, dere, deniz suyu gibi mutlak sularla temizlenebileceği gibi; çiçek suları, gül suyu, sebze ve meyve suları gibi bâzı mukayyed sularla da temizlenebilir. Hattâ başka su bulunamadığı takdirde, abdest veya gusülde kullanılmış su ile bile temizlik yapılabilir.<br />
<br />
 * Gözle görülür cinsten olan bir pisliğin temizlenmesi, pisliğin eserleri, yani, varlığı, kokusu ve rengi giderilinceye kadar yıkamakla olur. Burada yıkama sayısı mühim değildir.<br />
<br />
 * Eğer pislik, meselâ idrar gibi, göze gözükmeyen, kurumakla geride hiçbir iz bırakmayan cinsten ise, bunun temizliği, idrarın bulaştığı kısmın bir kapta 3 defa ayrı su ile yıkanması ve her defasında da suyun insanın vargücüyle sıkılması ile olur.<br />
<br />
 Ancak kirli eşya, sıkılamayan cinsten olursa, (hasır, keçe, halı, v.s. gibi) yine bir kap içinde 3 kere yıkanır, her seferinde de kurutulur. Bu eşyaların, damlaları kesilinceye kadar asılmaları, kurumaları yerine geçer. Böyle bir eşya, kap içinde yıkanmaz da akarsu içinde veya üzerine sular dökülmek suretiyle yıkanırsa, kendisinde necâsetin eseri kalmayınca temizlenmiş olur. Ayrıca sıkılmasına, kurutulmasına lüzum kalmaz.<br />
2 - Suda Kaynatmak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* İçine temiz olmayan bir şey karışan süt, pekmez, bal, reçel gibi sıvı şeyler üç defa ayrı ayrı temiz su ile kaynatılmakla temiz olur.<br />
<br />
 * İşkembe yıkanmadan kaynar suya atılırsa bir daha temiz olmaz. Fakat daha kaynar hâle gelmemiş bir suya atılırsa, sonradan yalnızca yıkamakla temizlenir. Henüz kaynar suyu içine çekmeden çıkarıldığı takdirde de hüküm aynıdır. Yani murdar olmuş olmaz. Sadece yıkamakla pâk olur.<br />
<br />
 * Şer'î usûle göre boğazlanmış, fakat bağırsakları çıkarılmadan tüylerini yolmak için kaynar suya atılmış olan tavuk ve emsali hayvanlar içteki pislikler ete sirayet ederse temiz olmaktan çıkar. Binaenaleyh böyle bir hayvanı kestikten sonra, üzerinde bulunan akar kanını ve içini çıkarıp yıkamalı, ondan sonra sıcak suya atmalıdır. Ancak hayvan içteki pislik ete nüfuz etmiyecek şekilde sıcak suya sokulup çıkarılırsa, pislenmiş sayılmaz.<br />
<br />
 * Sıcak su içinde bekleyerek pis hâle gelen hayvanı temizleme yolu, hayvanın içini temizledikten sonra üç defa temiz su ile kaynatmak ve her seferinde de kaynatılan suyu dökmektir. Böylece hayvanın etindeki necâset, kaynatılan su ile dışarı çıkmış ve temiz hâle gelmiş olur.<br />
3 - Ateşe Tutmak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* Pis çamurdan yapılmış testi, bardak, çanak gibi şeyler, ateşte pişirilip kendisinde pislik eseri kalmayınca temizlenmiş olur.<br />
<br />
 * Tezek ve benzeri pislikler, ateşte yakılıp kül olunca temiz hâle gelir.<br />
4 - Silmek Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* Bıçak, cam, cilâlı tahta, düz mermer ve tepsi gibi şeyler, yaş veya kuru bir pislikle pislenirse, yaş bir bezle veya süngerle veya toprak gibi bir şeyle silinerek temizlenebilir. Ancak pisliğin tamamen çıktığı kanaatı hâsıl olmalıdır.<br />
<br />
 * Oymalı ve nakışlı olan eşya ise, silmekle temizlenmez, bunlar ancak yıkamakla temizlenmiş olur.<br />
5 - Kazımak Veya Ovalamak Suretiyle Temizlik:<br />
<br />
* İç çamaşıra veya elbiseye bulaşan bir meni, kurumuş ise, yıkanmadan sadece ovalamakla da giderilebilir. Ovalamadan sonra elbisede kalan iz, ibadete mâni teşkil etmez. Elbiseye bulaşan meni yaş ise, elbise ancak yıkamak suretiyle temiz olur.<br />
<br />
 Vücuda yapışan meni, kurumuş bile olsa, ovalamakla vücut temizlenmez, ancak yıkamakla temizlenmiş olur.<br />
<br />
 * Donmuş haldeki bir yağa bir pislik düşse, sadece pisliğin düştüğü kısmı oyup almakla, kazımakla yağ temizlenmiş olur.<br />
<br />
 * Ayakkabı, mest gibi giyim eşyasına gözle görünür bir pislik bulaşır da kurursa, bu necâseti kazımak suretiyle temizlemek mümkündür. Necâset yaş olursa, ancak yıkamakla temizlenir. Fakat iz kalmayacak şekilde temiz bezle bilinmesi de câizdir.<br />
<br />
 Eğer necâset gözle görünmeyen sidik, şarap damlası cinsinden olursa, yıkamak ve sabunlu bezle iyice silmek gerekir.<br />
6 - Kurumak ve Pislik İzi Kaybolmak Yoluyla Temizlik:<br />
<br />
* Toprak ve toprak üzerinde sâbit olan ağaç, ot v.s. gibi bir eşya, pislenince, kurumakla temizlenir. Bu kuruma, güneşle, ateşle, rüzgârla da olabilir. Böyle bir yer üzerinde namaz kılınabilir, fakat teyemmüm yapılamaz. Zira bu yer, her ne kadar tâhir (temiz) ise de, mutahhir (temizleyici) değildir.<br />
<br />
 * Pis olan bir toprak, necâsetin eseri gidinceye kadar üzerine su akıtmakla veya necâsetin kokusu alınamıyacak derecede üzerine temiz toprak sermekle de temizlenir.<br />
7 - Suyun Akması Veya Çekilip Kaybolması Yoluyla Temizlik:<br />
<br />
* İçine pislik düşmüş küçük bir su birikintisi (meselâ su ile dolu bir hamam kurnası), içine hariçten temiz su gelip pis suyu taşırıp dışarı akıtması ile temizlenir. Çünkü bu durumda o birikinti, akarsu hükmünü alır.<br />
<br />
 * Pis olmuş bir kuyunun suyu, kendiliğinden boşalmak veya kova ile çekilip boşaltılmak suretiyle temizlenmiş olur.<br />
8 - Hal Değiştirmekle Temizlik:<br />
<br />
* Temiz olmayan bir madde, mahiyet değişikliğine uğrarsa temiz olur. Meselâ şarap, içine konan kimyevî bir madde sebebiyle sirke hâline gelirse, temiz olmuş olur, çünkü bu durumda mahiyeti değişmiştir.<br />
<br />
* Pis bir zeytinyağı sabun hâline gelmekle temizlenir. Ancak pis süt, peynir veya yoğurt yapılmakla temizlenmiş olmaz. Çünkü bu halde mahiyeti değişmemektedir.<br />
<br />
 9 - Boğazlama ve Tabaklama (Dibağat) Yoluyla Temizlik:<br />
<br />
* Domuzdan başka, eti yenen ve yenmeyen bütün hayvanların derileri, hayvan şer'î usûle göre kesilmişse, deri üzerine kan v.s. gibi bir pislik bulaşmadıkça temiz sayılırlar. Böyle bir deri üzerinde namaz kılınabilir.<br />
<br />
 * Domuzdan başka bütün hayvanların derileri, sadece boğazlanma yoluyla temiz olacağı gibi, deriyi tabaklama (dibağatlama) yoluyla da temiz olurlar. Şu halde boğazlanmaksızın kendi kendine ölmüş bir hayvanın derisi, dibağat yoluyla temiz hale getirilip kullanılabilir.<br />
<br />
 İbn-i Abbas'tan (ra) rivâyet edildiğine göre: Resûlüllah Efendimiz'in (asm) muhterem zevceleri Sevde bint-i Zem'a'nın (r.anhâ) bir keçisi eceliyle ölmüştü.<br />
<br />
 "Yâ Resûlâllah! Bizim keçi öldü" diyerek durumu Allah Resûlüne bildirdi. Allah Resûlü de ona:<br />
<br />
 "Öyleyse neden derisini almadınız?" diye sordu.<br />
<br />
 Sevde:<br />
<br />
"Ölmüş bir hayvanın derisini alıp ne yapacağız?" dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz şu açıklamayı yaptılar:<br />
<br />
 "Allah Teâlâ: 'Ölen hayvanın derisini tabaklarsanız, size helâl olur ve onu kullanabilirsiniz' buyurmaktadır."<br />
<br />
 Hz. Sevde derhal birini gönderip ölmüş keçinin derisini yüzdürdü ve kendi eliyle onu tabakladı.<br />
<br />
 öylece temizlenmiş olan bu deriyi, yırtılıncaya kadar su tulumu olarak kullandı...<br />
<br />
 * Dibâğat iki türlü yapılır:<br />
1. Hakikî dibâğat:<br />
<br />
 Şap, tuz gibi kimyevî maddeler ve ilâçlarla yapılan dibâğat.<br />
2. Hükmî dibâğat:<br />
<br />
Deri ve postekilere toprak serpmekle veya onları güneşe, havaya ve rüzgâra karşı bırakarak kurutmakla yapılan dibâğat.<br />
<br />
 Her iki usûlle de deri temizlenmiş olur. Üzerinde namaz kılınabilir.<br />
<br />
* Ecnebi ülkelerde murdar bir madde ile tabaklandığı kesin olarak bilinen deriler, üç kere yıkanarak temiz hale getirilebilir.<br />
<br />
 Eğer bu hususda şübhe edilirse, yani, murdar bir madde ile dibağatlandığı kesin olarak bilinemeyip ancak bu hususta vesvese duyulursa, deri temiz hükmündedir. Fakat şübhe ve vesveseden kurtulmak için ihtiyâten yıkanması efdaldir. Esasen şübheye mahal verecek açık bir alâmet ve durum yoksa, daha fazla araştırmaya da lüzum yoktur. Deri temiz kabul edilir..<br />
<br />
 İstincâ nedir?<br />
<br />
İstinca, lügatte, pisliklerden temizlenmeyi istemek demektir. Dinî ıstılahta ise, büyük ve küçük hâcetini yaptıktan sonra avret yerlerini temizlemek mânasına gelmektedir. Buna dilimizde, tahâretlenmek denilir. Bu temizlik, müekked sünnettir.<br />
<br />
 İstinca'nın Allah indindeki kıymet ve ehemmiyetini göstermesi bakımından İbn-i Abbas ve Ebu Hüreyre'den gelen şu rivâyet dikkat çekicidir:<br />
<br />
 "Kubalılar hakkında "Orada temizlenmeyi seven adamlar var" (et-Tevbe, 108) meâlindeki âyet-i kerîme nâzil olunca Resûl-i Ekrem (asm) onlara sordular:<br />
<br />
- Allah sizi neden övüyor?<br />
<br />
 Onlar da bu suâle:<br />
<br />
- Biz def'-i hâcetten sonra su ile temizlenir, istinca yaparız, cevabını verdiler."<br />
İstinca Ne İle Yapılır?<br />
<br />
İstinca su ile yapılacağı gibi, su olmadığı takdirde ufak taşlarla da yapılabilir. Ancak, kemik, cam parçası, yazılı kâğıtlar, ipek gibi pahalı kumaş parçaları ve zemzem suyu ile istinca yapılması mekruhtur. Temiz boş kâğıda da hürmet lâzımdır.<br />
<br />
 Su bulunmadığı takdirde, kıymetsiz bez ve pamuk, yazıda kullanılmayan suyu emici kâğıtlar (tuvalet kâğıtları) ile de istinca yapılabilir.<br />
<br />
Aslında su ile istinca yapıp bez gibi suyu emici bir nesne ile kurulanmak temizliğe daha uygundur.<br />
İstibra Nedir?<br />
<br />
Erkeklerin idrardan sonra, idrar sızıntısının tamamen kesilmesini beklemelerine istibra denir. Bunu yapmak vâcibdir.<br />
<br />
 İdrar sızıntısı her insanda olur. Ancak bâzı kimselerde çabuk kesilir; bâzılarında ise, akıntı bir müddet daha devam eder. Herkes durumunu bilerek, abdest almadan önce, sızıntının kesilmesine çalışmalı, sonra abdest almalıdır.<br />
İdrar Sızıntısını Durdurmak İçin Ne Yapılabilir?<br />
<br />
İstibranın, yani, idrar sızıntısını durdurmanın çeşitli yolları vardır: Tuvaletten çıktıktan sonra hemen abdest almayıp biraz yürümek veya öksürmek veya ayakları biraz kımıldatmak gibi hareketlerle idrar yollarında kalmış olan sızıntıların dışarı çıkması te'min edilebilir. Herkes kendi durumunu bilerek bu yollardan birini tatbik eder. Mühim olan sızıntının kesilmesidir.<br />
İstibra Yapılmadan Abdest Alınca Ne Olur?<br />
<br />
Küçük su döktükten sonra istibranın yapılması durumu, abdestin sıhhatına mâni olan idrar sızıntısını kesmek içindir. İdrarını yaptıktan hemen sonra istibra yapmadan abdest alan ve bu sırada da kendisinden idrar akıntısı gelen kimsenin aldığı abdest, haberi olmadan bozulur ve bu abdestle kılınan namaz da sahih olmaz. Bu bakımdan istibra konusunda oldukça titiz davranmalıdır.<br />
<br />
 Bir hadîs-i şerîfte:<br />
<br />
"İdrardan sakınınız. Çünkü kabir azâbının çoğu ondandır" buyurularak, Müslümanların, küçük su döktükten sonra temizliğe (istibraya) son derece dikkat etmeleri istenmiştir.<br />
<br />
 Kadınlara istibra gerekmez. Onların idrar yaptıktan sonra hemen abdest almayıp bir süre beklemeleri kâfidir.<br />
<br />
İstinca, istibranın sıhhî faydaları da vardır.<br />
İstinca ve İstibra'nın Âdâbı:<br />
<br />
Önce istinca ve istibraya sebeb olan tuvalete girme ve hâcet giderme âdâbını bilmek gereklidir.<br />
<br />
 Şöyle ki:<br />
<br />
* Tuvalete girileceği zaman parmağında lâfza-i celâl yazılı yüzük veya ceplerinde âyet yazılı sayfa veya Kur'an'dan bir parça var ise, bunların çıkarılması, tuvalete sokulmaması, yahut da muşambaya veya naylona sarılı vaziyette cepte taşınması gerekir. Yüzüğün ters çevrilerek avuç içine alınması da kifâyet eder.<br />
<br />
 * Daha tuvalete girmeden bismillâh deyip:<br />
<br />
 "Allahümme innî eûzü bike mine'l-hubsi ve'l-habâis..." (Allahım! Erkek ve dişi bütün şeytanlardan (zararlı şeylerden) sana sığınırım) diye dua edilmesi müstehabdır.<br />
<br />
 * Tuvalete sol ayakla girilir ve sağ ayakla çıkılır.<br />
<br />
 * Tuvalette kıbleye karşı oturulmamalı ve kıble tarafına arka da dönülmemelidir. Bunlar mekruhtur. Fakat evlerdeki tuvaletler kıbleye karşı yapılmışsa, artık zarurete binaen bunda bir beis yoktur.<br />
<br />
 Şâfiî ve Mâlikî'ye göre kapalı bina içindeki tuvaletlerde kıbleye karşı dönmekte hiçbir mahzur yoktur. Kıbleye dönmemek mecburiyeti, kırlarda def'-i hâcet yapılacak zamanlara aittir.<br />
<br />
 * Tuvalette iken mecbur kalmadıkça konuşulmaz. Zikredilmez. Selâm alınmaz.<br />
<br />
 * Tuvaletlere tükürerek veya sümkürerek nahoş bir görüntüye sebeb olmamak da âdâbdandır.<br />
<br />
 * Özürsüz ayakta idrar yapmamak da âdâbdandır. Hazret-i Ömer'in bildirdiğine göre, bir keresinde ayakta su dökerken Resûlüllah Efendimiz onu görmüş ve: "Ya Ömer, ayakta su dökme" demiştir. Hz. Ömer bundan sonra bir daha ayakta su dökmemiştir. Fakat zaruret halinde ve idrar sıçrantılarından da korunmak mümkün olduğu takdirde, ayakta da su dökülebilir. Çünkü ashabdan bâzıları, Resûlüllah'ın ayakta da su döktüğünü görmüşlerdir. Bu durum zaruret ve idrarın sıçramaması haline hamledilmiştir.<br />
<br />
 Oturarak idrar etmek, temizlik yönünden de daha iyidir. Bu şekilde idrar torbası daha iyi boşalır. Akıntı ve sızıntı da azalır.<br />
<br />
 * Def'-i hâcet yaparken, avret mahalline ve vücuttan çıkan pisliğe bakılmamalıdır.<br />
<br />
 * Tuvaletten çıkıldığında:<br />
<br />
"Elhamdü lillâhi'llezî ezhebe annî'l-ezâ ve âfânî (eziyet veren şeyleri benden gideren Allah’a hamdolsun.) denilmesi âdâbdandır.<br />
İstincanın Mekruhları Nelerdir?<br />
<br />
* Rüzgâra karşı, durgun ve akar sulara doğru idrar yapmak mekruhtur. Meyve ağacı altlarına, gölgelik yerlere, ekin tarlalarına, karınca ve haşerat yuvalarına, yollar üzerine def'-i hâcet etmek de mekruh sayılır. Bilhâssa insanların gideceği yolları ve oturacağı gölgelikleri kirletmek, hadîste şiddetle men'edilmiş, bu hâlin insanların eziyet duymalarına, dolayısıyla da lânet ve sövmelerine sebeb olacağı bildirilmiştir.<br />
<br />
 Sakınılması gereken bir husus da, umumî tuvaletlerde büyük hâcetini yaptıktan sonra, tuvaleti tam temizlemeden, kıyısında köşesinde pislikler bırakarak çıkmaktır. Bu durum da insanlara eziyet verir, nefretlerini mûcib olur. Hadîs'teki nehyin şümûlüne girer.<br />
<br />
 İstinca ve istibrada temizlik hep sol el ile yapılır. Hadîs-i şerîf'te, "Sizden biriniz küçük su dökerken, uzvunu sağ el ile tutmasın. Helâdan sonra da sağ eliyle silinmesin" buyurulmuştur. Âlimler, bu hadîse binaen, sağ el ile temizlenmeyi mekruh saymıştır.<br />
<br />
 * İstincada suyu kullanırken şiddetle suyu çarpmamalı, sıçrantı yapmamaya çalışmalıdır.<br />
<br />
 * Avret yerlerinin gözükmesinden korkulan hallerde, istinca terk edilir.<br />
<br />
 * Gusledilen yere küçük su dökülmesi de caiz görülmemiştir. "Umum vesveseler bundandır" denmiştir. Ancak akıntı varsa ve idrar, gusledilen yerde kalmayıp akıp gidiyorsa, caiz olur diyenler de olmuştur. İhtiyâta riâyette fayda vardır.<br />
<br />
 * İstinca yapamayacak kadar hasta olan bir kimse, zevcesi yoksa istincayı terkeder. Hasta olan kadın da kocası yoksa o da istincayı terkeder. Yabancıların bunlara taharet vermesi câiz olmaz.<br />
Sünnet Olan Beden Temizliği<br />
<br />
Müslümanların, abdest ve gusül gibi farz olan şer'î temizliğin dışında haftada en az bir kere de maddî temizlik için yıkanmaları müstehabdır. Hadîs-i şerîf'te şöyle buyurulur:<br />
<br />
 "Her Müslüman üzerine, yedi günde bir yıkanması, Allah'ın hakkıdır."<br />
<br />
 Bu temizliğin Cuma günü yapılması, böylece Cuma namazında cemaat içine kir ve pis kokulardan arınmış olarak tertemiz bir halde çıkılması tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
 Cuma günü yapılacak bu beden temizliği hakkında Resûlüllah Efendimizden daha pek çok hadîs-i şerif rivâyet edilmiştir.<br />
<br />
 Bedenin tamamını yıkayıp gözle görünür kir ve pislikleri, ağır ter kokularını temizlemenin yanısıra, insan bedeninde temizliğine dikkat edilecek bâzı âzalar ve hassas bölgeler vardır. Bu âzalar şunlardır:<br />
<br />
a. Saçlar: Saçlar, insan bedeninde temizliğine dikkat edilecek yerlerin başında gelir. Saçları sık sık yıkamalıdır. Resûlüllah Efendimiz saçlarına ihtimamla bakar, titizlikle temizlerdi. Dağınık kirli saçlardan hiç hoşlanmazdı. Ara sıra yağlar ve tarardı. Bir gün huzuruna saçı sakalı birbirine karışmış, kirli paslı bir adam girdi. Adamı bu halde görünce şöyle buyurdular:<br />
<br />
 "Bu adamda, saçını yıkayacak kadar su, yatıştıracak kadar yağ yok mu idi? Nedir bu dağınıklık?.."<br />
<br />
 b. Bıyıklar: Resûlüllah Efendimiz, ashabına, bıyıkların dudaklar üzerine sarkan uç kısmından kısaltmalarını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
 Bıyıkların uçtan kısaltılması, yemek yerken bıyık kıllarına yemeklerin bulaşarak nahoş bir görüntü meydana gelmemesi içindir.<br />
<br />
 Bıyığın üzerinden fazlaca alıp inceltmek ise, bizim örfümüze uygun olmayan bir çirkinlik arzetmektedir. Bıyıklar bu kadar inceltilmemelidir.<br />
<br />
 Bıyığın iki tarafa uzayan uçlarından kesmekte de isabet vardır. Bu kesiş, fazla olmamalı, ağız bitimini geçmemelidir.<br />
<br />
 Bıyığın kabası da sünnet değildir. Sünnet olan bıyık, kabarmayacak şekilde kesilenidir. Bıyıkları dipleri görünecek şekilde kesmek sünnete daha uygundur. Büyük ve kaba bıyıklara, ancak harb zamanında, düşmana heybetli görünmek için cevaz verilmiştir.<br />
<br />
 c. Koltuk altlarını ve kasıkları temizlemek: Koltuk altında ve kasıklarda biten tüyleri 10-15 günde bir, bu mümkün olmuyorsa hiç değilse 40 günü geçirmeden yolmak ve traş etmek, fazla uzamalarına fırsat vermemek müstehabdır. Bu temizlik, bütün peygamberlerin şeriatlarında var olagelen bir temizliktir. Bu temizliğin cünüp iken yapılması mekruhtur. Uygun olanı, kişiye gusül farz olmadan bu temizliklerin yapılmasıdır. Bedenden ayrılan her parça temizken ayrılmalıdır.<br />
<br />
 Beden temizliğinde kullanılan malzemenin ve âletlerin ayrı bir yerde, özel kaplar içerisinde, mikrop kapmıyacak şekilde muhafaza edilmesinde zaruret vardır. Çoğu zaman temizlik sırasında kesilmeler, kanamalar görülebilir. Temiz olmayan makine ve malzemedeki mikroplar da bu kanla bedene karışabilir, küçük bir ihmalden büyük bir rahatsızlık durumu ortaya çıkabilir.<br />
<br />
 d. Tırnak temizliği: Tırnağı fazla uzatmadan kesmek, hem çirkin manzarayı önlemek, hem de tırnak altında kirlerin toplanmasına mâni olmak bakımından tavsiye edilmiştir. Mümkünse haftada bir kesilmelidir. Tırnak kesiminde ise bu işlemi temizken yapmağa itina göstermeli, cünüpken tırnak kesmekten mümkün mertebe sakınmalıdır.<br />
<br />
 Vücuttan kesilen tırnaklar ile tıraş edilen tüy ve kıllar, eğer mümkünse rastgele atılmayıp toprağa gömülmelidir. Veya göze görünmeyecek şekilde sarılıp çöpe atılmalıdır.<br />
<br />
 e. Ağız Temizliği: Ağız temizliğinin genel beden temizliği içinde ayrı ve önemli bir yeri vardır. Ağzımızın ve burada bulunan dil, diş gibi âzamızın tertemiz olması lâzımdır. Ağzımıza olur olmaz şeyleri almamak, sık sık yıkayıp çalkalayarak temiz bulundurmak, sağlığımız yönünden mühimdir.<br />
<br />
 Ağız temizliği deyince birinci derecede akla diş sağlığı ve temizliği gelir. Çünkü dişler, hem beslenmede, hem de konuşmada büyük rol oynarlar.<br />
<br />
 Diş sağlığı konusunda dikkat edilecek en mühim husus; dişleri temiz tutmak, aşırı sıcak ve aşırı soğuk, fazla sert yiyecek ve içeceklerden sakınmaktır. Çünkü bunlar, dişleri zedeler, çizer ve diş minelerini çatlatarak diş çürümelerine sebebiyet verir. Çünkü bir dişin ise göz, karaciğer, kalb, mide, sindirim sistemi, idrar torbası ve mafsallar başta olmak üzere vücudun pek çok yerinde önemli hastalıklara sebeb olduğu günümüzde tıbben sâbittir.<br />
<br />
 Diş temizliği ve bakımı konusunda Resûlüllah Efendimiz hassas ve itinalı davranmışlardır. Ümmetine de bu ciddi konu üzerinde sık sık ikazlarda bulunmuşlardır. Burada bâzılarını zikredelim:<br />
<br />
 "Eğer ümmetime güç gelmeyecek olsaydı, onlara her abdest vaktinde ağızlarını ve dişlerini temizlemelerini emrederdim."<br />
<br />
 "Misvak ağzı temizler, Allah'ın rızasını kazandırır."<br />
<br />
 "Dişlerinizi temizleyiniz. Zira bu hal mahzâ nezafettir. Nezafet ise îmana râcidir. İman da sâhibiyle beraber Cennettedir."<br />
<br />
 "Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Sünnet olmak,<br />
<br />
 misvak kullanmak, güzel koku sürünmek ve evlenmek..."<br />
<br />
 "Sararmış dişlerle huzuruma gelmeyiniz. Misvak kullanınız." (Bezzar)<br />
<br />
 Resûlüllah Efendimiz diş temizliğini misvak ile yaparlardı. Misvak ise Arabistan'da bulunan erak ağacının dalından yapılan bir çeşit fırçadır. üzerinde yapılan tıbbî tahliller sonucu, misvakın pek çok faydaları bulunduğu, diş sağlığı için en elverişli madde olduğu anlaşılmıştır.<br />
<br />
 Bugün diş temizliğinde kullanılan diş fırçaları da, misvak yerini tutar. Ancak bu fırçaların kıldan olanı değil de naylondan olanları tercih edilmelidir. Çünkü kılların ortasında kanallar olduğu gibi, bir-iki fırçalamadan sonra bu kanalların içlerine mikroplar dolduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca kıl fırçaların bir kısmının domuz kılından yapıldığı da unutulmamalıdır. Naylon fırçalarda bu mahzurlar yoktur, hem de daha sıhhîdir.<br />
<br />
 İnsanı cem'iyet içinde müşkil durumda bırakan bir husus da, ağız kokusudur. Ağız kokusunun meydana gelmesinde, bakımsız ve çürük dişlerin rolü büyüktür. Dişlerin temizliğine ve sağlığa dikkat edilirse, bu büyük rahatsızlık da önlenmiş olur.<br />
<br />
 * Ağız temizliğini sadece maddî temizlik olarak ele almamak gerekir. Bir mü'min, ağzının, dilinin, dişlerinin maddî temizliği kadar mânevî temizliğine de önem vermelidir. Dilimizden yalan, küfür, kötü söz, dedikodu, iftira gibi günâhı mûcib sözlerin çıkmaması, bunların yerine zikir, tesbih, tekbir gibi kudsî kelimelerin ve güzel-tatlı sözlerin sâdır olması, boğazımızdan aşağıya haram lokmanın sokulmaması, ağzımızın maddî temizliğinden çok daha önemli olan hususlardır.<br />
<br />
 f. Burun temizliği: Hayat ve sağlığımız üzerinde, hem koku, hem de solunum organı olarak burnun büyük önemi vardır. Havanın içinde bulunan zararlı maddeler ve mikroplar, burundaki kanallar, kıllar ve sümük maddesi tarafından süzülerek ciğerlere temiz hava gönderilir. Bunun neticesi olarak burnumuz çok sık kirlenir. Bu yüzden de sık sık temizlenmesi gerekir. Akıntısı dışarı çıkmayan burun, sinüzite sebebiyet verir.<br />
<br />
 Burun temizliği konusunda Resûlüllah Efendimizin emirleri şöyledir:<br />
<br />
 "Herhangi biriniz abdest alacağı zaman burnuna su alsın, sonra sümkürsün."<br />
<br />
 "Herhangi biriniz uykudan uyanınca üç defa burnuna su alıp sümkürsün..."<br />
<br />
 Burada şu hususu da unutmamalıdır ki, bu temizliği sessizce, fazla gürültü ve iğrenç sesler çıkarmadan yapmaya çalışmalıdır. Yollara, kaldırımlara, herkesin göreceği yerlere sümük atmak doğru değildir. İslâmiyet nezafet dini olduğu kadar nezaket dinidir de.<br />
<br />
 Hele hele milletin içinde, herkesin gözü önünde burun karıştırmak, burnundan kıl koparmak, büyük bir görgüsüzlük olduğu gibi, aynı zamanda çirkin ve kötü bir alışkanlıktır. Tıbben de mahzurludur. Çünkü burnun içi nazik zarlarla ve ince kan damarlarıyla kaplıdır. Onunla olur olmaz zamanda oynamak ve kıl koparmak tehlikelidir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Maddî Ve Manevî Bir Temizlik: Abdest]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=208</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:50:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=208</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">MADDÎ VE MANEVÎ BİR TEMİZLİK: ABDEST</span><br />
<br />
Abdest; belli uzuvları usûlüne göre yıkamaktan ve başı meshetmekten ibâret bir temizlik ve ibâdettir.<br />
<br />
Abdestin manevî birçok faydaları ve sevâpları olduğu gibi, maddî olarak da pek çok faydası vardır. Vakit vakit abdest alan bir müslüman temizliğe riâyet etmiş, temizliği alışkanlık hâline getirerek kendisini, birçok hastalıklara sebep olacak kirlerden korumuş olur. Hadîs-i şerîflerde:<br />
<br />
“Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.”<br />
<br />
“Her kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu şekilde namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” buyurulmuştur.<br />
<br />
Namaz gibi bir kısım dînî vazîfeleri yerine getirmek için abdest farzdır. Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, Kâbe’yi tavaf edemez, Mushaf-ı Şerîf’i (Kur’ân-ı Kerîm’i) bitişik olmayan bir kılıf içinde bulunmadıkça eline alamaz, Kur’ân-ı Kerîm’in bir âyetine bile el süremez. Bunlar haramdır. Fakat Kur’ân-ı Kerîm’i ezbere olarak veya karşıdan Mushaf’a bakarak abdestsiz okuyabilir.<br />
<br />
Akıllı ve büluğ çağına giren ve suyu kullanmaya gücü yeten her müslüman, lüzûmu hâlinde abdest almakla mükelleftir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin farzları dörttür:</span><br />
<br />
Birincisi: Yüzü bir kere su ile yıkamaktır. İkincisi: İki elleri dirseklerle beraber bir defa yıkamaktır. Üçüncüsü: Ayakları topuklarla beraber bir kere yıkamaktır. Dördüncüsü: Başın dörtte birini ıslak bir elle bir kere meshetmektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin sünnetlerinden bazıları şunlardır:</span><br />
<br />
Eûzü ve besmele ile başlamak, niyet etmek, misvak kullanmak, tertibe riâyet etmek; yani âzâları sıra ile önce yüzü, sonra kolları yıkamak, sonra başı meshetmek ve ayakları yıkamak, kolları ve ayakları yıkamaya sağ taraflardan başlamak, her âzâyı üçer defa yıkamak, el ve ayak parmaklarını hilallemek, başın tamamını meshetmek.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">MADDÎ VE MANEVÎ BİR TEMİZLİK: ABDEST</span><br />
<br />
Abdest; belli uzuvları usûlüne göre yıkamaktan ve başı meshetmekten ibâret bir temizlik ve ibâdettir.<br />
<br />
Abdestin manevî birçok faydaları ve sevâpları olduğu gibi, maddî olarak da pek çok faydası vardır. Vakit vakit abdest alan bir müslüman temizliğe riâyet etmiş, temizliği alışkanlık hâline getirerek kendisini, birçok hastalıklara sebep olacak kirlerden korumuş olur. Hadîs-i şerîflerde:<br />
<br />
“Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.”<br />
<br />
“Her kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu şekilde namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” buyurulmuştur.<br />
<br />
Namaz gibi bir kısım dînî vazîfeleri yerine getirmek için abdest farzdır. Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, Kâbe’yi tavaf edemez, Mushaf-ı Şerîf’i (Kur’ân-ı Kerîm’i) bitişik olmayan bir kılıf içinde bulunmadıkça eline alamaz, Kur’ân-ı Kerîm’in bir âyetine bile el süremez. Bunlar haramdır. Fakat Kur’ân-ı Kerîm’i ezbere olarak veya karşıdan Mushaf’a bakarak abdestsiz okuyabilir.<br />
<br />
Akıllı ve büluğ çağına giren ve suyu kullanmaya gücü yeten her müslüman, lüzûmu hâlinde abdest almakla mükelleftir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin farzları dörttür:</span><br />
<br />
Birincisi: Yüzü bir kere su ile yıkamaktır. İkincisi: İki elleri dirseklerle beraber bir defa yıkamaktır. Üçüncüsü: Ayakları topuklarla beraber bir kere yıkamaktır. Dördüncüsü: Başın dörtte birini ıslak bir elle bir kere meshetmektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin sünnetlerinden bazıları şunlardır:</span><br />
<br />
Eûzü ve besmele ile başlamak, niyet etmek, misvak kullanmak, tertibe riâyet etmek; yani âzâları sıra ile önce yüzü, sonra kolları yıkamak, sonra başı meshetmek ve ayakları yıkamak, kolları ve ayakları yıkamaya sağ taraflardan başlamak, her âzâyı üçer defa yıkamak, el ve ayak parmaklarını hilallemek, başın tamamını meshetmek.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Teyemmüm]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=207</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:47:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=207</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümün Niteliği ve Farzları</span></span><br />
<br />
Lûgat´ta teyemmümün anlamı, bir şeyi kasdetmektir. Din deyiminde ise: Su bulunmadığı veya suyu kullanmaya güç yetmediği zaman, toprak cinsinden temiz bir şeyle abdestsizliği gidermek için yapılan bir işlemdir.<br />
<br />
Şöyle yapılır: Abdestsiz olan yahut gusletmesi gereken bir kimse, iki elini toprak cinsinden temiz bir şeye bir kez vurup bununla yüzünü mesheder. Sonra yine iki elini ikinci kez vurup bununla da dirseklerine kadar iki kolunu mesheder. Bu işlem, abdestsizliği gidermek yahut namaz kılmak veya taharetsiz sahih olmayan bir ibadeti yerine getirmek niyeti ile yapılır. İşte teyemmümün esası bundan ibarettir. O halde teyemmümün farzları bir niyet ve iki mesihden ibarettir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmam Züfer´e göre, teyemmümde niyet farz değildir.</span></span><br />
<br />
Teyemmüm, bu ümmetin özelliklerindendir, ahir zaman ümmeti için bir kolaylıktır. Yüce mabuduna ibadet edecek olan bir müslümanın alışmış olduğu temizlik halinden yoksun olarak ibadet etmemesini sağlar. Bu konuda müslümanın duyduğu ruhsal bir ihtiyacı giderir. İnsanı yaratılışının aslı olan toprağa döndürerek onda tevazu ve yaratıcıya saygı duygularını canlandırır.<br />
<br />
Teyemmüm Hicretin beşinci yılında meşru olmuştur. Peygamber efendimizin Medine´ye hicretlerinin beşinci senesi Şaban ayının ilk günlerinde Peygamberimiz Huzaa kabilesinin bir oymağı olan "Beni Mustalık" savaşında bin kişilik bir ordu aile susuz bir yerde gecelemişlerdi. Sabah namazını kılmak için abdest alacak su bulamadılar. Sabahın erken bır vaktinde şu anlamdaki âyet-i kerime nazil oldu: "Yolculuk halinde olur da su bulamazsanız, temiz toprak ile teyemmüm ediniz." (Nisa: 43, Maide: 6) Böylece teyemmümle namaz kılmalarına Yüce Allah´ın emri çıktı. Ashab-ı Kiram sevindiler ve teyemmüm ederek sabah namazını kıldılar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümün Sünnet Üzere Yapılması</span></span><br />
<br />
Sünnete uygun bir teyemmüm, aşağıdaki şekilde yapılır:<br />
<br />
1) Teyemmüme başlarken Besmele getirip namaz için tahareti niyet etmelidir.<br />
<br />
(Hanbelîlere göre, Besmeleyi okumak vacibdir, bunu yapmayınca teyemmüm olmaz.)<br />
<br />
2) Parmaklar açık olduğu halde iki eli toprağa vurduktan sonra ileri sürüp geri çekmelidir.<br />
<br />
3) Elleri kaldırınca, eğer fazla tozlanmışlarsa onları yan yana getirip birbirine hafifçe vurmalı. Bu şekilde ellerdeki tozlar silkildikten sonra, bu ellerle bütün yüzü meshetmelidir.<br />
<br />
4) İlk vuruşta yapıldığı gibi elleri yine temiz toprağa tekrar vurduktan sonra silkmeli ve sol elin baş parmağını ayırarak diğer parmakların iç tarafları ile sağ elin parmak uçlarından başlayarak kolun dış tarafını dirseklere kadar çekip meshetmeli. Sonra yine sağ elin iç tarafına dönerek sol elin baş parmağı ile serçe parmağını halka ederek baş parmakla beraber elin ayası ile dirsekten bileğe kadar elin iç tarafını meshetmeli. Baş parmağı daha ileriye yürüterek sağ elin baş parmağının üstünü de meshetmelidir.<br />
<br />
5) Sol elle sağ elin meshedilişi gibi, aynen sağ elle de sol eli meshetmelidir.<br />
<br />
6) Açıklandığı şekilde teyemmümde sıra gözetilerek önce yüzü, sonra kolları meshetmeli ve bu işlemde kesinti yapmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümün Şartları</span></span><br />
<br />
Teyemmümü mübah kılacak bir özür bulunmalıdır. Bu özür gerçek olarak veya hükmen suyu kullanmaya güç bulunmamaktır. Şöyle ki: Abdest alacak veya gusledecek kimsenin bulunduğu yerden en az bir mil (dört bin adım) uzakta suyun bulunmasıdır. Bu durumda su, gerçekten bulunmamış sayılır. Yahut su bulunur da, onunla yıkandığı takdirde hastalanmaktan, hastalığının artmasından veya uzamasından tecrübesi neticesi olarak korkarsa veya yetkili müslüman bir doktor su kullanmasını zararlı sayarsa, yine teyemmüm edilir; çünkü hükmen su bulunmamış demektir.<br />
<br />
(Malikîlere göre, yetkili müslüman bir doktor bulunmazsa, bu teyemmüm konusunda müslüman olmayan yetkili bir doktorun sözü yeterlidir.)<br />
<br />
Şu durumlarda da hükmen su bulunmamış sayılır: Cana, mala, şeref ve emanete ait bir tehlikenin, yakında bulunan bir suyu kullanma halinde bulunması. Bulunan suyun abdest veya gusle yetişmemesi. Bulunan su, abdest veya gusle harcandığı takdirde, kendisinin veya arkadaşının veya beraberindeki hayvanın susuzluktan helâk olacağını kuvvetli bir ihtimal ile bilmesi. Kuyudan su çekebilmek için ip ve kova gibi aletlerin bulunmaması. Bulunan su ancak pisliği gidermeye kâfi gelip de bundan fazla su bulunmaması. Mevcut olan su ile abdest alındığı veya gusledildiği takdirde, bayram ve cenaze namazlarının tamamen kaçırılacağından korkulması. Ancak bu namazlarin bir kısmına yetişilebileceği anlaşılınca veya cenazenin velisi olur da, kendisini bekleyeceklerini bilince, teyemmüm etmek caiz olmaz.<br />
<br />
Yine, sadece namazı kaçırmak korkusu ile, kazası mümkün olan (bedeli bulunan) namazlar için teyemmüm etmek caiz olmaz. Cuma ve diğer vakit namazları gibi... Çünkü bunlara yetişilemezse, cuma yerine öğle namazı kılınır. Vakit namazlarına yetişilemezse, bunlar kaza edilir.<br />
<br />
Teyemmüm ederken niyet bulunmalıdır. Şöyle ki: Teyemmüm edecek kimse, elini teyemmüm edecek toprağa koyarken veya eline dokunan toprak ile yüzünü meshe başlarken, bu işi abdestsizlikten temizlenmek, namaz kılmak veya abdestsiz yapılması caiz olmayan bir ibadette bulunmak maksadı ile yapmalıdır. Böyle bir niyet olmaksızın alınan bir teyemmüm ile namaz kılınmaz. Sadece teyemmümü niyet etmek yeterli degildir. Bu duruma göre, su bulamayan abdestsiz bir kimse, Kur´an´ı eline almak veya bir mescide girmek niyeti ile teyemmüm etse, bu teyemmümle onun namaz kılmasi sahih olmaz. Çünkü Kur´an´ı tutmak abdestsiz caiz değilse de, bunu yapmak bir ibadet değildir; maksad ise Kur´an okumaktır. Abdestsiz olarak ezbere Kur´an okumak caizdir. Boy abdesti almak durumunda olan bir kimse için mescide girmekte taharet şarttır. Fakat bu da kasdolunan bir ibadet sayilmaz; onun için bu maksadla alınan teyemmüm ile namaz kılınmaz. Abdestsiz bir kimse için ezber olarak Kur´an okumak bir ibadet ise de, bunun yapılması taharete bağlı degildir. Taharetsiz (abdestsiz) yapılabilir.<br />
<br />
Ezan okumak, ikamet yapmak, kabirleri ziyaret etmek, ölüyü gömmek, selâma karşılık vermek veya hayirli bir iş yapmak niyeti ile yapilan teyemmümlerle de namaz kılınamaz.<br />
<br />
Teyemmüm, her yönden temiz olan toprak cinsinden bir şeyle yapılır. Şöyle ki: Üzerlerinde pislik dokunmamış olan toprak; kum, çakıl, horasan, alçı gibi toprak cinsinden olan şeylerle teyemmüm yapılır. Yine taş cinsinden olan mermer, kiremit, tuğla, yakut, zümrüt, zebercet, tutya ve mercanla veya nemli olsun, yanık olsun toprakla veya çoğu toprak karışımı olan maddelerle, kaya tuzu ile, çamurla sıvanmış duvarla da teyemmüm edilebilir. Bunların üzerinde toz bulunması şart değildir. Fakat kurumadıkça çamurla teyemmüm edilmez; bu İmam Ebû Yusufa göredir. İmam Azam´a göre, vaktin çıkmasından korkulur ve çamurun toprağı sudan ziyade olursa, çamur ile teyemmüm edilir.<br />
<br />
Odunların ve otların yanması ile meydana gelen küllerle, demir, altın, gümüş gibi eriyip şekil değiştiren ve yumuşayan madenlerle, inci, cam, kumaş ve elbiselerle, hayvan postekileri ile teyemmüm yapılmaz. Çünkü bunlar toprak cinsinden sayılmazlar. Ancak bunların üzerinde belli bir şekilde toz bulunursa, o zaman üzerlerinde teyemmüm edilebilir.<br />
<br />
Bir de üzerlerindeki topraklardan dolayı, cevher halinde bulunan altın, gümüş, bakır benzeri madenlerle teyemmüm edilebilir.<br />
<br />
(İmam Ebû Yusuf ile İmam Şafiî´ye göre, teyemmüm yalnız toprakla yapılır. İmam Malik´e göre, toprak ve kumla teyemmüm caiz olduğu gibi otlarla, ağaçlarla ve karla da caiz olur. İmam Ahmed İbni Hanbel´e göre, teyemmüm yalnız yanmamış olan ve başkasından gasbedilmemiş olan tozlu bir haldeki temiz bir toprakla yapılır. Kum ve diğer şeylerle yapılmaz.)<br />
<br />
Tahareti engelleyen durum son bulmuş olmalıdır: Vücudun herhangi bir yerinden çıkan kan daha kesilmeden abdest alınamayacağı gibi teyemmüm de yapılamaz.<br />
<br />
Meshe engel olan deri üzerindeki kurumuş hamur ve balık pulu gibi şeyler giderilmiş olmalıdır. Aksi halde, mesih yüz ve kollar üzerinde bulunan engeller üzerine yapılmış olur.<br />
<br />
Teyemmüm, iki elin iç taraflarını iki kez toprak cinsinden temiz bir şey üzerine koymakla yapılmalıdır. Bununla beraber niyet eden kimseye başkası teyemmüm ettirebilir.<br />
<br />
Teyemmüm iki elin veya bunların yerini tutacak olan bir şeyin tümü veya çoğunluk kısmı ile yapılır. Bunun için iki parmakla teyemmüm caiz olmaz. Fakat bir el ile yüz ve diğer bir elle de kol meshedilebilir. Bu halde, bir elle tekrar toprağa vurulup diğer kol da meshedilir.<br />
<br />
Eli Çolak olup su kullanamayan kimse, yardımcısı yoksa, yüzünü ve kollarını yere sürmek sureti ile teyemmüm eder. Elleri ve kolları kesilmiş olan kimse de, yalnız yüzünü yere sürerek teyemmüm eder. Bu kimsenin yüzünde yara bulunsa, teyemmüm etmeksizin namazı kılar.<br />
<br />
Yüz ile kollar tamamen meshedilmelidir. Yüz kısmı sayılan yerin her tarafı meshedilir. Yüzük ve bilezik gibi şeyler ya çıkartılır veya yerlerinden oynatılır. Diğer bir görüşe göre, organların çoğunluğunu meshetmek yeterlidir. Dörtte bir kısmın meshedilmemesi teyemmümün sıhhatine engel olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümü Mubah Kılan ve Kılmayan Bazı Haller</span></span><br />
<br />
Henüz namaz vakti girmeden de teyemmüm edilebilir. Fakat namaz için müstahab olan vakit geçmeden su bulabileceğini tahmin eden kimse için teyemmümü geciktirmek mendubdur.<br />
<br />
(Üç imama göre, bir namaz için vakti girmedikçe teyemmüm yapılmaz; çünkü teyemmüm bir zaruret için taharet sayılmıştır. Özürlünün tahareti gibi, vakitten evvel abdesti sahih olmaz.)<br />
<br />
Bir mil mesafeden daha yakında su bulunduğunu sanan kimse, suyun bulunduğunu sandığı yöne doğru üç dört yüz adım gider veya birini göndererek suyu aratır. Ancak yolda düşman tehlikesi gibi bir korku olursa, bu aratma yapılmaz.<br />
<br />
Suyun varlığından bilgi verecek uygun bir kimse bulunduğu halde ondan sormaksızın teyemmüm etmek caiz değildir. Bu durumda eğer teyemmüm ederek namaz kılar da, sonra bir milden daha yakın bir yerde su bulunduğu kendisine haber verilirse, kıldığı namazı iade eder.<br />
<br />
Su bulunacağı kendisine söz verilen kimse, kazaya kalmak korkusu olsa bile, namazını geciktirir. Ancak suyu va´d edenin yanında veya bir mil mesafeden daha yakınında su bulunmuş olmalıdır.<br />
<br />
Boy abdesti alması gereken bir kimse, yalnız organlarının bir kısmına veya sadece abdestine yetecek kadar su bulsa, yine teyemmüm eder; o suyu harcaması gerekmez.<br />
<br />
Yalnız içilmek için kırlarda sarnıçlar içinde hazırlanmış olup herkesin yararlanmasına terk edilmiş bulunan sular teyemmüm etmeye engel olmaz. Ancak bu sular çok olur da abdest ve gusül almaya izin verilmiş olduğu bilinirse, bu sular kullanılır, teyemmüm edilmez.<br />
<br />
Hacıların hediye için taşıdıkları zemzem suyu, teyemmüm yapmaya engeldir. Ancak zemzemin içine, en az bir misli kadar gül suyu karıştırılmış olursa, bu takdirde zemzem mukayyed su hükmüne girer ve onunla abdest almak caiz olmadığı için teyemmüm yapılır.<br />
<br />
Cünüblükten dolayı teyemmüm etmiş olan bir kimsenin abdesti bozulsa, cünüb sayılmaz, abdestsiz olur. Bu kimse yalnız abdeste yetecek kadar su bulsa, bununla abdest alır. Bu kadar su bulamazsa, tekrar namaz için teyemmüm eder.<br />
<br />
Abdest almak veya gusletmek için başkasının yanında bulunan suyu istemek gerekir. Ancak suyun çok kıt olduğu bir yerde istenmeyebilir.<br />
<br />
Abdest alacak veya gusledecek bir kimsenin, ihtiyacından çok parası olduğu zaman, değer kıymeti ile veya biraz fazlasıyla satılmakta olan suyu ihtiyacı için satınalması gerekir. Fakat normal fiyatın iki misli ile satın almak gerekmez; çünkü bu aşırı bir fiyattır.<br />
<br />
Suyu kullanmaktan aciz olup da parası bulunan kimse, normal bir ücretle abdest verdirecek kimse bulursa, teyemmüm edemez.<br />
<br />
Başkasının yardımı ile abdest alabilecek olan bir kimsenin yardımcısı kendi kölesi, kendi çocuğu veya kendi ücretli hizmetçisi ise, teyemmüm etmesi ittifakla caiz olmaz. Böyle kendi başina abdest alamayacak derecede özürlü olan kimse, abdest için kendisine yardım edebilecek başka bir adamı varsa, yine teyemmüm edemez. Zevcesinin bulunması da, teyemmüm etmesine engeldir. Kabul edilen görüş budur. Fakat İmam Azam´dan bir rivayete göre, bu durumda olan kimse teyemmüm edebilir.<br />
<br />
Deniliyor ki, zevc ile zevce abdest verme konusunda birbirine yardim etmek zorunda değillerdir. Bunun için, bunlardan biri diğerine yardımcı sayılmaz. Ancak birbirlerine yardım görevinde bulunmaları bir iyilik olduğundan, yardımın yapılması güzel kabul edilmiştir. Öyle ki, bunlardan biri diğerine yardım etmeyi üzerine alınca, makbul olan görüşe göre, artık teyemmüm yolunu seçemez.<br />
<br />
Bir zindanda habsedilmiş olan kimse, temiz su veya toprak bulamayınca, İmam Azam ile İmam Muhammed´e göre, namazını sonraya bırakır. İmam Ebû Yusuf´a göre, bir şey okumaksızın namaz kılar gibi ayakta durur, rüku ve secde vaziyetlerini alır, kendisini namaz kılan gibi gösterir. Sonra kurtulunca, kılamadığı namazları kaza eder.<br />
<br />
Abdest uzuvlarının (organlarının) yarısında veya çoğunda yara bulunan bir kimse teyemmüm eder; fakat yarısından azı yaralı ise, sağlam yerlerini yıkar ve yaraların üzerlerine mesheder, teyemmüm yapamaz.<br />
<br />
Gusül için de, eğer vücudun yarısı veya daha çoğu yaralı ise teyemmüm edilir. Vücudun yarısindan azı yaralı ise sağlam yerler yıkanır ve yaraların üzerleri meshedilir.<br />
<br />
Bir abdest ile birçok farz ve nafile namaz kılınabildiği gibi, bir teyemmüm ile de kılınabilir.<br />
<br />
(İmam Şafiî´ye göre, bir teyemmüm ile yalniz bir farz namaz ve birçok nafile namaz kılınır. Sahih olan bir görüşüne göre de, bir teyemmüm ile bir farz namaz ve bununla beraber ayrıca cenaze namazlari da kılınabilir. Ancak bir teyemmüm ile bir farz namazdan başka bir farz namaz kilinamaz.)<br />
<br />
Bu ihtilâftan kurtulmak için, her farz namazda yeniden teyemmüm etmek daha iyidir.<br />
<br />
Temiz bir toprak cinsinden çok kimseler teyemmüm edebilirler. Çünkü yeryüzü el değdirilmesi ile kullanılmış sayılmaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümü Bozan Haller</span></span><br />
<br />
Abdesti bozan ve guslü gerektiren haller teyemmümü de bozar, hükümsüz kılar. Teyemmümü mübah yapan özrün kalkması da, bu özürden dolayı yapılmış olan teyemmümü bozar. Bu bakımdan su bulunmadığı için veya bir hastalık için yapılmış olan bir teyemmüm, su bulununca veya hastalık kalkınca hemen bozulur. Su ile abdest alınmadıkça veya cünüblük hali varsa, yıkanmadıkça namaz kılınamaz.<br />
<br />
Cünüblük sebebiyle yapilan teyemmüm, abdest yerine de geçer. Araya yeni bir cünüblük veya abdestsizlik hali girmedikçe, suyu kullanmaya güç yetinceye kadar bu teyemmüm ile birçok namaz kılınabilir. Ayni şekilde, su ile gusleden kimse, bu temizliği devam ettikçe abdest almaya gerek olmaksizin dilediği namazları kılabilir.<br />
<br />
Bir özürden dolayı teyemmüm eden kimse, diğer bir özre tutulsa, birinci özrün son bulması üzerine teyemmüm de son bulur, diğer özür için tekrar teyemmüm etmesi gerekir. Örnek: Su bulunmadığı için teyemmüm eden kimse, henüz su bulamadan abdest almaya engel teşkil edecek bir hastalığa yakalansa ve bu arada su bulacak olsa, önceki teyemmümü bitmiş olur. Bu hastalıktan dolayı tekrar teyemmüm etmesi gerekir; çünkü teyemmümün sebebi değişmiştir.<br />
<br />
Teyemmüm ile namaz kılmakta olan bir adam su görse, namazı bozulmuş olur. Abdest alıp yeniden namaz kılması gerekir. Fakat namaz tamamlandıktan sonra suyun bulunması, kılınan o namazın iade edilmesini gerektirmez.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümün Niteliği ve Farzları</span></span><br />
<br />
Lûgat´ta teyemmümün anlamı, bir şeyi kasdetmektir. Din deyiminde ise: Su bulunmadığı veya suyu kullanmaya güç yetmediği zaman, toprak cinsinden temiz bir şeyle abdestsizliği gidermek için yapılan bir işlemdir.<br />
<br />
Şöyle yapılır: Abdestsiz olan yahut gusletmesi gereken bir kimse, iki elini toprak cinsinden temiz bir şeye bir kez vurup bununla yüzünü mesheder. Sonra yine iki elini ikinci kez vurup bununla da dirseklerine kadar iki kolunu mesheder. Bu işlem, abdestsizliği gidermek yahut namaz kılmak veya taharetsiz sahih olmayan bir ibadeti yerine getirmek niyeti ile yapılır. İşte teyemmümün esası bundan ibarettir. O halde teyemmümün farzları bir niyet ve iki mesihden ibarettir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmam Züfer´e göre, teyemmümde niyet farz değildir.</span></span><br />
<br />
Teyemmüm, bu ümmetin özelliklerindendir, ahir zaman ümmeti için bir kolaylıktır. Yüce mabuduna ibadet edecek olan bir müslümanın alışmış olduğu temizlik halinden yoksun olarak ibadet etmemesini sağlar. Bu konuda müslümanın duyduğu ruhsal bir ihtiyacı giderir. İnsanı yaratılışının aslı olan toprağa döndürerek onda tevazu ve yaratıcıya saygı duygularını canlandırır.<br />
<br />
Teyemmüm Hicretin beşinci yılında meşru olmuştur. Peygamber efendimizin Medine´ye hicretlerinin beşinci senesi Şaban ayının ilk günlerinde Peygamberimiz Huzaa kabilesinin bir oymağı olan "Beni Mustalık" savaşında bin kişilik bir ordu aile susuz bir yerde gecelemişlerdi. Sabah namazını kılmak için abdest alacak su bulamadılar. Sabahın erken bır vaktinde şu anlamdaki âyet-i kerime nazil oldu: "Yolculuk halinde olur da su bulamazsanız, temiz toprak ile teyemmüm ediniz." (Nisa: 43, Maide: 6) Böylece teyemmümle namaz kılmalarına Yüce Allah´ın emri çıktı. Ashab-ı Kiram sevindiler ve teyemmüm ederek sabah namazını kıldılar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümün Sünnet Üzere Yapılması</span></span><br />
<br />
Sünnete uygun bir teyemmüm, aşağıdaki şekilde yapılır:<br />
<br />
1) Teyemmüme başlarken Besmele getirip namaz için tahareti niyet etmelidir.<br />
<br />
(Hanbelîlere göre, Besmeleyi okumak vacibdir, bunu yapmayınca teyemmüm olmaz.)<br />
<br />
2) Parmaklar açık olduğu halde iki eli toprağa vurduktan sonra ileri sürüp geri çekmelidir.<br />
<br />
3) Elleri kaldırınca, eğer fazla tozlanmışlarsa onları yan yana getirip birbirine hafifçe vurmalı. Bu şekilde ellerdeki tozlar silkildikten sonra, bu ellerle bütün yüzü meshetmelidir.<br />
<br />
4) İlk vuruşta yapıldığı gibi elleri yine temiz toprağa tekrar vurduktan sonra silkmeli ve sol elin baş parmağını ayırarak diğer parmakların iç tarafları ile sağ elin parmak uçlarından başlayarak kolun dış tarafını dirseklere kadar çekip meshetmeli. Sonra yine sağ elin iç tarafına dönerek sol elin baş parmağı ile serçe parmağını halka ederek baş parmakla beraber elin ayası ile dirsekten bileğe kadar elin iç tarafını meshetmeli. Baş parmağı daha ileriye yürüterek sağ elin baş parmağının üstünü de meshetmelidir.<br />
<br />
5) Sol elle sağ elin meshedilişi gibi, aynen sağ elle de sol eli meshetmelidir.<br />
<br />
6) Açıklandığı şekilde teyemmümde sıra gözetilerek önce yüzü, sonra kolları meshetmeli ve bu işlemde kesinti yapmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümün Şartları</span></span><br />
<br />
Teyemmümü mübah kılacak bir özür bulunmalıdır. Bu özür gerçek olarak veya hükmen suyu kullanmaya güç bulunmamaktır. Şöyle ki: Abdest alacak veya gusledecek kimsenin bulunduğu yerden en az bir mil (dört bin adım) uzakta suyun bulunmasıdır. Bu durumda su, gerçekten bulunmamış sayılır. Yahut su bulunur da, onunla yıkandığı takdirde hastalanmaktan, hastalığının artmasından veya uzamasından tecrübesi neticesi olarak korkarsa veya yetkili müslüman bir doktor su kullanmasını zararlı sayarsa, yine teyemmüm edilir; çünkü hükmen su bulunmamış demektir.<br />
<br />
(Malikîlere göre, yetkili müslüman bir doktor bulunmazsa, bu teyemmüm konusunda müslüman olmayan yetkili bir doktorun sözü yeterlidir.)<br />
<br />
Şu durumlarda da hükmen su bulunmamış sayılır: Cana, mala, şeref ve emanete ait bir tehlikenin, yakında bulunan bir suyu kullanma halinde bulunması. Bulunan suyun abdest veya gusle yetişmemesi. Bulunan su, abdest veya gusle harcandığı takdirde, kendisinin veya arkadaşının veya beraberindeki hayvanın susuzluktan helâk olacağını kuvvetli bir ihtimal ile bilmesi. Kuyudan su çekebilmek için ip ve kova gibi aletlerin bulunmaması. Bulunan su ancak pisliği gidermeye kâfi gelip de bundan fazla su bulunmaması. Mevcut olan su ile abdest alındığı veya gusledildiği takdirde, bayram ve cenaze namazlarının tamamen kaçırılacağından korkulması. Ancak bu namazlarin bir kısmına yetişilebileceği anlaşılınca veya cenazenin velisi olur da, kendisini bekleyeceklerini bilince, teyemmüm etmek caiz olmaz.<br />
<br />
Yine, sadece namazı kaçırmak korkusu ile, kazası mümkün olan (bedeli bulunan) namazlar için teyemmüm etmek caiz olmaz. Cuma ve diğer vakit namazları gibi... Çünkü bunlara yetişilemezse, cuma yerine öğle namazı kılınır. Vakit namazlarına yetişilemezse, bunlar kaza edilir.<br />
<br />
Teyemmüm ederken niyet bulunmalıdır. Şöyle ki: Teyemmüm edecek kimse, elini teyemmüm edecek toprağa koyarken veya eline dokunan toprak ile yüzünü meshe başlarken, bu işi abdestsizlikten temizlenmek, namaz kılmak veya abdestsiz yapılması caiz olmayan bir ibadette bulunmak maksadı ile yapmalıdır. Böyle bir niyet olmaksızın alınan bir teyemmüm ile namaz kılınmaz. Sadece teyemmümü niyet etmek yeterli degildir. Bu duruma göre, su bulamayan abdestsiz bir kimse, Kur´an´ı eline almak veya bir mescide girmek niyeti ile teyemmüm etse, bu teyemmümle onun namaz kılmasi sahih olmaz. Çünkü Kur´an´ı tutmak abdestsiz caiz değilse de, bunu yapmak bir ibadet değildir; maksad ise Kur´an okumaktır. Abdestsiz olarak ezbere Kur´an okumak caizdir. Boy abdesti almak durumunda olan bir kimse için mescide girmekte taharet şarttır. Fakat bu da kasdolunan bir ibadet sayilmaz; onun için bu maksadla alınan teyemmüm ile namaz kılınmaz. Abdestsiz bir kimse için ezber olarak Kur´an okumak bir ibadet ise de, bunun yapılması taharete bağlı degildir. Taharetsiz (abdestsiz) yapılabilir.<br />
<br />
Ezan okumak, ikamet yapmak, kabirleri ziyaret etmek, ölüyü gömmek, selâma karşılık vermek veya hayirli bir iş yapmak niyeti ile yapilan teyemmümlerle de namaz kılınamaz.<br />
<br />
Teyemmüm, her yönden temiz olan toprak cinsinden bir şeyle yapılır. Şöyle ki: Üzerlerinde pislik dokunmamış olan toprak; kum, çakıl, horasan, alçı gibi toprak cinsinden olan şeylerle teyemmüm yapılır. Yine taş cinsinden olan mermer, kiremit, tuğla, yakut, zümrüt, zebercet, tutya ve mercanla veya nemli olsun, yanık olsun toprakla veya çoğu toprak karışımı olan maddelerle, kaya tuzu ile, çamurla sıvanmış duvarla da teyemmüm edilebilir. Bunların üzerinde toz bulunması şart değildir. Fakat kurumadıkça çamurla teyemmüm edilmez; bu İmam Ebû Yusufa göredir. İmam Azam´a göre, vaktin çıkmasından korkulur ve çamurun toprağı sudan ziyade olursa, çamur ile teyemmüm edilir.<br />
<br />
Odunların ve otların yanması ile meydana gelen küllerle, demir, altın, gümüş gibi eriyip şekil değiştiren ve yumuşayan madenlerle, inci, cam, kumaş ve elbiselerle, hayvan postekileri ile teyemmüm yapılmaz. Çünkü bunlar toprak cinsinden sayılmazlar. Ancak bunların üzerinde belli bir şekilde toz bulunursa, o zaman üzerlerinde teyemmüm edilebilir.<br />
<br />
Bir de üzerlerindeki topraklardan dolayı, cevher halinde bulunan altın, gümüş, bakır benzeri madenlerle teyemmüm edilebilir.<br />
<br />
(İmam Ebû Yusuf ile İmam Şafiî´ye göre, teyemmüm yalnız toprakla yapılır. İmam Malik´e göre, toprak ve kumla teyemmüm caiz olduğu gibi otlarla, ağaçlarla ve karla da caiz olur. İmam Ahmed İbni Hanbel´e göre, teyemmüm yalnız yanmamış olan ve başkasından gasbedilmemiş olan tozlu bir haldeki temiz bir toprakla yapılır. Kum ve diğer şeylerle yapılmaz.)<br />
<br />
Tahareti engelleyen durum son bulmuş olmalıdır: Vücudun herhangi bir yerinden çıkan kan daha kesilmeden abdest alınamayacağı gibi teyemmüm de yapılamaz.<br />
<br />
Meshe engel olan deri üzerindeki kurumuş hamur ve balık pulu gibi şeyler giderilmiş olmalıdır. Aksi halde, mesih yüz ve kollar üzerinde bulunan engeller üzerine yapılmış olur.<br />
<br />
Teyemmüm, iki elin iç taraflarını iki kez toprak cinsinden temiz bir şey üzerine koymakla yapılmalıdır. Bununla beraber niyet eden kimseye başkası teyemmüm ettirebilir.<br />
<br />
Teyemmüm iki elin veya bunların yerini tutacak olan bir şeyin tümü veya çoğunluk kısmı ile yapılır. Bunun için iki parmakla teyemmüm caiz olmaz. Fakat bir el ile yüz ve diğer bir elle de kol meshedilebilir. Bu halde, bir elle tekrar toprağa vurulup diğer kol da meshedilir.<br />
<br />
Eli Çolak olup su kullanamayan kimse, yardımcısı yoksa, yüzünü ve kollarını yere sürmek sureti ile teyemmüm eder. Elleri ve kolları kesilmiş olan kimse de, yalnız yüzünü yere sürerek teyemmüm eder. Bu kimsenin yüzünde yara bulunsa, teyemmüm etmeksizin namazı kılar.<br />
<br />
Yüz ile kollar tamamen meshedilmelidir. Yüz kısmı sayılan yerin her tarafı meshedilir. Yüzük ve bilezik gibi şeyler ya çıkartılır veya yerlerinden oynatılır. Diğer bir görüşe göre, organların çoğunluğunu meshetmek yeterlidir. Dörtte bir kısmın meshedilmemesi teyemmümün sıhhatine engel olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümü Mubah Kılan ve Kılmayan Bazı Haller</span></span><br />
<br />
Henüz namaz vakti girmeden de teyemmüm edilebilir. Fakat namaz için müstahab olan vakit geçmeden su bulabileceğini tahmin eden kimse için teyemmümü geciktirmek mendubdur.<br />
<br />
(Üç imama göre, bir namaz için vakti girmedikçe teyemmüm yapılmaz; çünkü teyemmüm bir zaruret için taharet sayılmıştır. Özürlünün tahareti gibi, vakitten evvel abdesti sahih olmaz.)<br />
<br />
Bir mil mesafeden daha yakında su bulunduğunu sanan kimse, suyun bulunduğunu sandığı yöne doğru üç dört yüz adım gider veya birini göndererek suyu aratır. Ancak yolda düşman tehlikesi gibi bir korku olursa, bu aratma yapılmaz.<br />
<br />
Suyun varlığından bilgi verecek uygun bir kimse bulunduğu halde ondan sormaksızın teyemmüm etmek caiz değildir. Bu durumda eğer teyemmüm ederek namaz kılar da, sonra bir milden daha yakın bir yerde su bulunduğu kendisine haber verilirse, kıldığı namazı iade eder.<br />
<br />
Su bulunacağı kendisine söz verilen kimse, kazaya kalmak korkusu olsa bile, namazını geciktirir. Ancak suyu va´d edenin yanında veya bir mil mesafeden daha yakınında su bulunmuş olmalıdır.<br />
<br />
Boy abdesti alması gereken bir kimse, yalnız organlarının bir kısmına veya sadece abdestine yetecek kadar su bulsa, yine teyemmüm eder; o suyu harcaması gerekmez.<br />
<br />
Yalnız içilmek için kırlarda sarnıçlar içinde hazırlanmış olup herkesin yararlanmasına terk edilmiş bulunan sular teyemmüm etmeye engel olmaz. Ancak bu sular çok olur da abdest ve gusül almaya izin verilmiş olduğu bilinirse, bu sular kullanılır, teyemmüm edilmez.<br />
<br />
Hacıların hediye için taşıdıkları zemzem suyu, teyemmüm yapmaya engeldir. Ancak zemzemin içine, en az bir misli kadar gül suyu karıştırılmış olursa, bu takdirde zemzem mukayyed su hükmüne girer ve onunla abdest almak caiz olmadığı için teyemmüm yapılır.<br />
<br />
Cünüblükten dolayı teyemmüm etmiş olan bir kimsenin abdesti bozulsa, cünüb sayılmaz, abdestsiz olur. Bu kimse yalnız abdeste yetecek kadar su bulsa, bununla abdest alır. Bu kadar su bulamazsa, tekrar namaz için teyemmüm eder.<br />
<br />
Abdest almak veya gusletmek için başkasının yanında bulunan suyu istemek gerekir. Ancak suyun çok kıt olduğu bir yerde istenmeyebilir.<br />
<br />
Abdest alacak veya gusledecek bir kimsenin, ihtiyacından çok parası olduğu zaman, değer kıymeti ile veya biraz fazlasıyla satılmakta olan suyu ihtiyacı için satınalması gerekir. Fakat normal fiyatın iki misli ile satın almak gerekmez; çünkü bu aşırı bir fiyattır.<br />
<br />
Suyu kullanmaktan aciz olup da parası bulunan kimse, normal bir ücretle abdest verdirecek kimse bulursa, teyemmüm edemez.<br />
<br />
Başkasının yardımı ile abdest alabilecek olan bir kimsenin yardımcısı kendi kölesi, kendi çocuğu veya kendi ücretli hizmetçisi ise, teyemmüm etmesi ittifakla caiz olmaz. Böyle kendi başina abdest alamayacak derecede özürlü olan kimse, abdest için kendisine yardım edebilecek başka bir adamı varsa, yine teyemmüm edemez. Zevcesinin bulunması da, teyemmüm etmesine engeldir. Kabul edilen görüş budur. Fakat İmam Azam´dan bir rivayete göre, bu durumda olan kimse teyemmüm edebilir.<br />
<br />
Deniliyor ki, zevc ile zevce abdest verme konusunda birbirine yardim etmek zorunda değillerdir. Bunun için, bunlardan biri diğerine yardımcı sayılmaz. Ancak birbirlerine yardım görevinde bulunmaları bir iyilik olduğundan, yardımın yapılması güzel kabul edilmiştir. Öyle ki, bunlardan biri diğerine yardım etmeyi üzerine alınca, makbul olan görüşe göre, artık teyemmüm yolunu seçemez.<br />
<br />
Bir zindanda habsedilmiş olan kimse, temiz su veya toprak bulamayınca, İmam Azam ile İmam Muhammed´e göre, namazını sonraya bırakır. İmam Ebû Yusuf´a göre, bir şey okumaksızın namaz kılar gibi ayakta durur, rüku ve secde vaziyetlerini alır, kendisini namaz kılan gibi gösterir. Sonra kurtulunca, kılamadığı namazları kaza eder.<br />
<br />
Abdest uzuvlarının (organlarının) yarısında veya çoğunda yara bulunan bir kimse teyemmüm eder; fakat yarısından azı yaralı ise, sağlam yerlerini yıkar ve yaraların üzerlerine mesheder, teyemmüm yapamaz.<br />
<br />
Gusül için de, eğer vücudun yarısı veya daha çoğu yaralı ise teyemmüm edilir. Vücudun yarısindan azı yaralı ise sağlam yerler yıkanır ve yaraların üzerleri meshedilir.<br />
<br />
Bir abdest ile birçok farz ve nafile namaz kılınabildiği gibi, bir teyemmüm ile de kılınabilir.<br />
<br />
(İmam Şafiî´ye göre, bir teyemmüm ile yalniz bir farz namaz ve birçok nafile namaz kılınır. Sahih olan bir görüşüne göre de, bir teyemmüm ile bir farz namaz ve bununla beraber ayrıca cenaze namazlari da kılınabilir. Ancak bir teyemmüm ile bir farz namazdan başka bir farz namaz kilinamaz.)<br />
<br />
Bu ihtilâftan kurtulmak için, her farz namazda yeniden teyemmüm etmek daha iyidir.<br />
<br />
Temiz bir toprak cinsinden çok kimseler teyemmüm edebilirler. Çünkü yeryüzü el değdirilmesi ile kullanılmış sayılmaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teyemmümü Bozan Haller</span></span><br />
<br />
Abdesti bozan ve guslü gerektiren haller teyemmümü de bozar, hükümsüz kılar. Teyemmümü mübah yapan özrün kalkması da, bu özürden dolayı yapılmış olan teyemmümü bozar. Bu bakımdan su bulunmadığı için veya bir hastalık için yapılmış olan bir teyemmüm, su bulununca veya hastalık kalkınca hemen bozulur. Su ile abdest alınmadıkça veya cünüblük hali varsa, yıkanmadıkça namaz kılınamaz.<br />
<br />
Cünüblük sebebiyle yapilan teyemmüm, abdest yerine de geçer. Araya yeni bir cünüblük veya abdestsizlik hali girmedikçe, suyu kullanmaya güç yetinceye kadar bu teyemmüm ile birçok namaz kılınabilir. Ayni şekilde, su ile gusleden kimse, bu temizliği devam ettikçe abdest almaya gerek olmaksizin dilediği namazları kılabilir.<br />
<br />
Bir özürden dolayı teyemmüm eden kimse, diğer bir özre tutulsa, birinci özrün son bulması üzerine teyemmüm de son bulur, diğer özür için tekrar teyemmüm etmesi gerekir. Örnek: Su bulunmadığı için teyemmüm eden kimse, henüz su bulamadan abdest almaya engel teşkil edecek bir hastalığa yakalansa ve bu arada su bulacak olsa, önceki teyemmümü bitmiş olur. Bu hastalıktan dolayı tekrar teyemmüm etmesi gerekir; çünkü teyemmümün sebebi değişmiştir.<br />
<br />
Teyemmüm ile namaz kılmakta olan bir adam su görse, namazı bozulmuş olur. Abdest alıp yeniden namaz kılması gerekir. Fakat namaz tamamlandıktan sonra suyun bulunması, kılınan o namazın iade edilmesini gerektirmez.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gusül]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=206</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:45:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=206</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gusül ve Guslü Gerektiren Haller</span><br />
<br />
Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüblüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlanmn sona ermesidir. Cünüblük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir.<br />
<br />
Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmam Azam ile İmam Muhammed´e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebû Yusuf´a göre gusül gerekmez.<br />
<br />
Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır.<br />
<br />
Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.<br />
<br />
Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, bulüğ çağına ermiş erkek ve kadının gusl etmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Bunlardan yalnız biri büluğ çağına ermiş ise, sadece ona gusül gerekir, diğerine gerekmez. Ancak büluğ çağına yaklaşmış bir devrede ise, yıkanmadan namaz kılmasına izin verilmez. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lâzımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.<br />
<br />
Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilâm olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntımn şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebu Yusuf´a göredir. İmam Azam ile İmam Muhammed´e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.<br />
<br />
Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilâm olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaatı varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaatı yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.<br />
<br />
Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.<br />
<br />
İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanmasi gerekir. Organ uyanık olmayinca, gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.<br />
<br />
Bir erkek veya bir kadin rüyada ihtilâm olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed´e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sivinin yine ona dönmesi ihtimali vardir.<br />
<br />
İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.<br />
<br />
Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilâm olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese, her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.<br />
<br />
Şehvet olmayıp da döğülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez.<br />
<br />
(İmam Şafiî´ye göre bu hallerde de gusül gerekir.)<br />
<br />
Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.<br />
<br />
Bakire bir kızın bekâretini yok etmemek sureti ile yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekâret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.<br />
<br />
Cünüblük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayri müslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Guslün Farzları</span><br />
<br />
Guslün farzları, ağzı, burnu ve bütün vücudu birer kez yıkamak üzre üçtür. Bu farzlar, aşağıda bildirileceği şekilde yapılır:<br />
<br />
Ağıza ve buruna bolca su alınmalı. Bu işe abdestte yapılan ağız ve buruna su vermelerden daha çok özen gösterilmelidir.<br />
<br />
Vücut yıkanırken iğne ucu kadar bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilecek, kulaklar ve göbek oyuğu yıkanacak. Su saçların, sakalların, kaşların ve bıyıkların aralarına ve altlarındaki deriye kadar geçecektir. Bunlar sık olsa bile, suyun ulaşması sağlanacaktır. Bunların araları ve dipleri kuru kalırsa, gusül tamamlanmış olmaz. Ancak kadınların başlarından aşağıya sarkmış olan saçlarının yıkanması şart değildir. Önemli olan bunların diplerine suyun geçmesidir. Erkeklerde bir zorunluk bulunmadığı için, böyle sarkmış olan saçlarının her tarafını yıkamak gerekir.<br />
<br />
Kapanmış olan küpe deliklerinin içini de yıkamalıdır. Öyle ki, bu deliklerin ıslanmış olduğuna kanaat getirmelidir. Böyle bir kanaat yoksa, onları el ile ovarak ıslatmalıdır. İçlerine zorla su geçebilecek bir halde olan küpe deliklerini de, içlerine su geçecek bir şekilde el ile ıslatıp yıkamalıdır.<br />
<br />
Tırnaklar arasında kalan kurumuş çamurların ve göz çapakları gibi şeylerin altlarını da yıkamalıdır; bunu yapmak gereklidir. Fakat tırnaklar üzerindeki kirler, topraklar, kınalar gusüle engel olmazlar. Çünkü bunlar suyun geçmesine engel değildirler. Bu konuda köylü ile şehirli eşittir. Sahih olan görüş budur.<br />
<br />
Bir özür sebebiyle sünnet olamamış kimsenin, organında toplanmış olan derinin içini de yıkaması lâzımdır. Ancak açılmasında bir zorluk olursa, o zaman içi yıkanmaz. Çünkü bu deri bedenin dışından sayılır. Buraya kadar gelen bir sidik ile abdest bozulur.<br />
<br />
Suyun geçmesini engelleyecek şekilde dişlerin arasında nohut büyüklüğünde sert yemek parçası bulunmamalıdır. Vücudun hiç bir yerinde suyun geçmesini engelleyecek balık pulu veya çiğnenip kurumuş ekmek parçası gibi bir şey de bulunmamalıdır. Çünkü bunların altlarına su geçmeyince; gusül sahih olmaz.<br />
<br />
Birbirine bitişik olup da aralarında su geçirmeyecek bir halde bulunan parmakları yıkarken, su ile aralarını ovmalıdır. İçi boş olan göbeğin içini de yıkamalıdır. Üzerlerinde pislik bulunmasa da, avret yerlerini su ile yıkayıp temizlemelidir. Bunların da kuru kalması, gusülün sıhhatine engel olur.<br />
<br />
Ayaklarda bulunan çatlaklar üzerine merhem koyulunca, eğer altlarını yıkamak zarar vermeyecekse, altlarını yıkamak gerekir. Zarar verecekse üstleri yıkanır. Bu da zarar veriyorsa, üzerlerini meshetmekle yetinilir. Mesih de zararlı ise, meshedilmez.<br />
<br />
Bir kimse guslettikten sonra ağzını veya burnunu yıkamadığını veya bedeninden bir yerin kuru kaldığını anlarsa, yeniden gusletmesi gerekmez; yalnız o yerleri yıkaması yeter. Bu arada farz bir namaz kılmışsa onu tekrar kılması gerekir.<br />
<br />
Gözlerin içini soğuk veya sıcak su ile yıkamak güç ve zararlı olduğu için, ne abdest alırken, ne de guslederken gözlerin içini yıkamak gerekmez. Körler için de böyledir. Temiz olmayan bir sürme ile gözler sürmelenmiş olsa bile, bunu yıkamak gerekmez. Gözlerin hafifçe kapatılması hem abdest için hem de gusül için bir engel teşkil etmez. Yeter ki su, kirpiklere ve pınarlara ulaştırılmış olsun.<br />
<br />
(Malikîlere göre, gözlerin ve ağız ile burnun içleri, bir de meydanda olmayan kulak deliği bedenin dışından sayılmaz. Bu bakımdan bunları abdestte ve gusülde yıkamak farz değildir; sünnettir.<br />
<br />
Hanbelîlere göre, ağız ile burnun içleri yüzden sayılır. Onun için hem abdestte, hem de gusülde yıkanmaları farzdır.)<br />
<br />
Takma olan gözlerin çıkarıp abdest ve gusülde altlarını yıkamaya gerek yoktur. Bu yıkama zararlı olunca, zaten çıkarılmaları caiz olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Guslün Sünnetleri</span><br />
<br />
Guslün başlıca sünnetleri şunlardır:<br />
<br />
1) Gusle niyet ederek, besmele çekerek ve misvak kullanarak başlamak. Bu niyet guslün sıhhatı için şart değildir, sevabı vardır. Temizliğin bir ibadet sayılması için bir sebebdir.<br />
<br />
(Malikî ve Şafiîlere göre, gusülde niyet farzdır. Hanbelîlere göre de, bu niyet guslün sıhhatının şartıdır. Durum böyle olunca, ihtilâfdan kurtulmak için guslederken abdestsizliği gidermeyi ve namaz gibi bir ibadetin yerine getirilmesini hatırlamalıdır.)<br />
<br />
2) Gusülde önce elleri, sonra oyluk yerlerini yıkamak. Eğer bedende meni gibi bir pislik varsa onu gidermek.<br />
<br />
3) Gusülden önce, sünnet üzere abdest almak. Bir kap içinde veya toprak üzerinde yıkanıldığı zaman ayakları yıkamayı sona bırakmalıdır.<br />
<br />
4) Abdest aldıktan sonra önce üç kez başa, sonra üç kez sağ omuza, sonra üç kez sol omuza su dökmek. Her su döktükçe, beden iyice ıslansın diye, bedeni iyice oğuşturmak. Bir kap içinde veya toprak üzerinde yıkanılıyorsa, çıkarken önce sağ ayağını, sonra sol ayağını yıkamak.<br />
<br />
(İmam Malik ve İmam Ebû Yusuf´dan bir rivayete göre, gusül yaparken bedeni ovalamak farzdır.)<br />
<br />
5) Gusül yaparken fazla su harcamamak ve çok kısıntı da yapmamak.<br />
<br />
6) Kimsenin görmeyeceği bir yerde yıkanmak. Eğer erkekler erkekler arasında, kadınlar da kadınlar arasında bulunurlar da yıkanmak için tenha bir yer bulamazlarsa, bir köşeye çekilip avret mahallerini bir peştemal ile örterek yıkanırlar. Avret yerlerini açmaları caiz olmaz. Erkeklerin veya kadınlarla erkeklerin arasında bulunan kadınların da bunlar arasında yıkanmaları caiz değildir. Bu durumda teyemmüm ederek namazlarını kılmaları uygundur. Çünkü hükmen su bulunmamış demektir.<br />
<br />
Yine, gerek erkekler ve gerekse kadınlar kendi cinsleri arasında yıkanmak için bir peştemal veya benzeri bir örtü bulamazlarsa ve böylece avret yerlerini açmak mecburiyetinde kalırlarsa, gusletmeyi sonraya bırakırlar ve namazlarını teyemmüm ile kılarlar. Sonra tenha bir yer veya bir peştemal bulunca gusledip teyemmüm ile kılmış oldukları namazları iade ederler. Hamamlarda bu örtünme işine çok dikkat etmelidir.<br />
<br />
7) Tenha bir yerde yıkanıldığı zaman, yine avret yerini açık bulundurmamak. Açık bulundurulursa kıble yönüne dönmemek.<br />
<br />
8) Guslederken konuşmamak.<br />
<br />
9) Gusülden sonra elbiseyi giyerken çabukça örtünüvermek.<br />
<br />
10) Gusülden sonra bedeni bir havlu veya bir mendil ile silmek.<br />
<br />
11) Bir kimse bir akar suya veya bir havuza dalsa veya yağmur altında durup bütün vücudu ıslansa, ağzına ve burnuna su vermek halinde, gusül farziyetini yerine getirmiş olur. Bu durumda organlarını kımıldatır veya su içinde biraz beklerse, sünneti yerine getirmiş sayılır.<br />
<br />
12) Yukarıda sıralanan sünnetlere uygun bulunmayan bir gusül, guslün edeblerine uygun düşmemiş ve kerahetten de kurtulmamış olur.<br />
<br />
Abdestte sayılan edebler, gusülde de aynen uyulması gereken edeblerdir. Ancak guslederken kıbleye doğru durulmaz. Avret yerleri peştemal ile örtülü ise kıbleye dönülebilir.<br />
<br />
Abdestte mekruh olan şeyler, gusülde de mekruhtur. Bir de gusülde dua okumak mekruhtur. Yine gusülde bir organdan su damlarken onu alıp diğer organı yere düşmeyen bu su ile yıkamak caizdir; çünkü gusülde bütün beden bir organ sayılır. Abdestte bunu yapmak caiz değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Guslün Vasıfları</span><br />
<br />
Yukarıda geçen 169. maddede açıklandığı gibi, cünüblükten, hayız ve nifas kanlarından kesilişinden dolayı gusletmek farzdır. Bu farzın dışında bazı hallerde gusletmek sünnet veya müstahabdır. Bunların başlıcaları şunlardır:<br />
<br />
1) Cuma ve iki bayram namazları için gusletmek.<br />
<br />
2) Hac ve umrede ihrama girerken ve Arefe günü vakfe yapmak için yıkanmak (gusletmek).<br />
<br />
3) Medine-i Münevvere ile Mekke-i Mükerreme´ye girmek için yıkanmak.<br />
<br />
4) Müzdelife ve Mina´da bulunmak için yıkanmak.<br />
<br />
5) Günahdan tevbe için yıkanmak.<br />
<br />
6) Güneş ve ay tutulması halleri ile yağmur duasında bulunmak için yıkanmak.<br />
<br />
7) Kan aldırmak ve ölü yıkamak için gusletmek müstahab olduğu gibi, baygınlıktan sonra ayılan kimsenin yıkanması da müstahabdır.<br />
<br />
8) Yolculuktan dönenin ve yeni elbise giyecek kimsenin yıkanması.<br />
<br />
9) Berat ve Kadir gecelerine kavuşmaktan dolayı yıkanmak.<br />
<br />
10) İnsanların toplanacağı bir yerde bulunmak için yıkanmak.<br />
<br />
11) İstihaze (illet kanından) kurtulan kadının yıkanması.<br />
<br />
12) Cünüblüğünün hemen arkasından hayız (âdet) görmeye başlayan bir kadın, isterse, cünüblüğü için yıkanır, isterse yıkanmasını âdetin sona ermesine bırakır.<br />
<br />
13) Her cinsel ilişki için yıkanmak: Zevcesi ile cinsel ilişkide bulunan kimse, henüz yıkanmadan tekrar ilişkide bulunabilir. Fakat bu arada yıkanması veya abdest alması mendubdur.<br />
<br />
14) Henüz namaz vakti gelmeden yıkanmak. Çünkü namaz vaktine kadar cünüb bir kimsenin yıkanmayı geciktirmesi günah sayılmaz; fakat daha önce yıkanmanın fazileti vardır.<br />
<br />
Sünnet ve müstahab olan gusüller, sadece hürmet ve temizlik için yapılır. Bu kısım müstahab ve sünnet olan yıkanmalarda ağıza ve buruna su çekmek mecburiyeti yoktur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gusül Etmesi Farz Olanlara Haram veya Mekruh Olan Şeyler</span><br />
<br />
Üzerlerine gusül farz olanlara, gusletmeden önce haram olan şeyler şunlardır:<br />
<br />
1) Namaz kılmak. Bir âyet olsa bile, Kur´an niyeti ile Kur´an okumak. Hamd ve dua ile ilgili âyetleri, dua ve zikir niyeti ile okumak caizdir. Cünüb veya âdet halinde olan bir kadının dua niyeti ile Fatiha Suresini okuması caizdir.<br />
<br />
Yine bu durumda olan kimsenin çocuklara Kur´an âyetlerini kelime kelime öğretmesi de caizdir. Şehadet kelimesini söylemek, tesbih ve tekbir getirmek yine caizdir.<br />
<br />
2) Kur´an-ı Kerime, bir veya yarım âyet olsa bile, el sürmek ve Mushaf-ı Şerifi tutmak haramdır. Ancak Kur´an´a yapıştırılmamış olan bir kılıf, bir mahfaza ve sandık içinde onu taşımak ve onu dış taraftan tutmak caizdir.<br />
<br />
3) Kâbe´yi tavaf etmek ve bir zorunluluk olmadığı halde bir mescide girmek veya içinden geçmek. Fakat zaruret hali olursa, geçilebilir. Bir kimsenin evinin kapısı, mescidin içine doğru açılsa ve evine girip yıkanmak için mescit içinden geçmek zorunda kalsa, o kimse mescit içinden geçerek evine girer ve yıkanır. Bu bir mecburiyet halidir. Mescit içinde uyurken ihtilâm olan kimse, dışarıya çıkmak için teyemmüm eder; fakat bu teyemmüm ile Kur´an okuyamaz; namaz da kılamaz.<br />
<br />
4) Üzerinde âyet-i kerime yazılı bulunan bir levhayı veya bir parayı el ile tutmak.<br />
<br />
Üzerlerine gusül gerekli olanların yıkanmadan önce yapmaları Mekruh olan şeyler şunlardır:<br />
<br />
1) Din kitablarından herhangi birini el ile tutup okumak.<br />
<br />
2) El ve ağzı yıkamadan yiyip içmek.<br />
<br />
El ile tutmayıp yer üzerinde bulunan bir sayfaya veya bir levhaya Kur´an´dan yazı yazmak. Bu da İmam Muhammed´e göre mekruhtur.<br />
<br />
Cünüb ile hayız ve nifas halinde bulunanların Kur´an-ı Kerime bakmaları mekruh değildir. Bu, el ile tutmak hükmünde değildir.<br />
<br />
(İmam Malik´e göre, cünüb olan kimse, Kur´an okuyamazsa da hayız halinde olan kadın okuyabilir; çünkü cünüb olan kimse hemen yıkanabilir. Fakat âdetli ise, âdet müddeti dolmadan yıkanamadığı için özürlü sayılır.)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gusül ve Guslü Gerektiren Haller</span><br />
<br />
Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüblüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlanmn sona ermesidir. Cünüblük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir.<br />
<br />
Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmam Azam ile İmam Muhammed´e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebû Yusuf´a göre gusül gerekmez.<br />
<br />
Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır.<br />
<br />
Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.<br />
<br />
Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, bulüğ çağına ermiş erkek ve kadının gusl etmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Bunlardan yalnız biri büluğ çağına ermiş ise, sadece ona gusül gerekir, diğerine gerekmez. Ancak büluğ çağına yaklaşmış bir devrede ise, yıkanmadan namaz kılmasına izin verilmez. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lâzımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.<br />
<br />
Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilâm olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntımn şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebu Yusuf´a göredir. İmam Azam ile İmam Muhammed´e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.<br />
<br />
Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilâm olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaatı varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaatı yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.<br />
<br />
Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.<br />
<br />
İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanmasi gerekir. Organ uyanık olmayinca, gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.<br />
<br />
Bir erkek veya bir kadin rüyada ihtilâm olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed´e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sivinin yine ona dönmesi ihtimali vardir.<br />
<br />
İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.<br />
<br />
Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilâm olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese, her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.<br />
<br />
Şehvet olmayıp da döğülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez.<br />
<br />
(İmam Şafiî´ye göre bu hallerde de gusül gerekir.)<br />
<br />
Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.<br />
<br />
Bakire bir kızın bekâretini yok etmemek sureti ile yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekâret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.<br />
<br />
Cünüblük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayri müslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Guslün Farzları</span><br />
<br />
Guslün farzları, ağzı, burnu ve bütün vücudu birer kez yıkamak üzre üçtür. Bu farzlar, aşağıda bildirileceği şekilde yapılır:<br />
<br />
Ağıza ve buruna bolca su alınmalı. Bu işe abdestte yapılan ağız ve buruna su vermelerden daha çok özen gösterilmelidir.<br />
<br />
Vücut yıkanırken iğne ucu kadar bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilecek, kulaklar ve göbek oyuğu yıkanacak. Su saçların, sakalların, kaşların ve bıyıkların aralarına ve altlarındaki deriye kadar geçecektir. Bunlar sık olsa bile, suyun ulaşması sağlanacaktır. Bunların araları ve dipleri kuru kalırsa, gusül tamamlanmış olmaz. Ancak kadınların başlarından aşağıya sarkmış olan saçlarının yıkanması şart değildir. Önemli olan bunların diplerine suyun geçmesidir. Erkeklerde bir zorunluk bulunmadığı için, böyle sarkmış olan saçlarının her tarafını yıkamak gerekir.<br />
<br />
Kapanmış olan küpe deliklerinin içini de yıkamalıdır. Öyle ki, bu deliklerin ıslanmış olduğuna kanaat getirmelidir. Böyle bir kanaat yoksa, onları el ile ovarak ıslatmalıdır. İçlerine zorla su geçebilecek bir halde olan küpe deliklerini de, içlerine su geçecek bir şekilde el ile ıslatıp yıkamalıdır.<br />
<br />
Tırnaklar arasında kalan kurumuş çamurların ve göz çapakları gibi şeylerin altlarını da yıkamalıdır; bunu yapmak gereklidir. Fakat tırnaklar üzerindeki kirler, topraklar, kınalar gusüle engel olmazlar. Çünkü bunlar suyun geçmesine engel değildirler. Bu konuda köylü ile şehirli eşittir. Sahih olan görüş budur.<br />
<br />
Bir özür sebebiyle sünnet olamamış kimsenin, organında toplanmış olan derinin içini de yıkaması lâzımdır. Ancak açılmasında bir zorluk olursa, o zaman içi yıkanmaz. Çünkü bu deri bedenin dışından sayılır. Buraya kadar gelen bir sidik ile abdest bozulur.<br />
<br />
Suyun geçmesini engelleyecek şekilde dişlerin arasında nohut büyüklüğünde sert yemek parçası bulunmamalıdır. Vücudun hiç bir yerinde suyun geçmesini engelleyecek balık pulu veya çiğnenip kurumuş ekmek parçası gibi bir şey de bulunmamalıdır. Çünkü bunların altlarına su geçmeyince; gusül sahih olmaz.<br />
<br />
Birbirine bitişik olup da aralarında su geçirmeyecek bir halde bulunan parmakları yıkarken, su ile aralarını ovmalıdır. İçi boş olan göbeğin içini de yıkamalıdır. Üzerlerinde pislik bulunmasa da, avret yerlerini su ile yıkayıp temizlemelidir. Bunların da kuru kalması, gusülün sıhhatine engel olur.<br />
<br />
Ayaklarda bulunan çatlaklar üzerine merhem koyulunca, eğer altlarını yıkamak zarar vermeyecekse, altlarını yıkamak gerekir. Zarar verecekse üstleri yıkanır. Bu da zarar veriyorsa, üzerlerini meshetmekle yetinilir. Mesih de zararlı ise, meshedilmez.<br />
<br />
Bir kimse guslettikten sonra ağzını veya burnunu yıkamadığını veya bedeninden bir yerin kuru kaldığını anlarsa, yeniden gusletmesi gerekmez; yalnız o yerleri yıkaması yeter. Bu arada farz bir namaz kılmışsa onu tekrar kılması gerekir.<br />
<br />
Gözlerin içini soğuk veya sıcak su ile yıkamak güç ve zararlı olduğu için, ne abdest alırken, ne de guslederken gözlerin içini yıkamak gerekmez. Körler için de böyledir. Temiz olmayan bir sürme ile gözler sürmelenmiş olsa bile, bunu yıkamak gerekmez. Gözlerin hafifçe kapatılması hem abdest için hem de gusül için bir engel teşkil etmez. Yeter ki su, kirpiklere ve pınarlara ulaştırılmış olsun.<br />
<br />
(Malikîlere göre, gözlerin ve ağız ile burnun içleri, bir de meydanda olmayan kulak deliği bedenin dışından sayılmaz. Bu bakımdan bunları abdestte ve gusülde yıkamak farz değildir; sünnettir.<br />
<br />
Hanbelîlere göre, ağız ile burnun içleri yüzden sayılır. Onun için hem abdestte, hem de gusülde yıkanmaları farzdır.)<br />
<br />
Takma olan gözlerin çıkarıp abdest ve gusülde altlarını yıkamaya gerek yoktur. Bu yıkama zararlı olunca, zaten çıkarılmaları caiz olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Guslün Sünnetleri</span><br />
<br />
Guslün başlıca sünnetleri şunlardır:<br />
<br />
1) Gusle niyet ederek, besmele çekerek ve misvak kullanarak başlamak. Bu niyet guslün sıhhatı için şart değildir, sevabı vardır. Temizliğin bir ibadet sayılması için bir sebebdir.<br />
<br />
(Malikî ve Şafiîlere göre, gusülde niyet farzdır. Hanbelîlere göre de, bu niyet guslün sıhhatının şartıdır. Durum böyle olunca, ihtilâfdan kurtulmak için guslederken abdestsizliği gidermeyi ve namaz gibi bir ibadetin yerine getirilmesini hatırlamalıdır.)<br />
<br />
2) Gusülde önce elleri, sonra oyluk yerlerini yıkamak. Eğer bedende meni gibi bir pislik varsa onu gidermek.<br />
<br />
3) Gusülden önce, sünnet üzere abdest almak. Bir kap içinde veya toprak üzerinde yıkanıldığı zaman ayakları yıkamayı sona bırakmalıdır.<br />
<br />
4) Abdest aldıktan sonra önce üç kez başa, sonra üç kez sağ omuza, sonra üç kez sol omuza su dökmek. Her su döktükçe, beden iyice ıslansın diye, bedeni iyice oğuşturmak. Bir kap içinde veya toprak üzerinde yıkanılıyorsa, çıkarken önce sağ ayağını, sonra sol ayağını yıkamak.<br />
<br />
(İmam Malik ve İmam Ebû Yusuf´dan bir rivayete göre, gusül yaparken bedeni ovalamak farzdır.)<br />
<br />
5) Gusül yaparken fazla su harcamamak ve çok kısıntı da yapmamak.<br />
<br />
6) Kimsenin görmeyeceği bir yerde yıkanmak. Eğer erkekler erkekler arasında, kadınlar da kadınlar arasında bulunurlar da yıkanmak için tenha bir yer bulamazlarsa, bir köşeye çekilip avret mahallerini bir peştemal ile örterek yıkanırlar. Avret yerlerini açmaları caiz olmaz. Erkeklerin veya kadınlarla erkeklerin arasında bulunan kadınların da bunlar arasında yıkanmaları caiz değildir. Bu durumda teyemmüm ederek namazlarını kılmaları uygundur. Çünkü hükmen su bulunmamış demektir.<br />
<br />
Yine, gerek erkekler ve gerekse kadınlar kendi cinsleri arasında yıkanmak için bir peştemal veya benzeri bir örtü bulamazlarsa ve böylece avret yerlerini açmak mecburiyetinde kalırlarsa, gusletmeyi sonraya bırakırlar ve namazlarını teyemmüm ile kılarlar. Sonra tenha bir yer veya bir peştemal bulunca gusledip teyemmüm ile kılmış oldukları namazları iade ederler. Hamamlarda bu örtünme işine çok dikkat etmelidir.<br />
<br />
7) Tenha bir yerde yıkanıldığı zaman, yine avret yerini açık bulundurmamak. Açık bulundurulursa kıble yönüne dönmemek.<br />
<br />
8) Guslederken konuşmamak.<br />
<br />
9) Gusülden sonra elbiseyi giyerken çabukça örtünüvermek.<br />
<br />
10) Gusülden sonra bedeni bir havlu veya bir mendil ile silmek.<br />
<br />
11) Bir kimse bir akar suya veya bir havuza dalsa veya yağmur altında durup bütün vücudu ıslansa, ağzına ve burnuna su vermek halinde, gusül farziyetini yerine getirmiş olur. Bu durumda organlarını kımıldatır veya su içinde biraz beklerse, sünneti yerine getirmiş sayılır.<br />
<br />
12) Yukarıda sıralanan sünnetlere uygun bulunmayan bir gusül, guslün edeblerine uygun düşmemiş ve kerahetten de kurtulmamış olur.<br />
<br />
Abdestte sayılan edebler, gusülde de aynen uyulması gereken edeblerdir. Ancak guslederken kıbleye doğru durulmaz. Avret yerleri peştemal ile örtülü ise kıbleye dönülebilir.<br />
<br />
Abdestte mekruh olan şeyler, gusülde de mekruhtur. Bir de gusülde dua okumak mekruhtur. Yine gusülde bir organdan su damlarken onu alıp diğer organı yere düşmeyen bu su ile yıkamak caizdir; çünkü gusülde bütün beden bir organ sayılır. Abdestte bunu yapmak caiz değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Guslün Vasıfları</span><br />
<br />
Yukarıda geçen 169. maddede açıklandığı gibi, cünüblükten, hayız ve nifas kanlarından kesilişinden dolayı gusletmek farzdır. Bu farzın dışında bazı hallerde gusletmek sünnet veya müstahabdır. Bunların başlıcaları şunlardır:<br />
<br />
1) Cuma ve iki bayram namazları için gusletmek.<br />
<br />
2) Hac ve umrede ihrama girerken ve Arefe günü vakfe yapmak için yıkanmak (gusletmek).<br />
<br />
3) Medine-i Münevvere ile Mekke-i Mükerreme´ye girmek için yıkanmak.<br />
<br />
4) Müzdelife ve Mina´da bulunmak için yıkanmak.<br />
<br />
5) Günahdan tevbe için yıkanmak.<br />
<br />
6) Güneş ve ay tutulması halleri ile yağmur duasında bulunmak için yıkanmak.<br />
<br />
7) Kan aldırmak ve ölü yıkamak için gusletmek müstahab olduğu gibi, baygınlıktan sonra ayılan kimsenin yıkanması da müstahabdır.<br />
<br />
8) Yolculuktan dönenin ve yeni elbise giyecek kimsenin yıkanması.<br />
<br />
9) Berat ve Kadir gecelerine kavuşmaktan dolayı yıkanmak.<br />
<br />
10) İnsanların toplanacağı bir yerde bulunmak için yıkanmak.<br />
<br />
11) İstihaze (illet kanından) kurtulan kadının yıkanması.<br />
<br />
12) Cünüblüğünün hemen arkasından hayız (âdet) görmeye başlayan bir kadın, isterse, cünüblüğü için yıkanır, isterse yıkanmasını âdetin sona ermesine bırakır.<br />
<br />
13) Her cinsel ilişki için yıkanmak: Zevcesi ile cinsel ilişkide bulunan kimse, henüz yıkanmadan tekrar ilişkide bulunabilir. Fakat bu arada yıkanması veya abdest alması mendubdur.<br />
<br />
14) Henüz namaz vakti gelmeden yıkanmak. Çünkü namaz vaktine kadar cünüb bir kimsenin yıkanmayı geciktirmesi günah sayılmaz; fakat daha önce yıkanmanın fazileti vardır.<br />
<br />
Sünnet ve müstahab olan gusüller, sadece hürmet ve temizlik için yapılır. Bu kısım müstahab ve sünnet olan yıkanmalarda ağıza ve buruna su çekmek mecburiyeti yoktur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gusül Etmesi Farz Olanlara Haram veya Mekruh Olan Şeyler</span><br />
<br />
Üzerlerine gusül farz olanlara, gusletmeden önce haram olan şeyler şunlardır:<br />
<br />
1) Namaz kılmak. Bir âyet olsa bile, Kur´an niyeti ile Kur´an okumak. Hamd ve dua ile ilgili âyetleri, dua ve zikir niyeti ile okumak caizdir. Cünüb veya âdet halinde olan bir kadının dua niyeti ile Fatiha Suresini okuması caizdir.<br />
<br />
Yine bu durumda olan kimsenin çocuklara Kur´an âyetlerini kelime kelime öğretmesi de caizdir. Şehadet kelimesini söylemek, tesbih ve tekbir getirmek yine caizdir.<br />
<br />
2) Kur´an-ı Kerime, bir veya yarım âyet olsa bile, el sürmek ve Mushaf-ı Şerifi tutmak haramdır. Ancak Kur´an´a yapıştırılmamış olan bir kılıf, bir mahfaza ve sandık içinde onu taşımak ve onu dış taraftan tutmak caizdir.<br />
<br />
3) Kâbe´yi tavaf etmek ve bir zorunluluk olmadığı halde bir mescide girmek veya içinden geçmek. Fakat zaruret hali olursa, geçilebilir. Bir kimsenin evinin kapısı, mescidin içine doğru açılsa ve evine girip yıkanmak için mescit içinden geçmek zorunda kalsa, o kimse mescit içinden geçerek evine girer ve yıkanır. Bu bir mecburiyet halidir. Mescit içinde uyurken ihtilâm olan kimse, dışarıya çıkmak için teyemmüm eder; fakat bu teyemmüm ile Kur´an okuyamaz; namaz da kılamaz.<br />
<br />
4) Üzerinde âyet-i kerime yazılı bulunan bir levhayı veya bir parayı el ile tutmak.<br />
<br />
Üzerlerine gusül gerekli olanların yıkanmadan önce yapmaları Mekruh olan şeyler şunlardır:<br />
<br />
1) Din kitablarından herhangi birini el ile tutup okumak.<br />
<br />
2) El ve ağzı yıkamadan yiyip içmek.<br />
<br />
El ile tutmayıp yer üzerinde bulunan bir sayfaya veya bir levhaya Kur´an´dan yazı yazmak. Bu da İmam Muhammed´e göre mekruhtur.<br />
<br />
Cünüb ile hayız ve nifas halinde bulunanların Kur´an-ı Kerime bakmaları mekruh değildir. Bu, el ile tutmak hükmünde değildir.<br />
<br />
(İmam Malik´e göre, cünüb olan kimse, Kur´an okuyamazsa da hayız halinde olan kadın okuyabilir; çünkü cünüb olan kimse hemen yıkanabilir. Fakat âdetli ise, âdet müddeti dolmadan yıkanamadığı için özürlü sayılır.)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mesh]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=205</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:43:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=205</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mestler Üzerine Mesh Verilmesi</span><br />
<br />
Ayağa giyilen ve "Mest" adı verilen mest hükmündeki şeyler üzerine, abdest alınırken meshedilmesi caizdir. Bu, İslâm dininin gösterdiği bir kolaylıktır. Bu meshden maksad, mestlerin üzerine ayakların uçlarından başlayıp aşık kemiklerini aşmak üzere inciklere doğru ıslak olan el parmaklarını sürmektir.<br />
<br />
Ayaklara meshetmenin farz miktarı, giyilen her iki mestin ön ve üst tarafından el parmaklarının en küçüğü itibarı ile üç parmaklık yerin meshedilmesidir. Bu kadarlık bir yerin meshedilmesi ile farz yerine getirilmiş olur.<br />
<br />
(Malikîlere göre, mestlerin bütünü üzerine mesh yapılması gerekir. Bu miktarın azına mesh yeterli değildir. Hanbelîlere göre, mestlerin üstünün çoğuna meshedilmesi kâfidir. Şafiîlerde ise, mestlerin üstüne bir parmak kadar mesh yapılması yeterlidir.)<br />
<br />
Mestlerin altına mesh yapılmaz. Mestler üzerine mesh yapılırken ıslak olan el parmaklarının açık olması, meshin el parmakları ile yapılması, ayak parmaklarının ucundan başlayarak yukarıya doğru yapılması, sünnete uygun olan meshdir. Yoksa, mestin üzerine su dökmek, mesti sünger gibi bir şeyle ıslatmak, enine olarak mestin üzerine meshetmek veya meshe mestin goncundan başlamak yeter. Ancak böyle yapmak sünnete aykırıdır.<br />
<br />
Ayakları topukları ile beraber örten çizmeler, potinler, kendileri ile üç mil kadar yürünebilecek kuvvetli ve kalın çoraplar, konçlu aba terlikler de mest hükmündedir. Bunların üzerine de mesh yapılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meshin Cevazındaki Şartlar</span><br />
<br />
Bir meshin caiz olabilmesi için yedi şart gereklidir:<br />
<br />
1) Mestler, abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmelidir. Bir özürden dolayı ayağa veya ayağın sargısını meshedilmesi de yıkama hükmündedir. Onun için böyle bir meshden sonra giyilen mestler üzerine mesh yapılabilir.<br />
<br />
2) Mestler, topuklar dahil, ayakların her tarafını örtmüş olmalıdır. Topuklardan kısa olan mestler ve benzeri ayakkabılar üzerine mesh yapılmaz.<br />
<br />
3) Ayağa giyilen mestler üzerine en az üç mil yol yürüyebilmelidir. Bir mil dinimizde dört bin arşındır. Bir arşın da yirmi dört parmaktır.<br />
<br />
4) Giyilen mestlerin topuklarından aşağı kısımlarında, ayağın küçük parmağı ölçüsü ile, üç parmak delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır. Şu kadar var ki, böyle bir noksan, ayak parmaklarının uçlarına rastlarsa, miktara değil, sayıya bakılır: Üç parmak görünmedikçe, yırtık zarar vermez. Yine mestlerde üç parmak kadar sökük bulunduğu halde, mestlerin sağlamlığından dolayı yürürken bu sökük açılıp parmaklar gözükmezse, yine meshe engel olmaz. Bir mestte bulunan ayrı ayrı yırtıklar toplanır; fakat iki mestteki yırtıklar toplanmaz. Bunun için bir mestte iki ve diğer mestte bir veya iki parmak miktarı yırtık bulunursa mesh yapmaya engel olmaz.<br />
<br />
(Malikîlere göre, bir ayağın en az üçte biri görülecek kadar bir mestte yırtık yoksa meshi bozmaz. Şafiî ve Hanbelî mezheblerine göre, ayakta yıkanması farz olan miktar, mestlerdeki bir yırtıktan görülecek olsa, mesh bozulmuş olur. O yıkanması farz olan miktar, çorap veya başka bir şeyle örtülmüş olsa bile hüküm değişmez.)<br />
<br />
5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek kadar kalın olmalıdır.<br />
<br />
6) Mestler, dışarıdan aldıkları suyu hemen içine çekerek ayağa ulaştıracak bir halde olmamalıdır.<br />
<br />
7) Her ayağın ön tarafından en az küçük el parmağı kadar bir yer mevcut bulunmalıdır.<br />
<br />
Bu itibarla, bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse mestlerine mesh yapamaz. Ökçe taraflarının bulunması yeterli değildir. Çünkü bir ayağı yıkamakla diğerine mesh bir arada toplanamaz. Fakat bir ayağı tamamen mevcut bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mest üzerine mesh yapabilir. Çünkü mesh ile yıkama bir arada toplanmamıştır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mesh Müddeti</span><br />
<br />
Meshin müddeti, ikamet halinde olan (yolcu hükmünde bulunmayan) kimse için birgün bir gece, yani yirmi dört saattir. En az on sekiz saat (üç günlük) bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan bir misafir (yolcu) için ise, üç gün (yetmiş iki saat) geçerlidir. Bu müddetin başlangıcı, mestler giyildikten sonra ilk abdestin bozulma zamanından itibarendir. Örnek verilirse, bir kimse abdestini tamamladıktan sonra o taharet üzerine mestlerini giyse de, beş saat sonra ondan abdesti bozucu bir hal meydana gelse, bu beşinci saatten itibaren meshin müddeti mukim için yirmi dört saat ve misafir için yetmiş iki saat devam eder. Mestleri giyiş zamanına bakılmaz.<br />
<br />
İkamet halinde iken yolculuğa çıkan kimse, misafirin müddeti üzere hareket eder, o zamanı doldurur. Aksine olarak misafir olan kimse, bir gün ve bir gece (yirmi dört saat) meshettikten sonra mukim olsa, mesh müddeti bitmiş olur. Artık ayaklarını yıkaması gerekir.<br />
<br />
Mestlerine mesh yaparak abdestli bulunan kimse, mestlerini ayaklarından çıkarınca, yalnız ayaklarını yıkaması gerekir, abdestini tamamen tazelemesi gerekmez. Ayaklarını yıkamak suretiyle abdest alıp mestlerini giymiş olan bir kimse, daha bu abdesti bozulmadan herhangi bir sebeble mestlerini ayaklarından çıkarsa, abdesti bozulmuş olmayacağı için ayaklarını tekrar yıkaması gerekmez.<br />
<br />
(Malikîlere göre, mesh için bir zaman yoktur. Guslü gerektiren bir durum olmadıkça, mestler üzerine daima mesh yapılabilir. Ancak cuma namazını kılacak kimseler için, her cuma günü mestlerini çıkanp ayaklarını yıkamaları mendubdur. Şafiî ve Hanbelîlere göre, mübah (haram işleme niyeti bulunmayan) bir seferdeki yolcu için mesh müddeti üç gün, üç gece (yetmiş iki saat)dır. Günah işlemek için yola çıkıldığı takdirde bu müddet yirmi dört saattir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sargı Üzerine Mesh</span><br />
<br />
Kırılan veya yarası bulunan bir uzvu (organı) yıkamak zarar verince, kırık üzerindeki tahtaya veya yara üzerindeki sargıya, hem abdest ve hem de gusül için bir kez meshedilir. Bu mesh de zarar verirse, terk edilir.<br />
<br />
Elde, tırnakta ve diğer uzuvlarda bulunan herhangi bir yara üzerine konulmuş sakız, pamuk gibi şeylerin veya ilâçların üzerine de zaruret halinde bir kere mesh yapılır. Bunlara sıcak su zarar vermiyorsa, mesh yeterli olmaz, yıkamak gerekir. Yapılacak meshin bütün sargıyı kaplaması gerekmez; çoğunluğunu meshetmek kâfi gelir.<br />
<br />
Sargıyı çözmek zarar veriyorsa, özürlü yerin etrafını sargı altından yıkamak gerekmez. Bunlardan açık bulunan yerleri meshetmek yeterlidir.<br />
<br />
Böyle bir sargı üzerine yapılan mesh için belli bir müddet yoktur. Özür devam ettiği müddetçe sargı üzerine mesh yapılır. Bu sargının taharet hali üzere (abdestli olarak) sarılmış olması da şart değildir.<br />
<br />
Bir sargı üzerine mesh yapıldıktan sonra sargı değiştirilirse, tekrar mesh gerekmez. Yine bir sargıya mesh yapıldıktan sonra, onun üzerine başka bir sargı daha sarılmış olsa, yeniden bir mesh daha yapılmaz. Henüz özür kalkmadan sargı açılsa, mesh bozulmuş olmaz.<br />
<br />
Bir özürden dolayı iki ayaktan biri üzerine mesh yapılınca, diğerini yıkamak gerekir. Çünkü bu mesh de yıkamak hükmündedir.<br />
<br />
Özür tamamen kalkınca, mesh bozulmuş olur, artık sargı üzerine mesh yapılmaz. Yerinin yıkanması gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meshi Bozan Şeyler</span><br />
<br />
Abdesti bozan her şey meshi de bozar. Onun için müddet henüz bitmemiş ise, yeniden alınacak abdestte mestlere veya sargılara da yeniden mesh verilir. Aşağıda yazılı hallerden dolayı da mesh bozulur:<br />
<br />
1) Üzerine meshedilmiş olan mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması. Bu durumda eğer abdest mevcut ise, yalnız ayakları yıkamak kâfidir. Yeniden tam bir abdest almak gerekmez. Bir mestin goncuna kadar, ayağın çok kısmının çıkmış olması da, tamamen çıkması hükmündedir.<br />
<br />
2) Mesh müddetinin sona ermesi. Bu halde henüz abdest devam ediyorsa, yalnız ayakları yıkamak yeterlidir. Yeniden tam bir abdest almaya gerek yoktur. Bununla beraber mesh müddeti son bulsa bile ayakları çıkarıp yıkamanın soğuktan donmaya sebebiyet vereceğinden korkulursa, yine meshe devam edilir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mestler Üzerine Mesh Verilmesi</span><br />
<br />
Ayağa giyilen ve "Mest" adı verilen mest hükmündeki şeyler üzerine, abdest alınırken meshedilmesi caizdir. Bu, İslâm dininin gösterdiği bir kolaylıktır. Bu meshden maksad, mestlerin üzerine ayakların uçlarından başlayıp aşık kemiklerini aşmak üzere inciklere doğru ıslak olan el parmaklarını sürmektir.<br />
<br />
Ayaklara meshetmenin farz miktarı, giyilen her iki mestin ön ve üst tarafından el parmaklarının en küçüğü itibarı ile üç parmaklık yerin meshedilmesidir. Bu kadarlık bir yerin meshedilmesi ile farz yerine getirilmiş olur.<br />
<br />
(Malikîlere göre, mestlerin bütünü üzerine mesh yapılması gerekir. Bu miktarın azına mesh yeterli değildir. Hanbelîlere göre, mestlerin üstünün çoğuna meshedilmesi kâfidir. Şafiîlerde ise, mestlerin üstüne bir parmak kadar mesh yapılması yeterlidir.)<br />
<br />
Mestlerin altına mesh yapılmaz. Mestler üzerine mesh yapılırken ıslak olan el parmaklarının açık olması, meshin el parmakları ile yapılması, ayak parmaklarının ucundan başlayarak yukarıya doğru yapılması, sünnete uygun olan meshdir. Yoksa, mestin üzerine su dökmek, mesti sünger gibi bir şeyle ıslatmak, enine olarak mestin üzerine meshetmek veya meshe mestin goncundan başlamak yeter. Ancak böyle yapmak sünnete aykırıdır.<br />
<br />
Ayakları topukları ile beraber örten çizmeler, potinler, kendileri ile üç mil kadar yürünebilecek kuvvetli ve kalın çoraplar, konçlu aba terlikler de mest hükmündedir. Bunların üzerine de mesh yapılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meshin Cevazındaki Şartlar</span><br />
<br />
Bir meshin caiz olabilmesi için yedi şart gereklidir:<br />
<br />
1) Mestler, abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmelidir. Bir özürden dolayı ayağa veya ayağın sargısını meshedilmesi de yıkama hükmündedir. Onun için böyle bir meshden sonra giyilen mestler üzerine mesh yapılabilir.<br />
<br />
2) Mestler, topuklar dahil, ayakların her tarafını örtmüş olmalıdır. Topuklardan kısa olan mestler ve benzeri ayakkabılar üzerine mesh yapılmaz.<br />
<br />
3) Ayağa giyilen mestler üzerine en az üç mil yol yürüyebilmelidir. Bir mil dinimizde dört bin arşındır. Bir arşın da yirmi dört parmaktır.<br />
<br />
4) Giyilen mestlerin topuklarından aşağı kısımlarında, ayağın küçük parmağı ölçüsü ile, üç parmak delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır. Şu kadar var ki, böyle bir noksan, ayak parmaklarının uçlarına rastlarsa, miktara değil, sayıya bakılır: Üç parmak görünmedikçe, yırtık zarar vermez. Yine mestlerde üç parmak kadar sökük bulunduğu halde, mestlerin sağlamlığından dolayı yürürken bu sökük açılıp parmaklar gözükmezse, yine meshe engel olmaz. Bir mestte bulunan ayrı ayrı yırtıklar toplanır; fakat iki mestteki yırtıklar toplanmaz. Bunun için bir mestte iki ve diğer mestte bir veya iki parmak miktarı yırtık bulunursa mesh yapmaya engel olmaz.<br />
<br />
(Malikîlere göre, bir ayağın en az üçte biri görülecek kadar bir mestte yırtık yoksa meshi bozmaz. Şafiî ve Hanbelî mezheblerine göre, ayakta yıkanması farz olan miktar, mestlerdeki bir yırtıktan görülecek olsa, mesh bozulmuş olur. O yıkanması farz olan miktar, çorap veya başka bir şeyle örtülmüş olsa bile hüküm değişmez.)<br />
<br />
5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek kadar kalın olmalıdır.<br />
<br />
6) Mestler, dışarıdan aldıkları suyu hemen içine çekerek ayağa ulaştıracak bir halde olmamalıdır.<br />
<br />
7) Her ayağın ön tarafından en az küçük el parmağı kadar bir yer mevcut bulunmalıdır.<br />
<br />
Bu itibarla, bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse mestlerine mesh yapamaz. Ökçe taraflarının bulunması yeterli değildir. Çünkü bir ayağı yıkamakla diğerine mesh bir arada toplanamaz. Fakat bir ayağı tamamen mevcut bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mest üzerine mesh yapabilir. Çünkü mesh ile yıkama bir arada toplanmamıştır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mesh Müddeti</span><br />
<br />
Meshin müddeti, ikamet halinde olan (yolcu hükmünde bulunmayan) kimse için birgün bir gece, yani yirmi dört saattir. En az on sekiz saat (üç günlük) bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan bir misafir (yolcu) için ise, üç gün (yetmiş iki saat) geçerlidir. Bu müddetin başlangıcı, mestler giyildikten sonra ilk abdestin bozulma zamanından itibarendir. Örnek verilirse, bir kimse abdestini tamamladıktan sonra o taharet üzerine mestlerini giyse de, beş saat sonra ondan abdesti bozucu bir hal meydana gelse, bu beşinci saatten itibaren meshin müddeti mukim için yirmi dört saat ve misafir için yetmiş iki saat devam eder. Mestleri giyiş zamanına bakılmaz.<br />
<br />
İkamet halinde iken yolculuğa çıkan kimse, misafirin müddeti üzere hareket eder, o zamanı doldurur. Aksine olarak misafir olan kimse, bir gün ve bir gece (yirmi dört saat) meshettikten sonra mukim olsa, mesh müddeti bitmiş olur. Artık ayaklarını yıkaması gerekir.<br />
<br />
Mestlerine mesh yaparak abdestli bulunan kimse, mestlerini ayaklarından çıkarınca, yalnız ayaklarını yıkaması gerekir, abdestini tamamen tazelemesi gerekmez. Ayaklarını yıkamak suretiyle abdest alıp mestlerini giymiş olan bir kimse, daha bu abdesti bozulmadan herhangi bir sebeble mestlerini ayaklarından çıkarsa, abdesti bozulmuş olmayacağı için ayaklarını tekrar yıkaması gerekmez.<br />
<br />
(Malikîlere göre, mesh için bir zaman yoktur. Guslü gerektiren bir durum olmadıkça, mestler üzerine daima mesh yapılabilir. Ancak cuma namazını kılacak kimseler için, her cuma günü mestlerini çıkanp ayaklarını yıkamaları mendubdur. Şafiî ve Hanbelîlere göre, mübah (haram işleme niyeti bulunmayan) bir seferdeki yolcu için mesh müddeti üç gün, üç gece (yetmiş iki saat)dır. Günah işlemek için yola çıkıldığı takdirde bu müddet yirmi dört saattir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sargı Üzerine Mesh</span><br />
<br />
Kırılan veya yarası bulunan bir uzvu (organı) yıkamak zarar verince, kırık üzerindeki tahtaya veya yara üzerindeki sargıya, hem abdest ve hem de gusül için bir kez meshedilir. Bu mesh de zarar verirse, terk edilir.<br />
<br />
Elde, tırnakta ve diğer uzuvlarda bulunan herhangi bir yara üzerine konulmuş sakız, pamuk gibi şeylerin veya ilâçların üzerine de zaruret halinde bir kere mesh yapılır. Bunlara sıcak su zarar vermiyorsa, mesh yeterli olmaz, yıkamak gerekir. Yapılacak meshin bütün sargıyı kaplaması gerekmez; çoğunluğunu meshetmek kâfi gelir.<br />
<br />
Sargıyı çözmek zarar veriyorsa, özürlü yerin etrafını sargı altından yıkamak gerekmez. Bunlardan açık bulunan yerleri meshetmek yeterlidir.<br />
<br />
Böyle bir sargı üzerine yapılan mesh için belli bir müddet yoktur. Özür devam ettiği müddetçe sargı üzerine mesh yapılır. Bu sargının taharet hali üzere (abdestli olarak) sarılmış olması da şart değildir.<br />
<br />
Bir sargı üzerine mesh yapıldıktan sonra sargı değiştirilirse, tekrar mesh gerekmez. Yine bir sargıya mesh yapıldıktan sonra, onun üzerine başka bir sargı daha sarılmış olsa, yeniden bir mesh daha yapılmaz. Henüz özür kalkmadan sargı açılsa, mesh bozulmuş olmaz.<br />
<br />
Bir özürden dolayı iki ayaktan biri üzerine mesh yapılınca, diğerini yıkamak gerekir. Çünkü bu mesh de yıkamak hükmündedir.<br />
<br />
Özür tamamen kalkınca, mesh bozulmuş olur, artık sargı üzerine mesh yapılmaz. Yerinin yıkanması gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meshi Bozan Şeyler</span><br />
<br />
Abdesti bozan her şey meshi de bozar. Onun için müddet henüz bitmemiş ise, yeniden alınacak abdestte mestlere veya sargılara da yeniden mesh verilir. Aşağıda yazılı hallerden dolayı da mesh bozulur:<br />
<br />
1) Üzerine meshedilmiş olan mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması. Bu durumda eğer abdest mevcut ise, yalnız ayakları yıkamak kâfidir. Yeniden tam bir abdest almak gerekmez. Bir mestin goncuna kadar, ayağın çok kısmının çıkmış olması da, tamamen çıkması hükmündedir.<br />
<br />
2) Mesh müddetinin sona ermesi. Bu halde henüz abdest devam ediyorsa, yalnız ayakları yıkamak yeterlidir. Yeniden tam bir abdest almaya gerek yoktur. Bununla beraber mesh müddeti son bulsa bile ayakları çıkarıp yıkamanın soğuktan donmaya sebebiyet vereceğinden korkulursa, yine meshe devam edilir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdest]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=204</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:41:24 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=204</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Mahiyeti</span><br />
<br />
Abdest belli organları usulüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibaret bir temizliktir, bir ibadet ve itaattir. Abdeste, güzel oluşundan ve temizliğe yardımcı olmasından dolayı "Vuzu" adı verilmiştir. Abdestin manevî birçok faydaları ve sevabları olduğu gibi, maddî olarak da pek çok yararları vardır. Vakit vakit abdest alan bir müslüman temizliğe riayet etmiş, temizliği alışkanlık haline getirerek kendisini, birçok hastalıklara sebebiyet verecek kirli hallerden korumuş olur.<br />
<br />
"Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur." buyurulmuştur. Bir hadis-i şerif de şu anlamdadır: "Her kim emrolunduğu gibi abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır."<br />
<br />
Namaz gibi bir kısım din görevlerini yerine getirmek için abdest almaya gerek vardır. Bu görevlerden her birinin yapılması, abdestin bir sebebidir. Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, tavaf edemez, bir mahfaza içinde olmaksızın Kur´an´ı tutamaz, Kur´anın tam bir âyetinin veya bir kısmının yazılı bulunduğu bir levhaya el süremez. Bunları yapmak haramdır. Fakat Kur´an-ı Kerimi ezber olarak veya karşıdan mushaf´a bakarak abdestsiz okuyabilir. Aklı olan ve büluğ çağına eren ve suyu kullanmaya gücü yeten her müslüman, gerektiği zaman abdest almakla yükümlüdür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Farzlari</span><br />
<br />
Abdestin farzları dörttür: Yüzü bir kez su ile yıkamak, iki eli dirseklerle beraber bir kez yıkamak, her iki ayağı topuklarla beraber bir kez yıkamak ve başın dörtte birini ıslak bir elle ve kullanılmadık temiz bir su yaşlığı ile bir kez silmek (meshetmek)tir. Şöyle ki:<br />
<br />
Yüz denilen organ, iki kulak memesi, arasındaki yer ile alnın saç biten yerinden çene altına kadar olan kısımdır. Kulaklarla sakal arasında bulunan kılsız kısımlar da yüzden sayılır. İşte yüz denilen bütün bu kısmı su ile bir kere yıkamak farzdır.<br />
<br />
Sakal sık olunca, onun üstünü yıkamak yeterlidir, altındaki deriyi yıkamak gerekmez. Fakat sakal seyrek olunca, altındaki deri kısımları da yıkamak gerekir.<br />
<br />
Dirseklere gelince, bunlara "Mirfak" denir. Elleri dirseklerle beraber yıkamak farz ise de, dirseklerden daha yukarısını yıkamak zorunluğu yoktur. Ayakların iki taraflarında bulunan ve "Topuk" denilen şişkin kısımları da yıkamak gerekir. Fakat bunların yukarısını yıkamak gerekmez.<br />
<br />
Başa meshe gelince: Alından arkaya doğru başın ön kısmına meshedilmesi daha faziletlidir. Meshedilen yer iki kulağın üstüdür. Bu kısımdaki saçların üzerine meshedilmesi yeterlidir. Fakat bu kısımdan aşağıya sarkan saçların üzerine meshedilmesi, başın üstünde topak olsalar dahi, yeterli olmaz.<br />
<br />
(Malikî ve Hanbelîlere göre, başın tamamını meshetmek vacibdir. Şafiîlere göre en az bir parmak mesih yeterlidir.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Sünnetleri</span><br />
<br />
Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:<br />
<br />
1) Abdeste başlarken önce temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri önce yıkamak ise farzdır. Böylece diğer organlar kirlenmiş olmaz.<br />
<br />
2) Abdeste "Eûzü Besmele" ile başlamak. Abdest arasında okunacak Besmele ile bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.<br />
<br />
(Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında Besmele okumak vacibdir; kasden terk edilirse, abdest batıl olur. Yanılarak veya bilmeyerek terk edilmesi abdesti geçersiz kılmaz.)<br />
<br />
3) Niyet etmek: Abdesti, namaz kılmaya veya abdestsizliği gidermeye veya Yüce Allah´ın emrini yerine getirmeye niyet ederek almak.<br />
<br />
Niyet kalb ile olur, Dil ile "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" denilmesi güzel görülmüştür. Niyetin vakti, elleri veya yüzü yıkamaya başlama zamanıdır.<br />
<br />
(Malikîlerle Şafıîlere göre, abdestin başında niyet etmek farzdır. Hanbelîlere göre de, niyet abdestin sıhhatının şartıdır.)<br />
<br />
4) Mazmaza (ağıza su vermek) ve istinşak (buruna su çekmek). Şöyle ki: Elleri yıkadıktan sonra; önce üç kez ağıza dolusunca su alınır ki, buna "Mazmaza" denir. Sonra üç kez de burnun yumuşağına kadar gidecek şekilde burnuna su verilir ve sümkürülür. Buna da "İstinşak" denir. Her su verişte su yenilenir. Bunları yapmakla hem ağzın, hem de burnun içi yıkanmış ve kullanılacak suyun tadı ve kokusu anlaşılmış olur.<br />
<br />
5) Mazmaza ve istinşakı aşırı derecede yapmak. Şöyle ki: Mazmazada su, boğaza kadar iner. İstinşakta su, burnun katı yerine kadar çıkarılır. Fakat oruçlu olanlar mazmaza ve istinşakı böyle aşırı yapmazlar.<br />
<br />
6) Misvak kullanmak. Şöyle ki: Misvak, arak denilen ağacın dalından yapılan ve dişleri temizlemek için kullanılan bir fırçadır. Böyle lifleri olan diğer ağaç dallarından da yapılabilir. Misvak, parmak kalınlığında ve bir karış boyunda olmalıdır. Sağ ele alınır ve serçe parmağının üstünden geçirilir, baş parmak ve işaret parmağı ile tutularak ıslak olan ağzın sağ tarafından enine olarak dişler fırçalanır. Bunun kullanılması oruca zarar vermez.<br />
<br />
Misvakın pek çok yararları ve sevabı vardır. Dişleri temizler, ağız kokusunu giderir, sağlığa yararlı olur. Bir hadis-i şerifte: "Misvak, ağzı, temizleyici ve Rabbin rızasını kazandırıcıdır," buyurulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifde de: "Eğer ümmetime güçlük vermeyecek olsaydım, her abdest için misvak kullanmalarını onlara emrederdim." buyurulmuştur.<br />
<br />
Misvak bulunmaz veya kullanıldığında dişleri kanatırsa, onun yerine parmak kullanılabilir. Şöyle ki: Baş parmak ağzın sağ tarafına, şehadet parmağı da sol tarafına salınarak üst ve alt dişler ovalanır. Misvak kullanmak yalnız namazlara özgü değildir, kullanılması her zaman iyidir; çünkü temizliğe yardımcıdır. Kıl fırçalarla yapılan diş temizlemelerine de üstünlüğü vardır.<br />
<br />
Kadınlar oruçlu olmadıkları zaman çiğnedikleri sakız misvak yerine geçer.<br />
<br />
7) Sıra gözetmek: Abdest alırken önce yüz, sonra kollar yıkanır. Bundan sonra başa meshedilir ve arkasından da ayaklar yıkanır. Ayaklarda mest varsa, mestlerin üzeri meshedilir. Bu şekilde sıra gözetilmezse, yine abdest sahih olur, ancak sünnete uyulmuş olmaz.<br />
<br />
(Şafiî ve Hanbelîlere göre, abdest alırken bu sıraya uymak farzdır.)<br />
<br />
8) Abdeste sağ tarafdan başlamak: Sağ kol, sol koldan önce ve sağ ayak sol ayakdan önce yıkanır. Sağ taraf daha şerefli olduğu için böyle yapılır.<br />
<br />
9) Abdest organlarını üçer kez yıkamak. Bunlardan biri farz, diğer ikisi sünnettir. Üçten fazla veya üçten az yıkamak sünnete aykırıdır. Şüphe sebebiyle veya su azlığı dolayısıyla bu sayılar azaltılıp çoğaltılabilir.<br />
<br />
10) Elleri ve ayakları yıkamaya başlarken parmak uçlarından başlanır.<br />
<br />
11) Eller ve ayaklar yıkanırken parmakların arasını yoklayıp yıkamak (hilallamak): El parmakları birbirine sokularak, ayak parmakları da el parmaklarından biri ile yapılır. Sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın altından ve serçe parmağın arasından hilallamaya başlayarak sıra ile sol ayağın serçe parmağında sona erdirilmesi iyidir. Parmakları akar suya koymak da hilallama yerine geçer.<br />
<br />
12) Abdest suyunu, bıyıkların ve kaşların altlarına ve yüzün çevresinden sarkmış bulunan fazla kıllara eriştirmek.<br />
<br />
13) Sakalın çeneden aşağıya uzamış kısmını meshetmek ve sık olan sakalı bir avuç su ile alt tarafından el parmakları ile hilallamak. Bu, iki İmama göredir; İmam-ı Azam´a göre müstahabdır.<br />
<br />
14) Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna "Kaplama Mesih" denir. Sünnet üzere kaplama mesih şöyle yapılır: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin baş parmakları ile işaret parmaklarından sonra gelen üç parmak birbirine bitiştirilir. Bu ellerin ayaları yukan kaldırılıp o bitişik parmaklar uç uca gelmek üzere birbirine yaklaştırılır.<br />
<br />
Böylece bitişik halde olan iki elin parmakları başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra ellerin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Böylece bütün başın meshi bitmiş olur. Sonra başa değdirilmeyen baş parmakların içi ile kulakların dışları ve şehadet parmakları ile de kulakların içleri meshedilir. Parmakların arkaları ile de boyun meshedilir. Bununla beraber başın her tarafı istenildiği bir şekilde meshedilebilir.<br />
<br />
(Şafiîlere göre, meshi üç kez tekrarlamak sünnettir.)<br />
<br />
15) Kulakları meshetmek. Bu mesih bir su ile yapılabileceği gibi yukarıda bildirildiği şekilde de yapılabilir. Serçe parmaklarını kulak deliklerine sokarak kımıldatmalıdır.<br />
<br />
(Hanbelîlere göre, kulakları ve içlerini meshetmek farzdır; çünkü bunlar da baş kısmına dahildir.<br />
<br />
16) Boynu meshetmek: Başı ve kulakları meshettikten sonra, iki elin arkaları ile ve üçer parmakla, yeni bir suya gerek kalmaksızın boyun meshedilir. Boğazı meshetmek bid´attır.<br />
<br />
17) Abdest organlarını, üzerlerine dökülen su ile iyice ovmak.<br />
<br />
18) Abdest organlarını, arada kesinti yapmadan yıkamak. Bir organ henüz kurumadan diğerini yıkamaya geçmek. Buna "Vilâ" denir. Havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan organın hemen kuruması vilâya engel değildir.<br />
<br />
Bazı alimlere göre vilâ: Abdest alırken araya başka bir iş sokmamaktır.<br />
<br />
(Malikîlerle Hanbelîlere göre, abdest organları yıkanırken hemen birbiri ardından yıkanmaları ve araya başka bir iş sokulmaması farzdır.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Edebleri</span><br />
<br />
Abdestin bir çok edebleri vardır. Başlıcaları şunlardır:<br />
<br />
1) Henüz vakit girmemişken abdest alıp namaza hazır bulunmak. Ancak özür sahibleri abdestlerini vakit girdikten sonra alırlar.<br />
<br />
2) Kıbleye yönelerek abdest almak.<br />
<br />
3) Abdest sularının elbiseye sıçramaması için, yüksek bir yerde durmak.<br />
<br />
4) Abdest için başkasından yardım istememek. Ancak bir özür sebebi ile başkasından yardım istemelidir. Başkasının kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest alana su dökmesi edebe aykırı olmaz.<br />
<br />
5) Abdest alma sırasında zaruret olmadıkça dünya lâkırdısı yapmamak.<br />
<br />
6) Abdestin başından sonuna kadar niyeti unutmayıp kalbde tutmak ve her organı abdest niyeti ile yıkarken Besmele çekmek ve dua etmek, Salât ve selâm getirmek.<br />
<br />
7) Elleri yıkarken dar olmayan yüzükleri oynatmak. Eğer yüzük dar ise, muhakkak surette yüzükleri oynatıp altına su geçmesini sağlamak gerekir.<br />
<br />
8) Abdest alırken ağıza ve buruna sağ el ile su vermek ve sol el ile sümkürmek.<br />
<br />
9) Yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına eriştirmek.<br />
<br />
10) Abdest için yeterinden fazla su harcamamak. Organlardan su damlamayacak kadar da kısıntı yapmamak. Deniz kenarında bulunulsa bile, gereksiz su harcamak kerahet olur.<br />
<br />
11) Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamalıdır.<br />
<br />
12) Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. Kullanırken de, ağzından değil, kulpundan tutmak ve ibriği kendine özel yapmamak. Desteyi boş bırakmayıp diğer bir abdest için dolu bulundurmak.<br />
<br />
13) Abdest tamamlanınca kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: "Sizden biriniz abdest alır da, abdestini noksansız tamamlar ve sonra:<br />
<br />
"Şahidlik ederim ki, Yüce Allah´dan başka ibadet edilecek varlık yoktur; Hazret-i Muhammed de O´nun kulu ve Resulüdür; derse ona cennetin sekiz kapısı açılır. Artık dilediği kapıdan cennete girer."<br />
<br />
14) Artan abdest suyundan ayakta kıbleye karşı biraz içip:<br />
<br />
<br />
"Ya Rabbî! Beni, her günah işledikçe tevbe eden ve günahdan kaçınıp tertemiz bulunan iyi kullarından et," diye dua etmek.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şöyle de dua edilebilir:</span><br />
<br />
<br />
<br />
"Allah´ım! Senin şifanla beni şifalandır, senin ilacınla beni tedavi et. Beni korkudan, hastalıklardan ve ağrılardan koru."<br />
<br />
15) Abdestin sonunda bir veya birkaç defa "Kadir" sûresini okumak,<br />
<br />
16) Abdest aldıktan sonra, eğer kerahet vakti değilse, iki rekat namaz kılmak. Bu saydıklarımız, din ve sağlık yönünden çok yararlı oldukları için abdestin edebleri olmuşlardır. Abdestin sünnet ve edeblerine aykırı olan şeyler ya tahrimen, ya da tenzihen mekruhtur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Duaları</span><br />
<br />
Abdeste ait önceki alimlerden zamanımıza kadar gelmiş dualar vardır. Her abdest uzvu yıkanırken onunla ilgili uygun bir dua okunur.<br />
<br />
Bunlar okunmasa da, yine abdest tamam olur; fakat okunmaları iyidir. Şöyle ki:<br />
<br />
1) Abdest alacak kimse, abdeste başlarken "Eûzü ve Besmele" çektikten sonra:<br />
<br />
"Yüce Allah´a hamd olsun ki, suyu temizleyici ve İslâmı nur yapmıştır" der.<br />
<br />
2) Ağzına su alırken:<br />
<br />
"Allah´ım! Peygamberinin Kevser Havuzundan bana öyle bir kâse içir ki, ondan sonra asla susamayayım" der.<br />
<br />
3) Burnuna su verirken:<br />
<br />
"Allah´ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme" der.<br />
<br />
4) Yüzünü yıkarken:<br />
<br />
"Allah´ım! Bazı yüzlerin aklanacağı ve bazı yüzlerin kararacağı günde benim yüzümü ak yap" der.<br />
<br />
5) Sağ kolunu yıkarken:<br />
<br />
"Allah´ım! Kitabımı sağ elime ver ve benim hesabımı kolay yap" der.<br />
<br />
6) Sol kolunu yıkırken:<br />
<br />
"Allah´ım! Benim kitabımı soldan ve arka tarafımdan verme ve beni zor bir hesaba çekme" der.<br />
<br />
7) Başını meshederken:<br />
<br />
"Allah´ım! Beni rahmetinin içine koy, üzerime de bereketlerinden indir"der.<br />
<br />
8) Kulaklarını meshederken:<br />
<br />
"Allah´ım! Beni, hak sözü işitip dc onun en güzeline uyanlardan yap"der.<br />
<br />
9) Boynunu meshederken:<br />
<br />
"Allah´ım! Bedenimi cehennem ateşinden azad et" der.<br />
<br />
10) Ayaklarını yıkarken:<br />
<br />
"Allah´ım! Birtakım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı Sırat köprüsü üzerinde sabit kıl" der.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vasıf Bakımından Abdestin Nevileri</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestler, vasıfları ve gerekli olmaları bakımından üç kısma ayrılır:</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1) Farz olan abdestler:</span> Bunlar, müslümanların namaz kılmak, tilâvet secdesi yapmak veya Kur´an-ı Kerimi elleriyle tutmak için alacakları abdestlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2) Vacib olan abdestler:</span> Kâbe´yi sadece tavaf etmek için alınan abdestlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3) Mendub olan abdestler:</span> Bunlar sırf temiz bir hal üzere bulunmak, ezbere Kur´an okumak, ezan okumak, kamet getirmek, din ilimlerini okuyup okutmak, din kitablarını tutmak, cenazeyi yıkamak ve ardından yürümek veya öfkeyi sindirip yok etmek için alınan abdestlerdir. Herhangi bir hata arkasından alınan abdestler de bu kısımdandır. Bu gibi maksadlarla alınan abdest ile namaz kılınabilir, Kur´an ele alınabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Sıhhatına Engel Olmayan Şeyler</span><br />
<br />
Dudaklar âdet üzere yumulduğu zaman, görülmeyen kısımlarını yıkamak abdest için gerekli değildir. Bunların kuru kalması abdeste zarar vermez; çünkü bunlar ağız kısmındandır.<br />
<br />
İyileşip de henüz kabuğundan ayrılmamış olan bir çıbanın içini yıkamak gerekmez.<br />
<br />
Şehir ve köy halkinin tirnaklarinda olan kirler ve vücudlarindaki kirler, pire ve sinek tersleri, abdestin sihhatina engel olmaz.<br />
<br />
Boyacıların tırnaklarında kalan boyalar, zaruret gereği tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkil eden ve altlarına su işlemesine engel olan boyalar, abdeste manidir. Abdest organlarına yapışan hamur, mum, çapak, balık pulu gibi şeyler de böyledir.<br />
<br />
Abdest organlarından birinin bir zarurete dayanarak yıkanamaması veya meshedilememesi, abdestin sıhhatına engel olmaz. Örnek: Bir yarayı veya ayakta bulunan bir yanık yerini yıkamak eğer sahibine zarar verirse bunlar meshedilebilir, mesh de zarar verirse terk edilir.<br />
<br />
Yine, bir yaranın üzerinde bulunan ilâç, yara yerini taşmış olursa, bu taşan kısım yıkanır; fakat yıkanması zarar verirse, mesh ile yetinilir.<br />
<br />
Abdest alırken veya abdestten sonra, bir abdest organının yıkanıp yıkanmamış olmasında şübheye düşülürse bakılır: Eğer şübheye düşen kimse, her zaman şübhelenmiyorsa, o organını (uzvunu) yıkar. Fakat vesveseli bir kimse ise yıkamaz, onun şübhesine bakılmaz.<br />
<br />
Bir kimse abdest aldığını sağlam olarak bildiği halde, abdestini bozup bozmadığı üzerinde şübheye düşse, o kimse abdestli sayılır. Kesin olarak bilinen bir şey şübhe ile ortadan kalkmaz. Aksine abdestini bozmuş bulunduğunu kesinlikle bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından şübhe eden kimse de abdestsiz sayılır.<br />
<br />
Abdest organlarından birini veya birkaçını yitirmiş olan kimse, mevcut bulunan organlarını yıkar. Ayakları kesilmiş olan kimseden bunları yıkamak farziyeti düşer ve bu durum abdestin sıhhatine engel olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdesti Bozan Şeyler</span><br />
<br />
Aşağıdaki hallerin her biri abdesti bozar:<br />
<br />
1) Önden veya arkadan kan, irin, meni, sidik, gaita (necaset) gibi bir pisliğin veya herhangi bir sıvının çıkması, abdest ve gusülde yıkanması farz olan yere kadar taşmasa bile, abdesti bozar.<br />
<br />
2) Arka taraftan yel çıkması.<br />
<br />
3) Ağızdan ve burundan, ön ile arkadan başka, herhangi bir organdan sıvı halinde kan çıkması. Şöyle ki: Akıcı bir halde ağızdan çıkan kan, tükürükten fazla veya ona eşit ise, abdesti bozar, değilse, bozmaz. Bu renginden anlaşılır. Diğer yerlerden çıkan kan ise, çıkış yerinden yanlarına taşınca abdesti bozar. İğne ucu gibi çıkıp da yerinde kalan kan damlası abdeste engel olmaz. El veya parmak ile silinmesi de zarar vermez. Yaradan çıkan irin ve sarı sular da hüküm bakımından aynıdır.<br />
<br />
Vücuttaki kabarcıklardan çıkan saf su da, sahih görüşe göre, kan hükmündedir. Diğer bir görüşe göre böyle bir suyun çıkması abdesti bozmaz. Bu görüşe uyulduğu takdirde, çiçek ve uyuz hastalıklarına tutulmuş olanlar için bir kolaylık vardır. Zaruret halinde bu görüşle amel etmekte bir sakınca olmadığı, İmam Hulüvanî´den nakledilmiştir.<br />
<br />
(Şafiîlere göre, önden ve arkadan başka diğer herhangi bir yerden gelen kan, irin ve sarı su sebebiyle abdest bozulmaz.)<br />
<br />
4) Ağız dolusu kusmak. Şöyle ki: Kolaylıkla yutulamayacak kadar ağızdan yemek, su ve safra gibi şeylerin gelmesi abdesti bozar. Bu maddeler bir mecliste azar azar gelip de bir ağız dolusu miktarına ulaşmış olsalar yine hüküm aynıdır. Abdest bozulur. Bu, İmam Ebû Yusuf´a göredir. İmam Muhammed´e göre, kusuntu başka başka meclislerde gelse bile, sebeb aynı olduğu takdirde yine abdest bozulmuş olur.<br />
<br />
5) Az veya çok bir zaman bayılmak, çıldırmak, yürürken irade dışında sallanacak şekilde sarhoş olmak. Bu sarhoşluk bir zorlama sonucu olsa, yine hüküm değişmez.<br />
<br />
6) Rükulu ve secdeli bir namazda iken mükellef bir insanın kasden veya sehven (yanılarak) uyku halinde olmaksızın, yanındakiler işitecek kadar kahkaha ile gülmesi, hem abdestini, hem de namazını bozar. Çocuğun veya uyuyanın kahkaha ile gülmeleri, sadece namazı bozar; abdesti bozmaz.<br />
<br />
7) Çocuk doğurmak. Çocuğun doğması ile kan görülmese bile abdest yine bozulur.<br />
<br />
8) Erkeğin hanımı ile aşırı derecede oynaşması da abdesti bozar. Kendilerinden bir sıvı çıksın veya çıkmasın hüküm aynıdır. Fakat Muhammed´e göre, bu durumda mezî gibi bir yaşlık çıkmadıkça abdest bozulmuş olmaz.<br />
<br />
9) Erkeğin tenasül organına kaybolacak şekilde tıkanmış olan bir pamuğun, üzerinde ıslaklık olmasa bile, sonradan dışarıya çıkmış olması veya çıkarılması abdesti bozar. Yine bu organa tıkanmış olan ve bir kısmı dışarda kalan pamuğa sidiğin sirayet etmiş olması da abdesti bozar. İç kısımdaki yaşlık abdeste zarar vermez. Ancak pamuk dışarıya çıkıp düşerse, o zaman abdest bozulur. Çünkü az bir ıslaklık pamukta bulunmuş demektir.<br />
<br />
10) Kadının tenasül organı içine veya dışına tıkanan bez veya pamuğun yaş olarak dışarıya çıkması veya çıkarılması abdesti bozar. Şöyle ki: Bu organın dış kısmına tıkanan pamuğun iç tarafı ıslanmış olunca, abdest bozulmuş olur. Pamuğun dışına ıslaklığın geçmesi şart değildir. Fakat bu organın iç kısmına tıkanan pamuğun dışarısına kadar yaşlık gelmedikçe, abdest bozulmaz.<br />
<br />
11) Yan üstü yatarak, bağdaş kurarak, dirseklere dayanarak, ayakları yan taraftan çıkarıp oturarak, namaz dışında secde haline geçerek uyumak abdesti bozar. Yine oturur vaziyette uyurken yere düşmese bile, kıçı yerden kesilip yükselmiş olsa abdesti bozulur.<br />
<br />
12) Çıplak hayvan üzerinde yokuş çıkarken uyumak. Ancak düz yolda veya yokuştan aşağıya doğru inerken hayvan üzerinde uyumak abdesti bozmaz. Palanlı ve eğerli hayvan üzerinde, hangi şekilde olursa olsun uyumak zarar vermez.<br />
<br />
13) Teyemmüm etmiş olan bir kimsenin abdest alabileceği bir suyu görmesi ile abdesti bozulmuş olur.<br />
<br />
14) Özür sahibi olanlar için namaz vaktinin çıkmış olması...99. maddeye bakınız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdesti Bozmayan Şeyler</span><br />
<br />
Aşağıdaki haller abdesti bozmaz:<br />
<br />
1) Bir hastalık olmaksızın gözden gelen yaş ve su veya ağlamak.<br />
<br />
2) Yara ve benzeri yanklar içinde görülen ve dışarıya çıkmayan kan, irin ve sarı sular.<br />
<br />
3) Bir yaradan kopan deri parçası.<br />
<br />
4) Mayasıl ıslaklığı ve parmaklar arasındaki pişinti.<br />
<br />
5) Yandan az olmak şartı ile donmuş kanın tükrük veya sümüğe bulaşmış olması.<br />
<br />
6) Kulaktan, burundan veya yaradan kurt çıkması. Bu kurt temizdir; üzerindeki yaşlık ise azdır; onda akıcılık kuvveti yoktur.<br />
<br />
7) Ağız dolusu olmayan kusuntu.<br />
<br />
8) Baştan inen veya içeriden yükselip çıkan balgam, ağız dolusu olsa bile, abdesti bozmaz. Çünkü balgam yapışkan ve kaypak olduğundan pisliği içine çekmez. Üstündeki yaşlığı ise azdır. Bu hüküm İmam Azam ile İmam Muhammed´e göredir. İmam Ebû Yusuf´a göre, iç boşluğundan gelen ağız dolusu balgam abdesti bozar.<br />
<br />
9) Kokusu olsun veya olmasın, erkek ve kadının tenasül organından çıkan yel.<br />
<br />
10) Rutubetsiz ve kokusuz olarak arka taraftan çıkarılan şırınga. Bununla beraber uygun düşen, ihtiyat olarak abdesti yenilemektir.<br />
<br />
11) Erkeğin tenasül organına damlatıldıktan sonra geri gelen yağ. Bu da İmam Azam´a göredir.<br />
<br />
12) Pıhtılaşmış bir halde kusulan kan parçası.<br />
<br />
13) Baştan buruna veya kulağa kadar akıp gelen, fakat gusülde yıkanması farz olan yere taşmayan kan.<br />
<br />
14) Kullanılan misvak (ve fırça) üzerinde veya ısırılan sert meyvalar üzerinde görülen ve akıcılığı bilinmeyen kan izleri.<br />
<br />
15) Pire, kene, sivri sinek, kara sinek gibi haşeratın karınları doluncaya kadar emdikleri kan.<br />
<br />
Sülüğün karnı doluncaya kadar kan emdikten sonra düşmesi halinde kendisinden kan çıkarsa abdesti bozar.<br />
<br />
16) Saçların tıraş edilmesi, bıyıkların kırpılması, tırnakların kesilmesi.<br />
<br />
17) Kıçı tamamen yere yerleştirmek suretiyle oturarak uyumak.<br />
<br />
18) Namazda iken ayakta, oturarak, rükuda ve secdede uyumak.<br />
<br />
19) Namaz dışında, cenaze namazında ve tilâvet secdesinde kahkaha ile gülmek.<br />
<br />
(Şafiîlere göre, namaz içinde de kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz.)<br />
<br />
20) Ne kendisinin, ne de başkasının duyamayacağı bir sesle gülümseme (tebessüm). Bununla abdest bozulmayacağı gibi, namaz da bozulmaz. Fakat yalnız kendisinin işitebileceği bir sesle gülmek, abdesti bozmasa da namazı bozar.<br />
<br />
21) Herhangi bir kimsenin bedenine veya tenasül organına el ile dokunmak.<br />
<br />
(Malikîlere göre, mükellef olan bir kimse, büluğ çağına yakın bir kadının açık bulunan bir uzvuna veya ince ve hafif bir şeyle örtülü bir yerine lezzet maksadı ile dokunsa abdesti bozulur. Bir maksad olmaksızın duyulan bir lezzet de böyledir. Öyle ki, kadın mahrem olsa bile, lezzetlenme duygusu olan bir dokunma ve yapışma ile abdest bozulur.<br />
<br />
Şafiîlere göre, herhangi bir yabancı kadının hiç bir engel bulunmaksızın bir uzvuna dokunmak abdesti bozar. Lezzet bulunmasa bile, hüküm yine böyledir. Bundan kadının saçları, dişleri ve tırnakları müstesnadır. Bunlara dokunmak, bir lezzet olsa bile, abdesti bozmaz. Yine Şafiîlere göre, bir erkek veya bir kadın, kendisinin veya başkasının oturağını veya ön tenasül organını bir engel olmaksızın elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur. Malikî ve Hanbelilere göre de böyledir. Ancak bunlara göre, bir kadının kendi tenasül organını tutması abdestini bozmaz.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Not:</span> Bu gibi ihtilaflı meselelerde ihtiyata riayet edilmesi daha iyidir. Hanefi mezhebinde olan bir kimse, kendi mezhebine göre abdesti bozmayıp başka mezhebe göre abdesti bozan bir hal ile karşılaştığı zaman, ihtilaftan kurtulmak için abdest almalıdır. Böyle hareket etmek, bilhassa imamlar için mendubdur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Mahiyeti</span><br />
<br />
Abdest belli organları usulüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibaret bir temizliktir, bir ibadet ve itaattir. Abdeste, güzel oluşundan ve temizliğe yardımcı olmasından dolayı "Vuzu" adı verilmiştir. Abdestin manevî birçok faydaları ve sevabları olduğu gibi, maddî olarak da pek çok yararları vardır. Vakit vakit abdest alan bir müslüman temizliğe riayet etmiş, temizliği alışkanlık haline getirerek kendisini, birçok hastalıklara sebebiyet verecek kirli hallerden korumuş olur.<br />
<br />
"Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur." buyurulmuştur. Bir hadis-i şerif de şu anlamdadır: "Her kim emrolunduğu gibi abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır."<br />
<br />
Namaz gibi bir kısım din görevlerini yerine getirmek için abdest almaya gerek vardır. Bu görevlerden her birinin yapılması, abdestin bir sebebidir. Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, tavaf edemez, bir mahfaza içinde olmaksızın Kur´an´ı tutamaz, Kur´anın tam bir âyetinin veya bir kısmının yazılı bulunduğu bir levhaya el süremez. Bunları yapmak haramdır. Fakat Kur´an-ı Kerimi ezber olarak veya karşıdan mushaf´a bakarak abdestsiz okuyabilir. Aklı olan ve büluğ çağına eren ve suyu kullanmaya gücü yeten her müslüman, gerektiği zaman abdest almakla yükümlüdür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Farzlari</span><br />
<br />
Abdestin farzları dörttür: Yüzü bir kez su ile yıkamak, iki eli dirseklerle beraber bir kez yıkamak, her iki ayağı topuklarla beraber bir kez yıkamak ve başın dörtte birini ıslak bir elle ve kullanılmadık temiz bir su yaşlığı ile bir kez silmek (meshetmek)tir. Şöyle ki:<br />
<br />
Yüz denilen organ, iki kulak memesi, arasındaki yer ile alnın saç biten yerinden çene altına kadar olan kısımdır. Kulaklarla sakal arasında bulunan kılsız kısımlar da yüzden sayılır. İşte yüz denilen bütün bu kısmı su ile bir kere yıkamak farzdır.<br />
<br />
Sakal sık olunca, onun üstünü yıkamak yeterlidir, altındaki deriyi yıkamak gerekmez. Fakat sakal seyrek olunca, altındaki deri kısımları da yıkamak gerekir.<br />
<br />
Dirseklere gelince, bunlara "Mirfak" denir. Elleri dirseklerle beraber yıkamak farz ise de, dirseklerden daha yukarısını yıkamak zorunluğu yoktur. Ayakların iki taraflarında bulunan ve "Topuk" denilen şişkin kısımları da yıkamak gerekir. Fakat bunların yukarısını yıkamak gerekmez.<br />
<br />
Başa meshe gelince: Alından arkaya doğru başın ön kısmına meshedilmesi daha faziletlidir. Meshedilen yer iki kulağın üstüdür. Bu kısımdaki saçların üzerine meshedilmesi yeterlidir. Fakat bu kısımdan aşağıya sarkan saçların üzerine meshedilmesi, başın üstünde topak olsalar dahi, yeterli olmaz.<br />
<br />
(Malikî ve Hanbelîlere göre, başın tamamını meshetmek vacibdir. Şafiîlere göre en az bir parmak mesih yeterlidir.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Sünnetleri</span><br />
<br />
Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:<br />
<br />
1) Abdeste başlarken önce temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri önce yıkamak ise farzdır. Böylece diğer organlar kirlenmiş olmaz.<br />
<br />
2) Abdeste "Eûzü Besmele" ile başlamak. Abdest arasında okunacak Besmele ile bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.<br />
<br />
(Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında Besmele okumak vacibdir; kasden terk edilirse, abdest batıl olur. Yanılarak veya bilmeyerek terk edilmesi abdesti geçersiz kılmaz.)<br />
<br />
3) Niyet etmek: Abdesti, namaz kılmaya veya abdestsizliği gidermeye veya Yüce Allah´ın emrini yerine getirmeye niyet ederek almak.<br />
<br />
Niyet kalb ile olur, Dil ile "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" denilmesi güzel görülmüştür. Niyetin vakti, elleri veya yüzü yıkamaya başlama zamanıdır.<br />
<br />
(Malikîlerle Şafıîlere göre, abdestin başında niyet etmek farzdır. Hanbelîlere göre de, niyet abdestin sıhhatının şartıdır.)<br />
<br />
4) Mazmaza (ağıza su vermek) ve istinşak (buruna su çekmek). Şöyle ki: Elleri yıkadıktan sonra; önce üç kez ağıza dolusunca su alınır ki, buna "Mazmaza" denir. Sonra üç kez de burnun yumuşağına kadar gidecek şekilde burnuna su verilir ve sümkürülür. Buna da "İstinşak" denir. Her su verişte su yenilenir. Bunları yapmakla hem ağzın, hem de burnun içi yıkanmış ve kullanılacak suyun tadı ve kokusu anlaşılmış olur.<br />
<br />
5) Mazmaza ve istinşakı aşırı derecede yapmak. Şöyle ki: Mazmazada su, boğaza kadar iner. İstinşakta su, burnun katı yerine kadar çıkarılır. Fakat oruçlu olanlar mazmaza ve istinşakı böyle aşırı yapmazlar.<br />
<br />
6) Misvak kullanmak. Şöyle ki: Misvak, arak denilen ağacın dalından yapılan ve dişleri temizlemek için kullanılan bir fırçadır. Böyle lifleri olan diğer ağaç dallarından da yapılabilir. Misvak, parmak kalınlığında ve bir karış boyunda olmalıdır. Sağ ele alınır ve serçe parmağının üstünden geçirilir, baş parmak ve işaret parmağı ile tutularak ıslak olan ağzın sağ tarafından enine olarak dişler fırçalanır. Bunun kullanılması oruca zarar vermez.<br />
<br />
Misvakın pek çok yararları ve sevabı vardır. Dişleri temizler, ağız kokusunu giderir, sağlığa yararlı olur. Bir hadis-i şerifte: "Misvak, ağzı, temizleyici ve Rabbin rızasını kazandırıcıdır," buyurulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifde de: "Eğer ümmetime güçlük vermeyecek olsaydım, her abdest için misvak kullanmalarını onlara emrederdim." buyurulmuştur.<br />
<br />
Misvak bulunmaz veya kullanıldığında dişleri kanatırsa, onun yerine parmak kullanılabilir. Şöyle ki: Baş parmak ağzın sağ tarafına, şehadet parmağı da sol tarafına salınarak üst ve alt dişler ovalanır. Misvak kullanmak yalnız namazlara özgü değildir, kullanılması her zaman iyidir; çünkü temizliğe yardımcıdır. Kıl fırçalarla yapılan diş temizlemelerine de üstünlüğü vardır.<br />
<br />
Kadınlar oruçlu olmadıkları zaman çiğnedikleri sakız misvak yerine geçer.<br />
<br />
7) Sıra gözetmek: Abdest alırken önce yüz, sonra kollar yıkanır. Bundan sonra başa meshedilir ve arkasından da ayaklar yıkanır. Ayaklarda mest varsa, mestlerin üzeri meshedilir. Bu şekilde sıra gözetilmezse, yine abdest sahih olur, ancak sünnete uyulmuş olmaz.<br />
<br />
(Şafiî ve Hanbelîlere göre, abdest alırken bu sıraya uymak farzdır.)<br />
<br />
8) Abdeste sağ tarafdan başlamak: Sağ kol, sol koldan önce ve sağ ayak sol ayakdan önce yıkanır. Sağ taraf daha şerefli olduğu için böyle yapılır.<br />
<br />
9) Abdest organlarını üçer kez yıkamak. Bunlardan biri farz, diğer ikisi sünnettir. Üçten fazla veya üçten az yıkamak sünnete aykırıdır. Şüphe sebebiyle veya su azlığı dolayısıyla bu sayılar azaltılıp çoğaltılabilir.<br />
<br />
10) Elleri ve ayakları yıkamaya başlarken parmak uçlarından başlanır.<br />
<br />
11) Eller ve ayaklar yıkanırken parmakların arasını yoklayıp yıkamak (hilallamak): El parmakları birbirine sokularak, ayak parmakları da el parmaklarından biri ile yapılır. Sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın altından ve serçe parmağın arasından hilallamaya başlayarak sıra ile sol ayağın serçe parmağında sona erdirilmesi iyidir. Parmakları akar suya koymak da hilallama yerine geçer.<br />
<br />
12) Abdest suyunu, bıyıkların ve kaşların altlarına ve yüzün çevresinden sarkmış bulunan fazla kıllara eriştirmek.<br />
<br />
13) Sakalın çeneden aşağıya uzamış kısmını meshetmek ve sık olan sakalı bir avuç su ile alt tarafından el parmakları ile hilallamak. Bu, iki İmama göredir; İmam-ı Azam´a göre müstahabdır.<br />
<br />
14) Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna "Kaplama Mesih" denir. Sünnet üzere kaplama mesih şöyle yapılır: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin baş parmakları ile işaret parmaklarından sonra gelen üç parmak birbirine bitiştirilir. Bu ellerin ayaları yukan kaldırılıp o bitişik parmaklar uç uca gelmek üzere birbirine yaklaştırılır.<br />
<br />
Böylece bitişik halde olan iki elin parmakları başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra ellerin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Böylece bütün başın meshi bitmiş olur. Sonra başa değdirilmeyen baş parmakların içi ile kulakların dışları ve şehadet parmakları ile de kulakların içleri meshedilir. Parmakların arkaları ile de boyun meshedilir. Bununla beraber başın her tarafı istenildiği bir şekilde meshedilebilir.<br />
<br />
(Şafiîlere göre, meshi üç kez tekrarlamak sünnettir.)<br />
<br />
15) Kulakları meshetmek. Bu mesih bir su ile yapılabileceği gibi yukarıda bildirildiği şekilde de yapılabilir. Serçe parmaklarını kulak deliklerine sokarak kımıldatmalıdır.<br />
<br />
(Hanbelîlere göre, kulakları ve içlerini meshetmek farzdır; çünkü bunlar da baş kısmına dahildir.<br />
<br />
16) Boynu meshetmek: Başı ve kulakları meshettikten sonra, iki elin arkaları ile ve üçer parmakla, yeni bir suya gerek kalmaksızın boyun meshedilir. Boğazı meshetmek bid´attır.<br />
<br />
17) Abdest organlarını, üzerlerine dökülen su ile iyice ovmak.<br />
<br />
18) Abdest organlarını, arada kesinti yapmadan yıkamak. Bir organ henüz kurumadan diğerini yıkamaya geçmek. Buna "Vilâ" denir. Havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan organın hemen kuruması vilâya engel değildir.<br />
<br />
Bazı alimlere göre vilâ: Abdest alırken araya başka bir iş sokmamaktır.<br />
<br />
(Malikîlerle Hanbelîlere göre, abdest organları yıkanırken hemen birbiri ardından yıkanmaları ve araya başka bir iş sokulmaması farzdır.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Edebleri</span><br />
<br />
Abdestin bir çok edebleri vardır. Başlıcaları şunlardır:<br />
<br />
1) Henüz vakit girmemişken abdest alıp namaza hazır bulunmak. Ancak özür sahibleri abdestlerini vakit girdikten sonra alırlar.<br />
<br />
2) Kıbleye yönelerek abdest almak.<br />
<br />
3) Abdest sularının elbiseye sıçramaması için, yüksek bir yerde durmak.<br />
<br />
4) Abdest için başkasından yardım istememek. Ancak bir özür sebebi ile başkasından yardım istemelidir. Başkasının kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest alana su dökmesi edebe aykırı olmaz.<br />
<br />
5) Abdest alma sırasında zaruret olmadıkça dünya lâkırdısı yapmamak.<br />
<br />
6) Abdestin başından sonuna kadar niyeti unutmayıp kalbde tutmak ve her organı abdest niyeti ile yıkarken Besmele çekmek ve dua etmek, Salât ve selâm getirmek.<br />
<br />
7) Elleri yıkarken dar olmayan yüzükleri oynatmak. Eğer yüzük dar ise, muhakkak surette yüzükleri oynatıp altına su geçmesini sağlamak gerekir.<br />
<br />
8) Abdest alırken ağıza ve buruna sağ el ile su vermek ve sol el ile sümkürmek.<br />
<br />
9) Yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına eriştirmek.<br />
<br />
10) Abdest için yeterinden fazla su harcamamak. Organlardan su damlamayacak kadar da kısıntı yapmamak. Deniz kenarında bulunulsa bile, gereksiz su harcamak kerahet olur.<br />
<br />
11) Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamalıdır.<br />
<br />
12) Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. Kullanırken de, ağzından değil, kulpundan tutmak ve ibriği kendine özel yapmamak. Desteyi boş bırakmayıp diğer bir abdest için dolu bulundurmak.<br />
<br />
13) Abdest tamamlanınca kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: "Sizden biriniz abdest alır da, abdestini noksansız tamamlar ve sonra:<br />
<br />
"Şahidlik ederim ki, Yüce Allah´dan başka ibadet edilecek varlık yoktur; Hazret-i Muhammed de O´nun kulu ve Resulüdür; derse ona cennetin sekiz kapısı açılır. Artık dilediği kapıdan cennete girer."<br />
<br />
14) Artan abdest suyundan ayakta kıbleye karşı biraz içip:<br />
<br />
<br />
"Ya Rabbî! Beni, her günah işledikçe tevbe eden ve günahdan kaçınıp tertemiz bulunan iyi kullarından et," diye dua etmek.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şöyle de dua edilebilir:</span><br />
<br />
<br />
<br />
"Allah´ım! Senin şifanla beni şifalandır, senin ilacınla beni tedavi et. Beni korkudan, hastalıklardan ve ağrılardan koru."<br />
<br />
15) Abdestin sonunda bir veya birkaç defa "Kadir" sûresini okumak,<br />
<br />
16) Abdest aldıktan sonra, eğer kerahet vakti değilse, iki rekat namaz kılmak. Bu saydıklarımız, din ve sağlık yönünden çok yararlı oldukları için abdestin edebleri olmuşlardır. Abdestin sünnet ve edeblerine aykırı olan şeyler ya tahrimen, ya da tenzihen mekruhtur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Duaları</span><br />
<br />
Abdeste ait önceki alimlerden zamanımıza kadar gelmiş dualar vardır. Her abdest uzvu yıkanırken onunla ilgili uygun bir dua okunur.<br />
<br />
Bunlar okunmasa da, yine abdest tamam olur; fakat okunmaları iyidir. Şöyle ki:<br />
<br />
1) Abdest alacak kimse, abdeste başlarken "Eûzü ve Besmele" çektikten sonra:<br />
<br />
"Yüce Allah´a hamd olsun ki, suyu temizleyici ve İslâmı nur yapmıştır" der.<br />
<br />
2) Ağzına su alırken:<br />
<br />
"Allah´ım! Peygamberinin Kevser Havuzundan bana öyle bir kâse içir ki, ondan sonra asla susamayayım" der.<br />
<br />
3) Burnuna su verirken:<br />
<br />
"Allah´ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme" der.<br />
<br />
4) Yüzünü yıkarken:<br />
<br />
"Allah´ım! Bazı yüzlerin aklanacağı ve bazı yüzlerin kararacağı günde benim yüzümü ak yap" der.<br />
<br />
5) Sağ kolunu yıkarken:<br />
<br />
"Allah´ım! Kitabımı sağ elime ver ve benim hesabımı kolay yap" der.<br />
<br />
6) Sol kolunu yıkırken:<br />
<br />
"Allah´ım! Benim kitabımı soldan ve arka tarafımdan verme ve beni zor bir hesaba çekme" der.<br />
<br />
7) Başını meshederken:<br />
<br />
"Allah´ım! Beni rahmetinin içine koy, üzerime de bereketlerinden indir"der.<br />
<br />
8) Kulaklarını meshederken:<br />
<br />
"Allah´ım! Beni, hak sözü işitip dc onun en güzeline uyanlardan yap"der.<br />
<br />
9) Boynunu meshederken:<br />
<br />
"Allah´ım! Bedenimi cehennem ateşinden azad et" der.<br />
<br />
10) Ayaklarını yıkarken:<br />
<br />
"Allah´ım! Birtakım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı Sırat köprüsü üzerinde sabit kıl" der.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vasıf Bakımından Abdestin Nevileri</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestler, vasıfları ve gerekli olmaları bakımından üç kısma ayrılır:</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1) Farz olan abdestler:</span> Bunlar, müslümanların namaz kılmak, tilâvet secdesi yapmak veya Kur´an-ı Kerimi elleriyle tutmak için alacakları abdestlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2) Vacib olan abdestler:</span> Kâbe´yi sadece tavaf etmek için alınan abdestlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3) Mendub olan abdestler:</span> Bunlar sırf temiz bir hal üzere bulunmak, ezbere Kur´an okumak, ezan okumak, kamet getirmek, din ilimlerini okuyup okutmak, din kitablarını tutmak, cenazeyi yıkamak ve ardından yürümek veya öfkeyi sindirip yok etmek için alınan abdestlerdir. Herhangi bir hata arkasından alınan abdestler de bu kısımdandır. Bu gibi maksadlarla alınan abdest ile namaz kılınabilir, Kur´an ele alınabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdestin Sıhhatına Engel Olmayan Şeyler</span><br />
<br />
Dudaklar âdet üzere yumulduğu zaman, görülmeyen kısımlarını yıkamak abdest için gerekli değildir. Bunların kuru kalması abdeste zarar vermez; çünkü bunlar ağız kısmındandır.<br />
<br />
İyileşip de henüz kabuğundan ayrılmamış olan bir çıbanın içini yıkamak gerekmez.<br />
<br />
Şehir ve köy halkinin tirnaklarinda olan kirler ve vücudlarindaki kirler, pire ve sinek tersleri, abdestin sihhatina engel olmaz.<br />
<br />
Boyacıların tırnaklarında kalan boyalar, zaruret gereği tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkil eden ve altlarına su işlemesine engel olan boyalar, abdeste manidir. Abdest organlarına yapışan hamur, mum, çapak, balık pulu gibi şeyler de böyledir.<br />
<br />
Abdest organlarından birinin bir zarurete dayanarak yıkanamaması veya meshedilememesi, abdestin sıhhatına engel olmaz. Örnek: Bir yarayı veya ayakta bulunan bir yanık yerini yıkamak eğer sahibine zarar verirse bunlar meshedilebilir, mesh de zarar verirse terk edilir.<br />
<br />
Yine, bir yaranın üzerinde bulunan ilâç, yara yerini taşmış olursa, bu taşan kısım yıkanır; fakat yıkanması zarar verirse, mesh ile yetinilir.<br />
<br />
Abdest alırken veya abdestten sonra, bir abdest organının yıkanıp yıkanmamış olmasında şübheye düşülürse bakılır: Eğer şübheye düşen kimse, her zaman şübhelenmiyorsa, o organını (uzvunu) yıkar. Fakat vesveseli bir kimse ise yıkamaz, onun şübhesine bakılmaz.<br />
<br />
Bir kimse abdest aldığını sağlam olarak bildiği halde, abdestini bozup bozmadığı üzerinde şübheye düşse, o kimse abdestli sayılır. Kesin olarak bilinen bir şey şübhe ile ortadan kalkmaz. Aksine abdestini bozmuş bulunduğunu kesinlikle bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından şübhe eden kimse de abdestsiz sayılır.<br />
<br />
Abdest organlarından birini veya birkaçını yitirmiş olan kimse, mevcut bulunan organlarını yıkar. Ayakları kesilmiş olan kimseden bunları yıkamak farziyeti düşer ve bu durum abdestin sıhhatine engel olmaz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdesti Bozan Şeyler</span><br />
<br />
Aşağıdaki hallerin her biri abdesti bozar:<br />
<br />
1) Önden veya arkadan kan, irin, meni, sidik, gaita (necaset) gibi bir pisliğin veya herhangi bir sıvının çıkması, abdest ve gusülde yıkanması farz olan yere kadar taşmasa bile, abdesti bozar.<br />
<br />
2) Arka taraftan yel çıkması.<br />
<br />
3) Ağızdan ve burundan, ön ile arkadan başka, herhangi bir organdan sıvı halinde kan çıkması. Şöyle ki: Akıcı bir halde ağızdan çıkan kan, tükürükten fazla veya ona eşit ise, abdesti bozar, değilse, bozmaz. Bu renginden anlaşılır. Diğer yerlerden çıkan kan ise, çıkış yerinden yanlarına taşınca abdesti bozar. İğne ucu gibi çıkıp da yerinde kalan kan damlası abdeste engel olmaz. El veya parmak ile silinmesi de zarar vermez. Yaradan çıkan irin ve sarı sular da hüküm bakımından aynıdır.<br />
<br />
Vücuttaki kabarcıklardan çıkan saf su da, sahih görüşe göre, kan hükmündedir. Diğer bir görüşe göre böyle bir suyun çıkması abdesti bozmaz. Bu görüşe uyulduğu takdirde, çiçek ve uyuz hastalıklarına tutulmuş olanlar için bir kolaylık vardır. Zaruret halinde bu görüşle amel etmekte bir sakınca olmadığı, İmam Hulüvanî´den nakledilmiştir.<br />
<br />
(Şafiîlere göre, önden ve arkadan başka diğer herhangi bir yerden gelen kan, irin ve sarı su sebebiyle abdest bozulmaz.)<br />
<br />
4) Ağız dolusu kusmak. Şöyle ki: Kolaylıkla yutulamayacak kadar ağızdan yemek, su ve safra gibi şeylerin gelmesi abdesti bozar. Bu maddeler bir mecliste azar azar gelip de bir ağız dolusu miktarına ulaşmış olsalar yine hüküm aynıdır. Abdest bozulur. Bu, İmam Ebû Yusuf´a göredir. İmam Muhammed´e göre, kusuntu başka başka meclislerde gelse bile, sebeb aynı olduğu takdirde yine abdest bozulmuş olur.<br />
<br />
5) Az veya çok bir zaman bayılmak, çıldırmak, yürürken irade dışında sallanacak şekilde sarhoş olmak. Bu sarhoşluk bir zorlama sonucu olsa, yine hüküm değişmez.<br />
<br />
6) Rükulu ve secdeli bir namazda iken mükellef bir insanın kasden veya sehven (yanılarak) uyku halinde olmaksızın, yanındakiler işitecek kadar kahkaha ile gülmesi, hem abdestini, hem de namazını bozar. Çocuğun veya uyuyanın kahkaha ile gülmeleri, sadece namazı bozar; abdesti bozmaz.<br />
<br />
7) Çocuk doğurmak. Çocuğun doğması ile kan görülmese bile abdest yine bozulur.<br />
<br />
8) Erkeğin hanımı ile aşırı derecede oynaşması da abdesti bozar. Kendilerinden bir sıvı çıksın veya çıkmasın hüküm aynıdır. Fakat Muhammed´e göre, bu durumda mezî gibi bir yaşlık çıkmadıkça abdest bozulmuş olmaz.<br />
<br />
9) Erkeğin tenasül organına kaybolacak şekilde tıkanmış olan bir pamuğun, üzerinde ıslaklık olmasa bile, sonradan dışarıya çıkmış olması veya çıkarılması abdesti bozar. Yine bu organa tıkanmış olan ve bir kısmı dışarda kalan pamuğa sidiğin sirayet etmiş olması da abdesti bozar. İç kısımdaki yaşlık abdeste zarar vermez. Ancak pamuk dışarıya çıkıp düşerse, o zaman abdest bozulur. Çünkü az bir ıslaklık pamukta bulunmuş demektir.<br />
<br />
10) Kadının tenasül organı içine veya dışına tıkanan bez veya pamuğun yaş olarak dışarıya çıkması veya çıkarılması abdesti bozar. Şöyle ki: Bu organın dış kısmına tıkanan pamuğun iç tarafı ıslanmış olunca, abdest bozulmuş olur. Pamuğun dışına ıslaklığın geçmesi şart değildir. Fakat bu organın iç kısmına tıkanan pamuğun dışarısına kadar yaşlık gelmedikçe, abdest bozulmaz.<br />
<br />
11) Yan üstü yatarak, bağdaş kurarak, dirseklere dayanarak, ayakları yan taraftan çıkarıp oturarak, namaz dışında secde haline geçerek uyumak abdesti bozar. Yine oturur vaziyette uyurken yere düşmese bile, kıçı yerden kesilip yükselmiş olsa abdesti bozulur.<br />
<br />
12) Çıplak hayvan üzerinde yokuş çıkarken uyumak. Ancak düz yolda veya yokuştan aşağıya doğru inerken hayvan üzerinde uyumak abdesti bozmaz. Palanlı ve eğerli hayvan üzerinde, hangi şekilde olursa olsun uyumak zarar vermez.<br />
<br />
13) Teyemmüm etmiş olan bir kimsenin abdest alabileceği bir suyu görmesi ile abdesti bozulmuş olur.<br />
<br />
14) Özür sahibi olanlar için namaz vaktinin çıkmış olması...99. maddeye bakınız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abdesti Bozmayan Şeyler</span><br />
<br />
Aşağıdaki haller abdesti bozmaz:<br />
<br />
1) Bir hastalık olmaksızın gözden gelen yaş ve su veya ağlamak.<br />
<br />
2) Yara ve benzeri yanklar içinde görülen ve dışarıya çıkmayan kan, irin ve sarı sular.<br />
<br />
3) Bir yaradan kopan deri parçası.<br />
<br />
4) Mayasıl ıslaklığı ve parmaklar arasındaki pişinti.<br />
<br />
5) Yandan az olmak şartı ile donmuş kanın tükrük veya sümüğe bulaşmış olması.<br />
<br />
6) Kulaktan, burundan veya yaradan kurt çıkması. Bu kurt temizdir; üzerindeki yaşlık ise azdır; onda akıcılık kuvveti yoktur.<br />
<br />
7) Ağız dolusu olmayan kusuntu.<br />
<br />
8) Baştan inen veya içeriden yükselip çıkan balgam, ağız dolusu olsa bile, abdesti bozmaz. Çünkü balgam yapışkan ve kaypak olduğundan pisliği içine çekmez. Üstündeki yaşlığı ise azdır. Bu hüküm İmam Azam ile İmam Muhammed´e göredir. İmam Ebû Yusuf´a göre, iç boşluğundan gelen ağız dolusu balgam abdesti bozar.<br />
<br />
9) Kokusu olsun veya olmasın, erkek ve kadının tenasül organından çıkan yel.<br />
<br />
10) Rutubetsiz ve kokusuz olarak arka taraftan çıkarılan şırınga. Bununla beraber uygun düşen, ihtiyat olarak abdesti yenilemektir.<br />
<br />
11) Erkeğin tenasül organına damlatıldıktan sonra geri gelen yağ. Bu da İmam Azam´a göredir.<br />
<br />
12) Pıhtılaşmış bir halde kusulan kan parçası.<br />
<br />
13) Baştan buruna veya kulağa kadar akıp gelen, fakat gusülde yıkanması farz olan yere taşmayan kan.<br />
<br />
14) Kullanılan misvak (ve fırça) üzerinde veya ısırılan sert meyvalar üzerinde görülen ve akıcılığı bilinmeyen kan izleri.<br />
<br />
15) Pire, kene, sivri sinek, kara sinek gibi haşeratın karınları doluncaya kadar emdikleri kan.<br />
<br />
Sülüğün karnı doluncaya kadar kan emdikten sonra düşmesi halinde kendisinden kan çıkarsa abdesti bozar.<br />
<br />
16) Saçların tıraş edilmesi, bıyıkların kırpılması, tırnakların kesilmesi.<br />
<br />
17) Kıçı tamamen yere yerleştirmek suretiyle oturarak uyumak.<br />
<br />
18) Namazda iken ayakta, oturarak, rükuda ve secdede uyumak.<br />
<br />
19) Namaz dışında, cenaze namazında ve tilâvet secdesinde kahkaha ile gülmek.<br />
<br />
(Şafiîlere göre, namaz içinde de kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz.)<br />
<br />
20) Ne kendisinin, ne de başkasının duyamayacağı bir sesle gülümseme (tebessüm). Bununla abdest bozulmayacağı gibi, namaz da bozulmaz. Fakat yalnız kendisinin işitebileceği bir sesle gülmek, abdesti bozmasa da namazı bozar.<br />
<br />
21) Herhangi bir kimsenin bedenine veya tenasül organına el ile dokunmak.<br />
<br />
(Malikîlere göre, mükellef olan bir kimse, büluğ çağına yakın bir kadının açık bulunan bir uzvuna veya ince ve hafif bir şeyle örtülü bir yerine lezzet maksadı ile dokunsa abdesti bozulur. Bir maksad olmaksızın duyulan bir lezzet de böyledir. Öyle ki, kadın mahrem olsa bile, lezzetlenme duygusu olan bir dokunma ve yapışma ile abdest bozulur.<br />
<br />
Şafiîlere göre, herhangi bir yabancı kadının hiç bir engel bulunmaksızın bir uzvuna dokunmak abdesti bozar. Lezzet bulunmasa bile, hüküm yine böyledir. Bundan kadının saçları, dişleri ve tırnakları müstesnadır. Bunlara dokunmak, bir lezzet olsa bile, abdesti bozmaz. Yine Şafiîlere göre, bir erkek veya bir kadın, kendisinin veya başkasının oturağını veya ön tenasül organını bir engel olmaksızın elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur. Malikî ve Hanbelilere göre de böyledir. Ancak bunlara göre, bir kadının kendi tenasül organını tutması abdestini bozmaz.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Not:</span> Bu gibi ihtilaflı meselelerde ihtiyata riayet edilmesi daha iyidir. Hanefi mezhebinde olan bir kimse, kendi mezhebine göre abdesti bozmayıp başka mezhebe göre abdesti bozan bir hal ile karşılaştığı zaman, ihtilaftan kurtulmak için abdest almalıdır. Böyle hareket etmek, bilhassa imamlar için mendubdur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınlara Ait Haller]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=203</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:37:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=203</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadınlara Ait Haller</span><br />
<br />
<br />
Kadınlara ait hayız, nifas ve istihaze halleri vardır. Şöyle ki: Hayız, bir kadının döl yatağı denilen rahminden bir hastalık veya çocuk doğurma sebebi olmaksızın belirli günler içinde gelen kandır. Buna "Adet hali" de denir. Bu şekilde gelen bir kana Hayız kanı denir. Bu kan sebebiyle belli bir zaman meydana gelen şer´î engele de "Hayız" denir. Böyle âdet gören bir kadına da "Hâiz" denir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nifas:</span> Çocuğun doğumu arkasından kadınlardan gelen yahut çocuğun çoğu meydana çıktıktan sonra gelen kandır. Bu haldeki kadına Nüfesa denir ki lohusa demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
İstihaza: </span>Rahimden değil de, bir damardan gelip tenasül organı yolu ile akan kokusuz bir kandır. Bu durumda olan kadına da Müstehaze denir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Hayızla İlgili Meseleler</span><br />
<br />
Kadınlar âdet hallerine çok dikkat etmelidirler. Çünkü bu haller, onların birçok din görevleri ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili başlıca meseleler şunlardır:<br />
<br />
Kadınlar en az dokuz yaşlarında büluğ çağına erer ve âdet görmeye başlarlar. Elli veya elli beş yaşlarında da "Sinn-i İyas" denilen âdet görmeme devresine girerler. Bu yaştan daha önce âdetten kesilen kadınlar da vardır.<br />
<br />
(Malikîlere göre, henüz dokuz yaşina girmemiş bir kizdan gelen bir illet kanıdir, hayız değildir. Dokuz ile on iki yaş arasında bulunan bir kızdan gelen kan, uzman kimselere gösterilir. Kesinlikle hayız kanı olduğunu söyler veya şübhe içinde kalırlarsa, hayız görmüş sayılır. Hayız kanı olmadığını kesinlikle kararlaştırırlarsa, bir illet kanı sayılır, hayız hükmüne girmez. On üç yaşını geçmiş bir kadından elli yaşına kadar gelen kan, mutlaka hayızdır. Elli yaşını geçmiş bir kadından yetmiş yaşına kadar gelen kan da uzmanlara gösterilir ve ona göre hüküm verilir. Yetmiş yaşından itibaren gelen kan ise, kesinlikle istihaze (bir illet kanı)dır.<br />
<br />
Şafiîlere göre, âdetlerin kesilmesi için belli bir zaman yoktur. Hayat boyu hayız kanı devam edebilir. Bu hususta bölgelerin iklimi etkili olur. Çünkü âdet müddeti, bölgelerin sıcak ve soğuk olmasına göre degişir. Ancak çogunluk olarak altmış iki yaşinda kan kesilir.<br />
<br />
Hanbelîlere göre, iyas (âdetten kesilme) zamanı elli yıldır. Bundan sonra gelen kan kuvvetli de olsa, istihaze (illet) kanıdır, hayız kanı değildir.)<br />
<br />
Adet müddetinin en azı üç gündür (yetmiş iki saattir). En çoğu da on gün, (iki yüz kırk saat)... Bu iki zaman arasında görülecek kanlar, âdet kanı sayılır. Bu zaman içinde devamlı olarak kanın gelmesi gerekmez, ara sıra kesilebilir. Örnek: Bir kadın üç gün kan gördükten sonra iki gün kanı kesilse ve arkasından üç gün daha devam etse, bu sekiz günün hepsi âdet gününü teşkil etmiş olur.<br />
<br />
(Malikî mezhebine göre, ibadetler için âdetin en azı diye bir müddet yoktur. Çok az bir zaman içinde görülen kanla âdet hali gerçekleşir. Fakat ölüm ve boşanma iddetleri ile istibralar bakımından âdetin en az müddeti bir gün veya bir günün bir miktarıdır. Adetin en çok müddeti ise, gebe olmayan yeni âdet görmeye başlamış kadın (Mübtedie) hakkında on beş gün takdir edilir.)<br />
<br />
İki âdet arasındaki temizlik haline Tuhr (Temizlik) hali denir. Bunun müddeti on beş günden az olamaz. Fakat bundan çok olabilir. Tuhr hali aylarca ve senelerce devam edebilir. Böyle temizlik hali devam eden kadına Mümteddetü´t-Tuhr (Temizliği devamlı) denir.<br />
<br />
(Malikîlerle Hanbelîlere göre, bir hayız arasında kanın kesildiği günlere Temizlik günleri (Yevmü´n-Neka) denir. Hayız olan kadın, bu günlerde temiz sayılır. Diğer âdet halinde olmayan kadınların temiz halinde sayılır, onlar gibi ibadet eder. Tuhr´un en az müddeti sekiz veya on veya on yedi gündür. Hanbelîlere göre ise, on üç gündür.)<br />
<br />
Bazı kadınların âdet günleri, sayıları belli günlerdir. Örnek: Her ay beş veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Böyle bir kadına "Mu´tade" denir. Bir âdet, bir kez meydana geldiği üzre kararlaşmış olabilir. Şöyle ki: Henüz âdet görmeye başlayan bir kız, ilk kez sekiz gün kan görse, sonra yirmi iki gün temiz olsa, bu şekilde âdeti kararlaşmış olur. Ondan sonra devamlı olarak kendisinden bir hastalık sebebiyle kan gelecek olsa, onun hem âdet günleri, hem de temizlik günleri her ay o şekilde hesab edilir.<br />
<br />
Bazı kadınlarda âdet günleri değişik olur. Şöyle ki: Bir ay beş gün, diğer ay altı gün âdet görebilirler. Bu durumda ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Böyle bir kadın, altıncı gün oldu mu yıkanır, namazlarını kılar ve eğer ramazansa orucunu tutar; çünkü bu altıncı gündeki kanın illet (istihaze) kanı olması muhtemeldir. Fakat bu altıncı gün çıkmadıkça, cinsî münasebette bulunamaz, boşanmışsa iddeti dolmuş sayılmaz. Çünkü bu altıncı günün kanı, hayız kanı olmak ihtimali vardır.<br />
<br />
Bir âdetin değişmiş olması için, ona aykırı iki âdet hali görülmelidir. Örnek: Her ay beş gün âdet gören bir kadın, sonra iki kez dört gün veya iki kez altı gün kan görse, onun âdeti beş günden dört güne veya altı güne geçmiş olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sonuç</span><br />
<br />
Adet, bir defa ile yerleşir, iki defa ile değişebilir. Bununla beraber İmam Ebû Yusuf´a göre, âdet bir defa ile değişmiş sayılabilir. Buna yeni âdetin eskisini bozup onun yerini alması anlamında "Fesh-î âdet" de denilmektedir.<br />
<br />
Belli günler devam eden bir âdete aykırı olup da on günden fazla devam etmeyen kanlar, âdet kanı sayılır. Bu halde âdet değişmiş olur. Örnek: Her ay yedi gün kan gören bir kadın, sonra on gün kan görse, hepsi hayız kanı sayılır. Bu halde âdeti yedi günden on güne geçmiş olur. Fakat belli günlerden sonra gelen kan, belli günlerle toplandığı zaman on günden fazla olursa, yedi günden ziyade olan kanlar hayız kanı sayılmaz, İstihaze (illet) kanı olur. Şöyle ki: Böyle yedi gün kan gören bir kadın sonradan on bir veya on iki gün kan görmeye başlarsa, bunun âdet edinilmiş yedi günlüğü hayız kanı olur. Sonraki dört veya beş günü istihaze (illet) kanı olur.<br />
<br />
Yine: Her ay başından itibaren beş gün âdet görmekte olduğu farz edilen bir kadın, bu âdeti üzere kan gördüğü gibi, bundan iki gün veya üç gün veya beş gün önce de kan görmüş olsa, bunların hepsi âdet sayılır; çünkü âdet sayısı on günü geçmemiştir. Fakat kan görme günlerinin tümü bu şekilde on günden fazla olursa, yalnız âdeti olan o beş günde gördüğü kan hayız kanı sayılır, âdet edindiği günlerden fazla olan bütün kanlar istihaze (illet) kanı sayılır.<br />
<br />
Adet görmekte olan bir kadından bir hastalık sebebi ile devamlı olarak kan gelecek olsa, onun hayız ve temizlik hallerindeki belli günlerine göre hüküm verilir. Örnek: Her ay başından itibaren on gün kan gören bir kadın, ondan sonra yirmi gün veya altı aydan noksan olmak üzere şu kadar ay ve gün temizlik üzere olsa, onun âdeti böyle kararlaşmış olur. Sonra böyle bir kadından devamlı olarak kan gelse, yine eski şekli üzere her ayın ilk on günü hayız, diğer yirmi günü veya şu kadar ay ile günü de temizlik hali sayılır. Fakat temizlik müddeti tam altı ay veya daha ziyade bulunmuş olursa, temizlik müddeti altı aydan bir saat noksan kabul edilir ki, bu müddet, gebelik halinin en az zamanıdır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Yine:</span> Yeni hayız görmeye başlayan bir kızın âdeti kararlaşmaksızın kanı akıp devam etse, her aydan on günü âdetine sayılmış olur. Diğer yirmi günü de temizlik müddeti kabul edilir.<br />
<br />
Bir hastalık veya önemsememe neticesi âdet günlerini unutmuş olan bir kadına "Mütehayyire" denir. Böyle bir kadının gördüğü akıntı kesilmeyecek olsa, onun âdeti hakkında kuvvetli olan görüşü ile işlem yapar. Kuvveti fazla olan bir görüşe sahib değilse, ihtiyat olan yolu benimser. Boşanmış ise, iddeti için on gün, temizlik müddeti de altı aydan bir saat noksan olmak üzere takdir edilir. Diğer bir görüşe göre: Temizlik müddeti iki ay kabul edilir. Bunun namaz ve oruçları üzerinde ayrıntılı bilgi vardır. Bu konu ile ilgili geniş bilgi, İmam Sarahsî´nin "Mebsûd" isimli kitabında vardır.<br />
<br />
Adet görme çağına gelen bir kız, ilk kez görmeye başladığı kandan dolayı hemen namazını bırakır ve oruçlu ise, orucunu kaza etmek üzere sonraya bırakır. Evli ise, cinsî ilişkide bulunmaz. Böyle bir kıza "Mübtedie" denir. Bu kan üç günden az bir zaman içinde kesilirse, hayız kanı olmadığı anlaşılır. O zaman bırakıp kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir. İmam Azam´dan nakledilen bir görüşe göre, ilk başlayan bu kan üç gün devam edip de hayız kanı olduğu bilinmedikçe, namazı terk etmez ve orucuna da devam eder.<br />
<br />
Hayız müddeti içinde gelen kan tamamiyle kesilmedikçe, âdet son bulmuş olmaz. Bu kan, siyah, kırmızı, yeşilimtrak veya sarı olabileceği gibi bulanık ve toprak rengi de olabilir. Adetini tamamlamış olan bir kadından gelecek akıntı bembeyaz bir renkte bulunur.<br />
<br />
Bir kadının görmekte olduğu âdetini, kocasına karşı inkâr etmesi veya gerçeğe aykırı olarak âdet gördüğünü söylemesi helal değildir.<br />
<br />
Adet görmekte olduğunu söyleyen bir kadın, iffetli ve saliha bir kadın ise, sözü kabul olunur; değilse kabul olunmaz. Ancak doğru söylediğine inandırıcı bir hal olursa, kabul edilir. Meselâ, söylediği söz, âdetinin başlangıç zamanına rasgelmişse, o halde dediği kabul olunur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Nifas Haline Ait Meseleler</span><br />
<br />
Nifas: Lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. Çocuk doğuran kadın hiç kan görmeyebilir veya bir gün de görebilir. Nifas halinde en çok kan görme müddeti ise, kırk gündür. Bundan sonra gelen kan, nifas kanı değildir. Bununla beraber bazı kadınlar çocuk doğurduktan sonra, on beş, yirmi veya yirmi beş gün kan görürler. Ondan sonra temizlenmiş olurlar. Bu bakımdan onların nifas müddeti, kanların kesildiği günler kadar olur. Kan kesilince yıkanır ve namaz kılar, oruçlarını tutarlar.<br />
<br />
(İmam Malik´e göre, nifasın en çok müddeti yetmiş gün ve İmam Şafiî´ye göre, altmış gündür. Çok kere kırk gün olur.)<br />
<br />
El ve ayak gibi organları belirmiş olan bir çocuğun düşmesi ile nifas hali meydana gelir ve çoğunlukla kan on veya onbeş gün devam eder. Fakat organları belirmeyen bir düşükten dolayı nifas hali olmaz. Bunun düşmesi ile görülen kan üç gün devam eder. Önce de, en az on beş gün temizlik hali devam etmiş ise, bu kan hayız kanı sayılır. Değilse istihaze (illet) kanı olur.<br />
<br />
Hayız, nifas ve istihaze halleri, kanın dışarıya çıkması ile bilinir. Onun için çocuk doğuran bir kadından kan çıkmamış olsa, iki imama göre (İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed) nüfesa sayılmaz. Bu itibarla gusl etmesi gerekmez ve oruçlu ise orucu bozulmaz; yalnız abdest alması gerekir. Fakat İmam Azam´a göre, ihtiyat olarak gusletmesi lâzımdır.<br />
<br />
Nifas müddeti (olan kırk gün) içinde görülen temizlik de, nifastan sayılır. Örnek: On gün kan gelip beş gün kesildikten sonra tekrar on gün kan gelecek olsa, bu yirmi beş günün hepsi nifas müddeti sayılır.<br />
<br />
(Malikîlere göre, iki kan arasındaki temizlik müddeti yarım ay devam ederse, temizlik hali sayılır. Sonra gelen kan da hayız kanı olur. Temiz günler yarım aydan az devam ederse, bütün günler nifas sayılır.<br />
<br />
Şafiîlere göre de, bu temizlik günleri en az on beş gün devam ederse, temizlik hali sayılır. Bu temizlik günlerinden önceki hal, nifas hali ve sonraki görülen kan da hayız olur. Fakat bu temizlik on beş günden az devam ederse, hepsi nifas hali sayılır.<br />
<br />
Hanbelîlere göre bu temizlik günleri mutlak surette temizlik hali sayılır. Diğer temiz halde bulunan kadınlara gerekli olan ibadetler, nifas görmekte olan kadına da bu temizlik günlerinde vacib olur.)<br />
<br />
Bir kadın ikiz çocuk doğursa, nifas müddeti birinci çocuğun doğumundan itibaren başlar, o günden sayılır.<br />
<br />
(İmam Malik´e göre, ikiz doğan çocuklar arasında altmış günden az bir müddet geçmiş ise, nifas müddeti birinci çocuğun doğum gününden başlar. Aralarında bundan daha çok bir müddet geçmiş ise, her çocuktan dolayı bir nifas müddeti başlar.<br />
<br />
Şafiîlere göre nifas müddeti ikinci çocuğun doğmasından başlar. Birinci çocuğun doğmasından sonra gelen kan, eğer âdet zamanına rastlamışsa, hayız kanı sayılır. Rasgelmemiş ise, istihaze kanı olmuş olur.)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hayız ve Nifas Hallerine Ait Hükümler</span><br />
<br />
Adet gören veya lohusa olan müslüman kadınlara ait bazı özel hükümler vardır. Şöyle ki: Bu haller içinde bulunan bir kadın namaz kılamaz, şükür secdesi bile yapamaz. Oruç tutamaz. Kur´an-ı Kerim´den bir âyet dahi okuyamaz; ancak dua âyetlerini dua niyeti ile okuyabilir. Kur´an-ı Kerime veya Kur´an âyetlerinin yazılı bulunduğu levhalara ve paralara, tam âyet olmasa bile, dokunamaz; tutamaz. Sahih kabul edilen görüşe göre, Kur´an tercümesi hakkında da hüküm böyledir, onu da ele alamaz. Mescidlere (camilere) giremez, Kâbe´yi tavaf edemez, kocası ile cinsî ilişki kuramaz. Kocası böyle bir hanımın göbeği altından diz kapakları altına kadar olan yerlerinden aralarında bir engel olmaksızın faydalanamaz. Şehvetin olup olmaması fark etmez. Bunu yapmak haramdır. Aralarında bir engel (bir elbise) varsa, cinsî ilişkiden başka faydalanma yapabilir.<br />
<br />
Adet gören veya lohusa (nifas) olan bir kadın, bu hallere ait günler içinde terk edeceği farz namazları kaza etmez. Namazlar her gün tekrarlandığı için dinde bir kolaylık olmuştur. Fakat o hallerde terk edeceği ramazan oruçlarını sonradan kaza eder.<br />
<br />
Farz veya nafıle oruç tutmakta olan bir kadın, bu hal üzere iken hayız görse veya lohusa olsa, bozmak zorunda kaldığı o orucunu sonra kaza eder.<br />
<br />
Yine: Nafile bir namaza başlamışken kendisinden böyle bir hal meydana çıksa, o başlamış olduğu namazı sonradan kaza eder. Fakat farz namaza başlamış ise onu kaza etmez. Çünkü o namazın kendisine farz olmadığı meydana çıkmıştır.<br />
<br />
Bir kadın temiz olarak yatıp da uyandığı zaman, hayız görmeye başladığını anlarsa, uyandığı andan itibaren âdet görmeye başlamış sayılır. Aksine olarak hayızlı bir kadın, yatıp da uyandığı zaman temizlenmiş olduğunu anlarsa, ihtiyat olarak, yattığı zamandan itibaren temizlenmiş sayılır. Onun için bu iki esasa göre de, eğer yatsı namazını kılmadan önce yatmış ve uykuda iken bu namaz vakti geçmiş bulunursa, bu namazı kaza etmesi gerekir.<br />
<br />
Adet gören veya lohusa olan bir kadın, dua âyetlerini dua niyeti ile okuyabilir, Yüce Allah´ı zikir ve tesbih edebilir. Bu hallerde bulunan kadının pişireceği yemekler ve içeceği suların artıkları mekruh değildir. Böyle bir kadını, cinsi ilişki olmaksızın kocasının yatağa alması caizdir.<br />
<br />
Bir kadının âdeti henüz bitmeden kanın kesilmesine ve yıkanmasına itibar olunmaz. Bu bakımdan âdeti tamamen bitmedikçe, kendisi ile cinsel ilişki kurulmaz. Çünkü âdet müddeti içinde kanın gelmeye başlaması mümkündür. Fakat böyle kanın kesilmesi üzerine kadın yıkanmış olunca, ihtiyat olarak namazlarını kılar ve oruçlarını tutar.<br />
<br />
Hayız ve nifas için belli olan en çok müddetler geçince, cinsel ilişki hemen helal olur. Fakat bu müddetten önce kandan kesilmeleri ile cinsel ilişki hemen helal olmaz. Bu durumda kadın ya yıkanmış olmalıdır, ya da üzerinden bir namaz vakti geçmelidir. Yahut da, bir özür sebebiyle teyemmüm edip onunla, nafile dahi olsa, bir namaz kılmış olmalıdır ki, cinsel ilişki helal olsun.<br />
<br />
Hayız ve nifas konusunda, bir müslümanın gayr-i müslim olan zevcesi ile cinsel ilişkisi, sahih olan görüşe göre, aynen müslüman olan zevcesi hükmündedir. Diğer bir görüşe göre, müslüman olmayan bir zevcenin âdeti her ne zaman tamam olursa, kocasının ona yaklaşması helal olur. Yıkanmasını veya üzerinden bir namaz vakti geçmesini beklemeğe gerek yoktur.<br />
<br />
Bir kimse, henüz âdetini tamamlamamış olan zevcesine yaklaşırsa günahkâr olur. Onun için tevbe ve istiğfarda bulunması gerekir. Bununla beraber fakir müslümanlara bir veya yarım altın sadaka vermelidir. Bu bir altın beş gram ağırlığında olan bir altın paradır.<br />
<br />
Adet ve nifas halleri kadınlar için bazı konularda özür sayılmaktadır. Onun için namazın farziyeti onlardan düşüyor, oruçları da sonraya kalıyor. Bununla beraber bu durumda olan bir kadın, kan olarak çıkardığı sıvıdan dolayı tam bir temizlik halinde değildir. Yüce Allah´ın huzurunda durup namaz kılmak ve Kur´an âyetlerini okumak veya Kur´an´ı tutmak için tam bir temizlik hali içinde bulunmak lâzımdır. Onun için böyle bir kadının namaz kılması, oruç tutması, Kur´an okuması veya Kur´an´a yapışması caiz olmaz.<br />
<br />
Diğer bir yönden de, böyle bir kadın hastadır, dinlenmeye muhtaçtır. İfraz ettiği (çıkardığı) madde de kerih kokuludur; bundan yaratılış gereği hoşlanılmaz. Onun için bu durumda cinsel ilişkinin caiz olması hikmete uygun düşmez.<br />
<br />
Bir de, bu geçici müddet içinde ortaya çıkan yasaklık sebebiyle insan nefsine hakim duruma gelir, nefsinde sükûnet meydana gelir, kuvvet israfından kurtulur, böylece daha fazla kuvvet ve sıhhat kazanır.<br />
<br />
Netice olarak deriz ki: Dinin tayin ettiği hükümlerde bizim bilmediğimiz daha nice hikmetler ve yararlar var!... Bize düşen görev bu hükümlere uymaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İstihaze Haline Ait Meseleler</span><br />
<br />
Bir kadından üç günden az ve on günden fazla gelen kan, hayız kanı değildir. Buna istihaze kanı denir. Gebelik halinde olan bir kadından gelen kan da hayız kanı değildir; o da istihazedir.<br />
<br />
(İmam Malik ile İmam Şafiî´ye göre, gebe olan kadınlar da âdet görebilirler. Doğumdan önce gelen kan hayız sayılır. Bununla beraber Şafiîlere göre, çocuk tamamen doğduktan sonra gelen kan nifastır. Bundan önce gelen kan ve çocukla beraber gelen kan nifas değildir. Bu kan, kadın hayızlı bulunmuş ise, âdet kanıdır. Hayızlı bulunmamış ise, illet kanıdır.<br />
<br />
Hanbelî´lere göre, doğumla beraber çıkan kan ve doğumdan iki veya üç gün önce doğum sancısının belirtisi olarak gelen kan nifas sayılır.)<br />
<br />
İstihaze adı verilen kan, diğer organlardan gelen kan gibidir. Böyle bir kanın gelmesi ile yalnız abdest bozulur. Devamlı gelirse, özürlü hükmüne geçer ve özür sahiblerine ait olan hükümler bu gibilerde uygulanır. Böyle müstahaze sayılan bir kadından namaz sorumluluğu düşmez. Orucunu kazaya bırakamaz. Onunla cinsel ilişki kurmak haram olmaz.<br />
<br />
Henüz dokuz yaşina girmemiş kizlardan gelen kan, istihazedir. Bu yaştaki çocuklardan kan gelmesi nadirdir. Nadir için ise hüküm yoktur.<br />
<br />
İyas (Adetten kesilme) yaşı denen çağa girip âdetten kesilmiş ve iyasına hükmedilmiş bir kadından daha sonra gelen kan istihaze kanıdır. Meselâ yetmiş yaşına girmiş bir kadından daha sonra kan gelecek olsa bu istihaze kanı sayılır. Diger bir görüşe göre, bu kadın eskiden olduğu gibi akar kan görürse, âdeti geri dönmüş olur. Fakat az bir yaşlık görmesi âdet sayılmaz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadınlara Ait Haller</span><br />
<br />
<br />
Kadınlara ait hayız, nifas ve istihaze halleri vardır. Şöyle ki: Hayız, bir kadının döl yatağı denilen rahminden bir hastalık veya çocuk doğurma sebebi olmaksızın belirli günler içinde gelen kandır. Buna "Adet hali" de denir. Bu şekilde gelen bir kana Hayız kanı denir. Bu kan sebebiyle belli bir zaman meydana gelen şer´î engele de "Hayız" denir. Böyle âdet gören bir kadına da "Hâiz" denir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nifas:</span> Çocuğun doğumu arkasından kadınlardan gelen yahut çocuğun çoğu meydana çıktıktan sonra gelen kandır. Bu haldeki kadına Nüfesa denir ki lohusa demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
İstihaza: </span>Rahimden değil de, bir damardan gelip tenasül organı yolu ile akan kokusuz bir kandır. Bu durumda olan kadına da Müstehaze denir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Hayızla İlgili Meseleler</span><br />
<br />
Kadınlar âdet hallerine çok dikkat etmelidirler. Çünkü bu haller, onların birçok din görevleri ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili başlıca meseleler şunlardır:<br />
<br />
Kadınlar en az dokuz yaşlarında büluğ çağına erer ve âdet görmeye başlarlar. Elli veya elli beş yaşlarında da "Sinn-i İyas" denilen âdet görmeme devresine girerler. Bu yaştan daha önce âdetten kesilen kadınlar da vardır.<br />
<br />
(Malikîlere göre, henüz dokuz yaşina girmemiş bir kizdan gelen bir illet kanıdir, hayız değildir. Dokuz ile on iki yaş arasında bulunan bir kızdan gelen kan, uzman kimselere gösterilir. Kesinlikle hayız kanı olduğunu söyler veya şübhe içinde kalırlarsa, hayız görmüş sayılır. Hayız kanı olmadığını kesinlikle kararlaştırırlarsa, bir illet kanı sayılır, hayız hükmüne girmez. On üç yaşını geçmiş bir kadından elli yaşına kadar gelen kan, mutlaka hayızdır. Elli yaşını geçmiş bir kadından yetmiş yaşına kadar gelen kan da uzmanlara gösterilir ve ona göre hüküm verilir. Yetmiş yaşından itibaren gelen kan ise, kesinlikle istihaze (bir illet kanı)dır.<br />
<br />
Şafiîlere göre, âdetlerin kesilmesi için belli bir zaman yoktur. Hayat boyu hayız kanı devam edebilir. Bu hususta bölgelerin iklimi etkili olur. Çünkü âdet müddeti, bölgelerin sıcak ve soğuk olmasına göre degişir. Ancak çogunluk olarak altmış iki yaşinda kan kesilir.<br />
<br />
Hanbelîlere göre, iyas (âdetten kesilme) zamanı elli yıldır. Bundan sonra gelen kan kuvvetli de olsa, istihaze (illet) kanıdır, hayız kanı değildir.)<br />
<br />
Adet müddetinin en azı üç gündür (yetmiş iki saattir). En çoğu da on gün, (iki yüz kırk saat)... Bu iki zaman arasında görülecek kanlar, âdet kanı sayılır. Bu zaman içinde devamlı olarak kanın gelmesi gerekmez, ara sıra kesilebilir. Örnek: Bir kadın üç gün kan gördükten sonra iki gün kanı kesilse ve arkasından üç gün daha devam etse, bu sekiz günün hepsi âdet gününü teşkil etmiş olur.<br />
<br />
(Malikî mezhebine göre, ibadetler için âdetin en azı diye bir müddet yoktur. Çok az bir zaman içinde görülen kanla âdet hali gerçekleşir. Fakat ölüm ve boşanma iddetleri ile istibralar bakımından âdetin en az müddeti bir gün veya bir günün bir miktarıdır. Adetin en çok müddeti ise, gebe olmayan yeni âdet görmeye başlamış kadın (Mübtedie) hakkında on beş gün takdir edilir.)<br />
<br />
İki âdet arasındaki temizlik haline Tuhr (Temizlik) hali denir. Bunun müddeti on beş günden az olamaz. Fakat bundan çok olabilir. Tuhr hali aylarca ve senelerce devam edebilir. Böyle temizlik hali devam eden kadına Mümteddetü´t-Tuhr (Temizliği devamlı) denir.<br />
<br />
(Malikîlerle Hanbelîlere göre, bir hayız arasında kanın kesildiği günlere Temizlik günleri (Yevmü´n-Neka) denir. Hayız olan kadın, bu günlerde temiz sayılır. Diğer âdet halinde olmayan kadınların temiz halinde sayılır, onlar gibi ibadet eder. Tuhr´un en az müddeti sekiz veya on veya on yedi gündür. Hanbelîlere göre ise, on üç gündür.)<br />
<br />
Bazı kadınların âdet günleri, sayıları belli günlerdir. Örnek: Her ay beş veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Böyle bir kadına "Mu´tade" denir. Bir âdet, bir kez meydana geldiği üzre kararlaşmış olabilir. Şöyle ki: Henüz âdet görmeye başlayan bir kız, ilk kez sekiz gün kan görse, sonra yirmi iki gün temiz olsa, bu şekilde âdeti kararlaşmış olur. Ondan sonra devamlı olarak kendisinden bir hastalık sebebiyle kan gelecek olsa, onun hem âdet günleri, hem de temizlik günleri her ay o şekilde hesab edilir.<br />
<br />
Bazı kadınlarda âdet günleri değişik olur. Şöyle ki: Bir ay beş gün, diğer ay altı gün âdet görebilirler. Bu durumda ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Böyle bir kadın, altıncı gün oldu mu yıkanır, namazlarını kılar ve eğer ramazansa orucunu tutar; çünkü bu altıncı gündeki kanın illet (istihaze) kanı olması muhtemeldir. Fakat bu altıncı gün çıkmadıkça, cinsî münasebette bulunamaz, boşanmışsa iddeti dolmuş sayılmaz. Çünkü bu altıncı günün kanı, hayız kanı olmak ihtimali vardır.<br />
<br />
Bir âdetin değişmiş olması için, ona aykırı iki âdet hali görülmelidir. Örnek: Her ay beş gün âdet gören bir kadın, sonra iki kez dört gün veya iki kez altı gün kan görse, onun âdeti beş günden dört güne veya altı güne geçmiş olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sonuç</span><br />
<br />
Adet, bir defa ile yerleşir, iki defa ile değişebilir. Bununla beraber İmam Ebû Yusuf´a göre, âdet bir defa ile değişmiş sayılabilir. Buna yeni âdetin eskisini bozup onun yerini alması anlamında "Fesh-î âdet" de denilmektedir.<br />
<br />
Belli günler devam eden bir âdete aykırı olup da on günden fazla devam etmeyen kanlar, âdet kanı sayılır. Bu halde âdet değişmiş olur. Örnek: Her ay yedi gün kan gören bir kadın, sonra on gün kan görse, hepsi hayız kanı sayılır. Bu halde âdeti yedi günden on güne geçmiş olur. Fakat belli günlerden sonra gelen kan, belli günlerle toplandığı zaman on günden fazla olursa, yedi günden ziyade olan kanlar hayız kanı sayılmaz, İstihaze (illet) kanı olur. Şöyle ki: Böyle yedi gün kan gören bir kadın sonradan on bir veya on iki gün kan görmeye başlarsa, bunun âdet edinilmiş yedi günlüğü hayız kanı olur. Sonraki dört veya beş günü istihaze (illet) kanı olur.<br />
<br />
Yine: Her ay başından itibaren beş gün âdet görmekte olduğu farz edilen bir kadın, bu âdeti üzere kan gördüğü gibi, bundan iki gün veya üç gün veya beş gün önce de kan görmüş olsa, bunların hepsi âdet sayılır; çünkü âdet sayısı on günü geçmemiştir. Fakat kan görme günlerinin tümü bu şekilde on günden fazla olursa, yalnız âdeti olan o beş günde gördüğü kan hayız kanı sayılır, âdet edindiği günlerden fazla olan bütün kanlar istihaze (illet) kanı sayılır.<br />
<br />
Adet görmekte olan bir kadından bir hastalık sebebi ile devamlı olarak kan gelecek olsa, onun hayız ve temizlik hallerindeki belli günlerine göre hüküm verilir. Örnek: Her ay başından itibaren on gün kan gören bir kadın, ondan sonra yirmi gün veya altı aydan noksan olmak üzere şu kadar ay ve gün temizlik üzere olsa, onun âdeti böyle kararlaşmış olur. Sonra böyle bir kadından devamlı olarak kan gelse, yine eski şekli üzere her ayın ilk on günü hayız, diğer yirmi günü veya şu kadar ay ile günü de temizlik hali sayılır. Fakat temizlik müddeti tam altı ay veya daha ziyade bulunmuş olursa, temizlik müddeti altı aydan bir saat noksan kabul edilir ki, bu müddet, gebelik halinin en az zamanıdır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Yine:</span> Yeni hayız görmeye başlayan bir kızın âdeti kararlaşmaksızın kanı akıp devam etse, her aydan on günü âdetine sayılmış olur. Diğer yirmi günü de temizlik müddeti kabul edilir.<br />
<br />
Bir hastalık veya önemsememe neticesi âdet günlerini unutmuş olan bir kadına "Mütehayyire" denir. Böyle bir kadının gördüğü akıntı kesilmeyecek olsa, onun âdeti hakkında kuvvetli olan görüşü ile işlem yapar. Kuvveti fazla olan bir görüşe sahib değilse, ihtiyat olan yolu benimser. Boşanmış ise, iddeti için on gün, temizlik müddeti de altı aydan bir saat noksan olmak üzere takdir edilir. Diğer bir görüşe göre: Temizlik müddeti iki ay kabul edilir. Bunun namaz ve oruçları üzerinde ayrıntılı bilgi vardır. Bu konu ile ilgili geniş bilgi, İmam Sarahsî´nin "Mebsûd" isimli kitabında vardır.<br />
<br />
Adet görme çağına gelen bir kız, ilk kez görmeye başladığı kandan dolayı hemen namazını bırakır ve oruçlu ise, orucunu kaza etmek üzere sonraya bırakır. Evli ise, cinsî ilişkide bulunmaz. Böyle bir kıza "Mübtedie" denir. Bu kan üç günden az bir zaman içinde kesilirse, hayız kanı olmadığı anlaşılır. O zaman bırakıp kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir. İmam Azam´dan nakledilen bir görüşe göre, ilk başlayan bu kan üç gün devam edip de hayız kanı olduğu bilinmedikçe, namazı terk etmez ve orucuna da devam eder.<br />
<br />
Hayız müddeti içinde gelen kan tamamiyle kesilmedikçe, âdet son bulmuş olmaz. Bu kan, siyah, kırmızı, yeşilimtrak veya sarı olabileceği gibi bulanık ve toprak rengi de olabilir. Adetini tamamlamış olan bir kadından gelecek akıntı bembeyaz bir renkte bulunur.<br />
<br />
Bir kadının görmekte olduğu âdetini, kocasına karşı inkâr etmesi veya gerçeğe aykırı olarak âdet gördüğünü söylemesi helal değildir.<br />
<br />
Adet görmekte olduğunu söyleyen bir kadın, iffetli ve saliha bir kadın ise, sözü kabul olunur; değilse kabul olunmaz. Ancak doğru söylediğine inandırıcı bir hal olursa, kabul edilir. Meselâ, söylediği söz, âdetinin başlangıç zamanına rasgelmişse, o halde dediği kabul olunur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
Nifas Haline Ait Meseleler</span><br />
<br />
Nifas: Lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. Çocuk doğuran kadın hiç kan görmeyebilir veya bir gün de görebilir. Nifas halinde en çok kan görme müddeti ise, kırk gündür. Bundan sonra gelen kan, nifas kanı değildir. Bununla beraber bazı kadınlar çocuk doğurduktan sonra, on beş, yirmi veya yirmi beş gün kan görürler. Ondan sonra temizlenmiş olurlar. Bu bakımdan onların nifas müddeti, kanların kesildiği günler kadar olur. Kan kesilince yıkanır ve namaz kılar, oruçlarını tutarlar.<br />
<br />
(İmam Malik´e göre, nifasın en çok müddeti yetmiş gün ve İmam Şafiî´ye göre, altmış gündür. Çok kere kırk gün olur.)<br />
<br />
El ve ayak gibi organları belirmiş olan bir çocuğun düşmesi ile nifas hali meydana gelir ve çoğunlukla kan on veya onbeş gün devam eder. Fakat organları belirmeyen bir düşükten dolayı nifas hali olmaz. Bunun düşmesi ile görülen kan üç gün devam eder. Önce de, en az on beş gün temizlik hali devam etmiş ise, bu kan hayız kanı sayılır. Değilse istihaze (illet) kanı olur.<br />
<br />
Hayız, nifas ve istihaze halleri, kanın dışarıya çıkması ile bilinir. Onun için çocuk doğuran bir kadından kan çıkmamış olsa, iki imama göre (İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed) nüfesa sayılmaz. Bu itibarla gusl etmesi gerekmez ve oruçlu ise orucu bozulmaz; yalnız abdest alması gerekir. Fakat İmam Azam´a göre, ihtiyat olarak gusletmesi lâzımdır.<br />
<br />
Nifas müddeti (olan kırk gün) içinde görülen temizlik de, nifastan sayılır. Örnek: On gün kan gelip beş gün kesildikten sonra tekrar on gün kan gelecek olsa, bu yirmi beş günün hepsi nifas müddeti sayılır.<br />
<br />
(Malikîlere göre, iki kan arasındaki temizlik müddeti yarım ay devam ederse, temizlik hali sayılır. Sonra gelen kan da hayız kanı olur. Temiz günler yarım aydan az devam ederse, bütün günler nifas sayılır.<br />
<br />
Şafiîlere göre de, bu temizlik günleri en az on beş gün devam ederse, temizlik hali sayılır. Bu temizlik günlerinden önceki hal, nifas hali ve sonraki görülen kan da hayız olur. Fakat bu temizlik on beş günden az devam ederse, hepsi nifas hali sayılır.<br />
<br />
Hanbelîlere göre bu temizlik günleri mutlak surette temizlik hali sayılır. Diğer temiz halde bulunan kadınlara gerekli olan ibadetler, nifas görmekte olan kadına da bu temizlik günlerinde vacib olur.)<br />
<br />
Bir kadın ikiz çocuk doğursa, nifas müddeti birinci çocuğun doğumundan itibaren başlar, o günden sayılır.<br />
<br />
(İmam Malik´e göre, ikiz doğan çocuklar arasında altmış günden az bir müddet geçmiş ise, nifas müddeti birinci çocuğun doğum gününden başlar. Aralarında bundan daha çok bir müddet geçmiş ise, her çocuktan dolayı bir nifas müddeti başlar.<br />
<br />
Şafiîlere göre nifas müddeti ikinci çocuğun doğmasından başlar. Birinci çocuğun doğmasından sonra gelen kan, eğer âdet zamanına rastlamışsa, hayız kanı sayılır. Rasgelmemiş ise, istihaze kanı olmuş olur.)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hayız ve Nifas Hallerine Ait Hükümler</span><br />
<br />
Adet gören veya lohusa olan müslüman kadınlara ait bazı özel hükümler vardır. Şöyle ki: Bu haller içinde bulunan bir kadın namaz kılamaz, şükür secdesi bile yapamaz. Oruç tutamaz. Kur´an-ı Kerim´den bir âyet dahi okuyamaz; ancak dua âyetlerini dua niyeti ile okuyabilir. Kur´an-ı Kerime veya Kur´an âyetlerinin yazılı bulunduğu levhalara ve paralara, tam âyet olmasa bile, dokunamaz; tutamaz. Sahih kabul edilen görüşe göre, Kur´an tercümesi hakkında da hüküm böyledir, onu da ele alamaz. Mescidlere (camilere) giremez, Kâbe´yi tavaf edemez, kocası ile cinsî ilişki kuramaz. Kocası böyle bir hanımın göbeği altından diz kapakları altına kadar olan yerlerinden aralarında bir engel olmaksızın faydalanamaz. Şehvetin olup olmaması fark etmez. Bunu yapmak haramdır. Aralarında bir engel (bir elbise) varsa, cinsî ilişkiden başka faydalanma yapabilir.<br />
<br />
Adet gören veya lohusa (nifas) olan bir kadın, bu hallere ait günler içinde terk edeceği farz namazları kaza etmez. Namazlar her gün tekrarlandığı için dinde bir kolaylık olmuştur. Fakat o hallerde terk edeceği ramazan oruçlarını sonradan kaza eder.<br />
<br />
Farz veya nafıle oruç tutmakta olan bir kadın, bu hal üzere iken hayız görse veya lohusa olsa, bozmak zorunda kaldığı o orucunu sonra kaza eder.<br />
<br />
Yine: Nafile bir namaza başlamışken kendisinden böyle bir hal meydana çıksa, o başlamış olduğu namazı sonradan kaza eder. Fakat farz namaza başlamış ise onu kaza etmez. Çünkü o namazın kendisine farz olmadığı meydana çıkmıştır.<br />
<br />
Bir kadın temiz olarak yatıp da uyandığı zaman, hayız görmeye başladığını anlarsa, uyandığı andan itibaren âdet görmeye başlamış sayılır. Aksine olarak hayızlı bir kadın, yatıp da uyandığı zaman temizlenmiş olduğunu anlarsa, ihtiyat olarak, yattığı zamandan itibaren temizlenmiş sayılır. Onun için bu iki esasa göre de, eğer yatsı namazını kılmadan önce yatmış ve uykuda iken bu namaz vakti geçmiş bulunursa, bu namazı kaza etmesi gerekir.<br />
<br />
Adet gören veya lohusa olan bir kadın, dua âyetlerini dua niyeti ile okuyabilir, Yüce Allah´ı zikir ve tesbih edebilir. Bu hallerde bulunan kadının pişireceği yemekler ve içeceği suların artıkları mekruh değildir. Böyle bir kadını, cinsi ilişki olmaksızın kocasının yatağa alması caizdir.<br />
<br />
Bir kadının âdeti henüz bitmeden kanın kesilmesine ve yıkanmasına itibar olunmaz. Bu bakımdan âdeti tamamen bitmedikçe, kendisi ile cinsel ilişki kurulmaz. Çünkü âdet müddeti içinde kanın gelmeye başlaması mümkündür. Fakat böyle kanın kesilmesi üzerine kadın yıkanmış olunca, ihtiyat olarak namazlarını kılar ve oruçlarını tutar.<br />
<br />
Hayız ve nifas için belli olan en çok müddetler geçince, cinsel ilişki hemen helal olur. Fakat bu müddetten önce kandan kesilmeleri ile cinsel ilişki hemen helal olmaz. Bu durumda kadın ya yıkanmış olmalıdır, ya da üzerinden bir namaz vakti geçmelidir. Yahut da, bir özür sebebiyle teyemmüm edip onunla, nafile dahi olsa, bir namaz kılmış olmalıdır ki, cinsel ilişki helal olsun.<br />
<br />
Hayız ve nifas konusunda, bir müslümanın gayr-i müslim olan zevcesi ile cinsel ilişkisi, sahih olan görüşe göre, aynen müslüman olan zevcesi hükmündedir. Diğer bir görüşe göre, müslüman olmayan bir zevcenin âdeti her ne zaman tamam olursa, kocasının ona yaklaşması helal olur. Yıkanmasını veya üzerinden bir namaz vakti geçmesini beklemeğe gerek yoktur.<br />
<br />
Bir kimse, henüz âdetini tamamlamamış olan zevcesine yaklaşırsa günahkâr olur. Onun için tevbe ve istiğfarda bulunması gerekir. Bununla beraber fakir müslümanlara bir veya yarım altın sadaka vermelidir. Bu bir altın beş gram ağırlığında olan bir altın paradır.<br />
<br />
Adet ve nifas halleri kadınlar için bazı konularda özür sayılmaktadır. Onun için namazın farziyeti onlardan düşüyor, oruçları da sonraya kalıyor. Bununla beraber bu durumda olan bir kadın, kan olarak çıkardığı sıvıdan dolayı tam bir temizlik halinde değildir. Yüce Allah´ın huzurunda durup namaz kılmak ve Kur´an âyetlerini okumak veya Kur´an´ı tutmak için tam bir temizlik hali içinde bulunmak lâzımdır. Onun için böyle bir kadının namaz kılması, oruç tutması, Kur´an okuması veya Kur´an´a yapışması caiz olmaz.<br />
<br />
Diğer bir yönden de, böyle bir kadın hastadır, dinlenmeye muhtaçtır. İfraz ettiği (çıkardığı) madde de kerih kokuludur; bundan yaratılış gereği hoşlanılmaz. Onun için bu durumda cinsel ilişkinin caiz olması hikmete uygun düşmez.<br />
<br />
Bir de, bu geçici müddet içinde ortaya çıkan yasaklık sebebiyle insan nefsine hakim duruma gelir, nefsinde sükûnet meydana gelir, kuvvet israfından kurtulur, böylece daha fazla kuvvet ve sıhhat kazanır.<br />
<br />
Netice olarak deriz ki: Dinin tayin ettiği hükümlerde bizim bilmediğimiz daha nice hikmetler ve yararlar var!... Bize düşen görev bu hükümlere uymaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İstihaze Haline Ait Meseleler</span><br />
<br />
Bir kadından üç günden az ve on günden fazla gelen kan, hayız kanı değildir. Buna istihaze kanı denir. Gebelik halinde olan bir kadından gelen kan da hayız kanı değildir; o da istihazedir.<br />
<br />
(İmam Malik ile İmam Şafiî´ye göre, gebe olan kadınlar da âdet görebilirler. Doğumdan önce gelen kan hayız sayılır. Bununla beraber Şafiîlere göre, çocuk tamamen doğduktan sonra gelen kan nifastır. Bundan önce gelen kan ve çocukla beraber gelen kan nifas değildir. Bu kan, kadın hayızlı bulunmuş ise, âdet kanıdır. Hayızlı bulunmamış ise, illet kanıdır.<br />
<br />
Hanbelî´lere göre, doğumla beraber çıkan kan ve doğumdan iki veya üç gün önce doğum sancısının belirtisi olarak gelen kan nifas sayılır.)<br />
<br />
İstihaze adı verilen kan, diğer organlardan gelen kan gibidir. Böyle bir kanın gelmesi ile yalnız abdest bozulur. Devamlı gelirse, özürlü hükmüne geçer ve özür sahiblerine ait olan hükümler bu gibilerde uygulanır. Böyle müstahaze sayılan bir kadından namaz sorumluluğu düşmez. Orucunu kazaya bırakamaz. Onunla cinsel ilişki kurmak haram olmaz.<br />
<br />
Henüz dokuz yaşina girmemiş kizlardan gelen kan, istihazedir. Bu yaştaki çocuklardan kan gelmesi nadirdir. Nadir için ise hüküm yoktur.<br />
<br />
İyas (Adetten kesilme) yaşı denen çağa girip âdetten kesilmiş ve iyasına hükmedilmiş bir kadından daha sonra gelen kan istihaze kanıdır. Meselâ yetmiş yaşına girmiş bir kadından daha sonra kan gelecek olsa bu istihaze kanı sayılır. Diger bir görüşe göre, bu kadın eskiden olduğu gibi akar kan görürse, âdeti geri dönmüş olur. Fakat az bir yaşlık görmesi âdet sayılmaz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Özürlü Kimselere Ait Bazı Meseleler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=202</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:35:08 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=202</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Özürlü Kimselere Ait Bazı Meseleler</span><br />
<br />
<br />
Abdesti bozup da devam eden illete Özür denir. Çoğulu A´zar gelir. Erkek olan özür sahibine "Ma´zur" kadına da "Ma´zure" denir.<br />
<br />
Örnek: Zaman zaman kısa fasılalarla burun kanaması, herhangi bir organdan kan çıkıp devamlı akması, bir ağrıdan dolayı gözün irinle sulanması, meme ve kulak gibi organlardan irin ve benzeri bir suyun akıp durması, mesaneden gayri ihtiyarı idrar çıkıp zaman zaman devam etmesi, kendini tutamayacak şekilde ishalin bulunması veya yel çıkması birer özürdür. Bu haller kimde bulunursa o mazur veya mazure sayılır.<br />
<br />
Bir illetin özür sayılabilmesi için bir müddet kısalığı bulunması şarttır. Şöyle ki: Bir özür, önce abdest alınıp namaz kılınacak kadar bir zaman kesilmemek üzere tam bir namaz vakti devam etmelidir. Sonra da her namaz vaktinde hiç olmazsa bir kez daha o illet meydana çıkıp durmalıdır ki, bu illet sahibi özürlü sayılsın.<br />
<br />
Meselâ: Bir kimsenin burnu, bir gün öğle vaktinin başından sonuna kadar, bir abdest ile bir namaza müsait olmamak üzere kanayıp da bu durum, sonra gelen her namaz vaktinde bir kez olsun meydana gelecek olursa, o kimse özürlü (mazur) olmuş olur. Fakat böyle bir özür, tam bir namaz vakti içinde bir kez olsun meydana çıkmazsa, artık özür kesilmiştir, sahibi de özürlü olmaktan çıkmıştır.<br />
<br />
<br />
Özrün Hükmü<br />
<br />
Özürlü olan kimse, her namaz vakti abdest alır. O vakit içinde aldığı abdestle abdesti bozacak bir başka şey olmadıkça dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir. Kazaya kalmış namazları kılabilir. Vitir namazı ile bayram ve cenaze namazlarını da kılabilir. Ancak illet devam etmelidir.<br />
<br />
Misal: Özürlü bir kimse, sabah namazı için tam vaktinde abdest alsa, bu abdest, sabah namazı vaktinin çıkmasına kadar devam eder. Bu vaktin çıkması (güneşin doğması) ile son bulur. Artık vakti çıktıktan sonra o abdest ile başka namaz kılınamaz. Ancak muvakkat bir zaman için özrü kesildikten sonra abdest almışsa ve henüz özrü de belirmemişse, başka bozacak bir hâl de olmamışsa, vaktin çıkması ile abdesti bozulmuş olmaz.<br />
<br />
Fakat özürlü kimse, güneşin doğmasından sonra abdest almış olursa, onun abdesti öğle vakti çıkıncaya kadar devam eder, dilediği namazları kılar. Yeter ki, kendisinden abdesti bozan başka bir hal çıkmasın.<br />
<br />
Sonuç<br />
<br />
Özürlü olanların abdestleri, namaz vaktinin girmesi ile bozulmaz; vaktin çıkması ile bozulur. Bu hüküm İmam-ı Azam´a göredir. Sahih olan da budur.<br />
<br />
İmam Ebû Yusuf´a göre: Özürlünün abdesti, hem namaz vaktinin girmesiyle, hem de çıkmasıyla bozulur. Bu bakımdan güneş doğduktan sonra özürlünün aldığı abdest, öğle vaktinin girmesi ile bozulur. İmam Züfer´e göre ise, özürlünün abdesti, yalnız namaz vaktinin girmesi ile bozulur; çıkması ile bozulmaz. Bu bakımdan, özürlünün sabah namazı için aldığı abdest, güneşin doğup vaktin çıkması ile bozulmaz. Ancak öğle vaktinin girmesi ile bozulur.<br />
<br />
(İmam Şafiî´ye göre, özürlünün her namaz için ayrı ayrı abdest alması gerekir. Bunun abdesti, kıldığı namazın sona ermesi ile bozulur).<br />
<br />
Bir özürlünün özrü kesilmişken, abdesti bozan başka bir halden dolayı abdest aldıktan sonra özrü yine meydana çıkarsa, abdesti bozulmuş olur, yeniden abdest alması gerekir. Çünkü önceki abdesti, bu özür sebebi ile değildi.<br />
<br />
Fakat özrü kesilmediği halde, vakit içinde özründen veya başka bir abdestsizlik halinden dolayı abdest alır da, o vakit içinde özrü meydana çıkarsa, onun abdesti bozulmaz. Çünkü onun aldığı bu abdest, hem özrü için, hem de diğer abdestsizlik hali için alınmış sayılır.<br />
<br />
Özürlü bir adam, oturmak, secde yerine işaretle namaz kılmak, özrün çıkış yolunu rahatça tıkayabilmek gibi yollarla özrün ortaya çıkmasına engel olabilirse, artık özürlü sayılmaz. Bunun için, abdest aldıktan sonra özrü meydana çıksa o abdest ile namaz kılamaz.<br />
<br />
Özürlü kimsenin özründen dolayı çamaşırına bulaşan pislikler, özrü devam ettikçe namazının sıhhatına engel olmaz. Namaza engel olan ölçü miktarını taşmış olsalar bile, namaza engel sayılmazlar. Fakat bu pislikler tekrar çamaşırına dokunmayacaklarsa onları yıkamak gerekir.<br />
<br />
Görülüyor ki, mübarek İslâm dini, bir kolaylık dinidir. Özürlüler için her yönden kolaylık gösterilmiştir. Artık dinin yüklediği görevleri yerine getirme bakımından hiç kimse bir özür ileri süremez.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Özürlü Kimselere Ait Bazı Meseleler</span><br />
<br />
<br />
Abdesti bozup da devam eden illete Özür denir. Çoğulu A´zar gelir. Erkek olan özür sahibine "Ma´zur" kadına da "Ma´zure" denir.<br />
<br />
Örnek: Zaman zaman kısa fasılalarla burun kanaması, herhangi bir organdan kan çıkıp devamlı akması, bir ağrıdan dolayı gözün irinle sulanması, meme ve kulak gibi organlardan irin ve benzeri bir suyun akıp durması, mesaneden gayri ihtiyarı idrar çıkıp zaman zaman devam etmesi, kendini tutamayacak şekilde ishalin bulunması veya yel çıkması birer özürdür. Bu haller kimde bulunursa o mazur veya mazure sayılır.<br />
<br />
Bir illetin özür sayılabilmesi için bir müddet kısalığı bulunması şarttır. Şöyle ki: Bir özür, önce abdest alınıp namaz kılınacak kadar bir zaman kesilmemek üzere tam bir namaz vakti devam etmelidir. Sonra da her namaz vaktinde hiç olmazsa bir kez daha o illet meydana çıkıp durmalıdır ki, bu illet sahibi özürlü sayılsın.<br />
<br />
Meselâ: Bir kimsenin burnu, bir gün öğle vaktinin başından sonuna kadar, bir abdest ile bir namaza müsait olmamak üzere kanayıp da bu durum, sonra gelen her namaz vaktinde bir kez olsun meydana gelecek olursa, o kimse özürlü (mazur) olmuş olur. Fakat böyle bir özür, tam bir namaz vakti içinde bir kez olsun meydana çıkmazsa, artık özür kesilmiştir, sahibi de özürlü olmaktan çıkmıştır.<br />
<br />
<br />
Özrün Hükmü<br />
<br />
Özürlü olan kimse, her namaz vakti abdest alır. O vakit içinde aldığı abdestle abdesti bozacak bir başka şey olmadıkça dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir. Kazaya kalmış namazları kılabilir. Vitir namazı ile bayram ve cenaze namazlarını da kılabilir. Ancak illet devam etmelidir.<br />
<br />
Misal: Özürlü bir kimse, sabah namazı için tam vaktinde abdest alsa, bu abdest, sabah namazı vaktinin çıkmasına kadar devam eder. Bu vaktin çıkması (güneşin doğması) ile son bulur. Artık vakti çıktıktan sonra o abdest ile başka namaz kılınamaz. Ancak muvakkat bir zaman için özrü kesildikten sonra abdest almışsa ve henüz özrü de belirmemişse, başka bozacak bir hâl de olmamışsa, vaktin çıkması ile abdesti bozulmuş olmaz.<br />
<br />
Fakat özürlü kimse, güneşin doğmasından sonra abdest almış olursa, onun abdesti öğle vakti çıkıncaya kadar devam eder, dilediği namazları kılar. Yeter ki, kendisinden abdesti bozan başka bir hal çıkmasın.<br />
<br />
Sonuç<br />
<br />
Özürlü olanların abdestleri, namaz vaktinin girmesi ile bozulmaz; vaktin çıkması ile bozulur. Bu hüküm İmam-ı Azam´a göredir. Sahih olan da budur.<br />
<br />
İmam Ebû Yusuf´a göre: Özürlünün abdesti, hem namaz vaktinin girmesiyle, hem de çıkmasıyla bozulur. Bu bakımdan güneş doğduktan sonra özürlünün aldığı abdest, öğle vaktinin girmesi ile bozulur. İmam Züfer´e göre ise, özürlünün abdesti, yalnız namaz vaktinin girmesi ile bozulur; çıkması ile bozulmaz. Bu bakımdan, özürlünün sabah namazı için aldığı abdest, güneşin doğup vaktin çıkması ile bozulmaz. Ancak öğle vaktinin girmesi ile bozulur.<br />
<br />
(İmam Şafiî´ye göre, özürlünün her namaz için ayrı ayrı abdest alması gerekir. Bunun abdesti, kıldığı namazın sona ermesi ile bozulur).<br />
<br />
Bir özürlünün özrü kesilmişken, abdesti bozan başka bir halden dolayı abdest aldıktan sonra özrü yine meydana çıkarsa, abdesti bozulmuş olur, yeniden abdest alması gerekir. Çünkü önceki abdesti, bu özür sebebi ile değildi.<br />
<br />
Fakat özrü kesilmediği halde, vakit içinde özründen veya başka bir abdestsizlik halinden dolayı abdest alır da, o vakit içinde özrü meydana çıkarsa, onun abdesti bozulmaz. Çünkü onun aldığı bu abdest, hem özrü için, hem de diğer abdestsizlik hali için alınmış sayılır.<br />
<br />
Özürlü bir adam, oturmak, secde yerine işaretle namaz kılmak, özrün çıkış yolunu rahatça tıkayabilmek gibi yollarla özrün ortaya çıkmasına engel olabilirse, artık özürlü sayılmaz. Bunun için, abdest aldıktan sonra özrü meydana çıksa o abdest ile namaz kılamaz.<br />
<br />
Özürlü kimsenin özründen dolayı çamaşırına bulaşan pislikler, özrü devam ettikçe namazının sıhhatına engel olmaz. Namaza engel olan ölçü miktarını taşmış olsalar bile, namaza engel sayılmazlar. Fakat bu pislikler tekrar çamaşırına dokunmayacaklarsa onları yıkamak gerekir.<br />
<br />
Görülüyor ki, mübarek İslâm dini, bir kolaylık dinidir. Özürlüler için her yönden kolaylık gösterilmiştir. Artık dinin yüklediği görevleri yerine getirme bakımından hiç kimse bir özür ileri süremez.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdest Alırken Okunacak Dualar -  Arapçası - Türkçesi ve Anlamları]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=201</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:33:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=201</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest Alırken Okunacak Dualar -  Abdest Dualarının Arapçası,  Abdest Dualarının  Türkçesi ve Anlamları</span><br />
<br />
<br />
Abdest alırken okunacak dualar<br />
1-Abdestte Eller Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَلحَمْدُ الَّذ۪ى جَعَلَ الْمَاءَ طَهُورًاوَجَعَلَ اْلاِسْلاَمَ نُورًا<br />
<br />
okunuşu:“Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra.”<br />
<br />
Anlamı:“Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun.”<br />
<br />
2- Abdestte Ağız Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ اَسْقِنِي مِنْ حَوْضِ نَبِيِّكَ كَاْسًا لاَ أَظْمَأُ بَعْدَهُ أَبَدًا<br />
<br />
okunuşu:“Allahümme! Eskınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’uba’dehû ebedâ.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim, bana Peygamberinin havzından<br />
<br />
3- Abdestte Burna Su Verilirken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ لاَتَحْرِمْن۪ى رَائِحَةَ نَعِيمِكَ وَجِنَانِكَ<br />
<br />
Okunuşu:“Allahümme! Lâ tahrimnî râihate na’îmike ve cinânike.”<br />
<br />
Anlamı: “Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme.”<br />
<br />
4- Abdestte Yüz Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ بَيِّضْ وَجْهِى بِنُورِكَ يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ<br />
<br />
Okunuşu:“Allahümme! Beyyıd vechî binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh.”<br />
<br />
Anlamı: “Ey Rabbim! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır.”<br />
<br />
5- Abdestte Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ أَعْطِنِى كِتَابِى بِيَمِنِى وَحَاسِبْنِى حِسَابًا يَسِيرًا<br />
<br />
 Okunuşu:“Allahümme! A’tınî kitâbî bi-yemînî ve hâsibnî hısâben yesîra.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör.”<br />
<br />
6- Abdestte Sol Kol Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
شَديِدً اَللّٰهُمَّ لاَ تُعْطِن۪ى كِتَابِى بِشِمَالِى وَلَامِنْ وَرَاءِ ظَهْر۪ى وَلاَتُحَاسِبْنِ حِسَابًا<br />
<br />
Okunuşu: “Allahümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma.”<br />
<br />
7- Abdestte  Baş Meshedilirken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ غَشِّنِى بِرَحْمَتِكَ وَاَنْزِلْ عَلَىَّ مِنْ بَرَكَاتِكَ<br />
<br />
Okunuşu:“Allahümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike.”<br />
<br />
Anlamı: “Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime berakâtından indir.”<br />
<br />
8- Abdestte Kulak Meshedilirken Okunacak Dua<br />
<br />
الَلّٰهُمَّ اجْعَلْنِى مِنَ الَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ<br />
<br />
okunuşu:“Allahümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel kavle fe yettebi’ûne ahsenehû.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl.”<br />
<br />
9- Abdestte Boynuna Meshederken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ أَعْتِقْ رَقَبَتِى مِنَ النَّارِ<br />
<br />
“Allahümme a’tık rakabetî minen-nâri.”<br />
<br />
“Ey Rabbim! Benim boynumu ateş esaretinden kurtar.”<br />
<br />
10- Abdestte Ayaklar Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ ثَبِّتْ قَدَمَىَّ عَلٰى الصِّرَاطِ يَوْمَ تَزُولُ ف۪يهِ اْلأَقْدَامُ<br />
<br />
okunuşu:“Allahümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezûlü fîhil-akdâm.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl.”<br />
<br />
11- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Dua<br />
<br />
أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ الٰهّلُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُه وَرَسُولُهُ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْن۪ي مِنَ التَوَّابِينَ وَاجْعَلْن۪ي مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِك أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ أَنْتَ أَسْتَغْفِرُكَ<br />
<br />
وَأَتُوبُ إِلَيْك<br />
<br />
 Okunuşu:“Eşhedü ellâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve<br />
<br />
resûlühü. Allahümmec’alnî minet-tevvâbîne vec’alnî minel-mutatahhirîn.<br />
<br />
Sübhanekellâhümme ve bi-hamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyke.”<br />
<br />
Anlamı:“Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. O, birdir ve O’nun ortağı yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Allah’ım! Beni tövbe edenlerden ve çok temizlenenlerden eyle. Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim.Allah’ım! Şehâdet ederim ki Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Senden mağfiretini isterim ve Sana tövbe ederim.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
ESKi ANLATIM iLE</span><br />
<br />
1-baslangicta niyet edilir ve su dua okunur<br />
bismillahil azim velhamdülillahi ala dinil islam ve ala tevfikil iman elhamdülillahillezi ceale mae tahuren ve cealel islame nuren<br />
<br />
2- agzimiza su verirken su dua okunur<br />
Allahümmeskini min havzi nebiyyike ke'sen la ezmeu ba'dehü ebeden.<br />
<br />
3- bunrumuza su verirken su dua okunur:<br />
Allahümme erihni rayihatel cenneti verzukni min naimiha. ve la türihni raiyhaten nar.<br />
<br />
4-yüzümüzü yikarken su dua okunur:<br />
Allahümme beyyid vechi binurike yevme tebyaddü vücühü evliyaike ve la tüsevvid vechi bizunubi yevme tesveddü vücuhü a'daike.<br />
<br />
5-sag kolumuzu yikarken:<br />
Allahümme atini kitabi biyemini ve hasibni hisaben yesiren<br />
<br />
6-sol kolumuzu yikarken:<br />
Allahümme la ta'tini kitabi bischimali ve la min verai zahri ve la tühasibni hisaben schediden<br />
<br />
7-basimizi mesh ederken:<br />
Allahümme harrim scha'ri ve bescheri alen nar. Ve ezillini tahte zilli arschike yevme la zille arschike.<br />
<br />
8-Kullaklarimiza su verirken:<br />
Allahümmec'alni minellezine yestemi'unel kavle feyettebiu'une ahsenehü.<br />
<br />
9-Ensemizi mesh ederken:<br />
Allahümme a'tik rekabeti minen nar.<br />
<br />
10-sag ayagimizi yikarken:<br />
Allahümme sebbit kademyye ales-sirati yevme tezillü fihil-akdamü<br />
<br />
11-sol ayagimizi yikarken:<br />
Allahümme la tatrud kademeyye ales-sirati yevme tatrudu külle akdami a'daike.<br />
<br />
<br />
Abdes bitince kibleye dönülür eller acilir ve su dua okunur:<br />
Allahümmec'alni sa'yen meschküren ve zenben magfuren ve amelen<br />
makbulen ve ticareten len tebur. sübhanekellahümme ve bihamdike. <br />
Eschhedü en la ilahe illa ente vahdeke la scherike leke ve enne Muhammeden abdüke ve resulüke<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Bir Başka Anlatım ile</span><br />
<br />
Abdest alınırken şu dualar okunur:<br />
<br />
1- Eller Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra."<br />
Anlamı: "Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun."<br />
<br />
2- Ağız Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Esgınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’u ba’dehû ebedâ."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im, bana Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım."<br />
<br />
3- Burna Su Verilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme Erihnî raihatel Cenneti verzugnî min neîmihâ vela türıhnî raihaten naar.''<br />
Anlamı: "Allah’ım! Bana Cennetin kokusunu nasip et ve Cennet nimetleriyle rızıklandır. Cehennem kokusunu bana nasip etme."<br />
<br />
4- Yüz Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Beyyıd vechîy binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh."<br />
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır."<br />
<br />
5- Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! A’tınîy kitâbîy bi-yemînî ve hâsibnîy hısâben yesîra."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör."<br />
<br />
6- Sol Kol Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma."<br />
<br />
7- Baş Meshedilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike."<br />
Anlamı: "Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime bereketinden indir."<br />
<br />
8- Kulak Meshedilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel - kavle fe yettebi’ûne ahsenehû."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl."<br />
<br />
9- Boyun Meshedilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme a’tık rakabetî minen-nâr. Vahfazni minesselasili vel ağlâl"<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Benim boynumu ateş esaretinden, cehennem zincirleri ve bukalarından muhafaza et."<br />
<br />
10- Sağ Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezillü fîhil-akdâm."<br />
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl."<br />
<br />
11- Sol Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: Allâhümme’c-alli sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâretî len tebûre.<br />
Anlamı: Ey Rabb'im! Bana râzı olduğun bir çalışma ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir<br />
ticâret nasîb et.<br />
<br />
12- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: ''Allâhümmecalnî minettevvabine vecalnî minel mütedahhirîn vecalnî min ibadikessalihîn. Vecealnî minellezine la *havfün aleyhim velahüm yahzenûn. SübhânekAllâhümme vebihamdike Eşhedüenla ilahe illa ente vahdeke lâ şerikeleke ve enne Muhammeden abdüke ve rasûlüke. Estağfiruke veetübü ileyke. ''<br />
Anlamı: "Allah'ım beni çok tövbe edenlerden kıl ve çok temizlenenlerden kıl ve salih kullarından eyle. Kıyamet gününde üzerinde korku olmayan ve mahzun<br />
olmayanlardan eyle. Allah'ım, Sen'i bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Şahadet ederim ki Sen'den başka ilah yoktur. Sen'in şerikin de (ortağın) yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Sen'in kulun ve rasulündür. Sen'den mağfiret talep ederim ve Sana tövbe ederim."<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest Alırken Okunacak Dualar -  Abdest Dualarının Arapçası,  Abdest Dualarının  Türkçesi ve Anlamları</span><br />
<br />
<br />
Abdest alırken okunacak dualar<br />
1-Abdestte Eller Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَلحَمْدُ الَّذ۪ى جَعَلَ الْمَاءَ طَهُورًاوَجَعَلَ اْلاِسْلاَمَ نُورًا<br />
<br />
okunuşu:“Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra.”<br />
<br />
Anlamı:“Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun.”<br />
<br />
2- Abdestte Ağız Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ اَسْقِنِي مِنْ حَوْضِ نَبِيِّكَ كَاْسًا لاَ أَظْمَأُ بَعْدَهُ أَبَدًا<br />
<br />
okunuşu:“Allahümme! Eskınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’uba’dehû ebedâ.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim, bana Peygamberinin havzından<br />
<br />
3- Abdestte Burna Su Verilirken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ لاَتَحْرِمْن۪ى رَائِحَةَ نَعِيمِكَ وَجِنَانِكَ<br />
<br />
Okunuşu:“Allahümme! Lâ tahrimnî râihate na’îmike ve cinânike.”<br />
<br />
Anlamı: “Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme.”<br />
<br />
4- Abdestte Yüz Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ بَيِّضْ وَجْهِى بِنُورِكَ يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ<br />
<br />
Okunuşu:“Allahümme! Beyyıd vechî binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh.”<br />
<br />
Anlamı: “Ey Rabbim! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır.”<br />
<br />
5- Abdestte Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ أَعْطِنِى كِتَابِى بِيَمِنِى وَحَاسِبْنِى حِسَابًا يَسِيرًا<br />
<br />
 Okunuşu:“Allahümme! A’tınî kitâbî bi-yemînî ve hâsibnî hısâben yesîra.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör.”<br />
<br />
6- Abdestte Sol Kol Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
شَديِدً اَللّٰهُمَّ لاَ تُعْطِن۪ى كِتَابِى بِشِمَالِى وَلَامِنْ وَرَاءِ ظَهْر۪ى وَلاَتُحَاسِبْنِ حِسَابًا<br />
<br />
Okunuşu: “Allahümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma.”<br />
<br />
7- Abdestte  Baş Meshedilirken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ غَشِّنِى بِرَحْمَتِكَ وَاَنْزِلْ عَلَىَّ مِنْ بَرَكَاتِكَ<br />
<br />
Okunuşu:“Allahümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike.”<br />
<br />
Anlamı: “Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime berakâtından indir.”<br />
<br />
8- Abdestte Kulak Meshedilirken Okunacak Dua<br />
<br />
الَلّٰهُمَّ اجْعَلْنِى مِنَ الَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ<br />
<br />
okunuşu:“Allahümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel kavle fe yettebi’ûne ahsenehû.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl.”<br />
<br />
9- Abdestte Boynuna Meshederken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ أَعْتِقْ رَقَبَتِى مِنَ النَّارِ<br />
<br />
“Allahümme a’tık rakabetî minen-nâri.”<br />
<br />
“Ey Rabbim! Benim boynumu ateş esaretinden kurtar.”<br />
<br />
10- Abdestte Ayaklar Yıkanırken Okunacak Dua<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ ثَبِّتْ قَدَمَىَّ عَلٰى الصِّرَاطِ يَوْمَ تَزُولُ ف۪يهِ اْلأَقْدَامُ<br />
<br />
okunuşu:“Allahümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezûlü fîhil-akdâm.”<br />
<br />
Anlamı:“Ey Rabbim! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl.”<br />
<br />
11- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Dua<br />
<br />
أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ الٰهّلُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُه وَرَسُولُهُ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْن۪ي مِنَ التَوَّابِينَ وَاجْعَلْن۪ي مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِك أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ أَنْتَ أَسْتَغْفِرُكَ<br />
<br />
وَأَتُوبُ إِلَيْك<br />
<br />
 Okunuşu:“Eşhedü ellâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve<br />
<br />
resûlühü. Allahümmec’alnî minet-tevvâbîne vec’alnî minel-mutatahhirîn.<br />
<br />
Sübhanekellâhümme ve bi-hamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyke.”<br />
<br />
Anlamı:“Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. O, birdir ve O’nun ortağı yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Allah’ım! Beni tövbe edenlerden ve çok temizlenenlerden eyle. Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim.Allah’ım! Şehâdet ederim ki Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Senden mağfiretini isterim ve Sana tövbe ederim.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
ESKi ANLATIM iLE</span><br />
<br />
1-baslangicta niyet edilir ve su dua okunur<br />
bismillahil azim velhamdülillahi ala dinil islam ve ala tevfikil iman elhamdülillahillezi ceale mae tahuren ve cealel islame nuren<br />
<br />
2- agzimiza su verirken su dua okunur<br />
Allahümmeskini min havzi nebiyyike ke'sen la ezmeu ba'dehü ebeden.<br />
<br />
3- bunrumuza su verirken su dua okunur:<br />
Allahümme erihni rayihatel cenneti verzukni min naimiha. ve la türihni raiyhaten nar.<br />
<br />
4-yüzümüzü yikarken su dua okunur:<br />
Allahümme beyyid vechi binurike yevme tebyaddü vücühü evliyaike ve la tüsevvid vechi bizunubi yevme tesveddü vücuhü a'daike.<br />
<br />
5-sag kolumuzu yikarken:<br />
Allahümme atini kitabi biyemini ve hasibni hisaben yesiren<br />
<br />
6-sol kolumuzu yikarken:<br />
Allahümme la ta'tini kitabi bischimali ve la min verai zahri ve la tühasibni hisaben schediden<br />
<br />
7-basimizi mesh ederken:<br />
Allahümme harrim scha'ri ve bescheri alen nar. Ve ezillini tahte zilli arschike yevme la zille arschike.<br />
<br />
8-Kullaklarimiza su verirken:<br />
Allahümmec'alni minellezine yestemi'unel kavle feyettebiu'une ahsenehü.<br />
<br />
9-Ensemizi mesh ederken:<br />
Allahümme a'tik rekabeti minen nar.<br />
<br />
10-sag ayagimizi yikarken:<br />
Allahümme sebbit kademyye ales-sirati yevme tezillü fihil-akdamü<br />
<br />
11-sol ayagimizi yikarken:<br />
Allahümme la tatrud kademeyye ales-sirati yevme tatrudu külle akdami a'daike.<br />
<br />
<br />
Abdes bitince kibleye dönülür eller acilir ve su dua okunur:<br />
Allahümmec'alni sa'yen meschküren ve zenben magfuren ve amelen<br />
makbulen ve ticareten len tebur. sübhanekellahümme ve bihamdike. <br />
Eschhedü en la ilahe illa ente vahdeke la scherike leke ve enne Muhammeden abdüke ve resulüke<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Bir Başka Anlatım ile</span><br />
<br />
Abdest alınırken şu dualar okunur:<br />
<br />
1- Eller Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra."<br />
Anlamı: "Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun."<br />
<br />
2- Ağız Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Esgınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’u ba’dehû ebedâ."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im, bana Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım."<br />
<br />
3- Burna Su Verilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme Erihnî raihatel Cenneti verzugnî min neîmihâ vela türıhnî raihaten naar.''<br />
Anlamı: "Allah’ım! Bana Cennetin kokusunu nasip et ve Cennet nimetleriyle rızıklandır. Cehennem kokusunu bana nasip etme."<br />
<br />
4- Yüz Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Beyyıd vechîy binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh."<br />
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır."<br />
<br />
5- Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! A’tınîy kitâbîy bi-yemînî ve hâsibnîy hısâben yesîra."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör."<br />
<br />
6- Sol Kol Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma."<br />
<br />
7- Baş Meshedilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike."<br />
Anlamı: "Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime bereketinden indir."<br />
<br />
8- Kulak Meshedilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel - kavle fe yettebi’ûne ahsenehû."<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl."<br />
<br />
9- Boyun Meshedilirken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme a’tık rakabetî minen-nâr. Vahfazni minesselasili vel ağlâl"<br />
Anlamı: "Ey Rabb'im! Benim boynumu ateş esaretinden, cehennem zincirleri ve bukalarından muhafaza et."<br />
<br />
10- Sağ Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: "Allâhümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezillü fîhil-akdâm."<br />
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl."<br />
<br />
11- Sol Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: Allâhümme’c-alli sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâretî len tebûre.<br />
Anlamı: Ey Rabb'im! Bana râzı olduğun bir çalışma ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir<br />
ticâret nasîb et.<br />
<br />
12- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Duâ<br />
Okunuşu: ''Allâhümmecalnî minettevvabine vecalnî minel mütedahhirîn vecalnî min ibadikessalihîn. Vecealnî minellezine la *havfün aleyhim velahüm yahzenûn. SübhânekAllâhümme vebihamdike Eşhedüenla ilahe illa ente vahdeke lâ şerikeleke ve enne Muhammeden abdüke ve rasûlüke. Estağfiruke veetübü ileyke. ''<br />
Anlamı: "Allah'ım beni çok tövbe edenlerden kıl ve çok temizlenenlerden kıl ve salih kullarından eyle. Kıyamet gününde üzerinde korku olmayan ve mahzun<br />
olmayanlardan eyle. Allah'ım, Sen'i bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Şahadet ederim ki Sen'den başka ilah yoktur. Sen'in şerikin de (ortağın) yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Sen'in kulun ve rasulündür. Sen'den mağfiret talep ederim ve Sana tövbe ederim."<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güzel Abdest Nasıl Alınır]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=200</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:29:51 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=200</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest sırasıyla aşağıdaki gibi alınır:</span><br />
<br />
1- Abdest almaya başlarken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" diye niyet edilir,<br />
<br />
2 - Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim denir,<br />
<br />
3- Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, (Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)<br />
<br />
4- Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,<br />
<br />
5- Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,<br />
<br />
6- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır,<br />
<br />
7- Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,<br />
<br />
8- Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,<br />
<br />
9- Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)<br />
<br />
10- Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,<br />
<br />
11- Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,<br />
<br />
12- Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,<br />
<br />
13- Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Güzel abdest almak, nasıl olur?</span><br />
CEVAP<br />
Önce güzel abdest almanın faziletini bildirelim. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Abdeste devam et ve güzel abdest al ki, ömrün uzasın.) [Harâiti]<br />
<br />
(Güzel abdest alıp camiye giren Allah’ın misafiri olur. Allahü teâlâ da misafirine mutlaka ikram eder.) [Beyheki]<br />
<br />
(Güzelce abdest aldıktan sonra, “Eşhedü en la ilahe illallahü vahdehü la şerikeleh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü” diyene Cennetin sekiz kapısı açılır.) [Nesai]<br />
<br />
(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]<br />
<br />
(İlk sorgu abdestten olacaktır. Abdesti güzel ise, sıra namaza gelir.) [Beyheki]<br />
<br />
(Hiçbir günahkâr yoktur ki, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarak mağfiret dilesin de, affedilmiş olmasın.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Güzelce abdest alıp namazını cemaatle kılanın bütün günahları affolur.) [Müslim]<br />
<br />
(Güzelce abdest alan günahlarından sıyrılmış olur.) [Buhari]<br />
<br />
(Güzelce abdest alıp bir din kardeşini ziyaret eden, Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Davud]<br />
<br />
(Güneş yükselince [işrak vaktinde] güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılanın bütün günahları affolur.) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Soğukta, sıcakta güzelce abdest almak, günahlara kefaret olur.) [Müslim]<br />
<br />
(Güzelce abdest alıp, huşu içinde namaz kılmak, küçük günahlara kefaret olur. Bu durum ömür boyu devam eder.) [Müslim]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Güzel abdest nasıl alınır?</span><br />
Peygamber efendimiz bunu şöyle tarif etmiştir:<br />
(Güzel abdest, abdestin farz ve sünnetlerini yerine getirmek suretiyle alınan, mükemmel abdesttir.) [Tirmizi]<br />
<br />
Ağız, burun, yüz, kol ve ayakları, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak gerekir. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir. Üçten az veya fazla yıkamak mekruhtur.<br />
<br />
Maalesef musluktan abdest alanlar, bu sünneti ihmal ediyorlar. Elleri, kolları ve ayakları birer kere yıkıyorlar. Ayak parmaklarını da bir kere hilallemekle yetiniyorlar. Üç kere su döküp bir kere yıkamak sünnete aykırı olduğu gibi, bir kere çok su döküp de, üç kere yıkamak da sünnete aykırıdır. Ayrı ayrı üç kere su döküp, üç kere ovarak yıkamak gerekir.<br />
<br />
Her uzuv üç kere yıkanır<br />
Sual: Abdestte her uzvu üç kere yıkıyoruz. Fakat ayakları ben bir defa yıkıyorum, su akarken kalbimden üç kere saymam yetmiyor mu?<br />
CEVAP<br />
Kalbden üç kere saymakla olmaz. Ayakları da ayrı su ile üç kere yıkamak gerekir. Tam İlmihal’de diyor ki:<br />
(Yıkanacak yerleri, üç kere yıkamaktır. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir.)<br />
<br />
Nimet-i İslam kitabında, abdestin sünnetlerinin dokuzuncusunda diyor ki:<br />
(Yıkanacak uzvu üçer kere yıkamaktır. Maksud, su ile üç defa kaplayarak yıkamaktır. Yoksa bir uzvu yıkarken, bir defa aldığı su ile o uzvu üç kere yıkamakla sünnet hâsıl olmaz. Üçten fazla yıkayan haddi aşmış olur, üçten eksik yıkayan da zulmetmiş olur.) [Maksud: Kastedilen şey, gaye, arzu.]<br />
<br />
Eğer her yıkayışta, musluk kapatılır veya ayak musluktan çekilirse, sünnete uyulmuş olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdeste unutulan sünnetler</span><br />
Sual: Güzel abdest alınmalı deniyor. Güzel abdest, farzına, sünnetine ve müstehabına uyularak ve mekruhlarından sakınılarak alınan abdest olduğuna göre, günümüzde unutulan veya uyulmayan sünnet ve müstehablar nelerdir? İşlenen mekruhlar var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Genel olarak unutulan sünnetlerden bazıları şunlardır:<br />
1- Abdeste başlarken Besmele okumak. Hanbeli'de Besmele okumak farzdır.<br />
<br />
2- Elleri bilekleriyle beraber, ayrı ayrı suyla üç kere yıkamak.<br />
<br />
3- Ağzı ayrı ayrı suyla üç kere yıkamak. Ağzı yıkarken, oruçlu değilse hafif gargara yapmak veya suyu boğaza ulaştırmak, abdestte de, gusülde de sünnettir. Oruçluyken mekruhtur. [Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur.]<br />
<br />
4- Dişleri bir şeyle temizlemek. Misvak tercih edilmelidir.<br />
<br />
5- Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.<br />
<br />
6- Başın tamamını bir kere mesh etmek. [Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur. Maliki'de başın tamamını mesh etmek farzdır.]<br />
<br />
7- Yıkanacak yerleri, üç kere ayrı suyla yıkamak. [Genelde ayaklar bir kere yıkanıyor. Üç kere ayrı ayrı suyla yıkanması gerekir. En çok unutulan sünnetlerden birisi budur.]<br />
<br />
8- Yüzü yıkarken, abdeste niyet etmek. Şafii'de farzdır.<br />
<br />
9- Her uzvu birbiri arkasından yıkarken başka işle uğraşmamak. Maliki'de farzdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestin unutulan müstehablarından bazıları şunlardır:</span><br />
1- Abdesti namaz vakti girmeden önce almak.<br />
<br />
2- Kıbleye karşı abdest almak.<br />
<br />
3- Her uzvu yıkarken kelime-i şehadet okumak.<br />
<br />
4- Ayak parmaklarının aralarını, sol elin küçük parmağıyla ve alt taraflarından hilallemek.<br />
<br />
5- Ayak parmaklarını her üç yıkayışta da hilallemek.<br />
<br />
Abdestte işlenen mekruhlardan bazıları şunlardır:<br />
1- Her uzvu üçten eksik veya fazla yıkamak. [Suyun pahalı olması, havanın çok soğuk olması, suya muhtaç olmak gibi özürlerle üçten eksik yıkamak mekruh olmaz.]<br />
<br />
2- Ayaklarını yıkarken kıbleye doğru uzatmak.<br />
<br />
3- Abdestte ve gusülde suyu israf etmek.<br />
<br />
Başın tamamını mesh etmek<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Başın tamamını mesh etmek için, başın üstünde hiç kuru yer kalmaması mı gerekir? Başın tamamı, kulaklar ve ense, kolayca nasıl meshedilir?</span><br />
CEVAP<br />
Mesh etmek, ıslak eli sürmek demektir. Yıkamada olduğu gibi, hiç kuru yer kalmaması gerekmez. Islak el, başın tamamına sürülürse mesele kalmaz. Artık kuru yer kaldı mı diye düşünmek, vesvese olur.<br />
<br />
Başı, kulakları ve enseyi birlikte mesh edebilmek için iki el ıslatılıp, iki elde de üç bitişik ince parmak birbirine yapıştırılıp, iç tarafları başın önünde, saçların başlangıcına konmak üzere iki el başa konur. İki elin bu üç parmağının uçları, birbirine dokunmalıdır. Baş ve şehadet parmakları ve avuç içleri havada olup, başa dokunmaz. İki el, arkaya doğru çekilerek, üçer parmak, başı mesh eder. Eller, arkadaki saç kenarına gidince, üçer parmak, baştan ayrılıp, iki elin avuç içleri, başın yan tarafındaki saçlar üzerine yapıştırılıp, arkadan öne çekilerek, başın yan tarafları mesh edilir. Sonra şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Sonra, kullanılmamış olan diğer üç parmakların dış yüzleri enseye konup, ensenin ortasından, iki tarafına doğru çekilerek mesh edilir. (S.Ebediyye)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kulaklar nasıl mesh edilir?<br />
Sual: Kulaklar hangi parmakla mesh edilir?</span><br />
CEVAP<br />
Kulakların dışı başparmakla, içi şehadet parmağı ile mesh edilip, küçük parmaklar deliğe sokulup tahrik edilir. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Kulağı mesh ederken birer parmağı, kulak deliğine sokmak müstehabdır. (S. Ebediyye)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest sırasıyla aşağıdaki gibi alınır:</span><br />
<br />
1- Abdest almaya başlarken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" diye niyet edilir,<br />
<br />
2 - Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim denir,<br />
<br />
3- Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, (Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)<br />
<br />
4- Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,<br />
<br />
5- Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,<br />
<br />
6- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır,<br />
<br />
7- Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,<br />
<br />
8- Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,<br />
<br />
9- Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)<br />
<br />
10- Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,<br />
<br />
11- Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,<br />
<br />
12- Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,<br />
<br />
13- Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Güzel abdest almak, nasıl olur?</span><br />
CEVAP<br />
Önce güzel abdest almanın faziletini bildirelim. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Abdeste devam et ve güzel abdest al ki, ömrün uzasın.) [Harâiti]<br />
<br />
(Güzel abdest alıp camiye giren Allah’ın misafiri olur. Allahü teâlâ da misafirine mutlaka ikram eder.) [Beyheki]<br />
<br />
(Güzelce abdest aldıktan sonra, “Eşhedü en la ilahe illallahü vahdehü la şerikeleh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü” diyene Cennetin sekiz kapısı açılır.) [Nesai]<br />
<br />
(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]<br />
<br />
(İlk sorgu abdestten olacaktır. Abdesti güzel ise, sıra namaza gelir.) [Beyheki]<br />
<br />
(Hiçbir günahkâr yoktur ki, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarak mağfiret dilesin de, affedilmiş olmasın.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Güzelce abdest alıp namazını cemaatle kılanın bütün günahları affolur.) [Müslim]<br />
<br />
(Güzelce abdest alan günahlarından sıyrılmış olur.) [Buhari]<br />
<br />
(Güzelce abdest alıp bir din kardeşini ziyaret eden, Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Davud]<br />
<br />
(Güneş yükselince [işrak vaktinde] güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılanın bütün günahları affolur.) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Soğukta, sıcakta güzelce abdest almak, günahlara kefaret olur.) [Müslim]<br />
<br />
(Güzelce abdest alıp, huşu içinde namaz kılmak, küçük günahlara kefaret olur. Bu durum ömür boyu devam eder.) [Müslim]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Güzel abdest nasıl alınır?</span><br />
Peygamber efendimiz bunu şöyle tarif etmiştir:<br />
(Güzel abdest, abdestin farz ve sünnetlerini yerine getirmek suretiyle alınan, mükemmel abdesttir.) [Tirmizi]<br />
<br />
Ağız, burun, yüz, kol ve ayakları, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak gerekir. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir. Üçten az veya fazla yıkamak mekruhtur.<br />
<br />
Maalesef musluktan abdest alanlar, bu sünneti ihmal ediyorlar. Elleri, kolları ve ayakları birer kere yıkıyorlar. Ayak parmaklarını da bir kere hilallemekle yetiniyorlar. Üç kere su döküp bir kere yıkamak sünnete aykırı olduğu gibi, bir kere çok su döküp de, üç kere yıkamak da sünnete aykırıdır. Ayrı ayrı üç kere su döküp, üç kere ovarak yıkamak gerekir.<br />
<br />
Her uzuv üç kere yıkanır<br />
Sual: Abdestte her uzvu üç kere yıkıyoruz. Fakat ayakları ben bir defa yıkıyorum, su akarken kalbimden üç kere saymam yetmiyor mu?<br />
CEVAP<br />
Kalbden üç kere saymakla olmaz. Ayakları da ayrı su ile üç kere yıkamak gerekir. Tam İlmihal’de diyor ki:<br />
(Yıkanacak yerleri, üç kere yıkamaktır. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir.)<br />
<br />
Nimet-i İslam kitabında, abdestin sünnetlerinin dokuzuncusunda diyor ki:<br />
(Yıkanacak uzvu üçer kere yıkamaktır. Maksud, su ile üç defa kaplayarak yıkamaktır. Yoksa bir uzvu yıkarken, bir defa aldığı su ile o uzvu üç kere yıkamakla sünnet hâsıl olmaz. Üçten fazla yıkayan haddi aşmış olur, üçten eksik yıkayan da zulmetmiş olur.) [Maksud: Kastedilen şey, gaye, arzu.]<br />
<br />
Eğer her yıkayışta, musluk kapatılır veya ayak musluktan çekilirse, sünnete uyulmuş olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdeste unutulan sünnetler</span><br />
Sual: Güzel abdest alınmalı deniyor. Güzel abdest, farzına, sünnetine ve müstehabına uyularak ve mekruhlarından sakınılarak alınan abdest olduğuna göre, günümüzde unutulan veya uyulmayan sünnet ve müstehablar nelerdir? İşlenen mekruhlar var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Genel olarak unutulan sünnetlerden bazıları şunlardır:<br />
1- Abdeste başlarken Besmele okumak. Hanbeli'de Besmele okumak farzdır.<br />
<br />
2- Elleri bilekleriyle beraber, ayrı ayrı suyla üç kere yıkamak.<br />
<br />
3- Ağzı ayrı ayrı suyla üç kere yıkamak. Ağzı yıkarken, oruçlu değilse hafif gargara yapmak veya suyu boğaza ulaştırmak, abdestte de, gusülde de sünnettir. Oruçluyken mekruhtur. [Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur.]<br />
<br />
4- Dişleri bir şeyle temizlemek. Misvak tercih edilmelidir.<br />
<br />
5- Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.<br />
<br />
6- Başın tamamını bir kere mesh etmek. [Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur. Maliki'de başın tamamını mesh etmek farzdır.]<br />
<br />
7- Yıkanacak yerleri, üç kere ayrı suyla yıkamak. [Genelde ayaklar bir kere yıkanıyor. Üç kere ayrı ayrı suyla yıkanması gerekir. En çok unutulan sünnetlerden birisi budur.]<br />
<br />
8- Yüzü yıkarken, abdeste niyet etmek. Şafii'de farzdır.<br />
<br />
9- Her uzvu birbiri arkasından yıkarken başka işle uğraşmamak. Maliki'de farzdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestin unutulan müstehablarından bazıları şunlardır:</span><br />
1- Abdesti namaz vakti girmeden önce almak.<br />
<br />
2- Kıbleye karşı abdest almak.<br />
<br />
3- Her uzvu yıkarken kelime-i şehadet okumak.<br />
<br />
4- Ayak parmaklarının aralarını, sol elin küçük parmağıyla ve alt taraflarından hilallemek.<br />
<br />
5- Ayak parmaklarını her üç yıkayışta da hilallemek.<br />
<br />
Abdestte işlenen mekruhlardan bazıları şunlardır:<br />
1- Her uzvu üçten eksik veya fazla yıkamak. [Suyun pahalı olması, havanın çok soğuk olması, suya muhtaç olmak gibi özürlerle üçten eksik yıkamak mekruh olmaz.]<br />
<br />
2- Ayaklarını yıkarken kıbleye doğru uzatmak.<br />
<br />
3- Abdestte ve gusülde suyu israf etmek.<br />
<br />
Başın tamamını mesh etmek<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Başın tamamını mesh etmek için, başın üstünde hiç kuru yer kalmaması mı gerekir? Başın tamamı, kulaklar ve ense, kolayca nasıl meshedilir?</span><br />
CEVAP<br />
Mesh etmek, ıslak eli sürmek demektir. Yıkamada olduğu gibi, hiç kuru yer kalmaması gerekmez. Islak el, başın tamamına sürülürse mesele kalmaz. Artık kuru yer kaldı mı diye düşünmek, vesvese olur.<br />
<br />
Başı, kulakları ve enseyi birlikte mesh edebilmek için iki el ıslatılıp, iki elde de üç bitişik ince parmak birbirine yapıştırılıp, iç tarafları başın önünde, saçların başlangıcına konmak üzere iki el başa konur. İki elin bu üç parmağının uçları, birbirine dokunmalıdır. Baş ve şehadet parmakları ve avuç içleri havada olup, başa dokunmaz. İki el, arkaya doğru çekilerek, üçer parmak, başı mesh eder. Eller, arkadaki saç kenarına gidince, üçer parmak, baştan ayrılıp, iki elin avuç içleri, başın yan tarafındaki saçlar üzerine yapıştırılıp, arkadan öne çekilerek, başın yan tarafları mesh edilir. Sonra şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Sonra, kullanılmamış olan diğer üç parmakların dış yüzleri enseye konup, ensenin ortasından, iki tarafına doğru çekilerek mesh edilir. (S.Ebediyye)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kulaklar nasıl mesh edilir?<br />
Sual: Kulaklar hangi parmakla mesh edilir?</span><br />
CEVAP<br />
Kulakların dışı başparmakla, içi şehadet parmağı ile mesh edilip, küçük parmaklar deliğe sokulup tahrik edilir. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Kulağı mesh ederken birer parmağı, kulak deliğine sokmak müstehabdır. (S. Ebediyye)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdestli Durmanın Fazileti]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=199</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:28:14 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=199</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestli durmanın fazileti nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Abdestli bulunmanın fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Abdestli bulunan oruç tutan gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]<br />
<br />
(Abdest alanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Taberani]<br />
<br />
(Can alıcı melek gelince, abdestli olan, şehidlik mertebesine kavuşur.) [Taberani]<br />
<br />
(Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]<br />
<br />
(Abdest için yüzünü yıkayınca günahların kirpiklerinden dökülür. Ellerini yıkayınca el tırnaklarından, başını mesh edince başından, ayaklarını yıkayınca ayak tırnaklarından günahların dökülür. Namazın sevabı yanına kalır.) [Ramuz]<br />
<br />
Abdest alanın bütün küçük günahları affolur. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. (İ. Ahlakı)<br />
<br />
Namaz kıldıktan sonra tekrar abdest almak sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Abdestli iken abdest alana on sevab verilir.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Meşakkat olmasaydı, her namaz için abdest almayı emrederdim.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Abdestini tazeleyenin imanı tazelenmiş [parlamış] olur.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekât namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekât namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]<br />
<br />
(Abdest alınan suyun artanından içmek 70 türlü derde devadır. Bunun en aşağısı hem [sıkıntı, keder]dir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Abdestten sonra Kadir suresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Halebi]<br />
<br />
(Abdestten sonra Kadir suresini okuyan sıddıklardan, 2 defa okuyan şehidlerden yazılır. 3 defa okuyan, Peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi]<br />
<br />
(Abdest alıp, iki rekât namaz kılan, Cennete girmeye layık olur.) [Halebi]<br />
<br />
(Abdest alıp, 2 rekât namaz kılanın günahları affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Güzelce abdest alanın, iki namaz [kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti] arasındaki günahlarının hepsi affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Abdestten sonra, on defa salevat-ı şerife getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
(Ancak [kâmil] mümin, devamlı abdestli durabilir.) [İbni Mace]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestli olmaya devam edene, Allahü teâlâ şunları ihsan eder:</span><br />
1- Melekler onun yanından ayrılmaz.<br />
2- Devamlı sevab yazarlar.<br />
3- Bütün azaları tesbih eder.<br />
4- Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur.<br />
5- Sekerat-ı mevti kolaylaşır.<br />
6- Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur.<br />
7- İftitah tekbirini kaçırmaz.<br />
<br />
Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki:<br />
(Ya Musa, sana bir musibet gelince abdestsiz isen, kusuru kendinde bul!) [Şir’a]<br />
<br />
Evliya-i kiram, her zaman abdestli durabilmek için, az yiyip az içerlerdi. İmam-ı Malik hazretleri, üç günde bir yemek yerdi. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlânın huzurunda sık sık helaya gidip gelmekten utanıyorum) buyurdu. (Envar-ül-Kudsiyye)<br />
<br />
Yatağa abdestli girmenin fazileti de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder.) [Hâkim]<br />
<br />
(Abdestli yatıp Allahü teâlâyı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü teâlâyı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder.) [İbni Hibban]<br />
<br />
(Abdestli yatan, gece ibadet eden, gündüz oruç tutan gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Abdestli yatan, gece vefat ederse şehid olur.) [İbni Sünni]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestli durmanın fazileti nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Abdestli bulunmanın fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Abdestli bulunan oruç tutan gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]<br />
<br />
(Abdest alanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Taberani]<br />
<br />
(Can alıcı melek gelince, abdestli olan, şehidlik mertebesine kavuşur.) [Taberani]<br />
<br />
(Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]<br />
<br />
(Abdest için yüzünü yıkayınca günahların kirpiklerinden dökülür. Ellerini yıkayınca el tırnaklarından, başını mesh edince başından, ayaklarını yıkayınca ayak tırnaklarından günahların dökülür. Namazın sevabı yanına kalır.) [Ramuz]<br />
<br />
Abdest alanın bütün küçük günahları affolur. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. (İ. Ahlakı)<br />
<br />
Namaz kıldıktan sonra tekrar abdest almak sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Abdestli iken abdest alana on sevab verilir.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Meşakkat olmasaydı, her namaz için abdest almayı emrederdim.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Abdestini tazeleyenin imanı tazelenmiş [parlamış] olur.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekât namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekât namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]<br />
<br />
(Abdest alınan suyun artanından içmek 70 türlü derde devadır. Bunun en aşağısı hem [sıkıntı, keder]dir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Abdestten sonra Kadir suresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Halebi]<br />
<br />
(Abdestten sonra Kadir suresini okuyan sıddıklardan, 2 defa okuyan şehidlerden yazılır. 3 defa okuyan, Peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi]<br />
<br />
(Abdest alıp, iki rekât namaz kılan, Cennete girmeye layık olur.) [Halebi]<br />
<br />
(Abdest alıp, 2 rekât namaz kılanın günahları affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Güzelce abdest alanın, iki namaz [kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti] arasındaki günahlarının hepsi affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Abdestten sonra, on defa salevat-ı şerife getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
(Ancak [kâmil] mümin, devamlı abdestli durabilir.) [İbni Mace]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestli olmaya devam edene, Allahü teâlâ şunları ihsan eder:</span><br />
1- Melekler onun yanından ayrılmaz.<br />
2- Devamlı sevab yazarlar.<br />
3- Bütün azaları tesbih eder.<br />
4- Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur.<br />
5- Sekerat-ı mevti kolaylaşır.<br />
6- Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur.<br />
7- İftitah tekbirini kaçırmaz.<br />
<br />
Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki:<br />
(Ya Musa, sana bir musibet gelince abdestsiz isen, kusuru kendinde bul!) [Şir’a]<br />
<br />
Evliya-i kiram, her zaman abdestli durabilmek için, az yiyip az içerlerdi. İmam-ı Malik hazretleri, üç günde bir yemek yerdi. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlânın huzurunda sık sık helaya gidip gelmekten utanıyorum) buyurdu. (Envar-ül-Kudsiyye)<br />
<br />
Yatağa abdestli girmenin fazileti de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder.) [Hâkim]<br />
<br />
(Abdestli yatıp Allahü teâlâyı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü teâlâyı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder.) [İbni Hibban]<br />
<br />
(Abdestli yatan, gece ibadet eden, gündüz oruç tutan gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Abdestli yatan, gece vefat ederse şehid olur.) [İbni Sünni]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdestin Farzları]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=198</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:26:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=198</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Dört mezhebe göre, abdestin farzları nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Hanefî mezhebinde:</span><br />
1- Yüzü yıkamak,<br />
2- İki kolu yıkamak [Eller kola dâhildir],<br />
3- Başın en az dörtte birini mesh etmek,<br />
4- İki ayağı yıkamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Mâlikî mezhebinde:</span><br />
1- Niyet,<br />
2- Yüzü yıkamak,<br />
3- İki kolu yıkamak,<br />
4- Başın tamamını mesh etmek,<br />
5- İki ayağı yıkamak,<br />
6- Muvalat [Ara vermeden, uzuvları peş peşe yıkamak],<br />
7- Delk [Yıkanan yerleri ovmak].<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Şâfiî mezhebinde:</span><br />
1- Niyet,<br />
2- Yüzü yıkamak,<br />
3- İki kolu yıkamak,<br />
4- Başın, az bir kısmını mesh etmek,<br />
5- İki ayağı yıkamak,<br />
6- Tertip [Sırayla yıkamak].<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Hanbelî mezhebinde: Abdestin farzı altıdır. Abdestin şartları da farzdır. Bu farzlar da dâhil edilince, abdestin farzları on oluyor:</span><br />
1- Niyet,<br />
2- Besmele çekmek,<br />
3- Yüzü yıkamak,<br />
4- Ağzı yıkamak,<br />
5- Burnu yıkamak,<br />
6- İki kolu yıkamak,<br />
7- Başın tamamını mesh etmek [Kulaklar başa dâhildir],<br />
8- İki ayağı yıkamak,<br />
9- Tertip,<br />
10- Müvalat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestte dört mezhebe uymak<br />
Sual: Abdest alırken dört mezhebe uymaya da, niyet etmek uygun olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
İyi olur. Zaten Hanefi mezhebine uygun, yani farz, sünnet ve müstehablarına uyarak abdest alan kimse, diğer üç mezhebe de uymuş olur. Mesela abdest alırken:<br />
1- Niyet Hanefi’de sünnet, diğer üç mezhepte farzdır.<br />
2- Besmele çekmek, Hanefi’de sünnet, Hanbeli’de farzdır.<br />
3- Ağza, burna su vermek, Hanefi’de sünnet, Hanbeli’de farzdır.<br />
4- Başın tamamını meshetmek, Hanefi’de sünnet, Maliki ve Hanbeli’de farzdır.<br />
5- Tertip yani sıra ile yıkamak, Hanefi’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.<br />
6- Muvalat, yani ara vermeden yıkamak Hanefi’de sünnet, Maliki’de ve Hanbeli’de farzdır.<br />
7- Delk, yani uzuvları ovmak, Hanefi’de sünnet, Maliki’de farzdır.<br />
<br />
Görüldüğü gibi, Hanefi’ye uygun abdest alan, yani farz, sünnet ve müstehablarına da riayet eden diğer mezheplere göre de abdest almış olur.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Dört mezhepte abdesti bozan şeyler<br />
Sual: Diğer hak mezheplerimize göre abdesti bozan şeyler nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Deriden kan çıkınca, Hanefi’de abdest bozulur. Diğer üç mezhepte bozulmaz.<br />
<br />
Deve eti yemek ve ölü yıkamak Hanbeli’de abdesti bozar, diğer üç mezhepte bozmaz.<br />
<br />
Mahrem olmayan kadının eline veya derisine çıplak olarak dokununca Şafii'de abdest bozulur. Hanbeli ve Maliki’de şehvetli dokunursa bozar. Hanefi’de şehvetli de olsa bozmaz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yüz, kollar ve ayaklar<br />
Sual: Abdestte, yüz, kollar ve ayakların neresi yıkanır?</span><br />
CEVAP<br />
Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimiyle çene arasıdır. İki kol, dirsekleriyle birlikte; iki ayaksa, iki yandaki topuk kemikleriyle birlikte yıkanır. Bu uzuvların farz olan yerden biraz fazlasını yıkamak müstehab, daha fazla yıkamak mekruh olur. (S. Ebediyye)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Çene altı<br />
Sual: Abdestte çene altını yıkamak gerekir mi? Çene altı avret midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hanefi’de çene altını yıkamak gerekmez. Şafii’de gerekir. Kadınlar çene altını da kapatmalıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Elleri yıkamak farzdır</span><br />
Sual: Abdestin farzları içinde elleri yıkamak bildirilmeyip sünnetleri arasında bildirildiğine göre, elleri yıkamak sünnet mi oluyor?<br />
CEVAP<br />
El kola dâhil olduğu için, elleri kollarla beraber yıkamak farzdır. Abdeste başlarken elleri yıkamak ise, sünnettir.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Başı mesh ederken</span><br />
Sual: Abdestte elimizdeki ıslaklığın saçımızın dibine yani başımıza temas etmesi gerekiyor mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır, sadece saçların üstüne değmesi gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Saçın arkasını mesh etmek</span><br />
Sual: Abdestte başın dörtte birini mesh etmek farzdır. Saçımız bozulmasın diye saçımızın arkasını mesh etsek caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Farz yerine gelir. Ancak sünnete uygun mesh etmek için başın tamamını mesh etmek gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Eşarba mesh etmek</span><br />
Sual: Kadın olarak dışarıda abdest alırken, saçımızın görünmemesi için, eşarbın üstüne mesh etmek caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır, caiz olmaz. Hanefi’de başın tamamını mesh etmek sünnet, dörtte birini mesh etmek ise farzdır. Bunun için, eşarbı çözmeden, hiç değilse, dörtte birini, mesela başın arka kısmını mesh etmek şarttır. Maliki’yi taklit edenin başının tamamını mesh etmesi farzdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Takke üstüne mesh</span><br />
Sual: Takke veya sarık üzerine mesh caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Uzun saçı mesh ederken</span><br />
Sual: Kadının çok saçını mesh etmesi nasıl olur? Saçın üst yüzüne ıslak eli değdirmek mi yoksa hem üstünü hem altını iyice elini gezdirip ıslatmak mı?<br />
CEVAP<br />
Saçı uzunsa tutup aşağıya doğru çeker, yani saçın sonuna kadar. Altını falan ıslatmak gerekmez, yaş elin değmesi yeter.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Eldeki yaşlıkla mesh</span><br />
Sual: Kolları yıkadıktan sonra, eldeki yaşlıkla başı mesh caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Başörtü üstünden mesh</span><br />
Sual: (Kolaylık olması için kadınlar, başörtülerinin üstünden mesh edebilirler) deniyor. Başörtü üstünden mesh caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır, başörtü üstünden mesh edilmez. Mesh etmiş olmak için, ıslak eli saçlara sürmek gerekir. Bunun gibi, bazı mezhepsizler de, çoraba mesh edilebilir diyorlar. Bunlar dinde kolaylık değil, birer bid’attir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(İbadetleri bizim gibi yapmayan bizden değildir.) [Mizan-ül kübra]<br />
<br />
Kolaylık olsun diye dinin emirlerini değiştirmeye, kimsenin hakkı yoktur. Biri de çıkar, kolaylık olsun diye hiç abdeste lüzum yok, haftada bir abdest alsanız yeter diyebilir. Akılla din olur mu?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Dört mezhebe göre, abdestin farzları nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Hanefî mezhebinde:</span><br />
1- Yüzü yıkamak,<br />
2- İki kolu yıkamak [Eller kola dâhildir],<br />
3- Başın en az dörtte birini mesh etmek,<br />
4- İki ayağı yıkamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Mâlikî mezhebinde:</span><br />
1- Niyet,<br />
2- Yüzü yıkamak,<br />
3- İki kolu yıkamak,<br />
4- Başın tamamını mesh etmek,<br />
5- İki ayağı yıkamak,<br />
6- Muvalat [Ara vermeden, uzuvları peş peşe yıkamak],<br />
7- Delk [Yıkanan yerleri ovmak].<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Şâfiî mezhebinde:</span><br />
1- Niyet,<br />
2- Yüzü yıkamak,<br />
3- İki kolu yıkamak,<br />
4- Başın, az bir kısmını mesh etmek,<br />
5- İki ayağı yıkamak,<br />
6- Tertip [Sırayla yıkamak].<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Hanbelî mezhebinde: Abdestin farzı altıdır. Abdestin şartları da farzdır. Bu farzlar da dâhil edilince, abdestin farzları on oluyor:</span><br />
1- Niyet,<br />
2- Besmele çekmek,<br />
3- Yüzü yıkamak,<br />
4- Ağzı yıkamak,<br />
5- Burnu yıkamak,<br />
6- İki kolu yıkamak,<br />
7- Başın tamamını mesh etmek [Kulaklar başa dâhildir],<br />
8- İki ayağı yıkamak,<br />
9- Tertip,<br />
10- Müvalat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestte dört mezhebe uymak<br />
Sual: Abdest alırken dört mezhebe uymaya da, niyet etmek uygun olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
İyi olur. Zaten Hanefi mezhebine uygun, yani farz, sünnet ve müstehablarına uyarak abdest alan kimse, diğer üç mezhebe de uymuş olur. Mesela abdest alırken:<br />
1- Niyet Hanefi’de sünnet, diğer üç mezhepte farzdır.<br />
2- Besmele çekmek, Hanefi’de sünnet, Hanbeli’de farzdır.<br />
3- Ağza, burna su vermek, Hanefi’de sünnet, Hanbeli’de farzdır.<br />
4- Başın tamamını meshetmek, Hanefi’de sünnet, Maliki ve Hanbeli’de farzdır.<br />
5- Tertip yani sıra ile yıkamak, Hanefi’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.<br />
6- Muvalat, yani ara vermeden yıkamak Hanefi’de sünnet, Maliki’de ve Hanbeli’de farzdır.<br />
7- Delk, yani uzuvları ovmak, Hanefi’de sünnet, Maliki’de farzdır.<br />
<br />
Görüldüğü gibi, Hanefi’ye uygun abdest alan, yani farz, sünnet ve müstehablarına da riayet eden diğer mezheplere göre de abdest almış olur.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Dört mezhepte abdesti bozan şeyler<br />
Sual: Diğer hak mezheplerimize göre abdesti bozan şeyler nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Deriden kan çıkınca, Hanefi’de abdest bozulur. Diğer üç mezhepte bozulmaz.<br />
<br />
Deve eti yemek ve ölü yıkamak Hanbeli’de abdesti bozar, diğer üç mezhepte bozmaz.<br />
<br />
Mahrem olmayan kadının eline veya derisine çıplak olarak dokununca Şafii'de abdest bozulur. Hanbeli ve Maliki’de şehvetli dokunursa bozar. Hanefi’de şehvetli de olsa bozmaz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yüz, kollar ve ayaklar<br />
Sual: Abdestte, yüz, kollar ve ayakların neresi yıkanır?</span><br />
CEVAP<br />
Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimiyle çene arasıdır. İki kol, dirsekleriyle birlikte; iki ayaksa, iki yandaki topuk kemikleriyle birlikte yıkanır. Bu uzuvların farz olan yerden biraz fazlasını yıkamak müstehab, daha fazla yıkamak mekruh olur. (S. Ebediyye)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Çene altı<br />
Sual: Abdestte çene altını yıkamak gerekir mi? Çene altı avret midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hanefi’de çene altını yıkamak gerekmez. Şafii’de gerekir. Kadınlar çene altını da kapatmalıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Elleri yıkamak farzdır</span><br />
Sual: Abdestin farzları içinde elleri yıkamak bildirilmeyip sünnetleri arasında bildirildiğine göre, elleri yıkamak sünnet mi oluyor?<br />
CEVAP<br />
El kola dâhil olduğu için, elleri kollarla beraber yıkamak farzdır. Abdeste başlarken elleri yıkamak ise, sünnettir.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Başı mesh ederken</span><br />
Sual: Abdestte elimizdeki ıslaklığın saçımızın dibine yani başımıza temas etmesi gerekiyor mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır, sadece saçların üstüne değmesi gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Saçın arkasını mesh etmek</span><br />
Sual: Abdestte başın dörtte birini mesh etmek farzdır. Saçımız bozulmasın diye saçımızın arkasını mesh etsek caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Farz yerine gelir. Ancak sünnete uygun mesh etmek için başın tamamını mesh etmek gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Eşarba mesh etmek</span><br />
Sual: Kadın olarak dışarıda abdest alırken, saçımızın görünmemesi için, eşarbın üstüne mesh etmek caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır, caiz olmaz. Hanefi’de başın tamamını mesh etmek sünnet, dörtte birini mesh etmek ise farzdır. Bunun için, eşarbı çözmeden, hiç değilse, dörtte birini, mesela başın arka kısmını mesh etmek şarttır. Maliki’yi taklit edenin başının tamamını mesh etmesi farzdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Takke üstüne mesh</span><br />
Sual: Takke veya sarık üzerine mesh caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Uzun saçı mesh ederken</span><br />
Sual: Kadının çok saçını mesh etmesi nasıl olur? Saçın üst yüzüne ıslak eli değdirmek mi yoksa hem üstünü hem altını iyice elini gezdirip ıslatmak mı?<br />
CEVAP<br />
Saçı uzunsa tutup aşağıya doğru çeker, yani saçın sonuna kadar. Altını falan ıslatmak gerekmez, yaş elin değmesi yeter.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Eldeki yaşlıkla mesh</span><br />
Sual: Kolları yıkadıktan sonra, eldeki yaşlıkla başı mesh caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Başörtü üstünden mesh</span><br />
Sual: (Kolaylık olması için kadınlar, başörtülerinin üstünden mesh edebilirler) deniyor. Başörtü üstünden mesh caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır, başörtü üstünden mesh edilmez. Mesh etmiş olmak için, ıslak eli saçlara sürmek gerekir. Bunun gibi, bazı mezhepsizler de, çoraba mesh edilebilir diyorlar. Bunlar dinde kolaylık değil, birer bid’attir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(İbadetleri bizim gibi yapmayan bizden değildir.) [Mizan-ül kübra]<br />
<br />
Kolaylık olsun diye dinin emirlerini değiştirmeye, kimsenin hakkı yoktur. Biri de çıkar, kolaylık olsun diye hiç abdeste lüzum yok, haftada bir abdest alsanız yeter diyebilir. Akılla din olur mu?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdestin Sünnetleri]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=197</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:24:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=197</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin sünnetleri nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Bazıları şunlardır:<br />
1- Abdeste başlarken, Besmele okumak.<br />
<br />
2- Elleri, bilekleri ile beraber, üç kere yıkamak.<br />
<br />
3- Ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak.<br />
<br />
4- Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak.<br />
<br />
5- Kaş, sakalı ve bıyık altındaki görünmeyen deriyi, yüzü yıkarken ıslatmak.<br />
<br />
6- Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.<br />
<br />
7- Sakalın, sarkan kısmını mesh etmek.<br />
<br />
8- Sakalın, sarkan kısmını sağ elin yaş parmaklarını tarak gibi sokarak hilallemek.<br />
<br />
9- Dişleri bir şey ile ovmak, temizlemek.<br />
<br />
10- Başın her tarafını bir kere mesh etmek.<br />
<br />
11- İki kulağı bir kere mesh etmek.<br />
<br />
12- El ve ayak parmaklarının arasını hilallemek.<br />
<br />
13- Enseyi üçer bitişik parmaklarla, bir kere mesh etmek.<br />
<br />
14- Yıkanacak yerleri, üç kere yıkamak.<br />
<br />
15- Yüzü yıkarken abdeste kalb ile niyet etmek.<br />
<br />
16- Tertibe riayet etmek. Yani uzuvları sıra ile yıkamak.<br />
<br />
17- Delk etmek, yani yıkanan yerleri ovmak.<br />
<br />
18- Muvalat. Yani her uzvu birbiri arkasından yıkarken başka işle uğraşmamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sünneti terk<br />
Sual: Bir özürden dolayı abdestin bir sünnetini terk etmek caiz mi?</span><br />
CEVAP<br />
Özür varsa caizdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadece farzlarını almak<br />
Sual: Abdestin sadece farzlarını almak mekruh mu?</span><br />
CEVAP<br />
Evet, zaruretsiz öyle alınırsa mekruh olur. Mesela her organı bir iki kere yıkamak mekruhtur. Üç kere yıkamak sünnettir. Bir keresi farzdır.<br />
<br />
Abdest ve gusülde niyet<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdest veya guslederken niyet, eli yıkarken mi yoksa yüzü yıkarken mi yapılır?</span><br />
CEVAP<br />
Her ikisi de olur, burnu yıkarken de, ağzı yıkarken de olur. Niyet edilmese bile Hanefi’de abdest ve gusül yine sahih olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Niyet nedir?<br />
Sual: Gusül ve abdestte niyet, kalben etmek mi yoksa ne yaptığını bilmek midir?</span><br />
CEVAP<br />
Kalben niyet etmektir, bilmek değil sadece.<br />
<br />
Abdestin ilk sünneti<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin ilk sünneti nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Helaya girerken ve abdeste başlarken besmele çekmektir.<br />
<br />
Ağza ve burna su vermek<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestte, ağza ve burna su vermek, dört mezhepte de, sünnet midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hanbeli mezhebinde farz, diğer üç mezhepte sünnettir. (Mezahib-i Erbaa)<br />
<br />
Su tasarrufu için<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Su tasarrufu için, abdestte uzuvları birer kere yıkamak uygun olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır. Su çok azsa, su bulma imkânı da yoksa o zaman bir kere yıkamak caiz olur.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Parmakları hilallemek</span><br />
Sual: Şir’at-ül İslam tercümesinin 95. sayfasında, (El parmaklarının arasını hilallemek sünnet, ayak parmaklarını hilallemek ise farzdır) deniyor. Bu yanlış değil mi?<br />
CEVAP<br />
Evet, yanlıştır. Şir’a şerhinde, bunun gibi başka hataların da olduğunu, daha önceki yazılarımızda bildirmiştik. Muteber kitaplarda deniyor ki:<br />
Abdestte, el ve ayak parmaklarını hilallemek, müekked sünnettir. (Redd-ül-muhtar, F. Hindiye, M. Erbea, Dürer ve Gurer)<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Abdestte sıra</span><br />
Sual: Bazı kimseler abdestte, yüzlerini yıkadıktan sonra başa mesh yapıp sonra kolları yıkıyorlar. Sünnet şekli yüzü, sonra kolları yıkamak, sonra başa mesh etmek değil midir?<br />
CEVAP<br />
Evet Hanefi’de o sıra ile yıkamak sünnettir. Şafii’de ise farzdır. Bütün din kitapları böyle yazar. Kur’an-ı kerimde abdest âyetinin meali şöyledir:<br />
(Ey inananlar, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın.) [Maide 6]<br />
<br />
Abdestin âyetteki sıraya göre alınacağı hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. Birinin meali şöyledir:<br />
(Hazret-i Osman abdest alırken, üç defa ellerini yıkadı; sonra üç defa ağzını ve burnun içini; sonra üç defa yüzünü; üç defa dirseklerine kadar sağ ve sol kolunu yıkadı; sonra da başının tamamını meshedip üç defa sağ ayağını, üç defa sol ayağını topuklarına kadar yıkadı. Sonra, “Resulullah böyle abdest alıyor” dedi.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi]<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Boğazı mesh etmek</span><br />
Sual: Abdestin sünnetleri sayılırken boynu mesh etmek tabiri geçiyor. Boyun mesh edilirken ense ve boğaz da mesh edilir mi?<br />
CEVAP<br />
Ense mesh edilir, boynun yanları mesh edilir, fakat boğazı mesh etmek bid’attir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Boynu mesh etmek</span><br />
Sual: Boynu mesh etmek bid’at mi?<br />
CEVAP<br />
Boynu mesh etmek, bid’at değil sünnettir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
Resulullah, başının tamamını, kulaklarının da iç ve dış kısımlarını mesh ederdi. (Tirmizi, Ebu Davud)<br />
<br />
Boynu meshetmeye müstehap diyenler var ise de, el-Bahr ve diğer kitaplarda sünnet olduğu bildirilmiştir. Gırtlağı mesh etmek ise bid’attir. (Redd-ül-muhtar)<br />
<br />
Yine Nimet-i İslam kitabının abdestin sünnetlerinin on altıncısında diyor ki:<br />
(Baş ve kulaklardan sonra, iki elin arkası ile boynu mesh etmek.)<br />
<br />
Boynu meshetmenin sünnet olduğu bütün fıkıh kitaplarında vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kaşın altını ıslatmak</span><br />
Sual: S. Ebediyye’de (Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak sünnettir) ifadesi geçiyor. Kaşın altından maksat, kaşlarla göz kapakları arası mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Kaşların dipleri demektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestte protezi çıkarmak</span><br />
Sual: Protez dişi her abdestte çıkarıp takmak zor oluyor. Abdest alırken çıkabilen protez dişleri çıkarmadan alınan abdest, sahih midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, sahihtir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin sünnetleri nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Bazıları şunlardır:<br />
1- Abdeste başlarken, Besmele okumak.<br />
<br />
2- Elleri, bilekleri ile beraber, üç kere yıkamak.<br />
<br />
3- Ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak.<br />
<br />
4- Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak.<br />
<br />
5- Kaş, sakalı ve bıyık altındaki görünmeyen deriyi, yüzü yıkarken ıslatmak.<br />
<br />
6- Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.<br />
<br />
7- Sakalın, sarkan kısmını mesh etmek.<br />
<br />
8- Sakalın, sarkan kısmını sağ elin yaş parmaklarını tarak gibi sokarak hilallemek.<br />
<br />
9- Dişleri bir şey ile ovmak, temizlemek.<br />
<br />
10- Başın her tarafını bir kere mesh etmek.<br />
<br />
11- İki kulağı bir kere mesh etmek.<br />
<br />
12- El ve ayak parmaklarının arasını hilallemek.<br />
<br />
13- Enseyi üçer bitişik parmaklarla, bir kere mesh etmek.<br />
<br />
14- Yıkanacak yerleri, üç kere yıkamak.<br />
<br />
15- Yüzü yıkarken abdeste kalb ile niyet etmek.<br />
<br />
16- Tertibe riayet etmek. Yani uzuvları sıra ile yıkamak.<br />
<br />
17- Delk etmek, yani yıkanan yerleri ovmak.<br />
<br />
18- Muvalat. Yani her uzvu birbiri arkasından yıkarken başka işle uğraşmamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sünneti terk<br />
Sual: Bir özürden dolayı abdestin bir sünnetini terk etmek caiz mi?</span><br />
CEVAP<br />
Özür varsa caizdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadece farzlarını almak<br />
Sual: Abdestin sadece farzlarını almak mekruh mu?</span><br />
CEVAP<br />
Evet, zaruretsiz öyle alınırsa mekruh olur. Mesela her organı bir iki kere yıkamak mekruhtur. Üç kere yıkamak sünnettir. Bir keresi farzdır.<br />
<br />
Abdest ve gusülde niyet<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdest veya guslederken niyet, eli yıkarken mi yoksa yüzü yıkarken mi yapılır?</span><br />
CEVAP<br />
Her ikisi de olur, burnu yıkarken de, ağzı yıkarken de olur. Niyet edilmese bile Hanefi’de abdest ve gusül yine sahih olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Niyet nedir?<br />
Sual: Gusül ve abdestte niyet, kalben etmek mi yoksa ne yaptığını bilmek midir?</span><br />
CEVAP<br />
Kalben niyet etmektir, bilmek değil sadece.<br />
<br />
Abdestin ilk sünneti<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin ilk sünneti nedir?</span><br />
CEVAP<br />
Helaya girerken ve abdeste başlarken besmele çekmektir.<br />
<br />
Ağza ve burna su vermek<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestte, ağza ve burna su vermek, dört mezhepte de, sünnet midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hanbeli mezhebinde farz, diğer üç mezhepte sünnettir. (Mezahib-i Erbaa)<br />
<br />
Su tasarrufu için<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Su tasarrufu için, abdestte uzuvları birer kere yıkamak uygun olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır. Su çok azsa, su bulma imkânı da yoksa o zaman bir kere yıkamak caiz olur.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Parmakları hilallemek</span><br />
Sual: Şir’at-ül İslam tercümesinin 95. sayfasında, (El parmaklarının arasını hilallemek sünnet, ayak parmaklarını hilallemek ise farzdır) deniyor. Bu yanlış değil mi?<br />
CEVAP<br />
Evet, yanlıştır. Şir’a şerhinde, bunun gibi başka hataların da olduğunu, daha önceki yazılarımızda bildirmiştik. Muteber kitaplarda deniyor ki:<br />
Abdestte, el ve ayak parmaklarını hilallemek, müekked sünnettir. (Redd-ül-muhtar, F. Hindiye, M. Erbea, Dürer ve Gurer)<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Abdestte sıra</span><br />
Sual: Bazı kimseler abdestte, yüzlerini yıkadıktan sonra başa mesh yapıp sonra kolları yıkıyorlar. Sünnet şekli yüzü, sonra kolları yıkamak, sonra başa mesh etmek değil midir?<br />
CEVAP<br />
Evet Hanefi’de o sıra ile yıkamak sünnettir. Şafii’de ise farzdır. Bütün din kitapları böyle yazar. Kur’an-ı kerimde abdest âyetinin meali şöyledir:<br />
(Ey inananlar, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın.) [Maide 6]<br />
<br />
Abdestin âyetteki sıraya göre alınacağı hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. Birinin meali şöyledir:<br />
(Hazret-i Osman abdest alırken, üç defa ellerini yıkadı; sonra üç defa ağzını ve burnun içini; sonra üç defa yüzünü; üç defa dirseklerine kadar sağ ve sol kolunu yıkadı; sonra da başının tamamını meshedip üç defa sağ ayağını, üç defa sol ayağını topuklarına kadar yıkadı. Sonra, “Resulullah böyle abdest alıyor” dedi.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi]<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Boğazı mesh etmek</span><br />
Sual: Abdestin sünnetleri sayılırken boynu mesh etmek tabiri geçiyor. Boyun mesh edilirken ense ve boğaz da mesh edilir mi?<br />
CEVAP<br />
Ense mesh edilir, boynun yanları mesh edilir, fakat boğazı mesh etmek bid’attir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Boynu mesh etmek</span><br />
Sual: Boynu mesh etmek bid’at mi?<br />
CEVAP<br />
Boynu mesh etmek, bid’at değil sünnettir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
Resulullah, başının tamamını, kulaklarının da iç ve dış kısımlarını mesh ederdi. (Tirmizi, Ebu Davud)<br />
<br />
Boynu meshetmeye müstehap diyenler var ise de, el-Bahr ve diğer kitaplarda sünnet olduğu bildirilmiştir. Gırtlağı mesh etmek ise bid’attir. (Redd-ül-muhtar)<br />
<br />
Yine Nimet-i İslam kitabının abdestin sünnetlerinin on altıncısında diyor ki:<br />
(Baş ve kulaklardan sonra, iki elin arkası ile boynu mesh etmek.)<br />
<br />
Boynu meshetmenin sünnet olduğu bütün fıkıh kitaplarında vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kaşın altını ıslatmak</span><br />
Sual: S. Ebediyye’de (Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak sünnettir) ifadesi geçiyor. Kaşın altından maksat, kaşlarla göz kapakları arası mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Kaşların dipleri demektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestte protezi çıkarmak</span><br />
Sual: Protez dişi her abdestte çıkarıp takmak zor oluyor. Abdest alırken çıkabilen protez dişleri çıkarmadan alınan abdest, sahih midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, sahihtir</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdestin Edepleri]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=196</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:22:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=196</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin edepleri nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Edep, burada yapılması sevab olup, yapılmazsa hiç günah olmayan şeyler demektir. Hâlbuki sünneti yapmak sevab olup, yapmamak, tenzihi mekruhtur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestin edeplerinden, bazıları şunlardır:</span><br />
<br />
1- Abdesti, namaz vakti girmeden önce almak.<br />
<br />
2- Helâda taharetlenirken, kıbleyi sağ veya sol tarafa almak.<br />
<br />
3- Su ile taharetlenmek. Temizleninceye kadar yıkamalıdır.<br />
<br />
4- Taharetlendikten sonra, bez ile kurulanmak.<br />
<br />
5- Taharetlendikten sonra, avret mahallini hemen örtmek.<br />
<br />
6- Başkasından yardım istemeyip, abdesti kendisi almak.<br />
<br />
7- Kıbleye karşı, abdest almak.<br />
<br />
8- Abdest alırken konuşmamak.<br />
<br />
9- Her uzvu yıkarken, kelime-i şehadet okumak.<br />
<br />
10- Abdest dualarını okumak.<br />
<br />
11- Ağzına sağ el ile su vermek.<br />
<br />
12- Burnuna sağ el ile su vermek, sol el ile temizlemek.<br />
<br />
13- Ağzı yıkarken, dişleri Misvak ile temizlemek.<br />
<br />
14- Ağzı yıkarken, oruçlu değilse, ağzı çalkalamak, yani boğazında hafif gargara yapmak.<br />
<br />
15- Burnu yıkarken, suyu kemiğe yakın çekmek.<br />
<br />
16- Kulağı mesh ederken birer parmağı, kulak deliğine sokmak.<br />
<br />
17- Ayak parmaklarının aralarını tahlil ederken, sol elin küçük parmağı ile ve alt taraflarından tahlil etmek.<br />
<br />
18- Elleri yıkarken, geniş yüzüğü yerinden oynatmak. Dar, sıkı yüzüğü oynatmak ise farzdır.<br />
<br />
19- Su bol ise de, israf etmemek.<br />
<br />
20- Suyu, yağ sürer gibi az kullanmamak.<br />
<br />
21- Abdest aldığı kabı dolu bırakmak.<br />
<br />
22- Abdest bitince veya ortasında, (Allahümmec’alnî minettevvâbîne vec’alnî minel-mütetahhirîne vec’alnî min ibâdikes-sâlihîne vec’alnî minellezîne lâ havfün aleyhim velâ hüm yahzenûn) duasını okumak.<br />
<br />
23- Abdestten sonra Sübha, yani iki rekât namaz kılmak.<br />
<br />
24- Abdestli iken, abdest almak. Yani namaz kıldıktan sonra, abdestli iken, yeni namaz için bir daha abdest almaktır.<br />
<br />
25- Yüzü yıkarken, göz pınarını, çapakları temizlemek.<br />
<br />
26- Yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak.<br />
<br />
27- Abdest alırken, kullanılan sudan, elbiseye, üste, başa sıçratmamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest alınca kurulanmak<br />
Sual: Abdestten sonra havlu ile kurulanmak caiz midir? Şafiiler niçin kurulanmıyor?</span><br />
CEVAP<br />
Hanefi’de abdest aldıktan sonra kurulanmak caizdir, mahzuru yoktur. Hatta müstehap diyen âlimler vardır. Kışın soğukta kurulanmasa zararı olabilir. Ekvatora yakın sıcak memleketlerde kurulanmak o kadar önemli değildir. Şafii’de kurulanmamak evladır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Abdest aldıktan sonra temiz bir havlu ile kurulanmakta beis yoktur. Kurulanmamak iyidir. Çünkü abdest suyu, diğer amellerle beraber tartıya girer.) [İ. Asakir]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Çeşmeden içmek<br />
Sual: Abdestten artan suyu, kıbleye karşı ayak üzere içmek müstehabdır. Çeşmeden içmek de olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Üç defa hilallemek</span><br />
Sual: Abdestte ayak parmaklarını üç defa hilallemek müstehap mı?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sol elle hilallemek</span><br />
Sual: Ayak parmaklarını, sol elin başparmağı ile de hilallemek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kolları sıvarken</span><br />
Sual: Abdest için kolları sıvamaya sağdan mı başlanır?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Ayak parmaklarını hilallemek</span><br />
Sual: Ayak parmakları nasıl hilallenir?<br />
CEVAP<br />
Sağ ayağı yıkarken, sol elin küçük parmağı ile sağ ayağın küçük parmağından başlanır, başparmağa doğru, ayak parmaklarının alt tarafından araları hilallenir. Sol ayağı yıkarken, sol elin küçük parmağı ile sol ayağın başparmağından başlanır, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının alt tarafından araları hilallenir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Su serpmek<br />
Sual: Mızraklı ilmihal kitabında, (Abdestten sonra şalvarına biraz su serpmek müstehabdır) diye yazıyor. Su serpmekle bir yer temizlenmez. Bu bir hurafe değil midir?</span><br />
CEVAP<br />
Akılla, mantıkla dini hüküm öğrenilmez. Mızraklı ilmihal diye bilinen ilmihal kitabının asıl ismi, Miftah-ul-Cennet olup, muteber bir eserdir. Süfyan bin Sekafi hazretleri de buyuruyor ki:<br />
(Resulullah efendimiz, abdest aldıklarında, bir avuç suyu önlerine serperlerdi.) [Nesai, İbni Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed]<br />
<br />
Abdest alırken başımızı mesh ediyoruz. Mesh etmekle saç yıkanmış olmuyor, ama din emrettiği için yapıyoruz. Bu emre, aklımız ermese de uymamız şarttır</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin edepleri nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Edep, burada yapılması sevab olup, yapılmazsa hiç günah olmayan şeyler demektir. Hâlbuki sünneti yapmak sevab olup, yapmamak, tenzihi mekruhtur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestin edeplerinden, bazıları şunlardır:</span><br />
<br />
1- Abdesti, namaz vakti girmeden önce almak.<br />
<br />
2- Helâda taharetlenirken, kıbleyi sağ veya sol tarafa almak.<br />
<br />
3- Su ile taharetlenmek. Temizleninceye kadar yıkamalıdır.<br />
<br />
4- Taharetlendikten sonra, bez ile kurulanmak.<br />
<br />
5- Taharetlendikten sonra, avret mahallini hemen örtmek.<br />
<br />
6- Başkasından yardım istemeyip, abdesti kendisi almak.<br />
<br />
7- Kıbleye karşı, abdest almak.<br />
<br />
8- Abdest alırken konuşmamak.<br />
<br />
9- Her uzvu yıkarken, kelime-i şehadet okumak.<br />
<br />
10- Abdest dualarını okumak.<br />
<br />
11- Ağzına sağ el ile su vermek.<br />
<br />
12- Burnuna sağ el ile su vermek, sol el ile temizlemek.<br />
<br />
13- Ağzı yıkarken, dişleri Misvak ile temizlemek.<br />
<br />
14- Ağzı yıkarken, oruçlu değilse, ağzı çalkalamak, yani boğazında hafif gargara yapmak.<br />
<br />
15- Burnu yıkarken, suyu kemiğe yakın çekmek.<br />
<br />
16- Kulağı mesh ederken birer parmağı, kulak deliğine sokmak.<br />
<br />
17- Ayak parmaklarının aralarını tahlil ederken, sol elin küçük parmağı ile ve alt taraflarından tahlil etmek.<br />
<br />
18- Elleri yıkarken, geniş yüzüğü yerinden oynatmak. Dar, sıkı yüzüğü oynatmak ise farzdır.<br />
<br />
19- Su bol ise de, israf etmemek.<br />
<br />
20- Suyu, yağ sürer gibi az kullanmamak.<br />
<br />
21- Abdest aldığı kabı dolu bırakmak.<br />
<br />
22- Abdest bitince veya ortasında, (Allahümmec’alnî minettevvâbîne vec’alnî minel-mütetahhirîne vec’alnî min ibâdikes-sâlihîne vec’alnî minellezîne lâ havfün aleyhim velâ hüm yahzenûn) duasını okumak.<br />
<br />
23- Abdestten sonra Sübha, yani iki rekât namaz kılmak.<br />
<br />
24- Abdestli iken, abdest almak. Yani namaz kıldıktan sonra, abdestli iken, yeni namaz için bir daha abdest almaktır.<br />
<br />
25- Yüzü yıkarken, göz pınarını, çapakları temizlemek.<br />
<br />
26- Yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak.<br />
<br />
27- Abdest alırken, kullanılan sudan, elbiseye, üste, başa sıçratmamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest alınca kurulanmak<br />
Sual: Abdestten sonra havlu ile kurulanmak caiz midir? Şafiiler niçin kurulanmıyor?</span><br />
CEVAP<br />
Hanefi’de abdest aldıktan sonra kurulanmak caizdir, mahzuru yoktur. Hatta müstehap diyen âlimler vardır. Kışın soğukta kurulanmasa zararı olabilir. Ekvatora yakın sıcak memleketlerde kurulanmak o kadar önemli değildir. Şafii’de kurulanmamak evladır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Abdest aldıktan sonra temiz bir havlu ile kurulanmakta beis yoktur. Kurulanmamak iyidir. Çünkü abdest suyu, diğer amellerle beraber tartıya girer.) [İ. Asakir]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Çeşmeden içmek<br />
Sual: Abdestten artan suyu, kıbleye karşı ayak üzere içmek müstehabdır. Çeşmeden içmek de olur mu?</span><br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Üç defa hilallemek</span><br />
Sual: Abdestte ayak parmaklarını üç defa hilallemek müstehap mı?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sol elle hilallemek</span><br />
Sual: Ayak parmaklarını, sol elin başparmağı ile de hilallemek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kolları sıvarken</span><br />
Sual: Abdest için kolları sıvamaya sağdan mı başlanır?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Ayak parmaklarını hilallemek</span><br />
Sual: Ayak parmakları nasıl hilallenir?<br />
CEVAP<br />
Sağ ayağı yıkarken, sol elin küçük parmağı ile sağ ayağın küçük parmağından başlanır, başparmağa doğru, ayak parmaklarının alt tarafından araları hilallenir. Sol ayağı yıkarken, sol elin küçük parmağı ile sol ayağın başparmağından başlanır, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının alt tarafından araları hilallenir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Su serpmek<br />
Sual: Mızraklı ilmihal kitabında, (Abdestten sonra şalvarına biraz su serpmek müstehabdır) diye yazıyor. Su serpmekle bir yer temizlenmez. Bu bir hurafe değil midir?</span><br />
CEVAP<br />
Akılla, mantıkla dini hüküm öğrenilmez. Mızraklı ilmihal diye bilinen ilmihal kitabının asıl ismi, Miftah-ul-Cennet olup, muteber bir eserdir. Süfyan bin Sekafi hazretleri de buyuruyor ki:<br />
(Resulullah efendimiz, abdest aldıklarında, bir avuç suyu önlerine serperlerdi.) [Nesai, İbni Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed]<br />
<br />
Abdest alırken başımızı mesh ediyoruz. Mesh etmekle saç yıkanmış olmuyor, ama din emrettiği için yapıyoruz. Bu emre, aklımız ermese de uymamız şarttır</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdestin Mekruhları]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=195</link>
			<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:14:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=195</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin mekruhları nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Şunlardır:<br />
<br />
1- Ayaklarını yıkarken kıbleye doğru uzatmak.<br />
<br />
2- Abdest alırken avret yerini açmaktır.<br />
<br />
3- Suyu israf etmek, çok kullanmak.<br />
<br />
4- Suyu yeterinden az, yağ sürer gibi az kullanmak.<br />
<br />
5- Yüzüne suyu çarparak vurmak.<br />
<br />
6- Abdest aldığı suya üflemek.<br />
<br />
7- Abdest alırken konuşmak.<br />
<br />
8- Abdest aldığı suya veya leğene tükürmek veya sümkürmek.<br />
<br />
9- Gargara yaparken boğazına su kaçırmak.<br />
<br />
10- Gözünü yummak veya pek açmak.<br />
<br />
11- Soldan başlamak.<br />
<br />
12- Sağ eliyle sümkürmek.<br />
<br />
13- Sol eliyle ağzına veya burnuna su vermek.<br />
<br />
14- Güneşte kalıp ısınmış su ile abdest almak.<br />
<br />
15- Arkasını kıbleye dönmek.<br />
<br />
16- Müstamel sudan sakınmamak.<br />
<br />
17- Dünya kelamı söylemek.<br />
<br />
18- Üçten eksik veya fazla yıkamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest alırken<br />
Sual: Abdest alırken yapılması uygun olmayan şeyler nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Bazıları şunlardır:<br />
<br />
1- Helâda, kırda abdest bozarken, kıbleyi öne, arkaya getirmek mekruhtur.<br />
<br />
2- Taharetlenmek için, biri yanında avret yerini açmak haramdır.<br />
<br />
3- Sağ el ile taharetlenmemelidir.<br />
<br />
4- Su olmadığı zaman, gıda maddesiyle, gübre ile, kemik ile, hayvan gıdası ile, kömür ile ve başkasının malı ile, saksı, kiremit parçası ile, kamış ile ve yaprak ile ve bez ile, kağıt ile taharetlenmek mekruhtur.<br />
<br />
5- Abdest a’zasını, hududundan pek aşırı veya eksik olarak yıkamamalı ve üçten az veya çok yıkamak mekruhtur.<br />
<br />
6- Ağzı ve gözleri sıkı kapamamalıdır. Dudağın görünen kısmında ve göz kapağında ıslanmadık az bir yer kalırsa, abdest kabul olmaz.<br />
<br />
7- Baş, kulaklar veya enseden birini, her defasında eli ayrı ayrı ıslatarak, birden fazla mesh etmemeli. Her defasında ıslatmadan tekrarlanabilir.<br />
<br />
8- İhtiyaç olmadıkça, abdest alırken dünya kelamı konuşmamalı.<br />
<br />
Tembih: Zaruret, mecburiyet olmadıkça aşağıdaki hususlara da riayet etmelidir:<br />
<br />
1- İki eli çolak olan, taharetlenemez. Kolları toprağa, yüzünü duvara sürerek teyemmüm eder. Yüzünde de yara varsa, namazı abdestsiz kılar, terk etmez.<br />
<br />
2- Hasta olana, hanımı, çocukları, kardeşleri abdest aldırabilir.<br />
<br />
3- Taş ve benzerleri ile taharetlenmek, su yerine geçer.<br />
<br />
4- Deli olan veya bayılan kimse, 24 saatte ayılamazsa, iyi olunca, namazlarını kaza etmez. İçki ile veya uyuşturucuyla, ilaç ile aklı giden, her namazı kaza eder. Yatarak başı ile ima edemeyecek kadar ağır hastalığı 24 saatten çok devam eden kimseden, aklı başında olsa bile, namaz sakıt olur.<br />
<br />
5- Helâya özel pijama veya elbise ile ve başı örtülü girmek müstehaptır.<br />
<br />
6- Helâya girerken elinde, Allahü teâlânın ismi ve Kur’an-ı kerim yazılı bir şey bulunmamalı. Cepte olursa mahzuru olmaz. Muskanın da mahzuru olmaz.<br />
<br />
7- Helâya sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmalıdır.<br />
<br />
8- Helâda konuşmamalıdır.<br />
<br />
9- Avret yerine ve necasete bakmamalı, helâya tükürmemelidir.<br />
<br />
10- Helâda bir şey yiyip içmemeli, şarkı söylememeli, sigara içmemeli, sakız çiğnememelidir.<br />
<br />
11- Hiçbir suya, cami duvarına, kabristana ve yola abdest bozmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Suya abdest bozmak<br />
Sual: Hiçbir suya abdest bozmamalı deniyor, klozet içindeki sular da, buna dâhil midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır, klozetteki su, buna dâhil değildir. Orası zaten abdest bozma yeridir. Abdest bozulması uygun olmayan sular; insan veya hayvanların içtiği yahut insanların kullandığı sulardır. Bunlar da, ırmak, çay, göl, gölet, havuz ve su birikintileridir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Dört kere yıkamak</span><br />
Sual: Abdestte bir uzvu üçten az veya fazla yıkamak mekruh oluyor. Şaşırıp bir uzvu dört yıkasak mekruh olur mu? Bir de namaz kılarken rükû veya secdelerde tesbihleri dalgınlıkla üç yerine dört söylesek ne gerekir?<br />
CEVAP<br />
Dinimizde unutmak, yanılmak, şaşırmak özür olur. Abdest alırken bir uzvu, iki mi, üç mü yıkadım diye tereddüt edilse, bir kere daha yıkanılıp bırakılır. Bu yıkadığımız dördüncü bile olsa, kasten yapmadığımız için mekruh olmaz. Rükû veya secdelerde tesbihler 3, 5, 7, 9 ve 11 gibi tek söylenir. Şaşırıp da, 4, 6 gibi çift söylenirse hiç mahzuru olmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Şüphe eden</span><br />
Sual: Bazen abdest alırken, bir yeri, üç kere mi, iki kere mi yıkadım diye şüphe ediyorum. Üçten eksik veya fazla yıkamak mekruh olduğuna göre, ne yapmam gerekir?<br />
CEVAP<br />
Her zaman böyle oluyorsa vesvesedir, bir şey yapmak gerekmez. Çok nadir oluyorsa, bir kere daha yıkanır, böyle olunca dört kere yıkanmış olsa bile mekruh olmaz; çünkü kasıtlı olarak dört defa yıkanmış olmuyor. Kasıtlı olarak, yani bilerek, bir uzvu üç defadan az veya çok yıkamak mekruhtur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Güneş enerjisi<br />
Sual: Güneş enerjisi ile ısınan su ile abdest almak mekruh mu?</span><br />
CEVAP<br />
Güneş enerjisinden aletler vasıtası ile ısınıyorsa, mekruh olmaz. Güneşte kalarak ısınmışsa tenzihen mekruh olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Nur üstüne nur</span><br />
Sual: S. Ebediyye’de, (Namaz kıldıktan sonra, abdestli iken, yeni namaz için bir daha abdest almak müstehabdır) denirken, bir başka yerde, (Abdesti kullanmadan yeni bir abdest almak mekruhtur) deniyor. Aradaki fark nedir?<br />
CEVAP<br />
Abdest aldıktan sonra, onu kullanmadan, mesela Mushaf’a dokunmadan veya namaz kılmadan, tekrar abdest almak mekruh olur. Kullandıktan sonra, tekrar abdest almak ise, nur üstüne nurdur, müstehabdır. Üç hadis-i şerif meali:<br />
<br />
(Eğer ümmetime meşakkat vereceğimi bilmeseydim, onlara her namaz kılacakları vakit [abdestli olsalar da], abdest almalarını emrederdim.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Abdestli iken abdest alana, on hasene [on sevab] yazılır.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Abdest üstüne abdest almak, nur üstüne nurdur.) [İhya, Dürr-ül muhtar]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sıcak su için</span><br />
Sual: Soğuk günlerde abdest alırken sıcak su gelmesi için musluğu fazla açmak israfa girer mi?<br />
CEVAP<br />
İsraf olmaz, kasten yapılmıyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Ayakları yıkarken</span><br />
Sual: Kıbleye karşı abdest alırken lavaboya ayağımızı kaldırınca diz kıbleye geliyor. Mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Kıbleye ayakları uzatmak mekruh olur. Ya yan durmalı veya varsa başka muslukta yıkamalı.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestte israf</span><br />
Sual: Abdest alırken, musluğu hep açık tutmak israf olur mu?<br />
CEVAP<br />
Az açmak, israf olmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Yellenince</span><br />
Sual: Yellenince yıkamak gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Yellenince yıkamak mekruh olur; ama yellenirken pislik de çıkarsa yıkamak gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Diş fırçalamak</span><br />
Sual: Abdest aldıktan sonra diş fırçalamak mekruh mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır; fakat diş kanayabilir ve abdest bozulabilir. Abdestten önce yapmak gerekir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sual: Abdestin mekruhları nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Şunlardır:<br />
<br />
1- Ayaklarını yıkarken kıbleye doğru uzatmak.<br />
<br />
2- Abdest alırken avret yerini açmaktır.<br />
<br />
3- Suyu israf etmek, çok kullanmak.<br />
<br />
4- Suyu yeterinden az, yağ sürer gibi az kullanmak.<br />
<br />
5- Yüzüne suyu çarparak vurmak.<br />
<br />
6- Abdest aldığı suya üflemek.<br />
<br />
7- Abdest alırken konuşmak.<br />
<br />
8- Abdest aldığı suya veya leğene tükürmek veya sümkürmek.<br />
<br />
9- Gargara yaparken boğazına su kaçırmak.<br />
<br />
10- Gözünü yummak veya pek açmak.<br />
<br />
11- Soldan başlamak.<br />
<br />
12- Sağ eliyle sümkürmek.<br />
<br />
13- Sol eliyle ağzına veya burnuna su vermek.<br />
<br />
14- Güneşte kalıp ısınmış su ile abdest almak.<br />
<br />
15- Arkasını kıbleye dönmek.<br />
<br />
16- Müstamel sudan sakınmamak.<br />
<br />
17- Dünya kelamı söylemek.<br />
<br />
18- Üçten eksik veya fazla yıkamak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdest alırken<br />
Sual: Abdest alırken yapılması uygun olmayan şeyler nelerdir?</span><br />
CEVAP<br />
Bazıları şunlardır:<br />
<br />
1- Helâda, kırda abdest bozarken, kıbleyi öne, arkaya getirmek mekruhtur.<br />
<br />
2- Taharetlenmek için, biri yanında avret yerini açmak haramdır.<br />
<br />
3- Sağ el ile taharetlenmemelidir.<br />
<br />
4- Su olmadığı zaman, gıda maddesiyle, gübre ile, kemik ile, hayvan gıdası ile, kömür ile ve başkasının malı ile, saksı, kiremit parçası ile, kamış ile ve yaprak ile ve bez ile, kağıt ile taharetlenmek mekruhtur.<br />
<br />
5- Abdest a’zasını, hududundan pek aşırı veya eksik olarak yıkamamalı ve üçten az veya çok yıkamak mekruhtur.<br />
<br />
6- Ağzı ve gözleri sıkı kapamamalıdır. Dudağın görünen kısmında ve göz kapağında ıslanmadık az bir yer kalırsa, abdest kabul olmaz.<br />
<br />
7- Baş, kulaklar veya enseden birini, her defasında eli ayrı ayrı ıslatarak, birden fazla mesh etmemeli. Her defasında ıslatmadan tekrarlanabilir.<br />
<br />
8- İhtiyaç olmadıkça, abdest alırken dünya kelamı konuşmamalı.<br />
<br />
Tembih: Zaruret, mecburiyet olmadıkça aşağıdaki hususlara da riayet etmelidir:<br />
<br />
1- İki eli çolak olan, taharetlenemez. Kolları toprağa, yüzünü duvara sürerek teyemmüm eder. Yüzünde de yara varsa, namazı abdestsiz kılar, terk etmez.<br />
<br />
2- Hasta olana, hanımı, çocukları, kardeşleri abdest aldırabilir.<br />
<br />
3- Taş ve benzerleri ile taharetlenmek, su yerine geçer.<br />
<br />
4- Deli olan veya bayılan kimse, 24 saatte ayılamazsa, iyi olunca, namazlarını kaza etmez. İçki ile veya uyuşturucuyla, ilaç ile aklı giden, her namazı kaza eder. Yatarak başı ile ima edemeyecek kadar ağır hastalığı 24 saatten çok devam eden kimseden, aklı başında olsa bile, namaz sakıt olur.<br />
<br />
5- Helâya özel pijama veya elbise ile ve başı örtülü girmek müstehaptır.<br />
<br />
6- Helâya girerken elinde, Allahü teâlânın ismi ve Kur’an-ı kerim yazılı bir şey bulunmamalı. Cepte olursa mahzuru olmaz. Muskanın da mahzuru olmaz.<br />
<br />
7- Helâya sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmalıdır.<br />
<br />
8- Helâda konuşmamalıdır.<br />
<br />
9- Avret yerine ve necasete bakmamalı, helâya tükürmemelidir.<br />
<br />
10- Helâda bir şey yiyip içmemeli, şarkı söylememeli, sigara içmemeli, sakız çiğnememelidir.<br />
<br />
11- Hiçbir suya, cami duvarına, kabristana ve yola abdest bozmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Suya abdest bozmak<br />
Sual: Hiçbir suya abdest bozmamalı deniyor, klozet içindeki sular da, buna dâhil midir?</span><br />
CEVAP<br />
Hayır, klozetteki su, buna dâhil değildir. Orası zaten abdest bozma yeridir. Abdest bozulması uygun olmayan sular; insan veya hayvanların içtiği yahut insanların kullandığı sulardır. Bunlar da, ırmak, çay, göl, gölet, havuz ve su birikintileridir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Dört kere yıkamak</span><br />
Sual: Abdestte bir uzvu üçten az veya fazla yıkamak mekruh oluyor. Şaşırıp bir uzvu dört yıkasak mekruh olur mu? Bir de namaz kılarken rükû veya secdelerde tesbihleri dalgınlıkla üç yerine dört söylesek ne gerekir?<br />
CEVAP<br />
Dinimizde unutmak, yanılmak, şaşırmak özür olur. Abdest alırken bir uzvu, iki mi, üç mü yıkadım diye tereddüt edilse, bir kere daha yıkanılıp bırakılır. Bu yıkadığımız dördüncü bile olsa, kasten yapmadığımız için mekruh olmaz. Rükû veya secdelerde tesbihler 3, 5, 7, 9 ve 11 gibi tek söylenir. Şaşırıp da, 4, 6 gibi çift söylenirse hiç mahzuru olmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Şüphe eden</span><br />
Sual: Bazen abdest alırken, bir yeri, üç kere mi, iki kere mi yıkadım diye şüphe ediyorum. Üçten eksik veya fazla yıkamak mekruh olduğuna göre, ne yapmam gerekir?<br />
CEVAP<br />
Her zaman böyle oluyorsa vesvesedir, bir şey yapmak gerekmez. Çok nadir oluyorsa, bir kere daha yıkanır, böyle olunca dört kere yıkanmış olsa bile mekruh olmaz; çünkü kasıtlı olarak dört defa yıkanmış olmuyor. Kasıtlı olarak, yani bilerek, bir uzvu üç defadan az veya çok yıkamak mekruhtur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Güneş enerjisi<br />
Sual: Güneş enerjisi ile ısınan su ile abdest almak mekruh mu?</span><br />
CEVAP<br />
Güneş enerjisinden aletler vasıtası ile ısınıyorsa, mekruh olmaz. Güneşte kalarak ısınmışsa tenzihen mekruh olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Nur üstüne nur</span><br />
Sual: S. Ebediyye’de, (Namaz kıldıktan sonra, abdestli iken, yeni namaz için bir daha abdest almak müstehabdır) denirken, bir başka yerde, (Abdesti kullanmadan yeni bir abdest almak mekruhtur) deniyor. Aradaki fark nedir?<br />
CEVAP<br />
Abdest aldıktan sonra, onu kullanmadan, mesela Mushaf’a dokunmadan veya namaz kılmadan, tekrar abdest almak mekruh olur. Kullandıktan sonra, tekrar abdest almak ise, nur üstüne nurdur, müstehabdır. Üç hadis-i şerif meali:<br />
<br />
(Eğer ümmetime meşakkat vereceğimi bilmeseydim, onlara her namaz kılacakları vakit [abdestli olsalar da], abdest almalarını emrederdim.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Abdestli iken abdest alana, on hasene [on sevab] yazılır.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Abdest üstüne abdest almak, nur üstüne nurdur.) [İhya, Dürr-ül muhtar]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sıcak su için</span><br />
Sual: Soğuk günlerde abdest alırken sıcak su gelmesi için musluğu fazla açmak israfa girer mi?<br />
CEVAP<br />
İsraf olmaz, kasten yapılmıyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Ayakları yıkarken</span><br />
Sual: Kıbleye karşı abdest alırken lavaboya ayağımızı kaldırınca diz kıbleye geliyor. Mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Kıbleye ayakları uzatmak mekruh olur. Ya yan durmalı veya varsa başka muslukta yıkamalı.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Abdestte israf</span><br />
Sual: Abdest alırken, musluğu hep açık tutmak israf olur mu?<br />
CEVAP<br />
Az açmak, israf olmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Yellenince</span><br />
Sual: Yellenince yıkamak gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Yellenince yıkamak mekruh olur; ama yellenirken pislik de çıkarsa yıkamak gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Diş fırçalamak</span><br />
Sual: Abdest aldıktan sonra diş fırçalamak mekruh mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır; fakat diş kanayabilir ve abdest bozulabilir. Abdestten önce yapmak gerekir</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>