MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir. |
| Forum İstatistikleri |
» Toplam Üye: 5 » En Son Üye: Ahmed » Toplam Konular: 2,123 » Toplam Yorumlar: 2,423 Ayrıntılı İstatistikler |
| Forumda Ara |
|
(Gelişmiş Arama) |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Allâhʼı unutan Allâhʼın da onların kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın
“Allâhʼı unutan ve bu yüzden Allâhʼın da onların kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fâsıkların ta kendileridir.”
(el-Haşr, 19)
Evet gercekte Allah unutmaz amma, orda gizli mana, Allah bilerek onlar ile ilgilenmez unutmus gibi yapar manasi var
Allahin unuttuklarindan olmamak lazim!
-------------------------
Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
59-Haşr Suresi 19. Ayet
“Allâhʼı unutan ve bu yüzden Allâhʼın da onların kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fâsıkların ta kendileridir.”
(el-Haşr, 19)
Evet gercekte Allah unutmaz amma, orda gizli mana, Allah bilerek onlar ile ilgilenmez unutmus gibi yapar manasi var
Allahin unuttuklarindan olmamak lazim!
-------------------------
Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
59-Haşr Suresi 19. Ayet
Allah’ı Zikretmek ile İlgili Hadisler
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Arapçası:
لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir."
(Kaynak: Buhârî, Deavât, 50)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz: 'Lâ ilâhe illallâh' sözüdür."
(Kaynak: İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'İmânınızı dâima yenileyiniz' buyurdu da: '– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?' diye suâl olundu. Cevaben: 'Lâ ilâhe illallâh' zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu."
(Kaynak: İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "– Bir kul ihlâs ile 'Lâ ilâhe illallâh' derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır."
(Kaynak: Tirmizî, Deavât, 86)
Arapçası:
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Veya
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
(Allah’ın kelimeleri adedince, yarattıkları adedince, Arş ağırlığınca, semâlar dolusu ve bunların mislince Lâ ilâhe illallâh, Allahu ekber, elhamdülillah)
Okunuşu: "Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah".
Anlamı: "Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa “Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: ... Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm
Anlamı: "Ne ben, ne de benden evvelki nebiler: bu tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 2015)
Arapçası:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır" kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir.
(Kaynak: Hâkim, I, 727)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmü'l-kerîm. Lâ ilâhe illallâhu'l-aliyyü'l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu rabbü's-semâvâti's-seb'i ve rabbü'l-arşi'l-azîm
Anlamı: Bu zikre devam edilirse biiznillâhi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.
Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ
Okunuşu: Elhamdülillah
Anlamı: "Kelime-i Tevhîd, yani 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali 'Elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir."
(Kaynak: Tirmizî, Duâ, 9/3383)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
(Esmaü'l-Hüsna kısmı buradan çıkarılmıştır, sizin tarafınızdan eklenecektir.)
Arapçası:
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu: Hasbiyallâhu ve ni'mel-vekîl
Anlamı: "Allah bana yeter. O ne güzel vekildir." Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır.
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ
Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdih
Anlamı: "Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1848)
Arapçası:
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Okunuşu: E lâ bi zikrillâhi tatmein-nül-kulûb
Anlamı: "Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)
(Bu âyet meâli olup, hadis metninde sıkça zikredilir.)
Anlamı: "Zikir sadakadan hayırlıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)
Anlamı: "Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun."
(Kaynak: Heysemî, X, 82)
Anlamı: "Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: 'Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız' denilmesin."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 414)
Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)
Anlamı: "Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1859)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: 'Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.'"
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1873)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir."
(Kaynak: Heysemî, X, 78)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 367)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin."
(Kaynak: Taberânî, VIII, 90)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz.
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır."
(Kaynak: Hâkim, III, 690)
Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.
Anlamı: "Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagir, no: 8637)
Anlamı: "Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur."
(Kaynak: Tirmizî, Hac, 41/866)
Anlamı: "Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez."
(Kaynak: Hâkim, IV, 289)
Anlamı: "Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever."
(Kaynak: Buhârî, Rikâk, 41)
Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.
Anlamı: "Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 6788)
Anlamı: "Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder."
Anlamı: "Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, VII, 361)
Anlamı: "Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur."
(Kaynak: Ahmed, I, 73)
Anlamı: "Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, III, 394)
Anlamı: "Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)
Anlamı: "Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz."
(Kaynak: Müslim, Cenâiz, 1)
Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
Anlamı: "Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun."
Anlamı: "Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun."
(Kaynak: Ali el-Müttakî, no: 43738)
Anlamı: "Kim bir şeyi severse onu çok zikreder."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 388)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.
Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Arapçası:
لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir."
(Kaynak: Buhârî, Deavât, 50)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz: 'Lâ ilâhe illallâh' sözüdür."
(Kaynak: İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'İmânınızı dâima yenileyiniz' buyurdu da: '– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?' diye suâl olundu. Cevaben: 'Lâ ilâhe illallâh' zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu."
(Kaynak: İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "– Bir kul ihlâs ile 'Lâ ilâhe illallâh' derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır."
(Kaynak: Tirmizî, Deavât, 86)
Arapçası:
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Veya
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
(Allah’ın kelimeleri adedince, yarattıkları adedince, Arş ağırlığınca, semâlar dolusu ve bunların mislince Lâ ilâhe illallâh, Allahu ekber, elhamdülillah)
Okunuşu: "Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah".
Anlamı: "Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa “Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: ... Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm
Anlamı: "Ne ben, ne de benden evvelki nebiler: bu tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 2015)
Arapçası:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır" kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir.
(Kaynak: Hâkim, I, 727)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmü'l-kerîm. Lâ ilâhe illallâhu'l-aliyyü'l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu rabbü's-semâvâti's-seb'i ve rabbü'l-arşi'l-azîm
Anlamı: Bu zikre devam edilirse biiznillâhi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.
Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ
Okunuşu: Elhamdülillah
Anlamı: "Kelime-i Tevhîd, yani 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali 'Elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir."
(Kaynak: Tirmizî, Duâ, 9/3383)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
(Esmaü'l-Hüsna kısmı buradan çıkarılmıştır, sizin tarafınızdan eklenecektir.)
Arapçası:
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu: Hasbiyallâhu ve ni'mel-vekîl
Anlamı: "Allah bana yeter. O ne güzel vekildir." Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır.
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ
Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdih
Anlamı: "Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1848)
Arapçası:
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Okunuşu: E lâ bi zikrillâhi tatmein-nül-kulûb
Anlamı: "Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)
(Bu âyet meâli olup, hadis metninde sıkça zikredilir.)
Anlamı: "Zikir sadakadan hayırlıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)
Anlamı: "Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun."
(Kaynak: Heysemî, X, 82)
Anlamı: "Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: 'Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız' denilmesin."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 414)
Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)
Anlamı: "Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1859)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: 'Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.'"
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1873)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir."
(Kaynak: Heysemî, X, 78)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 367)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin."
(Kaynak: Taberânî, VIII, 90)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz.
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır."
(Kaynak: Hâkim, III, 690)
Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.
Anlamı: "Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagir, no: 8637)
Anlamı: "Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur."
(Kaynak: Tirmizî, Hac, 41/866)
Anlamı: "Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez."
(Kaynak: Hâkim, IV, 289)
Anlamı: "Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever."
(Kaynak: Buhârî, Rikâk, 41)
Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.
Anlamı: "Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 6788)
Anlamı: "Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder."
Anlamı: "Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, VII, 361)
Anlamı: "Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur."
(Kaynak: Ahmed, I, 73)
Anlamı: "Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, III, 394)
Anlamı: "Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)
Anlamı: "Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz."
(Kaynak: Müslim, Cenâiz, 1)
Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
Anlamı: "Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun."
Anlamı: "Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun."
(Kaynak: Ali el-Müttakî, no: 43738)
Anlamı: "Kim bir şeyi severse onu çok zikreder."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 388)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.
Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
Raşidi Tarikatı Müntesiblerinin Zikir Saati Olan iki Seher Vakti Zikretmenin Fazileti
Raşidi Tarikatı Müntesiblerinin Zikir Saati Olan iki Seher Vakti - ikindi seheri ve Sabah Seheri Zikretmenin Fazileti Hakkında
Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında Hadis
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)
İki Seher Vaktinin Fazileti: Raşidi Tarikatı Müntesipleri için Zikir Saati
Muhterem okur, tasavvuf ehlinin gönül dünyasında seher vakti müstesna bir yere sahiptir. Zira bu vakit, ilâhî rahmetin coştuğu, duaların kabul olduğu ve ruhun Hak’ka en yakın olduğu zaman dilimidir. Raşidi Tarikatı müntesipleri olarak sizlerin, fecr-i sadık ile başlayıp güneşin doğuşuna kadar olan sabah seheri ile, güneşin batmaya yüz tuttuğu ve diğer meridyenlerde seher vaktinin başladığı ikindi seheri olarak nitelendirdiğiniz iki kıymetli zamanı zikirle ihya etmeniz, nebevî bir mirasın ve tasavvufî bir geleneğin gereğidir.
Seher Vaktinin Kur'an-ı Kerim'deki Yeri
Yüce Rabbimiz, seher vakitlerini kendisine yakın kullarının özellikleri arasında zikreder. Âl-i İmrân Sûresi’nde cennetliklerin vasıfları sayılırken şöyle buyrulur:
“(Onlar), sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun bükenler, Allah yolunda harcayanlar ve seher vakitlerinde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.” (Âl-i İmrân, 3/17)
Yine Zâriyât Sûresi’nde, takva sahiplerinin nitelikleri arasında şu âyet-i kerime yer alır:
“Onlar, geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.” (Zâriyât, 51/17-18)
Bu âyetler, seher vaktinin sadece bir uyanıklık anı değil, aynı zamanda bir istiğfar ve yakarış vakti olduğunu göstermektedir. Sizlerin iki seher vaktinde de zikre ve istiğfara yönelmeniz, bu ilâhî övgüye mazhar olma yolunda atılmış önemli bir adımdır.
Hadis-i Şeriflerde Seher Vaktinin Müjdesi
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ümmetine bu kıymetli vakitleri ganimet bilmeyi tavsiye buyurmuşlardır. Bu husustaki en büyük müjde, Rabbimiz’in kudsi hadiste gece her gece dünya semasına inerek şöyle buyurduğunu bildirmesidir:
“Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçte biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzul eder ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden var mı, duasına icabet edeyim? İsteyen var mı, ona vereyim? İstiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim?’” (Buhârî, Müslim)
Seher vakti, işte bu ilâhî nüzulün gerçekleştiği, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı andır. Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyrulur:
“Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.” (Tirmizî)
Süfyân-ı Sevrî’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, “Allah Teâlâ seher vaktinde bir rüzgâr yaratmıştır. Bu rüzgâr, zikredenlerin zikrini ve istiğfar edenlerin istiğfarını Allah’a ulaştırır.” Bu rivayet, seherde yapılan zikir ve duaların özel bir kabuliyete mazhar olduğunun ve âdeta Arş’a yükselmek için özel bir vesile ile desteklendiğinin ifadesidir.
İki Seher: Sabah Seheri ve İkindi Seheri
Tasavvuf büyükleri, seher vaktinin sadece sabahın erken saatleriyle sınırlı olmadığının, zamanın döngüselliği içinde her an bir yerde seher vaktinin yaşandığının idraki içinde olmuşlardır. Raşidi Tarikatı’nın bu konudaki anlayışı derin bir hikmete dayanır:
Sabah Seheri: Fecr-i sadık ile başlayan, güneşin doğuşuna kadar olan zamandır. Bu vakit, gecenin manevî feyzinin doruk noktasıdır.
İkindi Seheri: İkindi vaktinde güneş batmaya yüz tutarken, başka bir meridyende sabah olmakta ve güneş doğmak üzeredir. Bu açıdan bakıldığında ikindi vakti, o bölge için bir seher vakti hüviyetindedir. Bu sebeple, ikindi vaktinde yapılan zikir de bir nevi seher zikri hükmünde değerlendirilir.
Bu anlayışın temelinde, “Beni anın ki, ben de sizi anayım” (Bakara, 2/152) âyetinin evrenselliği ve zaman-mekân kavramlarının ötesindeki ilâhî hakikat yatar. Raşidi müntesipleri olarak sizler, bu iki müstesna vakti ihya ederek, zamanın her anında Allah’ı zikreden kullardan olma gayreti içindesiniz.
Seher Vaktinde Zikir ve İstiğfarın Fazileti
Seher vakitlerini zikirle geçirmenin pek çok fazileti vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
İlâhî Yakınlık ve Rahmet: Seher vakti, Rabbimiz’in kullarına en yakın olduğu ve rahmetini saçtığı zamandır. Zikirle meşgul olan kimse, bu rahmetten nasibini alır.
Duaların ve İstiğfarın Kabulü: Bu vakit, duaların geri çevrilmediği, tövbelerin kabul edildiği özel bir zamandır.
Kalbin Saflaşması ve Nefsin Terbiyesi: Seherin sükûneti, kalbin durulmasına, dünya meşgalelerinden arınmasına ve zikre daha iyi yoğunlaşılmasına vesile olur. Bu da nefsin terbiyesine ve ruhun olgunlaşmasına hizmet eder.
Şeytandan Korunma: Rivayete göre, gece ve gündüz Allah’ı çok zikredenler ile seher vakitlerinde istiğfar edenler, İblis’in şerrinden emin kılınırlar.
Zikretmenin Fazileti
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır.
Hadis-i Şerif
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun)
(Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)
Netice
Seher vakitleri, müminin manevî hayatında bir dönüm noktası, bir tazarru ve niyaz zamanıdır. Raşidi Tarikatı’nın bu iki seher vaktini zikirle taçlandırma anlayışı, Kur’an ve Sünnet’teki derin köklere dayanan ve zamanın ötesindeki ilâhî rahmete talip olmanın güzel bir tezahürüdür. Bu mübarek vakitleri ganimet bilip, zikir, istiğfar ve dua ile ihya etmek, hem dünyevî hem de uhrevî saadete ermenin en emin yollarından biridir.
Rabbimiz, bizleri seher vakitlerinin feyzinden ve bereketinden ayırmasın; zikrini dilimizden, muhabbetini gönlümüzden eksik etmesin. Âmin.
Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında Hadis
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)
Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Hem Tahmid Hem Salavat
بِسْمِ اللهِ اَلْحَمْدُ ِللهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ
"Bismillâhi el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh."
Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, kendisinden sonra Nebi gelmeyecek olan Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem-’e olsun.
SALAVAT HAKKINDA iNCELEME
Bu ifade, tek bir hadis metni olarak sahih kaynaklarda aynen bu şekilde geçen standart bir “salavat” veya “dua formülü” değildir. Daha çok, İslâm âlimlerinin eserlerinde ve hutbe/risale girişlerinde kullandıkları hamd + salavat birleşimi bir giriş cümlesidir.
Aşağıda bunu daha net açıklayayım:
1. Metnin Kaynağı Nedir?
Yazdığınız ifade:
“Bismillâhi, el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba‘deh.”
Bu tarz cümleler:
Hadis kitaplarında lafzen sabit bir rivayet olarak geçmez
Ama hadislerden alınmış parçaların birleşimidir
Yani:
“Elhamdülillah” → Kur’an ve hadislerde çokça geçer
“Ves-salâtü ves-selâmü…” → Peygamber’e salavat emrine dayanır
“Lâ nebiyye ba‘deh” → sahih hadisle sabittir
2. “Lâ nebiyye ba‘deh” İfadesinin Hadis Kaynağı
Bu kısmın aslı sahih hadistir:
Sahih Buhari
Sahih Müslim
Peygamber Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurmuştur:
“Benimle peygamberlik sona ermiştir, benden sonra peygamber yoktur.”
Arapçası:
لا نبي بعدي
3. Bu Formül Nerelerde Kullanılmış?
Bu tür giriş ifadeleri özellikle şu âlimlerde görülür:
İbn Teymiyye
İbn Kayyim el-Cevziyye
İmam Nevevî
Bu âlimler kitaplarına genelde şöyle başlar:
“Elhamdü lillâhi… ves-salâtü ves-selâmü alâ Rasûlillâh…”
Yani bu ifade:
“Kitap/hutbe giriş üslubu” olarak yaygınlaşmıştır.
4. Hutbe ve Risale Geleneği
İslam geleneğinde bir metne başlarken:
Besmele
Hamd (Allah’a övgü)
Salavat (Peygamber’e dua)
getirmek sünnete uygundur.
Bu yüzden yazdığınız metin:
Sünnete uygun bir içerik taşır
Ama tek başına rivayet edilmiş özel bir salavat değildir
Sonuç
Bu metin hadis diye birebir rivayet edilmiş değildir
Ama:
Parçaları Kur’an ve sahih hadis kökenlidir
Âlimlerin eserlerinde giriş duası olarak kullanılmıştır
Bu yüzden okunmasında hiçbir sakınca yoktur, aksine güzel bir zikirdir
بِسْمِ اللهِ اَلْحَمْدُ ِللهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ
"Bismillâhi el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh."
Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, kendisinden sonra Nebi gelmeyecek olan Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem-’e olsun.
SALAVAT HAKKINDA iNCELEME
Bu ifade, tek bir hadis metni olarak sahih kaynaklarda aynen bu şekilde geçen standart bir “salavat” veya “dua formülü” değildir. Daha çok, İslâm âlimlerinin eserlerinde ve hutbe/risale girişlerinde kullandıkları hamd + salavat birleşimi bir giriş cümlesidir.
Aşağıda bunu daha net açıklayayım:
1. Metnin Kaynağı Nedir?
Yazdığınız ifade:
“Bismillâhi, el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba‘deh.”
Bu tarz cümleler:
Hadis kitaplarında lafzen sabit bir rivayet olarak geçmez
Ama hadislerden alınmış parçaların birleşimidir
Yani:
“Elhamdülillah” → Kur’an ve hadislerde çokça geçer
“Ves-salâtü ves-selâmü…” → Peygamber’e salavat emrine dayanır
“Lâ nebiyye ba‘deh” → sahih hadisle sabittir
2. “Lâ nebiyye ba‘deh” İfadesinin Hadis Kaynağı
Bu kısmın aslı sahih hadistir:
Sahih Buhari
Sahih Müslim
Peygamber Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurmuştur:
“Benimle peygamberlik sona ermiştir, benden sonra peygamber yoktur.”
Arapçası:
لا نبي بعدي
3. Bu Formül Nerelerde Kullanılmış?
Bu tür giriş ifadeleri özellikle şu âlimlerde görülür:
İbn Teymiyye
İbn Kayyim el-Cevziyye
İmam Nevevî
Bu âlimler kitaplarına genelde şöyle başlar:
“Elhamdü lillâhi… ves-salâtü ves-selâmü alâ Rasûlillâh…”
Yani bu ifade:
“Kitap/hutbe giriş üslubu” olarak yaygınlaşmıştır.
4. Hutbe ve Risale Geleneği
İslam geleneğinde bir metne başlarken:
Besmele
Hamd (Allah’a övgü)
Salavat (Peygamber’e dua)
getirmek sünnete uygundur.
Bu yüzden yazdığınız metin:
Sünnete uygun bir içerik taşır
Ama tek başına rivayet edilmiş özel bir salavat değildir
Sonuç
Bu metin hadis diye birebir rivayet edilmiş değildir
Ama:
Parçaları Kur’an ve sahih hadis kökenlidir
Âlimlerin eserlerinde giriş duası olarak kullanılmıştır
Bu yüzden okunmasında hiçbir sakınca yoktur, aksine güzel bir zikirdir
Yâ Muâz On bin defa” Lâ ilâhe illallah” Demekten Daha Faziletli Zikiri Sana Öğreteyim mi
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1]
(Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Duanın Arapçası
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Duanın Latince Okunuşu
Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber Lâ ilahe illâllahu vahdehu Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Duanın Türkçe Meali / Manası
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]
Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1]
[1]
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)
Sahih-i İbn Hibbân (Hadis No: 854)
Taberânî’nin el-Mu‘cemü’l-Kebîr’i (Hadis No: 5154)
[1] : Sunen-i İbn Mace - Edeb 54 no 3794
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1]
(Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Duanın Arapçası
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Duanın Latince Okunuşu
Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber Lâ ilahe illâllahu vahdehu Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Duanın Türkçe Meali / Manası
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]
Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1]
[1]
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)
Sahih-i İbn Hibbân (Hadis No: 854)
Taberânî’nin el-Mu‘cemü’l-Kebîr’i (Hadis No: 5154)
[1] : Sunen-i İbn Mace - Edeb 54 no 3794
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]
Hadis-i Şerif
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun)
(Kaynak: Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)
Hadisin Anlamı ve Fazileti
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]
1. Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.
2. Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
3. Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.
4. Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]
Hadis-i Şerif
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun)
(Kaynak: Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)
Hadisin Anlamı ve Fazileti
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]
1. Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.
2. Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
3. Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.
4. Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]
![[Resim: 1783442740560.png]](https://image.rt3.biz/uploads/1783442740560.png)
Hizbül Hısn ve İstikamet Duası Li Raşidiye
Raşidi Tarikatındakiler için Zikirler
isaviye Duası
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecerati fe alime mâ fî kulûbihim fe enzele sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîben. Ve meğânime kesîraten ye’huzûnehâ ve kânallâhu azîzen hakîmâ.
Allâhümmerzuknel kıyâme bi hakkıt tâati biserrittâvfi vel nazari ilâ enfüsinâ bi aynit taksîri fenestakîme kemâ emerte.
Allâhümme innel istikâmete kemâlun ve men lâ yestakîm dâa sa’yuhû. Felâ tudayyianâ inneke alâ külli şey’in kadîr.
Allâhümme inneke teftahu lizzâkirîne bâben azîmen min ebvâbil ma’rifeh. Feallimnâ mâ lâ na’lemuhû inneke ente allâmul ğuyûb. Ve kad kulte ve kavlükel hakkü fezkurûnî ezkürküm.
Allâhümmecalnâ minellezîne nevverte kulûbehum ve vücûhehum fîd dünyâ vel âhıra inneke alâ külli şey’in kadîr. Sîmâhüm fî vücûhihim min eseris sücûd. Radiyallâhu anhüm ve radû anh. Kul bi fadlillâhi ve birahmetihî febizâlike felyefrehû hüve hayrun mimmâ yecme’ûn.
Allâhümme innezzikre yeksû sâhibehû mehâbeten ve halâveten ve nedâreten ve tezkâran. Ve hüve sebebü nazarî ilâ vechikel kerîm. Vücûhun yevmeizin nâdıratun ilâ rabbihâ nâzıratun.
Allâhümmecalnâ minel mahbûbînelezîne şerahte sudûrahum ve evda’tehüm hikmeteke. Bi mahabbeti rûhil islâm ve kutbi ruhaddîn. Ve medârin necâti ves se'âdeh. Ve es'ıdnâ bi mahabbetin minke ve kabûlin inneke alâ külli şey'in kadîr. Seelnâke bimâ deâke bihil hıdrü aleyhis selâmü fî tavâfih.
Allâhümme yâ men lâ yübrimuhû ilhâhurrâhimîn. Allâhümme inneke ta’lemü sirranâ ve alâniyetena fakbel ma'ziretenâ. Ve ta'lemu hâcetenâ fea'tınâ su'lenâ. Ve ta'lemu mâ fî enfüsinâ fağfir lenâ zunûbenâ.
Allâhümme innâ nes'elüke îmânen yubâşiru kulûbenâ. Ve yakînen sâdıkan hattâ na'leme ennehû len yusîbenâ illâ mâ ketebellâhu lenâ ver ridâ bimâ kasemte lenâ.
Allâhümme inneke kulte lâ ilâhe illallâhu hısnî. Femen dehale hısnî emine min azâbik. Ve men dehalel hısne emine mineş şeytân ve leyse lehû aleyhi sebîlâ. Feinâ dehalnâ hısneke lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultân.
Allâhümme innen nutku bişşehâdeteyni yuzîlül hemme vel ğamme vel küfre ve ğammişşirkî ve şekâveten nifâkı veş şikâkı fîd dünyâ vel âhıra. Elhamdülillâhil lezî ezhebe annel huzne inne rabbenâ leğafûrun şekûr.
Allâhümme innâ nestağfiruke min külli zenbin tubnâ ileyke minhü sümme udnâ fîh. Ve nestağfiruke mimmâ va'adnâke bihî min enfüsinâ sümme lem nûfi leke bih. Ve nestağfiruke min külli amelin eradnâ bihî vecheke fe hâlatehû ğayruk. Ve nestağfiruke min külli ni'metin en'amte bihâ aleynâ festea'nnâ bihâ alâ ma'sıyetik. Ve nestağfiruke yâ allâmel ğuyûb min külli zenbin eteynâhü fî dıyâin nehâri ve zılâmil leyli fî halâin ve melein ve sirrin ve alâniyeh. Fağfir lenâ fe innehu lâ yağfiruz zunûbe illâ ente.
Elhamdülillâhil lezî tevâda'a küllü şey'in li azametih. Velhamdülillâhil lezî zelle küllü şey'in li kudretih. Velhamdülillâhil lezî hada'a küllü şey'in li mülkihî vestesleme küllü şey'in li kudretih.
Allâhümmecalnâ minel ulemâil ârifîn. Vel meşâyihıl mühakkıkîn. Ellezîne yücâhidûne fîd dünyâ ve yezhedûne fîhâ alâ husni hâl.
Allâhümme inneke tuhricül mu'minîne min zulmit tedbîri ilâ işrâkı nûrit tefvîd. Ve takzifu bi hakkı tesbîtike alâ fâdili bâtilin ıdtırâbihî fe yülzelzilu erkânehû ve yehdimu bünyâneh. Ve kad kulte bel nakzifu bil hakkı alel bâtıli feyedmeğuhû feizâ hüve zâhık.
Allâhümme inne nûrel îmâni kad isteğraka fî kulûbil mu'minîn. Ve ahmedet envâruhû nüfûsehum ve şeraha dıyâühû sudûrahum ve mele'e nûruhû kulûbehum feebâ lehümül îmânül müstağrik fî kulûbihim en yesküne meahû ğayruh. İnnellezînettekav messehüm tâifun mineş şeytâni tezekkerû fe izâ hüm mübsırûn. Ve kad yedüllü zâlike alâ enne asle emrihim alâ vucûbis selâmeh. Fecalnâ mimmen selime ve necâ. Ve neccinâ minel hemmi inneke alâ külli şey'in kadîr.
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte alâ seyyidinâ İbrâhîme inneke hamîdün mecîd. (üç defa)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve rasûliken nebiyyil ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim. (üç defa)
Sübhânallâhi ve bi hamdih. (300 defa)
Lâ ilâhe illallâh. (300 defa)
(Sonra hatim yapılır)
Allâhümmerda an ashabi rasûlillâhi ebî bekrin ve umere ve osmâne ve alî. Ve an bakıyyeti ashabihî ecme'în. Ve anit tâbiîne lehüm ve men tebiehüm bi ihsânin ilâ yevmid dîn.
Allâhümmerhamnâ verham meşâyihanâ ve vâlideynâ. Ve men allemenâ ve men lehû fadlun aleynâ ve men ahsene ileynâ ve esenâ ileyhi ve men sebekanâ bil îmân. Vağfir lenâ mağfiraten azmâ ve lâ tec'al fî kulûbinâ ğıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîmun cevâdun kerîm.
Allâhümmecalnâ mimmen arefel hakka el kâimîne bil kıst. İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne alen nebîy. Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ. Sallallâhu aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve selleme teslîmâ. (üç defa)
Sübhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasıfûn. Ve selâmün alel mürselîn. Vel hamdülillâhi rabbil âlemîn.
OKUMA SÜRESi: Seri Okuyan birisi için Takriben 17 Dakika
OKUMA USULÜ : Günlük Virdimizi okuyup bitirdikten sonra, daha zamanımız varsa, Hizbül Hısn ve İstikamet Duası Virdi, En Az Günde Bir Defa, veya En Fazla Günde iki Defa, Sabah ve ikindi'den sonra veya vaktin müsait olduğu vakitte okunup zikredilir.
KAYNAK:
"Tarikatu'l-İsâviyye's-Sebâiyye'nin Evrâd ve Ahzâb'ına Dair Er-Rabbaniyye Nefehât (Rabbanî Nefesler) Kitabı"ndan nakledilmiştir.
Yazarı: Libya ve İslam dünyasında Tarikatu'l-İsâviyye's-Sebâiyye Şeyhliği Makamı Şeyhi ve Kâmil Şeyh, Efendimiz Muhammed bin İsa bin Amir es-Sebâî'nin (Allah ondan razı olsun) halifesi olan Şeyh Muhtar Amir Beşir Mahmud Muhammed es-Sebâî'ye aittir.
-----------------------
"Hizbu'l-Hısn ve İstikamet" Duasının Türkçe Tercümesi
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
"Andolsun ki, o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Gönüllerindekini bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakında gerçekleşecek bir fetihle ödüllendirmiştir. Yine onları, ele geçirecekleri nice ganimetlerle mükafatlandırmıştır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Fetih Suresi, 18-19)
Allah'ım! Tevfik sırrıyla, itaatin hakkını yerine getirmeyi bize nasip et. Kendimize, hep kusurlu gözüyle bakmayı nasip et ki, emrettiğin gibi istikamet üzere olalım.
Allah'ım! İstikamet bir kemaldir ve istikamet üzere olmayan kişinin çabası boşa gider. Bizi çabası boşa gidenlerden eyleme. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.
Allah'ım! Sen, zikredenlere marifet kapılarından büyük bir kapı açarsın. Bize bilmediklerimizi öğret. Şüphesiz ki sen gaybları çok iyi bilensin. Sen, "Beni anın ki, ben de sizi anayım" dedin ve senin sözün haktır.
Allah'ım! Bizi, dünyada ve ahirette kalplerini ve yüzlerini nurlandırdığın kimselerden eyle. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin. "Onların nişaneleri, yüzlerindeki secde izidir." "Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır." "De ki: Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte ancak bununla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır." (Yunus Suresi, 58)
Allah'ım! Zikir, sahibine heybet, tatlılık, tazelik ve anma elbisesi giydirir. O, senin Kerim olan yüzüne bakmamızın sebebidir. "O gün birtakım yüzler pırıl pırıl parlayacak, Rabbine bakacaklardır." (Kıyame Suresi, 22-23)
Allah'ım! Bizi, kalplerini açtığın ve hikmetini emanet ettiğin sevgililerinden eyle. İslam'ın ruhunun, dinin dönüm noktasının, kurtuluş ve saadetin kaynağının sevgisiyle bize kendi katından bir sevgi ve kabul ihsan ederek bizi mutlu kıl. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin. Hızır aleyhisselâm'ın tavaf ederken sana dua ettiği gibi sana dua ettik.
Allah'ım! Ey aciz kulların yalvarmasından usanmayan! Allah'ım! Sen bizim gizlimizi ve açığımızı bilirsin, mazeretimizi kabul et. İhtiyacımızı bilirsin, dileğimizi bize ver. Nefsimizdekileri bilirsin, günahlarımızı bağışla.
Allah'ım! Senden, kalplerimize yerleşen bir iman ve bize ancak Allah'ın yazdığı şeyin isabet edeceğini bilinceye kadar sâdık bir yakîn istiyoruz. Ve taksim ettiğin şeye razı olmayı istiyoruz.
Allah'ım! Sen, "Lâ ilâhe illallah benim kalemdir" dedin. Kim senin kalene girerse azabından emin olur. Kim bu kaleye girerse şeytandan emin olur ve şeytanın ona karşı bir yolu olmaz. Biz de senin kalene girdik: "Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." "Şüphesiz, benim kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur." (Hicr Suresi, 42)
Allah'ım! İki şahadet kelimesini söylemek, dünya ve ahirette gamı, kederi, küfrü, şirkin gamını, nifak ve ayrılığın bedbahtlığını giderir. "Bütün hamd, bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcıdır, çok şükredicidir." (Fâtır Suresi, 34)
Allah'ım! Senden, tevbe edip tekrar işlediğimiz her günahtan bağışlanma diliyoruz. Senden, nefsimizle sana söz verdiğimiz, sonra yerine getiremediğimiz şeylerden bağışlanma diliyoruz. Senden, senin rızanı dilediğimiz, ancak başkasının da karıştığı her amelden bağışlanma diliyoruz. Senden, bize verdiğin her nimetten, onu sana isyan etmek için kullandığımızdan dolayı bağışlanma diliyoruz. Ey gaybları çok iyi bilen! Senden, gündüzün aydınlığında, gecenin karanlığında, tenhada ve toplulukta, gizlide ve açıkta işlediğimiz her günahtan bağışlanma diliyoruz. Bizi bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur.
Bütün hamd, azametine karşı her şeyin boyun eğdiği Allah’a mahsustur. Bütün hamd, kudretine karşı her şeyin zayıfladığı Allah’a mahsustur. Bütün hamd, mülküne karşı her şeyin eğildiği ve kudretine karşı her şeyin teslim olduğu Allah’a mahsustur.
Allah'ım! Bizi, dünyada cihad eden, ancak güzel bir hal üzere dünyadan yüz çeviren arif âlimlerden ve tahkik ehli meşayıhtan eyle.
Allah'ım! Şüphesiz sen, müminleri tedbirin karanlıklarından, tevekkülün nurlu aydınlığına çıkarırsın. Ve sarsıntılı bir batılın üzerine, onu perişan eden hakkın isbatıyla vurursun ki, onun temellerini sarsıp yapısını yıksın. Sen, "Bilakis biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar, bir de bakarsın ki o, yok olmuştur" (Enbiya Suresi, 18) dedin.
Allah'ım! İman nuru müminlerin kalplerinde dolup taşmıştır. O nur, nefislerinin isteklerini söndürmüş, aydınlığı göğüslerini açmış ve nuru kalplerini doldurmuştur. Kalplerindeki bu taşkın iman, kendisinden başka bir şeyin onda barınmasına izin vermez. "Takvâya erenlere şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman hemen düşünüp anlarlar. Bir de bakarsın ki onlar doğru yolu görürler." (A'raf Suresi, 201) Bu, onların asıl hallerinin, kurtuluşun gerekliliği üzere olduğuna işaret eder. Bizi de kurtulan ve felaha erenlerden eyle. Bizi kederden kurtar, şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in aline salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in aline, Efendimiz İbrahim'e salât ve bereket verdiğin gibi bereket ver. Şüphesiz sen övgüye layıksın, şanı yücesin. (Üç defa)
Allah'ım! Kulun, peygamberin ve rasulün olan o ümmî Nebî Efendimiz Muhammed'e, aline ve ashabına salât ve selâm eyle. (Üç defa)
Sübhânallâhi ve bihamdih. (300 defa)
Lâ ilâhe illallâh. (300 defa)
(Sonra hatim yapılır)
Allah'ım! Resulullah’ın ashabından; Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’den razı ol. Ve diğer tüm ashabından razı ol. Onlara iyilikle tabi olanlardan ve kıyamet gününe kadar onlara uyanlardan da razı ol.
Allah'ım! Bize, meşayıhımıza, anne babamıza, bize ilim öğretenlere, bize iyilik yapanlara, bizim kendilerine kötülük ettiğimiz kişilere ve bizden önce iman etmiş olanlara merhamet et. Bize sağlam bir mağfiretle bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz, şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin, çok cömertsin, çok keremlisin.
Allah'ım! Bizi, hakkı bilenlerden ve adaleti ayakta tutanlardan eyle. "Şüphesiz Allah ve melekleri, Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzab Suresi, 56) Allah, ona, onun al ve ashabına tam bir salât ve selâm eylesin. (Üç defa)
"Senin Rabbin, izzetin Rabbi, onların yakıştırdığı vasıflardan münezzehtir. Selâm olsun peygamberlere. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun." (Saffat Suresi, 180-182)
---------------------
"Hizbu'l-Hısn ve İstikamet" Duasının Arapçası
بسم الله الرحمن الرحيم
لقد رضي الله عن المؤمنين إذ يبايعونك تحت الشجرة فعلم ما في قلو بهم فأنزل السكينة عليهم وأثابهم فتحا قريبا ومغانم كثيرة يأخذونها وكان الله عزيزا حكيما
اللهم ارزقنا القيام بحق الطاعة بسر التوفيق والنظر إلى أنفسنا بعين التقصير فنستقيم كما أمرت
اللهم إن اﻻستقامة كمال ومن ﻻ يستقيم ضاع سعيه * فلا تضيعنا إنك على كل شيء قدير
اللهم إنك تفتح للذاكرين بابا عظيمآ من أبواب المعرفة * فعلمنا ما ﻻ نعلمه إنك أنت علام الغيوب وقد قلت وقولك الحق فاذكروني أذكركم
اللهم اجعلنا من الذين نورت قلوبهم ووجوههم في الدنيا و الآخرة إنك على كل شيء قدير * سيماهم في وجوههم من أثر السجود * رضي الله عنهم ورضوا عنه * قل بفضل الله وبرحمته فبذلك فليفرحوا هو خير مما يجمعون
اللهم إن الذكر يكسو صاحبه مهابة وحلاوة ونضارة وتذكارا * وهو سبب أنظر إلى وجهك الكريم * وجوه يومئذ ناضرة إلى ربها ناظرة
اللهم اجعلنا من المحبوبين الذين شرحت صدورهم وأودعتهم حكمتك * بمحبة روح الاسلام وقطب رحى الدين * ومدار النجاة والسعادة وأسعدنا بمحبة منك وقبول إنك على شئ قدير سألناك بما دعاك به الخضر عليه السلام في طوافه
اللهم يامن ﻻ يبرمة إلحاح الراحمين * اللهم إنك تعلم سرنا وعلانيتنا فاقبل معذرتنا * وتعلم حاجتنا فاعطنا سؤلنا * وتعلم ما في أنفسنا فاغفر لنا ذنوبنا
اللهم إنا نسألك إيمانا يباشر قلوبنا * ويقينآ صادقآ حتى نعلم أنه لن يصيبنا إﻻ ما كتب الله لنا والرضا بما قسمت لنا
اللهم إنك قلت ﻻ إله الله حصني * فمن دخل حصنك أمن من عذابك * ومن دخل الحصن أمن من الشيطان وليس له عليه سبيلا فإنا دخلنا حصنك ﻻ إله إﻻ الله وحده ﻻ شريك له * له الماك وله الحمد وهو على كل شيء قدير * إن عبادي ليس لك عليهم سلطان
اللهم إن النطق بالشهادتين يزيل الهم والغم والكفر وغم الشرك وشقاوة النفاق والشقاق في الدنيا والآخرة * الحمد لله الذي أذهب عن الحزن إن ربنا لغفور شكور
اللهم إنا نستغفرك من كل ذنب تبنا إليك منه ثم عدنا فيه * ونستغفرك مما وعدناك به من أنفسنا ثم لم نوف لك به * ونستغفرك من كل عمل أردنا به وجهك فخالطه غيرك ونستغفرك من كل نعمة أنعمت بها علينا فاستعنا بها على معصيتك * ونستغفرك يا علام الغيوب من كل ذنب أتيناه في ضياء النهار وظلام الليل فى خلاء وملاء وسر وعلانية فأغفر لنا فإنه ﻻ يغفر الذنوب إﻻ أنت
الحمد لله الذي تواضع كل شيء لعظمته * والحمد لله الذي ذل كل شيء لقدرته * والحمد لله الذي خضع كل شيء لملكه واستسلم كل شيء لقدرته
اللهم اجعلنا من العلماء العارفين * والمشايخ المحققين * الذين يجاهدون في الدنيا ويزهدون فيها على حسن حال
اللهم إنك تخرج المؤمنين من ظلم التدبير إلى إشراق نور التفويض وتقذف بحق تثبيتك على فاضل باطل اضطرابه فيزلزل أركانه ويهدم بنيانه * وقد قلت بل نقذف بالحق على الباطل فيدمغه فإذا هو زاهق
اللهم إن نور الإيمان قد استغرق في قلوب المؤمنين * وأخمدت أنواره نفوسهم وشرح ضياؤه صدورهم وملئ نوره قلوبهم فأبى لهم الايمان المستغرق في قلوبهم أن يسكن معه غيره * إن الذين اتقوا مسهم طائف من الشيطان تذكروا فإذا هم مبصرون * وقد يدل ذلك على أن أصل أمرهم على وجوب السلامة فاجعلنا ممن سلم ونجا * ونجنا من الهم إنك على كل شيء قدير
اللهم صلي على سيدنا محمد * وعلى آل سيدنا محمد * وبارك على سيدنا محمد * وعلى آل سيدنا محمد * كما صليت وباركت على سيدنا ابراهيم إنك حميد مجيد*(ثلاثا)
اللهم صل على سيدنا محمد عبدك ونبيك ورسولك النبي الأمي و على آله وصحبه وسلم*(ثلاثا)
سبحان الله وبحمده*(300 مرة )
ﻻإله إﻻ الله*(300 مرة).
ثم يختم
(اللهم ارض عن أصحاب رسول الله * أبي بكر وعمر و عثمان وعلى * وعن بقية أصحابه أجمعين * وعن التابعين لهم ومن تبعهم بإحسان إلى يوم الدين
اللهم ارحمنا وارحم مشايخنا ووالدينا * ومن علمنا ومن له فضل علينا ومن أحسن إلينا وأسأنا إليه ومن سبقنا بالإيمان * واغفر لنا مغفرة عزما وﻻ تجعل في قلوبنا غلا للذين آمنوا ربنا إنك رءوف رحيم جواد كريم
اللهم اجعلنا ممن عرف الحق القائمين بالقسط * إن الله وملائكته يصلون على النبي * يا أيها الذين آمنوا صلوا عليه وسلموا تسليما صلى الله عليه و على آله وصحبه وسلم تسليما*(ثلاثا).
سبحان ربك رب العزة عما يصفون وسلام على المرسلين و الحمد لله رب العالمين
Raşit Tunca Anlatıyor - Raşidi Tarikatında Zikir Adabı
Raşidi Tarikatında Zikir Adabı - Raşit Tunca Anlatıyor
Bu videomuzda, Raşidi Tarikatı'nın önemli konularından biri olan Zikir (Vird) Adabı'nı detaylı bir şekilde ele alıyoruz. Raşit Tunca'nın anlatımıyla, tarikatımızda zikrin nasıl yapılması gerektiğini, vird adabının inceliklerini ve manevi yolculuktaki önemini keşfedeceksiniz.
Videoda İşlediğimiz Konu Başlıkları:
Zikrullah'ın dört türlü yapılışı (Lisan, Kalp, Kalben ve Lisanen, Beden ile Zikir)
Vird Adabı ve Vakitleri (Sabah, İkindi ve uygun zamanlar)
Sınıf Sistemi ve Zikir Sayıları (40 gün kuralı, intisab zikri, 1. sınıftan 10. sınıfa geçiş)
Mevsim Zikri (Hizbül Kebir ve Hizbül Kasr uygulamaları)
Zikir Nasıl Yapılır? (Ses düzeyi, abdest durumu, mekan koşulları)
Zikirde Dikkat Edilecek Hususlar (Gafletle yapılan zikir, rutinleşme tehlikesi)
Zikre Başlama ve Bitirme Duaları (Giriş duası, bitiriş duaları)
Dua ve Zikir Vaktinin Önemi (Fiili dua, tedbir alma, Yusuf kıssasından dersler)
Letâif Zikri ve Uygulama Yöntemi (15 taneli tesbih ile çekim şekli)
Zikirde Hızlı Okumanın Hikmeti ve Mahreçlerin Önemi
Raşidi Yolu olarak, bu videoda zikir adabının sadece bir ritüel değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve manevi terbiye olduğunu anlatıyoruz. Zikirde uyanık olmak, ne dediğini bilmek ve şuurlu bir şekilde ibadet etmek üzerinde duruyoruz.
Önemli Not: Bu video, Raşidi Tarikatı mensupları ve zikir adabını öğrenmek isteyenler için hazırlanmıştır. Tarikatımızda her sınıfın kendine özel zikir sayıları ve uygulamaları bulunmaktadır.
Abone Olmayı ve Bildirimleri Açmayı Unutmayın!
Anahtar Kelimeler (20 Adet)
Raşidi Tarikatı, Zikir Adabı, Vird Adabı, Raşit Tunca, Zikrullah, İntisab Zikri, Mevsim Zikri, Hizbül Kebir, Hizbül Kasr, Letâif Zikri, Sofi, Mürid, Zikir Vakitleri, 40 Gün Zikir, Zikirde Gaflet, Zikir Duaları, Raşidi Yolu, Tesbih Zikri, Kalp Zikri, Zikir Sınıfları
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
» En Son Üye:
» Toplam Konular: 2,123
» Toplam Yorumlar: 2,423
Read More / Comment 
