• Portal Hakkalyakin Board Portal
  • Forum Hakkalyakin Board Forum
  • Search Search
  • Help Community >
    • Forum Statistics Forum Statistics
    • Forum Team Forum Team
  • Calendar Calendar
  • Members JAMPS Members
  • Support Support >
  • Linkler Linkler>
    • PIXIZ
    • EZGIF
    • PEXEL
    • PIXABAY
    • BLOGIF
    • FREEPIC
    • OIEDiTOR
    • FOTOBEAR
    • COOLTEXT
Dini Forum
ANASAYFA -- FORUMUMUZA ÜYE OL -- ÜYE GiRiSi YAP

Dini Forum > Portal >

MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler» Toplam Üyeler 5
Son Üye» Son Üye Ahmed
Toplam Konular» Toplam Konular 2,149
Toplam Yorumlar» Toplam Yorumlar 2,400

Detaylı İstatistikler Detaylı İstatistikler

Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)


BÖLÜME GiR


AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Oruç ile ilgili sık sorulan sorular ve cevapları nelerdir?
Oruç ile ilgili sık sorulan sorular ve cevapları nelerdir?

I. Oruç İbadetinin Hikmet ve Faydası Nedir?
Allah’ın emir ve yasakları elbetteki kulların iyiliği içindir. İslâm bilginleri, bütün hükümlerin insanların yararlarını gerçekleştirme amacına yönelik olduğu konusunda görüş birliği içindedirler. Allah’ın yapılmasını istediği şeylerde kullar için çok büyük faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar bulunduğu kaçınılmaz bir gerçektir. İslâmi öğretinin kendilerine yüklediği misyon gereği İslâm âlimleri çeşitli ibadetlerin yarar ve hikmetleri konusunda öteden beri kafa yormuş, bunların kişisel pratik yararlarından çok, insan nefsinin arındırılması ve yükseltilmesi yolunda fonksiyonel hale getirilmesine çalışmışlardır. Bu bağlamda kulların yapmakla yükümlü tutulduğu ibadetlerin sağladığı bazı faydalar ya da hikmetler tespit edilebildiği gibi, bu faydaların veya gerçekleştirilmek istenen amaçların tamamının tespit edilemediği de bir hakikattir.
Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara: 2/183–184) şeklinde ifade edilmektedir.
İnsanı manevi bir eğitim sürecine taşıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar. Böylece oruç, insanı “kad eflaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini kötülüklerden arındıranın, kurtuluşa erdiğinin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe: 9/103) bedenin zekâtı olan oruç da (İbn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır.
Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine sarılmış olur. Nefis insanı bencilleştirip yalnızlığa iterken, insan Allah’ın ipine sarılmakla sosyal bir varlık olduğunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan Ramazan boyunca toplu hâlde yapılan ibadetler birlik duygusunu ruhlara işler. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki dengesizliğe adeta can suyu olur.
Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine dönüşmektedir. Kişinin yaşam sürecinde başarılı bir periyoda sahip olabilmesi şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. İradesi zayıf insanlar hayatta başarılı olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir. Çünkü ibadetler hemen hemen bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun değişik biçimlerde de olsa hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak benimsenmiş olması bu gerçeği ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.
Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer. Açlık çeken insan yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir hazinedir (Beyhakî, Zühd, 2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden daha çok kadrini bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile olduğunu anlar. Allah Resulü’nün “İktisat eden geçim sıkıntısı çekmez.” (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatında tezahür etmeye başlar.
Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih namazlarıyla, diğer ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır.
Oruç ayı olan Ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek, günahlarının bağışlanması için hayat yoluna yerleştirilmiş fırsat ve hazinelerle doludur. Kişi, Kur’an üzerinde daha fazla düşünme imkânı yakalar. Ramazanın getirdiği bereketle, günahların kalp ve beyin üzerinde örttüğü perdeyi kaldırmasıyla insan, bazı ayetleri daha derinden hisseder ve anlar.
Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların defi için metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. İnsanın, vücudunu diğer canlılardan daha farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birleşimi olarak görmeye başladığı bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar… Allah Resulü’nün “Sûmû tesıhhû” “oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine bedenlerimiz sağlık bulur. (Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb, 2/206)
Ramazan orucu ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini yeşerttikleri bir zaman dilimidir. Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karşı insanlara dayanıklı olmayı öğreten bir öğretmendir. Çocuklarımıza keyifle dinlerini öğrenme ve yaşama fırsatı veren bir aydır Ramazan…
Allah Resulü, inanıp karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazanı değerlendirenlerin geçmiş günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. (Nesâî, İman, 21) Aynı şekilde Allah Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz kişinin Müslüman oluşuna delildir. Oruç ise sağlam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun, ateşi söndürdüğü gibi günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek teşekkül eden et ve kemiklere ancak ateşte olmak yaraşır." (Tirmizî, Cum'a, 79) diye söylemiştir.
Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bağ vardır. Orucun fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucumuzu Allah Resulü’nün bize hikmet olarak bıraktığı sünnetine uygun oruçlar tutmamıza imkân tanıyacaktır.
II. Oruç Hakkında Bazı Genel Bilgiler
1. Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan her Müslüman’ın Ramazan orucunu tutması farzdır.
2. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir?
İslâm dini, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:
a) Yolculuk:
Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyrulmaktadır (Bakara, 2/183-184).
Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse, dilerse bu orucunu bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur (Buharî, Savm, 34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun bozulabileceğini göstermektedir.
b) Hastalık:
Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Yukarıda zikredilen ayet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması halinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.
c) Hamilelik ve Çocuk Emzirme:
Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi halinde, hamile kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna müsaade etmiştir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; İbn Mace, Sıyam, 3).
d) Zor ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak:
Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli olduğu günler veya uygun zamanlarda tutamadıkları oruçları kaza ederler.
Bir zorunluluk olarak, ağır işlerde çalışmak zorunda olan kişilerin oruçlu olarak çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.
Kur’an bu durumu şu ayetlerle açıklar:
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara, 2/183-185)
e) Yaşlılık:
Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler. Bakara suresinin 184. ayetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.
3. Oruç Yerine Fidye Verilmesi
a. Fidye Ne Demektir?
Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dînî-malî yükümlülüktür. İbadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi mümkün olmadığından oruç tutamadığı her güne karşılık bir fidye öder. Bu durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur’an-ı Kerim’de, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara, 2/184) buyurulmaktadır. Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak anlaşılmıştır.
Yaşlılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kişi, her gün için bir sadaka-i fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah’tan af diler. Fakat böyle bir kişi, kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulaşırsa tutamadığı oruçları, o günlerde kaza etmesi gerekir. Zira Ramazan ayında oruç tutmaya gücü yetmeyen kimseler ile iyileşme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır.
b. Fidye Miktarı Ne Kadardır?
Fidye miktarı bir sadaka-ı fıtır miktarıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın belirlemiş olduğu 2024 yılı asgari fidye miktarı 130 liradır.
4. Oruca Niyet Ne Zaman Yapılır?
İbadetlerde niyet önemlidir. Asıl olan, lafzi niyetten çok, kalben niyet etmektir. Bu bakımdan oruca niyet etmek insanın oruç tutmanın bilincinde olması anlamına gelmektedir. Sahura kalkmak oruç için fiilî bir niyettir. Kişi sahura kalkmamış olsa bile sabah bu bilinç içinde ise niyetli sayılır.
Oruç için niyetin vakti, akşam namazı vaktinin girmesiyle birlikte başlar.
Ramazan, günü belirlenmiş adak ve nafile oruçlarda niyet, öğle namazına yaklaşık bir saat kalana kadar devam eder. Bunların dışındaki, kefaret, kaza, günü belirlenmemiş adak oruçlarında ise “imsak”ten önce niyet edilmesi gerekir.
5. Oruç Ne Zaman Başlar Ne Zaman Biter?
Kendini tutmak, engellemek, el çekme, geri durma anlamlarına gelen imsâk, dini bir kavram olarak, “tan yerinin ağarmasından (fecr-i sadık), güneş batıncaya kadar yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak” demektir. (bk. Bakara 2/187).
Oruç yasaklarının başladığı fecr-i sâdık, yani tan yerinin ağarmaya başlaması, imsak vaktidir. Bununla yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip, orucun başladığı vakittir. Oruç yasaklarının sona erdiği, güneşin batma vaktine ise iftar vakti denir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti girmiş olur. Gündüz ve gecenin tam olarak teşekkül etmediği yerlerde, imsak ve iftar vakitleri, takdirle belirlenir.
6. Akşamleyin Yatmadan Önce Yemek Yeyip Oruç Tutmaya Niyet Eden Kişi Gece Uyandığında Henüz İmsak Vakti Girmeden Yemek Yeyip Su İçebilir mi?
"İmsak", sabah namazının giriş ve orucun başlayış vaktini ifade eder. Oruç tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir. Bu itibarla, yatmadan önce yemek yeyip oruç tutmaya niyet eden kişi geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yeyip içebilir.
7. Sahurda Ezan Bitene Kadar Yemek Yenilebilir mi?
Sahur vakti yemek yiyen kişinin -ezan okunmuş olsun olmasın- imsak vaktinin girmesiyle birlikte yemeye ve içmeye son vermesi gerekir.
8. Bayram Günü Oruç Tutulabilir mi?
Ramazan bayramının ilk günüyle kurban bayramının dört gününde oruç tutmak dinen yasaklanmış olup (Buhari, Savm, 66-68), cumhura göre haram, Hanefîlere göre tahrimen mekruhtur.
Özetle, bu günlerde oruç tutmak günahtır.
9. Cuma Günü Oruç Tutulabilir mi?
Oruç tutulması mekruh olan Bayram günleri dışındaki günlerde oruç tutmak caizdir. Ancak sadece Cuma günleri nafile oruç tutmak tenzihen mekruh görülmüştür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Kimse cuma günü oruç tutmasın. Ancak bir gün önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde cuma günü de oruç tutabilir.” buyurmuştur (Ebû Davud, Savm, 50). Buna göre, Cuma günü kazaya kalan veya adak gibi vacip bir oruç tutmakta sakınca bulunmamaktadır. Cuma günü nafile oruç tutmak isteyenlerin, bir gün önce veya sonrasında da oruç tutması uygun olur.
10. Üç Aylar Diye Adlandırılan (Recep, Şaban, Ramazan) Aylarının Aralıksız Olarak Oruçla Geçirilmesinin Bir Sakıncası Var mıdır?
Halk arasında bilindiği şekilde üç aylar orucu olmayıp ancak Recep ve Şaban aylarında; Hz. Peygamber'in diğer aylara oranla daha fazla nafile olarak oruç tuttuğu hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52, 53; Müslim, Sıyâm, 175, 179). Ramazan ayında oruç tutmak ise farzdır. Bunun dışında Pazartesi, Perşembe günleri ile Hicrî ayların 13, 14 ve 15'i gibi belirli günlerinde nafile oruç tuttuğu bilinmektedir (Tirmizî, Savm, 44; Ebû Dâvûd, 68). Ancak Recep ve Şaban aylarında Hz. Peygamber’in aralıksız oruç tuttuğuna dair sahih kaynaklarda herhangi bir rivayet bulunmamaktadır.
11. Kaza Oruçlarının Aralıksız Olarak Tutulması Şart mıdır?
Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve başlanıp da bozulan oruçların kaza edilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, "İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar." buyrulmaktadır (Bakara, 2/184). Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar oruç tutulması mekruh olan günler dışında, peşi peşine veya ayrı günlerde tutulabilir. Ancak bu oruçların, bir an önce tutulması uygun olur.
12. Bozulan Nafile Orucun Kaza Edilmesi Gerekir mi?
Nafile oruç, Ramazan ayının dışında tutulan oruçtur. Nafile de olsa, başlanan bir ibadetin tamamlanması gerekir. Bu nedenle diğer nafile ibadetlerde olduğu gibi, bozulan nafile orucun da, kaza edilmesi gerekir. Kaza orucu tutmakta olan kişinin de bu orucu bozması durumunda yine kaza gerekli olup kefaret gerekmez.
13. Şevval Orucunun Hükmü Nedir?
Ramazan ayından sonra şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyam, 24; Tirmizî, Savm, 53) buyurarak Şevval ayında altı gün oruç tutmaya teşvik etmiştir. Bu oruç art arda tutulabileceği gibi, ara verilerek de tutulabilir.
14. Aşûre Orucunun Hükmü Nedir?
Muharrem ayının onuncu gününe, aşûre günü denmektedir. Rasûlullah (s.a.v.), “Aşûre günü orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını umarım.” buyurarak (Tirmizî, Savm, 47), bu günde oruç tutmayı tavsiye etmiştir.
Hz. Peygamber döneminde Yahûdîler sadece Muharrem ayının 10. gününde oruç tuttuklarından, onların davranışlarına benzememesi için öncesine veya sonuna bir gün ilave edilerek tutulması uygundur.
15. Ramazanı Karşılamak ve Uğurlamak İçin Oruç Tutmanın Hükmü Nedir?
Ramazanı karşılamak veya uğurlamak amacıyla oruç tutmanın dinî bir dayanağı yoktur. Ancak Hz. Peygamber Şaban ayında çokça ve Şevval ayında 6 gün oruç tutmuştur. Ramazan ayı girmediği halde, Ramazanın gelmiş olabileceği düşüncesiyle ihtiyaten Ramazandan bir veya iki gün önce oruç tutmak ise mekruhtur. Ancak, belirli günlerde oruç tutmayı âdet haline getiren kişilerin, oruç tuttuğu günlerin bu günlere denk gelmesi halinde oruç tutmasında sakınca yoktur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), “Ramazanı bir veya iki gün önce oruçla karşılamayın. Eğer bir kimse âdeti olduğu için bu günleri oruçla geçiriyorsa tutsun.” buyurmuştur (Buharî, Savm: 14; Müslim, Sıyam: 21).
16. Mesleği Gereği Sürekli Olarak Yolculuk Yapan Kişi Oruç İbadetini Nasıl Yerine Getirebilir?
İslam dini Ramazan ayında oruç tutamayan hasta ve yolcuların sonradan kaza etmelerini emreder. Mazeret devam ettiği sürece ruhsat da devam eder. Sürekli mazereti bulunan kişiler, mazeretleri ortadan kalkınca, zamanında tutamadıkları Ramazan oruçlarını kaza ederler. Kur'an-ı Kerim'de; "… Kim de hasta veya yolcu olursa, (oruç) tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun." buyurulmaktadır (Bakara, 2/185). Devamlı olarak uzun yola giden kaptan ve sürücüler de yolcu hükmündedir. Şu kadar var ki, yolculuğu esnasında bir sıkıntı çekmeyenlerin oruç tutması daha faziletlidir.
17. Oruçlu İken Boy Abdesti Almak / Banyo Yapmak Orucu Bozar mı?
Ağız veya burundan su yutulmadıkça yıkanmakla veya gusül abdesti almakla oruç bozulmaz. Nitekim Hz. Aişe ile Ümmü Seleme validelerimiz Peygamberimiz (s.a.v.)'in Ramazanda imsaktan sonra boy abdesti almış olduğunu haber vermişlerdir. (Buhârî, Savm, 25). Buna göre geceden cünüp olarak imsak vaktine girmek oruca zarar vermediği gibi, oruçlu iken boy abdesti almak da orucu bozmaz.
18. İhtilam Olmak, Cünüp Olarak Sabahlamak Oruca Zarar Verir mi?
Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi, gusletmeyi geciktirerek cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, zorunlu bir durum olmadıkça, hemen boy abdesti alınmalıdır.
19. Cünüp İken Sahur Yemeği Yenebilir mi, Oruca Niyet Edilebilir mi?
Cünüp olan kimsenin elini, ağzını yıkamadan yiyip içmesi uygun görülmemiştir. Ancak elini, ağzını yıkadıktan sonra, boy abdesti almadan sahur yemeği yemesinde bir sakınca yoktur.
III. Orucu Bozan-Bozmayan Şeyler
A. Bazı Genel Bilgiler
Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi ilişki orucu bozar. Orucu bozan şeylerin bir kısmı sadece kazayı gerektirirken, diğer bir kısmı hem kaza, hem de kefareti gerektirir. Şimdi konu ile ilgili bazı alt başlıklarla ilgili meselelere değinelim:
1. Hangi Şeyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir?
Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaşlılık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek; beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını gerektirir.
Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza edilir. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.s), Ramazan ayında kaçırılan bir gün orucun sevabına yetişmek için kişinin bir sene boyunca oruç tutsa yine de bu sevaba nail olamayacağını söylemiştir. Bunun için Ramazan ayında özürsüz olarak orucu terk etmek, büyük bir günah olduğu gibi, hem Ramazan ayına hürmetsizlik hem de bütün Müslümanlara karşı bir saygısızlıktır.
Mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup ayrıca bundan dolayı tövbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun yerini tutamaz.
2. Oruç Kefareti Ne Demektir ve Nasıl Ödenir?
Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması durumunda hem kefaret, hem de bozulan orucun kaza edilmesi gerekir.
Oruç kefareti iki kameri ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur.
Âdet halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam ederek 60 günü tamamlarlar.
Şafii mezhebine göre mazaretsiz olarak Ramazan orucunun yeme-içme ile bozulması durumunda kefaret değil sadece kaza gerekir.
3. Unutarak Yemek, İçmek Orucu Bozar mı?
Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allâh yedirmiş, içirmiştir." buyurmuştur (Buhari, Savm, 26; Müslim, Sıyâm, 17). Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra yeme-içmeye devam eden kişinin orucu bozulur.
4. Diş Fırçalamak Orucu Bozar mı?
Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.
5. Kusmakla Oruç Bozulur mu?
Kendiliğinden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kişinin kendi isteği ve müdahalesiyle meydana gelen kusma, “ağız dolusu” olması halinde, orucu bozar.
B. Sağlık Problemleri ve Oruç
Tıbbın gelişmesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı ise bozmamaktadır. Bu yöntemlerle ilgili belli başlı sorular ve cevapları şöyledir:
1. Astım Hastalarının Oksijen Spreyi Kullanmaları Orucu Bozar mı?
Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Halbuki oruçlu, abdest alırken ağzına verdiği sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması halinde orucun bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı vardır. Hz. Peygamber'in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diğer taraftan, "kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz" kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz.
Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.
2. Göz Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?
Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz.
3. Burun Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?
Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3 tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise mideye ulaşmaktadır. Bu da dini açıdan abdestte ağza su vermede olduğu gibi af kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz.
4. Kalp Hastalarının Dilaltı Hapı Kullanması Orucu Bozar mı?
Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı hapı kullanmak orucu bozmaz.
5. Her Gün Hap Kullanmak Zorunda Olan Hastaların Oruç Tutmaları Gerekir mi?
Hastalık, Ramazan'da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. İyi olunca da yalnız yediği günler sayısınca kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerimede "Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar." buyrulmuştur (Bakara, 2/184).
Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir fidye verirler. Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır.
6. Endoskopi, Kolonoskopi Yaptırmak, Makat veya Ferçten Ultrason Çektirmek Orucu Bozar mı?
Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla cihaz içinden su verilmektedir.
Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten ultrason çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla cihaz içinden su verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek orucu bozmaz.
7. İdrar Kanalının Görüntülenmesi, Kanala İlaç Akıtılması Orucu Bozar mı?
İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz.
8. Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır. Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir. Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.
9. Kulak Damlası Kullanmak ve Kulak Yıkattırmak Orucu Bozar mı?
Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulağa damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar oruçta affedilmiştir. Ancak kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması halinde oruç bozulur.
10. Fitil Kullanmak, Lavman Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar sindirim sistemine dahil olmakta ise de sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği bulunmadığı için orucu bozmaz. Aynı şekilde kadınların da tedavi amaçlı vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.
Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da, çok az olduğu için oruç bozulmaz.
11. İğne Yaptırmak, Hastaya Serum ve Kan Vermek Orucu Bozar mı?
İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme tabidir.
12.Diyaliz Uygulaması Orucu Bozar mı?
Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon aracılığı ile hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut dışında bir makina yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir. Kan bir iğne aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinası, diyalizör denen bir filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen, gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur.
13. Anjiyo Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon, teşhise veya tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir. Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar açılması için yapılır. Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz.
14. Biyopsi Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi), orucu bozmaz.
15. Kan Aldırmak Orucu Bozar mı?
Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve oruçlu bulunduğu sırada kan aldırmıştır (Buharî, Tıb,11, Sayd, 11, Savm, 22). Ayrıca Hz. Peygamber: "Üç şey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak.'' (Tirmizi, Savm, 24) buyurmuştur.
16. Oruçlu Kimse Akupunktur Yaptırabilir mi?
Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması halinde, vücudun beslenmesi, gıda alması söz konusu olmadığından, akupunktur yaptırmak orucu bozmaz.
17. Merhem ve İlaçlı Bant Kullanmak Orucu Bozar mı?
Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.
18. Oruçlu Kimsenin Dişlerini Tedavi Ettirmesi Orucu Bozar mı?
Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.
19. Susuz Olarak Hap Yutmak Orucu Bozar mı?
Oruçlu bir kimse gıda veya deva (ilaç) cinsinden bir şeyi ister su ile ister susuz olarak yer veya içerse orucu bozulur. Şafiî mezhebine göre; kendisine yalnız kaza gerekir. Hanefi mezhebine göre ise; hem kaza hem de kefaret lazım gelir. Ancak oruç bozmayı mübah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç almış ise, orucu bozulur ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez.
C. Özel Hâllerinde Kadınlar ve Oruç
1. Kadınlar Hayız ve Nifas Hallerinde Oruç Tutabilirler mi?
Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz, 1; Müslim, Hayz, 14, 15). Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Bu konuda müçtehitler görüş birliği içindedirler.
2. Oruçlu İken Hayız / Âdet Gören Kadın Ne Yapar?
Oruçlu iken hayız olan/âdet gören kadının orucu bozulmuş olduğundan yiyip içer. Şu kadar var ki, böyle bir kadın, yiyip içebileceği gibi edeben oruçlu gibi davranmaya devam eder.
3. İmsak Vaktinden Sonra Temizlenen, Yani Âdeti Sona Eren Bir Kadın Oruç Tutabilir mi?
İmsak vaktinden sonra temizlenen” yani âdeti sona eren bir kadın, o gün hiçbir şey yiyip içmemiş olsa bile, oruç tutmuş sayılmaz.
4. Bayanların Ramazanda Âdet Geciktirici İlaç Kullanmaları Caiz midir? Ayrıca Kullandığı İlaç Sebebiyle Âdeti Geciken Bir Bayanın Tuttuğu Oruçlar Geçerli midir?
Ay hali oruç tutmaya manidir. Bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz. İlaç sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından tutulan oruç sahihtir. Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dışarı atıldığından, vücudun sıhhati bakımından ay halini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.
(Bu metin Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca hazırlanmıştır)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Read More Read More / Comment Comment
Oruç Hakkında Her Müslümanın Bilmesi Gereken Bilgiler
Oruç Hakkında Her Müslümanın Bilmesi Gereken Bilgiler

Farz olan Ramazan orucundan başka, vacip, müstehap ve haram olan oruçlar da vardır.
Vacip olan oruç; Ramazan’da kasten bozulan orucun kefareti, zıhâr keffareti, hatâ ile adam öldürme keffareti, yemin keffareti, hacdaki hatâlardan doğacak keffaret, kaza edilen itikâf orucu, adak oruçları gibi oruçlardır.
Müstehap olan oruçlar; Muharrem Ayının dokuzuncu ve onuncu günleri orucu, her kameri ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri orucu, her Pazartesi ve Perşembe günleri tutulan oruç, gibileridir. Bunlara nafile oruç da denir.
Haram olan oruçlar ise; Kurban Bayramı’nin dört günü ile, Ramazan Bayramı’nın ilk günü tutulan oruçlardır.
Ramazan orucu, belirli bir güne adanmış adak oruç ve nafile oruca akşamdan, kaba kuşluğa kadar niyet edilebilir. Orucun niyeti, içinden oruç tutmaya karar vermiş olmaktan ibarettir.
Kaza, gün belirtilmeyen adak ve keffaret oruçları için sahur bitmeden önce niyet etmek, yani içinden karar vermiş olmak gerekir.
Orucu Bozup Keffareti Gerektiren Şeyler:
1. Gıda ve ilaç türünden bir şeyi kasten yeme ve içme,
2.Kasten cinsel ilişkide bulunma ve bulunulma,
3.Kan aldırıp ya da gıybet edip, orucu bozuldu sanarak yiyip içmek suretiyle kasten orucunu bozma.
Orucu Bozulup Sadece Kaza Etmesi Gerekenler
1. Âdetli ve lohusa,
2. Oruç tutmakla hastalığı artan hasta,
3.Körpe çocuk emziren anne ya da süt anne,
4.Yolcu,
5.Oruca niyet etmeden yiyen kimse (Bir isyan olarak kasten yiyenlerin, niyet etmemiş
olsalar bile keffaret tutmaları gerektiği söylenmiştir). .
6.Öpme, okşama ve el ile (masturbasyon) boşalan,
7.Güneş batmadığı halde battı sanarak iftar eden,
8.Ve şafak söktüğü halde sökmediğini sanarak sahur yiyene keffaret gerekmez. Bunlar sadece kaza ile yetinir.
Şimdi sayacağımız şeylerden biri, kasten yapılmış olsa da, oruç bozulur; ancak keffaret gerekmez:
1. Sağ olan kadının önü ve arkası ile, erkeğin arkasından başka herhangi bir varlığa, ya da organa cima etme,
2. Yenilmesi arzu edilmeyen ve gıda özelliği taşımayan taş, demir ve çelik gibi şeyleri yutma,
3. Kendi isteği ile bilerek ağız dolusu kusma.
4. Burundan alınan sıvının boğaza ulaşması,
5. Hukne (lavman) kullanma (Arkadan aletle kalın barsağı temizleme),
6. Kulağa ilaç, yağ, v.b. bir şey akıtma,
7. Derin yaraya, karın boşluğuna işleyecek özellikte ilâç koyma.
8. Baştaki yarığa ilaç akıtma,
9. Unutarak yedikten sonra, orucu bozuldu sanıp kasten yeme,
10. Uyurken birisinin boğazına su döküp midesine gitmesi,
11. Uyurken cima edilme,
12. Ramazan’a niyet etmeden yeme,
13. Yanılarak yeme,
14. Zorla yedirilme.
Read More Read More / Comment Comment
Hoşgeldin Ramazan - Ramazan Ayınız Mübarek Olsun V180220261353
Hoşgeldin Ramazan - Ramazan Ayınız Mübarek Olsun V180220261353

   

Hoşgeldin Ramazan
Hoşgeldin On bir Ayın Sultanı
Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan.


Hoşgeldin Ramazan,Ramazan,Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan,Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan,Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan,Hoşgeldin Şehr-i Ramazan,Şehr-i Ramazan,On bir Ayın Sultanı,Hoşgeldin On bir Ayın Sultanı,On bir Ayın Sultanı Ramazan,Welcome Ramadan, Ramadan, Sultan of Eleven Months, Welcome Sultan of Eleven Months, Sultan of Eleven Months Ramadan,Willkommen Ramadan, Ramadan, Willkommen, Willkommen, Sultan der elf Monate, Willkommen, Sultan der elf Monate, Sultan der elf Monate Ramadan,
Read More Read More / Comment Comment
Calligrapyh Allahümme Salli - Salavat Yazılı Resimler Rasit Tunca V190220261324

Calligrapyh Allahümme Salli - Salavat Yazılı Resimler Rasit Tunca V190220261324

   

   

   

   

   

Read More Read More / Comment Comment
Deki Rabbim ilmimi Artır Hat Yazılı Resimler V160220261158

Deki Rabbim ilmimi Artır Hat Yazılı Resimler V160220261158

   

Calligraphy,Allah,Muhammed,dini,islam,islamic,religiöse,hatyazisi,diniresim,Hat,Hatsanatı,hatyazısı,tezhib,


Her şeyin gerçek egemeni olan Allah, yücedir. Kur'an'ın sana vahyedilmesi bitirilmeden önce acele etme. "Rabb'im bana bilgiyi arttır." de.
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰٓى اِلَيْكَ وَحْيُهُۘ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْماً
Fe tealallahul melikul hak, ve la ta'cel bil kur'ani min kabli en yukda ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidni ılma.

20. Taha suresi, 114. ayet
Read More Read More / Comment Comment
Sabredenleri Müjdele Hat Yazılı Grafik Resimler V130220261500

Sabredenleri Müjdele Hat Yazılı Grafik Resimler V130220261500

   

وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ


2-Bakara  Suresi 155. Ayet

    Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
    وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ
    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.



Read More Read More / Comment Comment
Rabbini Çokca Zikret Ayeti Yazılı Resim V120220261229
Rabbini Çokca Zikret Ayeti Yazılı Resim V120220261229

   

"Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap," dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam tesbih et.(Zikret)" dedi.

قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟

Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selasete eyyamin illa remza, vezkur rabbeke kesiran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkar.

3. Ali İmran suresi, 41. ayet
Read More Read More / Comment Comment
Peygamber Efendimiz'in Peygamberlik (Nübüvvet) Mührü Hakkında Bilgi
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in Sırtındaki Nübüvvet (Peygamberlik) Mührü Hakkında

Hazreti Muhammed’in (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) iki kürek kemiği arasında bulunan ve nübüvvetini alâmetlerinden biri olan BEN. Yani Peygamberlik mührü ve nişanesi anlamına gelmektedir. Rasûl-i Ekrem’in nübüvvetinin delili olduğu gibi, O’nun son peygamber olduğunu da ifade etmektedir.

[D.İ.A. Nübüvvet Mührü]

Hâkim’in Vehb ibni Münebbih’den naklettiği bir rivayette; Allah (Celle Celâluhû) hiçbir peygamber göndermemiş olsun ki, onun sağ elinde peygamberlik BEN’i olmasın. Ancak bizim peygamberimiz bunun istisnasıdır. O’nun peygamberlik BEN’i, kürek kemikleri arasındadır. Bu durum Peygamberimize sorulduğunda cevaben: “Kürek kemiklerim arasındaki bu ben benden önceki peygamberlerin beni gibidir. Şu kadar var ki benden sonra ne bir nebi ne de rasûl gelmeyecektir.” buyurmuşlardır.

[Hâkim, El-Müstedrek, 3/461 no:4159, Darul Ma’rife, Beyrut.]


Hazreti peygamberimizin nübüvvet mührünün doğuştan mı, daha sonra mı meydana geldiği gibi soruların cevabını Ebû Kâsım Es-Süheyli ve İbni Hacer; “Bu BEN’in doğuştan olmayıp sonradan melekler tarafından “şakku’s-sadr” veya “şerhu’s-sadr“ ismi verilen, hazreti peygamberin göğsünün yarılıp kalbinin çıkarılması ve temizlendikten sonra tekrar yerine konulması ile birlikte kürek kemikleri arasına nübüvvet mührünü vurmuşlardır.” şeklinde cevap verirler ve isbat etmek için de Ebû Zerr el-Ğıffâri’nin rivâyetini naklederler; “Ebu Zerr, Rasûlüllâh’a (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) “peygamber olarak görevlendirildiğinizde bunu nasıl bilip emin oldunuz” diye sormuş, Hazreti peygamberimiz: “Mekke vadisinde bir yerde iken kendisine iki meleğin geldiğini aralarında geçen konuşma ile onu seçtiklerini ve akabinde sıra ile 1,10,100 ve 1000 adamla tartılıp hepsinden ağır geldiğini, sonra kalbinin yarılarak temizlendiğini anlatmış ve nihayetinde şu ifade ile işlemin bittiğini söylemiştir;” ‘Melek iki kürek kemiğim arasına mühür vurdu.’

[Sühelyi er-Ravdu’l-ünüf 2.cild 168, ibni Hacer Fethul bari 6.cil 22.bab Hatimün-nübüvve.]

Hazreti peygamberimizin nübüvvet mührü doğuştan olmadığı gibi vefat edince mührün kaldırıldığına dair Beyhâki’nin naklettiği bir rivâyet vardır. Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiklerine ölüp ölmediği hususunda ashabı şüpheye kapılmış ve bazıları “o ölmüştür” diğer kısmı ise “hayır ölmemiştir” derken, o sırada Esma binti Ümeys elini Rasûlüllâh’ın kürek kemikleri arasına koydu. Mührün kaldırıldığını fark edince “Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) vefat etmiştir, zira kürek kemikleri arasındaki mühür kaldırılmıştır” dedi. Bu şekilde hazreti peygamberin vefatı bilinmiştir.

[Beyhâki Delâiünnübüvve 7.cild sayfa 219 Daru’l Kütüb’l-ilmiyye.]

Said ibni Yezid anlatıyor; “Peygamberimizin arkasında durdum, kürek kemikleri arasındaki mührüne baktım, o, keklik yumurtası büyüklüğünde idi.”

[Tirmizî, Şemâil 2.bab hadis no:15]

Cabir ibni Semure anlatıyor; “Ben Rasûlüllâh efendimizin kürek kemikleri arasındaki mührünü gördüm. O güvercin yumurtası büyüklüğünde kırmızı bir yumru (gudde) idi.”

[Tirmizî, Şemâil 2.bab hadis no:16]

Rumeyse (Radiyallâhu Anhâ) rivâyet ediyor; “Ben Rasûlüllâh’ın o kadar yakınında idim ki, isteseydim kürek kemikleri arasındaki mührünü öperdim”

[Tirmizî, Şemâil 2.bab hadis no:17]

Hz. Ali'nin Çizdiği Nübüvvet Mührü Rivayeti ve Mahiyeti

İslam geleneğinde Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sırtındaki nübüvvet mührü, hem fiziksel bir mucize hem de manevi bir koruma ve şefaat vesilesi olarak görülmüştür. Sahih hadis kaynaklarında mührün fiziksel tasviri yapılırken, halk dindarlığında ve tasavvufi kültürde bu mührün bir kağıda aktarılması ve taşınmasıyla ilgili özel bir rivayet zinciri oluşmuştur.

1. Bahsi Geçen Rivayetin İçeriği

Sizin de belirttiğiniz anlatı, genellikle "Mühr-ü Şerif’in Faziletleri" başlığı altında şu şekilde nakledilir:
"Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali’ye (r.a.) hitaben: 'Ya Ali! Sırtımdaki nübüvvet mührüne bak ve onun bir benzerini (resmini/şeklini) bir kağıda çiz' buyurmuştur. Hz. Ali de emredildiği üzere mührü bir kağıda nakşetmiştir. Peygamberimiz bunun üzerine şöyle buyurmuştur: 'Her kim bu mühre hürmetle ve abdestli olarak bakarsa, ona şefaatim vacip olur. Bu mührü kâfirlere (veya kadrini bilmeyenlere) göstermeyin; zira onlar bunun kıymetini bilmezler ve hürmetsizlik ederlerse helak olurlar.'"

2. Rivayetin Kaynakları

Bu anlatı, akademik anlamda "Sahih" kabul edilen hadis külliyatlarında (Buhari, Müslim, Tirmizi) yer almaz. Ancak şu tür kaynaklarda ve geleneklerde sıkça görülür:

    Envarü’l-Aşıkin: Yazıcıoğlu Ahmed Bican tarafından kaleme alınan bu meşhur eserde, Peygamber Efendimiz’in hayatı ve özellikleri anlatılırken bu tür menkıbevi detaylara yer verilir.
    Mühr-ü Şerif Levhaları: Camilerde veya evlerde asılı olan, ortasında mührün şekli, etrafında ise dört halifenin ve aşere-i mübeşşerenin isimlerinin yazılı olduğu levhaların giriş kısmında bu rivayet bir ön söz gibi sunulur.
    Halk Kitapları (Kara Davud vb.): Delâilü'l-Hayrât şerhlerinde ve halk arasında çok okunan dini hikaye kitaplarında bu olay, müminlerin mühr-ü şerife olan bağlılığını artırmak amacıyla anlatılır.

3. "Kafirlere Göstermeyin" Uyarısının Hikmeti

Bu rivayette geçen "kafirlere göstermeyin" ifadesi, İslam hukukundaki "hürmet ve tazim" ilkesiyle açıklanır. Kutsal sembollerin, ona inanmayan ve alay etme potansiyeli olan kişilerin eline geçmesi, hem o sembole saygısızlık edilmesine sebep olur hem de (rivayete göre) o kişinin manevi sorumluluğunu artırır. Bu uyarı, mührün sadece müminler arasında bir sır ve bereket vesilesi olarak saklanması gerektiğini vurgular.

4. Şefaatim Vacip Olur Müjdesi

İslam inancında şefaat, Allah'ın izniyle gerçekleşir. Ancak bu tür rivayetlerde geçen "şefaatim vacip olur" ifadesi, Peygamber Efendimiz'e duyulan derin sevginin (muhabbetin) bir karşılığıdır. Bir mümin, Peygamberlik nişanı olan o mühre bakarak Efendimiz’i hatırlar, salavat getirir ve onun yoluna bağlılığını tazelerse, bu manevi halin onu şefaate layık kılacağı müjdelenmektedir.

5. Sahih Kaynaklarla Mukayese

Sahih hadislerde (Tirmizi'nin Şemail-i Şerif'i gibi) mührün kağıda çizilen bir resim değil, bedende bulunan fiziksel bir işaret olduğu anlatılır:

    Fiziksel Durumu: Güvercin yumurtası büyüklüğünde, etli ve kabarık bir doku.
    Yazı Meselesi: Bazı alimler üzerinde

Nübüvvet Mühründe Ne Yazıyor:

"La ilahe illallah Muhammaddurresulullah
tevecceh haysu şi'te feinneke mansurun, Tebahce (veya Tebahbe) ya Muhammed Ente haysurun (Hayrun) " yazılıydı,

Mührü Şerif

Orta yazısı

"La ilahe illallah Muhammaddurresulullah";

Üst yazısı

"Teveccehu Haysu Şi'te Feinneke Men surun”

Alta gelen yazısı

"Tebahce ya Muhammed Ente haysurun”


"Nübüvvet Mührü" (Peygamberlik Mührü)  İçerdiği metin ve anlamı aşağıda detaylı olarak verilmiştir:


1. Tam Metin (Arapça Yazılışı):

اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، مُحَمَّدٌ عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، تَوَجَّهْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّكَ مَنْصُورٌ، تَبَحَّ يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ حَيْسُرٌ.

veya

لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ تَوَجَّهْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّكَ مَنْصُورٌ تَبَهَّجْ يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ خَيْرٌ


2. Latince (Türkçe) Harflerle Okunuşu:

"Allâhu vahdehû lâ şerîke leh. Muhammedun abduhû ve resûluh. Tevecceh haysu şi'te fe inneke mensûr. Tebahhe yâ Muhammedu ente haysur."

veya

Lâ ilâhe illallâh Muhammedur Rasûlullâh. Tevecceh haysu şi'te fe inneke mensûrun. Tebahce yâ Muhammed ente hayrun.


(Not: "Tebahce" genellikle "Tebahhe" (تَبَحَّ) olarak okunur. "Haysurun" ise "Haysur" (حَيْسُر) olarak geçer.)

3. Anlamı (Türkçe Meali):

"Allah birdir, O'nun ortağı yoktur. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. (Ey Muhammed!) Nereye yönelirsen yönel,(Nereye gidersen git) çünkü sen yardım göreceksin / muzaffer olacaksın. (Ey Muhammed!) Müjdele! Sen hayırlısın, üstünsün."

Bölümlere Göre Açıklama:

A) Kelime-i Tevhid & Şehadet (Merkez/Ana Metin):

    Arapçası: اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، مُحَمَّدٌ عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

    Okunuşu: "Allâhu vahdehû lâ şerîke leh. Muhammedun abduhû ve resûluh."

    Anlamı: İslam'ın temel inancı olan tevhid (Allah'ın birliği) ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) O'nun kulu ve elçisi olduğu hakikati.

B) Üst Kısım (Teşvik ve Müjde):

    Arapçası: تَوَجَّهْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّكَ مَنْصُورٌ

    Okunuşu: "Tevecceh haysu şi'te fe inneke mensûr."

    Anlamı: Hz. Peygamber'e hitaben, "Nereye (hangi işe, hangy savaşa) yönelirsen yönel, sen mutlaka yardım olunursun / zafere ulaşırsın" anlamında bir güven ve moral veren ilahî bir sözdür. Bu ifade, özellikle Hudeybiye Antlaşması veya sonraki fetihlerle ilişkilendirilir.

C) Alt Kısım (Hitap ve Övgü):

    Arapçası: تَبَحَّ يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ حَيْسُرٌ

    Okunuşu: "Tebahhe yâ Muhammedu ente haysur."

    Anlamı: "Tebahhe", "müjdele, sevin" anlamına gelir. "Haysur" ise, "hayırlı, üstün, iyi, güzel" gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Bu bölüm, "Ey Muhammed! Sen müjdele (veya müjdelen), çünkü sen hayırlısın, üstünsün" şeklinde anlaşılır. Burada Hz. Peygamber'e doğrudan bir hitap ve onun üstün makamını ifade eden bir övgü vardır.

1. Genel Metin (Giriş Kısmı)

Bu kısım mührün genel mahiyetini ve tevhid inancını özetler.

Arapçası Latinize Okunuşu Manası (Anlamı)

اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ Allahü vahdehü lâ şerîke leh Allah tektir, O'nun hiçbir ortağı yoktur.
مُحَمَّدٌ عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ Muhammeden abdühü ve rasûlüh Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.

2. Mühr-i Şerif'in Bölümleri

Mührün görsel tasarımında yer alan hiyerarşik sıralama şu şekildedir:

Orta Yazısı (Kelime-i Tevhid)

Mührün kalbi ve merkezinde yer alan ifadedir.

    Arapça: لَا إِلٰهَ إِلَّا الله مُحَمَّدٌ رَسُولُ الله

    Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh Muhammedur rasûlullâh.

    Anlamı: Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir.

Üst Yazısı (Müjde ve Yardım)

Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) verilen ilahi desteği ifade eder.

    Arapça: تَوَجَّهْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّكَ مَنْصُورٌ

    Okunuşu: Tevecceh haysu şi’te feinneke mansûr(un).

    Anlamı: Nereye dönersen dön (nereye gidersen git), sen mutlaka Allah tarafından yardım olunmuşsun (muzaffersin).

 Alt Yazısı (Övgü ve Şeref)

Peygamberlik makamının yüceliğini vurgular.

    Arapça: تَبَهَّجْ يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ خَيْرٌ

    Okunuşu: Tebahce yâ Muhammed ente hayrun.

    Anlamı: Sevin ve neşelen ey Muhammed! Sen (insanlığın/yaratılmışların) en hayırlısısın.

    Küçük Bir Not: Metinde geçen "haysurun" ifadesi, eski el yazması metinlerin okunmasındaki farklılıklardan dolayı "hayrun" (خير - hayırlı) kelimesinin bir türevi veya yerel bir söylenişi olabilir. Genel kabul gören mana "en hayırlı" olduğun yönündedir.

İmam Tirmizi gibi otoriter kaynaklar, mührün üzerinde bir yazı olmadığını, bunun et parçası üzerinde tüylerden oluşan, güvercin yumurtası büyüklüğünde bir kabartı olduğunu vurgular. Yazıdan bahseden rivayetler genellikle daha çok tasavvufi ve şemail ağırlıklı eserlerde yer alır.

2. Hadis Kaynaklarında Nübüvvet Mührü

Peygamber Efendimiz’i yakından gören sahabe efendilerimiz, bu mührü farklı benzetmelerle tarif etmişlerdir.
Câbir b. Semüre (r.a.) Rivayeti:
"Ben Resûlullah’ın kürek kemikleri arasındaki mührü gördüm. O, güvercin yumurtası büyüklüğünde, vücut renginde bir yumru idi." (Müslim, Fedâil 91-92; Tirmizî, Şemâil, s. 20)
Sâib b. Yezîd (r.a.) Rivayeti:
"Teyzem beni Resûlullah’a götürdü... Arkasında durdum ve iki omzu arasındaki mührü gördüm. O, gerdek çadırının düğmeleri (veya keklik yumurtası) gibiydi." (Buhârî, Menâkıb 22; Müslim, Fedâil 93)
Ebû Zeyd b. Ahtab (r.a.) Anlatıyor:
Resûlullah bana: "Yaklaş ve sırtıma dokun" dedi. Elimi sırtına soktum, mührü hissettim. Ona mührün neye benzediği sorulunca: "Birbirine bitişik birkaç tüy gibiydi" demiştir. (Tirmizî, Şemâil, s. 21)

3. Tarihi Önemi: Bahira ve Selmân-ı Fârisî

Nübüvvet Mührü, Efendimiz'in peygamberliğinin delili olarak iki tarihi olayda kilit rol oynamıştır:

    Rahip Bahira Hadisesi: Efendimiz henüz çocukken amcası Ebû Tâlib ile Şam kervanındayken, Rahip Bahira onun sırtındaki bu mührü görmüş ve: "Bu, alemlerin Rabbinin elçisidir, kitaplarda vasfı anlatılan son peygamberdir" demiştir.
    Selmân-ı Fârisî’nin Müslüman Oluşu: Selmân-ı Fârisî, eski din kitaplarından öğrendiği üç alameti Efendimiz'de aramıştır: Sadaka yememesi, hediyeyi kabul etmesi ve sırtındaki peygamberlik mührü. Efendimiz, Selmân’ın bu merakını anlayınca sırtındaki ridayı hafifçe indirmiş, Selmân mührü görünce ağlayarak ona iman etmiştir.

4. Mührün Şekli ve Fiziksel Tasviri

Rivayetlerin toplamından çıkan sonuçlara göre mührün özellikleri şöyledir:

    Yeri: Sol kürek kemiğine daha yakın, tam iki omuz hizasındadır.
    Rengi: Kendi ten rengine yakın veya hafif kırmızımsı.
    Şekli: Kabarık, etli, bazen üzerinde tüylerin bulunduğu bir ben/nişane.
    Büyüklüğü: Güvercin veya keklik yumurtası büyüklüğünde bir kabartı.

1. Rivayetin İçeriği:

Söz konusu rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ali'ye sırtındaki nübüvvet mührünün aynısını çizdirmiş, bu kopyaları ashaba dağıtmış ve "Bunu kâfirlere göstermeyin, yoksa şefaatim vacip olur" demiştir.

2. Kaynak Araştırması:

Bu rivayeti Kütüb-i Sitte (6 sahih hadis koleksiyonu) ve diğer ana hadis kaynaklarında bulamadım. Rivayet, daha çok şu kaynaklarda geçmektedir:

    "Hilyetü'l-Evliya" - Ebu Nuaym el-İsfahani (ö. 430/1038)
    "el-Künâ ve'l-Esmâ" - Hatib el-Bağdadi (ö. 463/1071) gibi tabakat ve menakıb kitaplarında zayıf veya münker isnatlarla nakledilmiştir
    "Şemail" türü bazı eserlerde halk arasında yaygınlaşmıştır

3. Hadis Âlimlerinin Değerlendirmesi:

    İbnü'l-Cevzî (ö. 597/1201): "el-Mevdûât" (Uydurma Hadisler) adlı eserinde bu rivayeti uydurma (mevdu) olarak nitelendirmiştir.
    Muhammed Nâsıruddîn el-Elbânî: "Silsiletü'l-Ehâdîsi'd-Daîfe ve'l-Mevdûa" adlı eserinde bu rivayeti zayıf ve uydurma olarak değerlendirmiş, isnadında problemler olduğunu belirtmiştir.
    Sehâvî ve diğer muhaddisler: Bu tür rivayetlerin İsrailiyat türünden olduğunu ve sahih olmadığını ifade etmişlerdir.


Peygamber Efendimiz’in (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) iki kürek kemiği arasında bulunan Mühr-ü Nübüvvet, O’nun peygamberliğinin bedensel nişanelerinden biridir. İslam geleneğinde, özellikle Şemail-i Şerif kitaplarında bu mührün vasıfları ve ona duyulan muhabbetin bereketine dair pek çok rivayet yer alır.

İşte bu kutlu nişanın özellikleri ve faziletlerine dair derlediğim bilgiler:

1. Mühr-ü Nübüvvet’in Şekli ve Tasviri

Sahih kaynaklarda (Tirmizi, Müslim, Buhari) mührün şekli hakkında çeşitli tasvirler mevcuttur. Genel kabul gören tariflere göre:

    Konumu: Sol kürek kemiğine daha yakın, tam kalp hizasındadır.

    Görünümü: Kabarık, kırmızımsı, bir güvercin yumurtası büyüklüğünde veya bir yumru şeklindedir. Üzerinde bazen benler veya tüyler bulunduğu rivayet edilir.

    Üzerindeki Yazı: Bazı rivayetlerde mührün üzerinde "Allâhu vahdehû lâ şerîke leh" (Allah tektir, ortağı yoktur) veya "Teveccüh haysü şi’te feinneke mansûr" (Nereye dönersen dön, sen yardım olunmuşsun/muzaffersin) yazdığı belirtilir.

2. Bakmanın ve Taşımanın Faziletleri

1-Sabah ve akşam abdestli olarak bakılır. Kişinin işi rast gider.
2-Eve çerçeve yapıp asılır. Büyü, Cin ve Şeytandan korunur.
3-Yatmadan önce abdestli olarak bakarsa güzel rüya görür.
4-Bolluk ve Bereket
5-Yeni bir aya ve yeni yıla girerken abdestli olarak bakılır.(Hicri Takvime göre)
6-Kişi Ev sahibi olur. Tablo olarak uzun süre evde asılı kalırsa
7-Yolculuğa çıkmadan önce bakılır.Rahat ve huzurlu geçer.
8-Hasta kişi abdestli olarak mühre baksın
9-Cuma Günü 80 Kere Bak ve  Oku, Seksen senelik günahi olsa Allah affeder
10-Cuma Günü Sabah namazindan hemen sonra ayaga kalkmadan Bak ve  Oku, Seksen senelik günahi olsa Allah affeder. 1 senelik  de ibadet yazar
11-Cuma Günü ikindi namazindan hemen sonra ayaga kalkmadan Bak ve  Oku, Seksen senelik günahi olsa Allah affeder. 1 senelik  de ibadet yazar
"Allahü vahdehü la şerike leh Muhammeden abduhü ve rasulullah tevecceh haysu şi'te feinneke mansur "
günde 33 veya 313 defa bu zikri çek. Nübüvvet Mührüne abdestli bak Allah'ın korumasına girersin. Buna inan eğer sen imanlıysan buna inanırsın. Hastalık, talihsizlik ve şansızlık tan korunursun. Büyük Güç, Bereket, Mutluluk ve iyi haberler alacaksın. Sabah güneş doğarken Akşamda abdestli olarak mühre bir kaç dakika bak.

İslam alimleri ve arifler, bu mührün bir örneğine bakmanın veya onu üzerinde taşımanın (hilye-i şeriflerde olduğu gibi) manevi bir kalkan olduğuna dair şu rivayetleri nakletmişlerdir:

    Ateşten Korunma: "Kim bu mühre abdestli olarak sabah baktığında akşama kadar, akşam baktığında sabaha kadar güvende olur." Bazı rivayetlerde, bu mühre ömürde bir kez bakmanın bile kişinin cehennem ateşinden korunmasına vesile olacağı zikredilir.

    Afet ve Hastalıklardan Muhafaza: Mühr-ü Şerif'in resmini üzerinde taşıyanın; vebadan, ani ölümden, hırsızlıktan ve düşman şerrinden korunacağı ifade edilir.

    Bolluk ve Bereket: Mührü yanında bulunduranın rızkının artacağı ve evine bereket geleceği, ulema tarafından tecrübe edilmiş bir "havas" (özel ilim) bilgisi olarak aktarılır.

    Şefaat Ümidi: Ona muhabbetle bakmak, Resulullah'ın (S.A.V.) sünnetine ve şahsına duyulan sevginin bir tezahürü kabul edildiği için manevi bir huzur kaynağıdır.

3. Önemli Bir Not: İtikat ve Edeb

Mühr-ü Nübüvvet'in resmine veya yazılı sembolüne gösterilen bu ilgi, aslında bizzat Peygamber Efendimiz’e duyulan sevginin bir yansımasıdır. Alimler şu noktaların altını çizer:

    Asıl olan sevgidir: Bu görseller sihirli birer nesne değil, berekete vesile olan vesilelerdir.

    Abdestsiz dokunmamak: Üzerinde ayet veya Esma-ül Hüsna yazılı olan nüshaları abdestsiz tutmamaya gayret edilmelidir.

    "Mühr-ü Şerif’e bakmak, O’nun (S.A.V.) cemalini göremeyen müminler için bir teselli ve gönül aydınlığıdır."

Mühr-ü Şerif Tablosu (Kısa Özet)
Durum Fazileti Hakkındaki Rivayet
Bakmak Gönül aydınlığı, emniyet ve korkulardan emin olma.
Okumak "Mansûr" (yardım olunmuş) sırrına mazhar olma ümidi.
Taşımak Kaza, bela, nazar ve hastalıklara karşı manevi koruma.

Ukkaşe (r.a.) ve Kısas Kıssası

Anlattığımız bu etkileyici hadise, İslam literatüründe "Ukkaşe (r.a.) ve Kısas Kıssası" olarak bilinir. Bu rivayet, Peygamber Efendimiz’in (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) kul hakkına verdiği önemi ve ashabının O’na olan derin aşkını gösteren en duygusal sahnelerden biridir.

İstediğiniz şekilde, Türkçemize uygun harflerle hikayeyi ve kaynaklarını aşağıda bulabilirsiniz.
Ukkaşe Hazretleri ve Nübüvvet Mührü

Peygamber Efendimiz (S.A.V.), vefatına yakın bir zamanda ashabını mescidde toplayarak onlara hitap etti ve şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Kimin sırtına vurmuşsam işte sırtım, gelsin vursun. Kimin malını almışsam işte malım, gelsin alsın. Kimin izzet ve şerefine dokunmuşsam işte şerefim, gelsin hakkını alsın..."

Mescidde derin bir sessizlik hakimken, Ukkaşe bin Mihsan (r.a.) ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Ya Resulullah! Hatırlarsanız bir gazve dönüşünde develerimiz yan yana gelmişti. Siz devenizi hızlandırmak için kırbacınızı salladınız, ancak kırbaç benim sırtıma isabet etti. Eğer bugün helallik istemeseydiniz bunu asla söylemezdim ama şimdi kısas istiyorum."

Sahabe-i Kiram büyük bir üzüntü ve şaşkınlık içindeydi. Hz. Ömer ve Hz. Ali gibi isimler öne atılarak "Kısası bize yap!" dedilerse de Efendimiz buna izin vermedi. Kırbaç getirtildi. Ukkaşe (r.a.) son bir istekte bulundu: "Ya Resulullah, o gün benim sırtım çıplaktı. Kısasın tam olması için sizin de sırtınızı açmanız gerekir."

Peygamber Efendimiz hiç tereddüt etmeden mübarek gömleğini sıyırdı. O anda iki kürek kemiği arasındaki Nübüvvet Mührü parladı. Ukkaşe (r.a.), elindeki kırbacı bir kenara fırlatarak hıçkırıklarla o mührü öpmeye başladı ve şöyle haykırdı: "Anam babam sana feda olsun ya Resulullah! Benim maksadım kısas değildi. Ölmeden önce senin o mübarek vücuduna ve Peygamberlik mührüne dokunabilmek, onu öpebilmekti. Cehennem ateşinden bu vesileyle korunmayı diledim!"

Efendimiz (S.A.V.) gülümseyerek: "Cennet ehlinden birini görmek isteyen bu adama baksın" buyurarak Ukkaşe’yi müjdeledi.
Rivayetin Kaynakları

Bu kıssa, hadis ve siyer kitaplarında detaylı veya özet olarak yer almaktadır:

    Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr: Bu olay en geniş haliyle burada nakledilir.

    Ebû Nuaym el-İsfahânî, Hilyetü’l-Evliyâ: Evliya tabakatı ve siyer anlatımlarında bu rivayete yer verir.

    İbnü’l-Cevzî, el-Vefâ bi-Ahvâli’l-Mustafâ: Peygamber Efendimizin hayatı ve son anlarını anlatan bu eserde mevcuttur.

    Vâhidî, Esbâbü’n-Nüzûl: Bazı ayetlerin iniş sebepleriyle ilişkilendirilerek anlatılır.

    Küçük Bir Not: Hadis alimlerinin bir kısmı (Zehbi ve Heysemi gibi), bu rivayetin senedindeki bazı raviler nedeniyle metnin "zayıf" olduğunu belirtmişlerdir. Ancak bu kıssa, Peygamber sevgisini pekiştirdiği ve ahlaki bir ders verdiği için asırlardır vaazlarda ve siyer kitaplarında baş tacı edilmiştir.

RiVAYET 2

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir savaşta devesinin veya atının üzerindedir. Elindeki kamçısı istemeyerek bir sahabelerinin sırtına gelir ve onu yaralar. Yıllar sonra, Peygamber Efendimiz vefatından önce ashaptan helallik isterken, o sahabeler kalkar ve: "Ya Resulallah, sen bana kamçınla vurdun. Ben de kısas istiyorum" der. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Buyur, kamçı al ve aynı şekilde vur" der. Bunun üzerine sahabeler: "Ama benim sırtım o zaman çıplaktı (elbisesizdi)" der. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de sırtındaki ridasını (elbiseyi) açar. O sahabeler, sırtındaki Nübüvvet Mührü'nü görünce koşup ona sarılır ve mühürü öpmeye başlar ve der ki: "Benim asıl maksadım ve dileğim buydu ya Resulallah! O mübarek mührü görmek istemiştim."

Mührün Elimize Ulaşan Varsayılan Şekli Budur

Bu bir Calligrapyh Tasarımdır

Orjinali Allahu alem kimlerin elinde...


   

Read More Read More / Comment Comment
RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN
RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN

’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.
✍️Hadis-i Şerif

1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK

▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."
———————————————————————————
2-İSTİĞFAR ETMEK

▪ Estağfirullah
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!
———————————————————————————
3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK

▪ Allahumme inni es'elukel cenneh
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh
———————————————————————————
4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK

▪ Allahumme inni euzü bike minennar

———————————————————————————
TOPLANMIŞ HALİ

"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin
Read More Read More / Comment Comment
Toplam (239) Sayfa: « Önceki 1 … 6 7 8 9 10 … 239 Sonraki »
Sayfaya Git 

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan


RADYOYA GiR


Foruma Misafir Olarak Gir




FORUMA GiR



Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)


BÖLÜME GiR

MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)




Dost Sayfalar1:

  • Bizde Forum
  • Bizde Blog
  • Dini Forum
  • Raşit Tunca
  • RT3 Board

Dost Sayfalar2:

  • www.raşit.tunca.at
  • Raşidi Tarikatı Blog
  • Efsane Board
  • Raşit Tunca
  • Bilge Forum

Sosyal Medya Hesaplarımız

                   
                   
  • Dini Forum
  • Yukarı Git
  • Arşiv
  • RSS
  • impressum
  • Hakkımda
  • iletişim Adresimiz
Support yardım | RAŞiT HOCA | Tarih: 04-03-2026, 07:27 PM Türkçe Çeviri: MyBB, Yazılım: MyBB, © 2002-2026 MyBB Group. | Theme JAMPS