MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 5 » Latest member: Ahmed » Forum threads: 2,050 » Forum posts: 2,260 Full Statistics |
| Search Forums |
|
(Advanced Search) |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
SIFAT-I ZÂTİYYE
Yüce Allah'ın zatı için vacib olan, zorunlu olan sıfatlar. Bunlara sıfât-ı nefsiyye de denir. Diğer bir tabirle "zatî veya nefsî sıfatlar" da denilen bu sıfatlar, Yüce Allah'ın varlığını ve hakikatını anlayıp kavramada biz kullarına yardım eden sıfatlardır. Bu sıfatlar sayesinde Allahu Teâlâ'nın yüce zatını ve varlığını O'na yaraşır bir tarzda anlayıp, imanımın da o nisbette kuvvetlendirebiliriz. Yüce Allah'ın kendine mahsus bir zatı vardır ve bu zatının gereği olan, bu zatdan ayrılması düşünülmeyen sıfatları vardır. Bunlardan bir kısmına "Zatî sıfatlar" , bir kısmına da "sübutî sıfatlar" denir.
Zatî sıfatlar, hiç bir sebebin eseri olmayan, Allah Teâlâ'nın hakikatını ortaya koyan sıfatlardır. Bu sıfatlar Yüce Allah'ın zâtıyla, varlığıyla doğrudan doğruya alâkalı oldukları için ve sadece Allah'ın yüce zatına mahsus oldukları için zatî sıfatlar diye isimlendirilmişlerdir. Zat veya varlık olmadan bu sıfatların varlığını düşünmek ve bu sıfatlardan söz etmek imkansızdır.
"Sıfât-ı Zatiyye" denilen bu zatî sıfatlar şunlardır :
1. Vücûd Sıfatı : Yüce Allah'ın mevcudiyeti, varlığı demektir ki; bazı âlimlerimize göre, asıl zatî veya nefsî sıfat budur. Zira Yüce Allah'ın mevcudiyeti, varlığı kabul edilmeden, diğer sıfatlarından bahsetmek mümkün olmaz. Yüce Allah'ın varlığına, mevcudiyetine işaret eden pek çok âyet-i kerime Kur'ânda mevcuttur. Bunlardan birisi olan Haşr suresinin 22. âyetinde meâlen şöyle buyurulmaktadır :
"O Yüce Allah, görüleni de görülmeyeni de bilen, Kendisinden başka ilah olmayan, ancak kendisi var olan Allah'dır ".
Allah Teâlâ'nın varlığı, mevcudiyeti kendi zatının gereğidir. O'nun yüce zatı, yaratıklarda olduğu gibi başkasından dolayı değildir. O kendi zatı ite vardır, kendi zatıyla kâimdir, varlığı için bir başkasına muhtaç değildir. Zira muhtaç olan, İlâh olamaz.
2. Kıdem Sıfatı : "Yüce Allah'ın varlığının evveli ve başlangıcının olmaması" demektir. O, ezelidir; O'nun var olmadığı bir an bile düşünülemez. Varlığı, zatının gereği olan Yüce Allah'ın bu varlığının ezelî olması, evveli ve sonunun olmaması vâcibtir. Varlığında başlangıç ve sonu olanlar, ancak yaratıklardır. Allahın kıdem sıfatına Hadid suresinin 3. Âyeti açıkça işaret etmektedir : "O, her Şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiç bir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O, herşeyi bilir".
3. Bekâ sıfatı : "Allah Teâlâ'nın varlığının sonu, bitiş noktası yoktur" demektir. O, ebedîdir, yani onun mevcudiyeti, varlığı sonsuzca devam edip gitmektedir. Bu sıfat dahi sadece onun yüce zâtına mahsus bir sıfattır, çünkü bütün yaratıklar sonludur, bir gün hayatları son bulacaktır. İşte bu gerçek, Rahman suresinin 26. ve 27. âyetlerinde meâlen şöyle beyan buyurulmuştur : "Yer yüzünde bulunan her şey fânidir (sonludur); ancak yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bâkidir ".
4. Vahdaniyet Sıfatı : Yüce Allahın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) bir tek olması demektir. O'nun eşi ve ortağı, yardımcısı yoktur; bir ve tek'tir.
İhlâs Suresi, Cenab-ı Hakk'ın bu sıfatını açık bir üslupla ortaya koymaktadır : Hz. Peygambere hitaben; "Deki, Allah bir tektir; Allah hiç bir şeye muhtaç değildir, O doğurmamış ve doğmamıştır, hiçbir şey O na denk değildir ".
Her şeyi yaratan Allah Teâlâ olduğu için, O işlerinde, fiillerinde de tektir. O'nun hiç bir benzeri, ortağı, örneği ve cüzleri (parçaları) ve yardımcıları yoktur. İbadete lâyık yegâne tek mabut, Allah'tır. İşte "Vahdaniyet" sıfatını bütün bu hususları içine alan bir teklik (ehâdiyet) olarak anlamak gerekir. O her bakımdan en mükemmel, bütün eksiklik ve noksanlıklardan uzak (münezzeh) bir varlıktır.
5. Muhâlefetün lil-Havadis Sıfatı : Yüce Allah'ın sonradan olanlara, sonradan yaratılmış olanlara benzememesi demektir. Yüce Allah'ın benzeri hiç bir şey yoktur. O'na eşit ve denk olan hiç bir varlık yoktur. Zaten kâdîm, bâkî ve bir tek olan varlığın sonradan olanlara benzememesi, yine O'nun bu sıfatlarının bir sonucudur ve O'nun yüce zatına mahsustur. Bu sıfata Şûrâ suresinin 11. âyetinde açıkça işaret buyurulmuştur : "O'nun benzeri hiç birşey yoktur, O işitendir, görendir".
6. Kıyam binefsihi (bizâtihi) : "Yüce Allah'ın varlığı veya mevcudiyeti bir başkasına muhtac değildir; aksine varlığı kendi zâtındandır" demektir. Bütün yaradılmışlar (mahlukât), var olmada ve varlığını devam ettirmede Cenâb-ı Hakk'a muhtaçtır. Halbuki Yüce Allah hiç bir şeye muhtac ve bağımlı değildir, O Azîz ve Sameddir, yani hiç bir şeye ihtiyacı yoktur; kâinattaki her şey O'na muhtaçtır. Bu sıfata da Kur'ân-ı Kerim'in pek çok âyetlerinde işaret edilmektedir. Meselâ; Alû İmrân Suresinin 2. âyetinde şöyle buyrulmaktadır : "Allah, O'ndan başka ilah olmayan, diri ve kendi kendine kâim (var) olandır".
Vâcibu'l-vücûd (varlığı zorunlu, varlığı kendi zâtının gereği) olan Allah'ın zatı düşünüldüğü zaman, bu varlıkla beraber bu zâtî sıfatların da düşünülmesi zaruridir (vâcibtir). Varlık, yani mevcudiyet ve sıfatlar O'ndan ayrılmaz. Allah Teâlâ kadîm, ezelî, ebedî ve her yönden en mükemmel olduğu için, ne zamana, ne mekâna, ne bir yardımcıya muhtaçtır. O bunların hepsinin üstünde, varlığı zâtının gereği, mutlak ve en mükemmel ve vâcib bir Allah'dır.
VÜCUD
Olmak, varolmak, olan, varolan, mevcut.
Kelam ilminde Allah'ın zorunlu varlığını dile getirir. Kelamcılara göre Allah'ın nefsî, zatî ya da sübutî sıfatlarındandır.
Yunan felsefesinin, özellikle Aristo ****fiziğin İslâm dünyasına girmesinden önce, kelamcılar genel bir kavram olarak vücud yerine şey ve cisim kavramlarını kullanıyorlardı. Bu dönemde, kelamcıların tartıştıkları başlıca konulardan birini, Allah'a şey ya da cisim denilip denilemeyeceği oluşturuyordu. Sonunda Allah'a cisim denilemeyeceği, çünkü Allah'ın cismin gerekli niteliklerinden olan boyutlu olmaktan münezzeh olduğu sonucuna varıldı. Buna karşılık, diğer şeyler gibi olmamakla birlikte, Allah'a şey denilebileceği kelamcıların büyük çoğunluğu tarafından kabul edildi. Zeydî kelamcılarla Mutezile'den Cehm bin Safvan bu görüşü benimsemediler.
Vücud ve cevher kavramları, İslâm felsefe ve kelamına Aristoteles felsefesinin etkisiyle girdi. Felsefecilerle kelamcılar bu kez de bu kavramları tartışmaya başladılar. Allah için cevher kelimesinin kullanılması uygun görülmedi. Vücudun ise O'nun zatî sıfatlarından biri olduğu kabul edildi. Ama sorun bununla bitmiyordu. Tartışma, vücudun Allah'ın zatından ayrı birşey olup olmadığı konusunda sürdü. Kelamcıların büyük çoğunluğu, vücudun zattan ayrı, zata eklenmiş ezeli, ebedi ve bağımsız bir sıfat olduğunu kabul etti. Ebu'l-Hasan el-Eş'arî ile Mutezile kelamcılarından Ebu'l-Hüseyin el-Basrî ise, İslâm felsefecilerine uyarak vücudun zata eklenmiş bağımsız bir sıfat olduğu görüşünü reddettiler.
Hem Allah, hem de diğer nesneler için ortaklaşa kullanılması, vücud kavramına nisbetleri bâkımından varlıkların derecelendirilmesini gerektirdi. Buna göre varlıklar, vücud kavramıyla nisbetleri bakımından üç kategoriye ayrıldı. Bu kategoriler vacib (zorunlu), mümkün (olabilir) ve mümteni (olması imkansız) biçiminde adlandırıldı.
Vacib vücud, varlığı zorunlu ve zatının gereği olan, varolmakta başka bir varlığa muhtaç olmayan varlık, Allah'tır. Vacib vücudun zatı ile vücudu arasında başkalık yoktur. Vacib vücud aynı zamanda yokluğu düşünülemeyen, yokluğu kabul etmeyen varlıktır. Vücudun yokluğu kabul etmemesi ya zatı gereği ya da başka bir varlıktan dolayıdır. Yokluğu kendi zatı gereği kabul etmeyen (Allah'ın zatı gibi) vücud vacib lizatihi adını alır. Yokluğu kabul etmeyişi başka bir varlıktan dolayı ise (Allah'ın sıfatları gibi) vacib liğayrihi denir. Varlığının başlangıcı ve sonu olmaması; atomlardan, cevher ve arazlardan ya da madde ve suretten bileşmemesi vacib vücudun başlıca özellikleridir.
Mümkün vücud, ne varlığı, ne de yokluğu zatının gereği olmayan, zatı bakımından varlığı ile yokluğu eşit olandır. Mümkün varlık, varlığı da, yokluğu da vacib olmayan ya da varlığı da, yokluğu da mümteni olmayan diye de tanımlanır. Mümkünün varlığı da, yokluğu da eşit olduğundan varolmak için mutlaka tercih edici bir sebebe muhtaçtır. Bu sebep, onun varlığını yokluğuna tercih ederse, varolur. Varlığı, sebebinden sonra olduğu için hadis, sonradan olmadır.
Yokluğu zatının gereği olan, bu nedenle varlığı imkansız şeylere mümteni, muhal ya da müstahil denir. Mümteninin temel özelliği hiçbir şekilde varolmamaktır. Mümteniyi aklen varolan bir nesne gibi düşünmek bile mümkün değildir
VACİBU'L-VÜCUD
Zorunlu varlık ya da varlığı zorunlu olan, Allah.
Kelam ilminde Allah'ın varlığının zorunluluğunu, gerekliliğini belirtir.
Vücud kavramının Yunan felsefesinin etkisiyle İslâm felsefe ve kelamına girmesinden sonra başlayan, vücudun Allah'a nisbet edilip edilemeyeceği tartışması, vücudun Allah'ın sıfatlarından biri olduğunun kabul edilmesiyle sona erdi. Genel kabule göre vücud, Allah ın zatından ayrı, ezelî, ebedî ve bağımsız bir sıfattır.
Vücud kavramının diğer nesnelere de nisbet edilmesi, varlıklar arasında bir ayrım yapılmasını gerekli kıldı. Bunun yapılmaması durumunda Allah ile diğer varlıklar aynı kavram altında toplanmış olacaktı. Bu sorunun ortadan kalkması için varlıklar, vücuda nisbetleri bakımından vacib (zorunlu), mümkün (olabilir) ve mümtezi (olması imkansız) denilen üç bölüme ayrıldı. Varlığı zatının gereği olan Allah'ın vücudu vacib; varlığını başka bir varlığa borçlu olan yaratılmış varlıklar mümkün; olması hiçbir şekilde düşünülemeyen şeyler de mümteni varlıklar olarak tanımlandı.
Zorunlu varlığın ya da varlığı zorunlu olan Allah'ın zorunluluktan gelen ayırıcı özellikleri olmalıydı. Kelam bilginleri bu ayırıcı özellikleri de şöyle belirlediler :
Bir varlık hem zatı gereği, hem de başkasından dolayı vacib olamaz.
Çünkü başkası ile var olanın, başkasının yok olması ile yok olması gerekir. Bu nedenle iki durumun bir araya gelmesi imkansızdır.
Zatı gereği vacib olan bileşik olamaz. Çünkü her bileşik parçasına muhtaçtır. Bu varlığın başkasına muhtaç olduğu anlamına gelir. Başkasına muhtaç olan varlık, zatı bakımından vacib değil, mümkündür. Zatı bakımından vacib olan başkası ile birleşmez. Birleşme, başkası ile ilişki kurmaktır. Zatı bakımından vacib olanın böyle bir ilişkisi de olamaz.
Zatından dolayı vacib olanın vücudu, mahiyeti üzerine zaid olamaz. Çünkü o vücud mahiyetten müstağni değilse, zatı bakımından mümkün ve bir müessire muhtaçtır. Zatından dolayı vacib olanın vücudu kendi üzerine zaid olamaz. Çünkü eğer vücubiyet vücudu gerektiriyorsa fer'î olan asıl olana asıl olur ki, bu imkansızdır.
Zatıyla vücubiyet iki nesne arasında ortak olmaz. Yoksa bu, ikisinden birinin öbüründen ayrıldığı nesneye ters düşer ve böylece her biri, ortaklaştıkları nesne ile ayrıldıkları nesneden bileşmiş olurlar. Zatı bakımından vacib olan, her yönden vacibdir. Zatından dolayı vacib olan yok olamaz. Eğer yok olursa, varlığı, yokluğunun sebebinin yok olmasına bağlı olurdu. Başkasına bağlı olanın da zatı bakımından mümkün olması gerekirdi. Zatı bakımından vacib olan, zatının gerektirdiği bir takım niteliklerle donanabilir
KIDEM
Eski, kadîm ve önce olma karşıtı sonradan olan manasına gelen "hudûs'tur.
Kıdem kelimesi, İslâm felsefesi ve kelâm tarihinde üç anlamda kullanılmıştır : 1-Kıdem-i zamanî (zamanla ezen olmak) Bir şeyin varlığı ezelî olup, vücudundan adem (yokluk) geçmemek dernektir. 2- Kıdem-i zâtî. Bir şeyin varlığı başkasına muhtaç olmamak, muhtaç olmadığı ve li-zatihî var olduğu için de başlangıçsız ve öncesiz olmak. 3- Kıdem-i izâfi. Bir şeyin varlığının başlangıcı, başkasına nisbetle daha önce olmak. Babanın zaman bakımından oğlundan daha önce olması gibi.
Bunların karşıtı ise : 1- Hudûs-i zamanî : Bir şeyin yok iken sonradan olması. İnsanların hudûsu gibi... 2-Hudûs-i zatî : Bir şey varlığında başkasına muhtaç olmak. İslâm filozoflarına göre akıllar ve nefisler gibi... 3-Hudûs-i zâtı : Bir şeyin, başkasına nisbetle sonradan olması. Oğlun zaman bakımından babasından sonra olması gibi...
Farabî gibi İslâm filozoflarına göre akıl, nefis, felek ve heyülâ gibi varlıklar kıdem-i zamanî ile ezeli; varlıklarında Allah'a muhtaç oldukları için de hudûs-i zâtî ile hâdistirler.
Bütün ehl-i sünnet âlimleriyle beraber kelâmcıların hepsi Allah'tan başka hiç bir şeyin ezelî ve öncesiz olmadığını söylemişlerdir. Kıdem; ezelî, öncesiz ve varlığında hiçbir şeye muhtaç olmamak anlamında kullanılması itibarıyla yalnız Yüce Allah'a mahsustur. Ondan başka her şey sonradan var edilmiştir. Kıdem, beka*, muhalefetün li'l-havadis *, kıyam bizatihî*, vahdaniyet*, gibi sıfatlar Allah Teâlâ için gereklidir. Bu sıfatlara, Yüce Allah'tan bunların zıtlarını selb edip (kaldırıp) O'nun noksanlıklardan münezzeh olduğunu ifade ettiği için "sıfat-ı selbiyye" veya "sıfat-ı tenzihiyye" denilir. Bu sıfatların başında "kıdem" gelir. Cenabı Allah, vacib li- zâtihî veya vacibü'l-vücûd (varlığı zorunlu) olduğu için ezelîdir. O'nun başlangıcı ve öncesi yoktur. Kıdem, Cenâb-ı Hakk'tan geçmişteki yokluğu selbeden ve O'nun yokluktan münezzeh olduğunu ifade eden bir kavramdır. Kıdem, "vacîb lizatihî" kavramının içinde mevcuttur. Allah Teâlâ vâcibu'l-vücûddur (vâcib li- zatihîdir). Vâcibü'l-vücûd, varlığı, zatının muktezası olan demektir. Vacibü'l-vücûdun, yani başkasına muhtaç olmadan zatının gereği olarak var olanın, ademi (yokluğu) muhaldir ve asla mümkün değildir. Ademi mümkün olmayan kadîmdir. O halde Yüce Allah için kıdem, sabittir. Kıdemi sabit olanın ademi (yokluğu) muhal olduğu için, bekası da lâzımdır. Vâcib li zâtihî, cüz ve parçalardan da mürekkeb değildir. Aksi takdirde cüz ve parçalarına muhtaç olur. Başlangıcı bulunmayan, varlığı zorunlu olan Yüce Allah, ezelî olmazsa, hâdis olur ve varlığını başkasının icadına muhtaç olur. Ebedî olmazsa fâni ve âciz bulunur. Hudûs (sonradan olma) ve başkasına muhtaç olmak ise vâcibü'l-vücûd (varlığı zorunlu olan) kavramına aykırı düşer. O halde kıdem (evveli ve başlangıcı olmamak), Vâcib li-zâtihi'ye açıkça lazım gelen özelliklerdendir.
Eğer Cenab-ı Allah kıdem'le muctasıf olmayıp hâdis (sonradan olmuş) ve yaratılmış farz edilse, bir muhdis ve hâlikın kendisini yaratmasına ihtiyaç duyması lazım gelir. Kendisini yaratan kadîm ise, o Allah olur; kadîm değilse, o da başka bir yaratıcıya muhtaç olup böylece mâzî cihetinde sonsuza doğru her yaratıcı kendisinden önceki yaratıcıya muhtaç olur. Bu husus ise nihayetsiz bir mûcidler silsilesini ve batıl bir teselsülü gerektirir. Halbuki Vâcibü'l-vücûd Allah hiç bir yaratıcıya muhtaç olmadan li-zatihi vardır. Mümkün ve hâdis varlıklar vücudlarında yaratıcıya muhtaç olurlar. Mümkün demek, varlığı zatının gereği olmayan, var olmasında bir yaratıcıya muhtaç olan demektir. Gördüğümüz âlem ve içindekiler mümkin ve hâdistirler. Varlıklarını kendi zatları gerektirmez. Varlıkları vâcib (zorunlu) olmayıp varlıklarını yokluklarına tercih edecek bir müreccihe (sebebe) muhtaçtırlar. Bu müreccih, vücudu mümkin bulunan bir şey olursa, bunun, diğer bir mümkini vücuda getiremeyeceği açıkça anlaşılır. Meselâ bugün sonradan yaratıldığı açıkça anlaşılan maddenin özelliklerini ilim ortaya çıkarmıştır. Madde âtıldır; şuursuz dış tesirler karşısında dağılır ve saçılır; akılsız, bilgisiz ve şuursuzdur. Enerji de böyledir. Çeşitli madde ve enerjiler, aralarında ittifak edip şuurluca karar vererek kâinatın nizâmını ve dünyanın içindeki canlıları yaratamazlar. O halde şu gördüğümüz mümkün olan varlıklar, mümkinât silsilesinin dışında bir vâcibu'l-vücud, bir başlangıcı bulunmayan ezelî yaratıcının varlığına delâlet edip dururlar. Kıdem, bu vâcibu'l-vücud olan yaratıcının varlığının gereğidir. Çünkü her ne zaman, kıdem ile vâcibu'l-vücûd düşünülürse, ikisinin de birbirini lâzım kıldığını akıl anlar. Vâcibu'l vücûd; zâtı ve yüce sıfatlarıyla beraber Allah Teâlâ'dır. Allah sıfatlarıyla beraber ezelîdir. O'nun hiç bir sıfatı sonradan olmamıştır. Sıfatları, Allah Teâlâ'nın zâtının muktezasıdır ve O'nun zâtıyla kaimdirler. Allah'ın sıfatları O'nun gayrı değildirler ve zâtından ayrılmazlar. Allah'ın zatı, sonradan olan sıfat ve özelliklere mahal (yer) olamaz. Allah zamana ve mekandan münezzehtir. Mekân, zaman, kâinat ve bunların içinde bulunan her şey, O'nun kudret, irade, ilim ve yaratmasıyla var olmuşlardır. Allah, muhtar (murîd) olan hâlıktır. Murîdin, eserinin sonradan olmaklığı gereklidir. İrade sahibinin eseri kadîm olsa, bunu yaratmayı dilemesi, varlığı halinde olur. Var olanı yaratmayı dilemek muhaldir. Çünkü var olanı yaratmak, hâsılı (var olanı) tahsil (tekrar husûle getirmek) demektir. Var olan yok değil ki tekrar yaratılsın. Binaenaleyh ihtiyar ile yaratmak, bir şeyi yok iken dileyip var etmek demektir. Böyle bir murîd yaratıcının da bizatihî mevcut ve ezelî olması şarttır.
Materyalistler ve diğer münkirler, mü'minlere yönelik olarak şu şekilde sorular sorarlar : "Allah'ı kim yarattı? Allah'ın her şeyi yaratmaya gücü yeterse, kendisi gibi bir Allah yaratabilir mi?". Bunlar şu şekilde cevaplandırılır :
Allah'ın kudret, irade ve yaratması mümteniâta (muhallere) ve vâcibâta (varlığı zorunlu olanlara) bağlı değildir. Muhaller, aklen imkansız olduğu için vuku bulmaz. Meselâ, bir evin bizzat kendisinin varlığı aynı anda hem Eskişehir'de, hem de İstanbul'da muhaldir. Aynı bir şey aynı anda iki veya üç ayrı yerde bulunsa, bu takdirde birin iki veya üç etmesi gerekir. Bir, birdir; iki veya üç etmez. Ama bir şeyin sureti, benzeri, kalıpları pek çok yerde olabilir. Eğer Allah yaratılmış olsa, kadîm olmayıp hâdis olur; vâcib olmayıp mümkün olur ve varlığında başkasına muhtaç olur. Mümkün olup yaratıları ve muhtaç olan varlık li-zatihî zorunlu olmayıp hâdis olur, ezelî olmamış olur. Varlığı vâcib, ezelî olmayan ve varlığında başkasına muhtaç olan Allah değildir. O halde vâcibu'l-vücûd ve ezelî olan Allah'ın yaratılması muhaldir, imkânsızdır.
Allah Teâlâ'nın ezelî olduğunu bildiren naklî deliller :
"O (Allah) evvel (öncesiz, ezelî) ve ahirdir..." (el-Hadîd, 57/3). "De ki o Allah sameddir (ihtiyaçsız, herkesin doğrudan doğruya kendisine muhtaç olduğu zeval bulmayan kadîm ve bakîdir). O doğurmadı ve doğurulmadı. Hiç bir şey O'nun dengi değildir" (İhlas, 112/ 1-3 ; Sa'duddin et- Taftazânî, Şerhu'l-Makâsıd, I, 60-61; Şerhu'l Akâid, s. 65-66; Seyyid Şerif el-Cürcânî, Şerhu'l-Mevâkıf, s. 469-470; Abdullatif el-Harputî, Tenkihu'l-Kelâm, s. 180).
BEKÂ
Sonsuz, ebedî kalmak; durmak, sürmek, devam etmek ve özellikle eski hâli üzere sabit olmak.
Istılahta; Yüce Allah'ın sıfatlarından birisidir. Allah'ın varlığının bir sonunun olmaması demektir. Bütün sonradan yaratılan varlıklar için bir son düşünüldüğü halde, O'nun için bir son düşünülemez. O hem ebedî hem de ezelîdir. Başlangıcı ve sonu yoktur.
İki türlü bâkî varlık vardır : 1- Sonsuza kadar kendi kendine bâki olan varlık. Bu varlık için bir fena, yani son bulmak, zevâl bulmak düşünülemez. İşte bu varlık Yüce Allah'tır.
2- Belli bir süreye kadar, bir başkası sebebiyle,bir başkasına muhtaç olarak bâki olan varlık. Bu, Allah'ın dışında, Allah'ın belli bir süreye kadar bâki kıldığı varlıklardır. Bunlar için son ve zevâl bulmak mümkündür.
Allah'ın bâki kılmasına bağlı olan varlıkların bâkiliği de iki şekilde olur :
a- Bizzat kendisi, özel varlığı bâki olanlar ki; bunların bâkiliği tek tek her varlık içindir. Buna örnek olarak gök cisimleri, ay, dünya, yıldızlar ve diğer gezeğenler verilebilir. Her birinin bâkiliği kendisine mahsustur. Bütün bunların son ve zeval bulması Allah'a bağlıdır. O istediği anda bunlara bir son verebilir.
b- Cins ve türleri itibariyle bâki olanlar. Bunların bâkiliği her varlığın bizzat kendisi için değildir. Bu tür bâkî varlıklara da insan ve hayvan türleri örnek verilebilir. İnsan cins ve tür olarak Allah'ın istediği ve dilediği vakte kadar bâkidir. Bir insan ölür ama insan türü bâkidir. Diğeri yaşar ve insan nesli devam eder. Özel varlığı bâki olan varlıklar ise böyle değildir. Ay, zâti olarak kendisi için, herhangi bir yıldız kendisi için bâkidir, süreklidir. (Râğıb el-Isfahâni, Müfredât, İstanbul 1986, s. 74).
Dünya fâni, ahiret ise bâkidir. Cennet, Cehennem bâkidir. Oradaki mükâfat ve azap da bâkidir. Yüce Allah Cennet ehli için "Onlar Cennetliktirler. İşlediklerine karşılık olarak ebediyen Cennet'te kalacaklardır. " (Ahkâf, 46/14) buyurmakta, Cehennem ehli için de, "Kim Allah'a ve Peygamberi'ne karşı gelirse ona, içinde sonsuz olarak kalacakları Cehennem ateşi vardır. "(Cin, 72/23) buyurarak, her iki grubun mükâfât ve azabının daimî olacağını açıkça ifade etmektedir.
Allah'ın dışındaki her şey O'nun dilemesi ve isteğine göre, O'nun istediği zamana kadar, O'na muhtaç olacak şekilde bizâtihî olmayıp, biğayrihî bâkidir. O nasıl isterse o şekilde olur ve geçici bâkilik son bulur.
Yüce Allah ise bizâtihî olarak bâkidir. Başlangıcı olmadığı gibi bir sonu da yoktur. Zira O Vâcibu'l-Vücûd'dur, varlığı zorunlu olandır. Kıdemi sabit olanın bekâsı da vaciptir. O'nun bâki olması Vâcibu'l-Vücûd olmasının bir gereğidir. Bekâ, Allah'ın zâtî sıfatlarındandır. Bunun zıddı olan "fenâ" yani "bir sonu olmak" Yüce Allah için muhaldir. Böyle bir şeyin düşünülmesi tenâkuzdur.
VAHDÂNİYET
Birlik. İslâm kelamında Allah'ın , cisimsel niteliklerden soyutlamaya dayanan tenzihî ya da selbî sıfatlarından biri.
Vahdaniyet, Allah'ın zat, sıfat ve fiillerinde tekliğini belirtir. Vahdaniyetin zıddı olan birden olma (taaddüd) ve ortağı bulunma (şirk), Allah için düşünülemez.
Allah'ın vahdaniyeti; sayısal anlamda bir birliği değil, O'nun zatının, sıfatlarının ve fiillerinin eşsizliğini, benzersizliğini dile getirir. Buna göre, O'ndan başka yaratıcı ve O'ndan başka tapınılacak varlık yoktur. Kur'ân, birçok âyette bu anlamda Allah'ın vahdaniyetini dile getirerek bunun zıddının imkansızlığını vurgular. Bu âyetlerden birkaçı şöyle sıralanabilir :
"O münezzehtir (eksiklerden uzaktır), yücedir. O öyle Allah'tır ki, (eşi ve benzeri yoktur), bir ve her şeye hakimdir" (ez-Zümer, 39/4).
"De ki : "O Allah bir tektir. O Allah'tır, samedtir, O doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir" (el-İhlâs, 112/1-4).
"Âllah hiçbir evlad edinmemiştir. O'nunla birlikte hiçbir ilah yoktur. (Öyle olsaydı) bu durumda her tanrı, kendi yarattığını (sürükler) götürür ve kimi kiminin üstüne çıkıp yükselirdi. Allah onların nitelediği şeylerin hepsinden yücedir" (Mü'minun, 23/91).
"De ki : Allah ile beraber söyleye geldikleri gibi (başka) tanrılar olsaydı, onlar arşın sahibine elbet bir yol ararlardı. O, bunların söylemekte oldukları şeylerden tamamiyle münezzehtir, yücedir, büyüktür" (el-İsrâ, 17/42-43).
Kelam bilginleri, Kur'ân'dan Allah'ın vahdaniyetine ilişkin birçok kanıt çıkarmışlardır. Bunların başlıcaları burhan-ı temanü' ve burhan-ı tevarüd adı verilen kanıtlardır.
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı, onların her ikisi (yer ve gökler) de fesada uğrardı (düzenleri bozulurdu)" (Enbiya, 21/22) âyetinden çıkarılan burhan-ı temanü' şöyle ifade edilir : Evrende birbirine her bakımdan eşit iki tanrı bulunsaydı, bunlardan biri birşeyin hareketini, diğeri de durmasını irade edebilirdi. Çünkü tanrı hür iradeye ve tam kudrete sahiptir. Bu durumda ortaya şu üç ihtimal çıkardı :
1- Her iki tanrının da dediği olurdu. Bu ihtimal batıldır. Çünkü aynı zaman ve mekanda hareket etme ve durma gibi iki zıd şeyin birleşmesi imkansızdır.
2- Her iki tanrının da dediği olmazdı. Bu ihtimal de batıldır. Çünkü iradesi gerçekleşmeyen acizdir, aciz ise ilah olamaz, Acizlik, sonradan olma (hudus) ve vacib değil mümkün olma belirtisidir.
3- Tanrılardan birinin iradesi gerçekleşir, diğerininki gerçekleşmezdi. Bu da batıl bir ihtimaldir. Çünkü iradesi gerçekleşmeyen acizdir, aciz tanrı olamaz. Diğer tanrı da, her bakımdan buna eşit olduğuna göre, onun da aciz olması, dolayısıyla tanrı olmaması gerekir. Öyleyse Allah'ın bir ve tek olması zorunludur.
Aynı âyetten çıkarılan burhan-ı tevarüd ile Allah'ın vahdaniyeti şöyle kanıtlanır :
Yerde ve gökte Allah'tan başka birkaç tanrı olsaydı, varlıklar :
1- Bütün tanrıların kudretiyle meydana gelirdi. Bu ihtimalde tanrılardan her birinin gücü varlıkları tek başına yaratmaya yetmemiş olurdu. Bu, acizliktir ve tanrılıkla bağdaşmaz.
2- Varlıklar her tanrı tarafından ayrı ayrı yaratılırdı. Bu durumda eser, eksiksiz ve tam iki müessirden meydana gelmiş olurdu. Diğer bir deyişle bir malul üzerine iki illetin tevarüdü gerekirdi. Bu da imkansızdır.
3- Varlıklar yalnız bir tanrının gücüyle yaratılırdı. Eğer varlıklar bir tanrının gücüyle yaratılır, diğerlerinin yaratmada bir etkisi olmazsa, tercih edici olmadan tercihin bulunması (tercih bila müreccih) sonucuna ulaşılır ki, bu durumda da varlıkların yaratılmaması gerekirdi. Bu üç ihtimal de batıl olduğuna göre Allah'ın vahdaniyeti kanıtlanmış olur.
MUHÂLEFETÜN Lİ'L-HAVÂDÎS
Cenab-ı Allah'ın tenzîhî ve selbî zâtına layık ve vacib sıfatlarından birisi. Bu sıfat Cenab-ı Hakk'ın zat ve sıfatlarında hiç bir şeye benzemediğini ifade eder. Muhalefetün li'l-havâdîs Allah'ın sonradan olan şeylere muhalif olması (benzememesi) demektir. Bunun zıddı sonradan olan şeylere mümaselet (benzemek)'tir; ki, Cenab-ı Hakk bundan münezzehtir. Allah Teâlâ'nın, zat ve sıfatlarından mümaselet ve müşahebeti (benzeri olmayı) kaldırdığı ve mefhumunda selb (nefy) anlamı bulunduğu için bu sıfat da Tenzihât denilen sıfat-ı selbiyeden sayılır.
Cenab-ı Allah, Vâcibü'l-vücûd'tur. Zâtından dolayı zorunlu olarak var olmak, varlığında başkasına muhtaç olmamak, başlangıcı olmayıp ezeli olmak, bâkî ve ebedî olmak, vâcibü'l-vücûd'a lazım gelen vasıflardır. Cenab-ı Allah'tan başka her şey mümkindir ve sonradan var edilmişlerdir (hadisdirler). İmkan (varlığı zorunlu olmamak), hudûs (sonradan olmak), varlığında başkasına ihtiyaç, fâni ve sonu olmak, zeval bulmak, noksanlık her mümkine lazım gelen vasıflardır. Vacib her bakımdan mümkinlerin zıddıdır. Zat ve sıfatları bakımından birbirine zıd olan iki şey asla birbirlerine benzemezler. O halde Vacib Teala'nın zatı ve sıfatları mümkinatın hakikat ve özelliklerine benzemez.
Allah, zat ve sıfatlarıyla ekmeldir. Başkaları noksan olup varlıklarında ve özelliklerinde Allah'a muhtaçtırlar. Kendisine muhtaç olunan ve kendisi mutlak ihtiyaçsız bulunan Allah Teâlâ, elbette her bakımdan kendisine muhtaç olan varhklara benzemez. Cenabı Allah'ın noksan varlıklara benzemesi, O'nun için nakisa (eksiklik) olur. O halde başkalarına benzemek Allah Teâlâ hakkında muhaldir. Mümkinatın her birinin birbirleri içerisinde cinsleri, tür ve benzerleri vardır. Cenab-ı Hakk'ın cins ve benzeri yoktur. Cins ve benzeri olmadığı için O'nun mahiyeti nedir? diye sorulamaz. O cüz ve parçalardan da mürekkep değildir. Cüz ve cisimlerin bitişme, ayrılma, hareket gibi hiç bir özelliği O'nda yoktur. Böyle olsa, bunlara muhtaç olmuş olurdu. O, mutlak ihtiyaçsızdır. O, bütün kâinatı yaratan tek yaratıcıdır. O, noksanlıklardan münezzeh, bütün ekmel sıfatlarla muttasıf, ekmel varlık ve tek yaratıcı olduğu için, azamet ve ahadiyyet perdesi ile gözlerden gizlenmiştir. Hattâ o kadar büyüktür ki, O'nun mahiyetini ve zatını akıllar idrak edemez, O'nun hakikatına hayal ve vehimler erişemez. Bunun için Peygamberimiz (s.a.s), (Aklına gelen her şeyden Allah başkadır) buyurmuştur. Allah Teâlâ'nın zat ve sıfatlarının hakîkatini kavramak, O'nun ilâhi mahiyetini tasavvur edebilmek mümkün olmadığından, akıl ve hayalimize ne gelirse gelsin ve ne şekilde nasıl düşünürsek düşünelim; O, hayal ve tasavvur ettiklerimizden ve düşündüklerimizden başkadır. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.s), "Allah'ın mahlûkatı, nîmetleri ve varlığına delâlet eden ayetleri hakkında düşününüz. O'nun zat ve mahiyeti hakkında düşünmeyiniz" buyurmuştur (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim; en-Necm, 53/42, et-Talak 65/12. ayetlerinin tefsirinde el-Azîzî, Siracü'l-Münir Şerhu'l-Camiu's-Sagir Mısır, 130 h. II, s. 170). Buna göre, Allah'ın varlığına, kudret, ilim ve hikmetine delalet eden ayet ve delilleri akıllar idrak eder, gözler görür, var ve bir olduğu kesin olarak anlaşılır.
Zatında ve sıfatlarında Allah Teâlâ'nın yerini tutacak ve O'nun makamına kaim olabilecek hiç bir şey de yoktur. Zatında O'nun yerini tutabilecek bir şeyin olmadığı malumdur. Cenab-ı Vacibul-Vücud'un hayat, ilim, kudret ve diğer bütün sıfatları, mahlûkatın sıfatlarından aralarında hiç bir münasebet ve benzerlik olmayacak kadar ekmel ve çok daha yücedir. Meselâ, bizim ilmimiz zorunlu olmayıp sonradan kazanılmıştır, arâzdır, bâki değildir; zail olur, her zaman yenilenir ve çok eksiktir. Yüce Allah'ın ilmi, O'nun zatına vacib zorunlu ezelî, ebedî ve tastamamdır. Geçmişte ve gelecekte O'nun ilminden bir zerre bile hariç kalmaz. O kudretiyle de ezelde ve ebed'te ekmeldir. O'nun her mümkine gücü yeter.
Yüce Allah hiç bir şeye benzemediği için araz değildir. Çünkü araz, var olabilmesi için kendisini tutup taşıyan bir mahalle muhtaçtır. O'nun şekil ve sureti yoktur. Sonlu ve sınırlı değildir. Sonu yoktur. O zaman ve mekandan münezzehtir. Zaman ve mekânın fevkindedir. Hülâsa; Yüce Allah, mümkinât ve hadisler denilen varlıklara hiç bir şekilde benzemeyen ve bunların özelliklerinden münezzeh ekmel varlık ve tek yaratıcıdır. "O'nun benzeri şöyle dursun, benzeri gibisi bile yoktur. O, hakkıyla işitici ve görücüdür" (eş-Şura, 42/11).
"Melekler saf saf olduğu halde Rabbin (in emri) geldiği vakitte" (el-Fecr, 89/22); "Rahman olan Allah Arş'ın üzerine istiva etmiştir" (Taha, 20/5), "Allah'ın eli, onların ellerinin üstündedir" (el-Feth, 48/10) gibi ayetlerde Allah Teâlâ'ya bir tür teşbihi (benzetmeyi) andıran sıfatlar isnad edilmiştir. Bu sıfatlara, haberî sıfatlar (es-Sıfatü'l-haberiyye) denilir. Selef uleması bu sıfatları tecsimsiz (cismiyat isnad etmeyerek) teşbihsiz (başkalarınınkine benzetmeyerek ve benzerliğini reddederek ve te'vilsiz kabul ederler ve bunlardan murad edilen manâyı Allah'a havale ederler. Halef uleması : (Kelamcıların müteahhirîni) ise, halkı teşbih vadisine düşmekten, Cenab-ı Allah'ı başka şeylere benzetmekten korumak için haberî sıfatlara Arap dili ve belağatına uygun olarak Cenab-ı Hakk'ın zatına lâyık bir anlam vermişlerdir. Meselâ yedullah'taki" yed'e kudret ve nimet; "vechü Rabbike" (er-Rahman, 55/27) deki vech'e, zat anlamını vermişler ve verdikleri bu manâların ihtimal dahilinde olduğunu ve kesinlik kazanamayacağını da söylemişlerdir ve neticede bu haberi sıfatlardan kesin olarak murad edilenin ne olduğunu yine Allah'a havale etmişlerdir.
KIYÂM Bİ-NEFSİHİ
Kendi özü gereği varolan. Kıyam bi-zatihi de denir. Allah'ın Tenzihat ya da Sıfat-ı Selbiye (Allah'ın soyutlama, olumsuzlama yoluyla ulaşılan sıfatları) denilen sıfatlarındandır. Allah'ın bizzat varolduğunu, varolmak için başka bir varlık ya da nedene muhtaç olmadığını dile getirir.
Allah dışındaki varlıklar özleri gereği değil başka bir varlık ya da nedene bağlı olarak vardırlar. Varolmak için ikamet edecekleri bir mekana, içinde bulunacakları bir yere (mahal), kendilerini seçecek bir seçiciye ya da icad edecek bir mucide ihtiyaç duyarlar.
Böyle bir neden olmadıkça varolmaları düşünülemez. Bu nedenle Allah dışındaki tüm varlıklar kıyam biğayrihi (başkasıyla varolan) varlıklardır. Allah, varlıklara ait niteliklerden münezzehtir. Bu nedenle O'nun kendi özü gereği varolması gerekir. Bu gereklilik Allah için vücub (zorunluluk) ifade eder. Aksi durumda Allah'ın diğer varlıklara benzemesi, onlar gibi başka bir nedene bağımlı (muhtaç) olması gerekir ki, Allah için böyle birşey düşünülemez. Bu nedenle Allah'ın varlığı vâcibu'l-vücud (varlığı zorunlu) olarak tanımlanır. Varlığı zorunlu olan Allah, diğer varlıkların varlık varoluş nedenidir.
Başka bir deyişle tüm evren ancak Allah'ın varlığı nedeniyle, O'nun yaratması, varetmesiyle vardırlar. Varolmaları Allah gibi zorunlu (vacib) olmadığı için varlıkları "mümkün" olarak nitelenir, eş deyişle varlıkları ile yoklukları arasında bir fark yoktur.
Allah'ın varlığının zorunluluğu ve kendindenliği Kur'an'da tenzih, soyutlama yoluyla ortaya konulur. Tevhîd inancını özetleyen ihlas Sûresi Allah'ın birliğini, doğmak ve doğurmak gibi yaratılmışlara özgü niteliklerden yüce olduğunu, hiçbir varlığın O'nun dengi olamayacağını belirtirken O'nun "Samed" olduğunu da vurgular. Samed, müfessirlere göre, tüm varlıkların varlık ve bekalarının Allah'a bağlı olduğunu, her şeyin O'na muhtaç bulunduğunu, O'nun ise hiçbir şeye bağımlı ve muhtaç olmadığını, her şeyin yöneleceği, yardım dileyeceği tek varlık olduğunu dile getirir. Allah'ın varlıklardan aşkınlığı, münezzeh oluşu, muhtaç olmayışı "Ey iman edenler, siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise müstağnidir (hiçbir şeye muhtaç; değildir)" (el-Fatır, 35/15) ve "Allah, âlemlerden müstağnidir" (el-Ankebut, 29/6) gibi âyetlerle de sık sık vurgulanır
Esmaül Hüsna - Allahu Tealanın isimleri ve Sırları
Esmaül Hüsna Nedir?
Esma’ül Hüsna Arapça bir tamlama olup tam karşılığı Güzel İsimlerdir. Bu tamlamada bahsedilen ise Allah’ın 99 ismi şerifidir. Rabbimizin bilinen 99 ismi tüm kitaplarda güzel isimler olarak geçerken bu isimleri tekrarlayanlara bazı ilimler ve şifaların olduğu da biliniyor.
İnsanlar neden Allah’ı zikretmelidir?
Kâinatın Yaratıcısı olan Allah, sadece insanları ve cinleri kendisine iman etsinler ve istikamet üzere yaşasınlar diye yarattığını belirterek bunun dışında yarattığı her varlığı tek görevi Allah’a kulluk olan insanlara hizmet etsinler diye yaratmıştır. Biz insanlar hayvanların ve nebatatın hep aynı sürede hiç aksatmadan kendilerine verilen görevleri yaptığına şahit oluruz. Misalle izah etmek gerekirse bir arının ‘’ben bal yapmak istemiyorum’’, ya da bir ineğin ‘’bugün süt vermeyeceğim’’ deme lüksü yoktur. Çünkü onlar Rabbin isteği ile ve tükenmeyen hazineleri sayesinde görevlerini hiç aksatmadan biz insanlığa ballarını ve sütlerini yedirip içirmeye devam ederler. Yine bunun gibi yaratılan pek çok hayvan da vardır ki bizler yaratılışının gayesini bilmeden gereksiz olduğunu düşünürüz. Hâlbuki durum böyle değildir. Allah o hayvanları da kâinatın hizmeti için yaratmıştır ve araştırmalar sonucu fark edildiği gibi yılanın varlığının dahi ozon açısından yine insana fayda sağlayan bir yönü vardır.
Görüldüğü gibi kâinatta her şey insanın emrine yaratılmış ve biz insanlar da Allah’ı çokça zikretmek ve ibadet etmek ile mükellef kılınmışsak yapılması gereken şey, Allah’ın isimlerine ve bir ayette de ifade edildiği gibi Allah’ın ipine sıkı sıkıya bağlanmak olmalıdır.
Nasıl bir insana seslenmeden kendisinin size cevap vermesini bekleyemezsiniz, Hak katında da değeriniz, Allah’a ne kadar seslendiğiniz ya da ne kadar içten seslendiğiniz ile doğru orantılı olacaktır. Bu açıdan hadiseleri değerlendirdiğimizde yukarıda da bahsettiğimiz gibi Yaratıcı’nın 99 isminin her biri farklı isteklerimizi gidermek için muktedir ve belirlenen ölçülerde tekrarlandığında istenilen amaçlara ulaşmada hem maddi hem manevi rehberdir.
Bu yazımızda da sizlere detaylı olarak Allah’ın mübarek 99 ismini, bu ismi şeriflerin anlamlarını ve günlük olarak hangi sayılarda zikredildiği takdirde maddi manevi hastalıklara yine Allah’ın izniyle şifa olacağını anlatmaya çalışacağız.
Bismillahirrahmanirrahim;
ALLAH: ( Tüm isimleri bünyesinde barındıran ve başka hiçbir varlığa verilmesinin mümkün olmadığı isimdir.)
Allah Cemal ve Celal gibi bütün isimleri kapsayan bir ismi şeriftir. Allah diye zikreden Cenabı Hakkı tüm isimleri ile zikretmiş olmaktadır. Bütün isimler Allah isminde gizli olduğu gibi diğer isimler de Allah ismi Azamına birer sıfattır.
Çocukların da Rablerini ilk tanıdıkları isim olan Allah ismi şerifi pek çok kapıyı insanlara açmaktadır. İçten ve gönülden yapılan Allah zikirleri ile dileklerinizin ve muratlarınızın Allah’ın izni ve inayeti ile gerçekleşmesi mümkündür.
Bu ismi şerif iki şekilde zikredilir. Birincisi ‘’Ya Allah, Ya Allah’’ şeklinde zikredilmesidir. Buradaki Ya, bir seslenişi medet ummayı ifade etmektedir. Bir başka zikrediliş şekli de ‘’ Allah, Allah’’ şeklindeki zikirdir.
Pek çok fazileti bulunan bu ismi şerifin tekrarlanması çok ehemmiyetlidir. Bir kişi 7 gün oruç tuttuktan sonra gece yarısı uyanıp 2 rekât namaz kılar ve 66 kez Allah ismini zikrederse o kişiye Allah bir melek görevlendirir. Bu melek kişiyi kötülüklerden koruduğu gibi, tüm hal ve hareketlerinin rıza istikametinde olması için onu yönlendirir. Bunun yanı sıra yine Allah ismi şerifini Cuma günü oruçlu olarak sabah güneş doğmaya yakın gümüş yüzüğe yazıp sağ eline takan kişinin insanlar tarafından her istekleri yerine getirilir. Aynı yüzüğü sol elinin parmağına takarak mahkemeye giden kişi de haksızlığa uğramaz bilinir.
ER RAHMAN: Rahman ( Bütün yaratılmışlar için hayır ve merhameti tercih eden)
Dünyada ve ahrette Allah’ın sevdiği bir kul olmak için günde 298 kez okunması tavsiye edilen bu zikir, farz namazlarından sonra 100 kez okunduğu takdirde de Allah’ın rızasına nail olduğu gibi Allah’ın nimetlerinden bolca kendisine rızıklar nasip olur.
Bunun yanı sıra, 40 gün riyazet halinde yani az yeme, az içme ve az uyuma halinde günde 1000 kez Ya Rahman zikrini tekrar edenin kalp gözü açılır. 5 vakit namazların ardında da 2500 kez Ya Rahman ismi zikredilirse her işten haberdar olunur Allah’ın izniyle. Günde 290 kez bu ismi şerifi zikreden kişi isteklerine yine Allah’ın izni ve inayeti ile nail olur.
ER- RAHİM: Rahim ( Büyük nimetler veren ve merhametli )
Bu zikrin maddi ve manevi rızıklar için günde 258 kez okunması tavsiye ediliyor. Bununla birlikte Ya Rahim ismini devamlı surette zikretmeye devam eden kişi belalardan, afetlerden ve musibetlerden korunur.
Uykusunda korkarak sıçrayan çocuğun üzerine bir kağıt üzerine 269 kez yazılı Ya Rahim ismi konulduğunda çocuğun bu durumdan kurtulduğu görülmüştür. Bununla birlikte her namazdan sonra 269 kez bu zikri tekrarlayanın Allah’ın izni ile ahlakının düzeldiği görülmüştür. Rızkı ve bereketi de aynı zamanda artar. Hastalar şifa bulur ve tüm nimetler ayağına gelir. Günde 100 defa okuyanın kalp katılığı ortadan kalkar ve kötülüklerden muhafaza olur.
EL-MELİK: Melik ( Bütün kâinatın sahibi ve hükümdarı)
Bu ismi şerifi günde 91 kere okuyan maddi manevi güce sahip olur ve çevresinden saygı itibar görür. Sabah namazından sonra 121 kere okuyan kimsenin birtakım sırlara nail olduğu da görülmüştür.
EL-KUDDÜS ( gafletten ve hatadan arınmış ve tertemiz.)
Günde bu zikri 170 kere zikredenin kalbi tüm kirlerden temizlenir ve günahların bağışlanmasına vesiledir.
Yine Ya Kuddüs ismini zikreden kişinin şehvet sıkıntıları ortadan kalktığı gibi manevi hastalıklardan da kurtulur. Bununla birlikte bu zikri düzenli olarak çeken kişi şeytanın hilelerinden de yine Allah’ın izni ile uzak olur.
ES-SELAM ( Cennetteki kullarına selam eden ve selamete çıkaran.)
Günde 131 kez bu zikrin tekrar edilmesi korkulan her şeyden emin olmayı sağlar. Bununla birlikte 121 veya 161 kere okunduğunda hastada iyileşme görülmüştür.
Bu ismi yazarak üzerinde taşıyan kişi fenalıktan ve kötülükten emin olur. Yine Ya Selam ismini çokça zikreden kişi cinlerin şeytanların ve insanların kötü niyetlerinden ve vesveselerinden uzak olur. Ya Selam zikrini günde 360 kere okuyan kişinin ise her duası kabul olunur.
EL-MÜ’MİN: ( Gönüllerde iman etme isteği uyandıran, sığınanları koruma altına alıp ferahlatan)
Kötü hastalıklara yakalanmamak için bu zikir günde 137 kere tekrar edilir. Bu zikri okumaya devam edenlerde müminde olması gereken özellikler zuhur eder ve yalan söylemez, gıybet etmez, zinaya düşmez, kötü ahlaktan muhafaza olur.
43 gün boyunca her namazdan sonra 136 kere Ya Mümin ismini zikreden kişiler tüm istek ve dileklerine kavuşur. Düşman şerrinden muhafaza olurken kimseye de muhtaç olmaz.
EL- MÜHEYMİN : ( Koruyan ve gözeten anlamlarına gelir.)
Günde bu zikri 145 kere çeken kişi karşısındaki kişileri daha iyi anlar ve niyetlerini fark ederek korunur. Ya Müheymin zikrini devamlı surette okuyan kişi unutkanlıktan kurtulur ve öğrenci ise derslerinde başarılı olur.
Yine bu zikre devam eden kişi adeta bir Ulema gibi gizli sırlara hakim olur. Bu zikri yatmadan önce 145 kere okuyup sağ tarafına dönerek uyuyan kişinin rüyasında olacak olayları görmesi mümkün olur Allah’ın izniyle. Yine bu zikri günde 100 kere tenha ve kimsenin olmadığı bir yerde çekenin kalbi nurlanır. Günde 145 kere okumaya devam eden düşman şerrinden emin olur, bela ve musibetler karşısında emin olur. Üzerinde taşıyanın rızkı ve bereketi artacağı gibi, Allah’ın himayesinde de olur.
EL- AZİZ : ( Mağlup edilmesine imkân olmayan Galip)
Düşmanlara galip gelmek için bu zikre günde 94 kere tekrar edilerek devam edilir. Bu zikre devam edenler insanlar tarafından sevilir ve işi, istekleri yerine getirilir.
40 gün boyunca sabah namazlarından sonra 40 kere okuyan kişi fakirlik yüzü görmez ve kimseye muhtaç olmaz Allah’ın izniyle. Yine her gün evden çıkmadan önce 94 kere okuyan hem dünyada hem de ahrette bahtiyarlar arasına dâhil olur.
EL- CEBBAR ( Dilediğini zorla yaptıran ve tüm eksikleri tamamlayan)
Günde 206 kere zikredilmesi tavsiye edilen bu ismi şerif sayesinde tüm istek ve arzular yerine getirilir. Ya Cebbar ismine devam eden kişiye kimsenin hayır demeye gücü yetmez ve itaat edilen biri haline gelir.
EL- MÜTEKEBBİR ( Her hadisede büyüklüğünü gösteren)
662 kere her gün okumaya devam eden izzete ve refaha kavuştuğu gibi bu zikri okumaya devam edenler konuştuğu zaman karşısındakini tesiri altına alma gücüne sahip olur.
Bunun yanı sıra yaptığı hayırlar ve bereketi de artar. Sürekli haram işleyen birinin üzerine 262 defa okunduğunda halinin düzeldiği rivayet olunur Allah’ın izniyle.
EL- HALIK ( Bütün varlığı yoktan var eden şekillendiren, halkeden anlamlarına gelir.
Günde 731 kere okunması tavsiye edilen bu zikir sayesinde iş yaşamında yaşanan üzüntü ve sıkıntılardan kurtulmak mümkün olur.
Ya Halik ismini zikredenlerin kalpleri nurlanır. Her işte başarı kaçınılmaz olurken, bela ve musibetlerden de emin olunur. Çözülmesinin zor olduğunu düşünen kişi o işi için abdestli olarak kıbleye yönelip 5115 kere Ya Halik ismini tekrarlayan kişinin niyetleri hallolur.
EL- BARİ ( Her şeyi birbirine uygun yaratan)
Bu zikri günde 214 kere çeken kişi şöhret lenir ve işinde ummadığı kadar başarılı olur.
Ya Bari ismini 7 gün boyunca 100 er kere okuyanlar doğal afetlerden korunarak selamete erer. Bu ismi şerifi en az bir sene boyunca okumaya devam eden kişi şifacı olur ve ona ağır işlerin tamamı kolaylaşır. Baş ağrısından muzdarip olan kimseler gümüşe El Bari ismini yazıp başında taşırsa baş ağrılarından Allah’ın izni ile kurtulur.
EL-MUSAVVİR ( Her şeye bir biçim ve özellik veren )
Bu zikir maksat ve isteklere ulaşmak için günde 336 kere okunur.
Ya Musavvir ismini okumaya devam eden kişi yaptığı her işte başarılı olur, hiçbir işten geri kalmaz. Bu zikri her gün 365 kere okuyan Ruhanilerle iletişime geçer. Bu zikre devam eden sıkıntılarından kurtulur ve özellikle hamileler okursa çocukları ahlaklı olur.
EL- GAFFAR ( Marifeti çok olan)
Bu zikir bağışlanmak ve günahlardan temizlenmek için günde 1281 kere okunur.
Bunun yanı sıra Ya Gaffar ismini zikretmeye devam eden kişi isyanlarından ve günahlarından af bulur. Düşmanlarının gözlerine görünmez olur. Günde bu zikri 1200 kere çeken maddi ve manevi tüm hallerini düzeltir. Çabuk sinirlenen ve bir anda parlayan fevri çıkışları bulunan insanlar bu zikri çektikleri takdirde öfkeleri yatışır. Bu ismi kurşun levha üzerine yazdırıp üzerinde taşıyan kimse zalimlerin şerrinden emin olur.
EL- KAHHAR ( Her istediğini istediği anda yapmaya muktedir olan)
Zalimlerin kahrı için günde 306 kez çekilen bu zikir daha çok düşmanı helak etmek niyetiyle çekilir.
Ya Kahhar ismini her gün okuyanın gönlünde dünya sevgisi kalmaz. Düşmanlarını bu zikirle yenilgiye uğratır. Çeken kişi şehvet ve hırstan kurtulur.
EL-VEHHAB ( nimeti sonsuz olan)
Bu zikri günde 196 kez çeken kişi sıkıntısız ve borçsuz bir hayat sürmek için bu zikre devam edilir.
Refaha ermek, maddi sıkıntılardan kurtulmak için ilaç olan bu zikir dua edilirken 7 kez zikredilirse duanın kabul olmasına yardımcı olur. Tüm mahlûkata karşı güçlü görünür.
ER-REZZAK ( Yaratılmışlara pek çok faydalanılacak şey ihsan eden)
Bu ismi şerifi bol rızıklı bir ömür için günde 308 kez okumak faydalı olacaktır.
Her sabah namazının ardından yukarıda da belirttiğimiz gibi 308 kere Ya Rezzak ismini zikredenin rızkı artar ve bereketli olur. Aç iken daha ziyade oruçlu iken günde 20 defa okuyanın zekâsı ve zihni açılır.
EL- FETTAH ( Zorlukları kolaylaştıran anlamına gelir)
Maddi ve manevi hayırlar elde etmek için günde 489 kez okunması tavsiye edilen bu zikre devam edene Allah hayır ve bereket ihsan eder.
Darlık ve sıkıntı çekmezler ve okuyanların kalbi nurlanır. Tüm işlerinde kolaylıklar hasıl olurken makam ve mertebesi de yükselir. Sabah namazını kıldıktan sonra kıbleye dönük olarak, sağ el kalbin üzerinde olarak 71 kere bu vird çekildiğinde kalbi temizler. Düşmanlarınızın dost olmasını istiyorsanız da eğer yine 489 kere Utarit saatinde bu tespihi çekmeniz gerekecektir.
EL- ALİM ( Her şeyi çok iyi bilen)
Her şeyi çok iyi bilen manasına gelen bu zikri her gün 150 kez okuyanın ilmi artar.
Gizli sırlara da vakıf olma ihtimali bulunurken okuyanın ilmi artar, anlayışı ve zekası artar.
EL-KABID
Kabıd sıkan bunaltan ve daraltan anlamına gelen bir zikirdir.
Zalimlerin zulmünden ve şerrinden korunmak için günde 903 kere bu zikri çekmeye devam etmek gerekir.
Kabıd ismini okumaya devam eden kişiler kimse tarafından dedikodu edilen kişiler olamazlar. Celal ve heybet kazanır. Okumaya devam eden kişiler kötü huylarından kurtulur ve ahlak güzelliği veren bir yönü vardır.
EL-BASIT
Açan genişleten anlamına gelen El Basıt mal ve paranın bereketi için okunduğunda işlerin büyümesini sağlar. Bunun için günde 72 kere bu zikri tekrarlamak gerekir.
Korktuğu şeylerden emin olunmasını sağlar ve tüm endişeler gider. Keyifli olur ve sıkıntılarından kurtulurken kalp gözü açılır. Bu ismi şerife sabah namazından sonra 72 kere okunmaya devam edilen Basıt ismini zikredenin rızkı bollaşacaktır.
EL-HAFIZ
Yukarıdan aşağı indiren ve alçaltan anlamına gelen EL-HAFIZ zikri, 1481 kez kötülük ve belalardan korunmak için okunuyor.
Ya Hafız ismini zikreden kişi korku, telaş ve fenalıklardan korunur. Cinlerin şeytanların ve insanların şerrinden muhafaza olur. Bu isim korunması amacıyla kime ya da neye okunursa korunacaktır.
ER-RAFİ
Yukarı kaldıran ve yükselten anlamına gelen ER-RAFİ, günde 351 kere zikredilmeye devam edildiği takdirde insanlar arasında ve işlerinde başarıya ulaşmak mümkün olur.
Bu ismi şerifi zikreden her türlü hayırlara vesile olur. Hem derecesi hem de rızkı artar. Zalimin zulmünden ve fakirlikten muhafaza olunur.
EL-MUİZ
İzzet veren ve ağırlayan anlamına gelen EL MUİZ ismi şerifini fakirlik, zillet ve meskenetten kurtulmak için günde 117 kere okuyabilirsiniz.
Ya Muiz ismini okumaya devam eden kişi aziz olur ve mahlûkata heybetli görünür.
EL MUZİLL
Zelil eden alçaltan anlamına gelen EL MUZİLL ismini zikreden kişiye düşmanları zelil etmek için okunur.
Bu zikirle insanlar korunur ve kendilerine düşmanlık edenler hezimete uğrar.
ES-SEMİ
Her şeyi en iyi şekilde işiten anlamına gelen ES SEMİ zikri duaların kabul olması için çokça zikredilir.
Günde 180 kere okuyanın duaları kabul olunur. 7 gün oruç tuttuktan sonra halvete girerek Ya Semi ismini zikreden kişilere ulvi ruhların seslenişi işitilir.
EL-BASİR
Her şeyi en iyi şekilde gören anlamına gelen EL BASİR zikrini günde 112 kez çekmeyi alışkanlık haline getirenlerin acziyetleri ortadan kalkar.
Bu ismi sürekli zikredenin dünya ve ahretle ilgili hiçbir korkusu kalmazken, basireti artarak, istek ve arzuları gerçekleşir. Her sabah 302 kere YA BASIR ismi şerifini zikredene bazı hadiselerden haberdar edildiği gibi Ya Allahü Ya Basır ismini birlikte zikredenlerin içleri temizlenir, gözleri nurlanır ve Allah’ın rahmetini kazanırlar.
EL-HAKEM
Hükmeden hakkı yerine getiren anlamına gelen EL HAKEM ismi şerifini günde 68 kez tekrarlayan haklı davasını kazanır.
Ya Hakem ismini zikredenlerin içi âlemin sırlarıyla adeta dolar taşar. Allah katında yüksek mertebelere erişilirken kişinin anlama ve kavrama yetenekleri artar.
EL- ADL
Çok adaletli anlamına gelen bu zikri günde 104 kere okuyan eğer yönetici ise adalet üzere yaşamayı öğrenir.
Gece yarısından sonra daha ziyade teheccüd namazına kalkıldığı sürede 104 kere EL ADL ismi tekrarlanarak bir kişiye beddua edilirse, duası muhakkak kabul olunur.
EL-LATİF
Bütün işlerin tüm inceliklerini bilen, tüm kullarına iyilik ulaştıran anlamlarına gelen EL LATİF ismini günde 129 kez çeken kişinin dilekleri yerine gelirken kısmet ve rızık için de okunduğu bilinir.
Ya Latif ismi her konuda insana fayda veren ve havassı diğerlerine göre en çok olan isimlerdendir. Bu ismi zikredenler huzura kavuşur, her işte başarılı olur, maddi durumunda düzelmeler göze çarpar, hasta olan şifa bulur, depresyonda olan sıkıntıdan kurtulur. Bu zikrin günde 16641 kere okunması tüm istek ve dileklerin yerine getirilmesi için çok faydalıdır.
EL-HABİR
Herşeyin iç yüzünden tüm detayları ile haberdar olan anlamına gelen bu zikri idrakin ve hafızanın güçlü olması için günde 812 kere çekmek faydalı olacaktır.
Ya Habir zikrini çekmeye devam edenler eşyanın sırrına vakıf olur. Kötü ahlak ve zalimin zulmünden kurtulduğu gibi 40 gün boyunca 7000 defa bu zikri çekenler bu ismin hadimi ile görüşür.
EL-HALİM
Yumuşak huylu anlamına gelen Halim, suçlulara hemen ceza vermeyen anlamında kullanılır. Ahlak güzelliği ve yumuşak huyluluk için bu zikri günde 88 kere çekmek faydalı olacaktır.
Ya Halim çekmeye devam eden arifler zümresine dâhil olur. Merhametli olur ve dünya işlerinden uzaklaşıp ibadete yönelmeye başlar. Asabi ve çabuk öfkelenen kişiler okudukları halde yumuşak huylu olurlar.
EL-AZİM
Azameti pek büyük manasına gelen bu ismi şerifi sözünün tesirli olması için günde 1020 kere okuması faydalı olacaktır.
Bu ismi şerifi okumaya devam edenler korktukları şeylerden emin olurlar. Hastalar okuduğunda Allah’ın izni ile şifa bulurlar. İşlerinde başarılı olarak hem maddi hem manevi yüksek mertebelere erişirler.
EL-GAFUR
Affı ve bağışlaması çok olan anlamlarına da gelen EL GAFUR ismini günde 1286 kere okumak günahların affına vesile olacaktır.
Ya Gafur ismini zikretmeye devam edenlere Allah mağfirette bulunur. Fakirlikten kurtulur. Ya Gafur ismini zikretmeye devam edenlere ruhaniler gelir ve isteklerini yerine getirir.
EŞ-ŞEKUR
Kendi rızası gözetilerek yapılan işlere fazlasıyla muamelede bulunan anlamlarına gelen EŞ-ŞEKUR ismi şerifini bol rızık ve talih açıklığı için günde 526 kere zikretmek faydalı olacaktır.
Ya Şekur ismini zikre devam eden kişiler sıhhat ve şükür içerisinde yaşar. Kazandığını kaybetmez ve nimetlerinin eksildiğine rastlanmaz. Zalimin zulmünden ve düşmanın şerrinden emin olur.
EL-ALİYY
Çok yüce çok yüksek anlamına gelen bu ismi şerifi günde 110 kere çekmeye devam eden kişiler ilimde yüksek mertebelere ererken, zillet ve meskenetten de kurtulur.
Ya Aliyy ismini çokça zikreden kişiyi her gören kişi sever ve hor ve hakir görülmez. Ahlakı güzelleşir, hikmetli konuşur, kötü huylarını bırakır.
EL-KEBİR
Çok büyük en büyük anlamlarına gelen EL-KEBİR ismi şerifini günde 232 kere okuyanlar hürmet görürler.
Ya Kebir ismini zikretmeye devam edenlerin ilmi ve bilgisi artar. Tüm karşılaştığı insanlardan hürmet görür, görenler ondan çekinir, yüce mertebelere sahip olur. Borcu olan kişiler günde 1000 kere bu ismi zikrederlerse borçlarını okumaya muvaffak olurlar. Haksız yere işlerinden uzaklaştıranlar görevlerine ve işlerine geri dönerler.
EL-HAFİYZU
Herşeyi Belli bir vakte kadar bela, musibet ve afetlerden koruyan anlamına gelen bu zikri günde 998 kere okuyan kişinin nefsi ve malları korunur.
Ya Hafiz ismini zikre devam eden kişiler zalimlerin zulümlerinden de korunmuş olurken, bir zalime bu zikirle beddua ederse bedduası tutar.
EL MUKİT
Her yaratılmışların gıdasını ve azığını veren anlamlarına gelen EL MUKIT zikrini günde 550 kere zikreden kişiler neye muhtaç iseler onu kazanırlar.
Ya Mukıt ismini zikredenlerin rızkı artar ve malı hiç eksilmezken bu zikre devam edenler açlık da hissetmezler. Oruç tutanlar da bu zikre devam edebilirler. Rızkı kazanmak kolaylaşır ve malın ve ömrün bereketi artar.
EL HASİB
Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiğini detaylı olarak bilen ve hesap eden anlamına gelen bu zikri günde 80 kere çekmeye devam eden kişiler, herkese karşı alnı açık ve dürüst olurlar.
Ya Hasib ismini her gün zikretmeye devam eden kişilerin dualarının kabul olduğu, şeytanın şerrinden korunduğu ve kötülüklerden muhafaza olduğu bilinirken aynı zamanda rızkı da bollaşır.
EL CELİL
Ululuk ve Celal sahibi anlamlarına gelen bu ismi şerifi günde 5329 kere okumaya devam eden kişi, zalim ve zorba kişiyi zelil etmek için okunur.
Ya Celil ismini zikreden kişiler insanlar tarafından sevilir ve saygı görürler. Bu zikri çekenlere kimse kötü gözle bakamaz. Bu zikre devam edenlerde manevi bir güç hasıl olur, ahlakı düzelir ve kimse hakkında kötü düşünemez.
EL KERİM
Lütfü ve keremi çok geniş olan anlamına gelen bu ismi şerifi bir insan günde 270 kere zikrederse hem kolaylıklara hem de bol rızıklara Allah’ın izniyle sahip olacaktır.
Ya Kerim ismini çokça zikreden kişi kolay yoldan rızık kazanır. Kendisi için hayır kapıları açılır, fakirlikten kurtulur, hem dünyada hem de ukbada izzetli ve şerefli olurken bütün kazancı da bereketlenir.
ER-RAKİB
Bütün işleri murakabe eden ve tüm varlığı gözeten anlamlarına gelen ER RAKİB ismi şerifini günde 312 kere okuyan kişiler yaptıkları her işte Allah’ın koruması altında olurlar.
Ya Rakib ismini sıkça tekrarlayanlar kaybettikleri bir eşyalarını bulur, Allah ın koruması altına girer ve başına gelecek her türlü bela ve musibetlerden emin olur. Bununla birlikte her sabah namazının ardından günde 612 defa Ya Rakib ismini zikretmeye devam eden kişi Allah ın himayesine girerken 40 gün oruçlu olarak bu süreçte her gün 4440 kere Ya Rakib ismini tekrar eden kimselere bazı sırlar vakıf olunur. Bu kişilerin kalp gözleri açılırken , kuşların ne dediklerini anlama melekelerine sahip olurlar.
EL MUCİB
Kendisine dua edenlere icabet eden ve isteklerini geri çevirmeyen anlamlarına gelir.
Bu ismi şerifi günde 3025 kere okumaya devam eden kimselerin duaları kabul olunur. Her gün istekle ve ihlasla Ya Mucib ismini günde 55 kere okumaya devam eden kişilerin meşru dualarının Allah’ın izni ile kabul olacağı biliniyor. Ayrıca bir müslümanın bu zikre devam etmesi insanlar tarafından sevilmesini de sağlar.
EL- VASİU
İlmi, affı ve rahmeti geniş manalarına gelen bu zikir ömür uzunluğu rızık bolluğu ve sıhhat için günde 137 kere okunur.
Ya Vasi ismini zikreden kişilerin ahlakı güzelleşir, hırslarından ve buna bağlı olan sıkıntılarından kurtulur. Her yaptığı işte daima kolaylık bulur. İhlâsla bu zikre devam edenler bazı sırlara vakıf olurlar ve bu kişiler için perdeler kalkar.
EL HÂKİM
Bütün işlerinde hikmet bulunan manalarına gelen bu zikir günde 6084 kere hikmet sahibi ve ilim sahibi olmak için okunur.
Ya Hâkim ismini zikretmeye devam eden kişi ilim ve hikmet sahibi olurken, Cuma günleri 6084 kez okumak çok efdaldir.
EL- VEDUD
Kullarını çok seven ve sevilmeye gerçekten layık olan anlamlarına gelen Ya Vedud ismi herkesin sevgisini kazanmak için günde 400 kez zikredilir.
Ya Vedud ismini zikreden kişiyi bütün insanlar sever sayar ve bu kişi hürmet görür. Okumaya devam eden kişi başkalarını tesiri altına almayı başarır ve kalbi nurlanarak huzura kavuşur. Bu ismi şerifi günde 270 kere zikreden hem fakirlikten hem de borçlarından Allah’ın izni ile kurtulur.
EL MECİD
Şanı yüksek ve büyük olan anlamlarına gelen bu ismi şerif, izzet ve şerefin artması için günde 3249 kere okunur.
Ya Mecid ismini sürekli tekrar edenlere şeytan yaklaşamaz ve hiçbir şekilde vesvese veremez. İnsanlar arasında izzeti artarken rızkı da çoğalır, fakirlikten kurtulur. Arabi ayın ortasında oruç tutarak orucunu açmadan önce Ya Mecid ismini zikreden kişilerin maddi ve manevi hastalıklarından kurtuldukları bilinirken bu ismi şerif Sedef hastalığına da iyi gelmektedir.
EL-BAIS
Ölüleri dirilterek kabirlerinden çıkaran anlamına gelen bu ismi şerif kuvvetli iradeye sahip olmak ve alacaklarını almak için günde 573 kez okunur.
Ya Bais ismini zikretmeye devam eden kişilerden gaflet kalkar. Bu zikre devam edenlerde Allah korkusu baş gösterir ve ibadetini severek yapmaya başlar. Bütün sıkıntılarından kurtulur ve huzura erer. Düşman ve zalimlerin şerrinden kurtulmak için de günde 573 kere okunması tavsiye edilen bu zikri iftiradan kurtulmak isteyenlerin 7073 kere okumaları tavsiye edilir.
EŞ-ŞEHİD
Her yerde ve her zaman hazır ve nazır olan anlamına gelen bu ismi şerifi günde 319 kere okumak hem heybetli hem de şehid olarak ölmek için okumalıdır.
Pek çok havassı bulunan bu mübarek isin asi olanlar için okunduğunda isyan etmeleri önlenir. Anne babaya asi olanlar için de durum aynı olurken, asi olduğunu düşündüğünüz kişiden veya kendinizden alın bölgesindeki saç tellerinden bir tanesini koparıp, üzerine 1000 kez Ya Şehid ismi okunduktan sonra o saçın sahibi olan kişinin itaatkâr olması sağlanmış olur Allah’ın izniyle. Hr sabah namazının sonrasında 122 kez Ya Şehid ismini tekrarlayan kişi şehadet mertebesine erişir. İftiraya uğrayan kişiler her gün Ya Allah Ya Şehid isimlerini gece yarısında 329 kere okumaya devam ederse iftiradan kurtulur. Bununla birlikte zulüme uğrayan kişilerde ay boyunca 319 kere her gün bu ismi şerifi tekrar ettiği takdirde zulümden kurtulurken kendisine zulmeden de cezasını bulur Allah’ın izniyle.
EL-HAKK
Varlığı hiç değişmeden duran manalarına gelen EL HAKK ismini doğru bir ibadet hayatına ve sağlam bir imana sahip olmak için, yine bununla birlikte başladığı işin sonunun gelmesi için günde 108 kere okumak gerekir.
Ya Hakk ismini zikreden kişiler gizli sırlara vakıf olurken, halk arasında sözü geçen güzel ahlaklı biri haline gelir. Batıldan uzak olur ve zikre devam edenler ibadetlerinde zorlanmazlar.
EL-VEKİL
Kendisine tevekkül edilen işleri en iyi şekilde yerine getiren anlamlarına gelen EL VEKİL ismini günde 66 kere okumaya devam eden kişiler Allah’tan her türlü yardımı görürler.
Ya Vekil ismini zikreden kişiler musibetlerden korunur ve rüzgar, gök gürültüsünden korkanların korkularından yenmelerine vesile olur. Her sabah namaz sonrasında 66 kere Ya Vekil ismini zikretmeye devam edenlerin rızık kapıları açılır. Düşman üzerine sahur saatlerinde yine 66 kere bu zikir çekilerek beddua edilirse düşman hezimete uğrar.
EL KAVİYY
Çok güçlü, pek güçlü manalarına gelen EL Kaviyy ismi şerifini günde 116 kere okumaya devam eden kişilerin vücutları sağlıklı ve güçlü olurken kansızlığa da iyi gelir.
Ya Kaviyy ismini zikreden kişiler maddi ve manevi olarak kuvvetlenir. Himmetleri artarken günde 126 kere bu ismi zikredenlerin kalp ve ruhlarının kuvveti de artar. Yolculuk esnasında okunduğu takdirde kaza bela görünmez. Ağır bir yükü kaldırmak gerektiğinde bu isim zikredilirse yük size ağırlık vermez Allah’ın izni ve inayetiyle.
EL- METİN
Çok sağlam ve netameli olan anlamına gelen bu ismi şerifi maddi ve anevi olarak güçlü ve sağlam olmak için günde 500 kere okumak gerekir.
Ya Metin ismini her gün zöhre saatinde 500 kere okumaya devam edenler, fakirlik görmez, zayıflığa düşmez, kötü ahlaktan kurtulur, maddi ve manevi anlamda kuvvetlenirler. Bir ay süre ile günde 1000 defa okumaya devam edenlerin bazı sırlara vakıf oldukları bilinir.
EL- VELİYY
Sevdiği kullarının dostu olan anlamına gelen bu ismi şerifi, her işinde Allah’ın yardımına mazhar olmak için günde 2116 kere okumak gerekir.
Ya Veliyy ismi şerifini sürekli zikreden kişilerin kıyamet gününde hesapları çabuk görülür. Okuyanın içi ve dışı temizlenirken, Allah katında da dereceleri artar. Bu ismi şerifi gece ve gündüz 10 bin defa okuyan Allah’ın veli kullarından olur.
EL- HAMİD
Bütün varlığın kendi diliyle övdüğü ve ancak kendisine hamd edilen anlamlarına gelen bu ismi şerifi, kazancın genişlemesi için günde 3844 kere okumak faydalı olur.
Ya Hamid ismini sürekli zikredenler övgüye mazhar olurken, ahlakları amelleri ve sözleri güzel olur. Tüm mahlûkatın sevgisini kazanırken hem maddi hem de manevi olarak güçlenir. Bütün zor işleri kolaylaşır. Bu ismi şerifi günde 5 vakit namazın ardından 100 defa zikretmeye devam edenler Allah’ın Salih ve Saliha kullarından olurken, dünya adeta o kulun hizmetçisi olur.
EL-MUHSİ
Sonsuz da olsa tek tek her şeyin sayısını bilen anlamına gelen EL MUHSİ ismi şerifini zekanın kuvvetli olması için günde 148 kere tekrarlamak gerekir.
Ya Muhsi ismi şerifini zikreden kişilerin ahlakı güzel olur ve etrafındaki herkes kendisine itaat eder. Bu zikre devam eden kimseler vücutlarındaki hastalıklardan şifa bulurlar ve idrak ve anlayışları Allahın izni ile artarken zihin açıklığı da kendileri ile birlikte olur.
EL-MÜBDİU
Bütün varlıkları örneksiz olarak en baştan yaratan anlamına gelen EL-MÜBDİU ismi şerifini tüm işlerde muvaffak olmak isteyenlerin günde 57 kez okumak gerekir.
Ya Mübdi ismini zikreden her işte başarılı olur. Bir işle ilgili kararsız kalan kişi 1000 defa Ya Mübdi ismini zikrederse karar vermede zorluk çekmez. Bu ismi yine zikreden hikmet sahibi olur ve başladığı her işte muvaffak olur.
EL-MUİD
Varlıkları yok ettikten sonra tekrar yaratabilen manasına gelen EL MUİD ismini elden kaçan bir kazancı geri kazanmak için günde 124 kez okumak gerekir.
Ya Muid ismini zikreden kişilerin ellerinden gitmiş olan her ne varsa geri gelir. Bir işi bozulan kişi 7 gün boyunca sabah namazlarının ardından 124 defa Ya Muid ismini tekrarlarsa bozulan işi tekrar yerine geldiği gibi, yeri unutulan bir eşyayı hatırlamak için de bu ismi şerifi zikretmek faydalı olacaktır.
EL-MUHYİ
Can bağışlayan hayat ve sağlık veren manasına gelen bu ismi şerifi işlerin başarılı olması için her gün 68 kere zikretmek faydalı olacaktır.
Ya Muhyi ismini günde 68 defa zikreden kişinin kalbine iman ve irfan nuru dolarak, kötüye giren işleri varsa Allah ın izni ile düzelir. Ya Muhyi ismini halvet ve riyazet ile zikreden manevi sırlara erer. Yani inzivaya çekilerek az yemek az konuşma ve az uyuma halinde sürekli tekrar edenlerin manevi sırlara vakıf oldukları bildirilir. Hastalar bu ismi şerif ile şifa bulur. Nefsine hâkim olamayan kişilerin geceleri uyumadan önce bu ismi okumaları nefislerinin kendilerine riayet etmesini sağlarken bir ay boyunca her beş vakit namazın ardından bu ismi zikretmeye devam eden kişiler Allah’ın izni ile tüm hastalıklarından kurtulur.
EL-MUMİT
Canlı bir varlığın ölümünü de yaratan anlamına gelen bu güzel ismi günde 490 kere okuyan kişi harama bakmaktan sizleri alı koyar.
Ya Mumit ismini sürekli zikreden kimseler nefsinin şerrinden kurtulur ve Allah okuyan kimseleri kendi razı olduğu yoluna çeker. Merih saatlerinde bu zikri 409 kere okuyan kişiler düşmanlarının şerrinden emin olacağı gibi, sevdiğinden ayrılmaz.
EL-HAYY
Diri her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen manalarına gelen bu zikri sözünün tesirli olmasını ve herkesten tazim görmeyi isteyen kişilerin günde ihlaslı olarak 324 kere zikretmeleri tavsiye olunur.
Ya Hayy ismi şerifini zikretmeye devam eden kişinin hem ömrü uzun hem de afiyette olduğu gibi kalbi de Allah ın nuru ile nurlanır. Hasta olanlar okuması halinde şifaya kavuşurken, Ya Hayyu Ya Kayyum isimlerini 184 defa zikredenin her muradı Allah ın izni ile gerçekleşir. Bir de yine Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum isimlerini birlikte olarak zikretmeye devam eden kimseler ise Allah yolundan ayrılmazlar.
EL-KAYYUM
Gökleri, yer ve her şeyi tutan anlamına gelen bu zikri her gün 156 kere okuyan kişi Allah’ın izni ve inayeti ile her istediğine ve dileğine kavuşur.
Ya Kayyum ismini zikreden kişilerin tüm ismi zahmetsizce yerine geleceği gibi, her başladığı işte muvaffak olur. Ya Kayyum ismini zikretmeye devam eden kişilerin uyku ağırlıkları gideceği gibi ezber güçleri de artar.
EL-VACİD
İstediğini istediği anda bulan anlamına gelen EL VACİD ismi şerifini kaybedilen şeyi bulmak için günde 196 kere okuyan kişi aradığı her ne ise Allah ın izni ile bulur.
Ya Vacid ismini günde 5 vakit namazın ardından 14 kez okumaya devam eden kişinin elindekiler zayi olmayacağı gibi, hileci ve büyücülerin kötülüklerinden de kurtulurlar.
EL MACİD
Kerem ve iyilikleri pek çok olan şanı ve keremi büyük olan anlamlarına gelen EL MACİD ismini kazancın bolluğu için günde 2304 kere okumak lazım gelir.
Ya Macid ismini sürekli tekrar edenlerin kalpleri nurlandığı gibi 5 vakit namazların ardından 465 kere okuyan kimselerin malı mülkü de artar. Muteber bir insan olan bu kişiler herkes tarafından sevilir ve sayılır. Her gün zöhre saatinde 48 defa okuyan bela ve musibetlerden uzak olduğu gibi yaptıkları dualar da Allah ın izni ile kabul olur.
EL- VAHİD
Asla ortağı ve benzeri olmayan anlamına gelen EL VAHİD ismini günde 3669 kere zikreden kişilerin kalbi nurlanır, aklı uyanır ve tüm istekleri yerine gelir.
Ya Vahid ismini günde 1000 defa okuyan kişinin kalbi, bütün kötü düşüncelerden ve yorgunluktan arınır. Mahlukatın şerrinden emin olur ve kalbi kuvvetlenir.Bu ismi şerifi günde 4000 kere okuyanın bütün istek ve dilekleri yerine gelir
ES-SAMED
İhtiyaçları ve sıkıntıları giden tek yer anlamına gelen ES-SAMED ismini günde 134 kere zikreden kişi hiç kimseye muhtaç olmaz.
Bununla birlikte Ya Samed ismini zikreden işi bütün günlük zaruri ihtiyaçlarının temininde kimseye muhtaç olmaz. Bu zikre devam eden kişi irfan sahibi olur ve Ya Samed ismini 520 defa okuyan kişi açlık hissi duymaz. Bu ismi şerifi bir kağıda yazarak suda beklettikten sonra bu suyu içen kişinin iradesinin kuvvetlendiği de bilinir.
EL-KADİR
Her istediğini istediği şekilde yapmaya gücü yeten ve güç yetiren anlamına gelen bu zikri günde 305 kere okumaya devam eden kişi isteklerini yapmaya muktedir olur.
Ya Kadir ismini sürekli zikreden kimseler arzu ettikleri her şeye kavuşurlar. Hastalar hastalıkları için okurlarsa Allah ın izni ile şifa bulurlar. Yine bu ismi şerifi her abdest sonrasında 100 kere okumayı adet haline getiren kimseler varsa eğer düşmanlarına karşı zafer kazanmış olurlar.
EL-MUKTEDİR
Kuvvet sahipleri üzerinde istedikleri şekilde tasarrufta bulunan manalarına gelen bu ismi her gün 774 kere okuyan kişi başladığı her işte Allah’ın izni ile başarılı olur.
Ya Muktedir ismini zikreden kimse hiçbir işten bıkmaz, yılmaz ve her işinde Allah’ın izni ve inayeti ile başarılı olur. Yine Ya Muktedir ismi şerifini zikretmeye devam edenlerin ruhu kuvvetlenerek, cin,insan ve şeytanın şerlerinden de Allah’ın izni ile uzak olur.
EL-MUKADDİM
Mukaddim istediğini öne alan ve ileri geçiren anlamına gelen bu ismi günde 184 kere okumaya devam eden kişi daima yükselir.
Ya Mukaddim ismini zikreden kişiler iktidar, güç ve kuvvet sahibi olurlar. Savaş meydanında okunduğu takdirde düşmana karşı zafer elde etmek için önemlidir.
EL-MUAHHİR
İstediğini geride bırakan anlamına gelen bu ismi şerifi, kötü birinin sizden uzaklaşmasını istiyorsanız günde 847 kere zikretmelisiniz.
Ya Muahhir ismini okuyan tevbe eder ve takva sahibi olma yolunda Allah ın izni ile ilerler. Bu ismi sürekli zikreden kişilerin basiret gözleri açılır ve kötü düşüncelerden uzaklaşırlar. Bunun yanı sıra ibadet etmede zorlanmaz ve isteklerine kolaylıkla kavuşurlar.
EL-EVVEL
Evvel ilk anlamına geldiği gibi her başlanan ve yapılan hayırlı işte öne geçmek için bu zikir günde 37 kere okunur.
Bu ismi şerifi sürekli olarak okumaya devam eden kişi her isteğine kavuştuğu gibi, yola çıkmadan önce okunursa tüm yolculuk sıkıntılarından kurtulmaya da Allah’ın izni ile vesile olur.
EL-AHİR
Son anlamına gelen bu ismi şerifi ömür uzunluğu dileği için günde 801 kere okumak gerekir.
Ya Ahir ismini sürekli tekrar edenlerin düşmanları hezimete uğrar ve kişi kuvvet kazanır. Bununla birlikte bu zikre devam edenlerin kalbi Allah sevgisi ile dolup taşarken, rızkı bereketlenir. Ya Evvel Ya Ahir isimlerini günde 838 kere okuyan kişiler hem dünyada hem ahrette üstün makamlara erişir.
EZ-ZAHİR
Aşikâr ve yaratılan her şeyde görünen anlamlarına gelen EZ ZAHİR ismi şerifini her meselenin özü ve gerçekliği için günde 1106 kere okumak faydalı olacaktır.
Ya Zahir ismini zikre devam edenin kalbi nurlanırken, gizli sırlara da vakıf olacağı bilinir. Bu zikre devam edenlerin ahlakı da Allah ın izni ile güzelleşir.
EL-MÜTEALİ
Eksikliklerden münezzeh yani uzak olan manasına gelen bu ismi şerif, günde 551 kez zikredildiğinde istediği mevkiye gelmek için ve yücelmek için vesile olacaktır.
Ya Müteali ismini devamlı zikreden kişi salaha erdiği gibi, her bakımdan güçlenir ve kuvvetlenir Bunun yanı sıra makam ve mevkisi de yükselir, istekleri geri çevrilmez.
EL-BATIN
Her şeyden gizli anlamına gelen EL BATIN ismi şerifini günde 62 kere okumaya devam eden kişinin nefsi kendisine itaatkâr kalbi de geniş olur.
Ya Batın ismini zikre devam eden kişi korktuklarından emin olduğu gibi kalbi de Allah’ın izni ile geniş olur. Bunun yanı sıra istediği şeylerden rüyalarında ve uyanıkken de haberdar olmaları muhtemeldir.
EL-VALİ
Her an olup biten her şeyi ve kâinatı yöneten, idare eden anlamına gelen bu ismi şerifi günde 47 kere okumaya devam eden kişilerin sözleri karşılarındakilere tesirli ve insanların sevdikleri bir şahsiyet olmak için faydalıdır.
Ya Vali ismini zikre devam eden kişiler afetlerden korunur ve emir ve istekleri yerine getirilir. Bu ismi şerifi gece ve gündüz 10 bin defa okuyan kişi veli kullardan sayılacağı gibi evliyalar ile de görüşür.
EL-BERR
Yarattıklarına gereken şekilde nimetleri bahşeden anlamına gelen bu ismi şerifi günde 202 kere zikretmeye devam eden kişi her durumda iyilik bulacaktır.
Ya Berr ismini okumaya devam eden kişiler bütün mahlukatların zararları ve şerlerinden korunurlar. Bu ismi okuyanların dilleri hep hikmet söylediği gibi okuyan kişinin makam ve mevkisi de artar. Alkolik ve Allaha a isyan eder durumda olan kimseler günde 700 defa Ya Berr ismini okumaya devam ederse kötü alışkanlıklarından Allah’ın izni ile kurtulacakları gibi halleri de düzelecektir.
ET-TEVVAB
Günahları bağışlayan ve tevbeleri kabul eden anlamlarına gelen bu ismi şerifi günde 409 kez zikredenlerin tövbeleri kabul olunur.
Ya Tevvab ismini sürekli zikreden kişiler zalimin zulmünden de korundukları gibi, geçim sıkıntısı yaşamazlar ve rızık kapıları onlara da açılır. Bunun yanı sıra yine günde409 kez bu zikri okumaya devam eden kişilerin hem dünyevi hem de uhrevi bütün işleri düzene girer Allah’ın izni ile.
EL MÜNTEKİM
Suçlu olanları adaleti ile hak ettikleri cezaya çarptıran anlamına gelen bu ismi şerifi her gün 630 kere zikreden kişi zulümden ve fenalıklardan alıkonur.
Ya Müntekim ismini zikre devam edenler düşmanların şerrinden de emin oldukları gibi, hiç kimse bu zikre devam edene Allah’ın izni ile zarar veremez.
EL-AFÜVV
Çok affeden manasına gelen bu ismi her gün 156 kere okuyan kişinin kalbi huzurla dolar ve rızkı bollaşır.
Ya Afüvv ismini zikre devam eden kişilerin ahlakı güzelleşir, Allah’ın mağfiretine mazhar olurlar. Öfkelenildiği zaman 10 defa Ya Afüvv ismini zikreden kişilerin öfkesi de o an Allah ın izni ile diner.
ER-RAUF
Çok lutfeden ve çok esirgeyen anlamına gelen bu ismi şerifi her gün 287 kere okumaya devam eden kişi hiçbir varlıktan zarar görmez.
Ya Rauf ismini zikre devam eden kişinin kalbi şefkatle dolacağı gibi, ruhu da latifleşir. Eşiyle arasında geçim sıkıntısı bulunanlar varsa bu kişiler Utarit saatinde 286 kere bu zikir devam edilirse Allahın izni ile tüm sorunlar ortadan kalkar.
MALİKÜL-MÜLK
Mülkün ebedi sahibi olan manasına gelen bu ismi günde 212 kere zikre devam eden kimselerin mal ve kazancına hiçbir zarar gelmez.
Ya Malikül Mülk ismi şerifini halvet ve riyazet halinde olarak 40 gün ve günde 8 bin defa okuyarak okuma esnasında tütsü yapan kişi bu ismin hadimi ile görüşür.
ZÜLCELALİ VEL İKRAM
Hem kerem hem de büyüklük sahibi anlamına gelen bu ismi günde 1155 kere okuyanın tüm işleri Allah’ın izni ile kolaylıkla görülür.
Ya Zülcelali vel ikram ismini zikreden kişiler vesveseden korunurlar ve okuyan kişinin dünya hizmetçisi olur.
EL-MUKSİT
Bütün işlerini birbirine denk ve yerli yerinde yapan manasına gelen bu ismi günde 209 kez okumak eşlerin arasının düzeltilmesi için faydalı olur.
Ya Muksit ismini zikretmek ateş söndürme ve insanı sakin kılma hususlarında da Allah’ın izni ile etkilidir.
EL-CAMİ
İstediğini istediği zaman ve istediği şekilde toplayan anlamına gelen bu zikir küsleri barıştırmak için günde 114 kere okunur.
Ya Cami ismini zikreden kimseler ayrılık ve hasret çekmedikleri gibi, hem dünyada hem de ahrette saadete erer. Bir şeyi kaybolan ya da kaçan kimseler günde 114 kere bu zikre devam ederse aradığını bulur.
EL GANİYY
Çok zengin anlamına gelen bu zikri günde 1060 kez okumaya devam eden kişi büyük bir servetin sahibi olur.
Ya Ganiyy ismini zikre devam eden kişiler hem maddi hem de manevi zenginliğe ulaşırlar. Bu kişiler zenginlerden olurlar.
EL MUĞNİ
Dilediğini zengin kılan anlamlarına gelen bu ismi günde 1100 kere okuyan kişi geçim genişliğine ve zenginliğe sahip olur.
Ya Muğni ismini her gün zöhre saatinde 1100 kere çeken kişiler ruhi bunalımdan kurtulurlar.
EL- MANİ
Bir şeyin meydana gelmesine izin vermeyen anlamına gelen bu ismi günde 161 kere zikreden kişiler kaza ve belalardan korunurlar.
Ya Mani ismi insanı şehvetten ve nefsi duygularından korurken yatarken okunduğu takdirde eşler arasındaki soğukluğun giderilmesinde faydalı olmaktadır.
ED-DARR
Elem ve zarar veren şeyleri de yaratan anlamına gelen bu ismi şerifi günde 1001 kere okumaya devam eden kişiler kendilerine zarar veren kişilerin kahrına vesile olurlar.
Bu ismi okuyan kimseler insanların zarar ve şerlerinden muhafaza olurlar.
EN-NAFİ
Faydalı şeyleri de yaratan anlamına gelen bu ismi günde 201 kere okuyan kimse hastalıklardan korunur ve şifa bulur.
Ya Nafi ismini zikredenler güzel bir hayat yaşadıkları gibi, sırlara vakıf olurlar. Hastalıklar da bu zikir ile şifa bulur Allah’ın izni ile.
EN-NUR
Aydınlatan ve yol gösteren anlamlarına gelen bu ismi 256 kere günde okuyan kimselerin kalpleri nurlanır ve doğruyu yanlışı görmede yetkilenirler.
Ya Nur ismini zikre devam edenlerin kalplerindeki nur, yüzlerine de yansır.
EL-HADİ
Hidayet veren ve kullarını muradına erdiren anlamlarına gelen bu ismi günde 400 kere okuyanların çocukları itaatkar olur.
Ya Hadi ismini zikreden kimseler hidayete erer, rızıkları çoğalır.
EL-BEDİ
Hayret veren şekilde tüm alemleri yoktan var eden anlamına gelen bu ismi günde 86 kere zikreden kişi, Allah ın maddi manevi yardımına nail olur.
Ya Bedi ismini zikreden işlerinde ilerlerken zarar ve ziyandan kurtulur. İşsiz olanlar okuduğu takdirde iş bulurlar.
EL-BAKİ
Varlığının sonu olmayan anlamlarına gelen bu ismi günde 113 kere okumaya devam edenlerin ömürleri uzun ve sıhhatli olurlar.
Ya Baki ismini zikre devam eden kişiler korktuklarından emin oldukları gibi, ellerinde bulunan mal ve mülkleri ellerinden gitmez.
EL VARİS
Hakiki malik anlamına gelen bu ismi şerifi günde 707 kere okumaya devam edenler uzun ömürlü, bol rızıklı ve şerefli olurlar.
Ya Varis ismini zikre devam edenler, isteklerine çabuk kavuştukları gibi, kötülüklerden de muhafaza olurlar. Aynı zamanda mal mülk ve itibar sahibi olurlar.
ER-RAŞİD
Bütün işleri dosdoğru bir nizam ve hikmet ile sonucuna ulaştıran anlamına gelen bu ismi günde 514 kere zikreden kişiler içki ve zinadan kurtulur ve ahlakları güzelleşir.
Ya Raşid ismini zikredenlerin amelleri kabul olur. Bu ismi okuyanlar pişman olacakları şeyler yapmazlar, işleri kolaylaşır.
ES-SABUR
Çok sabırlı manasına gelen bu ismi şerifi, günde 298 kez okumaya devam eden kişiler başladıkları işleri kolay bitirirler.
Ya Sabur ismini çokça zikreden kimseler, şiddet ve zorluk çekmez, Kalbi Allah sevgisi ile nurlanır, Bela, zulüm ve iftiralardan uzak kalır ve teşebbüs ettiği her işte Allah’ın izni ile muvaffak olurlar
Temel Dini Bilgiler
BİRİNCİ BÖLÜM
İTİKAD
1 - Din nedir?
1 - Din : Akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve âhirette iyiliğe ve
mutluluğa ulaştırmak için Yüce Allah tarafından peygamberler aracılığı ile
gönderilen esasların bütünüdür.
2 - Dinler kaça ayrılır?
2 - Dinler başlıca üç kısma ayrılır :
1) Hak ( Gerçek) Dinler : Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara
bildirilen ve hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelen dinlerdir.
Örnek : İslâm Dini.
2) Muharref ( Bozulmuş) Dinler : Allah tarafından peygamberler aracılığı ile
bildirildiği halde sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozulan
dinlerdir. Örnek : Hristiyanlık ve Yahudilik.
3) Batıl ( Gerçek Olmayan) Dinler : İnsanlar tarafından uydurulan dinlerdir.
Örnek : Puta tapıcılık, Satanizm ve Budizm.
3 - Dinimizin adı nedir?
3 - İslâm.
4 - İslâm ne demektir?
4 - İslâm : Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e Allah tarafından gönderilen ve
insanlara bildirilmesi istenen esasların bütünüdür.
5 - Allah katında ( geçerli) din hangi dindir? Bu konudaki âyet meâllerini
söyleyiniz.
5 - “Allah katında ( geçerli) din şüphesiz İslâm’dır.” ( Âl-i İmrân, 3/19)
“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, ( bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek
ve o âhirette zarara uğrayanlardan olacaktır.” ( Âl-i İmrân, 3/85)
6 - İslâm dininin gayesi nedir?
6 - Getirdiği hükümlerle insanları hem dünyada hem de âhirette mutluluğa
ulaştırmaktır.
7 - İslâm dini kaç ana bölüme ayrılır?
7 - Üç ana bölüme ayrılır :
1) İnanmak ( İtikad)
2) Allah’ın emir ve yasaklarına uymak ( Amel)
3) Canlı ve cansız bütün varlıklarla iyi ilişkiler içinde bulunmak ( Ahlâk).
8 - İslâm dininin özellikleri nelerdir?
8 - İslâm dininin özellikleri :
1) İslâm son dindir
2) Bütün insanlığa gönderilmiştir
3) Daha önce gönderilen bütün peygamberleri ve İlâhî kitapları tasdik eder
4) Önceki dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır.
9 - Kelime-i Tevhîd’i ve anlamını söyleyiniz.
9 - Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün Resûlüllah = Allah’tan başka ilâh yoktur, Hz.
Muhammed de Allah’ın elçisidir.
10 - Kelime-i Şahâdet’i ve anlamını söyleyiniz.
10 - Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh =
Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, yine şahitlik ederim ki Hz.
Muhammed onun kulu ve elçisidir.
11 - İman Nedir?
11 - İman : Yüce Rabbimizin Peygamber Efendimiz aracılığı ile göndermiş olduğu
bütün esasların doğru olduğuna kalben inanmak ve dil ile söylemektir.
12 - Âmentü’yü okuyunuz.
12 - Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî vel yevmil âhiri ve bil
kaderi hayrihî ve şerrihî minellahi teâlâ, vel ba’sü ba’del mevti, hakkun eşhedü
en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
13 - İmanın şartlarını söyleyiniz.
13 - İmanın şartları :
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak
2) Meleklerine inanmak
3) Kitaplarına inanmak
4) Peygamberlerine inanmak
5) Âhiret gününe( öldükten sonra dirilmeye) inanmak
6) Kadere ( iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratmasıyla meydana geldiğine)
inanmak.
14 - İnanç yönünden insanlar kaç kısma ayrılır? Sayıp açıklayınız.
14 - İnanç yönünden insanlar dört kısma ayrılır :
1) Mü’min : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in de
peygamberliğine kalpten inanan kimseye denir.
2) Münafık : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in de
peygamberliğine kalbi ile inanmadığı halde dili ile inandığını söyleyen
kimseye denir.
3) Müşrik : Allah’a ortak koşan, birden fazla tanrı olduğuna inanan kimseye
denir.
4) Kâfir : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve
getirdiği esaslara kalbi ile inanmayan, inanmadığını da açıkça söyleyen
kimseye denir.
15 - Allah’ı nasıl tanıyabiliriz?
15 - Allah’ı ancak Kur’ân’da ve Peygamber Efendimizin sözlerinde tanıtıldığı
şekilde tanıyabiliriz. Buna göre :
1) O, en büyüktür
2) Eşsiz ve benzersizdir
3) Hep vardı ve daima olacaktır
4) Hiç kimseye ihtiyacı yoktur
5) Evrende var olan her şeyin sahibidir
6) Herkes ve her şey ona muhtaçtır
7) Bütün varlıkları bilir
8 ) Her şeyi görür ve işitir
9) Ona gizli olan hiçbir şey yoktur.
16 - İnsanların Allahü Teâlâ ile iletişim kurma vasıtaları nelerdir?
16 - Başlıca üç vasıta vardır :
1) Dua
2) İbadet
3) Salih amel ( İyi ve güzel işler).
17 - Allah’ın sıfatları kaça ayrılır?
17 - Allah’ın sıfatları iki kısma ayrılır :
1) Zâtî sıfatlar
2) Sübûtî sıfatlar.
18 - Zâtî sıfatlar nelerdir?
18 - Zâtî sıfatlar :
1) Vücûd : Allahü Teâlâ’nın var olması demektir
2) Kıdem : Allâhü Teâlâ’nın varlığının evveli olmaması demektir
3) Bekâ : Allahü Teâlâ’nın varlığının sonu olmaması demektir
4) Vahdâniyet : Allahü Teâlâ’nın bir olması demektir
5) Muhâlefetün lil-havâdis : Yarattığı varlıkların hiç birine benzememesi
demektir
6) Kıyâm bi-nefsihi : Hiç bir şeye ve hiç kimseye ihtiyacı olmaması demektir.
19 - Sübûtî sıfatlar nelerdir?
19 - Sübûtî sıfatlar :
1) Hayat : Allahü Teâlâ’nın diri olması demektir
2) İlim : Allahü Teâlâ’nın her şeyi bilmesi demektir
3 ) Semi’ : Allahü Teâlâ’nın her şeyi işitmesi demektir
4) Basar : Allahü Teâlâ’nın her şeyi görmesi demektir
5) İrâde : Allahü Teâlâ’nın bir şeyin olmasını dilemesi demektir
6) Kudret : Allahü Teâlâ’nın gücünün yetmesi demektir
7) Kelâm : Allahü Teâlâ’nın konuşması demektir
8 ) Tekvîn : Allahü Teâlâ’nın yaratması demektir.
20 - İmanın sahih ve makbul olmasının şartları nelerdir?
20 - İmanın sahih ve makbul olmasının başlıca üç şartı vardır :
1) İman, hayattan ümit kesmeden önce edilmiş olmalı
2) Dinî hükümleri inkâr edici herhangi bir söz veya davranış bulunmamalı
3) Dinî hükümlerin hepsinin güzel olduğu kabul edilmeli.
21 - Allahü Teâlâ’nın varlığı ve birliğine dair Kur’ân-ı Kerîm’den bir delil
söyleyiniz.
21 - İhlâs sûresi.
İhlâs sûresinin manası :
“De ki : Allah birdir, Allah Samed’dir ( hiç kimseye ihtiyacı yoktur, herkes ona
muhtaçtır). O, doğmamış ve doğurulmamıştır. Hiç kimse O’na denk değildir ( eşi
ve benzeri yoktur).” ( İhlâs, 112/1-4)
22 - Meleklerin özellikleri nelerdir?
22 - Meleklerin özellikleri :
1) Melekler nurdan yaratılmış varlıklardır
2) Yemezler, içmezler
3) Erkeklik ve dişilikleri yoktur
4) Hiç günah işlemezler
5) Allah’ın emirlerini eksiksiz yerine getirirler
6) Hızlı ve süratli varlıklardır
7) Sayılarını Allah’tan başka kimse bilmez
8 ) Daima Allah’ı zikir ve tesbih ile meşguldürler.
23 - Büyük melekler kaçtır? Görevleri nelerdir?
23 - Büyük melekler dörttür :
1) Cebrâil : Allahü Teâlâ’dan aldığı mesajları ( vahyi) peygamberlere ileten
melektir.
2) Mikâil : Yağmurun yağması, rüzgârın esmesi gibi tabiat olaylarını idare
etmekle görevli melektir.
3) İsrâfil : Kıyametin kopması ve insanların tekrar dirilmesi için, mahiyeti bizce
bilinmeyen “Sûr”a üfleyecek olan melektir.
4) Azrâil : Ömrü sona eren insanların canlarını almakla görevli melektir.
24 - Dört büyük melek dışında Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri geçen diğer melekler
hangileridir ve görevleri nelerdir?
24 - Diğer melekler şunlardır :
1) Kirâmen Kâtibîn : Bunlar iki melektir. Biri insanların sağında bulunur,
sevapları yazar. Diğeri ise solunda bulunur, günahları yazar.
2) Münker ve Nekir : Kabirde soru sormakla görevli meleklerdir.
3) Rıdvan : Cennetteki meleklerin başkanıdır.
4) Mâlik : Cehennemdeki meleklerin başkanıdır.
5) Hafaza melekleri : İnsanların önlerinden ve arkalarından onları takip eden,
kaza ve belâlara karşı koruyan meleklerdir.
25 - Cin nedir?
25 - Cin : Ateşten yaratılmış olup insanlar gibi yiyen, içen ve üreyen, ancak gözle
görülmeyen, iman ve ibadet etmekle yükümlü bir varlıktır.
26 - Şeytan nedir?
26 - Şeytan : Cin taifesindendir. Gözle görülmemekle birlikte varlığı kesin olan,
azgınlık ve kötülükte çok ileri giden, büyüklük taslayan, ayrıca insanları
saptırmayı kendisine görev edinen bir varlıktır.
27 - Şeytanın özellikleri nelerdir?
27 - Şeytanın özellikleri :
1) Şeytan ateşten yaratılmıştır
2) Gurur ve kibiri nedeniyle Allah’a isyan etmiştir
3) Cennetten kovulmuş ve Allah tarafından lânetlenmiştir
4) Kıyamete kadar yaşayacaktır
5) Hem kendi cinsinden, hem de insanlar ve cinlerden yardımcıları vardır
6) Her türlü yola başvurarak insanları ve cinleri Allah’a isyan ettirmek için
çalışır.
28 - Vahiy nedir?
28 - Allah tarafından, doğrudan veya elçi vasıtasıyla peygamberlere bildirilen ve
kesinlik ifade eden bilgiye vahiy denir.
29 - Büyük kitaplar indiriliş sırasına göre hangi peygamberlere gönderilmiştir?
29 - Büyük kitaplar :
1) Tevrât : Hz. Mûsa’ya
2) Zebûr : Hz. Dâvûd’a
3) İncîl : Hz. İsa’ya
4) Kur’ân-ı Kerîm : Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ’ya
indirilmiştir.
30 - En son indirilen ve kıyamete kadar devam edecek esasları barındıran
kutsal kitabımızın adı nedir?
30 - Kur’ân-ı Kerîm.
31 - Kur’ân-ı Kerîm nasıl bir kitaptır?
31 - Kur’ân-ı Kerîm :
1) Allah tarafından Hz. Peygamber’e gönderilmiştir
2) 23 senede peyderpey indirilmiştir
3) 114 sûre, 30 cüzdür
4) Bir harfi dahi değişmeden günümüze kadar gelmiştir
5) Okunuşu ve dinlenişi ile ibadet edilir
6) Her yönüyle mucizedir.
32 - Kur’ân-ı Kerîm nerede ve ne zaman indirilmeye başlanmıştır?
32 - Kur’ân-ı Kerîm : Milâdî 610 yılında Mekke yakınlarında bulunan Nur dağındaki
Hira mağarasında, Ramazan ayının 27. gecesi “Oku” emriyle indirilmeye
başlanmıştır.
33 - İlk inen âyetler hangileridir? Meâlini söyleyiniz.
33 - İlk inen âyetler Alâk sûresinin ilk beş âyetidir. Bunlar ın meâli :
“1) Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2) O, insanı kan pıhtısından yarattı.
3) Oku! Rabbin sonsuz ikram sahibidir.
4) Kalem ile ( yazmayı) öğreten odur.
5) İnsana bilmediğini o öğretti.” ( Alâk, 96/1–5)
34 - Kur’ân-ı Kerîm’in gönderiliş amacı nedir?
34 - İnsanların dünya ve âhiret hayatlarını düzene koymak, onlara hem dünya ve
hem de âhiret mutluluğu temin etmektir.
35 - Kur’ân okumanın fazileti hakkında üç hadis meâli söyleyiniz.
35 - Üç hadis meâli :
1) “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
2) “Kur’ân okuyun. Çünkü Kur’ân Kıyamet gününde onu okuyana şefâatçı
olacaktır.”
3) “Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa ona bir iyilik sevabı yazılır. Bu
iyilik sevabı da on katıyla değerlendirilir.”
36 - Sûre ne demektir? Kur’ân-ı Kerîm’deki ilk ve son sûre hangileridir?
36 - Sûre : Kur’ân-ı Kerîm’de özel isimleri bulunan ve besmeleyle birbirinden
ayrılan bölümlerdir. İlk sûre Fâtiha, son sûre ise Nâs’tır.
37 - Âyet ve Hadis’i tarif ediniz.
37 - Âyet : Bir veya birkaç kelime ya da cümleden meydana gelen ve sûreleri
oluşturan Allah sözüdür.
Hadis : Peygamber Efendimizin mübarek ağzından çıkan sözlerdir.
38 - Meâl ve Tefsîr nedir? Açıklayınız.
38 - Meâl : Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça’dan başka bir dile çevrilmesidir.
Tefsîr : Kur’ân-ı Kerîm’in mana bakımından anlaşılması için geniş bir şekilde
izah edilmesidir.
39 - Tilâvet secdesi nedir?
39 - Kur’ân-ı Kerîm’de secde âyetleri okunduğu veya dinlendiği zaman yapılması
gereken secdedir. Kur’ân’da 14 yerde secde âyeti vardır. Bu âyetler özel
işaretlerle belirtilmiştir.
40 - Mushaf ne demektir?
40 - Kur’ân sayfalarının bir araya toplanarak kitap haline getirilmiş şekline mushaf
denir.
41 - Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri ile sûreleri ne zaman toplanmış ve ne zaman
çoğaltılmıştır?
41 - Hz. Peygamber’in emanet olarak bıraktığı yazılı Kur’ân sayfaları halife Hz.
Ebû Bekir zamanında toplanarak mushaf haline getirilmiş, Hz. Osman
zamanında da çoğaltılmıştır.
42 - Peygamber kime denir?
42 - Allah tarafından seçilmiş, vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara
bildirmekle görevlendirilmiş üstün ahlâk sahibi kimselere peygamber denir.
43 - İlk ve son peygamberler kimlerdir?
43 - İlk peygamber Hz. Âdem, son peygamber ise bizim peygamberimiz Hz.
Muhammed Mustafâ’dır. Peygamber Efendimizle birlikte peygamberlik kapısı
kapanmış, artık bir daha peygamber gönderilmeyecektir.
44 - Peygamberlerde bulunması gerekli olan sıfatlar ( özellikler) kaçtır ve
nelerdir?
44 - Peygamberlerde bulunması gereken sıfatlar beştir :
1) Sıdk : Doğru sözlü olmak
2) Emânet : Güvenilir olmak
3) Fetânet : Akıllı ve zeki olmak
4) İsmet : Günah işlememek
5) Tebliğ : Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara bildirmek.
45 - Peygamber Efendimizi diğer peygamberlerden ayıran önemli özellikler
nelerdir?
45 - Peygamber Efendimizin önemli özellikleri :
1) Son Peygamber olması
2) Getirdiği kitabın ve dinî hükümlerin kıyamete kadar geçerli olması
3) Diğer peygamberler gibi belli bir bölgeye veya belli bir topluluğa değil, bütün
insanlara peygamber olarak gönderilmesi
4) Son dinin sahibi olması
5) Yaratılmışların en faziletlisi, Allah’ın en sevgili kulu olması
6) Âlemlere rahmet olarak gönderilmesi
7) Bütün insanlık için en güzel örnek olması.
46 - İnsanlığın yaratılışından bu zamana kadar kaç peygamber gelmiştir?
46 - Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiğine göre, insanlığın yaratılışından bu zamana kadar
peygamber gönderilmeyen hiçbir topluluk yoktur. Yüce Allah emir ve
yasaklarını kullarına iletmeleri için her millete farklı zamanlarda pek çok
peygamber göndermiştir. Ancak bunların sayısını Allah’tan başka kimse bilmez.
47 - Kur’ân-ı Kerîm’de ismi geçen peygamberler hangileridir?
47 - Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Yâkub, Yûsuf,
Şuayb, Hârun, Mûsa, Dâvud, Süleyman, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesâ,
Zekeriyâ, Yahyâ, İsâ ve Muhammed Mustafâ ( s.a.v.).
48 - Mucize ve kerâmet ne demektir?
48 - Mucize : Peygamberlerin, peygamber olduklarını kanıtlamak için Allah’ın izni
ile gösterdikleri olağanüstü olaylardır.
Kerâmet : Peygamberlere tabi olan Allah dostlarının gösterdikleri olağanüstü
olaylardır.
49 - Peygamber Efendimizin büyük mucizelerinden üç tanesini söyleyiniz.
49 - Peygamber Efendimizin üç büyük mucizesi :
1) Kur’ân-ı Kerîm : Kıyamete kadar devam edecek en büyük mucizedir
2) Şakk-ı Kamer : Eli ile ayı ikiye ayırması
3) İsrâ ve Mirac : Hicretten 1,5 yıl kadar önce Mekke’de bulunan Mescid-i
Harâm’dan alınıp Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürülmesi ( İsrâ), oradan da
göklere yükseltilmesi ( Mirac).
50 - Bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ana esaslar kaç tanedir ve nelerdir?
50 - Beş tanedir :
1) Dini koruma
2) Aklı koruma
3) Nesli koruma
4) Malı koruma
5) Canı koruma
51 - Âhiret ne demektir?
51 - Kıyamet kopup bütün canlılar öldükten sonra yeniden diriliş ile başlayacak olan
sonsuz hayata âhiret denir.
52 - Âhiret hayatının evreleri nelerdir?
52 - Âhiret hayatının evreleri :
1) Kabir hayatı
2) Kıyametin kopması
3) Yeniden diriliş
4) Mahşer
5) Amel defterlerinin dağıtılması
6) Hesap
7) Mîzân ( Amellerin tartılması)
8 ) Sırât
9) Şefâat
10) Cennet
11) Cehennem.
53 - Kabir ve kabir hayatı nedir?
53 - İnsanın ölüp defnedildikten sonra kıyamet günü yeniden dirilinceye kadar
beklediği yere kabir, burada geçen hayata da kabir hayatı denir.
54 - Kıyamet ne demektir?
54 - Sözlükte “kalkmak, dirilmek” demektir. Dinî anlamı ise :
1) Evrenin düzeninin bozulması
2) Her şeyin alt üst edilerek yok olması
3) Yok olan ve ölen şeylerin yeniden yaratılıp diriltilerek ayağa kalkması
4) Mahşere doğru yönelmesi demektir.
55 - Haşr ve mahşer ne demektir?
55 - Haşr : Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya
toplamasıdır.
Mahşer : İnsanların hesap vermek üzere toplandıkları yere denir. Mahşerin bir
diğer adı da Arasât’tır.
56 - Kıyamet ne zaman kopacaktır?
56 - Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Müslüman için
önemli olan Kıyametin ne zaman kopacağını bilmek değil, onun kopması ile
başlayacak olan sonsuz hayata gerektiği şekilde hazırlık yapmaktır.
57 - Mîzân ne demektir?
57 - Mîzân : Âhirette hesaptan sonra herkesin amellerinin ( iyilik ve kötülüklerinin)
tartıldığı İlâhî adâlet ölçüsünün adıdır.
58 - Sırât ne demektir?
58 - Sırât : Cehennemin üzerine kurulmuş manevî bir köprüdür. Herkes bu köprünün
üzerinden geçecektir. Mü’minler geçip cennete ulaşacak, kâfirler ise geçemeyip
cehenneme düşeceklerdir.
59 - Şefâat ne demektir?
59 - Şefâat : Günahı olan mü’minlerin günahlarının bağışlanması, olmayanların da
cennette daha yüksek derecelere erişmesi için peygamberlerin ve Allah katında
dereceleri yüksek olan kimselerin Allah’a yalvarmaları ve dua etmeleri
demektir.
60 - Cennet ne demektir?
60 - Kelime olarak “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” demektir. Cennet,
sayısız nimetlerle donatılmış ve mü’minlerin içinde ebedî olarak kalmaları için
hazırlanmış âhiret yurdudur.
61 - Cehennem ne demektir?
61 - Kelime olarak “derin kuyu” anlamına gelir. Cehennem, âhirette kâfirlerin
sürekli olarak kalacakları, günahkâr mü’minlerin ise günahları ölçüsünde geçici
olarak cezalarını çekecekleri yerdir.
62 - Tevekkül ne demektir?
62 - Hedefe ulaşmak için gerekli bütün maddî ve manevî sebeplere başvurduktan
sonra, yapacak başka bir şey kalmayınca Allah’a dayanıp güvenmek ve işin
sonucunu ona havale etmektir.
63 - Hayır ve şer ne demektir?
63 - Hayır : Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlara verilen isimdir.
Şer : Allah’ın yasakladığı, hoşnut olmadığı ve beğenmediği davranışlar demektir.
64 - Mezhep ne demektir? Kaç kısımda incelenir?
64 - Mezhep : Gidilecek yol demektir. İki kısımda incelenir :
1) İtikâdî mezhepler : Dinî inanışla ilgili farklı yorumlar
2) Amelî mezhepler : Dinî uygulama ve davranışlarla ilgili yorumlar.
65 - İtikâdî mezhepler kaça ayrılır ve hangileridir?
65 - İtikâdî mezhepler üçe ayrılır :
1) Selefiye
2) Mâtüridiye
3) Eş’ariye.
66 - Amelî mezhepler kaça ayrılır ve hangileridir?
66 - Amelî mezhepler dörde ayrılır :
1) Hanefî mezhebi
2) Şâfiî mezhebi
3) Mâlikî mezhebi
4) Hanbelî mezhebi.
67 - Mezhepler arasındaki farklılığın sebebi ve amacı nedir?
67 - Mezhepler arasındaki farklılıklar genellikle Peygamber Efendimizin bazı
konularla ilgili söz ve davranışlarında görülen esneklikten kaynaklanmaktadır.
Efendimiz bazen aynı konuda farklı uygulamalarda bulunmuş, mezhep âlimleri
bunları yorumlarken tercihler yapmış, böylece farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu
tercihler ve bunlardan kaynaklanan farklılıklar, Hz. Peygamber’in bütün
sünnetlerinin yaşatılmasına vesile olur. Böyle olunca mezhep sahiplerinin
birbirlerine karşı saygılı ve hoşgörülü olması gerekir. Mezhepler arasındaki
farklılıklar İslam’da ayrılık değil, zenginlik ve kolaylık kapısı olarak
görülmelidir.
GERÇEK İMAN
Hazreti Ömer, halifeliği zamanında kontrol maksadıyla bir gece Medîne’de dolaşırken
yoruldu ve dinlenmek üzere bir evin duvarına yaslandı. Bu esnada, evin içinde anne ile kızı
arasında geçen şu konuşmayı duydu :
Anne :
-- Haydi kızım, kalk da süte biraz su katıver!
Kız :
-- Halifenin sütlere su katılmasını yasakladığını bilmiyor musun?
Anne :
-- Evet biliyorum.
Kız :
-- Öyle ise halifenin yasakladığı işi nasıl yapabilirim?
Anne :
-- Kalk da su koy şu süte, Ömer seni nereden görecek?
Kız :
-- Ömer görmez ama Rabbim görür. Vallahi ben onun göreceği yerde yapmadığım bir işi
görmediği yerde de yapmam.
Hz. Ömer, bu konuşmaları dinledikten sonra oradan ayrıldı. Daha sonra, iyi bir din
terbiyesi görmüş bu yüksek ahlâklı fakir kızı oğlu Âsım ile evlendirdi.
Bu hikayeden şunu öğreniyoruz.
“Allah inancının, insanın davranışlarına olumlu yönde çok büyük tesiri vardır.”
İKİNCİ BÖLÜM
İBADET
1 - İnsanın dünyaya geliş amacı nedir?
1 - İnsanın dünyaya geliş amacı, Allah’ı tanımak ve ona kulluk etmektir. Allahü
Teâlâ insanları ve cinleri, kendisini tanımaları ve ibadet etmeleri için yaratmıştır
( Zâriyât, 51/56).
2 - İbadet ne demektir?
2 - İbadet : Allah’a kulluk etmek, saygı göstermek ve verdiği nimetlere karşılık ona
şükretmek demektir. İbâdet, namaz, oruç, zekât ve hac gibi farz emirler yanında,
diğer bütün dinî ve ahlâkî görevleri yerine getirmek suretiyle yapılır.
3 - Kaç çeşit ibadet vardır?
3 - Üç çeşit ibadet vardır :
1) Beden ile yapılan ibadet : Namaz ve Oruç gibi.
2) Mal ile yapılan ibadet : Zekât gibi.
3) Hem beden ve hem de mal ile yapılan ibadet : Hac gibi.
4 - İbadetin insanlara ne gibi faydaları vardır?
4 - İbadetin faydaları :
1) İnsanın Allah ile bağını güçlendirir
2) İç huzuru sağlar
3) Güven duygusunu geliştirir
4) Kötülüklerden alıkoyar
5) Güzel ahlâkın gelişmesine katkıda bulunur
6) Sabrı ve sorumluluk bilincini geliştirir.
5 - İslâm’ın şartı kaçtır? Sayınız.
5 - İslâm’ın şartı beştir :
1) Kelime-i Şehâdet getirmek
2) Namaz kılmak
3) Oruç tutmak
4) Zekât vermek
5) Hacca gitmek.
Bu beş şart müslümanlara ibadet olarak emredilmiş olmakla birlikte, İslâm
dininde yapılması istenenler bunlarla sınırlı değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve
Peygamber Efendimizin hadislerinde mevcut olan bütün emir ve yasakları
uygulamak her müslümanın görevidir.
6 - İslâm’da amelî hükümlerin kaynakları ( Edille-i Şer’iyye) kaç tanedir?
6 - Dört tanedir :
1) Kitab ( Kur’ân-ı Kerîm)
2) Sünnet
3) İcmâ
4) Kıyas.
7 - Mükellef kime denir?
7 - Ergenlik çağına ulaşan, akıl sahibi olan ve Allah’ın emir ve yasaklarından
sorumlu tutulan her erkek ve kadına mükellef denir.
8 - Mükellefin bilmesi ve yapması gereken işler kaç tanedir ve nelerdir?
8 - Sekiz tanedir :
1) Farz 2) Vâcib 3) Sünnet 4) Müstehab 5) Mübâh 6) Haram 7)
Mekruh 8 ) Müfsid.
9 - Farz ne demektir?
9 - Allah ve Resûlünün mükelleften yapılmasını kesin olarak istediği emirlerdir.
10 - Farzın hükmü nedir?
10 - Yapan sevap kazanır, terk eden günahkâr olur, inkâr eden dinden çıkar.
11 - Farz kaça ayrılır? Açıklayınız.
11 - Farz ikiye ayrılır :
1) Farz-ı ayın : Her mükellefin bizzat kendisinin yapması gereken emirlerdir. Beş
vakit namaz kılmak, Ramazan orucu tutmak gibi.
2) Farz-ı kifâye : Bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşen
emirlerdir. Cenaze namazı kılmak gibi.
12 - Vâcib ne demektir? Açıklayınız.
12 - Farz kadar kesin olmamakla birlikte kuvvetli bir delile dayanan ve yapılması
istenilen ibadetlerdir. Vitir ve Bayram namazı kılmak, fitre vermek ve kurban
kesmek gibi.
13 - Sünnet ne demektir?
13 - Farz ve vâcibin dışında Peygamber Efendimizin ibadet niyeti ile yaptığı ve
yapılmasını istediği davranışlardır. Farz namazlardan önce ve sonra sünnet
namazı kılmak gibi.
14 - Sünnet kaça ayrılır? Açıklayınız.
14 - Sünnet ikiye ayrılır :
1) Sünnet-i müekkede : Peygamber Efendimizin genellikle yaptığı ve çok az terk
ettiği sünnetlerdir. Akşam namazının sünneti, Yatsı namazının son sünneti ve
Terâvih namazı gibi.
2) Sünnet-i gayr-i müekkede : Peygamber Efendimizin arasıra işlediği
sünnetlerdir. İkindi namazının sünneti ile Yatsı namazının ilk sünneti gibi.
15 - Müstehab ( Mendûb) ne demektir?
15 - İşlenmesinde sevap olan, terk edilmesinde günah bulunmayan şeylerdir. Nafile
namaz kılmak ve nafile oruç tutmak gibi.
16 - Mübâh ne demektir?
16 - Mükellefin yapıp yapmamakta serbest olduğu şeylerdir. Günlük hayatta
oturmak, kalkmak, konuşmak, yürümek gibi.
17 - Haram ne demektir?
17 - Kesin bir delil ile yapılmaması istenen emirlerdir. İnsan öldürmek, içki içmek,
kumar oynamak, faiz yemek, anne ve babaya karşı gelmek gibi.
18 - Haramın hükmü nedir?
18 - Haramdan uzak durmak kişiye sevap kazandırır. Haram olduğunu bilerek bir iş
yapmak büyük günahtır ve cehennemde azap çekmeyi gerektirir. Haramı helâl
kabul etmek veya haram olduğunu inkâr etmek ise dinden çıkarır.
19 - Mekrûh ne demektir?
19 - Yapılması hoş görülmeyen, terk edilmesi istenen şeylerdir. Sigara içmek gibi.
20 - Müfsid ne demektir?
20 - Başlanmış ibadeti bozmak demektir. Namazda konuşmak, gülmek, başkalarıyla
ilgilenmek, oruçlu iken bile bile yemek veya içmek gibi.
21 - İslâm’ın temizliğe verdiği önem hakkında bir âyet meâli söyleyiniz.
21 - “Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever.” ( Bakara,
2/222)
22 - Abdest nedir? Tarif ediniz.
22 - Belirli uzuvları usûlüne uygun olarak yıkamak ve meshetmek suretiyle yapılan
bir temizliktir.
23 - Abdestin farzları kaçtır? Sayınız.
23 - Abdestin farzları dörttür :
1) Yüzü bir kere yıkamak
2) Dirseklerle beraber kolları bir kere yıkamak
3) Başın dörtte birini meshetmek
4) Ayakları topuklarıyla beraber bir kere yıkamak.
24 - Abdesti bozan şeyler nelerdir?
24 - Abdesti bozan şeyler :
1) Vücudun her hangi bir yerinden kan ve irin çıkmak
2) Ağız dolusu kusmak
3) Küçük veya büyük tuvalet yapmak ve yellenmek
4) Bayılmak, sarhoş olmak
5) Namazda yanındaki kişinin işiteceği kadar gülmek
6) Yatarak veya bir yere dayanarak uyumak
7) Tükürdüğü zaman, tükürükte yarıdan fazla kan bulunmak.
25 - Abdestsiz yapılamayan şeyler nelerdir?
25 - Abdestsiz yapılmayan şeyler :
1) Namaz kılınmaz
2) Kâbe tavaf edilmez
3) Tilâvet secdesi yapılmaz.
26 - Guslü ( Boy abdesti) tarif ediniz.
26 - Gusül : Bedenin her tarafını kuru yer kalmayacak şekilde yıkamaktır.
27 - Guslün farzları kaçtır?
27 - Guslün farzları üçtür :
1) Ağıza su vermek
2) Buruna su vermek
3) Bütün vücudu yıkamak.
28 - Gusül yapmayı gerektiren haller nelerdir?
28 - Gusül yapmayı gerektiren haller :
1) Cünüplük hali
2) Kadınların âdet hallerinin sona ermesi
3) Doğum yapan kadınların lohusalık hallerinin bitmesi.
29 - Gusülsüz neler yapılmaz?
29 - Gusülsüz :
1) Namaz kılınmaz
2) Kur’ân-ı Kerîm okunmaz
3) Kâbe tavaf edilmez.
30 - Teyemmümü tarif ediniz.
30 - Niyet ederek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye vurulan ellerle yüzü
ve kolları mesh etmeye teyemmüm denir.
31 - Teyemmümün farzları kaçtır?
31 - Teyemmümün farzları ikidir :
1) Niyet etmek
2) Elleri temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vurduktan sonra,
birincisinde yüzü, ikincisinde ise kolları meshetmektir.
32 - Teyemmüm hangi durumlarda gerekli olur?
32 - Teyemmüm :
1) Abdest alacak veya gusül yapacak kadar su bulunmadığında
2) Su bulunduğu halde suyun kullanılması mümkün olmadığında
3) Bedenin tamamı veya çoğu yara olup suyu kullanmak zararlı olduğunda
gerekli olur.
33 - Teyemmümü bozan şeyler nelerdir?
33 - Teyemmümü bozan şeyler :
1) Abdest ve guslü bozan her şey teyemmümü bozar
2) Suyun bulunması veya kullanılabilir hale gelmesi teyemmümü bozar.
34 - Namazın önemi ve faydaları nelerdir?
34 - Namaz :
1) İslâm’ın şartlarından biridir
2) Kulu Allah’a yaklaştırır
3) Cemaatle kılınması birlik ve beraberliği pekiştirir
4) Sorumluluk bilincini geliştirir
5) Tembellikten korur ve disiplinli olmayı sağlar
6) Bedene sağlık verir.
35 - Kaç çeşit namaz vardır?
35 - Üç çeşit namaz vardır :
1) Farz namazlar : Beş vakit namazın farzları ve Cuma namazı gibi.
2) Vâcib namazlar : Bayram namazları ve Vitir namazı gibi.
3) Nafile namazlar : Teheccüd namazı gibi.
36 - Beş vakit namazı sayınız ve rekâtlarını söyleyiniz.
36 - Beş vakit namaz :
1) Sabah namazı : İkisi sünnet, ikisi farz olmak üzere dört rekât
2) Öğle namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on
rekât
3) İkindi namazı : Dördü sünnet, dördü farz olmak üzere sekiz rekât
4) Akşam namazı : Üçü farz ikisi sünnet olmak üzere beş rekât
5) Yatsı namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on
rekât.
Yatsı namazının arkasından üç rekât vitir namazı kılınır. Vitir namazı, vâcib
namazlardandır.
37 - Namazın farzları kaçtır ve nelerdir?
37 - Altısı namaza başlamadan önce, altısı namaz içerisinde yapılması gerekenler
olmak üzere 12 tanedir. Namaza başlamadan öncekilere şart, namazın
içindekilere rukün denir.
Namazın şartları :
1) Hadesten tahâret : Abdest almak, gerekli ise gusül yapmak
2) Necâsetten tahâret : Bedende, elbisede ve namaz kılacak yerde pislik varsa
bunları temizlemek
3) Setr-i avret : Örtülmesi gereken yerleri örtmek ( Erkeklerde göbek ve diz
kapağı arasını, kadınlarda el, yüz ve ayaklar hariç her tarafı örtmek)
4) İstikbâl-i kıble : Namazı kıbleye ( Kâbe’ye) yönelerek kılmak
5) Vakit : Her namazı kendi vakti içinde kılmak
6) Niyet : Namaza başlarken hangi namaz kılınacaksa ona niyet etmek.
Namazın rukünleri :
1) İftitah tekbiri : Namaza başlarken tekbir almak
2) Kıyam : Ayakta durmak
3) Kırâat : Namazda Kur’ân-ı Kerîm okumak
4) Rukû : Namazda eller diz kapağına erişecek şekilde eğilmek
5) Sücûd : Ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymak
6) Ka’de-i âhire : Namazın sonunda Ettehıyyâtü duasını okuyacak kadar
oturmak.
38 - Namazın vâciblerini sayınız.
38 - Namazın vâciblerinden bazıları şunlardır :
1) Farz namazların ilk iki, vitir ve nâfile namazların her rekâtında Fâtiha sûresini
okumak
2) Fâtiha’yı zamm-ı sûreden önce okumak
3) Secdede alınla burnu birlikte yere koymak
4) İki secdeyi peş peşe yapmak
5) Ta’dîl-i erkâna riâyet etmek ( Namazda her davranışın hakkını vermek)
6) Üç ve dört rekâtlı namazların ikinci rekâtında oturmak
8 ) Vitir namazında kunut duası okumak
9) İlk ve son oturuşlarda Ettehıyyatü duasını okumak.
39 - Namazı bozan şeyler nelerdir?
39 - Namazı bozan şeyler :
1) Namazda konuşmak
2) Namazda bir şey yemek veya içmek
3) Namazda birine selâm vermek veya birinin selâmını almak
4) Namazda göğsünü kıbleden çevirmek
5) Namazda abdestin bozulması
6) Namazda Kur’ân’ı mânası bozulacak şekilde yanlış okumak
7) Namazda kendi işiteceği kadar gülmek.
40 - Hangi vakitlerde namaz kılınmaz?
40 - Üç vakitte namaz kılınmaz :
1) Güneş doğarken
2) Güneş tam tepedeyken
3) Güneş batarken.
41 - Sehiv secdesi nedir?
41 - Namaz içerisinde yanılmadan dolayı yapılan secdeye sehiv secdesi denir.
42 - Sehiv secdesi hangi hallerde gerekli olur?
42 - Sehiv secdesi :
1) Namaz içinde farzlardan biri unutularak geciktirildiğinde
2) Namazın vaciblerinden biri unutularak geciktirildiğinde veya unutularak terk
edildiğinde gerekli olur.
43 - Sehiv secdesi nasıl yapılır?
43 - Namazın son oturuşunda yalnız Ettehıyyâtü duası okunarak sağ tarafa selâm
verildikten sonra Allahü Ekber diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhâne
Rabbiye’l-a’lâ” denilir. Sonra Allahü Ekber denilerek oturulur. Peşinden tekrar
Allahü Ekber diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’la’lâ”
dedikten sonra Allahü Ekber ile oturulur. Bu oturuşta, Ettehıyyâtü,
Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ âtinâ duaları okunarak önce
sağa, sonra sola selâm verilir ve namaz bitirilir. Buna Sehiv secdesi denir.
44 - Hasta olan kişi namazını nasıl kılar?
44 - Ayakta duramayacak derecede hasta olan kişi namazını oturarak, buna da gücü
yetmiyorsa yatarak ima ( baş işareti) ile kılar. İma ile de kılmaya gücü
yetmiyorsa namazını sonraya bırakabilir.
45 - Yolcu namazı nedir ve nasıl kılınır?
45 - Orta yürüyüşle 18 saatlik ( yaklaşık 90 km) bir yere gitmek için bulunduğu
yerden yola çıkan kimseye misafir ( yolcu) denir. Yolcu, dört rekâtlı farz
namazları iki rekât olarak kılar. Sabah namazının iki rekât farzı ile Akşam
namazının üç rekât farzını ve Vitir namazını tam olarak kılar. Yolculuk sırasında
sünnetler terkedilir. Bununla birlikte vakti müsait olanlar kılabilirler.
46 - Cuma namazı ne zaman kılınır ve kimlere farzdır?
46 - Cuma namazı : Cuma günü öğle namazının vaktinde kılınır.
1) Erkek olanlara
2) Kör, kötürüm ve yatalak hasta olmayanlara
3) Hür ve serbest olanlara
4) Yolcu olmayanlara farzdır.
Kadınlar da Cuma namazı kılabilirler. Kıldıkları takdirde Öğle namazı kılmaları
gerekmez.
47 - Cuma namazı kaç rekâttır?
47 - Cuma namazı 10 rekâttır. Dördü ilk sünnet, ikisi farz, dördü de son sünnettir.
48 - Cenâze namazı nasıl bir namazdır?
48 - Ölen müslümanlar için dua niyeti ile rukûsuz ve secdesiz kılınan farz-ı kifâye
bir namazdır.
49 - Terâvih namazı nedir?
49 - Ramazan ayında, Yatsı namazı ile Vitir namazı arasında kılınan 20 rekâtlık
sünnet bir namazdır.
50 - Müslümanların yılda kaç dinî bayramları vardır?
50 - İki dinî bayramları vardır :
1) Ramazan Bayramı
2) Kurban Bayramı.
51 - Bayram namazı kimlere vâcibtir ve kaç rekâttır?
51 - Cuma namazı farz olan kimselere, Bayram namazı kılmak vâcibtir. Bayram
namazı iki rekâttır. Cemaatle kılınır. Ezan ve kameti yoktur. Bayram hutbesi
sünnettir ve namazdan sonra okunur.
52 - Camilere girerken nelere dikkat etmeliyiz?
52 - Camilere girerken :
1) Soğan ve sarımsak gibi kötü kokulu şeyler yememeliyiz
2) Temiz elbise ve çoraplarımızla girmeliyiz
3) Yüksek sesle konuşarak başkalarını rahatsız etmemeliyiz
4) Cep telefonlarımızı kapatmalıyız.
53 - Teşrik tekbirini okuyunuz.
53 - Allahü Ekber Allahü Ekber, lâ ilâhe illâllahü vellahü Ekber, Allahü Ekber ve
lillâhil hamd.
54 - Teşrik tekbiri ne zaman okunur? Hükmü nedir?
54 - Teşrik tekbiri : Kurban bayramının bir gün öncesi olan Arefe günü Sabah
namazında başlayarak Bayramın dördüncü günü İkindi namazına kadar geçen 23
vakitte farz namazların hemen arkasından okunur. Hükmü vâcibtir.
55 - Oruç ne demektir?
55 - Oruç : Sahur vaktinden itibaren Akşam namazına kadar geçen süre içerisinde,
sırf Allah rızası için yemek, içmek ve karı koca ilişkilerinden uzak durmak
suretiyle yapılan bir ibadettir.
56 - Oruç kimlere farzdır?
56 - Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış herkese farzdır.
57 - Oruç tutmanın ne gibi faydaları vardır?
57 - Oruç :
1) İnsanın ahlâkını güzelleştirir
2) Merhamet ve yardım duygularını geliştirir
3) Nimetlerin kıymetini öğretir
4) Sabırlı olmayı öğretir
5) İnsana, duygularına ve iradesine hâkim olmayı öğretir.
58 - İmsak, Sahur ve İftar ne demektir?
58 - İmsak, Sahur, İftar :
1) İmsak : Oruca başlama vaktidir.
2) Sahur : İmsak vakti öncesi gecenin bir bölümünde kalkıp bir şeyler yiyip
içmek demektir.
3) İftar : Oruç yasaklarının sona erdiği vakittir.
59 - Oruç çeşitleri nelerdir?
59 - Başlıca üç çeşit oruç vardır :
Farz olan oruçlar :
1) Ramazan orucu
2) Ramazan orucunun kazası
3) Keffâret orucu ( Ramazan ayında bilerek bozulan orucun cezası).
Vâcip olan oruçlar :
1) Adak orucu
2) Bozulan nâfile orucun kazası.
Nâfile oruçlar :
Farz ve Vâcib oruçlar dışında Allah rızası için tutulan oruçlardır.
60 - Dinimizde oruç tutulması yasak olan günler hangileridir?
60 - Oruç tutulması yasak olan günler :
1) Ramazan bayramının birinci günü
2) Kurban bayramının 1. 2. 3. ve 4. günleri.
61 - Kimler oruç tutmayabilir?
61 - Oruç tutmayabilenler :
1) Yolcular
2) Hamile olan veya küçük çocuğunu emziren hanımlar
3) Oruç tutmaya gücü yetmeyecek kadar yaşlanmış kimseler
4) Oruç tutamayacak kadar hasta olanlar
5) Açlık veya susuzluktan dolayı öleceğinden, beden ve ruh sağlığının
bozulacağından endişe edenler.
62 - Orucu bozan şeyler nelerdir?
62 - Orucu bozan şeyler :
1) Bilerek yemek içmek
2) Bilerek cinsel ilişkide bulunmak
3) Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak
4) İftar vakti girmediği halde iftar oldu zannederek orucunu bozmak
5) İmsak vakti geçtiği halde daha vakit var zannederek yemeye içmeye devam
etmek.
63 - Ramazan ayında kasten oruç bozmanın cezası nedir?
63 - Ramazan’da kasten oruç bozmanın cezası :
1) İki ay peş peşe oruç tutmak
2) Oruç tutamayacak durumda ise altmış fakiri akşamlı sabahlı doyurmak.
64 - Orucu bozmayan şeyleri sayınız.
64 - Şunlar orucu bozmaz :
1) Unutarak yemek içmek ( hatırladığı anda bırakır)
2) Ağıza gelen balgamı yutmak
3) İstemeyerek kusmak
4) Kulağına su kaçmak
5) Kan aldırmak
6) Dişlerin arasında kalan nohut tanesinden küçük bir şey yutmak
7) Başkasına kötü söz söylemek ve gıybet etmek gibi yanlış davranışlar orucu
bozmaz. Ancak orucun sevabını azaltır.
65 - Fidye ne demektir?
65 - Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlıların ve iyileşme ümidi olmayan hastaların
oruç tutamadıkları günler sayısınca sabah akşam bir fakiri doyurmalarıdır.
Bunun para olarak miktarı, her güne bir fitredir.
66 - Dua nedir?
66 - İnsanın maddî ve manevî istek ve ihtiyaçlarını her hangi bir aracı olmaksızın
doğrudan Allahü Teâlâ’ya arz edip yalvarması, yerine getirilmesini dilemesidir.
67 - Tevbe nedir?
67 - İşlenmiş bir günaha pişman olup bir daha işlemeyeceğine dair Cenâb-ı Hakk’a
söz vermek ve ondan af dilemektir.
68 - Tevbenin kabul olmasının şartları nelerdir?
68 - Tevbenin kabul olmasının şartları :
1) Günahı terk etmek
2) Yaptığına pişman olmak
3) Bir daha yapmamaya karar vermek.
69 - Zekât ne demektir?
69 - Zekât : Dinî ölçülere göre zengin sayılan müslümanların, yılda bir defa
mallarının ve paralarının kırkta birini fakirlere vermeleridir.
70 - Dinî ölçülere göre kimler zengin sayılır?
70 - Aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka, dinimizin zenginlik ölçüsü kabul
ettiği nisab miktarı mala veya paraya sahip olan kimseler zengin sayılır.
71 - Zekât kimlere verilir?
71 - Zekât :
1) Dinen zengin sayılmayan kimselere
2) Hiç malı mülkü olmayanlara
3) Borçlulara
4) Parası olmayan yolculara
5) Allah rızası için dini, ülkesi ve milleti uğruna savaşanlara verilir.
72 - Zekât kimlere verilmez?
72 - Zekât :
1) Ana ve babaya, büyük anne ve büyük babaya
2) Çocuğa ve toruna
3) Eşe ( karı koca birbirlerine)
4) Zengine verilmez.
73 - Sadaka nedir?
73 - Sadaka : İmkânı olan müslümanların, Allah’ın rızasını kazanmak maksadı ile
ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmalarıdır.
74 - Fıtır sadakası ( Fitre) nedir?
74 - Fıtır sadakası ( Fitre) : Müslümanların Ramazan ayında, Bayram namazına kadar
fakirlere vermeleri gereken para veya maldır.
75 - Hac ne demektir?
75 - Mekke şehrindeki Kâbe’yi ve civarında bulunan kutsal bazı yerleri hac
zamanında usûlüne uygun olarak ziyaret etmek demektir.
76 - Hac kimlere farzdır?
76 - Hac :
1) Müslüman olanlara
2) Akıl sahibi olanlara
3) Ergenlik çağına ulaşanlara
4) Hür olanlara
5) Hacca gidiş ve dönüş masraflarını karşılayacak kadar varlıklı olanlara farzdır.
77 - Haccın farzları nelerdir?
77 - Haccın farzları :
1) İhrama girmek
2) Kâbe’yi tavaf etmek
3) Arafat’ta vakfeye durmaktır.
78 - Umre nedir?
78 - Umre : Belli bir zamana bağlı olmaksızın usûlüne göre ihrama girdikten sonra
Kâbe’yi tavaf etmek, sa’y yapmak ve traş olmak suretiyle yapılan bir ibadettir.
79 - Kurban nedir? Kimler kurban keser?
79 - Kurban : Şartlarını taşıyan bir hayvanı ( koyun, keçi, sığır, manda veya deve)
ibadet niyetiyle belli bir vakitte Allah rızası için kesmektir. Kurban kesmek malî
bir ibadettir. Müslüman olanlar, akıl sağlığı yerinde olanlar, ergenlik çağına
ulaşanlar, hür olanlar, yolcu olmayanlar, zenginlik ölçüsünde paraya veya mala
sahip olanlar kurban keserler.
80 - Adak kurbanı nedir?
80 - Her hangi bir husus için Allah adına kurban kesmeyi adayanların, arzuları
gerçekleştikten sonra kesmeleri vâcib olan kurbandır. Adayanın kendisi ve aile
fertleri kesilen bu kurbanın etinden yiyemez.
81 - Akika kurbanı nedir?
81 - Çocuğu dünyaya gelen kimselerin Allah’a şükür olsun diye kestikleri
kurbandır. Akika kurbanının etinden herkes yiyebilir.
82 - Yemin nedir? Yemin etmek neyi gerektirir?
82 - Yemin : Söze kuvvet kazandırmak maksadıyla Allah’ın adını anarak bir konuda
söz vermektir. Vallahi, Billâhi gibi. Yemin :
1) Yanlışlıkla yapılırsa herhangi bir şey gerektirmez
2) Bile bile yalan yere yapılırsa tövbe etmeyi gerektirir
3) Gelecekte bir işi yapacağına veya yapmayacağına dair olur da yerine
getirilmezse keffâreti gerektirir.
83 - Yeminin keffâreti ne kadardır?
83 - Yeminini bozanların, on fakiri giydirmeleri veya on fakire birer fitre miktarı
para vermeleri gerekir. Bunları yapacak kadar parası olmayanlar arka arkaya üç
gün oruç tutarlar.
TEŞEKKÜR OLSUN DİYE
Resûl-i Ekrem Efendimiz Allah tarafından seçilmiş ve bütün insanlara son
peygamber olarak gönderilmiştir. O, peygamber olarak gönderildiği 40 yaşına kadar
tertemiz bir hayat yaşadı. Bir olan Allah’a inandı ve ona ibadet etti. O günkü insanların
değer verdiği putlara hiç itibar etmedi. Yaşadığı gençlik hayatı boyunca yüzünü
kızartacak ahlâk dışı hiçbir davranışı olmadı.
Peygamberlikle görevlendirildikten sonra ise zaten Allahü Teâlâ tarafından korunur
olmuştu. Günah işlemesi söz konusu değildi. Bir hata işleyecek olsa, anında melek gelir,
hatırlatır ve hataya düşmesi önlenirdi. Kısacası o, günahı olmayan ve her yönüyle
affedilen bir kişi idi.
Böyle olmasına rağmen Efendimiz çokça ibadet eder, kulluk görevini fazlasıyla
yerine getirmeye çalışırdı. Özellikle gece ibadetine çok önem verirdi. Bazen uzun zaman
ayakta kalır, bundan dolayı ayakları şişerdi. Onun, günah korkusuyla veya bağışlanma
arzusuyla ibadet ettiğini düşünen sevgili eşi Hz. Âişe buna çok üzülüyordu. Bundan
dolayı bir defasında ona şunu deme ihtiyacı hissetti :
-- “Yâ Resûlellah! Allah senin geçmişte yaptığın, gelecekte yapabileceğin bütün
hatalarını bağışladığı halde kendini niçin bu kadar yoruyorsun?”
Bu soruya Efendimiz şu anlamlı cevabı verdi :
-- “Ey Âişe! Ben Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?”
Allah Resûlü bu vecîz sözüyle bize şunu öğretiyor :
“İbadet sadece affedilmek ve cennete girmek için yapılmaz. Allah bize hayat gibi,
akıl gibi, sağlık gibi, güç - kuvvet gibi, mal - mülk gibi nimetler başta olmak üzere
milyarlarla ifade edilebilecek sayısız nimeti karşılıksız olarak vermiştir. Bunlara
teşekkür olsun diye her insanın mutlaka Allah’a ibadet etmesi gerekir.”
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SİYER
1 - Siyer-i Nebî ne demektir?
1 - Siyer-i Nebî : Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hayatını konu edinen
bilim dalıdır.
2 - Peygamber Efendimiz ne zaman ve nerede dünyaya gelmiştir?
2 - 20 Nisan 571 tarihinde, Rebîulevvel ayının 12. gecesine rastlayan Pazartesi günü
tan yeri ağarırken Mekke’de dünyaya gelmiştir.
3 - Peygamber Efendimiz hangi kabiledendir?
3 - Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundandır.
4 - Peygamber Efendimizin annesi, babası, dedesi ve sütannesinin adları
nelerdir?
4 - Peygamber Efendimizin :
1) Annesi : Âmine
2) Babası : Abdullah
3) Dedesi : Abdülmuttalip
4) Süt annesi : Halîme’dir.
5 - Peygamber Efendimizin en çok bilinen isimleri hangileridir?
5 - Peygamber Efendimizin en çok bilinen isimleri :
1) Muhammed
2) Mustafâ
3) Ahmed
4) Mahmûd.
6 - Peygamber Efendimiz kimlerin himâyesinde büyümüştür?
6 - Peygamber Efendimiz, doğumundan iki ay önce babası vefat ettiği için yetim
olarak dünyaya gelmiştir. Mekke’deki geleneksel uygulamaya göre, doğan
çocuklar süt anneye verilirdi. Efendimiz de, bu geleneğe uyularak süt annesi Hz.
Halîme’ye verildi ve 4 yaşına kadar onun yanında kaldı. 6 yaşında iken
annesinin vefat etmesi üzerine 8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in,
dedesinin vefatından sonra ise amcası Ebû Tâlib’in himâyesinde büyümüştür.
7 - Peygamber Efendimiz ilk evliliğini kaç yaşında ve kiminle yapmıştır?
7 - Peygamber Efendimiz ilk evliliğini 25 yaşında iken Hz. Hatice ile yapmıştır.
8 - Hz. Hatice kimdir?
8 - Hz. Hatice :
1) Peygamber Efendimizin ilk eşidir
2) Peygamber Efendimize ilk iman edendir
3) Peygamber Efendimize maddî ve manevî en büyük desteği verendir
4) Peygamber Efendimizin oğlu İbrahim hariç bütün çocuklarının annesidir.
9 - Peygamber Efendimizin kaç çocuğu olmuştur ve isimleri nelerdir?
9 - Peygamber Efendimizin yedi çocuğu olmuştur :
1) Erkek çocukları : Kâsım, Abdullah, İbrahim
2) Kız çocukları : Ümmü Gülsüm, Rukiye, Zeyneb ve Fâtıma.
10 - Hz. Peygamber’e peygamberlik hangi tarihte, kaç yaşında ve nerede
gelmiştir?
10 - Milâdî 610 tarihinde, 40 yaşında bulunduğu sırada Mekke yakınındaki Nur
dağında bulunan Hira mağarasında gelmiştir.
11 - İlk Müslümanlar kimlerdir?
11 - İlk müslümanlar :
1) Hanımlardan : Hz. Hatice
2) Büyüklerden : Hz. Ebû Bekir
3) Çocuklardan : Hz. Ali
4) Kölelerden : Hz. Zeyd bin Hârise.
12 - Peygamber Efendimize en çok düşmanlık yapanlar kimlerdir?
12 - Peygamber Efendimize en çok düşmanlık yapanlar :
1) Ebû Leheb
2) Ebû Cehil
3) Velîd bin Muğîre
4) Ümeyye bin Halef
5) Utbe bin Rebîa
6) Âs bin Vâil.
13 - İslâm’ın yayılması kimlerin müslüman olmasıyla hız kazanmıştır?
13 - İslâm’ın yayılması :
1) Hz. Hamza
2) Hz. Ömer’in müslüman olmasıyla hız kazanmıştır.
14 - Hüzün yılı nedir?
14 - Efendimizin eşi Hz. Hatice ile amcası Ebû Tâlib’in vefat yılı olan
peygamberliğin 10. yılına verilen isimdir.
15 - İsrâ ve Mirac olayı nedir ve ne zaman olmuştur?
15 - İsrâ ve Mirac :
1) İsrâ : Peygamber Efendimizin bir gece Cebrâil ( a.s.) tarafından Mekke’deki
Mescid-i Haram’dan alınıp Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksâ’ya götürülmesidir.
2) Mirac : Kudüs’ten Allahü Teâlâ’nın huzuruna yükseltilmesidir.
3) Bu olay, hicretten bir buçuk yıl kadar önce Receb ayının 27. gecesi cereyan
etmiştir.
16 - Peygamber Efendimize Mirac’ta verilen hediyeler nelerdir?
16 - Mirac’ta verilen hediyeler :
1) Beş vakit namaz
2) Bakara sûresinin son iki âyeti ( Âmenerrasûlü)
3) Ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi.
17 - Hz. Âişe Kimdir?
17 - Hz. Âişe :
1) Peygamber Efendimizin eşlerindendir
2) Hz. Ebû Bekir’in kızıdır
3) İlmiyle, zekâsıyla ve bizlere birçok hadis ulaştırmasıyla tanınmıştır.
18 - Hicret nedir?
18 - Peygamber Efendimizin ve müslümanların milâdî 622 yılında Mekke’den
Medîne’ye göç etmeleri olayıdır.
19 - Peygamber Efendimiz ve ilk müslümanların hicret sebepleri nelerdir?
19 - Hicret sebepleri :
1) Müşriklerin zulüm ve işkencelerinin artması
2) Mekke’de İslâm’ı yaşama ve yayma imkânının kalmaması
3) Medîneli müslümanların daveti.
20 - Peygamber Efendimizin Hicret esnasındaki yol arkadaşının ve
saklandıkları mağaranın ismi nedir?
20 - Yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir, saklandıkları mağara ise Sevr mağarasıdır.
21 - Peygamber Efendimiz Medîne’de kimin evinde kalmıştır?
21 - Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evinde kalmıştır. Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabri,
bugün İstanbul’da kendi adıyla anılan Eyüp Sultan semtinde bulunmaktadır.
22 - İslâm tarihinde ilk inşâ edilen mescid hangisidir?
22 - Kubâ Mescidi.
23 - İlk Cuma namazı ne zaman ve nerede kılınmıştır?
23 - Peygamber Efendimiz Medîne’ye hicret ederken, Medîne yakınlarında bulunan
Ranûnâ vadisine geldiklerinde Cuma namazı emredilmiş ve ilk Cuma namazı
burada kılınmıştır.
24 - Muhâcir ve Ensâr kime denir?
24 - Muhâcir ve Ensâr :
1) Muhâcir : Mekke’den Medîne’ye göç eden müslümanlara denir.
2) Ensâr : Medîne’ye göç eden Muhâcirlere yardım eden Medîneli müslümanlara
denir.
25 - Sahâbe kime denir?
25 - Hz. Peygamber’i sağlığında gören, ona iman eden ve inancını koruyarak vefat
eden kimselere denir.
26 - İslâm tarihinde ilk açılan eğitim ve öğretim kurumu hangisidir?
26 - Peygamber Efendimizin bizzat inşasında çalıştığı ve öğretmenliğini yaptığı ilk
yatılı okul olan Suffe’dir. Burada eğitim görenlere Ashâb-ı Suffe denir.
27 - Peygamber Efendimizin yaptığı en önemli savaşlar hangileridir?
27 - Peygamber Efendimiz ve müslümanlar Medîne’ye göç ettikten sonra
kendilerini rahat bırakmayan müşriklerle savaşmak zorunda kalmışlardır.
Efendimizin müşriklerle yaptığı en önemli savaşlar şunlardır :
1) Bedir Savaşı : 624 yılında
2) Uhud Savaşı : 625 yılında
3) Hendek Savaşı : 626 yılında
28 - Peygamber Efendimizin yaptığı savaşların amacı nedir?
28 - Peygamber Efendimizin yaptığı savaşların amacı :
1) Allah’ın adını yüceltmek
2) Düşman saldırılarını önlemek
3) Müslümanların can ve mallarını korumaktır.
29 - Peygamber Efendimiz hangi devlet başkanlarına elçi ve İslâm’a davet
mektubu göndermiştir?
29 - Bizans, İran, Mısır, Habeşistan, Umman ve Bahreyn devlet başkanlarına.
30 - Mekke kaç yılında fethedildi? Efendimizin müşriklere karşı davranışı nasıl
oldu?
30 - Mekke milâdî 630 yılında fethedildi. Fetihten sonra Peygamber Efendimiz
müşrikleri topladı ve onlara “Gidiniz, serbestsiniz” buyurarak hepsini affetti.
31 - Mescid-i Nebevî nerededir?
31 - Mescid-i Nebevî Medîne’dedir. Hicretten hemen sonra yapılmıştır.
32 - Vedâ haccı ve Vedâ hutbesi hakkında bilgi veriniz.
32 - Vedâ haccı : Peygamber Efendimizin milâdî 632 yılında yapmış olduğu tek
hacdır. Bu hac esnasında Efendimiz Arafat’ta 100.000’den fazla sahâbîsine
hitaben meşhur Vedâ hutbesini okumuştur.
33 - Vedâ hutbesinde yer alan bazı hükümleri sayınız.
33 - Vedâ hutbesinde yer alan bazı hükümler :
1) İslâmiyet’ten önceki bütün câhiliye gelenekleri kaldırılmıştır
2) Bütün insanlar eşittir
3) İnsanların can, mal ve namusları dokunulmazdır
4) Emanetler sahibine verilmelidir
5) Tefeciliğin ve faizin her türlüsü haramdır
6) Kan davaları kaldırılmıştır
7) Erkekler kadınların, kadınlar da erkeklerin haklarına riâyet edecektir
8 ) Hem erkek, hem kadın zinadan kaçınacaktır
9) Bütün müslümanlar kardeştir
10) Hizmetçilere iyi davranılacaktır.
34 - Peygamber Efendimizin peygamberliği kaç yıl sürmüştür?
34 - 13 yılı Mekke’de, 10 yılı Medîne’de olmak üzere 23 yıl sürmüştür.
35 - Peygamber Efendimiz kaç yılında, nerede ve kaç yaşında vefat etti?
35 - Peygamber Efendimiz hicretin 11. senesi, Rebîulevvel ayının on ikinci
Pazartesi günü, milâdî takvime göre 632 yılında Medîne’de ve 63 yaşında vefat
etti.
36 - Peygamber Efendimizin kabri nerededir ve ne ad verilir?
36 - Medîne’de Mescid-i Nebevînin içindedir. Kabrinin bulunduğu yere “Ravza-i
mutahhara’’ denilir.
37 - Ehl-i Beyt kime denir?
37 - Peygamber Efendimizin aile fertleri ve bunların soyundan gelenlere denir.
38 - Peygamber Efendimizin nesli kiminle devam etmiştir?
38 - Peygamber Efendimizin nesli, kızı Hz. Fâtıma ve amcasının oğlu Hz. Ali’nin
evliliklerinden dünyaya gelen oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam
etmiştir.
39 - Aşere-i mübeşşere kime denir?
39 - Dünyada iken cennetle müjdelenen 10 sâhabîye denir.
40 - Aşere-i mübeşşerenin isimlerini sayınız.
40 - Aşere-i mübeşşere :
1) Hz. Ebû Bekir
2) Hz. Ömer
3) Hz. Osman
4) Hz. Ali
5) Hz. Talha bin Ubeydullah
6) Hz. Zübeyr bin Avvâm
7) Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrâh
8 ) Hz. Sa’d bin Ebî Vakkâs
9) Hz. Abdurahmân bin Avf
10) Hz. Saîd bin Zeyd.
41 - Asr-ı saâdet ne demektir?
41 - Resûlüllah Efendimiz’in şereflendirdiği altın çağa Asr-ı saâdet ( mutluluk asrı)
denir.
42 - Hz. Peygamber’den sonra gelen dört büyük halifenin isimlerini ve görev
sürelerini sırası ile söyleyiniz.
42 - Dört büyük halife ve görev süreleri :
1) Hz. Ebû Bekir : 2 yıl
2) Hz. Ömer : 10 yıl
3) Hz. Osman : 12 yıl
4) Hz. Ali : 5 yıl.
BİR GECE
On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrandı ki : Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî :
Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, mâ’mûre-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin,
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sûm,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere, rahmetti, evet, şer'-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;
Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet...
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret!
Mehmet Akif ERSOY
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
AHLÂK
1 - Ahlâk nedir?
1 - Ahlâk : İnsanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır :
1) Güzel ahlâk
2) Kötü ahlâk.
2 - Güzel ahlâk nasıl tanımlanır?
2 - Allah ve Resûlünün emir ve tavsiye ettiği, diğer insanların da yapılmasından
hoşlandığı güzel söz ve davranışlara güzel ahlâk denir. Büyüklere saygı
göstermek, güler yüzlü olmak, doğru konuşmak, canlılara merhamet etmek gibi.
3 - Güzel ahlâk kişiye ve topluma neler kazandırır?
3 - Güzel ahlâkın kişiye ve topluma kazandırdığı bir çok fayda vardır.
Kişiye kazandırdıkları :
1) Kişiyi Allah’a yaklaştırır
2) Kendi iç huzurunu sağlayıp toplumdaki saygınlığını artırır
3) Aile yapısını güçlendirir
4) Bu dünyada kazandıklarının yanı sıra âhiret kazancı da sağlar.
Topluma kazandırdıkları :
1) Toplumsal huzuru ve barışı sağlar
2) Toplumu saygın kılar.
4 - Kötü ahlâk nasıl tanımlanır?
4 - Allah’ın yasak ettiği, Peygamber Efendimizin razı olmadığı, insanların zarar
gördüğü kötü işlere, çirkin söz ve davranışlara kötü ahlâk denir. Yalan söylemek
ve hırsızlık yapmak gibi.
5 - En güzel ahlâk örneğimiz kimdir?
5 - En güzel ahlâk örneğimiz Peygamber Efendimizdir. Allahü Teâlâ Kur’ân-ı
Kerîm’de : “Allah’ın Resûlünde sizin için ( uyulması gereken) güzel örnekler
vardır” ( Ahzâb, 33/21) buyurmaktadır.
Hz. Âişe’ye Peygamber Efendimizin güzel ahlâkı sorulduğunda şöyle cevap
vermişti : “Onun ahlâkı Kur’an’dı”.
6 - Peygamber Efendimizin güzel ahlâkından beş tane örnek veriniz.
6 - Peygamber Efendimiz :
1) Yalan söylemezdi
2) Çok cömertti
3) Merhametli idi
4) Alçak gönüllü idi
5) Bütün insanları, bilhassa çocukları çok severdi.
7 - Ahlâkî görevlerimiz kaça ayrılır?
7 - Ahlâkî görevlerimiz ikiye ayrılır :
1) Allah’a ibadet etmek
2) Allah’ın yarattıklarına şefkat ve merhamet göstermek.
8 - Allah’a karşı görevlerimiz nelerdir?
8 - Allah’a karşı görevlerimiz :
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak
2) İbadet vazifelerimizi yerine getirmek
3) Emirlerine uygun hareket edip yasak ettiği şeylerden sakınmak
4) Allah sevgisini her şeyden üstün tutmak
5) Onun adını saygı ile anmak
6) Verdiği nimetlere şükretmek.
9 - Peygamberimize karşı görevlerimiz nelerdir?
9 - Peygamberimize karşı görevlerimiz :
1) Onun son peygamber olduğuna inanmak
2) Onu çok sevmek, ismi anıldığında salavât-ı şerîfe okumak
3) Sünnetlerini uygulamak
4) Güzel ahlâkını kendimize örnek almak.
10 - Salavât-ı şerîfeyi söyleyiniz.
10 - Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
11 - Kur’ân’a karşı görevlerimiz nelerdir?
11 - Kur’ân’a karşı görevlerimiz :
1) Kur’ân-ı Kerîm’in son kitap olduğuna inanmak
2) Usulüne uygun olarak okumak
3) Manasını anlamaya çalışmak
4) Okurken ve dinlerken son derece saygılı olmak
5) Yap dediklerini yapmak, yapma dediklerinden sakınmak.
12 - Kendi şahsımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
12 - Şahsımıza karşı görevlerimiz ikiye ayrılır :
Bedenimize karşı görevlerimiz :
1) Dengeli ve helâlinden beslenmek
2) Sağlığı korumak
3) Temiz olmak.
Ruhumuza karşı görevlerimiz :
1) Ruhumuzu yanlış inançlardan temizlemek
2) Faydalı bilgilerle donatmak
3) Kötü düşünce ve huylardan arındırmak
4) Güzel huylarla süslemek.
13 - Ana babamıza karşı görevlerimiz nelerdir?
13 - Ana babamıza karşı görevlerimiz :
1) Onlara karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak
2) Allah’a isyana davet etmedikleri sürece emirlerini dinlemek
3) Yaşlandıklarında bakımlarını üstlenmek
4) Öldüklerinde onları rahmetle anmak.
14 - Anne ve babaların çocuklara karşı görevleri nelerdir?
14 - Anne ve babaların çocuklara karşı görevleri :
1) Onlara güzel bir isim vermek
2) Ruh ve beden yönünden sağlıklı yetiştirmek ve haram yedirmemek
3) İyi bir eğitim verip güzel örnek olmak
4) Onlara sevgi ve adâletle yaklaşmak.
15 - Eşlerin birbirlerine karşı görevleri nelerdir?
15 - Eşlerin birbirlerine karşı görevleri :
1) Her konuda birbirlerine yardımcı olmalıdırlar
2) Kazançlarını israf etmemelidirler
3) Çocukların eğitim ve öğretimiyle birlikte ilgilenmelidirler
4) Saygı ve sevgide kusur etmeyip birbirlerine karşı, nazik ve yumuşak
olmalılar.
16 - Hısım ve akrabalara karşı görevlerimiz nelerdir?
16 - Hısım ve akrabalara karşı görevlerimiz :
1) Zaman zaman ziyaretlerine gidip hal ve hatırlarını sormak
2) Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek
3) Sıkıntılı anlarında yanlarında olmak.
17 - Komşularımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
17 - Komşularımıza karşı görevlerimiz :
1) Selâmlaşmak
2) İyi geçinmek
3) Haklarını gözetmek
4) İyi ve kötü günlerinde yanlarında olmak.
18 - Bir müslüman diğer bir müslümanın öldüğünü duyduğu zaman ne demesi
gerekir?
18 - “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn = Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz’’ ve
“Allah rahmet etsin” demesi gerekir.
19 - Bir müslüman diğer bir müslümanın hapşırdığını duyduğu zaman ne
demelidir?
19 - Hapşıran : Elhamdülillâh ( Allah’a hamd olsun)
Duyan : Yerhamükellah ( Allah sana rahmetiyle muamele etsin)
Hapşıran : Yehdînâ ve yehdîkümüllah ( Allah bizi ve sizi doğruya iletsin).
20 - Vatanımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
20 - Vatanımıza karşı görevlerimiz :
1) Vatanımızı sevip, iç ve dış düşmanlara karşı korumalıyız
2) Vatanımızın gelişmesi için çok çalışmalıyız
3) Yıkıcı ve bölücü davranışlara karşı uyanık olmalıyız
4) Kamu mallarını korumalıyız.
21 - Şehit ve gazi kime denir? Şehit olmakla ilgili bir âyet meâli söyleyiniz.
21 - Allah yolunda, din, vatan ve millet uğrunda savaşırken ölenlere şehit, sağ
kalanlara gazi denir.
“Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz, aslında onlar diridirler ama siz
farkında değilsiniz.” ( Bakara, 2/154)
22 - Müslüman olmayanlara karşı görevlerimiz nelerdir?
22 - Müslüman olmayanlara karşı görevlerimiz :
1) Onlarla insanî ilişkiler içerisinde yaşamak
2) Mal ve canlarına dokunmamak
3) Dinimizi ve kültürümüzü tanıtmak, fakat onların inançlarına ve değerlerine
saygılı olmak
4) Hak ve özgürlüklerine saygılı olmak.
23 - Topluma karşı görevlerimiz nelerdir?
23 - Topluma karşı görevlerimiz :
1) Başkalarının kutsal değerlerine saygılı olmak
2) Büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek
3) Kendisi için istediğini başkası için de istemek
4) Kamu mallarını korumak. Toplu taşıma araçlarına zarar vermemek, cami,
okul, park, bahçe ve benzeri ortak kullanım alanlarını kirletmemek gibi.
24 - Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı görevlerimiz nelerdir?
24 - Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı görevlerimiz :
1) Hayvanlara eziyet etmemek, onları korumak
2) Doğal güzellikleri korumak, onlara zarar verecek davranışlardan sakınmak
3) Denizleri, gölleri ve ırmakları kirletmemek
4) Yolda ve çevrede insanlara zarar ve eziyet veren, kötü görünüm sergileyen
şeyleri ortadan kaldırmak
5) Çöpleri sokaklara, rast gele yerlere atmamak ve tükürmemek
6) Bu kurallara uymayanları uyarmak ve eğitmek.
25 - İslâm ahlâkına uyan müslümanlarda hangi özellikler bulunur?
25 - İslâm ahlâkına uyan müslüman :
1) İman esaslarına inanıp, inandığı gibi yaşar
2) Anne ve babasına saygı gösterir
3) Müslümanları kardeş bilir
4) Eliyle diliyle kimseyi incitmez
5) İyi insanlarla arkadaşlık yapar
6) Sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanmaz.
26 - İslâm dininde önemli görülen bazı yasakları söyleyiniz.
26 - İslâm dininde önemli görülen bazı yasaklar :
1) Allah’a ortak koşmak
2) Ana babaya itaatsizlik etmek
3) Haksız yere insan öldürmek
4) Emaneti korumamak
5) Başkalarının malına el uzatmak, ırz ve namusuna göz dikmek
6) Alkollü ve uyuşturucu madde kullanmak
7) Kumar oynamak, tefecilik ve faizcilik yapmak.
DEVLETİN MUMU
Hilâfet makamında iken, Mekkeli bir dostu Hz. Ömer’in ziyaretine gelir. Vakit akşam
vaktidir.
Hz. Ömer evinde, gündüzden arta kalan devlet işlerini toparlamakla meşguldür.
Dostuna ikramda bulunduktan sonra, biraz beklemesini söyler ve işinin başına döner.
Resmî işler bitince, evde yanmakta olan mumu söndürüp yerine başka bir mum yakar.
Arkadaşı Hz. Ömer’in bu davranışına şaşar ve sebebini sorar.
Hz. Ömer ona şu cevabı verir :
-- Söndürdüğüm mum, hazineye ait olup devletin malıdır. Devletin malı bana ancak devletin ve
milletin işleri ile ilgilendiğim sürece helâl olur. Sen bana özel bir ziyaret maksadıyla geldin. Bu
ziyaret kişisel bir iş olduğu için, görüşmemizi devletin malı olan mumun ışığında yapmamız
doğru değildir. Bu görüşmenin, kendime ait mumun ışığında yapılması gerekir. Yaktığım ikinci
mum, benim şahsî paramla aldığım bir mumdur. Bu değişikliği onun için yaptım.
Bu hikayeden şunu anlıyoruz.
“Devlet malı bütün toplumun ortak malıdır. Bundan dolayı, görevliler tarafından özel işlerde
kullanılması doğru değildir. Devlet malını özel işlerinde kullanan görevliler, başkalarının
hakkına el uzatmış, dolayısıyla harama bulaşmış olurlar.”
BEŞİNCİ BÖLÜM
GENEL KÜLTÜR
1 - Müftü kimdir? Görevi nedir?
1 - İl ve ilçelerde din işlerine bakan yöneticidir. Cami ve Kur’ân Kurslarındaki
faaliyetlerin yürütülmesini ve denetlenmesini sağlar. Halkı dinî konularda
bilgilendiren makamdır.
2 - Vâiz ve Vâize kimdir? Görevleri nelerdir?
2 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen, daha çok camilerde halkı
din konularında aydınlatmak için konuşmalar yapan bay ve bayan görevlidir.
3 - Kur’an Kursu öğreticisi kimdir? Görevi nedir?
3 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an Kurslarında ders vermek üzere
görevlendirilen öğreticidir. Görevi, Kur’ân-ı Kerîm’i ve dinî bilgileri usulüne
uygun olarak uygulamalı bir şekilde öğretmektir.
4 - İmam kimdir? Görevi nedir?
4 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde namaz kıldırmak ve halkı din
konularında aydınlatmakla görevlendirilen kişidir.
5 - Müezzin kimdir? Görevi nedir?
5 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde ezan okumak ve cami ile ilgili
diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü kimsedir.
6 - Cami ne demektir? Bölümleri nelerdir?
6 - Cami “toplayan” anlamına gelir. Müslümanların öncelikle namaz kılmak, ayrıca
başka sosyal faaliyetlerde bulunmak için bir araya geldikleri mekândır.
Caminin bölümleri :
1) Mihrap : İmamın namaz kıldırdığı, kıble duvarındaki girintili yer
2) Minber : İmamın Cuma ve Bayram namazlarında hutbe okuduğu merdivenli
yer
3) Mahfel : Caminin giriş ve yan bölümlerinde bulunan asma kat
4) Kürsü : Vâizin üzerine oturup vaaz verdiği yüksek yer
5) Minare : Namaz vaktinin geldiğini bildirmek için, camilerde müezzinin ezan
okuduğu bir veya birkaç şerefesi olan yüksek ve ince yapı
6) Alem : Türk-İslâm sanatında cami, medrese, türbe gibi kubbeli yapıların,
minare külâhlarının ve sancakların üzerine yerleştirilen tepelikler
7) Şerefe : Minareyi çepeçevre kuşatan ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma
yeri.
7 - Dinimizde mübarek sayılan günler hangileridir?
7 - Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cuma ve Arife günleri.
8 - Mahyâ nedir?
8- Mübarek gün ve gecelerde cami minarelerine takılan ışıkla yazılı panolardır.
9 - Kutsal gecelerimiz hangileridir?
9 - Kutsal gecelerimiz :
1) Mevlid Kandili : Peygamber Efendimizin doğum gecesi ( 12 Rebîulevvel)
2) Regâib Kandili : Receb ayının ilk Cuma gecesi
3) Mirac Kandili : Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı gece ( 27 Receb)
4) Berat Kandili : Şaban ayının 15. gecesi
5) Kadir Gecesi : Kur’ân-ı Kerîm’in Peygamber Efendimize gönderilmeye
başlandığı gece ( 27 Ramazan)
6) Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece
7) Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.
10 - Na’t neye nedir?
11 - Hz. Peygamberi övmek maksadıyla yazılan şiirlere Na’t denir.
11 - Mevlid nedir ve kim tarafından yazılmıştır?
11 - Mevlid : Büyük Türk âlim ve şairi Süleyman ÇELEBİ tarafından yazılan,
Peygamber Efendimizin doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini anlatan değerli
eserin adıdır. Mevlid okumak, okutmak, dinlemek Türk milletinin önemli
özelliklerinden biridir. Bu özellik, milletimizin Peygamber Efendimize olan
engin sevgisini ve bağlılığını göstermektedir.
12 - Hicrî takvim ile milâdî takvim arasındaki fark nedir ve hicrî takvimi kim
başlatmıştır?
12 - Hicrî takvim, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicretini
başlangıç kabul eden ve ay hesabına dayanan takvimdir. Hz.Ömer tarafından
başlatılmıştır.
Milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumuyla başlar ve güneş yılı esasına göre
düzenlenmiştir.
13 - Hicrî yılbaşı hangi ay ile başlar?
13 - Muharrem ayı ile başlar.
14 - Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar hangileridir?
14 - Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
15 - İslâm’da ruh çağırma var mıdır?
15 - İslâm’da ruh çağırma diye bir şey yoktur. Ruhun bedenden ayrıldıktan sonra
dünya hayatına geri geleceği inancı İslâm dinine aykırıdır. Ruh çağırma
seansları, dinde yeri olmayan ve insan psikolojisine zarar veren eylemlerdir.
Müslüman bu tür şeylere itibar etmez.
16 - Reenkarnasyon nedir? İslam’da böyle bir inanış var mıdır?
16 - Reenkarnasyon : Ölümden sonra ruhun bir başka bedene girmek sureti ile
yaşadığına, yani ruh göçüne inanış anlamında kullanılır. İslâm’ın inanç
esaslarına aykırı bir inanıştır. Bu şekilde inanan kâfir olur.
17 - Hurâfe nedir? Halk arasında yaygın olan hurâfeler nelerdir?
17 - Dinin aslında olmadığı halde, inanç ve ibadet alanında sonradan icad edilen
inanış ve davranışlardır. Halk arasında yaygın olan bazı hurâfeler şunlardır :
1) Falcılık
2) Yıldız ve burç falı
3) Kabirlere ip ve bez bağlamak, mum yakmak
4) Nazar boncuğu takmak
5) Bazı eşya ve hayvanları uğursuz saymak
6) Akşam tırnak kesmeyi kötü görmek
7) Bazı günlerde başlayan işlerin sonu gelmeyeceğine, zararlı olacağına
inanmak.
18 - Kur’ân-ı Kerîm’de bazı özellikleri ile anılan peygamberler hangileridir?
18 - Kur’ân-ı Kerîm’de bazı özellikleri ile anılan peygamberler :
1) Hz. Yûnus : Görev bilinci ile
2) Hz. Eyyûb : Sabrı ile
3) Hz. Yûsuf : Sevgisi ile
4) Hz. İsa : İnsan sevgisi ile
5) Hz. Mûsa : Hikmeti ile
6) Hz. İbrâhim : Allah’ı arayışı ile
7) Hz. Muhammed : Merhameti ile.
19 - İstanbul’da kabri bulunan meşhur sahâbî kimdir?
19 - İstanbul’da kabri bulunan meşhur sahâbî, Efendimiz Medîne’ye hicret ettikten
sonra onu yedi ay evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensârî’dir. Kabri, kendi adı
ile anılan Eyüp Sultan Câmiinin avlusundadır.
20 - Yeryüzünde kutsal sayılan üç mescid hangileridir?
20 - Yeryüzünde kutsal sayılan üç mescid :
1) Mescid-i Harâm : Mekke’de
2) Mescid-i Nebevî : Medîne’de
3) Mescid-i Aksâ : Kudüs’de.
21 - İstanbul kaç yılında kim tarafından fethedildi?
21 - 29 Mayıs 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildi.
22 - Osmanlı devleti zamanında pek çok cami, medrese, han, hamam ve
kervansaray yaparak milletimizin gönlünde taht kuran en büyük ve en ünlü
mimarımız kimdir?
22 - Mimar Sinan’dır.
23 - Asırlardır hiç durmadan Kur’ân okunan yer neresidir?
23 - Topkapı Sarayında bulunan Hırka-i Saâdet dairesidir.
24 - Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Dünya kadınlarının efendisi dört
kadındır” buyurur. Bu kadınlar kimdir?
24 - Bu dört kadın şunlardır :
1) Hz. Meryem
2) Hz. Asiye
3) Hz. Hatice
4) Hz. Fâtıma.
25 - Yunus Emre kimdir?
25 - 1238-1320 yılları arasında yaşamış Anadolu tasavvuf edebiyatının ilk büyük
şairi ve Türk şiirinin öncüsüdür. Taptuk Emre tekkesinde hizmet etmiş ve Allah
âşığı olmuştur. “Yaratılanı severim yaratanda ötürü” sözü onunla özdeşleşmiştir.
26 - Hoca Ahmet Yesevî kimdir?
26 - Türk mutasavvıflarındandır. Buhârâ’da ders görmüş, Türkler arasında İslâm
inancının yerleşmesinde önemli rol oynamıştır. 13. yüzyılda Azerbaycan
üzerinden Anadolu’ya geçmiştir. Yalın bir Türkçe ile yazdığı tasavvufî şiirleri
Divân-ı Hikmet adlı ünlü eserinde derlenmiştir.
27 - Hz. Mevlânâ kimdir?
27 - Büyük bir şair, mutasavvıf, mana eri ve gönül sultanıdır. “Canım tende olduğu
sürece Kur’ân’ın kölesiyim. O seçkin Muhammed’in yolunun toprağıyım” demiş
ve bütün ömrünü bu felsefeyi yaşamak ve yaymakla geçirmiştir. Konya’da vefat
etmiş ve buraya defnedilmiştir. En önemli eseri Mesnevîdir. Her yıl Aralık
ayında “Şeb-i Arûs” töreniyle Konya’da anılır. İnsanlara şu tavsiyelerde
bulunmuştur :
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Kusurları örtmekte gece gibi ol
Tevâzu ve mahviyette toprak gibi ol
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.
28 - Hacı Bektaş-ı Velî kimdir?
28 - Anadolunun Türk yurdu olmasında ve müslümanlaşmasında büyük payı
bulunan, insana değer veren, sevgi ve hoşgörü ile bakan, güler yüzlü, tatlı dilli,
dinine bağlı, ilim ve irfan denizi meşhur bir mutasavvıftır. Kaleme aldığı
Makâlât isimli eserinde, düşüncelerini âyet ve hadislere dayandırarak
açıklamaktadır.
29 - “Esmâ-i Hüsnâ” ne demektir?
29 - Allah’ın güzel isimleri demektir. Cenâb-ı Hakk’ın 99 ismi vardır.
Esmâ-i Hüsnâ ( Allah-ü Teâlânın Güzel İsimleri) Şunlardır :
1- Allah : Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı. Kendinden başka ilah bulunmayan
tek Allah.
Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği
bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi
mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu
isim, Allah'tan başkasına mecazen de verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının,
Allah'tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.
2- Er-Rahmân : Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan
eden.
3- Er-Rahîm : Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.
4- El-Melik : Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5- El-Kuddûs : Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.
6- Es-Selâm : Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına
selâm eden.
7- El-Mü’min : Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.
8- El-Müheymin : Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.
9- El-Azîz : İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.
10- El-Cebbâr : Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne
karşı gelinemeyen.
11- El-Mütekebbir : Büyüklükte eşi, benzeri yok.
12- El-Hâlık : Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.
13- El-Bâri : Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
14- El-Musavvir : Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.
15- El-Gaffâr : Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten
koruyan.
16- El-Kahhâr : Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.
17- El-Vehhâb : Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.
18- Er-Razzâk : Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19- El-Fettâh : Her türlü sıkıntıları gideren.
20- El-Alîm : Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en
mükemmel bilen.
21- El-Kâbıd : Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.
22- El-Bâsıt : Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.
23- El-Hâfıd : Kâfir ve facirleri alçaltan.
24- Er-Râfi : Şeref verip yükselten.
25- El-Mu’ız : Dilediğini aziz eden.
26- El-Müzil : Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27- Es-Semi : Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.
28- El-Basîr : Gizli açık, her şeyi en iyi gören.
29- El-Hakem : Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi.
30- El-Adl : Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31- El-Latîf : Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.
32- El-Habîr : Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan.
33- El-Halîm : Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.
34- El-Azîm : Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce.
35- El-Gafûr : Affı, mağfireti bol.
36- Eş-Şekûr : Az amele, çok sevap veren.
37- El-Aliyy : Yüceler yücesi, çok yüce.
38- El-Kebîr : Büyüklükte benzeri yok, pek büyük.
39- El-Hafîz : Her şeyi koruyucu olan.
40- El-Mukît : Rızıkları yaratan.
41- El-Hasîb : Kulların hesabını en iyi gören.
42- El-Celîl : Celal ve azamet sahibi olan.
43- El-Kerîm : Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.
44- Er-Rakîb : Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında
bulunduran.
45- El-Mucîb : Duaları, istekleri kabul eden.
46- El-Vâsi : Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47- El-Hakîm : Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.
48- El-Vedûd : İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.
49- El-Mecîd : Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık
bulunan.
50- El-Bâis : Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen.
51- Eş-Şehîd : Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde
hazır ve nazır olan.
52- El-Hak : Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53- El-Vekîl : Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi
neticeye ulaştıran.
54- El-Kaviyy : Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55- El-Metîn : Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.
56- El-Veliyy : Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.
57- El-Hamîd : Her türlü hamd ve senaya layık olan.
58- El-Muhsî : Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.
59- El-Mübdi : Maddesiz, örneksiz yaratan.
60- El-Muîd : Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61- El-Muhyî : İhya eden, yarattıklarına can veren.
62- El-Mümît : Her canlıya ölümü tattıran.
63- El-Hayy : Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.
64- El-Kayyûm : Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.
65- El-Vâcid : Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
66- El-Mâcid : Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.
67- El-Vâhid : Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68- Es-Samed : Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69- El-Kâdir : Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70- El-Muktedir : Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.
71- El-Mukaddim : Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.
72- El-Muahhir : Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.
73- El-Evvel : Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.
74- El-Âhir : Ebedi olan, varlığının sonu olmayan.
75- Ez-Zâhir : Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.
76- El-Bâtın : Aklın tasavvurundan gizli olan.
77- El-Vâlî : Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.
78- El-Müteâlî : Son derece yüce olan.
79- El-Berr : İyilik ve ihsanı bol olan.
80- Et-Tevvâb : Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.
81- El-Müntekım : Asilerin, zalimlerin cezasını veren.
82- El-Afüvv : Affı çok olan, günahları mağfiret eden.
83- Er-Raûf : Çok merhametli, pek şefkatli.
84- Mâlik-ül Mülk : Mülkün, her varlığın sahibi.
85- Zül-Celâli vel İkrâm : Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86- El-Muksit : Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine
uygun yapan.
87- El-Câmi : İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya
toplayan.
88- El-Ganiyy : İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey Ona muhtaç olan.
89- El-Mugnî : Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
90- El-Mâni : Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
91- Ed-Dârr : Elem, zarar verenleri yaratan.
92- En-Nâfi : Fayda veren şeyleri yaratan.
93- En-Nûr : Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.
94- El-Hâdî : Hidayet veren.
95- El-Bedî : Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. ( Eşi ve benzeri olmayan).
96- El-Bâkî : Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
97- El-Vâris : Her şeyin asıl sahibi olan.
98- Er-Reşîd : İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.
99- Es-Sabûr : Ceza vermede, acele etmeyen.
"Ebu Hüreyre'den nakledilen bir hadis-i şerifde, Sevgili Peygamberimiz sallallahu
aleyhi ve sellem buyuruyor ki :
( Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse ( îman eder ve ezbere sayarsa)
Cennete girer.) buyurulmuştur.
Çölde Bir Bedevi
Devesiylebirlikte çölde yürümekte olan bir bedevi yürüyen,dudakları susuzluktan
kurumuş bir adama rastlamış.
Adam bunu görünce su istemiş. Devesinden inip ona su vermiş.
Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.
Bedevi arkasından bağırmış :
“Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp nedenini sormuş…
“Eğer anlatırsan, demiş bedevi, bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde
muhtaç birini görünce yardım etmezler.”
Forum Kurallarımız
1- Forumda yazilan mesajlardan tamamen yazan forum üyesi sorumludur. Şahısların yazdıkları yazılardan dolayı forumumuz hiçbir sorumluluk kabul etmez.
2- T.C. yasalarını ya da uluslararasi kanunları, anlaşmaları, tüzükleri çigneyen mesajlar foruma gönderilemez.
3- Topluluklar hakkında tahrik edici ve küçük düşürücü yazılar yazılamaz. (Örneğin: Türk, Kürt, Ermeni, Yahudi, Çerkez, Zenci, Hint, Arap, Çingene, Roman, Rus, Göçmen gibi.)
4- Tehdit edici, küfürlü, örf ve adetlere karşı, nefret dolu ya da çok miktarlarda istenmeyen mesajlar göndermek; din, dil, irk ayrımına yönelik iletiler göndermek ve materyaller kullanmak; forum yöneticilerini ve kullanıcılarını küçümser davranışlar sergilemek yasaktır.
5- Yorum amacı taşımayan salt propaganda içerikli parti ve siyaset yazıları yasaktır.
6- Her türlü taciz edici yazı yasaktır.
7- Forumda, büyük harfle yazı yazmak kesinlikle yasaktır!
8- Forumda, sitenizin ziyaret edilmesini istemeniz, sitenizde satılan veya aracı olunulan bir "ürünün" reklamını yapmanız ve bunlar dışındaki tüm ticari kaygı güden mesajlar ve crack, warez, hack appz ve benzeri sitelerin tanitimi yasaktır.
9- Mesajlarda öğretici veya örnek gösterici image'ler dışında image kullanılamaz. Imzalara image eklenemez.
10- Forum admin ve yöneticileri kurallara uymayan mesajlari değiştirme ve silme hakkına sahiptir.
11- Forum kurallarina uymayan üyeler yöneticiler tarafindan uyarılır, davranışın tekrarında sistemimizden kayıtları silinir.
12- Forum kurallarının güncellenme veya yenilerinin eklenmesi hakkı forum yöneticilerince her zaman saklıdır.
13- Veritabanı arızalarına yol açtığı için Gecerli E-Mail adresi olmayanlarin üyelikleri silinmektedir. Fakat isteyen üyeliğini banlatıp, erişime kapatabilir.
14- Her türlü telif hakkı içeren paylaşım yasaktır. Crack, warez, mp3 vs...
15- Forumda her türlü pornografik içerik yasaktır.
16- Forumda Gerçek Kimlik dışında "NickName" Kullanmak serbesttir. O yüzden Herhangi bir üymeizin gerçek kimliğini gerçekten bilmiyoruz.
17- Forumda Avatar olaraktan, Gerçek kimlik Fotoğrafı haricinde, herhangi bir fotoğraf, image ve grafik kullanmak serbesttir. Avatardaki Resim %100 Gerçek Resim olmadığından, Avatar resimindeki 3. şahıslar ile bizim ve üylerimizin bir alakası yoktur.
18- Forumumuzdaki "Sağlık Bilgileri" ve "Dini Tasavvufi Bilgiler" ve Diğer Bilgilerin,... üzerinizde veya 3. şahıslarda uygulanması, kendi sorumluluğunuz altındadır. Bunları uygulayıp ve kullanmaya mecbur değilsiniz. Bunları kullanan ve uygulayan herkes, bunlardan doğabilecek sorunların, sorumluluğunu Kendisi üstlenmiş olur.
19- Foruma üye olan veya Misafir olarak Ziyaret edip bilgi alan herkes bu şartları kabul etmiş sayılır.
Forum Yönetimi
1- Forumda yazilan mesajlardan tamamen yazan forum üyesi sorumludur. Şahısların yazdıkları yazılardan dolayı forumumuz hiçbir sorumluluk kabul etmez.
2- T.C. yasalarını ya da uluslararasi kanunları, anlaşmaları, tüzükleri çigneyen mesajlar foruma gönderilemez.
3- Topluluklar hakkında tahrik edici ve küçük düşürücü yazılar yazılamaz. (Örneğin: Türk, Kürt, Ermeni, Yahudi, Çerkez, Zenci, Hint, Arap, Çingene, Roman, Rus, Göçmen gibi.)
4- Tehdit edici, küfürlü, örf ve adetlere karşı, nefret dolu ya da çok miktarlarda istenmeyen mesajlar göndermek; din, dil, irk ayrımına yönelik iletiler göndermek ve materyaller kullanmak; forum yöneticilerini ve kullanıcılarını küçümser davranışlar sergilemek yasaktır.
5- Yorum amacı taşımayan salt propaganda içerikli parti ve siyaset yazıları yasaktır.
6- Her türlü taciz edici yazı yasaktır.
7- Forumda, büyük harfle yazı yazmak kesinlikle yasaktır!
8- Forumda, sitenizin ziyaret edilmesini istemeniz, sitenizde satılan veya aracı olunulan bir "ürünün" reklamını yapmanız ve bunlar dışındaki tüm ticari kaygı güden mesajlar ve crack, warez, hack appz ve benzeri sitelerin tanitimi yasaktır.
9- Mesajlarda öğretici veya örnek gösterici image'ler dışında image kullanılamaz. Imzalara image eklenemez.
10- Forum admin ve yöneticileri kurallara uymayan mesajlari değiştirme ve silme hakkına sahiptir.
11- Forum kurallarina uymayan üyeler yöneticiler tarafindan uyarılır, davranışın tekrarında sistemimizden kayıtları silinir.
12- Forum kurallarının güncellenme veya yenilerinin eklenmesi hakkı forum yöneticilerince her zaman saklıdır.
13- Veritabanı arızalarına yol açtığı için Gecerli E-Mail adresi olmayanlarin üyelikleri silinmektedir. Fakat isteyen üyeliğini banlatıp, erişime kapatabilir.
14- Her türlü telif hakkı içeren paylaşım yasaktır. Crack, warez, mp3 vs...
15- Forumda her türlü pornografik içerik yasaktır.
16- Forumda Gerçek Kimlik dışında "NickName" Kullanmak serbesttir. O yüzden Herhangi bir üymeizin gerçek kimliğini gerçekten bilmiyoruz.
17- Forumda Avatar olaraktan, Gerçek kimlik Fotoğrafı haricinde, herhangi bir fotoğraf, image ve grafik kullanmak serbesttir. Avatardaki Resim %100 Gerçek Resim olmadığından, Avatar resimindeki 3. şahıslar ile bizim ve üylerimizin bir alakası yoktur.
18- Forumumuzdaki "Sağlık Bilgileri" ve "Dini Tasavvufi Bilgiler" ve Diğer Bilgilerin,... üzerinizde veya 3. şahıslarda uygulanması, kendi sorumluluğunuz altındadır. Bunları uygulayıp ve kullanmaya mecbur değilsiniz. Bunları kullanan ve uygulayan herkes, bunlardan doğabilecek sorunların, sorumluluğunu Kendisi üstlenmiş olur.
19- Foruma üye olan veya Misafir olarak Ziyaret edip bilgi alan herkes bu şartları kabul etmiş sayılır.
Forum Yönetimi
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 2,050
» Forum posts: 2,260
Read More / Comment 
