<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dini Forum - istek ve Hacet Duaları]]></title>
		<link>https://dini-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dini Forum - https://dini-forum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 10:18:10 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Dinimizde Sakal bırakmanın Önemi ve kesmenin hükmü nedir? Sakal Duası Arapca Türkce]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2566</link>
			<pubDate>Sat, 11 Jan 2025 13:35:49 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2566</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2091" target="_blank" title="">Sakal-Duası-Arapçası.jpg</a> (Dosya Boyutu: 212.53 KB / İndirme Sayısı: 71)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinimizde Sakal bırakmanın Önemi ve kesmenin hükmü nedir? Sakal Duası Arapca Türkce</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sakal Nedir?</span></span><br />
<br />
Sakal, yetişkin erkeklerin yanak, çene ve yüzün alt kısmında çıkan kıllardır. Peygamber Efendimiz (s. a. v.), diğer peygamberler (A. S.) ve bütün sahabeyi kiram sakallı idiler. Peygamber Efendimiz (s. a. v.) sakallı olduğundan, erkekler için sakalı kesmemek ve bırakmak sünnettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dinimizde Sakalın Önemi</span></span><br />
<br />
Hz. Aişe tarafından nakledilen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, sakalı salıvermek, misvak ile ağızı ve dişleri temizlemek, su ile burnu temizlemek, tırnakları kesmek, kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak, koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek, necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud, Tahare, 29; Nesâî, Zine, 1).<br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte ise: "Bıyıkları çok kısaltın, sakalları ise bırakın. " buyurulmuştur (Buhari, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Alimlerin Sakal Hakkındaki Görüşleri</span></span><br />
<br />
Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı tıraş etmek konusunda âlimler farklı kanaatlere varmışlardır. Bu âlimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur; kimisine göre de müstehaptır.<br />
<br />
    Sakal bırakmak farz, kesmek ise haram görüşü; alimlerin cumhuruna (çoğunluğuna) aittir.<br />
    Sakal bırakmak sünnet, tıraş etmek ise mekruhtur görüşü; Şafiî mezhebinden İmam Nevevi, Râzi, Gazzali, Şeyh Zekeriyya el-Ensari, İbn-i Hacer, Remli, Hatib, Şirbini gibi alimlere aittir.<br />
    Sakal bırakmak müstehap (sünnet-i zevaid), tıraş etmek ise mubahtır görüşü; Mahmud Şeltut ve Muhammed Ebu Zehra gibi zamanımızın alimlerine aittir.<br />
<br />
Soru: Selamun Aleykum. Uzayan sakalı okutmak var mıdır?<br />
<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span>: Ve Aleykum Selam. Sakalı uzatmak, farzdır/vaciptir! Sakalı kesmek ise haramdır! Sakal uzadığı zaman da okunması diye bir şey yoktur! Allah-u Teâlâ, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bıyığını kısaltmayı ve sakalını da uzatmayı emretmiştir!<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Rabbim bana bıyığımı kısaltmamı ve sakalımı da uzatmamı emretti!”<br />
<br />
İbni Sa’d 1/449, 450, Said bin Mansur Musannef 172, 173, İbni Kesir el-Bidaye 4/264<br />
Bıyığı Kısaltıp Sakalları Uzatmak Farzdır/Vaciptir!<br />
<br />
Mücahid veya Muvahhid yada Mü’min olduğunu iddia eden bir kişi, bulunduğu topluluğa uyarak veya kamufle olmak için ne sakalını kısaltır ne de keser! Çünkü sakal, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetinin farz olan kısmındandır! Sakal bize emrolunmuştur! Bizimde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in emrettiği şeye uymamız farzdır/vaciptir!<br />
<br />
(1) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
</span><br />
<br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Rasul size neyi verdiyse onu alın! Sizi neden sakındırdıysa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun! Şüphesiz ki, Allah cezası pek şiddetli olandır!”<br />
<br />
Haşr Suresi 7<br />
<br />
(2) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“De ki; Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”<br />
<br />
Âl-i İmran Suresi 31<br />
<br />
(3) Bıyıkları uzun ve sakalları tıraşlı bir Mecusi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Böyle yapmanı (yani sakallarını kazıyıp bıyıklarını uzatmanı) sana kim emretti!?”<br />
<br />
O Mecusi de Kisra’yı kastederek Rabbim, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Lakin benim Rabbim de, bana bıyıkları kısaltmamı ve sakalları salıvermemi/uzatmamı emretti!”<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sakalın önemini ve Rabbimizin bir emri olduğunu belirtmiştir!<br />
<br />
İbni Sa’d 1/449, Said bin Mansur Musannef 172, İbni Kesir el-Bidaye 4/264, Ebu Nuaym Delâil 1/349, İbnu’l-Cevzi el-Vefa 2/460, Tarihu’t-Taberi 2/654, Suyuti Durru’l-Mensur 1/276, Suyuti Esbabı Vurud 213, İbni Hacer Metalibu’l-Aliye 2206<br />
<br />
(4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">جُزُّوا الشَّوَارِبَ، وَأَرْخُوا اللِّحَى، خَالِفُوا الْمَجُوسَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyıkları kesin ve sakalları salıverin! Mecusilere muhalefet edin!”<br />
<br />
Müslim 260/55<br />
<br />
(5) Zeyd bin Erkam (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">مَنْ لَمْ يَأْخُذْ مِنْ شَارِبِهِ، فَلَيْسَ مِنَّا</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyığından almayan kişi, bizden değildir!”<br />
<br />
Tirmizi 2909, İbni Hibban 5477, Tabarani Mucemu’l-Kebir 5033<br />
<br />
(6) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Cuma günü gusletmek, misvak kullanmak, bıyıkları kısaltmak ve sakalı uzatmak, İslam fıtratındandır! Zira Mecusiler bıyıklarını uzatır ve sakalı keserler! Şu halde onlara muhalefet edin!”<br />
<br />
İbni Sad 1/147, Müslim Taharet 55, Beyhaki 1/150, Şafii el-Ümm 1/21, Beyhaki Ma’rife 1/246, Nesei Zinet 2, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/52, Buhari Tarihu’l-Kebir 1/140, Taberani Sağir 553, Hatib Tarih 6/247, Deylemi 2570, İbni Hacer Fethu’l-Bari 10/346, Suyuti Esbabı Vurud 212, 214, İbni Kayyım Zadu’l-Mead 1/166<br />
<br />
(7) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
On şey fıtrattandır:<br />
<br />
1) Bıyıkları kısaltmak,<br />
<br />
2) Sakalı salıvermek,<br />
<br />
3) Misvak kullanmak,<br />
<br />
4) Buruna su çekmek sonra onu burundan çıkarmak,<br />
<br />
5) Tırnakları kesmek,<br />
<br />
6) Parmak mafsallarını yıkamak,<br />
<br />
7) Koltuk altı kıllarını yolmak,<br />
<br />
8) Etek tıraşı yapmak,<br />
<br />
9) Küçük abdest ve büyük abdest mahallerini yıkamaktır.<br />
<br />
Ravi Zekeriyya (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
Musab; Onuncuyu unuttum, ancak o da, ağzı çalkalamak olabilir, dedi.<br />
<br />
Müslim 261/56<br />
<br />
(8) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">خَالِفُوا الْمُشْرِكِينَ، وَفِّرُّوا اللِّحَى، وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Müşriklere muhalefet edin! Sakallarınızı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltınız!”<br />
<br />
Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), hac veya umre yaptığında sakalını avuçlar ve avuçtan fazla olan kısmını alırdı.”<br />
<br />
Buhari 13/5926<br />
<br />
(9) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">إِنْهَكُوا الشَّوَارِبَ، وَأَعْفُوا اللِّحَى</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyıkları derin kesin ve sakalları bırakın!”<br />
<br />
Buhari 13/5927<br />
<br />
(10) Mervan bin Salim el-Mukaffi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı sakalını avuçlamış kabzadan fazlasını keserken gördüm…<br />
<br />
Ebu Davud 2357, Nesei Ameli’l-Yevm 301, Hakim 1/42, Beyhaki 4/239, Begavi 1740, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 920<br />
<br />
(11) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh), sakalını eliyle tutar, kabzadan fazla olanını alırdı.<br />
<br />
Beyhaki Şuabu’l-İman 6432<br />
<br />
(12) Hasan el-Basrî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Sahabeler sakalın kabzadan fazlasının alınmasına ruhsat veriyorlardı.”<br />
<br />
İbni Ebi Şeybe 6/109/5<br />
<br />
Not: Alimler, Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği şu hadisinin şerhinde şöyle demektedirler:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">جُزُّوا الشَّوَارِبَ، وَأَرْخُوا اللِّحَى، خَالِفُوا الْمَجُوسَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyıkları kesin ve sakalları salıverin! Mecusilere muhalefet edin!”<br />
<br />
Müslim 260/55<br />
<br />
Hadisteki; sakalı salın, ifadesi sakal için bir haddi olma ihtimalini taşır! O had ise sahabelerin uygulamasında rivayet edilen haddir!<br />
<br />
Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın sakalını kabzalar fazlasını alırdı. Başını tıraş eden kimseye emrederdi de o da Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın emri ile sakalının uzunluğundan ve yanlarından alır onun uçlarını müsavi yapardı.<br />
<br />
<span style="color: #FF4136;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAKAL DUASI</span></span><br />
<br />
Erkekler için sakal duası nasıl yapılır? Sakal okutmak yani sakal bırakma duası için bir kişi okuduğu zaman güzel veya mecbur olmadığı bir haldir. Lakin sakal bıraktıktan sonra kolaya gelen bir dua yapılabilir. Demek ki, sakal bırakınca dua okumanın / okutmanın bir sakıncası olmaz. Kişi dilerse okur veya okutur. Okutmazsa da “Niçin sakal duası yaptırmadın?” diye tenkit edilmez. Çünkü hayırlı işlere dua ile başlamak güzeldir. Peygamber efendimiz aynaya bakınca dua ederdi. Onun için bizde sizler için sakal çıkarma duası veya sakal duasını arapça Türkçe okunuşlarını derledik.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) , diğer Peygamberler (a.s) ve bütün sahabeyi kiram sakallı idiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sakallı olduğundan erkekler için sakalı kesmemek bırakmak sünnettir. Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü’minin esas niyeti Peygamberimize (asm) uymak ve onu taklit etmektir.<br />
<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">الْحَمْدُ لِلَّهِ جَاعِلُ اللحْيَةِ مِنْ فطرة الإسلام والصلوةُ وَالسَّلَامُ عَلَى اشْرَفِ الرُّسُلُ الكِرَامِ وَ عَلَى الِيهِ وَاَصْحَابِهِ الْفِخَامِ اللَّهُمَّ أَحْيِ مَنْ أَغْفَرَ الَحَيَةَ وَاحْفَظْهُ مِن جَمِيعِ المِحْنَةِ وَاسْلُكْ بِهِ في طَريقَ أَهْلِ السُّنَةِ وَأَكْرِمْهُ بِشَفَاعَة شفيعِ الأُمةِ وَاَكْرِمْهُ بِطَوافِ الكَعْبَة فِي الحَرَم وَبِفَضْلِ لِحْيَاءِ مِنْ مَاءٍ زَمْزَمَ وَ بِزِيارَة رَوْضَةِ النَّبِي المُحترَمَ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ وَسَلامُ عَلَى الْرُسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Okunuşu: Elhamdü lillâhi câilül-lıhyeti min fıtrati’l-islâm vesselâtü vesselâmü alâ eşref i’r-rusüli’l-kirâm. Ve alâ âlihi ve ashâbihi’l-fihâm. Allâhümme ahyı men â’fa’l-lıhyete vahfazhü min cemî’il-mihneti veslük bihâ fî tariki ehli’s-sünneti ve ekrimhü bişefâati şefî’il-ümmeti ve ekrimhü bitavâfil-Kâbeti fi’l-harami. Ve biğaslı lıhyetihi min mâi zem zem ve biziyâreti ravzati’n-nebiyye’l-muhterem. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmain. Ve selâmün ale’l-mürselin velhamdü lillâhi rabbi’l-âlemin.<br />
<br />
Anlamı: Sakalı fıtrat-ı islâmdan kılan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm peygamberlerin en şereflisinin, O’nun âlinin ve yüksek ashabının üzerine olsun. Yâ Rabbi, sakal bırakan zâtı ihyâ et, bütün sıkıntılardan koru. Ona ehl-i sünnet yoluna sâlik olmakla, peygamberimizin şefâtma nâil olmakla, Kâbe’yi tavâf etmekle, Zemzemle sakalını yıkamasıyla ve Peygamberimizin kabrini (s.a.v.) ziyaret etmek nasip eylemekle ikram eyle yâ Rabbi. Allah’ın rahmeti, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) ya, ehlinin ve ashâbımn cemî’ma ve bütün peygamberlere selâm olsun. Ve hamd ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Dinimizce Peygamber Efendimizden günümüze kadar gelen özel bir sakal duası mevcut değildir. Ancak, Peygamber Efendimizin sünnetini yerine getiren Müslümanlar için yapılan hayır dualar mahiyetinde çeşitli dualar okunabilir.<br />
<br />
Duamız:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">اللّهُمَّ أَنعِمْ عَلَينَا بِمَنِّكَ وَفَضْلِكَ وَاهْدِنا إِلَى صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ. اللّهُمَّ اجْعَلْ سَكَالا لِهَذَا الْأَخِ الَّذِي تَشَبَّهَ بِسُنَّةِ نَبِيِّكَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Ya Rabbi! Cümlemize inayet ve lütfu hidayet nasip eyle. Peygamber (s. a. v.) Efendimizin sünneti seniyyelerine uymak üzere sakal bırakan şu kardeşimizin sakalını mübarek eyleyerek daha birçok sünnetlerini yerine getirmeyi nasip eyle.<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَا رَبِّ اجْعَلْهُ مِمَّنْ يَتَمَسَّكُ بِسُنَّةِ نَبِيِّكَ وَيَحْذُو حَذْوَهُ فِي كُلِّ أَمْرِهِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Şebeke-i Resûlullah'a ve Beyti Şerife gidip, yüzünü sürüp zemzemle yıkanmasını nasip eyle. Dünyevi ve uhrevi birçok maksatlarının hallinde kendisine kolaylıklar ihsan eyle.<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">اللّهُمَّ اجْعَلْنَا وَكُلَّ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ مِنَ الْمُتَّقِينَ الَّذِينَ يَعِيشُونَ بِالإِسلامِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Ya Rabbi! Cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i İslam üzere yaşayanlardan eyle.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin sünnetini yerine getiren Müslüman için sakal duası hayır dua mahiyetindedir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Âdetle ilgili sünnetleri yapmamak günah mı?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Sünnetler, âdetlerle ilgili olup olmama bakımından ikiye ayrılır:<br />
Sünnet-i hüdâ, ezan ve ikamet okumak gibi, İslam dininin şiarıdır. Başka dinlerde yoktur.<br />
<br />
Sünnet-i zaide, çoğul olarak sünnet-i zevaid denir. Resulullahın kılık kıyafeti, elbise giyiş şekli, yemek yiyiş tarzı, yürüyüşü, yatışı, vasıtaya binişi, bir işe sağdan veya soldan başlaması, saç şekli, sarık sarma şekli gibi âdetleridir. (Hadika)<br />
<br />
Resulullahın âdetlerle ilgili sünnetlerine uymak da büyük şeref ve çok sevaptır. Ama yapmamak günah hatta mekruh değildir. Mesela Peygamber efendimiz deveye binerdi. Deveye binmemek günah veya mekruh bile değildir. Arapların âdeti olarak mübarek topuklarına kadar uzun gömlek [entari] giyerdi. (İbni Asakir)<br />
<br />
Bugün Arap denilen insanların çoğu entari giymektedir. Türkiye’de ise âdet olmadığı için erkekler entari giymemektedir. Sünnet-i zaide olduğu için entari giymemek günah ve mekruh değildir. Sarıkla gezmek de âdeti idi. Kâfirleri de sarıklı idi. Hadis-i şerifte, (Sarık Arapların tacıdır) buyuruldu. (Beyheki)<br />
<br />
Sakal da âdete ait sünnetlerdendir. Kâfirlerden de sakallı olanlar var idi. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi’nin rivayet ettiği (Sünnet olan on şeyden biri sakal bırakmaktır) hadis-i şerifi sakalın sünnet olduğunu açıkça bildirmektedir. Sakalın bir tutamdan fazlasını kesmek sünnettir. Bir tutamdan kısa bırakmak, sünnete aykırıdır. Sünnet diye bir tutamdan kısa sakal bırakmak bid’attir. Böyle bid’at sakalı, haram işlemekten kurtarmak için, bir tutam uzatmak vaciptir [yani farzdır.] (Redd-ül Muhtar)<br />
<br />
Bahr-ür-raık’da, (Erkeklerin sarkan saçlarını büküp fitil yapmaları mekruh olur. Çünkü, fitil yapmak, bazı kâfirlere benzemek olur) buyuruldu. Demek ki kâfirlerin âdetlerine benzediği için yasaklanan şeyi yapmak bile haram değil, mekruh oluyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Müşriklere benzemeyin, bıyığınızı kısaltın, sakalınızı bırakın.) [Nesai]<br />
<br />
(Mecusiler bıyıklarını uzatır, sakallarını kısaltır. Onlara muhalefet edin, bıyıklarınızı kısaltın, sakalınızı uzatın!) [İ. Hibban]<br />
<br />
(Namazı nalın ile kılın ki Yahudilere benzemeyin!) [Hakim]<br />
<br />
(Nalını olmayan, mest giysin!), [Müslim] [Nalın, terliğe benzer ayakkabı]<br />
<br />
Bahr-ür-raık’ın ifadesine göre, bu hadis-i şerifler, sakal kazımanın ve çıplak ayakla namaz kılmanın mekruh olduğunu bildiriyor. Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yahudi ve Hristiyanlar sakal boyamaz. Onlara benzemeyin, boyayın!) [Müslim]<br />
<br />
(Saçlarınızı kırmızı veya sarıya boyayın, ehl-i kitaba muhalefet edin!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
Eshab-ı kiramın kimi boyadı, kimi boyamadı. Çünkü, bu âdetteki emre ve yasağa uymak vacip değildir. Burada, o şehrin âdetine uyulur. (Hadika)<br />
<br />
Eshab-ı kiram sakal kazımazdı. Çünkü, o zaman, sakal uzatmak Arapların âdeti idi. Ebu Cehil gibi birçok kâfir sakallı idi. [Eğer sakal ve sarık, âdete ait sünnet olmayıp, sünnet-i hüdâ, yani İslamın şiarı olsaydı, müşrikler müslümanlara benzememek için, hemen sarıklarını çıkarır ve sakallarını keserlerdi.]<br />
Sünnet olan sakala kıymet vermeyen kâfir olur. Yüzünü, kadın gibi parlak yapmak, kadınlara benzemek için sakal kazıtmak haramdır. Kadınlara benzemeyi düşünmeyip, genç ve güzel görünmek için sakal kazımak mekruhtur. (K. Saadet)<br />
<br />
Zevaid sünnetlerin açıklanması<br />
Yukarıdaki yazımızda sakal bırakmanın zevaid sünnet olduğunu bildirmiştik. Hadis-i şerif ve fıkıh kitapları sakal bırakmanın sünnet olduğunu bildirirken, vacip veya İbni Teymiye gibi farz diyen, sünnete ve cumhuru ulemaya karşı gelmiş olur. Kâfirlere veya kadınlara benzemek için sakalı bir tutamdan kısa yapmak veya kazımak haramdır. Benzemek niyeti olmayıp, memleketin âdetine uymak için olursa, mekruh olur. Kısa sakala sünnet demek bid’at olur. Sünnete önem vermezse, kâfir olur. Sünneti bir özür ile terk etmek caizdir. Peygamber efendimiz papaz ayakkabısı giymiştir. (Redd-ül Muhtar, Mevâhib)<br />
<br />
Peygamber efendimiz, uzun entari giymiş, şalvar ve pantolon giymemiştir. Şalvar giymek âdette bid’attir. Âdette bid’at olan şeyi yapmak günah değildir. Uçağa binmek de âdette bid’attir, günah değildir. Bunun için âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve erkeklerin pantolon ve şalvar giymeleri günah olmaz. Peygamber efendimiz, bazen Rum, bazen Arap elbisesi giyerdi. Tirmizi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, kolları dar, Rum cübbesi giyerdi. (Mevâhib-i ledünniyye)<br />
<br />
Bazı kimseler, nakli esas almadan, sakal kazımak kâfirlere benzeyeceği için haramdır diyorlar. Bu yanlıştır. Çünkü (Bir kavme benzeyen onlardandır) hadis-i şerifindeki benzemek, ibadetlerde benzemektir. Kılık kıyafetle ilgili şeyler âdettir. Çirkin olmayan âdetlerde kâfirlere benzemek günah olmaz. İbadette kâfirlere benzemek bazı yerlerde mekruh, bazı yerlerde haram, bazı yerlerde küfür olur. Mesela haç takan kâfir olur. Fakat kâfir gömleği giymek, saç uzatmak, uçağa binmek, masada yemek yemek, çatal kaşık kullanmak günah olmaz. Çünkü burada âdetteki sünnetlere uyulmamış olur.<br />
<br />
Zevaid sünnetleri yapmamak günah olmaz ise de, bunu değiştirip, adına sünnet demek bid’at olur. Mesela hiç sarık sarmayan, sarıkla gezmeyen kimse günah işlemiş olmaz. Fakat sünnet diye, sarığın iki ucundan birini sağ omuza, diğer ucunu da sol omuza veya öne sarkıtmak veya Sünnet diye çenede sakal bırakmak yahut kısa sakal bırakmak da bid’at olur.<br />
<br />
(Müşriklere benzememek için sakalınızı uzatın) hadis-i şerifi var diye, sakal bırakmayana, müşrik denmez. Mubah olan âdetlerde kâfirlere benzemekte mahzur yoktur. (Hadika)<br />
<br />
Sünneti zevaidi de beğenmeyen ve alay eden kâfir olur. Mesela bir kimse, (Peygamberimiz, kadınlar gibi entari giyermiş) diyerek alay etse, imanı gider. Yahut sakalı beğenmeyen veya sünnete uygun sakalı olana çember sakallı diyen kâfir olur. Çünkü Peygamber efendimizin yaptığı işleri yani sünnetini, beğenmemiş olur. Halbuki Allahü teâlânın bütün insanların en üstünü olarak yarattığı ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberini beğenmemek, Allah’ı beğenmemek olur. (Niye böyle Peygamber gönderdin) demek olur. Allah’ı da, Resulünü de beğenmeyenin kâfir olacağı pek açıktır.<br />
<br />
Ahir zamanda müslümanların fitneye sebep olmamak için dinlerinin gereklerini gizli olarak yapmaları emredilmiştir. Bunun için dar-ül-harbde veya zulüm görmemek, nafakadan olmamak, emr-i maruf yapabilmek, müslümanlara ve İslamiyet’e hizmet edebilmek, dinini, namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz, hatta lazımdır.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid'at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dini hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hatta bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de, Resulullaha uymak, dünya ve ahirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar.)<br />
<br />
Sakal kazımak ve fitne<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Dine hizmet için, fitneyi önlemek sakalı kazımak caiz deniyor. Bazıları da lazım diyor. Caiz dense bile, lazım demek, nasıl caiz olur?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Fitne nedir? İmam-ı Birgivi, Muhammed Hadimi ve Abdulgani Nablüsi hazretleri, fitneyi, (Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmaktır) diye tarif ediyorlar. Fitneye sebep olmak haramdır. Sakal bırakmak sünnettir. Harama sebep olmak haramdır. Haram işlememek için sünnet elbette terk edilir. Çünkü dinimizin emri böyledir. Vatani vazife için askere giderken bir çok sebep yüzünden saç ve sakal kesme zorunluluğu vardır. Kesmeyen ne olur? Ceza görür, bir zarara uğrar. Askerde, er, subay veya memur olarak görev yapsa oranın tüzüğüne uymadığı için elbette cezalandırılır. En az işinden ayrılır ki bu da bir zarardır. Yukarıdaki tarifte, zarara uğramanın da fitne olduğu bildiriliyor. Fitneye sebep olmamak için sünneti terk etmek sadece caiz olmakla kalmaz. Vacib, hatta farz olur.<br />
<br />
Yaşanmış bir olay:<br />
Sakallı cahil bir hoca, namaz kılan bir subaya, alaylı bir eda ile, (Niçin sakal bırakmıyorsun? Yoksa rızkından mı korkuyorsun? Allah başka yerden de sana rızk verir) diyor. Subay, (Rızkımdan korkmuyorum. Vatan, namus, din müdafaası için farz olan ilimlere çalışıyor, kâfirlerden, din ve vatan düşmanlarından üstün olma sebeplerini araştırıyorum. Din ve vatan düşmanlarının gelip, senin sakallarını yolmaması için sakal bırakmıyorum) diyor.<br />
<br />
Evlenmek de sünnettir. Bu sünneti de terk eden günah işlemiş olmaz. (Evlenmeyen bizden değildir) hadis-i şerifi, evlenmeyenin kâfir olacağını göstermez. Evlenmeyen sünnete uymamış olur. Evlenmek sünnetine veya sakal sünnetine uymayan günah işlemiş olmaz. Mezhepsiz Yusuf Kardavi bile sakal konusunda Ehl-i sünnete uygun yazarak diyor ki: İbni Teymiye, (Müşriklere muhalefet edin, sakalınızı uzatın) hadisi sakal kazımanın haram olduğunu gösteriyor, dedi. Feth’de, Iyâddan alarak, mekruhtur, denildi. Mubah diyenler de oldu. Doğrusu, hadis, sakal uzatmanın vacib olduğunu göstermiyor. (Yahudi ve Nasara, sakal boyamaz. Siz onlara muhalefet edip boyayınız) hadisine bakarak, sakal boyamanın vacib olduğunu söyleyen âlim olmadı. Bu hadis, müstehab olduğunu göstermektedir. Selef-i salihin zamanında sakal uzatmak âdet idi. (El-halal vel-haram)<br />
<br />
Sakala kıymet vermeyen kâfir olur. Yüzünü, kadın gibi parlak yapmak, kadınlara benzemek için sakal kazıtmak, çeneyi kazıyıp, yanaklar üzerinde uzatmak haramdır. Çünkü, erkeklerin kadınlara ve kadınların erkeklere benzemeleri haramdır. Kadınlara benzemeyi düşünmeyip, genç ve güzel görünmek için sakal kazımanın mekruh olduğu, Kimyâ-i saadet’te yazılıdır. Tekrar ediyoruz: Sünnet ile haram veya mekruh bir araya gelince haram veya mekruh işlememek için sünnet terk edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Tercüme bir kitapta, sarığın ucunu sarkıtmanın Yahudi âdeti olduğu bildirilmektedir. Sarığın ucunu sarkıtmak, sünnet değil midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Kitabı tercüme eden bu kişi, dört mezhepte de haram olan bir hususa helal diyen, İbni Teymiyeci bir bid’at ehlidir. Kendi sözü muteber olmadığı gibi, tercümelerine de itimat edilmez. Resulullah efendimizin, sarık sardığı zaman ucunu iki küreği arasına uzattığı Sahih-i Müslimde bildirilmektedir. Sarığın ucunu, arkaya değil de, sağa, sola veya öne uzatmak sünneti değiştirmek olacağından bid’attir.<br />
<br />
İslam âlimlerinin en büyüklerinden imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Bazı âlimler, sarığın ucunu sol omuz üzerine sarkıtmanın güzel olacağını söylüyor. Halbuki iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. Sol omuz üzerine sarkıtmak bid’at olur. Bu bid’atin de sünneti açıkça yok ettiği meydandadır.) [c.1, m.186]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, peygamberliği bildirilmeden önce de, diğer Arablar gibi sarık sarardı. Yani sarık, kıyafet şeklidir. Buna (Sünnet-i zevaid) denir. Sünnet-i zevaidi hiç yapmamak günah olmaz. Fakat bunu değiştirip adına sünnet demek bid’at olur. Mesela hiç sarık sarmayan kimse günah işlemiş olmaz. Fakat sünnet diye, sarığın iki ucundan birini sağ omuza, diğerini de sol omuza sarkıtmak bid’at olur. Hadis-i şerifte ise, (Her bid’at sapıklıktır) buyurulmuştur. (M. Ledünniyye)<br />
<br />
Sakal bırakmak da sarık sarmak gibi sünnet-i zevaiddir. Sünnet diye yalnız çenede sakal bırakmak sünneti değiştirmek olur, bid’at ve haram olur. Halbuki herhangi bir özürle sakal bırakmamak günah olmaz. Fakat sünnet diye, sünneti değiştirmek günah olur. Dinimizin her emrini değiştirmek böyle bid’at olur. Emri değiştirip yanlış yapmak, hiç yapmamaktan daha kötüdür. Bir kimse, namaz böyle kılınır diyerek çeşitli jimnastik hareketlerinde bulunsa, namaz kılmamaktan daha büyük günâh işlemiş olur. Dinin her emrini değiştirmek, yapmamaktan daha büyük felaket olur. (Hadika, Berika, Hâşiye-i Tebyin)<br />
<br />
Şimdiki sarıklar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Din kitaplarında, (Resulullah, beyaz, bazen siyah tülbendi başına sarık olarak sarıp, ucunu bir iki karış kadar iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığı 3,5 metre kadar uzundu. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız takke giyerdi) deniyor. Cüppesinin de önü kapalı olduğu bildiriliyor. Fakat bugünkü camilerde sarıkların ucu yok. Cüppeler de düğmesiz. Bunlar bid’at olmuyor mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Sarığın ucunu iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. Ama Resulullah efendimizin ucu olmayan sarık kullandığı rivayeti de olduğu için, şimdiki sarıklara bid’at denmez. Evla olanı iki omuz arasına 1 - 2 karış uzatmaktır. Cüppenin, ceketin önünü iliklemek daha uygun olur. Düğmesiz olana bid’at denmez.<br />
<br />
Taylasansız sarıklar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sarığın arkaya sarkıtılan ucuna taylasan deniyor. Türkiye’de imamların sarıkları taylasansızdır. Bunlar bid’at mi oluyor?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Resulullah efendimiz, taylasanı olmayan kalensüve [başlık, takke] de giydiği gibi, sarığının altına da kalensüve giyerdi. Yemen malı takke de giyerdi. (İbni Asâkir)<br />
<br />
Bunun için bugünkü imamların sarıklarına bid’at dememeli. Evla olanı ise, sarığın ucunu iki karış kadar iki küreğin arasına sarkıtmaktır. Birkaç hadis-i şerif:<br />
(Sarığın ucunu sırtınıza doğru sarkıtın!) [Taberânî]<br />
<br />
(Sarığınızın ucunu sarkıtın, çünkü şeytan sarkıtmaz. Böyle sarıkla kılınan iki rekât namaz, sarıksız kılınan yetmiş rekâttan efdaldir.) [Berika]<br />
<br />
Resulullah, sarığının ucunu iki küreği arasına sarkıtırdı. (Tirmizî, Taberânî)<br />
<br />
Resulullah'ın, siyah sarık giydiği ve ucunu iki omuzları arasına sarkıttığı da olmuştur. (Müslim)<br />
<br />
Nâfi, Abdullah ibni Ömer hazretlerinin sarığını kürek kemikleri arasına sarkıttığını söylerdi. (Tirmizî)<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin’in torunu Muhammed bin Ali bildiriyor ki: Cabir bin Abdullah sarığının ucunu arkaya uzatmıştı. Bize imam olup, namaz kıldırdı. (Müslim, Ebu Davud)<br />
<br />
Resulullah efendimiz, ekseriya beyaz, bazen siyah tülbendi sarık olarak sarıp, ucunu iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız fitilli takke giyerdi. (Herkese Lazım Olan İman)<br />
<br />
İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Sarığın ucunu sol omuz üzerine sarkıtmak bid’at, iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. (1/186)<br />
<br />
Sarıkta, bu sünnete dikkat etmelidir.<br />
<br />
Takke ve sarık<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Başı açık namaz kılmak, takkeyle kılmaktan daha iyidir, çünkü takke Yahudi âdeti) deniyor. Takkeyle namaz kılmak sünnet değil midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Takke, Yahudi âdeti değildir. Namazda başı örtmek sünnettir. Takkeyle, bu sünnet yerine gelir. Sarık sarılırsa, ayrıca müstehab sevabı da kazanılmış olur. Takkeyle namaz kılmak, sarıkla kılınan kadar sevab olmaz. Bunun için evde, takkeye bir tülbent sararak, yani sarık haline getirerek namaz kılmak daha çok sevab olur.<br />
<br />
Eshab-ı kiram, (Resulullah sarıksız takke de giyerdi) buyuruyor. (İbni Asakir)<br />
<br />
Resulullah ekseriya beyaz, bazen siyah tülbendi başına sarık olarak sarıp, ucunu bir karış kadar iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız fitilli takke giyerdi. (Herkese Lazım Olan İman)<br />
<br />
Her cilbab çarşaf değildir<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Bazıları Kur’anda geçen cilbab kelimesine çarşaf diyorlar ve çarşaftan başka örtünün caiz olmadığını, çarşafla örtünmenin farz olduğunu söylüyorlar. Çarşaf Hristiyan rahibe kıyafeti değil midir? Çarşaf giyen onlara benzemiş olmaz mı? Çarşaf giymek bid’at değil midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Onların bilmediği önemli bir incelik var. O da şudur:<br />
Çarşaf bir cilbabdır, ama her cilbab çarşaf değildir.<br />
Her cilbabın çarşaf olduğunu bildiren hiçbir İslam âlimi yoktur.<br />
<br />
Çarşaf giymeye farz diyenlerin görüşleri indidir, asla ilmi değildir. Hiç bir muteber fıkıh ve tefsir kitaplarından delilleri yoktur. Kıymetli din kitaplarında buyuruluyor ki:<br />
<br />
Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. Dinimiz kapanmayı emretti, ama belli bir örtü şekli bildirmedi. (Dürer-ül-mültekıte)<br />
<br />
Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir.<br />
<br />
Zevacir ve Berika’daki iki hadis-i şerifin meali şöyledir:<br />
(Haya cilbabını [örtüsünü] çıkaranın [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.) [Beyheki]<br />
<br />
(Cilbabı [gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) [Bezzar]<br />
<br />
Bu hadis-i şeriflerde de, cilbabın bir örtü olduğu açıkça görülmektedir.<br />
<br />
Cilbabın dış örtü, dış kıyafet olduğu tefsirlerde de yazılıdır:<br />
Cilbab, hımarın [tülbendin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsüdür. [Buna atkı da denir.] (Ebussüud tefsiri)<br />
<br />
Cilbab, tek parça örtüdür. (Celaleyn)<br />
<br />
Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsüdür. (Ruh-ul-beyan)<br />
<br />
Cilbab, milhafedir. (Beydavi)<br />
<br />
Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. (Kurtubi)<br />
<br />
Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. (Elmalılı)<br />
<br />
Cilbab, dışa giyilen örtü. (Tibyan, A. Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay’ın meali)<br />
<br />
Cilbab, milhafe, entari veya hımar. (El-Envar)<br />
[Milhafe; dış örtü ki buna ferace de denir.]<br />
<br />
Cilbab, feracedir. (Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)<br />
<br />
Nur suresinde, (Kadınlar, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına örtsünler) buyuruluyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, hımar denmezdi. Fıkıh kitaplarında cilbab dış örtü diyor. Bir örnek:<br />
Hanıma verilmesi vacip olan nafaka, yemek, kisve [elbise] ve meskendir. Kisve [elbise] ise, hımar ve milhafedir. (Bahr) [Milhafe; dış örtüdür, hımar ise başörtüsüdür.]<br />
<br />
Tefsir, hadis ve fıkıhta cilbab dış örtüdür.<br />
<br />
Çarşafa bid’at denmez, çünkü âdetteki değişiklik bid’at olmaz. Şalvar ve pantolon da böyledir. Otomobil uçak da böyledir. Bunlara itiraz etmeyip de, cilbaba çarşaf diye takılmak normal değildir.<br />
<br />
Bıyık kazımak<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sünnete uygun olan bıyığı mazeretsiz kazımanın hükmü nedir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Bid’attir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Kirli sakal<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sünnete uygun sakal bıraksam, fitneye sebep olur. Kirli sakal bıraksam o da bid’at oluyor. Ama ben kirli sakalı çok seviyorum, bana da yakışıyor. Sünnet niyeti ile değil de âdet olduğu için kirli sakal bırakmamın sakıncası olur mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Âdet olduğu için de olsa, top sakal, keçi sakalı ve kirli sakal tabir edilen sakal biçimleri mekruh olur. Hele sünnet diye bırakılırsa bid’at ve haram olur.<br />
Kirli sakal tabiri hoş. En azından sünnet olmadığı, temiz olmadığı anlaşılıyor.<br />
<br />
Kirli sakal<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sünnete uygun olmadığı için, Vehhabiler gibi çenede sakal bırakana, keçi sakallı demek, mezhepsizler gibi bid’at sakal bırakana, kirli sakallı demek günah mıdır?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Hayır, günah olmaz. Asıl sünnete uygun olmayan sakala, sakal diye iltifat etmek günah olur. Bid’at sakallı, kirli sakallı demek caizdir. Sünnet olan sakalı hafife almak, mesela çember sakallı diye alay etmek haramdır, hatta küfür olur.<br />
<br />
“Hiç yoktan iyi” demek<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Bir iş tam yapılamasa da, bir kısmı yapılsa daha iyi olmaz mı? Mesela sünnet üzere sakal bırakmayan, az da olsa kirli sakal bıraksa daha iyi olmaz mı?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Birinci soru, günahlar için, kötü huylar için doğrudur. Günahın ne kadarı terk edilirse o kadar iyidir. Ama verilen örnek yanlıştır. Bir başkası da, (Abdestsiz namaz kılmak hiç kılmamaktan iyi değil mi?) diye sormuştu. Namaz kılmamak günahtır, abdestsiz kılmak ise daha büyük günahtır. Hattâ namazla alay olacağı için küfürdür.<br />
<br />
Bu da ona benziyor. Sakal bırakmayan sünnet sevabından mahrum kalır. Sünnete uymak için kirli sakal bırakınca, bid’at işlenmiş olur, yani haram olur. Haram için (Daha iyidir) denmez.<br />
<br />
Kirli sakal bırakmak<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Bildiğiniz gibi, Ahmet Mekki efendi hazretlerinin sakalı sünnete uygunken, sakalıyla alay edenler olduğu için sakalını kısaltmıştı. Benim de sünnete uygun sakalım vardı. Benim sakalımla da alay edenler oldu. Temelli kessem sakalını kazıttı diye söyleyenler çıkacağı için, mecburen kısalttım. Bu sefer de, (Böyle sakal bid’attır, haram işliyorsun) diyorlar. Acaba kısa sakalı sünnet niyetiyle değil de, bir özürden dolayı bıraktığım için bid’at işlemekten kurtuluyor muyum?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Evet, sünnet niyetiyle bırakılmazsa bid’at olmaz. Ahmet Mekki Efendi hazretleri, tanınmış müftü idi. Sakalını kesmesi elbette uygun görülmezdi. Alay edilmemesi için de, kısaltmak zorunda kalmıştı. Bunu sünnet diye bırakmıyordu. Siz de sünnet diye bırakmazsanız bid’at ve haram olmaz. Seadet-i Ebediyye’de, (Kâfirlere veya kadınlara benzemek için sakalı bir tutamdan kısa yapmak veya tamamen kazımak haramdır. Benzemek niyeti olmayıp, memleketin âdetine uymak için olursa, mekruh olur) deniyor. Demek ki, sünnet denmezse haram olmuyor, mekruh oluyor. Bid’at sakal için, sünneti ifa ediyorum denmezse, haram olmadığı açıkça bildiriliyor.<br />
<br />
İslam Ahlakı kitabında da, (Dar-ül-harbde bulunan veya zulüm görmemek, nafakadan olmamak yahut emr-i maruf yapabilmek, müslümanlara ve İslamiyet’e hizmet edebilmek, dinini, namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz hatta lazım olur. Özürsüz olarak kısaltmak ve kazımak mekruh olur) deniyor. Buradan da bir özürle kısaltmanın veya kazımanın caiz olduğu anlaşılıyor.<br />
<br />
Sünnet olmayan bir şeyi sünnet diye işlemek bid’attir. Mesela Aşûre günü, sünnet sanarak aşûre pişirmek bid’attir. Sünnet olmadığını bilerek, o gün bir tatlı yapmak niyetiyle aşûre pişirmek bid’at olmaz. Bu inceliği iyi anlamak lazımdır.<br />
<br />
Sakalın ölçüsü<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sakalın uzunluğunun ölçüsü nedir? Dudaktan itibaren mi, yoksa çeneden itibaren mi bir tutamdır? Seadet-i Ebediyye’de iki kavil olduğu söyleniyor. Böyle bir şey var mı?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Sakalın uzunluğunun ölçüsü, alt dudaktan itibaren bir tutamdır. İki ayrı kavil yoktur. S. Ebediyye’de deniyor ki:<br />
<br />
Sakalı sünnete uygun olmayan [yani çenedeki ile birlikte bir tutam uzun olmayan] kimse, bidat sahibi olur. (Cemaatle namaz bahsi)<br />
<br />
Sakalın [çenedeki ile birlikte] bir tutamdan kısa olmasına hiçbir âlim mubah dememiştir. Bir tutam, dört parmak genişliğidir. Çeneyi alt dudak kenarından avuçlayarak ölçülür. (Cuma namazı bahsi)<br />
<br />
Sakalın, çenedeki ile birlikte bir tutamdan fazlasını kesmek vacibdir. (Kaza namazı bahsi)<br />
<br />
İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: (Sakalı uzatın!) hadis-i şerifi, sakalı bir tutamdan kısa yapmayın ve kazımayın demektir. Sakalı bir tutam, yani 4 parmak eninde uzatmak sünnettir. Fazlasını kesmek de sünnettir. Bir tutamdan kısa olmasına hiçbir âlim izin vermemiştir. Bir tutam, çeneyi alt dudak kenarından avuçlayarak ölçülür. (Ey Oğul İlmihali)<br />
<br />
Sakalı bir kabza, bir tutam uzatmak sünnettir. Sakalı bir kabzadan kısa yapmak caiz değildir. Bir kabzadan fazlasını kesmek de sünnettir. Bir kabza, dudak kenarından, dört parmak eni kadar uzun olmak demektir. (Cennet yolu ilmihali)<br />
<br />
Sakalı bir tutamdan kısa yapanın, sünneti yerine getirdiğini söylemesi bidattir. Bir tutam demek, sakalı alt dudak kenarından avuçlayıp, avuçtan taşan fazlasını kesmektir. (Kıyamet ve Âhiret)<br />
<br />
Sakal kazımanın hükmü<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Tam İlmihal’de, sebepsiz, özürsüz sakal kazımanın haram olduğu yazılıdır) deniyor. Böyle bir şey var mıdır?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Hayır, ne Tam İlmihal’de ne de başka muteber kitaplarda öyle bir şey yok. Sakal bırakmak, sünnet-i zevaiddir. Sünnet-i zevaidi terk etmek haram değildir. Bazı âlimlere göre tenzihen mekruhtur. Sakal zevaid sünnet değil, müekked sünnet bile olsa, sakalı kesmeye haram denmez. Hiçbir âlim, müekked sünneti bile, terk etmeye haram dememiştir. Sakal kazımaya haram demek, bütün kitaplara yapılan bir iftiradır.<br />
<br />
Seadet-i Ebediyye kitabında deniyor ki:<br />
Ayakkabı, çorap, elbise çıkarırken, camiden ve Müslümanın evinden çıkarken, helaya girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlamak müstehabdır. Bunları tersine yapmak, tenzihi mekruh olur. Çünkü şekilde olan sünneti terk etmek olur. Bulunduğu yerin âdetine uymak için sakalı kazımak da, böyle tenzihen mekruhtur. (Cemaatle namaz bahsi)<br />
<br />
Sakal bırakmak sünnet-i zevaiddir. (Sakalı uzatın, müşriklere benzemeyin!) ve (Yahudilere benzemeyin, namazınızı nalınla [çorapla, mestle] kılın!) hadis-i şerifleri, sakal kazımanın ve çıplak ayakla namaz kılmanın, mekruh olduğunu göstermektedir. (Cuma namazı bahsi)<br />
<br />
Buhari’de yazılı hadis-i şerifte, (Yahudiler ve Hristiyanlar saçlarını, sakallarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin, yani boyayın!) buyuruldu. Bu hadis-i şerif, saç sakal boyamanın müstehab olduğunu gösteriyor. Sakal uzatmayı emreden hadis-i şerif de böyle olup, sakal uzatmanın vacib olduğunu değil, müstehab olduğunu bildirmektedir. Özürsüz sakal kazımak mekruhtur. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Genç ve güzel görünmek için sakal kazımak mekruhtur. (Kimya-i saadet)<br />
<br />
Şimdiki sarıklar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Şimdiki imamların başlarına giydiği sarıklar, taylasansız olduğu için bid’attır. Sünnet olan, sarığın ucunu iki omuz arasına sarkıtmaktır) deniyor. Taylasansız olan yani ucu omuzlara sarkmayan sarıklar bid’at midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Hayır, bid’at değildir. Peygamber efendimiz sarıksız, sadece takke de kullanmıştır, sarığın ucunu sarkıtmadan da kullandığı olmuştur. Bu yüzden şimdiki sarıklara bid’at dememeli. İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi Silsile-i aliyye büyükleri, ucu sarkan sarıklar kullandığı için, taylasanlı sarık tercih ediliyor. Bu tip sarıkları kullanmak, ötekilerin bid’at olduğunu göstermez.<br />
<br />
Dualı sakal<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Dua okunarak bırakılan sakalı kesmek haramdır) deniyor. Ben sakal bırakırken dua edildi. Şimdi askere gideceğim. Sakalımı kestirmem haram olur mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Haram olmaz. Sakal bırakırken dua okutmak diye bir şey yoktur; bu, sonradan çıkarıldı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Dinimizin menetmediği âdetlerde, orada yaşayan insanlardan ayrı olarak farklı bir yol izlemek uygun olur mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span>: Konu ile alakalı olarak Hadîka'da diyor ki:<br />
“Mubahlarda, şehrin âdetine uymamak şöhret olur. Bu ise, tahrimen mekruhtur.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Namaz kılarken, erkeklerin sarık sararak namazı öyle kılması şartı var mıdır?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span>: Başına beyaz sarık sarmak müstehabtır. Resûlullah efendimizin siyah sarık da sardığı "Ma'rifetnâme"de yazılıdır. Sarığının ucunu iki küreği arasına, iki karış uzatırdı.<br />
<br />
Sakal, Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm)'in ehemmiyetli sünnetlerinden biridir. Hiçbir âlim farz olduğunu ileri sürmediği için, terkinde de farzın terki gibi bir hüküm verilmemiştir.<br />
<br />
Sakal sünnetinde Şafiî ile Hanefî arasında farklı görüş vardır. Şafiî'ye göre sakal sünnettir. Kesimi ise sadece tenzihen mekruhtur. Hanefi'de ve diğer iki mezhepte ise hüküm farklıdır. Sakalı bıraktıktan sonra kesmek, tahrimen mekruhtur.<br />
<br />
Dinimiz bu konuda bir zorunluluk getirmediği için, bazı insanların sakal bırakmamasına "Neden bırakmıyorsun?" denilmez. Dinimiz sakal bırakmamayı menetmemiştir; terkeden sünnet sevabından mahrum kalır, ama günahkar da olmaz.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (asm) getirdiği esas, kaide ve prensipler hayatın bütün safhalarını içine alır. İbadetten muamelâta, ahlâktan insanın şahsî yaşayışına ve cemiyetin bütün unsurlarına kadar...<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) yaşayışı, en güzel bir örnek ve mü'minler için en açık bir misaldir. Bu hususu Rabbimiz Kur'ân-ı Kerim'de şöyle belirtir:<br />
<br />
    «Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde (takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.» (Ahzab, 33/21)<br />
<br />
Peygamberimiz (asm)'in birtakım sünnetleri vardır ki, bunlar, onun fıtrî muameleleri şeklindedir. Giyinip kuşanması, yeyip içmesi, vücudunun bakımı ve temizliği bu kabildendir. Bunların birçoğu muaşeret kaideleri sınıfına girmektedir. Mü'minler ise, bu sünnetlere uymakla hareketlerini nurlandırmış olurlar.<br />
<br />
İşte bu fıtrî sünnetlerden bir kısmını Hz. Âişe (ra) validemiz Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'den şöyle rivayet etmektedir:<br />
<br />
    «On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir): bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.» (Müslim, Tahare 56; Neseî, Zinet 1)<br />
<br />
Her insanın belli zamanlarda yapması gereken bu fıtrî sünnetler hem bir temizlik vasıtasıdır, hem de peygamber âdetidir. İnsan bu vazifeleri yerine getirmekle hem bedenî vazifelerini yapmış, hem de sünnete uymakla manevî mükâfata kavuşmuş olur.<br />
<br />
Bahsi geçen sünnetler içinde sakal bırakmak ve bıyıkları kısaltmak dış görünüş itibarıyla ayrı bir hususiyet taşımaktadır. Sevgili Peygamberimiz (asm), «Sakalı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltın.» derken «Müşriklere muhalefet edin.» (Buhari, Libas 64) buyurmakla da hikmet cihetini belirtmektedirler. Çünkü müşrikler sakallarını kesip bıyıklarını alabildiğine uzatırlardı.<br />
<br />
İslâm âlimleri sakalı bırakma ölçüsü olarak, bir tutamdan fazlasının kesilmesini ifade ederler. Hz. Ömer (ra), sakalını uzatmış birini görerek bir tutamdan fazlasını kesmesini söylemiştir. Ebû Hüreyre (r.a.) gibi büyük bir sahabî de sakalını tutar, bir tutamdan fazlasını keserdi. Abdullah bin Ömer'in de aynı şekilde hareket ettiği rivayet edilmektedir.<br />
<br />
Fıkıh kitaplarımızda ifade edildiği gibi, sakalın kâmil mânâdaki şekli «arız» denilen yüzün iki tarafı ile çenede bırakılmasıdır. Şayet sadece çenede sakal bırakılsa sünnet yerine gelmiş olmaz.<br />
<br />
Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü'minin esas niyeti Peygamberimize (asm) uymak ve onu taklit etmektir. Bir Müslümanın gayesi, mümkün olduğu ölçüde sünnet-i seniyyeye her yönüyle uymaktır. Fakat buna muvaffak olmak ancak «ehass-ı havas» denilen bazı mümtaz şahsiyetlere mahsustur. Yalnızca müçtehid ve velî mertebesine varan zatlar bu sınıfa girer. Fakat herkes sünnetin tamamını yapamasa da, taraftar olmak, kabul etmek ve hâlis bir niyetle de yapmaya gayret göstermek mecburiyetindedir. Ancak bu niyet ve kararlılık içinde olmakla beraber, daha başka maslahatlar icabı olarak bazı sünnetleri yapmayanları ve yapamayanları çok büyük bir günaha girmiş gibi suçlamaya ve tahkir etmeye, küçük görmeye de hakkımız yoktur.<br />
<br />
Sakal meselesine de bu ölçü içinde bakmak lâzımdır. Sakal bırakmak Peygamberimiz (asm)'in hem fiilî ve hem de kavlî bir sünnetidir. Mü'min bu sünneti işlemekle, âdetini ibadete çevirir ve büyük sevaba kavuşur. Sakal bırakmayanların mes'uliyet altına girdiklerini söyleyen müçtehidler varsa da, bazı âlimler sakalı kesmenin tenzihen mekruh olduğunu ve hattâ son devir İslâm âlimlerinin bazıları da mubah olduğunu belirtmişlerdir.<br />
<br />
Asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman sakal konusunda şöyle demektedir:<br />
<br />
    «Bazı âlimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir.' demişler. Muradları, 'Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır.' demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur» (Emirdağ Lahikası-I, s. 48, 49)<br />
<br />
Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mesul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince -Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî- ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler, bir mesuliyet altına girmezler. (Mezahibü'l-Erbaa, II/44-45; İânetü'l-Tâlibîn, II/340)<br />
<br />
Bu sünneti işlemeye taraftar olmak, işleyenleri tebrik etmek, onlara hürmet etmek İslâmî bir davranış olduğu gibi, bırakamayanları veya bir mazeretinden dolayı terk edenleri de hor görüp küçük düşürücü konuşmak, büyük bir İslâmî eksiklikmiş gibi değerlendirmek de normal bir hareket değildir. Hele bu meseleden dolayı Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşlik bağlarına zarar vermek, şuurlu Müslümanın yapacağı işlerden değildir.<br />
<br />
Sakal bırakan kimselerin, sünnete göre bakımını yapmaları, sünnete hürmetin ifadesi olur. Bıyık meselesinde ise dinî ölçü, kılların üst dudağı kaplamaması, bıyığın herkesin kendi kaşının kılları uzunduğunda olması ve dudak hizasını geçmemesidir. "Bıyıkları kısaltın" hadisine uyan âlimler bıyıklarını ciltleri görünecek kadar kısaltmışlardır.<br />
<br />
- Sakalı kısaltmak ve yanlardan almak sünnet midir?<br />
- Peygamber Efendimiz (asm)'in yanına getirilen bir adam için, "Sakalını keşke şuradan ve şuradan alsaydınız.", demiş midir?<br />
<br />
Kaynaklarda bu manaya gelen herhangi bir hadise rastlayamadık. Sakalla ilgili düzeltmeleri ön gören birkaç rivayete karşın, sakala hiç dokunulmaması gerektiğine dair bir çok rivayet ve alimlerin görüşleri vardır.<br />
<br />
Bazı rivayetlere göre Peygamber Efendimiz (asm)'in sakalının ucundan ve yanlarından aldığı bilinmektedir. (Tirmizi, Edeb 17)<br />
<br />
İmam Malik, "Müslüman, çoğunluk sakalını ne şekilde bırakıyorsa o kadar bırakmalı, fazlasını kesmeli, böyle yapmak menduptur. Çünkü bu fazlalığın kesilmemesi, çirkin görünmeye sebep olur. Sakalı kısaltmanın bir sınırı yoktur. En uygunu, şekli güzelleştirecek biçimde kısaltmaktır. der. (Adevi, Haşiyetü’l-Adevî ‘alâ Şerhi Kifâyeti’t-Tâlibi’r-Rabbânî. Beyrut, Dârü‟l-fikr, 2/445)<br />
<br />
İmam Bâcî Abdullah İbn Ömer ve Ebu Hureyre'den nakledilen tatbikata dayanılarak bir tutamdan fazlasının kesilebileceğini söylemiştir.<br />
<br />
Dürrü’l-Muhtar'da sakalın bir tutam boyunda olmasının sünnet olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde, ekseriyetin görüşüne göre bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir.<br />
<br />
Ayrıca saçla ilgili olarak “Kimin saçı varsa ona iyi baksın.”(bk. Irakî, Tahricu ahadisi’l-İhya-İhya ile birlikte, 1/142) mealinde hadis vardır.<br />
<br />
Ebu Davud ve Tirmizî’nin  rivayet ettikleri bir hadis de mealen şöyledir,<br />
<br />
    “Saçı, sakalı dağınık bir adam Hz. Peygamber (asm)’in meclisine geldi. Buyurdu ki, bunun bir yağı yok mu ki onunla saçını düzeltsin.” (Irakî, age.)<br />
<br />
Sakal brakanların alt dudak altını alması mekruh ve bidat mıdır?<br />
<br />
Reddu’l-Muhtar’da kısaca “el-Garaib”den naklen “Alt dudağın kıllarının alınması bidattır.” denilmektedir.(İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar, VI/407).<br />
<br />
Celal Yıldırım da -herhangi bir kaynak vermeden- “Sakal bırakanların alt dudak üzerindeki kılları tıraş etmeleri bid’at sayılmıştır. Çünkü, Peygamberimiz (asm)'in o kısmı tıraş etmediği sahih hadislerle sabittir.” görüşüne yer vermiştir. (bk.Celal Yıldırım, İslam Fıkhı, IV/207)<br />
<br />
Tahavî’nin bildirdiğine göre, üst dudaktaki kılları (bıyığı) tıraş etmek İmam Azam, Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre kısaltmaktan daha güzeldir. Fakat daha sonra gelen Hanefî fakihlerine göre, bıyıkları tıraş etmek değil, kısaltmak sünnettir. (bk. el-Bahru’r-Raik-şamile-7/163)<br />
<br />
Hanefî alimlerine göre sakalın çenenin altındaki boğaz kısmını tıraş etmek uygun değildir, İmam Ebu Yusuf’a göre bunda bir sakınca yoktur. (bk. Reddu’l-muhtar, II/418)<br />
<br />
Kişinin yüzündeki kılları kesmesinde bir sakınca yoktur. Yeter ki, kadınlara benzemek niyeti olmasın. (bk. age.)<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2091" target="_blank" title="">Sakal-Duası-Arapçası.jpg</a> (Dosya Boyutu: 212.53 KB / İndirme Sayısı: 71)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinimizde Sakal bırakmanın Önemi ve kesmenin hükmü nedir? Sakal Duası Arapca Türkce</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sakal Nedir?</span></span><br />
<br />
Sakal, yetişkin erkeklerin yanak, çene ve yüzün alt kısmında çıkan kıllardır. Peygamber Efendimiz (s. a. v.), diğer peygamberler (A. S.) ve bütün sahabeyi kiram sakallı idiler. Peygamber Efendimiz (s. a. v.) sakallı olduğundan, erkekler için sakalı kesmemek ve bırakmak sünnettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dinimizde Sakalın Önemi</span></span><br />
<br />
Hz. Aişe tarafından nakledilen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, sakalı salıvermek, misvak ile ağızı ve dişleri temizlemek, su ile burnu temizlemek, tırnakları kesmek, kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak, koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek, necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud, Tahare, 29; Nesâî, Zine, 1).<br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte ise: "Bıyıkları çok kısaltın, sakalları ise bırakın. " buyurulmuştur (Buhari, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Alimlerin Sakal Hakkındaki Görüşleri</span></span><br />
<br />
Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı tıraş etmek konusunda âlimler farklı kanaatlere varmışlardır. Bu âlimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur; kimisine göre de müstehaptır.<br />
<br />
    Sakal bırakmak farz, kesmek ise haram görüşü; alimlerin cumhuruna (çoğunluğuna) aittir.<br />
    Sakal bırakmak sünnet, tıraş etmek ise mekruhtur görüşü; Şafiî mezhebinden İmam Nevevi, Râzi, Gazzali, Şeyh Zekeriyya el-Ensari, İbn-i Hacer, Remli, Hatib, Şirbini gibi alimlere aittir.<br />
    Sakal bırakmak müstehap (sünnet-i zevaid), tıraş etmek ise mubahtır görüşü; Mahmud Şeltut ve Muhammed Ebu Zehra gibi zamanımızın alimlerine aittir.<br />
<br />
Soru: Selamun Aleykum. Uzayan sakalı okutmak var mıdır?<br />
<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span>: Ve Aleykum Selam. Sakalı uzatmak, farzdır/vaciptir! Sakalı kesmek ise haramdır! Sakal uzadığı zaman da okunması diye bir şey yoktur! Allah-u Teâlâ, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bıyığını kısaltmayı ve sakalını da uzatmayı emretmiştir!<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Rabbim bana bıyığımı kısaltmamı ve sakalımı da uzatmamı emretti!”<br />
<br />
İbni Sa’d 1/449, 450, Said bin Mansur Musannef 172, 173, İbni Kesir el-Bidaye 4/264<br />
Bıyığı Kısaltıp Sakalları Uzatmak Farzdır/Vaciptir!<br />
<br />
Mücahid veya Muvahhid yada Mü’min olduğunu iddia eden bir kişi, bulunduğu topluluğa uyarak veya kamufle olmak için ne sakalını kısaltır ne de keser! Çünkü sakal, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetinin farz olan kısmındandır! Sakal bize emrolunmuştur! Bizimde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in emrettiği şeye uymamız farzdır/vaciptir!<br />
<br />
(1) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
</span><br />
<br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Rasul size neyi verdiyse onu alın! Sizi neden sakındırdıysa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun! Şüphesiz ki, Allah cezası pek şiddetli olandır!”<br />
<br />
Haşr Suresi 7<br />
<br />
(2) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“De ki; Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”<br />
<br />
Âl-i İmran Suresi 31<br />
<br />
(3) Bıyıkları uzun ve sakalları tıraşlı bir Mecusi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Böyle yapmanı (yani sakallarını kazıyıp bıyıklarını uzatmanı) sana kim emretti!?”<br />
<br />
O Mecusi de Kisra’yı kastederek Rabbim, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Lakin benim Rabbim de, bana bıyıkları kısaltmamı ve sakalları salıvermemi/uzatmamı emretti!”<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sakalın önemini ve Rabbimizin bir emri olduğunu belirtmiştir!<br />
<br />
İbni Sa’d 1/449, Said bin Mansur Musannef 172, İbni Kesir el-Bidaye 4/264, Ebu Nuaym Delâil 1/349, İbnu’l-Cevzi el-Vefa 2/460, Tarihu’t-Taberi 2/654, Suyuti Durru’l-Mensur 1/276, Suyuti Esbabı Vurud 213, İbni Hacer Metalibu’l-Aliye 2206<br />
<br />
(4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">جُزُّوا الشَّوَارِبَ، وَأَرْخُوا اللِّحَى، خَالِفُوا الْمَجُوسَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyıkları kesin ve sakalları salıverin! Mecusilere muhalefet edin!”<br />
<br />
Müslim 260/55<br />
<br />
(5) Zeyd bin Erkam (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">مَنْ لَمْ يَأْخُذْ مِنْ شَارِبِهِ، فَلَيْسَ مِنَّا</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyığından almayan kişi, bizden değildir!”<br />
<br />
Tirmizi 2909, İbni Hibban 5477, Tabarani Mucemu’l-Kebir 5033<br />
<br />
(6) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Cuma günü gusletmek, misvak kullanmak, bıyıkları kısaltmak ve sakalı uzatmak, İslam fıtratındandır! Zira Mecusiler bıyıklarını uzatır ve sakalı keserler! Şu halde onlara muhalefet edin!”<br />
<br />
İbni Sad 1/147, Müslim Taharet 55, Beyhaki 1/150, Şafii el-Ümm 1/21, Beyhaki Ma’rife 1/246, Nesei Zinet 2, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/52, Buhari Tarihu’l-Kebir 1/140, Taberani Sağir 553, Hatib Tarih 6/247, Deylemi 2570, İbni Hacer Fethu’l-Bari 10/346, Suyuti Esbabı Vurud 212, 214, İbni Kayyım Zadu’l-Mead 1/166<br />
<br />
(7) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
On şey fıtrattandır:<br />
<br />
1) Bıyıkları kısaltmak,<br />
<br />
2) Sakalı salıvermek,<br />
<br />
3) Misvak kullanmak,<br />
<br />
4) Buruna su çekmek sonra onu burundan çıkarmak,<br />
<br />
5) Tırnakları kesmek,<br />
<br />
6) Parmak mafsallarını yıkamak,<br />
<br />
7) Koltuk altı kıllarını yolmak,<br />
<br />
8) Etek tıraşı yapmak,<br />
<br />
9) Küçük abdest ve büyük abdest mahallerini yıkamaktır.<br />
<br />
Ravi Zekeriyya (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
Musab; Onuncuyu unuttum, ancak o da, ağzı çalkalamak olabilir, dedi.<br />
<br />
Müslim 261/56<br />
<br />
(8) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">خَالِفُوا الْمُشْرِكِينَ، وَفِّرُّوا اللِّحَى، وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Müşriklere muhalefet edin! Sakallarınızı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltınız!”<br />
<br />
Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), hac veya umre yaptığında sakalını avuçlar ve avuçtan fazla olan kısmını alırdı.”<br />
<br />
Buhari 13/5926<br />
<br />
(9) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">إِنْهَكُوا الشَّوَارِبَ، وَأَعْفُوا اللِّحَى</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyıkları derin kesin ve sakalları bırakın!”<br />
<br />
Buhari 13/5927<br />
<br />
(10) Mervan bin Salim el-Mukaffi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı sakalını avuçlamış kabzadan fazlasını keserken gördüm…<br />
<br />
Ebu Davud 2357, Nesei Ameli’l-Yevm 301, Hakim 1/42, Beyhaki 4/239, Begavi 1740, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 920<br />
<br />
(11) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh), sakalını eliyle tutar, kabzadan fazla olanını alırdı.<br />
<br />
Beyhaki Şuabu’l-İman 6432<br />
<br />
(12) Hasan el-Basrî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Sahabeler sakalın kabzadan fazlasının alınmasına ruhsat veriyorlardı.”<br />
<br />
İbni Ebi Şeybe 6/109/5<br />
<br />
Not: Alimler, Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği şu hadisinin şerhinde şöyle demektedirler:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">جُزُّوا الشَّوَارِبَ، وَأَرْخُوا اللِّحَى، خَالِفُوا الْمَجُوسَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
“Bıyıkları kesin ve sakalları salıverin! Mecusilere muhalefet edin!”<br />
<br />
Müslim 260/55<br />
<br />
Hadisteki; sakalı salın, ifadesi sakal için bir haddi olma ihtimalini taşır! O had ise sahabelerin uygulamasında rivayet edilen haddir!<br />
<br />
Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın sakalını kabzalar fazlasını alırdı. Başını tıraş eden kimseye emrederdi de o da Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın emri ile sakalının uzunluğundan ve yanlarından alır onun uçlarını müsavi yapardı.<br />
<br />
<span style="color: #FF4136;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAKAL DUASI</span></span><br />
<br />
Erkekler için sakal duası nasıl yapılır? Sakal okutmak yani sakal bırakma duası için bir kişi okuduğu zaman güzel veya mecbur olmadığı bir haldir. Lakin sakal bıraktıktan sonra kolaya gelen bir dua yapılabilir. Demek ki, sakal bırakınca dua okumanın / okutmanın bir sakıncası olmaz. Kişi dilerse okur veya okutur. Okutmazsa da “Niçin sakal duası yaptırmadın?” diye tenkit edilmez. Çünkü hayırlı işlere dua ile başlamak güzeldir. Peygamber efendimiz aynaya bakınca dua ederdi. Onun için bizde sizler için sakal çıkarma duası veya sakal duasını arapça Türkçe okunuşlarını derledik.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) , diğer Peygamberler (a.s) ve bütün sahabeyi kiram sakallı idiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sakallı olduğundan erkekler için sakalı kesmemek bırakmak sünnettir. Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü’minin esas niyeti Peygamberimize (asm) uymak ve onu taklit etmektir.<br />
<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">الْحَمْدُ لِلَّهِ جَاعِلُ اللحْيَةِ مِنْ فطرة الإسلام والصلوةُ وَالسَّلَامُ عَلَى اشْرَفِ الرُّسُلُ الكِرَامِ وَ عَلَى الِيهِ وَاَصْحَابِهِ الْفِخَامِ اللَّهُمَّ أَحْيِ مَنْ أَغْفَرَ الَحَيَةَ وَاحْفَظْهُ مِن جَمِيعِ المِحْنَةِ وَاسْلُكْ بِهِ في طَريقَ أَهْلِ السُّنَةِ وَأَكْرِمْهُ بِشَفَاعَة شفيعِ الأُمةِ وَاَكْرِمْهُ بِطَوافِ الكَعْبَة فِي الحَرَم وَبِفَضْلِ لِحْيَاءِ مِنْ مَاءٍ زَمْزَمَ وَ بِزِيارَة رَوْضَةِ النَّبِي المُحترَمَ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ وَسَلامُ عَلَى الْرُسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Okunuşu: Elhamdü lillâhi câilül-lıhyeti min fıtrati’l-islâm vesselâtü vesselâmü alâ eşref i’r-rusüli’l-kirâm. Ve alâ âlihi ve ashâbihi’l-fihâm. Allâhümme ahyı men â’fa’l-lıhyete vahfazhü min cemî’il-mihneti veslük bihâ fî tariki ehli’s-sünneti ve ekrimhü bişefâati şefî’il-ümmeti ve ekrimhü bitavâfil-Kâbeti fi’l-harami. Ve biğaslı lıhyetihi min mâi zem zem ve biziyâreti ravzati’n-nebiyye’l-muhterem. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmain. Ve selâmün ale’l-mürselin velhamdü lillâhi rabbi’l-âlemin.<br />
<br />
Anlamı: Sakalı fıtrat-ı islâmdan kılan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm peygamberlerin en şereflisinin, O’nun âlinin ve yüksek ashabının üzerine olsun. Yâ Rabbi, sakal bırakan zâtı ihyâ et, bütün sıkıntılardan koru. Ona ehl-i sünnet yoluna sâlik olmakla, peygamberimizin şefâtma nâil olmakla, Kâbe’yi tavâf etmekle, Zemzemle sakalını yıkamasıyla ve Peygamberimizin kabrini (s.a.v.) ziyaret etmek nasip eylemekle ikram eyle yâ Rabbi. Allah’ın rahmeti, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) ya, ehlinin ve ashâbımn cemî’ma ve bütün peygamberlere selâm olsun. Ve hamd ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Dinimizce Peygamber Efendimizden günümüze kadar gelen özel bir sakal duası mevcut değildir. Ancak, Peygamber Efendimizin sünnetini yerine getiren Müslümanlar için yapılan hayır dualar mahiyetinde çeşitli dualar okunabilir.<br />
<br />
Duamız:<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">اللّهُمَّ أَنعِمْ عَلَينَا بِمَنِّكَ وَفَضْلِكَ وَاهْدِنا إِلَى صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ. اللّهُمَّ اجْعَلْ سَكَالا لِهَذَا الْأَخِ الَّذِي تَشَبَّهَ بِسُنَّةِ نَبِيِّكَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Ya Rabbi! Cümlemize inayet ve lütfu hidayet nasip eyle. Peygamber (s. a. v.) Efendimizin sünneti seniyyelerine uymak üzere sakal bırakan şu kardeşimizin sakalını mübarek eyleyerek daha birçok sünnetlerini yerine getirmeyi nasip eyle.<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَا رَبِّ اجْعَلْهُ مِمَّنْ يَتَمَسَّكُ بِسُنَّةِ نَبِيِّكَ وَيَحْذُو حَذْوَهُ فِي كُلِّ أَمْرِهِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Şebeke-i Resûlullah'a ve Beyti Şerife gidip, yüzünü sürüp zemzemle yıkanmasını nasip eyle. Dünyevi ve uhrevi birçok maksatlarının hallinde kendisine kolaylıklar ihsan eyle.<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">اللّهُمَّ اجْعَلْنَا وَكُلَّ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ مِنَ الْمُتَّقِينَ الَّذِينَ يَعِيشُونَ بِالإِسلامِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Ya Rabbi! Cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i İslam üzere yaşayanlardan eyle.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin sünnetini yerine getiren Müslüman için sakal duası hayır dua mahiyetindedir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Âdetle ilgili sünnetleri yapmamak günah mı?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Sünnetler, âdetlerle ilgili olup olmama bakımından ikiye ayrılır:<br />
Sünnet-i hüdâ, ezan ve ikamet okumak gibi, İslam dininin şiarıdır. Başka dinlerde yoktur.<br />
<br />
Sünnet-i zaide, çoğul olarak sünnet-i zevaid denir. Resulullahın kılık kıyafeti, elbise giyiş şekli, yemek yiyiş tarzı, yürüyüşü, yatışı, vasıtaya binişi, bir işe sağdan veya soldan başlaması, saç şekli, sarık sarma şekli gibi âdetleridir. (Hadika)<br />
<br />
Resulullahın âdetlerle ilgili sünnetlerine uymak da büyük şeref ve çok sevaptır. Ama yapmamak günah hatta mekruh değildir. Mesela Peygamber efendimiz deveye binerdi. Deveye binmemek günah veya mekruh bile değildir. Arapların âdeti olarak mübarek topuklarına kadar uzun gömlek [entari] giyerdi. (İbni Asakir)<br />
<br />
Bugün Arap denilen insanların çoğu entari giymektedir. Türkiye’de ise âdet olmadığı için erkekler entari giymemektedir. Sünnet-i zaide olduğu için entari giymemek günah ve mekruh değildir. Sarıkla gezmek de âdeti idi. Kâfirleri de sarıklı idi. Hadis-i şerifte, (Sarık Arapların tacıdır) buyuruldu. (Beyheki)<br />
<br />
Sakal da âdete ait sünnetlerdendir. Kâfirlerden de sakallı olanlar var idi. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi’nin rivayet ettiği (Sünnet olan on şeyden biri sakal bırakmaktır) hadis-i şerifi sakalın sünnet olduğunu açıkça bildirmektedir. Sakalın bir tutamdan fazlasını kesmek sünnettir. Bir tutamdan kısa bırakmak, sünnete aykırıdır. Sünnet diye bir tutamdan kısa sakal bırakmak bid’attir. Böyle bid’at sakalı, haram işlemekten kurtarmak için, bir tutam uzatmak vaciptir [yani farzdır.] (Redd-ül Muhtar)<br />
<br />
Bahr-ür-raık’da, (Erkeklerin sarkan saçlarını büküp fitil yapmaları mekruh olur. Çünkü, fitil yapmak, bazı kâfirlere benzemek olur) buyuruldu. Demek ki kâfirlerin âdetlerine benzediği için yasaklanan şeyi yapmak bile haram değil, mekruh oluyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Müşriklere benzemeyin, bıyığınızı kısaltın, sakalınızı bırakın.) [Nesai]<br />
<br />
(Mecusiler bıyıklarını uzatır, sakallarını kısaltır. Onlara muhalefet edin, bıyıklarınızı kısaltın, sakalınızı uzatın!) [İ. Hibban]<br />
<br />
(Namazı nalın ile kılın ki Yahudilere benzemeyin!) [Hakim]<br />
<br />
(Nalını olmayan, mest giysin!), [Müslim] [Nalın, terliğe benzer ayakkabı]<br />
<br />
Bahr-ür-raık’ın ifadesine göre, bu hadis-i şerifler, sakal kazımanın ve çıplak ayakla namaz kılmanın mekruh olduğunu bildiriyor. Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yahudi ve Hristiyanlar sakal boyamaz. Onlara benzemeyin, boyayın!) [Müslim]<br />
<br />
(Saçlarınızı kırmızı veya sarıya boyayın, ehl-i kitaba muhalefet edin!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
Eshab-ı kiramın kimi boyadı, kimi boyamadı. Çünkü, bu âdetteki emre ve yasağa uymak vacip değildir. Burada, o şehrin âdetine uyulur. (Hadika)<br />
<br />
Eshab-ı kiram sakal kazımazdı. Çünkü, o zaman, sakal uzatmak Arapların âdeti idi. Ebu Cehil gibi birçok kâfir sakallı idi. [Eğer sakal ve sarık, âdete ait sünnet olmayıp, sünnet-i hüdâ, yani İslamın şiarı olsaydı, müşrikler müslümanlara benzememek için, hemen sarıklarını çıkarır ve sakallarını keserlerdi.]<br />
Sünnet olan sakala kıymet vermeyen kâfir olur. Yüzünü, kadın gibi parlak yapmak, kadınlara benzemek için sakal kazıtmak haramdır. Kadınlara benzemeyi düşünmeyip, genç ve güzel görünmek için sakal kazımak mekruhtur. (K. Saadet)<br />
<br />
Zevaid sünnetlerin açıklanması<br />
Yukarıdaki yazımızda sakal bırakmanın zevaid sünnet olduğunu bildirmiştik. Hadis-i şerif ve fıkıh kitapları sakal bırakmanın sünnet olduğunu bildirirken, vacip veya İbni Teymiye gibi farz diyen, sünnete ve cumhuru ulemaya karşı gelmiş olur. Kâfirlere veya kadınlara benzemek için sakalı bir tutamdan kısa yapmak veya kazımak haramdır. Benzemek niyeti olmayıp, memleketin âdetine uymak için olursa, mekruh olur. Kısa sakala sünnet demek bid’at olur. Sünnete önem vermezse, kâfir olur. Sünneti bir özür ile terk etmek caizdir. Peygamber efendimiz papaz ayakkabısı giymiştir. (Redd-ül Muhtar, Mevâhib)<br />
<br />
Peygamber efendimiz, uzun entari giymiş, şalvar ve pantolon giymemiştir. Şalvar giymek âdette bid’attir. Âdette bid’at olan şeyi yapmak günah değildir. Uçağa binmek de âdette bid’attir, günah değildir. Bunun için âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve erkeklerin pantolon ve şalvar giymeleri günah olmaz. Peygamber efendimiz, bazen Rum, bazen Arap elbisesi giyerdi. Tirmizi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, kolları dar, Rum cübbesi giyerdi. (Mevâhib-i ledünniyye)<br />
<br />
Bazı kimseler, nakli esas almadan, sakal kazımak kâfirlere benzeyeceği için haramdır diyorlar. Bu yanlıştır. Çünkü (Bir kavme benzeyen onlardandır) hadis-i şerifindeki benzemek, ibadetlerde benzemektir. Kılık kıyafetle ilgili şeyler âdettir. Çirkin olmayan âdetlerde kâfirlere benzemek günah olmaz. İbadette kâfirlere benzemek bazı yerlerde mekruh, bazı yerlerde haram, bazı yerlerde küfür olur. Mesela haç takan kâfir olur. Fakat kâfir gömleği giymek, saç uzatmak, uçağa binmek, masada yemek yemek, çatal kaşık kullanmak günah olmaz. Çünkü burada âdetteki sünnetlere uyulmamış olur.<br />
<br />
Zevaid sünnetleri yapmamak günah olmaz ise de, bunu değiştirip, adına sünnet demek bid’at olur. Mesela hiç sarık sarmayan, sarıkla gezmeyen kimse günah işlemiş olmaz. Fakat sünnet diye, sarığın iki ucundan birini sağ omuza, diğer ucunu da sol omuza veya öne sarkıtmak veya Sünnet diye çenede sakal bırakmak yahut kısa sakal bırakmak da bid’at olur.<br />
<br />
(Müşriklere benzememek için sakalınızı uzatın) hadis-i şerifi var diye, sakal bırakmayana, müşrik denmez. Mubah olan âdetlerde kâfirlere benzemekte mahzur yoktur. (Hadika)<br />
<br />
Sünneti zevaidi de beğenmeyen ve alay eden kâfir olur. Mesela bir kimse, (Peygamberimiz, kadınlar gibi entari giyermiş) diyerek alay etse, imanı gider. Yahut sakalı beğenmeyen veya sünnete uygun sakalı olana çember sakallı diyen kâfir olur. Çünkü Peygamber efendimizin yaptığı işleri yani sünnetini, beğenmemiş olur. Halbuki Allahü teâlânın bütün insanların en üstünü olarak yarattığı ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberini beğenmemek, Allah’ı beğenmemek olur. (Niye böyle Peygamber gönderdin) demek olur. Allah’ı da, Resulünü de beğenmeyenin kâfir olacağı pek açıktır.<br />
<br />
Ahir zamanda müslümanların fitneye sebep olmamak için dinlerinin gereklerini gizli olarak yapmaları emredilmiştir. Bunun için dar-ül-harbde veya zulüm görmemek, nafakadan olmamak, emr-i maruf yapabilmek, müslümanlara ve İslamiyet’e hizmet edebilmek, dinini, namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz, hatta lazımdır.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid'at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dini hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hatta bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de, Resulullaha uymak, dünya ve ahirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar.)<br />
<br />
Sakal kazımak ve fitne<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Dine hizmet için, fitneyi önlemek sakalı kazımak caiz deniyor. Bazıları da lazım diyor. Caiz dense bile, lazım demek, nasıl caiz olur?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Fitne nedir? İmam-ı Birgivi, Muhammed Hadimi ve Abdulgani Nablüsi hazretleri, fitneyi, (Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmaktır) diye tarif ediyorlar. Fitneye sebep olmak haramdır. Sakal bırakmak sünnettir. Harama sebep olmak haramdır. Haram işlememek için sünnet elbette terk edilir. Çünkü dinimizin emri böyledir. Vatani vazife için askere giderken bir çok sebep yüzünden saç ve sakal kesme zorunluluğu vardır. Kesmeyen ne olur? Ceza görür, bir zarara uğrar. Askerde, er, subay veya memur olarak görev yapsa oranın tüzüğüne uymadığı için elbette cezalandırılır. En az işinden ayrılır ki bu da bir zarardır. Yukarıdaki tarifte, zarara uğramanın da fitne olduğu bildiriliyor. Fitneye sebep olmamak için sünneti terk etmek sadece caiz olmakla kalmaz. Vacib, hatta farz olur.<br />
<br />
Yaşanmış bir olay:<br />
Sakallı cahil bir hoca, namaz kılan bir subaya, alaylı bir eda ile, (Niçin sakal bırakmıyorsun? Yoksa rızkından mı korkuyorsun? Allah başka yerden de sana rızk verir) diyor. Subay, (Rızkımdan korkmuyorum. Vatan, namus, din müdafaası için farz olan ilimlere çalışıyor, kâfirlerden, din ve vatan düşmanlarından üstün olma sebeplerini araştırıyorum. Din ve vatan düşmanlarının gelip, senin sakallarını yolmaması için sakal bırakmıyorum) diyor.<br />
<br />
Evlenmek de sünnettir. Bu sünneti de terk eden günah işlemiş olmaz. (Evlenmeyen bizden değildir) hadis-i şerifi, evlenmeyenin kâfir olacağını göstermez. Evlenmeyen sünnete uymamış olur. Evlenmek sünnetine veya sakal sünnetine uymayan günah işlemiş olmaz. Mezhepsiz Yusuf Kardavi bile sakal konusunda Ehl-i sünnete uygun yazarak diyor ki: İbni Teymiye, (Müşriklere muhalefet edin, sakalınızı uzatın) hadisi sakal kazımanın haram olduğunu gösteriyor, dedi. Feth’de, Iyâddan alarak, mekruhtur, denildi. Mubah diyenler de oldu. Doğrusu, hadis, sakal uzatmanın vacib olduğunu göstermiyor. (Yahudi ve Nasara, sakal boyamaz. Siz onlara muhalefet edip boyayınız) hadisine bakarak, sakal boyamanın vacib olduğunu söyleyen âlim olmadı. Bu hadis, müstehab olduğunu göstermektedir. Selef-i salihin zamanında sakal uzatmak âdet idi. (El-halal vel-haram)<br />
<br />
Sakala kıymet vermeyen kâfir olur. Yüzünü, kadın gibi parlak yapmak, kadınlara benzemek için sakal kazıtmak, çeneyi kazıyıp, yanaklar üzerinde uzatmak haramdır. Çünkü, erkeklerin kadınlara ve kadınların erkeklere benzemeleri haramdır. Kadınlara benzemeyi düşünmeyip, genç ve güzel görünmek için sakal kazımanın mekruh olduğu, Kimyâ-i saadet’te yazılıdır. Tekrar ediyoruz: Sünnet ile haram veya mekruh bir araya gelince haram veya mekruh işlememek için sünnet terk edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Tercüme bir kitapta, sarığın ucunu sarkıtmanın Yahudi âdeti olduğu bildirilmektedir. Sarığın ucunu sarkıtmak, sünnet değil midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Kitabı tercüme eden bu kişi, dört mezhepte de haram olan bir hususa helal diyen, İbni Teymiyeci bir bid’at ehlidir. Kendi sözü muteber olmadığı gibi, tercümelerine de itimat edilmez. Resulullah efendimizin, sarık sardığı zaman ucunu iki küreği arasına uzattığı Sahih-i Müslimde bildirilmektedir. Sarığın ucunu, arkaya değil de, sağa, sola veya öne uzatmak sünneti değiştirmek olacağından bid’attir.<br />
<br />
İslam âlimlerinin en büyüklerinden imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Bazı âlimler, sarığın ucunu sol omuz üzerine sarkıtmanın güzel olacağını söylüyor. Halbuki iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. Sol omuz üzerine sarkıtmak bid’at olur. Bu bid’atin de sünneti açıkça yok ettiği meydandadır.) [c.1, m.186]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, peygamberliği bildirilmeden önce de, diğer Arablar gibi sarık sarardı. Yani sarık, kıyafet şeklidir. Buna (Sünnet-i zevaid) denir. Sünnet-i zevaidi hiç yapmamak günah olmaz. Fakat bunu değiştirip adına sünnet demek bid’at olur. Mesela hiç sarık sarmayan kimse günah işlemiş olmaz. Fakat sünnet diye, sarığın iki ucundan birini sağ omuza, diğerini de sol omuza sarkıtmak bid’at olur. Hadis-i şerifte ise, (Her bid’at sapıklıktır) buyurulmuştur. (M. Ledünniyye)<br />
<br />
Sakal bırakmak da sarık sarmak gibi sünnet-i zevaiddir. Sünnet diye yalnız çenede sakal bırakmak sünneti değiştirmek olur, bid’at ve haram olur. Halbuki herhangi bir özürle sakal bırakmamak günah olmaz. Fakat sünnet diye, sünneti değiştirmek günah olur. Dinimizin her emrini değiştirmek böyle bid’at olur. Emri değiştirip yanlış yapmak, hiç yapmamaktan daha kötüdür. Bir kimse, namaz böyle kılınır diyerek çeşitli jimnastik hareketlerinde bulunsa, namaz kılmamaktan daha büyük günâh işlemiş olur. Dinin her emrini değiştirmek, yapmamaktan daha büyük felaket olur. (Hadika, Berika, Hâşiye-i Tebyin)<br />
<br />
Şimdiki sarıklar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Din kitaplarında, (Resulullah, beyaz, bazen siyah tülbendi başına sarık olarak sarıp, ucunu bir iki karış kadar iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığı 3,5 metre kadar uzundu. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız takke giyerdi) deniyor. Cüppesinin de önü kapalı olduğu bildiriliyor. Fakat bugünkü camilerde sarıkların ucu yok. Cüppeler de düğmesiz. Bunlar bid’at olmuyor mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Sarığın ucunu iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. Ama Resulullah efendimizin ucu olmayan sarık kullandığı rivayeti de olduğu için, şimdiki sarıklara bid’at denmez. Evla olanı iki omuz arasına 1 - 2 karış uzatmaktır. Cüppenin, ceketin önünü iliklemek daha uygun olur. Düğmesiz olana bid’at denmez.<br />
<br />
Taylasansız sarıklar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sarığın arkaya sarkıtılan ucuna taylasan deniyor. Türkiye’de imamların sarıkları taylasansızdır. Bunlar bid’at mi oluyor?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Resulullah efendimiz, taylasanı olmayan kalensüve [başlık, takke] de giydiği gibi, sarığının altına da kalensüve giyerdi. Yemen malı takke de giyerdi. (İbni Asâkir)<br />
<br />
Bunun için bugünkü imamların sarıklarına bid’at dememeli. Evla olanı ise, sarığın ucunu iki karış kadar iki küreğin arasına sarkıtmaktır. Birkaç hadis-i şerif:<br />
(Sarığın ucunu sırtınıza doğru sarkıtın!) [Taberânî]<br />
<br />
(Sarığınızın ucunu sarkıtın, çünkü şeytan sarkıtmaz. Böyle sarıkla kılınan iki rekât namaz, sarıksız kılınan yetmiş rekâttan efdaldir.) [Berika]<br />
<br />
Resulullah, sarığının ucunu iki küreği arasına sarkıtırdı. (Tirmizî, Taberânî)<br />
<br />
Resulullah'ın, siyah sarık giydiği ve ucunu iki omuzları arasına sarkıttığı da olmuştur. (Müslim)<br />
<br />
Nâfi, Abdullah ibni Ömer hazretlerinin sarığını kürek kemikleri arasına sarkıttığını söylerdi. (Tirmizî)<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin’in torunu Muhammed bin Ali bildiriyor ki: Cabir bin Abdullah sarığının ucunu arkaya uzatmıştı. Bize imam olup, namaz kıldırdı. (Müslim, Ebu Davud)<br />
<br />
Resulullah efendimiz, ekseriya beyaz, bazen siyah tülbendi sarık olarak sarıp, ucunu iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız fitilli takke giyerdi. (Herkese Lazım Olan İman)<br />
<br />
İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Sarığın ucunu sol omuz üzerine sarkıtmak bid’at, iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. (1/186)<br />
<br />
Sarıkta, bu sünnete dikkat etmelidir.<br />
<br />
Takke ve sarık<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Başı açık namaz kılmak, takkeyle kılmaktan daha iyidir, çünkü takke Yahudi âdeti) deniyor. Takkeyle namaz kılmak sünnet değil midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Takke, Yahudi âdeti değildir. Namazda başı örtmek sünnettir. Takkeyle, bu sünnet yerine gelir. Sarık sarılırsa, ayrıca müstehab sevabı da kazanılmış olur. Takkeyle namaz kılmak, sarıkla kılınan kadar sevab olmaz. Bunun için evde, takkeye bir tülbent sararak, yani sarık haline getirerek namaz kılmak daha çok sevab olur.<br />
<br />
Eshab-ı kiram, (Resulullah sarıksız takke de giyerdi) buyuruyor. (İbni Asakir)<br />
<br />
Resulullah ekseriya beyaz, bazen siyah tülbendi başına sarık olarak sarıp, ucunu bir karış kadar iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız fitilli takke giyerdi. (Herkese Lazım Olan İman)<br />
<br />
Her cilbab çarşaf değildir<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Bazıları Kur’anda geçen cilbab kelimesine çarşaf diyorlar ve çarşaftan başka örtünün caiz olmadığını, çarşafla örtünmenin farz olduğunu söylüyorlar. Çarşaf Hristiyan rahibe kıyafeti değil midir? Çarşaf giyen onlara benzemiş olmaz mı? Çarşaf giymek bid’at değil midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Onların bilmediği önemli bir incelik var. O da şudur:<br />
Çarşaf bir cilbabdır, ama her cilbab çarşaf değildir.<br />
Her cilbabın çarşaf olduğunu bildiren hiçbir İslam âlimi yoktur.<br />
<br />
Çarşaf giymeye farz diyenlerin görüşleri indidir, asla ilmi değildir. Hiç bir muteber fıkıh ve tefsir kitaplarından delilleri yoktur. Kıymetli din kitaplarında buyuruluyor ki:<br />
<br />
Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. Dinimiz kapanmayı emretti, ama belli bir örtü şekli bildirmedi. (Dürer-ül-mültekıte)<br />
<br />
Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir.<br />
<br />
Zevacir ve Berika’daki iki hadis-i şerifin meali şöyledir:<br />
(Haya cilbabını [örtüsünü] çıkaranın [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.) [Beyheki]<br />
<br />
(Cilbabı [gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) [Bezzar]<br />
<br />
Bu hadis-i şeriflerde de, cilbabın bir örtü olduğu açıkça görülmektedir.<br />
<br />
Cilbabın dış örtü, dış kıyafet olduğu tefsirlerde de yazılıdır:<br />
Cilbab, hımarın [tülbendin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsüdür. [Buna atkı da denir.] (Ebussüud tefsiri)<br />
<br />
Cilbab, tek parça örtüdür. (Celaleyn)<br />
<br />
Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsüdür. (Ruh-ul-beyan)<br />
<br />
Cilbab, milhafedir. (Beydavi)<br />
<br />
Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. (Kurtubi)<br />
<br />
Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. (Elmalılı)<br />
<br />
Cilbab, dışa giyilen örtü. (Tibyan, A. Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay’ın meali)<br />
<br />
Cilbab, milhafe, entari veya hımar. (El-Envar)<br />
[Milhafe; dış örtü ki buna ferace de denir.]<br />
<br />
Cilbab, feracedir. (Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)<br />
<br />
Nur suresinde, (Kadınlar, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına örtsünler) buyuruluyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, hımar denmezdi. Fıkıh kitaplarında cilbab dış örtü diyor. Bir örnek:<br />
Hanıma verilmesi vacip olan nafaka, yemek, kisve [elbise] ve meskendir. Kisve [elbise] ise, hımar ve milhafedir. (Bahr) [Milhafe; dış örtüdür, hımar ise başörtüsüdür.]<br />
<br />
Tefsir, hadis ve fıkıhta cilbab dış örtüdür.<br />
<br />
Çarşafa bid’at denmez, çünkü âdetteki değişiklik bid’at olmaz. Şalvar ve pantolon da böyledir. Otomobil uçak da böyledir. Bunlara itiraz etmeyip de, cilbaba çarşaf diye takılmak normal değildir.<br />
<br />
Bıyık kazımak<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sünnete uygun olan bıyığı mazeretsiz kazımanın hükmü nedir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Bid’attir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Kirli sakal<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sünnete uygun sakal bıraksam, fitneye sebep olur. Kirli sakal bıraksam o da bid’at oluyor. Ama ben kirli sakalı çok seviyorum, bana da yakışıyor. Sünnet niyeti ile değil de âdet olduğu için kirli sakal bırakmamın sakıncası olur mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Âdet olduğu için de olsa, top sakal, keçi sakalı ve kirli sakal tabir edilen sakal biçimleri mekruh olur. Hele sünnet diye bırakılırsa bid’at ve haram olur.<br />
Kirli sakal tabiri hoş. En azından sünnet olmadığı, temiz olmadığı anlaşılıyor.<br />
<br />
Kirli sakal<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sünnete uygun olmadığı için, Vehhabiler gibi çenede sakal bırakana, keçi sakallı demek, mezhepsizler gibi bid’at sakal bırakana, kirli sakallı demek günah mıdır?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Hayır, günah olmaz. Asıl sünnete uygun olmayan sakala, sakal diye iltifat etmek günah olur. Bid’at sakallı, kirli sakallı demek caizdir. Sünnet olan sakalı hafife almak, mesela çember sakallı diye alay etmek haramdır, hatta küfür olur.<br />
<br />
“Hiç yoktan iyi” demek<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Bir iş tam yapılamasa da, bir kısmı yapılsa daha iyi olmaz mı? Mesela sünnet üzere sakal bırakmayan, az da olsa kirli sakal bıraksa daha iyi olmaz mı?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Birinci soru, günahlar için, kötü huylar için doğrudur. Günahın ne kadarı terk edilirse o kadar iyidir. Ama verilen örnek yanlıştır. Bir başkası da, (Abdestsiz namaz kılmak hiç kılmamaktan iyi değil mi?) diye sormuştu. Namaz kılmamak günahtır, abdestsiz kılmak ise daha büyük günahtır. Hattâ namazla alay olacağı için küfürdür.<br />
<br />
Bu da ona benziyor. Sakal bırakmayan sünnet sevabından mahrum kalır. Sünnete uymak için kirli sakal bırakınca, bid’at işlenmiş olur, yani haram olur. Haram için (Daha iyidir) denmez.<br />
<br />
Kirli sakal bırakmak<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Bildiğiniz gibi, Ahmet Mekki efendi hazretlerinin sakalı sünnete uygunken, sakalıyla alay edenler olduğu için sakalını kısaltmıştı. Benim de sünnete uygun sakalım vardı. Benim sakalımla da alay edenler oldu. Temelli kessem sakalını kazıttı diye söyleyenler çıkacağı için, mecburen kısalttım. Bu sefer de, (Böyle sakal bid’attır, haram işliyorsun) diyorlar. Acaba kısa sakalı sünnet niyetiyle değil de, bir özürden dolayı bıraktığım için bid’at işlemekten kurtuluyor muyum?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Evet, sünnet niyetiyle bırakılmazsa bid’at olmaz. Ahmet Mekki Efendi hazretleri, tanınmış müftü idi. Sakalını kesmesi elbette uygun görülmezdi. Alay edilmemesi için de, kısaltmak zorunda kalmıştı. Bunu sünnet diye bırakmıyordu. Siz de sünnet diye bırakmazsanız bid’at ve haram olmaz. Seadet-i Ebediyye’de, (Kâfirlere veya kadınlara benzemek için sakalı bir tutamdan kısa yapmak veya tamamen kazımak haramdır. Benzemek niyeti olmayıp, memleketin âdetine uymak için olursa, mekruh olur) deniyor. Demek ki, sünnet denmezse haram olmuyor, mekruh oluyor. Bid’at sakal için, sünneti ifa ediyorum denmezse, haram olmadığı açıkça bildiriliyor.<br />
<br />
İslam Ahlakı kitabında da, (Dar-ül-harbde bulunan veya zulüm görmemek, nafakadan olmamak yahut emr-i maruf yapabilmek, müslümanlara ve İslamiyet’e hizmet edebilmek, dinini, namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz hatta lazım olur. Özürsüz olarak kısaltmak ve kazımak mekruh olur) deniyor. Buradan da bir özürle kısaltmanın veya kazımanın caiz olduğu anlaşılıyor.<br />
<br />
Sünnet olmayan bir şeyi sünnet diye işlemek bid’attir. Mesela Aşûre günü, sünnet sanarak aşûre pişirmek bid’attir. Sünnet olmadığını bilerek, o gün bir tatlı yapmak niyetiyle aşûre pişirmek bid’at olmaz. Bu inceliği iyi anlamak lazımdır.<br />
<br />
Sakalın ölçüsü<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Sakalın uzunluğunun ölçüsü nedir? Dudaktan itibaren mi, yoksa çeneden itibaren mi bir tutamdır? Seadet-i Ebediyye’de iki kavil olduğu söyleniyor. Böyle bir şey var mı?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Sakalın uzunluğunun ölçüsü, alt dudaktan itibaren bir tutamdır. İki ayrı kavil yoktur. S. Ebediyye’de deniyor ki:<br />
<br />
Sakalı sünnete uygun olmayan [yani çenedeki ile birlikte bir tutam uzun olmayan] kimse, bidat sahibi olur. (Cemaatle namaz bahsi)<br />
<br />
Sakalın [çenedeki ile birlikte] bir tutamdan kısa olmasına hiçbir âlim mubah dememiştir. Bir tutam, dört parmak genişliğidir. Çeneyi alt dudak kenarından avuçlayarak ölçülür. (Cuma namazı bahsi)<br />
<br />
Sakalın, çenedeki ile birlikte bir tutamdan fazlasını kesmek vacibdir. (Kaza namazı bahsi)<br />
<br />
İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: (Sakalı uzatın!) hadis-i şerifi, sakalı bir tutamdan kısa yapmayın ve kazımayın demektir. Sakalı bir tutam, yani 4 parmak eninde uzatmak sünnettir. Fazlasını kesmek de sünnettir. Bir tutamdan kısa olmasına hiçbir âlim izin vermemiştir. Bir tutam, çeneyi alt dudak kenarından avuçlayarak ölçülür. (Ey Oğul İlmihali)<br />
<br />
Sakalı bir kabza, bir tutam uzatmak sünnettir. Sakalı bir kabzadan kısa yapmak caiz değildir. Bir kabzadan fazlasını kesmek de sünnettir. Bir kabza, dudak kenarından, dört parmak eni kadar uzun olmak demektir. (Cennet yolu ilmihali)<br />
<br />
Sakalı bir tutamdan kısa yapanın, sünneti yerine getirdiğini söylemesi bidattir. Bir tutam demek, sakalı alt dudak kenarından avuçlayıp, avuçtan taşan fazlasını kesmektir. (Kıyamet ve Âhiret)<br />
<br />
Sakal kazımanın hükmü<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Tam İlmihal’de, sebepsiz, özürsüz sakal kazımanın haram olduğu yazılıdır) deniyor. Böyle bir şey var mıdır?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Hayır, ne Tam İlmihal’de ne de başka muteber kitaplarda öyle bir şey yok. Sakal bırakmak, sünnet-i zevaiddir. Sünnet-i zevaidi terk etmek haram değildir. Bazı âlimlere göre tenzihen mekruhtur. Sakal zevaid sünnet değil, müekked sünnet bile olsa, sakalı kesmeye haram denmez. Hiçbir âlim, müekked sünneti bile, terk etmeye haram dememiştir. Sakal kazımaya haram demek, bütün kitaplara yapılan bir iftiradır.<br />
<br />
Seadet-i Ebediyye kitabında deniyor ki:<br />
Ayakkabı, çorap, elbise çıkarırken, camiden ve Müslümanın evinden çıkarken, helaya girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlamak müstehabdır. Bunları tersine yapmak, tenzihi mekruh olur. Çünkü şekilde olan sünneti terk etmek olur. Bulunduğu yerin âdetine uymak için sakalı kazımak da, böyle tenzihen mekruhtur. (Cemaatle namaz bahsi)<br />
<br />
Sakal bırakmak sünnet-i zevaiddir. (Sakalı uzatın, müşriklere benzemeyin!) ve (Yahudilere benzemeyin, namazınızı nalınla [çorapla, mestle] kılın!) hadis-i şerifleri, sakal kazımanın ve çıplak ayakla namaz kılmanın, mekruh olduğunu göstermektedir. (Cuma namazı bahsi)<br />
<br />
Buhari’de yazılı hadis-i şerifte, (Yahudiler ve Hristiyanlar saçlarını, sakallarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin, yani boyayın!) buyuruldu. Bu hadis-i şerif, saç sakal boyamanın müstehab olduğunu gösteriyor. Sakal uzatmayı emreden hadis-i şerif de böyle olup, sakal uzatmanın vacib olduğunu değil, müstehab olduğunu bildirmektedir. Özürsüz sakal kazımak mekruhtur. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Genç ve güzel görünmek için sakal kazımak mekruhtur. (Kimya-i saadet)<br />
<br />
Şimdiki sarıklar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Şimdiki imamların başlarına giydiği sarıklar, taylasansız olduğu için bid’attır. Sünnet olan, sarığın ucunu iki omuz arasına sarkıtmaktır) deniyor. Taylasansız olan yani ucu omuzlara sarkmayan sarıklar bid’at midir?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Hayır, bid’at değildir. Peygamber efendimiz sarıksız, sadece takke de kullanmıştır, sarığın ucunu sarkıtmadan da kullandığı olmuştur. Bu yüzden şimdiki sarıklara bid’at dememeli. İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi Silsile-i aliyye büyükleri, ucu sarkan sarıklar kullandığı için, taylasanlı sarık tercih ediliyor. Bu tip sarıkları kullanmak, ötekilerin bid’at olduğunu göstermez.<br />
<br />
Dualı sakal<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> (Dua okunarak bırakılan sakalı kesmek haramdır) deniyor. Ben sakal bırakırken dua edildi. Şimdi askere gideceğim. Sakalımı kestirmem haram olur mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span><br />
Haram olmaz. Sakal bırakırken dua okutmak diye bir şey yoktur; bu, sonradan çıkarıldı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Dinimizin menetmediği âdetlerde, orada yaşayan insanlardan ayrı olarak farklı bir yol izlemek uygun olur mu?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span>: Konu ile alakalı olarak Hadîka'da diyor ki:<br />
“Mubahlarda, şehrin âdetine uymamak şöhret olur. Bu ise, tahrimen mekruhtur.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span></span> Namaz kılarken, erkeklerin sarık sararak namazı öyle kılması şartı var mıdır?<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span></span>: Başına beyaz sarık sarmak müstehabtır. Resûlullah efendimizin siyah sarık da sardığı "Ma'rifetnâme"de yazılıdır. Sarığının ucunu iki küreği arasına, iki karış uzatırdı.<br />
<br />
Sakal, Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm)'in ehemmiyetli sünnetlerinden biridir. Hiçbir âlim farz olduğunu ileri sürmediği için, terkinde de farzın terki gibi bir hüküm verilmemiştir.<br />
<br />
Sakal sünnetinde Şafiî ile Hanefî arasında farklı görüş vardır. Şafiî'ye göre sakal sünnettir. Kesimi ise sadece tenzihen mekruhtur. Hanefi'de ve diğer iki mezhepte ise hüküm farklıdır. Sakalı bıraktıktan sonra kesmek, tahrimen mekruhtur.<br />
<br />
Dinimiz bu konuda bir zorunluluk getirmediği için, bazı insanların sakal bırakmamasına "Neden bırakmıyorsun?" denilmez. Dinimiz sakal bırakmamayı menetmemiştir; terkeden sünnet sevabından mahrum kalır, ama günahkar da olmaz.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (asm) getirdiği esas, kaide ve prensipler hayatın bütün safhalarını içine alır. İbadetten muamelâta, ahlâktan insanın şahsî yaşayışına ve cemiyetin bütün unsurlarına kadar...<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) yaşayışı, en güzel bir örnek ve mü'minler için en açık bir misaldir. Bu hususu Rabbimiz Kur'ân-ı Kerim'de şöyle belirtir:<br />
<br />
    «Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde (takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.» (Ahzab, 33/21)<br />
<br />
Peygamberimiz (asm)'in birtakım sünnetleri vardır ki, bunlar, onun fıtrî muameleleri şeklindedir. Giyinip kuşanması, yeyip içmesi, vücudunun bakımı ve temizliği bu kabildendir. Bunların birçoğu muaşeret kaideleri sınıfına girmektedir. Mü'minler ise, bu sünnetlere uymakla hareketlerini nurlandırmış olurlar.<br />
<br />
İşte bu fıtrî sünnetlerden bir kısmını Hz. Âişe (ra) validemiz Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'den şöyle rivayet etmektedir:<br />
<br />
    «On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir): bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.» (Müslim, Tahare 56; Neseî, Zinet 1)<br />
<br />
Her insanın belli zamanlarda yapması gereken bu fıtrî sünnetler hem bir temizlik vasıtasıdır, hem de peygamber âdetidir. İnsan bu vazifeleri yerine getirmekle hem bedenî vazifelerini yapmış, hem de sünnete uymakla manevî mükâfata kavuşmuş olur.<br />
<br />
Bahsi geçen sünnetler içinde sakal bırakmak ve bıyıkları kısaltmak dış görünüş itibarıyla ayrı bir hususiyet taşımaktadır. Sevgili Peygamberimiz (asm), «Sakalı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltın.» derken «Müşriklere muhalefet edin.» (Buhari, Libas 64) buyurmakla da hikmet cihetini belirtmektedirler. Çünkü müşrikler sakallarını kesip bıyıklarını alabildiğine uzatırlardı.<br />
<br />
İslâm âlimleri sakalı bırakma ölçüsü olarak, bir tutamdan fazlasının kesilmesini ifade ederler. Hz. Ömer (ra), sakalını uzatmış birini görerek bir tutamdan fazlasını kesmesini söylemiştir. Ebû Hüreyre (r.a.) gibi büyük bir sahabî de sakalını tutar, bir tutamdan fazlasını keserdi. Abdullah bin Ömer'in de aynı şekilde hareket ettiği rivayet edilmektedir.<br />
<br />
Fıkıh kitaplarımızda ifade edildiği gibi, sakalın kâmil mânâdaki şekli «arız» denilen yüzün iki tarafı ile çenede bırakılmasıdır. Şayet sadece çenede sakal bırakılsa sünnet yerine gelmiş olmaz.<br />
<br />
Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü'minin esas niyeti Peygamberimize (asm) uymak ve onu taklit etmektir. Bir Müslümanın gayesi, mümkün olduğu ölçüde sünnet-i seniyyeye her yönüyle uymaktır. Fakat buna muvaffak olmak ancak «ehass-ı havas» denilen bazı mümtaz şahsiyetlere mahsustur. Yalnızca müçtehid ve velî mertebesine varan zatlar bu sınıfa girer. Fakat herkes sünnetin tamamını yapamasa da, taraftar olmak, kabul etmek ve hâlis bir niyetle de yapmaya gayret göstermek mecburiyetindedir. Ancak bu niyet ve kararlılık içinde olmakla beraber, daha başka maslahatlar icabı olarak bazı sünnetleri yapmayanları ve yapamayanları çok büyük bir günaha girmiş gibi suçlamaya ve tahkir etmeye, küçük görmeye de hakkımız yoktur.<br />
<br />
Sakal meselesine de bu ölçü içinde bakmak lâzımdır. Sakal bırakmak Peygamberimiz (asm)'in hem fiilî ve hem de kavlî bir sünnetidir. Mü'min bu sünneti işlemekle, âdetini ibadete çevirir ve büyük sevaba kavuşur. Sakal bırakmayanların mes'uliyet altına girdiklerini söyleyen müçtehidler varsa da, bazı âlimler sakalı kesmenin tenzihen mekruh olduğunu ve hattâ son devir İslâm âlimlerinin bazıları da mubah olduğunu belirtmişlerdir.<br />
<br />
Asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman sakal konusunda şöyle demektedir:<br />
<br />
    «Bazı âlimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir.' demişler. Muradları, 'Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır.' demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur» (Emirdağ Lahikası-I, s. 48, 49)<br />
<br />
Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mesul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince -Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî- ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler, bir mesuliyet altına girmezler. (Mezahibü'l-Erbaa, II/44-45; İânetü'l-Tâlibîn, II/340)<br />
<br />
Bu sünneti işlemeye taraftar olmak, işleyenleri tebrik etmek, onlara hürmet etmek İslâmî bir davranış olduğu gibi, bırakamayanları veya bir mazeretinden dolayı terk edenleri de hor görüp küçük düşürücü konuşmak, büyük bir İslâmî eksiklikmiş gibi değerlendirmek de normal bir hareket değildir. Hele bu meseleden dolayı Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşlik bağlarına zarar vermek, şuurlu Müslümanın yapacağı işlerden değildir.<br />
<br />
Sakal bırakan kimselerin, sünnete göre bakımını yapmaları, sünnete hürmetin ifadesi olur. Bıyık meselesinde ise dinî ölçü, kılların üst dudağı kaplamaması, bıyığın herkesin kendi kaşının kılları uzunduğunda olması ve dudak hizasını geçmemesidir. "Bıyıkları kısaltın" hadisine uyan âlimler bıyıklarını ciltleri görünecek kadar kısaltmışlardır.<br />
<br />
- Sakalı kısaltmak ve yanlardan almak sünnet midir?<br />
- Peygamber Efendimiz (asm)'in yanına getirilen bir adam için, "Sakalını keşke şuradan ve şuradan alsaydınız.", demiş midir?<br />
<br />
Kaynaklarda bu manaya gelen herhangi bir hadise rastlayamadık. Sakalla ilgili düzeltmeleri ön gören birkaç rivayete karşın, sakala hiç dokunulmaması gerektiğine dair bir çok rivayet ve alimlerin görüşleri vardır.<br />
<br />
Bazı rivayetlere göre Peygamber Efendimiz (asm)'in sakalının ucundan ve yanlarından aldığı bilinmektedir. (Tirmizi, Edeb 17)<br />
<br />
İmam Malik, "Müslüman, çoğunluk sakalını ne şekilde bırakıyorsa o kadar bırakmalı, fazlasını kesmeli, böyle yapmak menduptur. Çünkü bu fazlalığın kesilmemesi, çirkin görünmeye sebep olur. Sakalı kısaltmanın bir sınırı yoktur. En uygunu, şekli güzelleştirecek biçimde kısaltmaktır. der. (Adevi, Haşiyetü’l-Adevî ‘alâ Şerhi Kifâyeti’t-Tâlibi’r-Rabbânî. Beyrut, Dârü‟l-fikr, 2/445)<br />
<br />
İmam Bâcî Abdullah İbn Ömer ve Ebu Hureyre'den nakledilen tatbikata dayanılarak bir tutamdan fazlasının kesilebileceğini söylemiştir.<br />
<br />
Dürrü’l-Muhtar'da sakalın bir tutam boyunda olmasının sünnet olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde, ekseriyetin görüşüne göre bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir.<br />
<br />
Ayrıca saçla ilgili olarak “Kimin saçı varsa ona iyi baksın.”(bk. Irakî, Tahricu ahadisi’l-İhya-İhya ile birlikte, 1/142) mealinde hadis vardır.<br />
<br />
Ebu Davud ve Tirmizî’nin  rivayet ettikleri bir hadis de mealen şöyledir,<br />
<br />
    “Saçı, sakalı dağınık bir adam Hz. Peygamber (asm)’in meclisine geldi. Buyurdu ki, bunun bir yağı yok mu ki onunla saçını düzeltsin.” (Irakî, age.)<br />
<br />
Sakal brakanların alt dudak altını alması mekruh ve bidat mıdır?<br />
<br />
Reddu’l-Muhtar’da kısaca “el-Garaib”den naklen “Alt dudağın kıllarının alınması bidattır.” denilmektedir.(İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar, VI/407).<br />
<br />
Celal Yıldırım da -herhangi bir kaynak vermeden- “Sakal bırakanların alt dudak üzerindeki kılları tıraş etmeleri bid’at sayılmıştır. Çünkü, Peygamberimiz (asm)'in o kısmı tıraş etmediği sahih hadislerle sabittir.” görüşüne yer vermiştir. (bk.Celal Yıldırım, İslam Fıkhı, IV/207)<br />
<br />
Tahavî’nin bildirdiğine göre, üst dudaktaki kılları (bıyığı) tıraş etmek İmam Azam, Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre kısaltmaktan daha güzeldir. Fakat daha sonra gelen Hanefî fakihlerine göre, bıyıkları tıraş etmek değil, kısaltmak sünnettir. (bk. el-Bahru’r-Raik-şamile-7/163)<br />
<br />
Hanefî alimlerine göre sakalın çenenin altındaki boğaz kısmını tıraş etmek uygun değildir, İmam Ebu Yusuf’a göre bunda bir sakınca yoktur. (bk. Reddu’l-muhtar, II/418)<br />
<br />
Kişinin yüzündeki kılları kesmesinde bir sakınca yoktur. Yeter ki, kadınlara benzemek niyeti olmasın. (bk. age.)<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Recebin 10 unda ve Berat Gecesi Okuncak Dua]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2565</link>
			<pubDate>Sat, 11 Jan 2025 02:13:43 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2565</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Recebin 10 unda ve Berat Gecesi Okuncak Dua</span></span><br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi: -Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
<br />
"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"<br />
<br />
Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7 defa okunmasi lazimdir</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ ۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb<br />
<br />
Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 39. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ<br />
<br />
Yusebbitullâhullezîne âmenû bil kavlis sâbiti fil hayâtid dunyâ ve fil âhıreh(âhıreti), ve yudıllullâhuz zâlimîne ve yef’alullâhu mâ yeşâ<br />
<br />
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrâhim  Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
 إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ<br />
  <br />
İnnellezîne sebekat lehum minnel husnâ ulâike anhâ mub’adûn(mub’adûne).<br />
<br />
Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enbiyâ  Suresi 101. Ayet</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAFSiLATLI DUA</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2092" target="_blank" title="">Berat-gecesi-Duası-ve-Arapça V1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 225.2 KB / İndirme Sayısı: 67)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ بَاذَا الْمَنْ وَلايَمُنُّ عَلَيْكَ يَاذَا الْجَلالِ وَالإِكْرَامِ ، يَاذَا الطَّولِ وَالاِنْعَام ،<br />
لا إله إلا أنتَ سُبْحَانَكَ يا ظَهير الرَّاحِمِينَ، وَيَاجَارَ الْمُسْتَجرِينَ، وَيَا أَمَانَ الْخَائِفِينَ، وَيَادَلِيل الْمُتَحَيِّرِينَ، وَيَاغِياثَ الْمُشْتَغِثِينَ، وَيَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، اللَّهُمَّ إِن كُنتَ كَتَبْتَنِي فِى أم الكتابِ عِندَكَ شَقِياً فَامْحُ عَنِّى إِسْمَ الشَّفَاوَةِ، وَإِن كُنتَ كتبتنى فى أُمِّ الْكِتَابِ عِندَكَ مَحْرُوماً مُقْتَراً عَلَى رِزْقِي فَامْحُ عَنِّى حِرْمَانِي وَتَقْدِيرَ رِزْقِى، وَاكْتُبْنِي عِنْدَكَ غَنِيًّا مُوَفَّقاً لِلْخَيْرِ مُوسَعاً عَلَى رِزْقِى، فَإِنَّكَ قُلْتَ فِى أُمِّ الْكِتَابِ يَمْحُوا اللَّهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أم الْكِتَابِ، الهي باللتَّجَلى الأعْظَم فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الْمُكَرم الَّتِي يُفْرَقُ فِيهَا كُلِّ أَمْرٍ حَكِيمٍ وَيَبْرَهُ، اِكْشِفْ عَنِّى مِنَ الْبَلَاءِ مَا أَعْلَمُ، وَمَالَمْ اَعْلَمُ، وَاغْفِرْ لِى مَا اَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ الأغر الأكْرَمُ، وَصَلَّى اللهُ عَلى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمْ<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TÜRKÇE OKUNUŞU : </span></span><br />
<br />
(Bismillâhirrâhmanirrahim,<br />
<br />
Allahumme yâ zel menni velâ yemünnü aleyke. Yâ Zel celali vel-ikram, Yâ zettavli vel-in ’âm. Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke yâ zâhire’rrâcine, veyâ cârel müstecirîn, veyâ emânel hâifin, veyâ delilel mütehayyirîn, veyâ ğıyâsel müsteğîsin, veyâ erhamerrâhimîn.<br />
<br />
Allahumme in künte ketebtenî fi ümmil kitâbi indeke şakıyyen, femhu annî ismeşşekaveti. Ve in künte ketebteni fi ümmil kitâbi indeke mahrümen mukteren aleyye rızkî femhu annî hirmanî ve takdire rızkî, vektübnî indeke ğaniyyen muvaffaken lil hayri muvassi’an aleyye rızkî fe inheke kulte fi ümmil kitâbi yemhullahu ma yeşâü ve yüsbitü ve indehu ümmül kitabı.<br />
<br />
İlâhî, bittecellil a ’zami fi leyletinnisfi min Şa ’bânel Mükerremi, elletî yufreku fiha küllü emrin hakîmin, ve yebremu, ikşif annî minel belâi ma a’lemü vemâ lem a’lemü, vağfirlî, mâ ente bihi a’lemü inneke entel-E’azzü’l-Ekremü.<br />
<br />
Ve sallallahu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI :</span></span><br />
<br />
 “Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla,<br />
<br />
Ey veren ve verdiğine sitem etmeyen Allah ’ım. Ey Celâl ve ikram sahibi! Ey kudret ve nimet sahibi, Senden başka ilâh yok, ancak Sen varsın. Ey umanların yardımcısı, ey barınmak isteyenlerin barındırıcısı, ey ,yardım isteyenlerin yardımcısı ve merhamet edenlerin en merahmetlisi.<br />
Allah ’ım, eğer ismimi mevh-i mahfuzda şakî, kötü yazdınsa benden kötülük ismini gider. Eğer yine ismimi katında mahrum ve rızkımı dar yazdın-sa, onu sil ve rızkımı çoğalt, beni zengin yaz, hayra muvaffak kıl, rızkımı genişlet ve çoğalt. Zira Sen Kur’an-ı Kerim ’de buyurdun ki: ‘Allah dilediğini mahveder, dilediğini de bırakır. Ana Kitab O’nun yanındadır.<br />
<br />
Îlâhî, Berat gecesinde Şa’ban ayının yarısında yüce tecellîni, izhar et Allah ’ım. O mübarek gece ki: ‘O gece hikmetli her iş nezdimizden sâdır olan bir emir ile ayrılır.<br />
<br />
Bildiğim ve bilmediğim belâları üzerimden kaldır Allah’ım. Bildiğin hatalarımı bağışla. Zira Sen Azîz ve Kerîm ’sin. Allah ’ın rahmeti Efendimiz Mu-hammed ve O’nun âl ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Recebin 10 unda ve Berat Gecesi Okuncak Dua</span></span><br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi: -Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
<br />
"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"<br />
<br />
Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7 defa okunmasi lazimdir</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ ۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb<br />
<br />
Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 39. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ<br />
<br />
Yusebbitullâhullezîne âmenû bil kavlis sâbiti fil hayâtid dunyâ ve fil âhıreh(âhıreti), ve yudıllullâhuz zâlimîne ve yef’alullâhu mâ yeşâ<br />
<br />
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrâhim  Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
 إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ<br />
  <br />
İnnellezîne sebekat lehum minnel husnâ ulâike anhâ mub’adûn(mub’adûne).<br />
<br />
Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enbiyâ  Suresi 101. Ayet</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAFSiLATLI DUA</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=2092" target="_blank" title="">Berat-gecesi-Duası-ve-Arapça V1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 225.2 KB / İndirme Sayısı: 67)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ بَاذَا الْمَنْ وَلايَمُنُّ عَلَيْكَ يَاذَا الْجَلالِ وَالإِكْرَامِ ، يَاذَا الطَّولِ وَالاِنْعَام ،<br />
لا إله إلا أنتَ سُبْحَانَكَ يا ظَهير الرَّاحِمِينَ، وَيَاجَارَ الْمُسْتَجرِينَ، وَيَا أَمَانَ الْخَائِفِينَ، وَيَادَلِيل الْمُتَحَيِّرِينَ، وَيَاغِياثَ الْمُشْتَغِثِينَ، وَيَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، اللَّهُمَّ إِن كُنتَ كَتَبْتَنِي فِى أم الكتابِ عِندَكَ شَقِياً فَامْحُ عَنِّى إِسْمَ الشَّفَاوَةِ، وَإِن كُنتَ كتبتنى فى أُمِّ الْكِتَابِ عِندَكَ مَحْرُوماً مُقْتَراً عَلَى رِزْقِي فَامْحُ عَنِّى حِرْمَانِي وَتَقْدِيرَ رِزْقِى، وَاكْتُبْنِي عِنْدَكَ غَنِيًّا مُوَفَّقاً لِلْخَيْرِ مُوسَعاً عَلَى رِزْقِى، فَإِنَّكَ قُلْتَ فِى أُمِّ الْكِتَابِ يَمْحُوا اللَّهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أم الْكِتَابِ، الهي باللتَّجَلى الأعْظَم فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الْمُكَرم الَّتِي يُفْرَقُ فِيهَا كُلِّ أَمْرٍ حَكِيمٍ وَيَبْرَهُ، اِكْشِفْ عَنِّى مِنَ الْبَلَاءِ مَا أَعْلَمُ، وَمَالَمْ اَعْلَمُ، وَاغْفِرْ لِى مَا اَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ الأغر الأكْرَمُ، وَصَلَّى اللهُ عَلى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمْ<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TÜRKÇE OKUNUŞU : </span></span><br />
<br />
(Bismillâhirrâhmanirrahim,<br />
<br />
Allahumme yâ zel menni velâ yemünnü aleyke. Yâ Zel celali vel-ikram, Yâ zettavli vel-in ’âm. Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke yâ zâhire’rrâcine, veyâ cârel müstecirîn, veyâ emânel hâifin, veyâ delilel mütehayyirîn, veyâ ğıyâsel müsteğîsin, veyâ erhamerrâhimîn.<br />
<br />
Allahumme in künte ketebtenî fi ümmil kitâbi indeke şakıyyen, femhu annî ismeşşekaveti. Ve in künte ketebteni fi ümmil kitâbi indeke mahrümen mukteren aleyye rızkî femhu annî hirmanî ve takdire rızkî, vektübnî indeke ğaniyyen muvaffaken lil hayri muvassi’an aleyye rızkî fe inheke kulte fi ümmil kitâbi yemhullahu ma yeşâü ve yüsbitü ve indehu ümmül kitabı.<br />
<br />
İlâhî, bittecellil a ’zami fi leyletinnisfi min Şa ’bânel Mükerremi, elletî yufreku fiha küllü emrin hakîmin, ve yebremu, ikşif annî minel belâi ma a’lemü vemâ lem a’lemü, vağfirlî, mâ ente bihi a’lemü inneke entel-E’azzü’l-Ekremü.<br />
<br />
Ve sallallahu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI :</span></span><br />
<br />
 “Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla,<br />
<br />
Ey veren ve verdiğine sitem etmeyen Allah ’ım. Ey Celâl ve ikram sahibi! Ey kudret ve nimet sahibi, Senden başka ilâh yok, ancak Sen varsın. Ey umanların yardımcısı, ey barınmak isteyenlerin barındırıcısı, ey ,yardım isteyenlerin yardımcısı ve merhamet edenlerin en merahmetlisi.<br />
Allah ’ım, eğer ismimi mevh-i mahfuzda şakî, kötü yazdınsa benden kötülük ismini gider. Eğer yine ismimi katında mahrum ve rızkımı dar yazdın-sa, onu sil ve rızkımı çoğalt, beni zengin yaz, hayra muvaffak kıl, rızkımı genişlet ve çoğalt. Zira Sen Kur’an-ı Kerim ’de buyurdun ki: ‘Allah dilediğini mahveder, dilediğini de bırakır. Ana Kitab O’nun yanındadır.<br />
<br />
Îlâhî, Berat gecesinde Şa’ban ayının yarısında yüce tecellîni, izhar et Allah ’ım. O mübarek gece ki: ‘O gece hikmetli her iş nezdimizden sâdır olan bir emir ile ayrılır.<br />
<br />
Bildiğim ve bilmediğim belâları üzerimden kaldır Allah’ım. Bildiğin hatalarımı bağışla. Zira Sen Azîz ve Kerîm ’sin. Allah ’ın rahmeti Efendimiz Mu-hammed ve O’nun âl ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuk Yapmak ve Kısırlığı Gidermek İçin Dua]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2449</link>
			<pubDate>Wed, 06 Nov 2024 21:32:05 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2449</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çocuk Yapmak ve Kısırlığı Gidermek İçin Dua</span></span><br />
<br />
İmam Cafer Sadık’tan (as) rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
Çocuk sahibi olmak isteyen, her sabah-akşam yetmiş defa “Suphanallah” ve daha sonra on defa “Esteğfirullahe rabbî ve etûbu ileyh”; ve daha sonra dokuz defa “Subhanallah” ve bir defa da “Esteğfirullahe rebbî ve etûbu ileyh” demelidir.<br />
<br />
Rivayeti nakleden şahıs bu dualar vasıtasıyla birçok insanın çocuk sahibi olduğunu söylemektedir.[1]<br />
<br />
—–<br />
<br />
1-Mefatih’ul-Hacat, 175<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kısırlığı Gidermek ve Çocuk Yapmak için izlenecek Yöntemler - Bir Karoglan Makalesi</span></span><br />
<br />
Merhaba Dostlar Ben Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Çok Eskiden Kuran hatmederken Kurandaki bu konuyla ilgili konuya rastladım 2 ayrı ayet ve dua gördüm bu konuda dikkatimi çeken : <br />
Kuranda böyle bir musibete düçar olan iki peygamber örnek verilir <br />
birincisi Hz ibrahim in karısı Sare den çocuğu olmaz, bu konudaki örnek Kıssa daki çözüm, ikisinin uyumlu olmaması sebebiyle ve, her nedense Sarede ki geçici bir kısırlık sebebiyle, çocukları olmaz ve, Sare annemiz kusurun kendinde olduğunu anlayınca, Hz ibahime  başka kadın alıp, soyunu devam ettirmesine, kendisi müsade eder ve, Hacer annemizi kendine ve ona eş yapar, ve tespiti doğrudur.<br />
<br />
Eş değiştirince, Hz. ibrahimin Hacer den ismail isminde bir çocuğu olur. Buna sebeb ise birinci olarak<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1.Sebeb ve Yöntem:</span> </span>Hz ibrahimin Duasıdır, o dua  şu şekildedir<br />
<br />
Hz. İbrahim Peygamberimiz Rabbimize salih bir evlat sahibi olmak için aşağıdaki Âyeti Kerime ile dua etti.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ<br />
</span></span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbi heb lî mines sâlihîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
“Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym SAFFAT-100. ayet)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2.Sebeb ve Yöntem:</span></span> Kusurlu Eşi değiştirdi.<br />
<br />
Sonra ikisininde Rabblerine Teslim oluşlarından memnun olan Rabbimiz, Lut ümmetini helaka gönderdiği melekler ile, Sare annemizin kısırlığı, bir mucize olaraktan, o Meleklerce, veya Cebrail tarafından tedavi edildi ve, Rabbimiz Hz. ibrahime bir de ishak ı bağışladı yani Sare annemizinde bir çocuğu oldu sonunda.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3.Sebeb ve Yöntem:</span> </span>Tedavisi mümkün ise erkek veya kadının tedavı olması yani.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KURANDAKi iKiNCi ÖRNEK KARISI KISIR OLAN ZEKERiYA ALEYHiSSELAM</span></span><br />
<br />
Zekeriya Aleyhiiselam yaşlanmıştır, karısı doksan yaşına gelmiştir, ve hala çocukları olmamıştır, ve soyunun kesilmesinden korkan  Zekeriya Aleyhiiselam Rabbine şöyle niyaz eder :<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ<br />
</span></span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve zekeriyyâ iz nâdâ rabbehu rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve hani Zekeriyya da Rabbine şöyle nidâ etmişti "Rabbim  beni yalnız bırakma, ve Sen varis yani mirascı bırakanların en hayırlısısın."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 89. ayet)</span> </span><br />
<br />
Daha sonrada şöyle niyaz ederek Rabbbinden bir evlat istemişti :<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء</span><br />
</span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hunâlike deâ zekeriyyâ rabbehu, kâle "rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeten, Rabbi inneke semîud duâi."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN-38. ayet)</span></span><br />
<br />
ve Rabbimiz 90 yaşındaki kocakarı kadından, ihtyar adam olan Zekeriya Aleyhiiselam a Yahya isimli bir çocuk bağışladı ve, onunda yine kuranda Melek tedeavisi ile olduğu anlatılır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zekeriya  aleyhisselam a gelen meleklerin Çocuk Haberi vermesi hadisesi</span></span><br />
<br />
Hz. Zekeriyya’nın Yahya İle Müjdelenmesi<br />
<br />
O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tanolan bir kelimeyi (isa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Al-i İmran Suresi, 39)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Allah buyurdu<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /></span></span><br />
<br />
"Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız." Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım." (Ona gelen melek<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> "işte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: - Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım." Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır." Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin." (Çocuğun<br />
doğup büyümesinden sonra ona dedik ki<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.- Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi. Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Meryem Suresi, 7-15)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Zekeriya)</span></span><br />
"Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O’nu tesbih et." dedi. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Al-i İmran Suresi, 41) </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KURANDAKi ÜÇÜNCÜ ÖRNEK MERYEM VE iSA ALEYHiSSELAM YÖNTEMi</span></span><br />
<br />
İmran'ın karısı, Mesih'in annesi İmran kızı Meryem'e hamile kalır. Karnındaki bebeği, doğurduğu zaman özgür kılınmış olarak mescide hizmet etmek üzere adar. O, karnındaki bebeğin erkek olduğunu sanır. Çocuğu doğurup kız olduğunu anlayınca üzülür, iç geçirir. Sonra ona, "hizmet eden kadın" anlamına gelen "Meryem" adını verir. Meryem doğmadan önce babası ölür. Annesi onu mescide getirir ve kâhinlere teslim eder. Hz. Zekeriya da aralarındadır. Onun sorumluluğunu yüklenme hususunda birbirleriyle tartışırlar. Sonunda kura çekme hususunda anlaşırlar. Kura amacıyla oklar çektiklerinde kura Zekeriya'ya çıkar. Bunun üzerine Zekeriya onun sorumluluğunu üstlenir. Erişkinlik çağına gelince, onu diğer kâhinlerden ayıracak şekilde araya bir perde çekerler. Meryem bu özel bölmede Allah'a ibadet ederdi. Sadece Zekeriya yanına girebilirdi. Zekeriya mihrapta onun yanına girdiği her seferinde yanında bir rızk bulurdu. Zekeriya; "Bunlar sana nereden geldi ey Meryem?" diye sorardı. O da; "Allah katından. Allah dilediğine hesapsız rızk verir." cevabını verirdi. Meryem (s.a) doğru sözlüydü. Allah tarafından günahlardan korunmuştu, masumeydi. Tertemizdi, arınmış ve seçilmişti. Meleklerin konuştuğu bir muhaddesti. Melekler ona; "Allah seni seçti ve arındırdı." demişlerdi. O, Rabbine gönülden boyun eğendi ve Allah'ın âlemlere olan ayetlerindendi. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Âl-i İmrân, 35-44; Meryem, 16; Enbiya, 91; Tahrim, 12)</span></span><br />
<br />
O, kendisine ayrılan özel bölmesinde bulunduğu bir sırada yüce Allah ona Ruh'u (Cebrail) gönderdi. Ruh ona normal bir insan olarak göründü. Ruh, Allah tarafından kendisine elçi olarak gönderildiğini ve görevinin Allah'ın izniyle ona babasız olarak bir çocuk bahşetmek olduğunu söyledi. Çocuğunun göstereceği göz kamaştırıcı mucizeleri müjdeledi. Yüce Allah'ın, onun oğlunu Ruhul Kudüs'le destekleyeceğini, ona kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğreteceğini, yüce Allah'ın apaçık ayetler desteğinde onu İsrailoğullarına elçi olarak göndereceğini haber verdi. Onun misyonunu ve kıssasını anlattı. Sonra Ruh ona üfledi. Böylece normal bir şekilde gebe kalan bir kadın gibi çocuğuna gebe kaldı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Âl-i İmrân, 45-51)</span></span><br />
<br />
Sonra Meryem, onunla ıssız bir yere çekildi. Doğum sancıları onu bir hurma dalına doğru sürükledi. "Keşke bundan önce ölseydim de hafızalardan silinip unutuluverseydim." dedi. Altından bir ses ona şöyle seslendi: "Üzülme, Rabbin senin ayağının altında bir ark akıtmıştır. Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş taze hurma dökülüverir. Ye, iç gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ona; "Ben Rahman olan Allah'a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım." de. Böylece onu taşıyarak kavmine geldi." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Meryem, 20-27) </span></span><br />
<br />
Meryem'in İsa'ya hamile kalması, onu doğurması, İsa'nın konuşması ve diğer varoluşsal özellikleri diğer insanlardan farklı değildi.<br />
Kavmi onu bu halde görünce, onu kınamaya, ayıplamaya başladılar. Çünkü karşılarında gördükleri manzara, bir kadının kocasız olarak gebe kalıp bir çocuk doğurmuş olmasıydı. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşılacak bir iş yaptın. Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz bir kadın değildi." Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?!" Çocuk şunları söyledi: "Şüphesiz ben, Allah'ın kuluyum. Allah bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm sürece, bana namazı ve zekatı vasiyet etti; anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimdedir doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Meryem, 27-33)</span></span><br />
<br />
Hz. İsa'nın henüz beşikteyken yaptığı bu konuşma, ileride zulme ve azgınlığa karşı gerçekleştireceği hareketin, Musa'nın (a.s) şeriatını yeniden canlandırıp pekiştireceğinin, silikleşen kavramları yenileyeceğinin ve hakkında ihtilafa düştükleri ayetleri onlara açıklayacağının bir ön işareti, parlak bir haykırışı niteliğindeydi.<br />
Sonra İsa (a.s) büyüdü, delikanlılık çağına geldi. O ve annesi, herkes gibi yiyip içiyorlardı. Yaşadıkları sürece diğer insanlarda bulunan varoluşsal arazlar, özellikler onlarda da vardı.<br />
Sonra Hz. İsa'ya İsrailoğullarına tebliğ etmek üzere risalet, peygamberlik verildi. O da bu misyonu yüklenir yüklenmez, onları tevhit dinine davet etti. Şöyle diyordu: "Ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben sizin için kuş şeklinde çamurdan bir şey yapar, sonra onun içine üflerim ve o Allah'ın izniyle bir kuş oluverir. Allah'ın izniyle doğuştan körü, alacalıyı iyileştiririm, ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde depoladıklarınızı size haber veririm. Bunda sizin için bir ayet vardır. Hiç kuşkusuz, Allah, benim de, sizin de Rabbinizdir. Şu halde O'na ibadet edin."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4.Sebeb ve Yöntem:</span></span>Yani buradaki Hz. Meryem ve isa yöntemi ise Hz Mehdinin şu andaki kulllandığı Rabbimin ona  özel bahşettiği çocuk yampa yöntemi yani.<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 5 Ocak 2020 Pazar<br />
<br />
Original Kar©glan Makalesi[</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çocuk Yapmak ve Kısırlığı Gidermek İçin Dua</span></span><br />
<br />
İmam Cafer Sadık’tan (as) rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
Çocuk sahibi olmak isteyen, her sabah-akşam yetmiş defa “Suphanallah” ve daha sonra on defa “Esteğfirullahe rabbî ve etûbu ileyh”; ve daha sonra dokuz defa “Subhanallah” ve bir defa da “Esteğfirullahe rebbî ve etûbu ileyh” demelidir.<br />
<br />
Rivayeti nakleden şahıs bu dualar vasıtasıyla birçok insanın çocuk sahibi olduğunu söylemektedir.[1]<br />
<br />
—–<br />
<br />
1-Mefatih’ul-Hacat, 175<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kısırlığı Gidermek ve Çocuk Yapmak için izlenecek Yöntemler - Bir Karoglan Makalesi</span></span><br />
<br />
Merhaba Dostlar Ben Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Çok Eskiden Kuran hatmederken Kurandaki bu konuyla ilgili konuya rastladım 2 ayrı ayet ve dua gördüm bu konuda dikkatimi çeken : <br />
Kuranda böyle bir musibete düçar olan iki peygamber örnek verilir <br />
birincisi Hz ibrahim in karısı Sare den çocuğu olmaz, bu konudaki örnek Kıssa daki çözüm, ikisinin uyumlu olmaması sebebiyle ve, her nedense Sarede ki geçici bir kısırlık sebebiyle, çocukları olmaz ve, Sare annemiz kusurun kendinde olduğunu anlayınca, Hz ibahime  başka kadın alıp, soyunu devam ettirmesine, kendisi müsade eder ve, Hacer annemizi kendine ve ona eş yapar, ve tespiti doğrudur.<br />
<br />
Eş değiştirince, Hz. ibrahimin Hacer den ismail isminde bir çocuğu olur. Buna sebeb ise birinci olarak<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1.Sebeb ve Yöntem:</span> </span>Hz ibrahimin Duasıdır, o dua  şu şekildedir<br />
<br />
Hz. İbrahim Peygamberimiz Rabbimize salih bir evlat sahibi olmak için aşağıdaki Âyeti Kerime ile dua etti.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ<br />
</span></span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbi heb lî mines sâlihîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
“Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym SAFFAT-100. ayet)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2.Sebeb ve Yöntem:</span></span> Kusurlu Eşi değiştirdi.<br />
<br />
Sonra ikisininde Rabblerine Teslim oluşlarından memnun olan Rabbimiz, Lut ümmetini helaka gönderdiği melekler ile, Sare annemizin kısırlığı, bir mucize olaraktan, o Meleklerce, veya Cebrail tarafından tedavi edildi ve, Rabbimiz Hz. ibrahime bir de ishak ı bağışladı yani Sare annemizinde bir çocuğu oldu sonunda.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3.Sebeb ve Yöntem:</span> </span>Tedavisi mümkün ise erkek veya kadının tedavı olması yani.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KURANDAKi iKiNCi ÖRNEK KARISI KISIR OLAN ZEKERiYA ALEYHiSSELAM</span></span><br />
<br />
Zekeriya Aleyhiiselam yaşlanmıştır, karısı doksan yaşına gelmiştir, ve hala çocukları olmamıştır, ve soyunun kesilmesinden korkan  Zekeriya Aleyhiiselam Rabbine şöyle niyaz eder :<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ<br />
</span></span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve zekeriyyâ iz nâdâ rabbehu rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve hani Zekeriyya da Rabbine şöyle nidâ etmişti "Rabbim  beni yalnız bırakma, ve Sen varis yani mirascı bırakanların en hayırlısısın."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 89. ayet)</span> </span><br />
<br />
Daha sonrada şöyle niyaz ederek Rabbbinden bir evlat istemişti :<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء</span><br />
</span><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hunâlike deâ zekeriyyâ rabbehu, kâle "rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeten, Rabbi inneke semîud duâi."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN-38. ayet)</span></span><br />
<br />
ve Rabbimiz 90 yaşındaki kocakarı kadından, ihtyar adam olan Zekeriya Aleyhiiselam a Yahya isimli bir çocuk bağışladı ve, onunda yine kuranda Melek tedeavisi ile olduğu anlatılır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zekeriya  aleyhisselam a gelen meleklerin Çocuk Haberi vermesi hadisesi</span></span><br />
<br />
Hz. Zekeriyya’nın Yahya İle Müjdelenmesi<br />
<br />
O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tanolan bir kelimeyi (isa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Al-i İmran Suresi, 39)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Allah buyurdu<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /></span></span><br />
<br />
"Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız." Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım." (Ona gelen melek<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> "işte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: - Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım." Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır." Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin." (Çocuğun<br />
doğup büyümesinden sonra ona dedik ki<img src="https://dini-forum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.- Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi. Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Meryem Suresi, 7-15)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Zekeriya)</span></span><br />
"Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O’nu tesbih et." dedi. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Al-i İmran Suresi, 41) </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KURANDAKi ÜÇÜNCÜ ÖRNEK MERYEM VE iSA ALEYHiSSELAM YÖNTEMi</span></span><br />
<br />
İmran'ın karısı, Mesih'in annesi İmran kızı Meryem'e hamile kalır. Karnındaki bebeği, doğurduğu zaman özgür kılınmış olarak mescide hizmet etmek üzere adar. O, karnındaki bebeğin erkek olduğunu sanır. Çocuğu doğurup kız olduğunu anlayınca üzülür, iç geçirir. Sonra ona, "hizmet eden kadın" anlamına gelen "Meryem" adını verir. Meryem doğmadan önce babası ölür. Annesi onu mescide getirir ve kâhinlere teslim eder. Hz. Zekeriya da aralarındadır. Onun sorumluluğunu yüklenme hususunda birbirleriyle tartışırlar. Sonunda kura çekme hususunda anlaşırlar. Kura amacıyla oklar çektiklerinde kura Zekeriya'ya çıkar. Bunun üzerine Zekeriya onun sorumluluğunu üstlenir. Erişkinlik çağına gelince, onu diğer kâhinlerden ayıracak şekilde araya bir perde çekerler. Meryem bu özel bölmede Allah'a ibadet ederdi. Sadece Zekeriya yanına girebilirdi. Zekeriya mihrapta onun yanına girdiği her seferinde yanında bir rızk bulurdu. Zekeriya; "Bunlar sana nereden geldi ey Meryem?" diye sorardı. O da; "Allah katından. Allah dilediğine hesapsız rızk verir." cevabını verirdi. Meryem (s.a) doğru sözlüydü. Allah tarafından günahlardan korunmuştu, masumeydi. Tertemizdi, arınmış ve seçilmişti. Meleklerin konuştuğu bir muhaddesti. Melekler ona; "Allah seni seçti ve arındırdı." demişlerdi. O, Rabbine gönülden boyun eğendi ve Allah'ın âlemlere olan ayetlerindendi. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Âl-i İmrân, 35-44; Meryem, 16; Enbiya, 91; Tahrim, 12)</span></span><br />
<br />
O, kendisine ayrılan özel bölmesinde bulunduğu bir sırada yüce Allah ona Ruh'u (Cebrail) gönderdi. Ruh ona normal bir insan olarak göründü. Ruh, Allah tarafından kendisine elçi olarak gönderildiğini ve görevinin Allah'ın izniyle ona babasız olarak bir çocuk bahşetmek olduğunu söyledi. Çocuğunun göstereceği göz kamaştırıcı mucizeleri müjdeledi. Yüce Allah'ın, onun oğlunu Ruhul Kudüs'le destekleyeceğini, ona kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğreteceğini, yüce Allah'ın apaçık ayetler desteğinde onu İsrailoğullarına elçi olarak göndereceğini haber verdi. Onun misyonunu ve kıssasını anlattı. Sonra Ruh ona üfledi. Böylece normal bir şekilde gebe kalan bir kadın gibi çocuğuna gebe kaldı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Âl-i İmrân, 45-51)</span></span><br />
<br />
Sonra Meryem, onunla ıssız bir yere çekildi. Doğum sancıları onu bir hurma dalına doğru sürükledi. "Keşke bundan önce ölseydim de hafızalardan silinip unutuluverseydim." dedi. Altından bir ses ona şöyle seslendi: "Üzülme, Rabbin senin ayağının altında bir ark akıtmıştır. Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş taze hurma dökülüverir. Ye, iç gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ona; "Ben Rahman olan Allah'a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım." de. Böylece onu taşıyarak kavmine geldi." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Meryem, 20-27) </span></span><br />
<br />
Meryem'in İsa'ya hamile kalması, onu doğurması, İsa'nın konuşması ve diğer varoluşsal özellikleri diğer insanlardan farklı değildi.<br />
Kavmi onu bu halde görünce, onu kınamaya, ayıplamaya başladılar. Çünkü karşılarında gördükleri manzara, bir kadının kocasız olarak gebe kalıp bir çocuk doğurmuş olmasıydı. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşılacak bir iş yaptın. Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz bir kadın değildi." Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?!" Çocuk şunları söyledi: "Şüphesiz ben, Allah'ın kuluyum. Allah bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm sürece, bana namazı ve zekatı vasiyet etti; anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimdedir doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Meryem, 27-33)</span></span><br />
<br />
Hz. İsa'nın henüz beşikteyken yaptığı bu konuşma, ileride zulme ve azgınlığa karşı gerçekleştireceği hareketin, Musa'nın (a.s) şeriatını yeniden canlandırıp pekiştireceğinin, silikleşen kavramları yenileyeceğinin ve hakkında ihtilafa düştükleri ayetleri onlara açıklayacağının bir ön işareti, parlak bir haykırışı niteliğindeydi.<br />
Sonra İsa (a.s) büyüdü, delikanlılık çağına geldi. O ve annesi, herkes gibi yiyip içiyorlardı. Yaşadıkları sürece diğer insanlarda bulunan varoluşsal arazlar, özellikler onlarda da vardı.<br />
Sonra Hz. İsa'ya İsrailoğullarına tebliğ etmek üzere risalet, peygamberlik verildi. O da bu misyonu yüklenir yüklenmez, onları tevhit dinine davet etti. Şöyle diyordu: "Ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben sizin için kuş şeklinde çamurdan bir şey yapar, sonra onun içine üflerim ve o Allah'ın izniyle bir kuş oluverir. Allah'ın izniyle doğuştan körü, alacalıyı iyileştiririm, ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde depoladıklarınızı size haber veririm. Bunda sizin için bir ayet vardır. Hiç kuşkusuz, Allah, benim de, sizin de Rabbinizdir. Şu halde O'na ibadet edin."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4.Sebeb ve Yöntem:</span></span>Yani buradaki Hz. Meryem ve isa yöntemi ise Hz Mehdinin şu andaki kulllandığı Rabbimin ona  özel bahşettiği çocuk yampa yöntemi yani.<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 5 Ocak 2020 Pazar<br />
<br />
Original Kar©glan Makalesi[</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstihare Duasının Arapçası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2417</link>
			<pubDate>Sat, 08 Jun 2024 19:20:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2417</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duası Arapça</span></span><br />
<br />
İstihare Duasının Arapçası<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اللَّهُمَّ إِنِّى أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِى وَيَسِّرْهُ لِى ثُمَّ بَارِكْ لِى فِيهِ ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ فِى عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاصْرِفْهُ عَنِّى وَاصْرِفْنِى عَنْهُ ، وَاقْدُرْ لِى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِى.<br />
</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duası Arapça</span></span><br />
<br />
İstihare Duasının Arapçası<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اللَّهُمَّ إِنِّى أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِى وَيَسِّرْهُ لِى ثُمَّ بَارِكْ لِى فِيهِ ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ فِى عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاصْرِفْهُ عَنِّى وَاصْرِفْنِى عَنْهُ ، وَاقْدُرْ لِى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِى.<br />
</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dilek ve murat duaları ile hacet namazları]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2337</link>
			<pubDate>Thu, 25 Apr 2024 15:25:38 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=2337</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dilek ve murat duaları ile hacet namazları</span></span><br />
<br />
Sual: Evlenmek isteyen, çocuğu olmayan, bir hastalığı olan, evinde geçimi olmayan veya imtihana girmek isteyen yahut iş arayan kimse, muradının hâsıl olması için ne yapmalıdır?<br />
CEVAP<br />
İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, kötü mü olacağını bilemez. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, (Hayırlıysa olsun) demeli. Kur’an-ı kerim ve dua, şartları gözetilerek okunursa, fayda verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Kur’an-ı kerimin her harfi şifadır, dileklere devadır. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruyor. Çocuğu olmayan, evlenmek isteyen veya herhangi bir dileği olan şunları yapmalıdır:<br />
<br />
1- İstigfar okumalı. (Malım çok, ama çocuğum olmuyor. Ne yapayım?) diyen kişiye, bir sahabi istigfara devam etmesini söyledi. O da günde 700 defa istigfar okudu. Nihayet on çocuğu oldu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikâyette bulunuldu. Hepsine de istigfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, Kur’an-ı kerimden üç âyet-i kerime okudu. Meali şöyle:<br />
(Çok affedici olan Rabbinize istigfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullarla yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10–12<br />
<br />
Çocuklarını idarede sıkıntı çeken kişiye Peygamber efendimiz, (Neden istigfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istigfar ederim) buyurmuştur. İstigfar edileceği zaman yüz defa (Estagfirullah min külli mâ kerihallah, Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli. Manası şöyledir:<br />
(Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru! Kendisinden başka ilah bulunmayan Hay, Kayyum ve Azîm olan Allah’a istigfar eder ve günahlarıma pişman olup O’na sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde; Hay, ezelî ve ebedi bir hayatla diri olan; Kayyum, zatıyla kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]<br />
<br />
2- Dileğine kavuşmak için, iki rekât namaz kılıp, sevabını Silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, (Yâ Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle) diye dua edip, (Bu duamı Silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle) demeli. (Mekatib-i şerife)<br />
<br />
Sabah ve yatsı namazından sonra Silsile-i aliyye’nin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir.<br />
<br />
3- Ayât-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hâsıl olur.<br />
<br />
4- Adakta bulunmalı. Mesela, (Şununla evlenirsem veya şu işim olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak nezrim olsun) denince, bu dileğin kabul olduğu tecrübe edilmiştir.<br />
<br />
5- Duayı izinli okunmalı! Bir hacetin hâsıl olması için dua okunurken, tesir etmesi, mürşid-i kâmilin izniyle okumalı. Vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur. İzin alan, izin verenin vekili olur. Vekilin okuması, mürşidin okuması gibi tesirli olur.<br />
<br />
6- Kör bir zat gelip, (Ya Resulallah! Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın) dedi. Peygamber efendimiz de, (Güzel bir abdest al! Sonra, “Yâ Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam, seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!”) duasını okumasını söyledi. O da, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. (Tirmizi)<br />
Bu duayı okuyanlar, maksatlarına kavuşmuşlardır.<br />
<br />
7- Abdülehad Serhendi hazretleri buyuruyor ki:<br />
(70 kere, “Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir” okuyup da dua eden, ne isterse istesin, Cenâb-ı Hak duasını kabul eder ve ne muradı varsa verir.)<br />
<br />
Tek tek 70 kere okunmaz. Tamamı okunup başa dönülür, bu şekilde, tamamı 70 kere okunur. Allah rızası için okumalı. Bir seferde 70 defa okumalı, 71 olsa olmaz, yanına başka isim konsa olmaz, bu bir şifredir. İsm-i a’zam, ism-i Celal, Esma-ül Hüsna’dır. Her namazdan sonra okuyana ne mutlu! Hiç olmazsa günde bir defa okumalı. Dilek için kırk gün kadar okumalıdır.<br />
<br />
Bu konuda başka bir kavilde şöyledir:<br />
Cuma günü İkindiden sonra, seccade üzerinde elinden geldiği kadar (Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahîm, yâ Kavî, yâ Kâdir) deyip, sonra dua etmelidir. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
8- Bir dileğe bir murada kavuşmak için, (Salâten tüncînâ) okumalıdır. (İslam Ahlakı)<br />
(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemî’il ehvâl-i vel-âfât ve takdî lenâ bihâ cemî’al hâcât ve tütahhirünâ bihâ min cemi’isseyyiât ve terfe’unâ bihâ a’ledderecât ve tübelligunâ bihâ akselgâyât min cemî’il hayrât-i fil hayâti ve ba’del-memât.)<br />
<br />
Böyle sayı bildirilmeyen duaları bir kere okumak yeter. 3,7 veya 40 kere okumak daha iyi olur.<br />
<br />
9- Enes bin Malik ve Ali bin Ebi Talib “radıyallahü teâlâ anhüma”, Resulullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ’den rivayet ederler. Buyurdular ki:<br />
(Allahü teâlâdan dünyaya veya âhirete ait bir isteği olan kimse, gece kalkıp, gusül edip veya abdest alıp, iki rekat namaz kılsa, her rekâtında bir Fatiha ve üç kere İhlas okusa, selamdan sonra başını secdeye koyup, Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık “radıyallahü anh” hürmetine yerine getir, diye dua etse; Allahü teâlâ, Ebu Bekr-i Sıddık hürmetine isteğini verir.) [Menakıb-ı Çihar Yar-i Güzin]<br />
<br />
10- Hacet namazı kılınmalıdır. Hacet namazı birkaç şekilde kılınır:<br />
a- Eshab-ı kiramdan Osman bin Huneyf hazretleri anlatır: Gözleri görmeyen bir kimse, gözlerinin açılması için Resulullaha ricada bulundu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Abdest al, iki rekât namaz kıl ve şöyle dua et: “Allahümme innî es’elüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahmeti.” Sonra, gözlerinin açılması için, “Yâ Rabbi, Resulünün hürmeti için gözlerimi aç!” diye dua et!) [Nesaî]<br />
<br />
O kişinin, namaz kılıp dua ettikten sonra, gözlerinin açıldığını gördük. (Tergib)<br />
<br />
b- Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allah’tan veya insanlardan bir isteği bulunan, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılsın! Sonra Allahü teâlâya hamd etsin, Resulüne salevat getirip, şu duayı okusun!<br />
(Lâ ilâhe illâllah-ül-halîm-ül-kerîm. Sübhânallahi Rabb-il-arş-il-azîm. Elhamdü lillâhi Rabbil âlemin. Es’elüke mûcibâti rahmetike ve azâimi mağfiretike vel ganîmete min külli birrin vesselâmete min külli ismin lâ teda’ lî zenben illâ gafertehü velâ hemmen illâ ferrectehü velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhâmerrâhimîn.) [Halebî] [Duanın orijinali için tıklayınız.]<br />
<br />
Hacet namazı iki, dört veya on iki rekât olarak kılınır. Birinci rekâtta Fatiha ve üç Âyet-el kürsi okunur, diğer rekâtlarda Fatihayla birer kere İhlâs ve Muavvizeteyn [iki kul e’ûzü] okunur. Yahut her rekâtta Fatiha, Âyet-el-kürsi ve İhlâs okunur.<br />
<br />
c- Bir başka hacet namazı da şöyle:<br />
Yatsı namazını kılıp vitri kılmadan önce, dört rekât namaz kılınır. Birinci rekâtta bir Fatiha, üç Âyet-el-kürsi okunur. İkinci rekâtta Fatihadan sonra üç İhlâs ve Muavvizeteyn [yani iki kul e’ûzü] okunur. Üçüncü rekâtta ilk rekâtta okunanlar okunur. Dördüncü rekâtta ise ikinci rekâtta okunanlar okunur. Namazdan sonra dileğini ister. (İmad-ül-islam)<br />
<br />
Türkçe olarak şöyle dua etmek de olur:<br />
(Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!)<br />
<br />
Bu duayı müslümanlar, her zaman okuyup maksatlarına kavuşmuşlardır. Bu duaları bir kere okuyup bırakmamalı. Kırk gün ve daha fazla kadar devam etmek iyi olur.<br />
<br />
d- Maddi veya manevi bir isteği olan kimse, gece, gusledip veya abdest alıp, iki rekât namaz kılsa, her rekâtında bir Fatiha ve üç İhlas okusa, selamdan sonra secdeye gidip, (Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık radıyallahü anh hürmetine yerine getir) diye dua etse; Allahü teâlâ, isteğini verir. (Menakıb-ı ciharı yari Güzin)<br />
<br />
Duanın kabul olması için<br />
Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.<br />
<br />
Önce çalışmak, sonra dua dinin esası,<br />
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!<br />
<br />
Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allahü teâlâdan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]<br />
<br />
İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmeli! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebrail’e, “Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!” Facir [günahkâr] dua edince de, “Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir” buyurur.)<br />
<br />
Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.<br />
<br />
Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.<br />
<br />
Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.<br />
<br />
Yalvararak dua etmelidir.<br />
<br />
Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
Günah işlemeyen dille dua etmelidir. Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dille dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. (Tergib-üs-salât)<br />
<br />
Duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir! Bilhassa şerefli vakitleri ve şerefli halleri kaçırmamalı, fırsat bilmelidir!<br />
<br />
Sual: Bir muradı, bir dileği olan kimsenin okuyacağı herhangi bir dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Fetâvâ-i kâri-ül-hidâyede konu ile alakalı olarak deniyor ki:<br />
“Muradı, dileği olan kimse, yatacağı zaman abdest almalı. Temiz bir örtü üzerinde oturup, üç defa salevat okumalı. Sonra, her birine Besmele çekerek on Fatiha sûresi ve sonra on bir İhlas sûresi okumalı. Sonra, üç salevat okumalı. Sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini sağ yanağı altına koyarak yatıp uyumalıdır. Niyet ettiği şeyin nasıl olacağını, bi-iznillah rüyada görür.”<br />
<br />
Sual: Peygamber efendimizin, bizzat hazret-i Ali'ye hitaben bildirdiği dualar var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn kitabında, Peyamber efendimizin hazret-i Aliye hitaben şöyle buyurduğu nakledilmektedir:<br />
“Ya Ali! Uyumak istediğin zaman istiğfar söyle. Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm oku ve Kul hüvallahü ehad suresini çok oku ki, o Kur’ân-ı azimin ışığıdır. Senin üzerine okumak vazife olsun Âyet-el kürsîyi ki, bir harfinde bin bereket, bin rahmet vardır. Her kim Sûre-i Mülkü yatacağı vakit okuyup, Allahümme a'sımnî bil islâmi kâimen ve a'sımnî bil islâmi, râkıden ve lâ tüşemmitnî adüvven ve lâ hâsiden, Allahümme innî e'ûzü bike min şerri nefsî ve min şerri külli dâbbetin ente âhızün binâsiyetiha ve es'elüke minel hayri küllihî der ise, Allahü teâlâ cin ve ins şerrinden ve her yaratılmışın şerrinden onu muhafaza eder.<br />
<br />
Ya Ali! Sana bir üzüntü erişirse, Sübhâneke rabbî lâ ilâhe illâ ente aleyke tevekkeltü ve ente rabbül arşil azîm oku. O duayı oku ki, Cebrail aleyhisselam bana talim etmiştir: Allahümme innî es'elüke afve vel âfiyete fiddîni veddünyâ vel âhırete.<br />
<br />
Ya Ali! Allahü teâlâyı gam, gussa vaktinde zikret ve Yâ hayyü yâ kayyümü yâ lâ ilâhe illâ ente rahmetike estegîsü fağfirli ve eslihlî şe'nî ve ferric hemmî  söyle.<br />
<br />
Ya Ali! Bir zalimden korkar isen, Ya ilahe, Cebraile ve İsrafile ve Mikaile ve Azraile ve ya ilahe İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve münzelit Tevrati vel İncili vez Zeburi vel Fürkan, Kün lî, caren min fülanibni Fülan, min keza ve keza söyle.<br />
<br />
Sefer edeceğin zaman, Yâ erda Âmentü birabbî ve rabbiki Allahüllezî lâ ilâhe illâhüvellezî halakanî ve halekaki e'ûzü billâhi min şerri ki ve min şerri mâ yedübbü aleyki. Ve min şerri külli üsûdin ve esedin. Ve min şerri vâlidin ve mâ veledin söyle.<br />
<br />
Ya Ali! Her kim her gün yirmi bir kerre Allahümme bârik lî filmevti ve fî mâ ba'det mevti derse, Allahü teâlânın ona dünyada verdiği nimetleri hesapsızdır.<br />
<br />
Ya Ali! Her gün on kerre Elhamdülillah kable külli ehadin ve elhamdülillahi ba'de külli ehadin velhamdülillah yebka rabbünâ yefnâ küllü ehadin velhamdülillahi alâ külli hâlin derse, Allahü teâlâ o kimseyi büyük günahı olsa da affeder.”<br />
<br />
Dinimiz İslam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dilek ve murat duaları ile hacet namazları</span></span><br />
<br />
Sual: Evlenmek isteyen, çocuğu olmayan, bir hastalığı olan, evinde geçimi olmayan veya imtihana girmek isteyen yahut iş arayan kimse, muradının hâsıl olması için ne yapmalıdır?<br />
CEVAP<br />
İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, kötü mü olacağını bilemez. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, (Hayırlıysa olsun) demeli. Kur’an-ı kerim ve dua, şartları gözetilerek okunursa, fayda verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Kur’an-ı kerimin her harfi şifadır, dileklere devadır. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruyor. Çocuğu olmayan, evlenmek isteyen veya herhangi bir dileği olan şunları yapmalıdır:<br />
<br />
1- İstigfar okumalı. (Malım çok, ama çocuğum olmuyor. Ne yapayım?) diyen kişiye, bir sahabi istigfara devam etmesini söyledi. O da günde 700 defa istigfar okudu. Nihayet on çocuğu oldu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikâyette bulunuldu. Hepsine de istigfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, Kur’an-ı kerimden üç âyet-i kerime okudu. Meali şöyle:<br />
(Çok affedici olan Rabbinize istigfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullarla yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10–12<br />
<br />
Çocuklarını idarede sıkıntı çeken kişiye Peygamber efendimiz, (Neden istigfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istigfar ederim) buyurmuştur. İstigfar edileceği zaman yüz defa (Estagfirullah min külli mâ kerihallah, Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli. Manası şöyledir:<br />
(Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru! Kendisinden başka ilah bulunmayan Hay, Kayyum ve Azîm olan Allah’a istigfar eder ve günahlarıma pişman olup O’na sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde; Hay, ezelî ve ebedi bir hayatla diri olan; Kayyum, zatıyla kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]<br />
<br />
2- Dileğine kavuşmak için, iki rekât namaz kılıp, sevabını Silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, (Yâ Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle) diye dua edip, (Bu duamı Silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle) demeli. (Mekatib-i şerife)<br />
<br />
Sabah ve yatsı namazından sonra Silsile-i aliyye’nin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir.<br />
<br />
3- Ayât-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hâsıl olur.<br />
<br />
4- Adakta bulunmalı. Mesela, (Şununla evlenirsem veya şu işim olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak nezrim olsun) denince, bu dileğin kabul olduğu tecrübe edilmiştir.<br />
<br />
5- Duayı izinli okunmalı! Bir hacetin hâsıl olması için dua okunurken, tesir etmesi, mürşid-i kâmilin izniyle okumalı. Vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur. İzin alan, izin verenin vekili olur. Vekilin okuması, mürşidin okuması gibi tesirli olur.<br />
<br />
6- Kör bir zat gelip, (Ya Resulallah! Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın) dedi. Peygamber efendimiz de, (Güzel bir abdest al! Sonra, “Yâ Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam, seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!”) duasını okumasını söyledi. O da, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. (Tirmizi)<br />
Bu duayı okuyanlar, maksatlarına kavuşmuşlardır.<br />
<br />
7- Abdülehad Serhendi hazretleri buyuruyor ki:<br />
(70 kere, “Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir” okuyup da dua eden, ne isterse istesin, Cenâb-ı Hak duasını kabul eder ve ne muradı varsa verir.)<br />
<br />
Tek tek 70 kere okunmaz. Tamamı okunup başa dönülür, bu şekilde, tamamı 70 kere okunur. Allah rızası için okumalı. Bir seferde 70 defa okumalı, 71 olsa olmaz, yanına başka isim konsa olmaz, bu bir şifredir. İsm-i a’zam, ism-i Celal, Esma-ül Hüsna’dır. Her namazdan sonra okuyana ne mutlu! Hiç olmazsa günde bir defa okumalı. Dilek için kırk gün kadar okumalıdır.<br />
<br />
Bu konuda başka bir kavilde şöyledir:<br />
Cuma günü İkindiden sonra, seccade üzerinde elinden geldiği kadar (Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahîm, yâ Kavî, yâ Kâdir) deyip, sonra dua etmelidir. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
8- Bir dileğe bir murada kavuşmak için, (Salâten tüncînâ) okumalıdır. (İslam Ahlakı)<br />
(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemî’il ehvâl-i vel-âfât ve takdî lenâ bihâ cemî’al hâcât ve tütahhirünâ bihâ min cemi’isseyyiât ve terfe’unâ bihâ a’ledderecât ve tübelligunâ bihâ akselgâyât min cemî’il hayrât-i fil hayâti ve ba’del-memât.)<br />
<br />
Böyle sayı bildirilmeyen duaları bir kere okumak yeter. 3,7 veya 40 kere okumak daha iyi olur.<br />
<br />
9- Enes bin Malik ve Ali bin Ebi Talib “radıyallahü teâlâ anhüma”, Resulullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ’den rivayet ederler. Buyurdular ki:<br />
(Allahü teâlâdan dünyaya veya âhirete ait bir isteği olan kimse, gece kalkıp, gusül edip veya abdest alıp, iki rekat namaz kılsa, her rekâtında bir Fatiha ve üç kere İhlas okusa, selamdan sonra başını secdeye koyup, Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık “radıyallahü anh” hürmetine yerine getir, diye dua etse; Allahü teâlâ, Ebu Bekr-i Sıddık hürmetine isteğini verir.) [Menakıb-ı Çihar Yar-i Güzin]<br />
<br />
10- Hacet namazı kılınmalıdır. Hacet namazı birkaç şekilde kılınır:<br />
a- Eshab-ı kiramdan Osman bin Huneyf hazretleri anlatır: Gözleri görmeyen bir kimse, gözlerinin açılması için Resulullaha ricada bulundu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Abdest al, iki rekât namaz kıl ve şöyle dua et: “Allahümme innî es’elüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahmeti.” Sonra, gözlerinin açılması için, “Yâ Rabbi, Resulünün hürmeti için gözlerimi aç!” diye dua et!) [Nesaî]<br />
<br />
O kişinin, namaz kılıp dua ettikten sonra, gözlerinin açıldığını gördük. (Tergib)<br />
<br />
b- Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allah’tan veya insanlardan bir isteği bulunan, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılsın! Sonra Allahü teâlâya hamd etsin, Resulüne salevat getirip, şu duayı okusun!<br />
(Lâ ilâhe illâllah-ül-halîm-ül-kerîm. Sübhânallahi Rabb-il-arş-il-azîm. Elhamdü lillâhi Rabbil âlemin. Es’elüke mûcibâti rahmetike ve azâimi mağfiretike vel ganîmete min külli birrin vesselâmete min külli ismin lâ teda’ lî zenben illâ gafertehü velâ hemmen illâ ferrectehü velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhâmerrâhimîn.) [Halebî] [Duanın orijinali için tıklayınız.]<br />
<br />
Hacet namazı iki, dört veya on iki rekât olarak kılınır. Birinci rekâtta Fatiha ve üç Âyet-el kürsi okunur, diğer rekâtlarda Fatihayla birer kere İhlâs ve Muavvizeteyn [iki kul e’ûzü] okunur. Yahut her rekâtta Fatiha, Âyet-el-kürsi ve İhlâs okunur.<br />
<br />
c- Bir başka hacet namazı da şöyle:<br />
Yatsı namazını kılıp vitri kılmadan önce, dört rekât namaz kılınır. Birinci rekâtta bir Fatiha, üç Âyet-el-kürsi okunur. İkinci rekâtta Fatihadan sonra üç İhlâs ve Muavvizeteyn [yani iki kul e’ûzü] okunur. Üçüncü rekâtta ilk rekâtta okunanlar okunur. Dördüncü rekâtta ise ikinci rekâtta okunanlar okunur. Namazdan sonra dileğini ister. (İmad-ül-islam)<br />
<br />
Türkçe olarak şöyle dua etmek de olur:<br />
(Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!)<br />
<br />
Bu duayı müslümanlar, her zaman okuyup maksatlarına kavuşmuşlardır. Bu duaları bir kere okuyup bırakmamalı. Kırk gün ve daha fazla kadar devam etmek iyi olur.<br />
<br />
d- Maddi veya manevi bir isteği olan kimse, gece, gusledip veya abdest alıp, iki rekât namaz kılsa, her rekâtında bir Fatiha ve üç İhlas okusa, selamdan sonra secdeye gidip, (Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık radıyallahü anh hürmetine yerine getir) diye dua etse; Allahü teâlâ, isteğini verir. (Menakıb-ı ciharı yari Güzin)<br />
<br />
Duanın kabul olması için<br />
Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.<br />
<br />
Önce çalışmak, sonra dua dinin esası,<br />
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!<br />
<br />
Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allahü teâlâdan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]<br />
<br />
İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmeli! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebrail’e, “Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!” Facir [günahkâr] dua edince de, “Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir” buyurur.)<br />
<br />
Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.<br />
<br />
Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.<br />
<br />
Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.<br />
<br />
Yalvararak dua etmelidir.<br />
<br />
Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
Günah işlemeyen dille dua etmelidir. Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dille dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. (Tergib-üs-salât)<br />
<br />
Duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir! Bilhassa şerefli vakitleri ve şerefli halleri kaçırmamalı, fırsat bilmelidir!<br />
<br />
Sual: Bir muradı, bir dileği olan kimsenin okuyacağı herhangi bir dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Fetâvâ-i kâri-ül-hidâyede konu ile alakalı olarak deniyor ki:<br />
“Muradı, dileği olan kimse, yatacağı zaman abdest almalı. Temiz bir örtü üzerinde oturup, üç defa salevat okumalı. Sonra, her birine Besmele çekerek on Fatiha sûresi ve sonra on bir İhlas sûresi okumalı. Sonra, üç salevat okumalı. Sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini sağ yanağı altına koyarak yatıp uyumalıdır. Niyet ettiği şeyin nasıl olacağını, bi-iznillah rüyada görür.”<br />
<br />
Sual: Peygamber efendimizin, bizzat hazret-i Ali'ye hitaben bildirdiği dualar var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn kitabında, Peyamber efendimizin hazret-i Aliye hitaben şöyle buyurduğu nakledilmektedir:<br />
“Ya Ali! Uyumak istediğin zaman istiğfar söyle. Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm oku ve Kul hüvallahü ehad suresini çok oku ki, o Kur’ân-ı azimin ışığıdır. Senin üzerine okumak vazife olsun Âyet-el kürsîyi ki, bir harfinde bin bereket, bin rahmet vardır. Her kim Sûre-i Mülkü yatacağı vakit okuyup, Allahümme a'sımnî bil islâmi kâimen ve a'sımnî bil islâmi, râkıden ve lâ tüşemmitnî adüvven ve lâ hâsiden, Allahümme innî e'ûzü bike min şerri nefsî ve min şerri külli dâbbetin ente âhızün binâsiyetiha ve es'elüke minel hayri küllihî der ise, Allahü teâlâ cin ve ins şerrinden ve her yaratılmışın şerrinden onu muhafaza eder.<br />
<br />
Ya Ali! Sana bir üzüntü erişirse, Sübhâneke rabbî lâ ilâhe illâ ente aleyke tevekkeltü ve ente rabbül arşil azîm oku. O duayı oku ki, Cebrail aleyhisselam bana talim etmiştir: Allahümme innî es'elüke afve vel âfiyete fiddîni veddünyâ vel âhırete.<br />
<br />
Ya Ali! Allahü teâlâyı gam, gussa vaktinde zikret ve Yâ hayyü yâ kayyümü yâ lâ ilâhe illâ ente rahmetike estegîsü fağfirli ve eslihlî şe'nî ve ferric hemmî  söyle.<br />
<br />
Ya Ali! Bir zalimden korkar isen, Ya ilahe, Cebraile ve İsrafile ve Mikaile ve Azraile ve ya ilahe İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve münzelit Tevrati vel İncili vez Zeburi vel Fürkan, Kün lî, caren min fülanibni Fülan, min keza ve keza söyle.<br />
<br />
Sefer edeceğin zaman, Yâ erda Âmentü birabbî ve rabbiki Allahüllezî lâ ilâhe illâhüvellezî halakanî ve halekaki e'ûzü billâhi min şerri ki ve min şerri mâ yedübbü aleyki. Ve min şerri külli üsûdin ve esedin. Ve min şerri vâlidin ve mâ veledin söyle.<br />
<br />
Ya Ali! Her kim her gün yirmi bir kerre Allahümme bârik lî filmevti ve fî mâ ba'det mevti derse, Allahü teâlânın ona dünyada verdiği nimetleri hesapsızdır.<br />
<br />
Ya Ali! Her gün on kerre Elhamdülillah kable külli ehadin ve elhamdülillahi ba'de külli ehadin velhamdülillah yebka rabbünâ yefnâ küllü ehadin velhamdülillahi alâ külli hâlin derse, Allahü teâlâ o kimseyi büyük günahı olsa da affeder.”<br />
<br />
Dinimiz İslam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hacet Namazı ve Duası - Arapça metni-Okunuşu-Anlamı]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=780</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 11:01:14 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=780</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=10" target="_blank" title="">149854751042585.png</a> (Dosya Boyutu: 443.46 KB / İndirme Sayısı: 239)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacet Namazı ve Duası - Arapça metni-Okunuşu-Anlamı</span></span><br />
<br />
Hacet Duası arapça ve anlamı<br />
<br />
Hacet, Tanrı'dan ya da kutsal sayılan kişiden beklenen dilek yani Dilek ve İstek Demektir. Dua ise sınırlı ve aciz olan insanoğlunun; sınırsız ve sonsuz kudret sahibi allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür. İşte Hacet Duaları, dua hakkında bilgi ve dua adabı.<br />
<br />
Dua hem ibadet hem de kulun Rabbine ihtiyaçlarını, arzularını, taleplerini iletmesi, kulluğunu ifa etmek için yakarmasıdır. Bir haceti olan mümin bunu dua ile dile getirir. Hiçbir şekle bağlı kalınmaksızın da el açarak hacet dile getirilebilir. Bununla birlikte makbul görülen hacet duaları vardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HACET DUASI OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Lâ ilâhe illallahül-halimül-kerimü. Sübhânellahi Rabbil-'arşil-'azîm. El-Hamdü lillahi Rabbil-'âlemîn. Es'elüke mûcibâti rahmetike. Ve'azâime mağfiretike. Vel-ganîmete min külli birrin. Ves-selâmete min külli ismin. Lâ teda'lî zenben illâ gafertehü. Ve lâ hemmen illâ ferrectehü. Ve lâ hâceten hiye leke ridan illâ kadaytehâ yâ erhamer-Râhimîn."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HACET DUASI ARAPÇA</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
ﻻَإِلَهَ إِّﻻَّ اللّهُ الْحَليِمُ الْكَرِيمُ، سُبْحَانَ اللّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعظِيمِ، الْحَمدُ اللّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائمَ مغْفِرَتِكَ ، وَالْغَنَيِمَةَ منْ كُلِّ بِرٍّ، وَالسَّﻻَمَةَ مِنْ كُلِّ إثْمٍ ﻻَ تَدَعْ لِى ذَنْباَّ إِﻻّ غَفَرْتَهُ،وَ ﻻَ هَمَّاً إَّ فَرَّجْتَهُ، وَﻻَ حَاجَةً هِيَ لَكَ رِضاً إِّﻻَّ قَضَيْتَهَا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HACET DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
“Halim ve Kerim olan Allah"tan başka hiçbir ilah yoktur. Büyük Arş"ın Rabbi Allah, noksanlıklardan münezzehtir. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah"a mahsustur. Senden rahmetinin gereği olan şeyleri istiyorum. Yine mağfiretinin çeşitlerini, her iyilikten elde edinmeyi ve her günahtan selameti de senden isterim. Bağışlamadığın bir günah ve gidermediğin bir üzüntü bende bırakma. Rızana uygun olan benim dilek ve hacetimi de yerine getir, ey merhamet edenlerin en merhametlisi.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir Başka Hacet Duası</span></span><br />
<br />
<br />
'Ey Allahım! Kalbime senden ümitli olma hissini at, senden gayri her şeyden gayri her şeyden umudumu keski, senin dışında kimseden bir şey beklemeyeyim.<br />
 <br />
<br />
Ey allah! Öncekilerden ve sonrakilerden her kime imandan neler verdiysen de benim ona gücüm ulaşmıyorsa, amelim eksik kalıyorsa, isteğim kavuşmuyorsa, duam yetişmiyorsa, öyle bir şey istemek dilime gelmiyorsa, sen  okuvvetli iman ile beni seçkin kıl. Ey acıyanların en merhametlisi kabul et!'<br />
<br />
Bu duayı israrla okuyunuz.<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Hakkında Bilgi</span></span><br />
<br />
Dua, insanda fıtrî bir olgudur. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan şu veya bu şekilde dua eder. İnsanlar hayatları boyunca, üstesinden gelemeyecekleri birçok şeylerle karşılaşmakta, keder, sıkıntı, acz ve ümitsizliklere maruz kalmaktadırlar. Yüce Allah şöyle buyurur: "İnsana bir darlık dokunduğu zaman yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir." (Yunus, 10/12)<br />
<br />
<br />
"(Denizde) onları gölgeler gibi dalgalar sardığı zaman dîni yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat o, onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı orta yolu tutar, (birçoğu da inkâr eder). Zaten bizim ayetlerimizi (öyle) nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez. " (Lokman, 31/32)<br />
<br />
<br />
Bu âyetlerden de anlaşıldığı gibi dua, insanda fıtrîdir ve özellikle sıkıntılı anlarda Allah'a dua etmek, sadece samimî olarak Allah'a inananlara has bir durum değildir. Allah'a ortak koşanlar da bu gibi durumlarda Allah'a yönelir ve O'na dua ederler.<br />
<br />
<br />
Dua ettikten sonra insan gönlünde bir ferahlık ve serinlik hisseder. İsteğinin yerine getirileceği konusunda ümidi artar. Bu yönüyle dua, insana bir şifa ve rûhî bunalımlara karşı koruyucu bir sağlık tedbiridir. Bu nedenledir ki, dua etmeyen toplumlar rûhen çökmüş toplumlardır.<br />
<br />
<br />
Âyet ve hadîslerde dua teşvik edilmiştir: "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60).<br />
<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurur: " Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur." (Tirmizî, Daavat,1; İbn Mace, Dua,1) Dua aynı zamanda bir ibadettir. "Dua ibadetin ta kendisidir. " (Tirmizî, el-Bakara Sûresi Tefsiri, 16)<br />
<br />
<br />
O halde dua sadece Allah'a yapılmalı, araya başka biri aracı olarak sokulmamalıdır. Nitekim namazın her rekâtında tekrar ettiğimiz Fatiha Sûresi'nde: "Sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım dileriz. " (el-Fatiha, 1/4) buyurulur.<br />
<br />
<br />
Kullardan istenecek yardım, onların güçleri dahilinde olan bir şey olmalıdır. Güçlerinin yetmediği bir şey onlardan istenemez. Hatta kulların güçlerinin dahilinde olan bir şeyin yapılmasını kendilerinden istediğimiz zaman bile asıl sebebin Allah olduğunu, O'nun dilemesi olmadan o şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bilmek gerekir.<br />
<br />
<br />
Allah insana şahdamarından daha yakındır ve O'nun insana merhameti, bir annenin çocuğuna merhametinden çok fazladır. Bir âyette şöyle buyurur: "Kullarım sana beni sorunca, haber ver ki, ben şüphesiz onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim. " (el-Bakara, 2/186)<br />
<br />
<br />
Duanın muhteviyatı, Allah'tan istenen meseleyle ilgili olmalıdır. Meselâ yemek duası ayrıdır yolculuğa çıkıldığında yapılacak dua ayrıdır... Birçok konuda Hz. Peygamber (s.a.s.)'den nakledilmiş dualar mevcuttur. Kur'ân-ı Kerim'de geçmiş peygamberlerin duaları zikredilir. Dua bu me'sur dualarla yapılabileceği gibi, kişinin kendi gönlünden kopanın anlatımı da olabilir. Ancak belli davranışlarda; meselâ kabir ziyaretlerinde, yemeklerden sonra, helâya girerken, yeni bir elbise giyerken, yolculuğa çıkarken... Hz. Muhammed (s.a.s.)'den nakledilmiş dualarla dua etmek hem sünnet, hem de daha güzeldir.<br />
<br />
<br />
Dua eden kişi gönülden etmeli, duasında iyi şeyleri isteyerek kendisi de o doğrultuda çaba sarfetmelidir. Kişi duasında samimiyetini tavırlarıyla da ortaya koymalıdır. Meselâ duasında Allah'ın emirlerine itaat eden samimi bir müslüman olmayı ifade ediyorsa, hareketleriyle de böyle bir müslüman olma çabası içerisinde olmalıdır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:<br />
<br />
<br />
"Biliniz ki, Allahu Teâlâ, kendisinden gafil bir kalbin duasını kabul etmez." (Tirmizî, Daavât, 64)<br />
<br />
<br />
Şüphesiz ki Allah insanın kalbinden geçenleri ve ihtiyaçlarını bilir. Ancak dil ile dua etmenin insanın kendisinin eğitilmesi konusunda etkisi vardır. Ayrıca dua Allah'ın bir emrinin yerine getirilmesidir, bir ibadettir. Kur'ân-ı Kerim'de Hak Teâlâ kendisine nasıl dua edileceğini kullarına öğretir, resûllerinin dualarını bize haber verir. Müminler önce bu dualara bakmak ve böyle dualarla Allah'ı zikretmek durumundadırlar. Gerçekten bilmediğimizi ve en güzelini öğreten Allah'tır. "... Ey rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma... " (el-Bakara, 2/286) Eyüp Aleyhisselâm,<br />
<br />
<br />
"Ya Rabbi, gerçekten benim başıma bela geldi. Halbuki sen merhametlilerin merhametlisisin." (el-Enbiya, 21/83); Zekeriya (a.s.), "Rabbim, beni yalnız bırakma..." (el-Enbiya, 21/89); Âdem (a.s.), "Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz. " (el-A'raf, 7/23) diyerek dua etmişlerdir. "Beni müslüman olarak öldür ve beni salih kullarına kat... " (Yusuf, 12/101) duası Yusuf (a.s.)'ın; "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden idim. " duası da Yunus (a.s.)'ın duasıdır.<br />
<br />
<br />
İmam Ahmed b. Hanbel'in Ebû Saîd el-Hudrî'den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîste: "Duanın karşılıksız kalmayacağı, bilâkis üç şeyden birinin mutlaka meydana geleceği; ya kabul ya âhirete bırakma yahut eda edilen dua oranında günahın affedileceği" beyan buyurulmuştur.<br />
<br />
<br />
Dua yalnız Allah'a yapılır; istek ve yardım sadece Allah'tan istenir. Allah'tan başkasından bir yardım ve istekte bulunan, müşriktir. Hatta ölümlerinden sonra kabirleri başında veya uzaktan peygamberlere ve salih kullara dua edip yakaranlar, aynen yıldızlara sığınan ve meleklerle peygamberleri rabler edinenler gibi Allah'tan başkasına dua eden müşriklerdir. Ancak melekler müminler için dua ve istiğfar etmektedirler.<br />
<br />
<br />
Hz. Muhammed (s.a.s.) şöyle buyurur: "Ümmetimden yetmiş bin kişi sorgusuz sualsiz Cennet'e girecektir. Bunlar, rukye talep etmeyen, dağlayarak tedavi yapmayan, olayları uğursuzluğa yormayanlar ve Rablerine tevekkül eden kimselerdir." (Buhârî, Tıb, 18; Müslîm, İman, 371, 372) Yani müminler ancak "Bize Allah yeter. " demelidir. Rukye, okuyup üfleyerek tedavi demektir. Bütün peygamberler en kötü durumlarda yalnız Allah'a sığınmışlardır. Bunu da namazla yapmışlardır. Çünkü dua esas olarak namazdadır ve devamlılığı vardır.<br />
<br />
<br />
Müslüman müslüman kardeşi için dua edebilir. Rasûlullah, " Kim bir hidayete çağırırsa, o hidayete tabi olanların mükafatının aynısı onların mükafatından hiçbir eksilme olmaksızın bu kimseye de verilir. " buyurmuştur. (Müslim, İlm, 16; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Tirmizî, İlm,15) Ebeveyn, kendilerine dua eden çocuklarının amelinden istifade eder: "İnsanoğlu öldüğü zaman artık ameli kesilmiştir. Yalnız şu üç şey bunun dışındadır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve dua eden salih evlât " (Müslim, Vasiyyet,14; Ebû Dâvud, Vesâyâ, 14). Rasûlullah, ümmetinden kendisine dua etmelerini istemiştir. Cenâb-ı Hak, "O'na salât ve selâm getirin " (Ahzâb, 33/56) diye emretmiştir. Mümin, Allah'tan peygamber için vesîleyi isterse kıyamette o kimseye onun şefaati haktır. Rasûlullah umreye giden Ömer (r.a.)'e: "Bizi de duandan unutma kardeşim." demiştir (Ebû Dâvûd, Vitr, 23; Tirmizî, Daavât 109; İbn Mâce, Menâsik 5) Rasûlullah her zaman ümmetini sadece Allah'a kulluğa çağırmıştır. Hanefi fukâhâsı: "Bir yaratık aracılığıyla Allah'tan bir şey istenemez" demiştir. Hz. İbrahim,<br />
<br />
<br />
"Doğrusu benim Rabbim duayı işiticidir" (İbrahim,14/39) demiştir. Hz. Peygamber: Biriniz dua edeceği zaman Allah'a hamd ve senâ ile başlasın, Resûlüne salâvât getirsin ve bundan sonra artık dilediği duayı yapsın" buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Salât, 358; Tirmizî, Daavât, 65) Salih ameller vesîlesiyle talepte bulunmanın örneklerinden birisi mağaraya sığınan üç kişinin duasıdır. Bunlardan her biri yalnızca Allah'ın rızasını gözettiği önemli bir amelini zikrederek duada bulunmuştu. Çünkü böyle bir amel, Allah'ın, sahibinin duasının kabulünü gerektirecek bir sevgi ile sevdiği ve razı olduğu bir şeydi. Birisi ana-babasına yaptığı iyiliği zikrederek. diğeri tam iffeti delâletiyle, öteki ise emanete gösterdiği riâyet ve iyilikseverliği ile duada bulunmuştu. (Buhârî, Hars,13) İbn Ömer'in meşhur duası şöyledir: "Ya Rabbi, Senden beni İslâm'a erdirdiğin gibi ondan beni uzaklaştırmamanı ve müslüman olarak canımı almanı diliyorum. " (İmam Malik, Muvattâ, Hacc, 128 ) Hz. Peygamber'den nakledilen rivâyetlerde<br />
<br />
<br />
"Ya Rabbi, Ya Rabbi" diye duaya başlanır, bazılarının yaptığı gibi "Ya Hannân, ya Mennân" denilmez. Yine cahil halkın büyük bir kısmı Allah'tan başkasından yardım dilemeyi öyle bir hale getirmişlerdir ki, kabirler Allah'a duada birer şirk aracı yapılmıştır. Oysa Rasûlullah dahi, "Ey Allah'ım, benim kabrimi kendisine ibadet edilen bir put haline getirme... Peygamberlerin kabirlerini mescid edinen kimselere Allah'ın gazabı şiddetlidir... Benim kabrime ikide bir gelip orayı bayram yerine çevirmeyin." diye uyarmıştır. (İmam Mâlik, Muvatta, Kasru's Salât fi's-Sefer, 85; Ebû Dâvud, Menasik, 100) Halkın, Telli Baba, filân baba, falan şeyhin kabrinde kuyruğa girerek onlardan yardım dilemesi şirkten başka birşey değildir, bid'attir. Müminler, aynen müşriklerin ve bid'at ehlinin yaptığı gibi ölüye yakarmaz, onlardan birtakım ihtiyaçların karşılanmasını istemez, kabir başında yapılan duanın evde yapılandan üstün olduğuna inanmaz, bu kimselere yemin ederek Allah'tan talepte bulunmazlar. "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir." derler. (Âli İmrân, 3/173) Dinin esası da budur. Salât, Arapça'da dua anlamına da gelir: "Ey peygamber, Mü'minlere selât et, çünkü senin duan onlar için huzur ve sükûnettir."(et-Tevbe, 9/103) Duada istenene kavuşma ve korkulandan kurtulma isteği vardır. Bu da ancak Allah'tan istenir. İslâm bilginleri bid'at dua şekillerini şöyle tespit etmişlerdir: Ölü ya da gaip birinden yardım dilemek. Ey efendi hazretleri bana mağfiret et, tövbemi kabul et, demek şirktir. Peygamber ve salihlerden, ölmüş veya gaip birine benim için Allah'a dua et', demek bid'attir. Ölülerden medet umulmaz. Kabirleri ziyarette ölülere ancak selâm verilebilir, onlara Kur'ân okunur. Allah'a, Allah'ım senden filancanın yanındaki makamı hakkı için şunu şunu istiyorum; diye dua etmek, nehyedilmiştir. Çünkü, "Yardım Allah'tandır." (Enfâl, 8/10) "İnsanlar (mahşerde) toplandıkları zaman kendisine dua edilenler, onlara düşman olurlar ve onların kendilerine olan dualarını inkâr ederler." (el-Ahkâf, 46/6)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Âdâbı</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber'e Allah'ı sormuşlardı. Cevaben Allah buyurdu ki:<br />
<br />
"Kullarım sana beni sorduklarında: Ben muhakkak ki, yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına icâbet ederim." (el-Bakara, 2/186). Dua ederken seslerini aşırı şekilde yükseltenleri gören Rasûlullah, şöyle buyurmuştu: "Ey insanlar! Kendinize gelin. Çünkü siz bir sağırı veya uzaktaki birini çağırmıyor, ancak herşeyi işiten ve çok yakın bulunan birine dua ediyorsunuz. Sizin kendisine dua ettiğiniz size bineğinizin boynundan daha yakındır." (Buhârî, Cihad, 131; Daavât, 51; Tevhid 9; Ebû Dâvûd, Vitr, 26; İbn Hanbel, IV, 394, 402, 418; Müslim, Sahih IV, 2076) Kul, duasında Allah ile arasında hiçbir engel hiçbir vasıta bulunmadığını böylece bilir; dua ederken yalnızca Allah'ı düşünür. Kalp başka birşey ile meşgulken dua etmek manasızdır. "Âmin" diye bağırıp çağırmak da manasızdır. İnsan dua ederek Allah'a yöneldiğinde, dileği, Allah'tan istediği şeylerin gerçekleşmesine yardımcı olacak sebeplerin yaratılmasıdır. Yani kul eylemiyle yakınlaşmazsa, ettiği duanın mânâsı olmaz. Tembelliği huy edinmiş biri rızık için dua edebilir, ama önce çalışması lâzımdır... Duada riya olmaz. Duanın hemen kabul edilmesinde acele edilmez. Hiçbir dua boşa gitmez. En güzel sözlerden biri "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah"tır.<br />
<br />
<br />
Gönülden, gizlice, bağırmadan, samimiyetle dua edilir. "Rabbınıza gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu o, aşırı gidenleri sevmez. " (el-Â'râf, 7/55) Secîli, kafiyeli, yazılı dualarda riya vardır. Başkalarına dua ediyor görüntüsü vermek de böyledir. Bu şekilde ağlayarak dua edenin gözyaşları öteki insanları etkilemek içindir ve duası riyadır. Özel olarak komutlu dua da böyledir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=10" target="_blank" title="">149854751042585.png</a> (Dosya Boyutu: 443.46 KB / İndirme Sayısı: 239)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacet Namazı ve Duası - Arapça metni-Okunuşu-Anlamı</span></span><br />
<br />
Hacet Duası arapça ve anlamı<br />
<br />
Hacet, Tanrı'dan ya da kutsal sayılan kişiden beklenen dilek yani Dilek ve İstek Demektir. Dua ise sınırlı ve aciz olan insanoğlunun; sınırsız ve sonsuz kudret sahibi allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür. İşte Hacet Duaları, dua hakkında bilgi ve dua adabı.<br />
<br />
Dua hem ibadet hem de kulun Rabbine ihtiyaçlarını, arzularını, taleplerini iletmesi, kulluğunu ifa etmek için yakarmasıdır. Bir haceti olan mümin bunu dua ile dile getirir. Hiçbir şekle bağlı kalınmaksızın da el açarak hacet dile getirilebilir. Bununla birlikte makbul görülen hacet duaları vardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HACET DUASI OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Lâ ilâhe illallahül-halimül-kerimü. Sübhânellahi Rabbil-'arşil-'azîm. El-Hamdü lillahi Rabbil-'âlemîn. Es'elüke mûcibâti rahmetike. Ve'azâime mağfiretike. Vel-ganîmete min külli birrin. Ves-selâmete min külli ismin. Lâ teda'lî zenben illâ gafertehü. Ve lâ hemmen illâ ferrectehü. Ve lâ hâceten hiye leke ridan illâ kadaytehâ yâ erhamer-Râhimîn."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HACET DUASI ARAPÇA</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
ﻻَإِلَهَ إِّﻻَّ اللّهُ الْحَليِمُ الْكَرِيمُ، سُبْحَانَ اللّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعظِيمِ، الْحَمدُ اللّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائمَ مغْفِرَتِكَ ، وَالْغَنَيِمَةَ منْ كُلِّ بِرٍّ، وَالسَّﻻَمَةَ مِنْ كُلِّ إثْمٍ ﻻَ تَدَعْ لِى ذَنْباَّ إِﻻّ غَفَرْتَهُ،وَ ﻻَ هَمَّاً إَّ فَرَّجْتَهُ، وَﻻَ حَاجَةً هِيَ لَكَ رِضاً إِّﻻَّ قَضَيْتَهَا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HACET DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
“Halim ve Kerim olan Allah"tan başka hiçbir ilah yoktur. Büyük Arş"ın Rabbi Allah, noksanlıklardan münezzehtir. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah"a mahsustur. Senden rahmetinin gereği olan şeyleri istiyorum. Yine mağfiretinin çeşitlerini, her iyilikten elde edinmeyi ve her günahtan selameti de senden isterim. Bağışlamadığın bir günah ve gidermediğin bir üzüntü bende bırakma. Rızana uygun olan benim dilek ve hacetimi de yerine getir, ey merhamet edenlerin en merhametlisi.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir Başka Hacet Duası</span></span><br />
<br />
<br />
'Ey Allahım! Kalbime senden ümitli olma hissini at, senden gayri her şeyden gayri her şeyden umudumu keski, senin dışında kimseden bir şey beklemeyeyim.<br />
 <br />
<br />
Ey allah! Öncekilerden ve sonrakilerden her kime imandan neler verdiysen de benim ona gücüm ulaşmıyorsa, amelim eksik kalıyorsa, isteğim kavuşmuyorsa, duam yetişmiyorsa, öyle bir şey istemek dilime gelmiyorsa, sen  okuvvetli iman ile beni seçkin kıl. Ey acıyanların en merhametlisi kabul et!'<br />
<br />
Bu duayı israrla okuyunuz.<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Hakkında Bilgi</span></span><br />
<br />
Dua, insanda fıtrî bir olgudur. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan şu veya bu şekilde dua eder. İnsanlar hayatları boyunca, üstesinden gelemeyecekleri birçok şeylerle karşılaşmakta, keder, sıkıntı, acz ve ümitsizliklere maruz kalmaktadırlar. Yüce Allah şöyle buyurur: "İnsana bir darlık dokunduğu zaman yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir." (Yunus, 10/12)<br />
<br />
<br />
"(Denizde) onları gölgeler gibi dalgalar sardığı zaman dîni yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat o, onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı orta yolu tutar, (birçoğu da inkâr eder). Zaten bizim ayetlerimizi (öyle) nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez. " (Lokman, 31/32)<br />
<br />
<br />
Bu âyetlerden de anlaşıldığı gibi dua, insanda fıtrîdir ve özellikle sıkıntılı anlarda Allah'a dua etmek, sadece samimî olarak Allah'a inananlara has bir durum değildir. Allah'a ortak koşanlar da bu gibi durumlarda Allah'a yönelir ve O'na dua ederler.<br />
<br />
<br />
Dua ettikten sonra insan gönlünde bir ferahlık ve serinlik hisseder. İsteğinin yerine getirileceği konusunda ümidi artar. Bu yönüyle dua, insana bir şifa ve rûhî bunalımlara karşı koruyucu bir sağlık tedbiridir. Bu nedenledir ki, dua etmeyen toplumlar rûhen çökmüş toplumlardır.<br />
<br />
<br />
Âyet ve hadîslerde dua teşvik edilmiştir: "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60).<br />
<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurur: " Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur." (Tirmizî, Daavat,1; İbn Mace, Dua,1) Dua aynı zamanda bir ibadettir. "Dua ibadetin ta kendisidir. " (Tirmizî, el-Bakara Sûresi Tefsiri, 16)<br />
<br />
<br />
O halde dua sadece Allah'a yapılmalı, araya başka biri aracı olarak sokulmamalıdır. Nitekim namazın her rekâtında tekrar ettiğimiz Fatiha Sûresi'nde: "Sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım dileriz. " (el-Fatiha, 1/4) buyurulur.<br />
<br />
<br />
Kullardan istenecek yardım, onların güçleri dahilinde olan bir şey olmalıdır. Güçlerinin yetmediği bir şey onlardan istenemez. Hatta kulların güçlerinin dahilinde olan bir şeyin yapılmasını kendilerinden istediğimiz zaman bile asıl sebebin Allah olduğunu, O'nun dilemesi olmadan o şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bilmek gerekir.<br />
<br />
<br />
Allah insana şahdamarından daha yakındır ve O'nun insana merhameti, bir annenin çocuğuna merhametinden çok fazladır. Bir âyette şöyle buyurur: "Kullarım sana beni sorunca, haber ver ki, ben şüphesiz onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim. " (el-Bakara, 2/186)<br />
<br />
<br />
Duanın muhteviyatı, Allah'tan istenen meseleyle ilgili olmalıdır. Meselâ yemek duası ayrıdır yolculuğa çıkıldığında yapılacak dua ayrıdır... Birçok konuda Hz. Peygamber (s.a.s.)'den nakledilmiş dualar mevcuttur. Kur'ân-ı Kerim'de geçmiş peygamberlerin duaları zikredilir. Dua bu me'sur dualarla yapılabileceği gibi, kişinin kendi gönlünden kopanın anlatımı da olabilir. Ancak belli davranışlarda; meselâ kabir ziyaretlerinde, yemeklerden sonra, helâya girerken, yeni bir elbise giyerken, yolculuğa çıkarken... Hz. Muhammed (s.a.s.)'den nakledilmiş dualarla dua etmek hem sünnet, hem de daha güzeldir.<br />
<br />
<br />
Dua eden kişi gönülden etmeli, duasında iyi şeyleri isteyerek kendisi de o doğrultuda çaba sarfetmelidir. Kişi duasında samimiyetini tavırlarıyla da ortaya koymalıdır. Meselâ duasında Allah'ın emirlerine itaat eden samimi bir müslüman olmayı ifade ediyorsa, hareketleriyle de böyle bir müslüman olma çabası içerisinde olmalıdır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:<br />
<br />
<br />
"Biliniz ki, Allahu Teâlâ, kendisinden gafil bir kalbin duasını kabul etmez." (Tirmizî, Daavât, 64)<br />
<br />
<br />
Şüphesiz ki Allah insanın kalbinden geçenleri ve ihtiyaçlarını bilir. Ancak dil ile dua etmenin insanın kendisinin eğitilmesi konusunda etkisi vardır. Ayrıca dua Allah'ın bir emrinin yerine getirilmesidir, bir ibadettir. Kur'ân-ı Kerim'de Hak Teâlâ kendisine nasıl dua edileceğini kullarına öğretir, resûllerinin dualarını bize haber verir. Müminler önce bu dualara bakmak ve böyle dualarla Allah'ı zikretmek durumundadırlar. Gerçekten bilmediğimizi ve en güzelini öğreten Allah'tır. "... Ey rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma... " (el-Bakara, 2/286) Eyüp Aleyhisselâm,<br />
<br />
<br />
"Ya Rabbi, gerçekten benim başıma bela geldi. Halbuki sen merhametlilerin merhametlisisin." (el-Enbiya, 21/83); Zekeriya (a.s.), "Rabbim, beni yalnız bırakma..." (el-Enbiya, 21/89); Âdem (a.s.), "Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz. " (el-A'raf, 7/23) diyerek dua etmişlerdir. "Beni müslüman olarak öldür ve beni salih kullarına kat... " (Yusuf, 12/101) duası Yusuf (a.s.)'ın; "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden idim. " duası da Yunus (a.s.)'ın duasıdır.<br />
<br />
<br />
İmam Ahmed b. Hanbel'in Ebû Saîd el-Hudrî'den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîste: "Duanın karşılıksız kalmayacağı, bilâkis üç şeyden birinin mutlaka meydana geleceği; ya kabul ya âhirete bırakma yahut eda edilen dua oranında günahın affedileceği" beyan buyurulmuştur.<br />
<br />
<br />
Dua yalnız Allah'a yapılır; istek ve yardım sadece Allah'tan istenir. Allah'tan başkasından bir yardım ve istekte bulunan, müşriktir. Hatta ölümlerinden sonra kabirleri başında veya uzaktan peygamberlere ve salih kullara dua edip yakaranlar, aynen yıldızlara sığınan ve meleklerle peygamberleri rabler edinenler gibi Allah'tan başkasına dua eden müşriklerdir. Ancak melekler müminler için dua ve istiğfar etmektedirler.<br />
<br />
<br />
Hz. Muhammed (s.a.s.) şöyle buyurur: "Ümmetimden yetmiş bin kişi sorgusuz sualsiz Cennet'e girecektir. Bunlar, rukye talep etmeyen, dağlayarak tedavi yapmayan, olayları uğursuzluğa yormayanlar ve Rablerine tevekkül eden kimselerdir." (Buhârî, Tıb, 18; Müslîm, İman, 371, 372) Yani müminler ancak "Bize Allah yeter. " demelidir. Rukye, okuyup üfleyerek tedavi demektir. Bütün peygamberler en kötü durumlarda yalnız Allah'a sığınmışlardır. Bunu da namazla yapmışlardır. Çünkü dua esas olarak namazdadır ve devamlılığı vardır.<br />
<br />
<br />
Müslüman müslüman kardeşi için dua edebilir. Rasûlullah, " Kim bir hidayete çağırırsa, o hidayete tabi olanların mükafatının aynısı onların mükafatından hiçbir eksilme olmaksızın bu kimseye de verilir. " buyurmuştur. (Müslim, İlm, 16; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Tirmizî, İlm,15) Ebeveyn, kendilerine dua eden çocuklarının amelinden istifade eder: "İnsanoğlu öldüğü zaman artık ameli kesilmiştir. Yalnız şu üç şey bunun dışındadır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve dua eden salih evlât " (Müslim, Vasiyyet,14; Ebû Dâvud, Vesâyâ, 14). Rasûlullah, ümmetinden kendisine dua etmelerini istemiştir. Cenâb-ı Hak, "O'na salât ve selâm getirin " (Ahzâb, 33/56) diye emretmiştir. Mümin, Allah'tan peygamber için vesîleyi isterse kıyamette o kimseye onun şefaati haktır. Rasûlullah umreye giden Ömer (r.a.)'e: "Bizi de duandan unutma kardeşim." demiştir (Ebû Dâvûd, Vitr, 23; Tirmizî, Daavât 109; İbn Mâce, Menâsik 5) Rasûlullah her zaman ümmetini sadece Allah'a kulluğa çağırmıştır. Hanefi fukâhâsı: "Bir yaratık aracılığıyla Allah'tan bir şey istenemez" demiştir. Hz. İbrahim,<br />
<br />
<br />
"Doğrusu benim Rabbim duayı işiticidir" (İbrahim,14/39) demiştir. Hz. Peygamber: Biriniz dua edeceği zaman Allah'a hamd ve senâ ile başlasın, Resûlüne salâvât getirsin ve bundan sonra artık dilediği duayı yapsın" buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Salât, 358; Tirmizî, Daavât, 65) Salih ameller vesîlesiyle talepte bulunmanın örneklerinden birisi mağaraya sığınan üç kişinin duasıdır. Bunlardan her biri yalnızca Allah'ın rızasını gözettiği önemli bir amelini zikrederek duada bulunmuştu. Çünkü böyle bir amel, Allah'ın, sahibinin duasının kabulünü gerektirecek bir sevgi ile sevdiği ve razı olduğu bir şeydi. Birisi ana-babasına yaptığı iyiliği zikrederek. diğeri tam iffeti delâletiyle, öteki ise emanete gösterdiği riâyet ve iyilikseverliği ile duada bulunmuştu. (Buhârî, Hars,13) İbn Ömer'in meşhur duası şöyledir: "Ya Rabbi, Senden beni İslâm'a erdirdiğin gibi ondan beni uzaklaştırmamanı ve müslüman olarak canımı almanı diliyorum. " (İmam Malik, Muvattâ, Hacc, 128 ) Hz. Peygamber'den nakledilen rivâyetlerde<br />
<br />
<br />
"Ya Rabbi, Ya Rabbi" diye duaya başlanır, bazılarının yaptığı gibi "Ya Hannân, ya Mennân" denilmez. Yine cahil halkın büyük bir kısmı Allah'tan başkasından yardım dilemeyi öyle bir hale getirmişlerdir ki, kabirler Allah'a duada birer şirk aracı yapılmıştır. Oysa Rasûlullah dahi, "Ey Allah'ım, benim kabrimi kendisine ibadet edilen bir put haline getirme... Peygamberlerin kabirlerini mescid edinen kimselere Allah'ın gazabı şiddetlidir... Benim kabrime ikide bir gelip orayı bayram yerine çevirmeyin." diye uyarmıştır. (İmam Mâlik, Muvatta, Kasru's Salât fi's-Sefer, 85; Ebû Dâvud, Menasik, 100) Halkın, Telli Baba, filân baba, falan şeyhin kabrinde kuyruğa girerek onlardan yardım dilemesi şirkten başka birşey değildir, bid'attir. Müminler, aynen müşriklerin ve bid'at ehlinin yaptığı gibi ölüye yakarmaz, onlardan birtakım ihtiyaçların karşılanmasını istemez, kabir başında yapılan duanın evde yapılandan üstün olduğuna inanmaz, bu kimselere yemin ederek Allah'tan talepte bulunmazlar. "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir." derler. (Âli İmrân, 3/173) Dinin esası da budur. Salât, Arapça'da dua anlamına da gelir: "Ey peygamber, Mü'minlere selât et, çünkü senin duan onlar için huzur ve sükûnettir."(et-Tevbe, 9/103) Duada istenene kavuşma ve korkulandan kurtulma isteği vardır. Bu da ancak Allah'tan istenir. İslâm bilginleri bid'at dua şekillerini şöyle tespit etmişlerdir: Ölü ya da gaip birinden yardım dilemek. Ey efendi hazretleri bana mağfiret et, tövbemi kabul et, demek şirktir. Peygamber ve salihlerden, ölmüş veya gaip birine benim için Allah'a dua et', demek bid'attir. Ölülerden medet umulmaz. Kabirleri ziyarette ölülere ancak selâm verilebilir, onlara Kur'ân okunur. Allah'a, Allah'ım senden filancanın yanındaki makamı hakkı için şunu şunu istiyorum; diye dua etmek, nehyedilmiştir. Çünkü, "Yardım Allah'tandır." (Enfâl, 8/10) "İnsanlar (mahşerde) toplandıkları zaman kendisine dua edilenler, onlara düşman olurlar ve onların kendilerine olan dualarını inkâr ederler." (el-Ahkâf, 46/6)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Âdâbı</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber'e Allah'ı sormuşlardı. Cevaben Allah buyurdu ki:<br />
<br />
"Kullarım sana beni sorduklarında: Ben muhakkak ki, yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına icâbet ederim." (el-Bakara, 2/186). Dua ederken seslerini aşırı şekilde yükseltenleri gören Rasûlullah, şöyle buyurmuştu: "Ey insanlar! Kendinize gelin. Çünkü siz bir sağırı veya uzaktaki birini çağırmıyor, ancak herşeyi işiten ve çok yakın bulunan birine dua ediyorsunuz. Sizin kendisine dua ettiğiniz size bineğinizin boynundan daha yakındır." (Buhârî, Cihad, 131; Daavât, 51; Tevhid 9; Ebû Dâvûd, Vitr, 26; İbn Hanbel, IV, 394, 402, 418; Müslim, Sahih IV, 2076) Kul, duasında Allah ile arasında hiçbir engel hiçbir vasıta bulunmadığını böylece bilir; dua ederken yalnızca Allah'ı düşünür. Kalp başka birşey ile meşgulken dua etmek manasızdır. "Âmin" diye bağırıp çağırmak da manasızdır. İnsan dua ederek Allah'a yöneldiğinde, dileği, Allah'tan istediği şeylerin gerçekleşmesine yardımcı olacak sebeplerin yaratılmasıdır. Yani kul eylemiyle yakınlaşmazsa, ettiği duanın mânâsı olmaz. Tembelliği huy edinmiş biri rızık için dua edebilir, ama önce çalışması lâzımdır... Duada riya olmaz. Duanın hemen kabul edilmesinde acele edilmez. Hiçbir dua boşa gitmez. En güzel sözlerden biri "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah"tır.<br />
<br />
<br />
Gönülden, gizlice, bağırmadan, samimiyetle dua edilir. "Rabbınıza gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu o, aşırı gidenleri sevmez. " (el-Â'râf, 7/55) Secîli, kafiyeli, yazılı dualarda riya vardır. Başkalarına dua ediyor görüntüsü vermek de böyledir. Bu şekilde ağlayarak dua edenin gözyaşları öteki insanları etkilemek içindir ve duası riyadır. Özel olarak komutlu dua da böyledir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kısa iftar Duası - Oruç Açarken Okunacak Dua  - Oruç Açma Duası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=779</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 10:56:09 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=779</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısa iftar Duası - Oruç Açarken Okunacak Dua  - Oruç Açma Duası</span></span><br />
<br />
İftar Duası, İslamın 5 şartından birisi oruç tutmaktır. Rabbimizin emriyle senenin bir ayını oruçlu geçiririz. Oruç imsak vaktinin çıkması ile başlayan ve iftar vaktinin girmesi ile sona eren Müslümanlar için farz olan bir ibadettir.<br />
<br />
İki cihan selveri Peygamber Efendimiz (s a v )bir hadis- i'nde şöyle buyurmuştur: “ Üç kimsenin duası reddolunmaz” iftar sırasında oruçlunun duası, adil hükümdarın duası, mazlumun duası, Allahü Teala bu duaları semaya yükseltir, gökyüzünün kapılarını açar ve” izzet ve cemalime yemin olsun ki, bir süre sonra da olsa, sana yardım edeceğim” diye yemin eder.''<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İFTAR DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
 Oruç açılırken dua edilmesi sünnettir. Herkes içinden geldiği gibi zikrini, şükrünü ve yakarışını ifade edebilir. Örnek olması bakımından öteden beri yaygın olarak yapılan bir duayı buraya alalım: "Allahım! Senin rızanı kazanmak iзin oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Sana inanıp güvendim. Ey lutuf ve ikramı geniş olan Rabbim! Beni bağışla." "Allahumme leke sumtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu veala rizkuke eftertu" (Allah'ım senin rızan için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum.) <br />
<br />
 Hazreti Muhammed Ramazan ayında orucunu açarken hep bu duayı okurdu. Peygamberimizin okuduğu iftar duası şöyle;<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBERİMİZİN ORUÇ AÇARKEN OKUDUĞU İFTAR DUASI</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftar Duası Arapçası</span></span><br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ وَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَ عَلَى رِزْقِكَ أَفْطَرْتُ<br />
</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftar Duası Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
"Allahumme leke sumtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu veala rizkuke eftertu"<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manası:</span></span> Allah'ım senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim.Senin rızkınla orucumu açıyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz orucunu açtıktan sonra ise şöyle derdi;</span></span><br />
<br />
 “Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşaallah Teala sevap kesinleşti.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İslam alimlerinden Abdullah ibni Ömer Radiyallahu ise iftar vakti şöyle dua ederdi:</span></span><br />
<br />
 “Allah’ım, bütün kainatı kaplayan rahmetinin hakkı için beni affet, günahlarımı bağışla.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftarda oruç açarken okunacak kısa dualar</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kısa İftar duası Arapçası:</span> “Allâhumme leke sumtu ve bike âmentu ve aleyke tevekkeltu ve alâ rızkıke eftartu .”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kısaİftar duası Türkçe Anlamı:</span> “Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">iftar duas Arapçası:</span> Bismillahi vel hamdü lillâhi, allâhümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, Sübhâneke ve ni hamdike tekabbel minni, inneke entes semiul aliym.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">iftar duası Türkçe Anlamı:</span> Allahım! Senin için oruç tuttum, Senin için rızkınla orucumu açtım. Ancak Sana tevekkül ettim. Seni hamdinle tesbih ederim. Allahım Benden kabul buyur. Çünkü Sen işiten ve bilensin. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftar Vaktinde Yapılacak Dua</span></span><br />
<br />
Allahümme leke sumtü ve bike amentü ve aleyke tevekkeltü, sübhaneke ve ala rızkıke eftartü veli savmel' ğadin min şehri ramazane nev eytü fağfir li ma kaddemtü vema” ahhertü. “<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Manası:</span><br />
<br />
“Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim, benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla.''<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Diğer Bir İftar Duası:</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Arapçası:</span> Bismillahi vel hamdü lillahi, Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, sübhaneke ve ni hamdike tekabbel mini, inneke entes semiul alim.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Anlamı:</span> Allahım! Senin senin için oruç tuttum, Senin için rızkınla oruçumu açtım. Ancak sana tevekkül ettim. Seni hamdinle tespih ederim. Allahım benden kabul buyur. Çünkü sen işiten ve bilensin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimizin İftar Duası</span></span><br />
<br />
Muaz ibni Zühre Radiyallahu Anh: Beyan ediyor: Bana bildirildi ki, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem İftar ettiği zaman şu duayı okurdu.<br />
<br />
“Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü.”<br />
<br />
(Ey Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum ve Senin rızkınla orucumu açıyorum.)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Ebu Davud, Savm: 22)</span><br />
<br />
Mervan ibni Salim, ibni ömer  Radiyallahu Anhümadan naklediyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sallallahu Aleyhi Vesellem Resulullah Efendimiz, orucunu açınca şöyle derdi.</span><br />
<br />
“Susuzluk gitti, damarlar ısındı, inşallahTealaya sevap kesinleşti.” Cenabı Allah bütün dualarımızı kabul etsin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıca yıllardır radyo ve televizyonlardan dinlediğimiz iftar duası:</span></span><br />
<br />
Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınla orucumu açtım, hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.<br />
<br />
Ey bağışlaması bol Rabb’im! Beni, ailemi, milletimi, devletimi, ve bütün inananları koru, rahmetini ve yardımını esirgeme üzerimizden, bizlere yaşama sevinci ver. Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBERİMİZ ORUCUNU NEYLE AÇARDI?</span></span><br />
<br />
Hazreti Muhammed orucunu açarken hep hurmayı tercih ederdi. Hazreti Muhammed'in orucunu açarken 'ateş dokunmamış' yiyecekler tercih ettiği aktarılıyor. Selman İbn-i mir (r.a.),Peygamberimizin oruç açarken yenmesi gereken yiyecekler hakkında şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: 'Sizden biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın. Çünkü hurmada bereket vardır. Eğer hurma bulamazsa, su ile açsın. Zira su temizleyicidir.'Ebu Davud ise Peygamberimizin oruç açmasıyla ilgili şunları aktarıyor; -'Resulullah(s.a.v.) akşam namazını kılmazdan önce birkaç tane taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Kuru hurma bulamazsa da bir kaç yudum su yudumlardı.'<br />
<br />
Hz. Peygamber farz olan ramazan orucuna önem verirdi. İftarda acele edilmesini, sahurda ise imsake uzanan geç vakte kadar yemeyi tavsiye ederdi (Müslim, “Sıyâm”, 48-50). Sahur yemeğinde bereket olduğunu söyler, Ehl-i kitap’la müslümanlar arasındaki farkın sahur yemeği olduğunu ifade ederdi (Müslim, “Sıyâm”, 46). Ümmetine, ibadet, tövbe ve istiğfar için ramazan gecelerinin önemli bir fırsat olduğunu söyler ve müslümanları ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. Oruç kötülüklere karşı bir kalkandı; zararlı söz, düşünce ve davranışlardan korurdu.<br />
<br />
Oruçlu olmak bilinci kişiyi hep hayır ve iyiliklere yöneltirdi. Ashabın bildirdiğine göre Hz. Peygamber, insanların en cömerdi idi. Bilhassa ramazanda Cebrâil ile karşılaştığı zaman mutluluğuna ve cömertliğine sınır olmuyordu. Ramazan gecelerinde Cebrâil Hz. Peygamber'le buluşup nöbetleşe Kur'an (mukabele) okurlardı. Resûlullah Cebrâil ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert, daha faydalı olurdu. Hz. Peygamber, ramazanın genellikle son on gününde itikâfa girerdi. Hz. Âişe'nin bildirdiğine göre Resûlullah ramazanda son on gün girince geceleri ihya eder, ailesini ibadet için uyandırır, ibadete daha çok önem verir, diğer vakitlere nisbetle daha çok ibadet eder ve müslümanlara da bunu tavsiye ederdi (Müslim, “İtikâf”, 7). Hz. Peygamber, bin aydan daha hayırlı (bk. el-Kadr 97/3) olan Kadir gecesinin ramazanın son on gününde ve tekli gecelerde aranmasını tavsiye etmiştir (Müslim, “Sıyâm”, 208, 212).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUCUN MAHİYETİ ve ÖNEMİ</span></span><br />
<br />
Oruç Farsça'daki rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Arapça'sı savm ve sıyâmdır. Savm kelimesi Arapça'da "bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek" anlamında kullanılır. Fıkıh terimi olarak ise, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğ- runa ve bilinçli olarak, yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.<br />
<br />
İmsak, Arapça'da, "kendini tutmak, engellemek" anlamına gelir. Orucun temel unsuru da (rükün) bu anlamdır. İmsak vakti tabiri, dilimizde, oruç yasaklarından (yeme içme ve cinsel ilişki) uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır. İmsak vakti, tan yerinin ağarması (fecr-i sâdık; bk. Namaz Vakitleri bölümü) vakti olup, bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur; bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip orucun başlaması vaktidir.<br />
<br />
İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, güne- şin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur. Gündüz ve gecenin teşekkül etmediği bölgelerde oruç süresi, buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir. İmsakin, ikinci fecirle başlayacağı konusunda fakihler arasında görüş birliği olmakla birlikte, kimi fakihler bu hususta, daha ihtiyatlı olduğu gerekçesiyle fecr-i sâdıkın ilk doğuş anına, kimileri ise oruç tutanlar lehine olduğu gerekçesiyle ışığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmesini önermişlerdir. Âyette orucun başlangıç ve bitiş vakti, mecazi bir anlatımla şöyle belirtilir: "...Fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah ipliğinden (siyahlığından) ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyip içiniz; sonra, akşama kadar orucu tamamlayın..." (el-Bakara 2/187).<br />
<br />
İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmanın bir amacı olmalı ve bu iş bilinçli olarak yapılmalıdır. Bu amaç ve bilinç, orucun Allah rızâsı için tutuluyor olmasıdır ki kısaca "niyet" tabiri ile anlatılır. Bu amaç ve bilinç olmadığı zaman, meselâ imkân bulamadığı için veya perhiz, rejim, zindelik gibi başka amaçlar için bu üç şeyden (yeme, içme, cinsel ilişki) uzak durmak oruç olarak değer kazanmaz. Oruç, Peygamberimiz’in hicretinden bir buçuk sene sonra şâban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslâm'ın beş şartından biridir. Peygamberimiz bu hususu "İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka Tanrı olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah'ı ziyaret etmektir (hac)" diyerek bildirmiştir (Buhârî, “Îmân”, 34, 40; “İlim”, 25; Müslim, “Îmân”, 8).<br />
<br />
Orucun farz kılındığını bildiren âyetler de şunlardır: "Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi, size de oruç tutma yükümlülüğü getirilmiştir; bu sayede kendinizi koruyacaksınız. Oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler; hasta veya yolcu olmadığı halde oruç tutmakta zorlananlar ise bir fakir doyumluğu fidye vermelidir. Daha fazlasını veren, kendine daha fazla iyilik etmiş olur; fakat yine de, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır" (el-Bakara 2/183-184). Oruç tutmak, diğer ibadetlere nazaran biraz daha sıkıntılı olduğu için Allah, orucun farz kılındığını bildirirken, psikolojik rahatlatma sağlayacak ve emre muhatap olan müslümanların yüksünmesini engelleyecek bir üslûp kullanarak, oruç tutmanın önceki ümmetlere de farz kılındığını belirtmesi yanında, ayrıca orucu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel iki durumu (hastalık ve yolculuk) oruç emrinin hemen peşinden geçerli mazeret olarak zikretmiştir. Bu üslûp, meselâ öteki ümmetlerde de bulunduğu anlaşılan namaz için kullanılmamıştır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısa iftar Duası - Oruç Açarken Okunacak Dua  - Oruç Açma Duası</span></span><br />
<br />
İftar Duası, İslamın 5 şartından birisi oruç tutmaktır. Rabbimizin emriyle senenin bir ayını oruçlu geçiririz. Oruç imsak vaktinin çıkması ile başlayan ve iftar vaktinin girmesi ile sona eren Müslümanlar için farz olan bir ibadettir.<br />
<br />
İki cihan selveri Peygamber Efendimiz (s a v )bir hadis- i'nde şöyle buyurmuştur: “ Üç kimsenin duası reddolunmaz” iftar sırasında oruçlunun duası, adil hükümdarın duası, mazlumun duası, Allahü Teala bu duaları semaya yükseltir, gökyüzünün kapılarını açar ve” izzet ve cemalime yemin olsun ki, bir süre sonra da olsa, sana yardım edeceğim” diye yemin eder.''<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İFTAR DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
 Oruç açılırken dua edilmesi sünnettir. Herkes içinden geldiği gibi zikrini, şükrünü ve yakarışını ifade edebilir. Örnek olması bakımından öteden beri yaygın olarak yapılan bir duayı buraya alalım: "Allahım! Senin rızanı kazanmak iзin oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Sana inanıp güvendim. Ey lutuf ve ikramı geniş olan Rabbim! Beni bağışla." "Allahumme leke sumtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu veala rizkuke eftertu" (Allah'ım senin rızan için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum.) <br />
<br />
 Hazreti Muhammed Ramazan ayında orucunu açarken hep bu duayı okurdu. Peygamberimizin okuduğu iftar duası şöyle;<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBERİMİZİN ORUÇ AÇARKEN OKUDUĞU İFTAR DUASI</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftar Duası Arapçası</span></span><br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ وَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَ عَلَى رِزْقِكَ أَفْطَرْتُ<br />
</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftar Duası Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
"Allahumme leke sumtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu veala rizkuke eftertu"<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manası:</span></span> Allah'ım senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim.Senin rızkınla orucumu açıyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz orucunu açtıktan sonra ise şöyle derdi;</span></span><br />
<br />
 “Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşaallah Teala sevap kesinleşti.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İslam alimlerinden Abdullah ibni Ömer Radiyallahu ise iftar vakti şöyle dua ederdi:</span></span><br />
<br />
 “Allah’ım, bütün kainatı kaplayan rahmetinin hakkı için beni affet, günahlarımı bağışla.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftarda oruç açarken okunacak kısa dualar</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kısa İftar duası Arapçası:</span> “Allâhumme leke sumtu ve bike âmentu ve aleyke tevekkeltu ve alâ rızkıke eftartu .”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kısaİftar duası Türkçe Anlamı:</span> “Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">iftar duas Arapçası:</span> Bismillahi vel hamdü lillâhi, allâhümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, Sübhâneke ve ni hamdike tekabbel minni, inneke entes semiul aliym.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">iftar duası Türkçe Anlamı:</span> Allahım! Senin için oruç tuttum, Senin için rızkınla orucumu açtım. Ancak Sana tevekkül ettim. Seni hamdinle tesbih ederim. Allahım Benden kabul buyur. Çünkü Sen işiten ve bilensin. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İftar Vaktinde Yapılacak Dua</span></span><br />
<br />
Allahümme leke sumtü ve bike amentü ve aleyke tevekkeltü, sübhaneke ve ala rızkıke eftartü veli savmel' ğadin min şehri ramazane nev eytü fağfir li ma kaddemtü vema” ahhertü. “<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Manası:</span><br />
<br />
“Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim, benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla.''<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Diğer Bir İftar Duası:</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Arapçası:</span> Bismillahi vel hamdü lillahi, Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, sübhaneke ve ni hamdike tekabbel mini, inneke entes semiul alim.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Anlamı:</span> Allahım! Senin senin için oruç tuttum, Senin için rızkınla oruçumu açtım. Ancak sana tevekkül ettim. Seni hamdinle tespih ederim. Allahım benden kabul buyur. Çünkü sen işiten ve bilensin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimizin İftar Duası</span></span><br />
<br />
Muaz ibni Zühre Radiyallahu Anh: Beyan ediyor: Bana bildirildi ki, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem İftar ettiği zaman şu duayı okurdu.<br />
<br />
“Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü.”<br />
<br />
(Ey Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum ve Senin rızkınla orucumu açıyorum.)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Ebu Davud, Savm: 22)</span><br />
<br />
Mervan ibni Salim, ibni ömer  Radiyallahu Anhümadan naklediyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sallallahu Aleyhi Vesellem Resulullah Efendimiz, orucunu açınca şöyle derdi.</span><br />
<br />
“Susuzluk gitti, damarlar ısındı, inşallahTealaya sevap kesinleşti.” Cenabı Allah bütün dualarımızı kabul etsin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıca yıllardır radyo ve televizyonlardan dinlediğimiz iftar duası:</span></span><br />
<br />
Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınla orucumu açtım, hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.<br />
<br />
Ey bağışlaması bol Rabb’im! Beni, ailemi, milletimi, devletimi, ve bütün inananları koru, rahmetini ve yardımını esirgeme üzerimizden, bizlere yaşama sevinci ver. Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBERİMİZ ORUCUNU NEYLE AÇARDI?</span></span><br />
<br />
Hazreti Muhammed orucunu açarken hep hurmayı tercih ederdi. Hazreti Muhammed'in orucunu açarken 'ateş dokunmamış' yiyecekler tercih ettiği aktarılıyor. Selman İbn-i mir (r.a.),Peygamberimizin oruç açarken yenmesi gereken yiyecekler hakkında şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: 'Sizden biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın. Çünkü hurmada bereket vardır. Eğer hurma bulamazsa, su ile açsın. Zira su temizleyicidir.'Ebu Davud ise Peygamberimizin oruç açmasıyla ilgili şunları aktarıyor; -'Resulullah(s.a.v.) akşam namazını kılmazdan önce birkaç tane taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Kuru hurma bulamazsa da bir kaç yudum su yudumlardı.'<br />
<br />
Hz. Peygamber farz olan ramazan orucuna önem verirdi. İftarda acele edilmesini, sahurda ise imsake uzanan geç vakte kadar yemeyi tavsiye ederdi (Müslim, “Sıyâm”, 48-50). Sahur yemeğinde bereket olduğunu söyler, Ehl-i kitap’la müslümanlar arasındaki farkın sahur yemeği olduğunu ifade ederdi (Müslim, “Sıyâm”, 46). Ümmetine, ibadet, tövbe ve istiğfar için ramazan gecelerinin önemli bir fırsat olduğunu söyler ve müslümanları ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. Oruç kötülüklere karşı bir kalkandı; zararlı söz, düşünce ve davranışlardan korurdu.<br />
<br />
Oruçlu olmak bilinci kişiyi hep hayır ve iyiliklere yöneltirdi. Ashabın bildirdiğine göre Hz. Peygamber, insanların en cömerdi idi. Bilhassa ramazanda Cebrâil ile karşılaştığı zaman mutluluğuna ve cömertliğine sınır olmuyordu. Ramazan gecelerinde Cebrâil Hz. Peygamber'le buluşup nöbetleşe Kur'an (mukabele) okurlardı. Resûlullah Cebrâil ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert, daha faydalı olurdu. Hz. Peygamber, ramazanın genellikle son on gününde itikâfa girerdi. Hz. Âişe'nin bildirdiğine göre Resûlullah ramazanda son on gün girince geceleri ihya eder, ailesini ibadet için uyandırır, ibadete daha çok önem verir, diğer vakitlere nisbetle daha çok ibadet eder ve müslümanlara da bunu tavsiye ederdi (Müslim, “İtikâf”, 7). Hz. Peygamber, bin aydan daha hayırlı (bk. el-Kadr 97/3) olan Kadir gecesinin ramazanın son on gününde ve tekli gecelerde aranmasını tavsiye etmiştir (Müslim, “Sıyâm”, 208, 212).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUCUN MAHİYETİ ve ÖNEMİ</span></span><br />
<br />
Oruç Farsça'daki rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Arapça'sı savm ve sıyâmdır. Savm kelimesi Arapça'da "bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek" anlamında kullanılır. Fıkıh terimi olarak ise, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğ- runa ve bilinçli olarak, yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.<br />
<br />
İmsak, Arapça'da, "kendini tutmak, engellemek" anlamına gelir. Orucun temel unsuru da (rükün) bu anlamdır. İmsak vakti tabiri, dilimizde, oruç yasaklarından (yeme içme ve cinsel ilişki) uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır. İmsak vakti, tan yerinin ağarması (fecr-i sâdık; bk. Namaz Vakitleri bölümü) vakti olup, bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur; bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip orucun başlaması vaktidir.<br />
<br />
İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, güne- şin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur. Gündüz ve gecenin teşekkül etmediği bölgelerde oruç süresi, buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir. İmsakin, ikinci fecirle başlayacağı konusunda fakihler arasında görüş birliği olmakla birlikte, kimi fakihler bu hususta, daha ihtiyatlı olduğu gerekçesiyle fecr-i sâdıkın ilk doğuş anına, kimileri ise oruç tutanlar lehine olduğu gerekçesiyle ışığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmesini önermişlerdir. Âyette orucun başlangıç ve bitiş vakti, mecazi bir anlatımla şöyle belirtilir: "...Fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah ipliğinden (siyahlığından) ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyip içiniz; sonra, akşama kadar orucu tamamlayın..." (el-Bakara 2/187).<br />
<br />
İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmanın bir amacı olmalı ve bu iş bilinçli olarak yapılmalıdır. Bu amaç ve bilinç, orucun Allah rızâsı için tutuluyor olmasıdır ki kısaca "niyet" tabiri ile anlatılır. Bu amaç ve bilinç olmadığı zaman, meselâ imkân bulamadığı için veya perhiz, rejim, zindelik gibi başka amaçlar için bu üç şeyden (yeme, içme, cinsel ilişki) uzak durmak oruç olarak değer kazanmaz. Oruç, Peygamberimiz’in hicretinden bir buçuk sene sonra şâban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslâm'ın beş şartından biridir. Peygamberimiz bu hususu "İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka Tanrı olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah'ı ziyaret etmektir (hac)" diyerek bildirmiştir (Buhârî, “Îmân”, 34, 40; “İlim”, 25; Müslim, “Îmân”, 8).<br />
<br />
Orucun farz kılındığını bildiren âyetler de şunlardır: "Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi, size de oruç tutma yükümlülüğü getirilmiştir; bu sayede kendinizi koruyacaksınız. Oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler; hasta veya yolcu olmadığı halde oruç tutmakta zorlananlar ise bir fakir doyumluğu fidye vermelidir. Daha fazlasını veren, kendine daha fazla iyilik etmiş olur; fakat yine de, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır" (el-Bakara 2/183-184). Oruç tutmak, diğer ibadetlere nazaran biraz daha sıkıntılı olduğu için Allah, orucun farz kılındığını bildirirken, psikolojik rahatlatma sağlayacak ve emre muhatap olan müslümanların yüksünmesini engelleyecek bir üslûp kullanarak, oruç tutmanın önceki ümmetlere de farz kılındığını belirtmesi yanında, ayrıca orucu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel iki durumu (hastalık ve yolculuk) oruç emrinin hemen peşinden geçerli mazeret olarak zikretmiştir. Bu üslûp, meselâ öteki ümmetlerde de bulunduğu anlaşılan namaz için kullanılmamıştır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kolay Ezberlemek ve Okudugu Hiçbir Şeyi Unutmamak İçin Yapmanız Gerekenler]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=778</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 10:46:01 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=778</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kolay Ezberlemek ve Okudugu Hiçbir Şeyi Unutmamak İçin Yapmanız Gerekenler</span></span><br />
<br />
3570- İbn Abbâs (r.a.)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında iken ansızın Ali b. ebî Tâlib geldi ve:<br />
“Annem babam sana feda olsun Ey Allah’ın Rasûlü! Bu Kur’ân, benim göğsümden kaybolup gidiyor ve buna engel de olamıyorum.”<br />
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), ona:<br />
“Ey Ebû’l Hasan sana bazı kelimeler öğreteyim mi?<br />
ki Allah bu kelimelerle seni faydalandırsın, sendeki o şeyler de başkalarını faydalandırsın ve öğrendiğin şeyi de kalbine yerleştirsin.<br />
Ali: “Evet, ey Allah’ın Rasûlü! öğret bana” dedi.<br />
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
“Cuma gecesi gecenin son üçte birinde kalkmaya gücün yeterse bu saat meleklerin hazır bulundukları bir saattir bu saatte duâ kabul edilir.<br />
Kardeşim Yakup Peygamber de çocuklarına:<br />
“İleride sizin için rabbime duâ edeceğim” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Yusuf sûresi: 98)</span></span><br />
<br />
 demişti ki bu Cuma gecesine gelince demektir.<br />
Eğer buna gücün yetmezse gecenin yarısında kalk, şayet buna da gücün yetmezse gecenin başlangıcında kalkıp dört rekat namaz kıl.<br />
Birinci rekatta fatiha ile birlikte Yasin sûresini oku ikinci rekatta, Hâ mim, Duhan sûresini oku. Üçüncü rekatta ise Fatiha ve Elif lam mim Secde sûresini oku dördüncü rekatta ise Fatiha ile birlikte Tebareke sûresini okursun.<br />
Teşehhüdü bitirdiğin vakit Allah’a hamdeyle Allah’a en güzel şekilde senada bulun bana da salevatı güzel bir şekilde getir.<br />
Sonra tüm Peygamberlere de salevat getir.<br />
Sonra tüm mü’min erkekler ve kadınları bağışlanma talebinde bulun ve senden önce gelip geçen tüm imanlı kardeşlerin için bağışlanma isteğinde bulun bunlardan sonra da şöyle söyle:<br />
<br />
Allah’ım hayatta bıraktığın sürece beni kötülüklere bulaştırma bana acı.<br />
Beni ilgilendirmeyen şeylere özenmekten beni esirge.<br />
Razı olduğun şeylere eğilmeyi bana nasib et.<br />
Allah’ım ey gökleri ve yeri eşsiz benzersiz yaratan ey Celal ve ikram sahibi! Ey Allah’ım! Erişilmez güç sahibi Sensin.<br />
Ey Rahman olan Allah’ım, Ey Allah’ım senin celalin için isterim.<br />
Yüzünün nuru için öğrettiğin şekilde Kur’ân-ı bana ezberletmeni isterim.<br />
Seni benden razı edecek şekilde O kitabı okumayı bana nasib et.<br />
Göklerin ve yerin eşsiz ve benzersiz yaratıcısı Allah’ım, Celal, ikram ve İzzet sahibi Allah’ım senin gücüne hiçbir güç erişemez.<br />
Ey Allah’ım, Ey Rahman olan senin celalinle yüzünün nuru ile ve senin kitabınla gözümü aydınlatmanı isterim.<br />
Dilimi onunla söyletmeni, kalbimdeki sıkıntıyı onunla gidermeni gönlümü onunla açmanı bedenimi onunla tamir etmeni isterim nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım etmez ve hakkı sadece sen verirsin senden başka güç kuvvet yoktur, ancak sen varsın sen büyüksün ve ulusun.<br />
<br />
Ey Ebû’l Hasen bunu üç veya beş veya yedi Cuma yapacak olursan Allah’ın izniyle duân mutlaka kabul edilecektir.<br />
Beni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki bu duâ mü’minden hiçbir zaman şaşmamıştır.<br />
<br />
Abdullah b. Abbâs dedi ki:<br />
Vallahi Ali beş veya yedi Cuma geçtikten sonra böyle bir toplantıda<br />
Rasûlullah (s.a.v.)’e geldi ve Ey Allah’ın Rasûlü bundan önce ancak dört ayet kadar ezberlemekte idim ondan fazlası benden sıyrılır yok olur giderdi.<br />
Bugün kırk ayet kadar ezberliyor ve bunları okurken sanki kitap gözlerimin önünde gibidir.<br />
Nitekim bir hadis dinlerdim onu başkasına aktaracağım zaman benden kaybolur giderdi.<br />
Bugün ise hadisler işitiyorum ve onları bir başkasına aktardığım zaman bir harf bile eksik etmeden anlatabiliyorum.<br />
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
Ey Ebû’l Hasen Ka’be’nin Rabbine andolsun ki sen gerçek bir mü’minsin.”[1]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kolay Ezberlemek ve Okudugu Hiçbir Şeyi Unutmamak İçin Yapmanız Gerekenler</span></span><br />
<br />
3570- İbn Abbâs (r.a.)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında iken ansızın Ali b. ebî Tâlib geldi ve:<br />
“Annem babam sana feda olsun Ey Allah’ın Rasûlü! Bu Kur’ân, benim göğsümden kaybolup gidiyor ve buna engel de olamıyorum.”<br />
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), ona:<br />
“Ey Ebû’l Hasan sana bazı kelimeler öğreteyim mi?<br />
ki Allah bu kelimelerle seni faydalandırsın, sendeki o şeyler de başkalarını faydalandırsın ve öğrendiğin şeyi de kalbine yerleştirsin.<br />
Ali: “Evet, ey Allah’ın Rasûlü! öğret bana” dedi.<br />
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
“Cuma gecesi gecenin son üçte birinde kalkmaya gücün yeterse bu saat meleklerin hazır bulundukları bir saattir bu saatte duâ kabul edilir.<br />
Kardeşim Yakup Peygamber de çocuklarına:<br />
“İleride sizin için rabbime duâ edeceğim” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Yusuf sûresi: 98)</span></span><br />
<br />
 demişti ki bu Cuma gecesine gelince demektir.<br />
Eğer buna gücün yetmezse gecenin yarısında kalk, şayet buna da gücün yetmezse gecenin başlangıcında kalkıp dört rekat namaz kıl.<br />
Birinci rekatta fatiha ile birlikte Yasin sûresini oku ikinci rekatta, Hâ mim, Duhan sûresini oku. Üçüncü rekatta ise Fatiha ve Elif lam mim Secde sûresini oku dördüncü rekatta ise Fatiha ile birlikte Tebareke sûresini okursun.<br />
Teşehhüdü bitirdiğin vakit Allah’a hamdeyle Allah’a en güzel şekilde senada bulun bana da salevatı güzel bir şekilde getir.<br />
Sonra tüm Peygamberlere de salevat getir.<br />
Sonra tüm mü’min erkekler ve kadınları bağışlanma talebinde bulun ve senden önce gelip geçen tüm imanlı kardeşlerin için bağışlanma isteğinde bulun bunlardan sonra da şöyle söyle:<br />
<br />
Allah’ım hayatta bıraktığın sürece beni kötülüklere bulaştırma bana acı.<br />
Beni ilgilendirmeyen şeylere özenmekten beni esirge.<br />
Razı olduğun şeylere eğilmeyi bana nasib et.<br />
Allah’ım ey gökleri ve yeri eşsiz benzersiz yaratan ey Celal ve ikram sahibi! Ey Allah’ım! Erişilmez güç sahibi Sensin.<br />
Ey Rahman olan Allah’ım, Ey Allah’ım senin celalin için isterim.<br />
Yüzünün nuru için öğrettiğin şekilde Kur’ân-ı bana ezberletmeni isterim.<br />
Seni benden razı edecek şekilde O kitabı okumayı bana nasib et.<br />
Göklerin ve yerin eşsiz ve benzersiz yaratıcısı Allah’ım, Celal, ikram ve İzzet sahibi Allah’ım senin gücüne hiçbir güç erişemez.<br />
Ey Allah’ım, Ey Rahman olan senin celalinle yüzünün nuru ile ve senin kitabınla gözümü aydınlatmanı isterim.<br />
Dilimi onunla söyletmeni, kalbimdeki sıkıntıyı onunla gidermeni gönlümü onunla açmanı bedenimi onunla tamir etmeni isterim nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım etmez ve hakkı sadece sen verirsin senden başka güç kuvvet yoktur, ancak sen varsın sen büyüksün ve ulusun.<br />
<br />
Ey Ebû’l Hasen bunu üç veya beş veya yedi Cuma yapacak olursan Allah’ın izniyle duân mutlaka kabul edilecektir.<br />
Beni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki bu duâ mü’minden hiçbir zaman şaşmamıştır.<br />
<br />
Abdullah b. Abbâs dedi ki:<br />
Vallahi Ali beş veya yedi Cuma geçtikten sonra böyle bir toplantıda<br />
Rasûlullah (s.a.v.)’e geldi ve Ey Allah’ın Rasûlü bundan önce ancak dört ayet kadar ezberlemekte idim ondan fazlası benden sıyrılır yok olur giderdi.<br />
Bugün kırk ayet kadar ezberliyor ve bunları okurken sanki kitap gözlerimin önünde gibidir.<br />
Nitekim bir hadis dinlerdim onu başkasına aktaracağım zaman benden kaybolur giderdi.<br />
Bugün ise hadisler işitiyorum ve onları bir başkasına aktardığım zaman bir harf bile eksik etmeden anlatabiliyorum.<br />
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
Ey Ebû’l Hasen Ka’be’nin Rabbine andolsun ki sen gerçek bir mü’minsin.”[1]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dileklerin Gerçekleşmesi için "Ayet-el Kûrsi" ve Çok Özel Formülü]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=777</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 10:42:29 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=777</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dileklerin Gerçekleşmesi için "Ayet-el Kûrsi"  ve Çok Özel Formülü</span></span><br />
<br />
( İmam-ı Caferi Sadık (r.a) "Yıldızname" adlı kitabından alıntıdır)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">* ÖNEMLİDİR, LÜTFEN DİKKATLE OKUYUN:</span></span><br />
<br />
Bu özel formülle Ayet-el Kürsi sadece "ÇOK ÖNEMLİ" olan işlerle ilgili olarak, niyet edilerek, Allah'tan dilekte bulunmak ve istemek için uygulanır. Mecbur kalmadıkça uygulanmaması, kul hakkına uygun olmayan, etik ve hakkaniyetli olmayan işlerde kullanılmaması, aksinde manevi cezasının da şiddetli olduğu belirtilmiştir.<br />
--------------------------------------------<br />
1.ci gün : 50 kere okunacak<br />
2.ci gün : 170 kere okunacak<br />
3.cü gün : 220 kere okunacak<br />
4.cü gün : 313 kere okunacak<br />
5.ci gün : 50 kere okunacak<br />
6.cı gün : 170 kere okunacak<br />
7 ci gün : 313 kere okunacak<br />
--------------------------------------------<br />
<br />
- Gece 11 den sonra sabah 5 e kadar olan zaman içinde,<br />
tercihan yatsı namazının peşinden okunmalıdır.<br />
<br />
- Mutlaka inanarak okunmalıdır. Çok ama çok tesirlidir ve çok defa denenmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">*** OKUNMA SAYILARI:</span></span> Ayet-el Kürsi her zaman bir sayı sınırlaması olmadan istenildiği kadar okunabilir.<br />
<br />
Ancak alimler 7 günlük özel formülü uygulamak için belirtilen sırada ve belirtilen sayıda okunmasının şart olduğunu belirtmişlerdir.<br />
7 Gün boyunca ara vermeden belirtilen sayılardan ne eksik ne fazla sadece belirtilen sayı kadar okunmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayet-el Kursi Arapçası</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاو ;َاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ﴿٢٥٥<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayet-el Kursi Latınce Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Allâhu lâ ilâhe illâ huve-lhayyu-l kayyûm(u) lâ te/ḣużuhu sinetun velâ nevm(un) lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fi-l-ard(i) men że-lleżî yeşfe’u ‘indehu illâ bi-iżnih(i) ya’lemu mâ beyne eydîhim vemâ ḣalfehum velâ yuhîtûne bişey-in min ‘ilmihi illâ bimâ şâ(e) vesi’a kursiyyuhu-ssemâvâti vel-ard(a) velâ yeûduhu hifzuhumâ vehuve-l’aliyyu-l’azîm(u)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayet-el Kursi Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
O'ndan başka ilah olmayan Allah, hay ve kayyumdur (ezel ve ebedidir). O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerlerde olan şeyler O'nundur. İzni olmaksızın O'nun yanında şefaat eden yoktur. Halkın önünde ve arkasında olanı (istikbal ve maziyi) bilir. İnsanlar O'nun ilminden, O'nun isteğinden başkasını ihata edemezler. Kürsisi semaları ve yeri içine alır. Onların hıfzı O'nu (Cenab-ı Ecelli Ala'yı) yormaz. O, pek yüksek ve büyüktür. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dileklerin Gerçekleşmesi için "Ayet-el Kûrsi"  ve Çok Özel Formülü</span></span><br />
<br />
( İmam-ı Caferi Sadık (r.a) "Yıldızname" adlı kitabından alıntıdır)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">* ÖNEMLİDİR, LÜTFEN DİKKATLE OKUYUN:</span></span><br />
<br />
Bu özel formülle Ayet-el Kürsi sadece "ÇOK ÖNEMLİ" olan işlerle ilgili olarak, niyet edilerek, Allah'tan dilekte bulunmak ve istemek için uygulanır. Mecbur kalmadıkça uygulanmaması, kul hakkına uygun olmayan, etik ve hakkaniyetli olmayan işlerde kullanılmaması, aksinde manevi cezasının da şiddetli olduğu belirtilmiştir.<br />
--------------------------------------------<br />
1.ci gün : 50 kere okunacak<br />
2.ci gün : 170 kere okunacak<br />
3.cü gün : 220 kere okunacak<br />
4.cü gün : 313 kere okunacak<br />
5.ci gün : 50 kere okunacak<br />
6.cı gün : 170 kere okunacak<br />
7 ci gün : 313 kere okunacak<br />
--------------------------------------------<br />
<br />
- Gece 11 den sonra sabah 5 e kadar olan zaman içinde,<br />
tercihan yatsı namazının peşinden okunmalıdır.<br />
<br />
- Mutlaka inanarak okunmalıdır. Çok ama çok tesirlidir ve çok defa denenmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">*** OKUNMA SAYILARI:</span></span> Ayet-el Kürsi her zaman bir sayı sınırlaması olmadan istenildiği kadar okunabilir.<br />
<br />
Ancak alimler 7 günlük özel formülü uygulamak için belirtilen sırada ve belirtilen sayıda okunmasının şart olduğunu belirtmişlerdir.<br />
7 Gün boyunca ara vermeden belirtilen sayılardan ne eksik ne fazla sadece belirtilen sayı kadar okunmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayet-el Kursi Arapçası</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاو ;َاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ﴿٢٥٥<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayet-el Kursi Latınce Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Allâhu lâ ilâhe illâ huve-lhayyu-l kayyûm(u) lâ te/ḣużuhu sinetun velâ nevm(un) lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fi-l-ard(i) men że-lleżî yeşfe’u ‘indehu illâ bi-iżnih(i) ya’lemu mâ beyne eydîhim vemâ ḣalfehum velâ yuhîtûne bişey-in min ‘ilmihi illâ bimâ şâ(e) vesi’a kursiyyuhu-ssemâvâti vel-ard(a) velâ yeûduhu hifzuhumâ vehuve-l’aliyyu-l’azîm(u)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayet-el Kursi Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
O'ndan başka ilah olmayan Allah, hay ve kayyumdur (ezel ve ebedidir). O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerlerde olan şeyler O'nundur. İzni olmaksızın O'nun yanında şefaat eden yoktur. Halkın önünde ve arkasında olanı (istikbal ve maziyi) bilir. İnsanlar O'nun ilminden, O'nun isteğinden başkasını ihata edemezler. Kürsisi semaları ve yeri içine alır. Onların hıfzı O'nu (Cenab-ı Ecelli Ala'yı) yormaz. O, pek yüksek ve büyüktür. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kaybettiğ Birşeyi Tekrar Bulmak için Yapılacak Dua]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=776</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 10:37:01 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=776</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaybettiğ Birşeyi Tekrar Bulmak için Yapılacak Dua</span></span><br />
<br />
11 ihlas ve 7 Fatiha okunur<br />
ve okuduğum bu 11 ihlas ve 7 fatihayı Kayıpların Ruhuna hediye ettim. Kayıpların hürmetine kaybettiğim (buraya kaybettğiniz ne ise o söylenir mesela kaybettiğim falanca şeyi buldur ve geri gönder ) Allahim.<br />
Diye dua edilir.<br />
<br />
Burada dikkat edilcek adettir, yani 11 ihlas 7 fatiha bir defeda okunmasi gereken adettir, ne az ne fazla.<br />
ve eğer bir gün içinde geri gelmediyse, defaatini tekrarlıyabilirsiniz, yani yeniden bir 11 ihlas 7 fatiha okuyup tekrar dua edilir.<br />
<br />
Ben de 29.12.2013 şimdi okuduğum 11 ihlas ve 7 fatihayı kayıpların ruhuna hediye ettim.<br />
Her kim bu duayı okuyup, yitik ve kayıp olan bir kimsesini, bir nesnesini arıyorsa, onu sahibine, kayıplarin hürmetine, geri gönder Ya Rabbim. amiyn<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Etiketler:</span><br />
Kaybettiğ,Birşeyi,Tekrar,Bulmak,icin,Yapilcak,Dua,kayipkayboldu,ariyorum,bulamadim,bulmakicin,<br />
ne,yapmam,lazim,yitik,yitigini,yitigini bulmak icin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaybettiğ Birşeyi Tekrar Bulmak için Yapılacak Dua</span></span><br />
<br />
11 ihlas ve 7 Fatiha okunur<br />
ve okuduğum bu 11 ihlas ve 7 fatihayı Kayıpların Ruhuna hediye ettim. Kayıpların hürmetine kaybettiğim (buraya kaybettğiniz ne ise o söylenir mesela kaybettiğim falanca şeyi buldur ve geri gönder ) Allahim.<br />
Diye dua edilir.<br />
<br />
Burada dikkat edilcek adettir, yani 11 ihlas 7 fatiha bir defeda okunmasi gereken adettir, ne az ne fazla.<br />
ve eğer bir gün içinde geri gelmediyse, defaatini tekrarlıyabilirsiniz, yani yeniden bir 11 ihlas 7 fatiha okuyup tekrar dua edilir.<br />
<br />
Ben de 29.12.2013 şimdi okuduğum 11 ihlas ve 7 fatihayı kayıpların ruhuna hediye ettim.<br />
Her kim bu duayı okuyup, yitik ve kayıp olan bir kimsesini, bir nesnesini arıyorsa, onu sahibine, kayıplarin hürmetine, geri gönder Ya Rabbim. amiyn<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Etiketler:</span><br />
Kaybettiğ,Birşeyi,Tekrar,Bulmak,icin,Yapilcak,Dua,kayipkayboldu,ariyorum,bulamadim,bulmakicin,<br />
ne,yapmam,lazim,yitik,yitigini,yitigini bulmak icin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstihare Namazı ve  İstihare Duası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=775</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 10:30:59 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=775</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Namazı ve  İstihare Duası</span></span><br />
<br />
Yapılacak her işin iyi veya kötü olduğunu, yahut hemen yapmanın mı, yoksa ertelemenin mi daha uygun olduğunu anlamak için iki rek’at namaz kılınıp Allah’a duâ ederek işin sonunu kalbine ilham etmesini niyazda bulunmak sünnetir.<br />
<br />
İstihâre, bir kimsenin yapmak istediği bir şeyin kendisi için hayırlı olup-olmayacağı konusunda bir işarete kavuşmak maksadıyla yatmadan önce iki rekât namaz kılarak Allah’a dua etmesidir. İnsanlar, bazen kendileri için önemli bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman dünya ve ahiret bakımından kendileri için hangisinin daha hayırlı olacağını kestiremezler. Bunu anlayabilmek için istişare ederler ve Allah’tan yardım dilerler. Bu bakımdan istihâre, bir bakıma yapılacak işin hayırlı olmasını; hayırlı ise gerçekleşmesini Allah’tan dilemek ve O’ndan yardım istemektir. Hz. Peygamber ashabına her işte istihâreyi, Kur’an’ın bir suresini öğrettiği gibi öğretmiştir (Buhârî, Teheccüd, 25; Ebû Dâvûd, Vitir, 31).<br />
İstihâre namazı mendup olup, birinci rekâtında Fâtiha’dan sonra Kâfirûn sûresi; ikinci rekâtında Fâtiha’dan sonra İhlas sûresi okunur. Namazdan sonra istihâre duası yapılır. Hz. Peygamber, istihârede şöyle dua edilmesini tavsiye etmiştir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duâsı Arapça Okunuşu</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اللَّهُمَّ إِنِّى أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِى وَيَسِّرْهُ لِى ثُمَّ بَارِكْ لِى فِيهِ ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ فِى عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاصْرِفْهُ عَنِّى وَاصْرِفْنِى عَنْهُ ، وَاقْدُرْ لِى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِى.<br />
<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Latince İstihare Duâsı Okunuşu Şudur;</span></span><br />
<br />
“Allâhumme innî estehîruke bi-ilmike ve estakdiruke bikudratike ve es’eluke min fadlike’l-azîm.( Burada Dileginin istegini zikreder )Feinneke takdiru velâ ekdiru ve ta’lemu vela â’lemu ve ente allâmu’l-ğuyûb. Allâhumme in kunte ta’lemu enne hâzâ’l, emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkibeti emrî âcili emrî ve âcilihi fakdirhu lî ve yessirhu lî summe bârik lî fîh. Ve in kunte tâ’lemu enne hâza’l-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emri âcili emrî ve acilihî fasrifhu annî vasrifnî anhu va’kir liyelhayra haysu kâne sume ardinî bih. “<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duâsı Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
“Allah’ım! Senin ilmine göre hayrını diliyorum, kudretinden güç istiyorum, senin büyük fazlını diliyorumki.( Burada Dileginin istegini zikreder ) Zira sen kadirsin, ben kadir değilim, sen bilirsin ben bilmem, sen gizlileri bilirsin. Allah’ım eğer bu iş, benim dinim, geçmişim, sonum, şimdim ve geleceğim hakkında hayırlı ise bunu bana takdir eyle, kolaylaştır. Eğer bu işim benim dinim, geçimim, sonum, şimdim ve geleceğim hakkında şerli ise bunu benden, beni de bundan çevir, hayır nerede ise bana onu nasip eyle, sonra beni onunla hoşnud eyle.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duâsı Türkçe Meali - 2</span></span><br />
<br />
(Allah’ım! Senden, ilminle hakkımda hayırlı olanı bana bildirmeni, kudretinle bana güç vermeni istiyorum. Senin büyük fazlı kereminden ihsan etmeni istiyorum. Senin her şeye gücün yeter, ben ise acizim; Sen her şeyi bilensin, ben ise bilmem; çünkü Sen bütün gizli şeyleri en iyi bilensin. Allah’ım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, hayatım, dünyam ve ahiretim bakımından hakkımda hayırlı olacaksa, bunu bana takdir eyle, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle! Eğer bu iş, benim dinim, yaşayışım, dünyam ve ahiretim bakımından kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Hayır, nerede ise, onu bana takdir et ve onunla beni hoşnut eyle!) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Teheccüd, 25; Da’avât: 48; Tirmizî, Salât, 237)</span></span><br />
<br />
İbadet ve sevap işlemek gibi iyi olduğu, haram ve günah gibi kötü olduğu kesin olarak bilinen şeylerde istihâre yapılmaz. İstihâre, yapılmasının doğru olup-olmadığında tereddüt edilen şeylerde yapılır ve yedi kere tekrarlanabilir. İstihâreden sonra, insanın gönlüne bir açıklık gelir ve ilk defa kalbe doğan şeyin hayırlı olduğu kabul edilerek ona göre hareket edilir <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtar, II, 470-471)</span></span><br />
<br />
 İstihâreden sonra rüya görmenin ve bu rüyayı iyiye veya kötüye yormanın dayanağı yoktur. İstihâre namazının kılınamaması hâlinde, sadece duası okunmakla yetinilir. <br />
<br />
<br />
<br />
İnsan kendi hayatı hakkında bir şeyin hayırlı olup olmadığına bir işaret için yatacağı vakit, iki rekât istihare namazı kılar.<br />
Bu namazın ilk rekatında Fâtiha'dan sonra Kâfirûn, ikinci rekatında Fâtiha'dan sonra İhlâs Sûresini okur.<br />
Namazın sonunda istihâre duâsını okuduktan sonra abdestli olarak kıbleye yönelip yatar.<br />
<br />
Rüyada beyaz, yeşil görülmesi, o işin hayırlı olduğuna, siyah-kırmızı görülmesi şerre delalet eder.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Namazı ve  İstihare Duası</span></span><br />
<br />
Yapılacak her işin iyi veya kötü olduğunu, yahut hemen yapmanın mı, yoksa ertelemenin mi daha uygun olduğunu anlamak için iki rek’at namaz kılınıp Allah’a duâ ederek işin sonunu kalbine ilham etmesini niyazda bulunmak sünnetir.<br />
<br />
İstihâre, bir kimsenin yapmak istediği bir şeyin kendisi için hayırlı olup-olmayacağı konusunda bir işarete kavuşmak maksadıyla yatmadan önce iki rekât namaz kılarak Allah’a dua etmesidir. İnsanlar, bazen kendileri için önemli bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman dünya ve ahiret bakımından kendileri için hangisinin daha hayırlı olacağını kestiremezler. Bunu anlayabilmek için istişare ederler ve Allah’tan yardım dilerler. Bu bakımdan istihâre, bir bakıma yapılacak işin hayırlı olmasını; hayırlı ise gerçekleşmesini Allah’tan dilemek ve O’ndan yardım istemektir. Hz. Peygamber ashabına her işte istihâreyi, Kur’an’ın bir suresini öğrettiği gibi öğretmiştir (Buhârî, Teheccüd, 25; Ebû Dâvûd, Vitir, 31).<br />
İstihâre namazı mendup olup, birinci rekâtında Fâtiha’dan sonra Kâfirûn sûresi; ikinci rekâtında Fâtiha’dan sonra İhlas sûresi okunur. Namazdan sonra istihâre duası yapılır. Hz. Peygamber, istihârede şöyle dua edilmesini tavsiye etmiştir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duâsı Arapça Okunuşu</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اللَّهُمَّ إِنِّى أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِى وَيَسِّرْهُ لِى ثُمَّ بَارِكْ لِى فِيهِ ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِى فِى دِينِى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى - أَوْ قَالَ فِى عَاجِلِ أَمْرِى وَآجِلِهِ - فَاصْرِفْهُ عَنِّى وَاصْرِفْنِى عَنْهُ ، وَاقْدُرْ لِى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِى.<br />
<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Latince İstihare Duâsı Okunuşu Şudur;</span></span><br />
<br />
“Allâhumme innî estehîruke bi-ilmike ve estakdiruke bikudratike ve es’eluke min fadlike’l-azîm.( Burada Dileginin istegini zikreder )Feinneke takdiru velâ ekdiru ve ta’lemu vela â’lemu ve ente allâmu’l-ğuyûb. Allâhumme in kunte ta’lemu enne hâzâ’l, emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkibeti emrî âcili emrî ve âcilihi fakdirhu lî ve yessirhu lî summe bârik lî fîh. Ve in kunte tâ’lemu enne hâza’l-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emri âcili emrî ve acilihî fasrifhu annî vasrifnî anhu va’kir liyelhayra haysu kâne sume ardinî bih. “<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duâsı Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
“Allah’ım! Senin ilmine göre hayrını diliyorum, kudretinden güç istiyorum, senin büyük fazlını diliyorumki.( Burada Dileginin istegini zikreder ) Zira sen kadirsin, ben kadir değilim, sen bilirsin ben bilmem, sen gizlileri bilirsin. Allah’ım eğer bu iş, benim dinim, geçmişim, sonum, şimdim ve geleceğim hakkında hayırlı ise bunu bana takdir eyle, kolaylaştır. Eğer bu işim benim dinim, geçimim, sonum, şimdim ve geleceğim hakkında şerli ise bunu benden, beni de bundan çevir, hayır nerede ise bana onu nasip eyle, sonra beni onunla hoşnud eyle.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihare Duâsı Türkçe Meali - 2</span></span><br />
<br />
(Allah’ım! Senden, ilminle hakkımda hayırlı olanı bana bildirmeni, kudretinle bana güç vermeni istiyorum. Senin büyük fazlı kereminden ihsan etmeni istiyorum. Senin her şeye gücün yeter, ben ise acizim; Sen her şeyi bilensin, ben ise bilmem; çünkü Sen bütün gizli şeyleri en iyi bilensin. Allah’ım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, hayatım, dünyam ve ahiretim bakımından hakkımda hayırlı olacaksa, bunu bana takdir eyle, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle! Eğer bu iş, benim dinim, yaşayışım, dünyam ve ahiretim bakımından kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Hayır, nerede ise, onu bana takdir et ve onunla beni hoşnut eyle!) <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Teheccüd, 25; Da’avât: 48; Tirmizî, Salât, 237)</span></span><br />
<br />
İbadet ve sevap işlemek gibi iyi olduğu, haram ve günah gibi kötü olduğu kesin olarak bilinen şeylerde istihâre yapılmaz. İstihâre, yapılmasının doğru olup-olmadığında tereddüt edilen şeylerde yapılır ve yedi kere tekrarlanabilir. İstihâreden sonra, insanın gönlüne bir açıklık gelir ve ilk defa kalbe doğan şeyin hayırlı olduğu kabul edilerek ona göre hareket edilir <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtar, II, 470-471)</span></span><br />
<br />
 İstihâreden sonra rüya görmenin ve bu rüyayı iyiye veya kötüye yormanın dayanağı yoktur. İstihâre namazının kılınamaması hâlinde, sadece duası okunmakla yetinilir. <br />
<br />
<br />
<br />
İnsan kendi hayatı hakkında bir şeyin hayırlı olup olmadığına bir işaret için yatacağı vakit, iki rekât istihare namazı kılar.<br />
Bu namazın ilk rekatında Fâtiha'dan sonra Kâfirûn, ikinci rekatında Fâtiha'dan sonra İhlâs Sûresini okur.<br />
Namazın sonunda istihâre duâsını okuduktan sonra abdestli olarak kıbleye yönelip yatar.<br />
<br />
Rüyada beyaz, yeşil görülmesi, o işin hayırlı olduğuna, siyah-kırmızı görülmesi şerre delalet eder.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Berat Gecesinde Okunacak Dua(yeni format icin)]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=774</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 10:23:38 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=774</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Berat Gecesinde Okunacak Dua(yeni format icin)</span><br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen.<br />
Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam<br />
vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi:<br />
-Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"</span><br />
<br />
 Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
7 defa okunmasi lazimdir<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Etiketler:</span> Berat Gecesinde, Okunacak Dua,(yeni format icin),Berat ,Beratta,Berat Kandili duasi,Berat Kandili,Beraat,nisfuşşaban, şaaban ayının ortası,Dua, du aoku,dua et,şaaban ayı,nasil dua edilir,berat gecsinde nasil dua edilir,nasil dua etmeliyiz,muhammed</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Berat Gecesinde Okunacak Dua(yeni format icin)</span><br />
<br />
"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen.<br />
Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam<br />
vektubni fi ümmil kitabi saiyden."<br />
<br />
Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi:<br />
-Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"</span><br />
<br />
 Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!<br />
<br />
<br />
7 defa okunmasi lazimdir<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Etiketler:</span> Berat Gecesinde, Okunacak Dua,(yeni format icin),Berat ,Beratta,Berat Kandili duasi,Berat Kandili,Beraat,nisfuşşaban, şaaban ayının ortası,Dua, du aoku,dua et,şaaban ayı,nasil dua edilir,berat gecsinde nasil dua edilir,nasil dua etmeliyiz,muhammed</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KARINCA-DUASININ-TÜRKÇESİ-ARAPÇASI]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=612</link>
			<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 10:21:57 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=612</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=860" target="_blank" title="">KARINCA-DUASININ-TÜRKÇESİ-ARAPÇASI.png</a> (Dosya Boyutu: 464.24 KB / İndirme Sayısı: 229)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA-DUASININ-TÜRKÇESİ-ARAPÇASI</span><br />
<br />
Karınca duası diye bir dua var mıdır? Karınca duası ne için okunur? Karınca duasının Arapça yazılışı, okunuşu ve anlamı... <br />
<br />
Halk arasında Hz. Süleyman (a.s.) döneminde yaşanan kuraklık sırasında bir karıncanın yağmur yağması amacıyla yaptığı dua olduğuna inanılan ve bu sebeple “karınca duası” denilen dua, güvenilir hadis kaynaklarında yer almamaktadır.<br />
<br />
Halk arasında yaygın olan bu duanın içeriği, Esmâ-i Hüsna’nın bir bölümü, Allah Teala’ya yönelik bazı hitaplar ve bereket talebinden ibarettir. İçeriğinde dine aykırı bir yön bulunmayan söz konusu duayı okumakta sakınca görülmemiştir fakat bu dua kaynaklarda geçmediği için Hz. Peygamber'in rivayet ettiğini söylemek uygun değildir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA (BEREKET) DUASI ARAPÇA YAZILIŞI</span><br />
<br />
أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA (BEREKET) DUASININ TÜRKÇESİ - Karınca Duası Okunuşu</span> <br />
<br />
“Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va’dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es’elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA (BEREKET) DUASI ANLAMI</span><br />
<br />
“Ey Cebrailin, Mikailin, İsrafilin, Azrailin, İbrahimin İsmailin, İshak ve Yakubun  Rabbi Allahım, ey bereketleri indiren, Tevrat, Zebur, İncil ve Kuranı indiren Rabbim. Güç ve kudret yalnızca büyük ve yüce olan Allaha aittir. Apaçık Hak ve yegâne Malik olan Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Sözünde sadık ve Emin olan Hz Muhammed Allah’ın Elçisidir. Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey diri ve Kaim olan, Ey celal ve ikram sahibi! Ey büyük (azim) olan arşın  sahibi, senden beni helal ve hoş bir rızk ile  rızıklandırmanı istiyorum, senin rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Debernuş, Şazenuş, Kefeştetayyuş, Kıtmir, Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş (Ashabı Kehfin isimleri).”</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://dini-forum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=860" target="_blank" title="">KARINCA-DUASININ-TÜRKÇESİ-ARAPÇASI.png</a> (Dosya Boyutu: 464.24 KB / İndirme Sayısı: 229)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA-DUASININ-TÜRKÇESİ-ARAPÇASI</span><br />
<br />
Karınca duası diye bir dua var mıdır? Karınca duası ne için okunur? Karınca duasının Arapça yazılışı, okunuşu ve anlamı... <br />
<br />
Halk arasında Hz. Süleyman (a.s.) döneminde yaşanan kuraklık sırasında bir karıncanın yağmur yağması amacıyla yaptığı dua olduğuna inanılan ve bu sebeple “karınca duası” denilen dua, güvenilir hadis kaynaklarında yer almamaktadır.<br />
<br />
Halk arasında yaygın olan bu duanın içeriği, Esmâ-i Hüsna’nın bir bölümü, Allah Teala’ya yönelik bazı hitaplar ve bereket talebinden ibarettir. İçeriğinde dine aykırı bir yön bulunmayan söz konusu duayı okumakta sakınca görülmemiştir fakat bu dua kaynaklarda geçmediği için Hz. Peygamber'in rivayet ettiğini söylemek uygun değildir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA (BEREKET) DUASI ARAPÇA YAZILIŞI</span><br />
<br />
أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA (BEREKET) DUASININ TÜRKÇESİ - Karınca Duası Okunuşu</span> <br />
<br />
“Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va’dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es’elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KARINCA (BEREKET) DUASI ANLAMI</span><br />
<br />
“Ey Cebrailin, Mikailin, İsrafilin, Azrailin, İbrahimin İsmailin, İshak ve Yakubun  Rabbi Allahım, ey bereketleri indiren, Tevrat, Zebur, İncil ve Kuranı indiren Rabbim. Güç ve kudret yalnızca büyük ve yüce olan Allaha aittir. Apaçık Hak ve yegâne Malik olan Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Sözünde sadık ve Emin olan Hz Muhammed Allah’ın Elçisidir. Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey diri ve Kaim olan, Ey celal ve ikram sahibi! Ey büyük (azim) olan arşın  sahibi, senden beni helal ve hoş bir rızk ile  rızıklandırmanı istiyorum, senin rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Debernuş, Şazenuş, Kefeştetayyuş, Kıtmir, Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş (Ashabı Kehfin isimleri).”</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uyumayan Çocuklar için Uyku Duası]]></title>
			<link>https://dini-forum.com/showthread.php?tid=608</link>
			<pubDate>Thu, 28 Nov 2019 09:37:06 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://dini-forum.com/member.php?action=profile&uid=2">Selim46</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://dini-forum.com/showthread.php?tid=608</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uyumayan Çocuklar için Uyku Duası</span></span><br />
<br />
geçenlerde bir arkadaş çocuğunun geceleri çok ağladığını ve rahat bir uyku uyumayı unuttuklarından bahsetti.Tam bu esnada diğer bir<br />
arkadaş bu sorunu dua ile çözdüklerinden ve bu duanın da 7 uyuyanların isimlerinin yazılıp çocuğunun beşiğine asılması bu soruna çare olduğunu söyledi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki 7 uyuyanların isimleri ne ? </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arapça Yazılışı</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
 ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ<br />
<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Latince olarak :</span></span><br />
<br />
 Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş, Kefeştatayuş ve köpeklerinin ismi<br />
Kıtmir’ dir.<br />
<br />
<br />
7 uyuyanların isimleri hiç yabancı olmadığımız karınca duasının içinde geçmekte. Son 8 durak bu 7 uyuyanları ifade etmekte.unutmayın biri de kıtmir adında köpekleri.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KARINCA (BEREKET) DUASI ARAPÇA YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KARINCA (BEREKET) DUASININ TÜRKÇESİ - Karınca Duası Okunuşu </span></span><br />
<br />
“Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va’dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es’elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KARINCA (BEREKET) DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
“Ey Cebrailin, Mikailin, İsrafilin, Azrailin, İbrahimin İsmailin, İshak ve Yakubun  Rabbi Allahım, ey bereketleri indiren, Tevrat, Zebur, İncil ve Kuranı indiren Rabbim. Güç ve kudret yalnızca büyük ve yüce olan Allaha aittir. Apaçık Hak ve yegâne Malik olan Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Sözünde sadık ve Emin olan Hz Muhammed Allah’ın Elçisidir. Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey diri ve Kaim olan, Ey celal ve ikram sahibi! Ey büyük (azim) olan arşın  sahibi, senden beni helal ve hoş bir rızk ile  rızıklandırmanı istiyorum, senin rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Debernuş, Şazenuş, Kefeştetayyuş, Kıtmir, Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş (Ashabı Kehfin isimleri).”</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uyumayan Çocuklar için Uyku Duası</span></span><br />
<br />
geçenlerde bir arkadaş çocuğunun geceleri çok ağladığını ve rahat bir uyku uyumayı unuttuklarından bahsetti.Tam bu esnada diğer bir<br />
arkadaş bu sorunu dua ile çözdüklerinden ve bu duanın da 7 uyuyanların isimlerinin yazılıp çocuğunun beşiğine asılması bu soruna çare olduğunu söyledi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki 7 uyuyanların isimleri ne ? </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arapça Yazılışı</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
 ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ<br />
<br />
</span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Latince olarak :</span></span><br />
<br />
 Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş, Kefeştatayuş ve köpeklerinin ismi<br />
Kıtmir’ dir.<br />
<br />
<br />
7 uyuyanların isimleri hiç yabancı olmadığımız karınca duasının içinde geçmekte. Son 8 durak bu 7 uyuyanları ifade etmekte.unutmayın biri de kıtmir adında köpekleri.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KARINCA (BEREKET) DUASI ARAPÇA YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KARINCA (BEREKET) DUASININ TÜRKÇESİ - Karınca Duası Okunuşu </span></span><br />
<br />
“Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va’dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es’elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KARINCA (BEREKET) DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
“Ey Cebrailin, Mikailin, İsrafilin, Azrailin, İbrahimin İsmailin, İshak ve Yakubun  Rabbi Allahım, ey bereketleri indiren, Tevrat, Zebur, İncil ve Kuranı indiren Rabbim. Güç ve kudret yalnızca büyük ve yüce olan Allaha aittir. Apaçık Hak ve yegâne Malik olan Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Sözünde sadık ve Emin olan Hz Muhammed Allah’ın Elçisidir. Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey diri ve Kaim olan, Ey celal ve ikram sahibi! Ey büyük (azim) olan arşın  sahibi, senden beni helal ve hoş bir rızk ile  rızıklandırmanı istiyorum, senin rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Debernuş, Şazenuş, Kefeştetayyuş, Kıtmir, Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş (Ashabı Kehfin isimleri).”</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>