UYARIYA KULAK VERMEYENLERİN HÂLİ
08 Aralık 2012 – Cumartesi
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
“Andolsun ki biz Nuh’u kavmine gönderdik.
O dedi ki: ‘Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
Allah’tan başkasına kulluk etmeyin.
Şüphesiz ben, sizin için acı bir günün azabından korkuyorum.’
Bunun üzerine kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler:
‘Biz seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz.
Sana uyanların da ilk bakışta en aşağı tabakamızdan olduğunu görüyoruz.
Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz.
Aksine sizi yalancı sanıyoruz.’”
(Hûd Sûresi 25–27)
Sadakallâhü’l-azîm
Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa
Allahümme salli alâ Ahmed Mahmûd Muhammed Mustafa
Allahümme salli alâ Nûh Nebiyyullah
Allahümme salli alâ Nûh Neciyyullah
Allahümme salli alâ Sâhibi’t-Tûfân
Allahümme salli alâ Mehdi İsmetullah
Allahümme salli alâ Mehdi İhsanullah
Allahümme salli alâ Mehdi İrşadullah
Allahümme salli alâ Mehdi Mürşidü Âhirizzaman
Allahümme salli alâ Mehdi Fecrullah
Allahümme salli alâ Mehdi Kâimi Leyletullah
İmam-ı Âhirizzaman Mehdi Hidayetullah
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Herkesin ikiz çocuğu olmaz; ancak Rabbimizin, yaratılışta bazı kullarına ikiz bereketi nasip ettiği de bir gerçektir. Kimi zaman bu, ikiz çocuk şeklinde olur; kimi zaman da yaratılışta benzerlikler, bereketler ve farklı hikmetler olarak tecelli eder.
Allah Teâlâ, bu bereketin bir tecellisini Yakub Aleyhisselâm’da göstermiştir. Ardından Yusuf Aleyhisselâm dünyaya gelmiş ve ona dile dair büyük bir kabiliyet verilmiştir. Rivayetlerde Yusuf Aleyhisselâm’ın birçok dili bildiği, Rabbimizin onun diline bereket ihsan ettiği anlatılır.
Melik, rüyasını tabir etmesi için Yusuf Aleyhisselâm’ı çağırdığında, Yusuf Aleyhisselâm şu duayı yapmıştır:
“Allahümme innî es’elüke min hayrihî ve hayri mâ hüve lehû
ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ hüve lehû.”
“Allah’ım, ondan gelecek hayrı senden isterim;
onun şerrinden de sana sığınırım.”
Bu duayı farklı dillerde yapmış, Melik ise her seferinde hayretini dile getirmiştir. Yusuf Aleyhisselâm da bunun atalarından kalan diller olduğunu ifade etmiştir.
Bu Haftanın Sünneti
Bu sohbetten çıkaracağımız bazı sünnet ve edep dersleri vardır:
Birincisi:
Dil öğrenmeye gayret etmek, Yusuf Aleyhisselâm’ın sünnetlerindendir.
İkincisi:
Yeni bir işe, bir mekâna, bir şehre veya bir insanla karşılaşırken; kişinin kendi diliyle yahut Arapça olarak hayır ve şerden Allah’a sığınması, güzel bir edeptir.
Fazilet ve Feyiz
“Bu erdem, ancak büyük nasip sahiplerine verilir.”
(Fussilet Sûresi, 35)
Fazilet, herkese verilmez. Allah Teâlâ, dilediği kullarına fazilet ve manevi olgunluk ihsan eder. Feyiz, kalpten kalbe akan İlâhî bir lütuftur. Rabbimiz, kimin kalbini kime bağlamışsa, orada bu akış gerçekleşir.
Bu tamamen Allah’ın ikramıdır. Eğer Rabbimiz lütfetmese, hiçbir kul buna kendi gücüyle sahip olamaz.
Teveccüh ve Manevî Bağ
Teveccüh; kalbi, Allah’a yakınlık vesilesi olan salih kullara yöneltmek, onları hayırla anmak ve Allah’tan istifade etmeyi dilemektir. Bu hâl, tasavvufta rabıta veya murakabe olarak ifade edilir.
Mürşid-i kâmiller, bunun özellikle akşam namazından sonra yapılmasını tavsiye etmişlerdir. Bu, bir ibadet değil; edep ve yöneliş hâlidir. Fayda ve tesir tamamen Allah’tandır.
Nuh’un Kavmi ve İbret
Nuh Aleyhisselâm, kavmini defalarca uyarmış; fakat uyarılara kulak asmayanlar helâk olmuştur. Gemiye binenler ise kurtuluşa ermiştir. Bu kıssa, Kur’ân’da bizlere ibret olsun diye anlatılmıştır.
Her çağda kurtuluş, İlâhî uyarılara kulak vermekle mümkündür. Kibre kapılan, “Bu da bizim gibi bir insan” diyerek hakikati küçümseyenler, geçmişte olduğu gibi her zaman zarara uğramıştır.
Dua ile Bitiriyoruz
Rabbim,
bizleri uyarılara kulak veren kullarından eylesin.
Kalplerimizi hidayete açık kılsın.
Bizi sırat-ı müstakimden ayırmasın.
Dalâlete düşmekten muhafaza buyursun.
El-Fâtiha ma‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems – 15 Şubat 2018
(Son dil ve üslup düzenlemesi yapılmıştır)
08 Aralık 2012 – Cumartesi
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
“Andolsun ki biz Nuh’u kavmine gönderdik.
O dedi ki: ‘Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
Allah’tan başkasına kulluk etmeyin.
Şüphesiz ben, sizin için acı bir günün azabından korkuyorum.’
Bunun üzerine kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler:
‘Biz seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz.
Sana uyanların da ilk bakışta en aşağı tabakamızdan olduğunu görüyoruz.
Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz.
Aksine sizi yalancı sanıyoruz.’”
(Hûd Sûresi 25–27)
Sadakallâhü’l-azîm
Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa
Allahümme salli alâ Ahmed Mahmûd Muhammed Mustafa
Allahümme salli alâ Nûh Nebiyyullah
Allahümme salli alâ Nûh Neciyyullah
Allahümme salli alâ Sâhibi’t-Tûfân
Allahümme salli alâ Mehdi İsmetullah
Allahümme salli alâ Mehdi İhsanullah
Allahümme salli alâ Mehdi İrşadullah
Allahümme salli alâ Mehdi Mürşidü Âhirizzaman
Allahümme salli alâ Mehdi Fecrullah
Allahümme salli alâ Mehdi Kâimi Leyletullah
İmam-ı Âhirizzaman Mehdi Hidayetullah
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Herkesin ikiz çocuğu olmaz; ancak Rabbimizin, yaratılışta bazı kullarına ikiz bereketi nasip ettiği de bir gerçektir. Kimi zaman bu, ikiz çocuk şeklinde olur; kimi zaman da yaratılışta benzerlikler, bereketler ve farklı hikmetler olarak tecelli eder.
Allah Teâlâ, bu bereketin bir tecellisini Yakub Aleyhisselâm’da göstermiştir. Ardından Yusuf Aleyhisselâm dünyaya gelmiş ve ona dile dair büyük bir kabiliyet verilmiştir. Rivayetlerde Yusuf Aleyhisselâm’ın birçok dili bildiği, Rabbimizin onun diline bereket ihsan ettiği anlatılır.
Melik, rüyasını tabir etmesi için Yusuf Aleyhisselâm’ı çağırdığında, Yusuf Aleyhisselâm şu duayı yapmıştır:
“Allahümme innî es’elüke min hayrihî ve hayri mâ hüve lehû
ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ hüve lehû.”
“Allah’ım, ondan gelecek hayrı senden isterim;
onun şerrinden de sana sığınırım.”
Bu duayı farklı dillerde yapmış, Melik ise her seferinde hayretini dile getirmiştir. Yusuf Aleyhisselâm da bunun atalarından kalan diller olduğunu ifade etmiştir.
Bu Haftanın Sünneti
Bu sohbetten çıkaracağımız bazı sünnet ve edep dersleri vardır:
Birincisi:
Dil öğrenmeye gayret etmek, Yusuf Aleyhisselâm’ın sünnetlerindendir.
İkincisi:
Yeni bir işe, bir mekâna, bir şehre veya bir insanla karşılaşırken; kişinin kendi diliyle yahut Arapça olarak hayır ve şerden Allah’a sığınması, güzel bir edeptir.
Fazilet ve Feyiz
“Bu erdem, ancak büyük nasip sahiplerine verilir.”
(Fussilet Sûresi, 35)
Fazilet, herkese verilmez. Allah Teâlâ, dilediği kullarına fazilet ve manevi olgunluk ihsan eder. Feyiz, kalpten kalbe akan İlâhî bir lütuftur. Rabbimiz, kimin kalbini kime bağlamışsa, orada bu akış gerçekleşir.
Bu tamamen Allah’ın ikramıdır. Eğer Rabbimiz lütfetmese, hiçbir kul buna kendi gücüyle sahip olamaz.
Teveccüh ve Manevî Bağ
Teveccüh; kalbi, Allah’a yakınlık vesilesi olan salih kullara yöneltmek, onları hayırla anmak ve Allah’tan istifade etmeyi dilemektir. Bu hâl, tasavvufta rabıta veya murakabe olarak ifade edilir.
Mürşid-i kâmiller, bunun özellikle akşam namazından sonra yapılmasını tavsiye etmişlerdir. Bu, bir ibadet değil; edep ve yöneliş hâlidir. Fayda ve tesir tamamen Allah’tandır.
Nuh’un Kavmi ve İbret
Nuh Aleyhisselâm, kavmini defalarca uyarmış; fakat uyarılara kulak asmayanlar helâk olmuştur. Gemiye binenler ise kurtuluşa ermiştir. Bu kıssa, Kur’ân’da bizlere ibret olsun diye anlatılmıştır.
Her çağda kurtuluş, İlâhî uyarılara kulak vermekle mümkündür. Kibre kapılan, “Bu da bizim gibi bir insan” diyerek hakikati küçümseyenler, geçmişte olduğu gibi her zaman zarara uğramıştır.
Dua ile Bitiriyoruz
Rabbim,
bizleri uyarılara kulak veren kullarından eylesin.
Kalplerimizi hidayete açık kılsın.
Bizi sırat-ı müstakimden ayırmasın.
Dalâlete düşmekten muhafaza buyursun.
El-Fâtiha ma‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems – 15 Şubat 2018
(Son dil ve üslup düzenlemesi yapılmıştır)
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
