<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - Evliyaların Duaları]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 02:18:22 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2771</link>
			<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 16:08:06 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2771</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec (Sıkıntıyı Gideren Hâzâin Duası)</span></span><br />
<br />
Bu, İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (Allah ondan razı olsun)'nin virdlerinden (düzenli okunan dualarından) biridir.<br />
<br />
O (r.a.), bu duanın seher vaktinde (sabahın erken saatlerinde) okunmasını emreder ve şöyle derdi:<br />
<br />
    "Kabul (makamından) ehline bir kaftan iner, Allah'ın izniyle rezil olmazlar. Bu dua okunurken Varoluşun Efendisi (Seyyidü'l-Vücûd) (s.a.v.)'in ruhaniyeti hazır bulunur. İmam Rifâî'ye (r.a.) dedesi (Hz. Muhammed s.a.v.) tarafından on bir kez müjdelenmiştir ki, bu hizbi okumaya devam eden mahrum bırakılmaz, rezil olmaz ve aşağılanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec Duası</span></span><br />
<br />
Aşağıda duanın Arapça metnindeki kısımları Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Başlangıç (Fâtiha Sûresi)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.<br />
(1) Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. (2) Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
(2) Er-rahmânir-rahîm. (3) O, Rahmân (çok merhametli) ve Rahîm (sürekli merhamet eden)dir.<br />
(3) Mâliki yevmid-dîn. (4) Ceza (Din) gününün tek sahibidir.<br />
(4) İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. (5) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Sen'den yardım dileriz.<br />
(5) İhdinas-sırâtal-müstekîm. (6) Bizi doğru yola ilet.<br />
(6) Sırâtallezîne en'amte aleyhim, ğayril-mağdûbi aleyhim veled-dâllîn. (7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zikir ve Salavât (10'ar Kez)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallah (10 kez) Allah'tan başka ilâh yoktur.<br />
Allah (10 kez) Allah.<br />
Estağfirullâhel azîm (10 kez) Azîm olan Allah'tan bağışlanma dilerim.<br />
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim (10 kez) Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
Hasbiyallâh (7 kez) Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bakara Sûresi'nin İlk Ayetleri</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(1) Elif-Lâm-Mîm. (1) Elif, Lâm, Mîm.<br />
(2) Zâlikel Kitâbu lâ raybe fîh, hüden lil-müttekîn. (2) O Kitap ki, bunda şüphe yoktur, muttakîler (Allah'tan sakınanlar) için bir hidayettir.<br />
(3) Ellezîne yü'minûne bil ğaybi ve yükîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn. (3) Onlar ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.<br />
(4) Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil âhirati hüm yûkınûn. (4) Ve onlar ki, Sana indirilene (Kur'an'a) ve Senden önce indirilene inanırlar; Âhiret'e de kesin olarak inanırlar.<br />
(5) Ülâike alâ hüden min Rabbihim ve ülâike hümül müflihûn. (5) İşte onlar, Rableri katından bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa (felaha) erenler de ancak onlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevhid ve Kudret İfadesi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in Kadîr. Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O, her şeye Kadîr'dir (gücü yetendir).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Büyük Münâcât (Asıl Dua Kısmı)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Zecelâli vel-İkrâm, es'elüke bi esrârikel müstevda'ati fî halkıke... Allah'ım! Ey Hayy (diri) ve Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Ey Celâl ve İkrâm (azamet ve kerem) sahibi! Senden, mahlukatında emanet ettiğin sırların hürmetine isterim...<br />
... bi izzeti arşike, bi kudsî nefsike, bi nûri vechike, bi meblaği ılmike, bi ğâyeti kadrike, bi bastı kudretike, bi hakkı şükrike, bi müntehâ rahmetike, bi sultâni meşîetike, bi azameti zâtike, bi külli sıfâtike, bi cemîi esmâike, bi meknûni sırrike, bi cemîli setrike, bi cezîli birrike, bi kemâli minnetike, bi feydi cûdike, bi kâhiri ğadabike, bi sâbıkı rahmetike, bi a'dâdi kelimâtike, bi ınâyeti mecdike, bi celîli tûlike... ...arşının izzetiyle, nefs-i kudsiyyenle (mukaddes zatınla), vechinin nuruyla, ilminin ulaştığı nokta, kadrinin (gücünün) sonuyla, kudretinin genişliğiyle, şükrünün hakkıyla, rahmetinin sonuyla, meşîetinin (dilemesinin) sultanlığıyla, zâtının azametiyle, bütün sıfatlarınla, bütün isimlerinle, sırrının gizliliğiyle, güzel örtünle (setrinle), bol iyiliğinle (birrinle), minnetinin (lütfunun) kemâliyle, cömertliğinin coşkunluğuyla, kahredici gazabınla, önde gelen rahmetinle, kelimelerinin sayılarıyla, şerefinin (mecdinin) inayetiyle, yüce ihsanınla...<br />
... bi tefrîdi ferdâniyyetike, bi tevhidî vahdâniyyetike, bi dâimi bekâike, bi sermediyyeti kudsike, bi ezeliyyeti rubûbiyyetike, bi azîmi kibriyâike, bi celâlike bi cemâlike bi kemâlike, bi in'âmike, bi şâmihi ef'âlike, bi siyâdeti ulûhiyyetike, bi cebbâriyyetike, bi hannâniyyetike, bi mennâniyyetike, bi atfike, bi lutfike, bi birrike, bi ihsânike, bi hakkıke yâ Rabbâh, yâ Ğavsâh... ...ferdaniliğinin tekliğiyle, vahdaniyyetinin birliğiyle, dâimî bekânla, kudsiyetinin sonsuzluğuyla, rubûbiyyetinin (Rabliğinin) ezeliliğiyle, yüce kibriyanla (azametinle), Celâlinle, Cemâlinle, Kemâlinle, nimet vermenle (in'amınla), yüce fiillerinle, ulûhiyyetinin (ilahlığının) yüceliğiyle, cebbarlığınla, şefkatinle (hannâniyyetinle), çokça nimet vermenle (mennâniyyetinle), merhametinle (atfınla), lütfunla, iyiliğinle (birrinle), ihsanınla, hakkınla ey Rabbim! Ey imdâd eden!<br />
... este'înuke ve estecdîke en tec'ale lî min külli hemmin ve ğammin ve kerbin feracen, ve min külli belâin ve şiddetin ve dîkın mahracen. Senden yardım dilerim ve Sana yalvarırım ki, her türlü kederden (hemm), üzüntüden (ğamm) ve sıkıntıdan (kerb) bir ferahlık (kurtuluş), her türlü beladan (belâ), zorluktan (şidde) ve darlıktan (dîk) bir çıkış nasip eylesin.<br />
Vec'al evkâtî bike âmiraten, ve serîretî bi mehabbetike neyyiraten, ve aynî bi şuhûdi âsâri lutfike karîraten, ve basîratî bi levâmii envâri kurbike müstenîraten ve basîreten. Vakitlerimi Seninle mamur kıl, içimi (sırrımı) muhabbetinle nurlu kıl, gözümü lütfunun eserlerini müşahede etmekle ferahlat, basiretimi de yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlık ve keskin kıl.<br />
Bi hakkı Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd, ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf, ve bi hakkı Tâ-Hâ, ve Tâ-Sîn, ve Sâd, ve Yâ-Sîn, ve Elif-Lâm-Râ, ve Elif-Lâm-Mîm, ve Nûn, ve Hâ-Mîm, ve Tâ-Sîn-Mîm, ve bi sirril Kur'ânil Azîm. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf hakkı için, Tâ-Hâ, Tâ-Sîn, Sâd, Yâ-Sîn, Elif-Lâm-Râ, Elif-Lâm-Mîm, Nûn, Hâ-Mîm, Tâ-Sîn-Mîm hakkı için ve Kur'ân-ı Azîm'in sırrı hürmetine.<br />
Yâ Aliyyü yâ Azîm, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Berru yâ Kerîm, yâ Evvelü yâ Kadîm. Ey Yüce (Aliyy), ey Azametli (Azîm)! Ey Rahmân, ey Rahîm! Ey İyilik eden (Berr), ey Cömert (Kerîm)! Ey İlk (Evvel), ey Kadîm (başlangıcı olmayan)!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Bağışlanma ve Tevekkül Bölümü</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ tenfeuke tâatî, ve lâ tedurruke ma'sıyyetî, tekabbel minnî mâ lâ yenfeuke veğfirlî mâ lâ yedurruke. Allah'ım! Ey itaâtımın Sana fayda vermediği ve isyanımın Sana zarar vermediği (Zat)! Bana fayda vermeyen şeyi (itaatımı) kabul et ve Sana zarar vermeyen şeyi (günahlarımı) bağışla.<br />
Bismillâhi hasbunallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Allah'ın adıyla, Allah bize yeter. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır.<br />
Bismillâhillezi lâ yedurru me'asmihi şey'un fil ardı ve lâ fis semâi ve hüves Semî'ul Alîm. O Allah'ın adıyla ki, O'nun adıyla birlikte ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi işiten ve bilendir.<br />
(Fe evcese fî nefsihi hîfeten Mûsâ (67) Kulnâ lâ tehaf inneke entel a'lâ (68)) (Mûsâ, kendi içinde bir korku duydu. (67) Dedik ki: "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün (sen galipsin).") (Taha Sûresi, 67-68)<br />
Allâh, Allâh, Allâh, tevekkeltü alallâh. (Ve mâ tevfîkî illâ billâh). Allah, Allah, Allah. Allah'a tevekkül ettim. (Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır). (Hûd Sûresi, 88'den)<br />
(Allâhü lâ ilâhe illâ hûvel Hayyul Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe, vesi'a kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüvel Aliyyül Azîm). (Allah... O'ndan başka ilâh yoktur. O Hayy'dır (diri), Kayyûm'dur (her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde olan ve yerde olan ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O'nun ilminden, dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kürsîsi (hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O'na ağır gelmez. O, Aliyy'dir (yüce), Azîm'dir (büyük). (Âyetü'l-Kürsî / Bakara Sûresi, 255)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sığınma ve Rahmet Dileme</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Yâ dâimen lâ fenâe ve lâ zevâle li mülkihî tedâraknî bi lutfike fe innî daîfun ve entel Kavî, ve innî fakîrun ve entel Ğanî, ve innî mağlûbun ve enten Nasıîr, ve innî âcizun ve ente alâ külli şey'in Kadîr. Ey mülküne son ve zevâl olmayan Dâim! Lûtfunla beni kurtar (imdadıma yetiş). Zira ben zayıfım, Sen ise Kavî'sin (güçlüsün). Ben fakirim, Sen ise Ğanî'sin (zenginsin). Ben mağlûbum, Sen ise Nasıîr'sin (yardım edensin). Ben âcizim, Sen ise her şeye Kadîr'sin (gücü yetensin).<br />
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arşil azîm. Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim, O, büyük Arş'ın Rabbidir.<br />
Hasbiyallâhu ve ni'mel vekîl. Allah bana yeter, O ne güzel Vekîl'dir (güvenilip dayanılacak olandır).<br />
Allâhümme ahsin âkıbetenâ fil umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid dünyâ ve azâbil âhirah. Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu hayırlı kıl ve bizi dünyanın rezilliğinden ve âhiret azabından koru.<br />
Eûzü bi celâli vechillâh, ve cemâli kudsillâh, min şerri külli zî şerrin, ve min şerri külli dâbbetin hüve âhızun bi nâsıyetihâ. Allah'ın vechinin (zatının) celâline ve kudsiyetinin cemâline sığınırım, her şer sahibinin şerrinden ve perçeminden tuttuğu her canlının şerrinden.<br />
Allâhümme innî es'elükes selâmete ves se'âdete ve ni'me ukhâd-dâr, ve suhbetel ahyâr, ve meveddetel ebrâr, ven necâte minen nâr. Allah'ım! Senden selâmet, saâdet, güzel bir âkıbet (güzel yurt), iyilerle arkadaşlık, sâlihlerle sevgi (muhabbet) ve ateşten kurtuluş isterim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Muhafaza ve Şükür Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme ahrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüfnî bi kenfikellezî lâ yudâm, verhamnî bi kudretike aleyy, lâ ehlikü ve ente recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye kalle leke indehâ şükrî, ve kem min beliyyetin ibtelâtenî bihâ kalle leke indehâ sabrî, fe yâ men kalle inde ni'metihî şükrî fe lem yahrımnî, ve yâ men kalle inde beliyyetihî sabrî fe lem yahzül'nî, ve yâ men raânî alel hatâyâ fe lem yefdah'nî... Allah'ım! Uyumayan gözünle beni koru, zeval bulmayan himayenle beni kanatların altına al, üzerimdeki kudretinle bana merhamet et. Sen benim umudumken ben helak olmam! Bana nice nimetler verdin, ama şükrüm azaldı. Beni nice belalarla imtihan ettin, ama sabrım azaldı. Ey nimeti karşısında şükrüm az olduğu halde beni mahrum etmeyen! Ey belası karşısında sabrım az olduğu halde beni terk etmeyen! Ey beni hatalar üzerinde gördüğü halde rezil etmeyen!...<br />
... es'elüke en tusallîye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte ve rahimte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. ...Sana yalvarırım: İbrâhîm'e ve Âl-i İbrâhîm'e salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye lâyık) ve Mecîd'sin (şanı yüce).<br />
Allâhümme e'innî alâ dînî bi dünyây, ve alâ âhiratî bi takvây, vahfıznî fîmâ ğıbtü anhü, ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü meahu. Allah'ım! Dinim konusunda dünyamla, âhiretim konusunda takvamla bana yardım et. Gıyabımda (olmadığım yerde) beni koru ve hazır olduğum şeylerde (bile) beni nefsime bırakma.<br />
Yâ men lâ tedurruhuz zünûbu, ve lâ tunkisuhul mağfirah, heb lî mâ lâ yunkısuke, veğfirlî mâ lâ yedurruk. Ey günahların kendisine zarar vermediği ve mağfiretin kendisinden eksiltmediği (Zat)! Bana kendinden eksiltmeyecek olanı bağışla ve sana zarar vermeyecek olanı affet.<br />
Allâhümme innî es'elüke feracen karîben, ve sabran cemîlen, ve es'elükel âfiyete min külli beliyyeh, ve es'elüke devâmel âfiyeh, ve es'elükel ğınâ anin nâs, ve es'elükes selâmete min külli şerr, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Allah'ım! Senden yakın bir ferahlık (kurtuluş) ve güzel bir sabır isterim. Senden her beladan âfiyet isterim. Senden sürekli âfiyet isterim. Senden insanlara muhtaç olmamayı isterim. Senden her türlü şerden selâmet isterim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. Ferahlık ve Rahmet Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme fâricel hemm, kâşifel ğamm, mücîbe da'vetil mudtarrîn, rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, ente terhamunî ferhamnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmetin men sivâk. Allah'ım! Ey kederi açan (gideren), üzüntüyü kaldıran, zor durumda kalanların duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Sen bana merhamet edersin, öyle bir rahmetle merhamet et ki, beni Senden başkasının rahmetine muhtaç etmesin.<br />
Allâhümme ec'al lî min külli hemmin yehümmunî feracen ve mahrecen, ver-zuknî min haysü lâ ahtesib. Allah'ım! Beni üzen her kederden bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et ve beni ummadığım yerden rızıklandır.<br />
Yâ sâbikal fevt, ve yâ sâmia's savt, ve yâ kâsiyel ızâmi ba'del mevt, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vec'al lî min emrî feracen ve mahrecen, inneke ta'lemü ve lâ a'lem, ve takdiru ve lâ akdir, ve ente allâmül ğuyûb. Ey geçip gidenlerin önünde olan! Ey sesleri işiten! Ey ölümden sonra kemiklere elbise giydiren (dirilten)! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve işimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen kadirsin ben kadir değilim, Sen gaybları çok iyi bilensin.<br />
Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Tevvâbü yâ Zelcelâli vel İkrâm. Ey Allah, Ey Allah! Ey Rahmân, Ey Rahîm! Ey Tevvâb (tevbeleri kabul eden)! Ey Celâl ve İkrâm sahibi!<br />
Yâ ğiyâsel müsteğîsîn, yâ mücîbe duâil mudtarrîn, veccahtü vechî ileyke, ve tevekkeltü münîben hâlısan aleyke, lâ erfe'u hâcetî illâ ileyk, hâşi'an beyne yedeyk... Ey yardım isteyenlerin imdâdı! Ey zor durumda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü Sana çevirdim. Senden özüme dönerek ve Sana tam bir ihlasla tevekkül ettim. İhtiyacımı ancak Sana arz ederim, huzurunda huşû içinde...<br />
... salli Allâhümme hıbâlî bi hıbâlike, ve elhıknî bis sâlihîn, ve ey-yidnî bi celâlike, vec'alnî min ıbâdikel müttekîn, lâ tasrif vechî bi hakkıke illâ ilâ cenâbike, ve lâ teczib kalbî illâ ilâ bâbike, karribnî min ahbâbike ve ehli velâike, vahfıznî min suhbeti zevîr redi min a'dâik. ...Allah'ım! Benim iplerimi Senin iplerine bağla, beni sâlihlere ulaştır. Celâlinle beni destekle ve beni muttakî kullarından eyle. Hakkın için yüzümü ancak Kendi katına çevir, kalbimi ancak Kendi kapına çek. Beni dostlarına ve velîlerine yakınlaştır ve düşmanlarından olan kötülerin arkadaşlığından koru.<br />
Hakkıknî bil ma'rifetil Muhammediyyeh, ve hallinî bis sıfâtil Mustafaviyyeh, ve atlık lisânî bi şükrik, vesta'mil nâtikatî ve kalbî bi zikrik, selâmün alâ âli Yâsîn. Beni, Muhammedi bilgiyle (ma'rifetle) gerçekleştir (donat), Mustafa'nın (s.a.v.) sıfatlarıyla süsle, dilimi şükrünle serbest bırak, konuşma yeteneğimi ve kalbimi zikrinle görevlendir. Selâm olsun Âl-i Yâsîn'e.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Peygamberlerin Duaları ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn. "Rabbim! Şüphesiz bana zarar dokundu (ben zarara uğradım), Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." (Enbiyâ Sûresi, 83)<br />
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü minez zâlimîn, festecebnâ lehû ve necceynâhü minel ğamm, ve kezâlike nuncil mu'minîn. "Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum." Biz de onun (Yunus'un) duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri de böyle kurtarırız. (Enbiyâ Sûresi, 87-88)<br />
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyyetî ve mâ nezele bî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bik. Yâ Allâhü yâ Aliyyü yâ Azîm, ferric annî mâ ehemmelâ, ve tevellâ emrî bi lutfik, ve tedâraknî bi rahmetike ve keremik, inneke alâ külli şey'in Kadîr. Allah'ım! Şüphesiz Sen benim gizlimi de açığımı da, başıma geleni de bilirsin. Güç ve kuvvet ancak Sen'inledir. Ey Allah! Ey Aliyy, Ey Azîm! Üzüntü verdiğim şeyi benden gider (ferahlat) ve işimi lütfunla üstlen, rahmetin ve kereminle imdâdıma yetiş. Şüphesiz Sen her şeye Kadîr'sin.<br />
Allâhümme yâ mevdi'a külli şekvâ, ve yâ sâmi'a külli necvâ, ve yâ kâşife külli belvâ, yâ âlime külli hıfiyyeh, yâ sârifa külli beliyyeh... Allah'ım! Ey her şikâyetin makamı! Ey her gizli konuşmayı (fısıltıyı) işiten! Ey her belayı açan! Ey her gizli şeyi bilen! Ey her musibeti savan...<br />
...yâ men eğâse İbrâhîme (s.a.v.), ve yâ men neccâ Mûsâ (s.a.v.), yâ men rafa'a İsâ (s.a.v.), yâ men ıstafeyte Muhammedâ (s.a.v.), salli Allâhümme alâ seyyidi enbiyâike ve ekremi rusülike habîbike ve nebiyyike ve rasûlike Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbih, vestecib du'âî, fe innî ed'ûke du'âe men işteddet fâkatüh, ve da'ufet kuvvetüh, ve kallet hîletüh, bel ed'ûke du'âel ğarîbil ğarîkil mudtarrillezî ya'lemü küllel ilmi ennehû lâ yekşifü anhü mâ hüve fîhi illâ ent. ...Ey İbrâhîm'e imdâd eden! Ey Mûsâ'yı kurtaran! Ey İsâ'yı yükselten! Ey Muhammed'i seçkin kılan! Allah'ım! Enbiyanın Efendisi, Resûllerin en kerîmi, Habîbin, Nebiyyin ve Resûlün olan Seyyidimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât eyle ve duamı kabul buyur. Zira ben, fakirliği şiddetlenmiş, gücü zayıflamış, çaresi azalmış kimsenin duasıyla Sana yalvarıyorum. Hatta, içinde bulunduğu sıkıntıyı Senden başkasının gideremeyeceğini kesin olarak bilen, gurbette kalmış, boğulan ve zor durumda kalmış birinin duasıyla Sana yalvarıyorum.<br />
Yâ erhamer râhimîn irhamnî, yâ ğiyâsel müsteğîsîn eğisnî, ikşif annî mâ nezele bî min hemm, vedfe' annî mâ halle bî min ğamm, valtıf bî yâ Latîfü yâ Rahîm. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana merhamet et. Ey imdat isteyenlerin imdadı! Bana imdat eyle. Başıma gelen kederi benden kaldır, üzerime çöken üzüntüyü benden defet ve bana lütfet, ey Latîf (lütufkâr) ey Rahîm!<br />
Yâ men yemlikü havâices sâilîn, ve ya'lemü damâires sâmitîn, tedâraknî bi iğâsetik, yâ men li külli mes'eletin minke sem'un hâdır, ve cevâbun kâfil, ve li külli sâmitin minke ılmun muhîtun bâtın... Ey isteyenlerin ihtiyaçlarına sahip olan! Ey suskunların gönüllerindekini bilen! İmdâdınla bana yetiş! Ey her isteğe karşı nezdinde hazır bir işitme ve kâfi (yeterli) bir cevap bulunan! Ey her susan için nezdinde kuşatıcı ve gizli bir ilim bulunan...<br />
... mevâ'îdüke sâdikatun, ve eyâdîke fâdıletün mütevâsıletün, ve rahmetüke vâsi'ah, ef'al bî mâ ente ehlüh, ve lâ tef'al bî mâ ene ehlüh, fe inneke ehlüt takvâ ve ehlül mağfirah. ...Verdiğin sözler doğrudur, nimetlerin faziletli ve kesintisizdir, rahmetin geniştir. Bana, Sen'in lâyık olduğun şekilde muamele et, benim lâyık olduğum şekilde muamele etme. Çünkü Sen, takvaya ehil olansın ve mağfirete ehil olansın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Son Dua ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hû) (Allah, gerçekten Kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti.) (Âl-i İmrân Sûresi, 18'den)<br />
Allâhümme innî e'ûzü bi nûri kudsik, ve bi bereketi tahâratik, ve bi azameti celâlik, min külli âhetin ve âfetin ve târıkın minel cinni vel insi illâ târıkan yetruku bi hayrin yâ erhamer râhimîn. Allah'ım! Kudsiyetinin nuruna, temizliğinin bereketine ve Celâlinin azametine, Cin ve İnsanlardan gelen her türlü beladan, âfattan ve kapı çalandan (musibetten), ancak hayırla kapı çalan hariç, Sana sığınırım, Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme bike melâzî kable en elûz, ve bike ıyâzî kable en e'ûz, yâ men zellet lehü rikabül ferâineh, ve hada'at lehü hâmâtül cebâbireh, yâ men bi yedihî mekâlîdüs semâvâti vel ard, Allâhümme zikrüke şiârî ve disârî, ve bi zılâli rahmetike nevmî ve karârî, ve ileyke min külli fâdihatin ferârî, ve bike fî külli hâdisetin intisârî, ve aleyke i'timâdî, ve ilâ keremi kudsikes tinâdî, eşhedü ellâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Sığınmadan önce sığınağım Sensin, imdâd dilemeden önce imdâdım Sensin. Ey Firavunların boyunlarının Kendisine boyun eğdiği! Ey zorbaların başlarının Kendisine itaat ettiği! Ey göklerin ve yerin anahtarları (hükümranlığı) elinde olan! Allah'ım! Zikrin benim dış ve iç elbisemdir, rahmetinin gölgeleri uykum ve huzurumdur. Her utandırıcı şeyden Sana kaçışım, her olayda Seninle zaferim, Sana itimadım ve Kudsiyetinin keremine dayanmamdır. Şâhitlik ederim ki Senden başka ilâh yoktur.<br />
Idrib aleyye sürâdıkâti hıfzik, ve kınî hemme mâ ekrahü bi hurmetike yâ Rahmânü yâ Rahîm. Üzerime korumanın perdelerini (süradıklarını) çek ve hoşlanmadığım şeylerin kederinden beni, hürmetinle koru ey Rahmân, ey Rahîm!<br />
Allâhümme innî es'elüke bismikel vâhidil ehad, ve ed'ûke Allâhümme bismikel ferdis samed, ve etevesselü ileyke bismikel azîmil vitr, ellezî melee nûru kudsihî erkânel ekvâni küllihâ, illâ mâ ferracte annî mâ emseytü fîhi ve asbahtü fîhi... Allah'ım! Senden Vâhid (bir), Ehad (tek) isminle isterim. Seni, Ferdi Samed (tek, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) isminle çağırırım. Sana, kudsiyetinin nuru bütün kâinatın rükünlerini dolduran Azîm, Vitr isminle tevessül ederim ki, içinde akşamladığım ve sabahladığım şeyi (sıkıntıyı) benden gidermen hariç...<br />
...hattâ lâ yuhâmiru hatarâtu evhâmî ğubârül havfi min ğayrik, ve lâ yemessü şirâ'u fikrî eserur recâi min sivâk, ecirnî Allâhümme min hızyike ve ukûbetik, vahfıznî fî leylî ve nehârî, ve nevmî ve karârî, lâ ilâhe illâ ente ta'zîmen li vechike, ve tekrîmen li sübuhâti arşik. ...öyle ki, kuruntularımın hatıralarına Senden başkasından korku tozu karışmasın ve düşüncemin yelkenine Senden başkasından ümit eseri dokunmasın. Allah'ım! Beni rezilliğinden ve cezandan koru, gecemde ve gündüzümde, uykumda ve huzurumda beni muhafaza et. Senden başka ilâh yoktur, vechinin ta'zîmi (yüceltilmesi) için ve arşının sübuhâtının (nurlarının) yüceltilmesi için.<br />
Isrif Allâhümme annî şerre ıbâdik, vec'alnî fî hıfızke ve ınâyetike ve sürâdıkâti emnike ve sıyânetik, ve e'ıd aleyye avâide lutfike ve keremike ve ihsânik, sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik, tekaddese ismüke, ve teâlâ tûlük. Allah'ım! Kullarının şerrini benden çevir, beni korumana, inayetinle, emânının perdeleriyle ve muhafazatınla (sıyânetinle) kıl. Lütfunun, kereminin ve ihsanının adetlerini bana iade et. Seni tesbih ederim Allah'ım, hamdinle birlikte. İsmin mukaddestir, ihsanın yücedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Sonuç ve Tüm Müslümanlar İçin Dua</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ mücliyel azâimi minel umûr, ve yâ kâşife sı'âbil hümûm, ve yâ müferricel kerbil azîm, ve yâ men izâ erâde şey'en fe hasebühû en yekûle lehû kün fe yekûn... Allah'ım! Ey büyük işleri açığa çıkaran! Ey zorlu kederleri kaldıran! Ey büyük sıkıntıyı gideren! Ey bir şeyi dilediği zaman ona "Ol!" demesi kâfi gelen ve o da hemen oluveren!<br />
... Rabbâh, Rabbâh, ehâtat bi abdikez zaîfi ğavâilüz zünûbi ve entel müd-dehiru lehâ ve li külli şiddeh, lâ ilâhe illâ ent, el-ğiyâs el-ğiyâs, er-rahmet er-rahmet, el-ınâyet el-ınâyet, salli alâ abdike ve nebiyyike Seyyidinâ Muhammedin ve âlih, valtıf bî fî umûrî küllihâ vel müslimîn. ...Rabbim! Rabbim! Zayıf kulunu günahların felaketleri kuşattı, Sen ise ona ve her zorluğa sığınaksın. Senden başka ilâh yoktur. İmdat! İmdat! Rahmet! Rahmet! İnâyet! İnâyet! Kulun ve peygamberin Seyyidimiz Muhammed'e ve âline salât eyle ve bütün işlerimde bana ve Müslümanlara lütfet.<br />
Allâhümmahfız ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümmerham ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme aslıh ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme ferric an ümmeti Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini koru. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetine merhamet et. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini ıslah et (düzelt). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetinden sıkıntıyı gider.<br />
Allâhümme lâ tec'alnî mimmen yercûl mahlûkîne ev ye'ûlü aleyhim, ve izâ ahazte bi ezimmeti hâtırî ilâ ehadin min halkıke fe li yekün mimmen ahbebtühüm hattâ tekûne himmetî müteveccihah alâ men ahbebtü fe tendemic ğâyetühâ bi sıfatil mehabbetilletî efrağtehâ fî zâlikel abdil muhabbeb, fe innekel veliyyü li men tuhibb... Allah'ım! Beni, yaratılmışlardan ümit eden veya onlara bel bağlayanlardan eyleme. Kalbimin dizginlerini mahlûkatından birine çekecek olursan, o kişi sevdiğin kimselerden olsun ki, gayretim sevdiğin kimseye yönelsin ve maksadı, o sevilen kulun içine boşalttığın muhabbet sıfatıyla bütünleşsin. Çünkü Sen, sevdiğinin velîsisin...<br />
...ve lâ tasrif himmete hâtırî ve lev tarfetel aynin ilâ halkın lem tüzeyyinhü bi mehabbetik, ve lem tec'al lehû minke vüddâ, ve ezil hucübel müste'ârâti an lâhızati sirrî fe lâ eltefitü illâ ilâ mâ yeûlü ileyk, ve yu'avvelü aleyk, veb'as azme azîmetî ilâ asfiyâike ve evliyâike ve ahbâbikez mukarribîn, ve ıbâdikes sâlihîn, ven nebiyyîne vel mürselîn, ve hasüne ülâike rafîkâ. ...Kalp gayretimi, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, muhabbetinle süslemediğin ve kendisine Senden bir sevgi vermediğin bir yaratığa çevirme. Sırrımın bakışından ödünç perdeleri kaldır ki, ancak Sana dönen ve Sana güvenilen şeye iltifat edeyim. Azmimin gücünü, seçkinlerine, evliyâlarına, mukarreb (yakın) dostlarına, sâlih kullarına, Nebîlere ve Resûllere gönder. Onlar ne güzel arkadaştır!<br />
Sebbitnî Allâhümme alâ mâ yurdîk, ve karribnî mimmen yüvâlîk, vec'al ğâyete hubbî ve buğdî fîk, ve lâ tukarribnî mimmen yü'âdîk, edim aleyye ni'ameke ve birrak, ve lâ tensinî zikrak, ve elhimnî fî külli hâlin şükrak, ve arrifnî kadran ni'ami bi devâmihâ, ve kadral âfiyeti bis timrârihâ. Allah'ım! Beni razı olduğun şey üzere sabit kıl, dost edindiklerine beni yaklaştır, sevgimin ve nefretimin gayesini Senin uğrunda eyle, düşmanlık edenlere beni yaklaştırma. Nimetlerini ve iyiliğini bana daim kıl, zikrini bana unutturma ve her halde şükrünü bana ilham et, nimetlerin kadrini devamıyla ve âfiyetin kadrini sürekliliğiyle bana bildir.<br />
Allâhümme innî es'elükel afve vel âfiyete vel mu'âfâtid dâimete fid dîni ved dünyâ vel âhirah. Allah'ım! Senden af, âfiyet ve dinde, dünyada ve âhirette sürekli mu'âfât (genel esenlik) isterim.<br />
Allâhümmeğzif fî kalbî recâek, vakta' recâî ammen sivâk, hattâ lâ ercû ehaden ğayrak... Allah'ım! Kalbime ümidini at, Senden başkasından olan ümidimi kes, öyle ki Senden başkasından bir şey ümit etmeyeyim...<br />
...Allâhümme ve mâ da'ufet anhü kuvvetî, ve kasura anhü emelî, ve lem tentehi ileyhi rağbetî, ve lem tebluğhü mes'eletî, ve lem yecri alâ lisânî mimmâ a'tayte ehaden minel evvelîne vel âhirîne minel yakîn fe hussanî bihî yâ Rabbel âlemîn. ...Allah'ım! Gücümün yetmediği, ümidimin kısa kaldığı, rağbetimin ulaşmadığı, isteğimin varmadığı ve öncekilerden ve sonrakilerden herhangi birine verdiğin kesin bilgiden (yakîn) dilimden geçmeyen şey her ne ise, onu bana tahsis et ey Âlemlerin Rabbi!<br />
Allâhümme dâkatil hıyel, venkata'al emel, ve batala al amel, lâ melcee ve lâ menâ minke illâ ileyk. Allah'ım! Çareler daraldı, ümit kesildi ve ameller boşa çıktı. Senden başka sığınak ve kurtuluş yoktur, ancak yine Sana!<br />
Yâ müsehheles sa'biş şedîd, ve yâ müleyyine kasvetil hadîd, ve yâ müncizel emreynil va'di vel va'îd, ve yâ men hüve külli yevmin fî şe'nin ve emrin cedîd, ahrıc'nî min halkıl kerbi ved dîkı ilâ evsa'il feraci ve eblecit tarîk, bike edfeu mâ utîku ve mâ lâ utîk, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ey zorlu ve şiddetli olanı kolaylaştıran! Ey demirin sertliğini yumuşatan! Ey iki işi, va'di ve va'îdi gerçekleştiren! Ey her gün yeni bir iş ve durumda olan! Beni kederin ve darlığın boğazından en geniş ferahlığa ve en aydınlık yola çıkar. Seninle gücümün yettiği ve yetmediği şeyi def ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümme innî estağfiruke ve etûbu ileyk, ve etevekkelü fî küllil umûri aleyk, estağfiruke minez zenbillezî a'lem, ve minez zenbillezî lâ a'lem, inneke ta'lemü ve ene lâ a'lem, ve ente allâmül ğuyûb, ve ğaffârüz zünûb, ve settârül uyûb, ve keşşâfül kürûb, ve ileykel mesîr. Allah'ım! Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim. Bütün işlerde Sana tevekkül ederim. Bildiğim günahtan ve bilmediğim günahtan bağışlanma dilerim. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen gaybları çok iyi bilensin, günahları bağışlayansın, ayıpları örtensin, sıkıntıları açansın ve dönüş Sanadır.<br />
... Ya sâhibî inde şiddetî, yâ mûnisî fî vahdetî, yâ hâfızî fî gurbetî, yâ veliyyî fî ni'metî, yâ kâşife kurbetî, yâ sâmi'a da'vetî, yâ râhim'a ıbretî, yâ mukîl'a asratî, yâ ilâhiyel hakîk, yâ rukniyel vesîk, yâ câriyel lasîk, yâ mevlâyes şefîk, yâ rabbel beytil atîk, ahrıc'nî min halkıl madîk, ilâ se'atit tarîk, bi feracin min indike karîbin vesîk, vekşif annî külle şiddetin ve dîk, vekfînî mines sû'i vel ezâ mâ utîku ve mâ lâ utîk. ...Ey şiddetimde sahibim! Ey yalnızlığımda yoldaşım! Ey gurbetimde koruyucum! Ey nimetimde velîm! Ey sıkıntımı açan! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey sürçmemi bağışlayan! Ey gerçek ilâhım! Ey sağlam dayanağım! Ey yakın komşum! Ey şefkatli mevlâm! Ey Beyt-i Atîk'in (Kabe'nin) Rabbi! Beni darlığın boğazından yolun genişliğine çıkar. Nezdinden yakın ve sağlam bir ferahlık (kurtuluş) ile. Benden her zorluğu ve darlığı aç ve gücümün yettiği ve yetmediği kötülükten ve eziyetten beni koru.<br />
Allâhümme ferric annî külle hemmin ve ğamm, ve ahrıc'nî min külli huznin ve kerb, yâ fâricel hemm, ve yâ kâşifel ğamm, ve yâ münzilel katr, ve yâ mücîbe da'vetil mudtarr, yâ rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, salli alâ hayratike min halkıke Muhammedinin nebiyyil ümmiyyit tayyibit tâhiriz zekî, ve alâ âlihit tayyibînet tâhirîne ve sellim, ve ferric Allâhümme annî mâ dâka bihî sadrî, ve 'île meahu sabrî, ve kallet fîhi hîletî, ve da'ufet lehû kuvvetî, yâ kâşife külli durrin ve beliyyeh, yâ âlime külli sirrin ve hıfiyyeh, yâ erhamer râhimîn, ve ufevvidu emrî ilallâh, innallâhe basîrun bil ıbâd, ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm. Allah'ım! Benden her kederi ve üzüntüyü gider, beni her hüzünden ve sıkıntıdan çıkar. Ey kederi gideren! Ey üzüntüyü kaldıran! Ey yağmuru indiren! Ey zor durumda kalanın duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Yaratılmışlarının hayırlısı, Ümmî, tertemiz, pâk ve zeki Nebî Muhammed'e ve onun tertemiz ve pâk âline salât ve selâm eyle. Allah'ım! Göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, çaremin azaldığı, kuvvetimin zayıfladığı şeyi benden gider (ferahlat). Ey her türlü zarar ve belayı açan! Ey her sırrı ve gizliyi bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! "Ben işimi Allah'a bırakıyorum, şüphesiz Allah kullarını görendir." (Mü'min Sûresi, 44'ten), "Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbidir." (Hûd Sûresi, 88'den).<br />
Tehassantü bi ızzeti ızzetillâh, ve bi azameti azametillâh, ve bi celâli celâlillâh, ve bi kudreti kudretillâh, ve bi sultâni sultânillâh, ve bi lâ ilâhe illallâh, ve bi mâ cerâ bihil kalemü min indillâh, ve bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, âmentü billâh, hasbiyallâh. Allah'ın izzetinin izzetine, Allah'ın azametinin azametine, Allah'ın celâlinin celâline, Allah'ın kudretinin kudretine, Allah'ın sultanının sultanlığına, Lâ ilâhe illallâh'a, kalem'in Allah katından yazdığı şeye ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'a sığındım. Allah'a iman ettim, Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13. Korumaya Yönelik Son Dualar</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ terâhül uyûn, ve lâ tuhâlituhuz zunûn, ve lâ yasıfuhul vâsıfûn, ve lâ tuğayyiruhül havâdisü, ve lâ yahşed devâir... Allah'ım! Ey kendisini gözlerin görmediği, zannın karışmadığı, vasıflandıranların vasfedemediği, olayların değiştiremediği ve felaketlerden korkmayan (Zat)!<br />
... ya'lemü mesâkîlel cibâl, ve mekâyîle bihar, ve adede katril emtâr, ve adede verakıl eşcâr, ve adede mâ azleme aleyhil leylü ve eşraka aleyhin nehâr, ve lâ yuvârî minhü semâ'un semâ'â, ve lâ ardun ardâ, ve lâ bahrun illâ ya'lemü mâ fî ka'rih, ve lâ cebelün illâ ya'lemü mâ fî va'rih... ...Dağların ağırlığını, denizlerin ölçülerini, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların yapraklarının sayısını, üzerinde gece kararan ve gündüz aydınlanan her şeyin sayısını bilen; O'ndan ne bir gök başka bir göğü, ne bir yer başka bir yeri, ne bir deniz dibindekini ve ne de bir dağ yamacındakini gizleyebilir...<br />
... İc'al hayra umrî evâhirahü, ve hayra amelî havâtimahü, ve hayra eyyâmî yevme elkâke fîh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. ...Ömrümün hayırlısını sonları, amelimin hayırlısını bitişi, günlerimin hayırlısını da Sana kavuştuğum gün eyle. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümmetfî nâra men şebbe lî nârah, vekfînî hemme men edhale aleyye hemmeh, ve edhılnî fî dir'ikel hasîn, vesturnî bi sitrikel vâfî. Allah'ım! Bana ateş yakanın ateşini söndür, bana kederini bulaştıranın kederinden beni koru, beni muhkem zırhına (dir'ine) dâhil et ve beni kusursuz örtünle (sitr-i vâfî) ört.<br />
Allâhümme men âdânî fe âdih, ve men kâdenî fe kidh, ve men beğâ aleyye fe huzh, ve men nasebe lî fahhahü bi helâketin fe ehlikh, Allâhümme men erâdenî bi sû'in fec'al dâiretes sûi aleyh, Allâhümmer-mi nahrâhü fî keydih, ve keyehû fî nahrih, hattâ yezbehâ nefsehû bi yedeyh, ı'tasamtü bike ve lüz'tü bi tûli kudsik. Allah'ım! Bana düşmanlık edene düşmanlık et, bana tuzak kurana tuzak kur, bana zulmedeni yakala, helak için bana tuzak kuranı helak et. Allah'ım! Bana kötülük dileyenin kötülük dairesini kendi üzerine çevir. Allah'ım! Onu tuzağının içine düşür, tuzağını da kendi boynuna at, ta ki kendini kendi elleriyle boğazlasın. Seninle korundum ve Kudsiyetinin yüceliğine sığındım.<br />
Yâ sâbiğan ni'am, ve yâ dâfi'an nikam, ve yâ fâricel kurbi izâd lehem, yâ veliyye men zulim, ve yâ hasîbe men zalem, yâ evvelen bilâ bidâyetin, ve yâ âhıran bilâ nihâyetin, yâ men lehüsmün bilâ künyetin, ic'al lî min emrî feracâ, ve min vehdeti hemmî mahrecâ. Ey nimetleri bol veren! Ey intikamları savan! Ey keder çöktüğü zaman onu gideren! Ey zulme uğrayanın velîsi! Ey zulmedenin hesâbını gören! Ey başlangıcı olmayan Evvel! Ey sonu olmayan Âhır! Ey künyesi olmayan İsim sahibi! İşimi bana ferahlık kıl ve kederimin zorluğundan bir çıkış yolu nasip et.<br />
Yâ Latîfü yâ Latîfü yâ Latîf, ultuf bî bi lutfikel hafiyy, ve eğısnî bi mededikel celiyy, bil kudretilletîsteveyte bihâ alel arş, ve lem ya'lemil arşü müstekarrak. Ey Latîf, Ey Latîf, Ey Latîf! Gizli lütfunla bana lütfet ve aşikâr yardımınla (mededinle) bana imdat eyle. Arşın üzerine yerleştiğin, Arş'ın dahi yerini bilmediği kudretinle (bana yardım et).<br />
Yâ müsebibel esbâb, yâ müfettihal ebvâb, yâ sâmi'al asvât, yâ mücîbed de'avât, yâ kâdıy el hâcât, yâ ğıyâsel müsteğîsîn. Ey sebepleri yaratan! Ey kapıları açan! Ey sesleri işiten! Ey dualara icabet eden! Ey hacetleri yerine getiren! Ey imdat isteyenlerin imdadı!<br />
Allâhümme innî enteziru feracek, ve ergubu lutfek, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammedin ve ferric annî valtıf bî ve lâ tekilnî ilâ nefsî ve lâ ilâ ehadin min halkıke tarfetel aynin ve lâ ekalle min zâlik, yâ cebbâres semâvâti vel ard, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Senin ferahlığını (kurtuluşunu) bekliyor ve lütfunu arzuluyorum. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle, benden sıkıntıyı gider ve bana lütfet. Beni nefsimin ve mahlûkatından herhangi birinin üzerine bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre bile olsa bırakma. Ey göklerin ve yerin Cebbarı (güçlü ve zoru uygulayanı)! Senden başka ilâh yoktur.<br />
Lâ ilâhe illâlâhül Hakîmül Kerîm, lâ ilâhe illâllâhür Rahmânür Rahîm, lâ ilâhe illâllâhü Rabbüs semâvâti vel ardı ve rabbül arşil azîm. Allâhümme innî enzelte bike hâcâtî küllihâz zâhirate vel bâtınah, ed dünyeviyyete vel uhraviyyeh. Hakîm (hikmet sahibi), Kerîm (cömert) Allah'tan başka ilâh yoktur. Rahmân, Rahîm Allah'tan başka ilâh yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ım! Bütün ihtiyaçlarımı, zâhir ve bâtın, dünyevî ve uhrevî olan her şeyi Sana indirdim.<br />
Ubeydükün fî fenâik, miskînükün bi fenâik, fakîrükün bi fenâik. Kulcağızın kapındadır, miskinin kapındadır, fakirin kapındadır.<br />
Yâ men lâ ya'lemü keyfe hüve illâ hû, ve yâ men lâ yebluğü kudratehû ğayrüh. Ey nasıl olduğunu ancak Kendisinin bildiği! Ey kudretine Kendisinden başkasının ulaşamadığı!<br />
Yâ şâhiden ğayru ğâib, ve yâ karîben ğayru ba'îd, ve yâ ğâliben ğayru mağlûb. Ey kaybolmayan şâhit! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûp olmayan galip!<br />
Yâ Hayyu yâ Kayyûmü bi havlike ve kuvvetike este'înü ve estecîr, ferhamnî yâ erhamer râhimîn. Ey Hayy (diri), Ey Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Gücün ve kuvvetinle yardım ister ve himayene sığınırım. Bana merhamet et, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve mâ azallet, ve rabbel eradîne ve mâ ekallet, ve rabbeş şeyâtıyni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halkıke küllihim cemî'an en yufrita aleyye ehadün minhüm ev en yebğî, azze câruk, ve celle senâuk, ve lâ ilâhe ğayruk, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Yedi göklerin ve gölgelendirdiği şeylerin Rabbi! Yerlerin ve taşıdığı şeylerin Rabbi! Şeytanların ve saptırdığı şeylerin Rabbi! Onlardan herhangi birinin bana taşkınlık yapmasından veya zulmetmesinden, bütün mahlûkatının şerrine karşı bana bir komşu (koruyucu) ol. Senin komşun azizdir, övgün yücedir, Senden başka ilâh yoktur, Senden başka ilâh yoktur.<br />
Allâhümme bi câhil Hüseyni ve ahîhi ve ceddihî ve ebîhi ve ümmihî ve benîh, ferric annî ve anil müslimîne mâ nahnü fîh. (3 defa okunur.) Allah'ım! Hüseyin'in, kardeşinin, dedesinin, babasının, annesinin ve evlatlarının şanı hürmetine, bizden ve bütün Müslümanlardan içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider. (3 defa okunur.)<br />
14. Nihai Salavât ve Bitiriş Duası (Oldukça Uzun ve Ağır Bir Salavât Metnidir)<br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Ve salli Allâhümme ve sellim fî külli lahzatin ve tarfetin ve hareketin ve sekenetin alâ abdike ve nebiyyike ve rasûlike bahril esrâril kudsiyyeh, ve tılasmıl işârâtir ramziyyeh, el mündemiceti fî sahâfil ulûmil ğaybiyyeh... Ve Allah'ım, her an, her göz açıp kapayışta, her hareket ve sükûnda, Kudsî sırların denizi, remzî işaretlerin tılsımı, gaybî ilimlerin sahifelerinde yer alan kulun, nebîn ve rasûlün üzerine salât ve selâm eyle...<br />
... el berkıl evvelil müte'leli'i fî semâil amâil ihâtıyyeti kable bürûzi avâlimil keyân, vel kevkebil esbakıs sâtı'ı fî ebrâcil kudsittamtamiyyeti ve lem tenşakk burdetül vücûdi an sunûfil insân, ve rûhi hâzihil ervâhıl muhteliceti fî âlemi lutfihâ beyne nûrin ve zulmeh, ve şemsil hidâyetil kübrâl müşrikati min hadratil ifâdati ilâ kulûbi hâzihil ümmeh, aylîmil mededil mevâc... ...O ki, varlık âlemleri belirmeden önce, ihâta eden (kuşatan) Amâ (mutlak bilinmezlik) semasında parlayan ilk şimşektir, Kudsî Tımtımî burçlarında parlayan ve varlık perdesi insan çeşitlerinden henüz yarılmamış olan en önceki yıldızdır. O, lütuf âleminde nur ve zulmet arasında çalkalanan bu ruhların ruhudur. O, İfâza (feyiz) makamından bu ümmetin kalplerine doğan en büyük hidayet güneşidir. O, coşan yardım denizidir...<br />
... ve alelmil ilâhiyyis sâtı'ıl burhân, fil bika'ı vel ficâc, âyetillâhil kübrâlletîntavet bi zeyli burdetihâr rûhıyyetil acâibul âyât, ve süllemir rukâyetil ûlâllêtînhattat an ğâyetihâ min zevîs su'ûdi ğâyetül ğâyât, seyyidinâ ve seyyidi külli men lillâhi aleyhi siyâdeh, ma'dinil fadlı vel keremi vel cûdi vel ınâyeti ves se'âdeh, el habîbil a'zam, vel bahri mutamtam, vel kenzil mutalsam, ves sırâtıl akvam, ven nûril asta', vel kameril elma', vel burhânil ekmel, ves seyfil atval, mevcel ılmil ğaybî, ve dacratil mededil ezelî... ...O, yerlerde ve vadilerde burhanı parlayan İlahî ilmin alametidir. O, ruhî (mânevî) perdesinin eteğinde âyetlerin acayiplerinin toplandığı Allah'ın en büyük âyetidir. O, yükselenlerin gayelerin gayesine ulaştığı ilk yükseliş merdivenidir. Efendimiz ve Allah katında bir ululuğu olan herkesin efendisidir. Fazilet, kerem, cömertlik, inâyet ve saadet madenidir. En büyük sevgili (Habîb-i A'zam), coşkun deniz (Bahr-i Mutamtam), tılsımlı hazine (Kenz-i Mutalsam), en doğru yol (Sırât-ı Akvam), en parlak nur, en aydınlık ay, en kâmil burhan, en uzun kılıçtır. Gayb ilminin dalgasıdır, ezelî yardımın coşkusudur...<br />
... bâbullâhıllezî lem tezelil ebvâbü dûnehû mesdûdeh, ve vechul kabûlillezî lem tebrahıl vücûhü mâ lem yüberkı'hâ sattâ'u nûri vesîletihî merdûdeh, hablullâhıllezî men temesseke bihî necâ ve emine ve sellem, ve bâbün necâhıllezî men dehale minhü ilallâhi kubile ve ruhime, seyyidüs sâdât, ve illetüz zerrât, mevlânâ ve nebiyyinâ ve rasûlunâ Muhammedin sallallâhü aleyhi ve sellem... ...O, kendisinden başka bütün kapıların kapalı olduğu Allah'ın kapısıdır. O, yüzleri vesilesinin parlak nuru örtmedikçe reddedilen kabul yüzüdür. O, kimin sarıldığı ise kurtulup emniyette kaldığı ve selâmet bulduğu Allah'ın ipidir. O, kimin girerse Allah'ın kabul edip rahmet ettiği kurtuluş kapısıdır. Efendilerin efendisi, zerrenin illeti, Mevlâmız, Nebimiz ve Resûlümüz Muhammed'e (s.a.v.)...<br />
... ve alâ âlihi ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve eşyâ'ıhî vel âhızîne bi eserihî ven nâhîlîne min bahrıh, ve eğısnâ bihî ve et-hıfnâ bi kurbih, ve ahyînâ ve emitnâ alâ milletehî ve sünnetih, vahtim lenâ ve lil müslimîne bi hayr, vağfir lenâ ve li vâlideynâ ve li furû'ınâ ve usûlinâ ve lil müslimîne vel müslimât vel mu'minîne vel mu'minâti ecme'în, ve selâmün alel mürselîn, vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn. ...Ve onun âline, ashâbına, tâbilerine, fırkalarına, eserini takip edenlere ve denizinden içenlere salât ve selâm eyle. Onunla bize imdat eyle, kurbu (yakınlığı) ile bizi şereflendir. Bizi onun milleti ve sünneti üzere yaşat ve öldür. Bizi ve bütün Müslümanları hayırla sonlandır. Bizi, anne babalarımızı, çocuklarımızı, atalarımızı ve bütün Müslüman erkek ve kadınları, Mümin erkek ve kadınları bağışla. Selâm olsun gönderilmiş olanlara. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
موضوع: حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره    حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
ومن أوراده رضي الله تعالى عنه: حزب الفرج ، وكان رضي الله تبارك وتعالى عنه يأمر بقراءته وقت السحر ، ويقول: تتنزل من الحضرة على أهله خلعة القبول فلا يُخزونَ بإذن الله تعالى ، وتحضر عند قراءته روحانية سيد الوجود صلى الله عليه وسلم ، وقد بُشّرَ الإمام الرفاعي رضي الله عنه إحدى عشر مرة من جده صلى الله عليه وسلم بأن من داوم على قراءة هذا الحزب لا يُخذل ولا يُخزى ولا يهان .<br />
وهو:<br />
بِسمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ<br />
( الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {2} الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {3} مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ {4} إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ {5} اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ {6} صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِم ْوَلاَ الضَّالِّينَ {7} ) .<br />
لا إله إلا الله 10 مرات .<br />
الله 10 مرات .<br />
أستغفر الله العظيم 10 مرات .<br />
اللهم صلي على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم 10 مرات .<br />
حسبي الله 7 ، ثم يقرأ:<br />
( الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ {5} )<br />
لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا حي يا قيوم ، يا ذا الجلال والإكرام ، أسألك بأسرارك المستودعة في خلقك ، بعزة عرشك ، بقدس نفسك ، بنور وجهك ، بمبلغ علمك ، بغاية قدرك ، ببسط قدرتك ، بحق شكرك ، بمنتهى رحمتك ، بسلطان مشيئتك ، بعظمة ذاتك ، بكل صفاتك ، بجميع أسمائك ، بمكنون سرك ، بجميل سترك ،بجزيل برك ، بكمال منتك ، بفيض جودك ، بقاهر غضبك ، بسابق رحمتك ، بأعداد كلماتك ، بعناية مجدك ، بجليل طَولك ، بتفريد فردانيتك ، بتوحيد وحدانيتك ، بدائم بقائك ، بسرمدية قدسك ، بأزلية ربوبيتك ، بعظيم كبريائك ، بجلالك بجمالك بكمالك ، بإنعامك ، بشامخ أفعالك ، بسيادة ألوهيتك ، بجباريتك ، بحنانيتك ، بمنانيتك ، بعطفك ، بلطفك ، ببرك ، بإحسانك ، بحقك يا رباه يا غوثاه استعينك وأستجديك أن تجعل لي من كل هم وغم وكرب فرجا ، ومن كل بلاء وشدة وضيق مخرجا ، واجعل أوقاتي بك عامرة ، وسريرتي بمحبتك نيرة ، وعيني بشهود آثار لطفك قريرة ، وبصيرتي بلوامع أنوار قربك مستنيرة وبصيرة ، بحق كهيعص ، وحمعسق ، وبحق طه وطس وص ويس والر والم ون وحم وطسم ، وبسر القرآن العظيم ، يا علي يا عظيم ، يا رحمن يا رحيم ، يا بر يا كريم ، يا أول يا قديم .<br />
اللهم يا من لا تنفعك طاعتي ، ولا تضرك معصيتي ، تقبل مني ما لا ينفعك واغفر لي ما لا يضرك .<br />
بسم الله حسبنا الله ، لا حول ولا قوة إلا بالله .<br />
بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم .<br />
( فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} ) .<br />
الله , الله , الله , توكلت على الله . ( وما توفيقي إلا بالله ) .<br />
( اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ {255} ) .<br />
يا دائما لا فناء ولا زوال لملكه تداركني بلطفك فإني ضعيف وأنت القوي ، وإني فقير وأنت الغني ، وإني مغلوب وأنت النصير ، وإني عاجز وأنت على كل شيء قدير .<br />
حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
حسبي الله ونعم الوكيل .<br />
اللهم أحسن عاقبتنا في الأمور كلها وأجرنا من خزي الدنيا وعذاب الآخرة .<br />
أعوذ بجلال وجه الله ، وجمال قدس الله ، من شر كل ذي شر ، ومن شر كل دابة هو آخذ بناصيتها .<br />
اللهم إني أسألك السلامة والسعادة ونعم عقبى الدار ، وصحبة الأخيار ، ومودة الأبرار ، والنجاة من النار .<br />
اللهم احرسني بعينك التي لا تنام ، واكنفني بكنفك الذي لا يضام ، وارحمني بقدرتك علي ، لا أهلك وأنت رجائي ، فكم من نعمة أنعمت بها علي قل لك عندها شكري ، وكم من بلية ابتليتني بها قل لك عندها صبري ، فيا من قل عند نعمته شكري فلم يحرمني ، ويا من قل عند بليته صبري فلم يخذلني ، ويا من رآني على الخطايا فلم يفضحني ، أسألك أن تصلي على محمد وعلى آل محمد كما صليت وباركت ورحمت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنك حميد مجيد ، اللهم أعني على ديني بدنياي ، وعلى آخرتي بتقواي ، واحفظني فيما غبت عنه ، ولا تكلني إلى نفسي فيما حضرت معه ، يا من لا تضره الذنوب ، ولا تُنقصه المغفرة ، هب لي ما لا ينقصك ، واغفر لي ما لا يضرك ، اللهم إني أسألك فرجا قريبا ، وصبرا جميلا ، وأسألك العافية من كل بلية ، وأسألك دوام العافية ، وأسألك الغنى عن الناس ، وأسألك السلامة من كل شر ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم فارج الهم ، كاشف الغم ، مجيب دعوة المضطرين ، رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، أنت ترحمني فارحمني رحمة تغنني بها عن رحمة من سواك .<br />
اللهم اجعل لي من كل هم يهمني فرجا ومخرجا ، وارزقني من حيث لا أحتسب .<br />
يا سابق الفوت ، ويا سامع الصوت ، ويا كاسي العظام بعد الموت ، صل على محمد وآل محمد ، واجعل لي من أمري فرجا ومخرجا ، إنك تعلم ولا أعلم وتقدر ولا أقدر ، وأنت علام الغيوب .<br />
يا الله , يا الله ، يا رحمن يا رحيم ، يا تواب يا ذا الجلال والإكرام .<br />
يا غياث المستغيثين ، يا مجيب دعاء المضطرين ، وجهت وجهي إليك ، وتوكلت منيبا خالصا عليك ، لا أرفع حاجتي إلا إليك ، خاشعا بين يديك ، صل اللهم حبالي بحبالك ، وألحقني بالصالحين ، وأيدني بجلالك ، واجعلني من عبادك المتقين ، لا تصرف وجهي بحقك إلا إلى جنابك ، ولا تجذب قلبي إلا إلى بابك ، قربني من أحبابك وأهل ولائك ، واحفظني من صحبة ذوي الرد من أعدائك ، حققني بالمعرفة المحمدية ، وحلّني بالصفات المصطفوية ، وأطلق لساني بشكرك ، واستعمل ناطقتي وقلبي بذكرك ، سلام على آل يس .<br />
رب إني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين .<br />
لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين ، فاستجبنا له ونجيناه من الغم وكذلك ننج المؤمنين ، اللهم إنك تعلم سري وعلانيتي وما نزل بي ولا حول ولا قوة إلا بك يا الله يا علي يا عظيم فرج عني ما أهمني وتول أمري بلطفك ، وتداركني برحمتك وكرمك إنك على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا موضع كل شكوى ، ويا سامع كل نجوى ، ويا كاشف كل بلوى ، يا عالم كل خفية ، يا صارف كل بلية ، يا من أغثت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ، ويا من نجيت موصى صلى الله عليه وسلم ، يا من رفعت عيسى صلى الله عليه وسلم ، يا من اصطفيت محمدا صلى الله عليه وسلم ، صل اللهم على سيد أنبيائك وأكرم رسلك حبيبك ونبيك ورسولك سيدنا محمد وعلى آله وأصحابه واستجب دعائي ، فإني أدعوك دعاء من اشتدت فاقته ، وضعفت قوته ، وقلت حيلته ، بل أدعوك دعاء الغريب الغريق المضطر الذي يعلم كل العلم أنه لا يكشف عنه ما هو فيه إلا أنت ، يا أرحم الراحمين ارحمني ، يا غياث المستغيثين أغثني ، اكشف عني ما نزل بي من هم ، وادفع عني ما حل بي من غم ، والطف بي يا لطيف يا رحيم .<br />
يا من يملك حوائج السائلين ، ويعلم ضمائر الصامتين ، تداركني بإغاثتك ، يا من لكل مسألة منك سمع حاضر ، وجواب كافل ، ولكل صامت منك علم محيط باطن ، مواعيدك صادقة ، وأياديك فاضلة متواصلة ، ورحمتك واسعة ، افعل بي ما أنت أهله ، ولا تفعل بي ما أنا أهله ، فإنك أهل التقوى وأهل المغفرة .<br />
( شهد الله أنه لا إله إلا هو ) اللهم إني أعوذ بنور قدسك ، وببركة طهارتك وبعظمة جلالك من كل عاهة وآفة وطارق من الجن والإنس إلا طارقا يطرق بخير يا أرحم الراحمين ، اللهم بك ملاذي قبل أن ألوذ ، وبك عياذي قبل أن أعوذ ، يا من ذلت له رقاب الفراعنة ، وخضعت له هامات الجبابرة ، يا من بيده مقاليد السماوات والأرض ، اللهم ذكرك شعاري ودثاري ، وبظلال رحمتك نومي وقراري ، وإليك من كل فادحة فراري ، وبك في كل حادثة انتصاري ، وعليك اعتمادي ، وإلى كرم قدسك استنادي ، أشهد ألا إله إلا أنت ، اضرب علي سرادقات حفظك ، وقني هم ما أكره بحرمتك يا رحمن يا رحيم .<br />
اللهم إني أسألك باسمك الواحد الأحد ، وأدعوك اللهم باسمك الفرد الصمد ، وأتوسل إليك باسمك العطيم الوتر ، الذي ملأ نور قدسه أركان الأكوان كلها إلا ما فرجت عني ما أمسيت فيه وأصبحت فيه حتى لا يخامر خطرات أوهامي غبار الخوف من غيرك ، ولا يمس شراع فكري أثر الرجاء من سواك ، أجرني اللهم من خزيك وعقوبتك ، واحفظني في ليلي ونهاري ، ونومي وقراري ، لا إله إلا أنت تعظيما لوجهك ، وتكريما لسُبحات عرشك ، اصرف اللهم عني شر عبادك ، واجعلني في حفظك وعنايتك وسرادقات أمنك وصيانتك ، وأعد علي عوائد لطفك وكرمك وإحسانك ، سبحانك اللهم وبحمدك ، تقدس اسمك ، وتعالى طولك .<br />
اللهم يا مجلي العظائم من الأمور ، ويا كاشف صعاب الهموم ، ويا مفرج الكرب العظيم ، ويا من إذا أراد شيئا فحبسه أن يقول له كن فيكون ، رباه رباه أحاطت بعبدك الضعيف غوائل الذنوب وأنت المدخر لها ولكل شدة ، لا إله إلا أنت ، الغياث الغياث ، الرحمة الرحمة ، العناية العناية ، صل على عبدك ونبيك سيدنا محمد وآله والطف بي في أموري كلها والمسلمين .<br />
اللهم احفظ أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم ارحم أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم أصلح أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم فرج عن أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم .<br />
اللهم لا تجعلني ممن يرجو المخلوقين أو يعول عليهم وإذا أخذت بأزمّة خاطري إلى أحد من خلقك فليكن ممن أحببتهم حتى تكون همتي متوجهة على من أحببت فتندمج غايتها بصفة المحبة التي أفرغتها في ذلك العبد المحبب فإنك الولي لمن تحب ولا تصرف همة خاطري ولو طرفة عين إلى خلق لم تزينه<br />
بمحبتك ، ولم تجعل له منك ودا ، وأزل حجب المستعارات عن لاحظة سري فلا ألتفت إلا إلى ما يؤول إليك ، ويعوَّل عليك ، وابعث عزم عزيمتي إلى اصفيائك وأوليائك وأحبابك المقربين وعبادك الصالحين والنبيين والمرسلين وحسن ألئك رفيقا ، ثبتني الله على ما يرضيك ، وقربني ممن يواليك ، واجعل غاية حبي وبغضي فيك ، ولا تقربني ممن يعاديك ، أدم علي نعمك وبرك ، ولا تنسني ذكرك ، وألهمني في كل حال شكرك ، وعرفني قدر النعم بدوامها ، وقدر العافية باستمرارها .<br />
اللهم إني أسألك العفو والعافية والمعافاة الدائمة في الدين والدنيا والآخرة .<br />
اللهم اقذف في قلبي رجاءك ، واقطع رجائي عمن سواك ، حتى لا أرجو أحدا غيرك ، اللهم وما ضعفت عنه قوتي ، وقصر عنه أملي ، ولم تنته إليه رغبتي ، ولم تبلغه مسألتي ، ولم يجر على لساني مما أعطيت أحدا من الأولين والآخرين من اليقين فخصني به يا رب العالمين ، اللهم ضاقت الحيل ، وانقطع الأمل ، وبطل العمل ، لا ملجأ ومنا منك إلا إليك .<br />
يا مسهل الصعب الشديد ، ويا ملين قسوة الحديد ، ويا منجز الأمرين الوعد والوعيد ، ويا من هو كل يوم في شأن وأمر جديد ، أخرجني من حلق الكرب والضيق إلى أوسع الفرج وأبلج الطريق ، بك أدفع ما أطيق وما لا أطيق ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم إني استغفرك وأتوب إليك ، وأتوكل في كل الأمور عليك ، أستغفرك من الذنب الذي اعلم ، ومن الذنب الذي لا أعلم ، إنك تعلم وأنا لا أعلم ، وأنت علام الغيوب ، وغفار الذنوب ، وستار العيوب ، وكشاف الكروب ، وإليك المصير .<br />
اللهم إني أستغفرك من كل ذنب قوى عليه بدني بعافيتك ، أو نالته قدرتي بفضلك ، أو بسطت إليه يدي بسابغ رزقك ، أو اتكلت فيه عند خوفي منه على أمانك ، أو وثقت بحلمك ، أو عولت فيه على كريم عفوك .<br />
اللهم إني استغفرك من كل ذنب خنت فيه أمانتي ، أو بخست فيه نفسي ، أو قدمت فيه لذاتي ، أو آثرت فيه شهواتي ، أو سعيت لغيري ، أو استغويت فيه من تبعني ، أو غلبت فيه بفضل جبلَّتي ، أو أحلت عليك فيه مولاي فلم تقبلني على فعلي ، إذ كنت سبحانك كارها لمعصيتي ، ولكن سبق علمك في اختياري واستعمالي مرادي وإيثاري ، فحلمت علي ولم تدخلني فيه جبرا ، ولم تحملني عليه ممهلا ، ولم تظلمني شيئا ، أنفذت مع اختياري قضاؤك ، أستغفرك يا أرحم الراحمين ، يا صاحبي عند شدتي ، يا مؤنسي في وحدتي ، يا حافظي في غربتي ، يا وليي في نعمتي ، يا كاشف كربتي ، يا سامع دعوتي ، يا راحم عبرتي ، يا مقيل عثرتي ، يا إلهي الحقيق ، يا ركني الوثيق ، يا جاري اللصيق ، يا مولاي الشفيق ، يا رب البيت العتيق ، أخرجني من حلق المضيق ، إلى سعة الطريق ، بفرج من عندك قريب وثيق ، واكشف عني كل شدة وضيق ، واكفني من السوء والأذى ما أطيق وما لا أطيق .<br />
اللهم فرج عني كل هم وغم وأخرجني من كل حزن وكرب ، يا فارج الهم ، ويا كاشف الغم ، ويا منزل القطر ، ويا مجيب دعوة المضطر ، يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، صل على خيرتك من خلقك محمد النبي الأمي الطيب الطاهر الزكي ، وعلى آله الطيبين الطاهرين وسلم ، وفرج اللهم عني ما ضاق به صدري ، وعيل معه صبري ، وقلت فيه حيلتي ، وضعفت له قوتي ، يا كاشف كل ضر وبلية ، يا عالم كل سر وخفية ، يا أرحم الراحمين ، وأفوض أمري إلى الله إن الله بصير بالعباد ، وما توفيقي إلا بالله ، عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
تحصنت بعزة عزة الله ، وبعظمة عظمة الله ، وبجلال جلال الله ، وبقدرة قدرة الله ، وبسلطان سلطان الله ، وبلا إله إلا الله ، وبما جرى به القلم من عند الله ، وبلا حول ولا قوة إلا بالله ، آمنت بالله ، حسبي الله .<br />
اللهم يا من لا تراه العيون ، ولا تخالطه الظنون ، ولا يصفه الواصفون ، ولا تغيره الحوادث ، ولا يخشى الدوائر ، يعلم مثاقيل الجبال ، ومكاييل البحار ، وعدد قطر الأمطار ، وعدد ورق الأشجار ، وعدد ما أظلم عليه الليل وأشرق عليه النهار ، ولا يواري منه سماء سماء ، ولا ارض أرضا ، ولا بحر إلا يعلم ما في قعره ، ولا جبل إلا يعلم ما في وعره ، اجعل خير عمري أواخره ، وخير عملي خواتمه ، وخير أيامي يوم ألقاك فيه ، لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم ، اللهم اطف نار من شب لي ناره ، واكفني هم من أدخل علي همه ، وأدخلني في درعك الحصين ، واسترني بسترك الوافي ، اللهم من عاداني فعاده ، ومن كادني فكده ، ومن بغى علي فخذه ، ومن نصب لي فخه بهلكة فأهلكه ، اللهم من أرادني بسوء فاجعل دائرة السوء عليه ، اللهم ارم نحره في كيده وكيه في نحره حتى يذبح نفسه بيديه ، اعتصمت بك ولذت بطول قدسك .<br />
يا سابغ النعم ، ويا دافع النقم ، ويا فارج الكرب إذا ادلهم ، يا ولي من ظُلم ، ويا حسيب من ظلم ، يا أولا بلا بداية ، ويا آخرا بلا نهاية ، يا من له اسم بلا كنية ، اجعل لي من أمري فرجا ، ومن وهدة همي مخرجا .<br />
يا لطيف يا لطيف يا لطيف الطف بي بلطفك الخفي ، وأغثني بمددك الجلي ، بالقدرة التي استويت بها على العرش ولم يعلم العرش مستقرك .<br />
يا مسبب الأسباب ، يا مفتح الأبواب ، يا سامع الأصوات ، يا مجيب الدعوات ، يا قاضي الحاجات ، يا غياث المستغيثين .<br />
اللهم إني أنتظر فرجك ، وأرقب لطفك ، صل على محمد وآل محمد وفرج عني والطف بي ولا تكلني إلى نفسي ولا إلى أحد من خلقك طرفة عين ولا اقل من ذلك ، يا جبار السموات والأرض ، لا إله إلا أنت .<br />
لا إله إلا اله الحكيم الكريم ، لا إله إلا الله الرحمن الرحيم ، لا إله إلا الله رب السماوات والأرض ورب العرش العظيم ، اللهم إني أنزلت بك حاجاتي كلها الظاهرة والباطنة ، الدنيوية والأخروية .<br />
عُبَيدك في فنائك ، مسكينك بفنائك ، فقيرك بفنائك .<br />
يا من لا يعلم كيف هو إلا هو ، ويا من لا يبلغ قدرته غيره .<br />
يا شاهدا غير غائب ، ويا قريبا غير بعيدن ويا غالبا غير مغلوب .<br />
يا حي يا قيوم بحولك وقوتك أستعين وأستجير فارحمني يا أرحم الراحمين .<br />
اللهم رب السماوات السبع وما أظلت ، ورب الأرضين وما أقلت ، ورب الشياطين وما أضلت ، كن لي جارا من شر خلقك كلهم جميعا أن يفرط علي أحد منهم أو أن يبغي ، عز جارك وجل ثناؤك ، ولا إله غيرك ، لا إله إلا أنت .<br />
اللهم بجاه الحسين وأخيه وجده وأبيه وأمه وبنيه ، فرج عني وعن المسلمين ما نحن فيه ( 3 مرات , كما تلقى جماعة عن سيدنا الشيخ عبد الحكيم عبد الباسط بن سليم عليه الرحمة والرضوان ) .<br />
وصل اللهم وسلم في كل لحظة وطرفة وحركة وسكنة على عبدك ونبيك ورسولك بحر الأسرار القدسية ، وطلسم الإشارات الرمزية ، المندمجة في صحاف العلوم الغيبية ، البرق الأول المتلألئ في سماء العماء الإحاطي قبل بروز عوالم الكيان ، والكوكب الأسبق الساطع في ابراج القدس الطمطمي ولم تنشق بردة الوجود عن صنوف الإنسان ، وروح هذه الأرواح المختلجة في عالم لطفها بين نور وظلمة ، وشمس الهداية الكبرى المشرقة من حضرة الإفاضة إلى قلوب هذه الأمة ، عيلم المدد المواج ، وعلم العلم الإلهي الساطع البرهان ، في البقاع والفجاج ، آية الله الكبرى التي انطوت بذيل بردتها الروحية عجائب الآيات ، وسُلَّم الرقاية الأولى التي انحطت عن غايتها من ذوي الصعود غاية الغايات ، سيدنا وسيد كل من لله عليه سيادة ، معدن الفضل والكرم والجود والعناية والسعادة ، الحبيب الأعظم ، والبحر المطمطم ، والكنز المطلسم ، والصراط الأقوم ، والنور الأسطع ، والقمر الألمع ، والبرهان الأكمل ، والسيف الأطول ، موجة العلم الغيبي ، وضجة المدد الأزلي ، باب الله الذي لم تزل الأبواب دونه مسدودة ، ووجه القبول الذي لم تبرح الوجوه ما لم يبرقعها سطّاع نور وسيلته مردودة ، حبل الله الذي من تمسك به نجا وأمن وسلم ، وباب النجاح الذي من دخل منه إلى الله قبل ورحم ، سيد السادات وعلّة الذرات ، مولانا ونبينا ورسولنا محمد صلى الله عليه وسلم ، وعلى آله وأصحابه وأتباعه وأشياعه والآخذين بأثره والناهلين من بحره ، وأغثنا به وأتحفنا بقربه ، وأحينا وأمتنا على ملته وسنته ، واختم لنا وللمسلمين بخير ، واغفر لنا ولوالدينا ولفروعنا وأصولنا وللمسلمين والمسلمات والمؤمنين والمؤمنات أجمعين ، وسلام على المرسلين ، والحمد لله رب العالمين<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec (Sıkıntıyı Gideren Hâzâin Duası)</span></span><br />
<br />
Bu, İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (Allah ondan razı olsun)'nin virdlerinden (düzenli okunan dualarından) biridir.<br />
<br />
O (r.a.), bu duanın seher vaktinde (sabahın erken saatlerinde) okunmasını emreder ve şöyle derdi:<br />
<br />
    "Kabul (makamından) ehline bir kaftan iner, Allah'ın izniyle rezil olmazlar. Bu dua okunurken Varoluşun Efendisi (Seyyidü'l-Vücûd) (s.a.v.)'in ruhaniyeti hazır bulunur. İmam Rifâî'ye (r.a.) dedesi (Hz. Muhammed s.a.v.) tarafından on bir kez müjdelenmiştir ki, bu hizbi okumaya devam eden mahrum bırakılmaz, rezil olmaz ve aşağılanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec Duası</span></span><br />
<br />
Aşağıda duanın Arapça metnindeki kısımları Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Başlangıç (Fâtiha Sûresi)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.<br />
(1) Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. (2) Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
(2) Er-rahmânir-rahîm. (3) O, Rahmân (çok merhametli) ve Rahîm (sürekli merhamet eden)dir.<br />
(3) Mâliki yevmid-dîn. (4) Ceza (Din) gününün tek sahibidir.<br />
(4) İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. (5) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Sen'den yardım dileriz.<br />
(5) İhdinas-sırâtal-müstekîm. (6) Bizi doğru yola ilet.<br />
(6) Sırâtallezîne en'amte aleyhim, ğayril-mağdûbi aleyhim veled-dâllîn. (7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zikir ve Salavât (10'ar Kez)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallah (10 kez) Allah'tan başka ilâh yoktur.<br />
Allah (10 kez) Allah.<br />
Estağfirullâhel azîm (10 kez) Azîm olan Allah'tan bağışlanma dilerim.<br />
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim (10 kez) Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
Hasbiyallâh (7 kez) Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bakara Sûresi'nin İlk Ayetleri</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(1) Elif-Lâm-Mîm. (1) Elif, Lâm, Mîm.<br />
(2) Zâlikel Kitâbu lâ raybe fîh, hüden lil-müttekîn. (2) O Kitap ki, bunda şüphe yoktur, muttakîler (Allah'tan sakınanlar) için bir hidayettir.<br />
(3) Ellezîne yü'minûne bil ğaybi ve yükîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn. (3) Onlar ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.<br />
(4) Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil âhirati hüm yûkınûn. (4) Ve onlar ki, Sana indirilene (Kur'an'a) ve Senden önce indirilene inanırlar; Âhiret'e de kesin olarak inanırlar.<br />
(5) Ülâike alâ hüden min Rabbihim ve ülâike hümül müflihûn. (5) İşte onlar, Rableri katından bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa (felaha) erenler de ancak onlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevhid ve Kudret İfadesi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in Kadîr. Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O, her şeye Kadîr'dir (gücü yetendir).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Büyük Münâcât (Asıl Dua Kısmı)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Zecelâli vel-İkrâm, es'elüke bi esrârikel müstevda'ati fî halkıke... Allah'ım! Ey Hayy (diri) ve Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Ey Celâl ve İkrâm (azamet ve kerem) sahibi! Senden, mahlukatında emanet ettiğin sırların hürmetine isterim...<br />
... bi izzeti arşike, bi kudsî nefsike, bi nûri vechike, bi meblaği ılmike, bi ğâyeti kadrike, bi bastı kudretike, bi hakkı şükrike, bi müntehâ rahmetike, bi sultâni meşîetike, bi azameti zâtike, bi külli sıfâtike, bi cemîi esmâike, bi meknûni sırrike, bi cemîli setrike, bi cezîli birrike, bi kemâli minnetike, bi feydi cûdike, bi kâhiri ğadabike, bi sâbıkı rahmetike, bi a'dâdi kelimâtike, bi ınâyeti mecdike, bi celîli tûlike... ...arşının izzetiyle, nefs-i kudsiyyenle (mukaddes zatınla), vechinin nuruyla, ilminin ulaştığı nokta, kadrinin (gücünün) sonuyla, kudretinin genişliğiyle, şükrünün hakkıyla, rahmetinin sonuyla, meşîetinin (dilemesinin) sultanlığıyla, zâtının azametiyle, bütün sıfatlarınla, bütün isimlerinle, sırrının gizliliğiyle, güzel örtünle (setrinle), bol iyiliğinle (birrinle), minnetinin (lütfunun) kemâliyle, cömertliğinin coşkunluğuyla, kahredici gazabınla, önde gelen rahmetinle, kelimelerinin sayılarıyla, şerefinin (mecdinin) inayetiyle, yüce ihsanınla...<br />
... bi tefrîdi ferdâniyyetike, bi tevhidî vahdâniyyetike, bi dâimi bekâike, bi sermediyyeti kudsike, bi ezeliyyeti rubûbiyyetike, bi azîmi kibriyâike, bi celâlike bi cemâlike bi kemâlike, bi in'âmike, bi şâmihi ef'âlike, bi siyâdeti ulûhiyyetike, bi cebbâriyyetike, bi hannâniyyetike, bi mennâniyyetike, bi atfike, bi lutfike, bi birrike, bi ihsânike, bi hakkıke yâ Rabbâh, yâ Ğavsâh... ...ferdaniliğinin tekliğiyle, vahdaniyyetinin birliğiyle, dâimî bekânla, kudsiyetinin sonsuzluğuyla, rubûbiyyetinin (Rabliğinin) ezeliliğiyle, yüce kibriyanla (azametinle), Celâlinle, Cemâlinle, Kemâlinle, nimet vermenle (in'amınla), yüce fiillerinle, ulûhiyyetinin (ilahlığının) yüceliğiyle, cebbarlığınla, şefkatinle (hannâniyyetinle), çokça nimet vermenle (mennâniyyetinle), merhametinle (atfınla), lütfunla, iyiliğinle (birrinle), ihsanınla, hakkınla ey Rabbim! Ey imdâd eden!<br />
... este'înuke ve estecdîke en tec'ale lî min külli hemmin ve ğammin ve kerbin feracen, ve min külli belâin ve şiddetin ve dîkın mahracen. Senden yardım dilerim ve Sana yalvarırım ki, her türlü kederden (hemm), üzüntüden (ğamm) ve sıkıntıdan (kerb) bir ferahlık (kurtuluş), her türlü beladan (belâ), zorluktan (şidde) ve darlıktan (dîk) bir çıkış nasip eylesin.<br />
Vec'al evkâtî bike âmiraten, ve serîretî bi mehabbetike neyyiraten, ve aynî bi şuhûdi âsâri lutfike karîraten, ve basîratî bi levâmii envâri kurbike müstenîraten ve basîreten. Vakitlerimi Seninle mamur kıl, içimi (sırrımı) muhabbetinle nurlu kıl, gözümü lütfunun eserlerini müşahede etmekle ferahlat, basiretimi de yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlık ve keskin kıl.<br />
Bi hakkı Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd, ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf, ve bi hakkı Tâ-Hâ, ve Tâ-Sîn, ve Sâd, ve Yâ-Sîn, ve Elif-Lâm-Râ, ve Elif-Lâm-Mîm, ve Nûn, ve Hâ-Mîm, ve Tâ-Sîn-Mîm, ve bi sirril Kur'ânil Azîm. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf hakkı için, Tâ-Hâ, Tâ-Sîn, Sâd, Yâ-Sîn, Elif-Lâm-Râ, Elif-Lâm-Mîm, Nûn, Hâ-Mîm, Tâ-Sîn-Mîm hakkı için ve Kur'ân-ı Azîm'in sırrı hürmetine.<br />
Yâ Aliyyü yâ Azîm, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Berru yâ Kerîm, yâ Evvelü yâ Kadîm. Ey Yüce (Aliyy), ey Azametli (Azîm)! Ey Rahmân, ey Rahîm! Ey İyilik eden (Berr), ey Cömert (Kerîm)! Ey İlk (Evvel), ey Kadîm (başlangıcı olmayan)!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Bağışlanma ve Tevekkül Bölümü</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ tenfeuke tâatî, ve lâ tedurruke ma'sıyyetî, tekabbel minnî mâ lâ yenfeuke veğfirlî mâ lâ yedurruke. Allah'ım! Ey itaâtımın Sana fayda vermediği ve isyanımın Sana zarar vermediği (Zat)! Bana fayda vermeyen şeyi (itaatımı) kabul et ve Sana zarar vermeyen şeyi (günahlarımı) bağışla.<br />
Bismillâhi hasbunallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Allah'ın adıyla, Allah bize yeter. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır.<br />
Bismillâhillezi lâ yedurru me'asmihi şey'un fil ardı ve lâ fis semâi ve hüves Semî'ul Alîm. O Allah'ın adıyla ki, O'nun adıyla birlikte ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi işiten ve bilendir.<br />
(Fe evcese fî nefsihi hîfeten Mûsâ (67) Kulnâ lâ tehaf inneke entel a'lâ (68)) (Mûsâ, kendi içinde bir korku duydu. (67) Dedik ki: "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün (sen galipsin).") (Taha Sûresi, 67-68)<br />
Allâh, Allâh, Allâh, tevekkeltü alallâh. (Ve mâ tevfîkî illâ billâh). Allah, Allah, Allah. Allah'a tevekkül ettim. (Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır). (Hûd Sûresi, 88'den)<br />
(Allâhü lâ ilâhe illâ hûvel Hayyul Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe, vesi'a kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüvel Aliyyül Azîm). (Allah... O'ndan başka ilâh yoktur. O Hayy'dır (diri), Kayyûm'dur (her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde olan ve yerde olan ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O'nun ilminden, dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kürsîsi (hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O'na ağır gelmez. O, Aliyy'dir (yüce), Azîm'dir (büyük). (Âyetü'l-Kürsî / Bakara Sûresi, 255)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sığınma ve Rahmet Dileme</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Yâ dâimen lâ fenâe ve lâ zevâle li mülkihî tedâraknî bi lutfike fe innî daîfun ve entel Kavî, ve innî fakîrun ve entel Ğanî, ve innî mağlûbun ve enten Nasıîr, ve innî âcizun ve ente alâ külli şey'in Kadîr. Ey mülküne son ve zevâl olmayan Dâim! Lûtfunla beni kurtar (imdadıma yetiş). Zira ben zayıfım, Sen ise Kavî'sin (güçlüsün). Ben fakirim, Sen ise Ğanî'sin (zenginsin). Ben mağlûbum, Sen ise Nasıîr'sin (yardım edensin). Ben âcizim, Sen ise her şeye Kadîr'sin (gücü yetensin).<br />
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arşil azîm. Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim, O, büyük Arş'ın Rabbidir.<br />
Hasbiyallâhu ve ni'mel vekîl. Allah bana yeter, O ne güzel Vekîl'dir (güvenilip dayanılacak olandır).<br />
Allâhümme ahsin âkıbetenâ fil umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid dünyâ ve azâbil âhirah. Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu hayırlı kıl ve bizi dünyanın rezilliğinden ve âhiret azabından koru.<br />
Eûzü bi celâli vechillâh, ve cemâli kudsillâh, min şerri külli zî şerrin, ve min şerri külli dâbbetin hüve âhızun bi nâsıyetihâ. Allah'ın vechinin (zatının) celâline ve kudsiyetinin cemâline sığınırım, her şer sahibinin şerrinden ve perçeminden tuttuğu her canlının şerrinden.<br />
Allâhümme innî es'elükes selâmete ves se'âdete ve ni'me ukhâd-dâr, ve suhbetel ahyâr, ve meveddetel ebrâr, ven necâte minen nâr. Allah'ım! Senden selâmet, saâdet, güzel bir âkıbet (güzel yurt), iyilerle arkadaşlık, sâlihlerle sevgi (muhabbet) ve ateşten kurtuluş isterim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Muhafaza ve Şükür Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme ahrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüfnî bi kenfikellezî lâ yudâm, verhamnî bi kudretike aleyy, lâ ehlikü ve ente recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye kalle leke indehâ şükrî, ve kem min beliyyetin ibtelâtenî bihâ kalle leke indehâ sabrî, fe yâ men kalle inde ni'metihî şükrî fe lem yahrımnî, ve yâ men kalle inde beliyyetihî sabrî fe lem yahzül'nî, ve yâ men raânî alel hatâyâ fe lem yefdah'nî... Allah'ım! Uyumayan gözünle beni koru, zeval bulmayan himayenle beni kanatların altına al, üzerimdeki kudretinle bana merhamet et. Sen benim umudumken ben helak olmam! Bana nice nimetler verdin, ama şükrüm azaldı. Beni nice belalarla imtihan ettin, ama sabrım azaldı. Ey nimeti karşısında şükrüm az olduğu halde beni mahrum etmeyen! Ey belası karşısında sabrım az olduğu halde beni terk etmeyen! Ey beni hatalar üzerinde gördüğü halde rezil etmeyen!...<br />
... es'elüke en tusallîye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte ve rahimte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. ...Sana yalvarırım: İbrâhîm'e ve Âl-i İbrâhîm'e salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye lâyık) ve Mecîd'sin (şanı yüce).<br />
Allâhümme e'innî alâ dînî bi dünyây, ve alâ âhiratî bi takvây, vahfıznî fîmâ ğıbtü anhü, ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü meahu. Allah'ım! Dinim konusunda dünyamla, âhiretim konusunda takvamla bana yardım et. Gıyabımda (olmadığım yerde) beni koru ve hazır olduğum şeylerde (bile) beni nefsime bırakma.<br />
Yâ men lâ tedurruhuz zünûbu, ve lâ tunkisuhul mağfirah, heb lî mâ lâ yunkısuke, veğfirlî mâ lâ yedurruk. Ey günahların kendisine zarar vermediği ve mağfiretin kendisinden eksiltmediği (Zat)! Bana kendinden eksiltmeyecek olanı bağışla ve sana zarar vermeyecek olanı affet.<br />
Allâhümme innî es'elüke feracen karîben, ve sabran cemîlen, ve es'elükel âfiyete min külli beliyyeh, ve es'elüke devâmel âfiyeh, ve es'elükel ğınâ anin nâs, ve es'elükes selâmete min külli şerr, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Allah'ım! Senden yakın bir ferahlık (kurtuluş) ve güzel bir sabır isterim. Senden her beladan âfiyet isterim. Senden sürekli âfiyet isterim. Senden insanlara muhtaç olmamayı isterim. Senden her türlü şerden selâmet isterim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. Ferahlık ve Rahmet Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme fâricel hemm, kâşifel ğamm, mücîbe da'vetil mudtarrîn, rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, ente terhamunî ferhamnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmetin men sivâk. Allah'ım! Ey kederi açan (gideren), üzüntüyü kaldıran, zor durumda kalanların duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Sen bana merhamet edersin, öyle bir rahmetle merhamet et ki, beni Senden başkasının rahmetine muhtaç etmesin.<br />
Allâhümme ec'al lî min külli hemmin yehümmunî feracen ve mahrecen, ver-zuknî min haysü lâ ahtesib. Allah'ım! Beni üzen her kederden bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et ve beni ummadığım yerden rızıklandır.<br />
Yâ sâbikal fevt, ve yâ sâmia's savt, ve yâ kâsiyel ızâmi ba'del mevt, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vec'al lî min emrî feracen ve mahrecen, inneke ta'lemü ve lâ a'lem, ve takdiru ve lâ akdir, ve ente allâmül ğuyûb. Ey geçip gidenlerin önünde olan! Ey sesleri işiten! Ey ölümden sonra kemiklere elbise giydiren (dirilten)! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve işimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen kadirsin ben kadir değilim, Sen gaybları çok iyi bilensin.<br />
Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Tevvâbü yâ Zelcelâli vel İkrâm. Ey Allah, Ey Allah! Ey Rahmân, Ey Rahîm! Ey Tevvâb (tevbeleri kabul eden)! Ey Celâl ve İkrâm sahibi!<br />
Yâ ğiyâsel müsteğîsîn, yâ mücîbe duâil mudtarrîn, veccahtü vechî ileyke, ve tevekkeltü münîben hâlısan aleyke, lâ erfe'u hâcetî illâ ileyk, hâşi'an beyne yedeyk... Ey yardım isteyenlerin imdâdı! Ey zor durumda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü Sana çevirdim. Senden özüme dönerek ve Sana tam bir ihlasla tevekkül ettim. İhtiyacımı ancak Sana arz ederim, huzurunda huşû içinde...<br />
... salli Allâhümme hıbâlî bi hıbâlike, ve elhıknî bis sâlihîn, ve ey-yidnî bi celâlike, vec'alnî min ıbâdikel müttekîn, lâ tasrif vechî bi hakkıke illâ ilâ cenâbike, ve lâ teczib kalbî illâ ilâ bâbike, karribnî min ahbâbike ve ehli velâike, vahfıznî min suhbeti zevîr redi min a'dâik. ...Allah'ım! Benim iplerimi Senin iplerine bağla, beni sâlihlere ulaştır. Celâlinle beni destekle ve beni muttakî kullarından eyle. Hakkın için yüzümü ancak Kendi katına çevir, kalbimi ancak Kendi kapına çek. Beni dostlarına ve velîlerine yakınlaştır ve düşmanlarından olan kötülerin arkadaşlığından koru.<br />
Hakkıknî bil ma'rifetil Muhammediyyeh, ve hallinî bis sıfâtil Mustafaviyyeh, ve atlık lisânî bi şükrik, vesta'mil nâtikatî ve kalbî bi zikrik, selâmün alâ âli Yâsîn. Beni, Muhammedi bilgiyle (ma'rifetle) gerçekleştir (donat), Mustafa'nın (s.a.v.) sıfatlarıyla süsle, dilimi şükrünle serbest bırak, konuşma yeteneğimi ve kalbimi zikrinle görevlendir. Selâm olsun Âl-i Yâsîn'e.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Peygamberlerin Duaları ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn. "Rabbim! Şüphesiz bana zarar dokundu (ben zarara uğradım), Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." (Enbiyâ Sûresi, 83)<br />
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü minez zâlimîn, festecebnâ lehû ve necceynâhü minel ğamm, ve kezâlike nuncil mu'minîn. "Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum." Biz de onun (Yunus'un) duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri de böyle kurtarırız. (Enbiyâ Sûresi, 87-88)<br />
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyyetî ve mâ nezele bî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bik. Yâ Allâhü yâ Aliyyü yâ Azîm, ferric annî mâ ehemmelâ, ve tevellâ emrî bi lutfik, ve tedâraknî bi rahmetike ve keremik, inneke alâ külli şey'in Kadîr. Allah'ım! Şüphesiz Sen benim gizlimi de açığımı da, başıma geleni de bilirsin. Güç ve kuvvet ancak Sen'inledir. Ey Allah! Ey Aliyy, Ey Azîm! Üzüntü verdiğim şeyi benden gider (ferahlat) ve işimi lütfunla üstlen, rahmetin ve kereminle imdâdıma yetiş. Şüphesiz Sen her şeye Kadîr'sin.<br />
Allâhümme yâ mevdi'a külli şekvâ, ve yâ sâmi'a külli necvâ, ve yâ kâşife külli belvâ, yâ âlime külli hıfiyyeh, yâ sârifa külli beliyyeh... Allah'ım! Ey her şikâyetin makamı! Ey her gizli konuşmayı (fısıltıyı) işiten! Ey her belayı açan! Ey her gizli şeyi bilen! Ey her musibeti savan...<br />
...yâ men eğâse İbrâhîme (s.a.v.), ve yâ men neccâ Mûsâ (s.a.v.), yâ men rafa'a İsâ (s.a.v.), yâ men ıstafeyte Muhammedâ (s.a.v.), salli Allâhümme alâ seyyidi enbiyâike ve ekremi rusülike habîbike ve nebiyyike ve rasûlike Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbih, vestecib du'âî, fe innî ed'ûke du'âe men işteddet fâkatüh, ve da'ufet kuvvetüh, ve kallet hîletüh, bel ed'ûke du'âel ğarîbil ğarîkil mudtarrillezî ya'lemü küllel ilmi ennehû lâ yekşifü anhü mâ hüve fîhi illâ ent. ...Ey İbrâhîm'e imdâd eden! Ey Mûsâ'yı kurtaran! Ey İsâ'yı yükselten! Ey Muhammed'i seçkin kılan! Allah'ım! Enbiyanın Efendisi, Resûllerin en kerîmi, Habîbin, Nebiyyin ve Resûlün olan Seyyidimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât eyle ve duamı kabul buyur. Zira ben, fakirliği şiddetlenmiş, gücü zayıflamış, çaresi azalmış kimsenin duasıyla Sana yalvarıyorum. Hatta, içinde bulunduğu sıkıntıyı Senden başkasının gideremeyeceğini kesin olarak bilen, gurbette kalmış, boğulan ve zor durumda kalmış birinin duasıyla Sana yalvarıyorum.<br />
Yâ erhamer râhimîn irhamnî, yâ ğiyâsel müsteğîsîn eğisnî, ikşif annî mâ nezele bî min hemm, vedfe' annî mâ halle bî min ğamm, valtıf bî yâ Latîfü yâ Rahîm. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana merhamet et. Ey imdat isteyenlerin imdadı! Bana imdat eyle. Başıma gelen kederi benden kaldır, üzerime çöken üzüntüyü benden defet ve bana lütfet, ey Latîf (lütufkâr) ey Rahîm!<br />
Yâ men yemlikü havâices sâilîn, ve ya'lemü damâires sâmitîn, tedâraknî bi iğâsetik, yâ men li külli mes'eletin minke sem'un hâdır, ve cevâbun kâfil, ve li külli sâmitin minke ılmun muhîtun bâtın... Ey isteyenlerin ihtiyaçlarına sahip olan! Ey suskunların gönüllerindekini bilen! İmdâdınla bana yetiş! Ey her isteğe karşı nezdinde hazır bir işitme ve kâfi (yeterli) bir cevap bulunan! Ey her susan için nezdinde kuşatıcı ve gizli bir ilim bulunan...<br />
... mevâ'îdüke sâdikatun, ve eyâdîke fâdıletün mütevâsıletün, ve rahmetüke vâsi'ah, ef'al bî mâ ente ehlüh, ve lâ tef'al bî mâ ene ehlüh, fe inneke ehlüt takvâ ve ehlül mağfirah. ...Verdiğin sözler doğrudur, nimetlerin faziletli ve kesintisizdir, rahmetin geniştir. Bana, Sen'in lâyık olduğun şekilde muamele et, benim lâyık olduğum şekilde muamele etme. Çünkü Sen, takvaya ehil olansın ve mağfirete ehil olansın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Son Dua ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hû) (Allah, gerçekten Kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti.) (Âl-i İmrân Sûresi, 18'den)<br />
Allâhümme innî e'ûzü bi nûri kudsik, ve bi bereketi tahâratik, ve bi azameti celâlik, min külli âhetin ve âfetin ve târıkın minel cinni vel insi illâ târıkan yetruku bi hayrin yâ erhamer râhimîn. Allah'ım! Kudsiyetinin nuruna, temizliğinin bereketine ve Celâlinin azametine, Cin ve İnsanlardan gelen her türlü beladan, âfattan ve kapı çalandan (musibetten), ancak hayırla kapı çalan hariç, Sana sığınırım, Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme bike melâzî kable en elûz, ve bike ıyâzî kable en e'ûz, yâ men zellet lehü rikabül ferâineh, ve hada'at lehü hâmâtül cebâbireh, yâ men bi yedihî mekâlîdüs semâvâti vel ard, Allâhümme zikrüke şiârî ve disârî, ve bi zılâli rahmetike nevmî ve karârî, ve ileyke min külli fâdihatin ferârî, ve bike fî külli hâdisetin intisârî, ve aleyke i'timâdî, ve ilâ keremi kudsikes tinâdî, eşhedü ellâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Sığınmadan önce sığınağım Sensin, imdâd dilemeden önce imdâdım Sensin. Ey Firavunların boyunlarının Kendisine boyun eğdiği! Ey zorbaların başlarının Kendisine itaat ettiği! Ey göklerin ve yerin anahtarları (hükümranlığı) elinde olan! Allah'ım! Zikrin benim dış ve iç elbisemdir, rahmetinin gölgeleri uykum ve huzurumdur. Her utandırıcı şeyden Sana kaçışım, her olayda Seninle zaferim, Sana itimadım ve Kudsiyetinin keremine dayanmamdır. Şâhitlik ederim ki Senden başka ilâh yoktur.<br />
Idrib aleyye sürâdıkâti hıfzik, ve kınî hemme mâ ekrahü bi hurmetike yâ Rahmânü yâ Rahîm. Üzerime korumanın perdelerini (süradıklarını) çek ve hoşlanmadığım şeylerin kederinden beni, hürmetinle koru ey Rahmân, ey Rahîm!<br />
Allâhümme innî es'elüke bismikel vâhidil ehad, ve ed'ûke Allâhümme bismikel ferdis samed, ve etevesselü ileyke bismikel azîmil vitr, ellezî melee nûru kudsihî erkânel ekvâni küllihâ, illâ mâ ferracte annî mâ emseytü fîhi ve asbahtü fîhi... Allah'ım! Senden Vâhid (bir), Ehad (tek) isminle isterim. Seni, Ferdi Samed (tek, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) isminle çağırırım. Sana, kudsiyetinin nuru bütün kâinatın rükünlerini dolduran Azîm, Vitr isminle tevessül ederim ki, içinde akşamladığım ve sabahladığım şeyi (sıkıntıyı) benden gidermen hariç...<br />
...hattâ lâ yuhâmiru hatarâtu evhâmî ğubârül havfi min ğayrik, ve lâ yemessü şirâ'u fikrî eserur recâi min sivâk, ecirnî Allâhümme min hızyike ve ukûbetik, vahfıznî fî leylî ve nehârî, ve nevmî ve karârî, lâ ilâhe illâ ente ta'zîmen li vechike, ve tekrîmen li sübuhâti arşik. ...öyle ki, kuruntularımın hatıralarına Senden başkasından korku tozu karışmasın ve düşüncemin yelkenine Senden başkasından ümit eseri dokunmasın. Allah'ım! Beni rezilliğinden ve cezandan koru, gecemde ve gündüzümde, uykumda ve huzurumda beni muhafaza et. Senden başka ilâh yoktur, vechinin ta'zîmi (yüceltilmesi) için ve arşının sübuhâtının (nurlarının) yüceltilmesi için.<br />
Isrif Allâhümme annî şerre ıbâdik, vec'alnî fî hıfızke ve ınâyetike ve sürâdıkâti emnike ve sıyânetik, ve e'ıd aleyye avâide lutfike ve keremike ve ihsânik, sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik, tekaddese ismüke, ve teâlâ tûlük. Allah'ım! Kullarının şerrini benden çevir, beni korumana, inayetinle, emânının perdeleriyle ve muhafazatınla (sıyânetinle) kıl. Lütfunun, kereminin ve ihsanının adetlerini bana iade et. Seni tesbih ederim Allah'ım, hamdinle birlikte. İsmin mukaddestir, ihsanın yücedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Sonuç ve Tüm Müslümanlar İçin Dua</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ mücliyel azâimi minel umûr, ve yâ kâşife sı'âbil hümûm, ve yâ müferricel kerbil azîm, ve yâ men izâ erâde şey'en fe hasebühû en yekûle lehû kün fe yekûn... Allah'ım! Ey büyük işleri açığa çıkaran! Ey zorlu kederleri kaldıran! Ey büyük sıkıntıyı gideren! Ey bir şeyi dilediği zaman ona "Ol!" demesi kâfi gelen ve o da hemen oluveren!<br />
... Rabbâh, Rabbâh, ehâtat bi abdikez zaîfi ğavâilüz zünûbi ve entel müd-dehiru lehâ ve li külli şiddeh, lâ ilâhe illâ ent, el-ğiyâs el-ğiyâs, er-rahmet er-rahmet, el-ınâyet el-ınâyet, salli alâ abdike ve nebiyyike Seyyidinâ Muhammedin ve âlih, valtıf bî fî umûrî küllihâ vel müslimîn. ...Rabbim! Rabbim! Zayıf kulunu günahların felaketleri kuşattı, Sen ise ona ve her zorluğa sığınaksın. Senden başka ilâh yoktur. İmdat! İmdat! Rahmet! Rahmet! İnâyet! İnâyet! Kulun ve peygamberin Seyyidimiz Muhammed'e ve âline salât eyle ve bütün işlerimde bana ve Müslümanlara lütfet.<br />
Allâhümmahfız ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümmerham ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme aslıh ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme ferric an ümmeti Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini koru. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetine merhamet et. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini ıslah et (düzelt). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetinden sıkıntıyı gider.<br />
Allâhümme lâ tec'alnî mimmen yercûl mahlûkîne ev ye'ûlü aleyhim, ve izâ ahazte bi ezimmeti hâtırî ilâ ehadin min halkıke fe li yekün mimmen ahbebtühüm hattâ tekûne himmetî müteveccihah alâ men ahbebtü fe tendemic ğâyetühâ bi sıfatil mehabbetilletî efrağtehâ fî zâlikel abdil muhabbeb, fe innekel veliyyü li men tuhibb... Allah'ım! Beni, yaratılmışlardan ümit eden veya onlara bel bağlayanlardan eyleme. Kalbimin dizginlerini mahlûkatından birine çekecek olursan, o kişi sevdiğin kimselerden olsun ki, gayretim sevdiğin kimseye yönelsin ve maksadı, o sevilen kulun içine boşalttığın muhabbet sıfatıyla bütünleşsin. Çünkü Sen, sevdiğinin velîsisin...<br />
...ve lâ tasrif himmete hâtırî ve lev tarfetel aynin ilâ halkın lem tüzeyyinhü bi mehabbetik, ve lem tec'al lehû minke vüddâ, ve ezil hucübel müste'ârâti an lâhızati sirrî fe lâ eltefitü illâ ilâ mâ yeûlü ileyk, ve yu'avvelü aleyk, veb'as azme azîmetî ilâ asfiyâike ve evliyâike ve ahbâbikez mukarribîn, ve ıbâdikes sâlihîn, ven nebiyyîne vel mürselîn, ve hasüne ülâike rafîkâ. ...Kalp gayretimi, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, muhabbetinle süslemediğin ve kendisine Senden bir sevgi vermediğin bir yaratığa çevirme. Sırrımın bakışından ödünç perdeleri kaldır ki, ancak Sana dönen ve Sana güvenilen şeye iltifat edeyim. Azmimin gücünü, seçkinlerine, evliyâlarına, mukarreb (yakın) dostlarına, sâlih kullarına, Nebîlere ve Resûllere gönder. Onlar ne güzel arkadaştır!<br />
Sebbitnî Allâhümme alâ mâ yurdîk, ve karribnî mimmen yüvâlîk, vec'al ğâyete hubbî ve buğdî fîk, ve lâ tukarribnî mimmen yü'âdîk, edim aleyye ni'ameke ve birrak, ve lâ tensinî zikrak, ve elhimnî fî külli hâlin şükrak, ve arrifnî kadran ni'ami bi devâmihâ, ve kadral âfiyeti bis timrârihâ. Allah'ım! Beni razı olduğun şey üzere sabit kıl, dost edindiklerine beni yaklaştır, sevgimin ve nefretimin gayesini Senin uğrunda eyle, düşmanlık edenlere beni yaklaştırma. Nimetlerini ve iyiliğini bana daim kıl, zikrini bana unutturma ve her halde şükrünü bana ilham et, nimetlerin kadrini devamıyla ve âfiyetin kadrini sürekliliğiyle bana bildir.<br />
Allâhümme innî es'elükel afve vel âfiyete vel mu'âfâtid dâimete fid dîni ved dünyâ vel âhirah. Allah'ım! Senden af, âfiyet ve dinde, dünyada ve âhirette sürekli mu'âfât (genel esenlik) isterim.<br />
Allâhümmeğzif fî kalbî recâek, vakta' recâî ammen sivâk, hattâ lâ ercû ehaden ğayrak... Allah'ım! Kalbime ümidini at, Senden başkasından olan ümidimi kes, öyle ki Senden başkasından bir şey ümit etmeyeyim...<br />
...Allâhümme ve mâ da'ufet anhü kuvvetî, ve kasura anhü emelî, ve lem tentehi ileyhi rağbetî, ve lem tebluğhü mes'eletî, ve lem yecri alâ lisânî mimmâ a'tayte ehaden minel evvelîne vel âhirîne minel yakîn fe hussanî bihî yâ Rabbel âlemîn. ...Allah'ım! Gücümün yetmediği, ümidimin kısa kaldığı, rağbetimin ulaşmadığı, isteğimin varmadığı ve öncekilerden ve sonrakilerden herhangi birine verdiğin kesin bilgiden (yakîn) dilimden geçmeyen şey her ne ise, onu bana tahsis et ey Âlemlerin Rabbi!<br />
Allâhümme dâkatil hıyel, venkata'al emel, ve batala al amel, lâ melcee ve lâ menâ minke illâ ileyk. Allah'ım! Çareler daraldı, ümit kesildi ve ameller boşa çıktı. Senden başka sığınak ve kurtuluş yoktur, ancak yine Sana!<br />
Yâ müsehheles sa'biş şedîd, ve yâ müleyyine kasvetil hadîd, ve yâ müncizel emreynil va'di vel va'îd, ve yâ men hüve külli yevmin fî şe'nin ve emrin cedîd, ahrıc'nî min halkıl kerbi ved dîkı ilâ evsa'il feraci ve eblecit tarîk, bike edfeu mâ utîku ve mâ lâ utîk, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ey zorlu ve şiddetli olanı kolaylaştıran! Ey demirin sertliğini yumuşatan! Ey iki işi, va'di ve va'îdi gerçekleştiren! Ey her gün yeni bir iş ve durumda olan! Beni kederin ve darlığın boğazından en geniş ferahlığa ve en aydınlık yola çıkar. Seninle gücümün yettiği ve yetmediği şeyi def ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümme innî estağfiruke ve etûbu ileyk, ve etevekkelü fî küllil umûri aleyk, estağfiruke minez zenbillezî a'lem, ve minez zenbillezî lâ a'lem, inneke ta'lemü ve ene lâ a'lem, ve ente allâmül ğuyûb, ve ğaffârüz zünûb, ve settârül uyûb, ve keşşâfül kürûb, ve ileykel mesîr. Allah'ım! Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim. Bütün işlerde Sana tevekkül ederim. Bildiğim günahtan ve bilmediğim günahtan bağışlanma dilerim. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen gaybları çok iyi bilensin, günahları bağışlayansın, ayıpları örtensin, sıkıntıları açansın ve dönüş Sanadır.<br />
... Ya sâhibî inde şiddetî, yâ mûnisî fî vahdetî, yâ hâfızî fî gurbetî, yâ veliyyî fî ni'metî, yâ kâşife kurbetî, yâ sâmi'a da'vetî, yâ râhim'a ıbretî, yâ mukîl'a asratî, yâ ilâhiyel hakîk, yâ rukniyel vesîk, yâ câriyel lasîk, yâ mevlâyes şefîk, yâ rabbel beytil atîk, ahrıc'nî min halkıl madîk, ilâ se'atit tarîk, bi feracin min indike karîbin vesîk, vekşif annî külle şiddetin ve dîk, vekfînî mines sû'i vel ezâ mâ utîku ve mâ lâ utîk. ...Ey şiddetimde sahibim! Ey yalnızlığımda yoldaşım! Ey gurbetimde koruyucum! Ey nimetimde velîm! Ey sıkıntımı açan! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey sürçmemi bağışlayan! Ey gerçek ilâhım! Ey sağlam dayanağım! Ey yakın komşum! Ey şefkatli mevlâm! Ey Beyt-i Atîk'in (Kabe'nin) Rabbi! Beni darlığın boğazından yolun genişliğine çıkar. Nezdinden yakın ve sağlam bir ferahlık (kurtuluş) ile. Benden her zorluğu ve darlığı aç ve gücümün yettiği ve yetmediği kötülükten ve eziyetten beni koru.<br />
Allâhümme ferric annî külle hemmin ve ğamm, ve ahrıc'nî min külli huznin ve kerb, yâ fâricel hemm, ve yâ kâşifel ğamm, ve yâ münzilel katr, ve yâ mücîbe da'vetil mudtarr, yâ rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, salli alâ hayratike min halkıke Muhammedinin nebiyyil ümmiyyit tayyibit tâhiriz zekî, ve alâ âlihit tayyibînet tâhirîne ve sellim, ve ferric Allâhümme annî mâ dâka bihî sadrî, ve 'île meahu sabrî, ve kallet fîhi hîletî, ve da'ufet lehû kuvvetî, yâ kâşife külli durrin ve beliyyeh, yâ âlime külli sirrin ve hıfiyyeh, yâ erhamer râhimîn, ve ufevvidu emrî ilallâh, innallâhe basîrun bil ıbâd, ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm. Allah'ım! Benden her kederi ve üzüntüyü gider, beni her hüzünden ve sıkıntıdan çıkar. Ey kederi gideren! Ey üzüntüyü kaldıran! Ey yağmuru indiren! Ey zor durumda kalanın duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Yaratılmışlarının hayırlısı, Ümmî, tertemiz, pâk ve zeki Nebî Muhammed'e ve onun tertemiz ve pâk âline salât ve selâm eyle. Allah'ım! Göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, çaremin azaldığı, kuvvetimin zayıfladığı şeyi benden gider (ferahlat). Ey her türlü zarar ve belayı açan! Ey her sırrı ve gizliyi bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! "Ben işimi Allah'a bırakıyorum, şüphesiz Allah kullarını görendir." (Mü'min Sûresi, 44'ten), "Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbidir." (Hûd Sûresi, 88'den).<br />
Tehassantü bi ızzeti ızzetillâh, ve bi azameti azametillâh, ve bi celâli celâlillâh, ve bi kudreti kudretillâh, ve bi sultâni sultânillâh, ve bi lâ ilâhe illallâh, ve bi mâ cerâ bihil kalemü min indillâh, ve bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, âmentü billâh, hasbiyallâh. Allah'ın izzetinin izzetine, Allah'ın azametinin azametine, Allah'ın celâlinin celâline, Allah'ın kudretinin kudretine, Allah'ın sultanının sultanlığına, Lâ ilâhe illallâh'a, kalem'in Allah katından yazdığı şeye ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'a sığındım. Allah'a iman ettim, Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13. Korumaya Yönelik Son Dualar</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ terâhül uyûn, ve lâ tuhâlituhuz zunûn, ve lâ yasıfuhul vâsıfûn, ve lâ tuğayyiruhül havâdisü, ve lâ yahşed devâir... Allah'ım! Ey kendisini gözlerin görmediği, zannın karışmadığı, vasıflandıranların vasfedemediği, olayların değiştiremediği ve felaketlerden korkmayan (Zat)!<br />
... ya'lemü mesâkîlel cibâl, ve mekâyîle bihar, ve adede katril emtâr, ve adede verakıl eşcâr, ve adede mâ azleme aleyhil leylü ve eşraka aleyhin nehâr, ve lâ yuvârî minhü semâ'un semâ'â, ve lâ ardun ardâ, ve lâ bahrun illâ ya'lemü mâ fî ka'rih, ve lâ cebelün illâ ya'lemü mâ fî va'rih... ...Dağların ağırlığını, denizlerin ölçülerini, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların yapraklarının sayısını, üzerinde gece kararan ve gündüz aydınlanan her şeyin sayısını bilen; O'ndan ne bir gök başka bir göğü, ne bir yer başka bir yeri, ne bir deniz dibindekini ve ne de bir dağ yamacındakini gizleyebilir...<br />
... İc'al hayra umrî evâhirahü, ve hayra amelî havâtimahü, ve hayra eyyâmî yevme elkâke fîh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. ...Ömrümün hayırlısını sonları, amelimin hayırlısını bitişi, günlerimin hayırlısını da Sana kavuştuğum gün eyle. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümmetfî nâra men şebbe lî nârah, vekfînî hemme men edhale aleyye hemmeh, ve edhılnî fî dir'ikel hasîn, vesturnî bi sitrikel vâfî. Allah'ım! Bana ateş yakanın ateşini söndür, bana kederini bulaştıranın kederinden beni koru, beni muhkem zırhına (dir'ine) dâhil et ve beni kusursuz örtünle (sitr-i vâfî) ört.<br />
Allâhümme men âdânî fe âdih, ve men kâdenî fe kidh, ve men beğâ aleyye fe huzh, ve men nasebe lî fahhahü bi helâketin fe ehlikh, Allâhümme men erâdenî bi sû'in fec'al dâiretes sûi aleyh, Allâhümmer-mi nahrâhü fî keydih, ve keyehû fî nahrih, hattâ yezbehâ nefsehû bi yedeyh, ı'tasamtü bike ve lüz'tü bi tûli kudsik. Allah'ım! Bana düşmanlık edene düşmanlık et, bana tuzak kurana tuzak kur, bana zulmedeni yakala, helak için bana tuzak kuranı helak et. Allah'ım! Bana kötülük dileyenin kötülük dairesini kendi üzerine çevir. Allah'ım! Onu tuzağının içine düşür, tuzağını da kendi boynuna at, ta ki kendini kendi elleriyle boğazlasın. Seninle korundum ve Kudsiyetinin yüceliğine sığındım.<br />
Yâ sâbiğan ni'am, ve yâ dâfi'an nikam, ve yâ fâricel kurbi izâd lehem, yâ veliyye men zulim, ve yâ hasîbe men zalem, yâ evvelen bilâ bidâyetin, ve yâ âhıran bilâ nihâyetin, yâ men lehüsmün bilâ künyetin, ic'al lî min emrî feracâ, ve min vehdeti hemmî mahrecâ. Ey nimetleri bol veren! Ey intikamları savan! Ey keder çöktüğü zaman onu gideren! Ey zulme uğrayanın velîsi! Ey zulmedenin hesâbını gören! Ey başlangıcı olmayan Evvel! Ey sonu olmayan Âhır! Ey künyesi olmayan İsim sahibi! İşimi bana ferahlık kıl ve kederimin zorluğundan bir çıkış yolu nasip et.<br />
Yâ Latîfü yâ Latîfü yâ Latîf, ultuf bî bi lutfikel hafiyy, ve eğısnî bi mededikel celiyy, bil kudretilletîsteveyte bihâ alel arş, ve lem ya'lemil arşü müstekarrak. Ey Latîf, Ey Latîf, Ey Latîf! Gizli lütfunla bana lütfet ve aşikâr yardımınla (mededinle) bana imdat eyle. Arşın üzerine yerleştiğin, Arş'ın dahi yerini bilmediği kudretinle (bana yardım et).<br />
Yâ müsebibel esbâb, yâ müfettihal ebvâb, yâ sâmi'al asvât, yâ mücîbed de'avât, yâ kâdıy el hâcât, yâ ğıyâsel müsteğîsîn. Ey sebepleri yaratan! Ey kapıları açan! Ey sesleri işiten! Ey dualara icabet eden! Ey hacetleri yerine getiren! Ey imdat isteyenlerin imdadı!<br />
Allâhümme innî enteziru feracek, ve ergubu lutfek, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammedin ve ferric annî valtıf bî ve lâ tekilnî ilâ nefsî ve lâ ilâ ehadin min halkıke tarfetel aynin ve lâ ekalle min zâlik, yâ cebbâres semâvâti vel ard, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Senin ferahlığını (kurtuluşunu) bekliyor ve lütfunu arzuluyorum. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle, benden sıkıntıyı gider ve bana lütfet. Beni nefsimin ve mahlûkatından herhangi birinin üzerine bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre bile olsa bırakma. Ey göklerin ve yerin Cebbarı (güçlü ve zoru uygulayanı)! Senden başka ilâh yoktur.<br />
Lâ ilâhe illâlâhül Hakîmül Kerîm, lâ ilâhe illâllâhür Rahmânür Rahîm, lâ ilâhe illâllâhü Rabbüs semâvâti vel ardı ve rabbül arşil azîm. Allâhümme innî enzelte bike hâcâtî küllihâz zâhirate vel bâtınah, ed dünyeviyyete vel uhraviyyeh. Hakîm (hikmet sahibi), Kerîm (cömert) Allah'tan başka ilâh yoktur. Rahmân, Rahîm Allah'tan başka ilâh yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ım! Bütün ihtiyaçlarımı, zâhir ve bâtın, dünyevî ve uhrevî olan her şeyi Sana indirdim.<br />
Ubeydükün fî fenâik, miskînükün bi fenâik, fakîrükün bi fenâik. Kulcağızın kapındadır, miskinin kapındadır, fakirin kapındadır.<br />
Yâ men lâ ya'lemü keyfe hüve illâ hû, ve yâ men lâ yebluğü kudratehû ğayrüh. Ey nasıl olduğunu ancak Kendisinin bildiği! Ey kudretine Kendisinden başkasının ulaşamadığı!<br />
Yâ şâhiden ğayru ğâib, ve yâ karîben ğayru ba'îd, ve yâ ğâliben ğayru mağlûb. Ey kaybolmayan şâhit! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûp olmayan galip!<br />
Yâ Hayyu yâ Kayyûmü bi havlike ve kuvvetike este'înü ve estecîr, ferhamnî yâ erhamer râhimîn. Ey Hayy (diri), Ey Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Gücün ve kuvvetinle yardım ister ve himayene sığınırım. Bana merhamet et, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve mâ azallet, ve rabbel eradîne ve mâ ekallet, ve rabbeş şeyâtıyni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halkıke küllihim cemî'an en yufrita aleyye ehadün minhüm ev en yebğî, azze câruk, ve celle senâuk, ve lâ ilâhe ğayruk, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Yedi göklerin ve gölgelendirdiği şeylerin Rabbi! Yerlerin ve taşıdığı şeylerin Rabbi! Şeytanların ve saptırdığı şeylerin Rabbi! Onlardan herhangi birinin bana taşkınlık yapmasından veya zulmetmesinden, bütün mahlûkatının şerrine karşı bana bir komşu (koruyucu) ol. Senin komşun azizdir, övgün yücedir, Senden başka ilâh yoktur, Senden başka ilâh yoktur.<br />
Allâhümme bi câhil Hüseyni ve ahîhi ve ceddihî ve ebîhi ve ümmihî ve benîh, ferric annî ve anil müslimîne mâ nahnü fîh. (3 defa okunur.) Allah'ım! Hüseyin'in, kardeşinin, dedesinin, babasının, annesinin ve evlatlarının şanı hürmetine, bizden ve bütün Müslümanlardan içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider. (3 defa okunur.)<br />
14. Nihai Salavât ve Bitiriş Duası (Oldukça Uzun ve Ağır Bir Salavât Metnidir)<br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Ve salli Allâhümme ve sellim fî külli lahzatin ve tarfetin ve hareketin ve sekenetin alâ abdike ve nebiyyike ve rasûlike bahril esrâril kudsiyyeh, ve tılasmıl işârâtir ramziyyeh, el mündemiceti fî sahâfil ulûmil ğaybiyyeh... Ve Allah'ım, her an, her göz açıp kapayışta, her hareket ve sükûnda, Kudsî sırların denizi, remzî işaretlerin tılsımı, gaybî ilimlerin sahifelerinde yer alan kulun, nebîn ve rasûlün üzerine salât ve selâm eyle...<br />
... el berkıl evvelil müte'leli'i fî semâil amâil ihâtıyyeti kable bürûzi avâlimil keyân, vel kevkebil esbakıs sâtı'ı fî ebrâcil kudsittamtamiyyeti ve lem tenşakk burdetül vücûdi an sunûfil insân, ve rûhi hâzihil ervâhıl muhteliceti fî âlemi lutfihâ beyne nûrin ve zulmeh, ve şemsil hidâyetil kübrâl müşrikati min hadratil ifâdati ilâ kulûbi hâzihil ümmeh, aylîmil mededil mevâc... ...O ki, varlık âlemleri belirmeden önce, ihâta eden (kuşatan) Amâ (mutlak bilinmezlik) semasında parlayan ilk şimşektir, Kudsî Tımtımî burçlarında parlayan ve varlık perdesi insan çeşitlerinden henüz yarılmamış olan en önceki yıldızdır. O, lütuf âleminde nur ve zulmet arasında çalkalanan bu ruhların ruhudur. O, İfâza (feyiz) makamından bu ümmetin kalplerine doğan en büyük hidayet güneşidir. O, coşan yardım denizidir...<br />
... ve alelmil ilâhiyyis sâtı'ıl burhân, fil bika'ı vel ficâc, âyetillâhil kübrâlletîntavet bi zeyli burdetihâr rûhıyyetil acâibul âyât, ve süllemir rukâyetil ûlâllêtînhattat an ğâyetihâ min zevîs su'ûdi ğâyetül ğâyât, seyyidinâ ve seyyidi külli men lillâhi aleyhi siyâdeh, ma'dinil fadlı vel keremi vel cûdi vel ınâyeti ves se'âdeh, el habîbil a'zam, vel bahri mutamtam, vel kenzil mutalsam, ves sırâtıl akvam, ven nûril asta', vel kameril elma', vel burhânil ekmel, ves seyfil atval, mevcel ılmil ğaybî, ve dacratil mededil ezelî... ...O, yerlerde ve vadilerde burhanı parlayan İlahî ilmin alametidir. O, ruhî (mânevî) perdesinin eteğinde âyetlerin acayiplerinin toplandığı Allah'ın en büyük âyetidir. O, yükselenlerin gayelerin gayesine ulaştığı ilk yükseliş merdivenidir. Efendimiz ve Allah katında bir ululuğu olan herkesin efendisidir. Fazilet, kerem, cömertlik, inâyet ve saadet madenidir. En büyük sevgili (Habîb-i A'zam), coşkun deniz (Bahr-i Mutamtam), tılsımlı hazine (Kenz-i Mutalsam), en doğru yol (Sırât-ı Akvam), en parlak nur, en aydınlık ay, en kâmil burhan, en uzun kılıçtır. Gayb ilminin dalgasıdır, ezelî yardımın coşkusudur...<br />
... bâbullâhıllezî lem tezelil ebvâbü dûnehû mesdûdeh, ve vechul kabûlillezî lem tebrahıl vücûhü mâ lem yüberkı'hâ sattâ'u nûri vesîletihî merdûdeh, hablullâhıllezî men temesseke bihî necâ ve emine ve sellem, ve bâbün necâhıllezî men dehale minhü ilallâhi kubile ve ruhime, seyyidüs sâdât, ve illetüz zerrât, mevlânâ ve nebiyyinâ ve rasûlunâ Muhammedin sallallâhü aleyhi ve sellem... ...O, kendisinden başka bütün kapıların kapalı olduğu Allah'ın kapısıdır. O, yüzleri vesilesinin parlak nuru örtmedikçe reddedilen kabul yüzüdür. O, kimin sarıldığı ise kurtulup emniyette kaldığı ve selâmet bulduğu Allah'ın ipidir. O, kimin girerse Allah'ın kabul edip rahmet ettiği kurtuluş kapısıdır. Efendilerin efendisi, zerrenin illeti, Mevlâmız, Nebimiz ve Resûlümüz Muhammed'e (s.a.v.)...<br />
... ve alâ âlihi ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve eşyâ'ıhî vel âhızîne bi eserihî ven nâhîlîne min bahrıh, ve eğısnâ bihî ve et-hıfnâ bi kurbih, ve ahyînâ ve emitnâ alâ milletehî ve sünnetih, vahtim lenâ ve lil müslimîne bi hayr, vağfir lenâ ve li vâlideynâ ve li furû'ınâ ve usûlinâ ve lil müslimîne vel müslimât vel mu'minîne vel mu'minâti ecme'în, ve selâmün alel mürselîn, vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn. ...Ve onun âline, ashâbına, tâbilerine, fırkalarına, eserini takip edenlere ve denizinden içenlere salât ve selâm eyle. Onunla bize imdat eyle, kurbu (yakınlığı) ile bizi şereflendir. Bizi onun milleti ve sünneti üzere yaşat ve öldür. Bizi ve bütün Müslümanları hayırla sonlandır. Bizi, anne babalarımızı, çocuklarımızı, atalarımızı ve bütün Müslüman erkek ve kadınları, Mümin erkek ve kadınları bağışla. Selâm olsun gönderilmiş olanlara. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
موضوع: حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره    حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
ومن أوراده رضي الله تعالى عنه: حزب الفرج ، وكان رضي الله تبارك وتعالى عنه يأمر بقراءته وقت السحر ، ويقول: تتنزل من الحضرة على أهله خلعة القبول فلا يُخزونَ بإذن الله تعالى ، وتحضر عند قراءته روحانية سيد الوجود صلى الله عليه وسلم ، وقد بُشّرَ الإمام الرفاعي رضي الله عنه إحدى عشر مرة من جده صلى الله عليه وسلم بأن من داوم على قراءة هذا الحزب لا يُخذل ولا يُخزى ولا يهان .<br />
وهو:<br />
بِسمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ<br />
( الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {2} الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {3} مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ {4} إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ {5} اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ {6} صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِم ْوَلاَ الضَّالِّينَ {7} ) .<br />
لا إله إلا الله 10 مرات .<br />
الله 10 مرات .<br />
أستغفر الله العظيم 10 مرات .<br />
اللهم صلي على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم 10 مرات .<br />
حسبي الله 7 ، ثم يقرأ:<br />
( الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ {5} )<br />
لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا حي يا قيوم ، يا ذا الجلال والإكرام ، أسألك بأسرارك المستودعة في خلقك ، بعزة عرشك ، بقدس نفسك ، بنور وجهك ، بمبلغ علمك ، بغاية قدرك ، ببسط قدرتك ، بحق شكرك ، بمنتهى رحمتك ، بسلطان مشيئتك ، بعظمة ذاتك ، بكل صفاتك ، بجميع أسمائك ، بمكنون سرك ، بجميل سترك ،بجزيل برك ، بكمال منتك ، بفيض جودك ، بقاهر غضبك ، بسابق رحمتك ، بأعداد كلماتك ، بعناية مجدك ، بجليل طَولك ، بتفريد فردانيتك ، بتوحيد وحدانيتك ، بدائم بقائك ، بسرمدية قدسك ، بأزلية ربوبيتك ، بعظيم كبريائك ، بجلالك بجمالك بكمالك ، بإنعامك ، بشامخ أفعالك ، بسيادة ألوهيتك ، بجباريتك ، بحنانيتك ، بمنانيتك ، بعطفك ، بلطفك ، ببرك ، بإحسانك ، بحقك يا رباه يا غوثاه استعينك وأستجديك أن تجعل لي من كل هم وغم وكرب فرجا ، ومن كل بلاء وشدة وضيق مخرجا ، واجعل أوقاتي بك عامرة ، وسريرتي بمحبتك نيرة ، وعيني بشهود آثار لطفك قريرة ، وبصيرتي بلوامع أنوار قربك مستنيرة وبصيرة ، بحق كهيعص ، وحمعسق ، وبحق طه وطس وص ويس والر والم ون وحم وطسم ، وبسر القرآن العظيم ، يا علي يا عظيم ، يا رحمن يا رحيم ، يا بر يا كريم ، يا أول يا قديم .<br />
اللهم يا من لا تنفعك طاعتي ، ولا تضرك معصيتي ، تقبل مني ما لا ينفعك واغفر لي ما لا يضرك .<br />
بسم الله حسبنا الله ، لا حول ولا قوة إلا بالله .<br />
بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم .<br />
( فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} ) .<br />
الله , الله , الله , توكلت على الله . ( وما توفيقي إلا بالله ) .<br />
( اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ {255} ) .<br />
يا دائما لا فناء ولا زوال لملكه تداركني بلطفك فإني ضعيف وأنت القوي ، وإني فقير وأنت الغني ، وإني مغلوب وأنت النصير ، وإني عاجز وأنت على كل شيء قدير .<br />
حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
حسبي الله ونعم الوكيل .<br />
اللهم أحسن عاقبتنا في الأمور كلها وأجرنا من خزي الدنيا وعذاب الآخرة .<br />
أعوذ بجلال وجه الله ، وجمال قدس الله ، من شر كل ذي شر ، ومن شر كل دابة هو آخذ بناصيتها .<br />
اللهم إني أسألك السلامة والسعادة ونعم عقبى الدار ، وصحبة الأخيار ، ومودة الأبرار ، والنجاة من النار .<br />
اللهم احرسني بعينك التي لا تنام ، واكنفني بكنفك الذي لا يضام ، وارحمني بقدرتك علي ، لا أهلك وأنت رجائي ، فكم من نعمة أنعمت بها علي قل لك عندها شكري ، وكم من بلية ابتليتني بها قل لك عندها صبري ، فيا من قل عند نعمته شكري فلم يحرمني ، ويا من قل عند بليته صبري فلم يخذلني ، ويا من رآني على الخطايا فلم يفضحني ، أسألك أن تصلي على محمد وعلى آل محمد كما صليت وباركت ورحمت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنك حميد مجيد ، اللهم أعني على ديني بدنياي ، وعلى آخرتي بتقواي ، واحفظني فيما غبت عنه ، ولا تكلني إلى نفسي فيما حضرت معه ، يا من لا تضره الذنوب ، ولا تُنقصه المغفرة ، هب لي ما لا ينقصك ، واغفر لي ما لا يضرك ، اللهم إني أسألك فرجا قريبا ، وصبرا جميلا ، وأسألك العافية من كل بلية ، وأسألك دوام العافية ، وأسألك الغنى عن الناس ، وأسألك السلامة من كل شر ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم فارج الهم ، كاشف الغم ، مجيب دعوة المضطرين ، رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، أنت ترحمني فارحمني رحمة تغنني بها عن رحمة من سواك .<br />
اللهم اجعل لي من كل هم يهمني فرجا ومخرجا ، وارزقني من حيث لا أحتسب .<br />
يا سابق الفوت ، ويا سامع الصوت ، ويا كاسي العظام بعد الموت ، صل على محمد وآل محمد ، واجعل لي من أمري فرجا ومخرجا ، إنك تعلم ولا أعلم وتقدر ولا أقدر ، وأنت علام الغيوب .<br />
يا الله , يا الله ، يا رحمن يا رحيم ، يا تواب يا ذا الجلال والإكرام .<br />
يا غياث المستغيثين ، يا مجيب دعاء المضطرين ، وجهت وجهي إليك ، وتوكلت منيبا خالصا عليك ، لا أرفع حاجتي إلا إليك ، خاشعا بين يديك ، صل اللهم حبالي بحبالك ، وألحقني بالصالحين ، وأيدني بجلالك ، واجعلني من عبادك المتقين ، لا تصرف وجهي بحقك إلا إلى جنابك ، ولا تجذب قلبي إلا إلى بابك ، قربني من أحبابك وأهل ولائك ، واحفظني من صحبة ذوي الرد من أعدائك ، حققني بالمعرفة المحمدية ، وحلّني بالصفات المصطفوية ، وأطلق لساني بشكرك ، واستعمل ناطقتي وقلبي بذكرك ، سلام على آل يس .<br />
رب إني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين .<br />
لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين ، فاستجبنا له ونجيناه من الغم وكذلك ننج المؤمنين ، اللهم إنك تعلم سري وعلانيتي وما نزل بي ولا حول ولا قوة إلا بك يا الله يا علي يا عظيم فرج عني ما أهمني وتول أمري بلطفك ، وتداركني برحمتك وكرمك إنك على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا موضع كل شكوى ، ويا سامع كل نجوى ، ويا كاشف كل بلوى ، يا عالم كل خفية ، يا صارف كل بلية ، يا من أغثت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ، ويا من نجيت موصى صلى الله عليه وسلم ، يا من رفعت عيسى صلى الله عليه وسلم ، يا من اصطفيت محمدا صلى الله عليه وسلم ، صل اللهم على سيد أنبيائك وأكرم رسلك حبيبك ونبيك ورسولك سيدنا محمد وعلى آله وأصحابه واستجب دعائي ، فإني أدعوك دعاء من اشتدت فاقته ، وضعفت قوته ، وقلت حيلته ، بل أدعوك دعاء الغريب الغريق المضطر الذي يعلم كل العلم أنه لا يكشف عنه ما هو فيه إلا أنت ، يا أرحم الراحمين ارحمني ، يا غياث المستغيثين أغثني ، اكشف عني ما نزل بي من هم ، وادفع عني ما حل بي من غم ، والطف بي يا لطيف يا رحيم .<br />
يا من يملك حوائج السائلين ، ويعلم ضمائر الصامتين ، تداركني بإغاثتك ، يا من لكل مسألة منك سمع حاضر ، وجواب كافل ، ولكل صامت منك علم محيط باطن ، مواعيدك صادقة ، وأياديك فاضلة متواصلة ، ورحمتك واسعة ، افعل بي ما أنت أهله ، ولا تفعل بي ما أنا أهله ، فإنك أهل التقوى وأهل المغفرة .<br />
( شهد الله أنه لا إله إلا هو ) اللهم إني أعوذ بنور قدسك ، وببركة طهارتك وبعظمة جلالك من كل عاهة وآفة وطارق من الجن والإنس إلا طارقا يطرق بخير يا أرحم الراحمين ، اللهم بك ملاذي قبل أن ألوذ ، وبك عياذي قبل أن أعوذ ، يا من ذلت له رقاب الفراعنة ، وخضعت له هامات الجبابرة ، يا من بيده مقاليد السماوات والأرض ، اللهم ذكرك شعاري ودثاري ، وبظلال رحمتك نومي وقراري ، وإليك من كل فادحة فراري ، وبك في كل حادثة انتصاري ، وعليك اعتمادي ، وإلى كرم قدسك استنادي ، أشهد ألا إله إلا أنت ، اضرب علي سرادقات حفظك ، وقني هم ما أكره بحرمتك يا رحمن يا رحيم .<br />
اللهم إني أسألك باسمك الواحد الأحد ، وأدعوك اللهم باسمك الفرد الصمد ، وأتوسل إليك باسمك العطيم الوتر ، الذي ملأ نور قدسه أركان الأكوان كلها إلا ما فرجت عني ما أمسيت فيه وأصبحت فيه حتى لا يخامر خطرات أوهامي غبار الخوف من غيرك ، ولا يمس شراع فكري أثر الرجاء من سواك ، أجرني اللهم من خزيك وعقوبتك ، واحفظني في ليلي ونهاري ، ونومي وقراري ، لا إله إلا أنت تعظيما لوجهك ، وتكريما لسُبحات عرشك ، اصرف اللهم عني شر عبادك ، واجعلني في حفظك وعنايتك وسرادقات أمنك وصيانتك ، وأعد علي عوائد لطفك وكرمك وإحسانك ، سبحانك اللهم وبحمدك ، تقدس اسمك ، وتعالى طولك .<br />
اللهم يا مجلي العظائم من الأمور ، ويا كاشف صعاب الهموم ، ويا مفرج الكرب العظيم ، ويا من إذا أراد شيئا فحبسه أن يقول له كن فيكون ، رباه رباه أحاطت بعبدك الضعيف غوائل الذنوب وأنت المدخر لها ولكل شدة ، لا إله إلا أنت ، الغياث الغياث ، الرحمة الرحمة ، العناية العناية ، صل على عبدك ونبيك سيدنا محمد وآله والطف بي في أموري كلها والمسلمين .<br />
اللهم احفظ أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم ارحم أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم أصلح أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم فرج عن أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم .<br />
اللهم لا تجعلني ممن يرجو المخلوقين أو يعول عليهم وإذا أخذت بأزمّة خاطري إلى أحد من خلقك فليكن ممن أحببتهم حتى تكون همتي متوجهة على من أحببت فتندمج غايتها بصفة المحبة التي أفرغتها في ذلك العبد المحبب فإنك الولي لمن تحب ولا تصرف همة خاطري ولو طرفة عين إلى خلق لم تزينه<br />
بمحبتك ، ولم تجعل له منك ودا ، وأزل حجب المستعارات عن لاحظة سري فلا ألتفت إلا إلى ما يؤول إليك ، ويعوَّل عليك ، وابعث عزم عزيمتي إلى اصفيائك وأوليائك وأحبابك المقربين وعبادك الصالحين والنبيين والمرسلين وحسن ألئك رفيقا ، ثبتني الله على ما يرضيك ، وقربني ممن يواليك ، واجعل غاية حبي وبغضي فيك ، ولا تقربني ممن يعاديك ، أدم علي نعمك وبرك ، ولا تنسني ذكرك ، وألهمني في كل حال شكرك ، وعرفني قدر النعم بدوامها ، وقدر العافية باستمرارها .<br />
اللهم إني أسألك العفو والعافية والمعافاة الدائمة في الدين والدنيا والآخرة .<br />
اللهم اقذف في قلبي رجاءك ، واقطع رجائي عمن سواك ، حتى لا أرجو أحدا غيرك ، اللهم وما ضعفت عنه قوتي ، وقصر عنه أملي ، ولم تنته إليه رغبتي ، ولم تبلغه مسألتي ، ولم يجر على لساني مما أعطيت أحدا من الأولين والآخرين من اليقين فخصني به يا رب العالمين ، اللهم ضاقت الحيل ، وانقطع الأمل ، وبطل العمل ، لا ملجأ ومنا منك إلا إليك .<br />
يا مسهل الصعب الشديد ، ويا ملين قسوة الحديد ، ويا منجز الأمرين الوعد والوعيد ، ويا من هو كل يوم في شأن وأمر جديد ، أخرجني من حلق الكرب والضيق إلى أوسع الفرج وأبلج الطريق ، بك أدفع ما أطيق وما لا أطيق ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم إني استغفرك وأتوب إليك ، وأتوكل في كل الأمور عليك ، أستغفرك من الذنب الذي اعلم ، ومن الذنب الذي لا أعلم ، إنك تعلم وأنا لا أعلم ، وأنت علام الغيوب ، وغفار الذنوب ، وستار العيوب ، وكشاف الكروب ، وإليك المصير .<br />
اللهم إني أستغفرك من كل ذنب قوى عليه بدني بعافيتك ، أو نالته قدرتي بفضلك ، أو بسطت إليه يدي بسابغ رزقك ، أو اتكلت فيه عند خوفي منه على أمانك ، أو وثقت بحلمك ، أو عولت فيه على كريم عفوك .<br />
اللهم إني استغفرك من كل ذنب خنت فيه أمانتي ، أو بخست فيه نفسي ، أو قدمت فيه لذاتي ، أو آثرت فيه شهواتي ، أو سعيت لغيري ، أو استغويت فيه من تبعني ، أو غلبت فيه بفضل جبلَّتي ، أو أحلت عليك فيه مولاي فلم تقبلني على فعلي ، إذ كنت سبحانك كارها لمعصيتي ، ولكن سبق علمك في اختياري واستعمالي مرادي وإيثاري ، فحلمت علي ولم تدخلني فيه جبرا ، ولم تحملني عليه ممهلا ، ولم تظلمني شيئا ، أنفذت مع اختياري قضاؤك ، أستغفرك يا أرحم الراحمين ، يا صاحبي عند شدتي ، يا مؤنسي في وحدتي ، يا حافظي في غربتي ، يا وليي في نعمتي ، يا كاشف كربتي ، يا سامع دعوتي ، يا راحم عبرتي ، يا مقيل عثرتي ، يا إلهي الحقيق ، يا ركني الوثيق ، يا جاري اللصيق ، يا مولاي الشفيق ، يا رب البيت العتيق ، أخرجني من حلق المضيق ، إلى سعة الطريق ، بفرج من عندك قريب وثيق ، واكشف عني كل شدة وضيق ، واكفني من السوء والأذى ما أطيق وما لا أطيق .<br />
اللهم فرج عني كل هم وغم وأخرجني من كل حزن وكرب ، يا فارج الهم ، ويا كاشف الغم ، ويا منزل القطر ، ويا مجيب دعوة المضطر ، يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، صل على خيرتك من خلقك محمد النبي الأمي الطيب الطاهر الزكي ، وعلى آله الطيبين الطاهرين وسلم ، وفرج اللهم عني ما ضاق به صدري ، وعيل معه صبري ، وقلت فيه حيلتي ، وضعفت له قوتي ، يا كاشف كل ضر وبلية ، يا عالم كل سر وخفية ، يا أرحم الراحمين ، وأفوض أمري إلى الله إن الله بصير بالعباد ، وما توفيقي إلا بالله ، عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
تحصنت بعزة عزة الله ، وبعظمة عظمة الله ، وبجلال جلال الله ، وبقدرة قدرة الله ، وبسلطان سلطان الله ، وبلا إله إلا الله ، وبما جرى به القلم من عند الله ، وبلا حول ولا قوة إلا بالله ، آمنت بالله ، حسبي الله .<br />
اللهم يا من لا تراه العيون ، ولا تخالطه الظنون ، ولا يصفه الواصفون ، ولا تغيره الحوادث ، ولا يخشى الدوائر ، يعلم مثاقيل الجبال ، ومكاييل البحار ، وعدد قطر الأمطار ، وعدد ورق الأشجار ، وعدد ما أظلم عليه الليل وأشرق عليه النهار ، ولا يواري منه سماء سماء ، ولا ارض أرضا ، ولا بحر إلا يعلم ما في قعره ، ولا جبل إلا يعلم ما في وعره ، اجعل خير عمري أواخره ، وخير عملي خواتمه ، وخير أيامي يوم ألقاك فيه ، لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم ، اللهم اطف نار من شب لي ناره ، واكفني هم من أدخل علي همه ، وأدخلني في درعك الحصين ، واسترني بسترك الوافي ، اللهم من عاداني فعاده ، ومن كادني فكده ، ومن بغى علي فخذه ، ومن نصب لي فخه بهلكة فأهلكه ، اللهم من أرادني بسوء فاجعل دائرة السوء عليه ، اللهم ارم نحره في كيده وكيه في نحره حتى يذبح نفسه بيديه ، اعتصمت بك ولذت بطول قدسك .<br />
يا سابغ النعم ، ويا دافع النقم ، ويا فارج الكرب إذا ادلهم ، يا ولي من ظُلم ، ويا حسيب من ظلم ، يا أولا بلا بداية ، ويا آخرا بلا نهاية ، يا من له اسم بلا كنية ، اجعل لي من أمري فرجا ، ومن وهدة همي مخرجا .<br />
يا لطيف يا لطيف يا لطيف الطف بي بلطفك الخفي ، وأغثني بمددك الجلي ، بالقدرة التي استويت بها على العرش ولم يعلم العرش مستقرك .<br />
يا مسبب الأسباب ، يا مفتح الأبواب ، يا سامع الأصوات ، يا مجيب الدعوات ، يا قاضي الحاجات ، يا غياث المستغيثين .<br />
اللهم إني أنتظر فرجك ، وأرقب لطفك ، صل على محمد وآل محمد وفرج عني والطف بي ولا تكلني إلى نفسي ولا إلى أحد من خلقك طرفة عين ولا اقل من ذلك ، يا جبار السموات والأرض ، لا إله إلا أنت .<br />
لا إله إلا اله الحكيم الكريم ، لا إله إلا الله الرحمن الرحيم ، لا إله إلا الله رب السماوات والأرض ورب العرش العظيم ، اللهم إني أنزلت بك حاجاتي كلها الظاهرة والباطنة ، الدنيوية والأخروية .<br />
عُبَيدك في فنائك ، مسكينك بفنائك ، فقيرك بفنائك .<br />
يا من لا يعلم كيف هو إلا هو ، ويا من لا يبلغ قدرته غيره .<br />
يا شاهدا غير غائب ، ويا قريبا غير بعيدن ويا غالبا غير مغلوب .<br />
يا حي يا قيوم بحولك وقوتك أستعين وأستجير فارحمني يا أرحم الراحمين .<br />
اللهم رب السماوات السبع وما أظلت ، ورب الأرضين وما أقلت ، ورب الشياطين وما أضلت ، كن لي جارا من شر خلقك كلهم جميعا أن يفرط علي أحد منهم أو أن يبغي ، عز جارك وجل ثناؤك ، ولا إله غيرك ، لا إله إلا أنت .<br />
اللهم بجاه الحسين وأخيه وجده وأبيه وأمه وبنيه ، فرج عني وعن المسلمين ما نحن فيه ( 3 مرات , كما تلقى جماعة عن سيدنا الشيخ عبد الحكيم عبد الباسط بن سليم عليه الرحمة والرضوان ) .<br />
وصل اللهم وسلم في كل لحظة وطرفة وحركة وسكنة على عبدك ونبيك ورسولك بحر الأسرار القدسية ، وطلسم الإشارات الرمزية ، المندمجة في صحاف العلوم الغيبية ، البرق الأول المتلألئ في سماء العماء الإحاطي قبل بروز عوالم الكيان ، والكوكب الأسبق الساطع في ابراج القدس الطمطمي ولم تنشق بردة الوجود عن صنوف الإنسان ، وروح هذه الأرواح المختلجة في عالم لطفها بين نور وظلمة ، وشمس الهداية الكبرى المشرقة من حضرة الإفاضة إلى قلوب هذه الأمة ، عيلم المدد المواج ، وعلم العلم الإلهي الساطع البرهان ، في البقاع والفجاج ، آية الله الكبرى التي انطوت بذيل بردتها الروحية عجائب الآيات ، وسُلَّم الرقاية الأولى التي انحطت عن غايتها من ذوي الصعود غاية الغايات ، سيدنا وسيد كل من لله عليه سيادة ، معدن الفضل والكرم والجود والعناية والسعادة ، الحبيب الأعظم ، والبحر المطمطم ، والكنز المطلسم ، والصراط الأقوم ، والنور الأسطع ، والقمر الألمع ، والبرهان الأكمل ، والسيف الأطول ، موجة العلم الغيبي ، وضجة المدد الأزلي ، باب الله الذي لم تزل الأبواب دونه مسدودة ، ووجه القبول الذي لم تبرح الوجوه ما لم يبرقعها سطّاع نور وسيلته مردودة ، حبل الله الذي من تمسك به نجا وأمن وسلم ، وباب النجاح الذي من دخل منه إلى الله قبل ورحم ، سيد السادات وعلّة الذرات ، مولانا ونبينا ورسولنا محمد صلى الله عليه وسلم ، وعلى آله وأصحابه وأتباعه وأشياعه والآخذين بأثره والناهلين من بحره ، وأغثنا به وأتحفنا بقربه ، وأحينا وأمتنا على ملته وسنته ، واختم لنا وللمسلمين بخير ، واغفر لنا ولوالدينا ولفروعنا وأصولنا وللمسلمين والمسلمات والمؤمنين والمؤمنات أجمعين ، وسلام على المرسلين ، والحمد لله رب العالمين<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Risale-i Nur’da geçen Dua ve Salâvatlar]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2762</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 15:20:19 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2762</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Risale-i Nur’da geçen Dua ve Salâvatlar<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl." Âmin! (Sözler, Altıncı Söz)<br />
<br />
"Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin." (Sözler, Yedinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, bizi saadet, selâmet, Kur’ân ve iman ehlinden eyle Âmin. Allahım, Efendimiz Muhammed’e ve âline ve ashâbına, Kur’ân’ın ilk indiği günden kıyametin kopmasına kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin hava dalgalarının aynalarında Rahmân’ın izniyle yansıyan bütün kelimelerinin bütün harfleri sayısınca salât ve selâm et. Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmetinle merhamet et, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun." (Sözler, Sekizinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kâinat kitabının âyetlerinin tercümanı ve kulluğuyla Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve erkek, kadın bütün mü’minlere merhamet et. Âmin, rahmetinle ey merhamet edenlerin en merhametlisi." (Sözler, Dokuzuncu Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Suret)<br />
<br />
"Oh, evet, yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân’ın rahmeti onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, Cennetin hak olduğuna, Cehennem ateşinin hak olduğuna, şefaatin hak olduğuna, Münker ve Nekir’in hak olduğuna, Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah resulü olduğuna şehadet ederim. Allahım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm et. Allahım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru. Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, Seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Hâtime)<br />
<br />
"Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet burcunun ayına, hidayet yıldızları olan âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. Bize ve erkek-kadın bütün mü’minlere rahmet et. Âmin, âmin, âmin." (Sözler, On Birinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Senin rahmetine ve onun hürmetine nasıl yaraşırsa, ona ve âline öylece salât ve selâm olsun. Âmin." (Sözler, On İkinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!" (Sözler, On Üçüncü Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin. Âmin." (Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam)<br />
<br />
"İsm-i Âzamının mazharı olan Resul-i Ekremine, âl ve ashabına, ihvânına ve ona tâbi olanlara salât ve selâm olsun. Âmin, ey Erhamürrâhimîn." (Sözler, On Altıncı Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Hayy ve Kayyûm olan! Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster, âmin." (Sözler, On Yedinci Sözün İkinci Makamı, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rab! pişmanım; utanıyorum, sayısız günahımdan ar ediyorum. Zelîlim, istikrarsız yaşamaktan göz yaşı döküyorum. Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, sakatım, âcizim, hem ihtiyarım, hem irâdesizim. El-amân diyorum, İlâhî dergâhından yardım istiyorum." (Sözler, On Sekizinci Söz, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Rahmân-ı Rahîm olan Allah'ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr'un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Çağırmasıyla, ağaçların yanına geldiği, duasıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah'ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi'racın ve 'Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı.' (Necm, 53/17) âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed'e, (a.s.m.) Kur'ân'ın ilk indiği andan itibâren kıyâmete kadar her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah'ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların her birisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, Ey İlâhımız! Âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Üçüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allah’ım! Kur’ân’ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl. Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur’ân ile ünsiyet ettir. Kur’ân’ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl. Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz. Âmin. Allahım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmin, âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Dördüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Kur’ân’ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn. Allahım! Kur’ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun." (Sözler, Yirminci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Seyyidimiz, mevlâmız, kulun, nebîn ve resulün olan ümmî peygamber Muhammed’e, âline, ashâbına, zevcelerine, mübarek nesline, sair enbiya ve mürselîne, mukarreb meleklere, evliya ve salih kullarına salâvâtın en üstünü, selâmetin en temizi, bereketlerin en bereketlisiyle, Kur’ân’ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri adedince salât ve selâm et, bereket ihsan et, ikramda bulun. Ey İlâhımız, ey Yaratıcımız, bütün bu salâvatlardan herbiri için bizi bağışla, bize merhamet et, bize iltifat et. Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin." (Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! 'Namaz dinin direğidir.' buyuran zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et." (Sözler, Yirmi Birinci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve onun ümmetine, rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn. Âmin." (Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Sırlar semâsının güneşi, nurların mazharı, celâl dairesinin merkezi ve cemâl sahibinin kutbu olan Muhammed’in biricik, lâtif zâtına rahmet et. Allahım! Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider. Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl. Beni benden kurtarıp kendine al. Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır. Beni nefsime düşkün ve hissimle kör eyleme. Herbir gizli sırrı bana aç. Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur’ân’a merhamet et. Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allahım!" (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim. Ve rû-yi arz mescidinin herbir köşesinde Sana ibadet etmek için bize tevfik ver. Ve meşhergâh-ı arzın herbir tarafında Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını, Senin bedî ve antika san’atlarını kendi lisanımızla teşhir etmek için bize bir revaç ve seyahate iktidar ver." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal)<br />
<br />
***<br />
<br />
Allah’ım en efdal, en güzel, en büyük, en zâhir, en tâhir, en hoş, en iyi, en değerli, en azîz, en azîm, en şerefli, en yüksek, en pâk, en mübârek, en latîf salâvâtlarınla; en tam, en çok, en ziyâde, en yüksek, en yüce, en devamlı selâmını bir rahmet, bir rızâ, bir af, bir mağfiret olarak ihsan eyle. Bunlar, cömertlik ve kereminin bağış bulutlardan sağanak halinde artarak devam etsin, iyilik cömertliğinin nefis ve şerefli lütûflarıyla artarak büyüsün, ezeliyetinle mütenâsib olarak, hiç kesilmeden devam etsin, ebediyetine uygun olarak ardı arkası kesilmesin.<br />
<br />
Bütün bunlar, kulun, habîbin, resûlün, yaratıklarının en hayırlısı, açık ve parıldayan nur, zâhir ve kesin bürhan, uçsuz bucaksız deryâ, her tarafı kaplayan ışık, parlak güzellik, üstün şeref, şanlı kemâl olan Efendimiz Muhammed’e olsun. Bu, Senin zâtının azametiyle ona getirdiğin salâvât şeklinde olsun. Aynı şekilde onun âl ve Ashâbına da rahmet et. Bu salâvât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüze ferahlık ver, kalplerimizi temizle, ruhlarımıza rahatlık ver, sırlarımızı temizle, fikir ve düşüncelerimizi arındır, sırlarımızdaki bulanıklığı sâfîleştir, hastalıklarımıza şifâ ver, kalplerimize vurulmuş kilitleri apaçık fethinin nuruyla aç. Amin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 408<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Sahabîlerine ezelden ebede kadar Allah’ın ilmindeki nesneler sayısınca salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Altıncı Söz / 437<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım,<br />
<br />
Güzel isimlerinin tecelliyâtı için câmi’ bir ayna olmasıyla sıfat ve isimlerinin güzelliklerine olan muhabbetinin nurları kendisinde temessül eden; masnuâtının en mükemmel ve en bedîi olması, kemalât-ı sanatının enmûzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi bulunmasıyla sanatına olan muhabbetinin şuâları kendisinde temerküz eden; mehâsin-i sanatının en yüksek dellâlı, hüsn-ü nukuşunun ilânı konusunda istihsan edicilerin en yücesi, sanatının kemâlâtını tavsifte en hârika zât olmasıyla kendisinde, sanatının istihsan edilmesine olan rağbet ve muhabbetinin letâifi tezâhür eden; Senin ihsanınla bütün mehâsin-i ahlâkı ve Senin lûtfunla bilcümle latîf vasıfları câmi’ olmasıyla kendisinde mahlûkatının mehâsin-i ahlâkına ve masnuâtının latîf evsâfına olan muhabbet ve istihsanının aksâmı toplanmış bulunan; Kur’ân’ında zikrettiğin ve sevdiğin bütün ihsan sahibi, sabırlı, mü’min, müttakî, tevbekâr ve Sana yönelmiş kimselere; Kur’ân’ında sevdiğin ve Seni sevmekle şereflendirdiğin bütün nev’lere üstün bir misdak ve mikyas olan, öyle ki, Seni sevenlerin imamı, Sence mahbub olanların efendisi ve dostlarının reisi olan zâta ve onun bütün âl ve Ashâb ve ihvânına salât ve selâm eyle. Âmin. Bunu rahmetinle yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız yolunuzu bulursunuz” [Keşfü’l-Hafâ, 1:132.] ve “Nesillerin en hayırlısı benim içinde bulunduğum nesildir” [Keşfü’l-Hafâ, 1:396.] diye buyuran Efendimiz Muhammed’e, Onun âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 455<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerime dil uzatmayınız. Biriniz Uhud Dağı kadar altını Allah yolunda harcasa, Sahabîlerimden birinin verdiği bir avuç kadar olmaz” (Allah’ın Resûlü doğru söyledi) [Müslim, Fedâil: 221; Tirmizî, Menâkıb: 58; İbn-i Mâce, Mukaddime: 11; Müsned, 3:11; Buhârî, Fedâilü Ashâbü’n-Nebî: 5.] buyuran Resûlün Muhammed’e salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 457<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Habîb oluşu ve duâsıyla Cennetin kapılarını açan ve o kapıları ona olan salâvâtlarıyla açmaları için ümmetini desteklediğin Habîbine rahmet eyle. Ona salât ve selâm olsun.<br />
<br />
Allah’ım! O seçkin Habîbinin şefaatiyle bizleri iyilerle birlikte Cennete girdir. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 463<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz! Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azabından koru. [Âl-i İmrân Sûresi: 191.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 464<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz İbrâhim’e rahmet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline rahmet eyle. Şüphesiz Sen her türlü hamd ve övgüye lâyık Hamîd ve sonsuz büyüklük sahibi Mecîdsin. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Dokuzuncu Söz / 493<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. [Al-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Allahım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashâb ve kardeşlerine Senin için hoşnutluk ve onun için de hakkı edâ olacak bir rahmet ve selâm eyle. Bizi ve dinimizi selâmette kıl. Duâmızı kabul et ey âlemlerin Rabbi! Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuzuncu Söz / 513<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bizleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın şefaatına mazhar etsin, Âmin.<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü, parmaklarından suyun Kevser gibi aktığı, Mi’racın ve “Gözü şaşmadı” [Necm Sûresi: 17] âyetinin sahibi Efendimiz Muhammed’e, Onun bütün âl ve Ashâbına dünyanın evvelinden mahşerin sonuna kadar rahmet eyle.<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Muhakkak ki Senin her şeye gücün yeter. [Tahrîm Sûresi: 8.]<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 536<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Zât hürmetine benim kalbimi ve sâdık Nur Talebelerinin kalplerini Kur’ân güneşi mukabilinde ay gibi yap. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 540<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın. Peygamberlerin Efendisi hürmetine duâmızı kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 572<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bize sevgini ve bizi Sana yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 584<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bütün mahlûkatına dünya ve âhirette şefkat ve merhametle ihsanda bulunmasından, onları rızıklandırmasından dolayı Allah’a hamd olsun. [Duâ]<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 585<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bizi, dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikâmetli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, âhirette ise rahmetin ve cemâlini bize göstermeğe rızıklandır. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Resûlüne, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 593<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zâtın sarayca me’nûs sadâsıyla çalar- tâ ona açılsın; öyle de, bîçare ben dahi Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidâsıyla ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 594<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, ben ise Senin bir kulunum. • Sen herşeyi yaratan Hâlık’sın, ben ise Senin bir mahlûkunum. • Sen rızık veren Rezzâk’sın, ben ise Senin rızkınla beslenen bir merzûkunum. • Sen mülk sahibi Mâlik’sin, ben ise Senin kölen olan memlüküm. • Sen gerçek izzet sahibi olan Azîz’sin, ben ise âciz ve zelilim. • Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî’sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir fakirim. • Sen gerçek hayat sahibi Hayy’sın; ben ise, Senin hayat verişin olmasa, bir ölüyüm. • Sen varlığı ebedî olan Bâkî’sin, ben ise gelip geçici bir fânîyim. • Sen sonsuz izzet ve şeref sahibi Kerîm’sin, ben ise zillet ve kötülükler içinde bocalayan bir leîmim. • Sen sonsuz ihsan sahibi Muhsin’sin, ben ise günah ve kötülük işleyen bir âsiyim. • Sen günahları bol bol bağışlayan Gafûr’sun, ben ise bir günahkârım. • Sen sonsuz azamet ve büyüklük sahibi Azîm’sin, ben ise küçük ve değersiz bir hakîrim. • Sen gerçek kudret ve kuvvet sahibi Kavî’sin, ben ise sınırsız acz içinde bir zaifim. • Sen bağış ve ihsanı veren Mu’tîsin, ben ise lûtuf ve ikramına muhtaç bir dilenciyim. • Sen her türlü zarar ve korkudan uzak Emîn’sin, ben ise maddî ve mânevî korkular içinde biriyim. • Sen cömertlik sahibi Cevâd’sın, ben ise Senin cömertliğine muhtaç bir miskinim. • Sen kullarının duâlarına cevap veren Mucîb’sin, ben ise ise Sana yalvaran duâcıyım. • Sen şifâ veren Şâfî’sin, ben ise türlü türlü dertlere mübtelâ bir hastayım.<br />
<br />
Öyleyse ise Sen benim günahlarımı affet, hatâlarımı bağışla, hastalıklarıma şifâ ver, ey bütün kemâl sıfatlarla muttasıf olan Allah, ey her şeye bedel, her şeye yeten Kâfi, ey mahlûkatını besleyip büyüten ve mânilerini def ’ eden Rab, ey va’dini mutlaka yerine getiren Vâfi, ey kullarına pek şefkatli olan Rahîm, ey maddî ve mânevî hastalıklara şifa veren Şâfî, ey ikram ve ihsânı bol olan Kerîm, ey belâ ve musîbetleri def ’ edip âfiyet veren Muâfi! Benim bütün günahlarımı bağışla, her türlü hastalığa karşı bana âfiyet ver, beni ebediyen rızâna mazhar eyle.<br />
<br />
Bunu rahmetinle ihsân eyle ey Erhame’r-Râhimîn.<br />
<br />
Onların duâları, “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun” sözleriyle sona erer. [Yûnus Sûresi: 10.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 595<br />
<br />
* * *<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
-Muhakkak ki tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 128.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara suresi 286] Amin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta, onun âl ve Sahabelerine salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 631<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun . [Yunus suresi 10.Ayetten iktibas]<br />
<br />
Allah’ım, ‘Bizi doğru yola ilet. [Fatiha Suresi .6.] *Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi onlara tâbi olan salih kullarının yoluna ilet, azabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. [Fatiha Suresi :7.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 680<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha suresi :6.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 684<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i âzâmın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhisselâmın şerefine, bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn.<br />
<br />
Ve defter-i hasenâtlarına, Sözler mecmuasının herbir harfine mukabil bin hasene yazdır. Âmin.<br />
<br />
Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhamerrâhimîn! Umum Risâle-i Nur Şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle. Âmin.<br />
<br />
İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçare Said’in kusurâtını affeyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Duâ / 686<br />
<br />
MEKTÛBAT<br />
Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,<br />
<br />
Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî! Amin!<br />
<br />
Mektubat / Altıncı Mektup / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [ Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimize ve bütün âl ve ashabına salât et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kâinatın tılsımını bizlere açan Efendimize ve âl ve ashabına, yer ve gökler devam ettikçe, mevcudatın adedince salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, suyun damlaları adedince ona ve âline salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Bu benim amcamdır ve babam hükmündedir. Bunlar da onun çocuklarıdır. Ben abâmla onların üzerlerini örttüğüm gibi, sen de onları örterek ateşten koru.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şimdi git, abdest al. Sonra iki rekât namaz kıl ve de ki:<br />
<br />
“Allah’ım! Hâcetimi sana arz ediyor ve nebiyy-i rahmet olan Peygamberin Muhammed ile Sana teveccüh ediyorum. Yâ Muhammed! Gözümden perdeyi kaldırması için senin Rabbine seninle teveccüh ediyorum. Allahım, onu bana şefaatçi kıl.” [Sahîhü’l-Câmiü’s-Sagîr, hadîs no : 1290] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım ona şifa ver. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun yerden izini kes.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu Senin habibinin amcasıdır. Onun yüzü hürmetine yağmur ver.”<br />
<br />
“Allahım, İslâmiyeti Ömer ibni’l-Hattâb veya Amr ibni’l-Hişâm (Ebû Cehil) ile aziz eyle.”<br />
<br />
“Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve ona tefsir ilmini öğret.”<br />
<br />
“Allahım! Onun malını ve evlâdını çoğalt. Ve ona ihsan ettiğin nimetlere bereket ver.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 144<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun duasını kabul eyle.”<br />
<br />
“Allah yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve tüyünü mübarek kıl.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 145<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Senin ağzın bozulmasın.”<br />
<br />
“Yâ Rab, soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme.”<br />
<br />
“Açlık elemini ona verme.”<br />
<br />
“Allahım, onu nurlandır.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Nasıl mektubumu paraladı; Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et.”<br />
<br />
“Yâ Rab! Ona bir itini musallat et.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, Muhallim’i affetme.”<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 148<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım! Dilediğin bir şeyle beni ondan kurtar.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Zebur’da şöyle bir âyet var:<br />
<br />
“Allahım! Fetretten sonra bize Sünneti ihyâ edecek olan zâtı gönder.” Amin! [Yusuf Nebhânî, Hüccetullah ale’l-Âlemîn, 104, 115.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.<br />
<br />
Allahım! Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Üzerine Kur’ân indirilen zâtın-Rahmân-ı Hannân’ın salât ve selâmı onun ve âlinin üzerine olsun-hakkı ve hürmeti için, bize Kur’ân’ın burhanlarını aydınlat. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona ve âline, ümmetinin hasenâtı adedin-ce salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 192<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Rabbinin nimetini yâd et.” [Duhâ Sûresi: 93:11.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân-ı Rahîm olan Allah’ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Çağırmasıyla, ağaçların, yanına geldiği, duâsıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah’ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi’racın ve, “Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı” [Necm Sûresi: 17.] âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed’e, (a.s.m.) ilk indiği andan itibâren Kıyâmete kadar Kur’ân’ın, her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah’ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların herbirisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, ey İlâhımız! Âmin<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı, bizim için, onu yazan ve benzerleri için, her türlü hastalıktan şifâ, bize ve onlara hem dünyada, hem de âhirette dost, dünyada yoldaş, kabirde arkadaş, Kıyâmette şefaatçi, Sırat üzerinde nur, Cehenneme karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlara bizi sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle yap ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey bütün cömertlerden daha cömert olan! Duâmızı kabul buyur. Allahım! Kendisine hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân-ı Hakîmin indiği zâta, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 202<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Süresi: 32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 206<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.<br />
<br />
“Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kadirdir.<br />
<br />
Herşeyin ve herkesin dönüşü de Onadır.” [Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Umre: 12; Cihad: 133; Bed’ü’l-Halk: 11; Mağâzî: 29; Daavât: 18, 52; Rikâk: 11; I’tisâm: 3; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Vitir: 24; Cihad: 158; Edeb: 101; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Daavât: 35, 36; Nesâî, Sehiv: 83-86; Menâsik: 163, 170; Îmân: 12; İbni Mâce, Ticârât: 40; Menâsik: 84; Edeb: 58; Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Menâsik: 34; İsti’zân: 53, 57; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:538.]<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektup / 217<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona, âline ve ashabına, Cennetteki ehl-i Cennetin nefesleri sayısınca salât ve selâm et ve bereket ihsan et. Bizi, bu kitabın naşirini, arkadaşlarını, sahibi olan Said’i, anne ve babalarımızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, onun sancağı altında saidler olarak haşret; bizi onun şefaatiyle rızıklandır; bizi, onun âl ve ashabıyla beraber, rahmetinle Cennete koy, ey Erhamürrâhimîn. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 244<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sû-resi, 3:8.]<br />
<br />
“Ey Rabbim, gönlüme genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz-tâ ki sözümü iyice anlasınlar.” [Tâhâ Sûresi: 20:25-28.]<br />
<br />
“Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:127.] “Tevbemizi kabul et. Muhakkak ki tevbeleri çok ka-bul eden ve rahmeti herşeyi kuşatan ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:128.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 245<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına, kâinatın zerrâtı adedince salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Ey Ehad ve Vâhid ve Samed olan, Ey Ondan başka hiçbir ilâh bulunmayan, Ey bir olan ve hiçbir şeriki bulunmayan, Ey bütün mülk Onun olan ve bütün hamd ona mahsus olan, Ey hayatı veren ve ölümü veren, Ey bütün hayır elinde bulunan, Ey herşeye hakkıyla kadir olan, Ey bütün mahlûkatın dönüşü Ona olan Allahım!<br />
<br />
Bu kelimelerin hakkı için, bu risalenin naşirini, arkadaşlarını ve sahibi Said’i kâmil muvahhidlerden ve muhakkik sıddıklardan ve müttakî mü’minlerden eyle. Âmin.<br />
<br />
Allahım! Ehadiyetinin sırrı hürmetine, bu kitabın naşirini tevhidin esrarına bir naşir, kalbini imanın envârına mazhar eyle ve lisanını Kur’ân’ın hakaikiyle intak et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 249<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’ Sizin içinizde olanı Rabbiniz hakkıyla bilir. Eğer siz salih kimseler olursanız, muhakkak ki O, kendisine yönelenler için çok bağışlayıcıdır.” [İsrâ Sûresi: 17:23-25.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektup / 250<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Cennet annelerin ayakları altındadır” [Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, 3642; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:335; el-Elbânî, Sahîhu’l-Câmii’s-Sağîr ve Ziyâdetuhu, 1259, 1260] buyuran zâta ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektub / 252<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.” Ve “Kanaat tükenmez bir hazinedir” [Süyûti, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309] buyuran Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 268<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ebedi olarak ve ömür dakikalarının aşireleri ve vücudunun zerreleri sayısınca Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Âmin! Allah kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 269<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum. [en-Nevevî, el-Ezkâr, 74; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:517.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. Ve bizi Cehennem ateşinin azâbından koru.” [Bakara Sûresi: 2:201.] Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 270<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarına kat.” [Yusuf Sûresi: 12:101.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 273<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 287<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabı-na, ezelden ebede kadar ilm-i İlâhîdeki mevcudatın adedince salât ve selâm et; bize ve dinimize selâmet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 292<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin. Ve Süleyman Efendi gibi Mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü’l-Firdevs yapsın. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 296<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Habib-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hürmetine ve İsm-i Âzam hakkına, şu risaleyi neşredenlerin ve rüfekasının kalblerini envâr-ı imaniyeye mazhar ve kalemlerini esrar-ı Kur’âniyeye naşir eyle ve onlara sırat-ı müstakimde istikamet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 297<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Benim ve benden evvelki peygamberlerin sözleri içinde en faziletlisi Lâ ilâhe illâllah’tır” buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. [Muvatta’, Kur’ân: 32; Hac: 246; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:153; el-Elbânî, Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr, no. 1113] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Altıncı Mektup / 321<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minin mü’mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir.” [Buharî, Salât: 88; Edeb: 36; Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Nesâî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409.] buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Ey kavmi içinde Nuh’un duasına icabet eden, ey düşmanlarına karşı İbrahim’e yardım eden, ey Yusuf ’u tekrar Yakub’a kavuşturan, ey Eyyüb’den zararı kaldıran, ey Zekeriya’nın duasına cevap veren, ey Yunus ibni Mettâ’nın tevbesini kabul eden Allahım! Bu müstecap duaların sahiplerinin hürmetine, beni, bu risalenin naşirini ve arkadaşlarını ins ve cin şeytanlarının şerlerinden muhafaza etmeni, düşmanlarımıza karşı bize nusret vermeni, bizi nefislerimize terk etmemeni, sıkıntılarımızı kaldırmanı ve kalblerimizin ve onların kalblerinin hastalıklarına şifa vermeni Senden istiyoruz. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Yedinci Mektup / 330<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun Âl ve Ashabına Senin rızana ve onun hakkının ödenmesine vesile olacak bir salât ve selâm eyle. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 342<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi şükredenlerden eyle-rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herzeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Şükredenlerin ve hamd edenlerin efendisi olan, Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“Onların duaları, ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun’ sözleriyle sona erer.” [Yûnus Sûresi: 10:10.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 351<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 368<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Bizi doğru yola ilet-kendilerine nimet ve ihsanda bulunduklarının yoluna ilet.” [Fâtiha Sûresi: 1:6-7.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 384<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 393<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın hürmetine, Ay ve Güneş dönüp durdukça bize Kur’ân’ın esrarını tefhim et; kendisine Kur’ân’ı indirdiğin zâta ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 397<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Elhamdü lillâhi alâ nûri’l-îmâni ve’l-Kur’ân”<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 400<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, erkek ve kadın mü’minleri mağfiret et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 402<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Kadri pek yüce ve makamı pek büyük olan Habibin, Ümmî Peygamber, Efendimiz Muhammed’e ve Âline ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 414<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 425<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 427<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah onları bol hayırlarla mükâfatlandırsın. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Bütün asırların gavs-ı ekberi ve bütün çağların kutb-u âzamı olan Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et-o efendimiz ki, Miracında haşmet-i velâyeti ve makam-ı mahbubiyeti tezahür etmiştir ve bütün velâyetler onun Miracının gölgesinde münderiç bulunmaktadır. Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 441<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
İsm-i Âzam olan o Esmâ Risâlesinin bereketiyle, beni teşettütten, perişâniyetten hıfzeyle yâ Rabbi!” Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 447<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onundan dolayı hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm ise, Efendimiz Muhammed’in ve bütün Âl ve ashabının üzerine olsun. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 452<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“subhaneke la kudrete lena inneke entel azizülhakim”<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 453<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Anne ve babadan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın”Öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle.<br />
<br />
• Onlara merhamet ve tevâzu kanadını ger ve de ki: “Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.” [İsrâ Sûresi: 23-24.]<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 484<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Benim canımı Müslüman olarak al ve beni sâlihlere kat. [Yusuf Sûresi: 101.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 486<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
• Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
• O Rahmân’dır; rahmeti bütün varlıkları kuşatır ve bütün yaratıklarının her türlü rızkını merhametle yetiştirir. O Rahim’dir yaratıklarına karşı pek şefkatli ve merhametlidir<br />
<br />
• O hesap gününün sahibidir.<br />
<br />
• Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.<br />
<br />
• Bizi doğru yola ilet.<br />
<br />
• Kendilerine nîmet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbî olan sâlih kullarının yoluna ilet azâbına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil.<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 496<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmınşerefıne, bu Mektûbât’ı bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhâr eyle. Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenâtlarına, Mektûbât mecmuasının her bir harf ne mukâbil bin hasene yazdır. Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhimîn! Umum Risâle-i Nur şâkirtlerini iki cihanda mesud eyle. Âmin. İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusurâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Dua / 505<br />
<br />
LEM’ALAR<br />
Allahım! Tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Lemalar / Dördüncü Lem´a / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 41<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Sekizinci Lem´a / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona ittiba etmekle bizi rızıklandır. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Dokuzuncu Lem’a / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi Sünnet-i Seniyyenin ittibâıyla rızıklandır.<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz.” (Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin” sırrına mazhar olarak en üstün meziyetleri kendisinde toplayan ve “Ümmetimin fesadı zamanında benim sünnetime yapışana yüz şehid ecri vardır” buyuran zâta salât et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet feleğinin ayı olan zât ile, doğru yola erişenlerin hidayet yıldızları olan âl ve ashabına salât et.<br />
<br />
Ey göklerin ve yerin Rabbi olan Allahım!<br />
<br />
Bu risalenin kâtibi ile arkadaşlarının kalblerini Kur’ân hakikatlerinin yıldızlarıyla süslendir. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On İkinci Lem´a / 73<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 74<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına. İnsanların kalbine sinsice vesvese verenin şerrinden. Cinden ve insanlardan olan şeytanların şerrinden. [Nâs Sûresi: 114:1-6.]<br />
<br />
De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” (Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, onun tayyib ve tahir ve ebrar olan âline ve mücahid ve ikrama mazhar ve ahyar olan ashabına salât et. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rahmân ve Rahîm olan Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, rahîmiyetine yaraşır şekilde bize merhamet et ve Rahmâniyetine yaraşır şekilde, bize “Bismillâhirrahmânirrahîm”in sırlarını anlamayı temin et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 104<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, âlemlere rahmet olarak gönderdiği zâta ve bütün âl ve ashabına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır bir şekilde salât ve selâm et. Bize de, Senden gayrı, Senin mahlûkatından hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayacağımız bir rahmetle merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 105<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah bizi de, sizi de sırat-ı müstakime eriştirsin. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!<br />
<br />
Ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kâliyle bağırarak derim: “El-aman, elaman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir!<br />
<br />
İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.<br />
<br />
“Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!<br />
<br />
Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder.<br />
<br />
Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! İhlâs Sûresinin hakkı için, bizi ihlâs sahibi olan ve ihlâsa eriştirilen kullarından eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Birinci Lem’a / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Ey muhafaza edici olan ve koruyucuların en hayırlısı olan Allahım! Beni ve arkadaşlarımı nefsin ve şeytanın şerrinden, insanların ve cinlerin şerrinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerrinden muhafaza et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi İkinci Lem´a / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffâretü’z-zünub yapsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Allahım! Kalblerin derman ve devâsı, bedenlerin âfiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Beşinci Lem´a / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’” [İsrâ Sûresi: 17:23-24.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi, onları ıslah eyle” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 258<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey bütün dirilerden önce var olan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirilerden sonra baki kalacak gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir şeyin Kendisine benzemediği gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin misli gibi olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir diriye muhtaç olmayan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin Kendisine ortak olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey bütün dirileri ölüme mazhar eden gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirileri rızıklandıran gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey ölüleri dirilten gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiç ölmeyecek olan gerçek hayat sahibi, Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,<br />
<br />
Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar. Amin. [Cevşen’ül-Kebîr, 69. bend.]<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 332<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona, Onun Al ve Ashabına ümmetinin iyilikleri sayısınca salât ve selâm olsun! Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahim! Sen Ferd’sin, Hayy’sın, Kayyûm’sun, Hakem’sin, Adl’sin, Kuddüs’sün; Furkan-ı Hakîmin ve Habîb-i Ekremin hürmetine ve İsm-i Âzamın hakkı için Senden niyaz ediyoruz ki, bizi nefis ve şeytanın şerrinden, cin ve insanların şerrinden muhâfaza eyle! Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 348<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Arâdîn! Yâ Hâlıkî ve yâ Hâlık-ı Küll-i Şey!<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkâtı bütün keyfiyâtıyla teshîr eden kudretinin ve irâdetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlûbumu bana musahhar kıl!<br />
<br />
Kur’ân’a ve îmâna hizmet için, insanların kalblerini Risâle-i Nur’a musahhar yap! Ve bana ve ihvânıma, îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver!<br />
<br />
Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrâhim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshîr ettiğin gibi, Risâle-i Nur’ a kalbleri ve akılları musahhar kıl!<br />
<br />
Ve beni ve Risâle-i Nur talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azâbından ve Cehennem ateşinden muhâfaza eyle ve Cennetü’l- Firdevste mesut kıl! Âmin, Âmin, Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Münâcat / 363<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: “Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım.<br />
<br />
• Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Fihrist / 373<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cızü’l-Beyânın hürmetine ve Resul-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, şerefine, Lem’alar mecmuasını bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saâdet-i ebediyeye mazhar eyle! Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenatlarına, Lem’alar mecmuasının herbir harfine mukâbil bin hasene yazdır! Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle! Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhımîn! Umum Risâle-i Nur, şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle! Âmin. İnsî ve cinnî, şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle! Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusûrâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Dua / 427<br />
<br />
ŞUALAR<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ve Efendimiz Muhammed’in (a.s.m.) âline, bütün hastalıklar ve ilaçlar adedince salât eyle ve onu ve âlini çok çok mübarek kıl ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 13<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kadere ve hayrın da, şerrin de Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna İmân ettim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (Allah ona, âline, ashabına ihvânına salât ve selâm etsin, Âmin!) Allah’ın resulüdür.<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 40<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir seyyare, cevv-i semâda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanattan ve acaib-i masnuattan hiçbir fert, denizlerde hiçbir katre, balıklarından ve garaib-i mahlûkatından hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir nebat ve iddihar edilmiş madeniyattan hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir müzeyyen çiçek ve meyve, hayvanatın cisimlerinde âlât ve muntazam cihazattan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatarat ve ilhamat ve münevver itikadat yoktur ki, külliyen Senin vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine şahitler olmasın.<br />
<br />
Yerleri ve gökleri teshir eden kudretinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana ve Risale-i Nur’a hizmet için, kullarının kalblerini ve ulvî ve süflî bütün ruhlu mahlûkatının kalplerini bana musahhar et, yâ Semî’, yâ Karîb, yâ Mücîbe’d-Daavât!<br />
<br />
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 54<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim’e Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalpleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mesut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Dördüncü Şuâ / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, İbrahim’e (a.s.) ve İbrahim’in (a.s.) nesline rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e (a.s.m.) ve Muhammed’in (a.s.m.) nesline de rahmet et.” [Buhari, Enbiyâ: 10.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Altıncı Şuâ / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey mülkünden başka memleket bulunmayan Zât,<br />
<br />
Ey kullarının senâlarıyla Onu övmekte âciz kaldıkları Zât,<br />
<br />
Ey mahlûkatı Onun yüceliğini vasfedemeyen Zât,<br />
<br />
Ey künhüne vehimler bile yetişemeyen Zât, [bu cümle Cevşen’in 54. ukdesinde yer almaktadır.]<br />
<br />
Ey kemâli gözle idrak edilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey sıfât-ı kudsiyesine fehimler ulaşamayan Zât,<br />
<br />
Ey kibriyâsına fikirler erişemeyen Zât,<br />
<br />
Ey evsâf-ı cemâliyesini insanların vasfedemediği Zât,<br />
<br />
Ey hüküm ve kazâsı kullar tarafından geri çevrilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey herbir şeyde âyetleri zâhir olan Zât,<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Amin!<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm hakkı için, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm!<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âline ve ashabına, bütün Risale-i Nur hurufatının adedince, bu adedin dünya ve âhiretteki bütün ömrümüzün dakikalarının âşireleriyle darbı adedince, bütün bu adetlerin de benim ömrüm müddetince zerrât-ı vücudumun sayısıyla darbı adedince salât ve selâm et. Beni, Risale-i Nur’un neşrinde bana yardım edenleri, bu risalenin kâtibini, atalarımızı, üstadlarımızı, şeyhlerimizi, kız ve erkek kardeşlerimizi, Risale-i Nur’un sadık talebelerini ve bilhassa bu risaleyi yazan ve istinsah edenleri, bu salâvatlardan herbiri için bir sadaka ile mağfiret et, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn! Âmin.<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 161<br />
<br />
* * *<br />
<br />
"Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin." (Şualar, Dokuzuncu Şuâ)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Evet ya Rabbenâ! İstediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz”<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.]<br />
<br />
Bizi cehennemden kurtar, Bizi cehennemden koru, Bizi cehennemden muhafaza eyle [cevşenü’l-kebir] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 231<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Deki: Sığınırım sabahın Rabbine.<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden.<br />
<br />
Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden.<br />
<br />
Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden.<br />
<br />
Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. [Felâk Sûresi: 113:1-5.]<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 238<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların emsallerini çoğaltsın, bu vatana medar-ı şeref ve saadet yapsın ve onları da Cennetü’l-Firdevsde saadet-i ebediyeye mazhar eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 263<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi kurtar. Bize merhamet et. Bizi muhafaza et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab aman ver!”<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz, Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Bizi Bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 271<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak onları muvaffak ve başkalara da hüsn-ü misâl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 276<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 281<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine iman, başlarına hakikati görecek akıl ihsan etsin. Bizi bu zindanlardan, onları da felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi bağışla. Muvaffak et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 290<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, Risale-i Nur’un bütün yazılan ve okunan harfleri adedince defter-i a’mâline hasenat yazdırsın. Âmin. Ve onların sayısınca onun ruhuna rahmetler yağdırsın. Âmin. Ve kabrindeKur’ân’ı, Risale-i Nur’u ona şirin ve enis arkadaş eylesin. Âmin. Ve Nur fabrikasına onun yerine on kahramanı ihsan edip çalıştırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Bunları kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’âniye ile kemÂl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle. Âmin. İnşaallah.”<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 291<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine İmân ve başlarına hakikati görecek akıl ve göz ihsan etsin; bizi bu zindanlardan, onları da bu felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 301<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 324<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn o mecmuaların herbir harfine mukabil onların defter-i hasenatlarına bin hasene yazdırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Eyvah, eyvah! El’aman, el’aman! Yâ Erhamerrâhimîn, medet! Bizi muhafaza eyle. Bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar. Kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadakat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima sonsuza kadar üzerinize olsun. Allah her iki dünyada da selâmet ihsan etsin. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 434<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu Ramazan-ı Şerifin Leyle-i Kadrini umumunuza bin aydan hayırlı eylesin, Âmin. Ve seksen sene bir ömr-ü makbul hükmünde hakkınızda kabul eylesin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 436<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Beşinci Şuâ / 511<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! ÂyetüI-Kübra hürmetine beni kurtar, eman ve emniyet ver. [Celcelütiye] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 517<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi [doğru yola] ilet. [Fatiha Sûresi: 6.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 530<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Duamızı kabul buyur. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 535<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin, bu Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, bizi, onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dar-ı saadette onun Al ve Ashabına komşu eyle! Amin, amin, amin.<br />
<br />
Allah’ım, okunan ve yazılan Kur’an’ın harfleri adedince ona, Aline ve Ashabına salat ve selam eyle. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, alemlere rahmet olarak gönderdiği zata salat ve selam eyle. Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 576<br />
<br />
* * *<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 607<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle” Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 611<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver” Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 642<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 644<br />
<br />
MESNEVİ-İ NURİYE<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Salat ve selam bu zat-ı nuraniye olsun ki, o zat, Rahnanü’r-Rahimden, Arş-ı Azamdan gelen Furkan-ı Hakimin kendisine indiği Efendimiz Muhammed’dir. İmmetinin hasenatı adedince milyonlar salat ve milyonlar selam üzerine olsun.<br />
<br />
Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur’da müjdelenen; nübüvveti irhasatla, cinlerin hatifleriyle, insanlık aleminin evliyalarıyla, beşer kahinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed’e, ümmetinin nefesleri adedince milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Davetine ağaçların koşup geldiği, duasıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah’ın, kertenkeleyi, ceylanı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrada rüyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefiimiz Muhammed’e, Kur’an’ın bidayet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin temevvücat-ı havaiye aynalarında Rahman’ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Bütün bu salavatlardan herbiri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlahımız, bize merhamet et. Amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Kur’an’ı akıllarımızın, kalblerimizin, ruhlarımızın nuru ve nefislerimizin de mürşidi yap. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Katre / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Feyâ Rabbî, yâ Hâlıkî, yâ Mâlikî! Seni çağırmakta hüccetim, hâcetimdir. Sana yaptığım dualarda uddetim fâkatimdir. Vesilem, fıkdan-ı hile ve fakrimdir. Hazinem aczimdir. Re’sülmâlim, emellerimdir. Şefîim, Habîbin (aleyhissalâtü vesselâm) ve rahmetindir. Af eyle, mağfiret eyle ve merhamet eyle, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm! Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Hubâb / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey arz ve semanın kayyumu olan Allah’ım! Seni ve Senin bütün masnuatını ve mahlukatını şahit tutarak ilan ederiz ki, Sen, kendisinden başka hiçbir hak mabud bulunmayan Allah’sın. Sen birsin, şerikin yoktur. Günahlarımızın affı için Sana dönüyor ve istiğfar ediyoruz. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Muhammed’in, Senin kulun ve resulün olduğuna da şehadet ediyoruz. Allah’ım, onun hürmetine nasıl münasip ve Senin rahmetine nasıl layıksa, ona ve bütün al ve ashabına öylece salat ve selam et.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Erhamü’r-Rahimin olan Allah’ım! Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın ümmetine rahmet et ve onların kalblerini İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır. Kur’an’ın burhanlarını izhar et ve İslam dinini yücelt. Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 98<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi,<br />
<br />
İki dünyanın hayatı elimden kaçsa ve bütün kainat düşman kesilip beni terk etse, benim yine gam çekmemem gerekir; çünkü Sen benim Rabbim ve Halıkım ve İlahımsın. Ve benim, nihayetsiz isyanımla ve sair şeref vesilelerine gayet derecede uzaklığımla beraber, Senin mahlukun ve masnuun olmam sebebiyle, bir taalluk ve intisap cihetim var. İşte, ben de, Senin mahlukunun lisanıyla Sana tazarru ve niyazda bulunuyorum, ey Halıkım, ey Rabbim, ey Razıkım ve ey Musavvirim!<br />
<br />
Ey İlahım,<br />
<br />
Esma-i Hüsnan hürmetine,<br />
<br />
İsm-i Âzamın hürmetine,<br />
<br />
Furkan-ı Hakimin hürmetine,<br />
<br />
Habib-i Ekremin hürmetine,<br />
<br />
Kelam-ı Kadimin hürmetine,<br />
<br />
Arş-ı Âzamın hürmetine, milyonlar Kul hüvallahü ehad ile,<br />
<br />
bana merhamet etmeni istiyorum, ya Allah, ya Rahman, ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan.<br />
<br />
Beni bağışla, ya Gaffar, ya Settar, ya Tevvab, ya Vehhab.<br />
<br />
Beni affet ya Vedud, ya Rauf, ya Afüvv, ya Gafur.<br />
<br />
Bana lütufta bulun, ya Latif, ya Habir, ya Semi’, ya Basir.<br />
<br />
Günahlarımı sil, ya Halim, ya Alim, ya Kerim, ya Rahim.<br />
<br />
Bizi yolun doğrusuna ilet, ya Rab, ya Samed, ya Hadi.<br />
<br />
Fazlınla bana cevadane ihsanlarda bulun, ya Bedi’, ya Baki, ya Adl, ya Hu.<br />
<br />
Kalbimi ve kabrimi İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır, ya Nur, ya Hak, ya Hayy, ya Kayyum, ya Malike’l-Mülk, ya ze’l-Celali ve’l-İkram, ya Evvel, ya Âhir, ya Zahir, ya Batın, ya Kavi, ya Kadir, ya Mevla, ya Gafir, ya Erhame’r-Rahimin.<br />
<br />
Kur’an’daki İsm-i Âzamın hürmetine ve kitab-ı alemdeki sırr-ı azamın Muhammed Aleyhissalatü Vesselam hürmetine, güzel isimlerinden, bu sayfayı sanki kabrimin tavanı yapıp, bu esmayı da ruhuma şems-i hakikatten şualar saçan pencere haline getirecek şekilde, kalbime ve kalıbıma ve kabrimde ruhuma İsm-i Âzamın nurlarını saçan pencere açmanı istiyorum. İlahi, dilerim ki, ebedi bir lisanım olsun da, kıyamete kadar bu isimlerle nida etsin. İşte, ardımda baki kalan bu nakışları, benim fani ve zail lisanımın yerine bir naip olarak kabul eyle.<br />
<br />
Allahım,<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e öyle bir salat ve selam et ki, o salat ile bizi bütün korku ve afetlerden kurtar, bütün hacetlerimizi gider, bizi bütün günahlardan temizle, bütün günah ve hatalarımızı bağışla.<br />
<br />
Ya Allah, ya Mücibe’d-Daavat! Hayatım boyunca ve öldükten sonra, her an bu dileklerimi kat kat fazlasıyla ver! Bir milyon salat ve selam, bir o kadarla çarpımından çıkan netice ve bunun da kat katı, Efendimiz Muhammed’e, Onun Âl, Ashab, Ensar ve tabilerine olsun! Bu salavatların herbirini, benim ömür günlerimdeki günahkar nefeslerim sayısınca çoğalt! Bu salavatların herbirisi hürmetine beni affeyle, bana merhamet et. Bunu rahmetinle ihsan eyle, ey Erhame’r-rahimin! Âmin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Tazarrû ve Niyaz / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! Amin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Senden başka ilâh yoktur. Sen birsin. Senin hiçbir şerikin yoktur. Dünyada son, âhirette ve kabirde ilk söz: Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur; yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 143<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi! Günahlar beni lal etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim şeyh Abdülkadir Geylani’nin sesiyle Senin dergah-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya aşina nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum:<br />
<br />
• Ey rahmeti herşeyi kuşatan ve ey herşeyin melekütu elinde bulunan Zat, • Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, • Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, • hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, • hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, • hiçbir şey Ona benzemeyen, • ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden aciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla. • Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat, • Ey herşeyden önce var olan Evvel, • herşeyden sonra baki kalan Âhir, • herşeyin fevkinde olan Zahir, • herşeyin dünuna nüfuz eden Batın, • kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter. • Ey herşeyi her haliyle bilen Alim ve herşeyi kuşatan Muhit ve herşeyi hakkıyla gören Basir, • Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan şehid ve herşeyi görüp gözeten Rakib ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden<br />
<br />
Latif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habir, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hata olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.<br />
<br />
Allahım, Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celaline ve celal-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungahı olan Allahım,<br />
<br />
Beni şeytani şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebin olan Muhammed’i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah’ın minnet bahrinde Allah’ın nimetlerine gark olmuş, Allah’tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah’ın kılıcıyla mansur, Allah’ın inayetiyle mahzuz ve Allah’ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah’a ve Allah’tan olsun.<br />
<br />
Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Aziz, ey Kahhar, ey Rahim, ey Vedüd, ey Gaffar, ey gayb alemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan, Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına maruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülük etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve masiyet meydanlarında bad-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.<br />
<br />
Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür’atle gören, ey Kerim, ey Vehhab, Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belası kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et.<br />
<br />
İlahi, Derdimi, üzüntümü ve şikayetimi Sana arz ediyorum.<br />
<br />
İlahi, Senin dergahında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir.<br />
<br />
İlahi, Senin cüd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kafi gelir, ey Vedüd, ey Vedüd, ey Vedüd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecid Sahibi, ey Mübdi’, ey Muid, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa’alün lima Yürid!<br />
<br />
Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlükatını hükmüne ram ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur, ey Muğis, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatalarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü’r-Rahimin. Âmin.<br />
<br />
Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 171<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hayatımızı saadetle ve şehadetle ve iyilikle ve müjde ile sona erdirmek nasip eyle. Amin, Âmin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Fihrist / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Peygamberlerin Efendisi Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Âli ve bütün Ashâbı hürmetine şu noksan fihristi en güzel sûrette kabul eyle. Duâmızı kabul eyle. Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / İtizar Fihristi / 227<br />
<br />
İŞÂRÂTÜ’L-İ’CÂZ<br />
Senden yardım dileriz. Allahım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et; batılı da, batıl olarak göster ve ondan da sakınmayı nasip et. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet. [Fatiha Sûresi: 7.] Bize hidayet et. Amin!<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Bu sure hürmetine bizi sırat-ı müstakimde yürüyenlerden eyle. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 34<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Duaları şu sözlerle :”Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Alemlerin Rabbi olan Allaha Mahsustur. [Yunus Sûresi: 10.]<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Melakieye Îman ve İnsanın Yaratılışına Dair / 261<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkında, Kuranı Mucizül Beyanın hürmetine ve Resuli Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine, bu İşaratül İcazı bastıranları ve mübarek yardımcılarını ve Risalei Nur Talebelerini Cennetül Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve hizmeti imaniye ve Kuraniyede daima muvaffak eyle. Aimin. Ve defteri hasenatlarına bu İşaratül İcazın icazın her bir harfine mukabil bin hasene yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas ihsan eyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin. Umum Risalei Nur Şakirtlerini iki cihanda mesud eyle, Aimin. İnsi ve cinni şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Said’in kusuratını affeyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Dua / 277<br />
<br />
ASÂ-YI MÛSÂ<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 68<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 197<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahimAleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Bizi ebedî haps-i münferidden kurtarıp, bâkî ve sermedî bir âlemin saadetine nâil edecek bir hakaık hazînesinin anahtarını Risâle-i Nur gibi nazîrsiz bir eseriyle bahşeden sevgili ve müşfik Üstâdımızı zâlimlerin ve düşmanların sû-i kasıtlarından muhafaza eyle; Kur’ân ve îman hizmetinde dâimâ muvaffak eyle. Ona sıhhat ve âfiyetler, uzun ömürler ihsan eyle” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Îmanî ve Hakiki Güzel Mektuplar / 243<br />
<br />
EMİRDAĞ LÂHİKASI<br />
Ya Rabbi, onların imanını Risale-i Nur la kurtar! İdam-ı ebediden, sırr-ı Kur’ân la terhis tezkeresine çevir! Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Ayatül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 46<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onların ve bizlerin hakkımızda bu Ramazan’daki Leyle-i Kadrimizi bin aydan hayırlı ve bin ay kadar medar-ı sevap eylesin, Ümmet-i Muhammediyeye saadet ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Ya Rab! Ayetül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, beni böyle hasaretlerden muhafaza eylesin, amin! Cenab-ı Erhamürrahimin, emsal-i kesiresiyle sizleri müşerref eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun emsalini o havalide çoğaltsın ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, rahmet ve keremiyle ve hıfz ve himayetiyle ve tevfik ve hidayetiyle, Risale-i Nur’un tab ve intişarına ve Kur’ân-ı Mucizül-Beyanın tevafuklu tab ına sizleri muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasının Zeyli / 82<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Emniyet Müdürüne Derim ki / 117<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan razı olsun. Amin<br />
<br />
Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrahimin, sizlere, yazanlara ve yardım edenlere herbir harfine mukabil bin rahmet eylesin ve binler meyve-i Cennet ihsan etsin ve yüzer hasenat defter-i amalinizde yazdırsın. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 130<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onlardan ve sizden ebeden razı olsun. Amin. Cenab-ı Hak tevfik versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Medrese-i Nuriyenin eski ve yeni kahramanlarından Marangoz Ahmed in mektubu, üç dört cihetten beni mesrur ve minnettar eyledi. O medresenin baş talebesi namını verdiği Ahmed ise, hem şehid Hafız Ali nin vazifesini yaptığını, hem Süleyman gibi kıymetli kardeşiyle ve küçük kerimesiyle üç tane Asa-yı Musa yı yazmaları ve mübarek Hasan Dayının hafidi olması, beni meraktan kurtardı, hem çok memnun eyledi. Cenab-ı Hak ona şifa ve onlara muvaffakiyet ve saadet versin. Amin. Amin.<br />
<br />
Atabeyli alil (kötürüm) Ali Osman ın yazdığı uzun mektubu ve Asa-yı Musa risalesi ve Nurların neşrinde cidden tesirli çalışması ve hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ile ve dayısı Hasan ın ona yardım etmesi ve mübarek hülyaları ve tevafukları bizleri ferahlandırdı. Eğirdir kasabasını bana ziyade sevdirdi. Cenab-ı Erhamürrahimin onlardan razı olsun.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yeşil Salih ´e Yazılan Metuptur / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tahiri nin, Denizli hapsinde, unutulmaz halisane hizmetiyle ve Nurlara sarsılmaz sadakatiyle ve yanılmaz zekavetiyle ve çekilmez bahadırlığıyla daire-i Nurda ehemmiyetli makamı için, bütün bu defaki mektubunu Lahikaya geçirdik. Başta Nurun şakirtlerinden validesi Zübeyde olarak, akrabasına ve rüfekasına selam ederim. Cenab-ı Hak onlardan ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nis li Kureyşilerden Ahmed Kureyşi, muhterem pederiyle ve ammizadesi Ahmed ile Nurların has naşir ve talabelerinden olması, o havali şakirtlerinin namına Nurlar hakkında güzel manzum fıkraları Lahikaya girdi. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Bu halimde bu alakadarlığınız, benim çok ağır sıkıntılarımı hafifleştirdi. Allah senden razı olsun. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Size yazdığım daha size yetişmeden, onun mektubunu, hem Şamlı Hafız ikinci sayfasında yazdığı vefat haberini aldığım merhum Muhacir Hafız Ahmed in (r.h.) dünyadan göçmesi, aynen Abdurrahman gibi beni çok sarstı, ağlattırdı, Biz Allah’ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. [Bakara Sûresi: 156.] dedirtti. Binler rahmet onun ruhuna insin. Amin. Kabri de hanesi gibi Kur’ân ve Nur’un bir menzili olsun. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bu Fıkra Bir Derece Mahremdir (Yalnız Haslara Mahsustur ) / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Hicret in peder ve validesine ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan edip, Hicret i onlara şefaatçi eylesin ve o merhumeyi de merhume hemşirem Hanım la Cennette mesrur eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 157<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu kahraman Nazif kardeşimize ve gayet ciddi ve sebatkar ve tam alakadar İnebolu Nurcularına ve Ahmed-i Kureyşi ve rüfekalarına, hem bayramlarını, hem devamlı hizmetlerini, hem yüksek sadakatlerini, hem Zülfikar ın tab ve muvaffakiyetini, hem Salahaddin in Camiü l-Ezherle Medresetü z-Zehranın münasebetini temine çalışmasını ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Ve hizmetlerini tam makbul eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, şifa-i acil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kahraman Nazif in ve hakikaten Nazif ruhunda ve sadakatinde kendi arkadaşlarının makine ile ve sair cihette Nura hizmetleri, bu memleketi cidden minnettar edecek bir vaziyettedirler. Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Nazif kardeşimizin hem İstanbul, hem İnebolu Nurcularının namına bayram ve yeni sene teberrükü hesabına gönderdiği maddi üç nevi teberrükü aldım. Onların umumu namına adetime muhalif olarak kabul ettim. Allah onlardan razı olsun, Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Zülfikar ın ve o iki mecmuanın harfleri adedince onların, İbrahim ve Mustafa ve İzzet ve refiklerinin ve yardımcılarının defter-i a maline hasenatlar yazsın ve her harfine mukabil yüz rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 163<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun defter-i a maline Sava medrese-i Nuriyede okunan ve yazılan risalelerin harfleri adedince ruhuna rahmetler ve kabrine nurlar ihsan eylesin. Amin. Ve aynı sistemde tam hayrülhalef mahdumu Hafız Mehmed ve hafidi Ahmed Zeki yi onun vazifesinin idamesine muvaffak eylesin. Amin. Ve onların umumuna sabr-ı cemil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Erzurum dan imdadıma yetişen bu iki zatın münakaşasını musalahaya tebdil et” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah ın laneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun.<br />
<br />
Allah mübarek kılsın. Allah sizi muvaffak etsin. Allah sizi iki cihanda mesut etsin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun gibi çok fedakarları Nurlara kavuştursun.<br />
<br />
Cenab-ı Hak o rahmet katreleri adedince ona ve onlara rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona binler rahmet eylesin ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz ve Nurun kumandanlarından Isparta Hulusi si Refet Beyin mübarek masumunun dokuz yaşında iken bu derece Risale-i Nur dan Birinci Sözü yazması gösteriyor ki, o mübarek Hüsnü, Safranbolu nun on bir yaşındaki Hüsnü sü gibi dahi masumların küçücük bir kahramanı olmaya namzettir. Cenab-ı Hak onu Nurlara bağışlasın ve muvaffak eylesin Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Münevvere ve Nazmiye, Abdülbaki ve Mehmed Celal in Nur hizmetinde noksan kalan vazifelerini inşaallah tekmil edecekler. Bizi ve Risale-i Nur u çok minnettar eden kahraman Burhan ın mektubunda yazılan hastaya Cenab-ı Hak şifa versin ve kardeşimiz Zekai nin vefat eden validesine çok rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin. Ve Tevfik e tevfik refik eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 195<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Barekallah, Cenab-ı Hak sizleri muvaffak etsin” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 196<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur santralı kardeşimiz Hoca Sabri nin, eskiden beri onun gibi Nurcu refikasının ve mübarek mahdumu Nureddin in [Yaşar] küçük bir mektuplarını aldım. Cenab-ı Hak onlara sıhhat ve afiyet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ben onlara beddua değil, bilakis dua ediyorum ki: Ya Rabbi! Onlara iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver ve Nurlardan müstefid yap.” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 204<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurun ehemmiyetli bir kumandanı ve naşiri Refet Beyin Nur hizmeti için İstanbul a gitmesi çok iyi, çok güzeldir. Zaten oraya onun gibi bir Nurcu lazımdır. Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 207<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi koru, bize merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 208<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kastamonu nun Hüsrev i Mehmed Feyzi nin hiç sarsılmadan kemal-i iştiyakla Nurlara çalışması ve çalıştırılması ve okutmasını gösteren Nihad ın ve Abdurrahman İhsan ın mektupları gösterdiği gibi, oradan gelenler de aynı haberi veriyorlar. Tam şakirtliğini yapıyor, Allah muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 211<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah razı olsun, amin. Ve mübarek bir kardeşimiz olan Kazım ın ruhuna Cenab-ı Hak binler rahmet eylesin ve kabrini pür-nur etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 218<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur kahramanlarından Refet kardeşimiz, kendi sisteminde gayet ehemmiyetli Abdül- ehad namında bir büyük hocayı, Risale-i Nur a tam bağlı bir kardeşi İstanbul da bulmuş. Cenab-ı Hak ikisini de daima muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 219<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Isparta dan hacca giden ve benim bedelime dahi manen hac etmeyi vaad eden o mübarek kardeşlerimizi has şakirtler dairesinde bütün manevi kazançlarımıza hissedar etmeye karar verdik. Cenab-ı Hak, onları iki cihanda mes ut eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 225<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alamescid imamı faal kardeşimiz İbrahim Edhem in kendi sisteminde tam Nurcu olarak bulduğu vaiz Ali Şentürk ün ve vaiz Osman Nuri nin samimi ve fedakarane ve Nur hizmetinde azimkarane mektuplarında arzu ettikleri tarzda has şakirtler dairesinde kabul olmuşlar. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Üç mühim Nur merkezinde üç berber tam birbirine benzer bir tarzda Nura büyük hizmetleri, hem herbirisi çocuklarıyla Nura çalışmaları, beni mesrur eyledi. Berber Burhan, berber Hıfzı, berber Ali Osman, Nurun birer kıymetli kahramanlarıdır. Allah onları çoluk ve çocuklarıyla dünyada ve ahirette mes ut etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 235<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ve onları öyle sevk eden zatlara da Allah razı olsun ve kalblerindeki muradları ne ise Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin deriz. Âmin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev in kalemi Dördüncü Söze başlamasına bin barekallah deriz. Allah muvaffak eylesin, amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 237<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Elimizde hak var. Hakkımızı kuvvetle ve başka suretle aramaya Cenab-ı Hak mecbur etmesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 242<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizleri iki cihanda mes’ut eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 256<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hem Medresetü’z-Zehra şakirtlerini, hususan mübarekler heyetini ve Isparta vilâyetini merhum Hâfız Mustafa’nın vefatıyla tâziye ve Hâfız Mustafa’yı tam vazifesini yapmasıyla yirmi senede ikinci bir Hâfız Ali olarak yirmi seneden beri usanmadan, sarsılmadan Nurların neşrine çalışmasını bütün ruh u canımızla tebrik, hem onu, hem Isparta vilâyetini, hem Medresetü’z-Zehrayı tebrik ediyoruz. Hakikaten bu merhum kahraman kardeşimiz, aynen Hâfız Ali gibi vazifesini bitirdi, âlem-i nura ve berzaha, Hâfız Ali ve Hasan Feyzî gibi kardeşlerinin yanına gitti. Cenab-ı Hak Risale-i Nur’un hurufatı adedince onun defter-i hasenatına hayırlar yazsın ve ruhuna rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 260<br />
<br />
* * *<br />
<br />
REİSİCUMHUR,<br />
<br />
Zatınızı tebrik ederiz. Cenab-ı Hak sizi İslâmiyet ve vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Reis-i Cumhur Celal Bayar Ve Heyet-i Vükelasına / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakka hadsiz şükrolsun, mahkemede üç sene hapsedilen Asâ-yı Mûsâ risalesinden ve Sikke-i Gaybiye risalesinden beş nüshayı kemÂl-i sürur ile aldık. Cenab-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 283<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Mübarekler köyünden Ali ile Hacı Süleyman ve Dinar tarafından Abdurrahman ve Himmet ve daha evvel gelen ehemmiyetli bir Nurcu hemşehrisi yanıma geldiler. Cenab-ı Hakka çok şükürler ediyorum ki, Mübarekler köyünde (Kuleönü) eskisi gibi Nurlara şiddetli alâkalarını muhafaza ediyorlar. Ve onların sadakat ve ihlâslarının bir kerametidir ki, kendime mahsus on mecmua kitaplarımı lüzumuna binaen Ankara’ya gönderdiğim ve çok ehemmiyetli ve uzak yerlerden benden kitapları istedikleri aynı zamanda Kuleönü mübarekleri kendilerine mahsus Nur mecmualarını gönderdiğim miktarın aynı olarak Medresetü’z-Zehranın bir hediyesi olarak bana getirdiler. Hususan birinci Abdurrahman olan Büyük Mustafa’nın kendi el yazısı olan bütün Mektubat ve Lâhikayı içinde buldum. Cenab-ı Hak o kitapların harfleri adedince her birisine mukabil bin rahmet ihsan etsin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 289<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurdan bana çok lüzumu bulunan Medresetü’z-Zehranın fütuhatçı mahsulâtını ve kahraman Tahirî’nin merhume haremiyle ve merhume iki kerimesi namına gönderdiği mecmualarını ve iki hafta evvel merhum Hâfız Ali’nin bir hayrülhalefi Mustafa’nın tam zamanında tamam Mektubat’ını ve Nurun metin bir kumandanı Refet Beyin kendi kalemiyle yazdığı mübarek mecmuasını ve pek güzel ve mânidar rüyalı mektubunu aldım ve çok sevindim. Onların her bir harfine Cenab-ı Erhamürrahimîn sizin her birinize bin hasene ihsan etsin. Merhume Hatice ve merhume Hicret’in ve merhume Âişe’nin ruhlarına ve kabirlerine binler rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 299<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Erhamürrahimîn olan Rabbimizden daimî niyazım, aziz, muhterem ve müşfik Üstadımdan ebediyen razı olsun ve bütün maksadını hasıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Heyet-i Sıhhiyeye / 374<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, erkek ve kadın bütün mü’minleri bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 394<br />
<br />
BARLA LÂHİKASI<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yedinci Risale Olan Yedinci Mesele / 18<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bunların emsâlini ziyade etsin ve onları da muvaffak etsin ve tarik-i haktan ayırmasın. Âmîn.<br />
<br />
Allahım, bizi ve bu ikisini ve kardeşlerimizden onların emsallerini, Kur’ân ve İmân hizmetinde, Senin muhabbet ve rızanı celb edecek şekilde muvaffak et-kendisine Kur’ân’ı indirdiğin o zat hürmetine ki, gece gündüz değiştikçe ve güneş ve ay döndükçe salât ve selâmın en üstünü onun üzerine olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mukaddeme / 21<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Erhamürrâhimîn aziz Üstadımızı sıhhat ve âfiyette dâim ve ümmet-i Muhammed üzere kaim buyursun. Âmin, bihürmeti Seyyidi’l-Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 24<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah çok razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bu dünyadan bizi ancak kelime-i şehadet ve imanla çıkar. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 33<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ Aleyhi Ekmelü’t-Tehâyâ Efendimiz Hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenab-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin. Şefâat-i Nebeviyeye efendimi ve fakiri de nâil eyleyip, sancak-ı Muhammedî (a.s.m.) tahtında cümlemizi ihvanlarımızla beraber haşreylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 39<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hal-i âlem müsait olsa da, hazine-i hassa-i Kur’ân’dan çıkararak tâbir-i âlinizce dellâllığını yaptığınız elmasları çok gözler görse! Görse de, sarhoşlar ayılsa, mütehayyirler kurtulsa, mü’minler sevinse, mülhidler, kâfirler, müşrikler imana, insafa, daire-i akla gelseler! Ve bu mes’ut ve ulvî neticeyi bizlere idrak ettirmesini eltaf-ı İlâhiyeden tazarru ve niyaz ediyorum. Âmin. Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Risale-i Nurla şereflenen bu dürr-ü yektâ müellifi muhafaza eyle. Onun ve kalbi hakikatlarla dolu olan Sabri’nin kalbine neşe ve sürur ver. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu eserler başlı başına, ayrı ayrı birer fâtihtir. İnşaallah, her cihetle feth ederek fâtih olacaktır. Cenab-ı Mevlâ âhirette cümlemizi sevabına nâil eyleyip şefaatine mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin! Hemen Cenab-ı Allah’tan dilerim, beni ve bütün kardeşlerimizi nefis ve cin ve ins ve şeytanların mekirlerinden muhafaza eylesin ve dalâlete sapanlardan eylemesin. Âmîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 49<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizden çok razı olsun. Âmin! Nurlarla alâkadar olmak, Kur’ân’a hâdim olmak, Allah’a karşı haddini ve acz-i tam içinde bulunduğunu anlamak ve bütün mevcudiyetiyle kabul etmekle olur diye mütemadiyen mü’minleri bu kestirme, selâmetli ve saâdetli yola çağıran Üstadımızdan Allahü Zülcelâl Hazretleri ebeden razı olsun. Dünyevî, uhrevî bütün muradlarını hasıl etsin. Ümmet-i Muhammed’e bağışlasın. Âmin bihurmeti Seyyidi’l- Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 51<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Bihakkı ismike’l azim ve bihakkı Kur’ani’l-Hakim ve bihakkı Habibike’l Ekrem, deryâ-yı nurun başkumandanı olan Üstadımı razı olduğun amel üzerine sâbit ve razı olacağı amelini teshil ve müyesser kıl. Âmin, bi hürmeti seyyidi’l-mürselîn.”<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 55<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim, Üstadımızı iki cihanda aziz ve gayelerine vâsıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
…bu azîm, kudsî hizmetinizin mükâfatını Cenab-ı Hak size pek lâyık bir tarzda ihsan etsin. Dünya ve âhirette sizden ve bizim gibi âciz ve kusurlu hizmetçilerinden razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın bize inkişaf-ı kalbî ihsan buyurması hususundaki dua-yı hayriyelerini istirham eylerim, sevgili Üstadım Efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 66<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Cenab-ı Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri, muhterem Zat-ı Üstadânelerini dünyalar durdukça Nur Risalelerini rehberlikte, delâlette ve nur dellâllığında ilâ-âhiri’d-deveran kaim buyursun” Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 67<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizden ebedî râzı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 69<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim yorgunluğunuza bedel bin ehl-i gazâ sevabı ihsan buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, “Cenab-ı Hak bu kıymetli eserleri kıyamete kadar mü’min kullarına yetiştirsin” duasıyla hatm-i kelâm eylerim, efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 72<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak gözlerimizin perdelerini kaldırsın, hakaiki hakkıyla bize göstersin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık-ı Lemyezel Hazretleri bu gibilere de tarik-i Hakkı nasîbedâr eylesin. Âmin, bihürmet-i seyyidi’l-mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 76<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık ümmet-i Muhammed’in (a.s.m.) kalblerine ilham versin, ruhlarını nurlandırsın, saâdet-i dâreyn ihsan buyursun.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 77<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sizlere lâyık bir tarzda hayr-ı kesir ihsan eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 78<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri sizden ebeden razı olsun ve ümmet-i merhume-i Muhammediyeyi (a.s.m.) dalâletten kurtarmak ve şahrâh-ı Kur’ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücahede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 83<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Mekkî, Medenî, Hâşimî ve Kureyşî olan Habîbinin hürmetine bizim arzumuzu ve Üstadımız Said Nursî’nin maksûdunu tahakkuk ettir. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 84<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütur vermesin, şevkinizi artırsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 87<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, böyle Hüsrev’lerin adedini çoğaltsın ve daim arttırsın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 89<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Lemyezel Hazretleri siz Üstadımı, bu ve bunun emsâli âsâr-ı bergüzîde telifinde, envâr ve hakikatler neşir ve dellâllığında çok zamanlar daim ve kaim buyursun. Ve siz Üstadımı, sizi sevenlerin ve dellâllığında bulunduğunuz nidalarınızı işitmek ve dinlemek, okuyup yazmak, mucibince hareket ve amel etmek heves ve iştiyakında bulunan kardeşlerimin başından eksik buyurmasın. Âmin, bihürmeti seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey aziz Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri dünyevî ve uhrevî bütün matlup ve maksudunuzu ihsan, bilhassa ümmet-i merhume-i Muhammediye (a.s.m.) hakkındaki dualarınızı dergâh-ı ulûhiyetinde kabul buyursun. Hakikaten Kur’ân’a, imana hizmetten başka birşey düşünmeyen aziz ve muhterem Üstadımızı bu ümmete bağışlasın ve rıza-i İlâhîsine nâil buyursun. Âmin, bihurmeti’l-Kur’âni’l-Mübîn ve bihurmeti İmami’l-Mübîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Heman Rabbim, hakikî verese-i Enbiyayı teksir, dünyevî ve uhrevî âmâl ve makasıdına muvaffak buyursun” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Feyyâz-ı Mutlak ve Hallâk-ı Azîm mevcudat ve câmidat ve zerreler adedince sizden razı olsun. Âmin. Yarın mahşerde, herkesten evvel Resul-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Efendimiz Hazretlerinin şefaatine mazhar ol, inşaallah. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 100<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl cümlesinden razı olsun ve neşr-i envâr-ı Kur’âniyede daimî muvaffakıyetlere mazhar buyursun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 107<br />
<br />
* * *<br />
<br />
On Dördüncü Lem’anın Birinci Makamını teşkil eden iki mesele bence çok mühimdir. Bu dersin takrir ve tahririne vesile olan Refet Bey kardeşimizden Allah razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 109<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Âsâr-ı nurun bir zübdesi, hazâin-i nurun elmas anahtarı, resâil ve Mektubat’ın nurlu kapısı olan bu hayırlı telife sebep olanları da, müellifini de, Allahü Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri saâdet-i dâreyne mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 110<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sevgili Üstadımızı âfiyette dâim, ömürlerine bereket ve herbir umûrunda muvaffakiyet ihsan buyursun da, pek çok zamanlar başımızda tâc-ı zafer olarak taşıyalım ve hizmet-i Kur’ân’da çalışalım, yorulalım, yol alalım. Ve cümle mü’minîn de istifade etsin ve ehl-i bid’a ve mülhidlerin de başları yere gelsin. “O gençler mağaraya sığındıklarında, ‘Ey Rabbimiz,’ demişlerdi. ‘Bize yüce katından bir rahmet ver ve işimizde, Senin rızana erişmek için muvaffakiyet nasip et.” [Kehf Sûresi: 18:10.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey sevgili Üstadım, her hususta size yapılacak dua için kelimat bulamıyorum. Zât-ı Zülcemal, bu kadar güzelliklere, hazine-i rahmetinden binler güzellikleri size ihsan etmekle mukabele buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 125<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, hazine-i bînihayesinden emsâl-i sairesini ihsan buyursun. Âmin, bihurmeti Seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 126<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Sen Üstadımızdan hoşnud olacağı tarzda razı ol!” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 127<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Kibriya, şu enhâr-ı kevseri hayat-ı bâkiye harmanı olan mahşere kadar akıtsın… Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 128<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak o zatı şefâat-i Kur’ân’a mazhar etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak beni de, sizi de tarik-i Haktan şaşırtmasın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin. Allah’ım, Senin kulun ve resulün olan efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âl ve ashabına salât eyle. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 153<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona, o bana yazdığı Pencere Risalesinin hurufu adedince ruhuna rahmet, kalbine nur, aklına hakikat, malına bereket ihsan eylesin. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Biraderzadem Halil Nâci’nin dünyevî musibeti, beni de cidden mahzun eyledi. Cenab-ı Hak onu da kurtarsın, size de sabır ve tahammül ihsân eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 164<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın rahmetine sığınmalıyız ki, nîrân-ı muhrika yapmasın, envâr-ı müşrikaya çevirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sıhhat ve âfiyet versin. Mehmed Efendi bana yeniden bir levha yazması beni minnettar ediyor. Cenab-ı Hak yazdığı herbir harfe mukabil bin sevap ihsan eylesin. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 167<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak yeni hayatınızı mübarek eylesin ve refika-i hayatınızı hayat-ı ebediyenizde, Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfının âhirlerindeki Üçüncü İşarette, refika-i hayata dair vaade ve sıfata mazhar eylesin, Âmin. Kardeşim, sen, Hüsrev, Âsım, nazarımda çok kıymettarsınız. Cenab-ı Hak sizleri ve sizin gibileri Kur’ân hizmetinde sâbit-kadem ve fedakâr ve kemal-i sadakatte dâim ve muvaffak eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 173<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bize ve size tarik-i Hakta hizmet-i Kur’âniyede sebat ve metânet versin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 174<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 175<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bedreddin’in küçüklüğüyle beraber, büyük talebeler dairesine dahil etmişim. O, küçüklerin büyüğüdür. Ve inşaallah Cenab-ı Hak onun emsâlini çoğaltsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tenekeci Mehmed Efendinin hıfz-ı Kur’ân’a çalışmak niyeti çok mübarektir. Cenab-ı Hak onu muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onu sizlere medar-ı tesellî ve ünsiyet ve evinize küçük bir melâike hükmüne getirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 187<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 205<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah affetsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 206<br />
<br />
KASTAMONU LÂHİKASI<br />
Dünya ve ahiret hayatınızdaki dakikaların âşireleri adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Manevi Bir İhtarla Bir İki İnce Meseleyi Size Yazıyorum / 25<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev’in çok şirin ve fevkalade yazdığı Hastalar Lem’ası ile Esmâ-i Sitte Lem’ası, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadâkat-medâr hükmünde bana göründü, Risale-i Nur’a çok ehemmiyetli hizmetlerini gözyaşıyla hatırlattı. Ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin. Amin. Allah’ım, İmân ve Kur’an hizmetinde onu muvaffak eyle. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Âhirzamandan Haber Veren Mühim Bir Hadis / 31<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bana bir mürşid-i kâmil ihsan buyur” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 37<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizlerden ebedî razı olsun. Amin. Ve sizi, hizmet-i imaniye ve Kur’aniyede muvaffak eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bize, gönderdiğiniz Risale-i Nur’ların harfleriyle, bu Regaib Kandili, Miraç ve Kadir gecelerinin dakikalarındaki âşirelerin çarpımı adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Cenab-ı Hak size bir o kadar sevap ve hasene ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 56<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bu defa nurlu hediyelerinizin her harfine mukabil Cenab-ı Erhamürrahimin defter-i âmâlinize bin hasene yazsın ve Âsım’ın ruhuna bin rahmet versin. Amin.<br />
<br />
Kur’an-ı Mucizü’l-Beyânın ve Risale-i Nur’un hazinelerinin kerametli ve yaldızlı bir anahtarı olan kalem-i Hüsrevî, elhak, Mucizat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) gizli güzelliğini her göze gayet parlak ve güzel gösteriyor. Cenab-ı Hak bu kalemi, bu hizmette muvaffak ve dâim eylesin. Amin.<br />
<br />
Mübarek heyetinin büyük bir kahramanı Büyük Ali’nin sisteminde Küçük Ali’nin Mucizat-ı Kur’aniyesi, Mucizat-ı Ahmediyenin tam mutabık bir bâki pırlanta tarzında mevki aldı. Erhamürrâhimîn, her harfine mukabil, yazana on sevap ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Mehmed Tahirî! Küçük Lûtfî’nin hayrü’l-halefi ve Atabey’in kahramanı, bu havaliye nurlu ve güzel hediyeleri çok kıymettardır. Rahmanür- Rahim, hazine-i rahmetinden ona ve pederine her hurufuna ve her kelimeye mukabil rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Aydınlı Hasan Ulvi’nin kuvvetli kalemi inşaallah merhum Âsım’ın noksan bıraktığı vazife-i Nuriyeyi tekmil edecek ve o güzel kalemle Âsım’ın ve Lütfî’nin ruhlarını şâd edecek. Onun küçük hediyesi, ilerideki kıymettar hizmetlerini ihsas ederek büyük bir mevki aldı. Allah ondan razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak herbir gecesini sizin hakkınızda leyle-i Mirac ve leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymettar eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İnşaallah o Gül fabrikasının kalemi, buraları da bir gülistana çevirecek. Cenab-ı Hak, o kalem sahibine, yazdığı her harf-i Kur’an’a mukabil, leyle-i Kadir’deki gibi otuz bin sevap ve rahmet ve hasene versin. Amin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bu Ramazan’da Leyle-i Kadrimizi bize ve sadık Risale-i Nur talebelerine bin aydan daha hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bayramınızı, leyle-i Kadrinizi, Ramazan-ı Şerifte makbul dualarınızı bütün ruh u canımla tebrik ve tes’id ediyorum. Cenab-ı Hak, bu bayramın sürurunu, hakikî ve geniş ve umumî sürura mukaddeme ve vesile eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kahramanlardan ebeden razı olsun, Âmin Cenab-ı Hak, onu ve onun gibi Risale-i Nur’a çalışan masumlara tevfik ve selamet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan ve o medresenin umum talebelerinden ve üstadlarından ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, madem Isparta, Risale-i Nur’un bir Medresetü’z-Zehrâsıdır, sen oradaki fena memurları dahi ıslah eyle ve hüsn-ü âkıbet ver” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 103<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 113<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrâhimîn bu Ramazan-ı Mübarekenin hürmetine, Rahmeten lil-Âlemîn olan Resul-i Ekrem Aleyhassülâtü Vesselamın ümmetine rahmetiyle imdat eylesin. Amin. Âsâr-ı gadab-ı İlahî olan âfât ve dalâletlerden muhafaza eylesin. Amin. Ve Risale-i Nur şakirtlerini neşr-i envâr-ı Kur’aniyede muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, fazl ve keremiyle, bu hizmette halisane, muhlisâne bizi ve umum Risale-i Nur şakirtlerini daim muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 122<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, “Bizi doğru yola ilet [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
• Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet, gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. Amin [Fatiha Sûresi: 7]”<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Fatiha´nın Âhirinde İşaret Olunan Üç Yolun Beyanı / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Hakiki Bütün Elem Dalâlette Bütün Lezzet İmandadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi mükâfâtlandır, bize merhamet et, bizi bağışla, bize muvaffakiyet ihsan et ve bizi doğru yoldan ayırma. Bu leyle-i Kadri, hakkımızda bin aydan hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 138<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini bu musibetlerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o validemizi mağfiret eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak sana, sabr-ı cemîl ihsan ve o merhumeyi de garik-i rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 155<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi de onların hayırlı dualarına hissedar eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Risale-i Nur Şakirtleri Tarafından Sorulan Suale Cevaptır / 162<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz Kâtip Osman’ın mektubu, ayrı ayrı çok meraklarıma bir merhem oldu. Cenab-ı Hak, onun gibi Risale-i Nur’a binler şakirtleri o medrese-i nuranîde yetiştirsin. Amin. On üç sene evvel Barla’da, beş misli bereketle keramet derecesine çıkan tatlı lokmaları ve o lokmaları hediye eden, çok mübarek Hacı Hafız’ı sürurla hatırımıza getiren bu yeni gelen tatlı lokmaları, beş çeşit tatlı geldi. Herbir tanesine sizlere Cenab-ı Hak Cennette binler Cennet tatlıları versin, Âmin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, merhumeyi mağfiret eylesin. Ve sana ve onun evlâtlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 178<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlara, yazdıkları herbir harfe mukabil bin hasene versin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi bu hizmet-i Nuriyede daima muvaffak eylesin, Âmin. Ve sizden ebeden râzı olsun, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 188<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini, hadis-i sahihin nassıyla, herbir dirhemini, yüz dirhem şehid kanı kıymetinde yevm-i haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilâve eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun akaribine sabr-ı cemil ve ona mağfiret-i kâmile ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları yazan o kalem sahiplerine, herbir harfine mukabil on rahmet eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak, onlardan ve sizlerden ebeden razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 190<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurufatı adedince defter-i âmâlinize haseneler yazsın. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 191<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddi, sarsılmaz, fedakar arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım, Sizin, herbir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin bu defaki kudsi hediyelerin herbir harfine mukabil, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere bin rahmet eylesin. Amin. Cenab-ı Hak sizlerden ebeden râzı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 198<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkına ve Mucizu’l-Beyanın hürmetine ve Resulu Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve defter-i hasenatlarına Kastamonu Lahikasının herbir harfine mukabil bin hasane yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas eyle. Amin. Ya Erhamerrahimin! Umum Risale-i Nur Şakirtlerini iki cihanda mes’ud eyle. Amin. İnsi ve cinni şereflerinden mehafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Saidin kusuratını affeyle. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dua / 209<br />
<br />
SİKKE-İ TASDÎK-I GAYBÎ<br />
Allahım, İsm-i Azamın ve Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, alem-i İslamdaki insanlar arasında Risale-i Nur’un devamlı neşriyle bizim için Kur’an hizmetini kolaylaştır. Amin, amin, amin.<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 81<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 85<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Halim olan Allah’ım! Senin yardımınla açıklığa kavuşan bir ilmin sırlarıyla bana bir kerem lutfet ey Celâl sahibi!<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 120<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Doğrusunu Allah bilir. Hata ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah’tan mağfiret diliyorum. Risale-i Nur’un okunan, yazılan ve havada temessül eden harflerinin dünyada, berzahta ve ahiretteki dakikalarının aşireleriyle çarpımından çıkan netice kadar, İmân ve Kur’an nimetinden dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Allah’ım, Hz. Muhammed’e, onun Âl ve Ashabına da o kadar salât ve selâm eyle. Bize ve Nur Talebelerine de o kadar rahmet eyle. Âmin. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 122<br />
<br />
***<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ<br />
وَ بِه۪ نَسْتَع۪ينُ<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 5<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اَسْرَارِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ بِحُرْمَتِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ وَ ارْحَمْنَا رَحْمَةً تُغْن۪ينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 16<br />
<br />
... صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ صَفِيِّكَ وَ خَل۪يلِكَ وَ جَمَالِ مُلْكِكَ وَ مَل۪يكِ صُنْعِكَ وَ عَيْنِ عِنَايَتِكَ وَ شَمْسِ هِدَايَتِكَ وَ لِسَانِ حُجَّتِكَ وَ مِثَالِ رَحْمَتِكَ وَ نُورِ خَلْقِكَ وَ شَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ وَ دَلَّالِ سَلْطَنَةِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَ مُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَائِكَ وَ مُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَ تَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰتِ جَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مَدَارِ شُهُودِكَ وَ اِشْهَادِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ الَّذ۪ى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ عَلٰى مَلٰئِكَتِكَ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ عَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 36<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ جَم۪يعِ الْحُرُوفَاتِ الْمُتَشَكِّلَةِ ف۪ى جَم۪يعِ الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ<br />
Sözler (RNK) - 43<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ مُعَلِّمًا لِعِبَادِكَ لِيُعَلِّمَهُمْ كَيْفِيَّةَ مَعْرِفَتِكَ وَ الْعُبُودِيَّةَ لَكَ وَ مُعَرِّفًا لِكُنُوزِ اَسْمَٓائِكَ وَ تَرْجُمَانًا لِاٰيَاتِ كِتَابِ كَٓائِنَاتِكَ وَ مِرْاٰتًا بِعُبُودِيَّتِه۪ لِجَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 51<br />
<br />
عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَ دَارِ الْجِنَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَعِينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 80<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰٓى اَلْطَفِ وَ اَشْرَفِ وَ اَكْمَلِ وَ اَجْمَلِ ثَمَرَاتِ طُوبَٓاءِ رَحْمَتِكَ الَّذ۪ٓى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ وَس۪يلَةً لِوُصُولِنَٓا اِلٰٓى اَزْيَنِ وَ اَحْسَنِ وَ اَجْلٰى وَ اَعْلٰى ثَمَرَاتِ تِلْكَ الطُّوبَٓاءِ الْمُتَدَلِّيَةِ عَلٰى دَارِ الْاٰخِرَةِ اَىِ الْجَنَّةِ<br />
Sözler (RNK) - 103<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ بُرْجِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 142<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 149<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Sözler (RNK) - 206<br />
<br />
وَصَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الْاَكْرَمِ مَظْهَرِ اِسْمِكَ الْاَعْظَمِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ اٰم۪ينَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ين<br />
Sözler (RNK) - 218<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 263<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 267<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 274<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ وَ كَرِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا وَ مَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ رَسُولِكَ النَّبِىِّ الْاُمِّىِّ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَزْوَاجِه۪ وَ ذُرِّيَّاتِه۪ وَ عَلَى النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْمَلٰٓئِكَةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ الْاَوْلِيَٓاءِ وَ الصَّالِح۪ينَ ٭ اَفْضَلَ صَلَاةٍ وَ اَزْكٰى سَلَامٍ وَ اَنْمٰى بَرَكَاتٍ بِعَدَدِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ وَ اٰيَاتِه۪ وَ حُرُوفِه۪ وَ كَلِمَاتِه۪ وَ مَعَانِيه۪ وَ اِشَارَاتِه۪ وَ رُمُوزِه۪ وَ دَلَالَاتِه۪ وَاغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا وَ الْطُفْ بِنَا يَٓا اِلٰهَنَا يَا خَالِقَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 291<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدّ۪ينِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 297<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ دَلَّ عَلٰى وُجوُبِ وُجُودِكَ وَ وَحْدَانِيَّتِكَ وَ شَهِدَ عَلٰى جَلَالِكَ وَ جَمَالِكَ وَ كَمَالِكَ الشَّاهِدُ الصَّادِقُ الْمُصَدَّقُ وَ الْبُرْهَانُ النَّاطِقُ الْمُحَقَّقُ سَيِّدُ الْاَنْبِيَاءِ وَ الْمُرْسَل۪ينَ الْحَامِلُ سِرَّ اِجْمَاعِهِمْ وَ تَصْد۪يقِهِمْ وَ مُعْجِزَاتِهِمْ وَ اِمَامُ الْاَوْلِيَاءِ وَ الصِّدِّيق۪ينَ الْحَاو۪ى سِرَّ اِتِّفَاقِهِمْ وَ تَحْق۪يقِهِمْ وَ كَرَامَاتِهِمْ ذُو الْمُعْجِزَاتِ الْبَاهِرَةِ وَ الْخَوَارِقِ الظَّاهِرَةِ وَ الدَّلَائِلِ الْقَاطِعَةِ الْمُحَقَّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ لَهُ ذُو الْخِصَالِ الْغَالِيَةِ فِى ذَاتِهِ وَ الْاَخْلَاقِ الْعَالِيَةِ فِى وَظ۪يفَتِهِ وَ السَّجَايَا السَّامِيَةِ فِى شَر۪يعَتِهِ الْمُكَمَّلَةِ الْمُنَزَّهَةِ لَهُ عَنِ الْخِلَافِ مَهْبِطُ الْوَحْىِ الرَّبَّانِىِّ بِاِجْمَاعِ الْمُنْزِلِ وَ الْمُنْزَلِ وَ الْمُنْزَلِ عَلَيْهِ سَيَّارُ عَالَمِ الْغَيْبِ وَ الْمَلَكُوتِ مُشَاهِدُ الْاَرْوَاحِ وَ مُصَاحِبُ الْمَلٰئِكَةِ اَنْمُوذَجُ كَمَالِ الْكَائِنَاتِ شَخْصًا وَ نَوْعًا وَ جِنْسًا ‌ـ﴿اَنْوَرُ ثَمَرَاتِ شَجَرَةِ الْخِلْقَةِ‌ـ﴾ سِرَاجُ الْحَقِّ بُرْهَانُ الْحَق۪يقَةِ تِمْثَالُ الرَّحْمَةِ مِثَالُ الْمَحَبَّةِ كَشَّافُ طِلْسِمِ الْكَائِنَاتِ دَلَّالُ سَلْطَنَةِ الرُّبُوبِيَّةِ الْمُرْمِزُ بِعُلْوِيَّةِ شَخْصِيَّتِهِ الْمَعْنَوِيَّةِ اِلٰى اَنَّهُ نُصْبُ عَيْنِ فَاطِرِ الْعَالَمِ فِى خَلْقِ الْكَائِنَاتِ ذُو الشَّر۪يعَةِ الَّت۪ى هِىَ بِوُسْعَةِ دَسَات۪يرِهَا وَ قُوَّتِهَا تُش۪يرُ اِلٰى اَنَّهَا نِظَامُ نَاظِمِ الْكَوْنِ وَ وَضْعُ خَالِقِ الْكَائِنَاتِ نَعَمْ اِنَّ نَاظِمَ الْكَائِنَاتِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَتَمِّ الْاَكْمَلِ هُوَ نَاظِمُ هٰذَا الدّ۪ينِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَحْسَنِ الْاَجْمَلِ سَيِّدُنَا نَحْنُ مَعَاشِرَ بَنِى اٰدَمَ وَ مُهْد۪ينَا اِلَى الْاِيمَانِ نَحْنُ مَعَاشِرَ الْمُؤْمِن۪ينَ مُحَمَّدٍ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا دَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ فَاِنَّ ذٰلِكَ الشَّاهِدَ الصَّادِقَ الْمُصَدَّقَ يَشْهَدُ عَلٰى رُؤُسِ الْاَشْهَادِ مُنَادِيًا وَ مُعَلِّمًا لِاَجْيَالِ الْبَشَرِ خَلْفَ الْاَعْصَارِ وَ الْاَقْطَارِ نِدَاءً عُلْوِيًّا بِجَم۪يعِ قُوَّتِهِ وَ بِغَايَةِ جِدِّيَّتِهِ وَ بِنِهَايَةِ وُثُوقِهِ وَ بِقُوَّةِ اِطْمِئْنَانِهِ وَ بِكَمَالِ اِيمَانِهِ بِاَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ<br />
Sözler (RNK) - 333<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ اُمَّتَهُ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 336<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الذَّاتِ الْمُحَمَّدِيَّةِ اللَّط۪يفَةِ الْاَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَٓاءِ الْاَسْرَارِ وَ مَظْهَرِ الْاَنْوَارِ وَ مَرْكَزِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَ قُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ<br />
Sözler (RNK) - 359<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَمْثَالِهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَجْمَلُ التَّسْل۪يمَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 385<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ مُرَكَّبَاتِهَا<br />
Sözler (RNK) - 391<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪<br />
Sözler (RNK) - 448<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ اَفْضَلَ وَ اَجْمَلَ وَ اَنْبَلَ وَ اَظْهَرَ وَ اَطْهَرَ وَ اَحْسَنَ وَاَبَرَّ وَ اَكْرَمَ وَ اَعَزَّ وَ اَعْظَمَ وَ اَشْرَفَ وَ اَعْلٰى وَ اَزْكٰى وَ اَبْرَكَ وَ اَلْطَفَ صَلَوَاتِكَ وَ اَوْفٰى وَ اَكْثَرَ وَ اَزْيَدَ وَ اَرْقٰى وَ اَرْفَعَ وَ اَدْوَمَ سَلَامِكَ صَلَاةً وَ سَلَامًا وَ رَحْمَةً وَ رِضْوَانًا وَ عَفْوًا وَ غُفْرَانًا تَمْتَدُّ وَ تَز۪يدُ بِوَابِلِ سَحَٓائِبِ مَوَاهِبِ جُودِكَ وَ كَرَمِكَ وَ تَنْمُوا وَ تَزْكُوا بِنَفَٓائِسِ شَرَٓائِفِ لَطَٓائِفِ جُودِكَ وَ مِنَنِكَ اَزَلِيَّةً بِاَزَلِيَّتِكَ لَا تَزُولُ اَبَدِيَّةً بِاَبَدِيَّتِكَ لَا تَحُولُ عَلٰى عَبْدِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِكَ النُّورِ الْبَاهِرِ اللَّامِعِ وَ الْبُرْهَانِ الظَّاهِرِ الْقَاطِعِ وَ الْبَحْرِ الذَّاخِرِ وَ النُّورِ الْغَامِرِ وَ الْجَمَالِ الزَّاهِرِ وَ الْجَلَالِ الْقَاهِرِ وَ الْكَمَالِ الْفَاخِرِ صَلَاتَكَ الَّت۪ى صَلَّيْتَ بِعَظَمَةِ ذَاتِكَ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ كَذٰلِكَ صَلَاةً تَغْفِرُ بِهَا ذُنُوبَنَا وَ تَشْرَحُ بِهَا صُدُورَنَا وَ تُطَهِّرُ بِهَا قُلُوبَنَا وَ تُرَوِّحُ بِهَٓا اَرْوَاحَنَا وَ تُقَدِّسُ بِهَٓا اَسْرَارَنَا وَ تُنَزِّهُ بِهَا خَوَاطِرَنَا وَ اَفْكَارَنَا وَ تُصَفّ۪ى بِهَا كُدُورَاتِ مَا ف۪ٓى اَسْرَارِنَا وَ تَشْف۪ى بِهَٓا اَمْرَاضَنَا وَ تَفْتَحُ بِهَٓا اَقْفَالَ قُلُوبِنَا<br />
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 481<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 515<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ تَمَثَّلَ ف۪يهِ اَنْوَارُ مَحَبَّتِكَ لِجَمَالِ صِفَاتِكَ وَ اَسْمَٓائِكَ بِكَوْنِهِ مِرْاٰةً جَامِعَةً لِتَجَلِّيَاتِ اَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى وَ مَنْ تَمَرْكَزَ ف۪يهِ شُعَاعَاتُ مَحَبَّتِكَ لِصَنْعَتِكَ فِى مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ اَكْمَلَ وَ اَبْدَعَ مَصْنُوعَاتِكَ وَ صَيْرُورَتِهِ اَنْمُوذَجَ كَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ فِهْرِسْتَةَ مَحَاسِنِ نُقُوشِكَ وَ مَنْ تَظَاهَرَ ف۪يهِ لَطَائِفُ مَحَبَّتِكَ وَ رَغْبَتِكَ لِاِسْتِحْسَانِ صَنْعَتِكَ بِكَوْنِهِ اَعْلٰى دَلَّالِى مَحَاسِنِ صَنْعَتِكَ وَ اَرْفَعَ الْمُسْتَحْسِنِينَ صَوْتًا فِى اِعْلَانِ حُسْنِ نُقُوشِكَ وَ اَبْدَعِهِمْ نَعْتًا لِكَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ مَنْ تَجَمَّعَ ف۪يهِ اَقْسَامُ مَحَبَّتِكَ وَ اِسْتِحْسَانِكَ لِمَحَاسِنِ اَخْلَاقِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ لَطَائِفِ اَوْصَافِ مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ جَامِعًا لِمَحَاسِنِ الْاَخْلَاقِ كَافَّةً بِاِحْسَانِكَ وَ لِلَطَائِفِ الْاَوْصَافِ قَاطِبَةً بِفَضْلِكَ وَ مَنْ صَارَ مِصْدَاقًا صَادِقًا وَ مِقْيَاسًا فَائِقًا لِجَم۪يعِ مَنْ ذَكَرْتَ فِى فُرْقَانِكَ اِنَّكَ تُحِبُّهُمْ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ وَ الصَّابِر۪ينَ وَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُتَّق۪ينَ وَ التَّوَّاب۪ينَ وَ الْاَوَّاب۪ينَ وَ جَم۪يعِ الْاَصْنَافِ الَّذ۪ينَ اَحْبَبْتَهُمْ وَ شَرَفْتَهُمْ لِمَحَبَّتِكَ فِى فُرْقَانِكَ حَتّٰى صَارَ اِمَامَ الْحَب۪يب۪ينَ لَكَ وَ سَيِّدَ الْمَحْبُوب۪ينَ لَكَ وَ رَئ۪يسَ اَوِدَّائِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ وَ اِخْوَانِهِ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 528<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِه۪<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَصْحَاب۪ى كَالنُّجُومِ بِاَيِّهِمْ اِقْتَدَيْتُمْ اِهْتَدَيْتُمْ وَ خَيْرُ الْقُرُونِ قَرْن۪ى وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الَّذ۪ى قَالَ لَاتَسُبُّوا اَصْحَاب۪ى لَوْ اَنْفَقَ اَحَدُكُمْ مِثْلَ اُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ نِصْفَ مُدٍّ مِنْ اَصْحَاب۪ى صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ<br />
Sözler (RNK) - 538<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ الَّذ۪ى فَتَحَ اَبْوَابَ الْجَنَّةِ بِحَب۪يبِيَّتِهِ وَ بِصَلَاتِهِ وَ اَيَّدَتْهُ اُمَّتُهُ عَلٰى فَتْحِهَا بِصَلَوَاتِهِمْ عَلَيْهِ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْرَارِ بِشَفَاعَةِ حَب۪يبِكَ الْمُخْتَارِ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 545<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Sözler (RNK) - 579<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ سَلِّمْ وَسَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ يَا رَبَّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 605<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ الصَّلَاةُ وَ التَّسْل۪يمَاتُ مِـلْأَ الْاَرضِ وَ السَّمٰوَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 637<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنِ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ وَ نَبَعَ مِنْ اَصَابِعِهِ الْمَاءُ كَالْكَوْثَرِ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَِع۪ينَ مِنْ اَوَّلِ الدُّنْيَا اِلٰى اٰخِرِ الْمَحْشَرِ<br />
Sözler (RNK) - 633<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ ف۪ى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ دَلَّالِ وَحْدَانِيَّتِكَ ف۪ى مَشْهَرِ كَٓائِنَاتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 647<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 703<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَوةُ عَلٰى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 750<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) – 807<br />
<br />
LEMALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى جَامِعِ مَكَارِمِ الْاَخْلَاقِ وَ مَظْهَرِ سِرِّ ‌ـ﴿وَ اِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ‌ـ﴾ اَلَّذ۪ى قَالَ : مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَه۪يدٍ<br />
Lemalar (RNK) - 68<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ فَلَكِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ نُجُومِ الْهُدٰى لِمَنِ اهْتَدٰى<br />
Lemalar (RNK) - 77<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ الْاَبْرَارِ وَعَلٰٓى اَصْحَابِهِ الْمُجَاهِد۪ينَ الْمُكْرَم۪ينَ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ<br />
Lemalar (RNK) - 105<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَٓائِهَا وَ عَافِيَةِ الْاَبْدَانِ وَ شِفَٓائِهَا وَ نُورِ الْاَبْصَارِ وَ ضِيَٓائِهَا وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ<br />
Lemalar (RNK) - 252<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ<br />
Lemalar (RNK) - 308<br />
<br />
فَيَكْف۪يكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ وَ اَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَتْ<br />
Lemalar (RNK) - 309<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ الْاَيَّامِ وَذَرَّاتِ الْاَنَامِ<br />
Lemalar (RNK) - 358<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ و السَّلَامُ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Lemalar (RNK) – 403<br />
<br />
ŞUALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا<br />
Şualar (RNK) - 8<br />
<br />
حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ نُورْ مُحَمَّدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ٭ حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ سِرُّ قَلْب۪ى ذِكْرُ اللّٰهِ ٭ ذِكْرُ اَحْمَدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ<br />
Şualar (RNK) - 89<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَٓا اَيُّهَا النَّبِىُّ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِح۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰٓى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ<br />
Şualar (RNK) - 92<br />
<br />
يَا رَبِّ بِحَقِّ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ بِعَدَدِ جَمِيعِ حُرُوفِ رَسَائِلِ النُّورِ الْمَضْرُوبِ تِلْكَ الْحُرُوفُ ف۪ى عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ جَم۪يعِ عُمْرِنَا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ مَعَ ضَرْبِ مَجْمُوعِهَا ف۪ى ذَرَّاتِ وُجُود۪ى فِى مُدَّةِ حَيَات۪ى وَاغْفِرْل۪ى وَلِمَنْ يُع۪ينُن۪ى ف۪ى نَشْرِ رَسَائِلِ النُّورِ وَكِتَابَتِهَا بِصَدَاقَةٍ بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا وَ لِاٰبَائِنَا وَلِسَادَاتِنَا وَشُيُوخِنَا وَ لِاَخَوَاتِنَا وَاِخْوَانِنَا وَلِطَلَبَةِ رِسَالَةِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ وَبِالْخَاصَّةِ لِمَنْ يَكْتُبُ وَيَسْتَنْسِخُ هٰذِهِ الرِّسَالَةَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 172<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ الْمَقْرُوئَةِ وَ الْمَكْتُوبَةِ اٰم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 635<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 667<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ بِعَدَدِهَا وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ بِعَدَدِهَا اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) – 749<br />
<br />
MEKTUBAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 89<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْمَوْجُودَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ مَا دَامَ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
Mektubat (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰى اٰلِهِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْمَٓاءِ<br />
Mektubat (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ عَدَدَ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Mektubat (RNK) - 207<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ ٭ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ فِى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 215<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ وَالتَّسْل۪يمَاتُ مِـلْاَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتِ<br />
Mektubat (RNK) - 223<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فِى الْجَنَّةِ وَ احْشُرْنَا وَ نَاشِرَهُ وَ رُفَقَائَهُ وَ صَاحِبَهُ سَع۪يدًا وَ وَالِد۪ينَا وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتِنَا تَحْتَ لِوَٓائِه۪ وَارْزُقْنَا شَفَاعَتَهُ وَ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 271<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 276<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْجَنَّةُ تَحْتَ اَقْدَامِ الْاُمَّهَاتِ وَ عَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 279<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا وَ قَالَ اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 293<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭<br />
Mektubat (RNK) - 31<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ.<br />
وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 324<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ اَنْوَاعِ الْكَائِنَاتِ وَمَوْجُودَاتِهَا<br />
Mektubat (RNK) - 330<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Mektubat (RNK) - 338<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ ‌ـ﴿اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْل۪ى لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ـ﴾ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 358<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ٭ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 370<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 386<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الشَّاكِر۪ينَ وَ الْحَامِد۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 396<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 405<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّهِ اَدَٓاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ ف۪ى شَهْرِ رَمَضَانَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 439<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ يَا مُنْزِلَ الْقُرْاٰنِ بِحَقِّ الْقُرْاٰنِ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ الْقُرْاٰنِ مَادَارَ الْقَمَرَانِ وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَنْزَلْتَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 444<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالنَّبِىِّ الْاُمِّىِّ الْحَب۪يبِ الْعَالِى الْقَدْرِ الْعَظ۪يمِ الْجَاهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 464<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ فِى الْعَالَم۪ينَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Mektubat (RNK) - 478<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الْغَوْثِ الْاَكْبَرِ ف۪ى كُلِّ الْعُصُورِ وَ الْقُطْبِ الْاَعْظَمِ ف۪ى كُلِّ الدُّهُورِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى تَظَاهَرَتْ حِشْمَةُ وَلَايَتِه۪ وَ مَقَامُ مَحْبُوبِيَّتِه۪ ف۪ى مِعْرَاجِه۪ وَ اِنْدَرَجَ كُلُّ الْوَلَايَاتِ ف۪ى ظِلِّ مِعْرَاجِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 496<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) – 508<br />
<br />
MUHAKEMAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِكَ<br />
Muhakemat (RNK) - 103<br />
<br />
أحمده تعالى حمدًا بلا حدّ، وأصلي على رسوله سيدنا محمد وعلى آله وصحبه سالكي الطريق الٔاسدّ<br />
Muhakemat (RNK) - 129<br />
<br />
İŞARATÜL İ'CAZ<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مُصَلّ۪ينَ عَلٰى نَبِيِّه۪ مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى اَرْسَلَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ جَعَلَ مُعْجِزَتَهُ الْكُبْرَى الْجَامِعَةَ بِرُمُوزِهَا وَ اِشَارَاتِهَا لِحَقَائِقِ الْكَائِنَاتِ بَاقِيَةً عَلٰى مَرِّ الدُّهُورِ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ عَامَّةً وَ اَصْحَابِه۪ كَافَّةً<br />
İşarat-ül İ'caz (RNK) - 14<br />
<br />
MESNEVİ NURİYE<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى هٰذَا الذَّاتِ النُّورَانِىِّ الَّذ۪ى اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ اَعْن۪ى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ الْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبِعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِئَاتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ سَبَّحَ ف۪ى كَفَّيْهِ الْحَصَاةُ وَ الْمَدَرُ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الذِّئْبَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الشَّجَرَ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰى آٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا يَا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 28<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 41<br />
<br />
فَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 47<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ وَ الصَّلَاةُ عَلٰى نَبِيِّه۪<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 49<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا يُنَاسِبُ حُرْمَتَهُ وَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 105<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى د۪ينِ الْاِسْلَامِ وَ كَمَالِ الْا۪يمَانِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى هُوَ مَرْكَزُ دَٓائِرَةِ الْاِسْلَامِ وَ مَنْبَعُ اَنْوَارِ الْا۪يمَانِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ مَا دَامَ الْمَلَوَانِ وَمَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 113<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ مَضْرُوب۪ينَ ف۪ى مِثْلِ ذٰلِكَ وَ اَمْثَالِ اَمْثَالِ ذٰلِكَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَنْصَارِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ وَاجْعَلْ كُلَّ صَلَاةٍ مِنْ كُلِّ ذٰلِكَ تَز۪يدُ عَلٰٓى اَنْفَاسِىَ الْعَاصِيَةِ ف۪ى مُدَّةِ عُمْر۪ى<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْاَهْوَالِ وَ الْاٰفَاتِ وَ تَقْض۪ى لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ وَ تَغْفِرَ لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ يَٓا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نِعْمَةِ الْا۪يمَانِ وَالْاِسْلَامِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ وَاَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَثَمَرَاتِ الْاَشْجَارِ وَنُقُوشِ الْاَزْهَارِ وَنَغَمَاتِ الْاَطْيَارِ وَلَمَعَاتِ الْاَنْوَارِ وَالشُّكْرُ لَهُ عَلٰى كُلِّ مِنْ نِعَمِه۪ فِى الْاَطْوَارِ بِعَدَدِ كُلِّ نِعَمِه۪ فِى الْاَدْوَارِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِ الْاَبْرَارِ وَالْاَخْيَارِ مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَاَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ ذَوِى الْاَنْوَارِ مَادَامَ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 130<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ عَلٰى رَحْمَتِه۪ عَلَى الْعَالَم۪ينَ بِرِسَالَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 185<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ مَادَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
*-*-* اِلٰه۪ى اَلذُّنُوبُ اَخْرَسَتْن۪ي وَ كَثْرَةُ الْمَعَاص۪ٓى اَخْجَلَتْن۪ى وَ شِدَّةُ الْغَفْلَةِ اَخْفَتَتْ صَوْت۪ى فَاَدُقُّ بَابَ رَحْمَتِكَ وَ اُنَاد۪ى ف۪ى بَابِ مَغْفِرَتِكَ بِصَوْتِ سَيِّد۪ى وَ سَنَدِى الشَّيْخِ عَبْدِ الْقَادِرِ الْگَيْلَان۪ى وَ نِدَٓائِهِ الْمَقْبُولِ الْمَاْنُوسِ عِنْدَ الْبَوَّابِ بِيَا مَنْ وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ لَا يَضُرُّهُ شَيْءٌ وَ لَا يَنْفَعُهُ شَيْءٌ وَ لَايَغْلِبُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ شَيْءٌ وَ لَا يَؤُدُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَسْتَع۪ينُ بِشَيْءٍ وَ لَا يُشْغِلُهُ شَيْءٌ عَنْ شَيْءٍ وَ لَا يُشْبِهُهُ شَيْءٌ وَ لَا يُعْجِزُهُ شَيْءٌ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى مِنْ شَيْءٍ يَا مَنْ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَةِ كُلِّ شَيْءٍ وَ بِيَدِه۪ مَقَال۪يدُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ هُوَ الْاَوَّلُ قَبْلَ كُلِّ شَيْءٍ وَالْاٰخِرُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الظَّاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْبَاطِنُ دُونَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْقَاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَ يَا عَل۪يمًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ مُح۪يطًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ بَص۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ يَا شَه۪يدًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ رَق۪يبًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ لَط۪يفًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ خَب۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ مِنَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى عَنْ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ٓى اَعُوذُ بِعِزَّةِ جَلَالِكَ وَ بِجَلَالِ عِزَّتِكَ وَ بِقُدْرَةِ سُلْطَانِكَ وَ بِسُلْطَانِ قُدْرَتِكَ مِنَ الْقَط۪يعَةِ وَ الْاَهْوَٓاءِ الرَّدِّيَّةِ يَا جَارَ الْمُسْتَج۪ير۪ينَ اَجِرْن۪ى مِنَ الشَّهَوَاتِ الشَّيْطَانِيَّةِ وَطَهِّرْن۪ى مِنَ الْقَاذُورَاتِ الْبَشَرِيَّةِ وَ صَفِّن۪ى بِحُبِّ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ بِالْمُحَبَّةِ الصِّدّ۪يقِيَّةِ مِنْ صَدَٓاءِ الْغَفْلَةِ وَ اَوْهَامِ الْجَهْلِ حَتّٰى تَفْنَى الْاَنَانِيَّةُ وَ يَبْقَى الْكُلُّ لِلّٰهِ وَ بِاللّٰهِ وَ اِلَى اللّٰهِ وَ مِنَ اللّٰهِ غَرْقًا بِنِعْمَةِ اللّٰهِ ف۪ى بَحْرِ مِنَّةِ اللّٰهِ مَنْصُور۪ينَ بِسَيْفِ اللّٰهِ مَحْظُوظ۪ينَ بِعِنَايَةِ اللّٰهِ مَحْفُوظ۪ينَ بِحِمَايَةِ اللّٰهِ عَنْ كُلِّ شَاغِلٍ يُشْغِلُ عَنِ اللّٰهِ فَيَا نُورَ الْاَنْوَارِ وَ يَا عَالِمَ الْاَسْرَارِ وَ يَا مُدَبِّرَ الَّيْلِ وَ النَّهَارِ يَا مَلِكُ يَا عَز۪يزُ يَا قَهَّارُ يَا رَح۪يمُ يَا وَدُودُ يَا غَفَّارُ يَا عَلَّامَ الْغُيُوبِ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَ الْاَبْصَارِ يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ يَا غَفَّارَ الذُّنُوبِ اِغْفِرْل۪ى ذُنُوب۪ى وَارْحَمْ مَنْ ضَاقَتْ عَلَيْهِ الْاَسْبَابُ وَ غُلِّقَتْ دُونَهُ الْاَبْوَابُ وَ تَعَسَّرَ عَلَيْهِ سُلُوكُ طَر۪يقِ اَهْلِ الصَّوَابِ وَانَْصَرَمَتْ اَيَّامُهُ وَ نَفْسُهُ رَاتِعَةٌ ف۪ى مَيَاد۪ينِ الْغَفْلَةِ وَ الْمَعْصِيَّةِ وَ دَنِىِّ الْاِكْتِسَابِ فَيَا مَنْ اِذَا دُعِىَ اَجَابَ وَ يَا سَر۪يعَ الْحِسَابِ وَ يَا كَر۪يمُ يَا وَهَّابُ اِرْحَمْ مَنْ عَظُمَ مَرَضُهُ وَ عَزَّ شِفَٓائُهُ وَ ضَعُفَتْ ح۪يلَتُهُ وَ قَوِىَ بَلَٓائُهُ وَ اَنْتَ مَلْجَئُهُ وَ رَجَٓائُهُ اِلٰه۪ى اِلَيْكَ اَرْفَعُ بَثّ۪ى وَ حُزْن۪ى وَ شِكَايَت۪ى اِلٰه۪ى حُجَّت۪ى حَاجَت۪ى وَ عُدَّت۪ى فَاقَت۪ى وَ انْقِطَاعُ ح۪يلَت۪ى اِلٰه۪ى قَطْرَةٌ مِنْ بِحَارِ جُودِكَ تُغْن۪ين۪ى وَ ذَرَّةٌ مِنْ تَيَّارِ عَفْوِكَ تَكْف۪ين۪ى يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَج۪يدُ يَا مُبْدِئُ يَا مُع۪يدُ يَا فَعَّالًا لِمَا يُر۪يدُ اَسْئَلُكَ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذ۪ى مَـلَأَ اَرْكَانَ عَرْشِكَ وَ اَسْئَلُكَ بِقُدْرَتِكَ الَّت۪ى قَدَرْتَ بِهَا عَلٰى جَمِيعِ خَلْقِكَ وَ بِرَحْمَتِكَ الَّت۪ى وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ يَا مُغ۪يثُ اَغِثْنَا وَاغْفِرْ جَم۪يعَ ذُنُوب۪ى وَ سَقَطَاتِ لِسَان۪ى ف۪ى جَم۪يعِ عُمْر۪ى بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 194<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ خَاتَمِ النَّبِيّ۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 236<br />
<br />
LAHİKALAR<br />
<br />
Kastamonu lahikası<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Kastamonu (RNK) - 45<br />
<br />
Barla Lahikası<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ وَ مَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Barla (RNK) - 22<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا ف۪ى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Barla (RNK) – 51<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 270<br />
<br />
وَ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَ اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَ صَحْبِهِ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
<br />
Barla (RNK) - 276<br />
<br />
وَ صَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِهِ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 365<br />
<br />
Emirdağ Lahikası<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مصلّيا على نبيه محمّد الّذى ارسله رحمة للعالمين و جعل معجزته الكبرى - الجامعة برموزها و اشاراتها لحقائق الكائنات - باقية على مر الدهور الى يوم الدين و على آله عامة و اصحابه كافة<br />
Emirdağ-2 (RNK) - 94<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Risale-i Nur’da geçen Dua ve Salâvatlar<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl." Âmin! (Sözler, Altıncı Söz)<br />
<br />
"Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin." (Sözler, Yedinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, bizi saadet, selâmet, Kur’ân ve iman ehlinden eyle Âmin. Allahım, Efendimiz Muhammed’e ve âline ve ashâbına, Kur’ân’ın ilk indiği günden kıyametin kopmasına kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin hava dalgalarının aynalarında Rahmân’ın izniyle yansıyan bütün kelimelerinin bütün harfleri sayısınca salât ve selâm et. Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmetinle merhamet et, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun." (Sözler, Sekizinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kâinat kitabının âyetlerinin tercümanı ve kulluğuyla Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve erkek, kadın bütün mü’minlere merhamet et. Âmin, rahmetinle ey merhamet edenlerin en merhametlisi." (Sözler, Dokuzuncu Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Suret)<br />
<br />
"Oh, evet, yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân’ın rahmeti onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, Cennetin hak olduğuna, Cehennem ateşinin hak olduğuna, şefaatin hak olduğuna, Münker ve Nekir’in hak olduğuna, Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah resulü olduğuna şehadet ederim. Allahım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm et. Allahım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru. Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, Seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Hâtime)<br />
<br />
"Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet burcunun ayına, hidayet yıldızları olan âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. Bize ve erkek-kadın bütün mü’minlere rahmet et. Âmin, âmin, âmin." (Sözler, On Birinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Senin rahmetine ve onun hürmetine nasıl yaraşırsa, ona ve âline öylece salât ve selâm olsun. Âmin." (Sözler, On İkinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!" (Sözler, On Üçüncü Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin. Âmin." (Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam)<br />
<br />
"İsm-i Âzamının mazharı olan Resul-i Ekremine, âl ve ashabına, ihvânına ve ona tâbi olanlara salât ve selâm olsun. Âmin, ey Erhamürrâhimîn." (Sözler, On Altıncı Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Hayy ve Kayyûm olan! Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster, âmin." (Sözler, On Yedinci Sözün İkinci Makamı, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rab! pişmanım; utanıyorum, sayısız günahımdan ar ediyorum. Zelîlim, istikrarsız yaşamaktan göz yaşı döküyorum. Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, sakatım, âcizim, hem ihtiyarım, hem irâdesizim. El-amân diyorum, İlâhî dergâhından yardım istiyorum." (Sözler, On Sekizinci Söz, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Rahmân-ı Rahîm olan Allah'ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr'un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Çağırmasıyla, ağaçların yanına geldiği, duasıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah'ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi'racın ve 'Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı.' (Necm, 53/17) âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed'e, (a.s.m.) Kur'ân'ın ilk indiği andan itibâren kıyâmete kadar her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah'ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların her birisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, Ey İlâhımız! Âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Üçüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allah’ım! Kur’ân’ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl. Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur’ân ile ünsiyet ettir. Kur’ân’ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl. Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz. Âmin. Allahım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmin, âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Dördüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Kur’ân’ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn. Allahım! Kur’ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun." (Sözler, Yirminci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Seyyidimiz, mevlâmız, kulun, nebîn ve resulün olan ümmî peygamber Muhammed’e, âline, ashâbına, zevcelerine, mübarek nesline, sair enbiya ve mürselîne, mukarreb meleklere, evliya ve salih kullarına salâvâtın en üstünü, selâmetin en temizi, bereketlerin en bereketlisiyle, Kur’ân’ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri adedince salât ve selâm et, bereket ihsan et, ikramda bulun. Ey İlâhımız, ey Yaratıcımız, bütün bu salâvatlardan herbiri için bizi bağışla, bize merhamet et, bize iltifat et. Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin." (Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! 'Namaz dinin direğidir.' buyuran zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et." (Sözler, Yirmi Birinci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve onun ümmetine, rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn. Âmin." (Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Sırlar semâsının güneşi, nurların mazharı, celâl dairesinin merkezi ve cemâl sahibinin kutbu olan Muhammed’in biricik, lâtif zâtına rahmet et. Allahım! Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider. Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl. Beni benden kurtarıp kendine al. Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır. Beni nefsime düşkün ve hissimle kör eyleme. Herbir gizli sırrı bana aç. Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur’ân’a merhamet et. Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allahım!" (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim. Ve rû-yi arz mescidinin herbir köşesinde Sana ibadet etmek için bize tevfik ver. Ve meşhergâh-ı arzın herbir tarafında Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını, Senin bedî ve antika san’atlarını kendi lisanımızla teşhir etmek için bize bir revaç ve seyahate iktidar ver." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal)<br />
<br />
***<br />
<br />
Allah’ım en efdal, en güzel, en büyük, en zâhir, en tâhir, en hoş, en iyi, en değerli, en azîz, en azîm, en şerefli, en yüksek, en pâk, en mübârek, en latîf salâvâtlarınla; en tam, en çok, en ziyâde, en yüksek, en yüce, en devamlı selâmını bir rahmet, bir rızâ, bir af, bir mağfiret olarak ihsan eyle. Bunlar, cömertlik ve kereminin bağış bulutlardan sağanak halinde artarak devam etsin, iyilik cömertliğinin nefis ve şerefli lütûflarıyla artarak büyüsün, ezeliyetinle mütenâsib olarak, hiç kesilmeden devam etsin, ebediyetine uygun olarak ardı arkası kesilmesin.<br />
<br />
Bütün bunlar, kulun, habîbin, resûlün, yaratıklarının en hayırlısı, açık ve parıldayan nur, zâhir ve kesin bürhan, uçsuz bucaksız deryâ, her tarafı kaplayan ışık, parlak güzellik, üstün şeref, şanlı kemâl olan Efendimiz Muhammed’e olsun. Bu, Senin zâtının azametiyle ona getirdiğin salâvât şeklinde olsun. Aynı şekilde onun âl ve Ashâbına da rahmet et. Bu salâvât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüze ferahlık ver, kalplerimizi temizle, ruhlarımıza rahatlık ver, sırlarımızı temizle, fikir ve düşüncelerimizi arındır, sırlarımızdaki bulanıklığı sâfîleştir, hastalıklarımıza şifâ ver, kalplerimize vurulmuş kilitleri apaçık fethinin nuruyla aç. Amin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 408<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Sahabîlerine ezelden ebede kadar Allah’ın ilmindeki nesneler sayısınca salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Altıncı Söz / 437<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım,<br />
<br />
Güzel isimlerinin tecelliyâtı için câmi’ bir ayna olmasıyla sıfat ve isimlerinin güzelliklerine olan muhabbetinin nurları kendisinde temessül eden; masnuâtının en mükemmel ve en bedîi olması, kemalât-ı sanatının enmûzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi bulunmasıyla sanatına olan muhabbetinin şuâları kendisinde temerküz eden; mehâsin-i sanatının en yüksek dellâlı, hüsn-ü nukuşunun ilânı konusunda istihsan edicilerin en yücesi, sanatının kemâlâtını tavsifte en hârika zât olmasıyla kendisinde, sanatının istihsan edilmesine olan rağbet ve muhabbetinin letâifi tezâhür eden; Senin ihsanınla bütün mehâsin-i ahlâkı ve Senin lûtfunla bilcümle latîf vasıfları câmi’ olmasıyla kendisinde mahlûkatının mehâsin-i ahlâkına ve masnuâtının latîf evsâfına olan muhabbet ve istihsanının aksâmı toplanmış bulunan; Kur’ân’ında zikrettiğin ve sevdiğin bütün ihsan sahibi, sabırlı, mü’min, müttakî, tevbekâr ve Sana yönelmiş kimselere; Kur’ân’ında sevdiğin ve Seni sevmekle şereflendirdiğin bütün nev’lere üstün bir misdak ve mikyas olan, öyle ki, Seni sevenlerin imamı, Sence mahbub olanların efendisi ve dostlarının reisi olan zâta ve onun bütün âl ve Ashâb ve ihvânına salât ve selâm eyle. Âmin. Bunu rahmetinle yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız yolunuzu bulursunuz” [Keşfü’l-Hafâ, 1:132.] ve “Nesillerin en hayırlısı benim içinde bulunduğum nesildir” [Keşfü’l-Hafâ, 1:396.] diye buyuran Efendimiz Muhammed’e, Onun âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 455<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerime dil uzatmayınız. Biriniz Uhud Dağı kadar altını Allah yolunda harcasa, Sahabîlerimden birinin verdiği bir avuç kadar olmaz” (Allah’ın Resûlü doğru söyledi) [Müslim, Fedâil: 221; Tirmizî, Menâkıb: 58; İbn-i Mâce, Mukaddime: 11; Müsned, 3:11; Buhârî, Fedâilü Ashâbü’n-Nebî: 5.] buyuran Resûlün Muhammed’e salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 457<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Habîb oluşu ve duâsıyla Cennetin kapılarını açan ve o kapıları ona olan salâvâtlarıyla açmaları için ümmetini desteklediğin Habîbine rahmet eyle. Ona salât ve selâm olsun.<br />
<br />
Allah’ım! O seçkin Habîbinin şefaatiyle bizleri iyilerle birlikte Cennete girdir. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 463<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz! Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azabından koru. [Âl-i İmrân Sûresi: 191.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 464<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz İbrâhim’e rahmet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline rahmet eyle. Şüphesiz Sen her türlü hamd ve övgüye lâyık Hamîd ve sonsuz büyüklük sahibi Mecîdsin. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Dokuzuncu Söz / 493<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. [Al-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Allahım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashâb ve kardeşlerine Senin için hoşnutluk ve onun için de hakkı edâ olacak bir rahmet ve selâm eyle. Bizi ve dinimizi selâmette kıl. Duâmızı kabul et ey âlemlerin Rabbi! Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuzuncu Söz / 513<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bizleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın şefaatına mazhar etsin, Âmin.<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü, parmaklarından suyun Kevser gibi aktığı, Mi’racın ve “Gözü şaşmadı” [Necm Sûresi: 17] âyetinin sahibi Efendimiz Muhammed’e, Onun bütün âl ve Ashâbına dünyanın evvelinden mahşerin sonuna kadar rahmet eyle.<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Muhakkak ki Senin her şeye gücün yeter. [Tahrîm Sûresi: 8.]<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 536<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Zât hürmetine benim kalbimi ve sâdık Nur Talebelerinin kalplerini Kur’ân güneşi mukabilinde ay gibi yap. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 540<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın. Peygamberlerin Efendisi hürmetine duâmızı kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 572<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bize sevgini ve bizi Sana yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 584<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bütün mahlûkatına dünya ve âhirette şefkat ve merhametle ihsanda bulunmasından, onları rızıklandırmasından dolayı Allah’a hamd olsun. [Duâ]<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 585<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bizi, dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikâmetli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, âhirette ise rahmetin ve cemâlini bize göstermeğe rızıklandır. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Resûlüne, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 593<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zâtın sarayca me’nûs sadâsıyla çalar- tâ ona açılsın; öyle de, bîçare ben dahi Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidâsıyla ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 594<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, ben ise Senin bir kulunum. • Sen herşeyi yaratan Hâlık’sın, ben ise Senin bir mahlûkunum. • Sen rızık veren Rezzâk’sın, ben ise Senin rızkınla beslenen bir merzûkunum. • Sen mülk sahibi Mâlik’sin, ben ise Senin kölen olan memlüküm. • Sen gerçek izzet sahibi olan Azîz’sin, ben ise âciz ve zelilim. • Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî’sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir fakirim. • Sen gerçek hayat sahibi Hayy’sın; ben ise, Senin hayat verişin olmasa, bir ölüyüm. • Sen varlığı ebedî olan Bâkî’sin, ben ise gelip geçici bir fânîyim. • Sen sonsuz izzet ve şeref sahibi Kerîm’sin, ben ise zillet ve kötülükler içinde bocalayan bir leîmim. • Sen sonsuz ihsan sahibi Muhsin’sin, ben ise günah ve kötülük işleyen bir âsiyim. • Sen günahları bol bol bağışlayan Gafûr’sun, ben ise bir günahkârım. • Sen sonsuz azamet ve büyüklük sahibi Azîm’sin, ben ise küçük ve değersiz bir hakîrim. • Sen gerçek kudret ve kuvvet sahibi Kavî’sin, ben ise sınırsız acz içinde bir zaifim. • Sen bağış ve ihsanı veren Mu’tîsin, ben ise lûtuf ve ikramına muhtaç bir dilenciyim. • Sen her türlü zarar ve korkudan uzak Emîn’sin, ben ise maddî ve mânevî korkular içinde biriyim. • Sen cömertlik sahibi Cevâd’sın, ben ise Senin cömertliğine muhtaç bir miskinim. • Sen kullarının duâlarına cevap veren Mucîb’sin, ben ise ise Sana yalvaran duâcıyım. • Sen şifâ veren Şâfî’sin, ben ise türlü türlü dertlere mübtelâ bir hastayım.<br />
<br />
Öyleyse ise Sen benim günahlarımı affet, hatâlarımı bağışla, hastalıklarıma şifâ ver, ey bütün kemâl sıfatlarla muttasıf olan Allah, ey her şeye bedel, her şeye yeten Kâfi, ey mahlûkatını besleyip büyüten ve mânilerini def ’ eden Rab, ey va’dini mutlaka yerine getiren Vâfi, ey kullarına pek şefkatli olan Rahîm, ey maddî ve mânevî hastalıklara şifa veren Şâfî, ey ikram ve ihsânı bol olan Kerîm, ey belâ ve musîbetleri def ’ edip âfiyet veren Muâfi! Benim bütün günahlarımı bağışla, her türlü hastalığa karşı bana âfiyet ver, beni ebediyen rızâna mazhar eyle.<br />
<br />
Bunu rahmetinle ihsân eyle ey Erhame’r-Râhimîn.<br />
<br />
Onların duâları, “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun” sözleriyle sona erer. [Yûnus Sûresi: 10.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 595<br />
<br />
* * *<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
-Muhakkak ki tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 128.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara suresi 286] Amin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta, onun âl ve Sahabelerine salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 631<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun . [Yunus suresi 10.Ayetten iktibas]<br />
<br />
Allah’ım, ‘Bizi doğru yola ilet. [Fatiha Suresi .6.] *Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi onlara tâbi olan salih kullarının yoluna ilet, azabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. [Fatiha Suresi :7.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 680<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha suresi :6.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 684<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i âzâmın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhisselâmın şerefine, bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn.<br />
<br />
Ve defter-i hasenâtlarına, Sözler mecmuasının herbir harfine mukabil bin hasene yazdır. Âmin.<br />
<br />
Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhamerrâhimîn! Umum Risâle-i Nur Şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle. Âmin.<br />
<br />
İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçare Said’in kusurâtını affeyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Duâ / 686<br />
<br />
MEKTÛBAT<br />
Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,<br />
<br />
Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî! Amin!<br />
<br />
Mektubat / Altıncı Mektup / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [ Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimize ve bütün âl ve ashabına salât et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kâinatın tılsımını bizlere açan Efendimize ve âl ve ashabına, yer ve gökler devam ettikçe, mevcudatın adedince salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, suyun damlaları adedince ona ve âline salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Bu benim amcamdır ve babam hükmündedir. Bunlar da onun çocuklarıdır. Ben abâmla onların üzerlerini örttüğüm gibi, sen de onları örterek ateşten koru.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şimdi git, abdest al. Sonra iki rekât namaz kıl ve de ki:<br />
<br />
“Allah’ım! Hâcetimi sana arz ediyor ve nebiyy-i rahmet olan Peygamberin Muhammed ile Sana teveccüh ediyorum. Yâ Muhammed! Gözümden perdeyi kaldırması için senin Rabbine seninle teveccüh ediyorum. Allahım, onu bana şefaatçi kıl.” [Sahîhü’l-Câmiü’s-Sagîr, hadîs no : 1290] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım ona şifa ver. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun yerden izini kes.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu Senin habibinin amcasıdır. Onun yüzü hürmetine yağmur ver.”<br />
<br />
“Allahım, İslâmiyeti Ömer ibni’l-Hattâb veya Amr ibni’l-Hişâm (Ebû Cehil) ile aziz eyle.”<br />
<br />
“Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve ona tefsir ilmini öğret.”<br />
<br />
“Allahım! Onun malını ve evlâdını çoğalt. Ve ona ihsan ettiğin nimetlere bereket ver.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 144<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun duasını kabul eyle.”<br />
<br />
“Allah yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve tüyünü mübarek kıl.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 145<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Senin ağzın bozulmasın.”<br />
<br />
“Yâ Rab, soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme.”<br />
<br />
“Açlık elemini ona verme.”<br />
<br />
“Allahım, onu nurlandır.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Nasıl mektubumu paraladı; Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et.”<br />
<br />
“Yâ Rab! Ona bir itini musallat et.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, Muhallim’i affetme.”<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 148<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım! Dilediğin bir şeyle beni ondan kurtar.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Zebur’da şöyle bir âyet var:<br />
<br />
“Allahım! Fetretten sonra bize Sünneti ihyâ edecek olan zâtı gönder.” Amin! [Yusuf Nebhânî, Hüccetullah ale’l-Âlemîn, 104, 115.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.<br />
<br />
Allahım! Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Üzerine Kur’ân indirilen zâtın-Rahmân-ı Hannân’ın salât ve selâmı onun ve âlinin üzerine olsun-hakkı ve hürmeti için, bize Kur’ân’ın burhanlarını aydınlat. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona ve âline, ümmetinin hasenâtı adedin-ce salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 192<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Rabbinin nimetini yâd et.” [Duhâ Sûresi: 93:11.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân-ı Rahîm olan Allah’ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Çağırmasıyla, ağaçların, yanına geldiği, duâsıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah’ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi’racın ve, “Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı” [Necm Sûresi: 17.] âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed’e, (a.s.m.) ilk indiği andan itibâren Kıyâmete kadar Kur’ân’ın, her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah’ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların herbirisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, ey İlâhımız! Âmin<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı, bizim için, onu yazan ve benzerleri için, her türlü hastalıktan şifâ, bize ve onlara hem dünyada, hem de âhirette dost, dünyada yoldaş, kabirde arkadaş, Kıyâmette şefaatçi, Sırat üzerinde nur, Cehenneme karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlara bizi sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle yap ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey bütün cömertlerden daha cömert olan! Duâmızı kabul buyur. Allahım! Kendisine hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân-ı Hakîmin indiği zâta, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 202<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Süresi: 32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 206<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.<br />
<br />
“Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kadirdir.<br />
<br />
Herşeyin ve herkesin dönüşü de Onadır.” [Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Umre: 12; Cihad: 133; Bed’ü’l-Halk: 11; Mağâzî: 29; Daavât: 18, 52; Rikâk: 11; I’tisâm: 3; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Vitir: 24; Cihad: 158; Edeb: 101; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Daavât: 35, 36; Nesâî, Sehiv: 83-86; Menâsik: 163, 170; Îmân: 12; İbni Mâce, Ticârât: 40; Menâsik: 84; Edeb: 58; Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Menâsik: 34; İsti’zân: 53, 57; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:538.]<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektup / 217<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona, âline ve ashabına, Cennetteki ehl-i Cennetin nefesleri sayısınca salât ve selâm et ve bereket ihsan et. Bizi, bu kitabın naşirini, arkadaşlarını, sahibi olan Said’i, anne ve babalarımızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, onun sancağı altında saidler olarak haşret; bizi onun şefaatiyle rızıklandır; bizi, onun âl ve ashabıyla beraber, rahmetinle Cennete koy, ey Erhamürrâhimîn. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 244<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sû-resi, 3:8.]<br />
<br />
“Ey Rabbim, gönlüme genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz-tâ ki sözümü iyice anlasınlar.” [Tâhâ Sûresi: 20:25-28.]<br />
<br />
“Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:127.] “Tevbemizi kabul et. Muhakkak ki tevbeleri çok ka-bul eden ve rahmeti herşeyi kuşatan ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:128.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 245<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına, kâinatın zerrâtı adedince salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Ey Ehad ve Vâhid ve Samed olan, Ey Ondan başka hiçbir ilâh bulunmayan, Ey bir olan ve hiçbir şeriki bulunmayan, Ey bütün mülk Onun olan ve bütün hamd ona mahsus olan, Ey hayatı veren ve ölümü veren, Ey bütün hayır elinde bulunan, Ey herşeye hakkıyla kadir olan, Ey bütün mahlûkatın dönüşü Ona olan Allahım!<br />
<br />
Bu kelimelerin hakkı için, bu risalenin naşirini, arkadaşlarını ve sahibi Said’i kâmil muvahhidlerden ve muhakkik sıddıklardan ve müttakî mü’minlerden eyle. Âmin.<br />
<br />
Allahım! Ehadiyetinin sırrı hürmetine, bu kitabın naşirini tevhidin esrarına bir naşir, kalbini imanın envârına mazhar eyle ve lisanını Kur’ân’ın hakaikiyle intak et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 249<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’ Sizin içinizde olanı Rabbiniz hakkıyla bilir. Eğer siz salih kimseler olursanız, muhakkak ki O, kendisine yönelenler için çok bağışlayıcıdır.” [İsrâ Sûresi: 17:23-25.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektup / 250<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Cennet annelerin ayakları altındadır” [Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, 3642; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:335; el-Elbânî, Sahîhu’l-Câmii’s-Sağîr ve Ziyâdetuhu, 1259, 1260] buyuran zâta ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektub / 252<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.” Ve “Kanaat tükenmez bir hazinedir” [Süyûti, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309] buyuran Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 268<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ebedi olarak ve ömür dakikalarının aşireleri ve vücudunun zerreleri sayısınca Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Âmin! Allah kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 269<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum. [en-Nevevî, el-Ezkâr, 74; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:517.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. Ve bizi Cehennem ateşinin azâbından koru.” [Bakara Sûresi: 2:201.] Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 270<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarına kat.” [Yusuf Sûresi: 12:101.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 273<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 287<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabı-na, ezelden ebede kadar ilm-i İlâhîdeki mevcudatın adedince salât ve selâm et; bize ve dinimize selâmet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 292<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin. Ve Süleyman Efendi gibi Mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü’l-Firdevs yapsın. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 296<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Habib-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hürmetine ve İsm-i Âzam hakkına, şu risaleyi neşredenlerin ve rüfekasının kalblerini envâr-ı imaniyeye mazhar ve kalemlerini esrar-ı Kur’âniyeye naşir eyle ve onlara sırat-ı müstakimde istikamet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 297<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Benim ve benden evvelki peygamberlerin sözleri içinde en faziletlisi Lâ ilâhe illâllah’tır” buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. [Muvatta’, Kur’ân: 32; Hac: 246; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:153; el-Elbânî, Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr, no. 1113] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Altıncı Mektup / 321<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minin mü’mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir.” [Buharî, Salât: 88; Edeb: 36; Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Nesâî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409.] buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Ey kavmi içinde Nuh’un duasına icabet eden, ey düşmanlarına karşı İbrahim’e yardım eden, ey Yusuf ’u tekrar Yakub’a kavuşturan, ey Eyyüb’den zararı kaldıran, ey Zekeriya’nın duasına cevap veren, ey Yunus ibni Mettâ’nın tevbesini kabul eden Allahım! Bu müstecap duaların sahiplerinin hürmetine, beni, bu risalenin naşirini ve arkadaşlarını ins ve cin şeytanlarının şerlerinden muhafaza etmeni, düşmanlarımıza karşı bize nusret vermeni, bizi nefislerimize terk etmemeni, sıkıntılarımızı kaldırmanı ve kalblerimizin ve onların kalblerinin hastalıklarına şifa vermeni Senden istiyoruz. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Yedinci Mektup / 330<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun Âl ve Ashabına Senin rızana ve onun hakkının ödenmesine vesile olacak bir salât ve selâm eyle. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 342<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi şükredenlerden eyle-rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herzeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Şükredenlerin ve hamd edenlerin efendisi olan, Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“Onların duaları, ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun’ sözleriyle sona erer.” [Yûnus Sûresi: 10:10.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 351<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 368<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Bizi doğru yola ilet-kendilerine nimet ve ihsanda bulunduklarının yoluna ilet.” [Fâtiha Sûresi: 1:6-7.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 384<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 393<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın hürmetine, Ay ve Güneş dönüp durdukça bize Kur’ân’ın esrarını tefhim et; kendisine Kur’ân’ı indirdiğin zâta ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 397<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Elhamdü lillâhi alâ nûri’l-îmâni ve’l-Kur’ân”<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 400<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, erkek ve kadın mü’minleri mağfiret et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 402<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Kadri pek yüce ve makamı pek büyük olan Habibin, Ümmî Peygamber, Efendimiz Muhammed’e ve Âline ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 414<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 425<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 427<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah onları bol hayırlarla mükâfatlandırsın. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Bütün asırların gavs-ı ekberi ve bütün çağların kutb-u âzamı olan Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et-o efendimiz ki, Miracında haşmet-i velâyeti ve makam-ı mahbubiyeti tezahür etmiştir ve bütün velâyetler onun Miracının gölgesinde münderiç bulunmaktadır. Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 441<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
İsm-i Âzam olan o Esmâ Risâlesinin bereketiyle, beni teşettütten, perişâniyetten hıfzeyle yâ Rabbi!” Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 447<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onundan dolayı hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm ise, Efendimiz Muhammed’in ve bütün Âl ve ashabının üzerine olsun. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 452<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“subhaneke la kudrete lena inneke entel azizülhakim”<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 453<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Anne ve babadan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın”Öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle.<br />
<br />
• Onlara merhamet ve tevâzu kanadını ger ve de ki: “Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.” [İsrâ Sûresi: 23-24.]<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 484<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Benim canımı Müslüman olarak al ve beni sâlihlere kat. [Yusuf Sûresi: 101.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 486<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
• Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
• O Rahmân’dır; rahmeti bütün varlıkları kuşatır ve bütün yaratıklarının her türlü rızkını merhametle yetiştirir. O Rahim’dir yaratıklarına karşı pek şefkatli ve merhametlidir<br />
<br />
• O hesap gününün sahibidir.<br />
<br />
• Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.<br />
<br />
• Bizi doğru yola ilet.<br />
<br />
• Kendilerine nîmet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbî olan sâlih kullarının yoluna ilet azâbına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil.<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 496<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmınşerefıne, bu Mektûbât’ı bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhâr eyle. Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenâtlarına, Mektûbât mecmuasının her bir harf ne mukâbil bin hasene yazdır. Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhimîn! Umum Risâle-i Nur şâkirtlerini iki cihanda mesud eyle. Âmin. İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusurâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Dua / 505<br />
<br />
LEM’ALAR<br />
Allahım! Tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Lemalar / Dördüncü Lem´a / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 41<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Sekizinci Lem´a / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona ittiba etmekle bizi rızıklandır. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Dokuzuncu Lem’a / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi Sünnet-i Seniyyenin ittibâıyla rızıklandır.<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz.” (Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin” sırrına mazhar olarak en üstün meziyetleri kendisinde toplayan ve “Ümmetimin fesadı zamanında benim sünnetime yapışana yüz şehid ecri vardır” buyuran zâta salât et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet feleğinin ayı olan zât ile, doğru yola erişenlerin hidayet yıldızları olan âl ve ashabına salât et.<br />
<br />
Ey göklerin ve yerin Rabbi olan Allahım!<br />
<br />
Bu risalenin kâtibi ile arkadaşlarının kalblerini Kur’ân hakikatlerinin yıldızlarıyla süslendir. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On İkinci Lem´a / 73<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 74<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına. İnsanların kalbine sinsice vesvese verenin şerrinden. Cinden ve insanlardan olan şeytanların şerrinden. [Nâs Sûresi: 114:1-6.]<br />
<br />
De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” (Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, onun tayyib ve tahir ve ebrar olan âline ve mücahid ve ikrama mazhar ve ahyar olan ashabına salât et. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rahmân ve Rahîm olan Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, rahîmiyetine yaraşır şekilde bize merhamet et ve Rahmâniyetine yaraşır şekilde, bize “Bismillâhirrahmânirrahîm”in sırlarını anlamayı temin et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 104<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, âlemlere rahmet olarak gönderdiği zâta ve bütün âl ve ashabına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır bir şekilde salât ve selâm et. Bize de, Senden gayrı, Senin mahlûkatından hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayacağımız bir rahmetle merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 105<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah bizi de, sizi de sırat-ı müstakime eriştirsin. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!<br />
<br />
Ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kâliyle bağırarak derim: “El-aman, elaman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir!<br />
<br />
İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.<br />
<br />
“Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!<br />
<br />
Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder.<br />
<br />
Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! İhlâs Sûresinin hakkı için, bizi ihlâs sahibi olan ve ihlâsa eriştirilen kullarından eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Birinci Lem’a / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Ey muhafaza edici olan ve koruyucuların en hayırlısı olan Allahım! Beni ve arkadaşlarımı nefsin ve şeytanın şerrinden, insanların ve cinlerin şerrinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerrinden muhafaza et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi İkinci Lem´a / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffâretü’z-zünub yapsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Allahım! Kalblerin derman ve devâsı, bedenlerin âfiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Beşinci Lem´a / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’” [İsrâ Sûresi: 17:23-24.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi, onları ıslah eyle” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 258<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey bütün dirilerden önce var olan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirilerden sonra baki kalacak gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir şeyin Kendisine benzemediği gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin misli gibi olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir diriye muhtaç olmayan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin Kendisine ortak olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey bütün dirileri ölüme mazhar eden gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirileri rızıklandıran gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey ölüleri dirilten gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiç ölmeyecek olan gerçek hayat sahibi, Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,<br />
<br />
Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar. Amin. [Cevşen’ül-Kebîr, 69. bend.]<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 332<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona, Onun Al ve Ashabına ümmetinin iyilikleri sayısınca salât ve selâm olsun! Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahim! Sen Ferd’sin, Hayy’sın, Kayyûm’sun, Hakem’sin, Adl’sin, Kuddüs’sün; Furkan-ı Hakîmin ve Habîb-i Ekremin hürmetine ve İsm-i Âzamın hakkı için Senden niyaz ediyoruz ki, bizi nefis ve şeytanın şerrinden, cin ve insanların şerrinden muhâfaza eyle! Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 348<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Arâdîn! Yâ Hâlıkî ve yâ Hâlık-ı Küll-i Şey!<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkâtı bütün keyfiyâtıyla teshîr eden kudretinin ve irâdetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlûbumu bana musahhar kıl!<br />
<br />
Kur’ân’a ve îmâna hizmet için, insanların kalblerini Risâle-i Nur’a musahhar yap! Ve bana ve ihvânıma, îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver!<br />
<br />
Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrâhim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshîr ettiğin gibi, Risâle-i Nur’ a kalbleri ve akılları musahhar kıl!<br />
<br />
Ve beni ve Risâle-i Nur talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azâbından ve Cehennem ateşinden muhâfaza eyle ve Cennetü’l- Firdevste mesut kıl! Âmin, Âmin, Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Münâcat / 363<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: “Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım.<br />
<br />
• Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Fihrist / 373<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cızü’l-Beyânın hürmetine ve Resul-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, şerefine, Lem’alar mecmuasını bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saâdet-i ebediyeye mazhar eyle! Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenatlarına, Lem’alar mecmuasının herbir harfine mukâbil bin hasene yazdır! Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle! Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhımîn! Umum Risâle-i Nur, şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle! Âmin. İnsî ve cinnî, şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle! Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusûrâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Dua / 427<br />
<br />
ŞUALAR<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ve Efendimiz Muhammed’in (a.s.m.) âline, bütün hastalıklar ve ilaçlar adedince salât eyle ve onu ve âlini çok çok mübarek kıl ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 13<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kadere ve hayrın da, şerrin de Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna İmân ettim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (Allah ona, âline, ashabına ihvânına salât ve selâm etsin, Âmin!) Allah’ın resulüdür.<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 40<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir seyyare, cevv-i semâda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanattan ve acaib-i masnuattan hiçbir fert, denizlerde hiçbir katre, balıklarından ve garaib-i mahlûkatından hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir nebat ve iddihar edilmiş madeniyattan hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir müzeyyen çiçek ve meyve, hayvanatın cisimlerinde âlât ve muntazam cihazattan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatarat ve ilhamat ve münevver itikadat yoktur ki, külliyen Senin vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine şahitler olmasın.<br />
<br />
Yerleri ve gökleri teshir eden kudretinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana ve Risale-i Nur’a hizmet için, kullarının kalblerini ve ulvî ve süflî bütün ruhlu mahlûkatının kalplerini bana musahhar et, yâ Semî’, yâ Karîb, yâ Mücîbe’d-Daavât!<br />
<br />
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 54<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim’e Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalpleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mesut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Dördüncü Şuâ / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, İbrahim’e (a.s.) ve İbrahim’in (a.s.) nesline rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e (a.s.m.) ve Muhammed’in (a.s.m.) nesline de rahmet et.” [Buhari, Enbiyâ: 10.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Altıncı Şuâ / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey mülkünden başka memleket bulunmayan Zât,<br />
<br />
Ey kullarının senâlarıyla Onu övmekte âciz kaldıkları Zât,<br />
<br />
Ey mahlûkatı Onun yüceliğini vasfedemeyen Zât,<br />
<br />
Ey künhüne vehimler bile yetişemeyen Zât, [bu cümle Cevşen’in 54. ukdesinde yer almaktadır.]<br />
<br />
Ey kemâli gözle idrak edilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey sıfât-ı kudsiyesine fehimler ulaşamayan Zât,<br />
<br />
Ey kibriyâsına fikirler erişemeyen Zât,<br />
<br />
Ey evsâf-ı cemâliyesini insanların vasfedemediği Zât,<br />
<br />
Ey hüküm ve kazâsı kullar tarafından geri çevrilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey herbir şeyde âyetleri zâhir olan Zât,<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Amin!<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm hakkı için, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm!<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âline ve ashabına, bütün Risale-i Nur hurufatının adedince, bu adedin dünya ve âhiretteki bütün ömrümüzün dakikalarının âşireleriyle darbı adedince, bütün bu adetlerin de benim ömrüm müddetince zerrât-ı vücudumun sayısıyla darbı adedince salât ve selâm et. Beni, Risale-i Nur’un neşrinde bana yardım edenleri, bu risalenin kâtibini, atalarımızı, üstadlarımızı, şeyhlerimizi, kız ve erkek kardeşlerimizi, Risale-i Nur’un sadık talebelerini ve bilhassa bu risaleyi yazan ve istinsah edenleri, bu salâvatlardan herbiri için bir sadaka ile mağfiret et, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn! Âmin.<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 161<br />
<br />
* * *<br />
<br />
"Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin." (Şualar, Dokuzuncu Şuâ)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Evet ya Rabbenâ! İstediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz”<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.]<br />
<br />
Bizi cehennemden kurtar, Bizi cehennemden koru, Bizi cehennemden muhafaza eyle [cevşenü’l-kebir] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 231<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Deki: Sığınırım sabahın Rabbine.<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden.<br />
<br />
Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden.<br />
<br />
Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden.<br />
<br />
Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. [Felâk Sûresi: 113:1-5.]<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 238<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların emsallerini çoğaltsın, bu vatana medar-ı şeref ve saadet yapsın ve onları da Cennetü’l-Firdevsde saadet-i ebediyeye mazhar eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 263<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi kurtar. Bize merhamet et. Bizi muhafaza et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab aman ver!”<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz, Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Bizi Bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 271<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak onları muvaffak ve başkalara da hüsn-ü misâl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 276<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 281<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine iman, başlarına hakikati görecek akıl ihsan etsin. Bizi bu zindanlardan, onları da felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi bağışla. Muvaffak et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 290<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, Risale-i Nur’un bütün yazılan ve okunan harfleri adedince defter-i a’mâline hasenat yazdırsın. Âmin. Ve onların sayısınca onun ruhuna rahmetler yağdırsın. Âmin. Ve kabrindeKur’ân’ı, Risale-i Nur’u ona şirin ve enis arkadaş eylesin. Âmin. Ve Nur fabrikasına onun yerine on kahramanı ihsan edip çalıştırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Bunları kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’âniye ile kemÂl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle. Âmin. İnşaallah.”<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 291<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine İmân ve başlarına hakikati görecek akıl ve göz ihsan etsin; bizi bu zindanlardan, onları da bu felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 301<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 324<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn o mecmuaların herbir harfine mukabil onların defter-i hasenatlarına bin hasene yazdırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Eyvah, eyvah! El’aman, el’aman! Yâ Erhamerrâhimîn, medet! Bizi muhafaza eyle. Bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar. Kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadakat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima sonsuza kadar üzerinize olsun. Allah her iki dünyada da selâmet ihsan etsin. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 434<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu Ramazan-ı Şerifin Leyle-i Kadrini umumunuza bin aydan hayırlı eylesin, Âmin. Ve seksen sene bir ömr-ü makbul hükmünde hakkınızda kabul eylesin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 436<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Beşinci Şuâ / 511<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! ÂyetüI-Kübra hürmetine beni kurtar, eman ve emniyet ver. [Celcelütiye] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 517<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi [doğru yola] ilet. [Fatiha Sûresi: 6.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 530<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Duamızı kabul buyur. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 535<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin, bu Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, bizi, onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dar-ı saadette onun Al ve Ashabına komşu eyle! Amin, amin, amin.<br />
<br />
Allah’ım, okunan ve yazılan Kur’an’ın harfleri adedince ona, Aline ve Ashabına salat ve selam eyle. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, alemlere rahmet olarak gönderdiği zata salat ve selam eyle. Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 576<br />
<br />
* * *<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 607<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle” Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 611<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver” Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 642<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 644<br />
<br />
MESNEVİ-İ NURİYE<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Salat ve selam bu zat-ı nuraniye olsun ki, o zat, Rahnanü’r-Rahimden, Arş-ı Azamdan gelen Furkan-ı Hakimin kendisine indiği Efendimiz Muhammed’dir. İmmetinin hasenatı adedince milyonlar salat ve milyonlar selam üzerine olsun.<br />
<br />
Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur’da müjdelenen; nübüvveti irhasatla, cinlerin hatifleriyle, insanlık aleminin evliyalarıyla, beşer kahinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed’e, ümmetinin nefesleri adedince milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Davetine ağaçların koşup geldiği, duasıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah’ın, kertenkeleyi, ceylanı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrada rüyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefiimiz Muhammed’e, Kur’an’ın bidayet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin temevvücat-ı havaiye aynalarında Rahman’ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Bütün bu salavatlardan herbiri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlahımız, bize merhamet et. Amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Kur’an’ı akıllarımızın, kalblerimizin, ruhlarımızın nuru ve nefislerimizin de mürşidi yap. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Katre / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Feyâ Rabbî, yâ Hâlıkî, yâ Mâlikî! Seni çağırmakta hüccetim, hâcetimdir. Sana yaptığım dualarda uddetim fâkatimdir. Vesilem, fıkdan-ı hile ve fakrimdir. Hazinem aczimdir. Re’sülmâlim, emellerimdir. Şefîim, Habîbin (aleyhissalâtü vesselâm) ve rahmetindir. Af eyle, mağfiret eyle ve merhamet eyle, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm! Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Hubâb / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey arz ve semanın kayyumu olan Allah’ım! Seni ve Senin bütün masnuatını ve mahlukatını şahit tutarak ilan ederiz ki, Sen, kendisinden başka hiçbir hak mabud bulunmayan Allah’sın. Sen birsin, şerikin yoktur. Günahlarımızın affı için Sana dönüyor ve istiğfar ediyoruz. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Muhammed’in, Senin kulun ve resulün olduğuna da şehadet ediyoruz. Allah’ım, onun hürmetine nasıl münasip ve Senin rahmetine nasıl layıksa, ona ve bütün al ve ashabına öylece salat ve selam et.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Erhamü’r-Rahimin olan Allah’ım! Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın ümmetine rahmet et ve onların kalblerini İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır. Kur’an’ın burhanlarını izhar et ve İslam dinini yücelt. Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 98<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi,<br />
<br />
İki dünyanın hayatı elimden kaçsa ve bütün kainat düşman kesilip beni terk etse, benim yine gam çekmemem gerekir; çünkü Sen benim Rabbim ve Halıkım ve İlahımsın. Ve benim, nihayetsiz isyanımla ve sair şeref vesilelerine gayet derecede uzaklığımla beraber, Senin mahlukun ve masnuun olmam sebebiyle, bir taalluk ve intisap cihetim var. İşte, ben de, Senin mahlukunun lisanıyla Sana tazarru ve niyazda bulunuyorum, ey Halıkım, ey Rabbim, ey Razıkım ve ey Musavvirim!<br />
<br />
Ey İlahım,<br />
<br />
Esma-i Hüsnan hürmetine,<br />
<br />
İsm-i Âzamın hürmetine,<br />
<br />
Furkan-ı Hakimin hürmetine,<br />
<br />
Habib-i Ekremin hürmetine,<br />
<br />
Kelam-ı Kadimin hürmetine,<br />
<br />
Arş-ı Âzamın hürmetine, milyonlar Kul hüvallahü ehad ile,<br />
<br />
bana merhamet etmeni istiyorum, ya Allah, ya Rahman, ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan.<br />
<br />
Beni bağışla, ya Gaffar, ya Settar, ya Tevvab, ya Vehhab.<br />
<br />
Beni affet ya Vedud, ya Rauf, ya Afüvv, ya Gafur.<br />
<br />
Bana lütufta bulun, ya Latif, ya Habir, ya Semi’, ya Basir.<br />
<br />
Günahlarımı sil, ya Halim, ya Alim, ya Kerim, ya Rahim.<br />
<br />
Bizi yolun doğrusuna ilet, ya Rab, ya Samed, ya Hadi.<br />
<br />
Fazlınla bana cevadane ihsanlarda bulun, ya Bedi’, ya Baki, ya Adl, ya Hu.<br />
<br />
Kalbimi ve kabrimi İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır, ya Nur, ya Hak, ya Hayy, ya Kayyum, ya Malike’l-Mülk, ya ze’l-Celali ve’l-İkram, ya Evvel, ya Âhir, ya Zahir, ya Batın, ya Kavi, ya Kadir, ya Mevla, ya Gafir, ya Erhame’r-Rahimin.<br />
<br />
Kur’an’daki İsm-i Âzamın hürmetine ve kitab-ı alemdeki sırr-ı azamın Muhammed Aleyhissalatü Vesselam hürmetine, güzel isimlerinden, bu sayfayı sanki kabrimin tavanı yapıp, bu esmayı da ruhuma şems-i hakikatten şualar saçan pencere haline getirecek şekilde, kalbime ve kalıbıma ve kabrimde ruhuma İsm-i Âzamın nurlarını saçan pencere açmanı istiyorum. İlahi, dilerim ki, ebedi bir lisanım olsun da, kıyamete kadar bu isimlerle nida etsin. İşte, ardımda baki kalan bu nakışları, benim fani ve zail lisanımın yerine bir naip olarak kabul eyle.<br />
<br />
Allahım,<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e öyle bir salat ve selam et ki, o salat ile bizi bütün korku ve afetlerden kurtar, bütün hacetlerimizi gider, bizi bütün günahlardan temizle, bütün günah ve hatalarımızı bağışla.<br />
<br />
Ya Allah, ya Mücibe’d-Daavat! Hayatım boyunca ve öldükten sonra, her an bu dileklerimi kat kat fazlasıyla ver! Bir milyon salat ve selam, bir o kadarla çarpımından çıkan netice ve bunun da kat katı, Efendimiz Muhammed’e, Onun Âl, Ashab, Ensar ve tabilerine olsun! Bu salavatların herbirini, benim ömür günlerimdeki günahkar nefeslerim sayısınca çoğalt! Bu salavatların herbirisi hürmetine beni affeyle, bana merhamet et. Bunu rahmetinle ihsan eyle, ey Erhame’r-rahimin! Âmin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Tazarrû ve Niyaz / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! Amin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Senden başka ilâh yoktur. Sen birsin. Senin hiçbir şerikin yoktur. Dünyada son, âhirette ve kabirde ilk söz: Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur; yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 143<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi! Günahlar beni lal etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim şeyh Abdülkadir Geylani’nin sesiyle Senin dergah-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya aşina nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum:<br />
<br />
• Ey rahmeti herşeyi kuşatan ve ey herşeyin melekütu elinde bulunan Zat, • Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, • Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, • hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, • hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, • hiçbir şey Ona benzemeyen, • ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden aciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla. • Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat, • Ey herşeyden önce var olan Evvel, • herşeyden sonra baki kalan Âhir, • herşeyin fevkinde olan Zahir, • herşeyin dünuna nüfuz eden Batın, • kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter. • Ey herşeyi her haliyle bilen Alim ve herşeyi kuşatan Muhit ve herşeyi hakkıyla gören Basir, • Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan şehid ve herşeyi görüp gözeten Rakib ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden<br />
<br />
Latif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habir, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hata olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.<br />
<br />
Allahım, Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celaline ve celal-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungahı olan Allahım,<br />
<br />
Beni şeytani şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebin olan Muhammed’i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah’ın minnet bahrinde Allah’ın nimetlerine gark olmuş, Allah’tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah’ın kılıcıyla mansur, Allah’ın inayetiyle mahzuz ve Allah’ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah’a ve Allah’tan olsun.<br />
<br />
Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Aziz, ey Kahhar, ey Rahim, ey Vedüd, ey Gaffar, ey gayb alemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan, Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına maruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülük etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve masiyet meydanlarında bad-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.<br />
<br />
Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür’atle gören, ey Kerim, ey Vehhab, Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belası kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et.<br />
<br />
İlahi, Derdimi, üzüntümü ve şikayetimi Sana arz ediyorum.<br />
<br />
İlahi, Senin dergahında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir.<br />
<br />
İlahi, Senin cüd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kafi gelir, ey Vedüd, ey Vedüd, ey Vedüd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecid Sahibi, ey Mübdi’, ey Muid, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa’alün lima Yürid!<br />
<br />
Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlükatını hükmüne ram ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur, ey Muğis, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatalarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü’r-Rahimin. Âmin.<br />
<br />
Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 171<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hayatımızı saadetle ve şehadetle ve iyilikle ve müjde ile sona erdirmek nasip eyle. Amin, Âmin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Fihrist / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Peygamberlerin Efendisi Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Âli ve bütün Ashâbı hürmetine şu noksan fihristi en güzel sûrette kabul eyle. Duâmızı kabul eyle. Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / İtizar Fihristi / 227<br />
<br />
İŞÂRÂTÜ’L-İ’CÂZ<br />
Senden yardım dileriz. Allahım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et; batılı da, batıl olarak göster ve ondan da sakınmayı nasip et. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet. [Fatiha Sûresi: 7.] Bize hidayet et. Amin!<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Bu sure hürmetine bizi sırat-ı müstakimde yürüyenlerden eyle. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 34<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Duaları şu sözlerle :”Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Alemlerin Rabbi olan Allaha Mahsustur. [Yunus Sûresi: 10.]<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Melakieye Îman ve İnsanın Yaratılışına Dair / 261<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkında, Kuranı Mucizül Beyanın hürmetine ve Resuli Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine, bu İşaratül İcazı bastıranları ve mübarek yardımcılarını ve Risalei Nur Talebelerini Cennetül Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve hizmeti imaniye ve Kuraniyede daima muvaffak eyle. Aimin. Ve defteri hasenatlarına bu İşaratül İcazın icazın her bir harfine mukabil bin hasene yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas ihsan eyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin. Umum Risalei Nur Şakirtlerini iki cihanda mesud eyle, Aimin. İnsi ve cinni şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Said’in kusuratını affeyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Dua / 277<br />
<br />
ASÂ-YI MÛSÂ<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 68<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 197<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahimAleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Bizi ebedî haps-i münferidden kurtarıp, bâkî ve sermedî bir âlemin saadetine nâil edecek bir hakaık hazînesinin anahtarını Risâle-i Nur gibi nazîrsiz bir eseriyle bahşeden sevgili ve müşfik Üstâdımızı zâlimlerin ve düşmanların sû-i kasıtlarından muhafaza eyle; Kur’ân ve îman hizmetinde dâimâ muvaffak eyle. Ona sıhhat ve âfiyetler, uzun ömürler ihsan eyle” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Îmanî ve Hakiki Güzel Mektuplar / 243<br />
<br />
EMİRDAĞ LÂHİKASI<br />
Ya Rabbi, onların imanını Risale-i Nur la kurtar! İdam-ı ebediden, sırr-ı Kur’ân la terhis tezkeresine çevir! Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Ayatül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 46<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onların ve bizlerin hakkımızda bu Ramazan’daki Leyle-i Kadrimizi bin aydan hayırlı ve bin ay kadar medar-ı sevap eylesin, Ümmet-i Muhammediyeye saadet ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Ya Rab! Ayetül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, beni böyle hasaretlerden muhafaza eylesin, amin! Cenab-ı Erhamürrahimin, emsal-i kesiresiyle sizleri müşerref eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun emsalini o havalide çoğaltsın ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, rahmet ve keremiyle ve hıfz ve himayetiyle ve tevfik ve hidayetiyle, Risale-i Nur’un tab ve intişarına ve Kur’ân-ı Mucizül-Beyanın tevafuklu tab ına sizleri muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasının Zeyli / 82<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Emniyet Müdürüne Derim ki / 117<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan razı olsun. Amin<br />
<br />
Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrahimin, sizlere, yazanlara ve yardım edenlere herbir harfine mukabil bin rahmet eylesin ve binler meyve-i Cennet ihsan etsin ve yüzer hasenat defter-i amalinizde yazdırsın. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 130<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onlardan ve sizden ebeden razı olsun. Amin. Cenab-ı Hak tevfik versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Medrese-i Nuriyenin eski ve yeni kahramanlarından Marangoz Ahmed in mektubu, üç dört cihetten beni mesrur ve minnettar eyledi. O medresenin baş talebesi namını verdiği Ahmed ise, hem şehid Hafız Ali nin vazifesini yaptığını, hem Süleyman gibi kıymetli kardeşiyle ve küçük kerimesiyle üç tane Asa-yı Musa yı yazmaları ve mübarek Hasan Dayının hafidi olması, beni meraktan kurtardı, hem çok memnun eyledi. Cenab-ı Hak ona şifa ve onlara muvaffakiyet ve saadet versin. Amin. Amin.<br />
<br />
Atabeyli alil (kötürüm) Ali Osman ın yazdığı uzun mektubu ve Asa-yı Musa risalesi ve Nurların neşrinde cidden tesirli çalışması ve hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ile ve dayısı Hasan ın ona yardım etmesi ve mübarek hülyaları ve tevafukları bizleri ferahlandırdı. Eğirdir kasabasını bana ziyade sevdirdi. Cenab-ı Erhamürrahimin onlardan razı olsun.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yeşil Salih ´e Yazılan Metuptur / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tahiri nin, Denizli hapsinde, unutulmaz halisane hizmetiyle ve Nurlara sarsılmaz sadakatiyle ve yanılmaz zekavetiyle ve çekilmez bahadırlığıyla daire-i Nurda ehemmiyetli makamı için, bütün bu defaki mektubunu Lahikaya geçirdik. Başta Nurun şakirtlerinden validesi Zübeyde olarak, akrabasına ve rüfekasına selam ederim. Cenab-ı Hak onlardan ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nis li Kureyşilerden Ahmed Kureyşi, muhterem pederiyle ve ammizadesi Ahmed ile Nurların has naşir ve talabelerinden olması, o havali şakirtlerinin namına Nurlar hakkında güzel manzum fıkraları Lahikaya girdi. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Bu halimde bu alakadarlığınız, benim çok ağır sıkıntılarımı hafifleştirdi. Allah senden razı olsun. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Size yazdığım daha size yetişmeden, onun mektubunu, hem Şamlı Hafız ikinci sayfasında yazdığı vefat haberini aldığım merhum Muhacir Hafız Ahmed in (r.h.) dünyadan göçmesi, aynen Abdurrahman gibi beni çok sarstı, ağlattırdı, Biz Allah’ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. [Bakara Sûresi: 156.] dedirtti. Binler rahmet onun ruhuna insin. Amin. Kabri de hanesi gibi Kur’ân ve Nur’un bir menzili olsun. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bu Fıkra Bir Derece Mahremdir (Yalnız Haslara Mahsustur ) / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Hicret in peder ve validesine ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan edip, Hicret i onlara şefaatçi eylesin ve o merhumeyi de merhume hemşirem Hanım la Cennette mesrur eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 157<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu kahraman Nazif kardeşimize ve gayet ciddi ve sebatkar ve tam alakadar İnebolu Nurcularına ve Ahmed-i Kureyşi ve rüfekalarına, hem bayramlarını, hem devamlı hizmetlerini, hem yüksek sadakatlerini, hem Zülfikar ın tab ve muvaffakiyetini, hem Salahaddin in Camiü l-Ezherle Medresetü z-Zehranın münasebetini temine çalışmasını ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Ve hizmetlerini tam makbul eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, şifa-i acil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kahraman Nazif in ve hakikaten Nazif ruhunda ve sadakatinde kendi arkadaşlarının makine ile ve sair cihette Nura hizmetleri, bu memleketi cidden minnettar edecek bir vaziyettedirler. Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Nazif kardeşimizin hem İstanbul, hem İnebolu Nurcularının namına bayram ve yeni sene teberrükü hesabına gönderdiği maddi üç nevi teberrükü aldım. Onların umumu namına adetime muhalif olarak kabul ettim. Allah onlardan razı olsun, Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Zülfikar ın ve o iki mecmuanın harfleri adedince onların, İbrahim ve Mustafa ve İzzet ve refiklerinin ve yardımcılarının defter-i a maline hasenatlar yazsın ve her harfine mukabil yüz rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 163<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun defter-i a maline Sava medrese-i Nuriyede okunan ve yazılan risalelerin harfleri adedince ruhuna rahmetler ve kabrine nurlar ihsan eylesin. Amin. Ve aynı sistemde tam hayrülhalef mahdumu Hafız Mehmed ve hafidi Ahmed Zeki yi onun vazifesinin idamesine muvaffak eylesin. Amin. Ve onların umumuna sabr-ı cemil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Erzurum dan imdadıma yetişen bu iki zatın münakaşasını musalahaya tebdil et” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah ın laneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun.<br />
<br />
Allah mübarek kılsın. Allah sizi muvaffak etsin. Allah sizi iki cihanda mesut etsin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun gibi çok fedakarları Nurlara kavuştursun.<br />
<br />
Cenab-ı Hak o rahmet katreleri adedince ona ve onlara rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona binler rahmet eylesin ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz ve Nurun kumandanlarından Isparta Hulusi si Refet Beyin mübarek masumunun dokuz yaşında iken bu derece Risale-i Nur dan Birinci Sözü yazması gösteriyor ki, o mübarek Hüsnü, Safranbolu nun on bir yaşındaki Hüsnü sü gibi dahi masumların küçücük bir kahramanı olmaya namzettir. Cenab-ı Hak onu Nurlara bağışlasın ve muvaffak eylesin Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Münevvere ve Nazmiye, Abdülbaki ve Mehmed Celal in Nur hizmetinde noksan kalan vazifelerini inşaallah tekmil edecekler. Bizi ve Risale-i Nur u çok minnettar eden kahraman Burhan ın mektubunda yazılan hastaya Cenab-ı Hak şifa versin ve kardeşimiz Zekai nin vefat eden validesine çok rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin. Ve Tevfik e tevfik refik eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 195<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Barekallah, Cenab-ı Hak sizleri muvaffak etsin” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 196<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur santralı kardeşimiz Hoca Sabri nin, eskiden beri onun gibi Nurcu refikasının ve mübarek mahdumu Nureddin in [Yaşar] küçük bir mektuplarını aldım. Cenab-ı Hak onlara sıhhat ve afiyet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ben onlara beddua değil, bilakis dua ediyorum ki: Ya Rabbi! Onlara iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver ve Nurlardan müstefid yap.” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 204<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurun ehemmiyetli bir kumandanı ve naşiri Refet Beyin Nur hizmeti için İstanbul a gitmesi çok iyi, çok güzeldir. Zaten oraya onun gibi bir Nurcu lazımdır. Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 207<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi koru, bize merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 208<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kastamonu nun Hüsrev i Mehmed Feyzi nin hiç sarsılmadan kemal-i iştiyakla Nurlara çalışması ve çalıştırılması ve okutmasını gösteren Nihad ın ve Abdurrahman İhsan ın mektupları gösterdiği gibi, oradan gelenler de aynı haberi veriyorlar. Tam şakirtliğini yapıyor, Allah muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 211<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah razı olsun, amin. Ve mübarek bir kardeşimiz olan Kazım ın ruhuna Cenab-ı Hak binler rahmet eylesin ve kabrini pür-nur etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 218<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur kahramanlarından Refet kardeşimiz, kendi sisteminde gayet ehemmiyetli Abdül- ehad namında bir büyük hocayı, Risale-i Nur a tam bağlı bir kardeşi İstanbul da bulmuş. Cenab-ı Hak ikisini de daima muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 219<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Isparta dan hacca giden ve benim bedelime dahi manen hac etmeyi vaad eden o mübarek kardeşlerimizi has şakirtler dairesinde bütün manevi kazançlarımıza hissedar etmeye karar verdik. Cenab-ı Hak, onları iki cihanda mes ut eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 225<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alamescid imamı faal kardeşimiz İbrahim Edhem in kendi sisteminde tam Nurcu olarak bulduğu vaiz Ali Şentürk ün ve vaiz Osman Nuri nin samimi ve fedakarane ve Nur hizmetinde azimkarane mektuplarında arzu ettikleri tarzda has şakirtler dairesinde kabul olmuşlar. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Üç mühim Nur merkezinde üç berber tam birbirine benzer bir tarzda Nura büyük hizmetleri, hem herbirisi çocuklarıyla Nura çalışmaları, beni mesrur eyledi. Berber Burhan, berber Hıfzı, berber Ali Osman, Nurun birer kıymetli kahramanlarıdır. Allah onları çoluk ve çocuklarıyla dünyada ve ahirette mes ut etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 235<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ve onları öyle sevk eden zatlara da Allah razı olsun ve kalblerindeki muradları ne ise Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin deriz. Âmin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev in kalemi Dördüncü Söze başlamasına bin barekallah deriz. Allah muvaffak eylesin, amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 237<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Elimizde hak var. Hakkımızı kuvvetle ve başka suretle aramaya Cenab-ı Hak mecbur etmesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 242<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizleri iki cihanda mes’ut eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 256<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hem Medresetü’z-Zehra şakirtlerini, hususan mübarekler heyetini ve Isparta vilâyetini merhum Hâfız Mustafa’nın vefatıyla tâziye ve Hâfız Mustafa’yı tam vazifesini yapmasıyla yirmi senede ikinci bir Hâfız Ali olarak yirmi seneden beri usanmadan, sarsılmadan Nurların neşrine çalışmasını bütün ruh u canımızla tebrik, hem onu, hem Isparta vilâyetini, hem Medresetü’z-Zehrayı tebrik ediyoruz. Hakikaten bu merhum kahraman kardeşimiz, aynen Hâfız Ali gibi vazifesini bitirdi, âlem-i nura ve berzaha, Hâfız Ali ve Hasan Feyzî gibi kardeşlerinin yanına gitti. Cenab-ı Hak Risale-i Nur’un hurufatı adedince onun defter-i hasenatına hayırlar yazsın ve ruhuna rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 260<br />
<br />
* * *<br />
<br />
REİSİCUMHUR,<br />
<br />
Zatınızı tebrik ederiz. Cenab-ı Hak sizi İslâmiyet ve vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Reis-i Cumhur Celal Bayar Ve Heyet-i Vükelasına / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakka hadsiz şükrolsun, mahkemede üç sene hapsedilen Asâ-yı Mûsâ risalesinden ve Sikke-i Gaybiye risalesinden beş nüshayı kemÂl-i sürur ile aldık. Cenab-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 283<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Mübarekler köyünden Ali ile Hacı Süleyman ve Dinar tarafından Abdurrahman ve Himmet ve daha evvel gelen ehemmiyetli bir Nurcu hemşehrisi yanıma geldiler. Cenab-ı Hakka çok şükürler ediyorum ki, Mübarekler köyünde (Kuleönü) eskisi gibi Nurlara şiddetli alâkalarını muhafaza ediyorlar. Ve onların sadakat ve ihlâslarının bir kerametidir ki, kendime mahsus on mecmua kitaplarımı lüzumuna binaen Ankara’ya gönderdiğim ve çok ehemmiyetli ve uzak yerlerden benden kitapları istedikleri aynı zamanda Kuleönü mübarekleri kendilerine mahsus Nur mecmualarını gönderdiğim miktarın aynı olarak Medresetü’z-Zehranın bir hediyesi olarak bana getirdiler. Hususan birinci Abdurrahman olan Büyük Mustafa’nın kendi el yazısı olan bütün Mektubat ve Lâhikayı içinde buldum. Cenab-ı Hak o kitapların harfleri adedince her birisine mukabil bin rahmet ihsan etsin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 289<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurdan bana çok lüzumu bulunan Medresetü’z-Zehranın fütuhatçı mahsulâtını ve kahraman Tahirî’nin merhume haremiyle ve merhume iki kerimesi namına gönderdiği mecmualarını ve iki hafta evvel merhum Hâfız Ali’nin bir hayrülhalefi Mustafa’nın tam zamanında tamam Mektubat’ını ve Nurun metin bir kumandanı Refet Beyin kendi kalemiyle yazdığı mübarek mecmuasını ve pek güzel ve mânidar rüyalı mektubunu aldım ve çok sevindim. Onların her bir harfine Cenab-ı Erhamürrahimîn sizin her birinize bin hasene ihsan etsin. Merhume Hatice ve merhume Hicret’in ve merhume Âişe’nin ruhlarına ve kabirlerine binler rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 299<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Erhamürrahimîn olan Rabbimizden daimî niyazım, aziz, muhterem ve müşfik Üstadımdan ebediyen razı olsun ve bütün maksadını hasıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Heyet-i Sıhhiyeye / 374<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, erkek ve kadın bütün mü’minleri bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 394<br />
<br />
BARLA LÂHİKASI<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yedinci Risale Olan Yedinci Mesele / 18<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bunların emsâlini ziyade etsin ve onları da muvaffak etsin ve tarik-i haktan ayırmasın. Âmîn.<br />
<br />
Allahım, bizi ve bu ikisini ve kardeşlerimizden onların emsallerini, Kur’ân ve İmân hizmetinde, Senin muhabbet ve rızanı celb edecek şekilde muvaffak et-kendisine Kur’ân’ı indirdiğin o zat hürmetine ki, gece gündüz değiştikçe ve güneş ve ay döndükçe salât ve selâmın en üstünü onun üzerine olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mukaddeme / 21<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Erhamürrâhimîn aziz Üstadımızı sıhhat ve âfiyette dâim ve ümmet-i Muhammed üzere kaim buyursun. Âmin, bihürmeti Seyyidi’l-Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 24<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah çok razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bu dünyadan bizi ancak kelime-i şehadet ve imanla çıkar. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 33<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ Aleyhi Ekmelü’t-Tehâyâ Efendimiz Hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenab-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin. Şefâat-i Nebeviyeye efendimi ve fakiri de nâil eyleyip, sancak-ı Muhammedî (a.s.m.) tahtında cümlemizi ihvanlarımızla beraber haşreylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 39<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hal-i âlem müsait olsa da, hazine-i hassa-i Kur’ân’dan çıkararak tâbir-i âlinizce dellâllığını yaptığınız elmasları çok gözler görse! Görse de, sarhoşlar ayılsa, mütehayyirler kurtulsa, mü’minler sevinse, mülhidler, kâfirler, müşrikler imana, insafa, daire-i akla gelseler! Ve bu mes’ut ve ulvî neticeyi bizlere idrak ettirmesini eltaf-ı İlâhiyeden tazarru ve niyaz ediyorum. Âmin. Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Risale-i Nurla şereflenen bu dürr-ü yektâ müellifi muhafaza eyle. Onun ve kalbi hakikatlarla dolu olan Sabri’nin kalbine neşe ve sürur ver. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu eserler başlı başına, ayrı ayrı birer fâtihtir. İnşaallah, her cihetle feth ederek fâtih olacaktır. Cenab-ı Mevlâ âhirette cümlemizi sevabına nâil eyleyip şefaatine mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin! Hemen Cenab-ı Allah’tan dilerim, beni ve bütün kardeşlerimizi nefis ve cin ve ins ve şeytanların mekirlerinden muhafaza eylesin ve dalâlete sapanlardan eylemesin. Âmîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 49<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizden çok razı olsun. Âmin! Nurlarla alâkadar olmak, Kur’ân’a hâdim olmak, Allah’a karşı haddini ve acz-i tam içinde bulunduğunu anlamak ve bütün mevcudiyetiyle kabul etmekle olur diye mütemadiyen mü’minleri bu kestirme, selâmetli ve saâdetli yola çağıran Üstadımızdan Allahü Zülcelâl Hazretleri ebeden razı olsun. Dünyevî, uhrevî bütün muradlarını hasıl etsin. Ümmet-i Muhammed’e bağışlasın. Âmin bihurmeti Seyyidi’l- Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 51<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Bihakkı ismike’l azim ve bihakkı Kur’ani’l-Hakim ve bihakkı Habibike’l Ekrem, deryâ-yı nurun başkumandanı olan Üstadımı razı olduğun amel üzerine sâbit ve razı olacağı amelini teshil ve müyesser kıl. Âmin, bi hürmeti seyyidi’l-mürselîn.”<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 55<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim, Üstadımızı iki cihanda aziz ve gayelerine vâsıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
…bu azîm, kudsî hizmetinizin mükâfatını Cenab-ı Hak size pek lâyık bir tarzda ihsan etsin. Dünya ve âhirette sizden ve bizim gibi âciz ve kusurlu hizmetçilerinden razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın bize inkişaf-ı kalbî ihsan buyurması hususundaki dua-yı hayriyelerini istirham eylerim, sevgili Üstadım Efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 66<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Cenab-ı Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri, muhterem Zat-ı Üstadânelerini dünyalar durdukça Nur Risalelerini rehberlikte, delâlette ve nur dellâllığında ilâ-âhiri’d-deveran kaim buyursun” Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 67<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizden ebedî râzı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 69<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim yorgunluğunuza bedel bin ehl-i gazâ sevabı ihsan buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, “Cenab-ı Hak bu kıymetli eserleri kıyamete kadar mü’min kullarına yetiştirsin” duasıyla hatm-i kelâm eylerim, efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 72<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak gözlerimizin perdelerini kaldırsın, hakaiki hakkıyla bize göstersin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık-ı Lemyezel Hazretleri bu gibilere de tarik-i Hakkı nasîbedâr eylesin. Âmin, bihürmet-i seyyidi’l-mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 76<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık ümmet-i Muhammed’in (a.s.m.) kalblerine ilham versin, ruhlarını nurlandırsın, saâdet-i dâreyn ihsan buyursun.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 77<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sizlere lâyık bir tarzda hayr-ı kesir ihsan eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 78<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri sizden ebeden razı olsun ve ümmet-i merhume-i Muhammediyeyi (a.s.m.) dalâletten kurtarmak ve şahrâh-ı Kur’ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücahede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 83<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Mekkî, Medenî, Hâşimî ve Kureyşî olan Habîbinin hürmetine bizim arzumuzu ve Üstadımız Said Nursî’nin maksûdunu tahakkuk ettir. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 84<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütur vermesin, şevkinizi artırsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 87<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, böyle Hüsrev’lerin adedini çoğaltsın ve daim arttırsın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 89<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Lemyezel Hazretleri siz Üstadımı, bu ve bunun emsâli âsâr-ı bergüzîde telifinde, envâr ve hakikatler neşir ve dellâllığında çok zamanlar daim ve kaim buyursun. Ve siz Üstadımı, sizi sevenlerin ve dellâllığında bulunduğunuz nidalarınızı işitmek ve dinlemek, okuyup yazmak, mucibince hareket ve amel etmek heves ve iştiyakında bulunan kardeşlerimin başından eksik buyurmasın. Âmin, bihürmeti seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey aziz Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri dünyevî ve uhrevî bütün matlup ve maksudunuzu ihsan, bilhassa ümmet-i merhume-i Muhammediye (a.s.m.) hakkındaki dualarınızı dergâh-ı ulûhiyetinde kabul buyursun. Hakikaten Kur’ân’a, imana hizmetten başka birşey düşünmeyen aziz ve muhterem Üstadımızı bu ümmete bağışlasın ve rıza-i İlâhîsine nâil buyursun. Âmin, bihurmeti’l-Kur’âni’l-Mübîn ve bihurmeti İmami’l-Mübîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Heman Rabbim, hakikî verese-i Enbiyayı teksir, dünyevî ve uhrevî âmâl ve makasıdına muvaffak buyursun” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Feyyâz-ı Mutlak ve Hallâk-ı Azîm mevcudat ve câmidat ve zerreler adedince sizden razı olsun. Âmin. Yarın mahşerde, herkesten evvel Resul-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Efendimiz Hazretlerinin şefaatine mazhar ol, inşaallah. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 100<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl cümlesinden razı olsun ve neşr-i envâr-ı Kur’âniyede daimî muvaffakıyetlere mazhar buyursun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 107<br />
<br />
* * *<br />
<br />
On Dördüncü Lem’anın Birinci Makamını teşkil eden iki mesele bence çok mühimdir. Bu dersin takrir ve tahririne vesile olan Refet Bey kardeşimizden Allah razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 109<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Âsâr-ı nurun bir zübdesi, hazâin-i nurun elmas anahtarı, resâil ve Mektubat’ın nurlu kapısı olan bu hayırlı telife sebep olanları da, müellifini de, Allahü Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri saâdet-i dâreyne mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 110<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sevgili Üstadımızı âfiyette dâim, ömürlerine bereket ve herbir umûrunda muvaffakiyet ihsan buyursun da, pek çok zamanlar başımızda tâc-ı zafer olarak taşıyalım ve hizmet-i Kur’ân’da çalışalım, yorulalım, yol alalım. Ve cümle mü’minîn de istifade etsin ve ehl-i bid’a ve mülhidlerin de başları yere gelsin. “O gençler mağaraya sığındıklarında, ‘Ey Rabbimiz,’ demişlerdi. ‘Bize yüce katından bir rahmet ver ve işimizde, Senin rızana erişmek için muvaffakiyet nasip et.” [Kehf Sûresi: 18:10.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey sevgili Üstadım, her hususta size yapılacak dua için kelimat bulamıyorum. Zât-ı Zülcemal, bu kadar güzelliklere, hazine-i rahmetinden binler güzellikleri size ihsan etmekle mukabele buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 125<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, hazine-i bînihayesinden emsâl-i sairesini ihsan buyursun. Âmin, bihurmeti Seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 126<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Sen Üstadımızdan hoşnud olacağı tarzda razı ol!” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 127<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Kibriya, şu enhâr-ı kevseri hayat-ı bâkiye harmanı olan mahşere kadar akıtsın… Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 128<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak o zatı şefâat-i Kur’ân’a mazhar etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak beni de, sizi de tarik-i Haktan şaşırtmasın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin. Allah’ım, Senin kulun ve resulün olan efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âl ve ashabına salât eyle. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 153<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona, o bana yazdığı Pencere Risalesinin hurufu adedince ruhuna rahmet, kalbine nur, aklına hakikat, malına bereket ihsan eylesin. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Biraderzadem Halil Nâci’nin dünyevî musibeti, beni de cidden mahzun eyledi. Cenab-ı Hak onu da kurtarsın, size de sabır ve tahammül ihsân eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 164<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın rahmetine sığınmalıyız ki, nîrân-ı muhrika yapmasın, envâr-ı müşrikaya çevirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sıhhat ve âfiyet versin. Mehmed Efendi bana yeniden bir levha yazması beni minnettar ediyor. Cenab-ı Hak yazdığı herbir harfe mukabil bin sevap ihsan eylesin. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 167<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak yeni hayatınızı mübarek eylesin ve refika-i hayatınızı hayat-ı ebediyenizde, Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfının âhirlerindeki Üçüncü İşarette, refika-i hayata dair vaade ve sıfata mazhar eylesin, Âmin. Kardeşim, sen, Hüsrev, Âsım, nazarımda çok kıymettarsınız. Cenab-ı Hak sizleri ve sizin gibileri Kur’ân hizmetinde sâbit-kadem ve fedakâr ve kemal-i sadakatte dâim ve muvaffak eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 173<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bize ve size tarik-i Hakta hizmet-i Kur’âniyede sebat ve metânet versin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 174<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 175<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bedreddin’in küçüklüğüyle beraber, büyük talebeler dairesine dahil etmişim. O, küçüklerin büyüğüdür. Ve inşaallah Cenab-ı Hak onun emsâlini çoğaltsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tenekeci Mehmed Efendinin hıfz-ı Kur’ân’a çalışmak niyeti çok mübarektir. Cenab-ı Hak onu muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onu sizlere medar-ı tesellî ve ünsiyet ve evinize küçük bir melâike hükmüne getirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 187<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 205<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah affetsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 206<br />
<br />
KASTAMONU LÂHİKASI<br />
Dünya ve ahiret hayatınızdaki dakikaların âşireleri adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Manevi Bir İhtarla Bir İki İnce Meseleyi Size Yazıyorum / 25<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev’in çok şirin ve fevkalade yazdığı Hastalar Lem’ası ile Esmâ-i Sitte Lem’ası, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadâkat-medâr hükmünde bana göründü, Risale-i Nur’a çok ehemmiyetli hizmetlerini gözyaşıyla hatırlattı. Ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin. Amin. Allah’ım, İmân ve Kur’an hizmetinde onu muvaffak eyle. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Âhirzamandan Haber Veren Mühim Bir Hadis / 31<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bana bir mürşid-i kâmil ihsan buyur” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 37<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizlerden ebedî razı olsun. Amin. Ve sizi, hizmet-i imaniye ve Kur’aniyede muvaffak eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bize, gönderdiğiniz Risale-i Nur’ların harfleriyle, bu Regaib Kandili, Miraç ve Kadir gecelerinin dakikalarındaki âşirelerin çarpımı adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Cenab-ı Hak size bir o kadar sevap ve hasene ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 56<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bu defa nurlu hediyelerinizin her harfine mukabil Cenab-ı Erhamürrahimin defter-i âmâlinize bin hasene yazsın ve Âsım’ın ruhuna bin rahmet versin. Amin.<br />
<br />
Kur’an-ı Mucizü’l-Beyânın ve Risale-i Nur’un hazinelerinin kerametli ve yaldızlı bir anahtarı olan kalem-i Hüsrevî, elhak, Mucizat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) gizli güzelliğini her göze gayet parlak ve güzel gösteriyor. Cenab-ı Hak bu kalemi, bu hizmette muvaffak ve dâim eylesin. Amin.<br />
<br />
Mübarek heyetinin büyük bir kahramanı Büyük Ali’nin sisteminde Küçük Ali’nin Mucizat-ı Kur’aniyesi, Mucizat-ı Ahmediyenin tam mutabık bir bâki pırlanta tarzında mevki aldı. Erhamürrâhimîn, her harfine mukabil, yazana on sevap ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Mehmed Tahirî! Küçük Lûtfî’nin hayrü’l-halefi ve Atabey’in kahramanı, bu havaliye nurlu ve güzel hediyeleri çok kıymettardır. Rahmanür- Rahim, hazine-i rahmetinden ona ve pederine her hurufuna ve her kelimeye mukabil rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Aydınlı Hasan Ulvi’nin kuvvetli kalemi inşaallah merhum Âsım’ın noksan bıraktığı vazife-i Nuriyeyi tekmil edecek ve o güzel kalemle Âsım’ın ve Lütfî’nin ruhlarını şâd edecek. Onun küçük hediyesi, ilerideki kıymettar hizmetlerini ihsas ederek büyük bir mevki aldı. Allah ondan razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak herbir gecesini sizin hakkınızda leyle-i Mirac ve leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymettar eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İnşaallah o Gül fabrikasının kalemi, buraları da bir gülistana çevirecek. Cenab-ı Hak, o kalem sahibine, yazdığı her harf-i Kur’an’a mukabil, leyle-i Kadir’deki gibi otuz bin sevap ve rahmet ve hasene versin. Amin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bu Ramazan’da Leyle-i Kadrimizi bize ve sadık Risale-i Nur talebelerine bin aydan daha hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bayramınızı, leyle-i Kadrinizi, Ramazan-ı Şerifte makbul dualarınızı bütün ruh u canımla tebrik ve tes’id ediyorum. Cenab-ı Hak, bu bayramın sürurunu, hakikî ve geniş ve umumî sürura mukaddeme ve vesile eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kahramanlardan ebeden razı olsun, Âmin Cenab-ı Hak, onu ve onun gibi Risale-i Nur’a çalışan masumlara tevfik ve selamet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan ve o medresenin umum talebelerinden ve üstadlarından ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, madem Isparta, Risale-i Nur’un bir Medresetü’z-Zehrâsıdır, sen oradaki fena memurları dahi ıslah eyle ve hüsn-ü âkıbet ver” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 103<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 113<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrâhimîn bu Ramazan-ı Mübarekenin hürmetine, Rahmeten lil-Âlemîn olan Resul-i Ekrem Aleyhassülâtü Vesselamın ümmetine rahmetiyle imdat eylesin. Amin. Âsâr-ı gadab-ı İlahî olan âfât ve dalâletlerden muhafaza eylesin. Amin. Ve Risale-i Nur şakirtlerini neşr-i envâr-ı Kur’aniyede muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, fazl ve keremiyle, bu hizmette halisane, muhlisâne bizi ve umum Risale-i Nur şakirtlerini daim muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 122<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, “Bizi doğru yola ilet [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
• Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet, gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. Amin [Fatiha Sûresi: 7]”<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Fatiha´nın Âhirinde İşaret Olunan Üç Yolun Beyanı / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Hakiki Bütün Elem Dalâlette Bütün Lezzet İmandadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi mükâfâtlandır, bize merhamet et, bizi bağışla, bize muvaffakiyet ihsan et ve bizi doğru yoldan ayırma. Bu leyle-i Kadri, hakkımızda bin aydan hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 138<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini bu musibetlerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o validemizi mağfiret eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak sana, sabr-ı cemîl ihsan ve o merhumeyi de garik-i rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 155<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi de onların hayırlı dualarına hissedar eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Risale-i Nur Şakirtleri Tarafından Sorulan Suale Cevaptır / 162<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz Kâtip Osman’ın mektubu, ayrı ayrı çok meraklarıma bir merhem oldu. Cenab-ı Hak, onun gibi Risale-i Nur’a binler şakirtleri o medrese-i nuranîde yetiştirsin. Amin. On üç sene evvel Barla’da, beş misli bereketle keramet derecesine çıkan tatlı lokmaları ve o lokmaları hediye eden, çok mübarek Hacı Hafız’ı sürurla hatırımıza getiren bu yeni gelen tatlı lokmaları, beş çeşit tatlı geldi. Herbir tanesine sizlere Cenab-ı Hak Cennette binler Cennet tatlıları versin, Âmin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, merhumeyi mağfiret eylesin. Ve sana ve onun evlâtlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 178<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlara, yazdıkları herbir harfe mukabil bin hasene versin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi bu hizmet-i Nuriyede daima muvaffak eylesin, Âmin. Ve sizden ebeden râzı olsun, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 188<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini, hadis-i sahihin nassıyla, herbir dirhemini, yüz dirhem şehid kanı kıymetinde yevm-i haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilâve eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun akaribine sabr-ı cemil ve ona mağfiret-i kâmile ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları yazan o kalem sahiplerine, herbir harfine mukabil on rahmet eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak, onlardan ve sizlerden ebeden razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 190<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurufatı adedince defter-i âmâlinize haseneler yazsın. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 191<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddi, sarsılmaz, fedakar arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım, Sizin, herbir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin bu defaki kudsi hediyelerin herbir harfine mukabil, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere bin rahmet eylesin. Amin. Cenab-ı Hak sizlerden ebeden râzı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 198<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkına ve Mucizu’l-Beyanın hürmetine ve Resulu Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve defter-i hasenatlarına Kastamonu Lahikasının herbir harfine mukabil bin hasane yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas eyle. Amin. Ya Erhamerrahimin! Umum Risale-i Nur Şakirtlerini iki cihanda mes’ud eyle. Amin. İnsi ve cinni şereflerinden mehafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Saidin kusuratını affeyle. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dua / 209<br />
<br />
SİKKE-İ TASDÎK-I GAYBÎ<br />
Allahım, İsm-i Azamın ve Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, alem-i İslamdaki insanlar arasında Risale-i Nur’un devamlı neşriyle bizim için Kur’an hizmetini kolaylaştır. Amin, amin, amin.<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 81<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 85<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Halim olan Allah’ım! Senin yardımınla açıklığa kavuşan bir ilmin sırlarıyla bana bir kerem lutfet ey Celâl sahibi!<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 120<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Doğrusunu Allah bilir. Hata ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah’tan mağfiret diliyorum. Risale-i Nur’un okunan, yazılan ve havada temessül eden harflerinin dünyada, berzahta ve ahiretteki dakikalarının aşireleriyle çarpımından çıkan netice kadar, İmân ve Kur’an nimetinden dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Allah’ım, Hz. Muhammed’e, onun Âl ve Ashabına da o kadar salât ve selâm eyle. Bize ve Nur Talebelerine de o kadar rahmet eyle. Âmin. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 122<br />
<br />
***<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ<br />
وَ بِه۪ نَسْتَع۪ينُ<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 5<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اَسْرَارِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ بِحُرْمَتِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ وَ ارْحَمْنَا رَحْمَةً تُغْن۪ينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 16<br />
<br />
... صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ صَفِيِّكَ وَ خَل۪يلِكَ وَ جَمَالِ مُلْكِكَ وَ مَل۪يكِ صُنْعِكَ وَ عَيْنِ عِنَايَتِكَ وَ شَمْسِ هِدَايَتِكَ وَ لِسَانِ حُجَّتِكَ وَ مِثَالِ رَحْمَتِكَ وَ نُورِ خَلْقِكَ وَ شَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ وَ دَلَّالِ سَلْطَنَةِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَ مُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَائِكَ وَ مُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَ تَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰتِ جَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مَدَارِ شُهُودِكَ وَ اِشْهَادِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ الَّذ۪ى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ عَلٰى مَلٰئِكَتِكَ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ عَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 36<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ جَم۪يعِ الْحُرُوفَاتِ الْمُتَشَكِّلَةِ ف۪ى جَم۪يعِ الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ<br />
Sözler (RNK) - 43<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ مُعَلِّمًا لِعِبَادِكَ لِيُعَلِّمَهُمْ كَيْفِيَّةَ مَعْرِفَتِكَ وَ الْعُبُودِيَّةَ لَكَ وَ مُعَرِّفًا لِكُنُوزِ اَسْمَٓائِكَ وَ تَرْجُمَانًا لِاٰيَاتِ كِتَابِ كَٓائِنَاتِكَ وَ مِرْاٰتًا بِعُبُودِيَّتِه۪ لِجَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 51<br />
<br />
عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَ دَارِ الْجِنَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَعِينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 80<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰٓى اَلْطَفِ وَ اَشْرَفِ وَ اَكْمَلِ وَ اَجْمَلِ ثَمَرَاتِ طُوبَٓاءِ رَحْمَتِكَ الَّذ۪ٓى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ وَس۪يلَةً لِوُصُولِنَٓا اِلٰٓى اَزْيَنِ وَ اَحْسَنِ وَ اَجْلٰى وَ اَعْلٰى ثَمَرَاتِ تِلْكَ الطُّوبَٓاءِ الْمُتَدَلِّيَةِ عَلٰى دَارِ الْاٰخِرَةِ اَىِ الْجَنَّةِ<br />
Sözler (RNK) - 103<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ بُرْجِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 142<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 149<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Sözler (RNK) - 206<br />
<br />
وَصَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الْاَكْرَمِ مَظْهَرِ اِسْمِكَ الْاَعْظَمِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ اٰم۪ينَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ين<br />
Sözler (RNK) - 218<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 263<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 267<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 274<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ وَ كَرِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا وَ مَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ رَسُولِكَ النَّبِىِّ الْاُمِّىِّ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَزْوَاجِه۪ وَ ذُرِّيَّاتِه۪ وَ عَلَى النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْمَلٰٓئِكَةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ الْاَوْلِيَٓاءِ وَ الصَّالِح۪ينَ ٭ اَفْضَلَ صَلَاةٍ وَ اَزْكٰى سَلَامٍ وَ اَنْمٰى بَرَكَاتٍ بِعَدَدِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ وَ اٰيَاتِه۪ وَ حُرُوفِه۪ وَ كَلِمَاتِه۪ وَ مَعَانِيه۪ وَ اِشَارَاتِه۪ وَ رُمُوزِه۪ وَ دَلَالَاتِه۪ وَاغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا وَ الْطُفْ بِنَا يَٓا اِلٰهَنَا يَا خَالِقَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 291<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدّ۪ينِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 297<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ دَلَّ عَلٰى وُجوُبِ وُجُودِكَ وَ وَحْدَانِيَّتِكَ وَ شَهِدَ عَلٰى جَلَالِكَ وَ جَمَالِكَ وَ كَمَالِكَ الشَّاهِدُ الصَّادِقُ الْمُصَدَّقُ وَ الْبُرْهَانُ النَّاطِقُ الْمُحَقَّقُ سَيِّدُ الْاَنْبِيَاءِ وَ الْمُرْسَل۪ينَ الْحَامِلُ سِرَّ اِجْمَاعِهِمْ وَ تَصْد۪يقِهِمْ وَ مُعْجِزَاتِهِمْ وَ اِمَامُ الْاَوْلِيَاءِ وَ الصِّدِّيق۪ينَ الْحَاو۪ى سِرَّ اِتِّفَاقِهِمْ وَ تَحْق۪يقِهِمْ وَ كَرَامَاتِهِمْ ذُو الْمُعْجِزَاتِ الْبَاهِرَةِ وَ الْخَوَارِقِ الظَّاهِرَةِ وَ الدَّلَائِلِ الْقَاطِعَةِ الْمُحَقَّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ لَهُ ذُو الْخِصَالِ الْغَالِيَةِ فِى ذَاتِهِ وَ الْاَخْلَاقِ الْعَالِيَةِ فِى وَظ۪يفَتِهِ وَ السَّجَايَا السَّامِيَةِ فِى شَر۪يعَتِهِ الْمُكَمَّلَةِ الْمُنَزَّهَةِ لَهُ عَنِ الْخِلَافِ مَهْبِطُ الْوَحْىِ الرَّبَّانِىِّ بِاِجْمَاعِ الْمُنْزِلِ وَ الْمُنْزَلِ وَ الْمُنْزَلِ عَلَيْهِ سَيَّارُ عَالَمِ الْغَيْبِ وَ الْمَلَكُوتِ مُشَاهِدُ الْاَرْوَاحِ وَ مُصَاحِبُ الْمَلٰئِكَةِ اَنْمُوذَجُ كَمَالِ الْكَائِنَاتِ شَخْصًا وَ نَوْعًا وَ جِنْسًا ‌ـ﴿اَنْوَرُ ثَمَرَاتِ شَجَرَةِ الْخِلْقَةِ‌ـ﴾ سِرَاجُ الْحَقِّ بُرْهَانُ الْحَق۪يقَةِ تِمْثَالُ الرَّحْمَةِ مِثَالُ الْمَحَبَّةِ كَشَّافُ طِلْسِمِ الْكَائِنَاتِ دَلَّالُ سَلْطَنَةِ الرُّبُوبِيَّةِ الْمُرْمِزُ بِعُلْوِيَّةِ شَخْصِيَّتِهِ الْمَعْنَوِيَّةِ اِلٰى اَنَّهُ نُصْبُ عَيْنِ فَاطِرِ الْعَالَمِ فِى خَلْقِ الْكَائِنَاتِ ذُو الشَّر۪يعَةِ الَّت۪ى هِىَ بِوُسْعَةِ دَسَات۪يرِهَا وَ قُوَّتِهَا تُش۪يرُ اِلٰى اَنَّهَا نِظَامُ نَاظِمِ الْكَوْنِ وَ وَضْعُ خَالِقِ الْكَائِنَاتِ نَعَمْ اِنَّ نَاظِمَ الْكَائِنَاتِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَتَمِّ الْاَكْمَلِ هُوَ نَاظِمُ هٰذَا الدّ۪ينِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَحْسَنِ الْاَجْمَلِ سَيِّدُنَا نَحْنُ مَعَاشِرَ بَنِى اٰدَمَ وَ مُهْد۪ينَا اِلَى الْاِيمَانِ نَحْنُ مَعَاشِرَ الْمُؤْمِن۪ينَ مُحَمَّدٍ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا دَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ فَاِنَّ ذٰلِكَ الشَّاهِدَ الصَّادِقَ الْمُصَدَّقَ يَشْهَدُ عَلٰى رُؤُسِ الْاَشْهَادِ مُنَادِيًا وَ مُعَلِّمًا لِاَجْيَالِ الْبَشَرِ خَلْفَ الْاَعْصَارِ وَ الْاَقْطَارِ نِدَاءً عُلْوِيًّا بِجَم۪يعِ قُوَّتِهِ وَ بِغَايَةِ جِدِّيَّتِهِ وَ بِنِهَايَةِ وُثُوقِهِ وَ بِقُوَّةِ اِطْمِئْنَانِهِ وَ بِكَمَالِ اِيمَانِهِ بِاَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ<br />
Sözler (RNK) - 333<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ اُمَّتَهُ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 336<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الذَّاتِ الْمُحَمَّدِيَّةِ اللَّط۪يفَةِ الْاَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَٓاءِ الْاَسْرَارِ وَ مَظْهَرِ الْاَنْوَارِ وَ مَرْكَزِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَ قُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ<br />
Sözler (RNK) - 359<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَمْثَالِهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَجْمَلُ التَّسْل۪يمَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 385<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ مُرَكَّبَاتِهَا<br />
Sözler (RNK) - 391<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪<br />
Sözler (RNK) - 448<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ اَفْضَلَ وَ اَجْمَلَ وَ اَنْبَلَ وَ اَظْهَرَ وَ اَطْهَرَ وَ اَحْسَنَ وَاَبَرَّ وَ اَكْرَمَ وَ اَعَزَّ وَ اَعْظَمَ وَ اَشْرَفَ وَ اَعْلٰى وَ اَزْكٰى وَ اَبْرَكَ وَ اَلْطَفَ صَلَوَاتِكَ وَ اَوْفٰى وَ اَكْثَرَ وَ اَزْيَدَ وَ اَرْقٰى وَ اَرْفَعَ وَ اَدْوَمَ سَلَامِكَ صَلَاةً وَ سَلَامًا وَ رَحْمَةً وَ رِضْوَانًا وَ عَفْوًا وَ غُفْرَانًا تَمْتَدُّ وَ تَز۪يدُ بِوَابِلِ سَحَٓائِبِ مَوَاهِبِ جُودِكَ وَ كَرَمِكَ وَ تَنْمُوا وَ تَزْكُوا بِنَفَٓائِسِ شَرَٓائِفِ لَطَٓائِفِ جُودِكَ وَ مِنَنِكَ اَزَلِيَّةً بِاَزَلِيَّتِكَ لَا تَزُولُ اَبَدِيَّةً بِاَبَدِيَّتِكَ لَا تَحُولُ عَلٰى عَبْدِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِكَ النُّورِ الْبَاهِرِ اللَّامِعِ وَ الْبُرْهَانِ الظَّاهِرِ الْقَاطِعِ وَ الْبَحْرِ الذَّاخِرِ وَ النُّورِ الْغَامِرِ وَ الْجَمَالِ الزَّاهِرِ وَ الْجَلَالِ الْقَاهِرِ وَ الْكَمَالِ الْفَاخِرِ صَلَاتَكَ الَّت۪ى صَلَّيْتَ بِعَظَمَةِ ذَاتِكَ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ كَذٰلِكَ صَلَاةً تَغْفِرُ بِهَا ذُنُوبَنَا وَ تَشْرَحُ بِهَا صُدُورَنَا وَ تُطَهِّرُ بِهَا قُلُوبَنَا وَ تُرَوِّحُ بِهَٓا اَرْوَاحَنَا وَ تُقَدِّسُ بِهَٓا اَسْرَارَنَا وَ تُنَزِّهُ بِهَا خَوَاطِرَنَا وَ اَفْكَارَنَا وَ تُصَفّ۪ى بِهَا كُدُورَاتِ مَا ف۪ٓى اَسْرَارِنَا وَ تَشْف۪ى بِهَٓا اَمْرَاضَنَا وَ تَفْتَحُ بِهَٓا اَقْفَالَ قُلُوبِنَا<br />
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 481<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 515<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ تَمَثَّلَ ف۪يهِ اَنْوَارُ مَحَبَّتِكَ لِجَمَالِ صِفَاتِكَ وَ اَسْمَٓائِكَ بِكَوْنِهِ مِرْاٰةً جَامِعَةً لِتَجَلِّيَاتِ اَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى وَ مَنْ تَمَرْكَزَ ف۪يهِ شُعَاعَاتُ مَحَبَّتِكَ لِصَنْعَتِكَ فِى مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ اَكْمَلَ وَ اَبْدَعَ مَصْنُوعَاتِكَ وَ صَيْرُورَتِهِ اَنْمُوذَجَ كَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ فِهْرِسْتَةَ مَحَاسِنِ نُقُوشِكَ وَ مَنْ تَظَاهَرَ ف۪يهِ لَطَائِفُ مَحَبَّتِكَ وَ رَغْبَتِكَ لِاِسْتِحْسَانِ صَنْعَتِكَ بِكَوْنِهِ اَعْلٰى دَلَّالِى مَحَاسِنِ صَنْعَتِكَ وَ اَرْفَعَ الْمُسْتَحْسِنِينَ صَوْتًا فِى اِعْلَانِ حُسْنِ نُقُوشِكَ وَ اَبْدَعِهِمْ نَعْتًا لِكَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ مَنْ تَجَمَّعَ ف۪يهِ اَقْسَامُ مَحَبَّتِكَ وَ اِسْتِحْسَانِكَ لِمَحَاسِنِ اَخْلَاقِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ لَطَائِفِ اَوْصَافِ مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ جَامِعًا لِمَحَاسِنِ الْاَخْلَاقِ كَافَّةً بِاِحْسَانِكَ وَ لِلَطَائِفِ الْاَوْصَافِ قَاطِبَةً بِفَضْلِكَ وَ مَنْ صَارَ مِصْدَاقًا صَادِقًا وَ مِقْيَاسًا فَائِقًا لِجَم۪يعِ مَنْ ذَكَرْتَ فِى فُرْقَانِكَ اِنَّكَ تُحِبُّهُمْ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ وَ الصَّابِر۪ينَ وَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُتَّق۪ينَ وَ التَّوَّاب۪ينَ وَ الْاَوَّاب۪ينَ وَ جَم۪يعِ الْاَصْنَافِ الَّذ۪ينَ اَحْبَبْتَهُمْ وَ شَرَفْتَهُمْ لِمَحَبَّتِكَ فِى فُرْقَانِكَ حَتّٰى صَارَ اِمَامَ الْحَب۪يب۪ينَ لَكَ وَ سَيِّدَ الْمَحْبُوب۪ينَ لَكَ وَ رَئ۪يسَ اَوِدَّائِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ وَ اِخْوَانِهِ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 528<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِه۪<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَصْحَاب۪ى كَالنُّجُومِ بِاَيِّهِمْ اِقْتَدَيْتُمْ اِهْتَدَيْتُمْ وَ خَيْرُ الْقُرُونِ قَرْن۪ى وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الَّذ۪ى قَالَ لَاتَسُبُّوا اَصْحَاب۪ى لَوْ اَنْفَقَ اَحَدُكُمْ مِثْلَ اُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ نِصْفَ مُدٍّ مِنْ اَصْحَاب۪ى صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ<br />
Sözler (RNK) - 538<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ الَّذ۪ى فَتَحَ اَبْوَابَ الْجَنَّةِ بِحَب۪يبِيَّتِهِ وَ بِصَلَاتِهِ وَ اَيَّدَتْهُ اُمَّتُهُ عَلٰى فَتْحِهَا بِصَلَوَاتِهِمْ عَلَيْهِ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْرَارِ بِشَفَاعَةِ حَب۪يبِكَ الْمُخْتَارِ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 545<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Sözler (RNK) - 579<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ سَلِّمْ وَسَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ يَا رَبَّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 605<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ الصَّلَاةُ وَ التَّسْل۪يمَاتُ مِـلْأَ الْاَرضِ وَ السَّمٰوَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 637<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنِ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ وَ نَبَعَ مِنْ اَصَابِعِهِ الْمَاءُ كَالْكَوْثَرِ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَِع۪ينَ مِنْ اَوَّلِ الدُّنْيَا اِلٰى اٰخِرِ الْمَحْشَرِ<br />
Sözler (RNK) - 633<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ ف۪ى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ دَلَّالِ وَحْدَانِيَّتِكَ ف۪ى مَشْهَرِ كَٓائِنَاتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 647<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 703<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَوةُ عَلٰى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 750<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) – 807<br />
<br />
LEMALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى جَامِعِ مَكَارِمِ الْاَخْلَاقِ وَ مَظْهَرِ سِرِّ ‌ـ﴿وَ اِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ‌ـ﴾ اَلَّذ۪ى قَالَ : مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَه۪يدٍ<br />
Lemalar (RNK) - 68<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ فَلَكِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ نُجُومِ الْهُدٰى لِمَنِ اهْتَدٰى<br />
Lemalar (RNK) - 77<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ الْاَبْرَارِ وَعَلٰٓى اَصْحَابِهِ الْمُجَاهِد۪ينَ الْمُكْرَم۪ينَ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ<br />
Lemalar (RNK) - 105<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَٓائِهَا وَ عَافِيَةِ الْاَبْدَانِ وَ شِفَٓائِهَا وَ نُورِ الْاَبْصَارِ وَ ضِيَٓائِهَا وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ<br />
Lemalar (RNK) - 252<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ<br />
Lemalar (RNK) - 308<br />
<br />
فَيَكْف۪يكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ وَ اَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَتْ<br />
Lemalar (RNK) - 309<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ الْاَيَّامِ وَذَرَّاتِ الْاَنَامِ<br />
Lemalar (RNK) - 358<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ و السَّلَامُ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Lemalar (RNK) – 403<br />
<br />
ŞUALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا<br />
Şualar (RNK) - 8<br />
<br />
حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ نُورْ مُحَمَّدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ٭ حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ سِرُّ قَلْب۪ى ذِكْرُ اللّٰهِ ٭ ذِكْرُ اَحْمَدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ<br />
Şualar (RNK) - 89<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَٓا اَيُّهَا النَّبِىُّ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِح۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰٓى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ<br />
Şualar (RNK) - 92<br />
<br />
يَا رَبِّ بِحَقِّ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ بِعَدَدِ جَمِيعِ حُرُوفِ رَسَائِلِ النُّورِ الْمَضْرُوبِ تِلْكَ الْحُرُوفُ ف۪ى عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ جَم۪يعِ عُمْرِنَا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ مَعَ ضَرْبِ مَجْمُوعِهَا ف۪ى ذَرَّاتِ وُجُود۪ى فِى مُدَّةِ حَيَات۪ى وَاغْفِرْل۪ى وَلِمَنْ يُع۪ينُن۪ى ف۪ى نَشْرِ رَسَائِلِ النُّورِ وَكِتَابَتِهَا بِصَدَاقَةٍ بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا وَ لِاٰبَائِنَا وَلِسَادَاتِنَا وَشُيُوخِنَا وَ لِاَخَوَاتِنَا وَاِخْوَانِنَا وَلِطَلَبَةِ رِسَالَةِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ وَبِالْخَاصَّةِ لِمَنْ يَكْتُبُ وَيَسْتَنْسِخُ هٰذِهِ الرِّسَالَةَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 172<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ الْمَقْرُوئَةِ وَ الْمَكْتُوبَةِ اٰم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 635<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 667<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ بِعَدَدِهَا وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ بِعَدَدِهَا اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) – 749<br />
<br />
MEKTUBAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 89<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْمَوْجُودَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ مَا دَامَ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
Mektubat (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰى اٰلِهِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْمَٓاءِ<br />
Mektubat (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ عَدَدَ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Mektubat (RNK) - 207<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ ٭ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ فِى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 215<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ وَالتَّسْل۪يمَاتُ مِـلْاَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتِ<br />
Mektubat (RNK) - 223<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فِى الْجَنَّةِ وَ احْشُرْنَا وَ نَاشِرَهُ وَ رُفَقَائَهُ وَ صَاحِبَهُ سَع۪يدًا وَ وَالِد۪ينَا وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتِنَا تَحْتَ لِوَٓائِه۪ وَارْزُقْنَا شَفَاعَتَهُ وَ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 271<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 276<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْجَنَّةُ تَحْتَ اَقْدَامِ الْاُمَّهَاتِ وَ عَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 279<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا وَ قَالَ اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 293<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭<br />
Mektubat (RNK) - 31<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ.<br />
وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 324<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ اَنْوَاعِ الْكَائِنَاتِ وَمَوْجُودَاتِهَا<br />
Mektubat (RNK) - 330<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Mektubat (RNK) - 338<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ ‌ـ﴿اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْل۪ى لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ـ﴾ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 358<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ٭ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 370<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 386<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الشَّاكِر۪ينَ وَ الْحَامِد۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 396<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 405<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّهِ اَدَٓاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ ف۪ى شَهْرِ رَمَضَانَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 439<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ يَا مُنْزِلَ الْقُرْاٰنِ بِحَقِّ الْقُرْاٰنِ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ الْقُرْاٰنِ مَادَارَ الْقَمَرَانِ وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَنْزَلْتَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 444<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالنَّبِىِّ الْاُمِّىِّ الْحَب۪يبِ الْعَالِى الْقَدْرِ الْعَظ۪يمِ الْجَاهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 464<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ فِى الْعَالَم۪ينَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Mektubat (RNK) - 478<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الْغَوْثِ الْاَكْبَرِ ف۪ى كُلِّ الْعُصُورِ وَ الْقُطْبِ الْاَعْظَمِ ف۪ى كُلِّ الدُّهُورِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى تَظَاهَرَتْ حِشْمَةُ وَلَايَتِه۪ وَ مَقَامُ مَحْبُوبِيَّتِه۪ ف۪ى مِعْرَاجِه۪ وَ اِنْدَرَجَ كُلُّ الْوَلَايَاتِ ف۪ى ظِلِّ مِعْرَاجِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 496<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) – 508<br />
<br />
MUHAKEMAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِكَ<br />
Muhakemat (RNK) - 103<br />
<br />
أحمده تعالى حمدًا بلا حدّ، وأصلي على رسوله سيدنا محمد وعلى آله وصحبه سالكي الطريق الٔاسدّ<br />
Muhakemat (RNK) - 129<br />
<br />
İŞARATÜL İ'CAZ<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مُصَلّ۪ينَ عَلٰى نَبِيِّه۪ مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى اَرْسَلَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ جَعَلَ مُعْجِزَتَهُ الْكُبْرَى الْجَامِعَةَ بِرُمُوزِهَا وَ اِشَارَاتِهَا لِحَقَائِقِ الْكَائِنَاتِ بَاقِيَةً عَلٰى مَرِّ الدُّهُورِ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ عَامَّةً وَ اَصْحَابِه۪ كَافَّةً<br />
İşarat-ül İ'caz (RNK) - 14<br />
<br />
MESNEVİ NURİYE<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى هٰذَا الذَّاتِ النُّورَانِىِّ الَّذ۪ى اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ اَعْن۪ى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ الْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبِعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِئَاتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ سَبَّحَ ف۪ى كَفَّيْهِ الْحَصَاةُ وَ الْمَدَرُ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الذِّئْبَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الشَّجَرَ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰى آٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا يَا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 28<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 41<br />
<br />
فَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 47<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ وَ الصَّلَاةُ عَلٰى نَبِيِّه۪<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 49<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا يُنَاسِبُ حُرْمَتَهُ وَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 105<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى د۪ينِ الْاِسْلَامِ وَ كَمَالِ الْا۪يمَانِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى هُوَ مَرْكَزُ دَٓائِرَةِ الْاِسْلَامِ وَ مَنْبَعُ اَنْوَارِ الْا۪يمَانِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ مَا دَامَ الْمَلَوَانِ وَمَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 113<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ مَضْرُوب۪ينَ ف۪ى مِثْلِ ذٰلِكَ وَ اَمْثَالِ اَمْثَالِ ذٰلِكَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَنْصَارِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ وَاجْعَلْ كُلَّ صَلَاةٍ مِنْ كُلِّ ذٰلِكَ تَز۪يدُ عَلٰٓى اَنْفَاسِىَ الْعَاصِيَةِ ف۪ى مُدَّةِ عُمْر۪ى<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْاَهْوَالِ وَ الْاٰفَاتِ وَ تَقْض۪ى لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ وَ تَغْفِرَ لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ يَٓا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نِعْمَةِ الْا۪يمَانِ وَالْاِسْلَامِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ وَاَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَثَمَرَاتِ الْاَشْجَارِ وَنُقُوشِ الْاَزْهَارِ وَنَغَمَاتِ الْاَطْيَارِ وَلَمَعَاتِ الْاَنْوَارِ وَالشُّكْرُ لَهُ عَلٰى كُلِّ مِنْ نِعَمِه۪ فِى الْاَطْوَارِ بِعَدَدِ كُلِّ نِعَمِه۪ فِى الْاَدْوَارِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِ الْاَبْرَارِ وَالْاَخْيَارِ مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَاَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ ذَوِى الْاَنْوَارِ مَادَامَ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 130<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ عَلٰى رَحْمَتِه۪ عَلَى الْعَالَم۪ينَ بِرِسَالَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 185<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ مَادَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
*-*-* اِلٰه۪ى اَلذُّنُوبُ اَخْرَسَتْن۪ي وَ كَثْرَةُ الْمَعَاص۪ٓى اَخْجَلَتْن۪ى وَ شِدَّةُ الْغَفْلَةِ اَخْفَتَتْ صَوْت۪ى فَاَدُقُّ بَابَ رَحْمَتِكَ وَ اُنَاد۪ى ف۪ى بَابِ مَغْفِرَتِكَ بِصَوْتِ سَيِّد۪ى وَ سَنَدِى الشَّيْخِ عَبْدِ الْقَادِرِ الْگَيْلَان۪ى وَ نِدَٓائِهِ الْمَقْبُولِ الْمَاْنُوسِ عِنْدَ الْبَوَّابِ بِيَا مَنْ وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ لَا يَضُرُّهُ شَيْءٌ وَ لَا يَنْفَعُهُ شَيْءٌ وَ لَايَغْلِبُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ شَيْءٌ وَ لَا يَؤُدُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَسْتَع۪ينُ بِشَيْءٍ وَ لَا يُشْغِلُهُ شَيْءٌ عَنْ شَيْءٍ وَ لَا يُشْبِهُهُ شَيْءٌ وَ لَا يُعْجِزُهُ شَيْءٌ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى مِنْ شَيْءٍ يَا مَنْ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَةِ كُلِّ شَيْءٍ وَ بِيَدِه۪ مَقَال۪يدُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ هُوَ الْاَوَّلُ قَبْلَ كُلِّ شَيْءٍ وَالْاٰخِرُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الظَّاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْبَاطِنُ دُونَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْقَاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَ يَا عَل۪يمًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ مُح۪يطًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ بَص۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ يَا شَه۪يدًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ رَق۪يبًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ لَط۪يفًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ خَب۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ مِنَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى عَنْ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ٓى اَعُوذُ بِعِزَّةِ جَلَالِكَ وَ بِجَلَالِ عِزَّتِكَ وَ بِقُدْرَةِ سُلْطَانِكَ وَ بِسُلْطَانِ قُدْرَتِكَ مِنَ الْقَط۪يعَةِ وَ الْاَهْوَٓاءِ الرَّدِّيَّةِ يَا جَارَ الْمُسْتَج۪ير۪ينَ اَجِرْن۪ى مِنَ الشَّهَوَاتِ الشَّيْطَانِيَّةِ وَطَهِّرْن۪ى مِنَ الْقَاذُورَاتِ الْبَشَرِيَّةِ وَ صَفِّن۪ى بِحُبِّ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ بِالْمُحَبَّةِ الصِّدّ۪يقِيَّةِ مِنْ صَدَٓاءِ الْغَفْلَةِ وَ اَوْهَامِ الْجَهْلِ حَتّٰى تَفْنَى الْاَنَانِيَّةُ وَ يَبْقَى الْكُلُّ لِلّٰهِ وَ بِاللّٰهِ وَ اِلَى اللّٰهِ وَ مِنَ اللّٰهِ غَرْقًا بِنِعْمَةِ اللّٰهِ ف۪ى بَحْرِ مِنَّةِ اللّٰهِ مَنْصُور۪ينَ بِسَيْفِ اللّٰهِ مَحْظُوظ۪ينَ بِعِنَايَةِ اللّٰهِ مَحْفُوظ۪ينَ بِحِمَايَةِ اللّٰهِ عَنْ كُلِّ شَاغِلٍ يُشْغِلُ عَنِ اللّٰهِ فَيَا نُورَ الْاَنْوَارِ وَ يَا عَالِمَ الْاَسْرَارِ وَ يَا مُدَبِّرَ الَّيْلِ وَ النَّهَارِ يَا مَلِكُ يَا عَز۪يزُ يَا قَهَّارُ يَا رَح۪يمُ يَا وَدُودُ يَا غَفَّارُ يَا عَلَّامَ الْغُيُوبِ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَ الْاَبْصَارِ يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ يَا غَفَّارَ الذُّنُوبِ اِغْفِرْل۪ى ذُنُوب۪ى وَارْحَمْ مَنْ ضَاقَتْ عَلَيْهِ الْاَسْبَابُ وَ غُلِّقَتْ دُونَهُ الْاَبْوَابُ وَ تَعَسَّرَ عَلَيْهِ سُلُوكُ طَر۪يقِ اَهْلِ الصَّوَابِ وَانَْصَرَمَتْ اَيَّامُهُ وَ نَفْسُهُ رَاتِعَةٌ ف۪ى مَيَاد۪ينِ الْغَفْلَةِ وَ الْمَعْصِيَّةِ وَ دَنِىِّ الْاِكْتِسَابِ فَيَا مَنْ اِذَا دُعِىَ اَجَابَ وَ يَا سَر۪يعَ الْحِسَابِ وَ يَا كَر۪يمُ يَا وَهَّابُ اِرْحَمْ مَنْ عَظُمَ مَرَضُهُ وَ عَزَّ شِفَٓائُهُ وَ ضَعُفَتْ ح۪يلَتُهُ وَ قَوِىَ بَلَٓائُهُ وَ اَنْتَ مَلْجَئُهُ وَ رَجَٓائُهُ اِلٰه۪ى اِلَيْكَ اَرْفَعُ بَثّ۪ى وَ حُزْن۪ى وَ شِكَايَت۪ى اِلٰه۪ى حُجَّت۪ى حَاجَت۪ى وَ عُدَّت۪ى فَاقَت۪ى وَ انْقِطَاعُ ح۪يلَت۪ى اِلٰه۪ى قَطْرَةٌ مِنْ بِحَارِ جُودِكَ تُغْن۪ين۪ى وَ ذَرَّةٌ مِنْ تَيَّارِ عَفْوِكَ تَكْف۪ين۪ى يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَج۪يدُ يَا مُبْدِئُ يَا مُع۪يدُ يَا فَعَّالًا لِمَا يُر۪يدُ اَسْئَلُكَ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذ۪ى مَـلَأَ اَرْكَانَ عَرْشِكَ وَ اَسْئَلُكَ بِقُدْرَتِكَ الَّت۪ى قَدَرْتَ بِهَا عَلٰى جَمِيعِ خَلْقِكَ وَ بِرَحْمَتِكَ الَّت۪ى وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ يَا مُغ۪يثُ اَغِثْنَا وَاغْفِرْ جَم۪يعَ ذُنُوب۪ى وَ سَقَطَاتِ لِسَان۪ى ف۪ى جَم۪يعِ عُمْر۪ى بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 194<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ خَاتَمِ النَّبِيّ۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 236<br />
<br />
LAHİKALAR<br />
<br />
Kastamonu lahikası<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Kastamonu (RNK) - 45<br />
<br />
Barla Lahikası<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ وَ مَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Barla (RNK) - 22<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا ف۪ى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Barla (RNK) – 51<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 270<br />
<br />
وَ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَ اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَ صَحْبِهِ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
<br />
Barla (RNK) - 276<br />
<br />
وَ صَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِهِ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 365<br />
<br />
Emirdağ Lahikası<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مصلّيا على نبيه محمّد الّذى ارسله رحمة للعالمين و جعل معجزته الكبرى - الجامعة برموزها و اشاراتها لحقائق الكائنات - باقية على مر الدهور الى يوم الدين و على آله عامة و اصحابه كافة<br />
Emirdağ-2 (RNK) - 94<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[subhanallahivelhamdulillahivelailaheillallahuvallahuekber Tesbihatı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=581</link>
			<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 00:37:01 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=581</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2625" target="_blank" title="">Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber.png</a> (Dosya Boyutu: 764.87 KB / İndirme Sayısı: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm Tesbihatı Hakkinda Bilgiler</span></span><br />
<br />
 Subhânallâhi velhamdulillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Velâ havle velâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber zikrinin anlamı okunuşu ve arapçası<br />
<br />
Okunuşu: Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Anlamı: Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler ona mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.Azamet sahibi Yüce Allah’tan başkasında güç kuvvet ve kudret yoktur.<br />
Arapçası: سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ للهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَر وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ<br />
---<br />
Bu tesbihat hakkında kitaplar dolusu bilgi yazılsa yine de eksik kalır. Şükrü zikri tevhidi ve ismi azamları içerisinde barındıran muhteşem bir tesbihattır. Bu tesbihatı günlük en azından 100 defa okumak çok faziletlidir.<br />
Dualardan önce veya sonra okunması duaların tesirini artırır. Eğer tevekkül ve teslimiyet ile inanarak herhangi bir niyet ile okunsa niyet hasıl olur (biiznillah) Duaların kalıpları gönül kalıbına uyar ve gönül lisanı ile dua edilir ise bu duaların faydasını görmemek "İMKANSIZDIR"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Çok sıkıntılı durumda olana not:</span> Ey kardeşim, ne dua etsem, ne duasını okusam, acaba kabul olur mu, benim duamdan ne çıkar şeklinde düşüncelerle vaktini harcama ! Bu yazıyı okudu isen bu tesbihatı gece gündüz okumaya başla. Yüce Allah'a hakkı ile tevekkül et. Düşün ki; Alemleri yoktan var eden Şanı Yüce Allah için her şey çok kolaydır. Allah kuluna kafidir. Allah'a dayanan ve sığınan boşa düşmez. Her şeyin sahibi olan Yüce Allah'a tevekkül ve teslimiyet ile gözyaşı ile hüzün ile yönel. Göreceksin ki Allah kuluna yeter.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler</span><br />
Allahu teâlânın indinde, tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur.<br />
Zikrin efdali, La ilahe illallah, duanın efdali de elhamdülillahtır.<br />
Ebu Hureyre (R.A.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir."<br />
"Her kim bu duayı okursa her okuyuşunda cennette kendisi için bir ağaç dikilir.”<br />
Bir başka rivayette de İbni Mes"ud (ra) anlatıyor: “(sas) buyurdular ki: Miraç sırasında Hz. İbrahim"le karşılaştım. Bana: Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve haber ver ki, cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallahi, velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu vAllahu ekber cümlesidir. (Tirmizi: Daavat, 60).<br />
Cennet hazinesi olan, "Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.<br />
Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihat [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah buyurdu ki: (Bâkıyat-üs-sâlihatı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.)<br />
Tekbir :Allahu ekber, <br />
Tahmid :Elhamdülillah, <br />
Tesbih :Subhanallah, <br />
Tehlil :La ilahe illallah, <br />
Temcid :La havle vela kuvvete illa billah <br />
<br />
İsrafil (a.s) Peygamber Efendimize (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi : ” Ya Muhammed (s.a.v) , bir kimse ;<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illAllahu vAllahu ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” (Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başkasında güç ve kudret yoktur.)tesbihini bin defa okursa ALLAHU TEALA ona beş haslet ihsan eyler ;<br />
1. ALLAH (c.c) onu çok zikreden zümre arasına yazar.<br />
2. Gece ve gündüzde kesndisini zikredenlerin en faziletlisi eyler.<br />
3. Bu tesbihler, onun için Cennette dikili ağaçlar olur.<br />
4. Bu tesbihler , o kimsenin günahlarını döker.Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi.<br />
5. ALLAHU TEALA onu gözetir.ALLAHU TEALA bir kimseyi gözetirse ona azab etmez.<br />
<br />
Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrinin fazileti ile ilgili hadisi şerif ve açıklaması...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” <br />
<br />
Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Bu zikirde dört ayrı zikir bulunmaktadır. Biri sübhânallah’tır. Bir önceki hadiste de belirtildiği üzere bu kısacık sözün anlamı, ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim, O’na hiçbir eksikliği yakıştırıp yaklaştırmam, demektir.<br />
<br />
İkincisi elhamdülillâh’tır. Bunun anlamı da, ben Cenâb-ı Hakk’ı bana verdiği sayısız iyilikler sebebiyle bütün gönlümle övgüyle anarım, demektir. Her fırsatta Allah’a hamd etmek kulun en başta gelen görevidir. Elhamdülillâh demek aynı zamanda Allah’a şükretmektir. Diğer bir ifadeyle hamd şükrün başıdır. Allah’a hamd etmeyen kimse, aynı zamanda O’na şükretmemiş olur.<br />
<br />
Üçüncüsü lâ ilâhe illallah’tır. Kâinâtta yegâne varolan, ebediyyen yaşayacak olan sadece Allah’tır. O’ndan başka bir mevcut, O’ndan başka ibadete lâyık bir varlık yoktur. Benim biricik Rabbim, önünde en derin hürmetle eğildiğim, huzurunda secdeye kapandığım sadece O’dur, gibi mânalara gelmektedir.<br />
<br />
Dördüncüsü de Allahü ekber’dir. Allah’ın büyüklüğü, azameti, kudreti, saltanatı, kısaca O’nun kibriyâsı hiç kimsenin bilemeyeceği kadar yücedir, uludur, anlamına gelir.<br />
<br />
Allah'ın Resûlü bu zikri, üzerine güneş doğan her şeyden daha üstün tuttuğunu söylemektedir. Bu ifadesiyle Efendimiz bütün dünya nimetlerinin gelip geçici, fakat bu zikrin sevabının kalıcı olduğunu hatırlatmakta, bunun için de fâni şeylerin değil, sevabı tükenmeyen işlerin peşine düşmek gerektiğini îmâ etmektedir. Belki de Peygamber Efendimiz bu zikri söylemeyi, bütün dünyayı elde edip sonra da onu Allah yolunda harcamaya tercih edeceğini belirtmek istemiş, dolayısıyla bu zikrin dünyaya bedel olduğunu ifade buyurmuştur:<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfte geçen her bir zikir kelimesinin Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edildiği daha önce de görülmüştü (bk. 1142 numaralı hadis). Buna göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her gün herkesin vücudundaki eklemler sayısınca birer sadaka vermesi gerektiğini belirtmiş ve “Her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbir bir sadakadır”, buyurmuştur. Namazımızı bitirdikten sonra günde aşağı yukarı beş defa söylediğimiz “Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrini bir mü’min her gün doksan defa söylerse, vücudundaki 360 eklemin her biri için bir sadaka vermiş olur.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Resûl-i Ekrem Efendimiz bize, bu hadîs-i şerifte öğrettiği zikri okumayı tavsiye etmektedir.<br />
    Dünya gelip geçici, zikirlerin sevabı ise kalıcıdır. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz bu zikrin yeryüzündeki her şeyden daha üstün olduğunu belirtmektedir.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2625" target="_blank" title="">Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber.png</a> (Dosya Boyutu: 764.87 KB / İndirme Sayısı: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm Tesbihatı Hakkinda Bilgiler</span></span><br />
<br />
 Subhânallâhi velhamdulillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Velâ havle velâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber zikrinin anlamı okunuşu ve arapçası<br />
<br />
Okunuşu: Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Anlamı: Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler ona mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.Azamet sahibi Yüce Allah’tan başkasında güç kuvvet ve kudret yoktur.<br />
Arapçası: سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ للهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَر وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ<br />
---<br />
Bu tesbihat hakkında kitaplar dolusu bilgi yazılsa yine de eksik kalır. Şükrü zikri tevhidi ve ismi azamları içerisinde barındıran muhteşem bir tesbihattır. Bu tesbihatı günlük en azından 100 defa okumak çok faziletlidir.<br />
Dualardan önce veya sonra okunması duaların tesirini artırır. Eğer tevekkül ve teslimiyet ile inanarak herhangi bir niyet ile okunsa niyet hasıl olur (biiznillah) Duaların kalıpları gönül kalıbına uyar ve gönül lisanı ile dua edilir ise bu duaların faydasını görmemek "İMKANSIZDIR"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Çok sıkıntılı durumda olana not:</span> Ey kardeşim, ne dua etsem, ne duasını okusam, acaba kabul olur mu, benim duamdan ne çıkar şeklinde düşüncelerle vaktini harcama ! Bu yazıyı okudu isen bu tesbihatı gece gündüz okumaya başla. Yüce Allah'a hakkı ile tevekkül et. Düşün ki; Alemleri yoktan var eden Şanı Yüce Allah için her şey çok kolaydır. Allah kuluna kafidir. Allah'a dayanan ve sığınan boşa düşmez. Her şeyin sahibi olan Yüce Allah'a tevekkül ve teslimiyet ile gözyaşı ile hüzün ile yönel. Göreceksin ki Allah kuluna yeter.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler</span><br />
Allahu teâlânın indinde, tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur.<br />
Zikrin efdali, La ilahe illallah, duanın efdali de elhamdülillahtır.<br />
Ebu Hureyre (R.A.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir."<br />
"Her kim bu duayı okursa her okuyuşunda cennette kendisi için bir ağaç dikilir.”<br />
Bir başka rivayette de İbni Mes"ud (ra) anlatıyor: “(sas) buyurdular ki: Miraç sırasında Hz. İbrahim"le karşılaştım. Bana: Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve haber ver ki, cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallahi, velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu vAllahu ekber cümlesidir. (Tirmizi: Daavat, 60).<br />
Cennet hazinesi olan, "Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.<br />
Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihat [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah buyurdu ki: (Bâkıyat-üs-sâlihatı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.)<br />
Tekbir :Allahu ekber, <br />
Tahmid :Elhamdülillah, <br />
Tesbih :Subhanallah, <br />
Tehlil :La ilahe illallah, <br />
Temcid :La havle vela kuvvete illa billah <br />
<br />
İsrafil (a.s) Peygamber Efendimize (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi : ” Ya Muhammed (s.a.v) , bir kimse ;<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illAllahu vAllahu ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” (Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başkasında güç ve kudret yoktur.)tesbihini bin defa okursa ALLAHU TEALA ona beş haslet ihsan eyler ;<br />
1. ALLAH (c.c) onu çok zikreden zümre arasına yazar.<br />
2. Gece ve gündüzde kesndisini zikredenlerin en faziletlisi eyler.<br />
3. Bu tesbihler, onun için Cennette dikili ağaçlar olur.<br />
4. Bu tesbihler , o kimsenin günahlarını döker.Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi.<br />
5. ALLAHU TEALA onu gözetir.ALLAHU TEALA bir kimseyi gözetirse ona azab etmez.<br />
<br />
Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrinin fazileti ile ilgili hadisi şerif ve açıklaması...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” <br />
<br />
Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Bu zikirde dört ayrı zikir bulunmaktadır. Biri sübhânallah’tır. Bir önceki hadiste de belirtildiği üzere bu kısacık sözün anlamı, ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim, O’na hiçbir eksikliği yakıştırıp yaklaştırmam, demektir.<br />
<br />
İkincisi elhamdülillâh’tır. Bunun anlamı da, ben Cenâb-ı Hakk’ı bana verdiği sayısız iyilikler sebebiyle bütün gönlümle övgüyle anarım, demektir. Her fırsatta Allah’a hamd etmek kulun en başta gelen görevidir. Elhamdülillâh demek aynı zamanda Allah’a şükretmektir. Diğer bir ifadeyle hamd şükrün başıdır. Allah’a hamd etmeyen kimse, aynı zamanda O’na şükretmemiş olur.<br />
<br />
Üçüncüsü lâ ilâhe illallah’tır. Kâinâtta yegâne varolan, ebediyyen yaşayacak olan sadece Allah’tır. O’ndan başka bir mevcut, O’ndan başka ibadete lâyık bir varlık yoktur. Benim biricik Rabbim, önünde en derin hürmetle eğildiğim, huzurunda secdeye kapandığım sadece O’dur, gibi mânalara gelmektedir.<br />
<br />
Dördüncüsü de Allahü ekber’dir. Allah’ın büyüklüğü, azameti, kudreti, saltanatı, kısaca O’nun kibriyâsı hiç kimsenin bilemeyeceği kadar yücedir, uludur, anlamına gelir.<br />
<br />
Allah'ın Resûlü bu zikri, üzerine güneş doğan her şeyden daha üstün tuttuğunu söylemektedir. Bu ifadesiyle Efendimiz bütün dünya nimetlerinin gelip geçici, fakat bu zikrin sevabının kalıcı olduğunu hatırlatmakta, bunun için de fâni şeylerin değil, sevabı tükenmeyen işlerin peşine düşmek gerektiğini îmâ etmektedir. Belki de Peygamber Efendimiz bu zikri söylemeyi, bütün dünyayı elde edip sonra da onu Allah yolunda harcamaya tercih edeceğini belirtmek istemiş, dolayısıyla bu zikrin dünyaya bedel olduğunu ifade buyurmuştur:<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfte geçen her bir zikir kelimesinin Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edildiği daha önce de görülmüştü (bk. 1142 numaralı hadis). Buna göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her gün herkesin vücudundaki eklemler sayısınca birer sadaka vermesi gerektiğini belirtmiş ve “Her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbir bir sadakadır”, buyurmuştur. Namazımızı bitirdikten sonra günde aşağı yukarı beş defa söylediğimiz “Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrini bir mü’min her gün doksan defa söylerse, vücudundaki 360 eklemin her biri için bir sadaka vermiş olur.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Resûl-i Ekrem Efendimiz bize, bu hadîs-i şerifte öğrettiği zikri okumayı tavsiye etmektedir.<br />
    Dünya gelip geçici, zikirlerin sevabı ise kalıcıdır. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz bu zikrin yeryüzündeki her şeyden daha üstün olduğunu belirtmektedir.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Lâ Ilâhe Illallàhu Vahdehü Lâ Şerîke Leh" Okumanın Fazîletleri]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=580</link>
			<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 00:34:15 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=580</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://abload.de/img/kelime-i-tevhidi-tayy7xjuh.png" loading="lazy"  alt="[Resim: kelime-i-tevhidi-tayy7xjuh.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">"Lâ Ilâhe Illallàhu Vahdehü Lâ Şerîke Leh"  Kelime-i Tevhidi Tayyibesini Okumanın Fazîletleri</span><br />
<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!<br />
<br />
Sadakallahul Aziym FURKAN Suresi 58. ayet<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on kere<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü<br />
Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü, ve huve hayyun lâ yemût, biyedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” derse...<br />
kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">ARAPCASI</span><br />
<br />
لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Anlamı:</span><br />
<br />
"Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.<br />
O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdir"<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
( Hadis-i Şerif , Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, )<br />
</span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere "Sübhânallahi ve bihamdihi" derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette:  يُحْيِى وَيُمِيتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ  (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Her kim günde on kere:<br />
<br />
(Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.) (1) derse, Hazret-i İsmâil neslinden on köle azad etmiş gibi sevaba nâil olacağı ve tam bir ihlâsla kalben tasdik, lisânen de söylediği takdirde, Hazret-i Allah Celle ve A'lâ'nın o zikri söyleyen kuluna re'fet ve rahmet nazarıyla bakacağı ve onun tevhidini ve şükrünü kabul edip, taleb ve isteklerine icâbetle hacetlerini de kaza edeceği gibi, bu tesbihi zikredenlerden daha çok bir sàlih amel sahibi de bulunmayacağı ayrıca bildirilmiştir. (Et-Tergîb, 2/418)<br />
<br />
(1) [Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur; o tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur, hamd ona mahsustur ve o her şeye kàdirdir.]<br />
<br />
Efendimiz SAS Hazretleri buyurmuşlar ki:<br />
<br />
"Duaların en hayırlısı, Arafe gününde yapılan duadır. Ben ve benden evvelki bütün peygamberlerin dualarının en hayırlısı da, (Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.) zikridir." (Feyzül-Kadîr, 3/4005)<br />
<br />
Hattâ bunu günde yüz defa söylemenin fezàili çok yüksek olmakla beraber sabah ve ikindi, hatta akşam namazlarından sonra, çarşı ve pazarlarda dahi söylemenin fezàili saymakla bitmez ve tükenmez."<br />
<br />
Bazı rivayetlerde ise:<br />
<br />
(Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît, ve hüve hayyün lâ yemût, biyedikel-hayru ve hüve alâ külli şey'in kadîr.) olarak da bildirilmiştir. (Et-Tergîb, 2/449)<br />
<br />
Bununla beraber, "Allah-u Tebâreke ve Teàlâ Hazretleri'nin rızası kasdıyla hangi şekliyle denirse densin, Allah-u Teàlâ Hazretleri bu kelime-i tayyibenin okunduğundan nâşi, o kulunu cennetine ve nîmetlerine kavuşturur." buyrulmuştur.<br />
<br />
Binâen aleyh, bu gibi fezàil-i kesîreyi câmi olan ve Peygamberimizle beraber bütün büyük peygamberlerin okuduğu bu çeşid tevhidlerin okunması ve vird edinmesinin bir çok dünyevi ve uhrevi hayırları, nîmetleri ve pek çok faydayı calib olduğu akl-ı selim sahiblerince ma'lûmdur. Gaflet edilmeyip bu fani dünyada ebedi ahiret nîmetlerine mazhar olabilmek için elden gelen gayreti sarf etmenin ne kadar münasib olacağı cümlenin ma'lûmudur.<br />
<br />
Allah'ın Zikri Hariç Dünya ve İçindekilerin Hepsi Mel'undur. Sabahleyin Kılınan 2 Rekat namaz, Dünya ve içindeki Herşeyden Hayırlıdır. (h-ş)<br />
<br />
Öleceğiz öleceğiz müjdeler olsun<br />
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun<br />
------------------<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Etiketler :</span><br />
<br />
"Lâ Ilâhe Illallàhu Vahdehü Lâ Şerîke Leh" ,Demenin Fazîletleri,Kelime-i Tevhidi Tayyibesini,Okumanın Fazîletleri,Lâ ilâhe illallahü,vahdehû lâ şerîke lehü,Lehü’l-mülkü,ve lehû’l-hamdü,yuhyî ve yümîtü,ve huve hayyun lâ yemût, biyedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr,لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ  ,لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ,يُحْيِى وَيُمِيتُ,وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ,بِيَدِهِ الْخَيْرُ,وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ,<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://abload.de/img/kelime-i-tevhidi-tayy7xjuh.png" loading="lazy"  alt="[Resim: kelime-i-tevhidi-tayy7xjuh.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">"Lâ Ilâhe Illallàhu Vahdehü Lâ Şerîke Leh"  Kelime-i Tevhidi Tayyibesini Okumanın Fazîletleri</span><br />
<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!<br />
<br />
Sadakallahul Aziym FURKAN Suresi 58. ayet<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on kere<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü<br />
Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü, ve huve hayyun lâ yemût, biyedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” derse...<br />
kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">ARAPCASI</span><br />
<br />
لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Anlamı:</span><br />
<br />
"Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.<br />
O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdir"<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
( Hadis-i Şerif , Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, )<br />
</span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere "Sübhânallahi ve bihamdihi" derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette:  يُحْيِى وَيُمِيتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ  (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Her kim günde on kere:<br />
<br />
(Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.) (1) derse, Hazret-i İsmâil neslinden on köle azad etmiş gibi sevaba nâil olacağı ve tam bir ihlâsla kalben tasdik, lisânen de söylediği takdirde, Hazret-i Allah Celle ve A'lâ'nın o zikri söyleyen kuluna re'fet ve rahmet nazarıyla bakacağı ve onun tevhidini ve şükrünü kabul edip, taleb ve isteklerine icâbetle hacetlerini de kaza edeceği gibi, bu tesbihi zikredenlerden daha çok bir sàlih amel sahibi de bulunmayacağı ayrıca bildirilmiştir. (Et-Tergîb, 2/418)<br />
<br />
(1) [Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur; o tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur, hamd ona mahsustur ve o her şeye kàdirdir.]<br />
<br />
Efendimiz SAS Hazretleri buyurmuşlar ki:<br />
<br />
"Duaların en hayırlısı, Arafe gününde yapılan duadır. Ben ve benden evvelki bütün peygamberlerin dualarının en hayırlısı da, (Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.) zikridir." (Feyzül-Kadîr, 3/4005)<br />
<br />
Hattâ bunu günde yüz defa söylemenin fezàili çok yüksek olmakla beraber sabah ve ikindi, hatta akşam namazlarından sonra, çarşı ve pazarlarda dahi söylemenin fezàili saymakla bitmez ve tükenmez."<br />
<br />
Bazı rivayetlerde ise:<br />
<br />
(Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît, ve hüve hayyün lâ yemût, biyedikel-hayru ve hüve alâ külli şey'in kadîr.) olarak da bildirilmiştir. (Et-Tergîb, 2/449)<br />
<br />
Bununla beraber, "Allah-u Tebâreke ve Teàlâ Hazretleri'nin rızası kasdıyla hangi şekliyle denirse densin, Allah-u Teàlâ Hazretleri bu kelime-i tayyibenin okunduğundan nâşi, o kulunu cennetine ve nîmetlerine kavuşturur." buyrulmuştur.<br />
<br />
Binâen aleyh, bu gibi fezàil-i kesîreyi câmi olan ve Peygamberimizle beraber bütün büyük peygamberlerin okuduğu bu çeşid tevhidlerin okunması ve vird edinmesinin bir çok dünyevi ve uhrevi hayırları, nîmetleri ve pek çok faydayı calib olduğu akl-ı selim sahiblerince ma'lûmdur. Gaflet edilmeyip bu fani dünyada ebedi ahiret nîmetlerine mazhar olabilmek için elden gelen gayreti sarf etmenin ne kadar münasib olacağı cümlenin ma'lûmudur.<br />
<br />
Allah'ın Zikri Hariç Dünya ve İçindekilerin Hepsi Mel'undur. Sabahleyin Kılınan 2 Rekat namaz, Dünya ve içindeki Herşeyden Hayırlıdır. (h-ş)<br />
<br />
Öleceğiz öleceğiz müjdeler olsun<br />
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun<br />
------------------<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Etiketler :</span><br />
<br />
"Lâ Ilâhe Illallàhu Vahdehü Lâ Şerîke Leh" ,Demenin Fazîletleri,Kelime-i Tevhidi Tayyibesini,Okumanın Fazîletleri,Lâ ilâhe illallahü,vahdehû lâ şerîke lehü,Lehü’l-mülkü,ve lehû’l-hamdü,yuhyî ve yümîtü,ve huve hayyun lâ yemût, biyedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr,لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ  ,لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ,يُحْيِى وَيُمِيتُ,وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ,بِيَدِهِ الْخَيْرُ,وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ,<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[imami Zeynel Abidin in Sahifei Seccadiyesi Tamamı(Dualari)]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=579</link>
			<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 00:27:41 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=579</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">imami Zeynel Abidin in Sahifei Seccadiyesi (Dualari)</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kerbeladan geriye Kalan Peygamberimizin Torunu Hüseyin efendimizin oglu imami Zeynel Abidin in Dualari</span><br />
<br />
Allah´a Hamd ve Sena İle İlgili Duası<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s), duaya Allah´a hamd ve sena ile başlar ve şöyle buyururdu:<br />
<br />
Hamd Allah a ki ilkdir, O´ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O´ndan sonra bir son yoktur. Gözler O´nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O nu vasfetmekten âcizdir.<br />
<br />
Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir ruh için paylaştırılmış belli bir rızk tayin etti. O, birine çok rızk verdi mi kimse onu azaltamaz; birine de az verdi mi kimse onu çoğaltamaz.<br />
<br />
Sonra onların her biri için vakitlendirilmiş bir ecel, sınırlandırılmış bir süre belirledi. Her geçen gün adım adım ona doğru ilerlemekte, her geçen yıl ona daha bir yakınlaşmaktadır. Süresi dolunca da vaad ettiği bol sevapla ödüllendirmek ya da sakındırdığı azapla cezalandırmak üzere ruhunu kabzeder. Böylece kötüler en kötü işlerinin karşılığını görürler; iyiler de iyi amellerinin ödülünü en güzel şekliyle alırlar. (Necm /31) Çünkü adaleti bunu gerektirmektedir. İsimleri kutsal, nimetleri açıktır. O, yaptığından dolayı sorgulanmaz, bilakis onlar sorgulanırlar. (Enbiya /23)<br />
<br />
Hamd Allah a ki, eğer kullarına, ardı arkası kesilmeyen minnetler ve açık seçik bol nimetler karşısında hamd etmeyi öğretmemiş olsaydı, nimetlerinde tasarruf ederler, ama O na hamd etmezlerdi; rızkından bol bol yararlanırlar, ama şükretmezlerdi. Böyle olunca da insanlık sınırlarından çıkar, hayvanlık seviyesine düşerlerdi. O zaman da yüce Allah ın Kur an da nitelendirdiği kimselerden olurlardı: Onlar hayvanlar gibidirler; hatta yolca daha şaşkındırlar. (Furkan/44)<br />
<br />
Hamd Allah a ki, kendisini bize tanıttı; şükrünü bize ilham etti; rablığı gereği ilim kapılarını yüzümüze açtı, kendisini ihlas ile birlememize kılavuzluk etti; ilhaddan (Allah ı inkâr) ve emrinde kuşkuya kapılmaktan bizi uzak tuttu. Öyle bir hamd ki, onunla kendisine hamd eden kullarının arasında yer alalım ve rıza ve affını kazanma yarışında herkesten öne geçelim. Öyle bir hamd ki, Berzah karanlıklarını bize aydınlatsın; kabirden çıkarılmayı bize kolaylaştırsın; her nefsin kazandığıyla cezalandırılacağı, kimsenin zulme uğramayacağı (Casiye/23), hiçbir dostun dostuna bir şey kazandıramayacağı ve hiçbir yerden yardım göremeyecekleri gün (Duhan/41) tanıkların durduğu yerlerde mekânlarımızı şereflendirsin.<br />
<br />
Öyle bir hamd ki, bizden en yüce İlliyyun a, Allah a yakın olanların gördüğü ve amellerin sayılıp yazıldığı kitaba (Mutaffifîn/20-21) yükselsin. Öyle bir hamd ki, gözler faltaşı gibi açıldığında onunla gözlerimiz aydın olsun; çehreler siyahlaşınca onunla yüzlerimiz ak olsun. Öyle bir hamd ki, onun sayesinde Allah ın acıklı ateşinden salıverilip Allah ın ikram dolu komşuluğunu kazanalım. Öyle bir hamd ki, onunla mukarreb meleklerle boy ölçüşelim ve zevali olmayan keramet yurdunda mürsel peygamberlerle birlikte olalım.<br />
<br />
Hamd Allah a ki, yaratılışın güzelliklerini bizim için seçti; temiz rızkları bizim için çıkardı, verdiği güçle bizi bütün yaratıklarından üstün kıldı. Böylece, kudretiyle bütün yaratıkları bize boyun eğmekte; izzetiyle bize itaat etmekteler. Ve hamd Allah a ki, kendisinden başka kimseye bizi muhtaç kılmadı. O halde nasıl O na hamd etmeye güç yetirebilir, ya da ne zaman şükrünü yerine getirebiliriz Hayır, kesinlikle hiçbir zaman!<br />
<br />
Ve hamd Allah a ki, bizde açılma ve kasılma araçları bıraktı; bizi hayat esintileriyle faydalandırdı; bizde çalışma uzuvları meydana getirdi; temiz rızklarla beslenmemizi sağladı; fazlıyla bizi zengin etti; nimetiyle bizi sermaye sahibi kıldı. Sonra itaatimizi ölçmek için bize birtakım emirler yöneltti; şükrümüzü sınamak için bizi birtakım şeylerden sakındırdı. Ama biz O nun emrettiği yoldan çıktık, sakındırdığı şeylerin içine daldık. Ancak O, bundan dolayı bizi hemencecik cezalandırmadı; acele bizden intikam almaya kalkmadı. Aksine, rahmetiyle bir lütuf olarak, bize mühlet verdi; şefkatiyle sabır ve hazımla (tövbe edip) dönmemizi bekledi.<br />
<br />
Ve hamd Allah a ki, bize tövbe yolunu gösterdi; O nun lütuf ve fazlı olmasaydı kesinlikle ona hak kazanamazdık. Şimdi eğer O nun fazlından bir tek bu tövbeyi sayacak olsak, hakkımızdaki sınavının fevkalade güzel, bize yönelik ihsanının çok büyük, üzerimizdeki lütfunun çok yoğun olduğunu görürüz. Oysa bizden öncekiler (örneğin İsrail oğulları) hakkında tövbe hususunda böyle bir sünneti (kuralı) yoktu. Bakınız, gücümüzü aşan yükümlülükleri omuzlarımızdan kaldırmış; yalnızca güç yetirebildiğimiz şeylerle bizi yükümlü kılmış; bizden, kolay olandan başka bir şey istememiş; böylece hiçbir kimseye herhangi bir bahane ve mazeret bırakmamıştır. Dolayısıyla içimizden helak olan, (bu kadar kolaylıklara rağmen) O na muhalefet edendir; saadete eren ise, O na rağbet edendir.<br />
<br />
Meleklerinden O na en yakın olanı, yaratıklarından katında en değerli olanı ve kendisine hamd edenlerin, indinde en beğenileni O na neyle (nasıl) hamd ettiyse, onunla Allah a hamd olsun. Öyle bir hamd (ve övgü) ki; Rabbimizin bütün yaratıklarına olan üstünlüğü gibi, diğer bütün hamdlerden üstün olsun. Sonra, bize ve geçmiş-gelecek bütün kullarına olan her bir nimetinin yerine, ilminin kuşattığı bütün şeylerin sayısıca ve o nimetlerin her birinin yerine kat kat fazlasıyla, kıyamet gününe kadar ardı arkası kesilmeksizin ebedi olarak O na hamd olsun.<br />
<br />
Öyle bir hamd ki, erişilecek sınırı, sayılacak adedi, ulaşılacak sonu ve bitecek süresi olmasın! Öyle bir hamd ki, bizi O nun itaati ve affına kavuştursun; rızasını kazanmamıza vesile olsun; mağfiretini elde etmemize yarasın; bizi cennetine götürsün; azabından, gazabından korusun; O na itaat etmemize destek, isyan etmemize engel olsun; hakkını eda edip belirlediği vazifeleri yerine getirmemize yardımcı olsun.<br />
<br />
Öyle bir hamd ki, sayesinde saadetli dostlarının arasında saadete erelim ve düşmanlarının kılıçlarıyla şehit düşenlerin arasında yer alalım. Hiç şüphesiz, O, nimetlerin velisidir, hamdin (övgünün) yegane sahibidir.<br />
<br />
Resulullah´a Salat ve Selam İle İlgili Duası<br />
Ve hamd Allah a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Muhammed -Allah ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin sonuncusu kıldı; inkârcılara karşı bizi tanıklar yaptı ve nimetiyle, az olanlar karşısında sayımızı çoğalttı.<br />
<br />
Allah ım, o halde vahyinin emini, yaratıklarının seçkini, kullarının arasından seçip beğendiğin, rahmet imamı, hayır önderi ve bereket anahtarı olan Muhammed e salat eyle (derecesini yücelt); nasıl ki o kendini senin işin için adadı; bedenini senin uğruna eziyetlere maruz bıraktı; (insanları) sana doğru çağırırken yakınlarıyla açıkça çelişti; senin rızan uğruna kabilesiyle savaştı; dinini ihya etmek için akrabalarıyla ilişkisini kesti; inkâr ettikleri için yakın olanları uzaklaştırdı; sana icabet ettikleri için uzak olanları yakınlaştırdı; senin yolunda en uzak kimseleri dost edindi; en yakın kimselere düşman kesildi; elçiliğini iletmek için kendini yordu; (insanları) dinine davet etmekle kendini nice zahmetlere soktu; uğraşı, davetine muhatap olanları öğütlemek oldu; dinini aziz kılmak, güçlendirmek ve sana karşı küfre sapanlara galebe çalmak amacıyla gurbet diyarlarına; doğup büyüdüğü, yakınlarının bulunduğu, taşını, toprağını tanıdığı vatanından uzak yerlere göç etti (Medine ye hicret); ve nihayet, düşmanlara karşı elde etmek istediği başarıyı, dostların için öngördüğü sonucu tastamam elde etti. Senden medet umarak, güçsüz olduğu halde senin yardımınla güç kazanarak düşmanlarının üzerine yürüdü; evlerinin içinde onlarla savaştı; karargâhlarının tam ortasında onlara saldırdı. Derken, müşriklerin istememesine rağmen senin dinin aşikâr oldu, kelimen yüceldi.<br />
<br />
Allah ım, senin yolunda çekmiş olduğu zahmetler karşısında O nu cennetinin en yüce derecesine yükselt. Öyle ki, derece bakımından kimse onunla eşit olmasın; makam bakımından kimse ona denk olmasın; katında hiçbir mukarreb melek ve hiçbir mürsel peygamber onunla boy ölçüşemesin. Ve onu, tertemiz Ehl-i Beyti ve mü min ümmeti hakkında kendisine vaad ettiğin güzel (kabul edilen) şefaatin en yüce mertebesiyle tanıştır. Ey vaadi geçerli olan, sözüne vefa eden; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere dönüştüren (yüce Allah)! Hiç kuşkusuz, sen büyük lütuf sahibisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meleklere Salat İle İlgili Duası</span><br />
Allah´ım, seni tesbih etmekten bıkmayan, seni kutsamaktan usanmayan, sana ibadet etmekten yorulmayan, emrini imtisalde ciddiyetle çalışıp ihmalkârlık etmeyen, sana olan iştiyaklarından asla gaflete düşmeyen, Arşının taşıyıcılarına; kirpik kırpmadan izninin ve emrinin gelmesini bekleyen, (emrin gelince de) Sur a üfleyerek kabir rehinleri olan baygınları ayıltacak Sur sahibi İsrafil e; indinde şan-şeref sahibi olan, sana itaat ederek yüksek bir yere ulaşan Mikail e; vahyinin emini, gökler ehlinin yanında kendisine itaat edilen, nezdinde saygın olan, katında mukarreb (yakınlaştırılmış) olan Cebrail e; perdeler meleklerine müvekkel olan Ruh a (bir melek) ve senin emrinden olan Ruh a (bir başka melek) salat eyle.<br />
<br />
Onlardan alttaki, göklerinin sakinleri, elçiliğin hususunda güvenilir olan, çalışmaktan bıkkınlık duymayan; zor işlerden yorulup yılmayan, nefsani istekleri kendilerini seni tesbih etmekten alıkoymayan, gafletler unutkanlığıyla seni ululamaktan geri kalmayan, yere bakan gözleriyle sana doğru bakmaya kasdetmeyen, çenelerini aşağı indirmiş, katındakine büyük rağbet duyan, nimetlerini anmaya aşırı derecede düşkün olan, azametinin, büyüklüğünün yüceliği karşısında alçalan; günah ehline karşı cehennemin uğultusunu görünce: Her türlü eksiklikten münezzehsin sen, sana hakkıyla ibadet etmedik söyleyen meleklerine de (salat eyle, Allah ım).<br />
<br />
Bütün bunlara salat ettiğin gibi; rahmet meleklerine; katında yakınlık sahibi olanlara; gaybı peygamberlerine taşıyanlara; vahyinin eminleri olanlara; kendin için ayırdığın, kutsamanla kendilerini yiyip içmekten müstağni kıldığın ve gök tabakalarına yerleştirdiğin melekler kabilelerine; göklerin uçlarında vaadinin sona ermesiyle emrinin (kıyametin) gerçekleşmesini bekleyenlere; yağmur hazinelerinin bekçilerine; bulutları sevkedenlere, sevketmesiyle yıldırım seslerinin duyulup şimşeklerin çakmasına vesile olanlara; kar ve doluyu uğurlayanlara; yağmur damlalarıyla birlikte inenlere; rüzgarların hazineleriyle ilgilenenlere; yerinden oynamasın diye dağları tutmakla görevli olanlara; suların ölçüleri, şiddetli ve sağanak yağmurların ölçeğiyle tanıştırdıklarına; istenmeyen belalarla veya sevilen bollukla yeryüzüne gönderdiğin meleklerine; çok kıymetli, iyilik sever elçilerine; çok değerli, (amelleri) yazan koruyuculara; ölüm meleği ve yardımcılarına; (kabir sorgulayıcıları) Münker ve Nekir e; kabir ehlini sınava tabi tutan Ruman a; Beyt-i Ma mur etrafında tavaf edenlere; Malik e ve (cehennem) bekçilerine; Rızvan a ve cennetlerin hizmetçilerine; kendilerine emir verildiği konuda Allah a isyan etmeyen ve emredildikleri şeyi yapan (Tahrim/6) meleklere; (cennet ehline<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> Selam size, sabrettiğiniz için; (dünya) yurdun(un) sonu ne güzel! (Ra d/24) diyenlere; kendilerine: Tutun onu, derhal bağlayın onu; sonra cehenneme atın onu. (Hâkka/30-31) dendiği zaman bekletmeden hemen emri yerine getiren zebanilere; anmadığımız, katındaki yerini, ne işle memur kıldığını bilmediğimiz diğerlerine; havadakilere, yerdekilere, sudakilere ve yaratıklar üzerindeki denetleyicilere, bütün bunlara her nefsin bir sürücü (melek) ve bir tanık (melek) eşliğinde geleceği gün salat eyle.<br />
<br />
Şereflerine şeref katacak, temizliklerini artıracak bir salatla onlara salat eyle. Allah ım, meleklerine ve elçilerine salat ettiğin, bizim salatımızı da onlara ilettiğin zaman, senden gelen başarıyla onları güzellikle anmamızdan dolayı bize de salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen çok cömertsin, üstün kerem sahibisin.<br />
<br />
<br />
Peygamberlere Tabi Olan ve Onları Tasdik Edenlere Salatını İçeren Duası<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, yeryüzü ehlinden peygamberlere tabi olanları; düşmanlar yalanlamalarıyla peygamberlere karşı çıktıkları zaman peygamberleri gıyaben (kalben) doğrulayanları; iman hakikatleriyle onlara gönül verenleri; Adem den Muhammed e -Allah ın salat ve selamı ona ve soyuna olsun- kadar her asır ve zamanda o asrın insanları için delil olarak gönderdiğin hidayet imamlarına, takva ehlinin önderlerine -hepsine selam olsun- uyanları kendinden bir mağfiret ve rızvanla an.<br />
<br />
Allah ım, özellikle de Muhammed in ashabının, sahabiliği bilip hakkını eda edenlerin, ona yardımda güzel bir imtihan verenlerin, onu destekleyip himaye edenlerin, koşarak elçiliğine inananların, davetini kabulde yarışıp öne geçenlerin, Rabbinin mesajlarını duyururken kendisine icabet edenlerin; dâvâsı uğruna eşleri ve çocuklarından ayrılanların, nübüvvetini sağlamlaştırmak için babaları ve oğullarıyla savaşıp onun bereketiyle zafere ulaşanların, gönüllerinde onun sevgisini besleyerek bu sevgiyle asla zarara uğramayacak bir ticaret umanların, onun kulpuna yapışınca kabilelerinden dışlananların, ona yakınlık gölgesinde yer alınca akrabalıklarından çıkarılanların, Allah ım, bunların senin için ve senin yolunda kaybettiklerini unutma! İnsanları senin (dininin) etrafında topladıkları, Resulünle birlikte sana davet ettikleri için hoşnutluğunla onları hoşnut et. Senin yolunda kavimlerinin memleketini terkettikleri, geçim bolluğunu bırakıp geçim darlığına katlandıkları için onları ve dinini yüceltmek için sayılarını çoğalttığın mazlumları mükâfatlandır.<br />
<br />
Allah ım, onları (ashabı) güzellikle izleyip, Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. (Haşr/10) diyen; onların yolunda yürüyen, onların yöneldiği yöne yönelen; onların mizaç ve meşreplerine göre hareket eden, hiçbir şüphe kendilerini onların basiretlerinden (inançlarından) geri çeviremeyen; onların izinde yürümekte, hidayet meşalelerine uymakta kuşkuya düşmeyen; onlara yardım eden; dinlerini din edinen; hidayetleriyle hidayet bulan; onlarla ittifak içinde olan; onları (Peygamber den) kendilerine ilettiklerinde itham etmeyen tabiîne de en iyi ödülünü ver.<br />
<br />
Allah ım, günümüzden kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan tabiîne, onların eşlerine ve soylarına, içlerinden sana itaat edenlere salat eyle. Bir salat ki, onunla onları sana karşı gelmekten koruyasın; cennet bahçelerinde yerlerini genişletesin; şeytanın tuzağına düşmelerine engel olasın; senden medet umdukları iyi işlerde kendilerine yardımcı olasın; onları, ansızın hayırlı bir haberle kapıyı çalan hadiselerin dışında, gece gündüz demeyip beklenmedik bir zamanda baskın yapan felaketlerden koruyasın; onları rahmetine ümitli olmaya, katındakini arzu etmeye, kulların elindeki şeyler konusunda kötü yargılı olmamaya sürükleyesin. Böylece de onları sana rağbet etmeye ve senden korkmaya yöneltesin; dünya hayatına aldırışsız kılasın; onlara ahiret için çalışmayı, ölümden sonrası için hazırlanmayı sevdiresin; canların bedenlerden çıkacağı gün karşılaşacakları her zorluğu onlara kolaylaştırasın; onları korkunç fitnelerin meydana getireceği durumlardan, cehennemin kavurucu ateşinden, orada sürekli kalmaktan kurtarasın; onları takva ehlinin güvenli dinlenme yerlerine (cennete) yerleştiresin!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dostları Hakkındaki Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey azametinin şaşılacak harikaları bitmek bilmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi azametin hakkında eğriliğe sapmaktan koru.<br />
<br />
Ey saltanatının süresi sona ermeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve boyunlarımızı ceza ve ukubetinden azad et.<br />
<br />
Ey rahmetinin hazineleri tükenmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinden bizim için de bir pay ayır.<br />
<br />
Ey gözlerin görmekten âciz olduğu (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kurbuna (yakınlığına) yaklaştır.<br />
<br />
Ey mertebesi yanında diğer bütün mertebeler küçük kalan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi katında değerli kıl.<br />
<br />
Ey haberlerin iç yüzü indinde aşikâr olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi yanında rüsvay etme.<br />
<br />
Allah ım, bağışınla, bizi bağışta bulunanların bağışlarından müstağni kıl; ilişkilerini keserek bizi yalnızlığa itenlere karşı ihsan ve ikramınla bizi koru ki, senin bağışınla başka hiçbir kimseye rağbet etmeyelim ve senin lütuf ve fazlınla hiçbir kimsenin uzaklaşmasıyla yalnızlığa itilmeyelim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizim aleyhimize değil, lehimize plan düzenle; zararımıza değil, yararımıza tuzak kur; bizi muzaffer kıl, bize karşı (kimseyi) zafere ulaştırma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kendin koru; bizi kendinle koru; bizi kendine doğru hidayet et; bizi kendinden uzaklaştırma. Çünkü senin koruduğun daima esenlik içinde olur; hidayet ettiğin bilir; kendine yakınlaştırdığın büyük bir kazanç elde eder.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi zamanın acımasız felaketlerine, şeytanın kötü tuzaklarına, sultanın acı saldırısına karşı koru.<br />
<br />
Allah ım, yetinenler senin gücünün fazlıyla yetinirler; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize yet. Bağışta bulunanlar, senin bağışının fazlasıyla bağışta bulunurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize bağışta bulun. Hidayet bulanlar, senin yüzünün nuruyla hidayet bulurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bizi (doğru yoluna) hidayet et.<br />
<br />
Allah ım, sen kime yardım ettiysen, artık kimse onu zelil ve hor edemez; kime verdiysen, artık kimse ondan bir şey eksiltemez; kimi doğru yola hidayet ettiysen, artık kimse onu şaşırtamaz, saptıramaz. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle bizi kullarından (gelecek zararlardan) koru; yardımınla bizi senden başkasından müstağni kıl; yol göstermenle bizi hak yolda yürüt.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin selametini azametini anmakta, bedenlerimizin rahatını nimetlerine şükretmekte karar kıl ve dillerimizi minnetlerini anlatmak için aç.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sana doğru çağıran davetçilerden; sana doğru kılavuzluk eden hidayetçilerden et; katında özel bir yeri olan kullarından kıl. Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sabah ve Akşam Vakitlerinde Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Hamd Allah a ki, gücüyle gece ve gündüzü yarattı; kudretiyle aralarında ayrıcalık koydu; her biri için belli bir sınır, belli bir süre tayin etti; geceyi gündüzün, gündüzü de gecenin içine sokar. Kullarının beslenme ve gelişmesini sağlamak için O nun bir planıdır bu. Yorucu hareketler ve meşakkatli işlerin ardından dinlenmeleri için geceyi yarattı; uyuyup dinlenerek güç ve enerji biriktirmeleri, ayrıca lezzet ve şehvetlerine ulaşmaları için onu bir örtü kıldı. Gündüzü de onlar için aydınlık kıldı ki, Allah ın fazlından nasiplerini arasınlar; rızkını elde etmek için çalışıp çabalasınlar; dünya ihtiyaçlarına ulaşıp ahiret mutluluğunu kazanmak için arzında dolaşsınlar. Böylece Allah, onların durumlarını düzeltir; onları imtihan eder; itaat zamanlarında, farzlarının söz konusu olduğu yerlerde ve hükümlerinin uygulanması gerektiği durumlarda nasıl davrandıklarına bakarak, kötü işler yapanları işledikleriyle cezalandırır; güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirir. (Necm/31)<br />
<br />
Allah ım, hamd sana mahsustur. Çünkü sabahı sen bizim için yarıp çıkardın; gündüzün ışığından sen bizi yararlandırdın; rızkların aranacağı yerleri sen bize öğrettin; bela ve afetlerden sen bizi korudun. Böylece biz ve tüm şeyler; gök, yer ve onlarda bulunan canlı cansız, hareketli hareketsiz, havada yükselen, yer altında gizli bulunan her şey senin olduk; senin yed-i kudretinde mülkünün ve saltanatının kapsamına girdik; iradenle bir araya geldik; emrin doğrultusunda bir şeyler yapabilmekte, tedbirin yönünde hareket etmekteyiz. Senin hükmettiğinden başka bir durum ve senin verdiğinden başka bir hayır bizim için söz konusu değildir, olamaz da.<br />
<br />
(Allah ım,) Bu (gün), yeni bir gündür; tanıklık etmeye hazır bir şahittir. Güzel işler yaparsak övgüyle bizimle vedalaşır; kötü işler yaparsak yergiyle bizden ayrılır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onunla (günle) iyi birlikteliği bize nasip et; bir suç işleyerek, küçük veya büyük bir günaha mürtekip olarak kötü bir şekilde ondan ayrılmaktan bizi koru. Bize bu günde bol bol iyilikler yaz; kötülüklerden arındır ve onun (günün) iki ucunun arasını hamd, şükür, mükâfat, birikim, lütuf ve ihsan ile doldur.<br />
<br />
Allah ım, pek değerli yazıcı meleklerine bizden yana çekecekleri zahmeti kolaylaştır; amel defterlerimizi iyiliklerimizle doldur; bizi onların yanında rüsvay etme.<br />
<br />
Allah ım, bize bu günün saatlerinin her bir saatinde kullarından bir pay, şükründen bir nasip ve meleklerinden bir doğruluk tanığı ayır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan ve bütün yönlerimizden koru. Bu koruman, bizi sana karşı günah işlemekten alıkoysun, sana itaat etmeye sevketsin, sevgini celbetsin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu günümüzde, bu gecemizde ve bütün günlerimizde hayrı işlemeye, şerri terketmeye, nimetlere şükretmeye, sünnetlere uymaya, bid atlerden kaçınmaya, marufu (iyiliği) emretmeye, münkerden (kötülükten) sakındırmaya, İslam ın bekçiliğini yapmaya, batılı kınayıp horlamaya, hakkı destekleyip yüceltmeye, yolunu şaşırmışa doğruyu göstermeye, güçsüze yardımcı olmaya, mağdurun imdadına koşmaya muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu günü yaşadığımız en kutlu gün, birlikte olduğumuz en üstün arkadaş ve geçirdiğimiz en hayırlı vakit kıl. Bizi bütün yaratıklarının arasında üzerlerinden gece ve gündüz geçen en hoşnut, verdiğin nimetlere en çok şükreden, koyduğun yasalara uymakta en sebatlı ve sakındırdığın yasaklardan en çok kaçınan kullarından kıl.<br />
<br />
Allah ım, ben bu günde, bu saatte, bu gecede ve bulunduğum bu yerde, seni tanık tutuyorum ve tanık olarak sen yetersin; göğü, yeri, onlarda yerleştirdiğin meleklerini ve diğer yaratıklarını da tanık tutuyorum ki, ben şuna şehadet etmekteyim: Sen Allah sın, senden başka ilah yoktur; adaleti ayakta tutarsın; hükmünde adilsin; kullarına şefkatlisin; mülkün maliki ve sahibisin; yaratıklarına pek merhametlisin. (Yine şehadet etmekteyim ki<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> Muhammed senin kulun, resulün ve yaratıkların içinde seçip beğendiğin kimsedir. Peygamberlik görevini ona yükledin, layıkıyla yerine getirdi; ümmetini öğütlemesini emrettin, öğütledi.<br />
<br />
Allah ım, yaratıklarından herhangi birine ettiğin en çok salatı Muhammed ve âline eyle; kullarından herhangi birine verdiğin en iyi şeyi bizden taraf ona ver ve peygamberlerinden herhangi birine ümmetinden taraf verdiğin en iyi ve en değerli ödülü bizden taraf ona ver. Hiç şüphesiz, sen, büyük nimetlerle ihsan edensin; büyük günahları bağışlayansın; sen her merhametliden daha merhametlisin. O halde, Muhammed ve onun tertemiz, seçkin ve asil soyuna salat eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Önemli Bir İş Veya Üzücü Bir Durumla Karşılaştığında ve Üzüntülü Zamanlarda Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey (yüce Allah) ki, mihnet düğümleri seninle çözülür; ey ki, zorluklar sınırı seninle aşılır; ey ki, kurtuluş ferahlığına seninle kavuşulur! Kudretin karşısında güçlükler kolaylaşmış, lütfunla sebepler sebep oluvermiş, kudretinle kaza ve kaderin cari olmuş ve her şey iraden doğrultusunda gelip geçmiştir. Her şey, söylemene gerek kalmadan sırf meşiyetinle emir almakta, nehyine ihtiyaç duyulmadan sakınmakta. Önemli işler için çağrılan sensin; musibetlerde sığınılacak sensin; felaketleri defedecek olan sensin; sıkıntıları giderecek olan sensin.<br />
<br />
Ey Rabbim, ağırlığı altında ezildiğim felaketler üzerime çökmüş; tahammülü çok güç olan musibetler gelip çatmış bana. Bunları kudretinle bana getirmiş, saltanatınla bana yöneltmişsin. Senin getirdiğini kimse götüremez; senin yönelttiğini kimse geri çeviremez; senin kapattığını kimse açamaz; açtığını kimse kapatamaz; zorlaştırdığını kimse kolaylaştıramaz; hor ve zelil kıldığına kimse yardım edemez.<br />
<br />
O halde ey Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla kurtuluş kapısını yüzüme aç; gücünle üzüntü ve kederin üzerimdeki sultasını kır; şikâyetçi olduğum hususta bana bakışını güzelleştir; dilendiğim konuda ihsanının tatlılığını bana tattır; bana kendi katından bir rahmet ve afiyet dolu bir rahatlık ver; bana kendi indinden acil bir kurtuluş yolu belirle; beni gamlanıp kederlenmekle meşgul ederek farzlarını yerine getirmekten, sünnetini uygulamaktan alıkoyma.<br />
<br />
Ey Rabbim, artık inen belalara dayanamaz oldum; gelip çatan musibetlere katlanmaktan üzüntüyle dolup taştım. Sen, duçar olduğum sıkıntıyı gidermeye, içine düştüğüm durumu ortadan kaldırmaya kadirsin. O halde, hakketmesem de bunu bana yap; ey büyük Arşın sahibi, ey bol nimetlerin sahibi! Senin (her şeye) gücün yeter; ey merhametlilerin en merhametlisi! Âmin, ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sevilmeyen Şeyler, Kötü Ahlak ve Çirkin İşlerden Allah´a Sığınmakla İlgili Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım; hırsın kabarmasından, öfkenin sersemliğinden, hasedin galebesinden, sabrın zayıflığından, kanaatin azlığından, huyun kötülüğünden, şehvetin azmasından, bağnazlığın sultasından, nefsin tutkusuna uymaktan, hidayete karşı çıkmaktan, gaflet uykusundan, zorluklara düşmekten, batılı hakka yeğlemekten, günahlara ısrarla devam etmekten, günahı küçümsemekten, itaati büyük görmekten, zenginlerin övünmesinden, fakirleri hor görmekten, elimizin altındakilere kötü davranmaktan, bize iyilik yapanlara teşekkürü terketmekten, zalime yardımcı olmaktan, mazlumu yalnız bırakmaktan, hakkımız olmayan bir şeyi istemekten ve bilgisiz konuşmaktan sana sığınırım.<br />
<br />
Birini aldatma düşüncesini taşımaktan, amellerimizden dolayı kendimizi beğenmişlikten, uzun arzularla kendimizi avutmaktan sana sığınırız.<br />
<br />
İçimizin kötülüğünden, küçük günahı önemsememekten, şeytanın bizi kuşatmasından, zamanın başımıza dert açmasından ve sultanın bizi ezmesinden sana sığınırız.<br />
<br />
Saçıp savurmaktan ve yetecek kadar rızkı bulamamaktan sana sığınırız.<br />
<br />
Düşmanları sevindirecek bir durumdan, denklerimize muhtaç olmaktan, sıkıntılı geçimden ve (ahirete götürecek bir) azık olmaksızın ölmekten sana sığınırız.<br />
<br />
(Kıyametteki) En büyük teessüften, (din hususunda söz konusu olan) en büyük musibetten, en acı bedbahtlıktan, kötü dönüşten, sevaptan mahrum kalmaktan ve azaba duçar olmaktan sana sığınırız.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinle beni ve kadın-erkek tüm mü minleri bütün bunlardan koru, ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´tan Bağışlanma İstemiyle İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sevdiğin tövbeye muvaffak et; sevmediğin günah alışkanlığından kurtar.<br />
<br />
Allah´ım, din veya dünya ile ilgili iki eksiklikle karşılaştığımız zaman eksikliği, fani oluşu çok hızlı olan (dünya) ile ilgili kıl; bekası çok uzun olan (din) hususunda da tövbeyi bize nasip et. (Allah ım,) Biri seni bizden razı edecek, diğeri de seni bize karşı gazaba getirecek iki işe azmettiğimiz zaman bizi, seni bizden razı edecek işe yönelt ve seni bize karşı gazaba getirecek fiilde gücümüzü gevşet. Böyle durumlarda bizi kendi nefsimizin seçimiyle baş başa bırakma. Çünkü o, senin başarıya ulaştırdığının dışında, batılı seçer; senin esirgediğinin dışında, kötülüğü emreder.<br />
<br />
Allah´ım, hiç kuşku yok, sen bizi güçsüz bir şeyden yarattın; güçsüzlük üzere bina ettin ve yaratılışımızı hakir bir sudan başlattın. O halde, bizim bir gücümüz varsa, ancak senin gücünden kaynaklanmakta, senin yardımına dayanmaktadır.<br />
<br />
Öyleyse, kendi başarınla bize yardım et; kendi ıslahınla bizi ıslah et; kalp gözümüzü sevginle bağdaşmayan şeye kapa ve uzuvlarımızdan hiçbirini günahlara daldırma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin gizli niyetlerini, uzuvlarımızın hareketlerini, gözlerimizin işaretlerini ve dillerimizin konuştuğu sözleri sevabını gerektiren şeylerle ilgili kıl ki, mükâfatını hakkedecek bir iyiliği kaçırmayalım; cezalandırmanı gerektirecek bir kötülüğü de işlemeyelim.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´a Sığınmakla İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, dilersen lütfunla bizi affedersin; dilersen adaletinle bize azap edersin. O halde, nimetinle affını bizim için kolaylaştır ve mağfiretinle bizi azabından kurtar. Çünkü gerçek şu ki, bizim adaletine dayanacak gücümüz yoktur; affın olmadan hiçbirimiz kurtulamayız.<br />
<br />
Ey ganilerin ganisi (yüce Allah), işte kulların! Önünde durmuşlar (fazlını ve lütfunu ummaktalar) ve ben, sana muhtaç olanlar içerisinde en çok ihtiyacı olanım. O halde, geniş rahmetinle yoksulluğumuzu gider; rahmetini bizden esirgeyerek bizi ümitsizliğe düşürme. Aksi takdirde seninle mutlu olmak isteyeni bedbaht etmiş, fazlından yardım umanı mahrum bırakmış olursun. O zaman da senden başka kime yönelebilir, kapından başka hangi kapıya gidebiliriz ki !<br />
<br />
Sen (her türlü eksiklikten) pâk ve münezzehsin; biz ise dualarına icabet etmeyi söz verdiğin çaresizleriz; sıkıntılarını gidermeyi vaad ettiğin sıkılmışlarız. Ve sen, rahmetini dileyenden rahmetini esirgemez, senden medet umanı medetsiz bırakmazsın! Çünkü bu, iradenle uyuşmaz, büyüklüğüne yakışmaz. O halde, sana yalvarıp yakarmamıza (bakarak bize) acı ve kapına geldiğimiz için (lütfunla) bizi zengin kıl.<br />
<br />
Allah ım, sana isyan etmek üzere şeytana uyunca o, üstümüze güldü. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve senin için onu (şeytanı) terkettikten, ondan yüz çevirip sana yöneldikten sonra tekrar onu üstümüze güldürme.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Güzel Akıbet İstemiyle İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey, anılması ananlar için şeref olan; ey, şükrü şükredenler için zafer olan ve ey, itaati itaat edenler için kurtuluş olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizi seni anmakla diğer anmalardan, dillerimizi sana şükretmekle diğer şükürlerden ve uzuvlarımızı sana itaat etmekle diğer itaatlerden alıkoy. Şayet bizim için işten artakalan boş bir zaman mukadder ettiysen, onu selamet boş zamanı kıl, ondan bir günah veya bir yorgunlukla ayrılmayalım. Böylece, kötülükleri yazan melekler, kötülüklerimizin anılmadığı tertemiz bir sayfayla ve iyilikleri yazan melekler de, yazdıkları iyiliklerimizle bizden hoşnut olarak geri dönsünler.<br />
<br />
(Allah ım,) Muhammed ve âline salat eyle ve Hayatımızın günleri bittiği, ömrümüzün süresi sona erdiği ve kabul etmekten başka çaremiz olmayan kaçınılmaz davetin (ölüm) gelip çattığı zaman, amellerimizi yazan meleklerin bizden kaydettikleri son ameli, kabul olmuş bir tövbe kıl ki, artık işlediğimiz bir günah veya isyandan dolayı bizi hesaba çekmeyesin.<br />
<br />
(Rabbim,) Kullarını hesaba çektiğin gün tanıkların (melekler, peygamberler ve imamlar) gözleri önünde günahlarımızı örttüğün perdeyi açarak bizi rezil etme. Hiç kuşkusuz sen, sana yalvarana pek merhametlisin; seni çağıranı cevapsız bırakmazsın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Günahları İtiraf Edip Yüce Allah´a Dönüş İstemi Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, senden (bir şey) istememe üç haslet engel oluyor; bir haslet de senden (bir şey) istemeye itiyor beni.<br />
<br />
(Rabbim,) Yerine getirmediğim, getirmekte ağır davrandığım emirlerine, tereddüt etmeden işlediğim yasaklarına ve şükrünü eda etmekte kusur ettiğim nimetlerine bakınca, senden (bir şey) istemeye utanıyorum. Sana yönelenlere, hüsnü zanla dergâhına gelenlere olan lütuf ve fazlını görünce de, senden istekte bulunmaya cüret ediyorum. Çünkü, senin bütün ihsanların bir lütuf, bütün nimetlerin karşılıksız bir bağıştır.<br />
<br />
Ey mâbudum, şimdi ben, zilletle boyun eğmiş bir halde izzet kapının önünde durmuş, çoluk çocuğu çok, fakr-u zaruret içindeki biri gibi utanarak senden (lütuf ve merhametini) dileniyorum ve itiraf ediyorum ki, bana ihsanda bulunduğun zaman sana karşı gelmemeye gayret etmekten başka bir şey yapmış değilim ve hiçbir zaman da senin lütuf ve fazlından mahrum kalmamışım.<br />
<br />
Şimdi ey Rabbim, katında kötü şeyler kazandığımı ikrar etmek, bana bir yarar sağlar mı Çirkin işler yaptığımı itiraf etmek, beni senden (senin azabından) kurtarır mı Yoksa, bulunduğum durum itibariyle gazabını mı hakkettim ! Yoksa seni çağırırken gazabınla mı cevap vereceksin !<br />
<br />
Seni tenzih ediyorum! Tövbe kapısını yüzüme açık bıraktıktan sonra senden ümit kesmem. Aksine, günahları büyük, bahtı dönmüş, amel zamanının bittiğini, ömrünün sona erdiğini görüp senden kurtulamayacağını, senden kaçamayacağını anlayınca, tertemiz bir kalple sana dönüp ihlasla tövbe eden, sonra da karşında eğilip bükülerek, başını aşağı salarak, korkudan dizleri titreyerek gözyaşları suratını ıslatmış bir halde kısık bir sesle seni çağıran, sana yalvaran, kendine zulmetmiş, Rabbinin saygınlığını küçümsemiş hakir bir kul gibi; ey merhametlilerin en merhametlisi; ey merhamet arayanların yöneldiği en merhametli zat; ey mağfiret dileyenlerin etrafında dolaştığı en şefkatli Zât-ı Kibriya; ey affı cezalandırmasından çok olan; ey rızası gazabından bol olan; ey güzel affıyla yaratıklarına minnet koyan; ey kullarını tövbelerinin kabul olacağına alıştıran; ey kötülerin tövbeyle ıslah olmalarını sağlayan; ey kullarının az amellerine razı olan; ey onların az amellerine çok mükâfat veren; ey dualarına icabet etmeyi onlar için tazmin eden ve ey lütfuyla onlara en iyi ödülü vereceğini vaad eden (yüce Allah)! diyerek seni çağırırım, sana yalvarırım. Çünkü ben, sana isyan edip de bağışladığın en isyankâr, mazeret gösterip de mazur gördüğün en kötü ve tövbe edip de tövbesini kabul ettiğin en zalim kişi değilim.<br />
<br />
Buradan sana yönelerek, kaçırdığı fırsatlara pişman olan; devşirdiği günahlardan korkan; yaptıklarından utanç duyan; senin indinde büyük günahı affetmenin büyük bir şey olmadığını, bunun sana göre kolay bir iş olduğunu, hadsiz hesapsız suçlara göz yumabileceğini bilen ve sana en sevimli kulun; sana karşı büyüklük taslamayı terkeden, günahlardan sakınan ve sürekli bağışlanma talebinde bulunan kul olduğunun bilincinde olan biri olarak tövbe ediyorum.<br />
<br />
(Ey Rabbim,) Büyüklük taslamaktan, günahlara devam etmekten sana sığınırım. Kusur ettiğim hususlarda senden bağışlanmamı dilerim. Âciz olduğum, güç yetiremediğim konularda senden yardım isterim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve üzerime farz ettiklerini bana bağışla; hakkettiğim cezalandırmalarından beni kurtar; günah ehlinin korktuğu (cehennem azabı)ndan bana güvence ver. Çünkü sen, af ile dolusun; mağfiret için umulansın; bağışlama ile tanınmışsın; hacetimi senden başka kimseden dilemem; günahımı senden başka bağışlayacak olan yoktur. Her türlü eksiklik sıfatından münezzehsin sen. Senden başka kimse bana zarar veremez, senden başka kimseden korkmam. Hiç şüphesiz, sen takva ehlisin; mağfiret ehlisin. Muhammed ve âline salat eyle ve hacetimi gider, dileğimi kabul et; günahımı bağışla, korkumu güvene çevir. Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır. Âmin, ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´tan Hacetleri İsteme Hakkındaki Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, ey hacetlerin isteneceği son merci; ey isteklerin katında elde edilebileceği tek kimse; ey nimetlerini parayla satmayan; ey bağışlarını minnet ederek bulandırmayan; ey kendisiyle ihtiyaçlar giderilen, onsuz ihtiyaç giderilemeyen; ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilmeyen; ey hazinelerini dilenmeler tüketmeyen; ey hikmetini vesileler değiştirmeyen; ey muhtaçların hacetleri kendisinden kesilmeyen ve ey dua edenlerin duası kendisini zahmete düşürmeyen (yüce Allah)! Yaratıklarına muhtaç olmamakla övünmüşsün ve de öylesin, onlara hiçbir ihtiyacın yoktur. Onları da muhtaçlıkla nitelemişsin ve de öyledirler, her yönleriyle sana muhtaçtırlar.<br />
<br />
Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.<br />
<br />
Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya senden bağımsız olarak onu, hacetinin giderilmesi noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını kaybetmeyi hakketmiştir.<br />
<br />
Allah ım, benim, kendi çabamla ulaşamayacağım, kendi planlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim var ki, nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi) birine götürdüm. Bu da hatakârların hatalarından bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir. Sonra, senin hatırlatmanla gafletimden uyandım; verdiğin başarıyla hatamın farkına vardım; yardımınla sürçmemden geri döndüm ve: Rabbim her türlü eksiklik sıfatından münezzehtir! Muhtaç biri, (kendisi gibi) muhtaç birinden nasıl bir şey dilenebilir ! Yoksul biri, (kendisi gibi) yoksul birine nasıl rağbet edebilir ! dedim.<br />
<br />
Onun için rağbetle sana geldim; güvenle ümidimi sana getirdim ve bildim ki, senden dilediğim şeyler ne kadar çok olsa da, zenginliğinin yanında az kalır; senden istediğim şey ne kadar büyük olsa da, geniş rahmetinin yanında küçük kalır; keremin, kimsenin dilenmesinden dolayı daralmaz; bağışlarla tanıdığımız elin her elin üstündedir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat et ve bana, hak kazanma esasına dayanan adaletinle değil, lütuf ve ihsana dayalı kereminle muamele et. Çünkü ben, eli boş geri çevrilmeyi hakkettiği halde, sana rağbet edip de kendisine bağışta bulunduğun ilk kişi değilim; mahrum bırakılması gerektiği halde, senden (rahmetini) dilenip de kendisine lütufta bulunduğun ilk kimse de değilim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve duama icabet et; çağrıma yakın ol; sızlamama acı; sesimi işit; sana olan ümidimi kesme; beni sana bağlayan sebebi (dua bağını) koparma; bu ve diğer hacetlerimde beni kendinden başkasına yöneltme ve bana zoru kolaylaştırarak, bütün işlerde hakkımdaki takdirini güzelleştirerek, oturduğum yerden kalkmadan önce istediğimi başarıyla sonuçlandırarak hacetimi gider, dileğime kavuştur beni. Böylece beni, velayetin ve koruman altına al. Muhammed ve âline ardı arkası kesilmeyen, süresinin bitimi olmayan, günden güne artan, kalıcı bir salatla salat eyle ve bunu dileğimi elde etmem için bir yardımcı sebep kıl. Hacetlerimden biri de...<br />
<br />
(Burada hacetini dile getirir, sonra secde eder ve secdede şöyle dersin<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
(Ey Rabbim,) Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın bana kılavuzluk etmiştir. O halde, kutsal zatın ve Muhammed ile Ehl-i Beytinin -salatın onlara olsun- hürmetine, beni istediğini elde edememiş, ümitleri boşa çıkmış bir halde dergâhından geri çevirme.<br />
<br />
<br />
Haksızlığa Uğradığı Veya Zalimlerden Hoşlanmadığı Bir Davranış Gördüğü Zaman Okuduğu Dua<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey zulümden şikâyetçi olanların halinden haberdar olan; ey onların başlarına gelenlerden haberdar olabilmek için tanıkların tanıklıklarına ihtiyacı olmayan; ey yardımı mazlumlara yakın olan ve ey desteği zalimlerden uzak olan (yüce Allah); verdiğin nimetlerin şımarıklığıyla ve yaptıklarından dolayı kendisini hemencecik cezalandırmamana aldanarak falan oğlu filanın bana yaptığı haksızlığı, hakareti gördün, bildin. Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kuvvetinle bana zulmedeni ve düşmanımı bana zulmetmekten alıkoy; kudretinle onun bana karşı düşmanlığının keskinliğini kır; (benimle uğraşmaya zaman bulmayacak şekilde) onu meşgul et ve onu düşmanlarına karşı âciz, güçsüz kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmetmeyi düşmanıma kolaylaştırma; ona karşı bana güzel yardımını esirgeme; onun gibi davranmaktan beni koru ve beni onun düştüğü duruma düşürme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanıma olan öfkemin şifası, ona duyduğum kinin yatıştırıcısı olarak ona karşı bana peşin bir imdatta bulun.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanım tarafından uğradığım zulme karşılık affını, gördüğüm kötü muameleye karşılık da rahmetini halime şamil kıl. Çünkü, gazabının dışında, hoşlanılmayacak her şey küçüktür; öfkenin yanında, başa gelecek her musibet aynıdır.<br />
<br />
Allah ım, zulme uğramamı bana sevdirmediğin gibi, zulmetmekten de koru beni. Allah ım, senden başka kimseye şikâyette bulunmam. Senin dışında hiçbir hükümdardan yardım istemem. Pâk ve münezzehsin sen! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve duamı icabetle buluştur; şikâyetimi durumumda değişiklik yaparak ortadan kaldır.<br />
<br />
Allah ım, adaletinden ümidimi yitirmekle beni imtihan etme. Hasmımı da bana zulmetmeyi sürdürmeye ve hakkımı elimden almaya teşvik olacak şekilde cezalandırmandan emin kılmakla sınama. Onu en kısa zamanda zalimlere vaad ettiğin cezayla tanıştır. Beni, zorda kalanlara söz verdiğin imdadınla buluştur.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni yararıma ve zararıma olan hükmü kabul etmeye muvaffak et. Beni, bana verdiğine de, benden aldığına da razı kıl. Bana en doğru olanı göster ve (hiçbir tehlikesi olmayan) en salim işe ata.<br />
<br />
Allah ım, şayet bana zulmeden adamdan hakkımı ve intikamımı almayı, hasımların bir araya getirilip aralarında kesin hüküm verileceği güne (kıyamete) ertelemeyi benim için seçmiş isen, o zaman Muhammed ve âline salat eyle ve samimi bir azim ve sürekli bir sabırla bana yardım et; kötü arzulardan, tamah ehlinin ihtirasından beni uzak tut; (ahirette) benim için biriktirdiğin sevabı, düşmanım için hazırladığın azabı gönlümde canlandır; bunu hükmettiğinle yetinmeme, seçtiğine güvenmeme sebep kıl. Âmin, ya Rabbe l-âlemin. Hiç kuşkusuz sen, büyük lütuf sahibisin ve sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hastalandığı Veya Bir Musibet ve Belayla Karşılaştığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, geçmişte hep yararlandığım beden sağlığından dolayı hamd sana mahsustur. Vücudumda meydana getirdiğin illetten dolayı da övgü yine sana özgüdür. Çünkü, ey Rabbim, şu iki durumdan hangisi için sana daha çok şükretmem gerektiğini ve şu iki vakitten hangisi için sana daha çok hamd etmem icap ettiğini bilemiyorum: Temiz rızklarından afiyetle istifade etmemi, rızanı ve fazlını elde etmek için neşeyle çalışmamı ve yerine getirmeye muvaffak kıldığın itaatlere güç yetirebilmemi sağlayan sıhhat zamanı için mi Yoksa günahlardan temizlenmeme, üzerimdeki hatalar yükünün hafiflemesine, içine gömüldüğüm kötülüklerden kurtulmama, tövbe etme gerekliliğini anlamama ve günahların üzerimde bıraktığı izleri silmem gerektiğini hatırlamama yarayan illet zamanı için mi Hele bunlara, bir de hiçbir zahmet çekmediğim, sırf senden bir lütuf ve ihsan olarak iki yazıcı meleğin benim için yazdıkları temiz ameller eklenirse (o zaman bu iki durumdan hangisinin daha hayırlı olduğunu anlamak daha bir güç olur).<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim için razı olduğun şeyi bana sevdir; üzerime indirdiğin (musibet)i bana kolaylaştır; geçmişteki pisliklerimden beni temizle; eski kötülüklerimin üzerimdeki izlerini sil; sağlığın tatlılığını bana göster; selametin serinliğini bana tattır ve hastalığımdan çıkışımı affına, düşüşümden kalkışımı bağışlamana, üzüntümden kurtuluşumu sevincine, bu zorluğu aşmamı genişliğe yönelik kıl. Hiç kuşkusuz sen, karşılıksız iyilik yapan, hakketmeden nimet veren, çok bağışta bulunan, büyüklük ve yücelik sahibi kerimsin.<br />
<br />
<br />
Günahlarının Bağışlanması ve Kusurlarının Affedilmesi İçin Yalvardığı Zaman Okuduğu Dua<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, ey rahmetinden günahkârların medet umduğu; ey darda kalanların ihsanını anmaya sığındığı; ey korkusundan hatalıların şiddetle ağladığı; ey kimsesi olmayan garibin munisi; ey her gamlı tasalının ferahlığı; ey yardımsız bırakılmış yalnızların imdadı; ey dışlanmış muhtaçların destekçisi! Sen, rahmeti ve ilmiyle her şeyi kuşatansın. Sen, her yaratığa nimetlerinden bir pay ayıransın. Sen, affı cezalandırmasından üstün olansın. Sen, rahmeti gazabının önünde koşansın. Sen, ihsanı, eli boş geri çevirmesinden çok olansın. Sen, rahmetinin genişliğine bütün yaratıkların sığdığı Zât-ı Kibriya sın. Sen, ihsanda bulunduğundan karşılık beklemeyensin. Sen, kendisine karşı geleni cezalandırmakta aşırı gitmeyensin.<br />
<br />
Ben ise, ey Rabbim, Çağrına icabet ettim, emrine boyun eğdim diyen, dua etmekle görevlendirdiğin kulunum. (Zelilliğinin ifadesi olarak) Önünde yerlere kapanmış, hatalarından dolayı sırtında ağır bir yük taşıyan, ömrünü günahlarda tüketen, karşı gelinecek biri olmadığın halde cahilliğiyle sana karşı gelen bir zavallıyım. Şimdi sen, ey Rabbim, sana yalvarıp yakarana acıyacak mısın ki, ben de çokça yalvarıp yakarayım ! Veya sen, (korkundan) ağlayanı bağışlayacak mısın ki, ben de hemen ağlayayım ! Ya da sen, zelilce yüzünü toprağa sürenin hatalarını affedecek misin ! Yahut sen, sana güvenerek fakirliğinden sana yakınanı zenginleştirecek misin !<br />
<br />
İlahi, senden başka ihsanda bulunacak birini tanımayanın ümidini boşa çıkarma. Senden başka ihtiyacını giderecek birini bilmeyeni yardımsız bırakma. İlahi, Muhammed ve âline salat eyle ve sana gelmişken benden yüz çevirme. Senden dilemişken beni yoksun bırakma. Dikilip önünde durmuşken alnıma vurarak beni geri çevirme. Sen, kendini merhametle vasıflandırmışsın. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana merhamet et. Sen, kendini affedicilikle adlandırmışsın. O halde beni affet.<br />
<br />
İlahi, korkundan akan gözyaşlarımı, haşyetinden çarpan kalbimi ve heybetinden titreyen bedenimi görüyorsun. Yaptıklarımdan dolayı senden utanç duymaktayım. Bu yüzden sana yalvarırken sesim kısık, seni çağırırken dilim tutuktur.<br />
<br />
Ey Rabbim, hamd sana mahsustur. Nice ayıbımı örtüp beni rüsvay etmedin. Nice günahlarımı gizleyip beni teşhir etmedin. Nice çirkin işler işledim, ama sen onların üzerindeki perdeyi açmadın; onların çirkinlik ve rezillik gerdanlığını boynuma takmadın; ayıplarımı arayan komşularıma ve bana verdiğin nimetleri kıskananlara onları bildirmedin. Ancak bunca lütuf ve şefkatine rağmen yine de ben bildiğin kötü işlerime devam ettim! O halde ey Tanrım, rüşdü konusunda kim benden daha cahil olabilir ki ! Nasibi hususunda kim benden daha gafil olabilir ki ! Bana verdiğin rızkları, beni sakındırdığın günahlara harcadığım zaman kim nefsini ıslah etmeye benden daha uzak ! Senin davetinle şeytanın daveti arasında kalıp da şeytanı tanımakta kör olmadığım, ondan bildiğimi unutmadığım halde, senin davetinin sonunun cennet, onun davetinin sonunun cehennem olduğunu bilerek onun davetine uyduğum zaman benden daha çok batıla dalan, kötülüğe girişen kim olabilir ! Pâk ve münezzehsin sen. Kendi aleyhime tanıklık ettiğim hususlar, açığa vurduğum gizlilikler ne kadar ilginç! Ancak benim böyle olmama rağmen senin bana karşı böyle yumuşak olman, beni hemen cezalandırmaman daha da ilginç! Ne var ki bu, benim senin katındaki değerimden değil; gazabını gerektiren günahlardan vazgeçmem, aşağılayıcı kötü huylarımdan sıyrılmam için senin bana tanıdığın bir fırsat ve bana ihsan ettiğin bir lütuftur. Bir de beni affetmek, beni cezalandırmaktan daha sevimlidir sana.<br />
<br />
Benim ise ey Rabbim, günahlarım o kadar çok, eserlerim o kadar çirkin, fiillerim o kadar kötü, batıla dalışım o kadar pervasızca, itaatin hususunda o kadar bilinçsiz, azap vaadinin karşısında o kadar umursamazım ki, ayıplarımı saymaktan, günahlarımı söylemekten bile âcizim.<br />
<br />
Ancak günahkârların durumunu düzeltecek şefkatine göz dikerek, hatalıların boynunu masiyet köleliğinden kurtaracak rahmetini ümit ederek bu sözlerle kendimi kınamaktayım.<br />
<br />
Allah ım, işte boynum; günahların kölesi olmuş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve (günahlarımı) affederek beni bu kölelikten kurtar! Ve işte sırtım; hataların ağırlığı altında ezilmiş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve lütf-u kereminle yükümü hafiflet!<br />
<br />
İlahi, eğer gözkapaklarım dökülene kadar sana yalvarıp ağlasam; sesim tıkanana kadar feryat etsem; ayaklarım şişene kadar sana ibadet etmeye dursam; belkemiğim yerinden ayrılana kadar sana rüku etsem; gözlerim çanaklarından çıkana kadar sana secde etsem; ömrüm boyu yerin toprağını yesem; hayatımın sonuna kadar kül suyu içsem; bu arada dilim tutulana kadar seni ansam ve utancımdan başımı göğe doğru kaldırmasam; bütün bunlarla, tek bir günahımın bile affını hakketmiş olmam. Eğer mağfiretini hakkettiğim zaman beni bağışlıyorsan, affına layık görüldüğüm zaman beni affediyorsan, bu kesinlikle hakkederek kazandığım, layık olarak hakkettiğim bir şey değildir. Çünkü ben, sana ilk karşı gelişimde zaten cehennemi hakketmiştim. Onun için eğer beni cezalandırsan, katiyen bana zulmetmiş olmazsın. Ama yine de sen, ey Tanrım, rahmetinle beni kuşatıp günahlarımı açığa vurarak beni rüsvay etmiyorsun; kereminle bana fırsat tanıyıp beni hemen cezalandırmıyorsun ve lütfunla bana yumuşak davranıp nimetlerini elimden almıyor, ihsanını bulandırmıyorsun. O halde (ey Rabbim), uzun bir süredir ağlayıp sızlamama, çaresizliğimin had safhaya ulaşmasına ve durumumun vahametine bakarak bana acı!<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine muvaffak kıl; (sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle; tövbeyle beni temizle; özel korumanla beni destekle; sağlıkla işlerimi düzene koy; mağfiretinin tadını bana tattır; beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl; benim için gazabından güvencede olduğumu yaz; ahiretten önce dünyada bunun müjdesini bana ver; bu müjdenin alametini, belirtisini bana tanıt, bildir. Hiç kuşku yok, bunlar, senin geniş rahmetini daraltamaz; sonsuz kudretini aşamaz; hilmine galip gelemez ve ayetlerinin kılavuzluk ettiği bol bağışlarını zorlayamaz. Çünkü sen, hiç kuşkusuz, dilediğini yapar; irade ettiğini hükmedersin. Sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şeytandan Söz Edildiğinde Ondan,Onun Düşmanlığından ve Tuzaklarından Allah?a Sığınınca Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kovulmuş şeytanın vesveselerinden, hile ve düzenlerinden, sözlerine aldanıp tuzaklarına düşmekten, bizi itaatinden çıkarıp saptırmaya yeltenmesinden, bizi sana isyan ederek alçaltmaya göz dikmesinden, bize güzel gösterdiğini güzel görmekten, bizim için hoşlanmadığı şeylerin bize ağır gelmesinden sana sığınırız.<br />
<br />
Allah ım, sana kulluk etmekle onu bizden kovup uzaklaştır. Senin sevgini elde etme gayretimizle onu hor ve zelil kıl. Bizimle onun arasında yırtıp parçalayamayacağı bir perde, delip geçemeyeceği bir engel oluştur.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanı bir kısım düşmanlarınla meşgul ederek bizden alıkoy. Güzel denetiminle bizi ondan koru. Haince davranışlarına karşı bize kifayet et. Sırtını bize çevirerek bizden uzaklaşmasını sağla; bir daha çevremizde ayak izlerine rastlamayalım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanın saptırmasına karşın bizi hidayetten faydalandır. Onun azdırmasına karşın bizi takvayla donat. Bizi onun helak yolunu değil, (senin) rüşd yolunu kat etmeye muvaffak kıl.<br />
<br />
Allah ım, onun kalplerimize girişini engelle; sahip olduğumuz şeylerde onun için bir yer ayırma.<br />
<br />
Allah ım, onun güzel göstermeye çalıştığı batılı bize tanıt. Tanıttıktan sonra da bizi ondan koru. Onu nasıl aldatabileceğimizi bize öğret. Ona karşı nasıl hazırlıklı olabileceğimizi bize ilham et. Bizi ona güvenme gafleti uykusundan uyandır. Yardımını esirgemeyerek bizi ona karşı muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, kalplerimize onun amelini yadsımayı içir. Hilelerini bozabilmek için lütfunu bizden esirgeme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onun sultasını bizden geri çevir; bizden ümidini kessin; bizi günaha sürüklemeye tamah etmesin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve babalarımızı, annelerimizi, çocuklarımızı, eşlerimizi, yakınlarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı ve tüm mü min erkek ve kadınları şeytana karşı sağlam bir yere, koruyucu bir kaleye ve ulaşılmayacak bir sığınağa al. Onlara, kendilerini ondan koruyacak zırhlar giydir. Onlara, ona karşı etkili olacak silahlar ver.<br />
<br />
Allah ım, rububiyetine tanıklık eden, vahdaniyetinde kuşkusu olmayan, ubudiyetin (kulluğun) hakikatiyle şeytana düşmanlık eden ve rabbanî (ilahî) ilimleri öğrenmekte ona karşı senden yardım isteyen herkesi bu duamın kapsamına al.<br />
<br />
Allah ım, onun düğümlediğini çöz; bitiştirip birleştirdiğini yar, ayır; tedbirini boz; azmettiği zaman ona engel ol; sağlamlaştırdığını yık.<br />
<br />
Allah ım, onun ordusunu hezimete uğrat; düzenini boz; kalesini yık ve burnunu yere sür.<br />
<br />
Allah ım, bize onun düşmanlarının saflarında yer ver; dostlarının arasından çıkar; tutkularımıza uymamızı istediği zaman ona itaat etmeyelim; çağırdığı zaman davetine icabet etmeyelim; emrimizi dinleyenlere ona düşmanlık etmeyi emredelim; nehyimize uyanları ona uymaktan sakındıralım.<br />
<br />
Allah ım, nebilerin sonuncusu, resullerin efendisi Muhammed e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; bizi, çoluk çocuğumuzu, kardeşlerimizi ve tüm mü min erkek ve kadınları sığındığımız şeylerden koru. Korkusundan, senden güvence dilediğim şeylerden bana güvence ver; dualarımızı işit; gaflet ettiklerimizi bize ver; unuttuklarımızı bizim için koru ve böylece bizi salihlerin derecelerine, mü minlerin mertebelerine ulaştır. Âmin ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Korktuğu Bir Durum Kendisinden Uzaklaştığı Veya İstediği Şeye Çabuk Ulaştığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kaza ve kaderinin güzelliği ve benden uzaklaştırdığın bela karşısında hamd sana mahsustur. O halde rahmetinden payımı sadece sahip bulunduğum sıhhat ve afiyet kılma ki, sevdiğim durum (sıhhat ve afiyet) sebebiyle (ahirette) bedbaht olayım; sevmediğim durum (hastalık, bela ve musibet) sebebiyle de başkası (ahirette) mutlu olsun!<br />
<br />
Şayet gündüzü gece ettiğim, geceyi gündüz ettiğim bu sıhhat ve afiyetin ardından (ahirette) kesintisi olmayan bir bela, altından kalkılmayacak bir vebal gelecekse, benim için sona sakladığını (belayı) öne geçir, öne geçirdiğini (afiyeti) sona sakla. Çünkü sonu fena olan bir şey çok değil; sonu beka olan bir şey de az değildir. (Allah ım,) Muhammed ve âline salat eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yağmur Talebiyle İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, bizi yağmur suyuna doyur; yerde güzel bitkiler bitirmek için ufuklarda hareket halinde olan bulutlardan üzerimize bol yağmur indirerek bizi rahmetine boğ. Meyveleri yetiştirerek kullarına ihsanda bulun; gülleri ve çiçekleri açtırarak şehirlerini ihya et. Değerli yazıcı (veya elçi) meleklerini faydalı, bol, kapsamlı, şiddetli, hızlı ve acil bir yağışa tanık kıl. Onunla öleni dirilt; kaybedileni kazandır; rızkları bol et. Bize bolluk ve afiyet getirecek, yağışlı ve gürültülü, birikmiş bulutlar gönder; yağışı sürekli, çakışı ve gürlemesi aldatıcı olmasın.<br />
<br />
Allah ım, kuraklığı bertaraf edecek, bitkileri yeşertecek, yatanı kaldıracak, solanı canlandıracak, kapsamlı ve bol yağmur gönder bize.<br />
<br />
Allah ım tepelerden boşanacak, kuyuları dolduracak, nehirleri akıtacak, ağaçları yeşertecek, bütün şehirlerde fiyatları ucuzlatacak, insanları ve hayvanları sevindirecek, bizim için temiz rızkları tamamlayacak, ekinleri yeşertecek, sağmal hayvanların sütünü bol edecek ve gücümüze güç katacak bir su gönder bize.<br />
<br />
Allah ım, (bulutların) gölgesini öldürücü, soğuğunu uğursuz, yağışını taşlayıcı (azap), suyunu acı ve tuzlu kılma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göklerin ve yerin bereketlerinden bize rızk ver. Hiç şüphe yok, sen her şeye güç yetirensin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Erdemler ve Beğenilen Davranışlarla İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim imanımı en kâmil iman, yakinimi en üstün yakin kıl; niyetimi niyetlerin, amelimi amellerin en güzeline ulaştır.<br />
<br />
Allah ım, lütfunla niyetimi halis kıl; katındakine (rahmetine) yakinimi doğrult; kudretinle bozulan durumumu düzelt.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni meşgul edecek sorunların çözümünde bana yet; yarın hesabını soracağın şeylerle uğraştır beni; günlerimi yaratılışımın amacı olan ibadetle geçirmemi sağla; beni zenginleştir; rızkımı bol eyle; rızkı beklemekle beni imtihan etme; beni aziz kıl; kibre duçar eyleme; sana kul olmaya muvaffak eyle; kulluğumu, ibadetimi ucb (kendinden ve yaptığından hoşlanmak) ile fasit etme; benim elimle insanlara hayır ulaştır; minnet edip de onu batıl etmeme engel ol; yüce huyları bana ihsan et ve övünmekten beni koru.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanların gözünde bir derece yükselttiğinde kendi gözümde bir derece düşür; bana insanlar arasında açık bir izzet verdiğinde kendi yanımda aynı ölçüde gizli bir zillet ver.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve beni (başka hiçbir şeyle) değiştirmeyeceğim güzel bir hidayet, asla vazgeçmeyeceğim hak bir yöntem ve şüphe etmeyeceğim doğru bir niyet ile faydalandır. Ömrüm sana itaatle geçtiği sürece beni yaşat. Ömrüm şeytanın otlağı olduğunda, öfkene yakalanmadan, gazabın kesinleşmeden ruhumu kabzet.<br />
<br />
Allah ım, ayıplandığım kötü hasletimi ıslah et; kınandığım çirkin huyumu güzelleştir ve eksik olan güzel sıfatımı tamamla.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve düşmanların bana olan buğzunu muhabbete, zulüm ehlinin hasedini sevgiye, iyilerin kötü zanlarını güvene, yakınlarımın düşmanlığını dostluğa, akrabalarımın kötü davranışlarını iyiliğe, dostların ilgisizliğini yardıma, müdara edenlerin zahirî dostluklarını gerçek dostluğa, muaşeret edenlerin yüz ekşitmelerini güler yüzlülüğe ve zalimlerden korkmanın acılığını emniyet tatlılığına dönüştür.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmedene karşı kendimi müdafaa edecek bir el; bana husumet edene karşı kendimi savunacak bir dil, bana inat edene karşı bir zafer, bana hile yapana karşı bir hile, beni ezene karşı bir güç, beni yerene karşı yalanlama cesareti, beni tehdit edene karşı bir esenlik ver bana; ve beni doğru yola davet edene itaat etmeye, gerçeği gösterene uymaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni; beni aldatana karşı dürüst ve samimi davranmaya; beni terkedene iyilikle karşılık vermeye; benden esirgeyeni bağışla ödüllendirmeye; benimle ilişkisini keseni, ilişkide bulunmakla mükâfatlandırmaya; gıybetimi edene, güzellikle anmakla muhalefet etmeye ve iyiliğe teşekkür edip kötülüğe göz yummaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve adaleti yaymada, öfkeyi yutmada, kin ve adaveti söndürmede, ayrılıkçıları birleştirmede, kırgınların arasını bulmada, iyilikleri ortaya çıkarmada, kötülükleri gizlemede, yumuşak huylulukta, alçakgönüllülükte, güzel muaşerette, ağırbaşlılıkta, insanlarla iyi geçinmede, erdemlere doğru koşmada, (her halükârda) iyilik etmeyi yeğlemede, insanların kabahatini yüzlerine vurmamakta, müstahak olmayana bağışta bulunmamakta, güç de olsa hakkı söylemede, çok da olsa iyi söz ve fiillerimi az bulmada, az da olsa kötü söz ve işlerimi çok bulmada salihler gibi olmaya, onların süsüyle süslenmeye, muttakilerin ziynetini kuşanmaya muvaffak eyle beni.<br />
<br />
İtaatimin devamlılığı, cemaattan ayrılmayışım ve kendi uydurdukları görüşlerle amel eden bid at ehlinden uzak duruşumla da bu sıfatları bende kâmil eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana en bol rızkı yaşlandığım zaman ve en kuvvetli gücü bitkin düştüğüm zaman ver. Beni, sana kullukta tembelliğe, yolunu bulmakta körlüğe, sevginden başka bir şeyi talep etmeye, senden uzaklaşanla bir arada olmaya ve seninle birlikte olandan ayrılmaya müptela etme.<br />
<br />
Allah ım, beni zor durumda kaldığımda senin (gücün)le hamle eder, ihtiyacım olduğunda senden ister ve düşkünlüğümde sana yalvarır kıl. Beni, zor durumda kaldığım zaman senden başkasından yardım dilemekle, ihtiyacım olduğu zaman senden başkasından istemeye tenezzül etmekle ve korktuğum zaman senden başkasına yalvarmakla sınama. Yoksa, beni yardımsız bırakmanla, ihsanını benden esirgemenle ve benden yüz çevirmenle karşı karşıya kalırım; ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
Allah ım, şeytanın kalbime attığı arzu, zan ve hasedi; büyüklüğünü anmaya, kudretin hakkında düşünmeye, düşmanlarına karşı tedbir almaya dönüştür. Onun (şeytanın) dilime akıttığı çirkin ve saçma lafları, ırz sövüşünü, haksız tanıklığı, bir mü minin arkasında ettiğim gıybeti, birinin yüzüne karşı ettiğim küfrü ve bunlara benzer şeyleri senin hamdini dile getirmeye, seni çokça övmeye, seni yüceltme çabasına, nimetlerine şükretme gayretine, ihsanını itiraf etmeye, nimetlerini saymaya çevir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle. (Allah ım,) Bana yönelik zulmü defetmeye kadir olduğundan asla zulme uğramayayım! Benden intikam almaya gücün yettiğinden asla zulmetmeyeyim! Beni kolayca hidayet edebileceğin için asla sapmayayım! Rızkımın bolluğu senin katında olduğundan hiçbir zaman fakir olmayayım! Gücüm senden olduğundan asla haddimi aşmayayım!<br />
<br />
Allah ım, mağfiretine yönelmiş, affını umarak yola koyulmuşum. Lütuf ve keremine güvenerek günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Ancak mağfiretini gerektirecek bir şeyim, affını hakkedeceğim bir amelim yoktur. Dolayısıyla sadece senin fazl-u keremine güvenebilirim. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve fazl-u keremini benden esirgeme.<br />
<br />
Allah ım, dilime, kullarının hidayetine vesile olacak sözleri cari kıl; bana takvayı ilham et; beni en temiz şeye muvaffak et ve en beğenilen işe ata.<br />
<br />
Allah ım, beni örnek yola sevket; dinin üzere ölüp, dinin üzere dirilmeyi hakkımda kararlaştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni ifrat ve tefrite düşmekten koru, itidalli olmaya muvaffak et. Beni dürüstlük ehlinden, doğruluk kılavuzlarından ve salih kullarından kıl. Kıyamette felahı ve cehennemden kurtuluşu bana nasip et.<br />
<br />
Allah ım, kurtuluşuma sebep olacak şeyi kendin için benden al; ıslah olmama vesile olacak şeyi de bırak bana kalsın. Senin koruman olmazsa, hiç şüphesiz ben helak olurum.<br />
<br />
Allah ım, üzüldüğüm zaman hazırlığım sensin; mahrum edildiğim zaman ihsanını umacağım sensin; gamlanıp kederlendiğim zaman imdada çağıracağım sensin. Kaybedilenin yerini dolduracak; bozulanı düzeltecek ve hoşlanmadığını değiştirecek olan, senin yanındadır. O halde, beladan önce afiyet, istemeden önce zenginlik, sapıklıktan önce hidayet nimetiyle minnet et bana. Kulların eziyetlerine karşı bana yet; dönüş (kıyamet) gününün emniyetini bana ihsan et ve irşad (doğruya ve kemale iletme) görevini iyice yerine getirmeye muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla tüm kötülükleri benden uzaklaştır; nimetinle beni besle; kereminle beni ıslah et; ihsanınla beni tedavi et; rahmetinin gölgesine al beni; rızanla kuşat beni; işler karıştığı zaman en doğrusunu, ameller benzeştiği zaman en temizini yapmaya, yollar çeliştiği zaman en beğenilmişini seçmeye muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana ihtiyaçsızlık tacını giydir; beni üstlendiğim görevleri layıkıyla yerine getirmeye muvaffak et; bana gerçek hidayeti merhamet et; zenginlikle azdırma beni; güzel bir yaşantı nasip et bana; yaşantımı zorluklarla dolu bir yaşantı kılma ve duamı geri çevirme. Çünkü ben senin karşında birini tanımıyor, seninle birlikte birini çağırmıyorum.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve israf etmeme engel ol; rızkımı zayi olmaktan koru; malımı bereketlendirerek çoğalt ve ondan infak ettiklerim hususunda iyilik etmenin yolunu göster bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve para kazanmanın zorluklarına karşı bana yet; hesaba katmadığım, sanmadığım yollardan rızkımı ver; rızk peşinde koşarak ibadetinden geri kalmayayım, geçimimi sağlamak için vebal altına girmeyeyim.<br />
<br />
Allah ım, kudretinle aradığımı bana ver ve izzetinle korktuğumu başıma getirme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rızkımı bol ederek haysiyetimi koru; rızkımı daraltarak rızklarını senden alan kimselerden rızk isteme, kötü insanlardan bağış talebinde bulunma bayağılığına düşürüp verenleri övme, esirgeyenleri yerme durumunda bırakma beni. Çünkü gerçekte veren de, esirgeyen de sensin, onlar değil.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana ibadette yararlanacağım sıhhat, dünyaya meyilsizlikte faydalanacağım boş vakit, amele dönüştüreceğim ilim ve itidalli olmamı sağlayacak takva ver bana.<br />
<br />
Allah ım, ömrümü affınla sona erdir; emelimi rahmetini ummaya yönelik kıl; rızana ulaşma yollarını benim için kolaylaştır ve bütün hallerimde amelimi güzelleştir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gaflet ettiğim zamanlarda seni anmak için beni uyar; mühlet verdiğin günlerde (dünya hayatında) beni, sana itaatte kullan; sevgine doğru düz bir yol göster bana; o yolda yürümekle dünya ve ahiret hayrını tastamam ver bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline, ondan önce yaratıklarından herhangi birine ettiğin ve ondan sonra herhangi birine edeceğin en üstün salat ile salat eyle. Dünyada bize güzellik ver, ahirette de güzellik ver ve rahmetinle beni cehennem azabından koru.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Şey İçin Üzüldüğü ve Günahlardan Dolayı Tasalandığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, ey güçsüz kişiye yeten, korkunç şeyden koruyan! Günahlar beni yalnızlığa itmiş, artık benimle birlikte olacak biri yok; gazabına uğrayarak güçsüz düşmüşüm, artık bana güç ve destek verecek biri yok; seninle karşılaşma korkusu içindeyim, korkumu dindirecek biri yok! Sen beni korkuttuktan sonra kim bana güvence verebilir ki Sen beni yalnızlığa ittikten sonra kim bana yardım edebilir ki Sen beni güçsüz kıldıktan sonra kim beni güçlendirebilir ki Ey mâbudum, kula rabbinden başkası; yenilgiye uğrayana galip olandan başkası güven verebilir mi Aranana, arayandan başkası yardım edebilir mi<br />
<br />
Ey Rabbim, bütün bu sebepler senin elindedir ve kaçış sana doğrudur. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve kaçışıma güven ver, dileğimi kabul buyur.<br />
<br />
Allah ım, eğer kerim yüzünü benden çevirir, veya büyük fazlını benden esirger, veya beni rızkından mahrum eder, veya (rahmetinin) sebebini keser isen, hiç kuşkusuz, arzularımdan hiçbirine ulaşamam, katındakini elde edemem. İlla ki sen olacaksın, sen yardım edeceksin! Çünkü ben senin kulunum, senin yed-i kudretindeyim, perçemim senin elindedir.<br />
<br />
Senin fermanının karşısında benim bir emrim olamaz; hükmün hakkımda geçerlidir; hakkımdaki kaza ve kaderin adalete dayalıdır; saltanatından çıkmaya gücüm yetmez; kudretinden dışarı çıkamam. Sevgini cezbetmek, rızanı kazanmak ve katındakine ulaşmak ancak sana itaatle ve bol rahmetinin sayesinde mümkündür.<br />
<br />
İlahi! Zelil bir kulun olarak sabahlayıp akşamlamaktayım. Senin yardımın olmadan kendim için ne bir yarara, ne bir zarara malik değilim. Kendim hakkında buna tanığım; güçsüzlüğümü, çaresizliğimi itiraf etmekteyim. O halde, bana vaad ettiğini yerine getir; verdiğini tamamla. Çünkü ben, senin miskin, mütevazı, güçsüz, zarara uğramış, hakir, fakir, alçak, korkak, himayene muhtaç kulunum.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni, nimete boğduğun zaman seni anmayı unutanlardan, imtihan ettiğin zaman ihsanından gaflet edenlerden kılma. Refahta veya sıkıntıda, zorlukta veya kolaylıkta, afiyette veya belada, nimette veya mihnette, bollukta veya kıtlıkta, yoksullukta veya zenginlikte, hangi durumda olursam olayım, geciktiği için duasına icabet etmenden ümidini kesenlerden etme beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bütün hallerimde senamı, övgümü ve hamdimi sana mahsus kıl ki, dünyadan bana verdiğinle sevinmeyeyim; dünyada benden esirgediğinden dolayı üzülmeyeyim. Kalbimi takva ile tanıştır; bedenimi benden kabul edeceğin işlerde çalıştır; nefsimi sana itaat etmekle meşgul ederek diğer şeylerden alıkoy. Öyle olayım ki, senin gazabına sebep olacak bir şeyi sevmeyeyim; hoşnutluğuna sebep olan bir şeyden de nefret etmeyeyim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalbimi sevgin için boşalt; zikrinle meşgul et; korkun ve haşyetinle ona hayat ver; özleminle ona güç ver; onu sana itaat etmeye istekli kıl; yolların sana göre en sevimlisinde yürüt onu ve hayatım boyunca katındakini arzu etmekle ona boyun eğdir.<br />
<br />
Takvayı, (ahiret yolculuğu için) dünyadan edinecek azığım kıl; yolculuğumu rahmetine doğru gerçekleştir; hoşnutluğuna girmeyi nasip et bana; yerimi cennetinde kıl; bana bir güç ver ki, hoşnutluğunun tümünü kaldırabileyim; kaçışımı sana doğru kıl; katındakini sevdir bana; kalbimi kötü insanlardan ürküt; seninle, dostlarınla ve sana itaat edenlerle ünsiyeti ihsan et bana. Facir ve kâfirin minneti altında bırakma beni; onların bana bir ihsanı olsun isteme; beni onlara muhtaç etme. Gönlümün rahatlığını, yalnızlığımın giderilmesini, zenginliğimi ve ihtiyaçlarımın karşılanmasını seninle ve iyi kullarının vasıtasıyla kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlarla birlikteliği bana nasip et; beni onların yardımcısı kıl; sana müştak olma ve sevdiğin, beğendiğin işi senin için yapma nimetini bana ihsan eyle. Hiç şüphesiz, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İşlerin Zorlaştığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kendimle ilgili, daha çok senin elinde olan bir iş (nefsimi ıslah) ile beni yükümlü kılmışsın. Oysa ona da, bana da benden çok senin gücün yeter. O halde, kendimle ilgili, seni benden hoşnut edecek şeyi ver bana, ve hoşnutluğuna sebep olacak şeyi sıhhat ve selamet içinde kendin için al benden.<br />
<br />
Allah ım, zorluğa katlanacak takatım, belaya sabredecek gücüm, yoksulluğa dayanacak kudretim yok. O halde, rızkımı esirgeme benden; kullarına terketme beni; hacetimi sen gider; işlerimi sen üstlen. Rahmet gözüyle bana bak ve tüm işlerimde, acıyarak yardım et bana. Çünkü eğer beni kendi halime terketsen, tüm işlerde âciz kalırım; yararıma olan hiçbir işi yapamam. Kullarına terketsen, asık suratlarıyla karşılaşırım. Yakınlarıma bıraksan, bir şey vermezler bana. Verseler de, az ve faydasız şeyler verirler; uzun süre de başıma kakarlar, çokça kınarlar beni.<br />
<br />
O halde, ey Allah ım, fazlınla beni zengin et; büyüklüğünle beni yücelt; bol bağışınla elimi açık kıl ve katındakiyle yet bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni hasetten kurtar; günahlardan koru; haramlardan geri durdur; sana karşı gelmeye cüretlendirme; tutkum sen olasın; senden gelen her şeye rıza göstereyim. Rızk, ihsan ve nimet olarak bana verdiğin şeyleri bereketli ve kutlu kıl. Tüm hallerimde beni her türlü kötülükten koru; ayıplarımı kimseye açma; beni kendi korumana al, kimse bana zarar veremesin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bedenimin gücü yetmese de, kuvvetim yetersiz kalsa da, gücümü aşsa da, malım ve sermayem çıkışmasa da, hatırımda olan veya unuttuğum, itaatin yönünde kendin için veya yaratıklarından biri için bana gerekli ve farz kıldığın her şeyi benden taraf öde. Ey Rabbim, nefsime uyarak ihmal ettiğim, ancak senin, aleyhimde ihsa ettiğin farzları bol bağışınla ve geniş rahmetinle benden taraf öde (onlardan dolayı beni sorgulama). Çünkü sen, ihsanı ve rahmetiyle her şeyi kuşatan cömertsin. (Onları benden taraf öde ki,) Sana kavuşacağım gün iyiliklerimle takas edeceğin veya kötülüklerimi arttıracağın bir farz üzerimde kalmış olmasın, ey Rabbim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana kulluk vazifesini yerine getirmekle ahiretim için çalışma isteği ver bana. Onun (kulluğumun) içtenliğine kalbim tanık olsun; bana galip olan durum dünyaya meyilsizlik olsun; iyi işleri şevkle yapayım; cezalarının korkusuyla kötü işlere yaklaşmayayım. Ve bana bir nur ver ki, insanlar arasında onunla yürüyeyim; karanlıklarda onunla yolumu bulayım; hak ile batıl birbirine karıştığında, şüpheye düştüğümde onunla aydınlanayım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kendisine ulaşmak için sana yalvardığım şeyin (cennetin) tadını ve kendisinden korunmak için sana sığındığım şeyin (cehennemin) tasasını duyuyormuşçasına, ödüllendirilme sevincinin özlemini ve cezalandırılma üzüntüsünün korkusunu ver bana.<br />
<br />
Allah ım, hiç kuşkusuz, sen, dünyam için de, ahiretim için de yararlı olanı biliyorsun. O halde, ihtiyaçlarım hususunda lütufkâr ol bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kolaylık ve zorlukta, sağlık ve hastalıkta bana verdiğin nimetler karşısında sana şükürde kusur ettiğim zaman; korku, emniyet, hoşnutluk, gazap, zarar ve kâr hallerinde meydana gelen hadiselerle ilgili olarak senin için farz olan şeye razı olmanın sevinç ve huzurunu yaşayabilmek için gerçeği ver bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göğsümü hasetten temizle ki, insanlardan hiçbirini kendisine verdiğin bir nimetten ötürü kıskanmayayım; onlardan herhangi birinde din, dünya, sağlık, takva, zenginlik ve refahla ilgili bir nimet gördüğüm zaman (onu kıskanacağıma) ondan daha iyisini yalnız seninle ve yalnız senden -ki ortağın yoktur- kendim için isteyeyim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana dünya ve ahirette, hoşnutluk ve gazap halinde hatalardan korunmayı, sürçmelere duçar olmamayı nasip et. Her halükârda itaatinle amel etmeye, dostların ve düşmanların hakkında senin hoşnutluğunu diğer her şeye tercih etmeye muvaffak et beni. Düşmanım, zulüm ve cevrimden güvende olsun; dostum eğilim ve tutkumun alçalmasından ümidini kessin.<br />
<br />
(Allah ım,) Beni genişlikte de, zor durumda kalıp ihlas ile sana yalvaranların yalvardığı gibi yalvaranlardan kıl. Hiç kuşkusuz, sen pek yücesin, övgüye layıksın.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Afiyet ve Şükrünü İstediği Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, Muhammed ve âline salat eyle ve katından olan afiyet elbisesini giydir bana; afiyetine bürü beni; afiyetinle koru beni; afiyetinle ikram et bana; afiyetinle zengin et beni; afiyetinle bağışta bulun bana ; afiyetini ver bana; afiyetini döşe benim için; afiyetini hakkımda salih kıl; dünya ve ahirette afiyetini ayırma benden.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yeterli, şifa bahşedici, yükselip gelişen bir afiyet ver bana; bedenimde sıhhat üretecek bir afiyet, dünya ve ahiret afiyeti.<br />
<br />
Dinim ve bedenimde sıhhat, emniyet ve selamet, kalbimde basiret, işlerimde ilerleme, senin için haşyet, senden korkma, bana emrettiğin itaatleri yerine getirme, nehyettiğin günahlardan sakınma nimetleriyle lütufta bulun bana.<br />
<br />
Allah ım, bu yıl ve ömrüm boyunca her yıl haccı, umreyi ve salavatın, rahmetin ve bereketlerin ona ve âline olsun, Resulünün ve Ehl-i Beytinin kabirlerinin ziyaretini bana nasip eyle. Bunları katında kabul buyurulmuş, karşılığı verilmiş, övgüyle anılmış ve indinde (ahiretim için) biriktirilmiş amellerimden kıl.<br />
<br />
Dilimi hamdin, şükrün, zikrin ve güzel övgünle konuştur; kalbimi dininin doğruları için aç. Kendimi ve soyumu; kovulmuş şeytandan, öldürücü olan veya olmayan zehirli hayvanın ve tüm canlıların kötülüğünden, nazardan, her azgın şeytanın şerrinden, her zalim sultanın şerrinden, her isteği yerine getirilen nimet azgınlarının şerrinden, her güçsüz ve güçlünün şerrinden, her şansız şerefsiz ve şanlı şereflinin şerrinden, her küçük ve büyüğün şerrinden, her yakın ve uzağın şerrinden, cinler ve insanlardan Resulün ve Ehl-i Beytine karşı bayrak açanların şerrinden ve perçemi senin elinde olan her hayvanın şerrinden sana sığındırırım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana kötü bir niyetle yaklaşanın kötülüğünü benden geri çevir; hilesini benden uzaklaştır; şerrini benden defet; tuzağına kendisini düşür; gözü beni görmesin; kulağı beni duymasın; kalbi beni anmasın; dili benden söz etmesin; başını ezesin; izzetini zillete dönüştüresin; kudretini kırasın; büyüklüğünü bozup kendisini alçaltasın; beni onun her türlü zararından, şerrinden, alayından, hasedinden, düşmanlığından, hilesinden, tuzağından, piyade veya süvari güçlerinden koruyasın. Hiç şüphesiz, sen, izzet ve kudret sahibisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Anne ve Babası Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kulun ve resulün olan Muhammed e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; salatlarının, rahmetinin, bereketlerinin ve selamının en üstünüyle onları özgünleştir.<br />
<br />
Allah ım, ey merhametlilerin en merhametlisi, anne ve babamı katındaki saygınlık ve özel salatın ile özgünleştir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve anne ve babam için bana farz olan şeylerin bilgisini ilham yoluyla bana bildir. Bu bilginin tamamını bana ver ve beni bildiklerimi eksiksiz olarak pratiğe dökmeye, onları uygulamaya geçirmekte tembellik etmemeye muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ile bizi onurlandırdığın gibi ona ve âline salat eyle; Muhammed sebebiyle bizim için insanlar üzerinde bazı haklar farz ettiğin gibi ona ve âline salat eyle.<br />
<br />
Allah ım, öyle et ki, zalim sultandan korkar gibi onlardan (anne ve babadan) korkayım; şefkatli anne gibi onlara iyilik edeyim. Anne ve babama itaatimi ve onlara iyi davranmamı, uyku düşkünü kimsenin uykusundan daha göz aydınlatıcı ve çok susamış kimsenin içtiği sudan daha yürek serinletici kıl; onların isteğini kendi isteğime tercih edeyim; onların hoşnutluğunu kendi hoşnutluğumdan önde tutayım; az da olsa onların bana yaptığı iyiliği çok, çok da olsa benim onlara yaptığım iyiliği az göreyim.<br />
<br />
Allah ım, onlara karşı sesimi kıs; sözümü güzelleştir; huyumu yumuşak, kalbimi şefkatli kıl; onlara karşı rıfk ile davranmaya, onlara sevgiyle yaklaşmaya muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, beni eğitmelerinin karşılığını ver onlara; beni ağırladıklarından dolayı onları ödüllendir; küçüklüğümde benden korudukları şeyleri onlar için koru.<br />
<br />
Allah ım, benden taraf onlara dokunan eziyeti, benden onlara ulaşan kötülüğü veya onların benim yanımda zayi olan hakkını; günahlarının bağışlanmasına, derecelerinin yükselmesine, iyiliklerinin fazlalaşmasına vesile kıl; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere çeviren (yüce Allah).<br />
<br />
Allah ım, onların bana karşı kötü sözlerini, haksız davranışlarını, zayi ettikleri haklarımı, hakkımda kusur ettikleri vazifelerini onlara bağışladım, ihsan ettim ve vebalinin onlardan kaldırılmasını istiyorum senden. Çünkü ben; onları bana karşı kötü niyetlilikle itham etmemekte, bana iyilik etmekte ihmalkârlıkla suçlamamakta ve hakkımda yaptıklarından şikâyetçi olmamaktayım, ey Rabbim.<br />
<br />
Onların, üzerimdeki hakkı pek büyüktür; iyilikleri çok eski günlere dayanmaktadır. Onlara karşı minnettarlığım, adalet ölçüsüyle onları kısas etmemden veya yaptıklarının misliyle karşılık vermemden çok daha büyüktür. (Onları kısas etmeye veya misillemede bulunmaya kalkışırsam) O zaman, ey Tanrım, uzun süre beni yetiştirmekle uğraşmaları ne olur ! Beni korumak için çektikleri zahmetler nereye gider ! Benim rahatlığım için katlandıkları zorluklar nerede kalır !<br />
<br />
Hayır, kesinlikle onların hakkını ödeyemem; onlar için bana farz olanı yerine getiremem ve onlara hizmet etme vazifesini hakkıyla ifa edemem. O halde, (ey Rabbim,) Muhammed ve âline salat eyle ve (bu hususta) bana yardım et, ey kendisinden yardım istenilenlerin en iyisi; (onlara karşı vazifemi yerine getirmekte) bana başarı ver, ey kendisinden medet umulanların en doğrusu; ve beni, herkesin zulme uğramadan kazandığıyla cezalandırılacağı gün (Casiye/23) anne ve babalarına kötü davranıp onları incitenler zümresine katma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed e, âline ve zürriyetine salat eyle ve özellikle mü min kullarının babaları ve annelerine verdiğini benim anne ve babama ver, ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
Allah ım, namazlarımın ardında, gecelerimin bir bölümünde ve gündüzlerimin her saatinde onları anmayı bana unutturma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni onlara dua etmem sebebiyle bağışla; onları da bana yaptıkları iyilikler sebebiyle kat i bir mağfiretle bağışla; benim aracılığımla kesin bir hoşnutlukla onlardan razı ol ve onları ağırlayarak (cennetteki) selamet yerlerine ulaştır.<br />
<br />
Allah ım, eğer onları benden önce bağışlayacak olursan, onları bana şefaatçi kıl ve eğer beni onlardan önce bağışlayacak olursan, beni onlara şefaatçi kıl. Şefkatinle, mağfiret ve rahmetinin mahalli olan saygınlık evinde (cennette) bizleri bir araya getir. Hiç kuşkusuz, sen, büyük fazl ve ezelî nimet sahibisin ve sen rahmedenlerin en merhametlisisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çocukları Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, çocuklarımın kalmasıyla, onları benim için ıslah etmekle ve benim onlardan yararlanmamla bana minnette bulun. Allah ım, benim için onların ömrünü uzat; (dünyadaki) sürelerini çoğalt; küçüklerini yetiştir; güçsüzlerini güçlendir; bedenlerini, dinlerini ve huylarını sahih ve salim kıl; canlarına, vücutlarına ve benim için önemli olan her şeylerinde onlara sağlık ver ve benim elimle rızklarını bol et.<br />
<br />
Onları; iyiler, takvalılar, görenler, işitenler, sana itaat edenler, dostlarını sevenler, onların iyiliğini isteyenler, tüm düşmanlarına karşı çıkan ve onlara buğzedenler kıl. Âmin.<br />
<br />
Allah ım, onlarla pazımı güçlendir; eğriliğimi düzelt; sayımı çoğalt; meclisimi süsle; anımı dirilt; gıyabımda onlarla bana yet; hacetime ulaşmakta onlarla bana yardım et; onları beni sevenler, bana acıyanlar, bana yönelip benden yüz çevirmeyenler, bana karşı doğrular, sözüme bakanlar, sözümden çıkmayanlar, beni incitmeyenler, bana muhalefet etmeyenler ve bana karşı suç işlemeyenler kıl.<br />
<br />
Onları eğitip yetiştirmekte ve onlara iyi davranmakta bana yardım et; kendi katından onlarla (mevcut olanlarla) birlikte bana erkek çocuklar da ver; bunu hakkımda hayırlı kıl ve senden istediklerime ulaşmakta onları bana yardımcı kıl. Beni ve soyumu kovulmuş şeytandan koru. Çünkü sen bizi yarattın; (iyilikleri) bize emrettin; (kötülüklerden) bizi sakındırdın; bizi emrettiklerinin sevabını kazanmaya özendirdin; emrine muhalefetin cezasından korkuttun; bize hile yapan bir düşman yarattın; bizi ona musallat etmediğin yönlerden onu bize musallat ettin ; onu göğüslerimize yerleştirdin; kanımızla birlikte damarlarımızda akıttın; biz gaflet etsek de o etmemekte; biz unutsak da o unutmamakta; senin cezalandırmandan bize güven vermekte; senden başkasından bizi korkutmakta; çirkin bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi onu işlemeye cüretlendirmekte; iyi bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi ondan alıkoymakta; nefsani tutkularla bize dokunmakta; şüpheleri gözlerimizin önüne dikmekte; vaadde bulunduğu zaman yalan söylemekte; bizi arzularla oyaladığı zaman sözünde durmamakta. Şu halde, eğer sen, onun hilesini bizden geri çevirmezsen, bizi saptırır ve eğer bozgunculuğundan bizi korumazsan, bizi (doğruluktan) kaydırır.<br />
<br />
Allah ım, bizi kendi sultana alarak şeytanın sultasından kurtar ve sana yalvarışımızın çokluğuyla onu bizden alıkoy; böylece onun hilesine karşı senin koruman altında olalım.<br />
<br />
Allah ım, tüm isteklerimi bana ver; hacetlerimi reva et; icabeti benim için garantilediğin halde onu benden esirgeme; dua etmemi emrettiğin halde duamı geri çevirme; dünya ve ahirette bana yarayacak, hatırımda olan veya unuttuğum, dile getirdiğim veya sakladığım, açıkladığım veya gizlediğim her şeyi bana ihsan et. Bütün bunlarda, senden yardım isteyerek kendini düzeltenlerden; senin katında arayarak başarıyı bulanlardan; sana güvenerek muradına erenlerden; sana sığınarak korunanlardan; seninle alış-veriş yaparak kazananlardan; izzetinle güven bulanlardan; fazlından kendilerine bol helal rızk verilenlerden; bağışın ve kereminle zengin olanlardan; seninle zilletten izzete kavuşanlardan; adaletinle zulme uğramayacaklarından emin olanlardan; rahmetinle belalara karşı bağışıklık kazananlardan; zenginliğinle fakirlikten zenginliğe erişenlerden; korumanla günahlardan, kaymalardan ve hatalardan korunmuş olanlardan; sana itaat ederek hayra, rüşde ve doğruya muvaffak olanlardan; kudretinle günahlarla aralarına perde çekilenlerden; sana karşı gelmenin her türlüsünü bırakanlardan ve senin komşuluğunda yer alanlardan kıl beni.<br />
<br />
Allah ım, tevfikin ve rahmetinle bütün bunları bize ver; cehennem azabından bizi koru, kendim ve çocuklarım için dünya ve ahirette istediğimin aynısını, erkeğiyle kadınıyla tüm müslümanlara ve mü minlere de ver. Hiç kuşkusuz, sen yakınsın, icabet edensin, işitensin, bilensin, affedensin, bağışlayansın, şefkatlisin, acıyansın.<br />
<br />
Ve, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Komşuları ve Dostlarını Andığında Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve hakkımızı bilip düşmanlarımıza muhalefet eden komşularım ve dostlarım hakkında en üstün yardımınla bana yardım et. Güçsüzlerine rıfk ile davranmakta, ihtiyaçlarını karşılamakta, hastalarını ziyaret etmekte, doğruyu arayanlarına yol göstermekte, danışanlarına öğüt vermekte, (konuk olarak) gelenlerini ağırlamakta, sırlarını gizlemekte, ayıplarını örtmekte, mazlumlarına yardım etmekte, (genellikle komşuların birbirinden ödünç alma ihtiyacını duydukları kazan, kepçe, merdiven, balta vb. gibi) ev eşyalarını onlardan esirgememekte, bol ihsanla hal hatırlarını sormakta ve onlar istemeden önce gerekli olan şeyleri kendilerine vermekte onları (ve beni) senin sünnetini ayakta tutmaya ve güzel edebinle edeplenmeye muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, kötülük edenlerine iyilikle karşılık vermeye, zulmedenlerinden af ile vazgeçmeye, tümünün hakkında iyimser olmaya, hepsine iyilik etmeye, iffetin gereği olarak gözümü onlardan indirmeye, alçakgönüllülük olarak onlara yumuşak davranmaya, belaya duçar olanlarına acımaya, arkalarında da dostluğumu ve sevgimi açığa vurmaya, nimetlerinin kalıcı olmasını istemeye, kendi akrabalarım için gerekli bildiğimi onlar için de gerekli bilmeye ve yakınlarım için riayet ettiğim şeylere onlar için de riayet etmeye muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların da bana böyle olmasını sağla; onlardan en çok faydalananlardan kıl beni; hakkımda gözlerini aç, beni daha iyi tanısınlar, faziletimi bilsinler; onlar benimle mutlu olsunlar, ben de onlarla mutlu olayım. Âmin, ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sınır Bekçileri Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle müslümanların sınırlarını sarp ve sağlam kıl; gücünle bekçilerini kuvvetlendir ve kereminden bağışlarını bol et.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların sayısını çoğalt; silahlarını keskinleştir; etraflarını koru; dört bir yanlarını kuşatarak düşmanın onlara ulaşmasına engel ol; topluluklarını birleştir; işlerini yönet; onları azıksız bırakma; yiyeceklerini sen üzerine al; nusretinle onları destekle; sabırla onlara yardım et ve düşmanların hilelerine karşı onların gözlerini aç.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlara tanımadıklarını tanıt; bilmediklerini öğret ve görmediklerini göster.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanla karşılaştıkları zaman aldatıcı, mağrur edici dünyayı anmayı unuttur onlara; saptırıcı mal düşüncesini kalplerinden çıkar; gözlerinin önüne cenneti dik; onlar için hazırladığın ebediyet yurtlarını, ağırlanacakları evleri, siyah gözlü, beyaz yüzlü güzel kadınları (hurileri), çeşit çeşit içeceklerle akan ırmakları, türlü türlü meyvelerle sarkan ağaçları gözlerinin önünde canlandır; hiçbir düşmana sırt çevirmeyi düşünmesin, kaçayım demesinler.<br />
<br />
Allah ım, böylece düşmanlarını hezimete uğrat; tırnaklarını bunlardan kes; silahlarıyla aralarına ayrılık sal; yüreklerinin ipini kopar; azıklarını onlardan uzaklaştır; yollarını şaşırt; yönlerini saptır; yardımını onlardan kes; sayılarını azalt; kalplerini korkuyla doldur; ellerini-kollarını bağla; dillerini konuşamaz kıl; onların hezimete uğramasıyla arkalarındakileri darmadağın et; onları arkalarındakilere ibret vesilesi kıl ; onları rezil rüsvay ederek onlardan sonrakilerin arzulara kapılmalarına engel ol.<br />
<br />
Allah ım, kadınlarının rahimlerini kısır kıl; erkeklerinin döllerini kurut; binitlerinin ve hayvanlarının neslini kes; göklerinin yağmasına, yerlerinin yeşertmesine izin verme.<br />
<br />
Allah ım, bununla İslam ehlinin tedbirini güçlendir; yerleşim merkezlerini sağlamlaştır; mallarını arttır; vakitlerini düşmanlarla savaşarak, onlarla uğraşarak geçireceklerine sana ibadet ederek, seninle râz-u niyaz ederek geçirmelerini sağla; yerin dört bir yanında yalnızca sana ibadet edilsin; yalnızca sana boyun eğilsin, sana secde edilsin.<br />
<br />
Allah ım, her bölgenin müslümanlarına, karşılarındaki müşriklere yetecek gücü ver; katından ard arda göndereceğin meleklerle onlara yardım et; tüm yeryüzünde müşrikleri toprağın (karanın) bittiği yere kadar hezimete uğratarak öldürsün ve esir etsinler; veyahut da, Sen Allah sın, senden başka ilah yok; teksin, ortağın yok. diye ikrar etsinler.<br />
<br />
Allah ım, yeryüzünün dört bir yanında düşmanların olan tüm şirk milletlerini bu duruma düşür.<br />
<br />
Allah ım, müşrikleri müşriklerle uğraştırarak müslümanların sınırlarına saldırmalarına; sayılarını, güçlerini azaltarak müslümanların zayıflamalarına ve tefrikaya düşürerek müslümanlara yüklenmelerine engel ol.<br />
<br />
Allah ım, kalplerinden güveni, bedenlerinden gücü al götür. Dikkatlerini dağıtarak entrika üretmelerine, hile yapmalarına engel ol. Erlerimizle karşı karşıya gelme, kahramanlarımızla çarpışma cüretini onlardan al. Bedir de yaptığın gibi köklerini kazıyacak, kuvvet ve şiddetlerini biçecek, topluluklarını dağıtacak bir güçle meleklerinden oluşan bir ordu gönder onlara.<br />
<br />
Allah ım, sularını veba (salgın hastalık) ile ve yiyeceklerini hastalıklarla karıştır. Şehirlerini yerin dibine geçir; üzerlerine sürekli bela indir; kuraklık ve kıtlıkla onları döv; azıklarını en verimsiz ve kendilerine en uzak topraklarda koy; kalelerin kapılarını onlara kapat; sürekli bir açlık ve acıklı bir hastalığa duçar et onları.<br />
<br />
Allah ım, dinin en üstün din, hizbinin en güçlü hizip ve payının en kâmil pay olması için onlarla savaşan İslam gazileri ve mücahitlerini kolaylıklarla karşılaştır; işlerini düzelt; kendilerine başarılar ver; onlar için (iyi) arkadaşlar seç; onları destekleyerek güçlendir; rızklarını bol et; kendilerine neşat ver; (sevdiklerine duydukları) özlemlerinin sıcaklığını söndür; yalnızlık sıkıntısını onlardan gider ve çoluk çocuklarını anmayı onlara unuttur. Onlara iyi niyet ver; (hastalıklara karşı) onlara bağışıklık kazandır; selameti onlardan ayırma; yüreklerinden korkuyu çıkar; onlara şiddet ve cüret ver; yardımınla onları destekle; (Resulünün) siret ve sünnetleri(ni) onlara öğret; yargıda doğruyu onlara ilham et; riya ve gösterişi onlardan uzaklaştır; duyulup ünlenmek için iş yapmaktan kurtar onları; zikirleri, fikirleri, seferleri, konaklamaları senin yolunda ve senin için olsun.<br />
<br />
Senin düşmanların ve kendi düşmanlarıyla karşı karşıya geldikleri zaman gözlerinde onları azalt; gönüllerinde onları küçült; bunları onlara galip kıl; onları bunlara üst etme; şayet bazılarına mutlu bir son mukadder edip şehitliği yazmışsan, düşmanlarını öldürüp esir aldıktan, müslümanların sınırları emniyete kavuştuktan ve düşmanların geri dönüp kaçtıktan sonra olsun bu.<br />
<br />
Allah ım, gaziler veya sınır bekçilerinin evlerinde onların yerini dolduran, onların geride bıraktıklarının bakımını üstlenen, malının bir kısmıyla onlara yardım eden, onlar için herhangi bir savaş malzemesi temin eden, onları cihada teşvik eden, onlara dua eden, arkalarında saygınlıklarına riayet eden müslümanları da onlara verdiğin ölçüde, onlara verdiğinin misliyle ödüllendir; ahirette kendileri için hazırladığın lütf-u kereminden başka bu dünyada da yaptıklarının faydasını görüp sevinmeleri için peşin bir karşılık ver onlara.<br />
<br />
Allah ım, İslam derdi olan, şirk ehlinin toparlanıp savaşmaya niyetlenmeleri kendilerini üzen, cihada azmedip de güçsüzlükten dolayı gidemeyen ya da bir ihtiyacını gidermek zorunda kalarak veya bir hadiseyle karşılaşarak geciken, iradesi dışında karşısına bir engel çıkan müslümanların da adlarını sana ibadet edenlerin, kulluk sunanların arasında yaz; onlara da mücahitlerin sevabını ver; onlara da şehitler ve salihler zümresinde yer ver.<br />
<br />
Allah ım, kulun ve resulün Muhammed e ve Muhammed in âline salat eyle; öyle bir salat ki, tüm salatlardan yüce, tüm selamlardan üstün olsun; geçmişte dostlarından herhangi birine ettiğin en mükemmel salat gibi süresinin bitimi, sayısının sınırı olmasın. Hiç kuşkusuz, sen, büyük nimetler sahibi, övgüye layık, başlatan, geri döndüren ve dilediğini yapansın.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah a Yönelme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım<br />
<br />
Allah ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip de alçalan nicelerini gördük! Akıllı adamın bunları görüp de ibret almasından ve seni seçerek doğruyu bulmasından daha doğal ne olabilir ki !<br />
<br />
O halde ey Mevlam, isteklerimi diğerlerinden değil, yalnızca senden istiyorum; ihtiyaçlarımı diğerlerinden değil, yalnızca senden talep ediyorum. Herkesten önce çağıracağım yalnızca sensin. Ümidimde kimse sana ortak değil; duamda seninle birlikte olan biri yok; çağrımda sana ortak koşacağım biri yok.<br />
<br />
Sayı birliği, zevali olmayan eksiksiz kudret sıfatı, güç ve kuvvet erdemi, yücelik ve yükseklik derecesi sana mahsustur, ey Tanrım.<br />
<br />
Senin dışındakiler ise hayatlarında rahmet ve merhamete muhtaç, işlerinde başarısızlığa mahkum, içinde bulundukları şartlara yenik, durumları değişken ve nitelikleri sabit olmayan zayıf varlıklardır.<br />
<br />
O halde, benzerlerin ve zıtların olmaktan çok yücesin; misillerin ve denklerin bulunmaktan çok büyüksün. Sen (her eksiklikten) münezzehsin; senden başka ilah yoktur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Musibete Uğradığı Veya Günah Sebebiyle Kötü Duruma Düşen Birini Gördüğü Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, bilip de örtme ve haberi olup da cezalandırmama övgüsü sana özgüdür. Bizlerden her biri, birtakım ayıp işler yapmıştır, ama sen onu o işleriyle tanıtmamışsın; birtakım çirkin fiiller işlemiştir, ama sen onu rüsvay etmemişsin; kötülüklere bürünmüştür, ama sen kimseyi onun bu haline vâkıf kılmamışsın. Nice yasaklarını çiğnemiş, bize bildirdiğin nice emirlerini aşmış, nice kötülükleri kazanmış ve nice yanlışlıklara düşmüşüz ki, bakanlar-görenler değil, sen onları biliyordun ve onları açığa vurmaya herkesten çok kadirdin.<br />
<br />
Fakat sen, bize bahşettiğin selamet haliyle, insanların ayıplarımızı görmesine, rezaletlerimizi duymasına engel oldun. O halde, ayıplarımızı örtmeni ve çirkin işlerimizi gizlemeni; bizler için kötü huydan ve çirkin işlerden engelleyici, günahları silen tövbeye ve övülen yola özendirici bir öğütçü kıl. Bunu en yakın zamanda gerçekleştir ve bizi senden gafil olmaya duçar etme. Çünkü artık sana yönelmiş ve günahlardan tövbe etmişiz.<br />
<br />
Allah ım, yaratıklarının içinden beğenip seçtiğin Muhammed e ve onun, temiz kullarının seçkini olan soyuna salat eyle ve bizleri, emrettiğin gibi onları dinleyenler, onlara itaat edenler kıl.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mal ve Servet Sahiplerine Bakınca Okuduğu Kaza ve Kadere Rıza Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ın hükmüne hoşnutluğumun ifadesi olarak, Allah a hamd olsun. Şehadet ederim ki Allah, kullarının geçimliklerini aralarında adaletle paylaştırmış ve tüm yaratıklarına lütfuyla davranmıştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanlara verdiklerinle, onları da benden esirgediklerinle sınama; sonra insanları kıskanır, hükmünü yadırgarım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kazâna gönül hoşluğuyla razı olmamı sağla; hükmünün gerçekleştiği hususlarda göğsümü aç; bana, kazân sadece hayır üzere cari olur, dedirtebilecek bir güven ver; benden esirgediklerin için sana şükrümü, bana verdiklerin için olan şükrümden bol eyle. Yoksul biri için aşağılık, servet sahibi biri için de üstünlük düşünmekten beni koru. Çünkü gerçek şeref sahibi, sana itaat edişi sebebiyle şereflenen; gerçek izzet sahibi ise sana ibadet edişi sebebiyle izzet bulan kimsedir.<br />
<br />
Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi tükenmeyen bir servetle faydalandır; yitirilmeyen bir izzetle destekle; ebediyet yurduna salıver. Hiç kuşkusuz, sen; birsin, teksin, samedsin (herkes sana muhtaçtır, senin kimseye ihtiyacın yoktur), doğurmamışsın, doğmamışsın ve kimse senin dengin olmamıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bulutlara ve Şimşeğe Baktığı ve Gökgürültüsünü Duyduğu Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, hiç kuşkusuz bu ikisi (şimşek ve gökgürültüsü), senin ayetlerinden iki ayet ve senin yardımcılarından iki yardımcıdır. Yararlı bir rahmet veya zararlı bir azap ile sana itaat etmeye koşarlar. Şu halde, bunlar vasıtasıyla bize azap yağmuru yağdırma ve bela elbisesi giydirme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şu bulutların yarar ve bereketini üzerimize indir; zarar ve zahmetini bizden geri çevir; onlardan bize bir musibet indirme; onlar vasıtasıyla geçimliklerimize bir afet gönderme.<br />
<br />
Allah ım, eğer onları azap ve gazap olarak göndermiş isen; biz, gazabından sana sığınıyor, katından affını dileniyoruz. O halde, gazabını müşriklere yönelt, azap değirmenini dinsizlerin üzerinde döndür.<br />
<br />
Allah ım, (gökten) su indirerek şehirlerimizin kuraklığını gider; rızk vermenle yüreklerimizden öfkeyi çıkar; bizleri kendinden başkasıyla meşgul etme ve ihsanının kaynağını bizlerden kesme. Hiç kuşkusuz, gerçek zengin, senin zengin ettiğindir ve gerçek sağlıklı, senin koruduğundur. Kimsenin, sana karşı bir savunması, galebeni engelleyebilecek bir gücü bulunmamaktadır. Dilediğine dilediğin gibi hükmedersin; irade ettiğinin hakkında irade ettiğini uygularsın.<br />
<br />
Şu halde, hamd senindir, bizleri belalardan koruduğun için; şükür sanadır, bizlere verdiğin nimetlerden ötürü. Öyle bir hamd ki, tüm hamd edenlerin hamdini geride bıraksın; öyle bir hamd ki, yeri ve göğü doldursun. Hiç kuşkusuz, sen, ağır minnetlerle minnet koyan, büyük nimetler bahşeden, az hamdi kabul buyuran, şükrün azına da mükâfat veren, ihsanı güzel olan kerem sahibisin. Senden başka ilah yoktur; dönüş sanadır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´ın Şükrünü Yerine Getirmekten Âciz Olduğunu İtiraf Ettiğinde Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, hiçbir kimse şükrünün bir aşamasının sonuna ulaşmaz ki, yeni bir şükrü gerektirecek bir ihsanını elde etmiş olmasın. Yine, ne kadar çaba sarf ederse etsin, hiçbir kimse sana itaatte bir merhaleye ulaşmaz ki, lütuf ve ihsanın sebebiyle hakkettiğin gibi sana itaat etmiş olsun. Şu halde, en çok şükreden kulun bile, şükründen âciz; en çok ibadet eden kulun dahi, itaatinde yetersizdir.<br />
<br />
Kimseyi, hakkettiği için bağışlaman ve kimseden, layık olduğu için hoşnut olman gerekmez. Bağışladığını lütfunla bağışlamış, hoşnut olduğundan fazlınla hoşnut olmuş olursun. Kabul ettiğin az şükrü şükranla karşılar, itaatin azını ödüllendirirsin. Öyle ki, sanki kulların, sensiz, şükürden kaçınma gücüne sahiptirler de veya şükretmelerinin sebebi senin elinde değilmiş de onun için, şükürlerinden dolayı onları ödüllendiriyor, büyük karşılıklar veriyorsun! Hayır Tanrım! Onlar, sana ibadet etmeye kadir olmadan önce, sen onların işlerinin malikiydin. Onlar sana itaate yönelmeden önce, sen ödüllerini hazırlamıştın. Çünkü senin sünnetin (geleneğin) lütufta bulunmak, âdetin iyilik yapmak ve yolun affetmektir.<br />
<br />
Bütün yaratıklar, cezalandırdığın kimseye zulmetmediğine tanıktır; kötülüklerden kurtardığın kimseye lütfetmiş olduğuna şahittir. Hepsi de, senin için gerekeni yapamadığını ikrar eder. Bu yüzden, eğer şeytan onları aldatarak sana itaatten çıkarmasaydı, kimse sana karşı gelmezdi ve eğer şeytan, batılı hak görünümünde onlara sunmasaydı, kimse senin yolundan sapmazdı.<br />
<br />
Her eksiklikten münezzehsin sen! Sana itaat edene de, karşı gelene de ne kadar cömertçe davranıyorsun! İtaat edeni, ondan taraf kendin üstlendiğin bir iş için ödüllendiriyorsun! Karşı gelene de, hemen cezalandırabileceğin halde mühlet veriyorsun! Her ikisine de hakketmediğini vermiş, ameliyle kazanamayacağını lütfetmişsin. Şayet itaat edene, sadece tarafından üstlendiğin amelin karşılığını vermek isteseydin, neredeyse hiçbir mükâfat alamaz, nimetini kaybederdi. Fakat sen kereminle, geçici kısa süreye, kalıcı uzun süreyle ve zevali yakın olan sona, bekası sürekli olan sonla karşılık verdin. Ayrıca, kendisine sana itaat etme gücünü veren rızkını yediği için, sevabından bir şey eksiltmeye kalkmadın; mağfiretini elde etmek için senin verdiğin araçları kullandığı için bir şey ödeme zorunda bırakmadın onu. Şayet böyle yapacak olsaydın, bütün zahmetleri, tüm çabaları, nimetlerinin en küçüğü karşısında sıfırlanır, diğer nimetlerine karşılık rehin alınması gerekirdi. Şu halde, sevabından en ufak bir şeyi bile nasıl hakkedebilirdi ki ! Hayır, nasıl !<br />
<br />
Rabbim, sana itaat edip kulluk yolunu tutanın durumu bu. Emrine karşı gelip yasağını işleyene gelince; karşı gelme halini, itaate yönelme haline dönüştürsün diye hemen cezalandırmadın onu. Oysa o, sana karşı gelmeye yeltendiği ilk anda bütün yaratıklarına hazırladığın cezanın tümünü hakketmişti. Şu halde, hakkettiği cezayı vermeyip azabını geciktirmen, senden taraf bir özveridir, hakkından geçiştir.<br />
<br />
O halde ey Rabbim, senden daha kerim olan kim var ! Ve bu keremine rağmen helak olandan daha bedbaht biri bulunur mu ! Hayır, bulunur mu ! Şu halde sen, ihsandan başkasıyla nitelendirilmekten çok daha kutlusun; adaletinin dışında bir şeyinden korkulmaktan çok daha kerimsin. Emrine karşı gelene cevretmenden korkulmaz; seni hoşnut edenin mükâfatını vereceğinden endişe edilmez.<br />
<br />
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve arzu ettiğimi bana ver; işlerimde başarılı olabilmem için hakkımda hidayetini artır. Hiç kuşkusuz, sen, çok ihsan eden kerem sahibisin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kulların Haklarından Dolayı Allah´tan Özür Dilediği ve Ateşten Kurtuluş İstediği Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, huzurumda zulme uğrayıp da yardım etmediğin mazlumdan, bana yapılıp da karşılığını vermediğim iyilikten, özür dileyip de özrünü kabul etmediğim kötü iş sahibinden, benden bir şey isteyip de kendime tercih etmediğim fakirden, boynumda hakkı olup da hakkını vermediğim inançlı hak sahibinden, ayıbına vâkıf olup da ayıbını örtmediğim mü minden, bulaşıp da terketmediğim günahlardan dolayı mazeretimi kabul etmeni istiyorum. Tanrım, bütün bunlar ve benzeri işlerim için, bir daha tekrarlamama engel olacak bir pişmanlıkla senden özür diliyorum.<br />
<br />
Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve düştüğüm sürçmelerden pişmanlığımı ve yaptığım kötü işleri terketme azmimi, sevgini celbedecek bir tövbe kıl; ey tövbe edenleri seven.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Af ve Rahmet Dileme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim haramlara olan isteğimi kır; günahlara olan ihtirasımı öldür; beni mü min ve müslüman erkek ve kadınlara eziyet etmekten alıkoy.<br />
<br />
Allah ım, yasakladığın halde bana kötü bir laf eden, menettiğin halde bana saygısızlık yapan, sonra da benden helallık almadan ölüp giden ya da halen hayatta olan kullarına, bana yaptıkları kötülüklerini bağışla; beni incittikleri için onları cezalandırma; hakkımda işledikleri günahları onlara bildirme; benim yüzümden kazandıkları suçlardan dolayı onları rüsvay etme. Benim, onları böylesine cömertçe affetmemi ve karşılık beklemeden kendilerine verdiğim bu sadakayı, sadaka verenlerin en temiz sadakalarından ve sana yaklaşma çabasında olanların en üstün bağlantılarından kıl. Onları affetmeme karşılık sen de beni affet; onlar için yalvarışıma karşılık sen de bana acı. Böylece fazlınla hepimiz mutluluğu yakalayalım, nimetinle kurtuluşa erişelim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve zarar verdiğim veya incittiğim, zulmettiğim veya zulme uğramasına sebep olduğum ve böylece hakkını zayi ettiğim veya hakkını almasına engel olduğum kullarını bol ihsanınla benden razı et ve eksiksiz olarak katından haklarını ver. Sonra da beni, hükmünü gerektirecek durumdan koru, adaletinin gerektirdiği cezadan kurtar. Çünkü senin cezalandırmana tahammül edecek, gazabına dayanacak gücüm ve takatım yoktur. Eğer beni hak üzere cezalandıracak olursan, helak olurum; rahmetine bürümeyecek olursan, bedbaht olurum.<br />
<br />
Allah ım, ey mâbudum, senden bir şey hibe etmeni istiyorum ki, onu vermek senden bir şey eksiltmez. Senden bir şeyi kaldırmanı istiyorum ki, onu kaldırmak sana güç değildir. Tanrım, senden nefsimi bana hibe etmeni istiyorum. Çünkü sen, onu kendinden bir kötülüğü defetmek veya kendine bir yarar elde etmek için yaratmadın. Onu yarattın ki, böyle bir şeye gücün olduğunu gösteresin, benzerini yaratabileceğini kanıtlayasın. Ve senden taşıması bana çok güç olan günahlarımı kaldırmanı istiyor, ağırlığı altında ezildiğim sürçmelerime karşı yardımını diliyorum.<br />
<br />
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve zulmüne rağmen nefsimi bana hibe et (bağışla) ve rahmetinle ağır yükümü kaldır. Çünkü şu bir gerçek ki, rahmetin nice kötülere ulaşmış; affın nice zalimleri kapsamına almıştır. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve affetmenle, beni suçluların düştüğü yerden kaldırdığın, günahkârların düştüğü bataklıktan kurtardığın kimselerin örneği kıl. Onlar gibi ben de, gazabının esaretinden, adaletinin rehineliğinden kurtulan, affının ve ihsanının azatlısı olayım. Rabbim, eğer bunu yapsan, azabını hakkettiğini inkâr etmeyen, cezalandırmanı gerektiren işlerden yana kendini temize çıkarmayan birine yapmış olursun. Tanrım, senden korkusu, sana ümidinden çok olan; kurtuluştan yana ümitsizliği, kurtuluşa olan ümidinden güçlü olan birine yapmış olursun. Ümitsizliği, rahmetine ümidi olmadığından, ümidi de kendini aldattığından değil; kötülüklerinin arasında iyiliklerinin az olduğundan ve hiçbir günahı için geçerli mazereti olmadığındandır.<br />
<br />
Sen ise ey Rabbim; doğruların, rahmetine bakarak aldanmayacağı; günahkârların, gazabına bakarak ümitsizliğe kapılmayacağı yüce Tanrısın ki, ihsanını kimseden esirgemez, hakkını da kimseden tam olarak almazsın. Anın, tüm anılanlardan yücedir; isimlerin, soyluların onlarla adlandırılmasından çok daha kutsaldır; nimetlerin tüm yaratıklar için yayılmıştır. Şu halde, bütün bunların övgüsü senindir, ey âlemlerin Rabbi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Birinin Ölüm Haberini Aldığı Veya Ölümü Hatırladığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve uzun arzulara karşı bize yet; doğru amelle arzularımızı kısalt ki, bir saatin ardından diğer saati tamamlamayı, bir günün ardından diğer günü yaşamayı, bir nefesin peşinden diğer nefesin gelmesini ve bir adımı diğer adımın izlemesini arzulamayalım. Bizi uzun arzulara aldanmaktan, doğuracağı kötü sonuçlardan koru; ölümü gözlerimizin önüne dik; onu anmamızı geçici bir durum kılma; bizi, öyle salih bir amele muvaffak eyle ki, onunla sana dönüşte geç bile kaldığımızı anlayalım; bir an önce sana kavuşmayı isteyelim; ölüm, sevdiğimiz dostumuz, özlediğimiz arkadaşımız ve kavuşmak istediğimiz yakınımız olsun.<br />
<br />
Ölümü bizim için mutluluk vesilesi kıl, ondan ürküp korkmayalım. Onu bizim için bedbahtlık ve zillet vesilesi kılma. Onu bizim için mağfiretine açılan bir kapı, rahmetine ulaştıran bir anahtar kıl. Bizi, doğru yoldan sapmayan hidayet ehli, gönüllü olarak itaat edenler ve günah işlemeyen, günahlarında ısrar etmeyen tövbekârlar olarak öldür; ey iyilerin mükâfatını üstlenen ve kötülerin işlerini düzelten (yüce Allah)!<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Ayıpların Örtülmesi ve Günahlardan Korunma İstemiyle İlgili Duası</span><br />
<br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve saygınlık döşeğini benim için yay; (kana kana içebilmem için) rahmet pınarlarının kaynağına indir beni; cennetinin ortasında yer ver bana; beni katından kovulmayla karşılaştırma; senden ümit kesme yoksunluğuna duçar etme; İşlediklerimle kısas etme; kazandıklarım hususunda sorgulama; gizlediğimi açığa çıkarma; örttüğümü açma; amelimi adalet terazisinde ölçme; halkın gözleri önünde halimi aşikâr etme; yayılması benim için utanç vesilesi olan şeyleri onlardan sakla; katında beni rüsvay edecek şeyleri onlardan gizle. Hoşnutluğunla derecemi yükselt; bağışlamanla saygınlığımı kâmil eyle; beni sağdakilerin (Ashabü l-Yemin) arasına kat; güvene kavuşanların yollarına yönelt; kurtuluşa erenler grubuna dahil eyle; benimle salihlerin meclislerini şen eyle. Âmin, ya Rabbe l-âlemin<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kur´an´ı Hatmettiğinde Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, hiç kuşkusuz, ben senin yardımınla Kitabını hatmetmeye muvaffak oldum. Sen onu, bir nur olarak indirdin; daha önce indirmiş olduğun kitapların koruyucusu-denetleyicisi, anlatmış olduğun tüm sözlerin en üstünü kıldın. Onu, helalini haramından ayıran Furkan, hükümlerini, yasalarını açıklayan Kur an, kulların için ayetlerini açıkladığın Kitap ve peygamberin Muhammed e -salavatın ona ve âline olsun- indirdiğin Vahiy olarak niteledin. Onu, dalalet ve cehalet karanlıklarında, uyanlarına yolu aydınlatan nur; doğrulama anlayışıyla dinleyenler için şifa; dili asla haktan sürçmeyen adalet ölçüsü; tanıklar için kanıtı sönmeyen hidayet nuru ve yolunu izleyenleri sapmaya karşı koruyan, koruması altına girenleri helak olmaktan kurtaran kurtuluş bayrağı kıldın.<br />
<br />
Allah ım, onu tilavet etmekte bize yardım ettiğin, güzel ibarelerini söyleyebilmek için dilimizin düğümlerini çözdüğün gibi, bizi ona hakkıyla riayet eden, muhkem ayetlerine teslimiyet inancıyla onu din edinen, açık ayetlerle açıklanması gereken müteşabih ayetleri ikrar ve kabul edenlerden kıl.<br />
<br />
Allah ım, sen onu mücmel (kapalı) olarak peygamberin Muhammed e -Allah ona ve âline salat etsin- indirdin; acayibinin (hayret edilecek şeylerinin) bilgisini tastamam ona ilham ettin; tefsirinin bilgisini miras olarak bize (Ehl-i Beyt) verdin; böylece bizi onun bilgisine cahil olanlardan üstün kıldın ve bize onu taşıma gücünü vererek taşımaya güç yetiremeyenlerin üstüne çıkardın.<br />
<br />
Allah ım, kalplerimizi onun taşıyıcıları kıldığın, rahmetinle bizi onun yüceliği ve üstünlüğüyle tanıştırdığın gibi, onunla (insanlara) hitap eden Muhammed e ve onun bekçileri olan âline salat eyle ve bizleri, onun senin katından olduğunu itiraf edenlerden et ki, onu doğrulamakta kuşkuyla karşılaşmayalım, onun doğru yolundan sapmayalım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi onun (Kur an ın) ipine sarılanlardan, müteşabihlerinden sağlam kalesine sığınanlardan, kanadının gölgesinde oturanlardan, sabahının aydınlığıyla yolu bulanlardan, ışığının parıldamasına uyanlardan, lambasıyla aydınlananlardan ve hidayeti ondan başkasında aramayanlardan eyle.<br />
<br />
Allah ım, insanları sana doğru yöneltmek için Kur an vasıtasıyla Muhammed i bir bayrak olarak diktiğin, âline de sana götüren hoşnutluk yollarını bildirdiğin gibi, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an ı bizler için saygınlık menzillerinin en şereflisine ulaşma vesilesi, selamet mahalline yükselme merdiveni, kıyamet sahnesinde kurtuluş sebebi ve ebediyet yurdunun nimetlerine kavuşma aracı kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an vasıtasıyla günahların ağırlığını üzerimizden indir; iyilerin güzel huylarını bize ver; bizi gece saatlerinde ve gündüzün uçlarında senin rızanı kazanmak için onu (Kur an ı) ayakta tutanları izlemeye muvaffak eyle. Böylece bizi, onun temizlemesiyle tüm pisliklerden temizle; nuruyla aydınlanan ve arzulara kapılmayarak amelden geri kalmayanlardan eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gecelerin karanlıklarında Kur an ı bize munis kıl. Onunla bizi, şeytanın dürtmelerinden, vesveselerin itmelerinden koru; adımlarımızın günahlara doğru atılmasına, dilimizin batıla dalmasına, uzuvlarımızın günah işlemesine engel ol ve gafletin dürdüğü ibret sayfalarını aç. Böylece bizi, sarp ve köklü dağların bile taşıyamadıkları acayibini (ilginç gerçeklerini) ve (insanları kötülüklerden) menedici kıssalarını anlamaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an la dışımızın iyi görünümünü sürekli kıl; vesveselerin içimizin sağlığını bozmasına engel ol; kalplerimizin kirini ve günahlara bağlılığımızı gider; dağınık işlerimizi bir araya topla; her şeyin sana sunulduğu mahşerde, günün en sıcak saatlerinin susuzluğunu bizden gider ve büyük korku (kıyamet) günü kabirlerden çıkarıldığımız zaman güven elbiselerini bize giydir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an la yoksulluğumuzu gider; rızkımızı bol et ve bizleri refaha kavuştur. Onunla bizleri kınanmış huylardan ve kötü ahlaktan kaçındır; küfrün derin kuyusundan ve nifaka yol açan şeylerden koru ki, kıyamette bizleri senin hoşnutluğuna ve cennetlerine götürsün; dünyada gazabından ve sınırlarını aşmaktan korusun ve katındaki helalleri helal, haramları haram kabul ettiğimize tanık olsun.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve ölüm vaktinde, canlar köprücük kemiğine dayandığı ve kimdir kurtarıcı dendiği (Kıyamet/26-27), ölüm meleği canları almak için gayb perdelerinin arkasından çıkıp ölüm yayından ayrılık oklarını fırlattığı, canlara tatmaları için anında öldüren ölüm zehrinden bir kadeh sunduğu, ahirete göçmemiz yaklaşıp amellerimiz boyunlarımıza bağlandığı ve buluşma günü gelip çatıncaya kadar kabirlere sığınmaktan başka çare kalmadığı zaman Kur an la, can verme üzüntüsünü, inleme zorluğunu ve can çekişme hırıldamalarını bizlere kolaylaştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yıpranma evine (kabre) girişimizi ve toprak katmanları arasında uzun süre kalışımızı bize kutlu et. Dünyadan ayrıldıktan sonra, kabirleri, konaklayacağımız yerlerin en iyisi kıl; rahmetinle kabirlerimizin dar oyuğunda yerimizi geniş et ve helak edici günahlarımız sebebiyle kıyametteki kalabalığın önünde bizi rüsvay etme. Her şeyin sana sunulduğu gün Kur an hürmetine yerimizin horluğuna acı; cehennem köprüsünün üzerinden geçerken köprü sallandığında sürçmeye karşı ayaklarımızı sabit kıl; tekrar dirilmeden önce kabirlerimizin karanlığını aydınlığa dönüştür; bizleri kıyamet gününün üzüntülerinden, felaket gününün şiddetli korkularından kurtar; pişmanlık ve üzüntü gününde zalimlerin yüzleri karardığı zaman bizim yüzümüzü ağart; inananların gönüllerinde bizim için bir sevgi oluştur ve yaşamı bizlere zorlaştırma.<br />
<br />
Allah ım, kulun ve resulün Muhammed senin elçiliğini ilettiği, emrini haykırdığı ve kullarına öğüt verdiği gibi sen de ona salat eyle.<br />
<br />
Allah ım, kıyamet günü peygamberlerin içinde bizim peygamberimizi -salavatın ona ve âline olsun- mevkice sana en yakın olan, en çok şefaat etme hakkına sahip bulunan, katında en kadri yüce ve nezdinde en çok sayılan peygamber kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve kurucusu olduğu dini yücelt; kanıtını (Kur an ı) ulula; terazisini ağır et; şefaatini kabul buyur; katındaki itibarını artır; yüzünü ak et; nurunu tamamla ve derecesini yükselt. Bizleri ise onun sünneti üzere yaşat; dini üzere öldür; apaçık yoluna sevkedip izinde yürüt; ona itaat edenlerden kıl; grubunun içerisinde haşreyle; havuzunun başında ona konak et ve kadehiyle kana kana ondan bize içir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onu lütuf, kerem ve ihsanından umduğu en üstün makama ulaştırsın. Kuşkusuz sen, geniş rahmet ve büyük lütuf sahibisin.<br />
<br />
Allah ım, elçiliğini iletmesinin, ayetlerini ulaştırmasının, kullarına öğüt vermesinin, yolunda cihad etmesinin karşısında, mukarreb meleklerine ve seçilmiş mürsel peygamberlerine verdiğin en üstün mükâfatı ona ver. Ve, selam ve Allah ın rahmet ve bereketleri ona ve onun tertemiz âline olsun.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hilale Baktığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey, belirlenen yörüngelerde hızla dolaşan itaatkâr yaratık! Ben, seninle karanlıkları aydınlatan; belirsizleri açığa çıkaran; seni mülkünün ayetlerinden bir ayet, saltanatının alametlerinden bir alamet kılan ve büyüyüp küçülmen, doğup batman, aydınlanıp kararman ile seni hizmete alan kimseye inanmış bulunuyorum. Tüm bu durumlarda sen ona itaat etmekte; iradesine hemen teslim olmaktasın.<br />
<br />
Her eksiklikten münezzehtir O! Seninle ilgili yönetimi ne kadar ilginç, hakkında öngördüğü düzen ne kadar incedir! O, seni yeni bir iş için yeni bir ayın anahtarı kılmıştır.<br />
<br />
Beni ve seni yaratan, beni ve seni yöneten, bana ve sana şekil veren Rabbim ve Rabbin Allah tan istiyorum ki, Muhammed ve âline salat etsin ve seni, günlerin etkisizleştiremeyeceği kutluluk, günahların kirletemeyeceği temizlik hilali; afetlerden güvende olma, kötülüklere bulaşmama hilali; içinde uğursuzluk olmayan mutluluk, beraberinde zahmet getirmeyen bolluk, zorlukla karışmamış kolaylık, şerre bulaşmamış hayır hilali; emniyet, iman, nimet, ihsan, sağlık ve İslam hilali kılsın.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizleri, üzerlerine hilal doğan en hoşnut, hilale bakan en temiz ve bu ayda sana kulluk sunan en mutlu kimselerden kıl. Bu ayda bizleri tövbeye muvaffak et; günahtan ve emirlerine karşı gelmekten koru; nimetlerine şükretmeye alıştır; bağışıklık kalkanlarıyla donat ve kâmil bir şekilde sana itaat etmeye muvaffak ederek nimetlerini bizlere tamamla. Hiç kuşkusuz, sen, büyük nimetler sahibisin, övgüye layıksın. Allah, Muhammed e ve onun tertemiz âline salat etsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ramazan Ayı Girdiğinde Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Hamd Allah a ki, kendisine hamd etmenin yolunu bize gösterdi ve bizi hamd ehlinden kıldı ki, ihsanına şükredenlerden olup iyilik yapanların mükâfatını alalım.<br />
<br />
Hamd Allah a ki, bize dinini armağan etti, şeriatiyle bize minnet koydu ve ihsan yollarını bize tanıttı ki, nimetiyle o yolları katederek rızvanına ulaşalım. Öyle bir hamd ki, bizden kabul buyursun ve onunla bizden hoşnut olsun.<br />
<br />
Ve hamd Allah a ki, oruç ayı, İslam ayı, temizlenme ayı, arınma ayı ve kıyam ayı olan ramazan ayını bu yollardan biri kıldı. İnsanlar için hidayet kaynağı olan, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delillerini içeren Kur an ı bu ayda indirdi. (Bakara/185)<br />
<br />
Ona tanıdığı ayrıcalıklar ve faziletlerle diğer aylara olan üstünlüğünü ortaya çıkardı. Büyüklüğünü bildirmek için diğer aylarda helal ettiğini bu ayda yasakladı; ona belli bir vakit belirleyerek ondan öne geçirilmesine veya sonraya bırakılmasına müsaade etmedi.<br />
<br />
Sonra da, gecelerinden belli bir geceyi bin aydan üstün kıldı ve onu Kadir Gecesi olarak adlandırdı. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh her iş için inerler. (Kadir/4) Esenliktir o gece; fecr doğuncaya kadar, sağlam kazası gereği kullarından dilediği için bereketi devam eder.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın değerini bilip saygısını gözetmeyi, bu ayda yasakladığın şeylerden kaçınmayı bize ilham et. Uzuvlarımızı günahlardan koruyup seni hoşnut eden şeylerde işleterek bizi bu ayda oruç tutmaya muvaffak et. Öyle olsun ki, kulaklarımızla boş şeyler dinlemeyelim; gözlerimizi eğlenceye dikmeyelim, ellerimizi sakıncalı bir şeye uzatmayalım; ayaklarımızı harama açtırmayalım; karnımıza helal ettiğinden başkası girmesin; dilimiz senin açıkladığından başkasını konuşmasın; bizi sevabına yaklaştıracak amelden başkası için zahmete düşmeyelim; azabından koruyacak amelden başkasını yerine getirmeyelim. Sonra da bütün bunları, riyakârların gösterişinden ve ün tutkunlarının ün hevesinden arındır ki, işlerimizi yalnızca senin için yapalım; senden başka bir amacımız olmasın.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu ayda, çizdiğin sınırlarıyla, koyduğun farzlarıyla, koştuğun şartlarıyla ve belirlediğin vakitleriyle (günlük) beş namazın vakitlerine vâkıf et. Bizi namazın yüce mertebelerine ulaşan, erkânını koruyan, onu vaktinde kılan, rükuunu, secdesini ve tüm üstün amellerini kulun ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun- getirdiği gibi en kâmil ve kapsamlı taharetle, en açık ve belirgin huşuyla yerine getiren kimselerden kıl.<br />
<br />
Bu ayda bizi, akrabalarımızla iyilik ve ihsan üzere ilişki kurmaya; komşularımıza ikram ve bağışta bulunmaya; mallarımızı vebal olmaktan kurtarmaya; zekâtını ayırarak temizlemeye; bize dargın-küskün olanların gönlünü almaya; haksızlık yapanlara karşı insaflı olmaya; asla dost edinemeyeceğimiz, barış içinde yaşayamayacağımız senin düşmanlarının dışında, bize düşmanlık edenlerle barışmaya; bizleri günahlardan temizleyecek, kötülüklerden koruyacak, meleklerin bile yapamayacağı temiz amellerle sana yaklaşmaya muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, bu ayın hürmetine ve bu ayın evvelinden sonuna kadar sana ibadet eden mukarreb melekler, mürsel peygamberler ve salih kulların hürmetine senden istiyorum ki, Muhammed ve âline salat edesin. (Allah ım,) Bu ayda bizi, kullarına vaad ettiğin saygınlığa ehil kıl; sana itaat etmekte âdeta yarışan kullarına vereceğin şeyleri bize de ver ve rahmetinle, bizi en yüksek makamı hakkedenlerin arasına kat.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi tevhidinde şirke düşmekten, övgünde kusur etmekten, dininde kuşkulanmaktan, yolunda körlüğe duçar olmaktan, senin için gerekenden gaflet etmekten ve düşmanın olan kovulmuş şeytana aldanmaktan koru.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve içinde bulunduğumuz bu ayın her gecesinde affınla (cehennemden) salıvereceğin, rahmetinle bağışlayacağın kulların varsa, bizi onlardan eyle ve bizi bu ayın en iyi ehli ve ashabından kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve ramazan hilalinin gözlerden kaybolup gökyüzünden silinmesiyle günahlarımızı da sil; günlerinin sıyrılmasıyla veballerimizi bizden sıyır. Ramazan bitince hatalardan arınmış, kötülüklerden temizlenmiş olalım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu ayda, eğrilirsek düzelt; kayarsak doğrult; şeytan bize musallat olursa bizi ondan kurtar.<br />
<br />
Allah ım, bu ayı sana ibadet etmemizle doldur; vakitlerini sana itaat etmemizle süsle; gündüzlerinde oruç tutmaya, gecelerinde namaz kılıp dua etmeye, bağışlanmak için ağlayıp sızlamaya muvaffak et bizi; gündüzleri gafletimize, geceleri kusur ettiğimize tanık olmasın.<br />
<br />
Allah ım, hayatta olduğumuz sürece diğer aylar ve günlerde de bizi böyle olmaya muvaffak et. Bizi, Firdevs e varis olup orada sürekli kalacak olan (Mü minun/11), Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri çarparak veren ve iyiliklere koşuşup iyilik için yarışan (Mü minun/60-61) salih kullarından kıl.<br />
<br />
Allah ım, her zaman, her an ve her halükârda, salat ettiğin kimselere ettiğin tüm salatların sayısıca, tüm o salatların, senden başka kimsenin sayamayacağı kadar kat kat fazlasıyla Muhammed ve âline salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yaparsın.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ramazan Ayıyla Vedalaştığında Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, ey (nimet verdiği kimselerden) karşılık beklemeyen, ey hiçbir zaman bağışta bulunduğuna pişman olmayan ve ey, kuluna ameline eşit olarak karşılık vermeyen! Nimetin başlangıçtır; affın lütuftur; cezalandırman adalettir; öngördüğün hayırdır. Verdiğin zaman bağışını minnetle karıştırmazsın; esirgediğin zaman esirgemen zulüm değildir. Şükredene, şükrü sen ilham ettiğin halde, karşılık verirsin; hamd edene, hamdi sen öğrettiğin halde, mükâfat verirsin; öylelerinin kötülüklerini örtüyorsun ki, dileseydin rüsvay ederdin; öylelerine bağışta bulunuyorsun ki, dileseydin mahrum bırakırdın. Çünkü her ikisi de rüsvay olmayı ve mahrum bırakılmayı hakketmişti. Ne var ki sen, işlerini lütuf üzere bina etmişsin; kudretini affetmekle gösterirsin; karşı geleni hilimle karşılarsın; kendine zulümle kasdedene süre tanırsın; sana dönmeleri için onlara mühlet verirsin, onları hemen cezalandırmayıp tövbe fırsatı tanırsın ki, helak olanlarının sana karşı bir kanıtları olmasın; bedbaht olanları ancak defalarca mazur görülüp aleyhlerinde birçok kanıt biriktikten sonra bedbaht olsunlar. Tüm bunlar, affından ve kereminden kaynaklanmakta, şefkatinden ileri gelmektedir; ey Kerîm, ey Halîm.<br />
<br />
Sen, (öyle şefkatli) bir mâbudsun ki, affına ulaşmaları için kullarına tövbe adında bir kapı açmışsın; şaşmasınlar diye vahyinden bir delil dikmişsin o kapıya. Kutludur ismin, buyurmuşsun ki: İçten bir tövbeyle Allah a dönün. Umulur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve sizi (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamber i ve onunla birlikte inananları utandırmaz; nurları, önlerinden ve sağlarından gider; derler ki: Rabbimiz, nurumuzu bizim için tamamla ve bizi bağışla. Hiç kuşkusuz, sen her şeye kadirsin. (Tahrim/8)<br />
<br />
Şimdi, sen bu kapıyı açmış, delilini de önüne dikmiş olduğun halde, o ağırlanma mahalline (cennete) girmekten gaflet edenin mazereti olabilir mi !<br />
<br />
Sen öyle (cömert) bir mâbudsun ki, kullarından alacağın şeyin kıymetini artırarak onu paha biçilmez kılarsın. Kullarının seninle ticarette kâr etmelerini, sana gelerek fazlasıyla kazanıp kurtuluşa ermelerini istiyorsun çünkü. İsmin kutlu ve yücedir, buyurmuşsun ki: Kim iyilik getirirse, ona, onun on katı vardır; kim de kötülük getirirse, ancak onun misliyle cezalandırılır. (En am/160) Yine buyurmuşsun ki: Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. (Bakara/261) Yine buyurmuşsun ki: Kendisi için kat kat artırması üzere Allah a güzel bir borç verecek olan kimdir (Bakara/245)<br />
<br />
Ve, iyilikleri kat kat artıracağına ilişkin Kur an da indirdiğin diğer ayetler...<br />
<br />
Sen o yüce mâbudsun ki, kullarına gayb âleminden öyle gerçekler bildirmiş, onları öyle şeylere özendirmişsin ki, eğer bildirmeseydin, gözleriyle onları görmez, kulaklarıyla onları duyup kavrayamaz, düşünceleriyle onlara ulaşamazlardı. Buyurmuşsun ki: Beni anın, sizi anayım; bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin. (Bakara/152) Yine buyurmuşsun ki: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük edecek olursanız, hiç kuşkusuz, azabım çok şiddetlidir. (İbrahim/7) Yine buyurmuşsun ki: Beni çağırın, size icabet edeyim. Hiç kuşku yok, büyüklük taslayıp bana ibadet etmekten kaçınanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü min/60)<br />
<br />
Böylece, seni çağırmayı (duayı) ibadet, terkini de büyüklük taslamak olarak adlandırmış ve terki için aşağılanarak cehenneme girmeyi vaad etmişsin.<br />
<br />
Böyle olunca, onlar da nimetinle seni andılar; ihsanınla sana şükrettiler; emrinle seni çağırdılar; kat kat fazlasını almak üzere senin için sadaka verdiler ki, gazabından kurtulup hoşnutluğunu kazansınlar.<br />
<br />
Senin, kullarına yaptığını, bir yaratık diğer bir yaratığa yapmış olsaydı, iyilik vasfını alır, minnettarlıkla anılır ve mümkün olan her dille övülürdü. O halde, hamdine doğru giden bir yol, hamdini ifade edecek bir kelime ve hamdinle ilgili bir anlam var oldukça hamd sana özgüdür.<br />
<br />
Ey, kullarına ihsan ve lütufta bulunarak onların övgüsünü kazanan; onları nimet ve bağışına boğan; bize olan nimetlerin ne kadar yaygın, ne kadar boldur; özel lütufların ne kadar çoktur! Bizi, seçtiğin dine, hoşnut olduğun İslam a, kolaylaştırdığın yola hidayet ettin; katındaki yakınlığa, indindeki saygınlığa ulaşmada gözlerimizi açtın.<br />
<br />
Allah ım, sen, o görevlerin seçkinlerinden, o farzların özellerinden birini ramazan ayı kıldın. Bir nur olan Kur an ı o ayda indirerek, o ayda imanı (imanın gerektirdiği amelleri) kat kat artırarak, o ayda (geceleri ibadete) kalkmayı teşvik ederek ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesini ululayarak onu diğer aylardan ayırdın; tüm zamanlar ve asırların içinden onu seçtin ve onu yılın diğer vakitlerinden üstün kıldın. Sonra da onun vasıtasıyla bizi diğer ümmetlerden üstün kıldın; onun fazileti için öteki dinlerin mensuplarını değil, bizi seçtin. Biz de emrinle gündüzünde oruç tuttuk; yardımınla gecesinde ibadete kalktık; belki oruç tutup ibadete kalkmakla rahmetin halimize şamil olur, bu vesileyle sevabını kazanırız diye. Çünkü sen, katından umulanla dolusun; fazlından istenilen hususunda cömertsin ve sana yaklaşmak isteyene pek yakınsın.<br />
<br />
Bu ay, gerçekten de beğenimizi kazanarak aramızda kaldı; bizimle iyilikle birliktelik yaptı ve bize âlemlerin en üstün kazancını kazandırdı. Sonra da vakti dolunca, süresi bitince, sayısı tamamlanınca bizden ayrılıp gitti. Şimdi biz, ayrılığı bize çok zor olan, bırakıp gitmesi bizi üzüp ürküten, ahdini bozmamamız, saygısını gözetmemiz, hakkını ödememiz gereken biri gibi onunla vedalaşıyoruz. Ve diyoruz ki:<br />
<br />
Selam sana, ey Allah ın en büyük ayı ve ey Allah ın dostlarının bayramı.<br />
<br />
Selam sana, ey bizimle birlikte olan vakitlerin en değerlisi ve ey günler ve saatler içinde en iyi ay.<br />
<br />
Selam sana, ey arzuların yaklaştığı, amellerin dağıldığı ay.<br />
<br />
Selam sana, ey varlığı pek değerli, yokluğu can yakıcı dost; ayrılığı üzücü olan ümit kaynağı.<br />
<br />
Selam sana ki, gelişinle bizi sevindirdin, mutlu ettin; gidişinle bizi üzdün, canımızı yaktın.<br />
<br />
Selam sana ki, kalpler sende yumuşar, günahlar azalır.<br />
<br />
Selam sana ki, şeytana karşı bize yardım eder, iyilik yollarını bizim için kolaylaştırırsın.<br />
<br />
Selam sana ki, cehennem ateşinden kurtulanlar sende çok olur; hürmetini gözeten saadete erişir.<br />
<br />
Selam sana ki, günahları silmekte, ayıpları örtmekte üstüne yok.<br />
<br />
Selam sana ki, suçlulara çok uzundun; inananların gönlünde pek heybetliydin.<br />
<br />
Selam sana ki, günler seninle rekabet edemez.<br />
<br />
Selam sana ki, her yönden esenlik olan bir aysın.<br />
<br />
Selam sana ki, birlikteliğin bıkkınlık getirmez; muaşeretin kınanmaz.<br />
<br />
Selam sana ki, bize bereket getirdin; bizden günahların kirini yıkayıp giderdin.<br />
<br />
Selam sana ki, seninle vedalaşmamız bıkkınlıktan, orucunu terketmemiz yorgunluktan değildir.<br />
<br />
Selam sana ki, vaktinden önce aranırsın; kaybetmeden önce üzüntün yaşanır.<br />
<br />
Selam sana ki, bereketinle birçok kötülük bizden uzaklaşır; birçok hayır bize ulaşır.<br />
<br />
Selam sana ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesine.<br />
<br />
Selam sana ki, dün sana pek düşkün iken yarın özleminle yanıp tutuşacağız.<br />
<br />
Selam sana ve artık mahrum kaldığımız faziletine; elimizden alınan geçmişteki bereketlerine.<br />
<br />
Allah ım! Biz, bu ayla şereflendirdiğin; bedbahtların, onun vaktini bilmeyip bedbahtlıkları yüzünden faziletinden mahrum kaldığı bir zamanda lütfunla ondaki ibadetlere muvaffak ettiğin, bu ayın ehli kullarınız. Onunla tanışmak için bizim seçilmemizin, ondaki ibadetlere hidayet edilmemizin velisi sensin. Hakkını ödeyemedikse de onda tuttuğumuz orucu, kıldığımız namazı, az da olsa yaptığımız iyilikleri senin yardımına borçluyuz.<br />
<br />
Allah ım, o halde kötülüğümüzü ikrar, ihmalkârlığımızı itiraf etmekle birlikte iyi işlerimizin övgüsü sana aittir. İçten gelen bir pişmanlık, gerçeği ifade eden bir mazeret bildirmekle katından, o ayda kaybettiğimiz faziletleri bizim için telafi etmeni diliyoruz. Allah ım, o ayda senin hakkını ödeyemediğimiz için bizi mazur gör; ömrümüzü önümüzdeki gelecek ramazana ulaştır. Ulaştırdıktan sonra da layık olduğun kulluğu sunmakta, o ayın hakkettiği itaati yerine getirmekte bize yardım et ve bizi zamanın aylarından bu iki ayda (bu ve gelecek ramazanda) hakkını ödeyebilecek iyi işlere muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayda işlediğimiz küçük ve büyük suçları, içine düştüğümüz günahları, bilerek veya unutkanlıkla kendimize yaptığımız zulümleri ya da başkalarına ettiğimiz hakaretleri bize bağışla; örtünü kaldırarak bizi rüsvay etme; bu ayda düşmanlarımızı halimize sevindirme; kınayanların dilini üzerimize uzun etme; tükenmeyen şefkatin, eksikliği olmayan lütfunla bu ayda bizden yadırgadığın şeylere keffaret olacak, onları bağışlatacak amellere muvaffak et bizi.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın gitmesiyle başımıza gelen musibeti telafi et; bayram ve iftar günümüzü bizim için mübarek eyle ve bu günü, geçirdiğimiz en hayırlı, affını en çok çekici, günahı en iyi silici gün kıl.<br />
<br />
Allah ım, bu ayın sıyrılmasıyla bizi de günahlarımızdan sıyır; onun çıkmasıyla bizi de kötülüklerimizden çıkar. Bizi onunla en çok mutlu olanlardan, onda payı en bol olanlardan ve ondan en fazla nasip alanlardan kıl.<br />
<br />
Allah ım, kim bu aya hakkıyla riayet ettiyse; hürmetini hakkıyla koruduysa, gerektiği gibi hükümlerini yerine getirdiyse, layık olduğu gibi günahlardan sakındıysa, hoşnutluğunu kazanacak, rahmetini cezbedecek bir amelle sana yaklaştıysa, kudretinle aynısını bize de nasip et; fazlınla onun kat kat fazlasını bize ver. Çünkü senin fazlın eksiksizdir; hazinelerin kesinlikle azalmaz; ihsanının kaynakları asla kurumaz ve bağışın minnetsiz, tertemiz bağıştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bize, kıyamet gününe kadar onu oruç tutanların, onda sana ibadet edenlerin tümüne vereceğin sevap kadar sevap yaz.<br />
<br />
Allah ım, mü minler için bayram ve sevinç günü, İslam ümmeti için toplanma, bir araya gelme günü kıldığın bu iftar günümüzde, işlediğimiz tüm günahlardan, geçmişteki tüm kötü işlerimizden, gönlümüzden geçen tüm kötü düşüncelerden, tekrar günaha dönme düşüncesi olmayan, bir daha hata yapmamaya azmeden biri olarak, şek ve şüpheden arınmış, halis bir tövbeyle tövbe edip sana yöneliyoruz. Bu tövbeyi bizden kabul buyur; bizden razı ol ve bizi bu hal üzre sabit kıl.<br />
<br />
Allah ım, içimizde cehennem azabına karşı öyle bir korku, cennet sevabına karşı öyle bir özlem meydana getir ki, tüm varlığımızla ibadetin tadını, günahın üzüntüsünü duyalım. Katında bizi, sevgini kazanan, itaate dönüşlerini kabul buyurduğun tövbe edenlerden kıl, ey adillerin adili.<br />
<br />
Allah ım, babalarımızı, annelerimizi ve şimdiye kadar gelip geçen, kıyamete kadar gelecek olan tüm dindaşlarımızı bağışla.<br />
<br />
Allah ım, mukarreb meleklerine salat ettiğin gibi peygamberimiz Muhammed ve âline salat eyle. Mürsel peygamberlere salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Salih kullarına salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Onların hepsine ettiğin salattan üstün bir salatla ona ve âline salat eyle. Öyle bir salat ki, bereketi bizi kuşatsın, faydası bize ulaşsın ve sayesinde duamız kabul olsun. Hiç kuşkusuz, sen, kapısına gelinen en kerim, kendisine güvenilen en yeterli ve ihsanı dilenilen en cömert zatsın; ve sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ramazan Bayramı Namazını Kıldıktan Sonra Ayağa Kalkıp Kıbleye Yönelerek ve Cuma Günleri Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey, kulların acımadığı kimseye acıyan; ey, kentlerin kabul etmediği kimseyi kabul eden; ey, kendisine muhtaç olanları küçültmeyen; ey sürekli kendisinden bir şeyler isteyenleri nasipsiz bırakmayan; ey, kendisine doğru kılavuzluk edenleri reddetmeyen; ey, ithaf olunan küçük şeyi de kabul buyuran; ey, hoşnutluğunu kazanmak için yapılan az ameli de ödüllendiren; ey, az amele büyük karşılık veren; ey kendisine yaklaşana yaklaşan; ey kendisinden yüz çevireni kendisine doğru çağıran; ey nimeti değiştirmeyen, cezalandırmakta acele etmeyen; ey, iyiliği kat kat artıran, kötülüğü bağışlayıp ortadan kaldıran! Arzular, kereminin sonuna ulaşmadan hacetlerine kavuştu; dilek kapları bol bağışınla hemen doluverdi; sıfatlar, seni anlatamadan dağılıp gitti. Çünkü her yücenin üstünde en yüce yücelik ve her ululuğun üstünde en onurlu ululuk sana aittir. Her büyük, senin katında küçüktür; her onurlu, senin onurunun yanında hakirdir.<br />
<br />
Senden başkasına gidenler eli boş geri döndüler; senden başkasını arayanlar hüsrana uğradılar; senden başkasına konuk olanlar mahvolup gittiler ve senin fazlından nimet isteyenlerin dışında diğer nimet isteyenler kıtlığa duçar oldular.<br />
<br />
Kapın isteyenlerin yüzüne açık; ihsanın dileyenler için mubah; imdadın imdat isteyenlere yakındır. Sana ümidi olanların ümitleri boşa çıkmaz; ihsanını isteyenleri mahrum bırakmazsın; mağfiretini dileyenleri azabına duçar etmezsin.<br />
<br />
Sana karşı gelip muhalefet edenlerden rızkını esirgemezsin; seninle düşmanlık edenlere hilminle davranırsın; kötülük yapanlara iyilik yapmak âdetindir; haddi aşanlara mühlet vermek sünnetindir. O kadar mühlet verirsin ki, mühletine aldanarak, hakka geri dönmez, batıldan el çekmezler. Oysa sen, emrine dönmeleri için onlara mühlet verir; saltanatının sürekliliğine güvendiğin için onları hemen cezalandırmazsın. Sonuçta; saadet ehlinden olanları saadete kavuşturur, şekavet ehlinden olanları şekavetle baş başa bırakırsın. Hepsi de sonunda hükmüne dönecek, emrine boyun eğecektir. Uzun süre onlara mühlet verişin saltanatını gevşetmez; onları cezalandırmakta acele etmeyişin aleyhlerindeki açık kanıtını geçersiz kılmaz.<br />
<br />
Kanıtın dimdik ayaktadır, geçerliliğini kaybetmez. Saltanatın sabittir, zevali olmaz. O halde, sürekli azap, senden yüz çevirenindir; hor edici ümitsizlik, senden ümidini kesenindir ve en kötü bedbahtlık, müsamahana aldananındır. Böyle biri azabında ne de çok bocalayıp duracak; cezanı çekmesi ne de uzun sürecek; kurtuluşla arası ne de uzak, içinde bulunduğu durumdan çıkması ne de zor olacak! Bütün bunlar, adil yargınla, insafa dayalı hükmünle olacak, kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. Çünkü sen daha önce kanıtlarını sergilemiş, mazeretlere yer bırakmamışsın; cehennemden korkutmuş, cennete teşvik etmişsin; örnekler vermiş, kıssalar anlatmışsın; uzun süre mühlet vermiş, cezalandırmayı geciktirmişsin; oysa hemen cezalandırmaya kadirdin. Süre tanıman âcizlikten, mühlet vermen gevşeklikten, azap etmekten sakınman gafletten, beklemen iyi geçinme isteğinden değildir. Böyle yapıyorsun ki, kanıtın daha açık, keremin daha kâmil, ihsanın daha bol, nimetin daha eksiksiz olsun. Bu, şimdiye kadar böyle olmuş, böyle devam edecek.<br />
<br />
Kanıtın bütünüyle anlatılmaktan çok daha yüce; büyüklüğün künhüyle belirlenmekten çok daha yüksek; nimetin tamamıyla sayılmaktan çok daha fazla ve ihsanın en azının bile şükrü yerine getirilmekten çok daha büyüktür. Suskunluk, seni övme gücünü almış benden; çekingenlik, seni ululamaktan âciz kılmış beni. Yapabileceğim en fazla şey, Tanrım, aczimi itiraf etmektir. Bu yüzden kapına gelmiş, ihsanını dilenmekteyim.<br />
<br />
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve râz-u niyazımı işit; duamı kabul buyur; günümü başarısızlıkla sonuçlandırma; isteklerim hususunda reddetme beni; katından ayrılışıma ve tekrar sana dönüşüme değer ver. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yapmakta güçlük çekmez, istenenden âciz kalmazsın. Çünkü sen, her şeye kadirsin. Günahlardan sakınmamız, itaate güç bulmamız ancak yüce ve büyük Allah ın yardımıyladır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Arefe Günü Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Hamd, âlemlerin rabbi Allah ındır. Allah ım, hamd senindir; ey gökleri ve geri yaratan; ululuk ve ikram sahibi; rablerin Rabbi; her tapılanın Tanrısı; her yaratılanın yaratıcısı ve her şeyin varisi. Hiçbir şey O nun gibi değildir; hiçbir şeyin bilgisi O na gizli kalmaz; O her şeyi kuşatmış, her şey üzerinde gözeticidir.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Teksin, benzerin yok; birsin, eşin yok.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Cömertsin, cömertlik sana yakışır; ulusun, ululanmak senin hakkın; büyüksün, büyüklenmek sana ait.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yücesin; yüceden de yücesin. Cezalandırman pek şiddetlidir.<br />
<br />
Sensin Allah; Rahman sın, rahîmsin; ilim ve hikmet sahibisin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. İşitensin, görensin; kadîmsin, her şeyden haberin var.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. En kerim kerimsin; en sürekli süreklisin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Herkesten önce ilksin; her sayıdan sonra sonsun.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yüceliğinle birlikte yakınsın; yakınlığınla birlikte yücesin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Zarifsin, güzelsin; ululuk, büyüklük ve övgü sahibisin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Nesneleri, aslı esası olmaksızın yarattın; şekillendirdiklerini örneksiz şekillendirdin; var ettiklerini birinin işine bakarak var etmedin.<br />
<br />
Sensin ki, her şey için bir ölçü koydun; her şeyi kolaylaştırdın ve her şeyi belli bir düzene soktun.<br />
<br />
Sensin ki, yaratmanda kimse sana yardım etmedi; işinde kimseye danışmadın; ne gözlemcin, ne benzerin olmamıştır.<br />
<br />
Sensin ki, irade ettin, irade ettiğin kesinleşti; yargıladın, yargın adalet üzere oldu; hükmettin, hükmün tam yerini buldu.<br />
<br />
Sensin ki, hiçbir mekân seni içine alamaz; saltanatın karşısında hiçbir sultan dayanamaz ve hiçbir kanıt ve açıklama seni susturamaz.<br />
<br />
Sensin ki, her şeyin sayısını bilirsin; her şey için bir son öngörmüşsün ve her şeyi belli bir ölçüyle yaratmışsın.<br />
<br />
Sensin ki, benliğin tahayyüllere sığamaz; düşünceler niteliğini derk edemez ve gözler bulunduğun yeri göremez.<br />
<br />
Sensin ki, sınırlandırılmazsın ki, sınırlı olasın; temessül etmemişsin ki, bulunasın; ve doğurmamışsın ki, doğrulmuş olasın.<br />
<br />
Sensin ki, karşıtın yok ki, sana karşı gelsin; dengin yok ki, sana üst olmaya yeltensin ve benzerin yok ki, seninle yarışmaya kalkışsın.<br />
<br />
Sensin başlayan, icat eden, oluşturan, yepyeni bir şey ortaya çıkaran ve yaptığını güzel yapan.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Şanın ne kadar yüce; yerin ne kadar yüksek ve hakkı batıldan ayırışın ne kadar net!<br />
<br />
Münezzehsin sen! Ne kadar da lütfu bol bir latifsin; ne kadar da merhametli bir şefkatlisin ve ne kadar da bilgili bir hikmet sahibisin!<br />
<br />
Münezzehsin sen! Ne de güçlü bir meliksin; ne de eli açık bir cömertsin ve ne de makamı yüksek bir makam sahibisin. Güzellik, büyüklük, ululuk ve övgü sahibisin sen.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Elini iyiliğe açmışsın; hidayet senin katından bilinmiştir. Seni din için de, dünya için de arayan bulur.<br />
<br />
Münezzehsin sen! İlminde geçen herkes sana boyun eğmiş; Arşının altında olan her şey büyüklüğünün karşısında küçüklüğünü itiraf etmiş ve tüm yaratıkların sana teslim olmuştur.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Sezilmez, duyulmaz, dokunulmazsın. Kimse sana hile yapamaz; seni azarlayıp kovamaz; seninle çekişemez; seninle yarışamaz; seninle tartışamaz; seni aldatamaz.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Yolun düz, emrin doğru ve sen ihtiyaçlar için başvurulan yegane dirisin.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Sözün hikmet, yargın son karar ve iraden kesindir.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Dilediğini kimse geri döndüremez; kelimelerini kimse değiştiremez.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Ey, ayetleri akılları durduran, gökleri meydana getiren, canları yaratan.<br />
<br />
Hamd senindir; sürekliliğinle sürecek bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; nimetinle devam edecek bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; ihsanına paralellik arz edecek bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; hoşnutluğunu artıracak bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; bir hamd ki, her hamd edenin hamdiyle birlikte olsun ve hiçbir şükredenin şükrü ona ulaşmasın. Bir hamd ki, başkasına değil, yalnızca sana yaraşsın; onunla başkasına değil, yalnızca sana yaklaşılsın. Bir hamd ki, ilki (önceki nimetleri) sürdürsün; sonu (sonraki nimetleri) kalıcı kılsın. Bir hamd ki, gün geçtikçe kat kat artsın, durmadan çoğalsın. Bir hamd ki, koruyucu melekler onu sayamasın; yazıcı meleklerin kaydettiğinden çok çok fazla olsun. Bir hamd ki, yüce Arşına ve yüksek Kürsüne denk olsun. Bir hamd ki, sevabı katında tam olsun; mükâfatı her mükâfatı kapsasın. Bir hamd ki, dışı içiyle tutsun; içi samimiyet dolu olsun. Bir hamd ki, daha önce kimse öyle bir hamd etmemiş olsun; değerini senden başkası bilmesin. Bir hamd ki, sayısını çoğaltmaya çalışana yardımcı, hakkıyla yerine getirmek isteyene destekçi olsun. Bir hamd ki, yarattığın tüm hamdleri bir araya toplasın; daha sonra yaratacaklarını bir ipe dizsin. Bir hamd ki, sözüne ondan daha yakın bir hamd olmasın; onunla hamd edenden daha iyi hamd edici bulunmasın. Bir hamd ki, kereminle bolluğa sebep olsun, ihsanını kat kat artırsın. Bir hamd ki, büyüklüğüne, cömertliğine yakışsın; izzet ve celaline uygun olsun.<br />
<br />
Rabbim, soylular soylusu, seçkinler seçkini, değerliler değerlisi, mukarreb kulun Muhammed e ve Muhammed in âline salatlarının en üstünüyle salat eyle; bereketlerinin en kâmiliyle ona bereket ver; rahmetlerinin en yararlısıyla ona rahmet et.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, durmadan artsın; artışı ondan çok olan bir salat olmasın. Ona salat eyle; bir salat ki, sürekli büyüsün; ondan daha çok büyüyen bir salat olmasın. Ve, ona salat eyle; hoşnut olacak bir salat ki, onun üstünde bir salat olmasın.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onu hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ona salat eyle; bir salat ki seni hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ve ona salat eyle; bir salat ki, onun (Muhammed) için ondan başkasına razı olmaz, ondan (Muhammed) başkasını da ona ehil görmezsin.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, hoşnutluğundan öteye geçsin; varlığın devam ettikçe ardı arkası kesilmesin; kelimelerinin bitmediği gibi asla bitmesin.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki; meleklerinin, nebilerinin, resullerinin ve itaat edenlerinin salatlarını derleyip toplasın; cinlerden ve insanlardan davetine icabet eden kullarının salatlarını kapsasın; yarattığın tüm yaratık türlerinin salatlarını bir araya getirsin.<br />
<br />
Rabbim, ona ve âline salat eyle; bir salat ki, geçmiş gelecek tüm salatları kuşatsın. Ona ve âline salat eyle; senin ve herkesin beğeneceği bir salat ki, onunla birlikte diğer salatlar meydana getiresin; onu kaç katına katladıkça o salatları da öyle yapasın; günler geçtikçe onları senden başka kimsenin sayamayacağı bir şekilde kat kat artırasın.<br />
<br />
Rabbim, onun tertemiz Ehl-i Beytine de (ayrıca) salat eyle. Onlar ki, işin (insanları doğru yola hidayet etmek) için onları seçtin; onları ilminin bekçileri, dinin koruyucuları, yeryüzündeki halifelerin ve kullarının üzerindeki hüccetlerin kıldın. İradenle onları pislik ve kirden tam anlamıyla temizledin. Onları, sana ileten vesile, cennetine götüren yol kıldın.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onlar hakkındaki bağışlarını ve onurlandırmanı artırsın; onlara olan ihsan ve nimetlerini tamamlasın; senden edinilecek kâr ve yararlardan nasiplerini bol etsin.<br />
<br />
Rabbim, ona (Muhammed) ve onlara (Ehl-i Beytine) salat eyle; bir salat ki, başlangıcının süresi, süresinin sonu, sonunun bitimi olmasın.<br />
<br />
Rabbim, Arşının ve onun altındakilerin ağırlığıca, göklerinin ve onların üstündekilerin tuttuğuca, yerlerinin ve onların altındakilerin sayısıca onlara salat eyle; bir salat ki, onları sana daha bir yakınlaştırsın; senin ve onların hoşnutluğuna vesile olsun ve benzeri salatlar hep devam etsin.<br />
<br />
Allah ım, sen her zamanda dinini, kulların için hakkın bayrağı ve şehirlerde hidayet ışığı olarak diktiğin bir imamla güçlendirmişsin. Onun ipini kendi ipine bağlamış; onu hoşnutluğuna ulaşma vesilesi kılmış; ona itaati farz etmiş; ona karşı gelmekten sakındırmış; onun emirlerini yerine getirmeyi, yasaklarına uymayı, ondan öne geçmemeyi, ondan geri kalmamayı emretmişsin. O, sığınanların koruyucusu, inananların sığınağı, tutunanların sağlam kulpu ve âlemlerin güzelliğidir.<br />
<br />
Allah ım, velin olan o imamı, kendisine verdiğin nimetlerin şükrünü yerine getirmeye muvaffak et. Bizi de aynı şeye muvaffak eyle. Ona, kendi katından yardımcı bir güç ver. Ona kolay bir fetih nasip et. En güçlü desteğinle ona yardım et. Gücünü artır; pazısını kuvvetlendir; onu sürekli gözet; koruman altında bulundur; meleklerinin yardımıyla onu başarıya ulaştır; her zaman galip olan ordunu ona yardıma sevket; onunla Kitabını, sınırlarını, yasalarını ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun Allah ım- sünnetlerini ayakta tut; dininin zalimlerce öldürülen nişanelerini dirilt; yolundaki zulüm paslarını, zorlukları gider; yolundan ayrılanları ortadan kaldır; dosdoğru yolunda eğrilik meydana getirmek isteyenleri mahv-u nabud eyle. Onu dostlarına karşı yumuşat; düşmanlarına karşı elini açık et; şefkatini, merhametini ve sevgisini halimize şamil eyle; bizi sözünü dinleyip itaat edenlerden, hoşnutluğunu kazanmaya çalışanlardan, yardımına koşanlardan, onu savunanlardan, bununla sana ve Resulüne -salavatın ona ve âline olsun Allah ım- yakınlaşmak isteyenlerden kıl.<br />
<br />
Allah ım, onların makamlarını itiraf eden, takip ettikleri yolu takip eden, izlerinde yürüyen, kulplarından yapışan, velayetlerine sarılan, imametlerini kabul eden, emirlerine teslim olan, var güçleriyle onlara itaat etmeye çalışan, (ferec) günlerini bekleyen ve gözlerini onlara diken dostlarına da, büyüyüp artan, bereket dolu salatlarla sabah akşam salat eyle. Ve selam eyle onlara ve ruhlarına. Onların işlerini takva üzere bir araya topla; durumlarını düzelt; tövbelerini kabul buyur. Hiç kuşkusuz, sen, pek merhametlisin, tövbeleri kabul edensin ve bağışlayanların en iyisisin. Bizi de rahmetinle esenlik yurdunda onlarla birlikte kıl, ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
Allah ım, bu, Arefe günüdür. Şerefli, değerli ve büyük bir gündür. Bu günde rahmetini yaymış, affını yaygınlaştırmış, bağışını çoğaltmış ve onunla kullarına lütufta bulunmuşsun.<br />
<br />
Allah ım, ben ise, senin o (naçiz) kulunum ki, daha yaratmadan önce ve de yarattıktan sonra ona nimet verdin; onu dinine ilettiğin, hakkını ödemeye muvaffak ettiğin, (sağlam) ipinle koruduğun, hizbine (grubuna) aldığın, dostlarını sevmeye, düşmanlarına düşman kesilmeye hidayet ettiğin kimselerden kıldın. Daha sonra ona emrettin, emrini tutmadı; sakındırdın, sakınmadı; karşı gelmemesini öğütledin, karşı geldi. Ancak bunları, sana inat ederek ve sana karşı büyüklük taslayarak yapmadı. Tutkusu onu bu işlere sürükledi; düşmanın ve düşmanı (olan şeytan) da bu hususta ona yardımcı oldu. Yasaklarını irtikâp ederken tehdit ve korkutmalarını bildiği halde, affını ümit edip bağışlamana güveniyordu. Oysa kendisine verdiğin nimetlerle o işleri yapmamaya en çok layık olan kullarındandı.<br />
<br />
Şimdiyse; hor, hakir, zelil, alçak ve azabından korkan biri olarak karşında durmuş, taşıdığım büyük günahları, işlediğim koca hataları itiraf ederek affına sığınıyor, rahmetini umuyorum. Kimsenin, beni senden koruyamayacağını, hakkımda verdiğin karara engel olamayacağını biliyorum.<br />
<br />
O halde, suçlulara döndüğün rahmetinle bana dön; ellerini sana doğru uzatanlara verdiğin affını bana ver ve sana ümidi olanlardan esirgemediğin mağfiretini benden esirgeme. Bu günde benim için bir nasip ayır ki, onunla hoşnutluğundan bir pay elde edeyim.<br />
<br />
Beni bu günde, sana kulluk sunan kullarının elde ettikleri şeylerden mahrum etme. Gerçi ben, onların sundukları iyi işleri sunmuş değilim ama, tevhidini sunmuş; zıddın, benzerin, ortağın olmaktan seni tenzih etmişim; emrettiğin kapılardan sana gelmiş, öyle bir vesileyle yakınlığını aramışım ki, kimse onun dışında başka bir vesileyle sana yaklaşamaz. Daha sonra bunu; tövbeyle sana dönüşüm, yüceliğin karşısında alçalıp küçülmem, hakkında iyi şeyler düşünmem ve katındakine güvenmem izlemiş; sana olan ümidim de -ki sana ümidi olup da ümidi boşa çıkan az olur- arkadan bunları desteklemiştir. Ve ben, böbürlenenlerin böbürlendiği gibi böbürlenerek, itaatleriyle övünenlerin övündüğü gibi övünerek, şefaat edenlerin şefaat edeceklerine güvenerek değil; hor, hakir, muhtaç, fakir, korkan, sığınak arayan biri olarak rahmetini dileniyorum. Bununla birlikte ben, azdan da az, alçaktan da alçak, zerre gibi veya zerreden de aşağıyım.<br />
<br />
Şimdi, ey kötü işler yapanları hemen cezalandırmayan; şımarık zenginlere hadlerini bildirmekte acele etmeyen; ey lütfuyla sürçenleri affeden, fazlıyla suçlulara mühlet veren (yüce Allah)! Ben de sürçmüş, hata etmiş, kötü işler yapmışım ve suçumu itiraf etmekteyim. Sana karşı cüretkâr davranmış, bilerek karşı gelmişim; kullarından gizletmeye çalıştığım kötülükleri senin gözünün önünde irtikâp etmişim. Kullarından korkmuş, senden yana kendimi güvencede hissetmişim. Kahrından çekinmemiş, şiddet göstereceğinden korkmamışım. Aslında, kendime karşı cinayet işlemiş, kendi belama düşmüşüm. Utanmam yok; uzun sürecek bir zilletle karşı karşıyayım.<br />
<br />
(Allah ım,) Mahlukatından seçtiğin, kendin için ayırdığın, yaratıklarından beğendiğin, işin için uygun bulduğun kimsenin (Muhammed Mustafa nın) hakkına ve ona itaati sana itaat, ona muhalefeti sana muhalefet, onu sevmeyi seni sevmek, ona düşmanlık etmeyi sana düşmanlık etmek olarak kabul ettiğin kimsenin (Hz. Ali nin) hakkına, bu günde beni, günahlardan sıyrılarak sana sığınan, tövbe ederek mağfiretini dileyen kimseyi bürüdüğün rahmetinle bürü; sana itaat edenlerin, katında kurb ve menzilet sahibi olanların işlerini idare ettiğin gibi benim de işlerimi idare et; ahdine vefa edip uğrunda zorluklara katlanan, hoşnutluğunu elde etmek için çalışıp çabalayan kimseye yettiğin gibi bana da yet.<br />
<br />
Huzurunda ihmalkâr davrandığım, sınırlarını aşıp hükümlerini çiğnediğim için beni hesaba çekme. Yanındaki hayrı benden esirgeyip nimetinin bana ulaşmasında seni ortak etmeyen (zengin) kimsenin yavaş yavaş helake doğru ilerlediği gibi beni yavaş yavaş helake doğru götürme.<br />
<br />
Gafillerin uykusundan, israfkârların uyuklamasından ve kendi haline terkedilenlerin esneyip durmasından beni uyandır. Kalbimi, tevazu ile sana itaat edenlerin, içtenlikle sana kulluk sunanların yaptığı şeylere yönelt; ihmalkârların düştüğü durumdan kurtar. Beni, senden uzaklaştıracak, senden alacağım payla arama girecek ve katında aradığım şeyden alıkoyacak şeylerden koru. Sana götüren hayırların yolunu, emrettiğin yönden hayırlarda yarışmayı ve istediğin gibi hayırlara düşkün olmayı benim için kolaylaştır.<br />
<br />
Azap vaadini hafife alanlarla birlikte beni helak etme. Gazabını talep edenlerle birlikte beni yok etme. Yollarından sapanlarla birlikte beni mahvetme. Saptırıcı fitnelerden, eğlendirici belalardan beni kurtar ve aniden yakalayıvermek üzere bana mühlet verme. Benimle beni saptıracak düşmanın, helak edecek tutkunun ve benliğimi bürüyecek hüsranın arasına gir. Gazabından sonra kendisinden razı olmayacağın kimseden yüz çevirdiğin gibi benden yüz çevirme. Sana olan ümidimi boşa çıkarıp da rahmetin hakkında ümitsizliğe düşürme beni. Sevginden kaynaklanan yükümlülüklerden gücümü aşanı bana yükleyip de zor durumda bırakma beni.<br />
<br />
Kendisinden hayır umulmayan, kendisine ihtiyaç duyulmayan ve bir daha dönüşü (tövbesi) olmayan kimse gibi beni elinden salıverme. Gözünden düşen, benliğini horluk bürüyen kimse gibi beni atma. Elimden tutarak alçalanların düştüğü duruma düşmekten, yoldan sapanların duçar olduğu korkuya duçar olmaktan, aldananların sürçtüğü yerlerde sürçmekten ve helak olanların düştüğü vartaya düşmekten koru beni. Köle ve cariyelerinin (kullarının) çeşitli sınıflarını müptela ettiğin şeylere karşı bağışıklık kazandır bana. Özen gösterdiğin, nimet verdiğin, hoşnut olduğun, övgüyle yaşattığın ve mutlu olarak öldürdüğün kimselerin ulaştığı yerlere ulaştır beni.<br />
<br />
İyilikleri yok edecek, bereketleri götürecek amellerden uzaklaştır beni. Çirkin kötülüklerden ve rüsvay edici günahlardan sakınmayı kalbime ilham eyle. Beni, ancak senin yardımınla elde edebileceğim şeyle uğraştırarak hoşnutluğunu kazanabileceğim şeylerden alıkoyma. Katındakinden mahrum eden, sana kavuşturacak vesileyi aramaya engel olan ve sana yakınlaşmayı unutturan alçak dünyanın sevgisini kalbimden sök at. Gece ve gündüz seninle baş başa kalıp râz-u niyaz etmeyi benim için süsle (bu işin güzelliğini benim için aşikâr eyle). Bana, beni azabından korkmaya yaklaştıracak, yasaklarını irtikâp etmekten alıkoyacak ve büyük günahların esaretinden kurtaracak bir koruyucu güç ver.<br />
<br />
Sana karşı gelme pisliğinden temizle beni; suçlar pasını gider benden; afiyet gömleğini eğnime giydir; bağışıklık ridasını üzerime çek; bol nimetlerinle beni bürü ve lütuf ve fazlını benim için aşikâr eyle. İşlerimi yoluna koyarak, yönümü doğrultarak bana yardımcı ol. Beni iyi niyetli olmaya, beğenilen sözler söylemeye ve güzel işler yapmaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Senin güç ve kudretin olmaksızın hiçbir şey yapamayacağımdan beni kendi güç ve kudretimle baş başa bırakma. Huzuruna çıkmak için diriltileceğim gün beni utandırma; dostlarının önünde beni rüsvay etme. Seni anmayı unutturma bana; şükrünü giderme benden; yanlma zamanlarında, nimetlerine cahil olanlar gafletteyken, şükründen ayırma beni; verdiğin nimetlere karşı seni övmeyi, yaptığın iyilikleri itiraf etmeyi ilham et bana.<br />
<br />
Sana yalvarıp yakarmamı, yalvarıp yakaranların yakarmasından ve sana hamd etmemi, hamd edenlerin hamdinden üstün kıl. Sana ihtiyaç duyduğum zamanlarda beni yardımsız bırakma. (İyi olduğunu zannederek) Sana sunduğum amellerim sebebiyle beni helak etme. Sana inat edenleri, alınlarına vurarak geri çevirdiğin gibi beni geri çevirme. Çünkü ben, (onların aksine) sana teslim olmuş; elinde aleyhime kanıtlar olduğunu bildiğim halde lütufta bulunmaya daha layık, ihsan etmeye daha alışık, takva ve mağfiret ehli, affetmeye cezalandırmaktan daha layık ve (suçları) örtmeye (onları) açmaktan daha yakın olduğunu da biliyorum.<br />
<br />
Şu halde, bana; istediğimi elde edebileceğim, sevdiğime kavuşabileceğim, hoşlanmadığını yapmayacağım ve sakındırdığına yaklaşmayacağım tertemiz bir hayat ver. Ölümümü, nuru önünde ve sağında giden kimsenin ölümü gibi kıl. Senin önünde zelil, yaratıklarının yanında aziz kıl beni. Seninle baş başa kaldığım zaman beni alçalt; kullarının arasında yücelt. Beni, bana muhtaç olmayan kimseye muhtaç etme; sana muhtaçlığımı arttır. Beni, düşmanlarımı sevindirecek duruma düşmekten, belaya duçar olmaktan, zillet ve zahmetten koru. Benden bildiğin kötülükleri, hilmi olmasaydı yakalamaya gücü yeten, teennisi olmasaydı hemen cezalandırabilecek durumda olan biri gibi, rahmetinle ört.<br />
<br />
Bir kavme bir fitne veya bir kötülük dilediğin zaman, beni sana sığındığım için, ondan kurtar. Beni sahibi olduğun dünyada rüsvay etmediğin gibi, maliki olduğun ahirette de o duruma düşürme. Nimetlerinin evvellerini de, sonlarını da; yararlarının eskilerini de, yenilerini de bir arada bana ver. Yüreğimin taşlaşmasına sebep olacak bir mühlet verme bana. Güzelliğimi götürecek bir musibet indirme bana. Kadrimi küçültecek bir hakirliğe düşürme beni. Değerimin bilinmemesine sebep olacak bir eksiklik verme bana. Ümitsizliğe düşürecek, yüreğimi hoplatacak bir şekilde korkutma beni.<br />
<br />
Azap vaadinden korkmamı, mühlet vermen ve korkutmandan sakınmamı ve ayetlerini tilavet ederken titrememi sağla. Gecemi sana ibadet etmek için beni uyandırmakla, yalnızlığımı senin için teheccüd etmekle, tenhalığımı sana ünsiyet, ihtiyaçlarımı sana açmak, ateşten kurtuluşumu dilemek ve azabından sana sığınmakla mâmur kıl.<br />
<br />
Bir süreye (ölüm vaktine) kadar taşkınlığımda bocalayıp durmama, gaflet içerisinde sapıklığımı sürdürüp gitmeme müsaade etme. Beni, öğüt kabul edenler için öğüt, ibret alanlar için ibret ve bakanlar için fitne kılma. (Hilelerine karşı) Kendilerine hile yaptığın kimseler arasında bana hile yapma. Beni başkasıyla değiştirme; ismimde bir değişiklik yapma; bedenimi değişime uğratma. Beni, halkın gözünde gülünç bir duruma düşürme; kendin için alay konusu edinme; hoşnutluğundan başkasına uymaz ve senin için öç almaktan başka bir şey için zorluklara katlanmaz kıl.<br />
<br />
Affının serinliğini, rahmetinin, merhametinin, katından olan rahatlığın ve nimetlerle dolu cennetinin tatlılığını bana hissettir. Bol lütfunla tüm zamanımı senin sevdiğin şeye ayırmanın ve var gücümle beni sana yaklaştıracak şeyler için çalışmanın tadını tattır bana; ve bana, armağanlarından birini armağan et.<br />
<br />
Ticaretimi kârlı, dönüşümü zararsız kıl. Makamından korkut beni. Seninle görüşmeye müştak kıl beni. Küçük büyük, açık gizli hiçbir günah bırakmayacak halis bir tövbeyle bana dön (tövbemi kabul ederek tüm günahlarımı bağışla).<br />
<br />
Mü minlere karşı kin beslemeyi gönlümden sök at. Sana karşı mütevazı olanlara kalbimi şefkatli kıl. İyilere nasılsan bana da öyle ol. Takvalıların süsüyle süsle beni. Gelecekler arasında benim için doğru bir dil (güzel bir ad), sonlar arasında büyüyüp gelişen bir anı bırak ve beni ilklerle aynı sahada buluştur.<br />
<br />
Bol nimetlerini benim için tamamla. En değerli nimetlerini bana aşikâr eyle. Elimi yararlarınla doldur. En değerli bağışlarını bana doğru sevket. Seçkin kulların için süslediğin cennetlerinde beni temiz dostlarına komşu eyle. Dostların için hazırlanmış olan yüksek yerlerde kıymetli armağanlarınla beni bürü. Kendi katında benim için, güvenle sığınabileceğim bir sığınak, yerleşebileceğim ve gözümün aydınlanmasına sebep olacak bir mekân ver.<br />
<br />
Büyük suçlarıma kıyasla bana muamele etme. Her türlü şek ve şüpheyi benden gider. Hak yolda her rahmetten bir kapı aç yüzüme. Bağışlarından olan payımı bol, ihsan ve fazlından olan nasibimi çok eyle.<br />
<br />
Kalbimi katındakine güvenir kıl. Çabamı senin için olana ayır. Halis kullarına yaptırdığın şeyleri bana yaptır. Akıllar gaflette olduğu zaman kalbime sana itaat etmenin sevgisini içir.<br />
<br />
Zenginlik ve afifliği, refah ve sağlığı, rahatlık ve bolluğu, güven ve afiyeti benim için bir araya topla. İyi işlerimi, onlara karışmış olan günahlar sebebiyle boşa çıkarma. Yalnız kaldığım zamanları deneme dürtüleriyle harap etme. Âlemlerden kimseye ağız açtırmayarak yüzümün suyunu koru. Fasıkların yanında olanı istememe engel ol.<br />
<br />
Beni, zalimlerin destekçisi, Kitabını yok etmek üzere onların yardımcısı kılma. Bilmediğim bir yönden koruyucu bir kuşatmayla kuşat beni.<br />
<br />
Tövbe, rahmet, şefkat ve bol rızkının kapılarını benim için aç. Çünkü ben, sana yönelenlerdenim. Benim hakkımda nimet vermeni tamamla. Hiç kuşku yok, sen, nimet verenlerin en iyisisin.<br />
<br />
Ömrümün geri kalanını rızanı kazanmak için hac ve umrede geçirmemi kararlaştır, ey âlemlerin Rabbi.<br />
<br />
Allah, Muhammed e ve onun tertemiz âline salat eylesin. Ve, ebediyete kadar selam olsun ona (Muhammed e) ve onlara (âline).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kurban Bayramı ve Cuma Günleri Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, bu, kutlu ve mübarek bir gündür. Yeryüzünün dört bir yanında müslümanlar bir araya toplanmış, biri rahmetini dilemekte, biri nimetini istemekte, biri ödülünü aramakta, biri azabından korkmakta. Ve sen, onların neye muhtaç olduğunu daha iyi bilirsin. Şu halde, cömertliğine, keremine ve isteğimin sana kolay oluşuna dayanarak senden, Muhammed ve âline salat etmeni istiyorum.<br />
<br />
Ey (yüce) Allah, ey Rabbimiz, mülk de, hamd da sana aittir; senden başka ilah yoktur; hilim ve kerem sahibisin; şefkatlisin, büyük nimetler verirsin; yücelik ve ikram sahibisin; gökleri ve yeri yaratansın. Senden istiyorum ki, inanan kullarının arasında bir hayır, bir afiyet, bir bereket, bir hidayet, itaatin yönünde bir amel veya onları sana doğru iletecek, katındaki derecelerini yükseltecek, dünya ve ahiret hayrına sebep olacak bir hayır paylaştırdığın zaman benim payımı çok, nasibimi bol edesin.<br />
<br />
Allah ım, mülk de, hamd da senindir; senden başka ilah yoktur; senden, yaratıklarının arasından seçip beğendiğin kulun, resulün ve habibin Muhammed e ve Muhammed in iyi, seçkin ve tertemiz âline, senden başka kimsenin sayamayacağı bir salatla salat etmeni, bizi bu günde seni çağıran salih kullarının arasına katmanı ve bizi de, onları da bağışlamanı istiyorum, ey âlemlerin Rabbi. Hiç kuşkusuz, sen, her şeye kadirsin.<br />
<br />
Allah ım, hacetimi sana getirmişim; fakirliğim, muhtaçlığım ve miskinliğimle sana gelmişim. Amelimden çok mağfiretine ve rahmetine güveniyorum. Mağfiretin ve rahmetin günahlarımdan daha geniştir. Şu halde, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve tüm ihtiyaçlarımı gider. Çünkü sen, buna kadirsin ve bu iş sana kolaydır; ben sana muhtacım, senin bana ihtiyacın yok. Kesinlikle senden başkasından bir hayra ulaşmış değilim; senden başka kimse kesinlikle benden bir kötülüğü defetmiş değil; ne ahiretim için, ne de dünyam için senden başkasını ummuyorum.<br />
<br />
Allah ım, kim, ihsanını ve bağışını umarak, bahşişini ve ödülünü temenni ederek bir mahluka gitmeye hazırlanırsa hazırlansın, ben, ey Mevlam, bu gün affını ve ihsanını umarak, bahşişini ve ödülünü temenni ederek sana gelmeye hazırlanmış bulunuyorum. Allah ım, şu halde, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve bu gün benim bu ümidimi boşa çıkarma; ey isteklerden dolayı zor durumda kalmayan, bağışta bulunmaktan dolayı hazinesi azalmayan (yüce Allah). Çünkü ben, daha önce yapmış olduğum iyi bir amele güvenerek ve Muhammed ve Ehl-i Beytinin -salavatın ve selamın ona ve onlara olsun- şefaatinin dışında herhangi bir mahlukun şefaatini umarak sana gelmiş değilim. Suçumu ve kendime kötülük ettiğimi ikrar ederek sana gelmişim; uzun süre büyük günahlarda direnmelerine rağmen günahkârları affetmene, rahmet ve mağfiretinle onlara dönmene sebep olan büyük affını umarak sana gelmişim. O halde, ey rahmeti geniş, affı büyük olan, ey büyük, ey büyük; ey kerim, ey kerim, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve rahmetinle bana dön; fazlınla bana lütufta bulun ve mağfiretinle beni huzura kavuştur.<br />
<br />
Allah ım, bu makam (bayram ve cuma namazı kıldırma makamı) senin halifelerin ve seçkin kullarına aittir. Emin kullarına özgü kıldığın bu yüksek makamı, zorla onların elinden aldırlar. (Kullarını imtihan etmek için) Bunu böyle takdir eden sensin; emrin yenilgiye uğramaz; kesin kazânın ötesine geçilmez; dilediğin şey, dilediğin gibi dilediğin yerde ve dilediğin zamanda gerçekleşir. Daha iyi bildiğin ve irade ettiğin bir işten dolayı yaratıkların tarafından suçlanmazsın. Durum öyle oldu ki, seçmiş olduğun halifelerin yenik düştüler; zulme uğradılar; hakları ellerinden alındı; hükmün değiştirildi; Kitabın uzaklara atıldı; farzların öngördüğün yönlerinden saptırıldı; Peygamberinin sünnetleri terkedildi.<br />
<br />
Allah ım, evvelden sona kadar onların düşmanlarına, düşmanlarının yaptıklarına razı olanlara, düşmanlarına uyanlara lanet eyle.<br />
<br />
Allah ım, seçkin kulların İbrahim ve âl-i İbrahim e olan salatların, bereketlerin ve selamların gibi, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen övgüye layıksın; büyüklük sahibisin. Onlar için mukadder buyurduğun kurtuluşu, esenliği, zaferi, iktidarı ve desteğini çabuklaştır.<br />
<br />
Allah ım, beni tehvid ehlinden, sana inanan, Resulünü ve itaatlerini farz ettiğin imamları doğrulayan, bunu uygulamaya geçiren kimselerden eyle; âmin ya Rabbe l-âlemin!<br />
<br />
Allah ım, gazabını hilminden başka bir şey defedemez; öfkeni affından başka bir şey geri çeviremez; azabını rahmetinden başka bir şey engelleyemez ve sana yalvarıp yakarmamdan başka bir şey de beni senden kurtaramaz. O halde, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve bize kendi katından, ey Tanrım, ölen kullarını dirilttiğin ve ölü şehirleri canlandırdığın kudretinle bir kurtuluş ver.<br />
<br />
Tanrım, bana icabet etmedikçe, duamı kabul buyurduğunu bana bildirmedikçe beni üzüntüden öldürme; ecelim gelip çatıncaya kadar sağlık tadını bana tattır; düşmanlarımı sevindirecek duruma düşürme beni; onları bana musallat etme.<br />
<br />
Tanrım, eğer sen beni yüceltecek olursan, artık kim beni alçaltabilir ! Ve eğer sen beni alçaltacak olursan, artık kim beni yüceltebilir ! Eğer sen bana değer verecek olursan, artık kim beni hor kılabilir ! Ve eğer sen beni hor kılacak olursan, artık kim bana değer verebilir ! Eğer sen bana azap edecek olursan, artık kim bana acır ! Eğer sen beni yok edecek olursan, artık kim sana engel olabilir, kim seni sorgulayabilir ! Ne var ki, senin hükmünde zulüm olmadığını, öç almakta acele etmediğini biliyorum. Çünkü, ancak elinden çıkacağından korkan acele eder; güçsüz olan zulme ihtiyaç duyar. Sen ise, ey Tanrım, bundan çok çok yücesin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve beni belaların hedefi, intikamının konusu kılma; bana mühlet ver; üzüntümü gider; hatalarımdan vazgeç ve bela ardından belaya duçar eyleme. Çünkü ve beni korumana al. Bu gün öfkene karşı senden güven diliyorum güçsüzlüğümü, çaresizliğimi ve sana yalvarıp yakarmamı görüyorsun.<br />
<br />
Allah ım, bu gün gazabından sana sığınıyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni korumana al. Bu gün öfkene karşı senden güven diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana güven ver. Azabından kurtuluş istiyorum senden. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (azabından) kurtar. Senden hidayet istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (doğru yola) hidayet et. Senden başarı diliyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana başarı ver. Senden rahmetini diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetini benden esirgeme. Bana yetmeni istiyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana yet. Senden rızk istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana rızk ver. Senden yardım diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana yardım et. Senden, geçmiş günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni bağışla. Senden, beni (günahlardan) korumanı diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (günahlardan) koru. Sen dilersen, artık hoşlanmadığın hiçbir işe dönmeyeceğim.<br />
<br />
Ey Rabbim; ey Rabbim; ey çok şefkatli olan; ey büyük nimetler veren; ey celal ve ikram sahibi! Muhammed ve âline salat eyle ve senden istediğim, katında aradığım ve elde etmek için sana yöneldiğim tüm şeyleri bana ver. Onları benim için iste, mukadder et ve geçerli kıl. Onlardan benim için mukadder buyurduklarında bana hayır ve bereket ver. Onları vermekle bana lütufta bulun. Onlardan bana verdiklerinle beni mutlu eyle. Lütf-u kereminden ve indindekinin bolluğundan, istediğimden fazlasını ver bana. Çünkü sen, çok zengin, çok cömertsin.<br />
<br />
Bunların ardından da ahiretin daha iyi olan nimetlerini ver bana; ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
<br />
(Sonra dilediğin duayı eder ve Muhammed ve âline bin defa salavat getirirsin. İmam (k.s.) öyle yapıyordu.)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Düşmanların Hilelerinin Uzaklaştırılması ve Şerlerinin Geri Çevrilmesi İstemiyle İlgili Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Rabbim, Sen bana doğru yolu gösterdin; ben boş şeylerle uğraştım. Sen, bana öğüt verdin; ben taş yürekli oldum. Sen, bana güzel nimetler verdin; ben sana karşı geldim. Sonra da, beni gaflet uykusundan uyandırdığın zaman çağrını duyup bağışlamanı diledim; bağışladın. Tekrar kötü işlerime geri dönünce de beni rüsvay etmedin. Şu halde, hamd sana özgüdür, ey Tanrım.<br />
<br />
Pervasızca kendimi helak vadilerine attım; yokluk yollarına girdim. O vadilerde kahrınla ve o yollara girmekle cezalandırmanla karşılaştım. Beni sana yaklaştıracak tek şey, tevessül edebileceğim tek vesile ise, tevhid inancım ve hiçbir şeyi sana ortak koşmamış, seninle birlikte bir ilah edinmemiş olmamdır. Benliğimle sana kaçmış bulunuyorum. Çünkü günahkârın kaçacak yeri, nasibini zayi edip de iltica peşinde olanın sığınağı sensin.<br />
<br />
Nice düşmanlar, düşmanlık kılıcını üzerime çekmiş, bana karşı bıçağının ağzını bilemiş, keskin tarafını benim için inceltmiş, öldürücü zehirlerini benim için hazırlamış, hedeften sapmayan oklarını bana doğru yöneltmiş, gözünü benden ayırmayarak bana bir kötülük dokundurmak ve acısını tattırmak için fırsat kollamıştır. Ama sen, benim bunlara dayanamayacağımı, benimle savaşmaya niyetlenenlerle baş edemeyeceğimi, bana kötülük etmek isteyenlerin çokluğu karşısındaki yalnızlığımı, aklım ermediği yerlerde bana pusu kurduklarını görünce, ey Rabbim, bana yardım etmeye başlamış; gücünle beni desteklemiş, düşmanımın keskin kılıcını köreltmiş; kalabalık bir topluluğu varken onu yalnız bırakmış; beni ona üst etmiş ve beni hedef alan oklarını kendisine geri çevirmiş; böylece, öfkesi yatışmamış, kini dinmemiş ve neye uğradığının şaşkınlığı içinde parmaklarını ısırarak geriye dönünce de ordusunu arkasında bulamamış bir halde onu benden defetmişsin.<br />
<br />
Nice zalimler, bana entrikalar hazırlamış, tuzaklar kurmuş, sürekli beni denetlemiş, yırtıcı hayvanın pusuya yatıp avını yakalamak için münasip bir fırsat kollaması gibi pusumda yatmış, yüzüme güldüğü halde bakışlarıyla beni devirmek istemiştir. Ama sen, ey Rabbim, ne kadar yüce ve kutlusun, onun içinin hainliğini ve gizlediği şeyin çirkinliğini görünce, kazdığı çukura tepe takla kendisini düşürmüşsün; taşkınlığından sonra zelil bir halde, beni içinde görmek istediği tuzak ilmiğinde kendisini bulmuştur. Oysa senin rahmetin olmasaydı, onun başına gelen neredeyse benim başıma gelecekti.<br />
<br />
Nice hasetçiler, beni çekemediğinden tükürüğünü yutamaz hale gelmiş; tükürüğü bir düğüm gibi boğazını tıkamış; bana olan öfkesi bir kemik gibi boğazına takılıp kalmış; keskin diliyle beni incitmiş; kendinde olan ayıplarla beni suçlayarak bana olan kinini açığa vurmuş; iftira oklarıyla haysiyetimi hedef almış; kendi zaaflarını bana isnat etmiş; hilesiyle bana kin beslemiş ve beni aldatmak istemiştir. Ama imdadını umarak, hemen icabet edeceğine güvenerek, rahmetinin gölgesine sığınanın yenilgiye uğramayacağını, desteğini arkasına alanın korkusu olmayacağını bilerek seni çağırınca, ey Rabbim, kudretinle beni onun şerrinden korumuşsun.<br />
<br />
Nice felaket yüklü bulutları benden uzaklaştırmış; nimet yüklü bulutları üzerime yağdırmış; rahmet ırmaklarını akıtmış; sağlık elbiselerini giydirmiş; musibetlerin gözünü kör etmiş (kaynağını kurutmuş) ve üzüntü perdelerini kaldırmışsın.<br />
<br />
Nice iyi zanları gerçekleştirmiş; ihtiyaçları gidermiş; düşenleri kaldırmış ve fakirlikleri zenginliğe dönüştürmüşsün.<br />
<br />
Bütün bunlar, senin lütfun ve ihsanınla olmuştur. Oysa ben, tüm bu durumlarda sana karşı gelmek istemişim. Fakat bu kötü halim, ihsanını tamamlamana engel olmamıştır. Ve bunca ihsanın, beni gazabına sebep olan şeyleri irtikâp etmekten vazgeçirmemiştir. Ancak sen, yaptıklarından dolayı sorgulanmazsın.<br />
<br />
Yüceliğine andolsun ki, senden bir şey istenildiği zaman vermişsin; istenilmediği zaman da kendin başlamışsın ve lütfun umulduğu zaman cimrilik yapmamışsın. Çünkü sen, ey Mevlam, ihsan, ikram, lütufta bulunmak ve nimet vermekten başka bir şey istemezsin. Ben ise, hep haramlarına düşmüş, sınırlarını aşmış ve azap vaadinden gaflet etmişim. Şu halde, hamd sana mahsustur, ey Tanrım, ey yenilmeyen güçlü ve acele etmeyen mühlet verici.<br />
<br />
Bu; nimetlerin bolluğunu itiraf eden, onları kendi kusuruyla karşılaştıran ve kendisi hakkında (ömrünü) zayi etme tanıklığında bulunan kimsenin durumudur.<br />
<br />
Allah ım, ben, Muhammed in yüce hakikatini ve Ali nin parlak gerçekliğini vesile edinerek sana yakınlık arıyorum; onları vasıta ederek şu ve şu kötülükten sana sığınıyorum. Zira zenginliğin karşısında bu iş sana zor değil; kudretin karşısında seni güçlüğe düşürmez. Çünkü sen, her şeye kadirsin.<br />
<br />
Şu halde, ey Rabbim, rahmetin ve tevfikinin devam etmesi sayesinde bana, rızvanına doğru ağacağım ve cezandan korunacağım bir vesile ver; ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Korkma Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, sen beni eksiksiz-özürsüz yarattın; çocuktum, büyüttün ve yeterli miktarda rızk verdin.<br />
<br />
Allah ım, ben, indirdiğin ve kendisiyle kullarını müjdelediğin Kitabında şöyle buyurduğunu gördüm: Ey, kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım, Allah ın rahmetinden ümit kesmeyin. Kuşkusuz, Allah bütün günahları bağışlar. (Zümer/53)<br />
<br />
(Allah ım,) Geçmişte benden vuku bulan kötülükleri biliyorsun, hem de benden daha iyi. Amel defterimde aleyhimde sıralanan suçlardan dolayı yazıklar olsun bana! Eğer her şeyi kapsayan affının halime şamil olacağını umduğum yerler olmasaydı, (ümitsizlikten) helak olup giderdim. Eğer kulun, Rabbinden kaçması mümkün olsaydı, senden kaçmaya en layık olan ben idim. Yeryüzünde ve gökte hiçbir şey sana gizli olmamakla birlikte, (kıyamet günü) tüm gizlilikleri açığa vuracaksın. Karşılık verici olarak sen yeterlisin; hesap görücü olarak sen kâfisin. Allah ım, eğer kaçarsam beni bulursun; eğer firar edersem beni yakalarsın. O halde, işte mütevazı, zelil ve hakir biri olarak önünde durmuş bulunuyorum. Eğer cezalandırırsan, bunu hakketmişimdir ve adaletin bunu gerektirmektedir, ey Rabbim. Eğer affedersen, (buna da şaşmam; çünkü) eskiden de hep beni affetmiş; bağışıklık elbisesi giydirmişsin.<br />
<br />
Allah ım, şu halde, saklı isimlerin ve perdelerin örttüğü güzelliğin hürmetine senden, bu tahammülsüz cana ve bu güçsüz bedene acımanı istiyorum. Güneş sıcağına dayanamayan bu zayıf beden, cehennem ateşine nasıl dayanabilir ! Yıldırım sesini duymaya tahammülü olmayan, gazabının sesine nasıl tahammül edebilir ! Allah ım, o halde bana acı. Çünkü ben, hakir ve değersiz bir adamım. Benim azaba çarptırılmam, zerre kadar olsun saltanatını arttıracak değil. Şayet bana azap edilmekle saltanatın artacak olsaydı, azaba karşı sabır dilerdim senden ve böyle bir şey senin olsun isterdim. Fakat, saltanat ve mülkün, itaat edenlerin itaatiyle artacak, günahkârların günahıyla azalacak olmaktan çok daha büyük, çok daha kalıcıdır, Allah ım. O halde, ey merhametlilerin en merhametlisi, bana rahmeyle; ey celal ve ikram sahibi benden vazgeç ve tövbemi kabul buyur. Hiç kuşku yok, sen, tövbeyi kabul edensin, rahîmsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´a Yalvarıp Yakarma ve Boyun Eğme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Rabbim, bana olan ihsanının güzelliği, nimetlerinin bolluğu, bağışlarının çokluğu karşısında ve benden esirgemediğin rahmetin, bana tamamladığın nimetin için sana hamd ederim. Çünkü hamde layıksın sen. Gerçekten de şükründen âciz olduğum nimetler vermişsin bana. Eğer senin ihsanın ve bol nimetlerin olmasaydı, nasibimi elde edemez, kendimi düzeltemezdim. Ne var ki, ben istemeden sen ihsanda bulundun; tüm işlerde bana yeterlilik verdin; tahammülü zor belaları benden uzaklaştırdın ve sakınılan kaderi başıma getirmedin.<br />
<br />
Tanrım, nice zor belaları benden uzaklaştırdın; nice bol nimetlerle gözümü aydınlattın ve nice büyük iyilikler ettin bana! Çaresiz kaldığımda çağrıma icabet ettin; ayağım sürçtüğünde hatamdan geçtin ve düşmanlardan hakkımı aldın!<br />
<br />
Rabbim , senden bir şey istediğimde cimri bulmadım seni; seni irade ettiğimde çekingen görmedim seni. Tam tersine, seni, duamı işitici, istediklerimi verici olarak buldum. Her halimde ve her anımda nimetlerini bol buldum. Şu halde sen, benim yanımda övülmüş birisin; ihsanın da pek makbul, pek güzeldir.<br />
<br />
Canım, dilim ve aklım, hamdin hakkını ödeyecek, şükrün hakikatine ulaşacak, seni benden son derece razı edecek bir hamd ile sana hamd etmektedir. Şu halde, gazabından kurtar beni.<br />
<br />
Ey, farklı görüşler beni yorgun düşürdüğü zaman sığınacak kale m! Ey, hatamdam geçen (şefkatli Rabbim)! Eğer ayıplarımı örtmeseydin, rezil olurdum. Ey yardımıyla beni destekleyen! Eğer senin yardımın olmasaydı, yenik düşerdim. Ey, padişahların, kendisi için boyunlarına zillet boyunduruğu koyduğu, galebesinden korktuğu kimse! Ey takva ehli ve ey güzel isimler sahibi! Senden, beni affetmeni ve beni bağışlamanı istiyorum. Zira ne suçum için bir mazeret gösterebilirim; ne galip olacak güce sahibim; ne de kaçacak bir yerim var. Senden, hatalarımdan geçmeni, beni mahveden ve beni kuşatıp helak eden günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Rabbim, o günahlardan tövbe ederek sana kaçmış bulunuyorum. O halde, tövbemi kabul buyur. Onlardan sana sığınıyorum; sığınma talebimi kabul et. Senden yardım istiyorum; yardımsız bırakma beni. Rahmetini dileniyorum; esirgeme benden. İpine sarılmışım; başkasına teslim etme beni. Seni çağırıyorum; eli boş geri çevirme beni.<br />
<br />
Rabbim; miskin, düşkün, korkan, yoksul ve çaresiz biri olarak seni çağırıyorum.<br />
<br />
Rabbim, dostlarına vaad ettiğin şeylere doğru koşmadaki zaafımı, düşmanlarını korkuttuğun şeylerden kaçınmadaki güçsüzlüğümü, üzüntülerimin çokluğunu ve tutkularımın dürtüsünü sana şikâyet ediyorum.<br />
<br />
Rabbim , batınımın kötülüğünden dolayı beni rüsvay etmedin; günahlarımdan dolayı beni helak etmedin. Sen beni çağırdığında ağır davranmama rağmen, ben seni çağırdığımda hemen icabet ediyorsun. Dilediğim zaman ihtiyaçlarımı senden isteyebiliyorum. Nerede olursam olayım sırrımı sana açabiliyorum. Bu yüzden, senden başkasını çağırmam; senden başkasına ümit bağlamam. Lebbeyke lebbeyk! (Davetine icabet ettim, emrindeyim!) Sana şikâyette bulunanı duyarsın; sana güvenene yetersin; ipine sarılanı kurtarırsın ve sana sığınanın üzüntüsünü giderirsin.<br />
<br />
Rabbim, şu halde, şükrümün azlığından dolayı beni ahiret ve dünya hayrından mahrum etme ve bildiğin günahlarımı bağışla. Eğer bana azap etsen, (bunu hakketmişim; çünkü) ben, ömrünü zayi eden, günahkâr, suçlu, ihmalkâr, nasibinden gaflet eden bir zalimim. Bağışlarsan da, sen, acıyanların en merhametlisisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Haceti Israrla Allah´tan İsteme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey, ne yerde ve ne de gökte kendisine hiçbir şey gizli kalmayan Allah! Ey Tanrım, kendi yarattığın şey nasıl sana gizli kalabilir ! Kendi yaptığın şeyi nasıl bilmezsin ! Kendi yönettiğin şey nasıl senden gizlenebilir ! Hayatı senin rızkına bağlı olan, nasıl senden kaçabilir ! Senin mülkünden başka gidecek bir yeri olmayan, nasıl senden kurtulabilir !<br />
<br />
(Her türlü eksiklikten) Münezzehsin sen! Yaratıklarının senden en çok korkanı, seni en iyi tanıyanıdır; sana karşı en mütevazı olanı sana en çok itaat edenidir ve katında en değersiz (hor) olanı, senin rızkını yiyip senden başkasına ibadet edenidir.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Sana ortak koşan ve resullerini yalanlayan, saltanatından bir şey eksiltemez. Yargından hoşlanmayan, emrini geri çeviremez. Kudretini yalanlayan, kendini senden koruyamaz. Senden başkasına ibadet eden, senin elinden çıkmış sayılmaz. Ve, seninle karşılaşmak istemeyen, dünyada ebedi yaşatılmaz.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Makamın ne de büyük; saltanatın ne de galip; gücün ne de şiddetli ve emrin ne de geçerlidir!<br />
<br />
Münezzehsin sen! Bütün yaratıklarına ölümü yazdın; seni birleyene de, seni inkâr edene de. Herkes ölümü tadacak, herkes sana dönecektir. Ne kadar kutlu, ne kadar yücesin sen. Senden başka ilah yoktur; teksin, ortağın bulunmamaktadır. Sana inanmış, elçilerini doğrulamış, Kitabını kabullenmiş, senin dışında her mâbudu inkâr etmiş ve senden başkasına ibadet edenlerden uzak olduğumu haykırmışım.<br />
<br />
Allah ım, ben her zaman amelimi az bularak, günahımı itiraf ederek ve hatalarımı kabullenerek sabahlayıp akşamlamaktayım. Kendi aleyhimde haddi aşıp ölçüyü taşırmam, beni hor kıldı; amelim beni helak etti; tutkularım beni alçalttı ve şehvetlerim (nefsanî isteklerim) beni (her hayırdan) mahrum bıraktı.<br />
<br />
Şu halde, ey Mevlam; uzun arzulara takılarak nefsi boş şeylerle uğraşan; damarlarının atmayışından bedeni gaflet içinde bulunan; nimetlerinin çokluğundan kalbi azmış olan; döneceği yer (ahiret) hakkındaki düşüncesi pek sığ olan; arzularına yenik düşmüş; tutkularına uyarak azmış; dünyanın sultası altına girmiş; ölümün gölgesini üzerinde hissetmiş; günahları çok olan; hatalarını itiraf eden; senden başka Rabbi, senin dışında velisi olmayan ve kendisini senden kurtaracak biri bulunmadığının, senden ancak sana kaçabileceyiğinin bilincinde olan biri olarak senden rahmetini dileniyorum.<br />
<br />
Rabbim, bütün yaratıklarına farz olan hakkın; Resulüne, seni onunla tesbih etmesini emrettiğin büyük ismin ve eskimeyen, değişmeyen ve fani olmayan Kerîm Zâtının yüceliği hürmetine, senden, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat etmeni ve ibadetinle beni her şeyden müstağni kılmanı, korkunla dünya sevgisini benden gidermeni ve rahmetinle beni bol bağışlarına geri döndürmeni istiyorum.<br />
<br />
Sana kaçıyor, senden korkuyor, senden medet bekliyor, seni çağırıyor, sana sığınıyor, sana güveniyor, senden yardım istiyor, sana inanıyor, seni vekil ediniyor ve senin lütf-u keremine itimad ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´a Boyun Eğmekle İlgili Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Rabbim; günahlarım beni susturmuş, konuşamaz olmuşum. Hüccetim (mazeretim) yok çünkü. Kendi belamın esiri, amelimin rehini olmuşum. Hatalarım arasında bocalayıp durmaktayım; yolumu şaşırmış, ne yapacağımı bilmiyorum. Bulunduğum yer; hor ve zelil günahkârların, sana cüret eden bedbahtların ve vaadini küçümseyen yazıkların yeridir.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Hangi cüretle sana karşı geldim ! Neye aldanarak kendimi tehlikeye attım !<br />
<br />
Ey Mevlam, sürçüp yüz üstü yere yığılmama ve ayağımın kaymasına acı. Hilminle cahilliğimi, ihsanınla kötülüğümü bağışla. Çünkü ben günahımı ikrar, hatamı itiraf etmekteyim. İşte elim ve işte perçemim! Yaptıklarımdan dolayı kısas edilmeye hazırım! Fakat sen, yaşlılığıma, günlerimin bitmesine, ecelimin yaklaşmasına, güçsüzlüğüme, düşkünlüğüme ve çaresizliğime acı.<br />
<br />
Ey Mevlam, dünyadan eserim kesildiği, yaratıklar arasında anım silindiği ve unutulanlar gibi unutulup gittiğim zaman bana acı.<br />
<br />
Ey Mevlam, cismim eskidiği, uzuvlarım dağıldığı, eklemlerim birbirinden ayrıldığı zaman çehrem ve durumum değiştiğinde bana acı. Yazıklar olsun bana, ne de gaflet içindeyim! Başıma neler gelecek neler!<br />
<br />
Ey Mevlam, kabirden çıkartılıp diriltileceğim gün bana acı; o gün beni dostlarınla mahşur eyle; sevdiklerinin içine kat ve (rahmetinin) komşuluğunda yer ver bana, ey âlemlerin Rabbi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Üzüntülerini Gidermesini İstediği Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey üzüntüleri gideren, kederlere son veren; ey dünyada da, ahirette de Rahman ve Rahîm olan; Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve benim üzüntümü gider, kederime son ver.<br />
<br />
Ey bir; ey tek; ey samed (ihtiyaçlar için başvurulan mutlak gani); ey doğurmamış, doğmamış ve dengi olmayan (yüce Allah)! Beni koru, temizle ve üzüntümü gider.<br />
<br />
(Bu arada Ayete l-Kürsi ile Nâs, Felak ve İhlas surelerini okuyup sonra şöyle de<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
Allah ım, ben; oldukça muhtaç, gücü az, günahları çok ve senden başka ihtiyacını giderecek, güçsüzlüğünü güçlendirecek ve günahlarını bağışlayacak birini tanımayan biri olarak senden rahmetini dileniyorum.<br />
<br />
Ey celal ve ikram sahibi, senden; yapanını sevdiğin bir amel ve emrinin geçerliliği hususunda gerçek yakine sebep olacak bir yakin istiyorum.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve canımı doğruluk üzere al; dünyadan ihtiyacımı kes (dünyaya ihtiyacım kalmasın); katındakini arzu etmeye ve sana kavuşmaya müştak kıl beni ve gerçek anlamda sana güvenmeyi nasip et bana.<br />
<br />
(Allah ım,) Bu güne kadar yazılmış (mukadder edilmiş) olan en iyi şeyi senden istiyorum ve bu güne kadar yazılmış olan en kötü şeyden sana sığınıyorum. Senden; sana kulluk sunanların korkusunu, yüceliğinin önünde alçalanların ibadetini, sana güvenenlerin (tevekkül edenlerin) yakinini ve sana inananların güvenini (tevekkülünü) istiyorum.<br />
<br />
Allah ım, dileklerime olan rağbetimi, dostlarının dileklerine olan rağbeti gibi; korkumu da dostlarının korkusu gibi kıl. Hoşnutluğun doğrultusunda beni öyle bir amele muvaffak et ki, artık yaratıklarından herhangi birisinin korkusuyla dininden hiçbir şeyi terketmeyeyim.<br />
<br />
Allah ım, işte benim isteklerim! Onlara karşı içimde büyük bir rağbet oluştur; onlardan dolayı beni mazur gör; onları istemek için ileri süreceğim delilleri bana ilham et ve o isteklerde bedenime bağışıklık ver (onlara layık olduğumu sınamak için bedenimi musibetlere duçar etme).<br />
<br />
Allah ım, kim senden başkasına güveni veya ümidi olarak sabahlarsa sabahlasın, ben, tüm işlerde sana güvenerek ve sana ümidim olarak sabahlamışımdır. Şu halde, işlerin sonuç bakımından en iyi olanını benim hakkımda mukadder eyle ve rahmetinle beni saptırıcı fitnelerden kurtar; ey rahmedenlerin en merhametlisi!<br />
<br />
Allah, Efendimiz olan elçisi Muhammed Mustafa ya ve onun tertemiz âline salat etsin.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">imami Zeynel Abidin in Sahifei Seccadiyesi (Dualari)</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kerbeladan geriye Kalan Peygamberimizin Torunu Hüseyin efendimizin oglu imami Zeynel Abidin in Dualari</span><br />
<br />
Allah´a Hamd ve Sena İle İlgili Duası<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s), duaya Allah´a hamd ve sena ile başlar ve şöyle buyururdu:<br />
<br />
Hamd Allah a ki ilkdir, O´ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O´ndan sonra bir son yoktur. Gözler O´nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O nu vasfetmekten âcizdir.<br />
<br />
Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir ruh için paylaştırılmış belli bir rızk tayin etti. O, birine çok rızk verdi mi kimse onu azaltamaz; birine de az verdi mi kimse onu çoğaltamaz.<br />
<br />
Sonra onların her biri için vakitlendirilmiş bir ecel, sınırlandırılmış bir süre belirledi. Her geçen gün adım adım ona doğru ilerlemekte, her geçen yıl ona daha bir yakınlaşmaktadır. Süresi dolunca da vaad ettiği bol sevapla ödüllendirmek ya da sakındırdığı azapla cezalandırmak üzere ruhunu kabzeder. Böylece kötüler en kötü işlerinin karşılığını görürler; iyiler de iyi amellerinin ödülünü en güzel şekliyle alırlar. (Necm /31) Çünkü adaleti bunu gerektirmektedir. İsimleri kutsal, nimetleri açıktır. O, yaptığından dolayı sorgulanmaz, bilakis onlar sorgulanırlar. (Enbiya /23)<br />
<br />
Hamd Allah a ki, eğer kullarına, ardı arkası kesilmeyen minnetler ve açık seçik bol nimetler karşısında hamd etmeyi öğretmemiş olsaydı, nimetlerinde tasarruf ederler, ama O na hamd etmezlerdi; rızkından bol bol yararlanırlar, ama şükretmezlerdi. Böyle olunca da insanlık sınırlarından çıkar, hayvanlık seviyesine düşerlerdi. O zaman da yüce Allah ın Kur an da nitelendirdiği kimselerden olurlardı: Onlar hayvanlar gibidirler; hatta yolca daha şaşkındırlar. (Furkan/44)<br />
<br />
Hamd Allah a ki, kendisini bize tanıttı; şükrünü bize ilham etti; rablığı gereği ilim kapılarını yüzümüze açtı, kendisini ihlas ile birlememize kılavuzluk etti; ilhaddan (Allah ı inkâr) ve emrinde kuşkuya kapılmaktan bizi uzak tuttu. Öyle bir hamd ki, onunla kendisine hamd eden kullarının arasında yer alalım ve rıza ve affını kazanma yarışında herkesten öne geçelim. Öyle bir hamd ki, Berzah karanlıklarını bize aydınlatsın; kabirden çıkarılmayı bize kolaylaştırsın; her nefsin kazandığıyla cezalandırılacağı, kimsenin zulme uğramayacağı (Casiye/23), hiçbir dostun dostuna bir şey kazandıramayacağı ve hiçbir yerden yardım göremeyecekleri gün (Duhan/41) tanıkların durduğu yerlerde mekânlarımızı şereflendirsin.<br />
<br />
Öyle bir hamd ki, bizden en yüce İlliyyun a, Allah a yakın olanların gördüğü ve amellerin sayılıp yazıldığı kitaba (Mutaffifîn/20-21) yükselsin. Öyle bir hamd ki, gözler faltaşı gibi açıldığında onunla gözlerimiz aydın olsun; çehreler siyahlaşınca onunla yüzlerimiz ak olsun. Öyle bir hamd ki, onun sayesinde Allah ın acıklı ateşinden salıverilip Allah ın ikram dolu komşuluğunu kazanalım. Öyle bir hamd ki, onunla mukarreb meleklerle boy ölçüşelim ve zevali olmayan keramet yurdunda mürsel peygamberlerle birlikte olalım.<br />
<br />
Hamd Allah a ki, yaratılışın güzelliklerini bizim için seçti; temiz rızkları bizim için çıkardı, verdiği güçle bizi bütün yaratıklarından üstün kıldı. Böylece, kudretiyle bütün yaratıkları bize boyun eğmekte; izzetiyle bize itaat etmekteler. Ve hamd Allah a ki, kendisinden başka kimseye bizi muhtaç kılmadı. O halde nasıl O na hamd etmeye güç yetirebilir, ya da ne zaman şükrünü yerine getirebiliriz Hayır, kesinlikle hiçbir zaman!<br />
<br />
Ve hamd Allah a ki, bizde açılma ve kasılma araçları bıraktı; bizi hayat esintileriyle faydalandırdı; bizde çalışma uzuvları meydana getirdi; temiz rızklarla beslenmemizi sağladı; fazlıyla bizi zengin etti; nimetiyle bizi sermaye sahibi kıldı. Sonra itaatimizi ölçmek için bize birtakım emirler yöneltti; şükrümüzü sınamak için bizi birtakım şeylerden sakındırdı. Ama biz O nun emrettiği yoldan çıktık, sakındırdığı şeylerin içine daldık. Ancak O, bundan dolayı bizi hemencecik cezalandırmadı; acele bizden intikam almaya kalkmadı. Aksine, rahmetiyle bir lütuf olarak, bize mühlet verdi; şefkatiyle sabır ve hazımla (tövbe edip) dönmemizi bekledi.<br />
<br />
Ve hamd Allah a ki, bize tövbe yolunu gösterdi; O nun lütuf ve fazlı olmasaydı kesinlikle ona hak kazanamazdık. Şimdi eğer O nun fazlından bir tek bu tövbeyi sayacak olsak, hakkımızdaki sınavının fevkalade güzel, bize yönelik ihsanının çok büyük, üzerimizdeki lütfunun çok yoğun olduğunu görürüz. Oysa bizden öncekiler (örneğin İsrail oğulları) hakkında tövbe hususunda böyle bir sünneti (kuralı) yoktu. Bakınız, gücümüzü aşan yükümlülükleri omuzlarımızdan kaldırmış; yalnızca güç yetirebildiğimiz şeylerle bizi yükümlü kılmış; bizden, kolay olandan başka bir şey istememiş; böylece hiçbir kimseye herhangi bir bahane ve mazeret bırakmamıştır. Dolayısıyla içimizden helak olan, (bu kadar kolaylıklara rağmen) O na muhalefet edendir; saadete eren ise, O na rağbet edendir.<br />
<br />
Meleklerinden O na en yakın olanı, yaratıklarından katında en değerli olanı ve kendisine hamd edenlerin, indinde en beğenileni O na neyle (nasıl) hamd ettiyse, onunla Allah a hamd olsun. Öyle bir hamd (ve övgü) ki; Rabbimizin bütün yaratıklarına olan üstünlüğü gibi, diğer bütün hamdlerden üstün olsun. Sonra, bize ve geçmiş-gelecek bütün kullarına olan her bir nimetinin yerine, ilminin kuşattığı bütün şeylerin sayısıca ve o nimetlerin her birinin yerine kat kat fazlasıyla, kıyamet gününe kadar ardı arkası kesilmeksizin ebedi olarak O na hamd olsun.<br />
<br />
Öyle bir hamd ki, erişilecek sınırı, sayılacak adedi, ulaşılacak sonu ve bitecek süresi olmasın! Öyle bir hamd ki, bizi O nun itaati ve affına kavuştursun; rızasını kazanmamıza vesile olsun; mağfiretini elde etmemize yarasın; bizi cennetine götürsün; azabından, gazabından korusun; O na itaat etmemize destek, isyan etmemize engel olsun; hakkını eda edip belirlediği vazifeleri yerine getirmemize yardımcı olsun.<br />
<br />
Öyle bir hamd ki, sayesinde saadetli dostlarının arasında saadete erelim ve düşmanlarının kılıçlarıyla şehit düşenlerin arasında yer alalım. Hiç şüphesiz, O, nimetlerin velisidir, hamdin (övgünün) yegane sahibidir.<br />
<br />
Resulullah´a Salat ve Selam İle İlgili Duası<br />
Ve hamd Allah a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Muhammed -Allah ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin sonuncusu kıldı; inkârcılara karşı bizi tanıklar yaptı ve nimetiyle, az olanlar karşısında sayımızı çoğalttı.<br />
<br />
Allah ım, o halde vahyinin emini, yaratıklarının seçkini, kullarının arasından seçip beğendiğin, rahmet imamı, hayır önderi ve bereket anahtarı olan Muhammed e salat eyle (derecesini yücelt); nasıl ki o kendini senin işin için adadı; bedenini senin uğruna eziyetlere maruz bıraktı; (insanları) sana doğru çağırırken yakınlarıyla açıkça çelişti; senin rızan uğruna kabilesiyle savaştı; dinini ihya etmek için akrabalarıyla ilişkisini kesti; inkâr ettikleri için yakın olanları uzaklaştırdı; sana icabet ettikleri için uzak olanları yakınlaştırdı; senin yolunda en uzak kimseleri dost edindi; en yakın kimselere düşman kesildi; elçiliğini iletmek için kendini yordu; (insanları) dinine davet etmekle kendini nice zahmetlere soktu; uğraşı, davetine muhatap olanları öğütlemek oldu; dinini aziz kılmak, güçlendirmek ve sana karşı küfre sapanlara galebe çalmak amacıyla gurbet diyarlarına; doğup büyüdüğü, yakınlarının bulunduğu, taşını, toprağını tanıdığı vatanından uzak yerlere göç etti (Medine ye hicret); ve nihayet, düşmanlara karşı elde etmek istediği başarıyı, dostların için öngördüğü sonucu tastamam elde etti. Senden medet umarak, güçsüz olduğu halde senin yardımınla güç kazanarak düşmanlarının üzerine yürüdü; evlerinin içinde onlarla savaştı; karargâhlarının tam ortasında onlara saldırdı. Derken, müşriklerin istememesine rağmen senin dinin aşikâr oldu, kelimen yüceldi.<br />
<br />
Allah ım, senin yolunda çekmiş olduğu zahmetler karşısında O nu cennetinin en yüce derecesine yükselt. Öyle ki, derece bakımından kimse onunla eşit olmasın; makam bakımından kimse ona denk olmasın; katında hiçbir mukarreb melek ve hiçbir mürsel peygamber onunla boy ölçüşemesin. Ve onu, tertemiz Ehl-i Beyti ve mü min ümmeti hakkında kendisine vaad ettiğin güzel (kabul edilen) şefaatin en yüce mertebesiyle tanıştır. Ey vaadi geçerli olan, sözüne vefa eden; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere dönüştüren (yüce Allah)! Hiç kuşkusuz, sen büyük lütuf sahibisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meleklere Salat İle İlgili Duası</span><br />
Allah´ım, seni tesbih etmekten bıkmayan, seni kutsamaktan usanmayan, sana ibadet etmekten yorulmayan, emrini imtisalde ciddiyetle çalışıp ihmalkârlık etmeyen, sana olan iştiyaklarından asla gaflete düşmeyen, Arşının taşıyıcılarına; kirpik kırpmadan izninin ve emrinin gelmesini bekleyen, (emrin gelince de) Sur a üfleyerek kabir rehinleri olan baygınları ayıltacak Sur sahibi İsrafil e; indinde şan-şeref sahibi olan, sana itaat ederek yüksek bir yere ulaşan Mikail e; vahyinin emini, gökler ehlinin yanında kendisine itaat edilen, nezdinde saygın olan, katında mukarreb (yakınlaştırılmış) olan Cebrail e; perdeler meleklerine müvekkel olan Ruh a (bir melek) ve senin emrinden olan Ruh a (bir başka melek) salat eyle.<br />
<br />
Onlardan alttaki, göklerinin sakinleri, elçiliğin hususunda güvenilir olan, çalışmaktan bıkkınlık duymayan; zor işlerden yorulup yılmayan, nefsani istekleri kendilerini seni tesbih etmekten alıkoymayan, gafletler unutkanlığıyla seni ululamaktan geri kalmayan, yere bakan gözleriyle sana doğru bakmaya kasdetmeyen, çenelerini aşağı indirmiş, katındakine büyük rağbet duyan, nimetlerini anmaya aşırı derecede düşkün olan, azametinin, büyüklüğünün yüceliği karşısında alçalan; günah ehline karşı cehennemin uğultusunu görünce: Her türlü eksiklikten münezzehsin sen, sana hakkıyla ibadet etmedik söyleyen meleklerine de (salat eyle, Allah ım).<br />
<br />
Bütün bunlara salat ettiğin gibi; rahmet meleklerine; katında yakınlık sahibi olanlara; gaybı peygamberlerine taşıyanlara; vahyinin eminleri olanlara; kendin için ayırdığın, kutsamanla kendilerini yiyip içmekten müstağni kıldığın ve gök tabakalarına yerleştirdiğin melekler kabilelerine; göklerin uçlarında vaadinin sona ermesiyle emrinin (kıyametin) gerçekleşmesini bekleyenlere; yağmur hazinelerinin bekçilerine; bulutları sevkedenlere, sevketmesiyle yıldırım seslerinin duyulup şimşeklerin çakmasına vesile olanlara; kar ve doluyu uğurlayanlara; yağmur damlalarıyla birlikte inenlere; rüzgarların hazineleriyle ilgilenenlere; yerinden oynamasın diye dağları tutmakla görevli olanlara; suların ölçüleri, şiddetli ve sağanak yağmurların ölçeğiyle tanıştırdıklarına; istenmeyen belalarla veya sevilen bollukla yeryüzüne gönderdiğin meleklerine; çok kıymetli, iyilik sever elçilerine; çok değerli, (amelleri) yazan koruyuculara; ölüm meleği ve yardımcılarına; (kabir sorgulayıcıları) Münker ve Nekir e; kabir ehlini sınava tabi tutan Ruman a; Beyt-i Ma mur etrafında tavaf edenlere; Malik e ve (cehennem) bekçilerine; Rızvan a ve cennetlerin hizmetçilerine; kendilerine emir verildiği konuda Allah a isyan etmeyen ve emredildikleri şeyi yapan (Tahrim/6) meleklere; (cennet ehline<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> Selam size, sabrettiğiniz için; (dünya) yurdun(un) sonu ne güzel! (Ra d/24) diyenlere; kendilerine: Tutun onu, derhal bağlayın onu; sonra cehenneme atın onu. (Hâkka/30-31) dendiği zaman bekletmeden hemen emri yerine getiren zebanilere; anmadığımız, katındaki yerini, ne işle memur kıldığını bilmediğimiz diğerlerine; havadakilere, yerdekilere, sudakilere ve yaratıklar üzerindeki denetleyicilere, bütün bunlara her nefsin bir sürücü (melek) ve bir tanık (melek) eşliğinde geleceği gün salat eyle.<br />
<br />
Şereflerine şeref katacak, temizliklerini artıracak bir salatla onlara salat eyle. Allah ım, meleklerine ve elçilerine salat ettiğin, bizim salatımızı da onlara ilettiğin zaman, senden gelen başarıyla onları güzellikle anmamızdan dolayı bize de salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen çok cömertsin, üstün kerem sahibisin.<br />
<br />
<br />
Peygamberlere Tabi Olan ve Onları Tasdik Edenlere Salatını İçeren Duası<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, yeryüzü ehlinden peygamberlere tabi olanları; düşmanlar yalanlamalarıyla peygamberlere karşı çıktıkları zaman peygamberleri gıyaben (kalben) doğrulayanları; iman hakikatleriyle onlara gönül verenleri; Adem den Muhammed e -Allah ın salat ve selamı ona ve soyuna olsun- kadar her asır ve zamanda o asrın insanları için delil olarak gönderdiğin hidayet imamlarına, takva ehlinin önderlerine -hepsine selam olsun- uyanları kendinden bir mağfiret ve rızvanla an.<br />
<br />
Allah ım, özellikle de Muhammed in ashabının, sahabiliği bilip hakkını eda edenlerin, ona yardımda güzel bir imtihan verenlerin, onu destekleyip himaye edenlerin, koşarak elçiliğine inananların, davetini kabulde yarışıp öne geçenlerin, Rabbinin mesajlarını duyururken kendisine icabet edenlerin; dâvâsı uğruna eşleri ve çocuklarından ayrılanların, nübüvvetini sağlamlaştırmak için babaları ve oğullarıyla savaşıp onun bereketiyle zafere ulaşanların, gönüllerinde onun sevgisini besleyerek bu sevgiyle asla zarara uğramayacak bir ticaret umanların, onun kulpuna yapışınca kabilelerinden dışlananların, ona yakınlık gölgesinde yer alınca akrabalıklarından çıkarılanların, Allah ım, bunların senin için ve senin yolunda kaybettiklerini unutma! İnsanları senin (dininin) etrafında topladıkları, Resulünle birlikte sana davet ettikleri için hoşnutluğunla onları hoşnut et. Senin yolunda kavimlerinin memleketini terkettikleri, geçim bolluğunu bırakıp geçim darlığına katlandıkları için onları ve dinini yüceltmek için sayılarını çoğalttığın mazlumları mükâfatlandır.<br />
<br />
Allah ım, onları (ashabı) güzellikle izleyip, Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. (Haşr/10) diyen; onların yolunda yürüyen, onların yöneldiği yöne yönelen; onların mizaç ve meşreplerine göre hareket eden, hiçbir şüphe kendilerini onların basiretlerinden (inançlarından) geri çeviremeyen; onların izinde yürümekte, hidayet meşalelerine uymakta kuşkuya düşmeyen; onlara yardım eden; dinlerini din edinen; hidayetleriyle hidayet bulan; onlarla ittifak içinde olan; onları (Peygamber den) kendilerine ilettiklerinde itham etmeyen tabiîne de en iyi ödülünü ver.<br />
<br />
Allah ım, günümüzden kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan tabiîne, onların eşlerine ve soylarına, içlerinden sana itaat edenlere salat eyle. Bir salat ki, onunla onları sana karşı gelmekten koruyasın; cennet bahçelerinde yerlerini genişletesin; şeytanın tuzağına düşmelerine engel olasın; senden medet umdukları iyi işlerde kendilerine yardımcı olasın; onları, ansızın hayırlı bir haberle kapıyı çalan hadiselerin dışında, gece gündüz demeyip beklenmedik bir zamanda baskın yapan felaketlerden koruyasın; onları rahmetine ümitli olmaya, katındakini arzu etmeye, kulların elindeki şeyler konusunda kötü yargılı olmamaya sürükleyesin. Böylece de onları sana rağbet etmeye ve senden korkmaya yöneltesin; dünya hayatına aldırışsız kılasın; onlara ahiret için çalışmayı, ölümden sonrası için hazırlanmayı sevdiresin; canların bedenlerden çıkacağı gün karşılaşacakları her zorluğu onlara kolaylaştırasın; onları korkunç fitnelerin meydana getireceği durumlardan, cehennemin kavurucu ateşinden, orada sürekli kalmaktan kurtarasın; onları takva ehlinin güvenli dinlenme yerlerine (cennete) yerleştiresin!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dostları Hakkındaki Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey azametinin şaşılacak harikaları bitmek bilmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi azametin hakkında eğriliğe sapmaktan koru.<br />
<br />
Ey saltanatının süresi sona ermeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve boyunlarımızı ceza ve ukubetinden azad et.<br />
<br />
Ey rahmetinin hazineleri tükenmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinden bizim için de bir pay ayır.<br />
<br />
Ey gözlerin görmekten âciz olduğu (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kurbuna (yakınlığına) yaklaştır.<br />
<br />
Ey mertebesi yanında diğer bütün mertebeler küçük kalan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi katında değerli kıl.<br />
<br />
Ey haberlerin iç yüzü indinde aşikâr olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi yanında rüsvay etme.<br />
<br />
Allah ım, bağışınla, bizi bağışta bulunanların bağışlarından müstağni kıl; ilişkilerini keserek bizi yalnızlığa itenlere karşı ihsan ve ikramınla bizi koru ki, senin bağışınla başka hiçbir kimseye rağbet etmeyelim ve senin lütuf ve fazlınla hiçbir kimsenin uzaklaşmasıyla yalnızlığa itilmeyelim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizim aleyhimize değil, lehimize plan düzenle; zararımıza değil, yararımıza tuzak kur; bizi muzaffer kıl, bize karşı (kimseyi) zafere ulaştırma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kendin koru; bizi kendinle koru; bizi kendine doğru hidayet et; bizi kendinden uzaklaştırma. Çünkü senin koruduğun daima esenlik içinde olur; hidayet ettiğin bilir; kendine yakınlaştırdığın büyük bir kazanç elde eder.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi zamanın acımasız felaketlerine, şeytanın kötü tuzaklarına, sultanın acı saldırısına karşı koru.<br />
<br />
Allah ım, yetinenler senin gücünün fazlıyla yetinirler; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize yet. Bağışta bulunanlar, senin bağışının fazlasıyla bağışta bulunurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize bağışta bulun. Hidayet bulanlar, senin yüzünün nuruyla hidayet bulurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bizi (doğru yoluna) hidayet et.<br />
<br />
Allah ım, sen kime yardım ettiysen, artık kimse onu zelil ve hor edemez; kime verdiysen, artık kimse ondan bir şey eksiltemez; kimi doğru yola hidayet ettiysen, artık kimse onu şaşırtamaz, saptıramaz. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle bizi kullarından (gelecek zararlardan) koru; yardımınla bizi senden başkasından müstağni kıl; yol göstermenle bizi hak yolda yürüt.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin selametini azametini anmakta, bedenlerimizin rahatını nimetlerine şükretmekte karar kıl ve dillerimizi minnetlerini anlatmak için aç.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sana doğru çağıran davetçilerden; sana doğru kılavuzluk eden hidayetçilerden et; katında özel bir yeri olan kullarından kıl. Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sabah ve Akşam Vakitlerinde Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Hamd Allah a ki, gücüyle gece ve gündüzü yarattı; kudretiyle aralarında ayrıcalık koydu; her biri için belli bir sınır, belli bir süre tayin etti; geceyi gündüzün, gündüzü de gecenin içine sokar. Kullarının beslenme ve gelişmesini sağlamak için O nun bir planıdır bu. Yorucu hareketler ve meşakkatli işlerin ardından dinlenmeleri için geceyi yarattı; uyuyup dinlenerek güç ve enerji biriktirmeleri, ayrıca lezzet ve şehvetlerine ulaşmaları için onu bir örtü kıldı. Gündüzü de onlar için aydınlık kıldı ki, Allah ın fazlından nasiplerini arasınlar; rızkını elde etmek için çalışıp çabalasınlar; dünya ihtiyaçlarına ulaşıp ahiret mutluluğunu kazanmak için arzında dolaşsınlar. Böylece Allah, onların durumlarını düzeltir; onları imtihan eder; itaat zamanlarında, farzlarının söz konusu olduğu yerlerde ve hükümlerinin uygulanması gerektiği durumlarda nasıl davrandıklarına bakarak, kötü işler yapanları işledikleriyle cezalandırır; güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirir. (Necm/31)<br />
<br />
Allah ım, hamd sana mahsustur. Çünkü sabahı sen bizim için yarıp çıkardın; gündüzün ışığından sen bizi yararlandırdın; rızkların aranacağı yerleri sen bize öğrettin; bela ve afetlerden sen bizi korudun. Böylece biz ve tüm şeyler; gök, yer ve onlarda bulunan canlı cansız, hareketli hareketsiz, havada yükselen, yer altında gizli bulunan her şey senin olduk; senin yed-i kudretinde mülkünün ve saltanatının kapsamına girdik; iradenle bir araya geldik; emrin doğrultusunda bir şeyler yapabilmekte, tedbirin yönünde hareket etmekteyiz. Senin hükmettiğinden başka bir durum ve senin verdiğinden başka bir hayır bizim için söz konusu değildir, olamaz da.<br />
<br />
(Allah ım,) Bu (gün), yeni bir gündür; tanıklık etmeye hazır bir şahittir. Güzel işler yaparsak övgüyle bizimle vedalaşır; kötü işler yaparsak yergiyle bizden ayrılır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onunla (günle) iyi birlikteliği bize nasip et; bir suç işleyerek, küçük veya büyük bir günaha mürtekip olarak kötü bir şekilde ondan ayrılmaktan bizi koru. Bize bu günde bol bol iyilikler yaz; kötülüklerden arındır ve onun (günün) iki ucunun arasını hamd, şükür, mükâfat, birikim, lütuf ve ihsan ile doldur.<br />
<br />
Allah ım, pek değerli yazıcı meleklerine bizden yana çekecekleri zahmeti kolaylaştır; amel defterlerimizi iyiliklerimizle doldur; bizi onların yanında rüsvay etme.<br />
<br />
Allah ım, bize bu günün saatlerinin her bir saatinde kullarından bir pay, şükründen bir nasip ve meleklerinden bir doğruluk tanığı ayır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan ve bütün yönlerimizden koru. Bu koruman, bizi sana karşı günah işlemekten alıkoysun, sana itaat etmeye sevketsin, sevgini celbetsin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu günümüzde, bu gecemizde ve bütün günlerimizde hayrı işlemeye, şerri terketmeye, nimetlere şükretmeye, sünnetlere uymaya, bid atlerden kaçınmaya, marufu (iyiliği) emretmeye, münkerden (kötülükten) sakındırmaya, İslam ın bekçiliğini yapmaya, batılı kınayıp horlamaya, hakkı destekleyip yüceltmeye, yolunu şaşırmışa doğruyu göstermeye, güçsüze yardımcı olmaya, mağdurun imdadına koşmaya muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu günü yaşadığımız en kutlu gün, birlikte olduğumuz en üstün arkadaş ve geçirdiğimiz en hayırlı vakit kıl. Bizi bütün yaratıklarının arasında üzerlerinden gece ve gündüz geçen en hoşnut, verdiğin nimetlere en çok şükreden, koyduğun yasalara uymakta en sebatlı ve sakındırdığın yasaklardan en çok kaçınan kullarından kıl.<br />
<br />
Allah ım, ben bu günde, bu saatte, bu gecede ve bulunduğum bu yerde, seni tanık tutuyorum ve tanık olarak sen yetersin; göğü, yeri, onlarda yerleştirdiğin meleklerini ve diğer yaratıklarını da tanık tutuyorum ki, ben şuna şehadet etmekteyim: Sen Allah sın, senden başka ilah yoktur; adaleti ayakta tutarsın; hükmünde adilsin; kullarına şefkatlisin; mülkün maliki ve sahibisin; yaratıklarına pek merhametlisin. (Yine şehadet etmekteyim ki<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> Muhammed senin kulun, resulün ve yaratıkların içinde seçip beğendiğin kimsedir. Peygamberlik görevini ona yükledin, layıkıyla yerine getirdi; ümmetini öğütlemesini emrettin, öğütledi.<br />
<br />
Allah ım, yaratıklarından herhangi birine ettiğin en çok salatı Muhammed ve âline eyle; kullarından herhangi birine verdiğin en iyi şeyi bizden taraf ona ver ve peygamberlerinden herhangi birine ümmetinden taraf verdiğin en iyi ve en değerli ödülü bizden taraf ona ver. Hiç şüphesiz, sen, büyük nimetlerle ihsan edensin; büyük günahları bağışlayansın; sen her merhametliden daha merhametlisin. O halde, Muhammed ve onun tertemiz, seçkin ve asil soyuna salat eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Önemli Bir İş Veya Üzücü Bir Durumla Karşılaştığında ve Üzüntülü Zamanlarda Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey (yüce Allah) ki, mihnet düğümleri seninle çözülür; ey ki, zorluklar sınırı seninle aşılır; ey ki, kurtuluş ferahlığına seninle kavuşulur! Kudretin karşısında güçlükler kolaylaşmış, lütfunla sebepler sebep oluvermiş, kudretinle kaza ve kaderin cari olmuş ve her şey iraden doğrultusunda gelip geçmiştir. Her şey, söylemene gerek kalmadan sırf meşiyetinle emir almakta, nehyine ihtiyaç duyulmadan sakınmakta. Önemli işler için çağrılan sensin; musibetlerde sığınılacak sensin; felaketleri defedecek olan sensin; sıkıntıları giderecek olan sensin.<br />
<br />
Ey Rabbim, ağırlığı altında ezildiğim felaketler üzerime çökmüş; tahammülü çok güç olan musibetler gelip çatmış bana. Bunları kudretinle bana getirmiş, saltanatınla bana yöneltmişsin. Senin getirdiğini kimse götüremez; senin yönelttiğini kimse geri çeviremez; senin kapattığını kimse açamaz; açtığını kimse kapatamaz; zorlaştırdığını kimse kolaylaştıramaz; hor ve zelil kıldığına kimse yardım edemez.<br />
<br />
O halde ey Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla kurtuluş kapısını yüzüme aç; gücünle üzüntü ve kederin üzerimdeki sultasını kır; şikâyetçi olduğum hususta bana bakışını güzelleştir; dilendiğim konuda ihsanının tatlılığını bana tattır; bana kendi katından bir rahmet ve afiyet dolu bir rahatlık ver; bana kendi indinden acil bir kurtuluş yolu belirle; beni gamlanıp kederlenmekle meşgul ederek farzlarını yerine getirmekten, sünnetini uygulamaktan alıkoyma.<br />
<br />
Ey Rabbim, artık inen belalara dayanamaz oldum; gelip çatan musibetlere katlanmaktan üzüntüyle dolup taştım. Sen, duçar olduğum sıkıntıyı gidermeye, içine düştüğüm durumu ortadan kaldırmaya kadirsin. O halde, hakketmesem de bunu bana yap; ey büyük Arşın sahibi, ey bol nimetlerin sahibi! Senin (her şeye) gücün yeter; ey merhametlilerin en merhametlisi! Âmin, ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sevilmeyen Şeyler, Kötü Ahlak ve Çirkin İşlerden Allah´a Sığınmakla İlgili Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım; hırsın kabarmasından, öfkenin sersemliğinden, hasedin galebesinden, sabrın zayıflığından, kanaatin azlığından, huyun kötülüğünden, şehvetin azmasından, bağnazlığın sultasından, nefsin tutkusuna uymaktan, hidayete karşı çıkmaktan, gaflet uykusundan, zorluklara düşmekten, batılı hakka yeğlemekten, günahlara ısrarla devam etmekten, günahı küçümsemekten, itaati büyük görmekten, zenginlerin övünmesinden, fakirleri hor görmekten, elimizin altındakilere kötü davranmaktan, bize iyilik yapanlara teşekkürü terketmekten, zalime yardımcı olmaktan, mazlumu yalnız bırakmaktan, hakkımız olmayan bir şeyi istemekten ve bilgisiz konuşmaktan sana sığınırım.<br />
<br />
Birini aldatma düşüncesini taşımaktan, amellerimizden dolayı kendimizi beğenmişlikten, uzun arzularla kendimizi avutmaktan sana sığınırız.<br />
<br />
İçimizin kötülüğünden, küçük günahı önemsememekten, şeytanın bizi kuşatmasından, zamanın başımıza dert açmasından ve sultanın bizi ezmesinden sana sığınırız.<br />
<br />
Saçıp savurmaktan ve yetecek kadar rızkı bulamamaktan sana sığınırız.<br />
<br />
Düşmanları sevindirecek bir durumdan, denklerimize muhtaç olmaktan, sıkıntılı geçimden ve (ahirete götürecek bir) azık olmaksızın ölmekten sana sığınırız.<br />
<br />
(Kıyametteki) En büyük teessüften, (din hususunda söz konusu olan) en büyük musibetten, en acı bedbahtlıktan, kötü dönüşten, sevaptan mahrum kalmaktan ve azaba duçar olmaktan sana sığınırız.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinle beni ve kadın-erkek tüm mü minleri bütün bunlardan koru, ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´tan Bağışlanma İstemiyle İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sevdiğin tövbeye muvaffak et; sevmediğin günah alışkanlığından kurtar.<br />
<br />
Allah´ım, din veya dünya ile ilgili iki eksiklikle karşılaştığımız zaman eksikliği, fani oluşu çok hızlı olan (dünya) ile ilgili kıl; bekası çok uzun olan (din) hususunda da tövbeyi bize nasip et. (Allah ım,) Biri seni bizden razı edecek, diğeri de seni bize karşı gazaba getirecek iki işe azmettiğimiz zaman bizi, seni bizden razı edecek işe yönelt ve seni bize karşı gazaba getirecek fiilde gücümüzü gevşet. Böyle durumlarda bizi kendi nefsimizin seçimiyle baş başa bırakma. Çünkü o, senin başarıya ulaştırdığının dışında, batılı seçer; senin esirgediğinin dışında, kötülüğü emreder.<br />
<br />
Allah´ım, hiç kuşku yok, sen bizi güçsüz bir şeyden yarattın; güçsüzlük üzere bina ettin ve yaratılışımızı hakir bir sudan başlattın. O halde, bizim bir gücümüz varsa, ancak senin gücünden kaynaklanmakta, senin yardımına dayanmaktadır.<br />
<br />
Öyleyse, kendi başarınla bize yardım et; kendi ıslahınla bizi ıslah et; kalp gözümüzü sevginle bağdaşmayan şeye kapa ve uzuvlarımızdan hiçbirini günahlara daldırma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin gizli niyetlerini, uzuvlarımızın hareketlerini, gözlerimizin işaretlerini ve dillerimizin konuştuğu sözleri sevabını gerektiren şeylerle ilgili kıl ki, mükâfatını hakkedecek bir iyiliği kaçırmayalım; cezalandırmanı gerektirecek bir kötülüğü de işlemeyelim.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´a Sığınmakla İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, dilersen lütfunla bizi affedersin; dilersen adaletinle bize azap edersin. O halde, nimetinle affını bizim için kolaylaştır ve mağfiretinle bizi azabından kurtar. Çünkü gerçek şu ki, bizim adaletine dayanacak gücümüz yoktur; affın olmadan hiçbirimiz kurtulamayız.<br />
<br />
Ey ganilerin ganisi (yüce Allah), işte kulların! Önünde durmuşlar (fazlını ve lütfunu ummaktalar) ve ben, sana muhtaç olanlar içerisinde en çok ihtiyacı olanım. O halde, geniş rahmetinle yoksulluğumuzu gider; rahmetini bizden esirgeyerek bizi ümitsizliğe düşürme. Aksi takdirde seninle mutlu olmak isteyeni bedbaht etmiş, fazlından yardım umanı mahrum bırakmış olursun. O zaman da senden başka kime yönelebilir, kapından başka hangi kapıya gidebiliriz ki !<br />
<br />
Sen (her türlü eksiklikten) pâk ve münezzehsin; biz ise dualarına icabet etmeyi söz verdiğin çaresizleriz; sıkıntılarını gidermeyi vaad ettiğin sıkılmışlarız. Ve sen, rahmetini dileyenden rahmetini esirgemez, senden medet umanı medetsiz bırakmazsın! Çünkü bu, iradenle uyuşmaz, büyüklüğüne yakışmaz. O halde, sana yalvarıp yakarmamıza (bakarak bize) acı ve kapına geldiğimiz için (lütfunla) bizi zengin kıl.<br />
<br />
Allah ım, sana isyan etmek üzere şeytana uyunca o, üstümüze güldü. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve senin için onu (şeytanı) terkettikten, ondan yüz çevirip sana yöneldikten sonra tekrar onu üstümüze güldürme.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Güzel Akıbet İstemiyle İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey, anılması ananlar için şeref olan; ey, şükrü şükredenler için zafer olan ve ey, itaati itaat edenler için kurtuluş olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizi seni anmakla diğer anmalardan, dillerimizi sana şükretmekle diğer şükürlerden ve uzuvlarımızı sana itaat etmekle diğer itaatlerden alıkoy. Şayet bizim için işten artakalan boş bir zaman mukadder ettiysen, onu selamet boş zamanı kıl, ondan bir günah veya bir yorgunlukla ayrılmayalım. Böylece, kötülükleri yazan melekler, kötülüklerimizin anılmadığı tertemiz bir sayfayla ve iyilikleri yazan melekler de, yazdıkları iyiliklerimizle bizden hoşnut olarak geri dönsünler.<br />
<br />
(Allah ım,) Muhammed ve âline salat eyle ve Hayatımızın günleri bittiği, ömrümüzün süresi sona erdiği ve kabul etmekten başka çaremiz olmayan kaçınılmaz davetin (ölüm) gelip çattığı zaman, amellerimizi yazan meleklerin bizden kaydettikleri son ameli, kabul olmuş bir tövbe kıl ki, artık işlediğimiz bir günah veya isyandan dolayı bizi hesaba çekmeyesin.<br />
<br />
(Rabbim,) Kullarını hesaba çektiğin gün tanıkların (melekler, peygamberler ve imamlar) gözleri önünde günahlarımızı örttüğün perdeyi açarak bizi rezil etme. Hiç kuşkusuz sen, sana yalvarana pek merhametlisin; seni çağıranı cevapsız bırakmazsın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Günahları İtiraf Edip Yüce Allah´a Dönüş İstemi Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, senden (bir şey) istememe üç haslet engel oluyor; bir haslet de senden (bir şey) istemeye itiyor beni.<br />
<br />
(Rabbim,) Yerine getirmediğim, getirmekte ağır davrandığım emirlerine, tereddüt etmeden işlediğim yasaklarına ve şükrünü eda etmekte kusur ettiğim nimetlerine bakınca, senden (bir şey) istemeye utanıyorum. Sana yönelenlere, hüsnü zanla dergâhına gelenlere olan lütuf ve fazlını görünce de, senden istekte bulunmaya cüret ediyorum. Çünkü, senin bütün ihsanların bir lütuf, bütün nimetlerin karşılıksız bir bağıştır.<br />
<br />
Ey mâbudum, şimdi ben, zilletle boyun eğmiş bir halde izzet kapının önünde durmuş, çoluk çocuğu çok, fakr-u zaruret içindeki biri gibi utanarak senden (lütuf ve merhametini) dileniyorum ve itiraf ediyorum ki, bana ihsanda bulunduğun zaman sana karşı gelmemeye gayret etmekten başka bir şey yapmış değilim ve hiçbir zaman da senin lütuf ve fazlından mahrum kalmamışım.<br />
<br />
Şimdi ey Rabbim, katında kötü şeyler kazandığımı ikrar etmek, bana bir yarar sağlar mı Çirkin işler yaptığımı itiraf etmek, beni senden (senin azabından) kurtarır mı Yoksa, bulunduğum durum itibariyle gazabını mı hakkettim ! Yoksa seni çağırırken gazabınla mı cevap vereceksin !<br />
<br />
Seni tenzih ediyorum! Tövbe kapısını yüzüme açık bıraktıktan sonra senden ümit kesmem. Aksine, günahları büyük, bahtı dönmüş, amel zamanının bittiğini, ömrünün sona erdiğini görüp senden kurtulamayacağını, senden kaçamayacağını anlayınca, tertemiz bir kalple sana dönüp ihlasla tövbe eden, sonra da karşında eğilip bükülerek, başını aşağı salarak, korkudan dizleri titreyerek gözyaşları suratını ıslatmış bir halde kısık bir sesle seni çağıran, sana yalvaran, kendine zulmetmiş, Rabbinin saygınlığını küçümsemiş hakir bir kul gibi; ey merhametlilerin en merhametlisi; ey merhamet arayanların yöneldiği en merhametli zat; ey mağfiret dileyenlerin etrafında dolaştığı en şefkatli Zât-ı Kibriya; ey affı cezalandırmasından çok olan; ey rızası gazabından bol olan; ey güzel affıyla yaratıklarına minnet koyan; ey kullarını tövbelerinin kabul olacağına alıştıran; ey kötülerin tövbeyle ıslah olmalarını sağlayan; ey kullarının az amellerine razı olan; ey onların az amellerine çok mükâfat veren; ey dualarına icabet etmeyi onlar için tazmin eden ve ey lütfuyla onlara en iyi ödülü vereceğini vaad eden (yüce Allah)! diyerek seni çağırırım, sana yalvarırım. Çünkü ben, sana isyan edip de bağışladığın en isyankâr, mazeret gösterip de mazur gördüğün en kötü ve tövbe edip de tövbesini kabul ettiğin en zalim kişi değilim.<br />
<br />
Buradan sana yönelerek, kaçırdığı fırsatlara pişman olan; devşirdiği günahlardan korkan; yaptıklarından utanç duyan; senin indinde büyük günahı affetmenin büyük bir şey olmadığını, bunun sana göre kolay bir iş olduğunu, hadsiz hesapsız suçlara göz yumabileceğini bilen ve sana en sevimli kulun; sana karşı büyüklük taslamayı terkeden, günahlardan sakınan ve sürekli bağışlanma talebinde bulunan kul olduğunun bilincinde olan biri olarak tövbe ediyorum.<br />
<br />
(Ey Rabbim,) Büyüklük taslamaktan, günahlara devam etmekten sana sığınırım. Kusur ettiğim hususlarda senden bağışlanmamı dilerim. Âciz olduğum, güç yetiremediğim konularda senden yardım isterim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve üzerime farz ettiklerini bana bağışla; hakkettiğim cezalandırmalarından beni kurtar; günah ehlinin korktuğu (cehennem azabı)ndan bana güvence ver. Çünkü sen, af ile dolusun; mağfiret için umulansın; bağışlama ile tanınmışsın; hacetimi senden başka kimseden dilemem; günahımı senden başka bağışlayacak olan yoktur. Her türlü eksiklik sıfatından münezzehsin sen. Senden başka kimse bana zarar veremez, senden başka kimseden korkmam. Hiç şüphesiz, sen takva ehlisin; mağfiret ehlisin. Muhammed ve âline salat eyle ve hacetimi gider, dileğimi kabul et; günahımı bağışla, korkumu güvene çevir. Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır. Âmin, ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´tan Hacetleri İsteme Hakkındaki Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, ey hacetlerin isteneceği son merci; ey isteklerin katında elde edilebileceği tek kimse; ey nimetlerini parayla satmayan; ey bağışlarını minnet ederek bulandırmayan; ey kendisiyle ihtiyaçlar giderilen, onsuz ihtiyaç giderilemeyen; ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilmeyen; ey hazinelerini dilenmeler tüketmeyen; ey hikmetini vesileler değiştirmeyen; ey muhtaçların hacetleri kendisinden kesilmeyen ve ey dua edenlerin duası kendisini zahmete düşürmeyen (yüce Allah)! Yaratıklarına muhtaç olmamakla övünmüşsün ve de öylesin, onlara hiçbir ihtiyacın yoktur. Onları da muhtaçlıkla nitelemişsin ve de öyledirler, her yönleriyle sana muhtaçtırlar.<br />
<br />
Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.<br />
<br />
Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya senden bağımsız olarak onu, hacetinin giderilmesi noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını kaybetmeyi hakketmiştir.<br />
<br />
Allah ım, benim, kendi çabamla ulaşamayacağım, kendi planlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim var ki, nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi) birine götürdüm. Bu da hatakârların hatalarından bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir. Sonra, senin hatırlatmanla gafletimden uyandım; verdiğin başarıyla hatamın farkına vardım; yardımınla sürçmemden geri döndüm ve: Rabbim her türlü eksiklik sıfatından münezzehtir! Muhtaç biri, (kendisi gibi) muhtaç birinden nasıl bir şey dilenebilir ! Yoksul biri, (kendisi gibi) yoksul birine nasıl rağbet edebilir ! dedim.<br />
<br />
Onun için rağbetle sana geldim; güvenle ümidimi sana getirdim ve bildim ki, senden dilediğim şeyler ne kadar çok olsa da, zenginliğinin yanında az kalır; senden istediğim şey ne kadar büyük olsa da, geniş rahmetinin yanında küçük kalır; keremin, kimsenin dilenmesinden dolayı daralmaz; bağışlarla tanıdığımız elin her elin üstündedir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat et ve bana, hak kazanma esasına dayanan adaletinle değil, lütuf ve ihsana dayalı kereminle muamele et. Çünkü ben, eli boş geri çevrilmeyi hakkettiği halde, sana rağbet edip de kendisine bağışta bulunduğun ilk kişi değilim; mahrum bırakılması gerektiği halde, senden (rahmetini) dilenip de kendisine lütufta bulunduğun ilk kimse de değilim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve duama icabet et; çağrıma yakın ol; sızlamama acı; sesimi işit; sana olan ümidimi kesme; beni sana bağlayan sebebi (dua bağını) koparma; bu ve diğer hacetlerimde beni kendinden başkasına yöneltme ve bana zoru kolaylaştırarak, bütün işlerde hakkımdaki takdirini güzelleştirerek, oturduğum yerden kalkmadan önce istediğimi başarıyla sonuçlandırarak hacetimi gider, dileğime kavuştur beni. Böylece beni, velayetin ve koruman altına al. Muhammed ve âline ardı arkası kesilmeyen, süresinin bitimi olmayan, günden güne artan, kalıcı bir salatla salat eyle ve bunu dileğimi elde etmem için bir yardımcı sebep kıl. Hacetlerimden biri de...<br />
<br />
(Burada hacetini dile getirir, sonra secde eder ve secdede şöyle dersin<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
(Ey Rabbim,) Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın bana kılavuzluk etmiştir. O halde, kutsal zatın ve Muhammed ile Ehl-i Beytinin -salatın onlara olsun- hürmetine, beni istediğini elde edememiş, ümitleri boşa çıkmış bir halde dergâhından geri çevirme.<br />
<br />
<br />
Haksızlığa Uğradığı Veya Zalimlerden Hoşlanmadığı Bir Davranış Gördüğü Zaman Okuduğu Dua<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Ey zulümden şikâyetçi olanların halinden haberdar olan; ey onların başlarına gelenlerden haberdar olabilmek için tanıkların tanıklıklarına ihtiyacı olmayan; ey yardımı mazlumlara yakın olan ve ey desteği zalimlerden uzak olan (yüce Allah); verdiğin nimetlerin şımarıklığıyla ve yaptıklarından dolayı kendisini hemencecik cezalandırmamana aldanarak falan oğlu filanın bana yaptığı haksızlığı, hakareti gördün, bildin. Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kuvvetinle bana zulmedeni ve düşmanımı bana zulmetmekten alıkoy; kudretinle onun bana karşı düşmanlığının keskinliğini kır; (benimle uğraşmaya zaman bulmayacak şekilde) onu meşgul et ve onu düşmanlarına karşı âciz, güçsüz kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmetmeyi düşmanıma kolaylaştırma; ona karşı bana güzel yardımını esirgeme; onun gibi davranmaktan beni koru ve beni onun düştüğü duruma düşürme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanıma olan öfkemin şifası, ona duyduğum kinin yatıştırıcısı olarak ona karşı bana peşin bir imdatta bulun.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanım tarafından uğradığım zulme karşılık affını, gördüğüm kötü muameleye karşılık da rahmetini halime şamil kıl. Çünkü, gazabının dışında, hoşlanılmayacak her şey küçüktür; öfkenin yanında, başa gelecek her musibet aynıdır.<br />
<br />
Allah ım, zulme uğramamı bana sevdirmediğin gibi, zulmetmekten de koru beni. Allah ım, senden başka kimseye şikâyette bulunmam. Senin dışında hiçbir hükümdardan yardım istemem. Pâk ve münezzehsin sen! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve duamı icabetle buluştur; şikâyetimi durumumda değişiklik yaparak ortadan kaldır.<br />
<br />
Allah ım, adaletinden ümidimi yitirmekle beni imtihan etme. Hasmımı da bana zulmetmeyi sürdürmeye ve hakkımı elimden almaya teşvik olacak şekilde cezalandırmandan emin kılmakla sınama. Onu en kısa zamanda zalimlere vaad ettiğin cezayla tanıştır. Beni, zorda kalanlara söz verdiğin imdadınla buluştur.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni yararıma ve zararıma olan hükmü kabul etmeye muvaffak et. Beni, bana verdiğine de, benden aldığına da razı kıl. Bana en doğru olanı göster ve (hiçbir tehlikesi olmayan) en salim işe ata.<br />
<br />
Allah ım, şayet bana zulmeden adamdan hakkımı ve intikamımı almayı, hasımların bir araya getirilip aralarında kesin hüküm verileceği güne (kıyamete) ertelemeyi benim için seçmiş isen, o zaman Muhammed ve âline salat eyle ve samimi bir azim ve sürekli bir sabırla bana yardım et; kötü arzulardan, tamah ehlinin ihtirasından beni uzak tut; (ahirette) benim için biriktirdiğin sevabı, düşmanım için hazırladığın azabı gönlümde canlandır; bunu hükmettiğinle yetinmeme, seçtiğine güvenmeme sebep kıl. Âmin, ya Rabbe l-âlemin. Hiç kuşkusuz sen, büyük lütuf sahibisin ve sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hastalandığı Veya Bir Musibet ve Belayla Karşılaştığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, geçmişte hep yararlandığım beden sağlığından dolayı hamd sana mahsustur. Vücudumda meydana getirdiğin illetten dolayı da övgü yine sana özgüdür. Çünkü, ey Rabbim, şu iki durumdan hangisi için sana daha çok şükretmem gerektiğini ve şu iki vakitten hangisi için sana daha çok hamd etmem icap ettiğini bilemiyorum: Temiz rızklarından afiyetle istifade etmemi, rızanı ve fazlını elde etmek için neşeyle çalışmamı ve yerine getirmeye muvaffak kıldığın itaatlere güç yetirebilmemi sağlayan sıhhat zamanı için mi Yoksa günahlardan temizlenmeme, üzerimdeki hatalar yükünün hafiflemesine, içine gömüldüğüm kötülüklerden kurtulmama, tövbe etme gerekliliğini anlamama ve günahların üzerimde bıraktığı izleri silmem gerektiğini hatırlamama yarayan illet zamanı için mi Hele bunlara, bir de hiçbir zahmet çekmediğim, sırf senden bir lütuf ve ihsan olarak iki yazıcı meleğin benim için yazdıkları temiz ameller eklenirse (o zaman bu iki durumdan hangisinin daha hayırlı olduğunu anlamak daha bir güç olur).<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim için razı olduğun şeyi bana sevdir; üzerime indirdiğin (musibet)i bana kolaylaştır; geçmişteki pisliklerimden beni temizle; eski kötülüklerimin üzerimdeki izlerini sil; sağlığın tatlılığını bana göster; selametin serinliğini bana tattır ve hastalığımdan çıkışımı affına, düşüşümden kalkışımı bağışlamana, üzüntümden kurtuluşumu sevincine, bu zorluğu aşmamı genişliğe yönelik kıl. Hiç kuşkusuz sen, karşılıksız iyilik yapan, hakketmeden nimet veren, çok bağışta bulunan, büyüklük ve yücelik sahibi kerimsin.<br />
<br />
<br />
Günahlarının Bağışlanması ve Kusurlarının Affedilmesi İçin Yalvardığı Zaman Okuduğu Dua<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, ey rahmetinden günahkârların medet umduğu; ey darda kalanların ihsanını anmaya sığındığı; ey korkusundan hatalıların şiddetle ağladığı; ey kimsesi olmayan garibin munisi; ey her gamlı tasalının ferahlığı; ey yardımsız bırakılmış yalnızların imdadı; ey dışlanmış muhtaçların destekçisi! Sen, rahmeti ve ilmiyle her şeyi kuşatansın. Sen, her yaratığa nimetlerinden bir pay ayıransın. Sen, affı cezalandırmasından üstün olansın. Sen, rahmeti gazabının önünde koşansın. Sen, ihsanı, eli boş geri çevirmesinden çok olansın. Sen, rahmetinin genişliğine bütün yaratıkların sığdığı Zât-ı Kibriya sın. Sen, ihsanda bulunduğundan karşılık beklemeyensin. Sen, kendisine karşı geleni cezalandırmakta aşırı gitmeyensin.<br />
<br />
Ben ise, ey Rabbim, Çağrına icabet ettim, emrine boyun eğdim diyen, dua etmekle görevlendirdiğin kulunum. (Zelilliğinin ifadesi olarak) Önünde yerlere kapanmış, hatalarından dolayı sırtında ağır bir yük taşıyan, ömrünü günahlarda tüketen, karşı gelinecek biri olmadığın halde cahilliğiyle sana karşı gelen bir zavallıyım. Şimdi sen, ey Rabbim, sana yalvarıp yakarana acıyacak mısın ki, ben de çokça yalvarıp yakarayım ! Veya sen, (korkundan) ağlayanı bağışlayacak mısın ki, ben de hemen ağlayayım ! Ya da sen, zelilce yüzünü toprağa sürenin hatalarını affedecek misin ! Yahut sen, sana güvenerek fakirliğinden sana yakınanı zenginleştirecek misin !<br />
<br />
İlahi, senden başka ihsanda bulunacak birini tanımayanın ümidini boşa çıkarma. Senden başka ihtiyacını giderecek birini bilmeyeni yardımsız bırakma. İlahi, Muhammed ve âline salat eyle ve sana gelmişken benden yüz çevirme. Senden dilemişken beni yoksun bırakma. Dikilip önünde durmuşken alnıma vurarak beni geri çevirme. Sen, kendini merhametle vasıflandırmışsın. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana merhamet et. Sen, kendini affedicilikle adlandırmışsın. O halde beni affet.<br />
<br />
İlahi, korkundan akan gözyaşlarımı, haşyetinden çarpan kalbimi ve heybetinden titreyen bedenimi görüyorsun. Yaptıklarımdan dolayı senden utanç duymaktayım. Bu yüzden sana yalvarırken sesim kısık, seni çağırırken dilim tutuktur.<br />
<br />
Ey Rabbim, hamd sana mahsustur. Nice ayıbımı örtüp beni rüsvay etmedin. Nice günahlarımı gizleyip beni teşhir etmedin. Nice çirkin işler işledim, ama sen onların üzerindeki perdeyi açmadın; onların çirkinlik ve rezillik gerdanlığını boynuma takmadın; ayıplarımı arayan komşularıma ve bana verdiğin nimetleri kıskananlara onları bildirmedin. Ancak bunca lütuf ve şefkatine rağmen yine de ben bildiğin kötü işlerime devam ettim! O halde ey Tanrım, rüşdü konusunda kim benden daha cahil olabilir ki ! Nasibi hususunda kim benden daha gafil olabilir ki ! Bana verdiğin rızkları, beni sakındırdığın günahlara harcadığım zaman kim nefsini ıslah etmeye benden daha uzak ! Senin davetinle şeytanın daveti arasında kalıp da şeytanı tanımakta kör olmadığım, ondan bildiğimi unutmadığım halde, senin davetinin sonunun cennet, onun davetinin sonunun cehennem olduğunu bilerek onun davetine uyduğum zaman benden daha çok batıla dalan, kötülüğe girişen kim olabilir ! Pâk ve münezzehsin sen. Kendi aleyhime tanıklık ettiğim hususlar, açığa vurduğum gizlilikler ne kadar ilginç! Ancak benim böyle olmama rağmen senin bana karşı böyle yumuşak olman, beni hemen cezalandırmaman daha da ilginç! Ne var ki bu, benim senin katındaki değerimden değil; gazabını gerektiren günahlardan vazgeçmem, aşağılayıcı kötü huylarımdan sıyrılmam için senin bana tanıdığın bir fırsat ve bana ihsan ettiğin bir lütuftur. Bir de beni affetmek, beni cezalandırmaktan daha sevimlidir sana.<br />
<br />
Benim ise ey Rabbim, günahlarım o kadar çok, eserlerim o kadar çirkin, fiillerim o kadar kötü, batıla dalışım o kadar pervasızca, itaatin hususunda o kadar bilinçsiz, azap vaadinin karşısında o kadar umursamazım ki, ayıplarımı saymaktan, günahlarımı söylemekten bile âcizim.<br />
<br />
Ancak günahkârların durumunu düzeltecek şefkatine göz dikerek, hatalıların boynunu masiyet köleliğinden kurtaracak rahmetini ümit ederek bu sözlerle kendimi kınamaktayım.<br />
<br />
Allah ım, işte boynum; günahların kölesi olmuş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve (günahlarımı) affederek beni bu kölelikten kurtar! Ve işte sırtım; hataların ağırlığı altında ezilmiş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve lütf-u kereminle yükümü hafiflet!<br />
<br />
İlahi, eğer gözkapaklarım dökülene kadar sana yalvarıp ağlasam; sesim tıkanana kadar feryat etsem; ayaklarım şişene kadar sana ibadet etmeye dursam; belkemiğim yerinden ayrılana kadar sana rüku etsem; gözlerim çanaklarından çıkana kadar sana secde etsem; ömrüm boyu yerin toprağını yesem; hayatımın sonuna kadar kül suyu içsem; bu arada dilim tutulana kadar seni ansam ve utancımdan başımı göğe doğru kaldırmasam; bütün bunlarla, tek bir günahımın bile affını hakketmiş olmam. Eğer mağfiretini hakkettiğim zaman beni bağışlıyorsan, affına layık görüldüğüm zaman beni affediyorsan, bu kesinlikle hakkederek kazandığım, layık olarak hakkettiğim bir şey değildir. Çünkü ben, sana ilk karşı gelişimde zaten cehennemi hakketmiştim. Onun için eğer beni cezalandırsan, katiyen bana zulmetmiş olmazsın. Ama yine de sen, ey Tanrım, rahmetinle beni kuşatıp günahlarımı açığa vurarak beni rüsvay etmiyorsun; kereminle bana fırsat tanıyıp beni hemen cezalandırmıyorsun ve lütfunla bana yumuşak davranıp nimetlerini elimden almıyor, ihsanını bulandırmıyorsun. O halde (ey Rabbim), uzun bir süredir ağlayıp sızlamama, çaresizliğimin had safhaya ulaşmasına ve durumumun vahametine bakarak bana acı!<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine muvaffak kıl; (sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle; tövbeyle beni temizle; özel korumanla beni destekle; sağlıkla işlerimi düzene koy; mağfiretinin tadını bana tattır; beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl; benim için gazabından güvencede olduğumu yaz; ahiretten önce dünyada bunun müjdesini bana ver; bu müjdenin alametini, belirtisini bana tanıt, bildir. Hiç kuşku yok, bunlar, senin geniş rahmetini daraltamaz; sonsuz kudretini aşamaz; hilmine galip gelemez ve ayetlerinin kılavuzluk ettiği bol bağışlarını zorlayamaz. Çünkü sen, hiç kuşkusuz, dilediğini yapar; irade ettiğini hükmedersin. Sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şeytandan Söz Edildiğinde Ondan,Onun Düşmanlığından ve Tuzaklarından Allah?a Sığınınca Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kovulmuş şeytanın vesveselerinden, hile ve düzenlerinden, sözlerine aldanıp tuzaklarına düşmekten, bizi itaatinden çıkarıp saptırmaya yeltenmesinden, bizi sana isyan ederek alçaltmaya göz dikmesinden, bize güzel gösterdiğini güzel görmekten, bizim için hoşlanmadığı şeylerin bize ağır gelmesinden sana sığınırız.<br />
<br />
Allah ım, sana kulluk etmekle onu bizden kovup uzaklaştır. Senin sevgini elde etme gayretimizle onu hor ve zelil kıl. Bizimle onun arasında yırtıp parçalayamayacağı bir perde, delip geçemeyeceği bir engel oluştur.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanı bir kısım düşmanlarınla meşgul ederek bizden alıkoy. Güzel denetiminle bizi ondan koru. Haince davranışlarına karşı bize kifayet et. Sırtını bize çevirerek bizden uzaklaşmasını sağla; bir daha çevremizde ayak izlerine rastlamayalım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanın saptırmasına karşın bizi hidayetten faydalandır. Onun azdırmasına karşın bizi takvayla donat. Bizi onun helak yolunu değil, (senin) rüşd yolunu kat etmeye muvaffak kıl.<br />
<br />
Allah ım, onun kalplerimize girişini engelle; sahip olduğumuz şeylerde onun için bir yer ayırma.<br />
<br />
Allah ım, onun güzel göstermeye çalıştığı batılı bize tanıt. Tanıttıktan sonra da bizi ondan koru. Onu nasıl aldatabileceğimizi bize öğret. Ona karşı nasıl hazırlıklı olabileceğimizi bize ilham et. Bizi ona güvenme gafleti uykusundan uyandır. Yardımını esirgemeyerek bizi ona karşı muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, kalplerimize onun amelini yadsımayı içir. Hilelerini bozabilmek için lütfunu bizden esirgeme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onun sultasını bizden geri çevir; bizden ümidini kessin; bizi günaha sürüklemeye tamah etmesin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve babalarımızı, annelerimizi, çocuklarımızı, eşlerimizi, yakınlarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı ve tüm mü min erkek ve kadınları şeytana karşı sağlam bir yere, koruyucu bir kaleye ve ulaşılmayacak bir sığınağa al. Onlara, kendilerini ondan koruyacak zırhlar giydir. Onlara, ona karşı etkili olacak silahlar ver.<br />
<br />
Allah ım, rububiyetine tanıklık eden, vahdaniyetinde kuşkusu olmayan, ubudiyetin (kulluğun) hakikatiyle şeytana düşmanlık eden ve rabbanî (ilahî) ilimleri öğrenmekte ona karşı senden yardım isteyen herkesi bu duamın kapsamına al.<br />
<br />
Allah ım, onun düğümlediğini çöz; bitiştirip birleştirdiğini yar, ayır; tedbirini boz; azmettiği zaman ona engel ol; sağlamlaştırdığını yık.<br />
<br />
Allah ım, onun ordusunu hezimete uğrat; düzenini boz; kalesini yık ve burnunu yere sür.<br />
<br />
Allah ım, bize onun düşmanlarının saflarında yer ver; dostlarının arasından çıkar; tutkularımıza uymamızı istediği zaman ona itaat etmeyelim; çağırdığı zaman davetine icabet etmeyelim; emrimizi dinleyenlere ona düşmanlık etmeyi emredelim; nehyimize uyanları ona uymaktan sakındıralım.<br />
<br />
Allah ım, nebilerin sonuncusu, resullerin efendisi Muhammed e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; bizi, çoluk çocuğumuzu, kardeşlerimizi ve tüm mü min erkek ve kadınları sığındığımız şeylerden koru. Korkusundan, senden güvence dilediğim şeylerden bana güvence ver; dualarımızı işit; gaflet ettiklerimizi bize ver; unuttuklarımızı bizim için koru ve böylece bizi salihlerin derecelerine, mü minlerin mertebelerine ulaştır. Âmin ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Korktuğu Bir Durum Kendisinden Uzaklaştığı Veya İstediği Şeye Çabuk Ulaştığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kaza ve kaderinin güzelliği ve benden uzaklaştırdığın bela karşısında hamd sana mahsustur. O halde rahmetinden payımı sadece sahip bulunduğum sıhhat ve afiyet kılma ki, sevdiğim durum (sıhhat ve afiyet) sebebiyle (ahirette) bedbaht olayım; sevmediğim durum (hastalık, bela ve musibet) sebebiyle de başkası (ahirette) mutlu olsun!<br />
<br />
Şayet gündüzü gece ettiğim, geceyi gündüz ettiğim bu sıhhat ve afiyetin ardından (ahirette) kesintisi olmayan bir bela, altından kalkılmayacak bir vebal gelecekse, benim için sona sakladığını (belayı) öne geçir, öne geçirdiğini (afiyeti) sona sakla. Çünkü sonu fena olan bir şey çok değil; sonu beka olan bir şey de az değildir. (Allah ım,) Muhammed ve âline salat eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yağmur Talebiyle İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, bizi yağmur suyuna doyur; yerde güzel bitkiler bitirmek için ufuklarda hareket halinde olan bulutlardan üzerimize bol yağmur indirerek bizi rahmetine boğ. Meyveleri yetiştirerek kullarına ihsanda bulun; gülleri ve çiçekleri açtırarak şehirlerini ihya et. Değerli yazıcı (veya elçi) meleklerini faydalı, bol, kapsamlı, şiddetli, hızlı ve acil bir yağışa tanık kıl. Onunla öleni dirilt; kaybedileni kazandır; rızkları bol et. Bize bolluk ve afiyet getirecek, yağışlı ve gürültülü, birikmiş bulutlar gönder; yağışı sürekli, çakışı ve gürlemesi aldatıcı olmasın.<br />
<br />
Allah ım, kuraklığı bertaraf edecek, bitkileri yeşertecek, yatanı kaldıracak, solanı canlandıracak, kapsamlı ve bol yağmur gönder bize.<br />
<br />
Allah ım tepelerden boşanacak, kuyuları dolduracak, nehirleri akıtacak, ağaçları yeşertecek, bütün şehirlerde fiyatları ucuzlatacak, insanları ve hayvanları sevindirecek, bizim için temiz rızkları tamamlayacak, ekinleri yeşertecek, sağmal hayvanların sütünü bol edecek ve gücümüze güç katacak bir su gönder bize.<br />
<br />
Allah ım, (bulutların) gölgesini öldürücü, soğuğunu uğursuz, yağışını taşlayıcı (azap), suyunu acı ve tuzlu kılma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göklerin ve yerin bereketlerinden bize rızk ver. Hiç şüphe yok, sen her şeye güç yetirensin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Erdemler ve Beğenilen Davranışlarla İlgili Duası</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim imanımı en kâmil iman, yakinimi en üstün yakin kıl; niyetimi niyetlerin, amelimi amellerin en güzeline ulaştır.<br />
<br />
Allah ım, lütfunla niyetimi halis kıl; katındakine (rahmetine) yakinimi doğrult; kudretinle bozulan durumumu düzelt.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni meşgul edecek sorunların çözümünde bana yet; yarın hesabını soracağın şeylerle uğraştır beni; günlerimi yaratılışımın amacı olan ibadetle geçirmemi sağla; beni zenginleştir; rızkımı bol eyle; rızkı beklemekle beni imtihan etme; beni aziz kıl; kibre duçar eyleme; sana kul olmaya muvaffak eyle; kulluğumu, ibadetimi ucb (kendinden ve yaptığından hoşlanmak) ile fasit etme; benim elimle insanlara hayır ulaştır; minnet edip de onu batıl etmeme engel ol; yüce huyları bana ihsan et ve övünmekten beni koru.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanların gözünde bir derece yükselttiğinde kendi gözümde bir derece düşür; bana insanlar arasında açık bir izzet verdiğinde kendi yanımda aynı ölçüde gizli bir zillet ver.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve beni (başka hiçbir şeyle) değiştirmeyeceğim güzel bir hidayet, asla vazgeçmeyeceğim hak bir yöntem ve şüphe etmeyeceğim doğru bir niyet ile faydalandır. Ömrüm sana itaatle geçtiği sürece beni yaşat. Ömrüm şeytanın otlağı olduğunda, öfkene yakalanmadan, gazabın kesinleşmeden ruhumu kabzet.<br />
<br />
Allah ım, ayıplandığım kötü hasletimi ıslah et; kınandığım çirkin huyumu güzelleştir ve eksik olan güzel sıfatımı tamamla.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve düşmanların bana olan buğzunu muhabbete, zulüm ehlinin hasedini sevgiye, iyilerin kötü zanlarını güvene, yakınlarımın düşmanlığını dostluğa, akrabalarımın kötü davranışlarını iyiliğe, dostların ilgisizliğini yardıma, müdara edenlerin zahirî dostluklarını gerçek dostluğa, muaşeret edenlerin yüz ekşitmelerini güler yüzlülüğe ve zalimlerden korkmanın acılığını emniyet tatlılığına dönüştür.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmedene karşı kendimi müdafaa edecek bir el; bana husumet edene karşı kendimi savunacak bir dil, bana inat edene karşı bir zafer, bana hile yapana karşı bir hile, beni ezene karşı bir güç, beni yerene karşı yalanlama cesareti, beni tehdit edene karşı bir esenlik ver bana; ve beni doğru yola davet edene itaat etmeye, gerçeği gösterene uymaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni; beni aldatana karşı dürüst ve samimi davranmaya; beni terkedene iyilikle karşılık vermeye; benden esirgeyeni bağışla ödüllendirmeye; benimle ilişkisini keseni, ilişkide bulunmakla mükâfatlandırmaya; gıybetimi edene, güzellikle anmakla muhalefet etmeye ve iyiliğe teşekkür edip kötülüğe göz yummaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve adaleti yaymada, öfkeyi yutmada, kin ve adaveti söndürmede, ayrılıkçıları birleştirmede, kırgınların arasını bulmada, iyilikleri ortaya çıkarmada, kötülükleri gizlemede, yumuşak huylulukta, alçakgönüllülükte, güzel muaşerette, ağırbaşlılıkta, insanlarla iyi geçinmede, erdemlere doğru koşmada, (her halükârda) iyilik etmeyi yeğlemede, insanların kabahatini yüzlerine vurmamakta, müstahak olmayana bağışta bulunmamakta, güç de olsa hakkı söylemede, çok da olsa iyi söz ve fiillerimi az bulmada, az da olsa kötü söz ve işlerimi çok bulmada salihler gibi olmaya, onların süsüyle süslenmeye, muttakilerin ziynetini kuşanmaya muvaffak eyle beni.<br />
<br />
İtaatimin devamlılığı, cemaattan ayrılmayışım ve kendi uydurdukları görüşlerle amel eden bid at ehlinden uzak duruşumla da bu sıfatları bende kâmil eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana en bol rızkı yaşlandığım zaman ve en kuvvetli gücü bitkin düştüğüm zaman ver. Beni, sana kullukta tembelliğe, yolunu bulmakta körlüğe, sevginden başka bir şeyi talep etmeye, senden uzaklaşanla bir arada olmaya ve seninle birlikte olandan ayrılmaya müptela etme.<br />
<br />
Allah ım, beni zor durumda kaldığımda senin (gücün)le hamle eder, ihtiyacım olduğunda senden ister ve düşkünlüğümde sana yalvarır kıl. Beni, zor durumda kaldığım zaman senden başkasından yardım dilemekle, ihtiyacım olduğu zaman senden başkasından istemeye tenezzül etmekle ve korktuğum zaman senden başkasına yalvarmakla sınama. Yoksa, beni yardımsız bırakmanla, ihsanını benden esirgemenle ve benden yüz çevirmenle karşı karşıya kalırım; ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
Allah ım, şeytanın kalbime attığı arzu, zan ve hasedi; büyüklüğünü anmaya, kudretin hakkında düşünmeye, düşmanlarına karşı tedbir almaya dönüştür. Onun (şeytanın) dilime akıttığı çirkin ve saçma lafları, ırz sövüşünü, haksız tanıklığı, bir mü minin arkasında ettiğim gıybeti, birinin yüzüne karşı ettiğim küfrü ve bunlara benzer şeyleri senin hamdini dile getirmeye, seni çokça övmeye, seni yüceltme çabasına, nimetlerine şükretme gayretine, ihsanını itiraf etmeye, nimetlerini saymaya çevir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle. (Allah ım,) Bana yönelik zulmü defetmeye kadir olduğundan asla zulme uğramayayım! Benden intikam almaya gücün yettiğinden asla zulmetmeyeyim! Beni kolayca hidayet edebileceğin için asla sapmayayım! Rızkımın bolluğu senin katında olduğundan hiçbir zaman fakir olmayayım! Gücüm senden olduğundan asla haddimi aşmayayım!<br />
<br />
Allah ım, mağfiretine yönelmiş, affını umarak yola koyulmuşum. Lütuf ve keremine güvenerek günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Ancak mağfiretini gerektirecek bir şeyim, affını hakkedeceğim bir amelim yoktur. Dolayısıyla sadece senin fazl-u keremine güvenebilirim. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve fazl-u keremini benden esirgeme.<br />
<br />
Allah ım, dilime, kullarının hidayetine vesile olacak sözleri cari kıl; bana takvayı ilham et; beni en temiz şeye muvaffak et ve en beğenilen işe ata.<br />
<br />
Allah ım, beni örnek yola sevket; dinin üzere ölüp, dinin üzere dirilmeyi hakkımda kararlaştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni ifrat ve tefrite düşmekten koru, itidalli olmaya muvaffak et. Beni dürüstlük ehlinden, doğruluk kılavuzlarından ve salih kullarından kıl. Kıyamette felahı ve cehennemden kurtuluşu bana nasip et.<br />
<br />
Allah ım, kurtuluşuma sebep olacak şeyi kendin için benden al; ıslah olmama vesile olacak şeyi de bırak bana kalsın. Senin koruman olmazsa, hiç şüphesiz ben helak olurum.<br />
<br />
Allah ım, üzüldüğüm zaman hazırlığım sensin; mahrum edildiğim zaman ihsanını umacağım sensin; gamlanıp kederlendiğim zaman imdada çağıracağım sensin. Kaybedilenin yerini dolduracak; bozulanı düzeltecek ve hoşlanmadığını değiştirecek olan, senin yanındadır. O halde, beladan önce afiyet, istemeden önce zenginlik, sapıklıktan önce hidayet nimetiyle minnet et bana. Kulların eziyetlerine karşı bana yet; dönüş (kıyamet) gününün emniyetini bana ihsan et ve irşad (doğruya ve kemale iletme) görevini iyice yerine getirmeye muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla tüm kötülükleri benden uzaklaştır; nimetinle beni besle; kereminle beni ıslah et; ihsanınla beni tedavi et; rahmetinin gölgesine al beni; rızanla kuşat beni; işler karıştığı zaman en doğrusunu, ameller benzeştiği zaman en temizini yapmaya, yollar çeliştiği zaman en beğenilmişini seçmeye muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana ihtiyaçsızlık tacını giydir; beni üstlendiğim görevleri layıkıyla yerine getirmeye muvaffak et; bana gerçek hidayeti merhamet et; zenginlikle azdırma beni; güzel bir yaşantı nasip et bana; yaşantımı zorluklarla dolu bir yaşantı kılma ve duamı geri çevirme. Çünkü ben senin karşında birini tanımıyor, seninle birlikte birini çağırmıyorum.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve israf etmeme engel ol; rızkımı zayi olmaktan koru; malımı bereketlendirerek çoğalt ve ondan infak ettiklerim hususunda iyilik etmenin yolunu göster bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve para kazanmanın zorluklarına karşı bana yet; hesaba katmadığım, sanmadığım yollardan rızkımı ver; rızk peşinde koşarak ibadetinden geri kalmayayım, geçimimi sağlamak için vebal altına girmeyeyim.<br />
<br />
Allah ım, kudretinle aradığımı bana ver ve izzetinle korktuğumu başıma getirme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rızkımı bol ederek haysiyetimi koru; rızkımı daraltarak rızklarını senden alan kimselerden rızk isteme, kötü insanlardan bağış talebinde bulunma bayağılığına düşürüp verenleri övme, esirgeyenleri yerme durumunda bırakma beni. Çünkü gerçekte veren de, esirgeyen de sensin, onlar değil.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana ibadette yararlanacağım sıhhat, dünyaya meyilsizlikte faydalanacağım boş vakit, amele dönüştüreceğim ilim ve itidalli olmamı sağlayacak takva ver bana.<br />
<br />
Allah ım, ömrümü affınla sona erdir; emelimi rahmetini ummaya yönelik kıl; rızana ulaşma yollarını benim için kolaylaştır ve bütün hallerimde amelimi güzelleştir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gaflet ettiğim zamanlarda seni anmak için beni uyar; mühlet verdiğin günlerde (dünya hayatında) beni, sana itaatte kullan; sevgine doğru düz bir yol göster bana; o yolda yürümekle dünya ve ahiret hayrını tastamam ver bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline, ondan önce yaratıklarından herhangi birine ettiğin ve ondan sonra herhangi birine edeceğin en üstün salat ile salat eyle. Dünyada bize güzellik ver, ahirette de güzellik ver ve rahmetinle beni cehennem azabından koru.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Şey İçin Üzüldüğü ve Günahlardan Dolayı Tasalandığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, ey güçsüz kişiye yeten, korkunç şeyden koruyan! Günahlar beni yalnızlığa itmiş, artık benimle birlikte olacak biri yok; gazabına uğrayarak güçsüz düşmüşüm, artık bana güç ve destek verecek biri yok; seninle karşılaşma korkusu içindeyim, korkumu dindirecek biri yok! Sen beni korkuttuktan sonra kim bana güvence verebilir ki Sen beni yalnızlığa ittikten sonra kim bana yardım edebilir ki Sen beni güçsüz kıldıktan sonra kim beni güçlendirebilir ki Ey mâbudum, kula rabbinden başkası; yenilgiye uğrayana galip olandan başkası güven verebilir mi Aranana, arayandan başkası yardım edebilir mi<br />
<br />
Ey Rabbim, bütün bu sebepler senin elindedir ve kaçış sana doğrudur. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve kaçışıma güven ver, dileğimi kabul buyur.<br />
<br />
Allah ım, eğer kerim yüzünü benden çevirir, veya büyük fazlını benden esirger, veya beni rızkından mahrum eder, veya (rahmetinin) sebebini keser isen, hiç kuşkusuz, arzularımdan hiçbirine ulaşamam, katındakini elde edemem. İlla ki sen olacaksın, sen yardım edeceksin! Çünkü ben senin kulunum, senin yed-i kudretindeyim, perçemim senin elindedir.<br />
<br />
Senin fermanının karşısında benim bir emrim olamaz; hükmün hakkımda geçerlidir; hakkımdaki kaza ve kaderin adalete dayalıdır; saltanatından çıkmaya gücüm yetmez; kudretinden dışarı çıkamam. Sevgini cezbetmek, rızanı kazanmak ve katındakine ulaşmak ancak sana itaatle ve bol rahmetinin sayesinde mümkündür.<br />
<br />
İlahi! Zelil bir kulun olarak sabahlayıp akşamlamaktayım. Senin yardımın olmadan kendim için ne bir yarara, ne bir zarara malik değilim. Kendim hakkında buna tanığım; güçsüzlüğümü, çaresizliğimi itiraf etmekteyim. O halde, bana vaad ettiğini yerine getir; verdiğini tamamla. Çünkü ben, senin miskin, mütevazı, güçsüz, zarara uğramış, hakir, fakir, alçak, korkak, himayene muhtaç kulunum.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni, nimete boğduğun zaman seni anmayı unutanlardan, imtihan ettiğin zaman ihsanından gaflet edenlerden kılma. Refahta veya sıkıntıda, zorlukta veya kolaylıkta, afiyette veya belada, nimette veya mihnette, bollukta veya kıtlıkta, yoksullukta veya zenginlikte, hangi durumda olursam olayım, geciktiği için duasına icabet etmenden ümidini kesenlerden etme beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bütün hallerimde senamı, övgümü ve hamdimi sana mahsus kıl ki, dünyadan bana verdiğinle sevinmeyeyim; dünyada benden esirgediğinden dolayı üzülmeyeyim. Kalbimi takva ile tanıştır; bedenimi benden kabul edeceğin işlerde çalıştır; nefsimi sana itaat etmekle meşgul ederek diğer şeylerden alıkoy. Öyle olayım ki, senin gazabına sebep olacak bir şeyi sevmeyeyim; hoşnutluğuna sebep olan bir şeyden de nefret etmeyeyim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalbimi sevgin için boşalt; zikrinle meşgul et; korkun ve haşyetinle ona hayat ver; özleminle ona güç ver; onu sana itaat etmeye istekli kıl; yolların sana göre en sevimlisinde yürüt onu ve hayatım boyunca katındakini arzu etmekle ona boyun eğdir.<br />
<br />
Takvayı, (ahiret yolculuğu için) dünyadan edinecek azığım kıl; yolculuğumu rahmetine doğru gerçekleştir; hoşnutluğuna girmeyi nasip et bana; yerimi cennetinde kıl; bana bir güç ver ki, hoşnutluğunun tümünü kaldırabileyim; kaçışımı sana doğru kıl; katındakini sevdir bana; kalbimi kötü insanlardan ürküt; seninle, dostlarınla ve sana itaat edenlerle ünsiyeti ihsan et bana. Facir ve kâfirin minneti altında bırakma beni; onların bana bir ihsanı olsun isteme; beni onlara muhtaç etme. Gönlümün rahatlığını, yalnızlığımın giderilmesini, zenginliğimi ve ihtiyaçlarımın karşılanmasını seninle ve iyi kullarının vasıtasıyla kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlarla birlikteliği bana nasip et; beni onların yardımcısı kıl; sana müştak olma ve sevdiğin, beğendiğin işi senin için yapma nimetini bana ihsan eyle. Hiç şüphesiz, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İşlerin Zorlaştığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kendimle ilgili, daha çok senin elinde olan bir iş (nefsimi ıslah) ile beni yükümlü kılmışsın. Oysa ona da, bana da benden çok senin gücün yeter. O halde, kendimle ilgili, seni benden hoşnut edecek şeyi ver bana, ve hoşnutluğuna sebep olacak şeyi sıhhat ve selamet içinde kendin için al benden.<br />
<br />
Allah ım, zorluğa katlanacak takatım, belaya sabredecek gücüm, yoksulluğa dayanacak kudretim yok. O halde, rızkımı esirgeme benden; kullarına terketme beni; hacetimi sen gider; işlerimi sen üstlen. Rahmet gözüyle bana bak ve tüm işlerimde, acıyarak yardım et bana. Çünkü eğer beni kendi halime terketsen, tüm işlerde âciz kalırım; yararıma olan hiçbir işi yapamam. Kullarına terketsen, asık suratlarıyla karşılaşırım. Yakınlarıma bıraksan, bir şey vermezler bana. Verseler de, az ve faydasız şeyler verirler; uzun süre de başıma kakarlar, çokça kınarlar beni.<br />
<br />
O halde, ey Allah ım, fazlınla beni zengin et; büyüklüğünle beni yücelt; bol bağışınla elimi açık kıl ve katındakiyle yet bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni hasetten kurtar; günahlardan koru; haramlardan geri durdur; sana karşı gelmeye cüretlendirme; tutkum sen olasın; senden gelen her şeye rıza göstereyim. Rızk, ihsan ve nimet olarak bana verdiğin şeyleri bereketli ve kutlu kıl. Tüm hallerimde beni her türlü kötülükten koru; ayıplarımı kimseye açma; beni kendi korumana al, kimse bana zarar veremesin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bedenimin gücü yetmese de, kuvvetim yetersiz kalsa da, gücümü aşsa da, malım ve sermayem çıkışmasa da, hatırımda olan veya unuttuğum, itaatin yönünde kendin için veya yaratıklarından biri için bana gerekli ve farz kıldığın her şeyi benden taraf öde. Ey Rabbim, nefsime uyarak ihmal ettiğim, ancak senin, aleyhimde ihsa ettiğin farzları bol bağışınla ve geniş rahmetinle benden taraf öde (onlardan dolayı beni sorgulama). Çünkü sen, ihsanı ve rahmetiyle her şeyi kuşatan cömertsin. (Onları benden taraf öde ki,) Sana kavuşacağım gün iyiliklerimle takas edeceğin veya kötülüklerimi arttıracağın bir farz üzerimde kalmış olmasın, ey Rabbim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana kulluk vazifesini yerine getirmekle ahiretim için çalışma isteği ver bana. Onun (kulluğumun) içtenliğine kalbim tanık olsun; bana galip olan durum dünyaya meyilsizlik olsun; iyi işleri şevkle yapayım; cezalarının korkusuyla kötü işlere yaklaşmayayım. Ve bana bir nur ver ki, insanlar arasında onunla yürüyeyim; karanlıklarda onunla yolumu bulayım; hak ile batıl birbirine karıştığında, şüpheye düştüğümde onunla aydınlanayım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kendisine ulaşmak için sana yalvardığım şeyin (cennetin) tadını ve kendisinden korunmak için sana sığındığım şeyin (cehennemin) tasasını duyuyormuşçasına, ödüllendirilme sevincinin özlemini ve cezalandırılma üzüntüsünün korkusunu ver bana.<br />
<br />
Allah ım, hiç kuşkusuz, sen, dünyam için de, ahiretim için de yararlı olanı biliyorsun. O halde, ihtiyaçlarım hususunda lütufkâr ol bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kolaylık ve zorlukta, sağlık ve hastalıkta bana verdiğin nimetler karşısında sana şükürde kusur ettiğim zaman; korku, emniyet, hoşnutluk, gazap, zarar ve kâr hallerinde meydana gelen hadiselerle ilgili olarak senin için farz olan şeye razı olmanın sevinç ve huzurunu yaşayabilmek için gerçeği ver bana.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göğsümü hasetten temizle ki, insanlardan hiçbirini kendisine verdiğin bir nimetten ötürü kıskanmayayım; onlardan herhangi birinde din, dünya, sağlık, takva, zenginlik ve refahla ilgili bir nimet gördüğüm zaman (onu kıskanacağıma) ondan daha iyisini yalnız seninle ve yalnız senden -ki ortağın yoktur- kendim için isteyeyim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana dünya ve ahirette, hoşnutluk ve gazap halinde hatalardan korunmayı, sürçmelere duçar olmamayı nasip et. Her halükârda itaatinle amel etmeye, dostların ve düşmanların hakkında senin hoşnutluğunu diğer her şeye tercih etmeye muvaffak et beni. Düşmanım, zulüm ve cevrimden güvende olsun; dostum eğilim ve tutkumun alçalmasından ümidini kessin.<br />
<br />
(Allah ım,) Beni genişlikte de, zor durumda kalıp ihlas ile sana yalvaranların yalvardığı gibi yalvaranlardan kıl. Hiç kuşkusuz, sen pek yücesin, övgüye layıksın.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Afiyet ve Şükrünü İstediği Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, Muhammed ve âline salat eyle ve katından olan afiyet elbisesini giydir bana; afiyetine bürü beni; afiyetinle koru beni; afiyetinle ikram et bana; afiyetinle zengin et beni; afiyetinle bağışta bulun bana ; afiyetini ver bana; afiyetini döşe benim için; afiyetini hakkımda salih kıl; dünya ve ahirette afiyetini ayırma benden.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yeterli, şifa bahşedici, yükselip gelişen bir afiyet ver bana; bedenimde sıhhat üretecek bir afiyet, dünya ve ahiret afiyeti.<br />
<br />
Dinim ve bedenimde sıhhat, emniyet ve selamet, kalbimde basiret, işlerimde ilerleme, senin için haşyet, senden korkma, bana emrettiğin itaatleri yerine getirme, nehyettiğin günahlardan sakınma nimetleriyle lütufta bulun bana.<br />
<br />
Allah ım, bu yıl ve ömrüm boyunca her yıl haccı, umreyi ve salavatın, rahmetin ve bereketlerin ona ve âline olsun, Resulünün ve Ehl-i Beytinin kabirlerinin ziyaretini bana nasip eyle. Bunları katında kabul buyurulmuş, karşılığı verilmiş, övgüyle anılmış ve indinde (ahiretim için) biriktirilmiş amellerimden kıl.<br />
<br />
Dilimi hamdin, şükrün, zikrin ve güzel övgünle konuştur; kalbimi dininin doğruları için aç. Kendimi ve soyumu; kovulmuş şeytandan, öldürücü olan veya olmayan zehirli hayvanın ve tüm canlıların kötülüğünden, nazardan, her azgın şeytanın şerrinden, her zalim sultanın şerrinden, her isteği yerine getirilen nimet azgınlarının şerrinden, her güçsüz ve güçlünün şerrinden, her şansız şerefsiz ve şanlı şereflinin şerrinden, her küçük ve büyüğün şerrinden, her yakın ve uzağın şerrinden, cinler ve insanlardan Resulün ve Ehl-i Beytine karşı bayrak açanların şerrinden ve perçemi senin elinde olan her hayvanın şerrinden sana sığındırırım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana kötü bir niyetle yaklaşanın kötülüğünü benden geri çevir; hilesini benden uzaklaştır; şerrini benden defet; tuzağına kendisini düşür; gözü beni görmesin; kulağı beni duymasın; kalbi beni anmasın; dili benden söz etmesin; başını ezesin; izzetini zillete dönüştüresin; kudretini kırasın; büyüklüğünü bozup kendisini alçaltasın; beni onun her türlü zararından, şerrinden, alayından, hasedinden, düşmanlığından, hilesinden, tuzağından, piyade veya süvari güçlerinden koruyasın. Hiç şüphesiz, sen, izzet ve kudret sahibisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Anne ve Babası Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, kulun ve resulün olan Muhammed e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; salatlarının, rahmetinin, bereketlerinin ve selamının en üstünüyle onları özgünleştir.<br />
<br />
Allah ım, ey merhametlilerin en merhametlisi, anne ve babamı katındaki saygınlık ve özel salatın ile özgünleştir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve anne ve babam için bana farz olan şeylerin bilgisini ilham yoluyla bana bildir. Bu bilginin tamamını bana ver ve beni bildiklerimi eksiksiz olarak pratiğe dökmeye, onları uygulamaya geçirmekte tembellik etmemeye muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ile bizi onurlandırdığın gibi ona ve âline salat eyle; Muhammed sebebiyle bizim için insanlar üzerinde bazı haklar farz ettiğin gibi ona ve âline salat eyle.<br />
<br />
Allah ım, öyle et ki, zalim sultandan korkar gibi onlardan (anne ve babadan) korkayım; şefkatli anne gibi onlara iyilik edeyim. Anne ve babama itaatimi ve onlara iyi davranmamı, uyku düşkünü kimsenin uykusundan daha göz aydınlatıcı ve çok susamış kimsenin içtiği sudan daha yürek serinletici kıl; onların isteğini kendi isteğime tercih edeyim; onların hoşnutluğunu kendi hoşnutluğumdan önde tutayım; az da olsa onların bana yaptığı iyiliği çok, çok da olsa benim onlara yaptığım iyiliği az göreyim.<br />
<br />
Allah ım, onlara karşı sesimi kıs; sözümü güzelleştir; huyumu yumuşak, kalbimi şefkatli kıl; onlara karşı rıfk ile davranmaya, onlara sevgiyle yaklaşmaya muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, beni eğitmelerinin karşılığını ver onlara; beni ağırladıklarından dolayı onları ödüllendir; küçüklüğümde benden korudukları şeyleri onlar için koru.<br />
<br />
Allah ım, benden taraf onlara dokunan eziyeti, benden onlara ulaşan kötülüğü veya onların benim yanımda zayi olan hakkını; günahlarının bağışlanmasına, derecelerinin yükselmesine, iyiliklerinin fazlalaşmasına vesile kıl; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere çeviren (yüce Allah).<br />
<br />
Allah ım, onların bana karşı kötü sözlerini, haksız davranışlarını, zayi ettikleri haklarımı, hakkımda kusur ettikleri vazifelerini onlara bağışladım, ihsan ettim ve vebalinin onlardan kaldırılmasını istiyorum senden. Çünkü ben; onları bana karşı kötü niyetlilikle itham etmemekte, bana iyilik etmekte ihmalkârlıkla suçlamamakta ve hakkımda yaptıklarından şikâyetçi olmamaktayım, ey Rabbim.<br />
<br />
Onların, üzerimdeki hakkı pek büyüktür; iyilikleri çok eski günlere dayanmaktadır. Onlara karşı minnettarlığım, adalet ölçüsüyle onları kısas etmemden veya yaptıklarının misliyle karşılık vermemden çok daha büyüktür. (Onları kısas etmeye veya misillemede bulunmaya kalkışırsam) O zaman, ey Tanrım, uzun süre beni yetiştirmekle uğraşmaları ne olur ! Beni korumak için çektikleri zahmetler nereye gider ! Benim rahatlığım için katlandıkları zorluklar nerede kalır !<br />
<br />
Hayır, kesinlikle onların hakkını ödeyemem; onlar için bana farz olanı yerine getiremem ve onlara hizmet etme vazifesini hakkıyla ifa edemem. O halde, (ey Rabbim,) Muhammed ve âline salat eyle ve (bu hususta) bana yardım et, ey kendisinden yardım istenilenlerin en iyisi; (onlara karşı vazifemi yerine getirmekte) bana başarı ver, ey kendisinden medet umulanların en doğrusu; ve beni, herkesin zulme uğramadan kazandığıyla cezalandırılacağı gün (Casiye/23) anne ve babalarına kötü davranıp onları incitenler zümresine katma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed e, âline ve zürriyetine salat eyle ve özellikle mü min kullarının babaları ve annelerine verdiğini benim anne ve babama ver, ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
Allah ım, namazlarımın ardında, gecelerimin bir bölümünde ve gündüzlerimin her saatinde onları anmayı bana unutturma.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni onlara dua etmem sebebiyle bağışla; onları da bana yaptıkları iyilikler sebebiyle kat i bir mağfiretle bağışla; benim aracılığımla kesin bir hoşnutlukla onlardan razı ol ve onları ağırlayarak (cennetteki) selamet yerlerine ulaştır.<br />
<br />
Allah ım, eğer onları benden önce bağışlayacak olursan, onları bana şefaatçi kıl ve eğer beni onlardan önce bağışlayacak olursan, beni onlara şefaatçi kıl. Şefkatinle, mağfiret ve rahmetinin mahalli olan saygınlık evinde (cennette) bizleri bir araya getir. Hiç kuşkusuz, sen, büyük fazl ve ezelî nimet sahibisin ve sen rahmedenlerin en merhametlisisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çocukları Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, çocuklarımın kalmasıyla, onları benim için ıslah etmekle ve benim onlardan yararlanmamla bana minnette bulun. Allah ım, benim için onların ömrünü uzat; (dünyadaki) sürelerini çoğalt; küçüklerini yetiştir; güçsüzlerini güçlendir; bedenlerini, dinlerini ve huylarını sahih ve salim kıl; canlarına, vücutlarına ve benim için önemli olan her şeylerinde onlara sağlık ver ve benim elimle rızklarını bol et.<br />
<br />
Onları; iyiler, takvalılar, görenler, işitenler, sana itaat edenler, dostlarını sevenler, onların iyiliğini isteyenler, tüm düşmanlarına karşı çıkan ve onlara buğzedenler kıl. Âmin.<br />
<br />
Allah ım, onlarla pazımı güçlendir; eğriliğimi düzelt; sayımı çoğalt; meclisimi süsle; anımı dirilt; gıyabımda onlarla bana yet; hacetime ulaşmakta onlarla bana yardım et; onları beni sevenler, bana acıyanlar, bana yönelip benden yüz çevirmeyenler, bana karşı doğrular, sözüme bakanlar, sözümden çıkmayanlar, beni incitmeyenler, bana muhalefet etmeyenler ve bana karşı suç işlemeyenler kıl.<br />
<br />
Onları eğitip yetiştirmekte ve onlara iyi davranmakta bana yardım et; kendi katından onlarla (mevcut olanlarla) birlikte bana erkek çocuklar da ver; bunu hakkımda hayırlı kıl ve senden istediklerime ulaşmakta onları bana yardımcı kıl. Beni ve soyumu kovulmuş şeytandan koru. Çünkü sen bizi yarattın; (iyilikleri) bize emrettin; (kötülüklerden) bizi sakındırdın; bizi emrettiklerinin sevabını kazanmaya özendirdin; emrine muhalefetin cezasından korkuttun; bize hile yapan bir düşman yarattın; bizi ona musallat etmediğin yönlerden onu bize musallat ettin ; onu göğüslerimize yerleştirdin; kanımızla birlikte damarlarımızda akıttın; biz gaflet etsek de o etmemekte; biz unutsak da o unutmamakta; senin cezalandırmandan bize güven vermekte; senden başkasından bizi korkutmakta; çirkin bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi onu işlemeye cüretlendirmekte; iyi bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi ondan alıkoymakta; nefsani tutkularla bize dokunmakta; şüpheleri gözlerimizin önüne dikmekte; vaadde bulunduğu zaman yalan söylemekte; bizi arzularla oyaladığı zaman sözünde durmamakta. Şu halde, eğer sen, onun hilesini bizden geri çevirmezsen, bizi saptırır ve eğer bozgunculuğundan bizi korumazsan, bizi (doğruluktan) kaydırır.<br />
<br />
Allah ım, bizi kendi sultana alarak şeytanın sultasından kurtar ve sana yalvarışımızın çokluğuyla onu bizden alıkoy; böylece onun hilesine karşı senin koruman altında olalım.<br />
<br />
Allah ım, tüm isteklerimi bana ver; hacetlerimi reva et; icabeti benim için garantilediğin halde onu benden esirgeme; dua etmemi emrettiğin halde duamı geri çevirme; dünya ve ahirette bana yarayacak, hatırımda olan veya unuttuğum, dile getirdiğim veya sakladığım, açıkladığım veya gizlediğim her şeyi bana ihsan et. Bütün bunlarda, senden yardım isteyerek kendini düzeltenlerden; senin katında arayarak başarıyı bulanlardan; sana güvenerek muradına erenlerden; sana sığınarak korunanlardan; seninle alış-veriş yaparak kazananlardan; izzetinle güven bulanlardan; fazlından kendilerine bol helal rızk verilenlerden; bağışın ve kereminle zengin olanlardan; seninle zilletten izzete kavuşanlardan; adaletinle zulme uğramayacaklarından emin olanlardan; rahmetinle belalara karşı bağışıklık kazananlardan; zenginliğinle fakirlikten zenginliğe erişenlerden; korumanla günahlardan, kaymalardan ve hatalardan korunmuş olanlardan; sana itaat ederek hayra, rüşde ve doğruya muvaffak olanlardan; kudretinle günahlarla aralarına perde çekilenlerden; sana karşı gelmenin her türlüsünü bırakanlardan ve senin komşuluğunda yer alanlardan kıl beni.<br />
<br />
Allah ım, tevfikin ve rahmetinle bütün bunları bize ver; cehennem azabından bizi koru, kendim ve çocuklarım için dünya ve ahirette istediğimin aynısını, erkeğiyle kadınıyla tüm müslümanlara ve mü minlere de ver. Hiç kuşkusuz, sen yakınsın, icabet edensin, işitensin, bilensin, affedensin, bağışlayansın, şefkatlisin, acıyansın.<br />
<br />
Ve, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Komşuları ve Dostlarını Andığında Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve hakkımızı bilip düşmanlarımıza muhalefet eden komşularım ve dostlarım hakkında en üstün yardımınla bana yardım et. Güçsüzlerine rıfk ile davranmakta, ihtiyaçlarını karşılamakta, hastalarını ziyaret etmekte, doğruyu arayanlarına yol göstermekte, danışanlarına öğüt vermekte, (konuk olarak) gelenlerini ağırlamakta, sırlarını gizlemekte, ayıplarını örtmekte, mazlumlarına yardım etmekte, (genellikle komşuların birbirinden ödünç alma ihtiyacını duydukları kazan, kepçe, merdiven, balta vb. gibi) ev eşyalarını onlardan esirgememekte, bol ihsanla hal hatırlarını sormakta ve onlar istemeden önce gerekli olan şeyleri kendilerine vermekte onları (ve beni) senin sünnetini ayakta tutmaya ve güzel edebinle edeplenmeye muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, kötülük edenlerine iyilikle karşılık vermeye, zulmedenlerinden af ile vazgeçmeye, tümünün hakkında iyimser olmaya, hepsine iyilik etmeye, iffetin gereği olarak gözümü onlardan indirmeye, alçakgönüllülük olarak onlara yumuşak davranmaya, belaya duçar olanlarına acımaya, arkalarında da dostluğumu ve sevgimi açığa vurmaya, nimetlerinin kalıcı olmasını istemeye, kendi akrabalarım için gerekli bildiğimi onlar için de gerekli bilmeye ve yakınlarım için riayet ettiğim şeylere onlar için de riayet etmeye muvaffak et beni.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların da bana böyle olmasını sağla; onlardan en çok faydalananlardan kıl beni; hakkımda gözlerini aç, beni daha iyi tanısınlar, faziletimi bilsinler; onlar benimle mutlu olsunlar, ben de onlarla mutlu olayım. Âmin, ya Rabbe l-âlemin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sınır Bekçileri Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle müslümanların sınırlarını sarp ve sağlam kıl; gücünle bekçilerini kuvvetlendir ve kereminden bağışlarını bol et.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların sayısını çoğalt; silahlarını keskinleştir; etraflarını koru; dört bir yanlarını kuşatarak düşmanın onlara ulaşmasına engel ol; topluluklarını birleştir; işlerini yönet; onları azıksız bırakma; yiyeceklerini sen üzerine al; nusretinle onları destekle; sabırla onlara yardım et ve düşmanların hilelerine karşı onların gözlerini aç.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlara tanımadıklarını tanıt; bilmediklerini öğret ve görmediklerini göster.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanla karşılaştıkları zaman aldatıcı, mağrur edici dünyayı anmayı unuttur onlara; saptırıcı mal düşüncesini kalplerinden çıkar; gözlerinin önüne cenneti dik; onlar için hazırladığın ebediyet yurtlarını, ağırlanacakları evleri, siyah gözlü, beyaz yüzlü güzel kadınları (hurileri), çeşit çeşit içeceklerle akan ırmakları, türlü türlü meyvelerle sarkan ağaçları gözlerinin önünde canlandır; hiçbir düşmana sırt çevirmeyi düşünmesin, kaçayım demesinler.<br />
<br />
Allah ım, böylece düşmanlarını hezimete uğrat; tırnaklarını bunlardan kes; silahlarıyla aralarına ayrılık sal; yüreklerinin ipini kopar; azıklarını onlardan uzaklaştır; yollarını şaşırt; yönlerini saptır; yardımını onlardan kes; sayılarını azalt; kalplerini korkuyla doldur; ellerini-kollarını bağla; dillerini konuşamaz kıl; onların hezimete uğramasıyla arkalarındakileri darmadağın et; onları arkalarındakilere ibret vesilesi kıl ; onları rezil rüsvay ederek onlardan sonrakilerin arzulara kapılmalarına engel ol.<br />
<br />
Allah ım, kadınlarının rahimlerini kısır kıl; erkeklerinin döllerini kurut; binitlerinin ve hayvanlarının neslini kes; göklerinin yağmasına, yerlerinin yeşertmesine izin verme.<br />
<br />
Allah ım, bununla İslam ehlinin tedbirini güçlendir; yerleşim merkezlerini sağlamlaştır; mallarını arttır; vakitlerini düşmanlarla savaşarak, onlarla uğraşarak geçireceklerine sana ibadet ederek, seninle râz-u niyaz ederek geçirmelerini sağla; yerin dört bir yanında yalnızca sana ibadet edilsin; yalnızca sana boyun eğilsin, sana secde edilsin.<br />
<br />
Allah ım, her bölgenin müslümanlarına, karşılarındaki müşriklere yetecek gücü ver; katından ard arda göndereceğin meleklerle onlara yardım et; tüm yeryüzünde müşrikleri toprağın (karanın) bittiği yere kadar hezimete uğratarak öldürsün ve esir etsinler; veyahut da, Sen Allah sın, senden başka ilah yok; teksin, ortağın yok. diye ikrar etsinler.<br />
<br />
Allah ım, yeryüzünün dört bir yanında düşmanların olan tüm şirk milletlerini bu duruma düşür.<br />
<br />
Allah ım, müşrikleri müşriklerle uğraştırarak müslümanların sınırlarına saldırmalarına; sayılarını, güçlerini azaltarak müslümanların zayıflamalarına ve tefrikaya düşürerek müslümanlara yüklenmelerine engel ol.<br />
<br />
Allah ım, kalplerinden güveni, bedenlerinden gücü al götür. Dikkatlerini dağıtarak entrika üretmelerine, hile yapmalarına engel ol. Erlerimizle karşı karşıya gelme, kahramanlarımızla çarpışma cüretini onlardan al. Bedir de yaptığın gibi köklerini kazıyacak, kuvvet ve şiddetlerini biçecek, topluluklarını dağıtacak bir güçle meleklerinden oluşan bir ordu gönder onlara.<br />
<br />
Allah ım, sularını veba (salgın hastalık) ile ve yiyeceklerini hastalıklarla karıştır. Şehirlerini yerin dibine geçir; üzerlerine sürekli bela indir; kuraklık ve kıtlıkla onları döv; azıklarını en verimsiz ve kendilerine en uzak topraklarda koy; kalelerin kapılarını onlara kapat; sürekli bir açlık ve acıklı bir hastalığa duçar et onları.<br />
<br />
Allah ım, dinin en üstün din, hizbinin en güçlü hizip ve payının en kâmil pay olması için onlarla savaşan İslam gazileri ve mücahitlerini kolaylıklarla karşılaştır; işlerini düzelt; kendilerine başarılar ver; onlar için (iyi) arkadaşlar seç; onları destekleyerek güçlendir; rızklarını bol et; kendilerine neşat ver; (sevdiklerine duydukları) özlemlerinin sıcaklığını söndür; yalnızlık sıkıntısını onlardan gider ve çoluk çocuklarını anmayı onlara unuttur. Onlara iyi niyet ver; (hastalıklara karşı) onlara bağışıklık kazandır; selameti onlardan ayırma; yüreklerinden korkuyu çıkar; onlara şiddet ve cüret ver; yardımınla onları destekle; (Resulünün) siret ve sünnetleri(ni) onlara öğret; yargıda doğruyu onlara ilham et; riya ve gösterişi onlardan uzaklaştır; duyulup ünlenmek için iş yapmaktan kurtar onları; zikirleri, fikirleri, seferleri, konaklamaları senin yolunda ve senin için olsun.<br />
<br />
Senin düşmanların ve kendi düşmanlarıyla karşı karşıya geldikleri zaman gözlerinde onları azalt; gönüllerinde onları küçült; bunları onlara galip kıl; onları bunlara üst etme; şayet bazılarına mutlu bir son mukadder edip şehitliği yazmışsan, düşmanlarını öldürüp esir aldıktan, müslümanların sınırları emniyete kavuştuktan ve düşmanların geri dönüp kaçtıktan sonra olsun bu.<br />
<br />
Allah ım, gaziler veya sınır bekçilerinin evlerinde onların yerini dolduran, onların geride bıraktıklarının bakımını üstlenen, malının bir kısmıyla onlara yardım eden, onlar için herhangi bir savaş malzemesi temin eden, onları cihada teşvik eden, onlara dua eden, arkalarında saygınlıklarına riayet eden müslümanları da onlara verdiğin ölçüde, onlara verdiğinin misliyle ödüllendir; ahirette kendileri için hazırladığın lütf-u kereminden başka bu dünyada da yaptıklarının faydasını görüp sevinmeleri için peşin bir karşılık ver onlara.<br />
<br />
Allah ım, İslam derdi olan, şirk ehlinin toparlanıp savaşmaya niyetlenmeleri kendilerini üzen, cihada azmedip de güçsüzlükten dolayı gidemeyen ya da bir ihtiyacını gidermek zorunda kalarak veya bir hadiseyle karşılaşarak geciken, iradesi dışında karşısına bir engel çıkan müslümanların da adlarını sana ibadet edenlerin, kulluk sunanların arasında yaz; onlara da mücahitlerin sevabını ver; onlara da şehitler ve salihler zümresinde yer ver.<br />
<br />
Allah ım, kulun ve resulün Muhammed e ve Muhammed in âline salat eyle; öyle bir salat ki, tüm salatlardan yüce, tüm selamlardan üstün olsun; geçmişte dostlarından herhangi birine ettiğin en mükemmel salat gibi süresinin bitimi, sayısının sınırı olmasın. Hiç kuşkusuz, sen, büyük nimetler sahibi, övgüye layık, başlatan, geri döndüren ve dilediğini yapansın.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah a Yönelme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım<br />
<br />
Allah ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip de alçalan nicelerini gördük! Akıllı adamın bunları görüp de ibret almasından ve seni seçerek doğruyu bulmasından daha doğal ne olabilir ki !<br />
<br />
O halde ey Mevlam, isteklerimi diğerlerinden değil, yalnızca senden istiyorum; ihtiyaçlarımı diğerlerinden değil, yalnızca senden talep ediyorum. Herkesten önce çağıracağım yalnızca sensin. Ümidimde kimse sana ortak değil; duamda seninle birlikte olan biri yok; çağrımda sana ortak koşacağım biri yok.<br />
<br />
Sayı birliği, zevali olmayan eksiksiz kudret sıfatı, güç ve kuvvet erdemi, yücelik ve yükseklik derecesi sana mahsustur, ey Tanrım.<br />
<br />
Senin dışındakiler ise hayatlarında rahmet ve merhamete muhtaç, işlerinde başarısızlığa mahkum, içinde bulundukları şartlara yenik, durumları değişken ve nitelikleri sabit olmayan zayıf varlıklardır.<br />
<br />
O halde, benzerlerin ve zıtların olmaktan çok yücesin; misillerin ve denklerin bulunmaktan çok büyüksün. Sen (her eksiklikten) münezzehsin; senden başka ilah yoktur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Musibete Uğradığı Veya Günah Sebebiyle Kötü Duruma Düşen Birini Gördüğü Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, bilip de örtme ve haberi olup da cezalandırmama övgüsü sana özgüdür. Bizlerden her biri, birtakım ayıp işler yapmıştır, ama sen onu o işleriyle tanıtmamışsın; birtakım çirkin fiiller işlemiştir, ama sen onu rüsvay etmemişsin; kötülüklere bürünmüştür, ama sen kimseyi onun bu haline vâkıf kılmamışsın. Nice yasaklarını çiğnemiş, bize bildirdiğin nice emirlerini aşmış, nice kötülükleri kazanmış ve nice yanlışlıklara düşmüşüz ki, bakanlar-görenler değil, sen onları biliyordun ve onları açığa vurmaya herkesten çok kadirdin.<br />
<br />
Fakat sen, bize bahşettiğin selamet haliyle, insanların ayıplarımızı görmesine, rezaletlerimizi duymasına engel oldun. O halde, ayıplarımızı örtmeni ve çirkin işlerimizi gizlemeni; bizler için kötü huydan ve çirkin işlerden engelleyici, günahları silen tövbeye ve övülen yola özendirici bir öğütçü kıl. Bunu en yakın zamanda gerçekleştir ve bizi senden gafil olmaya duçar etme. Çünkü artık sana yönelmiş ve günahlardan tövbe etmişiz.<br />
<br />
Allah ım, yaratıklarının içinden beğenip seçtiğin Muhammed e ve onun, temiz kullarının seçkini olan soyuna salat eyle ve bizleri, emrettiğin gibi onları dinleyenler, onlara itaat edenler kıl.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mal ve Servet Sahiplerine Bakınca Okuduğu Kaza ve Kadere Rıza Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ın hükmüne hoşnutluğumun ifadesi olarak, Allah a hamd olsun. Şehadet ederim ki Allah, kullarının geçimliklerini aralarında adaletle paylaştırmış ve tüm yaratıklarına lütfuyla davranmıştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanlara verdiklerinle, onları da benden esirgediklerinle sınama; sonra insanları kıskanır, hükmünü yadırgarım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kazâna gönül hoşluğuyla razı olmamı sağla; hükmünün gerçekleştiği hususlarda göğsümü aç; bana, kazân sadece hayır üzere cari olur, dedirtebilecek bir güven ver; benden esirgediklerin için sana şükrümü, bana verdiklerin için olan şükrümden bol eyle. Yoksul biri için aşağılık, servet sahibi biri için de üstünlük düşünmekten beni koru. Çünkü gerçek şeref sahibi, sana itaat edişi sebebiyle şereflenen; gerçek izzet sahibi ise sana ibadet edişi sebebiyle izzet bulan kimsedir.<br />
<br />
Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi tükenmeyen bir servetle faydalandır; yitirilmeyen bir izzetle destekle; ebediyet yurduna salıver. Hiç kuşkusuz, sen; birsin, teksin, samedsin (herkes sana muhtaçtır, senin kimseye ihtiyacın yoktur), doğurmamışsın, doğmamışsın ve kimse senin dengin olmamıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bulutlara ve Şimşeğe Baktığı ve Gökgürültüsünü Duyduğu Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah ım, hiç kuşkusuz bu ikisi (şimşek ve gökgürültüsü), senin ayetlerinden iki ayet ve senin yardımcılarından iki yardımcıdır. Yararlı bir rahmet veya zararlı bir azap ile sana itaat etmeye koşarlar. Şu halde, bunlar vasıtasıyla bize azap yağmuru yağdırma ve bela elbisesi giydirme.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şu bulutların yarar ve bereketini üzerimize indir; zarar ve zahmetini bizden geri çevir; onlardan bize bir musibet indirme; onlar vasıtasıyla geçimliklerimize bir afet gönderme.<br />
<br />
Allah ım, eğer onları azap ve gazap olarak göndermiş isen; biz, gazabından sana sığınıyor, katından affını dileniyoruz. O halde, gazabını müşriklere yönelt, azap değirmenini dinsizlerin üzerinde döndür.<br />
<br />
Allah ım, (gökten) su indirerek şehirlerimizin kuraklığını gider; rızk vermenle yüreklerimizden öfkeyi çıkar; bizleri kendinden başkasıyla meşgul etme ve ihsanının kaynağını bizlerden kesme. Hiç kuşkusuz, gerçek zengin, senin zengin ettiğindir ve gerçek sağlıklı, senin koruduğundur. Kimsenin, sana karşı bir savunması, galebeni engelleyebilecek bir gücü bulunmamaktadır. Dilediğine dilediğin gibi hükmedersin; irade ettiğinin hakkında irade ettiğini uygularsın.<br />
<br />
Şu halde, hamd senindir, bizleri belalardan koruduğun için; şükür sanadır, bizlere verdiğin nimetlerden ötürü. Öyle bir hamd ki, tüm hamd edenlerin hamdini geride bıraksın; öyle bir hamd ki, yeri ve göğü doldursun. Hiç kuşkusuz, sen, ağır minnetlerle minnet koyan, büyük nimetler bahşeden, az hamdi kabul buyuran, şükrün azına da mükâfat veren, ihsanı güzel olan kerem sahibisin. Senden başka ilah yoktur; dönüş sanadır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´ın Şükrünü Yerine Getirmekten Âciz Olduğunu İtiraf Ettiğinde Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, hiçbir kimse şükrünün bir aşamasının sonuna ulaşmaz ki, yeni bir şükrü gerektirecek bir ihsanını elde etmiş olmasın. Yine, ne kadar çaba sarf ederse etsin, hiçbir kimse sana itaatte bir merhaleye ulaşmaz ki, lütuf ve ihsanın sebebiyle hakkettiğin gibi sana itaat etmiş olsun. Şu halde, en çok şükreden kulun bile, şükründen âciz; en çok ibadet eden kulun dahi, itaatinde yetersizdir.<br />
<br />
Kimseyi, hakkettiği için bağışlaman ve kimseden, layık olduğu için hoşnut olman gerekmez. Bağışladığını lütfunla bağışlamış, hoşnut olduğundan fazlınla hoşnut olmuş olursun. Kabul ettiğin az şükrü şükranla karşılar, itaatin azını ödüllendirirsin. Öyle ki, sanki kulların, sensiz, şükürden kaçınma gücüne sahiptirler de veya şükretmelerinin sebebi senin elinde değilmiş de onun için, şükürlerinden dolayı onları ödüllendiriyor, büyük karşılıklar veriyorsun! Hayır Tanrım! Onlar, sana ibadet etmeye kadir olmadan önce, sen onların işlerinin malikiydin. Onlar sana itaate yönelmeden önce, sen ödüllerini hazırlamıştın. Çünkü senin sünnetin (geleneğin) lütufta bulunmak, âdetin iyilik yapmak ve yolun affetmektir.<br />
<br />
Bütün yaratıklar, cezalandırdığın kimseye zulmetmediğine tanıktır; kötülüklerden kurtardığın kimseye lütfetmiş olduğuna şahittir. Hepsi de, senin için gerekeni yapamadığını ikrar eder. Bu yüzden, eğer şeytan onları aldatarak sana itaatten çıkarmasaydı, kimse sana karşı gelmezdi ve eğer şeytan, batılı hak görünümünde onlara sunmasaydı, kimse senin yolundan sapmazdı.<br />
<br />
Her eksiklikten münezzehsin sen! Sana itaat edene de, karşı gelene de ne kadar cömertçe davranıyorsun! İtaat edeni, ondan taraf kendin üstlendiğin bir iş için ödüllendiriyorsun! Karşı gelene de, hemen cezalandırabileceğin halde mühlet veriyorsun! Her ikisine de hakketmediğini vermiş, ameliyle kazanamayacağını lütfetmişsin. Şayet itaat edene, sadece tarafından üstlendiğin amelin karşılığını vermek isteseydin, neredeyse hiçbir mükâfat alamaz, nimetini kaybederdi. Fakat sen kereminle, geçici kısa süreye, kalıcı uzun süreyle ve zevali yakın olan sona, bekası sürekli olan sonla karşılık verdin. Ayrıca, kendisine sana itaat etme gücünü veren rızkını yediği için, sevabından bir şey eksiltmeye kalkmadın; mağfiretini elde etmek için senin verdiğin araçları kullandığı için bir şey ödeme zorunda bırakmadın onu. Şayet böyle yapacak olsaydın, bütün zahmetleri, tüm çabaları, nimetlerinin en küçüğü karşısında sıfırlanır, diğer nimetlerine karşılık rehin alınması gerekirdi. Şu halde, sevabından en ufak bir şeyi bile nasıl hakkedebilirdi ki ! Hayır, nasıl !<br />
<br />
Rabbim, sana itaat edip kulluk yolunu tutanın durumu bu. Emrine karşı gelip yasağını işleyene gelince; karşı gelme halini, itaate yönelme haline dönüştürsün diye hemen cezalandırmadın onu. Oysa o, sana karşı gelmeye yeltendiği ilk anda bütün yaratıklarına hazırladığın cezanın tümünü hakketmişti. Şu halde, hakkettiği cezayı vermeyip azabını geciktirmen, senden taraf bir özveridir, hakkından geçiştir.<br />
<br />
O halde ey Rabbim, senden daha kerim olan kim var ! Ve bu keremine rağmen helak olandan daha bedbaht biri bulunur mu ! Hayır, bulunur mu ! Şu halde sen, ihsandan başkasıyla nitelendirilmekten çok daha kutlusun; adaletinin dışında bir şeyinden korkulmaktan çok daha kerimsin. Emrine karşı gelene cevretmenden korkulmaz; seni hoşnut edenin mükâfatını vereceğinden endişe edilmez.<br />
<br />
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve arzu ettiğimi bana ver; işlerimde başarılı olabilmem için hakkımda hidayetini artır. Hiç kuşkusuz, sen, çok ihsan eden kerem sahibisin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kulların Haklarından Dolayı Allah´tan Özür Dilediği ve Ateşten Kurtuluş İstediği Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, huzurumda zulme uğrayıp da yardım etmediğin mazlumdan, bana yapılıp da karşılığını vermediğim iyilikten, özür dileyip de özrünü kabul etmediğim kötü iş sahibinden, benden bir şey isteyip de kendime tercih etmediğim fakirden, boynumda hakkı olup da hakkını vermediğim inançlı hak sahibinden, ayıbına vâkıf olup da ayıbını örtmediğim mü minden, bulaşıp da terketmediğim günahlardan dolayı mazeretimi kabul etmeni istiyorum. Tanrım, bütün bunlar ve benzeri işlerim için, bir daha tekrarlamama engel olacak bir pişmanlıkla senden özür diliyorum.<br />
<br />
Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve düştüğüm sürçmelerden pişmanlığımı ve yaptığım kötü işleri terketme azmimi, sevgini celbedecek bir tövbe kıl; ey tövbe edenleri seven.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Af ve Rahmet Dileme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim haramlara olan isteğimi kır; günahlara olan ihtirasımı öldür; beni mü min ve müslüman erkek ve kadınlara eziyet etmekten alıkoy.<br />
<br />
Allah ım, yasakladığın halde bana kötü bir laf eden, menettiğin halde bana saygısızlık yapan, sonra da benden helallık almadan ölüp giden ya da halen hayatta olan kullarına, bana yaptıkları kötülüklerini bağışla; beni incittikleri için onları cezalandırma; hakkımda işledikleri günahları onlara bildirme; benim yüzümden kazandıkları suçlardan dolayı onları rüsvay etme. Benim, onları böylesine cömertçe affetmemi ve karşılık beklemeden kendilerine verdiğim bu sadakayı, sadaka verenlerin en temiz sadakalarından ve sana yaklaşma çabasında olanların en üstün bağlantılarından kıl. Onları affetmeme karşılık sen de beni affet; onlar için yalvarışıma karşılık sen de bana acı. Böylece fazlınla hepimiz mutluluğu yakalayalım, nimetinle kurtuluşa erişelim.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve zarar verdiğim veya incittiğim, zulmettiğim veya zulme uğramasına sebep olduğum ve böylece hakkını zayi ettiğim veya hakkını almasına engel olduğum kullarını bol ihsanınla benden razı et ve eksiksiz olarak katından haklarını ver. Sonra da beni, hükmünü gerektirecek durumdan koru, adaletinin gerektirdiği cezadan kurtar. Çünkü senin cezalandırmana tahammül edecek, gazabına dayanacak gücüm ve takatım yoktur. Eğer beni hak üzere cezalandıracak olursan, helak olurum; rahmetine bürümeyecek olursan, bedbaht olurum.<br />
<br />
Allah ım, ey mâbudum, senden bir şey hibe etmeni istiyorum ki, onu vermek senden bir şey eksiltmez. Senden bir şeyi kaldırmanı istiyorum ki, onu kaldırmak sana güç değildir. Tanrım, senden nefsimi bana hibe etmeni istiyorum. Çünkü sen, onu kendinden bir kötülüğü defetmek veya kendine bir yarar elde etmek için yaratmadın. Onu yarattın ki, böyle bir şeye gücün olduğunu gösteresin, benzerini yaratabileceğini kanıtlayasın. Ve senden taşıması bana çok güç olan günahlarımı kaldırmanı istiyor, ağırlığı altında ezildiğim sürçmelerime karşı yardımını diliyorum.<br />
<br />
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve zulmüne rağmen nefsimi bana hibe et (bağışla) ve rahmetinle ağır yükümü kaldır. Çünkü şu bir gerçek ki, rahmetin nice kötülere ulaşmış; affın nice zalimleri kapsamına almıştır. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve affetmenle, beni suçluların düştüğü yerden kaldırdığın, günahkârların düştüğü bataklıktan kurtardığın kimselerin örneği kıl. Onlar gibi ben de, gazabının esaretinden, adaletinin rehineliğinden kurtulan, affının ve ihsanının azatlısı olayım. Rabbim, eğer bunu yapsan, azabını hakkettiğini inkâr etmeyen, cezalandırmanı gerektiren işlerden yana kendini temize çıkarmayan birine yapmış olursun. Tanrım, senden korkusu, sana ümidinden çok olan; kurtuluştan yana ümitsizliği, kurtuluşa olan ümidinden güçlü olan birine yapmış olursun. Ümitsizliği, rahmetine ümidi olmadığından, ümidi de kendini aldattığından değil; kötülüklerinin arasında iyiliklerinin az olduğundan ve hiçbir günahı için geçerli mazereti olmadığındandır.<br />
<br />
Sen ise ey Rabbim; doğruların, rahmetine bakarak aldanmayacağı; günahkârların, gazabına bakarak ümitsizliğe kapılmayacağı yüce Tanrısın ki, ihsanını kimseden esirgemez, hakkını da kimseden tam olarak almazsın. Anın, tüm anılanlardan yücedir; isimlerin, soyluların onlarla adlandırılmasından çok daha kutsaldır; nimetlerin tüm yaratıklar için yayılmıştır. Şu halde, bütün bunların övgüsü senindir, ey âlemlerin Rabbi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Birinin Ölüm Haberini Aldığı Veya Ölümü Hatırladığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve uzun arzulara karşı bize yet; doğru amelle arzularımızı kısalt ki, bir saatin ardından diğer saati tamamlamayı, bir günün ardından diğer günü yaşamayı, bir nefesin peşinden diğer nefesin gelmesini ve bir adımı diğer adımın izlemesini arzulamayalım. Bizi uzun arzulara aldanmaktan, doğuracağı kötü sonuçlardan koru; ölümü gözlerimizin önüne dik; onu anmamızı geçici bir durum kılma; bizi, öyle salih bir amele muvaffak eyle ki, onunla sana dönüşte geç bile kaldığımızı anlayalım; bir an önce sana kavuşmayı isteyelim; ölüm, sevdiğimiz dostumuz, özlediğimiz arkadaşımız ve kavuşmak istediğimiz yakınımız olsun.<br />
<br />
Ölümü bizim için mutluluk vesilesi kıl, ondan ürküp korkmayalım. Onu bizim için bedbahtlık ve zillet vesilesi kılma. Onu bizim için mağfiretine açılan bir kapı, rahmetine ulaştıran bir anahtar kıl. Bizi, doğru yoldan sapmayan hidayet ehli, gönüllü olarak itaat edenler ve günah işlemeyen, günahlarında ısrar etmeyen tövbekârlar olarak öldür; ey iyilerin mükâfatını üstlenen ve kötülerin işlerini düzelten (yüce Allah)!<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Ayıpların Örtülmesi ve Günahlardan Korunma İstemiyle İlgili Duası</span><br />
<br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve saygınlık döşeğini benim için yay; (kana kana içebilmem için) rahmet pınarlarının kaynağına indir beni; cennetinin ortasında yer ver bana; beni katından kovulmayla karşılaştırma; senden ümit kesme yoksunluğuna duçar etme; İşlediklerimle kısas etme; kazandıklarım hususunda sorgulama; gizlediğimi açığa çıkarma; örttüğümü açma; amelimi adalet terazisinde ölçme; halkın gözleri önünde halimi aşikâr etme; yayılması benim için utanç vesilesi olan şeyleri onlardan sakla; katında beni rüsvay edecek şeyleri onlardan gizle. Hoşnutluğunla derecemi yükselt; bağışlamanla saygınlığımı kâmil eyle; beni sağdakilerin (Ashabü l-Yemin) arasına kat; güvene kavuşanların yollarına yönelt; kurtuluşa erenler grubuna dahil eyle; benimle salihlerin meclislerini şen eyle. Âmin, ya Rabbe l-âlemin<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kur´an´ı Hatmettiğinde Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, hiç kuşkusuz, ben senin yardımınla Kitabını hatmetmeye muvaffak oldum. Sen onu, bir nur olarak indirdin; daha önce indirmiş olduğun kitapların koruyucusu-denetleyicisi, anlatmış olduğun tüm sözlerin en üstünü kıldın. Onu, helalini haramından ayıran Furkan, hükümlerini, yasalarını açıklayan Kur an, kulların için ayetlerini açıkladığın Kitap ve peygamberin Muhammed e -salavatın ona ve âline olsun- indirdiğin Vahiy olarak niteledin. Onu, dalalet ve cehalet karanlıklarında, uyanlarına yolu aydınlatan nur; doğrulama anlayışıyla dinleyenler için şifa; dili asla haktan sürçmeyen adalet ölçüsü; tanıklar için kanıtı sönmeyen hidayet nuru ve yolunu izleyenleri sapmaya karşı koruyan, koruması altına girenleri helak olmaktan kurtaran kurtuluş bayrağı kıldın.<br />
<br />
Allah ım, onu tilavet etmekte bize yardım ettiğin, güzel ibarelerini söyleyebilmek için dilimizin düğümlerini çözdüğün gibi, bizi ona hakkıyla riayet eden, muhkem ayetlerine teslimiyet inancıyla onu din edinen, açık ayetlerle açıklanması gereken müteşabih ayetleri ikrar ve kabul edenlerden kıl.<br />
<br />
Allah ım, sen onu mücmel (kapalı) olarak peygamberin Muhammed e -Allah ona ve âline salat etsin- indirdin; acayibinin (hayret edilecek şeylerinin) bilgisini tastamam ona ilham ettin; tefsirinin bilgisini miras olarak bize (Ehl-i Beyt) verdin; böylece bizi onun bilgisine cahil olanlardan üstün kıldın ve bize onu taşıma gücünü vererek taşımaya güç yetiremeyenlerin üstüne çıkardın.<br />
<br />
Allah ım, kalplerimizi onun taşıyıcıları kıldığın, rahmetinle bizi onun yüceliği ve üstünlüğüyle tanıştırdığın gibi, onunla (insanlara) hitap eden Muhammed e ve onun bekçileri olan âline salat eyle ve bizleri, onun senin katından olduğunu itiraf edenlerden et ki, onu doğrulamakta kuşkuyla karşılaşmayalım, onun doğru yolundan sapmayalım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi onun (Kur an ın) ipine sarılanlardan, müteşabihlerinden sağlam kalesine sığınanlardan, kanadının gölgesinde oturanlardan, sabahının aydınlığıyla yolu bulanlardan, ışığının parıldamasına uyanlardan, lambasıyla aydınlananlardan ve hidayeti ondan başkasında aramayanlardan eyle.<br />
<br />
Allah ım, insanları sana doğru yöneltmek için Kur an vasıtasıyla Muhammed i bir bayrak olarak diktiğin, âline de sana götüren hoşnutluk yollarını bildirdiğin gibi, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an ı bizler için saygınlık menzillerinin en şereflisine ulaşma vesilesi, selamet mahalline yükselme merdiveni, kıyamet sahnesinde kurtuluş sebebi ve ebediyet yurdunun nimetlerine kavuşma aracı kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an vasıtasıyla günahların ağırlığını üzerimizden indir; iyilerin güzel huylarını bize ver; bizi gece saatlerinde ve gündüzün uçlarında senin rızanı kazanmak için onu (Kur an ı) ayakta tutanları izlemeye muvaffak eyle. Böylece bizi, onun temizlemesiyle tüm pisliklerden temizle; nuruyla aydınlanan ve arzulara kapılmayarak amelden geri kalmayanlardan eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gecelerin karanlıklarında Kur an ı bize munis kıl. Onunla bizi, şeytanın dürtmelerinden, vesveselerin itmelerinden koru; adımlarımızın günahlara doğru atılmasına, dilimizin batıla dalmasına, uzuvlarımızın günah işlemesine engel ol ve gafletin dürdüğü ibret sayfalarını aç. Böylece bizi, sarp ve köklü dağların bile taşıyamadıkları acayibini (ilginç gerçeklerini) ve (insanları kötülüklerden) menedici kıssalarını anlamaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an la dışımızın iyi görünümünü sürekli kıl; vesveselerin içimizin sağlığını bozmasına engel ol; kalplerimizin kirini ve günahlara bağlılığımızı gider; dağınık işlerimizi bir araya topla; her şeyin sana sunulduğu mahşerde, günün en sıcak saatlerinin susuzluğunu bizden gider ve büyük korku (kıyamet) günü kabirlerden çıkarıldığımız zaman güven elbiselerini bize giydir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur an la yoksulluğumuzu gider; rızkımızı bol et ve bizleri refaha kavuştur. Onunla bizleri kınanmış huylardan ve kötü ahlaktan kaçındır; küfrün derin kuyusundan ve nifaka yol açan şeylerden koru ki, kıyamette bizleri senin hoşnutluğuna ve cennetlerine götürsün; dünyada gazabından ve sınırlarını aşmaktan korusun ve katındaki helalleri helal, haramları haram kabul ettiğimize tanık olsun.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve ölüm vaktinde, canlar köprücük kemiğine dayandığı ve kimdir kurtarıcı dendiği (Kıyamet/26-27), ölüm meleği canları almak için gayb perdelerinin arkasından çıkıp ölüm yayından ayrılık oklarını fırlattığı, canlara tatmaları için anında öldüren ölüm zehrinden bir kadeh sunduğu, ahirete göçmemiz yaklaşıp amellerimiz boyunlarımıza bağlandığı ve buluşma günü gelip çatıncaya kadar kabirlere sığınmaktan başka çare kalmadığı zaman Kur an la, can verme üzüntüsünü, inleme zorluğunu ve can çekişme hırıldamalarını bizlere kolaylaştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yıpranma evine (kabre) girişimizi ve toprak katmanları arasında uzun süre kalışımızı bize kutlu et. Dünyadan ayrıldıktan sonra, kabirleri, konaklayacağımız yerlerin en iyisi kıl; rahmetinle kabirlerimizin dar oyuğunda yerimizi geniş et ve helak edici günahlarımız sebebiyle kıyametteki kalabalığın önünde bizi rüsvay etme. Her şeyin sana sunulduğu gün Kur an hürmetine yerimizin horluğuna acı; cehennem köprüsünün üzerinden geçerken köprü sallandığında sürçmeye karşı ayaklarımızı sabit kıl; tekrar dirilmeden önce kabirlerimizin karanlığını aydınlığa dönüştür; bizleri kıyamet gününün üzüntülerinden, felaket gününün şiddetli korkularından kurtar; pişmanlık ve üzüntü gününde zalimlerin yüzleri karardığı zaman bizim yüzümüzü ağart; inananların gönüllerinde bizim için bir sevgi oluştur ve yaşamı bizlere zorlaştırma.<br />
<br />
Allah ım, kulun ve resulün Muhammed senin elçiliğini ilettiği, emrini haykırdığı ve kullarına öğüt verdiği gibi sen de ona salat eyle.<br />
<br />
Allah ım, kıyamet günü peygamberlerin içinde bizim peygamberimizi -salavatın ona ve âline olsun- mevkice sana en yakın olan, en çok şefaat etme hakkına sahip bulunan, katında en kadri yüce ve nezdinde en çok sayılan peygamber kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve kurucusu olduğu dini yücelt; kanıtını (Kur an ı) ulula; terazisini ağır et; şefaatini kabul buyur; katındaki itibarını artır; yüzünü ak et; nurunu tamamla ve derecesini yükselt. Bizleri ise onun sünneti üzere yaşat; dini üzere öldür; apaçık yoluna sevkedip izinde yürüt; ona itaat edenlerden kıl; grubunun içerisinde haşreyle; havuzunun başında ona konak et ve kadehiyle kana kana ondan bize içir.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onu lütuf, kerem ve ihsanından umduğu en üstün makama ulaştırsın. Kuşkusuz sen, geniş rahmet ve büyük lütuf sahibisin.<br />
<br />
Allah ım, elçiliğini iletmesinin, ayetlerini ulaştırmasının, kullarına öğüt vermesinin, yolunda cihad etmesinin karşısında, mukarreb meleklerine ve seçilmiş mürsel peygamberlerine verdiğin en üstün mükâfatı ona ver. Ve, selam ve Allah ın rahmet ve bereketleri ona ve onun tertemiz âline olsun.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hilale Baktığı Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey, belirlenen yörüngelerde hızla dolaşan itaatkâr yaratık! Ben, seninle karanlıkları aydınlatan; belirsizleri açığa çıkaran; seni mülkünün ayetlerinden bir ayet, saltanatının alametlerinden bir alamet kılan ve büyüyüp küçülmen, doğup batman, aydınlanıp kararman ile seni hizmete alan kimseye inanmış bulunuyorum. Tüm bu durumlarda sen ona itaat etmekte; iradesine hemen teslim olmaktasın.<br />
<br />
Her eksiklikten münezzehtir O! Seninle ilgili yönetimi ne kadar ilginç, hakkında öngördüğü düzen ne kadar incedir! O, seni yeni bir iş için yeni bir ayın anahtarı kılmıştır.<br />
<br />
Beni ve seni yaratan, beni ve seni yöneten, bana ve sana şekil veren Rabbim ve Rabbin Allah tan istiyorum ki, Muhammed ve âline salat etsin ve seni, günlerin etkisizleştiremeyeceği kutluluk, günahların kirletemeyeceği temizlik hilali; afetlerden güvende olma, kötülüklere bulaşmama hilali; içinde uğursuzluk olmayan mutluluk, beraberinde zahmet getirmeyen bolluk, zorlukla karışmamış kolaylık, şerre bulaşmamış hayır hilali; emniyet, iman, nimet, ihsan, sağlık ve İslam hilali kılsın.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizleri, üzerlerine hilal doğan en hoşnut, hilale bakan en temiz ve bu ayda sana kulluk sunan en mutlu kimselerden kıl. Bu ayda bizleri tövbeye muvaffak et; günahtan ve emirlerine karşı gelmekten koru; nimetlerine şükretmeye alıştır; bağışıklık kalkanlarıyla donat ve kâmil bir şekilde sana itaat etmeye muvaffak ederek nimetlerini bizlere tamamla. Hiç kuşkusuz, sen, büyük nimetler sahibisin, övgüye layıksın. Allah, Muhammed e ve onun tertemiz âline salat etsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ramazan Ayı Girdiğinde Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Hamd Allah a ki, kendisine hamd etmenin yolunu bize gösterdi ve bizi hamd ehlinden kıldı ki, ihsanına şükredenlerden olup iyilik yapanların mükâfatını alalım.<br />
<br />
Hamd Allah a ki, bize dinini armağan etti, şeriatiyle bize minnet koydu ve ihsan yollarını bize tanıttı ki, nimetiyle o yolları katederek rızvanına ulaşalım. Öyle bir hamd ki, bizden kabul buyursun ve onunla bizden hoşnut olsun.<br />
<br />
Ve hamd Allah a ki, oruç ayı, İslam ayı, temizlenme ayı, arınma ayı ve kıyam ayı olan ramazan ayını bu yollardan biri kıldı. İnsanlar için hidayet kaynağı olan, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delillerini içeren Kur an ı bu ayda indirdi. (Bakara/185)<br />
<br />
Ona tanıdığı ayrıcalıklar ve faziletlerle diğer aylara olan üstünlüğünü ortaya çıkardı. Büyüklüğünü bildirmek için diğer aylarda helal ettiğini bu ayda yasakladı; ona belli bir vakit belirleyerek ondan öne geçirilmesine veya sonraya bırakılmasına müsaade etmedi.<br />
<br />
Sonra da, gecelerinden belli bir geceyi bin aydan üstün kıldı ve onu Kadir Gecesi olarak adlandırdı. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh her iş için inerler. (Kadir/4) Esenliktir o gece; fecr doğuncaya kadar, sağlam kazası gereği kullarından dilediği için bereketi devam eder.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın değerini bilip saygısını gözetmeyi, bu ayda yasakladığın şeylerden kaçınmayı bize ilham et. Uzuvlarımızı günahlardan koruyup seni hoşnut eden şeylerde işleterek bizi bu ayda oruç tutmaya muvaffak et. Öyle olsun ki, kulaklarımızla boş şeyler dinlemeyelim; gözlerimizi eğlenceye dikmeyelim, ellerimizi sakıncalı bir şeye uzatmayalım; ayaklarımızı harama açtırmayalım; karnımıza helal ettiğinden başkası girmesin; dilimiz senin açıkladığından başkasını konuşmasın; bizi sevabına yaklaştıracak amelden başkası için zahmete düşmeyelim; azabından koruyacak amelden başkasını yerine getirmeyelim. Sonra da bütün bunları, riyakârların gösterişinden ve ün tutkunlarının ün hevesinden arındır ki, işlerimizi yalnızca senin için yapalım; senden başka bir amacımız olmasın.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu ayda, çizdiğin sınırlarıyla, koyduğun farzlarıyla, koştuğun şartlarıyla ve belirlediğin vakitleriyle (günlük) beş namazın vakitlerine vâkıf et. Bizi namazın yüce mertebelerine ulaşan, erkânını koruyan, onu vaktinde kılan, rükuunu, secdesini ve tüm üstün amellerini kulun ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun- getirdiği gibi en kâmil ve kapsamlı taharetle, en açık ve belirgin huşuyla yerine getiren kimselerden kıl.<br />
<br />
Bu ayda bizi, akrabalarımızla iyilik ve ihsan üzere ilişki kurmaya; komşularımıza ikram ve bağışta bulunmaya; mallarımızı vebal olmaktan kurtarmaya; zekâtını ayırarak temizlemeye; bize dargın-küskün olanların gönlünü almaya; haksızlık yapanlara karşı insaflı olmaya; asla dost edinemeyeceğimiz, barış içinde yaşayamayacağımız senin düşmanlarının dışında, bize düşmanlık edenlerle barışmaya; bizleri günahlardan temizleyecek, kötülüklerden koruyacak, meleklerin bile yapamayacağı temiz amellerle sana yaklaşmaya muvaffak et.<br />
<br />
Allah ım, bu ayın hürmetine ve bu ayın evvelinden sonuna kadar sana ibadet eden mukarreb melekler, mürsel peygamberler ve salih kulların hürmetine senden istiyorum ki, Muhammed ve âline salat edesin. (Allah ım,) Bu ayda bizi, kullarına vaad ettiğin saygınlığa ehil kıl; sana itaat etmekte âdeta yarışan kullarına vereceğin şeyleri bize de ver ve rahmetinle, bizi en yüksek makamı hakkedenlerin arasına kat.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi tevhidinde şirke düşmekten, övgünde kusur etmekten, dininde kuşkulanmaktan, yolunda körlüğe duçar olmaktan, senin için gerekenden gaflet etmekten ve düşmanın olan kovulmuş şeytana aldanmaktan koru.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve içinde bulunduğumuz bu ayın her gecesinde affınla (cehennemden) salıvereceğin, rahmetinle bağışlayacağın kulların varsa, bizi onlardan eyle ve bizi bu ayın en iyi ehli ve ashabından kıl.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve ramazan hilalinin gözlerden kaybolup gökyüzünden silinmesiyle günahlarımızı da sil; günlerinin sıyrılmasıyla veballerimizi bizden sıyır. Ramazan bitince hatalardan arınmış, kötülüklerden temizlenmiş olalım.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu ayda, eğrilirsek düzelt; kayarsak doğrult; şeytan bize musallat olursa bizi ondan kurtar.<br />
<br />
Allah ım, bu ayı sana ibadet etmemizle doldur; vakitlerini sana itaat etmemizle süsle; gündüzlerinde oruç tutmaya, gecelerinde namaz kılıp dua etmeye, bağışlanmak için ağlayıp sızlamaya muvaffak et bizi; gündüzleri gafletimize, geceleri kusur ettiğimize tanık olmasın.<br />
<br />
Allah ım, hayatta olduğumuz sürece diğer aylar ve günlerde de bizi böyle olmaya muvaffak et. Bizi, Firdevs e varis olup orada sürekli kalacak olan (Mü minun/11), Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri çarparak veren ve iyiliklere koşuşup iyilik için yarışan (Mü minun/60-61) salih kullarından kıl.<br />
<br />
Allah ım, her zaman, her an ve her halükârda, salat ettiğin kimselere ettiğin tüm salatların sayısıca, tüm o salatların, senden başka kimsenin sayamayacağı kadar kat kat fazlasıyla Muhammed ve âline salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yaparsın.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ramazan Ayıyla Vedalaştığında Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, ey (nimet verdiği kimselerden) karşılık beklemeyen, ey hiçbir zaman bağışta bulunduğuna pişman olmayan ve ey, kuluna ameline eşit olarak karşılık vermeyen! Nimetin başlangıçtır; affın lütuftur; cezalandırman adalettir; öngördüğün hayırdır. Verdiğin zaman bağışını minnetle karıştırmazsın; esirgediğin zaman esirgemen zulüm değildir. Şükredene, şükrü sen ilham ettiğin halde, karşılık verirsin; hamd edene, hamdi sen öğrettiğin halde, mükâfat verirsin; öylelerinin kötülüklerini örtüyorsun ki, dileseydin rüsvay ederdin; öylelerine bağışta bulunuyorsun ki, dileseydin mahrum bırakırdın. Çünkü her ikisi de rüsvay olmayı ve mahrum bırakılmayı hakketmişti. Ne var ki sen, işlerini lütuf üzere bina etmişsin; kudretini affetmekle gösterirsin; karşı geleni hilimle karşılarsın; kendine zulümle kasdedene süre tanırsın; sana dönmeleri için onlara mühlet verirsin, onları hemen cezalandırmayıp tövbe fırsatı tanırsın ki, helak olanlarının sana karşı bir kanıtları olmasın; bedbaht olanları ancak defalarca mazur görülüp aleyhlerinde birçok kanıt biriktikten sonra bedbaht olsunlar. Tüm bunlar, affından ve kereminden kaynaklanmakta, şefkatinden ileri gelmektedir; ey Kerîm, ey Halîm.<br />
<br />
Sen, (öyle şefkatli) bir mâbudsun ki, affına ulaşmaları için kullarına tövbe adında bir kapı açmışsın; şaşmasınlar diye vahyinden bir delil dikmişsin o kapıya. Kutludur ismin, buyurmuşsun ki: İçten bir tövbeyle Allah a dönün. Umulur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve sizi (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamber i ve onunla birlikte inananları utandırmaz; nurları, önlerinden ve sağlarından gider; derler ki: Rabbimiz, nurumuzu bizim için tamamla ve bizi bağışla. Hiç kuşkusuz, sen her şeye kadirsin. (Tahrim/8)<br />
<br />
Şimdi, sen bu kapıyı açmış, delilini de önüne dikmiş olduğun halde, o ağırlanma mahalline (cennete) girmekten gaflet edenin mazereti olabilir mi !<br />
<br />
Sen öyle (cömert) bir mâbudsun ki, kullarından alacağın şeyin kıymetini artırarak onu paha biçilmez kılarsın. Kullarının seninle ticarette kâr etmelerini, sana gelerek fazlasıyla kazanıp kurtuluşa ermelerini istiyorsun çünkü. İsmin kutlu ve yücedir, buyurmuşsun ki: Kim iyilik getirirse, ona, onun on katı vardır; kim de kötülük getirirse, ancak onun misliyle cezalandırılır. (En am/160) Yine buyurmuşsun ki: Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. (Bakara/261) Yine buyurmuşsun ki: Kendisi için kat kat artırması üzere Allah a güzel bir borç verecek olan kimdir (Bakara/245)<br />
<br />
Ve, iyilikleri kat kat artıracağına ilişkin Kur an da indirdiğin diğer ayetler...<br />
<br />
Sen o yüce mâbudsun ki, kullarına gayb âleminden öyle gerçekler bildirmiş, onları öyle şeylere özendirmişsin ki, eğer bildirmeseydin, gözleriyle onları görmez, kulaklarıyla onları duyup kavrayamaz, düşünceleriyle onlara ulaşamazlardı. Buyurmuşsun ki: Beni anın, sizi anayım; bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin. (Bakara/152) Yine buyurmuşsun ki: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük edecek olursanız, hiç kuşkusuz, azabım çok şiddetlidir. (İbrahim/7) Yine buyurmuşsun ki: Beni çağırın, size icabet edeyim. Hiç kuşku yok, büyüklük taslayıp bana ibadet etmekten kaçınanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü min/60)<br />
<br />
Böylece, seni çağırmayı (duayı) ibadet, terkini de büyüklük taslamak olarak adlandırmış ve terki için aşağılanarak cehenneme girmeyi vaad etmişsin.<br />
<br />
Böyle olunca, onlar da nimetinle seni andılar; ihsanınla sana şükrettiler; emrinle seni çağırdılar; kat kat fazlasını almak üzere senin için sadaka verdiler ki, gazabından kurtulup hoşnutluğunu kazansınlar.<br />
<br />
Senin, kullarına yaptığını, bir yaratık diğer bir yaratığa yapmış olsaydı, iyilik vasfını alır, minnettarlıkla anılır ve mümkün olan her dille övülürdü. O halde, hamdine doğru giden bir yol, hamdini ifade edecek bir kelime ve hamdinle ilgili bir anlam var oldukça hamd sana özgüdür.<br />
<br />
Ey, kullarına ihsan ve lütufta bulunarak onların övgüsünü kazanan; onları nimet ve bağışına boğan; bize olan nimetlerin ne kadar yaygın, ne kadar boldur; özel lütufların ne kadar çoktur! Bizi, seçtiğin dine, hoşnut olduğun İslam a, kolaylaştırdığın yola hidayet ettin; katındaki yakınlığa, indindeki saygınlığa ulaşmada gözlerimizi açtın.<br />
<br />
Allah ım, sen, o görevlerin seçkinlerinden, o farzların özellerinden birini ramazan ayı kıldın. Bir nur olan Kur an ı o ayda indirerek, o ayda imanı (imanın gerektirdiği amelleri) kat kat artırarak, o ayda (geceleri ibadete) kalkmayı teşvik ederek ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesini ululayarak onu diğer aylardan ayırdın; tüm zamanlar ve asırların içinden onu seçtin ve onu yılın diğer vakitlerinden üstün kıldın. Sonra da onun vasıtasıyla bizi diğer ümmetlerden üstün kıldın; onun fazileti için öteki dinlerin mensuplarını değil, bizi seçtin. Biz de emrinle gündüzünde oruç tuttuk; yardımınla gecesinde ibadete kalktık; belki oruç tutup ibadete kalkmakla rahmetin halimize şamil olur, bu vesileyle sevabını kazanırız diye. Çünkü sen, katından umulanla dolusun; fazlından istenilen hususunda cömertsin ve sana yaklaşmak isteyene pek yakınsın.<br />
<br />
Bu ay, gerçekten de beğenimizi kazanarak aramızda kaldı; bizimle iyilikle birliktelik yaptı ve bize âlemlerin en üstün kazancını kazandırdı. Sonra da vakti dolunca, süresi bitince, sayısı tamamlanınca bizden ayrılıp gitti. Şimdi biz, ayrılığı bize çok zor olan, bırakıp gitmesi bizi üzüp ürküten, ahdini bozmamamız, saygısını gözetmemiz, hakkını ödememiz gereken biri gibi onunla vedalaşıyoruz. Ve diyoruz ki:<br />
<br />
Selam sana, ey Allah ın en büyük ayı ve ey Allah ın dostlarının bayramı.<br />
<br />
Selam sana, ey bizimle birlikte olan vakitlerin en değerlisi ve ey günler ve saatler içinde en iyi ay.<br />
<br />
Selam sana, ey arzuların yaklaştığı, amellerin dağıldığı ay.<br />
<br />
Selam sana, ey varlığı pek değerli, yokluğu can yakıcı dost; ayrılığı üzücü olan ümit kaynağı.<br />
<br />
Selam sana ki, gelişinle bizi sevindirdin, mutlu ettin; gidişinle bizi üzdün, canımızı yaktın.<br />
<br />
Selam sana ki, kalpler sende yumuşar, günahlar azalır.<br />
<br />
Selam sana ki, şeytana karşı bize yardım eder, iyilik yollarını bizim için kolaylaştırırsın.<br />
<br />
Selam sana ki, cehennem ateşinden kurtulanlar sende çok olur; hürmetini gözeten saadete erişir.<br />
<br />
Selam sana ki, günahları silmekte, ayıpları örtmekte üstüne yok.<br />
<br />
Selam sana ki, suçlulara çok uzundun; inananların gönlünde pek heybetliydin.<br />
<br />
Selam sana ki, günler seninle rekabet edemez.<br />
<br />
Selam sana ki, her yönden esenlik olan bir aysın.<br />
<br />
Selam sana ki, birlikteliğin bıkkınlık getirmez; muaşeretin kınanmaz.<br />
<br />
Selam sana ki, bize bereket getirdin; bizden günahların kirini yıkayıp giderdin.<br />
<br />
Selam sana ki, seninle vedalaşmamız bıkkınlıktan, orucunu terketmemiz yorgunluktan değildir.<br />
<br />
Selam sana ki, vaktinden önce aranırsın; kaybetmeden önce üzüntün yaşanır.<br />
<br />
Selam sana ki, bereketinle birçok kötülük bizden uzaklaşır; birçok hayır bize ulaşır.<br />
<br />
Selam sana ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesine.<br />
<br />
Selam sana ki, dün sana pek düşkün iken yarın özleminle yanıp tutuşacağız.<br />
<br />
Selam sana ve artık mahrum kaldığımız faziletine; elimizden alınan geçmişteki bereketlerine.<br />
<br />
Allah ım! Biz, bu ayla şereflendirdiğin; bedbahtların, onun vaktini bilmeyip bedbahtlıkları yüzünden faziletinden mahrum kaldığı bir zamanda lütfunla ondaki ibadetlere muvaffak ettiğin, bu ayın ehli kullarınız. Onunla tanışmak için bizim seçilmemizin, ondaki ibadetlere hidayet edilmemizin velisi sensin. Hakkını ödeyemedikse de onda tuttuğumuz orucu, kıldığımız namazı, az da olsa yaptığımız iyilikleri senin yardımına borçluyuz.<br />
<br />
Allah ım, o halde kötülüğümüzü ikrar, ihmalkârlığımızı itiraf etmekle birlikte iyi işlerimizin övgüsü sana aittir. İçten gelen bir pişmanlık, gerçeği ifade eden bir mazeret bildirmekle katından, o ayda kaybettiğimiz faziletleri bizim için telafi etmeni diliyoruz. Allah ım, o ayda senin hakkını ödeyemediğimiz için bizi mazur gör; ömrümüzü önümüzdeki gelecek ramazana ulaştır. Ulaştırdıktan sonra da layık olduğun kulluğu sunmakta, o ayın hakkettiği itaati yerine getirmekte bize yardım et ve bizi zamanın aylarından bu iki ayda (bu ve gelecek ramazanda) hakkını ödeyebilecek iyi işlere muvaffak eyle.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayda işlediğimiz küçük ve büyük suçları, içine düştüğümüz günahları, bilerek veya unutkanlıkla kendimize yaptığımız zulümleri ya da başkalarına ettiğimiz hakaretleri bize bağışla; örtünü kaldırarak bizi rüsvay etme; bu ayda düşmanlarımızı halimize sevindirme; kınayanların dilini üzerimize uzun etme; tükenmeyen şefkatin, eksikliği olmayan lütfunla bu ayda bizden yadırgadığın şeylere keffaret olacak, onları bağışlatacak amellere muvaffak et bizi.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın gitmesiyle başımıza gelen musibeti telafi et; bayram ve iftar günümüzü bizim için mübarek eyle ve bu günü, geçirdiğimiz en hayırlı, affını en çok çekici, günahı en iyi silici gün kıl.<br />
<br />
Allah ım, bu ayın sıyrılmasıyla bizi de günahlarımızdan sıyır; onun çıkmasıyla bizi de kötülüklerimizden çıkar. Bizi onunla en çok mutlu olanlardan, onda payı en bol olanlardan ve ondan en fazla nasip alanlardan kıl.<br />
<br />
Allah ım, kim bu aya hakkıyla riayet ettiyse; hürmetini hakkıyla koruduysa, gerektiği gibi hükümlerini yerine getirdiyse, layık olduğu gibi günahlardan sakındıysa, hoşnutluğunu kazanacak, rahmetini cezbedecek bir amelle sana yaklaştıysa, kudretinle aynısını bize de nasip et; fazlınla onun kat kat fazlasını bize ver. Çünkü senin fazlın eksiksizdir; hazinelerin kesinlikle azalmaz; ihsanının kaynakları asla kurumaz ve bağışın minnetsiz, tertemiz bağıştır.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bize, kıyamet gününe kadar onu oruç tutanların, onda sana ibadet edenlerin tümüne vereceğin sevap kadar sevap yaz.<br />
<br />
Allah ım, mü minler için bayram ve sevinç günü, İslam ümmeti için toplanma, bir araya gelme günü kıldığın bu iftar günümüzde, işlediğimiz tüm günahlardan, geçmişteki tüm kötü işlerimizden, gönlümüzden geçen tüm kötü düşüncelerden, tekrar günaha dönme düşüncesi olmayan, bir daha hata yapmamaya azmeden biri olarak, şek ve şüpheden arınmış, halis bir tövbeyle tövbe edip sana yöneliyoruz. Bu tövbeyi bizden kabul buyur; bizden razı ol ve bizi bu hal üzre sabit kıl.<br />
<br />
Allah ım, içimizde cehennem azabına karşı öyle bir korku, cennet sevabına karşı öyle bir özlem meydana getir ki, tüm varlığımızla ibadetin tadını, günahın üzüntüsünü duyalım. Katında bizi, sevgini kazanan, itaate dönüşlerini kabul buyurduğun tövbe edenlerden kıl, ey adillerin adili.<br />
<br />
Allah ım, babalarımızı, annelerimizi ve şimdiye kadar gelip geçen, kıyamete kadar gelecek olan tüm dindaşlarımızı bağışla.<br />
<br />
Allah ım, mukarreb meleklerine salat ettiğin gibi peygamberimiz Muhammed ve âline salat eyle. Mürsel peygamberlere salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Salih kullarına salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Onların hepsine ettiğin salattan üstün bir salatla ona ve âline salat eyle. Öyle bir salat ki, bereketi bizi kuşatsın, faydası bize ulaşsın ve sayesinde duamız kabul olsun. Hiç kuşkusuz, sen, kapısına gelinen en kerim, kendisine güvenilen en yeterli ve ihsanı dilenilen en cömert zatsın; ve sen her şeye kadirsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ramazan Bayramı Namazını Kıldıktan Sonra Ayağa Kalkıp Kıbleye Yönelerek ve Cuma Günleri Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey, kulların acımadığı kimseye acıyan; ey, kentlerin kabul etmediği kimseyi kabul eden; ey, kendisine muhtaç olanları küçültmeyen; ey sürekli kendisinden bir şeyler isteyenleri nasipsiz bırakmayan; ey, kendisine doğru kılavuzluk edenleri reddetmeyen; ey, ithaf olunan küçük şeyi de kabul buyuran; ey, hoşnutluğunu kazanmak için yapılan az ameli de ödüllendiren; ey, az amele büyük karşılık veren; ey kendisine yaklaşana yaklaşan; ey kendisinden yüz çevireni kendisine doğru çağıran; ey nimeti değiştirmeyen, cezalandırmakta acele etmeyen; ey, iyiliği kat kat artıran, kötülüğü bağışlayıp ortadan kaldıran! Arzular, kereminin sonuna ulaşmadan hacetlerine kavuştu; dilek kapları bol bağışınla hemen doluverdi; sıfatlar, seni anlatamadan dağılıp gitti. Çünkü her yücenin üstünde en yüce yücelik ve her ululuğun üstünde en onurlu ululuk sana aittir. Her büyük, senin katında küçüktür; her onurlu, senin onurunun yanında hakirdir.<br />
<br />
Senden başkasına gidenler eli boş geri döndüler; senden başkasını arayanlar hüsrana uğradılar; senden başkasına konuk olanlar mahvolup gittiler ve senin fazlından nimet isteyenlerin dışında diğer nimet isteyenler kıtlığa duçar oldular.<br />
<br />
Kapın isteyenlerin yüzüne açık; ihsanın dileyenler için mubah; imdadın imdat isteyenlere yakındır. Sana ümidi olanların ümitleri boşa çıkmaz; ihsanını isteyenleri mahrum bırakmazsın; mağfiretini dileyenleri azabına duçar etmezsin.<br />
<br />
Sana karşı gelip muhalefet edenlerden rızkını esirgemezsin; seninle düşmanlık edenlere hilminle davranırsın; kötülük yapanlara iyilik yapmak âdetindir; haddi aşanlara mühlet vermek sünnetindir. O kadar mühlet verirsin ki, mühletine aldanarak, hakka geri dönmez, batıldan el çekmezler. Oysa sen, emrine dönmeleri için onlara mühlet verir; saltanatının sürekliliğine güvendiğin için onları hemen cezalandırmazsın. Sonuçta; saadet ehlinden olanları saadete kavuşturur, şekavet ehlinden olanları şekavetle baş başa bırakırsın. Hepsi de sonunda hükmüne dönecek, emrine boyun eğecektir. Uzun süre onlara mühlet verişin saltanatını gevşetmez; onları cezalandırmakta acele etmeyişin aleyhlerindeki açık kanıtını geçersiz kılmaz.<br />
<br />
Kanıtın dimdik ayaktadır, geçerliliğini kaybetmez. Saltanatın sabittir, zevali olmaz. O halde, sürekli azap, senden yüz çevirenindir; hor edici ümitsizlik, senden ümidini kesenindir ve en kötü bedbahtlık, müsamahana aldananındır. Böyle biri azabında ne de çok bocalayıp duracak; cezanı çekmesi ne de uzun sürecek; kurtuluşla arası ne de uzak, içinde bulunduğu durumdan çıkması ne de zor olacak! Bütün bunlar, adil yargınla, insafa dayalı hükmünle olacak, kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. Çünkü sen daha önce kanıtlarını sergilemiş, mazeretlere yer bırakmamışsın; cehennemden korkutmuş, cennete teşvik etmişsin; örnekler vermiş, kıssalar anlatmışsın; uzun süre mühlet vermiş, cezalandırmayı geciktirmişsin; oysa hemen cezalandırmaya kadirdin. Süre tanıman âcizlikten, mühlet vermen gevşeklikten, azap etmekten sakınman gafletten, beklemen iyi geçinme isteğinden değildir. Böyle yapıyorsun ki, kanıtın daha açık, keremin daha kâmil, ihsanın daha bol, nimetin daha eksiksiz olsun. Bu, şimdiye kadar böyle olmuş, böyle devam edecek.<br />
<br />
Kanıtın bütünüyle anlatılmaktan çok daha yüce; büyüklüğün künhüyle belirlenmekten çok daha yüksek; nimetin tamamıyla sayılmaktan çok daha fazla ve ihsanın en azının bile şükrü yerine getirilmekten çok daha büyüktür. Suskunluk, seni övme gücünü almış benden; çekingenlik, seni ululamaktan âciz kılmış beni. Yapabileceğim en fazla şey, Tanrım, aczimi itiraf etmektir. Bu yüzden kapına gelmiş, ihsanını dilenmekteyim.<br />
<br />
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve râz-u niyazımı işit; duamı kabul buyur; günümü başarısızlıkla sonuçlandırma; isteklerim hususunda reddetme beni; katından ayrılışıma ve tekrar sana dönüşüme değer ver. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yapmakta güçlük çekmez, istenenden âciz kalmazsın. Çünkü sen, her şeye kadirsin. Günahlardan sakınmamız, itaate güç bulmamız ancak yüce ve büyük Allah ın yardımıyladır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Arefe Günü Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Hamd, âlemlerin rabbi Allah ındır. Allah ım, hamd senindir; ey gökleri ve geri yaratan; ululuk ve ikram sahibi; rablerin Rabbi; her tapılanın Tanrısı; her yaratılanın yaratıcısı ve her şeyin varisi. Hiçbir şey O nun gibi değildir; hiçbir şeyin bilgisi O na gizli kalmaz; O her şeyi kuşatmış, her şey üzerinde gözeticidir.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Teksin, benzerin yok; birsin, eşin yok.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Cömertsin, cömertlik sana yakışır; ulusun, ululanmak senin hakkın; büyüksün, büyüklenmek sana ait.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yücesin; yüceden de yücesin. Cezalandırman pek şiddetlidir.<br />
<br />
Sensin Allah; Rahman sın, rahîmsin; ilim ve hikmet sahibisin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. İşitensin, görensin; kadîmsin, her şeyden haberin var.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. En kerim kerimsin; en sürekli süreklisin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Herkesten önce ilksin; her sayıdan sonra sonsun.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yüceliğinle birlikte yakınsın; yakınlığınla birlikte yücesin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Zarifsin, güzelsin; ululuk, büyüklük ve övgü sahibisin.<br />
<br />
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Nesneleri, aslı esası olmaksızın yarattın; şekillendirdiklerini örneksiz şekillendirdin; var ettiklerini birinin işine bakarak var etmedin.<br />
<br />
Sensin ki, her şey için bir ölçü koydun; her şeyi kolaylaştırdın ve her şeyi belli bir düzene soktun.<br />
<br />
Sensin ki, yaratmanda kimse sana yardım etmedi; işinde kimseye danışmadın; ne gözlemcin, ne benzerin olmamıştır.<br />
<br />
Sensin ki, irade ettin, irade ettiğin kesinleşti; yargıladın, yargın adalet üzere oldu; hükmettin, hükmün tam yerini buldu.<br />
<br />
Sensin ki, hiçbir mekân seni içine alamaz; saltanatın karşısında hiçbir sultan dayanamaz ve hiçbir kanıt ve açıklama seni susturamaz.<br />
<br />
Sensin ki, her şeyin sayısını bilirsin; her şey için bir son öngörmüşsün ve her şeyi belli bir ölçüyle yaratmışsın.<br />
<br />
Sensin ki, benliğin tahayyüllere sığamaz; düşünceler niteliğini derk edemez ve gözler bulunduğun yeri göremez.<br />
<br />
Sensin ki, sınırlandırılmazsın ki, sınırlı olasın; temessül etmemişsin ki, bulunasın; ve doğurmamışsın ki, doğrulmuş olasın.<br />
<br />
Sensin ki, karşıtın yok ki, sana karşı gelsin; dengin yok ki, sana üst olmaya yeltensin ve benzerin yok ki, seninle yarışmaya kalkışsın.<br />
<br />
Sensin başlayan, icat eden, oluşturan, yepyeni bir şey ortaya çıkaran ve yaptığını güzel yapan.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Şanın ne kadar yüce; yerin ne kadar yüksek ve hakkı batıldan ayırışın ne kadar net!<br />
<br />
Münezzehsin sen! Ne kadar da lütfu bol bir latifsin; ne kadar da merhametli bir şefkatlisin ve ne kadar da bilgili bir hikmet sahibisin!<br />
<br />
Münezzehsin sen! Ne de güçlü bir meliksin; ne de eli açık bir cömertsin ve ne de makamı yüksek bir makam sahibisin. Güzellik, büyüklük, ululuk ve övgü sahibisin sen.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Elini iyiliğe açmışsın; hidayet senin katından bilinmiştir. Seni din için de, dünya için de arayan bulur.<br />
<br />
Münezzehsin sen! İlminde geçen herkes sana boyun eğmiş; Arşının altında olan her şey büyüklüğünün karşısında küçüklüğünü itiraf etmiş ve tüm yaratıkların sana teslim olmuştur.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Sezilmez, duyulmaz, dokunulmazsın. Kimse sana hile yapamaz; seni azarlayıp kovamaz; seninle çekişemez; seninle yarışamaz; seninle tartışamaz; seni aldatamaz.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Yolun düz, emrin doğru ve sen ihtiyaçlar için başvurulan yegane dirisin.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Sözün hikmet, yargın son karar ve iraden kesindir.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Dilediğini kimse geri döndüremez; kelimelerini kimse değiştiremez.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Ey, ayetleri akılları durduran, gökleri meydana getiren, canları yaratan.<br />
<br />
Hamd senindir; sürekliliğinle sürecek bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; nimetinle devam edecek bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; ihsanına paralellik arz edecek bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; hoşnutluğunu artıracak bir hamd.<br />
<br />
Hamd senindir; bir hamd ki, her hamd edenin hamdiyle birlikte olsun ve hiçbir şükredenin şükrü ona ulaşmasın. Bir hamd ki, başkasına değil, yalnızca sana yaraşsın; onunla başkasına değil, yalnızca sana yaklaşılsın. Bir hamd ki, ilki (önceki nimetleri) sürdürsün; sonu (sonraki nimetleri) kalıcı kılsın. Bir hamd ki, gün geçtikçe kat kat artsın, durmadan çoğalsın. Bir hamd ki, koruyucu melekler onu sayamasın; yazıcı meleklerin kaydettiğinden çok çok fazla olsun. Bir hamd ki, yüce Arşına ve yüksek Kürsüne denk olsun. Bir hamd ki, sevabı katında tam olsun; mükâfatı her mükâfatı kapsasın. Bir hamd ki, dışı içiyle tutsun; içi samimiyet dolu olsun. Bir hamd ki, daha önce kimse öyle bir hamd etmemiş olsun; değerini senden başkası bilmesin. Bir hamd ki, sayısını çoğaltmaya çalışana yardımcı, hakkıyla yerine getirmek isteyene destekçi olsun. Bir hamd ki, yarattığın tüm hamdleri bir araya toplasın; daha sonra yaratacaklarını bir ipe dizsin. Bir hamd ki, sözüne ondan daha yakın bir hamd olmasın; onunla hamd edenden daha iyi hamd edici bulunmasın. Bir hamd ki, kereminle bolluğa sebep olsun, ihsanını kat kat artırsın. Bir hamd ki, büyüklüğüne, cömertliğine yakışsın; izzet ve celaline uygun olsun.<br />
<br />
Rabbim, soylular soylusu, seçkinler seçkini, değerliler değerlisi, mukarreb kulun Muhammed e ve Muhammed in âline salatlarının en üstünüyle salat eyle; bereketlerinin en kâmiliyle ona bereket ver; rahmetlerinin en yararlısıyla ona rahmet et.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, durmadan artsın; artışı ondan çok olan bir salat olmasın. Ona salat eyle; bir salat ki, sürekli büyüsün; ondan daha çok büyüyen bir salat olmasın. Ve, ona salat eyle; hoşnut olacak bir salat ki, onun üstünde bir salat olmasın.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onu hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ona salat eyle; bir salat ki seni hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ve ona salat eyle; bir salat ki, onun (Muhammed) için ondan başkasına razı olmaz, ondan (Muhammed) başkasını da ona ehil görmezsin.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, hoşnutluğundan öteye geçsin; varlığın devam ettikçe ardı arkası kesilmesin; kelimelerinin bitmediği gibi asla bitmesin.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki; meleklerinin, nebilerinin, resullerinin ve itaat edenlerinin salatlarını derleyip toplasın; cinlerden ve insanlardan davetine icabet eden kullarının salatlarını kapsasın; yarattığın tüm yaratık türlerinin salatlarını bir araya getirsin.<br />
<br />
Rabbim, ona ve âline salat eyle; bir salat ki, geçmiş gelecek tüm salatları kuşatsın. Ona ve âline salat eyle; senin ve herkesin beğeneceği bir salat ki, onunla birlikte diğer salatlar meydana getiresin; onu kaç katına katladıkça o salatları da öyle yapasın; günler geçtikçe onları senden başka kimsenin sayamayacağı bir şekilde kat kat artırasın.<br />
<br />
Rabbim, onun tertemiz Ehl-i Beytine de (ayrıca) salat eyle. Onlar ki, işin (insanları doğru yola hidayet etmek) için onları seçtin; onları ilminin bekçileri, dinin koruyucuları, yeryüzündeki halifelerin ve kullarının üzerindeki hüccetlerin kıldın. İradenle onları pislik ve kirden tam anlamıyla temizledin. Onları, sana ileten vesile, cennetine götüren yol kıldın.<br />
<br />
Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onlar hakkındaki bağışlarını ve onurlandırmanı artırsın; onlara olan ihsan ve nimetlerini tamamlasın; senden edinilecek kâr ve yararlardan nasiplerini bol etsin.<br />
<br />
Rabbim, ona (Muhammed) ve onlara (Ehl-i Beytine) salat eyle; bir salat ki, başlangıcının süresi, süresinin sonu, sonunun bitimi olmasın.<br />
<br />
Rabbim, Arşının ve onun altındakilerin ağırlığıca, göklerinin ve onların üstündekilerin tuttuğuca, yerlerinin ve onların altındakilerin sayısıca onlara salat eyle; bir salat ki, onları sana daha bir yakınlaştırsın; senin ve onların hoşnutluğuna vesile olsun ve benzeri salatlar hep devam etsin.<br />
<br />
Allah ım, sen her zamanda dinini, kulların için hakkın bayrağı ve şehirlerde hidayet ışığı olarak diktiğin bir imamla güçlendirmişsin. Onun ipini kendi ipine bağlamış; onu hoşnutluğuna ulaşma vesilesi kılmış; ona itaati farz etmiş; ona karşı gelmekten sakındırmış; onun emirlerini yerine getirmeyi, yasaklarına uymayı, ondan öne geçmemeyi, ondan geri kalmamayı emretmişsin. O, sığınanların koruyucusu, inananların sığınağı, tutunanların sağlam kulpu ve âlemlerin güzelliğidir.<br />
<br />
Allah ım, velin olan o imamı, kendisine verdiğin nimetlerin şükrünü yerine getirmeye muvaffak et. Bizi de aynı şeye muvaffak eyle. Ona, kendi katından yardımcı bir güç ver. Ona kolay bir fetih nasip et. En güçlü desteğinle ona yardım et. Gücünü artır; pazısını kuvvetlendir; onu sürekli gözet; koruman altında bulundur; meleklerinin yardımıyla onu başarıya ulaştır; her zaman galip olan ordunu ona yardıma sevket; onunla Kitabını, sınırlarını, yasalarını ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun Allah ım- sünnetlerini ayakta tut; dininin zalimlerce öldürülen nişanelerini dirilt; yolundaki zulüm paslarını, zorlukları gider; yolundan ayrılanları ortadan kaldır; dosdoğru yolunda eğrilik meydana getirmek isteyenleri mahv-u nabud eyle. Onu dostlarına karşı yumuşat; düşmanlarına karşı elini açık et; şefkatini, merhametini ve sevgisini halimize şamil eyle; bizi sözünü dinleyip itaat edenlerden, hoşnutluğunu kazanmaya çalışanlardan, yardımına koşanlardan, onu savunanlardan, bununla sana ve Resulüne -salavatın ona ve âline olsun Allah ım- yakınlaşmak isteyenlerden kıl.<br />
<br />
Allah ım, onların makamlarını itiraf eden, takip ettikleri yolu takip eden, izlerinde yürüyen, kulplarından yapışan, velayetlerine sarılan, imametlerini kabul eden, emirlerine teslim olan, var güçleriyle onlara itaat etmeye çalışan, (ferec) günlerini bekleyen ve gözlerini onlara diken dostlarına da, büyüyüp artan, bereket dolu salatlarla sabah akşam salat eyle. Ve selam eyle onlara ve ruhlarına. Onların işlerini takva üzere bir araya topla; durumlarını düzelt; tövbelerini kabul buyur. Hiç kuşkusuz, sen, pek merhametlisin, tövbeleri kabul edensin ve bağışlayanların en iyisisin. Bizi de rahmetinle esenlik yurdunda onlarla birlikte kıl, ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
Allah ım, bu, Arefe günüdür. Şerefli, değerli ve büyük bir gündür. Bu günde rahmetini yaymış, affını yaygınlaştırmış, bağışını çoğaltmış ve onunla kullarına lütufta bulunmuşsun.<br />
<br />
Allah ım, ben ise, senin o (naçiz) kulunum ki, daha yaratmadan önce ve de yarattıktan sonra ona nimet verdin; onu dinine ilettiğin, hakkını ödemeye muvaffak ettiğin, (sağlam) ipinle koruduğun, hizbine (grubuna) aldığın, dostlarını sevmeye, düşmanlarına düşman kesilmeye hidayet ettiğin kimselerden kıldın. Daha sonra ona emrettin, emrini tutmadı; sakındırdın, sakınmadı; karşı gelmemesini öğütledin, karşı geldi. Ancak bunları, sana inat ederek ve sana karşı büyüklük taslayarak yapmadı. Tutkusu onu bu işlere sürükledi; düşmanın ve düşmanı (olan şeytan) da bu hususta ona yardımcı oldu. Yasaklarını irtikâp ederken tehdit ve korkutmalarını bildiği halde, affını ümit edip bağışlamana güveniyordu. Oysa kendisine verdiğin nimetlerle o işleri yapmamaya en çok layık olan kullarındandı.<br />
<br />
Şimdiyse; hor, hakir, zelil, alçak ve azabından korkan biri olarak karşında durmuş, taşıdığım büyük günahları, işlediğim koca hataları itiraf ederek affına sığınıyor, rahmetini umuyorum. Kimsenin, beni senden koruyamayacağını, hakkımda verdiğin karara engel olamayacağını biliyorum.<br />
<br />
O halde, suçlulara döndüğün rahmetinle bana dön; ellerini sana doğru uzatanlara verdiğin affını bana ver ve sana ümidi olanlardan esirgemediğin mağfiretini benden esirgeme. Bu günde benim için bir nasip ayır ki, onunla hoşnutluğundan bir pay elde edeyim.<br />
<br />
Beni bu günde, sana kulluk sunan kullarının elde ettikleri şeylerden mahrum etme. Gerçi ben, onların sundukları iyi işleri sunmuş değilim ama, tevhidini sunmuş; zıddın, benzerin, ortağın olmaktan seni tenzih etmişim; emrettiğin kapılardan sana gelmiş, öyle bir vesileyle yakınlığını aramışım ki, kimse onun dışında başka bir vesileyle sana yaklaşamaz. Daha sonra bunu; tövbeyle sana dönüşüm, yüceliğin karşısında alçalıp küçülmem, hakkında iyi şeyler düşünmem ve katındakine güvenmem izlemiş; sana olan ümidim de -ki sana ümidi olup da ümidi boşa çıkan az olur- arkadan bunları desteklemiştir. Ve ben, böbürlenenlerin böbürlendiği gibi böbürlenerek, itaatleriyle övünenlerin övündüğü gibi övünerek, şefaat edenlerin şefaat edeceklerine güvenerek değil; hor, hakir, muhtaç, fakir, korkan, sığınak arayan biri olarak rahmetini dileniyorum. Bununla birlikte ben, azdan da az, alçaktan da alçak, zerre gibi veya zerreden de aşağıyım.<br />
<br />
Şimdi, ey kötü işler yapanları hemen cezalandırmayan; şımarık zenginlere hadlerini bildirmekte acele etmeyen; ey lütfuyla sürçenleri affeden, fazlıyla suçlulara mühlet veren (yüce Allah)! Ben de sürçmüş, hata etmiş, kötü işler yapmışım ve suçumu itiraf etmekteyim. Sana karşı cüretkâr davranmış, bilerek karşı gelmişim; kullarından gizletmeye çalıştığım kötülükleri senin gözünün önünde irtikâp etmişim. Kullarından korkmuş, senden yana kendimi güvencede hissetmişim. Kahrından çekinmemiş, şiddet göstereceğinden korkmamışım. Aslında, kendime karşı cinayet işlemiş, kendi belama düşmüşüm. Utanmam yok; uzun sürecek bir zilletle karşı karşıyayım.<br />
<br />
(Allah ım,) Mahlukatından seçtiğin, kendin için ayırdığın, yaratıklarından beğendiğin, işin için uygun bulduğun kimsenin (Muhammed Mustafa nın) hakkına ve ona itaati sana itaat, ona muhalefeti sana muhalefet, onu sevmeyi seni sevmek, ona düşmanlık etmeyi sana düşmanlık etmek olarak kabul ettiğin kimsenin (Hz. Ali nin) hakkına, bu günde beni, günahlardan sıyrılarak sana sığınan, tövbe ederek mağfiretini dileyen kimseyi bürüdüğün rahmetinle bürü; sana itaat edenlerin, katında kurb ve menzilet sahibi olanların işlerini idare ettiğin gibi benim de işlerimi idare et; ahdine vefa edip uğrunda zorluklara katlanan, hoşnutluğunu elde etmek için çalışıp çabalayan kimseye yettiğin gibi bana da yet.<br />
<br />
Huzurunda ihmalkâr davrandığım, sınırlarını aşıp hükümlerini çiğnediğim için beni hesaba çekme. Yanındaki hayrı benden esirgeyip nimetinin bana ulaşmasında seni ortak etmeyen (zengin) kimsenin yavaş yavaş helake doğru ilerlediği gibi beni yavaş yavaş helake doğru götürme.<br />
<br />
Gafillerin uykusundan, israfkârların uyuklamasından ve kendi haline terkedilenlerin esneyip durmasından beni uyandır. Kalbimi, tevazu ile sana itaat edenlerin, içtenlikle sana kulluk sunanların yaptığı şeylere yönelt; ihmalkârların düştüğü durumdan kurtar. Beni, senden uzaklaştıracak, senden alacağım payla arama girecek ve katında aradığım şeyden alıkoyacak şeylerden koru. Sana götüren hayırların yolunu, emrettiğin yönden hayırlarda yarışmayı ve istediğin gibi hayırlara düşkün olmayı benim için kolaylaştır.<br />
<br />
Azap vaadini hafife alanlarla birlikte beni helak etme. Gazabını talep edenlerle birlikte beni yok etme. Yollarından sapanlarla birlikte beni mahvetme. Saptırıcı fitnelerden, eğlendirici belalardan beni kurtar ve aniden yakalayıvermek üzere bana mühlet verme. Benimle beni saptıracak düşmanın, helak edecek tutkunun ve benliğimi bürüyecek hüsranın arasına gir. Gazabından sonra kendisinden razı olmayacağın kimseden yüz çevirdiğin gibi benden yüz çevirme. Sana olan ümidimi boşa çıkarıp da rahmetin hakkında ümitsizliğe düşürme beni. Sevginden kaynaklanan yükümlülüklerden gücümü aşanı bana yükleyip de zor durumda bırakma beni.<br />
<br />
Kendisinden hayır umulmayan, kendisine ihtiyaç duyulmayan ve bir daha dönüşü (tövbesi) olmayan kimse gibi beni elinden salıverme. Gözünden düşen, benliğini horluk bürüyen kimse gibi beni atma. Elimden tutarak alçalanların düştüğü duruma düşmekten, yoldan sapanların duçar olduğu korkuya duçar olmaktan, aldananların sürçtüğü yerlerde sürçmekten ve helak olanların düştüğü vartaya düşmekten koru beni. Köle ve cariyelerinin (kullarının) çeşitli sınıflarını müptela ettiğin şeylere karşı bağışıklık kazandır bana. Özen gösterdiğin, nimet verdiğin, hoşnut olduğun, övgüyle yaşattığın ve mutlu olarak öldürdüğün kimselerin ulaştığı yerlere ulaştır beni.<br />
<br />
İyilikleri yok edecek, bereketleri götürecek amellerden uzaklaştır beni. Çirkin kötülüklerden ve rüsvay edici günahlardan sakınmayı kalbime ilham eyle. Beni, ancak senin yardımınla elde edebileceğim şeyle uğraştırarak hoşnutluğunu kazanabileceğim şeylerden alıkoyma. Katındakinden mahrum eden, sana kavuşturacak vesileyi aramaya engel olan ve sana yakınlaşmayı unutturan alçak dünyanın sevgisini kalbimden sök at. Gece ve gündüz seninle baş başa kalıp râz-u niyaz etmeyi benim için süsle (bu işin güzelliğini benim için aşikâr eyle). Bana, beni azabından korkmaya yaklaştıracak, yasaklarını irtikâp etmekten alıkoyacak ve büyük günahların esaretinden kurtaracak bir koruyucu güç ver.<br />
<br />
Sana karşı gelme pisliğinden temizle beni; suçlar pasını gider benden; afiyet gömleğini eğnime giydir; bağışıklık ridasını üzerime çek; bol nimetlerinle beni bürü ve lütuf ve fazlını benim için aşikâr eyle. İşlerimi yoluna koyarak, yönümü doğrultarak bana yardımcı ol. Beni iyi niyetli olmaya, beğenilen sözler söylemeye ve güzel işler yapmaya muvaffak eyle.<br />
<br />
Senin güç ve kudretin olmaksızın hiçbir şey yapamayacağımdan beni kendi güç ve kudretimle baş başa bırakma. Huzuruna çıkmak için diriltileceğim gün beni utandırma; dostlarının önünde beni rüsvay etme. Seni anmayı unutturma bana; şükrünü giderme benden; yanlma zamanlarında, nimetlerine cahil olanlar gafletteyken, şükründen ayırma beni; verdiğin nimetlere karşı seni övmeyi, yaptığın iyilikleri itiraf etmeyi ilham et bana.<br />
<br />
Sana yalvarıp yakarmamı, yalvarıp yakaranların yakarmasından ve sana hamd etmemi, hamd edenlerin hamdinden üstün kıl. Sana ihtiyaç duyduğum zamanlarda beni yardımsız bırakma. (İyi olduğunu zannederek) Sana sunduğum amellerim sebebiyle beni helak etme. Sana inat edenleri, alınlarına vurarak geri çevirdiğin gibi beni geri çevirme. Çünkü ben, (onların aksine) sana teslim olmuş; elinde aleyhime kanıtlar olduğunu bildiğim halde lütufta bulunmaya daha layık, ihsan etmeye daha alışık, takva ve mağfiret ehli, affetmeye cezalandırmaktan daha layık ve (suçları) örtmeye (onları) açmaktan daha yakın olduğunu da biliyorum.<br />
<br />
Şu halde, bana; istediğimi elde edebileceğim, sevdiğime kavuşabileceğim, hoşlanmadığını yapmayacağım ve sakındırdığına yaklaşmayacağım tertemiz bir hayat ver. Ölümümü, nuru önünde ve sağında giden kimsenin ölümü gibi kıl. Senin önünde zelil, yaratıklarının yanında aziz kıl beni. Seninle baş başa kaldığım zaman beni alçalt; kullarının arasında yücelt. Beni, bana muhtaç olmayan kimseye muhtaç etme; sana muhtaçlığımı arttır. Beni, düşmanlarımı sevindirecek duruma düşmekten, belaya duçar olmaktan, zillet ve zahmetten koru. Benden bildiğin kötülükleri, hilmi olmasaydı yakalamaya gücü yeten, teennisi olmasaydı hemen cezalandırabilecek durumda olan biri gibi, rahmetinle ört.<br />
<br />
Bir kavme bir fitne veya bir kötülük dilediğin zaman, beni sana sığındığım için, ondan kurtar. Beni sahibi olduğun dünyada rüsvay etmediğin gibi, maliki olduğun ahirette de o duruma düşürme. Nimetlerinin evvellerini de, sonlarını da; yararlarının eskilerini de, yenilerini de bir arada bana ver. Yüreğimin taşlaşmasına sebep olacak bir mühlet verme bana. Güzelliğimi götürecek bir musibet indirme bana. Kadrimi küçültecek bir hakirliğe düşürme beni. Değerimin bilinmemesine sebep olacak bir eksiklik verme bana. Ümitsizliğe düşürecek, yüreğimi hoplatacak bir şekilde korkutma beni.<br />
<br />
Azap vaadinden korkmamı, mühlet vermen ve korkutmandan sakınmamı ve ayetlerini tilavet ederken titrememi sağla. Gecemi sana ibadet etmek için beni uyandırmakla, yalnızlığımı senin için teheccüd etmekle, tenhalığımı sana ünsiyet, ihtiyaçlarımı sana açmak, ateşten kurtuluşumu dilemek ve azabından sana sığınmakla mâmur kıl.<br />
<br />
Bir süreye (ölüm vaktine) kadar taşkınlığımda bocalayıp durmama, gaflet içerisinde sapıklığımı sürdürüp gitmeme müsaade etme. Beni, öğüt kabul edenler için öğüt, ibret alanlar için ibret ve bakanlar için fitne kılma. (Hilelerine karşı) Kendilerine hile yaptığın kimseler arasında bana hile yapma. Beni başkasıyla değiştirme; ismimde bir değişiklik yapma; bedenimi değişime uğratma. Beni, halkın gözünde gülünç bir duruma düşürme; kendin için alay konusu edinme; hoşnutluğundan başkasına uymaz ve senin için öç almaktan başka bir şey için zorluklara katlanmaz kıl.<br />
<br />
Affının serinliğini, rahmetinin, merhametinin, katından olan rahatlığın ve nimetlerle dolu cennetinin tatlılığını bana hissettir. Bol lütfunla tüm zamanımı senin sevdiğin şeye ayırmanın ve var gücümle beni sana yaklaştıracak şeyler için çalışmanın tadını tattır bana; ve bana, armağanlarından birini armağan et.<br />
<br />
Ticaretimi kârlı, dönüşümü zararsız kıl. Makamından korkut beni. Seninle görüşmeye müştak kıl beni. Küçük büyük, açık gizli hiçbir günah bırakmayacak halis bir tövbeyle bana dön (tövbemi kabul ederek tüm günahlarımı bağışla).<br />
<br />
Mü minlere karşı kin beslemeyi gönlümden sök at. Sana karşı mütevazı olanlara kalbimi şefkatli kıl. İyilere nasılsan bana da öyle ol. Takvalıların süsüyle süsle beni. Gelecekler arasında benim için doğru bir dil (güzel bir ad), sonlar arasında büyüyüp gelişen bir anı bırak ve beni ilklerle aynı sahada buluştur.<br />
<br />
Bol nimetlerini benim için tamamla. En değerli nimetlerini bana aşikâr eyle. Elimi yararlarınla doldur. En değerli bağışlarını bana doğru sevket. Seçkin kulların için süslediğin cennetlerinde beni temiz dostlarına komşu eyle. Dostların için hazırlanmış olan yüksek yerlerde kıymetli armağanlarınla beni bürü. Kendi katında benim için, güvenle sığınabileceğim bir sığınak, yerleşebileceğim ve gözümün aydınlanmasına sebep olacak bir mekân ver.<br />
<br />
Büyük suçlarıma kıyasla bana muamele etme. Her türlü şek ve şüpheyi benden gider. Hak yolda her rahmetten bir kapı aç yüzüme. Bağışlarından olan payımı bol, ihsan ve fazlından olan nasibimi çok eyle.<br />
<br />
Kalbimi katındakine güvenir kıl. Çabamı senin için olana ayır. Halis kullarına yaptırdığın şeyleri bana yaptır. Akıllar gaflette olduğu zaman kalbime sana itaat etmenin sevgisini içir.<br />
<br />
Zenginlik ve afifliği, refah ve sağlığı, rahatlık ve bolluğu, güven ve afiyeti benim için bir araya topla. İyi işlerimi, onlara karışmış olan günahlar sebebiyle boşa çıkarma. Yalnız kaldığım zamanları deneme dürtüleriyle harap etme. Âlemlerden kimseye ağız açtırmayarak yüzümün suyunu koru. Fasıkların yanında olanı istememe engel ol.<br />
<br />
Beni, zalimlerin destekçisi, Kitabını yok etmek üzere onların yardımcısı kılma. Bilmediğim bir yönden koruyucu bir kuşatmayla kuşat beni.<br />
<br />
Tövbe, rahmet, şefkat ve bol rızkının kapılarını benim için aç. Çünkü ben, sana yönelenlerdenim. Benim hakkımda nimet vermeni tamamla. Hiç kuşku yok, sen, nimet verenlerin en iyisisin.<br />
<br />
Ömrümün geri kalanını rızanı kazanmak için hac ve umrede geçirmemi kararlaştır, ey âlemlerin Rabbi.<br />
<br />
Allah, Muhammed e ve onun tertemiz âline salat eylesin. Ve, ebediyete kadar selam olsun ona (Muhammed e) ve onlara (âline).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kurban Bayramı ve Cuma Günleri Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Allah ım, bu, kutlu ve mübarek bir gündür. Yeryüzünün dört bir yanında müslümanlar bir araya toplanmış, biri rahmetini dilemekte, biri nimetini istemekte, biri ödülünü aramakta, biri azabından korkmakta. Ve sen, onların neye muhtaç olduğunu daha iyi bilirsin. Şu halde, cömertliğine, keremine ve isteğimin sana kolay oluşuna dayanarak senden, Muhammed ve âline salat etmeni istiyorum.<br />
<br />
Ey (yüce) Allah, ey Rabbimiz, mülk de, hamd da sana aittir; senden başka ilah yoktur; hilim ve kerem sahibisin; şefkatlisin, büyük nimetler verirsin; yücelik ve ikram sahibisin; gökleri ve yeri yaratansın. Senden istiyorum ki, inanan kullarının arasında bir hayır, bir afiyet, bir bereket, bir hidayet, itaatin yönünde bir amel veya onları sana doğru iletecek, katındaki derecelerini yükseltecek, dünya ve ahiret hayrına sebep olacak bir hayır paylaştırdığın zaman benim payımı çok, nasibimi bol edesin.<br />
<br />
Allah ım, mülk de, hamd da senindir; senden başka ilah yoktur; senden, yaratıklarının arasından seçip beğendiğin kulun, resulün ve habibin Muhammed e ve Muhammed in iyi, seçkin ve tertemiz âline, senden başka kimsenin sayamayacağı bir salatla salat etmeni, bizi bu günde seni çağıran salih kullarının arasına katmanı ve bizi de, onları da bağışlamanı istiyorum, ey âlemlerin Rabbi. Hiç kuşkusuz, sen, her şeye kadirsin.<br />
<br />
Allah ım, hacetimi sana getirmişim; fakirliğim, muhtaçlığım ve miskinliğimle sana gelmişim. Amelimden çok mağfiretine ve rahmetine güveniyorum. Mağfiretin ve rahmetin günahlarımdan daha geniştir. Şu halde, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve tüm ihtiyaçlarımı gider. Çünkü sen, buna kadirsin ve bu iş sana kolaydır; ben sana muhtacım, senin bana ihtiyacın yok. Kesinlikle senden başkasından bir hayra ulaşmış değilim; senden başka kimse kesinlikle benden bir kötülüğü defetmiş değil; ne ahiretim için, ne de dünyam için senden başkasını ummuyorum.<br />
<br />
Allah ım, kim, ihsanını ve bağışını umarak, bahşişini ve ödülünü temenni ederek bir mahluka gitmeye hazırlanırsa hazırlansın, ben, ey Mevlam, bu gün affını ve ihsanını umarak, bahşişini ve ödülünü temenni ederek sana gelmeye hazırlanmış bulunuyorum. Allah ım, şu halde, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve bu gün benim bu ümidimi boşa çıkarma; ey isteklerden dolayı zor durumda kalmayan, bağışta bulunmaktan dolayı hazinesi azalmayan (yüce Allah). Çünkü ben, daha önce yapmış olduğum iyi bir amele güvenerek ve Muhammed ve Ehl-i Beytinin -salavatın ve selamın ona ve onlara olsun- şefaatinin dışında herhangi bir mahlukun şefaatini umarak sana gelmiş değilim. Suçumu ve kendime kötülük ettiğimi ikrar ederek sana gelmişim; uzun süre büyük günahlarda direnmelerine rağmen günahkârları affetmene, rahmet ve mağfiretinle onlara dönmene sebep olan büyük affını umarak sana gelmişim. O halde, ey rahmeti geniş, affı büyük olan, ey büyük, ey büyük; ey kerim, ey kerim, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve rahmetinle bana dön; fazlınla bana lütufta bulun ve mağfiretinle beni huzura kavuştur.<br />
<br />
Allah ım, bu makam (bayram ve cuma namazı kıldırma makamı) senin halifelerin ve seçkin kullarına aittir. Emin kullarına özgü kıldığın bu yüksek makamı, zorla onların elinden aldırlar. (Kullarını imtihan etmek için) Bunu böyle takdir eden sensin; emrin yenilgiye uğramaz; kesin kazânın ötesine geçilmez; dilediğin şey, dilediğin gibi dilediğin yerde ve dilediğin zamanda gerçekleşir. Daha iyi bildiğin ve irade ettiğin bir işten dolayı yaratıkların tarafından suçlanmazsın. Durum öyle oldu ki, seçmiş olduğun halifelerin yenik düştüler; zulme uğradılar; hakları ellerinden alındı; hükmün değiştirildi; Kitabın uzaklara atıldı; farzların öngördüğün yönlerinden saptırıldı; Peygamberinin sünnetleri terkedildi.<br />
<br />
Allah ım, evvelden sona kadar onların düşmanlarına, düşmanlarının yaptıklarına razı olanlara, düşmanlarına uyanlara lanet eyle.<br />
<br />
Allah ım, seçkin kulların İbrahim ve âl-i İbrahim e olan salatların, bereketlerin ve selamların gibi, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen övgüye layıksın; büyüklük sahibisin. Onlar için mukadder buyurduğun kurtuluşu, esenliği, zaferi, iktidarı ve desteğini çabuklaştır.<br />
<br />
Allah ım, beni tehvid ehlinden, sana inanan, Resulünü ve itaatlerini farz ettiğin imamları doğrulayan, bunu uygulamaya geçiren kimselerden eyle; âmin ya Rabbe l-âlemin!<br />
<br />
Allah ım, gazabını hilminden başka bir şey defedemez; öfkeni affından başka bir şey geri çeviremez; azabını rahmetinden başka bir şey engelleyemez ve sana yalvarıp yakarmamdan başka bir şey de beni senden kurtaramaz. O halde, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve bize kendi katından, ey Tanrım, ölen kullarını dirilttiğin ve ölü şehirleri canlandırdığın kudretinle bir kurtuluş ver.<br />
<br />
Tanrım, bana icabet etmedikçe, duamı kabul buyurduğunu bana bildirmedikçe beni üzüntüden öldürme; ecelim gelip çatıncaya kadar sağlık tadını bana tattır; düşmanlarımı sevindirecek duruma düşürme beni; onları bana musallat etme.<br />
<br />
Tanrım, eğer sen beni yüceltecek olursan, artık kim beni alçaltabilir ! Ve eğer sen beni alçaltacak olursan, artık kim beni yüceltebilir ! Eğer sen bana değer verecek olursan, artık kim beni hor kılabilir ! Ve eğer sen beni hor kılacak olursan, artık kim bana değer verebilir ! Eğer sen bana azap edecek olursan, artık kim bana acır ! Eğer sen beni yok edecek olursan, artık kim sana engel olabilir, kim seni sorgulayabilir ! Ne var ki, senin hükmünde zulüm olmadığını, öç almakta acele etmediğini biliyorum. Çünkü, ancak elinden çıkacağından korkan acele eder; güçsüz olan zulme ihtiyaç duyar. Sen ise, ey Tanrım, bundan çok çok yücesin.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve beni belaların hedefi, intikamının konusu kılma; bana mühlet ver; üzüntümü gider; hatalarımdan vazgeç ve bela ardından belaya duçar eyleme. Çünkü ve beni korumana al. Bu gün öfkene karşı senden güven diliyorum güçsüzlüğümü, çaresizliğimi ve sana yalvarıp yakarmamı görüyorsun.<br />
<br />
Allah ım, bu gün gazabından sana sığınıyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni korumana al. Bu gün öfkene karşı senden güven diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana güven ver. Azabından kurtuluş istiyorum senden. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (azabından) kurtar. Senden hidayet istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (doğru yola) hidayet et. Senden başarı diliyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana başarı ver. Senden rahmetini diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetini benden esirgeme. Bana yetmeni istiyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana yet. Senden rızk istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana rızk ver. Senden yardım diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana yardım et. Senden, geçmiş günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni bağışla. Senden, beni (günahlardan) korumanı diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (günahlardan) koru. Sen dilersen, artık hoşlanmadığın hiçbir işe dönmeyeceğim.<br />
<br />
Ey Rabbim; ey Rabbim; ey çok şefkatli olan; ey büyük nimetler veren; ey celal ve ikram sahibi! Muhammed ve âline salat eyle ve senden istediğim, katında aradığım ve elde etmek için sana yöneldiğim tüm şeyleri bana ver. Onları benim için iste, mukadder et ve geçerli kıl. Onlardan benim için mukadder buyurduklarında bana hayır ve bereket ver. Onları vermekle bana lütufta bulun. Onlardan bana verdiklerinle beni mutlu eyle. Lütf-u kereminden ve indindekinin bolluğundan, istediğimden fazlasını ver bana. Çünkü sen, çok zengin, çok cömertsin.<br />
<br />
Bunların ardından da ahiretin daha iyi olan nimetlerini ver bana; ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
<br />
(Sonra dilediğin duayı eder ve Muhammed ve âline bin defa salavat getirirsin. İmam (k.s.) öyle yapıyordu.)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Düşmanların Hilelerinin Uzaklaştırılması ve Şerlerinin Geri Çevrilmesi İstemiyle İlgili Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Rabbim, Sen bana doğru yolu gösterdin; ben boş şeylerle uğraştım. Sen, bana öğüt verdin; ben taş yürekli oldum. Sen, bana güzel nimetler verdin; ben sana karşı geldim. Sonra da, beni gaflet uykusundan uyandırdığın zaman çağrını duyup bağışlamanı diledim; bağışladın. Tekrar kötü işlerime geri dönünce de beni rüsvay etmedin. Şu halde, hamd sana özgüdür, ey Tanrım.<br />
<br />
Pervasızca kendimi helak vadilerine attım; yokluk yollarına girdim. O vadilerde kahrınla ve o yollara girmekle cezalandırmanla karşılaştım. Beni sana yaklaştıracak tek şey, tevessül edebileceğim tek vesile ise, tevhid inancım ve hiçbir şeyi sana ortak koşmamış, seninle birlikte bir ilah edinmemiş olmamdır. Benliğimle sana kaçmış bulunuyorum. Çünkü günahkârın kaçacak yeri, nasibini zayi edip de iltica peşinde olanın sığınağı sensin.<br />
<br />
Nice düşmanlar, düşmanlık kılıcını üzerime çekmiş, bana karşı bıçağının ağzını bilemiş, keskin tarafını benim için inceltmiş, öldürücü zehirlerini benim için hazırlamış, hedeften sapmayan oklarını bana doğru yöneltmiş, gözünü benden ayırmayarak bana bir kötülük dokundurmak ve acısını tattırmak için fırsat kollamıştır. Ama sen, benim bunlara dayanamayacağımı, benimle savaşmaya niyetlenenlerle baş edemeyeceğimi, bana kötülük etmek isteyenlerin çokluğu karşısındaki yalnızlığımı, aklım ermediği yerlerde bana pusu kurduklarını görünce, ey Rabbim, bana yardım etmeye başlamış; gücünle beni desteklemiş, düşmanımın keskin kılıcını köreltmiş; kalabalık bir topluluğu varken onu yalnız bırakmış; beni ona üst etmiş ve beni hedef alan oklarını kendisine geri çevirmiş; böylece, öfkesi yatışmamış, kini dinmemiş ve neye uğradığının şaşkınlığı içinde parmaklarını ısırarak geriye dönünce de ordusunu arkasında bulamamış bir halde onu benden defetmişsin.<br />
<br />
Nice zalimler, bana entrikalar hazırlamış, tuzaklar kurmuş, sürekli beni denetlemiş, yırtıcı hayvanın pusuya yatıp avını yakalamak için münasip bir fırsat kollaması gibi pusumda yatmış, yüzüme güldüğü halde bakışlarıyla beni devirmek istemiştir. Ama sen, ey Rabbim, ne kadar yüce ve kutlusun, onun içinin hainliğini ve gizlediği şeyin çirkinliğini görünce, kazdığı çukura tepe takla kendisini düşürmüşsün; taşkınlığından sonra zelil bir halde, beni içinde görmek istediği tuzak ilmiğinde kendisini bulmuştur. Oysa senin rahmetin olmasaydı, onun başına gelen neredeyse benim başıma gelecekti.<br />
<br />
Nice hasetçiler, beni çekemediğinden tükürüğünü yutamaz hale gelmiş; tükürüğü bir düğüm gibi boğazını tıkamış; bana olan öfkesi bir kemik gibi boğazına takılıp kalmış; keskin diliyle beni incitmiş; kendinde olan ayıplarla beni suçlayarak bana olan kinini açığa vurmuş; iftira oklarıyla haysiyetimi hedef almış; kendi zaaflarını bana isnat etmiş; hilesiyle bana kin beslemiş ve beni aldatmak istemiştir. Ama imdadını umarak, hemen icabet edeceğine güvenerek, rahmetinin gölgesine sığınanın yenilgiye uğramayacağını, desteğini arkasına alanın korkusu olmayacağını bilerek seni çağırınca, ey Rabbim, kudretinle beni onun şerrinden korumuşsun.<br />
<br />
Nice felaket yüklü bulutları benden uzaklaştırmış; nimet yüklü bulutları üzerime yağdırmış; rahmet ırmaklarını akıtmış; sağlık elbiselerini giydirmiş; musibetlerin gözünü kör etmiş (kaynağını kurutmuş) ve üzüntü perdelerini kaldırmışsın.<br />
<br />
Nice iyi zanları gerçekleştirmiş; ihtiyaçları gidermiş; düşenleri kaldırmış ve fakirlikleri zenginliğe dönüştürmüşsün.<br />
<br />
Bütün bunlar, senin lütfun ve ihsanınla olmuştur. Oysa ben, tüm bu durumlarda sana karşı gelmek istemişim. Fakat bu kötü halim, ihsanını tamamlamana engel olmamıştır. Ve bunca ihsanın, beni gazabına sebep olan şeyleri irtikâp etmekten vazgeçirmemiştir. Ancak sen, yaptıklarından dolayı sorgulanmazsın.<br />
<br />
Yüceliğine andolsun ki, senden bir şey istenildiği zaman vermişsin; istenilmediği zaman da kendin başlamışsın ve lütfun umulduğu zaman cimrilik yapmamışsın. Çünkü sen, ey Mevlam, ihsan, ikram, lütufta bulunmak ve nimet vermekten başka bir şey istemezsin. Ben ise, hep haramlarına düşmüş, sınırlarını aşmış ve azap vaadinden gaflet etmişim. Şu halde, hamd sana mahsustur, ey Tanrım, ey yenilmeyen güçlü ve acele etmeyen mühlet verici.<br />
<br />
Bu; nimetlerin bolluğunu itiraf eden, onları kendi kusuruyla karşılaştıran ve kendisi hakkında (ömrünü) zayi etme tanıklığında bulunan kimsenin durumudur.<br />
<br />
Allah ım, ben, Muhammed in yüce hakikatini ve Ali nin parlak gerçekliğini vesile edinerek sana yakınlık arıyorum; onları vasıta ederek şu ve şu kötülükten sana sığınıyorum. Zira zenginliğin karşısında bu iş sana zor değil; kudretin karşısında seni güçlüğe düşürmez. Çünkü sen, her şeye kadirsin.<br />
<br />
Şu halde, ey Rabbim, rahmetin ve tevfikinin devam etmesi sayesinde bana, rızvanına doğru ağacağım ve cezandan korunacağım bir vesile ver; ey merhametlilerin en merhametlisi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Korkma Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
Allah´ım, sen beni eksiksiz-özürsüz yarattın; çocuktum, büyüttün ve yeterli miktarda rızk verdin.<br />
<br />
Allah ım, ben, indirdiğin ve kendisiyle kullarını müjdelediğin Kitabında şöyle buyurduğunu gördüm: Ey, kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım, Allah ın rahmetinden ümit kesmeyin. Kuşkusuz, Allah bütün günahları bağışlar. (Zümer/53)<br />
<br />
(Allah ım,) Geçmişte benden vuku bulan kötülükleri biliyorsun, hem de benden daha iyi. Amel defterimde aleyhimde sıralanan suçlardan dolayı yazıklar olsun bana! Eğer her şeyi kapsayan affının halime şamil olacağını umduğum yerler olmasaydı, (ümitsizlikten) helak olup giderdim. Eğer kulun, Rabbinden kaçması mümkün olsaydı, senden kaçmaya en layık olan ben idim. Yeryüzünde ve gökte hiçbir şey sana gizli olmamakla birlikte, (kıyamet günü) tüm gizlilikleri açığa vuracaksın. Karşılık verici olarak sen yeterlisin; hesap görücü olarak sen kâfisin. Allah ım, eğer kaçarsam beni bulursun; eğer firar edersem beni yakalarsın. O halde, işte mütevazı, zelil ve hakir biri olarak önünde durmuş bulunuyorum. Eğer cezalandırırsan, bunu hakketmişimdir ve adaletin bunu gerektirmektedir, ey Rabbim. Eğer affedersen, (buna da şaşmam; çünkü) eskiden de hep beni affetmiş; bağışıklık elbisesi giydirmişsin.<br />
<br />
Allah ım, şu halde, saklı isimlerin ve perdelerin örttüğü güzelliğin hürmetine senden, bu tahammülsüz cana ve bu güçsüz bedene acımanı istiyorum. Güneş sıcağına dayanamayan bu zayıf beden, cehennem ateşine nasıl dayanabilir ! Yıldırım sesini duymaya tahammülü olmayan, gazabının sesine nasıl tahammül edebilir ! Allah ım, o halde bana acı. Çünkü ben, hakir ve değersiz bir adamım. Benim azaba çarptırılmam, zerre kadar olsun saltanatını arttıracak değil. Şayet bana azap edilmekle saltanatın artacak olsaydı, azaba karşı sabır dilerdim senden ve böyle bir şey senin olsun isterdim. Fakat, saltanat ve mülkün, itaat edenlerin itaatiyle artacak, günahkârların günahıyla azalacak olmaktan çok daha büyük, çok daha kalıcıdır, Allah ım. O halde, ey merhametlilerin en merhametlisi, bana rahmeyle; ey celal ve ikram sahibi benden vazgeç ve tövbemi kabul buyur. Hiç kuşku yok, sen, tövbeyi kabul edensin, rahîmsin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´a Yalvarıp Yakarma ve Boyun Eğme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Rabbim, bana olan ihsanının güzelliği, nimetlerinin bolluğu, bağışlarının çokluğu karşısında ve benden esirgemediğin rahmetin, bana tamamladığın nimetin için sana hamd ederim. Çünkü hamde layıksın sen. Gerçekten de şükründen âciz olduğum nimetler vermişsin bana. Eğer senin ihsanın ve bol nimetlerin olmasaydı, nasibimi elde edemez, kendimi düzeltemezdim. Ne var ki, ben istemeden sen ihsanda bulundun; tüm işlerde bana yeterlilik verdin; tahammülü zor belaları benden uzaklaştırdın ve sakınılan kaderi başıma getirmedin.<br />
<br />
Tanrım, nice zor belaları benden uzaklaştırdın; nice bol nimetlerle gözümü aydınlattın ve nice büyük iyilikler ettin bana! Çaresiz kaldığımda çağrıma icabet ettin; ayağım sürçtüğünde hatamdan geçtin ve düşmanlardan hakkımı aldın!<br />
<br />
Rabbim , senden bir şey istediğimde cimri bulmadım seni; seni irade ettiğimde çekingen görmedim seni. Tam tersine, seni, duamı işitici, istediklerimi verici olarak buldum. Her halimde ve her anımda nimetlerini bol buldum. Şu halde sen, benim yanımda övülmüş birisin; ihsanın da pek makbul, pek güzeldir.<br />
<br />
Canım, dilim ve aklım, hamdin hakkını ödeyecek, şükrün hakikatine ulaşacak, seni benden son derece razı edecek bir hamd ile sana hamd etmektedir. Şu halde, gazabından kurtar beni.<br />
<br />
Ey, farklı görüşler beni yorgun düşürdüğü zaman sığınacak kale m! Ey, hatamdam geçen (şefkatli Rabbim)! Eğer ayıplarımı örtmeseydin, rezil olurdum. Ey yardımıyla beni destekleyen! Eğer senin yardımın olmasaydı, yenik düşerdim. Ey, padişahların, kendisi için boyunlarına zillet boyunduruğu koyduğu, galebesinden korktuğu kimse! Ey takva ehli ve ey güzel isimler sahibi! Senden, beni affetmeni ve beni bağışlamanı istiyorum. Zira ne suçum için bir mazeret gösterebilirim; ne galip olacak güce sahibim; ne de kaçacak bir yerim var. Senden, hatalarımdan geçmeni, beni mahveden ve beni kuşatıp helak eden günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Rabbim, o günahlardan tövbe ederek sana kaçmış bulunuyorum. O halde, tövbemi kabul buyur. Onlardan sana sığınıyorum; sığınma talebimi kabul et. Senden yardım istiyorum; yardımsız bırakma beni. Rahmetini dileniyorum; esirgeme benden. İpine sarılmışım; başkasına teslim etme beni. Seni çağırıyorum; eli boş geri çevirme beni.<br />
<br />
Rabbim; miskin, düşkün, korkan, yoksul ve çaresiz biri olarak seni çağırıyorum.<br />
<br />
Rabbim, dostlarına vaad ettiğin şeylere doğru koşmadaki zaafımı, düşmanlarını korkuttuğun şeylerden kaçınmadaki güçsüzlüğümü, üzüntülerimin çokluğunu ve tutkularımın dürtüsünü sana şikâyet ediyorum.<br />
<br />
Rabbim , batınımın kötülüğünden dolayı beni rüsvay etmedin; günahlarımdan dolayı beni helak etmedin. Sen beni çağırdığında ağır davranmama rağmen, ben seni çağırdığımda hemen icabet ediyorsun. Dilediğim zaman ihtiyaçlarımı senden isteyebiliyorum. Nerede olursam olayım sırrımı sana açabiliyorum. Bu yüzden, senden başkasını çağırmam; senden başkasına ümit bağlamam. Lebbeyke lebbeyk! (Davetine icabet ettim, emrindeyim!) Sana şikâyette bulunanı duyarsın; sana güvenene yetersin; ipine sarılanı kurtarırsın ve sana sığınanın üzüntüsünü giderirsin.<br />
<br />
Rabbim, şu halde, şükrümün azlığından dolayı beni ahiret ve dünya hayrından mahrum etme ve bildiğin günahlarımı bağışla. Eğer bana azap etsen, (bunu hakketmişim; çünkü) ben, ömrünü zayi eden, günahkâr, suçlu, ihmalkâr, nasibinden gaflet eden bir zalimim. Bağışlarsan da, sen, acıyanların en merhametlisisin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Haceti Israrla Allah´tan İsteme Hakkındaki Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey, ne yerde ve ne de gökte kendisine hiçbir şey gizli kalmayan Allah! Ey Tanrım, kendi yarattığın şey nasıl sana gizli kalabilir ! Kendi yaptığın şeyi nasıl bilmezsin ! Kendi yönettiğin şey nasıl senden gizlenebilir ! Hayatı senin rızkına bağlı olan, nasıl senden kaçabilir ! Senin mülkünden başka gidecek bir yeri olmayan, nasıl senden kurtulabilir !<br />
<br />
(Her türlü eksiklikten) Münezzehsin sen! Yaratıklarının senden en çok korkanı, seni en iyi tanıyanıdır; sana karşı en mütevazı olanı sana en çok itaat edenidir ve katında en değersiz (hor) olanı, senin rızkını yiyip senden başkasına ibadet edenidir.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Sana ortak koşan ve resullerini yalanlayan, saltanatından bir şey eksiltemez. Yargından hoşlanmayan, emrini geri çeviremez. Kudretini yalanlayan, kendini senden koruyamaz. Senden başkasına ibadet eden, senin elinden çıkmış sayılmaz. Ve, seninle karşılaşmak istemeyen, dünyada ebedi yaşatılmaz.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Makamın ne de büyük; saltanatın ne de galip; gücün ne de şiddetli ve emrin ne de geçerlidir!<br />
<br />
Münezzehsin sen! Bütün yaratıklarına ölümü yazdın; seni birleyene de, seni inkâr edene de. Herkes ölümü tadacak, herkes sana dönecektir. Ne kadar kutlu, ne kadar yücesin sen. Senden başka ilah yoktur; teksin, ortağın bulunmamaktadır. Sana inanmış, elçilerini doğrulamış, Kitabını kabullenmiş, senin dışında her mâbudu inkâr etmiş ve senden başkasına ibadet edenlerden uzak olduğumu haykırmışım.<br />
<br />
Allah ım, ben her zaman amelimi az bularak, günahımı itiraf ederek ve hatalarımı kabullenerek sabahlayıp akşamlamaktayım. Kendi aleyhimde haddi aşıp ölçüyü taşırmam, beni hor kıldı; amelim beni helak etti; tutkularım beni alçalttı ve şehvetlerim (nefsanî isteklerim) beni (her hayırdan) mahrum bıraktı.<br />
<br />
Şu halde, ey Mevlam; uzun arzulara takılarak nefsi boş şeylerle uğraşan; damarlarının atmayışından bedeni gaflet içinde bulunan; nimetlerinin çokluğundan kalbi azmış olan; döneceği yer (ahiret) hakkındaki düşüncesi pek sığ olan; arzularına yenik düşmüş; tutkularına uyarak azmış; dünyanın sultası altına girmiş; ölümün gölgesini üzerinde hissetmiş; günahları çok olan; hatalarını itiraf eden; senden başka Rabbi, senin dışında velisi olmayan ve kendisini senden kurtaracak biri bulunmadığının, senden ancak sana kaçabileceyiğinin bilincinde olan biri olarak senden rahmetini dileniyorum.<br />
<br />
Rabbim, bütün yaratıklarına farz olan hakkın; Resulüne, seni onunla tesbih etmesini emrettiğin büyük ismin ve eskimeyen, değişmeyen ve fani olmayan Kerîm Zâtının yüceliği hürmetine, senden, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat etmeni ve ibadetinle beni her şeyden müstağni kılmanı, korkunla dünya sevgisini benden gidermeni ve rahmetinle beni bol bağışlarına geri döndürmeni istiyorum.<br />
<br />
Sana kaçıyor, senden korkuyor, senden medet bekliyor, seni çağırıyor, sana sığınıyor, sana güveniyor, senden yardım istiyor, sana inanıyor, seni vekil ediniyor ve senin lütf-u keremine itimad ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yüce Allah´a Boyun Eğmekle İlgili Duası</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Rabbim; günahlarım beni susturmuş, konuşamaz olmuşum. Hüccetim (mazeretim) yok çünkü. Kendi belamın esiri, amelimin rehini olmuşum. Hatalarım arasında bocalayıp durmaktayım; yolumu şaşırmış, ne yapacağımı bilmiyorum. Bulunduğum yer; hor ve zelil günahkârların, sana cüret eden bedbahtların ve vaadini küçümseyen yazıkların yeridir.<br />
<br />
Münezzehsin sen! Hangi cüretle sana karşı geldim ! Neye aldanarak kendimi tehlikeye attım !<br />
<br />
Ey Mevlam, sürçüp yüz üstü yere yığılmama ve ayağımın kaymasına acı. Hilminle cahilliğimi, ihsanınla kötülüğümü bağışla. Çünkü ben günahımı ikrar, hatamı itiraf etmekteyim. İşte elim ve işte perçemim! Yaptıklarımdan dolayı kısas edilmeye hazırım! Fakat sen, yaşlılığıma, günlerimin bitmesine, ecelimin yaklaşmasına, güçsüzlüğüme, düşkünlüğüme ve çaresizliğime acı.<br />
<br />
Ey Mevlam, dünyadan eserim kesildiği, yaratıklar arasında anım silindiği ve unutulanlar gibi unutulup gittiğim zaman bana acı.<br />
<br />
Ey Mevlam, cismim eskidiği, uzuvlarım dağıldığı, eklemlerim birbirinden ayrıldığı zaman çehrem ve durumum değiştiğinde bana acı. Yazıklar olsun bana, ne de gaflet içindeyim! Başıma neler gelecek neler!<br />
<br />
Ey Mevlam, kabirden çıkartılıp diriltileceğim gün bana acı; o gün beni dostlarınla mahşur eyle; sevdiklerinin içine kat ve (rahmetinin) komşuluğunda yer ver bana, ey âlemlerin Rabbi.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allah´tan Üzüntülerini Gidermesini İstediği Zaman Okuduğu Dua</span><br />
<br />
<br />
İmam Zeynelabidin (k.s.) :<br />
<br />
<br />
Ey üzüntüleri gideren, kederlere son veren; ey dünyada da, ahirette de Rahman ve Rahîm olan; Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve benim üzüntümü gider, kederime son ver.<br />
<br />
Ey bir; ey tek; ey samed (ihtiyaçlar için başvurulan mutlak gani); ey doğurmamış, doğmamış ve dengi olmayan (yüce Allah)! Beni koru, temizle ve üzüntümü gider.<br />
<br />
(Bu arada Ayete l-Kürsi ile Nâs, Felak ve İhlas surelerini okuyup sonra şöyle de<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
Allah ım, ben; oldukça muhtaç, gücü az, günahları çok ve senden başka ihtiyacını giderecek, güçsüzlüğünü güçlendirecek ve günahlarını bağışlayacak birini tanımayan biri olarak senden rahmetini dileniyorum.<br />
<br />
Ey celal ve ikram sahibi, senden; yapanını sevdiğin bir amel ve emrinin geçerliliği hususunda gerçek yakine sebep olacak bir yakin istiyorum.<br />
<br />
Allah ım, Muhammed ve âl-i Muhammed e salat eyle ve canımı doğruluk üzere al; dünyadan ihtiyacımı kes (dünyaya ihtiyacım kalmasın); katındakini arzu etmeye ve sana kavuşmaya müştak kıl beni ve gerçek anlamda sana güvenmeyi nasip et bana.<br />
<br />
(Allah ım,) Bu güne kadar yazılmış (mukadder edilmiş) olan en iyi şeyi senden istiyorum ve bu güne kadar yazılmış olan en kötü şeyden sana sığınıyorum. Senden; sana kulluk sunanların korkusunu, yüceliğinin önünde alçalanların ibadetini, sana güvenenlerin (tevekkül edenlerin) yakinini ve sana inananların güvenini (tevekkülünü) istiyorum.<br />
<br />
Allah ım, dileklerime olan rağbetimi, dostlarının dileklerine olan rağbeti gibi; korkumu da dostlarının korkusu gibi kıl. Hoşnutluğun doğrultusunda beni öyle bir amele muvaffak et ki, artık yaratıklarından herhangi birisinin korkusuyla dininden hiçbir şeyi terketmeyeyim.<br />
<br />
Allah ım, işte benim isteklerim! Onlara karşı içimde büyük bir rağbet oluştur; onlardan dolayı beni mazur gör; onları istemek için ileri süreceğim delilleri bana ilham et ve o isteklerde bedenime bağışıklık ver (onlara layık olduğumu sınamak için bedenimi musibetlere duçar etme).<br />
<br />
Allah ım, kim senden başkasına güveni veya ümidi olarak sabahlarsa sabahlasın, ben, tüm işlerde sana güvenerek ve sana ümidim olarak sabahlamışımdır. Şu halde, işlerin sonuç bakımından en iyi olanını benim hakkımda mukadder eyle ve rahmetinle beni saptırıcı fitnelerden kurtar; ey rahmedenlerin en merhametlisi!<br />
<br />
Allah, Efendimiz olan elçisi Muhammed Mustafa ya ve onun tertemiz âline salat etsin.</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>