MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 5
Latest member:» Latest member: Ahmed
Forum threads:» Forum threads: 2,050
Forum posts:» Forum posts: 2,260

Full Statistics Full Statistics

Search Forums

(Advanced Search)

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Şintoizm hakkına bilgi verir misiniz?

Japonların milli dini olan Şintoizm Japoncada karşılığı Kami-Nomiçi olup “tanrıların yolu” demektir. Şintoizmin herhangi bir kurucusu yoktur. Şintoizmin geçirdiği safhalar üç devrede incelenir. Bunlar, a) mitolojik dönemlerde başlayan ve Budizm’in Japonya’ya girişine kadar devam eden dönem, b) Budizm, Şintoizm mücadelesinin kızıştığı 9. yüzyıla kadar süren dönem, c) Şintoizmle Budizm’in birbirinden ayrıldığı, 1192’den 1868 reformuna kadar devam eden dönemdir.


Şintoizm milli, iptidai, politeist bir din olup diğer dinlere karşı hoşgörülü bir din dir. Onun iki temel özelliği a) Milli bir din olması, b) Tabiata bağlanmaya önem vermesidir.

Şintoizmde ruh veya Tanrı için “kami” kelimesi kullanılır. Ruhun ölümden sonra yaşadığına inanılır ve ölen herkes “kami” olur. Ancak her kami tanrı olmayabilir. Sekiz milyon tanrı bulunduğuna inanılır. Bunların en büyüğü güneş tanrıçası Amaterasu’dur. Şintoistlere göre birbiriyle hem kardeş hem karı-koca olan Gök (Baba Tanrı) ile Yer (Ana Tanrı) bütün Japon adalarını ve diğer Tabiat Tanrılarını doğurmuşlardır. Bu iki ilah inancı etrafında dönüp dolaşan başka Tanrı inanışları da vardır. Dağ, ırmak, ateş, gök gürlemesi, fırtına, yağmur, vb. ilahlar dışında her meslek sahibinin de ayrı bir ilahı vardır. Ölüler yaşayanlara muhtaçtır. Kendilerine ikram yapıldığı, mezarın üzerine yiyecek, içecek, eşya vs. konulduğu sürece mesut olurlar.

Ailenin, köyün, klanın ve imparatorun atalarının ruhları en başta gelen ruhlardır. İmparator Güneş ilahesinin torunudur. Genellikle Japonlar dünyanın iyi ve kötü ruhlarla dolu olduğuna inanırlar. Şintoizmde ibadet tapınak ve evde yapılabilir. Japonya’da yüzbinin üzerinde mabet olduğu söylenmektedir. Mabetlerde genellikle eskiliği açısından değerli olan ayna, kılıç, mücevherli taş ve Amatarasu’nun heykeli bulunur.

Japonların ibadet şekilleri çok sade ve basittir. İbadet etmek isteyen kişi mabede gider, elini, yüzünü ve ayaklarını Müslümanların abdest almaları gibi yıkar. Mabetteki kıymetli eşya karşısında diz çöker. ibadetini tamamlar ve dışarı çıkar. Eskiden ibadette kurban bulunmasına rağmen, günümüzde rastlanmamaktadır. İbadet için temizliğe çok önem veren Japonlar bunu ihmal etmeyi büyük günah sayarlar. Bazı özel durumlarda islam inancındaki gusüle benzer bir temizlik yaparlar. İbadeti rahipler idare eder. Özel öğretimlerle yetiştirilirler.

Evlenme törenleri mabetlerin bitişiğindeki evlenme salonlarında rahipler tarafından icra edilir. Cenaze törenlerini ise Budist rahipler yönetir. Bu anlayış bir Japon tarafından “Biz Şintoist doğar, Budist ölürüz” şeklinde kabul edilir. Onlara göre “Aile bir dindir, aile ocağı ise tapınaktır.” Ölülere karşı görevini yapan insan, yaşayanlara karşı olan vazifelerini de yerine getirmiş olur. Çok eski zamanlardan kalma duaları ve sıhri formülleri ezbere okumak, ilahlara hediyeler takdim etmek Japonların bugünde vazgeçemedikleri davranışlardandır.

Şintoizmin kutsal metinleri ikidir: a) Kojiki, b) Nihongi.

Günümüzde Şintoistlerin sayısının 4.000.000′un üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
Taoizm hakkında bilgi verir misiniz?

Çinin en eski dinlerinden biridir. Şintoizm ve Konfüçyanizme reaksiyondan doğmuştur. Kurucusu Lao Tzu dur. Hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur. MÖ. 604-517 yılları arasında yaşadığı, Honan da doğduğu, Konfüçyüsün çağdaşı olduğu sanılmaktadır.

Taoizm Tao kavramı üzerine inşa edilmiştir. Taoizmin kendine göre büyücüleri rahipleri, rahibeleri, dini şefleri ve kendine has ayinleri vardır. İlkbaharda ateş yakılır, Taoist rahipler yarı çıplak durumda, ateşe pirinç ve tuz atıp yalınayak koşarak üzerinden geçerler.

Taoizmin temeli mistik bir panteizmdir. Tao, dünyayı yöneten bir sebeptir ve insan onu bilmelidir. Tao, âlemden önceki yaratıcı prensiptir. O görülemez, işitilmez ve kavranılamaz. O hiçbir şeye sığmaz. Her şeyin temeli O’dur.

Taoizmde ayrıca bir de “Te” vardır. Bütün varlıkları Tao meydana getirir, Te ise onları besler, büyütür, tamamlar.

Taoistlere göre iyi bir Taoist, kendi içini meşguliyetlerden ve pisliklerden temizleyerek mücerret gerçeklerle doldurmalıdır. Maddeden arınmakla insan halis ruh haline gelir. Mistisizmin en yüksek makamı, fertle mutlak varlık arasında tam birleşme merhalesidir. Bu da, tam birleşme yoluyla bir şahsiyet haline gelmekle olur. Taoizm, Konfüçyizm’in tersine pasifliğe yönelir. Bunlara göre fazilet, çalışmamaktır. İnsanları mukaddes dağlarda ve uzak adalarda düşünerek yaşamaya davet ederler. Yasaların, ilmin ve medeni gelişmelerin insan fıtratını bozduğunu ileri sürerler ve fıtratın asıl temizliğini kazanması için tabii hayata dönülmesi gerektiğini savunurlar. Taoistler ömrün uzamasına önem verirler. Yaşlılık onlara göre mukaddeslik alâmetidir. Taoist inancın hedeflerinden biri de ömrün uzatılması ve ebedileştirilmesidir. Bazıları ömrün yüzyıllar sürebileceğini iddia ederler.

Taoizmin kurucusu Lao-tzu savaşa karşıdır. Bunun için o savaş aletlerini iyi görmez. Yine Taoizmde devlete müspet vazifeler düşmez. Maddi ilerleme küçümsenir. Birçok memuriyet ve müessese gereksiz görülür.

Günümüzde 100 milyon civarında Taoist yaşadığı tahmin edilmektedir.
Sâbiîlik hakkında bilgi verir misiniz?

Sâbiîler, Kur’an’da üç yerde (Bakara, 2/62; Maide, 5/69; Hac, 22/17) geçmektedir. Bu nedenle Müslüman âlimler ve müfessirler Sabiîlerin inançları konusu ile ilgilenmişlerdir. Sabiîler hakkında yapılan araştırmalar, bunların üç kısma ayrıldığını göstermektedir. Birinci kısımda yer alan Sabiîler, Yahudîlik inancına mensup olmakla birlikte Yahudîlerin bir takım temel görüşlerine muhalif olan bir inanç grubudur. Nitekim Hz. Yahya da kendisi Yahudi olmasına rağmen yaşamış olduğu asırdaki Yahudî anlayışına karşı çıkmış ve Yahudiler tarafından öldürülmüştür. Bu nedenle Hz. Yahya, Sabiîler tarafından en saygın Peygamber kabul edilmiştir. Bu kısımda yer alan Sabiîlere “Hanif Sabiîler” de denmiştir. İkinci kısımda yer alan Sabiîlere ise Mandenler denmektedir. Mandenler ilk Sabiîliğin sahip olduğu inanç ve prensipleri benimsemekle birlikte bu prensiplere yenilerini ekleyerek farklı bir inanç sistemi oluşturmuşlardır. Bunlar Peygamberler arasında bir takım ayrımlara giderek kimi Peygamberlere saygı duymuş kimilerini ise dışlamışlardır. Onlara göre Hz. Yahyâ yanında Hz. Âdem ve Hz. Nuh da saygın Peygamberler iken Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed (s.a.s.) kötülük Peygamberleridir. Üçüncü kısım Sabiîler ise aslen Sabiî inançlarını paylaşmamakla birlikte sadece onların hukuki statüsüne sahip olabilmek için bu adı alan ve yıldızlara tapmalarıyla tanınan Mezopotamya (Harran) putperestlerinden oluşmaktadır. Bu üç kısımdan birincisi günümüze kadar varlığını sürdürememiştir. Üçüncüsü ise Sabiî adını taşımakla birlikte esasen bu inanca sahip değildirler. Dolayısıyla günümüzde Sabiîlik denildiğinde akla gelen grup Mandenlerdir.

Yahudi olmalarına rağmen Yahudiliğin ana ekseni dışına çıkan Mandenler, Filistin’de uğradıkları katliam nedeniyle Kuzey Mezopotamya’ya göç etmişlerdir. Burada karşılaştıkları yeni inanç ve kültürlerden de etkilenerek, İran dinlerinden, Asur-Babil inançlarından ve Hıristiyanlıktan aldıkları çeşitli öğeleri kendi inançlarına katmışlar ve böylece Yahudilikten iyice uzaklaşmışlardır. Mandenler, VII. yüz yılda Irak’ın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra İslam hakimiyeti altına girmişler ve zimmî statüsüne sahip olmuşlardır.

Mandenler’in üç önemli kutsal kitabı vardır. Bunlar yaklaşık altı yüz sayfa olan ve “Âdem’in Kitabı” diye de isimlendirilen Ginza (Hazine), Draşia d Yahya (Yahya’nın Öğretileri), ve Qolasta (Övgü)’dır.

Mandenler ikili bir anlayışa sahiptirler. Bu anlayışa göre, “Işık Evreni” ve “Karanlık Evreni” diye iki evren vardır. Işık Evreni’nin hakimi, “Yüce Yaşam”, “Kudretli Ruh” ya da “Yüceliğin Efendisi” olarak nitelendirilen ve tüm eksikliklerden uzak bulunduğuna inanılan “Malka d Nhura” (Işık Kralı)’dır. Işık Kralına gündüz üç, gece iki kez dua ederler. Bu dualar kuzeye dönülerek gerçekleştirilir. Bunun yanında diğer bir önemli ibadet ise vaftizdir.

Sabiîler kutsal kabul edilen ve uzun beyaz bir elbise olan “Rasta”yı sürekli giymek zorundadır. Din adamları ise Rasta’ya ek olarak, sağ elin küçük parmağına takılan altın yüzük gibi bazı özel eşyalar da kullanırlar. Sabiîler başka dinden olanlarla evlilik yapmadıkları için kapalı bir toplum hüviyetine sahiptirler.

Günümüzde sayıları otuz bini bulan Sabiîler, Dicle ve Fırat kıyıları ile Irak’ın çeşitli bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bununla birlikte Amerika İsveç ve Avustralya gibi ülkelere göç eden Sabiîler de vardır.
İncil’e nasıl iman ederiz?

Kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelen İncil, Hz. Îsâ aracılığıyla insanlara indirilen kutsal kitabın adıdır. İncil, İsrailoğulları’na daha önce gönderilen Tevrat’ı tasdik eden bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’de: “O Peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu Îsâ’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.” (Mâide, 5/46) buyrulmaktadır. Bu ayette de belirtildiği gibi İncil Tevrat’ı tasdik edicidir.

Şüphesiz İncil Allah tarafından indirilmiştir. Bu bakımdan, Allah’tan Hz. Îsâ’ya indirildiği şekliyle ona inanmak imanın gereklerindendir. Fakat günümüzde İncil’in bu orijinal metni elde yoktur. Bu gün İncil adı altında mevcut olan kitap, insanlar

tarafından müdahaleye mâruz kalmış ve bozulmuştur. Günümüzde İncil’de yer alan bilgiler hakkında bir Müslüman’ın takınması gereken tavır şu şekilde ifade edilebilir: Eğer bu bilgiler, Kur’an ve sahih hadislerdeki bilgilere uygunsa kabul; değilse ise reddedilir. Ayet ve hadislerde hiç bahsedilmiyor ve İslâm’ın temel prensiplerine de zıt düşmüyorsa Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu tavsiyesi doğrultusunda hareket edilir: “Ehl-i Kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de (yalanlamayın). ‘Biz Allah’a ve bize indirilenlere iman ettik’ deyin.” (Buhârî, Tefsîr, 13)
Ortodoks ne demektir?

Grekçe’orthos’ ile’doxa’ kelimelerinden gelen ve doğru inancı ifade eden Ortodoks terimi, genel kullanımda bir dinin öğretisine, ilkelerine, doktrin ve dogmasına, geleneksel olarak doğru kabul edilen düşüncelerine uygun, düşünce ve inanç tarzını ifade etmek için kullanılmaktadır. Özel anlamda bu terim Hıristiyan toplumunun 11. yüzyılda Doğu ve Batı şeklinde ayrılmasından sonra ortaya çıkan Grek ve Slav ağırlıklı Doğu Hıristiyanlığını ifade etmede kullanılmaktadır.

Ortodoks terimi Doğu Batı ayrışmasından önce, Hıristiyanlığın ilk beş yüzyılında ana kitleden ayrılmış olan Ermeni ve Süryani gibi diğer doğulu Kiliseler tarafından da kullanılmakla birlikte bu terim, genellikle İstanbul’daki Fener patriğinin unvan üstünlüğünü tanıyan ve onunla birlikte hareket eden özerk veya bağımsız yerel kiliselerin oluşturduğu Hıristiyan grubunu tanımlamak için kullanılmıştır.
Katolik ne demektir?

Katolik kelimesi, ilk defa Antakyalı Aziz Ignatıus (Ö. 107) tarafından yerel cemaatlere karşın Hıristiyan Kilisesinin evrenselliğini ve bütün Hıristiyanlar tarafından kabul edilen ortak inanışı ifade etmek amacıyla kullanılmıştır.

Ortaçağda, özellikle sapkın kabul edilen çeşitli Hıristiyan topluluklarının ortaya çıkmasıyla birlikte bu terim, sapkınlığın karşıtı olarak, gerçek ve doğru Hıristiyanlığı ifade etmek için kullanılmıştır.

Doğu ile Batı Kiliselerinin birbirinden ayrılmasından sonra, merkezi İstanbul olan Doğu Kilisesi, doğru inanış anlamına gelen “Ortodoks” adını, Roma merkezli Batı Kilisesi ise doğru inancın ve gerçek Hıristiyanlığın evrensel temsilcisi olduğunu ifade etmek amacıyla “Katolik” adını kullanmaya başlamıştır. Bu ayrışmadan sonra Katolik kelimesi, geleneksel anlamı yanında iki büyük Hıristiyan mezhebinden birinin adı haline gelmiş ve bu durum 16. yüzyıla kadar devam etmiştir.

yüzyıldan itibaren Katolik dünyasında yeni bir bölünme süreci yaşanmış ve Katolik Kilisesinin geleneksel Hıristiyanlık anlayışını reddeden Protestan mezhepleri doğmuştur. Bu mezheplerin ortaya çıkmasından sonraki süreçte ise Batı dünyasında “Katolik” terimi, genellikle “Protestan” teriminin karşıtı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papa’ya bağlılığını sürdüren Hıristiyanlar Katolik olarak adlandırılmıştır.

Roma Kilisesi gerçek ve evrensel Hıristiyan Kilisesinin yegâne temsilcisi olduğu iddiasını sürdürmüştür.
Hıristiyan sakramentleri nelerdir?

İnancın göstergesi olan sakramentler ilahi rahmet ve lütfun arandığı ve bahşedildiği, düzenli olarak yapılan ayinlerdir. Roma Katolik Kilisesi ve Doğu Ortodoks Kilisesi mensupları; vaftiz, konfirmasyon, tövbe/günah itirafı, evharisti/kutsal komünyon, evlilik, rahip takdisi, ölüm esnasında hastayı son yağlama adı altında 7 ritüeli sakrament olarak kabul ederken, Protestan Kiliselerinin müntesipleri genel olarak sadece vaftiz ve evharisti/kutsal komünyonu sakrament olarak kabul etmektedir.

1- Vaftiz

Suya dalma veya vücudun belirli kısımlarını yıkamak suretiyle yapılan vaftiz sakramenti, Hıristiyan imanını kabulün ilk aşaması olarak görülmektedir. Bazı Protestan gruplar adayın ergenlik çağına geldikten sonra vaftiz edilmesini öngörmesine rağmen Hıristiyanların büyük çoğunluğu adayı bebeklik döneminde vaftiz etmektedirler.

2- Konfirmasyon

Vaftizle Hıristiyan olan kişilere Kutsal Ruhun inayetinin verilmesi sakramentidir. Doğu Ortodoks kiliseleri bu sakramenti, bebeklerin vaftizinden hemen sonra uygularken, Roma Katolikleri çocukların yedi-ondört yaşları arasında uygulamaktadır.

3- Tövbe/Günah İtirafı

Kişinin işlediği günah veya hatasını kilisede itiraf etmesi ve rahibin de Baba, Oğul, Kutsal Ruh adına söz konusu günah ve hatayı bağışlaması sakramentidir.

4- Evharist/Komünyon

Îsâ’nın çarmıha gerilmesinden önce havarileriyle yediği son akşam yemeği anısına icra edilen bu sakrament, düzenli olarak Pazar günleri yapılmaktadır. “Rabbin Son Akşam Yemeği” ve “Ekmek ve Şarap Ayini” olarak da bilinen bu ayine iştirak eden Hıristiyanlar, Îsâ’nın bedenini ve kanını temsil eden küçük bir parça özel yapılmış ekmek yerler ve bir yudum şarap içerler. Böylece Rab Îsâ Mesih ile bütünleşirler.

5- Evlilik

Evlenecek çift için bazı özel duaların yapıldığı bir ayindir. Bu sakramentin amacı evlenecek erkek ve kadını takdis etmektir.

6- Rahip Takdisi

Din adamlarının rahip olarak atanma seremonisidir. Bu ayin esnasında rahip olarak atanacak kişi hayatını Hıristiyan topluluğuna adamayı vaad eder. Rahip Takdisi ayinine takdis edilecek rahiplerin akrabaları, tanıdıkları ve ilgi duyanlar katıldığı için çok kalabalık ve görkemli törenler yapılır.

7- Hastayı Yağlama

Roma Katoliklerince ölümü kaçınılmaz olan hastalara uygulanmaktadır. Doğu Ortodokslarınca ise hastayı rahatlatmak için gerekli olduğu her durumda uygulanmaktadır. Bu sakramentin uygulanması esnasında toplu veya özel ayinlerle dualar eşliğinde hastaya yağ sürülür.


Hıristiyanlığın gizemleri doğumdan ölüme kadar kişinin birçok özel yaşamını kilisede dualar eşliğinde icra etmesini sağlamaktadır. Bu ayinlere elbette yakınlar, akrabalar ve tanıdıklar da katılmaktadır. Bundan dolayı Hıristiyanlar, diğer din mensuplarına kıyasla ibadethanelerine daha çok muhtaçtırlar ve kilise insanların günlük hayatını daha çok etkilemektedir
Zebur hakkında bilgi verir misiniz?

Dört büyük mukaddes kitaptan biri olan ve kelime olarak “parça, yazılı şey ve kitap” anlamlarına gelen Zebur, Yüce Allah tarafından Hz. Dâvud (a.s.)’a indirilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Rabbin göklerde ve yerde olanları en iyi bilendir. And olsun ki; biz Peygamberlerin kimini kiminden üstün kılmışızdır. Davûd’a da Zebur verdik.” (İsra, 17/55) Bu âyetten Zebur’un Hz. Dâvud (a.s.)’a indirildiği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) de bir hadis-i şerifte, Zebur’un ehl-i kitap tarafından okunduğunu haber vermiştir (Buhârî, Teyemmüm, 6).

İsrailoğulların’a doğru yolu göstermek için nâzil olan Zebur’un aslı İbranîcedir. Kaynaklarda belirtildiğine göre Zebur’un metni manzumdur. Zebur’da genellikle Hz. Dâvud’un Allah’a yakarışları ve ilâhîleri yer almaktadır. Yahudilerin, ‘Tevrat’tan sonra kitap gelmeyecektir. ‘ yolundaki iddiaları Zebur’un Hz. Dâvûd’a verilmesiyle nakzedilmiş bulunmaktadır (Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1938, IV, 3081).
Kabala hakkında bilgi verir misiniz?

Kabala; Tevrat’ın batınî (gizli) manasını açıklayan mistik Yahudi tefsir geleneğine verilen isimdir. İbranice gelenek, an’ane anlamına gelen Kabbala’dan alınmadır. Yahudilere göre Tevrat’taki batinî manâları herkes anlayamaz. Bu nedenle Tevrat’ın batınî anlamlarını bilme yeterliliğine sahip Yahudî din adamlarının tefsirlerine ihtiyaç vardır. Bu da Yahudilik içerisinde Kabala kültürünün önemli bir konuma sahip olmasını doğurmuştur.

Kabala anlayışı 14. yüzyılda ‘Mois de Leon’ adlı İspanyalı bir Yahudi din adamı tarafından, zengin Yahudiler için yazılan Tevrat tefsiri ile birlikte bir gelenek halini almıştır. Bu çalışma, daha sonra Tevrat’ın mistik yorumu olan Zohar’ın temelini teşkil etmiştir. Başta Zohar olmak üzere harflere ve kelimelere gizli anlamlar yükleyen bu tür batınî ve hurufî tefsirler, Kabbala’nın temelini oluşturmuştur.

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)