• Portal Hakkalyakin Board Portal
  • Forum Hakkalyakin Board Forum
  • Search Search
  • Help Community >
    • Forum Statistics Forum Statistics
    • Forum Team Forum Team
  • Calendar Calendar
  • Members JAMPS Members
  • Support Support >
  • Linkler Linkler>
    • PIXIZ
    • EZGIF
    • PEXEL
    • PIXABAY
    • BLOGIF
    • FREEPIC
    • OIEDiTOR
    • FOTOBEAR
    • COOLTEXT
Dini Forum
ANASAYFA -- FORUMUMUZA ÜYE OL -- ÜYE GiRiSi YAP

Dini Forum > Portal >

MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler» Toplam Üyeler 5
Son Üye» Son Üye Ahmed
Toplam Konular» Toplam Konular 2,152
Toplam Yorumlar» Toplam Yorumlar 2,406

Detaylı İstatistikler Detaylı İstatistikler

Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)


BÖLÜME GiR


AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



İMAN VE ZİKRİN HİKMETİ
İMAN VE ZİKRİN HİKMETİ

09.02.2012 Perşembe

Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim

"Yeryüzünde gezip dolaşın... Bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz." (Tevbe Suresi'nden mülhem)

Allah’ım; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdiğin tüm peygamberlerine salat ve selam eyle. Hz. Adem’den Hz. Nuh’a, Hz. İbrahim’den Hz. Musa’ya, Hz. İsa’dan Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) kadar gelmiş geçmiş bütün nebilere ve onların izinden giden salih kullara selam olsun.
Sevgi ve Zikir

Kıymetli Müminler, İnsan neyi severse, kalbi onunla meşgul olur. Bir dünyalığı sevenin dili her an onu anar; malı seven kazancını, sanatı seven eserini zikreder. Hatta gökyüzündeki kuşlar bile kendi lisanlarıyla rızıklarını veren ve tohumu çatlatan Allah’ı zikrederler. Hz. Süleyman’ın Hüdhüd’ü bile toprağın altındaki taneye can veren Kudret’e yemin ederek söze başlar.

Eğer bir kuş kadar olamıyorsak, yaratanı unutup sadece yaratılana takılıp kalıyorsak, gönül hanemiz viran olmuş demektir. Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif’inde ne güzel buyurur: "Allah adın zikredelim evvela, vacip oldu cümle işte her kula..." Allah’ın adıyla başlanan her iş kolaylaşır, her düğüm çözülür. Bir kez aşk ile "Allah" diyenin gönlü sonbahar yaprakları gibi günahlarından arınır.
Namaz: Din ve Dünyanın Direği

Sevdiğini söyleyen kişi, sevdiğini anmaktan geri durur mu? Mümin için Allah’ı anmanın en yüce makamı namazdır. Namaz; hem zikirdir, hem tefekkürdür, hem de ruhun miracıdır. Nasıl ki kemikler bedeni ayakta tutuyorsa, namaz da dini ve maneviyatı ayakta tutar. Ancak ruhsuz bir beden nasıl yaşayamazsa, huşusuz ve zikirsiz bir namaz da eksik kalır. Asıl olan, kalbin her daim uyanık kalmasıdır.

Rabbimiz Enfal Suresi’nde kurtuluşun anahtarını "Allah’ı çokça zikretmek" olarak beyan buyurmuştur. Ashab-ı Kiram, Efendimiz’e (s.a.v.) amellerin en faziletlisini sorduğunda; "Ölürken bile dilinin Allah’ın zikriyle ıslak kalmasıdır" buyurmuşlardır. Gaflet içinde olanlar arasında Allah’ı ananlar, ölüler içindeki diriler gibidir.
Kainatın Nizamı ve Teslimiyet

Kainattaki her zerre, atomdan galaksilere kadar bir nizam içindedir. Her nefes alıp verişimizde aslında "Hû" diyerek O’nu zikrederiz. Aldığımız oksijen nasıl bedene hayat veriyorsa, zikrullah da ruha öyle hayat verir. İnsan zikirden ve şükürden kesildiği an, manen ölmüş demektir. Hak dostları, otururken, ayaktayken veya yatarken her anlarını bu şuurla geçirirler.
Fıtratı ve Kutsal Mirası Korumak

Peygamberler yurdu olan mukaddes topraklar, insanlığın ve imanın ortak mirasıdır. Hz. İbrahim’in (a.s.) yürüdüğü bu yollar, tevhid inancının yeryüzündeki mühürleridir. Bizlere düşen, bu manevi mirasa sahip çıkmak, fıtratı bozmaya çalışan her türlü yanlışa karşı hakkın ve hakikatin yanında durmaktır. Unutulmamalıdır ki; Allah’ın aziz kıldığını kimse zelil edemez. Zulüm ile abad olunmaz. Bizler peygamberlerin ve salihlerin yolunda, edep ve hikmetle yürümeye memuruz.
Tövbe ve Arınma

Eğer hatalarımız ve noksanlarımız varsa, kurtuluş kapısı olan tövbeye sığınmalıyız. Hakiki bir tövbe; pişmanlık duymak, yanlışa dönmemeye azmetmek, üzerimizdeki hakları iade etmek ve bedeni helal rızıkla besleyip ibadetle tazelemektir.

Rabbim bizleri zikirden, fikirden ve istikametten ayırmasın. Gönlümüzü kendi sevgisiyle, dilimizi zikriyle payidar eylesin.

El-Fatiha maassalavat.

Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
Read More Read More / Comment Comment
ANDROMEDA VE HİKMET AYI (MÜDDEKKİR)
ANDROMEDA VE HİKMET AYI (MÜDDEKKİR)

17.02.2012 Cuma

Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim

"Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Peki, öğüt alan (müddekkir) yok mu?" (Kamer Suresi, 17. Ayet)

Allah’ım; zikreden, tefekkür eden, seçilmiş ve tertemiz olan tüm peygamberlerine; Hz. Adem’den Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) kadar gelen bütün kutlu elçilere salat ve selam eyle. Hz. Hacer, Hz. Hatice, Hz. Ayşe ve Hz. Meryem annelerimizin makamlarını ali eyle.
Kainatın Derinliklerinden Gelen Nizam

Yolculuğumuz semanın derinliklerinden, Andromeda’nın temsil ettiği o büyük nizamdan başlıyor. Kainattaki her bir yıldız ve sistem, birbirine kopmaz bağlarla ve ilahi bir ölçüyle bağlıdır. Hz. Süleyman ve Hz. Davud dönemlerinden bu yana süregelen bu ilahi dengede, her varlığın bir yeri ve vazifesi vardır.

Cenab-ı Mevla’nın yeryüzünde peygamber göndermediği hiçbir millet yoktur. Brezilya’dan Meksika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar her coğrafya, aslında bir peygamber mirası ve hikmet ehlinin izlerini taşır. Yeryüzünde peygamber nefesi değmemiş hiçbir yer yoktur; ya bir nebi gönderilmiş ya da bir uyarıcı gelmiştir.
Hz. Lokman’ın Hikmeti

Hz. Lokman, dış görünüşüyle değil, kalbindeki hikmetle yücelmiş bir şahsiyettir. Kendisine bu ilmin sırrı sorulduğunda, şu hikmetli düsturları paylaşmıştır:

    Gözü haramdan sakınmak.

    Dili yalan ve gıybetten korumak.

    İhtirasları dizginlemek ve iffeti muhafaza etmek.

    Verilen söze sadık kalmak ve emanete hıyanet etmemek.

    Konuğa ikram etmek ve komşu hakkını gözetmek.

    Malayani (boş ve faydasız) işlerle uğraşmamak.

İşte bu ahlaki prensipler, bir insanı "Hikmet Sahibi" kılar. Bugün tıp dünyasından bilim dünyasına kadar herkesin bu kadim hikmete ihtiyacı vardır.
Fıtratı Korumak ve Genetik Müdahale Uyarısı

İnsan bedeni, kainatın küçük bir haritasıdır. Gökyüzündeki nizam nasıl hassas bir dengeye sahipse, insanın genetik yapısı (DNA) da öyle bir dengeye sahiptir. Bilim ve teknoloji adına insanın fıtratıyla, gıdaların genetiğiyle oynamak, sadece sağlığı bozmakla kalmaz; aynı zamanda yeryüzündeki huzuru ve dengeyi de sarsar.

Gıdaların genetiği bozulduğunda bedenlerin dengesi bozulur, hastalıklar artar ve insanın yaratılışındaki o temiz fıtrat zarar görür. Tıpkı Hz. Lokman’ın sağlığa dair uyarıları gibi, bizler de bugün yediğimize, içtiğimize ve genetik mirasımıza sahip çıkmalıyız. Fıtratı bozulan bir toplum, manevi felaketlere de kapı aralar.
Kurtuluş Yolu: Tövbe ve İstikamet

Allah katında hak din İslam’dır. Bizler selametle yaşamanın anahtarını Kur’an’da ve Sünnet-i Seniyye’de buluruz. Eğer bir meselede yolumuzu kaybedersek; önce Allah’ın kitabına, sonra Resulullah’ın (s.a.v.) sünnetine, ardından ise Hulefa-i Raşidin’in (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) ve hak dostlarının yoluna bakmalıyız.

Eğer hatalarımız varsa, kurtuluş samimi bir tövbededir. Hakiki bir tövbe şu altı esası gerektirir:

    Geçmiş günahlardan pişmanlık duymak.

    Günahı bir daha işlememeye azmetmek.

    Kazaya kalan farz ibadetleri yerine getirmek.

    Kul haklarını iade etmek ve helalleşmek.

    Harama bulaşmış benliği temizlemek.

    Bedeni ibadetin lezzetiyle yeniden inşa etmek.

Rabbim bizleri fıtratı bozanlardan değil, ıslah edenlerden eylesin. Bizleri Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashabının yolundan, sadıkların kapısından ayırmasın.

El-Fatiha maassalavat.

Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
Read More Read More / Comment Comment
29 ŞUBAT – ENFÂL SURESİNDEN İBRETLER
29 ŞUBAT – ENFÂL SURESİNDEN İBRETLER

25.02.2012 – Cumartesi

Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

“Öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmaz. Bilin ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”
(Enfâl Suresi, 25)

Sadakallâhu’l-azîm.

“Ey iman edenler! Eğer Allah’tan sakınırsanız, O size hakkı bâtıldan ayıracak bir ölçü verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.”
(Enfâl Suresi, 29)

Sadakallâhu’l-azîm.

Allah’ım, Habîbin Muhammed Mustafa’ya, onun âline, ashabına ve bütün peygamberlerine salât ve selâm eyle.

Yolculuğa Başlarken

Kardeşlerim,

Bugün yolculuğumuza ibretle başlıyoruz.
Bu yolculuk, çocukluğumuzdan beri bildiğimiz basit bir fıkrayla başlasın:

Bir adam arkadaşına der ki:
“Bana pazardan bir at al; ne siyah olsun, ne beyaz, ne kırmızı… hiçbir bildik renk olmasın.”

Arkadaşı cevap verir:
“Atı aldım ama almaya pazartesi gelme, salı gelme, çarşamba gelme… haftanın hiçbir günü gelme; başka bir gün gel.”

Bu söz bize şunu anlatır:
İmkânsız istekler, insanı gerçeğe yaklaştırmaz.

Bir başka ibretli sözde de şöyle denir:
“Tren kazalarında en çok ölüm son vagonda oluyormuş.”
Buna çare olarak “O hâlde son vagonu kaldıralım” demek, gerçeği değiştirmez.

Ölümden ve Kıyametten Kaçış Yoktur

Ey insanlar,

Ölümün de, kıyametin de kaçışı yoktur.
İnsan, tedbir alır ama kaderi ortadan kaldıramaz.

Kur’an bize öğretir ki:
Dünya bir imtihan yurdudur.
Takdir edilen vakit geldiğinde, ne bir an ileri gider ne de geri kalır.

İnsanlık tarihi boyunca insanlar, bu sonla yüzleşmemek için kaçış yolları aramışlardır.
Oysa Rabbimiz buyurur:

“Her can ölümü tadacaktır.”

Takva ve Furkan

Enfâl Suresi 29. ayet bize büyük bir müjde verir:

Takva, yani Allah’tan sakınmak;
insana furkan, yani doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği kazandırır.

Takvasız ilim, insanı kurtarmaz.
Takvasız güç, fitneye dönüşür.
Takvasız akıl, insanı kibir ve inkâra sürükler.

Ama takva varsa:

Günahlar örtülür

Kalp berraklaşır

Hak ile batıl ayrılır

İnsan Bedeni ve İlahi Ölçü

Rabbimiz kâinatta da, insan bedeninde de ölçü ve denge koymuştur.

İnsanda zamanla ayrılan parçalar vardır:
Saç, tırnak gibi…
Bunlar bedene zarar vermeden ayrılır.

Bu bize şunu öğretir:
Allah, fazlalığı hikmetle ayırır, eksiltmeyi rahmete çevirir.

Aynı şekilde sünnet de, İbrahim aleyhisselâmdan beri bir fıtrat ve temizlik ölçüsüdür.
Eksiltme değil, berekettir.
Zarar değil, hikmettir.

Fitne ve İmtihan

Fitne sadece zulmedenleri yakmaz;
toplum sessiz kalırsa herkesi kuşatır.

Bu yüzden mümin:

Hakkı söyler

Batıla razı olmaz

Ama edebi, merhameti ve ölçüyü terk etmez

Vaaz; hakaretle değil, hikmetle yapılır.
Davet; kırarak değil, onararak olur.

Tevbe Kapısı Her Zaman Açıktır

Kardeşlerim,

Bir mümin günah işlediğinde, imanı yok olmaz.
Tevbe ederse, Allah onu affeder.

Ebu’d-Derdâ Hazretleri şöyle buyurur:

“Günah işleyen mümin, tevbe edince kardeşimizdir. Günahı sevemem ama kendisini severim.”

Tevbe eden kimse, günah işlememiş gibidir.
Yeter ki pişmanlık samimi olsun ve günaha dönülmesin.

İbretli Bir Hatırlatma

Hz. Ömer radıyallahu anh, İslam’dan önce hatalar işlemişti.
Ama İslam onu adaletin timsali yaptı.

Bu bize şunu öğretir:
İslam, insanı geçmişiyle değil; tevbesiyle değerlendirir.

Sonuç

Ey kardeşlerim,

Ölümden kaçış yoktur

Kıyametten kurtuluş yoktur

Ama takva ile kurtuluş vardır

Allah’tan sakınan, furkana erişir.
Furkana erişen, fitneden korunur.

Dua

Allah’ım,
Bizleri fitneden muhafaza eyle.
Kalplerimize takva, amellerimize ihlâs ver.
Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görmeyi nasip eyle.

Bizleri Peygamberimizin ahlâkından, Ehl-i Beyt’inin yolundan ayırma.

El-Fâtiha maassalavât…

Başağaçlı Raşit Tunca
Read More Read More / Comment Comment
ZEMZEM – MÂŞALLAH – İNŞALLAH – RIZA
ZEMZEM – MÂŞALLAH – İNŞALLAH – RIZA

03.03.2012 – Cumartesi

Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

“İnkâr edenler, keşke Müslüman olsaydık diyecekleri günler olacaktır.”
“Hiçbir ümmetin eceli öne alınmaz ve ertelenmez.”
(Hicr Suresi, 2. ve 5. Ayetler)

Sadakallâhu’l-azîm.

Allah’ım, Resûlullah Muhammed Mustafa’ya salât ve selâm eyle.
Allah’ım, hicranın tabibi olan Efendimize salât eyle.
Allah’ım, Zemzem’in sahibi Hz. İsmail’e,
Beytullah’ın mimarı Hz. İbrahim’e,
Kâbe’nin ve mukaddes beldelerin imamı olan Resûlullah’a salât eyle.

Zemzem ile Başlayan Yolculuk

Bugün yolculuğumuza derin bir kuyudan başlıyoruz.
Bu kuyu, yalnızca bir su kaynağı değil; teslimiyetin, sabrın ve rızanın sembolüdür.

Zemzem, Hacer validemizin çaresizlik içinde Safa ile Merve arasında koşarken Rabbine sığınmasının bir neticesidir.
Bir annenin, yavrusu için gösterdiği tevekkül ve gayret, Allah’ın rahmetiyle berekete dönüşmüştür.

Hz. İbrahim’in imtihanı da buradadır:
Evladını ve eşini Allah’a emanet edip dönmek…
Bu, akılla değil; imanla taşınabilecek bir yüktür.

İmtihanın Bereketi

Hz. İbrahim’in hayatı bize şunu öğretir:
Allah yolunda verilen hiçbir şey kaybolmaz.

Ateşe atıldığında ateş serinlik oldu

Çölde bırakılan evlat, Zemzem’e vesile oldu

Kurban emri, rahmete dönüştü

Bu, ihlâsın bereketidir.

Zemzem ve İnsan Fıtratı

Zemzem; temizdir, safdır ve bereketlidir.
İnsan bedeninde de buna işaret eden bir hikmet vardır:
Ağızda bulunan tükürük bezleri, sindirimin ve temizliğin ilk adımıdır.

Bu, bize şunu hatırlatır:
Allah, maddî ve manevî şifayı birlikte yaratmıştır.
Ancak her nimet, saygı ve şükürle anlam kazanır.

Nimet küçümsenirse bereketi gider,
Kıymeti bilinirse şifaya dönüşür.

Mâşallah – İnşallah – Besmele

Mümin, her işine besmele ile başlar.
Çünkü besmele; niyeti Allah’a bağlayan anahtardır.

Mâşallah: Nimeti Allah’tan bilmek

İnşallah: İşi Allah’a havale etmek

Rıza: Sonucu gönül huzuruyla kabul etmek

İşte iman ahlâkı budur.

Rıza ve Sünnet Dengesi

İslam, ölçü dinidir.
Aşırılık da ihmalkârlık da doğru değildir.

Peygamber Efendimizin sünneti;

Hayata düzen getirir

Nefsi dengeler

İnsanı yormadan olgunlaştırır

Bu bağlamda rida (üst giysi, cübbe) ile namaz kılmak sünnettir.
Ama asıl olan, kalbin edebi ve niyetin doğruluğudur.

Şeytana Karşı Korunma

İnsan hata yapabilir.
Peygamberler dışında hiç kimse masum değildir.

Bu yüzden müminin silahı şudur:

Besmele

Dua

Tevbe

Sünnete bağlılık

Kim Allah’ın adını anarak iş yaparsa,
Şeytan o işe ortak olamaz.

Sonuç ve İbret

Zemzem bize şunu öğretir:
Çaba + Tevekkül + Rıza = Bereket

İnsan, rızayı seçerse yolunu bulur.
Kibre saparsa yolunu kaybeder.

Rabbimiz buyurur:

“Onu biz indirdik ve onu biz koruyacağız.”

Kur’an korunmuştur.
Hak yol açıktır.
İnsan ise seçmekte serbesttir.

Dua

Rabbim bizlere;

Hacer validemizin sabrını

İbrahim aleyhisselâmın teslimiyetini

İsmail aleyhisselâmın sadakatini

Muhammed Mustafa’nın ahlâkını nasip eylesin.

Bizleri nimetini bilen, rızasını arayan kullarından eylesin.

El-Fâtiha maassalavât…

Başağaçlı Raşit Tunca
Read More Read More / Comment Comment
21 MART – BAHAR, AHLÂK VE EHL-İ BEYT
21 MART – BAHAR, AHLÂK VE EHL-İ BEYT

10.03.2012 – Cumartesi

Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

“Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk sapıklıktan ayrılmıştır. Kim tâğutu inkâr edip Allah’a iman ederse, kopması mümkün olmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.”
(Bakara Suresi, 256. Ayet)

Sadakallâhu’l-azîm.

Allah’ım, Muhammed’e ve onun Ehl-i Beyt’ine salât ve selâm eyle.

Ahlâk Yolculuğu

Yolculuğumuza şu ilahî emirle başlıyoruz:

“Tahallakû bi-ahlâkillâh”
Yani: Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanınız.

İnsan, güzel ahlâkı kendine şiar edinir; ibadet ve taatle gayret eder, helâle sarılır, haramdan sakınırsa bunun karşılığı ahirette cennet ve Cemâlullah olur.

Fakat kalp gözü ahirete kapalı olanlar, ibadet edenlerle alay ederler.
“Bu eğilip kalkmalar, bu oruçlar niye?” derler.
Oysa Rabbimiz Kur’an’da bizleri uyarır:
Dünya bir imtihan yeridir; karşılık peşin değil, vakti gelince verilir.

Nasıl ki bir insan çalışmadan maaş alamazsa, ahiret için emek vermeden de karşılık bekleyemez. Önce gayret, sonra mükâfat vardır.

İman Sözde Değil, Ameldedir

Sadece sözle iman yeterli değildir.
İman, amel ile canlıdır.

Bir kimse “Ben Müslümanım” dediği hâlde namazdan, ahlâktan, helâl-haram hassasiyetinden uzaksa; bu iman eksiktir. Tıpkı çalışmadan maaş bekleyen kimse gibidir.

Ahirette insana:
“Ne getirdin?” diye sorulduğunda, cevabı yalnız söz değil; yaptıkları olacaktır.

Karşılıksız İyilik ve Merhamet

Gerçek amel, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek yapılandır.
Merhamet, bu yolun anahtarıdır.

İnsana, hayvana, tabiata gösterilen iyilik; eğer rıza-i İlâhî için yapılırsa boşa gitmez. Bir damla bile olsa, Allah’ın rahmet denizine ulaşınca kaybolmaz.

İşte bu, Kur’an’ın “urvetü’l-vüskâ” dediği kopmayan kulpa tutunmaktır.
Bu kulp; peygamberler silsilesiyle başlayıp Ehl-i Beyt’le devam eden sağlam bir bağdır.

Bu bağın sağlamlığı;

Kur’an’a bağlılıkla

Peygamber sünnetine ittiba ile

Güzel ahlâk ve samimi amel ile anlaşılır

Söz Değil, Hâl Konuşur

İnsanların aynası sözleri değil, fiilleridir.
Vaaz edip yaşayamayanın sözü tesir etmez.
Ama konuşmasa bile hâliyle örnek olanlar, hak dostlarıdır.

Allah’ın ahlâkı; Esmaü’l-Hüsna ile öğrenilir.
Peygamber Efendimiz bu isimleri hayatında nasıl yaşadıysa, biz de oradan ölçüyü alırız.

Allah Kerîm’dir; ikram edenleri sever.
Fakat ikramın da, merhametin de sınırı ilahî ölçülerdir.

Sınır, Dinin Dengesidir

İslam aşırılık dini değildir.
Ne ifrat ne tefrit…
Her şey denge üzerinedir.

Merhamet güzeldir; fakat Allah’ın koyduğu sınırları aşmadan.
İbadet güzeldir; fakat insanı hayattan koparmadan.

Nefis tamamen bastırılmaz, tamamen serbest de bırakılmaz.
Sınır korunmazsa ya taşar ya sakatlanır.

İbret ve Sonuç

Hayatın her sahnesinde ibret vardır.
Kim güzel ahlâkı seçerse, onun meyvesini toplar.
Kim kötülüğü seçerse, sonucuna da katlanır.

Allah Teâlâ insanı serbest bırakmıştır:

“Artık rüşd apaçık ortadadır.”

Seçim insana aittir;
karşılık ise adaletle verilecektir.

Dua

Rabbim bizleri;

Güzel ahlâkla ahlâklanan

İbadetinde samimi

Merhametinde dengeli

Ehl-i Beyt yoluna sadık kullarından eylesin.

Bizlere ibret almayı, doğruyu seçmeyi ve bu yolda sebat etmeyi nasip eylesin.

El-Fâtiha, maassalavât…

Başağaçlı Raşit Tunca
Read More Read More / Comment Comment
SABIR (SEBAT) VE YEVMÜ'S-SEBT GÜNÜ
SABIR (SEBAT) VE YEVMÜ'S-SEBT GÜNÜ

16.03.2012 Cumartesi

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"De ki: 'Biz Allah’a iman ettik; bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene; Musa’ya ve İsa’ya verilenlere ve bütün peygamberlere Rableri tarafından verilene iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayız. Biz ancak O’na teslim olanlarız.'" (Bakara Suresi, 136)

"Allah’ın boyası! Allah’tan daha güzel boyası olan kim vardır? Biz ancak O’na kulluk ederiz." (Bakara Suresi, 138)

"Onlar, insanlara, 'Size karşı toplanmış bir ordu var, onlardan korkun' dediler. Bu, onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!' dediler." (Âl-i İmrân Suresi, 173)

"Allah sana kâfi değil mi?" (Nisâ Suresi, 79)

"Onlar onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri, günahları sebebiyle onların üzerine azabını gönderdi de orayı dümdüz etti. O, bunun sonucundan korkmaz mı?" (Şems Suresi, 14-15)

"Artık kimin tartıları ağır gelirse, o hoşnut edici bir hayat içindedir. Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer) Hâviye’dir. Sen onun ne olduğunu nereden bileceksin? O, kızgın bir ateştir." (Kâria Suresi, 6-11)
Sadakallahül'azîm.

Allahümme salli alâ Muhammedin Mustafâ ve alâ âlihî ve ashâbihî ecmaîn.
Allahümme salli alâ esbâta ve Dâvûde.
Ve selâmen alâ Ömer ve Osmân radıyallâhu anhümâ ve alâ sıbgatillâhil ervâhı kaddesallâhü esrârahüm.

YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ

Bugünkü sohbetimizin konusu, Kur’ân-ı Kerîm’de “Esbât” olarak bahsedilen, peygamberlerin torunları ve onların yolunu izleyen salih zatlar ile “Yevmü’s-sebt” yani Cumartesi gününün hikmeti üzerinedir.

ESBÂT VE SEBAT

“Esbât” kelimesi, genellikle Hz. Yakub’un (a.s.) oğulları ve onların soyundan gelenler, yani peygamber torunları için kullanılır. Bu zatlar, atalarının yolundan giden, hakikate bağlılıkta sebat gösteren kimselerdir. Onların hayatları, bize “sebat”ın, yani dinî değerlere bağlılıkta kararlılık ve sabrın önemini öğretir.

Sebat, imanın olgunluğunun ve kalbin istikrarının göstergesidir. Nefsin ve şeytanın sürekli saldırıları, dünyanın geçici cazibeleri karşısında dimdik durmak, ancak sağlam bir iman ve sarsılmaz bir irade ile mümkündür. Mümin, “Hasbünallâhü ve ni‘mel vekîl” (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!) diyerek her zorluk karşısında Rabbine sığınır ve O’nun yardımına güvenir.

YEVMÜ'S-SEBT (CUMARTESİ) VE İBADET HAZIRLIĞI

Cumartesi günü, Yahudilikte bir dinî tatil günü (sebt) olarak bilinir. İslam’da böyle bir tatil yoktur. Ancak her gün, Allah’a ibadet ve itaat için bir fırsattır. Cumartesi geceleri ve günleri, özellikle camilerde ve ilim meclislerinde düzenlenen sohbet ve zikir programları, müminlerin kalplerini diri tutmak, bilgilerini artırmak ve birbirleriyle kenetlenmek için önemli vesilelerdir.

Bir demirci, demiri dövmeye, onu şekillendirmeye başlamadan önce ocağını yakar, kömürleri köz haline getirir. Ancak ondan sonra körükle alevi yükseltip demiri işleyebilir. Müminin kalbi de böyledir. İbadetler, sohbetler, zikirler, o kalbi hakikate ısındıran, onu yumuşatan, şekillenmeye hazır hale getiren birer “ocak”tır. Cuma gecesinden başlayarak Cumartesi günü boyunca bu manevi hazırlık yapılır ki, müminin kalbi, Rabbi ile olan bağını güçlendirsin, günahların pasını atsın, ilahi feyizle dolup taşsın.

Bu manevi ocakta “körük” vazifesi gören, kalpleri coşturan, imanı alevlendiren şeyler; salih amel, güzel ahlak, hayırlı sohbet ve özellikle “Lâ ilâhe illallâh” zikridir. Bu zikir, kalplerdeki şirk ve gaflet pasını temizleyen, tevhid inancını perçinleyen en kuvvetli manevi araçtır.

SAVURGANLIKTAN KAÇINMAK VE NİMETLERE ŞÜKRETMEK

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sofrada dökülen ekmek kırıntılarını toplayıp yemeyi tavsiye etmiştir. Bu, bize israftan kaçınmanın, nimetin kadrini bilmenin ve şükrü eda etmenin önemini hatırlatır. Allah’ın verdiği her nimet, büyük veya küçük, bir emanettir. Onu hor kullanmak, ziyan etmek, nankörlüktür. Mümin, yediğinde, içtiğinde, giydiğinde hep bu şuur içinde olmalıdır.

Aynı şekilde, sağlık, zaman, mal, ilim… Hepsi Allah’ın lütfudur. Bunları O’nun rızası doğrultusunda, helal dairede, israf etmeden kullanmak her müminin görevidir.

CEMAATLE NAMAZDA EDEP

Cemaatle kılınan namaz, müminlerin birlik ve beraberliğinin en güzel ifadesidir. Bu ibadette uyulması gereken bazı edepler vardır:

    İmam, namazı bitirip selam verdikten sonra cemaate dönerken, hâlâ namaz kılan bir kimsenin önüne veya yüzüne doğrudan dönmemeye özen gösterir. Bu, namaz kılan kişiyi rahatsız etmemek ve onun ibadet huzurunu bozmamak içindir.

    Cemaatle kılınan namazlarda, imam sesli (cehrî) okuduğunda cemaatin okuması gerekmez; sadece dinler. İmamın okuması, cemaatin de okuması yerine geçer. Bu, Peygamberimiz’in (s.a.v.) sünneti ve ümmetin icmaı ile sabit bir husustur. Bu kurala uymak, namazın huşuunu ve cemaat ruhunu korur.

SONUÇ VE DUALAR

Kardeşlerim,
Bugün “sebat”ı, yani hak yolda kararlılıkla yürümeyi; manevi hayatımız için gerekli olan “hazırlık” ve “ısınma” sürecini; nimetlere şükrü ve cemaatle ibadetin edeplerini tefekkür ettik.

Rabbimiz, bizi ataları İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları gibi hakka bağlı, sebatkâr kullarından eylesin. Kalplerimizi zikir, fikir ve ilimle her daim diri, ibadete hazır ve istekli kılsın. Bize verdiği sayısız nimetlerin kadrini bilip şükreden, israf etmekten sakınan kullarından eylesin.

Cemaatle kıldığımız namazlarımızı, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, huşu ve edeple dopdolu ibadetler eylesin. Bizi, tartıları ağır gelen, rızasına erişmiş bahtiyar kullarından eylesin.

El-Fâtiha.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan
Read More Read More / Comment Comment
YALANCI SEVGİLER VE İNKARCILARI DOST EDİNMEMEK
YALANCI SEVGİLER VE İNKARCILARI DOST EDİNMEMEK

24.03.2012 Cumartesi

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"De ki: 'Gönüllerinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi de bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter.'" (Âl-i İmrân Suresi, 29)
Sadakallahül'azîm.

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Yâ ekremel kuremâi min ibâdikes-sâlihîne ve eşrefel âbidîne ve dâveti ilâ tarîkın mustakîmin minel mevlidi ilâ yevmiddîn. Ve ziyâis-semâvâti ve nûrul-ardîn. Ve nebiyyül hakkı ve resûlu rabbil âlemîn.

Allahümme salli alâ Îsâ ve ümmihî Meryem.
Allahümme salli alâ İbrâhîm, yâ münevviren-nâra bostânel gülşen.
Allahümme salli alâ İlyâs ve Hızır, yâ ehzarel-ardîne ba‘deş-şitâ.

YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ

Kıymetli kardeşlerim,
Bugünkü sohbetimizin konusu, samimiyet, imtihan, tövbe ve en önemlisi, hakikati inkâr edenlerle (münkirlerle) ilişkilerimizin nasıl olması gerektiği üzerinedir.

AHLAK, İMTİHAN VE SAMİMİYET

Bir önceki vaazımızda, müminin Allah’ın ahlakı ile ahlaklanması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu ahlaktan biri de “Kerîm” ismidir. Allah Kerîm’dir, ikram edendir, cömerttir. Mümin de bu sıfatla ahlaklanmaya, etrafına ikram etmeye, cömert olmaya çalışır.

Ancak bu güzel ahlakı edinmek, bir imtihan sürecidir. Rabbimiz, kulunun samimiyetini, bağlılığını ve sabrını sınamak için onu çeşitli durumlarla karşı karşıya getirir. Nimet verir, belki şımarır mı diye bakar. Nimeti alır, belki isyan eder mi diye gözler. Malını, sevdiklerini, sağlığını verir; acaba şükrünü yerine getiriyor mu, yoksa nankörlük mü ediyor diye imtihan eder.

Bu imtihanlardan geçerken müminin yegâne sığınağı, “Rabbena lâ tuziğ kulûbenâ ba‘de iz hedeytenâ ve heblenâ min ledünke rahmeh” duasıdır. “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen bol bağışlayansın.” (Âl-i İmrân, 8)

Bu dua, nefsimizin ve şeytanın sürekli bizi hak yoldan saptırma çabası karşısında bir sığınaktır. Çünkü insan, bir kez hakikat lezzetini tattıktan, ibadetin huzuruna erdikten, güzel ahlakla şereflendikten sonra, eski bataklıklara, günah meclislerine, boş eğlencelere dönme ihtimali ile her daim yüz yüzedir. Bu dönüş, kalbin eğrilmesi, manevi kazancın kaybedilmesi demektir.

İNKARCILARI (MÜNKİRLERİ) DOST EDİNMEMEK

Kur’ân-ı Kerîm, müminleri, imanı inkâr eden, hakikati reddeden, Allah’ın ayetlerine karşı kör ve sağır kesilen kimselerle yakın dostluk kurmaktan şiddetle sakındırır. Bu uyarı, sadece onlarla savaşmak veya düşman olmak anlamına gelmez. Asıl mesele, kalben onlara meyletmemek, onların yaşam tarzını, değer yargılarını, hakikate karşı kayıtsızlıklarını benimsememek ve onlardan etkilenmemektir.

Münkirler, sadece Allah’ı inkâr etmekle kalmaz, aynı zamanda müminlerin imanını, moralsini, birliğini zayıflatmak için sürekli çaba içindedir. Onların arasında bulunmak, onlarla samimi olmak, ister istemez kalbe şüphe, gevşeklik ve dünyevileşme tohumları eker. Ceylanın aslandan kaçtığı gibi, mümin de imanına ve ahlakına zarar verecek ortam ve kişilerden uzak durmalıdır.

Buradaki ölçü, tebliğ ve davet ile sosyal ilişkiyi birbirinden ayırmaktır. Komşuluk, ticaret, insani ilişkiler elbette devam eder. Ancak kalbi bağ, sırdaşlık, yol arkadaşlığı sadece Allah için seven, O’nun rızasını gözeten mümin kardeşlerle olmalıdır.

TÖVBE VE YENİLENME

Kıymetli kardeşlerim,
İnsanız, hata yapabiliriz, nefsimize uyabiliriz, gaflete düşebiliriz. Önemli olan, bu durumda kalmanın tehlikesini fark edip hemen Rabbimize dönmek, tövbe etmek ve O’ndan yardım dilemektir. Allah Teâlâ, tövbe kapısını kıyamete kadar açık tutmuştur. “Ey kullarım! Benim gücümün yetmediğini mi zannediyorsunuz? Benim gücüm yetmez mi? Hayır! Benim gücüm her şeye yeter. Fakat siz, kendi kendinize zulmediyorsunuz. Tövbe edin, ben de sizi affedeyim.” manasındaki ilahi çağrıyı unutmayalım.

Tövbe, sadece geçmiş günahlardan pişmanlık değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir söz, bir azimdir. “Rabbim, bir daha o hataya düşmeyeceğim, senin razı olmayacağın yollara girmeyeceğim” diyerek O’na sığınmaktır.

SONUÇ VE DUALAR

Özetle, müminin yolu sarp ve imtihanlarla doludur. Bu yolda ayakta kalmanın yolu:

    Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmaya çalışmak,

    Kalbin istikametini korumak için sürekli dua etmek,

    İmanımızı zayıflatacak ortam ve kişilerden (münkirlerden) uzak durmak,

    Hata yaptığımızda hemen samimiyetle tövbeye sarılmaktır.

Rabbimiz, bizi kalplerimizi doğru yola ilettikten sonra saptıranlardan eylemesin. Bize katından bir rahmet, bir sebat ve bir istikamet lütfetsin. Münkirlerin şerrinden, onların yoluna meyletmekten bizi muhafaza buyursun. Tövbe kapısından hiç ayırmasın. Bizi, Hz. İbrahim gibi ateşi gül bahçesine çeviren, Hz. Meryem gibi iffetli, Hz. Hızır gibi hikmetli kullarından eylesin.

Kıyametin yaklaştığı şu ahir zamanda, hakikate sımsıkı sarılan, birbirine kenetlenmiş, dosdoğru yolda yürüyen müminlerden olmayı hepimize nasip etsin.

El-Fâtiha.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan
Read More Read More / Comment Comment
FİL VAK’ASI, EBABİL KUŞLARI VE BİRLİK ŞUURU
FİL VAK’ASI, EBABİL KUŞLARI VE BİRLİK ŞUURU

31.03.2012 Cumartesi

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle azap dokunacaktır. De ki: 'Ben size, ‘Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.' De ki: 'Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?'" (En'âm Suresi, 48-50)
Sadakallahül'azîm.

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.
Allahümme salli alâ sâhibil-vesîleh.
Allahümme salli alâ sâhibil-fazîleh.
Allahümme salli alâ sâhibid-derecâtir-râfiah.

YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ

Kıymetli kardeşlerim,
Bugün, Kur'an-ı Kerîm'de anlatılan ibretli kıssalardan biri olan Fil Vak'ası'nı ve onun merkezindeki "Ebabil" kuşlarını tefekkür edeceğiz. Bu olay, Kâbe'yi yıkmaya gelen Ebrehe ve ordusunun, Allah'ın gönderdiği kuş sürüleriyle nasıl helak edildiğini anlatır. Bu olay, sadece tarihi bir hadise değil, aynı zamanda Allah'ın, dinine ve mübarek mekânlarına yapılan saldırılara karşı kudretinin bir tezahürüdür.

FİL VAK'ASINDAN ÇIKARILACAK DERSLER

Fil Suresi'nde anlatılan bu mucizevi olay bize şunları hatırlatır:

    Allah'ın Kudreti Sınırsızdır: En güçlü, en donanımlı ordular bile Allah'ın iradesi karşısında hiçtir. O, dilediği en küçük ve basit bir vasıtayla (burada kuşlar ve minik taşlar) en azılı düşmanları perişan edebilir.

    Mübarek Mekânların Koruyucusu Allah'tır: Kâbe, Allah'ın evidir. Onun koruyucusu da yalnızca Allah'tır. Tarih boyunca onu yıkmaya yeltenen her güç, nasıl akamete uğramışsa, kıyamete kadar da bu böyle devam edecektir. Bu, müminlere güven ve itimat verir.

    Zalimlerin Sonu Hüsrandır: Ebrehe, kibri, gururu ve azgınlığı yüzünden helak oldu. Hakka ve hakikate sırt çeviren, zulümle yola çıkan her topluluk, bir gün mutlaka ilâhî adaletle yüzleşir.

    Müminlere Düşen Vazife: Bu kıssa, müminlere düşman karşısında ümitsizliğe kapılmamayı öğretir. Zaferin kaynağı, silahların çokluğu veya teknolojinin üstünlüğü değil, Allah'a olan iman, tevekkül ve O'nun rızası için yapılan samimi gayrettir.

BİRLİK, BERABERLİK VE SAF DÜZENİ

Fil ordusunun helakinden alınacak bir başka ders de birlik ve beraberliğin önemidir. Ebabil kuşları, küçük ve mütevazı yaratıklardı. Ancak Allah'ın emriyle bir araya gelip, disiplinli bir şekhareket ederek, kendilerinden katbekat büyük bir düşmanı mağlup ettiler.

Bu, biz müminler için çok büyük bir meseledir. Namazda safları sık ve düzgün tutmak sadece şekli bir emir değildir. O, müminler arasındaki dayanışma, disiplin, itaat ve birliğin sembolik bir ifadesidir. Nasıl ki bir tuğla tek başına kolayca kırılabilirken, bir duvar haline geldiğinde sağlam durursa, müminler de tek başlarına zayıf, fakat birlik olduklarında çok güçlüdürler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), safları düzeltir, sıklaştırır ve aralardaki boşlukları kapatırdı. Bu, şeytanın safların arasına girmesine fırsat vermemek içindi. Günlük hayatımızda da bu şuuru taşımalıyız. İslam kardeşliği, sadece cami içinde değil, toplum hayatının her alanında birbirimize kenetlenmeyi, yardımlaşmayı, haksızlık karşısında birlik olmayı gerektirir.

NİYETİN EHEMMİYETİ

"Ameller, niyetlere göredir." hadis-i şerifi, yaptığımız her işin kalbimizdeki niyetle değer kazandığını bildirir. Bir hareket, dışarıdan namaza benziyor olsa bile, eğer niyet ibadet değilse, o hareket namaz olmaz. Aynı şekilde, yapılan bir iş, dünyevi görünse bile, eğer Allah rızası için ve O'nun dinine hizmet niyetiyle yapılıyorsa, bir ibadet değeri taşır.

Bu, bize hayatımızın her anını ibadet şuuruyla geçirmenin yolunu gösterir. Yeme, içme, çalışma, uyuma... Tüm bunları sırf nefsimiz için değil, Allah'ın rızasını kazanmak, O'nun bize verdiği nimetlere şükretmek ve O'nun dinine hizmet etmek niyetiyle yaparsak, sıradan işlerimiz bile salih amele dönüşür.

SONUÇ VE DUALAR

Kardeşlerim,
Fil Vak'ası ve Ebabil kuşları, Allah'ın yardımının nasıl geldiğinin ve müminlerin nasıl bir birlik ruhu içinde olması gerektiğinin canlı bir örneğidir. Bugün İslam âlemi olarak karşı karşıya olduğumuz zorluklar ve saldırılar karşısında yapmamız gereken, önce kendi nefsimizi düzeltmek, sonra Allah'ın ipine (Kur'an ve Sünnet'e) sımsıkı sarılmak ve mümin kardeşlerimizle birlik ve beraberlik içinde olmaktır.

Rabbimiz, bize Fil ordusu gibi azgınlaşmaktan, Ebrehe gibi kibre kapılmaktan muhafaza eylesin. Bize, Ebabil kuşları gibi küçük görünse de, Allah'ın emriyle hareket eden, disiplinli, birbirine kenetlenmiş bir ümmet olmayı nasip etsin. Niyetlerimizi halis, amellerimizi salih eylesin. Birlik ve beraberliğimizi daim kılsın. Dinine, kitabına, peygamberine ve mübarek mekânlarına yapılan her türlü saldırıyı boşa çıkarsın. Müminleri zafere, zalimleri ise hüsrana uğratsın.

El-Fâtiha.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan
Read More Read More / Comment Comment
CUMA VE CÜZDAN
CUMA VE CÜZDAN

13.04.2012 Cuma

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren bir tohumun durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir, O her şeyi bilendir." (Bakara Suresi, 261)
Sadakallahül'azîm.

"Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmak suretiyle boşa gidermeyin. O kimse gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da Allah’a ve ahiret gününe inanmaz. Onun hâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayanın hâline benzer ki, şiddetli bir yağmur isabet edince onu çıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez." (Bakara Suresi, 264)
Sadakallahül'azîm.

Elhamdülillâhi rabbil âlemîn. Vel âkibetü lil müttekîn. Ve sallallâhu alâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve sellim alâ seyyidinâ Furkân, ve alâ seyyidinâ Ramazan. Ve selâmen alâ İbni Seleme ve Ebî Hureyre ve Saîd el-Hudrî radıyallâhu anhüm.

YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ

Bugünkü sohbetimizin konusu, Cuma gününün fazileti, infak ve sadaka bilinci ile müminin malına ve cüzdanına nasıl sahip çıkması gerektiği üzerine olacaktır.

GÖZETİLEN BİR HAYAT

Kıymetli kardeşlerim,
Allah Teâlâ, yarattığı her varlığı gözetleyen, her ameli kaydeden melekler vazifelendirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de bildirildiği üzere, insanın sağında ve solunda, yaptığı her şeyi kaydeden yazıcı melekler (Kirâmen Kâtibîn) vardır. Bir hadis-i şerifte, kıyamet gününde insanın azalarının, yapıp ettiklerine şahitlik edeceği haber verilir.

Bu, bize şunu hatırlatır: Hiçbir iyilik ve kötülük gizli kalmaz. Bir işyerinde hırsızlık yaparken, bir yalan söylerken, bir haram lokma yerken, kimse görmedi zannetsek bile, o ânı kaydeden ilâhî bir gözetleme mevcuttur. Mümin, bu şuuru taşıyan kimsedir. O, sadece insanlardan değil, her an Rabbi tarafından görüldüğünü ve her şeyin kaydedildiğini bilerek hareket eder. Bu bilinç, onu günahlardan alıkoyar, iyiliklere sevk eder.

İmanın şartlarından biri de meleklere imandır. Meleklerin varlığını ve görevlerini kabul etmeyen, onları unutarak günah işlemeye devam eden kimsenin imanı eksiktir. İman, kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel etmektir. Namaz kılmamak, oruç tutmamak, haramlardan sakınmamak, imanın gereğini yerine getirmemektir. İman bir bütündür; bir parçası eksik olursa, o yapı sağlam olmaz.

CUMA GÜNÜNÜN SÜNNETLERİ VE FAZİLETİ

Cuma, Müslümanların haftalık bayramıdır. Bu mübarek günün kendine has sünnetleri ve âdâbı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

    Gusül abdesti almak,

    Temiz ve güzel elbiseler giymek,

    Misvak veya diş fırçası ile ağız temizliği yapmak,

    Cuma namazına erken gitmek ve hutbeyi dinlemek,

    Camiye, sırf ibadet niyetiyle yürüyerek gitmeye gayret etmek.

Bu sünnetler, Cuma gününün manevi havasına girmemize, ibadetlerimizin daha bir huşu içinde geçmesine vesile olur. Camiye giderken dünyevi işler peşinde koşmak yerine, Allah’ın huzuruna çıkacak olmanın heyecanı ve edebi içinde olmalıyız.

İNFAK VE SADAKA BİLİNCİ

Ayet-i kerimelerde Allah yolunda infak etmenin önemi ve bereketi anlatılırken, bir diğer ayette de sadakaların nasıl boşa gidebileceği uyarısı yapılır. İnfak, sadece mal ile değil, ilim, zaman, tebessüm gibi her türlü iyilikle olabilir. Ancak önemli olan, infak ederken riyadan, başa kakmaktan ve karşıdakini incitmekten sakınmaktır.

Sadaka, gizli verildiğinde daha makbuldür. Gösteriş için, insanlar görsün diye yapılan yardımlar, ayette belirtildiği gibi, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer; ilk yağmurda tüm verimliliğini kaybeder. Kalıcı olan, sadece ve sadece Allah rızası için yapılan, gönülden kopan yardımlardır.

Günümüzde, hayır işleri organize edilirken bazen farkında olmadan insanlar rencide edilebiliyor veya yardım, bir baskı unsuru haline gelebiliyor. Mümin, yardım edeceği zaman, muhtacı incitmeden, onun gönlünü alarak, gizlice vermeye özen göstermelidir. Asıl önemli olan, camilerin dolu olması değil, o camilerde ibadet eden samimi, takva sahibi müminlerin bulunmasıdır. Hayır, bir gösteriş ve zorunluluk değil, bir gönül işidir.

NAMAZDA SAF DÜZENİ VE EDEP

Namaz, müminin miracıdır ve her haliyle bir edep ve disiplin gerektirir. Cemaatle namaz kılarken saf düzeni önemlidir. Genel kural olarak, erkekler önde, kadınlar arkada saf tutar. Bu, dinimizin tesbit ettiği bir düzendir ve hikmetleri vardır. Ancak bu, kadının ibadetinin daha az değerli olduğu anlamına gelmez. Herkes kendi konumunda Allah’a ibadet eder. Önemli olan, namazın huşu içinde, dünya kelamı konuşmadan, Rabbimize yönelerek eda edilmesidir.

SONUÇ VE DUALAR

Kardeşlerim,
Bugün Cuma gününün faziletini, infak bilincini ve Allah’ın her an bizi gözetlediği şuurunu tefekkür ettik. Unutmayalım ki, cüzdanımızdaki mal da, dilimizdeki söz de, kalbimizdeki niyet de birer emanettir. Hepsi için bir gün hesap vereceğiz.

Rabbimiz, bizi sağımızda ve solunda yazıcı melekler olduğunu unutmayan, Cuma günlerinin hakkını veren, infak ederken riyadan ve incitmekten uzak duran, namazlarında huşu içinde olan kullarından eylesin.

Bizi, ayetlerde övgüyle bahsedilen “mallarını gece gündüz, gizli ve açık Allah yolunda harcayan” salih kullar zümresine dahil etsin. Cuma günümüzü, ibadetlerimizi, infaklarımızı ve bütün amellerimizi kendi rızasına uygun kılsın.

El-Fâtiha.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan
Read More Read More / Comment Comment
Toplam (239) Sayfa: « Önceki 1 … 8 9 10 11 12 … 239 Sonraki »
Sayfaya Git 

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan


RADYOYA GiR


Foruma Misafir Olarak Gir




FORUMA GiR



Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)


BÖLÜME GiR

MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)




Dost Sayfalar1:

  • Bizde Forum
  • Bizde Blog
  • Dini Forum
  • Raşit Tunca
  • RT3 Board

Dost Sayfalar2:

  • www.raşit.tunca.at
  • Raşidi Tarikatı Blog
  • Efsane Board
  • Raşit Tunca
  • Bilge Forum

Sosyal Medya Hesaplarımız

                   
                   
  • Dini Forum
  • Yukarı Git
  • Arşiv
  • RSS
  • impressum
  • Hakkımda
  • iletişim Adresimiz
Support yardım | RAŞiT HOCA | Tarih: 04-09-2026, 08:24 PM Türkçe Çeviri: MyBB, Yazılım: MyBB, © 2002-2026 MyBB Group. | Theme JAMPS