Allah’ı Zikretmek ile İlgili Hadisler
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Arapçası:
لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir."
(Kaynak: Buhârî, Deavât, 50)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz: 'Lâ ilâhe illallâh' sözüdür."
(Kaynak: İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'İmânınızı dâima yenileyiniz' buyurdu da: '– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?' diye suâl olundu. Cevaben: 'Lâ ilâhe illallâh' zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu."
(Kaynak: İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "– Bir kul ihlâs ile 'Lâ ilâhe illallâh' derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır."
(Kaynak: Tirmizî, Deavât, 86)
Arapçası:
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Veya
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
(Allah’ın kelimeleri adedince, yarattıkları adedince, Arş ağırlığınca, semâlar dolusu ve bunların mislince Lâ ilâhe illallâh, Allahu ekber, elhamdülillah)
Okunuşu: "Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah".
Anlamı: "Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa “Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: ... Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm
Anlamı: "Ne ben, ne de benden evvelki nebiler: bu tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 2015)
Arapçası:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır" kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir.
(Kaynak: Hâkim, I, 727)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmü'l-kerîm. Lâ ilâhe illallâhu'l-aliyyü'l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu rabbü's-semâvâti's-seb'i ve rabbü'l-arşi'l-azîm
Anlamı: Bu zikre devam edilirse biiznillâhi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.
Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ
Okunuşu: Elhamdülillah
Anlamı: "Kelime-i Tevhîd, yani 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali 'Elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir."
(Kaynak: Tirmizî, Duâ, 9/3383)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
(Esmaü'l-Hüsna kısmı buradan çıkarılmıştır, sizin tarafınızdan eklenecektir.)
Arapçası:
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu: Hasbiyallâhu ve ni'mel-vekîl
Anlamı: "Allah bana yeter. O ne güzel vekildir." Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır.
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ
Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdih
Anlamı: "Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1848)
Arapçası:
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Okunuşu: E lâ bi zikrillâhi tatmein-nül-kulûb
Anlamı: "Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)
(Bu âyet meâli olup, hadis metninde sıkça zikredilir.)
Anlamı: "Zikir sadakadan hayırlıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)
Anlamı: "Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun."
(Kaynak: Heysemî, X, 82)
Anlamı: "Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: 'Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız' denilmesin."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 414)
Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)
Anlamı: "Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1859)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: 'Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.'"
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1873)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir."
(Kaynak: Heysemî, X, 78)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 367)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin."
(Kaynak: Taberânî, VIII, 90)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz.
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır."
(Kaynak: Hâkim, III, 690)
Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.
Anlamı: "Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagir, no: 8637)
Anlamı: "Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur."
(Kaynak: Tirmizî, Hac, 41/866)
Anlamı: "Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez."
(Kaynak: Hâkim, IV, 289)
Anlamı: "Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever."
(Kaynak: Buhârî, Rikâk, 41)
Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.
Anlamı: "Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 6788)
Anlamı: "Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder."
Anlamı: "Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, VII, 361)
Anlamı: "Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur."
(Kaynak: Ahmed, I, 73)
Anlamı: "Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, III, 394)
Anlamı: "Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)
Anlamı: "Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz."
(Kaynak: Müslim, Cenâiz, 1)
Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
Anlamı: "Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun."
Anlamı: "Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun."
(Kaynak: Ali el-Müttakî, no: 43738)
Anlamı: "Kim bir şeyi severse onu çok zikreder."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 388)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.
Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Arapçası:
لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir."
(Kaynak: Buhârî, Deavât, 50)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz: 'Lâ ilâhe illallâh' sözüdür."
(Kaynak: İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'İmânınızı dâima yenileyiniz' buyurdu da: '– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?' diye suâl olundu. Cevaben: 'Lâ ilâhe illallâh' zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu."
(Kaynak: İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "– Bir kul ihlâs ile 'Lâ ilâhe illallâh' derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır."
(Kaynak: Tirmizî, Deavât, 86)
Arapçası:
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Veya
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
(Allah’ın kelimeleri adedince, yarattıkları adedince, Arş ağırlığınca, semâlar dolusu ve bunların mislince Lâ ilâhe illallâh, Allahu ekber, elhamdülillah)
Okunuşu: "Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah".
Anlamı: "Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa “Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: ... Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm
Anlamı: "Ne ben, ne de benden evvelki nebiler: bu tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 2015)
Arapçası:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır" kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir.
(Kaynak: Hâkim, I, 727)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmü'l-kerîm. Lâ ilâhe illallâhu'l-aliyyü'l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu rabbü's-semâvâti's-seb'i ve rabbü'l-arşi'l-azîm
Anlamı: Bu zikre devam edilirse biiznillâhi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.
Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ
Okunuşu: Elhamdülillah
Anlamı: "Kelime-i Tevhîd, yani 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali 'Elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir."
(Kaynak: Tirmizî, Duâ, 9/3383)
Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
(Esmaü'l-Hüsna kısmı buradan çıkarılmıştır, sizin tarafınızdan eklenecektir.)
Arapçası:
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu: Hasbiyallâhu ve ni'mel-vekîl
Anlamı: "Allah bana yeter. O ne güzel vekildir." Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır.
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715)
Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ
Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdih
Anlamı: "Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1848)
Arapçası:
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Okunuşu: E lâ bi zikrillâhi tatmein-nül-kulûb
Anlamı: "Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)
(Bu âyet meâli olup, hadis metninde sıkça zikredilir.)
Anlamı: "Zikir sadakadan hayırlıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)
Anlamı: "Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun."
(Kaynak: Heysemî, X, 82)
Anlamı: "Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: 'Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız' denilmesin."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 414)
Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.
Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)
Anlamı: "Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1859)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: 'Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.'"
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1873)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)
Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir."
(Kaynak: Heysemî, X, 78)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 367)
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin."
(Kaynak: Taberânî, VIII, 90)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz.
Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır."
(Kaynak: Hâkim, III, 690)
Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.
Anlamı: "Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagir, no: 8637)
Anlamı: "Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur."
(Kaynak: Tirmizî, Hac, 41/866)
Anlamı: "Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez."
(Kaynak: Hâkim, IV, 289)
Anlamı: "Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever."
(Kaynak: Buhârî, Rikâk, 41)
Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.
Anlamı: "Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 6788)
Anlamı: "Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder."
Anlamı: "Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, VII, 361)
Anlamı: "Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur."
(Kaynak: Ahmed, I, 73)
Anlamı: "Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, III, 394)
Anlamı: "Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)
Anlamı: "Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz."
(Kaynak: Müslim, Cenâiz, 1)
Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)
Anlamı: "Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun."
Anlamı: "Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun."
(Kaynak: Ali el-Müttakî, no: 43738)
Anlamı: "Kim bir şeyi severse onu çok zikreder."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 388)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.
Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
