<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Dini Hikayeler]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 08:42:21 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölülerin Kabirdeki Durumu]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2287</link>
			<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 12:06:50 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2287</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölülerin Kabirdeki Durumunu Rüyada Görmek İçin</span></span><br />
<br />
 Hasan-ı Basrî hazretlerine bir kadın gelip ölmüş olan kızını rüyada göremediğinden yakındı.<br />
- Onu rüyada görmek istiyorum. Bana bunun yolunu göster, dedi.<br />
Hasan-ı Basri ona:<br />
- Yatsı namazından sonra dört rekât namaz kıl. Her rekâtında Fâtiha’dan sonra Tekâsür Suresi’ni oku. Yatağına gir ve uyuyuncaya kadar da Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’e salât-ü selâm oku, dedi.<br />
Hanım onun söylediğini yaptı. Kızını rüyasında gördü. Kızı azap içindeydi. Üzerinde katrandan elbiseler vardı. Elleri, ayakları ateşten zincirlerle bağlıydı.<br />
Kadın uyanınca Hasan Basrî hazretlerine koştu. Durumu anlattı.<br />
Oda:<br />
- Kızının adına sadaka ver. Belki Allah onu bağışlar. Tavsiyesinde bulundu.<br />
Aradan birkaç gün geçmişti ki Hasan-ı Basrî hazretleri rüyasında cennet bahçelerinde köşkler içinde, başında nurdan taç bulunan son derece güzel bir kız gördü. Ona kim olduğunu sorunca kız dedi ki:<br />
- Ben geçenlerde sana gelip kızını göremediğinden şikâyet eden ve salavât okumasını tavsiye ettiğiniz kadının kızıyım, dedi. Hasan- ı Basrî:<br />
- Fakat annen senin halini bu gördüğümden farklı anlatmıştı, dedi. Kız:<br />
- Evet, o zaman öyle idim.<br />
- Öyleyse bu makama nasıl ulaştın?<br />
- Biz öyle azaplar içindeyken kabristanımızın yanından iyi ahlâklı bir kişi geçti. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’e salavât getirip bizim ruhlarımıza da bir Fatiha ve üç ihlas hediye etmişti. Ve bizim mezarlıkta azab gören beşyüz elli ölü vardı. “Şu kimsenin Nebi (aleyhissalatü vesselam) üzerine salavatı ve okunan Kelamım hürmetine şu mezarlıkta olan mevtalardan azabı kaldırın” diye nida olundu. Bu sebeple bu mertebeye nail olduk”dedi.<br />
(Kaynak : Mekasidu’t-Talibiyn Sayfa 228)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölülerin Kabirdeki Durumunu Rüyada Görmek İçin</span></span><br />
<br />
 Hasan-ı Basrî hazretlerine bir kadın gelip ölmüş olan kızını rüyada göremediğinden yakındı.<br />
- Onu rüyada görmek istiyorum. Bana bunun yolunu göster, dedi.<br />
Hasan-ı Basri ona:<br />
- Yatsı namazından sonra dört rekât namaz kıl. Her rekâtında Fâtiha’dan sonra Tekâsür Suresi’ni oku. Yatağına gir ve uyuyuncaya kadar da Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’e salât-ü selâm oku, dedi.<br />
Hanım onun söylediğini yaptı. Kızını rüyasında gördü. Kızı azap içindeydi. Üzerinde katrandan elbiseler vardı. Elleri, ayakları ateşten zincirlerle bağlıydı.<br />
Kadın uyanınca Hasan Basrî hazretlerine koştu. Durumu anlattı.<br />
Oda:<br />
- Kızının adına sadaka ver. Belki Allah onu bağışlar. Tavsiyesinde bulundu.<br />
Aradan birkaç gün geçmişti ki Hasan-ı Basrî hazretleri rüyasında cennet bahçelerinde köşkler içinde, başında nurdan taç bulunan son derece güzel bir kız gördü. Ona kim olduğunu sorunca kız dedi ki:<br />
- Ben geçenlerde sana gelip kızını göremediğinden şikâyet eden ve salavât okumasını tavsiye ettiğiniz kadının kızıyım, dedi. Hasan- ı Basrî:<br />
- Fakat annen senin halini bu gördüğümden farklı anlatmıştı, dedi. Kız:<br />
- Evet, o zaman öyle idim.<br />
- Öyleyse bu makama nasıl ulaştın?<br />
- Biz öyle azaplar içindeyken kabristanımızın yanından iyi ahlâklı bir kişi geçti. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’e salavât getirip bizim ruhlarımıza da bir Fatiha ve üç ihlas hediye etmişti. Ve bizim mezarlıkta azab gören beşyüz elli ölü vardı. “Şu kimsenin Nebi (aleyhissalatü vesselam) üzerine salavatı ve okunan Kelamım hürmetine şu mezarlıkta olan mevtalardan azabı kaldırın” diye nida olundu. Bu sebeple bu mertebeye nail olduk”dedi.<br />
(Kaynak : Mekasidu’t-Talibiyn Sayfa 228)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beyazid-i Bestami Hazretleri Ve Rahipler Kıssası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1291</link>
			<pubDate>Wed, 12 Aug 2020 00:10:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1291</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Georgia, Times New Roman, Times, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Beyazid-i Bestami Hazretleri Ve Rahipler Kıssası</span><br />
 <br />
 Beyazid-i Bestami Hazretleri Ve Rahipler Kıssası ...<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri kırk beş kez haccetmiş ve her gün bir hatme okumuş mübarek kişilerin safında yer alan kadri yüce bir zattır Bir gün Arafat tepesinde oturuyorduNefsi ona şöyle fısıldadı: "Beyazid! Senin benzerin var mıdır? Kırk beş defa haccettin ve binlerce defa hatmetme bahtiyarlığına eriştin" Bu ses onu üzdü, nefsin hala onu kendine doğru sürüklemek istediğini ve enaniyete doğru ittiğini anladı<br />
 <br />
 Derhal toparlandı ve orada bulunan mahşeri kalabalığa dedi ki: "Kim benim kırk beş defa yapmış olduğum haccı bir ekmeğe satın alır?"<br />
 <br />
 Bir adam: "ben alırım" dedi ve ekmeği uzattı<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri aldığı ekmeği orada bulunan bir köpeğin önüne attı Ve sonra işini bitirip yol hazırlığı yaparak Rum diyarına doğru yüzünü çevirdi<br />
 <br />
 Günlerce yol aldıktan sonra bir rahip ile karşılaştı Rahip terbiyeli bir adama benziyordu Hazretin elini tutup evine misafir olarak götürdü Evinde ona bir oda ayırdı<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri kendisine ayrılan bu odada ibadete başladı ve kalbini herşeyden çevirip Cenab-ı Hakk'a yöneltti Rahip her gün onun yiyeceğini, içeceğini sabah-akşam getirir önüne kor, sonra dışarı çıkardı Bu hal bir ay devam etti Beyazid nefsine dönerek dedi ki:<br />
 <br />
 -"Ey nefis seni kırmak istiyorum, fakat sen uğursuzluğunla kırılmıyorsun"<br />
 <br />
 Tam bu sırada rahip içeri girdi ve Beyazid'e:<br />
 <br />
 -"İsmin nedir?" diye sordu<br />
 <br />
 O'da:<br />
 <br />
 -"Beyazid" diye cevap verdi<br />
 <br />
 Rahip:<br />
 <br />
 -"Ne güzel adamsın? Keşke Mesih'in (İsa AS) kulu olsaydın !" dedi<br />
 <br />
 Bu söz Beyazid'e ağır geldi ve evi terk etmek isterken rahip ona seslendi:<br />
 <br />
 -"Bizim burada kırk gününü tamamla, öyle git Çünkü bizim büyük bir bayramımız var, onu görmeni arzu ediyorum Aynı zamanda değerli bir vaizimiz var, senede bir defa bize hitap eder, birde onu dinlemeni diliyorum"<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri, onun bu teklifini kabul etti ve kırk gün kalmaya razı oldu Kırkıncı gün olunca rahip içeri girdi ve:<br />
 <br />
 -"Buyrun, ayağa kalkın, bayram günümüz geldi"<br />
 <br />
 Beyazid ayağa kalktı; Fakat rahip ona dedi ki:<br />
 <br />
 -"Sen bu kıyafet ve halde nasıl bin kadar rahibin arasına girebilirsin? Doğrusu biraz endişeliyim Bu sebeple üzerindeki elbiseyi çıkar, şu üstlüğü giy, beline şu zinnarı bağla, İncil'i de boynuna as !" dedi<br />
 <br />
 Bu teklif ona çok ağır geldi Fakat bunda bir hikmet ve esrar, İSLAM'ın da izzet ve şerefi gizlenmiştir, onun dediğini yapayım, diye düşündü Hemen üzerindeki elbiseyi çıkardı, onun verdiği üstlüğü giydi, beline de zünnar'ı bağladı İncil'i de boynuna astı ve rahiple birlikte bine yakın rahibin arasına katıldı Hiç kimse onu yadırgamadı<br />
 <br />
 Biraz ilerledikten sonra birdenbire kalabalık durdu Rahiplerin en büyüğü ve saygıdeğeri olan zat geldi, yerine geçti Herkes onun konuşmasını bekliyor, fakat o susuyordu Rahipler bunun manasını anlayamadılar ve sordular:<br />
 <br />
 -"Ey büyüğümüz! Neden konuşmuyorsunuz? "<br />
 <br />
 -"Nasıl konuşabilirim ki, aranızda bir Muhammedi var! ? " diye cevap verdi Halk ve rahipler galeyana geldi ve:<br />
 <br />
 -"Onu bize göster, parçalayalım!" Diye bağırdılar<br />
 <br />
 Baş rahip onlara dedi ki :<br />
 <br />
 -"Hayır, yemin ederim ki söylemem, ancak bir şartla onu size tanıtabilirim Ona dokunmayacağınıza söz veriniz!"<br />
 <br />
 Bunun üzerine rahipler ve halk Muhammedi olan adama dokunmayacaklarına yemin ettiler Baş rahip başını kaldırdı ve şöyle seslendi :<br />
 <br />
 -"ALLAH için ey Muhammedi ! Ayağa kalk ve kendini göster"<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri ayağa kalktı Baş rahip :<br />
 <br />
 -"İşte bu zat, ona dikkatle bakın" dedi Sonra Beyazid'e sordu:<br />
 <br />
 -"Adın ne ?"<br />
 <br />
 -"Beyazid"<br />
 <br />
 -"Tahsil gördün mü ?"<br />
 <br />
 -"Rabbimin öğrettiği kadar bir şeyler biliyorum"<br />
 <br />
 -"O halde bana şu hususları cevaplandır:<br />
 <br />
 '' İkincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, onbirincisi olmayan onu, onikincisi olmayan onbiri, onüçüncüsü olmayan onikiyiSöyle bunlar nelerdir?''<br />
 <br />
 Beyazi (ks), baş rahibe :<br />
 <br />
 -"Beni iyi dinle, cevap veriyorum:İkincisi olmayan bir, eşi-ortağı,dengi ve benzeri bulunmayan ALLAH'tır CC, Üçüncüsü olmayan iki, gece ve gündüzdür Dördüncüsü olmayan üç, üç talaktır (kadını boşamak) Beşincisi olmayan dört, Tevrat, Zebur, İncil, Kur'ân-ı Kerimdir Altıncısı olmayan beş, beş vakit namazdır Yedincisi olmayan altı, göklerin ve yerlerin yaratıldığı altı gündür Sekizincisi olmayan yedi, yedi kat göktür Dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyamet günü Arş'ı taşıyacak olan sekiz melektir Onuncusu olmayan dokuz, kadının dokuz aylık gebelik müddetidir On birincisi olmayan on, Hazreti Musa'nın AS Şuayb Peygamber'e AS on yıl çobanlık etmesidir On ikincisi olmayan on bir Hz Yusuf Peygamberin AS onbir kardeşidir On üçüncüsü olmayan on iki, on iki aydır"<br />
 <br />
 Rahip tebessüm etti ve :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Şimdi de bana,havadan ne yaratıldı, havada ne muhafaza olundu ve kim hava ile helak edildi? Bunlardan haber ver"<br />
 <br />
 ''İsa Peygamber AS havadan yaratıldı, havada muhafaza edildi Süleyman AS Peygamberde havada muhafaza edildi Ad kavmi de hava ile helâk edildi''diye cevap verdi<br />
 <br />
 Rahip ona :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin," dedi ve tekrar sordu:<br />
 <br />
 "Kim ateşten yaratıldı, kim ateşte korundu ve kim ateşte helâk oldu?''<br />
 <br />
 -İblis ateşten yaratıldı İbrahim AS Peygamber ateşte korundu Ebu Cehil ateş ile helâk oldu''diyerek gereken cevabı verdi<br />
 <br />
 Rahip tekrar sordu:<br />
 <br />
 -"Taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helâk oldu?"<br />
 <br />
 -"Salih AS Peygamberin devesi taştan yaratıldı Ashâb'ı Kehf taş içinde korundu ve Ebrehe'nin filleri taş ile helak edildi"diye cevap verince,<br />
 <br />
 Rahip :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin" dedi ve tekrar sordu:<br />
 <br />
 Alimler, Cennette dört nehir vardır, biri baldan, biri sütten, biri sudan, birisi de şaraptandır Ayrı olan bu dört nehir aynı kaynaktan akıyormuş diyorlar, bunu açıklar mısın? Dünyada bunun örneği var mıdır?<br />
 <br />
 Beyazid :<br />
 <br />
 -Evet vardır İnsanın baş kısmından dört nehir akar: Kulak yağı acıdır Gözyaşı tuzludur Burun suyu ayrı bir tat taşırAğızdan gelen su tatlıdır" diye cevap verince,<br />
 <br />
 rahip ona :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin" dedi ve sormaya devam etti<br />
 <br />
 -"Cennet ehli yer içer, fakat abdest bozmaz, su dökmezBunun dünyada benzeri varmıdır?''<br />
 <br />
 Beyazid :<br />
 <br />
 -"Evet vardır, Ana rahmindeki cenin yer içer fakat dışkısı yoktur''<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Cennette TUBA ağacı vardır Cennette hiçbir saray, hiçbir köşk yoktur ki bu ağacın bir dalına dokunmasın Bunun dünyada bir örneği varmıdır?''<br />
 <br />
 -Evet, güneş sabahleyin doğunca böyle değill midir?''<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Şimdi de bana şunları cevaplandır:<br />
 <br />
 Bir ağaç vardır, on iki dalı bulunuyor, her dalında otuz yaprak var ve her yaprakta beş çiçek yer almıştır; bunlardan ikisi güneşe,üçü karanlığa bakar;bu ağaç nedir?''<br />
 <br />
 -"Ağaç yılı temsil eder On iki dalı oniki ayı, her daldaki otuz yaprak otuz günü, her yapraktaki beş çiçek beş vakit namazı temsil eder"<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Bana şu kimseden haber ver ki; Hacca gitmiş, tavaf yapmış ve o makamlarda bulunmuştur; ama onun ne ruhu var, ne de hac kendisine vacibdir? "<br />
 <br />
 -"Nuh AS Peygamberin gemisidir"<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Peki gece gelince gündüz, gündüz girince gece nereye gidiyor?<br />
 <br />
 -Bu sun'i bir zaman meselesidir Güneşi doğup batması bunun ölçüsü oluyor Geri kalanını ALLAH CC bilir"<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin"<br />
 <br />
 Sorular bitince Beyazid-i Bistami Hazretleri dedi ki :<br />
 <br />
 -"Muhterem rahip! Birçok sorular sordun, cevaplandırmaya çalıştım Müsaade ederseniz benim de birkaç sorum var Ama bir tanesiyle yetinerek sormak istiyorum"<br />
 <br />
 -"Tabii, istediğin şeyi sorabilirsin!"<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri sordu:<br />
 <br />
 -"Cennetin anahtarı nedir ? Sekiz Cennet kapısının üzerinde yazar?"<br />
 <br />
 Rahip sustu, cevap vermekten çekindi Diğer rahipler bozuldular ve:<br />
 <br />
 -"Ey büyüğümüz, mağlup mu oluyorsun?" O da:<br />
 <br />
 -"Hayır, mağlup olmak istemiyorum" deyince,<br />
 <br />
 -"Öyle ise neden cevap vermiyorsun?" dediler<br />
 <br />
 -"Şayet cevap verirsem, benim cevabıma katılır mısınız?" deyince, hepsi birden:<br />
 <br />
 -"İncil hakkı için, sana uyarız" diye söz verdiler Rahip:<br />
 <br />
 -"Dinleyin, şimdi cevap veriyorum: ''Cennetin anahtarı ve kapılarının üzerinde yazılı bulunan ibare, LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RASULULLAH' dır''<br />
 <br />
 Bunun üzerine diğer rahipler hep bir ağızdan Kelime-i Şehadet getirip Müslüman oldular Beyazid-i Bistami Hazretleri de onların yanında bir müddet kalıp İSLAMİYETİ öğretti ve bu sır'da böylece çözülmüş oldu</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Georgia, Times New Roman, Times, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Beyazid-i Bestami Hazretleri Ve Rahipler Kıssası</span><br />
 <br />
 Beyazid-i Bestami Hazretleri Ve Rahipler Kıssası ...<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri kırk beş kez haccetmiş ve her gün bir hatme okumuş mübarek kişilerin safında yer alan kadri yüce bir zattır Bir gün Arafat tepesinde oturuyorduNefsi ona şöyle fısıldadı: "Beyazid! Senin benzerin var mıdır? Kırk beş defa haccettin ve binlerce defa hatmetme bahtiyarlığına eriştin" Bu ses onu üzdü, nefsin hala onu kendine doğru sürüklemek istediğini ve enaniyete doğru ittiğini anladı<br />
 <br />
 Derhal toparlandı ve orada bulunan mahşeri kalabalığa dedi ki: "Kim benim kırk beş defa yapmış olduğum haccı bir ekmeğe satın alır?"<br />
 <br />
 Bir adam: "ben alırım" dedi ve ekmeği uzattı<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri aldığı ekmeği orada bulunan bir köpeğin önüne attı Ve sonra işini bitirip yol hazırlığı yaparak Rum diyarına doğru yüzünü çevirdi<br />
 <br />
 Günlerce yol aldıktan sonra bir rahip ile karşılaştı Rahip terbiyeli bir adama benziyordu Hazretin elini tutup evine misafir olarak götürdü Evinde ona bir oda ayırdı<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri kendisine ayrılan bu odada ibadete başladı ve kalbini herşeyden çevirip Cenab-ı Hakk'a yöneltti Rahip her gün onun yiyeceğini, içeceğini sabah-akşam getirir önüne kor, sonra dışarı çıkardı Bu hal bir ay devam etti Beyazid nefsine dönerek dedi ki:<br />
 <br />
 -"Ey nefis seni kırmak istiyorum, fakat sen uğursuzluğunla kırılmıyorsun"<br />
 <br />
 Tam bu sırada rahip içeri girdi ve Beyazid'e:<br />
 <br />
 -"İsmin nedir?" diye sordu<br />
 <br />
 O'da:<br />
 <br />
 -"Beyazid" diye cevap verdi<br />
 <br />
 Rahip:<br />
 <br />
 -"Ne güzel adamsın? Keşke Mesih'in (İsa AS) kulu olsaydın !" dedi<br />
 <br />
 Bu söz Beyazid'e ağır geldi ve evi terk etmek isterken rahip ona seslendi:<br />
 <br />
 -"Bizim burada kırk gününü tamamla, öyle git Çünkü bizim büyük bir bayramımız var, onu görmeni arzu ediyorum Aynı zamanda değerli bir vaizimiz var, senede bir defa bize hitap eder, birde onu dinlemeni diliyorum"<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri, onun bu teklifini kabul etti ve kırk gün kalmaya razı oldu Kırkıncı gün olunca rahip içeri girdi ve:<br />
 <br />
 -"Buyrun, ayağa kalkın, bayram günümüz geldi"<br />
 <br />
 Beyazid ayağa kalktı; Fakat rahip ona dedi ki:<br />
 <br />
 -"Sen bu kıyafet ve halde nasıl bin kadar rahibin arasına girebilirsin? Doğrusu biraz endişeliyim Bu sebeple üzerindeki elbiseyi çıkar, şu üstlüğü giy, beline şu zinnarı bağla, İncil'i de boynuna as !" dedi<br />
 <br />
 Bu teklif ona çok ağır geldi Fakat bunda bir hikmet ve esrar, İSLAM'ın da izzet ve şerefi gizlenmiştir, onun dediğini yapayım, diye düşündü Hemen üzerindeki elbiseyi çıkardı, onun verdiği üstlüğü giydi, beline de zünnar'ı bağladı İncil'i de boynuna astı ve rahiple birlikte bine yakın rahibin arasına katıldı Hiç kimse onu yadırgamadı<br />
 <br />
 Biraz ilerledikten sonra birdenbire kalabalık durdu Rahiplerin en büyüğü ve saygıdeğeri olan zat geldi, yerine geçti Herkes onun konuşmasını bekliyor, fakat o susuyordu Rahipler bunun manasını anlayamadılar ve sordular:<br />
 <br />
 -"Ey büyüğümüz! Neden konuşmuyorsunuz? "<br />
 <br />
 -"Nasıl konuşabilirim ki, aranızda bir Muhammedi var! ? " diye cevap verdi Halk ve rahipler galeyana geldi ve:<br />
 <br />
 -"Onu bize göster, parçalayalım!" Diye bağırdılar<br />
 <br />
 Baş rahip onlara dedi ki :<br />
 <br />
 -"Hayır, yemin ederim ki söylemem, ancak bir şartla onu size tanıtabilirim Ona dokunmayacağınıza söz veriniz!"<br />
 <br />
 Bunun üzerine rahipler ve halk Muhammedi olan adama dokunmayacaklarına yemin ettiler Baş rahip başını kaldırdı ve şöyle seslendi :<br />
 <br />
 -"ALLAH için ey Muhammedi ! Ayağa kalk ve kendini göster"<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri ayağa kalktı Baş rahip :<br />
 <br />
 -"İşte bu zat, ona dikkatle bakın" dedi Sonra Beyazid'e sordu:<br />
 <br />
 -"Adın ne ?"<br />
 <br />
 -"Beyazid"<br />
 <br />
 -"Tahsil gördün mü ?"<br />
 <br />
 -"Rabbimin öğrettiği kadar bir şeyler biliyorum"<br />
 <br />
 -"O halde bana şu hususları cevaplandır:<br />
 <br />
 '' İkincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, onbirincisi olmayan onu, onikincisi olmayan onbiri, onüçüncüsü olmayan onikiyiSöyle bunlar nelerdir?''<br />
 <br />
 Beyazi (ks), baş rahibe :<br />
 <br />
 -"Beni iyi dinle, cevap veriyorum:İkincisi olmayan bir, eşi-ortağı,dengi ve benzeri bulunmayan ALLAH'tır CC, Üçüncüsü olmayan iki, gece ve gündüzdür Dördüncüsü olmayan üç, üç talaktır (kadını boşamak) Beşincisi olmayan dört, Tevrat, Zebur, İncil, Kur'ân-ı Kerimdir Altıncısı olmayan beş, beş vakit namazdır Yedincisi olmayan altı, göklerin ve yerlerin yaratıldığı altı gündür Sekizincisi olmayan yedi, yedi kat göktür Dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyamet günü Arş'ı taşıyacak olan sekiz melektir Onuncusu olmayan dokuz, kadının dokuz aylık gebelik müddetidir On birincisi olmayan on, Hazreti Musa'nın AS Şuayb Peygamber'e AS on yıl çobanlık etmesidir On ikincisi olmayan on bir Hz Yusuf Peygamberin AS onbir kardeşidir On üçüncüsü olmayan on iki, on iki aydır"<br />
 <br />
 Rahip tebessüm etti ve :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Şimdi de bana,havadan ne yaratıldı, havada ne muhafaza olundu ve kim hava ile helak edildi? Bunlardan haber ver"<br />
 <br />
 ''İsa Peygamber AS havadan yaratıldı, havada muhafaza edildi Süleyman AS Peygamberde havada muhafaza edildi Ad kavmi de hava ile helâk edildi''diye cevap verdi<br />
 <br />
 Rahip ona :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin," dedi ve tekrar sordu:<br />
 <br />
 "Kim ateşten yaratıldı, kim ateşte korundu ve kim ateşte helâk oldu?''<br />
 <br />
 -İblis ateşten yaratıldı İbrahim AS Peygamber ateşte korundu Ebu Cehil ateş ile helâk oldu''diyerek gereken cevabı verdi<br />
 <br />
 Rahip tekrar sordu:<br />
 <br />
 -"Taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helâk oldu?"<br />
 <br />
 -"Salih AS Peygamberin devesi taştan yaratıldı Ashâb'ı Kehf taş içinde korundu ve Ebrehe'nin filleri taş ile helak edildi"diye cevap verince,<br />
 <br />
 Rahip :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin" dedi ve tekrar sordu:<br />
 <br />
 Alimler, Cennette dört nehir vardır, biri baldan, biri sütten, biri sudan, birisi de şaraptandır Ayrı olan bu dört nehir aynı kaynaktan akıyormuş diyorlar, bunu açıklar mısın? Dünyada bunun örneği var mıdır?<br />
 <br />
 Beyazid :<br />
 <br />
 -Evet vardır İnsanın baş kısmından dört nehir akar: Kulak yağı acıdır Gözyaşı tuzludur Burun suyu ayrı bir tat taşırAğızdan gelen su tatlıdır" diye cevap verince,<br />
 <br />
 rahip ona :<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin" dedi ve sormaya devam etti<br />
 <br />
 -"Cennet ehli yer içer, fakat abdest bozmaz, su dökmezBunun dünyada benzeri varmıdır?''<br />
 <br />
 Beyazid :<br />
 <br />
 -"Evet vardır, Ana rahmindeki cenin yer içer fakat dışkısı yoktur''<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Cennette TUBA ağacı vardır Cennette hiçbir saray, hiçbir köşk yoktur ki bu ağacın bir dalına dokunmasın Bunun dünyada bir örneği varmıdır?''<br />
 <br />
 -Evet, güneş sabahleyin doğunca böyle değill midir?''<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Şimdi de bana şunları cevaplandır:<br />
 <br />
 Bir ağaç vardır, on iki dalı bulunuyor, her dalında otuz yaprak var ve her yaprakta beş çiçek yer almıştır; bunlardan ikisi güneşe,üçü karanlığa bakar;bu ağaç nedir?''<br />
 <br />
 -"Ağaç yılı temsil eder On iki dalı oniki ayı, her daldaki otuz yaprak otuz günü, her yapraktaki beş çiçek beş vakit namazı temsil eder"<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Bana şu kimseden haber ver ki; Hacca gitmiş, tavaf yapmış ve o makamlarda bulunmuştur; ama onun ne ruhu var, ne de hac kendisine vacibdir? "<br />
 <br />
 -"Nuh AS Peygamberin gemisidir"<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin Peki gece gelince gündüz, gündüz girince gece nereye gidiyor?<br />
 <br />
 -Bu sun'i bir zaman meselesidir Güneşi doğup batması bunun ölçüsü oluyor Geri kalanını ALLAH CC bilir"<br />
 <br />
 -"Doğru söyledin"<br />
 <br />
 Sorular bitince Beyazid-i Bistami Hazretleri dedi ki :<br />
 <br />
 -"Muhterem rahip! Birçok sorular sordun, cevaplandırmaya çalıştım Müsaade ederseniz benim de birkaç sorum var Ama bir tanesiyle yetinerek sormak istiyorum"<br />
 <br />
 -"Tabii, istediğin şeyi sorabilirsin!"<br />
 <br />
 Beyazid-i Bistami Hazretleri sordu:<br />
 <br />
 -"Cennetin anahtarı nedir ? Sekiz Cennet kapısının üzerinde yazar?"<br />
 <br />
 Rahip sustu, cevap vermekten çekindi Diğer rahipler bozuldular ve:<br />
 <br />
 -"Ey büyüğümüz, mağlup mu oluyorsun?" O da:<br />
 <br />
 -"Hayır, mağlup olmak istemiyorum" deyince,<br />
 <br />
 -"Öyle ise neden cevap vermiyorsun?" dediler<br />
 <br />
 -"Şayet cevap verirsem, benim cevabıma katılır mısınız?" deyince, hepsi birden:<br />
 <br />
 -"İncil hakkı için, sana uyarız" diye söz verdiler Rahip:<br />
 <br />
 -"Dinleyin, şimdi cevap veriyorum: ''Cennetin anahtarı ve kapılarının üzerinde yazılı bulunan ibare, LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RASULULLAH' dır''<br />
 <br />
 Bunun üzerine diğer rahipler hep bir ağızdan Kelime-i Şehadet getirip Müslüman oldular Beyazid-i Bistami Hazretleri de onların yanında bir müddet kalıp İSLAMİYETİ öğretti ve bu sır'da böylece çözülmüş oldu</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başına Her Ne Gelirse Gelsin Vekilin Allah Olsun]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1189</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jun 2020 03:07:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=1189</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Başına Her Ne Gelirse Gelsin Vekilin Allah Olsun</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ashaptan Enes bin Malik anlatıyor:</span><br />
<br />
Hz. Peygamber (S.AV)'in ashabı içinde Ebu Malek diye birisi vardı. Bu zat, Şam ile Medine arasında tüccarlık yapardı.<br />
Kendisi Allah'ü taâlâ'ya tevekkül ederek bir kafileye ka­tılmaz, yalnız başına gidip gelirdi. Bir defasında Şam'dan Medine'ye doğru gelirken önüne at üzerinde bir soyguncu çıktı.<br />
                      <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soyguncu:</span><br />
<br />
"Dur dur!" diye bağırdı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar durdu ve soyguncuya:</span><br />
<br />
"İşte malım, al senin olsun, beni bırak" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soyguncu:</span><br />
<br />
"Ben mal istemiyorum, seni öldürmek istiyorum" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar:</span><br />
<br />
"Beni öldürüp eline ne geçecek? İşte malım, senin işine yarar, al da beni bırak!" dedi. Soyguncu aynı sözleri tekrar etti, onu öldüreceğini söyledi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar:</span><br />
<br />
"Öyleyse bana biraz müsaade et de bir abdest alıp namaz kılayım, Yüce Rabb'ime dua edeyim" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soyguncu:</span><br />
<br />
"İstediğini yap" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #005DC2;" class="mycode_color">Ebu Malek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti:</span><br />
 <br />
"Ya Vedud, ya Vedud, ya Zel-Arşi'l-Mecid! Ya Mubdiii, ya Müid Ya Fe'aalün Lima yürid! Es-elüke bi nuri vechikellezi melee erkane arşik, ve es-elüke bi kudretikelleti kaderte bihe ale halkik, ve bi rahmetikelleti vesiat külle şey'in. La ilahe illa ente. Ya Müğis, eğisni."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Manası:</span><br />
<br />
"Ey yüce dost, Ey yüce dost, ey yüce arşın sahibi! Ey yoktan var eden, var ettiğini yok eden Rabb'im! Ey her istediğini yapan Allah'ım! Arşın her yanını dolduran zatının nuru hürme­tine, bütün mahlukata hükmettiğin kudretinin azametine, her şeyi kuşatan rahmetinin bereketine, senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur. Ey çaresizlerin yardımına yetişen Allah'ım, bana yardım et."<br />
<br />
<span style="color: #005DC2;" class="mycode_color">Bu duayı üç kez tekrarladı.</span><br />
<br />
Duasını bitirir bitirmez boz renkli, yeşil elbiseli bir atlı belirdi. Elinde nurdan bir mızrak vardı. Soyguncu kendisine yaklaşınca atlı ona hücum edip mızrağı öyle bir vurdu ki, soyguncu atından yuvarlandı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Atlı, tüccara dönerek:</span><br />
<br />
"Kalk onu öldür" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar:</span><br />
<br />
"Sen kimsin? Ben bu zamana kadar hiç kimseyi öldürme­dim. Onu öldürmek hoşuma gitmez" dedi.<br />
<br />
O zaman atlı gidip soyguncuyu öldürdü, sonra tüccarın yanına geldi ve ona şöyle dedi:<br />
Ben üçüncü kat gökte bulunan bir meleğim. Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittik ve 'Yeni bir olay oluyor!' dedik. Sen ikinci kez dua yapınca göğün kapıları açıldı. Sonra üçüncü kez dua edince,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cebrail gelerek:</span><br />
<br />
'Şu anda darda kalmış kula kim yardım eder?' dedi.<br />
<br />
Ben Yüce Allah'tan o soyguncuyu öldürme işini bana vermesini istedim, izin verildi ve sana yardıma geldim.<br />
<br />
Ey Allah'ın kulu, şunu bil: "Kim başına gelen her tür­lü sıkıntı ve musibette senin yaptığın duayla dua yaparsa, Allah'ü taâlâ onun sıkıntısını giderir, kendisine yardım eder!"<br />
<br />
Ebu Malek sağ salim Medine'ye döndü, Hz. Peygamber (S.AV)'in yanına geldi, başından geçenleri ve yaptığı duayı kendisine anlattı. Hz. Peygamber (S.AV) ona:<br />
<br />
"Allah'ü taâlâ sana kendi ismiyle dua edilince kabul et­tiği, bir şey istenilirse verdiği güzel isimlerini öğretmiş" bu­yurdu...<br />
<br />
Korku, bela, musibet... Başına her ne gelirse gelsin, vekili (yardımcısı) Allah olanın derdi felah (huzur) bulur. Veki­lin Allah olduktan sonra mutsuzluk kölen olur. Sen yeter ki O'ndan istemesini bil.<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Başına Her Ne Gelirse Gelsin Vekilin Allah Olsun</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ashaptan Enes bin Malik anlatıyor:</span><br />
<br />
Hz. Peygamber (S.AV)'in ashabı içinde Ebu Malek diye birisi vardı. Bu zat, Şam ile Medine arasında tüccarlık yapardı.<br />
Kendisi Allah'ü taâlâ'ya tevekkül ederek bir kafileye ka­tılmaz, yalnız başına gidip gelirdi. Bir defasında Şam'dan Medine'ye doğru gelirken önüne at üzerinde bir soyguncu çıktı.<br />
                      <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soyguncu:</span><br />
<br />
"Dur dur!" diye bağırdı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar durdu ve soyguncuya:</span><br />
<br />
"İşte malım, al senin olsun, beni bırak" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soyguncu:</span><br />
<br />
"Ben mal istemiyorum, seni öldürmek istiyorum" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar:</span><br />
<br />
"Beni öldürüp eline ne geçecek? İşte malım, senin işine yarar, al da beni bırak!" dedi. Soyguncu aynı sözleri tekrar etti, onu öldüreceğini söyledi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar:</span><br />
<br />
"Öyleyse bana biraz müsaade et de bir abdest alıp namaz kılayım, Yüce Rabb'ime dua edeyim" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soyguncu:</span><br />
<br />
"İstediğini yap" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #005DC2;" class="mycode_color">Ebu Malek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti:</span><br />
 <br />
"Ya Vedud, ya Vedud, ya Zel-Arşi'l-Mecid! Ya Mubdiii, ya Müid Ya Fe'aalün Lima yürid! Es-elüke bi nuri vechikellezi melee erkane arşik, ve es-elüke bi kudretikelleti kaderte bihe ale halkik, ve bi rahmetikelleti vesiat külle şey'in. La ilahe illa ente. Ya Müğis, eğisni."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Manası:</span><br />
<br />
"Ey yüce dost, Ey yüce dost, ey yüce arşın sahibi! Ey yoktan var eden, var ettiğini yok eden Rabb'im! Ey her istediğini yapan Allah'ım! Arşın her yanını dolduran zatının nuru hürme­tine, bütün mahlukata hükmettiğin kudretinin azametine, her şeyi kuşatan rahmetinin bereketine, senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur. Ey çaresizlerin yardımına yetişen Allah'ım, bana yardım et."<br />
<br />
<span style="color: #005DC2;" class="mycode_color">Bu duayı üç kez tekrarladı.</span><br />
<br />
Duasını bitirir bitirmez boz renkli, yeşil elbiseli bir atlı belirdi. Elinde nurdan bir mızrak vardı. Soyguncu kendisine yaklaşınca atlı ona hücum edip mızrağı öyle bir vurdu ki, soyguncu atından yuvarlandı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Atlı, tüccara dönerek:</span><br />
<br />
"Kalk onu öldür" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tüccar:</span><br />
<br />
"Sen kimsin? Ben bu zamana kadar hiç kimseyi öldürme­dim. Onu öldürmek hoşuma gitmez" dedi.<br />
<br />
O zaman atlı gidip soyguncuyu öldürdü, sonra tüccarın yanına geldi ve ona şöyle dedi:<br />
Ben üçüncü kat gökte bulunan bir meleğim. Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittik ve 'Yeni bir olay oluyor!' dedik. Sen ikinci kez dua yapınca göğün kapıları açıldı. Sonra üçüncü kez dua edince,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cebrail gelerek:</span><br />
<br />
'Şu anda darda kalmış kula kim yardım eder?' dedi.<br />
<br />
Ben Yüce Allah'tan o soyguncuyu öldürme işini bana vermesini istedim, izin verildi ve sana yardıma geldim.<br />
<br />
Ey Allah'ın kulu, şunu bil: "Kim başına gelen her tür­lü sıkıntı ve musibette senin yaptığın duayla dua yaparsa, Allah'ü taâlâ onun sıkıntısını giderir, kendisine yardım eder!"<br />
<br />
Ebu Malek sağ salim Medine'ye döndü, Hz. Peygamber (S.AV)'in yanına geldi, başından geçenleri ve yaptığı duayı kendisine anlattı. Hz. Peygamber (S.AV) ona:<br />
<br />
"Allah'ü taâlâ sana kendi ismiyle dua edilince kabul et­tiği, bir şey istenilirse verdiği güzel isimlerini öğretmiş" bu­yurdu...<br />
<br />
Korku, bela, musibet... Başına her ne gelirse gelsin, vekili (yardımcısı) Allah olanın derdi felah (huzur) bulur. Veki­lin Allah olduktan sonra mutsuzluk kölen olur. Sen yeter ki O'ndan istemesini bil.<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>