Konu Değerlendirmesi:
  • 2 Oy(lar) - 3.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Müslümanlardan Kırk Kişi Bir Araya Geldiyse Onların Ruhu Bir Evliyadır
#1
RasitTunca-4 
   

MÜSLÜMANLARDAN KIRK KİŞİ BİR ARAYA GELDİYSE, ONLARDAN BİRİSİ İLLAKİ EVLİYADIR

Şafi mezhebine göre Cuma namazının sıhhat şartlarından birisi Cuma namazını kılan cemaatin, en azından kırk kişi olması.

Buna Sebeb olan Hadisi aradım bulamadim.

Hadis şu minvaldeydi

müslümanlardan kırk kişi bir araya geldiyse onlardan birisi illaki evliyadir

(yada allah dostudur)

yada onların toplam ruhu bir bütün eder (voltrani kurmak gibi)

yani simurg (KIRKLAR) demek onların ruhu, tamamının duasi kabul olur, namazı kabul olur, istekleri verilir, onlar hatrına yağmur yağar güneş doğar...

hadisi kayip?

sorular ile islamaiyet sayfasinda buldugum hadisi ben biraz tamamladim

Peygamberimiz buyurdular:

“Ümmetin Ebdalleri kırk kişi olup onlar sayesinde yağmur yağar, güneş açar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde azap uzaklaştırılır.”

(Ahmed b. Hanbel, I/112)

Bu konudaa internet aramlarimda bulabildigim diger hadisler :

Hadiste Peygamberimiz,

“Bu ümmetin Ebdalleri otuzdur. Hepsi de Halilu’r-Rahman gibidir. Her ne zaman onlardan biri ölse, Allah onun yerine bir başkasını getirir.”

(Mecmau’z-zevaid, X/62) buyurmuştur.

Diğer bir rivayet de şöyledir.

Hz. Ali (ra) Irak’ta iken, bir gün yanında Şam halkından bahsedildi. Bazıları, onları lanetlemesini istediler.

Bunun üzerine Hz. Ali (ra) Resulüllah (sas)’tan şunları işittiğini söyledi:

“Ebdaller kırk kişi olup Şam’da ikamet ederler. Onlar sayesinde yağmur yağar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde Şam halkından azap uzaklaştırılır.”

(Ahmed b. Hanbel, I/112)

Bir başka rivayette ise şöyle denilmektedir:

“Bu ümmetin içinde İbrahim tabiatı üzere kırk, Musa tabiatı üzere yedi, İsa tabiatı üzere üç, Muhammed (sas) fıtratı üzere bir kişi bulunur. Bunlar derecelerine göre halkın efendisi sayılırlar.”

(bk. Keşfü’l-hafa, I, 24; ayrıca Ahmed b. Hanbel, I, 112; V, 322; VI, 316)

Bir başka rivayette Peygamberimiz:

“Allah’ın mahlukları arasında üç yüz Ebdal denilen has veli kulları vardır. Allah onların vesilesiyle hayat verir, öldürür. Onların yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırır, belaları def eder.”

(bk. Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, I/33)

diye buyurmaktadır.

KIRK KİŞİ VE CENAZE DUASI

Kırk kişi meselesinde dikkatimi çeken bir başka hadis daha vardır.

İbn Abbas (ra)'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Bir Müslüman ölür de cenazesinde Allah’a şirk koşmayan kırk kişi bulunursa, Allah onların o kimse hakkındaki şefaatlerini kabul eder.”

(Sahih Müslim, 948)

Burada yine kırk kişinin bir araya gelmesi, hep birlikte dua etmeleri ve Allah katında onların duasının kabul edilmesi konusu karşımıza çıkıyor.

Yani kırk sayısı burada da karşımıza çıkıyor.

Demek ki kırk kişinin bir araya gelmesi sıradan bir sayı olarak kalmıyor.

Birlikte namaz, birlikte dua, birlikte zikir ve birlikte Allah'a yönelme düşüncesi ile kırk sayısı arasında böyle bir bağ kuruluyor.

KIRKLAR VE EBDALLER

Ebdal kelimesi de burada ayrıca dikkat çekiyor.

Ebdal denilmesinin sebebi, onlardan birisi öldüğünde yerine başka birisinin getirilmesi olarak anlatılıyor.

Yani sayı değişmiyor.

Birisi gidiyor, birisi geliyor.

Böylece kırklar devam ediyor.

Bir rivayette:

“Ebdaller kırk erkektir. İçlerinden biri öldüğü zaman Allah onun yerine bir başkasını getirir.”

denilmektedir.

Başka bir rivayette ise:

“Ebdaller kırk erkek, kırk kadındır. Erkeklerden biri öldüğü zaman yerine başka bir erkek, kadınlardan biri öldüğü zaman yerine başka bir kadın getirilir.”

şeklinde nakledilmiştir.

(Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene, s. 22-23)

Yani burada da kırk sayısının devamlılığı ve yerine başka birisinin gelmesi meselesi vardır.

EBDALLERİN ÖZELLİKLERİ

Ebdaller hakkında anlatılan başka bir rivayette onların Hz. İbrahim (as)'ın kalbi üzere oldukları anlatılır.

“Yeryüzünde her zaman kırk kişi bulunur. Bunların her biri İbrahim (aleyhisselâm) gibi bereketlidir. Bunlardan biri öldüğünde Allah onun yerine başka birisini getirir.”

(İmam Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat)

Başka bir rivayette ise:

“Ümmetimin arasında her zaman kırk kişi bulunur. Bunların kalpleri İbrahim’in kalbi gibidir. Allah onların sebebiyle kullarından belaları giderir.”

şeklinde nakledilmiştir.

Bu kişilere de Ebdal denildiği anlatılmaktadır.

Bunların ne ile bu dereceye ulaştıkları sorulduğunda ise cömertlikleri ve Müslümanlara nasihat etmeleriyle bu dereceye ulaştıkları anlatılan rivayetler vardır.

EBDALLER VE ŞAM

Ebdaller konusunda özellikle Şam bölgesi de dikkat çekmektedir.

Hz. Ali (kerremallahu vecheh) hakkında nakledilen rivayette:

“Ebdaller kırk kişidir ve Şam’da bulunurlar. İçlerinden biri öldüğünde Allah onun yerine bir başkasını koyar. Yağmura onlar vasıtasıyla kavuşulur, düşmanlara onlar vasıtasıyla galip gelinir ve onların vesilesiyle Şam halkından azap uzaklaştırılır.”

denilmektedir.

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/112)

Şam'ın tarih boyunca İslam dünyasında önemli bir merkez olması ve burada çok sayıda Allah dostunun, alimlerin ve salih insanların yaşamış olması da bu rivayetlerin yanında ayrıca dikkat çekmektedir.

ÜÇLER, YEDİLER VE KIRKLAR

Buradan sonra tasavvuf büyüklerinin anlattığı Üçler, Yediler ve Kırklar meselesi ortaya çıkıyor.

Bir rivayette:

“Bu ümmetin içinde İbrahim tabiatı üzere kırk, Musa tabiatı üzere yedi, İsa tabiatı üzere üç, Muhammed (sas) fıtratı üzere bir kişi bulunur.”

denilmektedir.

Böylece:

Kırklar → İbrahim (as)

Yediler → Musa (as)

Üçler → İsa (as)

Bir → Muhammed (sas) fıtratı

şeklinde bir manevi düzen anlatılmaktadır.

Bu anlayış daha sonra tasavvuf kitaplarında genişletilmiş ve Kutup, Gavs, Ebdal, Nükebâ, Nücebâ, Evtad, Ahyâr gibi çeşitli makam ve isimlerle anlatılmıştır.

“VELİLERİM KUBBELERİM ALTINDADIR”

“Velilerim kubbelerim altındadır, onları benden başkası bilmez”

أوليائي تحت قبابي لا يعرفهم أحد غيري

ifadesi tasavvufta çok meşhur olan sözlerden birisidir.

Bu söz, Allah dostlarının her zaman insanlar tarafından bilinmeyebileceği ve gerçek velilerin gizli olabileceği düşüncesiyle birlikte anlatılmıştır.

Hazret-i Mevlânâ'nın ve tasavvuf büyüklerinin eserlerinde de Allah dostlarının gizliliği ve onların insanlar tarafından tanınmaması meselesi üzerinde durulmuştur.

ALLAH'IN DOSTLARI

Kur'an-ı Kerim'de de Allah'ın dostlarından bahsedilmektedir:

“Bilesiniz ki Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”

(Yunus Suresi, 62)

Devamında:

“Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.”

(Yunus Suresi, 63)

buyurulmaktadır.

Buradan Allah dostlarının iman ve takva sahibi kullar olduğu anlaşılmaktadır.

ZÜMRÜDÜ ANKA KUŞU’NUN HİKAYESİ

Efsaneye göre kuşların hükümdarı olan ve Kaf Dağı’nda yaşayan Zümrüdü Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden onu gören olmamış.

Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş.

Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş.

Onun var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.

İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler.

Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce “Aşk Denizi”nden geçmişler sonra “Ayrılık Vadisi”nden uçmuşlar.

“Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne sapmışlar.

Kuşların kimisi “Aşk Denizi”ne dalmış, kimisi “Ayrılık Vadisi’nde” kopmuş sürüden.

Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş.

Oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış.

Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış.

Baykuş yıkıntılarını, Balıkçıl kuşu ise bataklığını özlemiş…

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “Şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi olan “Yokoluş Vadisi”nde bütün kuşlar umutlarını yitirmiş.

Kaf Dağı’na vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış.

Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki:

“Simurg – otuz kuş” demekmiş.

Onların her biri birer Simurg’muş.

Otuz kuş anlar ki aradıkları kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

SİMURG VE KIRKLAR

Burada çok ilginç bir bağlantı ortaya çıkıyor.

Simurg hikâyesinde kuşlar uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkıyorlar.

Yolda nefsin arzularına benzeyen vadilerden geçiyorlar.

Aşk Denizi… Ayrılık Vadisi… Hırs Ovası… Kıskançlık Gölü… Şaşkınlık Vadisi… Yokoluş Vadisi…

Ve bütün bu yolculuğun sonunda geriye kalan kuşlar kendilerinin aradıkları varlık olduğunu anlıyorlar.

Bu yüzden Simurg hikâyesi tasavvufî düşüncede insanın kendisini araması, nefsini aşması ve hakikate ulaşması şeklinde anlatılır.

Simurg – Kırklar – Ebdaller – Evliyalar

kelimeleri yan yana geldiğinde ise ortaya çok farklı bir manevi tablo çıkıyor.

NEANDARTEL İNSAN YADA İLK İNSANLARIN AĞZINDA 40 DİŞ Mİ VARDI

HZ ADEMİN 40 ÇOCUĞU?

NEANDARTEL İNSAN YADA

İLK İNSANLARIN

AĞZINDA 40 DiŞ Mi VARDI

KAFATASI ONDAN MI

ARKAYA DOĞRU UZUN

SİMURG YANİ KIRKLAR

ONLAR MI

Burada yine kırk sayısı karşımıza çıkıyor.

Kırk diş, kırk insan, kırk evliya, kırk Ebdal, Kırklar Meclisi…

Kırk sayısının insanlık tarihinde ve çeşitli kültürlerde neden bu kadar çok kullanıldığı ayrıca araştırılması gereken bir konu.

KIRKLAR MECLİSİ

Kırklar Meclisi de Türk-İslam tasavvuf ve halk kültüründe önemli bir yer tutan anlatımlardan biridir.

Kırklar denildiğinde kırk kişinin bir araya geldiği, manevi bir meclis oluşturduğu ve bu meclisin kendi içerisinde bir sır taşıdığı anlatılır.

Bazı anlatımlarda Kırklar'ın başında bir rehber, bir pir veya bir kutup bulunduğu anlatılır.

Bunların hepsinin aynı şekilde anlatılmadığı, farklı tasavvuf büyüklerinde ve farklı kültürlerde değişik şekillerde ifade edildiği de görülmektedir.

Fakat ortak nokta:

Kırk kişinin bir araya gelmesi, birlik olması ve tek bir ruh gibi hareket etmesidir.

İşte benim “Voltranı kurmak gibi” dememin sebebi de budur.

Tek tek bakınca kırk kişi.

Ama birleşince tek bir güç.

Tek bir dua.

Tek bir niyet.

Tek bir manevi bütünlük.

KIRK KİŞİNİN DUASI

Peygamber Efendimizden gelen cenaze hadisi de burada tekrar akla geliyor:

“Bir Müslüman ölür de cenazesinde Allah’a şirk koşmayan kırk kişi bulunursa, Allah onların o kimse hakkındaki şefaatlerini kabul eder.”

(Sahih Müslim, 948)

Yani kırk kişi.

Bir araya geliyorlar.

Aynı kıbleye dönüyorlar.

Aynı ölü için dua ediyorlar.

Aynı Allah'a yöneliyorlar.

Ve onların duası kabul ediliyor.

İşte Kırklar düşüncesini anlamaya çalışırken bu kırk kişi meselesi ayrıca dikkat çekiyor.

KIRK SAYISININ GİZEMİ

Kırk sayısı Kur'an ve hadislerde, tasavvuf kültüründe, eski kültürlerde ve halk anlatılarında karşımıza çıkan dikkat çekici bir sayıdır.

Hz. Musa'nın Tur'da kırk gece kalması…

Kırk yaş…

Kırk gün…

Kırk kişi…

Kırk Ebdal…

Kırklar…

Kırkların meclisi…

Kırk sayısının sürekli olarak karşımıza çıkması insanın ister istemez düşünmesine sebep oluyor.

Acaba kırk sadece bir sayı mı?

Yoksa başka bir mana mı taşıyor?

KIRKLARIN RUHU VE SİMURG

Simurg hikâyesinde otuz kuşun sonunda kendi hakikatlerini bulması gibi, Kırklar anlayışında da kırk kişinin ayrı ayrı kişiler olmasına rağmen manevi olarak bir bütün oldukları düşüncesi ortaya çıkıyor.

Birinin duası diğerinin duası.

Birinin derdi diğerinin derdi.

Birinin sevinci diğerinin sevinci.

Birinin ruhu diğerlerinin ruhuyla bütünleşiyor.

İşte bu nedenle:

KIRKLAR

denildiğinde sadece kırk tane insan değil, manevi bir bütünlük düşüncesi de ortaya çıkıyor.

HOROZ, TAVUK VE PHOENİX

PS:

Almanlar Phoenix yada Phönix diye bu horuza diyorlarmış,

yani kırk uçan horuz,

veya tavukları ile birlikte,

bir horuz yani 39 tavuk, birisi evliya

“Müslümanlardan kırk kişi bir araya geldiyse, onlardan birisi illaki evliyadır.”

yani horuz eril erkek,

diğerleri dişi tavuk,

demek ki daha önceleri,

horuzlar da tavuklar da uçabiliyordu...

SON SÖZ

Belki de bütün mesele burada.

Kırk kişi…

Otuz kuş…

Ebdaller…

Kırklar…

Simurg…

Evliyalar…

Allah dostları…

Bunların hepsi insanın aklına aynı soruyu getiriyor:

İnsan yalnız başına bir insan mıdır, yoksa bazı insanlar manevi olarak birbirleriyle birleştiğinde ortaya bambaşka bir güç mü çıkar?

Belki de Kırklar'ın sırrı burada.

Belki de Simurg'un sırrı burada.

Belki de insanın kendisini araması da burada.

Çünkü kuşlar Simurg'u aramak için yola çıktılar.

Sonunda Simurg'u bulduklarında gördüler ki aradıkları şey aslında kendileriydi.

Belki Kırklar da böyledir…

Kırk kişi bir araya gelir ama sonunda tek bir gönül olur.

Tek bir dua olur.

Tek bir niyet olur.

Tek bir ruh olur.

Derleme Makale

Raşit Tunca

Schrems, 28.10.2022

Kaynaklar

Sorularla İslamiyet – Üçler, Yediler, Kırklar

Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/112

Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/322

Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/316

Nûreddin el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, X/62

Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, I/24

Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, I/33

Sehâvî, el-Makâsıdü'l-Hasene, s. 22-23

Sahih Müslim, 948

Kur'an-ı Kerim, Yunus Suresi 62-64

Derleme Makale

Raşit Tunca
SELiM46
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)