Konu Değerlendirmesi:
  • 1 Oy(lar) - 1 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Vettayyibune littayyibin -temizler temizler icindir(Karoglanin 29.12.2012 Vaazi)
#1
Raşit Tunca icon-6 

Vettayyibûne Littayyibîn – Temizler Temizler İçindir

29. 12. 2012 Cumartesi

Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

“Yâ eyyühellezîne âmenû, lâ tetevellev kavmen gadiballâhu aleyhim, kad yeisû minel âhireti kemâ yeisel küffâru min ashâbil kubûr.”

Sadakallâhü'l-azîm. Mümtehine Suresi, 13. ayet.

Esteûzü billâh.

“Yâ eyyühellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef'alûn. Kebüra makten indallâhi en tekûlû mâ lâ tef'alûn.”

Sadakallâhü'l-azîm. Saff Suresi, 2 ve 3. ayetler.

Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ey iman edenler! Allah'ın gazabına uğramış kimseleri kendinize örnek edinmeyin, onlara meyledip yönelmeyin. Çünkü onlar ahiret hayatından ümitlerini kesmiş kimselerdir.

Sadakallâhü'l-azîm. Mümtehine Suresi, 13. ayet.

Ey iman edenler! Din, insanın kendi yapmadığı şeyleri söylemesi ve yalnızca sözle iddiada bulunması değildir. Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?

Yapmayacağınız ve yapmadığınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir hoşnutsuzlukla karşılanır.

Sadakallâhü'l-azîm. Saff Suresi, 2 ve 3. ayetler.

Allahümme salli alâ Sâdiku'l-Va'du'l-Emîn.

Ve selâmen Ebû Bekri's-Sıddîk.

Ve selâmen Âişe-i Sıddîka.

Ve selâmen Mehdi, evlâd-ı Sâdiku'l-Emîn Mustafa.

Ve selâmen Mehdi, Sâdık-ı Târık, Sâdık-ı Muhtâr Muhammed el-Bâkî, Râşid el-Mustafa.

Ve sallû alâ Muhammed, sâhibü'ş-şerîa, sâhibü't-tarîka, sâhibü'l-hitâbe ve sâhibü'l-kitâb.

Ve selâmen Mehdiyy-i Rehber-i Âhir Zaman ve nûr-u Târık, Sâdık-ı Muhtâr Muhammed el-Bâkî, Râşidiyyü'l-Muhammed Mustafa.

Yolculuğumuza başlıyoruz.

29 Aralık'ta doğum günü olan ve Silsile-i Aliyye'nin 29. halkası bulunan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Zülcenaheyn Hazretleri'ne Allah'tan bolca rahmet diliyor; evlatlarına ve talebelerine selam, sevgi ve hürmetlerimizi buradan iletiyoruz.

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri'nin isminden ve “Zülcenaheyn” yani “iki kanat sahibi” oluşundan hareketle, burada doğum zamanları ile ilgili bazı sembolik açıklamalarda bulunacağız.

İnsanların yaratılışında ve karakterlerinde farklılıklar vardır. Kimi insanların yapısı daha sakin, kimi insanların yapısı daha hareketli olabilir. Bu farklılıkları anlatırken çeşitli benzetmeler yapılabilir.

İnsanın hakka giden yolunda da birtakım perdeler ve engeller vardır. Perde, insanın hakka vâsıl olmadan önce aşması gereken nefsânî engelleri ifade eder.

Bu bakımdan, büyüklerin sözlerinden ve işaretlerinden hareketle insanın kendi nefsini tanıması, önündeki engelleri görmesi ve bunları aşmak için gayret etmesi gerekir.

Nefs-i Râziye makamına ulaşan kimsenin önünde Mardıyye, Safiye ve İhsan gibi makamlar vardır. İnsan, ibadet, taat ve salih amellerle nefsini temizledikçe daha yüksek mertebelere yükselir.

Bir lokma ekmeğin dahi insan bedeninde çeşitli aşamalardan geçmesi gibi, insanın manevî yolculuğunda da aşamalar bulunmaktadır.

Yemek, yalnızca bedenin ihtiyacını karşılamak için değil, insana güç kazandırmak içindir. Eğer insan kendisine verilen bu gücü Allah'ın rızasına uygun işlerde kullanırsa, yediği nimet onun için hayra vesile olur.

İşte İhsan makamındaki kimse, kendisine verilen gücü Allah yolunda ve salih amellerde sarf eden kimsedir.

Tasavvuf yolunda da insan, seyr ü sülûk ile çeşitli merhalelerden geçer. Nefsin arınması ve ruhun olgunlaşması için mürşidin terbiyesi altında gayret gösterir.

Bu yolculukta fenâ fi'ş-şeyh, fenâ fi'r-resûl ve fenâ fillâh gibi makamlar zikredilir. Bunlar, kulun kendi nefsânî varlığından sıyrılarak Allah'ın rızasına ve muhabbetine yönelmesini ifade eden tasavvufî mertebelerdir.

Cennet, temizlerin ve arınmışların makamıdır. İnsan ne kadar temizlenir ve ne kadar güzel ahlâka ulaşırsa, Allah'ın rahmetine o kadar yaklaşır.

Tecellî-i Zât'a ulaşmak da tasavvufî anlayış içerisinde insanın ilâhî tecellilere mazhar olması şeklinde ifade edilir.

İnsan dünyaya geldiğinde kendisine verilen anne ve baba ile bir neslin devamına vesile olur. Kıyamet günü de insanların babalarının isimleriyle çağrılacakları bildirilmiştir.

Bu sebeple insan, dünyaya gelişini ve neslin devamını yalnızca maddî bir olay olarak değil, Allah'ın yaratma kudretinin bir tecellisi olarak da düşünmelidir.

Başka bir meseleye geçersek:

Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:

“İnsanlar çeşitli dereceler üzere yaratılmışlardır. Kimi olur ki tez kızar, kızgınlığı tez geçer ve tez barışır. Kimi olur ki geç kızar, kızgınlığı da geçer ve geç barışır. Sizin en hayırlınız geç kızan ve tez barışanınızdır.”

Bu söz bize insanların yaratılış ve karakter bakımından birbirlerinden farklı olduklarını göstermektedir.

Kimi insan çabuk öfkelenir fakat öfkesi çabuk geçer. Kimi insan ise geç öfkelenir fakat öfkesi uzun sürer.

Bunu çeşitli maddelere ve unsurlara benzeterek anlatabiliriz. Bazı maddeler çabuk ısınır ve çabuk soğur. Bazıları ise geç ısınır ve geç soğur.

İnsanların karakterleri de buna benzer şekilde farklılık gösterebilir.

Kimi insan saman alevi gibidir; bir anda parlar fakat kısa sürede sakinleşir. Kimi insanın öfkesi ise daha uzun sürer.

Şeytanın insana karşı düşmanlığı da bunun en ağır örneklerinden biridir. Âdem aleyhisselâma karşı duyduğu kin ve düşmanlık, insan nesline karşı sürdürdüğü vesveselerin temelini oluşturmuştur.

Bu nedenle insan, kendi öfkesini ve nefsini tanımalıdır.

Kendisinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu bilmeli ve öfkesini kontrol etmeyi öğrenmelidir.

Aynı şekilde insanın şehveti ve diğer nefsânî arzuları da farklı olabilir. Kimi insanın arzuları çabuk ortaya çıkar ve çabuk söner. Kimi insan ise daha geç etkilenir.

Burada asıl mesele, insanın nefsânî arzularının esiri olmaması ve onları Allah'ın rızasına uygun şekilde kontrol edebilmesidir.

İbrahim aleyhisselâm ve İsmail aleyhisselâm kıssasından alınacak ders:

Rivayet olunur ki İbrahim aleyhisselâm, Allah kendisine bir evlat verirse onu Allah yolunda kurban etmeye razı olacağını ifade etmiştir.

İsmail aleyhisselâm dünyaya geldiğinde ise Allah Teâlâ, İbrahim aleyhisselâma büyük bir imtihan verdi. İbrahim aleyhisselâm emre teslim oldu. Ancak Allah Teâlâ İsmail aleyhisselâmın yerine bir kurban gönderdi.

Buradaki büyük ders, Allah'a verilen sözün ve teslimiyetin önemidir.

Yine Meryem validemizin annesi Hanne'nin de çocuğu olması hâlinde onu Allah'a adayacağına dair niyet ettiği rivayet edilir. Meryem validemiz doğduğunda onu Allah yolunda hizmete adamıştır.

Demek ki insanın ağzından çıkan sözün sorumluluğu vardır.

İnsan büyük büyük konuşmamalı, yapamayacağı şeyleri vaat etmemelidir.

Özellikle insanın eline geçmemiş bir nimet hakkında kesin konuşması doğru değildir. Allah bir nimet verdiğinde de o nimetin şükrünü eda etmek gerekir.

“Vettayyibûne littayyibîn”

Temiz olanlar temiz olanlara layıktır.

Kur'ân-ı Kerîm'de:

“Vettayyibâtü littayyibîn, vettayyibûne littayyibât...”

buyurulmaktadır.

Temiz ile pis birbirinden ayrılmalıdır.

Haram ve şüpheli kazançlarla hayır yapılmaya çalışılması doğru değildir. İnsan önce kazancının temiz olmasına dikkat etmelidir.

Temiz olmayan bir kazançla yapılan işin dış görünüşü güzel olsa bile, kazancın kendisinin temiz olması gerekir.

Bu nedenle Müslüman, kazancına dikkat etmeli; helâl lokma yemeli ve Allah'ın kendisine verdiği nimetin şükrünü yerine getirmelidir.

Temiz nimetler, temiz kullara ikramdır.

İnsanın yediği nimetler de bedenine emanet edilen birer rızıktır. Allah Teâlâ, kullarına çeşitli nimetler vermiştir. İnsan bu nimetleri israf etmeden ve helâlinden tüketmelidir.

Burada önemli olan, insanın nimetin özüne ve faydasına dikkat etmesidir. Sağlıkla ilgili konularda da doktorların tavsiyeleri dikkate alınmalı, fakat bir alışkanlık sırf moda veya başkalarını taklit etmek için benimsenmemelidir.

Mümin, helâl ve temiz olanı aramalı; haramdan, şüpheliden ve pislikten uzak durmalıdır.

Temizlik yalnızca beden temizliği değildir. Kalbin, niyetin, kazancın, sözün ve amelin de temiz olması gerekir.

İnsan başkalarına güzel görünmek için değil, Allah'ın rızasını kazanmak için temiz ve güzel yaşamaya gayret etmelidir.

Çünkü gerçek temizlik, insanın hem dışını hem de içini temizlemesidir.

Allah Teâlâ bizleri büyük büyük sözler söylemekten, yapamayacağımız şeyleri vaat etmekten, temiz nimetler yerine haram ve şüpheli olanları tercih etmekten muhafaza eylesin.

Bizleri helâl lokma yiyen, güzel ahlâklı, temiz kalpli, doğru sözlü ve salih amel işleyen kullarından eylesin.

Allah bütün müminleri ve ümmet-i Muhammed'i her türlü kötülükten muhafaza buyursun.

Âmin.

El-Fâtiha maassalavât.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

______________________

Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı

Original Kar©glan

SELiM46
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)
TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca