MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir. |
| Forum İstatistikleri |
» Toplam Üye: 5 » En Son Üye: Ahmed » Toplam Konular: 2,137 » Toplam Yorumlar: 2,440 Ayrıntılı İstatistikler |
| Forumda Ara |
|
(Gelişmiş Arama) |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
CÜNÜP OLAN KİMSEYE YASAK OLAN ŞEYLER NELERDİR?
Cünüp olan kadın ve erkeğe veyahut hayız ve nifas hâlindeki kadınlara yapmaları haram olan dini vazifeler şunlardır:
l— Namaz kılmak.
Cünüp olan kimse, oruç tutmakla beraber, hayız ve nifas hâlindeki kadın, oruç da tutamaz.
2 — Kur'an okumak.
Ezberden veya Mushaf'a bakarak bir âyet dahi olsa Kur'an okumak (tilâvet) haramdır: Ancak Kur'an'daki dua ve sena âyetlerini tilâvet kasdı olmaksızın dua ve sena niyyetiyle ezberden okumak caiz görülmüştür. Meselâ, cünüp bir kimsenin dua ve sena âyetlerini ihtiva eden Fatiha sûresini tilâvet kasdıyla okuması haramdır. Dua ve sena niyyetiyle okuması ise caiz olur.
* Kelime-i şehadet getirmek, teşbih ve tekbir kelimelerini söylemek de caizdir.
3— Kur'an okumak caiz olmadığı gibi Kur'an-ı Kerîm'e el sürmek de caiz değildir. İsterse el sürülen bir âyet olsun, isterse yarım âyet. Ancak Kur'ân-ı Kerîm bir mahfaza içinde olduğu takdirde el sürmek caiz olur.
4 — Kâbe-i Muazzama'yı tavaf etmek.
5 — Zaruret olmaksızın câmi-i şerifin içine girmek veya camiin içinden geçmek.
CÜNÜPLÜK NEDİR?
Fıkıh dilinde cünüplük (cenâbet), cinsî münasebet veya şehvetle meninin gelmesi (inzal) sebepleriyle meydana gelen ve belirli ibadetlerin yapılmasına engel olan hükmî kirlilik halinin adıdır.
Gusül Abdesti Nasıl Alınır?
Meni gelsin veya gelmesin cinsî münasebet sonunda kadın da erkek de cünüp olur. Cünüplüğe yol açan cinsî münasebetin ölçüsü ve başlangıç sınırı, erkeklik organının sünnet kısmının girmiş olmasıdır. Erkek veya kadından şehvetle (cinsî zevk vererek) meninin gelmesi cünüplüğün ikinci sebebidir. Meninin uyku halinde veya uyanıkken, iradî ya da gayri iradî gelmesi sonucu değiştirmez. Şâfiîler hariç fakihlerin çoğunluğu, cünüplük için meninin şehvetle gelmesini şart gördüklerinden, ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesini cünüplük sebebi saymazlar.
Uyandığında ihtilâm olduğunu hatırlamamakla birlikte elbisesinde meni bulaşığı gören kimsenin gusletmesi gerekir. Buna karşılık ihtilâm olduğunu hatırladığı halde elbisesinde böyle bir iz görmeyen kimsenin ise gusletmesi gerekmez.
Cünüp olan kimsenin farz veya nâfile herhangi bir namaz kılması, tilâvet secdesi yapması, Kâbe’yi tavaf etmesi, Mushaf’ı eline alması, camiye girmesi ve orada bulunması câiz görülmez. Bu kimseler dua ve zikir maksadıyla besmele çekip Fâtiha, İhlâs, Âyetü’l-kürsî gibi sûre ve âyetleri okuyabilirler. Cünüp kimsenin bu halini herhangi bir farz namazın ifası vaktine kadar geciktirmesi ve bu arada yeme içme de dahil beşerî ve sosyal faaliyetlerini sürdürmesi fıkhen câiz ise de bir an önce cünüplükten kurtulması, bunun için de ilk fırsatta boy abdesti alması, değilse cinsel organını, el ve ağzını yıkaması tavsiye edilmiştir.
CENÂBET
Boy abdesti (gusül) almayı gerektiren durum; büyük abdestsizlik hâli; bu durumda olup da henüz gusletmemiş olan kimse.
Cenâbet olan, yani cinsî münasebette bulunmuş yahut rüyada ihtilâm olmuş veya birine bakmakla ya da dokunmakla kendisinden şehvetle inzal vaki olmuş kimseye cünüp bu durumuna da cenâbet denir.
Cinsî münasebetle meni gelmese de kişi cünüp sayılır. Bunun için sünnet mahallinin kadının cinsel organında kaybolması gerekir. Übey b. Ka'b'tan rivayete göre, Rasûlullah (s.a.s.), İslâm'ın ilk yıllarında elbisenin azlığından dolayı, inzalsiz cima hâlinde yıkanmamayı bir ruhsat kıldı. Daha sonra ise guslü emretti: Ruhsatı kaldırdı. Ebû Dâvud şöyle der: "Übey bununla sudan dolayı suyu kasdetmiştir. Bu da meninin gelmesinden dolayı guslün gerektiğini ifade etmektedir." (Ebû Dâvud, Tahare, 381; İbn Mâce, Tahare, 111; Ahmed b. Hanbel, V, 115-116) Bu hadisten anladığımıza göre inzalsiz cima'ın hükmü cünüplüktür ve guslü gerektirir.
Bu durumda olan kişi için Hanefiler: "Meni gelse de gelmese de bu durumda kişi cünüptür. Yani kadın ve erkek her ikisi de cünüp olur" demişlerdir.
Ölü veya diri bir hayvanın dübürüne haşefenin (cinsel organın ucu) girmesi ise, guslü icap ettirmez ve kişi cünüp olmaz. Fakat bu durumda meni gelirse cünüplük vaki olur. Bu tür yönelişler her devirde görülebildiği ve cinsel bir sapma olduğu için İslâm' da yasaktır ve cezası vardır.
Şâfiîler, inzalsiz cima'ın hükmü konusunda Hanefilerle aynı görüşü paylaşıyorlar. Bu konuda İmam Şâfiî (rh.a.) şöyle demiştir: "Arap dili, cenabet kelimesinin cinsî münasebet manasına gelmesini gerektirir, isterse meni çıkmasın. Çünkü birisine filanca falan kadından cünüp oldu deseler, meni inmese bile hemen o kadınla cinsî münasebette bulunduğunu anlar. Böylece, sadece içeriye girmenin guslü icap ettirmesi konusunda kitap ile sünnet birbirini desteklemiş oluyor." (İbn Hacer el-Askalanî, Buluğü'l Meram, Trc. ve Şerh A. Davudoğlu, I, 145-146).
Şâfiîler, Hanefîlerden farklı olarak
"Kişi baliğ olmasa bile cünüp olur" demişlerdir. (Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı, I, 94-95).
İslâm alimlerinin çoğunluğunun bu konuda ittifak etmelerine sebep teşkil eden bir hadis-i şerifte de Allah Rasûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Erkek, kadının dört dalı (kolları ve bacakları) arasına oturur, (erkek) sünnet mahallini (kadının) sünnet mahalline bitiştirirse, (inzal vuku bulsun bulmasın) guslü gerektirir." (Buharî, Gusl, 28; Müslim, Hayz 28; Ebû Dâvud, Terceme ve Şerhi, 1, 384).
Erkek veya kadından ihtilâm, oynaşma, bakma, düşünme veya benzeri sebeplerle meninin gelmesiyle kişi cünüp olur.
Bir kimse uykuda iken rüya görme yoluyla boşalırsa cünüp sayılır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kişi uyandığında, elbiselerinde veya yatağında herhangi bir ıslaklık ile karsılaşmazsa, Hz. Peygamber (s.as.)'in şu emirlerine göre hareket eder: "Rasulullah (s.a.s.)'a ihtilâm olduğunu hatırlamadığı halde (çamaşırında) ıslaklık bulan adam(ın) durumu soruldu. Efendimiz, Gusletsin buyurdular. İhtilâm olduğunu gören, fakat ıslaklık görmeyen kişinin durumu sorulduğunda, Gusûl gerekmez buyurdular. Ümmü Süleym, (ihtilâm olan kadın için; Bunu gören kadına da gusül icap eder mi? diye sordu. Rasûlullah Evet, çünkü kadınlar erkeklerin benzeridirler şeklinde cevap verdi." (Ebû Davud Terceme ve Şerhi, Tahare, I, 423; Tirmizî, Tahâre 82).
Sarhoş ve baygın kimseler de aynı durumdadır.
Cünüp olan kimse idrarını yapmadan veya çokça yürümeden yıkanıp da bilâhare kendisinden nutfenin geri kalanı çıkacak olsa tekrar yıkanması gerekir.
Kadınlarda meninin dışarıya çıkması çok az vaki olduğu için, rüyada ihtilam olan bir kadın ihtiyaten yıkanmalıdır. Kişi karısı ile oynaşır veya bakar yahut da cinsî tahrike sürükleyen şey hakkında düşünür de bu yünden cinsel organından lezzet duymak şartıyla meni gelirse cünüp olur.
Oynaşma veya öpüşme anında erkekten de kadından da mezi gelebilir. Mezi, beyaza çalan yapışkan bir sıvıdır. Mezinin gelmesi cünüplüğü gerektirmez, fakat meni ile meziyi iyi ayırdetmek lâzımdır. Bu konuda Ali (r.a.)
"Ben, mezisi çok gelen biriydim. (Meniye kıyas ederek) yıkanmaya başladım. Öyle ki, sırtım çatladı. Bunun üzerine durumu Rasûlullah (s.a.s.)'a anlattım -veya anlatıldı- Rasûlullah: Böyle yapma. Meziyi gördüğünde tenasül organını yıka ve namaz için abdest aldığın gibi abdest al. Meni çıktığında ise guslet buyurdu." (Ebû Dâvud Terceme ve Şerhi, I, 371; Nesâî, Tehare, 179)
Hanefî ve Mâlikîlere göre meni pistir. Şâfiî ve Hanbelilere göre ise temizdir.
Elle tatmin yolu (mastürbasyon) da cünüplüğü gerektiren fiillerdendir. Mastürbasyon için açık bir nâs, emir veya yasak yoktur, fakat zina tehlikesini önlemek için bu yola başvurulabilir.
Yüksek bir yerden atlamak veya idrardan sonra yahut kişinin beline vurulması sonucu meninin gelmesi kişiyi cünüp etmez. Abdest almak yeterlidir. (Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı, I, 94).
Cenâb-ı Allah, cünüp olan kişinin cünüplükten kurtulması için "...eğer cünüp olursanız, yıkanıp temizlenin... Yahut da kadınlara dokunmuşsanız, su bulamazsanız o vakit tertemiz toprakla teyemmüm edin. " (el-Maide, 5/6) buyurarak yol göstermiştir. Yüce Allah, cünüp olan kişinin suyla gusletmesi gerektiğini, eğer su bulamazsa, yahut yıkanması hâlinde hastalıktan korkarsa, teyemmüm ederek bu durumdan kurtulması gerektiğini bildiriyor. (Geniş bilgi için bk. Gusl ve Teyemmüm.)
Cünüp olan kişi ikinci defa cinsi temasta bulunmak isterse, gusletmeden kadına yaklaşabilir. Nitekim, Rasûlullah da böyle yapmıştır. Enes b. Malik (r.a'den rivayet edilmiştir: "Rasûlullah bir gün (bütün) hanımlarıyla (cinsî) temasta bulundu ve en sonunda bir kere gusül abdesti aldı" (Buhârî, Nikâh,102; Nesâî, Tahare 169; İbn Mâce, Tahare, 102). İki temas arasında gusletmek sadece müstehaptır. Bir kimse cünüp olduğu halde uyumak istiyorsa, Rasûlullah'ın Hz. Ömer'e "Abdest al, zekerini yıka, sonra uyu" (Buharî, Gusl, 3, 27) buyurduğu gibi, abdest alıp cinsel organını da yıkayarak uyuyabilir.
Cünüp iken yemek yeme, su içmek, yatmak ve Allah'a zikretme gibi eylemlerde bulunmak caizdir. Hz. Âişe (r.an), "Rasûlullah (s.a.s.) cünüp olarak yatmak istediği zaman namaz abdesti gibi bir abdest alırdı." demektedir. (İbn Mâce, Tahare, 99).
Ebû Hüreyre'den rivayet olunduğuna göre, cünüp iken, Rasûlullah (s.a.s.) ona rastlamış. Ebu Hüreyre gizlice oradan sıvışıp gitmiş. Bunun üzerine Peygamber (s.a.s.) onu araştırmış. Geldiği zaman ona neredeydin ey Ebu Hüreyre! diye sormuş; kendisi de, " Ya Rasûlallah, ben cünüp iken bana rastladınız. Gusletmedikçe huzurunuzda oturmayı uygun görmedim diye cevap vermiş. Hz. Peygamber (s.a.s.) "Mümin necis olmaz" buyurmuştur." (Buharî, Gusl, 23; İbn Mâce, Tahare, 80).
Rasûlullah (s.a.s.), cünüplükten yıkanmak istediği zaman ilk önce namaz abdesti gibi bir abdest alır, bilâhare yıkanırmış. Nitekim Hz. Âişe (r.a.), Peygamberimizin boy abdesti alışını şöyle anlatıyor:
"Peygamber (s.a.s.) cenabetten yıkanmak istediği zaman, ellerini yıkamayla başlardı. Sonra namaz için abdest alır gibi bir abdest alırdı. Sonra ellerini suya sokup, saç diplerini oğuştururdu, bilâhare avuçları ile üç defa başına su dökerdi. En sonunda suyu tüm vücuduna dökerdi." (Buharî, Gusül, 1)
Cünüplükte fazla beklememek ve ilk namaz vaktinden önce gusül abdesti almak gerekmektedir. Bir namaz vaktini hiçbir özür yokken cünüp geçiren kimse sorumlu duruma düşer.
Ali (r.a.), Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "İçinde resim, köpek ve cünüp bulunan eve melekler girmez. " (Ebû Dâvud Libas,129; Nesâî, Tahare,167) Hadisten de anlaşıldığına göre guslü geciktirerek cünüp kalmaya devam etmek ve namaz vaktini geciktirmek tehlikelidir. Hadiste kastedilen cünüplük, namaz vaktini geçirmeye sebep olan cünüplüktür. Rasûlullah cünüp olarak bazen uyur ve sabah namazı vakti girmeden uyanıp gusledermiş. Ramazan gecelerinde kişi imsaka kadar cünüp olduğu halde uyuyabilir ve imsaktan önce gusledip oruca başlayabilir.
Cünüplük insanı yaşanan faal hayatın dışında tutar. Cünüp dolaşmak bir mümini rahatsız eder. Çünkü nafile namaz bile kılmak istese bunu yapamaz. Oruç tutamaz.
Cünüp olana haram olan şeyler: 1. Namaz kılamaz. Allah (c.c.), cünüp olan kişinin temizleninceye kadar namaza yaklaşmasını, yasaklamıştır:
"Ey iman edenler... Cünüp iken de gusledinceye kadar namaza durmayın. " (en-Nisa, 4/43).
2. Oruç tutamaz. Eğer uykuda ihtilâm olunup da sabahleyin bunun farkına varılırsa hemen gusledilip oruca devam edilmelidir. Fakat cünüp olarak oruç tutulamaz.
3. Cünüp olan kişi Kur'an okuyamaz. Cumhûr'a göre cünüp olan kişinin Kur'an okuması haramdır. Hz. Ali, "Cünüplükten başka hiçbir şey O'nu (Rasülullah'ı) Kur'an okumaktan alıkoyamazdı." (Ebu Dâvud Terceme Şerhi, I, 405; Nesâî, Tahare, 170) demiştir.
4. Kur'an'a el süremez, kendisine Kur'an okunmaz. "Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan değerli bir Kur'an'dır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir. " (el- Vâkıa, 56/77-79).
5. Kâbe'yi tavaf edemez.
6. Mescide giremez. Camide iken ihtilâm olan kişi, hemen mescidi terketmelidir. Kapıların kapalı olması halinde zarurete binaen caizdir. Rasûlullah, "Şu evlerin (kapılarını) çeviriniz. Çünkü ben mescidi hayız ve cünüplere helâl görmüyorum" buyurdular. (İbn Mâce Tahare, 126).
7. Namaz kıldıramaz. Cünüp olduğu halde unutarak cemaate namaz kıldıran kişi, hatırlar hatırlamaz namazı terk etmeli ve guslederek namazına devam etmelidir.
-------------------
Guslü (Boy abdesti) Gerektiren Haller
a. Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.
b. Hayız (âdet hali, âdet görme, adet kanaması, aybaşı hali, regl) ve Nifas (Lohusalık): Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.
Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf'a göre gusül gerekmez.
Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır. Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.
Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, buluğ çağına ermiş erkek ve kadının gusletmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lazımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.
Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilam olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntının şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf'a göredir, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.
Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaati varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaati yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.
Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.
İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir. Organ uyanık olmayınca; gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.
Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed'e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır.
İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.
Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilam olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.
Şehvet olmayıp da dövülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez. (İmam Şafî'ye göre bu hallerde de gusül abdesti gerekir.)
Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.
Bakire bir kızın bekaretini yok etmemek sureti ile evliliğin ilk gecesinde yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekaret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.
Cünüplük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayrimüslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.
-------------------
Gusül Abdesti (Boy Abdesti)
Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, Gusül (boy) abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüplük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir. Buna "cenabet olmak" ta denir.
Kısaca gusül abdestini nasıl alırız?
1. Gusletmek, yani boy abdesti almak isteyen bir kişi önce besmele çeker ve sol ayağı ile gusül yerine girer.
2. "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.
3. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini sol eliyle temizler.
4. Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar. Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder.
5. Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler. Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.
6. Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ, daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar. Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur. İğne ucu kadar kuru yer kalmaksızın vücudun her tarafını güzelce yıkar. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur. Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış olunur.
* Kadınlar ve erkekler aynı şekilde gusül abdesti alır. Kadın, kız için ayrı erkek için ayrı bir boy abdesti alınış şekli yoktur.
Gusül Abdestinin Farzları
1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
2. Burna su çekip yıkamak.
3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.
Gusül Abdestinin Sünnetleri
1. Gusle niyet etmek.
2. Besmele ile başlamak.
3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.
4. Avret yerini yıkamak
5. Gusülden evvel abdest almak.
6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.
Hayız ve Nifas Nedir? Hayz ve Nifaslıya yasak olanlar, Hayz ve Nifaslıya serbest olanlar
Kadınlara mahsus haller denilince, hayız, nifas ve istihaze'den ibaret üç hâl kasdedilir. Bunları sırası ile görelim:
Hayız (regl), kadınların hastalık ve doğum halleri dışında ve belli yaşlar arasında rahimden gelen bir kandır. Buna âdet hâli, ay hâli, aybaşı, muayyen hâl gibi adlar da verilir.
Hayız hâli, kadınlara mahsus tabiî bir haldir. Vücutta biriken kirli ve zehirli maddeler, hayız kanı ile dışarı atılır; vücut hafifler, sıhhat bulur. Bu sebeble hayız hâlinden ürkmeğe, korkmağa, tiksinti duymaya sebeb yoktur. Bu durumu normal bir hâl olarak karşılamalı, Allah'ın bir takdiri olarak bakmalıdır. Nitekim şu rivâyet de bunu te'yid eder mahiyettedir:
Âişe validemiz, Peygamberimizle haccettiği sırada kendisinde muayyen hâl olmuş, bu durumda haccı yarım kalacak zannederek ağlamaya başlamıştı. Peygamberimiz kendisine:
- Ne oluyorsun, ay hâli mi gördün? diye sormuş ve ardından şu açıklamayı yapmıştı:
- Bu, kadınlar tâifesine Allah'ın bir yazısı ve takdîridir. Kâbe'yi tavaftan başka hacıların yaptığı herşey'i yap; Kâbe'yi de ay hâlinden kurtulduktan sonra tavâf edersin."
Ne Zaman Başlar, Kaç Yaşına Kadar Sürer?
Hayız hâli, en erken 9 yaşında başlar. Genç kızlar bu hâlin başlamasıyla bülûğa ermiş olurlar.
Bu hâl, en geç 55 yaşına kadar, her ay belli sürelerle devam edip gelir. Bu yaştan sonra da kesilir.
9'dan önce ve 55'ten sonra görülen kanamalar, muayyen halden sayılmazlar. Bir hastalıktan gelen istihaze hâli kabûl edilirler.
Nasıl Belli Olur?
Hayız akıntısı kırmızı, siyah, sarı, bulanık yeşil ve kiremit renklerinde olabilir. Pamukta bu renklerden biri görülse, muayyen hâlin başlamış olduğuna hükmedilir. Muayyen hâl kesildiğinde ise, gelen akıntı beyaz renktedir ve rahimin tabiî akıntısıdır.
Rahimden gelen akıntının ay hâli sayılabilmesi için kadının hâmile olmaması da şarttır. Hâmilelik süresi içinde gelen kan, muayyen halden sayılmaz.
Kaç Gün Sürer?
Muayyen hal, en az 3 gün, en çok da 10 gün sürer. 3 günden (72 saat) az görülen akıntı ile, 10 günden (240 saat) fazla gelen akıntı muayyen halden sayılmaz. Bir hastalıktan geldiği kabûl edilir.
Hayız süresi içinde akıntının devamlı olması şart değildir. Arasıra kesilebilir. Meselâ, bir kadın üç gün dem görse, sonra iki gün akıntı kesilse, sonra yine üç gün daha dem gelse, o kadının hayız müddeti 9 gündür. Ve arada akıntısız geçen iki gün de hayız günlerinden sayılır.
İki Ay Hâli Arasında Kalan Temiz Günlerin Süresi Ne Kadardır?
İki ay hâli arasındaki temizlik süresine "tuhr hâli" denir. Bu süre 15 günden az olmaz, daha fazla olabilir. Buna göre, 15 günden daha evvel ortaya çıkan akıntılar, ay hâlinden sayılmazlar.
Âdet Günleri Süresi Her Ay Muayyen midir?
Bâzı kadınların âdet günleri muayyendir. Meselâ, her ay 5 veya 7 veya 9 gün âdet görürler.
Bâzılarında ise, âdet günleri sabit değil, aydan aya değişkendir. Meselâ, bunlar bir ay 5 gün, bir ay 6 gün âdet görürler. Bu halde ihtiyata uygun davranmak gerekir. Yani, böyle bir kadın, 6. gün oldu mu yıkanır, namazını kılar. Ramazanda ise, orucunu tutar. Çünkü, bu altıncı günde görülen kanın hastalık kanı olma ihtimali vardır. Ancak bu kadın 6. gün çıkmadan kocasıyla cinsî münasebette bulunamaz. Zira bu hal hayız hâli de olabilir.
Âdet Günlerinin Süresinin Değiştiği Nasıl Anlaşılır?
Bir âdet süresinin değişmiş olması için, o âdet süresine aykırı üst üste iki âdet görülmelidir. Meselâ, her ay, devamlı 5 gün âdet gören bir kadın, sonradan üstüste iki defa 4 veya 6 gün âdet görse artık onun âdeti 5 değil, 4 veya 6 gün olmuştur. Şu halde mutad olan âdet süresinin değişmesi, üst üste görülen iki ayrı âdet ile olmaktadır.
Mûtad olan hayız müddetinden fazla olan, fazla süresi 10 günü geçmeyen kanamalar da, âdet hâlinden sayılır. Bu durumda âdet süresi değişmiş kabûl edilir. Meselâ, her ay 7 gün âdet gören bir kadın, sonradan 10 gün görmeye başlasa, 10 günü de hayızlı sayılır. Fakat 10 günü geçen kanamalarda, mutad günden fazla olan günler, âdet hâli değil, istihaze hâli kabûl edilir.
Âdet Çağına Giren Bir Kız, Kendisinde İlk Kanamayı Görünce Ne Yapar?
Âdet görecek çağa gelen bir kız, ilk defa görmeye başladığı âdetten dolayı, hemen namazı orucu terkeder. Bu kıza "mübtedie" denir. Âdet hâli üç günden az sürerse hayızlı olmadığı anlaşılır. Terk ettiği ibâdetleri kaza etmesi gerekir.
İmam-ı A'zam'a göre, âdet tam üç gün devam edip hayız hâli olduğu kesinleşmeden namazı ve orucu terketmek câiz olmaz.
Bir kadının görmekte olduğu âdetini kocasına karşı inkâr etmesi veya vâkıaya muhalif olarak âdet gördüğünü söylemesi helâl olmaz.
Nifas Neye Denir?
Nifas, doğum sırasında kadından gelen kana denir. Nifas hâline Türkçemizde "Lohusalık hâli" denir.
Nifas Hâli Kaç Gün Sürer?
Nifas, yani, lohusalık hâlinin en az kaç gün süreceği belli değildir. Bir gün bile olabilir. En fazla devam müddeti ise, 40 gündür. 40 günden fazla sürmez. 40 günde kesilmeyip devam eden kan, artık nifas kanı değil, istihaze kanıdır.
Bâzı kadınlar çocuk doğurduktan sonra, ancak 15-20 veya 25 gün kadar nifas görürler. Sonra kan kesilir. Böyle kadınların, nifas süreleri bu kadar olmuş olur. Bundan sonra yıkanır, namaz kılıp oruç tutmaya başlayabilir.
Nifasın âzamî haddi, İmam-ı Şâfiî'ye göre 60 gündür. Yaygını ise, 40 gündür.
Düşük Yapan Kadın Nifaslı Sayılır mı?
Düşük çocukların el, ayak, parmak gibi uzuvları belirmiş ise, nifas hâli meydana gelir. Fakat âzaları henüz teşekkül etmemiş bir düşük ile, nifas hâli vücut bulmaz.
Ameliyatla Doğum Yapan Kadınlar da Nifaslı Sayılırlar mı?
Bir özür dolayısıyla çocuk ameliyatla (sezeryan) alınır ve kan da rahimden değil de karından çıkarsa, nifas hâli tahakkuk etmez. Bu kan, yaradan akan kan hükmündedir. Ancak kan, rahim yoluyla dışarı çıkarsa, kadın nifaslı sayılır.
Nifas Müddeti İçinde Görülen Temizlik, Yani Nifasın Muvakkaten Kesilmesi Hâli Nifastan Sayılır mı?
Evet, sayılır. Meselâ, 10 gün kan gelip 5 gün kesilse, sonra tekrar kanama başlasa ve 10 gün kadar sürse, bu 25 günlük sürenin hepsi de nifastan sayılır.
Çocuk dünyaya gelirken vücudunun ekserisinin rahimden çıkmasıyla, çocuk dünyaya gelmiş sayılır.
İstihaze Hali Nedir?
Hayız ve nifas müddetleri dışında, rahimden akan kana istihaze yani, hastalık kanı denir.
İstihaze kanı, hayız ve nifas kanından farklıdır. Bu kan, damardan geldiği için, ince ve kokusuzdur. Tıpkı burundan vesaire âzalardan akan kan gibidir. Bir özür ve hastalık kanıdır.
Hayz ve Nifaslıya yasak olanlar
1- Namaz kılamaz. Hadis-i şerifte de, (Hayzlı kadın namaz kılamaz) buyuruldu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
2- Oruç tutamaz. [Hazret-i Âişe validemizin naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamayan oruçların kaza edileceği, kılınamayan namazların affolacağı bildirilmiştir. (Buhari)]
3- Kur'an okuyamaz. Hadis-i şerifte, (Hayzlı ve cünüp, Kur'an-ı kerim okuyamaz) buyuruldu. (Tirmizi)
4- Mushafa el süremez. Kur'an-ı kerimde mealen, (Kur'ana temiz olanlardan başkası dokunamaz) buyuruluyor. (Vakıa 79)
Hadis-i şerifte de, (Kur'ana ancak hadesten [abdestsizlikten, cünüplükten, hayz ve nifastan] temiz olan el değdirebilir) buyuruldu. (Nesai, Hakim, Beyheki, Taberani, Darekutni)
5- Camiye giremez. Hadis-i şerifte (Cünübe ve hayzlıya mescide girmek helal olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)
6- Kâbe’yi tavaf edemez. Hadis-i şerifte, (Beytullahı tavaf etmek, namaz kılmak gibidir, yani abdestli olmak lazımdır) buyuruldu. (Tirmizi)
7- Cima edemez. (Bekara 222)
8- Hayzlı iken de, hayzsız iken de kadına dübüründen [anüsünden yani makattan] yaklaşmak haramdır. Oral [ağız ile] seks de, hayzlı iken de hayzsız iken de caiz değildir.
9- Kadın, hayzın başladığını ve bittiğini kocasından gizleyemez. Kocası sorunca söylemezse, büyük günah olur. Hadis-i şerifte, (Hayzın başladığını ve bittiğini kocasından saklayan kadın melundur) buyuruldu. (Cevhere)
10- Yanında kocası veya mahremi olmayan hayzlı kadın, uzun yola çıksa, seferi olamaz. Hayz bitince, bulunduğu yerden 104 Km’den daha fazla giderse, ancak o zaman seferi olur.
Sual: Hat öğreniyorum. Âyet-i kerimeler yazıyoruz. Hayzlı iken âyet-i kerime yazmak caiz mi?
CEVAP
Hayzlının âyet-i kerimeye dokunması caiz olmadığı gibi, yazması da caiz değildir. (Halebi)
Sual: Çocuklar sureleri ezberliyor, hayzlı günümde takıldıkları yerde nasıl yardımcı olabilirim?
CEVAP
Âyet okunmaz. Bir kelime söylenebilir. Mesela, çocuk iyyeke dedi, öyle değil, iyyake denebilir.
Sual: Bazı ilmihâllerde namaz sureleri aslı ile yazıldığı için âdetli kadın o ilmihâlden okuyabilir mi?
CEVAP
İlmihâllerdeki âyetleri okuyamaz, eli ile de dokunamaz, ilmihâl bilgilerini okur.
Sual: Bir caminin iki kapısı olsa, hayzlının bir kapıdan girip ötekinden çıkması caiz olur mu? Camiye abdestsiz girilebilir mi?
CEVAP
Cünüp veya hayzlı iken camiye girmek, hatta cami içinden geçmek haramdır. Geçecek başka yol bulamazsa veya camide uyuyup cünüp olursa veya camiden başka yerde su bulamazsa, teyemmüm edip girer ve çıkar. Camiye abdestsiz girmek ise mekruhtur. (Dürer)
Sual: Piyasadaki mealleri, tefsirleri hayzlı iken veya abdestsiz iken tutmak caiz mi?
CEVAP
Caiz değildir.
Sual: Bazı din kitaplarının sonunda orijinal hâliyle âyetler yazıyor. Hayzlı iken, bu kitapların sadece o sayfasına mı el süremeyiz, yoksa kitaba mı el süremeyiz?
CEVAP
Kitaba değil, sadece o sayfadaki âyetlere el sürülemez.
Sual: Bir bayan hayzlı iken Kur'an-ı kerim öğrenemez mi, mesela Kur'an harflerini okuyup yazamaz mı?
CEVAP
Sadece harfleri yazar okur. Âyetlere dokunamaz ve okuyamaz. Âyetlerde geçen kelimelere de dokunamaz.
Sual: Hayızlı kadın, Kur’an öğretirken, âyete dokunabilir mi ve okuyabilir mi?
CEVAP
Hayzlı kadın, âyet-i kerimelere eli ile dokunamaz ve okuyamaz. Sadece öğrenciye doğru okuması için, âyet-i kerimelerdeki, yanlış okunan kelimeleri, öyle değil, şöyle diyerek bir kelime okuyabilir. Mesela; zalike, ülâike, müflihun gibi.
Sual: Hayızlı olan kadın, caminin bahçesine de giremez mi?
CEVAP
Bahçesine girebilir. Bahçesi, cami hükmünde değildir.
Hayzlıyken Kur’an okumak
Sual: (Hayzlı kadın Kur’an-ı kerimi, korunmak niyetiyle okuyabilir) demek yanlış değil mi?
CEVAP
Evet, yanlıştır. Hiçbir muteber kitapta böyle bir şey yazılı değildir. Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifa kaynağıdır. Şifa niyetiyle ve korunmak için, her âyet-i kerime, her sûre okunabilir, fakat hayzlıyken, sadece dua âyetleri, dua niyetiyle okunabilir.
Cünüp ve hayzlıyken, Fatiha’yı ve dua âyetlerini, dua niyetiyle okumak ve her duayı okumak haram değilse de, duayı abdestli okumak müstehabdır. (S. Ebediyye)
Kur’an niyetiyle bir âyetten az bile okumak, hayzlı kadına yasaktır. Tek tek, kelime hâlinde okumaksa caizdir, çünkü Kur’an-ı kerim öğreten bir kadının Kur’an-ı kerimi kelime kelime öğretmesi caizdir. Dua niyetiyle Fatiha’yı yahut Rabbena âtina gibi dua âyetlerini okuyabilir. Dua âyeti olmayanları, dua niyetiyle veya başka niyetle de olsa okuyamaz. (Redd-ül-muhtar)
Hayzı kesilen kadın
Sual: Hayzlı bir kadının, kuşluk vaktinde hayzı kesilse, imsak vaktinden sonra da orucu bozacak bir şey yapmamışsa, bir şey yiyip içmemişse, o anda niyet edip herhangi bir oruç tutabilir mi?
CEVAP
Hayır, tutamaz. Hayzlı olmak, oruçlu olmaya, oruca başlamaya manidir. İmsak vaktinden önce hayzı kesilseydi niyet edebilirdi.
Hayz ve Nifaslıya serbest olanlar
Yasak edilenlerin dışında her şey yapabilir. Mesela şunları yapar:
1- Hayzlı kadın, Besmele, salevat-ı şerife, kelime-i tevhid, istigfar ve bütün duaları okuyabilir, tesbih çeker, zikreder. Fâtiha, Rabbenâ âtina.., Rabbenağfirli... ve daha başka dua âyetlerini dua niyetiyle ezberden okuyabilir. Hayzlı iken kabir ziyaretine gidebilir, dua niyetiyle orada Fatiha okur. Her namaz vaktinde abdest alıp, o namazı kılacak kadar zaman oturup zikreder, tesbih çekerse, en iyi kıldığı namazın sevabını kazanır.
2- Cünübe saç ve tırnak kesmek mekruh, ama hayzlıya mekruh değildir. Cünüpken de, hayzlı iken de saç boyatabilir. Hayzlı iken yiyip içilebilir; fakat cünüpken ağzını yıkamadan yiyip içmek mekruhtur ve fakirliğe sebeptir. Oruç için sahura kalkan kimsenin, vakit dar ise, elini ağzını yıkadıktan sonra, yiyip içmesi, daha sonra gusletmesi günah değildir. (Halebi)
3- Kadın cünüp iken hayz görse, cünüplük için gusletmesi iyi olur, hayz bitinceye kadar bekleyip, sonra ikisi için bir gusletmesi de caizdir. Cünübün ağzını yıkamadan yiyip içmesi tenzihen mekruhtur. Çünkü ağzına aldığı su, müstamel olur. Müstamel suyu içmek ise mekruhtur. Hayzlı böyle değildir. Hayz iken gusletmesi emredilmedi. Hayzlı kadın, göğsünü yıkamadan, çocuğunu emzirebilir. Cünüp kadının, yıkamadan emzirmesi mekruhtur. (Hadika)
4- Tilavet secdesini işiten cünüp kimse, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapar. Fakat hayzlı ve nifaslı olana temizlendikten sonra da tilavet secdesi gerekmez.
5- İstihaza günlerindeki kadın, idrarını tutamayan, devamlı burnu kanayan veya bir akıntısı olan kadın gibi, özür sahibi olur. Namaz kılması ve oruç tutması lazım olur ve kan gelirken de vaty caiz olur. İstihaza kanı hastalık alametidir. Çok akarsa doktora gitmelidir.
Sual: Abdestsiz iken dua, salevat söylenir mi?
CEVAP
Abdestsiz, dua okumak, istigfar çekmek, salevat-ı şerife getirmekte mahzur yoktur. Boş dururken de, iş yaparken de bunları okumak çok iyi olur. Abdestli olursa daha çok sevap olur. Abdestsiz olursa da, hatta muayyen özürlü iken de mahzuru olmaz.
Sual: Muayyen günlerde Mektubat, İlmihâl okunur mu ve elimizde taşınır mı?
CEVAP
Okunabilir ve ihtiyaç olunca elde taşınır.
Sual: Mübarek gecelerde namaz kılın, gündüz oruç tutun, Kur’an okuyun diyorsunuz. Hayzlı kadınlar bunların hiç birini yapamaz. Bizim ne yapmamızı tavsiye edersiniz?
CEVAP
Hayzlı kadın şunları yapabilir:
1- Sadaka verebilir.
2- Evde biri Kur’an-ı kerim okursa dinleyebilir.
3- Her çeşit zikir ve dua edebilir.
4- Hepsinden daha kıymetlisi de ilim öğrenebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bir saat ilim öğrenmek gece sabaha kadar ibadet etmekten kıymetlidir. Bir gün ilim öğrenmek, üç ay [nafile] oruç tutmaktan kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]
(İlim öğrenmek, namaz, oruç, hac ve cihaddan daha kıymetlidir.) [Deylemi]
(İlim öğrenip de amel etmeyen bile; bin rekat [nafile] namaz kılmasından daha fazla sevap alır. Eğer öğrendiği ilimle amel ederse veya başkasına öğretirse, hem bunun sevabını alır, hem de kıyamete kadar bununla amel edenlerin sevabını alır.) [Hatib]
İlmin bu önemi, ibadetlerin sahih olması içindir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]
Belki ilmi nereden ve nasıl öğrenebiliriz diye sorabilirsiniz. En uygun ilim, ilmihal okumaktır. Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabı ise en uygun ilim kitabıdır.
Sual: Her hafta hatmi tehlil okuyoruz. Hayzlı iken de okuyup hediye edebilir miyiz?
CEVAP
Evet, okuyabilir ve hediye edebilirsiniz.
Hayızlı iken abdest almak
Sual: Hayızlıyken abdest almak veya gusletmek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir, fakat bu abdestle namaz kılınmaz, Kur’an-ı kerim okunmaz. Hayızlı kadın, her namaz vaktinde abdest alıp, seccadesi üzerinde, o namazı kılacak kadar zaman oturup tesbih okursa, salevat getirirse, dua ederse veya herhangi bir zikir yaparsa, en iyi kılmış olduğu bir namazın sevabını kazanır. (Ey Oğul İlmihali)
Sual: Hayzlı iken kesilen tırnağı ve dökülen saçları guslederken yıkamak gerekir mi?
CEVAP
Hayzlı iken dökülen saçları ve kesilen tırnağı yıkamak gerekmez. Hayzlı iken tırnak kesmek caiz, cünüp iken tırnak kesmek mekruhtur.
Cünübün dua okuması
Sual: Cünüpken veya hayzlıyken, dua âyetlerini dua niyetiyle okumak caiz midir? Âyet-el kürsi’yi ve İhlâs suresini de dua niyetiyle okumak caiz midir?
CEVAP
Rabbena âtina, Rabbenağfirlî gibi dua âyetlerini, dua niyetiyle okumak caizdir. Fatiha suresini de, Besmele ile veya Besmelesiz dua niyetiyle okumak caizdir. Âyet-el kürsi ve İhlâs sûresi dua değildir, bunları cünüp veya hayzlı okuyamaz.
Sual: Kadınların, hayzlıyken kabir veya türbe ziyaret etmelerinde bir mahzur var mıdır?
CEVAP
Hayızlı veya cünübün, kabir ziyaret etmesinde, bir sakınca yoktur. (Hindiyye)
Kabir ziyaretini abdestli yapmak müstehab ise de, hayzlı iken ziyaret etmek de caizdir. Büyük zatların, hele kendi hocasının kabrini hayzlı iken ziyaret etmek, edebe aykırı olur. Ziyarete giderken abdestli olmak, hatta guslederek gitmek çok iyi olur. Kadınlar her gün kabir ziyareti mi yapıyor da, hayzlı iken kabir ziyaretine ihtiyaç duyulsun. Ama bir ihtiyaç olunca, mesela uzaktan gelmişse, temizlenmeden gidecekse hayzlıyken de ziyaret edilir. Sebepsiz hayzlı iken ziyarete gitmemelidir.
-------------------
Guslü (Boy abdesti) Gerektiren Haller
a. Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.
b. Hayız (âdet hali, âdet görme, adet kanaması, aybaşı hali, regl) ve Nifas (Lohusalık): Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.
Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf'a göre gusül gerekmez.
Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır. Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.
Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, buluğ çağına ermiş erkek ve kadının gusletmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lazımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.
Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilam olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntının şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf'a göredir, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.
Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaati varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaati yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.
Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.
İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir. Organ uyanık olmayınca; gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.
Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed'e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır.
İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.
Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilam olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.
Şehvet olmayıp da dövülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez. (İmam Şafî'ye göre bu hallerde de gusül abdesti gerekir.)
Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.
Bakire bir kızın bekaretini yok etmemek sureti ile evliliğin ilk gecesinde yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekaret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.
Cünüplük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayrimüslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.
-------------------
Gusül Abdesti (Boy Abdesti)
Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, Gusül (boy) abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüplük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir. Buna "cenabet olmak" ta denir.
Kısaca gusül abdestini nasıl alırız?
1. Gusletmek, yani boy abdesti almak isteyen bir kişi önce besmele çeker ve sol ayağı ile gusül yerine girer.
2. "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.
3. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini sol eliyle temizler.
4. Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar. Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder.
5. Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler. Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.
6. Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ, daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar. Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur. İğne ucu kadar kuru yer kalmaksızın vücudun her tarafını güzelce yıkar. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur. Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış olunur.
* Kadınlar ve erkekler aynı şekilde gusül abdesti alır. Kadın, kız için ayrı erkek için ayrı bir boy abdesti alınış şekli yoktur.
Gusül Abdestinin Farzları
1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
2. Burna su çekip yıkamak.
3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.
Gusül Abdestinin Sünnetleri
1. Gusle niyet etmek.
2. Besmele ile başlamak.
3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.
4. Avret yerini yıkamak
5. Gusülden evvel abdest almak.
6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.
Abdest Nedir?
Su ile yapılan, yüzü, kolları, ayakları yıkamak ve başı da mesh etmekten ibaret olan özel bir temizliktir.
Abdestin maddî - mânevî birçok faydaları vardır. Günde en az 5 sefer abdest alan bir Müslüman, temizliği îtiyad hâline getirmiş olur ki, bu, onu hastalığa sebeb olacak hallerden korur, mikroplardan arındırır. Bu, abdestin maddî faydasıdır. Abdestin mânevî faydaları da pek çoktur.
Peygamber Efendimiz, Enes bin Mâlik Hazretlerine hitaben: "Oğulcuğum! Abdestini tam al ki, Hafaza melekleri seni sevsin ve ömrün uzatılsın" buyurmuşlardır.
Abdest, aynı zamanda yüze nur, kalbe sürurdur. Küçük günahların afvına bir vesiledir. Bu hususu Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz şöyle belirtmişlerdir:
"Kim emredildiği şekilde abdest alır, yine emredildiği şekilde namaz kılarsa, geçmiş bütün küçük günahları afva uğrar."
Abdest, mü'minin mânevî silâhıdır. Onunla kendini kötü his ve arzulardan korur. Zihnine hücum eden vesvese ve menfî fikirlerin te'sirinden kurtulur. Yeter ki, her vakit abdestli olmaya dikkat etsin.
Abdestli kimseler, çoğu zaman habis ve şerli varlıkların şerrinden abdestleri hürmetine kurtulur, kötülüklerinden uzak kalırlar.
Bir hadîs-i şerîfte, abdestli iken vefat edenin şehidlik mertebesine çıkmasının dahi mümkün olacağı beyan buyurulmuştur.
Müslümanların abdest âzalarının mahşerde ayın on dördü gibi parlak ve beyaz, yüzlerinin nurlu olacağı, yine hadîs-i şerîflerle sâbittir. Bu, diğer ümmetlere verilmeyen bir hususiyettir.
Abdest, Mâide sûresinin 6. âyeti ile farz kılınmıştır.
Abdestin Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?
Sahih bir abdest için, şu üç şartın bulunması gereklidir:
1. Temiz olan suyun cilt üzerine tamamen nüfuz etmesi ve cildi kaplaması. Yani, abdestte yıkanması farz olan uzuv üzerinde hiçbir kuru yerin kalmaması. Yoksa abdest sahih olmaz. Peygamberimiz, abdest alırken topuklarına su değmemiş kimselere hitaben, "Vay o topukların Cehennem'den başına gelenlere..." buyurmuştur.
2. Abdeste münâfi, abdesti hükümsüz kılıcı hallerin ortadan kalkması. Yani, hayız ve nifas hâlinin sona ermesi. Abdest alacak olan kimseden idrar ve kan akıntısı da abdeste münâfi hallerdendir. İdrar ve kan kesilmeden abdest alınmaz. Bu durum, mükellefte bir özür teşkil ediyorsa, bunun hükmü ayrıdır. Burada kasdettiğimiz özür sâhibi olmayanlar hakkındadır. Bu sebeble küçük su döktükten sonra, idrar sızıntısı tamamen kesilmeden abdest alınmamalıdır.
Abdest alındıktan sonra gelecek olan en ufak bir akıntı bile, abdesti bozar.
3. Mum, içyağı, hamur, yapışkan, v.s. gibi suyun deriye ulaşmasına engel teşkîl eden şeylerin ciltten kazınması...
Abdestin Farzları Nelerdir?
Abdestin rükünleri, yani, farzları dörttür:
1 - Yüzü bir kere yıkamak...
2 - Elleri dirseklerle beraber bir defa yıkamak...
3 - Ayakları iki topuklarıyla beraber bir defa yıkamak...
4 - Başın dörtte birini bir kere meshetmek...
Yukarıda saydığımız abdest uzuvlarından kol, yüz ve ayakları en az birer kere yıkamak farzdır.
Yıkama işini üçe çıkarmakla farzın yanında sünnet de îfa edilmiş olur.
Yüzün Yıkanacak Kısmı Neresidir?
Yüzün abdestte yıkanacak kısmı, uzunlamasına alnın üstündeki tüy biten kısımdan çene sonuna kadardır. Genişlemesine ise iki kulak yumuşağı arasında kalan sahadır. Sakal başları ile kulak arasında kalan kılsız yerler de yüzden sayılır, yıkanması gerekir.
Sakallı Olan Kimseler Çenelerini Nasıl Yıkarlar?
Çeneyi yıkarken seyrek sakallıların sakal tüylerinin diplerindeki deriyi de yıkamaları gerekir. Sakalı seyrek olmayıp gür olanlar ise, tüy diplerindeki deriyi yıkamak mecburiyetinde değillerdir. Onların sadece sakallarını ıslatmaları kâfidir.
Gözlerin İçini, Kaş ve Bıyıkların Altındaki Derinin de Yıkanması Gerekli midir?
Hayır. Gözlerin içini yıkamak gerekmez. Bu bakımdan lens takanların abdest alırken lenslerini çıkarmaları icab etmez. Kaş ve bıyıkların ise, üstten kıllarının ıslatılması kâfidir. Alttaki derinin ıslanması gerekmez.
Ancak gusülde bıyık ve kaşların altındaki derinin de ıslanması lâzımdır.
Başı Meshetmek Ne Demektir?
Mesh, lügatte, bir şey üzerinde el gezdirmek demektir. Silmek mânasını da taşır.
Dinî mânası ise, başka bir yerde kullanılmamış bir yaşlığı, bir yere değdirmekten ibarettir. Değdirilen yer, baş olur, ayağa giyilen mest olur veya yara sargısı olabilir. Dikkat edilecek nokta, yaşlılığın başka bir yerde kullanılmamış olmasıdır. Meselâ, kolları yıkamaktan artan yaşlık başa sürülmekle, baş meshedilmiş olmaz. Çünkü, bu yaşlık önce kollarda kullanılmıştır. Elin yeniden ıslatılarak başa meshedilmesi gereklidir. (Ancak başın meshinden artan yaşlık ile kolların meshedilmesine cevaz verilmiştir.)
Başın Meshi Farz Olan Miktarı Ne Kadardır?
Başta meshedilmesi farz olan miktar, başın dörtte biridir. Resûlüllah Efendimiz, alnının üst tarafını, yani, başının ön kısmını mesh etmişlerdir. Bu yüzden ön kısmın meshi sünnet olmuştur. Fakat dörtte birden az olmamak ve bir de kulaklardan aşağı olan kısım mesh edilmemek şartıyla, başın herhangi bir kısmı da meshedilebilir. Çünkü, başta meshin yeri, iki kulağın üst kısmında kalan kısımdır. Bu kısmın herhangi bir tarafından dörtte biri meshedilse, mesih tamamdır.
Abdeste Mâni Olmayan Haller:
* Abdest âzalarından biri veya birkaçı tamamen eksik olursa, o kimseden bu âzaları yıkamak sâkıt olur. Ancak kesik olan âzada, tamamı kesik olmayıp bakıyye varsa, o bakıyyenin yıkanması gerekir. Meselâ, eli kesik bir adam, kolunu dirseklere kadar yıkamalıdır. Kolu kesik bir adamdan ise, artık o kesik kolunu yıkamak mecburiyeti kalkar.
* Abdest aldığını kesinlikle bilip, abdestinin bozulduğunda ise, şübhesi olan bir kimse, abdestli sayılır. Çünkü, yakîn, şek (şübhe) ile ortadan kalkmaz. Tersi olursa, yani abdesti bozulduğunu kesin olarak bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığında şübheli ise, o kimse abdestsiz sayılır.
* Abdest sırasında veya abdest aldıktan sonra bâzı uzuvlarını yıkayıp yıkamadığında şübheye düşen kimse, eğer vesveseli biri değilse, o yıkamadığını zannettiği uzuvlarını yıkar, noksanını giderir. Eğer vesveseli biri ise, şübhesine itibar edilmez. Abdesti tam sayılır.
Boyacıların tırnaklarında kalan boyalar, zaruret sebebiyle, abdestlerine zarar vermez. Fakat bir zarurete müstenid olmayıp tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkîl eden ve altlarına suyun geçmesini önleyen boyalar, abdestin sıhhatine mânidir.
* İyi olmuş, ancak kabuğundan henüz ayrılmamış olan çıbanın içi yıkanmaz.
* Parmaklar geçici bir sebeble, arasına su geçirmiyecek şekilde birbirine yapışıksa veya tırnak uzayıp ters dönmüş ve parmak ucunu kapamışsa veya yıkanması gereken uzuvlarda suyun deriye ulaşmasına engel olan mum, hamur, tutkal, yağlı boya gibi yapışkan madde bulunuyorsa,
Bu mânilerin yok edilmesi gerekir.
* Tırnak kiri ve beden kirleri, pire ve sinek pislikleri abdeste mâni sayılmazlar.
* Parmakta dar olan yüzüğü oynatmalı, yüzüğün altına suyun geçmesi sağlanmalıdır.
* Abdest veya gusül aldıktan sonra kıl yerlerini traş etmekle, o yerlerin tekrar yıkanması ve meshi gerekmez.
* Abdest ve gusülden sonra tırnak kesmek, bıyık kırpmak ve deri kaldırmakla da abdest bozulmaz.
Abdestin Sünnetleri Nelerdir?
Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:
1 - Abdeste başlarken ilk olarak temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak... Eğer eller temiz değilse, onu yıkamak farzdır. Çünkü, eller temizleme âletidir. Başka uzuvları kirletmemesi için öncelikle yıkanması gerekir.
2 - Abdeste "Eûzü - Besmele" ile başlamak... Besmelenin, abdestin başlangıcında, elleri yıkarken çekilmesi gerekir. Unutulsa, sonra hatırlandığında söylense, sünnet yerine getirilmiş olmaz. Çünkü, abdest fiili, yemek fiili gibi değildir. Abdest bütünüyle tek bir fiildir. Halbuki yemekte her lokma bir fiildir. Yemeğin başlangıcında besmele unutulsa da, sonradan hatırlandığında söylense, sünnete riâyet edilmiş olur.
Hadîs-i şerîf'te, abdeste başlarken, besmele çekmeyenin abdestinin tam ve kâmil bir abdest olmayacağı belirtilmiştir.
Bir diğer hadîste ise, "abdestini besmele ile alanın her tarafı temiz ve pâk olur. Besmele çekmeyenin ise, sadece abdest yerleri pâklanır" buyurulmuştur.
* Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında, besmele çekmek vâcibdir. Kasden terkedilirse, abdest bozulur. Unutularak terkedilirse, abdest bozulmaz, ancak sevabı noksanlaşır.
Aslında besmele, "her hayrın başıdır." İslâm nişanı olan bu mübârek kelimeyi sadece abdest, namaz gibi ibadetlerde değil, hayırlı ve meşrû' olan her işin başlangıcında söylemek gerekir. Nitekim hadîs-i şerîfte, "Allah'ın ismi ile başlanmamış bütün işlerin hayır ve bereketten uzak, noksan ve kısır kalacağına" işaret buyurulmuştur.
3 - Niyet etmek.
Niyet, elleri veya yüzü yıkarken olmalıdır. Niyetten kast, abdest aldığının kalben şuurunda olmak ve bilmektir. Dil ile söylenmese bile, kalbde abdest almak arzusunun bulunmasıyla niyet tamam olur.
* Mâlikîlere ve Şâfiîlere göre, abdestin başlangıcında niyet etmek farzdır. Şâfiîlerde bunun yüz yıkanırken yapılması gerekir. Hanbelîlere göre ise, niyet, abdestin sıhhatinin şartıdır. Niyetsiz abdest sahîh olmaz.
4 - Abdestin başlangıcında misvak kullanmak, yani, dişleri temizlemek...
Dişleri olmayan veya dişleri olup da diş etlerindeki rahatsızlık sebebiyle misvak veya fırça kullanmaktan eziyet duyan veya abdest aldığı anda yanında fırça veya misvağı bulunmaya bir kimse, dişlerini ve diş etlerini baş ve şehadet parmakları ile iyice ovalayarak yıkar.
Resûlüllah Efendimizin beyanına göre misvakla dişleri temizleyerek kılınan namaz, diş temizliği yapılmadan kılınan namazdan yetmiş derece daha fazîletlidir.
Kadınların oruçlu olmadıkları zaman, sakız çiğnemeleri, misvak yerine geçer.
5 - Üç kere mazmaza, üç kere de istinşak yapmak...
Mazmaza, ağzın içini su ile doldurmak ve bu suyu ağızda dolaştırıp ağzın her tarafını ıslattıktan sonra atmaktır.
İstinşak ise; suyu burnun içine çekerek yumuşak yerlerine ulaştırmaktır.
Suyu burnuna nefesle çekmek şart değildir. Burna akıtmak suretiyle de istinşak gerçekleşir. Mazmaza ve istinşak sünnet-i müekkededir. Önce mazmaza, sonra istinşak yapılmalıdır. Ve her biri üçer kere olmalıdır. Her seferinde de ağza ve burna yeni su alınmalıdır. Bu hususlardan biri terkedilirse, bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.
Abdestte sünnet olan mazmaza ve istinşak, gusülde farzdır.
6 - Mazmaza ve istinşakda mübalâğa yapılması...
Yani mazmazada suyu boğaza kadar vardırmak ve istinşakda suyu burnun katı yerine kadar çekmektir. Oruçlu kimseye mübalâğa gerekmez. Çünkü, boğaza su kaçıp da orucu bozma tehlikesi vardır.
7 - Abdesti tertip üzere almak...
Yani önce yüz, sonra kollar, sonra başa mesh, sonra da ayakları yıkamak tertibiyle abdest almak... Bu tertibe riayet edilmese de abdest câizdir. Ancak sünnet terkedilmiş olur.
Şâfiîler ve Hanbelîlere göre tertibe riâyet farzdır.
8 - Yıkamaya sağdan başlamak...
Yani kol ve ayakların önce sağ, sonra sollarını yıkamak. Bu sünnet çift âzalar içindir.
9 - Yıkamayı üçlemek...
Yani abdestte yıkanan her âzayı ayrı üç su ile üç kere yıkamak. Bunlardan birinci yıkayış farz, diğerleri sünnettir.
10 - El ve ayakları yıkamaya parmak uçlarından başlamak...
11 - El ve ayakları yıkarken parmakların arasını hilâllemek, yani parmak aralarını ovmak.
El parmaklarının hilâllenmesi; yıkanmayan elin parmaklarını, yıkanan elin parmaklarının arasına geçirerek ovmaktır.
Ayakların hilâllenmesi ise, el parmaklarından birini ayak parmaklarının aralarına sokup ovmaktır. Ayakları hilâllemenin en güzel şekli; hilâllemeye sağ ayağın serçe parmağından başlayarak sol ayağın serçe parmağında bitirmektir. Ayaklar akar suya sokulsa bile, hilâllemek müstahsendir.
12 - Yüz, üç kere yıkandıktan sonra, sık olan sakalı bir avuç su ile alttan hilâllemek...
Sakalın hilâllenmesi, sakalın arasına alttan parmak sokularak kılların aşağıdan yukarı doğru ayrılmasıdır.
13 - Başın tamamını bir su ile meshetmek.
Buna kaplama mesh denir. Yapılışı şöyledir: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin küçük ve orta ve adsız parmakları birbirine birleştirilerek başın ön tarafına parmak uçları birbirine değecek şekilde yerleştirilir. Ve bu parmaklar başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra da iki elin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Bu suretle kaplama mesh yapılmış olur.
14 - Kulakları meshetmek...
Kulakları mesh için, ayrı suya lüzum yoktur. Başın meshedildiği ıslaklık ile kulaklar da meshedilir. Kulakların dışı ve arkası baş parmak ile, içi ise şehadet parmakları ile meshedilir. Serçe parmakları da oyuk içine sokulup kımıldatılır.
* Hanbelîlere göre, kulakların içini meshetmek farzdır. Zira onlar, kulağı başa dahil sayarlar.
* Şâfiîlere göre, başa yapılan meshi üç kere tekrar etmek sünnettir.
15 -Boynunu iki elin arkası ile meshetmek...
Boğaz meshedilmez. Boynun meshi, el yeniden ıslatılmadan, elin arkasındaki yaşlık ile yapılır.
16 - Abdest âzalarını, üstüne su döktükçe ovalamak...
17 - Abdest âzalarının yıkanmasına aralıksız devam etmek.
Yani, âzalardan herhangi biri kurumadan diğerlerini de yıkamalıdır. (Buna "vila" veya "müvalât" denir). Ancak havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan âza hemen kurursa, bu sünnet terkedilmiş olmaz.
* Mâlikîlere göre, müvalât, abdestin farzlarındandır.
Abdestin Âdâbı (Müstehabları) Nelerdir?
Şu hususlar abdestin âdâbındandır. Yâni, yapılırsa sevab kazanılır. Yapılmazsa hiçbir ceza, itab ve kınama yoktur.
1 - Abdest alırken suyun sıçramasından korunmak için yüksek bir yere çıkmak.
2 - Kıbleye doğru yönelerek abdest almak.
3 - Abdest alırken kimseden yardım istememek. Yani abdest ibadetini, kimsenin yardımı olmaksızın bizzat kendi yapmaya çalışmak. Hastalık v.s. gibi başkasının yardımını zarurî kılan özür hâli bundan müstesnadır. Bir de kişi kendisi yardım taleb etmeden, başka birinin ona gönüllü olarak yardım etmesinde de bir mahzur yoktur. Âdâb ihlâl edilmiş olmaz. Nitekim ashaptan bâzılarının, Resûlüllah Efendimize -Resûlüllah'tan bir yardım isteği gelmediği halde- abdest alırken ibrikle su döktükleri ve duâ-yı Nebevîye mazhar oldukları hadîs kitablarında kayıtlıdır. Bu da gösteriyor ki, başkasının gönüllü olarak yaptığı, abdest suyunu hazırlamak ve dökmek gibi herhangi bir hizmeti kabûlde mahzur yoktur.
4 - Zaruret olmadıkça abdest alırken konuşmamak. Çünkü dünyevî lâkırdı, insanı abdest dualarını okumaktan alıkor.
5 - Abdest almaya kalben olduğu gibi dil ile de niyet etmek ve bu niyeti abdestin evvelinden nihayetine kadar unutmayıp kalbde tutmak.
6 - Her uzvu yıkarken ayrı besmele çekmek ve seleften nakledilen abdest dualarını okumak. Eğer bu duaları bilmiyorsa, Peygamber Efendimize salât ü selâm getirmek...
7 - Dar olmayan, altına su nüfuz edebilen yüzüğü oynatmak. Dar olan yüzük, zaten altına suyun geçebilmesini sağlamak için oynatılmalıdır.
8 - Ağıza ve buruna su vermeyi sağ el ile yapmak...
9 -Buruna çekilen suyu, sol el ile atmak.
10 - Abdest alırken suyu ne israf derecede fazla ve ne de uzuvlardan, hiç damlamayacak kadar az kullanmak. Yani israf da etmemek, çok da kısmamak...
Resûlüllah Efendimiz bir gün Ashaptan Sa'd bin Ebî Vakkas'ı suyu bol bol dökünerek abdest alır halde görmüş ve ona hitaben:
- Bu israf nedir ki? demiştir. Sa'd de bunun üzerine hayret dolu bir sesle:
- Abdestte israf olur mu ya Resûlâllah? diye sormuştur.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Sad'e şu cevabı vermiştir:
- Evet, akan bir nehrin kenarında bile abdest alsan, suyu fazla harcadın mı, israf olur..."
11 - Özür sahibi olmayan için, ibâdete hazırlık olmak üzere, vakit girmeden abdest almak veya her vakit abdestli bulunmaya gayret etmek.
Vakit girmeden abdest almak, çok faziletlidir. Çünkü, bu durum onu ruhen ibâdet havasına hazırlar, kalben ibâdete müteveccih kılar.
Devamlı abdestli bulunmak ise, çok büyük sevablara ve mânevî faydalara vesiledir. Çünkü, böyle bir kimse, abdestle işlenmesi gereken sâlih amellerden hangisini dilerse, nerede olursa olsun, kaçırmadan işleyebilir. Cemaatle namaz kılabilir, nafile namaz kılabilir, cenaze namazı kılabilir, tilâvet secdesi yapabilir, istediği zaman Mushaf'ı tutabilir. Kısacası her türlü sâlih ameli işlemek, bu sayede mümkün olur. Ayrıca abdestli iken vefat ederse, şehidlik mertebesine nâil olması da umulur.
Hadîs-i şerîf'te, daima abdestli bulunan ve yatağa abdestli olarak yatanlar için, meleklerin devamlı istiğfarda bulundukları zikredilmiştir.
Abdeste devam eden kimseye, yedi hasletin ihsân edileceği rivâyet edilir:
* Melekler onun sohbetine rağbet ederler.
* Kalem ona sevab yazmaktan asla boş durmaz.
* O kimsenin bütün âzaları tesbih ederler.
* Câmi ve cemaatten geri kalmaz.
* Melekler, onu gece karanlığında kendisine isabet edebilecek zararlı şeylerden muhafaza ederler.
* Sekerat hâlinde ölümü kolay olur.
* Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve emânında olur.
12 - Abdest üzerine abdest almak... Hadîs-i şerîf'te bir kimse abdestli iken bir daha abdest alsa, ona on sevab yazılacağı beyan edilmiştir.
13 - Abdestin sonunda kıbleye karşı ayakta olarak şehadet getirmek ve:
"Allahümme'c'alnî minettevvâbîne ve'c'alnî mine'l-mütetahhirîn" (*) diye dua etmek.
14 - Güneşte ısınmış su ile abdest almamak. Güneşteki gözle görünmeyen zararlı ışınların suya geçeceği, abdest alan kimsenin sıhhatına zarar vereceği söylenmektedir.
15 - İbrikle abdest alanların, ibriklerini boş bırakmayıp, diğer abdest için su ile doldurmaları... Bu, namazın geciktirilmesi hususunda şeytanın tama'ını ve ümidini kesmesine sebeb olur, denilmiştir.
16 - Abdest sonunda kelime-i şehadeti söyledikten sonra Kadr sûresini üç kere okumak.
17 - Kolları, yüzü ve ayakları yıkamakta mübalâğa yapmak. Yani kolları yıkarken omuza kadar
yıkamak, ayakları yıkarken dize kadar suyu çıkarmak, yüzü yıkarken suyu boyna kadar indirmek de, âdâbdandır. Bunun sebebi, kıyâmet gününde Muhammed (asm) ümmetinin yüzlerinin ve abdest âzalarının parlak ve nurlu olmasıdır. Bu, sadece İslâm ümmetine verilmiş bir özelliktir.
Abdest âzalarındaki bu parlaklığı, nur ve beyazlığı daha da arttırmak ve büyütmek için hadîs-i şerîf'te abdest âzalarının yıkanmasında mübalâğa edilmesi istenmiştir:
"Muhakkak, ümmetim kıyâmet gününde gurra ve tahcil sâhibi, yani, yüzleri nurlu ve abdest âzaları abdest eserinden bembeyaz olarak geleceklerdir. Sizden kim bu nur ve beyazlığını uzatabilirse uzatsın".
18 - Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse iki rek'at nafile namaz kılmak da âdabtandır.
Abdestin Mekruhları Nelerdir?
Abdestin sünnet ve âdâbına muhalif düşen herşey abdestin mekruhlarından sayılır. Biz burada bu mekruhların başlıcalarını kaydediyoruz:
1 - Suyu israf etmek; ihtiyacından ve lüzumundan fazla su kullanmak.
2 - Suyun miktarını kısmak, yani, yıkanacak âzayı sanki mesh edercesine çok az su ile yıkamak.
3 - Suyu âzalara çarparak kullanmak.
4 - Lüzumsuz yere abdest arasında söz söylemek.
5 - Zaruret yokken başkasından yardım istemek.
Bir keresinde Resûl-i Ekrem (asm) abdest için kuyudan su çekmekteydi. Bunu gören Hz. Ömer, ona yardım etmek için yanına koştu. Fakat Allah'ın Resûlü onu durdurdu:
"Dur ya Ömer! Ben namaz için kimsenin yardımını istemem" buyurdular.
Bununla beraber, zaruret hâlinde veya başkasının, taleb olmaksızın, sırf kendi arzusuyla yardımda bulunmak istemesi durumunda, bu gibi yardımları kabûl etmek câizdir.
Abdesti Bozan Şeyler Nelerdir?
1 – İdrar ve dışkı yollarından idrar, dışkı, meni, mezi, kan gibi bir necâsetin, herhangi bir sıvının veya maddenin çıkması.
2 – Dışı yolundan gaz çıkması (yellenme).
3– Ön ve arka yolların dışında, bedenin herhangi bir yerinden kan, irin, sarı su gibi akıntıların gelmesi... Vücuttan çıkan kan akmadığı veya çıktığı yerin çevresine dağılmadığı sürece abdesti bozmaz. Yaradan çıkan irin ve sarı su da böyledir. Çıktığı yerin dışına kendiliğinden dağılmayan bu sıvıların silinmesi halinde de abdest bozulmaz. Hacamat yoluyla kan aldırmak, sülük tutmak da, abdesti bozar.
Kan, irin ve sarı sudan başka olan akıntılara gelince, bunlar ancak bir dert ve hastalık sebebiyle akıyorlarsa, abdesti bozarlar. Meselâ bir göz hastalığından dolayı gözleri sulanan kimselerin abdesti bozulur. Bir hastalığa bağlı olmayarak gelen akıntılar ise, abdesti bozmazlar. Meselâ, ağlama ve çok gülmekten dolayı akan gözyaşı veya havanın soğukluğu sebebiyle burundan gelen akıntı abdesti bozmaz.
Vücuttaki kabarcıklardan çıkan safi su, bir görüşe göre, kan gibidir, abdesti bozar. Diğer bir görüşe göre ise, abdesti bozmaz. Bu ikinci görüşte, uyuz olanlar ve çiçek çıkaranlar için kolaylık vardır. Zaruret halinde bu görüş ile amel edilmesinde bir sakınca olmadığı, İmam-ı Hulvanî’den nakledilmiştir. Mayasıl ve eksama yaşlığı ve parmak araları pişintisi ise, abdesti bozmaz.
* Şâfiîlere göre, önden ve arka yoldan başka herhangi bir uzuvdan gelen kan, irin, sarı su gibi akıntılar abdesti bozmazlar.
4 – Ağız dolusu kusmak. Kusmuk; yemek, su veya safra gibi bir madde olabilir. Kusuntunun, azar azar geleni dahi bir araya toplanınca ağız dolusu miktarına ulaşıyorsa, abdesti bozar.
5 – Ağızdan, tükrüğe eşit veya ona galib gelecek miktarda kan gelmek. Galibiyet veya eşitlik, renkten belli olur: Renk sarı ise, tükrük fazladır. Kırmızılık eşitliği gösterir. Kızıllık ise, kanın galib olduğunu... Tükrük kandan fazla ise, abdest bozulmaz. Ayva, elma, v.s. gibi şeyleri ısırmakla, onlarda kan eseri görülse bile abdest bozulmaz.
6 – İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun hüküm aynıdır. Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz.
Bir şey’e dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.
7– Az veya çok süreli baygınlık.
8 – Namazda gülmek. Tebessümle gülmek ayrıdır. Gülmek seslidir, işitilir. Bu yüzden namazda abdesti bozar. Abdest bozulunca namaz da bozulmuş olur. Tebessüm sessiz olduğu için, namazı da, abdesti de bozmaz. Yalnız kendi duyup işiteceği kadar hafif gülmek ise, namazı bozar, fakat abdesti bozmaz.
* Şâfiîlere göre, namaz içindeki kahkaha ile bile abdest bozulmaz.
9 – Cinsî münasebet veya fâhiş (aşırı) temas ve dokunma. Hanefîler'e göre erkekle kadının tenlerinin birbirine değmesi ile abdest bozulmasa da çıplak olarak veya arada bedenlerin sıcaklığının hissedilmesini engelleyecek bir giysi bulunmaksızın erkek ve kadının aşırı derecede şehevî teması, oynaşma ve kucaklaşması abdesti bozar. Hanefî fakihlerinin çoğunluğu temasın aşırılığında erkeğin cinsel organının sertleşmesini ölçü alırken, İmam Muhammed mezi gibi bir yaşlık çıkmadıkça abdestin bozulmayacağı görüşündedir. Şâfiîler'e göre erkek ve kadının tenlerinin birbirine değmesi, Mâlikî ve Hanbelîler'e göre ise dokunmada cinsel haz duyulması halinde abdest bozulur.
10 – Teyemmüm etmiş kimsenin suyu görmesi, teyemmümle alınan abdesti bozar.
11 – Özür sâhipleri için namaz vaktinin çıkması ile abdestleri bozulur.
12 – Esrar veya içki içerek sarhoş olmak da abdesti bozar. Bu gibi sarhoş edici içkileri kullanmak kesin şekilde haram olmakla birlikte, insanı sarhoş etmeyen miktarı abdesti bozmaz.
Abdesti Bozmayan Şeyler Nelerdir?
1 – Önden ve arkadan başka bir yerden kan çıkıp, çıktığı yerde kalır, etrafa dağılmazsa, bu kan abdesti bozmaz. Bu kanın el veya pamuk ile silinmesi de zarar vermez.
2 – Yaradan akıntısız pıhtı hâlinde kan, et veya deri düşmesi.
3 – Avret yerlerine el sürmek. El sürülen, ister kadının avret yerleri olsun, isterse erkeğin, farkı yoktur. Sadece el sürmekle abdest bozulmaz.
* Şâfiîlere göre, bir erkek veya kadın, kendisinin veya başkasının ön veya arka avret yerini elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur.
4 – Kadının avret yerleri dışında vücudunun herhangi bir yerine dokunmakla da abdest bozulmaz. Ancak bu dokunma sebebiyle tahrik olup mezî denen yaşlık çıkmamalıdır. Mezi gelirse abdest bozulur.
* Erkeğin kendi mahremi olmayan bir kadına dokunması, Şâfiî mezhebinde abdesti bozar. Kadın erkeğin mahremi ise, ona dokunmak ittifakla abdesti bozmaz.
5 – Ağız dolusundan az olan kusmalar.
6 – Balgam çıkarmak... İmam-ı A’zam ile İmam-ı Muhammed’e göre, balgamın az veya çok olması neticeyi değiştirmez.
7 – Hâkimiyetini kaybetmiyecek şekilde oturarak uyumak. Oturağını yere iyice yerleştirip uyumak gibi...
8 – Ağlamak abdesti bozmadığı gibi, namaz dışında gülmek de bozmaz.
9 – Pire, kene, sivrisinek, karasinek gibi haşerattan birinin doyuncaya kadar emdiği kan.
10 – Namazda iken tebessüm etmek.
11 – Bıyıkların veya saçların traş edilmesi, tırnakların kesilmesi (Abdestli iken).
12- Bir kimse abdest aldığını kesin olarak bilse de abdestinin bozulup bozulmadığında tereddüt etse, Mâlikîler'e göre abdesti bozulmuş olur, diğer üç mezhebe göre ise bu durumda abdest bozulmuş sayılmaz.
Abdestin bozulup bozulmadığıyla ilgili görüş ayrılığı bulunan konularda ihtiyatlı davranmak uygun olur. Özellikle imam olan kimselerin abdestinin diğer mezheplere göre de bozulmamış olmasına özen göstermesi şart değilse de yerinde bir davranıştır.
Kaç Çeşit Abdest Vardır?
Şer'î vasıf itibariyle üç çeşit abdest vardır:
1 - Farz olan abdestler,
2 - Vâcib olan abdestler,
3 - Mendub olan abdestler.
Farz Olan Abdestler:
Abdesti olmayanın namaz kılmak için abdest alması farzdır. Kılınacak namaz ister nafile, isterse cenaze namazı olsun.
Tilâvet secdesi ve Kur'an'a el sürmek için de, abdestli bulunmak şarttır.
Vâcib Olan Abdestler:
Kâ'be-i Mükerreme'yi tavâf için (abdestsiz olana) abdest almak vâcibdir. Kâ'be, abdestsiz olarak tavâf edilirse, bu tavaf sahih olur. Ancak abdestin terkinden dolayı, tavâfın nev'ine göre kurban kesilmesi veya sadaka verilmesi îcabeder.
Tefsîr kitablarına el sürmek için abdest almak da, Kur'an'a hürmeten vâcibdir.
Mendûb Olan Abdestler:
Yukarıda saydığımız hususlar dışında pek çok halde de abdest almak mendûb (müstehab) olur. Bunlardan bâzılarını sıralayalım:
* Fıkıh, Hadîs ve Akâid gibi dinî kitabların elle tutulabilmesi için abdest alınması mendubdur. Bu kitabları okumak için abdest almak, dinî ilimlere hürmet içindir.
Selef ulemâsı bu hususa çok dikkat ederlerdi. İmam-ı Hulvanî, "Biz ilimde bu pâyeye ve mertebeye ilme karşı duyduğumuz saygı ve hürmet ile nâil olduk. Çünkü ben abdestsiz olarak elime kâğıt dahi almadım" der.
İmam Sarahsî ise, bir gece bağırsaklarından rahatsızlanmıştı. "İlmî çalışmama devam edebilmem için, o gece on yedi kere abdest aldım" der.
* Uyumadan önce abdest almak da mendubdur.
* Uykudan kalktığı vakit abdest almak...
* Devamlı abdestli bulunmak için abdest almak.
* Abdestli iken abdest üzerine abdest almak.
* Kazara yapılan gıybet, söylenilen yalandan, koğuculuktan, sövmek gibi günahlardan sonra abdest almak.
* Kahkaha ile güldükten sonra abdest almak.
* Öfkeyi gidermek için abdest almak.
Bu hususta Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Öfke Şeytan'dandır. Şeytan da ateşten yaratıldı. Ateşi de ancak su söndürür. Bu hâle göre biriniz öfkelenirse hemen abdest alsın."
* Ezbere Kur'an okumak için abdest almak.
* Hadîs okumak ve hadîs rivâyet etmek için abdest almak.
* Şer'î ilimlerden birini okumak veya okutmak için abdest almak.
* Arafat'ta vakfede durmak ve Safâ ile Merve arasında sa'y etmek için abdest almak.
* Kadına dokunmak gibi mezhebler arası abdesti bozup bozmayacağı ihtilâflı mes'elelerden
kurtulmak için abdest almak.
* Cenazeyi yıkamak ve tâkib etmek için abdestli olmak.
Abdest Nasıl Alınır?
Abdestin farz, sünnet ve âdâbını bu şekilde gördükten sonra, tertip ve usûlüne uygun bir abdesti nasıl alacağımızı görelim:
* Abdest almaya niyetlendikten sonra, Eûzü - Besmele çekilerek eller bileklere kadar yıkanır. Parmakta yüzük varsa, bu arada kımıldatılır, altına suyun geçmesi sağlanır.
* Üç defa sağ avuca su doldurularak bu su ile ağız çalkalanır. Abdeste başlamadan önce dişler misvak ve fırça ile temizlenmemiş ise, ağza su verme işlemi sırasında parmaklarla dişler ovulabilir.
* Bundan sonra üç defa sağ el ile burna su çekilir, sol el ile de etrafı rahatsız etmiyecek şekilde sümkürüp temizlenir.
* İki avuca su alınarak üç defa yüzün her tarafı yıkanır.
* Dirseklerle birlikte, önce sağ kol, sonra sol kol üçer defa yıkanır.
* Eller ıslatılıp sağ elin içi ile başın ön kısmına meshedilir.
* Başın meshinden sonra elde kalan yaşlık ile veya el yeniden ıslatılarak kulak ve boyun da meshedilir.
* Önce sağ ayak, sonra da sol ayak topuklarla birlikte üçer kere iyice yıkanır. Parmak aralarına su geçirtilir.
Gerek abdest sırasında, gerekse abdestten sonra, abdest dualarının okunması çok sevablıdır.
Abdest Duâları
Abdeste başlarken önce niyet edilir, sonra eûzü-besmele çekilir. Sonra da her bir âzayı yıkarken şu duâlar okunur:
Elhamdü lillâhi'llezî ce'ale'l-mâe tahûran ve'l-İslâme nûran.
Suyu temizleyici, İslâmı da nûr kılan Allah'a hamdolsun.
* Ağıza su verirken:
Allahümme einnî alâ tilâveti'l-Kur'ân ve zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik.
Ey Allahım, Kur'an okumak, seni zikir ve sana şükür etmek, sana olan ibâdeti güzelleştirmek hususlarında bana yardım et!..
* Buruna su verirken:
Allahümme erihnî râihate'l-Cenneti ve lâ türihnî râihate'n-nâr.
Allahım, bana Cennet kokusunu duyur, Cehennem kokusunu hissettirme!
* Yüzü yıkarken:
Allahümme beyyid vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesveddü vücûh.
Allahım, yüzlerin kiminin ak, kiminin kara olduğu o günde, benim yüzümü kara değil, ak çıkar!
* Sağ kolu yıkarken:
Allahümme a'tinî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ.
Allahım, kitâbımı sağımdan ver, hesabımı da kolay eyle!
* Sol kolunu yıkarken:
Allahümme lâ tu'tinî kitâbî biyesarî ve lâ min verâi zahrî.
Allahım, kitâbımı solumdan ve arkamdan verme.
* Başı meshederken:
Allahümme ezillenî tahte zilli arşike yevme lâ zille illâ zillü arşik.
Allahım, Arşının gölgesinden başka gölge olmadığı günde, beni Arşının gölgesinde gölgelendir.
* Kulaklara meshederken:
Allahüme'c'alnî mine'llezîne yestemiûne'l-kavle feyettebiûne ahseneh.
Allahım, beni sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan eyle.
* Boynu meshederken:
Allahümme a'tik rekabetî mine'n-nâr.
Allahım, boynumu Cehennem ateşinden âzâd eyle!
* Ayakları yıkarken:
Allahümme sebbit kademeyye ale's-sırâti yevme tezillü fîhi'l-akdâm
Allahım, ayakların Sırat üstünde kaydığı günde, ayaklarımı sırat üstünde sâbit eyle, kaydırma!..
Özür Ne Demektir?
Sürekli devam eden abdest bozucu hallere özür denir. Meselâ, idrarını tutamama, devamlı gaz çıkarma, sık sık burnu kanama, yarasından devamlı su akma gibi haller, birer özür hâlidir.
Kendisinde bu gibi abdest bozucu bir özür bulunan kimseye ise, sâhib-i özür (özür sâhibi) veya ma'zur (özürlü) denir.
Özürlü Sayılmanın Şartı Nedir?
Kişinin özürlü sayılabilmesi için, abdest bozucu bir hâlin, tam bir namaz vakti boyunca devam etmesi, yani, abdest alıp namaz kılacak kadar kısa bir süre dahi olsun kesilmemesi şarttır. (Bu özrün başlamasının şartıdır.) Bundan sonra da, her namaz vaktinde, en az bir kere aynı hâl ortaya çıkmalıdır. (Bu da özrün devamının şartıdır.)
Bunu bir misalle îzah edelim:
Bir kimsenin burnu, öğle vaktinin başlangıcından itibaren kanamaya başlasa ve bu hal, öğle vakti geçinceye kadar hiç kesilmeden devam etse, bu kişi için özür hâlinin başlama şartı gerçekleşmiş olur. Artık bundan sonraki her namaz vakti içinde en az bir kere bu kanama hâli görülse, o kimse "ÖZÜRLÜ" sayılır.
Çünkü, her namaz vakti içinde özür hâli tekerrür ettiği için, özrün devam ettiği ortaya çıkmış, özürlü sayılmanın ikinci şartı da böylece gerçekleşmiştir.
Özür durumunun ortadan kalkması için, özür hâlinin bir namaz vakti içinde tamamen ortadan kalkması, hiç görülmemesi gereklidir. Böyle olan kimse, artık özürlü sayılmaktan çıkmış olur.
Özür Sâhipleri İle İlgili Hükümler Nelerdir?
Özür sâhipleri için, dînimiz büyük bir kolaylık göstermiştir. Bunların abdestleri, abdest bozucu özürleri devam ettiği halde bozulmaz. Bu halde iken namazlarını kılarlar. Abdest bozucu kan, irin, idrar gibi akıntıların kirlettiği yeri tekrar temizlemekle de mükellef tutulmazlar. Çünkü, bu kirler temizlendikten hemen sonra yeniden vâki olmaktadır. Meselâ, devamlı idrarı gelen bir kimsenin, abdestini idrar akıntısı bozmadığı gibi, gelen bu idrarın kirlettiği yeri yıkamak mecburiyeti de yoktur. İdrar kirletmesi mevcut olduğu halde namazını kılar.
Dînimizin özür sâhiplerine sağladığı bu kolaylığa karşı, onların da dikkat edecekleri bir husus vardır. O da şudur:
Özürlü olduğunu tesbit eden kimse, her namaz vakti için, ayrı abdest alır, o vakit için aldığı bu abdestle dilediği kadar nafile veya kaza namazı kılabilir. Vitir ve cenaze namazlarını edâ edebilir.
Özür sâhibinin aldığı abdest, sadece içinde bulunduğu namaz vakti süresince geçerlidir. Bir namaz vaktinin çıkıp diğer vaktin girmesiyle abdesti bozulur. Giren yeni vakit namazı için, yeniden abdest alması gerekir. Meselâ; bir özür sâhibi sabah namazı için vaktinde abdest alsa, bu abdesti sabah namazının vaktinin çıkmasına kadar muteberdir. Vaktin çıkmasıyla, yani, güneş doğmasıyla abdest bozulur, hükmü kalmaz. Artık bu abdestle hiçbir namaz kılamaz.
Özür sâhiplerinin dikkat edecekleri bir husus da, özürlü olmayanlara imamlık yapamıyacaklarıdır. Bu bakımdan özürlüleri imamlığa zorlamak doğru olmaz.
Özürlülerin sabah namazı için aldıkları abdest, güneş doğmasıyla bozulduğu için, bayram ve kuşluk namazları için ayrıca abdest almaları gerekir.
Özürlü kimsenin bu sebeple elbisesine bulaşan idrar, kan özür devam ettiği sürece namazın sıhhatine engel olmaz. Kadınlar için aybaşı ve loğusalık hali farklı fıkhî hükümlere tâbi olup bunun dışında kalan kanamalar ve devamlı akıntılar (istihâze) özür hali sayılır.
İmam Şâfiî'ye göre özürlü kimsenin her namaz için ayrı abdest alması gerekir.
------------------
Abdestsiz Olarak Yapılması Yasak Olan Ameller
1.Namaz kılmak.
2.Gur’ân-ı Kerîm’e el sürmek.
3.Gur’ân-ı Kerîm’e bakarak yüzünden okunması.
4.Tilâvet secdesi veya secde yapmak.
5.Cenaze namazı kılmak.
6.Kâbe’yi tavaf etmek.
CÜNÜP OLAN KİMSEYE YASAK OLAN ŞEYLER NELERDİR?
Cünüp olan kadın ve erkeğe veyahut hayız ve nifas hâlindeki kadınlara yapmaları haram olan dini vazifeler şunlardır:
l— Namaz kılmak.
Cünüp olan kimse, oruç tutmakla beraber, hayız ve nifas hâlindeki kadın, oruç da tutamaz.
2 — Kur'an okumak.
Ezberden veya Mushaf'a bakarak bir âyet dahi olsa Kur'an okumak (tilâvet) haramdır: Ancak Kur'an'daki dua ve sena âyetlerini tilâvet kasdı olmaksızın dua ve sena niyyetiyle ezberden okumak caiz görülmüştür. Meselâ, cünüp bir kimsenin dua ve sena âyetlerini ihtiva eden Fatiha sûresini tilâvet kasdıyla okuması haramdır. Dua ve sena niyyetiyle okuması ise caiz olur.
* Kelime-i şehadet getirmek, teşbih ve tekbir kelimelerini söylemek de caizdir.
3— Kur'an okumak caiz olmadığı gibi Kur'an-ı Kerîm'e el sürmek de caiz değildir. İsterse el sürülen bir âyet olsun, isterse yarım âyet. Ancak Kur'ân-ı Kerîm bir mahfaza içinde olduğu takdirde el sürmek caiz olur.
4 — Kâbe-i Muazzama'yı tavaf etmek.
5 — Zaruret olmaksızın câmi-i şerifin içine girmek veya camiin içinden geçmek.
----------------------
ABDEST
İslâm'da bazı ibâdetlerin yerine getirilmesi için yapılan ve bizzat kendisi ibâdet olan temizlenme. Abdest kelimesi Farsça'da su anlamına gelen "âb" ile el anlamına gelen "dest" kelimelerinden oluşmuş birleşik bir isimdir. Arapça karşılığı olan "vudû" kelimesi hadislerde kullanılmıştır. Kur'ân-ı Kerim'de ise temizlik anlamında "tahâret" ve "zekâ" kelimeleri geçmektedir. Vudû' kelimesi güzellik ve temizlik anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ibâdete başlanmadan önce insanın iç dünyasını güzelleştirmesi ve dışını da iyice temizlemesi gerekir.
İslâm'da abdestin farziyetine "Ey iman edenler, namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinizle birlikte ellerinizi yıkayın. Başınıza meshedin. Her iki topuğunuzla birlikte ayaklarınızı da (yıkayın)..." (el-Mâide, 5/6), âyeti delâlet etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in abdest almadan hiç bir iş yapmadığını görüyoruz (Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, II, 1583). Ancak abdest her amel ve ibâdet için değil başta namaz olmak üzere bazı ibâdetler için farz kılınmıştır. Fakat müslümanın sürekli abdestli bulunması sünnettir.
Abdest her şeyden önce her türlü pislik ve kirlilikten kurtulmak, yani maddî ve manevî bütün pislik ve mikroplardan uzak kalmak için İslâm'ın emrettiği önemli bir ibâdettir. Mikrobun en kolay ürediği yer ağızdır. Ağızdan başlayarak el, yüz ve ayakların günde beş defa temizlenmesi İslâm'ın temizliğe verdiği önemi gösterir. Böylelikle İslâm yüzyıllar önce temizliğin üzerinde durup insanoğlunu maddî-manevî her türlü pislik ve mikroptan korumayı hedeflemiştir. Bunun yanında abdest alan bir insan, kendini manen temiz ve rahat hisseder ve bu güzel his ve temiz duyguyla Allah'a ibâdete durur. Bu da ruhun temizliğini sağlamaktadır. İnsanın yaratılış gayesi olan Allah'a kulluk böyle bir temizleme ameliyesi ile başlayınca insanoğluna vereceği zevk ve rahatlığın değeri sonsuzdur.
İnsan abdestle bedenen ve mânen temizlendikten sonra Allah'ın huzuruna çıkar. Böyle bir temizlenme ile günlük bütün yorgunlukları ve yükleri geride bırakır.
Abdest almakla, dünyevî ve uhrevî birçok fazilet ve güzellikler elde edilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) abdestle ilgili olarak şöyle buyururlar:
"Bir müslüman abdest alıp yüzünü yıkadığında, yüzündeki âzaların işlediği bütün günahları; el ve ayaklarını yıkadığında el ve ayaklarıyla işlediği bütün hata ve günahları, su damlalarıyla beraber akıp gider ve kendisi de tertemiz olur. Hatta kirpik ve tırnak diplerindeki günahlarından eser kalmaz. Âdâp ve erkânına uymak suretiyle abdest alıp kıbleye dönerek: "Eşhedü en lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasûlühü" diyen bu kul için cennetin kapıları açılmıştır; o, cennet kapılarının dilediğinden içeri girer."(Müslim, Tahare, 32, 33; Tirmizî, Tahâre, 2).
Abdestin Farzları
1- Yüzü Yıkamak
Yüzün bir defa yıkanması farzdır. Yüzün sınırları, saçın bittiği yerden sakal veya çene altına, kulakların köklerine kadar olan bölümdür. Gözlerin içine suyun ulaştırılması gerekmez. Ancak abdest alırken gözler sıkılmaz, tamamen açık bırakılmaz. Normal bir şekilde yüz yıkanır. Dudaklar yumulduğu zaman, dışarda kalan kısımlar yüzün sınırlarıdır. Sakal, bıyık ve kaşın altına suyu ulaştırmak gereklidir.
2- Kolları Yıkamak
Parmak uçlarından kol dirseklerine kadar -dirsekler de dahil- olan kısmı bir defa yıkamak farzdır. Eğer iğne ucu kadar kuru bir yer kalırsa veya tırnağının altına suyu geçirmeyecek (hamur, boya, çamur vb.) bir madde bulunursa, abdest alınmış sayılmaz. Ancak boyacıların tırnaklarındaki boyalardan kaçınmanın mümkün olmamasından dolayı bunlar abdeste zarar vermez. Tırnaklar parmak uçlarından dışarı taşacak kadar uzamış olursa o fazlalığı da yıkamak gerekir. Bir kimse abdest aldıktan sonra bu uzamış tırnağı keserse abdestini yenilemesi gerekmez. Parmakta yüzük var ve bu geniş ise abdest alırken bunu oynatmak sünnet, eğer yüzük dar ve altına su geçirmeyecek kadar parmağa oturmuşsa onu oynatmak farzdır.
3- Başı Meshetmek
Mesh, sözlükte eli bir şeyin üzerinden geçirmek demektir. İbâdet hukukunda ise suyun bir vücut organına isâbet etmesidir. Başın meshedilmesindeki farz oranı alın miktarıdır. Bu miktar ise başın dörtte biridir. Meshederken üç veya daha fazla parmağı kullanmak gerekir. İki parmakla yapılan mesh câiz değildir.
Başa giyilen sarık veya takke üzerine meshetmek geçerli değildir. Kadınlar da baş örtüleri üzerine meshedemezler.
4- Ayakları Yıkamak
Sağlam ve çıplak ayakları topuklarıyla birlikte bir defa yıkamak farzdır. Yaralı veya mestle örtülü ayakları yıkamaya gerek olmayıp sadece meshetmek yeterlidir. Mâide Sûresi 6. âyette geçen topuk = ka'b, ayağın iki tarafından incik kemiğine bitişik kemiktir. Rasûlullah (s.a.s.): "Vay ateşten o topukların haline... " (Buhârı, İlim 30; Vudû', 27,29; Müslim, Tahâre, 25-28,30; Ebû Davud, Tahâre, 46) buyurduğu ve ayakların tamamen yıkanmasını emrettiği bilinmektedir.
Bir kimsenin ayağında yarık varsa ve o yarığa su sızdırmayan bir ilaç sürülmüşse, o kimse ayağını yıkadığı zaman, su yarığın altına geçmezse bu durumda su, ayağa zarar verecekse abdest yerine getirilmiş sayılır ve bu câizdir. Ancak su zarar vermiyorsa abdest tam olarak alınmış sayılmaz. Dolayısıyla zarar vermediği takdirde yarıklara su ulaşacak şekilde yıkamak gereklidir .
Abdestin Sünnetleri
1- Niyetle Başlamak
Niyet, bir şeyi yapmayı kalbinden geçirmektir. Kalpden niyet etmeden, yalnız dil ile niyeti söylemek yeterli değildir. Abdest için niyet müstehap bir sünnettir. Ancak Şâfiî mezhebine göre niyet, başlı başına bir ibâdet olduğundan abdeste niyet de farzdır. Bu sebeple niyetsiz abdest olamaz.
2-Abdeste Besmele ile Başlamak
Abdeste başlarken Allah'u Teâlâ'nın ismiyle yani besmele ile başlamak sünnettir. Rasûlullah (s.a.s.): "Allah'u Teâlâ'nın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti yoktur." (Ebû Davud, Tahâre, 48; Tirmizî, Tahâre, 20; İbn Mâce, Tahâre, 41) buyurarak besmelenin faziletini belirtmiş olmaktadır. Besmeleyi abdeste başlarken okumak esastır. Çıplak bir hâlde iken veya tuvalette besmele okunmaz. Bir kimse abdestin başında "Lâilâhe illallah" veya "Elhamdülillah" dese besmele yerine geçer (Fetevâyı Hinddyye, 1,7).
3-Önce Bileklere Kadar Elleri Yıkamak
Rasûl-i Ekrem (s.a.s.): "Sizden birisi uykusundan uyandığı zaman, kat'iyyen elini yıkamadıkça su kabına daldırmasın. Çünkü o, eli nerede gecelemiştir bilemez" (Buhârî, Vudû', 26; Müslim, Tahâre, 87-88; Ebu Davud, Tahare, 49) buyurmuştur. Ayrıca insanın eli, temizleme hususunda bir araçtır. Dolayısıyla ilkin onu temizlemeye başlamak sünnettir. Bilindiği üzere, elleri, dirseklere kadar yıkamak (dirsekler dahil) farzdır. Fakat önce bileklere kadar yıkamak tertip olarak sünnettir.
4-Misvak Kullanmak
Rasûlullah (s.a.s.): "Eğer ümmetime zorluk vereceğinden çekinmeseydim, her namazdan önce onlara misvak kullanmayı mutlaka emrederdim." (Müslim, Tahâre, 15; Ahmed İbn Hanbel, II, 250, 400) buyurmaktadır. Dişleri parmakla yıkamak misvağın yerini tutmaz. Ancak misvak bulunmazsa sağ elin bir parmağı ile dişleri temizlemek misvak yerine geçerli olabilir.
5- Ağzı Yıkamak
Abdest alırken Rasûlullah (s.a.s.)'in ağzını üç defa yıkadığı (mazmaza yaptığı) bize ulaşan bilgiler arasındadır. Bunun sınırı, suyun ağzın tamamını kaplamasıdır. Ayrıca her seferinde suyu yenilemek de sünnettir.
6- Burnu Yıkamak
Yine Hz. Peygamber (s.a.s.)'in abdest alırken burnuna da üç defa su çektiği bilinmektedir. Burna su çekerek sol eli ile suyu dışarıya verip yeniden su çekerek burnu sol el ile temizlemek sünnettir.
7- Kulakların Meshedilmesi
Baş meshedilirken kulakların da aynı şekilde sayılarak meshedilmesi sünnettir. Ayrı bir su ile meshedilmesini sünnet olarak kabul edenler de vardır.
8- Yıkanması Gereken Uzuvları Üçer Defa Yıkamak
Yıkanması farz olan yüz, eller ve ayaklar gibi organlarımızı üçer kere yıkamak sünnettir. Bu organlarımızdan her birini yıkamaya başlayınca ilk yıkama farzdır. En sağlam ve geçerli görüşe göre ikinci yıkama ise sünnettir. Abdest alırken, yıkanmakta olan organa su ulaşır ve ondan damla damla dökülüp akarsa, yıkamanın tamam olduğu tam anlamıyla anlaşılır.
9- Parmakların Arasını Yıkamak
"Parmaklarınızın arasını hilâlleyiniz ki onların arasına Cehennem ateşi girmesin ve onları hilâllemesin" (Ebu Davud, Tahâre 56, 59; Tirmizî, Tahâre, 30; Savm 68; Nesâî, Tahâre 91) buyuran Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bu buyruklarıyla belirtilen işi yapmak sünnet olmaktadır. Bu aynı zamanda, farz olan yıkamanın da kâmil anlamda gerçekleşmesini sağlar.
10- Sakalı Ovmak
Abdest alırken sakalı bulunanların sakallarını, parmaklarını sakalın içine sokarak alt taraftan üst tarafa doğru hareket ettirmesi hilâllemek olarak tanımlanmaktadır. Rasûlullah (s.a.s.): "Müşriklere muhâlefet edin, bıyıkları kısaltın, sakalı uzatın." (Müslim, Tahâre, 56; Ebû Davud, Tahâre, 29; Tirmîzî, Edeb, 14; Nesâi, Zinet, 1, 56) buyurarak mü'minler için sakalın gerekçe ve önemini belirtmiş olmaktadır. Dolayısıyla mü'minler sakallarını sünnete göre uzatmak ve sakal bırakmak konusunda duyarlı olmak zorundadırlar.
11- Abdest Almaya Sağ Taraftan Başlamak
"Şüphesiz ki Allah'u Teâlâ, her şeye sağdan başlanmasını sever. Hattâ ayakkabılar giyilirken ve saçlar taranırken dahi." (Buhârî, Vudû', 31) buyuran Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bu uyarısına göre de abdeste sağdan başlamak sünnettir.
12-Tertibe Uymak
Abdest alırken, Mâide Sûresinde beyan buyurulan sıraya uymak ve bu sıraya göre abdest almak da sünnettir. Yani önce elleri ve akabinde yüzü yıkamak, ardından da başı meshetmek ve en son olarak da ayakları yıkamaktır. İmam Şâfiî (rh.a) bu sıraya uymanın farz olduğu kanaatindedir. Şâfiî'nin bu içtihadı ile âlimler abdestin farzının altı olduğunu tesbit etmişlerdir ki bunlar şöylece sıralanmaktadır: Niyet, ellerin yıkanması, yüzün yıkanması, başa meshedilmesi, ayakların yıkanması ve tertibe uymaktır.
13-Başın Tamamını Bir Defada Meshetmek
Abdest alan bir kimse, iki avucunu ve parmaklarını başının ön kısmından başlayarak arka kısmına kadar, başın tamamını kaplayacak bir şekilde arkaya doğru çekerek mesheder. Bu sünnettir. Başın tamamını devamlı olarak meshetmek ve özürsüz bir şekilde terk etmek günah olur.
Muvalât ise, organları ara vermeden birbiri ardında yıkamak demektir. Öyle ki ılıman bir havada ilk yıkanan organ, abdest tamamlanmadan kurumamalıdır.
Abdestin Çeşitleri
1- Farz Olan Abdest
Namaz kılmak, Kur'ân-ı Kerim'e el sürmek ve tilâvet secdesi yapmak için abdest almak farzdır. Cünüp veya abdestsiz olan kimsenin Kur'ân-ı Kerim'i eline almasının helâl olamayacağı hususunda İslâm bilginleri arasında ittifak vardır.
2-Vâcip Olan Abdest
Kâbe-i Muazzama'yı tavaf* etmek için abdest almak vaciptir. Bir kimsenin Kâbe'yi abdestsiz tavaf etmesi vacibi terk ettiğinden dolayı sorumlu olmakla beraber yaptığı bu tavaf câiz ve geçerlidir. Ancak bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:
"Tavaf, namaz gibidir. Fakat tavaf sırasında konuşmak câizdir. Tavafta konuşan kimse hayırlı söz söylesin." (Tirmîzî, Hacc, 112; Nesâî, Menasik, 126) .
Farz olan tavaf abdestsiz olarak yapıldığı takdirde bir küçükbaş hayvan kurban etmek gerekir. Cünüb olan kimsenin ise böyle bir farz tavafı yapması hâlinde bir büyükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır. Ancak bu farz tavaf, abdest alınarak yeniden yapılırsa böyle bir kurbana gerek kalmaz. Fakat farz günler dışında tekrar yapılması hâlinde geciktirilmiş olduğundan dolayı kurban kesmek gerekmektedir .
Yapılması vacip olan vedâ tavafını abdestsiz olarak yapan kimse bir miktar sadaka vermelidir. Fakat vacip olan tavafı cünüb olarak yapanın bir küçükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır.
3- Mendup Olan Abdest
Uykudan önce veya uykudan kalktıktan sonra, cenâze yıkamak, cenâze taşımak, cenâzeyi yıkadıktan sonra, cinsel temastan önce, ezberden Kur'ân okumak, hadîs okumak, Cenâb-ı Allah'ı ta'zim veya tesbih etmek için veya kızgınlık sırasında kızgınlığını gidermek gayesiyle abdest almak ve sürekli abdestli olmak niyetiyle abdest almak menduptur.
Abdestin Mekruhları
1- Abdest alırken gereğinden fazla suyu boş yere tüketmek.
2- Gereği yokken suyu âdetâ âzaları mesheder gibi çok az kullanmak.
3- Suyu abdest âzalarına hızlı çarpmak, etrafa su sıçratmak.
4- Abdest alırken gereksiz yere konuşmak.
5- İhtiyacı olmadığı halde abdest almak için başkasından yardım ve su dökmesini istemek.
6- Temiz olmayan pis ve kirli bir yerde abdest almak.
7- Abdestin sünnetlerini bilerek terk etmek.
Abdestsiz Olarak Yapılması Yasak Olan Hususlar
1- Namaz kılmak.
2- Kur'ân-ı Kerim'e el sürmek.
3- Tilâvet secdesi yapmak.
4- Cenâze namazı kılmak.
5- Kâbe'yi tavaf etmektir.
Abdestin Edepleri (Âdâbı)
Edeb; nezâket, zarâfet, insanlara sözle ve davranışla yardımda bulunmak, gönüllerini okşamak demektir. Abdestin edepleri ise yapılması halinde sahibine sevap kazandıran hususlardır. Yapılmamaları halinde ise kişiye günah yazılmaz. Abdestin edepleri şunlardır:
1- Abdest alırken başkasından yardım istememek.
2- Abdest alırken suyun sıçramaması için dikkatli davranmak.
3- Kıbleye doğru yönelmek.
4- Gereksiz yere konuşmamak.
5- Niyet ederken dil ile niyet etmek.
6- Her uzvu iyice ovmak.
7- Abdest dualarını okumak.
8- Kullanılmış bir su ile abdest almamaya dikkat etmek.
9- Her uzvu yıkarken niyeti korumakla birlikte "Bismillâh" demek.
10- Kulağını meshederken serçe parmaklarının uçlarıyla kulak deliklerini meshetmek.
11- Burna ve ağıza suyu alırken sağ eli kullanmak.
12- Sol el ile sümkürmek.
13- Özür sahibi olmayan kimsenin namaz vaktinden önce abdest alması.
14- Abdest bittikten sonra kıbleye karşı ayakta kelime-i şehâdet getirmek ve dua yapmak, biraz su içmek.
15- Durgun veya akarak yer değiştiren sular ile birikinti hâlindeki sulara ve Kıble'ye karşı abdest bozulmaz.
Abdest Namazı
Abdest namazı abdest aldıktan sonra abdest âzaları henüz yaş iken iki rek'at nafile namaz kılmaktan ibarettir.
Abdesti Bozan Durumlar
1- İdrar veya dışkı yollarından yani ön ve arkadan herhangi bir şeyin çıkması. Mâide sûresi 6. âyetinde "...sizden birisi abdest bozmaktan geri dönmüşse..." ve Hz. Peygamber (s.a.s.)'e "Hades nedir?" diye sorulduğunda; "Her iki yoldan çıkandır" cevabını vermeleri, ön ve arka yollardan birinden çıkan idrar, dışkı, yel, vedi, mezi, meni, kurt ve diğer hususların abdesti bozduğunu ifâde eder.
2- Aklın idrak gücünü gideren hususlar; uyumak, bayılmak, delirmek, sarhoş olmak vs.'dir. Ancak oturduğu yerde kıpırdamadan uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz. (Müslim, Vudû', 2; Ahmed b. Hanbel, 1, 256).
3- Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin veya sarı su çıkması ve etrafına yayılması. Ağızdan akan kana bakılır, şâyet bu kan tükrük kadar veya tükrükten fazla ise abdesti bozulur.
4- Ağız dolusu kusmak. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) "Kusuntu abdesti bozar" (Tirmizî, Tahâre, 64) buyurmaktadır. Kusma ağız dolusu değilse abdest bozulmaz.
5- Cinsî münasebette bulunmak.
6- Tam olarak cinsî ilişki olmasa bile kadın ve erkeğin çıplak veya ince bir elbise ile vücutlarının veya tenâsül uzuvlarının birbirine değmesi.
7- Teyemmüm yapan kimsenin su bulması .
8- Namazda sesli olarak gülmek. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Sizden biriniz namazdayken kahkaha ile gülerse abdesti ve namazı birlikte iade etsin. " Kahkaha namazın dışında olursa abdesti bozmaz.
Bir kimse abdest alırken bazı organlarını yıkayıp yıkamadığı konusunda endişe ederse, şayet bu ilk defa karşılaştığı bir şüphe ise o organını yeniden yıkar, yok eğer sürekli şüpheye düşüp duruyorsa bu şüphesinin önemi yoktur. Abdestini tam almış sayılır. Abdestinin bozulup bozulmadığını tam hatırlayamayan kişi kesin olarak abdest aldığını hatırlıyorsa abdestli demektir. Çünkü kesin olarak bilinen bir husus şüphelerle yok olmaz.
Ayrıca namaz haricinde abdestinden şüpheye düşenin abdest almasının takvaya daha yakın olduğu; fakat namaz içinde bulunan kimsenin ise abdestinden şüpheye düşmesi hâlinde namazını bozup abdest alması gerekmediği âlimler tarafından ifâde edilmiştir.
Abdesti Bozmayan Durumlar
1- Kişinin ön veya arka yollarından başka vücudunun herhangi bir yerinden kan çıkıp, bir damla halinde kalması.
2- Kabuk bağlamış bir yaranın kan çıkmadan kabuğunun düşmesi.
3- Yaradan, burundan yahut kulaktan bir vücud kurdunun düşmesi.
4- Tenâsül uzvuna (cinsî organına) el sürmek.
5- Kadın vücudunun herhangi bir yerine dokunmak.
6- Ağız dolusu olmayan kusuntu.
7- Ağızdan çıkan balgam.
8- Oturduğu yerde veya namazda uyumak .
9- Ağlamak.
Abdest Nasıl Alınır?
Farz, sünnet ve edeplerini yukarıdaki maddelerde verdiğimiz abdesti tertip ve usûlüne göre ancak şöylece alabiliriz:
Abdeste başlarken şu dua yapılmalıdır:
"Bismillâhilazîm ve'l hamdülillâhi alâ dini'l İslâm" .
"Yüce Allah'ın ismini anarak başlarım. Beni İslâm dini ve akidesi üzere yarattığı için hamd ederim."
Abdest almaya niyetlendikten sonra, eûzü besmele çekilerek eller bileklere kadar yıkanır. Parmakta yüzük varsa, kımıldatılır. Altına suyun geçmesi sağlanır.
Uzuvların yıkanması sırasında bizden öncekilerden nakledilen şu duaları okumak abdestin edeplerindendir.
A- Mazmaza=Ağıza su verme sırasında: "Allâhümme einnî alâ tilâveti'l Kur'ân ve zikrike ve şükrike ve hüsn-i ibâdetike."
"Allah'ım, Kur'ân-ı Kerimi okumada, seni zikretme, sana şükretme ve sana güzel şekilde kulluk etmede yardımını istirham ederim."
B- İstinşak = Buruna su verme sırasında: "Allâhümme, erihnî râyihate'l Cenneti verzuknî min neîmihâ."
"Allah'ım, bana Cennetin kokusunu koklat. Cennet nimetlerinden beni rızıklandır."
C- Yüzü Yıkama Sırasında
"Allâhümme, beyyid vechî binûrike yevme tebyaddu vücûhun ve tesveddü vücûh."
"Allah'ım, bir kısım yüzlerin ağarıp nurlandığı, bir kısım yüzlerin ise karardığı gün, benim yüzümü nurlandır, ağart."
D- Sağ Eli Yıkama Sırasında
"Allâhümme, a'tınî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ."
"Allah'ım, kitabımı -amel defterimi- sağ elime ver ve hesabımı kolaylaştır."
E- Sol Eli Dirseklere Kadar Yıkama Sırasında
"Allâhümme, lâ tu'tinî kitâbî bişimâlî velâ min verâi zahfi."
"Allah'ım, kitabımı -amel defterimi- sol elimden ve arkamdan verme."
Sonra sıra başı meshetmeye gelir.
Kaplama mesh için, eller ıslatılır, küçük parmakla üç parmak uc uca getirilir. Önden başlayarak başın üstü sıvazlanıp arka ve yan taraflarda böylece meshedilir.
F- Kulakları Yıkarken
"Allâhümmec'alnî minellezîne yestemîune'l-kavle feyettebiûne ahseneh."
"Allah'ım, beni hak sözü dinleyenlerden ve onun en güzeline uyanlardan eyle." denilir ve kulaklar yıkanır.
G- Boyuna Mesh Etme Sırasında
"Allâhümme a'tik unuki (veya rakabeti) mine'n-nâri."
"Allah'ım, boynumu Cehennem ateşinden azad buyur."
H- Ayakları Yıkama Sırasında
"Allâhümme, sebbit kademeyye ales'sırâtı yevme tezûlü Fhi'l-akdâm."
"Allah'ım, Sırat köprüsünde ayakların kaydığı günde ayaklarımı kaydırma, sabit eyle..."
Abdest alıp bittikten sonra Rasûlullah (s.a.s.)'e salavât getirilmeli ve şu dua okunmalıdır:
"Allâhümmec'alnî minettevvâbîne vec'alnî mine'l-mütetahhirîn."
"Allah'ım, beni, tevbe eden ve günahlarından temizlenen kullarından eyle. . ."
-------------------
Teyemmüm Nedir?
Teyemmüm, lügatte, kasıd mânasınadır. Dinî ıstılahtaki mânası ise; pâk ve temiz toprak ile, kolları ve yüzü, özel bir şekilde meshetmek demektir.Teyemmüm, sadece bu ümmete mahsus bir kolaylıktır. Mü`minler su yokluğunda veya su bulunmakla birlikte hastalık v.s. gibi suyu kullanmanın imkânsız hâle geldiği bâzı durumlarda, hades (cünüplük veya abdestsizlik) hâlinden teyemmüm vasıtasıyla kurtulurlar. Böylece ellerinde olmayan bir sebebden dolayı, Allah`a ibadet ve kulluktan geri kalmamış olurlar. Teyemmümün, bu ümmete Allah`ın hususî bir lütfu ve ihsanı olduğunu, Resûlüllah Efendimiz şu şekilde belirtmişlerdir: "Benden önce kimseye verilmeyen beş şey bana verildi: Bunlardan birisi de, yerin (toprağın) bana mescid ve temizleyici kılınmasıdır. Binaenaleyh kime nerede namaz vakti gelirse, hemen orada namazını kılsın." (Eski ümmetler ancak Kiliseler gibi ibâdete mahsus yerlerde ibâdet edebilirlerdi.) Bu hadîsten anlaşıldığı gibi, toprak, Müslümanlar için, hem üzerinde namaz kılabilecekleri temiz bir madde (namaza mâni bir pislik olmamak şartı ile), hem de aynı zamanda su bulunmaması hâlinde teyemmüm vasıtasıyla suyun yerini tutacak temizleyici bir unsur kılınmıştır. Teyemmüm, Hicrî 5. veya 6. yılda meydana gelen benî Müstalik seferi sırasında, Mâide sûresinin altıncı âyetiyle meşrû` kılınmıştır. Teyemmümün hükmünü bildiren âyet-i kerîmenin sonunda: "Allah, bununla size güçlük dilemez. Fakat sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Tâ ki şükredesiniz", buyurulmaktadır. Bu ifadeden, teyemmümün mü`minlere kolaylık ve rahmet olduğu, mü`minlerin mânevî temizliklerini ihmâl etmemelerine vesile teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Sual: Teyemmümü gerektiren haller nelerdir?
CEVAP
Abdest almak veya gusletmek için, su bulunmazsa veya su olduğu halde kullanılması mümkün olmayan durumlarda, temiz toprak, kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile Hanefi’de vakit girmeden önce de teyemmüm edilir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce caiz değildir.
Teyemmümü gerektiren başlıca haller şunlardır:
1- Abdest ve gusül için temiz su bulamamak (Şehirde her zaman su aramak farzdır.)
2- Su kullanmaya mani olan hastalık, su kullanınca soğuktan ölmek veya hasta olma tehlikesi.
3- Suyun yanında zarar verecek olan düşman veya yırtıcı, zehirli hayvan bulunmak.
4- Hapiste olup, su kullanamamak.
5- Ölümle tehdit edilmek.
6- Yolcu olup, yanında içme suyundan fazla su bulunmamak.
7- Kuyu olsa da, su çıkarma imkanı olmamak.
Sual: Teyemmümün farzı kaçtır?
CEVAP
Teyemmümün farzı üçtür:
1- Niyet etmek.
2- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.
3- Elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.
Teyemmümün farzı ikidir, diyenlere göre, ikinci ve üçüncü farz, bir farz olarak söylenir.
Sual: Teyemmümün sünnetleri nelerdir?
CEVAP
Teyemmümün sünnetleri şunlardır:
1- Toprağa avucun içini koymak.
2- Avuçları toprak üzerinde ileri ve geri çekmek.
3- Avuçta toprak varsa, toprak kalmayıncaya kadar, iki eli, baş parmakları ile birbirine çarpmak.
4- Elleri toprağa koyarken parmakları açmak.
5- Besmele ile başlamak.
6- Önce yüzü, sonra kolları mesh etmek.
7- Abdest alır gibi, çabuk yapmak.
8- Misafir bir mil [1920 metre] içinde su bulunduğunu bilirse, araması farz, zan ederse sünnettir.
9- Önce sağ, sonra sol kolu mesh etmek.
10- Elleri, toprağa vurarak, kuvvetle koymak.
11- Kolları aşağıda anlatılan şekilde mesh etmek.
12- Parmakların arasını mesh etmek ve bunu yaparken yüzüğünü oynatmak.
Sual: Teyemmümde dikkat edilecek hususlar nelerdir?
CEVAP
Teyemmümde dikkat edilecek hususlar şunlardır:
1- Abdestsiz bir kimse talebesine göstermek için, teyemmüm ederse, bununla namaz kılamaz.
2- Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. Namaz için de niyet etmek gerekir.
3- Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve benzerleri müstamel olmaz. Teyemmümden sonra elden, yüzden dökülen toz müstameldir.
4- Şafii ve Hanbeli’de teyemmüm yalnız toprak ile yapılır. Diğer mezheplerde, toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir. Yanıp kül olan veya sıcakta eriyebilen şeyler, toprak cinsinden değildir. O halde, ağaç, ot, tahta, demir, pirinç, yağlı boya sıvalı duvar, bakır, altın, cam ile teyemmüm edilemez. Kum ile olur. İnci, mercan ile olmaz. Kireç ve alçı ile yıkanmış mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, çamur ile olur. Yalnız çamur varsa, suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir.
5- Bir teyemmüm ile çeşitli namaz kılmak caizdir.
6- Misafir, iki kilometreden az uzakta su bulunacağını alametlerle veya akıllı, baliğ ve adil bir Müslümanın haber vermesi ile, çok zan ettiği zaman, her tarafa doğru iki yüz metre giderek veya birini göndererek araması farz olur. Çok zan etmezse, suyu araması lazım olmaz.
7- Bir kimse, suyu sormadan teyemmüm edip, namaza dursa, sonra yanında bulunan adil bir şahıstan, su olduğunu haber alsa, abdest alıp, namazını iade eder.
8- İki kilometreden uzakta su varken, teyemmüm ile namaz kılmak caizdir.
9- Eşyası arasında su bulunduğunu unutan, şehir ve köyde değilse, teyemmüm ile namaz kılabilir.
10- Suyun bittiğini sanan, namazdan sonra suyunu görse, teyemmüm ile kıldığı namazı iade eder.
11- Çölde, yollarda içmek için konulan su varken, teyemmüm edilebilir.
12- Cünüp, teyemmümden sonra, abdesti bozulsa, cünüp olmaz. Az su varsa, yalnız abdest alır.
13- Cünüp kimsenin vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkaması mümkün ise, gusleder. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa yine teyemmüm eder.
Sual: Teyemmüm nasıl yapılır?
CEVAP
1- Önce cünüplükten veya abdestsizlikten temizlenmek için niyet edilir.
Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. İbadet olan bir şeyi, mesela, cenaze namazı, secde-i tilavet yapmak için veya abdest için veya gusül için teyemmüm etmeye niyet gerekir.
Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmaya lüzum yoktur. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temiz olur. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınabilir. Abdest için ikinci teyemmüme lüzum yoktur.
2- İki kolu dirseklerinden yukarı sıvalı olarak, iki elin içini temiz toprağa, taşa, toprak veya kireç sıvalı duvara sürüp, en az üç parmağı değmek üzere, iki avucu ile yüzünü bir kere mesh etmek, yani sığamak. Eli, yüzünün iğne ucu kadar yerine değmezse, teyemmüm yapılmış olmaz.
Yüzü tam mesh edebilmek için, avuçlar açık ve dört parmak birbirlerine yapışık ve iki elin ikişer uzun parmaklarının uçları birbirlerine değmiş olarak, avuç içleri saç kesimine koyup, çeneye doğru yavaşça indirilir. Parmaklar yatay vaziyette alnı, göz kapaklarını, burnun iki yanını ve dudakların üzerlerini ve çenenin yüz kısmını iyice sığamalıdır. Bu esnada avuç içleri de yanakları sığar.
3- İki avucu tekrar toprağa sürüp, birbirine çarparak, tozu toprağı silkeledikten sonra, önce sol elin dört parmağı içi ile, sağ kolun alt yüzünü, parmak ucundan dirseğe doğru sığayıp sonra, kolun iç yüzünü, sol avuç içi ile, dirsekten avuca kadar sığamak ve sonra sol baş parmak içi ile, sağ baş parmak dışını sığamaktır. Yüzüğü çıkarmak gerekir. Sonra, yine böyle sağ el ile, sol kol sıvanır. El ayasını toprağa sürmek gerekir. Toprağın, tozun elde kalması lazım değildir.
Abdest ve gusül için teyemmüm aynıdır.
Sual: Teyemmümü bozan şeyler nedir?
CEVAP
Teyemmümü gerektiren özür hali ortadan kalkınca, su bulununca, abdesti ve guslü bozan hallerde, teyemmüm de bozulur.
Sual: Su olup olmadığını sormadan namaz kılan, yanında su olduğunu görse namazını iade eder mi?
CEVAP
Yanında adil biri bulunduğu halde, su var mı diye ona sormadan teyemmüm edip namaza duran, sonra su olduğunu haber alsa, abdest alıp namazı iade eder.
Sual: Su kuyusu varken, suyu çıkaramayan, teyemmüm edip namaz kılsa, sonra suyu çıkarma imkanına kavuşsa namazı iade eder mi?
CEVAP
Kuyudan su çıkarmak için, kova, ip veya para ile su bulamayan kimse, teyemmüm eder ve su bulunca, namazı iade etmez.
Sual: Salih bir tabibin yıkanmasını yasakladığı hasta, gusül için teyemmüm eder mi?
CEVAP
Evet eder.
Sual: Teyemmüm bile edemeyen felçlinin namaz kılması gerekir mi?
CEVAP
Hizmetlerini yapan teyemmüm ettirir. Namazı ima ile kılar. Gerekirse iki namazı cem eder.
Sual: İğne ucu kadar yere el değmezse teyemmüm sahih olur mu?
CEVAP
Bilirse sahih olmaz. Ama bilmeden daha çok yer kalsa teyemmüm sahih olur.
Sual: Teyemmümde, şüphelenip birkaç defa sıvamak caiz mi?
CEVAP
Evet. Fakat vesvese etmemelidir.
Sual: Çok yaşlı ve hasta abdest aldırılınca çok yoruluyor. Yorulmaması için, teyemmüm etse caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kibrit kutusu kadar bir tuğla ile teyemmüm caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Tahta külü ile teyemmüm caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Nöbetçi iken, mescitte yatıyorum. Sık sık dışarı çıkmam gerekiyor. Her defasında abdest almam gerekir mi?
CEVAP
Hayır. Sonraki girişlerde teyemmüm etmek iyi olur.
Sual: Parmakları arızalı olup teyemmüm ederken el değmeyen yer kaldığını sanan ne yapar?
CEVAP
Şüphe edince başkasına yaptırır. Başkası yoksa yapabildiği kadar yapar.
Sual: Sudan bir mil kadar uzaktakinin arabası olsa, yine teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Teyemmüm ederek mest giyen, su ile abdest alırken mestlere meshetmesi caiz mi?
CEVAP
Teyemmümle mest giyen, su ile abdest alırken, mesh edemez. Ayaklarını da yıkaması gerekir.
Sual: Gusledince, hastalık artacaksa ve iyileşme gecikecekse teyemmüm etmek caiz olur mu?
CEVAP
Hastanın, abdest almak veya gusletmek veya hareket etmek ile, hastalığının artacağı veya iyi olması uzayacağı, kendi tecrübesi ile veya uzman ve salih bir doktorun söylemesi ile anlaşılırsa, teyemmüm eder.
Sual: Guslederken avret yerini başkalarının görmesi haram mıdır?
CEVAP
Evet. Gusletmek için, zaruret olunca erkek, erkekler arasında, kadın da, kadınlar arasında avret yerini açamaz. Gusül yerine teyemmüm eder. Çünkü bir emri yapmak, bir haram işlemeye sebep olursa, haramı işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz. Bir sünneti yapmak için, mekruh veya haram işlemek zorunda kalanın da sünneti terk etmesi lazım olur.
Sual: Abdest almış olan kimse, teyemmüm etmiş olan imama uyabilir mi?
CEVAP
Abdest alan, teyemmüm etmiş olana; ayakta kılan, oturarak kılana uyabilir.
Sual: Sağlamken kazaya kalmış namazları hasta iken teyemmüm edip kaza etmek caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir. İma ile kaza etmek de caizdir.
Sual: Cuma namazını kaçırmamak için teyemmüm etmek caiz midir?
CEVAP
Abdest almak için vakit az olup, Cumayı kaçırmamak için, teyemmüm etmek, caiz değildir. Çünkü Cuma namazını kılamayan öğle namazını kılar.
Sual: Su bulamadığı için teyemmüm eden kimsenin abdesti bozulsa cünüp mü olur?
CEVAP
Hayır, Hanefi’de cünüp olmaz. Maliki’de cünüp olur.
Sual: Kışın çok soğukta arazide, gusledince hastalanacağını bilen kimse ne yapar?
CEVAP
Gusledince, soğuktan ölmek veya hastalanmak tehlikesi varsa, gusül için teyemmüm eder ve su ile abdest alır. Şehirde olup hamam parası yoksa ve başka çare bulamazsa, yine gusül için teyemmüm eder ve su ile abdest alır.
Sual: Su yanında tehlike varsa, abdest veya gusül için teyemmüm edilir mi?
CEVAP
Su yanında düşman, yırtıcı veya zehirli hayvan, ateş veya nöbetçi varsa veya kendisi hapis ise veya (abdest alırsan seni öldürürüz, malını alırız) diye korkutulursa, teyemmüm ederek namazını kılar. Fakat bu sebepler kul tarafından olduğu için, gusül ve abdest alınca, bu namazları tekrar kılması gerekir. Vakti içinde kılmak mümkün olmazsa, vakti çıktıktan sonra da kılmak gerekir. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Alınan bir teyemmüm ile bu teyemmüm bozuluncaya kadar birkaç vakit namaz kılınabilir mi?
CEVAP
Hanefi’de, bir teyemmümle, dilediği kadar farz kılabilir. Yani teyemmüm bozulana kadar birkaç vaktin namazı ve istenildiği kadar kaza namazı kılınabilir. Diğer üç mezhepte, ancak vakit girdikten sonra teyemmüm edilir ve bir teyemmümle sadece vaktin farzı kılınır, aynı vakit içinde kaza namazı kılınsa yine teyemmüm etmek gerekir, fakat istediği kadar nafile veya sünnet kılabilir. Sünnetleri kılarken kazaya da niyet edilince, yeniden teyemmüm almak gerekir. Yeni bir vakit girince de tekrar teyemmüm edilir. (Mizan-ül Kübra)
Sual: Vücudumun 3 yerinde, bacaklarımda ve yüzümde ağır derecede dikişler var. Bu yüzden gusül ve normal abdest alamıyorum. Dikişlere su değmesi yasak. Namazı kazaya bıraksam olur mu?
CEVAP
Namazları şer’i bir özür olmadan kazaya bırakmak haramdır. Yaraların üstünü kapatarak da yıkanma imkanı yoksa, teyemmüm edilip namazlar ima ile kılınır. Oturarak kılınma imkanı yoksa yatarak kılınır.
Sual: Vitir namazını gece yarısından sonra kılmaya niyetlenen kimse kalktığında cünüp olduğunu görse fakat suların kesik olması sebebiyle evde gusledecek kadar su bulunmasa teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Şehirde su bulamamak mazeret değildir, teyemmüm caiz olmaz. 2-3 litre su ile rahat gusledilir. Bu kadar su da bulunabilir. Yani memba suyu içme suyu bulunur. Komşudan istenebilir. Bunun gibi veya başka acil durumlar için tedbir almalı, evde su bulundurmalıdır. Su ve elektrik kesintisi şehirlerde her zaman olabilecek şeylerdir. Tedbirli olmalıdır.
Sual: Namaz vaktinin çıkacağından korkan kimse, su varken teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Su varken teyemmüm edilmez. Namazı kaçırsa da abdest alması gerekir. (Kuduri)
Sual: Ameliyat oldum, abdest alamıyorum. Teyemmüm topraktan başka hangi maddelerle yapılır?
CEVAP
Teyemmüm toprakla veya toprak cinsinden olan kum, kireç, alçı, taş, mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen, sırsız çanak çömlekle, tuğla yahut kiremitle olur. Kireçli, topraklı veya taşlı duvara elleri sürmekle de teyemmüm edilir. Hangisi kolaysa o yapılır.
Sual: Bir toprak ile kaç defa teyemmüm edilebilir?
CEVAP
Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve kum ve benzerleri, müstamel olmaz. Yani o toprakla aylarca teyemmüm edebilir. Teyemmümden sonra, elden, yüzden dökülen toz müstameldir.
Sual: Diğer hak mezheplerimize göre teyemmümün hükümleri nasıldır?
CEVAP
Teyemmümde besmele çekmek Hanbeli’de vacip, diğer mezheplerde sünnettir. Hanefi’de teyemmüm toprak cinsinden olan kum, kireç, alçı mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, tuğla ile olur. Kireçle badana edilmiş duvardan teyemmüm edilir. Toprak tozu olan eşyalarla da olur. Şafii’de teyemmüm yalnız toprakla yapılır. Hanbeli’de de yalnız toprakla olur. Fakat toprak, yanmamış, gasp edilmemiş ve tozlu olmalıdır. Maliki’de kum, ot, ağaç ve karla da olur.
Hanefi’de, bir teyemmüm ile, dilediği kadar farz kılabilir. Diğer üç mezhepte, teyemmüm, namaz vaktinden önce alınmaz ve bir teyemmüm ile birden fazla farz kılınmaz.
Sual: Vücudu yaralı olan kimse, nasıl gusleder?
CEVAP
Vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara olan gusül için teyemmüm eder. Azı yaralı ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusledip, yaraların üzerini mesh eder. Mesh zarar verirse, üzerine koyduğu bezi mesh eder.
Sual: Abdest uzuvlarının bir kısmı yaralı olan nasıl abdest alır?
CEVAP
Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder. Teyemmüm edenin, bazı yerleri yıkaması caiz değildir.
Sual: Elinde çatlak, yara veya egzama olan nasıl abdest alır ve gusleder?
CEVAP
Elindeki çatlak, yara veya egzamayı ıslatmak zarar verirse, eline eldiven takıp, eldiven ile abdest alabilirse, böyle abdest alması gerekir. Eldiven bulamazsa, ellerine su alamaz ve yüzünü, başını, ayaklarını suya sokamaz ise, teyemmüm eder. Yaralı kısımları ıslatmadan gusledemezse, yine teyemmüm eder.
Sual: İki eli çolak veya felçli olup kullanamayan nasıl taharet edip abdest alır?
CEVAP
Elleri çolak olan, taharetlenmez. Kollarını toprağa, yüzünü duvara sürüp teyemmüm eder.
Sual: Maliki mezhebinde farz olan muvalatı, abdest uzuvlarının kurumaması, diye tarif edenler var. Muvalat nedir?
CEVAP
Muvalat, her uzvu, birbiri arkasından ara vermeden, acele olarak yıkamaktır. Başka bir ifade ile, normal şartlar altında, bir önce yıkadığı uzuv kuruyacak kadar ara vermemektir.
Çok kısa zamanda yapılan bir iş, muvalata engel olmaz. Mesela, abdest alırken kapıdan biri girse, gelenin kim olduğuna bakılsa, muvalata mani olmaz. Musluktan su kesilse, kovadaki suyu almak veya bitişik odadaki musluğa gidip, o musluktan abdest almak, muvalatı engellemez. Sağ ayağı yıkadıktan sonra, kolayca giren bir çorabı hemen giyerek, öteki ayağı yıkamaya başlamak da muvalata mani olmaz. Yavaşça giyerse, normal şartlarda, bir uzuv kuruyacak kadar ara verilirse, muvalata mani olur. Abdest alırken çorabın birisini veya ikisini çıkarmak muvalata mani olmaz.
Uzuvların kuruyup kurumaması mutlak ölçü değildir. Çünkü sıcak ve rüzgarlı havada, uzuvlar hemen kuruyabilir. Yahut soğuk ve rüzgarsız bir yerde, uzuvlar geç kuruyabilir. Uzuvlar kurumadı diye, başka bir iş yapmak muvalata mani olur. Hararetli vücutta, uzuv tez kuruyabilir. Demek ki, kuruyup kurumaması kesin ölçü değildir.
İbni Âbidin hazretleri de, Hanefi'ye göre muvalatı anlatırken, (Toprakla teyemmüm ederken de, su ile yıkamak olmadığı halde, normal şartlarda bir uzuv kuruyacak kadar ara vermek muvalata manidir) buyuruyor.
Sual: Teyemmüm ederken sadece niyet ettim teyemmüme desek bununla namaz kılınabilir mi? Mushafı tutup bir yere koymak niyetiyle teyemmüm etsek, bu teyemmümle namaz kılmamız caiz mi? Bir de hem teyemmüme, hem de cünüplükten temizlenmeye niyet etmek mi gerekir?
CEVAP
Sadece teyemmüme niyet etmekle namaz kılmak caiz olmadığı gibi, Mushafı tutmak için teyemmüm edilince de, bu teyemmümle namaz kılınmaz. İbadet olan başka bir şeyi, mesela, secde-i tilavet yapmaya veya abdest için teyemmüm etmeye niyet gerekir. Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmaya gerek yoktur. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temiz olur. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınır. Abdest için ikinci teyemmüme lüzum yoktur. (S. Ebediyye - Redd-ül-muhtar)
İmam Züfer'e göre, abdest de olduğu gibi, teyemmümde de niyet farz değildir. Teyemmüme niyet etmeden teyemmüm alıp namaz kılan kimse, imam-ı Züfer’e göre teyemmümünün sahih olduğunu, yani o kavle uyduğuna niyet ederse, kıldığı namaz sahih olur. İhtiyaç olmadan başka bir kaville amel edilmez.
Ev tozu ile teyemmüm olmaz
Sual: Ev tozlu eşyaya, mesela yastığa teyemmüm caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir. Ancak kumaş, elbise, yastık gibi, teyemmüm caiz olmayan eşya üzerindeki, teyemmüm caiz olan toprak cinsi şeylerin tozu ile veya kül ile tozlanırsa veya silkildikleri zaman havaya böyle toz çıkarsa, bunlarla teyemmüm caizdir. Ev eşyası üzerinde bulunan organik tozlar böyle değildir. Ev tozu toprak tozu değildir, organik tozdur. Organik tozlarla teyemmüm olmaz. Toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir.
Hanefi’de teyemmüm şunlarla olur:
1- Toprak ve kum ile,
2- Kireç ve alçı ile,
3- Taş ile, cilasız ve yıkanmış mermer ile,
4- Çimento, tuğla ve kiremit ile, [Bunların tozu ile],
5- Sırsız yani cilasız olmak şartı ile fayans, porselen çanak çömlek, testi ile,
6- Çamur ile, [Çamurun suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir. Suyu çoksa, bir bez çamura sokulup, çıkarılıp rüzgarda kurutup, bu tozlu bezle teyemmüm edilir.]
7- Toprak kerpiçle, kerpiç duvar ile, Kireçle badana edilmiş duvar ile teyemmüm caizdir.
Teyemmüm caiz olmayan maddeler:
Yanıp kül olan veya sıcakta eriyen şeyler, toprak cinsinden değildir. Teyemmüm caiz olmayanlar:
1- Ağaç ile,
2- Ot, meyve ve sebze yaprakları ile,
3- Tahta ile,
4- Hasır ile,
5- Demir, pirinç, alüminyum bakır, altın gibi madenler ile,
6- Yağlı boya sıvalı duvar ile, naylon ile, plastik ile,
7- Cam ile teyemmüm edilemez.
Şafii ve Hanbeli mezheplerinde, teyemmüm yalnız toprakla ve tozlu kum ile olur. Maliki’de yer cinsinden olanlarla da olur. Mesela taş, kum, çamur, kireç, ağaç ve ot ile teyemmüm caizdir. Hatta altın, gümüş ve mücevher hariç, madenlerle de teyemmüm caizdir. Yanmış kiremitle caiz değildir.
Şafii, Hanbeli ve Maliki’de, teyemmüm ancak vakit girdikten sonra yapılır. Bir teyemmümle ancak bir vaktin farzı kılınır.
Kar ile teyemmüm etmek
Sual: Buzlu kutup bölgesinde yaşayan kimse nasıl abdest alır? Çünkü su yoktur. Toprak da bulamaz ki teyemmüm etsin. Her yer buzla ve karla kaplıdır. Bu adam nasıl gusleder?
CEVAP
Bu adamın evi barkı yok mu? Namaz kılan birisi, niye yanında teyemmüm edeceği çanak, çömlek, taş, mermer, tuğla gibi bir şey taşımıyor? Karların ve buzların üstünde ne iş yapıyor? Yemek yemiyor mu, su içmiyor mu? Böyle yerde nasıl yaşıyor ki? Önce siz buna cevap verin, sizin sualinizin cevabı kolaydır.
Bu ateistlerin sorusuna benziyor. Çünkü onlardan çok duyduk, kutuplarda nasıl namaz kılınır veya oruç nasıl tutulur diye.
İslamiyet cihanşümul [evrensel, üniversal] bir dindir. Her asra, her bölgeye, her iklime uygun emir ve yasakları vardır. Dinde, ölüm hariç, çaresiz hiç bir şey yoktur. Peygamber efendimiz, (Mezhepler rahmettir) buyurmuştur. Dört mezhebin birisinde bir çıkış yolu bulunur. Dört mezhebin birinde de bulunmayan şey de zarurettir. Zaruret halinde de bir çok haramlar mubah hâle gelir. Yani namazı, abdesti tehir etmek günah olmaz.
Maliki mezhebinde kar ile, buz ile teyemmüm etmek de caizdir. İhtiyaç olunca Maliki mezhebi taklit edilir. Maliki mezhebini de taklit etme imkanı olmasaydı, herhangi bir sebeple teyemmüm de edemeyen, suya kavuşuncaya kadar abdesti veya guslü tehir ederdi.
Sual: Teyemmümü toprak ile yapmak şart mıdır? Başka bir şey ile teyemmüm yapılmaz mı?
CEVAP
Kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile, mesela kiremit ile veya sırsız mermer ile de yapılabilir.
Kül ile teyemmüm
Sual: Kül ile teyemmüm yapmak caiz midir?
CEVAP
Hayır. Sadece taş külü müstesnadır. Mesela kireç, taş külüdür. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Teyemmüm ederek namaza duran, namazdayken su görse ne yapması gerekir?
CEVAP
Suyu görünce, teyemmüm bâtıl olur. Hemen selam verip, namazdan çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp namazını baştan tekrar kılar. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Sabah uyandığımda, suların gece yarısı kesilmiş olduğunu görsem, dışarısı da karanlık ve soğuksa teyemmüm edebilir miyim?
CEVAP
Hayır. Önceden böyle durumlar için tedbir alınmalıdır. Şehirde su bulamamak, özür olmaz. Komşudan da olsa, bir kova su alınabilir.
Az su ve teyemmüm
Sual: Abdest alacak kadar suyumuz olsa, nasıl guslederiz?
CEVAP
Cünüpken yanında, abdeste yetecek kadar suyu bulunan bir kimse, teyemmüm eder. O suyla abdest alması gerekmez; fakat bu kadar suyu olan bir kimse, cünüp olur ve bununla birlikte abdest almayı gerektiren bir durum olursa, onun abdest alması gerekir. (Hindiyye)
Abdest ve teyemmüm
Sual: Su az olup abdeste yetmezse nasıl abdest alırız?
CEVAP
Abdest azalarından bir kısmını yıkayacak kadar birazcık suyu olan bir kimse, o su ile bir yerini yıkamaz, teyemmüm eder. (Hindiyye)
Teyemmüm edebilir
Sual: 80 yaşındaki ninem, yalnız başına zor abdest alıyor, düşerim de bir yerim kırılır diye korkuyor. Acaba teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Düşme ihtimali varsa teyemmüm eder. Soğuk havada hastalanma ihtimali olan sağlam kimse de, gusletmek yerine teyemmüm eder.
Sual: Teyemmüm namaz vakti girmeden önce alınsa sahih olur mu?
CEVAP
Evet, Hanefî’de sahihtir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce alınan teyemmüm, vakit çıkınca bozulmuş olur. Yeni vakit girince, namaz kılmak için yeniden teyemmüm almak gerekir. Mâlikî veya Şâfiî’yi gusül, abdest ve namazda taklit edenlerin de, buna dikkat etmesi gerekir.
Abdest ve teyemmüm
Sual: Namaz kılma bakımından, teyemmümün abdestten farkları nelerdir?
CEVAP
Üç meselede teyemmüm, abdestten ayrılır:
1- Bir Müslüman abdest aldıktan sonra, mürted olsa ve sonra tevbe etse, önce aldığı abdestle namaz kılabilir, fakat ettiği teyemmümle namaz kılamaz. Çünkü abdestte niyet şart değildir. Mürtedin teyemmüm için ettiği niyeti ise geçersizdir.
2- Bir kimse, birine öğretmek için abdest alsa, o abdestle namaz kılabilir, çünkü abdestte niyet şart değildir, fakat öğretmek için alınan teyemmümle namaz kılınmaz, çünkü teyemmümde niyet farzdır.
3- Bir gayrimüslim, abdest alıp sonra Müslüman olsa, onunla namaz kılabilir, fakat teyemmümle kılması caiz olmaz, çünkü gayrimüslimin niyeti geçerli olmadığı için, teyemmümü de geçerli olmaz. Abdestte ise niyet farz değildir. (Nimet-i İslam)
Cenaze namazı için teyemmüm
Sual: Cenaze namazı kılmak niyetiyle teyemmüm etmiş olan bir kimse, bu teyemmümle farz namaz kılabilir mi?
CEVAP
Evet, kılabilir. (Hindiyye)
-------------------
Guslü (Boy abdesti) Gerektiren Haller
a. Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.
b. Hayız (âdet hali, âdet görme, adet kanaması, aybaşı hali, regl) ve Nifas (Lohusalık): Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.
Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf'a göre gusül gerekmez.
Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır. Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.
Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, buluğ çağına ermiş erkek ve kadının gusletmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lazımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.
Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilam olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntının şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf'a göredir, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.
Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaati varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaati yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.
Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.
İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir. Organ uyanık olmayınca; gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.
Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed'e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır.
İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.
Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilam olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.
Şehvet olmayıp da dövülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez. (İmam Şafî'ye göre bu hallerde de gusül abdesti gerekir.)
Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.
Bakire bir kızın bekaretini yok etmemek sureti ile evliliğin ilk gecesinde yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekaret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.
Cünüplük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayrimüslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.
-------------------
Gusül Abdesti (Boy Abdesti)
Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, Gusül (boy) abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüplük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir. Buna "cenabet olmak" ta denir.
Kısaca gusül abdestini nasıl alırız?
1. Gusletmek, yani boy abdesti almak isteyen bir kişi önce besmele çeker ve sol ayağı ile gusül yerine girer.
2. "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.
3. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini sol eliyle temizler.
4. Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar. Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder.
5. Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler. Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.
6. Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ, daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar. Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur. İğne ucu kadar kuru yer kalmaksızın vücudun her tarafını güzelce yıkar. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur. Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış olunur.
* Kadınlar ve erkekler aynı şekilde gusül abdesti alır. Kadın, kız için ayrı erkek için ayrı bir boy abdesti alınış şekli yoktur.
Gusül Abdestinin Farzları
1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
2. Burna su çekip yıkamak.
3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.
Gusül Abdestinin Sünnetleri
1. Gusle niyet etmek.
2. Besmele ile başlamak.
3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.
4. Avret yerini yıkamak
5. Gusülden evvel abdest almak.
6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.
Abdestli iken, çıplak elle avret mahalline dokunmak abdesti bozar mı?
Hanefi Mezhebi'ne göre çıplak el ile avret mahalline dokunmak abdesti bozmaz.
Ancak Şafii Mezhebi'ne göre tenasül uzvuna ve İmam Şafii'nin cedid (yeni) görüşlerine göre dübür halkasına elin iç kısmıyla dokunmak abdesti bozar.
Ümmü Habibe'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asv):
"Her kim tenasül uzvuna veya fercine dokunsa, abdest alsın.'' (Nesai, Gusl 30) buyurur. Hadisteki "ferc" kelimesi hem erkeğin hem de kadının cinsel organıdır.
Buna göre, kişinin kendi cinsel organına veya dübür halkasına elinin iç tarafıyla dokunması abdesti bozduğu gibi, küçük yaşta da olsalar başkalarınınkine dokunmak da aynı şekilde abdesti bozar. Bunda herhangi bir yaş sınırı olmaksızın abdesti bozar. Ancak bu durumda dokunulan kişinin değil, dokunanın abdesti bozulur.
Kişinin, testislerini (husyelerini) ellemesi ile abdesti bozulmaz.
Çocuğun altını temizleyen annenin abdesti bozulur mu?
Şu halde, Şafii Mezhebi'ne mensup bir anne, bebeğinin altını temizlerken, çıplak elinin içi ile bebeğinin ön veya arkasına değerse abdesti bozulur. (bk. Kadı Ebu Şuca’, Ğayet’ül-İhtisar ve Şerhi, Ravza Yayınları: 99-100)
Bir kişinin, kendisinin veya başkasının ön ve arka avret yerlerine dokunması guslü bozar mı?
Hanefi mezhebine göre, herhangi bir kimsenin bedenine veya tenasül organına veya oturağına el ile dokunması ile (gusül veya namaz) abdesti bozulmaz.
Malikîlere göre, mükellef olan bir kimse, büluğ çağına yakın bir kadının açık bulunan bir uzvuna veya ince ve hafif bir şeyle örtülü bir yerine lezzet maksadı ile dokunsa, abdesti bozulur. Bir maksad olmaksızın duyulan bir lezzet de böyledir. Öyle ki, kadın mahrem olsa bile, lezzetlenme duygusu olan bir dokunma ve yapışma ile abdest bozulur.
Şafiîlere göre, herhangi bir yabancı kadının, hiç bir engel bulunmaksızın bir uzvuna dokunmak abdesti bozar. Lezzet bulunmasa bile, hüküm yine böyledir. Bundan kadının saçları, dişleri ve tırnakları müstesnadır. Bunlara dokunmak, bir lezzet olsa bile, abdesti bozmaz.
Yine Şafiîlere göre, bir erkek veya bir kadın, kendisinin veya başkasının oturağını veya ön tenasül organını bir engel olmaksızın elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur. Malikî ve Hanbelilere göre de böyledir. Ancak bunlara göre, bir kadının kendi tenasül organını tutması abdestini bozmaz.
Kişi kendi veya başkasının oturağına veya tenasül uzvuna dokunması ile gusül abdesti bozulmaz. Maliki ve Şafii mezhebine göre de gusül abdesti geçerlidir. Ancak ibadet etmek istediği zaman yeniden abdest alması gerekir; guslü ise tamamdır.
------------------
Elin tenasül aletine değmesi abdesti bozar mı?
Hanefi mezhebine göre, kişinin gerek kendisinin gerekse başkasının penisine veya makatına dokunmasından dolayı abdest bozulmaz.
Şafii mezhebine göre ise, kişinin kendi penisine veya makadına elinin iç tarafı ile dokunması abdesti bozar. Küçük yaşta da olsalar başkalarınınkine dokunmak aynı hükme tabidir. Ancak bu durumda dokunulan kişinin değil dokunanın abdesti bozulur.
Kişinin testislerini (husyelerini/yumurtalıklarının) ellemesi ise abdesti bozulmaz.
Hanefi ve Şafii mezhebine göre avret mahalline dokunmak abdesti bozar mı?
Hanefi mezhebine göre; avret mahalline el sürmek abdesti bozmaz. El sürülen, ister kadının avret yerleri olsun, isterse erkeğin, farkı yoktur. Mücerred / soyut (yalnızca) el sürmekle abdest bozulmaz.
Şâfiîlere göre, bir erkek veya kadın, kendisinin veya başkasının ön veya arka avret yerini elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur.
Şafii mezhebine göre kadına (eşine) dokunmak abdesti bozar mı?, Şafiilere göre baldızın elini ellemekle abdest bozulur mu?
Abdesti bozan şeyler dörttür:
1. Önden ve arkadan çıkan her şey abdesti bozar.
2. Bayılmak, delirmek, sarhoş olmak, oturak yeri tamamen yere dayanmayarak uyumak gibi aklın idrâkini izâle eden şeyler abdesti bozar. Mânasını anlamasa dahi konuşanların sözlerini işiterek uyuklamak abdesti bozmaz. Eğer uyudum mu, uyukladım mı? Rüya mı gördüm, yoksa kendi kendimin düşüncesi mi diye şüpheye düşse dahi abdesti yine bozulmamış sayılır. (İânetü't-Tâlibîn s. 59).
3. Unutarak veya kasden bir erkeğin derisinin yabancı bir kadının derisine değmesi ile dokunan ve dokunulanın abdestleri bozulur. Burada erkek ve kadından murâd, şehvet çağına bâliğ olan kimselerdir. Yabancı kadından murâd, zevce ve diğer yabancı kadınlar gibi hiç bir zaman nikâhı harâm olmayan kadınlarla, zevcenin kız kardeşi veya zevcenin halası veya teyzesi gibi, zevcenin bulunması dolayısıyla o zaman için nikâhı muvakkaten harâm olan kadınlar yabancı durumundadırlar, dokunma ânında abdesti bozarlar.
Fakat nikâhı dâima harâm olan kadınlar abdesti bozmazlar. Erkeğin kızı, kız kardeşi ve annesi gibi.
Şehvet çağına bâliğ olmamış küçük bir çocuğa veya diş, tırnak, kıl gibi şeylere değildiğinde, abdest bozulmaz [Muğni'l-Muhtac (Şerh'ü Minhâc), s. 37]. İhtiyatlı bir kavle göre bu küçüklük devresi yedi yaşına kadardır. Bu yaştan sonra ne kadar büyük olursa olsun abdesti bozar.
4. Bir kimsenin ellerinin içi ile kendisinin veya başkasının ön veya arka avret mahallerine dokunması ile abdesti bozulur. Bu şekildeki abdestin bozulmasında küçük ve büyüğün farkı yoktur. Mak'adın ve bâsurun dışarıya çıkması ile de abdest bozulur.
Abdestsiz olan bir kimseye de namâz, her türlü secde, tavaf, Kur'an-ı Kerîmi ellemek ve taşımak haramdır.
Oturarak uyumak abdesti bozar mı?
İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun hüküm aynıdır. Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz.
Bir şeye dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.
Selam ve dua ile...
Ağlamak, namaz ve abdesti bozar mı?
Namazda dünyevi bir şey için sessiz ağlamak -mekruh olmakla beraber- namazı bozmaz. Ancak dünyaya ait bir işi hatırlayarak sesli ağlamak veya ağrı veya sızıdan dolayı ve bezginlikle, ah of deyip inlemek namazı bozar, ancak abdesti bozmaz.
Yine çekmekte olduğu bir ağrının sonucu olarak, ihtiyarsız olarak çıkardığı seslerden ötürü de namazı bozulmaz. Fakat dünyevi musibetler veya şahsi hastalıktan ötürü sesli ağlamak, ah ve off gibi şeyler söylemek, Hanefî ve Şafii mezhebine göre namazı bozar.(bk. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, II/7-10).
Ağlamak, cennet ve cehennemi hatırlamak sebebiyle meydana gelmişse, huşûdan ileri geldiği için namazı bozmaz. Hadîs-i şerîfte:
"Cenâb-ı Hakk'a, ağlıyarak itâat eden, gülerek cennete dahil olur ve gülerek günah işleyen, ağlayarak cehenneme girer."(Feyzü'l-kadir, 6/48, Hadis No: 8382; Haşiyetü't-Tahavi, Şerhu Nuru'l-İzah, I/325)
buyurulmuştur. Namaz dışında da ağlamak abdesti bozmaz. Ancak göz ağrısı gibi hastalıktan meydana gelen akıntının abdesti bozacağı, böyle kimsenin özür sahibi sayıldığından her namaz için vakit girince abdest alması lâzım geleceği Bedayi’us-Sânayi’de yazılıdır.
Uyumak abdesti bozar mı?
İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun, hüküm aynıdır.
Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz.
Bir şeye dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.
Şafii mezhebine göre abdesti bozan şeyler nelerdir? Şafilere göre ne kadar kan akarsa abdest bozulur? Bir çizme dolusu deniyor, dogru mu?
Abdesti bozan şeyler altıdır:
1. Ön ve arka menfezlerden herhangi bir şeyin çıkması.
2. Makadın iyice yerleşmemesi halinde uyumak.
3. Hastalık veya sarhoşluk nedeniyle aklını kaybetmek.
4. Hailsiz olarak mahrem sayılmayan bir erkekle bir kadının, şehvetli olsun veya olmasın birbirinin tenine dokunmaları, her iki tarafın abdestini bozar.
5. İnsanın tenasül uzvuna elin iç kısmıyla dokunmak.
6. Cedid görüşe göre dübür halkasına elin iç kısmıyla dokunmak.(1)
- Ön ve arkadan çıkan herhangi bir şey dışkı, sidik, kan ve yel gibi şeyler abdesti bozar. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor:
"... yahut biriniz tuvaletten gelmişse..." (Maide, 5/6)
- Bağdaşsız uykuya dalmak da abdesti bozar. Bu konuda Peygamberimiz (asm):
"Uykuya dalan kimse abdest alsın."(2)
buyurmuştur. Ama bağdaş kurup uykuya dalan kimsenin abdesti bozulmaz.
Nitekim Enes (r.a.) şöyle demiştir:
"Peygamberimiz (asm) birisiyle yavaş yavaş konuşurken, namaz için kamet edildi. Fakat ashabı (oturdukları halde) uyuyuncaya kadar ona gizli gizli konuşmasından ayrılmadı. Sonra geldi ve onlara namaz kıldırdı."(3)
- Hastalık veya sarhoşlukla aklını kaybetmek abdesti bozar. Zira böyle bir durum uyku gibidir. Aklın gitmesi ile insan kendine hakim değildir. İnsandan herhangi bir şeyin çıkması muhtemeldir.
- Birbirine mahrem sayılmayan (dinimizce birbirlerine nikahı düşen) erkek ile kadının çıplak tenlerinin birbirine temas etmeleri abdesti bozar. Buna delil şu ayet-ı kerimedir:
"... yahut kadınlara dokunmuşsan..." (Nisa, 4/43)
- Kıl, diş ve tırnaklardan abdest bozulmaz.
Şehevi duygulardan anlamayan yedi yaşın altındaki çocuklardan abdest bozulmaz.(4)
- Tenasül uzvuna ve İmam Şafii'nin cedid (yeni) görüşlerine göre, dübür halkasına elin iç kısmıyla dokunmak da abdesti bozar.
Ümmü Habibe'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm):
"Her kim tenasül uzvuna veya fercine dokunsa abdest alsın.''
buyurur. Hadisteki "ferc" kelimesi hem erkeğin hem de kadının cinsel organıdır. Yukarıda ifade edildiği gibi, İmam Şafii'nin yeni içtihatlarına göre elin iç kısmıyla insanın dübür halkasına dokunmak da abdesti bozar.
Tenasül ve dübür uzuvlarına elin iç kısmıyla dokunmak, herhangi bir yaş sınırı olmaksızın abdesti bozar. Şu halde, bir anne bebeğinin altını temizlerken çıplak elinin içi bebeğinin ön veya arkasına değerse abdesti bozulur.
Peygamberimiz (asm) şöyle buyurur:
"Her kim tenasül uzvuna dokunursa, abdest alsın."(5)
Hadis-i şerifle geçen tenasül uzvu, kadın ve erkeğin ön ve arkasıdır.
Şafii ve Hanefi mezhebine göre koltuk altına dokunmak abdesti bozar mı?
Koltuk altına dokunmakla abdest bozulmaz. Ancak Şafii mezhebine göre insanın tenasül uzvuna elin iç kısmıyla dokunması abdesti bozar.
Şafiilerde abdesti bozan haller?
1. Şafilere göre abdestliyken tenasül uzvuna pamuk veya peçete koymak abdesti bozar mi (erkek ve kadın)?
2. Şafilerde tenasül uzvuna konulan pamuk ıslanıp düşse ve on anda abdest bozulur mu(erkek ve kadın)?
3. Şafilerde ağız dolusu kusmak abdest bozar mı?
4. Şafilerde mideden kan gelse, kulak içinden kan gelse, beyinden kan gelip burundan, ağızdan çıksa abdest bozulur mu?
5. Şafilerde dert nedeniyle gözden yaş gelse abdest bozulur mu?
6. Şafilerde hocam ramazanda mecburi pamuk kullanıyorum abdest için oruç bozulur mu?
7. Şafilerde, grip olduğumuzda burnu çekip yutmak ve beyinden mideye akan akıntıları yutmak orucu bozar mı?
8. Şafilerde namazdayken de bu durumu yapmak namazı bozar mı yani burnu çekip yutmak?
9. Meni yemek haram mı şafilere göre?
10. Şafilerde kulağa ve buruna damlatılan ilaç ağza gelse veya mideye gitse şafilerde abdest bozulur mu?
11. Şafilerde önden yellenme kadın ve erkek için abdest bozulur mu?
12. Şafilerde makata konan pamuk içerde kalsa bu durumda oruç bozulur mu yada pamuk düşse abdest bozulur mu pamuk komple makata yerleştirmek orucu abdesti bozar mı?
13. Şafilerde açık yaraya konulan alkol, kolonya, tentürdiyot, ilaç gibi alkol içeren maddeler yaraya konulsa abdest bozulur mu? Mesela eli yaralı olan karnı yaralı ve başı yaralı olan bunları kullansa abdest bozulur mu?
14. Şafilerde dişi olan ne kadar hayvan varsa onlara elimiz değse abdest bozulur mu?
Abdesti Bozmayan Şeyler Nelerdir?
1 - Önden ve arkadan gayri bir yerden kan çıkıp, iğne ucu gibi çıktığı yerde kalır, etrafa dağılmazsa, bu kan abdesti bozmaz. Bu kanın el veya pamuk ile silinmesi de zarar vermez.
2 - Yaradan akıntısız pıhtı hâlinde kan, et veya deri düşmesi.
3 - Avret mahalline el sürmek. El sürülen, ister kadının avret yerleri olsun, isterse erkeğin, farkı yoktur. Mücerred el sürmekle abdest bozulmaz. * Şâfiîlere göre, bir erkek veya kadın, kendisinin veya başkasının ön veya arka avret yerini elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur.
4 - Kadının avret mahalli dışında vücudunun herhangi bir yerine dokunmakla da abdest bozulmaz. Ancak bu dokunma sebebiyle tahrik olup mezî denen yaşlık çıkmamalıdır. Mezi gelirse abdest bozulur. * Erkeğin kendi mahremi olmayan bir kadına dokunması, Şâfiî mezhebinde abdesti bozar. Kadın erkeğin mahremi ise, ona dokunmak ittifakla abdesti bozmaz.
5 - Ağız dolusundan az olan kusmalar.
6 - Balgam çıkarmak... İmam-ı A`zam ile İmam-ı Muhammed`e göre, balgamın az veya çok olması neticeyi değiştirmez.
7 - Hâkimiyetini kaybetmiyecek şekilde oturarak uyumak. Oturağını yere iyice yerleştirip uyumak gibi... 8 -Ağlamak abdesti bozmadığı gibi, namaz dışında gülmek de bozmaz.
9 -Pire, kene, sivrisinek, karasinek gibi haşerattan birinin doyuncaya kadar emdiği kan.
10 - Namazda iken tebessüm etmek.
11 - Bıyıkların veya saçların traş edilmesi, tırnakların kesilmesi (Abdestli iken).
------------Dipnotlar--------------
(1) Basur hastalığı olanın mak'adlarının dışarı çıkmasıyla ellerinin iç kısmı değerse yine abdesti bozulur.
(2) Ebu Davud, 203.
(3) Müslim,376.
(4) Muğnil Muhtac, 1/35.
(5) Kadı Ebu Şuca’, Ğayet’ül-İhtisar ve Şerhi, Ravza Yayınları: 99-100.
Şafii Mezhebine Göre Abdesti Bozan ve Bozmayan Şeyler Nelerdir? Abdestin Hükümleri
Şafiilerde abdesti bozan haller?
1. Şafilere göre abdestliyken tenasül uzvuna pamuk veya peçete koymak abdesti bozar mi (erkek ve kadın)?
2. Şafilerde tenasül uzvuna konulan pamuk ıslanıp düşse ve on anda abdest bozulur mu(erkek ve kadın)?
3. Şafilerde ağız dolusu kusmak abdest bozar mı?
4. Şafilerde mideden kan gelse, kulak içinden kan gelse, beyinden kan gelip burundan, ağızdan çıksa abdest bozulur mu?
5. Şafilerde dert nedeniyle gözden yaş gelse abdest bozulur mu?
6. Şafilerde hocam ramazanda mecburi pamuk kullanıyorum abdest için oruç bozulur mu?
7. Şafilerde, grip olduğumuzda burnu çekip yutmak ve beyinden mideye akan akıntıları yutmak orucu bozar mı?
8. Şafilerde namazdayken de bu durumu yapmak namazı bozar mı yani burnu çekip yutmak?
9. Meni yemek haram mı şafilere göre?
10. Şafilerde kulağa ve buruna damlatılan ilaç ağza gelse veya mideye gitse şafilerde abdest bozulur mu?
11. Şafilerde önden yellenme kadın ve erkek için abdest bozulur mu?
12. Şafilerde makata konan pamuk içerde kalsa bu durumda oruç bozulur mu yada pamuk düşse abdest bozulur mu pamuk komple makata yerleştirmek orucu abdesti bozar mı?
13. Şafilerde açık yaraya konulan alkol, kolonya, tentürdiyot, ilaç gibi alkol içeren maddeler yaraya konulsa abdest bozulur mu? Mesela eli yaralı olan karnı yaralı ve başı yaralı olan bunları kullansa abdest bozulur mu?
14. Şafilerde dişi olan ne kadar hayvan varsa onlara elimiz değse abdest bozulur mu?
--------------------
Şafii mezhebine göre abdesti bozan şeyler nelerdir?
Abdesti bozan şeyler altıdır:
1. Ön ve arka menfezlerden herhangi bir şeyin çıkması.
2. Makadın iyice yerleşmemesi halinde uyumak.
3. Hastalık veya sarhoşluk nedeniyle aklını kaybetmek.
4. Hailsiz olarak mahrem sayılmayan bir erkekle bir kadının, şehvetli olsun veya olmasın birbirinin tenine dokunmaları, her iki tarafın abdestini bozar.
5. İnsanın tenasül uzvuna elin iç kısmıyla dokunmak.
6. Cedid görüşe göre dübür halkasına elin iç kısmıyla dokunmak.(1)
- Ön ve arkadan çıkan herhangi bir şey dışkı, sidik, kan ve yel gibi şeyler abdesti bozar. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor:
"... yahut biriniz tuvaletten gelmişse..." (Maide, 5/6)
- Bağdaşsız uykuya dalmak da abdesti bozar. Bu konuda Peygamberimiz (asm):
"Uykuya dalan kimse abdest alsın."(2)
buyurmuştur. Ama bağdaş kurup uykuya dalan kimsenin abdesti bozulmaz.
Nitekim Enes (r.a.) şöyle demiştir:
"Peygamberimiz (asm) birisiyle yavaş yavaş konuşurken, namaz için kamet edildi. Fakat ashabı (oturdukları halde) uyuyuncaya kadar ona gizli gizli konuşmasından ayrılmadı. Sonra geldi ve onlara namaz kıldırdı."(3)
- Hastalık veya sarhoşlukla aklını kaybetmek abdesti bozar. Zira böyle bir durum uyku gibidir. Aklın gitmesi ile insan kendine hakim değildir. İnsandan herhangi bir şeyin çıkması muhtemeldir.
- Birbirine mahrem sayılmayan (dinimizce birbirlerine nikahı düşen) erkek ile kadının çıplak tenlerinin birbirine temas etmeleri abdesti bozar. Buna delil şu ayet-ı kerimedir:
"... yahut kadınlara dokunmuşsan..." (Nisa, 4/43)
- Kıl, diş ve tırnaklardan abdest bozulmaz.
Şehevi duygulardan anlamayan yedi yaşın altındaki çocuklardan abdest bozulmaz.(4)
- Tenasül uzvuna ve İmam Şafii'nin cedid (yeni) görüşlerine göre, dübür halkasına elin iç kısmıyla dokunmak da abdesti bozar.
Ümmü Habibe'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm):
"Her kim tenasül uzvuna veya fercine dokunsa abdest alsın.''
buyurur. Hadisteki "ferc" kelimesi hem erkeğin hem de kadının cinsel organıdır. Yukarıda ifade edildiği gibi, İmam Şafii'nin yeni içtihatlarına göre elin iç kısmıyla insanın dübür halkasına dokunmak da abdesti bozar.
Tenasül ve dübür uzuvlarına elin iç kısmıyla dokunmak, herhangi bir yaş sınırı olmaksızın abdesti bozar. Şu halde, bir anne bebeğinin altını temizlerken çıplak elinin içi bebeğinin ön veya arkasına değerse abdesti bozulur.
Peygamberimiz (asm) şöyle buyurur:
"Her kim tenasül uzvuna dokunursa, abdest alsın."(5)
Hadis-i şerifle geçen tenasül uzvu, kadın ve erkeğin ön ve arkasıdır.
Hanefi mezhebine göre abdesti bozan şeyler nelerdir?
Hanefi Mezhebine Göre Abdesti Bozan Şeyler:
1. Ön ve arka mahalden çıkan her şey -ister az olsun, ister çok- abdesti bozar. Bu şeyler idrar, kazurat, meni, mezi, taş, vs. gibi maddelerdir.
2. Arka taraftan gaz çıkması (yellenme).
3. Çocuk düşürme hâli.
4. Ön ve arka yolların dışında, bedenin herhangi bir yerinden kan, irin, sarı su gibi akıntıların gelmesi... Bu gibi akıntıların abdesti bozması için, çıktığı noktada durmayıp etrafa yayılması lâzımdır. Bu bakımdan sıkıp çıkarılması ile kendiliğinden çıkması arasında abdest bozma açısından fark yoktur. Nasıl çıkarsa çıksın, çıkış noktasını aştıktan sonra abdesti bozarlar.
Hacamat yoluyla kan aldırmak, sülük tutmak da, abdesti bozar. Kan, irin ve sarı sudan başka olan akıntılara gelince, bunlar ancak bir dert ve hastalık sebebiyle akıyorlarsa, abdesti bozarlar. Meselâ, bir göz hastalığından dolayı gözleri sulanan kimselerin abdesti bozulur.
Bir hastalığa bağlı olmayarak gelen akıntılar ise, abdesti bozmazlar. Meselâ, ağlama ve çok gülmekten dolayı akan gözyaşı veya havanın soğukluğu sebebiyle burundan gelen akıntı abdesti bozmaz.
Vücuttaki kabarcıklardan çıkan safi su, sahih olan görüşe göre, kan gibidir, abdesti bozar. Diğer bir görüşe göre ise, abdesti bozmaz. Bu ikinci görüşte, uyuz olanlar ve çiçek çıkaranlar için kolaylık vardır. Zaruret hâlinde bu görüş ile amel edilmesinde bir beis olmadığı, İmam-ı Hulvanî'den nakledilmiştir.
Mayasıl ve eksama yaşlığı ve parmak araları pişintisi ise, abdesti bozmaz. * Şâfiîlere göre, önden ve arkadan başka herhangi bir uzuvdan gelen kan, irin, sarı su gibi akıntılar abdesti bozmazlar.
5. Ağız dolusu kusmak. Kusmuk; yemek, su veya safra gibi bir madde olabilir. Kusuntunun, azar azar geleni dahi bir araya toplanınca ağız dolusu miktarına ulaşıyorsa, abdesti bozar.
6. Ağızdan, tükrüğe eşit veya ona galib gelecek miktarda kan gelmek. Galibiyet veya eşitlik, renkten belli olur: Renk sarı ise, tükrük fazladır. Kırmızılık eşitliği gösterir. Kızıllık ise, kanın galib olduğunu... Tükrük kandan fazla ise, abdest bozulmaz. Ayva, elma, v.s. gibi şeyleri ısırmakla, onlarda kan eseri görülse bile abdest bozulmaz.
7. İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun hüküm aynıdır. Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz. Bir şey'e dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.
8. Az veya çok süreli baygınlık.
9. Namazda gülmek. Tebessümle gülmek ayrıdır. Gülmek seslidir, işitilir. Bu yüzden namazda gülmek abdesti bozar. Abdest bozulunca namaz da bozulmuş olur. Tebessüm sessiz olduğu için, namazı da abdesti de bozmaz. Yalnız kendi duyup işiteceği kadar hafif gülmek ise, namazı bozar, fakat abdesti bozmaz. * Şâfiîlere göre, namaz içindeki kahkaha ile gülmekle bile abdest bozulmaz.
10. Kadınla erkeğin birbiriyle fâhiş mübâşeretleri de abdesti bozar. Fâhiş mübaşeret, erkekle kadının arada hiçbir örtü olmaksızın veya çok ince bir bez olduğu hâlde mahrem yerlerini birbirine dokundurmaları, temas ettirmeleridir. Bu temas sebebiyle tahrik olup kendilerinden yaşlık (mezi) gelip gelmemesi müsavidir. Abdest her hâlükârda bozulur. İmam-ı Muhammed'e göre, fâhiş mübaşeretin abdesti bozması, ancak taraflardan yaşlık (mezi) gelmesi hâlindedir. Yaşlık belirmezse, abdest bozulmaz.
11. Erkeğin idrar akıntısını kesmek için idrar yoluna soktuğu pamuğun sonradan dışarı çıkması veya çıkarılması hâlinde, abdest bozulur. Pamuğun üzerinde yaşlık bulunup bulunmaması hükmü değiştirmez. Eğer pamuk, idrar yoluna tamamen konulmayıp, kısmen konulmuşsa, içte kalan kısım ıslanmış olsa bile, dışta kalan kısma idrar sızmadıktan sonra abdest bozulmaz. Ancak pamuk çekip çıkarılır veya kendiliğinden düşerse, üzerinde az bir yaşlık bile olması, abdesti bozar.
12. Kadının tenâsül uzvu içine veya dışına konulan bezin veya pamuğun, ıslanmış olarak dışarı çıkması veya çıkarılması da abdesti bozar. Uzvun dışına konulan pamuğun iç tarafı ıslanmış olunca abdest bozulmuş olur. Pamuğun dışına ıslaklık sızıp sızmaması mühim değildir. Uzvun içine konulan pamuğun iç kısmının ıslanması abdesti bozmaya yetmez. Islaklığın pamuğun dışına da sirayet etmesi şarttır.
13. Teyemmüm etmiş kimsenin suyu görmesi, teyemmümle alınan abdesti bozar.
14. Özür sâhipleri için namaz vaktinin çıkması ile abdestleri bozulur.
15. Esrar veya içki içerek sarhoş olmak da abdesti bozar. Bu gibi müskiratı kullanmak kesin şekilde haram olmakla birlikte, insanı sarhoş etmeyen miktarı abdesti bozmaz.
----------------
Abdesti bozan şeyler
Sual: Abdesti bozan şeyler özetle nelerdir?
CEVAP
Yedi şey abdesti bozar:
1- Önden ve arkadan çıkan şeyler, abdesti bozar. Yalnız, erkeğin ve kadının önünden çıkan yel, abdesti bozmaz. Bu, çok az kimsede olur. (Kulağa akıtılan ilaç, ağzından çıksa, idrar yoluna konan pamuk, ıslanıp düşse, kadınların rahme koyduğu ilaç, geri gelse abdesti bozar.)
2- Ağızdan çıkan necis şeyler. (Ağız dolusu kusmak, kan tükürmek bozar.)
3- Deriden kan ve irin gibi şeylerin çıkması. (Göz hastalığı sebebiyle, gözünden ağrıyla yaş akması, burnundan veya kulaktan gelen kan ve irinin dışarı çıkması bozar. Maliki'de ise bozmaz.)
4- Uyumak. (Bir yere dayanıp uyusa, dayandığı şey alınınca düşecek gibi olursa bozulur.)
5- Bayılmak. (Sarası tutarsa veya delirse abdest bozulur.)
6- Namazda kahkaha ile gülmek.
7- Mübaşeret-i fahişe, yani karı koca çıplak olarak avret yerlerini sürtünmek. (Başka yerlerine dokunmak şehvete sebep olsa da, Hanefi’de abdesti bozmaz.)
Mübaşeret-i fahişe
Sual: S. Ebediyye’nin abdesti bozanların yedincisinde, (Mübaşeret-i fahişe yani çıplak olarak, çirkin yerlerini birbirine sürtmek, erkeğin de, kadının da abdestini bozar) deniyor. Bazı kitaplar bozmaz diyor. Hangi kavli esas almalıdır?
CEVAP
Bu hususta iki ayrı kavil vardır. İbni Âbidin hazretleri bildiriyor ki:
Mübaşeret-i fahişede, ıslaklık olmasa da, mutemed olan, İmam-ı a’zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’un, kavline göre abdest bozulur. İmam-ı Muhammed’e göre ise, ıslaklık yoksa abdest bozulmaz. El-Haik kitabının sahibi, İmam-ı Muhammed’in kavlini sahih kabul etmiştir. El-Bahr ve En-Nehir sahipleri ise, (Sahih olan, El-Hılye’nin naklettiği, İmam-ı a’zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’un kavlidir) demişlerdir. (Redd-ül muhtar)
Bazı kitaplar, İmam-ı Muhammed’in kavlini esas almışlarsa da, Halebi, Dürr-ül-muhtar, Mizan-ül-kübra gibi kıymetli kitaplarda, Şeyhayn’ın kavlinin müftabih olduğu, bununla amel etmek gerektiği bildirilmektedir.
Böyle durumlarda ihtiyata riayet etmek elbette iyidir. Hattâ başka mezhepte bozar denilen şeyi yapmamak da müstehabdır. Mesela Şâfiî mezhebinde çıplak olarak hanımının veya yabancı kadının eline dokunmak abdesti bozar. Hanımına dokunan Hanefî’nin, meşakkat yoksa, yeniden abdest alması müstehab olur. Her zaman ihtiyatlı hareket etmek iyi ise de, meşakkat olunca, kendini zorlamayıp, ruhsatla amel etmek daha iyidir.
Fitil
Sual: Tam İlmihal’de, (Bir şeyin hepsi girip çıkarsa, abdesti de, orucu da bozar) deniyor. Erkeğin arkadan, kadının ön veya arkadan kullandığı fitil, abdesti ve orucu bozar mı? Bir de çubuklu bir aletle hap konuyor, bu farklı mı?
CEVAP
Gündüz oruç iken, içeri tamamen giren şey, orucu bozar. Fitil de bozar. Yarısı dışarıda kalırsa orucu bozmaz. Fitil içeri girdikten sonra, dışarı çıkarsa abdesti bozar. Fitil içeri girip çıkmazsa, abdesti bozmaz. Çubukla konan farklıdır; çünkü içeri girince, çubuğa az da olsa içeriden bir yaşlık bulaşır. Yaşlık, çubukla dışarı çıkınca abdest bozulur.
Gülmek
Sual: Cenaze namazında ve tilavet secdesi yaparken, kahkaha ile gülmek, abdesti bozar mı?
CEVAP
Abdesti bozmaz ama namaz ve tilavet secdesi bozulmuş olur. (Redd-ül-muhtar, Hindiyye)
Dişteki kan
Sual: Dişim kanıyor. Tükürünce tükürükten fazla oluyor. Bazen ayda bir veya haftada bir burnum kanıyor. Elde olmadan gelen bu kanlar abdesti bozar mı?
CEVAP
Evet, bozar; ama Maliki mezhebi taklit edilirse, böyle elde olmadan akan kanlar semavi özür olduğu için bozmuyor. Yaradan çıbandan kan akması, basurdan kan gelmesi, elde olmadan idrar damlaması birer semavi özür oluyor ve Maliki’de abdesti bozmuyor. Onun için Maliki’yi taklit etmenizi tavsiye ederiz.
Tükürükteki kan
Sual: Tükürükteki kanın tükürükten çok olması, renk yönünden midir?
CEVAP
Evet.
Kan emilince
Sual: Sülük, tahtakurusu, sivrisinek gibi haşereler kan emse abdest bozulur mu?
CEVAP
Sülük, çok kan emerse, etrafa yayılıp abdesti bozar. Diğerleri bozmaz.
Sivrisinek
Sual: Sivrisinek soktuğu zaman abdest bozulur mu?
CEVAP
Bozulmuş olmaz.
Kan pıhtısı
Sual: Sümük içindeki kan pıhtısı abdesti bozar mı?
CEVAP
Kan pıhtısı abdesti bozmaz. Akan kan abdesti bozar.
Burundan gelen katı kan
Sual: Burundan katı kan gelmesi abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Toplu iğnenin başı kadar
Sual: Toplu iğnenin başı kadar çıkan kan, abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Özürlü olanın
Sual: Eldeki kandan özürlü olanın, ayağı kanasa, abdest bozulur mu?
CEVAP
Evet.
Yaradan su çıkınca
Sual: Kaşıdığımız yaralardan su çıkınca abdest bozulur mu?
CEVAP
Mayasıl, parmak arası pişinti, kabarcık, uyuz, çiçek suları ve yakı konulan yerden çıkan sular abdesti bozmaz diyen âlimler vardır. Zaruret halinde buna göre amel olunur. (Redd-ül-muhtar)
Sivilceden çıkan kan
Sual: Abdest alırken sivilcelerin kimi patlıyor ve çok uzun süre kan akıyor. Bunlarla ilgili abdest alırken nasıl hareket etmeliyim?
CEVAP
Kan işinin en kolay yolu Maliki mezhebini taklit etmektir. Maliki mezhebini taklit ediyorum diye kalbinizden geçirirseniz sivilcelerden çıkan kanlar abdestinizi bozmaz.
Renksiz su
Sual: Yaradan çıkan sarı su veya renksiz su abdesti bozar mı?
CEVAP
Yaradan ağrılı çıkan renksiz su, abdesti bozar. Ağrısız olarak çıkıyorsa, abdesti bozmaz. Ağrısız gibi, ağrılı çıkan renksiz suyun da, abdesti bozmayacağını bildiren âlimler olduğu için, uyuz, çiçek ve egzamalı olanların bu kavle uymaları caiz olur.
Toksinli su
Sual: Bazı hastalıklar için ayak altına Chi patche denilen Çin yakısı vuruluyor. Bu yakı, vücuttaki toksinleri emiyor. Yakı, çıkarıldığı zaman su ile ıslatmış gibi yamyaş oluyor. Sağlam deriden çıkan bu toksinli su, abdesti bozar mı?
CEVAP
Aynen ter gibidir, dört mezhepte de abdesti bozmaz.
İlaç dışarı çıkarsa
Sual: Deri altına enjektörle verilen ilâç, dışarı çıkınca abdest bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz. İlâçla birlikte kan da çıkarsa bozulur.
Kulağa damlatılan ilaç
Sual: Kulağıma damlattığım yağlı ilaç, ağzımdan ve burnumdan geldi. Abdestim bozuldu mu?
CEVAP
Kulağa damlatılan yağ, burundan çıkınca bozmaz, ağızdan çıkarsa bozar.
Ellerini çenesine dayayarak uyumak
Sual: Teşehhüddeki gibi oturup veya bağdaş kurup iki dirseğini iki dizi üzerine koyarak ellerini çenesine dayayıp uyumak veya taburede dirseğini dizine dayayıp uyumak abdesti bozar mı?
CEVAP
Evet, bozar.
Taburede otururken
Sual: Taburede oturup uyumak abdesti bozar mı?
CEVAP
Temkinli oturup uyunursa abdest bozulmaz.
Temkinli uyumak
Sual: Sandalye veya koltukta sırtımızı arkaya dayamadan, kollarımızı, dizlerimizin üstüne yaslayarak otururken uyumak bozar mı?
CEVAP
Temkinli olursa bozmaz. Temkinli olmak demek, abdestin bozulmaması için dikkatli olmak demektir. Dayandığı şey çekilince düşmezse temkinli uyuyor demektir, bozmaz.
Gözyaşı
Sual: Baş ağrısı sebebiyle gözden yaş gelse, abdest bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz. Gözdeki bir ağrı sebebiyle gelirse bozar.
Soğan doğrarken
Sual: Soğan doğrarken, gözden çıkan yaş, abdesti bozar mı?
CEVAP
Hayır, bozmaz.
Çapak
Sual: Gözden çapak çıkması abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Sivilceden çıkan
Sual: Yüzdeki sivilceden veya siyah kabarcığın içinden çıkan kuru iltihap gibi olan şey abdesti bozar mı?
CEVAP
Bahsettiğiniz şeyler, yağ bezleri falan ise abdesti bozmaz.
Baş dönmesi
Sual: Hap içip başı dönse, sallanarak yürüse abdest bozulur mu?
CEVAP
Baş dönmesi bozmaz, hap sarhoş etmişse bozulur.
Kulaktaki akıntı
Sual: Kulaktaki akıntı, ağrısız olarak dışarı çıksa abdesti bozar mı?
CEVAP
Evet.
Kıl kurdu ve solucan
Sual: Kendiliğinden çıkan kıl kurdu ve solucan, abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozar.
Kıl çekince
Sual: Yüzden kıl çekilince, kıl dibindeki yağ bezesi de kıl ile dışarı çıkarsa abdest bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Şeytan tırnağı
Sual: Şeytan tırnağı denilen, tırnak kenarında ete batan kısım koparılınca abdest bozulur mu?
CEVAP
Abdest bozulmuş olmaz. Saç, sakal, bıyık, tırnak kesmekle de abdest bozulmuş olmaz. Kesilen yerleri yıkamak lazım olmaz. Derideki yaraya merhem sürülmüş ise, merhemin üstü yıkanır. Yıkamak yaraya zarar verirse, mesh edilir. Yıkadıktan sonra merhem düşerse, altı iyi olmuş ise, altı yıkanır, iyi olmamış ise, yıkanmaz.
Namazda yel kaçıran
Sual: Bir kimse her namazda yel kaçırdığını hissediyor. Başka zaman olmuyor, ne yapmak lazım?
CEVAP
Bu konuda hadis-i şerif var. Bunu şeytan yapıyormuş. Dübür kısmını üflüyor, insanı şüpheye düşürüyormuş. Onun için Peygamber efendimiz, (Bir ses ve koku duymadıkça abdestiniz bozulmuş olmaz) buyuruyor. Demek ki bu vesvesedir, önem vermemek gerekir. Eğer, elinde olmadan gerçekten yel çıkıyorsa, o zaman Maliki mezhebini taklit eder. Çünkü Maliki mezhebinde elde olmadan çıkan gaz abdesti bozmaz.
Yel ve idrar kaçırmak
Sual: Ara sıra elde olmadan tutamayarak yel ve idrar kaçırmak abdesti bozar mı?
CEVAP
Maliki taklit edilirse bozmaz.
Alkollü parfüm
Sual: Alkollü parfüm kullanmak abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz, namaza da mani olmaz.
Şehvetle bakmak
Sual: Yabancı kadına şehvetle bakmak Hanefi ve Maliki mezheplerinde abdesti bozar mı?
CEVAP
Şehvetle bakmak haram ise de abdesti bozmaz. İbadetlerin sevablarını yok eder.
Müstehcen resime bakmak
Sual: Müstehcen resim ve porno filmleri izlemek guslü ve abdesti bozar mı?
CEVAP
Guslü de bozmaz, namaz abdestini de; ama bunları seyretmek haramdır, günahtır. Mezi gelirse abdesti, meni gelirse guslü de bozar.
Alkollü krem ve kolonya
Sual: İçinde alkol bulunan cilt kremi veya kolonya abdesti bozmaz mı?
CEVAP
Bozmaz, namaza da mani olmaz.
Abdestin bozulmasıyla günah farklıdır
Sual: Deniz kenarında bikinili bayanları görüyoruz. Bu durumda guslümüz ve abdestimiz bozulur mu?
CEVAP
Bikinili kadınlara bakınca namaz abdesti de bozulmaz, gusül abdesti de. Fakat bakmak günah olur.
Saçını erkeklerin görmesi
Sual: Bir bayanın abdest aldıktan sonra, saçlarını erkeklerin görmesi abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz. Günah ayrı abdestin bozulmuş olması ayrıdır.
Kadın doktorunun abdesti
Sual: Erkek veya bayan kadın doktoru veya ebe, Ramazanda, abdestli iken bir kadına doğum yaptırsa, orucu, guslü veya abdesti bozulur mu?
CEVAP
Hanefi mezhebindeki kadın doktorunun veya ebenin, Ramazan-ı şerifte doğum yaptırmakla orucu, abdesti ve guslü bozulmuş olmaz. Zaruretsiz erkek doktora doğum yaptırmak caiz olmaz.
Kumar ve abdest
Sual: Kumar oynamak abdesti bozar mı?
CEVAP
Kumar oynamak büyük günah ise de, kumar oynamakla abdest bozulmaz; fakat tekrar abdest almak müstehabdır. (Ebussuud Efendi Fetvaları)
Oyun kâğıtları
Sual: Oyun kâğıtlarına el sürmek ve parasız eğlence için oynamak abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz, fakat kâğıt oynamak mekruhtur. Çayına bile oynansa haram olur.
Tavla oynamak
Sual: Tavla oynamak abdesti bozar mı?
CEVAP
Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Tavla oynadıktan sonra kalkıp namaz kılan, irin ve domuz kanı ile abdest alıp namaz kılana benzer.) [İ. Ahmed]
Yani tavla oynamak her ne kadar abdesti bozmaz ise de, yeniden abdest almalıdır.
Ayağa batan ok
Sual: Hazret-i Ali, ayağına batan bir okun acısını duymamak için, (Ben namaza durunca çıkarın) buyuruyor. Hâlbuki ayağı yaralı olduğu için kan akıyor. Bu durumda abdest bozulacağı için namaz bozulmuş olmaz mı? Hazret-i Ali niye böyle namaz kıldı?
CEVAP
Yarasından kan akan özür sahibi olabilir. O haliyle namaz kılar. Devamlı idrar ve yel kaçıran yani gelen yeli tutamayan da özürlü olarak namazını kılar. Sonra diğer üç mezhepte kanamak abdesti bozmaz. Belki Hazret-i Ali’nin ictihadı da öyle idi.
Uyku abdesti bozar
Sual: Vehhabiler, Mekke’de yatıp uyuduktan sonra, kalkıp namaz kılıyorlar. Bunların mezhebinde uyumak abdesti bozmuyor mu?
CEVAP
Dört hak mezhepte de yatıp uyumak abdesti bozar. Vehhabiler, dört hak mezhebin dışında oldukları için öyle yapıyorlar. Uykunun abdesti bozmasında dört mezhebe göre bazı farklılıklar vardır:
Hanefî mezhebinde: Makatın gevşek olacağı bir hâlde, mesela yan veya sırt üstü yatarak veya dirseğine yahut bir şeye dayanıp uyumak abdesti bozar. Dayandığı şey çekilince düşmezse, bozulmaz. Namazda düşmeden uyumak abdesti bozmadığı gibi, namaz dışında dizleri dikip, başını dizlerine koyarak, diz çökerek, bağdaş kurarak, teverrük ederek uyumak da bozmaz.
Hanbelî mezhebinde: Her ne hâl ve şekilde olursa olsun, uyku abdesti bozar. Ancak az sayılan oturma ve ayakta durma hâlindeki hafif uyku abdesti bozmaz.
Mâlikî mezhebinde: Ağır uyku, kısa sürse de abdesti bozar. Yatsa da, otursa da, secde hâlinde olsa da, hattâ ayakta olsa da abdesti bozar. Kısa bir an olursa bozmaz.
Şâfiî mezhebinde: Eğer makatı yere yerleşmişse, uyumak abdesti bozmaz. Bunun haricindeki uyku şekilleri bozar.
Şu hâlde yatarak uyumak dört mezhepte de abdesti bozuyor. (Mezahib-i Erbaa, Mizan-ül Kübra, Hindiyye)
Demek ki, dayanmadan uyumak, sadece Hanefî’de bozmuyor. Onların yatıp uyuduktan sonra, kalkıp abdest almadan namaz kılmaları, dört mezhepte de caiz değildir.
Kerahat vaktinde
Sual: Bir kimse, ikindi namazını geciktirip akşama çok az bir zaman kala kılarken, namazda kahkahayla gülse, namazı bozulduğu gibi abdesti de bozulmuş olur mu?
CEVAP
Mekruh vakitte olduğu için abdesti bozulmuş olmaz. Mekruh vakit olmasaydı abdesti de bozulmuş olurdu. (Fetava-i Kadıhan, Hindiyye)
Avret yerini yıkamak
Sual: Su bulunmayan yerde küçük abdestini yapan, su bulunca, abdest alıp sonra idrar bulaşıklarını yıkarken, elini ön avret yerine değdirse abdesti bozulur mu?
CEVAP
Hayır, abdesti bozulmaz. Şâfiî’de kadın ve erkeğin abdesti bozulur. Mâlikî ve Hanbeli’de, sadece erkeğin abdesti bozulur.
Bademcik iltihabı
Sual: Abdest alırken, bademciklerden nohut büyüklüğünde iltihap gelse, abdesti bozar mı?
CEVAP
Hayır, bozmaz.
Kulak kiri
Sual: Kulağın içinden çıkan kirler abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Basur çıkması ve abdest
Sual: Çıkan basur, el veya bir bezle yerine konsa, abdest bozulur mu?
CEVAP
Evet, bozulur, çünkü eline necasetten bir şey bulaşmıştır. Yani içeriden bir şey dışarı çıkmış oluyor. (Hindiyye)
Sigara ve abdest
Sual: Sigara veya bira içmek, abdesti bozar mı?
CEVAP
İkisi de bozmaz. Biranın haram olması ayrı, abdesti bozup bozmaması ayrıdır. İnsan haram olan idrarı veya kanı içse haram işlemiş olur; fakat abdesti bozulmuş olmaz.
Sargılı yara
Sual: Yaradan çıkan kan ve irin, sargıdan dışarı çıkarsa abdest bozulur mu?
CEVAP
Evet, abdest bozulur, sargının dışına çıkmazsa bozulmaz. Eğer sargı iki üç kat olur da ıslaklık bir kısmına geçerse, yine abdest bozulur. (Hindiyye)
Böyle yaralı durumlarda, Mâlikî mezhebi taklit edilirse akıntılar abdesti bozmaz.
Bebeğin altını temizlerken
Sual: Bebeğin altını temizlerken, ön veya arka avret yerine elinin içiyle dokununca abdest bozulur mu?
CEVAP
Hanefi’de ve Maliki’de bozulmaz. Şafii’de ve Hanbeli’de bozulur.
Abdestin bozulması
Sual: Avret yerine dokunmakla Şâfiî ile Mâlikî’de abdestin bozulması farklı mıdır?
CEVAP
Evet, farklıdır. Mâlikî'de sadece erkek, kendi ön avret yerine dokununca abdest bozulur, başkalarının avret yerine dokunsa bozulmaz. Şâfiî'de ise, kendinin, başkalarının, hattâ altını temizlediği erkek veya kız bebeğin ön veya arkasına dokunmakla abdest bozulur. Mâlikî'de bozmaz.
Şâfiî'de parmak uçları ve aralarıyla dokunulsa abdest bozulmaz. Sadece çıplak olarak parmakların içiyle ve avuç içiyle dokunmak bozar.
Mâlikî'de ise, avuç içi veya elin yan tarafları veya parmakların alt ve yan kısımları veya baş taraflarıyla ön avret yerine çıplak olarak dokunursa abdesti bozulur. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)
Şâfiî'de abdesti bozar
Sual: Şâfiî mezhebinde, genç bir erkeğin çok yaşlı bir kadının eline dokunması abdestini bozar mı? Diğer üç hak mezhepte durum nasıldır?
CEVAP
Şâfiî'de bozar. Hattâ çok yaşlı pirifâni denilen bir erkek, çok yaşlı bir nineye dokunsa her ikisinin de abdesti bozulur. Şehvet kastı olmasa da, nine çok çirkin olsa da, hattâ ölü olsa da yine abdesti bozulur. Yedi yaşından büyük kız çocuklarına dokunmak da abdesti bozar. Yedi yaşından küçük ise bozmaz. Hanbelî mezhebinin hükmü de bu konuda Şâfiî gibidir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)
Mâlikî mezhebinde ise lezzet kastıyla dokunursa bozulur. Lezzet kastıyla dokunmaz, ama dokununca lezzet alırsa abdesti bozulur. Lezzet kastıyla dokunur, fakat lezzet duymasa da abdesti bozulur. Yedi yaşından küçük bir kız çocuğuna veya çok yaşlı kadına dokunmak abdesti bozmaz. Kadının saçına lezzet kastıyla dokunmak da abdesti bozar veya lezzet kastı olmadan kadın saçına dokunulur da lezzet duyarsa abdest bozulur. Ama kadın saçları erkeğe dokunursa kadının abdesti bozulmaz. Çünkü kadın, bundan bir şey hissetmez. Hanbelî ve Şâfiî’de ise, saça dokunmak abdesti bozmaz. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)
Hanefî mezhebinde ise, genç de olsa kadına dokunmak abdesti bozmaz. Hattâ şehvetle de dokunsa bozmaz. Dokununca şehvetlense de, şehvetlenmese de, mezi gelmedikçe abdesti bozulmuş olmaz.
Namazda gülmek
Sual: S. Ebediyye kitabında, (Namazda gülmeyi yanındakiler işitirse, kahkaha denir. Kahkahayla gülmek abdesti bozar) deniyor. Ben bu ifadeden, yanımda kimse yoksa veya oradakiler sağırsa yahut çok gürültü olup duyamıyorlarsa, kahkahayla da gülsem, abdestimin bozulmayacağını anlıyorum. Anladığım doğru mu?
CEVAP
Doğru değildir. Yanımızda insan olmasa da, yanımızdakiler duyabilecek kadar bir sesle gülmek abdesti bozar. İsterse yanımızda hiç kimse olmasın, ölçü onların duyması değil, oradaki kimselerin duyabileceği derecede gülmektir.
Bunun gibi, namazda kendi işiteceğimiz kadar bir sesle okumamız gerekir. Gürültü olur da, kendimiz işitmesek, yine aynı tonda okuduğumuz için namaz sahih olur.
-----------------
HANEFİ MEZHEBİ ABDEST HÜKÜMLERİ
Abdest
Abdest belli organları usulüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibaret bir temizliktir, bir ibadet ve itaattir. Abdeste, güzel oluşundan ve temizliğe yardımcı olmasından dolayı “Vuzu” adı verilmiştir. Abdestin manevî birçok faydaları ve sevabları olduğu gibi, maddî olarak da pek çok yararları vardır.
“Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.” buyurulmuştur. Bir hadîs-i şerifde şu anlamdadır: “Her kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu şekilde namazkılarsa,geçmişgünahlarıbağışlanır.”
Abdestin Farz olduğunu bildiren Âyet:
«Ey imân edenler! Namaza kalkmayı (dilediğinizde) yüzlerinizi, dirseklerlo birlikte ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedip topuklarla beraber ayaklarınızı yıkayın.»[1][2] Mâide sûresi âyet : 6.
Abdestin Farziyetini açıklayan Hadis ;
Abdesti olmayanın namazı (kabul) değildir. Allah’ın İsmini anmayanm da abdesti ikabul) değildir.»[2][3] [3][3] Ebû Davud-îbn Mâce: Ebû Hüreyre ‘den
Abdestin Farz Kılındığı Tarih :
İlim adamlarının bu konuda farklı tesbit ve görüşleri olmuştur : Meşhur Siyer sahibi Seyyid Ahmed Zeynî Dahlân’a göre, bi’setin üçüncü yılında Müddesir sûresinin baş kısmındaki «Elbiseni de temiz tutmaya devam et,,» mealindeki âyet ve ondan önce ve sonraki cümleler abdestin farz kılındığına delâlet etmektedir. Nitekim bu âyetler indikten sonra Resûlüllah (A.Ş.) Efendimizin hem kendisi abdest almış, hem de Hazreti Hatice Validemize abdest almasını söylemiş ve böylece iki rek’at sabah, iki rek’at te akşam namaz kıldıkları rivayet yoluyla sabit olmuştur. Çoğuna göre ise, hicretten bir buçuk yıl önce namazla birlikte farz kılınmıştır. Allah (C.C.) daha iyisini bilir.
B) Abdestsiz Kılınan Namaz Var Mıdır?
Cenaze namazı da dahil olmak üzere farz, vacib, sünnet ve müs-tehab bütün namazlar ancak abdestli bir vaziyette kılınabilir. Su bulunmadığı, ya da bulunup ta kullanmaya engel bazı hususlar mevcut olduğu zaman onun yerine teyemmüm edilir ki bu da abdest anlamına mânevi bir temizlik ve silâh sayılır.
«Cenaze namazı, bir namaz olmaktan ziyade bir duadır, bu nedenle abdestsiz de kılınabilir,» diyenler varsa, namazın baştan sonuna bir duâ ve zikir olduğunu anlayamıyanlardır. Beş vakitte kılınan namazın rükû ve secde yapılarak kılınmasını emreden din, cenaze namazının rükû’suz ve secdesiz kılınmasını emretmiştir. Ama ikisini de «namaz» ismiyle anmış ve ikisi için de abdest bakımından ayni ameliyeyi istemiştir.
C) Abdestin Ruh Ve Beden Üzerindeki Olumlu Etkileri:
a) Ruhun Allah’tan temiz geldiği gibi temiz kalmasına yardımcı olur, manevî bir gıda olarak da ruhu besler. Şeytanı kovar, mânevi bir silâh anlamında şer ve kötülüğün karşısına çıkar.
b) Vicdanı geliştirir, kalbi kuvvetlendirip imân cevherini daha iyi korumasını sağlar.
c) Sinir sistemini düzeltir. Asap bozukluğunu giderir.
d) Yorgun bir bedeni rahata kavuşturur. Adaleye zindelik getirir.
e) Deri altında biriken ve fazlası zararlı olan yağların erimesine olumlu bir neden sayılır.
f) Kan dolaşımını yavaşlatarak geçici bir süre kalbin dinlenmesine yararlı bir etken olur.
2 — Abdestin Farzları :
Hanefi mezhebine göre abdestin farzı dörttür yukarıda mealini yazdığımız âyetin açık anlatımından bu dört farz Şunlardır :
1. Yüzü belirlenen ölçü ve biçimde yıkamak,
2. Elleri dirseklerle beraber yıkamak,
3. Bası ıslak elle meshetmek,
4. Ayakları topuklarla beraber yıkamak.
Şafiî mezhebine göre altı, Mâliki mezhebine göre yedi ve Hanbeli mezhebine göre de altıdır.
Şafilerde yukarıda belirtilen dört farzdan başka bir de niyet ve [niyette belirtilen tertip te farzdır. Mâlikîlerde de bu dört farzla birlikte niyet, bir organ kurumadan diğerini yıkamak ve bir de suyu yıkanan organın üzerinde götürüp getirmek suretiyle abdest azasını ovmak farzdır. Hanbelîlerde belirtilen dört farzla birlikte bir de âyetle belirtilen tertip üzere abdest almak ve bir organ kurumadan diğerini yıkamak da farzdır.
Yüzü bir kez su ile yıkamak, iki eli dirseklerle beraber bir kez yıkamak, her iki ayağı topuklarla beraber bir kez yıkamak ve başın dörtte birini ıslak bir elle ve kullanılmadık temiz bir su yaşlığı ile bir kez silmek (meshetmek) tir. Şöyle ki:
Yüz denilen organ, iki kulak memesi, arasındaki yer ile alnın saz biten yerinden çene altına kadar olan kısımdır. Kulaklarla sakal arasında bulunan kılsız kısımlar da yüzden sayılır. İşte yüz denilen bütün bu kısmı su ile bir kez yıkamak farzdır.
Sakal sık olunca, onun üstünü yıkamak yeterlidir, altındaki deriyi yıkamak gerekmez. Fakat sakal seyrek olunca, altındaki deri kısımları da yıkamak gerekir.
Dirseklere gelince, bunlara “Mirfak” denir. Elleri dirseklerle beraber yıkamak farz ise de, dirseklerden daha yukarısını yıkamak zorunluluğu yoktur. Ayakların iki taraflarında bulunan ve “Topuk” denilen şişkin kısımları da yıkamak gerekir. Fakat bunların yukarısını yıkamak gerekmez.
Başa meshe gelince: alınla arkaya doğru başın ön kısmına meshedilmesi daha faziletlidir. Meshedilen yer iki kulağın üstüdür. Bu kısımdaki saçların üzerine meshedilmesi yeterlidir. Fakat bu kısımdan aşağıya sarkan saçların üzerine meshedilmesi, başın üstünde topak olsalar dahi, yeterli olmaz.
Abdestin Sünnetleri
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şu hadisini nakletti: “Kim benim abdest aldığım gibi abdest alır da kendisini tamamen Allah’a vererek iki rekât namaz kılarsa, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.”[4][8] Buhârî, “Vudu”, 24. Ebû Dâvûd, (“Taharet”, 51)
– Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:
1) Abdeste başlarken önce temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri önce yıkamak ise farzdır. Böylece diğer organlar kirlenmiş olmaz.
2) Abdeste “Eüzü Besmele” ile başlamak. Abdest arasında okunacak Besmele ile bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.
(Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında Besmele okumak vacibdir; kasden terk edilirse, abdest batıl olur. Yanılarak veya bilmeyerek terk edilmesi abdesti geçersiz kılmaz.)
3) Niyet etmek: Abdesti, namaz kılmaya veya abdestsizliği gidermeye veya Yüce Allah’ın emrini yerine getirmeye niyet ederek almak.
Niyet kalb ile olur, dil ile “Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya” denilmesi güzel görülmüştür. Niyetin vakti, elleri veya yüzü yıkamaya başlama zamanıdır.
(Malikîlerle Şafiîlere göre, abdestin başında niyet etmek farzdır. Hanbelîlere göre de, niyet abdestin sıhhatının şartıdır.)
4) Mazmaza (ağıza su vermek) ve istinşak (buruna su çekmek). Şöyle ki: Elleri yıkadıktan sonra önce üç kez ağıza dolusunca su alınır ki, buna “Mazmaza” denir. Sonra üç kez de burnun yumuşağına kadar gidecek şekilde buruna su verilir ve sümkürülür. Buna da “İstinşak” denir. Her su verişte su yenilenir. Bunları yapmakla hem ağzın, hem de burnun içi yıkanmış ve kullanılacak suyun tadı ve kokusu anlaşılmış olur.
5) Mazmaza ve istinşakı aşırı derecede yapmak. Şöyle ki: Mazmazada su, boğaza kadar iner. İstinşakta su, burnun katı yerine kadar çıkarılır. Fakat oruçlu olanlar mazmaza ve istinşakı böyle aşırı yapmazlar.
6) Misvak kullanmak. Şöyle ki: Misvak, arak denilen ağacın dalından yapılan ve dişleri temizlemek için kullanılan bir fırçadır. Böyle lifleri olan diğer ağaç dallarından da yapılabilir. Misvak, parmak kalınlığında ve bir karış boyunda olmalıdır. Sağ ele alınır ve serçe parmağının üstünden geçirilir, baş parmak ve işaret parmağı ile tutularak ıslak olan ağzın sağ tarafından enine olarak dişler fırçalanır. Bunun kullanılması oruca zarar vermez.
Misvakın pek çok yararları ve sevabı vardır. Dişleri temizler, ağız kokusunu giderir, sağlığa yararlı olur. Bir hadis-i şerifte: “Misvak, ağzı temizleyici ve Rabbin rızasını kazandırıcıdır,” buyurulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifde de: “Eğer ümmetime güçlük vermeyecek olsaydım, her abdest için misvak kullanmalarını onlara emrederdim,” buyurulmuştur.
Misvak bulunmaz veya kullanıldığında dişleri kanatırsa, onun yerine parmak kullanılabilir. Şöyle ki: Baş parmak ağzın sağ tarafına, şehadet parmağı da sol tarafına salınarak üst ve alt dişler ovalanır. Misvak kullanmak yalnız namazlara özgü değildir, kullanılması her zaman iyidir; çünkü temizliğe yardımcıdır. Kıl fırçalarla yapılan diş temizlemelerine de üstünlüğü vardır.
Kadınlar oruçlu olmadıkları zaman çiğnedikleri sakız misvak yerine geçer.
7) Sıra gözetmek: Abdest alırken önce yüz, sonra kollar yıkanır. Bundan sonra başa meshedilir ve arkasından da ayaklar yıkanır. Ayaklarda mest varsa, mestlerin üzeri meshedilir. Bu şekilde sıra gözetilmezse, yine abdest sahih olur, ancak sünnete uyulmuş olmaz.
(Şafiî ve Hanbelîlere göre, abdest alırken bu sıraya uymak farzdır.)
8) Abdesle sağ tarafdan başlamak: Sağ kol, sol koldan önce ve sağ ayak, sol ayakdan önce yıkanır. Sağ taraf daha şerefli olduğu için böyle yapılır.
9) Abdest organlarını üçer kez yıkamak. Bunlardan biri farz, diğer ikisi sünnettir. Üçten fazla veya üçten az yıkamak sünnete aykırıdır. Şüphe sebebiyle veya su azlığı dolayısıyla bu sayılar azaltılıp çoğaltılabilir.
10) Elleri ve ayakları yıkamaya başlarken parmak uçlarından başlanır.
11) Eller ve ayaklar yıkanırken parmakların arasını yoklayıp yıkamak (hilallamak): El parmakları birbirine sokularak, ayak parmakları da el parmaklarından biri ile yapılır. Sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın altından ve serçe parmağın arasından hilallamaya başlayarak sıra ile sol ayağın serçe parmağında sona erdirilmesi iyidir. Parmakları akar suya koymak da hilallama yerine geçer.
12) Abdest suyunu, bıyıkların ve kaşların altlarına ve yüzün çevresinden sarkmış bulunan fazla kıllara eriştirmek.
13) Sakalın çeneden aşağıya uzamış kısmını meshetmek ve sık olan sakalı bir avuç su ile alt tarafından el parmakları ile hilallamak. Bu, iki İmama göredir, İmamı Azam’a göre müstahabdır.
14) Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna “Kaplama Mesih” denir. Sünnet üzere kaplama mesih şöyle yapılır: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin baş parmakları ile işaret parmaklarından sonra gelen üç parmak birbirine bitiştirilir. Bu ellerin ayaları yukarı kaldırılıp o bitişik parmaklar uç uca gelmek üzere birbirine yaklaştırılır.
Böylece bitişik halde olan iki elin parmakları başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra ellerin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Böylece bütün başın meshi bitmiş olur. Sonra başa değdirilmeyen baş parmakların içi ile kulakların dışları ve şehadet parmakları ile de kulakların içleri meshedilir. Parmakların arkaları ile de boyun meshedilir. Bununla beraber başın her tarafı istenildiği bir şekilde meshedilebilir.
(Şafiîlere göre, meshi üç kez tekrarlamak sünnettir.)
15) Kulakları meshetmek. Bu mesih bir su ile yapılabileceği gibi yukarıda bildirildiği şekilde de yapılabilir. Serçe parmaklarını kulak deliklerine sokarak kımıldatmalıdır.
(Hanbelîlere göre, kulakları ve içlerini meshetmek farzdır; çünkü bunlar da baş kısmına dahildir.)
16) Boynu meshetmek: Başı ve kulakları meshettikten sonra, iki elin arkaları ile ve üçer parmakla, yeni bir suya gerek kalmaksızın boyun meshedilir. Boğazı meshetmek bid’attır.
17) Abdest organlarını, üzerlerine dökülen su ile iyice ovmak.
18) Abdest organlarını, arada kesinti yapmadan yıkamak. Bir organ henüz kurumadan diğerini yıkamaya geçmek. Buna “Vila” denir. Havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan organın hemen kuruması vilaya engel değildir.
Bazı alimlere göre vila: Abdest alırken araya başka bir iş sokmamaktır.
Abdestin Edebleri
– Abdestin birçok edebleri vardır. Başlıcaları şunlardır:
1) Henüz vakit girmemişken abdest alıp namaza hazır bulunmak. Ancak özür sahibleri abdestlerini vakit girdikten sonra alırlar.
2) Kıbleye yönelerek abdesti almak.
3) Abdest sularının elbiseye sıçramaması için, yüksek bir yerde durmak.
4) Abdest için başkasından yardım istememek. Ancak bir özür sebebi ile başkasından yardım istemelidir. Başkasının kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest alana su dökmesi edebe aykırı olmaz.
5) Abdest alma sırasında zaruret olmadıkça dünya lakırdısı yapmamak.
6) Abdestin başından sonuna kadar niyeti unutmayıp kalbde tutmak ve her organı abdest niyeti ile yıkarken Besmele çekmek ve dua etmek. Salat ve selam getirmek.
7) Elleri yıkarken dar olmayan yüzükleri oynatmak. Eğer yüzük dar ise, muhakkak suretle yüzükleri oynatıp altına su geçmesini sağlamak gerekir.
8) Abdest alırken ağıza ve buruna sağ el ile su vermek ve sol el ile sümkürmek.
9) Yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarlarına eriştirmek.
10) Abdest için yeterinden fazla su harcamamak. Organlardan su damlamayacak kadar da kısıntı yapmamak. Deniz kenarında bulunulsa bile, gereksiz su harcamak kerahet olur.
11) Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamalıdır.
12) Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. Kullanırken de, ağzından değil, kulpundun tutmak ve ibriği kendine özel yapmamak. Destiyi boş bırakmayıp diğer bir abdest için dolu bulundurmak.
13) Abdest tamamlanınca kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: “Sizden biriniz abdest alırda, abdestini noksansız tamamlar ve sonra: “Şahidlik ederim ki, Yüce Allah’dan başka ibadet edilecek varlık yoktur; Hazret-i Muhammed de 0’nun kulu ve Resulüdür; derse ona cennetin sekiz kapısı açılır. Artık dilediği kapıdan cennete girer.”
14) Artan abdest suyundan ayakta kıbleye karşı biraz içip: “Ya Rabbî! Beni, her günah işledikçe tevbe eden ve günahdan kaçınıp tertemiz bulunan iyi kullarından et.” diye dua etmek.
Şöyle de dua edilebilir.
“Allah’ım! Senin şifanla beni şifalandır, senin ilacınla beni tedavi et. Beni korkudan, hastalıklardan ve ağrılardan koru.”
15) Abdestin sonunda bir veya birkaç defa “Kadir” suresini okumak.
16) Abdest aldıktan sonra, eğer kerahet vakti değilse, iki rekat namaz kılmak. Bu saydıklarımız, din ve sağlık yönünden çok yararlı oldukları için abdestin edebleri olmuşlardır. Abdestin sünnet ve edeblerine aykırı olan şeyler ya tahrimen, ya da tenzihen mekruhtur.
Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bir gün Bilâl’e dedi ki :
— «Ya Bilâl! İslâm’da en çok umut bağlandığın bir amelinden bana haber ver. Çünkü Cennette hemen önümde senin ayakkaplann sesini işittim.»
Bunun üzerine Bilâl (R.A.) dedi ki :
— Benim en çok umut beslediğim amelim, gece olsun, gündüz olsun hangi saatte abdest aldımsa mutlaka o abdestle bana nasîb olan ölçü ve anlamda namaz kıldım.[5][69] Buhari – Müslim : Ebû Hüreyre (R.AJ’den.
Diğer bir hadîste ise şöyle buyuruluyor :
«Her kim abdest alır, abdestini güzelleştirir ve kalbini, yüzünü çevirerek iki rek’at namaz kılar (yani kalbiyle kalıbıyla kendini o namaza verir) se, mutlaka cennet ona vâcib olur.»[6][70] Müslim – Ebû Davud – îbn Mâce – tbn Huzayme : Akabe bin Amir (R.A.) ‘den.
ABDESTİN ÇEŞİTLERİ
1-Farz Olan Abdest
Namaz kılmak, Kur’ân-ı Kerim’e el sürmek ve tilâvet secdesi yapmak için abdest almak farzdır. Cünüp veya abdestsiz olan kimsenin Kur’ân-ı Kerim’i eline almasının helâl olamayacağı hususunda Islâm bilginleri arasında ittifak vardır.
2-Vâcip Olan Abdest
Kâbe-i Muazzama’yı tavaf* etmek için abdest almak vaciptir. Bir kimsenin Kâbe’yi abdestsiz tavaf etmesi vacibi terk ettiğinden dolayı sorumlu olmakla beraber yaptığı bu tavaf câiz ve
geçerlidir. Ancak bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:
“Tavaf, namaz gibidir. Fakat tavaf sırasında konuşmak câizdir. Tavafta konuşan kimse hayırlı söz söylesin.” (Tirmîzî, Hacc, 112; Nesâî, Menasik, 126) .
Farz olan tavaf abdestsiz olarak yapıldığı takdirde bir küçükbaş hayvan kurban etmek gerekir. Cünüb olan kimsenin ise böyle bir farz tavafı yapması hâlinde bir büyükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır. Ancak bu farz tavaf, abdest alınarak yeniden yapılırsa böyle bir kurbana gerek kalmaz. Fakat farz günler dışında tekrar yapılması hâlinde geciktirilmiş olduğundan
dolayı kurban kesmek gerekmektedir .
Yapılması vacipolan vedâ tavafını abdestsiz olarak yapan kimse bir miktar sadaka vermelidir. Fakat vacip olan tavafı cünüb olarak yapanın bir küçükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır.
3-Mendup Olan Abdest
Abdestin mendup olduğu pek çok yer vardır ama başlıcaları şunlardır. Uykudan önce veya uykudan kalktıktan sonra, cenâze yıkamak, cenâze taşımak, cenâzeyi yıkadıktan sonra, cinsel temastan önce, ezberden Kur’ân okumak, hadîs okumak, Cenâb-ı Allah’ı ta’zim veya tesbih etmek için veya kızgınlık sırasında kızgınlığını gidermek gayesiyle abdest almak ve sürekli abdestli olmak niyetiyle abdest almak menduptur.
ABDESTİN MEKRUHLARI
1- Abdest alırken gereğinden fazla suyu boş yere tüketmek.
2- Gereği yokken suyu âdetâ âzaları mesheder gibi çok az kullanmak.
3- Suyu abdest âzalarına hızlı çarpmak, etrafa su sıçratmak.
4- Abdest alırken gereksiz yere konuşmak.
5- Ihtiyacı olmadığı halde abdest almak için başkasından yardım ve su dökmesini istemek.
6- Temiz olmayan pis ve kirli bir yerde abdest almak.
7- Abdestin sünnetlerini bilerek terk etmek
FARZ, SÜNNET VE ADABINA UYGUN ABDEST NASIL ALINIR?
Küçük ve büyük tabii ihtiyacı giderdikten ve iyice temizlendikten sonra kollar dirseklerden, yukarıya kadar sıvanır. İbrik sol tara-fa konur. Musluk başında bulunuyorsa musluğu sağa ya da sola almaya gerek yoktur. Durulan yer elverişliyse kıbleye yönelir. Önce iki elini bileklere kadar üç defa iyice yıkar, dar yüzük varsa oynatır, parmakları birbirine geçirerek ara yerlerinin iyice yıkanmasına özen gösterir. tabii başlarken euzü- besmele çeker niyet eder Allahım senin rızan için abdest almaya ve sonra sağ eliyle ağzına su verir ve iyice çalkaladıktan sonra suyu dışarı atar, bunu üç defa tekrarlar. Sonra yine sağ eliyle su alıp burnuna üç defa çeker, her defasında hem yeni su alır, hem burnunu sol eliyle sümkürerek iyi bir temizlenmeyi sağlamaya çalışır. Sonra iki ele su alıp saç bitimi (Alnın üstü) kabul edilerek yukarıdan aşağıya doğru kaydırılarak yüze su dokundurulur ve çene altına kadar suyun dokunmasına .kulak yumuşaklarına kadar ulaşmasına, sakal, bıyık ve kaşların altına suyun geçmesine dikkat edilir. Daha çok sakal çene altından parmaklarla aralanır ve bu yıkama üç defa ayni ölçü ‘ve biçimde tekrarlanır. Sonra sağ ele su alınarak dirsek dahil olmak üzere yıkanır, kuru yer kalmasın diye ovulur ve bu yıkama üç defa ayni ölçü ve biçimde yeni su ile tekrarlanır. Sonra ayni ölçüde sol el dirsekle birlikte yıkanır. Sonra yeni su ile iki.el ıslatılarak ön kısmından başlanarak başın tamamı veya dörtte biri meshedilir. Mesih tekrarlanmaz sadece bir defa yapılır. Islaklığı taze olarak duran parmak uçlarıyla kulaklar içli ve dışlı meshedilir, mümkünse serçe parmaklar kulak deliklerine sokularak temizliğe özen gösterilir. Yine ıslaklığı taze olarak duran elin dış kısmıyla boyun meshedilir.
Bu düzenle devam edilerek sıra ayakları yıkamaya gelir. Önce sağ ayağın parmak uçlarından başlanarak topuklarla birlikte iyice ovularak yıkanır ve parmak aralarına sol elin serçe parmakla dokunularak iyi bir temizlenme sağlanır. Sonra ayni biçimde sol ayak yıkanır. Tabii her organı yıkarken ya belirtilen dualar okunur, ya da Ke-lime-i Şehadet getirilerek yetinilir. Abdest bitince sağ ele su alınıp ayakta içilir. Kerahet vakti değilse iki rek’at nafile namaz kılınır. Abdestten sonra kadir suresi veya Allahümmecalni minettevvabin vec alni minettahirin diye belirtilen duaları bilenlerin okunması tavsiye edilir. Hanefiler ıslak organları temiz bir havlu ile kurularlar
Abdestin Duaları
141- Abdeste ait önceki alimlerden zamanımıza kadar gelmiş dualar vardır. Her abdest uzvu yıkanırken onunla ilgili uygun bir dua okunur. Bunlar okunmasa da, yine abdest tamam olur; fakat okunmaları iyidir. Şöyle ki:
1) Abdest alacak kimse, abdeste başlarken “Eûzü ve Besmele” çektikten sonra:
اَلحَمْدُلِلَهِ الَّذِىجَعَلَ المَاءَ طَهُورًاوَجَعَلَ اْلاِسْلاَمَ نُورًا
“Yüce Allah’a hamd olsun ki, suyu temizleyici ve İslam’ı nur yapmıştır,” der.
2) Ağzına su alırken:
اَللَّهُمَّ اَسْقِنِىمِنْ حَوْضِ نَبِيِّكَ كَاْساً
“Allah’ım! Peygamberinin Kevser Havuzundan bana öyle bir kâse içir ki, ondan sonra asla susamayayım,” der.
3) Burnuna su verirken:
اَللَّهُمَّ لاَتَحْرِمْنِىرَايِحَةَ نَعِيمِكَ وَجِنَانِكَ
“Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme,” der.
4) Yüzünü yıkarken:
اَللَّهُمَّ بَيِّضْ وَجْهِىبِنُورِكَ يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ
“Allah’ım! Bazı yüzlerin aklanacağı ve bazı yüzlerin kararacağı günde benim yüzümü ak yap,” der.
5) Sağ kolunu yıkarken:
اَللَّهُمَّ اَعْطِنِىكِتَابِىبِيَمِنِىوَحَاسِبْنِىحِسَاباًيَسِيراً
“Allah’ım! Kitabımı sağ elime ver ve benim hesabımı kolay yap,” der.
6) Sol kolunu yıkarken:
اَللَّهُمَّ لاَتُعْطِنِىكِتَابِىبِشِمَالِىوَلاَمِنْ وَراَءِ ظَهْرِىوَلاَتُحَاسِبْنِىحِسَابَاًشَدِيداً
“Allah’ım! Kitabımı soldan ve arka tarafımdan verme ve beni zor bir hesaba çekme,” der.
7) Başını meshederken:
اَللَّهُمَّ غَشِّنِىبِرَحْمَتِكَ وَاَنْزِلْ عَلَىَّمِنْ بَرَكَاتِكَ
“Allah’ım! Beni rahmetinin içine koy, üzerime de bereketlerinden indir,” der.
8) Kulaklarını meshederken:
اَللَّهُمَّ اجْعَلْنِىمِنَ الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ
“Allah’ım! Beni, hak sözü işitip de onun en güzeline uyanlardan yap,” der.
9) Boynunu meshederken:
اَللَّهُمَّ اعْتِقْ رَقَبَتِىمِنْ الناَّرِ
“Allah’ım! Bedenimi cehennem ateşinden azad et,” der.
10) Ayaklarını yıkarken:
اَللَّهُمَّ ثَبِّتْ قَدَمَىَّعَلَىالصِّرَاطِ يَوْمَ تَزِلَّ فِيهِ اْلاَقْدَامُ
“Allah’ım! Bir takım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı Sırat Köprüsü üzerinde sabit kıl,” der.
ABDESTİ BOZAN ŞEYLER :
1 — Ön Ve Arkadaki Tabii Yollardan Çıkan İdrar, Dışkı, Yel, Me-Niy, Mezyi, Vedyi Ve Benzeri Şeyler. Çıkan Bu Şeyler Az Olsun, Çok Olsun Abdesti Bozar.
Sahih rivayette Resûlüllah (A.s.) Efendimiz buyurdular
«Sizden biriniz abdestsiz olduğunda abdest almadıkça Allah onun hiç bir namazını kabul buyurmaz.»
Hâvi bu hadisi naklettiğinde bir adam ona sordu :
— Ya Ebû Hüreyre! Abdestsizlik nedir?
Cevap verdi :
2 — Sesli Ve Sessiz Yellenmektir.
Yine Ebû Hüreyre (R.A.)’nin yaptığı rivayette buyuruluyor ki : «Sizden biriniz karnında bir şeyler hisseder de dışarıya bir şeyin çıkıp çıkmadığında müşkil durumda kalırsa (yani şüphe ve tereddüde düşerse), bir ses ya da koku duymadıkça mescidden çıkmasın.»
Meni konusunda ise, Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bu konuda gereken açıklamayı yapmıştır. Nitekim İbn Abbas (R.AJ diyor ki ;
«Mezyi’den dolayı abdest almak, meni’den dolayı gusletmek gerekir.» Yine meyzi ve vedyi hakkında İbn Abbas’m şöyle dediği rivayet olunmaktadır : «Bu iki sıvıdan biri aktığında tenasül aletini yıka ve namaz abdesti al.»
Tenasül cihazından ya da âletinden, çıkan yel abdesti bozmaz. Sahih olan görüş budur. Meğerki kadının tenasül cihazı yırtılıp dü-bürle birleşmiş ola, o takdirde abdest alması müstehabdır. Cevhe-re-i Neyyire ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de bu husus açıklanmıştır.
İdrar sünnet olmadık tenasül âletinden çıkıp fazla olan deri altında kalırsa, yine dışarı çıkmış sayıldığından abdesti bozar. Sahih olan görüş budur. Bahrirâik kitabında da ayni konu işlenmiştir.
3 — Hastalıktan Dolayı Dübürü Dışarı Sarkan Kimse, Bunu Parmaklarıyla Ya Da Biraz Pamukla İçeri Sokarsa Abdesti Bozulmuş Olur.
Çünkü eline ya da pamuğa bu durumda pislik dokunmuş sayılır. Hatta bu konuda Şemsül-Elimme El-Helvanî (R.A.) sadece dübürün dışarı çıkmasiyle abdest bozulur, demiştir. Zahire kitabında da ayni husus açıklanmıştır
4 — Akan Her Meni Guslü Gerektirir Mi?
Şehvetle dışarı fışkıran meni guslü, şehvetsiz ağır bir yük taşındığı ya, da yüksekçe bir yerden düşüldüğü için dışarı çıkıp akan meni abdesti gerektirir. Nitekim gusül konusunda bu husus daha detaylı açıklanacaktır. El-Muhit kitabında da ayni husus açıklanmıştır.
A) Meni İle Mezyi Arasındaki Fark :
Meni şehvet nedeniyle çıkar, kokusu ekşimiş hamiar kokusunu andırır, rengi kremidir. Mezyi de cinsel konular düşünüldüğünde veya kadınla oynaştığında akar, şehvetle fışkırmaz, rengi beyaza yakındır, Yumuşatıcı bir salgıdır. Bazen idrardan sonra da akar.
Kadından gelen meni de şehvet nedeniyle akar, rengi sarımtıraktır. Erkekte olduğu gibi guslü gerektirir.. Fetâvâ-yi Hindiyye, Beda-yiussanayi’, Fethulkadir, Bahrirâik ve İbn Abidîn’de de ayni konu açıklanmıştır.
B) Tenasül Aletine Akıtılan Ya Da Damlatılan İlâç Dışarı Çıkacak Olursa, Orucu Bozmadığı Gibi Abdesti De Bozmaz.
Fetâvâ-yi Hindiyye ve Ez-Züheyriyye kitaplarında da ayni’meseleye yer verilmiştir.
C) Şırınga Kullanıldıktan “Sonra Akıtılan Sıvı Dışarı Çıkıp Akarsa, Abdesti Tazelemek Gerekir.
Muhit-i Serahsî ve Fetâvâ-i Hindiyye’de bu mesele açıklanmıştır.
Bu konu esas alınarak şu genel kaide konulmuştur :
Dübürden içeriye akıtılan her şey, dışarı çıktığı takdirde abdesti bozar. Çünkü konulan şey pamuk bile olsa ıslanarak çıkar. Tabii yollardan çıkan yel, ıslaklık ve benzeri şeyler mutlaka abdesti bozar. İsterse içeri sokulan şey tamamen girip kaybolmasın, bu konuda hüküm değişmez.
5 — Tabii Yolların Dışında Vücudun Herhangi Bir Yerinden Kan, İrin, Kanlı Su Ve Benzeri Şey Çıkarsa Abdesti Bozar Mı?
Vücudun herhangi bir yerinden çıkan kan, irin, kanlı su ve benzeri bir akıntı, çıktığı yeri aşıp etrafa yayılırsa, o takdirde abdesti bozmuş olur. Yaranın ucunda kalır, etrafa yayılmazsa -bir kolaylık olmak üzere- abdesti bozmaz. Fethulkadir, Bahrirâik ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de bu meseleye yer verilmiştir. Serahsî’nin Muhitin’de yeterince açıklanmıştır. En sahih olan görüş te budur.
Çıkan kan ya da irin, yaranın başından büyür, ama etrafa yayılmayıp çıktığı yerde kalırsa, yine de abdesti bozmaz.
Bir hastalık ya da üetten dolayı çıkan kan, irin, kanlı su, yara akıntısı, meydana gelen bir kabarcıktan akan su, göbek, göğüs, göz ve kulaktan yine illet sebebiyle çıkan akıntı, en sahih görüşe göre hükümde eşittirler.
A) Kulağa Akıtılan Herhangi Bir Yağ :
Kulağa-akıtılan herhangi bir yağ bir müddet içeride bekledikten sonra yine kulaktan akıntı halinde çıkarsa abdesti bozmaz. Ayni yağ burundan da akarsa yine bozulmaz. [7][86]Ebû Yusuf a göre bu ağızdan akıntı yapıp çıkarsa, abdesti bozar. Çünkü mideye ulaşmadan ağızdan çıkması mümkün değildir. Mide ise necaset yeridir. Bu nedenle ona da kusmuk hükmü verilir. Bu husus Serahsî’nin El-Muhit’in’de de açıklanmıştır.
Buruna çekilen bir ilâç yutkunma sonucu ağıza gelirse, bakılır, ağız dolusu ise abdesti bozar, azsa bozmaz. Ayni ilâç kulaklardan çıkacak olursa bozmaz. Siracü’l-Vehhac ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de bu mesele açıklanmıştır.
Bu konuda diyebiliriz ki, gerek kulağa akıtılan, gerekse buruna çekilen bir ilâç bu iki organ arasında bir menfez buluyorsa, konuyu kulak zarının patlak olmasıyla izah edebiliriz. Başka türlü izahı mümkün değildir. Müctehid imamlar zamanında anatomi (organlı varlıkların yapısını inceliyen bilim) yeterince gelişmediğinden fıkhı konuların bir kısmında açıklanması zor bazı meselelere yer verilmiştir. Ama buna rağmen biz, müctehidlerin bu ve benzeri meseleleri ele alıp hükme bağlamasını bir bakıma Fıkh-i Farazî olarak kabul ediyor ve saygı duyuyoruz.
B) Kulaktan Çıkan Akıntı :
Kulaktan çıkan kan ya da irin gibi bir akıntıya bakılır : Hiç bir ağrı sızı yokken akıp geliyorsa, abdesti bozmaz. Aksi durumda ise bozar. Çünkü ağrı ve sızı ile birlikte meydana gelen bir akıntının bir yaradan çıktığı açıktır. Şemsü’l-Eimme El-Helvanî’nin fetvâsi de bu anlamdadır. Zahire, Tebyîn ve Siracü’l-Vehhac kitaplarında da ayni mesele belirtilmiş ve yukarıdaki hükme bağlanmıştır.
Akıp ta tekrar tekrar silinen kan :
İmam Muhamnıed (R.A.) El-Asıl adlı kitapta diyor ki -.
«Yaradan kan çıkar da az bir miktar olduğundan silinir, sonra yine çıkar yine silerse bakılır : Eğer silinen kan kendi haline bırakıldığında akıntı yapacak, yani çıktığı yeri aşacak oranda ise abdesti bozar. Aksi durumda ise bozmaz. Bunun gibi akan kan üzerine kül ya da benzeri bir şey konulur, ama yine belirir, yine kül gibi bir şey konulur ve birkaç defa tekrar ederse bakılır : Hepsinin toplamı akıntı yapacak nisbette ise abdest bozulmuş sayılır. Zahire ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de ayni husus açıklanmıştır.
C) Ağızdan Çıkan Kan :
Ağızdan çıkan kana bakılır : Tükrük ile eşit ölçüde ise abdest bozulur, daha az ise bozulmaz. Çokluk, azlık ve eşitlik bu konuda tükrüğün rengiyle ölçülür. Kırmızılık üstün geliyorsa, kanm daha çok olduğu, ya da eşit durumda bulunduğu anlaşılır. Et-Tebyîn ve Fetâvâ-yi Hindiyye ile Bedayiussanayi’ kitaplarında bu husus yeterince açıklanmıştır.
D) Işınlan Madde Üzerinde Beliren Kırmızılık :
Abdestli olan kimse bir şey ısırdığında, ya da dişlerine misvak sürdüğünde ışınlan veya sürülen maddenin üzerinde kan kırmızılığı belirirse, akıntı yapacak kadar değilse abdesti bozmaz.
E) Sıkılan Yaradan Çıkan Kan :
Yara sıkıldığında kan çıkarsa abdest bozulur. Seçilen görüş budur. Meydana gelen bir kabarcığın kabuğu açılır da .su, ya da kanlı-irinli su çıkıp akarsa bakılır : Alttaki yaranın ucundan geliyorsa abdest bozulur, sadece kabarcık altındaki su ise bozulmaz. Tabii bu kendiliğinden açılıp akıntı yaparsa böyledir. Kabarcığı sıkarak suyunu çıkarırsa, bu, abdesti bozmaz. Çünkü akıntı kendiliğinden çıkmamış, çıkarılmıştır. Hidâye ve Fetâvâ-yi Hindîyye’de de ayni görüş benimsenmiştir.
F) Burundan Çıkan Kan Pıhtısı :
Sümkürüldüğünde burundan bir mercimek tanesi büyüklüğünde pıhtılaşmış kan çıkarsa, abdest bozulmuş sayılmaz. Daha büyük olursa, çoğu fakihlere göre abdest bozulur. El Hulasa ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de ayni fetvaya yer verilmiştir.
G) Vücuttan Kan Emen Haşere :
Kene ve benzeri haşereden biri organlarımızdan birine yapışıp kan emerse bakılır : Kendisi büyükçe bir şeyse ve içi de kan dolmuş-sa abdest bozulur. Aksi durumda ise -sivrisineğin emdiği gibi- bozulmaz. Asalak ta böyledir. îyice emip dolmuşsa abdest bozulmuş sayılır. Fetâvâ-yi Hindiyye ve Serahsî’nin Muhiti’nde de ayni konu belirtilmiştir.
H) Vücuttan Alman Kan :
Herhangi bir aletle vücuttan alman kan, akıntı yapacak oranda ise abdest bozulur. O halde kan merkezlerine gidip kan veren, ya da kan tehlili yaptırmak için kanı alman kimsenin abdesti bozulmuş sayılır.
I) Göz Ağrısından Dolayı Meydana Gelen Akıntı :
Gözdeki bir hastalıktan dolayı gözyaşı sık sık ya da devamlı akıyorsa, bunun kanlı, su ya da irin olma ihtimali gözönüne alınarak bir çeşit özür sahibi sayılacağından her vakit namazı için yeniden abdest alması gerekir. Et-Teybîn, Bedayi’-i s-Sanayf ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de bu mesele açıklanmıştır.
Yaranın başından çıkan kurtçuk (parazit) abdesti bozmaz. El-Muhit’te de fetva böyle verilmiştir,
j) Kusuntu :
Kusuntunun abdesti bozacağına dair delil sayılacak bir hadîs tesbit edilememiştir : Müctehid imamlar bu konuda kıyasa baş vurmuşlardır, diyenler olmuşsa da bu doğru değildir. Hazreti Âişe (R.A.) Validemizden nakledilen ve sahih olduğu kabul edilen aşağıdaki hadîsi İbn Mâce almış, Nasbu’r-Raye’de buna geniş yer verilmiş ve sahih olduğu kesinlik kazanmıştır :
«Kim namazda iken kusar ya da burnu kanarsa, hemen olduğu yerde bırakıp abdest alsın; sonra gelip kaldığı yerden tamamlasın.»
Ayni hadîsi sonunda biraz değişik ve ilâveyle Dare-Kutnî nakletmiştir.
İster acı su olsun, ister yenilen ve ekşiyip kabaran yiyecek olsun, ister su olsun, ağız dolusu kusmak abdesti bozar. Ağız dolusu sayılabilmesinin sınırı şudur : Çıkan kusmuğu ancak avucunu dayamak ve sıkıntı çekmekle durdurabiliyor, dışarı çıkmasını böylece önlemeye çalışıyorsa, o takdirde ağız dolusu hükmünü taşır. Serahsî’nin Muhitin’de ve Fetâvâ-yi Hindiyye ve Bahrirâik’de ayni hususa yer verilmiştir.
Bu kaideye dayanılarak denilmiştir ki : Abdestli kimse içtiği suyu yine safi olarak dışarı çıkarır ve bu da ağız dolusu olursa yine de abdesti bozulur. Siracü’l-Vehhac’da ayni mesele işlenmiştir.
K) Ağız Dolusu Balgam Kusmak :
Ağız dolusu balgam kusan kimsenin bu balgamı her zamanki yerinden yani solunum kanalından ağız yoluyla dışarı atılıyorsa, abdest bozulur mu?
Bu konuda müctehid imamların farklı görüşleri vardır :
İmam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed’e göre, sözü edilen balgam baş nahiyesinden inip gelmişse abdest bozulmaz. Mide nahiyesinden çıkıp gelmişse yine de böyledir. Ebû Yusuf’a göre bu içinde yiyecekten bir şey bulunmadığı zaman böyledir. Ama içinde yiyecekten bir şey bulunursa abdesti bozar.
îmameyn’in bu konudaki «baş nahiyesi» ile «mide nahiyesi»
tabirlerinden maksad, solunum kanalından çıkıp boğazla burun menfezinin birleştiği nahiyede toplanırsa, bu baş nahiyesinden gelmiş sayılır. Orada toplanmayıp yemek borusuyla irtibat haline geçer ve öylece çıkarsa, bu da mide nahiyesinden gelmiş sayılır. Çünkü balgam solunum kanalından akciğerlerden öksürükle çıkar. Daha çok solunum sistemi bozukluğu olan kimselerde görülür. Balgamda kan bulunması, kanın akciğerden geldiğini gösterir.
Diğer bir rivayete göre, Ebû Yusuf çıkan balgamla birlikte ağız dolusu sayılacak midedeki maddeler de çıkıyorsa, o takdirde abdest bozulur. Sahili olan da budur. [8][99]
I) Kan Kusmak :
Kusulan kan baş nahiyesinden akıp geliyorsa, ittifakla abdesti bozar. Baş nahiyesinden maksad, burun menfeziyle irtibatlı olan boğaz nahiyesidir. Kusulan kan pıhtılaşmış vaziyette ise abdesti b’oz-maz Mideden geliyorsa, bakılır : Pıhtılaşmışsa, ittifakla bozmaz, meğerki ağız dolusu ola; o takdirde bozar. Pıhtılaşmış değil de akıntı arzedecek durumda ise, Ebû Hanife (R.A.)’ye göre bozar, isterse ağız dolusu olmasın. Muhtar olan da budur. Tebyîn ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de bu husus belirtilmiştir. Fıkıhta söz sahibi ilim adamları bu fetvayı benimsemişlerdir. Bedayide de bu husus açıklanmıştır.
M) Aralıklı Az Az Gelen Kusuntu :
Bir defada gelmeyip aralıklı olarak azar azar gelen ve toplamı bir ağız dolusuna varan kusuntu abdesti bozar mı? İmam Muham-med’e göre bozar. En sahih olan da budur. Ancak hepsi ayni sebebe dayanmalıdır. Değişik sebeplerden meydana gelen kusuntuların toplamı ağız dolusu bile olsa abdesti bozmaz. Örneğin, mide bulantısı sonucu kustuktan ve henüz bu bulantının verdiği sıkıntı geçmeden tekrar tekrar kusarsa, bu durumda gelen kusuntuların sebebi ayni şeye dayanmaktadır.
N) Vücuttan Çıkan Her Şey Necîs Sayılır Mı?
Çıkan şey abdesti bozacak ölçü ve nitelikte değilse abdesti bozmaz. Az kusuntu, akıntı yapmayan kan bu cümledendir. Sahih olan görüş budur. El-Kâfi, Et-Teybîn ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de bu husus açıklanmıştır.
6 — Uyumak :
Abdest bozan şeylerden biri de mak’adm iyice yer tutmadığı vaziyette uyumaktır. Tabii ne durumda olduğunu idrâk edemiyecek bir uyku kasdedümiştir, uyuklama değil.
Enes (R.A.)’nin naklettiği hadîste deniliyor ki :
«Resûlüllah (A.S.) Efendimizin Ashabı yatsı namazını kılmak için (Mescid’de oturup) beklerlerdi, bu arada kendilerine uyuklama gelirdi ve başları önlerine doğru sallanıp hareket ederdi, sonra da abdest almadan kalkıp namazlarım kılarlardı.»
Çünkü hepsi de mak’adlarını iyice yere oturturlardı.
Şu’be tarikiyle yapılan diğer bir rivayette ise şöyle deniliyor : «Resûlüllah (A.S.) Efendimizin Ashabını (oturup) namaz beklerken gördüm, (uyuklarken) bir kısmının horultusunu bile duyduğum olurdu. Sonra abdest almadan kalkıp namaz kılarlardı.»
Mak’adları iyice yere oturtulduğundan abdestleri bozulmamıştır. Müctehid imamların tesbiti de bu ölçü ve anlamda bulunuyor.
O halde ister namaz içinde ister namaz dışında uzanıp uyumak abdesti bozan sebepler arasında bulunuyor. Mezhep imamları bu hususta ittifak halindedir. Bunun gibi sol kalça üzerine oturup iki ayağı sağ tarafta tutarak uyumak ta abdesti bozar. Buna teverrük denilir. Sırtüsü uyumak ta böyledir. Bahrirâik, Bedayi’ ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de bu konu açıklanmıştır.
Mak’adi üzere oturup bir şeye dayanarak uyuyan kimsenin ab-destinin bozulup bozulmadığı sununla anlaşılır : Dayandığı şey çekildiğinde düşecek olursa, mak’adin yere iyice oturtulmadığı dikkate alınarak abdestinin bozulduğuna hükmedilir. Düşmediği takdirde abdest almasına gerek yoktur. Sahih olan ictihad ve görüş budur
A) Ayakta Uyuklamak :
Ayakta uyuklayan ve fakat yere düşme durumu olmayan kimsenin abdesti bozulmuş sayılmaz. Çünkü ayakta durabilmesi şuurunun yerinde olduğunu göstermektedir. At üstünde veya yüklü bulunan biniti üzerinde uyuklayıp şuuru yerinde olan kimsenin de abdesti bozulmaz. Çünkü eyer ya da yük üzerine kapanmadığı veya yere düşmediği, onun tamamen kendinden geçmediğini göstermektedir.]
B) Namazda Rükû’ Veya Secdede Uyuklamak :
Rükû’ ve secdede uyuklamak’da abdesti bozmaz. Çünkü o vaziyette kendini tutması, şuurunun yerinde olduğunu göstermektedir. Ancak namaz dışında secde durumunda olan kimsenin bulunuş şekline bakılır. Tam sünnet biçiminde bulunuyor, yani karnını uyluklarından ayırmış ve arada boşluk meydana gelmiş, kolları da yerden kalkık vaziyette ise, abdesti bozulmamış sayılır. Aksi halde yeniden abdest alması gerekir. Bahrirâik, Bedayi’, Fethulkadîr ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de bu husus belirtilmiştir.
Zahir rivayete göre, belirtilen durumlarda uyku ağırlığının bastırıp uyuklamaya zorlaması ile, bile bile uyumak arasında fark yoktur Ancak İmam Ebû Yusuf’a göre, bile bile uyuyanın herhalde ab-desti bozulmuş sayılır Fakat sahih olan diğer imamların görüşüdür. El-Muhit’te de böyle açıklanmıştır.
C) Yatar Vaziyette Olan Hastanın Uyuması :
Yatar vaziyette olan hastanın uyuması, sahih kavle göre abdesti bozar. Muhit, Tebyîn, Bahrirâik, Fethulkadir ve diğer kaynak, eserlerde de ayni husus belirtilmiştir. Fetva buna göredir.
Oturak vaziyette uyuklarken ya da uyurken safa sola sallanıp eğilim gösteriyorsa, Şemsüleimme Helvanî’ye göre, makadm yere iyice oturtulması dikkate alınarak abdestinin bozulmadığına hükmedilir. Kadıhan Fetâvâsı’nda da bu meseleye yer verilmiştir.
Mak’adi üzerine otururken uyur ve bu nedenle öne ya da yanlara doğru düşerse, bakılır : Henüz yere kavuşmadan uyanır da kendini toparlarsa abdesti bozulmaz. Düşüp biraz kaldıktan sonra uyanırsa, yani yere iyice düşüp temas sağlandıktan sonra uyanırsa, abdesti bozulmuş kabul edilir.
Bağdaş kurarak ya da iki ayağını bir tarafa serip mak’adini iyice yere oturtarak uyuyan kimsenin de abdesti bozulmaz. Hulasa, Be-dayi’ ve Fetâvâ-yi Hindiyye kitaplarında bu husus açıklanmıştır.
D) Çıplak Hayvanın Üzerinde Uyumak :
Çıplak hayvan üzerinde uyuyan kimse, yokuş çıkıyor veya düz bir yolda bulunuyorsa abdesti bozulmaz. İniş halinde ise abdesti bozulur. Serahsî’nin el-Muhit’inde ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de bu mesele açıklanmıştır.
Palan ve semer üzerinde uyumak da abdesti bozmaz.
E) Uyuklamak :
Uzanık bir vaziyette uyuklamak ağır ya da hafif nitelikte olabilir : Ağır nitelikte ise abdest bozulur, hafif ise bozulmaz. Bunun ölçüsü ise şöyledir : Yanında konuşulanı işitiyorsa uyuklama hafif nitelikte kabul edilir. İşitmiyor, ne denildiğini anlamıyorsa ağır nitelikte sayılır. Serahsî’nin El-Muhit’inde, Zahire ve Fetâvâ-yi Hindiyye’de de böyle açıklanmıştır.
7 — Abdesti Bozan Şeylerden Biri De Bayılmak, Cinnet Getirmek, Sarhoş Olup Kendinden Geçmektir.
Baygınlık az sürsün, çok sürsün mutlaka abdesti bozar. Cinnet getirmek, kendinden geçer derecede sarhoş olmak ta böyledir.
8 — Kahkaha İle Gülmek :
Kahkaha, bu, hem kendisinin, hem çevresindekilerin duyacağı şekilde gülmektir. Normal gülmek ise kendisi duyacak ölçüde olanıdır, demiştir.
Rükû’ ve secdeleri olan her namazda kahkahayla gülmek hem namazı, hem de abdesti bozar. Bu Hanefilere göredir. Diğer mezhepler bu konuda aksi görüş ve ictihaddadırlar.
Hanefiler bu konuda şu hadise dayanmışlardır : Ebû Musa (RA.l diyor ki : Bir ara Resûlüllah (A.S.) Efendimiz cemaate namaz kıldırıyordu. Bu arada gözleri iyi görmeyen bir adam Mescid’e girerken ayağı bir çukura girdiği için yere düşüp yuvarlandı. Cemaatten bazısı kendini tutamıyarak kahkahayla güldü. Namaz bitince Resûlüllah (A.S.) Efendimiz : -Namazda kahkaha ile gülenler hem abdestlerini, hem namazlarını yenilesinler, yani yeniden abdest alıp namaz kılsınlar.»
Nitekim El-Fıkhı Alâ’l-Mezahibi’l-Arbaa kitabında da bu husus açıklanmıştır. El-Muhit’te buna yer verilmiş ve gereken izah yapılmıştır.
Kahkaha ile gülmek ister kasden, ister unutularak ya da yanılarak meydana gelsin fark etmez. El-Hulâsa’da da böyle denilmektedir.
A) Namaz Dışında Kahkahayla Gülmek :
Namaz dışında kahkahayla gülmek abdesti bozmaz. Çünkü bu hususta hiç bir hadîs vârid olmamıştır.
Namazda normal ölçüde gülmekk, sadece namazı bozar. Tebessüm ise ne namazı, ne de abdesti bozar. Ne var ki bu gibi davranışlar namazın faziletini düşürür. İlâhi huzurun büyük yücelik ve kud-siyetini idrâk ederek tam bir edep için durmak gerekir.
B) Tilâvet Secdesi Veya Cenaze Namazında Kahkaha İle Gülmek :
Bu ikisi de tam anlamıyla rükû’ ve secdeli olmadığı için, kahka-ıa yapılan ibâdeti hükümsüz bırakır, fakat abdesti bozmaz. Çünkü bu hususta da bir delil mevcut değildir. Fetâvâ-yi Kadihan ve Fetâ-va-yi Hindiyye’de de ayni meseleye yer verilmiş ve gerekli açıklama yapılmıştır.
Henüz erginlik çağma girmemiş çocuğun namazda kahkahayla gülmesi abdestini bozmaz. El-Muhit ve Fetâvâ-yî Hindiyye’de bu konu aynen belirtilmiştir.
İmâ (baş-göz işareti) ile veya binit üzerinde nafile yada bir özürden dolayı bu vaziyette farz kılan kimsenin rükû ve secdeleri işaretle yerine getirildiğinden bu vaziyette kahkaha ile gülecek olursa, namazı ve abdesti bozulur mu?
Aslında bu namazlar rükû ve secdeli olduğundan, her ne kadar bir özürden dolayı baş işaretiyle de kılınsa yine de namaz ve ab-dest bozulmuş sayılır. Fethulkadîr, Bahrirâik ve Fetâvâ-yi Hindiyye’-,de de ayni husus belirtilmiştir.
C) Kahkaha Teyemmümü Hükümsüz Bırakır Mı?
Teyemmüm abdest yerine geçen bir ameliye olduğundan, bu vaziyette namaz kılarken kahkahayla gülen kimsenin hem namazı, hem teyemmümü bozulmuş sayılır. Ancak cünüplüğti kaldırmak için yapılan teyemmüm bozulmaz.
Tatarhaniyye ve El-Muhit kitaplarında da bu husus açıklanmıştır.
9 — Kadın İle Aşın Ölçüde Oynaşmak,
Abdesti bozan sebeplerden biri de kişinin kendi karısıyla (tabii yabancı bir kadınla da) aşırı derecede oynaşmasıdır. Bunun ölçüsünü şöyle sınırlayabiliriz : Çıplak teni birbirine dokundurmak tenasül organlarını birbirine sürtmek ve benzeri davranışlarda bulunmak bu cümledendir. Bu, İmam A’zam Ebû Hanîfe ile İmam Ebû Yusuf-un görüş_ve içtihadıdır. İstihsana dayanmaktadır. İmam Muham-mtd’e göre bu durumda abdest bozulmaz. Bu da kıyasa dayanmaktadır.
İmam Muhammed (R.A.) bu konuda hem kıyas yapmış, hem de Hazreti Aişe (R.A.Î ‘nin şu rivayetini dikkate almıştır :
— Peygamber (A.S.) oruçlu iken beni öptü ve şöyle buyurdu : «Şüphesiz ki öpmek ne orucu, ne de abdesti bozar.»
Fetva daha çok İmam Muhammed’in kavline göre verilmiş ve daha sahih kabul edilmiştir. El-Yenabi’ ve Tatarhaniyye’de de ayni husus açıklanmıştır. İki tarafın da abdesti bozulmuş sayılmaz. El-Mu-hit’te de bu mesele açıklanmıştır.
A) Abdestli İken Tenasül Organına El Sürmek :
Bu konuda mezheplerin farklı görüş ve ictihadları olmuştur : İmam Şafii’ye göre, elin ayası parmak içleri de dahil olmak üzere tenasül organına dokunursa abdest bozulur. İmam Ebû Hanîfe’ye göre bozulmaz. Maliki ve Hanbelî mezhepleri de Şafiî’nin görüşündedir.
B) İmam Şafii Bu Konuda Şu Hadise Dayanarak İctihadda Bulunmuştur :
«Elini tenasül aletine dokunduran kimse abdest almadıkça namaz kılmasın.»
Amr bin Şuayb’in babasından yaptığı rivayette ise şöyle buyrulmuştur : «Herhangi bir adam tenasül aletine elini dokundumrsa abdest alsın ve herhangi bir kadm da elini tenasül cihazına dokundurursa abdest alsın.»
Bunun aksine Ahnafın yaptığı rivayete göre, tenasül organına el dokundurmak abdesti bozmaz. Anhaf bu konuda şu hadîse dayanmaktadır.
Bir adam Peygamber (A.S.) Efendimize sordu :
— Ya Resûlellah! dedi. Elini tenasül organına dokunduran adama abdest gerekir mi?
Resûlüllah (A.S.) Efendimiz cevap verdi :
— «Hayır, çünkü bu organ da ancak senden bir parçadır.»
Eunu da beş muhaddis rivayet etmiş ve İbn Hibbân da sahih olduğunu tesbit etmiştir.
C) Deve Eti Yenilince Abdest Almak Gerekir Mi?
Cumhura göre, deve, sığır, koyun ve keçi gibi eti yenen hayvanların etini yedikten sonra abdest almak gerekmez. Yani bu durumda abdest bozulmuş sayılmaz.
Câbir bin Semure (R.A.)’nin rivayet ettiği şu hadîsi cumhur se-ned olarak almamıştır :
— Bir adam, Peygamber (A.S.) Efendimizden sordu; dedi ki : Ya Resûlellah! Koyun, keçi etini yedikten sonra abdest alayım mı? Resûlallah (A.S.î Efendimiz şu cevabı verdi : «Arzu edersen abdest alabilirsin, arzu edersen almıyabilirsin..» Sonra adam dedi ki : «Ya deve eti yedikten sonra…?» Buyurdu ki : «Evet, onu yedikten sonra abdest al..» Müctehid İmamlar bunu sened olarak almamıştır.
D) Abdestinde Şüphelenen Kimse Ne Yapmalıdır?
Abdest alırken şüpheye düşen kimse bakar : Eğer bu tür şüpheler sık sık vaki oluyorsa, buna aldırış etmez. Abdestini şüpheyi atarak tamamlar. Abdest aldıktan sonra şüphe vaki oluyorsa, artık buna itibar edilmez
Abdestli iken abdestinin bozulduğunda şüpheye düşen, abdestli kabul edilir, bu şüpheye yer verilmez. Abdestsiz iken abdest alıp almadığında şüpheye düşen kimse ise abdestsiz sayılır..
Nitekim bir adam Resûlüllah (S.A.S.) Efendimize gelerek, namazda kendisinden bir şey çıktığından şüphelendiğini söyledi. Resûlüllah (A.S.V) ona : «Bir ses ya da koku duymadıkça namazı bırakıp ayrılma..» diye cevap verdi. Yani kesinlikle bozulduğunu hissetmedikçe şüpheyle amel etme, demektir.
Abdestin Sıhhatine Engel Olmayan Şeyler
143- Dudaklar adet üzere yumulduğu zaman, görülmeyen kısımlarını yıkamak abdest için gerekli değildir. Bunların kuru kalması abdeste zarar vermez; çünkü bunlar ağız kısmındandır.
144- İyileşip de henüz kabuğundan ayrılmamış olan bir çıbanın içini yıkamak gerekmez.
145- Şehir ve köy halkının tımaklarmda olan kirler ve vücudlarındaki kirler, pire ve sinek tersleri, abdestin sıhhatına engel olmaz.
146- Boyacıların tımaklarında kalan boyalar, zaruret gereği tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkil eden ve altlarına su işlemesine engel olan boyalar, abdeste manidir. Abdest organlarına yapışan hamur, mum, çapak, balık pulu gibi şeyler de böyledir.
147- Abdest organlarından birinin bir zarurete dayanarak yıkanamaması veya meshedilememesi, abdestin sıhhatına engel olmaz. Örnek: Bir yarayı veya ayakta bulunan bir yanık yerini yıkamak eğer sahibine zarar verirse bunlar meshedilebilir, mesh de zarar verirse terk edilir.
Yine, bir yaranın üzerinde bulunan ilaç, yara yerini taşmış olursa, bu taşan kısım yıkanır; fakat yıkanması zarar verirse, mesh ile yetinilir.
148- Abdest alırken veya abdestten sonra, bir abdest organının yıkanıp yıkanmamış olmasında şübheye düşünürse bakılır:
Eğer şübheye düşen kimse, her zaman şübhelenmiyorsa, o organını (uzvunu) yıkar. Fakat vesveseli bir kimse ise yıkamaz, onun şübhesine bakılmaz.
149- Bir kimse abdest aldığını sağlam olarak bildiği halde, abdestini bozup bozmadığı üzerinde şübheye düşse, o kimse abdestli sayılır. Kesin olarak bilinen bir şey şübhe ile ortadan kalkmaz. Aksine abdestini bozmuş bulunduğunu kesinlikle bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından şübhe eden kimse de abdestsiz sayılır.
150- Abdest organlarından birini veya birkaçını yitirmiş olan kimse, mevcut bulunan organlarını yıkar. Ayakları kesilmiş olan kimseden bunları yıkamak farziyeti düşer ve bu durum abdestin sıhhatine engel olmaz.
Abdesti Bozmayan Şeyler
1- Aşağıdaki haller abdesti bozmaz:
1) Bir hastalık olmaksızın gözden gelen yaş ve su veya ağlamak.
2) Yara ve benzeri yarıklar içinde görülen ve dışarıya çıkmayan kan, irin ve sarı sular.
3) Bir yaradan kopan deri parçası.
4) Mayasıl ıslaklığı ve parmaklar arasındaki pişinti.
5) Yarıdan az olmak şartı ile donmuş kanın tükrük veya sümüğe bulaşmış olması.
6) Kulaktan, burundan veya yaradan kurt çıkması. Bu kurt temizdir, üzerindeki yaşlık ise azdır, onda akıcılık kuvveti yoktur.
7) Ağız dolusu olmayan kusuntu.
8) Baştan inen veya içeriden yükselip çıkan balgam, ağız dolusu olsa bile, abdesti bozmaz. Çünkü balgam yapışkan ve kaypak olduğundan pisliği içine çekmez. Üstündeki yaşlığı ise azdır. Bu hüküm İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göredir, İmam Ebû Yusuf’a göre, iç boşluğundan gelen ağız dolusu balgam abdesti bozar.
9) Kokusu olsun veya olmasın, erkek ve kadının tenasül organından çıkan yel.
10) Rutubetsiz ye kokusuz olarak arka taraftan çıkarılan şırınga. Bununla beraber uygun düşen, ihtiyat olarak abdesti yenilemektir.
11) Erkeğin tenasül organına damlatıldıktan sonra geri gelen yağ. Bu da İmamı Azam’ a göredir.
12) Pıhtılaşmış bir halde kusulan kan parçası.
13) Baştan buruna veya kulağa kadar akıp gelen, fakat gusülde yıkanması farz olan yere taşmayan kan.
14) Kullanılan misvak (ve fırça) üzerinde veya ısırılan sert meyvalar üzerinde görülen ve akıcılığı bilinmeyen kan izleri.
15) Pire, kene, sivri sinek, kara sinek gibi haşeratın karınları doluncaya kadar emdikleri kan.
Sülüğün karnı doluncaya kadar kan emdikten sonra düşmesi halinde kendisinden kan çıkarsa abdesti bozar.
16) Saçların tıraş edilmesi, bıyıkların kırpılması, tırnakların kesilmesi.
17) Kıçı tamamen yere yerleştirmek suretiyle oturarak uyumak.
18) Namazda iken ayakta, oturarak, rükûda ve secdede uyumak.
19) Namaz dışında, cenaze namazında ve tilavet secdesinde kahkaha ile gülmek.
(Şafiîlere göre, namaz içinde de kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz.)
20) Ne kendisinin, ne de başkasının duyamayacağı bir sesle gülümseme (tebessüm). Bununla abdest bozulmayacağı gibi, namaz da bozulmaz. Fakat yalnız kendisinin işitebileceği bir sesle gülmek, abdesti bozmasa da namazı bozar.
21) Herhangi bir kimsenin bedenine veya tenasül organına el ile dokunmak.
(Malikîlere göre, mükellef olan bir kimse, buluğ çağına yakın bir kadının açık bulunan bir uzvuna veya ince hafif bir şeyle örtülü bir yerine lezzet maksadı ile dokunsa abdesti bozulur. Bir maksad olmaksızın duyulan bir lezzet de böyledir. Öyle ki, kadın mahrem olsa bile, lezzetlenme duygusu olan bir dokunma ve yapışma ile abdest bozulur.)
(Şafiîlere göre, herhangi bir yabancı kadının hiç bir engel bulunmaksızın bir uzvuna dokunmak abdesti bozar. Lezzet bulunmasa bile, hüküm yine böyledir. Bundan kadının saçları, dişleri ve tırnakları müstesnadır. Bunlara dokunmak, bir lezzet olsa bile, abdesti bozmaz. Yine Şafiîlere göre, bir erkek veya bir kadın, kendisinin veya başkasının oturağını veya ön tenasül organını bir engel olmaksızın elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur. Maliki ve Hanbelîlere göre de böyledir. Ancak bunlara göre, bir kadının kendi tenasül organını tutması abdestini bozmaz.)
Not: Bu gibi ihtilaflı meselelerde ihtiyata riayet edilmesi daha iyidir. Hanefî mezhebinde olan bir kimse, kendi mezhebine göre abdesti bozmayıp başka mezhebe göre abdesti bozan bir hal ile karşılaştığı zaman, ihtilaftan kurtulmak için abdest almalıdır. Böyle hareket etmek, bilhassa imamlar için mendubdur.
ŞAFİ MEZHEBİ ABDEST HÜKÜMLERİ ABDEST
Abdest anlamına gelen vudû kelimesi vedaet kökünden gelir. Lügat mânâsı güzellik, parlaklık demektir. Şer’î mânâsı ise ‘niyetle beraber abdest azalarında su kullanmak’ demektir. Vedû şeklinde okunursa abdestte kullanılan su anlamına gelir. Bu suya, azaların bu suyla temizlenmesinden ötürü böyle bir isim verilmiştir.
Abdestin Farzları
Abdestin farzları altıdır: .
1. Niyet
2. Yüzü yıkamak
3. Ellerle beraber kolları yıkamak
4. Başın bir kısmını meshetmek
5. Topuklara kadar ayakları yıkamak
6. Tertib
Abdestin meşruiyeti ve farzları hakkındaki asıl, şu ayettir:
Ey inananlar, namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve ayaklarınızı da topuklara kadar (yıkayın). (Mâide/6)
Niyet
İbadetler, ancak niyet ile âdetlerden ayrılır. Abdest de bir ibadettir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Ameller niyetlere göredir. Kişi için ancak niyet ettiği vardır.[1][1]
Yani ibadetler ancak niyetle sahih olur, niyetle ibadet sayılır. Ancak ihlas ile yapılan amelden ecir elde edilir.
Niyetin Tarifi
Niyet’in lügat mânâsı, kasdetmektir. Şer’î mânâsı ise, bir işin yapılmasıyle beraber olan kast demektir. Niyetin yeri kalptir, dil ile söylemek de sünnet’tir. Niyetin kalpteki keyfiyeti ‘Abdestin farzına niyet ediyorum’ veya ‘Abdestsizliği kaldırmaya niyet ediyorum’ veya ‘Namaz kılmayı kendime helâl kılmak için niyet ediyorum’ demektir. Niyetin başlama vakti yüzü yıkarkendir. Çünkü yüz, abdestin en zor yıkanan âzasıdır.
Yüzü Yıkamak
Allah Teâlâ ‘Yüzlerinizi yıkayın’ (Mâide/6) buyuruyor. Yüzün yıkanma hududu, saç kıllarının bittiği yerden çenenin altına kadardır. Genişlik bakımından da kulaktan kulağa kadardır. Yüzdeki kaşları, kiprikleri ve sakal gibi kılların hem yüzeyini, hem de diplerini yıkamak farzdır. Çünkü bol ve sık sakal hariç, diğerleri yüzün parçası sayılır. Bol ve sık sakaldan maksat, dipleri görünmeyen sakaldır. Böyle sakalın sadece yüzeyini yıkamak yeterlidir.
Ellerle Beraber Kolları Yıkamak
Allah Teâlâ ‘Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın’ (Mâide/6) buyuruyor. Bu ayetteki iîa.edaü mea anlamındadır. Şu rivayet buna delâlet eder:
Ebu Hüreyre abdest alırken önce yüzünü yıkadı, sonra pazusuna kadar sağ kolunu, sonra aynı şekilde sol kolunu yıkadı. Sonra basma mesnetti, sonra topukları dahil sağ ayağını, sonra aynı şekilde sol ayağını yıkadı ve ‘Ben, Hz. Peygamber’in, böyle abdest aldığını gördüm’ dedi.[2][2]
Yıkanan âzalardaki kılların da yıkanması vacibdir. Eğer tırnakların altında, suyun deriye ulaşmasına mâni olacak kadar kir varsa veya armağında suyun deriye değmesine mâni olan bir yüzük varsa abdest sahih olmaz.
Abdullah b Amr şöyle rivayet ediyor: Hz. Peygamber ile beraber Mekke’den Medine’ye giderken yolda bir su gördük. Bazıları aceleyle koşup abdest aldılar. Hz. Peygamber onların topuklarına su değmedığım görünce şöyle buyurdu:
Ateşten ötürü vay topuklara, abdestinizi tam alınız.[3][3]
Bir kişi abdest aldı, ayağında tırnak kadar su değmeyen bir yerbıraktı. Bunu gören Hz. Peygamber ‘Dön ve yeniden abdest al1dedi.
Adam yeniden abdest alıp namazını kıldı.[4][4]
İşte bu iki hadîs, yıkanması gereken azalardan birinde yıkanmayan . küçük bir parça kaldığında, abdestin sahih olmadığına delâlet eder.
Başı Meshetmek
Bir kıl dahi olsa başın bir kısmını meshetmek gerekir. Çünkü Allah Teâlâ ‘Başlarınızı mesnedin’ (Mâide/6) buyurmuştur. Muğire b. Şube, Hz. Peygamber’in abdest aldığını, sadece nasiyesini ve sarığını meshettiğini rivayet etmiştir.[5][5]
Eğer abdest alırken mesh yerine, başın tümü veya bir kısmı yıkanırsa olur. JYasiye’den maksat, başın ön tarafıdır ve baştan bir parçadır. Hz. Peygamber’in nasiye üzerine meshetmekle yetinmesi, farz olan mesh’in, başın hududundaki parçalardan birine meshetmek olduğuna delâlet eder. Başın hangi parçasına meshedilirse edilsin, farz olan mesh yerine getirilmiş olur.
Topuklara Kadar Ayakları Yıkamak
Allah Teâlâ ‘Ayaklarınızı da topuklara kadar (yıkayın)’ (Mâide/6) buyurmuştur. Topuklar bilindiği gibi, bacak kemikleriyle, ayak kemiklerinin birleştiği yerdeki çıkıklardır. Burada da ila. edatı mea anlamındadır. Bunun böyle olduğuna yukarıda geçen Ebu Hüreyre hadîsi delâlet eder. Çünkü Ebu Hüreyre ayaklarını, topukların yukarılarına kadar yıkamış ve Hz. Peygamberin de böyle abdest aldığını söylemiştir. İki ayağı da tırnak kadar bile kuru kalmamak üzere iyice yıkamalı ve suyu, ayaklarda bulunan kılların altına kadar ulaştırmahdır.
Tertibe Riayet Etmek
Tertibin farz olduğu, Mâide sûresinin 6. ayetinden anlaşılmaktadır. Bu ayette abdestin farzları tertipli olarak zikredilmiştir. Tertibe riayet etmenin farz olduğu Hz. Peygamber’in fiilinden de anlaşılmaktadır. Çünkü Hz. Peygamber daima ayetteki tertibe riayet ederek abdest alırdı. Nitekim bu husus, sahih hadîslerle sabit olmuştur. Bu sahih hadîslerden biri de sözü geçen Ebu Hüreyre hadîsidir. O hadîste sümme edatıyla atıf yapılmıştır ve bu da âlimlerin ittifakıyle tertib içindir.
İmam Nevevî şöyle diyor: ‘Şafii uleması Hz. Peygamber’in abdestinin keyfiyeti hakkında Sünnet’ten ve sahabeden bol miktarda sahih hadîslerle delil getirmişlerdir’.[6][6]
Bütün bu hadîsler ve bunları rivayet eden sahabîler, Hz. Peygamber’in abdestini tertipli olarak vasıflandırmıslardır. Sahabîler, Hz. Peygamber’in abdest aldığını birçok defa gördükleri halde, Hz. Peygamber’in tertibe riayet etmeden abdest aldığını hiç kimse rivayet etmemiş ve fakat Hz. Peygamber’in azalarını birer, ikişer ve üçer defa yıkadığını rivayet etmişlerdir. Hz. Peygamber’in bu şekilde abdest alması, Kur’an’da emredilen abdestin açıklamasıdır. Eğer tertibin terkedilmesi caiz olsaydı, caiz olduğunun bilinmesi için Hz. Peygamber bazı durumlarda tertibe riayet etmeyi terkederdi. Tıpkı abdest azalarını bazı vakitlerde bir, bazı vakitlerde iki, bazı vakitlerde de üç defa yıkadığı gibi.
Abdestin Sünnetleri
Abdestin birçok sünneti vardır. En önemlileri şunlardır:
1. Abdestin başında besmele çekmek.
Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: “Ashabdan bazıları abdest için su aradılar, fakat bulamadılar. Hz. Peygamber ‘Yanında su olan var mı?’ diye sordu. Hz. Peygamber’e biraz su getirildi. Hz. Peygamber elini su kabına soktu ve ‘Haydi, Allah’ın ismiyle abdest alın’ dedi. Hz. Peygamber’in parmaklarının arasından su fışkırdığını gördüm. Bütün sahabîler abdest aldı. Sayıları yetmiş kişiye yakındı”.[7][7]
2. Elleri su kabına sokmadan önce üç defa yıkamak.
Şöyle rivayet edilmiştir: ‘Abdullah b. Zeyd’e, Hz. Peygamber’in ab-desti soruldu. Abdullah, içinde su bulunan bir kap istedi. Onların öğrenmeleri için Hz. Peygamber’in âbdesti gibi abdest almaya başladı. Önce su kabından eline su dökerek üç defa ellerini yıkadı. Sonra avucuyla kaptan su alarak yüzünü yıkadı, sonra başını mesnetti, sonra ayaklarını yıkayarak abdestini bitirdi’.[8][8]
3. Misvak kullanmak.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Eğer ümmetime zorluk verme korkusu olmasaydı, her abdestte misvak kullanmalarını emrederdim.[9][9] Bu hadîs, misvak’ın müstehab olduğuna delildir.
4-5. Mazmaza (ağıza su vermek) ve istinşak (buruna su vermek),
Ağıza ve buruna sağ el ile su verilmeli, fakat burun sol el ile temizlenmelidir. Abdullah b. Zeyd’in yukarıda geçen hadîsinde Abdullah’ın abdest alırken üç kere mazmaza, üç kere istinşak yapıp ağzını ve burnunu temizlediği belirtilmiştir.
6. Gür sakalı hilallemek (parmaklarla karıştırmak).
Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: “Hz. Peygamber abdest aldığı zaman bir avuç su alır, çenesinin altına serperek sakalını parmaklarıyla karıştırır ve ‘Rabbim bana böyle yapmamı emretti’ derdi’.[10][10]
7. Başın tamamını meshetmek.
Abdullah b. Zeyd hadîsinde Hz. Peygamber’in, ellerini başın ön tarafından başlayarak ensesine kadar götürdüğü, ensesinden de tekrar başının ön tarafına kadar getirdiği rivayet edilmiştir:
8. El ve ayak parmaklarının arasını hilallemek; (karıştırmak suretiyle oradaki kirleri temizlemek).
Ellerin parmaklarını hilallemek, elleri birbirine geçirerek yapılır. Ayak parmaklarının arasını ise sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak sol ayağın küçük parmağına kadar temizlemelidir.
Lekit b. Sebire şöyle diyor: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Bana abdesti anlat’ dedim. Hz. Peygamber ‘Abdesti tam olarak al, parmaklarının arasını hilalle ve oruçlu değilsen burnunu bol su ile temizle’ dedi.[11][11]
Mustavrid’den şöyle rivayet ediliyor: ‘Hz. Peygamber’in, abdest alırken ayak parmaklarını serçe parmağıyla karıştırdığını gördüm’.[12][12]
9. Kulakların içini ve dışını -yeni bir su ile- temizlemek.
İbn Abbas’ın Hz. Peygamber’den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber önce başını, sonra da kulaklarının içini ve dışını meshetmiştir.[13][13]
Başka bir rivayette de Hz. Peygamber’in başını meshettikten sonra şehadet parmağı ile kulaklarının iç kısımlarını, baş parmağı ile de dış kısımlarını rneshetmiş olduğu nakledilmiştir.[14][14]
Abdullah b. Zeyd şöyle demektedir: ‘Hz. Peygamber’in abdest alırken kulakları için yeni bir su aldığını gördüm’.[15][15]
10. Abdestin farz ve sünnetlerini üçer defa yapmak.
Hz. Osman ‘Size Hz. Peygamber’in nasıl abdest aldığını göstereyim mi?’ dedikten sonra, yıkanacak azaların tümünü üçer defa yıkadı ve meshedilecek azalan da üçer defa mesnetti.[16][16]
11. Sağ eli sol elden, sağ ayağı sol ayaktan önce yıkamak. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Abdest aldığınız zaman önce sağ taraftan başlayınız.[17][17] Ebu Hüreyre’nin abdestin farzları hususunda geçen hadîsi de buna delâlet eder.
12. Azaları ovarak yıkamak.
Abdullah b. Zeyd, Hz. Peygamber’in nasıl abdest aldığını anlattıktan sonra kollarını sıvayarak Hz. Peygamber’in abdest alış şeklini yaparak gösterdi.[18][18]
13. Azaları ara vermeksizin peşpeşe yıkamak.
Bu da Hz. Peygamber’e tâbi olmak demektir. Çünkü daha önce geçen hadîslerden, Hz. Peygamber’in ara vermeden abdest aldığı anlaşılmaktadır.[19][19]
14. Gurretve tacil’i uzatmak.
Gurret, yüzü yıkarken başın önünden bir kısmını da yıkamaktır. Tacil ise, kolları yıkarken pazunun bir kısmını, ayakları yıkarken de topukların üst kısımlarından birazını yıkamaktır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Benim ümmetim kıyamet günü, abdestin eserinden ötürü ‘gurren muhaccelin’ (yüzleri, elleri, ayaklan pırıl pırıl parlayan ümmet) diye çağrılır. Bu nedenle abdest alırken yüzle beraber başın ön tarafından birazını, kollar ve ayaklar ile beraber de biraz yukarılarım yıkamak güzel olur.
15. Su hususunda israf ve cimriliğe kaçmamak.
Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in 1 müdd ile abdest aldığını rivayet etmiştir.[20][20]
Müdd hacim itibariyle yaklaşık 10 cm. uzunluğunda bir kap demektir.
16. Abdest alırken kıbleye dönmek. Çünkü kıble, yönlerin en şerefi isidir.
17. Hz. Peygamber’e uyarak, abdest esnasında konuşmamak.
18. Âbdesti bitirirken aşağıdaki gibi şehadet ve dua etmek.
Allah’tan başka ilah olmadığına, Allah’ın bir ve tek olduğuna, ortağı bulunmadığına şahitlik, ediyorum. Yine şahitlik ediyorum ki Muhammed, Allah’ın kulu ve rasûlü’dür.1
Allahım! Beni tevbe eden ve temiz olan kullarından eyle.[21][21]
Ey Allahım! Sana hamd ile seni her türlü ortaktan tenzih ederim! Senden başka ilah olmadığına şehadet ediyor ve senden af dileyerek dergâhına yöneliyorum.[22][22]
Abdestin Mekruhları
1. Suyu israf etmek.
2. Suyu gereğinden az kullanmak. Çünkü ikisi de Sünnet’e aykırıdır. İsraf etmeyin; zira Allah israf edenleri sevmez.
(A’raf/31)
İsraftan maksat, mutedil sınırı aşmaktır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Bu ümmetten bir kavim gelecek abdest, gusül ve dua’da israfa kaçacaklardır.[23][23]
2. Sol eli sağ elden, sol ayağı sağ ayaktan önce yıkamak. Çünkü böyle yapmak Hz. Peygamber’in fiiline terstir.
3. Abdest âzalarının -şiddetli soğuk veya sıcak olup da kurulanama^-yan âzalardaki suyun eziyet vermesi, kirlenmesi gibi mazeretler hariç-mendil veya havlu ile kurulanması. Abdest aldığı zaman Hz. Peygamber’e mendil veya havlu getirildiği, Hz. Peygamber’in ise azalarını kurulamadığı rivayet edilmiştir.[24][24]
4. Suyu yüze çarpmak. Suyu yüze çarpmak, yüzün şerefine uygun düşmez.
5. Üç kere yıkanan azayı, dördüncü defa yıkamak veya üç kere meshedilen azayı dördüncü defa meshetmek veya üçten az yapmak. Çünkü Hz. Peygamber azalarını, üçer kere yıkayarak abdest aldıktan sonra şöyle buyurmuştur:
İşte abdest böyledir. Bunu fazlalaştıran veya eksilten münker bir iş yapmış ve zulmetmiş olur.[25][25]
Bu hadîsten murad, Sünnet’in üçten fazla veya eksik olduğunu söyleyen kimsenin kötü bir iş yapmış ve zulmetmiş olacağıdır.
6. Mazeret olmaksızın, abdest azalarını başkasına yıkatmak. Çünkü böyle yapmakta bir tür gurur vardır, bu da kulluğa ters düşer.
7. Oruçlu iken mazmaza ve istinşak’ta aşırıya kaçmak. Çünkü bu durumda suyun boğaza kaçıp orucu bozması sözkonusudur. Hz. Peygamber ‘Eğer oruçlu değilsen, istinşak’ta mübalağa yap’ buyurmuştur.[26][26] Mazmaza da istinşak’a kıyas edilir.
Abdesti Bozan Şeyler Abdesti bozan şeyler beştir:
1. Ön ve arkadan çıkan sidik, dışkı, kan ve yellenme ile abdest bozulur.
Allah Teâlâ ‘Biriniz tuvaletten gelmişse…’ (Nisa/43) buyurmuştur. Ayetin metnindeki gâît kelimesi ‘def-i hacet yapılan yer’ anlamına gelir. Aynı zamanda çukur ve kuytu yere de gâit denir. Zira insan def-i hacet yapmak için gözlerden uzak olan bu tür yerlere gider. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Abdesti bozulduğu zaman, abdest almadıkça Allah hiçbirinizin namazını kabul etmez.[27][27]
Hadramutlu biri, Ebu Hüreyre’ye ‘Küçük hades nedir?’ diye sorduğunda, Ebu Hüreyre ‘Sesli veya sessiz yellenmektir’ diye cevap vermiştir.
Ön ve arkadan çıkan şey temiz olsa bile buna kıyas edilir, [28][28] Mütemekkin olmadığı halde uyumak.
Mütemekkin olarak oturmak, kişinin makatını sağlam bir yere tam olarak koyup oturmasıdır. Gayr-ı mütemekkin ise, yerle kalça arasında bir mesafe olduğu halde oturmaktır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim uyursa abdest alsın.2
Makatını tam olarak yere koyup uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz. Çünkü bu durumdayken kendisinden çıkan herhangibir şeyden haberdar olur. Bunun delili Enes’in naklettiği şu rivayettir:
Namaz için kamet edildi. Hz. Peygamber bir kişiyle gizli birşeyler konuşuyordu. Hz. Peygamber’in konuşması o kadar uzun sürdü ki sahabîler uyudu. Sonra Hz. Peygamber geldi ve namazı kıldırdı.[29][29]
Yine şöyle rivayet edilmiştir: ‘Hz. Peygamber’in ashabı uyuyor, sonra kalkıp abdest almadan namaz kılıyorlardı’.[30][30]
Bu, insan mütemekkin bir şekilde uyursa abdesti bozulmaz demektir.
Tabii ki sahabîler bizim bildiğimiz gibi yatar şekilde uyumuyorlardı. Çünkü onlar mescidde, Hz. Peygamber’in konuşmasını bitirmesini ve gelip namazı kıldırmasını bekliyorlardı.
3. Sarhoşluk, baygınlık, hastalık veya delilikten ötürü aklın gitmesi de abdesti bozar. Çünkü bu gibi durumlarda insanın kendisinden ne çıktığım bilmesi mümkün değildir. Ayrıca bu durumu uykuya kıyas ediyoruz. Madem ki abdest, uyku ile bozuluyor, öyleyse bu gibi şeylerle haydi haydi bozulur.
4. Erkeğin, karısının veya yabancı bir kadının bedeninin herhangibir yerine örtü olmaksızın dokunması abdesti bozar. Bu durumda hem erkeğin, hem de kadının abdesti bozulur. Yabancı kadından maksat, o kişiye evlenmesi helâl olan kadın demektir. Allah Teâlâ abdesti bozan şeyleri zikrederken şöyle buyurmuştur:
Veya kadınlara dokunmuş iseniz. (Nisa/43)
5. İster ön, ister arka olsun kişinin kendisinin veya başkasının tenasül uzvuna dokunması da abdesti bozar. Dokunma, el ve parmakların iç kısmı ile ve örtü olmaksızın olursa abdesti bozar.
Yapılabilmesi İçin Abdestin Şart Olduğu Şeyler
1. Namaz kılmak için. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Ey iman edenler! Namaza durmak (istediğiniz) zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı mesnedin. Ayaklarınızı topuklara kadar yıkayın. ) (Mâide/6)
Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur:
Birinizin abdesti bozulduğu zaman, abdest almadıkça Allah onun namazını kabul etmez.[31][31]
2. Kabe’yi tavaf etmek için. Çünkü tavaf da namaz gibidir, tavaf yaparken de abdestli olmak vacibdir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Beyt’i tavaf etmek de namaz gibidir. Ancak tavaf yaparken konuşulabilir. Kim tavaf esnasında konuşursa, sakın hayırdan başka birşey söylemesin.[32][32]
3. Mushafa dokunmak ve mushafı taşımak için de abdestli olmak şarttır.
Ona temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.
(Vakıa/79)
Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur:
Kur’an’a ancak temiz; abdestli olan el sürebilir.[33][33]
Hz. Peygamber’in Farzlarını ve Müekked Sünnetlerini Gözeterek Aldığı Abdestin Şekli, Fazileti ve Bu Şekilde Kılınan Namazın Fazileti
Hz. Osman su istedi. Su gelince kap’tan eline su dökerek iki elini de üçer kere yıkadı. Sonra mazmaza yaptı (ağzına su verdi), sonra burnuna su verdi ve sümkürdü. Sonra yüzünü, sonra kollarını dirseklerle beraber üçer defa yıkadı. (Diğer bir rivayette ‘Sonra sağ elini, sonra sol elini üç defa yıkadı Sonra başını meshetti. Sonra ayaklarını topuklanyla beraber > üçer kere yıkadı’. Başka bir rivayette ‘Sonra sağ ayağını, sonra sol ayağını’
Sonra da (Hz. Peygamber’., benim şu anda aldığım gördüm’ dedi. Hz. Peygamber abdestını bmnnce de
şöyle buyurdu:
Kim benim bu abdestim gibi abdest ahr, sonra iki rekat namaz Ssa ve^ namaz içinde kalbine dünya ile ilgih b.rşey geürmezse, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.[34][34]
------------------Dipnotlar- 1 --------------
(1) Basur hastalığı olanın mak'adlarının dışarı çıkmasıyla ellerinin iç kısmı değerse yine abdesti bozulur.
(2) Ebu Davud, 203.
(3) Müslim,376.
(4) Muğnil Muhtac, 1/35.
(5) Kadı Ebu Şuca’, Ğayet’ül-İhtisar ve Şerhi, Ravza Yayınları: 99-100.
------------------Dipnotlar- 2 --------------
Abdest de El ve Ayak Parmaklarının Arasını Hilallemek Sünnetmidir?
Abdest alırken parmak aralarını hilallemek şart mıdır?Parmak aralarını hilallemeden alınan abdest kabul olur mu?
Abdest alırken parmak aralarınını hilallemek abdestin sünnetlerindendir.Yani sünnet olması demek yapıldığı taktirde sahibini mükafatlandırır, terk edildiği taktirde de sahibini kınanmayı gerektirir demektir.
Abdestte el ve ayak parmaklarının hilallemek suyun el ve ayaklara tamamen ulaşmasını sağlar ki,iğne ucu kadar yer bırakmadan elleri ve ayakları yıkamak farzdır.Hatta geniş olan yüzüğü oynatmakta gerekir.dar olan yüzüğü de suyun ulaşmasına mani olacağı için çıkarmak gerekir.
Abdest alırken parmak aralarını hilallemek ile alakalı Peygamber Efendimiz(s.a.v.)" Kimki parmak aralarını hilallemeyi terk ederse, kıyamet günü parmakları ateşle hilallenir" buyurmuştur.
Parmaklan hilâllamakdır. Yâni iki elinin ve iki ayağının parmaklarını üçer kere yıkadıktan sonra hilâllamakdır. İki ellerde hi-lâllamanın keyfiyeti, ikisinin parmaklannı birbirine kenetlemektir ayakta hilallemenin keyfiyeti; sol elinin küçük parmağı ile sağ ayağının altından ve küçük parmağından başlayıp sıra ile sol ayağının küçük parmağında hilâllemeyi bitirmektir.
Parmaklarınızın arasını hilalleyin ki Allah-u Teala onların arasını ateşle hilallemesin. (Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned no: 1783, 6/256) Bu hadisi nasıl anlamalı?
Böyle hadis var ama fıkıh kitaplarında parmak araları hilallemek sünnet yazıyor. Nasıl anlamalıyız bu hadisi?
Bazen el parmaklarını hilallemeden abdest alıyoruz böyle olur mu?
Ayak parmakları da tamamen yapışık değil ama çok da ayrık değiller hafif yapışıklar. Suyun gidip gitmediğini anlamıyorum hilallemek farz mı olur?
Hatta bazı insanlar elleri ile ayaklarını hiç ellemeden ayağı musluktan akan suya tutup çıkarıyor böylece abdest olur mu?
- Soruda verilen kaynakta (no: 1783, 6/256), söz konusu bilgiye rastlayamadık.
- Müsned’de, soruda yer alan hadisin ikinci cümlesine rastlayamadık. Orada yalnız “El ve ayakların Parmaklarını hilalleyin.” (İbn Hanbel, hno: 2604), “Abdest alırken Parmaklarını hilalle!” (İbn Hanbel, hno:16381) manasındaki ifadeler vardır.
- Soruda geçen rivayetin kaynağı için bk. Sünenu’d-Darekutni, no: 317, 318.
Bilindiği üzere “hilallemek”, parmakların arasını aralayıp yıkamak ve kuru kalmasına imkân vermemek anlamına gelir. Ayet veya hadislerde yer alan bu tür ifadeler terğib veya terhibe (teşvik veya sakındırmaya) yönelik bir irşat üslubudur. İşin mahiyeti farz veya sünnet olması bir şey değiştirmez. Önemli olan etkileyici bir üslupla muhatapları ikaz etmek ve konuya dikkati çekmektir.
- Mesela, sahih bir hadiste “Ateşten dolayı ökçelerin vay haline!” (Ahmed b. Hanbel, hno: 6911) diye ifade edilmiştir.
Burada ökçelerin/topukların hepsinin ateşte yanacağı ifade edilmemiştir. Ancak ateşte yanacak olanların topukları da yanacaktır. Hadiste. “Cehenneme girenlerin ateşte yanan (diğer organları gibi) topuklarının da vay haline.” denilmiştir. Yalnız konu abdest alırken, ökçelerini, topuklarını dikkatlice yıkamayan, onu kuru bırakanlara bir uyarı olsun diye “Ateşten dolayı ökçelerin vay haline!” ifadesi mutlak olarak kullanılmıştır ki, herkes kendine düşen dersini alsın.
- Bunun gibi, sorudaki hadiste de, parmakların arasını kuru bırakanları uyarma adına bir ifade kullanılmıştır. Buradaki ifade de umumi değil, mutlaktır. “Parmaklarının arasını hilallemeyen herkes cehennem gider” anlamında değil, “Cehenneme giden herkesin parmaklarının arasına da ateş girer.” demektir. Burada abdest alırken parmak aralarına da dikkat etmeleri için insanlar -etkin bir üslupla- uyarılmıştır.
Bu her iki hadiste de hakikatin ortak paydası şudur:
“Abdest organlarında kuru bir yer kalırsa abdest sahih olmaz. Abdesti sahih olmayanın namazı da sahih olmaz. Eğer Allah’ın affı yetişmezse namazı sahih olmayanın cezası ağır olur.”
Fıkıh kitaplarında “hilallenmenin sünnet olduğuna dair bilgiler” bu hadisin ifadesine aykırı değildir. Çünkü, bunu yapmayan herkesin parmak aralarının kuru kalması söz konusu değildir.
- Biz İslami hükümleri, doğrudan ayet ve hadislerden alacak durumda değiliz. İhata-i ilmimiz, tetebbuatımız buna kifayet etmez. Bu sebeple, biz bu hükümleri İslam alimlerinin fıkıh kaynaklarında ortaya koydukları bilgilerden öğreneceğiz.
- El ve ayak parmaklarının arasını hilallemek dört mezhebin ittifakıyla -farz-vacip değil-, sünnettir. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 1/347)
Buna göre, soruda yer alan (parmakların hilallenmesi, abdest organlarının delki/ ovalanması gibi) soruların cevabı da bu ve benzeri kaynakların verdiği bilgilerdir.
Bununla beraber, hasta olmayanların bu önemli sünnetlere riayet etmeleri elbette çok önemlidir.
Abdestin sünnetleri
Sual: Abdestin sünnetleri nelerdir?
CEVAP
Bazıları şunlardır:
1- Abdeste başlarken, Besmele okumak.
2- Elleri, bilekleri ile beraber, üç kere yıkamak.
3- Ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak.
4- Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak.
5- Kaş, sakal ve bıyık altındaki görünmeyen deriyi, yüzü yıkarken ıslatmak.
6- Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.
7- Sakalın, sarkan kısmını mesh etmek.
8- Sakalın, sarkan kısmını sağ elin yaş parmaklarını tarak gibi sokarak hilallemek.
9- Dişleri bir şey ile ovmak, temizlemek.
10- Başın her tarafını bir kere mesh etmek.
11- İki kulağı bir kere mesh etmek.
12- El ve ayak parmaklarının arasını hilallemek.
13- Enseyi üçer bitişik parmaklarla, bir kere mesh etmek.
14- Yıkanacak yerleri, üç kere yıkamak.
15- Yüzü yıkarken abdeste kalb ile niyet etmek.
16- Tertibe riayet etmek. Yani uzuvları sıra ile yıkamak.
17- Delk etmek, yani yıkanan yerleri ovmak.
18- Muvalat. Yani her uzvu birbiri arkasından yıkarken başka işle uğraşmamak.
Sünneti terk
Sual: Bir özürden dolayı abdestin bir sünnetini terk etmek caiz mi?
CEVAP
Özür varsa caizdir.
Sadece farzlarını yapmak
Sual: Abdestin sadece farzlarını uygulasak mekruh olur mu?
CEVAP
Evet, zaruretsiz öyle yapılırsa mekruh olur. Sünnetlerini de yapmalıdır. Mesela her organı bir iki kere yıkamak mekruhtur. Üç kere yıkamak sünnettir. Bir keresi farzdır.
Abdest ve gusülde niyet
Sual: Abdest veya guslederken niyet, eli yıkarken mi yoksa yüzü yıkarken mi yapılır?
CEVAP
Her ikisi de olur, burnu yıkarken de, ağzı yıkarken de olur. Niyet edilmese bile Hanefi’de abdest ve gusül yine sahih olur.
Niyet nedir?
Sual: Gusül ve abdestte niyet, kalben etmek mi yoksa ne yaptığını bilmek midir?
CEVAP
Kalben niyet etmektir, bilmek değil sadece.
Abdestin ilk sünneti
Sual: Abdestin ilk sünneti nedir?
CEVAP
Helâya girerken ve abdeste başlarken Besmele çekmektir.
Ağza ve burna su vermek
Sual: Abdestte, ağza ve burna su vermek, dört mezhepte de, sünnet midir?
CEVAP
Hanbelî mezhebinde farz, diğer üç mezhepte sünnettir. (Mezahib-i Erbea)
Su tasarrufu için
Sual: Su tasarrufu için, abdestte uzuvları birer kere yıkamak uygun olur mu?
CEVAP
Hayır. Su çok azsa, su bulma imkânı da yoksa o zaman bir kere yıkamak caiz olur.
Parmakları hilallemek
Sual: Şir’at-ül İslam tercümesinin 95. sayfasında, (El parmaklarının arasını hilallemek sünnet, ayak parmaklarını hilallemek ise farzdır) deniyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Evet, yanlıştır. Şir’a şerhinde, bunun gibi başka hataların da olduğunu, daha önceki yazılarımızda bildirmiştik. Muteber kitaplarda deniyor ki:
Abdestte, el ve ayak parmaklarını hilallemek, müekked sünnettir. (Redd-ül-muhtar, F. Hindiye, M. Erbea, Dürer ve Gurer)
Abdestte sıra
Sual: Bazı kimseler abdestte, yüzlerini yıkadıktan sonra başa mesh yapıp sonra kolları yıkıyorlar. Sünnet şekli yüzü, sonra kolları yıkamak, sonra başa mesh etmek değil midir?
CEVAP
Evet Hanefi’de o sıra ile yıkamak sünnettir. Şafii’de ise farzdır. Bütün din kitapları böyle yazar. Kur’an-ı kerimde abdest âyetinin meali şöyledir:
(Ey inananlar, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın.) [Maide 6]
Abdestin âyetteki sıraya göre alınacağı hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. Birinin meali şöyledir:
(Hazret-i Osman abdest alırken, üç defa ellerini yıkadı; sonra üç defa ağzını ve burnun içini; sonra üç defa yüzünü; üç defa dirseklerine kadar sağ ve sol kolunu yıkadı; sonra da başının tamamını meshedip üç defa sağ ayağını, üç defa sol ayağını topuklarına kadar yıkadı. Sonra, “Resulullah böyle abdest alıyor” dedi.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi]
Boğazı mesh etmek
Sual: Abdestin sünnetleri sayılırken boynu mesh etmek tabiri geçiyor. Boyun mesh edilirken ense ve boğaz da mesh edilir mi?
CEVAP
Ense mesh edilir, boynun yanları mesh edilir, fakat boğazı mesh etmek bid’attir.
Boynu mesh etmek
Sual: Boynu mesh etmek bid’at mi?
CEVAP
Boynu mesh etmek, bid’at değil sünnettir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
Resulullah, başının tamamını, kulaklarının da iç ve dış kısımlarını mesh ederdi. (Tirmizi, Ebu Davud)
Boynu meshetmeye müstehap diyenler var ise de, el-Bahr ve diğer kitaplarda sünnet olduğu bildirilmiştir. Gırtlağı mesh etmek ise bid’attir. (Redd-ül-muhtar)
Yine Nimet-i İslam kitabının abdestin sünnetlerinin on altıncısında diyor ki:
(Baş ve kulaklardan sonra, iki elin arkası ile boynu mesh etmek.)
Boynu meshetmenin sünnet olduğu bütün fıkıh kitaplarında vardır.
Kaşın altını ıslatmak
Sual: S. Ebediyye’de, (Yüzü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak sünnettir) ifadesi geçiyor. Kaşın altından maksat, kaşlarla göz kapakları arası mıdır?
CEVAP
Hayır, kaşların dipleri demektir.
Abdestte protezi çıkarmak
Sual: Protez dişi her abdestte çıkarıp takmak zor oluyor. Abdest alırken çıkabilen protez dişleri çıkarmadan alınan abdest, sahih midir?
CEVAP
Evet, sahihtir.
İkinci küçük parmak
Sual: S. Ebediyye’de (Ağzı yıkarken misvak bulunmazsa, fırça da kullanılabilir. Bu da yoksa, sağ elin baş parmağını sağ yandaki dişler üzerine, ikinci küçük parmağını sol dişler üzerine üç kere sürerek temizlemelidir) deniyor. İkinci küçük parmak hangisidir?
CEVAP
İslam Ahlakı kitabında, (Misvak bulamayan, baş parmak sağ, şehadet parmak sol taraftan ağza sokularak, dişler ovalanır) deniyor. (s. 374)
Demek ki şehadet [işaret] parmağına, ikinci küçük parmak da deniyor.
Abdestte üç kere yıkamak
Sual: Abdestte her uzvu üç kere yıkarken, ayakları bir kere yıkıyorum, su akarken kalbimizden üç kere saymak veya suyun altında üç kere yıkayacak kadar zaman tutmak yetmiyor mu?
CEVAP
Kalbden üç kere saymakla, suyun altında çok tutmakla olmaz. Ayrı su ile, yani suyun altından çekerek veya musluğu kapatarak, üç kere yıkamak gerekir. Tam İlmihâl’de, (Yıkanacak yerler, üç kere yıkanır. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir) deniyor. Yıllarca bir kere yıkamaya alışmış olmak, o işin doğru olduğunu göstermez. (Bildiği gibi yapmayan, yaptığı gibi inanmaya başlar) denmiştir. Bunun için Hazret-i Ömer, (Dininizi doğru öğrenip, buna uygun yaşayın! Yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz) buyuruyor. Böylece insan, doğru din bilgilerine yanlış diye itiraz eder. Şu hâlde alışkanlığımıza değil, kitapların yazdığına uymalıyız.
Sünneti terk etmemeli
Sual: Abdestte ayakları bir kere yıkayanlar oluyor. Üç kere yıkamak sünnet değil mi? Sünnet niye terk ediliyor?
CEVAP
Sünneti kasten terk etmeyip alıştıkları için öyle yapıyorlar. Hazret-i Ömer’in, (İnandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanmaya başlar. Dininizi doğru öğrenip, buna uygun yaşayın! Yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz) sözü böylece gerçekleşmiş oluyor. Ayağını bir kere yıkamaya alışan kimse, sünnet şeklini bir kere yıkamak zannediyor.
Bunun gibi, abdestte başın dörtte birini mesh etmeye alışan kimse, kaplama meshin sünnet olduğunu düşünemiyor. Bu müekked sünneti, her abdestte terk etmiş oluyor. Türkiye’de kaplama meshi yapan çok az kişiye rastlarız. Başın dörtte birini mesh etmeye alışıldığı için, sünnetin terk edilmesi hiç yadırganmıyor.
Şâfiîlerden bazıları, abdestte başlarını tek parmakla mesh ediyor, sadece farzı yapmakla yetiniyor. Hâlbuki başın tamamını mesh etmek, Şâfiî'de de sünnettir. Mâlikî'de ve Hanbelî'de başın tamamını mesh etmek farzdır. Her mezhepte sünnet olsa bile, sünneti zaruretsiz, mazeretsiz terk etmek yanlış olur.
Ta’dil-i erkân yani kavme ve celsede Sübhanallah diyecek kadar hareketsiz durmak, Hanefî'de vacib, diğer üç mezhepte farzdır. Daha fazla durmak ise sünnettir. Farz ve vacib ile yetinilmekte, sünnet burada da terk edilmektedir. Buralarda da, bir rükün yani üç kere Sübhanallah diyecek kadar durmalı, sünneti terk etmemelidir. Bir hadis-i şerif:
(Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana yüz şehit sevabı vardır.) [Hâkim]
Sual: Abdest alırken, yıkanması gereken uzuvları üç defa yıkamak şart mıdır?
Cevap: Abdest alırken, yıkanacak uzuvları, üç kere yıkamak sünnettir. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Abdest uzuvlarını, üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir. Üçten fazla yıkamak mekruhtur. Şaşırarak üçten fazla olursa, mekruh olmaz.
Sual: Abdest alırken, başı, kulakları ve enseyi meshetmenin hükmü nedir ve nasıl yapılır?
Cevap: Başın her tarafını, iki kulağı ve enseyi, üçer bitişik parmaklarla, bir kere mesh etmek abdestin sünnetlerindendir. Bu üçünü birlikte yapmak için, iki el ıslatılıp, iki elde de, üç bitişik ince parmak birbirine yapıştırılıp, iç tarafları, başın önünde, saçların başlangıcına konmak üzere iki el başa konur. İki elin bu üç parmağının uçları, birbirine dokunmalıdır. Baş ve şehadet parmakları ve avuç içleri havada olup, başa dokunmaz. İki el, arkaya doğru çekilerek, üçer parmak, başı mesh eder. Eller, arkadaki saç kenarına gidince, üçer parmak, baştan ayrılıp, iki elin avuç içleri, başın yan tarafındaki saçlar üzerine yapıştırılıp, arkadan öne çekilerek, başın yan tarafları mesh edilir. Sonra şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Sonra, diğer üç parmakların dış yüzleri enseye konup, ensenin ortasından, iki tarafına doğru çekilerek mesh edilir.
Sual: Abdest bahsinde geçen Tertib, Delk ve Müvâlât ne demektir?
Cevap: Tertib; abdestte yıkanacak yerleri sıra ile yıkamaktır. Delk; yıkanan yerleri ovmaktır. Müvâlât; her uzvu, birbiri arkasından yıkayıp ara vermemektir. Delk ve muvalat, Hanefi mezhebinde sünnet, Maliki mezhebinde ise farzdır.
Sual: Abdest alırken niyet etmenin hükmü nedir ve abdestte niyet ne zaman yapılır?
Cevap: Hanefi mezhebinde, abdest alırken yüzü yıkayacağı zaman, kalp ile niyet etmek sünnettir. Diğer üç mezhepte, abdestte niyet farzdır. Maliki mezhebinde, abdeste başlarken veya yüzü yıkarken, Şafii mezhebinde ise, yüzü yıkarken niyet edilir. Niyet, kalp ile yapılır. Ağız ile de niyet etmeye; sünnettir, müstehabtır veya bidattir denildiği İbni Abidînde yazılıdır. Sünnettir veya bidattir denilen bir şeyi yapmamak lazım olduğu, Berîka, Hadîka ve İbni Âbidînde bildirilmektedir. Bunun için, ağız ile de niyet etmemelidir.
Sual: Abdest alırken, abdest uzuvlarını, belli bir sıra ile yıkamanın hükmü nedir?
Cevap: Abdest alırken, abdest uzuvlarını bildirilen sıra ile yıkamaya tertip denir. Abdest uzuvlarını, sıra ile iki eli, ağzı, burnu, yüzü, kolları, başı, kulakları, enseyi ve ayakları yıkamak ve mesh etmektir. Tertip, Hanefi ve Maliki mezhebinde sünnet, Şafii mezhebinde ise farzdır.
Sual: Abdest alırken, el ve ayak parmaklarının arasını da açıp yıkamak gerekir mi?
Cevap: Abdest alırken el ve ayak parmaklarının arasını tahlil etmek, yıkamak sünnettir. Ayak parmaklarını tahlil için, sol elin küçük parmağı sağ ayağın küçük parmağından ve sonra, sol ayağın büyük parmağından başlayarak, ayak parmakları arasına, sıra ile, alt taraftan sokulur ve böylece parmak araları tahlil edilmiş, yıkanmış olur.
Sual: Abdest alırken ağza üç defa su vermenin hükmü nedir?
Cevap: Abdest alırken ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamaya Mazmaza denir ki sünnettir.
Sual: Abdestte başın tamamını mı yoksa dörtte birini mi mesh etmek gerekir mi?
Cevap: Başın her tarafını, bir kere mesh etmek, Hanefi, Şafii mezheplerinde sünnettir, Maliki mezhebinde ise farzdır.
Gusl Abdesti - Guslün Farzları - Guslün Sünnetleri - Guslü Gerektiren Haller - Guslün Âdabı ve Mekruhları
Sual:Gusul Nedir?
Cevap:Tüm bedenimizde hiç kuru yer bırakmadan yıkanmaya gusül denir.(Niyetlenerek)
Gusulün Farzları Nelerdir ?
1 ) Ağıza bolca su alıp iyice boğaza kadar çalkalamak
2 ) Burunmuza su çekip yıkamak
3 ) Bütün vücuda bir damla kuru bir yer bırakmayarak yıkamak.
Guslün Sünnetleri Nelerdir?
1) Gusl etmeye niyetlenmek
2) Vücudumuzun her hangi bir yerinde kir varsa onları öncelikle temizlemek
3) Gusle başlamadan evvel abdest almak
4) Edep yerlerini temizleyip yıkamak
5) Suyu dökerken bedeni iyice oğuşturmak
6) Abdestten aldıktan sonra üç kere başımıza üç kere de sağ omzumuza üç kez de sol omuza suyu dökerek yıkamak her suyu döküşte suyu vücudun her yanına ulaştırmak
7) Ayakların durduğu kısımda yerde su birikmişse en son ayaklarıda yıkamak
8 ) Abdest aldıktan sonra yapmamız gereken öncelikle, üç kez başımıza. sonra üç kez sağ omuza üç kezde sol omuzumuza su dökerek yıkanmak suyu her döktüğümüzde vücudumuzun her tarafına ulaşmasını sağlamak.
9)Akarsu içinde yahut akarsu hükmünde bulunan sularda yıkanıhyorsa bile sünneti tamamlayacak kadar (suda) kalmak
10)(uzuvları) peşpeşe yıkamak.
Nasıl Gusül Abdesti Alırız ?
Gusül abdesti ( boy abedesti )alacak olan kişi öncelikle besmele okuması gerekir ve niyetlenir
gusül abdesti almaya daha sonra eller bileklere kadar yıkanır daha sonra edep yerlerini temizleyip yıkar.
Sonrada sağ avucu ile üç defa ağzına su alır her seferindedesuyu boğazına kadar çeker ağzınıda iyice çalkalar, şayet oruçlu ise daikkatli alması gerekir çünki boğazına su kaçırmamasına dikat etmelidir daha sonrada yine sağ avucunla burnuna üç kez. suyu çekmeli her seferindede sol eli ile burnunu iyice temizlemeli (sümkürmeli ).
Sonraki işlemde üst tarafta açıkladığımız gibi abdest alınmalıdır. Abdest alma bitince, öncelikle üç kere başa üç kez sağ omuza, üç kezde sol omuza suyu dökerek yıkanılır. Vücutta iğne ucu kadar kuru yer bırakmamalıdır her suyu döküştede vücudu iyice ovmalıdır ellerimizin yetitiği yere kadarda vücudumuzun her bölgesini ovalamalıyız.
Yıkanırken Neler Yapıcağız Guslun Edebleri ve Mekruhları Nelerdir?
Hamama girerken eger hamanin (banyonun) içi iki eller açilcak kadar geniş ise bir peştmeal kuşanmak veya mayosunu giymek gerekir, cünkü haya imandandir, ve Allah ve melekleridende haya etmek gerekir,şayet banyo yapilcak yer iki kol açilcak kadar geniş degilse çıplak yıikanmaya cevaz vardır ancak yinede örtünmek edebdendir.
Önce hamam veya banyoya girerken sol ayakla girilir çıkarkende sağ ayakla çıkılır.
Sonra avret mahellimiz Kıbleye gelmiyecek ve güneşe karşı gelmiyecek şekilde dururuz.
Sonra farzına ve sünnetlerine uygun gusl abdesti alınır.
Abdest alırken mekruh olan şeyler gusülde de mekruhtur.
Kulaklarımızın iç kısımları ve kıvrımları. kulağımızdaki küpe deliklerini, göbekteki olan boşluğu, sakal, bıyık saç kaş ve kirpik diplerinin ıslanmasına da özen göstermeliyiz. dişlerin araasinada su girmesini saglmayliz. Gusül alırken dua okunması gerekmez, eğer üzerinde örtü gibi bişey yoksa kıbleye dönülmemesi gerekir. Mecbur kalmadıkcada konuşulmaz.
Böylece farz ve sünnetleri ni uygulamış gusül abdesti almış oluruz.
çıkarkende "Rabbim senin pak ve temiz rahmetinle suyunla, bedenimi ve azalarimi temizledim sen de bedenim ve azalarimin kalbime ve ruhuma açilan yerlerini, içimi temizle " diye dua edilir.
Sünnet ve Mendub Olan Gusül Sünnet Olan Gusül
Dört şey için yıkanmak sünnet olup, bunlar:
(1) Cuma namazı için,
(2) bayram namazları için,
(3) ihram için,
(4) bir de zeval vaktinden sonra hacının Arefe günü vakfe yapması için yıkanmaktır.
Mendub Olan Gusül
On altı şey için yıkanmak menduptur ki bunlar:
(1) (Cünüp, hayızh ve lohusa olmayıp) temizken Müslüman olan kimsenin ve
(2) bulûğ çağma gelenlerin yıkanması;
(3) deliren (sarhoş olan ve bayılan) kimsenin yeniden aklının başına gelmesi halinde yıkanması;
(4) kan aldırmak ve
(5) ölü yıkamak için yıkanmak;
(6) Berât gecesinde ve
(7) eğer müşahede etmişse Kadir gecesinde[15] yıkanmak;
(8 ) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in şehrine (Medîne-i Münevvere'ye) girmek için;
(9) Kurban bayramı sabahın Müzdelife'de vakfe yapmak) için;
(10) Mekke-i Mükerreme'ye girmek ve
(11) ziyaret tavan yapmak için yıkanmak
, (12) küsûf (güneş tutulması) namazı,
(13) yağmur duası için ve
(14) korku verici birşeyden;
(15) (gündüz meydana gelen) karanlıktan;
(16) şiddetli rüzgârdan (Allah'a sığınmak) için yıkanmaktır.
Guslü Gerektiren Şeyler
Yedi şeyden biri sebebiyle gusletmek farz olur:
1) Birleşmeye bağlı olmaksızın meninin şehvetle yerinden ayrılıp dışarı çıkması,
2) Zekerin (sünnet edilen yere kadar olan) baş kısmının, canlı bir insanın ön veya arka yollarından birinin içerisine girmesi,
3) Ölüyle veya bir hayvan ile birleşme sonucu meninin gelmesi,
4) Zekeri kalkık değilken yatıp uyanınca ince bir suya (ıslaklığa) tesadüf edilmesi durumunda,
5) Sarhoşluktan ya da baygınken ayıldıktan sonra rastlanılan bir ıslaklığın meni zannedilmesi halinde,
6, 7) Hayız ve nifas hallerinde.
Bunlar İslâm'a girmeden önce dahi meydana gelse, (İslâm'a giren şahsın yıkanması gerekir) en doğrusu da budur.
Ölüyü yıkamak ise farz-ı kifayedir.
Guslü İcab Ettirmeyen - Gerektirmeyen Haller
On şey guslü gerektirmez, bunlar:
(1) Mezi
(2) vedî
(3) ihtilâm olunduğu halde ıslaklığa rastlanılmaması,
(4) sonunda kan görülmeyen doğum -ki en doğrusu da budur-,
(5) lezzeti engelleyici bir bez kullanarak cinsel ilişkide bulunmak,
(6) dübüre ilaç vs. şırınga ettirmek,
(7) parmak ve benzeri şeyleri ön ve arka yollardan birine sokmak;
(8, 9) hayvan veya Ölüyle meni gelmeksizin cinsel ilişkide bulunmak;
(10) bakire bir kızla bekâretini gidermeden ve meni gelmeksizin temasta bulunmaktır.
ACIKLAMALAR:
Gusül; yıkanmak manasınadır. Aynı zamanda kendisiyle yıkanılan suya da gusül denir. Fıkıh ulemasına göre ise gusül; cünüplük, hayız ve lohusalık sebebiyle vücudun her tarafını suyla yıkamaktır.
[2] Şehvetin, meni yerinden ayrılırken bulunması gerekir, şart olan budur. Meni vücudun dışına çıkıncaya kadar şehvetin devam etmesi şartı yoktur. Ağır birşey kaldırma sonucu, yahut sırta vurulması neticesinde şehvete dayalı olmaksızın meninin gelmesi halinde gusül gerekmez.
Meni, kadından gelmiş erkekten gelmiş, yahut uyurken gelmiş uyanıkken gelmiş farketmez. Nitekim meninin çıkmasıyla guslün farz olacağına Efendimiz (Aleyhissalâtü vesselâm)'ins "Su (yıkanmak), su (meni) yüzündendir» mealindeki sözü delildir.
Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'e: "Kadın ihtilâm olduğunda yıkanması gerekir mi?" diye sorulduğu zaman, "Eğer yaşlık . görürse evet" diye cevaplamıştır.
[3] Meni gelmediği halde sadece cima ile guslün farz olacağı, Rasûlullah (Aleyhissalâtü vesselam)'m., "İki sünnet mahalli buluşur ve tenasül uzvunun başı kaybolacak şekilde girerse gusül farz olur" mealindeki hadisiyle sabittir.
[4] Hayız: Kadınların âdet görmeleri, nifas ise doğum sonrası lohusalık haline denir.
[5] İslâm dinine giren kimseye yıkanmak (gusletmek) farzdır. Çünkü bu adam İslâm'a girmeden önce guslü gerektiren şeyleri yapmış olup İslâm'a girmekle kendisine namaz farz olmuştur. Namaz kılabilmesi için de cünüplükten kurtulması, yani yıkanması farzdır.
[6] Farz-ı kifâye odur ki, Müslümanlardan bir kısmı bu farzı edâ edince, diğer müslümanların üzerlerinden sorumluluk kalkar. Ama hiçbir kimse bu farzı yerine getirmezse Müslümanların tamamı günahkâr olur.
[7] Mezî: Tenasül uzvundan şehvete bağlı olmaksızın gelen ince, beyaz bir su olup (meni gibi) şiddetle atılmaz ve ardından tenasül uzvunda bir gevşeklik meydana gelmez.
[8] Vedî: İdrardan önce veya sonra gelen, katı, beyaz, kokusuz ve bulanık bir sudur.
[9] Bu on bir farz aslında bir farzdır ki; o da, vücudun, suyun zorlanmadan ulaşabileceği her noktasını yıkamaktır. Ne var ki (müellif), herkes tarafından daha kolay anlaşılsın diye yukarıdaki maddeleri sıralamıştır.
pisliği ayrıca yıkamak;
[10] Âlimlerden bir kısmı, başa su döküleceği için meshetmeyi gereksiz görmüş-lerse de müellif meshetmeyi tercih etmiştir.
[11] Her defasında suyu vücudun her tarafına ulaştırmak.
[12] (En az) 10x10 zira' ebadında olan durgun sularla yağmur suları yahut oluktan akan sular akarsu hükmündedir.
[13] Ayrıca yıkanırken, dua da dahil olmak üzere hiçbir şey telaffuz etmemelidir. Çünkü yıkanırken avret mahalli açık olup yıkanılan yer pisliklerin döküldüğü bir mahaldir.
[14] Şaban'ın on beşinci gecesi.
[15] Yaygın kanaate göre Ramazan ayının 26'sını 27'sine bağlayan gece.
[16] Çünkü bu vakit, Müzdelife'de duruş (vakfe) vaktidir.
Sual:Gusul Nedir?
Cevap:Tüm bedenimizde hiç kuru yer bırakmadan yıkanmaya gusül denir.(Niyetlenerek)
Gusulün Farzları Nelerdir ?
1 ) Ağıza bolca su alıp iyice boğaza kadar çalkalamak
2 ) Burunmuza su çekip yıkamak
3 ) Bütün vücuda bir damla kuru bir yer bırakmayarak yıkamak.
Guslün Sünnetleri Nelerdir?
1) Gusl etmeye niyetlenmek
2) Vücudumuzun her hangi bir yerinde kir varsa onları öncelikle temizlemek
3) Gusle başlamadan evvel abdest almak
4) Edep yerlerini temizleyip yıkamak
5) Suyu dökerken bedeni iyice oğuşturmak
6) Abdestten aldıktan sonra üç kere başımıza üç kere de sağ omzumuza üç kez de sol omuza suyu dökerek yıkamak her suyu döküşte suyu vücudun her yanına ulaştırmak
7) Ayakların durduğu kısımda yerde su birikmişse en son ayaklarıda yıkamak
8 ) Abdest aldıktan sonra yapmamız gereken öncelikle, üç kez başımıza. sonra üç kez sağ omuza üç kezde sol omuzumuza su dökerek yıkanmak suyu her döktüğümüzde vücudumuzun her tarafına ulaşmasını sağlamak.
9)Akarsu içinde yahut akarsu hükmünde bulunan sularda yıkanıhyorsa bile sünneti tamamlayacak kadar (suda) kalmak
10)(uzuvları) peşpeşe yıkamak.
Nasıl Gusül Abdesti Alırız ?
Gusül abdesti ( boy abedesti )alacak olan kişi öncelikle besmele okuması gerekir ve niyetlenir
gusül abdesti almaya daha sonra eller bileklere kadar yıkanır daha sonra edep yerlerini temizleyip yıkar.
Sonrada sağ avucu ile üç defa ağzına su alır her seferindedesuyu boğazına kadar çeker ağzınıda iyice çalkalar, şayet oruçlu ise daikkatli alması gerekir çünki boğazına su kaçırmamasına dikat etmelidir daha sonrada yine sağ avucunla burnuna üç kez. suyu çekmeli her seferindede sol eli ile burnunu iyice temizlemeli (sümkürmeli ).
Sonraki işlemde üst tarafta açıkladığımız gibi abdest alınmalıdır. Abdest alma bitince, öncelikle üç kere başa üç kez sağ omuza, üç kezde sol omuza suyu dökerek yıkanılır. Vücutta iğne ucu kadar kuru yer bırakmamalıdır her suyu döküştede vücudu iyice ovmalıdır ellerimizin yetitiği yere kadarda vücudumuzun her bölgesini ovalamalıyız.
Yıkanırken Neler Yapıcağız Guslun Edebleri ve Mekruhları Nelerdir?
Hamama girerken eger hamanin (banyonun) içi iki eller açilcak kadar geniş ise bir peştmeal kuşanmak veya mayosunu giymek gerekir, cünkü haya imandandir, ve Allah ve melekleridende haya etmek gerekir,şayet banyo yapilcak yer iki kol açilcak kadar geniş degilse çıplak yıikanmaya cevaz vardır ancak yinede örtünmek edebdendir.
Önce hamam veya banyoya girerken sol ayakla girilir çıkarkende sağ ayakla çıkılır.
Sonra avret mahellimiz Kıbleye gelmiyecek ve güneşe karşı gelmiyecek şekilde dururuz.
Sonra farzına ve sünnetlerine uygun gusl abdesti alınır.
Abdest alırken mekruh olan şeyler gusülde de mekruhtur.
Kulaklarımızın iç kısımları ve kıvrımları. kulağımızdaki küpe deliklerini, göbekteki olan boşluğu, sakal, bıyık saç kaş ve kirpik diplerinin ıslanmasına da özen göstermeliyiz. dişlerin araasinada su girmesini saglmayliz. Gusül alırken dua okunması gerekmez, eğer üzerinde örtü gibi bişey yoksa kıbleye dönülmemesi gerekir. Mecbur kalmadıkcada konuşulmaz.
Böylece farz ve sünnetleri ni uygulamış gusül abdesti almış oluruz.
çıkarkende "Rabbim senin pak ve temiz rahmetinle suyunla, bedenimi ve azalarimi temizledim sen de bedenim ve azalarimin kalbime ve ruhuma açilan yerlerini, içimi temizle " diye dua edilir.
Sünnet ve Mendub Olan Gusül Sünnet Olan Gusül
Dört şey için yıkanmak sünnet olup, bunlar:
(1) Cuma namazı için,
(2) bayram namazları için,
(3) ihram için,
(4) bir de zeval vaktinden sonra hacının Arefe günü vakfe yapması için yıkanmaktır.
Mendub Olan Gusül
On altı şey için yıkanmak menduptur ki bunlar:
(1) (Cünüp, hayızh ve lohusa olmayıp) temizken Müslüman olan kimsenin ve
(2) bulûğ çağma gelenlerin yıkanması;
(3) deliren (sarhoş olan ve bayılan) kimsenin yeniden aklının başına gelmesi halinde yıkanması;
(4) kan aldırmak ve
(5) ölü yıkamak için yıkanmak;
(6) Berât gecesinde ve
(7) eğer müşahede etmişse Kadir gecesinde[15] yıkanmak;
(8 ) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in şehrine (Medîne-i Münevvere'ye) girmek için;
(9) Kurban bayramı sabahın Müzdelife'de vakfe yapmak) için;
(10) Mekke-i Mükerreme'ye girmek ve
(11) ziyaret tavan yapmak için yıkanmak
, (12) küsûf (güneş tutulması) namazı,
(13) yağmur duası için ve
(14) korku verici birşeyden;
(15) (gündüz meydana gelen) karanlıktan;
(16) şiddetli rüzgârdan (Allah'a sığınmak) için yıkanmaktır.
Guslü Gerektiren Şeyler
Yedi şeyden biri sebebiyle gusletmek farz olur:
1) Birleşmeye bağlı olmaksızın meninin şehvetle yerinden ayrılıp dışarı çıkması,
2) Zekerin (sünnet edilen yere kadar olan) baş kısmının, canlı bir insanın ön veya arka yollarından birinin içerisine girmesi,
3) Ölüyle veya bir hayvan ile birleşme sonucu meninin gelmesi,
4) Zekeri kalkık değilken yatıp uyanınca ince bir suya (ıslaklığa) tesadüf edilmesi durumunda,
5) Sarhoşluktan ya da baygınken ayıldıktan sonra rastlanılan bir ıslaklığın meni zannedilmesi halinde,
6, 7) Hayız ve nifas hallerinde.
Bunlar İslâm'a girmeden önce dahi meydana gelse, (İslâm'a giren şahsın yıkanması gerekir) en doğrusu da budur.
Ölüyü yıkamak ise farz-ı kifayedir.
Guslü İcab Ettirmeyen - Gerektirmeyen Haller
On şey guslü gerektirmez, bunlar:
(1) Mezi
(2) vedî
(3) ihtilâm olunduğu halde ıslaklığa rastlanılmaması,
(4) sonunda kan görülmeyen doğum -ki en doğrusu da budur-,
(5) lezzeti engelleyici bir bez kullanarak cinsel ilişkide bulunmak,
(6) dübüre ilaç vs. şırınga ettirmek,
(7) parmak ve benzeri şeyleri ön ve arka yollardan birine sokmak;
(8, 9) hayvan veya Ölüyle meni gelmeksizin cinsel ilişkide bulunmak;
(10) bakire bir kızla bekâretini gidermeden ve meni gelmeksizin temasta bulunmaktır.
ACIKLAMALAR:
Gusül; yıkanmak manasınadır. Aynı zamanda kendisiyle yıkanılan suya da gusül denir. Fıkıh ulemasına göre ise gusül; cünüplük, hayız ve lohusalık sebebiyle vücudun her tarafını suyla yıkamaktır.
[2] Şehvetin, meni yerinden ayrılırken bulunması gerekir, şart olan budur. Meni vücudun dışına çıkıncaya kadar şehvetin devam etmesi şartı yoktur. Ağır birşey kaldırma sonucu, yahut sırta vurulması neticesinde şehvete dayalı olmaksızın meninin gelmesi halinde gusül gerekmez.
Meni, kadından gelmiş erkekten gelmiş, yahut uyurken gelmiş uyanıkken gelmiş farketmez. Nitekim meninin çıkmasıyla guslün farz olacağına Efendimiz (Aleyhissalâtü vesselâm)'ins "Su (yıkanmak), su (meni) yüzündendir» mealindeki sözü delildir.
Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'e: "Kadın ihtilâm olduğunda yıkanması gerekir mi?" diye sorulduğu zaman, "Eğer yaşlık . görürse evet" diye cevaplamıştır.
[3] Meni gelmediği halde sadece cima ile guslün farz olacağı, Rasûlullah (Aleyhissalâtü vesselam)'m., "İki sünnet mahalli buluşur ve tenasül uzvunun başı kaybolacak şekilde girerse gusül farz olur" mealindeki hadisiyle sabittir.
[4] Hayız: Kadınların âdet görmeleri, nifas ise doğum sonrası lohusalık haline denir.
[5] İslâm dinine giren kimseye yıkanmak (gusletmek) farzdır. Çünkü bu adam İslâm'a girmeden önce guslü gerektiren şeyleri yapmış olup İslâm'a girmekle kendisine namaz farz olmuştur. Namaz kılabilmesi için de cünüplükten kurtulması, yani yıkanması farzdır.
[6] Farz-ı kifâye odur ki, Müslümanlardan bir kısmı bu farzı edâ edince, diğer müslümanların üzerlerinden sorumluluk kalkar. Ama hiçbir kimse bu farzı yerine getirmezse Müslümanların tamamı günahkâr olur.
[7] Mezî: Tenasül uzvundan şehvete bağlı olmaksızın gelen ince, beyaz bir su olup (meni gibi) şiddetle atılmaz ve ardından tenasül uzvunda bir gevşeklik meydana gelmez.
[8] Vedî: İdrardan önce veya sonra gelen, katı, beyaz, kokusuz ve bulanık bir sudur.
[9] Bu on bir farz aslında bir farzdır ki; o da, vücudun, suyun zorlanmadan ulaşabileceği her noktasını yıkamaktır. Ne var ki (müellif), herkes tarafından daha kolay anlaşılsın diye yukarıdaki maddeleri sıralamıştır.
pisliği ayrıca yıkamak;
[10] Âlimlerden bir kısmı, başa su döküleceği için meshetmeyi gereksiz görmüş-lerse de müellif meshetmeyi tercih etmiştir.
[11] Her defasında suyu vücudun her tarafına ulaştırmak.
[12] (En az) 10x10 zira' ebadında olan durgun sularla yağmur suları yahut oluktan akan sular akarsu hükmündedir.
[13] Ayrıca yıkanırken, dua da dahil olmak üzere hiçbir şey telaffuz etmemelidir. Çünkü yıkanırken avret mahalli açık olup yıkanılan yer pisliklerin döküldüğü bir mahaldir.
[14] Şaban'ın on beşinci gecesi.
[15] Yaygın kanaate göre Ramazan ayının 26'sını 27'sine bağlayan gece.
[16] Çünkü bu vakit, Müzdelife'de duruş (vakfe) vaktidir.
Şafi Mezhebinde Kaplar
Kaplardan maksat, içine sıvı veya katı maddeler konan şeylerdir. Kapların değişik durumları vardır.
1. Altın ve Gümüş Kapların Hükmü
Altın ve gümüşten yapılmış kapların kullanılması yister abdestte, ister su içmede, ister başka şeylerde olsun- haramdır. Ancak zaruret varsa; altın ve gümüşten yapılmış kaplardan başka bir kap da yoksa o takdirde kullanılabilir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sakın harir (ipekli) ve dibac (ipeklinin başka bir çeşidi) giymeyin. Altın ve gümüşten yapılmış kaplardan yeyip-içmeyin. Çünkü o kaplar ve ipekliler dünya da kâfirlerin, ahirette ise bizimdir.[1]
Bunların başka şeylerde kullanılmaları da giyecek ve yiyeceklerdeki kullanımlarına kıyas edilir. Bu haramlık hem erkek, hem de kadın için sözkonusudur; yani bu tür kapları kadın da erkek de kullanamaz. Bu kaplan edinmek de kullanmak gibi haramdır. Çünkü kullanılması haram olan şeyin, edinilmesi de caiz olmaz. Meselâ evi süslemek amacıyla bu kapların edinilmesi haramdır.
2. Altın ve Gümüş ile Yamalı Kapların Hükmü
İster az, ister çok olsun altınla yamalanmış kapların kullanılması her durumda haramdır. Gümüşle yamanmış kap, eğer süs için değil de ihtiyaç için edinilmişse caizdir. Eğer süsleme maksadıyla büyük bir yama yapılmışsa kullanılması haramdır. İhtiyaçtan ötürü yamalanmakla beraber
yama büyükse veya yama küçük olmakla beraber süs için yapılmışsa kullanılması mekruhtur. İhtiyaç nedeniyle gümüşten büyük bir yama yapılan kabın kullanılmasının caiz olduğunun delili şudur. Kasım el-Ahvel şöyle diyor: Enes b. Malik´in yanında Hz. Peygamber´in su kabını gördüm, gümüş ile yamanmıştı. Enes ´Bu kap ile Hz. Peygamber´e şu kadar zaman su verdim´ dedi.[2]
3- Kıymetli Madenlerden Yapılmış Diğer Kaplan Kullanmanın Hükmü
Elmas, inci, mercan gibi kıymetli madenlerden yapılmış kaplan kullanmak caizdir. Çünkü bunlar hakkında herhangibir yasak varid olmamıştır. Eşyada asıl olan ibahadır. Hakkında haram olduğuna dair bir delil bulunmayan herşey mubahtır.
4. Kâfirlerin Kaplarını Kullanmanın Hükmü
Kâfirlerin kaplarını kullanmak caizdir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kâfirlerin kaplarını yıkayın ve onlarla yemek yeyin.[3]
Hz. Peygamber´in ´yıkayın´ emri istihbab içindir. Zira kâfirlerin bu kapları, haram olan içki veya domuz gibi şeylerde kullanmış olmaları mümkündür. Kâfirlerin kullandıkları elbise ve diğer eşyaların kullanılması da kaplann kullanılması gibi helâldir.
[1] Buharî/5110; Müslim/2067, (Huzeyfe b. Yeman´dan)
[2] Buharî/5315
[3] Buharî/5161, (Ebu Sa´lebe´den)
Kaplardan maksat, içine sıvı veya katı maddeler konan şeylerdir. Kapların değişik durumları vardır.
1. Altın ve Gümüş Kapların Hükmü
Altın ve gümüşten yapılmış kapların kullanılması yister abdestte, ister su içmede, ister başka şeylerde olsun- haramdır. Ancak zaruret varsa; altın ve gümüşten yapılmış kaplardan başka bir kap da yoksa o takdirde kullanılabilir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sakın harir (ipekli) ve dibac (ipeklinin başka bir çeşidi) giymeyin. Altın ve gümüşten yapılmış kaplardan yeyip-içmeyin. Çünkü o kaplar ve ipekliler dünya da kâfirlerin, ahirette ise bizimdir.[1]
Bunların başka şeylerde kullanılmaları da giyecek ve yiyeceklerdeki kullanımlarına kıyas edilir. Bu haramlık hem erkek, hem de kadın için sözkonusudur; yani bu tür kapları kadın da erkek de kullanamaz. Bu kaplan edinmek de kullanmak gibi haramdır. Çünkü kullanılması haram olan şeyin, edinilmesi de caiz olmaz. Meselâ evi süslemek amacıyla bu kapların edinilmesi haramdır.
2. Altın ve Gümüş ile Yamalı Kapların Hükmü
İster az, ister çok olsun altınla yamalanmış kapların kullanılması her durumda haramdır. Gümüşle yamanmış kap, eğer süs için değil de ihtiyaç için edinilmişse caizdir. Eğer süsleme maksadıyla büyük bir yama yapılmışsa kullanılması haramdır. İhtiyaçtan ötürü yamalanmakla beraber
yama büyükse veya yama küçük olmakla beraber süs için yapılmışsa kullanılması mekruhtur. İhtiyaç nedeniyle gümüşten büyük bir yama yapılan kabın kullanılmasının caiz olduğunun delili şudur. Kasım el-Ahvel şöyle diyor: Enes b. Malik´in yanında Hz. Peygamber´in su kabını gördüm, gümüş ile yamanmıştı. Enes ´Bu kap ile Hz. Peygamber´e şu kadar zaman su verdim´ dedi.[2]
3- Kıymetli Madenlerden Yapılmış Diğer Kaplan Kullanmanın Hükmü
Elmas, inci, mercan gibi kıymetli madenlerden yapılmış kaplan kullanmak caizdir. Çünkü bunlar hakkında herhangibir yasak varid olmamıştır. Eşyada asıl olan ibahadır. Hakkında haram olduğuna dair bir delil bulunmayan herşey mubahtır.
4. Kâfirlerin Kaplarını Kullanmanın Hükmü
Kâfirlerin kaplarını kullanmak caizdir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kâfirlerin kaplarını yıkayın ve onlarla yemek yeyin.[3]
Hz. Peygamber´in ´yıkayın´ emri istihbab içindir. Zira kâfirlerin bu kapları, haram olan içki veya domuz gibi şeylerde kullanmış olmaları mümkündür. Kâfirlerin kullandıkları elbise ve diğer eşyaların kullanılması da kaplann kullanılması gibi helâldir.
[1] Buharî/5110; Müslim/2067, (Huzeyfe b. Yeman´dan)
[2] Buharî/5315
[3] Buharî/5161, (Ebu Sa´lebe´den)
Şafi Mezhebinde Sular ve Hükümleri
Suların Kısımları
Sular.dört kısma ayrılır:
1. Temiz ve temizleyici olan sular.
2. Temiz ve temizleyici olmakla beraber kullanılması mekruh olan sular.
3. Temiz olduğu halde temizleyici olmayan sular.
4. Necis olan sular.
Temiz ve Temizleyici Olan Su
Bu su mutlak (tabii) sudur kî Allah´ın yaratmış olduğu vasıf üzerindedir. Bu suyun, uzun zaman beklemesinden, topraktan veya uzun zaman durgun olarak durmasından ötürü oluşan yosundan dolayı değişmesi^ onu mutlak (tabii) su olmaktan çıkarmaz. Bulunduğu yerden veya aktığı mecradan dolayı değişmesi de onu mutlak (tabii) su olmaktan çıkarmaz. Suyun kükürtlü bir araziden çıkması veya yatağında kükürtlü toprak bulunması suyun değişmesine sebep olur. Fakat bu değişmeden ötürü mutlak (tabii) su olmaktan çıkmaz. Çünkü suyu bunlardan korumak mümkün değildir.
Mutlak (tabii) suyun hem temiz, hem de temizleyici olduğuna şu hadîs delildir: Bir bedevî kalkıp mescide bevletti. Halk onu engellemek (veya dövmek) için kalktıklarında Hz. Peygamber onlara şöyle buyurdu:
Onun yakasını bırakın, o işini tamamladıktan sonra bir kova su dökün. Çünkü siz, zorlaştırıcı olarak değil, kolaylaştırıcı olarak gönde-rildiniz.[1]
Hz. Peygamber´in, sidik üzerine su dökülmesini emretmesi, suyun temizleyici olduğuna delâlet eder.
Temiz ve Temizleyici Olmakla Beraber Kullanılması Mekruh Olan Su
Güneş altında ısınan su temiz ve temizleyici olduğu halde kullanılması mekruhtur. Ancak bu suyun mekruh olması şu üç şarta bağlıdır:
1. Arabistan gibi sıcak bir memlekette olması.
2. Altın ve gümüşün dışında demirden, bakırdan veya çekiçle dövü-lebilen bir madenden olup suya etki eden bir kapta bulunması.
3. Ölü veya diri insan bedeninde kullanılması veya at gibi alaca hastalığına maruz kalan bir hayvanın bedeninde kullanılmış olması.
İmam Şafii, Hz. Ömer´in bu tür bir su ile yıkanmayı mekruh görüp şöyle dediğini rivayet ediyor: ´Ben güneşte ısınmış suyun kullanılmasını tıp açısından mahzurlu buluyorum. Çünkü güneşte ısınan su, alaca hastalığına sebep olur´.
Bunun sebebi şudur: Şiddetli güneş, kapta yağımsı bir madde meydana getirir ve bu madde çözülüp su yüzüne çıkar. Eğer o madde ısındıktan sonra bedene değerse, zarar vermesi ve alaca hastalığına sebep olması mümkündür, (Bu, deride görülen bir hastalıktır).
Temiz Olduğu Halde Temizleyici Olmayan Su Bu su iki kısma ayrılır:
1. Az olup abdest ve gusüî gibi farz olan taharette kullanılmış olan sudur. Bu tür suyun temiz olduğuna şu hadîs delildir. Cabir b. Abdullah şöyle anlatıyor:
Şiddetli hasta olmuş baygınlık geçiriyordum. Hz. Peygamber yanıma gelerek abdest aldığı suyunu üzerime döktü. [2]
Eğer abdestte kullanılan su temiz olmasaydı, Hz. Peygamber o suyu Cabir´in üzerine dökmezdi. Hz. Peygamber´in böyle yapması, bu tür suyun temiz olduğuna delâlet eder. Bu suyun temizleyici olmamasının delili Ebu Hüreyre´nin rivayet ettiği şu hadîstir:
Cünup olan kimse, akmayan durgun suda gusletmesin.[3]
Bu hadîsi Ebu Hüreyre´den dinleyenler ´Ey Ebu Hüreyre! O halde biz ne yapacağız ´ dediler. Ebu Hüreyre şöyle dedi: ´Suyu avuçlarınızla alarak abdest alır veya gusledersiniz´.
Burada abdestin hükmü de guslün hükmü gibidir. Çünkü amaç ikisinde de abdestsizliğin giderilmesidir. Bu hadîs, durgun suda yıkanmanın, o suyu temizleyici olmaktan çıkardığına delâlet eder. Eğer böyle olmasaydı, Hz. Peygamber bunu yasaklamazdı. Fakat bu yasak, az olan durgun sulara hamledilir. Çünkü bu konuda başka deliller vardır.
2. Mutlak (tabii) su olmakla beraber kendisine çay gibi temiz birşey katılırsa, o katılan şeyle su arasında bir münasebet de yoksa, sudan ayrılması da mümkün değilse ve artık o su kendisine mutlak (tabii) su demenin mümkün olamayacağı bir şekilde değişmişse, böyle bir su temizleyici olmaz. Eğer suya katılan temiz şey, suyun sıfatlarında (tadında, kokusunda, renginde) bir değişiklik meydana getirmiyorsa ve su ile arasında uygunluk da varsa, o zaman takdir edilir; eğer suyun tadı nar suyu gibi, rengi üzüm şırası gibi, kokusu lazen denilen madde gibi olursa bozulduğuna hükmedilir. Bu tür su temizdir, fakat temizleyici değildir. Temizleyici olmamasının nedeni, bu durumda ona su denilememesidir. Zira Şârî temizliği suya bağlamıştır.
Necis Olan Su
Necis olan su, içine necaset düşen sudur. Bu da iki kısma ayrılır.
Birinci kısım, az olan sudur. Bu da iki kulle´den az olan sudur. Bu su necasetin düşmesiyle necis sayılır. Düşen necaset az olup suyun renginde, kokusunda, tadında hiçbir değişiklik yapmasa dahi yine de necis olur. İki külle, Bağdad batmanıyla 500 batman sudur. Bugünkü ölçülerle 192,857 kilograma eşittir. Bugünkü metre ölçüsüyle uzunluğu, eni ve derinliği tam 1 zira ve 1 zira´nın 1/4´i kadardır. Hz. Peygamber´e, çölde bulunan, yırtıcı ve diğer hayvanların da ihtiyacını giderdiği su hakkında sorulduğunda şöyle demiştir:
Su iki külle kadar olursa pislik taşımaz.[4]
Diğer bir rivayette ibare ´necis olmaz´ şeklinde gelmiştir. Hadîsin mefhumundan, iki kulle´den az olan suyun hayvanların içmesiyle necis olacağı anlaşılır. İsterse hayvanların içmesiyle bozulmasın. Bunun doğruluğu Hz. Peygamber´in şu hadîsiyle sabittir.
Biriniz uykudan uyandığında, sakın elini üç kez yıkamadan önce su
kabına daldırmasın. Çünkü uyurken elinin nerede gecelediğini
bilmez.[5]
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber, uykudan uyanan bir kimsenin elini yıkamadan önce su kabına sokmasını yasaklamıştır. Çünkü elin, görülmeyen bir necasetle pislenmiş olması mümkündür. Görülmeyen´ necasetin suyun vasıflarını değiştirmediği malumdur. Eğer su, mücerred necasetle necis olmasaydı, Hz. Peygamber bunu yasaklamazdı.
İkinci kısım, iki külle veya daha fazla olan sudur. Bu su, sadece necasetin düşmesiyle necis olmaz. Ancak suya düşen necaset, suyun renginden, kokusundan ve tadından birini değiştirirse necis olur. Bunun delili İcma´dır. İbn Münzir söyle der: ´Suyun içine az veya çok necaset düşüp de tadından, kokusundan ve renginden birini bozarsa, bu tür suyun necis olduğunda âlimler icma etmiştir´.[6]
Suyun Dört Kısmından Temizliğe Elverişli Olanı
Bilindiği gibi bu dört kısım suyun tamamı abdest almaya, necaseti gidermeye elverişli değildir. Taharete elverişli olan sadece birinci kısmıdır. İkinci kısım da bedende kullanıldığı takdirde temizliğe elverişlidir. Üçüncü kısım her ne kadar temiz ise de ancak yemekte ve içmekte kul-
Dördüncü kısım ise
[1] Buharî/217 ve diğer muhaddisler, (Ebu Hüreyre´den)
[2] Buharî/191; Müslim/l6l6
[3] Müslim/283 ve başka muhaddisler
[4] Tirmizî, Ebu Dâvud, Neseî, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel, (İbn Ömer´den)
[5] Müslim/278, (Ebu Hüreyre´den)
[6] İmam Nevevî, eî-Mecmû, 1/160
Suların Kısımları
Sular.dört kısma ayrılır:
1. Temiz ve temizleyici olan sular.
2. Temiz ve temizleyici olmakla beraber kullanılması mekruh olan sular.
3. Temiz olduğu halde temizleyici olmayan sular.
4. Necis olan sular.
Temiz ve Temizleyici Olan Su
Bu su mutlak (tabii) sudur kî Allah´ın yaratmış olduğu vasıf üzerindedir. Bu suyun, uzun zaman beklemesinden, topraktan veya uzun zaman durgun olarak durmasından ötürü oluşan yosundan dolayı değişmesi^ onu mutlak (tabii) su olmaktan çıkarmaz. Bulunduğu yerden veya aktığı mecradan dolayı değişmesi de onu mutlak (tabii) su olmaktan çıkarmaz. Suyun kükürtlü bir araziden çıkması veya yatağında kükürtlü toprak bulunması suyun değişmesine sebep olur. Fakat bu değişmeden ötürü mutlak (tabii) su olmaktan çıkmaz. Çünkü suyu bunlardan korumak mümkün değildir.
Mutlak (tabii) suyun hem temiz, hem de temizleyici olduğuna şu hadîs delildir: Bir bedevî kalkıp mescide bevletti. Halk onu engellemek (veya dövmek) için kalktıklarında Hz. Peygamber onlara şöyle buyurdu:
Onun yakasını bırakın, o işini tamamladıktan sonra bir kova su dökün. Çünkü siz, zorlaştırıcı olarak değil, kolaylaştırıcı olarak gönde-rildiniz.[1]
Hz. Peygamber´in, sidik üzerine su dökülmesini emretmesi, suyun temizleyici olduğuna delâlet eder.
Temiz ve Temizleyici Olmakla Beraber Kullanılması Mekruh Olan Su
Güneş altında ısınan su temiz ve temizleyici olduğu halde kullanılması mekruhtur. Ancak bu suyun mekruh olması şu üç şarta bağlıdır:
1. Arabistan gibi sıcak bir memlekette olması.
2. Altın ve gümüşün dışında demirden, bakırdan veya çekiçle dövü-lebilen bir madenden olup suya etki eden bir kapta bulunması.
3. Ölü veya diri insan bedeninde kullanılması veya at gibi alaca hastalığına maruz kalan bir hayvanın bedeninde kullanılmış olması.
İmam Şafii, Hz. Ömer´in bu tür bir su ile yıkanmayı mekruh görüp şöyle dediğini rivayet ediyor: ´Ben güneşte ısınmış suyun kullanılmasını tıp açısından mahzurlu buluyorum. Çünkü güneşte ısınan su, alaca hastalığına sebep olur´.
Bunun sebebi şudur: Şiddetli güneş, kapta yağımsı bir madde meydana getirir ve bu madde çözülüp su yüzüne çıkar. Eğer o madde ısındıktan sonra bedene değerse, zarar vermesi ve alaca hastalığına sebep olması mümkündür, (Bu, deride görülen bir hastalıktır).
Temiz Olduğu Halde Temizleyici Olmayan Su Bu su iki kısma ayrılır:
1. Az olup abdest ve gusüî gibi farz olan taharette kullanılmış olan sudur. Bu tür suyun temiz olduğuna şu hadîs delildir. Cabir b. Abdullah şöyle anlatıyor:
Şiddetli hasta olmuş baygınlık geçiriyordum. Hz. Peygamber yanıma gelerek abdest aldığı suyunu üzerime döktü. [2]
Eğer abdestte kullanılan su temiz olmasaydı, Hz. Peygamber o suyu Cabir´in üzerine dökmezdi. Hz. Peygamber´in böyle yapması, bu tür suyun temiz olduğuna delâlet eder. Bu suyun temizleyici olmamasının delili Ebu Hüreyre´nin rivayet ettiği şu hadîstir:
Cünup olan kimse, akmayan durgun suda gusletmesin.[3]
Bu hadîsi Ebu Hüreyre´den dinleyenler ´Ey Ebu Hüreyre! O halde biz ne yapacağız ´ dediler. Ebu Hüreyre şöyle dedi: ´Suyu avuçlarınızla alarak abdest alır veya gusledersiniz´.
Burada abdestin hükmü de guslün hükmü gibidir. Çünkü amaç ikisinde de abdestsizliğin giderilmesidir. Bu hadîs, durgun suda yıkanmanın, o suyu temizleyici olmaktan çıkardığına delâlet eder. Eğer böyle olmasaydı, Hz. Peygamber bunu yasaklamazdı. Fakat bu yasak, az olan durgun sulara hamledilir. Çünkü bu konuda başka deliller vardır.
2. Mutlak (tabii) su olmakla beraber kendisine çay gibi temiz birşey katılırsa, o katılan şeyle su arasında bir münasebet de yoksa, sudan ayrılması da mümkün değilse ve artık o su kendisine mutlak (tabii) su demenin mümkün olamayacağı bir şekilde değişmişse, böyle bir su temizleyici olmaz. Eğer suya katılan temiz şey, suyun sıfatlarında (tadında, kokusunda, renginde) bir değişiklik meydana getirmiyorsa ve su ile arasında uygunluk da varsa, o zaman takdir edilir; eğer suyun tadı nar suyu gibi, rengi üzüm şırası gibi, kokusu lazen denilen madde gibi olursa bozulduğuna hükmedilir. Bu tür su temizdir, fakat temizleyici değildir. Temizleyici olmamasının nedeni, bu durumda ona su denilememesidir. Zira Şârî temizliği suya bağlamıştır.
Necis Olan Su
Necis olan su, içine necaset düşen sudur. Bu da iki kısma ayrılır.
Birinci kısım, az olan sudur. Bu da iki kulle´den az olan sudur. Bu su necasetin düşmesiyle necis sayılır. Düşen necaset az olup suyun renginde, kokusunda, tadında hiçbir değişiklik yapmasa dahi yine de necis olur. İki külle, Bağdad batmanıyla 500 batman sudur. Bugünkü ölçülerle 192,857 kilograma eşittir. Bugünkü metre ölçüsüyle uzunluğu, eni ve derinliği tam 1 zira ve 1 zira´nın 1/4´i kadardır. Hz. Peygamber´e, çölde bulunan, yırtıcı ve diğer hayvanların da ihtiyacını giderdiği su hakkında sorulduğunda şöyle demiştir:
Su iki külle kadar olursa pislik taşımaz.[4]
Diğer bir rivayette ibare ´necis olmaz´ şeklinde gelmiştir. Hadîsin mefhumundan, iki kulle´den az olan suyun hayvanların içmesiyle necis olacağı anlaşılır. İsterse hayvanların içmesiyle bozulmasın. Bunun doğruluğu Hz. Peygamber´in şu hadîsiyle sabittir.
Biriniz uykudan uyandığında, sakın elini üç kez yıkamadan önce su
kabına daldırmasın. Çünkü uyurken elinin nerede gecelediğini
bilmez.[5]
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber, uykudan uyanan bir kimsenin elini yıkamadan önce su kabına sokmasını yasaklamıştır. Çünkü elin, görülmeyen bir necasetle pislenmiş olması mümkündür. Görülmeyen´ necasetin suyun vasıflarını değiştirmediği malumdur. Eğer su, mücerred necasetle necis olmasaydı, Hz. Peygamber bunu yasaklamazdı.
İkinci kısım, iki külle veya daha fazla olan sudur. Bu su, sadece necasetin düşmesiyle necis olmaz. Ancak suya düşen necaset, suyun renginden, kokusundan ve tadından birini değiştirirse necis olur. Bunun delili İcma´dır. İbn Münzir söyle der: ´Suyun içine az veya çok necaset düşüp de tadından, kokusundan ve renginden birini bozarsa, bu tür suyun necis olduğunda âlimler icma etmiştir´.[6]
Suyun Dört Kısmından Temizliğe Elverişli Olanı
Bilindiği gibi bu dört kısım suyun tamamı abdest almaya, necaseti gidermeye elverişli değildir. Taharete elverişli olan sadece birinci kısmıdır. İkinci kısım da bedende kullanıldığı takdirde temizliğe elverişlidir. Üçüncü kısım her ne kadar temiz ise de ancak yemekte ve içmekte kul-
Dördüncü kısım ise
[1] Buharî/217 ve diğer muhaddisler, (Ebu Hüreyre´den)
[2] Buharî/191; Müslim/l6l6
[3] Müslim/283 ve başka muhaddisler
[4] Tirmizî, Ebu Dâvud, Neseî, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel, (İbn Ömer´den)
[5] Müslim/278, (Ebu Hüreyre´den)
[6] İmam Nevevî, eî-Mecmû, 1/160
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
» En Son Üye:
» Toplam Konular: 2,137
» Toplam Yorumlar: 2,440
Read More / Comment 
